Elektron

advertisement
Elektronik Devreler
Atom ve Yapısı
Elektriğin Hikayesi
İletkenler
Yalıtkanlar
Yarı İletkenler
Katkılı Malzemeler
2
 ATOM
 Maddenin yapıtaşıdır.
 Elektronlar ve çekirdekten oluşur.
 Çekirdek artı yüklüdür
 Elektronlar negatif yüklüdürler ve
çekirdek etrafında belli
yörüngelerde dolaşırlar.
 En dıştaki yörünge ‘valans yörünge’
olarak adlandırılır.
 Bu yörüngedeki elektrona ‘valans
elektron’ ya da ‘serbest elektron’
adı verilir.
(çekirdek)
Atomların içindeki parçacıklara atom altı
parçacıklar adı verilir. Her atomun ortasında
bir çekirdek vardır. Çekirdeği ufacık evrenin
merkezindeki Güneş olarak düşünmek
anlamamıza yardımcı olacaktır. Çekirdek iki
atom altı parçacıktan oluşur: Proton ve
Nötron. Üçüncü bir parçacık ise çekirdeğin
etrafında döner, bu dönen parçacığa elektron
denir. Elektronlar en küçük parçacıktır;
kütleleri protonun kütlesinin 1/1836 ‘ı kadardır
* Bir
atomda, çekirdeği saran negatif yüklü bir elektron bulutu vardır. Çekirdek ise
pozitif yüklü protonlar ve yüksüz nötronlardan oluşur. Atomdaki proton sayısı
elektron sayısına eşit olduğunda atom elektriksel olarak yüksüzdür. Elektron ve
proton sayıları eşit değilse bu parçacık iyon olarak adlandırılır. İyonlar oldukça
kararsız yapılardır ve yüksek enerjilerinden kurtulmak için ortamdaki başka iyon ve
atomlarla etkileşime girerler.
* Bir
atom, sahip olduğu proton ve nötron sayısına göre sınıflandırılır: atomdaki
proton sayısı kimyasal elementi tanımlarken, nötron sayısı da bu elementin
izotopunu tanımlar
* Atomdaki
üç temel parçacık elektron, proton ve nötrondur. Bütün elementlerin
atomlarında bu üç parçacık mutlaka bulunur; tek istisnası hidrojen atomudur ki
nötron yoktur
Proton ve nötronların da adına kuark denilen daha küçük parçacıklardan
oluştuğuna inanılmakta ve bu konuda araştırmalar sürmektedir.
* Elektron: (-) Negatif yük taşır ve çekirdek etrafındaki yörüngede bulunur.
: (+) Pozitif yük taşır ve çekirdekte bulunur.
* Nötron : (0) Yüksüzdür ve çekirdekte bulunur.
Proton
Evrenin yaratılışından bu yana, insanoğlu doğal olayları araştırmış ve günlük
yaşantısında pek çok tecrübeler elde etmiştir. Bu tecrübelerden biride, 2500
yıl önce Yunanlılar, kehribarın kuru kumaşa sürtüldüğünde (şimdi statik
elektrik adını verdiğimiz etkiyle) saman çöpü gibi nesneleri çektiğini
görmesiydi. Kehribar bilindiği gibi yaprak dökmeyen ağaçların fosilleşmiş sarı
reçinesi olup, İngilizce karşılığı amber, eski Yunan dilinde ise elektron dur.
1600'lü yılların başında, William Gilbert isimli bir İngiliz fizikçi, kehribar gibi maddelerin
bu ilginç özelliklerini incelerken yeni bir kavram ortaya attı: "Elektrik". Gilbert, sürtme
sonucu ortaya çıkan çekim gücüne "elektriksel çekim" adını veriyor ve peşinden
gelecek çalışmaların ilk adımını atıyordu.
