Anadolu Katolik Cemaati Kültür ve Haber Dergisi Sayı 6 – Eylül 2006

advertisement
Anadolu Katolik Cemaati Kültür ve Haber Dergisi
Sayı 6 – Eylül 2006
..………………… Anadolu Dün ve Bugün …………………..
Bu sayıda:
Sayfa 3 Episkoposumuzun Mektubu
Sayfa 7 Sevildiğini Keşfetmenin Sevinci
Sayfa
9 Anadolu Hazineleri
Sayfa 10 Evlilik
Sayfa
12 Katolik Kilisesi Din ve Ahlak İlkeleri
Sayfa
14 Caritas Anadolu
Sayfa
15 Haberler ve Fotoğraflar
*********************
Sevgili Okuyucularımız,
Anadolu Katolik Kilisesinin resmi web sayfası açıldı ve
değişik malzemelerle hizmetinizdedir.
www.anadolukatolikkilisesi.org
2
“Sizdeki ümidin nedenini soranlara
yanıt vermeye her zaman hazır olun”
Sevgili Kardeşlerim,
Geçtiğimiz yıl, yılık pastörel
mektubumda sizlere şu konuyu
vererek üzerinde
yoğunlaşmanızı
tavsiye
etmiştim:
“Hıristiyan
olmayan
bir
dünyada
Hıristiyan
gibi
yaşamak ve düşünmek”. Bir
araya
geldiğinizde
ve
kiliselerinizde
bu
konuyu
düşünüp
düşünmediğinizi
bilmiyorum, ama gelecekte
bunu yapmanız için sizi teşvik
etmek isterim.
İlk mektubumdaki o mesaja
ek olarak, Havari Pavlus’un
Türkiye’li
Hıristiyanlara
yönelttiği bir sözü de sizlere
hatırlatmak isterim: “Sizdeki
ümidin nedenini soranlara
yanıt vermeye her zaman
hazır olun” (1Pt 3,15).
Bu yıl Anadolu Kilisemizin
yaşadığı sıkıntıları hepiniz
duydunuz. Trabzon’da Don
Andrea
Santoro’nun
öldürülmesi, Samsun’da Peder
Pierre
Brunissen’in
bıçaklanması, Mersin’de din
adamlarına yapılan saldırı,
Adana Kilisesi’nin kapanması,
bir kısım yerel basının bize
karşı yaptığı yayınlar...
Bu durumlar karşısında,
yaşayabileceğimiz
tehlikeler
şunlar olabilir: kendi içine
kapanmak, korku nedeniyle
kalabalıkta yok olmak ve –çoğu
zaman– maalesef yalnızca
ekonomik olarak yaşamını
sağlayabilmek
için
çıkar
gözeterek
yaşamak.
Bu
zorluklar karşısında ümidimizin
kırılması
normaldir.
Aynı
ayartılmaları
benim
de
geçirdiğimi
size
itiraf
etmeliyim.
Peki ne yapmalı? Bu olayları
vicdanımızla karşılamalı ve bir
anlam elde etmeliyiz. Tanrı
bize sadece Kutsal Kitap ile
konuşmuyor,
olaylar
ve
insanlar aracılığı ile de
konuşuyor.
Örneğin, RAB bize Don
Andrea’nın ölümü ile ne
söylüyor? Bize hatırlatıyor ki,
bu dünyada İsa’nın tanığı
olmak kolay değil, hatta riskli.
