dünya ekonomisindeki son gelişmeler

advertisement
T.C.
KALKINMA BAKANLIĞI
DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ SON
GELİŞMELER
EKONOMİK MODELLER VE STRATEJİK ARAŞTIRMALAR GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
Küresel Ekonomik Gelişmeleri İzleme Değerlendirme Dairesi
Haziran 2013 Sayı:6
0
İÇİNDEKİLER
YÖNETİCİ ÖZETİ .................................................................................................................................... 2
I. ABD EKONOMİSİ ............................................................................................................................... 7
Konjonktürel Gelişmeler .................................................................................................................. 7
1.
BÜYÜME ................................................................................................................................ 8
2.
İSTİHDAM ............................................................................................................................ 12
3.
DIŞ TİCARET ......................................................................................................................... 14
4.
ENFLASYON ve FAİZ ORANLARI .......................................................................................... 15
5.
KAMU MALİYESİ .................................................................................................................. 17
II. AB EKONOMİSİ .............................................................................................................................. 17
Konjonktürel Gelişmeler ................................................................................................................ 17
1.
BÜYÜME .............................................................................................................................. 18
2.
DIŞ TİCARET ......................................................................................................................... 24
3.
ENFLASYON ve FAİZ ORANLARI .......................................................................................... 24
4.
KAMU MALİYESİ .................................................................................................................. 26
III. ÇİN EKONOMİSİ ............................................................................................................................ 28
Konjonktürel Gelişmeler ................................................................................................................ 28
1.
BÜYÜME .............................................................................................................................. 30
2.
İSTİHDAM ............................................................................................................................ 30
3.
DIŞ TİCARET ......................................................................................................................... 33
4.
ENFLASYON ......................................................................................................................... 34
5.
KAMU MALİYESİ .................................................................................................................. 37
IV. DİĞER GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERLE İLGİLİ GELİŞMELER.................................................. 37
EK TABLO ve ŞEKİLLER ....................................................................................................................... 42
Not: Bu rapor, bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, Kalkınma Bakanlığı’nın resmi görüşlerini
yansıtmamaktadır. En son 12 Haziran 2013 tarihine kadar açıklanan veriler dikkate alınmıştır.
1
YÖNETİCİ ÖZETİ
Bu raporda 2013 yılı Mayıs ayında dünya ekonomisinde öne çıkan makroekonomik
gelişmeler ABD, AB ülkeleri, Çin ve gelişmekte olan diğer ülkeler ayrımında ele alınmakta ve güncel
gelişmeler değerlendirilmektedir. Açıklanan en güncel veriler büyüme, istihdam, dış ticaret,
enflasyon, faiz oranları ve kamu maliyesi ana başlıklarında sunulmuştur. Ayrıca Mayıs ayında
yayınlanan OECD Ekonomik Görünüm Raporunda, ‘’küresel dengesizlikleri ortadan kaldırmak için
uygulanması gereken politikalar’’ (Kutu 1, s.6) ile UNDP İnsani Gelişme Raporunda ele alınan
‘’güneyin yükselişi ve insani kalkınma’’ (Kutu 2, s.36) konuları ele alınmıştır.
2013 yılının ilk yarısında dünya büyümesinde tedrici bir toparlanma gerçekleşmiştir.
Küresel PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) endeksine bakıldığında 2013 yılının ilk çeyreğinde
üretim ve hizmetler sektöründen kaynaklanan bir iyileşme olduğu görülmektedir. Nisan ayında 51,9
seviyesinde gerçekleşen endeks, Mayıs ayında 53,1 seviyesine yükselmiştir. Bu iyileşmenin
sürükleyici gücünü gelişmekte olan ekonomiler, AB çevre ekonomileri ve özellikle ABD
oluşturmaktadır.
Uluslararası kuruluşlar dünya ekonomik görünümüne yönelik yeni raporlar yayınlamıştır.
Birleşmiş Milletler, 23 Mayıs 2013 tarihinde Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentiler Ara Raporunu,
OECD 29 Mayıs 2013 tarihinde Ekonomik Görünüm Raporunu ve Dünya Bankası da 13 Haziran 2013
tarihinde Küresel Ekonomik Beklentiler Raporunu yayınlamıştır. Tüm raporlarda küresel
görünümün yavaş bir toparlanma içinde olduğu belirtilmiş, 2013 yılı büyüme tahminleri aşağı yönlü
revize edilmiştir.
Birleşmiş Milletler, 23 Mayıs 2013 tarihinde Dünya Ekonomik Durumu ve Beklentiler ara
raporunu yayınlanmıştır. Raporda, 2012 yılı sonlarından bu yana küresel ekonomide söz sahibi
olan ekonomilerde uygulamaya konulan yeni politika teşvikleri ile sistemik risklerin azaltıldığı, bu
sayede tüketim ve özel sektör yatırımcı güveninde istikrarın yeniden tesis edildiği belirtilmiştir.
Fakat uygulamaya konan bu teşviklerin büyümeye olan katkısı sınırlı olmuştur. 2013 yılında küresel
ekonominin yüzde 2,3 oranında, 2014 yılında ise bir miktar ivme kazanarak yüzde 3,1 oranında
büyüyeceği tahmin edilmiştir.
OECD, 29 Mayıs 2013 tarihinde Ekonomik Görünüm Raporunu yayınlamıştır. Küresel
ekonomide herhangi olumsuz bir gelişmenin meydana gelmemesi, finansal piyasaların koşullarının
iyileşmeye devam etmesi ve piyasalara olan güvenin yavaş da olsa artışını sürdürmesi varsayımı ile
küresel büyümenin 2013 yılında yüzde 3,1, 2014 yılında ise yüzde 4 oranında gerçekleşmesi
beklenmektedir. Bu dönemde de geçmiş dönemlerde olduğu gibi, ülkelerin ekonomik
performanslarının birbirinden farklılaşması ve bu doğrultuda büyük bir olasılıkla ABD’nin diğer
büyük OECD ülkelerine kıyasla daha güçlü bir ekonomik performans göstereceği tahmin
edilmektedir. Avro Bölgesi’nde ise krizin etkilerinin tam anlamı ile yok edilememesi, mali
konsolidasyon uygulamalarının yavaşlaması ve kredi piyasalarındaki zayıf görünümün devam
etmesi nedeni ile büyüme sınırlı kalmaktadır. OECD dışındaki ülkeler arasında farklılıklar olsa da
önümüzdeki dönemdeki ekonomik performansın OECD ülkelerine kıyasla daha güçlü olacağı tahmin
edilmektedir.
2
Dünya Bankası’nın 13 Haziran 2013 tarihinde yayınladığı Küresel Ekonomik Beklentiler
Raporuna göre, küresel ekonomi daha yavaş ancak daha istikrarlı bir büyüme dönemine
girmektedir. Aylık veriler, 2012 yılının ortalarında yavaşlayan küresel hâsıla artışının 2013 yılında
yavaş da olsa bir ivme kazandığını göstermektedir. Küresel büyümenin 2013 yılında yüzde 2,2, 2014
yılında yüzde 3, 2015 yılında ise yüzde 3,3 olacağı tahmin edilmektedir.
ABD ekonomisi 2012 yılının son çeyreğinde askeri harcamaların düşüşünden kaynaklanan
düşük büyümeden sonra, 2013 yılı birinci çeyreğinde tüketim harcamalarında görülen ciddi
artışın büyümeye yansıması sonucunda yüzde 2,4 oranında büyümüştür. Gerçekleşen büyüme
performanslarına paralel olarak uluslararası kuruluşlar da ABD büyüme tahminlerinde revizyona
gitmişlerdir. Birleşmiş Milletler Raporuna göre 2013 ve 2014 yılı büyüme rakamları sırasıyla yüzde
1,9 ve 2,6 olarak tahmin edilmiştir. Yine Mayıs ayında OECD tarafından yayınlanan Raporda da 2013
ve 2014 yıllarında büyümenin sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,8 olması beklenmektedir. Bu rakamları
henüz istenilen seviyede bulmayan uluslararası kuruluşlar, FED’de parasal genişlemenin
azaltılmasına yönelik süregiden tartışmalara karşın, genişletici politikaya devam edilmesi gerektiğini
dile getirmişlerdir. Ancak gelişmiş ülkeler içinde ABD’nin görece daha hızlı büyüyeceği tahmin
edilmektedir.
Avro Bölgesi ekonomisi son altı çeyrek boyunca kesintisiz olarak daralmıştır. 2012 yılının
dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,6 oranında daralan Avro Bölgesi, 2013 yılının
ilk çeyreğinde yüzde 0,2 oranında daralmıştır. Kriz ortamı, kemer sıkma önlemleri, zayıf bankacılık
sistemi ve sıkılaşan kredi koşulları, düşük bölge içi talep ve azalan güven ortamı gibi faktörler
aktiviteyi kısıtlamaktadır. Avrupa yüksek kamu borçları ve zayıf bankacılık arasındaki negatif geri
besleme mekanizmasını kıramamış, kemer sıkma- düşük büyüme – erişilemeyen mali hedefler ve
daha fazla kemer sıkma kısır döngüsü içerisine girmiştir. İşsizlik oranın 2014 yılında yüzde 12,8
seviyesine ulaşması beklenmektedir. Düşük büyüme, artan çıktı açığı, azalan enerji fiyatları ve
yüksek işsizlik nedeniyle enflasyonun daha da gerileyeceği öngörülmektedir.
Avrupa Komisyonu Bahar Tahminleri 2013 Raporunda, finansal piyasalardaki iyileşmenin
reel ekonomiye yansımasının 2013 yılının ilk çeyreğinde de sınırlı kaldığını belirtmiştir. Fakat yılın
ikinci yarısında ekonomik görünümün pozitife döneceği tahmin edilmektedir. 2014 yılında
büyümenin daha ılımlı bir seyir izleyeceği ve bu ılımlı seyrin sürükleyici gücünün yurt içi talebin
artması olacağı belirtilmiştir. 2013 yılında Avro Bölgesinin yüzde 0,4, AB’nin ise yüzde 0,1 oranında
daralacağı tahmin edilmektedir.
Fransa’da ekonomik aktivite, son iki yıldır zayıf seyrini sürdürmektedir. 2013 yılında
daralması beklenen Fransa ekonomisinin, 2014 yılında da zayıf bir ekonomik performans
göstereceği ve potansiyelinin altında yüzde 0,8 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir. Son iki
yılda konut ve konut dışı yatırımlar ile, mali konsolidasyon ve işgücü piyasalarının bozulması
nedeniyle hane halkı tüketimi azalmıştır. Kar marjının düşük olduğu konut dışı yatırımların
önümüzdeki dönemde de zayıf seyrini koruması beklenmektedir. Düşük talep düzeyi inşaat
sektörünü olumsuz yönde etkilerken, konut fiyatlarına yönelik aşağı yönlü riskler varlığını
korumaktadır.
AB çevre ülkelerinde dış dengesizlikler düzelme eğilimindedir. 2013 yılında Yunanistan,
İtalya, Portekiz ve İspanya gibi cari işlemler hesabı açısından kırılgan ülkelerin cari işlemler
hesabındaki negatif görünüm düşük talep, rekabetçiliğin artması ve üretkenliğin artması sayesinde
3
pozitife döneceği tahmin edilmektedir. Özellikle cari işlemler hesabı açısından kırılgan olan
ülkelerde, her ne kadar ülkeler arasında farklılık gösterse de birim işgücü maliyetlerinin azalması
cari işlemler hesabının iyileşmesine destek olacaktır.
2008 yılında yaşanan küresel kriz sonrası dönemde küresel dengesizlikler ciddi oranda
azalmıştır. Küresel dengesizliklerin, önümüzdeki dönemde mevcut durumunu koruması
beklenmektedir. Küresel dengesizliklerin kalıcı olarak ortadan kaldırılabilmesi için dış açık sorunu
yaşayan ülkelerde reel döviz kuru düzenlemelerine ve mali konsolidasyona devam edilmeli;
büyümeyi güçlendirecek yapısal reformlar sürdürülmeli, tasarruflar ve yatırımlar arasındaki
dengesizlik ortadan kaldırılmalıdır. (Bknz. Kutu1)
Çin’de 2012 yılının sonlarına doğru ekonomide toparlanma sinyalleri yaşanırken bu yılın
ilk çeyreğinde ekonomik büyüme beklenmedik şekilde zayıflamaya başlamıştır. Ekonomide
yaşanan yavaşlamanın temelinde özellikle borsada yaşanan çıkışların etkisi ve iç talepteki gevşeme
yatmaktadır. Ekonomideki yavaşlamaya karşın tüketimin ve hane halkı gelirinin artmaya
başlamasıyla beraber ekonomik dengelenme hızlanmıştır. Buna karşın kredi büyümesindeki güçlü
seyrin, daha fazla teşvik edici mali politikaların 2013 yılının ortasından itibaren ekonomik büyümeyi
ivmelendirmesi beklenmektedir. OECD’nin Raporuna göre Çin’in 2013 ve 2014 yıllarında sırasıyla
yüzde 7,8 ve yüzde 8,4 oranında büyümesi beklenmektedir. Ayrıca Birleşmiş Milletler Raporuna
göre Çin ekonomisinde aynı dönemde sırasıyla yüzde 7,8 ve yüzde 7,7 oranında büyüme
beklenmektedir.
Çin’de açıklanan veriler ekonominin seyrine ilişkin karışık sinyaller vermektedir. Mayıs ayı
imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi (PMI) bir miktar yükselmesine karşın imalat dışı PMI
endeksi bir miktar gerilemiştir. Bununla birlikte, Mayıs ayında ticaret, enflasyon verileri
beklentilerin altında kalmış, kredi genişlemesi ise beklentilerin üzerinde kalmıştır. Zayıf küresel ve
yerel talep nedeniyle Çin’de büyümeyi destekleyici politikaların hayata geçirilmesi ihtiyacı artmıştır.
Buna karşın artan konut fiyatları halen devam eden finansal riskler nedeniyle hareket alanını
sınırlamaktadır.
Hindistan’ın ekonomik büyümedeki yavaşlaması devam etmektedir. Gelişmekte olan
ekonomilerde en yüksek mali açığa sahip Hindistan ekonomisi, dış talebin zayıf seyretmesi, yatırım
miktarının düşmesi ve faiz indiriminin büyümeye yeterince yansımaması nedeniyle Ocak-Mart
döneminde yüzde 4,8 oranında büyüme kaydetmiştir. Mart ayında sonlanan mali yılın genelinde ise
yüzde 5 büyüyerek son 10 yıldaki yüzde 8 büyüme ortalamasının altında kalmıştır.
OECD 2013 yılında büyük yatırım projelerinin devreye girmesi ve doğrudan yabancı
yatırımlar konusunda yapılan düzenlemelerin etkisiyle Hindistan’da büyümenin hızlanacağı fakat
kriz öncesi seviyelere göre düşük kalmaya devam edeceğini beklemektedir. 2013 ve 2014
yıllarında Hindistan’ın sırasıyla yüzde 5,7 ve yüzde 6,6 büyüyeceği tahmin edilmektedir. Birleşmiş
Milletler Raporuna göre sürekli yüksek enflasyon, yüksek cari açık, politik belirsizlikler ve kırılgan
güvenlik koşulları gibi yapısal sorunların yanında ulaşım ve enerji alanındaki kısıtlamalar
neticesinden büyümenin potansiyel seviyenin altında kalması beklenmektedir. Hindistan
ekonomisinin 2013 ve 2014 yıllarında sırasıyla yüzde 5,5 ve yüzde 6,1 oranında büyüyeceği tahmin
edilmektedir.
4
Artan küresel likidite ve risk iştahı, yükselen ekonomilere sermaye girişlerini artırırken bu
sermaye akımları, uzun süreli yatırımlardan ziyade ağırlıklı olarak portföy yatırımlarından
oluşmaktadır. Pek çok yükselen ekonomideki büyük şirketler, azalan finansman maliyetlerinden
olumlu etkilenmiştir. Yükselen ekonomilerdeki bu sermaye girişleri ulusal paralarının değer
kazanmasına, kredi genişlemesine, mali dengesizliklerine ve varlık fiyatı balonlarına neden
olabilecek riskler taşımaktadır.
Birleşmiş Milletler Raporuna göre emtia fiyatları aşağı yönlü bir baskıyla karşı karşıyadır.
Birincil emtialar için uluslararası fiyatlar tarihsel seviyelerin üzerinde seyretmektedir. Ancak 2013
ve 2014 döneminde aşağı yönlü bir baskı beklenmektedir. 2013 yılında zayıf küresel talepten dolayı
toplam emtia fiyatı endeksinin çok az düşmesi beklenmektedir. 2014 yılında metal ve petrol arzının
artması ve doların diğer paralar karşısında güçlenmesine bağlı olarak, emtia fiyatlarının yüzde 3,3
düşmesi beklenmektedir.
2013 yılı ilk beş ayı boyunca arzın talebi geçmesine rağmen brent petrolün fiyatı artmıştır.
2013 yılı boyunca petrolün varil fiyatının ortalama 110 dolar olması beklenmektedir. Bu rakam,
2012 yılına göre bir miktar daha düşüktür. Bunun da nedeni, gelişmiş ülkelerin petrol talebinin bir
miktar düşmesi ve ABD ile Irak’ın üretim gücünü artırmaya çalışmasıdır. 2014 yılında ise fiyat
ortalamasının 100 dolara kadar düşmesi beklenmektedir. Orta Doğu’daki jeopolitik tansiyon petrol
fiyatları için risk oluşturmaktadır.
5
Kutu 1: Küresel Dengesizlikleri Ortadan Kaldırmak İçin Uygulanması Gereken Politikalar
Küresel dengesizliklerin orta vadede nasıl bir seyir izleyeceği, küresel ölçekte söz sahibi olan
ülkelerin izleyecekleri politikalara bağlıdır. OECD Raporunda küresel dengesizlikleri tanımlamak ve
önümüzdeki dönemde nasıl bir seyir izleyeceğini açıklayabilmek için ekonometrik bir model kurulmuştur.
Cari fazlaları ve açıkları olan ülkelerin, ticaret partnerleri ile iş dünyasındaki pozisyonları; konut fiyatları,
yapısal mali dengeleri, reel efektif döviz kurları, petrol fiyatları açısından göreceli durumları ve küresel faiz
oranları analiz edilmiştir. Analizde 2015-2020 dönemi çalışılmış ve uygulanması muhtemel politikalar
dikkate alınmıştır. Yapılan tahminler, küresel dengesizliğin kriz öncesi dönemdeki zirve değerinden düşük
olmakla birlikte, önümüzdeki dönemde yüksek seviyelerde seyredeceğini göstermektedir.
Şekil 1. Küresel Cari İşlemler Hesabı Dengesizliği1 ( Dünya GSYH’sına Oran Olarak)
1
Toplam dünya hasılasındaki cari işlemler hesabı fazlaları ve açıkları dolar cinsinden hesaplanmıştır.
Bu çalışmada baz senaryo (senaryo 1); 2014 yılı sonrasında daha fazla maliye politikası ve reel kur
ayarlamalarına devam edilmeyeceği, 2020 yılına kadar konut yatırımlarının GSYH’ya oranının uzun dönem
ortalamasına yakınsayacağı, 2020 yılına kadar kısa dönemli faiz oranlarının normal seviyesine döneceği ve
petrol fiyatlarının 2013-2020 döneminde yıllık ortalama yüzde 3 oranında artacağı varsayımlarına
dayandırılmıştır. Bu senaryoya göre, küresel dengesizliklerin kriz dönemine göre azalmakla birlikte, 2020
yılına kadar artacağı ve halen kriz öncesi seviyelerinin üzerinde kalacağı tahmin edilmektedir. (Bkz. Şekil 2).
Senaryo 2’de baz senaryo varsayımlarına ek olarak, konut piyasalarında oluşması muhtemel
balonların küresel dengesizlikleri daha da artıracağı tahmin edilmiştir.
