kadının statüsü ve sağlığı ile ilgili gerçekler

advertisement
KADININ STATÜSÜ VE
SAĞLIĞI İLE İLGİLİ
GERÇEKLER
Hazırlayanlar:
Prof. Dr. Ayşe Akın
Öğr. Gör. Dr. Sarp Üner
Uzm. Psk. Şengül Altan arslan
Naci Yıldırım
Doç. Dr. Dilek Aslan
Uzm. Psk. Türküler Erdost
Yrd. Doç. Dr. Nüket Paksoy Erbaydar
Sos. Çiğdem Esin
Uzm. Dr. Aslıhan Coşkun
Özgü Karaca
Editör : Prof. Dr. Ayşe Akın
ANKARA 2008
T.C. BAŞBAKANLIK
KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
ISBN : 978-975-19-4335-4
Baskı Adedi : 1200
Tasarım, Baskı : Afşaroğlu Matbaası
0.312 425 22 44
[email protected]
2
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
İÇİNDEKİLER
• Sunuş.............................................................................................................. 5
• Önsöz-I............................................................................................................ 7
• Önsöz-II........................................................................................................... 9
• Bölüm 1 : Giriş ve Sayılarla Türkiye...............................................................11
• Bölüm 2 : Kadının Sosyal Statüsü................................................................ 23
• Bölüm 3 : Kadın ve Sağlık............................................................................ 51
3.1. Kadın ve Erkeklerde Hastalık ve Ölüm Nedenleri................................ 53
3.2. Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığı ve Sağlık.............................................. 57
3.3. Toplumsal Cinsiyet Ayrımcılığının Kadın Sağlığına Etkileri.................. 62
3.3.1. Kadın ve Üreme Sağlığı............................................................ 62
3.3.2. Kadına Yönelik Şiddet............................................................... 91
3.3.3. Tütün Kullanımı ve Kadın Sağlığı............................................ 102
3.3.4. Beslenme Sorunları ve Kadın Sağlığı......................................110
• Bölüm 4 : Ulusal ve Uluslararası Düzeyde Kadın Haklarını ve
Kadın Sağlığını İyileştirmeye Yönelik Çalışmalar........................119
3
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
SUNUŞ
Kadınlar, eşitlikçi ulusal ve uluslararası mevzuatın varlığına rağmen, ülkelerinin gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun hala hayatın temel alanlarında ayrımcılığa maruz kalmakta,
ayrımcılığın yaşandığı alanlardan biri olan sağlıkta da varolan haklardan eşit şekilde
yararlanamamaktadırlar. Kadınların sağlık hizmetlerine erişimi ve mevcut hizmetlerden
yararlanmasında dünyada ve ülkemizde hala sorunlarla karşılaşılmaktadır.
Kadınların sağlık hizmetlerinden tam, eşit ve yüksek standartlarda faydalanmaları kadının temel insan haklarından biridir. Sağlık bilgisine erişim, yeterli beslenme ve sağlık
hizmetlerinden yararlanma hakkı kadının sağlık hakkı kapsamında değerlendirilmektedir.
Kadın sağlığı, aile ve toplumdan kaynaklanan psiko-sosyal faktörler, kadının bireysel
sağlık durumu, doğurganlık davranışı, sağlık hizmetlerinin kalitesi gibi pek çok faktörden etkilenmekte ve duygusal, sosyal ve fiziksel iyiliği kapsamaktadır. Kadınların sağlık
sorunları ve hastalık riskleri erkeklerden farklı nitelik taşımakta, hemen hemen tüm toplumlarda kadınların erkeklere göre daha fazla hastalık ve stres yaşadıkları bilinmektedir.
Ayrıca sağlıksız koşullarda çalışma ve şiddete maruz kalmanın yanında sağlıksız yaşam
biçimi de kadınlar için çeşitli sağlık sorunlarını beraberinde getirmektedir.
Sağlık alanındaki eşitliğin, kadınların sağlık hizmetlerinden erkeklerle eşit düzeyde
yararlanmasının ötesinde kadın sağlığını etkileyen toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığı ve sosyo-ekonomik koşulları da içermesi gerektiği anlayışı, kadın sağlığına yönelik
çalışmalara yeni bir boyut kazandırmıştır. Kadın sağlığını, üreme sağlığıyla sınırlandıran
bakış açısının yerini biyolojik, genetik, çevresel, psiko-sosyal ve ekonomik faktörlerin bir
sonucu olarak gören yaklaşım almıştır. Bu yaklaşımla birlikte “toplumsal cinsiyet” sağlık
alanındaki kilit kavramlardan biri olarak kabul edilmiştir.
5
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (HÜKSAM)
ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından ortaklaşa hazırlanan bu kitabın kadın
sağlığı konusunda varolan sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesine ve eşitlik yolunda yapılan çalışmalara güç katacağına inanıyorum.
Nimet ÇUBUKÇU
Devlet Bakanı
6
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
ÖNSÖZ-I
Kadının insan haklarının korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak,
kadınların sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal yaşamdaki konumlarını güçlendirmek,
hak, fırsat ve imkanlardan erkeklerle eşit biçimde yararlanmalarını sağlamak üzere faaliyetlerini sürdüren Genel Müdürlüğümüz, politika uygulayıcılarına ve uzmanlarına yönelik
olarak sürdürdüğü eğitim programlarının yanı sıra, kitap basımını da önemli bir bilinçlendirme aracı olarak görmektedir.
Kültürel faktörler ve cinsiyete dayalı ayrımcılıktan olumsuz etkilenen kadınların sağlık
hizmetlerine tam ve eşit ulaşabilmesi için söz konusu hizmetlerin planlanmasında ve
stratejilerin oluşturulmasında toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilişkisinin kurulması son derece önemlidir.
Bu kitabın, sağlık politikalarının oluşturulması ve uygulanması aşamalarına toplumsal
cinsiyet eşitliği bakış açısının dahil edilmesi konusunda sektörle ilgili kurum, kuruluş ve
politika uygulayıcılarına yol gösterici olacağı düşüncesiyle kitabın hazırlanmasında katkısı olan herkese teşekkür ederim.
Esengül CİVELEK
Genel Müdür
7
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
ÖNSÖZ-II
İnsan hakları ve temel özgürlükler bağlamında değerlendirildiğinde kişilere yönelik
her türlü ayrımcılık kabul edilmezdir ve bunun önüne geçilmesi gereklidir. Kadına yönelik
ayrımcılık, tüm ayrımcılıklar içerisinde önemli bir yere sahiptir ve insanlığın varoluşundan
bu yana kadınlar, çeşitli şekillerde ayrımcılığa maruz kalmaktadır. Bu durum kadınların
ekonomik, sosyal ve kültürel yaşama erkeklerle aynı oranda katılımını engellediği gibi
bunun ötesinde ve daha önemli olarak kadının insan haklarını tehdit etmekte, özgür ve
eşit yaşama şansını elinden almaktadır.
Temel hak ve özgürlüklerin korunup güçlendirilmesinde, eşitlikçi, köklerini adaletten
alan bir düzenin kurulması, uluslararası işbirliğinin oluşturulması ve konunun yasal bağlayıcılığının sağlanması büyük önem taşımaktadır. Dünyada, özellikle de son 10 yılda
bu doğrultuda hiç de yadsınamayacak adımlar atılmıştır. 1946 yılında Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun kurulması, çabaların mihenk taşı olmuştur. Bunun
ardından, 1975 yılında sonradan devamı da gelecek olan Birinci Kadın Konferansı’nın
gerçekleştirilmesi, 1979 yılında Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesi’nin imzalanması, 1993 yılında Kadınlara Karşı Şiddetin Önlenmesi Deklarasyonu, 1995 yılında Pekin’de düzenlenen 4. Dünya Kadın Konferansı Sonuç Bildirgesi’nin ve 2000 yılında Yeni Binyıl Kalkınma Hedefleri Bildirgesi’nin Birleşmiş
Milletler tarafından kabul edilmesi, kadının güçlendirilmesi ve tam olarak hak ettiği konuma gelmesi açısından önemli gelişmelerdendir. Kuşkusuz sözkonusu atılım ve çabaların
uluslararası alanda kabul görmesi, konuya sahip çıkılması ve kararların yaşama geçirilmesi bu alanda gelinen noktanın olmazsa olmaz belirleyicilerinden ve etkenlerinden
olmuştur. Diğer birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de temel hak ve özgürlüklere ilişkin
uluslararası anlaşmalar TBMM tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir ve imzalanan sözleşmeler uygulamalara yansıtılmaktadır.
Esasen, Türkiye’de kadın hakları konusundaki atılımlar Cumhuriyet’in ilanı ile hız kazanmıştır. Özellikle kadınların kamusal alanda kendilerine yer bulmalarını sağlayacak
9
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
yasal ve yapısal reformlar birçok diğer ülke için de örnek olmuştur. Özellikle 1934 yılında kadınların milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kazanmaları, dünyadaki durumla karşılaştırıldığında erken bir ilerleme olarak değerlendirilebilir. 1990 yılında
Başbakanlığa bağlı olarak Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün kurulması ve Genel
Müdürlüğün kadın ve toplumsal cinsiyet alanında varlık göstermesi, kısa bir sürede kurumsallaşarak son derece etkili savunuculuk çalışmaları yürütmesi, ülkede duyarlılık ve
bilinç oluşumuna katkıda bulunması ve belki de en önemlisi dağınık kadın çalışma gruplarını bir araya getirerek sinerji yaratması ülke açısından çok büyük bir şans ve fırsat
olmuştur.
Bilindiği gibi 4. Dünya Kadın Konferansı’nda alınan kararlar paralelinde ülkemizde
Üniversitelerde Araştırma ve Uygulama Merkezleri kurulmuştur. Ülke genelinde sayısı
15’i bulan Üniversite Araştırma ve Uygulama Merkezleri’nden birisi olan Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (HÜKSAM), 2001 yılında kurulmasından bu yana kadın sorunlarına karşı duyarlılık geliştirmek, gerek ulusal gerek
uluslararası alanda araştırmalar yapmak, eğitime yönelik etkinliklerde bulunmak, Yeni
Binyıl Kalkınma Hedefleri arasında da yer alan “toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve kadının
güçlendirilmesinin teşvik edilmesi” amacı doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir.
Diğer Üniversite Araştırma ve Uygulama Merkezlerinden farklı olarak “kadın sağlığı” konusuna odaklı faaliyetler yürüten HÜKSAM, farklı disiplinlerin ve farklı sektörlerin işbirliğinin önemini de gözeterek etkinliklerini planlamaktadır. Bu bağlamda daha önce yine
T. C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu
(UNFPA) işbirliği içinde yayınlanmış olan ve 2004 yılından bu yana ülke genelinde kaynak kitap olarak yararlanılan “Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet ve Sağlık” kitabı, artan gereksinim ve talep doğrultusunda güncellenip genişletilerek “Türkiye’de Kadının Statüsü
ve Sağlığı ile İlgili Gerçekler” adı ile yeniden yayına hazırlanmıştır. Özellikle de, kadın
sağlığında belirleyici ve çok önemli rolü olan karar vericilerin ve yasa yapıcıların yararlanacağı bilgileri içeren bu yapıtın, Türkiye’de kadın sağlığının gelişmesi, kadınların
güçlenmesi ve toplumsal cinsiyete duyarlı bakış açısının yaygınlaşmasına katkı sağlayacağına inanıyor, emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Ayşe AKIN
Hacettepe Üniversitesi
Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü
10
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
BÖLÜM 1
GİRİŞ VE SAYILARLA TÜRKİYE
11
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
GİRİŞ
Halen 6.7 milyarı aşan dünya nüfusunun en az yarısını kadınlar oluşturmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) sağlık tanımına göre;
Sağlık, sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, bireyin bedensel, zihinsel ve
sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmasıdır.
Bu kitap kapsamında “Kadın Sağlığı”, DSÖ’nün sağlık tanımına göre incelenmekte;
kadın sağlığını etkileyen fiziksel, çevresel ve toplumsal faktörler ele alınarak diğer ülkeler
ve Türkiye’deki durum değerlendirilmektedir.
Bu bağlamda, kadın sağlığının belirleyicilerinden olan “Kadının Toplumsal Statüsü”
toplumsal cinsiyet rolleri ve ayrımcılığı üzerinde durulmakta toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kadın sağlığı üzerine etkileri ele alınmakta ve kadın sağlığı yönünden önemli olan
gelişmeler başta olmak üzere, kadın haklarını iyileştirmeye yönelik ulusal ve uluslararası
gelişmeler özetlenmektedir.
13
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye
• Yönetim biçimi
: Cumhuriyet
• Yüzölçümü : 783 562.38 km2
• Kuruluş tarihi
: 29.10.1923
• Başkent
: Ankara
• Nüfus (DİE, 2000)
: 67.803.927
Kadın: 33.457.192
Erkek: 34.346.735
Kentsel nüfus oranı (%): 59,3
Kentsel nüfus artış hızı (‰): 32,6
Cinsiyet oranı: Her 100 kadın için 103 erkek
• 2007 yılı nüfusu: 70.586.256
Kadın: 35.209.723
Erkek: 35.376.533
(TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) Veri Tabanı)
• Nüfus artış hızı (‰) (2006): 12,4 (TÜİK, 2007)
• Kilometrekareye düşen kişi sayısı (DİE, 2000): 88
• Ortalama hane halkı büyüklüğü (DİE, 2000): 4,5
• Medyan yaş (DİE, 2000): 24,83
Kadın: 25,30
14
Erkek: 24,41
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Nüfus Piramidi, Nüfusun Yaú ve Cinsiyet Yaps, 1955 – 2000 – 2010
Piramidi,
Nüfusun
ve Cinsiyet
Yapısı,
1955
– 2000
– 2010
NüfusNüfus
Piramidi,
Nüfusun
Yaú Yaş
ve Cinsiyet
Yaps,
1955
– 2000
– 2010
1955
1955
1955
Kaynak: 2000 Genel Nüfus Saym, DøE, 2003.
Kaynak:
2000
GenelNüfus
Nüfus Sayımı,
DİE,
2003.2003.
Kaynak:
2000
Genel
Saym,
DøE,
Kaynak: TÜøK, Türkiye østatistik Yll÷, 2006
Kaynak:
TÜİK,
Türkiye østatistik
İstatistik Yıllığı,
20062006
Kaynak:
TÜøK,
Türkiye
Yll÷,
15
9
9
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Bazı Demografik Göstergeler, 2002-2006 (Türkiye)
2002
2003
2004
2005
2006
Toplam doğurganlık hızı (kadın
başına)
2,24
2,22
2,21
2,19
2,18
Katkılı yenilenme hızı (kadın
başına)
1,09
1,08
1,08
1,07
1,06
Net yenilenme hızı (kadın başına)
1,05
1,04
1,04
1,03
1,03
Çocuk doğurmada ortalama yaş
27,2
27,2
27,1
27,1
27,1
Kaba doğum hızı (‰)
19,6
19,4
19,1
18,9
18,7
Doğum sayısı (bin)
1,362
1,361
1,360
1,361
1,362
Doğuşta beklenen yaşam süresi
(yıl)
Toplam
Erkek
Kadın
70,7
68,4
73,2
70,9
68,6
73,4
71,1
68,8
73,6
71,3
68,9
73,8
71,5
69,1
74,0
Kaba ölüm hızı (‰)
6,2
6,2
6,2
6,2
6,3
Ölüm sayısı (bin)
429
436
443
450
456
Bebek ölüm hızı (‰)
Toplam
Erkek
Kadın
26,7
29,8
23,4
25,6
28,6
22,4
24,6
27,5
21,5
23,6
26,4
20,6
22,6
25,3
19,8
Nüfus artış hızı (‰)
13,5
13,2
12,9
12,6
12,4
Yıl ortası nüfus (bin)
69,302
70,231
71,152
72,065
72,974
Not 1. Yıl ortası nüfus tahminleri
Not 2. Ulusal Nüfus Projeksiyonları, 2003 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması
ve 2000 Genel Nüfus Sayımına göre 2005 yılında yenilenmiştir.
Kaynak: TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
16
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye’de
Nüfus
SaymYıllarına
YllarnaGöre
göre Do÷um,
Nüfus
Artú
Türkiye’de
Nüfus
Sayım
Doğum,Ölüm
ÖlümHzlar
Hızlarıveve
Nüfus
Artış Hızı
(1935-2000)
Hz (1935-2000)
60
50
Binde
40
45,8
30
31,4
20
19,6
KABA DOøUM
HIZI
KABA ÖLÜM HIZI
NÜFUS ARTIû
HIZI
10
22,2
18
7,1
0
1935- 1940- 1945- 1950- 1955- 1960- 1965- 1970- 1975- 1980- 1985- 19901940 1945 1950 1955 1960 1965 1970 1975 1980 1985 1990 2000
Kaynak:
Yaynlar
ve Sa÷lk
Bakanl÷
Genel Müdürlü÷ü
Verileri
Kaynak:
DİEDøE
Yayınları
ve Sağlık
Bakanlığı
AÇSAP AÇSAP
Genel Müdürlüğü
Verileri
x
Anne ölüm oran (yüzbin canl do÷umda): 28.5 (Türkiye Ulusal Anne
• Anne ölüm oranı (yüzbin canlı doğumda): 28,5 (Türkiye Ulusal Anne Ölümleri ÇaÖlümleri Çalúmas, 2005)
lışması, 2005)
x
Gebeli÷e ba÷l ölüm oran (yüzbin canl do÷umda): 38.3 (Türkiye Ulusal
• Gebeliğe bağlı ölüm oranı (yüzbin canlı doğumda): 38,3 (Türkiye Ulusal Anne
Anne Ölümleri Çalúmas, 2005)
Ölümleri Çalışması, 2005)
2003 Türkiye Nüfus ve Sa÷lk Araútrmas sonuçlarna göre;
2003xTürkiye
Nüfussays
ve Sağlık
Araştırması
ødeal çocuk
(Evli kadnlar):
2.5 sonuçlarına göre;
x
Sahip olunan çocuk says (Evli kadnlar): 4.04
x
45-49 yaú kadnlarda canl do÷an çocuk says: 3.7
x
45-49 yaú kadnlarda yaúayan çocuk says: 3.2
x
Çocuk do÷urmaya baúlayan ergen (%): 7.5
• İdeal çocuk sayısı (Evli kadınlar): 2,5
• Sahip olunan çocuk sayısı (Evli kadınlar): 4,04
• 45-49 yaş kadınlarda canlı doğan çocuk sayısı: 3,7
• 45-49 yaş kadınlarda yaşayan çocuk sayısı: 3,2
• Çocuk
doğurmaya başlayan ergen (%): 7,5
x Halen evli kadnlar arasnda aile planlamas yöntemi kullanma durumu
• Halen evli kadınlar arasında aile planlaması yöntemi kullanma durumu
Herhangi bir yöntem kullanma: %71,0
Herhangi bir modern yöntem kullanma: % 42,5
11
17
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Herhangi bir geleneksel yöntem kullanma: % 28,5
• Halen evli kadınlar arasında aile planlaması yöntemi bilenlerin oranı: %99,7
• Artık çocuk istemeyen kadınların oranı: %63,4
• Doğum öncesi bakım alma: %81,1
• Sağlık kuruluşunda gerçekleşen doğumlar: %78
• Sağlık personeli yardımı ile doğum: %83
• Her 10 gebelikten 1 tanesi çoklu risk kategorisindedir. Her 3 gebelikten en az 1
tanesi ise herhangi bir yüksek risk faktörü taşımaktadır.
• İsteyerek düşük (100 gebelikte): 11,3
• Kendiliğinden düşük (100 gebelikte): 10,0
• Ölü doğum (100 gebelikte): 1,3
• Toplam düşük hızı (15-49 yaş arası, kadın başına): 0,38
• Neonatal ölüm hızı: %17
• Post neonatal ölüm hızı: %12
• Çocuk ölüm hızı: %9
• Genel doğurganlık hızı (GDH) (15-44 yaş arası) (‰): 79
Türkiye’deYllara
Yıllaragöre
Göre
Bebek
Ölüm
Hızları
(Binde)
Türkiye’de
Bebek
Ölüm
Hzlar
(Binde)
250
200
208
150
168
134
100
96
50
65,2 59,3
52,6
36,8 29
40
0
1963
1968
1978
1983
1988
1990
1993
1997
1999
2003
Kaynak:
DøEveve
T.C.
Sa÷lk
Bakanl÷
kaytlar
Kaynak: DİE
T.C.
Sağlık
Bakanlığı
kayıtları
Türkiye’de cinsiyete göre bireylerin üzerine kaytl gayrimenkul/araçlarn
18oran (%, 2006)
Kaytl gayrimenkul/araçlar
Erkek
Kadn
Yok
39.6
80.2
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Bazı Ülkelerde Nüfus, Toplam Doğurganlık Hızı ve Doğumda Beklenen Yaşam
Süresi
Toplam nüfus
(000)
Toplam
doğurganlık hızı
Doğumda beklenen
yaşam süresi - 2004
Ülkeler
2004
1994
2005**
Kadın
Erkek
Norveç
4.598
1,9
1,8
82
77
İsveç
9.008
1,9
1,7
83
78
Brezilya
183.913
2,5
2,3
75
67
Türkiye
70.586,256*
2,8
2,18***
74***
69***
ABD
295.410
2,0
2,0
80
75
Zimbabwe
12.936
4,5
3,6
37
34
Nijerya
128.709
6,5
5,8
46
45
Kaynak: The World Health Report 2006.
*TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) Veri Tabanı.
** Human Development Report, 2007/2008.
*** TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
Türkiye’de Cinsiyete ve Yaş Gruplarına Göre İlk Evlenme Yaşı (%, 2006)
Yaş
Cinsiyet
< 18
18-24
25-29
30-34
≥ 35
Erkek
6,9
58,2
28,2
5,1
1,7
Kadın
31,7
58,7
7,7
1,3
0,6
Kaynak: TÜİK, Aile Yapısı Araştırması, 2006.
İlk evlenme yaşı: (TÜİK, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2006 Yılı Sonuçları)
• Erkek: 26,1
• Kadın: 22,8
19
Kadn
31.7
58.7
7.7
1.3
0.6
Kaynak: TÜøK, Aile Yaps Araútrmas, 2006.
ølk evlenme yaú: (TÜøK, Evlenme ve Boúanma østatistikleri 2006 Yl Sonuçlar)
x
Erkek: 26.1
x
Kadn: 22.8
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
İntiharlar:
øntiharlar:
Cinsiyete
ve ve
Yıllara
Göre
İntihar
Cinsiyete
yllara
göre
intiharSayıları
saylar(Türkiye)
(Türkiye)
3 000
2 705
2 584
2 500
s
a
1 500
y

1 000
2 703
2 301
1 990
2 000
2 707
1 815
1 890
1 853
1 802
1 677
1 574
1 681
1 740
Toplam
1 392
1 122
693
1 156
834
1 125
1 111
765
742
1998
1999
Erkek
1 131
1 114
907
909
2001
2002
1 026
Kadn
963
688
500
0
1996
1997
2000
2003
2004
2005
yl
Kaynak: TÜøK, østatistik Göstergeler, 1923-2006.
Kaynak: TÜİK, İstatistik Göstergeler, 1923-2006.
Cinsiyete göre intihar sayılarına bakıldığında erkeklerin kadınlara göre daha fazla
intihar davranışı gösterdiği görülmektedir. Bu oran yıllara göre değişiklik göstermekle
15
birlikte, hangi yıl olursa olsun erkekler arasında intihar etme davranışı daha sıktır.
20
Cinsiyete göre intiharlar saylarna bakld÷nda erkeklerin kadnlara göre daha
fazla intihar davranú gösterdi÷i görülmektedir. Bu oran yllara göre de÷iúiklik
göstermekle birlikte, hangi yl olursa olsun erkekler arasnda intihar etme davranú
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
daha sktr.
Türkiye’deintihar
İntiharnedenlerinin
Nedenlerinincinsiyete
Cinsiyetegöre
Göre
Yüzde
Dağılımı,
2005
Türkiye’de
yüzde
da÷lm,
2005
50,00
40,00
30,00
Erkek
Kadn
20,00
10,00
0,00
Hastalk
Aile
geçimsizli÷i
Geçim
zorlu÷u
Ticari
baúarszlk
Hissi iliúki ve
Ö÷renim
istedi÷i ile
baúarszl÷
evlenmeme
Di÷er
Bilinmeyen
Erkek
16,55
10,40
10,92
3,51
5,80
0,98
7,87
43,97
Kadn
19,31
18,90
3,63
0,21
7,79
1,45
6,13
42,58
Kaynak: TÜøK østatistik Göstergeler, 1923-2006.
Kaynak: TÜİK İstatistik Göstergeler, 1923-2006.
Türkiye’deintiharlarn
intiharlarıncinsiyete
cinsiyetegöre
görenedenleri
nedenleriincelendi÷inde;
incelendiğinde;
hem
kadınlarda
hem
Türkiye’de
hem
kadnlarda
hem
dede
erkeklerde
hastalık
en en
önemli
intihar
nedenidir.
AileAncak
geçimsizliği
nedeni ile intiharlara
erkeklerde
hastalk
önemli
intihar
nedenidir.
aile geçimsizli÷i
nedeni
kadınlar
arasındakadnlar
daha sıkarasnda
rastlanmakta
geçim
zorluğuna
bağlıgeçim
intiharile intiharlara
dahaiken,
sk erkeklerde
rastlanmakta
iken,
erkeklerde
ların
fazlalığıba÷l
dikkatintiharlarn
çekicidir. fazlal÷ dikkat çekicidir.
zorlu÷una
Suçluluk:
Yıllara ve Cinsiyete Göre Cezaevine Giren Hükümlüler, (Türkiye, 2001-2005)
Yıl
Cinsiyet
2001
Erkek
108.987
96.007
96.633
97.939
51.463
Kadın
3.250
2.948
3.243
3.369
1.253
112.237
98.955
99.876
101.308
16
52.716
Toplam
2002
2003
2004
2005
Not: Yer değiştiren hükümlüleri kapsamaz.
Kaynak: TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
21
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye’de Cinsiyete Göre Bireylerin Üzerine Kayıtlı Gayrimenkul/Araçların Oranı
(%, 2006)
Kayıtlı gayrimenkul/araçlar
Yok
Müstakil ev / apartman dairesi
İşyeri (büro/dükkan)
Arsa, tarla, bağ, bahçe vb.
Otomobil (özel kullanım)
Traktör, yat vb.
Diğer
Erkek
Kadın
39,6
28,3
3,1
13,2
14,4
1,3
0,2
80,2
11,5
0,7
5,2
2,2
0,1
0,1
Kaynak: TÜİK, Aile Yapısı Araştırması, 2006.
Bireylerin sahip olduğu müstakil ev veya apartmanların %11,5’i kadınlar adına,
%28,3’ü erkekler adına kayıtlıdır. Kadınların %80,2’sinin, erkeklerin ise %39,6’sının üzerine kayıtlı gayrimenkul ya da araç bulunmamaktadır. Türkiye’de Cinsiyete Göre Kadınların Ücretli/Maaşlı Çalışmasını Uygun Bulanların
Oranı (%, 2006)
Erkek
77,0
Kadın
90,0
Kaynak: TÜİK, Aile Yapısı Araştırması, 2006.
22
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
BÖLÜM 2
KADININ SOSYAL STATÜSÜ
23
“Kadn ve kz çocuklarnn insan haklar, evrensel insan haklarnn ayrlmaz
bir parçasdr. Kadnlarn, ulusal, bölgesel ve uluslararas düzeyde siyasi,
sivil, ekonomik, sosyal ve kültürel yaúama eúit ve tam katlm; cinsiyete
dayal
herVEtürlü
ayrmcl÷n
ortadan
KADININ
STATÜSÜ
SAĞLIĞI
İLE İLGİLİ GERÇEKLER
kaldrlmas, uluslararas toplumun
birincil hedefidir. (Viyana Deklarasyonu ve Eylem Program, Bölüm 1, Parag.
18)
“Kadın ve kız çocuklarının insan hakları, evrensel insan haklarının ayrılmaz bir
parçasıdır. Kadınların, ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde siyasi, sivil, eko-
Toplumsal
toplumsal
cinsiyette
hakkaniyeti
nomik,
sosyal vecinsiyet
kültürel eúitli÷i
yaşamave
eşit
ve tam katılımı;
cinsiyete
dayalı sa÷lamak
her türlü için
çalúmalar
yürütülmesi,
kadna
yönelik
her türlü
úiddet
biçiminin(Viyana
önlenmesi,
ayrımcılığın
ortadan
kaldırılması,
uluslararası
toplumun
birincil
hedefidir.”
Deklarasyonu
ve Eylem
Programı, Bölüm
1, Parag.
18). olmasnn sa÷lanmas nüfus
kadnn kendi
do÷urganl÷
hakknda
söz sahibi
ve kalknmayla
programlarn
hedefleridir.
Eylem
“Toplumsal
cinsiyet ilgili
eşitliği
ve toplumsal temel
cinsiyette
hakkaniyeti(ICPD
sağlamak
için Plan,
çalışmalar
yürütülmesi,
kadına yönelik her türlü şiddet biçiminin önlenmesi, kadıMadde
4)
nın kendi doğurganlığı hakkında söz sahibi olmasının sağlanması nüfus ve kalkınmayla ilgili programların temel hedefleridir.” (ICPD Eylem Planı, Madde 4).
