Göz Kapağı ve Hastalıkları

advertisement
Göz Kapağı ve Hastalıkları
Rahmi Duman, Reşat Duman
ANATOMİ
Göz kapakları, gözyaşı filminin bir kısmının salgınmasından, dakikada 20-30 defa düzenli olarak hareket ederek gözyaşının konjonktiva ve kornea üzerinde dağılmasından, gözyaşının lakrimal sisteme drenajınından ve göz küresinin korunmasından sorumlu olan yapılardır.
Göz kapaklarının yapısı
Göz kapaklarını oluştururan temel yapılar:
• Cilt ve cilt altı dokular
• Orbikularis Okuli kası
• Orbital septum
• Alt ve üst kapak retraktörleri
• Tars
• Konjonktiva
Kapaklar anterior ve posterior lamella olarak iki bölümde incelenebilir;
Göz kapağı cildi vücuttaki en ince cilttir ve hemen altında bulunan orbikularis oküli
kası ile birlikte ön lamellayı oluşturur. Cilt altı bağ dokusu yağ doku içermez. VII. Kranial sinir (fasiyal sinir) tarafından inerve edilen orbikülaris oküli kası; pretarsal, preseptal ve orbital olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.
Orbital septum; süperior ve inferior orbita kenarı periostundan başlayan ince fibröz
tabakadır.
Arka lamella ise; tars, retraktörler ve konjonktivadan oluşmaktadır. Tars yoğun fibröz sert bağ dokusundan oluşmaktadır. Medial-lateral kantal tendonlarla birlikte kapağın iskeletini oluşturmakta ve stabilitesini sağlamaktadır. Üst kapakta 10 mm, alt
DOI: 10.4328/DERMAN.3840
Received: 16.08.2015
Accepted: 18.08.2015
Published Online: 19.08.2015
Corresponding Author: Rahmi Duman, Göz Hastalıkları AD, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Afyonkarahisar, Türkiye.
T: +90 2722463322 E-Mail: [email protected]
30 DERMAN MEDICAL PUBLISHING
DERMAN MEDICAL PUBLISHING 1
Göz Kapağı ve Hastalıkları
kapakta ise 4 mm yüksekliğinde olup, gözyaşı tabakasının yağlı bölümünü salgılayan
meibomian bezlerini ihtiva etmektedir.
Üst kapak retraktörleri çizgili kas olan levatör palpebra superioris (LPS) ve düz kas
olan müller kaslarından oluşmaktadır. III. Kranial sinir tarafından inerve edilen LPS,
sfenoidin küçük kanadından orijin alıp, uzun bir aponevroz ile tars ve üst kapak cildinde sonlanarak deri kıvrımını oluşturur. Sempatik sinirler tarafından inerve edilen
müller kası (superior tarsal kas) ise LPS’in hemen posteriorundan başlar ve tars superiorunda sonlanır. Üst kapak LPS tarafından kaldırılmakta iken kapağın yüksekliği
Müller kası tarafından ayarlanmaktadır.
Konjonktiva göz kapaklarının arka tabakasını oluşturmakta; goblet hücreleri ve yardımcı gözyaşı bezlerini de ihtava etmektedir. Üst ve alt göz kapak kenarlarında 2-3
sıra halinde 7-9 mm uzunluğunda kirpikler bulunmaktadır.
Göz kapağının arteryel beslenmesi eksternal karotis arter ve internal karotis arterin
dallarından sağlanmaktadır. Venöz dolaşımı ise internal ve eksternal juguler venlere
ve kavernöz sinüse drene olan yüzeyel ve derin ağlarla sağlanmaktadır.
GÖZ KAPAĞININ GELİŞİMSEL ANOMALİLERİ
Kriptooftalmi: Göz kapak kıvrımının tam gelişmemesidir, çok nadir olarak görülür.
Mikroblefaron: Kapağın vertikal kısalığıdır.
Ablefaron: Kapağın tam oluşmamasıdır. Göz küresinin oluşmaması veya mikroftalmi ile birlikte olabilir.
Ankiloblefaron: Palbebral aralığın kısalmasına yol açan konjenital yapışıklıktır. En
sık dış açıda görülür.
Kolobom: Optik çanağın kapanma defektidir. En sık olarak üst göz kapağının iç ve
orta 1/3 birleşme yerinde oluşan, çoğu zaman tek taraflıdır.
