KAMU MALĠ YÖNETĠMĠNDE DÖNÜġÜM ĠÇ KONTROLÜN

advertisement
T.C.
SÜLEYMAN DEMĠREL ÜNĠVERSĠTESĠ
SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ
MALĠYE ANABĠLĠM DALI
KAMU MALĠ YÖNETĠMĠNDE DÖNÜġÜM ĠÇ
KONTROLÜN UYGULANABĠLĠRLĠĞĠ
YÜKSEK LĠSANS TEZĠ
Serkan ĠNCE
Tez DanıĢmanı:
Doç. Dr. Ġbrahim Attila ACAR
ISPARTA 2009
i
ÖZET
KAMU MALĠ YÖNETĠMĠNDE DÖNÜġÜM - ĠÇ KONTROLÜN
UYGULANABĠLĠRLĠĞĠ
Serkan ĠNCE
Süleyman Demirel Üniversitesi, Maliye bölümü Yüksek Lisans Tezi
147 sayfa, Eylül 2009
DanıĢman: Doç. Dr. Ġbrahim Attila ACAR
Bu çalıĢma ile, dünyada kamu mali yönetimi alanında yapılan dönüĢüm
çerçevesinde mali yönetim alanında yapılan reformlar çerçevesinde iç kontrolün
uygulanabilirliği araĢtırılacaktır. Bu bağlamda mali yönetim alanında dönüĢüm
ihtiyacını ortaya koyan reformlar, uluslar arası standartlar ve iç kontrolün
geliĢiminden bahsedilecektir. Ayrıca Türkiye‟de 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanunu ile uygulanmaya baĢlayan iç kontrol sisteminden bahsedilecektir.
ÇalıĢma dört bölümden oluĢacaktır.
Birinci bölümde kamu mali yönetiminde dönüĢüm ihtiyacını ortaya koyan
nedenler dünyada ki geliĢmeler ıĢığında ve bu geliĢmelerin Türkiye ye yansıması
bağlamında değerlendirilecektir.
Ġkinci bölümde; iç kontrol sisteminin tanımı, amacı, kapsamı, standartları ve
ülke uygulamalarına yer verilerek ayrıntılı bir iç kontrol değerlendirilmesi
yapılacaktır.
Üçüncü bölümde Türkiye‟de 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve kontrol
kanunu çerçevesinde iç kontrol sisteminin uygulanabilirliği ile ilgili olarak yapılan
çalıĢmalara yer verilip iç kontrol sürecinde yer alan aktörlerle anket çalıĢması yapılıp
iç kontrolün uygulanabilirliği test edilecektir.
Dördüncü bölümde ise çalıĢmanın konusu ile ilgili sonuca yer verilecektir.
Anahtar kelimeler: Kamu mali yönetimi, iç kontrol, hesap verilebilirlik
ii
ABSTRACT
THE TRANSFORMATION IN PUBLIC FINANCIAL MANAGEMENT
– THE APPLICABILITY OF INTERNAL CONTROL
Serkan ĠNCE
Suleyman Demirel University, Department of Public Finance, Master
Thesis
147 pages, September 2009
Supervising Professor: Assoc.Prof.Dr. Ġbrahim Attila ACAR
In this study, the applicability of internal control will be examined within the
framework of reforms which are applied in fiscal administration through the
transformation in public fiscal administration field in the world. In this context, the
reforms which caused to the transformation in public fiscal administration,
international standards and the development of internal control will be mentioned.
Furthermore, Turkey‟s internal control system which is put into practice through
Public Financial Management and Control Law (No: 5018) will be discussed.
This study comprises 4 sections.
The reasons of the need of transformation in public fiscal administration will
be mentioned in the context of recent developments in the world and its reflection to
the Turkey.
In the second section, the description of internal control, its aims, contexts
and standards will be mentioned and country examples will be given.
In the third section, the studies related to applicability of internal control
system in Turkey within the framework of Public Financial Management and Control
Law (No: 5018) will be examined and the applicability of internal control will be
tested through the questionnaire which is applied to actors included in internal
control process.
In the final section, study ends with suggestion.
Key Words: Public Financial Management, Internal Control, Accountability
iii
ĠÇĠNDEKĠLER
ÖZET............................................................................................................................. i
ABSTRACT ................................................................................................................. ii
ĠÇĠNDEKĠLER ........................................................................................................... iii
KISALTMALAR DĠZĠNĠ ............................................................................................ x
GĠRĠġ ........................................................................................................................... 1
BĠRĠNCĠ BÖLÜM ....................................................................................................... 3
1. KAMU MALĠ YÖNETĠMĠNDE DÖNÜġÜM ĠHTĠYACINI ORTAYA
ÇIKARAN NEDENLER ............................................................................................. 3
1.1. Dünyadaki GeliĢmelerin Etkisi ......................................................................... 3
1.1.1. Ġktisadi Nedenler ......................................................................................... 3
1.1.1.1. Devletin Yapısındaki DeğiĢmeler ........................................................ 4
1.1.1.2. Devlet Faaliyetlerinin GeniĢlemesi ...................................................... 4
1.1.1.2.1. Refah Devleti Dönemi .............................................................................. 5
1.1.1.2.2. Refah Devletinin Krizi ............................................................................. 11
1.1.1.3. Uluslar Arası Alanda YaĢanan Ekonomik Krizler ............................. 15
1.1.1.4. Uluslararası Alanda YaĢanan KüreselleĢme Çabaları ........................ 16
1.1.1.5. Kamuoyunun Beklentilerinin Artması ............................................... 16
1.1.1.6. GeliĢmiĢ ve Az GeliĢmiĢ Ülkeler Arasındaki Farkların Artması ....... 16
1.1.1.7. Ekonomide Yeni YaklaĢımlar ............................................................ 17
1.1.1.8. Kamuoyuna Mal Ve Hizmet Sunumunda KarĢılaĢılan Sorunlar ....... 17
1.1.2. Mali Kaynaklı Nedenler........................................................................... 18
1.1.2.1. Kamu Kesiminin Büyümesi ............................................................... 18
1.1.2.2. Orta Vadeli Harcama Sistemine GeçiĢ ............................................... 18
1.1.2.3. ÇağdaĢ Muhasebe Sisteminin ve ġeffaflığın Önem Kazanması ........ 20
1.1.2.3.1.Tahakkuk Esaslı Muhasebe Sisteminin Önem Kazanması ....................... 20
1.1.2.3.2. Mali Saydamlık Önem Kazanması .......................................................... 20
1.1.2.4. Parlamentonun Bütçe Üzerinde Etkinliğinin Arttırılması Çabaları ... 21
1.1.2.5. Denetimin Ayrı Bir Disiplin Olarak Algılanması .............................. 22
1.2. Türkiye‟deki GeliĢmelerden Kaynaklanan Nedenler ...................................... 23
1.2.1. Avrupa Birliği ve Uluslar Arası Para Fonu ile ĠliĢkilerin GeliĢmesi ........ 23
1.2.1.1. Uluslar Arası Para Fonu Ġle ĠliĢkiler .................................................. 23
iv
1.2.1.2. Türkiye ve Avrupa Birliği Arasındaki ĠliĢkiler .................................. 25
1.2.2.Türk Mali Sisteminin Günümüz Ġhtiyaçlarını KarĢılayamaması ............... 28
1.2.2.1. Muhasebe-i Umumiye Kanununun Türkiye‟nin Ġhtiyaçlarını
KarĢılayamaması ............................................................................................. 29
1.2.2.2. Kamu Ġdarelerinin Günün KoĢullarına Ayak Uydurmasındaki
Güçlükler ......................................................................................................... 29
1.2.2.3. Devlet Bütçesindeki Sorunlar ............................................................ 30
1.2.2.3.1. Bütçe Kapsamının Dar Olması ................................................................ 30
1.2.2.3.2.Kalkınma Planları İle Bütçe Arasındaki Kopukluk .................................... 31
1.2.2.3.3. Bütçe Süreci, Yapısı ve Bütçe Sisteminden Kaynaklanan Sorunlar ........ 32
1.2.2.3.4. Bütçenin Kodlama Yapısından Kaynaklanan Problemler ....................... 33
1.2.2.3.5. Bütçe Uygulamaları Hakkında Zamanında ve Net Bilgi Elde Edilememesi
............................................................................................................................... 34
1.2.2.3.6. Bütçenin Stratejik Karar Alma ve Orta Vadeli Hedefleri Gerçekleştirmeye
Olanak Tanımaması ................................................................................................ 34
1.2.2.3.7. Parlamentonun Bütçe Üzerindeki Etkinliğinin Yetersiz Kalması ............ 35
1.2.2.3.8. Bütçenin Muhasebe ve Raporlama Sürecinde Karşılaşılan Problemler . 36
1.2.2.4. Mali Yönetimde Ġyi YönetiĢim ve Saydamlığın Olmaması ............... 37
1.2.2.5. Kamu Kaynaklarının Kullanımında Performans Kriterlerinin
Olmaması ........................................................................................................ 38
1.2.2.6. Kamu Gelir ve Giderlerinin Denetiminin Yetersiz Olması................ 39
1.2.2.7. Kamu Harcama Sürecinde Yetki-Sorumluluk Dengesinin
Kurulamaması ................................................................................................. 40
1.2.2.8. Harcama Sürecinde Katı Ön Kontrol ve Vize Uygulamalarının Olması
......................................................................................................................... 41
ĠKĠNCĠ BÖLÜM ........................................................................................................ 43
2. ĠÇ KONTROL ANALĠZĠ ...................................................................................... 43
2.1.Tanım ve Kapsam ............................................................................................. 43
2.2.Ġç Kontrolün Etkinliği ile Ġlgili Sınırlar ............................................................ 46
2.3. Tarihsel GeliĢimi ............................................................................................. 47
2.3.1. Dünya Örnekleri ....................................................................................... 50
2.3.1.1. Amerika BirleĢik Devletleri - New York Eyaleti Hükümeti .............. 51
2.3.1.2. Avrupa Birliği Üye Ülkelerinde Mali Kontrol Uygulamaları ............ 52
2.3.1.3. OECD Ülkelerinde Mali Kontrol ....................................................... 54
v
2.3.1.3.1. Ademi Merkeziyetçi Yaklaşım ................................................................ 54
2.3.1.3.1.1. Birleşik Krallık (İngiltere) ................................................................. 55
2.3.1.3.1.2. Hollanda ( Özellikle Tarımsal Harcamalarda ) ................................. 56
2.3.1.3.2.Merkeziyetçi Yaklaşım............................................................................. 56
2.3.1.3.2.1. Fransa .............................................................................................. 56
2.3.1.3.2.2. Portekiz ........................................................................................... 57
2.3.1.4. AB Müktesabatına Uyum Programı ve SIGMA ................................ 57
2.3.1.5. Anglofon Afrika Ülkeleri Mali Kotrol ............................................... 57
2.3.1.6. Frankofon Afrika Ülkeleri.................................................................. 59
2.3.1.7. Eski Sovyet Bloğu Ülkeleri ................................................................ 60
2.3.1.8. Eski Yugoslavya Ülkeleri .................................................................. 60
2.3.1.9. Bulgaristan ......................................................................................... 62
2.3.1.10. Hırvatistan ........................................................................................ 62
2.3.1.11. Romanya .......................................................................................... 62
2.3.2. Uluslar Arası KuruluĢlar ........................................................................... 63
2.3.2.1. Ġç Denetçiler Enstitüsü (IIA) .............................................................. 63
2.3.2.2.Uluslararası Yüksek Denetleme KuruluĢları Örgütü(INTOSAI) ........ 63
2.3.2.3. The Committee of Sponsoring Organisations of the Treadway
Commission (COSO) ...................................................................................... 64
2.3.2.4. Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (IFAC) .............................. 65
2.3.2.5.Bilgi Sistemleri Denetimi ve Kontrolü Derneği (ISACA) .................. 66
2.4.Ġç Kontrol Sistemi ............................................................................................ 66
2.4.1. Kontrol Ortamı .......................................................................................... 66
2.4.2. Risk Değerlendirme: ................................................................................. 67
2.4.3. Kontrol Faaliyeti: ...................................................................................... 68
2.4.4. Bilgi ve ĠletiĢim: ....................................................................................... 69
2.4.5. Gözetim:.................................................................................................... 70
2.4.6.Riske Cevap Verme: .................................................................................. 71
2.4.7. Bilgi ve ĠletiĢim: ....................................................................................... 71
2.4.8. Gözetim:.................................................................................................... 71
2.5.Standartlar ........................................................................................................ 72
2.5.1. INTOSAI Ġç Kontrol Standartları ............................................................. 72
vi
2.5.1.1. Genel Standartlar ................................................................................ 73
2.5.1.1.1. Makul Güvence: ..................................................................................... 73
2.5.1.1.2. Destekleyici Tutum................................................................................. 73
2.5.1.1.3. Dürüstlük ve Yeterlilik ............................................................................ 74
2.5.1.1.4. Kontrol Hedefleri.................................................................................... 74
2.5.1.1.5. Kontrollerin Gözetimi ............................................................................. 75
2.5.1.2. Ayrıntılı Standartlar ........................................................................... 75
2.5.1.2.1. Belgeleme .............................................................................................. 76
2.5.1.2.2. İşlemlerin Anında ve Uygun Kaydı ......................................................... 76
2.5.1.2.3. İşlemlerin Onaydan Geçirilmesi ve Görevlerin Ayrılması ....................... 76
2.5.1.2.4. Gözetim .................................................................................................. 77
2.5.1.2.5. Kaynaklara ve Kayıtlara Ulaşma ve Sorumluluk ..................................... 77
2.5.1.2. Avrupa Birliği Ġç Kontrol Standartları ............................................... 77
2.5.1.2.1. Kontrol Ortamı ....................................................................................... 80
2.5.1.2.1. 1. Ahlak Kuralları ve Dürüstlük ........................................................... 80
2.5.1.2.1. 2. Misyon, Rol ve Görevler ................................................................. 80
2.5.1.2.1. 3. Personel Yetkinliği ( İşe Alım, Eğitim Ve Yer Değişikliği )................ 81
2.5.1.2.1.4. Personel Performansı ...................................................................... 81
2.5.1.2.1.5. Hassas Görevler............................................................................... 81
2.5.1.2.1.6. Yetki Verme ..................................................................................... 81
2.5.1.2.1.7. Hedef Belirleme .............................................................................. 82
2.5.1.2.1.8. Çok Yıllı Programlama (Sadece Çok Yıllı Bütçeye Sahip Olan
Faaliyetlere Uygulanabilir) ................................................................................. 82
2.5.1.2.1.9. Yıllık Yönetim Planı .......................................................................... 82
2.5.1.2.1.10. Hedeflere İlişkin Performansın İzlenmesi ..................................... 82
2.5.1.2.1.11. Risk Analizi ve Yönetimi ................................................................ 83
2.5.1.2.1.12. Yeterli Yönetim Bilgisi ................................................................... 83
2.5.1.2.1.13. Evrak Kayıt ve Dosyalama Sistemleri ............................................ 83
2.5.1.2.1.14. Hataları Raporlama ....................................................................... 84
2.5.1.2.1.15. Yöntemlerin Belgelendirilmesi ...................................................... 84
2.5.1.2.1.16. Görevler Ayrılığı ............................................................................ 84
2.5.1.2.1.17. Gözetim ......................................................................................... 85
2.5.1.2.1.18. İstisnaları Kaydetme ...................................................................... 85
vii
2.5.1.2.1. 19. Faaliyetlerin Sürekliliği ................................................................. 85
2.5.1.2.1. 20. İç Kontrole İlişkin Zayıf Yönlerin Kaydedilmesi ve Düzeltilmesi ... 86
2.6. Ġç Denetim ve Ġç Kontrol ................................................................................. 86
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ................................................................................................... 89
3.TÜRK KAMU MALĠ YÖNETĠMĠNDE DÖNÜġÜM – ĠÇ KONTROLÜN
UYGULANABĠLĠRLĠĞĠ ........................................................................................... 89
3.1. Kamu Mali Yönetiminde DönüĢüm ÇalıĢmaları ............................................. 89
3.1.1. Sekizinci BeĢ Yıllık Kalkınma Planı ........................................................ 90
3.1.2. 2001 Yılı Programı ................................................................................... 91
3.1.3. 2002 Yılı Programı ................................................................................... 91
3.1.4. 2003 Yılı Programı ................................................................................... 91
3.1.5. 59 uncu Hükümet Programı ...................................................................... 91
3.1.6. Acil Eylem Planı ....................................................................................... 92
3.1.7. Türkiye‟de Saydamlığın Artırılması ve Kamuda Etkin Yönetimin
GeliĢtirilmesi Eylem Planına ĠliĢkin Bakanlar Kurulu Prensip Kararı ............... 92
3.1.8. IMF‟ye Verilen Niyet Mektuplarında Yer Alan Taahhütler ..................... 92
3.1.9. 2001 Ulusal Programı ............................................................................... 93
3.1.10. 2003 Ulusal Programı ............................................................................. 93
3.1.11. Katılım Ortaklığı Belgesi ........................................................................ 93
3.1.12. 2001-2002 ve 2003 Yılı Ġlerleme Raporları............................................ 94
3.2. 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ................................... 95
3.2.1. Kamu Mali Yönetimi ve Ġlkeleri ............................................................... 96
3.2.1.1. Mali Disiplin ...................................................................................... 97
3.2.1.2. Mali Saydamlık .................................................................................. 98
3.2.1.3. Hesap Verebilirlik .............................................................................. 99
3.2.1.4. Maliyet Etkililik ............................................................................... 102
3.2.2. Sistemin Unsurları .................................................................................. 103
3.2.2.1. Orta Vadeli Bütçeleme Sistemi ........................................................ 103
3.2.2.1.1. Orta Vadeli Program ........................................................................... 106
3.2.2.1.2. Orta Vadeli Mali Plan ........................................................................... 106
3.2.3. Stratejik Planlama ................................................................................... 108
3.2.5. Çok Yıllı Bütçeleme ............................................................................... 114
viii
3.2.6. Analitik Bütçe Kod Yapısı ...................................................................... 116
3.2.7. Muhasebe Mali Raporlama ve Mali Ġstatistikler..................................... 117
3.2.7.1. Muhasebe Sistemi ............................................................................ 117
3.2.7.2. Mali Raporlar ................................................................................... 119
3.2.7.3. Mali Ġstatistikler ............................................................................... 119
3.3. Ġç Kontrol ve Ön Malî Kontrole ĠliĢkin Usul ve Esaslar ............................... 119
3.4.Kamu Ġç Kontrol Standartları Tebliği ............................................................ 120
3.4.1.Kamu Ġç Kontrol Standartları .................................................................. 124
3.4.1.1. Kontrol Ortamı Standartları ............................................................. 124
3.5. Ġç Kontrole ĠliĢkin Yetki ve Sorumluluklar ................................................... 125
3.5.1. Üst Yöneticiler ........................................................................................ 125
3.5.2. Harcama Yetkilileri................................................................................. 126
3.5.3. Mali Hizmetler Birimi ............................................................................ 127
3.5.4. Muhasebe Yetkilileri............................................................................... 129
3.5.5. GerçekleĢtirme Görevlileri ..................................................................... 130
3.5.6. Ġç Kontrole ĠliĢkin Ortak Sorumluluk ..................................................... 131
3.5.7. Ġç Kontrole ĠliĢkin Merkezi UyumlaĢtırma Birimi ................................. 131
3.6. Ġç Kontrolün Uygulanabilirliği ...................................................................... 133
3.6.1. Devletin Ġç Kontrolün Uygulanabilirliğine ĠliĢkin Kararlılığı ................ 135
3.6.2. Bürokratik Teknik Kadronun Ġç Kontrolün Uygulanabilirliğine ĠliĢkin
Kararlılığı .......................................................................................................... 135
3.6.3. Mali Hizmet Biriminin / Uzmanların Ġç Kontrolün Uygulanabilirliğine
ĠliĢkin Kararlılığı............................................................................................... 135
3.7. Ġç Kontrolün Uygulanmasında Anket/GörüĢme Analizi ............................... 135
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM ............................................................................................ 140
SONUÇ VE DEĞERLENDĠRMELER ................................................................... 140
4.Tüm Ġç Kontrol Sisteminin Değerlemesi ........................................................... 140
4.1.Kontrol Ortamı ............................................................................................ 140
4.2.Risk Değerlemesi ........................................................................................ 140
4.3.Kontrol Faaliyetleri ..................................................................................... 140
4.4.Bilgi ve ĠletiĢim .......................................................................................... 140
4.5.Ġzleme.......................................................................................................... 141
SONUÇ .................................................................................................................... 141
ix
KAYNAKÇA ........................................................................................................... 143
ÖZGEÇMĠġ ............................................................................................................. 147
x
KISALTMALAR DĠZĠNĠ
5018
KAMU MALĠ YÖNETĠMĠ VE KONTROL KANUNU
a.g.e.
ADI GEÇEN ESER
AB
AVRUPA BĠRLĠGĠ
ABD
AMERĠKA BĠRLESĠK DEVLETLERĠ
COCO
KANADA ĠÇ KONTROL MODELĠ
COSO
SAHTE MALĠ RAPORLAMA ULUSAL KOMĠSYONU SPONSOR
KOMĠTESĠ
ÇEV.
ÇEVĠREN
DPT
DEVLET PLANLAMA TESKĠLATI
GAO
AMERĠKA BĠRLEġĠK DEVLETLERĠ SAYIġTAYI
GSYĠH
GAYRI SAFĠ YURT ĠÇĠ HASILA
IIA
INSTĠTUTE OF INTERNAL AUDĠTORS (ĠÇ DENETÇĠLER
ENSTĠTÜSÜ)
IMF
INTERNATIONAL MONETARY FUND (ULUSLAR ARASI
PARA FONU)
INTOSAI
INTERNATĠONAL ORGANĠZATĠON OF SUPREME AUDĠT
INSTĠTUTĠONS (ULUSLARARASI SAYISTAYLAR BĠRLĠGĠ)
ĠDKK
ĠÇ DENETĠM KOORDĠNASYON KURULU
KMYKK
KAMU MALĠ YÖNETĠMĠ VE KONTROL KANUNU
OECD
ORGANISATION FOR
ECONOMIC
CO-OPERATION AND
DEVELOPMENT (EKONOMĠK ĠġBĠRLĠĞĠ VE KALKINMA
TEġKĠLATI)
PEB
PERFORMANS ESASLI BÜTÇELEME.
RG
RESMĠ GAZETE
s.
SAYFA
xi
T.C.
TÜRKĠYE CUMHURĠYETĠ
TESEV
TÜRKĠYE EKONOMĠK VE SOSYAL ETÜDLER VAKFI
1
GĠRĠġ
ÇALIġMANIN KAPSAMI
XX. yüzyılın son çeyreğinden itibaren dünyayı etkisi altına almaya baĢlayan
küreselleĢme olgusu kamu yönetiminde köklü değiĢikliklerin yapılmasını zorunlu
hale getirmiĢtir. DeğiĢik zamanlarda ortaya atılan kuramlar neticesinde kamunun
görevleri ve fonksiyonları tartıĢılır hale gelmiĢtir. Yani kamu yönetiminin
modernleĢtirilmesi, ekonomik refahın artırılması ve toplumsal düzenin, kiĢisel hak ve
özgürlüklerin korunması/iyileĢtirilmesi hedeflenmektedir. Bu hedefler tüketicilerin
ve çevrenin korunması, eğitim, sağlık ve benzeri sosyal hedeflere yönelik artan
beklentilerin karĢılanması konularında devletin rolünü ve kapasitesini yeniden
tanımlamakla ilgilidir. Bu geliĢme, kamu kesiminde özelikle mali yönetim ve
denetim anlayıĢlarında yeni arayıĢları beraberinde getirmiĢtir. Bu süreç; politikaların
ve önceliklerin belirlenmesi, ülke kaynaklarının belirtilen politikalara uygun olarak
tahsis edilmesi, kamu kaynaklarının ekonomik, etkin ve verimli bir Ģekilde
harcanmasını sağlamaya yönelik kontrol ve denetim mekanizmalarının kurulmasını
da beraberinde getirmiĢtir.
ÇALIġMANIN AMACI
Bu açıklamalardan anlaĢılacağı üzere Ülkemizde de, 8. BeĢ Yıllık Kalkınma
Planı, 2001, 2002, 2003 Yılları Programları, 59. Hükümet Programı, Acil Eylem
Planı, Türkiye‟de Saydamlığın
Arttırılması
ve Kamuda
Etkin Yönetimin
GeliĢtirilmesi Eylem Planı (Bakanlar Kurulu Prensip Kararı), Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması ve Mali Saydamlık Özel Ġhtisas Komisyonu Raporu,
Stand-By AnlaĢması Uyarınca IMF‟ye Verilen Niyet Mektupları, 2001 ve 2003 yılı
Ulusal Programları ve Avrupa Birliği Katılım Ortak-lığı Belgesi çerçevesinde, gerek
Avrupa Birliği‟ne gerekse ülke içi kamuoyuna, kamu kurum ve kuruluĢlarının gelir
ve giderlerine iliĢkin tekil iĢlemlerin mevzuata uygun-luğunun ve mali tabloların
doğruluğunun tespiti ka-dar, bu mali iĢlem ve hesapları üreten sistemlerin ve
mekanizmaların
rasyonelliği
ile
bunların
verimli
ve
etkili
bir
biçimde
iĢlemediklerinin saptanmasına yönelik bir denetimin anlayıĢının gerekliliği ortaya
2
konulmuĢtur. Bu sayılanlar ülkemizde mevcut olan 1050 sayılı Muhasebe-i
Umumiye Kanunu kaldırarak 2003 yılında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanunun kabulünü zorunlu kılmıĢtır.
ÇALIġMANIN ĠÇERĠĞĠ
ÇalıĢma dört bölümden oluĢacaktır.
Birinci bölümde kamu mali yönetiminde dönüĢüm ihtiyacını ortaya koyan
nedenler dünyada ki geliĢmeler ıĢığında ve bu geliĢmelerin Türkiye ye yansıması
bağlamında değerlendirilecektir.
Ġkinci bölümde; iç kontrol sisteminin tanımı, amacı, kapsamı, standartları ve
ülke uygulamalarına yer verilerek ayrıntılı bir iç kontrol değerlendirilmesi
yapılacaktır.
Üçüncü bölümde Türkiye‟de 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve kontrol
kanunu çerçevesinde iç kontrol sisteminin uygulanabilirliği ile ilgili olarak yapılan
çalıĢmalara yer verilip iç kontrol sürecinde yer alan aktörlerle anket çalıĢması yapılıp
iç kontrolün uygulanabilirliği test edilecektir.
Dördüncü bölümde ise çalıĢmanın konusu ile ilgili sonuca yer verilecektir.
3
BĠRĠNCĠ BÖLÜM
1. KAMU MALĠ YÖNETĠMĠNDE DÖNÜġÜM ĠHTĠYACINI ORTAYA
ÇIKARAN NEDENLER
1.1. Dünyadaki GeliĢmelerin Etkisi
Dünyada, kamu yönetimi alanında son yıllarda ortaya çıkan yeni kamu
yönetimi (new public management) yaklaĢımı çerçevesinde birçok ülkede reformlar
yapılmaktadır. Bu yaklaĢım, kamu yönetiminin katılımcı ve paylaĢımcı, Ģeffaf ve
hesap verebilir, performans yönetimine dayalı, sonuç ve hedef odaklı, yerel ve
yerinden yönetim ağırlıklı olarak yürütülmesini öngörmektedir. Dünyada ortaya
çıkan bu yeni kamu yönetimi anlayıĢına paralel olarak, kamu mali yönetimi
anlayıĢında da önemli bir değiĢim yaĢanmaktadır. Kamu mali yönetimi alanındaki bu
değiĢimin ana eksenlerinin kamu kaynaklarının öncelikli kamu hizmetlerine tahsisi,
tahsis edilen kaynakların öngörülen amaçlarla uygun, etkili ekonomik ve verimli bir
Ģekilde kullanılması, idarelere ve harcama birimlerine bütçe hazırlama ve uygulama
sürecinde daha fazla yetki verilmesi, faaliyetlerinde esnekliğin artırılması ve kaynak
yönetiminde hesap verebilirlik ve saydamlığın sağlanması olduğu söylenebilir.
“Kamu yönetimi”nde bu değiĢimler çerçevesinde son yıllarda yer almakta
olan bazı kavram, ilke ve yöntemler yalnızca kamu yönetimini ilgilendirmekle ve
etkilemekle kalmamakta, doğası gereği mevcut kamu yönetimini esas alarak
yapılanan “kamu mali yönetimi” üzerinde de etkili olmaktadır.
1.1.1. Ġktisadi Nedenler
Dünyada kamu kaynaklarının etkili ekonomik ve verimli bir Ģekilde
yönetilmemesi ve düzenlemelerin etkin bir Ģekilde yapılmasından dolayı ülkeler
finansal krizlerle karĢılaĢmaktadır. KarĢılaĢılan finansal krizlerin çözüm yollarında
reform çalıĢmaları önem arz etmektedir. Bu bağlamda baĢlangıçta krizlerle mücadele
olan reformlar sonraları yerini devlet yapısındaki değiĢikliklere bırakmaktadır.
4
1.1.1.1. Devletin Yapısındaki DeğiĢmeler
Sınırlı olan kaynaklarını en iyi Ģekilde yönetme çabası içine giren ülkeler
değiĢik sistemler ve uygulamalar geliĢtirmiĢlerdir. Özellikle 1900 lü yıllardan
itibaren baĢlayıp hızla devam eden bu değiĢim hareketleri, kendisini daha çok
ekonomik ve mali alanda göstermiĢtir. Son zamanlarda birçok OECD üyesi ülkede
devletin rolü ve iĢlevlerine yönelik çeĢitli kamu yönetimi reformları uygulanmaya
baĢlamıĢtır. Bu reformlardan sonra kamunun yeniden yapılanması çalıĢmaları OECD
üyesi ülkelerin büyük çoğunluğunun gündeminde yer almaktadır1. Farklı dönemlerde
ortaya çıkan değiĢik yönetim anlayıĢlarının hepsinde temel amaç, toplumsal refahı
arttırmak olmuĢtur. Dünyadaki uygulamalar incelendiğinde, çok sayıda ülkede kamu
mali yönetim alanında yenilikçi çabaların olduğu hatta bu çabaların ülkelerin büyük
çoğunluğunda belirli bir süreç dahilinde ilerlediği gözlenmiĢtir2. Reform süreci
geçiren ülkelerin en iyi örneklerini Yeni Zelanda, Ingiltere, Avustralya, Isveç ve
Fransa oluĢturmaktadır3.
1.1.1.2. Devlet Faaliyetlerinin GeniĢlemesi
1929 Dünya ekonomik buhranı ile baĢlayan ve ikinci dünya savaĢından sonra
hız kazanan sosyal devlet olma çabaları ile birlikte devletlerin ekonomik ve sosyal
alandaki etkinliği ve sorumlulukları artmıĢtır. Bu durum devletlerin faaliyet
alanlarının geniĢlemesine ve çeĢitlenmesine yol açmıĢtır. Dolayısıyla kamu
kesiminin ekonomi üzerindeki ağırlığı artmıĢtır. Devletin ya da kamunun faaliyet
gösterdiği alanlar eğitim, sağlık, enerji, sosyal güvenlik, tarım, bankacılık, ulaĢtırma
vb. olarak farklı hizmetler Ģeklinde dağılmıĢtır. Faaliyet alanı geniĢleyen yönetimler
zamanla yapmıĢ oldukları bu hizmetlerin hepsini karĢılayabilmek için yeteri kadar
kaynak ayıramaz duruma gelmiĢlerdir. Çünkü bu tür harcamalar bütçe üzerinde çok
büyük yükler oluĢturmaya baĢlamıĢtır. Yapılan bu harcamaların finansmanı da
mevcut kaynaklarla karĢılanamadığı için borçlanma yoluna gidilmiĢtir. Bu süreçte
ülkelerin borç yükleri de hızla artmıĢtır. Bunun sonucunda da devletin harcamaları
1
ARIN, T., “Parlamenter Bütçe Denetiminin Plan ve Bütçe Komisyonu Yapı ve ĠĢlevleri Üzerine
Uluslararası KarĢılaĢtırma., TESEV, Seminer, s.1 Ġstanbul, 1999
2
http://www.ekutup.dpt.gov.tr/kamumali/karabacs/isvec.html , (25.11.2008)
3
KARABACAK, S., “Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması” Ġsveç Örneği., Yıllık
Programlar ve Konjonktür Değerlendirme Genel Müdürlüğü Finansman Dairesi, DPT, s.1 Ankara,
2005
5
bütçe kaynakları ile karĢılanamaz hale gelmiĢtir. Bu sebeple de devletin
fonksiyonları tartıĢma konusu olmuĢtur4. Burada tartıĢma konusu olan durum, ya
devletin faaliyet alanları daraltılması ya da devlet tarafından yürütülen faaliyetlerin
Ģekli ve kompozisyonu değiĢtirilmesidir.
Yönetimleri, mali yönetim alanında değiĢim yapmaya zorlayan sebeplere
bakıldığında aslında ülkeler arasında pek çok benzerliklerin olduğu görülmektedir.
Bunların baĢında, literatürde bazen „„üç açık‟‟ (three deficit) olarak da bilinen olgu
gelmektedir. Üç açığı oluĢturan unsurların baĢında, „„bütçe açığı‟‟ (budget deficit)
gelmektedir. Ġkinci açık ise „„güven açığı‟‟ (trust deficit) dır. Son olarak da
„„performans açığı‟‟ (performance deficit) gelmektedir. Bu açıkların ortaya çıkma
süreci ve nedenleri de birbiri ile yakından ilgilidir.5
Son zamanlarda kamunun artan fonksiyonları sonucu olarak faaliyetlerinden
vazgeçmesi gerektiği, çünkü kaynak israfına ve verimsizliğe neden olduğu
gözlenmiĢtir.
Kamuda
verimsizliğe
kaynağı
olarak
ise
performans
açığı
gösterilmektedir. Bundan kamu kesiminin küçültülmesi gerektiğini savunanlar
olmuĢtur.
Kamudaki yönetim sorunu sonucu kamuoyunda da bir güvensizlik hasıla
gelmiĢtir. Yönetimlerin yolsuzluk, usulsüzlük, kayırmacılık ve kötü yönetim
uygulamaları sonucu meydana gelen güven açığı, ülkeleri iyi yönetim arayıĢlarına
itmiĢtir.
1.1.1.2.1. Refah Devleti Dönemi
20. yüzyılda liberal devlet ile sosyalist devlet arasında bir üçüncü yol olarak
ortaya çıkmıĢtır. Modern refah devletinin temelinde baĢlıca iki neden yatmaktadır.
Ġlki, 1929 yılındaki Büyük Ekonomik Bunalım‟ın ardından, liberal devletin baĢarısız
olarak görülmesi ve yeni bir devlet anlayıĢına duyulan gereksinimdir. Ekonomide
yaĢanan kriz dolayısıyla ABD‟de ortaya çıkan ve giderek artan iĢsizlik ve yoksulluk,
diğer ülke ekonomilerine de sıçramıĢ, bu durumu önlemek üzere tam istihdam ve
talep yönetimi politikaları güden müdahaleci Keynesyen ekonomiye geçilmiĢtir.
4
YILMAZ, O., “Kamu Yönetimi Reformu: Genel Eğilimler ve Ülke Deneyimleri” DPT, s.3
Ankara, 2001
5
YILMAZ, O., a.g.e. s.3
6
Refah Devleti6 teriminin günümüzdeki anlam ve içeriğini, 1929 Dünya Ekonomik
bunalımından sonra geliĢtirilen devletçi ya da Keynesci politikaların bir ürünü olarak
kazandığı7 yaygın olarak kabul edilen bir görüĢ olarak karĢımıza çıkmaktadır.
19. yüzyılın baĢlarında; Klasik ekolün savunduğu gibi sanayileĢme sürecinde
pazarın kendi haline bırakılması ve özgürce çalıĢmasının sonuçta toplumsal refahı
arttırmadığı tersine toplumda gelir dağılımında büyük eĢitsizliklere ve sosyal
gerginliklere yol açtığı görülmüĢtür. SanayileĢme sürecinde klasik devlet ve bunun
arkasındaki sözleĢme kuramları da geçerliliğini yavaĢ yavaĢ kaybetmiĢ, buna ek
olarak demokrasinin giderek güçlenmesi ile klasik ekolde devletin varlık nedeni
negatif hak ve özgürlüklerin korunması iken, söz konusu toplumsal eĢitsizlikler
devletin varlık nedenine pozitif hak ve özgürlükleri de eklemiĢ ve bu süreç refah
devletinin ortaya çıkmasına neden olmuĢtur8.
Refah devletinin ortaya çıktığı bu süreçte Keynes‟ in Klasiklerin devlet
anlayıĢını Ģiddetle eleĢtirerek devletin ulusal ekonomi içerisindeki rolünün ve
iĢlevlerinin arttırılması düĢüncesini savunması kamu kesiminin genel ekonomi
içerisindeki yerinin geniĢlemesine yol açmıĢtır. Keynes‟e göre devlet, kaynak
dağılımında etkinliğin sağlanması, ekonomik kalkınmanın, fiyat istikrarının ve tam
istihdamın gerçekleĢtirilmesi ve gelir dağılımının daha adil hale getirilmesinde
ekonomide aktif rol oynamalıdır9. Bu anlamda Keynes, devletin ekonomiye
müdahalesini zorunlu görmekte, devleti iktisadi ve sosyal refahtan, ekonomik
kalkınma ve istikrardan sorumlu tutmaktadır10.
Öte yandan 1. Dünya SavaĢı yıllarında devletlerin ekonomik ve toplumsal
alanlara yönelik düzenlemeleri artmakla birlikte, refah devleti politikalarında bir
durgunluk yaĢanmıĢtır. Ġki dünya savaĢı arasındaki geliĢmeler, Batı toplumlarında
6
SAVAġ V., F., “ Politik YozlaĢma Ortamında Refah Devletin’ nden Minimal Devlet’ e”,
Ġçinde. Dokuz Eylül Üniversitesi ĠĠBF Maliye Bölümü Politik YozlaĢma ve ġeffaf Yönetim
Sempozyumu, s: 189
7
GÜL S., S., Sosyal Devlet Bitti, YaĢasın Piyasa! Yeni Liberalizm ve Muhafazakarlık
Kıskacında Refah Devleti, Etik Yayınları, Ġstanbul 2004, s: 144
8
ÖZKIVRAK Ö., ve DĠLEYĠCĠ D., “21. Yüzyıldaki Eğilimler Doğrultusunda Türkiye’ de Piyasa
Ekonomisi ve Devlet”, Yeni Türkiye Dergisi, 2001/42, ss: 1267- 1268
9
ÖZTÜRK N., Piyasa BaĢarısızlığından Kamu Ekonomisinin BaĢarısızlığına Ekonomide
Devletin DeğiĢen Rolü, Palme Yayıncılık, Ankara 2007, s: 17
10
ÖZTÜRK N., a.g.e., s: 37
7
sosyalist partilerin güçlenmesi, devletin müdahale alanını daha da geniĢletmiĢ;
devletin, bireyleri toplumsal ve ekonomik hayatın öngörülemeyen değiĢmelerine
karĢı güvenceye alması gerektiği düĢüncesi giderek yaygınlık kazanmıĢtır11.
Sosyal refah devleti anlayıĢının benimsenmesi ve uygulamaya gidilmesinde
her biri arasında belirgin bir ayrım olmamakla birlikte iki önemli grup dayanak söz
konusudur. Bunlardan birincisi “etkinlikle ilgili dayanak veya sebeplerdir. Bilindiği
gibi bazı hizmetler ve görevler sadece devletçe yapılabilir. Keynesyen teori, kamusal
mallar, dıĢsallıklar, eksik piyasalar ve paternalizm bu argümanın altyapısını oluĢturan
unsurlardır. Ġkinci gurup dayanak ise “ahlaki, politik ve hukuki prensipler ve
tercihler”den oluĢmaktadır. Bu prensip ve tercihler özellikle adil dağılım ve yeniden
dağılımla iliĢkili, bireylerden, aileden ve toplumdan kimin sorumlu tutulabileceği ve
buna bağlı roller alabileceğini içeren unsurlardan oluĢur12.
Söz konusu dayanaklarla açıklayabileceğimiz Refah Devleti kısaca sosyal
refahın
optimizasyonu
müdahalelerde
amacıyla
bulunmasını
devletin
öngören
bir
ekonomiye
anlayıĢtır13.
aktif
Bu
ve
kapsamlı
anlayıĢta
piyasa
ekonomisinin baĢarısızlıklarını ve yetersizliklerini ortadan kaldırmak, en geniĢ
anlamıyla, devlet müdahalelerinin temel gerekçesini oluĢturmaktadır.
ĠĢsizlik, gelir dağılımında adaletsizlik, çevre kirliliği ve kentsel bozulmalar
gibi sorunlar piyasa ekonomisinin sosyal refahı kendiliğinden sağlayacağı yargısının
zedelenmesine neden olmuĢ, piyasa mekanizmasının ne anlamda ve ne koĢullarda
ekonomik etkinliği sağlayabileceği sorusunu gündeme getirmiĢtir. Neo – klasik
ekonomistler refah ekonomisi çerçevesinde bu sorunun çözümünü araĢtırmıĢlardır.
Bu bağlamda temelleri A.C. Pigou tarafından atılan eski refah ekolünde,
gelirin yeniden dağılımı sorunu kaynak dağılımında etkinlik sorunu ile birlikte ele
alınıp incelenirken; Ġtalyan V. Pareto tarafından temelleri atılan yeni refah ekolünde
11
GÜL S., S., Sosyal Devlet Bitti, YaĢasın Piyasa!..., a.g.e., s: 146
12
GÖKBUNAR R., ve KOVANCILAR B., “ Soayal Refah Devleti ve DeğiĢim”, Süleyman Demirel
Üniversitesi ĠĠBF Dergisi , Y.1998, S.3, s: 253
13
AKTAN C., C., 21. Yüzyıl Ġçin Yeni Bir Devlet Modeline Doğru Optimal Devlet Kamu
Ekonomisinin ve Yönetiminin Yeniden Yapılanması ve Küçültülmesine Yönelik Öneriler,
Tüsiad Yayınları,Yayın No: TÜSĠAD-T/95, 2-174, Ġstanbul 1995, s: 73
8
gelirin yeniden dağılımı sorunu ikinci plana atılarak kaynak dağılımında etkinlik
sorunu ön plana çıkmaktadır14.
Buna göre Pareto Optimumu sadece kaynak dağılımında ekonomik etkinliği
optimumun yeterli koĢulu saydığından, yoksulların çok sayıda olduğu bir toplumda
eğer ekonomik etkinlik gerçekleĢtirilmiĢ ise sosyal refaha ulaĢıldığını kabul eder.
Pareto optimumuna göre, yoksulları daha yoksul hale getirmeden, zenginlerin
refahlarında ortaya çıkan her artıĢ sosyal refahta da bir artıĢ olarak kabul
edilmektedir.
Paretocu değer yargılarına göre tanımlanan sosyal refahın, tam rekabetin
geçerli olduğu piyasada veri bir gelir dağılımı altında sağlanacağı kabul edilmekle
birlikte Ģu dört koĢulun varlığı aranmaktadır: bilgili tüketicilerin olması, üretimde
ölçeğe göre içsel ekonomilerin olmaması, tüketim ve üretimde dıĢsal ekonomilerin
olmaması, kamusal malların olmaması15.
Bu koĢullardan birinin bulunmaması durumunda piyasa ekonomisi içerisinde
Pareto optimumuna ulaĢılamayacağını kabul eden Neo - klasikler, bu durumlarda
sınırlı olarak devletin ekonomiye müdahale etmesinin uygun olacağını ileri
sürmüĢlerdir16. Dolayısıyla devletin ekonomik hayata müdahalesi, bir bakıma,
toplumsal refahın gerçekleĢtirilmesi amaç ve çabasının doğal bir sonucudur. Bütün
mesele, toplumsal refahın gerçekleĢtirilmesinde kaynakları kullanırken etkinliğin ne
ölçüde gözetildiğinde ve kaynak tahsisindeki uygunlukta yatmaktadır17. Yani kısaca
bu durumda devlet müdahalesinin optimum düzeyi ile kaynakların etkin kullanımı
açısından kamusal faaliyetlerin miktar ve bileĢiminin ne Ģekilde olacağı konusu
gündeme gelmektedir. Bu durum da bizi bireysel tercihlerden kolektif tercihlere
ulaĢılması sorununa götürür.
14
ÇELEBĠ K, Kamu Ekonomisi Analizi Kamu Ekonomisinin Büyüklüğü Sorunu , Emek
Matbaası, Manisa- 2000, s: 40- 41
15
ÇELEBĠ K., a.g.e. , s:43-45
16
17
ÇELEBĠ K., a.g.e. , s:50
ĠNAN Ö., “Ekonomik Hayatta Devletin Ağırlığı ve Verimliliğe Etkisi”, Erciyes Üniversitesi ĠĠBF
Dergisi, S.15, 1999, s: 76
9
Buna göre sosyal refah kavramını, bir kriter veya bir endeks olarak toplumun
“siyasal karar alma” süreci ile belirlenen amaçlarına ne ölçüde ulaĢtığını gösteren18
bir ölçü olarak tanımlamak yanlıĢ olmayacaktır. Bu açıdan bakıldığında
demokrasinin geliĢimi ile sosyal refah devletinin geliĢimi arasındaki paralellik
çalıĢmamız açısından önem arz etmektedir.
ġöyle ki; klasik demokrasinin temel ilke ve kurumları olan seçim ve temsil
ilkesi, parlamento, temel haklar ve anayasalcılık hareketleri nin 17. Yüzyıldan
itibaren siyasi tartıĢma ve mücadelelerin ana konusu haline gelmesine rağmen
çoğulcu ve katılımcı demokrasi anlayıĢının yaygınlık kazanması sosyal refah devleti
uygulamalarıyla birlikte ortaya çıkmıĢ ve geliĢmiĢtir19. Bu dönemde devlet,
politikalarını toplumun istekleri doğrultusunda oluĢturma çabasıyla, çoğulculuk
ilkesinin ve demokratik sorumluluğun bir gereği olarak baskı ve çıkar gruplarının
oluĢumunu, varlığı ve etki uygulamasını sağlayıcı yasal ve kurumsal düzenlemeler
gerçekleĢtirmiĢtir. Siyasal haklardan yararlanma olanağı geniĢledikçe özellikle iĢçi
sınıfı ve düĢük gelire sahip olan diğer sınıflar, siyasal baskı grupları oluĢturarak
sosyal güvenlik, sigorta, eğitim, sağlık gibi alanlarda pek çok isteklerini devletten
açıkça talep etmeye baĢlamıĢlardır.
Böylece ekonomide ağırlık yalnızca halkın temsilcilerinde olmamıĢ çıkar
grupları da devreye girmiĢtir20. Bu, devletin demokratik sorumluluğun bir gereğidir.
Aynı sorumluluk toplumun örgütsüz kesimlerinin de seslerini duyuracak yönetsel
mekanizmaların da devlet tarafından sağlanmasını ve iĢletilmesini gerektirir . Bu
gerekirlik, bu sürece çıkar grupları ile birlikte bürokrasinin de katılımını sağlamıĢ
bulunmaktadır21. Böylece , karar alma süreçlerinde bürokrasi- politikacı- seçmençıkar grupları arasındaki iliĢki çerçevesinde, sosyal refahı artırmaya yönelik
politikalar, bu amaca hizmet etmek yerine kiĢisel refahı arttırma amacına yönelmiĢ
ve bu döngü de kamu harcamalarının artmasına sebep olarak tartıĢma konusu
18
SAVAġ V., F., Piyasa Ekonomisi ve Devlet , Liberte Yayınları, 2. Baskı, Ankara 2000, s: 27
19
GÖKBUNAR R., ve KOVANCILAR B., a.g.e., s: 254
20
KOVANCILAR B, “ÇağdaĢ Liberal DüĢüncede Demokratik Karar Alma Mekanizması ve Bütçe
Harcamalarında Popülist Eğilimler”, Celal Bayar Üniversitesi ĠĠBF Yönetim ve Ekonomi
Dergisi, Y.1997, s.3, s: 207
21
SEZER B., U., “Büyük Devlet - Küçük Devlet TartıĢması”, Amme Ġdaresi Dergisi, C.25, S.4,
Aralık 1992, s: 13
10
yapılmıĢtır. Bu konu ilerleyen bölümlerde ele alınacak olmakla birlikte Refah Devleti
uygulamalarının sorgulanması aĢamasında önemli bir argüman olarak karĢımıza
çıkmaktadır.
1929 Dünya Ekonomik Buhranından sonra, sanayileĢme döneminin getirdiği
sosyal ve ekonomik sorunlara karĢı etkinliğe yönelik arayıĢlar ve demokratikleĢme
süreci ile birlikte yaygın uygulama alanı bulan Refah Devleti 1970‟ lerde yaĢanan
petrol krizlerinin ortaya çıkardığı sorunlarla sorgulanmaya baĢlamıĢ ve 1980‟ lerde
sanayileĢme sonrası dönemin getirdiği değiĢim yönündeki baskı ve küreselleĢme gibi
hem ekonomik hem de toplumsal yönü olan olgularla kurumlarıyla birlikte ciddi
krizler yaĢamıĢtır.
1940- 1970‟ li yıllar arasında altın yıllarını yaĢayan Keynesci refah
devletinde, dünya kapitalist sisteminin gerek merkez, gerekse çevre ülkelerinde kamu
harcamaları artmıĢ, borç krizleri yükselmiĢ ve kamu yönetiminin aĢırı yüklenmiĢliği,
verimsizliği ve yönetilemezliği tezleri ileri sürülmüĢtür. Bu görüĢlerin temelde iki
dayanak noktası olmuĢtur. Bunlardan ilki, çoğulcu demokratik süreçte, kitlesel
taleplerin devlet alanını sürekli geniĢlettiği, harcamaları arttırdığı ve kamu
yönetiminde verimliliği ve kaliteyi düĢürdüğüdür. Diğeri de günümüzde artık
geleneksel kamu- özel yönetim ayrımının anlamsızlaĢtığıdır. Bunun en önemli
nedeni olarak, bilgisayar sistemleri üzerine kurulu bilgi ve iletiĢim teknolojilerinin
değiĢime yol açtığı ve özünde post - Fordist nitelikte olduğudur22.
Çünkü modern dönemin Weberyan bürokratik yapılanması ve iĢ yapma
sistemi ile kurumlaĢan devlet örgütü, farklılaĢan ve artan iĢlevleri yerine getirmek
için daha karmaĢık ve daha derinleĢen bir yapı haline almaya baĢlamıĢtır. HiyerarĢik
olarak düzenlenmiĢ farklı ama birbirine bağımlı ve birbirini tamamlayan pek çok alt
kurum ve makamlar zinciri ortaya çıkmıĢtır. Rasyonel kurallara göre yönetilen,
kiĢisellikten uzak ve tam bir kurumsal yapıya ulaĢmakla, esasında, devletin
toplumdan soyutlanması da tamamlanmıĢ olur23.
22
GÜL S., S., “Kamu Yönetiminde Kalite, Piyasa ve MüĢteri ArayıĢlarının Ġdeolojik Temelleri”,
Kamu Yönetiminde Kalite 2. Ulusal Kongresi, 21 - 22 Ekim 1999, s: 69- 70
23
PARLAK B., “KüreselleĢme Sürecinde Modern Ulus - Devlet ve Kamu Yönetimi”, ÇağdaĢ Kamu
Yönetimi- 1, s:355
11
Öte yandan devletin geleneksel görevlerine ek olarak, refah devleti
kimliğinden doğan yeni görevler, devleti oluĢturan kadroların ( politikacı ve
bürokratın) siyasi ve idari takdir yetkisiyle zor kullanma gücünü arttırmıĢ, bu artan
güç, gereği gibi kontrol edilmemesi nedeniyle politikacı ve bürokratın çıkar aracı
haline dönüĢerek24 kamu harcamalarının israfa dönüĢmesine sebep olmuĢtur.
Refah devleti döneminde yukarıda açıklamasına yer verilen sebeplerle devasa
bir yapı haline bürünen hantal devlet in Keynesyen politikaları 1970‟ li yıllara
damgasını vuran krizlere çözüm olamamıĢ ve bu dönemden sonra sorgulanmaya
baĢlanmıĢtır.
1.1.1.2.2. Refah Devletinin Krizi
KüreselleĢmenin baĢladığı ve Neo–liberalizmin dominant düĢünce akımı
haline geldiği 1970‟li yıllar sonrası yeni dönemde ise, refah devleti baĢta Avrupa‟da
olmak üzere krize girmiĢtir. Bu durum, Sanayi Toplumu‟ndan Bilgi Toplumu‟na,
ulusal kapitalizmden küresel kapitalizme geçiĢ koĢullarının doğurduğu bir sonuçtur.
