İKLİM-SİYASETİ-ve-KADIN_ŞPOK_NT_12-Ocak

advertisement
AKIŞ…
•
•
•
•
•
•
•
•
İklim Değişikliği niye Siyasi bir Mesele?
Temel Kavramlar: Kadına Dair…Doğaya Dair…İklime Dair…
Felaketin Ayak Sesleri
Türkiye’deki Tablo
Toplumsal Cinsiyet ve İklim Değişikliği
Kent, Kadın, İklim
Kır, Kadın, İklim
Çözüme Yaklaşmak
Neden Siyaset?
• Apolitik değil
• Ekonomi-politik: Suyun, bitkinin piyasa malı
olduğunun/olmadığının tartışıldığı bir ekonomi-politik
• Global diplomasiyi harekete geçiren bir alan
• Kirletmenin fiyatlandırılmasını gündeme getirecek kadar tehlikeli
bir ekonomi politik - kirletme, sosyal refaha dönüşsün su kullanım
hakkından kazandığını halkla paylaş)
• Tarım emperyalizmi, gıdadaki uluslararası emperyal oyunlar
• Adalete konu olan bir alan (İklim adaleti olmadan ekonomik adalet
olmaz)
• Orta Doğudaki savaş, kirli enerji kime gam 
• Yeşil ile yıkanacak eski ekonomi kuramları mı?, yeşil kapitalizm mi?
masum çabalar mı?
• O zaman sistemle ilgisini kurmak şart (“İklimi Değil, Sistemi
Değiştir”. 2009 Küresel Eylem Grubu)
Neden Siyaset?
•
•
•
•
•
•
•
İklim Değişikliği Bir Kalkınma Sorunudur...
Türkiye kadınsız kalkınıyorsa ve biz burada niye “İklim değişikliği ve
Kadın” konuşuyoruz…Kalkınma Sorunun değil mi bu?
Kalkınma çabaları “doğal kaynaklar”dan beslenir ve sosyal, ekonomik ve
çevresel kazanımlar sağlar. İklim de dahil olmak üzere çevresel şartların
değişmesi, kaynakların bozulması ve/veya azalması kalkınma çabalarını
olumlu veya olumsuz etkiler. İklim değişikliğine karşı artık sadece bilim
adamları değil, politikacılar da çare arıyor. BM Güvenlik Konseyi, 2007’de
ilk kez küresel ısınmayı tartıştı. - “Küresel ısınma kollektif bir güvenlik
sorununa dönüştü”mesajı.
İklim değişikliği önümüzdeki 10 yılda küresel ekonomiyi etkileyecek ilk beş
risk arasında. (Global Risks 2013, World Economic Forum)
İklim değişikliği ile ilgili kamuoyu kaygılar artmakta olmasına karşın
politikacılar, üretilen politikaların doğrudan ve dolaylı mali etkilerine
maruz kalan seçmenlerinin (karbon ve enerji vergileri, fiyat artışları, işini
kaybeden kesimler gibi) iklim eylemlerini daha az destekleme eğiliminde
olacaklarını varsayarak, seçmenlerinden korkmaktadırlar. İnsanın geçim
kaynağından siyasetçiler sorumlu, bununla oy topluyorlar
Şeffaf siyaset lazım: İklim değişikliği ile mücadelede, özellikle enerji
sektöründe şeffaflık önemli
Felaketler, siyasette kıvraklığa yol açabilecek “odak olaylar” olarak
kullanılabilir
Neden Siyaset?
• “Karbon Merkezli Büyüme” siyasi bir tercihtir. (2010 yılı envanter
sonuçları, Türkiye’nin inşaat ve elektrik enerjisi üretimi merkezli
büyümesinin iklim için tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor.
Önümüzdeki dönemde kömür santrali hedeflerine inşaat sektörü
üstünden ekonomik büyüme motivasyonunu da eklediğimizde
Türkiye’nin karbon merkezli bir büyüme hedefinde hızla
ilerlediğini görüyoruz, Ö Algedik, 2012).
• Ekonomi-Politik, Enerji Politik, Tarım Emperyalizmi iktidarların yol
haritası tercihleri
• Kısa vadeli fayda sağlama ekonomi politiği
• Kamu politikalarının tasarım ve sonuçlarının şekillendirilmesi; sivil
toplumun gücüne, bürokratik kültüre, bütçe yasalarına ve siyasi
menfaatlere yön veren faktörlerin göstergesidir.
• Dünyadaki fosil yakıtlar, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin
ekonomilerine güç vermenin yanı sıra, politikalarına da yön
vermektedir, hatta bazı menfaatleri de beslemektedir.
• “Doğa Odaklı Büyüme” de siyasi bir tercihtir.
Neden Siyaset?
• İklim değişikliği halen ufuktaki bir sorun olarak algılanmaktadır ve
ufuktaki sorunlar, özellikle kamunun menfaatiyle ilgili olanlar,
çözülmesi en zor sorunlardır. Bu açıdan bakıldığında; iklim
değişikliği konusu bir istisna değildir. Kuşaklararası sürekliliği olan
tüm sorunlar, seçim döngüleri ve hükümetlerin iktidarda kaldıkları
sürelerle bağdaşmayan uzun vadeli politik bir vizyon gerektirir.
• Siyasiler tarafından benimsenen politikalar, bu politikaları öne
çıkaracak/yüceltecek kamuoyu desteğinden yoksun kalırsa, siyasi
gelecekleri de tehlikeye girecektir.
Nitekim, oya dönüşmeyecek diye, iklim değişikliği mücadele
politikalarını gündemlerine almazlar ise örneğin, tarımsal ürün
sigortası rejimini sürdürülebilir bir iklim politikası anlayışıyla
geliştirmez, kuraklık, sel nedeniyle çiftçilerin kayıplarına karşı
tedarikli olmalarını sağlayacak inisiyatifleri almaz ya da afet
risklerine ve iklim şoklarına karşı riskleri önceden belirleme,
korunma ve hazırlıklı olmak gibi konuları ihmal ederlerse hatalar
başlamış demektir.
Neden Siyaset?
•
•
•
•
•
Halkın, afetler yaşandıktan sonra kayıpların telafisine hak kazandıkları
beklentisi içinde olmaları, siyasetçinin iklim etkilerine karşı koruyucu
tedbirleri baştan ihmal ettiğinin bir göstergesidir ve vebali afet kayıpları
üstünden yapılan seçim yatırımlarında aranmalıdır. Oysa burada siyasetten
beklenen, iklim değişikliği kaygılarını dikkate alan bir vizyon
planlamasının yapılmasıdır ki, bu da iklim siyasetinde iradeli devlet
politikaları gerektirmektedir.
İklim reformlarının siyasi desteğe ihtiyaç duyduğu doğrudur. Politika
değişiklikleri özellikle büyük ölçekte, farklı oyunculara gözle görülür
maliyetler ifade ettiklerinde genel bir dirençle karşılaşır. İklim politikası
bunun mükemmel bir örneğidir, çünkü getirdiği maliyetler çeşitli
ekonomik gruplar ve toplumun gözünde apaçık olacaktır.
İklim değişikliğinin yıkıcı etkileri sadece ekolojik hayatı etkilemekle
kalmayıp, aynı zamanda ekonomi, enerji, sanayi tarım yatırımları, sosyal
hayat ve hukuk ile ilgili alanları da doğrudan etkilemekte
AB üyesi ülkeler yaşadıkları ekonomik krizden kurtulmak için atılması
gereken adımın “yeşil ekonomi”ye tam anlamıyla geçilmesi gerektiği ana
fikrine dayanıyor. Ekonomi politikte yepyeni bir viraj-yeni bir paradigma –
“Doğal Kaynak Etkin bir Avrupa”.
Çabamız kadınları siyasete sokmak ise siyaset alanlarında ehilleşmeliyiz,
hak iddia etmeliyiz.
Özü: Kalkınmak için 2 temel siyaset
alanı …
1.
2.
Düşük Emisyonlu Ekonomilere Doğru Pazar Geçişi (21. Yüzyılın
kalkınma ekonomisi –yeşil ekonomi)
İklime Dirençli Ekonomiler ve Ekosistemler İçin Kapasite
Arttırma
Pakette neler neler var: Sürdürülebilir kentler,
yenilenebilir enerjiler, enerji verimliliği, ekosistem
direncinin arttırılması, sürdürülebilir orman
yönetimi, yeşilin “ton”ları, iklime bağlı kalkınma
modelleri, biyokıymetlendirme (doğa korumanın
ekonomik sisteme entegrasyonu) ,uyum ve azaltım
teknolojileri, iklim risk yönetimi, yeşil teknolojiler,
ekonomik krize yanıt olarak; yeşil işler, uluslararası
karbon piyasası yarışı…
TEMEL KAVRAMLAR
Kadına Dair…Doğaya Dair…İklime Dair…
Cins/Seks
Kadınlar ve erkekler arasındaki biyolojik
farklılıkları belirtir
Cinsiyet rolleri genel niteliktedir
Kaynak: UNDP Toplumsal Cinsiyet Brifing Dosyası
Toplumsal Cinsiyet
• Kadınlar ve erkekler arasındaki sosyal ilişkileri belirtir. Kadınlar ve
erkeklerle erkek ve kız çocukları arasındaki ilişkileri ve bunun
toplumsal olarak nasıl yorumlandığını ve nasıl ortam ve kültüre
özgü olduğunu belirtir.
• Erkekler ve kadınlar, toplumda çeşitli zamanlarda birden fazla rol
oynarlar.
• Kadınların toplumsal cinsiyet rolleri, genellikle üreme, üretim ve
topluluk yönetim rolleri üzerinde odaklanan roller olarak
belirlenebilir
• Erkeklerin rolleri, daha fazla kamusal alanda üretim veya
topluluk politikası ve genellikle de karar verme konusundadır.
• Toplumsal cinsiyet rolleri, hangi faaliyetlerin, görevlerin ve
sorumlulukların erkeklere ve kadınlara özgü olduğunu belirleyen
belirli bir toplumdaki / topluluktaki öğrenilmiş davranışlardır.
Kaynak: UNDP Toplumsal Cinsiyet Brifing Dosyası
Rol Değişir mi?
• Toplumsal cinsiyet rolleri, yaş, sınıf, ırk, etnik
köken, din, kast ve coğrafi, kültürel, ekonomik
ve siyasi ortamdan etkilenir.
• Toplumsal cinsiyet rollerindeki değişiklikler,
genellikle kalkınma müdahaleleri dahil olmak
üzere değişen ekonomik, doğal veya siyasi
koşullara tepki olarak meydana gelir.
• Toplumsal cinsiyet rolleri, dinamiktir ve zaman
içinde değişir. (Kız Fotoğrafçıların dışa
açılma talebi gibi – artık kızların da başarıya
ulaşabileceğini biliyorum)
Toplumsal Cinsiyetin Dahil
Edilmesi
• Toplumsal cinsiyetin dahil edilmesi, kadınların ve
erkeklerin gereksinimlerinin bütün kalkınma
çalışmalarına dahil edilmesi ve bu şekilde kalkınma
sürecinin bütün aşamalarında kaynaklar, kalkınmadan
elde edilecek yararlar ve karar verme ile ilgili eşit
erişim ve kontrol imkanına sahip olmalarının
sağlanması için kullanılan bir yöntemdir.
• Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bakışını Temel, Strateji,
Politika, Plan ve Programlara Yerleştirmek/An
Akımlaştırmak (Gender Mainstreaming)
Kaynak: UNDP Toplumsal Cinsiyet Brifing Dosyası
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve
Toplumsal Cinsiyet Hakkaniyeti
• Toplumsal cinsiyet eşitliği, kadınlar ve erkekler
arasında faydaların ve sorumlulukların dağıtımında
hakkaniyet ve adalet sağlanmasını öngörür. Bu
kavram, kadınların ve erkeklerin karar verme sürecine
farklı düzeylerde erişim imkanlarına sahip olduklarını
ve farklı gereksinimleri bulunduğunu ve bu
farklılıkların, cinsiyetler arasındaki dengesizliklerin
giderilmesini amaçlayan bir şekilde belirlenmesi ve
giderilmesi gerektiğini dikkate alır.
Kaynak: UNDP Toplumsal Cinsiyet Brifing Dosyası
EKOLOJİ
ve
TOPLUMSAL CİNSİYET
Düşünelim...
Çevre Sorunu mu?
Kadın Sorun mu?
Biyolojik Yapı mı?
Toplumsal İş Bölümü mü?
Düşünelim...
• Her ikisi de tamamlayıcılık ilkesine
dayanır ve bu tamamlayıcılık eşit
değildir
– Kadın sorununun çözümü kadın-erkek eşitliği
– Çevre sorununun çözümü insan-doğa
ilişkisinde saklı
• Çevre sorunu çözülünce kadın sorunu
çözülür mü? Yani doğayı sömürmeyince
kadın özgürleşir mi?
• Ekofeminizm
Ekofeminizm Doğuyor...
• II. Dünya Savaşı sonrasında hızla artan
nüfus ve endüstrileşme, yüksek yıkım
kapasitesine sahip silahların üretilmesi ve
nükleer araştırmaların çevreye verdiği
büyük zararlara karşı ortaya tepkiler;
Derin Ekoloji, Sosyal Ekoloji, Çevre Etiği,
Eko-Feminizm
• Bilimsel Boyutu 1974’ de başlıyor (Françoise
d’Eaubonne’un “Feminizm ya da Ölüm” adlı eseri)
Derin Ekoloji İle Bağ
Sığ çevrecilik kirlenmeyi azaltmada
teknik gelişmeye bel bağlarken, derin
ekoloji bütünsel bir bakışla
toplumların yaşam felsefelerini ve
günlük yaşamla ilgili kararlarını da
içerir...
Bu Yüzyılda yeni yeni söylemler başladı: “Ekolojinin
Sistem Dili”
(Ekosistemlere ve çevre sorunlarına bütüncül ve sistematik bir şekilde bakmak)
Neden Ekofeminizm?
• Ataerkil ve kapitalist sistemler, doğa ve kadın üzerinde hakimiyet
kurmak, bunları ehlileştirmek ve sömürmek üzerine
kurulmuşlardır.
• Kötü koşullar hassas eko sistemlere zarar vermekte, toplumları ve
özellikle kadınları üretken faaliyetlerden alıkoymakta ve güvenli
bir çevre için gittikçe artan bir tehdit oluşturmaktadır.
• Ekolojik krize bir feministin ve bir kadının gözleriyle bakarsanız
pek çok hayvanın üreme sorunu yaşadığını görürsünüz. İklim
değişikliğinin doğurganlık üzerindeki etkisine dair düzinelerce
araştırma var. Yumurtalarını kuma gömen deri sırtlı deniz
kaplumbağaları. Kum artık o kadar sıcak oluyor ki yumurtalar
pişiyor.
• Politika oluşturma sürecinde kadın değerlerine ve kadına yer
vermeyen bir kamusal düzende çevre sorunları katlanarak
artmaktadır ve çözümlenmesi mümkün değildir
.
Ekofeminizm Felsefesi
• Erkeklerin, doğa ile kadını özdeş tutarak,
doğaya davrandıkları gibi kadına, kadına
davrandıkları gibi doğaya
davranmalarına tepkidir.
• Kadın Hareketi, sosyo-ekonomik ilişkileri
yeniden biçimlendirmek ve modern
endüstriyel toplumun temel değerleri,
evrensel değerler çerçevesinde
oluşturulmak isteniyorsa, bu talepler
Ekolojik Hareketle bütünleştirilmelidir.
Doğal Kaynaklar mı Kadınlar mı
Tehditte?
• Kadınlar, doğal kaynakların birincil kullanıcıları
olmaları ve ücretsiz işlerde çalışmaları gibi geleneksel
rolleri nedeniyle, tehdit altında olan doğal kaynaklara
daha bağımlıdır.
• Doğal kaynakların tükenmesi ve tarım verimliliğinin
azalması; bitki toplamak, yemek yapmak ya da satmak
için gereken zamanı arttıracağından tarımsal
faaliyetlerden sorumlu olan kadınların yükünü
artıracaktır.