Bilim adamları elektrik yükleri hakkında araştırmalarını geliştirdiler, bugün bilinen elektrik
ve manyetik kanunlarını formülüze ettiler. Bu çalışmaların ışığı altında elektrik bir enerji
kaynağı olarak ortaya çıktı. Üretimi, bir enerji şeklinden diğerine dönüşümü, tüketicilere
dağıtımı ve sayısız kullanım alanı ortaya çıktı.
Üretim aşamasından sonra, uzun ve kısa mesafelere iletilmekte, ve dağıtılmakta, bu
sayede küçük ve büyük çapta yüzlerde cihazı çalıştırmaktadır. Bu şekilde oluşan
sisteme elektrik şebekesi, güç sistemi gibi adlar verilir. Elektrik şebekesi, güç sistemi
adını verdiğimiz bu sisteme biz elektrik devresi diyeceğiz. Elektik devresi birçok
elemandan oluştuğu gibi, bir üreteç ve bir lambadan da meydana gelebilir. Buna göre
Elektrik devresi: belirli bir görevi gerçekleştirmek üzere bir araya gelen elemanlar
topluluğudur diye tanımlanabilir.
* Elektriksel
yük, atom altı parçacıkların sahip olduğu ve onun
elektromanyetik ile olan etkileşimini tayin eden, temel bir özelliktir.
Elektrik yüklü bir parçacık elektromanyetik alandan etkilenir,
elektromanyetik alan yaratır.
* Genellikle
cisimler, taşıdıkları negatif ve pozitif yükler birbirlerini
dengeledikleri için yüksüz görünürler. Cisimlerde pozitif yükler
protonlar, negatif yükler elektronlar tarafından taşınırlar.
* Bir
cismin elektrik yükü açısından pozitif olması o cismin
elektronlarından bir bölümünü kaybettiği, negatif oluşu ise o cismin
dışarıdan başka elektronlar kazandığı şeklinde yorumlanır.
* Bir
protonun yükü pozitif, elektronunki ise negatiftir. Elektronlar
hareket edebilir. Bunların hareketi sebebiyle cisimler yüklü hale
gelirler. Bir nesne sürtüldüğü zaman, o elektron kazanabilir veya
kaybedebilir. Sonuç olarak o nesne bir yük kazanır. Eğer o nesne
elektronlar kazanmış ise negatif bir yüke, eğer elektronlar
kaybetmiş ise pozitif bir yüke sahip olacaktır
Elektriksel yükü tanımlayan yasa, Fransız fizikçi Charles
Augustin de Coulomb (1736-1806) adını taşır. Bu yasa ile iki
elektrik yükü arasındaki kuvvet şu şekilde hesaplanır:
Burada F kuvvet, r iki yük arasındaki mesafe, q1 ve q2 elektrik
yüklerdir. MKS (METRE, KİLOGRAM,SANİYE) sisteminde birimler
kuvvet için Newton (N), uzaklık için metre (m), elektriksel yük
için de coulomb ( C ) dir. ke, Coloumb sabitidir: ke=9.10^9
değerine eşittir.
Temel Birimler
Bazı SI türeme birimleri için özel isimler ve semboller
Fiziksel Nicelik
Birim
Sembol
Uzunluk
metre
m
Kütle
kilogram
kg
Zaman
saniye
s
Elektrik akımı
Amper
A
Sıcaklık
kelvin
K
Işık şiddeti
candela
cd
Madde Miktarı
mol
mol
Fiziksel
Nicelik
SI Biriminin
Adı
SI Birimi
için Sembol
SI Biriminin
Tanımı
Kuvvet
Basınç
Enerji
Güç (fizik)
Elektrik yükü
newton
pascal
joule
watt
coulomb
N
Pa
J
W
C
kg m s −2
N/m2 = kg m −1 s−2
N m = kg m2 s−2
J/s = kg m2 s−3
A· s
Elektriksel Potansiyel Farkı
volt
V
W/A = J/C = kg m2 A−1 s−3
Elektriksel Direnç
İletkenlik (Elektrik)
Elektriksel Sığa
Manyetik Akı
İndüktans
ohm
siemens
farad
weber
henry
Ω
S
F
Wb
H
V/A = kg m2 A−2 s−3
Ω−1 = kg−1 m−2 A2 s3
C/V = A2 s4 kg−1 m−
kg m2 s−2 A−1
Wb/A = kg m2 A−2 s−2
Manyetik Akı Yoğunluğu
tesla
T
Wb/m2 = kg s−2 A−1
Işık akısı
Aydınlanma şiddeti
lümen
lüks
lm
lx
cd · sr
lm/m2 = cd sr m−2
Frekans
hertz
Hz
s−1 (saniyede salınım)
Bir maddenin elektriksel davranışını, o maddenin son
yörüngesinde bulunan serbest (valans) elektronların
sayısı belirler. Serbest (valans) elektronların sayısına
bağlı olarak elementler;
*Yalıtkanlar
*İletkenler
*Yarıiletkenler
olmak üzere üç gruba ayrılırlar.