Bugün
de
okuduğumuz
parçada,
İsa’nın
önceden
söyleyip sonradan yaşadığı
gibi, “öyle bir zaman gelecek ki
sizi öldüren herkes Tanrı’ya
hizmet ettiğini sanacak” sözü
doğru değil mi? (Yh. 16,2)
E
P
İ
S
K
O
P
O
S
U
N
M
E
K
T
U
B
U
3
E
P
İ
S
K
O
P
O
S
U
N
M
E
K
T
U
B
U
Aynı şekilde Rab, Don Andrea’nın ölümüyle bize şunu
hatırlatıyor: “aynı anda iki patrona hizmet edilemez”. Bazı
durumlarda hem insanların beğenisini kazanmak hem de Mesih’in
kulu olmak mümkün değildir. (Gal 1,10). Bu din adamının kurban
oluşu, bizim Hıristiyan kimliğimizi yeniden ele almamız için bir
davettir.
Bu kimlik, çocuklukta ebeveynlerden miras alınabilir. Büyük
kişiler de bir seçim yaparak bu kimliğe sahip olabilirler ve hayatın
çeşitli durumlarında bu kimlik açığa çıkmalıdır, gizli bir antlaşma
olmamalıdır. Biz günün belli saatlerinde Hıristiyan adını
taşımıyoruz, her zaman taşıyoruz. Aynı zamanda Hıristiyan olmak
ve Hıristiyanca hareket etmek, kendini Mesih ile karşılaştırmak
demektir. O, bizim devamlı bakmak zorunda olduğumuz aynadır.
İşte bu çerçevede O’nunla birlikte inancımız ve umudumuz
büyümelidir. Hayat bize bir insana olan inancımızın ve umudumuzun
gelişmesi için birlikte zaman geçirmek ve sürekli bir iletişim kurmak
gerektiğini öğretmedi mi? Bize yabancı olan birine güvenmeyiz ve
ona umut bağlamayız.
Bizim için “iman” ve
“güven” aynı şeyi ifade etmektedir.
Dürüst olan, bizi kandırmayan ve
bizi seven birine kendimizi teslim
etmek anlamına gelir.
Biz
Rab
İsa’ya
iman
ediyoruz, peki O’na güveniyor
muyuz? O’na güvenirsek, O’na umut
da bağlayabiliriz. Bu şekilde hayatın fırtınalarında batmayız.
İsa’nın Petrus’u Genezaret Gölü üzerinde yürüyerek yanına
çağırdığı hikayeyi hatırlayın (Mt 14,30). Petrus kararlı bir şekilde
kayıktan iniyor ve dalgaların üzerinde yürümeye başlıyor. Ama
sonra yavaş yavaş batmaya başlıyor çünkü onu çağıran kişiye olan
güveni azalıyor.
Sevgili kardeşlerim, bu olay bizim hayatımız için bir öğretidir.
Gösteriyor ki umut, sabır ile birleşmeli, bazı anlarda ve bazı
durumlarda değil, her zaman var olmalıdır.
4
Fransız bir yazar, Charles
Peguy, iman, umut ve sevgiyi üç
kardeş
gibi
düşünmüştür.
İçlerinde en küçük olan umut
bile heyecanı ile diğer ikisinin
ilerlemesini sağlıyor. Size şunu
söylüyorum, eğer umut güçlü bir
rüzgar gibi esmezse Mesih’teki
imanımız tam olmaz diye
düşünüyorum. İçimize bakalım.
Umut olmazsa neşemizin,
inancımızın, yaşama gücümüzün
biteceği, kapısız ve penceresiz
bir odada kalacağımız doğru
değil mi? Hıristiyan umudu,
gözlerimizi şimdiki zamanın
ötesine çevirmemizi sağlamaktadır. Aziz Pavlus da yazdığı şu
söz ile bize bunu hatırlatmaktadır: “Eğer yalnız bu yaşam
için Mesih'e ümit bağlamışsak,
herkesten daha çok acınacak
kişileriz.”(1Ko 15,19).
Havari Petrus, bizden içimizdeki
ümidin
tanığı
olmamızı
istediğinde, şu anda yaşadığımız
yeryüzünde olgunlaşıp “Göklerin
Hükümranlığında” meyvelerini
veren
ümitten
bahsediyor,
İsa’nın “Cennet” dediği şeyde
işte budur.