• Dünyada kadınlar ekolojik krizden, çevresel
bozulmadan en fazla etkilenen nüfus grubu (su
erişilebilirliği, ormanların yok edilmesi ve geçim
kaynakları vb.)
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Temel Kavramlar
Tartışma bitti…
• Artık bilim çevrelerinde (de) iklim değişikliğinin varlığını
(veya olmadığını) ortaya koyma tartışmaları bitti. Küresel
ortalama yüzey sıcaklıklarında 1990-2100 döneminde 1,45,8°C artış olacak (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli Intergovernmental Panel on Climate Change /IPCC
projeksiyonları). Yani insan kaynaklı iklim değişikliği
kesin.
• Bu tartışmalar yerini, iklim değişikliğinin etkilerinin neler
olacağını tahmin etme ve çözüm için alternatifler üretme
çabalarına bıraktı.
• 2050 yılına kadar Türkiye üzerindeki yıllık ortalama
sıcaklıklarda yaklaşık 1-3°C artış olacak (IPCC
projeksiyonları).
İklim Değişikliği Nedir?
“İklim değişikliği”, karşılaştırabilir
zaman dilimlerinde gözlenen doğal
iklim değişikliğine ek olarak,
doğrudan veya dolaylı olarak
küresel atmosferin bileşimini
bozan insan faaliyetleri
sonucunda iklimde oluşan
değişiklik...
UNFCCC, (1992)
Felaketin Ayak Sesleri
Esas Kıyamet…
•
•
•
•
•
•
Gezegenimiz 1-2 bin yıl sonra normal olarak gireceği doğal ısınım
safhasına, insan etkisiyle hızlandırılmış olarak vaktinden önce girdi.
Grönland ve Antarktika'da mevcut erime hızının devamı durumunda,
2080’de Grönland ve Batı Antarktika'daki tüm buzullar eriyecek
1950 yılından bu yana dünyada aşırı hava olayları istatistiksel anlamda
önemli miktarda arttı. Son 30 yılda küresel ölçekte şiddetli hava
olaylarının neden olduğu sigorta ödemeleri 20 kat arttı (İklim
Değişikliğine Uyumu Geliştirmek için Aşırı Hava Olaylarının Riskini ve
Afetleri Yönetmek Özel Raporu/SREX, IPCC,2012).
Deniz seviyelerindeki bu artışta ilgi uyandıran durum ise, Okyanuslardaki
su seviyesi büyük bir hızla yükseliyor. Artış hızının beklenenden %60 daha
hızlı olması. Bu hızla ada devletlerinin tamamen su altında kalması
beklenenden daha önce gerçekleşebilir (www.iklimhaberleri.com).
Maldiv Ulusu’nun sonu - İklim değişikliği, Maldivler için bir ölüm
fermanı: “Deniz yüzeyi, ortalama iki metre daha yükselirse, Maldiv Adaları
sular altında kalacak - İnsanların ölüm kalım savaşı.
2 Önemli Tehdit: 1 – İklim; 2 - Gıda
7 KIYAMET ALAMETİ
(IPCC Raporu , 2014)
1. Kuzey Kutbu beklenilenden daha hızlı
ısınıyor
2. Aşırı hava koşulları daha da şiddetleniyor
3. Tarımsal üretim tahminlerinde belirsizlik
4. Deniz seviyesi beklenilenden daha hızlı
yükseliyor
5. Her zamankinken fazla C02 üretiyoruz
6. Sera gazı, emisyon dursa bile devam ediyor
7. Isı stresi öldürücü boyutlarda
Nasıl Etkileniyoruz?
1. Yağış düzeninin değişmesi su sıkıntısı ve/veya sellere
yol açıyor
2. Kar yağış ve erime dönemlerinin değişimi nedeniyle sel
ve taşkın gibi doğal afetler artıyor
3. Artan sıcaklıklar;bitkisel üretim dönemlerini değiştirip
gıda güvenliğini tehdit ediyor
4. Bulaşıcı hastalıklara neden olan etkiler artıyor
5. Hassas ekosistemlerin ve türlerin yok olmasına sebep
oluyor, orman yangınlarının sıklığı artıyor
6. Su, toprak gibi doğal kaynaklara dayanan tarımsal
yapı ve ürün deseni etkileniyor
7. Doğaya dayalı tarım ve hayvancılık gibi sektörlerde
çalışan kesimlerin geçim kaynakları tehdit altında
8. Deniz seviyesinin yükselmesi kıyı bölgelerinde
özellikle deltalara zarar veriyor
2012′nin İklim Olayları
Dünya, Türkiye
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Tuna nehri Avrupa’yı etkisini alan muazzam soğuk dalgasından ötürü dondu ve akmadı (Şubat 2012) “Tuna
nehri akmam diyor, etrafımı yıkmam diyor…”.
Bulgaristan’ın güneyinde eriyen kar ile sağanak yağışlar nedeniyle seller meydana geldi (Şubat 2012). Ülkede
Studen Kladenets, İvaylovgrad, Borovitsa, Kamçiya, Yasna Polyana, Yovkovtsi barajlarını taşdı. Bulgaristan’ın
Harmanlı Kasabası yakınlarındaki İvanova Barajı bu ağırlığa dayanamayıp çöktü. Önüne geçilemeyen sulardan
ötürü Meriç ve Tunca nehirleri yataklarından çıkarak taştı ve iki nehir tek nehir gibi akmaya başladı.
Edirne’de aralarında, 54. Mekanize Tugay Komutanlığı, Emniyet Müdürlüğü, Devlet Su İşleri, Trakya
Üniversitesi ve Milli Eğitim Müdürlüğü gibi yapıların da bulunduğu birçok bina sular altında kaldı.
Avrupa genelinde soğuklardan ötürü ölü sayısı 130’u geçti. Kosova’da çığ düşmesi sebebiyle 10 kişi öldü.
Çin’in İç Moğolistan bölgesinden -50 dereceyi bulan hava sıcaklıklarından ötürü yaklaşık 40 bin kişinin Asya’da
yaşam mücadelesi verdi. Bölgede 1600 çiftlik hayvanının soğuklar nedeniyle öldü. 8000 civarında ev dondurucu
soğuk nedeniyle çatladı. Soğuklar ın maddi kayıpları, 2 milyon doların üzerinde.
İroni …; Orman yangınları ile mücadele eden Şili’de polis, kokteyller için kullanılmak amacıyla ülkenin
Patagonya bölgesindeki buzullardan beş ton buz çalmakla suçlanan bir kişiyi tutukladı. Bilim insanları, buz
kütlelerinin çalındığı Bernardo O’Higgins Ulusal Parkı’nın bir parçası olan Jorge Montt buzulunun yılda yarım
mil kadar gerilediğini, bu gerileme ile birlikte Jorge Montt buzulun dünyanın en hızlı eriyen buzul parçası
olduğunu açıkladı.
ABD Georgia Teknoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar, Kuzey Buz denizindeki buzul tabakasının yüzölçümünün
2007′de rekor şekilde küçülmesinden beri, Kuzey Amerika, Avrupa kıtası ve Çin’in geniş bölümünde normalin
üzerinde kar yağışı görüldüğünü belirtti.
İstanbul’da Ocak 2012 ayının son günlerinde ölçülen değerler, son 33 yılın en soğuk günleri oldu. Doğu
Anadolu’da en düşük hava sıcaklıkları Erzurum ve Ağrı’da ölçüldü.
2012 yılında Türkiye’de de, dünyanın büyük bölümünde olduğu gibi birçok iklim değişikliği ile ilişkili afet
yaşandı. Samsun, Sinop ve Trakya’daki seller, Akdeniz’deki hortumlar, tarımsal kuraklık gibi afetler bunun
örnekleriydi.
Kaynak: www.yesilgazete.org
İnsanoğlunun
Çabaları
Azaltım (Mitigasyon)
İklim değişikliğine neden olan insan kaynaklı sera gazlarının
kontrol altına alınması, azaltılması ve tutulmasına yönelik
Önlemler
Uyum (Adaptasyon)
İklim olaylarının (risklerinin) etkileriyle mücadele etmek, fayda
sağlamak ve etkileri yönetebilmek için stratejilerin
güçlendirilmesi, geliştirilmesi ve uygulanması süreci...
Çözümler genel olarak sürdürülebilir kalkınma doğrultusunda
iklimsel riskleri en aza indirebilecek tedbirlerin alınmasında
Yatar…
Azaltım
•
•
Sera gazları; , CO2, N2O ve CH4’e ilave olarak sülfür heksaflorid (SF6),
hidroflorokarbonlar (HFC’lar) ve perflorokarbonlar (PFC’lar) (Kyoto
Protokolü).
Sera Gazı Etkisi: Dünya, enerjiyi uzaya güneşten enerjiyi aldığı oranda
iletmelidir. Güneş enerjisi, uzun dalga boyundaki kızıl ötesi radyasyon
şeklinde gelmektedir. Dünyanın yüzeyi tarafından yukarıya doğru
yansıtılan kızıl ötesi radyasyonun büyük bölümü, su, buhar, karbondioksit
ve diğer doğal olarak meydana gelen gazlar tarafından atmosferde
emilmektedir. Bu gazlar, enerjinin yüzeyden doğrudan uzaya geçmesini
önler. Bunun yerine birçok etkileşimli süreç (radyasyon, hava akımları,
buharlaşma, bulut oluşumu ve yağmur dahil) enerjiyi atmosferin yüksek
noktalarına taşımaktadır. Enerji, bu noktadan uzaya yayılabilir. Ancak
zaman içinde atmosferin kızıl ötesi enerjiyi emme kapasitesini artıran sera
gazı emisyonları, iklimin gelen ve giden enerji arasındaki bu dengeyi
sürdürme şeklini aksatmaya başlamış olup, bilimsel çalışmalar sera gazları
yoğunlaşmasının iki katına çıkması (21. yüzyıl), başka hiçbir şey
değişmediği takdirde gezegenin enerjiyi uzaya iletme hızını yaklaşık % 2
oranında azaltacağını göstermektedir (Talu, MDGF, İDEP, 2012).
Uyum
•
•
İklim değişikliğinin etkilerine karşı uyum sağlama; dar anlamı ile yeni veya
değişen ortama göre gerçekleşen intibak olarak tanımlanırken, geniş
anlamda uyum; doğal sistemlerde veya insan sistemlerinde gerçek veya
öngörülen iklim değişikliği ve değişkenliğinden etkilenebilirlik düzeyinin
indirilmesini veya fırsatlardan yararlanılmasını amaçlayan ayarlamalar
olarak söylenebilir.
Etkilenebilirlik, bir sistemin maruz kaldığı iklim değişikliğinin ve
değişkenliğinin özelliği, boyutu ve hızının, duyarlılığının ve uyum sağlama
kapasitesinin bir fonksiyonudur.
Uyum Neden Gerekli?
• İklim değişikliğine sebep olan kaynaklar azaltılsa ve hatta hemen simdi
kesilse bile atmosferdeki sera gazları, iklim olaylarını değiştirmeye devam
edecek
• “Sera gazı salımlarının azaltılması eylemlerinin (mitigation actions) ve uyum
önlemlerinin (adaptation measures) ekonomik maliyeti, iklim değişikliğinin
vereceği zararın maliyetinden çok daha düşük olacak.”. IPCC 4. Raporu, 2007).
TÜRKİYE
CO2 TÜRKİYE
Suçlu Sektörler
2010, CO2 Türkiye
Sektörler - Alt Sektörler (2009)
Atıkl a r Sektörü: 33,93
Mton CO2e
9%
Ta rım Sektörü: 25,7 Mton
CO2e
7%
Enerji Sektörü: Enerji
s a na yi 102,8 Mton CO2e
27%
Endüs tri yel İşl eml er
Sektörü 31,7 Mton CO2e
9%
Enerji Sektörü: Ka ça k
emi s yonl a r 1,9 Mton
CO2e
1%
Enerji Sektörü: Di ğer
s ektörl er 70,7 Mton
CO2e
19%
Enerji Sektörü: İma l a t
s a na yi ve i nşa a t 55,4
Mton CO2e
15%
Enerji Sektörü:
Ul a ştırma 47,4 Mton
CO2e
13%
Sera Gazı Salmada OECD
Şampiyonuyuz
• Türkiye'nin toplam sera gazı emisyonları 1990 yılında
karbondioksit eşdeğeri cinsinden 187 milyon ton değerinden
%114.9 artışla 2010 yılında 401,9 milyon tona ulaşmıştır.
• 2010 yılı toplam emisyonların %71'i enerji, %9'u atık, %13'ü
sanayi ve %7'si tarım sektöründen kaynaklanmaktadır.
• Kişi başı sera gazı emisyonu 1990 yılında 3,39 ton CO2-eşd.
iken 2010 yılında 5,4 ton CO2-eşd. değerine çıkmıştır.
Ama… Hükümet Ne Diyor…
• Ancak bu değer, OECD ortalaması olan 9,83 ton CO2-eşd./kişi
değerinin çok altında olup, dünya ortalaması olan 4,29 ton
CO2-eşd./kişi değerine ise yakındır.
• 1850'li yıllardan günümüze kadar yapılan kümülatif sera gazı
emisyonları içerisinde ise ülkemizin payı %0.4'tür.
Türkiye ikliminde gözlenen
değişiklikler
• Ortalama hava sıcaklıklarında özellikle güney
bölgelerde olmak üzere genel bir artış eğilimi söz
konusudur;
• En belirgin ve geniş yayılışlı ısınma eğilimleri
ilkbahar ve yaz minimum hava sıcaklıklarında
görülmektedir;
• Minimum sıcaklıklardaki bu ısınma eğilimlerinde
Türkiye’deki hızlı kentleşmenin etkisi büyüktür;
• Maksimum sıcaklıklarda ise genel eğilim yaz
mevsiminde artış yönündedir;
• Yağışlarda önemli azalma eğilimleri daha çok kış
mevsiminde gözlenmektedir;
Kaynak: IPCC 4. Rapor
36
Türkiye’nin ikliminde öngörülen
değişiklikler
İYİMSER
İyimser senaryoya göre,
tüm emisyon azaltım
tedbirlerinin alınması
halinde 1961-1990
dönemi baz alındığında
2070-2100 model
sonuçlarında belirgin
değişiklikler
öngörülmemektedir.
KÖTÜMSER
• 2070-2100 döneminde 19611990 dönemine göre en
kötümser model
sonuçlarına göre:
– Ülke genelinde ortalama 2-3
C° dolayında sıcaklık artışı
öngörülmektedir
– Özellikle yaz mevsiminde
ülkenin batısındaki sıcaklık
artışının doğusuna nazaran 3
- 4 C° daha yüksek olacağı
öngörülmektedir
– Yağışlarda genel olarak Ege
ve Akdeniz kıyıları boyunca
azalış, Karadeniz kıyısı
boyunca artış
öngörülmektedir
Memleket…
Memleket…
• Türkiye’de iklim değişikliğine bağlı olarak meydana
gelen sellerin neden olduğu maddi kayıplar, deprem
hasarlarına yaklaştı.
• Her yıl yaşanan ortalama 200 civarında sel afeti
sonucunda, yılda ortalama 100 milyon dolar maddi
kayıp meydana geliyor.
• Türkiye’de yılda yaklaşık 450 hektarlık orman alanını
tahrip eden orman yangınlarında 2007’den bu yana artış
gözleniyor.
• Bugün ortaya çıkan tablo, Türkiye’de 100 yılda bir
görülebilecek şiddetteki yağışların neden olduğu sel ve
kuraklıkların, 2070 yılına kadar her 10 ila 50 yılda bir
tekrarlanabileceğini gösteriyor.
Kaynak. 2. Ulusal Bildirim Notlarından., Ö Kuntasal, 2012
Örneğin İstanbul…
• İstanbul’da yok edilen her metrekare yeşil alan,
İstanbul’u iklim değişikliğine karşı biraz daha
savunmasız bırakıyor. İstanbul Boğazı’na III. Köprü,
bağlantı yolları, yeni ticaret ve yerleşim alanları gibi
yapılaşmalar ile, şehrin kuzeyindeki cankurtaran doğal
alanlar parçalanacak ve işlevini büyük ölçüde
kaybedecek.