Cinsiyet ve Toplumsal Cinsiyet Kavramlar
Cinsiyet ve Toplumsal Cinsiyet Kavramları
Cinsiyet (sex) kişinin kadın ya da erkek olarak gösterdiği genetik, fizyolojik ve biyolojik özellikleri, toplumsal cinsiyet (gender) ise toplumun bireylere verdiği rol, görev ve
sorumluluklar, toplumun bireyi nasıl algıladığı ve bireyden beklentileri ile ilgili bir kavramdır. Cinsiyetin, kişisel özelliklerin ötesinde, toplumsal yapılarla ve ilişkilerle bağlantılı bir
öznellik boyutu olan toplumsal cinsiyet kavramı, kız-oğlan olarak dünyaya gelen insanların zaman içinde kültürel ve sosyal etkileşimler ve öğrenmeler sonucu kadın-erkeğe
dönüşmeleridir.
Cinsiyeti doğa belirlerken, toplumsal cinsiyeti kültür belirlemekte ve toplumsal cinsiyet
kimliği hakkındaki anlayışlar, bunlarla bağlantılı olan cinsel tutum ve eğilimlerle birlikte,
çok erken yaşlarda oluşmaktadır.
25
19
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Günümüzde genel olarak kabul edilen gerçeklerden birisi; toplumsal cinsiyet rol kalıplarının toplumsal eşitsizliklerde önemli bir etkiye sahip olduğudur. Toplumsal cinsiyet
eşitsizliği kavramı, kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliklere işaret ederken, bu eşitsizliklerin sadece fiziksel farklılıklardan kaynaklanmadığı; aynı zamanda kaynakların ve
fırsatların cinsiyetler arasında dağılımı ve kullanımında eşitsizlikler olduğu anlamına gelmektedir. Bu eşitsizlikten daha fazla etkilenen cinsiyetin kadın olduğu kabul edilen bir
diğer gerçektir. Kadınlar eğitimde, sağlıkta, çalışma yaşamında, siyasi hayata katılımda,
sosyal ve ekonomik haklara sahip olmada, hakları kullanmada; toprak ve sermaye gibi
kaynaklara sahiplikte engellerle karşılaşmakta ve eşitsizliklere uğramaktadır.
Ekonomik faaliyet alanında birçok eşitsizliklerle karşı karşıya kalan kadınlar; benzer
sebeplerle aile reisliği, mülkleri yönetme, iş kurma ve yürütme gibi konularda erkeklerle
eşit değildir. Kadınlar daha çok kayıt dışı sektörlerde, geçici, gündelik, yarı zamanlı, düşük ücretli, kötü koşullu, ücret karşılığı olmayan işlerde (aile işçiliği) çalışmakta, ayrıca
pazarlık gücünden yoksun olduklarından işe alınmada, ücretlendirme ve yükseltmelerde
de ayrımcılığa uğramaktadırlar. Kadınlar dünya nüfusunun %50’sinden fazlasını temsil
ettikleri, iş saatlerinin %66’sını doldurdukları halde dünya gelirlerinin sadece %10’una,
mülkiyetlerin de %1’ine sahiptirler.
Kadınlara karşı ayrımcılık dünyanın hemen her ülkesinde görülmekle beraber farklı
şekillerde ortaya çıkmaktadır. Dünyanın dört bir yanında cinsiyetinden dolayı kız bebekler doğmadan düşürülmekte, aldırılmakta, doğduktan sonra boğulmakta, kız çocuklarına
kadın sünneti uygulanmakta, genç kızların cinsellik konusunda eğitim alma hakkı engellenmekte, kadınlar tecavüz sonucu oluşan gebeliği ailesinin inançları nedeniyle sürdürmek zorunda kalmakta, kadınlar kendilerine verilen düşük değer nedeniyle ve sağlıkları
önemli görülmediğinden genellikle sağlık hizmetlerine daha az ulaşmaktadır.
Ayrımcılığa yol açan geleneksel yaklaşımlar ve daha değersiz görülme gibi nedenlerle
kız çocuklarının eğitime ulaşmasında zorluklar vardır. Eğitimin, bütün çocuklar için önemi bilinmekle birlikte kızlar, eğitime katılımda genel olarak tüm dünyada dezavantajlıdır.
Geçen yirmi yılda önemli atılımlar yapılmasına rağmen hala ilköğretime başlamayan 130
milyon çocuğun çoğunluğunu (2/3’ünü) kızlar oluşturmaktadır. Ayrıca hala okuma yazma
bilmeyenler arasında bir erkeğe karşın iki kadın bulunmaktadır. Dünyanın birçok ülkesinde kadınlar oy kullanma hakkını ancak yirminci yüzyılın ortalarında elde etmişlerdir.
Ancak oy kullanma hakkı kadınların parlamentoya seçilmeleri için yeterli olmamaktadır.
Ulusal parlamentolarda da kadın sayısında artış olmasına rağmen bu konudaki gelişme
oldukça yavaştır. 1945 yılında dünyada yalnızca 26 parlamentoda kadın varken ve par26
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
lamenterlerin sadece %3’ü kadınken, 1999 yılında 179 parlamentoda kadın parlamenter
oranı ancak %13,2’ye ulaşmıştır. Aralık 2007 verileri dünyada parlamentolarda kadın
oranının % 17,7 olduğunu göstermektedir. Parlamentolarda halen 36.294 erkeğe karşılık
7.793 kadın bulunmaktadır ki bu kadın-erkek eşitliğinin çok uzağında bir rakamdır (http://
www.ipu.org/wmn-e/world.htm).
kavram,
çalúma
yaúamnda
kadnlarn (feminization
eúit olmayan ofdurumunu
ev içindekimutlak
Yoksulluk
giderek
“kadın”laşmaktadır
poverty). ve
Yeryüzünde
düúük statülerini
yanstan
bir göstergedir.
Birçok
kadn çalúma
yoksulluk
sınırındaki 1,5
milyar kişinin
% 70’ini kadınlar
oluşturmaktadır.
700 olana÷
milyon kadın
bulamamakta,
çalúan
kadnlar
ise düúük
ücretli olarak
istihdam edilmektedir.
(Akn
yeterli
yiyecek ve
içme suyu
ile sağlık
ve eğitim
hizmetlerinden
mahrumdur. Türkiye’nin
A., Bahar
ù., 2006; UN,
durumu
da Özvarú,
dünya genelinden
pek2000)
farklı değildir. Yoksulluğun kadınlaşması, çalışma ya-
şamında kadınların eşit olmayan durumunu ve ev içindeki düşük statülerini yansıtan bir
göstergedir.
kadın
çalışma
olanağı
bulamamakta,
çalışaneúit
kadınlar
ise düşük ücToplumsalBirçok
Cinsiyet
Eúitli÷i:
Yasalar
önünde
kadn ve erke÷e
davranlmas;
retli
istihdam
edilmektedir
(Akın A.,
Bahar Özvarış,
Ş., 2006;veUN,
2000).
aileolarak
ve toplum
içinde
kadn ve erke÷in
kaynaklardan,
imkanlardan
hizmetlerden
eúit
biçimde yararlanmasdr.
Toplumsal
Cinsiyet Eşitliği: Aile ve toplum içinde kadın ve erkeğin kaynaklardan,
imkanlardan ve hizmetlerden eşit biçimde yararlanması, yasalar önünde kadın ve erkeğe
Toplumsal
Cinsiyette Hakkaniyet: Frsat ve sorumluluklarn kadn ve erke÷e adil
eşit
davranılmasıdır..
bir biçimde da÷tlmas demektir. Bu kavram çerçevesinde kadn ve erke÷in farkl
Toplumsal Cinsiyette Hakkaniyet: Fırsat ve sorumlulukların kadın ve erkeğe adil
gereksinimlerinin ve gücünün oldu÷u kabul edilmektedir. Bu farkllktan yola
bir biçimde dağıtılması demektir. Bu kavram çerçevesinde kadın ve erkeğin farklı gerekçkarak, iki cinsiyet arasndaki dengeyi düzeltecek úekilde, kadnlarn mevcut
sinimlerinin ve gücünün olduğu kabul edilmektedir. Bu farklılıktan yola çıkarak, fırsat ve
gereksinimine uygun olarak da÷tlmasn sa÷layan program ve politikalarn
sorumlulukların, farklı cinslerin gereksinimlerine uygun olarak ve cinsiyetler arasındaki
geliútirilmesi gerekmektedir.
dengeyi kuracak şekilde dağıtılmasını sağlayan program ve politikaların geliştirilmesi
gerekmektedir.
Toplumsal cinsiyet rolleri toplumsal olarak kurgulanmakta ve ö÷retilmektedir. Kz
Toplumsal cinsiyet rolleri toplumsal olarak kurgulanmakta ve öğretilmektedir. Kız ve
ve erkek çocuklara toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde nasl davranmalar
erkek çocuklara toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde nasıl davranmaları gerektiği ve
gerekti÷i ö÷retilmektedir. Çocukluklarndan itibaren kz ve erkek çocuklara
çocukluklarından itibaren birbirlerinden farklı davranmaları, giyinmeleri, duygularını farklı
birbirlerinden farkl davranmalar, giyinmeleri, duygularn farkl biçimlerde
biçimlerde göstermeleri, farklı ilgi alanları edinmeleri öğretilmektedir.
göstermeleri, farkl ilgi alanlar edinmeleri ö÷retilmektedir.
Birçok ülkede toplumsal cinsiyet normlar aile, sosyal çevre, dini kurumlar, medya
gibi toplumsal kurumlar tarafndan üretilmekte ve devam ettirilmektedir. Genellikle
de yasalar tarafndan resmi bir statü kazanmaktadr. Örne÷in, evlilikle ilgili
27
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
yasalar Birçok
erke÷inülkede
kadndan
dahacinsiyet
üstün normları
oldu÷u varsaymyla
oluúturulmuútur
toplumsal
aile, sosyal çevre,
dini kurumlar, medya
ve erke÷in
lehine hükümler
gibi toplumsal
kurumlariçermektedir.
tarafından üretilmekte ve devam ettirilmektedir. Genellikle de
yasalar tarafından resmi bir statü kazanmaktadır. Örneğin, kimi ülkelerde evlilikle
ilgili
yasalar kadnlarn
erkeğin kadından
daha
üstün olduğu
oluşturulmuştur
ve
Kadnn
Statüsü,
eriúim ve
yararlanma
hakkvarsayımıyla
olan e÷itim ve
çalúma
erkeğin lehine hükümler içermektedir.
yaúamna katlm; gelir düzeyi ve mülkiyet durumu ile belirlenmektedir.
Kadının Statüsü, kadınların erişim ve yararlanma hakkı olan eğitim ve çalışma yaşamına katılım; gelir düzeyi ve mülkiyet durumu ile belirlenmektedir.
KADININ STATÜSÜ
İLKOKUL
ÖĞRENİMİ
erkek
kadın
NÜFUS
kadın
erkek
kadın
erkek
ÇALIŞMA
SÜRESİ
kadın
GELİR
erkek
erkek
kadın
MÜLKİYET
Kaynak: Population Action International, 1998.
“Population Action International” tarafından 99 gelişmekte olan ülkede yapılan bir de“Population Action International” taraf�ndan 99 geliş mekte olan ülkede yap�lan bir
ğerlendirmeye göre; kadınlar nüfusun yarısını oluştururken statülerini belirleyen temel
değerlendirmeye göre; kad�nlar nüfusun yar�s�n� oluş tururken statülerini belirleyen
göstergelere bakıldığında erkeklerle eşit statüde olmadıkları görülmektedir. İşyerinde ve
temel göstergelere bak�ld�ğ�nda erkeklerle eş it statüde olmad�klar� görülmektedir.
evdeki toplam çalışma süreleri erkeklere oranla iki kat daha fazla olmakla birlikte eğitim
İş yerinde
ve evdeki
çal�şpayları
ma süreleri
erkeklereoranla
oranla
kat azdır
daha(Population
fazla
seviyeleri,
gelir toplam
ve mülkiyet
erkeklerinkine
çokikidaha
Ac-
olmakla
eğitim, 1998).
gelir ve mülkiyet paylar� erkeklerinkine oranla çok daha
tionbirlikte
International,
azd�r (Population Action International, 1998).
Sosyal Statü: Toplumun ve sosyal çevrenin bireye atfettiği “sosyal değer” dir. Kadının
sosyal statüsü pek çok psikososyal faktörün etkilemesi ve etkileşmesi ile bu faktörlerin
bir bileşkesi olarak ortaya çıkan bir sonuçtur. Ancak bu sonuç, kadın sağlığı ile ilgili pek
çok olumlu ya da olumsuz tablonun hazırlayıcısı olarak rol oynamaktadır.
28
23
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kadının sosyal statüsünde belirleyici olan faktörler:
• Toplumsal cinsiyet rolü
• Toplumsal cinsiyet eşitliği
• Toplumsal cinsiyette hakkaniyet
• Eğitimde ve çalışma yaşamında fırsat eşitliği
• Siyasi yaşama eşit katılım
• Kadına karşı ayrımcılık, şiddet ve zararlı geleneksel uygulamalar.
Uluslararası kararlarda bütün bu faktörler “kadının insan hakları” kapsamında
temel haklar olarak vurgulanmaktadır!
Toplumsal Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık: Toplumsal olarak kurgulanan toplumsal cinsiyet rolleri ve normlarından kaynaklanan, kişinin insan haklarını ihlal eden her türlü ayrımcılık, dışlanma ve engellenme durumudur.
Toplumsal, ekonomik, siyasi kaynaklara, bilgi-eğitim olanaklarına erişim ve bu kaynaklar ve olanaklar üzerindeki kontrol hakkı, güç ve karar mekanizmalarına katılım hakkını da beraberinde getirmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve/veya ayrımcılık temel
olarak bu sürecin kadınlar ve erkekler arasında aynı biçimde işlememesi ve kadınların
güç ve karar mekanizmalarına katılımdan uzak tutulması sonucunu doğurmaktadır.
Toplumsal Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık, kadının
EĞİTİM, ÇALIŞMA,
KARAR MEKANİZMALARINA KATILIM,
SAĞLIK
gibi temel haklardan eşit düzeyde yararlanmasını engellemektedir.
Eğitimde Karşılaşılan Eşitsizlikler
Kadınların eğitimi uluslararası düzeyde insani gelişmenin temel göstergelerinden biridir. Eğitim düzeyi yükseldikçe kadın daha önce “ev”le sınırlı kalan ilgi, beceri ve bilgisini
artırma şansı bulmaktadır. Çalışma yaşamına ve karar mekanizmalarına katılım olanak29
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
ları artmaktadır. Kendi yaşamını olduğu kadar, sorumlu olduğu diğer insanların yaşamlarını da etkileyecek doğru kararları verebilecek düzeye gelmekte aynı zamanda sağlık
hizmetlerine erişim ve kullanımı önemli ölçüde artmaktadır.
Türkiye’nin de imzalamış olduğu uluslararası yasa niteliğinde olan Birleşmiş Milletler
Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW-1979) taraf devletlerin eğitim alanında erkeklerle eşit haklara sahip olmalarını garanti altına almak üzere,
kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi için gerekli tüm önlemlerin alınması (Madde
4) gerektiğini vurgulamaktadır.
Türkiye’nin, 1995 Pekin Dördüncü Dünya Kadın Konferansı’nda 2000 yılına kadar
çözüme ulaştırmayı taahhüt ettiği sorun alanlarından ikisi:
• Zorunlu eğitimin 8 yıla yükseltilmesi
• Kadın okumaz-yazmazlığının ortadan kaldırılmasıdır.
UNESCO’nun
saptamalarnagöre
göre dünyadaki
dünyadaki 876
okumazyazmaz
UNESCO’nun
saptamalarına
876milyon
milyon
okumazyazmaz insainsann
üçte ikisini
kadnlar oluúturmaktadr
(UNESCO, 2005).
nın üçte ikisini
kadınlar
oluşturmaktadır
(UNESCO, 2005).
Türkiye’de Nüfus Saym Yllarna ve Cinsiyetlere Göre Okuryazarlk Oranlar
Türkiye’de Nüfus Sayım Yıllarına ve Cinsiyete Göre Okuryazarlık Oranları
100
80
60
40
20
0
1935 1940 1945 1950 1955 1960 1965 1970 1975 1980 1985 1990 2000
ERKEK
KADIN
Kaynak: DİE Genel Nüfus Sayım Sonuçları, TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
30
Kaynak: DøE Genel Nüfus Saym Sonuçlar, TÜøK, Türkiye østatistik Yll÷, 2006.
Türkiye’de 1930’larda %20 civarnda olan okuryazarlk her iki cinsiyet için giderek
artmútr, ancak kadn ve erkek arasndaki fark hala kapanmamútr.
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye’de 1930’larda %20 civarında olan okuryazarlık her iki cinsiyet için giderek
artmıştır, ancak kadın ve erkek arasındaki fark hala kapanmamıştır.
Okuryazarlık ve Cinsiyete Göre Nüfus, (6≥yaş), (Türkiye, 1975, 1980, 1985, 1990, 2000)
Okuryazarlık
1975
1980
1985
1990
2000
Okuma-yazma
bilmeyen
4.096.110
(%23,79)
3.802.455
(%20,02)
2.932.964
(%13,48)
2.779.172
(%11,19)
1.857.132
(%6,14)
Okuma-yazma
bilen
13.118.658
(%76,21)
15.188.078
(%79,98)
18.824.697
(%86,52)
22.065.860
(%88,81)
28.384.266
(%93,86)
41.645
8.568
43.193
10.496
4.047
Okuma-yazma
bilmeyen
8.048.078
(%49,49)
8.394.868
(%45,33)
6.770.698
(%31,84)
6.808.809
(%28,02)
5.732.525
(%19,36)
Okuma-yazma
bilen
8.212.708
(%50,51)
10.123.133
(%54,67)
14.497.065
(%68,16)
17.488.623
(%71,98)
23.875.115
(%80,64)
13.406
6.521
43.720
9.150
6.158
Erkek
Bilinmeyen
Kadın
Bilinmeyen
Not: Oranlar hesaplanırken bilinmeyen hesaplanmamıştır.
Kaynak: TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
2000 Verilerine Göre Türkiye’de Yetişkin Okuryazarlık Oranı
Kadın
Erkek
%80,64
%93,86
2000 yılı genel nüfus sayımı sonuçları göstermektedir ki Türkiye’de hala,
5.732.525 kadın ve 1.857.132 erkek okur-yazar değildir.
31
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kız çocukları için önemli bir sorun:
“Okullulaşamamalarıdır”
Okullulaşma, okula gidebilecek yaşta olan nüfusun okula gitme oranını gösterir.
Öğretim Yılı, Okul Grubu ve Cinsiyete Göre Okullulaşma Oranı
(Türkiye, 2002-2007) Yıllara ve Cinsiyete Göre Eğitim Seviyesi, Türkiye (%)
2002/03
2003/04
2004/05
2005/06
2006/07
Brüt
Net
Brüt
Net
Brüt
Net
Brüt
Net
Brüt
Net
96,49
90,98
96,30
90,21
95,74
89,66
95,59
89,77
96,34
90,13
Erkek
100,89
94,49
100,31
93,41
99,48
92,58
98,83
92,29
99,21
92,25
Kadın
91,91
87,34
92,14
86,89
91,85
86,63
92,24
87,16
93,37
87,93
80,76
50,57
80,97
53,37
80,90
54,87
85,18
56,63
86,64
56,51
Erkek
93,36
55,72
90,80
58,08
89,53
59,05
95,07
61,13
96,24
60,71
Kadın
67,52
45,16
70,67
48,43
71,88
50,51
74,88
51,95
76,66
52,16
27,12
14,65
28,15
15,31
30,61
16,60
34,46
18,85
--
--
Erkek
31,00
15,73
32,23
16,62
34,79
18,03
38,78
20,22
--
--
Kadın
23,04
13,53
23,88
13,93
26,23
15,10
29,94
17,41
--
--
İlköğretim
Orta
öğretim
Yüksek
öğretim
Not: Yıl ortası nüfus projeksiyonları kullanılmıştır.
Kaynak: TÜİK Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
Tüm yaş gruplarında kız çocukları erkeklere göre daha düşük oranda okula devam
etmektedir. Türkiye’de kadınların eğitim hakkından tam olarak yararlanamamalarının en
sık görülen nedenleri, kız çocuklarının okula gönderilmemesi, eğitim sırasında okula devam etmelerinin veya bir sonraki eğitim kademesine geçişlerinin çeşitli nedenlerle engellenmesidir.
Aileler tarafından bir başka ailenin reisi olmak üzere yetiştirilen
erkek çocukların eğitimine daha fazla önem verilmektedir.
32
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiş olan Yeni Türk Medeni Kanunu’nda “aile reisi
kocadır” hükmü değiştirilerek, evlilik birliğini eşlerin birlikte yöneteceği esası getirilmiştir.
Türkiye’de zorunlu eğitim süresi 1997 yılında kabul edilen 4306 sayılı Yasa ile 8
yıla çıkarılmıştır. Bu karar, Türkiye’de kadınların güçlenmesine yönelik en önemli
adımlardan biri olarak görülmektedir. Çağdaş bilgi toplumu olma sürecinde eğitim sisteminin temel ve önemli ilk aşaması olan ilköğretimin 8 yıla çıkarılmasının
ülkede birçok olumlu gelişmeye yol açacağı kuşkusuzdur. Ayrıca, bu Yasanın uygulanması ile kadının evlenme ve doğurganlığa başlama yaşı daha ileriki yıllara
kayacağından kadının genel sağlığı ve üreme sağlığı olumlu etkilenecektir.
Yükseköğrenim, kadınların iş bulma olanaklarını
önemli ölçüde arttırmaktadır.
Türkiye’de cumhuriyetin kuruluşundan itibaren kadınlar her alanda olduğu gibi üniversiteye gitmesi konusunda da devlet tarafından desteklenmiştir. Türkiye’de kız çocuklarının eğitimi ile ilgili esas üzerinde durulup çözümlenmesi gereken sorun; kız çocuğunun
üniversite düzeyine kadar gelebilmesini engelleyen faktörlerin varlığıdır.
2006-2007 öğretim yılı verileri göstermektedir ki; üniversitelerdeki (lisans, önlisans,
lisansüstü, ikinci öğretim, tıpta ihtisas) toplam öğrenci sayısı 2.419.214’ü bulmuştur. Bu
sayının 1.040.008’ini kız öğrenciler oluştururken, 1.379.206’sı erkek öğrencilerdir. Böylece, ÖSYM verilerine göre 1933 yılında % 14 olan kadın öğrencilerin oranı 2006-2007
yılında % 43’e yükselmiştir. Erkek öğrencilerin oranı ise % 57’dir (Öğrenci Sayıları Özet
Tablosu, www.osym.gov.tr).
Kız ve erkek öğrencilerin fakülte ve bölümler arasındaki dağılımlarında hala toplumsal cinsiyet rolünden kaynaklanan eşitsizlikler mevcuttur. Yükseköğrenime devam eden
kadınlar kendilerine atfedilen toplumsal cinsiyet rolleri çerçevesinde genellikle “kadın”
alanları olarak görülen dil ve sosyal bilimler dallarında yoğunlaşmaktadır.
Son yıllarda mühendislik bilimleri gibi daha teknik ve “erkek” alanları olarak görülen disiplinlerde yükseköğrenim gören kadınların sayısı artmakla birlikte, bu disiplinlerde bazı
bölümler hala erkeklere ait olarak görülmektedir.
33
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Çalışma Yaşamında Karşılaşılan Eşitsizlikler
Ücretli çalışma, kadınların güçlendirilmesinde en önemli faktörlerden biridir. Ev dışında ücretli çalışma kadınların toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılıkla karşılaştıkları temel
alan olmaklaCinsiyete
birlikte, kadınlar
için toplumsal
eşitliğine giden yolda çok önemli bir
göre iúgücü
durumu,cinsiyet
2006 (Türkiye)
basamaktır.
80
Cinsiyete Göre
göre iúgücü
Cinsiyete
İşgücü durumu,
Durumu,2006
2006(Türkiye)
(Türkiye)
yüzde
60
Erkek
40
80
20
Kadn
60
yüzde
0
40 katlma
iúgücüne
istihdam edilme
iúsizlik oran (%)
oran (%)
oran (%)
20
71,5
9,7
64,5
Erkek
024,9
10,3
22,3
Kadn
iúgücüne katlma
istihdam edilme
iúsizlik oran (%)
oran (%)
oran (%)
Erkek
Kadn
Kaynak: TÜøK,Erkek
Türkiye østatistik
Yll÷, 2006;
TÜøK, Hane
71,5
9,7
64,5Halk øúgücü Anketi Veri
Taban.
Kadn
24,9
10,3
22,3
Kaynak: TÜøK, Türkiye østatistik Yll÷, 2006; TÜøK, Hane Halk øúgücü Anketi Veri
Kaynak: TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006; TÜİK, Hane Halkı İşgücü Anketi Veri Tabanı.
Taban.
İşsizlik Oranı - Unemployed Rate
[15 ≥ yaş - age]
Kaynak: TÜİK Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
Kaynak: TÜøK Türkiye østatistik Yll÷, 2006.
Erkeklerde
işsizlik
oranı2005
2005ylndan
yılındansonra
sonraazalrken
azalırken kadnlarda
kadınlarda giderek
Erkeklerde
iúsizlik
oran
giderekartmaktaKaynak:
TÜøK
Türkiye
østatistik
Yll÷,
2006.
dır. Bu eğilim, ülke politikalarında önemle üzerinde durulması gereken bir konudur.
artmaktadr. Bu e÷ilim, ülke politikalarnda önemle üzerinde durulmas gereken bir
34
konudur.
Erkeklerde iúsizlik oran 2005 ylndan sonra azalrken kadnlarda giderek
artmaktadr. Bu e÷ilim, ülke politikalarnda önemle üzerinde durulmas gereken bir
konudur.
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye’de Cinsiyete ve Yıllara Göre Nüfusun İşgücüne Katılım Durumu (1980-2006)
Sayım yılı
İşgücüne katılma oranı (%)
İşsizlik oranı (%)
1980
45,8
1,7
1985
43,6
2,0
1990
42,8
2,8
2000
39,6
7,2
2002
27,9
9,4
2003
26,6
10,1
2004
25,4
9,7
2005
24,8
10,3
2006
24,9
10,3
1980
79,8
4,7
1985
78,3
6,2
1990
78,2
6,8
2000
70,6
9,9
2002
71,6
10,7
2003
70,4
10,7
2004
72,3
10,5
2005
72,2
10,3
2006
71,5
9,7
1980
62,9
3,6
1985
61,1
4,7
1990
60,6
5,4
2000
55,2
8,9
2002
49,6
10,3
2003
48,3
10,5
2004
48,7
10,3
2005
48,3
10,3
2006
48,0
9,9
Kadın
Erkek
Toplam
Kaynak: DİE verileri; TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
35
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Yıllara göre işgücüne katılım durumu incelendiğinde, işgücüne katılımın kadınlarda
erkeklere göre belirgin olarak daha düşük olduğu görülmektedir. Türkiye’de Cinsiyete ve Yerleşim Yerine Göre İşgücüne Katılım, İstihdam ve
İşsizlik Oranları, 2006 (%)
Türkiye
Kent
Kır
İşgücüne Katılım
İstihdam
İşsizlik
Erkek
71,5
64,5
9,7
Kadın
24,9
22,3
10,3
Erkek
70,8
63
10,9
Kadın
19,9
16,7
16,4
Erkek
72,7
67,2
7,6
Kadın
33
31,6
4,3
Kaynak: TÜİK, Hane Halkı İşgücü Anketi Veri Tabanı.
Türkiye verileri, kadınların yerleşim yerine göre işgücüne katılımında büyük farklar
olduğunu göstermektedir. Ancak, hem kentte hem kırda kadın ve erkek işgücü katılım
yüzdeleri arasındaki fark çok daha çarpıcıdır.
Yllara ve cinsiyete göre Türkiye’de iúgücüne katlm yüzdeleri (Türkiye, 1990Yıllara ve Cinsiyete Göre Türkiye’de İşgücüne Katılım Oranları (Türkiye, 1990-
2006)
2006)
80
70
60
50
40
Kadn
30
Erkek
20
10
0
1990
1995
2000
2002
2003
2004
2005
2006
Kaynak:
TÜøK,
Türkiye
2006;Göstergeler,
TÜøK, østatistik
Göstergeler,
1923Kaynak: TÜİK,
Türkiye
İstatistikøstatistik
Yıllığı, 2006;Yll÷,
TÜİK, İstatistiki
1923-2006;
KSGM, Türkiye’de
Kadın
2001.
2006;
KSGM,
Türkiye’de Kadn 2001.
Türkiye’de tüm yaú gruplarna ve yllara göre kadnlarn iúgücüne katlm oranlarn
36
erkeklere kyasla çok daha düúük oldu÷u görülmektedir. Erkeklerin iúgücüne katlm
orannda 1990-2000 yllar arasnda ve 2003 ylnda çok az düúüú olmasna karú
kadnlarda 1990-2000 yllar arasndaki düúüú daha yüksektir.
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye’de tüm yaş gruplarına ve yıllara göre kadınların işgücüne katılım oranlarının
erkeklere kıyasla çok daha düşük olduğu görülmektedir. Erkeklerin işgücüne katılım oranında 1990-2000 yılları arasında ve 2003 yılında çok az düşüş olmasına karşın kadınlarda 1990-2000 yılları arasındaki düşüş daha yüksektir.
Türkiye’de Eğitim Durumuna ve Cinsiyete Göre İşgücüne Katılım (≥ 15 Yaş)
(Türkiye, 2002)
Eğitim Durumu
Kadın
Erkek
Okumazyazmaz
22,9
47,0
Okuryazar-Okul Bitirmemiş
20,9
46,7
İlkokul
25,8
78,2
Ortaokul
17,9
67,1
Lise
28,2
63,6
Yüksekokul veya Fakülte
70,9
84,0
Kaynak: TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
Eğitim, kadının çalışma yaşamına katılımını etkileyen önemli faktörlerden biridir.