Epikantal katlantılar: Çoğu zaman bilateral olarak görülen alt ve üst kapaklar arasında gözün iç açısını örten yarımay şeklindeki deri kıvrımlarıdır. Doğu asya ırkında
doğal olarak görülebildiği gibi Down sendromunun bir parçası olarak da görülebilirler. Yenidoğanların % 30’unda altıncı aya kadar epikantal kıvrımlar vardır, yalancı
ezotropya görünümüne sebep olabilir ve çoğu dört yaşından önce kaybolur.
Blefarofimozis Sendromu: Blefaroptozis, kapak açıklığının horizontal yönde anormal darlığı, telekantüs, epikantus inversus tetradı ile tanımlanmış yüksek penetrasyon gösteren otozomal dominant olarak kalıtılan bir hastalıktır. Levator fonksiyonları zayıftır. Hastaların yaklaşık yarısında ambliyopi görülür. Blefarofimozis sendromunun tedavisinde öncelikle epikantus ve telekantus düzeltilmeli, ardından askı cerrahisi planlanmalıdır.
PİTOZİS
Üst göz kapağının düşüklüğüne pitozis denir. Normalde üst göz kapağı kenarı limbus
düzeyinde veya limbusu 1-2 mm kadar örtecek seviyededir. Pitozisi etyolojisiye göre
dört ana başlıkta sınıflamak mümkündür.
Pitozis Sınıflandırması
• Nörojenik pitozis
o III. Sinir paralizisi
o III. Sinir yanlış yönlenmesi
o Horner sendromu
o Marcus-Gunn çene göz açılması sendromu
DERMAN MEDICAL PUBLISHING 231
Göz Kapağı ve Hastalıkları
Göz Kapağı ve Hastalıkları
• Myojenik pitozis
o Myastenia gravis
o Myotonik distrofi
o Oküler myopati (Kronik ilerleyici dış oftalmopleji (KPEO); Okülofaringeal müsküler
distrofi)
o Basit konjenital pitozis
• Aponörotik pitozis
o İnvolüsyonel pitozis
o Postoperatif pitozis
• Mekanik pitozis
o Dermatoşalazis
o Tümörler
o Ödem
o Anterior orbital lezyonlar
o Skar dokusu
Psödoptozis: Levator fonksiyonunun normal olmasına rağmen mikroftalmi, enoftalmi, protez göz, fitizis bulbi, kontralateral kapak retraksiyonu, ipsilateral hipotropya,
dermatoşalazis, kaş pitozisi gibi sebeplerle göz kapaklarının yeteri kadar destek bulamaması sonucu pitotik gözükmesidir.
Üçüncü Sinir Paralizisi: Hipertansiyon, diyabet başta olmak üzere anevrizma, travma, tümör, multipl skleroz, karotiko-kavernöz fistül, ensefalit, sifiliz, botulizm gibi sebeplerle üçüncü kranial sinirin beyin sapındaki nükleer kompleksinden levator kasına
kadar olan kısmı arasında iletime engel herhangi bir durum sonucunda oluşur.
Üçüncü Sinirin Yanlış Yönlenmesi: Aberran rejenerasyon sendromları olarak da
bilinen üçüncü sinirin yanlış yönlenmesi konjenital olabileceği gibi sonradan üçüncü
sinir felcini de takiben ortaya çıkan çeşitli göz hareketlerine eşlik eden kapak hareketleriyle görülen pitozistir. Tedavisinde levator rezeksiyonu veya frontal askı cerrahisi yapılabilir.
Horner sendromu: (Okulosempatik Parezi): Myozis, pitozis, fasiyal anhidrozis ve
geç dönemde enoftalmus ile karakterize sempatik sinir sistemi hasarı sonucu oluşan bir sendromdur. Genellikle unilateral olarak izlenir. Konjenital olgularda hetrokromi de gözlenir.