• Bu tahribatın alternatifi, (siyasilerin gururlandıkları gibi)
şehre milyonlarca ağaç dikmek değil. Milyonlarca yılda
meydana gelmiş doğal ekosistemlerin yerini
dolduramazsınız
• Üstelik, çoğunlukla yanlış yerlere ve yanlış türlerle
(hızlı büyüyen yabancı ve arsız türlerle) yapılan
ağaçlandırma girişimleri yarardan çok, zarar verebilir.
• Çevre koruma ve iklim değişikliği ile mücadele
çalışmaları ancak yeterli araştırmalara ve bilimsel
verilere dayanılarak yürütülebilir.
Türkiye’yi Daha Neler Bekliyor?
Baharı görmeden yaz geldi geçti…
•
•
İTÜ Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü’nün 2011’de hazırladığı 2070 -2100 yılları arasını kapsayan bir
senaryoya göre (en kötü durum için hazırlanmış bir projeksiyon yapıldı); iklim değişikliği aynı
şekilde devam ederse, 2070 yılında Türkiye’de yaşanan sıcaklıkların 6 °C’ye kadar artması söz
konusu. Buna göre yaz aylarında Türkiye’nin batı ve kuzey bölgelerinde sıcaklıklar 5-6 °C; Orta
ve Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu’da ise 3-4 °C kadar yükselecek. Kış aylarında da
sıcaklıklarda 2 – 3 °C arasında bir yükselme bekleniyor. Bu senaryoya göre, 2070 yılında
Karadeniz Bölgesi’nde yağışlar % 10 - 20’lik artış gösterecek, güneyde ise % 30’a kadar azalacak.
İTÜ ‘ye göre; GAP bölgesi olmak üzere Türkiye’deki tüm nehirlerin taşıdığı su miktarı düşecek.
Bu durum barajların su seviyesini azaltacak ve hidroelektrik enerji üretimini ciddi şekilde
engelleyecek. Yüksek basınç kuşağının kuzeye kaymasıyla birlikte Türkiye’de hakim olabilecek
tropikal benzeri bir iklim düzensiz, ani ve şiddetli yağışlar, seller, hortum, kasırga, heyelan ve
erozyona neden olacak. Isınmayla birlikte denizlerimizdeki su akıntıları ve sıcaklık rejimleri iyice
değişecek ve bu durum balıkların göç yollarının bozulmasına neden olacak.
Dünya Yaban Hayatı Koruma Fonunun (WWF) raporuna göre 2050’de Türkiye’de 40 dereceye
yakın sıcaklıklar mevsim normali olacak. Tarım alanlarının ise yüzde 40’ı kuruyacak. Kuraklık,
Türkiye’de üretilen tarımsal ürünlerin hem çeşidinin hem de miktarının azalmasına neden
olacak.Şimdiden denizlerimizde tropikal iklim balıklarını görmeye başladık bile.Yüksek
sıcaklıklarla beraber orman yangınları artacak, tarımsal hastalıklar ve tarım zararlılarının
miktarında önemli yükselişler gözlenecek.
Ama Olsun ,Türkiye Dünyanın En Gelişmiş Ekonomilerden Biri …
•
•
Türkiye, kısıtlı su bütçesine rağmen tarımsal su kullanımını 2030 yılına kadar 29,6 milyar m3'ton
72 milyar m3'e çıkarmayı, yani , tarımsal su tüketimini %143 oranında artırmayı hedefliyor
Ülkenin dört bir yanında, dereleri kurutma, ekolojiyi bozma, ormanları katletme pahasına
yapılan/yapılmak istenen HES’lerin sayısı 2000’leri geçiyor.
AB’ye Girmek İklimde de Yalan…
Yalandan bakanlar, bakanlıklar…
•
•
•
•
•
•
2010 sonu verilerine göre AB 1990 yılına göre emisyonlarını % 11 oranında azaltmış.
Türkiye ise 1990-2010 yılları arasında % 115'lik bir artışa imza attı.
AB-15'de enerji sektörü 1990 yılında 3 bin 278 teragram (Tg) sera gazı emisyonuna
(CO2 eşdeğeri) neden olurken 2010'da bu rakam 3 bin 42 Tg olmuş; yaklaşık yüzde 10
azalmış. Türkiye'de ise azalma değil, iki kattan daha fazla (132'den 285 milyon tona
çıkmış) bir artış var. Avrupa enerji sektörünü karbonsuzlaştırırken biz tersini
yapmışız.
Endüstriyel işlemler sonucu ortaya çıkan sera gazı miktarı AB-15'de % 25 civarında
azalırken bizde üç kattan fazla artmış. İki enerji yoğun sektörün payı büyük, demirçelik ve çimento. Örneğin, Türkiye'de çimento sektörü güçlenirken Avrupa'da güç
kaybetmiş.
İki tarafta da tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan sera gazı miktarı azalmış, bu da
herhalde AB'nin tarım sektörünü küçültme politikalarının Türkiye'de de uygulanıyor
olmasından kaynaklanıyor.
AB ile Türkiye: AB sera gazı emisyonlarını azaltarak Kyoto hedefini yakalarken
Türkiye hedef almamanın verdiği rahatlıkla sera gazı emisyonlarını hızla arttırıyor.
Türkiye'de atıklardan kaynaklanan sera gazı emisyonları üç kattan daha fazla
artarken Avrupa'da 1990-2010 arasında % 20'lere yaklaşan bir azalma eğilimi var.
Avrupa'da rüzgar enerjisi bugün 200 bine yakın insana iş sağlıyor. Bundan iki yıl
önce bu rakam 155 bin idi. 2002 ile 2007 yılları arasında rüzgar enerjisi sektöründe
doğrudan çalışan işçi sayısı % 125 arttı, her gün 33 kişiye istihdam sağlandı. Avrupa
Rüzgar Enerjisi Birliği (EWEA), 2020 yılında sektörde çalışan sayısının 446 bin, 2030
yılında ise 479 bine ulaşacağını öngörüyor.
Kaynak: Özgür Gürbüz, “Avrupa ve Türkiye'nin İklim Politikaları Ne Kadar Farklı?” Gazeteci Enerji Analisti, 21 Mayıs 2012
Öz: Türkiye için
Temel Etkilenebilirlik Alanları
1. Su Kaynakları ve Su Kaynakları Yönetimi (kıyı alanları
nehir yatakları…)
2. Tarım (iklime bağlı en kritik sektör) ve Gıda Güvenliği
(bitki üretimi, hayvancılık, balıkçılık…)
3. Doğal Afet/İklim Değişikliği Risk Yönetimi (Kent
ağırlıklı)
4. Ekosistem Servislerine Baskı (ormanlar, biyolojik
çeşitlilik, diğer karasal ekosistemler vb) Unutmayalım,
biyolojik çeşitlilik ve doğal ekosistemler dünyanın yaşam
destek kaynaklarıdır…
5. Aşırı Hava Olaylarının İnsan Sağlığı Üzerine Etikileri,
Bulaşıcı Hastalıklar, Tropikal Hastalıklar
TOPLUMSAL CİNSİYET
&
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Aslında 10 yılı aşan bir hikaye…
İklim Değişikliğinde Toplumsal
Cinsiyet Faktörünün Önemi İlk
Bakışta Anlaşılmıyor, Çünkü
Toplumsal Cinsiyet ve İklim
Değişikliği bağını ortaya koyan
çalışmalar/veriler yok denecek kadar
az
Toplumsal Cinsiyet & İklim Değişikliği
Temel Noktalar
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
Kadınlar ve erkekler üstlendikleri toplumsal roller itibariyle iklim
değişikliğinin sonuçlarından farklı ölçüde etkileniyor. Kadın için ailenin
bakımı ve geçimi ile ilgili sorumlulukların, finans kaynaklarına ulaşımın,
kısıtlı olması nedeniyle doğal kaynaklara bağımlılığın (dünyanın çoğu
yerinde tarım işletmelerinden sorumlu olanlar kadınlar, düşük verimli
topraklarda çalışan onlar, su temini vb.) cinsiyetler arasında farklı
dağılımı
Kadınlar için iklim değişikliğinin sonuçlarıyla ilgili bilgi ve
yapılabilecekler konusunda eğitim ve bilgiye ulaşım farklı
Kadınlar ve erkekler, iklim değişikliği algıları ve başa çıkış biçimleri
açısından farklılık gösterir.
Kadınların ve erkeklerin özellikle de karbondioksit emisyonları
konusunda olmak üzere iklim değişikliğine katkıları da farklı
İklim değişikliği sağlık açısından da ek bir yük oluşturuyor ve bu,
kadınları iki konuda daha fazla etkiliyor: Birincisi, kadınların özel
fizyolojik zayıflıkları nedeniyle mağdur olmaları (bu, istisna olarak
biyolojik bir faktör); ikincisi, kadının aile içinde bakımı üstlenen kişi
olması
Kadınların – iklimin korunması ve uyum gibi konularda- iklim
politikalarındaki karar mekanizmalarına katılımı son derece kısıtlı.
Felaket yönetimi ve cinsiyet perspektifinden risklerin azaltılması (bu konuda
sayısız deneyim ve nitelikli yayın var)
Mevcut eşitsizlikler doğal afetlerde
hangi cinsin öleceğini de belirliyor…
• Doğal afet yönetiminde
cinsiyet perspektifinden
risklerin azaltılması çok
önemli. Çünkü kadınlar iklim
değişikliğinin neden olduğu
doğal afetlerin yarattığı
sonuçlardan daha çok
etkileniyor.
– Bangladeş siklon ve sel felaketi
kadınlar yanlarında bir erkek
olmadan evden çıkmaları yasak,
erkekleri beklerden, kadınlarda
ölüm oranı erkeklerden 5 kat
fazla oldu
– Orta Amerika Mitch Kasırgası
(Bu defa erkekler çok öldü erkeklerden kahramanlık
bekleyen ve onlara risk alma
cesareti veren toplumsal
cinsiyet normları)
Erkek CO2
Kadın CO2
• Genel olarak, tüketimin (kimin neyi satın aldığı ve satın
alma kararlarını kimin verdiği), üstlenilen cinsiyet
rolleriyle ilişkili olduğunu söylemek mümkün.
• Özellikle mobilite konusunda: Örneğin İsveç’te orta
yaştaki erkekler kadınların tükettiğinin iki katına yakın
enerji tüketiyor.
• Enerji tüketimindeki bu fark; öncelikle kadın erkek
arasındaki motorlu araç kullanımındaki fark ve ayrıca
erkeklerin kendilerini arabalarıyla özdeşleştirmeleri
• Enformasyon ve iletişim teknolojilerinde ve elektronik
ürünlerin kullanımındaki farklılık.
Yoksulluk, İklim, Kadın…
Yoksulluğun Kadınlaşması
• En büyük çevre sorunu yoksulluktur.
• İklim değişikliğinin etkileri fakirliği arttırır.
• Yoksullar, iklim değişikliğinden en çok etkilenen
kesimdir.
• Dünyada fakirliğin kadınlardaki oranı %70’dir.
• Kadınlar, yerel (kır) doğal kaynaklara aşırı
bağımlı olan gelişmekte olan ülkelerde ve
topluluklarda yoksulların önemli bir bölümünü
oluşturuyorlar.
• Türkiye’de de durum rakamlarla benzer.
Sağlık Boyutu
• Vektörlerin neden olduğu hastalıklar, solunum sistemi hastalıkları,
su bağlantılı hastalıklar gibi iklim değişikliğinin dolaylı olarak insan
sağlığına yönelik etkilerine kadınlar daha fazla maruz kalmaktadır.
Üreme Sağlığı
• Erken doğumlar, tüp bebek sayılarında artışlar
• Erkeklerde testosteron (erkeklik hormonu) düzeylerinin düşmesi ve
östrojen (kadınlık hormonu) düzeylerinin artması
• Sperm üretiminin doğrudan sıcaklık etkisiyle sekteye uğraması
Diğer canlılar: Kaplumbağa neslinin yok olşu, Balık türlerince cins
değişimleri….
Kaynak WHO, 2011.
Dikkat…
• Kadınları iklim değişikliğinden olumsuz
etkilenen yardıma muhtaç kurbanlar
olarak görmek yanlış değil, ancak eksik
• İklim değişikliği ile mücadelede ve felaket
risklerini azaltma konusunda uygulamaya
konacak tüm politika ve önlemlerin
toplumsal cinsiyete duyarlı olması lazım
• Kadınların iklim politikalarındaki tüm
karar alma süreç ve mekanizmalarına
katılımı sağlanmalı (çiftçi kayıt sistemindeki yerleri vb.)
Dünya, ilk kez 2001’de Kadınların
İklim Değişikliği ile Mücadeledeki
Yerlerini Tanımladı
ANAHTARLAR
Kadın için…
• İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 1994
(Türkiye 2004)
• Marakeş Uzlaşmaları
• Kyoto Protokolü 2005 (Türkiye 2009)
• Bali Yol Haritası 2007
• Yeni Delhi Çalışma Programı (2002, Tadil edilmiş
2007)
• Kopenhag Mutabakatı 2009
• Cancun Kararları 2010
• Durban Kararları 2011
• Doha Kararları 2012
BM Bünyesinde
•
•
2001 “Marakeş Uzlaşmaları” olarak adlandırılan kararlar paketinde,
kadınlar hem etkilenen hem de etkileyecek taraf olarak iklim
mücadelesinde ilk kez resmi olarak yerlerini aldılar.
2007 Bali Eylem Planı Modülleri:
i) toplumsal cinsiyetin iklim değişikliğine dahil edilmesi için uluslararası hukuk araçları;
ii) iklim değişikliğinin etkilerine uyum çalışmalarına kadınların dahil edilmesi;
iii) olumsuz sonuçların hafifletilmesi ve uyumla ilgili önlemlerin desteklenmesi amacıyla
teknoloji geliştirme ve transferi konusunda toplumsal cinsiyete duyarlı stratejiler ve
iv) iklim değişikliği finansman mekanizmalarına toplumsal cinsiyet eşitliği prensiplerinin dahil
edilmesi
•
•
2009 Kopenhag, 2010 Cancun’da ve 2011 Durban’da kararlar tekrarlanıyor.
Aralık 2012 Doha
– Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi/BMİDÇS (United Nations
Framework Convention on Climate Change/UNFCCC) müzakerelerinde kadınların
katılımının artırılması ve tüm UNFCCC organlarında cinsiyet dengesinin sağlanması
ve kadınların temsilini izlemek için bir raporlama mekanizmasının oluşturulması ve
kadın ve iklim değişikliği çalışmalarının teşvik edilmesi kararını aldılar. Böylece
kadınların köyden küresel düzeye kadar, iklim değişikliğine
tepki/önlem olarak toplumsal cinsiyete duyarlı bir iklim
politikasının şekillenmesinde aktif ajanlar olarak rolleri olduğu
açıkça beyan edilmiş oldu.
BM Bünyesinde
•
•
•
•
UNEP’in iklim değişikliği ile mücadele faaliyetleri kapsamında, Ulusal Uyum Eylem Programları
(NAPA) için hazırlanan rehberde, iklim değişikliğinin kadınlar ve erkekler üzerindeki farklılaşan
etkileri ve kadınların uyum önlemlerindeki yaşamsal rolü önemle vurgulanmaktadır. Rehber,
cinsiyet eşitliğini NAPA hazırlama sürecinin yönlendirici ilkelerinden biri olarak kabul etmiş ve
hazırlık sürecine kadınların katılımının gereğine işaret etmiştir.
UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu), Türkiye Milli Komisyonu
tarafından gerçekleştirilen ilgili faaliyetlerden biri Kasım 2007’de yapılan UNESCO Türkiye Milli
Komisyonu Biyoetik Komitesi’nin düzenlediği Küresel Isınma Baskısı Altında Toplumsal ve Etik
Sorunlar Sempozyumu’dur. UNESCO, Ocak 2008 – Aralık 2013 döneminde eğitim sorumlulukları
açısından kadın – erkek eşitliğini küresel bir öncelik olarak çalışmaktadırUNESCO tarafından
çeşitli dillerde “Cinsiyet ve İklim Değişikliği El Kitabı” hazırlanmıştır.