6
Şekil 2: Küresel Dengesizlikler: Senaryolar
.
Senaryo 3’de başta ABD, Japonya ve cari açık veren Avro Bölgesi ülkelerinin mali ayarlamalara
devam etmesi ve 2015-2020 döneminde her yıl birincil bütçe dengesinin GSYH’ya oranının yüzde 1
oranında artırılacağı varsayılmış; dış fazla veren Çin ve bazı Avro Bölgesi ülkelerinin ise herhangi bir mali
düzenleme yapmayacakları varsayılmıştır. Bu senaryoda, küresel dengesizliklerin 2020 yılında baz
senaryoya daha azalacağı tahmin edilmiştir.
Senaryo 4’de ise, senaryo 3 varsayımlarına ek olarak, büyüme ve istihdamı artıcı yapısal
reformların uygulanacağı varsayılmıştır. Bu senaryo sonuçlarına göre küresel dengesizliklerin daha da
azalarak kriz öncesi seviyelere yakınsayacağı tahmin edilmiştir.
------------Kaynak: OECD Ekonomik Görünüm Raporu, Mayıs 2013
I. ABD EKONOMİSİ
Konjonktürel Gelişmeler
ABD ekonomisinde 2013 yılının ilk çeyreğinde ılımlı bir büyüme kaydedilmiştir. ABD
ekonomisi 2012 yılı dördüncü çeyreğinde yaşanan yüzde 0,4 oranındaki büyümenin ardından tekrar
yukarı yönlü ivme kazanarak 2013 yılı ilk çeyreğinde yüzde 2,4 oranında büyümüştür. FED’in gevşek
para politikasına ve Kongrenin hanehalkı vergilerini düşük tutmaya devam etmesi neticesinde
gayrimenkul, emlak ve emek piyasalarında kısmi bir toparlanma yaşanmıştır. Ancak, Mart ayının
sonunda yürürlüğe giren otomatik harcama kesintilerinin ve yetersiz dış talebin ekonomik aktivite
üzerinde baskı unsuru olacağı tahmin edilmektedir. Birleşmiş Milletler Raporuna göre, ABD’nin
2013 yılında yüzde 1,9 oranında, 2014 yılında ise yüzde 2,6 oranında büyüyeceği tahmin
edilmektedir.
Yine OECD tarafından Mayıs ayında yayınlanan Ekonomik Görünüm Raporunda 2013 yılında
büyümenin ılımlı bir seyir izlemesi beklenmekte, 2014 yılında ise istihdam piyasasında toparlanma
7
oldukça büyümenin ivme kazanacağı tahmin edilmektedir. OECD’nin 2013 yılı birinci çeyreğinde
büyümeyi yüzde 2,5 olarak tahmin etmesi, gerçekleşen büyümeyle paralel bir görünüm
sergilemektedir. 2013 yılı için gelecek ikinci, üçüncü ve dördüncü çeyreklerde ise sırasıyla yüzde
1,6, yüzde 1,8 ve yüzde 2,6 oranlarında büyüme beklenmektedir. Yıllık bazda 2013 yılı için yüzde 1,9
olarak beklenen büyümenin 2014 yılında ivme kazanarak yüzde 2,8 oranına yükselmesi tahmin
edilmektedir.
FED’in varlık alım programını ne zaman sonlandıracağına ilişkin tartışmalar devam
etmektedir. OECD’nin para politikasının toparlanmayı desteklemeye devam etmesi gerektiğini
savunmasına rağmen FED’in 30 Nisan-1 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirdiği para politikası
toplantısının tutanaklarında komite üyelerinin varlık alım programının ne zaman sonlandırılacağı
konusunda ayrıştıkları dikkat çekmiştir. Bu tür açıklamalar, FED’in gevşek para politikalarından çıkış
stratejilerini beklenenden erken uygulamaya alabileceğine ilişkin görüşleri gündeme getirmektedir.
Çıkış stratejisinin ülke ekonomileri üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği tartışılmalıdır.
ABD’de yeni istihdam alanlarının yaratılması ve yükselen Asya ekonomilerine karşı rekabet
gücünün kaydedilmesinin amaçlandığı dünyanın en büyük ticari ilişkisi olması beklenen ABD-AB
arasındaki serbest ticaret anlaşmasına ilişkin görüşmelerin Haziran ayı sonunda başlaması
beklenmektedir. Mevcutta düşük seviyede olan ABD-AB gümrük tarifeleri nedeniyle anlaşmanın
odak noktasını, tarifelerden ziyade diğer ticaret engelleri oluşturmaktadır. Teknik düzenlemeler,
standartlar ve sertifikalardaki farklılıklar gibi engellerin kaldırılmasına yönelik düzenlemelerin
anlaşmanın temelini oluşturması beklenmektedir. Yapılacak anlaşmanın ABD büyümesine pozitif
katkı sağlaması beklenmektedir.
ABD’nin Serbest Ticaret Anlaşmaları atılımlarına bir yenisinin de Türkiye ile yapılması
planlanmaktadır. ABD ile Türkiye arasında serbest ticaret anlaşmasına doğru çabalara başlama
kararının alındığı görüşmelerde ABD Başkan Yardımcısı John Biden, ABD yönetimi olarak göreve
geldikleri andan beri hedeflerinin, Türkiye ile aralarındaki ekonomik ortaklığı genişletmek ve
derinleştirmek olduğunu belirtmiştir. Biden, her iki ekonomi için de enerji, eğitim, teknoloji gibi
alanlarda muazzam boyutta fırsatların mevcut olduğunu ifade etmiştir. Görüşmede Amerikan
enerji, teknoloji ve ilaç sektörü şirketlerinin, hızla büyüyen Türk ekonomisinde iş yapmaya ya da
ortaklık kurmaya hazır olduğu belirtilmiştir.
FED’in ilerleyen dönemlerde tahvil alım programında azalmaya gidebileceğine yönelik
sinyaller alınmıştır. FED, 22 Mayıs’ta ekonomideki ilerlemenin sürdürülebilir olduğuna kanaat
getirmeleri ve istikrarlı bir büyüme görüldüğü takdirde, politika yapıcıların önümüzdeki birkaç
toplantıda tahvil alım programını yavaşlatmayı değerlendirebileceklerini söylemiştir.
1. BÜYÜME
ABD ekonomisi 2012 yılı dördüncü çeyreğinde gerçekleşen yüzde 0,4 oranındaki büyümenin
ardından 2013 yılı ilk çeyreğinde yüzde 2,4 oranında büyüme kaydedilmiştir. Bu gelişmede, tüketim
harcamalarındaki artışın ve özel yatırımların etkisi olmuştur. Tüketim harcamalarının 2010 yılı
sonundan bu yana kaydedilen en yüksek değer olan yüzde 3,4 oranında artış kaydetmesine ve
yatırım harcamalarının ise yüzde 9 oranında artmasına rağmen, kamu harcamalarındaki kesinti
büyümeyi sınırlandırmıştır.
8
Şekil 1: Harcamalar Yoluyla GSYH Artışı (Bir Önceki Döneme Göre Yıllık, Yüzde Değişim)
40
30
20
2,3
1,7
2,6
2,2
3,1
2,5
2,4
2,0
1,3
10
4
2,4
1,3
2
0,4
0,1
-0,7
0
6
4,1
3,8
0
-10
-2
-20
-30
-40
-4
-6,7
-6
-50
-8
I
II
III
IV
I
II
2009
III
IV
I
II
2010
Özel Tüketim
III
IV
I
II
2011
Kamu Tüketimi
Toplam Yatırım
III
IV
2012
İhracat
İthalat
I
2013
GSYH Artışı (sağ eksen)
Kaynak: Bureau of Economic Analysis
2013 yılı birinci çeyrek büyüme tahminlerine göre, harcama bileşenlerinin büyümeye
katkılarının özel tüketim için 2,4 puan, toplam yatırımlar için 1,16 puan, net ihracat için -0,21 puan
ve kamu tüketimi için -0,97 puan olduğu tahmin edilmiştir.
Şekil 2: Harcama Bileşenlerinin GSYH’ya Katkıları (Yüzde)
6
4
4,1
3,8
2
2,3
1,7
0
2,6
2,2
3,1
2,5
2,4
2
1,3
2,4
1,3
0,4
0,1
-0,7
-2
-4
-6
-6,7
-8
-10
I
II
III
IV
I
2009
Özel Tüketim
II
III
IV
I
2010
Kamu Tüketimi
II
III
IV
2011
Toplam Yatırım
I
II
III
2012
Net İhracat
IV
I
2013
GSYH Artışı (sağ eksen)
Kaynak: Bureau of Economic Analysis
9
Tüketim
2013 yılı birinci çeyrekte büyümeyi destekleyen önemli faktörlerden biri olan tüketim
harcamalarındaki artış, Nisan ayında yerini azalma sinyallerine bırakmıştır. İkinci çeyreğin
başlangıcında bu gelişme, aşağı yönlü bir eğilim olarak algılanmaktadır.
Mortgage ve tüketici borçlarının toplamından oluşan hanehalkı borçları 2012 yılının
dördüncü çeyreğinde yüzde 10 olarak gerçekleşmiştir.
Şekil 3: Hanehalkı Borç Servis Oranı (Borç/Harcanabilir Gelir, Yüzde)
15
10
5
2012Q4
2012Q3
2012Q2
2012Q1
2011Q4
2011Q3
2011Q2
2011Q1
2010Q4
2010Q3
2010Q2
2010Q1
2009Q4
2009Q3
2009Q2
2009Q1
2008Q4
2008Q3
2008Q2
2008Q1
2007Q4
2007Q3
2007Q2
2007Q1
2006Q4
2006Q3
2006Q2
2006Q1
0
Hanehalkı Borç Servis Oranı
Kaynak: http://www.federalreserve.gov
Üretim
Sanayi üretim endeksi Şubat ve Mart aylarında sırasıyla yüzde 0,9 ve yüzde 0,3 oranındaki
yükselişin ardından Nisan ayında yüzde 0,5 oranında azalarak yüzde 98,7 oranında gerçekleşmiştir.
İmalat sanayinde görülen yüzde 0,4 oranındaki yavaşlama, bazı endişelere neden olmuştur.
Mevsimsel etkilerden kaynaklanan enerji sektöründe ise yüzde 3,7 oranında azalma görülmektedir.
Kapasite kullanım oranı da sanayi üretimine paralel bir görünüm sergilemektedir. Nisan
ayında kapasite kullanımı yüzde 77,8 seviyesine gerilemiştir.
Şekil 4: Sanayi Üretim Endeksi (2007=100, Mevsimsel Olarak Düzeltilmiş) ve Kapasite Kullanım
Oranı (Yüzde)
79,2
78,8
78,4
78,2
77,9
77,8
Sanayi Üretim Endeksi
98,2
98,1
Ara.12
Oca.13
Haz. 12
97,2
98,1
Kas.12
99,0
99,3
98,7
96,8
Eki.12
May. 12
97,0
Eyl.12
97,3
Ağu.12
97,3
Tem.12
97,3
77,8
77,6
77,0
97,9
78,3
79,5
79,0
78,5
78,0
77,5
77,0
76,5
76,0
75,5
Nis.13
78,3
Mar.13
78,9
Şub. 13
79,0
Nis. 12
99,5
99,0
98,5
98,0
97,5
97,0
96,5
96,0
95,5
Kapasite Kullanım Oranı (sağ eksen)
Kaynak: http://www.federalreserve.gov, The Conference Board
10
ISM (Institute for Supply Management) tarafından açıklanan ve iki aydır imalat sektöründe
ılımlı bir genişleme olduğunu gösteren Satın Alma Yöneticileri Endeksi (Purchasing Manager IndexPMI), Mayıs ayında Nisan ayına göre yüzde 1,7 oranında düşüş kaydederek 50,7 seviyesinden 49
seviyesine gerilemiştir. Mayıs ayında endeks değerinin 50 eşik değerin altında gerçekleşmesi,
ekonominin daralma yönünde endişelere neden olsa da, tüketim harcamalarındaki artışın
önümüzdeki dönemlerde sektörlere olumlu yansıması beklenmektedir.
ABD ekonomisinde son üç aydır ekonomide artan güven ortamı hakimiyetini korumaktadır.
Tüketici güven endeksi artış eğilimini devam ettirmiş ve Mayıs ayında artarak yüzde 76,2 seviyesine
çıkmıştır. Tüketicilerin kısa vadeli görünüm ile ilgili beklentilerinin pozitif olması, iş ortamı ve
istihdam piyasası üzerindeki beklentilerinin olumlu görünümü, bu yükseliş üzerinde etkili olmuştur.
Buna ilave olarak emtia piyasasındaki getirilerin de bunda etkili olduğu söylenebilir.
Şekil 5: Güven Endeksleri (1985=100)
69
64,4
62,7
53,5
49,7
49,8
49,6
51,5
51,7
49,5
50,2
53,1
54,2
51,3
50,7
49,0
Eki.12
Kas.12
Ara. 12
Oca. 13
Şub. 13
Mar. 13
Nis. 13
May. 13
76,2
Eyl.12
68
Ağu.12
71,5
Tem.12
72,2
Haz.12
68,4
65,9
May. 12
90
80
70
60
50
40
30
20
10
0
60,6
PMI Endeksi
65,1
59,7
58,4
Tüketici Güven Endeksi
Kaynak: http://www.ism.ws, The Conference Board
Tüketici kredilerindeki artış hızı, son dönem tüketici güveninde yaşanan artışın etkisiyle
artmaya devam etmektedir. Tüketiciler, sağlanan güven ortamına ve harcama artışlarına rağmen,
ihtiyatı elden bırakmamaktadır. Dolayısıyla kredilerde yüksek ivmelenme görülmemektedir. Son üç
aydır kredi artışları, ortalama olarak yüzde 5 dolaylarında seyretmektedir.
11
Şekil 6: Toplam Tüketici Kredilerindeki Değişim (Yüzde, Yıllık, Mevsimsel Düzeltilmiş)
2013-04
2013-01
2012-10
2012-07
2012-04
2012-01
2011-10
2011-07
2011-04
2011-01
2010-10
2010-07
2010-04
2010-01
2009-10
2009-07
2009-04
2009-01
2008-10
2008-07
2008-04
2008-01
2007-10
2007-07
10
8
6
4
2
0
-2
-4
-6
-8
-10
Toplam Tüketici Kredisi Değişimi
Kaynak: http://www.federalreserve.gov
Yükseliş trendini sürdüren OECD Bileşik Öncü Göstergeleri son iki aydır 101 seviyesinde
seyretmektedir. Ekonomide tesis edilen güven ortamı da dikkate alındığında bu gelişme,
ekonominin önümüzdeki dönemlerde büyüme kaydedeceğine işaret etmektedir.
100,9
100,77
100,90
101,00
101,00
Nis. 13
100,86
Mar. 13
Şekil 7: OECD Bileşik Öncü Göstergeleri
100,80
100,67
100,56
100,47
100,44
100,47
Ağu.12
100,54
Tem.12
100,60
Haz.12
100,6
100,3
Şub. 13
Oca.13
Ara.12
Kas.12
Eki. 12
Eyl.12
May.12
Nis.12
100,0
Bileşik Öncü Göstergeler
Kaynak: OECD
2. İSTİHDAM
Mayıs ayı verisine göre işsizlik oranı yüzde 7,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. Mayıs ayında 175
bin kişilik tarım dışı istihdam yaratılmıştır. Hizmetler sektöründe, yiyecek ve içecek alanlarında ve
perakende sektörlerinde istihdam artmıştır. FED’in yaptığı son açıklamada ekonomiyi desteklemek
amacıyla tahvil alımına son verebileceğini duyurması üzerine işsizlik oranının yeniden
yükselmesinden kaygı duyulmaktadır.
Ekonomik nedenlerle yarı zamanlı çalışmak zorunda olan kişi sayısında 12 bin kişilik düşüş
yaşanmış ve bu sayı 7,9 milyon kişiye düşmüştür. Uzun dönem işsizlerin (27 hafta ve üzeri işsiz
12
olanlar) toplam işsizler içindeki payı Mayıs ayında 37,3 olarak gerçekleşmiş, önceki aylara göre bir
miktar düşüş kaydetmiştir. Mayıs ayında uzun dönem işsizlerin sayısı yaklaşık 4,3 milyon kişi olarak
gerçekleşmiştir.
Şekil 8: İşsizlik Oranları (Yüzde)
8,3
8,2
8,1
7,6
7,5
7,6
May. 13
Nis. 13
Oca. 13
Ara. 12
Eki.12
7,7
Mar. 13
7,7
Eyl.12
Ağu. 12
Tem.12
Haz.12
7,9
7,8
Şub. 13
7,9
7,8
Kas.12
8,2
May.12
8,4
8,2
8,0
7,8
7,6
7,4
7,2
7,0
İşsizlik Oranı
Kaynak: US Bureau of Labour Statistics
8 Haziran ile biten haftanın sonunda 346 bin kişi işsizlik başvurusunda bulunmuştur. Yapılan
işsizlik başvurularının istikrarlı bir seyir izlemesi, işsizlik oranının da fazla değişmemesine neden
olmaktadır.
Şekil 9: Haftalık İşsizlik Sigortası Başvuruları (bin kişi)
600
558
500
500
479
455
400
356
363
300
321
318
310
200
100
05/18/2013
05/04/2013
04/20/2013
04/06/2013
03/23/2013
03/09/2013
02/23/2013
02/09/2013
01/26/2013
01/12/2013
12/29/2012
12/15/2012
12/01/2012
11/17/2012
11/03/2012
10/20/2012
10/06/2012
09/22/2012
09/08/2012
08/25/2012
08/11/2012
07/28/2012
07/14/2012
06/30/2012
06/16/2012
06/02/2012
05/19/2012
05/05/2012
0
Haftalık İşsizlik Sigortası Başvuruları
Kaynak: US Department of Labor
ABD’de 2013 yılı birinci çeyrekte emek verimliliğinde yükselme gözlenmiştir. Verimlilik
endeksi birinci çeyrekte 111,417 değerinde olurken, maliyet endeksi 2012 yılı dördüncü çeyreğine
göre yükseliş göstererek 109,54 seviyesinde gerçekleşmiştir.
13
Şekil 10: Tarım Dışı Birim Emek Maliyeti ve Toplam Verimlilik Endeksi (2005=100)
110
109
108
107
106
105
104
103
102
112
110
108
106
104
102
13.02.2009
13.05.2009
13.08.2009
13.11.2009
13.02.2010
13.05.2010
13.08.2010
13.11.2010
13.02.2011
13.05.2011
13.08.2011
13.11.2011
13.02.2012
13.05.2012
13.08.2012
13.11.2012
13.02.2013
2.13.2013
10.13.2012
6.13.2012
2.13.2012
10.13.2011
6.13.2011
2.13.2011
10.13.2010
6.13.2010
2.13.2010
10.13.2009
6.13.2009
2.13.2009
100
Birim Emek Maliyeti-Tarımdışı
Verimlilik-Tüm Sektörler
Kaynak: Datastream
3. DIŞ TİCARET
ABD’de dış ticaret açığı Mart ayında düşmesine karşın, Nisan ayında tekrar yükselişe geçerek
42,7 milyar dolar seviyesine çıkmıştır. İhracat 227,7 milyar dolara yükselmiş ithalat ise 187,4 milyar
dolara düşmüştür. Kriz sonrası küresel ekonomik aktivitelerdeki yavaşlama ve küresel talepteki
daralma nedeniyle ticaretin olumsuz etkilenmesi, ABD’yi serbest ticaret anlaşmaları gibi ticareti
destekleyecek yeni adımların atılması yönünde çabalara itmektedir.