Horner sendromu nedenleri;
1. nöron veya santral nöron
• Beyin kökü, servikal veya torasik spinal kord lezyonları
• Lateral medullanın enfarktı, ‘‘Lateral Wallenberg’in Medullar Sendromu’’; vertebral
veya posterior inferior cerebellar arterin tıkanması, santral okulosempatik parezi
• Spinal kord travma veya tümörleri
2. nöron = preganglionik (Budge merkezi - Superior Servikal Gg
• Pancoast tümörü
• Nöroblastom gibi paraaksial tümörler
• Boyun ve göğüs travması
3. nöron = postganglionik
• Karotis arter diseksiyonu: Boyun, yüz ve başta akut ağrı tipik
32 DERMAN MEDICAL PUBLISHING
DERMAN MEDICAL PUBLISHING 3
Göz Kapağı ve Hastalıkları
• Küme başağrıları
• Kafa tabanı tümörleri
Marcus-Gunn Çene Göz Açılma Sendromu: Pitozise kapak hareketlerinin eşlik ettiği V. Sinirin mandibular dalının levator kasını aberran innervasyonu sonucu oluşan
bir klinlik tablodur. Pitotik kapak ipsilateral pterigoid kasın uyarılması ile retrakte
olur. Konjenital ptozis olgularının %5’inde ve çoğunlukla tek taraflı olarak görülebilir.
Tedavisinde levator rezeksiyonu veya frontal askı cerrahisi yapılabilir.
Basit Konjenital Pitozis: Levator kasının gelişimsel myopatisi sonucu %69’unda
tek taraflı olarak oluşur. Üst kapak çizgisi izlenmez. Hastaların pitotik kapakları aşağı bakışta aşağı bakışta daha yukarıda kalır. Çift taraflı vakalarda çenenin kompasatuvar eleavasyonu sonucu kafa pozisyonu gelişir. (kanski) Hastaların %20’sinde ambliyopi mevcuttur. Kırma kusurları ve hipotropya (süperior rektusdaki zayıflığa bağlı)
eşlik edebilir. Pupil kapanmamışsa kapak ameliyatı okul çağına kadar ertelenebilir.
hastaların büyük bir bölümü levator rezeksiyonundan fayda görürler.
Blefarospazm: Kontrol edilemeyen göz kırpma, seğirme veya kapakların kapanması durumunu ifade eder. Orbikülaris oküli kasının istemsiz kasılmasıdır. Uyku sırasında kaybolmaktadır. Çok büyük bir kısmının etyolojisi belirsizdir. Tedavide botox enjeksiyonu uygulanabilir.
EKTROPİUM
Göz kapak kenarının dışa dönmesi durumudur. Genellikle alt kapakta ve epifora ile
birlikte görülür. Etyolojik olarak
• İnvolüsyonel
• Paralitik
• Skatrisyel
• Mekanik
• Konjenital
• Alerjik
olmak üzere alt gruplara ayrılabilir.
İnvolüsyonel Ektropium: En sık olarak görülen alt tipidir. Hastaların alt kapaklarında zamanla oluşan yapısal değişikliklerin instabiliteye neden olması sonucu oluşur. Ektropiyona horizontal kapak gevşekliği (Mediyal ve lateral kantal tendonların
gevşekliği), alt kapak retraktörlerinin ayrılması ve zayıflığı, orbikülaris kasının atrofi
ya da dejenerasyonu ve uzun süreli ektropiona sekonder skatrisyel değişikliklerin bir
veya birkaçı değişik derecelerde eşlik edebilir.
Konjenital Ektropium: Genellikle doğumdan hemen sonra ortaya çıkan şiddetli dermatolojik bozukluklardan lamellar iktiyozisle birlikte görülür. Konjenital üst kapak
ektropionu ise Down Sendromu veya Konjenital kapak eversiyonu (tarsın tümüyle
ters dönmesi) ile birlikte görülür. Topikal lubrikasyon ve göz kapağı bantları ile cerrahiye gerek kalmadan çoğu zaman ektropiyon yönetilebilir.
Skatrisyel Ektropium: Cilt ve cilt altı dokularda oluşan kontraktüre sekonder olarak kapak ön lamelinin kısalması sonucu ortaya çıkar. Skatrisyel ektropion sebeplerini travma, yanık, radyasyon, pitriyazis, lameller iktiyozis, skleroderma gibi cilt hastalıkları, dorzolamid ve brimonidin gibi göz damlalarına bağlı oluşan periorbital dermatit, Cetuximab, Florourasil ve Erlotinib perioküler kutanöz toksisiteye sebep olabilecek sistemik ilaçlar ve Herpes zoster oftalmikus olarak sıralamak mümkündür.