Özellikle 2. Dünya SavaĢından 1980 yılı baĢlarına kadar geçen dönemde, pek çok
ülkede kamu ekonomisinin fonksiyonları dolayısıyla kamu harcamaları önemli
ölçüde arttırılmıĢtır25.
Refah devletleri için güzel günlerin bittiği, sorunların baĢladığı yeni
dönemde, özellikle geliĢmiĢ ülkelerde, hükümetlerin sosyal harcamalar için milli
gelirden ayırdıkları payın sürekli büyüdüğü ve giderek katlanılamaz bir hacme
ulaĢarak, ülkelerin rekabet güçlerini zayıflatır hale getirdiği öne sürülmektedir. Bu
durum, refah devletinin mevcut haliyle sürdürülebilmesini imkansız kılmıĢtır. Konu
baĢlangıçta devlet gelir ve giderleri ile ilgili sanılmıĢ ve bu nedenle de maliye
biliminin konularından biri olarak ele alınmıĢ26 ve öncü nitelikli çalıĢmalarda kamu
harcamalarının artıĢ sebepleri makro modellerle açıklanmaya çalıĢılmıĢtır. Söz
konusu modeller pek çok iktisatçı tarafından kabul edilmekle birlikte devlet gelir ve
giderlerinin hızla büyümesinin görünen sebepleri altında, mikro bazda çok önemli
24
SAVAġ V., F., “ Görünmez El, Rayonellik ve YozlaĢma”, Liberal DüĢünce, Güz 1997, s: 43
25
AKTAN C., C., ÇağdaĢ Liberal DüĢüncede Politik Ġktisat , DoğuĢ Matbaası, Ankara- 1994, s:
65- 67
26
SAVAġ V., Ġktisadın Tarihi, 4. Baskı, Siyasal Kitabevi, Ankara- 2000, s.1009
12
ekonomik, siyasi ve etik problemler olduğu özellikle 1986 yılı Nobel Ekonomi ödülü
sahibi James M. Buchanan‟ın kurucusu olduğu Kamu Tercihi Teorisi ile politik
sürecin analize tabi tutulması yoluyla ele alınmıĢtır. Buna göre, piyasa dıĢı karar
alma mekanizmasının ekonomik analizi veya temel olarak ekonomi biliminin politika
bilimine uygulanması olarak tanımlanan Kamu Tercihi Teorisinin konusunu aynı
zamanda politika biliminin konuları olan devlet teorisi, oylama kuralları, seçmenlerin
davranıĢı, parti politikaları, bürokrasi oluĢturmaktır. Bununla birlikte metodoloji de
aynıdır. Kamu tercihi teorisine göre birey her kim olursa olsun seçmen, politikacı
veya bürokrat olarak göstereceği temel davranıĢ, bencil rasyonellik ve faydasını
maksimize etmektir27.
Yeni dönemde aile yapısı (boĢanma oranları artmıĢ, tek ebeveynli aileler ve
18 yaĢından küçük anneler çoğalmıĢtır), demografik yapı (doğum oranları düĢmüĢ,
yaĢam süreleri uzamıĢ, yaĢlı nüfus çoğalmıĢ, bağımlılık oranı artmıĢtır) ve ekonomik
koĢullar (büyüme hızları düĢmüĢtür) değiĢmiĢtir.
Ancak, artan meĢruluk krizine, finansal krizlere ve süregelen tartıĢmalara
rağmen, belki
de sürpriz
sayılabilecek Ģekilde, refah devleti
görev ve
fonksiyonlarında ve de hacminde çok fazla bir küçülme söz konusu olmamıĢtır.
Devletin birçok faaliyete katkısı ve onların finansörlüğünü üstlenmesi hâlâ devam
etmektedir.
Dolayısıyla, refah devletinin altının oyulmakta olduğuna dair sayısız
belirtilere
ve
refah
devletinin
küçülmesi
sürecinin
birçok
ülkede
gözlemlenebilmesine rağmen, refah devleti hâlâ birçok toplum için yapıtaĢı olarak
görülmekte ve bu Ģekilde fonksiyon görmeye devam etmektedir.
Bu politik piyasadaki rekabet, oya yönelik ve bazı durumlarda ekonomik
piyasada iĢleyen “görünmez el” in iĢleyiĢini engelleyici olabil en bir rekabet
olmaktadır. Bu iki piyasa arasındaki en önemli fark, özel piyasalarda müteĢebbisler
için olduğu halde, politik piyasada politikacıların ihtiraslarını sınırlayıcı belli bir
bütçe sınırlamalarının olmayıĢıdır. Böylece politikacılar, kısa vadede bedelini
27
Dennis C. M., Kamu Tercihi Teorisi, (çev: Nurlane AHUNDZADE- Geray MUSAYEV),
http://www.canakan.org/ekonomi/anayasal_iktisat/diger_yazilar/mueller-geraykamu_tercihi.htm ,
(01.01.2009)
13
ödemeye veya ödetmeye mecbur olmayacakları bir finansman yapısıyla, oy
kazandırıcı politikaları uygulayabilmekte veya seçmenlere teklif edebilmektedirler.
ÇağdaĢ demokrasilerde politik piyasanın iĢleyiĢini etkileyen aktörler olarak,
politikacıların, seçmenlerin, bürokratların ve çıkar gruplarının analizi ve özellikle
bunların davranıĢ motifleri kamu mali karar alma süreçlerini ifade eden bütçesel
tercih ve uygulamaları açıklayabilecek yönde önemli ipuçları verebilmektedir28.
ġöyle ki; piyasa sürecinde insanlar genellikle kendi paralarını harcarlar;
siyasal süreçte ise bu sürecin baĢ aktörleri olan hükümetler, politikacılar ve kamu
görevlileri diğer insanların paralarını harcar. Kendi parasını harcayan insanlar her lira
için dikkatli ve hesaplı olmak; kendi bilgi, ilgi ve ihtiyaç çerçeveleri için de son
derece bilinçli hareket etmek durumundadır. BaĢkalarının paralarını harcayanlar ise
bu tür davranıĢ kalıplarını izlemek mecburiyetinde değildir. Bu durum aslında bizi
Friedman Matrisine götürür. Öte yandan piyasada yetersiz ve kötü hizmetten veya
maldan zarar gören kimseler diğer üreticilere yönelebilirler. Bunun mümkün ve
muhtemel olduğunun bilinmesi kötü veya yetersiz mal ve hizmet üretiminin yaygın
olmasını veya uzun ömürlü olmasını önler.
Oysa, hükümetin- devletin yerine getirdiği hizmetler bakımından, bireyler
sıkı sıkıya sınırlanmıĢ bir tercih yelpazesiyle yüzyüzedirler29. Ve bu hizmetlerin
yerine getirilmesinde görülen popülist eğilimler kamu harcamalarını bütçe
gelirlerinin karĢılayamayacağı ölçüde artmasına ve söz konusu harcamaların
toplumsal refahı arttırma idealinden sapmasına yol açabilmektedir.
Buna göre devletin, piyasa baĢarısızlıklarını ortadan kaldırmak üzere,
ekonomiye müdahalesi için ihtiyaç duyulan harcamaların popülist uygulamalarla
yüksek seviyelere ulaĢması çeĢitli ülkelerde çok yüksek vergi oranları ve vergi
yükünü ortaya çıkarabilmektedir. Ağır vergi yükü, toplam tasarruflar, yatırımlar ve
çalıĢma gayretini olumsuz etkileyerek, prodüktivite krizleri ve ekonomik büyümenin
yavaĢlamasını ortaya çıkarmakta, toplam yatırımlar üzerindeki etkisi iĢsizlik
sorununu daha da ağırlaĢtırmaktadır. Vergi gelirleri hızla büyüyen bu harcamaları
28
KOVANCILAR, B., a.g.e., s:210
29
YAYLA A., “Siyaset ve YozlaĢma: Aykırı Bir BakıĢ”, Dokuz Eylül Üniversitesi ĠĠBF Maliye
Bölümü Politik YozlaĢma ve ġeffaf Yönetim Sempozyumu , Büyük Efes Otel, Ġzmir, 14- 15
Nisan 1994, DoğuĢ Matbaası, s.18
14
karĢılamakta yetersiz kalınca, söz konusu politik rekabet, hükümetleri vergi almadan,
borçlanma veya para basma yoluyla harcamaya yöneltebilmektedir 30. Bu durum da
söz konusu ülkelerde mali disiplini bozmakla kalmayıp aynı zamanda piyasa
faizlerinin yükselmesine yol açarak özel sektörün dıĢlanmasına, dolayısıyla özel
yatırımların düĢmesine sebep olabilmekte; öte yandan ülkedeki mali piyasaların
derinlik kazanmasına engel olabilmekte; devletin borçlanma gibi diğer araçlarla gelir
yaratma gayreti borç- faiz- borç kısır döngüsünü ortaya çıkararak ekonomik ve
sosyal anlamda yeni sorunlara yol açabilmektedir .
Bu dönemde ortaya çıkan diğer Neo - liberal akımlar31 içerisinde Kamu
Tercihi olarak da bilinen Virginia Ġktisat Okulunun “piyasa baĢarısızlıkları” tezine
karĢılık “devletin baĢarısızlıklarını ortaya koyan çalıĢmaları devlet mekanizması ve
onu oluĢturan kurumların etkinliği tartıĢmasında kamudaki karar alma süreçlerinin
geliĢim seyri açısından önem teĢkil etmektedir.
Burada devletin baĢarısızlığı deyimi ile anlatılmak istenilen, müdahalenin
beklenilenin aksine bir Pareto iyileĢtirme yerine ikinci en iyi durumuna yol açması
yani
bir
etkinlik
maliyeti
doğurarak
ekonomiyi
Pareto
Optimumundan
uzaklaĢtırmasıdır32. Zira Neo-liberal akımlar piyasa baĢarısızlıklarının varlığını kabul
etmekle birlikte33 devletin söz konusu piyasa baĢarısızlıklarını ortadan kaldırmak
üzere üstlendiği kaynak tahsisi, gelirin yeniden dağılımı için kullanılan politika
araçlarının politik piyasa içerisinde öngörülen amaçlara ulaĢamadığı gerekçesiyle
sınırlı bir alana çekilen devlet faaliyetini savunurlar.
Bu teoriye göre devletin piyasaya müdahalesinin baĢarısızlıklarının nedenleri:
çoğunluk oylamasının bir kısır döngüye yol açması, bürokrat davranıĢlarının çıkar
sağlama nedeniyle israf yaratması, kamu sektöründe mülkiyet haklarının ve rekabetin
olmamasından dolayı piyasa disiplinine benzer bir denetim sisteminin bulunmaması,
30
GÖKBUNAR R., ve KOVANCILAR B., a.g.e., s: 253- 254
31
1960‟ lı yıllar ve özellikle 1970‟ li yılların baĢlarından itibaren üç çağdaĢ liberal düĢünce okulu
akademik ve politik çevrelerde seslerini duyurmaya baĢlamıĢtır. Friedrich von Hayek‟ in kurucusu
olduğu Neo- Avusturya Okulu, M. Friedman‟ın liderliğini yaptığı Chicago Ġktisat Okulu, James M.
Buchanan‟ ın liderliğini yaptığı Virginia Politik Ġktisat Okulu liberalizmin yeniden gün ıĢığına
çıkmasında önemli rol oynadılar.
32
AKALIN G.,, Türkiye’ de Ekonomi-Politik Kriz ve Piyasa Ekonomisine GeçiĢ, Akçağ Yayınları,
1. Baskı, Ankara - 2002, s: 138
33
Bu yönüyle neo- liberal yaklaĢımlar klasik liberalizmin bekçi devlet anlayıĢından ayrılmaktadır.
15
Keynesyen Teorinin bütçe açıklarını önererek mali illüzyona yol açmasının rant
ekonomisini ve bedavacılığı rasyonelleĢtirmesi, demokrasilerin çoğunluğun azınlığı
istismarı mümkün kılmasının gelir dağılımına müdahale aracı olarak kullanılması ve
rant ekonomisi ile yolsuzluk doğurması, kamu sektöründe karma ve erdemli malların
sıfır fiyatla arzının tayınlama ve finansman sorunu yaratarak arzı kısması, piyasa dıĢı
iĢlem maliyetinin varlığı ve piyasa iĢlem maliyetinden yüksek olması durumu34
olarak ilgili literatürde yer almaktadır.
Özetle, 1970‟lerin ortalarından itibaren petrol fiyatlarındaki artıĢın da
etkisiyle baĢ gösteren kamudaki mali kriz, bunu aĢmak için uygulanan açık bütçe ve
borçlanma politikaları, vergilendirmede gelinen sınır, devletin baĢarısızlığı üzerine
yapılan tartıĢmalar Refah Devleti kurum ve politikalarını itibardan düĢürmüĢ; onun
yerine piyasa ekonomisine dayalı liberal ekonomi politikaları önem kazanmıĢtır. Bu
politikalar, devletin küçültülmesi, kamusal mal ve hizmet üretiminde piyasadan daha
çok yararlanma, özelleĢtirme, deregülasyon, sübvansiyonların azaltılması ya da
kesilmesi, sosyal fonların daraltılması gibi uygulamalarla kendini göstermiĢtir35. Söz
konusu uygulamaları kararlıkla sürdüren ülkelerde devletin küçültülmesi amacına
ulaĢılsa da, bu konsantre yapının nasıl daha etkin bir Ģekil alabileceği konusu 1990‟ lı
yıllara damgasını vurmuĢtur. Çünkü artık, bu döneme gelindiğinde kalite,
performans, verimlilik gibi konular daha tartıĢılır hale gelmiĢtir.
1.1.1.3. Uluslar Arası Alanda YaĢanan Ekonomik Krizler
Ülkeler hem iç, hem de dıĢ sebeplerden dolayı zaman zaman mali krizlerle
karĢılaĢmıĢlardır. Burada çalıĢma gereği dıĢ etkenler göz ardı edilmiĢtir. Ġç etkenlerin
baĢında ise; yukarıda sayılan üç açık sebebi ile ülkelerin borç yüklerinin artması
sonucu mali krizlerin yaĢanması gelmektedir. Ancak bazı ülkeler kriz ortamını kamu
yönetimi reformunun baĢlangıcı için bir fırsat olarak değerlendirmiĢlerdir.
34
AKALIN G., a.g.e., s: 143
35
ERYILMAZ B., “Kamu Yönetiminde DeğiĢim”, Kamu Yönetimi 2. Forumu Kitabı, s:54
16
1.1.1.4. Uluslararası Alanda YaĢanan KüreselleĢme Çabaları
KüreselleĢme olgusunun yaygınlaĢması sonucunda ülkeler kendi mali ve
siyasi yönetim sistemlerini de değiĢimlere paralel olarak yapılandırma yoluna
gitmiĢlerdir.
KüreselleĢme çabalarının, uluslar üstü örgütler olan IMF, Dünya Bankası,
OECD gibi kuruluĢlarca desteklenmesi, geliĢmekte olan ülkelerde zorlayıcı etki
oluĢturmaktadır.
Bununla birlikte çeĢitli ülkelerde meydana gelen kamu yönetimi reformlarının
baĢarılı olması da diğer ülkeleri bu alanda harekete geçirmiĢtir. Mali yönetim
sistemlerinin yetersiz olduğunu gören ülkeler bu tür yenilikçi uygulamaların
etkisinde sahip oldukları yönetim sistemlerini değiĢtirme gayreti içine girmiĢlerdir.
1.1.1.5. Kamuoyunun Beklentilerinin Artması
Bir ülkede yaĢayan ve vergisini veren insanlar, ödedikleri bu vergilerin
kendilerine hizmet ya da farklı Ģekillerde dönmesi beklentisi içindedirler. Aksi halde
ödedikleri vergilerin nerede kullanıldığını sorgulamaya baĢlayacaklardır. ĠĢte
vatandaĢın devletten olan bu beklentileri, sanayi, teknoloji ve kültürel ilerlemelerin
sonucunda çeĢitlenmiĢ ve artmıĢtır. Bu artıĢ neticesinde kamunun yükü ve
sorumlulukları da artmıĢtır. Ayrıca vatandaĢın özel sektörden beklediği tatmini,
kamudan da beklemesi, devlette kalite arayıĢlarını hızlandırmıĢtır. Beklentilerin
yeterince karĢılanamaması kamu yönetiminde reform arayıĢlarının kamuoyu
tarafından genel bir destek görmesini sağlamıĢtır36
1.1.1.6. GeliĢmiĢ ve Az GeliĢmiĢ Ülkeler Arasındaki Farkların Artması
KüreselleĢme sürecinde ülkeler geliĢmiĢ ve az geliĢmiĢ ülkeler olarak
kutuplaĢmıĢlardır. GeliĢmiĢ ülkelere bakıldığında gayri safi milli hasıla, kiĢibaĢı milli
gelir, sosyal haklar vs. gibi alanlarda üst sıralarda yer almaktadırlar. Dünyadaki
sermaye birikimi de bu ülkelerde yoğunlaĢmaktadır. Böyle bir ortamda geliĢmemiĢ
ülkeler açısından küreselleĢmeden beklenen refahın sağlayamayacağı da aĢikardır
Kalkınmasını tamamlamıĢ ülkelerde nüfus artıĢı hızının azalması ile birlikte
üretim sürecinde yer alan birey sayısı ile yaĢlanan birey sayısı arasındaki denge
36
YILMAZ, O., a.g.e.,s.6
17
bozulmaya baĢlamıĢ bunun sonucunda da sosyal güvenlik sistemi olumsuz yönde
etkilenmiĢtir. Gelirleri ile harcamalarını karĢılayamayan sosyal güvenlik sisteminin
yol açması muhtemel sorunlar nedeniyle de kamu kesimi sorgulanır hale gelmiĢtir
Bunun yanında az geliĢmiĢ ülkeler geliĢmiĢ ülkelerin seviyesini yakalayabilmek için
baĢarılı gördükleri mali yönetim sistemlerini kendi sistemlerine entegre edebilmek
için çeĢitli uygulamalar denemiĢlerdir.
1.1.1.7. Ekonomide Yeni YaklaĢımlar
Ekonomi literatüründe ve akademik alanda yaĢanan geliĢmeler ve çeĢitli
kuramlar da mali yönetim alanında değiĢikliklere sebep olmuĢtur. Özellikle Amerika
BirleĢik Devletleri‟nde David Osborne ve Ted Gaebler tarafından yazılan
„Reinventing Government‟ isimli kitap, ABD‟nin kamu
yönetimi reform
çalıĢmalarında çok etkili olmuĢtur. Mikroekonomi alanında ortaya çıkan „asıl-vekil
teorisi‟ (prinspal-agent theory) kurumsal ekonomi, kamu tercihi teorisi (publicchoice theory), motivasyon teorisi gibi kuramlar mevcut anlayıĢtaki değiĢikliklerin
kurumsal temelini oluĢturmaktadır. Kamu yönetiminde de Yeni Kamu Yönetimi
(New Public Management) yaklaĢımı ortaya atılmıĢtır. Bu yaklaĢım özellikle iĢletme
yönetimi anlayıĢını kamuya uygulaya çalıĢmaktadır37
Kamu yönetimi alanında son zamanlarda „iyi yönetiĢim‟ kavramı sıkça
kullanılmaktadır. Ġyi yönetiĢimin kamudaki uygulaması ise, meĢruluk, hesap verme
sorumluluğu, saydamlık, etkinlik, verimlilik, hukukun üstünlüğü gibi konularda
kendini göstermektedir. Ülkeler yaĢanan bu geliĢmelere ayak uydurma çabası içinde
kendi mali yönetim sistemlerini sorgulamaya baĢlamıĢlardır.
1.1.1.8. Kamuoyuna Mal Ve Hizmet Sunumunda KarĢılaĢılan Sorunlar
VatandaĢların beklentisi ve kamu hizmeti kavramının nasıl yorumlandığına
iĢaret eden bir baĢka nedenin de „herkese aynı gömlek‟ (one size fits all)
yaklaĢımının artık geçerliliğini yitirmiĢ olmasıdır38.. Geleneksel bürokraside kamu
herkese aynı Ģekilde ve eĢitlikte hizmet sunar. Ancak değiĢen koĢullar gereği, kiĢilere
sunulan hizmetlerde de farklılaĢmalar görülmeye baĢlamıĢtır. Özel kesimde meydana
37
YILMAZ, O., a.g.e., s.6
38
YILMAZ, O., a.g.e., s.8
18
gelen farklılaĢtırmalar kamu kesiminde de görülmeye baĢlayınca kamu mali yönetim
anlayıĢı ve sistemlerinde de değiĢmeler yaĢanmıĢtır.
1.1.2. Mali Kaynaklı Nedenler
Dünyada mali alanda ortaya çıkan sorunların çözümüne yönelik olarak kamu
kesiminin daha verimli çalıĢmasını sağlayacak adımlar atılmıĢtır. Özellikle kamu
kaynağının kullanılması açısından orta vadeli harcama yaklaĢımının önemi büyüktür.
1.1.2.1. Kamu Kesiminin Büyümesi
Kamu kesimi sanayileĢme hamlesi geçiren ülkelerde bir asrı aĢkın bir süredir
belirgin bir biçimde büyümüĢtür. Bununla yanında kamu harcamalarındaki
büyümeye rağmen ekonomik ve sosyal göstergelerde dikkate değer bir geliĢme
sağlanamamıĢ ve kamu kesimi reformu akademik ve politik arenada sürekli gündeme
getirilmiĢtir39. Sorunların temelinde kaynakların yetersizliği ve nasıl dağıtılacağı
konusu vardır. Kamu kesimindeki reform çabalarını gerekli kılan sebepler genel
olarak üç baĢlık altında toplanabilir.
Birincisi; kamu harcamalarının bütçe üzerine getirdiği yük ve bütçe
açıklarının mali sistemde yol açtığı sıkıntılardır. Ġkincisi; bilgi ve iletiĢim
teknolojilerinde yaĢanan hızlı değiĢimdir. Üçüncüsü ise; toplumsal talepler karĢısında
kamu kesiminin performansının yetersiz kalmasıdır40 Dünyada kamu mali yönetimi
alanında yapılmaya çalıĢılan reform çabalarının hedefinin Ģu üç unsuru etkilemek
üzere odaklandığı söylenebilir. Bunlar: toplam mali disiplin, stratejik önceliklere
göre kaynak dağıtımı ve kullanımı ile kamu hizmetlerinin sunumunda etkinlik ve
verimliliğin sağlanmasıdır41
1.1.2.2. Orta Vadeli Harcama Sistemine GeçiĢ
Orta vadeli harcama sistemine geçmenin bir çok nedenleri bulunmaktadır.
Bunlar aĢağıdaki gibi gruplandırılabilir.
39
SAKAL, M.,
“Kamu Kesiminin Yeniden Yapılandırılması” Son Yıllara iliĢkin Bir
Değerlendirme., Çeviri, Maliye Yazıları Dergisi, S:62, s.57
40
YILMAZ, O., a.g.e., s.91
41
KESĠK, A., “Yeni Kamu Mali Yönetim Sisteminde Orta Vadeli Mali Plan Çerçevesinde Çok
Yıllı Bütçenin Uygulanabilirliği” 20. Maliye Sempozyumu, , T.C. Pamukkale Üniversitesi Ġ.Ġ.B.F.
Maliye Bölümü, Türkiye.de Yeniden Mali Yapýlanma., Yayın No:1, Karahayıt/Denizli, 2005
19
Yönetimlerin bir sonraki yılla ilgili program ve planlarını kapsayan bütçeleri,
yıllık olarak hazırlanmakta idi. Özellikle bir yıldan fazla süren kamu yatırımlarının
ve hizmetlerinin yıllık bütçelerde finansmanının gösterilmesi sorunlara yol
açmaktaydı. Bu nedenle yönetimlerin uzun vadeli projeksiyon
yapmaları
engellenmektedir. Ayrıca yönetim değiĢiklikleri olduğu zamanlarda da bütçe
disiplininden sapmalar olmaktaydı. Aynı zamanda özel kesimin de geleceğe iliĢkin
plan yapmasının önüne geçilmiĢ olunmakta idi.
Bunun dıĢında bir yıl için hazırlanan bütçeler, kamusal politikaların kapsamlı
bir Ģekilde belirlenmesi, stratejik önceliklerin bu çerçevede sıralanması ve bu
önceliklerin bütçe araçları yoluyla uygulamaya dökülmesinde yetersiz kalmaktadır.
Orta vadeli yaklaĢımın bütçe sürecinin iyileĢtirilmesi açısından getirdiği temel
faydalardan birisi, yukarıda tanımlanan olumsuzluğun önüne geçecek bir iĢleyiĢe,
kapsama ve zaman boyutuna sahip olmasıdır. Mesela, kamuda ücretler, borç anapara
ve faiz ödemeleri, transfer harcamaları kısa dönemde kolay kolay değiĢmeyen daha
çok orta vadeli harcamalardır. Bu nedenle kamuda daha uzun süreli en azında iki-üç
yılı kapsayan planlar yapılabilir ve orta vadeli politikalar oluĢturulabilirse ve bütçe
ile de disiplin altına alınabilirse çok daha sağlıklı olacağı düĢünülmektedir42
Bundan dolayı yıllık olarak yapılan bütçeler birden fazla yılı kapsayan bir
bütçe disiplinine dönüĢtürülmüĢtür. Orta vadeli planlama ile hedeflerin belirlenmesi
bütçe kontrollerinin dıĢına çıkılmasını engellemek açısından önem arz eder43 Son
yllarda OECD üyesi ülkelerde çok yıllı bütçe uygulaması yaygınlaĢmıĢtır. 1980‟li
yıllardan itibaren bazı ülkelerde köklü değiĢiklikler yapılmıĢtır. Örneğin; Ġngiltere,
Yeni Zellanda, Ġsveç, Avustralya bunlardan bazılarıdır.
Orta vadeli harcama sistemi, öngörülen bütçe yılı ile onu takip eden iki veya
daha fazla yılı kapsamaktadır. Bu sebeple geleceğe yönelik projeksiyon yapma
imkanını arttırmaktadır.
42
ARSLAN M., “Orta Vadeli Harcama Sistemi (Çok Yıllı Bütçeleme) ve Türkiye.de
Uygulanabilirliği” SayıĢtay Dergisi, S:54, Temmuz-Eylül 2004 s.5
43
DPT, .8. BeĢ Yıllık Plan: Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması ve Mali Saydamlık
Özel Ġhtisas Komisyonu Raporu. DPT Yayınları, 2000, s.22
20
1.1.2.3. ÇağdaĢ Muhasebe Sisteminin ve ġeffaflığın Önem Kazanması
Ülkelerin geliĢmiĢlikleri ortaya konulan verilerin kıyaslamasının yapılması ile
mümkündür. Bu kıyaslamada ancak sağlıklı veriye ulaĢılarak yapılabilir. Bundan
dolayı mali sisteme iliĢkin verilerin güvenilirliği muhasebe sistemlerinin sağlıklı
iĢlemesi ile elde edilebilecektir. Tahakkuk esaslı muhasebe sistemi bu açıdan
önemlidir.
1.1.2.3.1.Tahakkuk Esaslı Muhasebe Sisteminin Önem Kazanması
Ulusal ekonomide hükümetlerin rolleri arttıkça yönetimin sağlanabilmesi için
bilgiye olan ihtiyaç da artmıĢtır. Ülkelerin birbirleri ile olan iliĢkileri de bu bağlamda
bilgiye olan ihtiyacı arttırmıĢtır. Bundan dolayıdır ki, kamu mali yönetimi için
gerekli olan bilginin sağlanması ancak yönetim sistemlerinin geliĢen koĢullara uyum
sağlaması ile baĢarılacaktır.
Tahakkuk
bazlı
muhasebe
sistemine
geçiĢ,
ekonomik
faaliyetlerin
ifadelendirildiği muhasebe kayıt ve iĢlemlerinin hem özel sektör hem de kamu
sektörü için aynı standartlarda oluĢturulması gibi çok önemli bir dönüĢümü de
beraberinde getirmektedir. Bu muhasebe sisteminin uygulanması sonucunda, kamu,
mali yılda çıktılar için yapmıĢ olduğu toplam harcamaları görebildiği gibi, sahip
olduğu varlıkların değerlemesini de yapabilmektedir. Orta vadeli bir harcama sistemi
ile birlikte geleneksel olarak nakit yönetimi esasına dayanan bütçe sürecinden,
harcama yönetimine dayalı ve tahakkuk bazlı muhasebe sistemine geçiĢi de
hızlandırmıĢtır44
1.1.2.3.2. Mali Saydamlık Önem Kazanması
1990‟ların sonunda patlak veren Asya krizinin sebepleri arasında ilk sıralarda
mevcut ekonomik yapı hakkında yeterli bilginin sağlanamaması gelmektedir. Bu
bağlamda piyasaların gerekli Ģeffaflığa sahip olmaması krizin nedenleri arasında
sayılmaktadır. Esas olarak ekonomideki en büyük aktör olan siyasi otoritenin
sorgulanması ve incelenmesi odak noktası olarak alınmıĢtır. Bu açıdan kamunun
yapmıĢ olduğu hesap ve iĢlemlerinde kamuoyuna yeterli bilgiyi sağlayamaması, bu
iĢlemlerden elde edilen verilerin analizler yapmaya elveriĢli olmaması, piyasa
44
DPT., a.g.e., s.23
21
ekonomisinin kurallarının yeterli etkinlikte çalıĢmasına engel teĢkil edecek
niteliktedir45.
1.1.2.4. Parlamentonun Bütçe Üzerinde Etkinliğinin Arttırılması Çabaları
Dünya‟da çeĢitli iĢbirliği ve organizasyonlar kuran ülkeler kendi aralarında
bazı sınırlamalar getirerek mali alanda disiplini sağlamaya çalıĢmaktadırlar. Bu
duruma en iyi örnek Avrupa Birliği içinde „„Maasricht Kriterleri‟‟ olarak bilinen ve
mali hedefleri olan „„Avrupa Para Birliği Ġçin Yakınsama Kıstasları‟‟dır. Burada
yasamanın yürütmeyi denetlemesinden söz edilebilir. Tabi buradaki denetleme bütçe
açığı ve kamu borçları ile ilgili yasal sınırlamalardan ibarettir. Maastricht
AnlaĢmasında sözü edilen mali sınırlamalara göre; genel bütçe açığı GSYĠH‟nın %3
ünü, genel devlet borcuda GSYĠH‟nın %60 ını geçememektedir. Bunun yanında pek
çok üye ülke bunlara ilave olarak kendine yeni mali kıstaslar da belirlemiĢtir.
Örneklendirmek gerekirse: Ġngiltere, 1995-1999 döneminde kamu harcamaları
düzeyinin sabit tutulmasını daha sonrada bütçe denkliğini sağlamak ve kamu
kesimini küçültme hedefleri, Almanya ise Maastricht Kriterlerini ele alarak iki
Almanya‟nın birleĢmesinden önceki kamu harcamalarının GSYĠH‟ya oranına
dönmeyi hedeflemiĢlerdir46
Ülkelerin parlamentolarının bütçe sürecindeki etkinliğinin artırılması
gayesiyle bazı düzenlemelere gidilmiĢtir. Örneğin: Almanya, Fransa ve Ġsveç gibi
AB üyesi ülkelerde bütçe belgeleri daha detaylı hale gelmiĢ, bütçe takvimleri
değiĢtirilmiĢ, bütçe sürecinde bulunanların rolleri, yetki ve sorumlulukları açıkça
tanımlanmıĢ, ihtisaslaĢmıĢ komisyonların etkinliği arttırılmıĢ ve bütçe sürecinde mali
raporlamaya önem verilmiĢtir.
Kamuda bütçe sürecinin iĢleyiĢini sağlayan kurumların sayısı ve bu
kurumların birbirlerine karĢı olan güç ve yetkileri bütçe sürecindeki siyasal yapıyla
ilintilidir. Bu sebeple bütçe içinde yer alan kurumların karĢılıklı iliĢkileri, görev ve
yetkileri resmi otorite olan yönetimler tarafından düzenlenmektedir47
45
DPT., a.g.e., s.23
46
DPT., a.g.e., s.23
47
ARIN, T., a.g.e., s.1
22
1.1.2.5. Denetimin Ayrı Bir Disiplin Olarak Algılanması
Denetim uygulamaları dünyada ayrı bir perspektifte değerlendirilmekte ve
ayrı bir disiplin olarak ele alınmaktadır. Denetim kendine has standartları ve kuralları
olan bir mesleki faaliyet olarak yürütülmektedir. Ayrıca denetim stratejik önceliklere
ve yıllık programlara bağlı sürekli ve sistemli bir faaliyettir.
Denetim standartları, denetim mesleğinin geliĢmiĢ olduğu ülkelerde önce
meslek kuruluĢlarınca konulup geliĢtirilmiĢ ve daha sonra tek tek yüksek denetim
kuruluĢları ile yüksek denetim kuruluĢlarının oluĢturduğu organizasyonlarda kendi
alanlarına özgü standartları kabul etmiĢlerdir. Bu konuda bazı ülkelerden örnekler
sıralanabilir. Amerika BirleĢik Devletleri‟nde Yeminli Serbest Muhasebeciler
Enstitüsü „„Genel Kabul GörmüĢ Denetim Standartları‟‟nı belirlemekte, Kanada‟da
Yeminli Muhasebeciler Enstitüsünün yayımladığı „„Genel Kabul GörmüĢ Denetim
Standartları‟‟, Ġngiltere ve Ġrlanda‟da faaliyet gösteren 6 temel muhasebe
kuruluĢunun ortaklaĢa oluĢturduğu Ġcra Komitesinin düzenlediği denetim standartları
bulunmaktadır48
Denetim konusunda esas olan, denetim kurumunun bağımsızlığıdır. Aksi
halde denetimden söz etmek mümkün değildir. Denetim sisteminin bağımsızlığı
yasalarla güvence altına alınmalı ve her türlü dıĢ ve iç müdahalelerden uzak
olmalıdır. Kamu mali yönetim sistemindeki kurum ve kuruluĢların gelir ve gider
iĢlemlerinin mevzuata uygunluğunun ve verilerin doğruluğunun sağlanması
denetimin konusunu teĢkil eder.
Dünyada buraya kadar bahsedilen alanlarda gerçekleĢen geliĢmelere paralel
olarak kamu mali yönetim sistemlerinde de geliĢmeler yaĢanmıĢ ve yaĢanmaya
devam etmektedir. Ülkeler kendi mali yapılanmalarını ya tamamen değiĢtirmekte ya
da yenilikleri kendi sistemlerine adapte etmektedirler.
48
DPT., a.g.e, s.24
23
1.2. Türkiye’deki GeliĢmelerden Kaynaklanan Nedenler
Türkiye‟de Cumhuriyetin ilanıyla baĢlayan reform çabaları mali yönetim
alanında da devam etmektedir. Mali yönetim alanındaki reformlar, harcama
yönetiminde reform, bütçe reformu veya kamu mali yönetimi reformu gibi değiĢik
baĢlıklar altında yapılmıĢtır. Türkiye‟nin uluslararası organizasyonlara üyeliği ile
reform çabaları hızlanmıĢ ve hala devam etmektedir. Özellikle Uluslararası Para
Fonu (IMF), Dünya Bankası ve Avrupa Birliği‟ne üyelik süreci geliĢmeleri
hızlandırmıĢ ve zorunlu hale getirmiĢtir. Bu tür kuruluĢ ve birliklerin kamu mali
yönetim sistemine etkileri de oldukça fazla olmuĢtur.
Türkiye‟de mali yönetim alanında çıkarılan ilk kanun 1927 tarihli ve 1050
sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu‟dur. Bu kanun bazı değiĢikliklerle 2004 yılına
kadar varlığını korumuĢtur. 1050 sayılı Kanun mali mevzuatın anayasası olarak da
adlandırılmaktadır. GeliĢen ve değiĢen koĢullara yeterince uyum sağlayamayan
Kanun 24.12.2003 tarihinde tamamen yürürlükten kaldırılmıĢtır.
Gerek dünyadaki geliĢmeler gerekse ülkedeki eksiklikler ve sorunlar
Türkiye‟de mali alandaki yapılanma gerekliliğini kaçınılmaz hale getirmiĢtir. Bu
sebeple 24.12.2003 tarih ve 25329 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe
giren 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çıkarılmıĢtır. Ancak 5018
sayılı Kanunun esasa iliĢkin maddeleri 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe girmiĢtir.
5018 sayılı Kanunun genel gerekçesine bakıldığında mali yönetim alanında
reformu gerektiren sebepleri görmek mümkündür. ÇalıĢmanın bu kısmında
Türkiye‟de kamu mali yönetiminin yapılandırılması gereğini ortaya çıkaran sebepler
iç ve dıĢ sebepler olarak sınıflandırılarak incelenmeye çalıĢılacaktır.
1.2.1. Avrupa Birliği ve Uluslar Arası Para Fonu ile ĠliĢkilerin GeliĢmesi
Türkiye‟deki mali yapılanma sürecine dünyadaki geliĢmelerin etkisinin çok
büyük olduğu söylenebilir. Özellikle çok yıllı bütçeleme, performans yönetimi,
devlet muhasebesinde gerçekleĢen değiĢimler, baĢlıca örneklerdir.
1.2.1.1. Uluslar Arası Para Fonu Ġle ĠliĢkiler
Türkiye uzun yıllar enflasyon sorunuyla yaĢamıĢtır. Uzun süren enflasyon
ortamı ve yaĢanan mali ve siyasi krizler sonucunda ülkede borç miktarı da artmıĢtır.
24
Kamu kesimi bütçesinde meydana gelen açıkları kapatabilmek için uluslar arası
kuruluĢlardan borçlanma yoluna gitmiĢtir. Türkiye Uluslararası Para Fonu (IMF)‟na
üye olduğu 1947 yılından beri sürekli kaynak kullanan bir ülke konumundadır.
Zaman zaman ortaya çıkan mali krizler sonucunda da ilk baĢvurulan kuruluĢ IMF
olmuĢtur. Türkiye ödemeler bilançosu dengesinin sağlanamadığı ve dolayısıyla döviz
darboğazı ile karĢılaĢtığı dönemlerde ya IMF‟nin onayını alarak ya da doğrudan bu
kuruluĢla yapılan anlaĢmalarla ekonomik istikrar programlarını yürürlüğe koymuĢtur.
Stand-by anlaĢmalarına baĢvurularak uygulanan IMF destekli istikrar programlarının
dıĢında kalan tüm istikrar paketlerinde de IMF ile görüĢmeler yapılmıĢ ve bu
kuruluĢun onayı ile ekonomik tedbirler hayata geçirilmiĢtir. Bu nedenle IMF kaynak
kullandırdığı ülkelere bazı ön koĢullar öne sürmesi bilinen bir gerçektir. Bu
koĢulların baĢında bütçe disiplini, kamu kesiminin küçültülmesi, özelleĢtirme, sıkı
para ve maliye politikaları gelmektedir.
Uluslararası kuruluĢlardan kredi kullanan ülkeler periyodik aralıklarla bu
kuruluĢların yetkilileri tarafından durum analizine tabi tutulmaktadır. Gözden
geçirme olarak ta bilinen bu tür değerlendirmelerde ülkelerin mali durumları rapor
edilmektedir. Kaynak kullanan ülkeler de IMF‟ye vermiĢ oldukları „„Niyet
Mektupları‟‟ ile uygulamaya koyacakları programları önceden bildirmektedirler.
Türkiye IMF ile yapmıĢ olduğu stand-by anlaĢmaları uyarınca, IMF‟ye
vermiĢ olduğu niyet mektuplarında49; „„bütçe hazırlanmasını, uygulanmasını ve
kontrolünü kuvvetlendirmek, bütçe iĢlemlerinin Ģeffaflığını ve güvenilirliğini
arttırmak, vergi sistemini ve vergi idaresini iyileĢtirmek için önemli değiĢiklikler
gerekeceğini bildirmiĢtir‟‟. Ayrıca bütçe kapsamının geniĢletilmesi fonların
azaltılması
(toplam 61 olan fon sayısının 2000 yılı Ağustos ayına kadar 45‟inin
kapatılması) ve bütçe Ģeffaflığının ve güvenilirliğinin arttırılması gerektiği
bildirilmiĢtir. Bütçe dıĢı fon uygulaması ve kredi garantileri konusunda da çalıĢmalar
yapılması gerektiği açıklanmıĢtır.
18.12.2000 tarihli niyet mektubunda50 ise; kamu sektörü için açık borçlanma
kuralları ve limitlerini ortaya koyan ve hazinenin devirli kredi (on-lending) ve borç
49
50
http://www.ekutup.dpt.gov.tr (15.12.2008)
http://www.ekutup.dpt.gov.tr (15.12.2008)
25
garantilerini de bütçe kapsamına alan „„Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi
Kanununun‟‟ 2001 yılı Haziran ayının sonuna kadar TBMM‟ne sunulacağı
belirtilmiĢtir. Ayrıca aynı mektupta devlet birimlerindeki harcama ve maliyetlerin
daha iyi takip edilmesini sağlayacak bilgisayarlı muhasebe sistemi uygulamasının
tamamlanacağı bildirilmiĢtir.
03.05.2001 tarihinde IMF‟ye verilen Niyet Mektubunda51 ; „„mali yönetim
alanında hesap verilebilirliğin arttırılabilmesi için gerekli iyileĢtirmelerin daha fazla
olması gerektiği belirtilmiĢtir‟‟. Bununla birlikte mevcut döner sermaye ve fonların
da azaltılacağının altı çizilmiĢtir.
Bir sonraki yani; 26.01.2001 tarihinde verilen niyet mektubunda52
ise; .
„„tahakkuk esaslı muhasebe sistemine nasıl geçileceği ile ilgili toplantıların
yapıldığından söz edilmiĢtir‟‟. 18.01.2002 tarihli mektupta53; „„kamu harcamalarının
etkinliğinin arttırılması ile kamu hizmetlerinin reforma tabi tutulacağı ve özellikle
BirleĢmiĢ
Milletler
standartlarını
esas
alan
„„Kamu
Ġhale
Kanunu‟‟nun
çıkartıldığından söz edilmiĢtir. Ayrıca mali Ģeffaflığın arttırılmasına yönelik
çalıĢmaların da devam edeceği bildirilmiĢtir‟‟.
Kamu Mali Yönetimi ve Ġç Kontrol Kanununun hazırlandığı ve TBMM‟ne
sunulacağı 19.06.2002 tarihli niyet mektubunda açıklanmıĢtır. Ayrıca döner sermaye
ve fonların azaltılmasına yönelik olarak da niyetin devam ettiği her defasında
yinelenmiĢtir.
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun çıkarılmasına yönelik adımların
atıldığı ise IMF‟ye verilen 05.04.2003 tarihli niyet mektubunda görülmektedir.
Kanunun çıkarılması için zamana ihtiyaç olduğu ve belirli bir süreci de beraberinde
getirdiği belirtilmiĢtir.
1.2.1.2. Türkiye ve Avrupa Birliği Arasındaki ĠliĢkiler
Türkiye‟nin Avrupa Birliği macerası 1959 yılından beri ağır aksak
ilerlemektedir. Ancak son birkaç yıldır atılan hızlı adımlar iliĢkilerde önemli
51
http://www.ekutup.dpt.gov.tr (15.12.2008)
52
http://www.ekutup.dpt.gov.tr (15.12.2008)
53
http://www.ekutup.dpt.gov.tr (15.12.2008)
26
geliĢmeler sağlamıĢtır. Avrupa Birliği, kuruluĢu ve örgütlenme Ģekli ile gereği olarak
uluslar üstü ekonomik ve sosyal bir yapı haline gelmiĢtir. Bu özelliğinden dolayı
ülkelerin iç yönetim sistemleri ve uygulamalarına dolaylı yoldan da olsa müdahale
edebilmektedir. Bu sebeple Türkiye de bir aday ülke olduğu için mali yönetim
sistemini AB normlarına uydurmak zorunluluğundadır.
Avrupa Birliği‟nde özellikle bütçeler üzerine getirilen yasal sınırlamalara
örnek „„Maasticht AnlaĢması‟‟nın mali kriterleri ile belirlenmektedir. Bu kriterlere
göre: genel bütçe açığı GSYĠH‟nın %3‟ünü, genel devlet borçları ise %60‟ını
geçemez. AB üyesi ülkeler bu kurallara uymak maksadıyla bütçelerinde bir dizi
reform çabasına girmiĢlerdir. Arın‟ın, (1999: 22) Shand‟dan, (1999: 89) aktardığına
göre; Bütçe reformlarının ayrılmaz bir parçası olarak bütçe açılarının düĢürülmesi,
vergileri arttırmak yerine bütçe harcamalarının düĢürülmesini ve buna paralel olarak
vergileri de sınırlandırmayı hedeflemiĢtir. Fakat Almanya, Fransa, Ġtalya, Belçika
gibi bazı Avrupa Birliği üyeleri Maastricht AnlaĢmasının gereklerini yerine
getirebilmek üzere vergilerini attırmıĢtır. Japonya da harcama kısıntılarından çok
vergileri arttırma yoluna gitmiĢtir.
Avrupa Birliği her yıl yayımladığı aday ülkelere yönelik Ġlerleme
Raporlarında Kamu Mali Yönetimleri ile ilgili hususlara da yer vermektedir. Örnek
teĢkil etmesi açısından AB‟nin Türkiye‟ye yönelik olarak yayımladığı Ġlerleme
Raporlarından bazılarında kamu mali yönetimi ile ilgili hususlardan söz edilecektir.
AB‟nin Türkiye ile ilgili 2001 yılı Ġlerleme Raporunda54 „„Kamu Ġç Mali
Kontrolü‟‟ (PIFC) alanında yeterli geliĢme sağlanamadığı Kamu Mali Yönetim ve
Kontrol sistemlerindeki zayıflık ve yetersizliklerden söz edilmiĢtir. Ayrıca „„sağlam
bir mali yönetim, Ģeffaflık, kamu kredibilitesi ve performans yönetimi gibi konularda
uluslararası kabul görmüĢ prensiplerin düzenli olarak takip edilmediği, kamu iç
kontrol sisteminin uygulamasında, kaçakçılık, yolsuzluk ve ciddi kanunsuzluklara
yol açtığı belirtilmiĢtir‟‟. Bununla birlikte kamu iç mali denetim sisteminin
bulunmadığı bütçede yer almayan fonların bulunduğu bu sebeple kamu
harcamalarının kontrolünün sağlanamadığına değinilmiĢtir.
54
http://www.ekutup.dpt.gov.tr (15.12.2008)
27
Ġlerleme raporunun 29. bölümünde; kamu borçlanma gereğine bağlı olarak,
borçlanma sınırları ve kuralları açıklanmalı ve Hazine‟nin borç verme garantin
iĢlemlerini bütçeye dahil edecek bir Mali Yönetim Kanunu çıkarılması gerektiği
belirtilmiĢtir.
Türkiye‟de mali yönetim birimlerinin her biri ayrı bir Bakan tarafından
yönetilen bir çok birime dağıtılmıĢtır. Çok sayıda döner sermayeli fon ve kurum
bulunmaktadır ve kamu harcama yönetimi etkin değildir Ģeklinde eksiklikler
belirtilmiĢtir.
Avrupa Birliği 2002 yılı Ġlerleme Raporu55 28. baĢlığın altında: Türkiye‟nin
geleneksel kamu yönetim ve kontrol yapıları ile AB‟nin uyguladığı kriterler arasında
önemli ölçüde farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılık, yöneticilerin hesap
verilebilirliği için ve modern iç denetimin olmamasından ve Maliye Bakanlığı ile
SayıĢtay‟ın çoğu zaman örtüĢen ve çatıĢan iĢlevlerinde daha belirgin olarak ortaya
çıkmaktadır. 2001 yılından bu yana mali yönetim alanında önemli değiĢiklerin
olmadığı ancak, hükümetin Kamu Yönetim ve Kontrol Kanunu yasa tasarısını
Meclise gönderdiği belirtilmiĢtir. Özellikle kamu harcaması birimlerin tüm gelir,
gider, aktif ve pasifleri tek bir ulusal bütçede birleĢtirilmesi gerektiği vurgulanmıĢtır.
Ayrıca tüm kurumlarda kendi mali denetimini yapacak birimler oluĢturulmasında
yarar olduğu ve bu denetimlerin performans denetimi yapılması gerektiğinin altı
çizilmiĢtir.
Raporun genel değerlendirme kısmında; „„gelir, gider ve tahminleri içeren bir
orta vadeli perspektif bütçe sürecine dahil edilmelidir‟‟ Ģeklinde ifade yer almaktadır.
Ayrıca mali raporlama ve istatistikle ilgili olarak da adımlar atılmasına ihtiyaç
olduğu belirtilmiĢtir. Özellikle mali raporlamanın zamanında, kapsamlı ve güvenilir
olması ve bütçeden sapmaları net olarak teĢhis etmesi gerektiği bildirilmiĢtir.
„„Türkiye ile AB ülkelerinin mali yönetim sistemleri arasındaki farklılıkların
devam ettiği Türkiye‟de tüm harcamacı kamu kurumlarına iliĢkin gelir, gider, aktif
ve pasiflerin tek bir ulus bütçesinde toplanması gerektiği yinelenmiĢtir. SayıĢtay‟ın
sorumluluk alanının, özerk kurumlarda dahil olmak üzere tüm genel kamu
55
http://www.ekutup.dpt.gov.tr (15.12.2008)
28
harcamalarını kapsayacak Ģekilde geniĢletilmesi‟‟56 konusunda görüĢ bildirilmiĢtir
(AB 2003 Yılı Ġlerleme Raporu). Ayrıca tüm kamu kurumlarında iç denetim
birimlerine de ihtiyaç olduğu tespit edilmiĢtir.
2005 yılına ait ilerleme raporunun57 Mali Kontrol baĢlıklı 32. fasılında, Türk
kamu mali yönetimi ve kontrol sistemlerini modern kamu mali yönetim kavramları
ve AB uygulamaları ile uyumlu hale getiren „„Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu‟‟nun 2003 yılında kabul edildiği ancak bütçe icrasıyla ilgili olanlar hariç,
2005 yılında yürürlüğe girmesine rağmen uygulama mevzuatı yeterli olmadığı için
iĢlevsel olmadığından söz edilmiĢtir. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu AB
müktesebatına uyum için tam olarak yürürlüğe girmeli ve idari yapılar
oluĢturulmalıdır‟‟ denilmiĢtir Fasıl 33: Bu fasıl mali bütçesel hükümleri
içermektedir. Buna göre; Türkiye‟de verginin toplanması konusunda iyileĢtirmelerin
olması gerektiği, gönüllü vergi ödenmesine riayet edilmesi amacıyla vergi
yönetiminin yeniden yapılandırılması hususunda çalıĢmalara ihtiyaç olduğu
belirtilmiĢtir. Ayrıca
„„KDV ve gayri safi milli gelir kaynaklarının doğru
hesaplanabilmesi için ilave yasal uyuma ihtiyaç vardır‟‟ denilmiĢtir.
Görüldüğü üzere dünyadaki geliĢmeler ve uluslararası örgütlerin zorlayıcı
etkileri Türkiye‟de Mali Yönetim ve Kontrol alanında köklü değiĢiklikler yapılması
zaruretini doğurmuĢtur. Ġlerleyen bölümlerde incelenecek olan 5018 sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu yukarıda belirttiğimiz dıĢ etmenlerin ve bundan
sonraki bölümde incelenecek olan, iç sebepler baz alınarak ĢekillenmiĢtir.
1.2.2.Türk Mali Sisteminin Günümüz Ġhtiyaçlarını KarĢılayamaması
5018 sayılı Kanunun çıkarılmasına yol açan iç etmenler aslında çok fazla
sayıdadır. Ancak konu bütünlüğünün sağlanması için bu etmenler belirli baĢlıklar
altında incelenecektir.
56
http://www.ekutup.dpt.gov.tr (15.12.2008)
57
http://www.ekutup.dpt.gov.tr (15.12.2008)
29
1.2.2.1. Muhasebe-i
KarĢılayamaması
Umumiye
Kanununun
Türkiye’nin
Ġhtiyaçlarını
Kamu mali yönetiminin anayasası olarak kabul edilen ve 09.06.1927 tarih ve
606 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu
çağın değiĢen Ģartlarının oldukça gerisinde kalmıĢtır. Zaman içinde küçük
değiĢikliklerle 2003 yılı sonuna kadar varlığını sürdüren Kanun yerini 5018 sayılı
KMYKK‟ya bırakmıĢtır.
