SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN ÜZÜM VE ÜZÜM ÜRÜNLERİ

advertisement
SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN ÜZÜM VE ÜZÜM ÜRÜNLERİ TÜKETİN
Enerji veren, vücuttaki zehirleri atmaya yardımcı olan,
kansızlığa iyi gelen üzümden elde edilen şurup ve ekstreler,
eczaneler ve doğal ürün marketlerinin gözde 'doğal ilaçları'
arasındadır.
Bilim dünyasında üzümün insan sağlığı üzerindeki yararları
konusunda yapılan oldukça fazla sayıda araştırma vardır.
Yüzde 80 oranında su, yüzde 16 oranında enerji açısından
kullanımı kolay şeker, yüzde 1.5 oranında lif ve çok az
miktarda lipid ve protein içeren üzüm, gerçek bir mineral
(potasyum, demir, kalsiyum, çinko, bakır), B grubu, A ve C
vitaminleri deposu. Üzüm enerji veriyor, vücuttaki
zehirleri atmamıza yardımcı oluyor, diüretik (idrar sökücü) ve
laksatif (bağırsak çalıştırıcı) etki yapıyor. Kansızlara,
hamilelere, emzikli kadınlara, fiziksel ve ruhsal çöküntü
yaşayanlara, metabolizmanın ağır çalışmasından şikâyetçi
olanlara önerilmesi bu yüzden. Üzüm, hücreleri aktif ve genç
tutmaya, egzama ve derideki bazı sorunları gidermeye de
yarıyor. Çünkü özellikle, organizmadaki toksik maddeleri
atan üç büyük organı (karaciğer, böbrek ve bağırsak)
çalıştırıyor. Kabuğunda bulunan bazı maddeler (flavonoid,
resveratrol) ise damar hastalıklarını önlemede büyük
yardımcı. Uzmanlar, özellikle resveratrol adlı maddenin
önemine dikkat çekiyor.
Bu madde, öncelikle damarlarda tıkanıklığı engelleyip kan
dolaşımını kolaylaştırdığından, kalp krizi riskini azaltıyor.
İkinci olarak, kanser oluşumunu engelliyor. Ayrıca güçlü bir
antioksidan etkiye sahip. Özellikle LDL-kolesterolünün
oksidasyonunu engellemek ve beyin hücrelerinin
dejenerasyonunu yavaşlatmak için çok yararlı. Bu da üzümün
Alzheimer hastalığı ve kalp-damar hastalıklarını önlemede
olumlu etkisini ortaya koyuyor.
Üzüm ekstreleri içinde bulunan etkin madde resveratrol,
yoğun olarak siyah üzümün kabuğunda bulunuyor. Daha az
oranda asma sap, kök ve çekirdeğinde var. Üzümün
kendisinin; başta mantar enfeksiyonları, ultraviyole,
radyasyon, patojen mikroorganizmalara karşı salgıladığı bir
madde olarak karşımıza çıkıyor.
Avrupada son yıllarda yapılan araştırmalar, bu maddenin
mayalar ve meyve sineklerinde yaşam sürelerini uzattığına
dair bilgileri ortaya koyuyor. Hatta bu madde, maya
hücrelerinin ömrünü yüzde 80 oranında uzatıyor. Resveratrol
molekülü, yaşlanmayı düzenleyen genleri etkileyen enzimleri
harekete geçirerek, bitkilerin zor hava koşullarında hayatta
kalmasını da sağlıyor. Bu nedenle soğuk iklim bölgelerinde
yetişen üzümlerde daha çok resveratrol bulunuyor.
Resveratrol uzun ve sağlıklı yaşamayı sağlayan bir protein
olan Sirt 1 in çalışmasını tetikliyor. Ayrıca hayvan deneyleri,
resveratrolun yüksek konsantrasyonlarda alındığında
kardiyovasküler hastalıklar ve kanser riskini azalttığını
göstermiş. Bu madde aynı zamanda yüksek kolesterolü
düşüren nadir maddelerden biri olarak kabul görüyor.
Resveratrol ile ilgili araştırmaların yoğunlaştığı alan aslında
kanserle ilgili. Kanserin pek çok safhasında durdurucu etkiye
sahip olduğu ve birinci dereceden doğal etki ettiği de çeşitli
çalışmalarda gösterilmiş.
1997 yılında American College of Cardiology (Amerikan
Kardiyologlar Derneği) kongresinde Wisconsin
Üniversitesinden Prof. John Folts un her gün bir bardak üzüm
suyu içmemizi önermesinin nedeni de, tromboz ve beyin
enfarktüsü riskini azaltmaktı. Folts a göre siyah üzüm suyu,
damar tıkanıklığını yüzde 75 oranında yavaşlatıyor.
