Alevilik ve Kadın

advertisement
Alevilik ve Kadın
Mahir Zubari tarafından yazıldı.
İslamiyet öncesinde ki cahiliye döneminde, aşağılanan, hor görülen, insan yerine bile
konulmayan kadınlar, İslamiyet ile birlikte hak ettikleri konuma gelmişlerdir. İslam dininin
kadınlarla ilgili getirdiği hak ve özgürlükler sayesinde kadının İslam toplumundaki rolü ve önemi
iyice artmıştır.
İslam dininin özü olan Alevilikte kadının yeri son derece önemlidir. Bu önemin kaynağı şüphesiz
ki Kur’an’ı Kerim ve Ehl-i Beyt öğretisidir. Kur’an’ı Kerim’de kadının İslam dininde ki yeri ve
görevleri hakkında çok sayıda ayet bulunmaktadır. Öyle ki Kur’an’ı Kerim’deki Nisa (kadınlar)
suresi, İslam dininin kadınlara verdiği önemin en açık göstergesidir. Bu sure, haksızlığa,
baskıya uğrayan kadınların, haklarını belirten, onları yüce Allah’ın emirleriyle koruyan çok
sayıda ayet içermektedir.
Yüce Allah, kadını ve erkeği birbirini tamamlayan iki canlı varlık olarak yaratmış ve her ikisini de
farklı özelliklerle donatmıştır. Kadın ve erkek birbirine muhtaç bırakılmış iki canlıdır. Bu yaratılış
mucizesi, toplumsal hayatın temelini oluşturan yüce Allah’ın takdiridir. Bu yaratılış
özelliklerinden doğurganlık özelliği şüphesiz ki kadının kendisine verilen en önemli özelliktir. Bu
özellik bile kadına değer vermenin gerekliğinin açık bir kanıtıdır. Kadını aşağılayan, hor gören
bir anlayışın Alevilikte yeri yoktur. Bu zihniyeti taşıyan insanlar, kendilerini de doğuranın bir
kadın olduğunu asla unutmamalıdırlar.
Kadının görevleri
Alevilikte kadının en temel görevi kocasına sadık olması ve topluma faydalı çocuklar
yetiştirmesidir. İslam dinine göre kadın, korunması, sahiplenilmesi ve gözetilmesi gereken bir
varlıktır. Bu görevler şüphesiz erkeğe düşmektedir. Kur’an’ı Kerim’in Nisa suresi 34. Ayetinde
yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması
sebebiyle ve erkekler mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve
koruyucusudur.” Bazı kadınların erkeklerin fiziksel yaratılış üstünlüğünü reddedip erkeklerin
koruyuculuğu alçaltıcı bir durum olarak algılamaları son derece yanlıştır ve Alevilikle
bağdaşmayan bir tutumdur. Nitekim unutulmamalıdır ki yaratılış gerçeği şunu ortaya
koymaktadır: Erkeklerin de, kadınların da kendilerine özgü yaratılış özellikleri vardır ve herkes
bu özelliklerin farkında olup ona göre davranmalıdır. Herkesin rolü ve görevleri bellidir. Her
ikisinin de kendine göre bazı zaafları bulunmaktadır.
Alevi inancında kadına saygı duyulur ve kadınlara diğer inançlardan daha fazla hak ve özgürlük
verilir. Alevi toplumundaki kadınların ile farklı toplumlardaki kadınların yaşayışları
karşılaştırıldığında bu fark kolayca görülebilir. Bu özgürlüğün yanında kadınında bazı görevleri
vardır.
Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kadının cihadı, kocasına karşı olan görevlerini en iyi şekilde
yerine getirmek (ve onu hoşnut etmesidir.)" bu görevlerin en önemlilerinden birisi kocasına itaat
etmesi ve kocasına saygısını eksik etmemesidir. Hz. Peygamber’imiz (s.a.a): "Müslüman bir
1/4
Alevilik ve Kadın
Mahir Zubari tarafından yazıldı.
erkek, İslam'dan sonra, kendisine baktığında huzur bulan, emrettiğinde itaat eden ve gıyabında
onun (haysiyetini) ve malını koruyan Müslüman bir eşten daha iyi bir (nimet) ve fayda elde
etmemiştir." buyurmuştur. Bu hadis bir kadının, kocasına karşı sorumluluklarını çok iyi bir
şekilde ifade etektedir.
Kocasına itaatin yanında Alevi bir kadında olması gereken en önemli özellik iffetli olmasıdır.