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, iklim değişikliğinin kadınlara etkileri konularını Toplumsal
Cinsiyet İhtisas Komitesi’nin çalışmaları içerisinde yeni yeni ele almaya başlamıştır. Güncel
olarak Aralık 2009’da UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından iklim değişikliğinin
kadınlar üzerindeki etkilerinin sorgulandığı “Çevre, Kadın ve İklim Değişikliği” konulu bir
konferans gerçekleştirilmiştir.
FAO tarafından da üye ülkelerdeki, tarımdaki ve kırsal alandaki kadınların rollerinin artırılması
üzerinde çalışılmaktadır. FAO’nun; “Kadınlar için Kalkınma Eylem Planı”nın amaçları arasında,
kadınların toprak ve diğer üretim kaynaklarına ulaşmada ve kontrolünde karar verme ve politika
belirlemeye katılımlarını sağlamak, ayrıca kadınların iş yüklerini azaltıp ücretli istihdam
olanaklarını artırmak da vardır. FAO doğal kaynakların bozulması, çölleşme, ormansızlaşma ve
kuraklık gibi iklim değişikliğinin etkilerinin kadınlar üzerinde bir tehdit olduğunu öngörmekte
ve bu konuda yapılacak çalışmalarda örneğin; sulamaya ilişkin ya da kuraklığa dayanıklı bitki
türlerinin geliştirilmesi ile ilgili konularda kadınlara dönük faaliyetlerin yapılmasını, sorunların
ele alınmasını ve fırsatların değerlendirilmesini hedeflemektedir
BM Bünyesinde
UNDP Avrupa ve BDT (Bağımsız Devletler
Topluluğu ülkeleri) Bölge Bürosu Bölgesel
Toplumsal Cinsiyet Eşitlik Stratejisi (2008-2011)
• Toplumsal cinsiyetle ilgili hususların finansman
mekanizmaları dahil olmak üzere bütün ulusal
çevre ve iklimle ilgili planlara dahil edilmesine
yönelik ulusal kapasitenin geliştirilmesi konusunda
ülke ofislerini destekleyecektir. Bu süreçte, özellikle
aşağıdakiler üzerinde durulacaktır:
• Kadınların su, enerji ve toprak gibi doğal kaynaklara erişimi ve
bunlar üzerindeki denetiminin güçlendirilmesi
• Kadınların çevre ile ilgili diyalog ve tartışmalara katılımının
azami düzeye çıkartılması
Yeni Kurumsal Yapılanmalar
• UNEP, UNDP, Kadın Çevre ve Kalkınma Örgütü (WEDO) ve
IUCN’nin işbirliği ile Küresel Toplumsal Cinsiyet ve İklim
Değişikliği İttifakı (Global Gender and Climate Alliance) Bali
CO’da kuruldu
• Ve… uluslararası bir ağ (network) becerisiyle on yılı aşkın bir
süredir; başta ‘Birleşmiş Milletler Kadın (UN Women)’ - ki BM
Kadın örgütü cinsiyet eşitliği, iklim değişikliği ve sürdürülebilir
kalkınma ile ilgili hükümetlerarası görüşmelerde kadınların
güçlendirilmesi için güçlü bir savunucudur - gibi oluşumların da
öncülüğünde kadın ve iklim değişikliği bağlamında bir yandan
farkındalık yaratmak ve kapasitelerini güçlendirmek için
uğraşıyorlar, bir yandan da iklim müzakere zeminlerinde aktivist
faaliyetlerine devam ediyorlar.
• örgütler de faal olarak bu alanda çalışıyor; “Kuruluşlar Arası Kadın
ve Toplumsal Eşitlik Ağı (Inter-Agengy Network on Women and
Gender Equality/IANWGE) gibi.
BİNYIL KALKINMA HEDEFLERİ (MDGs)
Doğrudan İlgili Hedefler (8’de 4)
MDG 1 - Aşırı yoksulluk ve
açlığın ortadan kaldırılması
MDG 3 - Toplumsal cinsiyet
eşitliğinin teşvik edilmesi ve
kadınların güçlendirilmesi
MDG 7 - Çevresel
sürdürülebilirliğin
sağlanması
MDG 8 - Kalkınma için küresel
bir ortaklık geliştirilmesi
OECD ve Kadın
Güçlü ekonomi için kadın-erkek eşitliği gerekir
•
•
•
•
•
•
OECD’nin Aralık 2012 ayında yayınlanan “Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğini Yok Etmek” adlı raporuna göre
kadınların ekonomik gelişmeye adil katılımı olmadan ekonomide verimlilik sağlanamaz.
Yaşlanması kaçınılmaz nüfusla baş edebilmek için, kadınlarınki başta, toplumdaki tüm beceri ve yetenekleri
harekete geçirmek gerekir. Yani sürdürülebilir, dengeli ve güçlü bir ekonomi için kadınların çalışma yaşamına
daha çok ve eşitçe katılması artık bir ekonomik zorunluluktur.Oysa, rapora göre kadın istihdamında en düşük
oran rekoru bizde.Türkiye’de 15-64 yaş grubu kadınların sadece %27.85’i çalışıyor. OECD ortalaması %59.72,
İsveç’te bu oran %74.86.
Kadınların çalışmadıkları için veya yeterince değerlendirilmedikleri için
kullanılmayan bilgi ve becerileri, israf edilmiş toplumsal bir ekonomik değerdir.
Ülkenin ekonomik verimliliğinde büyük kayıp anlamına gelir. Kadınların eğitim
düzeyleri yükseldikçe bu kaybın önemi artar. Kadınların yaşam standartlarının gelişmesi de engellenmiş olur.
Kadınlar ailede harcadıkları karşılığı ödenmemiş emek nedeniyle, ücretli emek piyasasında daha kısa süre ve
daha düşük ücretle bulunduklarından, yaşlılıkta yoksulluğa mahkum oluyor. Emeklilikte erkeklerden 1.5 kat
daha yoksullar.
Kadınların sırtına yüklendiği için çalışma yaşamına eşit katılımını engelleyen,sonuçta ülkenin ekonomik
verimliliğini düşüren ücretsiz emek süresinde de Türkiye’nin durumu vahim. Bir günde kadınlar 376.7 dakika,
erkekler 116.4 dakika ücretsiz emek harcıyor. Kadının sırtındaki erkekten 3 kattan fazla ağırlıktaki ücretsiz
emek yüküyle Türkiye OECD birincisi. OECD ortalamasında kadınlar 277.1 dakika, erkekler 140
dakika harcıyor.Hindistan’lı kız kardeşlerimizin, “ karnından sıpayı, başında sopayı” eksik etmeyen Hintli
erkekler günde 51.8 dakika ücretsiz emek harcarken, kadınlar onlardan 7 kat fazla, yani 351.9 dakika ücretsiz
emek harcıyor. Hintli kadınlar boşuna isyan etmiyor.
OECD PISA puanlarına göre, okuyup anlamada kadınlar erkeklerden açık ara önde. Türkiye’de kadınlar 486
puan, erkekler 443 puan ; OECD ortalamasında kadınlar 513.2 puan , erkekler 474.1 puan almış.. Matematikte
kadınlar biraz geride ama biraz. Türkiye’de kadınlar 440, erkekler 451 puan alırken, OECD ortalamasında
kadınlar 490 erkekler 501 puan almış.
Kaynak: Gönül Dinçer, KAZETE, Ocak 2013
Bazı Ülkelerde…
VietNam:
• İklim değişikliği kaynaklı sel ve kuraklık felaketleri
yaşadı. İklim karar alma süreçlerine kadınların katılımını
teşvik ve erken uyarı sistemleri, kadınların erişimin
iyileştirilmesi, eğitim yoluyla kadınların afete hazırlık
artırmak için projeleri var.
Bangladeş:
• “Yeşil sektör” işletmelerinde eğitim ve yeni fırsatlar
sağlıyor
• Afet eğilimli bölgelerde kadınlar ile yoğun çalışılıyor.
Kaynak: “Doha’dan Haberler”, Aralık 2012.
TÜRKİYE’DE KADIN İKLİMİ
Stratejilerde Kadın &İklim
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Doğrudan
Ulusal İklim Değişikliği Strateji Belgesi (-)
İklim Değişikliği Eylem Planı/İDEP (+)
İklim Uyum Stratejisi ve Eylem Planı (+)
İDKK’nın çalışma grupları (-)
1. İD Ulusal Bildirim (-)
2. İD Ulusal Bildirim (+)
TBMM - Küresel Isınmanın Etkileri ve Su Kaynaklarının Sürdürülebilir Yönetimi Araştırma
Komisyonu Raporu (Nisan 2008) (+)
Dolaylı
Kırsal Alanda Kadının Güçlendirilmesi Ulusal Eylem Planı
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı
Kentsel Gelişme Stratejisi - KENTGES (+)
9. Kalkınma Planı, bitkisel üretimle ilgili strateji amaçlar ve öncelikli hedefler - alt sektör önceliği
- Kırsal alanlarda kadın ve gençlerin ekonomik yaşamdaki etkinliklerinin artırılması (+)
Tarım Stratejisi (+)
IPARD /Kırsal Kalkınma Stratejisi (+)
Bölgesel Kalkınma Stratejileri (GAP-ÇATOM’lar; kadının sosyo-ekonomik durumunu
güçlendirilmesi, ürün geliştirme pazarlama, istihdam yaratma, UNDP desteği var) (+)
Ulusal Gençlik İstihdam Eylem Planı
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı
Kadın ve Çevre Politika Dokümanı
(2008-2013)
• Zamanın Başbakanlık Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü (KSGM), 2008 yılında tamamladığı
AB destekli bu proje ile kadın ve çevre alanında,
“Kadın ve Çevre Politika Dokümanı”nı geliştirdi
• Bu belge KSGM’nin koordinasyonunda
hazırlanan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal
Eylem Planı (2008-2013)” kapsamındaki 6
politika alanında yürütülen çalışmalardan
biridir. Bu politika alanları; eğitim, ekonomi,
yoksulluk, yetki ve karar alma, sağlık, medya ve
çevredir.
Kadın ve Çevre Politikaları
Stratejiler
Sorumlu Kurum ve
Kuruluşlar
Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı,
Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı
İşbirliği Yapılacak
Kurum ve Kuruluşlar
Sürdürülebilir ve ekolojik açıdan
Üniversiteler, Meslek
doğru olan tüketim
Odaları,
ve üretim biçimleri ile doğal
MEB, Yerel Yönetimler
kaynakların kullanımı ve
ve GAP
yönetimi konusunda kadınlara yönelik
Bölge Kalkınma
bilinç yükseltici
İdaresi Başkanlığı,
çalışmalar yapılması
STK’lar
Doğal afetlerden korunmaya ve doğal Gıda, Tarım ve
KSGM, Kızılay, Çevre
afet sonrası yaşanılan olumsuzluklara Hayvancılık Bakanlığı, ve
yönelik bilinç
AFAD, Çocuk
Şehircilik Bakanlığı,
artırıcı ve destekleyici çalışmalar
Hizmetleri Genel
Yerel
yapılması
Müdürlüğü (Mülga
Yönetimler, STK’lar
Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme
Kurumu /SHÇEK),
Üniversiteler
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı, Kadın ve Çevre Politika
Dokümanı - İklim
• “İklim Değişikliği” zikrediliyor
• “Ev içi sorumlulukları nedeniyle iklim değişikliğinin
kadınlar üzerinde doğrudan etkisi bulunmakta ve kadınlar
bu etkilere karşı savunmasız gruplar arasında yer
almaktadırlar.
• Özellikle geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin
paylaşılmasında kadınlara verilen; yemek temini ve
güvenliği, temiz suya ulaşım, ısınma ve yemek pişirme için
gereken enerjinin elde edilmesi gibi görevlerin yerine
getirilmesinde kadınlar, kıtlık, ormanların azalması ve
düzensiz yağış gibi durumlarda daha fazla zaman harcamak
zorunda kalmakta, bu durum onların eğitim ve istihdam
imkanlarından mahrum kalmalarına neden olmaktadır”.
Kaynak: BM, Kadının Statüsü Komisyonu 52. Oturumu, İklim
Değişikliklerinde Toplumsal Cinsiyet Perspektifi Uzman Paneli, 2008
10. 5 Yıllık Kalkınma Planı (2014 – 2018)
(46’da 8 ÖİK, 1 Çalışma Grubu)
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
ÖİK’lardan…
Tarımsal Yapıda Etkinlik ve Gıda
Güvenliği
Kırsal kalkınma - Yenilikçi
Hizmet Sunumu
Sürdürülebilir Orman Yönetimi
Su Kaynakları Yönetimi
Doğal Afet Yönetiminde Etkinlik
Mekansal Planlama
Yaşanabilir Kentler ve Kentsel
Dönüşüm
Enerji Güvenliği ve Verimliliği
Çalışma gruplarından…
Toplumsal Cinsiyet Çalışma
Grubu
Tarım Arazilerinin Sürdürülebilir
Kullanımı
Kamuda Stratejik Yönetim
KENT, KADIN, İKLİM
Akıllı, Ekolojik, Yeşil, Yavaş, Kır
Bahçeli, Kadın Dostu, İklim Dostu
İklim Değişikliği ve Kent
Kentsel Faaliyetlerin İklim
Değişikliğine Etkisi
•
•
Üretim ve Tüketim
Yaklaşımına Göre
Kentsel Sera Gazı
Salımları
Sektörlere Göre
Kentlerde Sera Gazı
Üretimi (Binalar - AÇA’ya
göre 2010 yılında Avrupa'nın enerjiden
kaynaklanan sera gazı emisyonlarının
yüzde 25'inden haneler sorumlu -
•
Ulaşım,Atıklar, Sanayi)
Artan Kentsel Nüfusun
İklim Değişikliği
Üzerindeki Etkisi
Kentlerin Etkilenebilirliği
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Fırtına Olaylarının
Şiddet ve
Sıklığında Artış
Küresel Isıda Değişme
Yağış Rejiminde
Değişiklik
Deniz Seviyesinde
Değişme
Küresel gıda krizinden
etkilenen kentler
İklim Değişikliği ve Kent
Kentsel Faaliyetlerin İklim
Değişikliğine Etkisi
Üretim ve Tüketim Yaklaşımına Göre Kentsel Sera Gazı
Salımları
Dünyanın toplam enerjisinin %75’i kentlerde tüketildiği kabul
edilmekte (BM, 2007) ve buna bağlı olarak dünyanın ürettiği
toplam sera gazının %75-80 civarının kentsel kaynaklı olduğu
tahmin edilmektedir. tüketim bakış açısıyla kent kaynaklı sera
gazı
miktarı toplam sera gazının %80’i iken, üretim kaynaklı
bakıldığında bu oran %30’a düşmektedir
Sektörlere Göre Kentlerde Sera Gazı Üretimi (Binalar, Ulaşım,
Atıklar, Sanayi)
Kentsel Nüfusun İklim Değişikliği Üzerindeki Etkisi Dünya
kentsel
nüfusundaki artışın büyük bir kısmı düşük ve orta gelir
seviyesindeki ülkelerde gerçekleşmekte ve böyle devam edeceği
tahmin edilmektedir.. Bu bakımdan kentleşme ve kentsel seragazı
salım miktarı arasındaki ilişki gelişmekte olan ülkelerdeki
kentleşmeden en üst seviyede etklenencektir. BM Nüfus bölümü
verilerine göre 2000 2010 yılları arasında kentsel nüfustaki artış
küresel nüfus artışının %82sine denk gelmektedir. Bu miktarın
yaklaşık %90’ı düşük ve orta gelir düzeyindeki ülkelerdedir. 20102020 yılları arası için ise %94 oranında bir artış tahmin
edilmektedir. (UN,2008). “yüzyılın ortasına kadar 150-200 milyon
kişinin kentlerden göç etmek zorunda kalacağı tahmin
edilmektedir” (Stern, 2006).
Kentlerin Etkilenebilirliği
Küresel Isıda Değişme ABD’de büyük kentlerde 1°C lik artış enerji talebinde %3 ila
5 arasıartışa neden olmaktadır (McCarney, 2009). Türkiye’de, 2007 yılı yazında aşırı
sıcaklar nedeniyle artan enerji talebi, planlı elektrik kesintilerini de beraberinde
getirmiştir. TEİAŞ, Antalya, Denizli ve Isparta’da planlı elektrik kesintilerini başlattı.