Okuryazar olmayan 100 kadının yaklaşık 23’ü işgücüne katılırken, yüksekokul veya
fakülte mezunu olanlarda bu oran 71’e yükselmektedir. Eğitim erkeklerde de benzer etkiyi yapmakla birlikte çalışma yaşamına katılımda kadınlarda olduğu kadar belirleyici
olmamaktadır.
Kuşkusuz işgücüne katılım oranı, eğitim seviyesi ile doğru orantı göstermektedir. TÜİK
Hane Halkı İşgücü Anketi verileri göstermektedir ki ilkokul mezunu kadınlarda işgücüne
katılım % 11,30 iken, bu oran meslek lisesi mezunlarında %28,30’a ve üniversite mezunlarında % 60,9’a yükselmektedir (TÜİK, Hane Halkı İşgücü Anketi Veri Tabanı).
Türkiye’de kadınların %41’inin ücretli veya maaşlı, %6’sının yevmiyeli, %1’inin işveren olarak ve % 41’inin ücretsiz aile işçisi olarak çalıştığı belirlenmiştir. Ayrıca kadınların
erkeklere oranla daha fazla kayıt dışı çalışmakta oldukları saptanmıştır ki bu durum kadınların sağlık, emeklilik gibi en temel insan haklarından yoksun kalmasını, güvence37
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
siz ve güçsüz bir duruma düşmesini beraberinde getirmektedir. Mevcut kayıtlara göre,
tarım dışı sektörde erkeklerin kayıt dışı çalışma oranı %33,5 iken bu oran kadınlarda
%35,2’ye yükselmektedir. Tarım sektöründe kayıtlı çalışma oranları arasındaki fark, erkekler (%22) ve kadınlar (%1,3) arasında daha da belirginleşmektedir (Türk Girişim ve İş
Dünyası Konfederasyonu, 2007).
Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığın kadınların çalışma yaşamına en önemli yansımaları işe alınma, ücret, terfi gibi uygulamalarda görülmektedir. Kadınların iş bulması için
erkeklere göre daha nitelikli olması gerekmektedir. Kamu dışı sektörde çalışan erkek,
aynı nitelikte ve aynı tür işi yapan kadından daha fazla ücret almakta, yine bu iş yerlerinde kadınlar terfi olanaklarından daha az yararlanmaktadır.
Kadınların Yıllara Göre İşgücüne Dahil Olmama Nedenlerinin Dağılımı (1988-
İş bulma ümidi
yok
İş aramıyor ama
çalışmaya hazır
Ev işleri ile
meşgul
Öğrenci
Emekli
İrad sahibi
Özürlü, hasta,
yaşlı
Ailevi, kişisel
nedenler
Diğer
İşgücüne dahil
olmayan nüfus
Mevsimlik çalışan
2006), (Bin), Türkiye
1988
245
178
21
8.860
564
195
148
813
--
205
11.229
1990
93
49
85
9.408
655
194
170
1.100
--
128
11.882
1991
62
75
62
9.250
655
178
196
1.378
387
5
12.247
1995
33
95
145
10.935
1.029
258
218
1.289
325
32
14.359
2000
49
171
339
12.339
1.144
443
332
1.359
703
228
17.108
2006
295
810
310
12.780
1.560
575
--
2.035
911
314
19.588
Nedene
göre toplam
içindeki pay
(%) (2006)
2
4
2
65
8
3
0
10
5
2
100
1988’e göre
artış oranı
(%)
20
355
1376
44
177
195
-100
150
135
53
74
Yıllar
Kaynak: Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu, 2007; TÜİK, Hane Halkı İşgücü Anketi Veri Tabanı.
38
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Ücretli Çalışan Kadınların En Yüksek Oranda İstihdam Edildiği Sektörler
Meslek Gruplarına Göre İstihdam Edilenler (15 ≥ yaş)
Meslek grubu (USMS 88)
2002
2004
2006
1755
1636 (93,22)
119 (6,78)
1859
1737 (93,44)
122 (6,56)
2026
1869 (92,25)
157 (7,75)
Profesyonel meslek grupları
Toplam (Sayı)
Erkek (Sayı, %)
Kadın (Sayı, %)
1324
882 (66,61)
442 (33,38)
1317
892 (67,73)
425 (39,94)
1470
959 (65,24)
511 (34,76)
Yardımcı profesyonel meslek mensupları
Toplam (Sayı)
Erkek (Sayı, %)
Kadın (Sayı, %)
1036
737 (71,14)
299 (28,86)
1064
755 (70,96)
309 (29,04)
1324
915 (69,11)
409 (30,89)
1140
715 (62,72)
425 (37,28)
1115
695 (62,33)
420 (37,67)
1323
823 (62,21)
500 (37,79)
2172
1830 (84,25)
342 (15,75)
2195
1842 (83,92)
353 (16,08)
2538
2055 (80,97)
483 (19,03)
Kanun yapıcılar, üst düzey yöneticiler ve
müdürler
Toplam (Sayı)
Erkek (Sayı, %)
Kadın (Sayı, %)
Büro ve müşteri hizmetlerinde çalışan
elemanlar
Toplam (Sayı)
Erkek (Sayı, %)
Kadın (Sayı, %)
Hizmet ve satış elemanları
Toplam (Sayı)
Erkek (Sayı, %)
Kadın (Sayı, %)
Kaynak: TÜİK, Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
Her ne kadar 10 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe giren Yeni İş Kanunu ile resmi olarak fırsat eşitliği ilkesinin uygulanması gerekse de, kamu kurumlarında bile kadınların üst
düzey yönetici olma ve karar alma mekanizmalarına katılım şansları yüksek değildir.
39
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye’de cinsiyete göre, iú türü ve ekonomik faaliyetlerin da÷lm
[15•yaú]
Türkiye’de Cinsiyete Göre Ekonomik Sektörlerin Dağılımı, 2006 (15≥yaş)
Erkek
20%
Hizmetler
51%
29%
Sanayi
Tarm
Kadn
37%
48%
15%
Hizmetler
Sanayi
Tarm
Kaynak: TÜİK Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006.
Kaynak: TÜøK Türkiye østatistik Yll÷, 2006.
Eğitimde olduğu gibi mesleklerde de toplumsal cinsiyet temelli bir ayrışma vardır. Ka-
E÷itimde
oldu÷uatfedilen
gibi mesleklerde
de toplumsal
cinsiyet
temelli bir ayrúma
dına toplumsal cinsiyeti
nedeniyle
bakım hizmetleri,
ev işleri gibi
sorumluluklara
paralel olarak öğretmenlik,
hemşirelik,cinsiyeti
hizmet sektöründeki
olmayan
pozisyonlar
Kadna toplumsal
nedeniyle idari
atfedilen
bakm,
ev içi hizmetle
uygun bulunmakta, bu meslekler “kadın” meslekleri olarak görülmekte ve kadınlar bu
sorumluluklara paralel olarak ö÷retmenlik, hemúirelik, hizmet sektöründek
alanlarda daha çok istihdam edilmektedir. Öte yandan son yıllarda erkek meslekleri ola-
olmayan pozisyonlar uygun bulunmakta, bu meslekler “kadn” meslekleri
rak görülen girişimcilik, üst düzey yöneticilik gibi alanlarda kadınların sayısının az da
görülmekte
ve kadnlar
bu alanlarda
daha çok istihdam
edilmektedir.
Öte y
olsa artmakta olduğu
söylenebilir.
Bakanlıklar
ve bağlı kuruluşlardaki
orta ve üst
düzey
son
yllarda
erkek
meslekleri
giriúimcilik, üst düzey yönetici
yöneticilere ilişkin
eldeki
mevcut
veriler
aşağıdaki olarak
tablodagörülen
yer almaktadır.
alanlarda kadnlarn saysnn yavaú ve az da olsa artmakta oldu÷u söyle
Bakanlklar ve ba÷l kuruluúlardaki orta ve üst düzey yöneticilere iliúkin
40
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlardaki Orta ve Üst Düzey Yöneticiler (Türkiye, 2001)
UNVANI
KADIN
TOPLAM
Müsteşar
0
19
TOPLAM
İÇİNDEKİ PAY (%)
0
Müsteşar Yrd.
2
79
2,5
Vali
0
155
0
Vali Yardımcısı*
5
408
1,2
Genel Müdür
7
177
3,9
Genel Müdür Yardımcısı
34
514
6,6
ARA TOPLAM
48
1352
3,5
Başkan
9
131
6,8
Başkan Yardımcısı
5
57
8,7
Genel Sekreter
3
10
30
Genel Sekreter Yardımcısı
2
8
25
Daire Başkanı
280
1979
14,1
Daire Başkan Yardımcısı
24
318
7,5
Bölge Müdürü
11
422
2,6
Kaymakam*
16
857
1,8
Müdür
1737
10839
16
Müdür Yardımcısı
2118
7731
27,3
GENEL TOPLAM
4253
23704
17,9
Kaynak: Devlet Personel Başkanlığı (2007).
*Vali Yardımcısı ve Kaymakam unvanları ile ilgili sayılar İçişleri Bakanlığı’ndan alınarak tabloya yansıtılmıştır.
Kadının istihdamı konusundaki olumlu gelişmelere karşın, hala kadın
emeği erkek emeğine oranla çok daha görünmez durumdadır. İşgücüne
katılım ve istihdam oranlarında cinsiyetler arasında varolan eşitsizliği
gidermek, kadının işgücü piyasasına katılımını sağlamak için hukuki
düzenlemelerin yanısıra, aktif istihdam politikalarından kadınların yararlanmalarının sağlanması ve kadın-erkek eşitliği konularının her alanda
uygulamalara yansıtılması gerekmektedir.
41
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Ev İşlerinin Cinsiyete Göre Dağılımı (%) (Türkiye, 2006)
Aile
Fertleri
beraber
Hane ferdi
olmayan
akraba
Dışarıdan
biri ücret
karşılığı
Evde
yapılmıyor
Erkek
Kadın
Yemek yapma
2,0
87,1
9,5
0,8
0,4
0,2
Ütü
2,2
84,3
9,5
1,1
0,9
2,2
Sofranın kurulup
kaldırılması
2,4
74,1
22,6
0,6
0,2
0,1
Günlük yiyecekiçecek alışverişi
33,3
37,7
26,8
1,3
0,3
0,6
Aylık faturaların
ödenmesi
69,1
17,0
10,2
2,8
0,4
0,5
Küçük bakımonarım, tamir
68,4
6,7
6,4
4,0
13,5
1,2
Kaynak: TÜİK, Aile Yapısı Araştırması, 2006.
Ev işleri çok büyük oranda kadınların sorumluluğunda iken aylık faturaların ödenmesi,
bakım ve tamirat işleri erkekler tarafından gerçekleştirilmektedir.
6 Yaşından Küçük Çocuğu Olan ve Çalışan Kadınların Çocuklarının Bakım
Durumu (%) (Türkiye, 2003)
Anne
kendisi
Koca/
eş
Büyük
kız
çocuk
Kadının
annesi
Kocanın
annesi
Büyük
erkek
çocuk
Diğer
akraba
Yardımcı
para
karşılığı
Kurumsal
bakım
Doğduğundan
beri çalışmıyor
Kent
34,0
2,7
7,4
13,4
16,5
0,5
5,4
7,6
8,9
2,9
Kır
40,2
2,3
13,5
4,8
26,2
1,6
7,5
0,5
0,3
2,2
İlköğretim
bitirmemiş/
eğitim yok
39,8
0,7
28,3
3,2
15,7
3,4
6,6
0,0
0,0
0,7
İlköğretim 1.
kademe
44,4
3,1
7,3
8,9
24,4
0,3
7,2
0,7
0,3
2,7
İlköğretim 2.
kademe
43,7
7,7
1,5
9,1
21,2
1,6
7,2
0,0
4,0
3,3
Lise ve üzeri
13,3
1,6
0,2
16,2
20,0
0,0
4,4
18,5
21,3
4,0
Tüm yıl
28,8
1,8
11,7
10,1
20,0
0,5
5,7
8,3
9,2
2,9
Mevsimlik
39,0
2,1
11,4
5,7
27,4
1,2
8,3
0,1
0,7
2,8
Ara sıra
58,3
5,4
4,3
12,9
11,0
2,3
4,7
0,3
0,0
0,8
37,1
2,5
10,4
9,0
21,3
1,1
6,5
4,0
4,6
2,6
Yerleşim Yeri
Eğitim
İşin sürekliliği
Toplam
Kaynak: TNSA, 2003.
42
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kadının evdeki sorumlulukları ve doğurganlığı temel olarak
onu iş yaşamından uzak tutmaktadır.
Medeni
durum
Eğitim
Yerleşim
yeri
Kazancın Kullanımına İlişkin Karar Verme (%) (Türkiye, 2003)
SADECE
Kendisi
Kocası ile
birlikte
sadece
başkası
Kent
40,3
53,8
5,9
Kır
27,9
47,5
24,3
Eğitimi yok / ilkokulu
bitirmemiş
34,7
43,2
21,7
İlköğretim birinci kademe
39,1
48,8
12,0
İlköğretim ikinci kademe
40,4
52,8
6,8
Lise ve üzeri
36,0
62,6
1,3
Evli veya birlikte yaşıyor
32,0
57,1
10,7
Boşanmış / ayrı yaşıyor / eşi
ölmüş
84,6
12,3
3,1
37,6
52,4
9,9
Toplam
Kaynak: TNSA, 2003.
İşgücüne katılım ve gelir getiren bir işte çalışmada kadınların karşılaştığı diğer bir sorun alanı ise kazançlarını kullanmada çoğunlukla kendilerinin söz sahibi olamamasıdır.
Kazancın kullanımına ilişkin karar vermede yaşanılan yer (kent/kır) ve halen evli olup
olmamak etkili olurken, eğitimin belirleyici olmadığı dikkat çekmektedir.
43
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Siyasal Yaşama Katılımda Karşılaşılan Eşitsizlikler
TBMM’de Yer Alan Kadın Milletvekilleri (Türkiye, 1935-2007)
Seçim Yılı
1935
1939
1943
1946
1950
1965
1977
1983
1987
2002
2007
Toplam Milletvekili
Sayı
395
400
435
455
487
450
450
450
450
550
550
Kadın Milletvekili
Sayı
%
18
4,6
15
3,8
16
3,7
9
2,0
3
0,6
8
1,8
4
0,9
12
3,0
6
1,3
24
4,4
50
9,1
Kaynak: http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tb_id=42&ust_id=12; 2007 seçim sonuçları için www.tbmm.
gov.tr; KSGM, Türkiye’de Kadın 2001.
Türkiye’de yaklaşık 84 yıllık Cumhuriyet döneminde meclisteki kadın milletvekili oranı
ancak %9,1’e ulaşmıştır. Bu oran, olması gerekenin oldukça altındadır.
1970’ten bugüne dek kurulan hükümetlerde sadece 29 kadın bakan görev almıştır.
Yerel yönetimlerde de kadınların yönetici konumunda olması bağlamında durum farklı
değildir.
Yerel Yönetimlerde Kadın, 1999, 2004, Türkiye
Toplam
Kadın
Toplama göre Kadın (%)
Belediye Başkanı
3215
18
0,56
Belediye Meclis Üyesi
34084
541
1,59
İl Genel Meclisi Üyesi
3122
44
1,41
Belediye Başkanı
3225
18
0,56
Belediye Meclis Üyesi
34477
834
2,42
İl Genel Meclisi Üyesi
3208
58
1,81
1999 Seçimleri
2004 Seçimleri
Kaynak: İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü; KSGM, Türkiye’de Kadının Durumu.
44
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Yerel yönetimlerin seçilmiş karar organları olan belediye meclisleri ve il genel meclislerinde kadınlar çok düşük oranda temsil edilmekte olup 2004 yılı seçim sonuçlarına göre
3225 belediye başkanından yalnızca 18’i (%0,6) kadındır.
Avrupa Birliği ülkelerinde ise seçilmiş her 5 yerel yöneticiden biri kadındır. Kadınların belediye meclislerinde temsil oranı İsveç’te %41, Finlandiya’da %30, Almanya ve
Hollanda’da %23, İtalya’da ise %22 olarak kaydedilmiştir (www.undp.org.tr/undp/docs/
Cinsiyet%20Esitligi%20Yolunda%20Yerel%20Politikalar.%20Yildiz%20Tokman.%20
Sunum.ppt).
Bazı Ülkelerin Toplumsal Cinsiyet Gelişim İndeksi Sıralaması ve Bazı Toplumsal
Cinsiyet Göstergeleri ile İlgili Durumu (2007/2008)
Toplumsal
cinsiyet
gelişim
indeksi –GDI
(ülke
sıralaması),
2007/2008
Toplumsal
cinsiyet
güçlendirme
ölçütü – GEM**
(ülke
sıralaması),
2007/2008
Parlamentodaki
kadın oranı (%),
2007/2008
Ülkeler
Norveç
3
1
Kadınlara
seçme ve Seçilme
hakkının verildiği
yıllar
15 yaş
ve üstü
kadınların
iktisadi
faaliyette
bulunma
oranı (%),
2005
Seçme
Seçilme
37,9
1913
1907, 1913
63,3
1915, 1920
70,5
İzlanda
1
5
31,7
1915,
1920
İsveç
5
2
47,3
1919,
1921
1919, 1921
58,7
Brezilya
60
70
9,3
1932
1932
56,7
1930, 1934
27,7
Türkiye
79
90***
9,1****
1930,
1934
Kanada
4
10
24,3
1917,
1960
1920, 1960
60,5
Etiyopya
149
72
21,4
1955
1955
70,8
Tanzanya
138
44
30,4
1959
1959
85,8
Kaynak: Human Development Report, 2007/2008.
* Gender-related development index (GDI), beklenen yaşam süresi, eğitim ve gelir düzeyi ile hesaplanmaktadır.
**Gender empowerment measure (GEM), parlamenter katılım, ekonomik katılım ve gelir düzeyi ile
hesaplanmaktadır.
*** Bu değer raporda Türkiye’deki 2002 seçimlerinin verileri baz alınarak elde edilmiştir. Bu seçimlerde parlamentodaki kadın temsil yüzdesi 4,4’tür.
**** 2007 seçimlerine göre hesaplanmıştır.
45
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Ülkemizde kadınlara seçme ve seçilme hakkı dünyadaki birçok ülkeden önce verilmesine karşın, bugün parlamentodaki kadın temsil oranı ve kadınların iktisadi faaliyette
bulunma oranında hala istenen düzeye ulaşılamamıştır. Parlamentoda kadın temsil oranına bakıldığında Türkiye, Etiyopya ve Tanzanya’dan sonra gelmektedir.
2006 yılında yayınlanan İnsani Gelişme Raporu, 2007/2008 yılları için hazırlanan rapor sonuçları ile karşılaştırıldığında, Türkiye’de toplumsal gelişim indeksinde ülke sıralaması olarak 71’den 79’a, toplumsal cinsiyet güçlendirme ölçütünde ise ülke sıralamasında 72’den 90’a gerileme olmuştur (Human Development Report, 2006; Human
Development Report 2007/2008). Ancak bu hesaplamalarda Türkiye verisi olarak 2002
seçim sonuçlarının kullanılması ve dolayısıyla parlamentodaki kadın oranının 9,1 yerine
4,4 alınmasının yanıltıcı etkisi de göz önünde bulundurulmalıdır. Sonuç:
Türkiye’de kadın-erkek eşitliği ilkesi “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” hükmünün Anayasanın 10.
maddesine eklenmesi ve diğer birçok yasal düzenleme ile güçlendirilmiştir. Ancak yasal
düzenlemeler yaşama geçirilmeden hedefe ulaşmak olası değildir. Türkiye’deki uygulama sonuçları, bu konuda hedeften ne kadar uzak olunduğunu ortaya koymaktadır.
Eğitimin yaygınlaşması çabalarına ve kaydedilen iyileşmelere karşın, kadınların eğitimi konusunda hem Türkiye’de hem de dünyada önemli sorunlar ve eşitsizlikler mevcuttur. Kadınların, yaşam standartlarını, statülerini yükseltecekleri, toplumsal değişime
uyum sağlamalarını kolaylaştırmanın yanı sıra toplumsal değişimin öncüsü de olabilecekleri her türlü bilgi ve hizmete erişimleri kolaylaşmalı, eğitimin niteliği, etkililiği artırılmalı, eğitim herkes için eşit şekilde ulaşılabilir ve kapsayıcı olmalıdır. Kaldı ki, Türkiye taraf
olduğu veya çekincesiz olarak kabul ettiği uluslararası sözleşmelerde kadın okuryazarlığını %100 düzeyine ulaştırma taahhüdünde de bulunmuştur. Kadının işgücüne ve üretime katılımı, kalkınmanın olmazsa olmaz gereklerinden biridir. Ancak Türkiye’de kadının işgücü piyasasına girişini sağlayacak önkoşullar sağlanamadığından, çalışma yaşamında kadınların oranı halen yeterli değildir. Kadın işgücü
çoğu kez görünmez olarak karşımıza çıkmaktadır. İstihdam edilen kadınlar ise çoğunlukla düşük konumda, düşük ücretle, sosyal güvenceleri olmadan çalıştırılmaktadırlar.
Kadınlar yaşlı, hasta ve çocuk bakımı nedeniyle de çalışma yaşamından uzaklaşmakta,
yeterli ve gerekli sosyal destek mekanizmalarından mahrum kalmaktadırlar. Bu neden46
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
le, kadın istihdamını artırmak açısından kadınların gündelik yaşamlarını kolaylaştırıcı,
dönüştürücü çabalar gerekmektedir. Mevzuat düzenlemeleri ve hizmetlerin planlanmasında, kadınların gereksinimleri dikkate alınmalıdır. Kadın istihdamı artırılmalı, çalışma
yaşamında fırsat eşitliği sağlanmalı ve kadın yoksulluğu ile mücadele edilmelidir.
Türkiye’de kadınlar 1930 yılında yerel seçimlerde, 1934 yılında ise milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına sahip olmalarına karşın ilerleyen zaman içerisinde
siyaset ve karar alma mekanizmalarında yeteri kadar aktif ve etkin yer almamışlardır.
Bunun en açık göstergesi TBMM’deki kadın oranının hala %9,1 olmasıdır. Kadınlar karar
verici ve yasa koyucu olmadıkları gibi işgücü piyasasında da kadınların üst düzey yöneticiliklerde temsil düzeyi çok düşüktür. Kadınların siyasete ve karar alma mekanizmalarına
tam katılımı sağlanmadan, kadınlar siyasete girmeleri için güçlendirilmeden veya teşvik
edilmeden, kadının statüsünün yükselemeyeceği ve kadın bakış açısının yasa ve uygulamalara yansıtılamayacağı görülmesi gereken bir gerçektir.
Toplumda durumun saptanması, ona ilişkin plan ve programların, stratejilerin geliştirilmesi, müdahalelerin planlanması ve sonrasında izlemelerin yapılabilmesi açısından
toplumsal cinsiyet farklılığını ortaya koyabilecek göstergelerin irdelenmesi, değerlendirilmesi sağlıklı bir kayıt sistemini gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda doğru, net, güncel,
güvenilir ve kapsamlı verilere erişim önemlidir. Ülkemizde bu konuda büyük ilerleme
kaydedilmiş olmasına karşın halen bazı toplumsal cinsiyet göstergeleri mevcut verilerle
hesaplanamamaktadır. Bu konuda eksik, yetersiz ya da hiç üretilmemiş verilerin belirlenerek bundan sonraki kayıt ve veri toplama sisteminin ona göre şekillendirilmesi gerekmektedir.
Sağlık; sadece hastalık ya da sakatlığın yokluğu olmayıp; fiziksel, zihinsel ve sosyal
yönden tam bir iyilik halidir. Kadın Sağlığı; zihinsel, sosyal ve fiziksel iyilik halini içerir ve
tüm bunlar yaşamlarının biyolojik olduğu kadar sosyal, ekonomik ve siyasi çerçevesi ile
de belirlenir (UN Platform for Action 1995 p.89).
SOSYAL YÖNDEN SAĞLIKLI OLMAK
EĞİTİM, ÇALIŞMA, FIRSAT EŞİTLİĞİ,
KARAR VERME, SEÇME VE SEÇİLME,
SAĞLIK HİZMETLERİNDEN YARARLANMA
gibi hakların kullanımı ile mümkündür.
47
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Son 10 yılı aşan sürede, uluslararası platformda olduğu kadar ulusal düzeyde de
sağlıkla ilgili sorunlar, çözüm önerileri ve programlar toplumsal cinsiyet bakış açısıyla değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmelerde, eşitsizliklerin kadınların yaşamlarına,
sağlıklarına ve iyilik hallerine olan etkileri göz önüne alınmaktadır. Dünyanın pek çok
ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınların statülerindeki düşüklüğün ve karar verme
mekanizmalarında yeterince yer almamalarının kendi sağlıklarını koruyacak kaynaklara
ulaşma ve bunları kontrol etme olanaklarını kısıtladığı görülmektedir.
Sağlık konusunda da Türkiye, imzaladığı uluslararası sözleşmeler ve çekincesiz olarak kabul ettiği belgelerde, ülkede verilen sağlık hizmetlerini nitelik ve nicelik açısından
belirli bir standarda getirme sözünü vermiştir. Özellikle kadının doğurganlığı dikkate alındığında, kadınların her dönemde erkeklere göre daha fazla sağlık hizmetine gereksinimlerinin olduğu açıktır. Dolayısıyla sağlık hizmetlerinin daha kapsamlı hale getirilerek
kadın ve erkeği yaşam döngüsü yaklaşımı ile bütüncül olarak ele alan, hizmetin nicelik
ve niteliğinin gereksinimlere göre düzenlendiği, sağlığı kadın-erkek ayırt etmeksizin geliştiren, korunma ve önleme yaklaşımlarını içeren programların oluşturulup, güçlendirilip
yaygınlaştırılması gerekmektedir. Sağlık alanında yapılan toplumsal cinsiyet değerlendirmeleri, eşitsizliklerin kadın sağlığını nasıl dezavantajlı kıldığını, sağlık hizmetlerine ulaşmada kadının karşılaştığı sınırlamaları ve bu sınırlamalarla baş edebilme yollarını; aynı zamanda,
sosyal yapının erkeklere dayattığı rollerin bir sonucu olarak onların karşılaştığı
sağlık riskleri ve problemlerini de ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak;
Kadın-erkek eşitliğinin sağlanması, toplumsal cinsiyet duyarlılığının tüm plan ve programlara yansıtılması, kadının insan haklarının korunması ve geliştirilmesi, toplumsal
yaşamın her alanında kadının güçlendirilmesi, kadınların tüm karar alma konumlarına
eşit katılımlarının sağlanması için politikalar ve stratejiler geliştirilmeden, toplumların ne
sağlıklı olmaları ne de ilerlemesi olanaklı olacaktır.
48
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kaynaklar
1) 2000 Genel Nüfus Sayımı, Nüfusun Sosyal ve Ekonomik Nitelikleri - Türkiye, T.C. Başbakanlık Devlet
İstatistik Enstitüsü, Ankara, 2003.
2) 2007 seçim sonuçları için www.tbmm.gov.tr, Erişim tarihi: 12.12.2007.
3) Akın, A., Bahar Özvarış, Ş., Kadın Sağlığı/Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması, Halk Sağlığı Temel Bilgiler
kitabı içinde, Ed. Güler, Ç., Akın, L., s.188-314, Hacettepe Üniversitesi Yayınları, 2006, Ankara.
4) Cinsiyet Eşitliği Konusunda Yerel Politikalar, KADER Yerel Siyaset Çalışma Grubu sunumu, 30 Mayıs 2006 – Ankara, www.undp.org.tr/undp/docs/Cinsiyet%20Esitligi%20Yolunda%20Yerel%20Politikalar.%20Yildiz%20Tokman.%20Sunum.ppt, Erişim tarihi: 29.02.2008.
5) Educating Girls: Gender Gaps and Gains, 1998 Report on Progress Towards World Population Stabilization, Population Action International, Washington D.C., 1998.
6) Human Development Report 2006, Beyond Scarcity, Power, Poverty and the Global Water Crisis, UNDP,
http://78.136.31.142/en/media/hdr06-complete.pdf, Erişim Tarihi: 12.12.2007.
7) Human Development Report, 2007/2008, Fighting Climate Change: Human Solidarity in a Divided World,
UNDP, http://hdr.undp.org/en/media/hdr_20072008_en_complete.pdf, Erişim Tarihi: 09.03.2008.
8) İş Dünyasında Kadın, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu, İstanbul, Aralık, 2007.
9) Öğrenci Sayıları Özet Tablosu, www.osym.gov.tr, http://www.osym.gov.tr/dosyagoster.aspx?DIL=1&BE
LGEANAH=19176&DOSYAISIM=1_Ogrenci_Say.pdf, Erişim tarihi: 20.12.2007.
10) T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) Veri Tabanı,
http://report.tuik.gov.tr/reports/rwservlet?adnks=&report=turkiye_yasgr.RDF&desformat=html&ENVID=
adnksEnv, Erişim Tarihi: 21.02.2008.
11) T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2006 Yılı
Sonuçları, Sayı:100, Haziran 2007, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=519, Erişim tarihi:
22.02.2008.
12) T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu Hane Halkı İşgücü Anketi Veri Tabanı www.tuik.gov.tr, Erişim
Tarihi: 25.09.2007.