Nitekim Hz. Ali (a.s): "Haya ve iffet iman adabındandır; hür insanların özelliği ve iyi insanların
sıfatıdır."demiştir. İffet, kadının sahip olması ve koruması gereken en önemli sıfatıdır. Hz.
Muhammed (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Haya, on kısma ayrılmıştır; bunların dokuz kısmı
kadınlara, bir kısmı ise erkeklere verilmiştir." Yine Resul-i Ekrem (s.a.a): "En kötü kadınlarınız,
hayadan yoksun, (kocasına karşı) dili uzun ve ağzı bozuk olan kimsedir." buyurmuştur. Bu
hadisi yorumlayacak olursak, bir kadın kocasına saygıyı eksik etmemeli, alçak gönüllü ve geniş
olmalı ve aynı zamanda aile ve toplum hayatını olumsuz etkileyecek tüm dedikodu ve kötü
sözlerden uzak durmalıdır. Bu bilinçle hareket eden bir kadın hem Allah katında hem toplum
içinde hem de aile yaşantısı içinde hak ettiği mutlulukları yaşayacak ve saygın bir konuma
gelecektir. Şunu vurgulamak gerekir ki kadınlarımız dedikodudan uzak durmalı ve toplumu,
insanları birbirine düşürecek söz ve eylemlerden kaçınmalıdır. Fitne, fesat, kıskançlık, hırs ve
benzeri davranışlar Allah katında günah olan ve insanı dinden, iyilikten, huzurdan uzaklaştırıp
cehenneme yaklaştıran davranışlardır. Kadınlarımızın en hayırlı olanı bu gibi olumsuz
davranışlardan uzak duranları olacaktır. Alevilik inancı toplumu bölen değil, toplumu
bütünleştiren bir yaşam tarzını öğütler.
Kendini Alevi diye tanımlayan bir kadın, Aleviliğin ne olduğunu, Aleviliğin tarihini, Kur’an’ı Kerim
okumayı bilmeli ve Ehl-i Beyt’i tanımalıdır.
Alevi bir kadın fiziksel görümüne dikkat etmeli ve giyim kuşamı İslam dininin çizdiği çerçevede
olmalıdır. Ne yazık ki günümüzde açık giyinmek modernlik ve çağdaşlık gibi gösterilmektedir.
Halbuki bu düşünce tarzı tamamen yanlıştır ve cahil insanların düşüncesidir. Bugüne kadar tüm
Alevi kadınlar, ninelerimiz, annelerimiz İslamiyet’in çizdiği sınırlar içinde yaşadı ve giyindi.
Bundan sonra da böyle olmalıdır. Alevi inancına açık giyinmeyi, uygunsuz giyinmeyi kabul
etmez. İslam dini makul sınırlar içinde örtünmeyi emreder. Yüce Allah Kur’an’ı Kerim’de bu
konuyla ilgili şöyle buyurmaktadır: “Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin
kadınlarına, örtülerini üstlerine almalarını söyle. Bu hâl onların tanınıp da taarruza
uğramamaları için daha hayırlıdır. Allah bağışlayan esirgeyendir.” (Ahzap 59). İnsanları
hayvanlardan ayıran en önemli özelliklerden biri örtünmesidir. Örtünme, insanların nefislerinin
yarattığı kötü arzuları engelleyen bir zırhtır. Moda adı altında kadınlarımızı açık giyinmeye
özendiren ve üstelik bunu “çağın bir gereği” olarak sunan zihniyet Alevilikle bağdaşmaz ve
toplumu felakete götürür. Hiçbir ayet boşuna inmemiş, hiçbir hadis de boşuna söylenmemiştir.
Din, şüphesiz ki insanları iyiliğe ve mutluluğa davet eder. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Çağdaşlık açık giyinmekle, uygunsuz giyinmekle değil, şerefle, namusla, iffetli olmakla ve akılla
ölçülür. Kötü zamanın kötü tuzaklarına düşmemek gerekir. Resul’i Ekrem (s.a.a) kızı Hz.