Şekil 11: Aylık Dış Ticaret Rakamları (Milyar Dolar)
250
200
230,9
184,3
230,5
184,2
227,6
185,2
226,8
183,4
226,1
182,1
228,4
186,8
225,3
231,6
185,2
182,7
227,0
188,7
229,4
186,7
231,0
187,1
222,3
185,2
227,7
187,4
150
100
50
0
-50
-45,7
-48,8
-51,7
-51,4
-43,8
-47,8
-46,6
-42,4
-46,2
-43,5
-44,0
-41,6
-42,7
İhracat
İthalat
Nis. 13
Mar. 13
Şub. 13
Oca. 13
Ara. 12
Kas.12
Eki.12
Eyl.12
Ağu.12
Tem.12
Haz.12
May. 12
Nis. 12
-100
Dış Ticaret Dengesi
Kaynak:US Census Bureau
14
4. ENFLASYON ve FAİZ ORANLARI
Enflasyon oranı, Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 0,4 oranında düşüş kaydederek
yüzde 1,1 seviyesine gerilemiştir. Mart ayında enerji fiyatlarında yaşanan düşüş, enflasyonda
yaşanan gerilemenin önemli nedenlerinden biridir. Bu rakam, son 12 ayın en düşük oranıdır.
Mart ayında değişim göstermeyen gıda endeksi, Nisan ayında 0,2 puanlık artış göstermiştir.
Enerji fiyatlarında ise 4,3 puanlık düşüş gözlemlenmiştir.
Çekirdek enflasyon son üç aydır düşüş eğilimi sergilemektedir. Nisan ayında bu oran yüzde
1,7 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Enflasyon oranlarındaki genel seyir, enflasyon oranları yüzde 2,5’in üzerine çıkmadığı sürece
varlık alım programına devam edecek olan FED’in gelecek dönemlerde de parasal genişlemeye
devam etmesi önünde engel oluşturmamaktadır.
Şekil 12: Enflasyon Oranı (Bir Önceki Yılın Aynı Ayına Göre, Yüzde)
2,5
2,3 2,3
2,3
2,2
2,2
2,1
1,9
2,0
1,7
1,7
2,02,0
2,0
1,7
1,9
1,8
1,9
1,7
1,9
2,0
2,0
1,7
1,6
1,5
1,4
1,5
1,9
1,1
1,0
0,5
Enflasyon Oranı
Nis. 13
Mar. 13
Şub. 13
Oca. 13
Ara. 12
Kas. 12
Eki.12
Eyl.12
Ağu.12
Tem.12
Haz.12
May. 12
Nis. 12
0,0
Çekirdek Enflasyon (Gıda ve Enerji Hariç)
Kaynak: Bureau of Labour Statistics
Ekonominin desteklenmesine yönelik olarak uygulanan düşük faiz oranı politikasıyla paralel
olarak kısa dönem faiz oranı, politika faiz oranına neredeyse paralel bir seyir izlemektedir. Haziran
ayında kısa dönem faiz oranı yüzde 0,20 ve uzun dönem faiz oranı yüzde 1,93 olarak
gerçekleşmiştir.
15
Şekil 13: Faiz Oranları (Yüzde)
2,50
2,00
1,98
1,91
1,62
1,50
1,53
1,68
1,72
1,75
0,26
0,24
0,23
1,75
0,23
1,96
1,93
1,76
1,72
1,65
1,00
0,50
0,32
0,30
0,24
0,23
0,23
0,22
0,21
0,20
0,20
Kısa Dönem Faiz Oranı (3 Aylık)
Politika Faiz Oranı
Haz. 13
May. 13
Nis. 13
Mar. 13
Şub. 13
Oca. 13
Ara. 12
Kas. 12
Eki.12
Eyl.12
Ağu.12
Tem.12
Haz. 12
0,00
Uzun Dönem Faiz Oranı
Kaynak: OECD- Monthly Economic Indicators
FED'in ekonominin iyileşme sinyalleri verdiği ve parasal genişleme olarak adlandırılan
parasal teşvik programını daraltabileceği yönündeki açıklaması sonucu, 10 yıllık devlet tahvillerinin
getiri oranı yükselmiş ve Haziran ayında yüzde 2,95 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Şekil 14: ABD 10 Yıllık Devlet Tahvillerinin Getiri Oranı (Yüzde)
6
5
4
3
2
1
May.07
Tem.07
Eyl.07
Kas.07
Oca.08
Mar.08
May.08
Tem.08
Eyl.08
Kas.08
Oca.09
Mar.09
May.09
Tem.09
Eyl.09
Kas.09
Oca.10
Mar.10
May.10
Tem.10
Eyl.10
Kas.10
Oca.11
Mar.11
May.11
Tem.11
Eyl.11
Kas.11
Oca.12
Mar.12
May.12
Tem.12
Eyl.12
Kas.12
Oca.13
Mar.13
May.13
Tem.13
0
10 Yıllık Devlet Tahvillerinin Getirisi
Kaynak: Datastream
16
5. KAMU MALİYESİ
Nisan ayında IMF tarafından yayınlanan Mali İzleme Raporuna göre ABD’de mali uçurum
endişeleri kısmen giderilmiş olsa da, 2013 yılı birincil bütçe açığında GSYH’nin yüzde 1,75’i oranında
düşüş beklenmektedir. 1 Mart 2013 tarihinde otomatik harcama kesintilerinin yürürlüğe girmesinin
bu düşüşte etkili olduğu söylenebilir. Rapora göre 2013 yılında bütçe açığının GSYH’ya oranının
yüzde 6,5’e gerilemesi ve 2014 yılında ise açığın mali konsolidasyon uygulamaları ile birlikte bir
miktar daha düşerek yüzde 5,4 olması beklenmektedir.
OECD Raporunda ise geniş kapsamlı bütçe harcama kesintilerinin büyümeye zarar
vermemesi ve güvenilir uzun dönemli mali planların uygulamaya konulması yönünde tavsiyelerde
bulunulmuştur.
Mali politika görünümü aşağı yönlü risk oluşturmaya devam etmektedir. Para politikası
sınırlamaları gündeme gelirse, harcama kesintilerinin aktiviteler üzerindeki azaltıcı etkisi daha fazla
olacaktır. Konut piyasasındaki iyileşme, GSYH’ya oranı oldukça düşük olan dayanıklı tüketim
mallarına yönelik baskılanmış talebin rahatlamasına neden olabilir. Parasal genişlemeden
zamanından önce bir çıkış yapmak kırılgan olan toparlanmayı riske atabilir. Fakat çok fazla
beklemek de, büyük finansal kayıplarla birlikte programdan sistemsiz bir şekilde çıkışa neden
olabilecektir. Bu nedenli bu iki olasılığın değerlendirilmesi gerekli görülmektedir.
II. AB EKONOMİSİ
Konjonktürel Gelişmeler
Avro Bölgesi ekonomisi son altı çeyrek boyunca kesintisiz olarak daralmıştır. 2012 yılının
dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,6 oranında daralan Avro Bölgesi, 2013 yılının
ilk çeyreğinde yüzde 0,2 oranında daralmıştır. Borç krizi sorununu aşamayan ve üst üste yedi
çeyrektir resesyondan çıkamayan İspanya ve İtalya ekonomileri 2013 yılının ilk çeyreğinde sırasıyla
yüzde 0,5 ve yüzde 0,6 oranında küçülmüştür.
Avrupa Komisyonu tarafından yayınlanan Bahar Tahminleri 2013 Raporunda, finansal
piyasalardaki iyileşmenin reel ekonomiye yansımasının 2013 yılının ilk çeyreğinde de sınırlı kaldığı
belirtilmiştir. Fakat yılın ikinci yarısında ekonomik görünümün pozitife döneceği tahmin
edilmektedir. 2014 yılında büyümenin daha ılımlı bir seyir izleyeceği ve bu ılımlı seyrin sürükleyici
gücünün yurt içi talebin artması olacağı belirtilmiştir. Sorunlu ülkelerdeki kamu ve özel sektörün
bilançolarını düzeltme çabalarının tam anlamı ile amacına ulaşamaması, yine bu ülkelerdeki
finansal koşulların yeterince iyileşememesi ve piyasalarda devam eden belirsizlik nedeniyle GSYH’ın
2013 yılında Avro Bölgesinde yüzde 0,4 oranında, AB’de ise yüzde 0,1 oranında daralacağı tahmin
edilmektedir. 2014 yılında ise Avro Bölgesinin yüzde 1,2 oranında, AB’nin yüzde 1,4 oranında
büyüyeceği beklenmektedir. Bu tahminler sorunlu ülkelerdeki hükümetlerin kamu borcu krizinin
daha da derinleşmesini önlemeye yönelik uygulamalara devam edecekleri varsayımı altında
yapılmıştır. Ancak Haziran ayında yayınlanan ECB projeksyonlarında 2013 yılında Avro Bölgesinin
yüzde 0,6 oranında daralacağı öngörülmektedir.
Rapora göre, Birlikteki ülkelerin büyüme performansları ve işgücü piyasalarındaki durumları
arasında ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Almanya, yurtiçi talebin güçlenmesi, işgücü piyasalarının
17
düzelmesi ve dinamik ücret artışları sayesinde önümüzdeki dönemde ekonomik koşullarını
iyileştirebilecektir. Fransa’da yatırımların azalmaya devam etmesi ve özel tüketimin sabit kalması
nedeniyle bu yılda daralmanın devam edeceği beklenmektedir. İtalya’da ise ekonomik aktivitenin
2013 yılında da azalmaya devam edeceği tahmin edilmektedir. Harcanabilir gelirin azalması,
piyasalara olan güvensizliğin hala tersine çevrilememiş olması ve finansal koşulların sıkılığının
devam etmesi, tüketim ve yatırım harcamalarının artmasını engellemektedir. İspanya’da yurtiçi
talep zayıf seyrini devam ettirmektedir. Cari işlemler hesabında tedrici bir iyileşme yaşansa da
İspanya ekonomisinin 2013 yılında da daralacağı tahmin edilmektedir.
2013 yılında Yunanistan, İtalya, Portekiz ve İspanya gibi cari işlemler hesabı açısından
kırılgan ülkelerin cari işlemler hesabındaki negatif görünüm düşük talep, rekabetçiliğin artması ve
üretkenliğin artması sayesinde pozitife döneceği tahmin edilmektedir. Özellikle de cari işlemler
hesabı açısından kırılgan olan ülkelerde, her ne kadar ülkeler arasında farklılık gösterse de birim
işgücü maliyetlerinin azalması cari işlemler hesabının iyileşmesine destek olacaktır.
Raporda, Slovenya’nın Avro Bölgesinde krize giren yeni bir ülke olma potansiyelini taşıdığı
belirtilmektedir. Slovenya hükümetinin siyasi reformlar yapması ve bütçe açığını kapatabilmesi için
bütçe tasarrufuna gitmesi beklenmektedir. Diğer taraftan Fitch, Slovenya’nın uzun vadeli yabancı
para birimi cinsinden kredi notunu A-‘den BBB+’ya düşürerek görünümünü negatif yönde revize
etmiştir. Fitch ayrıca, Slovenya ekonomisinin 2013 yılının sonunda yüzde 2 oranında daralmasını
beklemektedir.
IMF, 16 Mayıs 2013 tarihinde, 30 Haziran 2013’e kadar Güney Kıbrıs’a anında ödenmek
üzere Avro Bölgesine vereceği 1,3 milyar avroluk kurtarma paketinin ilk katkı payı olan 86 milyon
avroyu onaylamıştır. Avro Bölgesinde gerçekleştirilen kurtarma operasyonlarına fon sağlamakla
yükümlü olan Avrupa İstikrar Mekanizması (ESM), Güney Kıbrıs’a fon aktarımı konusunda varılan
anlaşmanın onaylandığını açıklamıştır. IMF bu kredinin, ülkenin finansal istikrarını sağlaması, mali
sürdürülebilirliğin gerçekleştirilmesi ve Güney Kıbrıs halkının refah düzeyini güvence altına alınması
adına ekonomik toparlanmaya pozitif yönde katkı sağlamasının beklendiğini belirtmiştir.
1. BÜYÜME
2012 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,6 oranında daralan Avro
Bölgesi, 2013 yılının ilk çeyreğinde yüzde 0,2 oranında daralmıştır. GSYH yılın ilk çeyreğinde yıllık
olarak yüzde 1,1 oranında küçülmüştür. Avro Bölgesi son altı çeyrek boyunca kesintisiz olarak
teknik resesyon içerisindedir.
Yılın ilk çeyreğinde yaşanan yüzde 0,2 oranındaki daralma, iç talepte ve yatırımlarda
yaşanan daralmadan kaynaklanmaktadır. Buna karşın ithalatın ihracattan daha fazla azalması
sonucunda net ihracat kalemi pozitif katkı vermiştir. Düşük tüketici ve yatırımcı güveni, mali
konsolidasyon önlemleri, bilanço küçültme süreci ve artan belirsizlik ortamı yatırımları
baskılamıştır. Bu gelişmelere ek olarak emek piyasalarında devam eden zayıflık nedeniyle azalan
istihdam olanakları ve toplam harcanabilir gelir özel tüketimi olumsuz etkilemiştir. Yüksek kamu
borç sorunu yaşayan Avrupa ülkelerinde mali manevra alanın olmayışı genişleyici maliye
politikalarını ihtimal dışı bırakmaktadır.
18
ECB Haziran ayında yayınladığı tahmin notunda Mart ayı makroekonomik tahminlerini 0,1
puan aşağı yönlü revize ederek Avro Bölgesinin 2013 yılı genelinde yüzde 1 ila yüzde 0,2 aralığında
daralacağını tahmin etmiştir. 2014 yılında ise bölgenin yüzde 1,1 oranında büyüyeceği
öngörülmektedir.
Şekil 15: Harcamalar Yoluyla GSYH Artışı (Bir Önceki Döneme Göre, Yüzde Değişim)
2,0
1,5
1,5
1,0
1,0
0,5
0,5
0,0
-0,1
0,0
-0,5
-0,2
-0,5
-0,1
-0,2
-0,5
-0,6
-0,7
-1,0
0,0
-01
-1,1
-1,0
-1,5
-1,5
-2,0
-2,0
2012Ç1
2012Ç2
2012Ç3
2012Ç4
Özel Tüketim
Kamu Tüketimi
Toplam Yatırım
İhracat
GSYH Artışı (Yıllık)
GSYH Artışı (Çeyreklik)
2013Ç1
İthalat
Kaynak: Eurostat
Avrupa’nın büyük ekonomilerinden Almanya ilk çeyrekte bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1
oranında büyürken, Fransa yüzde 0,2 oranında daralmıştır. Portekiz, İspanya, Slovenya ve İtalya
sırasıyla yüzde 0,4, yüzde 0,5, yüzde 0,7, yüzde ve yüzde 0,5 oranlarında daralmışlardır. Aynı
dönemde Litvanya ve Letonya ise sırasıyla yüzde 1,3 ve yüzde 1,2 oranında büyümüştür.
Tüketim
Beş çeyrektir daralma eğiliminde olan özel tüketim, ilk çeyrekte yüzde 0,1 oranında
artmıştır. Bu çeyrekte nihai tüketim harcamalarının büyümeye katkısı olmamıştır. Bir önceki yılın
aynı dönemine göre yüzde 1,2 oranında azalan tüketim harcamalarının, aynı döneme göre eksi
yüzde 1,1 oranında gerçekleşen büyümeye katkısı eksi 0,7 puan olmuştur. Tüketimdeki zayıflık son
birkaç yıldır hanehalklarının reel harcanabilir gelirlerinin enflasyon nedeniyle aşınması ve artan
işsizlik ile açıklanmaktadır. Öncü göstergeler tüketimin bir süre daha düşük seyredeceğine işaret
etmektedir.
Kamu tüketim harcamaları 2013 yılının birinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1
oranında azalmıştır. Kamu tüketim harcamalarının büyümeye katkısı olmamıştır. Önümüzdeki
dönemde kamu harcamalarının toplam talebi artırıcı etkisinin uygulanmakta olan mali
konsolidasyon planları nedeniyle sınırlı olacağı beklenmektedir.
Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,2 oranında azalan perakende ticaret, Nisan ayında
bir önceki aya göre yüzde 0,8 oranında azalmıştır. Perakende satış endeksi 2012 yılı Nisan ayı ile
karşılaştırıldığında yüzde 1,1 oranında düşmüştür. Gıda, içecek ve tütün ürünlerinin satışı yüzde 2
19
oranında azalırken, gıda dışı ürünlerin satışı ise yüzde 0,6 oranında artmıştır. Nisan ayında
Finlandiya’da yüzde 3,6 ve İngiltere’de yüzde 2 oranında azalan perakende ticaret, Macaristan’da
yüzde 5,2 ve Romanya’da yüzde 1,9 oranında artmıştır.
Şekil 16: Harcama Bileşenlerinin GSYH'ye Katkıları (Yüzde)
1,2
1,2
1,0
1,0
0,8
0,8
0,6
0,6
0,4
0,4
0,2
0,2
0,0
0,0
-0,2
0,0
-0,1
-0,2
-0,2
-0,4
-0,2
-0,4
-0,6
-0,6
-0,6
-0,8
-0,8
2012Ç1
2012Ç2
2012Ç3
2012Ç4
Özel Tüketim
Kamu Tüketimi
Toplam Yatırım
Stok
İthalat
GSYH Artışı
2013Ç1
İhracat
Kaynak: Eurostat
Nisan ayında 46,9 seviyesinde gerçekleşen bileşik PMI endeksi, Mayıs ayında 47,7’ye
yükselmiştir. Endeks son on yedi aydır daralma sinyali vermekle birlikte bu artış, daralmanın hızının
azaldığına işaret etmektedir. Fransa, İtalya ve İspanya’da endeks daralma bölgesinde kalmasına
rağmen son birkaç ayın en yüksek seviyesinde gerçekleşmiştir. Almanya’da endeks 50 eşik
değerinin biraz üzerinde gerçekleşmiştir. Düşük Nisan ayı PMI verisi ve bozulan güven ortamında
hizmetler sektöründe yaşanan hızlı gerilemenin etkili olduğu belirtilmektedir. Endekse göre
Almanya ve İrlanda’da üretim artışı yaşanırken, İspanya, Fransa ve İtalya’da üretim azalmıştır.
Fransa ve Almanya’da kaydedilen endeks değerleri arasındaki 10 puanlık farklılık göze
çarpmaktadır. Endeks, yılın ilk çeyreğinde Almanya’da toparlanmaya, Fransa’da ise ciddi daralmaya
işaret etmektedir. Endeksi yayınlayan Markit şirketi Avro Bölgesinin içinde bulunduğu durumu
avronun tedavüle girmesinden bu yana yaşanan en uzun durgunluk olarak tanımlarken, ikinci
çeyrekte ekonominin yüzde 0,2 oranında daralacağını tahmin etmektedir.
Avro Bölgesi imalat PMI göstergesi Mayıs ayında bir önceki aya göre 1,6 puan artarak 48,3
seviyesinde gerçekleşmiştir. Bölge ülkelerinin tamamı daralma bölgesinde kalmıştır. İmalat
sanayindeki olumsuz görünüm, istihdam olanaklarının azalmasına ve iş kayıplarına neden
olmaktadır.
Avrupa Duyarlılık Endeksi (ESI) uzun dönem ortalamasının altında kalmaya devam
etmektedir. Endeks Mayıs ayında 89,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Endekste ve güven
göstergelerinde iyileşme kaydedilmiştir. OECD Bileşik Öncü Göstergesi Nisan ayında 100,1
20
seviyesinde kaydedilmiştir. OECD’nin açıklamasına göre Almanya başta olmak üzere Avro
Bölgesinde aşağı yönlü seyrin sonuna gelindiği ve büyüme beklentisinin arttığı belirtilmiştir.
Mayıs ayında güven göstergelerinde yaşanan iyileşmeye rağmen endeks değerleri uzun
dönem ortalamaların altında kalmaya devam etmiştir. Konjonktürel veriler, ikinci çeyrekte
ekonomik aktivitenin düşük seyredeceğine işaret etmekte ve toparlanmanın gecikeceği beklentisini
kuvvetlendirmektedir.