 İLETKEN:
 Elektrik
akımını
ileten
Valans
elektron
maddelere denir.
 Valans
elektron sayısı 4’ten
az. Bunlarda valans elektron
sayısı 1 ile 3 arasında değişir.
 İletkenlik
derecesi
valans
elektronu
sayısının
azlığına
altın,
gümüş,
bağlıdır.
 Bakır,
alüminyum, demir…
Bakır Atomu
 YALITKAN
 Elektrik akımını iletmeyen maddelere yalıtkan denir.
 Serbest elektron sayısı 4’ten fazladır. (5-8)
 Son yörüngede 8’den fazla elektron olamaz.
Maddelerin yalıtkanlık derecesi son yörüngede(valans yörüngesi) bulunan elektron sayısının fazlalığına bağlıdır.
Bu maddelerin atomlarının son yörüngesinde en fazla 8 elektron bulunur. Bu tür maddelerin son yörüngesi
elektron açısından doymuş haldedir. Elektron bakımından doymuş yörüngeden elektron koparmak çok zordur.
Bundan dolayı bu tür maddeler çok iyi yalıtkandırlar
 Elektron sayısı azaldıkça yalıtkanlık seviyesi azalır.
Son yörüngedeki elektron sayısı azaldıkça elektron koparmak kolaylaşacağından yalıtkanlık derecesi düşer.
 Yalıtkana uygulanan gerilim ve frekans yükseldikçe azda olsa bir
elektron akımı geçer.
 Plastik, kauçuk, cam, hava,seramik…
 YARI İLETKEN:
 Elektrik akımını belirli şartlara göre ileten
maddelere denir.
 Valans elektron sayısı 4’e eşittir (Tetravalans).
 Silisyum,
Germanyum
(Doğada
saf
halde
yalıtkan)
 Katkı maddeleri (Arsenik, Galyum, İndiyum vb.)
ile iletken hale gelebilirler.
 Diyot, transistör, tümdevre v.b elektronik devre
Sekil : Atomik yapı
elemanlarının üretiminde kullanılır.
Not: En yaygın olarak kullanılan yarıiletken maddelerden germanyum ve silisyum atomlarının Bohr
modelleri Şekil’de gösterilmiştir. Germanyum atomunun toplam 32 adet yörüngesel elektronu varken,
silisyumun toplam 14 adet elektronu vardır. Her iki durumda da en dış (valans) yörüngede 4 elektron
bulunmaktadır.
İletken, yarı iletken ve yalıtkan atomlarında enerji seviyeleri
Not: Elektron çekirdekten ne kadar uzakta ise, enerji durumu da o kadar yüksektir ve ana
atomdan ayrılmış olan bir elektron atomik yapıdaki herhangi bir elektrondan daha yüksek
bir enerji durumuna sahiptir. Herhangi bir yolla elektronlara sahip olduğu enerjinin
üzerinde bir enerji uygulanırsa ana yörüngedeki elektron bir üst yörüngeye geçer. Böylece
bir elektronun enerji seviyesi değişmiş olur. Her yörünge kendi alt yörüngelerine sahiptir.
