merkez bankası

advertisement
MERKEZ BANKASI:
STRATEJİ VE YOL HARİTASI
1 Nisan 2015
İÇİNDEKİLER
1. Özet
2. Para Politikası Stratejisi
2.1.
Fiyat İstikrarı
2.2.
Faiz Koridoru Uygulaması
2.3.
Likidite Yönetimi
2.4.
Finansal İstikrar ve Makroekonomik Dengeler
3. İletişim Stratejisi
4. Kurumsal Strateji
5. Genel Değerlendirme
Ek. Zaman Çizelgesi
1. ÖZET
•
Bu strateji raporu; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın para politikası, iletişim ve
kurumsal yapısının ülkenin uzun vadeli planlarıyla uyumlu bir modele geçmesi
sürecinde atılması gereken ve en fazla bir yıl içerisinde gerçekleştirilmesinde fayda
görülen eylemleri tespit etmeyi hedeflemektedir.
•
Küresel finansal kriz sonrasında dünya genelinde merkez bankacılığı yeni ve çok farklı
bir döneme girmiştir. Başta ABD (Fed) ve İngiltere (BOE) Merkez Bankaları olmak üzere
birçok merkez bankası sıra dışı ve yenilikçi politikalar uygulamaya başlamış, merkez
bankaları temel amaçlarında değişikliklere gidilmiş ve bu değişikliklerle uyumlu
finansal mimariler oluşturulmuştur.
•
2006 yılından beri açık enflasyon hedeflemesinin uygulandığı ülkemizde ise Merkez
Bankası, finansal istikrarı da desteklemek amacıyla, 2010 yılından itibaren makro
finansal riskleri gözeten, kredi büyümesini sınırlandırmayı ve sermaye hareketlerindeki
oynaklığın olumsuz etkilerini azaltmayı amaçlayan yeni bir para politikasını
uygulamaya koymuştur. Bu çerçevede, faiz koridoru, zorunlu karşılık düzenlemeleri,
rezerv opsiyonu mekanizması gibi geleneksel olmayan araçlar da kullanılmaya
başlanılmıştır.
•
Uygulamaya başlanıldığı ilk yıllarda başarıyla yönetilen bu politikalar, son birkaç yılda
farklı para politikası tepkilerine rağmen ülkemiz enflasyonunda % 7 seviyesinde
görülen katılığı kırmakta zorlanmaktadır. Buna ek olarak, enflasyon hedeflemesine
dayalı alınan para politikası kararlarında büyüme etkileri ve makroekonomik dengeler
gözetilmediğinden, iktisadi faaliyette bir zayıflık ve potansiyel büyüme oranına göre
çok düşük büyüme seviyeleri göze çarpmaktadır. Merkez Bankası açısından en önemli
araç hükmündeki “kredibilite” hususunda da yaşanan sorunlar nedeniyle Merkez
Bankası’nın ekonomik gelişmeler üzerindeki etki gücü sınırlı kalmaktadır. Kredibilite
sorununda özellikle iletişim stratejisinin zayıflığı ve uygulama hataları etkilidir. Ayrıca,
mevcut finansal mimari ve organizasyonel yapı da politikaların etkin ve uyumlu
yürütülebilmesine katkı sağlayamamaktadır.
•
Ülkemiz ekonomisinin 2023 yılı hedefleri de düşünüldüğünde yeni bir merkez
bankacılığı modeline ihtiyaç duyulduğu açıktır. Bu amaçla, para politikasından
iletişime ve kurumsal yapıya değin çeşitli alanlarda yeni stratejilerin belirlenmesi önem
arz etmektedir.
•
Rapor, bu alanlarda somut önerilere yer vermektedir. Stratejik yönetim adımlarına dar
uygulama sürelerini içeren bir zaman çizelgesi de ekte yer almaktadır.
2. PARA POLİTİKASI
STRATEJİSİ
•
Merkez Bankası’nın mevcut para politikası toplam talebi kontrol altında tutmayı ve kur
oynaklığını azaltmayı hedeflemektedir. Pratikte değerli kuru hedefleyen ve bu hedefi
kısa vadeli portföy akımları ile sağlamaya çalışan bir yaklaşımla hareket edilmekte ve
enflasyonun % 5 denge seviyesine getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu yaklaşım,
enflasyonun para arzındaki artışla, diğer bir deyişle, talep artışı ile yükselişe geçeceğini
öngörmekte ve talep taraflı tedbirlerle fiyat istikrarını sağlamaya çalışmaktadır.
Büyüme açısından merkez bankalarının vereceği temel katkının fiyat istikrarı olduğu
kabul edilmektedir.
•
Merkez Bankası, yukarıda belirtilen hedefler doğrultusunda politika faizi, likidite
yönetimi, faiz koridoru ve zorunlu karşılıkları da içeren birçok araç kullanmaktadır.
•
Merkez Bankası’nın para politikası modern ve basit bir yaklaşımdan ziyade iletişimi zor
bir çerçeveyi esas almaktadır. Faiz koridoru uygulaması zaman içerisinde piyasa
aktörleri açısından Merkez Bankası politikalarının ve “gerçek faiz kararlarının” takibini
zorlaştırarak para politikasına dair güveni kıran bir unsur haline gelmiştir. 2010 yılından
itibaren Merkez Bankasına has ve yenilikçi uygulamalar olarak sunulan faiz koridoru ve
Rezerv Opsiyonu Mekanizması gibi araçlar özelikle 2013 yılı Mayıs ayında başlayan
süreçle birlikte para politikasının etkinliğini ciddi ölçüde zedelemeye başlamıştır.
•
Gelinen noktada, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın para politikası çerçevesi
şöyle tanımlanabilir :
Mevcut çerçeve “belirsiz, karmaşık ve hedef(ler)i konusunda tutarsız” bir
görünüm sergilemektedir.
Makroekonomik dengelerin yeterince gözetilmediği görülmektedir.
Ekonomik daralma dönemlerinde bile (olması gerekenin aksine) sıkı bir para
politikası duruşu benimsenmektedir. Para politikalarının en önemli özelliği,
döngü karşıtlığı, mevcut çerçevede çalışmamaktadır.
Tahmin ve modeller konusunda ciddi hatalar yapıldığı ve özellikle 2013 Mayıs
ayından bu yana modellerin yetersiz kaldığı görülmektedir.
Para politikasının dayandığı model ve analizlerin baz aldığı veri setlerinin
yeterince geniş ve gerçek zamanlı olmadığı anlaşılmaktadır.
Para politikası kapsamında uygulanan likidite yönetiminin etkinliği son derece
kısıtlıdır.
Tüm bunlar, Merkez Bankası açısından kredibilite sorununu da beraberinde
getirmektedir.
•
Bu sorunların giderilmesi ve daha etkin bir strateji için uygulanabilecek adımlara
aşağıda yer verilmektedir.
2.1. Fiyat İstikrarı
A. Kısa Vadeli Adımlar
•
İletişim Dilinin Değiştirilmesi : Öncelikle, fiyat istikrarında katı ve sıkı para politikası
uygulamalarına ısrarla bağlı kalınarak ve daraltıcı ekonomi politikaları uygulanarak
enflasyonda kayda değer ve kalıcı bir iyileşme sağlanmasının mümkün olmadığı ve
fiyat istikrarı hususunda para politikasının sınırlarına ulaşıldığı hususu açık bir iletişimle
paylaşılmalıdır.
Bu amaçla, öncelikli hedef “enflasyondaki dalgalanma ve oynaklıkların kısa sürede
azaltılması ve fiyat gelişmelerinin daha öngörülebilir hale getirilmesi” olarak
açıklanmalıdır. Bu sayede, ekonomik aktörlerin karar alma süreçlerini olumsuz
etkileyen önemli bir faktörün hafifletilmesi öncelikli hedef haline gelmiş olacaktır.