Petrus’un“inancınızın tanığı
olun” değil, “içinizdeki umudun
tanığı olun” dediğini fark etmiş
olmalısınız.
Bunun sebebi açık: iman,
düşünceleri
açıklayabilme
kapasitesiyle sınırlı ve teoride
sınırlı kalırken umut hayatla iç
içedir.
Umut,
inancımızın
termometresidir.
Sevgili kardeşlerim, bu
mektubuma
size
Anadolu
Kilisemizin
yaşadığı
bazı
zorluklardan bahsederek başladım. Şimdi sizi, yükseklere
bakıp ümitsizliği ve mutsuzluğu
yenmeye davet ediyorum. Çünkü
bizim ölüp dirilen Mesih’teki
umudumuz her şeyden daha
güçlüdür. Ayrıca bu umudun
kiliselerimizde doyup beslendiğini sözlerime eklemek isterim.
Çünkü, bu iletişimle gelişen bir
erdemdir. Umut etmeyi Kilise’de
ve
Kilise
aracılığı
ile
öğreniyoruz.
Bizim cennette
olan kardeşlerimiz ve bizimle
beraber yaşayan kardeşlerimiz
umut
etmemize
yardımcı
oluyorlar.
Mesih,
onları
kullanıyor, hepsini kullanıyor.
Hareketleriyle kötü örnek olup
bize umut vermeyenleri bile,
İsa’nın değişmezliğini anlayalım
diye kullanıyor. Eğer söylediğim
gibi umut, insanlar arasında
aktarılan ve paylaşılan bir erdem
ise, cemaatlerimizde, yapılan
organizasyonlarda ve haftalık
5
E
P
İ
S
K
O
P
O
S
U
N
M
E
K
T
U
B
U
E
P
İ
S
K
O
P
O
S
U
N
M
E
K
T
U
B
U
ayinlerde daha çok vakit geçirmenin önemli olduğu sonucuna varırız.
Eğer söylediğim gibi umut, insanlar arasında aktarılan ve
paylaşılan bir erdem ise, cemaatlerimizde, yapılan organizasyonlarda
ve haftalık ayinlerde daha çok vakit geçirmenin önemli olduğu
sonucuna varırız.
Size hafta boyunca yapılan ayinlere katılan Hıristiyan sayısının
az olduğunu itiraf etmeliyim. Biz de durumcul, teorik bir
Hıristiyanlığın kurbanları mıyız? En azını yerine getirerek memnun
olan müminler miyiz? Yoksa cemaat olmadan da kurtulabileceğimizi
mi düşünüyoruz? Tabii ki bir cemaat isteyen ve onun arasında aranıp
bulunmak isteyen İsa’nın düşüncesi bu değildi. (“Nerede iki ya da üç
kişi benim adımla toplanırsa, ben de orada onların arasındayım” Mt
18,20).
Sevgili kardeşlerim, bu yıl Papa 16. Benediktus Hazretleri
ziyaretimize gelecek. Bildiğiniz gibi Patrik Bartolomeos
Hazretlerini, Patrik Mesrob Mutafyan’ı ve diğer dini başkanları
ziyaret edecek. Gezisi sırasında 1 Aralık tarihinde de Türkiye’li
Katoliklerle bir araya gelecek. Geçtiğimiz aylarda yaşanan onca
olaydan sonra size söyleyebilirim ki bizim umudumuzu yenilemek
ve canlandırmak için bizlerle buluşacak. Papa Hazretlerinden, Aziz
Petrus’un şu sözlerini duymayı bekliyorum, hatta duyacağımdan
eminim: “Sizdeki ümidin nedenini soranlara yanıt vermeye her
zaman hazır olun” (1Pt 3,15)
Rab sizinle olsun ve sizler de O’nunla olun.