88,6
90,1
89,4
100,0
99,9
90,4
99,8
89,7
99,7
88,0
99,4
85,4
86,9
99,4
99,4
86,0
90,00
87,3
99,4
99,5
88,9
99,6
99,6
91,2
95,00
91,8
93,9
100,00
99,7
105,00
100,1
Şekil 17: OECD Bileşik Öncü Göstergeleri (CLI) ve Avrupa Duyarlılık Endeksi (ESI)
85,00
80,00
CLI
Mayıs 13
Nisan 13
Mart 13
Şubat 13
Ocak 13
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
Mayıs 12
Nisan 12
75,00
ESI
Kaynak: OECD (CLI) ve Eurostat (ESI)
Şekil 18: Avro Bölgesi Güven Göstergeleri Endeks Değeri
0
-5
-9,3
-13
-16,8
-10
-15
-20
-21,9
-25
Sanayi
Hizmetler
Tüketici
Mayıs 13
Nisan 13
Mart 13
Şubat 13
Ocak 13
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
Mayıs 12
-30
Perakende
Kaynak: Eurostat
21
Yatırımlar
2011 yılının ikinci çeyreğinden itibaren düşme eğiliminde olan sabit sermaye yatırımları,
2013 yılının ilk çeyreğinde de bu eğilimini sürdürmüştür. 2012 yılının dördüncü çeyreğinde bir
önceki döneme göre yüzde 1,4 oranında azalan yatırım harcamaları, 2013 yılının ilk çeyreğinde
yüzde 1,6 oranında azalmıştır. Yatırım harcamalarının GSYH artışına 0,4 puan negatif katkısı
olmuştur. Yatırım harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,5 oranında azalmıştır.
Yatırım harcamalarının alt kalemleri açıklanmamış olmakla birlikte ülkelerin kısa vadeli üretim
verileri ilk çeyrekte inşaat ve inşaat dışı yatırımların azaldığına işaret etmektedir. Belirsizlik ortamı,
bilanço küçültme süreci ve zorlaşan finansman koşulları yatırımları olumsuz etkilemiştir. Kapasite
kullanım oranları ise hala düşük seviyededir.
Avro Bölgesi mevsimsel düzeltilmiş sanayi üretim endeksi verilerine göre, Mart ayında
yaşanan yüzde 0,9 oranında artışın ardından, Nisan ayında endeks bir önceki aya göre yüzde 0,4
oranında artmıştır. 2012 yılı Nisan ayı ile karşılaştırıldığında endeks yüzde 0,6 oranında artmıştır.
Sermaye malı üretimi yüzde 2,7 oranında artarken, dayanıklı tüketim mallar ve enerji üretimi
sırasıyla, yüzde 2,7 ve yüzde 1,5 oranlarında azalmıştır.
82
80
78,9
80,5 80,3
79,8
78,4
79,2 78,8
77,6
78
77.8*
2013Ç2
2013Ç1
Kapasite Kullanım Oranı
2012Ç4
2012Ç3
2012Ç2
2012Ç1
2011Ç4
2011Ç3
74
2011Ç2
Sanayi Üretim Endeksi
76,9
76
2011Ç1
Nisan 12
Mayıs 12
Haziran 12
Temmuz 12
Ağustos 12
Eylül 12
Ekim 12
Kasım 12
Aralık 12
Ocak 13
Şubat 13
Mart 13
Nisan 13
104
102
100
98
96
100,9
101,5
100,9
101,4
102,1
100,0
99,4
98,7
99,3
98,7
99,1
100,0
100,3
Şekil 19: Avro Bölgesi Sanayi Üretim Endeksi (2005=100, Mevsimsel Düzeltilmiş) ve Kapasite
Kullanım Oranı (Mevsimsel Düzeltilmiş, Yüzde)
Kaynak: Eurostat, * Tahmin
2013 yılı ilk çeyreğinde yüzde 76,9 seviyesinde gerçekleşen Avro Bölgesi kapasite kullanım
oranının, 2013 yılının ikinci çeyreğinde 77,8 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir.
Stoklar
2011 yılının yaz aylarında başlayan stok azaltma eğilimi hızını kaybetmiştir. Yedi çeyrek
boyunca devam eden stok azaltma süreci GSYH artışını olumsuz etkilemiştir. Stok değişimi 2013
yılının ilk çeyreğinde çeyreklik büyümeye katkı vermemiştir.
Net İhracat
Küresel düzeyde ve bölge düzeyinde yaşanan düşük ekonomik aktivite Avro Bölgesinin
ticaret performansını olumsuz etkilemiştir. 2012 yılının son çeyreğinde ithalat ve ihracat
performansındaki zayıflık, yılın ilk çeyreğinde de devam etmiştir. 2013 yılının ilk çeyreğinde ihracat
yüzde 0,8 oranında, ithalat yüzde 1,1 oranında azalmıştır. Bu durum sonucu oluşan net ihracat,
çeyreklik GSYH artışına 0,1 puan katkı vermiştir. Artan ABD ve Asya Bölgesi kaynaklı talep, azalan
Avro Bölgesi içi talebi telafi edememiştir. Uzun vadeli perspektiften bakıldığında 2010 yılının ikinci
yarısından itibaren net ihracat artışları büyümeye olumlu katkı yapmıştır. Bu süreçte avronun diğer
22
ticaret ortaklarına göre reel efektif değerinin düşmesi ihracat performansına olumlu yansımıştır.
Azalan dış talep ve son aylarda kurun değer kazanmaya başlamasının önümüzdeki süreçte bölgenin
ihracat performansını olumsuz etkileyebileceği düşünülmektedir.
2. İSTİHDAM
Son iki yıldır artmaya devam eden işsizlik oranı Avro Bölgesinde yüzde 12, AB’de ise yüzde
11 seviyesine ulaşmıştır. Önümüzdeki dönemde, mali sıkılaştırma politikalarına devam edilmesi,
zayıf iç ve dış taleple birlikte işgücü piyasalarındaki bozulmanın düzeltilememesi nedeniyle işsizlik
oranın daha yüksek seviyelere ulaşacağı tahmin edilmektedir. Mart ayında yüzde 12,1 oranında
gerçekleşen Avro Bölgesi işsizlik oranı Nisan ayında 0,1 puan artarak yüzde 12,2 seviyesine
ulaşmıştır. 2012 yılının Nisan ayı ile karşılaştırıldığında işsizlik 1,9 puan artmıştır.
Avro Bölgesindeki işsiz sayısı Nisan ayında bir önceki aya göre 95 bin kişi artarak 19 milyon
375 bine ulaşmıştır. 2012 yılı Nisan ayı ile karşılaştırıldığında Avro Bölgesindeki işsiz sayısı 1,6
milyon kişi artmıştır.
İşsizlik oranlarının en yüksek gerçekleştiği ülkeler yüzde 26,8 ile İspanya ve yüzde 27 ile
Yunanistan olmuştur. Avusturya ve Almanya’da sırasıyla yüzde 4,9 ve yüzde 5,4’lük işsizlik oranları
ise Avro Bölgesinin en düşük işsizlik oranlarıdır.
Avro Bölgesinde 25 yaş altı işsizlik oranı Nisan ayında yüzde 24,4 seviyesinde
gerçekleşmiştir. 25 yaş altı işsizlerin sayısı 3,6 milyon kişiye ulaşmıştır. Yunanistan’da yüzde 62,5’e,
İspanya’da yüzde 56,4’e, Portekiz’de yüzde 42,5’ya ulaşan genç işsizlik oranları Bölge için ciddi bir
sorun oluşturmaya devam etmektedir.
Şekil 19: İşsizlik Oranı1 (Yüzde)
30,0
24,4
25,0
20,0
12,20
15,0
10,0
10,90
5,0
İşsizlik Oranı
İşsizlik Oranı (%) >25 yaş
Mart 13
Ocak 13
Kasım 12
Eylül 12
Temmuz 12
Mayıs 12
Mart 12
Ocak 12
0,0
İşsizlik Oranı (%) <25 yaş
Kaynak: Eurostat
1
Yunanistan verileri Şubat 2013’e aittir.
23
3. DIŞ TİCARET
Yılın birinci çeyreğinde Avro Bölgesi, GSYH’sının yüzde 1,3’i oranında, yaklaşık 59,5 milyar
avro tutarında cari fazla vermiştir.
2013 yılı Mart ayında Avro Bölgesi ihracat ve ithalat rakamları sırasıyla 165,8 milyar avro ve
142,9 milyar avro olarak gerçekleşirken, dış ticaret dengesi 22,9 milyar avro fazla vermiştir. Öte
yandan mevsimsel düzeltilmiş dış ticaret verilerine göre ihracat Mart ayında bir önceki aya göre
yüzde 2,8 oranında artarken, ithalat yüzde 1 oranında azalmıştır.
10,6
20,8
11,8
8,5
11,6
20,8
143,4
131,7
164,0
150,9
169,4
160,4
153,5
145,1
147,8
152,1
162,3
148,7
161,8
148,2
158,2
151,1
143,7
17,4
2,3
-3,5
27,0
Cari Denge
İthalat
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
Mayıs 12
Nisan 12
Mart 12
-4,8
Şubat 12
Ocak 12
Aralık 11
-11,6
148,0
165,6
158,2
150,1
148,5
138,7
147,4
139,0
180
160
140
120
100
80
60
40 23,4
20
0
-20
-40
147,9
Şekil 20: Dış Ticaret Verileri (Milyar Avro)
ihracat
Kaynak: Eurostat
4. ENFLASYON ve FAİZ ORANLARI
Gösterge enflasyon, Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 1,4
seviyesinde gerçekleşmiştir. Enflasyondaki artış, hizmet ve gıda fiyat artışlardan kaynaklanmaktadır.
ECB’nin makroekonomik tahminlerine göre enflasyonun 2013 yılı genelinde dalgalı bir seyir
izleyeceği belirtilmektedir. ECB, orta vadede enflasyonun hedeflere iyi çıpalanmış olduğunu, düşük
kapasite kullanım oranları ve yavaş toparlanmanın birlikte düşünüldüğünde 2013 yılı genelinde
enflasyonun yüzde 1,4, 2013 yılında yüzde 1,3 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörmektedir.
Mayıs ayında enflasyon oranının en düşük kaydedildiği ülkeler; yüzde -0,3 ile Yunanistan ve
yüzde -0,2 ile Letonya olurken, enflasyon oranının en yüksek kaydedildiği ülkeler, yüzde 4,3 ile
Romanya ve Macaristan, yüzde 3,9 ile Estonya olmuştur. Gösterge enflasyonun bileşenlerine
bakıldığında gıda, tütün ve alkol fiyatlarının yüzde 3 oranında, enerji fiyatlarının yüzde 4,7 oranında,
enerji dışı sanayi ürün fiyatlarının ise yüzde 1 oranında arttığı görülmektedir. Avro Bölgesinde yıllık
çekirdek enflasyon oranı ise Mayıs ayında yüzde 1,5 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Nisan ayında Avro Bölgesi üretici fiyatları endeksi yıllık bazda yüzde 0,6 oranında artmıştır.
Nisan ayında üretici enflasyonu yıllık olarak enerji sektöründe yüzde 2,6 oranında, ara malı fiyatları
yüzde 0,3 oranında azalmıştır.
24
Şekil 21: Enflasyon Oranları (Yüzde)
3,0
2,5
2,0
1,4
1,5
1,0
1,2
0,5
HICP(gösterge enflasyon) yıllık değişim (%)
Mayıs 13
Nisan 13
Mart 13
Şubat 13
Ocak 13
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
Mayıs 12
0,0
HICP(çekirdek enflasyon) yıllık değişim (%)
Kaynak: Eurostat
ECB 6 Haziran 2013 tarihinde yaptığı para politikası kurulu toplantısında yüzde 0,75
seviyesindeki politika faiz oranını ve sıfır seviyesindeki mevduat faiz oranını değiştirmeme kararı
almıştır. Enflasyon baskısının olmamasının destekleyici para politikası uygulanmasına olanak
sağladığı belirtilmektedir. Fiyat gelişmeleri üzerinde yukarı yönlü risk unsurunun yönetilen fiyatlar
ve vergi artışları olduğu, aşağı yönlü risk unsurunun ise ekonomik aktivitenin zayıflaması olduğu
belirtilmiştir.
Şekil 22: Faiz Oranları ve Avro-Dolar Kuru
1,20
1,36
1,34
1,32
1,30
1,28
1,26
1,24
1,22
1,20
1,18
1,16
1,00
1,29
0,80
0,60
0,62
0,40
0,2
0,08
0,20
3 Aylık Faiz oranı (Libor) (%)
EuroYield (5 Yıllık) (% )
Eonia ( Gecelik Faiz)(%)
Avro-Dolar Kuru (Sağ Eksen)
Mayıs 13
Nisan 13
Mart 13
Şubat 13
Ocak 13
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
Mayıs 12
0,00
Kaynak: Eurostat
25
3 aylık EURIBOR faizi, EONIA ve 5 yıllık avro tahvillerinin getiri oranları sırasıyla yüzde 0,2,
yüzde 0,08 ve yüzde 0,6 olarak gerçekleşmiştir. EUR/USD paritesi Mayıs ayında 1,29 seviyesinde
gerçekleşmiştir.
ECB’nin Aralık 2011 ve Mart 2012 tarihlerinde Uzun Vadeli Refinansman Operasyonu (LTRO)
çerçevesinde finansal kuruluşlara kullandırdığı 1,018 trilyon avronun ilk geri ödemesi olarak
bankalar 30 Ocak 2013 tarihinde itibaren toplamda 224,8 milyar avro ödeme yapmışlardır. Gecelik
borçlanma faizi ile refinansman faiz oranları arasındaki negatif getiri farkı piyasalardaki likidite
fazlalığına işaret etmektedir. Bankaların yapmış olduğu 224,8 milyar tutarındaki geri ödemeye
rağmen hala piyasalarda likidite fazlasının olduğu anlaşılmaktadır.
Şekil 23: EURIBOR Spreadleri (*) (Baz Puan)
50
40
30
20
10
3 Aylık
1 Aylık
Haziran 13
Mayıs 13
Nisan 13
Mart 13
Şubat 13
Ocak 13
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
-10
Mayıs 12
0
1 Haftalık
Kaynak: Eurostat
(*) Spreadler, piyasalarda oluşan faizlerinden EONIA swap endekslerinin farkının alınması ile elde edilmiştir.
5. KAMU MALİYESİ
IMF tarafından 2013 yılı Nisan ayında yayınlanan Mali İzleme (Fiscal Monitor) Raporuna
göre, Avro Bölgesindeki pek çok gelişmiş ülkede ekonomik durgunluğa rağmen, mali düzenlemeler
devam etmektedir. Fransa’da GSYH’sının yüzde 1,25’i kadar yapısal düzenleme yapılacağı tahmin
edilmektedir. 2014 yılında, bütçe açığında GSYH’nın yüzde 3,5’i kadar azalma beklenmektedir.
İtalya’da ise mali konsolidasyonda yavaşlama beklenmektedir. Portekiz’de de mali konsolidasyonun
2013 yılı boyunca devam etmesi beklenmektedir. Yunanistan’da da düzenlemeler devam etmekte
ve kurumsal reform gündeminde gelir yönetimi ve harcama kontrolü ile ilgili değişiklikler
yapılmaktadır. Bu gelişmenin 2013 yılında birincil bütçe dengesini sıfıra yaklaştırması
beklenmektedir. Bu yıl Yunanistan’ın toplam bütçe açığının yüzde 4,5’e düşeceği tahmin
edilmektedir.
Avrupa Komisyonunun yayınladığı Bahar Tahminleri raporuna göre, 2012 yılında uygulanan
gelir bazlı kısıntılar sayesinde açıklar azalmış ve Avrupa’nın kamu mali görünümünü iyileşmiştir.
Gelir ve sağlık harcamalarından alınan vergilerin artırılması ile genel devlet gelirleri artmıştır. 2013
yılında devlet gelirlerinin GSYH’ya oranın Avro Bölgesinde yüzde 46,8, AB’de ise yüzde 45,8
seviyesine ulaşması beklenmektedir.
Yapısal bütçe açığının GSYH’ye oranının, devresel faktörler ve geçici önlemler neticesinde
2012 yılında Avro Bölgesinde yüzde 1,5, AB’de ise yüzde 1 seviyesine düşürüldüğü belirtilmiştir.
26
Mali konsolidasyon önlemlerinin devam edeceği varsayımı ile yapısal bütçe açığının GSYH’ya
oranının 2013 yılında Avro Bölgesinde yüzde 1,2 oranında, AB’de ise yüzde 2 oranında daralması
beklenmektedir.
Faiz harcamalarının artması ve düşük GSYH artışı nedeniyle kamu borç stokunun
önümüzdeki dönemde de artmaya devam etmesi beklenmektedir. Kamu borç stokunun GSYH’a
oranının 2013 yılında Avro bölgesinde yüzde 95,5, AB’de ise yüzde 89,8 seviyesine yükselmesi
beklenmektedir.
ECB’nin OMT adını verdiği Doğrudan Parasal İşlemler programı henüz uygulanmaya
başlanmamış olsa da, bölgedeki kırılgan ülkelerin tahvillerini şarta bağlı fakat limitsiz olarak
alacağını ilan etmesi kamu finansman maliyeti ve risk primleri ciddi şekilde artmış olan sorunlu
ülkelerin 10 yıllık devlet tahvillerinin getirilerinin ve kredi temerrüt takas oranlarının (CDS)
gerilemesine yardımcı olmuştur. Fakat yine de ülkelerin tahvil getirileri farklılık göstermektedir.
Borç sorunu yaşayan ülkelerin 10 yıllık borçlanma maliyetleri Mayıs ayı sonunda Yunanistan’da
yüzde 11,38, Portekiz’de yüzde 6,10, İrlanda’da yüzde 3,83, İspanya’da yüzde 4,92, İtalya’da yüzde
4,64, Belçika’da yüzde 2,25 seviyesinde gerçekleşmiştir. Almanya’nın borçlanma maliyeti ise yüzde
0,9 seviyesindedir. Avro Bölgesi ülkelerinin tahvillerinin Alman tahviline göre getiri farkı Mayıs
ayında gerilemeye devam etmiştir.
Şekil 24: 10 Yıllık Devlet Tahvillerinin Alman Tahvillerine Göre Getiri Farkı
30,00
25,00
20,00
15,00
10,00
7,78
5,00
4,17
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Nisan 13
Mart 13
Şubat 13
Ocak 13
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
Mayıs 12
Nisan 12
Mart 12
Belçika
Kaynak: Eurostat
Mayıs 13
0,58
0,00
Portekiz
Seçilmiş AB ülkelerinin bütçe açıkları ve borç oranlarına ilişkin güncel veriler Ek Tablo-8’de
gösterilmektedir.
27
Şekil 25: Seçilmiş Kredi Temerrüt Takas Oranları (CDS, baz puan)
2000
1800
1600
1400
1200
1000
800
600
400
200
0
40000
300
35000
30000
25000
250
200
20000
15000
150
10000
Belçika
Almanya
İngiltere
Mart 13
Şubat 13
Ocak 13
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
0
Mayıs 12
Şubat 13
Mart 13
Ocak 13
Kasım 12
Aralık 12
İtalya
İspanya
50
Nisan 12
Portekiz
İrlanda
Yunanistan (sağ eksen)
Eylül 12
Ekim 12
Ağustos 12
Haziran 12
Temmuz 12
Nisan 12
Mayıs 12
Mart 12
0
100
Mart 12
5000
Fransa
Kaynak: Datastream
III. ÇİN EKONOMİSİ
Konjonktürel Gelişmeler
IMF Nisan ayında yayınladığı Küresel Ekonomik Görünüm Raporunun ardından 28 Mayıs
2013 tarihinde Çin'in 2013 yılı büyüme tahminini, küresel ekonomide devam eden zayıf büyüme ve
ihracattaki gelişmeler neticesinde yüzde 8'den yüzde 7,75'e indirmiştir. IMF ayrıca son yıllarda
yüzde 10 seviyelerinde artış gösteren sosyal harcamaların kontrol altına alınması gerektiği, aksi
halde önümüzdeki dönemde enflasyonist baskı oluşturabileceği uyarısında bulunmuştur. Büyüme
tahminlerinde yapılan indirime rağmen IMF, Çin hükümeti tarafından yıllık yüzde 7,5 olarak tahmin
edilen büyüme ortalamasının üzerinde büyüme tahmininde bulunmuştur.