Muhasebe-i Umumiye kanununda yer alan düzenlemeler genellikle mali
usulle ilgilidir. Mali alanda yer alan yetki ve sorumluluklar ise daha çok idari yapıya
bağlı görevler olarak değerlendirilmiĢtir58 Diğer bir ifadeyle sayman, tahakkuk
memuru, ita amiri ve diğer görevler bu görevleri yürütenlerin memuriyet
unvanlarından ayrıĢık durumda idi. 1050 sayılı Kanundaki bu yapı münferit mali
iĢlemleri konu etmiĢ olduğundan çağın gerektirdiği Ģekilde mali saydamlık, hesap
verilebilirlik ve güvenilir bir raporlama sistemini mümkün kılmamaktaydı. Oysa,
5018 sayılı Kanunla getirilen ilkelerin baĢında yer alan kamu kaynak kullanımında
etkinlik ve verimlilik, hesap verilebilirlik, mali saydamlık, performans yönetimi ve
stratejik planlamaya mali hukuktan ziyade yönetim hukukunu ilgilendiren konular
olarak bakılmaktadır59
1.2.2.2. Kamu Ġdarelerinin Günün KoĢullarına Ayak Uydurmasındaki
Güçlükler
Kamu idarelerinin sayı, nitelik ve teĢkilatlanmalarında meydana gelen
değiĢimler ile bu idarelerin günün koĢullarına cevap verememesi önemli bir argüman
olarak düĢünülebilir. Bunun yanında 1050 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden
1938 yılına kadar tüm devlet birimleri genel ve katma içinde toplanmıĢtı. Sadece
mahalli idare bütçeleri kapsam dıĢında bırakılmıĢtı. Zamanla iktisadi devlet
teĢekkülleri de konsolide bütçe dıĢına çıkarıldı. Ġlerleyen yıllarda devlet
teĢkilatındaki geniĢleme ve dağınıklık sebebiyle ortaya çıkan kamu idareleri esneklik
kazanma gerekçesiyle kendilerini bütçe rejimi ve 1050 sayılı Kanun kapsamı dıĢına
58
Bayar, D., 2004, “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Ne Getir(m)iyor?”. Maliye Dergisi,
S:144, Mart-Nisan 2004, s.47
59
Bayar, D., a.g.e., s.48
30
çıkarmanın yollarını bulmuĢlar ve bunlara sürekli yenileri eklenerek (fonlar, döner
sermayeler, vakıflar) devlet bütçesini ve bütçe disiplinini sekteye uğratmıĢlardır60
1.2.2.3. Devlet Bütçesindeki Sorunlar
Bu konuda birçok neden sayılabilir. Bunlar özetle Ģu Ģekildedir.
1.2.2.3.1. Bütçe Kapsamının Dar Olması
5018 sayılı Kanunun genel gerekçesine bakıldığında: „„halen ülkemizde
konsolide bütçeyi oluĢturan genel ve katma bütçeli kuruluĢların yanı sıra bunlara
bağlı döner sermayeler ve fonlar ile mahalli idare bütçeleri ve kanunla kurulan kamu
tüzel kiĢiliğine haiz idarelerin bütçeleri olmak üzere değiĢik bütçe türleri
bulunmaktadır. Bunlardan sadece genel ve katma bütçeler TBMM tarafından kabul
edilerek kanunla yürürlüğe konulmakta, diğer bütçeler ise yetkili idari merciler
tarafından onaylanarak yürürlüğe girmektedir. Ayrıca anılan bütçelerin uygulama
usul ve esasları da önemli farklılıklar arz etmektedir‟‟ denilmiĢtir. Türk bütçe
sisteminin oldukça dağınık ve karmaĢık bir yapıya sahip olduğu görülmektedir.
Kamunun tüm gelir ve giderleri tek bir bütçe içinde yer almamaktadır. Böylelikle
mali yönetim sisteminin ve bütçenin kapsamı dar kalmıĢtır.
Hali hazırda uygulanan bütçe sisteminin kapsamını dar olması sonucu,
kurumların gelir ve giderleri genel bütçede tam olarak gösterilememektedir. Devletin
varlıkları ile ilgili kayıt ve kontrol sisteminin yeterli etkinlikte olmaması, fonlar ve
yardım sandıkları yoluyla bütçe dıĢında zorunlu nitelikte kamusal kaynak transferi
yapılması ve bunların bütçe süreci dıĢında politik ve bürokratik çıkar elde etme
çabalarına neden olmaktadır.61 Kamunun yapmıĢ olduğu faaliyetlerin, toplumun
refah ve kalkınma düzeyine etkisinin ölçülmesinde bütçe kapsamının dar oluĢu engel
teĢkil etmektedir62 Ayrıca kullanılan kaynak miktarı da belirlenememektedir. Bu
nedenle mevcut bütçeyle uzun vadeli projeksiyonlar yapmakta zorlaĢmaktadır. Aynı
zamanda kamuda harcama amirlerine geniĢ yetkiler tanınması sonucunda mali
disiplin ve denetim de sağlanamamaktadır.
60
Bayar, D., a.g.e., s.49
61
DPT., a.g.e., s.42
62
http://www.tesev.org.tr (25.02.2005)
31
Hükümetlerin yapmıĢ oldukları bütçelerde tüm plan ve politikalarını tek bir
belge halinde kamuoyuna sunması ve vatandaĢlarında kamu maliyesine iliĢkin bütün
bilgileri burada görebilmesi, bütçenin geniĢ kapsamlı olması ve özel kesimi de
kapsayabilmesi, mali tahminlerin özerk kurumlarca, tercihen kamu dıĢı kurumlar
tarafından yapılması veya değerlendirilmesi, sadece bütçe tahmininin değil harcama
ve gelirlerdeki önemli değiĢikliklerin de etkileri konusunda hükümetin yaptıkları
tahminlerin değerlendirmesini yapması saydamlığı arttıran reformlar olarak kabul
edilebilir63
1.2.2.3.2.Kalkınma Planları Ġle Bütçe Arasındaki Kopukluk
Türkiye‟de beĢ yılda bir hazırlanan kalkınma planları yapılırken gereken özen
gösterilmemektedir.
ġöyle ki; kalkınma planlarına anayasal zorunluluk nedeniyle yapılması
gerekli birer olgu olarak bakılmaktadır64 Planlar sadece IMF ve Dünya Bankasına
karĢı yapılmıĢ göstermelik uygulamaların ötesine geçememiĢtir.
Halbuki, bütçenin kalkınma planları ve yıllık programlarla uyumlu olarak
hazırlanması gerekir. Çünkü; bütçeler kalkınma planının idari nitelikte olan son
derece önemli bir aracıdır.
1980‟li yıllardan sonra hazırlanan bütçe çağrı metinleri incelendiğinde
kalkınma planları ile bütçeler arasındaki bağın zayıfladığı açıkça görülmektedir65
Teorik olarak bütçeden önce yıllık programların yapılması gerekir. Çünkü bütçe
büyüklükleri yıllık programlara göre yapılır. Ne var ki, özellikle 1980‟li yıllardan
beri uygulamada bütçelerin yıllık programdan önce hazırlandığı görülmektedir. „„Bu
sebeple yıllık programlarla bütçelerin bağlantısı sadece görünüĢte kalmıĢtır.
Kalkınma planları ile bütçelerin arasındaki bağın kopuk olması nedeniyle bütçelerin
plan ve programlarda öngörülen hedefleri gerçekleĢtirmesi olanaksız hale gelmiĢtir.
Böylece bütçeler stratejik karar alma aracı olmaktan çıkmıĢtır‟‟ Aslında bütçeleme
63 ARIN, a.g.e. s.26
64
65
KONUKMAN, A., ve OYAN, Ġ., “Türk Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması:
Tespit ve Öneriler” 15. Maliye Sempozyumu, T.C. Akdeniz Üniversitesi Ġ.Ġ.B.F. Maliye Bölümü,
Türk Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması ve Bu Yapılanmada Performans Yönetimi
Ve Denetiminin Yeri.,15-17 Mayıs 2000 , Yayın No:3, Antalya, s.170
KONUKMAN, ve OYAN, a.g.e., s.170
32
politikaya bağlı bir süreçtir. Etkin bir karar verme süreci, politika yapma ve planlama
ile bütçeleme bağının kurulmasını sağlamalı ve bunların kullanılabilir kaynak
seviyesi ve öncelikler tarafından sınırlanmasını beraberinde getirmelidir66
Uygulamada ortaya çıkan sorunların giderilmesine yönelik olarak yeni bir
düzenleme yapılması ihtiyacı doğmuĢtur. Bu amaçla, kamuda politika oluĢturulması
kalkınma planları ile bütçeler arasında sıkı bir bağ kurulması orta vadeli bir harcama
sistemine geçiĢ ve uzun vadeli bütçeler hazırlamak suretiyle karar alma sürecinde
etkinlik ve verimlilik arttırılabilecektir67.
1.2.2.3.3. Bütçe Süreci, Yapısı ve Bütçe Sisteminden Kaynaklanan Sorunlar
Türkiye‟de
bütçe
hazırlama
sürecinde
bazı
aksaklıklar
yaĢandığı
görülmektedir. Bu aksaklıklar genel olarak Ģu Ģekilde özetlenebilir:
Bütçenin kapsamı dar olduğundan kurumların bütçe tekliflerinde tüm gelir ve
giderlerini ve bu kaynaklardan elde edilen çıktıyı ölçmek oldukça zor olmaktadır.
Ayrıca mevcut bütçe sistemi her ne kadar program bütçe sistemi olsa da, uygulamada
klasik bütçe sisteminden pek de farklı görünmemektedir. Harcamacı kuruluĢlar
bütçelerini hazırlarken kuruluĢun amaçlarını ve uygulayacağı politikaları ortaya
koyan kapsamlı bir değerlendirme yapmamaktadırlar. Bununla birlikte harcamacı
kuruluĢlarla merkezi kuruluĢlar arasındaki bütçe görüĢmeleri sırasında kuruluĢların
bütçe tavanlarının ne olacağı da bilinmemektedir68 Aynı zamanda harcamacı
kuruluĢlar bütçe hazırlık aĢamalarında bir önceki yılın bütçesini baz alarak her yıl
belli oranda artıĢ yapmayı alıĢkanlık haline getirmiĢlerdir.
Klasik bütçe sisteminden program bütçe sistemine geçiĢte gerekli altyapı ve
sisteme iliĢkin yeterince bilgilendirilmiĢ uygulayıcıların olmaması ve sistemin
amacının tam olarak kavranamaması sebebiyle program bütçe sistemine teorideki
geçiĢ pratikte mümkün olmamıĢtır.
66
BÜMKO, 2005, (Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü) “Mali Reformlar
Kapsamında Yeni Bütçeleme AnlayıĢı Merkezi Yönetim Bütçesi ve Çok Yıllı Bütçeleme”.,
Haziran 2005, Ankara s.78
67
DPT., a.g.e., s.28
68
DPT., a.g.e. s.50
33
Bu nedenle 5018 sayılı Kanunun genel gerekçesinde; bütçe hazırlama ve
uygulama sürecinde etkinliğin arttırılması amacıyla, bütçe hazırlama çalıĢmalarına
daha erken baĢlanılacağı , kamu idarelerinin bütçeleri üzerinde daha ayrıntılı hazırlık
ve sağlıklı tahmin yapması sağlanmakta ve çok yıllı bütçeleme sistemine geçileceği
belirtilmektedir.
1.2.2.3.4. Bütçenin Kodlama Yapısından Kaynaklanan Problemler
Bütçe kodlaması, kamu faaliyetleri ve bu faaliyetlerin sonuçları hakkında
doğru ve zamanında bilgi almayı sağlar. Bu açıdan bütçe kodlaması, devletin tüm
mali iĢlemleri ve politikalarını kapsamalıdır. Bundan dolayıdır ki kodlama sayesinde,
devletin faaliyetlerinin sonuçlarını ölçmek, izlemek, analiz etmek, ülkeler ve
dönemler arası karĢılaĢtırmalar yapmak olanaklı hale gelecektir69.
8. BeĢ Yıllık Kalkınma Planı Özel Ġhtisas Komisyonu Raporunda bütçe
kodlamasından kaynaklanan temel problemler Ģu Ģekilde sıralanmıĢtır:
i-Sınıflandırma Problemleri: Sınıflandırma sistematiğinin kaybedildiği,
kurumsal, fonksiyonel ve ekonomik kodlar arası geçiĢler olduğu , sınıflandırmanın
taĢıması gereken standartları taĢımadığı, sınıflandırmanın, ekonomik mali ve idari
geliĢmeler ile mali mevzuat değiĢikliklerine ayak uyduramadığı belirtilmiĢtir.
ii-Kod Yapısı Problemleri: Kod yapısı sağlıklı bilgi sağlayacak nitelikte
değildir. Ġçerisinde fonksiyonel ve ekonomik kodlar iç içe yer almaktadır. Kod
büyüklükleri sınıflandırma ile uyumlu düzenlenememiĢtir. Örneğin; 999 adet
harcama kalemi oluĢturmak mümkün iken yalnızca 10 adet harcama kalemi
kullanılmaktadır. Ayrıca kurumsal kodlama da oldukça yetersizdir.
iii-Uygulama Problemleri: Fonksiyonel kodlamada ortak kod kullanımı
yoktur. Aynı kodlar değiĢik kurumlarda değiĢik hizmet programlarını ifade
etmektedir. Kodların kullanımı zaman içinde giderek daralmıĢtır. Mali mevzuatın
oluĢturulmasında kodlama ve sınıflandırma standartları korunamamıĢtır. Ayrıca
hizmet ve maliyet analizleme yöntemleri giderek zaafa uğramıĢtır.
iv-Altyapı Problemleri: Teknik altyapı ortaya çıkan ihtiyaçlara uygun olarak
geliĢtirilememiĢtir. Özellikle teknolojik geliĢme ihtiyacın oldukça gerisinde
69
DPT., a.g.e., s.72
34
kalmıĢtır. Yeterli sayıda nitelikli personel istihdamını sağlamak mümkün olmamıĢtır.
Merkezi bütçe birimleri, iĢ ve yetki merkezileĢtirilmesi ve analizler yapılması yerine
rutin iĢler üzerinde yoğunlaĢmıĢtır. Zaman içinde ortaya çıkan ihtiyaçlar için
geliĢtirilen çözümler sistematiği bozmuĢtur. Hizmet maliyet analizlerine iliĢkin
yöntemler giderek zaafa uğramıĢtır.
1.2.2.3.5. Bütçe Uygulamaları Hakkında Zamanında ve Net Bilgi Elde
Edilememesi
1050 sayılı Kanunun eleĢtirilen yönlerinden biri de, kamuoyuna ve mali
yönetime istenilen bilgileri zamanında ve yeterli güvenilirlikte ve açıklıkta
sunabilecek muhasebe sistemine ve bütçe sınıflandırmasına imkan verememiĢ
olmasıydı70 Özellikle kamuoyunun, devletin icraatlarından gelir ve giderlerinden
bihaber olması bütçe üzerinde kamuoyunun denetimini engellemekteydi. Bütçe
gerçekleĢmeleri ile ilgili verilerin doğru ve zamanında elde edilememesi karar
alıcılar açısından da sorun oluĢturmaktaydı. Bu amaçla 5018 sayılı KMYK‟nun genel
gerekçesinde; „„kamu kaynaklarının elde edilmesi ve kullanılması sırasında gerekli
bilginin gerekli zamanda verilmesi suretiyle kamuoyu denetiminin sağlanması, kamu
hesaplarının uluslararası standartlara uygun bir muhasebe düzenine göre tutulması
sağlanmaktadır‟‟ denilmiĢtir. Öte yandan kurumların bütçelerinde meydan gelen
değiĢiklikleri yıl içinde izlemeleri ve mevcut mali durumlarının tespitini yapmaları
oldukça güç bir durum arz etmekte idi. Bu sebeple yeni bir bütçe sınıflandırma ve
muhasebe sistemine ihtiyaç duyulmuĢtur.
1.2.2.3.6. Bütçenin Stratejik Karar
GerçekleĢtirmeye Olanak Tanımaması
Alma
ve
Orta
Vadeli
Hedefleri
Türkiye‟de bütçeler bir mali yılı kapsayacak Ģekilde hazırlanmaktadır. Tüm
mali iĢlemler bir yıllık süreç baz alınarak tasarlanmaktadır. Bütçenin kısa vadeli
olması neticesinde bir yıldan uzun süren iĢlemlerin bütçede gösterilmesinde sorunlar
yaĢanmaktaydı. Ayrıca kısa süreli bütçelerle orta vadeli plan yapmak ve stratejik
kararlar almakta mümkün görünmemektedir. Türkiye‟de program bütçe sisteminin
tam
70
olarak
uygulanamaması
sonucunda
kamuda
performans
kriterleri
ÇOLAK, H., B., 2005(a) .”5018 Sayılı Kanunun Mali Yönetimimize Getirdikleri” II.,
YaklaĢım Dergisi, S.145
de
35
oluĢturulamamıĢtı. Program bütçe sisteminin uygulanması için gerekli dinamik yapı
da mevcut değildi.
Ülkelerin ekonomik istikrarını ve geleceğe yönelik planlarını görebilmek için
orta ve uzun vadeli bir harcama sistemi kaçınılmazdır. Özel kesim kamuyu yakından
izlediği için devletin geleceğe yönelik plan ve programlarının vadesi ve öngörüleri
özel kesim için yol gösterici olacaktır. Bu bağlamda stratejik planların hazırlanması
politik karar alma süreçlerini de yönlendirecektir.
Birçok geliĢmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye‟de de bütçeleme
sürecinde yaĢanan temel sorun stratejik kararların pek önemsenmemesidir. Stratejik
kuralların belirlenmemiĢ olup, bütçe uygulaması katı ve merkeziyetçidir. Stratejik
karar alma sürecinin zayıf olmasının nedeni de, politika yapma sürecinin değiĢik
kamu idareleri arasında dağılmasıdır71
Bu bağlamda stratejik yönetimin etkinliği açısından, etkin bir organizasyona
ve çok yıllı bir bütçeleme sistemine gereksinim vardır. Bilindiği üzere çok yıllı
bütçeleme, orta vadeli harcama sisteminin özünü oluĢturmaktadır. Özellikle Dünya
Bankası ve OECD, tarafından üzerinde önemle durulmaktadır. „„Son yıllarda
bütçelemede girdi (para, insan, muhasebe) odaklılıktan, çıktı-sonuç odaklı sisteme
geçiĢ hızlanmıĢtır. Bu açıdan yeni kamu yönetimi anlayıĢında yöneticilerin nasıl
yaptıklarından çok ne yaptıkları daha önemlidir‟‟72 Bu yüzden orta vadeli harcama
sistemi, yöneticileri stratejik önceliklere ve kaynak miktarına göre harcama yapmak
zorunda bırakmaktadır.
1.2.2.3.7. Parlamentonun Bütçe Üzerindeki Etkinliğinin Yetersiz Kalması
Yürütme organı olan hükümetler yasama organının içinden seçilmektedir. Bu
nedenle yürütme yasamaya karĢı sorumlu olmaktadır. Yasama organı olan TBMM
yürütme organını bütçeleme sürecinde farklı Ģekillerde denetlemektedir. Örneğin:
gensoru, soru, genel görüĢme, meclis araĢtırması, meclis soruĢturması ve güvenoyu
Ģeklinde. Ayrıca dolaylı olarak da kamu gelir ve giderlerini, devletin mallarını,
borçlarını ise SayıĢtay denetimi yoluyla gerçekleĢtirilmektedir. TBMM çeĢitli
71
72
BÜMKO, a.g.e., s.77
BLÖNDAL, J.,R., 2003, .Budget Reform in OECD Member Countries: Common Trends.,
OECD Journal on Budgeting, Vol.2, No.4, 2003, s.18
36
araĢtırma ve inceleme komisyonları kurmak suretiyle de denetleme görevini
yapmaktadır. Mesela; KĠT Komisyonu, Meclis Hesapları inceleme Komisyonu gibi.
Türkiye‟de bütçe kanunları metinleri incelendiğinde, parlamentoların bütçe
üzerindeki çoğu yetkisinin yürütme organlarına bırakılmıĢ olduğu görülecektir. 73,
Yasama organları artık bütçe konusunda hükümet karĢısında adeta yetkisiz olarak,
kendisine verilen metni, aynen kabul etmek durumuna düĢmektedir.
Zamanla bütçe kapsamının daralması sebebiyle yürütme organına hesabı
sorulamayacak harcama alanları ortaya çıkmıĢtır. Bütçe kapsamı dıĢında rant alanları
oluĢturulmuĢtur. Ġlginçtir ki, mecliste genellikle gider bütçesine yönelik tartıĢmalar
yaĢanmaktadır. Yani nereye ne kadar harcanacağı, ne kadar borçlanılacağı daha çok
gündemdedir. Fakat gelir bütçesi üzerinde farklı öngörüler hazırlanamamaktadır.
Uzun yıllardır uygulanan ve uygulamaya devam eden „„iç borçlanma‟‟
Cumhuriyet Anayasalarının Meclise verdiği bütçe hakkının yasal zorunluluğa
rağmen yürütmeye devrine ve sorumsuz bir kamu harcaması geniĢlemesine neden
olmuĢtur. Özellikle 1982 Anayasasının yürürlüğe girmesinden bu yana kesin hesap
tasarıları
üzerinde
parlamenterler
herhangi
bir
yorumda
bulunma
gereği
hissetmemiĢlerdir. Çünkü kesin hesaplar sadece onaylanması gereken kanun
tasarıları olarak görülmektedir.
Parlamentoda bütçe komisyonlarının ve meclis tartıĢmalarının etkinliğinin
düĢük olmasının önemli bir nedenini bütçe bilgilerinin yeterli netlikte ve doğrulukta
olmaması ve komisyonun bütçeyi yeteri kadar inceleyememiĢ olmasıdır Mali
raporlama sistemi yeterli açıklıkta ve anlaĢılır olmadığından dolayı Mecliste tartıĢma
oluĢturmak için gerekli bilgiler sağlanamamakta Meclisin etkinliği de yetersiz
kalmaktadır.
1.2.2.3.8. Bütçenin Muhasebe ve Raporlama Sürecinde KarĢılaĢılan Problemler
Türkiye‟de bütçe odaklı bir muhasebe sistemi uygulanmaktadır. Bu nedenle
sadece bütçede yer alan iĢlemler kayıt altına alınmakta, bütçe dıĢında yer alan
kamusal faaliyetler ise muhasebeleĢtirilememektedir. Bunun yanında mevcut
muhasebe sistemi nakit esasına dayanan bir sistem olduğundan, kamu tarafından
73
ERGĠNAY, A., 1978, .Türkiye.de Bütçe Kanun Metinlerinin GeliĢmesi., Ġ.Ü. Maliye AraĢtırma
Merkezi Konferansları, 25. Seminer, 1978, s.17
37
alınmıĢ bir mal veya hizmet borç gerçekleĢtiğinde değil, borç ödendiğinde gider
kaydı yapılarak kayıt altına alınmaktadır. Böyle bir durumda da devletin giderleri ve
sorumlulukları hakkında net ve doğru bilgi elde edilememektedir. Sonuçta da
kamuda gelir-gider dengesini kurmak zorlaĢmaktadır. Ayrıca devlette kullanılmakta
olan muhasebe sistemi „„muhasebenin sürekliliği ilkesi‟‟ne aykırı olarak sadece ait
olunan yılla sınırlı kalmaktadır.
Mevcut muhasebe sisteminin genel bütçeli idareler ile katma bütçeli
kuruluĢları kapsaması, bunların dıĢında kalan kurumların kendi özel muhasebe
sistemlerini oluĢturması sonucunu doğurmuĢtur. Böylelikle de kurumların muhasebe
sistemleri arasında farklılıklar oluĢmuĢtur74 Devlet muhasebesi yönetmeliği genel
bütçeli idareler ile katma bütçeli idareleri kapsamaktadır. Halbuki belediyeler, özel
idareler, fonlar, sosyal güvenlik kuruluĢları gibi kurum bütçeleri genel bütçede yer
almamaktadır. Bu durumda da ekonomik planlama ve politika oluĢturmak
zorlaĢmaktadır. Yarı mali nitelikli iĢlemlerin çoğu da muhasebe kayıtlarında yer
alamamıĢtır. Dolayısıyla yarı mali iĢlemlerin raporlanması da mümkün olamamıĢtır.
1.2.2.4. Mali Yönetimde Ġyi YönetiĢim ve Saydamlığın Olmaması
Son yıllarda devletin fonksiyonları ve ekonomideki rolü konusunda yeni
yapılanmalar hız kazanmıĢtır. Yeniden yapılanma süreçleri „„good governance‟‟
Türkçedeki karĢılığı „„iyi yönetiĢim‟‟ baĢlığı altında Ģekillenmektedir. Ġyi
yönetiĢimin
temel
unsurları
Ģeffaflık,
sorumluluk,
etkinlik,
eĢitlik,
hesap
verilebilirlik, hukukun üstünlüğü ve demokrasidir.
Saydamlık ise, devletin hedeflerini ve bu hedeflere ulaĢmak için hayata
geçirdiği politikaları ve bu politikaların sonucunu görebilmek için gereken bilgiyi
düzenli, anlaĢılabilir, tutarlı ve güvenilir bir biçimde sunmasıdır75 Mali saydamlık
kavramından anlaĢılması gereken ise devletin kaynaklarının nerede, nasıl, ne Ģekilde,
ne kadar ve kimler tarafından kullanıldığının kamuoyunca bilinmesidir.
Kamu
mali
yönetiminde
mali
Ģeffaflıktan
beklenenlerin
baĢında;
güvenilirliğin tesisi ile borçlanma maliyetlerini mümkün olduğunca düĢürülmesi,
74
DPT., a.g.e., s.69
75
YILMAZCAN , D. , “Mali Saydamlık Kavramı”,
http//:www.mcmed.org/NewActivities/Transparency/Doc/mali_saydamlik.doc (16.12.2008)
38
vatandaĢların
eksiksiz
makroekonomik
ve
politikalara
doğru
olarak
kamuoyu
bilgilendirilmesi
desteğinin
sağlanması
sonucunda
da
gelmektedir76
„„Türkiye‟de sık sık yaĢanan mali krizler (özellikle 1994 ve 2001 krizleri) ile 1997
Asya ve 1999 Rusya krizlerinin önde gelen sebeplerinden birisi de sermaye
piyasalarının liberalleĢmesi ile birlikte ekonomilerin bu geliĢmeler karĢısında yeterli
saydamlığa eriĢmemesinden dolayı zamanında önlemler alınamamıĢtır‟‟77
5018 sayılı KMYKK‟nın genel gerekçesinde „„bütçe hazırlama ve uygulama
sürecinde etkinliğin arttırılması, mali yönetimde Ģeffaflığın sağlanması, sağlıklı bir
hesap verme mekanizması ile harcama sürecinde yetki-sorumluluk dengesinin
yeniden kurulması, etkin bir iç kontrol sisteminin oluĢturulması ve bu suretle çağdaĢ
geliĢmelere uygun yeni bir kamu mali yönetim sisteminin oluĢturulması
öngörülmektedir‟' . Türkiye‟de etkin olarak iĢleyen bir hesap verme mekanizması ve
mali yönetim alanında Ģeffaflık ilkelerinin olmayıĢı bu alanda reform yapmayı da
gerekli kılmıĢtır.
1.2.2.5. Kamu
Olmaması
Kaynaklarının
Kullanımında
Performans
Kriterlerinin
Genel anlamda etkinlik ve verimlilikten söz edebilmek için belirli bir hedef
ve kriterin olması gerekmektedir. Bu kriter de performans ile belirlenmektedir.
Performans; „„hizmetin yerine getirilmesi için harcanan para miktarı, çalıĢma saatleri
toplamı gibi girdi göstergeleri, bir hizmeti yerine getirmek ya da ürünü üretmek için
harcanan çaba miktarını gösteren iĢ yükü ölçümleri gibi çıktı göstergeleri ve çıktı
veya sonucun birim baĢına maliyetini ölçen verimlilik ve maliyet etkinliği
göstergeleri ile ifade edilmektedir‟‟78
Türkiye‟de bu tür bir ölçüm sistemi kamuda tam olarak yerleĢtirilememiĢtir.
Özellikle bu tür sistemlerin bütçeye uygulanması sistemin en önemli adımıdır. Türk
bütçe sisteminin performans kriterlerine göre iĢletilmemesi geçmiĢten günümüze
kamuda etkinsizlik, savurganlık ve verimsizliği teĢvik etmiĢtir. Etkinlik ve verimlilik
arka planda kalmıĢ mevzuata uygunluk ve prosedürlere uygunluk ön plana çıkmıĢtır
76
77
78
KARAKAġ, a.g.e., s.19
YILMAZCAN , Dilek a.g.e., s.1
ARSLAN, A., 2002, “Kamu Harcamalarında Verimlilik, Etkinlik ve Denetim” III., Mali
Kılavuz Dergisi, s.18
39
Sınırlı kaynaklarla gitgide artan kamu hizmeti miktarına bağlı olarak, kaynakların
daha akılcı ve rasyonel olarak kullanılması gerekmektedir. Bur durum hükümetleri
geleneksel yönetim anlayıĢlarını terk ederek yerlerine daha verimli, etkin ve yenilikçi
yönetim yaklaĢımları bulma arayıĢına itmiĢtir. Bundan dolayıdır ki, vatandaĢın kamu
hizmetlerine olan talebinin çeĢitliliği ve içeriği ile bu talebi karĢılayacak kaynağın
bulunması arasında giderek artan bir çeliĢki (vatandaĢların ödemeye razı olduğu az
vergiye kıyasla daha çok ve daha nitelikli hizmet talebi çeliĢkisini ve madalyonun
tersinden, kamu kurumlarının elde ettikleri sınırlı gelire oranla daha çok ve daha
nitelikli hizmet üretme zorunlulukları çeliĢkisini) oluĢturmaktadır. Bu sorunu
aĢabilmek için, kamu kurum ve kuruluĢları verimlilik ve kaliteyi daha ön planda
tutma gereksinimi hissetmiĢler ve bu maksatla köklü reformlara giriĢmiĢlerdir79
1.2.2.6. Kamu Gelir ve Giderlerinin Denetiminin Yetersiz Olması
Türk kamu mali yönetiminde asıl denetim organları Maliye Bakanlığı ve
SayıĢtay‟dır. Diğer denetim organları ise daha çok idari teftiĢ, soruĢturma ve
inceleme yapmaktadırlar. SayıĢtay Meclis adına ve bağımsız olarak devletin gelirleri,
giderleri ve mallarını denetler. Ayrıca yargılama yoluyla da sorumluların hesap ve
iĢlemlerini hükme bağlamaktadır.
SayıĢtay yasalara dayanan yetkileri çerçevesinde gerekli inceleme ve
denetlemeleri sonucunda „„Genel Uygunluk Bildirimleri‟‟ hazırlamaktadır. SayıĢtay
tarafından hazırlanan bu raporların amacı; kamu hesaplarının denk olup olmadığı,
kontrol ve denetimlerin etkili olup olmadığı, kamu kaynaklarının kullanımında
etkinlik ve verimlilik ilkelerine uyulup uyulmadığı konularında bilgi ve görüĢ
sağlamaktır. Fakat, SayıĢtay‟ın 1994 ve 1995 yılı Genel Uygunluk Bildirimlerinde,
Maliye Bakanlığı‟nca ödenek üstü harcamalara ek ödenek verilmesinin uygun
olmadığının belirtilmesine rağmen, TBMM ilgili kesin hesapları yine de onaylayarak
çeliĢkiye mahal vermiĢtir80
Zamanla mali sistemin geniĢlemesi ile bütçe kapsamı daralmıĢ ve çoğu
kurumlar SayıĢtay denetimi dıĢında kalmıĢtır. Özellikle bütçe dıĢı fon uygulamaları,
79
80
GÖNEN, Ġ., 2000, .Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması Bağlamında
Performans Yönetimi., 15. Maliye Sempozyumu, T.C. Akdeniz Üniversitesi Ġ.Ġ.B.F. Maliye
Bölümü, . 15-17 Mayıs 2000 , Yayın No:3, Antalya, s.227-228
KONUKMAN, OYAN, a.g.e., s.170-171
40
döner sermayeler gibi farklı alanlardan gelir elde eden ve farklı alanlara harcama
yapan kendi özel bütçeleri olan kuruluĢların denetiminde aksaklıklar meydana
gelmiĢtir. Denetimden kaynaklanan sorunlar nedeniyle yolsuzlukların artması,
görevin kötüye kullanılması, rüĢvet vb. olayların artması kamuda denetim sisteminin
yapılandırılması ihtiyacını doğurmuĢtur.
1.2.2.7.
Kamu
Kurulamaması
Harcama
Sürecinde
Yetki-Sorumluluk
Dengesinin
1050 sayılı Kanunda harcama sürecindeki görevlilere bazı yetki ve
sorumluluklar da yüklenmiĢtir. Örneğin: tahakkuk memurları düzenledikleri
belgelerin doğruluğundan ve kanunlara uygunluğundan, bütçe ödeneklerinin
zamanında ve yerinde kullanılmasından, giderin gerçek ihtiyaç karĢılığı olmasından
ve programlanmıĢ hizmetlerin zamanında yerine getirilmesinden sorumludurlar
Saymanlar
düzenledikleri
belgelerin
doğruluğundan
ve
kanunlara
uygunluğundan baĢka, aldıkları ve elden çıkardıkları nakit ve mallardan ve
görevlerine iliĢkin her türlü iĢlemlerden sorumludurlar Ġta amirlerinin sorumluluğu
ise saymanların kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek ödemeden kaçındıkları
hususlarda yazılı olarak sorumluluk üstlenmeleri durumunda söz konusudur.
Harcama sürecinde yer alan görevlilerin genel hükümlere göre idari, mali ve
cezai sorumlulukları vardır. Bununla birlikte SayıĢtay‟a hesap verme görevi
saymanlara ait olup fazla ve yersiz ödemelerden de kusursuz sorumluluk bağlamında
saymanlar ve tahakkuk memurları birlikte sorumlu tutulmaktadır81 Ancak ita amirleri
yukarıdaki bahsedildiği gibi sorumluluk almıĢlarsa bu kez sorumluluk ita amirine
geçmektedir. Burada ortaya çıkan problem, „„SayıĢtay‟a karĢı bir kusursuz
sorumluluğun olması ve saymanların her türlü hal ve Ģartta tüm fazla ve yersiz
ödemelerden sorumlu tutulmalarıdır.
81
ÜÇBAġ, A., “5018 Sayılı Kanunun Kamu Maliyesine Getirdikleri” Mali Kılavuz Dergisi, S.25,
Temmuz-Eylül 2004, s.43
41
Hal böyle olunca kurumlar da inisiyatif kullanamaz hale gelmekte, yetkililer
değiĢen koĢullara ayak uyduramamaktadırlar. Sonuçta da, kurumlar adeta mevzuatı
uygulayarak ve uygulamada keyfiliğe ve hatta bazen de suiistimale yönelmiĢlerdir82
Bu sebeple kamuda yetki ve sorumluluklar kamusal hizmetin üretilmesi
aĢamasında açık olarak tanımlanmalı ve bu perspektife dayanan bir hesap verme
sorumluluğu mekanizması geliĢtirilmelidir Bütçenin uygulanması aĢamasında
hizmetin asıl kullanıcısı olan alt birimlerin bütçeye katkısı sağlanamamaktadır.
Ayrıca yetki devrinin rasyonel olarak gerçekleĢtirilemediği de gözlenmektedir.
Örneğin; ilçelerde tarımsal hizmetleri yürütmekle sorumlu olan Ġlçe Tarım
Müdürlüğünün ita amirliği yetkisi ilçe tarım müdürüne değil kaymakama
verilmektedir. 5018 sayılı Kanununun genel gerekçesinde „„kamu mali yönetiminde
görev, yetki ve sorumluluklar açık bir Ģekilde ortaya konulmakta ve yetki-sorumluluk
dengesi yeniden kurulmaktadır‟‟ denilmiĢtir.
1.2.2.8. Harcama Sürecinde Katı Ön Kontrol ve Vize Uygulamalarının Olması
Mevcut uygulamada harcama öncesindeki kontrol süreci Ģu Ģekildedir:
Ödenek tahsis edilmesi, yüklenmeye giriĢilmesi, ihale yapılması, sözleĢme
yapılması, mal veya hizmetin teslim alınması, iĢin gerçekleĢtirilmesi, ödeme emri
düzenlenmesi ve harcama yetkilisi tarafından alınacak mali kararların mali kontrol
yetkilisi tarafından vizeye tabi tutulması Ģeklindedir „„Uygulamaya göre ödenek ve
kadro dağıtımları ile sözleĢme ve bağıtlar SayıĢtay‟ca, gider taahhütleri, bazı
personel istihkakları ve tazminatlara iliĢkin cetveller, harcama programları, avans ve
kredi iĢlemleri Maliye Bakanlığı adına Maliye BaĢkanlıkları, Bütçe Dairesi
BaĢkanlıkları ve saymanlıklar tarafından harcama öncesi kontrole tabi tutulmakta
idi‟‟83 Bu sürecin uzun olmasının bürokrasiyi ve prosedürleri uzatması neticesinde
kamuda hizmetlerin yerine getirilmesi gecikmekte, zaman ve kaynak israfına yol
açmaktaydı. Diğer yandan idareler de bütçe dıĢı kaynaklara yönelmekteydi. Sonuçta
da bütçede hizmetler ile maliyet iliĢkisi ortaya konulamamaktaydı
82
83
KIZILKAYA, E., 2003, .Bir Bürokrasi Klasiği: Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
Tasarısı., Mali Kılavuz Dergisi, S.21, Temmuz-Eylül 2003, s.34
BAYAR, D., a.g.e., s.47
42
5018 sayılı Kanunun genel gerekçesine göre; SayıĢtay‟ın harcama öncesi vize
tescil iĢlemlerinin kaldırılması ve konumunun uluslararası standartlara uygun hale
getirilmesi, Maliye Bakanlığınca yapılan taahhüt ve sözleĢme tasarılarının vize
iĢleminin ise yönetsel sorumluluk ve mali kontrol yetkisinin paylaĢtırılması ilkesi
çerçevesinde kamu idarelerine bırakılacağı belirtilmektedir.
Buraya kadar açıklanmaya çalıĢılan faktörler neticesinde Türkiye‟de yeni bir
mali yönetim sistemine olan ihtiyaç öncelikli bir konu haline gelmiĢtir.
43
ĠKĠNCĠ BÖLÜM
2. ĠÇ KONTROL ANALĠZĠ
2.1.Tanım ve Kapsam
Günümüzde kamu mali yönetiminde kontrol kavramına büyük önem
verilmektedir.
Modern iĢ dünyasında hem özel sektörde hem kamu sektöründe iç kontrol
tüm dünyaya yayılan bir kavram haline gelmiĢtir. Bir kurumda tüm faaliyetler iki
sistemli bir yapıda gerçekleĢtirilir. Birincisi; belirlenmiĢ hedeflere ulaĢılması için
tasarlanmıĢ iĢletme sistemi,diğeri ise iĢletme sisteminin içine yerleĢtirilmiĢ kontrol
sistemidir. Kontroller iĢletme sisteminin hedeflerine ulaĢmasına güvence sağlamak
için tasarlanmıĢ yöntemler, kurallar ve yapılardan oluĢur. Bu kontroller, faaliyetlerin
yalnızca bir safhasıyla sınırlanmamıĢ, kurumun tüm fonksiyonlarına ve yapılarına
yayılmıĢtır. Dolayısıyla, tüm faaliyetler iç kontrolün kapsamında yer alır. Kontroller,
yönetimin isteklerinin yerine getirilme olasılığını artırır ancak bunu sağlayabilmesi
için kontrollerin kısıtlayıcı olmaması gerekir. Modern yönetim anlayıĢı, kontrolleri
kısıtlamalar bütünü olarak algılamaktan ziyade kendisine yardım eden bir kavram
olarak görme eğilimindedir. Ġç kontrol, tek bir olay gibi düĢünülmemeli, yönetimin
faaliyetlerini yürütürken yararlandığı eylemler bütünü olarak algılanmalıdır. Ġç
kontrol, kurum içinde ayrı bir sistem değildir, mevcut sistemlerin ayrılmaz bir
parçası olarak genel anlamda yönetim kontrolüdür.
Ġç kontrol, kurumun hedeflerine ulaĢmasına makul güvence sağlamak üzere
yöneticiler ve tüm personel tarafından gerçekleĢtirilen bir süreçtir. Bu hedefler
aĢağıdaki gibi özetlenebilir; faaliyetlerin düzenli, ekonomik, etkin ve etkililiği,
kaynakların savurganlıktan, suiistimalden, yetersiz yönetimden, hatalardan ve
yolsuzluktan kayıplara karĢı korunması; yasalara, yönetmeliklere ve yönetimin
direktiflerine uyulması; güvenilir mali ve idari verilerin hazırlanması, saklanması ve
uygun zamanlı raporların tam ve doğru olarak açıklanmasıdır. Ġç kontrol söz konusu
hedeflere ulaĢılması için bir araçtır ancak kesin bir güvence değil sadece makul bir
güvence sağlar. Ġç kontrol sadece yasal düzenlemeler ve yöntemlerden oluĢmaz,
kurumun her düzeydeki personeli ile etkileĢim içinde oluĢturulur. Kurum
44
kontrolünün her yönünü içerir. Ġç kontrol tek bir olay veya durum değil kurum
faaliyetleri içine nüfuz etmiĢ hareketler zinciridir. Ġç kontrol sistemi, yönetim
sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak yönetim iĢleviyle iç içe geçmiĢtir. Ġç kontrol
kurumun altyapısına yerleĢtirildiği ve kurumun bir parçası olduğu zaman en etkin
durumdadır. Ġç kontrolü amaçlarına göre sınıflandırabiliriz. Bu bağlamda, kontroller
hataların önlenmesi, hataların ortaya çıkarılması ve ortaya çıkarılan hataların
düzeltilmesi olarak üçe ayrılır. Görev ve yetkilerin ayrılması önleyici kontrollere;
varlıkları belirli aralıklarla saymak ve muhasebe kayıtlarıyla karĢılaĢtırmak ortaya
çıkarıcı kontrollere; bir satıcıya yapılan fazla ödemenin geri alınması düzeltici
kontrollere örnek olarak gösterilebilir.
Ġç kontrolleri kurumun iĢlevlerine göre sınıflandıracak olursak yönetsel, idari
ve muhasebe kontrolleri biçiminde tasnif edebiliriz. Yönetsel kontroller bütün
kontrolleri kapsayacak niteliktedir. Kurum hedeflerini gerçekleĢtirmek için
yararlanılan tüm plan, politika, usul ve uygulamalar bu kapsamda yer alır. Ġdari
kontroller, yetkili personelin iĢlemlerin gerçekleĢtirilmesi ve karar alma süreçleriyle
ilgili usul ve kayıtlardır. Muhasebe kontrolleri varlıkların korunması amacıyla mali
kayıtlarla ilgili usul ve belgelerdir. Yukarıdaki sınıflandırmalarda belirlenen
kontroller arasında ayrım yapılması zordur. Dolayısıyla, söz konusu kontroller
birbirlerinin alternatifi değil tamamlayıcısı olarak düĢünülmelidir. Çünkü etkin bir iç
kontrol yapısı tüm kontrol biçimlerine ihtiyaç duyar ve bir kontroller karıĢımından
yararlanır.
Ġç Kontrolün etkinliğini ölçen üç temel kıstas vardır:
• Ġç kontroller uygun olmalıdır. Yani, gerekli kontrol gerektiği yerde ve ilgili
riskle orantılı olarak yapılmalıdır.
• Bütün bir dönem boyunca planlandığı gibi iĢlemelidir. Yani bütün
personelce özenle uyulmalı ve iĢ yükü ağır olduğunda bu kontroller ihmal
edilmemelidir.
• Kontrollerin maliyeti elde edilen faydaları aĢmamalıdır. Ne kadar ayrıntılı
ve eksiksiz olursa olsun hiç bir iç kontrol yapısı kurumun hedeflerine ulaĢmasına
kesin güvence veremez. Birkaç kiĢinin gizli olarak anlaĢması halinde yetkiler kötüye
45
kullanılabilir ve iç kontrol etkisiz kalabilir. Kontrol, çalıĢanlar tarafından
gerçekleĢtirildiği
için
tasarım
eksikliklerinden,
yorum
hatalarından,
yanlıĢ
anlamadan, yorgunluk ya da dikkatsizlikten etkilenir. Personelin yeterliliği ve
dürüstlüğü kontrol sürecindeki iĢlevlerini anlamalarını ve doğru olarak yerine
getirmelerini sağlar. Aksi takdirde bu kiĢilerin yaptıkları kontroller etkisiz kalabilir.
Yönetimin iç kontroller karĢısındaki tutumu, personeli ve iç kontrol yapısının
etkinliğini derinden etkiler. Bu nedenle, yönetimin kontrollere uymada çalıĢanlara
örnek olması gerekmektedir. Yönetimin değiĢen koĢullar karĢısında kontrolleri
gözden geçirmesi ve güncelleĢtirmesi ve değiĢiklikleri personele bildirmesi
zorunludur.
Ġç kontrol sistemi; faaliyetlerin yürütüldüğü süreçlerde yerleĢmiĢ olmalı ve
kurum kültürünü Ģekillendirmelidir. Ayrıca, içsel veya dıĢsal faktörler nedeniyle
sürekli değiĢen risklere karĢı hemen tedbir alabilme yeteneğine sahip olmalı,
meydana gelen herhangi bir aksaklık ya da zayıflığın, uygulanması gereken düzeltici
önlemleri
içerecek
Ģekilde
yöneticilere
anında
rapor
edilmesini
sağlayan
mekanizmaları kullanmalıdır.
Özel sektörde uygulanmak üzere geliĢtirilen ve günümüzde kamu sektöründe
uygulama alanı bulan COSO Ġç Kontrol Modeli en çok tercih edilen iç kontrol
modelidir.
Amerika BirleĢik Devletleri, Avrupa Birliği ve Uluslararası SayıĢtaylar
Birliği (INTOSAI) COSO modelini kullanmaktadır. Bunların yanı sıra Kanada‟da
CoCo84, Ġngiltere‟de Turnbull Report85, Almanya‟da Kontrag86, Güney Afrika‟da
84
1995 senesinde CoCo (Criteria of Control) Çerçevesi Canadian Institute of Chartered Accountants
tarafından oluĢturulmuĢtur. COSO modeline benzemekle birlikte dört temel kontrol ölçütü
barındırır. Bunlar; amaç, bağlılık, yeterlilik, izleme ve öğrenmedir. Yönetime daha fazla önem verir
ve daha çok „insana dayalıdır‟.
85
Ġngiltere‟de hisse senetleri Londra Borsası‟nda iĢlem gören Ģirketlerin „iyi yönetiĢim‟ ilkesine ve bu
konudaki mevzuata bağlılığını sağlamak amacıyla “The Institute of Chartered Accountants in
England-Wales” (1999) isimli örgüt tarafından “Ġç Kontrol, BirleĢtirilmiĢ Kurallar Üzerine
Yönetim Kurulu Üyeleri Ġçin Rehber” (Internal Control, Guidance for Directors on the Combined
Code) baĢlığıyla yayınlanan dökümandır.
86
1 Mayıs 1998‟de Almanya‟da yayımlanan mali tabloların düzenlenmesinde, raporlanmasında ve
bunların güvence altına alınmasında denetçinin yetki ve sorumluluklarında yeni düzenlemeler
getiren “ĠĢletmecilik Alanında ġeffaflık ve Kontrol Yasası” (Gesetz Zur Kontrole Und Transparenz
Ġm Unternehmenberich KonTraG)
46
King Report87 gibi iç kontrol modelleri geliĢtirilmiĢtir. Ayrıca COBIT88, SAC89 ve
SAS 55/7890 gibi yaklaĢımlar da bulunmaktadır.
2.2.Ġç Kontrolün Etkinliği ile Ġlgili Sınırlar
Etkin bir iç kontrol sistemi, ne kadar iyi tasarlanırsa tasarlansın ve ne kadar
iyi iĢlerse iĢlesin, kurum hedeflerini gerçekleĢtirmesi veya kurumun varlığını
sürdürmesi konusunda, yönetime sadece makul -mutlak değil- güvence sağlayabilir.
Hedeflerin baĢarılması doğrultusunda, yönetime kurum geliĢimi veya yetersizliği
hakkında bilgi verebilir. Ancak iç kontrol kötü yönetimi kendiliğinden iyi bir
yönetime
dönüĢtüremez.
Dahası,
hükümet
politikası
ve
programlarındaki,
demografik veya ekonomik koĢullardaki yön değiĢtirmeler belirgin biçimde yönetim
kontrolünün sınırları dıĢında olup yöneticilerin kontrolleri yeniden tasarlamasını
veya kabul edilebilir risk düzeyini bu duruma göre ayarlamasını gerektirebilir.
Etkin bir iç kontrol sistemi hedefleri baĢaramama olasılığını azaltır. Bununla
birlikte, iç kontrolün yanlıĢ tasarlanması ve istenilen Ģekilde iĢlememesi riski her
zaman mevcuttur.
Ġç kontrol, insan faktörüne bağlı olması dolayısıyla, tasarım kusurları,
muhakeme veya yorum hataları, yanlıĢ anlama, özensizlik, aĢırı yorgunluk, dikkat
dağınıklığı, gizli anlaĢma, suiistimal veya umursamazlığa maruz kalabilir. Sınırlayıcı
bir baĢka faktör iç kontrol sisteminin tasarımının kaynak kısıtlamalarıyla karĢı
karĢıya kalmasıdır. Kontrollerin yararları, bu nedenle, maliyetlerine göre
düĢünülmelidir.
Kayıp riskini tamamen ortadan kaldıran bir iç kontrol sisteminin sürdürülmesi
gerçekçi olamaz, muhtemeldir ki, bu elde edilen yararı haklı gösterecek olandan çok
daha maliyetli olacaktır. Özel bir kontrol tesisinin gerekip gerekmeyeceğini, risk
87
1994‟te Güney Afrika‟da King Committee on Corporate Governance tarafından kurumsal
yönetiĢimin üst düzey standartlarını belirlemek üzere yayımlanan rapordur.
88
Control Objectives for Information and Related Technology, Bilgi Sistemleri Denetim ve Kontrol
Birliği (Information Systems Audit and Control Association ISACA ) tarafından yayımlanan
kontrol esaslı bir denetim aracıdır.ĠĢletmenin hedefleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmesini
sağlamak amacıyla bilgi iĢlem kaynaklarını kullanmasını amaçlar ve verilen hizmetlerin, istenilen
kalite , güvenlik ve hukuksal ihtiyaçlara cevap vermesini temin eder.
89
The Institute of internal Auditors Research Foundation‟s Systems Auditability and Control
90
The American Institute of Certified Public Accountants‟ Consideration of the Control Structure
47
oluĢma ihtimalini ve kurumda yaratacağı potansiyel etkiyi yeni bir kontrol kurmanın
maliyetleri ile bir arada dikkate almak gerekir.
Organizasyonel değişiklikler ve yönetimin tutumu iç kontrolün etkinliği ve
sistemi çalıĢtıran personeli derinden etkiler. Yönetimin, bu nedenle, kontrolleri
süreklilik temelinde gözden geçirmesi ve güncelleĢtirmesi, değiĢiklikleri personele
duyurması ve kontrollere uyarak örnek oluĢturması gerekir.
2.3. Tarihsel GeliĢimi
Günümüzde iç kontrol kavramı gerek kamu sektörü gerekse özel sektör
tarafından büyük ilgi görmektedir. Bu ilgi sonucunda iç kontrole yönelik farklı
yaklaĢımlar ve düĢünceler ortaya atılmıĢtır. Ġç kontrole yönelik temel düĢünceler
1940‟lı yılların baĢında ABD‟de kamu muhasebesi ve iç denetim meslek kuruluĢları
tarafından yayınlanan iç kontrolün denetime iliĢkin uygulamalarını açıklayan rapor,
kılavuz ve standartlarda görülmektedir. Bu yayınlarda ayrıca iç kontrolün tanımına,
unsurlarına, değerlendirilmesine iliĢkin yöntemlere ve kiĢilerin sorumluluklarına da
değinilmiĢtir. 1970‟lere kadar birçok iç kontrol sistemi ortaya çıkarılmıĢ, iç kontrol
uygulamaları iyileĢtirilmiĢtir. 1973‟te Watergate siyasi skandalı sonucunda kanun
yapma ve düzenleyici yetkiye sahip kurumlar iç kontrole büyük önem atfetmiĢtir.