DERMAN MEDICAL PUBLISHING 433
Göz Kapağı ve Hastalıkları
Göz Kapağı ve Hastalıkları
Skatrisyel Ektropion tedavisinde sebep olan topikal ya da sistemik ajanın kesilmesi, hafif aktinik skatrisyel değişikliklerde steroidli merhemle birkaç hafta cilde masaj
önerilmelidir. Eşlik eden medial kantal tendonda, lateral kantal tendonda ya da horizontal gevşeklik varsa düzeltilmesi, skarın eksizyonu ve Z plasti gibi cilt uzatıcı prosedürler, transpozisyon flepleri ve serbest deri greftleri etkili tedavi yöntemleridir.
Paralitik Ektropium: Orbikülaris okulinin innervasyonundan sorumlu olan fasiyal sinirin paralizisi sonucu oluşur. Fasiyal paralizi sebeplerini travma, inme, akustik nörinom gibi SSS neoplazmları, geçirilmiş intrakraniyal cerrahi, herpes zoster ve parotis
bezinin tümör ya da infiltrasyonu olarak sıralamak mümkündür.
Ektropiyon tedavisinde primer amaç korneanın korunmasıdır. Korneanın korunması için hastalara cerrahi öncesi suni gözyaşı ve jeller verilmeli ve kirpiklerin epilasyonu yapılmalıdır.
Punktum ektropinu tedavisinde termal koterizasyon, one snip girişimi veya mediyal konjonktivoplasti, Horizontal gevşekliğinde Horizontal kapak kısaltılması, KuhntSzymanowski yöntemi (Tam kat kapak eksizyonu + Blefaroplasti), Modifiye Bick Yöntemi (Lateral kantustan tam kat kapak eksizyonu yapılır ve tars kenarı 4.0 prolenle
periosta asılır) gibi yöntemler tanımlanmıştır. Horizontal gevşeklik ve lateral kantal
tendon gevşekliğinin düzeltilmesinde lateral tarsal şerit cerrahisi altın standart olarak tanımlanmıştır.
Paralitik ektropion tedavisinde hastalarda altta yatan sebebin belirlenmesi ve hastaların fizik tedavi ve nörolojiye yönlendirilmesi önemlidir. Eğer 3 ay sonunda paralizi gerilememişse, beyin cerrahisi ameliyatı sonrası gibi kalıcı paralizilerde cerrahi tedaviler düşünülebilir.
Paralitik ektropion da geçici tarsorafi, MKT sıkılaştırılması (meiyal kantal tendonun
sıkılaştırılması), Lateral tarsal şerit, tam kat kapak kısaltılması, lagoftalmusun düzeltilmesi, altın implant uygulaması, levator aponevrozu geriletilmesi, Silikon bant uygulaması gibi cerrahiler uygulanabilir.
ENTROPİON
Göz kapak kenarının içe dönmesi durumudur. Kirpiklerin kornea ve konjonktiva iritasyonu yapması sonucu epifora, konjonktivit ve keratit gelişebilir. Etyolojik olarak dört
alt gruba ayrılır.
• İnvolüsyonel
• Skatrisyel
• Konjenital
• Spastik
İnvolüsyonel Entropion: En sık görülen alt tipidir. Genellikle alt kapakta orbikülaris
okulinin preseptal kısmının pretarsal orbiküler adele üzerine çıkması sonucu oluşur.
Çoğu zaman inferior retraktör zayıflığı ve horizontal kapak gevşekliği ile beraberdir.
Skatrisyel Entropion: Trahom, alkali yanıkları, ilaç toksisitesi, bazı viral keratokonjonkitivitler, Stevens-Johnson, travma, kimyasal yanıklar gibi hastalıklara bağlı palpebral konjonktiva skarlaşması sonucu oluşur.
Konjenital Entropion: İnferior retraktör aponevrozundaki disgenezisi sonucu oluşur. Nadir görülen bu durum epiblefaron ile karıştırılabilir. Ayrımında alt kapak tamamının içe dönmesi ve katlanma izinin hiç bulunmaması önemlidir. Tedavisinde cilt
şeridi ve orbikülaris okulinin çıkartılması ve cillteki kat yerin tarsal plağa fiksasyonu
uygulanabilir (Hotz prosedürü).
Entropion tedavisinde primer amaç korneanın korunmasıdır. Korneanın korunması
34 DERMAN MEDICAL PUBLISHING
DERMAN MEDICAL PUBLISHING 5
Göz Kapağı ve Hastalıkları
için hastalara cerrahi öncesi suni gözyaşı ve jeller verilmeli ve kirpiklerin epilasyonu yapılmalıdır.