13) T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu İstatistik Göstergeler, 1923-2006, Türkiye İstatistik Kurumu
Matbaası, Aralık 2007 (http://www.tuik.gov.tr/yillik/Ist_gostergeler.pdf, Erişim tarihi: 29.02.2008.
14) T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu, İstatistiksel Tablolar, http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tb_
id=42&ust_id=12, Erişim tarihi: 12.12.2007.
15) T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu, Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006, Türkiye İstatistik Kurumu Matbaası, Mayıs 2007, Ankara.
16) T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu, Aile Yapısı Araştırması, 2006, T.C. Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu, Türkiye İstatistik Kurumu
Matbaası, Ankara, Aralık 2006, www.tuik.gov.tr, Erişim tarihi: 22.02.2008.
17) The World Health Report 2006, “Working Together for Health”, World Health Organization, 2006.
49
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
18) Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 2003, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Ankara,
Ekim 2004.
19) Türkiye Ulusal Anne Ölümleri Çalışması, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, 2005, Ankara.
20)Türkiye’de Kadın 2001, T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, Ağustos 2001,
Ankara.
21)Türkiye’de Kadının Durumu, T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Ocak 2008, Ankara,
http://www.ksgm.gov.tr/kadindurumu.pdf, Erişim tarihi: 29.02.2008.
22)UNESCO, Literacy for Life: 2006 Education for All Global Monitoring Report. Paris: UNESCO, 2005.
23)Women 2000, Gender Equality, development and peace for the Twenty-first Century, New York, 5-9 June
2000, Fact Sheet No.1 based on “Review and Appraisal of the Implementation of the Beijing Platform
for Action: Report of the Secretary-General” (E/CN.6/2000/PC/2). United Nations, Department of Public
Information, DPI/2035/A, May 2000, http://www.un.org/womenwatch/daw/followup/session/presskit/fs1.
htm, Erişim Tarihi: 12.03.2008.
24)Women in National Parliaments, Situation as of 31 December, 2007, Inter-Parliamentary Union, http://
www.ipu.org/wmn-e/world.htm, Erişim tarihi: 29.02.2008.
50
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
BÖLÜM 3
KADIN VE SAĞLIK
51
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
3.1. Kadın ve Erkeklerde Hastalık ve Ölüm Nedenleri
Dünya Sağlık Örgütü sağlığı yalnız hastalık ve sakatlığın olmaması değil bedenen,
ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlamaktadır (WHO, 1986).
Sağlığın önemli belirleyicilerinden biri olan toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, sağlık ve
bağlantılı hizmetlere erişebilmede ve hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için sunulan
sağlık hizmetlerini ve temel sağlık kaynaklarını kullanabilmede eşitsizliklere neden olmaktadır.
Gelişmekte Olan Ülkelerde 15-44 Yaş Arası Seçilmiş Bazı Hastalık Nedenleri (%)
Kadın
Erkek
Savaş
1,8
4,2
Alkol bağımlılığı
0,4
2,7
Kendi kendine yaralanma
3,2
4,0
Motorlu araç yaralanmaları
2,1
8,2
Cinayet ve şiddet
1,0
6,1
Depresif bozukluklar
5,8
2,9
Anemi (kansızlık)
2,5
1,5
Solunum yolu enfeksiyonları
2,5
2,4
Tüberküloz
7,0
8,4
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH)
8,9
1,5
HIV
6,6
9,3
18,0
-
Anneliğe bağlı nedenler
Kaynak: Akın & Özvarış, 2006.
Gelişmekte olan ülkelerde 15–44 yaş arası seçilmiş bazı hastalık nedenleri incelendiğinde hem kadın hem de erkek için toplumsal cinsiyet rollerinin sağlık üzerine etkileri
görülebilmektedir. Şöyle ki; yaralanmalar ve HIV erkeklerde fazla iken CYBH’lar, anemi
(kansızlık) ve anneliğe bağlı nedenler kadınlarda daha fazla görülmektedir.
53
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Temel Hastalık Grupları ve Cinsiyete Göre Ölüm Yüzdelerinin Dağılımı (Türkiye,
2004)
Ölüm nedenleri
Erkek (%)
Kadın (%)
Kalp damar hastalıkları
43,89
52,27
Kanserler
15,04
10,74
HIV/AIDS hariç diğer enfeksiyon hastalıkları
8,65
9,06
Solunum sistemi hastalıkları
9,38
6,25
Doğum ile ilgili nedenler
5,63
6,44
Yaralanmalar
7,66
3,63
Sindirim sistemi hastalıkları
3,05
3,05
Şeker hastalığı
1,61
2,94
Kaynak: Türkiye’de Sağlığa Bakış 2007.
Temel hastalık gruplarının, cinsiyete göre ölüm yüzdeleri incelendiğinde toplumsal
cinsiyet ayrımcılığının her iki cinsiyete olan etkisini görmekteyiz. Kalp damar hastalıkları
ve şeker hastalığı erkeklere göre kadınlarda daha yüksek oranda ölüme neden olurken
kanserler, solunum sistemi hastalıkları ve yaralanmalar erkeklerde daha sık ölüme neden olmaktadır.
Kadınlar daha uzun süre yaşamaktadır.
Doğumda beklenen yaşam süresi (TÜİK, 2006)
Erkek 69,1 yıl
Kadın 74,0 yıl
Daha fazla yaşamak daha iyi yaşamak değildir.
Yaşama yıllar katmak kadar, yıllara yaşam katmak da önemlidir.
54
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Dünyanın gelişmiş ülkelerinde kadınlar, ortalama 6–8 yıl daha fazla yaşamaktadır.
Kadınlar için beklenen yaşam süresi en az 35 ülkede 80 yılın üzerine çıkmıştır, ancak
yapılan incelemeler kadınların yaşam kalitesinin erkeklere kıyasla daha olumsuz olduğunu göstermektedir. Beklenen yaşam süresi ülkelerin gelişmişliklerine göre farklılıklar
göstermektedir, örneğin en az gelişmiş ülkelerde kadınlar için beklenen yaşam süresi 50
yıl civarındadır (The World’s Women 2006 Progress in Statics).
Kadınların beklenen yaşam süresi uzadıkça, toplumda ileri yaş kadın sayısında da
artış görülmekte sonuçta da bu yaş grubunda görülebilecek hastalıklar da artmaktadır.
Yaúa Göre Ölüm Hzlarnda Erkek/Kadn Oran (Türkiye, 2005)
Yaşa Göre Ölüm Hızlarında Erkek/Kadın Oranı (Türkiye, 2005)
E/K Ölüm Hz Oran
2,5
2
1,5
1
0,5
0
0- 4
5- 9 10-14 15-19 20-24 25-29 30-34 35-39 40-44 45-49 50-54 55-59 60-64 65-69 70-74 75+
Yaú Grubu
Kaynak: TÜİK Ölüm İstatistikleri, TÜİK, 2000–2050 Yılları Arası Nüfus Projeksiyonları.
Kaynak: TÜøK Ölüm østatistikleri, TÜøK, 2000–2050 Yllar Aras Nüfus Projeksiyonlar
“0–4” yaú grubunda 1,25 olan ölüm hzlarnda erkek kadn oran yaúla birlikte
giderek artmakta ve ““50–54” yaú grubunda en üst düzeye ulaúmaktadr (2,12).
Ölüm hzlarnda erkek kadn oran daha sonra giderek azalmakla birlikte daima
“ 1” den büyük kalmaktadr. Bunun anlam her yaú grubunda erkeklerin ölüm
hzlarnn kadnlara göre daha yüksek olmasdr.
55
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
“0–4” yaş grubunda 1,25 olan ölüm hızlarında erkek kadın oranı yaşla birlikte giderek
artmakta ve “50–54” yaş grubunda en üst düzeye ulaşmaktadır (2,12). Ölüm hızlarında
erkek kadın oranı daha sonra giderek azalmakla birlikte daima “1” den büyük kalmaktadır. Bunun anlamı her yaş grubunda erkeklerin ölüm hızlarının kadınlara göre daha
yüksek olmasıdır.
Nedenlerine ve Cinsiyete Göre İntiharların Yüzde Dağılımı (Türkiye, 2005)
İntihar nedenleri
Kadın
Erkek
Hastalık
19,31
16,55
Aile geçimsizliği
18,90
10,40
Geçim zorluğu
3,63
10,92
Ticari başarısızlık
0,21
3,51
Hissi ilişki ve istediği ile evlenememe
7,79
5,80
Öğrenim başarısızlığı
1,45
0,96
Diğer
6,13
7,87
42,58
43,97
Bilinmeyen
Kaynak: TÜİK Ölüm İstatistikleri.
Bilinen intihar nedenlerinin cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde toplumsal cinsiyet
ayrımcılığının her iki cinsiyete olan etkisi açıkça görülmektedir. Eve ekmek getirme zorunluluğu olan erkekler geçim zorluğu ve ticari başarısızlık gibi nedenlerle intihara daha
fazla yönelirken, aile geçimsizliği kadınları daha fazla etkilemektedir.
56
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
3.2.3.2.
Toplumsal
Cinsiyet
Ayrımcılığı
ve Sağlık
Toplumsal
Cinsiyet
Ayrmcl÷
ve Sa÷lk
Yaşlılık
Sorunları
Menopoz
Sorunları
Bebeklik ve
Çocukluk Dönemi
Sorunları
Toplumsal
Cinsiyet
Adölesan
Dönemi
Sorunları
Erişkin Dönemi
Sorunları
Toplumsal cinsiyet ayrmcl÷ yaúamn her döneminde her iki cinsiyette de sa÷lk
sorunlarna neden olmaktadr. Ancak kadnlarda toplumsal cinsiyet ayrmcl÷nn
olumsuz
sonuçlar
her
döneminde
çok daha
(Akn&Özvarú,
Toplumsal
cinsiyetyaúamn
ayrımcılığı
yaşamın
her döneminde
her fazladr.
iki cinsiyette
de sağlık so2006).
runlarına neden olmaktadır. Ancak kadınlarda toplumsal cinsiyet ayrımcılığının olumsuz
sonuçları yaşamın her döneminde çok daha fazladır (Akın&Özvarış, 2006).
57
60
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
YAŞAM BOYU DÖNEMLERİNE GÖRE “KADIN” CİNSİYETİNİN KARŞILAŞTIĞI
SORUNLAR / OLAYLAR:
BEBEKLİK
ÇOCUKLUK
DÖNEMİ
BEBEKLøK
VEVE
ÇOCUKLUK
DÖNEMø
Yaúam boyu dönemlerine göre “KADIN” cinsiyetinin karúlaút÷ sorunlar /
Cinsiyet bir hastalık değil biyolojik bir farklılıktır. Cinsiyeti nedeniyle kız çocuğunun
olaylar:
yaşadığı ve sağlığını etkileyen olumsuzluklar aşağıdaki şekilde özetlenebilir.
Bebeklik ve çocukluk dönemi
➢Gebelik süresince cinsiyet seçimi, erkek çocuk tercihi
Cinsiyet bir hastalk de÷il biyolojik bir farkllktr. Cinsiyeti nedeniyle kz çocu÷unun
➢Gebeliğin bebeğin kız olması nedeni ile istenmemesi
yaúad÷ ve sa÷l÷n etkileyen olumsuzluklar aúa÷daki úekilde özetlenebilir.
➢Gebeliğin
bebeğin
cinsiyeti
kız olduğu
içinerkek
sonlandırılması
¾ Gebelik
süresince
cinsiyet
seçimi,
çocuk tercihi
¾ Gebeli÷in
kz uygulanan
olmas nedeni
ile istenmemesi
➢Daha
çok Afrikabebe÷in
ülkelerinde
pek çok
sağlık riski taşıyan kadın sünneti
¾ Gebeli÷in
bebe÷in cinsiyetin kz oldu÷u için sonlandrlmas
➢Beslenme
bozukluğu
¾ Daha çok Afrika ülkelerinde uygulanan pek çok sa÷lk riski taúyan kadn
➢İhmal, hizmetten yararlanamama
sünneti
➢Bebeklik döneminde erkek çocuklarda daha yüksek olan hastalık ve ölüm hızının
¾ Beslenme bozuklu÷u
özellikle 2-5 yaş arasında kız çocuklarında artması
¾ øhmal, hizmetten yararlanamama
¾ Bebeklik döneminde erkek çocuklarda daha yüksek olan hastalk ve ölüm
58
hznn özellikle 2-5 yaú arasnda kz çocuklarnda artmas
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
ERGENLİK DÖNEMİ (10-19 YAŞ)
ERGENLøK DÖNEMø (10-19 YAù)
Ergenlik dönemi 10-19 yaú grubunu kapsar ve her iki cinsiyet için de önemlidir.
Ergenlik dönemi 10-19 yaş grubunu kapsar ve her iki cinsiyet için de önemlidir. Ancak
Ancak kz ergenler için toplumsal cinsiyet ayrmcl÷ nedeniyle daha fazla risk söz
kız ergenler için toplumsal cinsiyet ayrımcılığı nedeniyle daha fazla risk söz konusudur.
konusudur. Bu dönemde sk rastlanan olumsuzluklar:
Bu dönemde sık rastlanan olumsuzluklar:
> Toplumsal bask
➢Toplumsal
baskı
> Bekâret
denetimi
> Cinsiyet
temelli úiddet
➢Bekâret
denetimi
> Cinsel taciz / istismar
➢Cinsiyet temelli şiddet
> Cinsel yolla bulaúan hastalklar
> østenmeyen
gebelikler
➢Cinsel
taciz / istismar
> østeyerek düúükler
➢Cinsel yolla bulaşan hastalıklar
> Paral seks
➢İstenmeyen
gebelikler
> Kanszlk
/ beslenme bozuklu÷u
> Madde ba÷mll÷(alkol, sigara, uyuúturucu)
➢İsteyerek düşükler
➢Paralı seks
➢Kansızlık / beslenme bozukluğu
➢Madde bağımlılığı(alkol, sigara, uyuşturucu)
62
59
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
ERİŞKİN DÖNEMİ
ERøùKøN DÖNEM
Eriúkin dönem do÷urganlkla ilgili olaylarn en yo÷un yaúand÷ dönemdir. Bu
Erişkin dönem doğurganlıkla ilgili olayların en yoğun yaşandığı dönemdir. Bu dönemdönemde;
de;
ƒ Gebelik, do÷um, do÷um sonu komplikasyonlar
➢Gebelik, doğum, doğum sonrası komplikasyonlar
ƒ østenmeyen gebelikler
ƒ østeyerek düúükler
➢İstenmeyen gebelikler
ƒ Cinsel yolla bulaúan enfeksiyonlar
➢İsteyerek düşükler
ƒ Kanszlk / beslenme bozuklu÷u
➢Cinsel yolla bulaşan
enfeksiyonlar
ƒ Paral
seks
ƒ Cinsel
taciz - istismar
➢Kansızlık / beslenme
bozukluğu
ƒ Cinsiyet temelli úiddet
➢Paralı seks
ƒ Hizmetlerden mahrum braklma
ƒ Anne ölümü
➢Cinsel taciz / istismar
toplumsal cinsiyet ayrmcl÷nn etkili oldu÷u durumlardr.
➢Cinsiyet temelli şiddet
➢Hizmetlerden mahrum bırakılma
➢Anne ölümü
toplumsal cinsiyet ayrımcılığının etkili olduğu durumlardır.
63
60
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
MENOPOZ VE SONRASI
MENOPOZ VE SONRASI
Kadnn sa÷lk sorunlarnn en ihmal edildi÷i dönemdir. Bu dönemde karúlaúlan
sorunlar ço÷u kez kadnn cinsiyeti ya da üreme fonksiyonlar ile iliúkilendirilmez.
Kadının sağlık sorunlarının en ihmal edildiği dönemdir. Bu dönemde karşılaşılan soMenopoz sonras, bu döneme özgü semptomlarn yan sra, kalp damar
runlar çoğu kez kadının cinsiyeti ya da üreme fonksiyonları ile ilişkilendirilmez. Menopoz
hastalklar, kanserler ve osteoporoz görülme skl÷ giderek artmaktadr. Kalp
sonrasında, bu döneme özgü semptomların yanı sıra, kalp damar hastalıkları, kanserler
ve inmenin
çokgiderek
erkek hastal÷
olarak
görülmesi
ileri çok
vehastal÷
osteoporoz
görülmedaha
sıklığı
artmaktadır.
Kalp
hastalığıbuvehastalklarn
inmenin daha
yaú hastalığı
kadnlar üzerindeki
etkilerinibu
gölgelemektedir.
Oysa
yaú kadnlarda
erkek
olarak görülmesi
hastalıkların ileri
yaşileri
kadınlar
üzerindekiönemli
etkilerini
ölüm ve hastalk
nedeni
olankadınlarda
kalp hastalklar
inme
yetiúkin nedeni
kadn ölümlerinin
gölgelemektedir.
Oysa
ileri yaş
önemli ve
ölüm
ve hastalık
olan kalp has-
talıkları
ve oluúturmaktadr.
inme yetişkin kadın
%60’ını
oluşturmaktadır.
iskelet sistemi
%60’n
Kasölümlerinin
iskelet sistemi
hastalklar,
diyabet,Kas
yaralanmalar,
hastalıkları,
diyabet,
yaralanmalar,
yalnızlıksorunlar
ve depresyon
gibi psikolojik
sorunlar ileri
yalnzlk ve
depresyon
gibi psikolojik
ileri yaú
grubu kadnlarda
sk yaş
grubu
kadınlardaøleri
sık görülmektedir.
kadınlar,cinsiyet
yaş vefaktörlerine
toplumsal cinsiyet
faktörgörülmektedir.
yaúta kadnlar, İleri
yaú yaşta
ve toplumsal
ba÷l “çifte
lerine bağlı “çifte ayrımcılıkla” karşı karşıya kalırlar.
ayrmclkla” karú karúya kalrlar.
64
61
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
3.3.TOPLUMSAL CİNSİYET AYRIMCILIĞININ KADIN SAĞLIĞINA ETKİLERİ
3.3.1. Kadın ve Üreme Sağlığı
Birleşmiş Milletler Nüfus ve Kalkınma Konferansında üreme sağlığı, “üreme sistemi,
işlevleri ve süreci ile ilgili sadece herhangi bir sakatlık veya hastalığın olmaması değil
fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan bütünüyle iyi olma durumudur” şeklinde tanımlanmıştır
(UN, 1995).
ÜREME SAĞLIĞINDA ÖNEMLİ DÖNEMLER


Hizmet
Gereksinimi
Hizmet
Gereksinimi
DOĞUM
Hizmet
Gereksinimi
BEBEKLİK/
ÇOCUKLUK
ERGENLİK
ERİŞKİN
YAŞLILIK
Kadının üremeye ilişkin özellikleri ve fonksiyonları “Kadın sağlığını” çok özel yapmaktadır. Toplumsal cinsiyet ayrımcılığının en çarpıcı sonucu sağlık hizmetlerinden yararlanmada ortaya çıkmakta, kadının statüsünün düşük olması en fazla doğurganlık
davranışını etkilemektedir.
Üreme sağlığı sorunları ile ilgili olarak kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikler doğumdan ölüme kadar kadınların aleyhine olarak devam etmektedir.
Kadın- erkek arasındaki üreme sağlığı açısından hizmet gereksinimleri yaş dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Ergenlik döneminden başlamak üzere bu gereksinim
kadınlar için erkeklere göre daha fazladır (Akın&Özvarış, 2006).
62
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
ÜREME HASTALIKLARINA BAĞLI YÜK
KADIN % 36,6
ANNELİĞE BAĞLI
NEDENLER % 18,0
ERKEK % 12,3
SERVİKS KANSERİ % 0,6
HIV % 6,6
HIV % 9,3
CYBE % 8,9
CYBE % 1,5
ANEMİ % 2,5
ANEMİ % 1,5
Kaynak: Akın&Özvarış, 2006.
Gelişmekte olan ülkelerde 15–44 yaş grubunda hastalık yükü nedenleri arasında üreme hastalıklarına bağlı yük kadında erkeğe göre üç kat daha fazladır. Bu yaş grubu
kadınlardaki hastalık yükünün beşte biri anneliğe bağlı nedenlerle meydana gelmektedir
(Akın&Özvarış, 2006).
Dünyada Üreme Hastalıklarının Boyutları
Üreme hastalıkları
Sayı
Aile planlamasında karşılanamayan gereksinimi olan çift
İnfertil (kısır) çift
Anne ölümleri
Ciddi maternal hastalık (yılda)
Perinatal bebek ölümü (yılda)
HIV/AİDS’li yetişkin
Yeni HIV enfeksiyon vakası (yılda)
Sağlıksız koşullarda düşük (yılda)
Tedavi edilebilir cinsel yolla bulaşan hastalık vakası (yılda)
İnvaziv servikal kanserli kadın
Yeni servikal kanserli vaka (yılda)
Genital mutilasyonlu kadın (kadın sünneti)
120 milyon
60-80 milyon
585 bin
20 milyon
7,2 milyon
45 milyon
2,75 milyon
20 milyon
333 milyon
2 milyon
450 bin
135 milyon
Kaynak: Akın, 2004.
63
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Üreme sağlığı ile ilgili sorunlar bütün dünyada oldukça önemli boyutlardadır. Tabloda
da görüldüğü gibi yılda 333 milyon tedavi edilebilir cinsel yolla bulaşan hastalık vakası
ortaya çıkmaktadır. Günümüzde kadın sünneti yapılmış 135 milyon kadının yanı sıra 120
milyon çiftin aile planlama gereksinimi karşılanamamakta ve 60–80 milyon çift kısırdır.
Kadının Statüsü ve Doğurganlık
DÜŞÜK % 28
3,9
ÇOK DÜŞÜK
% 22
ORTA % 10
2,9
4,0
2,1
İYİ % 15
5,9
ÇOK ÇOK DÜŞÜK
% 11
1,9
BİLGİ YOK
%8
GERİ - GÜÇSÜZ
ÇOK İYİ
%6
GEBE
Kaynak: Akın, 2004.
Yapılan çalışmalar kadının statüsünün düşük olması ölçüsünde doğurganlığının da
buna paralel olarak arttığını göstermektedir. Gelişmekte olan 99 ülkede Uluslararası Nüfus Kriz Bürosunun yaptığı bir değerlendirmeye göre statüsü iyi olan kadın iki veya daha
az sayıda çocuk doğururken, statüsü düşük grup altı civarında doğum yapmaktadır. Bu
sonuç değerlendirmeyi yapanlar tarafından “Geri-Güçsüz ve Gebe” olarak özetlenmektedir. Bu eğilim Türkiye için de geçerlidir (Akın, 2004).
64
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Toplam
Doğurganlık
Hızı,
2,23
(Türkiye,
2003)
Toplam
Do÷urganlk
Hz,
2,23
(Türkiye,
2003)
Toplam Do÷urganlk Hz, 2,23 (Türkiye, 2003)
1,94
1,94
1,88
1,88
1,86
1,86
3,65
3,65
2,30
2,30
TNSA,
2003.
Kaynak:Kaynak:
TNSA,
2003.
Kaynak: TNSA, 2003.
Türkiye’de doğurganl�k döneminin sonunda bir kad�na düş en canl� doğum say�s�
Türkiye’de
doğurganl�
k) döneminin
sonunda
bir kad�
na düş
en nda
canl�ve
doğum
say�
(toplam
doğurganl�
k h�z�
2,23'dür
ve
bu say�
aras�
kad�
n�
n s�
Türkiye’de
doğurganlık
döneminin
sonunda
birbölgeler
kadına düşen
canlı doğum
sayısı
(top(toplam
doğurganl�
k
h�
z�
)
2,23'dür
ve
bu
say�
bölgeler
aras�
nda
ve
kad�
n�
n
eğitimine
göre farkl�l�hızı)
k göstermektedir.
h�z bölgeler
doğu ve arasında
güneydoğu
bat� göre
lam doğurganlık
2,23’tür ve buBusayı
vebölgelerinde
kadının eğitimine
eğitimine
göreve
farkl�
l�k göstermektedir.
h�zgöre
doğudaha
ve güneydoğu
farklılık göstermektedir.
Bugrupta
hız doğu
veBu
güneydoğu
bölgelerinde
bölgelerine bat�
göre ve
bölgelerine
göre
eğitimsiz
eğitimlilere
fazlad�r. batıbölgelerinde
eğitimsiz grupta
eğitimlilere
daha
fazladır. göre daha fazlad�r.
bölgelerine
göre ve
eğitimsizgöre
grupta
eğitimlilere
Türkiye’de Yllara Göre Toplam
Do÷urganlk
Türkiye’de
Yllara Hz
Göre Toplam
Do÷urganlk Hz
Türkiye’de Yıllara Göre Toplam Doğurganlık Hızı
4,3
4,5
4
3,5
3
2,5
2
1,5
1
0,5
0
4,5
4,1
4,3
4,1
3,4
4
3,4
3,5
2,7
2,6
2,7
3
2,2
2,6
2,2
2,5
2
1,5
1
0,51978
0
1983
1978
1988
1983
1993
1988
1998
1993
2003
1998
2003
Kaynak: TNSA, 1978, 1983, 1988, 1993, 1998, 2003.
65
70
70
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Okuma Yazma Bilmeyen Kadınlar ve Doğurganlık Davranışları (Türkiye)
Okuma Yazma Bilmeyen Kadnlar ve Do÷urganlk Davranúlar (Türkiye)
2,8
2,5
Sahip Olmak
İstedikleri
Ortalama
Çocuk Sayısı
2,6
3,7
3,2
5,0
Sahip Oldukları
Ortalama
Çocuk Sayısı
4,9
4,9
5,9
5,0
20
Kaynak: TNSA 1998-İleri analiz sonuçlar�, 2002.
Kaynak: TNSA 1998-İleri analiz sonuçları, 2002.
Kad�n�n statüsü ile doğurganl�k davran�ş lar�n�n iliş kisi konusunda, Türkiye’de
yap�lan değerlendirme sonuçlar�na göre; okuma yazma bilmeyen kad�nlar hangi
bölgede
yaşstatüsü
arlarsa ile
yaşdoğurganlık
as�nlar istediklerinin
yaklaş �kilişkisi
iki kat�
say�da çocuğa
sahip yapılan
Kadının
davranışlarının
konusunda,
Türkiye’de
olmaktad�r.
değerlendirme
sonuçlarına göre; okuma yazma bilmeyen kadınlar hangi bölgede yaşar-
larsa yaşasınlar istediklerinin yaklaşık iki katı sayıda çocuğa sahip olmaktadır.
71
66
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Okuma Yazma Bilen Kadınlar ve Doğurganlık Davranışları (Türkiye)
Okuma Yazma Bilen Kadnlar ve Do÷urganlk Davranúlar (Türkiye)
2,4
2,2
Sahip Olmak
İstedikleri
Ortalama
Çocuk Sayısı
2,2
2,8
2,5
2,8
Sahip Oldukları
Ortalama
Çocuk Sayısı
2,5
2,6
3,0
2,6
21
Kaynak: TNSA 1998-İleri analiz sonuçlar�, 2002.
Kaynak: TNSA 1998-İleri analiz sonuçları, 2002.
Türkiye’de kadının sadece okuma yazma bilmesi bile istediği sayıda çocuğa sahip
Türkiye’de kad�n�n sadece okuma yazma bilmesi bile istediği say�da çocuğa sahip
olmasını sağlamaktadır. Bu sonuç her coğrafi bölge için benzerdir.
olmas�n� sağlamaktad�r. Bu sonuç her coğrafi bölge için benzerdir.
Eğitim Durumuna Göre Kadınların İdeal Çocuk Sayıları ve Ortalama Çocuk Sayıları (Türkiye, 2003)
Eğitim durumu
İdeal çocuk sayısı
Ortalama canlı çocuk sayıları
Eğitimi yok
3,1
5,0
İlkokul mezunu
2,5
3,2
Ortaokul mezunu
2,3
2,5
Lise ve üzeri
2,2
2,0
Kaynak: TNSA, 2003.
72
67
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Araştırma sonuçları Türkiye’de, kadının eğitim düzeyi arttıkça arzu ettiği ideal çocuk
sayısının azaldığını, lise ve üzeri eğitimi olanların düşündükleri sayıda çocuğa sahip
olduğunu göstermektedir.
Türkiye’de
her 5 gebeden
1’i hiç 1’i
DOĞUM
ÖNCESİ
BAKIM
almamaktadır
(TürkiTürkiye’de
her 5 gebeden
hiç DOöUM
ÖNCESø
BAKIM
almamaktadr
ye, 2003) (Türkiye, 2003)
Kaynak: TNSA, 2003.
Kaynak: TNSA, 2003.
Gebelik riskli bir olaydr. Her gebede komplikasyon geliúebilir ve hangi gebede
istenmeyen bir durumun geliúece÷inin tam olarak bilinmesi olas de÷ildir. Erken
tans ve müdahalesi yaúamsal önemde olan komplikasyonlar do÷um öncesi
Gebelik riskli bir olaydır. Her gebede komplikasyon gelişebilir ve hangi gebede is-
bakmla önlenebilir. Do÷um öncesi bakm anne ve bebe÷in gebelik boyunca
tenmeyen bir durumun gelişeceğinin tam olarak bilinmesi olası değildir. Erken tanısı ve
düzenli aralklarla gerekli muayene ve önerilerde bulunarak dikkatli bir úekilde
müdahalesi yaşamsal önemde olan komplikasyonlar doğum öncesi bakımla önlenebilir.
e÷itimli bir sa÷lk personeli tarafndan izlenmesidir. Do÷um öncesi bakm annelerin
Doğum öncesi bakım anne ve bebeğin gebelik boyunca düzenli aralıklarla gerekli musa÷lkl gebelik geçirmelerini, kendilerinin ve bebeklerinin sa÷lkl olmasn sa÷lar.
ayene veTürkiye
önerilerde
bulunarak dikkatli bir şekilde eğitimli bir sağlık personeli tarafından
genelinde do÷um öncesi yeterli bakm alanlar %46, hiç bakm almayanlar
izlenmesidir.