Sizi kutsuyorum,
+ Luigi, Episkoposunuz
6
İsa’nın göl kıyısındaki havarilerine yönelttiği
“Beni izleyin” sözü, her insana yöneltilmiş şartsız
ve mutlak bir çağrı olmaya devam eder. İsa
kendisinin başlangıcını oluşturduğu yenidünyanın
ve gerçek yaşamın gizemini teşkil eden yeni
gerçeklere bizi götürmek için ruhumuzun
derinliklerinde hem kendimizden hem de bağlı
olduklarımızdan göç etmemize sebep olur. Bunlar
da bizim somut bir şekilde İsa’nın kendisine,
sözlerine ve iradesine yürekten bağlı olmamızla
gerçekleşir. Şayet her yolculuk bir macera ise,
İsa’nın peşinden gidilen yolculukta çok farklı bir
macera ortaya çıkar. Yolculuk riskli olacaktır. İsa
bunu gayet açık bir biçimde ifade etmektedir.
Kendisini izleyenlere bir takım özel şartlar koşar.
İsa’ya bağlı olmak beraberinde, aile çıkarlarını,
geriye dönüp baktıran gereksiz özlemleri ve günlük
kaygıları kökünden çıkarıp attıran davranışları da
beraberinde getirir. Bu konu hakkında İsa şöyle
demektedir: “Tilkilerin inleri, kuşların yuvaları
vardır, fakat insanoğlunun başını yaslayacak yeri
yoktur. Bırak ölüler kendi ölülerini gömsünler; sen
git ve Tanrı’nın egemenliğini her yere ilan et...
Sabana el atıp da geriye bakan hiç kimse Tanrı’nın
egemenliğine layık değildir...” (Luka 9, 58–62)
Hayatını dahi kaybetmeye hazır olmak gerekir.
Küdüs’e ölmeye giden Rabbi izlemek demek,
O’nunla birlikte ölmeye hazır olmak demektir. “Bir
kimse ardımdan gelmek isterse kendisini inkâr etsin
ve haçını yüklenip ardımca yürüsün!” (Matta
16,24).
İsa’yı izlemek gerekli midir? Evet, çünkü sevgi her şeyi ister;
vasatlıktan monotonluktan ya da orta kararlılıktan hoşlanmaz.
7
S
E
V
İ
L
D
İ
Ğ
İ
N
İ
K
E
Ş
F
E
T
M
E
N
İ
N
S
E
V
İ
N
C
İ
S
E
V
İ
L
D
İ
Ğ
İ
N
İ
K
E
Ş
F
E
T
M
E
N
İ
N
Taşıdığı tüm risklere rağmen İsa’yı takip etme macerasına
atılabilecek misin? Cevabın evet mi? Tek bir şartla; o da “senin
sevgiyi keşfetmiş olman”. Eğer sevildiğini anladıysan ve içinde sevgi
varsa her şeyi yapmaya cesaretin olacak ve hiçbir şey sana zor
görünmeyecektir.
Sevgi, seven insana çılgınca şeyler yaptırır. Gözüpekliğin,
sevginin ölçüsü olacaktır.
Belirsizliğin korkusuna karşı dayanmanı sağlayacak olan da yine
sevgidir. Mesih’i takip ettiğimde O beni nereye götürecek? Nereye
varacağım? Benden ne isteyecek? Benimle ne yapacak? Gerçekten
seven, sorular sormak yerine kendisini sevgi tarafından
yönlendirilmeye bırakır. İbrahim, Allah’ın kendisini nereye
götüreceğini bilmiyordu; ne de Musa, Petrus, Yuhanna, Yakup,
Andreas... “Gel”. Bu davete onlardan hiçbiri “Nereye?” diye karşılık
vermedi. Sevgiliye güvenilir, çünkü nereye gidildiğini bilmek değil,
kiminle yürüdüğünü bilmek önemlidir.
Sonsuz sevgi, kendini koşulsuz bir şekilde adamak,
korkunu da yenmeni sağlayacaktır: sevgi daimidir.