Fransa'da yapılan araştırmaların sonuçları da insanları üzüm
üzerine yoğunlaştırdı. Nasıl mı? Senelerdir dünyanın 17
gelişmiş ülkesinde sürdürülen istatistiksel çalışmalar, iskemi
(doku beslenmesinde azalma) sebepli ölüm oranlarının
doymuş yağ tüketimi oranlarıyla doğru orantılı olduğunu,
doymuş yağ tüketimi arttıkça iskemi ölümlerinin çoğaldığını
ortaya koydu. Bu genel sonucun aksine, Fransa istatistikleri
bunun tam tersini gösteriyordu. Ülkede çok fazla yağ
tüketimi ve kandaki kolesterol seviyeleri yüksek olmasına
rağmen, kas erimesinden ölümlerin en az olduğu ülke
Fransaydı. 100 bin kişide 35-45 vaka. Bu oran, yağ tüketimi
oranı Fransayla aynı olan İngiltere, Avusturya, Almanya,
Danimarka gibi ülkelerden 2-2.5 kat daha azdı. Doktor Serge
Reno bu fenomeni Fransızların düzenli ve makul miktarda
kırmızı şarap tüketmeleriyle açıkladı (Günlük 0.5 litre).
Ülkemiz de özellikle inanç sistemimiz sebebiyle çok fazla
tüketmediğimiz bu alkollü içecekler yerine pekala renkli
üzümleri çekirdekleri ile beraber tüketerek ve üzüm suyu
içerek sağlamamız mümkündür.
Üzüm suları ve şurupları saydığımız tüm bu özelliklerden
dolayı üzüm; sofralarımızda baş köşeye otururken, eczaneler
ve doğal ürün marketlerinde satışa sunulan Tarım ve Köy
İşleri Bakanlığı onaylı yerli ve yabancı üzüm şuruplarına ilgi
de giderek artıyor.
Kara üzüm şurubu, Ukraynanın Kırım bölgesinde özel olarak
yetiştirilen Cabarnet Sauvignon cinsi siyah üzümlerin sapı,
kabuğu ve çekirdeğinden elde edilen bir besin takviyesi.
Üzüm polifenolleri, bazı elementler (demir, potasyum,
magnezyum) organik asitler, B vitaminleri içeriyor. Üzüm
polifenollerinin oranı kırmızı şarapta 1/2 g/lt iken, Enoant
siyah üzüm konsantresinin İTÜ de yapılan analizlerinde bu
oran 71.1 g/lt olarak belirlenmiş. Bir şişe Enoant ta bulunan
üzüm polifenollerinin toplamı 5-6 şişe yemeklik kırmızı
şarabıyla aynı seviyede oluyor. Bu ürün, Cabarnet Sauvignon
kırmızı üzümünün tüm polifenollerini ve mikro elementlerini
alkolsüz olarak sunuyor.
Georgievsky Memorial Crimean State Medical University
Mikrobiyoloji Bölümünde yapılan araştırmalar bu ürünün,
doğal yaşlanma prosedürünü yavaşlattığını göstermiş.
Hipertansiyon üzerinde olumlu etki yapmış, kronik bronşit
hastalarında iyileştirici etki göstermiş, mikropları öldürdüğü
tespit edilmiş.
Son yıllarda üzerinde en çok çalışma yapılan konuların
başında sağlıklı yaşam sürdürmenin ve hastalıkları önlemenin
yolları gelmektedir. Sürdürülen çalışmalarda doğal sebze ve
meyvelerin düzenli olarak tüketilmesinin insan vücudundaki
olumlu etkisi her geçen gün daha da önem kazanmaktadır.
Bunların sadece vitamin veya protein içerikleri açısından değil
aynı zamanda yapılarında doğal olarak bulunan
antioksidanlar açısından da insan sağlığı bakımından büyük
önemleri bulunmaktadır. Özellikle üzüm ve ürünlerinde
oldukça fazla oranda bulunan bu antioksidanlar hücrelerin
deforme olmasına neden olan serbest radikalleri ve vücuda
giren diğer zararlı maddelerin etkisine karşı koruyucu bir
kalkan oluşturması bunun en önemli nedenidir.
Dışarıdan besinlerle, çoğu fenolik yapıda olan çeşitli
antioksidanlar alınmakta olup bu antioksidan bileşikler
flavonoidler olarak adlandırılmaktadır.