Fatıma'ya (s.a) hitaben şöyle buyurmuştur: "Ey Fatıma, her hangi bir kadın güzel bir şekilde
süslenir ve güzel bir elbiseyle evinden çıkarak insanların dikkatini üzerinde toplar ve kendisine
bakmalarını sağlarsa, yedi göğün ve yerlerin melekleri ona lanet eder ve ölüp de cehenneme
girinceye kadar, Allah'ın gazabına mazhar olur. (Elbette tevbe edip dönüş yapar ve bir daha
tekrarlamazsa o başka.)" yine konuyla ilgili Hz. Ali (a.s), Hz. Muhammed’ten (s.a.a) şu sözü
2/4
Alevilik ve Kadın
Mahir Zubari tarafından yazıldı.
nakletmiştir: "Zamanların en kötüsü olan ve kıyametin yaklaştığı bir zaman olan
ahırüz-zamanda, bir çok kadınlar olacak ki örtülü oldukları halde çıplaktırlar; süslerini gösterirler;
dinden çıkıp fitnelere girerler; şehvetlere yönelirler; nefsani lezzetlere koşarlar ve haramları
mubah kılarlar. Onlar cehenneme girip orada ebedi olarak kalacaklardır. (Bütün bunlar tevbe
edilmediği takdirdedir tabi.)"
Tesettür, uygun giyinme, kadınların güzelliğinden, haysiyetinden hiçbir şey almaz aksine
kadınlara değer ve haya katar. Kadınlarımızın da bu bilinçle hareket etmeleri gerekmektedir.
Alevi bir kadın iyi bir anne de olmalıdır. Çocuğun muhatap olduğu, ilk eğitimini aldığı kişi
annesidir. Bir anne, geleceğin toplumunun bir üyesi olacak çocuğuna iyi bir terbiye vermekle
yükümlüdür. İyi terbiye almış, iyi eğitilmiş, sevgiyle büyütülmüş bir çocuk, güzel bir geleceğin
güzel bir toplumun da habercisidir. Bu konuda en önemli görev şüphesiz anneye düşmektedir.
Çocuk, işlenmemiş bir maden gibidir. Bu madeni işleyecek ve bu madene değer katacak ilk kişi
annedir.
Terbiyeli, dinine ve kültürüne bağlı, toplumuna faydalı çocukları yetiştiren bir anneden daha
hayırlı bir kadın olamaz. Nitekim Hz. Muhammed’in (s.a.a) “Cennet anaların ayakları altındadır.”
sözü her şeyi özetlemektedir.
Hz. Ali (a.s). "En iyi kadınlarınız beş özelliğe sahip olan kimselerdir." "O beş özellik nedir ya
Emir-el Mû'minin?" diye sorulunca şöyle buyurdu:
a-) Hafif yüklü ve mihri az olan,
b-) Yumuşak huylu ve güzel ahlaklı olan,
c-) Kocasına itaat eden,
d-) (Onun yüzünden) kocası öfkelendiğinde, onu razı etmeden uyumayan,
e-) Kocası bir yere gittiğinde onun gıyabında onu koruyan; (haysiyetine, malına kimseyi
dokundurmayan) kadın."
Evet böyle bir kadın, Allah-u Teala'nın bir elemanıdır; Allah'ın elemanı ise hiçbir zaman hüsrana
uğramaz." İşte böyle bir kadın yüce Allah’ın rızasını kazanan kadındır.
Alevi kadını, iffetini koruyan, inançlı, fiziksel görümüne İslami kurallar içinde dikkat eden, eşine
itaat edip saygı duyan iyi bir eş; hayırlı evlatlar yetiştiren iyi bir anne; ve toplumunu iyi temsil
eden iyi, bilinçli ve akıllı bir insan olmalıdır. Zamanın aldatıcı heveslerine kanmayan, kıskançlık,
fitne, fesat, hırs gibi kötü huyları taşımayan kadındır.
İslam’ın özü olan Alevilikte kadın değerlidir ve hep öyle kalacaktır. Kadının değerli olduğunu
hem Kur’an’ı Kerim’deki ayetler, hem de Hz. Muhammed’in (s.a.a) hadisleri ve imamlarımızın
sözleri tasdik eder. İslam dininin hem erkeğe hem de kadına yüklediği sorumluluklar vardır. Bu
sorumluluklar yerine getirilmelidir. Karşılıklı sevgi-saygıdan ödün verilmemelidir. Ve en önemlisi
3/4
Alevilik ve Kadın
Mahir Zubari tarafından yazıldı.
insanlarımız Alevi toplumunun bireyleri olduklarını hiçbir zaman unutmamalıdırlar. Alevilik inancı
İslam’ın özüdür ve herkes bu öze uygun şekilde davranmalıdır. Bu yolda yüce Allah’ın
emirlerinin yer aldığı Kur’an’ı Kerim ve Ehl-i Beyt öğretisi iki temel rehberimiz olacaktır. Yüce
Allah, iyiliğin peşinde koşanların yardımcısıdır.
4/4
Download