S
E
V
İ
N
C
İ
8
Niğde – Kayseri yolunda Manastırın yer aldığı Gümüşler
kasabasının Orta Çağ’daki adı ve tarihi hakkında dönem kaynağı
bulunmamaktadır. Büyük bir kaya kilisesinin içine oyulan manastır
Kapadokya bölgesindeki günümüze kadar iyi korunarak gelmiş en
büyük manastırlardan biridir.
Manastırın en önemli yapısı, kompleksin kuzeyinde yer alan
kilisesidir. Dört serbest destekli kapalı Yunan Haçı planlı kilisenin
kuzey Haç kolunun kuzeyinde iki mezar nişi, naosun batısında beşik
tonoz örtülü iki giriş bulunmaktadır. Manastırda yer alan diğer
mekanların pek çoğunun işlevi bilinmemektedir.
Kilisedeki duvar resimlerinde en az üç farklı ustanın çalıştığı
düşünülmektedir. Ana apsisteki üç şerit halindeki resimlerin en
üsttekinde Tahta İsa, sağında iki melek, İncil yazarlarının sembolleri
ile deesis sahnesinde yer alan Meryem Ana ve Vaftizci Yahya; orta
şeritte ortada Orans, Meryem Ana ve havariler; en alttaki şeritte ise
Kayserili Büyük Basilius, Nysa’lı Gregorius ve Nasians’lı Gregorius
gibi kilise Babaları’nın resimleri yer almaktadır.
Kuzey Haç kolundaki Müjdeleme, İsa’nın
Doğumu ve Tapınağa sunulması sahneleri ile
Vaftizci Yahya ve Aziz Stefanos figürleri ikinci bir
sanatçının elinden çıkmış olmalıdır. İç narteksten
naosa giriş kapısının güneyindeki Meryem Ana ve
çocuk İsa ile iki yanlarındaki Başmelekler Cebrail
ve Mihail figürleri üçüncü sanatçıya aittir.
Kilisedeki
resimleri
11.-12.
yüzyıllara
tarihlendirmek mümkündür.
9
A
N
A
D
O
L
U’
N
U
N
H
A
Z
İ
N
E
L
E
R
İ
TANRI HUZURUNDA
BİRBİRİNİ SEVMEK
E
V
L
İ
L
İ
K
Dünyada her yıl kaç kişinin evlendiğini
biliyor musunuz? Acaba onlar için "evlenmek"
ne anlama geliyor? Tören, gelinlik, konfetiler,
akraba ve arkadaşlarla yenen yemek, balayı, yeni
bir ev, peki ya sonrası? Sonra hepsi bitiyor,
beraber yaşanmaya başlanıyor, peki beraber
yaşamak ne demek ve neden beraber
yaşanılıyor?
Bütün hayatı tek bir insanla, dört duvar arasında geçirmek, her gün aşağı
yukarı aynı şeyleri yapmak, mutluluktan çok, sorun çıkaran çocuklar
dünyaya getirerek, beraber yaşlanmak bu kadar güzel mi?
Bazıları herşeyin bu kadar kötü olmadığını söyleyebilir. Yorgun bir
günün ardından sıcak, iyi döşenmiş, ferah, en özel dakikaların yaşandığı ve
hayatın sevilen kişisiyle beraber göğüslendiği bir ev hayal edilebilir. Hayat
sadece alışveriş, temizlik, mutfak ve ödenmesi gereken faturalardan ibaret
değildir. Günlük işlerin yanında birlikte birçok tecrübenin yaşandığı,
sevilen kişinin varlığı da unutulmamalıdır. Onunla her gün birçok güzel
şeyler paylaşılabilir. Gerek günlük alışılmış olaylarda, gerek yolculuklar,
ziyaretler, kutlamalar gibi hayata zevk katan anlarda birçok güzel şey
paylaşılabilir.