İnsan sağlığı bakımından antioksidan fonksiyonları ile ön
plana çıkan metabolitlerden biri fenollerdir. Bu metabolitlerin
asıl kaynaklarından biri de üzümdür. Özellikle üzümün farklı
kısımlarında (kabuk, çekirdek, pulp) doğal olarak bulunan
antioksidanlar; doğrudan üzümün veya bundan elde edilen
farklı ürünlerin tüketilmesi yoluyla ya da üzümden ekstrakte
edilen antioksidanların farklı şekillerde işlenerek ticari
anlamda insanların kullanımına sunulmasıyla, günlük
yaşantımızda önem kazanmış, hatta popüler olmuşlardır.
Üzüm ve pekmez proteince fakir olmasına karşın iyi bir diyet
gıdasıdır . Proteinlerin bağırsaklarda iyice emilebilmesi için en
küçük parçacıkları olan aminoasitlere kadar parçalanması
gerekmektedir. Yine insan organizmasının çoğalması için yapı
taşı olarak kullanıldığı esansiyel amino asitler denen bu
amino asitlerin dengesi çok önemlidir. Buna esansiyel
aminoasitlerin dengesi denir. Bu denge yasası geregince eğer
herhangi birisinin miktarı diğerinden fazla ise organizma
miktarı fazla olandan tam olarak istifade edemez. Ancak az
olanın miktarı kadar çok olandan kullanabilir. Çocuğun
büyüme döneminde beslenmesinin iyi yapılabilmesi için aldığı
proteinlerin aminoasitlerinin dengesi iyi olması
gerekmektedir. Bu denge yine anne sütünden sonra kuru
üzüm ve pekmezde çok iyi bir şekilde korunmaktadır. Ayrıca
Dünya Sağlık Teşkilatı ve FAO tarafından kuru üzümün
aminoasitler yönünden gerekli dengeyi sağladığı kabul
edilmiştir.
Son zamanlarda büyük şehirlerde nüfusun büyük bir kısmı,
geleneksel olarak kırsal kesim ve Anadoluda hâlâ
tüketilmekte olan, pekmezi terk etmiştir. Pekmezin yerine
sakkaroz içeriği çok fazla olan reçel, marmelat ve çeşitli
jöleler tüketilir hale gelmiştir. Böylece beslenme açısından bu
denli zengin besin öğeleri içeren bu tipik Türk gıda maddesi
süpermarket raflarında görülemez hale gelmiştir. Toplu
yerleşim bölgelerinde yaşayan insanlarımızın çok büyük bir
kısmı bu gıda maddesinden istifade edememektedir. Bu
ürünün sağlık yönünden ne denli önemli olduğu vurgulanarak
reklamının daha fazla yapılarak yaygınlaştırılması biz bağ
dostları için önemli bir görev olduğu kanaatindeyim.
Böylelikle önemli bir Türk gıda maddesi olan pekmezi unutan
halkımıza bu değerli gıdayı tekrar kazandırmak Ülke
ekonomisi ve insanlarımızın beslenmesi özellikle daha sağlıklı
yetişmeleri bakımından çok önemlidir.
Son yıllarda çok sayıda önemli antioksidan flavonoid
keşfedilmiş ve kaynakları incelenmiştir. İnsan beslenmesinde
flavonoidlerin en önemli kaynaklarından biri de üzümdür.
Üzümde bulunan fenolik bileşikler (fenolik asit ve flavonidler)
üzüm kalite kriteri olarak ve insan sağlığı açısından büyük
önem taşımaktadır. Üzümde bulunan fenolik bileşikler güçlü
biyolojik etkinliğe sahip olan antioksidanlardır. Üzümde
bulunan polifenollerin çeşidini ve konsantrasyonunu etkileyen
faktörler arasında üzümün cinsi, yetiştiği yer, iklim, toprak
cinsi, hasat zamanı ve asmanın hastalığa maruz kalma
durumu gibi değişik parametreler yer almaktadır.
Üzümler ve insan sağlığı yönünden önemi ile ilgili yurtiçi ve
dışında yapılan bazı araştırma sonuçları şu şekildedir;
Üzüm çekirdeklerinin çok sayıda flavonoidleri içerdiği
belirtilmiş bu flavonoidlerin antioksidan aktivitesinin çok
sayıda kanser tipleri, kardivasküler hastalıklar ve çok sayıda
derisel hastalıklara karşı olan aktivitelerle bağlantılı olduğu
belirtilmiştir.
İsveçli bilim adamlarının yaptıkları deneyde, üzüm ve üzüm
ürünlerinin kireçlenme rahatsızlığının belirtilerini hafiflettiği
ortaya koymuşlardır.