•
Fiyat İstikrarı Komitesi: Hedef, oynaklıkların azaltılması ve enflasyonu etkileyen temel
faktörlere yönelik tedbirlerin alınması olduğu için; yukarıda bahsi geçen iletişimle
uyumlu bir şekilde bir “Fiyat İstikrarı Komitesi” kurulması faydalı olacaktır. Fiyat istikrarına
etki eden unsurlara (gıda, enerji vs.) yönelik tedbirlerin koordinasyon içerisinde
alınabilmesi bu komite sayesinde başarılabilecektir.
Fiyat İstikrarı Komitesi’nin bir diğer önemli faydası da enflasyon hedeflemesi
modelinde veya Merkez Bankası görev-yetkilerinde yapılması muhtemel değişiklikler
gündeme geldiğinde geçiş döneminin etkin yönetilmesini sağlaması olacaktır. Bu
komite ile fiyat istikrarı hedefinden uzaklaşılmadığının gösterilmesi ve beklentilerin
bozulmaması için güçlü bir iletişim yapılabilmesi mümkün olacaktır.
Siyasi irade ile bir “Fiyat İstikrarı Komitesi’nin” kurulması ve bu komitede fiyat istikrarı
açısından katılıkların bulunduğu sektörler (hizmetler vs.) ile yüksek oynaklıkların
gözlendiği (işlenmemiş gıda vs.) alt kalemlerle ilgili mikro analizlerin yapılıp, tedbir
setlerinin belirlenerek düzenli bir şekilde raporlanması hedefler ve beklenti yönetimi
açısından önem arz edecektir. Bu komitenin kurulması ile birlikte, enflasyonun bütün
alt bileşenleri detaylı bir şekilde çalışılarak enflasyonda hedeflenen seviyelere
ulaşılması için gerekli yapısal tedbirler belirlenecek ve piyasalara da siyasi otoritenin
enflasyon konusundaki hassasiyetlerinin artacağı mesajı verilmiş olacaktır.
•
Hedef Revizyonu ve Dar Bant Modeli : Enflasyonda % 5 hedefinin gerçekçiliği
hususunda kredibilite ciddi anlamda yitirilmiş olup kısa sürede bu güvenin tesis
edilmesi oldukça zor görünmektedir. Ayrıca, enflasyonda % 7 seviyesinde bir katılık
gözlenmektedir. Ekonomik aktörler açısından ise enflasyonun seviyesinden daha
öncelikli olarak yüksek oynaklıklar belirsizlik oluşturmaktadır.
Yukarıda değinilen adımlar atılırken, enflasyon hedefinin revize edilmesi ve dar bir
bant modeline geçilmesi faydalı olacaktır. Örneğin, enflasyonda üç yıllık bir dönemde
% 7’den % 5 seviyesine inişi hedefleyen ve eş zamanlı olarak da enflasyonda “+ /- bir
puan” dışındaki oynaklıklara tolerans göstermeyecek yeni bir hedef modelinin
kamuoyu ile paylaşılması faydalı olacaktır.
Bu şekilde, fiyat istikrarı açısından yapısal sorunların öncelikli çalışma alanı olması
gerektiğine dair yeni iletişim dili hedeflere de yansımış olacaktır.
•
Hedefin Yeni Endekslerle Tanımlanması: Enflasyondaki yüksek oynaklık sebebiyle TÜFE
hedeflemesinde yaşanan sorunlar göz önünde bulundurulduğunda, TÜFE ile birlikte
başka endekslerin de takip edilmeye başlanılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.
Kısa vadede, TÜFE hedeflemesinin tamamen ortadan kaldırılması iletişim ve kredibilite
açısından zor görünmektedir. Bu amaçla, TÜFE ile birlikte para politikası araçları ile
etkilenebilmesi daha kolay olan çekirdek enflasyonun (I Endeksi), işlenmemiş gıda,
tütün ve alkollü ürünlerin dahil edilmediği bir endeksin ya da ağırlıklandırılmış bir
endeksin de takip edilmesi daha sağlıklı olacaktır.
B. Orta Vadeli Adımlar
•
Ölçüm, Analiz ve Modelleme: Enflasyona ilişkin ölçümler, enflasyonist etkilere ve
gelişmelere dair analizler ve model ve tahmin çalışmalarında Merkez Bankası’nın
performansının daha üst düzeye taşınması önem arz etmektedir.
Bu amaçla, öncelikle Merkez Bankası bünyesindeki Fiyat İstikrarı Çalışma Grubu
güçlendirilmelidir. Bu grup, çalışmalarında ülkemizdeki enflasyonun yapısını ve
kaynağını (talep veya maliyet yönlü) detaylı bir şekilde incelemeye odaklanmalıdır.
“Enflasyon – büyüme” ve “enflasyon – faiz” ilişkisi gibi temel teorik konular tamamen
eleştirel bir bakışla ve Türkiye örneğine odaklanılarak tekrar çalışılmalıdır. Enflasyon ve
büyüme arasındaki ilişki (ödünleşim vs.), faiz oranları ve enflasyon arasındaki ilişkinin
dinamik boyutları ve küresel finansal kriz sonrasında daha fazla gündeme gelen
hususlar (kur riski, sermaye akımlarındaki oynaklık, konut piyasasındaki riskler, hanehalkı
ve reel sektörün finansman problemleri gibi riskler) fiyat istikrarına etkileri bakımından
daha detaylı çalışılmalıdır. Bu çalışmalar, uluslararası tecrübeyi ve farklı akademik
ekolleri de dahil edecek kapsamlı tartışmaların zeminini hazırlamalıdır.
Enflasyon tahmin modelleri mutlaka gözden geçirilerek, son dönemde artan tahmin
hatalarının sebepleri ortadan kaldırılmalıdır.
•
“The Billion Prices Project”: Enflasyona ilişkin ölçüm ve tahminlerdeki doğruluk ve
eş/yakın zamanlılık etkili bir para politikası için hayati önemdedir. Halihazırda Merkez
Bankası bünyesinde bir grup ekonomist ve araştırmacı, doğrudan fiyat toplama veya
internet vs. üzerinden fiyat toplama yöntemleri ile enflasyon gelişmelerini tahmin
etmeye çalışmaktadır. Oysa ki, teknoloji bazlı çözümlerle fiyat gelişmelerini çok daha
kapsamlı, yakın zamanlı ve analize uygun bir biçimde toplama yöntemleri mevcuttur.
Nitekim, bu konuda devam etmekte olan çeşitli projeler söz konusudur. Örneğin,
Massachusetts Institute of Technology (MIT) bünyesinde yürütülen “The Billion Prices
Project” ile çeşitli ülkelerdeki yüzlerce şirketten yüksek frekanslı fiyat verisi anlık olarak
toplanmaktadır. Buna benzer ve gelişmiş projelerle fiyat gelişmeleri için tahmin
gücünün kayda değer ölçüde artırılması mümkün gözükmektedir.
2.2. Faiz Koridoru Uygulaması
•
Halihazırda kullanımda olan faiz koridoru uygulaması ile birlikte farklı faiz oranlarının
(borç alma, borç verme ve politika faiz oranı) uygulanması sebebiyle para
politikasında bir belirsizlik ve anlaşılma zorluğu ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede, faiz
koridorunun mevcut durumdaki kadar aktif kullanılmadığı, daha basitleştirilmiş ve
geleneksel bir “tek faiz” politikasına geçişin iletişiminin yapılması önem arz etmektedir.