Yağış Rejiminde Değişiklik 30° kuzey enleminin kuzey kısmında yağış oranı arttı.
Yağış sıklığındaki ve miktarındaki artış ve uç yağış olayları özellikle zayıf ve eski
kentsel su temini ve kanalizasyon altyapısında olumsuz etkilere neden olur. Aşırı
yağışlar kentsel altyapıyı tahribatına ek olarak yüzeysel ve yeraltı sularının kalitesini
de bozmakta, su kaynaklarını kirletmekte, su kaynaklı hastalıklara neden olmakta,
ölüm oranlarını arttırmakta, meskun ve ticari bölgelerde, ulaşım hizmeti sellerden
ötürü tahrip olmaktadır. Bunun tam tersi, yağışlarda kuraklığa neden olacak
değişimlerde ise kentte gıda krizi, su kesintiler, kentler arası veya kırsaldan kente göç
gibi etkiler gözlemlenmektedir. 2007 yılında yaşanan kuraklık ve yönetim
hatalarından dolayı Ankara’daki barajların doluluk seviyesi %’17’ye düşmüş ve
kentte su kesintileri yaşanmıştır
Fırtına Olaylarının Şiddet ve Sıklığında Artış Katrina, 1,836 kişinin yaşamını
Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en yıkıcı ve en ölümcül kasırgalarından biri,
2005, Kıyıdaki yerel sulak alanların %20 sini su basmasından dolayı kıyıda
yetiştirilen deniz memelilerinden kahverengi pelikanlar, deniz kaplumbağaları ve
Göçmen kızıl başlı ördeklerin zarar gördüğü belirtilmiştir, Fırtına tahmini 81.2 milyar
ABD Doları verdiği zararla ABD tarihinin en yüksek maddi hasar getiren doğal
felaketi olmuştur. 2012 ABD'de Sandy Kasırgası nedeniyle meydana gelen can kaybı
sayısı 50'ye yükseldi. New York eyaletinde "Büyük Afet" ilan eden Başkan Sizce
kasırga isimleri niye kadın  Katrina, Ophelia, Rita, Wilma, Sandy…
Deniz Seviyesinde Değişme IPCC’ye göre geçtiğimiz on yılda deniz seviyesi yılda
ortalama 3,1 mm. yükselmiştir. Daha önceki yıllarda kaydedilen yıllık ortalama
yükselmenin 1,8 mm. olduğu dikkate alınarak, ortalama deniz seviyesinin 2040 yılına
kadar 18 cm. ve 2100 yılına kadar ise 48 cm. yükselebileceği öngörülmektedir (IPPC,
2007a). Dünyada düşük kodlu kıyı şeridinde yeralan toplam 3351 kent
bulunmaktadır. Bu kentlerin yaklaşık 2000’i deniz seviyesinin yükselmesiyle çeşitli
tehditlere maruz kalmaktadır (Arnold et al, 2003). Günümüzde kentlerde yaşayan 40
milyon kişi 100 yılda bir sel baskınına maruz kalmakta ve rakamın 2070 yılına kadar
150 milyon kişiye çıkması beklenmektedir. 2007 yılında 400 milyar ABD Doları
civarında hesaplanan ekonomik hasarın ise, 2070 yılına kadar 35 trilyon ABD
Doları’na yükseleceği tahmin edilmektedir (Nicholls et al., 2007). Günümüzde deniz
seviyesi yükselmesi sonucunda sel baskını ile karşı karşıya kalacak nüfusun yarısı 10
kentte toplanmaktadır. Bu kentler Miami, Guangzhou, New York, Kalküta, Şangay,
Mumbai, Tianjin, Tokyo, Hong Kong, ve Bangkok olarak sıralanmaktadır (Nicholls et
al., 2007). Kıyı alanları yoğun kentsel nüfusun yanı sıra, bu nüfusun ekonomik
faaliyetlerinin dayandığı zengin ekosistemleri ve altyapıyı da barındırmaktadır. Sahil
şeridinde yoğunlaşan altyapıya örnek olarak rafineriler, limanlar, nükleer santraller
verilebilir.
Küresel gıda krizinden etkilenen kentler (Port-au-Prince, Dhaka, Kahire, Douala,
Manila, Jakarta, Yemen ve Burkina Faso)
Dünya hareketli…
• Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Birliği (ICLEI) - Kentsel
CO2 azaltımı projesini 1991 yılında başlattığından beri iklim
değişikliği konusunda çalışır.
Kentler ve Yerel Yönetimler Birliği (UCLG) - Savunuculuk:
Uluslararası iklim değişikliği politika sürecinde yerel yönetimlerin
tanınmasını; daha fazla söz ve olanak (teknik ve finansal olanaklar)
sahibi olmasını sağlamak.
• LG Action Yerel yönetimlerde enerji ve iklim değişikliği, Avrupa
• C40 Kentleri (C40) büyük kentsel projeleri destekleyen “Karbon
Pozitif Programı”;ABD
• Clinton İklim Girişimi (CCI)
• İklim Değişikliği Dünya Başkanları Konseyi ( WMCCC/The
World Mayors Council on Climate Change)
• BM-HABITAT “İklim Değişikliği ve Kentler Girişimi”(Climate
Change and Cities Initiative)
Kentler de boş durmuyor…
•
•
•
•
•
•
•
•
Roterdam, Hague, Londra ve Newcastle gibi bazı kentler “karbonsuz kent” olmak ile ilgili
hedefler koyuyor (Etkin kentsel planlama, enerji verimliliği, toplu taşımın yaygınlaştırılması ve
yenilenebilir enerji kullanımında artış vb. faaliyetlerle düşük karbonlu kentler mümkün. Bunun
gerçekleşebilmesi için ise kent yönetiminin kentsel CO2 azaltma hedefini belirlemesi gerekli).
Sao Paulo enerji ve iklim değişikliği projeleri
İlk kez İngiltere’de “Yerel mler için Karbon Ticareti” uygulamaları başlıyor, onu Danimarka
izliyor (zaten İngiltere Bakanlık kurarak bu alandaki iddiasını sürdürüyor…The Department of
Energy and Climate Change)
Yerel yönetimler iklim değişikliği ile mücadele çalışmalarını ‘ICLEI İklim Dostu Kentler
Kampanyası’ gibi faaliyetlere girerek de sürdürüyor. Türkiye’de 2009 yılında 10 ilden 14 belediye
bu kampanyaya dahil oluyor. Alanya, Beyoğlu, Bodrum, Çankaya, Halkapınar, Kadıköy,
Karadeniz Ereğli, Keçiören, Muğla, Nevşehir, Nilüfer, Sivas, Şişli ve Yalova Belediyeleri.
Türkiye’deki aktifler: İstanbul, Bursa, Alanya, Yalova, Gaziantep
2500’in üzerinde yerel yönetimin iklim değişikliği ile mücadele etme taahhütlerde bulundular. Bu
yerel yönetimlerden %97’si Ek I ülkesi ve %33’ü, Kyoto’ya taraf olmamış olan ABD’dir (ICLEI,
2009).
ABD’de New York İklim Planı, Kaliforniya Uyum Planı gibi birçok yerel bazlı planlama ve
uygulama örnek çalışmaları yürütmektedir;
AB’nin 2020 yılında %20 olan salım azaltım hedefinin daha ötesine geçen AB üye ülke yerel
yönetimleri vardır. Örneğin Londra Büyükşehir Belediyesi 2025 yılı emisyon seviyesini 1990
seviyesinin %60 altına sabitlemeyi planlamaktadır. Londra Belediyesinin Uyum Stratejisi de
vardır.
Belediye Başkanları imzalar
çakıyor…
•
•
•
•
Dünya Belediye Başkanları ve Yerel Yönetimleri İklim Değişikliği
Anlaşması / The World Mayors and Local Governments Climate Protection
Agreement, (Bali 2007)
Anlaşma, yerel yönetimlerin iklim değişikliği konusundaki öneminin altını
çizdikten sonra, dünya genelinde emisyonlarını 2050 yılına kadar 1990 yılı
miktarına göre %60 oranında azaltılması ve gelişmiş ülkelerin salımlarını
1990 yılına göre % 80 oranında azaltması çağrısında bulunmayı da içeren
birçok faaliyeti içermektedir.
ABD, Avustralya ve İsveç gibi gelişmiş ülkelerle birlikte Endonezya,
Kolombiya ve Meksika’dan belediyelerin arasında bulunduğu toplam 112
imzacı belediye var.
Türkiye’den hiç belediye başkanı imzalamadı.
Başkanlar, İklim Değişikliği Yerel Liderler Zirvesi düzenliyorlar, pozisyon
belgesi yayınlıyorlar: “Yerel Yönetimler İklim Değişikliği Liderler
Zirvesi/Local Government Climate Change Leadership Summit” (700’den
fazla lider, Haziran 2009); “Yerel Yönetimler Pozisyon Belgesi” (Kasım
2009)
Yerel Yönetimler İklim Yol Haritası
• Yerel Yönetimler İklim Yol Haritası/Local
Government Climate Roadmap (Bali, 2007).
• Sürece dahil olanlar: CEMR, ASPAC,
FLACMA, Eurocities, Energie-Cités, Climate
Alliance, Italian LA21 Koordinasyon
Komitesi, LGA UK, Norwegian Association
of Local Governments, Geneva ve Kopenhag
Kentleri, UNEP, UN-Habitat.
• Yol Haritası sürecine Türkiye’den dahil olan
bir belediye olmadı.
Kent İklim Kataloğu Programı
• ICLEI tarafından başlatılan Kent İklim Kataloğu
Programı/The Cities Climate Catalogue iklim
değişikliğine karşı mücadelede hedef ve öncelikleri
olan tüm yerel yönetimlerin bu hedeflerini duyurmayı
amaçladı. Bu Programa dahil olarak salım azaltım
hedeflerini duyuran 2865 yerel yönetim, 3244 hedef
belirledi. Kataloğa Türkiye’den sadece İstanbul BB
dahil oldu, ammmmmaaaaa hiçbir salım hedefi
belirlemedi.
• Katalog, meşhur Kopenhag Zirvesinde (2009); İklim
Değişikliği ile Mücadelede Kopenhag Kent Kataloğu
(the Copenhagen World Climate Catalogue of City
Commitments to Combat Climate Change) başlığı ile
yayınlandı.
Yerel Yönetimler 1 Ocak 2013 Sonrasının
Şekillenmesinde Nerede?
• İklim değişikliğinin küresel olduğunu algılama sorunu var
Yerel yönetimler iklim değişikliği konusunu kendilerine uzak
görüyor. Tek bir yerel yönetiminin sera gazı emisyonlarında
azaltıma gitmesinin iklim değişikliği üzerinde ölçülebilir bir fark
yaratmayacak olması belediyelerin harekete geçmelerini önlüyor
• Temel hizmetleriyle ilişkilendirmede farkındalıkları
zayıf/yok.
• Bir arada harekete geçmek için ulusal stratejilerden güç
almaları lazım
Kümülatif etki lazım - belediyelerin tek başına hareket ederek etkili
olması zor. Tüm belediyelerin birarada harekete geçmelerinin
önündeki en önemli neden, merkezi yönetimlerin yerel yönetimlere
bu alanda sorumluluk ve görev vermemeleri. Laf yetmez teşvik
lazım.
Bize ‘Yeşil Başkent’ lazım…
•
•
•
•
•
•
Avrupa Komisyonu (2010’dan beri) “Avrupa Yeşil Başkenti” Ödülü veriyor.
2010 - Stockholm (İsveç),
2011 - Hamburg (Almanya)
2012 - Vitoria-Gasteiz (İspanya)
2013 - Nantes Fransa
2014 için Türkiye'den de 2 iki kent, Bursa ve Trabzon aday.
Ayranı Var İçmeye…
• Kişi başına düşen TOKİ oranından bahsetmiyoruz….
• Yeşil Başkent olacağız diyorsanız öncelikle ciddi/rakamla kentin iklim
hedeflerini belirleyeceksiniz. Örneğin Hamburg'un 2020 yılında
karbondioksit emisyonlarını 1990'a göre % 40, 2050'de ise % 80 oranında
azaltma hedefi var.
• Metro hatları, bisiklet yolları, yayalara ayrılmış kent merkezleri, pasif
binaları, eko mimari örnekleri, su şebekesinde en az kayıp oranı (Örneğin
Hamburg da bu oranı sadece % 4, İstanbul'da şebeke kaybı % 25) kişi
başına düşen yeşil alan büyüklüğü (Hamburg’un % 40'ı park), orman ve
insanların tarım yapabildikleri kent bahçeleri….ri…ri…
Not: Burada ‘başkent’ yeşil kentlerin ‘başı’ manasında.
KENT BAHÇELERİNDE KADIN
Kendin yetiştir kendin pişir
Türkiye için Temel Tespitler
• Minimum sıcaklıklardaki bu ısınma eğilimlerinde
Türkiye’deki hızlı kentleşmenin etkisi büyük
• Türkiye için Temel Etkilenebilirlik Meselelerinden biri
iklim değişikliklerine bağı doğal afetler, o da
kentlerde.
• Sürdürülebilir kentlerimiz yok kentsel direnç,
altyapı,erken uyarı sistemleri, taşkın kontrolü
yeşil alan sistematiği vb.
• Lüks konut tüketiminin tırmanması başlı
başına bir sorun.
• Kent kadını çok daha fazla tüketici
(farkındalık eksikliği)
KENTGES (2010-2023)
Bütünleşik Kentsel Gelişme Stratejisi ve Eylem Planı
(Ekim 2010, DPT/YPK Kararı)
• İklim değişikliği “Kentleşmede Yeni Olgular” başlığı altından
tanımlanıyor. Afetlere Dayanıksız Kentleşme başlığında iklim
ile ilişkilendirilmiyor
• Kentsel Dönüşüm de yeni olgu - yeni yerleşim projeleri
sürdürülebilir yaşam anlayışına göre biçimlendirilmesi lazım;
kentin ve insan da kent de ranta tercih edilmemeli; yeniden
imar çalışmasının kültürel ve ekolojik hassasiyeti mutlaka
gözetmesi
• Sürdürülebilir Kent Formu ve Enerji Verimliliği
• Aşırı yayılmış kent formu küresel ısınmaya yol acar! Dikey
formun özendirilmesi! - Yayılmayan kent neden mecburi,
Oysa Ekolojik kent Kuramında “yayılmaya hayır”
manifestosu hakim.
• Not: KENTGES İzleme ve Yönlendirme Kurulu var
(kentges.gov.tr)
“Yaşam Dönüşüm”müş…
• “Kentsel Dönüşümü Devlet Şefkatiyle Yapacağız” (depremle tehdit
ederek)…, ŞEFKATİ KADINLAR ÖĞRETSİN BU “SAYIN”A.
• İklim değişikliği ile mücadelede kent içi ulaşım için 81 ile 81 bisiklet yolu
yapacağız, uygun projelere proje bedelinin % 45’ini vereceğiz…,
• Kentsel Dönüşümle birlikte ekolojik şehirleri arttıracağız…, E. Bayraktar…
• 7.OOO.OOO bina depreme dayanıksızmış
• Türkiye’deki binaların yarısı kaçakmış
• Kamu spotları ile ünlüler yaşasın “Kentsel Dönüşüm” demiş,
“Yaşam Dönüşüm”müş.
Peki Nerede…
•
•
•
•
•
Ekolojik Kentsel Dönüşüm
Kentsel Dönüşüm ve yenilenebilir enerji kullanım zorunluluğu - güneş
enerjili çatılar!
Yeşil alan sistemi
“Su basmanı”nı geleceğin iklim değişikliğinin etkilerine, doğal afet
risklerine, sellere, su taşkınlarına,boğulmalara göre hesapladınız mı acaba?
Yapı Denetimi Hakkında Kanunu değiştirmek üzeresiniz…
Kentsel Tarım, Kent Bahçeleri/Urban Gardening - dikkat hobi bahçeleri
değil. Nairobi’de kentsel tarımdan (10 000 bin adet dikey sepet
bahçelerinde sebze yetiştirerek) kazandığı para ile çiftlik kuran
gecekondulu kadınlar var.