Entropionda Cerrahi tedavi gerektiren durumlarda göz kapağını tersine döndüren
transvers sütürlerden, Wies prosedüründen (aşırı horizontal gevşeklik yoksa kapak
horizontal olarak tam kata ayrılır ve eversiyon sütürleri yerleştirilir), Quickert prosedüründen (horizontal gevşekliği olduğunda kapak horizontal olarak tam kata ayrılır
ve eversiyon sütürleri yerleştirilmesi ve kapak kısaltılmasının eklenmesinden oluşur.)
hastalar fayda sağlayabilir.
KİRPİK HASTALIKLARI
Trikiyazis: Kirpiklerin içeri doğru dönmesi sonucunda oluşan klinik durumdur. Cerrahi, travma, oküler skatrisyel pemfigoid, herpes zoster oftalmikus, ve trahom gibi
skar dokusu bırakarak iyileşen hastalıklar sonucu oluşabildiği gibi idiyopatik olarak
da oluşabilir. Korneada epitel defektine sebep olabilir.
Distikiyazis: Normal kirpiklere ilave olarak oluşan genellikle pigmentli olmaya eğilimli ikinci kirpik sırasıdır.
Trikiyazis ve distikiyazis tedevisinde epilasyon, kriyoterapi ve laser ablasyondan faydalanılabilir.
Madarozis: Lokal veya yaygın olarak kirpik sayısının azalmasıdır. Blerfaritler, tümör,
yanık, radyoterapi gibi lokal sebeplerle oluşabilceği gibi SLE, sfiliz, lepra gibi bir takım sistemik hastalıkların sonucu da oluşabilir.
Poliozis: Kaş ve kirpiklerin beyazlaşmasıdır. Sempatik oftalmi, Vogt-KayanagiHarada sendromu ve Waardenburg sendromu ile birlikte olabilir.
KİRPİK ENFEKSİYONLARI
Blefarit: Oftalmoloji pratiğinde oldukça sık karşılaşılan hastalıklardan biridir. Kapak serbest kenarı enflamasyonu ile karakterize, yanma, batma, kaşıntı, yabancı cisim hissi, kırmızı göz, hafif fotofobi ve kirpik diplerinde kepeklenme gibi şikayetlere
sebep olan akut veya kronik formda seyredebilen bir hastalıktır. Meiobomus bezlerinin çoğu zaman etikilenmesi sonucu gözyaşı film tabakasının stabilitesi etkilenmektedir. Blefaritleri oluşum zamanına göre akut ve kronik oluşum yerine göre ise anterior ve posterior olarak sınıflandırılmak mümkündür.
Tedavide kapak hijyeninin sağlanması, topikal antibiyotiklerle sağlanmaktadır. Çok
ciddi olgularda oral tetrasiklin veya oral doksisiklin gibi preparatlardan da faydalanılabilir.
Pitriyazis palpebrarum: kirpiklerin pitriyazis palpebrarum ile enfestasyonudur. Kirpiklerde oluşan bitler kirpik diplerine çok fazla sayıda larva bırakırlar. Kapak kenarında şiddetli enflamasyon ve kaşıntıya sebep olur. Tedavisinde forceps yardımıyla bitlerin uzaklaştırlması ile yapılır.
KAPAK ENFEKSİYONLARI
Hordeolum: Kapakta bulunan bezlerin enflamasyonudur. Kirpik follikülleri, zeiss bezi,
moll bezlerinden birinin pürülan enfeksiyonu olduğunda dış arpacık olarak tanımlanırken; meibomian bezinin akut süpüratif enfeksiyonu olduğu durumlarda ise iç arpacık olarak tanımlanmaktadır. Sıklıkla etken stafilokoklardır. Tedavide sıcak pansuman, antibiyotikli pomadlar uygulanabilmektedir.
Şalazyon; Meibomian bezinin kistik, kronik granülamatöz enflamasyonudur. Ayırıcı
tanıda sebase bez karsinomlarına dikkat etmek gerekir. Tedavisinde topikal antibiDERMAN MEDICAL PUBLISHING 635
Göz Kapağı ve Hastalıkları
Göz Kapağı ve Hastalıkları
otikler ve sıcak pansuman denenmelidir. Tıbbi tedaviden fayda görmeyen hastalara
cerrahi eksizyon önerilmelidir.