Kısacası, bir atomda çok sayıda ayrılmış, fakat birbirine yakın yerleşmiş enerji seviyeleri
mevcuttur ve bunlar enerji bandı olarak isimlendirilir.
Atomlarda enerji seviyeleri ve bant yapıları
 Bir maddeyi elektriksel bakımdan iletken hâle getirebilmek için
dışarıdan bir enerji uygulanması gerekir. Bu enerji miktarı üç ayrı
enerji bandının oluşmasını sağlar.
a.Valans bandı: Her maddenin, valans elektronlarının belirli bir
enerji seviyesi vardır. Bu seviye valans bandı olarak adlandırılır.
b.Yasak bant : Elektron bakımından boş bulunan ve valâns
bandındaki elektronların iletkenlik bandına geçmesini zorlaştıran
boşluk.
c. İletim bandı : Valâns bandından kopan ve akım taşıyabilecek
durumda olan elektronların bulunduğu bant.
 Not: Elektronlar Valans ile İletim bandı arasında bulunan "Yasak bandı" kendi
başlarına geçebilecek enerjiye sahip değildirler. Elektronların bu bölgeyi
geçebilmesi için dışarıdan bir enerji uygulanmalıdır. Dışarıdan enerji (ısı, ışık
ve benzeri) alan bir elektron bir üst banda (tabakaya) yükselebilir. Daha düşük
bir banda geçen elektron ise dışarıya enerji yayar.
Atomlarda enerji seviyeleri ve bant yapıları
Şekil 1’de görüldüğü gibi yalıtkan bir maddenin yasak bölgede bant genişliği Eg >5 eV tur. Bu
geniş yasak bant, dolu valans bandını boş iletim bandından ayırır. Böyle bir yapıda elektrona
dışarıdan uygulanacak bir etki ile sağlanacak enerji, bu elektronu, dolu valans bandından boş
iletim bandına geçirmeye yetmez. Elektronun dışarıdan uygulanan bir etki ile gerekli enerjiyi
kazanması ve dolayısı ile iletime geçmesi çok zordur.
0°K veya mutlak sıfırda, yarıiletken maddelerin tüm serbest elektronları valans bandında
bulunurlar. Ancak oda sıcaklığında (300°K=25°C) çok sayıda elektronun iletim bandına
geçmesine yetecek enerjiyi (yani silisyumda Eg=1,1 eV’luk, germanyumda Eg=0,67 eV’luk
yasak bant enerji aralığını atlamaya yetecek enerjiyi) aldıkları görülebilir (Şekil 1.b).
Şekil 1.c’de görüldüğü gibi iletkenlerde valans bandı, iletim bandı ile iç içedir. İkisi arasında
yasak bant yoktur. Diğer bir deyişle, valans banttaki elektronlar çok küçük bir etki ile daha
yüksek enerji seviyelerine geçebilirler.
Yarıiletken malzemelerin karakteristikleri (bant yapısı,
elektriksel özellikleri vs.) nispeten saf yarıiletken
malzemeye bazı katkı atomları eklenerek önemli ölçüde
değiştirilebilir. Bu katkılama işlemine tabi tutulan
yarıiletken malzemeye katkılı malzeme denir.
Yarıiletken eleman üretiminde N ve P tipi olmak üzere iki
katkılı malzeme vardır.
Hem N hem de P tipi yarıiletken maddeler, saf bir
germanyum yada silisyum maddesine önceden
belirlenmiş sayıda katkı atomu eklenmesiyle elde edilir.
N tipi yarıiletken, saf bir germanyum yada silisyum
kristaline antimon, arsenik ve fosfor gibi son
yörüngesinde 5 valans elektrona sahip katkı maddeleri
eklenerek oluşturulur.
Şekil 1.4 : N tipi yarıiletkende antimon katkısı
Bu katkı maddelerinin etkileri Şekil 1.4’de
gösterilmiştir (Silisyum taban üzerine katkı
olarak antimon kullanılmıştır). Bünyesinde
fazla elektron bulunan silisyum yada
germanyuma N tipi yarıiletken denir. Fazla
olan elektronu verebilme özelliğinden dolayı da
N tipi yarıiletkene verici madde denir.