Kamu kaynaklarının kanunlara aykırı biçimde yabancı hükümet yetkililerine rüĢvet
ve benzeri yollarla aktarıldığının ortaya çıkarılması üzerine giderlerin beyanını
zorunlu kılan “ Foreign Corrupt Practices Act” ( FCPA ) çıkarılmıĢtır. “Yolsuzluk
Kanunu” olarak isimlendirebileceğimiz bu kanun, tüm kurumlarda uygulanmaya
baĢlanmıĢ bu sayede iç kontrolün etki alanı geniĢlemiĢtir. Ayrıca söz konusu kanun
sağlam bir iç kontrol sistemiyle yolsuzlukların önlenebileceğinin altını çizmiĢtir.
1974‟te kurulan ve Cohen Komisyonu olarak bilinen “The Commission on Auditors‟
Responsibilities”, üst yönetimin Ģirketin mali raporlarıyla birlikte iç kontrol
sisteminin koĢullarını gösteren raporlar hazırlamasını tavsiye eden bildirgeler
yayımlamıĢtır. Cohen Komisyonu raporunun 1978‟de yayınlanmasının ardından
Financial Executives Institute ( FEI ) üyelerine Cohen Komisyonu raporlarını
destekleyen ve bunların uygulanmasına iliĢkin bir bildirge yayımladı. 1979‟da
48
Amerikan Menkul Kıymetler ve Kambiyo Komisyonu ( SEC )91, yönetim
raporları için zorunlu kurallar getiren bir önerge hazırladı. Bu teklif, daha sonra
yüksek maliyetli oluĢu nedeniyle eleĢtirilerek iptal edildiyse de, iç kontrol sisteminin
uygulanmasının yönetimin önemli sorumluluklarından biri olduğunu ve iç kontrol
sisteminin etkililiğine iliĢkin bilgilerin yatırımcılar için önem taĢıdığını ifade etmesi
açısından önem taĢımaktadır. Yolsuzluk Kanununun uygulanmasını sağlamak
amacıyla, iç kontrol sisteminin kurulması ve değerlendirilmesi hakkında kılavuzluk
yapabilecek Minahan Komitesi olarak adlandırılan Özel DanıĢma Kurulu
oluĢturulmuĢtur. 1980‟den 1985‟e kadar geçen süreç, iç kontrolün profesyonel
standartlarının geliĢtirilmesi ve mükemmelleĢtirilmesine Ģahit olmuĢtur.
• 1980 de bağımsız denetçilerin iç kontrol sisteminin değerlendirmesi ve
raporlama konularında bir standart yayınlanmıĢ,
• 1982 de daha önceki rapor revize edilmiĢ,
• 1983‟te Ġç Denetçiler Enstitüsü (IIA) Ġç kontrolün kurulması, geliĢtirilmesi
ve değerlendirilmesinde katılımcıların rolü ve kontrolün doğasında var olan iç
denetçilere iliĢkin bir standart yayımlamıĢ,
• 1984‟te bilgisayar süreçlerinin iç kontrole etkileriyle ilgili ilave standartlar
yayımlanmıĢtır.
Treadway Komisyonu olarak bilinen Sahte Mali Raporlama Ulusal
Komisyonu, 1985 yılında The American Institute of Certified Public Accountants
(AICPA), American Accounting Association, Financial Executives Institute ( FEI ),
Institute of internal Auditors ve Institute of Management Accountants (IMA) in ortak
sponsorluğunda kurulmuĢtur. Treadway Komisyonunun en önemli hedefi; sahte mali
raporların nedenlerini belirlemek ve meydana gelme olasılığını azaltmaktır.
Treadway Komisyonunun 1987‟de yayımlanan raporu, kamu kurumlarının
yöneticileri ve yönetim kurullarına, kamu muhasebesiyle uğraĢan kiĢilere,
Amerikan Menkul Kıymetler ve Kambiyo Komisyonuna, akademilere ve
diğer kanun yapma yetkisini haiz kurumlara iç kontrole iliĢkin çeĢitli tavsiyeler
içermektedir. Treadway Komisyonunun himayesinde iç kontrol literatürünün yeniden
91
U.S. Securities and Exchange Commission
49
gözden geçirilmesi için bir çalıĢma grubu oluĢturulmuĢtur. Sonuç olarak; sponsor
kurumların iç kontrol sisteminin kurulması ve etkinliğinin değerlendirilmesi için
genel kabul görecek standartlar belirleyen bir projeyi üstlenmesi kararlaĢtırılmıĢtır.
Bu amaçla Treadway Komisyonunu Destekleyen
KuruluĢlar
Komitesi92 “iç
kontrol
bütünleĢik
sistemi”
raporu93 nu
yayımlamıĢtır. Bu rapor,
COSO iç kontrol modeli olarak bilinmektedir.
Avrupa Birliğinin geniĢleme sürecinde mali kontrol alanında yapılan
çalıĢmalar sonucunda COSO modeline dayalı bir iç kontrol sistemi benimsenmiĢtir.
Avrupa Birliğine üye ve aday ülkelerin buna uygun iç kontrol sistemi oluĢturulmaları
beklenmektedir. Avrupa Komisyonu 31.12.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak
üzere iç kontrol standartlarını belirlemiĢtir.
ABD‟de 1982 tarihli Federal Yöneticilerin Mali Güvenilirliği Yasası (The
Federal Manager‟s Act) kamuda iç kontrol standartları belirleme görevini ABD
SayıĢtay‟ına (GAO) vermiĢtir. 1996 tarihli Mali Yönetimi GeliĢtirme Yasası ve bu
tarihe kadar çıkarılan çeĢitli yasalar iç kontrolü mali yönetimin ayrılmaz bir parçası
olarak görmektedir. Amerika BirleĢik
Devletleri SayıĢtayınca COSO modeline dayalı “Federal Devlette Ġç Kontrol
Standartları” belirlenerek yayımlanmıĢtır. Bu Standartlar 2000 mali yılının
baĢlangıcından itibaren de uygulanmaya baĢlanmıĢtır.
Uluslararası SayıĢtaylar Birliği (INTOSAI) iç kontrol standartlarını
hazırlamak üzere değiĢik gelenekleri temsil eden dokuz üye ülkeden oluĢan bir
komite kurmuĢtur. Uzun süren çalıĢmalar sonucunda COSO modeli esas alınarak
hazırlanan iç kontrol standartları taslağı
INTOSAI Yönetim Kurulunun 1991 yılı Ekim ayında Washington‟da yapılan
toplantısında kabul edilmiĢtir. Söz konusu taslak, INTOSAI üyelerine gönderilip
görüĢ ve önerileri alındıktan sonra standartlara son Ģekli verilmiĢtir. 2004 yılında
“Kamu Sektörü Ġçin Ġç Kontrol Standartları Kılavuzu” çıkarılmıĢtır.
92
Committee of Sponsoring Organizations of Treadway Commission
93
Internal Conrol Integrated Framework
50
2.3.1. Dünya Örnekleri
Amerika BirleĢik Devletleri‟nde 1970‟li yıllarda, kurumsal mali raporlamanın
etkililik ve etkinliğinin sorgulanmasına yol açan mali skandallar yaĢanıyordu. Bunun
üzerine “yolsuz finansal raporlama problemini” çözmek üzere ilk olarak 1980‟lerde
COSO (The Committee on Sponsoring Organizations) adlı örgüt kuruldu. KuruluĢun
ilk raporu 1987 tarihli Treadway Komisyon Raporu oldu. Bu rapor sadece mali
kontrole iliĢkin ilke ve standartları içeriyorken, bir sonraki yayınları olan “Ġç Kontrol
BütünleĢik Çerçevesi” iç kontrolü kapsamlı bir Ģekilde tanımlamıĢ ve mali raporlama
ve muhasebe kontrollerinden ibaret olmadığını belirtmiĢtir. ABD‟de takip eden
geliĢme, 2002 yılında yürürlüğe giren Sarbanes-Oxley Yasası olmuĢ ve bu yasa ile Ġç
Kontrol tüm kamusal giriĢimler için bir zorunluluk haline getirilmiĢtir.
Bu geliĢmelerden sonra Ġç Kontrol‟ü benimseyen tüm ülkeler, COSO
Standartları ve ardından INTOSAI (Uluslararası SayıĢtaylar Birliği) tarafından
geliĢtirilen INTOSAI Standartlarını takip etmiĢlerdir.
Söz konusu standartlar;
1.
Kontrol Ortamı
2.
Risk değerlendirmesi
3.
Kontrol Faaliyetleri
4.
Bilgi ve ĠletiĢim
5.
Ġzleme
Ģeklinde sıralanmaktadır.
Standartlardan hareketle iç kontrolün yol haritası; kontrol ortamının
mevcudiyetinde iĢ süreçlerinin dokümantasyonu, risk değerlendirmesinin yapılıp
kontrol faaliyetlerinin devreye sokulması, tüm bunlar yapılırken iletiĢimin
zamanında ve etkin iĢlemesi ve son olarak tüm bu sistemin yerinde ve etkin
izlemesinin yapılması olarak ifade edilebilir.
51
2.3.1.1. Amerika BirleĢik Devletleri - New York Eyaleti Hükümeti
Amerika BirleĢik Devletleri için, federal bir yapıya sahip olması dolayısıyla,
tek bir iç kontrol deneyimi mevcut değildir; her bir eyaletin kendine özel kanuni
düzenlemeleri ve deneyimleri söz konusudur. Burada örnek olarak New York eyaleti
ele alınmaktadır.
“New York Eyaleti Hesapverebilirlik, Ġç Denetim ve Ġç kontrol Kanunu” adlı
yasa yürürlüğe konulduktan sonra ikinci adımları, diğer örneklerde de görüleceği
üzere, “Ġç Kontrol Standartları Rehberi” hazırlayıp yayımlamak olmuĢtur. Böylece
dünya standartlarının o ülkede algılanıĢı ve uygulamada izlenecek yol belirlenip
duyurulmuĢ olmaktadır. New York Eyaleti Hükümeti‟nin Standartları‟na göre:
Ġç Kontrol‟ün BileĢenleri; kontrol ortamı, iletiĢim, risklerin değerlendirilmesi
ve yönetilmesi, kontrol faaliyetleri ve izlemedir. Ġç Kontrol‟ü Destekleyen Faaliyetler
olarak ise “değerleme” ve “stratejik planlama” çalıĢmaları belirtilmiĢtir.
Daha sonraki adım ise standartlar rehberi ile çizilen çerçeveye uygun bir
Eylem Planı hazırlamak olmuĢtur. Eylem planlarının ise “adımdan sorumlu
kiĢi/kurum”, “görevi tamamlama tarihi”, “görev adımları” gibi sütunlardan oluĢan bir
tablo olduğu görülmektedir.
Amerika BirleĢik Devletlerin merkezi olmayan bir modeli benimsediği
görülmektedir. Devlet Denetim Ofisi (GAO), Kongre‟nin öncelikleriyle ilgili olarak
bir kurumun performansını değerlendiren dıĢ denetimden sorumludur. Buna karĢın,
iç denetçinin kurumun yöne-timinden sorumlu olduğu kabul edilmektedir. Orijinal
model, özel sektörden uyarlanmıĢtır: Bir Ģirketin iĢleme ait ve mali bileĢenlerinden
bağımsız olan iç denetim (IA) kurumları, Ģirketin en üst yöneticilerine, genellikle
yönetim kontrollerinin bütününe iliĢkin bir değerlendirmeyi de içeren rapor sunar.
Ancak, bu orijinal model zaman içinde değiĢtirilmiĢtir. 1978 yılında çıkarılan Genel
TeftiĢ Yasası‟na müteakiben, hazine bakanlığı ile hemen hemen tüm kurumlarda, bir
genel müfettiĢlik (IG) oluĢturulmuĢtur.
Söz konusu genel müfettiĢlik, hazine bakanlığında, denetim birimi (Office of
Audit), soruĢturma birimi (Office of Investigation) olmak üzere iki kısma
52
ayrılmıĢtır.94
Kurumun üst yöneticisinin genel müfettiĢin gerekli gördüğü
denetimlerin yerine getirmesini engellemesi yasaklanmıĢ olmasına rağmen, genel
müfettiĢ, kurumun geri kalan kısmından ayrı tutulmuĢ ve kendisine kurumun üst
yöneticisine doğrudan ulaĢma imkanı tanınmıĢtır. Bu yasa ile genel müfettiĢin tüm
raporları doğrudan kurumun üst yöneticisine sunması ve ayrıca genel müfettiĢin
çalıĢmaları hakkında Kongre‟yi bilgilendirmesi öngörülmektedir. Genel müfettiĢin
denetim ve teftiĢlere iliĢkin altı aylık raporları, kurumun üst yöneticisine sunması ve
üst yöneticinin de yorumlarını ekleyerek raporu, 30 gün içerisinde Kongre‟ ye
sunması istenmektedir. Bu, yönetime bir hizmet olarak iç denetimin merkezi
olmayan bir bakıĢını oluĢturmakta ve Kongre‟ye rapor sunma hususunda, dolaylı
olarak da olsa, bir dıĢ denetim sorumluluğu öngörmektedir.
2.3.1.2. Avrupa Birliği Üye Ülkelerinde Mali Kontrol Uygulamaları
Avrupa ülkeleri arasında denetimin iki ana geleneğinin olduğundan
bahsedilebilir. Bunlardan birin-cisi; merkezi sistem diğeri de merkezi olmayan
sistem olarak tanımlanabilir. Bu yaklaĢımlardan birincisi, Hollanda ve BirleĢik
Krallık (Ġngiltere) gibi ülkelerde uygulanan ve “yönetim sorumluluğu” bir baĢka
deyiĢle adem-i merkeziyetçi” olarak ifade edilebilecek yaklaĢım-dır. Diğeri ise
Fransa, Portekiz ve Ġspanya gibi ülkelerde uygulama alanı bulan ve Napolyonik
Yasa‟ya dayanan yasal bir gelenekten türetilmiĢ “merkeziyetçi yaklaĢı-mı”dır.
Merkezi olmayan yaklaĢımda (adem-i merkezi), her bir harcamacı birim,
(Bakanlık, Üniversite gibi) kendi bütçesini harcama ve harcama Ģekline uygun
kontroller ve güvenceler temin etme hususunda tam sorumluluk üstlenmektedir.
Harcamacı birimler, Maliye Bakanlığınca harcama öncesi kontrole tabi tutulmazlar.
Maliye Bakanlığı, harcama standartlarını belirler ve kamu kurum ve kuruluĢlarının iç
denetimlerini koordine eder. Bu durumda iç denetim, kaynakların ekonomik, verimli
ve etkili kullanımının sağlanması için tüm sisteme iliĢkin bir organizasyon,
kontroller, prosedürler, kurallar ve düzenlemeleri kapsayacak Ģekilde gerçekleĢtirilir.
Kıta Avrupası‟nda uygulanan ve merkeziyetçi yaklaĢım olarak ifade
edilebilen sistemde ise, çok daha güçlü yasal bir gelenekle, genellikle merkezi
kuruluĢlar eliyle gerçekleĢtirilen ex-ante uygunluk denetimi mev-cuttur. Maliye
94
www.hht.org
53
Bakanlığı, her harcamacı kuruluĢun harcamasına, harcama öncesi kontrol ile
doğrudan müdahale eder. Genel Maliye MüfettiĢi, hükümetin tüm kamu
harcamasının ve gelirin harcama sonrası deneti-minden sorumludur ve doğrudan
Maliye Bakanına rapor verir. Ancak, her kamu kurumunun kendi iç denetçisi de
vardır.
Ancak, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin bazılarında ise (Almanya, Ġsveç gibi) iç
ve dıĢ denetim fonksiyonlarının birleĢtirilmesi ile oluĢturulan karma bir model uygulanmaktadır. Örneğin Almanya‟da, iç denetim dıĢ dene-timin parçası olarak görülür
ve iç denetçiler, kadroları çalıĢtıkları kuruluĢta bulunmasına rağmen, doğrudan
SayıĢtay‟a rapor sunarlar. Bir baĢka deyiĢle iç denetim devlet teĢkilatının kontrol
sisteminin bir parçası değil ancak, dıĢ denetimin tamamlayıcı bir parçasıdır. Benzer
olarak, Ġsveç‟te, Ġsveç Denetim Ofisi, Maliye Bakanlığı içerisinde, merkezi Devlet
yönetiminin bir parçasıdır. Bununla beraber bu birim, yürütmede bağımsız olarak
faaliyet göstermekte olup, denetim konularının seçimi ve raporlama konularında tam
bağımsızlığa sahiptir.
Portekiz, "güney" iç denetim modelinin bir örneğidir. Portekiz, Maliye Genel
TeftiĢi adında bir kuruluĢa sahiptir. Bu kuruluĢ, doğrudan Maliye Baka-nına bağlıdır
ve tüm kamu harcamalarının ve gelir-lerinin mali kontrolünden sorumludur. Bu
kuruluĢa ek olarak, diğer bakanlıkların her birinde etkin bir mali kontrolü sağlamak
üzere iç denetim birimleri bulun-maktadır. Lüksemburg da iç denetimini, bu "güney"
modelini uygulayarak gerçekleĢtirmektedir.
Buna karĢılık, Ġngiltere'de Maliye Bakanlığı içerisin-deki iç denetim birimi,
tüm kamu harcamalarının ve gelirlerinin mali kontrolünden sorumlu değildir; ancak
diğer bakanlıklardaki yönetim kontrolü (iç kontrol) sistemlerinin etkin bir mali
kontrolü sağlayacak Ģekilde yerine getirilmesini sağlamaktan sorumludur.
Hollanda,
bakanlıkların
yönetim
kontrolünden
sorumlu
olduğu
ve
parlamentoya yıllık rapor sunduğu klasik "kuzey" modelini benimsemiĢtir. Ġç
denetçiler, Maliye Bakanlığı tarafından koordine edilmekte ve esas itibariyle mali
denetimi yerine getirmektedirler. Ġç denetçiler, bölgesel ve belediye seviyesinde de
denetim
yapmakta
yararlanmaktadırlar.
ve
dıĢ
denetçiler,
iç
denetçilerin
rapor-larından
54
Avrupa Komisyonu, 1990 yılında, Mali Kontrol Genel Müdürlüğü içerisinde
ayrı bir birim oluĢturarak iç denetim fonksiyonunu yerine getirmeye baĢlamıĢtır.
Avrupa Komisyonu'nun iç denetim birimine, her bir genel müdürlükte her üç yıldan
beĢ yıla kadar mali denetim yapma görevi verilmiĢti. Denetim, bütçesel ve mali
sistemler üzerinde denetimin ve iĢlemlerden seçil-miĢ örnek bir grup üzerinde önemli
testlerin gerçek-leĢtirilmesini içermektedir. Bu denetim faaliyetleri sonu-cunda, iç
denetim birimi, sistemlerin güçlü ve zayıf yanlarını ortaya koymakta ve gerekli
geliĢimler için tavsiyelerde bulunmaktadır. Bunu müteakip bir dene-tim, 12 ay ila 18
ay sonra yapılmaktadır. Mali dene-timlere ek olarak iç denetim birimi, performans
denetimi de gerçekleĢtirmekte ve sorunlu sahaları araĢtırarak sorunlara önemli
düzeyde çözüm getirmektedir.
Aday ülkelerin çoğu bu tip bir iç denetime sahip değildir. Bu ülkelerin bazısı
1989 öncesi rejimlerin uygulamasına dayanan ve vatandaĢlardan kamu perso-neline
iliĢkin gelen Ģikayetleri araĢtıran veya yolsuzluk iddialarını mali polise gitmeden
önce araĢtırabilen "kontrol ofisi" veya "kontrol heyeti" teĢkilatlanmalarına
sahiptirler. Bu tip birimler, sistematik bir temelde mali yönetim denetimi
gerçekleĢtirmemektedirler.95
2.3.1.3. OECD Ülkelerinde Mali Kontrol
OECD ülkelerinde iki yaygın yaklaĢım tanımlanabilir: daha az merkeziyetçi
“Kuzey modeli”(Ġngiltere, Hollanda) ve daha az merkeziyetçi “Güney modeli”
(Fransa, Portekiz, Ġspanya). Her yaklaĢım için , temel özellikler ve ülke örnekleri
anlatılmıĢtır.
2.3.1.3.1. Ademi Merkeziyetçi YaklaĢım
Temel Özellikleri
- Her icracı bakanlık kendi bütçesini harcamaktan ve uygun kontrolleri ve
güvenceleri sağlamaktan sorumludur. Ġcracı Bakanlıklar, Maliye Bakanlığından Mali
kontrolörlerce özel harcama öncesi kontrollere tabi olamazlar. Harcama Öncesi
kontroller, bütçe uygulama aĢamasıyla birleĢtirilmiĢ sayılırlar.
95
ARCAGÖK, M. Sait, YÖRÜK, Bahadır, a.g.e, sy.197
55
- Maliye Bakanlığı, standartları belirler ve Bakanlıkların iç denetimlerini
koordine eder
- Bu model Ġngiltere ve Hollanda da bulunabilir.
2.3.1.3.1.1. BirleĢik Krallık (Ġngiltere)
Avrupa Komisyonu‟nca 2000 yılında yayımlanan “Akil Adamlar Raporu” ile
süreç baĢlamıĢtır. BirleĢik Krallık‟ta ise Turnbull (1999) ve Sharman (2001) yasaları
ile yeni sisteme geçilmiĢtir. Bunun takibinde ise 2001 yılında kaynak muhasebatı ve
bütçeleme baĢlatılmıĢtır. Ardından Merkezi UyumlaĢtırma Birimi standartları
yayımlamıĢ, Ġngiltere Hazinesi (Ġngiltere‟de Maliye Bakanlığı yapılanması mevcut
değildir.) ise risk yönetimini yürütmüĢtür.
Ġç Kontrol‟ün ülkede benimsemesi ve uygulamaya konulması, diğer ülkelerle
kıyaslandığında, çok daha önceki yıllara dayandığından iç kontrolün kurulmasına
iliĢkin belgelere ulaĢılamamaktadır. Bununla birlikte Ġngiltere Hazinesi‟ne ait
websitesinde, iç kontrolün çeĢitli alanlarına iliĢkin çok sayıda izleme ve
değerlendirme raporları mevcuttur.
- Bakanlıktaki her muhasebe yetkilisi (the permanent Secretary) harcamaya
iliĢkin sorumluluğu alır. muhasebe yetkilisinin, Hazine Rehberine “ devlet
Muhasebesi” sahip olması gerekir.
ÇalıĢanlar iĢe alınır, yönetilir ve bunlar muhasebe yetkilisine rapor sunarlar.
- Ġç denetim, muhasebe yetkilisinin harcanan paralara iliĢkin etkinliğini ve
etkililiğini uygulanan politikalara ve düzenlemelere uygunluğunu, değerlerin ve
menfaatlerin güvencesini ve verilerin bağımsızlığını ve güvenilirliğini sağlar.
- Hazine ( iç denetim dairesi), “devlet iç denetim rehberinde” yer alan ve iç
denetçilerin uymak zorunda olduğu standartları belirler. Hazine aynı zamanda,
bakanlıklardaki iç kontrol sistemlerinin, Hazinenin kendi Ġç denetim birimi dahil
olmak üzere, etkinliğini sağlamakla sorumludur.
56
2.3.1.3.1.2. Hollanda ( Özellikle Tarımsal Harcamalarda )
- Tarım Bakanı, tarımsal harcamaların sorumluluğunu alır. Fakat harcamanın
günlük yönetiminin sorumluluğunu altı tane ödeyici daireye aittir.(mal borsası ilan
tahtası)
- Tarım bakanlığı denetim Bölümü, Ġç Denetimleri genellikle sistemyöneltme yaklaĢımıyla uygular. Eğer yönetim ve kontrol sisteminde önemli
eksiklikler bulunursa Denetim Bölümü yerinde kontroller de dahil olmak üzere daha
fazla kanıtlayıcı testler talep edebilir. Bölümün ana fonksiyonu, yıllık hesapları
onaylamaktır.
-Fiziki olarak yerinde kontroller ve belgelerin incelenmesi Tarım Bakanlığı,
Genel Denetim Servisi ve Maliye Bakanlığı Gümrük Servisi tarafından yapılır.
- Hollanda sayıĢtayı ( dıĢ denetçi), bakanlıkların denetim bölümlerince
yapılan iç denetimlerden geniĢ çapta yararlanır.
2.3.1.3.2.Merkeziyetçi YaklaĢım
Temel özellikleri
-Maliye Bakanlığı, her bakanlığın harcamasına, bakanlığa yerleĢtirilen kendi
Mali Kontrolörü aracılığıyla doğrudan harcama öncesi kontrol ile müdahale eder.
Genel Maliye MüfettiĢi, hükümetin tüm kamu harcamasının ve gelirin
harcama sonrası denetiminden sorumludur ve doğrudan Maliye Bakanına rapor verir.
- Fakat, her bakanlığın kendi iç denetçisi vardır. Birinci ve ikinci derece
daireler, her Bakanlığın Ġç denetimine konudur.
-Bu model Fransa, Portekiz, Lüksemburg ve Ġspanyada bulunabilir.
2.3.1.3.2.1. Fransa
-Genel Maliye MüfettiĢi (Maliye Bakanlığı için iç denetçi) sadece Maliye
Bakanlığını değil tüm kamu sektörünü teftiĢ eder. Fakat çoğu icracı bakanlıkların
göreceli olarak küçük olanlar dıĢındakiler, kendisince yöneltilen ve kendisine karĢı
rapor sunulan kendi iç denetçileri vardır.
57
-Mali kontrolörler, Maliye Bakanlığı tarafından icracı bakanlıklara bütçe
uygulamasını kontrol etmeleri için yollandığından, icracı bakanlıkların kendi iç
denetim fonksiyonları kısıtlanmıĢtır.
2.3.1.3.2.2. Portekiz
- Tüm devlet üzerindeki mali kontrol sorumluluğu merkeziyetçidir.
Genel maliye müfettiĢi, tüm kamu gelir ve harcamalarının genel mali
kontrolünden sorumludur.
Bütçe Genel Müdürlüğü, devlet bütçesinin uygulanmasından sorumludur.
Sosyal Güvenlik Mali Yönetim Kurumu sosyal güvenlik bütçesinden
sorumludur.
- (Her bakanlıktaki) genel müfettiĢ sektörel iç kontrol fonksiyonunu yapar. Ġç
kontrol faaliyetini operasyonel birimlerde yoğunlaĢtırır.
Operasyonel birimlerin denetim bölümleri, iç denetimleri gerçekleĢtirir.
Yönetim faaliyetlerinin onaylanması üzerinde yoğunlaĢırlar. Bunlar, daha üst düzey
denetimler için temel veriler olur.
2.3.1.4. AB Müktesabatına Uyum Programı ve SIGMA
AB Müktesabatına Uyum Programı kapsamındaki Mali Kontrol baĢlıklı
32.fasıl
kapsamında,
AB‟ye
aday
ülkeler
için
birtakım
yükümlülükler
getirilmektedir.
AB ve OECD‟nin ortak giriĢimi olan SIGMA (YönetiĢim ve Yönetimin
ĠyileĢtirilmesine Destek) kapsamında AB‟ye aday ülkelerin hazırlaması gereken bazı
raporlar da iç kontrol sistemlerinin kurulması ve iyileĢtirilmesine katkıda
bulunmaktadır.
2.3.1.5. Anglofon Afrika Ülkeleri Mali Kotrol
Anglofon ülke sistemlerinin orijini olan BirleĢik Krallık, temel olarak
denetimi, merkezi olmaktan çıkarmıĢtır. Ġç denetim personeli, harcamacı bakanlıklar
tarafından istihdam edilir ve yönetilir; bu personel raporlarını, bakanlığın mali
yetkilisi olan “muhasebe yetkilisi”ne verir. BirleĢik Krallık‟ta iç denetim, bölümler
58
ve kurumlar arasında sistemler ve verimlilik konuları üzerinde yoğunlaĢma eğilimi
olarak bir geliĢme göstermiĢtir. denetim için standartlar ve ana hatlar, merkezi
olarak Hazine tarafından oluĢturulmuĢtur.
Merkezi bir rehberlik yoluyla olmuĢ olsa da, BirleĢik Krallık‟taki mevcut
merkezi olmayan iç denetim sistemi, Anglofon Afrika ülkeleri‟nin bağımsız
olmalarından bu yana zaman içerisinde ilerleme kaydetmiĢtir. Ancak, bu ülkelerin
tamamı, iç denetim düzenlemelerinde bir parça serbestliğe izin veren batı tarzı
Devlet modelini miras olarak almıĢlardır. Bu Batı tarzını müteakiben, Maliye
Bakanlığı, yönetim merciinden çok birinci dereceden bir amir ve temyiz mercii
olarak görülmektedir. Maliye Bakanlığı, benimsenen prosedürleri yürütürken ve
kamuya ait kaynakların (fonların-ödeneklerin) yöne-timinde ve muhasebesinde
“muhasebe yetkilileri”ne tavsiyede bulunurken ve onlara yardımcı olurken,
kendisinin doğrudan yönettiği fonlara iliĢkin olanlar hariç mali yönetimdeki herhangi
bir düzensizlikten sorumlu tutulamaz. Kamu fonlarına iliĢkin sorumluluk ve hesap
verebilirlik, daha çok, kendisinden parlamento tarafından onaylanan harcamayı
kontrol etmesi ve yönlendirmesi, parlamentoya hesap veren dıĢ denetçi olan Genel
Kontrolör ve Denetçiye bu harcamanın hesabını temin etmesi istenen ve Hazine
tarafından atanan “muhasebe yetkilileri”ni –genellikle harcamacı birim-lerde görevliilgilendirmektedir.
Ancak, Batı tarzı model, bütçe sürecindeki farklı aktörlerin haklarının
yorumlanması konusunda serbes-tiye de izin vermiĢtir. Bu tür sistemde, iç denetim
iĢlevi, genellikle, Devletin mali iĢlerine iliĢkin tüm meselelerin yönetim
sorumluluğu, denetimi, kontrolü ve yönlen-dirilmesiyle ilgili olarak Hazine‟ye
verilen yetkiler ve iĢlevler ile uyumlu olarak kurulmaktadır. Ġç denetim, Maliye
Bakanlığı‟na, değiĢik düzenlemelere, talimatlara ve muhasebe prosedürlerine
bakanlıklarca ve birimlerce uyulup uyulmadığının gözetilmesinde yardımcı olan bir
destek olarak da görülebilmektedir. Alternatif olarak, iç denetim, bir iĢlemin tashih
edilmesi için doğruluğu teyit edilmiĢ, uygun, faaliyet eksenli tavsiyeler yapıldığı
zaman, tüm yönetim düzeylerine, sorumluluklarının yerine getirilmesi hususunda,
incelemelerine iliĢkin raporlar sunarak yardımcı olan bir iĢlev olarak da
görülebilmektedir. Bu görüĢler arasındaki farklılık, muhasebe yetkililerine verilen
devredilmiĢ yetkiye atfedilen öneme dayanmaktadır. Batı tarzı modeldeki bu
59
belirsizlik, Anglofon sisteminde iç denetimin iĢlevine iliĢkin iki temel yorumun
yapılmasına yol açmaktadır: Bunlardan birincisi iç denetim merkezi yönetimin bir
aracıdır anlayıĢıdır. Diğeri ise, muhasebe yetkilisine sağlanan bir hizmet
yaklaĢımıdır.
2.3.1.6. Frankofon Afrika Ülkeleri
Frankofon ülke sistemlerinin dayanağı olan Fransa, denetim iĢlevini daha
çok merkezileĢtirmiĢtir. Maliye Bakanlığı‟nın iç denetçisi olan Genel Maliye
MüfettiĢi, sadece Maliye Bakanlığı‟nı değil, aynı zamanda Devlet tanımı içerisine
giren tüm daire ve idarelerin denetimini yapar. Ancak, göreceli olarak daha küçük
olanlar hariç olmak üzere çoğu icracı bakanlık, bakanlık yönetimi tarafından
yönetilen ve buraya rapor sunan kendi iç denetçilerine sahiptirler. Ġç denetim iĢlevi,
iç dene-timlerin doğru bir Ģekilde yerine getirildiğini kontrol eden SayıĢtay ile
merkezi olarak yönetilen bir kadro olan “kamu muhasebe yetkilileri” tarafından
yerine getirilir. Aynı zamanda, genel müfettiĢlikler, önemli bir gözetim iĢlevini ifa
ederler. Doğrudan Maliye Bakanlığı‟na rapor sunan Genel Maliye MüfettiĢi, kamu
fonu alan her kuruluĢu kapsayan ve uygunluk denetiminin yanı sıra bundan daha
geniĢ bir gözetim iĢlevi yapma yetkisine sahiptir. Buna ek olarak, diğer özel
bakanlıkları veya hususi faaliyetleri (sosyal iĢler, silahlı kuvvetler gibi) kapsayan 21
tane daha Genel MüfettiĢlik vardır. Genel Maliye MüfettiĢliği gibi, bunlar da özel
çalıĢma ve araĢtırmaların yanında genel gözetim ve teftiĢ rolüne sahiptir.
Bunun yanında, her bakanlık, bir denetim öncesi görevi yerine getiren bir
Mali Kontrolöre sahiptir. Mali sonuçları olan hiçbir yönetsel taahhüt, Mali
Kontrolörün onayı veya vizesi olmaksızın yerine getirilemez. Bazı Bakanlıklar
(Sosyal ĠĢler, UlaĢtırma, ĠçiĢleri gibi), soruĢturmaya iliĢkin bir iĢlev ifa eden iç
denetim organların-dan daha fazla güce sahip olmalarına rağmen, iç denetimin rolü,
Maliye Bakanlığının icracı bakanlıklarda bütçenin uygulanmasını kontrol etmek
üzere mali kontrolörler görevlendirmesinden ötürü kesintiye uğramıĢtır. Bu iĢ, çoğu
zaman, Genel Maliye MüfettiĢliği ile beraber yerine getirilmektedir.
Anglofon Afrika ülkelerinin birçoğunda sistem, Fransa‟daki bu anlatılan
sisteme benzerlik göstermektedir. Ancak, bazı ülkelerde, icracı bakanlıkların iç
denetim iĢlevleri henüz tesis edilmemiĢtir ve diğer ülke-lerde, icracı bakanlıkların
60
denetim iĢlevleri kurulmuĢ olmasına rağmen, bunlar sınırlı bir role sahip oldukları
için geliĢme gösterememiĢlerdir.
2.3.1.7. Eski Sovyet Bloğu Ülkeleri
Pek çok merkez ve doğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi eski Sovyet sistemi
nüfuz etmiĢ bu ülkelerin mali denetim gelenekleri yoktur. Bu ülkeler, daha çok
yolsuzluklara ve usulsüzlüklere iliĢkin özel soruĢturmaları yapan; önleyicilikten çok
soruĢturan bir Maliye Bakanlığı kontrol bölümünü miras almıĢlardır. Rusya‟da
olduğu gibi denetim fonksiyonu bu geleneğe dayanan pek çok ülke, ayrıca bir dıĢ
denetim birimi de kurmuĢtur. Ne yazık ki bu iki kurumun arasındaki rollerin
bölüĢümün de de karmaĢa mevcuttur. Maliye Bakanlığı denetimi ile dıĢ denetim
yasamada birbiri içine giren fonksiyonlara sahiptir. Örneğin; Rusya da devlet
finansal kontrol ve denetim departmanı olarak yeniden isimlen-dirilen Maliye
Bakanlığı, merkeziyetçi bir anlayıĢa sahiptir. Bu yaklaĢımdaki denetim, aynı
zamanda güçlü bir usulsüzlük ve yolsuzluk denetimini de kapsar. Bazı açılardan ise,
dıĢ ve iç denetimin rollerinde çakıĢma olduğu da bir gerçektir. DıĢ denetim sadece
bütçe uygu-lamasını izlemez aynı zamanda bütçe hazırlanmasında veri sağlanması
bakımından da yasama erkine gerekli olan bilgileri sunma konusunda da yaygın
sorumluluğa sahiptir. DıĢ denetim, harcama sonrası denetimlerinden çok, çoğu
zaman yasama tarafından soruĢturmaya yönelik verilen görevlendirmeler nedeniyle
sistematik çalıĢma programından saptırılmaktadır. Pek çok eski Sovyet bloğu
ülkesinde aynı çeliĢki iç ve dıĢ denetimin rolleri üzerinde mevcuttur.
2.3.1.8. Eski Yugoslavya Ülkeleri
Eski Yugoslavya eyaletlerinde geçmiĢten miras kalan sistemden uzaklaĢma
ihtiyacı olduğu fark edilmiĢtir. Sonrasında, rapor edilmiĢ finansal düzensizlik ve
suistimal olaylarının takibi için Maliye Bakanlığının soruĢturma kolunda olduğu gibi
iç denetim servisi merkez soruĢturma konseptine dayandırılmıĢtır. Yasama organına
rapor vermeye dayanan dıĢ denetimin varlığı olmaksızın Maliye Bakanlığının bütçe
kontrol bölümü dıĢ izleme rolünü yerine getirmektedir. Maliye Bakanlığı da,
soruĢturma denetiminden çok bütçe yönetiminin rutin denetimi baĢtan sağmaya
eğilimliydi ve Yugoslavya üst kurulunun ödeme bürosunca üstlenilen hesapların ve
günlük teftiĢte, ödemelerin standartlarına ağırlıklı olarak bağlıydı. Yugoslavya‟nın
61
dağılmasından önce SDK yada sosyal muhasebe servisi olarak adlandırılan ödeme
bürosu, tüm geliĢmekte olan ülkelere miras kalan 1963 yılında kurulmuĢ bir üst
merciiydi. Temelinde harcama yapılması, vergi toplanması, istatistik toplama ve
devlet kuruluĢları giriĢimlerinin kontrol ve denetimi sahasında yaygın Ģekilde
fonksiyonları yerine girmiĢti. Sonraki fonksiyonlarında üstün bir Ģekle kaymıĢtır.
Yugoslavya‟da ki kamu varlıkları yasal olarak kurulduğunda SDK ile birlikte
bunların kaydı gerekliydi ve yasal varlığı konumlanmıĢ yerel ofiste “giro account”
olarak adlandırılmıĢtı. Bu tür gereksinimler kamuya ve özele iliĢkin iĢlerde
karĢılanmadı. Sonuç olarak SDK‟ ya kamuyu düzenleme ve ülkedeki diğer
düzenlemeleri yapma fonksiyonları yüklendi.
SDK nın ödeme emirlerinden bilgi alma sürecine önemli fonksiyonları
mevcuttu. Sistemdeki ödeme emirleri uygulamasının temel denetim öncesi
kontrolüne ek olarak SDK devlet kuruluĢlarını içeren, onların finansal aktiviteleriyle
ilgilenen tüm yasal kiĢilere sunulan farklı raporların yasal olarak ele alınması
sınırlandırılmıĢtı. GiriĢimciler vergi ödemeleri ve diğer yasal zorunluluk raporlarını
sunmak zorundadırlar ve yarı yılda bir kamu gelirleri dengesiyle birlikte raporlarını
sunarlar. Diğer yasal varlıklar yıllık olarak sunulmak zorundadır. Bu bilgiler SDK
ya genel
denetim fonksiyonu için gönderilen temel bilgilerdir. Bu denetim
performans denetiminden çok fonksiyonları yasal yönden denetim Ģeklindeydi.
Ġzleyen dönemde bağımsızlıkla geçmiĢ kumanda ekonomisi hatasında görülen SDK
nın reformu için erken talepler mevcuttu ve bu kurumun kontrol fonksiyonu geniĢ
ölçüde elinden alındı. Fakat bu kuruluĢun ekonominin temel finansal fonksiyonları
noktasında durumu kritikti (kısmi ödeme gerçekleĢmesi, devlet muhasebesinin
tutulması ve vergi toplama) ani bir yer değiĢim olmasın diye bu kritik fonksiyonların
tehlikeye atılması korkusuyla devlet hızlı bir reforma girdi. Reformlarda geliĢen iç
kamu denetiminde olduğu gibi kuruluĢları dıĢ denetime ayırmayı içeren bunun
dıĢında SDK nın en önemli fonksiyonlarından olan kurumsal bütünleme gerekliliği
genelde kabul edilmiĢtir.
62
2.3.1.9. Bulgaristan
27 Ekim 2000‟de “Kamu Ġç Mali Kontrol Kanunu” yürürlüğe girmiĢ.
“Uygulama Üzerine Düzenleme” 2003‟te ve “Kamu Ġç Mali Kontrol Birimi‟nin
Yapısı Üzerine Düzenleme” de 2004‟te kabul edilmiĢtir. Bu geliĢmelerin anlatıldığı
“Bulgaristan‟da Kamu Ġç Mali Kontrol Üzerine Poitika Belgesi” ise Bulgaristan
Maliye Bakanlığı tarafından 2005‟te yayımlanmıĢtır. Dolayısıyla ilgili kanunların
ardından atılan ikinci adım bir Politika Belgesi yayımlanması olmuĢ. Söz konusu
politika belgesi Ġç Kontrol‟ün ülkedeki tarihinin yanısıra bir de Eylem Planı
içermektedir.
2.3.1.10. Hırvatistan
Mevcut “kamu iç mali kontrol yapısı”nın geliĢtirilmesine yönelik çalıĢmalar
Avrupa Birliği/SIGMA yükümlülükleri doğrultusunda yürütülen “Hırvatistan
Cumhuriyeti‟nde Mali Reform Projesi” kapsamında 2002 yılında baĢlatılmıĢtır. Ġlk
olarak 2003 yılında “Ġç Denetim Politikası ve Vizyonu” isimli belge ve ardından
2004 „te “Merkezi Yönetim Kurumları TeĢkilatlanması ve ÇalıĢma Usulleri Kanunu”
isimli yasa yürürlüğe girmiĢtir. Bu son kanun ile Maliye Bakanlığı kamu iç mali
kontrol uluslararası standartlar ve Avrupa iyi uygulama örnekleri ile uyum içerisinde
geliĢtirilmesinden sorumlu kılınmıĢtır. Daha sonra bu dokümanlar üzerinde yapılan
değiĢiklikler ile Merkezi UyumlaĢtırma Birimi‟nin sorumlulukları netleĢtirilmiĢ ve
gerekli manuellerin çıkarılması öngörülmüĢtür.
Gerekli kanun ve yönetmelikleri takiben “Ġç Kontrol Sistemi‟nin Stratejik
YerleĢtirilmesi” adını verdikleri politika belgelerini 2007 yılında yayımlamıĢlardır.
Söz konusu belge, yasal çerçeveyi ve ülkenin iç kontrolde kurumsal yapılanmasını
tanıtmakta ve 2007-2010 Eylem Planı‟nı içermektedir.
2.3.1.11. Romanya
Gerekli kanun ve yönetmelikleri takiben “Genel Metodolojik Standartlar”
adını verdikleri genel standartlarını yayımlamıĢlar, ardından Maliye Bakanlığı kendi
metodolojik standartlarını ve bunu takiben de “Faaliyetler Ġçin Metodolojik
Standartları”nı yayımlamıĢtır. Daha sonra ise, bu çerçevede, ilk eylem planlarını
2001-2003 dönemini kapsayacak Ģekilde oluĢturmuĢlardır.
63
Kamu mali kontrol ortamları; SayıĢtay, Maliye Bakanlığı, Ulusal Kontrol
Otoritesi, BaĢbakan‟ın Ofisi ve Yerel Yönetimler Mali Kontrol Sistemi‟nden
oluĢmaktadır.
2005 yılında yayımladıkları politika belgelerinde, bunların yanısıra, iç kontrol
sisteminin mevcut durum analizi (swot analizi) ve gelecek dönemde yapılacaklar için
stratejik hedefler yer almaktadır.
2.3.2. Uluslar Arası KuruluĢlar
2.3.2.1. Ġç Denetçiler Enstitüsü (IIA)
Ġç Denetçiler Enstitüsü, kurumsal ve kamusal örgütlerin boyutlarının ve
karmaĢıklığının artması sonucu ortaya çıkan iç denetimdeki büyümeye ve yeni
yönetsel ihtiyaçlara cevap olarak 1941 yılında New York‟ta kurulmuĢtur. Enstitü,
1944‟de Toronto‟da ABD dıĢındaki ilk birliğini, 1948‟de de Londra‟da Avrupa‟daki
ilk birliğini kurmuĢtur. ABD'de baĢlayan örgütlenme, 1982 yılında (ECIIA) Avrupa
Ġç Denetim Enstitüleri Konfederasyonu'nun kurulması ile mesleğin Avrupa
Birliği‟nde statüye kavuĢmasını sağlamıĢtır.
IIA, günümüzde dünya çapındaki yaklaĢık 90,000 üyesine iç denetim, iç
kontrol, bilgi teknolojileri (IT) denetimi gibi konularda hizmet vermektedir. Ayrıca
enstitü, iç denetime iliĢkin standartların ve etik kuralların belirlenmesi ve
geliĢtirilmesi konusunda katkılarda bulunmaktadır. Enstitü tarafından verilen Ġç
Denetçi Sertifikası tüm dünyada geçerli bir belge niteliğindedir.96
2.3.2.2.Uluslararası Yüksek Denetleme KuruluĢları Örgütü(INTOSAI)
INTOSAI, BirleĢmiĢ Milletlere ya da BirleĢmiĢ Milletlerin uzmanlık
kuruluĢlarına üye ülkelerin yüksek denetim kuruluĢlarının bir teĢkilâtıdır. 1953
yılında Küba/Havana‟da toplanan Kongrede 34 ülkenin katılımıyla kurulmuĢ olup,
üye sayısı günümüzde 170‟e ulaĢmıĢtır. INTOSAI‟nin; OLACEFS, AFROSAI,
ARABOSAI, ASOSAI, SPASAI, CAROSAI, EUROSAI olmak üzere yedi adet
bölgesel birliği bulunmaktadır. INTOSAI‟ye ancak yüksek denetim kuruluĢları veya
yüksek denetim kuruluĢu sayılanlar üye olabilmektedir. Yüksek denet-leme kuruluĢu
sayılmanın temel koĢulu, yasayla kurul-muĢ olması ve parlamento adına denetim
ÖRENAY Hami, “Kamuda Denetim”, Maliye Bütçe Kontrolörleri Derneği, Araştırma, İnceleme Dizisi 2005/1,
sy.11
96
64
yapıyor olmasıdır. Statüsü gereğince INTOSAI‟ye her ülkeden sadece bir yüksek
denetim kuruluĢu üye olabilmektedir. Ülkemiz SayıĢtay‟ı 1965 yılından bu yana
INTOSAI‟in üyesi-dir. Ayrıca SayıĢtay, ASOSAI ve EUROSAI‟ye de üyedir.
INTOSAI‟nin amacı; yüksek denetleme kurumları arasındaki iliĢkileri
geliĢtirerek güçlendirmek, özellikle kamu mali denetimi alanında bilgi ve görüĢ alıĢ
veriĢi ile deneyimlerin paylaĢılmasını sağlamak, gereksinim duyulan alanlarda
üyelerine destek vermektir.
INTOSAI‟nin 9. Uluslararası Kongresinde benimse-nen Denetim Kurallarının
Ana Hatlarına ĠliĢkin Lima Deklarasyonu, kamu denetiminin Magna Carta‟sı olarak
kabul edilmektedir. 1992 Washington Kongresinde kabul edilen Denetim Standartları
ve Ġç Kontrol Standartlarının Ana Hatları, tüm dünyada benimsenmiĢ kurallar haline
gelmiĢtir.97
INTOSAI‟nin her üç yılda bir değiĢik ülkede gerçek-leĢtirilen kongreleri,
kamu kesimindeki güncel ve önemli denetim sorunlarının görüĢüldüğü ve gerekli
tavsiye kararlarının alındığı bir forum niteliğindedir.
2.3.2.3. The Committee of Sponsoring Organisations of the Treadway
Commission (COSO)
COSO, mali raporlamanın iĢ ahlakı, etkili iç kont-roller ve kurumsal yönetim
aracılığıyla kalitesinin artırıl-masını amaç edinmiĢ gönüllü kuruluĢların bir araya
gelmesi ile 1985 yılında “Hileli Mali Raporlama Üzerine Ulusal Komisyonu”
desteklemek üzere kurulmuĢtur. COSO tarafından hazırlanan iç kontrol modeli,
Avrupa Birliği ülkeleri baĢta olmak üzere birçok geliĢmiĢ ülkeye ilham kaynağı
olmuĢtur.
COSO Modeli iç kontrol sistemlerine iliĢkin standartların temelini
oluĢturmaktadır. Bir iç kontrol modeli olan COSO, Ġç Denetçiler Enstitüsü tarafından
yayımlanan „Ġç Kontrole ĠliĢkin ĠĢletme Raporunun Hazırlanmasında Ġç Denetçilerin
Rolü‟ baĢlıklı Raporda belirtildiği Ģekilde, denetim sürecine dahil edilmiĢ
bir
modeldir. Modele göre iç kontrol sisteminin ana he-defleri; Organizasyonun etkin ve
etkili iĢler yapmasını, güvenilir mali raporlar hazırlamasını ve mevzuata uyumunu
sağlamaktır. COSO tarafından hazırlanan iç kontrol modeli, Avrupa Birliği ülkeleri
97
ÖRENAY Hami, a.g.e, sy. 11
65
basta olmak üzere birçok geliĢmiĢ ülkeye ilham kaynağı olmuĢtur. COSO Modeli;
kontrol ortamı, risk değerlendirme, kontrol faaliyetleri, bilgi ve iletiĢim ile izleme
olmak üzere beĢ unsurdan oluĢmaktadır.
Kontrol Ortamı: iç kontrol çerçevesini her yönüyle kapsar, yani; tüm diğer
unsurların var
olduğu bir ortamdır. Kontrol ortamı, tutum, davranıĢ, farkındalık, yeterlilik ve
üslup gibi kavramları içerir. Gücünün çoğunu, yönetim kurulu ve yönetici
kadrosunun oluĢturduğu tutumlardan alır.
Risk değerlendirme: ticari faaliyet hedeflerinin gerçekleĢtirilmesine yönelik
ilgili risklerin yönetim tarafından tanımlanmasını ve incelenmesini kapsar. Bir risk
değerlendirme sürecinde her bir ticari faaliyet hedefi, en üst seviyeden (örneği; “kar
eden bir isletme yönetmek”) en alt seviyeye kadar (örneğin; “nakdi muhafaza
etmek”) belgelenir ve daha sonra hedefe ulaĢmayı tehlikeye düĢüren ya da
engelleyen her bir risk tanımlanarak, önem sırasına göre düzenlenir.
Kontrol Faaliyetleri: özellikle her bir kontrol hedefine yönelik olarak,
yukarıda tanımlanan riskleri azaltmak amacıyla düzenlenir. Kontrol faaliyetleri, ticari
faaliyet hedeflerinin gerçekleĢtirilmesini ve risk azaltma stratejilerinin yürütülmesini
sağlamak amacıyla kullanılan politikalar, kurallar ve uygulamalardır.
Bilgi
ve
ĠletiĢim:
kontrol
faaliyetlerini
etkin
bir
Ģekilde
gerçekleĢtirebilmelerine izin veren bir biçim ve zaman çerçevesinde, yönetim
kadrosu vasıtasıyla çalıĢanlara talimatları ulaĢtırarak, iç kontrolü destekler. Bu süreç
tam tersi bir Ģekilde de yani; kurumun en alt seviyesinden baĢlayarak, kurumun
yönetimine ve yönetim kuruluna kadar oluĢan sonuçlar, eksiklikler ya da meydana
gelen olaylar ile ilgili bilginin iletilmesiyle de gerçekleĢir. Gözlem: iç kontrolün
kalitesini zaman içinde süregelen ve özel değerlemelerle değerlendirme ve belirme
sürecidir. Gözlem, kurum yönetiminin, çalıĢanların ve üçüncü tarafların hem içerden
hem de dıĢardan iç kontrol gözetimleriyle gerçekleĢtirilebilir.
2.3.2.4. Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (IFAC)
Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (IFAC) tarafından yayınlanan
Uluslar arası Denetim Standartları (ISA) dünyada en yaygın kullanılan denetim
66
standartlarıdır. Son 10 yılda tüm dünyada ortaya çıkan muhasebe skandalları ve
sonrasında yaĢanan Ģirket iflasları, itibar zedelenmeleri sonucunda ulusal muhasebe
standardı belirleyicileri ve hükümetler tarafından yeni kanunlar ve düzenlemeler
oluĢturulmuĢtur. Bu düzenlemeler denetim mesleğini düzenleyici ve kontrol edici
yeni kurulların, örgütlerin oluĢumuna ve mevcut otoritelerin yeniden yapılanmalarına
sebebiyet vermiĢtir. Örneğin Amerika BirleĢik Devletleri'nde bağımsız denetçileri
denetlemek üzere Halka Açık ġirketler Muhasebe Gözetim Kurulu (PCAOB)
oluĢturulmuĢtur.