Bu amaçla;
Merkez Bankası tarafından koridor politikasından kademeli çıkış için bir takvim
(örneğin altı ay-bir yıl) ilan edilmelidir.
Haftalık repo oranı, tekrardan temel politika faiz oranı olarak tanımlanmalıdır.
Piyasa yapıcı bankalara uygulanan özel oranlara son verilmeli ve koridordan
bu seviye çıkarılmalıdır. Bu karar hemen uygulanabilecektir.
Günlük likidite tutarının tespitine ve piyasaya sunulma şartlarına dair yeni bir
Likidite Yönetimi Çerçevesi açıklanmalıdır.
Faiz koridoru, temel mantığıyla da uyumlu bir şekilde, çok seyrek ve piyasaya
şok verilmesi amacıyla ya da dönemsel likidite gelişmelerinin kontrolü için
kullanılmalıdır.
2.3. Likidite Yönetimi
•
TCMB tarafından uygulanan likidite yönetiminin temel hedefleri, para piyasalarının
etkin ve istikrarlı çalışmasının sağlanması, piyasada, kısa vadeli faiz oranlarının Para
Politikası Kurulu tarafından belirlenen faiz koridoru içerisinde uygun görülen düzey
civarında oluşturulması ve ödeme sistemlerinin kesintisiz çalışmasının teminidir. Bu
çerçevede, likidite yönetimi TCMB’nin hangi yöntemle (haftalık repo ihaleleri vs.) ve
ne kadar tutarda likiditeyi piyasalara vereceğiyle ilgili kararlardan oluşmaktadır.
•
PPK toplantılarında politika faizi ve faiz koridoruna ilişkin kararlar alınmakta; likidite
politikası uygulamaları konusunda ise yetki Başkan’a verilmektedir. Bu uygulama,
piyasa gelişmelerine tepki verebilmek için önemli bir esneklik sağlamakla birlikte,
politika faizi ile çelişen uzun süreli likidite kararları algıda kırılmalara yol açabilmektedir.
Buna bağlı olarak, son dönemde “örtülü faiz indirimi/artışı” tartışmaları sıklıkla
görülmektedir.
•
Bu nedenle, aşağıdaki değişiklerin uygulanması önem arz etmektedir:
Tutarlılık : Likidite yönetimi konusunda yetki sınırları daha somut çizilerek tutarlı
ve etkin bir iletişim sağlanmalıdır. Likidite politikasının daha basit bir modele
geçiş ve faiz koridorunun klasik modele yaklaşma süreçlerinde tutarlılık
sağlanması önem arz etmektedir.
Selektif Likidite : Bankalara sağlanan likiditenin daha selektif yapılandırılması
önem arz etmektedir. Diğer bir deyişle, likidite bankalara sağlanırken bir makro
ihtiyati araç gibi kullanılmalıdır. Örneğin, KOBİ ve yatırım kredilerindeki artışı
desteklemek amacıyla bu kredi türlerindeki büyüme hızı ve değişime göre
bankaların likiditeye erişim limitleri ve fiyatlama şartlarının farklılaştırılması
mümkündür. Likidite yönetimi, teşvik ve cezalandırma amaçlarıyla seçici bir
biçimde dizayn edilebilmelidir.
Sistemin Fonlama İhtiyacının Yeniden Tanımlanması : Sistemin fonlama
ihtiyacının daha hassas ve dinamik modellerle çalışılması önem arz etmektedir.
Farklı piyasalar arasındaki ilişkiler, bankaların fonlama kalemlerindeki finansal
istikrar yönlü hedefler ve likiditeyi etkileyen tüm kalemler dikkate alınarak
sistemin fonlama ihtiyacının daha net ölçülmesi ve buna uygun koşullarla
likidite sunulması gerekmektedir.
2.4. Finansal İstikrar ve Makroekonomik Dengeler
2.4.1.
Büyüme ve İktisadi Faaliyet Çalışmaları
•
Mevcut yasal çerçeve, fiyat istikrarının sağlanması hedefiyle çelişmemek kaydıyla
büyüme ve istihdam politikalarını destekleme görevini Merkez Bankası’na vermektedir.
Bununla birlikte, Merkez Bankası tarafından uygulanan para politikalarının büyüme
üzerindeki etkileri analiz edilerek ilgililer ve kamuoyu ile paylaşılmamaktadır. Mevcut
uygulamalar, bu açıdan yasal çerçeve ile de uyumlu değildir.
•
Merkez Bankası, “fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla hükümetin
büyüme ve istihdam politikalarını desteklemek” görevini yerine getirmede en etkili
yolun fiyat istikrarı olduğuna inanmakta ve bu çerçevede en güçlü araç olarak
gördüğü faiz oranlarıyla enflasyonu kontrol altına alma politikasını izlemektedir.
Ancak, para politikasının temellerini oluşturan bu yaklaşım çerçevesinde, enflasyonun
hedeflenen seviyelere indirilmesinin makroekonomik dengelere ve iktisadi faaliyete
olası etkilerinin ölçümü ve iletişimi yapılmadığı gibi, enflasyon ve büyüme ilişkisini
detaylı inceleyen bir çalışma da yürütülmemektedir. Bu çerçevede, aşağıda belirtilen
tedbirlerin alınması önem arz etmektedir:
Mevcut enflasyon hedeflemesi stratejisinin makroekonomik dengeler ve
büyüme açısından etkileri, tercih edilen bu politika için ödünleşimler ve
enflasyon ve büyümeyi etkileyen yapısal ve konjönktürel unsurların etkileri
detaylı bir şekilde çalışılıp düzenli olarak kamuoyu ile paylaşılmalıdır.
Yıllık “Büyüme Raporu” yayınlanarak mevcut büyüme profilinin özetlenmesi,
gelecek dönem büyüme projeksiyonlarının yapılması ve ekonominin daha
sağlıklı bir büyüme patikasına girebilmesi için gerekli reformların tartışılması
faydalı olacaktır.
2.4.2.
Reel Sektör Çalışmaları
İktisadi faaliyet gelişmelerinin doğru anlaşılabilmesi ve modellenebilmesi için reel
sektör gelişmelerini yakından takip edecek bir modele geçilmesi önem arz
etmektedir. Bu amaçla, “Reel Sektöre İktisadi Mercek” adıyla bir çalışma başlatılmıştır.
Bu kapsamda düzenli olarak reel sektör firmaları ile birebir görüşmeler
gerçekleştirilmekte ve elde edilen bulgular Para Politikası Kurulu üyeleri ile
paylaşılmaktadır. Bu çalışmanın, finansal kesimi de içerecek şekilde, daha kapsamlı
hale getirilmesi ve ABD’deki “Beige Book” benzeri bir kurumsal yapıya kavuşturulması
faydalı olacaktır. Buna ek olarak, İdare Merkezi’ndeki Reel Sektör Araştırmaları
Grubu’nun güçlendirilmesi ve sektörel uzmanlıkların oluşturulmaya çalışılması da
yetkinliği artıracaktır.
2.4.3.
Kur Riski Yönetimi
Türkiye’de döviz kuru, makroekonomik dengeler (enflasyon, reel sektör bilançoları),
algılar ve beklentiler açısından en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Son
zamanlarda, kur oynaklığının artması ile birlikte Merkez Bankası’nın kurlarla ilgili kontrol
gücünün sınırlı olduğu algısı güçlenmiştir. Piyasa derinliğinin zaman zaman
kaybolduğu gözlemlenirken, kredibilite sorununun da yol açtığı fırsat alanından
faydalanmaya ve özellikle USD/TL seviyesinde oynaklığı tetiklemeye yönelik piyasa
hareketleri görülmektedir.