Doğum
öncesi bakım
annelerinmevcuttur.
sağlıklı gebelik
geçirmelerini,
kendilerinin
ise %19
olup bölgeler
aras farkllklar
Di÷er bir
ifade ile Türkiye’de
her 5
ve bebeklerinin
olmasını
gebedensağlıklı
1‘i do÷um
öncesisağlar.
bakm almamaktadr
Türkiye genelinde doğum öncesi yeterli bakım alanlar %46, hiç bakım almayanlar ise
%19 olup bölgeler arası farklılıklar mevcuttur. Diğer bir ifade ile Türkiye’de her 5 gebeden
1’i doğum öncesi bakım almamaktadır.
68
74
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Sa÷lk Personeli Yardm ile Do÷um % 82,2 (Türkiye, 2003)
Sağlık Personeli Yardımı ile Doğum % 82,2 (Türkiye, 2003)
Yaklaúk her 5 gebeden 1’i
sa÷lk personeli yardm olmadan
do÷um yapmaktadr
Kaynak:
2003.
Kaynak:TNSA,
TNSA,
2003.
Türkiye’de bölgeler aras farkllk olmakla birlikte do÷umlarn %77,4’ü sa÷lk
kuruluúunda, %4,8’i evde sa÷lk personeli yardm ile yaplmaktadr. Di÷er taraftan
Türkiye’de
bölgeler arası farklılık olmakla birlikte doğumların %77,4’ü sağlık kuruluyaklaúk olarak her 5 gebeden 1’i sa÷lk personeli yardm olmadan do÷um
şunda, %4,8’i evde sağlık personeli yardımı ile yapılmaktadır. Diğer taraftan yaklaşık
yapmaktadr.
olarak her 5 gebeden 1’i sağlık personeli yardımı olmadan doğum yapmaktadır.
75
69
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye’de Öğrenim Durumuna Göre Doğum Hizmetlerinden Yararlanma DuruTürkiye’de Ö÷renim Durumuna Göre Do÷um Hizmetlerinden Yararlanma
mu (TNSA,
2003)
Durumu
(TNSA, 2003)
Kaynak: TNSA, 2003.
Kaynak: TNSA, 2003.
Türkiye' de yaplan araútrmalar, kadnlarn ö÷renim durumu ile do÷um öncesi
bakm alma ve sa÷lkl koúullarda do÷um yapmalar arasnda do÷rusal bir iliúki
Türkiye’de yapılan araştırmalar, kadınların öğrenim durumu ile doğum öncesi bakım
oldu÷unu göstermektedir. Esasen Türkiye’de, do÷urganlk ve gebelikle ilgili
alma ve sağlıklı koşullarda doğum yapmaları arasında doğrusal bir ilişki olduğunu göshizmetlerden yararlanma konularnda bölgeler aras farkll÷n en önemli nedeni,
termektedir. Esasen Türkiye’de, doğurganlık ve gebelikle ilgili hizmetlerden yararlanma
kadnn ö÷renim
E÷itimsiz
kadndan
sadece
1’i do÷um
öncesi
bakm Eğikonularında
bölgelerdüzeyidir.
arası farklılığın
en2önemli
nedeni,
kadının
öğrenim
düzeyidir.
alrken
lise ve üzeri
ö÷renim
düzeyine
sahip
kadnlarn
yakn
do÷um
timsiz
2 kadından
sadece
1’i doğum
öncesi
bakım
alırken tamamna
lise ve üzeri
öğrenim
düzeyiöncesi
bakm
almaktadr.
Sa÷lk
personeli
yardm
ile
do÷um
yapmada
da
benzer
ne sahip kadınların tamamına yakını doğum öncesi bakım almaktadır. Sağlık personeli
bir tablo
Liseda
ve benzer
üzeri ö÷renim
düzeyine
sahip kadnlarn
yardımı
ile görülmektedir.
doğum yapmada
bir tablo
görülmektedir.
Lise ve tamamna
üzeri öğrenim
yakn sa÷lk
personeli yardm
ile do÷um
e÷itimsiz
gruptaile
2 kadndan
1’i
düzeyine
sahip kadınların
tamamına
yakını yaparken
sağlık personeli
yardımı
doğum yaparken
kendi kendine
yapmaktadr.
eğitimsiz
grupta 2do÷um
kadından
1’i kendi kendine doğum yapmaktadır.
76
70
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye’de Yllara Göre Aile Planlamas Yöntem Kullanm (1978–2003)
Türkiye’de Yıllara Göre Aile Planlaması Yöntem Kullanımı (1978–2003)
Toplam yöntem
kullanan
Modern
yöntem
kullanan
Geleneksel
yöntem
kullanan
Kaynak: TNSA, 1978, 1983, 1988, 1993, 1998, 2003.
Kaynak: TNSA, 1978, 1983, 1988, 1993, 1998, 2003.
Türkiye’de aile planlamas uygulamalar yllara göre giderek artmaktadr. 1983’de
kabul edilen Aile Planlamas Yasas’ndan sonra etkili yöntem kullanm, geleneksel
Türkiye’de aile planlaması uygulamaları yıllara göre giderek artmaktadır. 1983’te ka-
yöntem kullanmn aúmútr. Ancak Türkiye’de hala üreme dönemindeki ailelerin
bul edilen Aile Planlaması Yasası’ndan sonra etkili yöntem kullanımı, geleneksel yön%28,5’i geleneksel yöntem kullanmakta, %6,0 aile ise artk çocuk istemedi÷i halde
tem kullanımını aşmıştır. Ancak Türkiye’de hala üreme dönemindeki ailelerin %28,5’i
hiçbir yöntem kullanmamaktadr. Bu sayya korunmak isteyen ancak geleneksel
geleneksel yöntem kullanmakta, %6,0’ı ise artık çocuk istemediği halde hiçbir yöntem
yöntem kullananlar da eklenirse %34,5 etmektedir. Sonuç olarak Türkiye’de aile
kullanmamaktadır. Bu sayıya korunmak isteyen ancak geleneksel yöntem kullananlar
planlamasnda
“hizmete
ulaúamama”
sorundur. aile
Her planlamasında
üç aileden birinin
da
eklenirse %34,5
etmektedir.
Sonuçönemli
olarakbirTürkiye’de
“hizmete
aile planlamas
yönünden
“karúlanamayan
gereksinimi”
ulaşamama”
önemli
bir sorundur.
Her üç aileden
birinin mevcuttur.
aile planlaması yönünden “karşı-
lanamayan gereksinimi” mevcuttur.
77
71
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye’de Öğrenim Durumuna Göre Aile Planlaması Yöntemi Kullanma Durumu
Türkiye’de Ö÷renim Durumuna Göre Aile Planlamas Yöntemi Kullanma
(TNSADurumu
– 2003)( TNSA – 2003)
Kaynak: TNSA, 2003.
Kaynak: TNSA, 2003.
Türkiye’de modern
modernaile
aile
planlamas
yöntemleri
en kadınlar
fazla kadnlar
tarafndan
Türkiye’de
planlaması
yöntemleri
en fazla
tarafından
kullanılmakkullanlmaktadr.
Kadnn
toplumsal
statüsü
ile aile planlamas
hizmetlerine
tadır.
Kadının toplumsal
statüsü
ile aile
planlaması
hizmetlerine
ulaşma veulaúma
kullanması
ve kullanmas
do÷rusal
bir iliúkibirvardr.
Herhangi bir
aile planlamas
arasında
doğrusalarasnda
bir ilişki vardır.
Herhangi
aile planlaması
yöntemi
ve herhangi bir
yöntemi
ve herhangi
bir kadının
modern yöntem
kadnn
düzeyi artmaktadır.
ile do÷ru
modern
yöntem
kullanma
öğrenimkullanma
düzeyi ile
doğruö÷renim
orantılı olarak
orantl olarak artmaktadr.
Yerleşim Yeri ve Cinsiyete Göre Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkları Bilme Durumu (%)
Cinsel Yolla Bulaşan
Hastalıkları Bilme
HIV/AIDS’i Bilme
Kaynak: TNSA, 1998.
72
Kadın
Erkek
Kent
40,2
59,0
Kır
25,5
43,4
Kent
88,9
Kır
71,5
95,1 78
88,3
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Cinsel yolla bulaşan hastalıklar kadınlarda daha sık görülmektedir. Bunun nedeni, kadınların biyolojik ve fizyolojik özelliklerinin yanı sıra sosyal yönden olan duyarlılıkları ve
daha zayıf konumlarıdır. Sonuçta kadınlar HIV/AIDS ve diğer tedavi edilebilir cinsel yolla
bulaşan enfeksiyonlara karşı daha duyarlıdır. Erkekten kadına bulaşma kadından erkeğe bulaşmadan 10 kat daha fazladır. Sonuçta her dakika iki kadın HIV/AIDS ile enfekte
olurken, her iki dakikada bir kadın HIV/AIDS’ten ölmektedir.
Kadınlarda HIV/AIDS’in artması hasta çocuklar doğmasına neden olmaktadır. Cinsel
yolla bulaşan hastalıklar kadınlar yönünden çok daha önemli olmasına rağmen kadınların bu konudaki bilgi düzeyi daha düşüktür. Ayrıca Türkiye’de cinsel yolla bulaşan diğer
enfeksiyonlar, daha sık görülmesine rağmen HIV/AIDS’e kıyasla toplum tarafından daha
az bilinmektedir, bu sonuç ülkede yapılan sağlık eğitiminin yerinde olmayan yanlılığına
işaret etmektedir.
Türkiye’de 1998 yılında yapılan nüfus ve sağlık araştırmasına göre önemli sağlık konularında kadınlar erkeklere göre, kırsal bölgelerde yaşayanlar kentlerde yaşayanlara
göre daha az bilgi sahibidirler. Her iki cinsiyette de bu sonuçları öğrenim düzeyleri önemli
ölçüde etkilemektedir.
Türkiye’de Düşüklerle İlgili Durum ve Bazı Bilgiler
Türkiye’de Yıllara Göre İsteyerek Düşükler (Araştırma Tarihinden Önceki Yıl İçerisinde,1983–2003)
İsteyerek Düşükler
TNSA
100 Gebelikte
100 Kadında
100 Canlı Doğumda
1983
12,1
2,8
15,4
1988
23,6
5,5
35,1
1993
18,0
3,1
26,0
1998
15,7
2,5
20,9
2003
11,3
-
13,9
Kaynak: TNSA, 1983, 1988, 1993, 1998, 2003.
73
TNSA
100 Gebelikte
100 Kadnda
100 Canl
Do÷umda
1983
12.1
2.8
15.4
1988
23.6
5.5
35.1
1993
18.0
3.1
26.0
1998
15.7
2.5
20.9
2003
11.3
- VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ
13.9 GERÇEKLER
KADININ STATÜSÜ
Kaynak: TNSA, 1983, 1988, 1993, 1998, 2003.
Türkiye’de Yıllara Göre İsteyerek Düşük Hız ve Oranları (Araştırma tarihinden
Türkiye’de yllara göre isteyerek düúük hz ve oranlar (araútrma tarihinden
önceki bir yıl içerisinde), Türkiye 1983 – 1998
önceki bir yl içerisinde), Türkiye 1983 – 1998
Kaynak: TNSA, 1983, 1988, 1993, 1998.
Kaynak: TNSA, 1983, 1988, 1993, 1998.
Toplam düúük
düşük hz
hızı (15-49
(15-49yaú)
yaş)0.38
0,38
Do÷urganl÷ konusunda karar verme özgürlü÷ü kadnn insan haklarndan olan
Doğurganlığı konusunda karar verme özgürlüğü kadının insan haklarından olan
“üreme hakk” dr. Türkiye’de 1983 ylnda kabul edilen kapsaml ve liberal bir yasa
“üreme hakkı” dır. Türkiye’de 1983 yılında kabul edilen kapsamlı ve liberal bir yasa ile
kadınların bu hakları kendilerine verilmiştir. Bu yasa kabul edilirken en önemli endişe
Türkiye’de isteyerek düşük hızlarının giderek artabileceği idi. Ancak geçen zaman bu
endişenin yerinde olmadığını gösterdi, tablo ve grafikte görüleceği gibi yasadan80sonra
hafif bir yükseliş gösteren isteyerek düşük hızı 1990’lardan sonra giderek azalmıştır.
İsteyerek düşükleri daha da azaltmanın yolu, onu yasa ile yasaklamak olmayıp, gebeliği
önleme yöntemlerinin yaygın ve ulaşılabilir olarak verilmesidir. Halen 4 Gebelikten 1’i Düşükle Sonuçlanmaktadır

Kaynak: TNSA, 2003.
74
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
İstenmeyen gebelikler kadın sağlığı yönünden önemlidir. Türkiye’de her yıl meydana
gelen 2 milyon civarındaki gebeliğin yaklaşık dörtte biri düşükle sonuçlanmaktadır. Her
üç düşükten ikisi istenmeyen gebeliklere bağlı isteyerek düşüktür. İsteyerek düşüğün
yasal olmadığı ülkelerde düşük önemli bir anne ölüm nedenidir. Türkiye bu açıdan 1983
yılında kabul ettiği kapsamlı ve liberal Nüfus Planlaması Yasası ile konu ile ilgili olumlu
adım atmış ülkeler arasında yer almaktadır. İsteyerek düşüğe bağlı meydana gelen anne
ölümleri Türkiye’de artık görülmemektedir. Bu olumlu sonuçta 1983’te kabul edilen 2827
sayılı yasanın önemli etkisi olmuştur.
İsteyerek Düşüklerde Gebeliğin Sonlandığı Kurum (Türkiye)
Kurum
(%)
Devlet Hastanesi
9,2
Doğumevi
5,2
Sağlık Ocağı
0,5
SSK
3,9
Özel Hastane
20,9
Muayenehane
56,5
Üniversite Hastanesi
1,9
Diğer
1,8
Bilinmiyor
0,2
Kaynak: TNSA, 2003.
İsteyerek düşüklerde gebeliklerin yarıdan fazlası özel muayenehanelerde sonlanmaktadır. Özel muayenehaneleri %20,9 ile özel hastaneler izlemektedir.
Bu sonuçlar Türkiye’de kamu sağlık kuruluşlarından isteyerek düşükle ilgili verilen
hizmetler yönünden hizmet açığının varlığına işaret etmektedir. Bunun çözümü belki de
Türkiye’de “mifeprison ve misoproptol kombinasyonu” ile yapılan tıbbi düşük yönteminin ulusal programlarda yer almasının sağlanmasıdır. İsteyerek düşüklerde gebeliklerin
%73,4’ü ilk ay ve %21,9’u ikinci ay içerisinde sonlanmaktadır.
75
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
DünyadaHer
Her Dakika
Dakika Gebeli÷e
Gebeliğe Bağlı
ANNE
Ölmektedir
Dünyada
Ba÷lNedenlerle
NedenlerleBİR
BøR
ANNE
Ölmektedir
Bütün
dünyada,
gebelik,
do÷um,
ya ya
da da
lohusalk
döneminde
do÷rudan
Bütün
dünyada,
gebelik,
doğum
lohusalık
döneminde
doğrudanveya
veyadolayl
dolaylı
olarak
600 bin
bin kadın
kadnhayatını
hayatnkaybetmekte
kaybetmekte
olarakdo÷urganl÷a
doğurganlığaba÷l
bağlı nedenlerle
nedenlerle ylda
yılda 600
veve
20
20milyon
milyonkadın
kadn
kronik
hasta
sakat
kalmaktadr.
kronik
hasta
ya ya
da da
sakat
kalmaktadır.
76
83
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Annelikte Ölüme Giden Yol
BEBEKLİK/
ÇOCUKLUK
ERGENLİK
TIBBİ
SAĞLIK HİZMETLERİ
ÜREME
ÖLÜM
Ö
L
Ü
M
E
G
İ
D
E
N
Y
O
L
SOSYAL EKONOMİK
DÜZEY
ERİŞKİN
YAŞLILIK
BAKIM
UYGUNLUK KULLANIMI
DAVRANIŞI
KADININ STATÜSÜ
ANNELİK
Kadının toplumdaki statüsünün düşüklüğü hem sağlık düzeyini hem de doğurganlığını etkilemektedir. Kadının üreme davranışı, sağlık hizmetlerinin mevcudiyeti ve kullanımı
ile o toplumdaki tıbbi bakım hizmetlerinin düzeyi, niteliği anne ölümlerinde belirleyici olmaktadır.
77
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Anne Ölüm Oranları (100 000 canlı doğumda, 2000)
Anne Ölüm Oranı
(100.00CD)
400
20
Dünya
Gelişmiş ülkeler
Kuzey Amerika
Kuzey Avrupa
Avrupa
Gelişmekte olan ülkeler
Latin Amerika ve Karayipler
Okyanusya
Asya
Doğu Asya
Güney-Orta Asya
Güney- Doğu Asya
Batı Asya
Afrika
Az gelişmiş ülkeler
440
1000
11
11
24
190
240
330
55
520
210
190
830
Kaynak: WHO, 2004-a.
Dünyada Anne Ölümlerinin Nedenleri
Anne ölüm hızları açısından gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında çok
büyük bir fark bulunmaktadır. Anne ölümlerinin %99’u gelişmekte olan ülkelerde meydana gelmektedir.
Dünyada Anne Ölümlerinin Nedenleri
enfeksiyon
%15
dolayl nedenler
%19
engellenmiú
eylem
gebelik
%8
toksemisi
%12
kanama
%25
düúük
%13
di÷er do÷rudan
nedenler
%8
Kaynak: Akın, 2006.
78
Geliúmekte olan ülkelerde kanama, engellenmiú do÷um, enfeksiyon, gebelik
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Gelişmekte olan ülkelerde kanama, engellenmiş doğum, enfeksiyon, gebelik toksemisi ve düşük anne ölüm nedenlerinin ilk beşini oluşturmaktadır. Bu nedenlerin hepsi erken
tanı ve tedavi ile önlenebilir.
2003 Türkiye’de her yl :
1.780.556 gebelik,
402.404 düúük
ve ölü do÷um
178.056
k.düúük
201.203
ist.düúük
1.378.150 canl
do÷um
23.147
ölü do÷um
Bebek Ölümü
38.170
Neonatal
22.931
Post Neonatal
15.239
Türkiye’de her yl meydana gelen gebeliklerin 1,3 milyonu canl do÷um, 400 binin
Türkiye’de
yıl meydana
gelen
gebeliklerin
1,3 milyonu canlı
doğum,
400 binin
üzerinde
iseher
düúük
ya da ölü
do÷umla
sonuçlanmaktadr.
Canl
do÷anlarda
yeni
üzerinde
düşük ya de
da ölü
doğumla
sonuçlanmaktadır.
yeni doğan
do÷an ise
ölümlerinin
fazla
olmas
ölü do÷umlarlaCanlı
da doğanlarda
birleútirildi÷inde,
anne
ölümlerinin de fazla olması ölü doğumlarla da birleştirildiğinde, anne sağlığının çok daha
sa÷l÷nn çok daha fazla iyileútirilmesine gereksinim oldu÷una iúaret etmektedir.
fazla iyileştirilmesine gereksinim olduğuna işaret etmektedir. Türkiye’de bir ylda meydana gelen 20 binin üzerindeki ölü do÷umlar ve 40 bin’e
Türkiye’de
bir yılda
meydana
gelengelmeden
20 binin üzerindeki
ölü doğumlar
40 bin’e önlem
yakyaklaúan
canl
do÷up
bir yaúna
ölen bebekler,
karar ve
vericilerin
laşan canlı doğup bir yaşına gelmeden ölen bebekler, karar vericilerin önlem almada
almada dikkatlerini çeken öncelikli hususlar olmaldr.
dikkatlerini çeken öncelikli hususlar olmalıdır.
79
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Anne
Ölümleri
Anne
Ölümleri
Türkiye’de Yıllara Göre Anne Ölüm Hızları (100 000 canlı doğumda)
Türkiye’de Yllara Göre Anne Ölüm Hzlar (100 000 canl do÷umda)
250,0
200,0
150,0
208,0
100,0
132,0
100,0
50,0
49,2
70,0
28,5
0,0
1974
1981
1990
1998
2000
2006
Kaynak: Akn, 1987; Mhçokur&Akn 1998; Akn, Güçiz Do÷an&Mhçokur, 2000;
Kaynak: Akın, 1987; Mıhçıokur&Akın 1998; Akın, Güçiz Doğan&Mıhçıokur, 2000; Ulusal Anne Ölümleri
Ulusal Anne
Çalışması,
2005.
Ölümleri Çalúmas, 2005.
Türkiye’de yllara göre anne ölüm hzlar giderek azalmakta olmakla birlikte hala
Türkiye’de
yıllaraolmayp
göre anne
ölüm hızları
giderek
azalmakla
birlikte
istenen düistenen
düzeyde
geliúmiú
ülkelere
göre en
az 6 misli
dahahala
fazladr.
zeyde olmayıp gelişmiş ülkelere göre en az 6 misli daha fazladır.
Türkiye’de 1997-98
1997-98 yılları
Sağlık
Bakanlığı
Ana Çocuk
PlanlaTürkiye’de
yllararasında
arasnda
Sa÷lk
Bakanl÷
Ana Sağlığı
Çocuk Aile
Sa÷l÷
Aile
ması
Genel Müdürlüğü
ve Hacettepe
ÜniversitesiÜniversitesi
Halk SağlığıHalk
Anabilim
DalıAnabilim
işbirliğinde
Planlamas
Genel Müdürlü÷ü
ve Hacettepe
Sa÷l÷
Dal
53 ilin 615 hastanesinde anne ölüm nedenine yönelik bir yıl süren en geniş serinin ince-
iúbirli÷inde 53 ilin 615 hastanesinde anne ölüm nedenine yönelik bir yl süren en
lendiği (323 ölüm) bir araştırma yapılmıştır. Daha sonra Hacettepe Nüfus Etütleri Ens-
geniú serinin incelendi÷i (323 ölüm) bir araútrma yaplmútr. Daha sonra
titüsü, ICON, Sağlık Bakanlığı ve Avrupa Birliği işbirliğinde 2005 yılında yürütülen 293
Hacettepe
NüfusbirEtütleri
Enstitüsü,
ICON, Her
Sa÷lk
Bakanl÷da ve
Avrupaanne
Birli÷i
ölümün
incelendiği
araştırma
daha yapılmıştır.
iki araştırma
Türkiye’de
ölümlerinin
önlenme
stratejileri293
ile ilgili
yol göstericidir.
iúbirli÷indedurumu
2005 veylnda
yürütülen
ölümün
incelendi÷i bir araútrma daha
yaplmútr.
iki büyük
araútrma
da Türkiye’de
anne
ölümlerinin durumu ve önlenme
Bu bölümdeHer
bu iki
araştırmanın
sonuçları
sunulmaktadır.
stratejileri ile ilgili yol göstericidir.
Bu bölümde bu iki büyük araútrmann sonuçlar sunulmaktadr.
80
88
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Türkiye’de Seçilmiş 53 İlin Doğum Yapılan Bütün Hastanelerinden Araştırma ile
Saptanan Anne Ölümleri (1997-1998)
Kadın ölüm sayısı
6371
Anne ölüm sayısı
323
Canlı doğum sayısı
656 446
Anne ölüm hızı (yüz bin canlı doğumda)
49,2
Orantılı anne ölüm hızı (yüzde)*
5,1
* 12-55 yaş kadın ölümlerine göre
Kaynak: Akın, Güçiz Doğan&Mıhçıokur, 2000.
Bu araştırmada bütün kadın ölümleri içerisinde anne ölümlerinin payı %5,1’dir. Gelişmiş ülkelerde bunun %1’in altında olduğu düşünülürse Türkiye’de anne ölümlerinin kadın
ölümleri içindeki payı çok yüksektir.
Bu çalışmada 5 anne ölümünden 4’ü önlenebilir bulunmuştur.

Türkiye’de seçilmiş 53 ilin hastanelerinden araştırma sonuçlarına göre mevcut koşullarda anne ölümlerinin % 58’i, ileri koşullarda ise % 23’ü önlenebilir. Ölümlerin temelinde
ailenin ve toplumun sosyo ekonomik düzeyi, kadının statüsü, beslenme (özellikle kansızlık), doğurganlık davranışları, sağlık hizmetlerinin varlığı, niteliği ve kabul edilebilirliği,
kullanımı gibi faktörler bulunmaktadır (Akın, Güçiz Doğan&Mıhçıokur, 2000).
81
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Annelerin Temel Ölüm Nedenlerinin Dağılımı (1997- 1998, Türkiye, 53 il Hastane
Annelerin Temel Ölüm Nedenlerinin Da÷lm (1997- 1998, Türkiye, 53 il
Araştırması)
Hastane Araútrmas)
Do÷rudan
gebelikle ilgili
nedenler %24
Riskli
gebelik
%25
Hizmet
eksikli÷i
%18
Di÷er %5
Dolayl
gebelikle ilgili
nedenler %28
Kaynak: Akn, Güçiz Do÷an&Mhçokur, 2000.
Kaynak: Akın, Güçiz Doğan&Mıhçıokur, 2000.
Türkiye’de 53 ilin 615 hastanesinde yaplan anne ölüm araútrmasnda, annelerin
Türkiye’de
53ölüm
ilin nedenleri
615 hastanesinde
yapılan
anne, ölüm
araştırmasında,
annelerin tetemel
arasnda %25 riskli
gebeliklerin
%18 hizmet
eksikli÷inin
olmas önleme
programlarnda
gereken hususlardr.
mel ölüm nedenleri
arasında
%25dikkate
riskli alnmas
gebeliklerin,
%18 hizmet eksikliğinin olması ön-
leme programlarında dikkate alınması gereken hususlardır.
Türkiye’de Anne Ölümlerinin Son Ölüm Nedenine Göre Da÷lm (1997- 1998,
Türkiye’de
Anne Ölümlerinin Son Ölüm Nedenine Göre Dağılımı (1997- 1998,
Türkiye, 53 il Hastane Araútrmas)
Türkiye, 53 il Hastane Araştırması)
Engellenmiş
Gebelik
Toksemisi
Eylem
% 0,9
Enfeksiyon
% 9,6
% 15,5
Diğer
Doğrudan
Nedenler
90
% 14,5
Kanama
Dolaylı
% 30,3
Obstetrik
Nedenler
Diğer
Bilgi Eksik
Nedenler
% 5,0
% 13,3
% 10,8
Kaynak:
Ak�n, Güçiz
Doğan&M�hç�okur,
2000.
Kaynak:
Akın, Güçiz
Doğan&Mıhçıokur,
2000.
82
Ayn� araş t�rmada annelerin son ölüm nedenleri aras�nda kanama ve toksemiyi,
gebelikle ilgili dolayl� nedenler ve enfeksiyon izlemektedir. Bu bulgular�n anlam�; bu
ölümler, yeterli doğum öncesi bak�m, sağl�kl� doğum ve gebelikle ilgili acil bak�mla
diğer bir ifade ile “Güvenli Annelik Yaklaş �m�” ile önlenebilir ölümler olduğudur.
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Aynı araştırmada annelerin son ölüm nedenleri arasında kanama ve toksemiyi, gebelikle ilgili dolaylı nedenler ve enfeksiyon izlemektedir. Bu bulguların anlamı; bu ölümlerin,
yeterli doğum öncesi bakım, sağlıklı doğum ve gebelikle ilgili acil bakımla diğer bir ifade
ile “Güvenli Annelik Yaklaşımı” ile önlenebilir ölümler olduğudur.
Anne Ölümleri ile İlgili Bazı Özellikler
(1997- 1998, Türkiye, 53 il Hastane Araştırması)
Özellik
Anne ölümünün kadın ölümleri içindeki payı (%)
Anne ölüm oranı (100 bin canlı doğumda)
Gebeliğe bağlı ölüm oranı (100 bin canlı doğumda)
Doğum Şekli (%)
Normal
Sezaryen
Doğuma yardım eden (%)
Sağlık Personeli
Yok
Ölüm zamanı (%)
Gebelik süresinde
Doğumda
Doğumdan sonra
Bebeğin durumu (%)
Canlı doğum
Ölü doğum
Düşük
Dış gebelik
Bilinmeyen
Yerleşim yeri (%)
Köy
İlçe merkezi
İl merkezi
Ölümün olduğu yer (%)
Sağlık Kuruluşunda
Evde
Yolda Doğum öncesi bakım (DÖB) almamış (%)
Doğum öncesi bakım (DÖB) almış (%)
Yetersiz DÖB almış
Yeterli DÖB almış
Sistemik hastalığı olan (%)
Komplikasyon gelişen (%)
Ölüm önlenebilirdi
Hizmet eksiği var (%)
Ölenin ikamet yerinin hastaneye uzaklığı (km)
< 5
5-10
11-50
> 50
Değer
5,1
46,7
49,2
56,6
43,4
71,3
11,6
22,0
18,9
59,1
62,0
27,4
7,6
1,2
1,9
36,5
26
37,5
83,7
14,2
2,1
21,6
78,4
82,1
17,9
40,3
80,7
86,5
45,6
22,9
19,3
22,5
35,4
Kaynak: Akın, Güçiz Doğan&Mıhçıokur, 2000.