Çarpık Zihniyet
• Yeşil alanları konutların içerisine mi
saklıyorsunuz da biz görmüyoruz?
• Rant odaklı değil, insan odaklı bu mu
demek acaba?
• Binaları mantolayacaksın, ekolojik/yeşil!
ve akıllı binalar yapacaksın, ama doğayı
katledeceksin…
• Sürdürülebilir kentleşmeyi “karbon free”
binaya endekslemekle, binalarda doğal
iklimlenme yapmakla bizi
kandıramazsın…
Kadın Dostu
Kentler Aynı Zamanda
İklim Dostu mu?
Kadın Dostu Kent Nedir?
• Kentin sunduğu ekonomik, sosyal ve
siyasi fırsatlardan kentte yaşayan herkesin
eşit bir biçimde yararlanabileceği kent
Genel çalışma alanları:
Eğitim, Sağlık, İstihdam, Şiddetle
Mücadele, Güvenlik, Karar
Mekanizmalarına Katılım, Kentsel
Hizmetler
Çöpçü kadınlar kadın dostu kentin bir parçası mı?
Çöp derken…..
• Yoksulluk ve Geri Dönüşüm.
Ankara'da, yaklaşık 6 bin kişi,
ekmeğini bu alandan
kazanıyor (2011 rakamları).
• İki meslek var ki ‘Niye
Yapıyorsun’denmez, ‘Nasıl
Düştün’denir. Biri hayat
kadınlığı, öteki çöp toplayıcılığı.
• Çöp toplayıcıları yaptıkları işe
“Çöpe düşmek” der. Çöpe
düşmek, bir nevi “kötü yola
düşmek”tir onlar için; ama
aynı zamanda içinde oldukları
bu kötü durum, ironik olarak
kötü yola düşmemek için
tutunulan son bir umuttur da.
Neden Kadın Dostu Kent?
Cinsiyete Duyarlı Kentsel Hizmet
•
•
•
Kent nüfusunun yarısını oluşturmalarına rağmen kadınlar, yerel karar alma süreçlerine tam ve
eşit bir biçimde katılamamaktadırlar. Halbuki kadınlar seçilmiş ve atanmış yerel yöneticilerin
planlama ve yönetim sürecinde danışmaları gereken doğal ortaklardır. Kadınların karar alma
mekanizmalarında eşit temsil talebi; anayasal bir haktır, demokrasinin vazgeçilmez unsurdur.
Şehir planlamaları, geleneksel olarak erkekler tarafından yapılmakta ve kadınların ihtiyaçları göz
önünde bulundurulmamaktadır. Oysa konut, güvenlik, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi alanlarda
alınan yerel kararlar, kadınları doğrudan etkilemekte hayatlarını kolaylaştırmakta veya
zorlaştırmaktadır. Kadınlar yerel meclislerde temsil edilmedikleri için bu kararları
etkileyememektedirler.
Örneğin kentin planlanması ve organizasyonunda kadınların bir araya gelebilecekleri mekanlar,
her mahalleye bir kreş, gündüz bakımevi hizmetleri vs. genelde önceliklendirilmez. İyi
aydınlatılmamış sokaklar, uzak noktalara hizmet vermeyen belediye otobüsleri ve bu araçların
güvenli olmayışı kadınların en temel haklarından biri olan seyahat özgürlüğünü kullanmasını
engeller. Üstgeçitler ve yüksek kaldırımlar, kadınların bebek arabaları ile kentin sokaklarını
kullanımını zorlaştırır. Kentlerin kültürel, spor ve dinlence olanaklarından da en az yararlanan
gruplarından birini yine kadınlar oluşturmaktadır. Ayrıca, kadınların şiddete uğradıklarında
sığınabilecekleri mekanlar, ilgililere ulaşabilecekleri acil destek hatları da yine kent yönetiminin
yaptığı planlarda göz ardı etmemesi gereken unsurlardandır. Bu proje ile planlamasında,
yönetiminde ve günlük yaşamında kadınların aktif bir biçimde rol aldığı kadın dostu kentler
oluşturulmasına destek verilecektir.
Kaynak: http://www.kadindostukentler.com/kdk.html
Kadın Dostu Projeler
•
•
•
•
•
Kadın Dostu Kentler Projesi (UNDP, UNFPA, İsveç Kalkınma ve İşbirliği
Ajansı/SİDA, İçişleri Bakanlığı) 2 Aşamalı bir Proje.
1. Aşaması (2006-2010, 2. Aşaması 2011 – 2013)
Kentler: İzmir, Kars, Nevşehir, Şanlıurfa, Trabzon, Van, Bursa, Malatya, Samsun,
Antalya, Gaziantep, Mardin Belediyeleri ve Valilikleri.
Genel Hedef: Kadın STK’ları, taban örgütleri, ulusal ve yerel düzeydeki devlet
kurumları ile yapılacak yerel görüşmelerin neticesinde, yerel yönetim planlama
süreçlerine cinsiyet eşitliğinin dahil edilmesiyle, kadın dostu toplulukların
oluşmasını zemin hazırlayan bir ortamın geliştirilmesi
Amaç: Yerel yönetim planlama süreçlerine toplumsal cinsiyetin dâhil edilmesi için
yerel yönetimlerin (Valilik ve belediyeler) kapasitesinin artırılması; Toplumsal
cinsiyet eşitliği ve kadın dostu hizmetlerin desteklenmesi için kadın STK’ların
kapasitelerinin artırılması; Yerel yönetimler, taban örgütler ve yerel kadın STK’lar
arasında karşılıklı iş birliğinin teşvik edilmesi
Yerel Eşitlik Mekanizması kurulma çalışmaları
–
–
–
İl Kadın Hakları Koordinasyon Kurulu
Belediye Meclisinde Eşitlik İhtisas Komisyonu
İl Genel Meclisinde Eşitlik İhtisas Komisyonu
Kadın Dostu Nusaybin
TMMOB ŞPOK çalışmalarından…
• "Kadının Kamusal Alanları” ve fiziki
planlama bağı
• Çağ Çağ Deresi yatağı çevresinde
oluşturulacak ‘Kadının Kamusal
Alanları’nın imar planına işlenmesi, alan
içinde yer alabilecek fonksiyonların ve
niteliklerin plan notu ile açıklanması
Kadın Dostu Kentler Taahhütnameleri işe yarar mı?
Kent Konseyi deneyimleri…
“Vallahi Billahi; İllerimizde yerel
paydaşların katılımıyla İl Kadın Hakları
Koordinasyon Kurulu’nu oluşturmaya,
Belediye ve İl Genel Meclislerimizde KadınErkek Eşitlik Komisyonu’nu kurmaya,
Belediye ve Valiliklerimizde Kadın-Erkek
Eşitlik Birimi kurmaya, Yerel Eşitlik Eylem
Planı yazmaya söz veriyoruz”
Not: 'Kadın Dostu Kent Taahhütnamesi’ imzalayanlar; Antalya, Bursa,
Gaziantep, Malatya, Mardin ve Samsun illerinin Belediye ve Valilikleri.
İklim Dostu Kent (1)
ENERJİ
 Enerji verimli cihazların kullanılması,
 Akıllı şebeke yönetim sistemlerinin kurulması
 Isınma ve aydınlatmada, jeotermal enerji, güneş
enerjisi, rüzgar enerjisi gibi yenilenebilir enerji
kaynağı (YEK) kullanımının yaygınlaştırılması
 Toplu konut projelerine YEK üretiminin entegre
edilmesi
 Kentlere ait sera gazı envanterlerinin hazırlanması
 Mevcut binalar, model binalar ile kıyaslanarak
binalarda enerji verimliliğinin sağlanmasına yönelik
hedefler belirlenmesi
 Çevre dostu teknolojilerin kullanılması
 Özellikle “yeşil binalar” konsepti hızla hayatımıza
giriyor. Bu seneden itibaren bütün yeni konutlarda
“enerji kimlik belgesi” uygulamasının yürürlüğe
girmesi, sanayi işletmelerinde enerji verimliliği
üzerine yapılması gereken çalışmaların yasal
yükümlülük haline gelmesi ve yakın bir gelecekte
karbon salınım raporlaması zorunluluğuna geçilecek
olması tüm sektörleri ve hatta her bireyin yaşam
tarzını doğrudan etkileyecek gelişmeler arasında yer
alıyor. Buna yönelik olarak kimya, plastik, yalıtım,
inşaat malzemeleri, makine ve teçhizatları üreten ve
satışını yapan bütün firmalar bu süreçte başrol
oyuncusu olarak öne çıkıyor.
KENT İÇİ ULAŞTIRMA
 Elektrikli araçların
yaygınlaştırılması ve dolum
istasyonları kurulması
 Bisiklet ve yaya yollarını cazip
kılacak düzenlemelerin yapılması
 Toplu taşımanın yaygınlaştırılması
 Düşük emisyonlu ve tasarruflu
yakıt tüketimi olan araçların teşvik
edilmesi
 Akıcı trafik düzeni, raylı sistem vb.
toplu taşıma sistemlerinin
kullanımının sağlanması, çevre
yollarının yapılarak şehir içi
trafiğinin azaltılması
İklim Dostu Kent (2)
EKOSİSTEM
DOĞAL AFET DİRENCİ
 Kişi başına düşen yeşil alan
miktarının arttırılması
 Geniş rekreasyon ve kent
orman alanları
oluşturulması
 Taşkın riskinin yüksek
olmadığı derelerde
kanallaştırmanın önlenmesi
ve derelerin bitkisel öğelerle
restorasyonunun
sağlanması
 Aşırı hava olaylarına dayanıklı
yapılar,
 Kuraklık durumunda suya
erişim olanaklarının önceden
planlanması,
 Isı yalıtımı,
 Sele karşı altyapının
güçlendirilmesi vb.
 Kuraklık ve Taşkın Bilgi Sistemi
kurulması
 Doğal afetler için izleme tahmin
ve erken uyarı sistemlerinin
geliştirilmesi
İklim Dostu Kent (3)
SU VE TOPRAK YÖNETİMİ
ATIK YÖNETİMİ











Ambalaj atıkları (kağıt, cam, metal, plastik vb.), organik
atıklar ile tehlikeli atıkların (pil, batarya, akü, florasan lamba,
kartuş, toner vb.) kaynağında ayrı toplanmasına yönelik
altyapının oluşturulması
Pil, akü, atık yağ, elektronik eşya, mobilya vb. atıkların
maddesel veya enerji maksatlı geri kazanımının sağlanması
İnşaat ve yıkıntı atıklarından metal, plastik, ahşap, cam vb.
materyalin ayrıştırılarak geri kazanımının sağlanması
Beton blokların kırma öğütme makinalarında işlenerek tekrar
inşaat malzemesi ve dolgu malzemesi olarak
değerlendirilmesi
Tehlikeli atıkların ayrı toplanarak lisanslı tesislerde bertaraf
edilmesi
Asfalt atıklarının yeni yollarda ve köy yollarında kullanılması
Organik atıklardan fermantasyon ile biyogaz elde edilerek
elektrik enerjisi üretilmesi ve kalan artıktan gübre üretilmesi
Arıtma çamurlarının ve geri dönüşümü ekonomik olmayan
ancak kalorifik değeri yüksek atıkların yakıt olarak
değerlendirmesi
Bitkisel atık yağların biyodizel olarak değerlendirilmesi ve
belediyenin toplu taşıma araçlarında ek akaryakıt olarak
kullanılması ve jeneratörlerde direkt olarak elektrik enerjisine
dönüştürülmesi
Hayvansal atıkların gübre olarak kullanılması ve biyogazdan
elektrik enerjisi elde edilmesi
Ömrünü tamamlamış lastiklerin çocuk parkı, koşu pisti, halı
saha gibi yerlerde kullanılması ve çimento gibi sektörlerde ek
yakıt olarak değerlendirilmesi









Kentsel altyapının güçlendirilmesi
Dünya standartlarına uygun içme suyu
kalitesinin sağlanması
Fiziki su kayıp ve kaçaklarının
azaltılması
Tam maliyet esaslı su ve atık su
tarifelerinin uygulanması
Atık suyun toplanması ve arıtılması
Arıtma çamurlarının uygun bertarafının
sağlanması
Vahşi depolama yerine düzenli katı atık
depolama tesislerine geçilmesi
Kanalizasyon ve yağmur suyu toplama
sistemlerinin ayrılması ve Yağmur suyu
geri kazanım sistemlerini içeren
yapılaşmanın özendirilmesi
İçme suyu arıtma tesislerinin verimli hale
getirilmesi
İklim Dostu Kent (4)
HAVA YÖNETİMİ









Özellikle rüzgar yönü göz önünde bulundurularak
yerleşim ve sanayi alanlarının belirlenmesi
Organize Sanayi Bölgeleri ve sanayi tesisleri yer
seçiminde yerleşim alanlarının hava kirliliğinden
etkilenme durumunun dikkate alınması
Yerleşim alanı ile sanayi alanı arasında yeşil
kuşakların oluşturulması
Kaliteli kömür kullanımı ve doğalgaz kullanımının
yaygınlaştırılması
Yalıtım tedbirleri alınarak ısı verimliliğinin
sağlanması
Binaların hava akımlarını kesmeyecek yükseklik ve
biçimde yapılması
Çevre Düzeni Planları, Nazım İmar Planları ve
Uygulama İmar Planlarının hazırlanması
aşamasında şehirlerde akustik planlamanın
yapılması ve yapıların mimari projelerinde yalıtım
tedbirlerinin alınması
Büyük kentlerde hava kirliliğinin ve gürültünün
azaltılması amacıyla “trafik sıkışıklığı vergisi”nin
oluşturulması
Şehirlerin gürültü haritalarının oluşturulması ve
hassas alanların belirlenmesi
DENİZ VE KIYI YÖNETİMİ
 Turizm kentlerinde
yerleşmelerin, verimli tarım
alanları dışına ve kıyı
kanununa uygun biçimde
planlanması,
 Deniz ekosistemi ve ekoparkların oluşturulması,
 Liman kentlerde denizcilik
faaliyetlerinin etkilerini
azaltmak için doğal
marinalar oluşturulması,
yenilenebilir enerji
kullanılması
İklim Dostu Kente “Hak”
Temelinde Yaklaşmak…
• İl ve İlçe İnsan Hakları Kurullarının
Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları
Hakkında Yönetmelik (Kasım 2003)
• Türk Mühendis ve Mimar Odaları
Birliğinden bir temsilci ile İnsan Hakları
Danışma Kurulunun üyesi (2001 değişiklik
Kasım 2003)
• İnsan Hakkı, Çevre Hakkı (sağlıklı bir
çevrede yaşama hakkı) Doğa Hakkı
(Manzaranın kendi hakkı)…
Kadınlar kentlerde hangi alanlarda
nerede devreye girebilirler (en genel )
• Kentin karbon bütçesi (enerji tasarrufu ve
verimliliği bina seçimi)
• Su tasarrufu
• Yeşil alan sistemi talepleri
• Kır geleneklerinin kentte devamı
…Karbon Ayak İzi, Su Ayak İzi, Ekolojik Ayak
İzi, Gıda Ayak İzi…
KIR, KADIN, İKLİM
Temel Tespitler
•
•
•
•
(1)
“Çiftçi” deyince ne cins: “erkek” cins.
Gerek üretici ve tüketici, gerekse eğitici ve ailelerinin
bakımından sorumlu kişiler olarak başta kadınlar
olmak üzere, kırsal kesimde yaşayanlar hem çalışma
koşulları hem de yaşam koşulları gereği doğa ile
sürekli etkileşim halindedir (doğal kaynaklara
bağımlılık).
Doğal kaynakların birincil kullanıcıları olmaları
sebebiyle, doğal kaynaklar üzerindeki herhangi bir
tehdit (kaynakların ve tarımsal verimliliğin azalması)
kadınların yükünü arttırır.
Suyun ve toprağın planlama ve yönetim süreçlerinde
yer almazlar. Ama…kırsalda kadınlar, toprak ve su
koruma çalışmaları için ücretsiz işçiliğe katkıda
bulunurlar.