OECD Raporuna göre 2012 yılının sonlarına doğru ekonomide toparlanma yaşanırken bu
yılın ilk çeyreğinde beklenmedik şekilde ekonomik büyüme zayıflamaya başlamıştır. Ekonomide
yaşanan bu beklenmedik yavaşlamanın temelinde özellikle ülkeye gelen sermayenin uzun vadeli
yapıdan spekülatif kısa vadeli sermaye yapısına dönüşmesi sonucunda borsada yaşanan çıkışlar ve
iç talepteki gevşeme yatmaktadır. Ekonomideki yavaşlamaya karşın tüketimin ve hane halkı
gelirinin artmaya başlamasıyla beraber ekonomik dengelenme hızlanmıştır. Buna karşın kredi
büyümesindeki güçlü seyrin ve daha fazla teşvik edici mali politikalar 2013 yılının ortasından
itibaren ekonomik büyümeyi ivmelendirmesi beklenmektedir. Çin’de büyümenin, son dönemde
dalgalı bir seyir izlese de güçlü kredi genişlemesi, kentlere olan göçün devam etmesiyle birlikte
artan özel sektör talebi, dış talebin güçlenmesi ve devletin sosyal ve alt yapı harcamalarını artırması
sayesinde 2013 ve 2014 yıllarında da devam etmesi beklenmektedir. Rapora göre Çin’in 2013
yılında yüzde 7,8, 2014 yılında ise yüzde 8,4 oranında büyümesi beklenmektedir. Ekonominin diğer
ekonomilere göre iyi görünmesine karsın Çin ekonomisine yönelik en büyük risk, hala kontrol altına
28
alınamamış olan ve yeniden yükselmeye başlanan konut fiyatlarıdır. Konut sektöründeki fiyat
artışını dizginlemek için öncelikle arazi arzının artırılması gerekmekte, fakat bu yıl için bu durumun
çözüme kavuşturulması mümkün görülmemektedir. Bir diğer risk olarak ise küresel ekonomide
beklenen toparlanmanın beklentilerin altında kalması durumunda bunun Çin’in büyümesine olan
olumsuz etkisidir.
Birleşmiş Milletler Raporuna göre, 2012 yılında ekonomik yavaşlamaya karşı başta Çin olmak
üzere birçok büyük ülke, iç taleplerini güçlendirecek genişleyici para politikası ve mali politikalara
başvurmuşlardır. İç talebi güçlendirmeye yönelik bu politikaların, 2013 yılında büyüme oranlarını
bir miktar yukarı çekmesi beklenmektedir. Bununla birlikte Çin, daha dengeli, sürdürülebilir ve daha
adil bir ekonomik modele geçiş sürecinin zorluklarını yaşamaktadır. Çin ekonomisinin 2013 ve 2014
yıllarında sırasıyla yüzde 7,8 ve yüzde 7,7 oranında büyümesi beklenmektedir. Çin ekonomisinin
önümüzdeki yıllarda yüzde 7 ila yüzde 8 arasında büyümesi tahmin edilirken risklerin kontrol
edilememesi durumunda büyümenin yüzde 5’lere düşebileceği değerlendirilmektedir. Çin
ekonomisindeki riskler; emlak balonu, gölge bankacılık faaliyetlerindeki artış, saydam olmayan
yerel yönetim borçları, bazı sektörlerdeki aşırı kapasite, ekonominin yeniden yapılandırılması ve
reform zorlukları olarak sıralanmıştır.
Çin'de önümüzdeki döneme ilişkin en temel risklerden olan emlak piyasasında hala istikrar
sağlanabilmiş değildir. Mayıs ayında 10 büyük şehirde konut fiyatları yıllık ortalama yüzde 9,7
artarak emlak piyasasındaki riskleri canlı tutmaya devam etmiştir. Ayrıca konut fiyatlarındaki
devam eden fiyat artışları emlak balolunun oluşumunu engellemeye yönelik alınan önlemlerin
yetersiz olduğu görülmektedir.
Bir taraftan büyümenin kalitesini artırmaya odaklanan Çin, aynı zamanda renminbinin
uluslararası rezerv para olması yönünde çalışmalarına hızla devam etmektedir. Çin’in ticarette yerli
para kullanımı 2010 yılında yüzde 2,5 seviyesinde iken şuan bu oran yüzde 15 seviyelerine
yükselmiştir. Buna karşın renminbinin küresel ödemeler sitemi içerisindeki payı yüzde 0,25’ten
yüzde 0,63’e yükselmesine rağmen hala düşük seviyededir. 2008 yılından bu yana 20 civarında
döviz takas anlaşması imzalanması ve yapılan ticari anlaşmalar çerçevesinde renminbinin kullanımı
artmakla birlikte sermaye kontrollerinin devam etmesi ve off-shore piyasasının henüz
derinleşmemesi nedeniyle hala küresel anlamda bu pay düşüktür. Brezilya, Şili Venezüella,
Malezya, Nijerya ve Avustralya gibi ülkelerdeki merkez bankaları rezerv para olarak bir miktar
renminbi bulundurmaktadır.
Çin’de bankacılık dışı kredilerin aşırı artışı ülkedeki finansal istikrar açısından önemli risk
teşkil etmektedir. 2013 yılının ilk çeyreğinde bankacılık dışı kredi genişlemesi geçen yılın aynı
dönemine göre yüzde 40 artmış ve toplamda GSYH’nin yüzde 40 seviyesine yükselmiştir. Banka ve
diğer finansal kuruluşların aldığı toplam krediler geçtiğimiz yıl GSYH’nın yüzde 198'ine ulaşmıştır.
Çin'in kredilerindeki hızlı genişlemeden kaynaklı riskler artan likiditenin, performansları bozulan
şirket ve devlet denetimindeki kuruluşlara gitmesi olduğunu belirtilmektedir.
Dünya Altın Konseyi'nin verilerine göre Çin'in altın talebi ilk çeyrekte yüzde 20 artarak rekor
seviyeye yükselmiş ve bu durumun Çin'in ekonomik beklentisindeki güven ve Çin'in 2012 yılının son
aylarındaki liderlik değişiminden kaynaklanan belirsizliklerin azalmasına bağlanmıştır.
29
1. BÜYÜME
Çin'de 2013 yılı ilk çeyreğinde toparlanma beklentiler ölçüsünde gerçekleşmemiş ve dış
talepte canlanmanın sınırlı kalması nedeniyle yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,7 büyüme sağlanmış, son
20 yılda ilk kez 4 çeyrek arka arkaya yüzde 8’in altında büyüme gerçekleşmiştir. Reformların artık
daha fazla öne çıktığı, büyüme alanının daraldığı, istihdam piyasaları üzerinde daha fazla baskının
olduğu ve yerel hükümetlerin çok fazla borcunun olduğu dönemde Çinli liderlerin ekonomik
büyümeyi desteklemek istedikleri, ancak bunu daha fazla teşvik ve parasal genişleme yoluyla
olmayacağı belirtilmiştir. Çinli yetkililer özel sektörün büyümeyi desteklemede daha fazla rol
üstlenmesine yönelik planlar üzerinde çalışırken, Çin Cumhurbaşkanı, çevrenin korunması için daha
yavaş büyümenin tolere edileceğini ve ülkenin kısa vadeli büyüme uğruna çevreyi kurban
etmeyeceğini ifade etmiştir. Buna karşın Çin’de artan krediler, aşırı kapasite kullanımı ve en
önemlisi emlak piyasasındaki ısınma hükümetin büyümeyi destekleme imkânını sınırlamakta ve bu
yüzden genişleyici politikalar uygulama alanını daraltmaktadır.
Şekil 26: Çeyreklik Büyüme Performansı (bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde)
14
Çeyreklik Büyüme Oranları
13
12,1
12
10,3
11
9
8
7
9,8
9,6
10
9,7
8,1
9,6
9,1
7,7
8,9
7,4
7,6
7,9
6
1. Çeyrek
2. Çeyrek
2010
2011
3. Çeyrek
2012
2013
4. Çeyrek
2013
Kaynak: National Bureau of Statistics of China
Küresel ekonomide yaşanan sorunlar neticesinde yavaşlayan büyümeyi canlandırma adına
sınırlı şekilde uygulanan mali ve parasal politikaların etkisinin henüz tam ortaya çıkmaması ve aynı
zamanda gelişmiş ekonomilerdeki sorunların hala bir çözüme kavuşamaması neticesinde sanayi
üretimi değişkenlik göstermektedir. İç talebin zayıf kalması ve dış siparişlerin beklentilerin altında
seyretmesi neticesinde Sanayi üretim endeksi, Mayıs 109,2 seviyesinde gerçekleşmiştir.
30
Şekil 27: Sanayi Üretim Endeksi (Mevsimsel Düzeltilmemiş, Bir Önceki Aya Göre Yüzde Değişim) 1
109,6 109,5 109,2 108,9 109,2
109,6 110,1 110,3
100
109,3 109,2
0,46
0,27
0,28
0,37
0,18
-0,09
0,37
0
-0,09
0
-0,27
-0,27
0
Sanayi Üretim Endeksi
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
Mayıs 12
0
0
0,5
0,4
0,3
0,2
0,1
0
-0,1
-0,2
-0,3
-0,4
Mayıs 13
20
Nisan 13
40
0
Mart 13
60
Şubat 13
80
108,9
Ocak 13
120
Aylık Değişim (Yüzde Sağ Eksen)
Kaynak: Datastream
Çin’in imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksi (PMI), Mayıs ayında 50,6’dan 50,8
seviyesine yükselerek ekonomiye dair olumlu sinyal vermiştir. Bu karşın aynı dönemde HSBC'nin
açıkladığı endeks 49,2 olarak gerçekleşip yedi aydan sonra ilk kez daralmaya işaret etmiştir. Bu
farklılık Çin'de hali hazırda tartışılan resmi verilerin doğruluğu tartışmalarının bir süre daha devam
edeceğine işaret etmektedir.
Resmi PMI hizmet sektörü endeksi de Mayıs ayında Nisan ayına göre yüzde 0,2 düşerek
54,3'e gerilemiştir. Hizmet sektörü 2012 yılında Çin GSYH'sinin yüzde 46'sını meydana
oluşturmuştur.
Şekil 28: PMI Endeksi
54,0
53,3
53,0
52,0
51,0
50,0
50,4
50,2
50,1
49,2
49,8
50,2
50,6
50,6
50,4
50,9
50,1
50,6
50,8
49,0
48,0
47,0
Kaynak: National Bureau of Statistics of China
1
Ocak, Şubat dönemine ilişkin sanayi üretim endeksi verileri mevcut değildir.
31
OECD Bileşik Öncü Göstergeleri 2012 yılının ikinci yarısında dalgalı bir seyir izledikten sonra
bu yılın ilk aylarda yerel talebin güçlenmeye başlamasıyla beraber daha istikrarlı bir seyir
izlemektedir. Bileşik öncü göstergeler Nisan ayında bir önceki aya göre aynı kalarak 99,7
seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu durum yılın ikinci çeyreğindeki büyüme için ümit vermektedir.
Şekil 29: OECD Bileşik Öncü Göstergeleri
99,8
99,7
99,7
99,6
99,6
99,5
99,5
99,4
99,4
99,3
99,3
99,7
99,7
99,7
99,7
99,6
99,5
99,4
99,4
99,5
99,4
99,5
99,4
Bileşik Öncü Göstergeler
Kaynak: OECD
2. İSTİHDAM
Çin’de işsizlik oranı yüzde 4 civarında istikrar kazanmıştır. Çin’de işgücü piyasası diğer
ülkelere göre oldukça sıkı kurallara bağlıdır. Bu durum büyüme oranındaki değişimlerin istihdam
seviyesine doğrudan yansımasını engellemektedir. Son dönemde ücretlerin bir miktar artış
göstermiş olmasına rağmen, Çin’de günde iki doların altında çalışan nüfusun bazı kaynaklara göre
300 milyon civarında olduğu belirtilmektedir. Ucuz işgücü avantajını teknolojiye dönüştürmeyi
hedefleyen Çin işgücü piyasasını liberalleştirmeye yönelik adımlar atmayı planlamaktadır. Bu
amaçla yetkililer sosyal güvenlik sistemini yaygınlaştırmayı ve kentsel ve kırsal işgücünü entegre
etmeyi hedefleyen bir reform çalışması yapmaktadır. Bu çerçevede devletin kontrolü altında
ücretlerin serbest piyasa tarafından belirlenmesi hedeflenmektedir. Ancak, bu reform
çalışmalarının zaman alacağı düşünülmektedir.
Şekil 30: İşsizlik Oranı (Yüzde)
4,3
4,5
4,0
4
3,5
4,2
4,2
4,1
4,0
2004
2005
2006
2007
4,2
4,3
2008
2009
4,1
4,1
4,0
4,0
3,6
3,1
3
2000
2001
2002
2003
2010
2011 2012* 2013*
İşsizlik Oranı (%)
Kaynak: IMF, (*)Tahmin
32
3. DIŞ TİCARET
Mayıs ayında ihracat yıllık bazda yüzde 1 artış ile 182,7 milyar dolara yükselmiş, ithalat ise
beklenmedik şekilde yüzde 0,3 oranında gerileyerek 168,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
Çin’in dış ticaret fazlası Mayıs ayında 20,4 milyar dolara yükselmiştir. Önümüzdeki dönem için
yapılan öngörülerde dünya ticaretinin iyileşmeye başlayacak olması ve ithalat büyümesinin ihracat
büyümesinin gerisinde kalması neticesinde ülkede cari hesap fazlasında ve döviz rezervlerinde artış
beklenmektedir.
Şekil 31: Dış Ticaret (Milyar Dolar)
31,7
250
200
150
18,4
18,1
25,3
26,5
27,4
32,1
31,6
29,1
18,1
19,6
15,2
100
50
-0,9
0
İhracat
İthalat
20,4
35,0
30,0
25,0
20,0
15,0
10,0
5,0
0,0
-5,0
Dış Ticaret Dengesi (sağ eksen)
Kaynak: Datastream, “Mainland of China”
Çin'de doğrudan yabancı yatırımlar Nisan ayında artmakla birlikte, beklentinin altında
kalarak, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin geçtiğimiz çeyrekte beklenmedik şekilde
daralmasının ardından büyüme görünümüne ilişkin endişeleri devam ettirmiştir. Çin Ticaret
Bakanlığı'nın verilerine göre ülkeye giren doğrudan yabancı yatırımlar yıllık bazda yüzde 0,4 artışla
8,4 milyar dolara çıkmıştır. Ticaret Bakanlığının öngörülerine göre 2013 yılı genelinde Çin’deki
doğrudan yabancı yatırım miktarının 88,7 milyar dolara ulaşması beklenmektedir.
33
Şekil 32: Doğrudan Yabancı Yatırım Miktarı (Milyar Dolar, Akım)
14
11,9
12
10
9,2
7,7
7,5
8
12,4
9,0
8,3
8,3
8,3
9,27
8,2
8,4
8,2
6
4
2
0
Yurtiçine Doğrudan Yabancı Yatırım
Kaynak: Ministry of Commerce People’s Republic of China, “Mainland of China”
4. ENFLASYON
Çin’de tüketici fiyatları endeksi, gıda fiyatlarındaki artışın yavaşlamasıyla Mayıs ayında yüzde
2,1 ile beklentilerin altında gerçekleşmiştir. Aynı dönemde gıda fiyatları endeksi de yüzde 3,2 oranında
artmıştır. Enflasyonun yeni merkezi hükümet tarafından 2013 yılı için belirlenen yüzde 3,5 seviyelerin
altında devam etmesi ve yaşanan ekonomik yavaşlama, finansal istikrar sağlamak amacıyla yeni
önlemler ve tedbirler uygulandığı bu süreçte yeni bir parasal gevşeme için alan oluşturmaktadır.
Şekil 33: Enflasyon Oranı (TÜFE) ve Gıda Fiyatları Artışı (Yüzde)
7,0
6,0
6,4
6,0
5,0
4,0
3,8
3,0
2,0
1,0
2,4
1,8
1,8
2,0
1,9
1,7
2,0
2,5
3,2
2,7
2,9
3,0
2,5
3,0
2,2
4,0
4,2
3,4
2,0
3,2
2,1
2,4
2,1
0,0
Enflasyon (%)
Gıda Fiyatları
Kaynak: National Bureau of Statistics of China
34
2012 yılı son çeyreğinde yaşanan ekonomik toparlanmaya rağmen bu yılın ilk çeyrek
büyümesinin önceki yıllara göre düşük gerçekleşmesi tüketiciler açısından önümüzdeki döneme dair
iyimser beklentileri bir miktar sınırlandırmıştır. Buna karşın yeni yönetimin büyümeyi ve yoksulluğu
azaltıcı ilave adımlar atacağı beklentisi tüketiciler açısından bir miktar iyimserlik oluşturmuştur.
Tüketici güven endeksi Nisan ayında bir önceki aya göre bir miktar artarak 103,7 seviyesine
yükselmiştir.
Şekil 34: Tüketici Güven Endeksi
110,0
108,0
106,0
104,0
102,0
100,0
98,0
96,0
94,0
92,0
108,2
106,0
103,0
104,2
99,3
98,2
99,4
105,1
103,7
104,5
102,6
103,7
100,8
Tüketici Güven Endeksi
Kaynak: National Bureau of Statistics of China
Çin Merkez Bankası, ekonomiyi canlandırmak için 7 Haziran 2012 ve 6 Temmuz 2012
tarihlerinde faiz oranlarını düşürmüş ve bu tarihten itibaren faiz oranlarında herhangi bir değişiklik
yapmamıştır.
Şekil 35: Merkez Bankası Zorunlu Karşılık Oranı ve Borçlanma Faiz Oranı (Yüzde)
22
21,5
21
20,5
20
19,5
19
18,5
18
17,5
17
6,6
6,56
6,5
6,4
6,31
6,3
20,5
20,0
6,2
6,1
6
6,0 5,9
5,8
Zorunlu Karşılık Oranı (%)
6-12 Aylık borçlanma faiz oranı (sağ eksen %)
Kaynak: Datastream
35
Çin’de 2000 yılında 168 milyar dolar olan resmi rezervler, yabancı yatırımların yavaşlaması,
dış ticaret fazlasının daralması ve Avrupa'daki krizin yatırımcıları gelişen piyasa varlıklarını satmaya
yöneltmesi sonucu bir miktar düşmesine rağmen, 2012 yılında önceki yıla göre artış göstermiştir.
2012 yılında Çin’in elinde bulunan uluslararası rezerv miktarı 3,31 trilyon dolara yükselmiştir.
Şekil 36: Çin’in Yıllar İtibarıyla Döviz Rezerv Miktarı
3500
3311
2011
2012
2847
3000
2399
2500
1946
2000
1528
1500
1000
500
3182
286
403
2002
2003
1066
819
610
0
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
Döviz Rezevleri (Milyar Dolar)
Kaynak: Datastream
Mayıs ayında yuanın dolar karşısındaki değeri bir önceki aya göre azalarak 6,19 seviyesinde
gerçekleşmiştir. Bu durumun yaşanmasında gelişmiş ekonomilerdeki parasal genişleme neticesinde
gelişmekte olan ekonomilerdeki varlık alımlarının artması ve aynı zamanda Çin’in yerli parasının
kademeli değerlenmesine izin vermesi bunda etkili olmuştur. Bir miktar değerlenen kur sayesinde
ekonomik yatırımların, ihracata dayalı sanayi sektörleri yerine iç tüketime dayalı ekonomiye
dönüşüm için gerekli olan hizmetler sektörüne yoğunlaşması amaçlanmaktadır.