Akdeniz ülkelerinde yaşayanların neden kalp ve damar
rahatsızlıklarına daha az yakalandığı konusunda yapılan
çalışmalar sonucunda bu insanların beslenme sistemlerinin
bu durumda etkili olduğu bulunmuştur. Akdeniz ülkelerinde
yaşayanların özellikle antioksidantlar ve fenolik maddelerce
zengin besinleri tükettikleri belirlenmiştir. Bu maddelerce
zengin besinlerin başınca üzüm ve ürünleri (üzüm suyu,
pekmez, şarap ) gelmektedir.
Avustralya'da yapılan araştırma sonucunda şarabın,
kadınlarda yumurtalık kanseri riskini önemli ölçüde azalttığı
bildirildi Ancak aşırı tüketimin ise olumsuz sonuçlar
doğurduğu bildirilmektedir.
Kalp adelesinin kanlanmasını arttırdiğı için, üzüm ürünlerinin
kalp enfarktüslerinde koruyucu bir etkisi vardır; ve kanda
kolesterol düzeyini düşürdüğü, kan akımını kolaylaştırdığı ve
tromboz eğilimini azalttığı için, damarların esnekliğinin
sağlanmasında da önemli bir rolü vardır.
Üzüm ve ürünleri, sindirim bezlerini uyarır; ve mide asidinin
işlevini koruduğu, barsak hareketlerini hızlandırdığı ve
vitaminlerin, minerallerin emilmesini artırdığı için, vücudun
sindirim verimini yükseltir.
İştahı artırır ve tat alımını yoğunlaştırır.
Böbrekleri uyardığı için su atılımını hızlandırır, idrar miktarını
çoğaltır ve metabolizma artıklarının atılımını sağlar.
Bakteri ve virüsleri öldürdüğü; ve insanın bağışıklık sistemini
harekete geçirdiği için, hastalıklara karşı koruyucu etkisi
vardır.
Çok korkulan gezgin ishallerinde, zehirleri nötrleştirici
etkisinden dolayı faydalıdır.
Kemik kireçlenmesini engeller ve özellikle kadınlarda tehlike
oluşturan osteoporoza karşı korur.
Bioregenerasyon şeklinde de etkilidir, zira artmış aktivite
sonucu oluşan mineral kayıplarını karşılar ve vücutta denge
ve zindeliği sağlar.
Yaşlılığa bağlı, beyin fonksiyonlarındaki azalma, düzenli üzüm
ve ürünleinin tüketimi ile yavaşlatılabilir; ve ayrıca, beyin
kanlanması ve beyin dokusunun oksijenlenmesini artırdığı
için, bedensel ve zihinsel aktiviteyi koruyucu etkisi vardır.
Birçok sanatçı ve tarihe geçmiş ünlü kişiliklerden bilindiği
üzere, yaratıcılığı ve fantezileri artırır.
Rahatlamayı ve stres atılımını kolaylaştırır.
Doğal antioksidanlar içerdiği için, hücre yaşlanmasını
yavaşlatır ve kanser ölümlerini azalttığı için, yaşam süresini
uzatır.
Kara üzüm çekirdeği, çok tanınmış antioksidan vitaminler
olan C vitamininden 20 kat ve E vitamininden ise 50 kat daha
fazla olan üstünlüğüyle hastalıklara karşı doğal koruma
sağlıyor
Üzümün Besin Değeri
Amerikada yapılan bir çalışmada 14 gün boyunca her gün 2
bardak kara üzüm suyu verilen kişilerin kan plazmasındaki;
E vitamini oranının % 13,
Anti-kanserojen kapasitesinin %50,
Nitrik asit üretiminin %70 arttığı belirlenmiştir.
Bu sonuçla kara üzüm suyunun kalp hastalıklarına karşı
koruyucu olduğu ve anti-kanserojen etki yaptığı kesinleşmiş
oldu. Kara üzüm suyunda bulunan flavanoidlerin
damarlardaki tıkanmayı önlediği, ayrıca plazma oranını
arttırarak, antikansorejen maddelerin vücutta etkili olmasını
sağladığı anlaşılmıştır.
Kısaca üzüm içerisinde barındırdığı antioksidantlar, fenolik
maddeler, resveratrol, organik asitler ve diğer bileşenleri ile
tam bir sağlık dostudur.
100 gr Çekirdeksiz Kuru Üzümün Besin Değeri
305 Kalori
73.2 gr Şeker
2.82 gr Protein
0.4 gr Yağ
4 mg Demir
4.4 gr Diyet lifi
30 mg Magnezyum
190 gr Fosfor
60 mg Kalsiyum
0.147 mg B1 Vitamini
0.073 mg B2 Vitamini
http://www.bagomcasi.com/
Download