2.3.2.5.Bilgi Sistemleri Denetimi ve Kontrolü Derneği (ISACA)
1969‟da Los Angeles‟da kurulmuĢtur. 100‟den fazla ülkede 35,000‟den fazla
üyeye sahiptir ve yaklaĢık 60 ülkede temsilcilikleri bulunmaktadır. Ancak,
Türkiye‟de herhangi bir temsilciliği bulunmamaktadır. Yayınladığı bilgi sistemleri
denetimi ve bilgi sistemleri kontrolü standartları tüm dünyadaki uygulayıcılar
tarafından kabul edilmiĢ olup bunlar tarafından kullanılmaktadır.
2.4.Ġç Kontrol Sistemi
Ġç kontrol sistemi, yönetim sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak yönetim
kurulu ve genel müdürlüklerin yönetim iĢleviyle iç içe geçmiĢtir. Ġç kontrol sistemi
birbiriyle iliĢkili sekiz unsurdan meydana gelir:98
2.4.1. Kontrol Ortamı
Kontrol ortamı, iç kontrolün temel unsurudur. Ġç kontrolün baĢarılı ya da
baĢarısız olması, iç kontrol sürecinin yer aldığı kontrol ortamına bağlıdır. Kontrol
ortamı, kurumun iĢ görme biçimini ifade eder. Kurumda çalıĢan tüm personel iç
kontrolün gerçekleĢtirilmesinde önemli rol oynar. Bu nedenle kurumda çalıĢan
herkes sorumluluklarını ve yetkilerinin sınırını iyi bilmelidir. Kontrol ortamını
etkileyen faktörler;
• Yönetim ve çalıĢanlar tarafından dürüstlüğün ve etik değerlerin korunması
ve sergilenmesi,
• Yönetim felsefesi ve idare biçimi,
98
COSO, Enterprise Risk Management Integrated Framework
67
• Organizasyonun yapısı,
• Kurum içinde yetki ve sorumlulukların devredilme tarzı,
• Etkili insan kaynakları politikaları ve uygulamaları,
• Kurumun risk yönetimi anlayıĢı ve bu konudaki istekliliği,
• Üst yönetimin gözetimi,
• Yürürlükteki kanunlara ve yönetmeliklere uygunluktur.
Ġç kontrol kurumun tarihi ve kültürel yapısından etkilenir. Kurum
bünyesindeki her birey kiĢisel ve mesleki dürüstlüğü, etik değerleri sürdürüp
sergilemek ve yürürlükteki davranıĢ kurallarına her zaman uymak durumundadır.
Ayrıca, kamu kuruluĢları da dürüstlüğü ve etik değerleri koruyup sergilemelidir.
Yönetim ve çalıĢanlar, bütün bir organizasyon içinde, iç kontrole ve yönetime
yönelik olarak pozitif ve destekleyici bir ortam oluĢturmalı ve sürdürmelidir. Ġç
kontrol, kurumun hedefleri bağlamında riskleri kavrayabilmek üzere gerekli
mekanizmaları oluĢturduğundan, yönetim iç kontrol faaliyetlerini uygulamaya
koyacak, bunları izleyip değerlendirecektir. Bu aĢamada yönetimle çalıĢanlar
arasında düzgün bir iletiĢimin sağlanması gereklidir. Yöneticilerin de kontrollere
uyarak personele örnek oluĢturması gerekmektedir. Bu bağlamda yöneticiler iç
kontrolü destekleyici yaklaĢımlarıyla iç kontrol hedeflerini ve özellikle de etik
davranıĢlarla ilgili olanları özendiren performans değerlemeleri yapmalıdır.
Kurumun teĢkilat yapısı yetki ve sorumlulukların dağılımlını belirler. Yaptırımlar ve
hesap verme sorumluluğu bu yetki ve sorumlulukların kurumun geneline yayılmasını
sağlar. Raporlamaya elveriĢli hatların kurulmasıyla hesap verme sorumluluğu iĢlerlik
kazanır. Yetenekli ve uzman kiĢilerin istihdamı kontrol bilincini artırmaya yardımcı
olur. Yönetim, esas itibariyle gözetimi sağlamakla birlikte, kurumun hedeflerini de
belirler ve iç kontrol sisteminin tümünden sorumludur.
2.4.2. Risk Değerlendirme:
Kurumun hedeflerini gerçekleĢtirmesini engelleyen önemli riskleri tespit ve
analiz etme, bunlara uygun yanıtlar verilmesini belirleme sürecidir. Ġç kontrol
faaliyeti risk esaslı olarak gerçekleĢtirilmelidir. Buna göre sistemin zayıf ve güçlü
yönlerine iliĢkin olarak analiz yapılması, risk alanlarının belirlenmesi ve kontrol
68
faaliyetlerinin bu alanlarda yoğunlaĢtırılması gerekmektedir. Risk değerlendirmesi
yapabilmek için öncelikle kurumun hedefleri açık, net ve tutarlı biçimde belirlenir.
Hedefler anlaĢılabilir ve ölçülebilir olmalıdır.
Kurumdaki tüm personel hedefleri anlayabilmeli ve kendi etki alanıyla
iliĢkilendirebilmelidir.
Hedefler belirlendikten sonra bunlarla bağlantılı iç ve dıĢ kaynaklı riskler
tespit edilir. Riskin değerinin ve meydana gelme olasılığının hesaplanmasının
ardından kurumun baĢa çıkması gereken risk kapasitesi belirlenir. Son olarak bu
risklere nasıl tepki verileceği araĢtırılır. Risk değerlendirmesi değiĢen koĢulları
devamlı takip ederek fırsatları, riskleri tespit ve analiz etmek ve koĢulların
değiĢmesine bağlı olarak meydana gelen risklerle baĢa çıkabilmek üzere iç kontrolde
sürekli değiĢiklik yapmayı ifade eder.
2.4.3. Kontrol Faaliyeti:
Kontrol faaliyetleri kurumun amaçlarına ulaĢmasına yönelik risklerle baĢa
çıkmak ve kurumun hedeflerini gerçekleĢtirmek üzere uygulamaya konulan
politikalar ve prosedürlerdir.
Kontrol
faaliyetleri
kurumun
bütün
kademelerine
ve
faaliyetlerine
yayılmalıdır. ÇalıĢanlar, hedeflere ulaĢmada büyük role sahip olmaları nedeniyle iç
kontrolün ayrılmaz bir parçasıdırlar. Bu nedenle gerekli becerilere sahip personelin
iĢe alınması, eğitilmesi, doğru görevlerin verilmesi ve gerekli teĢviklerin
sağlanmasıyla faaliyetlerin baĢarısı desteklenir.
Kontrol faaliyetlerine örnek olarak;
• Yetki devri ve onay prosedürleri,
• Görevlerin birbirinden ayrılması,
• Kaynaklara ve resmi kayıtlara eriĢim konusunda kontroller,
• ĠĢlemlerin eksiksiz ve vaktinde kaydedilmesi ve gerektiği Ģekilde icrası,
• Hesapların mutabakatı,
• ÇalıĢma performansına iliĢkin performans ölçütlerinin ve göstergelerin
oluĢturulması ve gözden geçirilmesi,
69
• Faaliyetlere, süreç ve eylemlere yönelik incelemeler,
• ĠĢlemlerin ve iç kontrollerin uygun biçimde belgelenmesi gösterilebilir.
Kontrol faaliyetleri hedeflerle orantılı olmalıdır ve tüm personel tarafından
uygulanmalıdır. Risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik ana strateji iç kontrol
faaliyetleri aracılığıyla gerçekleĢtirilir. Kontrol faaliyetleri önleyici ve/veya ortaya
çıkarıcı mahiyette olabilir. Hedefleri gerçekleĢtirmek için iç kontrol faaliyetlerinin
tamamlayıcı unsuru düzeltici önlemlerdir.
2.4.4. Bilgi ve ĠletiĢim:
Etkin bir iç kontrol sistemi kurmak ve kurumun hedeflerini gerçekleĢtirmek
için bir kurumun bütün kademelerinde bilgiye ihtiyaç duyulur. ÇalıĢanların
sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için iç kontrolle ilgili bilgiler anında
kaydedilmeli, sınıflandırılmalı ve personele duyurulmalıdır. Güvenilir ve uygun
bilgilerin sağlanabilmesi için iĢlemlerin anında kaydedilmesi ve düzgün biçimde
sınıflandırılması
gerekmektedir. Bilgi
sistemleri;
faaliyetlerin
yürümesi
ve
kontrolünü olanaklı hale getiren raporlar üretir. Ancak, finansal raporlamanın
ötesinde, iç kontrole iliĢkin politika ve prosedürlerin açıkça anlaĢılması ve bireylerin
sorumlulukları ile ilgilidir. Bilginin uygun, vaktinde, güncel, doğru ve eriĢilebilir
olması gerekmektedir. Kurumun planları, kontrol alanı, riskleri, kontrol faaliyetleri
ve performansı belirli Ģekillerde ve sürelerde duyurulmalı ve üst düzey yöneticilerle
çalıĢanlar arasında düzgün bir iletiĢim sağlanmalıdır. Bu sayede çalıĢanlar yönetimin
iç kontrol konusundaki baskısını hisseder, sistem içindeki yerlerini ve diğer
çalıĢanların faaliyetleri ile kendi iĢlerinin bağlantısını kavrarlar. Yöneticiler ise
kurumlarının stratejik planlarının ve performans programlarının gerçekleĢtirilmesi ve
kaynakların etkin kullanılmasına yönelik amaçlarının karĢılanıp karĢılanmadığını
inceleyebilirler. Bilgi ve iletiĢim sistemi resmi ve gayri resmi olmak üzere ikiye
ayrılmaktadır. Resmi bilgi ve iletiĢim, finansal raporlara kaynak teĢkil etmektedir.
MüĢteriler, satıcılar ve düzenleyici görevi olanlarla yapılan gayri resmi diyaloglar ise
risklerin ve fırsatların belirlenebilmesi için önem taĢırlar. ĠletiĢim, kurumun
büyüklüğüne bağlı olarak yazılı veya sözlü olabilir.
70
2.4.5. Gözetim:
Gözetim, iç kontrol faaliyetinin belirli zaman aralıklarıyla kalitesinin,
kontrollerin
tasarımı
ve
isleyiĢinin
ve
alınması
gereken
önlemlerin
değerlendirilmesinden oluĢan süreçtir. Kontrol faaliyetinin ve diğer planlanmıĢ
iĢlerin zaman içinde düzgün iĢleyip iĢlemediğini inceler. Ġç kontrolün değiĢen
hedeflere, ortama, kaynaklara ve risklere ayak uydurmasını sağlamak bakımından iç
kontrol sistemini izlemek gerekir. Ġç kontrol sisteminin etkinliği uygun gözetim
yöntemi kullanılarak yönetim tarafından değerlendirilmelidir. Ġç kontrolün gözetimi
kurumun normal faaliyetleri yürütülürken yapılır. Gözetim, iç kontrol öz
değerlendirmesinin gerçekleĢtirilmesini, eĢdeğer kontrolleri ve iç denetimin bağımsız
değerlendirilmesini kapsar. Bu değerlendirme faaliyeti iki Ģekilde yapılabilir.
Birincisi; faaliyetler devam ederken, bizzat gerçekleĢtiren kiĢiler ve onları hiyerarĢik
olarak denetlemekle görevli yöneticiler tarafından yapılan sürekli izleme ve kontrol
faaliyetidir.
Diğeri ise, iç denetim fonksiyonunu kullanarak yapılan, bağımsız denetim
faaliyetleridir.
Çoğunlukla bu iki yöntemin birlikte yer aldığı bir izleme yöntemi
kullanılmaktadır.
COSO Raporu iç kontrol süreçlerinde yer alan bütün aktörlerin rollerini ve
sorumluluklarını çok iyi anlamalarına gerek duymaktadır. Ġç kontrol sisteminin
iĢleyiĢinden tüm personelin sorumlu olduğunu kabul etmekle beraber, esas
sorumluluğun üst ve orta düzey yöneticilerin üzerinde olduğunu vurgulamaktadır. Bu
bağlamda sorumlu aktörler Ģöyle sıralanmıĢtır:
• Mali iĢler ve muhasebe elemanları
• Kendi birimlerinin faaliyetlerini kontrol etmekle yükümlü tüm düzeylerdeki
yöneticiler
• Ġç denetçiler
• Yönetim Kurulu
• DıĢ denetçiler
71
Ġç kontrol sisteminin unsurları mevcutsa ve düzgün olarak çalıĢıyorsa;
amaçlara ulaĢılmıĢ, mali durum sağlam ve yürürlükteki kanunlara ve yönetmeliklere
uyum sağlanmıĢsa söz konusu sistem yeterli düzeyde tasarlanmıĢ demektir. Ancak,
ne kadar iyi tasarlanmıĢ olursa olsun iç kontrol sisteminin hedeflere ulaĢılmasına
kesin değil makul güvence sağlayacağı unutulmamalıdır.
2.4.6.Riske Cevap Verme:
Risk değerlendirmesi yapıldıktan sonra nasıl tepki gösterileceği belirlenir. Bu
tepkiler kaçınma, azaltma, paylaĢma ve kabullenme biçimindedir.
• Kaçınma; yüksek riskli faaliyetlerden uzaklaĢmaktır. Örneğin; yeni
piyasalara açılma gibi iĢlemlerden uzak durmak.
• Azaltma; risklerin meydana gelme olasılığını, etkilerini veya her ikisini de
küçülten faaliyetleri ifade eder. Günlük iĢlemler sırasında alınan her türlü karar bu
kapsama girer.
• PaylaĢma; risk olasılığının ve etkilerinin paylaĢılmasını veya bir kısmının
baĢkalarına aktarılmasını kapsar. Sigorta yaptırılması, gelecekte aleyhte doğabilecek
herhangi bir durumdan önceden korunmayı sağlayan vadeli iĢlem anlaĢmaları
yapılması ve taĢeronlara iĢ verilmesi gibi iĢlemler risklerin paylaĢılmasını sağlar.
•
Kabullenme;
risk
olasılığına
ve
etkilerine
karĢı
hiçbir
iĢlemin
yapılmamasıdır.
2.4.7. Bilgi ve ĠletiĢim:
ÇalıĢanların sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için iç ve dıĢ kontrolle
ilgili bilgiler anında kaydedilmeli, sınıflandırılmalı ve personele duyurulmalıdır.
Kurumun planları, kontrol alanı, riskleri, kontrol faaliyetleri ve performansı belirli
Ģekillerde ve sürelerde duyurulmalıdır. Üst düzey yöneticiler ve çalıĢanlar arasında
düzgün bir iletiĢim sağlanmalıdır.
2.4.8. Gözetim:
Ġç kontrolün değiĢen hedeflere, ortama, kaynaklara ve risklere ayak
uydurmasını sağlamak bakımından iç kontrol sistemini izlemek gerekir. Ġç kontrol
sisteminin etkinliği uygun gözetim yöntemi kullanılarak yönetim tarafından
değerlendirilmelidir.
72
Kurumsal risk yönetimi kapsamında öncelikle amaç ve hedefler ortaya
koyulur ve ilgililere bildirilir. Kurumun risk iĢtahı belirlendikten sonra kurum içinde
risk yönetimi çerçevesini kapsayan uygun bir ortam oluĢturulur. Hedeflere ve
amaçlara ulaĢılmasını etkileyen olası tehdit ve tehlikeler tanımlanır ve bunların
gerçekleĢme olabilirliği ve etkileri değerlendirilir. Risklere karĢı alınacak tutum
belirlenir. Bunlar; riskten kaçınma, riski kabul etme, riski azaltma veya riski
paylaĢma olabilir. Kontroller ve risk karĢıtı diğer aktiviteleri uygulanır. Kurum
bünyesinde her düzeyde risklere iliĢkin bilgi akıĢı sağlanır. Risk yönetimi süreçlerini
ve sonuçlarını tek merkezden izlenir. Risklerin etkin bir Ģekilde yönetildiği
konusunda güvence sağlanır.
2.5.Standartlar
2.5.1. INTOSAI Ġç Kontrol Standartları
Uluslararası SayıĢtaylar Birliği, 2004 yılında “Kamu Sektörü Ġçin Ġç Kontrol
Standartları
Kılavuzu”
nu
yayımlamıĢtır.
Ġç
kontrol,
hedeflerin
gerçekleĢtirilmesine makul güvence sağlayan bir yönetim aracı olduğundan yönetim,
iç kontrol yapısının kurulması gözden geçirilmesi, güncelleĢtirilmesi, yeterliliği ve
etkinliğinden sorumludur. Ġç kontrol sistemi kurumun aĢağıdaki hedeflere ulaĢmasını
sağlamak amacıyla geliĢtirilmiĢtir:
• Kurumun iĢlevine uygun olarak, düzenli, ekonomik, verimli ve etkin
faaliyetler ve kaliteli ürün ve hizmetler gerçekleĢtirilmesi;
• Kaynakların savurganlıktan, suiistimalden, yetersiz yönetimden, hatalardan,
yolsuzluktan ve diğer düzensizliklerden kaynaklanan kayıplara karĢı korunması;
• Yasalara, yönetmeliklere ve yönetimin talimatlarına uyulması;
• Güvenilir mali ve idari verilerin hazırlanması ve saklanması ve bu verilerin
uygun zamanlı raporlarda tam ve doğru olarak açıklanması.
Bu amaçlara ulaĢma yolunda kullanılacak iç kontrol standartları ikili bir
ayrıma gidilerek; genel ve ayrıntılı standartlar olarak belirlenmiĢtir.
73
2.5.1.1. Genel Standartlar
Genel standartlar beĢ baĢlık altında incelenmiĢtir. Makul güvence,
destekleyici tutum, dürüstlük ve yeterlilik, kontrol hedefleri ve kontrollerin gözetimi
genel standartları oluĢturur.
2.5.1.1.1. Makul Güvence:
Makul güvence; belli maliyet, fayda ve risk koĢulları altında tatmin edici
güvenilirlik derecesi anlamına gelir. Ġç kontrol sistemi temel hedeflerin
gerçekleĢeceğine dair makul bir güvence sağlamalıdır. Yöneticiler ne kadar
güvencenin yeterli olacağını belirlerken:
• Faaliyetlerin doğasından kaynaklanan riskleri ve kabul edilebilir risk
derecelerini tanımlamalı,
• Riski hem nicelik hem de nitelik yönünden değerlendirmelidirler.
Ġç kontrolün maliyeti, bundan sağlanan faydayı aĢmamalıdır. Maliyet,
belirlenen
bir
amacın
gerçekleĢtirilmesinde
kullanılan
kaynakların
değerlendirilmesidir. Faaliyetlerdeki gecikme, üretkenlikte düĢüĢ veya çalıĢanlarda
moral
düĢüklüğü
gibi
nedenlerden
kaynaklanan
kayıpların
ekonomik
değerlendirilmesi maliyetleri oluĢturan temel nedenlerdir. Fayda, belirlenen hedefe
ulaĢamama riskindeki azalma derecesiyle ölçülür. Örnek olarak yolsuzluk,
savurganlık, suiistimal veya maddi hatanın bulunup ortaya çıkarılması olasılığının
artırılması, usulsüz faaliyetin önlenmesi ya da kurallara saygının güçlendirilmesini
gösterebiliriz.
Yöneticiler; riskleri kabul edilebilir düzeylere indirerek faydası maliyetinden
yüksek kontroller tasarlamalıdır. Bunun için yöneticilerin ulaĢılması gereken
hedefleri iyice kavramaları gereklidir. Faaliyetlerin belli bir alanında aĢırı kontrollere
gidilmesi diğer faaliyetleri olumsuz yönde etkileyebilir. Dolayısıyla, belli bir alanda
aĢırı kontrollerden elde edilen faydalar baĢka faaliyetlerdeki maliyet artıĢlarıyla
ortadan kalkabilir.
2.5.1.1.2. Destekleyici Tutum
Yöneticiler ve çalıĢanlar iç kontroller konusunda daima olumlu ve
destekleyici bir tutum içinde bulunmalı ve bu tutumlarını açıkça göstermelidirler. Üst
74
yönetimce takınılan tutum kurumun tüm faaliyetlerine yansıdığı için bunun
çalıĢanlara hissettirilmesi son derece önemlidir. Destekleyici bir tutum, performans
kalitesini ve dolayısıyla iç kontrollerin kalitesini etkileyecektir. Ġç kontroller
yönetimin önceliği konumunda ise çalıĢanlar da olumlu ve destekleyici bir tutum
takınır ve sürdürürler. Yönetim, verimliliğin arttırılmasına ihtiyaç duyulan alanların
belirlenmesinde iç denetim aracılığıyla edinilen bilgileri değerlendirerek, kontrollere
olan desteğini ortaya koyabilir. Ayrıca, üst düzey devlet görevlilerinin ve
parlamenterlerin desteği bu olumlu tutumu güçlendirecektir.
2.5.1.1.3. Dürüstlük ve Yeterlilik
Yöneticiler ve çalıĢanlar kiĢisel ve mesleki açılardan dürüst olmalı ve yeterli
iç kontrollerin hazırlanmasının, uygulanmasının ve sürdürülmesinin önemini
kavramalı, iç kontrollerin genel hedeflerinin gerçekleĢmesine imkan verecek bir
yeterlilik düzeyine sahip olmalıdır.
Kurumdaki yöneticiler ve personel;
• KiĢisel ve mesleki dürüstlüğü ve ahlaki değerleri,
• Etkin ve verimli bir performans sağlamak için gerekli beceri düzeyini ve
• Sorumluluklarını etkin bir biçimde yerine getirmek için iç kontroller
hakkında yeterli anlayıĢı muhafaza etmeli ve göstermelidirler.
Yöneticilerin ve personelin dürüstlüğünü birçok unsur etkiler. Üst yönetimin
tavrı, ahlak kuralları çerçevesinde personele tavsiyelerde bulunması ve performans
değerlendirmeleri önemlidir. ĠĢe alınacak personelin yeterli eğitim ve tecrübeye sahip
olmaları gerekmektedir. ĠĢe alındıktan sonra personele gerekli eğitim sağlanmalıdır.
2.5.1.1.4. Kontrol Hedefleri
Kurum faaliyetleri için özel kontrol hedefleri belirlenmelidir. Bu hedefler
kontrollere uygun, eksiksiz ve makul olmalı ve bütün örgütsel amaçlarla bir bütünlük
içinde bulunmalıdır
Hedefler, yönetimin ulaĢmak istediği olumlu sonuçlar veya kaçınacağı
istenmeyen durumlardır. Bu hedefler, iç kontrolün genel amaçlarıyla tutarlı olarak
75
her faaliyete uygun düĢecek Ģekilde tasarlanmalıdır. Özel kontrol hedeflerinin
hazırlanması için bütün faaliyetler sınıflandırılmalıdır.
Sonra,
her
sınıf
için
ayrıntılı
incelemeyi
sağlayacak
faaliyetler
belirlenmelidir. Bu sınıflandırmalar, kurumun teĢkilat yapısındaki sorumluluk
dağılımına uygun olmalıdır.
Kurum faaliyetleri çoğu kez genel olarak aĢağıdaki gibi tasnif edilir: Yönetim
faaliyetleri, genel politikayı ve planlamayı, organizasyonu ve denetim iĢlevlerini
kapsar. Program (görevsel) faaliyetler, kurumun görevleri ile ilgilidir. Mali
faaliyetler, bütçelerle ilgili geleneksel denetim alanlarını, gelirler ve giderleri, ilgili
aktif ve pasifleri ve mali bilgileri kapsar. Ġdari faaliyetler, kütüphane hizmetleri,
evrakın postalanması ve dağıtımı, basım ve satın alma gibi destek sağlayan
faaliyetlerdir. Bu faaliyetler birbirleriyle etkileĢim içindedir, kontrol faaliyetleri bu
durum göz önünde bulundurarak belirlenmelidir. Kontrol hedeflerini hazırlamak için
sürekli tekrarlanan faaliyetler belirlenmelidir.
Örneğin, mal satın alınması ile ilgili tekrarlanan faaliyetler, ihtiyaç duyulan
malların tanımlanmasını, satıcının belirlenmesini, malların sipariĢini, malların teslim
alınmasını ve kalite kontrolünü kapsar. Bu aĢamadaki kontrol hedefleri, istenen
kriterlere uygun mal sipariĢlerinin kabul edilmesi veya yalnızca sipariĢ edilen
malların teslim alınması olabilir.
2.5.1.1.5. Kontrollerin Gözetimi
Yöneticiler çalıĢmalarını sürekli olarak gözden geçirmeli ve düzenli,
ekonomik, etkin ve etkili olmayan bulgularla karĢılaĢtıklarında uygun önlemleri
almalıdırlar. Gözetim, iç kontrollerin istenilen sonuçlara ulaĢmasını sağlar. Gözetim,
kontrol yöntemleri ile bütünleĢmeli ve kurum amaçlarının gerçekleĢtirmesini
sağlamalıdır. Gözetim, iç ve dıĢ denetçilerce rapor edilen denetim bulgularını dikkate
alarak gerekli düzeltici önlemlerin alınmasını kapsar.
2.5.1.2. Ayrıntılı Standartlar
Ayrıntılı standartlar kontrol hedeflerinin gerçekleĢmesine yardım eden
usullerdir. BeĢ baĢlık altında özetlenen bu standartlar sayılanlarla sınırlı değildir.
Kuruma özgü çeĢitli politikalar, planlar, güvenlik ve yangın alarm sistemleri gibi
76
fiziki düzenlemeler ayrıntılı standartlar arasında sayılabilir. Kontrol hedeflerine
ulaĢmak amacıyla ayrıntılı standartlar etkin ve etkili olmalı ve birlikte iĢleyecek
biçimde tasarlanmalıdır.
Etkin olabilmeleri için, kontrollerin uygulamada kendilerinden beklenen
amaçları gerçekleĢtirmeleri gerekir. Kayıtların elle tutulduğu ortamlarda kullanılmak
üzere tasarlanan bir dizi kontrol, bilgisayarlaĢmıĢ ortamlarda etkin olmayabilir. Bu
nedenle, seçilen kontroller kendilerinden bekleneni gerçekleĢtirmeli ve gerektiğinde
kullanılmalıdır. Verimlilik açısından da kontroller, asgari çaba ile azami fayda elde
edilecek Ģekilde tasarlanmalıdır. Etkinliği ve verimliliği kanıtlanan kontroller fiilen
uygulanan kontroller olmalı ve sürekli olarak kullanılmalarını sağlamak için belli
zamanlarda gözden geçirilmelidir.
2.5.1.2.1. Belgeleme
ĠĢ ve iĢlemleri ilgilendiren belgeler tam ve doğru olmalı, ilgili personel ve
denetçilerce kolaylıkla ulaĢılabilir ve iĢlemin her aĢamasında incelenebilir durumda
bulunmalıdır. Belgeleme, kurumun hedeflerine ulaĢılmasına katkıda bulunmalı ve
yöneticilere, denetçilere ve diğer personele çalıĢmalarında yardımcı olmalıdır.
2.5.1.2.2. ĠĢlemlerin Anında ve Uygun Kaydı
ĠĢlemler anında kaydedilmeli ve uygun biçimde tasnif edilmelidir. Bu sayede
karar alıcılar için anlamlı bilgiler elde edilmiĢ olur. Ayrıca, usulüne uygun biçimde
tasnif edilmesi yönetimin güvenilir bilgiye sahip olmasına yardımcı olur. Usulüne
uygun tasniften kast edilen; raporlar, planlar ve mali tablolar hazırlamak üzere,
bilginin düzenlenmesi ve formüle edilmesidir.
2.5.1.2.3. ĠĢlemlerin Onaydan Geçirilmesi ve Görevlerin Ayrılması
ĠĢlemler yetkili kiĢilerin onayından geçirilmeli ve yetkili kiĢilerce
uygulanmalıdır. Onay, iĢlemlerin yönetimce öngörüldüğü biçimde baĢlatılmasının
sağlanmasında önemli bir araçtır. Onaya tabi iĢlemler çalıĢanlara açıkça
bildirilmelidir. Hata veya kötüye kullanma risklerini azaltmak için iĢlemlerin
onaylanması, uygulanması, kaydedilmesi ve gözden geçirilmesi kiĢiler arasında
paylaĢtırılmalıdır. Kontrol sorumluluğu birçok kiĢi arasında paylaĢtırılmalıdır. Ancak
77
gizli anlaĢmalar veya küçük kurumların bunu uygulamaya yetecek sayıda personeli
bulunmaması, bu iç kontrol tekniğinin etkinliğini ortadan kaldırabilir.
Yönetim bunun bilincinde olarak bu riskleri diğer kontrollerle telafi etmelidir.
Örneğin; personelin rotasyona tabi tutulması, bir personelin iĢlemin tüm yönleriyle
uğraĢmasını engelleyebilir.
2.5.1.2.4. Gözetim
Ġç kontrol amaçlarının gerçekleĢmesini güvence altına almak amacıyla yeterli
bir gözetim sağlanmalıdır. Yöneticiler, personelin yaptığı çalıĢmaları gözden
geçirmeli, hataların önlenmesi ve özel yönetim talimatlarının anlaĢılması amacıyla
çalıĢanlarına eğitim sağlamalıdır. Bu amaçla her bir görevlinin görev ve
sorumlulukları ile yetki alanlarının açıkça belirtilmeli, gerektiğinde sistematik bir
biçimde gözden geçirilmeli ve önemli aĢamalarda onaylanmalıdır. Dolayısıyla kabul
edilmiĢ usullere uyulması, hataların, yanlıĢ anlamaların ve usulsüz uygulamaların
ortaya çıkarılması ve giderilmesi, kural ihlallerinin oluĢmasının önlenmesi ve
çalıĢmalardaki verimlilik ve etkinliğin kontrolü sağlanır.
2.5.1.2.5. Kaynaklara ve Kayıtlara UlaĢma ve Sorumluluk
Kaynaklara
ve
kayıtlara
ulaĢma,
bunların
saklanmasından
veya
kullanılmasından sorumlu olan yetkili kiĢilerle sınırlandırılmalıdır. Hesap verme
yükümlülüğünü sağlamak üzere, kayıtlarla kaynaklar arasında uygunluk bulunup
bulunmadığı saptanmalı ve bu amaçla kayıtlı miktarlarla kaynaklar periyodik olarak
karĢılaĢtırılmalıdır. Varlıkların korunmasındaki zorluk derecesi, karĢılaĢtırmanın
hangi sıklıkta tekrarlanacağını belirlemelidir.
Kaynaklara
ulaĢılmasının
sınırlandırılması;
bunların
yetkisiz
olarak
kullanılmasını ve kayba uğrama riskini azaltır. Hassas varlıkların kilitli tutulması, her
belgeye müteselsil numara verilmesi ve muhafazaya iliĢkin hesap verme
yükümlülüğünün sorumlu kiĢilere verilmesi usulsüz kullanım riskini azaltmaya
yardımcı olur.
2.5.1.2. Avrupa Birliği Ġç Kontrol Standartları
Avrupa Birliği, Kamu Ġç Mali Kontrolü (PIFC) yaklaĢımını benimsemiĢtir.
Kamu iç mali kontrolü, mali yönetim ve kontrol sistemi, iç denetim sistemi ve bu iki
78
alandaki merkezi uyumlaĢtırma birimlerinden oluĢmaktadır. Söz konusu sistem,
kamu kaynaklarının etkili kullanılması, mevzuata uygunluğun sağlanması ve iyi mali
yönetim ilkelerinin uygulanması bakımından geliĢmeye açık bir alandır. Avrupa
Birliği‟nin geniĢleme sürecine girmesiyle, kamu yönetimi reformu ön plana çıkmıĢ,
aday ülkelerde mali kontrol alanına iliĢkin mevcut yapıların gözden geçirilmesi ve
aksayan yönlerin ortaya çıkarılması önem kazanmıĢtır.
Avrupa Birliğinde 1977‟den bu yana uygulanan Mali Tüzük, üye ve diğer
ülkeler tarafından ön mali kontrollerin, iĢlemlerin etkinliğini denetlemede yetersiz
kaldığı, mali saydamlık ve hesap verilebilirlik ilkelerine uygun olmadığı gerekçesiyle
eleĢtirilere maruz kalmıĢtır.
Mevcut sistemin eksikliklerini gidermek ve kaynakların etkili kullanımı
sağlamak üzere çalıĢmalara baĢlanmıĢ ve 2000 yılında Avrupa Komisyonu tarafından
White Paper yayımlanmıĢtır. White Paper politika önceliklerini belirleyen Reform
Raporu ve buna iliĢkin
Eylem Planından oluĢan bir belgedir. White Paper‟ın ilk kısmını oluĢturan
Reform Raporu; üç ana baĢlıktan oluĢan bir strateji benimsemiĢtir. Bunlar;
• Politik önceliklerin belirlenmesi ve kaynakların tahsisi hususunda reform
yapılması
• Ġnsan kaynakları politikalarında önemli değiĢiklikler yapılması
• Mali yönetim sisteminin revize edilmesi
Ġkinci kısmı oluĢturan Eylem Planı ise Reform Raporuna iliĢkin
uygulamaların 2002 yılına kadar uzanan programını belirlemiĢtir. Avrupa Birliği
bütçesinin uygulanmasına iliĢkin yeni Mali Tüzük992002 yılında kabul edilmiĢ ve
01.01.2003 tarihinde yürürlüğe girmiĢtir. Yeni Mali Tüzüğün getirdiği en önemli
değiĢiklik, ön mali kontrol fonksiyonunun yönetim sorumluluğu esası benimsenerek
ilgili idarelere devredilmesi olmuĢtur. Ayrıca, Mali Tüzükte yer alan kuralların
99
Council Regulation (EC, Euratom) No 1605/2002 of 25 June 2002 on the Financial Regulation
applicabe to the general budget of the European Communities
79
uygulanmasını göstermek üzere 2342 ve 2343 sayılı uygulama tüzükleri 2002 yılında
yayımlanmıĢtır.
Avrupa Komisyonu, 2000 yılında iç kontrol çerçevesini destekleyen ve
yönetim sürecinin her aĢamasında uygulanabilecek yirmi dört adet iç kontrol
standardı belirlemiĢtir. Ġç kontrol standartları, tüm birimlerin kaynaklarını
kullanırken izlemesi gereken yönetim kuralları olarak tanımlanmıĢtır. Standartların
bir kısmının hemen uygulanması öngörülürken bir kısmı Reform White Paper‟daki
diğer faaliyetlerin ileri tarihlerdeki uygulamalarına bağlanmıĢtır. 2001 yılı boyunca
uygulanması öngörülen standartlar için bir zaman çizelgesi hazırlanmıĢtır. Bu
çizelgede mali kontrol alanına iliĢkin standartlara öncelik verilmiĢtir.
Komisyon, uygulamalar sırasında karĢılaĢılabilecek sorunlar ıĢığında
standartların geliĢtirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin belirlenmesi için
görevlendirilmiĢtir. Bu amaçla
Genel
Müdürlükler
arasında
iletiĢimin
sağlanması
için
bir
forum
oluĢturulmuĢtur. 2001 ve 2002 ylında yayınlanan sentez raporunda daha önce
yayınlanan iç kontrol standartlarına uyum konusunda yaĢanan geliĢmeler
belirtilmiĢtir. 2002 yılında genel anlamda geliĢmeler raporlanmasının yanı sıra
belgelendirme ve denetim gibi kontrol faaliyetleri konusunda geliĢmeye ihtiyaç
duyulan alanlar belirlenmiĢtir. Komisyon, sağlam bir iç kontrol çerçevesi
oluĢturulması için iç kontrol standartlarının önemini göz önünde bulundurarak Genel
Müdürlüklerin 2003 yılı sonuna kadar uyum sağlanmasına yönelik iĢlemlere
öncelik vermesini istemiĢtir. Bu amaçla 2003 yılının Eylül ayında Genel
Müdürlüklerden hazırlıkları hakkında rapor istenmiĢtir. Genel Müdürlüklerin 30
Eylül tarihi itibariyle hangi standartları uygulamaya baĢladıkları ve 31 Aralık süre
bitim tarihinden önce hangi standartları uygulamaya baĢlayabilecekleri bir elektronik
anket
vasıtasıyla
sorgulanmıĢtır.
Henüz
yürürlüğe
girmeyen
standartların
uygulanması için bir eylem planı istenmiĢtir. Bu raporların amacı farklı Genel
Müdürlüklerdeki uygulamaları izleyebilmek ve her bir standardın uygulanma oranını
değerlendirebilmektir. Söz konusu standartlar 2005 yılında küçük değiĢikleri içerek
biçimde güncellenmiĢtir.
80
Avrupa Birliği‟nde uygulanan kamu iç mali kontrol sistemi COSO modelini
esas almaktadır. Avrupa Birliği yetkilileri, COSO modelindeki beĢ unsurun üye
ülkelerde uygulandığını varsaymaktadır. Ancak uygulamanın gerçekte hangi boyutta
olduğunun kesin olarak söylemek mümkün değildir.
Avrupa Birliği Ġç Kontrol Standartları, COSO iç kontrol modelinin beĢ
unsuru olan kontrol ortamı, risk değerlendirme, kontrol faaliyetleri, bilgi ve iletiĢim
ve gözetim ana baĢlıkları altında yirmi dört adet standarttan oluĢmaktadır.
2.5.1.2.1. Kontrol Ortamı
2.5.1.2.1. 1. Ahlak Kuralları ve Dürüstlük
Her Genel Müdürlük, personelin, yolsuzluk ve usulsüzlüğü önlemeye ve
bildirmeye iliĢkin kurallardan haberdar olmasını sağlamalıdır.
• Personelin kullanımına hazır bulunması gereken belgeler: Ġyi yönetim
davranıĢ kuralları, komisyon prosedürü kuralları ve personel yönetmeliği
• Genel Müdürlükler, mevcut personelin ahlak kuralları ve dürüstlükle ilgili
bilgilendirilmesini sağlamak üzere yıllık bazda güncellenecek gerekli yöntemleri (email, intranet, bilgi notu …) kurmalıdır.
2.5.1.2.1. 2. Misyon, Rol ve Görevler
Her Genel Müdürlük tüm personeli ile güncel ve yazılı olarak iletiĢim
kurmalıdır. Bu iletiĢim kapsamında;
�Dairelerin misyonu (birim, müdürlük ve genel müdürlük)
�Dairelerindeki rolleri (iĢ tanımı)
�Görev dağılımı (bireysel hedefler) ve ulaĢılması beklenen sonuçlar yer alır.
• Genel Müdürlük, müdürlük ve birimlerin mevcut misyonu açık bir Ģekilde
tüm personele iletilmeli ve ilgililerce ulaĢılabilmelidir.
• Tüm personel için iĢin profilini, gereklerini ve iĢ ortamını da kapsayan
güncel iĢ tanımları hazırlanmalı ve tanıtılmalıdır.
• Hedefler ve ulaĢılması beklenen sonuçlar, tüm tarafların onayından sonra
oluĢturulmalı ve tüm personel için güncelleĢtirilmelidir.
81
2.5.1.2.1. 3. Personel Yetkinliği ( ĠĢe Alım, Eğitim Ve Yer DeğiĢikliği )
Her Genel Müdürlük devamlı olarak personel yetkinliği ile görevleri arasında
uyum sağlamalıdır. Eğitim çalıĢmalarına yeterli süre ayrılmalı, ana hizmet
birimlerinden alınan tavsiyeler doğrultusunda Genel Müdürlüğün ihtiyaçlarına cevap
veren eğitim çerçevesi oluĢturulmalıdır. Tüm personelin en azından zorunlu
nitelikteki eğitimlere katılımı teĢvik edilmelidir. Her Genel Müdürlükte bir kariyer
rehberi görevlendirilmelidir. Bu kiĢinin rolü, bireylerin kariyer geliĢimine,
değiĢkenliğine veya terfisine yardımcı olmak için tavsiyelerde bulunmak ve rehberlik
etmektir. Personelin kurum içinde hareketliliği teĢvik edilmeli, yıllık faaliyet raporu
sırasında bir iç hareketlilik analizi yapılmalıdır.
2.5.1.2.1.4. Personel Performansı
Her Genel Müdürlük en azından yılda bir kez tüm personelinin performansını
gözden geçirmelidir. ÇalıĢanlar performans raporlamasından sorumlu kiĢiyle en
azından yılda bir kez görüĢebilmelidir. Performansa iliĢkin sorunlar tespit edildiğinde
yöneticiler durumdan mümkün olduğunca erken haberdar edilmelidir.
2.5.1.2.1.5. Hassas Görevler
Her Genel Müdürlük hizmet alanına giren hassas görevlerin listesini
oluĢturmalı
ve
uygun
rotasyon
politikası
belirlemelidir.
Hassas
görevler
tanımlanırken kurumun mali çıkarlarını olumsuz etkileyebilecek faaliyetler risk
analizi yapılarak belirlenmelidir. Hassas tanımlaması yapılan görevi gerçekleĢtiren
kiĢi en geç 5 yıl sonra baĢka bir göreve atanmalıdır.
2.5.1.2.1.6. Yetki Verme
Sorumluluklar ve yetki sınırları açıkça tanımlanmalı, bu görevler dağıtılmalı
ve yazılı olarak bildirilmelidir. Yetki verilmesi, alınması gereken kararların önemine
ve risklerine uygun olarak gerçekleĢtirilmelidir. Bu bağlamda;
• Tüm harcama yetkilileri ve yetki devredilenler yetki belgelerini, yetki
devrine iliĢkin bilgileri ve özel belgeleri almıĢ olmalıdır.
• Mali iĢlemler çerçevesinde sorumlulukların dağıtımı tanımlanmalı,
devredilmeli ve yazılı olarak bildirilmelidir.
82
• Tüm yetki verme süreçleri verilecek kararların önemine ve risklerine uygun
olmalı, açıkça tanımlanmalı ve yazılı olarak bildirilmelidir.
2.5.1.2.1.7. Hedef Belirleme
Her Genel Müdürlük, politika alanı ve faaliyet bazında Komisyon tarafından
tespit edilen genel hedefleri ve ulaĢılması istenen sonuçları personeline bildirmelidir.
Her Genel Müdürlük, her faaliyet için genel hedefleri özel hedeflere ve
beklenilen sonuçlara dönüĢtürmeli ve bunları personeline bildirmelidir. Özel hedefler
gerçekçi, anlamlı ve pratik ölçüm kriterlerine sahip olmalıdır. Bu amaçla;
• Her faaliyet için ulaĢılması beklenen çıktı ve etki bakımından en azından bir
hedef tanımlanmalıdır.
• Hedefler kriterler açısından kontrol edilmelidir.
• Hedefler tüm personele bildirilmelidir.
2.5.1.2.1.8. Çok Yıllı Programlama (Sadece Çok Yıllı Bütçeye Sahip Olan
Faaliyetlere Uygulanabilir)
Bir kararın veya bir faaliyetle birlikte onun çok yıllı mali programlamasını
meydana getiren yasal temelin kabulü sırasında, Genel Müdürlük bir yol haritası
oluĢturmalıdır. Söz konusu yol haritası, ihale ilanının yayınlanması, tekliflerin
değerlendirilmesi,
seçimin
yapılması,
sözleĢmenin
hazırlanması,
komitelere
danıĢılması, faaliyetin her aĢamasındaki iĢlemler için gereken önemli kilometre
taĢlarını içeren kritik yolu belirlemelidir.
2.5.1.2.1.9. Yıllık Yönetim Planı
Her Genel Müdürlük, uygun hedefleri ve göstergeleri ve bunları baĢarmak
için gereken kaynakları (mali ve insani) içeren, yıllık yönetim planını hazırlamalıdır.
Söz konusu
plan; genel müdürlük düzeyinde misyon, genel hedefler, mali kaynaklar ve
insan kaynakları ile yıllık değerlendirme planlarını; faaliyet düzeyinde ise hedefleri,
hedef baĢına göstergeleri, toplam kaynakları, temel faaliyetler ile beklenen çıktıları
içerir.
2.5.1.2.1.10. Hedeflere ĠliĢkin Performansın Ġzlenmesi
83
Her politika alanı ve faaliyet için ekonomiklik, verimlilik ve etkililik
göstergelerini de içeren, ana performans göstergeleri belirlenmeli ve izlenmelidir.
Yönetim düzenli olarak her faaliyet için belirlenmiĢ olan hedeflerle birlikte çıktıları
ve etkilerini karĢılaĢtıran raporları almalıdır. Hedeflere ulaĢmada tespit edilen
2.5.1.2.1.11. Risk Analizi ve Yönetimi
Her Genel Müdürlük, sistematik olarak ana faaliyetleriyle ilgili riskleri en
azından senede bir defa analiz etmeli, bunları tespit etmek için faaliyet planları
geliĢtirmeli ve bu planları uygulamak için sorumlu personeli görevlendirmelidir. Bu
bağlamda;
• En riskli faaliyetleri belirlemek için en azından senede bir defa risk tespiti
yapılmalıdır.
• Yönetim, yüksek riskli olduğu kabul edilen faaliyetler için uygun hareketleri
belirlemelidir.
Bilgi ve ĠletiĢim
2.5.1.2.1.12. Yeterli Yönetim Bilgisi
Yöneticiler ve tüm personel bütçe uygulamasına, kaynakların kullanımına ve
yönetim planlarının geliĢimine iliĢkin düzenli ve güvenilir bilgilere kolayca
ulaĢabilmelidir.
2.5.1.2.1.13. Evrak Kayıt ve Dosyalama Sistemleri
Her Genel Müdürlük gelen ve giden evrakı son teslim tarihlerini etkili olarak
izlemeye imkân verecek Ģekilde sistematik olarak kaydetmeli ve ilgili her personelin
ulaĢabileceği anlaĢılır ve güncel bir dosyalama sistemi sağlamalıdır. Bu amaçla;
• Belge yönetimi, kiĢisel verilerin güvenliği ve korunmasına iliĢkin
hükümlerle uyumlu olmalıdır.
• Her Genel Müdürlük ihtiyaçlarını karĢılayacak sayıda Belge Yönetim
Merkezleri kurmalı ve bir Belge Yönetim Memuru görevlendirmelidir.
• Faaliyetleri sırasında alınan veya yazılan her türlü belge (kağıt, faks, e-mail,
elektronik) kaydedilmelidir. (Komisyon veya Komisyonun daireleri tarafından cevap
verilmesi veya izlenmesi gereken belgeler ile kısa süreli olmayıp önemli bilgi içeren
belgeler)
84
• Kayıtlar, belgenin referanslarını içerecek biçimde saklanmalıdır.
• Genel Müdürlükler, genel kayıt standartlarını içerecek Ģekilde kurumlarına
özgü yöntemleri ve gelen ve giden evrak için çalıĢma usullerini belirlemelidir.
• Kayıtlı belgeler bir dosyada saklanmalıdır. (kâğıt üzerinde veya elektronik
ortamda)
• Genel Müdürlük tarafından dosyaları listelemek için tasarlanan bir dosya
listesi meydana getirilmeli ve güncel olarak tutulmalıdır.
• Dosyalama ve dosya yönetimi hususundaki iç prosedürler, dosyalamaya
iliĢkin genel standartlara ve dosya yönetimine uygun hale getirilmelidir.
2.5.1.2.1.14. Hataları Raporlama
Doğrudan hiyerarĢik üste raporlamaya ek olarak muhtemel hataları
raporlamayı içerecek Ģekilde uygun yöntemler oluĢturulmalı ve personele
bildirilmelidir. Bunlara uyan kiĢiler bu tür bilgileri iletmelerinden dolayı haksız veya
ayrımcı muamele görmemelidirler.
Kontrol Faaliyetleri
2.5.1.2.1.15. Yöntemlerin Belgelendirilmesi
Genel Müdürlükteki temel süreçler için kullanılan prosedürler tamamen
belgelendirilmeli, güncellenmeli ve ilgili personel için hazır edilmelidir ve Mali
Tüzük ve ilgili tüm Komisyon kararlarıyla uyumlu olmalıdır.
2.5.1.2.1.16. Görevler Ayrılığı
Her iĢlemin operasyonel ve mali yönü birbirinden bağımsız iki kiĢi tarafından
kontrol edilmelidir. Her iĢlemin baĢlama ve onaylama fonksiyonları ayrı tutulmalıdır.
Bu amaçla;
• Bir iĢleme yetki verilmeden önce operasyonel ve mali konular, iĢlemi
baĢlatan personel haricindeki personel tarafından doğrulanmalıdır.
• Bir iĢlemin iĢlem öncesi ve sonrası kontrolünde görevli olacak kiĢiler,
bunların baĢlatılmasında görev alan kiĢilerden farklı olmalı veya bu kiĢilerin astları
olmamalıdır.
85
• Ġç kontrol sistemlerinin yeterliğini ve etkililiğini değerlendirmek için
yürütülen ilave kontrollerde, bu kontrolleri yapan personel baĢlangıç aĢamasında
veya bu dosyaların onaylanmasında yer almamıĢ olmalıdır.
• Mali akımlar ilgili düzenlemelere uygun biçimde tasarlanmalıdır.
2.5.1.2.1.17. Gözetim
Her Genel Müdürlük, yönetimin belirlediği prosedürlerin etkili biçimde
yürütülmesini sağlamak için uygun görüldüğü hallerde, iĢlemlerin bir örneğinin
iĢlem sonrası kontrolünü de kapsayacak Ģekilde uygun gözetim düzenlemeleri
yapmalıdır.
• Yönetim, mali faaliyetler için tanımlanan prosedürlerin etkili ve devamlı
olarak yürütülmesi için gözetim amaçlı kontroller yapmalıdır. Bu kontroller iĢleri
yürüten personel tarafından yapılan düzenli gözden geçirmeleri, kontrol listeleri
aracılığıyla raporlamayı, istisna raporlarını, örnek testleri, göstergeleri veya buna
benzer güvence veren araçları içerebilir.
• Yönetim, operasyonel ve idari faaliyetler için belirlenen yöntemlerin etkili
ve sürekli olarak yürütülmesini sağlamak için denetim kontrolleri yapmalıdır.
2.5.1.2.1.18. Ġstisnaları Kaydetme
Her Genel Müdürlük kontrollerden veya belirlenen politikalardan ve
yöntemlerden sapma niteliği taĢıyan tüm olayların, faaliyet gerçekleĢtirilmeden önce
uygun sürede belgelenmesini, açıklanmasını ve onaylanmasını sağlamak için gerekli
düzenlemeleri yapmalıdır.
• Ġstisnalara iliĢkin olarak, kimin bu istisnalara onay vermeye yetkili
olduğunu ve bunların nasıl kayıt edilmesi gerektiğini de içerecek biçimde bir
düzenleme ve kayıt yöntemi tespit edilmelidir.
2.5.1.2.1. 19. Faaliyetlerin Sürekliliği
Her Genel Müdürlük faaliyetlerin sürekliliğini sağlamaya yönelik uygun
düzenlemeleri yapmalıdır. Bu düzenlemeler; yetkili kiĢinin yokluğu, yetkili kiĢinin
vekâleti, yeni bilgi sistemlerine geçiĢ, yöntem değiĢiklikleri, görev değiĢikliği,
emeklilik olarak sıralanabilir.
86
• Mali iĢlemler için vekalet sistemi kamu hizmetinin sürekliliğini sağlamak
için kurulmuĢ olup vekalete iliĢkin kurallara uygun biçimde yürütülmelidir. Tüm
vekiller, görevlerini yerine getirmeden önce görevlendirme belgelerini kabul
etmelidir.
• Ġlgili operasyonel faaliyetler için uygun vekâlet düzenlemeleri yapılmalıdır.
• Görevlerini bırakan tüm yetkililerin, yapılmakta olan iĢin devam edebilmesi
için, yerlerine gelecek kiĢilere görevlerin durumu ve temel belgelerin nerelerden
temin edilebileceği hakkında özet bilgi içeren bir dosya hazırlamalarını sağlayacak
etkili yöntemler mevcut olmalıdır.
• Yöneticiler, özet bilgi içeren dosyanın yetkili kiĢi transfer olmadan önce
hazırlanmasından sorumludurlar.
Gözetim ve Değerlendirme
2.5.1.2.1. 20. Ġç Kontrole ĠliĢkin Zayıf Yönlerin Kaydedilmesi ve Düzeltilmesi
Ġç kontrol zayıflıklarının uygun biçimde raporlaması ve düzeltilmesi ile ilgili
süreçlerin güncellenmesi için açıkça tanımlanmıĢ bir yöntem belirlenmelidir. Söz
konusu yöntem, süreci açıklamalı ve muhtemel iç kontrol zayıflıklarını veya uygun
olmayan yöntemlerin bildirilmesi gereken yetkili dairedeki kiĢiyi tanımlamalıdır.