Kur oynaklığı, geçişkenlik etkisi ile enflasyonda artışa yol açmakta ve yıllık enflasyonda
gözlenecek baz etkilerini de ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle, piyasalarda sürpriz
etkisi yapabilecek, döviz talebini düşürebilecek ve firmaların döviz pozisyon ve kur
riskini azaltabilecek faiz-dışı araçlara ihtiyaç duyulmaktadır.
•
Bu çerçevede, aşağıda belirtilen tedbirlerin alınması önem arz etmektedir:
Reel sektör firmalarının riskten korunma (hedge) ürünlerini kullanmaya
başlamalarının sağlanması ve bu ürünlerle ilgili süreçlerin kolaylaştırılması,
bankaların firmaların kur ve döviz pozisyon riskleri konusunda daha basiretli
davranmalarının sağlanması, bankaların müşteri riskleri konusunda
ayrıştırılması ve Merkez Bankası döviz rezervlerinin kullanılmasına ihtiyaç
bırakmayacak modellerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Hazine Müsteşarlığı – Merkez Bankası işbirliği ile bir “Risk Yönetim Programı”
kurulması faydalı olacaktır. Bu program kapsamında, belirlenecek bir eşik
değer ve üzerinde (Örneğin, 100 milyon dolar / muadili) döviz borcu olan
firmalar “otomatik kayıt” (automatic enrollment) prensibiyle sisteme
doğrudan dahil edilecektir. Bu programa dahil olan firmalar için doğru risk
yönetim ürünleri (forward, opsiyon, swap vs.) belirlenerek risklerinin belirli bir
yüzdesinin kapatılması sağlanacaktır. Firmalara belirli bir süre sonra (örneğin
bir yıl) programdan çıkma hakkı verileceği gibi ürün maliyetlerinin belirli bir
bölümü de (örneğin ilk yıl % 50, ikinci yıl % 40 vs.) sübvanse edilecektir.
Böylelikle, firmaların riskten korunma maliyetlerini azaltan, çıkış opsiyonu
sayesinde esnek bir yapıya sahip olan, otomatik üyelik ile kullanımı kolay ve
zaman konusunda da verimlilik sağlayan bir yapı oluşturulacaktır.
Merkez Bankası’ndan reeskont kredisi kullanımına başvuracak firmaların ve
mevcut kullanıcıların döviz risklerinin belirli bir ölçüde riskten korunmuş olması
şartının getirilmesi faydalı görülmektedir. Bu mekanizma, ilk aşamada teşvik
amaçlı bir modelle (riski düşük olanlara daha yüksek limit ve/veya daha
düşük maliyet) çalıştırılabilecektir.
Kamu sermayeli şirketlerin döviz piyasasında yüklü alımlarla oynaklığa sebep
olmamaları için Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası ve kamu bankalarının yer
aldığı, BOTAŞ gibi enerji KİT’lerine riskten korunma imkanı sağlayacak bir nakit
yönetim sisteminin geliştirilmesi gerekmektedir.
Bankacılık sektörüne yönelik yapılacak bir düzenleme ile bankaların kredi
portföylerindeki firmaların döviz riskliliğine yönelik oranların oluşturulması, bu
oranlar çerçevesinde belirli eşik değerlere göre bankalara ilave maliyetler
(genel-özel karşılıklar vs.) getirilmesi ve bir geçiş dönemi öngörülerek, bu
uygulamanın giderek sıkılaşacağına dair güçlü bir iletişimin yapılması faydalı
olacaktır. Bu uygulama ile, bankaların firmaların döviz riskliliğini artırıcı ve
piyasalardaki oynaklığı etkileyen davranışları önlenecek; firmalar, kredili
müşterisi oldukları tüm bankalardan döviz risklerini raporlama ve kontrol etme
talebiyle karşılaşacak, firmalara döviz riskine karşı korunma yoluna gitmeleri
için güçlü bir motivasyon oluşacak ve kurumsal firmaların döviz risklerine dair
eksikliği hissedilen istatistiksel veriler düzenli ve güvenli bir şekilde bankalar
kanalıyla temin edilmiş olacaktır.
TL cinsinden uzun vadeli menkul kıymet ihraçlarına destek verilmesi amacıyla,
Merkez Bankası tarafından yürütülen açık piyasa işlemlerinde Hazine
Müsteşarlığı ihraçları dışında bankalar/katılım bankaları ve kurumsal firmaların
uzun vadeli TL cinsinden ihraç ettikleri menkul kıymetlerin de teminata kabul
edilmesi faydalı olacaktır. Bu düzenleme neticesinde, TL cinsi uzun vadeli
kıymetlere talebin artması ve ikincil piyasanın gelişimine katkı sağlanması söz
konusu olabilecektir.
Bankacılık sektörünün yurtdışı borçlanmalarının mümkün olduğunca uzun
vadelerde gerçekleştirilmesi için zorunlu karşılık oranları dahil muhtelif
araçların kullanıldığı bir “Vade Uzatım Projesi” hayata geçirilmeli ve adım
adım alınacak tedbirler bir-iki yıllık bir vade için önceden açıklanmalıdır.
2.4.4.
•
Finansal Aktarım Mekanizması Çalışmaları:
Küresel finansal kriz, merkez bankalarının fiyat istikrarına ek olarak finansal istikrar
alanındaki rolü ile ilgili de farklı alternatifleri gündeme getirirken, kriz sonrasında
makroekonomik dengeleri ve riskleri gözeten, finansal istikrarı da destekleyici yeni
politikalar uygulanmaya başlanılmıştır. Bu çerçevede, makroekonomik dengelere
(büyüme, istihdam, cari denge vs.) ilişkin kurumsal sorumlulukların net olarak
tanımlandığı, finansal aktarım mekanizması ve para politikalarının bu dengeler
çerçevesinde (özellikle ülkenin potansiyel büyümesi dikkate alınarak) belirlendiği, ve
finansal aktarım mekanizmasının sorunsuz ve toplumsal refahı destekler mahiyette
çalışmasının sağlandığı politikalar önem arz etmektedir. Bu amaçlar doğrultusunda,
aşağıda belirtilen hususlar dikkat çekmektedir:
Aktarım kanalları içinde önemli bir yeri olduğu düşünülen kredi kanalının
Türkiye’deki işleyişi ile ilgili detaylı araştırmalar yapılıp, ülkemiz ekonomisinde
son yıllarda gözlemlenen yüksek kredi büyümesi – düşük GSYİH büyümesi
ikileminin nedenleri incelenmelidir.
Daha dinamik ve selektif bir likidite politikası ile toplam krediler içinde politika
yapıcılar açısından öncelikli görülen alt kalemlerde (KOBİ vb.) büyümenin
hızlandırılması faydalı olacaktır.
2.4.5. Veri Yönetimi Stratejisi:
•
İktisadi ve finansal faaliyete ilişkin verilerin gelişmiş ve modellemelere uygun bir
formatta, mümkün olduğunca eş ya da yakın zamanlı temin edilebilmesi önem arz
etmektedir. Bu çerçevede, Merkez Bankası tarafından toplanan verilerin kalitesinin
artırılabilmesi ve finansal sistemdeki bütün verilerin dinamik bir şekilde takip edildiği
büyük bir veri tabanının oluşturulması yönünde çalışmaların yapılması gerekmektedir.
3. İLETİŞİM STRATEJİSİ
•
Merkez Bankaları iletişim stratejilerinin temel hedefi, kurumsal itibarı ve güvenilirliği
yükselterek politikalarının etkinliğini artırmaktır. Ancak halihazırda Merkez Bankası
tarafından uygulanan iletişim temel olarak;
Kredibilite tesis etmekten uzak,
İç tutarlığı ve mesaj sürekliliği zayıf,
Mecra ve erişimi son derece kısıtlıdır.