Ama evliliği anlatmak için başka bir yol daha vardır. Biz yeni şeyler
keşfederek bunu yapmaya çalışacağız. İnsanlar olayları tanıdıkları,
bildikleri gibi yaşarlar.
Bilgisayar her zaman aynıdır, ama onu iyi tanıyan biri, tanımayanın
hayal bile edemeyeceği birçok şeyler yapabilir. Evlilik de değişik
yoğunluklarda ve birçok değişik şekillerde yaşanılabilen bir deneyimdir.
Acıklı bir şekilde yaşanıp hayal kırıklığı yaratabileceği gibi, kişiye yepyeni
ufuklar açan derin duygularla zengin bir şekilde de yaşanılabilir.
Onun içindeki hayat potansiyelini anlayıp yaşayabilen kişiye de
gerçekten şanslı denilebilir.
Evlenmek Kolay Gözükür
Evlenmek için, beraberken kendini iyi hissetmek yetmez. Bu hoş
duygu yeterli değildir. Hayatın tamamını her zaman dolduran bir olgudur.
Bu yüzden rastlantıya ve aceleye getirilemez.
Hayatın birçok şey öğrettiği doğrudur, ama bunlar yetmez. Kadın ve
erkek evlilik üzerine açıkça düşünmeli ve kendilerinde sevgilerinin hep
10
sürmesini, geleceklerini beraber
kurmalarını sağlayacak nitelikleri
geliştirmelidirler.
İki
genç
tanışır,
birbirlerine yakınlık duyarlar, flört
ederler, aşık olurlar, beraberken
kendilerini
iyi
hissederler,
evlenmeye karar verirler. Bütün
evliliklerin hikayesi budur. Fakat
bu hikayede, her zaman hazırlığa
ait olan bölüm eksiktir. Neden?
Hazırlanmak
mı
gerekir?
"Hazırlanmak" fiiliyle önce bir iş
sahibi olmak, dayalı döşeli bir
daire, araba, yıllık izin ve birkaç
elektrikli ev aleti sahibi olmak
kastediliyorsa
"hazırlanmak"
fiilinin bir anlamı vardır. İyi
ekonomik temellere dayanmadan,
şansa güvenerek ebeveynlerle
yaşamaya devam ederek, ya da
onlara yük olarak evlenmek
düşüncesizce olacaktır.
Bir çift kendi kendine
yetebilmelidir.
Bunun
için
gençlerin bilinçli ve evliliğe hazır
olmaları çok önemlidir.
Diğer konulara gelince,
hazırlanmanın ne anlama geldiği
anlaşılmaz.
İki genç birbirlerini seviyorlarsa
ve anlaşıyorlarsa başka ne
yapmaları gerekir ki? Uygun bir
bekleme süresi geçirdiklerini
düşünen gençler için beraber
yaşamaya başlamak için yapılacak
başka birşey kalmamıştır. Halbuki
evlenmek için iyi ekonomik
şartlara sahip olmak ve iyi vakit
geçirmek
yetmez.
Neden
evlenildiğini ve hayatta evliliğin
ne işe yaradığını da anlamış olmak
gerekir.
Bunu anladıktan sonra da,
sabırlı bir şekilde uğraşmak kendi
içinde beraberliğin gerektirdiği
yetenekleri, dışarıda da şartları
oluşturmak gerekir. Kısacası, önce
evliliğin ne olduğunu anlamak,
onu gerçekleştirmek için gerekli
şartları hazırlamak ve sonra
evlenmek gerekir.
11
E
V
L
İ
L
İ
K
K
A
T
O
L
İ
K
GÖKSEL VAHİY’NİN İLETİLMESİ
11- Neden göksel vahiy bu şekilde iletiliyor?