2.6. Ġç Denetim ve Ġç Kontrol
Literatürde kimi zaman yönetim kontrolleri (managment controls) olarak
isimlendirilen iç kontrol (internal control) kavramı, yönetimin hedeflerini
gerçekleĢtirmesi konusunda ihtiyaç duyduğu bilgiyi ve güvenceyi sağlayan yönetim
araçlarını ifade etmektedir. Bu yönetim araçları arasında kurumun bütün planları,
politikaları, prosedürleri ve uygulamaları sayılabilir.
Intosai (International Organization of Supreme Audit Institutions Uluslararası SayıĢtaylar Birliği) iç Kontrol Standartlarında, iç kontrolün temel
hedefleri su Ģekilde sayılmaktadır:
Örgütün iĢlevine uygun olarak düzenli, ekonomik, verimli ve etkili
faaliyetler ve kaliteli urun ve hizmetler gerçekleĢtirmesi,
87
Kaynakların savurganlıktan, suiistimalden, yetersiz yönetimden,
hatalardan, yolsuzluktan ve diğer düzensizliklerden kaynaklanan kayıplara karsı
korunması,
Yasalara, yönetmeliklere uyulması,
Güvenilir mali ve idari verilerin hazırlanması ve saklanması ve bu
verilerin uygun zamanlı raporlarda tam ve doğru olarak açıklanması.
Ġç kontrol sistemi kendi basına bir sistem biçiminde algılanmamalı; planlama,
bütçe, muhasebe, denetim ve bilgi sistemi türünden sistemleri birbirine kaynaĢtıran
bir kavram olarak düĢünülmelidir.
ABD SayıĢtayı tarafından yayımlanan “Federal Devlette iç Kontrol
Standartları” baslıklı dokumanda iç kontrolün beĢ standardı: Kontrol ortamı, risk
değerlendirmesi, kontrol faaliyetleri, bilgi
- iletiĢim ve Ġzleme seklinde
sıralanmaktadır.
Ġç kontrol bir yönetim aracıdır. Bu bağlamda;
Tüm yöneticiler kendi kurumlarının amaçlarını, çalıĢmalarını ve
kaynaklarını kontrol etmek bakımından sağlıklı bir iç kontrol yapısının gerekli
olduğunu kabul etmelidirler,
Etkili bir iç kontrol yapısının tasarlanması, kurulması ve sürdürülmesi
yöneticilerin sorumluluğundadır,
Yönetim, genellikle iç kontrol yapısının bir parçası olarak bir iç
denetim birimi kurar. iç denetçiler, iç kontrolleri öğretmek ve bu konuda tavsiyede
bulunmak acısından değerli bir kaynak oluĢturmakla birlikte, sağlıklı bir iç kontrol
yapısının yerine geçmemelidirler,
Ġç kontrol standartları yöneticilerin çalıĢmalarını sürekli olarak
gözetmelerini gerektirir.
Ġç kontrollerin kalitesi yöneticilerden periyodik bir değerlendirme ve
rapor istenerek sağlanır,
Eksiklikler saptandığında hemen düzeltici önlemlerin alınması
gerekir.
88
Ġç denetim yönetime yönelik bir hizmettir. Bu çerçevede, iç kontrolün
incelenip değerlendirilmesi ve en üst yöneticiye (accounting officier) güvence
sağlanması iç denetimin fonksiyonları kapsamındadır. iç denetimin bizzat kendisi,
organizasyonun iç kontrol sisteminin bir parçasıdır ve iç denetimin kapsamına
yalnızca finansal kontrol değil, iç kontrolün bütün yönleri girer100. iç kontrol ise;
süreçlerin denetimi, kurum içinde üretilen her turlu bilginin tamlığı, doğruluğu ve
güvenilirliği; operasyonların etkililiği ve verimliliği; hukuka ve iç mevzuata uyum ve
kurum varlıklarının korunmasını ifade etmektedir. Ġç denetimin baĢarısından iç
denetçiler, ic kontrolün baĢarısından yöneticiler sorumludur.
Üst yönetim, risk yönetiminin bir parçası olarak iç kontrollerin çerçevesini
belirlemekten ve riskler değiĢtikçe bu çerçeveyi güncellemekten sorumludur.
Yönetim, kontrolleri de uygulamalı ve en önemlisi, düzenli gözden geçirme
çalıĢmaları yaparak ve kendi ilgili bölümlerinden dönemsel raporlar alarak,
kontrollerin etkili ve amaca uygun çalıĢtığından emin olmak için gerekenleri
yapmalıdır.34
Ayrıca, etkili bir iç kontrol sisteminin oluĢturulması, doğası gereği maliyeti
yüksek olan bir faaliyettir. Bu sistemin denetlenmesi ve değerlendirilmesi isinde
görevlendirilen iç denetçiler de, bu kadar önemli bir görevi ifa edebilecek yetenek ve
yeterlikteki (dolayısıyla pahalı) Ģahıslar arasından seçilmeli ve oldukça pahalı bir
eğitim – öğrenme surecinden geçirilerek uzmanlaĢmaları sağlanmalıdır101.
100
YÖRÜKER, S, BaĢka Ülke Örnekleri Temelinde Kontrol, Denetim, TeftiĢ ve SoruĢturma:
Kavramsal Bir Çerçeve, (Ankara: TESEV Denetim Calıstayı Ġkinci Toplantısı, 2004), 5 – 8,
http://www.tesev.org.tr/etkinlik/denetim_2_toplanti.doc 05/06/2008
101
YAVUZ S. T., “Ġç Kontrol Fonksiyonu’nun BileĢenleri, Ġç Kontrol Merkezi TeftiĢ‟ten (Ġç
Denetim‟den) Farklı Bir Mekanizma mıdır?”, Bankacılar Dergisi 42, (2002): 51-52.
89
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
3.TÜRK KAMU MALĠ YÖNETĠMĠNDE DÖNÜġÜM – ĠÇ KONTROLÜN
UYGULANABĠLĠRLĠĞĠ
Modern bir kamu yönetiminin kurulması için yürütülen kamu yönetiminde
yeniden yapılanma çalıĢmalarının baĢarısı etkili ve daha iyi düzenleme yapmaktan
geçmektedir. Her türlü sorunun çözülmesinde “doğru karar” verebilmek çok
önemlidir. Bu nedenle doğru ve etkili karar alabilmek konusunda sayısal, kurgusal ve
analitik birçok yöntem ve araç geliĢtirilmiĢtir. Bu bağlamda çalıĢmamızın bu
bölümünde 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu‟nun mali
sistemimize getirdiği yeniliklerin iç kontrol sisteminin uygulanabilirliğindeki etkisi
araĢtırılacaktır.
3.1. Kamu Mali Yönetiminde DönüĢüm ÇalıĢmaları
Kamu kaynaklarının kullanımı konusunda artan kamuoyu hassasiyetinin yanı
sıra kamu kesiminde ve akademik çevrelerde oluĢan değiĢim talepleri ve Avrupa
Birliğine uyum süreci ile birlikte IMF ve Dünya Bankası ile olan iliĢkiler, kamu mali
yönetimi ve doğal bir parçası olan kontrol anlayıĢının değiĢmesini zorunlu kılmıĢtır.
Merkezi planlama, merkezi yönetim ve kontrol, tek taraflı ve kapalı bir
Ģeklide mevzuat odaklı-girdi odaklı-hata aramaya odaklı denetimi anlayıĢına sahip
geleneksel kamu yönetimi anlayıĢımızın, iĢletme, çalıĢan ve müĢteri kitlesinin
memnuniyetini esas alan, yönetim ve mali kontrol yapısını geliĢen anlayıĢlara göre
sürekli gözden geçiren, faaliyet sonuçlarını tüm kesimlere doğru olarak aktarılmasını
sağlayan, ürün veya hizmeti müĢterinin (vatandaĢın) isteğine göre hızlı, ucuz ve
kaliteli olarak geliĢtiren, katılımcı ve paylaĢımcı, Ģeffaf ve hesap verebilir, stratejik
planlama ve performans yönetimine dayalı, gelecek yönelimli, sonuç ve hedef odaklı,
yerel ve yerinden yönetim ağırlıklı, yatay organizasyon yapısı ve yetki devrini
önceleyen, yönetime değer katan sistem odaklı denetim anlayıĢına dönüĢmesi
gerekmektedir. Bu dönüĢüm için;
Yönetim Sorumluluğu Modeli,
Kaynakların Etkili, Ekonomik, Verimli Kullanımı,
90
Stratejik Planlama,
Performansa Dayalı Bütçeleme,
Çok Yıllı Bütçeleme,
Hesap Verebilirlik,
Mali Saydamlık,
Tahakkuk Esaslı Muhasebe,
Etkin Ġç Denetim,
GeniĢ Kapsamlı DıĢ Denetim
gibi anahtar kavramlara ihtiyaç bulunmaktadır.
Kamu Mali Yönetim Sisteminde DeğiĢim ÇalıĢmaları; 8. BeĢ Yıllık
Kalkınma Planı, 2001, 2002, 2003 Yılları Programları, 59. Hükümet Programı, Acil
Eylem Planı, Türkiye‟de Saydamlığın Arttırılması ve Kamuda Etkin Yönetimin
GeliĢtirilmesi Eylem Planı ( Bakanlar Kurulu Prensip Kararı ), Kamu Mali
Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması ve Mali Saydamlık Özel Ġhtisas Komisyonu
Raporu, Stand-By AnlaĢması Uyarınca IMF‟ye Verilen Niyet Mektupları, 2001 ve
2003 yılı Ulusal Programları ve Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgesi
çerçevesinde, gerek Avrupa Birliği‟ne gerekse ülke içi kamuoyuna deklere edilmiĢtir.
Söz konusu taahhütler bağlamında; aĢağıda belirtilen düzenlemeler ile bu yöndeki
eğilimler ortaya konulmuĢtur.
3.1.1. Sekizinci BeĢ Yıllık Kalkınma Planı
Sekizinci BeĢ Yıllık Kalkınma Planı ile; bütçe ile ilgisi kurulması gereken
kamusal harcamaların bütçe içine alınması, orta vadeli harcama perspektifine
dayanan bütçeler hazırlanması ve kaynakların stratejik önceliklere göre dağıtılması
ve etkin kullanılmasını sağlayacak düzenlemeler yapılması öngörülmüĢtür. Ayrıca,
mali saydamlığı sağlayacak mekanizmalar ile muhasebe ve raporlama standartlarının
geliĢtirilmesi, siyasi ve yönetsel yetki ve sorumlulukların açık olarak tanımlanması,
bu tanım üzerine kurulu bir hesap verme sorumluluğunun geliĢtirilmesi, denetimi
sınırlayan düzenlemelerin kaldırılması ve performans denetimine geçiĢin sağlanması
hedeflenmiĢtir.
91
3.1.2. 2001 Yılı Programı
2001 Yılı Programında; Kamu yönetiminin yeniden yapılandırılmasında
verimlilik ve etkinliğin sağlanması, etkin bir performans değerlendirme sisteminin
oluĢturulması, yetki devri ve esneklikle beraber hesap verme sorumluluğunun
güçlendirilmesi
amaçlanmıĢtır.
Bunun
yanı
sıra,
yönetsel
saydamlığın
güçlendirilmesi, faaliyet raporları hazırlanması, kamu hizmetlerinin sunumunda
vatandaĢ memnuniyetinin esas alınması ve hizmet kalitesi ve sonuçlara
odaklanılması ilke olarak benimsenmiĢtir.
3.1.3. 2002 Yılı Programı
2002 Yılı Programı ile; AB‟ne uyum sürecinde, mali kontrol ve bütçesel iĢler
alanındaki mevzuatın, AB mevzuatına uyum amacıyla gözden geçirilmesi, AB‟nin
mali kontrol konusundaki standartları kapsayan ve iç mali kontrol sistemini
düzenleyen bir ulusal belgenin hazırlanması, kamu mali yönetimi biliĢim sisteminin
kurulması çalıĢmalarına devam edilmesi, etkin bir performans değerlendirme sistemi
oluĢturulması, yetki devri ve esneklikle beraber hesap verme sorumluluğunun
güçlendirilmesi, kamu hizmetlerinin sunumunda vatandaĢ memnuniyetinin esas
alınması, hizmet kalitesine ve sonuçlara odaklanılmasına karar verilmiĢtir.
3.1.4. 2003 Yılı Programı
2003 Yılı Programı uyarınca; yetki devri ve esneklikle beraber hesap verme
sorumluluğunun ve yönetsel saydamlığın geliĢtirilmesi, kamu yönetiminde açıklık ve
Ģeffaflığın esas olması, kamu personelinin performansını ölçmek amacıyla
performans kriterlerinin saptanması hükme bağlanmıĢtır.
3.1.5. 59 uncu Hükümet Programı
59 uncu Hükümet Programında da; Kamu kuruluĢlarının hizmet ve iĢlemleri
halka duyurulacağı, yönetimde Ģeffaflığın sağlanacağı, kamuda verimliliğin
artırılması ve Ģeffaflığın sağlanması için hizmet birimlerinin parlamentoya ve
kamuoyuna performans raporu sunmaları yönünde çalıĢmaların baĢlatılacağı,
Ģeffaflık ve hesap verebilirliğin uygulamaya konulacağı, kalite, alternatif maliyetler
ve kamu yönetiminde etkililiğin kamu harcamalarının yön ve Ģeklini belirleyeceği
belirtilmiĢtir.
92
3.1.6. Acil Eylem Planı
Acil Eylem Planı ile; Kamu Yönetim Reformu ve Ekonomik DönüĢüm
Programı ana politika olarak belirlenmiĢ olup, Kamu Yönetim Reformu
çerçevesinde; kamu dernek ve vakıflarının kapatılması, kamuda performans odaklı
denetim sistemine geçilmesi, kuruluĢ düzeyinde stratejik planlamanın yapılması,
kanun gerekçelerinde fayda ve maliyetlere yer verilmesi hedeflenmiĢtir. Ekonomik
DönüĢüm programı kapsamında da; hazine tek hesabının kapsamının geniĢletilmesi,
mali disiplin ve Ģeffaflığın sağlanması, 1050 sayılı Kanunun yenilenmesi, SayıĢtay
denetimi kapsamının geniĢletilmesi öngörülmüĢtür.
3.1.7. Türkiye’de Saydamlığın Artırılması ve Kamuda Etkin Yönetimin
GeliĢtirilmesi Eylem Planına ĠliĢkin Bakanlar Kurulu Prensip Kararı
Türkiye‟de
Saydamlığın
Artırılması
ve
Kamuda
Etkin
Yönetimin
GeliĢtirilmesi Eylem Planına ĠliĢkin Bakanlar Kurulu Prensip Kararında; kamu
hizmet sunumunda performans standartlarının oluĢturulması, kamu kuruluĢları ile
kamu vakıf ve dernekleri arasındaki iliĢkilerin yeniden düzenlenmesi, personel
sisteminin iyileĢtirilmesi, bilgi edinme hakkının geliĢtirilmesi ve kamu yönetiminde
saydamlığın artırılması, sağlık sisteminin iyileĢtirilmesi, denetim sisteminin
güçlendirilmesi ve yargı sisteminin iyileĢtirilmesi amaçlanmıĢtır.
3.1.8. IMF’ye Verilen Niyet Mektuplarında Yer Alan Taahhütler
IMF‟ye verilen niyet mektuplarında yer alan taahhütlerde de; bütçe
iĢlemlerinde Ģeffaflığı ve güvenilirliği arttırmak için mali yönetimin iyileĢtirilmesine,
bilgisayarlı muhasebe sisteminin uygulamasının tamamlanmasına, uluslararası
standartlara uygun yeni bir bütçe sınıflandırmasının yapılmasına, tahakkuk esaslı
muhasebe sistemine geçilmesine, bütçe içi veya dıĢı yeni fonların kaldırılmasına,
bütçe
dökümanların
Ģeffaflığının
arttırılmasına,
harcamaların
etkinliğinin
arttırılmasına, kamu hizmetleri reform stratejisinin kabul edilmesine, kamu mali
hesaplarının birleĢtirilmesi sürecine devam edilmesine, mali kontrol mekanizmasının
geliĢtirilmesine, kamuda Ģeffaflık eylem planı uygulamaya konulmasına, bütçe
sürecinin yeniden düzenlenmesi doğrultusunda kamu mali yönetimine iliĢkin
kapsamlı bir yasal düzenlemenin yapılmasına, SayıĢtay denetiminin kapsamının
geniĢletilmesine, SayıĢtay‟ın önceden kontrol fonksiyonunun kaldırılmasına, iç
denetim birimleri ve ön kontrol fonksiyonlarının Maliye Bakanlığı dıĢındaki diğer
93
kamu kuruluĢlarına kaydırılmasına, kamu mali yönetimi ve kontrol kanununun
çıkartılmasına ve tüm gelirlerin bütçeye gelir olarak kaydedilmesine karar
verilmiĢtir.
3.1.9. 2001 Ulusal Programı
Ulusal Programında; mali kontrol sistemine iliĢkin olarak; kamu kurumlarının
bütünü için uygulanacak bir mali kontrol sisteminin kurulması, denetim birimleri ve
denetim elemanlarının bağımsızlığını sağlayacak mekanizmaların geliĢtirilmesi,
standart denetim kılavuzlarının hazırlanması, denetimin etkili bir muhasebe ve
raporlama sistemine dayandırılması, denetim elemanlarının sayısı, bilgi ve
yeteneklerinin arttırılması, risk analizi temelinde ön kontrollerin sisteme dahil
edilmesi, denetim için koordinasyon ve bilgi akıĢ sisteminin geliĢtirilmesi esas
alınmıĢtır.
3.1.10. 2003 Ulusal Programı
2003 Ulusal Programı ile; AB uygulamalarına, uluslararası kontrol ve
denetim standartlarına uyumlu olarak kamu iç mali kontrol mevzuatının kabul
edilmesi,
usulsüzlük
ve
yolsuzlukların
önlenmesi
için
idari
kapasitenin
güçlendirilmesi, dıĢ denetim alanlarının uluslararası standartlara uygun Ģekilde
geliĢtirilmesi, kaynakların ekonomik, etkili ve verimli bir Ģekilde yönetilmesi,
zamanında ve güvenilir bilgi edinilmesi, kontrol ve denetim faaliyetlerinin nesnel
risk yönetim analizlerine göre belirlenmiĢ en riskli alanlar üzerine yoğunlaĢması,
bunları sağlayacak kamu iç kontrol sisteminin kurulması, iç denetim koordinasyon
kurulu oluĢturulması, iç denetçilerin ve harcama öncesi kontrol sürecinde yer
alanların yetiĢtirilmesi amacıyla sistemli ve kapsamlı eğitim programlarının
uygulamaya konulması, Ġç Denetim Koordinasyon Kurulu, Maliye Bakanlığı ve
harcamacı kuruluĢlar arasında bilgisayar ağının kurulması ve yeteri kadar iç
denetçinin kamu kurumlarında görevlendirilmesi benimsenmiĢtir.
3.1.11. Katılım Ortaklığı Belgesi
Katılım Ortaklığı Belgesi ile de; AB uygulamaları ve uluslararası düzeyde
kabul görmüĢ kontrol ve denetim standartlarına uygun olarak, kamu iç mali
kontrolüne iliĢkin mevzuatın kabul edilmesi ve etkili bir biçimde uygulanması,
topluluk katılım öncesi fonlarının yönetimi için merkezi olmayan bir sistemin
94
oluĢturulması, yeni bütçe kod yapısının bütçe içi, bütçe dıĢı ve döner sermayeli bütün
kurumları kapsayacak Ģekilde uygulanması, dıĢ denetim iĢlevinin INTOSAI
kurallarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi ve SayıĢtay‟ın ex-ante denetim
iĢlevinin kaldırılması kabul edilmiĢtir.
3.1.12. 2001-2002 ve 2003 Yılı Ġlerleme Raporları
Söz konusu ulusal taahhütlerin yanı sıra, 2001-2002 ve 2003 Yılı Ġlerleme
Raporlarında da; Türkiye‟nin geleneksel kamu yönetim ve kontrol yapıları ile
AB‟nin uyguladığı kriterler arasında önemli farklılıkların bulunduğu, bu farklılığın
özellikle yöneticilerin hesap verebilirliğinin ve modern iç denetimin olmamasında
kaynaklandığı, Maliye Bakanlığı ve SayıĢtay‟ın kapsamlı ex-ante denetimi yaptığı,
kamu harcaması yapan birimlerin tüm gelir, gider, aktif ve pasiflerinin bir ulusal
bütçede birleĢtirilmesi gerektiği, SayıĢtay‟ın denetim kapsamının geniĢletilmesinin
zorunlu olduğu, bütçenin tamamının yönetimi ve denetimine iliĢkin tek bir
yaklaĢımının olması, kamu harcamalarında yöneticilerin hesap verebilirliğinin
sağlanması, tüm kamu kurumlarında denetim yapmakla ve kurumların mali yönetimi
ve kontrol sistemlerini değerlendirmekle sorumlu, iĢlevsel açıdan bağımsız iç
denetim birimlerinin kurulması, Maliye Bakanlığı ile SayıĢtay‟ın denetim görevleri
arasında açık bir ayrımın yapılması gerektiği, SayıĢtay‟ın yaptığı denetimlere
INTOSAI standartlarının getirilmesi, mevcut mali kontrol sisteminin yeniden
yapılandırılması, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunun kabul edilmesi, SayıĢtay
Kanunu‟nda gerekli değiĢikliklerin yapılması ve bu düzenlemelerin etkili bir Ģekilde
uygulanması için çaba sarf edilmesi karara bağlanmıĢtır.
Bu kapsamda; kamu mali yönetiminin iĢleyiĢ ilkeleri, yapısı, bilgi üretim ve
sunumu, kamu mali denetiminin uluslar arası kabul görmüĢ normlara, gerçeklere
uygun olarak gözden geçirilmesinin bir sonucu olarak;
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun,
4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunu,
4735 sayılı Kamu Ġhale SözleĢmeleri Kanunu,
95
Bütçe Kodlama Yapısı, Muhasebe Sistemi,
5217 sayılı Özel Gelir ve Özel Ödenek Kanunu ve 5018 sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu yürürlüğe konulmuĢtur.
3.2. 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
Ülkemizde kamu mali yönetimi sistemi, kamu mali yönetiminin anayasası
niteliğinde olan ve 76 yıl boyunca Türk kamu mali sistemine yön veren 1050 sayılı
Muhasebe-i Umumiye Kanunu ile yönetilmekteydi. Son yıllarda hız kazanan Avrupa
birliğine üyelik süreci ve bu süreçte gerçekleĢtiren yapısal reform çalıĢmalarından
mali sistemimizde payını almıĢtır. Bu anlamda mali yönetim reformu, bütçe reformu
gibi kavramlardan söz edilmeye baĢlanmıĢ ve kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu
çalıĢmalarına hız verilmiĢtir. 10 /12 /2003 tarihinde 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi
ve Kontrol Kanunu kabul edilmiĢtir. Böylece 76 yıllık bir serüven102 2005 yılı
itibariyle tamamen tarih olmuĢtur.
Bu Kanun, kamu maliyesinin temel ilkelerinde ve kamu kaynağının
kullanılmasında çok önemli yenilikler getirmektedir. ÇağdaĢ kamu mali yönetim
anlayıĢına paralel olarak sistemimize getirilmiĢ olan önemli yenilikler 103; stratejik
planlama ve performans esaslı bütçeleme ile orta vadeli bütçeleme sistemine (çok
yıllı bütçeleme) geçilerek planlı bir bütçeleme anlayıĢının benimsenmesi, hesap
verebilirlik, mali saydamlık, kamu idarelerinde etkin iç kontrol ve iç denetim
sisteminin kurulması, performans denetiminin sisteme dahil edilmesi ile kamu
kaynaklarının etkin, ekonomik ve verimli olarak kullanılması konusunda gerekli
mekanizmaların getirilmesi olarak sayılabilir. Özellikle ekonomik büyümedeki
yavaĢlama, mali yapılardaki zayıflama ve kriz dönemlerinde, devletler fayda-maliyet
anlayıĢı içerisinde geleneksel mevzuatı yeniden ele almaya ve yeni mevzuat
teknikleri aramaya baĢlamıĢlardır. Bu aĢamada ekonomik büyümenin sağlanmasında
devlet tarafından oluĢturulan düzenlemeler ve bu düzenlemelerin kalitesi önem arz
102
103
KESĠK, A., “5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Bağlamında ve A
Sürecinde Türk Kamu Mali Ġç Kontrol Sistemi” Kocaeli Üniversitesi sosyal Bilimler Enstitüsü
Dergisi C.9, S.1, 2005, s.94
ARCAGÖK, M. S, ERÜZ, E., a.g.e. s.10
96
etmektedir. Dinamik, rekabet edebilir bir ekonominin oluĢturulması ve modern kamu
yönetiminin kurularak halkın ihtiyaç ve taleplerine cevap verebilen bir sistemin
geliĢtirilmesi için hükümetler ve uluslar arası organizasyonlar 1980‟li yıllardan bu
yana
düzenleme
kalitesini
artırmak
için
yeniden
yapılanma
çalıĢmaları
yürütmektedir. Ġyi politikaların geliĢtirilmesine ve nihai kararların alınmasına
yardımcı olur. Ancak unutulmaması gereken önemli bir konu, analizin politik
kararların yerine geçebilecek bir yapı öngörmediği ve kararların oluĢturulması için
tek baĢına yeterli olmadığıdır. Her ne kadar kendi baĢına kararları belirleme gücüne
sahip değil ise de, verdiği bilgilerin gücü, yanıt aradığı sorunlar ve sunuĢ yöntemi ve
karar sürecinde yerleĢtirildiği konum, kararda etkili olacaktır.Toplumda hasıl olan bir
ihtiyaç, problem veya düĢünce karĢısında bir düzenleme yapılması gereği ortaya
çıktığında, karar alıcıların (Bakan, Hükümet, Parlamento vs.) bu düzenleme
yapılırken bazı hususlara dikkat etmesi gerekmektedir. Karar alıcılar öncelikle neyi
hedeflediklerini iyi belirlemelidirler. Yani "Yapılacak olan düzenleme ile gerçekten
toplumun ihtiyacı karĢılanabilecek midir?" sorusunun cevabını vermelidirler.
3.2.1. Kamu Mali Yönetimi ve Ġlkeleri
Mali yönetim kaynakların verimli, doğru ve etkili kullanılmasını kapsar. Mali
bilginin üretilmesi ve mali analizlerin yapılması stratejik kararların alınmasında ve
öngörülen faaliyetlerin yerinde, zamanında ve sürdürülebilir kılınmasında esastır.
5018 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde kamu mali yönetimi, kamu kaynaklarının
tanımlanmıĢ standartlara uygun olarak etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasını
sağlayacak yasal ve yönetsel sistem ve süreçlerden oluĢan bütün olarak
tanımlanmaktadır. Kanunun, kamu maliyesinin temel ilkelerinin düzenlendiği 5 inci
maddesinde, ilgili kanunlardaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu ilkelerin
uygulanmasına iliĢkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığının yetkili
kılındığı belirtilerek kamu maliyesinin, kamu görevlilerinin hesap verebilmelerini
sağlayacak Ģekilde uygulanacağı, maliye politikasının makroekonomik ve sosyal
hedeflerle uyumlu bir Ģekilde oluĢturulup yürütüleceği, kamu mali yönetiminin
ekonomik, mali ve sosyal etkinliği birlikte sağlayacak Ģekilde kamusal tercihlerin
oluĢması için gerekli ortamı yaratacağı hüküm altına alınmıĢtır. “Kamu idarelerinin
mal ve hizmet üretimi ile ihtiyaçlarının karĢılanmasında, ekonomik veya sosyal
verimlilik ilkelerine uygun olarak fayda-maliyet veya maliyet-etkinlik ile gerekli
97
görülen diğer ekonomik ve sosyal analizlerin yapılması esastır.” Burada ekonomik
etkinliğin yanı sıra “sosyal etkinliğin” de vurgulanmıĢ olması önemlidir.
5018 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde ise Bütçe ilkeleri sayılmıĢtır.
Bütçelerin hazırlanması ve uygulanmasında makroekonomik istikrarla birlikte
sürdürülebilir kalkınmanın sağlanacağı, bütçelerin kalkınma planı ve programlarda
yer alan politika, hedef ve önceliklere uygun Ģekilde, idarelerin stratejik planları ile
performans ölçütlerine ve fayda-maliyet analizine göre hazırlanıp uygulanacağı,
bütçelerin stratejik planların dikkate alınması suretiyle izleyen iki yılın bütçe
tahminleriyle birlikte görüĢülüp değerlendirileceği ve bütçenin kamu mali
iĢlemlerinin kapsamlı ve saydam bir Ģekilde görünmesini sağlayacağı ile bütçe gelir
ve gider tahminleri ile uygulama sonuçlarının raporlanmasında açıklık, doğruluk ve
mali saydamlığın esas alınacağı hüküm altına alınmıĢtır.
Bu iki maddenin ilkeleri ile Kanunun gerekçesi ve çeĢitli maddeleri dikkate
alındığında mali yönetimin
i)
Mali disiplin,
ii)
Mali saydamlık,
iii)
Hesap verilebilirlik
iv)
Maliyet etkinlik
olmak üzere dört temel ilkeye dayandığı söylenebilir. Düzenlemelerin
yapılması ve bütçelerin hazırlık aĢamasında kullanılmasının, özellikleri itibarıyla bu
dört temel ilkenin yerine getirilmesine katkı sağlayacağı düĢünülmektedir.
3.2.1.1. Mali Disiplin
5018 sayılı Kanun ile yeni mali sistemde mali disiplinin sağlanmasına yönelik
olarak önemli düzenlemeler yapılmıĢtır. Kanunda makroekonomik istikrarla birlikte
sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak bütçe ilkeleri arasında sayılmıĢ, kamu
bütçelerinin hazırlık, uygulama ve denetim süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik
düzenlemeler yapılmıĢtır. Orta vadeli program, orta vadeli mali plan ve üç yıllık
olarak hazırlanan bütçelerle, planlı mali yönetim anlayıĢının hâkim kılınması,
kamunun gider ve gelir tahminlerinin ortaya konulması ve kamuoyunun
bilgilendirilmesi sağlanmıĢtır. Diğer yandan merkezi yönetim bütçesinin orta vadeli
program, orta vadeli mali plan, idare stratejik planları dikkate alınarak üç yıllık
98
olarak hazırlanması, idarelerin bütçe teklif tavanlarının belirlenmesi mali disiplinin
sağlanmasına yönelik getirilen önemli düzenlemelerdir.
5018 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi gereğince merkezi yönetim
kapsamındaki kamu idareleri tarafından kamu gelirlerinin azalmasına veya kamu
giderlerinin artmasına neden olacak ve kamu idarelerini yükümlülük altına sokacak
kanun tasarılarının getireceği mali yükün orta vadeli program ve mali plan
çerçevesinde en az 3 yıllık dönem için (sosyal güvenliğe yönelik tasarılarda en az 20
yıl için) hesaplanarak tasarılara eklenmesi zorunluluğunun getirilmesi ile vergi
harcamalarının bütçede gösterilmesi de mali disiplini sağlamaya yönelik olarak
yapılan bir düzenlemedir. Bu konu ile bağlantılı olarak 5018 sayılı Kanunun
“Gelirlerin dayanakları” baĢlıklı 37 nci maddesinde Anayasanın 73 üncü maddesi
hükmü gereğince vergi resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla
konulacağı, değiĢtirileceği ve kaldırılacağı hüküm altına alınmıĢtır.
3.2.1.2. Mali Saydamlık
Saydamlık, en basit Ģekliyle, devletin vatandaĢlardan aldığı kaynaklarla ne
yaptığı hakkındaki tüm gerçekleri topluma doğru bir biçimde anlatmasıdır.
Saydamlık devletin hedeflerini, bu hedeflere ulaĢmak için uygulamaya koyacağı
politikaları ve bu politikaların sonucunu görebilmek için gereken bilgiyi düzenli,
anlaĢılabilir, tutarlı ve güvenilir bir biçimde sunmasıdır. Mali saydamlık ise kamu
kaynaklarının kim tarafından nasıl ve hangi amaçla kullanıldığının bilinmesidir.
Yani, halkın/vergi ödeyenlerin/vatandaĢların kamu gelirlerinin toplanması ve
harcanması ile ilgili olarak bilgilendirilmesi, mali iĢlemlerin açık, anlaĢılır ve
standartları belirlenmiĢ bir ortamda yürütülmesidir. Mali disiplinin sağlanması,
kaynakların stratejik önceliklere göre dağıtılması ve etkin kullanılması gibi temel
bütçesel sonuçların sağlanmasında mali saydamlık önemli bir araçtır.
99
5018 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde mali saydamlık, her türlü kamu
kaynağının elde edilmesinde ve kullanılmasında denetimin sağlanması amacıyla
kamuoyunun zamanında bilgilendirilmesi olarak tanımlanmıĢtır. Maddenin (b)
bendinde hükümet politikaları, kalkınma planları, yıllık programlar, stratejik planlar
ile bütçelerin hazırlanması, yetkili organlarda görüĢülmesi, uygulanması ve
uygulama sonuçları ile raporların kamuoyuna açık ve ulaĢılabilir olması bu amacı
sağlamak için zorunlu tutulmuĢtur. Hükümetin yapısının ve fonksiyonlarının, mali
politika planlarının, kamu sektörü hesaplarının ve mali hedeflerinin kamuoyuna açık
olması sayesinde kamu kaynaklarının elde edilmesi ve kullanılmasında denetimin
sağlanması amaçlanmaktadır. Bunun sağlanması için hükümetin faaliyetleri ile ilgili
bilgilerin kamuya açık olması, bütçe hazırlama, uygulama ve raporlama süreçlerinin
açık olması, mali bilgilerin genel kabul görmüĢ veri kalitesi standartları ile uyumlu
olması gerekmektedir.
3.2.1.3. Hesap Verebilirlik
Ġyi yönetiĢimin ilkeleri arasında önemli bir yere sahip olan hesap verme
sorumluluğu 5018 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde bu Kanunun amaçlarından biri
olarak belirtilmiĢ ve 8 inci maddesinde düzenlenmiĢtir. Maddeye göre hesap
verebilirlik, her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve
yetkili olanların kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde
edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleĢtirilmesinden, raporlanmasından ve
kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olması ve
yetkili mercilere hesap vermesi olarak tanımlanmıĢtır. Hesap verilebilirlik
yöneticilere belirli bazı görevleri yerine getirmeleri, bu görevleriyle ilgili kural ve
standartlara uymaları konusunda bir takım sorumluluklar yüklemektedir. 5018 sayılı
Kanun ile oluĢturulan yeni mali yapıda kamu idarelerinin yürüteceği fonksiyonlar ve
sorumluluklar artırılmıĢtır. Mali yönetim ve kontrolün, idarelerin yönetim
sorumluluğunda yürütülmesi esası benimsenmiĢtir. Böyle bir ortamda vatandaĢların
kamu görevlilerini ve karar vericileri etkili bir hesap verme iĢlemine tabi tutması
giderek artan oranda önem kazanmaktadır. Ayrıca anılan Kanun ile yeni mali
yönetim ve kontrol yapısında Maliye Bakanlığı baĢta olmak üzere, ĠçiĢleri Bakanlığı,
Devlet Planlama TeĢkilatı MüsteĢarlığı ve Hazine MüsteĢarlığına merkezi
100
yönlendirici idareler olarak analizlere dayalı düzenleme yapma, politika oluĢturma
gibi önemli yetki ve görevler verildiği gözlemlenmektedir.
Kanunun 10 uncu maddesine göre Bakanlar, hükümet politikasının
uygulanması ile bakanlığının ve bakanlığına bağlı, ilgili ve iliĢkili kuruluĢların
stratejik planları ile bütçelerinin kalkınma planlarına ve yıllık programlara uygun
olarak hazırlanması ve uygulanmasından, bu çerçevede diğer bakanlıklarla
koordinasyon ve iĢbirliğini sağlamaktan sorumlu tutulmuĢtur. Bakanlar kamu
kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması hususunda BaĢbakana ve
Türkiye Büyük Millet Meclisine karĢı sorumludur.
Kanunun 11 inci maddesine göre, bakanlıklarda müsteĢar (Milli Savunma
Bakanlığında Bakan), diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde
vali ve belediyelerde belediye baĢkanı üst yönetici olarak tanımlanmıĢ ve üst
yöneticiler de idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına,
yıllık programlara, performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak
hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili,
ekonomik ve verimli bir Ģekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan Bakana,
mahalli idarelerde meclislerine karĢı sorumlu tutulmuĢlardır.
5018 sayılı Kanunda bakanların parlamentoya, üst yöneticilerin bakana,
harcama yetkililerinin de üst yöneticiye karĢı hesap verme sorumluluklarının olduğu
görülmektedir.Üst yöneticilerin sorumluluklarının gereklerini harcama yetkilileri,
mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getireceği hüküm altına
alınmıĢtır. Bu çerçevede mali yönetim ve kontrol sistemimizde mali hizmetler
birimine önemli görevler düĢmektedir. 5018 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesiyle mali
hizmetler birimine verilen görevlerin yanı sıra 5436 sayılı Kanunun 15 inci maddesi
ile de strateji geliĢtirme birimlerine aĢağıdaki görevler verilmiĢtir:
Ulusal kalkınma strateji ve politikaları, yıllık program ve hükümet
programı çerçevesinde idarenin orta ve uzun vadeli strateji ve politikalarını
belirlemek, amaçlarını oluĢturmak üzere gerekli çalıĢmalar yapmak,
101
Ġdarenin görev alanına giren konularda performans ve kalite ölçütleri
geliĢtirmek ve bu kapsamda verilecek diğer görevleri yerine getirmek,
Ġdarenin yönetimi ile hizmetlerin geliĢtirilmesi ve performansla ilgili
bilgi ve verileri toplamak, analiz etmek ve yorumlamak,
Ġdarenin görev alanına giren konularda hizmetleri etkileyecek dıĢ
faktörleri incelemek, kurum içi kapasite araĢtırması yapmak, hizmetlerin etkililiğini
ve tatmin düzeyini analiz etmek ve genel araĢtırmalar yapmak,
Yönetim bilgi sistemlerine iliĢkin hizmetleri yerine getirmek.
Maliye Bakanlığı yeni yapıda düzenleyici, kontrol edici ve yönlendirici temel
görevler üstlenmiĢtir: Mali yönetim ve iç kontrol ile iç denetim merkezi
uyumlaĢtırma ve diğer birimleri aracılığıyla mali yönetim ve kontrol sistemi üzerinde
düzenleme, standart belirleme, mali planlama, koordinasyon, izleme ve yönlendirme
rolünü üstlenmiĢtir.
Yeni mali yönetim ve kontrol sisteminde Maliye Bakanlığının görevleri
aĢağıda sayılmaktadır.
Mali yönetim ve kontrol sistemine iliĢkin düzenlemeleri hazırlamak,
Maliye
politikasının
hazırlanmasına
yardımcı
olmak,
maliye
politikasını uygulamak,
Her türlü gelir ve gider iĢlemlerine iliĢkin kanun tasarılarını ve diğer
mevzuatı hazırlamak veya hazırlanmasına katılmak,
Gelir
ve
gider
kanunlarının
uygulanmasını
takip
etmek,
değerlendirmek, incelemek, teftiĢ etmek ve denetlemek,
Orta vadeli program ile uyumlu olmak üzere, gelecek üç yıla iliĢkin
toplam gelir ve gider tahminleri ile birlikte hedef açık ve borçlanma durumu ile kamu
idarelerinin ödenek teklif tavanlarını içeren orta vadeli malî planı hazırlamak,
Merkezi yönetim bütçesini kurumsal, iĢlevsel ve ekonomik sonuçların
görülmesini sağlayacak Ģekilde uluslararası standartlara uygun olarak belirlenen bir
sınıflandırmaya tâbi tutarak hazırlamak,
Merkezi yönetim bütçesinin uygulama esaslarını belirlemek,
102
Genel
bütçe
gelir
cetvelini
hazırlamak,
gelir
politikalarının
belirlenmesine katkıda bulunmak, uygulamayı yönlendirmek ve devlet gelirlerini
tahsil etmek,
Merkezî
yönetim
kapsamındaki
idareler
ile
sosyal
güvenlik
kurumlarının bir malî yıldaki faaliyet sonuçlarını gösteren genel faaliyet raporunu
hazırlamak,
Genel
yönetim
kapsamındaki
kamu
idarelerinde
uygulanacak
muhasebe ve raporlama standartlarını uluslararası standartlara uygun olarak
oluĢturmak (Devlet Muhasebesi Standartları Kurulu aracılığıyla),
Genel Yönetimin detaylı hesap planlarına, merkezi yönetimin
muhasebe
iĢlemleri,
hesap
planları
ve
iĢlemlerin
muhasebeleĢtirilmesinde
kullanılacak belgelerin Ģekil ve türlerine iliĢkin düzenleme yapmak,
Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin muhasebe hizmetlerini
yürütmek,
Merkezi yönetim mali istatistiklerini hazırlamak, genel yönetim mali
Ġstatistiklerini derlemek ve yayımlamak,
Ġç kontrol ve ön mali kontrole iliĢkin standartları belirlemek ve
izlemek,
Ġç denetim standartlarını Ġç Denetim Koordinasyon Kurulu aracılığıyla
Belirlemek ve izlemek,
Merkezi yönetim bütçesi kesin hesabını hazırlamak,
Hazine mallarını yönetmek, kamu malları ile kamu kurum ve
kuruluĢlarının taĢınmaz malları konusundaki yönetim esaslarını belirlemek ve
bunlara iliĢkin diğer iĢlemleri yapmak,
Devletin hukuk danıĢmanlığını ve muhakemat hizmetlerini yapmak,
Kara para aklanmasının önlenmesi konusunda gerekli araĢtırma ve
incelemeler yapmak ve bu konuya iliĢkin uygulanacak esas ve usulleri belirlemek,
3.2.1.4. Maliyet Etkililik
Maliyet etkililik, kamu idarelerinin yaptıkları harcamalar neticesinde üretilen
kamu hizmetlerinin toplumun arzu ettiği sonuçları doğurmasıdır. Diğer bir ifadeyle,
harcanan paranın karĢılığı mal ve hizmetin ihtiyaca uygun, nitelik ve nicelik
103
yönünden tam olarak alınabilmesidir. Kamu idarelerinin performans sorumluluğu
olarak da ifade edilebilen bu kavram 5018 sayılı Kanunda kamu kaynaklarının etkili,
ekonomik ve verimli bir Ģekilde kullanılması olarak sıklıkla yer almaktadır. Kamu
kaynaklarının kullanılmasında etkililik, verimlilik ve ekonomiklik unsurlarının bir
arada gerçekleĢtirilmesi, kamu kaynağının tam karĢılığının alınması yani maliyet
etkili olunmasıdır.
Maliyet etkililik, kısaca doğru iĢi yapmanın ve iĢi doğru yapmanın bir arada
olduğu durumu ifade etmektedir 5018 sayılı Kanun bakımından öncelikle gelir ve
giderleri etkileyecek kanun tasarıları ve mali politikaların oluĢturulması aĢamalarında
zorunlu olarak uygulanacak olan Düzenleyici Etki Analizinin Kamu Mali Yönetimi
Ve Kontrol Sisteminin unsurları bakımından uygulanabilirliğini incelemek faydalı
olacaktır.
3.2.2. Sistemin Unsurları
3.2.2.1. Orta Vadeli Bütçeleme Sistemi
Hükümetlerin kamusal hizmet önceliklerini ve tercihlerini göstermesi
bakımından hukuki, iktisadi ve sosyal anlamda temel politika belgesi olan bütçe gelir
dağılımı ve kaynak tahsisini değiĢtirdiğinden piyasaların iĢleyiĢi ve ekonomik
birimlerin tercihleri ve beklentileri üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Bu niteliğiyle
de maliye politikasının en önemli unsurudur. Bu bakımdan ülkede uygulanan diğer
ekonomi politikaları ile uyumlu tutarlı ve sonuç alınabilecek bir maliye politikasının
tasarlanması ve bunun üzerine inĢa edilecek bütçenin hazırlanması ve etkin bir
Ģekilde uygulanması çok önemlidir. Bu doğrultuda kamu hizmetlerinin sunulmasına
iliĢkin planlar yapılarak bir sonraki döneme iliĢkin bütçeye gerekçe olarak
sunulmaktadır. Sistem çeĢitli kaynaklarda “harcama planlaması ve tahmini”, “çok
yıllı bütçeleme”, “orta vadeli harcama sistemi” ve “orta vadeli bütçe çerçevesi”
olarak yer almaktadır. Bu yaklaĢım, bütüncül bir çerçeve oluĢturmak suretiyle
politikalar ile bütçe imkânları arasında bağ kurulmasını sağlayarak, bütçe üzerindeki
mali disiplini bozan baskının azaltılmasını amaçlamaktadır. Orta vadeli harcama
çerçevesi, harcamacı bakanlıklara kaynak dağıtımında ve kaynak kullanımında
sorumluluk yükleyen hükümet düzeyinde bir stratejik politika ve harcama
çerçevesidir. Kaynak kullanımı sürecine makro çerçevede getirilen en önemli fayda,
104
ekonomide var olan kaynak yapısına göre kamusal kararların alınması ve önceliklere
göre bunların harcama alanlarına dağıtılmasıdır. Bir baĢka tanıma göre de orta vadeli
harcama sistemi karar alıcıların orta vadedeki harcama limitlerini öngörmelerine
yardımcı olan ve bu limitlerin orta vadedeki harcama politikaları ve maliyetleri ile
iliĢkilendirmesine imkân veren kamu harcama programlarını geliĢtirmeye yönelik bir
süreçtir.
Sistem yukarıdan aĢağıya kaynak planlaması ile aĢağıdan yukarıya mevcut
politikaların cari ve orta vadeli maliyetlerinin ulaĢılabilir kaynaklarla eĢleĢtirilmesini
temel almaktadır. BaĢarılı bir orta vadeli harcama sisteminin temel özelliği, kamu
kaynaklarının politika öncelikleriyle buluĢturulmasına yardım edecek gerekli
kurumsal mekanizmaları sağlamasıdır. Kamusal karar alma sürecinde etkinliği
artırmak amacıyla politika oluĢturulması, planlama ve bütçeleme arasında kurulması
gereken zorunlu iliĢki orta vadeli harcama sistemi perspektifine dayanan bütçeler
hazırlanması suretiyle sağlanacaktır.
Genel olarak çok yıllı tahminler her yıl yenilenmektedir. Ġlk yıl, yıllık
bütçeyle tamamen uyumlu olarak hazırlanırken, diğer yıllar gösterge niteliğini
taĢımaktadır. Planlama dönemi 3 ile 5 yıl arasında değiĢmektedir. Bazı ülkelerde çok
yıllı tahminler harcama kontrolünün kilit bir aracı olarak bütçe hazırlamanın
bütünleyici bir parçası olurken, bazı ülkelerde sadece karar alma süreçlerine zemin
hazırlamaktadır. Sistemin temel hedefleri; tutarlı ve gerçekçi bir kaynak çerçevesi
oluĢturarak makroekonomik dengeyi iyileĢtirmek, orta vadeli maliye politikası
hedeflerini belirleyerek hükümetlerin kısa vadeli mali disiplini bozan kararlar
almasını engellemek, mevcut harcama politikalarının orta vadeli maliyetleri hakkında
daha iyi bilgi edinmek, uygulaması birden çok yıl süren bütçe politikalarının
değiĢtirilmesi için geniĢ bakıĢ açısı kazandırmak, mevcut politika kararlarının
gelecek bütçelere etkilerinin ortaya konulmasını, sektör içi ve sektörler arası kaynak
dağılımının stratejik önceliklere göre yapılmasını sağlamak, kamu idarelerine güçlü
bütçe sınırları, tahmin edilebilir kaynak ve daha fazla esneklik sağlayarak
kaynakların etkili ve verimli kullanılmasını, mali saydamlık ve hesap verilebilirliği
teĢvik etmektir. 5018 sayılı Kanun ile kamu mali yönetiminde belirgin bir Ģekilde
isimlendirilmemekle beraber orta vadeli bütçeleme sistemine geçilmektedir.
Kanunda orta vadeli bütçeleme sisteminin temel unsurları Ģu Ģekilde belirlenmiĢtir:
105
Makro düzeyde 3‟er yıllık orta vadeli program ile orta vadeli mali plan
hazırlanacaktır. Kanunun 17 nci maddesi gereğince bu iki belgede yer alan ekonomik
ve mali hedefler merkezi yönetim bütçesinin üç yıllık perspektifle gelir ve gider
tekliflerinin hazırlanmasında esas alınacağından önem arz etmektedir. Bu plan ve
program her yıl birer yıl ilave edilmek suretiyle günün ekonomik Ģartlarına uygun
olarak hazırlanacaktır. 5 yıllık stratejik plan, 3 yıllık perspektifle yıllık olarak
performans programı ve 3 yıllık bütçe ise kamu idaresi düzeyinde hazırlanacaktır.
Orta vadeli bütçeleme sistemi ile hükümetlerin daha planlı ve öngörülebilir
ekonomik ve mali politikalar yürütmesi, kamu idarelerinin belirlenen makro
politikalar ile uyumlu olarak kendi amaç ve politikalarını, stratejik önceliklerini ve
kaynak dağılımlarını oluĢturmaları öngörülmektedir. Çok yıllı bütçeleme ile ilgili
olarak dünya uygulamasına baktığımızda, çok yıllı bütçelemenin en önemli unsuru,
hükümetin önceliklerinin Bakanlar Kurulu tarafından kararlaĢtırılması ve idareler
düzeyindeki önceliklerin ise idare stratejik planları ile bakanlıklar tarafından
kararlaĢtırılmasıdır. Çok yıllı bütçelemede ilk aĢama, makroekonomik çerçevenin
kararlaĢtırılmasıdır. Makroekonomik çerçeve aynı zamanda gelecek üç yıla iliĢkin
gelir ve harcama tahminlerinin yapılmasına yardımcı olacaktır. Dolayısıyla
ekonomik tahminlerle mali hedeflerin birleĢtirilmesi suretiyle karĢılıklı uyumun
sağlanması ve dolayısıyla makroekonomik çerçevenin gelecek üç yıl için çeĢitli
analiz yöntemleri kullanılarak tahmin edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, mevcut ve
yeni mali politikaların maliyetlerinin belirlenmesi ve bunların ekonomik dengeler
üzerindeki etkilerinin tahmin edilmesi gerekmektedir.
Orta vadeli bütçeleme
sisteminin ulusal düzeydeki unsurları;
orta vadeli program,
orta vadeli mali plan
merkezi yönetim bütçe kanununun üç yıllık olarak hazırlanmasıdır.
AĢağıda bu unsurlara kısaca değinilmektedir.
106
3.2.2.1.1. Orta Vadeli Program
Orta Vadeli Program, hükümetin üç yıllık makroekonomik politikasının
belirlenmesini sağlayarak bütçe hazırlıklarına orta vadeli bir bakıĢ sağlamaktadır104.
5018 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde Mayıs ayı sonuna kadar toplanacak
Bakanlar Kurulunun, kalkınma planları, stratejik planlar ve genel ekonomik
koĢulların gerekleri doğrultusunda makro politikaları, ilkeleri, hedef ve gösterge
niteliğindeki temel ekonomik büyüklükleri de kapsayacak Ģekilde Devlet Planlama
TeĢkilatı MüsteĢarlığınca hazırlanan orta vadeli programı kabul edeceği ve
programında aynı süre içinde Resmi Gazetede yayımlanacağı belirtilmektedir. Orta
vadeli programda üç yıllık ekonomik hedefler ortaya konulmaktadır.