•
Türkiye ekonomisindeki dengeleri de gözeterek mevcut iletişim stratejisinin aşağıda
belirtilen hususlar doğrultusunda geliştirilmesinin faydalı olacağı öngörülmektedir.
İletişimde “Yeni Hikaye”: Merkez Bankası’nın iletişiminin etkili ve tutarlı
olabilmesi için ekonomik modele dair güçlü bir “hikaye”ye sahip olması
gerekir. Bu yeni hikaye, 2023 vizyon ve hedefleriyle uyumlu bir ekonomik
modele dayanmalıdır. Halihazırda Merkez Bankası’nın iletişimi, bir üst ekonomik
modeli yansıtmaktan ziyade kısa vadeli politika kararlarının iletişiminin
yürütülmesine dayanmaktadır.
Merkez Bankası’nın politika duruşunun ve adımlarının daha büyük bir resmin
parçası olarak anlaşılabilmesi sağlanmadığı takdirde, alınan kararların itibar
tesis edebilmesi ve iç tutarlığının anlaşılabilmesi mümkün olamayacaktır.
Nitekim, Merkez Bankası’nın iletişim gücü ve başarısı açısından diğer ülke
merkez bankalarına kıyasla kötü bir algıya sahip olması ve anketler dahil
birçok araştırmada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın iletişim açısından
çok başarısız görüldüğünün tespit edilmesi dikkat çekicidir.
Hindistan Merkez Bankası’nın 2013 yılından bu yana hızla artan kredibilitesi ve
etkinliğinde, yeni Merkez Bankası Başkanı ile birlikte “İç pazara ve üretime
dayalı kalkınma” modelinin ön planda tutulması ve atılan tüm adımların
iletişiminin bu modele atıfla ve modelle ilişkili olarak yapılması etkili olmuştur.
Ülkemiz için ise ekonomik aktörlere rehberlik edebilecek bir model
çerçevesinde Merkez Bankası’nın ekonomiye bakışının kamuoyu ile
paylaşılması da faydalı olacaktır. Diğer bir deyişle, TCMB’nin nasıl bir ekonomik
model öngördüğüne ve politikaları ile neyi hedeflediğine dair bilgilendirmeler
yapması ve duruşunu hükümetin 2023 hedefleriyle de uyumlu hale getirecek
bir para politikası benimsemesi gerekmektedir.
İletişimde “Yeni Dil”: Merkez Bankası politikalarının iletişiminde daha sade, net,
tutarlı ve kredibiliteyi harcamayan yeni bir dile ihtiyaç duyulmaktadır. Buna ek
olarak, para politikasının daha sade, öngörülebilir ve takip edilebilir bir yapıya
kavuşturulması iletişimin kolaylaşması açısından önem arz etmektedir.
Bir diğer önemli husus da, muhataplara uygun dilin ve iletişim kanallarının
oluşturulmasıdır. Halihazırda Merkez Bankası’nın aynı teknik dili ve iletişim
dokümanlarını (sunumlar) tüm muhatapları için kullandığını görmekteyiz.
Örneğin, fiyat istikrarı konusunda beklentilerin yönetilmesi ve bilincin artırılması
toplum tabanında bu konuların anlaşılabilir bir dil ve etkili yöntemlerle
anlatılabilmesini gerektirmektedir. Ancak, Merkez Bankası’nın bu konuda hiçbir
çalışması ve hazırlığı yoktur.
Merkez Bankası’nın tüm iletişimi yabancı yatırımcılar için hazırlanmış sunumdan
ibarettir ve sadece bu şablon kullanılmaktadır. Toplum tabanı dahil tüm
paydaşlara yönelik iletişim stratejisi, içeriği ve mecraları çalışılmalıdır.
İletişimde Öncülük ve Liderlik : Hem para politikası ve finansal istikrar
konularında hem de Türkiye ekonomisindeki güncel ve temel ekonomik
meselelere yönelik tartışmalarda, Merkez Bankası’nın tartışmaların doğru bir
zeminde yapılmasında öncü ve lider bir rol üstlenmesi gerekmektedir.
Merkez Bankası’nın hükümete danışmanlık rolünün önemli bir parçası da
temel meselelerde (büyüme, istihdam, dış ticaret, finansal sistem vs.) politika
odaklı çalışmaları gerçekleştirmek ve hükümet ile paylaşmaktır. Bu, Hükümet
ile iletişimin önemli bir parçası olmalıdır. Merkez Bankası temel konularda,
kendisinden talep edilmeksizin, düzenli olarak bu konuları araştırma, bilgianaliz-öneri üretme yönünde çalışmalıdır.
Ülke ekonomisine yönelik ekonomik tartışma ve analizler konusunda Merkez
Bankası kamuoyuna açık iletişimde de ülke menfaatlerini gözeterek
tartışmalara öncülük etmelidir. Bu durumda, hem meselelere dair çalışmalara
ciddi katkı sağlanabilecek hem de özellikle ekonomiye yönelik temelsiz
(bazıları kasıtlı) söylemler de güçlü teorik-ampirik temellere dayalı çalışmalarla
boşa çıkarılmış olacaktır.
Bu çerçevede, Merkez Bankası bünyesinde bulunan İstanbul Merkez
Bankacılığı Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin sınırlı görev tanımı genişletilerek
hem ülkemizin gündemindeki temel ekonomik konulara (büyüme, kalkınma,
finansallaşma, istihdam vs.) hem de genel akademik tartışmalara ilişkin farklı
görüşlerin gündeme taşındığı bir yapı oluşturulmalıdır.
Üst Düzey İletişim : Merkez Bankası’nın Cumhurbaşkanı ve Hükümet ile düzenli
ve daha sık (örneğin, iki ayda bir) toplantılar yapması ve hükümete
danışmanlık görevini yürütmesi, koordinasyonu artırarak daha sağlıklı bir para
politikası izlenmesini sağlayacaktır. Bu uygulamanın açıklanması bile bir üst
düzey iletişimin ve daha güçlü bir koordinasyonun olacağının sinyalini
verecektir.
Para Politikası Kurulu ve İletişim : Merkez Bankası iletişim stratejisinin sözel
yönlendirmeler (forward guidance) ve bilgilendirmeleri etkin olarak
kullanacak, piyasaya yön verecek ve ekonomideki tartışma zeminlerini
oluşturacak şekilde yeniden yapılandırılması önem arz etmektedir. Bu
yapılırken, Para Politikası Kurulu üzerinden yürütülecek iletişim de önemlidir.
Dünyanın önde gelen Merkez Bankaları’na (Fed, BOE vb.) benzer şekilde PPK
toplantı kararlarının oy birliği ya da oy çokluğuyla alınması gibi verilerin belirli
bir süre içinde (örneğin bir yıl) kamuoyu ile paylaşılmaya başlanacağının
iletişiminin yapılması faydalı olacaktır. Görüş farklılıklarının olması beklentilerin
de yönetilebilmesi bakımından önemli olduğu gibi, tutanakların ve üyelerin
öngörülerinin açıklanmasında da fayda görülmektedir.
Para Politikası Kurulu (PPK) toplantılarının sıklığının da iletişim açısından tekrar
değerlendirilmesi gerekmektedir. Birçok ülkede olduğu gibi, PPK toplantı sayısı
yılda altı ya da sekize indirilerek faiz kararlarının devamlı gündemde olması
engellenebileceği gibi aylık gelişmeler yerine genel trendler dikkate alınarak
para politikası tepki fonksiyonunun daha iyi anlaşılabilmesi sağlanabilecektir.