Allah “tüm insanların kurtulmasını ve gerçeği bilme aşamasına
gelmesini ister” (1 Tim 2,4); yani bu Mesih İsa’dır. Bu yüzden Mesih
İsa’nın, O’nun kendi öğretisi gereği tüm insanlara iletilmesi
zorunludur: “Gidin bütün ulusları öğrencilerim yapın” (Mt 28,19).
Bu da Havari Geleneğine göre yerine gelmiştir.
K
İ
L
İ
S
E
S
İ
12- Havari Geleneği ne demektir?
Havari Geleneği Hıristiyanlığın temelinden başlayarak, vaaz
aracılığıyla, tanıklıkla, kurumlarla, tapınmayla, ve vahiy edilmiş
Kutsal Yazılarla Mesih İsa’nın öğretisinin anlatılmasıdır. Havariler
bu öğretileri Mesih İsa’dan ve Kutsal Ruh’tan almış, onlardan sonra
gelenlere; yani Episkopslara ve onlarda sonraki nesillere bunları
iletmişlerdir.
D
İ
N
13- Havari Geleneği hangi durumlarda gerçekleşir?
Havari Geleneği iki durumda gerçekleşir: Yaşanan Allah’ın Sözünün
iletilmesiyle (buna kısaca gelenekte denir), ve Kutsal Yazılarla,
bunlar vaaz edilen şeylerin yazılı halidir.
VE
A
H
L
A
K
İ
L
K
E
L
E
R
İ
14- Kutsal Yazılar ve Gelenek arasında nasıl bir ilişki vardır?
Gelenek ve Kutsal Yazılar kendi aralarında birbirlerine bağlı ve
bitişiktirler. Kilisede her ikisi de vardır, Mesih İsa’nın gizeminin
verimini arttırırlar ve aynı göksel kaynaktan fışkırırlar: Kilisenin
bütün vahiy edilen gerçekler için kullandığı doğru bilgi kaynağı ve
imanın tek kutsal emaneti olarak yer almaktadırlar.
15- İman emaneti kimlere bırakılmıştır?
İman emaneti Havarilere ve tüm Kiliseye bırakılmıştır. Bütün
Allah’ın halkı doğa üstü iman hissiyle, Kutsal Ruh’un desteği ve
Kilise Öğreti Uzmanının önderliğinde göksel vahiy’nin kabul eder ve
her zaman daha fazla algılayarak hayatında uygular.
12
16- Kim iman emanetini yetkili bir şekilde açıklamaya yetkilidir?
Bu emaneti yetkili bir şekilde açıklamak yalnız Kilisenin yaşayan
Uzmanına düşer, yani Petrus’un halefi, Roma Episkoposu ve onunla
birliği olan Episkiposlar. Kilise Öğreti Uzmanı, Allah’ın hizmetinde
gerçeğin emin karizmasına sahiptir. Devam eden göksel vahiylerin
tanımları olan Doktrinleri de açıklama yetkisine sahiptir. Bu makam
vahiye bağlı olan zorunlu gerçeğide genişletebilir.
17- Kutsal Kitap, Gelenek ve Kilise Öğreti Uzmanı arasında nasıl
bir bağ mevcuttur?
Kendi aralarında öyle bağlıdırlar ki, diğerleri olmadan birinin olması
mümkün değildir. Her biri kendi tarzında Kutsal Ruh’un yardımı
altında, beraber insanın kurtuluşu için etkili bir şekilde katkıda
bulunurlar.
K
A
T
O
L
İ
K
K
İ
L
İ
S
E
S
İ
D
İ
N
VE
A
H
L
A
K
13
İ
L
K
E
L
E
R
İ
Projelerimize sponsor oluyor musunuz?
OKUL YARDIMI
C
A
R
İ
T
A
S
A
N
A
D
O
L
U
94 öğrencimiz senin yardımını
Bekliyor! Ayda 20 YTL ile bir
çocuğun okutulmasına destek
verin.
ISINMA YARDIMI
Kı∆ Yakla∆ıyor! 35 ailemiz bu
kı∆ta sana minnettar olacak.