83
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1997–1998 anne ölümleri ile ilgili araştırma sonuçlarında dikkat çeken bulgular;
• Anne ölümlerinin çoğunlukla doğum sonrası dönemde meydana gelmesi,
• Üç anne ölümünden yaklaşık birinin ölü doğum ile sonuçlanması,
• Hala düşük nedeni ile anne ölümü olması,
• Doğum öncesi bakımın yetersizliği,
• Ölen annelerde sistemik hastalıkların yaygınlığı,
• Ölen her iki anneden birinin ikamet yerinin ölümün olduğu hastaneye uzaklığının 10
km’den daha az olduğu, ancak ölen her 3 anneden birinin ise ölümün olduğu hastaneye uzaklığının 50 km’ den daha fazla olduğudur.
Anne Ölümlerinin Nedenlerine Göre Dağılımı (1998 Hastane Araştırması %)
Nedenler
Temel Neden
Ara Neden
Son Neden
Doğrudan gebelikle ilgili
24,2
71,7
79,5
Dolaylı gebelikle ilgili
27,9
17,9
14,9
Riskli gebelik
25,0
1,4
-
Hizmet eksikliği
18,4
5,0
-
Diğer
4,5
3,9
5,6
Toplam
100
100
100
Kaynak: Akın, Güçiz Doğan&Mıhçıokur, 2000.
Anne ölümlerinin temel nedenleri arasında; annenin sistemik hastalıkları, riskli gebelikler ve hizmet eksikliği yer alırken, son nedenler arasında; doğrudan gebelikle ilgili
olanlar yer almaktadır. 84
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
2005 Ulusal Anne Ölümleri (UAÖ) Araştırmasının Bazı Sonuçları:
Türkiye’de Anne Ölüm Oranı ve Yaşam Boyu Annelik Nedeni ile Ölüm Riski
(2005 UAÖ Araştırması)
Bölge
Anne Ölüm Oranı
(100 000 CD da)
Yaşam boyu Risk(*)
(…….kadından biri )
Türkiye
28,5
1536
Kentsel
20,7
2391
Kırsal
40,3
869
İstanbul
11,0
4876
Batı Marmara
42,1
1560
Ege
31,5
1764
Doğu Marmara
21,7
2549
7,4
6947
Akdeniz
25,1
1737
Orta Anadolu
11,9
3067
Batı Karadeniz
26,8
1956
Doğu Karadeniz
68,3
883
Kuzeydoğu Anadolu
68,3
439
Orta Doğu Anadolu
36,9
755
Güney Doğu Anadolu
38,9
626
Batı Anadolu
(*) Tabloda belirtilen sayının içinden bir kadının öleceği anlamına gelmektedir.
Kaynak: Ulusal Anne Ölümleri Çalışması, 2005.
Türkiye genelinde yaşam boyu annelik nedeni ile ölüm riski,1536 kadında 1’dir. Bu
risk yerleşim yerinin kırsal, kentsel olmasına, coğrafi bölgelere göre önemli ölçüde değişmektedir. Benzer şekilde anne ölüm oranları da kırsal, kentsel ve coğrafi bölgelere
göre önemli farklılıklar göstermektedir. Bu bulguların anlamı; Türkiye’de anne ölümlerinin
önlenmesi için geliştirilecek müdahale programlarında bu farklılıklar ve temelinde yatan
nedenler de göz önüne alınmalıdır.
85
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Anne Ölümleri ile İlgili Bazı Özellikler (2005 UAÖ Araştırması – Türkiye)
Özellik
Anne ölümünün kadın ölümleri içindeki payı (%)
Değer
3,2
Anne ölüm oranı (100 bin canlı doğumda)
28,5
Gebeliğe bağlı ölüm oranı (100 bin canlı doğumda)
38,3
Doğum Şekli (%)
Vajinal
Sezaryen
Doğuma yardım eden (%)
Sağlık Personeli
Diğer
51,5
48,5
75,5
21,0
Ölüm zamanı (%)
Gebelik süresinde
Doğumda
Doğumdan sonra
37,0
8,9
54,1
Bebeğin durumu (%)
Canlı doğum
Ölü doğum
Düşük
Dış gebelik
Bilinmeyen
47,2
28,5
15,7
0,9
7,6
Ölümün olduğu yer (%)
Sağlık Kuruluşunda
Evde
Yolda
Diğer
60,0
21,0
10,4
8,6
Doğum öncesi bakım (DÖB) almamış (%)
Ölümün önlenebilirliği (%) :
Anne Ölümleri için
Gebeliğe bağlı ölümler için
Anne ölüm nedenleri (%)
Kanama
Toksemi
Gebelikle ilgili enfeksiyonlar
Diğer doğrudan gebelikle ilgili nedenler
Dolaylı gebelikle ilgili nedenler
Dolaşım sistemi hastalıkları
Kanserler
İntihar
Kaynak: Ulusal Anne Ölümleri Çalışması, 2005.
86
21,2
61,6
49,3
24,9
18,4
4,6
25,8
21,2
47,8
13
3,2
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
2005 Ulusal Anne Ölümleri Araştırmasında da, ölü doğumların %28,5 olması, vakaların gecikerek sağlık hizmetine ulaştığını düşündürmektedir. Bu araştırmada da ölümlerin
çoğunluğu doğum sonrası dönemde meydana gelmiştir. Ölümlerin önlenebilirliği bu çalışmada da yüksek olup kanama, toksemi ve annenin sistemik hastalıkları en sık görülen
anne ölüm nedenleri arasındadır.
Üreme Sağlığını İyileştirmede Önleme Yaklaşımları
Türkiye’de kadın sağlığının iyileştirilmesi ve anne ölümlerinin önlenmesine yönelik
yapılması gerekenler şöyle özetlenebilir: Anne ölümlerinin önlenmesinde temel strateji
Güvenli Annelik yaklaşımının uygulanması olmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından
1987 yılından beri tanımlanarak uygulanması önerilen bu yaklaşımda;
• Toplumda kadın-erkek eşitliğinin sağlanması,
• Temel Sağlık Hizmetleri yaklaşımı ile “riskli gebeliklerin” önlenmesi,
• Hizmetlerin nitelikli olarak verilmesi,
• Sevk zincirinin varlığı,
• Obstetrik müdahalelerde standartların ve protokollerin olması, uygulanması,
• Kadın sağlığında bütüncül yaklaşım,
• Kadının güçlendirilmesi,
• Kadın sağlığının iyileştirilmesi toplumsal ve politik zorunluluk olarak yer almaktadır.
Temel ve Acil
Obstetrik Bakım
Doğum Sonu
Bakım
Sağlıklı
Doğum
Doğum Öncesi
Bakım
Aile Planlaması
GÜVENLİ ANNELİK YAKLAŞIMI
Temel Anne Sağlığı Hizmetleri
Temel Sağlık Hizmetleri
Kadın - Erkek Eşitliği
Kaynak: WHO, 1994; WHO, 2004-b.
87
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
“Güvenli Annelik Yaklaşımı” nda; kadın erkek eşitliğinin sağlanması, temel anne sağlığı hizmetlerini de içeren temel sağlık hizmetlerinin topluma eksiksiz verilmesi temelinde, aile planlaması ile riskli gebeliklerin önlenmesi, doğum öncesi bakım, sağlıklı doğum
ve doğum sonrası bakımın nitelikli olarak sağlanması, acil durumlarda gerekli sevk hizmetlerinin veriliyor olması yer almaktadır. Bütün bunların “Güvenli Annelik Yaklaşımı” ile
sağlanması anne ve yenidoğan sağlığını iyileştirmede ve anne ve yenidoğan ölümlerinin
önlenmesinde çok etkili bir yaklaşımdır ve mutlaka uygulanmalıdır.
Kadın Sağlığını İyileştirmede Müdahale Piramidi
(DSÖ-2004)
Sağlık Hizmeti
Hemen
Etkiler
Orta Sürede
Etkiler
Kadın-Erkek Eşitliği
Kadının güçlendirilmesi
Hakkaniyet
Beslenme
Gelir
Eğitim
Uzun Dönemde Etkiler
Kalıcıdır
Kaynak: WHO, 1994; WHO, 2004-b.
Kadın sağlığını iyileştirmede Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen müdahale piramidinde kadın sağlığını hızla iyileştirmek için, sağlık hizmetlerinin nitelikli verilmesi önerilmektedir. Bu müdahale hemen etkisini gösterir ancak uzun etkili değildir. Eğer kadınların beslenme, gelir ve eğitimi iyileştirilirse orta sürede etkiler ve daha uzun etkilidir. Eğer
etkinin uzun dönemde ancak kalıcı olması isteniliyor ise; toplumda kadın erkek eşitliği
sağlanarak, kadının güçlenmesi ve statüsünün yükseltilmesi gerçekleştirilmeli ve gereken alanlarda hakkaniyet ilkeleri uygulanmalıdır. Bütün bunların yapılması kadın sağlığını iyileştirmede temel müdahaleler olarak ülke düzeyinde gerçekleştirilmelidir.
88
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kaynaklar
1) “Beyond The Numbers” Publication of the Department of Reproductive Health and Research, World
Health Organization, Geneva, 2004-b
2) “Maternal Mortality in 2000- Estimates developed by WHO,UNICEF and UNFPA”, Departent of RHR ,
World Health Organization , Geneva,2004-a.
3) “Mother-Baby Package: Implementing Safe Motherhood in Countries” Publication of the Division of Family Health, World Health Organization, Geneva, 1994
4) “The World’s Women 2006 Progress in Statics”. United Nations- Statics Division 2007 New York.
5) Akın A, “Population Dynamics and Reproductive Health” in population challenges, international migration and Reproductive in Turkey and the European Union, Turkish Family Health and Planning Foundation, İstanbul 2004: 64-69
6) Akın, A., Bahar Özvarış, Ş., Kadın Sağlığı/Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması, Halk Sağlığı Temel Bilgiler
kitabı içinde, Ed. Güler, Ç., Akın, L., s.188-314, Hacettepe Üniversitesi Yayınları, 2006, Ankara.
7) Akın A. (ed), Türkiye’de Ana Sağlığı, Aile Planlaması Hizmetleri ve İsteyerek Düşükler, Türkiye Nüfus ve
Sağlık Araştırması- 1998 İleri Analiz Sonuçları, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Türkiye Aile Sağlığı Ev Planlaması Vakfı, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Kum Baskı
Hizmetleri, Ankara, 2002
8) Akın, A., “Türkiye’de Anne Ölümleri” Toplum ve Hekim Mecmuası No. 42, pp. 5-15 Türk Tabipleri Birliği
(TTB) Yayını Ankara, Mart 1987.
9) Akın, A., Güçiz Doğan B, Mıhçıokur,S.; “Türkiye’de Hastane Kayıtlarından Anne Ölümleri ve Nedenleri
Araştırması” Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı AD, Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürlüğü (Çoğaltılmış Rapor) Ankara. 2000
10) Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, ICON-Institut Public Sector GmbH ve BNB Danışmanlık
(2006) Ulusal Anne Ölümleri Çalışması, 2005, SB- AÇSAP GMd. ve Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu, Ankara
11) Mıhçıokur, S., Akın, A., “Dünya’da ve Türkiye’de Anne Ölümleri”, Sağlık ve Toplum dergisi içerisinde pp.
37-44, 8, 3-4, 1998 Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (SSYV) Yayını Ankara.
12) Ottawa Charter for Health Promotion. WHO/HPR/HEP/95.1. WHO, Geneva, 1986
13) Population and Development Programme of Action Adopted at the ICPD, UN Publication, 1995
14) TÜİK Ölüm İstatistikleri- İntihar İstatistikleri(http://www.tuik.gov.tr)
15) TÜİK Ölüm İstatistikleri- Yaş Grubu ve Cinsiyete Göre Ölümler (http://www.tuik.gov.tr)
16) TÜİK Türkiye İstatistik Yıllığı, 2006, Türkiye İstatistik Kurumu Matbaası, Mayıs 2007, Ankara
89
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
17) TÜİK, 2000-2050 Yılları Arası Nüfus Projeksiyonları-Yaş Grubu ve Cinsiyete Göre Yıl Ortası Nüfus Projeksiyonları (http://www.tuik.gov.tr)
18) Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 1978, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü, Ankara,
1979.
19) Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması-1983, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü, Ankara,
1987.
20) Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması-1988, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü, Ankara,
1989.
21) Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması-1993, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü, Ankara,
1994.
22) Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması-1998, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü, Ankara,
1999.
23) Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması-2003, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Ankara,
2004.
24) Türkiye’de Sağlığa Bakış 2007. TC Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı Hıfzısıhha Mektebi Müdürlüğü Yayınları. Mollahaliloğlu S ve ark (Eds), Ankara, 2007.
90
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
3.3.2. Kadına Yönelik Şiddet
Kadına yönelik şiddet, bir insan hakkı ihlalidir! (UN, 1993)
Kadına Yönelik Şiddetin Tanımı
Kadına yönelik şiddet (violence against woman), cinsiyete dayanan, kadını inciten,
ona zarar veren, fiziksel, cinsel, ruhsal hasarla sonuçlanma olasılığı bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında kadına baskı uygulanması ve özgürlüklerinin keyfi olarak
kısıtlanmasına neden olan her türlü davranıştır (UN, 1993).
Kadına Yönelik Şiddet Şekilleri
Fiziksel şiddet
Psikolojik (duygusal, sözel) şiddet
Cinsel şiddet
Ekonomik şiddet
Kontrol etme davranışı
Kadınlar şiddet karşısında en duyarlı gruplardan birisidir ve doğum öncesinden başlayarak ölünceye kadar çeşitli şekillerde şiddete maruz kalmaktadır (WHO, 2002).
Kadına Yönelik Şiddet Sıklığı
Dünyada kadınlar arasında yaşam boyu fiziksel şiddet görme sıklığı %13 ile %61
arasında değişmektedir (WHO, 2005).
• ABD’de kadınların yaklaşık %25’i şimdiki ya da eski eşlerinden fiziksel şiddet görmüş
ya da tecavüze uğramıştır (United States The National Violence Against Women Survey, 2000).
• Kanada’da kadınların %7’si son beş yıl içinde birlikte oldukları kişilerden ya da eşlerinden fiziksel şiddet gördüklerini söylemişlerdir (Measuring Violence Against Women
Statistical Trends-Canada, 2006).
91
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
• Ülkemizde 1997’de Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu tarafından yapılan araştırmaya göre evli ya da başından evlilik geçmiş kadınların % 35,1’i eşlerinden fiziksel şiddet
gördüğünü beyan etmiştir (Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1997).
• TUBİTAK tarafından desteklenen ve sonuçları 2007’de yayınlanan “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet” araştırmasına göre Türkiye’de kadınların %34,5’i hayatları boyunca en az bir kez eşlerinden fiziksel şiddet görmektedir ( Altınay AG, Arat Y, 2007).
Fiziksel şiddet, kaba kuvvetin bir korkutma, sindirme ve yaptırım aracı olarak kullanılmasıdır.
Fiziksel şiddet, kadının ölümüne, sakatlanmasına, yaralanmasına, hastalanmasına
ve yaşam kalitesinin bozulmasına neden olur.
Bir Kadın Cinayeti Tipi “Namus Adına İşlenen Cinayetler”
Dünyada her yıl 5000 civarında kadın namus adına işlenen cinayetlerle öldürülmektedir. Bu cinayetler, dünyanın her yerinde görülmekle birlikte esas olarak Doğu Akdeniz,
Ortadoğu ve bazı Uzak Doğu ülkelerinde işlenmektedir (WHO, 2002).
“Namus adına işlenen cinayet” toplum tarafından kadının bedeni, cinselliği ve davranışları üzerinden şekillendirilmiş “namus” kavramına ters düşen tutum ve davranış içinde
bulunan ya da bulunduğu düşünülen kadının, onun namusundan sorumlu olduğu düşünülen erkek/erkekler tarafından öldürülmesidir.
Türkiye’de Namus Adına İşlenen Cinayetler
Türkiye’de namus adına işlenen cinayetlere özel veri toplanmamaktadır.
T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından “Türkiye Büyük Millet
Meclisi Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadın ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin
Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu” için yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre Emniyet Genel Müdürlüğü
kayıtlarında 2000-2005 yılları arasında töre ya da namus adına işlendiği ifade edilen
1091 cinayet vardır. Bu cinayetlerde 480 kadın öldürülmüştür (TBMM, 2006).
92
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Buzda÷nn görünen ksm
Buzdağının Görünen Kısmı
2000-2005 yllar arasnda Türkiye genelinde meydana gelen töre ve namus
adna
iúlenen cinayetlerde
ölen
kadnlarn
yaúmeydana
gruplarna
göre
2000-2005
yılları arasında
Türkiye
genelinde
gelen
töreda÷lm
ve namus adına
işlenen cinayetlerde ölen kadınların yaş gruplarına göre dağılımı
41-45 yaú
40 kadn
%10
36-40 yaú
47 kadn
%12
46 yaú ve üzeri;
84 kadn
%18
31-35 yaú
71 kadn
% 18
0-18 yaú
50 kadn
%13
19-25 yaú
99 kadn
%25
26-30 yaú
89 kadn
%22
Kaynak:
TBMM,
Kaynak:
TBMM,2006.
2006.
Psikolojik (duygusal, sözel) Şiddet
• Dünyada kadınların %20-75’inin psikolojik şiddet gördüğü saptanmıştır (WHO,
2005).
• Türkiye’de ise kadına yönelik sözel şiddet sıklığı %12,3 olarak belirtilmiştir (Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1997).
Psikolojik şiddet, duyguların ve duygusal ihtiyaçların, karşı tarafa baskı uygulayabilmek için sürekli bir şekilde istismar edilmesi, bir tehdit aracı olarak kullanılmasıdır. Kişinin söz ve davranışla aşağılanması, isim takılması, tehdit edilmesi, kişinin kendini kötü
hissetmesinin sağlanması, sistematik bir şekilde kişinin özgüvenini zedeleyici söz ve
davranışlarda bulunulması, kontrolünün, beğenisinin yok edilmesi, aciz, çaresiz olduğunun söylenmesi, kişinin sürekli suçlanması, kişinin yalnızlaşmasını ve ilişkilerinin bozulmasını sağlayacak şeylerin yapılması, sürekli hesap vermeye zorlanması gibi eylemler
psikolojik şiddet kapsamına girmektedir (WHO, 2002).
Cinsel Şiddet
• Dünyada kadınların %6-59’u cinsel şiddet görmektedir (WHO, 2005).
• Türkiye’de kadınların % 14’ü en az bir kez “istemediği zamanlarda cinsel ilişkiye zorlandığı” nı ifade etmiştir (Altınay AG, Arat Y).
93
107
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Cinsel şiddet kapsamına aile içinde ya da flörtte tecavüz, yabancı tecavüzü, savaş ortamındaki sistematik tecavüz olayları, cinsel ilişki talebinde bulunma önerisi, istenmeyen
diğer cinsel öneriler ve sarkıntılık girişimleri, zihinsel ya da bedensel özürlülerin cinsel
istismarı, çocukların cinsel istismarı, evliliğe zorlama, çocuk yaşta evlendirmeler, doğum
kontrol yöntemi kullanma hakkını engelleme ya da cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı korunma önlemlerini reddetme, zorla düşük yaptırtma, kadın sünneti ve bekaret
muayenesi gibi kadının cinsel kimliğine yönelik şiddet davranışları, maddi çıkar sağlamak amacı ile kadını fahişeliğe ve seks ticaretine zorlama girmektedir (WHO, 2002).
Ekonomik Şiddet
• Türkiye’de evli ve çalışmayan kadınların % 36’sı gelir getiren bir iş yapmak, çalışmak
isterse eşi tarafından engelleneceğini düşünmektedir (Altınay AG, Arat Y).
Ekonomik şiddet, kişinin yaşamını sürdürebilmek için gerek duyduğu ekonomik olanaklardan mahrum bırakılmasıdır. Ekonomik kaynakların ve paranın kişi üzerinde bir
yaptırım, tehdit ve kontrol aracı olarak düzenli bir şekilde kullanılmasıdır (WHO, 2002).
Kadının çalışmasına engel olmak, çalışıyorsa kazancına el koymak, kazancından sadece harçlık almak biçiminde yararlanmasına izin vermek, kadına çok az para bırakarak
evi döndürmesini istemek, var olan mallarına el koymak, evlilik töreni sonrası takılan
takılarını almak, başlık parası, çeyiz isteme gibi davranışlar ekonomik şiddet olarak değerlendirilir.
Kontrol Etme Davranışı
• Türkiye’de kadınların %39,5’i, eşinin iznine tabi olmadan komşu/arkadaş ziyareti
yapabilmekte, %29,0’ı eşinden izin almaya ihtiyaç duymadan ailesini ziyaret
edebilmekte, %31,0’ı alışverişe/çarşıya gidebilmekte, %17,0’ı tiyatroya/sinemaya
gidebilmekte ve %11,3’ü başka bir şehre/köye gidebilmektedir (Altınay AG, Arat Y).
Kadını eşinin ya da birlikte olduğu kişinin kontrol etme davranışı bir diğer yaygın kadına yönelik şiddet şeklidir.
Kontrol etme davranışı, kadını arkadaşları ile görüştürmemek, ailesi ile ilişkilerini kısıtlamak, her zaman nerede olduğunu söylemesi konusunda baskı yapmak, bir başka erkekle konuştuğunu gördüğünde kızmak, sadakatsizlikle suçlamak, kadının giyim
kuşamına karışmak, sağlık hizmetine ulaşımını kontrol etmek, aile planlaması yöntemi
kullanmasını kontrol etmek gibi davranışları kapsar (WHO, 2002).
94
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Dünyada ve ülkemizde kadınların bir çok fiziksel, duygusal, sosyal nitelikteki ihtiyaçları ile sağlık hizmeti gibi diğer gereksinimleri bilinçli bir şekilde giderilmemekte ya da
ihmal edilmektedir. Bu durum toplumsal, ailesel ya da bireysel ilişkiler düzeyinde görülebilmektedir. Toplumsal düzeyde kadının yaşadığı sorunları görmezden gelme ya da
yetersiz müdahalelerde bulunma, kadının ihtiyacı olan hizmetlerin verilmemesi ya da
yetersiz sunulması, aile içinde ya da bireysel ilişkilerde sevgi, saygı ve güven duyma
gereksinimini gidermeme, destek alabileceği sosyal bir çevre oluşturmasını engelleme,
yeterli ve dengeli beslenme olanağı vermeme, gebelikte izlem ve sağlık kuruluşunda
doğum yapma gereksinimini görmezden gelme, aile planlaması hizmetlerini sunmama
ya da yöntemöteki
kullandırmama,
sağlık úiddeti
sorunu olduğunda
sağlık hizmeti alma gereksinimini
Madalyonun
yüzü: Kadnn
içselleútirmesi
görmezden gelme gibi durumlar kadınlar tarafından sıklıkla yaşanmaktadır.
Madalyonun Öteki Yüzü: Kadının Şiddeti İçselleştirmesi
%Koca karısına
Koca karsna
vurmakta
da onu
hakldr,
e÷er kadn:
vurmakta
yayada
onudövmekte
dövmekte
haklıdır,
eğer kadın:
%39,2
%29,1
%27
%23,2
%16,3
%5,8
Ye
me
ği y
aka
rs a
Ko
cas
ına
kar
şılı
Lü
zum
s uz
kv
eri
rse
Ço
cuk
lar
a
par
ah
arc
ars
a
ba
C in
s el
kım
ını
ihm
al e
iliş
k
de
Be
ilrt
i
iyi
red
ded
ers
e
rse
len
ned
enl
erd
en
he
rh
an
gi
bir
isi
Kaynak: TNSA, 2003.
Kaynak:
TNSA,
2003.
Türkiye’de
2003
ve 2007’de yapılan ve kadınların kadına yönelik aile içi şiddete bakışını değerlendiren iki çalışmanın sonuçları çeşitli nedenlere bağlı olarak farklı sonuçlar
vermektedir.
2003veTürkiye
Nüfus
ve Sağlık
Araştırmasının
sonuçlarına
göreiçiTürkiye’de
Türkiye’de
2003
2007’de
yaplan
ve kadnlarn
kadna
yönelik aile
úiddete
kadınların %39,1’i yemeği yakmak, kocaya karşılık vermek, lüzumsuz para harcamak,
bakún de÷erlendiren iki çalúmann sonuçlar çeúitli nedenlere ba÷l olarak farkl
çocukların bakımını ihmal etmek, cinsel ilişkiyi reddetmek gibi durumlardan herhangi
sonuçlar
vermektedir.
2003
Türkiye Nüfus
ve Sa÷lk
Araútrmasnn
sonuçlarna
birinin söz
konusu olması
durumunda
kocasının
ona vurmasını
ya da onu
dövmesini
göre
%39,1’i
yeme÷i
kocaya karúlk
vermek,
haklı Türkiye’de
bulmaktadır. kadnlarn
Ancak 2007’de
yapılan
Altınay yakmak,
ve Arat’ın çalışmasına
göre kadınların
%89,4’ü haklı
dayak olmadığını
(TNSAiliúkiyi
2003; reddetmek
Altınay AG,
lüzumsuz
para görülebilecek
harcamak, çocuklarn
bakmndüşünmektedir
ihmal etmek, cinsel
Aratdurumlardan
Y).
gibi
herhangi birinin söz konusu olmas durumunda kocasnn ona
95
vurmasn ya da onu dövmesini hakl bulmaktadr. Ancak 2007’de yaplan Altnay
ve Arat’n çalúmasna göre kadnlarn %89,4’ü hakl görülebilecek dayak
olmad÷n düúünmektedir (TNSA 2003; Altnay AG, Arat Y).
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kadına Yönelik Şiddetin Sağlık Sonuçları
Kadına yönelik şiddetin, kadını öldüren, sakat bırakan, yaralayan, hastalandıran ve
onun yaşam kalitesini bozan olumsuz sonuçları vardır.
Kadına yönelik şiddetin fiziksel sağlık üzerindeki bazı olumsuz sonuçları
Kafa, karın ve göğüs kafesi yaralanmaları, çürükler, ezik ve sert cisimlerin oluşturduğu
izler, yırtık ve kesikler, göz içi yaralanmaları, kırıklar, ağrı yakınmaları ve sindirim sistemi
bozuklukları gibi fiziksel sağlık sorunları şiddet gören kadınlarda daha sık görülmektedir
(WHO, 2002).
Kadına Yönelik Şiddetin Ruh Sağlığı Üzerindeki Bazı Olumsuz Sonuçları
Travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve bunaltı, fobiler, panik bozukluklar,
psikosomatik bozukluklar, yeme ve uyku bozuklukları, alkol ve madde kullanımı, sigara
bağımlılığı, utanç ve suçluluk duyguları, azalmış benlik saygısı, güvenli olmayan cinsel
davranışlar, intihar ve kendine zarar verme davranışı gibi ruhsal sorunlar şiddet mağduru
kadınlarda daha fazla görülür (WHO, 2002).
Kadına Yönelik Şiddetin Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Üzerindeki Bazı Olumsuz
Sonuçları
Kısırlık, gebelik komplikasyonları/düşükler, cinsel işlevlerde bozukluklar, cinsel yolla
bulaşan hastalıklar/HIV/AIDS ve istenmeyen gebelikler şiddet gören kadınlar arasında
daha sık görülür (WHO, 2002).
Kadına Yönelik Şiddetin Ölümcül Sonuçları
AIDS’e bağlı ölümler, anne ölümleri, cinayet ve intiharlar şiddet gören kadınlar arasında daha sıktır (WHO, 2002).
Türkiye’de 1998’de esas olarak aile içinde kadına yönelik şiddeti önlemek üzere
“Ailenin Korunmasına Dair Kanun” çıkarılmıştır.
96
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
4320 Sayılı “Ailenin Korunmasına Dair Kanun”un Kadınlar Tarafından Bilinme
Durumu
Türkiye’de kadınların sadece %57,2’si Ailenin Korunması Hakkındaki Kanun’dan
haberdardır (Altınay AG, Arat Y).
4320 Sayılı “Ailenin Korunmasına Dair Kanun”dan Yararlanma Durumu
Türkiye’de aile içi şiddeti önlemek üzere çıkarılan “Ailenin Korunmasına Dair Kanun” dan yararlananların sayısı yıllar içinde artmakla birlikte, azdır!
4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun ile İlgili Olarak Hukuk Mahkemelerine Açılan Davaların Yıllara (2001-2005) Göre Dağılımı (Birleşmiş Milletler CEDAW
Komitesine sunulmak üzere hazırlanan altıncı periyodik Türkiye Raporu taslağı,
2007)
Yıl
Açılan dava sayısı
Davacı sayısı
Davalı sayısı
2001
3207
3265
3636
2002
4114
4343
4325
2003
6147
6570
6542
2004
8276
8698
8700
2005
8966
9500
9610
4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun ile İlgili Olarak Hukuk Mahkemelerinde Karara Bağlanan Davaların Yıllara (2001-2005) Göre Dağılımı (Birleşmiş
Milletler CEDAW Komitesine sunulmak üzere hazırlanan altıncı periyodik Türkiye
Raporu taslağı, 2007)
Yıl
Karara bağlanan dava sayısı
Davacı sayısı
Davalı sayısı
2001
3166
3212
3403
2002
4248
4461
4595
2003
6375
6709
6807
2004
8221
8738
8643
2005
9132
9648
9617
97
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kadın Sığınma Evleri
Kadın sığınma evleri, şiddet nedeniyle yaşadığı ortamı terk eden ve bir süre varsa çocukları ile birlikte kalabileceği güvenli bir yere gereksinim duyan kadınlara başta psikolojik ve hukuksal destek hizmetleri olmak üzere çeşitli hizmetlerin sunulduğu kuruluşlardır.
