ُُ۬ا بِكُمْ رَب ّ۪ي لَوَْلَ قُلْ مَا يَعْبَؤ دُعََٓاؤُُ۬كُمْْۚ فَقَد

advertisement
Mayıs-1997
İBADET VE ÖNEMİ
Diyanet
‫قُلْ َما يَ ْعبَ ُ۬ ُؤا بِ ُك ْم َر ّ۪بي لَ ْو ََل‬
ُ ‫ف يَ ُك‬
‫ون‬
َ ‫ُد ََٓعا ُ۬ ُؤ ُك ْۚ ْم فَقَ ْد َك َّذ ْبتُ ْم فَ َس ْو‬
‫لِ َزاما‬
Muhterem Müslümanlar!
Mükemmel bir plana göre yaratılan ve
ahenkli bir düzen içinde işleyen kainatta, her
şeyin bir gayeye yönelik olduğunu, yeryüzünde
olan her şeyin insanın emrine ve hizmetine
verildiğini görürüz.
Yaratıklar arasında seçkin bir yeri olan;
akıl fikir ve üstün yeteneklerle donatılan
insanın yaratılışında elbette ki bir hikmet,
dünyaya gelişinde yüksek bir gaye vardır.
Bu gaye, yalnız yiyip içmek ve geçici
zevkleri tatmin etmek değildir. İnsan olarak
yaratılışımızın hikmetini, dünyaya gelişimizin
gayesini Yüce Rabbimiz Kuranı Kerimde söyle
bildirmiştir: "Cinleri ve insanları ancak bana
kulluk etmeleri için yaratmışımdır". (1) Demek
ki, dünyaya gelişimizin asıl gayesi Allah'ı
tanımak ve O'na ibadet etmektir.
İbadet, Allah'a tazim ve saygı göstermek,
emirlerine itaat etmek demektir. İbadet, saygı
ve itaatin en yüksek derecesidir. Böyle bir
saygı yalnız Allah'a yapılır, bütün varlığımızı
borçlu olduğumuz Allah'ın, biz kulları
üzerindeki hakkıdır.
İnsan, beden ve ruhun birleşmesinden
meydana gelen bir varlıktır. Bedenimizin
yemeye içmeye ihtiyacı olduğu gibi,
ruhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun en
önemli gıdası, sağlam bir iman ve ihlasla
yapılan ibadettir.
İbadette bizim için maddi ve manevi pek
çok faydalar olduğu bir gerçektir. Allah Teala
bizim ibadetimize muhtaç değildir, takat bizim
ibadete ihtiyacımız vardır. İbadetin faydası da
bize aittir.
İbadet,
imanın
olgunlaşmasını
ve
güçlenmesini sağlar. Kalbimizde Allah sevgisi
ve saygısının yerleşmesini temin eder.
Dolayısıyla ruhumuzu yüceltir. Kalbimizi kütü
düşüncelerden, organlarımızı günah kirlerinden
arındırır. Davranışlarımızı düzelterek bizi
ahlaken olgunlaştırır. Böylece ahirette cezadan
kurtulmamıza ve ebedi mutluluk yurdu olan
cennet nimetlerine kavuşmamıza vesile olur.
Muhterem Müminler!
İnsan hayatta çeşitli sıkıntılarla karşılaşır.
Bazen ümitsizliğe ve bunalıma düşebilir. Böyle
durumlarda, ibadetle bunalımlardan kurtulur.
İbadet sayesinde Allah'a yönelir, bütün
umutların söndüğü anda O'nun sonsuz
rahmetine iltica eder ve huzura kavuşur.
İbadet, inananlara Allah katında değer
kazandırır.
İbadet
görevini
yerine
getirmeyenler bu nimetten mahrum kalır.
Kuranı Kerimde bu konuda söyle buyurulur:
"Ey Muhammed de ki: İbadetiniz olmasa
Rabbim size ne diye değer versin...". (2)
İbadetin insanın günlük hayatında ve
ahlakı üzerinde çok önemli bir yeri vardır.
İbadet insanı topluma yaklaştırır ve toplumu
sevdirir.
İbadet müminin kalbine Allah korkusunu
yerleştirir. Mümin nerede olursa olsun iyi veya
kötü bütün yaptıklarından bir gün hesaba
çekileceğini bilir.
Bu konuda Kuranı Kerim'de yüce
Rabbimiz şöyle buyurur: "Müminler o
kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri
ürperir, kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğu
zaman, imanları artar ve Allah'a güvenirler.
Onlar namazlarını dosdoğru kılan ve
kendilerine rızık olarak verdiğimizden (Allah
yolunda) harcayan kimselerdir. İşte onlar
gerçek Müminlerdir. Onlar için Rableri katında
nice dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir
rızık vardır". (3)
İbadet, Müslümanın hayatını bütünüyle
İslam'a uydurmak için gösterdiği çabalar
olarak anlaşılmalıdır. Bu gerçeği Sevgili
peygamberimiz hadislerinde söyle ifade
ederler:
"İbadet
yetmiş
çeşittir.
En
faziletlilerinden
biri
de
helal
rızık
kazanmaktır". (4) Mümin, bir yandan İslam'ın
temeli olan ibadetleri yerine getirirken, diğer
yandan da, sosyal münasebetlerini, ahlak ve
adalet esaslarına göre düzenlemeli, kazancını
meşru yollardan sağlamalı fert ve toplum
haklarına saygı duymalı, hayra koşup şerden
kaçmalıdır. İşte bütün bunlar da ibadetlerimiz
cümlesindendir.
Değerli Müminler!
Özetleyecek olursak, ibadet, dünya ve
ahiret mutluluğudur. O halde bu mutluluğa
ulaşabilmek için, hem de toplum ve millet
olarak Allah'ın emrettiği ibadetlerimizi özenle
yerine getirmeliyiz.
***
(1)Zariyat S. Ayet, 56.
(2)Furkan S. Ayet, 77
(3)Enfal S. Ayet, 2. 3. 4.
(4) Acluni, Keşful-Hafa, (Hadis No: 1699)
Related documents
Download