1 Sayın milletvekilleri, dünyada, çoğaltabileceğimiz bu

advertisement
T.B.M.M.
B:54
13.1.1993
0:1
Sayın milletvekilleri, dünyada, çoğaltabileceğimiz bu kadar örnekler varken, insanların
2000'Ii yıllara girdiği, atom bombasının atılışının üzerinden 48 yıl geçtiği, ülkelerin sınırlarının
kalktığı, füzelerin milyonlarca insanı yok edebilecek teknolojik seviyeye geldiği bir dönemde,
tutup, hâlâ başkalarını, din ve vicdan özgürlüğünden dolayı kınamak, horlamak, küçük dü­
şürmek, hatta onlara sövmek doğru ve caiz değildir.
Bu, hem Anayasamıza aykırıdır, hem insan haklarına aykırıdır hem örneklerine aykırıdır
hem de ülkenin bütünlüğüne aykırıdır. Hele hele, bunun, şü günlerde, şu zamanda, en çok be­
raberlik ve birlikteliğe ihtiyaç duyduğumuz birdönemde yapılmış olması da, işin bir başka şanssız
yanıdır.
Şimdi, konuşmamın son bölümüne geliyorum : Peki, bu Alevilik nedir, bu Aleviler ne di­
yorlar, ne yapıyor bu insanlar?
Arkadaşlarım, hepiniz biliyorsunuz ki, özellikle son zamanlarda, Alevi vatandaşlarımızla
ilgili olarak, gerek basında gerekse kitap olarak, zaman zaman, kamyonlar dolusu neşriyat ya­
pılıyor. 600-700 yıl sonra, durup dururken, kamyonlar dolusu, binlerce kitapta ve basında, Alevilerle ilgili konular acaba neden yer alıyor? Elbette yer alacaktır; Türkiye'de demokrasi varsa,
demokrasi tüm kurum ve kuruluşlarıyla işliyorsa, elbette bunlar yapılmalıdır, doğrudur da.
Eğer, bir memlekette, belli sınıflar, belli ilkeler ve belli prensipler doğrultusunda yayınlar yapı­
lamıyor; insanlar birbirlerini horluyor, insanlar birbirini küçümsüyor veya bir sınıf, diğer bir
sınıfı asimile ediyor ya da bu, onun kural ve kaideleri şeklindeyse, o memlekette zaten, demok­
rasinin varlığından bahsetmek mümkün değildir. İşte, biz, demokrasi, tüm kurum ve kuralları
ile pratik hayata geçtiği zaman, bugüne kadar yapılan pek çok yanlışlığın ortadan kalkacağına
inanıyoruz.
Sayın milletvekilleri, kısaca, birkaç maddeyle konuşmamı bitiriyorum.
BAŞKAN — Sayın Şahin, lütfen... Lütfen...
CEMAL ŞAHİN (Devamla) — Alevi vatandaşlarımızın farklı bir peygamberi, farklı bir
kitabının olmadığını hepiniz biliyorsunuz, tslamdaki mezhepler, yorum biçimlerinden, olayla­
rın, ûyetlerin ya da kuralların farklı yorumundan kaynaklanıyor. İslam Dini içerisinde ne ka­
dar mezhebin bulunduğunu, ne kadar farklı inanç gruplarının bulunduğunu da hepiniz bili­
yorsunuz. Bu ne demektir? İslam, bunu reddetmiyor demektir. Mademki, bir dinin üzerine,
kitabı üzerine, uygulamaları üzerine farklı yorumlar, farklı biçimler, farklı şekiller gündeme
geliyor; işte, mezhepler de, bütün dinlerde olduğu gibi, -en ilkel dinler de dahil- böyle meydana
geliyûr. O halde,en son peygamber olan Peygamberimizin getirmiş bulunduğu yüce dinimiz
islam'da da bunların olması gayet doğal değil midir? Elbette doğaldır; ama, olaylara farklı
bakıyor diye ya da benim gibi düşünmüyor diye onları horlamak küçük görmek, kimsenin hakkı
değildir.
örenğin, ben, kutsal kitabımız olan Hazreti Kur'an'ın, hiç kimsenin şüphesi olmayan, hiç
kimsenin inkâr edemeyeceği Hazreti Kur'an'ın Türkçe okunmasında sakınca görmeyebiliyo­
rum, görmeyebilirim; çünkü, bunun Kur'an'da olduğuna inanıyorum. Kur'an umumidir. Kur'an
Arabistan'a inmiştir ama sadece Araplara inmiş bir kitap değildir, umumidir. "Ben tslamım"
diyen herkes, kendi anadilinde ibadet yapabilir, dua okuyabilir, Kur'an'ı kendi diline çevirebi­
lir diye inanıyorum.
Biliyorsunuz ki, 500-600 yıldır bunun tartışması yapılıyor : Kur'an, gerçekten, başka dil­
lere çevrilebilir mi, çevrilemez mi?
— 171 —
Download