Türkiye’de Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, belediyeler ve
sivil toplum kuruluşları kadın sığınma evi açabilmektedir.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. Maddesi (a bendi) uyarınca büyükşehir belediyeleri ile nüfusları 50 bini geçen belediyeler “kadınlar ve çocuklar için korunma evleri”
açmakla yükümlü kılınmıştır.
Avrupa Birliği standartlarına göre ise her 10 000 nüfusa bir sığınma evi açılması gerekmektedir (EU, 1999).
Türkiye’de şiddet gören ve evini terk eden kadının ve varsa çocuklarının barınma
ihtiyacını, güvenlik sorunlarını ve kendine yeni bir hayat kurma çabalarını desteklemek
üzere kurulmuş kadın sığınma evi sayısı sadece 47’dir.
Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne bağlı 23 sığınma evi
bulunmaktadır. Bu sığınma evlerinin kapasitesi 477’dir. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü’ne bağlı sığınma evlerinden yararlanan kadın sayısı
7552, çocuk sayısı 5575’tir (Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü, 2008).
Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi
Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde temel yaklaşım şiddetin kadın tarafından hiçbir
şekilde yaşanmamasıdır. Kadınlara kendilerini güven içinde hissedebilecekleri her türlü
şiddetin önlendiği yaşam koşullarının sunulması toplumun ve devletin görevidir. Çünkü
şiddet, şiddeti yaşayan kişiler üzerinde hiç bir şekilde giderilemeyen olumsuz sonuçlar
doğurmaktadır. Ancak her türlü önleyici tedbire rağmen yine de şiddet gören kadınları ve
de varsa çocuklarını korumak ve şiddetin zararlarını en aza indirecek önlemleri almak
da gerekmektedir. Bu kapsamda kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik müdahaleleri
üç aşamalı olarak ele almak mümkündür. Bu önlemler genel olarak aşağıdaki şekilde
sıralanabilir:
98
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1) Kadına yönelik şiddetin hiç yaşanmamasını sağlayıcı önlemler
• Toplumda kadın erkek eşitliğini sağlayıcı önlemler alınması
• Kadının statüsünün yükseltilmesine yönelik müdahalelerin yapılması
• Gerekli konularda kadınlara pozitif ayrımcılık yapılması
• Devletin “şiddete “0” tolerans” politikasını benimsemesi
• Kadına yönelik şiddetle mücadelenin devlet tarafından, toplumun da desteği ile belirlenmiş politika, plan ve programlar kapsamında ve uzun erimli olarak yapılması
• Kadına yönelik şiddetin gerçek boyutlarının görünür hale getirilmesi için ilgili kuruluşlarca düzenli veri toplanması, araştırmalar yapılması
• Kadına yönelik şiddet konusunda toplumsal farkındalık ve duyarlılığın sağlanması
• Şiddetin toplum tarafından ayıplanması
• Şiddet uygulayanlara caydırıcı nitelikte cezalar verilmesi
• Bireylere iletişim becerilerini artırıcı eğitimler verilmesi
• Bireylerin çatışma çözme becerilerinin artırılması
• Evlilik okulları
• Anne baba okulları
• Çocuklara yönelik şiddetin önlenmesi
• Yasal okuryazarlığın sağlanması gibi önlemleri içerir.
2) Aile içinde şiddet gören kadın ve varsa çocuklarının korunmasına yönelik
önlemler
• Şiddet mağduru kadınların erken dönemde tespiti
Bu tespit esas olarak sağlık çalışanları tarafından yapılmalıdır. Başka nedenlerle de
olsa sağlık kuruluşlarına başvuran kadınlara şiddet görüp görmedikleri sorulmalıdır.
• Şiddet gören kadınları ve varsa çocuklarını korumak üzere ülke düzeyinde adalet,
kolluk, sosyal hizmet ve sağlık hizmetlerini kapsayan bir iletişim, işbirliği ve hizmet
sisteminin kurulması
Bu sistem içinde hizmet veren kamu çalışanlarının şiddet mağduru kadınlara uygun
şekilde hizmet vermelerini sağlayacak biçimde eğitilmelerinin sağlanması gerekir.
• Şiddet gören kadınlar için acil ve ücretsiz yirmi dört saat hizmet sunan bir yardım
hattının kurulması
99
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
• Şiddet gören kadınlar şiddet ortamından uzaklaşmak isterlerse onlara ve varsa çocuklarına güvenli bir barınma, yasal danışmanlık, sosyal destek ve sağlık hizmeti
sunan yeterli sayıda kadın sığınma evinin kurulması
• Kadına şiddet uygulayan kişileri kadının ve varsa çocuklarının yaşadığı evden
uzaklaştıran, cezalandıran, rehabilitasyonlarını sağlayan, şiddet gören kadına geçinmesini sağlayacak düzeyde nafaka bağlayan yasal düzenlemelerin yapılması
ve bu yasal düzenlemelerden yararlanmak isteyen kadınlar için ücretsiz, acil ve
ispat yükümlüğünün aranmadığı adli karar alınmasını sağlayıcı önlemleri içerir.
3) Şiddet gören kadınların kendi ayakları üzerinde durmalarına yardımcı olacak
destek hizmetlerinin sağlanması
• Bu hizmetler şiddet ortamından uzaklaşıp kendisine ve çocuklarına yeni bir düzen
kurmak isteyen kadınlara barınma, iş, sağlık hizmeti gibi destek hizmetlerinin sunulmasıdır.
SONUÇ
Kadına yönelik şiddet, bir insan hakları ihlalidir ve neden olduğu sağlık sonuçları ağırdır. Kadına yönelik şiddet ÖNLENEBİLİR. Önlenmesinde başta devlet olmak üzere toplumun bütün bireylerinin sorumluluğu ve görevi vardır.
100
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kaynaklar
1) “Aile İçinde ve Toplumsal Alanda Şiddet Araştırması” Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1997.
2) “Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi için Alınacak Tedbirler ile İlgili 2006/17 Sayılı Başbakanlık Genelgesi”
h t t p : / / r e g a . b a s b a k a n l i k . g o v. t r / m a i n . a s p x ? h o m e = h t t p : / / r e g a . b a s b a k a n l i k . g o v. t r / e s k i ler/2006/07/20060704.htm&main=http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2006/07/20060704.htm. Erişim
tarihi 16 ocak 2008.
3) Altınay AG, Arat Y. “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet” Punto: İstanbul, 2007.
4) Birleşmiş Milletler CEDAW Komitesine sunulmak üzere hazırlanan altıncı periyodik Türkiye Raporu taslağı, 2007, Ankara
5) Committee on the Elimination of Discrimination against Women, General Recommendation 19, Violence
against women (Eleventh session, 1992), U.N. Doc. A/47/38 at 1 (1993), reprinted in Compilation of General Comments and General Recommendations Adopted by Human Rights Treaty Bodies, U.N. Doc.
HRI/GEN/1/Rev.6 at 243 (2003). http://www1.umn.edu/humanrts/gencomm/generl19.htm. Erişim tarihi:
16. Ocak 2008.
6) Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 2003. Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü, Devlet Planlama Teşkilatı ve Avrupa Birliği, Ankara, Türkiye.
7)
http://www.statcan.ca/english/research/85-570-XIE/2006001/findings.htm. Erişim tarihi 18 Aralık 2007
8) http://www2.ohchr.org/english/law/eliminationvaw.htm. Erişim tarihi:16 Ocak 2008.
9) Measuring Violence Against Women Statistical Trends 2006, Minister responsible for Statistics Canada,.
Minister of Industry. Catalogue no. 85-570-XIE October 2006.
10) Recommendations of the Expert Fora of the EU Conference on Violence Against Women Cologne, 29
and 30 March, 1999.
11) The National Violence Against Women Survey July 2000 NCJ 181867 http://www.ncjrs.gov/pdffiles1/
nij/181867.pdf. Erişim tarihi 18 Aralık 2007.
12) The UN General Assembly Declaration on the Elimination of Violence against Women. General Assembly resolution 48/104 of 20 December 1993.
13) The United Nations Fourth World Conference on Women http://www.un.org/womenwatch/daw/beijing/
platform/violence.htm. Erişim tarihi: 16 Ocak 2008
14) Türkiye Büyük Millet Meclisi Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadın ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma
Komisyonu Raporu, 2006.
15) WHO Multi-country Study on Women’s Health and Domestic Violence Against Women; 2005.
http://www.who.int/gender/violence/who_multicountry_study/Chapter3-Chapter4.pdf erişim tarihi 16
Ocak 2008
16) World Report on Violence and Health, Geneva, World Health Organization, 2002.
17) www.shcek.gov.tr/hizmetler/kadin_Aile_Toplum/Kadin_Konukevleri.asp . Erişim tarihi 16 Ocak 2008.
101
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
3.3.3. TÜTÜN KULLANIMI VE KADIN SAĞLIĞI
Tütün ürünlerinin kullanımı yaygın bir davranış olarak dikkat çekmektedir. Günümüzde en sık tüketilen tütün ürünü sigaradır. Dünyada yaklaşık 1,5 milyar kişinin sigara içtiği
ifade edilmektedir ve bu sayının 2025 yılına kadar 1,6 milyarın üzerinde olması beklenmektedir. Her yıl 4,5 milyon insan sigaraya bağlı bir nedenden yaşamını yitirmektedir.
Bu sayının da 2020 yılında 8,5 milyona, 2025-2030 yıllarında da 10 milyona ulaşacağı
tahmin edilmektedir (The European Tobacco Control Report 2007).
Sigara içmeye başlamanın temel nedenleri akran etkisi ve stres olarak tanımlanmaktadır. Sigara firmalarının kadın ve çocuklar üzerindeki teşvik edici propagandaları son
yıllarda artış göstermiş olup kadınların sigara içmeye başlamalarını artırmak için sigara
firmaları tarafından kullanılan en önemli argümanlar “özgürlük”, “ekonomik bağımsızlık”
gibi konulardır. Sigara ile mücadele programlarında bu durumun engellenmesi için çok
dikkatli olmak gerekir.
Kadınlar ve erkekler arasında sigara içme sıklığı farklı olup bu durum ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre farklılaşır.
Ülkelerin Gelişmişlik Düzeyine Göre Sigara İçme Sıklıkları (2000)
Gelişmişlik Düzeyi
Sıklık (%)
Erkek
Kadın
Toplam
Yüksek
35,6
20,3
27,8
Orta
52,4
7,7
30,2
Düşük
36,7
6,7
21,9
Ortalama
47,5
10,3
28,9
Kaynak: Bilir N. Sigara Kullanımının Kadın Sağlığına Etkileri ve Kontrolü, 2003.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölgesi’nde 2005 yılı itibarıyla İzlanda ve İsveç
dışındaki bütün ülkelerde tütün kullanım sıklığı erkekler arasında kadınlardan daha yüksektir. Gürcistan’da bu fark en fazla olup Gürcistan’ı Ermenistan, Belarus, Kırgızistan,
Moldova Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu takip etmektedir. Erkek ve kadınlar arasındaki farkın %10’dan daha az olduğu ülkelerin çoğu ise Batı Avrupa’da olup sayıları 18’dir
(The European Tobacco Control Report 2007).
102
dúndaki bütün ülkelerde tütün kullanm skl÷ erkekler arasnda kadnlardan daha
yüksektir. Gürcistan’da bu fark en fazla olup Gürcistan’ Ermenistan, Belarus
Krgzistan, Moldova Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu takip etmektedir. Erkek
ve kadnlar arasndaki farkn %10’dan daha az oldu÷u ülkelerin ço÷u ise Bat
olup
saylar
18’dir .
KADININ STATÜSÜ VEAvrupa’da
SAĞLIĞI İLE
İLGİLİ
GERÇEKLER
(The European Tobacco Control Report 2007)
DSÖ Avrupa Bölgesi: Sigara içme hz tahminleri, 2002-2005
DSÖ Avrupa Bölgesi: Sigara İçme Hızı Tahminleri, 2002-2005
%
Erkek
Kadn
Toplam
Kaynak: The European
Tobacco
Control
Report 2007,
WHO Regional
for Europe,
Kaynak:
The
European
Tobacco
ControlOffice
Report
2007, 2007.
WHO
Regional Office fo
Europe, 2007
Erkekler arasında öğrenim durumu ve gelir düzeyi ile sigara tüketimi arasında ters
ilişki bulunurken kadınlar arasında sigara içenlerin yüzdesi ve günde içilen sigara sayısı
yüksek gelir düzeyindeki
kadınlarda,
daha düşük
sosyo-ekonomik
düzeydeki
Erkekler
arasnda ö÷renim
durumu
ve gelir düzeyi
ile sigarakadınlara
tüketimi arasnda ters
göre fazladır.
iliúki bulunurken kadnlar arasnda sigara içenlerin yüzdesi ve günde içilen sigara
says
yüksek
düzeyindeki
kadnlarda,
düúükbir
sosyo-ekonomik
düzeydek
Sigara başta olmak
üzere
tütüngelir
mamullerinin
kullanımı
DSÖ daha
tarafından
salgın (epidemi) olarak kabul kadnlara
edilmektedir.
salgın şekilde de görüleceği gibi dört evrede incelengöreBufazladr.
mekte olup kadınlar ve erkekler için farklı seyretmektedir.
Sigara
baúta olmak üzere tütün mamullerinin kullanm DSÖ tarafndan bir salgn
Tütün Salgınının
Basamakları
(epidemi) olarak kabul edilmektedir. Bu salgn úekilde de görülece÷i gibi dör
EVRE 3
EVRE 4
EVRE 2
evrede incelenmekte
olup kadnlar
ve erkekler için
farkl seyretmektedir.
EVRE 1
Sigara içme
sıklığı (%)
Erkek
Erişkinlerde
sigara içme
sıklığı (%)
Sigara içme
sıklığı (%)
Kadın
Ölüm
hızları
(%)
125
Ölüm hızı
(%) Erkek
Ölüm hızı
(%) Kadın
Sahra altı
Afrika
Çin
Japonya
Güney-doğu Asya
Latin Amerika
Kuzey Afrika
Batı Avrupa
Güney Avrupa
Latin Amerika
Batı Avrupa
İngiltere
Amerika
Kanada
Avustralya
103
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Evre 1-Tütün kullanma sıklığı az (%20 civarlarında).
Evre 2-Tütün kullanma sıklığı erkeklerde %50’lere ulaşmakta.
Evre 3-Tütün kullanımına bağlı hastalık ve ölümlerde yükselme.
Evre 4-Tütün kullanma sıklığı azalmakta.
Kaynak: Salgını Durdurmak (Curbing the Epidemics), 2001.
Türkiye genelinde 1988 yılında yapılmış olan çalışmada erkeklerin %62’si, kadınların
%24’ü sigara içmektedir (Bilir N. ve ark, 1997).
2002 yılında ulusal düzeyde yapılmış olan bir başka çalışmada erkeklerin %50,9’u;
kadınların ise %25,5’i sigara içmektedirler (Emri S. ve ark, 2003).
Türkiye’de ulusal düzeyde ölüme ve hastalık yüküne neden olan ilk 10 hastalık arasında serebrovasküler hastalıklar, iskemik kalp hastalıkları, akciğer kanseri, alt solunum
yolu enfeksiyonları, kronik obstrüktif akciğer hastalığı görülmektedir. Bu sorunları yaratan
en önemli risk faktörlerinden birisi sigara içilmesidir (Türkiye’de Sağlığa Bakış, 2007).
2003 yılında yapılmış olan Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması sonuçlarına göre ise
15-49 yaş evli kadınlar arasında sigara içme sıklığı %27,6’dır. Eğitimi olmayan kadınlar
arasında sıklık %18,4 iken bu sayı lise ve üzeri grupta %43,9’dur (Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 2003).
Sigara Kullanımının Sağlık Riskleri:
Sigara içimi sonucu pek çok sağlık sorunu meydana gelmektedir. Akciğer kanseri
başta olmak üzere pek çok kanser, kalp ve damar hastalıkları, akciğerde meydana gelen
kanser dışı hastalıklar, mide bağırsak sistemi hastalıkları, üreme sistemi sorunları bu
durumların başında gelir. Sigaraya bağlı meydana gelen ölümler sadece akciğer kanseri nedeniyle olmamaktadır. Kalp-damar ve akciğer hastalıklarına bağlı meydana gelen
ölümler de bu konuda önemli ölüm nedenleri arasında yer almaktadır.
Sigara İçinde Sağlığa Zararlı Hangi Maddeler Bulunuyor?
Sigaranın içinde 4000’den fazla zararlı madde bulunmaktadır. Bunların başında
karbon monoksit, nikotin ve katran gelmektedir. Karbon monoksit; arabaların egzoz
gazının aynısıdır. Kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltır. Nikotin; bağımlılık yapar. Kan
basıncını (tansiyon) ve kalp hızını artırır, karbon monoksit ile birlikte kalp ve beyindeki
damarlara zarar verir. Katran da kanser yapıcı etkiye sahiptir (Boztaş G. ve ark, 2006).
104
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Sigara Kullanımı ve Ekonomik Kayıplar
Sigara içildiği zaman ekonomik açıdan da kayıplar çok büyüktür. Kişiler sigaraya verdikleri paraları biriktirdikleri takdirde farklı kazançlar sağlayabilirler. Bu durum kişisel olduğu kadar ülke ekonomisine de katkı sağlar. Günde bir paket sigara içen bir kişi bu davranışını terk ettiği zaman çok kabaca yapılan bir hesaba göre aşağıdaki durum ortaya
çıkmaktadır.
Sigara içilmemesi durumunda;
Bir günde: Beş gazete, bir demet çiçek….
Bir haftada: Bir tane kazak, birkaç tane kitap…
Bir ayda: Bir adet VCD, kol saati…
Bir yılda: Dört kişilik bir hafta tatil….olanaklarından yararlanılabilir….
Bu liste uzayabilir. Önemli olan sigaradan uzaklaşıldığı takdirde yapılabileceklerin düşünülmesi ve bu dönüşümü kolaylaştırmak için olanakların zorlanmasıdır.
Sigaranın kişiye yarattığı maliyet dışında ülke ekonomisine de yükü çok büyüktür. Orman yangınlarının en önemli nedeninin sigara olduğu düşünüldüğünde bu zararın boyutları değerlendirilebilir. Ayrıca izmaritlere bağlı olarak çevreye verilen zararlar da dikkate
alınmalıdır (Salgını Durdurmak (Curbing the Epidemics), 2001).
Sigara içildiği zaman iki temel etki görülür:
1. Sigara içen kişinin kendisi doğrudan zarar görür.
2. Sigara içmeyenler sigara içilen ortamlarda sigara dumanından pasif olarak etkilenir.
Sigara dumanından pasif etkilenim açısından özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar, kendi
haklarını savunamayacak kişiler risk altındadır. Gebelik döneminin pasif etkilenim açısından özel bir önemi bulunmaktadır.
Gebelik kadınlar için önemli bir dönemdir. Bu dönemde sigara içmek hem annenin
hem de bebeğin sağlığını tehdit etmektedir.
Sigara içen gebe kadınlarda ve yeni doğan çocuklarda da sağlık sorunları sigara içmeyenlere göre daha yüksek bulunmuştur.
105
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Sigara içen annelerin bebeklerinin, içmeyenlerinkine göre daha düşük doğum ağırlığına sahip olduğu bilinmektedir. Bu bebeklerde solunum sistemi hastalığı ve ani bebek
ölümüne bağlı kaybedilme riski daha yüksektir.
Sigara içiminden pasif olarak etkilenim önemli sağlık sorunları yaratır. Bu konuda
sigara içmeyen kişilerin sağlık hakları ellerinden alınmış olur. Özellikle kadınlar ve
çocuklar risk altındadırlar.
Sigara içiminin önlenmesinde üç temel yaklaşım bulunmaktadır:
1. Sigaraya hiç başlanmaması
2. Sigara içenlerin sigarayı bırakmaları
3. Sigara dumanından pasif etkilenimin önlenmesi
Bu basamaklardan en etkilisi sigaraya hiç başlanmamış olmasıdır. Sigara dumanından pasif etkilenimin önlenmesi özellikle kadınlar (gebeler başta olmak üzere) için çok
önem taşır. Ancak sigara içenlerin bırakabilmeleri için de çalışmalar yapılmalıdır.
Sigarayı bırakmak isteyen kişiler için temel öneriler:
1.Sigarayı bırakmak için önemli gerekçeleri belirlemek, bunları yazılı hale getirmek,
2. Sigarayı anımsatan objeleri ortadan kaldırmak (kül tablası, çakmak gibi),
3. Sigara ile birlikte yapılan davranışlardan kaçınmak (kahve içmek vb.),
4. Sigarayı bırakmak için bir gün belirlemek (bu günün tercihen doğum günü, evlilik
yıl dönümü gibi bir gün olması daha güdüleyici olur),
5. Sigara içmek aklına geldiğinde başka bir davranışa yönelmek,
Bu basamakta bireyler el ve ağız alışkanlıklarının sigaraya yönelmesini engellemek
için bir şey yeme eğilimi içinde olurlar. Ancak yeme alışkanlıkları açısından bu dönemde çok dikkatli olmak gerekir. Sürekli yeme eğilimi kişilerin kilo almasına neden olabilir.
Bu nedenle kişilerin kendilerini yeme dışındaki davranışlara yönlendirmeleri önerilir. En
sık önerilen davranışlar su içmek, sigara aklına geldiğinde oturuyorsa ayağa kalkmak,
arkadaşıyla sohbet etmek, yürümek gibi davranışlardır. Suyun her yaş döneminde vücut için gerekliliği bilinmektedir. Kişi sigarayı bıraktığı dönemde bir şey yeme ihtiyacı
içinde ise de meyve veya çiğ sebze tüketmesi önerilir. Nefes alma egzersizleri veya
basit egzersiz hareketleri de kişinin yeme davranışına yönlenmesini engelleyebilir. El
ve ağız alışkanlığının kişiyi zorladığı noktada stres topu ile oynama, şekersiz sakız çiğneme gibi davranışların uygulanması da önerilebilir.
6. İçmemeyi başardığı ölçüde kendi kendini ödüllendirmek.
106
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Sigara İçme Davranışı Bırakıldığı Zaman Meydana Gelen Zararlar Azalır mı?
Yapılan çalışmalar sonucunda, sigara kullanımının azaltılmasıyla, akciğer hastalıkları
başta olmak üzere hemen bütün hastalıkların önemli miktarda önlenebileceği ve buna
bağlı olarak da her yıl binlerce kişinin sağlığının olumlu yönde düzelebileceği bilinmektedir.
Sigarayı bıraktıktan 10 yıl sonra akciğer kanserine yakalanma riski sigara içmeye
devam eden birinin taşıdığı riskin yarısına iner, kalp hastalığı riski hiç sigara içmemiş
birinin taşıdığı riskle aynı düzeye gelir. Onbeş yıl sonra felç geçirme ve kalp krizi riskiniz
hiç sigara içmemiş birinin taşıdığı riskle aynı düzeye gelmektedir.
Mücadelede küresel bir yaklaşım gereklidir !!
DSÖ, sigara ve diğer tütün mamullerinin yarattığı etkilerle mücadelenin küresel düzeyde sürdürülmesi gerektiğini kabul emiş; bu kapsamda küresel bir yaklaşım geliştirmiştir. Bu küresel yaklaşımın adı TÜTÜN KONTROLÜ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ
(TKÇS-Framework Convention on Tobacco Control-FCTC) dir. TKÇS 2005 yılında
yürürlüğe girmiştir (Aslan D, 2005).
Bu sözleşmeye taraf olan Türkiye Cumhuriyeti de tütün ile mücadelede kendine düşenleri yapma gayreti içindedir. Türkiye’de sigara ile mücadeleye TKÇS bir ivme kazandırmış ve 1996 yılından bu yana yürürlükte olan 4207 sayılı “Tütün ve Mamullerinin
Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun”u desteklemiştir. TKÇS nedeniyle ülke çapında
tütün mücadelesini güçlendirme çalışmaları devam etmektedir (Aslan D. Tütün Kontrolü
Çerçeve Sözleşmesi, STED 2005, 14(1): 19-20). Türkiye’de tütün mücadelesi konusunda 3 Ocak 2008 tarihinin de önemi vardır. Bu tarihte Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulu’nda tütün yasağını genişleten ve FCTC-TKÇS tarafından önerilen gelişmelere
uyuma katkı sağlayan 5727 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü
Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Sürecin toplum tarafından daha fazla desteklenmesi
için de çalışmalar sürdürülmelidir (http://www.meclishaber.gov.tr, 2008).
FCTC-TKÇS’nin sigara mücadelesi kapsamında Dünya ve Türkiye için getirmiş olduğu
en önemli yenilik daha önce de ifade edildiği gibi ilk uluslararası düzenleme olmasıdır.
Uluslararası yasa niteliğinde olan bu sözleşmede kadınlara özel olarak vurgu yapılmıştır.
Kadınlar geçmiş yıllara göre daha fazla sigara içmektedirler ve cinsiyete özgü
kontrol programları ve mekanizmalar bir gerekliliktir.
107
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kadınlar Arasında Tütün Kullanımının Önlenmesine Yönelik GENEL Öneriler
Kısa
Dönem
a. Müdahale programlarının izlenmesi
ve yaygınlaştırılması
b.Altta yatan faktörlerin belirlenmesi
c.Uluslararası yaklaşımların ulusal
uyarlamalarının yapılması
d.Sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi
a. Uygulamalardaki zorlukların ortadan
kaldırılması için çalışmaların yapılması
(yasa, vb)
b.Kadınlar arasında sigara içme sıklığı
ile ilgili durum saptamasının yapılması
c.Müdahale programlarının geliştirilmesi
ve uygulanması
Orta Dönem
Uzun Dönem
a. Kadın-erkek eşitliğinin
sağlanması
b.Kadının statüsünün
yükseltilmesi
Sonuç olarak; sigara başta olmak üzere her türlü tütün ürününün kullanımı herkes
için çok zararlıdır. Ancak kadınlar bu noktada daha önemli bir risk grubudur. Bu zararların
engellenmesi açısından özel programlara ihtiyaç olup kadının statüsünün yükseltilmesi
dahil bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.
108
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kaynaklar
1) Aslan D. Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi, STED 2005, 14(1): 19-20.
2) Bilir N. Sigara Kullanımının Kadın Sağlığına Etkileri ve Kontrolü. Toplumsal Cinsiyet, Sağlık ve Kadın.
Hacettepe Üniversitesi Yayınları, 2003: 209-219
3) Bilir N, Doğan BG, Yıldız AN. Smoking Behavior and Attitudes-Ankara, Turkey. Hacettepe Public Health
Foundation and International Development Research Center. Ankara, 1997
4) Boztaş G, Aslan D, Bilir N. Çevresel Sigara Dumanından Etkilenim ve Çocuklar. Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi 2006; 15 (5): 75-78
5) Emri S, Başoğlu A, Turnagöl H, Bacanlı S, Tuncer M. Epidemiology of Smoking Among Turkish Adults: A
National Household Survey, 2002. The Second International Symposium on Medical Geology, Nutrition,
and Cancer. Abstract Book, March 31-April 03, 2003: 33-36.
6) http://www.meclishaber.gov.tr/develop/owa/haber_portal.haber_detay_dokuman?p1=47622. Erişim tarihi: 15 Ocak 2008.
7) Salgını Durdurmak (Curbing the Epidemics) Dünya Bankası Yönetimler ve Tütün Ekonomisi, Dünya
Bankası Yayınları, Çeviri Yayın (Çeviri Yapan: Taş Ş.), Ofset Baskı, İstanbul, 2001.
8) The European Tobacco Control Report 2007, WHO Regional Office for Europe, 2007.
9) Türkiye’de Sağlığa Bakış, 2007. TC Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı Hıfzısıhha Mektebi Müdürlüğü Yayınları. Mollahaliloğlu S ve ark (Eds), Ankara, 2007: 52-53.
10) Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 2003, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü, Ankara,
Ekim 2004.
109
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
3.3.4. BESLENME SORUNLARI VE KADIN SAĞLIĞI
Türkiye’de tüm dünyada olduğu gibi önemli beslenme sorunları yaşanmaktadır. Beslenme; bireyin en önemli yaşamsal gereksinimlerinden birisi olup 1978 yılı Alma Ata Bildirgesinden bu yana da bir Temel Sağlık Hizmeti olarak tanımlanmaktadır. Kadın ve
erkek, ayrım yapılmaksızın toplumdaki her birey “yeterli” ve “dengeli” beslenme hakkına
sahiptir. Bu hak uluslararası Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) tarafından da sürekli
olarak vurgulanmaktadır (West KP ve ark, 2005).
DSÖ, yetersiz beslenme ile ilgili sürecin bireyin yaşam döngüsü içinde bebeğin
doğumundan önce başlayıp ölümüne dek devam ettiğini vurgulamaktadır.
Kalp ve damar hastalıkları, kanser gibi daha çok ileri yaş grubunda görülen sağlık
sorunlarının temelinde erken yaşlarda edinilen beslenme alışkanlıklarının çok önemli
bir rolü olduğu bilinmektedir.
Yetersiz beslenme sorunları, özellikle gelişmekte olan ülkelerde hayatın bütün dönemlerinde bir problem olarak ortaya çıkmakta; zincir kırılmadığı takdirde başka önemli
sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.
110
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Yetersiz Beslenme Döngüsü
Düşük doğum
ağırlıklı bebek
Kavruk çocuk
Yetersiz beslenen
kadın
Gebelik döneminde
yetersiz beslenme
Kavruk ergen
Yetersiz beslenen
yaşlı
Anne Ölümleri
Kaynak: Allen L. ve ark, 2001.