Şekil 37: Dolar-Yuan Paritesi
6,40
6,35
6,30
6,31
6,30
6,32
6,34
6,33
6,31
6,30
6,29
6,25
6,27
6,28
6,27
6,24
6,19
6,20
6,15
6,10
KUR (Dolar/Yuan paritesi)
Kaynak: Datastream
36
5. KAMU MALİYESİ
IMF Mali İzleme Nisan 2013 Raporuna göre birçok gelişmekte olan ekonomilerde kamu
bütçelerini düzeltmek ve gerekli mali alanı sağlamak amacıyla harcama kontrolleri yapılmaktadır.
Çin’de 2012 yılı devresel bütçe fazlası bütçe harcamalarında yapılan bazı kısıntılar sayesinde
GSYH’nın yüzde 0,75’i oranında düşmüştür. 2013 yılında da bu oranın aynı kalması beklenmektedir.
Bu tahmin, hükümetin beklenmedik mali işlemlerde bulunması göz ardı edilerek yapılmıştır.
IV. DİĞER GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERLE İLGİLİ GELİŞMELER
Hindistan
Hindistan ekonomisi dış talebin zayıf seyretmesi, yatırım miktarının düşmesi ve faiz
indirimleri sonucunda Ocak-Mart dönemi olan yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,8 oranında büyüme
kaydetmiştir. Mart ayında sonlanan mali yılının genelinde ise yüzde büyüyerek son 10 yıldaki yüzde
8 büyüme ortalamasının altında kalmıştır.
OECD’nin Raporuna göre Hindistan, iç ve dış talepte yaşanan yavaşlama ve uygulanan mali
sıklaştırma nedeniyle 2012 yılında yüzde 3,7 büyüme ile beklentilerin altında performans
göstermiştir. 2012 yılında arz tarafında, sanayi üretimi zayıf seyretmiş ve olumsuz hava
koşullarından dolayı tarım sektörü de olumsuz etkilenmiştir. Büyümenin temel belirleyicisi olan
hizmet sektörü de olumsuz etkilenmesine karşın 2012 yılında yüzde 6 büyümüştür. 2013 yılı için ise
büyük yatırım projelerinin devreye girmesi ve doğrudan yabancı yatırım konusunda yapılan
düzenlemelerin etkisiyle büyümenin hızlanması beklenmekte fakat kriz öncesi seviyelere göre
düşük kalmaya devam etmesi öngörülmektedir. Havaların normale dönmesiyle beraber kırsal kesim
gelirinin artması, enflasyonun düşmesi, özel tüketimin artmaya başlaması ve ihracatın iyileşmesi
beklentisiyle beraber 2013 ve 2014 yıllarında Hindistan’ın sırasıyla yüzde 5,7 ve yüzde 6,6 oranında
büyümesi tahmin edilmektedir.
Hindistan’da büyük yatırım projelerinin onaylanması, doğrudan yabancı yatırımların kısmen
serbestleştirilmesi, rupeenin değer kaybetmesiyle birlikte parasal koşulların iyileşmesi ve politika
faiz oranının düşmesi büyümeyi desteklemektedir. Hindistan merkezi hükümeti, ülkenin 2013
yılında yüzde 5,25, 2014 yılında ise yüzde 6,5 oranında büyüme kaydedeceğini beklemektedir.
Birleşmiş Milletler Raporuna göre, son iki yılda yaşanan ekonomik yavaşlamanın ardından
Hindistan ekonomisinin bu yıl bir miktar toparlanması beklenmektedir. Buna karşın sürekli yüksek
enflasyon, yüksek cari açık, politik belirsizlikler ve kırılgan güvenlik koşulları gibi yapısal sorunların
yanında ulaşım ve enerji alanındaki kısıtlamalar neticesinden büyümenin potansiyel seviyenin
altında kalması beklenmektedir. Hindistan ekonomisinin 2013 ve 2014 yıllarında sırasıyla yüzde 5,5
ve yüzde 6,1 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir.
Dünyanın en büyük altın alıcısı olan Hindistan, yaşanan yüksek cari açık baskısını bir miktar
azaltmak amacıyla altındaki ithalat vergisini artırmıştır. Ülkenin altın talebi geçtiğimiz yılın son
çeyreğinde GSYH’nın yüzde 6,7'si yani 32,6 milyar dolar ile cari açığın en büyük nedenlerinden biri
olmuştur.
37
Rusya
Rusya ekonomisinde 2012’nin ikinci yarısında önemli ölçüde düşüş gösteren ekonomik
aktivite göstergeleri 2013 yılının ilk aylarında görülen endüstriyel üretim ve ihracattaki
yavaşlamayla beraber düşmeye devam etmektedir. Rusya’nın başlıca ihracat kalemi olan enerjiye
olan küresel talebin azalmasıyla ihracat 2013 yılının ilk aylarında düşüş göstermiştir. 2012 yılı
süresince büyümesini sürdüren özel tüketim 2013 yılında istihdam artışındaki yavaşlama, durgun
petrol fiyatları ve reel ücretlerdeki azalma nedeniyle zayıflamaya başlamıştır. Tüketimdeki
yavaşlama hanehalkının borç iştahının azalmasına yol açmıştır. Yüksek kapasite kullanımına rağmen
yatırımlar 2013 yılının ilk çeyreğinde daralmıştır. Bu gelişme dünya ekonomisindeki belirsizliklerin
etkisi, iç siyasi gelişmeler ve yüksek sermaye çıkışı ile açıklanabilir.
Diğer yandan, enflasyon oranı artmaya devam etmektedir. Rusya Merkez Bankası enflasyon
rakamlarının yıllık bazda yüzde 7,3’le zirve yaptığını ancak, gelecek aylarda düşüş beklediklerini
açıklamıştır. Enflasyon oranlarının artışında mevsimsel faktörlerin etkili olduğu düşünülmektedir.
Son dönemde görülen sermaye çıkışlarının rublenin zayıflamasına katkıda bulunduğunu belirten
merkez bankası uzun vadeli kredilerin maliyetlerini hafifletmeye çalışırken kısa vadeli politika faiz
oranlarını aynı seviyede tutmuştur. Enflasyon oranların hedeflerin üzerinde gerçekleşmesi
neticesinde faiz oranlarında bu politikanın sürdürülmesi olasılığının yüksek olduğu
düşünülmektedir. Nitekim uygulanacak genişleyici parasal politikaların Rusya’nın devlet
kontrolündeki oligopol niteliğindeki devlet bankalarının geniş faiz marjlarından kazanımları
nedeniyle yeterince etkili olmayacağı düşünülmektedir. Bu gelişmeler çerçevesinde, OECD
tarafından Rusya ekonomisinde enflasyon oranının 2013 yılında yüzde 2,3, 2014 yılında ise yüzde
3,6 olacağı tahmin edilmektedir.
Yeni uygulanmaya başlanan mali kurallar çerçevesinde petrol gelirlerinin varil başına 91
dolar olacak şekilde tasarlanması hedeflenmektedir. Bu bir çeşit mali konsolidasyon anlamına
gelmektedir. Diğer yandan, orta vadede planlanmış kamu harcamaları göz önünde
bulundurulduğunda petrol dışı bütçe fazlasında hedeflere ulaşmanın güç olduğu görülmektedir. Bu
gelişmeler çerçevesinde oluşabilecek bir mali konsolidasyon gerekliliği büyüme açısından önemli bir
kısıt oluşturabilecektir.
Brezilya
Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi Brezilya büyümedeki yavaşlamanın önüne geçmeye
bir yandan da enflasyonu düşürmeye çalışmaktadır. Brezilya ekonomisinde kısa vadeli göstergeler
ile ilgili belirsizliklerin devam etmesine rağmen para ve maliye politikaları sayesinde kademeli bir
toparlanma sağlanmıştır. İşsizlik oranı tarihi düşük seviyelere indirilmiştir. Diğer yandan, Brezilya’da
sıkı işgücü piyasası, güçlü kredi büyümesi, arz yönlü kısıtlamalar ve küresel ve yerel gıda-fiyat
şokları enflasyonist baskıları artırmaya devam etmektedir. Çalışmaları devam eden alt yapı
yatırımları ve vergi reformunun arz kısıtlarını bir miktar azaltacağı beklentisi mevcuttur. Ancak,
GSMH artışının önümüzdeki yıllarda sınırlı olacağı ve OECD tahminlerine göre 2013 yılında yüzde
2,9, 2014 yılında ise yüzde 3,5 olması beklenmektedir.
Son yıllarda hedeflenen bant içinde tutulan enflasyon üst limit olan yüzde 6,5’i geçmiştir ve
2013- 2014 yıllarında yüzde 4,5 olan enflasyon hedefinin üzerinde gerçekleşeceği tahmin
edilmektedir. Brezilya Merkez Bankası, 2013 yılı Mayıs ayı sonunda politika faizini 50 baz puan
artırarak yüzde 7,5'ten yüzde 8'e yükseltmiştir. Brezilya'nın, iki yıl kadar önce yabancı yatırımcıların
38
tahvil alımlarına getirdiği vergiyi kaldırması üzerine, ülkenin para birimi real geniş bantta hareket
etmeye devam etmektedir. Gerileyen sermaye girişlerinin oluşturabileceği etkileri bertaraf etmek
için makro ihtiyati tedbirler alınmıştır. Ülkeye spekülatif para girişini caydırmak için getirilen
finansal işlemler vergisi (IOF) isimli verginin kaldırılmasıyla Brezilya'daki varlıklara olan ilgi artarken,
döviz piyasasındaki oynaklık da yükselmiştir. Brezilya para birimi real dolara karşı gerileyerek son
dört yılın en düşük seviyesine inmiştir.
Makroekonomik ve parasal politikaların tüketim artışını önemli ölçüde desteklemesine
rağmen arz yönlü kısıtlar nedeniyle büyüme potansiyelin altında kalmıştır. 2013 yılının ilk
çeyreğinde ekonomi yüzde 0,6 ile beklentilerin altında büyümüştür. Kredi derecelendirme kuruluşu
S&P bozulan mali temelleri ve yavaşlayan ekonomik büyümeyi gerekçe göstererek Brezilya'nın BBB
olan kredi notunun görünümünü "durağan"dan "negatif"e indirmiştir. S&P tarafından yapılan yazılı
açıklamada, "ekonomideki yavaş büyümenin sürmesi, zayıflayan mali ve dış temeller ile ekonomi
politikalarına dair güveni bir miktar sarsan muğlak açıklamalar Brezilya'nın dış şokları idare gücünü
azaltabilir" denilmiştir.
Afrika
Bölgenin 2013 yılında yüzde 4,6 oranında, 2014 yılında 5,1 oranında büyümesi
öngörülmektedir. Tahmin döneminde doğal kaynaklardan yapılan üretimin artacağı ve bu artışın
mali alanı genişleterek altyapı harcamalarının artırılmasına olanak sağlayacağı düşünülmektedir.
Batı Afrika ülkelerinden petrol ihracatçısı konumundaki Nijerya, yüksek petrol fiyatlarından olumlu
etkilenmeye devam edecektir. Bölgenin gelişmekte olan ülkelerle ticaret ve yatırım bağlarının
güçleneceği beklenmektedir. Yüksek işsizlik ve yüksek enflasyon bölge ülkelerinin birçoğu için ana
politika zorluğunun başında gelmektedir. Küresel ekonomide yavaşlamanın bölgenin ticaret, turizm
ve yurtdışı işçi gelirlerini azaltması, gelişmiş ülkelerden bu ülkelere yapılan resmi kalkınma
yardımlarının (ODA) azalması ve olumsuz hava koşulları bölgenin ekonomik görünümü üzerindeki
ana risk unsurlarıdır.
Ağırlıkla güney ülkelerinden oluşan Gelişmekte Olan Ülkeler’in dünya ekonomisindeki
ağırlığının giderek artması dünyanın çok kutuplu olmasını getirmektedir. Bu eğilim güneyin yükselişi
olarak ifade edilmektedir. Güneyin yükselişi aynı zamanda dünyadaki genel insani kalkınmanın
önemli bir etkenidir. (Bknz. Kutu 2)
39
Kutu 2: Güneyin Yükselişi ve İnsani Gelişme
UNDP tarafından hazırlanan 2013 yılı İnsani Gelişme Raporunun bu yılki temel konusu “güneyin
yükselişi”dir. Güneyin yükselişini belirleyen unsurların başında güney ülkelerinin insani kalkınmaya
odaklanması ve gelişen pragmatik politikalara yönelmeleri olmuştur. Bu ülkeler küreselleşme sürecinden en
çok faydalanan kesimler olmuştur. Diğer yandan küçük ülkelerin ekonomik çeşitlenme ve sanayileşmeye
başlaması rekabet açısından büyük ülkeleri baskı altına almıştır. Güney ülkelerinin önemli bir avantajı ise,
nüfus açısından büyük pazar olması ve orta sınıfının büyümesi olgularıdır.
Raporun diğer önemli bulguları şunlardır: Kadın-erkek eşitliği yönündeki politikalar ve uygulamalar
kalkınmayı en çok etkileyen faktörlerin başında gelmektedir. Annenin eğitim seviyesi yükseldikçe
doğurganlık oranı ve 5 yaş altı çocuk ölüm oranı ciddi ölçüde düşmektedir. Kadına yönelik politikalar
kalkınmanın temel belirleyicileri olarak görülmektedir.
Önümüzdeki dönemde diğer önemli bir eğilim ise yoksul ülkelerdeki kalkınmanın dünya
ortalamasının çok daha üstünde olacağıdır.
Raporun çarpıcı tespitlerinden biri dünyada gelişmişlik artarken, gelir eşitsizliğinin azalmak yerine
tam tersine artmasıdır. Eğitim ve sağlıkta eşitsizliğin azalması toplumsal gelişmeyi sağlarken, bu gelişmenin
gelir eşitsizliğinin azalması ile desteklenmemesinin önümüzdeki dönemde ciddi sorunlar doğuracağı
belirtilmektedir.
Güney yarım küre ülkelerinin kalkınmasındaki özellikle içsel faktörler; adil bir hayatı geliştirmeye
çalışmaları, toplumsal katılım ve söz hakkını geliştirmeleri, çevre sorunlarını dikkate almaları ve demografik
değişimi yönetmeleridir.
Güney ülkelerinin insan temelli kalkınmanda öne çıkması ekonomik koşullarını geliştirmesi ile
yakından ilişkilidir. Bu ülkelerin birbirleri ile hızla gelişen ilişkileri ve bunun sunucu gelişen yeni ticaret ağları
dikkat çekmektedir. Son yıllarda dünyada 100’den fazla ülke ile ihracat-ithalat ilişkisi geliştiren gelişmekte
olan ülkeler arasında, Fas, Güney Afrika, Tayland, Türkiye ve Vietnam gibi ülkeler yeni oluşan ticaret
ağlarında öne çıkmaktadır.
Güney ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelerin büyümesi ile daha dengeli bir dünya oluşmaktadır.
Dünya ticareti, üretimin 1800’lerde yüzde 2’si civarında iken, 1960’larda yüzde 25 ve günümüzde yüzde 60
civarına yükselmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin son 30 yılda dünya ticaretindeki payı yüzde 25’ten yüzde
47’ye, üretimdeki payı ise yüzde 33’ten yüzde 45’e çıkmıştır. Bu dönemde güney-güney ticareti yüzde 8’den
yüzde 27’ye yükselmiş, kuzey-kuzey ticareti ise yüzde 46’dan yüzde 30’a düşmüştür.
Küresel yeniden dengelenme sürecinde güney ülkelerinin son 30 yılda yabancı sermaye
yatırımlarındaki payı yüzde 20’den yüzde 50’ye çıkmıştır. Bu süreçte güney ülkeleri lehine üretim ağları da
değişmiştir. Çok parçalı ve çok basamaklı sınır ötesi üretim birimlerine dayanan Üçüncü Sanayi Devrimi de
denilen yeni bir üretim süreci belirmiştir. Emek piyasası da bu değişen üretim yapısı ile birlikte
değişmektedir. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü 2000’li yıllarda çalışmak için göçmen olmuştur, bunların çoğu
gelişmekte olan ülkelerden kaynaklıdır. Emek göçü güney ülkeleri lehine hem gelir sağlamakta, hem de
güney ülkelerindeki istihdam piyasasına yeni pazar fırsatları oluşturmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelere yapılan kalkınma yardımları, yeni ticari ve finansal anlaşmalar aracılığı ile
yeni büyüme kutupları oluşturmakta, az gelişmiş ülkelere yeni olanaklar oluşturarak bu ülkeleri dünya
ekonomisine eklemlemektedir.
Dünyada 132 ülkede insani kalkınma endeksi yükselmiştir. Dikkat çekici olan gelişme ise güney
olarak kabul edilen ülkelerden 40 tanesinin 1990-2012 yılları arasında beklenenden ve eski
performanslarından çok daha yüksek bir gelişim eğilimine sahip olmasıdır. Özellikle Sahra Altı Afrika’sında
Gana, Ruanda ve Uganda, Güney Asya’da Bangladeş ve Hindistan, Arap ülkeleri arasında Tunus, Doğu Asya
40
ve Pasifik bölgesinde Çin, Laos ve Vietnam ve Latin Amerika ve Karayipler bölgesinde Brezilya, Şili ve
Meksika en yüksek insani kalkınma hızına sahip ülkelerdir.
Dünya’da orta sınıf önümüzdeki 20 yıl içinde iki katından fazla artacaktır. Bu artışın kaynağı AsyaPasifik ülkeleridir. Bu bölgede 2009 itibarıyla 500 milyon olan orta sınıf, 2030’da 6 kat artarak 3 milyarı
aşacaktır. Bunun en büyük etkisi güney ülkelerinde görülecektir. Eğitim seviyesinin yükselmesi ve orta sınıfın
büyümesiyle yeni istihdam alanlarının oluşturulması, üretimin güney ülkelerine kaymasını önümüzdeki
dönemde daha da belirginleştirecektir.
İnsani gelişmişlik endeksinin bileşenlerine bölgesel ve gelişmişlik seviyesi bazında bakıldığında,
eğitim süresi ve doğuşta yaşam ümidinin gelişmişliği en fazla etkileyen faktörler olduğu görülmektedir.
Eğitim seviyesi nüfusun bağımlılık oranını doğrudan etkilemektedir. Raporda nüfus bağımlılık oranı
2050 yılı itibarıyla temel ve hızlı iki senaryo olarak hesaplanmıştır. Yakın dönemde az gelişmiş ülkeler nüfus
bağımlılık oranını en fazla düşürecek olan ülkelerdir. Nüfus bağımlılığı açısından dezavantajlı ülkeler gelişmiş
ülkelerdir. Az gelişmiş ülkelerde gelişimin daha fazla olmasını belirleyen unsurlardan birisi nüfus bağımlılık
oranının azalmasıdır.
------------Kaynak: UNDP, İnsani Gelişme Raporu, Mart 2013
Emtia Piyasası
OECD’ye göre; emtia fiyatları giderek zayıflamaya devam etmektedir. Mayıs ayının ortası
itibarıyla petrol fiyatları Kasım 2012’deki tahminlere göre yüzde 9 daha düşük gerçekleşmiştir.