3.2.2.1.2. Orta Vadeli Mali Plan
Mali yönetim sisteminde kaynak tahsislerinin stratejik önceliklere göre
yapılması gereklidir. Bu ise hükümetlerin harcamacı bakanlıkların hedeflerini, bütçe
tavanlarını ve orta vadede yapılacak tahsislerin boyutunu belirlemek suretiyle
stratejik öncelikler hakkında karar almasını gerektirmektedir. Bu çerçevede bütçenin
boyutu ve harcamacı bakanlık tavanları sektörel olarak belirlenir. 5018 sayılı
Kanunun 16 ncı maddesine göre orta vadeli programla uyumlu olmak üzere gelecek
üç yıla iliĢkin toplam gelir ve gider tahminleri ile birlikte hedef denge ve varsa
borçlanma durumu ile kamu idarelerinin ödenek teklif tavanlarını içeren orta vadeli
mali plan Maliye Bakanlığınca hazırlanıp Haziran ayının on beĢine kadar Yüksek
Planlama Kurulunca kabul edilecektir. Orta vadeli mali plan ile belirlenen hususlar
gelir, harcama ve borçlanma politikasının çerçevesini üç yıllık bazda çizerek merkezi
yönetim bütçesinin hazırlık sürecini yönlendirmektedir. Kamu Harcama ve Kontrol
Sistemlerinin ĠyileĢtirilmesi, Kamu Ġhaleleri Özel Ġhtisas Komisyonu Raporunda105
“2005 yılında hazırlanan Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Planın yeterli
ayrıntı ve kapsamda düzenlenmediği, politika maliyetlerine yer verilmediği, politika-
104
KESĠK, A., “Yeni Kamu Mali Yönetim Sisteminde Orta Vadeli Program ve Mali
PlanÇerçevesinde Çok Yıllı Bütçelemenin Uygulanabilirliği”, 20. Türkiye Maliye Sempozyumu,
PAÜ ĠĠBF Maliye Bölümü Yayını (1), 2005, s.11.
105
DPT Kamu Harcama ve Kontrol Sistemlerinin ĠyileĢtirilmesi, Kamu Ġhaleleri Özel Ġhtisas
Komisyonu Raporu, 9. Kalkınma Planı, , 2006, s.35.
107
bütçe iliĢkisinin güçlü bir Ģekilde kurulmadığı ve kamu idarelerine politika üretme
açısından yön verme görevini gereği gibi yerine getiremediği ifade edilebilir. Ġlk yıl
uygulamasında bu hususta, OVP‟de ileriye yönelik önceliklerin somut bir Ģekilde
ortaya konması, önceliklerin seçimine iliĢkin yaklaĢımların, varsayımların açık bir
biçimde belirtilmesi ve program süresince karĢılaĢılabilecek risklerin ve bunların
önlenmesi ile ilgili açılımların da yer almasının yararlı olacağı düĢünülmektedir.
Diğer taraftan, OVP‟de öncelikler konusunda genel bir yaklaĢım sergilendiği, bunlar
arasında bir hiyerarĢi gözetilmediği ve programın riskleri konusunda da
değerlendirmelerin yer almadığı, OVMP‟nin ise kamu harcamalarına iliĢkin risk
senaryolarını içermediği görülmektedir. OVMP‟de yer alan bütçe ödenek
tavanlarıyla ilgili olarak; bunların OVP ile uyumu konusunda net bir fikre sahip
olmanın mümkün olmadığı, geçmiĢle karĢılaĢtırma yapma imkânı verecek bilgilerin
ve farklılıklara iliĢkin açıklamaların bulunmadığı, OVP‟deki önceliklerle ilgili olarak
hangi idareye ne kadar kaynak ayrıldığının, program önceliklerinin ödenek
tavanlarına ne ölçüde yansıtıldığının ve önceliklerin ne tarihsel olarak ne de mevcut
kaynak
dağılımından
ne
kadar
pay
aldığı/alacağının
belirli
olmadığı
düĢünülmektedir. Ayrıca, bu program ve plan hazırlıklarında ilgili idarelerin yeterli
düzeyde katılımının sağlanamadığı, bu sebeple kamu idarelerinin politika
önceliklerinin
tam
olarak
yansıtılamadığı
ve
dolayısıyla
bu
belgelerin
sahiplenilmediği söylenebilir. Öte yandan, Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali
Planın hazırlıklarına temel teĢkil eden ekonomik varsayımlar hakkında bir
değerlendirme de yapılmamıĢtır. Diğer taraftan, ilgili yıl OVP‟de yer alan temel
politika ve önceliklerin bir önceki yıla göre değiĢtirilecek olması halinde bunlara
OVP‟de yer verilmesi ve bütçeye yansıtılması ve bu suretle yeniden kaynak tahsisi
konusunda belirsizlik bulunduğu düĢünülmektedir” ifadeleri yer almaktadır.
Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Plan, bu nitelikleriyle
hükümetin ölçülebilir amaç ve hedeflerini kamuoyuna açıklamaktan uzaktır. Orta
Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Plan çerçevesinde bakanların veya üst
yöneticilerin hangi amaç ve hedefleri gerçekleĢtirmekle yükümlü oldukları, üç yıllık
dönem içinde hangi amaçların gerçekleĢtirileceği, hangi ölçülebilir hedeflere
ulaĢılacağı ve hangi sonuçların elde edileceği belirsizdir. Orta Vadeli program,
ölçülebilir Ģekilde belirlenmeyen politika ve hedefler yanında “temenni ve dilek”
108
mahiyetindeki ölçülemeyen hedefleri içermektedir. Olması gereken hükümetin
ölçülebilir amaç ve hedeflerini açıklayacağı bir dokümanın ve bu hedeflerle uyumlu
kurum stratejik planlarının hazırlanmasıdır106.
Yukarıda bahsedilen Ģekilde bir birimin kurulması, Orta Vadeli Programın ve
Orta Vadeli Mali Planın hazırlanması aĢamasında bu tür sorunlarla karĢılaĢılmasını
engelleyebilecek daha somut, maliyetleri-faydaları, risk alanları ve öncelikleri belli
politikaların oluĢturulmasında faydalı olabilecektir. Kurumsal düzeyde orta vadeli
planlama kamu idarelerince hazırlanacak stratejik planlar, performans programları ile
bütçelerden oluĢmaktadır.
3.2.3. Stratejik Planlama
Stratejik planlama, giderek artan hızlı değiĢme ve geliĢmelere uyum sağlamak
için her türlü yatırım yapma ve geleceği tanımlamaktır. Stratejik planlama
uygulamalarının temel amacı; kamu sektöründe karar alma sürecini güçlendirmek ve
yönetim kalitesini iyileĢtirmektir. Stratejik planlama orta ve uzun vadeli bir planlama
yaklaĢımı olup, dinamik bir yapıya sahiptir. Bulunulan nokta ile ulaĢılması arzulanan
durum arasındaki yolu tarif eden stratejik planlama idarelerin amaçlarının,
hedeflerinin ve bunlara ulaĢmayı sağlayacak yöntemlerin belirlenmesini gerektiren
uzun vadeli ve geleceğe yönelik bakıĢ açısı taĢıyan bir yönetim aracıdır. Stratejik
planlamanın en önemli özelliği tüm kurumu içine alan, genel ve bağlayıcı bir çerçeve
oluĢturmasıdır. Stratejik planlar bu özelliği nedeniyle daha alt seviyelerde hazırlanan
planlara temel oluĢtururlar. Bu planlar mevcut denge ve kararların gelecekteki seyri
ile ilgilenmektedir. Stratejik planlama, idarelere risk alma ve teĢebbüs yeteneklerini
geliĢtirme imkânı sağlar. Stratejik planlarda önce örgütün uzun dönemli hedefleri
belirlenir, bu hedeflere yönelik amaçlar ortaya konur ve bu amaçlar ile hedeflere
ulaĢmak için gereken stratejiler tespit edilir. Belirlenen stratejiler taktik ve eylem
planlarına dönüĢtürülerek uygulamaya konur. Bu aĢamadan sonra devreye
performans ölçümleri ve denetimleri girer. Stratejik planlama yaklaĢımı ilgili
tarafların katılımının sağlanması ve gerekli mali kaynakların dikkate alınması
106
GÜLEN, Fikret, “Kamuda Stratejik Planlama ve Performans Bütçe”, Memleket Mevzuat
Dergisi, Kasım 2006, Sayı 17, s.23.
109
suretiyle amaçların, hedeflerin ve bunlara ulaĢmayı sağlayacak araçların sağlıklı
olarak belirlenmesine, yapılması gereken iĢlerin önceliklendirilmesine ve böylece
kaynakların stratejik önceliklere göre tahsis edilmesine, bütçelerin stratejik planla
ortaya konulan amaç ve hedeflere uygun olarak hazırlanmasına rehberlik etmekte ve
hesap verme sorumluluğunun güçlendirilmesine katkıda bulunmaktadır. Stratejik
planlamanın ülkemizde kamuda uygulanmasının gündeme gelmesi 12 Temmuz 2001
tarihinde Dünya Bankası ile imzalanan “1. Program Amaçlı Mali ve Kamu Sektörü
Uyum Kredi AnlaĢması (PFPSAL-1)” ile olmuĢtur PFPSAL, finans ve kamu
sektörlerinde gelecek dönemde Türkiye‟nin uygulayacağı politikaları, kredi ön
koĢullarını ve yerine getirilmesi gereken makro ekonomik çerçeve, bankacılık
reformu ve kamu sektörü reformuna yönelik taahhütleri içermektedir. Kamu sektörü
reformu kapsamında da “Kamu Harcama Yönetimi: Bütçe Reformu” yapılması
öngörülmektedir. “Kamu Harcama Yönetimi: Bütçe Reformu”nun bir ayağı da kamu
kurumlarında politika oluĢturma kapasitesinin güçlendirilmesi ve bu çerçevede
stratejik planlamanın hayata geçirilmesidir. Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü,
2002 yılında, ülkemizde bütçe reform çalıĢmalarının önemli bir unsurunu oluĢturan
performans esaslı bütçeleme çalıĢmalarını faaliyet esaslı olarak baĢlatmıĢtır. Kamu
mali
yönetim
sistemimizde,
kamu
idarelerinin
bütçe
hazırlık
süreçlerini
güçlendirmek, planlı bir yönetim anlayıĢına geçmelerini sağlamak üzere stratejik
planlamaya yer verilmiĢtir. “Stratejik plan” hazırlama yükümlülüğü getirmiĢ olması
5018 sayılı Kanunun önemli yeniliklerinden biridir. Kanunun 3 üncü maddesine göre
stratejik plan kamu idarelerinin orta ve uzun vadeli amaçlarını, temel ilke ve
politikalarını, hedef ve önceliklerini, performans ölçütlerini, bunlara ulaĢmak için
izlenecek yöntemler ile kaynak dağılımlarını içeren plandır.
Diğer taraftan Kanunun 9 uncu maddesi stratejik plan ile performans esaslı
bütçelemeyi düzenlemektedir. Bu maddede kamu idarelerinin; kalkınma planları,
programlar, ilgili mevzuat ve benimsedikleri temel ilkeler çerçevesinde geleceğe
iliĢkin misyon ve vizyonlarını oluĢturmaları, stratejik amaçlar ve ölçülebilir hedefler
saptamaları, performanslarını önceden belirlenmiĢ olan göstergeler doğrultusunda
ölçmeleri ve bu sürecin izleme ve değerlendirmesini yapmak amacıyla katılımcı
yöntemlerle stratejik plan hazırlamalarının, kamu hizmetlerini istenilen düzeyde ve
kalitede sunabilmeleri bütçeleri ile program ve proje bazında kaynak tahsislerini
110
stratejik planlarına, yıllık amaç ve hedefleri ile performans göstergelerine
dayandırmalarının zorunlu olduğu belirtilmektedir.
Ayrıca 5018 sayılı Kanuna paralel olarak 5393 sayılı Belediye Kanunu ve
5216 sayılı BüyükĢehir Belediyesi Kanunu ile nüfusu elli binin üzerindeki
belediyelerin, 5302 sayılı Ġl Özel Ġdaresi Kanunu ile de il özel idarelerinin stratejik
plan, performans planı ve faaliyet raporu hazırlamakla yükümlü kılınmalarına
yönelik düzenlemeler yapılmıĢtır. Mahalli idarelerin de ilgili kanunlarındaki esaslar
çerçevesinde stratejik plan hazırlamaları gerekmektedir.
5018 sayılı Kanunda, kamu kaynağının kullanılmasında, hükümet politikaları,
kalkınma planları, yıllık programlar yanında stratejik planlar ve ona bağlı bütçeler
temel politika metinleri olarak sayılmaktadır. Stratejik planlar 5 yıllık dönemi
kapsayacak ve en az 2 yıl uygulandıktan sonra kalan süre için güncellenebilecektir.
Devlet Planlama TeĢkilatı MüsteĢarlığı tarafından hazırlanan Stratejik Planlama
Kılavuzunda, stratejik planlamanın kamu idaresinin dört soruya cevap bulmasını
ifade ettiği belirtilmektedir107:
i) Neredeyiz?,
ii) Nereye gitmek istiyoruz?
iii) Gitmek istediğimiz yere nasıl ulaĢabiliriz?
iv) BaĢarımızı nasıl takip eder ve değerlendiririz?
Stratejik planlar oluĢturulurken cevap verilmesi gereken dört sorunun
cevabını bulmak için de karĢılaĢılan kritik bir sorun ile ilgili olarak değiĢik
yoğunlukta ve derinlikte Analizi yapılabilir. Neredeyiz? sorusuna, kamu idaresinin
faaliyetini gerçekleĢtirdiği iç ve dıĢ ortamın kapsamlı bir biçimde incelenmesi ve
değerlendirilmesini içeren durum analizi yapılarak cevap verilir. Durum analizi
kuruluĢun içsel ve dıĢsal olarak güçlü ve zayıf yönlerinin belirlenmesidir. Nereye
gitmek istiyoruz? sorusuna cevap verilirken Analizinin uygulanabileceği aĢama orta
107
Kamu KuruluĢları Ġçin Stratejik Planlama Klavuzu, DPT MüsteĢarlığı,
www.dpt.gov.tr/sp/documents/Sp-Kilavuz.pdf
111
vadede ulaĢılabilecek amaçlar ve ölçülebilir hedeflerin saptanmasıdır. Gitmek
istediğimiz yere nasıl ulaşabiliriz?sorusuna verilecek cevap için ise amaç ve
hedeflere ulaĢma
yöntemlerinde uygulanacak seçeneklerin belirlenmesi
ve
maliyetlendirme aĢamalarında Analiz uygulanabilir. Ġster durum analizi aĢamasında
kurum içinde veya dıĢında saptanan sorunlar karĢısında sorunların giderilmesi için
olsun, isterse geleceğe yönelik uygulanacak plan, proje, faaliyet ve programlara karar
verilmesi aĢamasında olsun, ölçülebilir hedeflerin saptanması, hedeflere ulaĢtıracak
politika ya da düzenleme seçeneklerinin belirlenmesi için Analizin, seçeneklerin
etkinlik, verimlilik ve tutarlılık ilkeleri gözetilerek daraltılması, kalan seçeneklerin
risklerinin ve belirsizliklerinin saptanarak ve sayısal, niteliksel ve parasal olarak
etkileri ile seçeneklerin kıyaslanması ve tercih edilen veya uygun olan seçeneğin
belirlenmesi amacıyla kullanılabilir. Ancak bunların yapılabilmesi için etki
analizlerine ayrılacak
3.2.4. Performans Esaslı Bütçeleme
Performans esaslı bütçeleme kamuda verimlilik ve etkiliği artırmak üzere
gündeme gelen konuların baĢında yer almaktadır. Son yıllarda, merkezden yönetimi
esas alan kaynak dağılımı ve girdi odaklı geleneksel bütçeleme anlayıĢından, yetki ve
sorumluluk dağıtımı ile kaynakların yerinden yönetimini esas alan mali yönetim ve
çıktı-sonuç odaklı performans esaslı bütçeleme anlayıĢına geçilmektedir108.
Performans esaslı bütçeleme, kamu idarelerine tahsis edilen kaynaklarla hedeflenen
sonuçlara iliĢkin bilgileri gösteren bütçeleme Ģekli olarak tanımlanmaktadır 109.OECD
tanımına
göre
performans
esaslı
bütçeleme
kısaca,
fonların
sonuçlarla
iliĢkilendirilerek tahsis edildiği bütçe Ģeklidir. Bir baĢka Ģekilde söylemek gerekirse
performans esaslı bütçeleme performans bilgilerinin bütçe belgelerine dahil edildiği
veya çıktı ve sonuçlara göre ödeneklerin sınıflandırıldığı bütçeleme yaklaĢımıdır.
Diğer bir tanımla da performans esaslı bütçeleme, hükümet faaliyetlerinin politika
amaçları ve hedefleriyle iliĢkili olarak fonksiyonlar ve programlar olarak
108
ERÜZ, E., “Yeni Mali Yönetim Yapısında Performans Esaslı Bütçeleme”, 20. Maliye
Sempozyumu, PAÜ ĠĠBF Maliye Bölümü Yayını, (1), 2005, s.61-74.
109
ARCAGÖK ve ERÜZ a.g.e., s.56.
112
sınıflandırılması, her program ve faaliyet için performans göstergeleri oluĢturulması
ve bu faaliyetlerin ve elde edilen çıktıların maliyetlerinin ölçülmesidir110.
Performans esaslı bütçelemeye geçen veya geçmekte olan ülkelerin bu
sistemden temel beklentileri arasında etkili kaynak dağılımı ve kullanımının
sağlanması, hedeflere dayalı yönetim anlayıĢının yerleĢtirilmesi, bütçe hazırlama,
uygulama ve denetim süreçlerinin güçlendirilmesi, hizmet kalitesinin artırılması ve
mali saydamlığın sağlanması bulunmaktadır
5018 sayılı Kanunla, planlama boyutundan bütçe hazırlığı, uygulama,
raporlama ve denetim boyutuna kadar uzanan bütüncül bir kurumsal performans
modeli oluĢturulmuĢtur111.
5018 sayılı Kanun ile getirilen performans esaslı bütçeleme, kamu
idarelerinin ana fonksiyonlarını, bu fonksiyonların yerine getirilmesi sonucunda
gerçekleĢtirilecek amaç ve hedefleri belirleyen, kaynakların bu amaç ve hedefler
doğrultusunda tahsisini ve kullanılmasını sağlayan, performans ölçümü yaparak
ulaĢılmak istenen hedeflere ulaĢılıp ulaĢılamadığını değerlendiren ve sonuçları
performansa dayalı olarak raporlayan bir bütçeleme sistemidir112. Kanunun 9 uncu
maddesinde ifadesini bulan performans esaslı bütçelemenin üçlü bir yapı oluĢturduğu
anlaĢılmaktadır. Bu yapı orta ve uzun vadeli stratejik plan ile bu planların yıllık
uygulamalarını göstermek ve bütçeye dayanak oluĢturmak üzere yıllık performans
programı hazırlanmasını ve performans programı uyarınca yürütülen faaliyetlerin
sonuçlarının ise performansa dayalı olarak yıllık faaliyet raporu ile raporlanmasını
öngörmektedir. Performans esaslı bütçeleme modeli, kamu kaynaklarının etkili,
ekonomik ve verimli kullanılmasını ve mali saydamlık ve hesap verebilirliği
sağlamayı amaçlamaktadır. Performans esaslı bütçeleme, kamu idarelerinin amaç ve
hedeflerinin bütçelenmesini, yani faaliyet/proje düzeyinden baĢlayarak stratejik amaç
ve hedefler için kaynak tahsisi yapılmasını öngörmektedir. Bu durumda idare
110
ERÜZ, E., “5018 Sayılı Kanuna Göre Performans Esaslı Bütçeleme”, Kamu Mali Yönetiminde
Stratejik Planlama ve Performans Esaslı Bütçeleme, Seçkin Yayınları, Ankara, Kasım 2006,
Birinci Baskı, s.217.
111
ARCAGÖK ve ERÜZ a.g.e., s.70.
112
ARCAGÖK ve ERÜZ a.g.e., s.73.
113
misyonuyla bağlantılı olamayan faaliyet ve projeleri yürütmeyecek veya bunlara
kaynak tahsis etmeyecektir Performans esaslı bütçeleme performans bilgisine
dayanır.
Performans bilgisi, hedefler, planlar ve tasarımlar ile ilgili karar almak
amacıyla sistematik olarak toplanan bilgidir113. Performans hedef ve göstergelerinin
oluĢturulması, performansın değerlendirilmesi ve idarelerin faaliyetlerinin bilgi ve
verilere dayalı olarak izlenmesini gerektirir. Performans esaslı bütçelemenin getirdiği
önemli yeniliklerden biri performans denetimini kolaylaĢtırmasıdır. Bütçeleme
sürecinde oluĢturulan hedef ve göstergeler ile hazırlanan performans programı ve
faaliyet raporları performansın sistematik ve nesnel bir Ģekilde izlenmesine ve
denetlenmesine imkân sağlar.
3.2.4.1. Performans Programı
Performans programı, bir mali yılda kamu idaresinin stratejik planı
doğrultusunda yürütmesi gereken faaliyetleri, bu faaliyetlerin kaynak ihtiyacını,
performans hedef ve göstergelerini içeren, idare bütçesinin ve idare faaliyet
raporunun hazırlanmasına dayanak oluĢturan program olarak tanımlanmaktadır.
Performans hedefleri, idarelerin stratejik amaçları çerçevesinde, stratejik hedeflerine
ulaĢmak için bir mali yılda gerçekleĢtirmeyi amaçladıkları performans seviyelerini
gösteren çıktı sonuç odaklı hedeflerdir. Performans göstergeleri ise, kamu
idarelerince stratejik amaç ve hedefler ile performans hedeflerine ulaĢmak amacıyla
yürütülen faaliyetlerin sonuçlarını ölçmek, izlemek ve değerlendirmek için kullanılan
araçlar olarak tanımlanabilir.
Performans programı bir mali yılda yürütülecek faaliyetleri belirlediğinden
detaylı bir ön çalıĢma ve değerlendirme gerektirir. Bu nedenle hedef ve göstergelerin
doğru ve tam olarak oluĢturulması önemlidir. Program, yılsonunda hazırlanacak
faaliyet raporu ile performans değerlendirmesine temel oluĢturduğundan, faaliyet
sonuçları üzerine yapılacak performans değerlendirmesi kadar program hazırlığında
yapılacak ön değerlendirmeler de büyük önem arz eder. Performans programının
113
Yönetim ve Hesap Verme Sorumluluğu Amaçları Bakımından Performans Bilgisi, (Çev:
Baran ÖZEREN ve Cem Suat Aral), Ekim 1997, www.sayistay.gov.tr (12.08.2008)
114
hazırlanma aĢamasında, stratejik planlarında yer alan amaç ve hedeflerden mali yıl
için en öncelikli olanlar ilgili kamu idaresi tarafından belirlenir. Ġdarenin stratejik
planında yer alan orta ve uzun vadeli amaç ve hedeflerin plan dönemi içerisindeki
yıllarda, hangi sırayla, hangi öncelikte, hangi düzeyde gerçekleĢtirileceği ilgili mali
yıllardaki ekonomik ve diğer koĢullara bağlı olarak değiĢebileceğinden, kamu
idarelerinin, hükümet politikalarını, orta vadeli program ve orta vadeli mali planı,
bütçe imkânlarını, ödenek teklif tavanlarını, teknolojik geliĢmeleri, günün ekonomik
koĢullarını ve benzeri hususları dikkate alarak stratejik planlarında yer alan amaç ve
hedeflerinden hangilerine mali yılda öncelik vereceklerini belirlemeleri gerekir. Bu
amaç ve hedefleri gerçekleĢtirmek için yürütülmesi gereken alternatif faaliyet ve
projeler, değerlendirme süreci sonrasında tespit edilir. Ön değerlendirme neticesinde,
alternatif faaliyet ve projeler arasından yürütülmesi gerekenlere harcama birimlerinin
yöneticileri ile üst yönetici birlikte karar verir.
Maliyetler, çıktılar, riskler ve belirsizlikler, analiz yöntemleri kullanılarak
değerlendirmeye tabi tutulmak suretiyle alternatif faaliyet ve projeler arasından
yürütülmesi gerekli olanlar seçilir. ġüphesiz bu söylenenlerin yapılması o kadar
kolay değildir. Çünkü ilgili idarelerde idari kapasitenin geliĢtirilmesi, yeterli
personelin sağlanması kadar uygulanması gereken teknik ve yöntemler üzerinde
sektörel bazda kapsamlı bilimsel çalıĢma yapılmasını da gerektirir114.
Performans değerlendirilmesi yoluyla, kamusal politikaların seçimi ve
uygulanması sonucunda oluĢan baĢarı ve baĢarısızlığın ortaya çıkarılması,
baĢarısızlık ile karĢılaĢılması durumunda nedenlerinin araĢtırılarak gerekiyorsa
devam eden faaliyet ve proje uygulamalarına son verilmesi, geleceğe yönelik
politikaların doğru bir Ģekilde oluĢturulması amacıyla karar vericilere gerekli bilgileri
sağlanması amaçlanmaktadır.
3.2.5. Çok Yıllı Bütçeleme
Çok yıllı bütçeleme 5018 sayılı Kanunda orta vadeli bütçeleme anlayıĢının bir
unsuru olarak mali yönetim sistemimize girmiĢtir. 5018 sayılı Kanunun 13 üncü
114
MUTLUER, M. K, ÖNER, E., ve KESĠK, A., Bütçe Hukuku, Birinci Baskı, Ġstanbul: Ġstanbul
Bilgi Üniversitesi Yayınları, Mayıs 2005, s.149.
115
maddesinde bütçelerin, stratejik planlar dikkate alınarak izleyen iki yılın bütçe
tahminleriyle birlikte görüĢülüp değerlendirileceği belirtilmekte, 17 nci maddesinde
kamu idarelerinin orta vadeli program ve malî planda belirlenen temel büyüklükler
ile ilke ve esaslar, kalkınma planı ve yıllık program öncelikleri ile kurumun stratejik
planları çerçevesinde belirlenmiĢ ödenek tavanları, stratejik planları ile uyumlu çok
yıllı bütçeleme anlayıĢı ile performans hedeflerini dikkate alarak gelecek üç yıla
iliĢkin bütçelerini hazırlamaları öngörülmektedir. Ġlk yıl uygulama açısından
kanunlaĢan veya yetkili organ tarafından onaylanan ve uygulanması zorunlu olan
bütçeyi göstermektedir. Takip eden iki yıl ise bütçe planlaması niteliğinde karar
vericilere sunulan tahminlerdir115. Bütçeler her yıl bir yıl eklenmek suretiyle yeniden
hazırlanacaktır. Tahminler de günün ekonomik koĢulları dikkate alınarak yeniden
gözden geçirilecektir. Çok yıllı bütçeleme politikaların veya alınmıĢ kararların
gelecek yıllardaki mali etkilerini göstermek ve izlemek bakımından karar alıcılara
önemli bilgiler yanında mali saydamlık ve hesap verilebilirliği sağlar. Dünya Bankası
kaynaklarında “orta vadeli harcama sistemi” olarak adlandırılan çok yıllı bütçeleme;
dar anlamda çok yıllı süreç kapsamında bütçe gelirlerini tahmin eden ve ödenek
tavanlarını belirleyen bütçe olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım çok yıllı bütçeyi
yüzeysel olarak ele almaktadır. Çok yıllı bütçeleme yıllık bütçe sürecinin özellikle
çok yıllı gelir ve harcama tahminleri veya çok yıllı bir mali plan gibi çok yıllı bir
anlayıĢ
ile
birlikte
değerlendirildiği,
politika-plan-bütçe
bağlantısının
gerçekleĢtirildiği bir bütçe yaklaĢımı Ģeklinde algılanmalıdır. Çok yıllı bütçeleme
tekniği sayesinde kurumlar amaç ve hedeflerini daha kolay ve gerçekçi bir biçimde
ortaya koyabilmekte ve kaynak tahsisi bakımından önlerini görebilmektedirler. Çok
yıllı bütçeleme temelde, politika, plan ve bütçe bağlantısının kurulmasının en önemli
aracıdır. Politikaların mevcut kaynaklardan ve bütçelerden bağımsız olarak
belirlenmesi, etkinlikten uzak bir karar verme mekanizmasının bir sonucudur.
115
ARCAGÖK ve ERÜZ a.g.e., s.75.
116
Bu durum aynı zamanda, politikaların mevcut kaynaklara ya da stratejik
önceliklere göre belirlenmediğini gösterir. Etkin bir bütçeleme, ihtiyaçlar ile
kaynaklar arasındaki dengeyi etkin bir Ģekilde kurmayı gerektirir. Çok yıllı
bütçeleme, politika ve bütçe arasındaki bağlantıyı kurmak suretiyle bütçelerin
öngörülebilirliğinin ve güvenilirliğinin arttırılmasına katkıda bulunur116. Çok yıllı
bütçeleme ile ulusal-sektörel politikalar ile bütçe iliĢkisinin güçlendirilmesi,
politikaların mevcut ve öngörülen mali kaynaklar dikkate alınarak uygulamaya
konulması, stratejik alanlara kaynak tahsisi suretiyle hükümetin politika tercihlerinin
mali etkilerinin orta vadede görülmesi, bu politikaların sürdürülebilir bir yapıya
oturtulması ve bütçeler vasıtasıyla görülebilmesine imkân sağlanmaktadır. Bu
durum, politikaların güvenirliğinin artmasına katkıda bulunmakta, tüm aktörlerin
beklentilerini rasyonel bir zemine dayandırmalarını da mümkün kılmaktadır. Çok
yıllı bütçeleme yaklaĢımı, bütüncül bir çerçeve oluĢturmak suretiyle, yönetsel
politikalar ile bütçe imkânlarını bir araya getirerek bütçe üzerindeki mali disiplini
bozucu unsurları azaltıcı bir etkiye sahiptir117.
3.2.6. Analitik Bütçe Kod Yapısı
Uluslararası Para Fonu (IMF) Ġyi Uygulamalar Tüzüğünün üçüncü maddesine
göre; bütçe hazırlama, uygulama ve raporlama süreçlerinin açık olması
gerekmektedir. Tüzükte, bu madde kapsamında bütçe verilerinin sınıflandırılması
üzerinde durulmaktadır118.
Tüzüğe göre bütçe verileri politik analiz yapmayı
kolaylaĢtıracak ve sorumluluk arttıracak Ģekilde sınıflandırılmalı ve bu çerçevede
sunulmalıdır. Bütçe verilerinin IMF'in GFS El Kitabında
belirtilen ekonomik,
fonksiyonel ve kurumsal sınıflandırmaya uygun olarak kodlandırılması gerektiği
belirtilmektedir.
116
KESİK A., a.g.e.(2005), s.11.
117
WORLD BANK Public Expenditure Management Handbook, , 1998, s.31.
118
TOKER, M., “Mali Saydamlık ve Türkiye”, http://www.sayistay.gov.tr/yayin/elek/elekicerik/
24malisaydamlik.pdf , s.24.
117
Devlet faaliyetlerinin uluslararası standartlarla uyumlu bir bütçe kod
yapısında sınıflandırılmasına yönelik bir anlayıĢ ortaya çıkmıĢtır. Bütçe kod yapısı,
politika-bütçe iliĢkisinin kurulmasında karar alma süreçlerinin güçlendirilmesini ve
muhasebe sisteminin ürettiği raporların kalitesini etkilemektedir. Temeli 1995 yılında
baĢlatılan Kamu Mali Yönetim Projesine dayanmakta olup 2004 yılından itibaren
ülkemizde program bütçe sistemi terk edilerek analitik bütçe kod yapısına
geçilmiĢtir. Analitik bütçe kod yapısı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu‟nun
9 uncu maddesinde düzenlenen performansa dayalı bütçeleme uygulaması ile
doğrudan ilgili ve buradaki düzenlemeye paralel bir uygulamadır. Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanununun 13/k maddesindeki “bütçeler kurumsal, iĢlevsel ve
ekonomik sonuçların
görülmesini
sağlayacak
Ģekilde Maliye
Bakanlığınca
uluslararası standartlara uygun olarak belirlenen bir sınıflandırmaya tâbi tutularak
hazırlanır ve uygulanır” hükmü ile 17 nci maddesindeki gider ve gelir tekliflerinin,
ekonomik ve malî analiz yapılmasına imkân verecek, hesap verilebilirliği ve
saydamlığı sağlayacak Ģekilde, Maliye Bakanlığınca uluslararası standartlara uyumlu
olarak belirlenen sınıflandırma sistemine göre hazırlanacağına yönelik hüküm
Analitik bütçe sınıflandırmasının yasal dayanağını oluĢturmuĢtur. Analitik bütçe kod
yapısı ile devletin mali istatistiklerinin daha düzenli, güvenilir, analiz ve uluslararası
karĢılaĢtırmaların yapılmasına elveriĢli Ģekilde tutulması hedeflenmektedir. Bu
durum iç kontrol mekanizmasının etkin bir Ģekilde iĢlemesine yardımcı olan bir
yapılanmadır.
3.2.7. Muhasebe Mali Raporlama ve Mali Ġstatistikler
3.2.7.1. Muhasebe Sistemi
Ġyi bir muhasebe sisteminin, hükümetlerin uyguladıkları mali politikaların
mevcut ve gelecek dönemlerdeki etkileri hakkında yatırımcılara, akademisyenlere,
politika oluĢturanlara ve diğer ilgili kiĢi ve kuruluĢlara karar alma ve kararların
uygulanması sürecinde zamanında, doğru, tutarlı bilgileri vermesi beklenmektedir.
Kamu mali yönetiminde saydamlığın ve hesap verilebilirliğin sağlanmasının temel
Ģartlarından biri, mali iĢlemlerin dönemler ve kurumlar itibarıyla uluslar arası
standartlara uygun bir muhasebe ve raporlama sisteminin oluĢturulmasıdır Bunun
için de muhasebe sisteminin sadece daha az bilgi sağlayan nakit bazlı bütçe
118
iĢlemlerini değil, daha çok ve kapsamlı bilgi sağlayan tahakkuk esaslı her türlü mali
iĢlemi kaydetmesi ve raporlaması gerekmektedir. Hatta OECD üyesi bazı ülkelerde
bütçelerin tahakkuk esasına göre hazırlanması ve uygulanmasına yönelik çalıĢmalar
mevcuttur119. Kamu yönetiminde saydamlığın ve hesap verilebilirliğin sağlanması,
denetime uygun bir altyapı oluĢturulması ve geçmiĢ yılların mali faaliyetlerinin
değerlendirilmesi ve geleceğe iliĢkin politikalar oluĢturulmasında ilgililere sağlam
bir
veri
tabanının
oluĢturulması
amaçlanarak
tahakkuk
esaslı
muhasebe
uygulamasına 5018 sayılı Kanun kapsamına dahil kamu idarelerinde Ocak 2006
tarihinden itibaren baĢlanmıĢtır. 5018 sayılı Kanunun 49 uncu maddesine göre,
muhasebe sistemi, karar, kontrol ve hesap verme süreçlerinin etkili çalıĢmasını
sağlayacak ve mali raporların düzenlenmesi ve kesin hesabın çıkarılmasına temel
olacak Ģekilde kurulup yönetilecektir.
Kanunun 7 nci maddesine göre her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve
kullanılmasında
denetimin
sağlanması
amacıyla
kamuoyunun
zamanında
bilgilendirilecektir. Bu çerçevede 49 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre kamu
hesaplarının belirlenmiĢ bir düzen içinde hesaplara kaydedilerek, yönetim ve denetim
yetkilileriyle kamuoyuna gerekli bilgilerin sağlanması amaçlanmalıdır.
5018 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde, genel yönetim kapsamındaki
idarelerde uygulanacak muhasebe ve raporlama standartları, çerçeve hesap planı ile
düzenlenecek raporların Ģekil, süre ve türlerinin uluslararası standartlara uygun
olarak ilgili idarelerin görüĢü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı bünyesinde ilgili
kuruluĢ temsilcilerinin katılımıyla oluĢturulan Devlet Muhasebesi Standartları
Kurulu tarafından belirleneceği ve Maliye Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar
Kurulu kararıyla yürürlüğe konulacağı hüküm altına alınmıĢtır.
Bu bağlamda iyi bir muhasebe sisteminin oluĢturulup uygulayıcılar tarafından
güvence altına alınması iç kontrol mekanizmasının etkin bir Ģekilde iĢlemesine
yardımcı olacaktır.
119
DPT, (2006), a.g.e., s.20.
119
3.2.7.2. Mali Raporlar
Mali raporlar, mali politikaların etkilerinin izlenmesi, yeni politikaların
oluĢturulması, mali kararların alınması ve etkili kaynak tahsisini sağlamak üzere,
kamu idaresinin mali durumu, performansı ve nakit durumu hakkında kullanıcılara
kapsamlı bilgi sunulması amacıyla hazırlanmaktadır. Mali tablolar ise bu amaçların
gerçekleĢtirilmesi için kamu idarelerinin varlıkları, yabancı kaynakları, öz
kaynakları, gelirleri, giderleri ve nakit akımları hakkında bilgi veren belgelerdir. Mali
tabloların kullanıcıların karĢılaĢtırma yapabilmelerini mümkün kılmak için son üç
dönemin verilerini de içermeleri ve herkes tarafından anlaĢılmalarını sağlayacak
Ģekilde ve açıklamaları ile birlikte hazırlanmaları esastır.
3.2.7.3. Mali Ġstatistikler
5018 sayılı Kanunun 52-54 üncü maddelerinde mali istatistiklerin
hazırlanmasına iliĢkin esaslar belirlenmiĢ, genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin mali iĢlemlerini kapsayacak olan mali istatistiklerin uluslararası
standartlara uygun olarak bütünlük, güvenirlilik, kullanıĢlılık, yöntemsel geçerlilik ve
ulaĢılabilirlik ilkeleri çerçevesinde muhasebe kayıtlarındaki verilere dayanılarak ve
istatistiksel yöntemler kullanılarak hazırlanacağı belirtilmiĢ ve yayımlanma,
doğruluk, güvenilirlik ve önceden belirlenmiĢ standartlara uygunluk bakımından dıĢ
denetim organı olan SayıĢtay‟ın denetimine tabi olacağı öngörülmüĢtür. Maliye
Bakanlığınca hazırlanacak mali istatistiklerin, genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin mali iĢlemlerini kapsayacak olması devletin mali durumunun tam olarak
anlaĢılabilmesini sağlayacaktır.
Bu nedenle hazırlanmasında (E-bütçe, say2000i, VEDOP, MEOP gibi) bilgi
teknolojilerinden ve ilgili kesimler, sivil toplum örgütleri gibi farklı paydaĢlar ile
anket, röportaj gibi danıĢma tekniklerinden de yararlanılmalıdır.
3.3. Ġç Kontrol ve Ön Malî Kontrole ĠliĢkin Usul ve Esaslar
Bu Usul ve Esasların amacı, düzenleyici ve denetleyici kurumlar hariç olmak
üzere, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde iç kontrol ve ön malî kontrol
faaliyetlerinin yürütülmesine iliĢkin ilke, iĢ, iĢlem ve süreçleri belirlemektir.
120
Bu Usul ve Esaslar, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve
Kontrol Kanununun 55, 56, 57 ve 58 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıĢtır.
Ġç Kontrol: Ġdarenin amaçlarına, belirlenmiĢ politikalara ve mevzuata uygun
olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir Ģekilde yürütülmesini, varlık ve
kaynakların korunmasını, muhasebe kayıtlarının doğru ve tam olarak tutulmasını,
malî bilgi ve yönetim bilgisinin zamanında ve güvenilir olarak üretilmesini sağlamak
üzere idare tarafından oluĢturulan organizasyon, yöntem, süreç ile iç denetimi
kapsayan malî ve diğer kontroller bütününü,
Ön Malî Kontrol: Ġdarelerin gelir, gider, varlık ve yükümlülüklerine iliĢkin
malî karar ve iĢlemlerinin; idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı,
harcama programı, finansman programı, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer
malî mevzuat hükümlerine uygunluğu ve kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir
Ģekilde kullanılması yönlerinden yapılan kontrolünü,
Malî Hizmetler birimi: Kamu idarelerinde 5018 sayılı Kanunun 60 ıncı
maddesinde belirtilen görevleri yürüten birimi,
Ġç kontrol standartları, merkezi uyumlaĢtırma görevi çerçevesinde Bakanlık
tarafından belirlenir ve yayımlanır. Ġdareler, malî ve malî olmayan tüm iĢlemlerinde
bu standartlara uymakla ve gereğini yerine getirmekle yükümlüdür.
Kanuna ve iç kontrol standartlarına aykırı olmamak koĢuluyla, idarelerce
görev alanları çerçevesinde her türlü yöntem, süreç ve özellikli iĢlemlere iliĢkin
standartlar belirlenebilir.
3.4.Kamu Ġç Kontrol Standartları Tebliği
Bilindiği üzere, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve
Kontrol Kanununun BeĢinci Kısmında "iç kontrol sistemi" düzenlenmiĢtir. Bu
kısımda, iç kontrol sistemine iliĢkin olarak; iç kontrolün tanımı ve amacı, kontrolün
yapısı ve iĢleyiĢi, ön mali kontrol, mali hizmetler birimi, muhasebe hizmeti ve
muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları, muhasebe yetkilisinin nitelikleri ve
atanması, iç denetim, iç denetçinin görevleri, iç denetçilerin nitelikleri ve atanması,
iç denetim koordinasyon kurulu, iç denetim koordinasyon kurulunun görevleri
hususlarına yer verilmiĢtir.
121
5018 sayılı Kanunun 55 inci maddesinde iç kontrol, "idarenin amaçlarına,
belirlenmiĢ politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve
verimli bir Ģekilde yürütülmesini, varlık ve kaynakların korunmasını, muhasebe
kayıtlarının doğru ve tam olarak tutulmasını, malî bilgi ve yönetim bilgisinin
zamanında ve güvenilir olarak üretilmesini sağlamak üzere idare tarafından
oluĢturulan organizasyon, yöntem ve süreçle iç denetimi kapsayan malî ve diğer
kontroller bütünü" olarak tanımlanmıĢtır.
Kanunun 56 ncı maddesinde iç kontrolün amaçları;
• Kamu gelir, gider, varlık ve yükümlülüklerinin etkili, ekonomik ve
verimli bir Ģekilde yönetilmesini,
• Kamu idarelerinin kanunlara ve diğer düzenlemelere uygun olarak
faaliyet göstermesini,
• Her türlü malî karar ve iĢlemlerde usulsüzlük ve yolsuzluğun
önlenmesini,
• Karar oluĢturmak ve izlemek için düzenli, zamanında ve güvenilir
rapor ve bilgi edinilmesini,
• Varlıkların kötüye kullanılması ve israfını önlemek ve kayıplara
karĢı korunmasını, sağlamak olarak belirlenmiĢtir.
Kanunun 57 nci maddesinde ise kamu idarelerinin malî yönetim ve kontrol
sistemlerinin harcama birimleri, muhasebe ve malî hizmetler ile ön malî kontrol ve iç
denetimden
oluĢtuğu
belirtilmiĢ,
yeterli
ve
etkili
bir
kontrol
sisteminin
oluĢturulabilmesi için;
• Mesleki değerlere ve dürüst yönetim anlayıĢına sahip olunması,
• Malî yetki ve sorumlulukların bilgili ve yeterli yöneticilerle
personele verilmesi,
• BelirlenmiĢ standartlara uyulmasının sağlanması,
• Mevzuata aykırı faaliyetlerin önlenmesi,
• Kapsamlı bir yönetim anlayıĢı ile uygun bir çalıĢma ortamının ve
saydamlığın sağlanması,
122
bakımından ilgili idarelerin üst yöneticileri ile diğer yöneticileri tarafından
görev, yetki ve sorumluluklar göz önünde bulundurulmak suretiyle gerekli
önlemlerin alınması öngörülmüĢtür.
Kanunun 11 inci maddesinde, üst yöneticilerin, mali yönetim ve kontrol
sisteminin iĢleyiĢinin gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen görev ve
sorumlulukların yerine getirilmesinden sorumlu oldukları ve bu sorumluluğun
gereklerini harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla
yerine getirecekleri hükme bağlanmıĢtır.
Buna göre üst yöneticilere, iç kontrol sisteminin kurulması ve gözetilmesi, iç
kontrol sisteminin bir gereği olarak yazılı prosedür ve talimatların oluĢturulması gibi
her türlü düzenlemelerin yapılması, harcama yetkililerine ise görev ve yetki alanları
çerçevesinde, idari ve malî karar ve iĢlemlere iliĢkin olarak iç kontrolün iĢleyiĢini
sağlama sorumluluğu verilmiĢ bulunmaktadır.
Kanunun 60, 61, 63 ve 64 üncü maddelerinde, mali hizmetler birimleri,
muhasebe
yetkilileri
ve iç denetçilerin
iç
kontrol
alanındaki
görev ve
sorumluluklarına yer verilmiĢtir. Buna göre; mali hizmetler birimleri, idarenin iç
kontrol sisteminin kurulması, standartlarının uygulanması ve geliĢtirilmesi
konularında çalıĢmalar yapmak ve ön mali kontrol faaliyetini yürütmekten,
muhasebe yetkilileri, ödeme emri belgesi ve eklerinin kontrolünden, muhasebe
iĢlemlerinin belirlenmiĢ standartlara ve usulüne uygun olarak kaydedilmesinden,
raporlanmasından, muhafazasından ve denetime hazır halde bulundurulmasından, iç
denetçiler ise idarelerin iç kontrol sistemlerinin denetlenmesinden ve geliĢtirilmesi
yönünde önerilerde bulunulmasından sorumludurlar.
Kanunun 55 inci maddesinin ikinci fıkrasında, "Görev ve yetkileri
çerçevesinde, mali yönetim ve iç kontrol süreçlerine iliĢkin standart ve yöntemler
Maliye Bakanlığınca, iç denetime iliĢkin standart ve yöntemler ise Ġç Denetim
Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenir, geliĢtirilir ve uyumlaĢtırılır. Bunlar ayrıca
sistemlerin koordinasyonunu sağlar ve kamu idarelerine rehberlik hizmeti verir"
hükmü yer almaktadır. Buna göre, Ġç Denetim Koordinasyon Kurulunun 20.11.2006
tarihli ve (12) sayılı kararı ile Kamu Ġç Denetim Standartları belirlenmiĢ
bulunmaktadır. Kamu Ġç Kontrol Standartları ise COSO modeli, INTOSAI Kamu
123
Sektörü Ġç Kontrol Standartları Rehberi ve Avrupa Birliği Ġç Kontrol Standartları
çerçevesinde Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmiĢtir.
Bilindiği üzere, 31.12.2005 tarihli ve 26040 (3. mükerrer) sayılı Resmî
Gazete‟de yayımlanan Ġç Kontrol ve Ön Mali Kontrole ĠliĢkin Usul ve Esasların "Ġç
kontrol standartları" baĢlıklı 5 inci maddesinde, iç kontrol standartlarının, merkezi
uyumlaĢtırma
görevi
çerçevesinde
Maliye
Bakanlığı
tarafından
belirlenip
yayımlanacağı, kamu idarelerinin malî ve malî olmayan tüm iĢlemlerinde bu
standartlara uymakla ve gereğini yerine getirmekle yükümlü bulunduğu, Kanuna ve
iç kontrol standartlarına aykırı olmamak koĢuluyla, idarelerce, görev alanları
çerçevesinde her türlü yöntem, süreç ve özellikli iĢlemlere iliĢkin standartlar
belirlenebileceği belirtilmiĢtir.
Bu çerçevede, kamu idareleri tarafından görev alanları çerçevesinde
her türlü yöntem, süreç ve özellikli iĢlemlere iliĢkin olarak belirlenebilecek ayrıntılı
standartlar, 5018 sayılı Kanuna, ilgili diğer mevzuata ve Kamu Ġç Kontrol
Standartlarına uygun olmak ve idareye münhasır spesifik süreçlere iliĢkin olmak
zorundadır. Ġdarelerce gerek görülmesi halinde hazırlanabilecek Ġdare Ayrıntılı Ġç
Kontrol Standartları, idarelerin yasal ve idari yapıları ile personel ve mali durumları
gibi her bir idarenin kendine özgü koĢulları dikkate alınarak katılımcı yöntemlerle
belirlenecek ve üst yönetici onayını izleyen 10 iĢgünü içinde Maliye Bakanlığına
gönderilecektir.
Kamu idarelerinin, iç kontrol sistemlerinin Kamu Ġç Kontrol
Standartlarına
uyumunu
sağlamak
üzere;
yapılması
gereken
çalıĢmaların
belirlenmesi, bu çalıĢmalar için eylem planı oluĢturulması, gerekli prosedürler ve
ilgili düzenlemelerin hazırlanması çalıĢmalarını yürütmeleri ve bu çalıĢmaları en geç
31.12.2008 tarihine kadar tamamlamaları gerekmektedir. Söz konusu çalıĢmaların
etkili bir Ģekilde ve zamanında yürütülmesini sağlamak üzere, idarelerin üst
yöneticileri tarafından gerekli önlemler alınacaktır.
Diğer taraftan, 26.5.2006 tarihli ve 26179 sayılı Resmî Gazete‟de
yayımlanan Kamu Ġdarelerinde Stratejik Planlamaya ĠliĢkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelikle belirlenen geçiĢ takvimi uyarınca, 2008 ve sonraki yıllarda
stratejik plan ve performans programı hazırlayacak idareler, hazırlık çalıĢmalarında
124
bunlara iliĢkin standartları da dikkate alacaklardır. Stratejik plan ve performans
programı hazırlamayacak kamu idareleri ise bu plan ve programların hazırlanması
dıĢında kalan hususlara uyum sağlayacaklardır.
3.4.1.Kamu Ġç Kontrol Standartları
Kamu
Ġç
Kontrol
Standartları,
idarelerin,
iç
kontrol
sistemlerinin
oluĢturulmasında, izlenmesinde ve değerlendirilmesinde dikkate almaları gereken
temel yönetim kurallarını göstermekte ve tüm kamu idarelerinde tutarlı, kapsamlı ve
standart bir kontrol sisteminin kurulmasını ve uygulanmasını amaçlamaktadır.
Kamu Ġç Kontrol Standartları, uluslararası standartlar ve iyi uygulama
örnekleri çerçevesinde, iç kontrolün; kontrol ortamı, risk değerlendirmesi, kontrol
faaliyetleri, bilgi ve iletiĢim ile izleme bileĢenleri esas alınarak, tüm kamu
idarelerinde uygulanabilir düzeyde olmasını sağlamak üzere genel nitelikte
düzenlenmiĢtir.
3.4.1.1. Kontrol Ortamı Standartları
Kontrol ortamı, iç kontrolün diğer unsurlarına temel teĢkil eden genel bir
çerçeve olup, kiĢisel ve mesleki dürüstlük, yönetim ve personelin etik değerleri, iç
kontrole yönelik destekleyici tutum, mesleki yeterlilik, organizasyonel yapı, insan
kaynakları politikaları ve uygulamaları ile yönetim felsefesi ve iĢ yapma tarzına
iliĢkin hususları kapsar.
Standart: 1. Etik Değerler ve Dürüstlük
Standart: 2. Misyon, organizasyon yapısı ve görevler
Standart: 3. Personelin yeterliliği ve performansı
Standart: 4. Yetki Devri
Standart: 5. Planlama ve Programlama
Standart: 6. Risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi
Standart: 7. Kontrol stratejileri ve yöntemleri
Standart: 8. Prosedürlerin belirlenmesi ve belgelendirilmesi
Standart: 9. Görevler ayrılığı
125
Standart: 10. HiyerarĢik kontroller
Standart: 11. Faaliyetlerin sürekliliği
Standart: 12. Bilgi sistemleri kontrolleri
Standart: 13. Bilgi ve iletiĢim
Standart: 14. Raporlama
Standart: 15. Kayıt ve dosyalama sistemi
Standart: 16. Hata, usulsüzlük ve yolsuzlukların bildirilmesi
Standart: 17. Ġç kontrolün değerlendirilmesi
Standart: 18. Ġç denetim
3.5. Ġç Kontrole ĠliĢkin Yetki ve Sorumluluklar
Ġç kontrole iliĢkin yetki ve sorumluluklar 5018 sayılı Kanun ve Ġç Kontrol ve
Ön Mali Kontrole ĠliĢkin Usul ve Esaslara göre aĢağıda ele alınmıĢtır. Ġç kontrol
konusundaki görev, yetki ve sorumluluklar Usul ve Esaslarda sistemde görev alan
aktörler için ayrı ayrı belirlenmiĢtir.
3.5.1. Üst Yöneticiler
5018 Sayılı Kanuna göre, üst yöneticiler, sorumlulukları altındaki kaynakların
etkili, ekonomik ve verimli Ģekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp
ve kötüye kullanımının önlenmesinden mali yönetim ve kontrol sisteminin isleyiĢinin
gözetilmesi, izlenmesi ve Kanunda belirtilen diğer görev ve sorumlulukların yerine
getirilmesinden sorumludurlar. Bu sorumluluk bakanlıklarda Bakana; mahalli
idarelerde ise ilgili meclise karsıdır. Kaynakların etkili, ekonomik ve verimli Ģekilde
elde edilmesi ve kullanımının sağlanması, varlıkların ve kaynakların kayıp ve kötüye
kullanımının önlenmesinin temini yeterli ve etkin bir iç kontrol sisteminin
oluĢturulmasıyla mümkündür. Kanun gereği oluĢturulması gerekli iç kontrol
sisteminin ve genel olarak mali yönetim ve kontrol sisteminin isleyiĢinin gözetilmesi
ve izlenmesi görev ve sorumluluğu da idarelerin üst yöneticilerine verilmiĢtir.