Preseptal Selülit: Göz kapağının orbital septumunun önündeki enfeksiyonudur. Göz
kapağında eritem , ödem, ısı artışı ile karakterizedir. Orbital selülitden farklı olarak
göz hareketlerinde kısıtlılık ve hareketle ağrı yoktur.Proptozis izlenmez.(6) En sık etkenleri; Staf Aureus, Streptokoklar ve H. İnfluenza dır. Tedavisinde oral antibiotikler
kullanılmaktadır.
Herpes zoster oftalmikus: geçirilmiş su çiçeği enfeksiyonun takiben duyu ganglionunda latent olarak bulunan varisella zoster virüsünün reaktive olması ile gelişir. Genellikle altmışlı yaşlardan sonra tek taraflı olarak ortaya çıkar, trigeminal sinir boyunca oluşan sırasıyla makülopapüler rash bunu takiben oluşan vezikül, püstül ve en
son üzeri kabuklu lezyonlarla seyreder. Etkilenen dermatomda ağrı genellikle şiddetlidir. Tedavisinde topikal ve sistemik olarak asiklovir veya gansiklovir gibi antiviraller kullanılmaktadır.
Herpes simpleks: Çocukluk çağında tek taraflı birbirine yakın veziküler lezyonlarla
seyreden HSV’ye bağlı olarak oluşan enfeksiyondur. Direkt inokülasyon veya trigeminal ganglionda latent kalan virüsün reaktivasyonu sonucu gelişmektedir. Oküler tutulum varsa tedavisinde topikal ve sistemik olarak asiklovir veya gansiklovir gibi antivirallerden faydalanılabilir.
İmpetigo: Grup A beta-hemolitik streptokoklar veya Staphylococcus aureus sebep
olduğu nadir görülen yüzeyel bir cilt enfeksiyonudur. Karakteristik bal rengi bir krut
oluşturan küçük vezikül veya püstüller şeklinde görülür. Tedavisinde topikal antibiyotikler çoğu zaman yeterlidir.
Erizipel: Streptokokus pyogenes enfeksiyonu sonucu görülen selülit tablosudur.
Kontak Dermatit: Alerjiye eğilimli olan hastalarda kozmetikler, özellikle içinde benzalkonyum klorid gibi koruyucu içeren göz damla ve pomadları kullanmış olanlarda
allerjik reaksiyon sonucunda oluşur. Başlangıçta göz kapağında kızarıklık ve şişme
oluşan hastalarda geç dönemde göz kapağında kabuklanma ve şiddetli kaşıntı olur.
Tedavisinde sebep olan ajanın ortadan kaldırılması ve steroidli pomadlar etkilidir.
Ödem: Üst göz kapak derisi subkutan dokusunun ince yapısı nedeniyle kolay sıvı birikir ve ödeme neden olur. Hordeolum, erizipel, ekzema, paranazal sinüs enfeksiyonları, orbital sellülit gibi enfeksiyöz sebepler nedeniyle göz kapaklarında ödem görülebileceği gibi kalp ve böbrek yetmezliğine bağlı da non inflamatuvar ödem görülebilir.
Akut alerjik ödem ise genellikle böcek sokmaları ve ürtiker gibi sebeplerle oluşabilir.
GÖZ KAPAĞI TÜMÖRLERİ
Göz hastalıkları incelendiğinde en sık rastlanan tümör: göz kapağı tümörleridir. İleri yaştaki hastalarda ve alt kapakta daha sıklıkla tespit edilmektedir. Göz kapağı tümörleri kozmetik, anatomik ve fonksiyonel bozukluklara sebep olabilmektedirler. Kapak tümörlerinin ayrımı kesin olarak histopatolojik inceleme sonucu yapılabilmektedir.
Benign kapak tümörleri: Benign kapak tumorlerinin tüm kapak tümörlerinin yaklaşık %73-86 ini oluşturmaktadır. Benign kapak tümörlerinin çoğu yavaş büyümeleri
nedeniyle hastaların çoğu hekime başvurmamakta ve tanı konulan olgularda ise çoğuz zaman cerrahi yapılmamaktadır. Bu nedenle histopatolojik inceleme coğu olguda
yapılmamaktadır. Göz kapagının benign lezyonları arasında en sık; melanositik nevüs,
seboreik keratoz, skuamöz papillom ve epidermoid kist görülmektedir.