Temel Tespitler (2)
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Tarım ve kırsa kalkınma politikalarında iklim değişikliği, kadın istihdamı
ile ilişkilendirilmelidir (Kırdaki kadın büyük ölçüde ücretsiz aile işçisi ya da
yevmiyeli sigortasız geçici mevsimlik işçi)
Kırsal kesimde kadın emeği bilgi ve teknoloji gerektirmeyen vasıfsız işgücü
Resmi olmayan işgücü
Sosyal güvenlikten yoksun
Kayıt dışı tarımda çalışan % 50 nüfus
Tarım uygulamalarıyla ilgili verilen eğitimlere önder ve örnek kadın
çiftçilerin de dahil edilmeleri
Mevcut yasal düzenlemelerin gereği (Türkiye’deki kadın çiftçilerin dalma
sulama uygulamalarında diğer çiftçiler gibi teminat göstermeleri
gerekmektedir. Ancak, teminat gösteremeyen kadın çiftçiler, tarım sigortası
teşviklerinden yararlanamamakta veya faizsiz kredi desteği
alamamaktadır).
Orman köylerindeki kadınların arıcılık, kırsal turizm, el sanatları vb.
konularda eğitilerek gelir getirici faaliyetlerin desteklenmesi
Sulama birlikleri içerisinde kadın çiftçilerin de yer almasının özendirilmesi
lazım.
Kadınlar, kırsalda iklimle mücadelede, zorlukları aşmada son derece önem
taşıyan kaynak ve bilgiye erişim hakkından yoksundur.
Kadın tohumculukta etkili çiftçi
• İklim değişikliği beslenme rejimini de
değiştiriyor. (Yabani meyve, tohum ve
köklerin yenilmesi gibi değişimler)
• 5553 – Tohumculuk Kanunu: Yerli tohum
üreticilerine getirilen sertifikasyon
uygulaması, tohum türlerini kısıtlayarak
iklim değişikliğine karşı esnekliği
azaltabilir.
Kadın hayvancılıkta etkili çiftçi…
Projelerden…
• Hayvansal üretimde yoğun emek ve temel
faaliyetlerin sorumlusu olan kadın ve genç
kızların hedef kitle içinde yer almaları ve
toplumsal rol ve statülerinin geliştirilmesi
sağlandı.
• Seyhan Nehri Havzası’ndaki Yoksul Çiftçiler ve
Kadınlara Yönelik “Süt Üretimi Amaçlı Saanen
Süt Keçisi Yetiştiriciliği” ve iklim değişikliği bağı
kuruldu (Hayvancılıkda sera gazı azaltım ve
meraların yok olması – etkilere uyum).
•
•
Neler yapıldı…
Haydi Kızlar Fotoğraf Çekelim (2010): Türkiye’de küresel iklim değişikliği ve toplumsal cinsiyet ve
gençlik bağlarına vurgu yapan çalışmaların en iyi örneklerinden biri Haydi Kızlar Fotograf
Çekelim Projesi ve sergilerdir. Projenin başlığı, Türkiye’de kızların okullaşma oranını artırmayı
hedefleyen ve kamuoyu tarafından çok ilgi gören Haydi Kızlar Okula Projesine de gönderme
yapmaktadır. Proje çerçevesinde Seyhan Havzası’nda ilköğretim öğrencisi kız çocuklarının
Kadın Çiftçilerin Rolü: Kadın ve Doğal kaynakları:
–
–
–
–
–
–
•
•
•
•
•
Su kaynakları ve kullanımı
Toprak kullanımı
Orman, çayır ve mera kullanımı
Yerüstü ve yeraltı doğal kaynakları ve kullanımı
Alternatif geçim kaynakları
Gen kaynakları ve sürdürülebilir kullanımı.
Kadın Çiftçilerin Eğitimi İşbirliği Protokolü: Kadın çiftçilerin eğitiminin ülke çapında yaygınlaşması
amacıyla, Mayıs 2012’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığı ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) ile üçlü bir protokol imzalanmıştır. 14.05.2012,
Ankara (Dünya Çiftçiler Günü).
Kadın Çiftçiler Yarışıyor:
Kadınlar İklim Değişikliğiyle Mücadele Ediyor (2012): GEF/SGP tarafından 5.Uygulama Döneminde
onaylanan projelerden “Kadınlar İklim Değişikliğiyle Mücadele Ediyor” Projesinin temel amacı;
Ankara’nın sosyo-ekonomik olarak dezavantajlı bir bölgesi olan Mamak ilçesinde yaşayan
insanların hanelerinde enerji tasarrufu yapmaları sayesinde, hem giderlerinin hem de CO2
emisyonunun azaltılması olarak belirlenmiştir. Ankara’da Çağdaş Kadın ve Gençlik Vakfı
tarafından yürütülen çalışmanın somut çıktıları; 400 hanede, hane başına yıllık 1000TL’ye kadar
gider azalması, 1200 bireyde konuya dair aktif farkındalık oluşması ve bölgede CO2
emisyonunun en az 180 ton azaltılması olarak sıralanmaktadır.
Seyhan Nehri Havzası’ndaki Yoksul Çiftçiler ve Kadınlara Yönelik “Süt Üretimi Amaçlı Saanen
Süt Keçisi Yetiştiriciliği” İç Anadolu Kuraklıkla Mücadele ve Ekolojik Yaşam DerneğiYoksul çiftçi
ve kadınlar
Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi (2008-2012)
Küre Dağları - Geleneksel Kültürün Korunması ve Kadın Emeğinin Değerlendirilmesi
Projesi
Kırda Farkındamıyız?
• Türkiye genelinde “iklim değişikliği konusunda
fikrim yok” diyen kadınların oranı (%16,5)
erkeklerin oranından (%9,4) daha fazladır. Bu
oran kırda daha fazla iken (yaklaşık iki kat)
kentte azalmaktadır (yaklaşık 1,7 kat) - Kaynak:
2. Ulusal Bildirim, “İklim Değişikliğinin Farkında
mıyız?” Araştırma, 2012.
• “İkizdere’de bugün 19 kadın hamile sadece.
İkizdere’nin nüfusu artmayacak, sit alanına
çevirirlerse hiç artmayacak. 2019 yılında 9 yeni
öğrenci gelecek, bu ilçe 2030 yılında yok olacak.”
(Özkan Sarıkaya, İkizdere İlçe Milli Eğitim
Müdürü, Şubat 2012)
Tarımın Sultanları…
Sultan projesinden…
• Tarım, hayvancılık (süt inekçiliği vb.), ev ekonomisi
konularında bilgilendirilecek olan kadınların bu projeyle
sosyal yönlerinin geliştirilmesi ve aile bütçesine
katkılarının arttırılması amaçlanıyor.
• Proje kapsamında kadın çiftçilere yönelik, sığırcılık,
tavuk eti ve yumurtanın önemi, koyun ve kümes
hayvancılığı, beslenme, gıda üretimi ve muhafazası gibi
konularda eğitim verilecek. Ayrıca yaş meyve ve sebze
muhafazası, bağcılık, gübre ve gübreleme, sebzecilik,
meyvecilik, tarla bitkileri, zirai mücadele, organik tarım,
örtü altı üretim, sulama, süs bitkileri, turunçgil
yetiştiriciliği, zeytin yetiştiriciliği, çayır ve mera
konularında da eğitim programları düzenlenecek.
Kırsal Alanda Kadının Güçlendirilmesi
Ulusal Eylem Planı
(2012-2016)
“Kadının kırsal alanda cinsiyete dayalı işbölümü sonucu ev içi ve ev dışında yerine
getirdiği birçok iş doğayla ilgilidir. Doğal dengenin bozulması, biyolojik çeşitliliğin
azalması, iklim değişikliği, enerji kaynaklarının azalması kırsal alandaki kadını
doğrudan etkilemektedir.”
Amaç… “Kırsalda etkin doğal kaynak yönetimi bilincini
geliştirmek”.
Hedef… Sürdürülebilir kalkınma ve yeşil büyüme hedefleri
doğrultusunda kırsalda yaşayan kadınlara yönelik çevre/su
sektöründe faaliyet gösteren işkollarında istihdamının arttırılması
için çalışmaların yürütülmesi (OSB, ÇŞB, GTHB, Belediyeler,
İŞKUR, Özel Sektör, STK lar)
Eylemler…
– Yerel Çevre Kadın Derneklerinin kurulması ve var olan derneklerin bu
sürece dahil edilmesi için çalışmalar yürütülmesi
– Yeşil büyüme ile çevre/su sektörüne yönelik kırsaldaki
kadınlara eğitim verilmesi
– Yeşil büyüme ile ilgili özel sektörün özendirilmesi
– Kırsalda yaşayan kadınların özel sektör tarafından istihdamının
takibinin sağlanması.
Kırsal – Kadın Stratejisi Süreçlerinde
Tespitler…
•
•
•
Kadın kooperatiflerine öncelik vermek
son 10 yılda 29 dan 43 kadın koop.
olmuş.
50.000 kadın çiftçi kooperatifçilik eğitimi
almış.
Kırsal alanda kadının üstlendiği en
önemli rol tarımsal üretim. Türkiye’nin
sosyal güvenlik kapsamında olmayan
vatandaşların en yoğun olduğu sektör
tarım sektörü.kırsal alanda istihdam
edile kadınların tamamına yakını bu
sektörde ve hemen hemen tamamı sosyal
güvencesiz.
• Kırsaldaki kadın doğal
kaynak kullanımında daha
duyarlı.
•
Kırsal alanda kadının farklılaşan
ihtiyaçları var.
Güncel İşbirlikleri
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
&
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
Kadın Çiftçiler Eğitim Protokolü
(2012)
Kır - Kadın
• Kırdaki kadını uyandırmak; önce temel ihtiyacın
olanı üret, sonra sat. Köydeki kadın domatesini
marketten alıyorsa, burada bir çarpıklık var.
• Küçük kadın çiftçi tarımda 2 alanda etkin: 1 –
Hayvancılık; 2 – Tohumculuk
• “Başbakanının Kadın İstihdamı Genelgesi” var
kurumlara, kurumların haberi yok (Mayıs 2010)
yaşasın…
• Sayın Başbakan Genelgelerin bir işe yaramıyor –
yetkini ayak altı ettiler, çok ayıp .
Söze ne gerek…
Ho ho dev adam… 112 dev adam…
• 26 baraj, 2 gölet, 30 sulama tesisi, 26 HES,
9 Şehir İçme Suyu Tesisi, 4 Taşkın Koruma
Tesisi, Antalya Uluslararası Yangın Eğitim
Merkezi, orman içi dinlenme yerleri,
orman yolları, meteoroloji istasyonları ve
radarları, milli parklar…lar…lar…
Kaynak: “YeşilMavi”, Teknik Bülten, Sayı 2012/6, OSB
KADINLARIN
VAZGEÇİLMEZ ROLÜ
Çözüme Yaklaşmak
Çözüme yaklaşmak...
Doğa ile insan arasında kurulan
bağda, toplumsal cinsiyet eşitliği
değerlerini yükselten bir
ortaklık etiğinin
geliştirilmesi
Ne kadar Farkındayız?
• Türkiye genelinde “iklim değişikliği konusunda
fikrim yok” diyen kadınların oranı (%16,5)
erkeklerin oranından (%9,4) daha fazladır. Bu
oran kırda daha fazla iken (yaklaşık iki kat)
kentte azalmaktadır (yaklaşık 1,7 kat).
• İklim değişikliği ile ilgili bilgi düzeyi erkeklerde
daha yüksek olmasına rağmen, iklim değişikliği
hakkında bilgi sahibi olan kişiler arasında
karşılaştırma yapıldığında, kentte yaşayan
kadının eylem düzeyinin erkeklerden daha
yüksek olduğu tespitler arasındadır.
Kaynak: 2. Ulusal Bildirim, “İklim Değişikliğinin Farkında mıyız?” Araştırması, 2012.
2 Açıdan Farkında Olmalıyız
1. İnsan kaynaklı iklim değişikliği algısı İklim insan nedeniyle hızla değişiyor
farkında mıyız?
2. Yaptığımız bir çok iş, emek iklim
değişikliği ile mücadele ile ilgili farkında
mıyız?
Farkındalık
EN TEMEL TESPİT
İklim değişikliği ile günlük
yaşam alışkanlıkları/geçim
kaynakları arasında
bağlantı kurulamıyor
Yardımcı Çabalar…
•
Uluslararası kaynaklar artmaya başladı (AB, UN)
•
Çevre ve Orman Şurası, 2005: orman köylü kadınların yapıcı ve üretken rollerini ön plana çıkarmak eğitimleri; okul öncesi
eğitimci kadınların mümkün olan en üst düzeyde eğitim programlarına katılmaları
•
TMMOB Kadın Kurultaylarında kadın, meslek, üretim tartışıyor. TMMOB Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir Plancı
Kurultayı yapacak; amaç TMMOB de kadın örgütlülüğünü güçlendirmek, - bölgesel çalıştaylar yapıyorlar.
•
Yerel Politika ve Karar Alma Süreçlerine Kadının Katılımı UNDP Projesi-Kadın Koalisyonu, YG21 ve kadın meclisleri ortak
(Adana, Trabzon, İzmir, Eskişehir ve Şanlı Urfa da yapıldı 2008-2009), kadın siyaseti odaklı idi ama yerel yönetim işleyişi ve
yaşam kalitesi nihai hedef olması açısından önemli.
•
Mikro finans projelerinde kadınlar – daha çok yoksulluk odaklı
•
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Tarımsal Ekonomi Araştırma Enstitüsü tarafından 2005 -2007 yılları arasında yürütülen
“Türkiye`de Kırsal Alanda Toplumsal Cinsiyetin Gıda Güvenliği Konusundaki Bilgi Düzeyi, Tutumu ve Rolünün
Belirlenmesi Projesi” TÜBİTAK (TÜBİTAK 1001 SOBAG) destekli bir çalışma oldu - TEDGEM Kırsal Alanda Kadın
Çalıştayları
•
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Toplumsal Cinsiyet İhtisas Komitesi’ - İD ve Kadın Konferansı.
•
Bazı siyasi partilerin programına girdi
Yardımcı Çabalar…
Kadın mı Erkek mi Daha Farkında?
•
•
•
•
•
•
•
İklim değişikliğinin nedenleri ile ilgili daha fazla fikir sahibi oldukları görülen erkeklerin, iklim değişikliği ile ilgili
olarak algı, farkındalık, bilgi ve eylem düzeylerinin kadınlara göre daha yüksek olduğu değerlendirilmiştir.
Kadın ve erkeklerin bilgiye erişim kaynakları da farklılık göstermekte olup, erkeklerde bilgi kaynağı olarak
üniversiteler ve bilim adamları, öğretmenler ve din görevlileri ilk sıraları alırken, kadınlarda ise görsel medya
reklamlarından bilgi alma sıklığı daha yüksek. Hem kadınların hem de erkeklerin bilgiye erişimde kullandığı birincil
kaynak televizyon programları iken kadınlar program türü ve kaynak çeşitliliği bakımından televizyondan daha fazla
yararlanmaktadır.
Gençlerde (her iki cins birlikte) iklim değişikliği, azaltım ve uyum konularında bilgi düzeyi daha fazla olmakla
birlikte, iklim değişikliğinin etkilerine yönelik kadınlardaki farkındalık, orta yaş düzeyinde artmaktadır.
Kadınların %70’inden fazlası iklim değişikliği ile mücadele konusunda okullarda eğitim verilmesi gerektiğini
düşünürken, bu oran 15-19 yaş döneminde, %79,6’ya kadar çıkmaktadır.
Ödemeye isteklilik açısından cinsiyete göre anlamlı farklar bulunmamaktadır.
Türkiye genelinde iklim değişikliği ile ilgili bilgi, algı ve farkındalık düzeyleri arttıkça iklim değişikliğine ilişkin olarak
yaklaşım düzeyi, eylem düzeyi ve ödemeye isteklilik konularında artış var. Buna paralel olarak, kadınlarda da eğitim
düzeyi arttıkça iklim değişikliği, etkileri ve uyum konularındaki ilgi bilgi ve farkındalık düzeyi artmakta ve eylem
düzeyinde de artış olmaktadır.
İklim değişikliği konusunda kadınlara yönelik farkındalık artırma ve bilgilendirme çalışmalarına ivedilikle ihtiyaç var.
