Beyza KIRLI 21200814 Gönenç TUZCU ANNE-BABA VE BİR KIZ ÇOCUK Geçen hafta cuma günü, o haftanın bitmesinin heyecanı ile okuldan apar topar çıktım ve hızlı adımlar ile evime yöneldim. Hafta sonu geldiğinde hep böyle oluruz ya; heyecanlı, hareketli, hızlı ve bir şeyler yapmaya hevesli. Halbuki o hafta içinde ne kadar uyuşuk ve tembelizdir, hiçbir şey yapmak istemeyiz. Hafta sonu geldiğinde ise bu ruh halimizden hemen çıkarız, bir an önce keyif yapmak isteriz. O gün de yine evime gidip yalnızca ayaklarımı uzatmak istediğim bir cuma günüydü. Eve girip odama doğru yöneldiğimde çalışma masamın üzerinde bir kutu olduğunu fark ettim. Bir hediye kutusuydu ve pembe, en sevdiğim renk, kurdele ile kapalı bir şekilde açılmayı bekliyordu. Merak içinde kutuyu elime aldım, pembe kurdeleyi açtım ve kutunun kapağını kaldırdığımda içerisinde bir kitap olduğunu gördüm: "Kızlarıma Mektuplar." Annem ve babam bana Emre Kongar'ın ikiz kızlarına yazmış olduğu mektuplardan oluşan bu kitabı hediye etmişlerdi ve ben bütün bir hafta sonunu hiçbir şey yapmadan sadece bu kitabı okuyarak geçirmiştim. Emre Kongar'ın yazmış olduğu"Kızlarıma Mektuplar" kitabının en çok satanlar arasında olmasının sebebi insanların bu kitapta kendilerini bulmasıdır. Kendi anneliğini, babalığını ya da kızlığını görüyorlar. Türkiye; gerek aile ortamı, anne ve babanın çocuk ile olan ilişkisi, gerek ise kız çocuklarına verilen hassasiyet ile bilinmektedir. Aile ile çocuk arasındaki ilişkiye verilen önemi bu kitapta her bir mektupta açıkça görebiliriz. Emre Kongar, kendi ikiz kızlarına yazmış olduğu mektupları ve hayata dair çözümlemeleri ile tüm genç kızlara sesleniyor ve onlara adeta öğüt veriyor. Yalnızca genç kızlara değil, anne ve babalara da fikir veren Emre Kongar, okurların tepkilerini ise şöyle belirtiyor: "Sanıyorum babalar ve anneler, kitapta kendilerini buldular. Pek çok okur aynı bizim ailede yaşanan sorunları yazmışsınız diyor. İşin ilginç yanı, kızlar kitabı anne-babalarına, anne-babalar da kızlarına armağan etmek için alıyor. Yani kitap çifter çifter satılıyor. Sanıyorum en çok satanlar listesinin başında yer almasının sırrı burada" (47). Emre Kongar bu kitabında aynı zamanda cinsel özgürlüğe de değinmiştir. Müslüman bir ülkede yaşamanın verdiği İslami düşüncelere rağmen kızlarına öğüt vermekten çekinmemiş, bunları dile getirirken utanmamış ve doğal bir ihtiyaç olarak gördüğünü mektuplarında belirtmiştir: "İnsan kendi varlığını sürdürebilmek için yer, içer ve uyur, türünün devamını sağlamak için de cinsel ilişkide bulunur. Dolayısıyla yemek, içmek ve uyumak ne denli doğal ve normal ise, cinsellik de o denli doğal ve normaldir. İnsan karnı acıktığı ya da susadığı veya uykusu geldiği için utanır mı?" (59). Kızlarına cinsellikten bu derece rahat bir şekilde bahsetmesi ile bazı kişiler tarafından eleştirilse de, aslında Emre Kongar bir tabuyu daha yıkmıştır. Genellikle babaların kızlarına duygularını ve düşüncelerini ifade ederken anneler kadar rahat olamadıklarını biliriz. Genelleme yapmak çok doğru olmasa da kız babaları genellikle düşüncelerini açıkça söyleyemezler, ya eşlerine söylerler ve onların kızlarına iletmelerini isterler; ya da hiç söylemezler. Yıllar boyu süre gelen bu tabuyu "Kızlarıma Mektuplar" isimli kitabı ile yıkmış olan Emre Kongar, baba ile kız ilişkisinin, anne ile kız ilişkisinden hiçbir farkı olmadığını da gözler önüne sermiştir. Genç kızların da bu kitabı okuyarak babalarına olan yaklaşımlarını ve hayata olan bakış açılarını değiştireceklerine eminim. Genç kızlar, ailesi ile konuşmaktan ve konu cinsellik dahi olsa, onların vermiş olduğu nasihatlerden asla çekinmemeliler, utanıp sıkılmamalılar. Çünkü unutulmamalıdır ki; insanın kendisine en yakın hissettiği ailesidir ve insanlar, anne-babası ile konuşamayacakları şeyleri hiç kimseye anlatamazlar. KAYNAKÇA Kongar, Emre. Kızlarıma Mektuplar: Yaşamdan Satırbaşları. İstanbul: Remzi Kitabevi. 2001