İletişimde Doğru ve Çeşitlendirilmiş Mecra : Ekonomi notları, çalışma tebliğleri,
konferanslar ve sosyal medya, web sitesi gibi iletişim araçlarının daha etkin
kullanılması da faydalı olacaktır. Ayrıca, Merkez Bankası’nın yılda dört kez
çıkardığı Enflasyon Raporu ve iki kez yayınladığı Finansal İstikrar Raporu’nun
geliştirilmesinin ve buna ek olarak yılda bir kez de Büyüme Raporu
çıkarılmasının ve bu raporda ülke ekonomisinin büyüme performansı ve
gelecek dönem büyüme projeksiyonları ile ilgili kamuoyunu bilgilendirmesinin
faydalı olacağı düşünülmektedir.
4. KURUMSAL STRATEJİ
•
Merkez Bankası, mevcut hukuki statüsü itibariyle bir anonim şirket olmakla birlikte
Hazine Müsteşarlığı’nın hakim ortak oluşu ve kamu görevi ifa edilmesi hususlarına atıfla
hukuki kararlarda tipik bir kamu kurumu statüsünde muamele görmektedir.
•
Bu statünün ve yerleşmiş uygulamaların da etkisiyle;
Yönetim süreçlerinde aksaklıklar yaşanmakta ve Merkez Bankası bir
organizasyon olarak daha etkin bir noktaya taşınamamaktadır.
Ekonomik değeri olmayan, verimsiz yapılandırılmış ve kolaylıkla devri / yeniden
yapılandırılması mümkün pek çok iş banka bünyesinde yapılmaya devam
edilmektedir.
İnsan kaynaklarında etkin ve performansa dayalı görevlendirmeler ve kaynak
yönetimi planlaması yapılamamaktadır.
İdare Merkezi ve şubelerde ciddi bir verimsizlik ve gizli işsizlik söz konusudur.
İdare Merkezi başta olmak üzere fiziki ve teknik altyapı oldukça kötü ve
verimsiz mahiyette olup kısıtlar nedeniyle mal ve hizmet alımlarında önemli
sorunlarla karşılaşılmaktadır.
•
Tüm bu süreç aksaklıkları, fazla ve verimsiz personel gibi unsurlar açısından
değerlendirildiğinde TCMB, dünyada Fransız Merkez Bankası’na benzer bir modele
sahip olan az sayıdaki verimsiz merkez bankası yapılarından biridir.
•
Hedef, dünya örneklerinde olduğu gibi, TCMB’nin de etkin, temel amaçlarına
odaklanmış, operasyonel yüklerden arındırılmış, kalifikasyonları yüksek insan kaynağını
çekebilen ve bu kaynaktan ülke adına azami faydayı elde edebilen, personelinin
performansa
dayalı
olarak
sözleşmeli
(hatta
bazı
görevlerde
geçici)
görevlendirilebildiği bir kurum haline getirilmesidir.
•
Bu amaçla, aşağıdaki stratejik adımların atılmasında fayda görülmektedir:
•
Kanun Değişikliği : Merkez Bankası Kanunu’nda değişiklik yapılması suretiyle kamu
bankalarının yaşadıkları değişime benzer bir düzenlemenin gerçekleştirilmesi Merkez
Bankası’nı etkin çalışan ve dünyadaki en iyi örneklerle uyumlu bir yapıya
dönüştürebilecektir. Bu değişiklikle;
Gelişmiş ülke örneklerinde olduğu gibi (Fed, BOE vb.) performans bazlı bir
çalışma ve maaş sisteminin kurulması ve bütün çalışanların sözleşmeli olarak
çalışmaları sağlanmalıdır. Böylelikle, yaklaşık 2500 personele sahip daha
dinamik bir organizasyon oluşturulmalıdır.
Verimsiz ve banka bünyesinde göreve devamı problem teşkil eden personel
için yönetimin tasarruf gücünü artırabilecek kalıcı veya geçici düzenlemeler
yapılmalıdır.
Mevcut sistemde Başkan, hem Banka Meclisi, hem de Yönetim Komitesi’nin
başkanıdır. Bu durum, kurumsal yönetim ilkeleri açısından eksiklikler içerdiği gibi
idari konularda karar alma süreçlerini olumsuz etkilemektedir. Merkez
Bankası’nın idari yönetimi ile para politikası yönetimi arasındaki fark dikkate
alınarak Banka Meclisi Başkanlığı konumunun kurulması değerlendirilmelidir.
Ticaret Kanunu’nda gerçekleşen son değişikliklerle birlikte birçok kurumda
Denetim/Denetleme Kurulları kaldırılmıştır. Merkez Bankası’nda Denetleme
Kurulu da mevcut haliyle somut hiçbir katkı sağlamamaktadır. Bu kurul daha
ziyade Hazine Müsteşarlığı başta olmak üzere bazı kurumlardan yapılacak
görevlendirmeler için bir imkan sağlamaktadır. Ticaret Kanunu ve piyasa
pratikleri de dikkate alınarak Denetleme Kurulu’nun kaldırılmasında fayda
görülmektedir.
Kanunda yapılacak düzenleme ile Merkez Bankası’nın bazı faaliyetlerini
devredebilmesi, iştirak kurabilmesi ve iştiraklere hissedar olabilmesi hususundaki
belirsizliklerin ortadan kaldırılması önemlidir.
Mal ve hizmet alımlarında büyük verimsizliğe yok açan kısıtlamalar kanuni
düzenleme ile aşılmalı ve Merkez Bankası yönetiminin hızlı karar alabilmesine
imkan tanınmalıdır
•
Faaliyet ve Organizasyon Değişiklikleri : Yukarıda belirtilen hukuki düzenlemelerinin
yanı sıra kanun değişikliğine ihtiyaç duyulmadan gerçekleştirilebilecek önemli faaliyet
ve organizasyon değişiklikleri mevcuttur.
İlk olarak, Merkez Bankası şubeleri ile ilgili organizasyonel çerçevede
değişikliğe ihtiyaç duyulmaktadır. Mevcut sistemde, şubelerin reeskont kredileri
ve nakit yönetimi dışında bir faaliyetlerinin bulunmaması ciddi bir kaynak
israfına yol açmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler dahil birçok ülkede merkez
bankalarının operasyonel işlemleri farklı modellerle devredilmiştir. Ülkemizde de
Merkez Bankası’nın bazı operasyonel işlemleri (nakit yönetimi, emisyon ve para
dağıtım işleri vs.) bankanın da hissedar olduğu bağımsız bir yapıya
devredilebilecektir. Birçok ülkede bankaların ortak olduğu kuruluşlar bu
görevleri üstlenmekte, Merkez Bankası yönetimdeki gücü ve güçlü yasal
denetim ve gözetim fonksiyonu ile sürecin sadece idaresinde yer almaktadır.
Yapılacak planlama ile ülke kaynakları açısından da daha verimli bir
organizasyonla bu işlerin devri ve Merkez Bankası’nın asli faaliyetlerine
odaklanmasının sağlanması mümkündür. Ülke örnekleri incelendiğinde, bir yıl
gibi bir sürede bu dönüşümün gerçekleştirilmesinin mümkün olabileceği
anlaşılmaktadır.
Şubelerin temel olarak bölgesel reel sektör ve fiyat gelişmelerine odaklanmış
küçük teknik ofislere dönüştürülmesi faydalı olacaktır. Şubelerin bulundukları
bölgelerdeki iktisadi faaliyet gelişmelerine ilişkin araştırma ve görüşmelerde
bulunmaları, para politikası kararlarına katkı sağlayacak öncü verilerin temini
açısından önem arz etmektedir.