Katkı atomları, kristal yapıdaki bazı
silisyum
atomlarının
yerlerini
alırlar.
Bunların
5
valans
elektronundan
dördü,
kendine
komşu olan silisyum atomunun
birer elektronu ile kovalent bağ
oluşturur. Beşinci elektron boşta
kalır, bağ kuramaz. Bu elektron çok
zayıf olarak kendi çekirdeğine
bağlıdır. Bu elektronu atomundan
ayırmak
için
gerekli
enerji
germanyum için 0,01eV, silisyum
için 0,05eV kadardır.
P tipi yarıiletken, saf bir germanyum yada silisyum kristaline son yörüngesinde üç
valans elektrona sahip katkı atomları eklenerek oluşturulur. Bu amaçla en sık
kullanılan elementler, boron, galyum ve indiyumdur. Bu elementlerden borun
silisyum taban üzerindeki etkisi Şekil 1.6’da gösterilmiştir.
N tipi yarıiletkende elektron sayısı
oyuk
sayısından
fazladır.
Elektronlara çoğunluk taşıyıcısı,
oyuklara da azınlık taşıyıcısı
denir.
P tipi yarıiletkende ise oyuklar
çoğunluk taşıyıcısı, elektronlar
azınlık taşıyıcısı durumundadır
Şekil 1.6 : P tipi yarıiletkende Boron katkısı
Yeni oluşturulan örgüde atomların aralarındaki kovalent
bağları tamamlamaları için yeterli elektron yoktur. Şekile
bakıldığında Bor atomunun kovalent bağı tamamlaması için
gerekli bir elektronunun eksik olduğu görülmektedir. Bu
kısımda elektron eksikliğinden dolayı çıkan boşluğa
oyuk(delik) denmektedir. Eğer diğer atomların valans
elektronlarından biri kovalent bağı koparacak kadar kinetik
enerji alır ve oyuğun oluşturduğu kısmı doldurursa , bu
durumda elektron veren atomda oyuk oluşur. Bu durumdan
dolayı elektron hareketleri sonucunda oyuklar örgülü ağda
hareket ediyormuş gibi gözükür.
Maddenin yapıtaşı, atomdaki üç temel parçacık
elektron, proton ve nötrondur. Bütün elementlerin
atomlarında bu üç parçacık mutlaka bulunur; tek
istisnası hidrojen atomudur ki nötron yoktur.
Elektrik kelimesinin aslının kehribara dayandığını
öğrendik.
Elektriksel yük(q), atom altı parçacıkların sahip
olduğu ve onun elektromanyetik ile olan
etkileşimini tayin eden, temel bir özelliktir.
Elektriksel yükü tanımlayan yasa, Fransız fizikçi
Charles Augustin de Coulomb (1736-1806) adını
taşır.
Bir maddenin elektriksel davranışını, o maddenin
son yörüngesinde bulunan serbest (valans)
elektronların sayısı belirler.
Serbest (valans) elektronların sayısına bağlı
olarak elementleri
• Yalıtkanlar
• İletkenler
• Yarıiletkenler
olmak üzere üç gruba ayrılırlar.
•
•
•
Elektrik akımını ileten maddelere iletken
denir.
Elektrik akımını belirli şartlara göre ileten
maddelere yarı iletken denir.
Elektrik akımını iletmeyen maddelere yalıtkan
denir.
Yarıiletken malzemelerin karakteristikleri (bant
yapısı, elektriksel özellikleri vs.) nispeten saf
yarıiletken malzemeye bazı katkı atomları
eklenerek önemli ölçüde değiştirilebilir. Bu
katkılama işlemine tabi tutulan yarıiletken
malzemeye katkılı malzeme denir. Yarıiletken
eleman üretiminde N ve P tipi olmak üzere iki
katkılı malzeme vardır.
Download