OPEC kesintilere gitse de petrol arzı Kuzey Amerika, Güney Sudan gibi diğer bölgelerden gelen
kaynaklarla desteklenmiştir. Jeopolitik risklerin devam etmesine rağmen zayıf talep fiyatları aşağı
çekmektedir. Bu etkilerin azalması ve petrol fiyatlarının projeksiyon döneminde yılda nominal
olarak 5 dolar artması beklenmektedir. Dünya talep artışı normal trendine dönerse petrol
fiyatlarında uzun dönemde yukarı yönlü baskılar oluşacaktır. Geçen yıl çok fazla artan uluslararası
tahıl fiyatları ile ABD’de ve diğer bölgelerde arz kesintileri gündeme gelmiştir. Ancak son
zamanlarda fiyatlar ve arz miktarı normal seviyesine dönmüştür. Geleceğe dönük enflasyon
beklentileri düştüğü için değerli metal fiyatları son zamanlarda düşmüştür. Genel olarak petrol-dışı
emtia fiyatları projeksiyon döneminde güncel seviyelerinde sabit kalacaktır. (Bkz. Ek Şekil 2)
41
EK TABLO ve ŞEKİLLER
42
Ek Tablo 1: Dünya Ekonomisine İlişkin Temel Göstergeler (Yüzde)
2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010
2011
2012
2013 2014
Dünya Büyümesi
2,3
2,9
3,6
4,9
4,6
5,3
5,4
2,8
-0,6
5,1
4,0
3,2
3,3
4,0
Dünya Ticaret Hacmi
0,0
3,6
6,1
11,2
8,0
9,1
7,7
3,0 -10,7
12,6
6,0
2,5
3,6
5,3
Enflasyon
4,2
3,5
3,7
3,6
3,8
3,7
4,0
6,0
2,5
3,7
4,8
3,9
3,8
3,8
ABD $ Deposit Faiz Oranı
3,7
1,8
1,2
1,8
3,7
5,3
5,2
3,0
1,1
0,5
0,5
0,7
0,5
0,6
24,3
25,0
28,9
37,8
53,4
64,3
71,1
97,0
61,8
Petrol Fiyatları ($)
79,0 104,0 105,0 102,6 97,57
Kaynak: IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu, Nisan 2013
43
Ek Tablo 2: Uluslararası Kuruluşların Büyüme Tahminleri (Yüzde)
1) Dünya
IMF (Nisan 2013 WEO)
OECD (Mayıs 2013 WEO)
DÜNYA BANKASI (Haziran GEP 2013)
UN/DESA (WESP 2013 Ortası Güncelleme)
AVRUPA KOMİSYONU (2013 Bahar)
2) Gelişmiş Ekonomiler
IMF (Nisan 2013 WEO)
DÜNYA BANKASI (Haziran GEP 2013)
UN/DESA (WESP 2013 Ortası Güncelleme)
AVRUPA KOMİSYONU (2013 Kış)
3) Yükselen ve Gelişmekte Olan Ekonomiler
IMF (Nisan 2013 WEO)
DÜNYA BANKASI (Haziran GEP 2013)
-Çin ve Hindistan hariç
UN/DESA (WESP 2013 Ortası Güncelleme)
AVRUPA KOMİSYONU (2013 Kış)
4) ABD
IMF (Nisan 2013 WEO)
OECD (Mayıs 2013 WEO)
DÜNYA BANKASI (Haziran GEP 2013)
UN/DESA (WESP 2013 Ortası Güncelleme)
AVRUPA KOMİSYONU (2013 Bahar)
5) Avro Bölgesi
IMF (Nisan 2013 WEO)
OECD (Mayıs 2013 WEO)
DÜNYA BANKASI (Haziran GEP 2013)
UN/DESA (WESP 2013 Ortası Güncelleme)
AVRUPA KOMİSYONU (2013 Bahar)
7) Çin
IMF (Nisan 2013 WEO)
OECD (Mayıs 2013 WEO)
DÜNYA BANKASI (Haziran GEP 2013)
UN/DESA (WESP 2013 Ortası Güncelleme)
AVRUPA KOMİSYONU (2013 Bahar)
8) Rusya
IMF (Nisan 2013 WEO)
OECD (Mayıs 2013 WEO)
DÜNYA BANKASI (Haziran GEP 2013)
UN/DESA (WESP 2013 Ortası Güncelleme)
AVRUPA KOMİSYONU (2013 Bahar)
2011
2012
2013
2014
4,0
3,7
2,8
2,8
4,2
3,2
3,0
2,3
2,3
3,0
3,3
3,1
2,2
2,3
3,1
4,0
4,0
3,0
3,1
3,8
1,6
1,7
1,4
1,6
1,2
1,3
1,2
1,2
1,2
1,2
1,0
1,1
2,2
2,0
2,0
2,1
6,4
6,0
4,5
5,8
5,9
5,1
5,0
3,3
4,6
5,0
5,3
5,1
3,5
5,0
5,4
5,7
5,6
4,2
5,4
5,7
1,8
1,8
1,8
1,8
1.8
2,2
2,2
2,2
2,2
2,2
1,9
1,9
2,0
1,9
1,9
3,0
2,8
2,8
2,6
2,6
1,4
1,5
1,5
1,5
1.4
-0,6
-0,5
-0,5
-0,3
-0.6
-0,3
-0,6
-0,6
-0,1
-0,4
1,1
1,1
0,9
1,3
1,2
9,3
9,3
9,3
9,2
9,3
7,8
7,8
7,8
7,8
7,8
8,0
7,8
7,7
7,8
8.0
8,2
8,4
8,0
7,7
8,1
4,3
4,3
4,3
4,3
4,3
3,4
3,4
3,4
3,4
3,4
3,4
2,3
2,3
2,9
3,3
3,8
3,6
3,5
3,5
3,8
44
9) Türkiye
IMF (Nisan 2013 WEO)
OECD (Mayıs 2013 WEO)
DÜNYA BANKASI (Haziran GEP 2013)
AVRUPA KOMİSYONU (2013 Bahar)
UN/DESA (WESP Ocak 2012)
GOLDMAN SACHS
MERRİLL LYNCH
J,P, MORGAN
10) Gelişmiş Ekonomiler Enflasyon Oranı
IMF (Nisan 2013 WEO)
UN/DESA (WESP Ocak 2013)
11) Yükselen ve Gelişmekte Olan Ekonomiler
Enflasyon Oranı
IMF (Nisan 2013 WEO)
UN/DESA (WESP Ocak 2013)
12) Dünya Ticaret Hacmi
IMF (Nisan 2013 WEO)
DÜNYA BANKASI (Ocak GEP 2013)
8,5
8,8
8,8
8,8
7,5
-
2,6
2,2
2,2
2,2
3,2
0,8
0,0
3,4
3,1
3,6
3,2
5,4
6,8
6,0
3,7
4,6
4,5
4,0
-
8,2
2,5
4,5
-
2,7
2,6
2,0
1,9
1,7
1,5
2,0
-
7,2
6,4
5,9
5,4
5,9
5,2
5,6
-
5,9
6,0
2,8
2,5
3,8
3,6
5,5
5,3
45
Ek Tablo 3: ABD Ekonomisi için Temel Ekonomik Göstergeler (Yüzde)
2001
2002
2003
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
10,29
10,64
11,14
11,85
12,62
13,38
14,03
14,29
13,94
14,49
15,08
15,68
36.064
36.949
38.324
40.401
42.628
44.750
46.467
46.900
45.348
46.811
48.328
49.922
Nüfus (milyon kişi)
285
288
291
293
296
299
302
305
307
310
312
314
317
320
GSYH Artışı
1,1
1,8
2,5
3,5
3,1
2,7
1,9
-0,3
-3,5
3,0
1,8
2,2
1,9
3,0
Özel Tüketim Artışı
2,5
2,7
2,8
3,3
3,4
2,9
2,3
-0,6
-1,9
1,8
2,5
1,9
2,0
2,3
Kamu Tüketimi Artışı
3,1
4,3
2,2
1,4
0,6
1,0
1,3
2,2
4,3
0,9
-2,3
-1,3
-3,1
1,2
Sabit Sermaye Yatırımı
Artışı
-1,7
-3,5
3,3
6,3
5,3
2,5
-1,4
-5,1
-15,3
-0,3
3,4
6,1
5,1
7,9
İhracat Artışı
-5,6
-2,0
1,6
9,6
6,8
9,0
9,3
6,1
-9,4
11.1
6.7
3.4
3.3
5.2
İthalat Artışı
-2,8
3,4
4,4
11,1
6,1
6,1
2,4
-2,7
-13,6
12.5
4.8
2.4
2.3
5.2
-0,3
-3,9
-4,9
-4,4
-3,2
-2,0
-2,7
-6,7
-13,3
-11.1
-10.0
-8.5
-6.5
-5.4
54,8
57,1
60,4
61,5
61,7
61,2
62,3
76,1
89,7
98.2
102.5
106.5
108.1
109.2
Devresel Bütçe Dengesi
0,0
-2,7
-3,9
-3,9
-2,7
-2,3
-2,8
-5,1
-8,1
-8,5
-7,7
-6,4
-4,6
-3,9
İşsizlik Oranı
4,7
5,8
6,0
5,5
5,1
4,6
4,6
5,8
9,3
9,6
8,9
8,1
7,7
7,5
16,4
14,2
13,4
13,4
15,2
16,4
14,6
13,4
11,1
12,2
12,2
13,1
13,8
14,6
2,8
1,6
2,3
2,7
3,4
3,2
2,9
3,8
-0,3
1,6
3,1
2,1
1,8
1,7
-3,9
-4,3
-4,7
-5,3
-5,9
-6,0
-5,1
-4,7
-2,7
-3,0
-3,1
-3,0
-2,9
-3,0
GSYH (cari fiy.,
trilyon dolar)
Kişi Başına GSYH (dolar)
Genel Devlet
Dengesi/GSYH
Genel Devlet Brüt Borç
Stoku/GSYH
Yurtiçi Tasarruf Oranı
Enflasyon Oranı
Cari Denge/GSYH
2013
2014*
16,23
17,05
51.248 53.328
Kaynak: IMF Dünya Ekonomik Görünüm Nisan 2013 Raporu
46
Ek Tablo 4: Avro Bölgesi Ekonomisi için Temel Ekonomik Göstergeler (Yüzde)
GSYH (cari fiy., trilyon dolar)
Kişi Başına GSYH (SAGP)
Nüfus (milyon kişi)**
GSYH Artışı
Özel Tüketim Artışı
Kamu Tüketimi Artışı
2001
2002
2003
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012 2013*
6,3
6,9
8,5
9,7
10,1
10,8
12,4
13,6
12,4
12,2
13,1
12,2
25.612 26.116
316,1 317,9
2,0
0,9
3,1
2,1
2,3
2,1
2014*
12,8
13,0
26.688 27.811 28.922 30.731 32.382 33.053 31.763 32.733 33.812 34.116 34.510
319,9 321,9 323,9 325,6 327,5 329,3 330,4 331,4 332,4 333,3 334,2
0,7
2,2
1,7
3,2
3,0
0,4
-4,4
2,0
1,4
-0,6
-0,3
0,9
1,2
1,8
2,1
1,7
0,4
-1,0
0,9
0,1
-1,3
-1,0
2,4
1,7
1,6
2,1
2,2
2,3
2,6
0,7
-0,1
0,0
-0,2
35.526
335
1,1
0,8
0,1
Sabit Sermaye Yatırımı Artışı
4,9
0,6
-1,6
1,1
3,2
5,6
5,2
-1,4
-12,7
-0,1
1,5
-4,1
-2,2
1,3
İhracat Artışı
İthalat Artışı
4,5
3,0
2,6
1,3
1,4
2,7
7,8
6,9
5,3
6,0
8,6
8,3
6,6
6,5
1,2
1,7
-12,7
-11,4
11,1
9,4
6,3
4,1
6,2
-1,1
2,1
0,2
3,1
2,8
Genel Devlet Dengesi/GSYH
-0,1
-1,9
-2,6
-3,1
-2,9
-2,5
-1,3
-0,7
-2,1
-6,4
-6,2
-4,1
-3,3
-2,6
Genel Devlet Brüt Borç
Stoku/GSYH
68,2
68,0
69,2
69,6
70,3
68,6
66,5
70,3
80,0
85,6
88,1
92,9
95,0
95,3
Devresel Bütçe Dengesi**
İşsizlik Oranı
Yurtiçi Tasarruf Oranı
-2,9
8,1
21,7
-3,1
8,5
21,4
-2,9
9,0
21,0
-2,9
9,3
20,7
-2,5
9,2
21,7
-2,0
8,5
21,3
-2,0
7,6
23,0
-3,0
7,6
21,5
-4,6
9,6
19,1
-5,1
10,1
19,8
-3,4
10,2
20,2
-2,2
11,4
20,2
-1,3
12,3
20,3
-1,6
12,3
20,5
Özel Kesim Tasarruf Oranı**
19,8
20,4
20,8
21,4
20,7
20,4
20,5
20,1
21,5
21,8
21,0
20,3
20,0
20,3
Reel İşgücü Maliyeti**
Enflasyon Oranı
Cari Denge/GSYH
-0,3
-0,2
-0,1
-1,2
-0,7
-1,1
-1,0
1,8
3,3
-1,5
-0,3
0,2
-0,1
-0,5
2,2
-0,6
2,4
0,1
2,3
0,7
2,1
0,5
2,2
0,5
2,2
0,5
2,1
0,4
3,3
-0,7
0,3
0,2
1,6
0,5
2,7
0,6
2,5
1,8
1,7
2,3
1,5
2,3
Kaynak: IMF Dünya Ekonomik Görünüm Nisan 2013 Raporu
(*)IMF Tahmini,( **)Eurostat, Statistical Annex of European Economy, Autumn 2012
47
Ek Tablo 5: Çin Ekonomisi için Temel Ekonomik Göstergeler (Yüzde)
GSYH (cari fiyat, trilyon dolar)
2001
1,3
2002
1,5
2003
1,6
2004
1,9
2005
2,3
2006
2,7
2007
3,5
2008
4,5
2009
5,0
2010
5,9
2011
7,3
2012
8,2
2013
9,0
2014
9,9
Kişi Başına GSYH (dolar)
1.038
1.132
1.276
1.486
1.726
2.064
2.644
3.403
3.739
4.422
5.436
6.075
6.622
7.277
Nüfus (milyon kişi)
1.276
1.284
1.292
1.299
1.307
1.314
1.321
1.328
1.334
1.341
1.347
1.353
1.361
1.367
GSYH Artışı
8,3
9,1
10,0
10,1
11,3
12,7
14,2
9,6
9,2
10,4
9,3
7,8
8,0
8,2
Özel Tüketim Artışı
5,8
6,6
6,5
7,4
6,2
8,9
10,5
8,3
9,1
5,9
-
-
-
-
Kamu Tüketimi Artışı
9,6
6,5
4,7
5,8
12,7
11,4
11,5
8,9
9,0
12,9
-
-
-
-
Sabit Sermaye Yatırımı Artışı*
9,1
13,2
16,3
11,6
11,5
12,4
13,0
9,7
22,6
11,4
-
-
-
-
İhracat Artışı
6,8
22,3
34,6
35,4
28,5
24,2
19,2
8,2
-10,7
28,3
9,4
5,7
6,7
9,8
İthalat Artışı
8,1
21,3
39,8
35,7
17,6
15,9
12,8
3,4
2,5
22,2
9,7
5,0
8,0
10,5
Genel Devlet Dengesi/GSYH
-2,3
-2,3
-1,8
-0,9
-0,9
-0,7
0,9
-0,7
-3,1
-1,5
-2,1
-2,2
-2,1
-1,8
Genel Devlet Brüt Borç Stoku/GSYH
17,7
18,9
19,2
18,5
17,6
16,2
19,6
17,0
17,7
33,5
25,5
22,8
21,3
19,9
-
-
-
-
-
0,5
1,4
-0,1
-2,2
-0,5
0,6
-0,2
-0,3
-0,1
3,6
4,0
4,3
4,2
4,2
4,1
4,0
4,2
4,3
4,1
4,1
4,1
4,1
4,1
37,5
40,3
43,9
46,8
48,0
51,5
51,8
53,1
53,4
52,2
50,3
49,4
49,7
49,9
Enflasyon Oranı
0,7
-0,7
1,1
3,9
1,8
1,4
4,7
5,9
-0,7
3,3
5,4
2,6
3,0
3,0
Cari Denge/GSYH
1,3
2,4
2,7
3,5
5,9
8,5
10,1
9,1
5,2
4,0
2,8
2,6
2,6
2,9
Devresel Bütçe Dengesi
İşsizlik Oranı
Yurtiçi Tasarruf Oranı
Kaynak: IMF Dünya Ekonomik Görünüm Nisan 2013 Raporu
(*)Index Mundi
48
Ek Tablo 6: Türkiye Ekonomisi için Temel Ekonomik Göstergeler (Yüzde)
2001
2002
2003
2004
2005
2006
2007
GSYH (cari fiy., milyar dolar)
195,5 232,3 303,3 392,2 482,7 529,2 649,1
Kişi Başına GSYH (dolar)
3.002 3.519 4.535 5.791 7.040 7.626 9.245
65,1 66,0 66,9 67,7 68,6 69,4 70,2
Nüfus (milyon kişi)
2008
2009
2010
2011
730,3 614,4
731,3
774,3
10.272 8.528 10.017
71,1 72,1
73,0
10.471
74,0
2012
794,5
2013
2014**
858
851,8
10.609 11.236
74,9
75,8
11.318
75,8
GSYH Artışı
-5,7
6,2
5,3
9,4
8,4
6,9
4,7
0,7
-4,8
9,2
8,5
2,6
3,4
4,0
Özel Tüketim Artışı*
-6,6
4,7
10,2
11,0
7,9
4,6
5,5
-0,3
-2,3
6,7
7,7
-0,7
-
3,1
Kamu Tüketimi Artışı*
-1,1
5,8
-2,6
6,0
2,5
8,4
6,5
1,7
7,8
2,0
4,7
5,7
-
3,6
Sabit Sermaye Yatırımı (% GSYH)
15,1
17,6
17,6
19,4
20,0
22,1
21,1
21,8
14,9
19,5
23,8
20,6
21,0
22,8
İhracat Artışı (1)
22,1
15,9
12,5
13,7
12,3
12,3
11,4
5,9
-8,0
11,6
6,3
16,3
3,9
4,2
İthalat Artışı (1)
-24,8
20,5
19,6
20,5
12,3
8,5
12,8
-2,1
-13,2
17,8
12,7
-0,8
11,8
4,0
Genel Devlet Dengesi/GSYH
Genel Devlet Brüt Borç
Stoku/GSYH
İşsizlik Oranı
-
-
-
5,2
5,1
5,1
3,2
2,0
-1,1
1,4
2,3
1,3
0,8
0,8
76,0
70,6
64,0
55,0
46,0
39,0
32,7
33,4
37,6
34,8
31,3
27,8
27,0
31,0
8,3
10,3
10,5
10,3
10,6
10,2
10,2
10,9
14,0
11,9
9,8
9,2
9,4
8,9
Yurtiçi Tasarruf Oranı
17,0
17,3
15,1
15,7
15,4
16,0
15,1
16,1
12,8
13,3
14,1
14,7
14,2
15,0
Enflasyon Oranı
68,5
29,7
18,4
9,4
7,7
9,7
8,4
10,1
6,5
6,4
10,4
6,4
5,5
5,3
1,9
-0,3
-2,5
-3,7
-4,6
-6,1
-5,9
-5,7
-2,2
-6,2
-9,7
-5,9
-6,8
-7,1
Cari Denge/GSYH
Kaynak: IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu, Nisan 2013
(1) TL cinsinden reel artış oranıdır.