36 DERMAN MEDICAL PUBLISHING
DERMAN MEDICAL PUBLISHING 7
Göz Kapağı ve Hastalıkları
Epitelyal tümörler
Skumöz papillom
Kutanöz horn
Seboroik keratoz
İnverted foliküler keratoz
Psödoepitelyomatöz hiperplazi
Keratoakantoma
Aktinik keratoz
Epidermal inklüzyon kistleri
Pilar kist
Epidermoid ve dermoid kistler
Nevus verruca
Adneksiyel tümörler
Milia
Sebase adenom
Erkin hidrokoristom
Apokrin hidrokoristom
Trikoepitelyoma
Pilomatriksoma
Vasküler tümörler
Kapiller hemanjiom
Kavernöz hemanjiom
Lenfanjioma
Nevus flammeus
Pyojenik granuloma
Nöral kaynaklı tümörler
Nörofibroma
Melanosit kaynaklı pigmentli tümörler
Lentigo
Melanositik nevus
Ota nevüs
İnflamatuar lezyonlar
Şalazyon
Hordeolum
Enfeksiyöz lezyonlar
Molloscum contagiozum
Verruka vulgaris
Göz kapağının malign tümörleri: En sık görülen malign göz kapağı tümörleri sırasıyla; %85-%90 bazal hücreli karsinom, %0,5-%1 skuamöz hücreli karsinom, %0,5%5 sebase bez karsinomu ve %1 malign melanomdur.
Bazal Hücreli Karsinom: Tüm kapak tümörlerinin %90’ını oluşturur. %60 oranında
alt kapakta görülür bunu iç kantus ve üst göz kapağı izler. Çok yavaş büyür ve nadiren
metastaz yapar. En önemli predispozan nedenler; beyaz ırk, ultraviyole ışınlar, yanık,
DERMAN MEDICAL PUBLISHING 837
Göz Kapağı ve Hastalıkları
Göz Kapağı ve Hastalıkları
travma ve radyasyon tedavisidir. Nodüler, nodüloülseratif ve sklerozan olmak üzere üç ayrı klinik tabloda ortaya çıkabilir. Tedavisinde; cerrahi tedavi (tümör sınırlarının histolojik kontrolü ile birlikte), radyoterapi, kriyoterapi, fotodinamik tedavi,topikal
kemoterapi kullanılabilmektedir.
Skuamöz Hücreli Karsinom: İkinci en sık kapak tümörüdür. Hematojen, lenfojen,
perinöral ve direkt yayılım yolu ile metastaz yapabilme özelliğine sahiptir. Tedavisinde; cerrahi tedavi, radyoterapi kullanılabilmektedir.
Sebase Bez Karsinomu: Diğer göz kapağı tümörlerine göre üst kapakta daha sık
görülür. Prognozu en kötü malign göz kapağı tümörüdür.Lenfatik, hematojen ve lokal
yayılım gösterebilir. Özellikle ileri yaşlarda tekrarlayan şalazyon ve blefarit ile karşılaşıldığında ayırıcı tanıda akılda bulundurulmalıdır. Tedavisinde; cerrahi tedavi, radyoterapi kullanılabilmektedir.
Bunun dışında malign melanom, merkel hücreli karsinom, kaposi sarkomu, lenfoma
gibi tümörlerde nadir de olsa görülebilmektedir. Bayanlarda meme kanseri, erkeklerde akciğer kanserinin göz kapağına metastazı da bildirilmiştir.
Göz Kapağı Tümörlerinde Tedavi: Biyopsi teşhis ve tedavinin ilk basamağıdır. Kapak malign tümörlerinin primer tedavisi cerrahidir. Cerrahi uygulanamayan hastalarda; radyoterapi, kemoterapi, kriyoterapi, immunoterapi gibi başlıca diğer tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.
Kaynaklar
1. Vaughan and Asbury Genel Oftalmoloji, Çeviri Editörü Yonca A. Akova, Güneş Tıp Kitapevleri, Ankara, 2010.
2. O’Dwyer P. A, Oftalmolojinin Esas ve İlkeleri, Temel ve Klinik Bilimler Kursu Cilt 2, 1. basım, Güneş Tıp Kitapevleri, Ankara 2008.
3. Özçetin H. Klinik Göz Hastalıkları, Nobel, 2003
4. Oküloplasti. Türk Oftalmoloji Derneği Eğitim Yayınları no:1. 1. Baskı. Bursa: Fikret Özsan Matbaası; 2003.
5. The Wills Eye Manual Türkçesi, Çeviri Editörü: Atilla BAYER, MN Medikal & Nobel. Ankara, 2009.
6. Oküler Enfeksiyon Hastalıkları, TOD Eğitim Yayınları No:8, 1. Baskı, Epsilon Rek. Yay. Bilg. Sa. Tic. Ltd. Şti. , İstanbul,
2008.