Yurtdışı temsilcilikler, ülke ekonomik görünümüne dair doğru ve etkin
bilgilendirilmelerin yapılabilmesi için tekrar yapılandırılmalıdır. Halihazırda
temsilcilikler geçici görevlendirme ve kızak görevler olarak görülmektedir.
Diğer taraftan, temsilcilik faaliyetlerinin yoğunlaşacağı alanlarla ilgili stratejik
yaklaşım eksikliği söz konusudur. Örneğin, Körfez bölgesinde tek bir
temsilciliğimiz bulunmamaktadır.
İdare Merkezi’ndeki birimler tekrar yapılandırılmalıdır. Özellikle ekonomik
araştırma, analiz-tahmin ekipleri ile veri ve reel sektör çalışma grupları yeniden
dizayn edilerek insan kaynakları ve teknolojik altyapı açısından
güçlendirilmelidir. Ayrıca iletişim stratejisinde de belirtildiği üzere, Türkiye
ekonomisindeki güncel ve temel ekonomik meselelere yönelik bilimsel tartışma
zemininin Merkez Bankası bünyesinde bir yapı tarafından oluşturulması önem
arz etmektedir. Bu çerçevede, Merkez Bankası bünyesinde bulunan İstanbul
Merkez Bankacılığı Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin sınırlı görev tanımı
genişletilerek bu birimin bir “Merkez Bankacılığı Enstitüsü” haline getirilmesi
faydalı olacaktır. Bu enstitüde, ülkemizin gündemindeki temel ekonomik
konulara (büyüme, kalkınma, finansallaşma, istihdam vs.) ve genel akademik
tartışmalara ilişkin farklı görüşler gündeme taşınacaktır.
Türkiye’deki entelektüel kapasitesi en yüksek kurum olan Merkez Bankası’nın,
elinde bulunan kıymetli insan kaynağını “Yönetici Yetiştirme Programları”
kapsamında değerlendirmesi ile hem Merkez Bankası hem de bürokrasideki
birçok kurum için kalifiye insan kaynağı yetiştirilmiş olacaktır. Merkez Bankası,
Yeni Türkiye için teknik insan kaynağının yetiştirilebileceği bir “okul” gibi
kurgulanmalıdır.
•
Altyapı ve Lojistik : Organizasyonel çerçevede ivedilikle ele alınması gereken bir diğer
husus da lojistik konusundaki aksaklıklardır. Mevcut Merkez Bankası yerleşkesi, çalışan
sayısı göz önünde bulundurulduğunda birçok kuruma göre çok yetersiz imkanlara
sahiptir. Yerleşkenin konumu itibariyle, personele sağlıklı bir çalışma ortamı
sağlanamadığı gibi teknik altyapı (ödeme sistemleri vs.) açısından riskler söz
konusudur.
•
Bu çerçevede, altyapı yenilenmesi ile ilgili bir plan hazırlanması büyük öneme sahiptir.
Merkez Bankası’nın yerleşim alanı konusunda kararın netleştirilmesi ve bu plan
çerçevesinde, bina, yerleşke, kütüphane, otopark, araştırma merkezi gibi
altyapı problemlerinin giderileceği bir projeye başlanılması gerekmektedir.
Kısa vadede (örneğin birkaç ay) yapılması gereken, kritik öneme sahip
birimlerin daha uygun bir mekana taşınmasıdır. Böylelikle, İdare Merkezi bir
operasyonel merkez konumunda çalışmalarına daha verimli şekilde devam
edecektir. Ayrıca teknolojik altyapıya ilişkin riskler de çözülmüş olacaktır.
Finansal piyasalar ile çok yakın çalışma mesaisine sahip birimlerin İstanbul’a
taşınması da önem arz etmektedir.
Temel olarak planlanması gereken husus ise birçok gelişmekte olan ve gelişmiş
ülke merkez bankaları gibi her türlü teknik altyapıya sahip, modern, ülkenin
itibarını artıran bir Merkez Bankası yerleşkesinin inşasıdır.
5. GENEL DEĞERLENDİRME
•
Küresel finansal kriz sonrası dönemde merkez bankacılığı farklı ve zor sorularla karşı
karşıya kalmıştır. Klasik para politikası yaklaşımlarının sürdürülmesi artık mümkün
görünmemektedir. Ülkeye özel politika ve tedbirlerin uygulamaya konulması, merkez
bankalarının finansal kesim ve reel sektör gelişmelerini daha yakından ve güçlü veri
setleriyle takip edebilmesi önem arz etmektedir.
•
Küresel şartlar piyasalardaki dalgalanmaları artırmakta, kırılganlıkları etkilemekte ve
sıra dışı para politikaları yaygınlaşmaktadır. Dikkat çekici bir husus ise bazı ülkelerin
potansiyel büyüme patikalarından hızla uzaklaşmaya başlamaları ve genel olarak
düşük büyüme oranlarının gözlenmesidir.
•
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, bu gerçekleri de göz önüne alarak, daha
modern, basit ama etkili bir para politikası çerçevesi geliştirmeye mecburdur. Klasik
yaklaşımların sorgulanmadan korunmaya çalışılmasının olumsuz sonuçları iktisadi
faaliyet gelişmelerinden görülmektedir. Merkez Bankası’nın ülkenin 2023 hedefleriyle
uyumlu bir ekonomik modelle, iç tutarlığı yüksek bir iletişimle faaliyetlerini sürdürmesi
gerekmektedir.
•
Yeni dönemde Merkez Bankası,
o
o
o
•
Daha profesyonel, etkin ve dinamik bir organizasyonla
Güçlü bir teorik çerçeve ve onu besleyen veri ve analiz sistemleriyle
Ülkenin temel makroekonomik sorunlarına geniş bir perspektiften ve
“sahadan” bakan bir yaklaşımla yeniden iş modelini ve duruşunu
şekillendirmelidir.
Bu gerçekleştiği takdirde, Merkez Bankası ülkenin kalkınmasında, istikrarlı ve kalıcı
büyümesinde en önemli rolü oynayan kurumlardan biri olacaktır.