(*)IMF Tahminleri, (**)OVP Tahmin ve Hedefleri
49
Ek Tablo 7: Ülkelerin Kamu Mali Göstergeleri (Yüzde)
Bütçe Dengesi/GSYH
Dünya
Gelişmiş Ülkeler
ABD
Avro Bölgesi
Fransa
Almanya
İtalya
İspanya
Japonya
İngiltere
Kanada
Yükselen Ekonomiler
Çin
Hindistan
Rusya
Brezilya
Meksika
Güney Afrika
G-7 Ekonomileri
G-20 Gelişmiş Ekonomiler
G-20 Yükselen Ekonomiler
Faiz Dışı Bütçe Dengesi/GSYH
Dünya
Gelişmiş Ülkeler
ABD
Avro Bölgesi
Fransa
Almanya
İtalya
İspanya
Japonya
İngiltere
Kanada
Yükselen Ekonomiler
Çin
Hindistan
Rusya
Brezilya
Meksika
Güney Afrika
G-7 Ekonomileri
G-20 Gelişmiş Ekonomiler
G-20 Yükselen Ekonomiler
Tahmin
2013
2014
2010
2011
2012
-6,0
-7,8
-11,1
-6,2
-7,1
-4,1
-4,3
-9,7
-9,3
-10,1
-5,2
-3,1
-1,5
-8,7
-3,4
-2,7
-4,4
-5,1
-9,0
-8,5
-2,8
-4,5
-6,6
-10,0
-4,1
-5,2
-0,8
-3,7
-9,4
-9,9
-7,9
-4,0
-1,7
-1,3
-8,4
1,5
-2,5
-3,4
-4,0
-7,7
-7,3
-1,6
-4,3
-5,9
-8,5
-3,6
-4,6
0,2
-3,0
-10,3
-10,2
-8,3
-3,2
-2,1
-2,2
-8,3
0,4
-2,8
-3,7
-4,8
-7,0
-6,6
-2,0
-3,5
-4,7
-6,5
-2,9
-3,7
-0,3
-2,6
-6,6
-9,8
-7,0
-2,8
-2,2
-2,1
-8,3
-0,3
-1,2
-3,1
-4,8
-5,7
-5,3
-2,1
-3,0
-3,8
-5,4
-2,6
-3,5
-0,1
-2,3
-6,9
-7,0
-6,4
-2,3
-2,2
-1,8
-8,4
-0,1
-1,7
-3,0
-4,2
-4,7
-4,2
-2,2
-6,2
-9,3
-3,7
-4,8
-2,0
0,0
-8,3
-8,6
-7,6
-4,6
-1,1
-1,2
-4,4
-3,1
2,5
-1,8
-2,5
-7,1
-6,8
-0,8
-4,8
-7,9
-1,5
-2,7
1,2
1,0
-7,5
-9,1
-5,1
-3,6
0,4
-0,4
-4,2
1,9
3,2
-1,0
-1,2
-5,7
-5,4
0,5
-4,2
-6,4
-0,8
-2,2
2,4
2,3
-7,9
-9,3
-6,1
-2,7
-0,2
-1,5
-3,9
0,8
2,1
-1,1
-1,8
-5,0
-4,7
-0,2
-3,0
-4,6
0,0
-1,4
1,8
2,7
-3,5
-9,0
-5,0
-2,4
-0,4
-1,5
-3,8
0,3
3,3
-0,5
-1,8
-3,8
-3,5
-0,4
-2,0
-3,4
0,2
-1,1
1,8
2,9
-3,6
-6,2
-4,4
-1,9
-0,4
-1,2
-3,7
-0,4
3,1
-0,4
-1,2
-2,7
-2,4
-0,4
50
Genel Devlet Brüt Borç Stoku/GSYH
Dünya
Gelişmiş Ülkeler
ABD
Avro Bölgesi
Fransa
Almanya
İtalya
İspanya
Japonya
İngiltere
Kanada
Yükselen Ekonomiler
Çin
Hindistan
Rusya
Brezilya
Meksika
Güney Afrika
G-7 Ekonomileri
G-20 Gelişmiş Ekonomiler
G-20 Yükselen Ekonomiler
79,5
101,5
98,2
85,6
82,3
82,5
119,3
61,3
216,0
79,4
83,0
40,3
33,5
68,5
11,0
65,2
42,9
35,8
114,9
109,0
39,9
79,7
105,5
102,5
88,1
86,0
80,5
120,8
69,1
230,3
85,4
83,4
36,7
25,5
66,4
11,7
64,9
43,7
39,6
120,1
113,5
35,5
81,1
110,2
106,5
92,9
90,3
82,0
127,0
84,1
237,9
90,3
85,6
35,2
22,8
66,8
10,9
68,5
43,5
42,3
124,8
117,8
33,7
79,3
109,3
108,1
95,0
92,7
80,4
130,6
91,8
245,4
93,6
87,0
34,3
21,3
66,4
10,4
67,2
43,5
42,7
123,9
116,6
32,4
78,6
109,5
109,2
95,3
94,0
78,3
130,8
97,6
244,6
97,1
84,6
33,6
20,0
66,7
11,8
65,9
43,9
43,7
124,2
116,7
31,6
Kaynak: IMF Mali Görünüm Raporu, Nisan 2013
51
Ek Tablo 8: Seçilmiş Avro Ülkeleri Kamu Mali Göstergeleri (Yüzde)
Bütçe Dengesi/GSYH
2009
2010
2011
2012
2013*
2014*
Avro Bölgesi
Almanya
Fransa
İngiltere
Yunanistan
İspanya
İrlanda
İtalya
Portekiz
Belçika
0,1
6,0
-1,7
-1,0
-13,3
-4,3
-3,1
-2,0
-3,6
-9,6
0,3
6,1
-1,9
-2,3
-11,0
-3,8
0,7
-3,5
-10,2
-9,0
0,4
5,6
-2,6
-1,1
-9,8
-3,2
1,0
-3,1
-9,8
-5,6
1,9
6,3
-1,7
-3,5
-2,9
-0,2
3,7
-0,4
-4,2
0,4
2,6
6,3
-1,4
-2,5
-1,1
2,2
1,8
1,1
-4,7
1,8
2,8
6,0
-1,5
-1,8
0,0
3,5
3,5
1,3
-3,1
1,8
Birincil Bütçe Dengesi/GSYH
Avro Bölgesi
Almanya
Fransa
İngiltere
Yunanistan
İspanya
İrlanda
İtalya
Portekiz
Belçika
-3,5
-0,4
-5,1
-9,5
-10,5
-9,4
-11,8
-0,8
-7,3
-1,9
-3,4
-1,6
-4,7
-7,2
-4,9
-7,7
-27,7
0,1
-7,0
-0,4
-1,1
1,8
-2,7
-4,5
-2,4
-7,0
-10,0
1,2
-0,4
-0,4
-0,6
2,6
-2,3
-3,4
-5,0
-7,7
-3,9
2,5
-2,0
-0,5
0,2
2,3
-1,4
-3,9
0,0
-3,2
-2,4
2,4
-1,1
0,3
0,3
2,3
-1,8
-3,4
1,8
-3,6
0,6
3,1
0,3
0,1
Genel Devlet Brüt Borç Stoku/GSYH
Avro Bölgesi
Almanya
Fransa
İngiltere
Yunanistan
İspanya
İrlanda
İtalya
Portekiz
Belçika
80,0
74,5
79,2
67,8
129,7
53,9
64,8
116,4
83,7
95,7
85,6
82,4
82,4
79,4
148,3
61,5
92,1
119,3
94,0
95,5
88,0
80,4
85,8
85,5
170,3
69,3
106,4
120,8
108,3
97,8
92,7
81,9
90,2
90,0
156,9
84,2
117,6
127,0
123,6
99,6
95,5
81,1
94,0
95,5
175,2
91,3
123,3
131,4
123,0
101,4
96,0
78,6
96,2
98,7
175,0
96,8
119,5
132,2
124,3
102,1
Kaynak: Eurostat, Avrupa Komisyonu Bahar 2013 Tahminleri
(*) Tahmin
52
Ek Tablo 9: Yükselen Ekonomilere Giden Net Özel Sermaye Akımları (Milyar Dolar)
2000
2001
2002
Yükselen Ekonomiler
237,6 185,1 139,1
Ortadoğu ve Afrika
7,7
12,9
4,4
Nijerya
0,5
1,8
1,7
Mısır
1,2
1,9
1,5
Fas
-0,7
2,2
0,4
Güney Afrika
4,4
4,9
-1,5
Lübnan
1,9
1,7
3,2
Suudi Arabistan
0,7
-1,6
-2,1
BAE
-0,4
1,9
1,3
Latin Amerika
85,9
81,5
28,5
Arjantin
13,8
8,4
-8,1
Brezilya
39,8
24,3
6,0
Şili
6,2
6,1
4,1
Kolombiya
3,5
9,0
-1,5
Ekvator
0,8
2,1
2,4
Meksika
17,7
28,0
23,4
Peru
0,7
0,7
1,5
Venezüella
3,4
2,9
0,6
Yükselen Avrupa
54,6
20,0
39,9
Bulgaristan
1,8
1,4
1,1
Çek Cumhuriyeti
4,5
5,9
8,9
Macaristan
6,4
6,4
5,1
Polonya
16,8
13,3
3,5
Romanya
3,6
2,7
3,2
Rusya Federasyonu
3,2
3,1
18,1
Türkiye
16,5
-13,8
0,3
Ukrayna
1,7
0,9
-0,2
Yükselen Asya
89,4
70,7
66,2
Çin
51,1
49,4
49,9
Hindistan
14,0
9,2
7,3
Endonezya
-1,4
1,9
-5,6
Kore
23,9
1,7
10,9
Malezya
1,6
4,8
3,6
Filipinler
2,3
2,4
2,1
Tayland
-2,1
1,4
-2,0
Kaynak: Institute of International Finance (IIF), Ocak 2013
*Tahmin
2003
263,0
18,9
2,5
-2,3
3,0
2,4
5,4
2,9
4,9
46,7
7,2
11,4
7,6
-0,5
1,2
13,1
2,5
4,3
74,1
2,3
5,5
13,6
2,7
4,8
35,9
5,0
4,2
123,4
71,6
19,6
-2,9
25,4
3,5
1,6
4,6
2004
424,1
44,2
4,7
-2,0
1,7
9,1
4,5
8,6
17,6
57,5
10,2
9,5
6,0
4,7
1,5
22,3
2,6
0,7
150,8
3,8
11,3
22,0
32,4
11,3
37,6
24,5
7,9
171,6
94,3
19,6
5,1
26,6
10,4
0,3
15,3
2005
646,9
78,6
8,2
4,3
0,9
19,5
3,6
18,7
23,5
90,4
0,9
22,4
11,2
11,1
1,2
34,8
4,3
4,4
250,6
5,2
13,7
20,9
33,4
14,0
99,9
46,0
17,6
227,3
128,3
29,1
13,7
22,7
6,4
7,3
19,9
2006
784,1
95,2
5,7
7,9
1,7
19,3
4,1
31,1
25,4
103,8
12,7
43,2
10,7
7,8
0,4
26,7
3,8
-1,5
275,4
12,0
10,0
24,1
32,9
23,3
97,1
59,3
16,6
309,7
154,0
58,6
9,8
50,4
12,5
4,2
20,3
2007
1244,2
164,1
7,4
13,8
6,8
20,0
5,2
56,0
54,8
223,9
22,7
94,9
17,3
13,3
0,0
50,1
10,3
15,1
444,1
20,7
21,3
24,2
59,8
31,4
195,1
62,1
29,4
412,1
185,7
101,9
16,1
66,0
19,0
8,5
14,8
2008
619,1
109,9
-0,7
12,9
1,9
13,4
6,5
49,2
26,7
130,9
10,1
44,5
22,8
9,7
0,8
29,6
7,1
6,2
256,8
17,4
13,8
22,2
39,2
25,4
70,9
39,2
28,7
121,4
146,1
31,0
13,3
-71,6
3,3
-3,9
3,2
2009
643,3
64,3
3,7
-6,4
3,2
8,1
9,8
40,5
5,5
146,6
4,1
91,1
18,8
17,0
-0,4
5,3
8,2
2,4
63,7
2,8
9,5
8,3
41,3
2,7
6,2
-8,4
1,2
368,7
190,1
86,5
20,9
53,1
14,0
-0,9
4,9
2010
1088,3
98,1
7,3
21,5
1,8
21,0
4,6
27,6
7,5
265,5
9,1
153,8
26,3
12,8
1,0
41,5
11,9
4,2
192,2
0,4
18,6
3,4
62,9
2,7
47,7
44,6
20,4
532,1
279,2
89,1
35,2
27,1
16,3
7,7
33,0
2011
1084
69,0
9,4
-3,5
3,6
18,4
7,8
27,2
9,6
271,0
8,7
137,0
21,8
20,6
1,5
47,4
10,7
10,2
197,0
-0,7
10,6
0,4
57,9
6,7
67,3
53,6
12,0
547,6
359,5
60,0
22,0
12,9
15,9
7,6
12,9
2012*
1080
67,0
8,9
-1,7
3,5
12,2
5,4
25,0
10,5
288,0
8,0
142,5
25,9
16,3
1,0
40,3
7,8
7,5
193,0
-1,0
5,3
-5,0
43,7
0,8
58,3
48,6
-4,7
531,0
293,7
65,0
31,2
3,1
15,5
3,4
20,4
2013*
1118
85,0
9,6
5,1
3,6
18,6
4,3
27,4
11,6
298,0
9,0
158,0
31,1
18,4
1,1
44,6
9,2
0,9
218,0
0,4
8,1
-0,7
42,3
6,6
92,8
59,1
8,2
517,0
303,6
75,4
33,0
16,8
17,3
4,6
21,3
53
2014*
1150
88,0
305,0
229,0
528,0
303,2
Ek Şekil 1: Petrol Fiyatları ($ /Varil)
140
130
120
110
100
OILOPEC
90
OILBRNP
80
70
60
Kaynak: Datastream
*UK Brent, Dubai ve Teksas ham petrol fiyatlarının basit ortalamasıdır,
Ek Şekil 2: Emtia Fiyat Endeksleri (2005=100)
260
Emtia Fiyatları Endeksi (2005=100)
240
220
200
180
183,55
178,67
160
179,36
140
120
130,47
Ham Petrol
Metal
Tarımsal Hammadde
Gıda
Nisan 2013
Mart 2013
Şubat 13
Ocak 13
Aralık 12
Kasım 2012
Ekim 2012
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
Mayıs 12
Nisan 12
100
Emtia
Kaynak: IMF –IFS, Ekim 2012 veri tabanı
(1) Ham Petrol Endeksi: Brent , Dubai ve Teksas ham petrol fiyatlarının basit ortalamasından oluşan endekstir,
(2) Metal Endeksi: Bakır, alüminyum, demir, nikel, kalay, çinko, kurşun ve uranyum fiyatlarından oluşan endekstir,
(3) Tarımsal Hammadde Endeksi: Pamuk, yün, ahşap, lastik ve hayvan derisi fiyatlarından oluşan endekstir,
(4) Gıda Endeksi: Tahıl, bitkisel yağ, et, deniz ürünleri, şeker, muz ve portakal fiyatlarından oluşan endekstir,
(5) Emtia Fiyat Endeksi: Yakıt ve yakıt dışı fiyatlardan oluşan endekstir,
54
Ek Şekil 3: Küresel Risk Algısı Endeksi ( VIX-S&P 500 Volatility Index) ve Siyah Kuğu Endeksi 2
(Skew VIX)
45
40
35
30
25
20
15
10
5
0
140
135
130
125
120
115
110
VIX
Şubat 13
Ocak 13
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
Mayıs 12
Nisan 12
Mart 12
Şubat 12
105
SkewVIX(sağ eksen)
Kaynak: Datastream
Ek Şekil 4: Morgan Stanley Uluslararası Sermaye Hareketleri Endeksi (MSCI): Seçilmiş Bölgeler
ve Türkiye (16,3,2012 Endeks Değeri =100, Dolar cinsinden)
150
140
130
120
110
100
90
80
Global
Yükselen Piyasalar
Yükselen Avrupa
Avro Bölgesi
Mart 13
Şubat 13
Ocak 13
Aralık 12
Kasım 12
Ekim 12
Eylül 12
Ağustos 12
Temmuz 12
Haziran 12
Mayıs 12
Nisan 12
Mart 12
70
Türkiye
2
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standart and Poors’un küresel risk algısını ölçmek için hazırladığı VIX endeksi,
Lehman Brothers sonrası yaşanılan kriz ve daha önceki Amerika kaynaklı krizleri ölçme konusunda başarı olurken, diğer krizleri
yakalamakta başarılı olamamıştır. Aynı zamanda VIX endeksinin kendi oynaklığı 10’dur. Bu durum belirsizliği artırmaktadır.
Bunun ardından geliştirilen ve Siyah Kuğu endeksi olarak adlandırılan “Volatilite Yatıklık Endeksi” (SkewVIX) diğer ülkeler
kaynaklı krizleri ölçmekte daha başarılı olmuştur. Grafikten de anlaşılacağı üzere Avro Bölgesine yönelik tartışmaların yaşandığı
son dönemde VIX endeksi Avrupa kaynaklı riskleri düşük seviyeden fiyatlandırırken, riskleri 100 ile 150 arasında fiyatlayan
SkewVIX endeksinin değeri Ekim ayında 121,2 seviyesine ulaşmıştır.
55
DEG RAPORLARINDA ELE ALINAN ÜLKE ve KONULAR
Küresel Dengesizlikleri Ortadan Kaldırmak için Uygulanması Gereken Politikalar, Kutu 1, s,6
Güneyin Yükselişi ve İnsani Kalkınma, Kutu 2, s,40
Dünyada Çalışma Hayatının Genel Görünümü, Kutu 1, s, 21
Dünyada Genç İşsizlik Konusundaki Gelişmeler, Kutu 2, s,23
Avro Bölgesi Krizinin Gelişmekte Olan Ülkelere Olan Etkileri, Kutu 1, s,36
Küresel Eğilimler, Kutu 2, s,37
DEG Haziran 2013, Sayı 6
DEG Mart 2013, Sayı 3
DEG Aralık 2012, Sayı:12
Çok Kutuplu Dünya Ekonomisi, Kutu 1, s, 36
Dünya Refah Endeksi Sıralaması, Kutu 2, s, 38
DEG Ekim 2012, Sayı:10
ABD’de İşsizlik Sigortası Uygulamaları, Kutu 1, s, 12
Küresel Rekabet Endeksi (2012-2013), Kutu 2, s, 19
DEG Eylül 2012, Sayı:9
Yuan’ın Konvertibilitesi ve Son Gelişmeler, Kutu 1, s, 34
DEG Ağustos 2012, Sayı:8
IMF Kredi Kullanımları, Kutu 1, s, 39
Rio+20 Zirvesi ve Sürdürülebilir Kalkınma, Kutu 2, s, 40
Gelişmekte Olan Ekonomilere Giden Sermaye Akımları, Kutu 3 s, 41
DEG Temmuz 2012, Sayı:7
Ülkelerin Uyguladığı Mali Önlemler, Kutu 1, s, 23
Dünya’da Gelir Eşitsizliğinin Dağılımı, Kutu 2, s, 37
DEG Haziran 2012, Sayı:6
İspanya Ekonomisinin Son Durumu, Kutu 1, s, 26
“ÇİNDİSTAN”: Çin ve Hindistan Ekonomisinin Yapısal Özellikleri ve Geleceği,
Kutu 2, s,38
DEG Mayıs 2012, Sayı:5
Seçilmiş Ülke İncelemesi: Brezilya
Çin 2030 Modern, Uyumlu ve Yaratıcı Yüksek Gelirli Toplumun İnşası, Kutu 1, s,23
Petrol Fiyatlarındaki Son Gelişmelerin Küresel Ekonomiye Etkileri Açısından
Değerlendirilmesi, Kutu 2, s, 33
DEG Nisan 2012, Sayı:4
Seçilmiş Ülke İncelemesi: Yunanistan
ABD’de Yapısal İşsizlik, Kutu 1, s, 10
DEG Mart 2012, Sayı:3
Seçilmiş Ülke İncelemesi: Rusya
ABD’de Büyük Durgunluk ve Yoksulluk (2007-2011), Kutu 1, s,9
ABD ve AB Borç Yapısı, Kutu 2, s,22
DEG Şubat 2012, Sayı:2
9 Aralık 2011 AB Zirve’sinde Alınan Kararlar, Kutu 1, s, 12
Çin’in Kur Politikası, Kutu 2, s, 32
DEG Ocak 2012, Sayı:1
56
Download