7. Kleinstein RN, Lehman HF. Incidence and prevalence of eye cancer. Am J Optom Physiol Optics 1977;54(1):49-51.
8. Jahagirdar SS, Thakre TP, Kale SM, Kulkarni H, Mamtani M. A clinicopathological study of eyelid malignancies from
central India. Indian J Ophthalmol 2007;55(2):109-12.
9. Salomon J, Bieniek A, Baran E, Szepietowski JC. Basal cell carcinoma on the eyelids: own experience. Dermatol Surg
2004;30(2):257-63.
10. Abe M, Ohnishi Y, Hara Y, Shinoda Y, Jingu K. Malignant tumour of the eyelid: clinical survey during a 22-year period.
Jpn J Ophthalmol 1983;27(1):175-84.
11. Gokşin Z, Recep OF, Ekmekci Y. Göz kapağı habis tumorlerinde klinik ve histopatolojik tanı. T Klin Oftalmoloji
1998;7:140-6.
12. Yazıcı B, Atasoy A, Horoz R. Gözkapağı Malign Tumorlerinde Klinik Tanının Doğruluğu. MN Oftalmoloji 2007;14:56-9.
13. Deprez M, Uffer S. Clinicopathological features of eyelid skin tumors. A retrospective study of 5504 cases and review of literature. Am J Dermatopathol. 2009;31(3):256-62.
14. Kumar R. Clinicopathologic study of malignant eyelid tumours. Clin Exp Optom. 2010;93(4):224-7.
15. Coroi MC, Roşca E, Mutiu G, Coroi T, Bonta M. Eyelid tumors: histopathological and clinical study performed in County Hospital of Oradea between 2000-2007. Rom J Morphol Embryol. 2010;51(1):111-5.
16. Xu XL, Li B, Sun XL, Li LQ, Ren RJ, Gao F et al. Eyelid neoplasms in the Beijing Tongren Eye Centre between 1997 and
2006. Ophthalmic Surg Lasers Imaging. 2008;39(5):367-72.
17. Ho M, Liu DT, Chong KK, Ng HK, Lam DS. Eyelid tumours and pseudotumours in Hong Kong: a ten years experience.
Hong Kong Med J. 2013;19(2);150-5.
18. Obata H, Aoki Y, Kubota S, Kanai N, Tsuru T. Incidence of benign and malignant lesions of eyelid and conjunctival tumors. Nihon Ganka Gakkai Zasshi. 2005;109(9):573-9.
19. Kandemir NO, Barut F, Bektaş S, Gün BD, Bahadır B, Yurdakan G, Özdamar ŞO. Tumors and Tumor-Like Lesions of
the Eyelid and Conjunctiva. , Volume 25, Number 3, Page(s) 112-7. 2009.
20. Beard C. Observations on the treatment of basal cell carcinoma of the eyelids. The Wendell L. Hughes Lecture. Trans
Am Acad Ophthalmol Otolaryngol 1975;79(5);664-70.
21. Char DH. Surgical Treatment of Lid Tumors. In:Char DH. ed. Clinical Ocular Oncology,2nd ed:New York :LippincottRaven Press:3-61. 1989.
22. Katırcıoğlu Y. Malign Göz Kapağı Tümörlerinin Tedavisinde Yenilikler. TJO 2014; 44(Özel):55-60.
38 DERMAN MEDICAL PUBLISHING
DERMAN MEDICAL PUBLISHING 9
Göz Kapağı ve Hastalıkları
23. Temel Oküler Onkoloji. Türk Oftalmoloji Derneği Eğitim Yayınları No:6, Epsilon Yayıncılık: İstanbul, 2008.
24. Bilgin LK, Çocukluk Çağı göz kapağı hastalıkları klinik gelişim;2012;25:50-55.
25. Kanski, JJ. Klinik oftalmoloji. Göz Kapağı Hastalıkları. İstanbul, Nobel Tıp Kitabevleri:1-41. 2001.
26. Lang GK, Göz Hastalıkları. Göz Kapakları. Ankara, Palme Yayıncılık:17-47. 2001.
39
DERMAN MEDICAL PUBLISHING 10
Download