EK . ZAMAN ÇİZELGESİ
Tablo 1. Merkez Bankası Stratejisi ve Yol Haritası – Zaman Çizelgesi
STRATEJİ
EYLEM ADIMI
SÜRE
Para politikası hedefinde revizyon ve ilanı (ana hedefler enflasyondaki dalgalanma ve
oynaklıkların kısa sürede azaltılması olacak)
1 ay
Fiyat İstikrar Komitesi’nin kurulması
PARA POLİTİKASI
3 ay
Enflasyon hedefinde revizyon ve dar bant modeline geçilmesi
3 ay
TÜFE’ye ek olarak para politikası araçları ile etkilenebilmesi daha kolay olan endeksler
belirlenmesi / İletişimimin yapılması
3 ay
Fiyat İstikrarı Çalışma Grubu tarafından ülkemizdeki enflasyonun yapısı ve kaynağı ile ilgili
detaylı bir ön çalışma yapılması
3-6 ay
Enflasyon ölçüm ve tahmin gücünü artıracak teknolojik ve fiyat gelişmelerini kapsamlı,
yakın zamanlı ve analize uygun şekilde toplayabilecek bir yönteme geçilmesi
Ön çalışma 3 ay
Gerçekleşme 1 yıl
Faiz koridorunun çok aktif kullanılmadığı, basit ve geleneksel bir tek faiz politikasına
geçilmesi
İlan 1 ay
Geçiş süreci azami 6 ay
Yetki sınırları somut, sistemin fonlama ihtiyacının daha hassas ve dinamik modellerle
çalışıldığı, selektif bir likidite politikasına geçiş
3 ay
Yıllık Büyüme Raporu’nun yayınlanması
6 ay
Reel Sektör Araştırmaları Grubu güçlendirilerek finansal kesimi de içerecek daha kapsamlı
çalışmalar yürütülmesi ve düzenli reel sektör yayını (Beige Book benzeri)
3-6 ay
STRATEJİ
EYLEM ADIMI
SÜRE
Reel sektör firmalarının riskten korunma ürünlerini kullanmaya başlamalarının sağlanması
(Hazine Müsteşarlığı- BDDK-SPK-Maliye Bakanlığı ortak çalışması)
6 ay
Kamu sermayeli şirketlere riskten korunma imkanı sağlayacak bir nakit yönetim sisteminin
geliştirilmesi
3-6 ay
Reeskont kredisi kullanımına başvuracak firmaların ve mevcut kullanıcıların döviz risklerinin
belirli bir ölçüde riskten korunmuş olması şartının getirilmesi
İlan 1 ay
Geçiş dönemi 6 ay
Belirli bir eşik değer ve üzerinde (Örneğin, 100 milyon dolar / muadili) döviz borcu olan
firmaların otomatik kayıt sistemi ile kurulacak bir Risk Yönetimi Programı’na dahil edilmesi
3-6 ay
Bankalar/katılım bankaları ve kurumsal firmaların uzun vadeli TL cinsinden ihraç ettikleri
menkul kıymetlerin de teminata kabul edilmesi
1 ay
Bankacılık sektörünün uzun vade yurtdışı borçlanmasını teşvik edecek zorunlu karşılık
düzenlemelerinin gerçekleştirilmesi
İlan 1 ay
Toplam geçiş süreci 1 yıl
Bankaların kredi portföylerindeki firmaların döviz riskliliğine yönelik oranların oluşturulması, bu
oranlar çerçevesinde belirli eşik değerlere göre bankalara ilave maliyetler (genel-özel
karşılıklar vs.) getirilmesi /BDDK ile ortak çalışma
6 ay
Dinamik ve selektif bir likidite politikası ile toplam krediler içinde politika yapıcılar açısından
öncelikli görülen alt kalemlerde (KOBİ vb.) büyümenin hızlandırılması
3 ay
Merkez Bankası tarafından toplanan verilerin kalitesinin artırılabilmesi ve finansal sistemdeki
bütün verilerin dinamik bir şekilde takip edildiği büyük bir veri tabanının oluşturulması
yönünde çalışmaların yapılması
Azami 1 yıl
PARA POLİTİKASI
STRATEJİ
İLETİŞİM
EYLEM ADIMI
SÜRE
İletişim stratejisinin yeni döneminin paydaşlara ilanı
1 ay
TCMB’nin nasıl bir ekonomik model öngördüğüne ve politikaları ile neyi hedeflediğine dair
kamuoyuna bilgilendirmeler yapılması
3 ay
Politikalarının iletişiminde daha sade, net, tutarlı ve kredibiliteyi harcamayan yeni bir dil
oluşturulması
1 yıl
ülkemizin 2023 vizyon ve hedefleriyle uyumlu bir ekonomik modele dayalı güçlü bir hikaye
oluşturulup iletişiminin yapılması
6 ay
Farklı iktisadi birimler için farklı bir dil ve iletişim kanallarının oluşturulması
3-6 ay
Temel ekonomik meselelerde (büyüme, istihdam, dış ticaret, finansal sistem vs.) düzenli
araştırmalar yapılıp tartışmaların doğru bir zeminde yapılmasında öncü ve lider bir rol
üstlenilmesi
İlan 1 ay
Süreç 1yıl
Siyasi irade ile düzenli ve daha sık (örneğin, iki ayda bir) toplantılar yapılıp, koordinasyon
içerisinde çalışılmasının ilanı ve başlangıç
1 ay
Merkez Bankası bünyesinde bulunan İstanbul Merkez Bankacılığı Eğitim ve Araştırma
Merkezi’nin sınırlı görev tanımı genişletilerek hem ülkemizin gündemindeki temel ekonomik
konulara hem de genel akademik tartışmalara ilişkin farklı görüşlerin gündeme taşındığı bir
yapı oluşturulması
6 ay
PPK toplantı kararlarının oy birliği ya da oy çokluğuyla alınması gibi verilerin belirli bir süre
içinde (örneğin bir yıl) kamuoyu ile paylaşılmaya başlanacağının iletişiminin yapılması
1 ay
PPK toplantı sayısı yılda altı ya da sekize indirilerek faiz kararlarının devamlı gündemde
olmasının engellenmesi ve aylık gelişmeler yerine genel trendler dikkate alınması
3 ay
STRATEJİ
EYLEM ADIMI
SÜRE
Performans bazlı bir çalışma ve maaş sisteminin kurulması ve bütün çalışanların sözleşmeli
olarak çalışmaları sağlanarak daha dinamik bir yapı oluşturulması
3-6 ay
Verimsiz ve banka bünyesinde göreve devamı problem teşkil eden personel sayısının
azaltılması hususunda gerekli kanuni düzenlemeler yapılması
3-6 ay
Denetleme Kurulu’nun kaldırılması
1 ay
Merkez Bankası’nın idari yönetimi ile para politikası yönetimi arasındaki fark dikkate alınarak
Banka Meclisi Başkanlığı’nın kurulması
3-6 ay
Merkez Bankası’nın bazı faaliyetlerini devredebilmesi, iştirak kurabilmesi ve iştiraklere
hissedar olabilmesi hususundaki belirsizlikleri ortadan kaldıracak bir kanun çıkarılması
3-6 ay
Mal ve hizmet alımlarını hızlandıracak kanuni düzenlemeler yapılması
3-6 ay
Merkez Bankası’nın bazı operasyonel işlemlerinin (nakit yönetimi, emisyon ve para dağıtım
işleri vs.) bankanın da hissedar olduğu bağımsız bir yapıya devredilmesi
6 ay – 1 yıl
Şubelerin, bölgesel iktisadi faaliyet gelişmelerine ilişkin araştırma ve görüşmelerde
bulunarak, para politikası kararlarına katkı sağlayacak öncü verileri temin etmesi
6 ay
İstanbul Merkez Bankacılığı Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin sınırlı görev tanımı genişletilerek
bu birimin bir “Merkez Bankacılığı Enstitüsü” haline getirilmesi ve bu enstitüde, ülkemizin
gündemindeki temel ekonomik konulara (büyüme, kalkınma, finansallaşma, istihdam vs.)
ve genel akademik tartışmalara ilişkin farklı görüşlerin gündeme taşınması
Projelendirme 3 ay
KURUMSAL
STRATEJİ
KURUMSAL
EYLEM ADIMI
SÜRE
Merkez Bankası personelinin Yönetici Yetiştirme Programları’na alınması ile hem Merkez
Bankası hem de bürokrasideki birçok kurum için kalifiye insan kaynağı yetiştirilmesi
1 yıl
Yerleşim alanı ile ilgili yapılacak bir plan çerçevesinde, bina, yerleşke, kütüphane, otopark,
araştırma merkezi gibi altyapı problemlerinin giderileceği bir projeye başlanılması
3-6 ay
Kritik öneme sahip birimlerin daha uygun bir binaya taşınması ve İdare Merkezi’nin bir
operasyonel merkez olarak çalışmalarına devam etmesi
6 ay
Her türlü teknik altyapıya sahip, modern, ülkenin itibarını artıran bir Merkez Bankası
yerleşkesinin inşası
1-3 yıl
Finansal piyasalar ile çok yakın çalışma mesaisine sahip birimlerin İstanbul’a taşınması
6 ay
Download