Üst yöneticiler 5018 sayılı Kanundaki sorumluluklarının gereklerini harcama
yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getireceklerdir.
Ancak,
iç
kontrol
sisteminin
isleyiĢinin
izlenmesi,
gözden
geçirilmesi,
126
değerlendirilmesi ve geliĢtirilmesi konusunda üst yöneticilerin ayrı bir görev ve
sorumluluğu da bulunmaktadır. Bu nedenle üst yöneticilerin bu konuda doğrudan
aktif bir rol üstlenmesi ve iç kontrol konusunda etkin bir gözetim mekanizması
oluĢturması gerekmektedir. Bu gözetim, harcama birimleri ve yöneticilerden
istenecek periyodik rapor ve bilgiler, belli aralıklarla yapılacak gözlem ve izlemeler
ve iç denetçiler marifetiyle yapılabilir.
Üst yöneticilerin iç kontrole iliĢkin sorumluluğu Usul ve Esaslarda 5018
sayılı Kanunla üst yöneticilere idarelerin mali yönetim ve kontrol sistemleriyle ilgili
olarak verilen yeni görev, yetki ve sorumluluklara paralel olarak düzenlenmiĢtir.
Usul ve Esaslara göre, iç kontrol sisteminin kurulması ve gözetilmesinden üst
yöneticiler sorumludur. Üst yöneticiler ayrıca her yıl “iç kontrol güvence beyanı”
düzenlemekle de yükümlüdürler. Buna göre, üst yöneticiler, her yıl, is ve iĢlemlerinin
amaçlara, iyi malî yönetim ilkelerine, kontrol düzenlemelerine ve mevzuata uygun
bir Ģekilde gerçekleĢtirildiğini içeren “iç kontrol güvence beyanını” düzenler ve idare
faaliyet raporlarına eklerler. idare faaliyet raporu, harcama yetkilileri tarafından
hazırlanıp üst yöneticiye sunulan birim faaliyet raporları esas alınarak, idarenin
faaliyet sonuçlarını gösterecek Ģekilde üst yönetici tarafından hazırlanan rapordur.
idare faaliyet raporları üst yöneticiler tarafından hazırlanarak ilgili mevzuatında
öngörülen süre içinde kamuoyuna açıklanır, ayrıca ilgili mercilere (duruma göre
SayıĢtay, Maliye Bakanlığı, ĠçiĢleri Bakanlığı, mahalli idarelerin meclisleri)
sunulur/gönderilir.
Üst
yöneticiler
hazırladıkları
idare
faaliyet
raporuna
düzenledikleri iç kontrol güvence beyanını de eklerler. Ġç kontrol güvence beyanının
düzenlenmesi ve idare faaliyet raporuna eklenmesinde Kamu Ġdarelerince
Hazırlanacak Faaliyet Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uyulur ve iç
kontrol güvence beyanı söz konusu Yönetmelik ekindeki matbu form örneği esas
alınarak düzenlenir.
3.5.2. Harcama Yetkilileri
Usul ve Esaslara göre (md. 8), harcama yetkilileri (ödenek gönderme
belgesiyle ödenek gönderilenler dahil) görev ve yetki alanları çerçevesinde, idari ve
mali karar ve iĢlemlere iliĢkin olarak iç kontrolün isleyiĢinden sorumludurlar. iç
kontrolün isleyiĢinden doğan bu sorumluluk; görev ve yetkileri çerçevesinde faaliyet
ve
hizmetlerin
yürütülmesinde,
harcamaların
yapılmasında,
ödeneklerin
127
kullanımında yeterli ve etkin kontrol süreçleri oluĢturulması, uygulanması ve bu
süreçlerin isleyiĢinin izlenmesi hususlarını kapsamaktadır.
Ayrıca Maliye Bakanlığınca ve bağlı olunan idare tarafından belirlenen iç
kontrol standart ve yöntemlerine uyulması ve uyulmasının sağlanması da bu
sorumluluk kapsamında mütalaa edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
Ġç kontrol sisteminin kurulması ve isleyiĢinin gözetilmesi üst yöneticilerin
sorumluluğunda iken, idari ve mali karar ve iĢlemlere iliĢkin olarak iç kontrolün
isletilmesi sorumluluğu görev ve yetkileri çerçevesinde harcama yetkililerinindir. Üst
yöneticilerin iç kontrol konusundaki gözetim sorumluluğu harcama yetkililerinin iç
kontrol konusundaki sorumluluklarını yerine getirip getirmediklerinin izlenmesini de
kapsamaktadır. Üst yöneticiler gibi bütçe ile ödenek tahsis edilen harcama yetkilileri
de her yıl “iç kontrol güvence beyanı” düzenlemekle yükümlü tutulmuĢlardır. Buna
göre, bütçe ile ödenek tahsis edilen harcama yetkililerinin (ödenek gönderme
belgesiyle ödenek gönderilen harcama yetkilileri hariç) her yıl, is ve iĢlemlerinin
amaçlara, iyi malî yönetim ilkelerine, kontrol düzenlemelerine ve mevzuata uygun
bir Ģekilde gerçekleĢtirildiğini içeren iç kontrol güvence beyanını düzenlemeleri ve
bunu birim faaliyet raporlarına eklemeleri gerekmektedir. Birim faaliyet raporu;
kendisine ödenek tahsis edilen harcama yetkilileri tarafından hazırlanan rapordur.
Harcama yetkilileri tarafından hazırlanan ilgili mali yıla iliĢkin birim faaliyet
raporları ilgili mevzuatına göre öngörülen süre içinde üst yöneticiye sunulur.
Harcama yetkilileri üst yöneticiye sunacakları birim faaliyet raporuna
düzenleyecekleri iç kontrol güvence beyanını da ekleyeceklerdir. Harcama
yetkililerince iç kontrol güvence beyanının düzenlenmesi ve birim faaliyet raporuna
eklenmesinde Kamu Ġdarelerince
Hazırlanacak Faaliyet Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uyulur. iç
kontrol güvence beyanı söz konusu Yönetmelik ekindeki matbu form örneği esas
alınarak tanzim edilir.
3.5.3. Mali Hizmetler Birimi
Mali hizmetler biriminin görevleri 5018 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinde
tadat edilmiĢtir. Kanunun 60 ıncı maddesinin (m) bendiyle; iç kontrol sisteminin
kurulması, standartların uygulanması ve geliĢtirilmesi konularında çalıĢmalar
128
yapmak görevi mali hizmetler birimine verilmiĢtir. Mali hizmetler birimleri, ön mali
kontrol faaliyetlerinin yürütülmesi; mali kanunlarla ilgili diğer mevzuatın
uygulanması konusunda üst yöneticiye ve harcama yetkililerine gerekli bilgileri
sağlamak ve danıĢmanlık yapmak; malî konularda üst yönetici tarafından verilen
diğer görevleri yapmak görevlerini ve anılan maddede yer alan diğer görevleri
yürüteceklerdir. 5436 sayılı Kanunun 15 inci maddesi uyarınca 5018 sayılı
Kanunun 60 ıncı maddesinde sayılan görevler ve 5436 sayılı Kanunun 15 inci
maddesindeki görevler kamu idarelerinde strateji geliĢtirme birimleri (baĢkanlık,
daire baĢkanlığı, müdürlük seklinde kurulanlar), strateji geliĢtirme birimi kurulmayan
idarelerde ise mali hizmetlere iliĢkin hizmetlerin yürütüldüğü birimler tarafından
yerine getirilecektir.
Ġç Kontrol ve Ön Mali Kontrole iliĢkin Usul ve Esaslarda da, idarelerin mali
hizmetler birimlerinin iç kontrol sisteminin kurulması, standartlarının uygulanması
ve geliĢtirilmesi konularında çalıĢmalar yapacakları ve ön malî kontrol faaliyetini
yürütecekleri öngörülmüĢtür. Mali hizmetler birimi yönetici ve çalıĢanları iç kontrol
sisteminin tasarımı, kurulması, isletilmesi ve geliĢtirilmesi konusunda önemli bir rol
ve fonksiyon üstleneceklerdir. Bunun yanında ön mali kontrol faaliyetleri de mali
hizmetler birimi tarafından yürütülecektir.
Strateji GeliĢtirme Birimlerinin ÇalıĢma Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelikte (md. 28) de; strateji geliĢtirme birimlerinin (bu birimlerin kurulmadığı
idarelerde mali hizmetleri yürüten birim) iç kontrol sisteminin kurulması,
standartların uygulanması ve geliĢtirilmesi konularında çalıĢmalar yapacakları ve
çalıĢma sonuçlarını üst yöneticiye sunacakları hükme bağlanmıĢtır. Yönetmeliğe
göre, 5018 sayılı Kanuna ve Maliye Bakanlığınca belirlenen standartlara aykırı
olmamak Ģartıyla, idarece gerekli görülen her türlü yöntem, süreç ve özellikli
iĢlemlere iliĢkin standartlar strateji geliĢtirme birimleri tarafından hazırlanır ve üst
yöneticinin onayına sunulur.
Diğer yandan, üst yöneticiler ve harcama yetkilileri tarafından düzenlenecek
iç kontrol güvence beyanına benzer bir Ģekilde mali hizmetler birimi yöneticilerine
de güvence beyanı3 verme sorumluluğu yüklenmiĢtir. Buna göre, mali hizmetler
birimi yöneticileri, idarelerinde faaliyetlerin mali yönetim ve kontrol mevzuatı ile
129
diğer mevzuata uygun olarak yürütüldüğü, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve
verimli bir Ģekilde kullanılmasını temin etmek üzere
iç kontrol süreçlerinin isletildiği, izlendiği ve gerekli tedbirlerin alınması için
üst yöneticinin bilgilendirildiği konularında bir güvece beyanı düzenlemekle
yükümlüdürler. Mali hizmetler birimi yöneticileri tarafından Kamu idarelerince
Hazırlanacak Faaliyet Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenecek bu beyan
idare faaliyet raporuna eklenir. Bu beyanın düzenlenmesinde de anılan Yönetmelik
eki matbu form kullanılır.
3.5.4. Muhasebe Yetkilileri
Muhasebe yetkililerinin görev, yetki ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun
61 inci maddesinde düzenlenmiĢtir. Buna göre, muhasebe yetkilileri, anılan Kanunda
tanımlanan/belirlenen
muhasebe
hizmetlerinin
yapılmasından
ve
muhasebe
kayıtlarının usulüne uygun, saydam ve eriĢilebilir Ģekilde tutulmasından sorumludur.
Ayrıca, Kanunda muhasebe yetkililerinin gerekli bilgi ve raporları düzenli olarak
kamu idarelerine verecekleri öngörülmüĢtür. Muhasebe yetkililerinin ödeme
aĢamasında yapacakları kontroller ve uyacakları diger kural ve ilkeler Kanunun 61
inci maddesinde düzenlenmiĢtir.
Muhasebe
yetkililerinin
iç
kontrol
konusundaki
sorumluluklarına
bakıldığında Ġç Kontrol ve Ön Mali Kontrole iliĢkin Usul ve Esaslarda 5018 sayılı
Kanundaki sorumluluğa aynen yer verildiği görülmektedir. Usul ve Esaslara göre
(md. 8); muhasebe yetkilileri, muhasebe kayıtlarının usulüne ve standartlara uygun,
saydam ve eriĢilebilir Ģekilde tutulmasından sorumludurlar. Muhasebe yetkililerinin
iç kontrole iliĢkin sorumluluğunun sadece muhasebe kayıtlarının uygunluğu ve
saydam ve eriĢilebilir tutulmasıyla sınırlandırıldığı anlaĢılmaktadır.
Mali hizmetler birimi yöneticilerinin düzenleyecekleri beyan Kamu
idarelerince Hazırlanacak Faaliyet Raporları Hakkında Yönetmelikte “güvence
beyanı” olarak değil “Mali Hizmetler Birim Yöneticisinin Beyanı” olarak tavsif ve
tarif edilmiĢ olmakla beraber kanaatimize göre bu beyanında mali hizmetler güvence
beyanı olarak değerlendirilip bu Ģekilde nitelendirilmesinde bir sakınca olmadığı gibi
daha uygun olacaktır.
130
Kanaatimize göre, genel bütçe kapsamındaki idareler dıĢında kalan idarelerin
muhasebe yetkililerinin iç kontrole iliĢkin sorumluluğunun bu kadar dar bir sakilde
tanımlanmaması gerekir idi. Çünkü genel bütçe dıĢındaki idarelerin muhasebe
hizmetleri
bu
idarelerin
personeli
olan
muhasebe
yetkilileri
tarafından
yürütülmektedir. Bu nedenle, genel bütçe dıĢındaki idarelerin muhasebe yetkililerinin
iç kontrole iliĢkin sorumluluklarının, muhasebe kayıtlarının uygunluğu ve bu
kayıtların saydam ve eriĢilebilir Ģekilde tutulması sorumluluğu yanında ödeme
aĢamasında yapılacak kontrolleri ve 5018 sayılı Kanunun 61 inci maddesi ve diğer
mevzuatla muhasebe yetkililerine verilen görev, yetki ve sorumlulukları kapsayacak
Ģekilde düzenlenmesinin uygun olacağı düĢünülmektedir.
Muhasebe yetkililerinin mevzuatla kendilerine verilen görev ve yetkiler
çerçevesinde sorumluluklarının bulunduğu açıktır. Ancak, burada kastedilen iç
kontrol konusundaki sorumluluk tanımıyla ilgili düzenlemedir. Çünkü iç kontrol
konusunda sorumlulukların düzenlendiği Usul ve Esaslarda muhasebe yetkililerinin
iç kontrole iliĢkin sorumluluklarının muhasebe kayıtlarının uygunluğu ve saydam ve
eriĢilebilir tutulmasıyla sınırlandırılmasının muhasebe yetkilerinin kanuni görev ve
yetkileriyle örtüĢmediği değerlendirmektedir.
3.5.5. GerçekleĢtirme Görevlileri
Usul ve Esaslarda iç kontrole iliĢkin yetki ve sorumluluklar balgamında
gerçekleĢtirme görevlilerinin bir sorumluluğuna yer verilmemiĢ olmakla beraber
kanaatimize göre, gerçekleĢtirme görevlilerinin de iç kontrole iliĢkin yetki ve
sorumluluklarına Usul ve Esaslarda yer verilmesi uygun olacaktır. Çünkü harcama
yetkililerinin harcama talimatı üzerine isin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması,
teslim almaya iliĢkin iĢlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli
belgelerin hazırlanması görevlerini yürüten gerçekleĢtirme görevlileri (ödeme emri
belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleĢtirme görevlileri dahil) de iç kontrol
konusunda önemli görev üstlenmekte ve yetki kullanmaktadırlar. GerçekleĢtirme
görevlilerinin yürüttükleri görevlerin harcama birimlerinin görev ve yetkileri
kapsamında olduğu açıktır. Bu nedenle, söz konusu görev ve yetkileri göz önünde
bulundurulduğunda harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi yöneticileri ve
muhasebe yetkilileriyle ilgili olarak düzenlendiği gibi gerçekleĢtirme görevlilerinin
131
de iç kontrole iliĢkin yetki ve sorumluluklarına Usul ve Esaslarda yer verilmesinin
uygun olacağı düĢünülmektedir.
3.5.6. Ġç Kontrole ĠliĢkin Ortak Sorumluluk
5018 sayılı Kanunun 57 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü çerçevesinde Ġç
Kontrol ve Ön Mali Kontrole iliĢkin Usul ve Esaslarda (md. 8) yukarıda belirtilen
sorumluluklar yanında iç kontrole iliĢkin ortak bazı sorumluluklara da yer verilmiĢtir.
Buna göre; üst yöneticiler, harcama yetkilileri ve diğer yöneticiler; mesleki değerlere
ve dürüst yönetim anlayıĢına sahip olunmasından, malî yetki ve sorumlulukların
bilgili ve yeterli yöneticilerle personele verilmesinden, belirlenmiĢ standartlara
uyulmasının sağlanmasından, mevzuata aykırı faaliyetlerin önlenmesinden, kapsamlı
bir yönetim anlayıĢıyla uygun bir çalımsa ortamının ve saydamlığın sağlanmasından
da görev ve yetkileri çerçevesinde sorumludurlar.
3.5.7. Ġç Kontrole ĠliĢkin Merkezi UyumlaĢtırma Birimi
5018 sayılı Kanunun 55 inci maddesiyle, mali yönetim ve iç kontrol
süreçlerine iliĢkin standartları ve yöntemleri belirleme, geliĢtirme ve uyumlaĢtırma
görev ve fonksiyonu Maliye Bakanlığına verilmiĢtir. Maliye Bakanlığının ayrıca,
sistemlerin koordinasyonunu sağlama ve kamu idarelerine rehberlik hizmeti verme
görev ve fonksiyonu da bulunmaktadır. Mali yönetim ve iç kontrol süreçlerine iliĢkin
olarak Maliye Bakanlığına verilen söz konusu görev ve yetkiler merkezi
uyumlaĢtırma fonksiyonu olarak adlandırılmaktadır. Uluslararası standartlarda da iç
kontrol sisteminin ve süreçlerinin yapısının tanımlanması, iç kontrolün amaç ve
hedeflerinin
belirlenmesi,
iç
kontrol
yapılarının
tasarlanması
aĢamasında
uygulanacak standart ve yöntemlerin belirlenmesi ve yayımlanması görevlerinin
merkezi bir yetkili bir organa verilmesi önerilmektedir. Bu konuda adem-i
merkeziyetçi bir yapıyı benimseyen ülkeler olmakla birlikte, iç kontrol konusundaki
genel hedeflerin, uygulanacak ortak standart ve yöntemlerin belirlenmesi ve bunlara
uyumun izlenmesi konusunda yetkinin merkezi bir kamu kurulusuna verilmesi de
kabul gören bir uygulamadır.
Merkezi uyumlaĢtırma birimi olarak adlandırılan bu birimler iç kontrol
standartlarının ve yöntemlerinin belirlenmesi ve yayımlanması, kuruluĢların iç
kontrol sistemlerinin izlenip değerlendirilmesi, tasarlanan ve ulusal çapta uygulanan
132
iç kontrol sistem, yapı ve süreçlerinin gözden geçirilip geliĢtirilmesi ve gerekli
önlemlerin alınması, bu suretle bütünleĢik yapılar arasında koordinasyonun
sağlanması, kurumlara rehberlik hizmeti verilmesi, eğitim konularında destek
verilmesi ve nihayet iç kontrol uygulamaları konusunda uyumlaĢtırmanın sağlanması
gibi görev ve fonksiyonları üstlenmektedirler.
5018 sayılı Kanunda da, mali yönetim, iç kontrol ve iç denetim konularında
merkezi uyumlaĢtırma birimlerinin kurulması esası benimsenmiĢtir. Mali yönetim ve
iç kontrol konusundaki uyumlaĢtırma görevi Maliye Bakanlığına, iç denetim
konusundaki uyumlaĢtırma görevi ise Maliye Bakanlığına bağlı iç Denetim
Koordinasyon Kuruluna verilmiĢtir. Mali yönetim ve iç kontrole iliĢkin merkezi
uyumlaĢtırma fonksiyonu Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü
tarafından yürütülmektedir.
Maliye Bakanlığının merkezi uyumlaĢtırma görevi 5018 sayılı Kanundaki
düzenlemeler çerçevesinde Ġç Kontrol ve Ön Mali Kontrole iliĢkin Usul ve Esaslarda
söyle düzenlenmiĢtir. Maliye Bakanlığı iç kontrole iliĢkin standart ve yöntemleri
belirleme, geliĢtirme ve uyumlaĢtırma görev ve fonksiyonu çerçevesinde;
Ġç kontrol standartlarını belirler ve idarelerce bu standartlara uyulup
uyulmadığını izler.
Ön malî kontrole iliĢkin standart ve yöntemler ile ön malî kontrole
tâbi malî karar ve iĢlemleri ve bunların kontrol usul ve esaslarını belirler.
Ġç kontrol alanında idareler arasında koordinasyonu sağlar ve idarelere
rehberlik hizmeti verir.
Ġç kontrol ve ön malî kontrole iliĢkin genel ve özel nitelikli
düzenlemelerde idarelerle iĢbirliği yapar, çalıĢma toplantıları düzenler.
Ġç kontrol ve ön malî kontrol düzenleme ve uygulamaları hakkında
idarelerden rapor ve bilgi alarak sistemlerin isleyiĢini izler.
idarelerin malî hizmetler birimlerinin çalıĢma usul ve esaslarını
belirler.
Ulusal ve uluslararası iyi uygulama örneklerini araĢtırır, bunların
uygulanması yönünde çalıĢmalar yapar.
133
Ġç kontrol ile malî yönetim ve kontrol sistemine iliĢkin olarak eğitim
programları hazırlar.
Maliye Bakanlığı söz konusu görev ve yetkileri çerçevesinde kamu
idarelerinde yeterli ve etkin iç kontrol sistem ve süreçlerinin tasarlanıp
uygulanmasına ve geliĢtirilmesine yardımcı olacaktır. Ġdarelerce iç kontrol standart
ve yöntemlerine uyulup uyulmadığının izlenmesi, iç kontrol ve ön mali kontrol
düzenleme ve uygulamaları hakkında idarelerden rapor ve bilgi alarak sistemlerin
isleyiĢini izleme görevleri merkezi uyumlaĢtırma birimi olarak Maliye Bakanlığının
iç kontrol sistemlerinin ve süreçlerinin izlenip, incelenmesini ve değerlendirilmesini
gerektirmektedir. izleme görev ve fonksiyonu idarelerden rapor veya bilgi alarak
yapılabileceği gibi idareler nezdinde yerinde yapılacak incelemeler çerçevesinde de
gerçekleĢtirilebilecektir. Bu iki yöntemin bir arada kullanılması da mümkündür.
3.6. Ġç Kontrolün Uygulanabilirliği
ÇalıĢmamızın önceki bölümlerinde iç kontrolü teorik olarak etraflıca
inceledik gerek dünyada gerekse ülkemizde iç kontrol ile ilgili tanımlara ve
standartlara yer verdik çalıĢmamızın bu alt bölümünde iç kontrolün ülkemizde
uygulanabilirliği test edilmeye çalıĢılacaktır.
Devletin,
bürokratik
teknik
kadronun
ve
uzmanların
iç
kontrolün
uygulanabilmesi için iç kontrole iliĢkin çalıĢmaları benimsemeleri ve destek
vermeleri iç kontrolün uygulanmasında kuĢkusuz önemli rol oynamaktadır. AĢağıda
uygulamada kararlılıklarını ifade ettiğimiz aktörlerin kabul ettiklerii / yaralandıkları
bazı düzenlemeler Ģöyledir.
Kamu Yönetiminin Temel Ġlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması
Hakkında Kanun Tasarısı
5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
5216 Sayılı BüyükĢehir Belediyeleri Kanunu
5393 Sayılı Belediye Kanunu
5302 Sayılı Ġl Özel Ġdaresi Kanunu
4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu
134
5176 Sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu
Kurulması Hakkında Kanun
5070 Sayılı Elektronik Ġmza Kanunu
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun
4734 sayılı Kamu Ġhale Kanunu
4735 sayılı Kamu Ġhale SözleĢmeleri Kanunu
Bütçe Kodlama Yapısı
Muhasebe Sistemi
5217 sayılı Özel Gelir Ve Özel Ödenek Kanunu
SayıĢtay Kanun Teklifi
Ġç Kontrole ĠliĢkin Usul ve Esaslar
Strateji GeliĢtirme Birimlerinin ÇalıĢma Usul Ve Esasları Hakkında
Yönetmelik
Faaliyet Raporları Hakkında Yönetmelik
Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğler
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu
5070 sayılı Elektronik Ġmza Kanunu
5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkında Kanun
e-bütçe
Say2000i
Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları
135
3.6.1. Devletin Ġç Kontrolün Uygulanabilirliğine ĠliĢkin Kararlılığı
Devlet tüzel kiĢiliği kamu mali yönetim sistemini geliĢtirmek için gerekli
yasal mevzuatı hazırlayarak kamu mali yönetiminde değiĢimi dolayısıyla iç
kontrolün uygulanması için üzerine düĢen görevi yerine getirerek dönüĢüm ile ilgili
desteklerinin tam olduğunu kamuoyuna belli etmiĢlerdir.
3.6.2. Bürokratik Teknik Kadronun Ġç Kontrolün Uygulanabilirliğine ĠliĢkin
Kararlılığı
Bürokratik teknik kadro iç kontrolün uygulanabilmesi için yasal düzenlemeler
çerçevesinde kamu idarelerinde iç kontrol ile ilgili olarak gerekli standartların ve
düzenlemeler ile görev yetki ve sorumlulukları belirleyerek iĢ ve iĢlemlerin açık bir
Ģekilde yapılması için gerekli güvence beyanını vererek kamu mali yönetimde
dönüĢüm ve iç kontrolün uygulanmasında bürokratik teknik kadronun kararlılığını
göstermektedir.
3.6.3. Mali Hizmet Biriminin / Uzmanların Ġç Kontrolün Uygulanabilirliğine
ĠliĢkin Kararlılığı
Ġç kontrolün tanımına baktığımızda en önemli özelliği bir süreç olmasıydı ve
sorumlulukları tek elde toplamayıp sisteme dahil olan herkese sorumluluk
yüklemesiydi bu özelliği Ģüphesiz uygulama konusunda herkesin tam olarak etkin
çalıĢmasını sağlamıĢtır. ve iç kontrolün benimsenmesine yardımcı olmuĢtur. Bu
özelliği uzmanlar düzeyinde de uygulama kararlılığını beraberinde getirmiĢtir.
3.7. Ġç Kontrolün Uygulanmasında Anket/GörüĢme Analizi
ÇalıĢmamızın bu kısmında yukarıda yer alan yasal düzenlemelerin bürokratik
teknik kadro ve uzmanlar tarafından kamu idarelerinde ne denli benimsendiğini ve
iç kontrolü uygulamada etkili olduğunu test etmek amacıyla 5 tane bakanlık /
baĢkanlıkların strateji geliĢtirme baĢkanlıklarında daire baĢkanı, müdür, uzman ve Ģef
düzeyinde 5 konu baĢlığı altında anket/görüĢme yöntemi ile farkındalık ve
niyetlerinin ne olduğunu tepsi etmeye çalıĢtık.
Bu konu baĢlıkları sırasıyla;
136
Kontrol ortamı:
Daire baĢkanı, müdür, uzman ve Ģef bazında yaptığımız kontrol ortamının
değerlendirilmesine yönelik çalıĢanlara 10 soru yöneltilmiĢtir. Buna göre çalıĢanlar;
Yönetimin iç kontrol ilkelerine bağlı,
ĠĢlemlerin etik değerler doğrultusunda yapıldığı
ĠĢ ve iĢlemlerin yazılı
Kanun yönetmelik vb düzenlemelere uygun
Performans arttırıcı eğitimlerin düzenlendiği
Sorumlulukların belirlendiği
DavranıĢ kurallarının belirlendiği
ġeklinde 7 soruya ortalama olarak olumlu cevap verilmiĢtir. Bu sonuca göre
kontrol ortamının görüĢme yapılan kamu idarelerinde genel olarak sağlandığı
sonucuna varılmıĢtır.
Risk Değerlendirme:
Daire baĢkanı, müdür, uzman ve Ģef bazında yaptığımız risk değerlendirme
ortamının değerlendirilmesine yönelik çalıĢanlara 12 soru yöneltilmiĢtir. Buna göre
çalıĢanlar;
Yönetimin hedefleri belirlediği,
Beklenen sonuçları çalıĢanlara açıkladığı,
Hedeflerin ilk aĢamada yeterli olduğu,
Hedeflerin misyon ve vizyonlarla uyumlu olduğu,
Hedeflerin stratejik plan ve kaynak tahsisleriyle uyumlu olduğu,
Hedeflerle ilgili olarak kilit göstergelerin belirlendiği,
137
Faaliyete iliĢkin risklerin belirlenebildiği,
DeğiĢen koĢullara göre hedef ve risklerin güncellendiği,
Riskler için sistematik bir değerlendirme yapıldığı,
ġeklinde 9 soruya ortalama olarak olumlu cevap verilmiĢtir. Bu sonuca göre
Risk değerlendirme ortamının görüĢme yapılan kamu idarelerinde genel olarak
sağlandığı sonucuna varılmıĢtır.
Kontrol faaliyetleri:
Daire baĢkanı, müdür, uzman ve Ģef bazında yaptığımız kontrol faaliyetleri
ortamının değerlendirilmesine yönelik çalıĢanlara 7 soru yöneltilmiĢtir. Buna göre
çalıĢanlar;
Yöneticilerin yolsuzluk konusunda hassas olduğu,
Kaynakların ve belgelerin kullanımının yetkili kiĢilerce yapıldığı,
Kaynakların etkili ekonomik ve verimli bir Ģekilde kullanıldığı,
Kamu kaynaklarının yolsuzluklara karĢı korunduğu
Mali ve idari verilerin güvenilir olduğu
Görev ayrımlarının gerçekleĢtiği,
ġeklinde 6 soruya ortalama olarak olumlu cevap verilmiĢtir. Bu sonuca göre
kontrol faaliyetleri ortamının görüĢme yapılan kamu idarelerinde genel olarak
sağlandığı sonucuna varılmıĢtır.
138
Bilgi ve iletiĢim:
Daire baĢkanı, müdür, uzman ve Ģef bazında yaptığımız bilgi ve iletiĢim
ortamının değerlendirilmesine yönelik çalıĢanlara 6 soru yöneltilmiĢtir. Buna göre
çalıĢanlar;
Doğru ve güvenilir bilgiye zamanında,
ĠĢ ve ĠĢlemlerin belgelere kaydedildiği
Gerekli kayıtların tutulup gerektiğinde kolaylıkla elde edildiği
Bilgi sistemlerinin eksik olmakla birlikte mevcut olduğu
ĠletiĢim sisteminin oluĢturularak Ģikayetlerin değerlendirildiği
ġeklinde 5 soruya ortalama olarak olumlu cevap verilmiĢtir. Bu sonuca göre
rbilgi ve iletiĢim ortamının görüĢme yapılan kamu idarelerinde genel olarak
sağlandığı sonucuna varılmıĢtır.
Gözetim:
Daire baĢkanı, müdür, uzman ve Ģef bazında yaptığımız gözetim ortamının
değerlendirilmesine yönelik çalıĢanlara 5 soru yöneltilmiĢtir. Buna göre çalıĢanlar;
ÇalıĢtıkları kamu idarelerinde gözetim ile ilgili sürecin devam etmekte
olduğu sistemin yeterince açık ve tutarlı olduğunun test edilmesi iliĢkin çalıĢmaların
devam ettiği ve tam bilgi için zamana ihtiyaç olduğu bilgisi alınmıĢtır.
Yapılan görüĢmeler sonucunda kurum çalıĢanlarının üst yöneticiden en alt
kademedeki çalıĢanlara kadar iç kontrolün uygulanması hususunda niyetlerinin ne
olduğu tespit edilmeye çalıĢılmıĢtır. Anketin sonucuna göre kamu idarelerinde mali
yönetimde dönüĢüme ve iç kontrolün uygulanması hususunda çalıĢanların ilgili
oldukları ve niyetlerinin olumlu olduğu tespit edilmiĢtir.
Ġç kontrolün doğası gereği kurum çalıĢanlarının niyetlerinin olumlu olduğunu
belirtmesi kamu idarelerinin uygulama konusunda büyük yol kat etmesine yardımcı
139
olmuĢtur. Bu husus yasal düzenlemelere uyumu ve sahiplenmeyi ve düzenlemelerden
gereken verimin alınmasını sağlamıĢtır.
Yasal düzenlemeleri hızla yerine getirmesi devletin kararlılığını; yasal
düzenlemelere tam uyum ise yaptığımız görüĢmelerin sonucuna göre kamu idareleri
ve çalıĢanların kararlılığını göstermektedir.
Ülkemizde iç kontrolün uygulanması konusunda büyük geliĢmeler olduğu ve
uygulamanın
göstermektedir.
eksikleri
ile
birlikte
sağlandığını–sağlanmaya
çalıĢıldığını
140
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
SONUÇ VE DEĞERLENDĠRMELER
4.Tüm Ġç Kontrol Sisteminin Değerlemesi
4.1.Kontrol Ortamı
Yönetim bütünlüğün uzlaĢtırılamayacağı mesajını veriyor mu? Pozitif bir
kontrol ortamı mevcut mu, yani tüm organizasyonda kontrol bilinci var mı ve
yönetimin tarzı pozitif mi? Kurum çalıĢanlarının yeterlilikleri sahip oldukları
sorumlulukları ile orantılı mı? Yönetimin iĢletme biçimi, otorite ve sorumlulukları
tahsis etme ve çalıĢanlarını organize etme ve geliĢtirme Ģekli uygun mu? Kurul
yeterli derecede özen gösteriyor mu?
4.2.Risk Değerlemesi
Kurum çapındaki hedefler ve destekleyici faaliyet hedefleri kurulu mu ve
birbiriyle bağlantılı mı? Hedeflere ulaĢmadaki baĢarı ve baĢarısızlıkları etkileyen iç
ve dıĢ riskler tanımlımı ve değerleniyor mu? Kurumun hedeflerine ulaĢma
kabiliyetini etkileyen değiĢimleri tanımlayan mekanizmalar mevcut mu? Politika ve
prosedürler ihtiyaç duyulduğu gibi uyarlanıyor mu?
4.3.Kontrol Faaliyetleri
Kurulu politikalara katılımı ve ilgili riskleri yönlendirecek önlemlerin yerine
getirilmesini sağlayacak kontrol faaliyetleri var mı? Kurumun her bir faaliyeti için
uygun kontrol faaliyetleri mevcut mu?
4.4.Bilgi ve ĠletiĢim
Uygun bilginin tanımlanması ve elde edilmesini ve bu bilginin personele
sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlayacak formatta ulaĢtırılmasını sağlayacak
bilgi sistemleri mevcut mu? Ġlgili bilginin iletiĢimi yapılıyor mu? Bireylerin ve
grupların beklenti ve sorumlulukları ve sonuçların raporlanması net mi? Ve iletiĢim
kurum içinde her yönde ve ayrıca dıĢ kesimlerle de yapılıyor mu?
141
4.5.Ġzleme
Sürekli bir izleme yapılması için ve iç kontrolün diğer unsurlarının iĢleyiĢinin
Değerlendirilmesi için uygun prosedürler var mı? Eksiklikler doğru insanlara
raporlanıyor mu? Prosedür ve politikalar ihtiyaç duyulduğu gibi uyarlanıyor mu?
SONUÇ
Kamu mali yönetiminde dönüĢüm ihtiyacını gündeme getiren gerekçeleri
dikkate aldığımızda gerek dünyada gerekse ülkemizde kamu kaynaklarının etkili
ekonomik ve verimli kullanılmaması en büyük nedenlerin baĢında gelmektedir. Bu
durum geçtiğimiz on yıllarda ülkelerde siyasi kaos ve ekonomik krizlerin çıkmasına
neden olmuĢtur. ġüphesiz ülkemizde de kamu gücünü kullanan siyasi erkin bu gücü
kendileri ve çıkar gruplarının lehinde kullanması ülkemizde de siyasi kaos ve
ekonomik krizlerle sonuçlanmıĢtır. Bu durum 2000‟li yılların baĢında ülkemizde
büyük bir tasfiyeyle sonuçlanıp çok güçlü siyasetçileri gündemden bir anda
düĢürmüĢtür. Bir taraftan büyük bir tasfiye diğer yandan güçlü bir yapılanmayı
beraberinde getiren bu durum ülkemizde de kamu mali yönetiminde büyük bir
dönüĢüme imza atarak kamu mali yönetiminde adeta yeni bir çağı baĢlatmıĢtır.
Performans esaslı bütçeleme
Hesap verilebilirlik
Mali saydamlık
Ekililik, Ekonomiklik, Verimlilik
Ġç kontrol, iç denetim, dıĢ denetim
Kavramları içinde barındıran modern dünyaya uygun bir kamu mali yönetim
anlayıĢını 2003 yılında 5018 sayılı kanun ile ülkemize kazandırmıĢtır.
ÇalıĢmamızın geçtiğimiz bölümlerinde yukarıdaki modern kavramlara
değinilmiĢ olup tezimizin esas fikir kaynağı olan iç kontrol sisteminin üzerinde
etraflıca durulmuĢ ve diğer modern kavramlarla iliĢkisinden bahsedilmiĢtir. Bu
bağlamda ülkemiz kamu mali yönetimi gerek iç kontrol kavramı gerekse yukarıda
belirttiğimiz modern kavramlardan beklediği verimi elde ettiği sonucuna varılmıĢtır.
142
ġöyleki;
Ġç kontrol, kamu kaynaklarının önceden belirlenmiĢ amaçlar doğrultusunda ve
mevcut mevzuat ile kurallara göre etkin, iktisadi ve verimli olarak kullanılıp
kullanılmadığı konusunda hükümete, parlamentoya, halka ve ilgili tüm taraflara
güvence sağlamaktadır. Bu nedenle, iyi iĢleyen bir iç kontrol sistemi, kamu
kaynaklarının en iyi Ģekilde kullanılmasının da ön Ģartı olmaktadır. Buradan yola
çıkarak, 5018 sayılı Kanun ile getirilen iç kontrol sisteminin etkin bir Ģekilde
uygulanması, aslında Kanun‟un diğer hükümlerinin de uygulamadaki etkinliğini ve
baĢarısını da artıracaktır. Bu durum kuĢkusuz AB ile müzakerelerde kolaylık
sağlayacaktır. Ancak, uzun bir süreçte hazırlanan bu Kanun‟un en iyi Ģekilde
uygulanabilmesi, kamu idarelerinde idari kapasitenin geliĢtirilmesine bağlıdır. Genel
olarak iç kontrol konusunda gerek mevzuat yönüyle gerekse de özellikle uygulama
performansı bakımından olması gereken seviyeye yaklaĢılmıĢtır. Ancak bazı kamu
idarelerinde
5018 sayılı Kanunun kamuda iç kontrole iliĢkin olarak öngördüğü
sistem ve süreçlerin mantığının, yapısının, özelliklerinin, getirilen düzenlemelerin
mahiyetinin yeterince anlaĢılamamıĢ olmasıdır. Dolayısıyla, Kanun ve diğer
mevzuatla öngörülen düzenlemelerin hayata geçirilmesi hususunda bazı sorunlara
neden olmaktadır. Bu durum ülkemizde reformlarda lokomotif güç olan bazı kamu
idareleri tarafından verilen eğitimlerle bertaraf edilmeye çalıĢılmaktadır.
Dolayısıyla kamu iç kontrol sistemi içerisinde sistemin öngörüldüğü Ģekliyle
iĢlemesini sağlamak bakımından ihdas edilen ve bir nevi sigorta iĢlevi olan söz
konusu mekanizmaların eğitim faaliyetleri sonucunda uygulamanın tüm kamu
idarelerinde sağlanmasını sağlayacaktır.
143
KAYNAKÇA
Kitaplar:
AKALIN G.,, Türkiye’ de Ekonomi-Politik Kriz ve Piyasa Ekonomisine GeçiĢ ,
AkçağYayınları, 1. Baskı, Ankara - 2002,
AKTAN C. C., 21. Yüzyıl Ġçin Yeni Bir Devlet Modeline Doğru Optimal Devlet
Kamu Ekonomisinin ve Yönetiminin Yeniden Yapılanması ve
Küçültülmesine Yönelik Öneriler, Tüsiad Yayınları,Yayın No: TÜSĠADT/95, 2-174, Ġstanbul 1995,
AKTAN C., C., ÇağdaĢ Liberal DüĢüncede Politik Ġktisat , DoğuĢ Matbaası,
Ankara, 1994,
ARCAGÖK, M. Sait, ERÜZ, Ertan, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Sistemi,
Maliye Hesap Uzmanları Derneği Yayını, Ġstanbul, Eylül 2006,
BLÖNDAL, J.,R., 2003, .Budget Reform in OECD Member Countries: Common
Trends., OECD Journal on Budgeting, Vol.2, No.4, 2003,
ÇELEBĠ K, Kamu Ekonomisi Analizi Kamu Ekonomisinin Büyüklüğü Sorunu ,
Emek Matbaası, Manisa- 2000,
ERÜZ, E., “5018 Sayılı Kanuna Göre Performans Esaslı Bütçeleme”, Kamu Mali
Yönetiminde Stratejik Planlama ve Performans Esaslı Bütçeleme, Seçkin
Yayınları, Ankara, Kasım 2006,
ERYILMAZ B., “Kamu Yönetiminde DeğiĢim”, Kamu Yönetimi 2. Forumu
Kitabı,
GÜL S., S., Sosyal Devlet Bitti, YaĢasın Piyasa! Yeni Liberalizm ve
Muhafazakarlık Kıskacında Refah Devleti, Etik Yayınları, Ġstanbul 2004,
KARABACAK, S., “Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması” Ġsveç
Örneği., Yıllık Programlar ve Konjonktür Değerlendirme Genel Müdürlüğü
Finansman Dairesi, DPT, s.1 Ankara, 2005
MUTLUER, M., K., ÖNER, E., ve KESĠK, A.,, Bütçe Hukuku, Birinci Baskı,
Ġstanbul: Ġstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, Mayıs 2005,
ÖZEREN B., ve ARAL, C., S., Yönetim ve Hesap Verme Sorumluluğu Amaçları
Bakımından Performans Bilgisi, , Ekim 1997,
ÖZKIVRAK Ö., ve DĠLEYĠCĠ D., “21. Yüzyıldaki Eğilimler Doğrultusunda
Türkiye’ de Devletin DeğiĢen Rolü, Palme Yayıncılık, Ankara 2007,
ÖZTÜRK N., Piyasa BaĢarısızlığından Kamu Ekonomisinin BaĢarısızlığına
Ekonomide
PARLAK B., “KüreselleĢme Sürecinde Modern Ulus - Devlet ve Kamu Yönetimi”,
ÇağdaĢ Kamu Yönetimi- 1, s:355
Piyasa Ekonomisi ve Devlet”, Yeni Türkiye Dergisi, 2001/42, ss: 1267- 1268
144
SAVAġ V., F., Piyasa Ekonomisi ve Devlet , Liberte Yayınları, 2. Baskı, Ankara
2000,
SAVAġ V., Ġktisadın Tarihi, 4. Baskı, Siyasal Kitabevi, Ankara- 2000,
TOKER, Murat, “Mali Saydamlık ve Türkiye”,
WORLD BANK, Public Expenditure Management Handbook, , 1998,
YILMAZ, O., “Kamu Yönetimi Reformu: Genel Eğilimler ve Ülke Deneyimleri”
DPT, Ankara, 2001
Makale:
ACAR, Ġ.A., H. ÇĠÇEK (2005), “Denetimin Kam uyu Tökezletmesi: Kamu Mali
Yönetimi Kontrol Yasası ve Denetim”, 20. Türkiye Maliye Sempozyumu
.Türkiye’de yeniden yapılanma, Pamukkale Denizli mayıs, 2005
ARIN, T., “Parlamenter Bütçe Denetiminin Plan ve Bütçe Komisyonu Yapı ve
ĠĢlevleri Üzerine Uluslararası KarĢılaĢtırma., TESEV, Seminer, Ġstanbul,
1999
ARSLAN M., “Orta Vadeli Harcama Sistemi (Çok Yıllı Bütçeleme) ve
Türkiye.de Uygulanabilirliği” SayıĢtay Dergisi, S:54, Temmuz-Eylül 2004
ARSLAN, A., 2002, “Kamu Harcamalarında Verimlilik, Etkinlik ve Denetim”
III., Mali Kılavuz Dergisi,
BAYAR, D., 2004, “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Getir(m)iyor?”. Maliye Dergisi, S:144, Mart-Nisan 2004,
Kanunu
Ne
ÇOLAK, H., B., (a) .”5018 Sayılı Kanunun Mali Yönetimimize Getirdikleri” II.,
YaklaĢım Dergisi, 2005
Dennis C. M., Kamu Tercihi Teorisi, (çev: Nurlane AHUNDZADE- Geray
MUSAYEV),
ERGĠNAY, A., 1978, .Türkiye.de Bütçe Kanun Metinlerinin GeliĢmesi., Ġ.Ü. Maliye
AraĢtırma Merkezi Konferansları, 25. Seminer, 1978,
ERÜZ, E., “Yeni Mali Yönetim Yapısında Performans Esaslı Bütçeleme”, 20.
Maliye Sempozyumu, PAÜ ĠĠBF Maliye Bölümü Yayını, (1), 2005,
GÖKBUNAR R., ve KOVANCILAR B., “ Soayal Refah Devleti ve DeğiĢim”,
Süleyman Demirel Üniversitesi ĠĠBF Dergisi , , S.3, Y.1998
GÖNEN, Ġ., 2000, .Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması
Bağlamında Performans Yönetimi., 15. Maliye Sempozyumu, T.C.
Akdeniz Üniversitesi Ġ.Ġ.B.F. Maliye Bölümü, . , Yayın No:3, Antalya, 15-17
Mayıs 2000
GÜL S., S., “Kamu Yönetiminde Kalite, Piyasa ve MüĢteri ArayıĢlarının Ġdeolojik
Temelleri”, Kamu Yönetiminde Kalite 2. Ulusal Kongresi, 21 - 22 Ekim
1999,
GÜLEN, F., “Kamuda Stratejik Planlama ve Performans Bütçe”, Memleket Mevzuat
Dergisi, Sayı 17 Kasım 2006, ,
145
ĠNAN Ö., “Ekonomik Hayatta Devletin Ağırlığı ve Verimliliğe Etkisi”, Erciyes
Üniversitesi ĠĠBF Dergisi, S.15, 1999,
KESĠK A., “5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Bağlamında
ve AB Sürecinde Türk Kamu Mali Ġç Kontrol Sistemi” Kocaeli
Üniversitesi sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C.9, S.1, 2005,
KESĠK, A., “Yeni Kamu Mali Yönetim Sisteminde Orta Vadeli Mali Plan
Çerçevesinde Çok Yıllı Bütçenin Uygulanabilirliği” 20. Maliye
Sempozyumu, , T.C. Pamukkale Üniversitesi Ġ.Ġ.B.F. Maliye Bölümü,
Türkiye.de Yeniden Mali Yapılanma., Yayın No:1, Karahayıt/Denizli, 2005
KIZILKAYA, E., 2003, .Bir Bürokrasi Klasiği: Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu Tasarısı., Mali Kılavuz Dergisi, S.21, Temmuz-Eylül 2003,
KONUKMAN, A., OYAN, Ġ., “Türk Kamu Mali Yönetiminin Yeniden
Yapılandırılması: Tespit ve Öneriler” 15. Maliye Sempozyumu, T.C.
Akdeniz Üniversitesi Ġ.Ġ.B.F. Maliye Bölümü, .Türk Kamu Mali Yönetiminin
Yeniden Yapılandırılması ve Bu Yapılanmada Performans Yönetimi Ve
Denetiminin Yeri., , Yayın No:3, Antalya, 15-17 Mayıs 2000
KOVANCILAR B, “ÇağdaĢ Liberal DüĢüncede Demokratik Karar Alma
Mekanizması ve Bütçe Harcamalarında Popülist Eğilimler”, Celal Bayar
Üniversitesi ĠĠBF Yönetim ve Ekonomi Dergisi, , s.3, Y.1997
“OECD Best Practices for Budget Transparency”, OECD Journal on Budgeting ,
Vol. 1, No. 3, 2002, ss: 8- 14
ÖZKIVRAK, Ö., D. DĠLEYĠCĠ (2001), “21. Yüzyıldaki Eğilimler Doğrultusunda
Türkiye‟ de
Piyasa Ekonomisi ve Devlet”, Yeni Türkiye Dergisi, 2001/42.
SAKAL, M., “Kamu Kesiminin Yeniden Yapılandırılması” Son Yıllara iliĢkin
Bir Değerlendirme., Çeviri, Maliye Yazıları Dergisi, S:62,
SAVAġ V., F., “ Politik YozlaĢma Ortamında Refah Devletin’ nden Minimal
Devlet’ e”, Ġçinde. Dokuz Eylül Üniversitesi ĠĠBF Maliye Bölümü Politik
YozlaĢma ve ġeffaf Yönetim Sempozyumu,
SAVAġ V., F., “ Görünmez El, Rayonellik ve YozlaĢma”, Liberal DüĢünce, Güz
1997,
SEZER B., U., “Büyük Devlet - Küçük Devlet TartıĢması”, Amme Ġdaresi Dergisi,
C.25, S.4, Aralık 1992, s: 13
ÜÇBAġ, A., “5018 Sayılı Kanunun Kamu Maliyesine Getirdikleri” Mali Kılavuz
Dergisi, S.25, Temmuz-Eylül 2004,
YAYLA A., “Siyaset ve YozlaĢma: Aykırı Bir BakıĢ”, Dokuz Eylül Üniversitesi
ĠĠBF Maliye Bölümü Politik YozlaĢma ve ġeffaf Yönetim Sempozyumu
Büyük Efes Otel, Ġzmir, 14- 15 Nisan 1994,
YAVUZ S., T., “Ġç Kontrol Fonksiyonu‟nun BileĢenleri, Ġc Kontrol Merkezi
TeftiĢ‟ten (Ġç Denetim‟den) Farklı Bir Mekanizma mıdır?”, Bankacılar
Dergisi 42, 2002
146
Diğer
Rapor ve Ġncelemeler:
BÜMKO, 2005, (T.C. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü)
“Mali Reformlar Kapsamında Yeni Bütçeleme AnlayıĢı Merkezi
Yönetim Bütçesi ve Çok Yıllı Bütçeleme”., Ankara Haziran 2005,
DPT 219 Kamu Harcama ve Kontrol Sistemlerinin İyileştirilmesi, Kamu İhaleleri
Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 9. Kalkınma Planı, , 2006,
DPT, .8. BeĢ Yıllık Plan: Kamu Mali Yönetiminin Yeniden Yapılandırılması ve Mali
Saydamlık Özel Ýhtisas Komisyonu Raporu. DPT Yayınları, 2000,
Internet Kaynakları:
CONTROL
AND
INTERNAL
AUDĠT,
http://www.cipfa.org.uk/international/download/ paper nh may2002.doc ,
(01.03.2009)
DPT
Kamu Kuruluşları İçin Stratejik Planlama Klavuzu,
www.dpt.gov.tr/sp/documents/Sp-Kilavuz.pdf. (12.11.2008)
MüsteĢarlığı,
http://www.canakan.org/ekonomi/anayasal_iktisat/diger_yazilar/muellergeraykamu_tercihi.htm , (01.01.2009)
http://www.sayistay.gov.tr/yayin/elek/elekicerik/24malisaydamlik.pdf , s.24.
http://www.tesev.org.tr (25.02.2005)
http://www.ekutup.dpt.gov.tr (15.12.2008)
http://www.ekutup.dpt.gov.tr/kamumali/karabacs/isvec.html , (25.11.2008)
YILMAZCAN,
D.,
“Mali
Saydamlık
Kavramı”,
http//:www.mcmed.org/NewActivities/Transparency/Doc/mali_saydamlik.do
c (16.12.2008)
YÖRÜKER, S, BaĢka Ülke Örnekleri Temelinde Kontrol, Denetim, TeftiĢ ve
SoruĢturma: Kavramsal Bir Çerçeve, (Ankara: TESEV Denetim Calıstayı
Ġkinci
Toplantısı,
2004),
5–8,
http://www.tesev.org.tr/etkinlik/denetim_2_toplanti.doc (05.06.2008)
www.sayistay.gov.tr/yayin/yayinicerik/ınto sai1.htm, (02.02.2008)
Kanun ve Yönetmelikler
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
1050 sayılı Muhasebe- i Umumiye Kanunu
Ġç Kontrol ve Ön Mali Kontrole ĠliĢkin Usul ve Esaslar
147
ÖZGEÇMĠġ
KiĢisel Bilgiler:
Serkan ĠNCE
Ankara
31/05/1981
Evli
Eğitim Durumu:
Lisans: Süleyman Demirel Üniversitesi Ġktisadi ve Ġdari Bilimler Fakültesi Maliye
Bölümü, (2001- 2005)
Lise: Ankara Lisesi, (1995 - 1998)
Yabancı Dil ve Düzeyi:
Ġngilizce, (ÜDS:48)
ĠĢ Deneyimi:
T. C. Maliye Bakanlığı Gelir Ġdaresi BaĢkanlığı Gelir Uzman Yardımcısı
(2007…)
Download