Bu kı∆ 20 YTL ile dört po∆et
Kömür senden olsun!
Erzak Yardımı
Her ay 32 muhtaç ailemizi ziyaret
edip onlara erzak poşeti götürüyoruz.
Ekmeğini onlarla paylaşmak istersen,
20 YTL’de senden olsun!
Bağışlarınız için kilisenizdeki Caritas Bürosuna başvurabilirsiniz.
14
Önemli Randevularımız
* 14 -15 Ekim:
Gençler için inziva günü
* 21-22 Ekim:
URT // İstanbul
* 4-5 Kasım:
III.Müslüman – Hıristiyan diyaloğu // İstanbul
* 18-19 Kasım:
Aile Toplantısı
* 28 Kasım – 1 Aralık: Papa Benediktus’un Türkiye Ziyareti
* 9-10 Aralık:
Gençler için İnziva günü
H
A
B
E
R
L
E
R
Teşekkürler
Sevgili P. Pierre!
12 senedir Samsun ve
Trabzon kiliselerine hizmet etmiş
olan P.Pierre yaşı nedeni ile
Türkiye’deki hizmetini sona
erdiriyor ve doğduğu Fransa’ya
geri dönüyor.
Bu kadar sene içinde yaptığı
hizmetler için ona sonsuz
teşekkürlerimizi
ve
minnetlerimizi sunarız ve ona
oradaki
yaşamında
sağlık,
mutluluk ve huzur dileriz. Rab
İsa her zaman seninle birlikte
olsun.
Ayrıca Simon ve Didem
kardeşlerimize de Samsun’a hoş
geldiniz diyelim ve onlara da
başladıkları
yeni
görevde
başarılar ve iyi çalışmalar dileriz.
15
YAZ
FAALİYETLERİ
H
A
B
E
R
L
E
R
2006 Yazı birçok
faaliyet ve güzel
günlerle geçti.
Mersin kilisesi 2
kamp yaptılar. Biri
gençler için, biri de
çocuklar içindi. Her
kamp birkaç günlük
olup çok eğlenceli
ve zevkli geçti.
İskenderun kilisesi de 3 kamp yaptı bunlardan biri çocuklar için
biri gençler için ve bir tanesi de animatörler içindi çünkü temmuz
ayında 3 haftalık yaz faaliyetimiz vardı kilise de ve bu faaliyetler
için de bazı bilgiler ve animatörlüğü öğrenmek için eğitim görmek
lazımdı. Bu kamp sayesinde gerçekleşmiş oldu. 3 haftalık yaz
faaliyeti kilisemizin bahçesi ve sınıfları kullanıldı haftanın 3 günü
kilise de faaliyet yapıyorduk, 2 günü deniz’e gidiyorduk. 3 haftanın
sonunda çocukların yaptıkları elişi dersindeki faaliyetleri ve de
hazırladıkları küçük skeçler görülmeye değerdi. Eylül ayında da bir
hafta sonu İstanbul ve İzmir de olmak üzere 55 gencimiz hep birlikte
Efes ve Meryem Ana evinde toplanıp dua günleri yaptılar.
16
25 – 29 Haziran
2006
Tarsus’lu
Aziz Pavlus’un
X.Sempozyumu
Aziz Petrus Bayramı – Antakya
17
H
A
B
E
R
L
E
R
H
A
B
E
R İtalyan Elçisi ve İtalyan Konsolos’u – Tarsus Aziz Pavlus Kilisesinde
L
E
R
Mayk ve Selva Gazali’nin düğünü - İskenderun
18
H
A
B
E
R
L
E
R
Mons. Luigi Samsun Kilisesi’nin ziyareti esnasında
Rahipler ve rahibelerimiz inziva gününde
19
İsa’nın Annesi, Bizim için dua et!
(Gümüşler Manastırı-Niğde)
20
Download