Bu doğrultuda; çalışmaların sistemli olarak arttırılması durumunda, kadınların sera gazlarını azaltım ve iklim
değişikliğinin etkilerine uyum konularındaki eylem düzeylerinde artış yaratacağı da görülmektedir.
Kaynak: 2. Ulusal Bildirim, “İklim Değişikliğinin Farkında mıyız?” Araştırma, 2012.
Yardımcı Çabalar…
ÇŞB 2012 Projeleri:
• Belediye Düzeyinde Düşük Emisyon
Projelerinin Geliştirilmesi
• İklim Değişikliğine Uyumlu Esnek
Kentlerin Yaygınlaştırılması Projesi
• İklim Değişikliğinin Etkileri ve İklim
Değişimine Uyum Konusunda
Farkındalığın Geliştirilmesi Projesi
Yemek pişirmeyi bize sen mi
öğreteceksin?
• ÇŞB Genel Müdürü - “İklim Değişikliğine
Karşı Vatandaş Çağrı”da bulunmuş
Kadınlara daha az sıcak su kullanın, yemek
pişirirken, su kaynatırken tencerenizin
kapağını kapalı tutun, evininiz sıcaklığını
dışarıya kaçırmayın demiş, donmuş gıda
kullanmayın taze gıda tüketin demiş. sıvı
sabun, kolonya kutularını yeniden
doldurup/doldurtup kullanın demiş.
• Erkeklere de mümkün olduğunca bisiklete
binin demiş.
Conta Hareketi: Genç Annelerin Kampanyası
Kadın- İklim Uyum Projesi, WWF Türkiye, 2008
•
•
•
•
•
•
•
Amaç: 16 büyükşehirdeki su şebekelerinde meydana gelen
yüzde 43,8 oranındaki su kaybının önlenmesi
Genç anneleri; hem kendiniz, hem çocuklarınız için küresel
iklim değişikliği için mücadele edin.
Türkiye'deki belediyeler tesisatların gözden geçirilmesine batı
ülkelerinin ayırdığının 5'te biri oranında kaynak aktarıyor.
Su sızıntılarını önlemek hem su, hem de para tasarrufu demek
(belediye ve vatandaş için) Sızıntı halinde fazladan harcanan
su miktarı ayda 15-650 ton arasında değişiyor. Faturayı ise
her ay 33 ile 2 bin 500 YTL arasında artırabiliyor. Tamir
ettirilmeyen musluk ya da rezervuarlardan damla şeklinde
akan su bir ayda 5 ton su kaybına neden oluyor. 5 ton suyun
tüketiciye maliyeti yaklaşık 10 YTL“.
Rezervuar ve musluklardan 0,5 milimetre çapında yani "bir
topluiğne kalınlığında" sürekli akan su, günde yaklaşık yarım
ton, ayda ise 15 ton fazladan su harcanmasına neden oluyor.
"1,5 milimetre kalınlığındaki sızıntı aylık 79 ton, 2 milimetrelik
sızıntı ayda 136 ton suyun boşa gitmesi anlamına geliyor.
Genellikle imalatta su kullanılan iş yerlerinde daha çok
görülen 4 milimetre kalınlığındaki su kaçağı abonenin su
saatine 650 ton olarak yansırken, iş yerlerine farklı fiyat
tarifesi uygulandığı göz önüne alındığında, fazla suyun
faturaya yansıması 2 bin 500 YTL'yi bulabiliyor.“
Hatay Milletvekili Mustafa Öztürk'ün çalışmasına göre,
Gelişmiş ülkelerde sistemdeki su kaybı % 8-20 arasında
.Türkiye’de Sisteme yılda 6 milyar ton su verildiğini, bunun
yaklaşık 3 milyar tonu fire . 3 milyarlık bu kısımdan çok
önemli bir tasarruf sağlanabilir. Su kaybını %20'ye
indirebilirsek 4,8 milyar ton suyu tüketicinin kullanımına
sunma imkanı var.
Hanım Hanımcık Enerji
First Lady Buyruğu
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
“Enerji Hanım Kampanyası”nı
başlatıyorum (Arallık 2012)
Ailede bilinçli tüketim anneye yani
hanım kardeşlerimize sorumluluğu
düşüyor
Yaşam felsefesini hanımlar değiştirecek
Enerji tasarruf, elektrikli aletlerin bilinçli
kullanımı
''Enerji Hanım'‘ ile yılda 4 milyar liralık
tasarrufu sağlayacak.
First Lady – Fatma Şahin – Taner Yldız
elele tutuştular
Ev kadını ve anne isen pek güzel.
Ev içi yaşama yönlendirilen kentli kadın
“Aktif Vatandaş”sın ama genç kız,
boşanmış, dul isen bu kampanyada yerin
yok.
Kamu Spotu da var, tıpkı kentsel
dönüşüm spotu gibi kamu spotunu
yayınla oyu kap.
Anneler ve Çocukları
• KÜÇÜK ÇOCUK DA DİRENİŞTE: Küçük çocuk narenciye bahçelerinin
yanı başındaki evlerinin bahçesinde, geleceğine sahip çıkmaya çalışıyor.
Erzin’de, narenciye okyanusunda, 367 kilometre karelik bir alana 7 tane
termik santral yapılmak isteniyor ki bu narenciyenin de, geniş
kumsallarıyla Burnaz sahillerinin de, Türkiye’nin en büyük biyo
çeşitliliğinin bulunduğu Amanos Dağlarının da, küçük çocuğunun da
geleceğinin kararması demek…
• HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR: On binlerce insanın yaşadığı İzmir
Gaziemir’de bulunan terk edilmiş bir kurşun fabrikası bahçesinde, astronot
giysili kişiler ölçüm yapıyorlar. Senelerce çocukların oyun alanı olan
fabrikada bulunduğu ortaya çıkan nükleer atıklardaki radyasyonu ölçmeye
çalışıyorlar. Türkiye’ye girişi yasak olan nükleer yakıt çubuğu buraya nasıl
gelmişti? 2007 yılından bu yana atıkları bilen Türkiye Atom Enerjisi
Kurumu (TAEK) neden önlem almamıştı. Bu nükleer atıkları hangi ülke
göndermişti? Bu ve daha sorulacak onlarca soru hala yanıt bekliyor.
Kaynak: Evrensel Gazetesi.
Tüketim Kalıplarını Değiştirmeyi
Kadınlar Zorlamalı
• Enerji santrallerini daha az karbon üretenlerle
değiştirmeniz tüketiciyi rahatsız etmez, onların
ilgilendiği ihtiyaç duydukları elektriğe kavuşup
kavuşmamaktır.
• Dikte edilen otomobil kültürünü reddetmek zor;
otomobile, uçağa alıştırılan tüketiciye trene veya
bisiklete bin dediğinizde ise buna direnebilir;
alışamayabilir.
• Ne kadar lüks konut istiyoruz
• ABD'nin Kyoto konusundaki en büyük tereddütü,
emisyonları azaltmak için alınacak tedbirlerin aslında
hızlı tüketime dayalı yaşam biçimini değiştirmeye
zorlayacak olması.
İleriye Dönük Düşünceler…
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
İD&Toplumsal Cinsiyet: Temel bir bağ tabiiki var, ancak mevcut birikimler
konuyu kadınların siyasete katılım gibi bir darlığa itiyor
Bilgi ve bilinç düzeyinin artırılması (toplumsal cinsiyet, çevre, iklim)
Kadın ve erkeğin kalkınma ekonomisindeki tek tek ve ortak rollerinin
değerlendirilmesi (İD azaltım politikalarında erkeğin rolü (enerji tasarrufu,
trafik emisyonları vb.), cinslerin karbon ayakizi)
Farkındalık yaratılacak hedef kitle kadınların tespiti (kadın çiftçi, ev
kadınları, vb.)
Türkiye’de kaç kadın STK, çevre konusunu politikalarına entegre ediyor?
Türkiye’de kaç çevre STK’sı, kadın konusunu entegre ediyor?
İhtisas alanı özelinde, kadın STK’lar, sivil oluşumlar kurmak/çoğaltmak Kadının Su Yönetimindeki Yeri Platformu gibi (bu ayrıntıda kamunun
gündemine girerse işe yarar) İklim Değişikliği ve Toplumsal Cinsiyet
Eşitliği Derneği desek, böyle genel dernekler artık zayıf kalıyor
Plancı Kadınlar ve İklim Değişikliği Bağı güçlenmeli.
“İklim Sosyetesi”nin kadınları
“Neden çocuklarımın geleceği ile kumar oynuyorsun” gibi kampanyalar
Dikmen Vadisinin Kadınları - Barınma Hakkı Direniş Modelleri
İleriye Dönük Düşünceler…
•
•
•
•
•
•
•
Kadın sorunlarını, toplumsal cinsiyet politikalarını iyileştirmek çözüm değil
sürdürülebilir kalkınma ve çevre alanındaki çabalara nüfusun ½ sini
koymak mesele.
Mesele Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliği politikaların değil,
toplumun tüm kesiminin sürdürülebilir kalkınma faaliyetlerine katılımdaki
eksikliğine bakmak gerektiği
Çünkü bu farkındalık toplumu topyekün harekete geçirme “üretim” ve
“tüketim” politikaları ile doğrudan ilgili ve iklim değişikliğine uyumla da.
Kalkınma projeleri yazılmadan (Batının dayattığı tek tip kalkınma projeleri
ile olmaz), uygulanmadan önce uygulama bölgesinin özel şartları, bu
bölgede kadının geleneksel rolleri, ve SK üzerinde-çevre üzerine yaratacağı
değişim araştırılmalı –burada üretim esas
Kurumlarda farkındalık yaratmak ve kapasite geliştirmek (GTHB - Kadın
Çiftçiler Dairesi vardı…)
İklim değişikliği veri/bilgi ağına kadın oluşumları dahil etmek
Yavaş Yeşil, Yeşil Yavaş, İklim Hızlı, Kadın Hızlı… (Yavaş Şehirler:
Seferihisar, Gökçeada, Taraklı, Akyaka ve Yenipazar “aheste şehir”. Yavaş
Şehir 50.000 max. Bizim sorunumuz iklimde büyük kentlerde).
Kadın ve teknoloji bağı çevre/iklim dostu mu?
• Kadınlar ve Cep Telefonları: Küresel Bir Fırsat!
• “Teknolojide Kadın Hareketi”nde (Türkiye Vodafone Vakfı + Kadın
Girişimcileri Derneği/KAGİDER) + Türkiye Bilişim Vakfı/TBV 2012) amaç; Türkiye'de de kadınları iletişim teknolojilerinin
sunduğu imkanlarla tanıştırarak, ekonomiye katılımlarına yönelik
fırsat eşitliği yaratmayı, sosyo-ekonomik durumlarını iyileştirmeyi
ve girişimciliklerini geliştirmek
• "Ekonomiye Kadın Gücü” dar gelirli kadınları ekonomiye
kazandırma seferberliği (Turkcell + Türkiye İsrafı Önleme Vakfı
(TİSVA) + Türkiye Grameen Mikrofinans Programı -2012). Dar
gelirli kadınlara (Türkiye’de 7 milyon kadın dar gelirli – 5 kadından
biri) borç verilebilecek veya bağış yapılabilecek. Seferberlik, 4 yılda
100 bin kadını ekonomiye kazandırmayı hedefliyor.
• Bu projeler mi? yoksa sera tarımı yapan bir kadına solar enerji
projesi desteği mi?
Yeşil Yakalı Kadın Olmaz mı?
Kadın, ‘Yeşil’ Ekonomiye Yaratacak Katma Değerin Farkında mı?
Beyaz Yakalılar, Mavi Yakalılar, Yeşil Yakalılar
• Kadınların işgücüne katılımı Türkiye’de %29.8, AB ülkelerinde
ortalama %60 (TÜİK 2011)
• Kadınların işgücüne katılımını bu kadar mı anlıyoruz? Çankaya
Kent Konseyi kadın Meclisi 2 yıldır “El Emeği Pazarı” yapıyormuş,
bu kadınlar hep Kermes mi düzenleyecek?
• Türkiye’de tarım sektöründe yaklaşık %67 kadın işçi var.
• Kadın tarım işçilerinin yaklaşık %55’i okuma yazma bilmiyor.
• Kadınlar dikiş, nakış, el emeği ile eve gelir getirip, refah düzeyini
arttırıyor. Ama;
• Görünmez Kırsal Kadın Emeği - Tarım’da çalışan kadının yaklaşık
%87’si ücretsiz aile işçisi.
• Tarım dünyada da giderek feminize oluyor.
• Toprak ya da sermaye sahipliliği olmadığı için kredi alamıyor –
ÇOK ÖNEMLİ
• BB Yasası kırsal yaşamı şehir sınırlarına alıyor ve tarım ekonomisini
geri plana alıyor – tarım emekçisi kadının durumu
“Kentsel Dönüşüm”
“Kadın”lara Yönelik Bir “Şiddet”tir
Çünkü;
“özel veya toplumsal hayatta kadına fiziksel,
cinsel ve psikolojik olarak zarar veren, inciten,
maddi ve manevi özgürlüğünü kısıtlayan her
türlü davranış kadına şiddet olarak
adlandırılır ve kadınları şiddete karşı
korumanın en önemli yolu eğitimdir”
Psikolog Ceyda Dülgar
http://www.habermonitor.com, 7 Ocak 2013.
Eğlenceli Araştırmalar…
•
•
•
•
•
•
FERRARİ’Lİ ERKEKLER
Genç kızlar, Ferrari’lerin bir erkeği seksi yapmadığını farketmeye,
Ferrari’lerin içindeki genç yakışıklılara hayran olmamaya
başlayarak, iklim değişikliği ile mücadele edebilirler (Birleşik
Krallık, Professor Sir David King, Bilim İnsanı, 2007 Araştırması).
Hey yakışıklı; niye Ferrari alıyorsun? Ucuz olduğu ya da düşük CO2
emisyonu saldığı için mi? 
Erkekler Ferrari’ler oldukları için, genç kızlara “seksi”yiz mesajını
verdiklerini düşünüyorlar.
İşte bu “kültür değişikliği” ihtiyacının ele alınmasına dair bir konu.
YEŞİL DÜĞÜNLER
İngiltere’de yapılan düğünlerin ortalama karbondioksit miktarı ise
14.5 ton. Yeşil Düğün isteyin kızlarrrrrrrrr…
Kadının Rengi Niye Mor
“Tanrının yarattığı ilk kadın olarak bilinen
Havva aslında ilk değildir. yeryüzüne adem’e eş
olması için gönderilen kadın
“Lilith”dir…Lilith,Âdem’in onun üzerinde baskı
ve üstünlük kurma çabalarına karşı direnerek
tanrıya baş kaldırmıştır. Lilith kadının erkek
egemenliğine karşı mücadelesinde bir simgedir
ve bu kadının bedeninin mor yaratıldığı
söylenir. Lilith’in bedeninin rengi kadın
mücadelesine simge olmuştur. Bu yüzden mor
renk kadın için başkaldırıyı simgeler…”
Mor Alarm
Sıcaklar meteoroloji uzmanlarını
yeni renkler bulmaya zorluyor
Avustralya’daki sıcak hava
dalgası o kadar yoğunlaştı ki
meteorologlar sıcaklık değer
skalalarını yeniden düzenlemek
zorunda kaldılar.
Dünyada ilk kez yapılan yeni
düzenleme skalanın üst sınırına 4
yeni derece ve 2 yeni renk daha
ekliyor. 50 derece üzerindeki
sıcaklıklar için 4 santigrat derece
daha eklenirken; 50 ila 54 derece
arasındaki sıcaklıkları göstermek
üzere pembe ve mor renkler
interaktif haritalara dahil edildi.
Kibar Hatırlatma
Bu belgedeki herhangi bir bilgiyi
kullanmanız halinde,
“Dr. Nuran Talu, İklim Siyaseti ve
Kadın Konferansı Sunumu, TMMOB
Şehir Plancıları Odası, Kadın
Komisyonu, 12 Ocak 2013, Ankara”
referansını mutlaka veriniz.
Sabrınız İçin
Teşekkür Ederim
[email protected]
Download