Beslenme sorunları bebeklik, çocukluk ve ergenlik dönemi, gençlik, yetişkin dönem ve
yaşlılık dönemi olmak üzere her dönemde farklıdır. Bu farklılığı yaratan temel durumlar
gıdaların yetersiz alınması, sağlık bakım hizmetlerinden yararlanamama, kişilerin taşıdıkları bireysel sağlık riskleri gibi koşullardır (Aslan D, 2003).
111
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Yetersiz Beslenmenin Ortaya Çıkma Koşulları
YETERSİZ BESLENME
Gıdaların alımında yetersizlik
Gıdalara ulaşımda
yetersizlik
Anne ve bebeklerin
yetersiz bakımı
Hastalık
Sağlık hizmetlerine
ulaşamama sorunu
Öğrenim durumunun yetersiz olması
Siyasal, ekonomik, kültürel, sosyal ve
diğer nedenler
}
Altta yatan
nedenler
}
Temel
nedenler
Kaynak: Allen L. ve ark, 2001.
Beslenme sorunlarına çözümler üretilirken altta yatan nedenlerin de bilinmesi gerekir.
Siyasal, ekonomik, kültürel, sosyal nedenleri temel alan faktörler her toplum için değişiklik gösterebilir. Bu faktörler bireylerin öğrenim durumunu etkilemektedir. Toplumsal
cinsiyet kavramı içinde de bu koşul ve durumları dikkatle incelemek gerekmektedir.
112
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Bebeklik, Çocukluk ve Adolesan Dönemleri:
Bebeklik ve çocukluk dönemlerinde görülen en önemli beslenme sorunları:
Düşük doğum ağırlığı
Anne sütü ile beslenmede yetersizlikler
Protein-enerji malnütrisyonu
Demir eksikliği anemisi
Vitamin ve mineral yetmezlikleri (Vitamin A, Vitamin D, kalsiyum vb.).
Anne sütü doğduğu andan itibaren bebek için ilk ve en temel gıdadır. Bebeğin yaşamındaki ilk 6 aydaki tüm besin gereksinimlerini içermektedir. Ayrıca anne sütü temizdir,
her zaman aynı ısıdadır ve emzirme anne ile çocuk arasında yakın bir bağ oluşmasını sağlamaktadır. Bunlara ek olarak, bebeklerin hastalıklara karşı dirençli olmasını
sağlamakta ve beslenme bozukluklarının sıklığını ve gıda kaynaklı enfeksiyonları
azaltmaktadır. Doğan bütün bebeklerin doğdukları andan itibaren ilk 6 ay anne
sütü ile beslenmesi gerekmektedir.
Cinsiyete Göre Bebeklerin Anne Sütü ile Beslenme Durumu (Türkiye, 2003) (%)
Bir süre
emzirilenler
Emzirilmeye başlayanlar
Doğumdan
sonraki ilk bir
saat içinde
Doğumdan
sonraki ilk bir
gün içinde
Anne sütünden
önce başka gıda
alanlar
Erkek
96,4
53,7
88,2
40,3
Kız
97,3
54,2
84,0
38,4
Kaynak: TNSA, 2003.
113
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Cinsiyete Göre Bebeklerin Emzirme Süreleri ve Emzirilen Altı Aylıktan Küçük
Çocuklara İlişkin Özellikler (Türkiye, 2003)
Bebeklerin emzirme süresi (ay)
Emzirilen 6 aylıktan küçük çocuklar
Emzirilen
Sadece
anne
sütü
Anne sütü,
su ve su
içerikli
sıvılar
Son 24 saatte
6 ve daha
fazla kez
emzirilen (%)
Ortalama
gündüz
emzirme
sayısı
Ortalama
gece
emzirme
sayısı
Erkek
14,1
0,7
3,4
92,5
6,2
5,1
Kız
14,0
0,6
2,9
88,5
6,0
4,7
Kaynak: TNSA, 2003.
Tabloda da görüldüğü gibi kız bebeklerin erkek bebeklere göre “son 24 saatte” 6 kez
ve daha sık emzirilmeleri daha düşüktür.
Demir eksikliği anemisi 6-24 aylık çocuklarda görülen en önemli kansızlık nedeni
olarak dikkat çekmektedir.
Türkiye’de yapılan çalışmalar kız çocuklarda demir eksikliğine bağlı gelişen
kansızlığın erkek çocuklara göre daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır.
114
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Protein-enerji malnütrisyonu beş yaş altı çocuklarda görülen önemli bir beslenme sorunudur.
Cinsiyete Göre Protein-Enerji Malnütrisyon Durumu (Türkiye, 2003) (%)
-3SD’nin
altında
-2SD’nin
altında
-3SD’nin
altında
-2SD’nin
altında
Yaşa göre
ağırlık
(Düşük
Kiloluluk)
-3SD’nin
altında
Erkek
2,9
10,9
0,4
1
0,6
3,2
Kız
4,5
13,6
0,1
0,4
0,7
4,7
Yaşa
göre boy
(Bodurluk)
Boya göre
ağırlık
(Zayıflık)
-2SD’nin
altında
Kaynak: Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması, 2003.
Ergenlik döneminde beslenme alışkanlıkları değişiklik gösterebilir. Özellikle ayak üstü
beslenme alışkanlıklarında artma, kişilerin bedenleri ile ilgili algılamalarında değişiklikler
görülür. Ayak üstü beslenme alışkanlıklarında değişiklik dengesiz beslenme sonucu ortaya çıkan şişmanlık ile sonlanırken bireylerin bedenleri ile ilgili algılama
sorunları yeme bozukluklarına neden olur. Yeme bozuklukları geçmiş yıllarla kıyaslandığında daha fazla görülmektedir. En sık görülen yeme bozuklukları anoreksiya
nervosa ve bulimia nervosa olarak dikkat çekmektedir. Bu iki durum da kızlarda
erkeklere göre daha fazla görülmektedir. Yeme bozuklukları konusunda yapılan çalışmalar toplumda görülme sıklığının %2-10 arasında değiştiğini ortaya koymaktadır (Kara
B. ve ark, 2006; Aslan D, 2007).
Ergenlik döneminde kız ve erkeklerin besinlere olan gereksinimleri birbirinden farklıdır. Bu fark aşağıdaki tabloda sunulmaktadır.
115
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Adolesan Dönemde Kız ve Erkekler İçin Günlük Önerilen Besin Miktarları (RDA)
Besin
Kız
Erkek
11-14 yaş
15-18 yaş
11-14 yaş
15-18 yaş
2200
2200
2500
3000
Protein (g)
46
44
45
59
Demir (mg)
15
15
12
12
1200
1200
1200
1200
800
1000
800
1000
Vitamin D (µg)
10
10
10
10
Vitamin C (mg)
50
60
50
60
Folik asit (mcg)
150
180
150
200
Enerji (kcal)
Kalsiyum (mg)
Vitamin A (µg RE)
Kaynak: Adolescent Nutrition: A View of the Situation in Selected South Asian Countries, 2006.
Üreme Çağı:
Bu dönemde kadınların en fazla karşılaştıkları beslenme sorunları demir eksikliği anemisi, şişmanlık olarak öne çıkmaktadır.
Şişmanlık kendi başına bir sağlık sorunu olduğu gibi aynı zamanda pek çok süregen
hastalığın altında yatan en önemli nedenler arasında yer almaktadır. Türkiye’de 15-49
yaş grubu evli kadınların önemli bir kısmı fazla kilolu ya da şişmandır. Bu değerlendirmelerin yapılması için kullanılan en pratik değerlendirme Beden Kitle İndeksi (BKİ) hesaplamasıdır.
BKİ = vücut ağırlığı(kg) boy uzunluğu2(m2)
Türkiye’de 15-49 Yaş Evli Kadınların BKİ Değerlendirmesi
BKİ değeri (kg/m2)
<18,5
18,5-24,9
25-29,9
≥30
Kaynak: TNSA, 2003.
116
Değerlendirme
Türkiye, 2003 (%)
zayıf
1,8
normal kilolu
41,2
fazla kilolu
34,2
şişman
22,7
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Üreme Çağı Sonrası ve Yaşlılık Dönemi
Üreme çağı sonrası 49 yaş sonrası olarak kabul edilmektedir. Yaşlılık ise DSÖ tarafından 65 yaş ve üzeri olarak kabul edilmektedir. Bu dönemlerde kadınlar şişmanlık, şeker
hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, kanser, osteoporoz ve yeme bozuklukları gibi sağlık
sorunları yaşamaktadırlar.
Kadınların Beslenme Sorunlarının Çözümüne Yönelik GENEL Öneriler
Kısa
Dönem
a. Altta yatan faktörlerin belirlenmesi
b.Uluslararası yaklaşımların ulusal
uyarlamalarının yapılması
c.Sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi
d.Beslenme sorununu yaratan
koşulların ortadan kaldırılması için
çalışmalar yapılması
a. Sorunların anında saptanması
b.Çözümlerin üretilmesi, hedef kitlelerin
belirlenmesi
c.Uygulamalardaki zorlukların ortadan
kaldırılması için çalışmaların yapılması
(yasa, vb)
Orta Dönem
Uzun Dönem
a. Kadın-erkek eşitliğinin
sağlanması
b.Kadının statüsünün
yükseltilmesi
Sonuç olarak; beslenme sorunlarının önemli ve önlenebilir sağlık sorunları olduğunun bilinmesi ve vurgulanması gerekir. Bu sorunların saptanması ve gerekli müdahale
programlarının geliştirilebilmesi için altta yatan faktörlerin ve özellikle de kadınlar açısından daha riskli durumları yaratan düşük statü, toplumsal cinsiyet etkilerinin değerlendirilmesi ve çözümlerin bu bakış açısıyla üretilebilmesi önem taşımaktadır.
117
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Kaynaklar
1) Adolescent Nutrition: A View of the Situation in Selected South Asian Countries. WHO, SEA-NUT-163.
March 2006; 16.
2) Aslan D. Bir Sağlık Sorunu Olarak Kadın ve Beslenme. Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Kitabında, ed. A.
Akın, Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi-Hacettepe Üniversitesi
Yayınları,2003; 141-151.
3) Aslan D. Kadın Sağlığı ve Beslenme Sorunları. STED 2007; 16 (6): VIII-XI.
4) Allen L, Gillespie S. What Works? A review of the Efficacy and Effectiveness of Nutrition Interventions.
United Nations Administrative Committee on Coordination Sub-Committee on Nutrition, Asian Development Bank, September 2001, ACC/SCN Nutrition Policy Paper No.19.
5) Kara B, Cal S, Aydoğan A, Sarper N. The prevalence of anemia in adolescents: a study from Turkey. J
Pediatr Hematol Oncol 2006; 28(5): 316-21.
6) West KP, Caballero B, Black RE. Nutririon. In: Merson MH, Black RE, Mills AJ (Eds). International Public
Health. Jones and Barlett Publishers, Massachusetts, 2005; 07-291.
118
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
BÖLÜM 4
Ulusal ve Uluslararası Düzeyde
Kadın Haklarını ve
Kadın Sağlığını İyileştirmeye Yönelik
Çalışmalar
119
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
Uluslararası Düzeyde “Kadın Konularında” YapılaN
ve Düzenlenen Toplantılar
Kronolojik Sırayla
1935: 12. Milletlerarası Kadın Konferansı (Atatürk’ün liderliğinde, İstanbul/Beylerbeyi Sarayı) düzenlendi.
1945: Birleşmiş Milletler (BM) Beratı; kadın-erkek eşitliğinin ilkelerini belirleyen ilk
uluslararası BM belgesi kabul edildi.
1946: Kadınların politik, ekonomik ve sosyal haklarını iyileştirmek amacı ile BM
Kadının Statüsü Komisyonu kuruldu.
1948: Uluslararası İnsan Hakları Beyannamesi kabul edildi.
1949: “İnsan Ticareti ve Paralı Seks veya Benzer İşletmeciliğin Engellenmesi Sözleşmesi” BM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
1951: Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından “Benzer İşlerde Çalışan Kadın
ve Erkeğe Eşit Ücret Ödenmesi Sözleşmesi” kabul edildi.
1952: “Kadının Siyasal Hakları Sözleşmesi” BM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
1957: “Kadının Milliyeti Sözleşmesi” kabul edildi; böylece kadına, eşinden bağımsız olarak kendi isteği ile milliyetine karar verme hakkı tanındı.
1960: Meslek ve iş konusundaki eşitsizliklerle ilgili ILO sözleşmesi kabul edildi.
1962: “Evlilikte Onay, Evlilikte Minimum Yaş ve Evliliğin Kayda Geçmesi Sözleşmesi” BM tarafından kabul edildi.
1967: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Deklarasyonu BM tarafından kabul edildi.
1972: BM Genel Kurulu, 1975 yılını; Uluslararası Kadın Yılı (UAKY) olarak deklare
etti ve bu yılı kadın konularına odaklanmaya ayırdı.
1974: BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi, 1975-UAKY’de Mexico City’de “Dünya Kadın Konferansı” yapılması kararını aldı.
121
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1975-1985: Uluslararası Kadın On Yılı olarak pek çok ülke kadın konularına odaklandı.
1976: BM Genel Kurulu tarafından, BM-kadın on yılı için gönüllü fon (UNIFEM)
ve kadınların ilerlemesi için BM Uluslararası Eğitim ve Araştırma Enstitüsü
(INSTRAW) kuruldu.
1979: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) BM
Genel Kurulu’nda kabul edildi.
1979: Avrupa Konseyi, kadın erkek eşitliğinden sorumlu ilk Komitesini kurdu.
1980: Kadın on yılında kadınlarla ilgili ilerlemelerin ara değerlendirmelerinin yapılması için; II. Dünya Kadın Konferansı, Kopenhag’da BM tarafından düzenlendi.
1981: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi yürürlüğe girdi.
1985: III. Dünya Kadın Konferansı, BM tarafından Nairobi’de toplandı ve “2000 yılı
için, kadının ilerlemesinde ileriye dönük stratejileri (FLS) kabul etti.
1986: “Kalkınmada Kadının Rolü” İlk Dünya Araştırma sonuçları yayımlandı.
1986: Strazburg’da Avrupa Konseyi Kadın Erkek Eşitliğinden Sorumlu 1. Bakanlar
Konferansı toplandı.
1988: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Kadın Erkek Eşitliği Deklarasyonu’nu
yayımlayarak, kadın erkek eşitliğinin insan haklarının ayrılmaz bir parçası
olduğunu ve cinsiyet temelli ayrımcılığın insan hakları ve temel özgürlüklerin
kazanılmasının önünde bir engel olduğunu vurguladı ve kadın erkek eşitliği
meselesi, ekonomik ve sosyal konular kapsamından çıkarılarak insan hakları
konularına dahil edildi.
1988: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi bünyesinde “Kadın Erkek Fırsat Eşit
liği Komitesi” kuruldu.
1989: Viyana’da Avrupa Konseyi Kadın Erkek Eşitliğinden Sorumlu 2. Bakanlar
Konferansı toplandı.
1990: BM’de Dünya Çocukları Zirvesi toplanarak “Çocukların yaşatılması, korunması ve geliştirilmesi Dünya Deklarasyonu” yapıldı. Uluslararası Çocuk Sözleşmesi kabul edildi.
122
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1991: BM tarafından, kadınlarla ilgili toplanan bilgiler değerlendirilerek; istatistikleri
ve trendleri içeren “Dünya Kadınları” dokümanı basıldı.
1992: BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda, çevrenin korunması yönünden kadının kilit rolü vurgulandı.
1992: Avrupa Konseyi’nin kadın erkek eşitliğinden sorumlu en öncelikli Komitesi
olan Kadın Erkek Eşitliği Yönetim Komitesi (CDEG) Avrupa Konseyi İnsan
Hakları Müdürlüğüne bağlı olarak kuruldu ve çalışmalarına başladı.
1993: Roma’da Avrupa Konseyi Kadın Erkek Eşitliğinden Sorumlu 3. Bakanlar
Konferansı kadına yönelik şiddetle mücadele teması ile toplandı.
1993: BM tarafından; İnsan Hakları Dünya Konferansı Viyana’da toplanarak; kadına karşı şiddet ve kadının diğer insan hakları konularını, BM’nin genel insan
hakları gündem ve çalışmaları içerisine entegre etti.
1993: “Kadınlara Karşı Şiddetin Eliminasyonu Deklarasyonu” BM Genel Kurulu tarafından kabul edildi.
1994: BM tarafından Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı, Kahire’de toplanarak ilk kez “Kadının güçlenmesinin kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olduğuna” işaret etti ve gelecek 20 yılın hedef, strateji ve aksiyonlarını saptadı.
İlk kez üreme sağlığı tanımlandı ve her iki cinsiyet için yaşam boyu yaklaşımı
vurgulandı.
1995: Sosyal Kalkınma Dünya Zirvesi Gündemi, kadınla ilgili bütün konulara yer
verdi.
1995: BM tarafından IV. Dünya Kadın Konferansı, Pekin’de, “Eşitlik, Kalkınma ve
Barış İçin Eylem” sloganı ile bir taahhütler konferansı olarak düzenlendi ve
tespit edilen 12 kritik sorunla ilgili alanlarda 2000 yılına dek yapılması gerekenler belirlendi (12 Kritik Sorun Alanı: Kadın ve yoksulluk, Kadın ve
eğitim, Kadın ve Sağlık, Kadın ve Şiddet, Kadın ve Silahlı Çatışmalar, Kadın
ve ekonomi, Karar alma mekanizmalarında kadın, Ulusal mekanizmalarda
kadın, Ulusal mekanizmalar, Kadının insan hakları, Kadın ve çevre, Kız çocukları.).
1996: İstanbul’da düzenlenen BM Dünya Yerleşimleri Konferansı, “Habitat-2” kadınlar için önemli kazanımlara neden oldu.
123
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1997: 3-14 Kasım 1997 tarihleri arasında İstanbul’da Avrupa Konseyi Kadın Erkek
Eşitliğinden Sorumlu 4. Bakanlar Konferansı düzenlendi. Konferansın ana
teması “Demokrasi ve Kadın Erkek Eşitliği” olmuştur. Konferans sonunda
kabul edilen İstanbul Deklarasyonunda, eşitlik konusunda atılması gereken
adımlar ve çeşitli öneriler yer aldı.
1999: BM, 1994 yılında Kahire’de yapılan, Uluslararası Nüfus ve Kalkınma
Konferansı’nda alınan kararların ülkelerde ne ölçüde uygulanabildiğinin değerlendirilmesi toplantısını gerçekleştirdi (Hollanda) ve değerlendirmeleri paralelinde yeni hedef ve stratejiler benimsendi.
2000: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, tarihinde ilk kez bir oturumun tamamını kadın konusuna ayırarak, “Kadın, Barış ve Güvenlik” temalı toplantı ile
kadınların çatışma ve çatışma sonrası süreçlerdeki deneyimleri ve barışa
katkıları konularını tartışmak üzere 24-25 Ekim 2000 tarihlerinde toplandı.
2000: BM Genel Kurulu, 1995 yılında Pekin’de yapılan, IV. Dünya Kadın
Konferansı’ndan sonra meydana gelen gelişmeleri değerlendirmek ve yeni
eylem ve girişimleri belirlemek amacıyla New York’ta “Kadın 2000: 21. Yüzyıl
İçin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kalkınma ve Barış” konulu bir özel oturum
gerçekleştirdi. Özel oturum sonucunda “Siyasi Deklarasyon ve Sonuç Belgesi” kabul edildi.
Hükümetler, siyasi deklarasyon ile; 1976-1985 yıllarının bir özeti niteliğinde olan Nairobi İleriye Dönük Stratejileri ile 1995 Pekin Deklarasyonu ve Pekin Eylem Planı’na konulan hedefler ve bu hedeflere bağlılıklarını, ayrıca Pekin Eylem Platformu’nda yer alan
12 kritik alanda verdikleri taahhütlerini teyit etmişlerdir.
Yeni Bin Yıl Kalkınma Hedefleri Bildirgesi (BM, 2000) Sonuç Hedefleri
1. Mutlak yoksulluk ve açlığın ortadan kaldırılması
2. Herkes için evrensel temel eğitim hedefine ulaşılması
3. Toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik ederek kadının durumunun güçlendirilmesi
4. Çocuk ölümlerinin azaltılması
5. Anne sağlığının iyileştirilmesi
6. HIV-AIDS, sıtma ve diğer salgın hastalıklarla mücadele edilmesi
7. Çevre ve doğal kaynakların sürdürülebilirliğinin sağlanması
8. Kalkınma için küresel işbirliğinin geliştirilmesi
124
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
• 2002: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, kadınların şiddete karşı korunması konulu 5 numaralı tavsiye kararını kabul etti. Kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki en önemli girişimlerden biri olan bu Tavsiye kararı, şiddetin önlenmesi ve kurbanların korunması için küresel bir strateji oluşturan ilk
uluslararası dokümandır ve cinsiyet temelli tüm şiddet biçimlerine yönelik bir
strateji getirdi.
• 2003: Türkiye, Birleşmiş Milletler Antlaşmalarından ‘İkiz Sözleşmeler’ diye bilinen
sözleşmeleri 4 Haziran 2003 tarihinde kabul etti.
• 2003: Üsküp’te Avrupa Konseyi Kadın Erkek Eşitliğinden Sorumlu 5. Bakanlar Konferansı, çatışmaların önlenmesi, çözümü ve barışın inşasında kadının rolü
temaları ile toplandı.
• 2006: Stockholm’de Avrupa Konseyi Kadın Erkek Eşitliğinden Sorumlu 6. Bakanlar
Konferansı toplandı.
• 2006: Avrupa Konseyi üyeleri, Konsey’in diğer organları ve STK’ların katılımıyla
2006 yılında başlatılan ve 2008 yılına dek sürecek olan “Aile İçi Şiddet Dahil Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kampanyası” başlatıldı. Kampanya,
duyarlılık yaratmayı, hükümetlerin siyasi irade göstermesini ve gerekli kaynakları ayırmalarını, uygulamaları takip ederek veri toplamasını hedeflemektedir.
• 2006: Avrupa Birliği bünyesinde, “ Avrupa Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü” kuruldu. Enstitü Ocak 2008 itibariyle işlerlik kazanmıştır.
• 2006: 28-29 Ocak 2006 tarihleri arasında İstanbul’da “Medeniyetler İttifakında Kadın” başlıklı uluslararası kongre gerçekleştirildi.
• 2006: 14-15 Kasım 2006 tarihlerinde İstanbul’da Avrupa-Akdeniz (Euromed) Süreci çerçevesinde “Kadının Toplumdaki Yerinin Güçlendirilmesi” konulu I. Bakanlar Konferansı toplandı.
• 2006: 20-21 Kasım 2006 tarihlerinde İstanbul’da “İslam Konferansı Örgütü’ne Üye Ülkelerin Kalkınmasında Kadının Rolü” 1. Bakanlar Konferansı düzenlenmiştir.
• 2007: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi “Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komitesi”
Başkanlığına Türk Milletvekili Gülsün BİLGEHAN seçildi.
Türkiye, bu bölümde yer alan kadınla ilgili uluslararası sözleşmeleri imzalayarak
uygulanacağına dair taahhütte bulunmuştur.
125
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
TÜRKİYE’DE KADINLAR VE EĞİTİMDE YAPILANLAR
Türkiye’de kadın sağlığının iyileşmesine etkisi olan girişimler uzun yıllardan
beri devam etmektedir. Ancak; kadın konusunda en önemli adımlar, Milli Mücadele ve Cumhuriyet döneminde, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlatılmış ve
sürdürülmüştür.
Kronolojik olarak:
1827: Tıphane-i Amire açıldı.
1843: Tıbbiye bünyesinde ebelik eğitimi başladı.
1845: Padişah fermanı ile kız ve erkek çocuklar için ilköğretim zorunlu hale getirildi.
1858: Kız ortaokulu (Rüştiye) açıldı.
1864: Kız teknik eğitim okulu açıldı.
1869: Kız sanayi mektebi açıldı.
1870: Kız Öğretmen Okulu (Dar-ül Muallimat) açıldı.
1876: İlk anayasa ile kız ve erkek çocuklar için ilköğretim zorunlu hale getirildi.
1880: Kızlar için ilk ortaöğretim hazırlık okulları (İdadi) açıldı.
1913: Kız lisesi (Sultani) açıldı.
1915: Kadınlar için ilk üniversite (İnas Darülfünunu) açıldı.
1922: Yedi kız öğrenci, tıp fakültesine kayıt yaptırarak eğitime başladı.
1923: Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kadınların kamusal
alana girmelerini sağlayan yasal ve yapısal reformlar hızlandı.
1924: Eğitim ve Öğretim birliğini sağlayan (Tevhid-i Tedrisat) kanunu çıkarıldı.
1932: Kadınlar için akşam kız sanat okulları açıldı.
1938: Kadınlar için el sanatları ve biçki dikiş kursları açıldı.
1945: Olgunlaşma enstitüleri açıldı.
126
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1989: Üniversitelerde kadın sorunları ve araştırmaları merkezleri açıldı. İstanbul Üniversitesi bünyesinde kadın çalışmaları alanında yüksek lisans programı başladı.
1996: Kadın çalışmaları alanında ilk yüksek lisans diploması verildi.
1997: Zorunlu temel eğitimi 5 yıldan 8 yıla çıkaran 4306 sayılı Kanun yürürlüğe
girdi.
2000: Özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile maddi yetersizliği nedeniyle öğrenimlerine devam edemeyen kız çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği
sağlanması ve kız çocuklarının meslek sahibi, ufku açık “birey”ler haline gelmelerini amaçlayan “Kardelenler-Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları” isimli
Proje başlatıldı.
2000: Toplumsal cinsiyet yaklaşımını ana plan ve programlara yerleştirmek için
resmi, özel ve sivil toplum kuruluşları çalışanlarına yönelik olarak kullanılması planlanan ve modüler bir eğitim materyali olan Toplumsal Cinsiyet Eğitim
paketi hazırlandı ve pilot uygulamaları yapıldı.
2003: “Haydi Kızlar Okula Kampanyası”, kız çocuklarının okullulaşma oranının en
az olduğu 10 ilde başlatıldı.
2004: 23 yeni il Haydi Kızlar Okula Kampanyası kapsamına dahil edildi.
2005: Haydi Kızlar Okula Kampanyası kapsamına dahil edilen il sayısı 53’e yükseldi.
2006: Haydi Kızlar Okula Kampanyası, tüm Türkiye geneline yaygınlaştırıldı.
127
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
“Kadınlık meselesinde dış görünüş ve kıyafet ikinci derecededir. Asil mücadele
alanı, kadınlarımız için görünüş ve kıyafette başarıdan daha çok, asıl başarılı olunması gereken alan ışıkla, kültürle, gerçek faziletle süslenmek ve donanmaktır. Ben
saygıdeğer hanımlarımızın Avrupa kadınlarından daha aşağıda kalmayacak, tersine
pek çok yönlerde onların üstüne çıkacak ışık ve kültürle donanacaklarına kesinlikle
kuşku duymayan ve buna kesinlikle emin olanlardanım.”
128
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
TÜRKİYE’DE KADINLAR VE EKONOMİDE YAPILANLAR
Kronolojik olarak:
1897: Kadınlar ücretli işçi olarak çalışmaya başladı.
1913: Kadınlar devlet memuru olarak çalışmaya başladı.
1914: Kadınlar tüccarlık ve esnaflığa başladı.
1915: Kadın işçiler için sosyal haklar açısından ilk düzenleme yapıldı.
1930: Kadın ve çocukların korunmasına ilişkin ilk düzenlemeler Umumi Hıfzıssıha
Kanunu ile yapıldı.
1945: Analık sigortası (doğum yardımı) 4772 Sayılı Yasa ile düzenlendi.
1949: Yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi
5417 Sayılı Yasa ile sağlandı.
1971: Kadınların yeraltında, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasaklandı.
1990: Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan yasa maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.
1993: Girişimciliğe özendirmek amacıyla kadına özel düşük faizli kredi uygulaması
başlatıldı.
1994: Dünya Bankası ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında imzalanan İkraz
Anlaşması gereğince başlayan İstihdam ve Eğitim Projesi’nin alt bileşenlerinden Kadın İstihdamının Geliştirilmesi Projesi (KİG) Kadının Statüsü ve
Sorunları Genel Müdürlüğü’nce yürütülmeye başlandı. Proje kapsamında on
altı araştırma projesi gerçekleştirildi, on üç tanesi kitap haline getirildi.
• 1995: Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce Dünya Bankası Japon
Hibe Fonundan 1993 yılında elde edilen finansman ile ülkemizde kadın girişimcilere sağlanan finans ve finans dışı hizmetlerin neler olduğunu ve kadın
girişimcilerin bu hizmetlere ulaşımlarını araştırmak üzere “Küçük Girişimcilik
Projesi gerçekleştirildi. Proje çıktıları bir kitap haline getirildi.
• 2001: Ege Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından
“Girişimci Kadını Destekleme Projesi” gerçekleştirildi.
129
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
• 2002: Yeni Medeni Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte, eşlerin iş ve meslek seçiminde birbirlerinden izin almak zorunda olmadıkları hükme bağlandı.
• 2003: İşçi işveren ilişkisinde cinsiyet dahil hiçbir nedenle temel insan hakları bakımından ayrım yapılamayacağı, iş sözleşmesinin yapılmasında, uygulanmasında ve sona erdirilmesinde cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya
dolaylı farklı işlem yapılamayacağı, cinsiyet nedeniyle eşit değerde iş için
daha düşük ücret verilemeyeceği, cinsiyet, medeni hal ve aile yükümlülükleri, hamilelik ve doğumun iş aktinin feshi için geçerli sebep oluşturamayacağı
gibi ihükümleri içeren yeni İş Kanunu yürürlüğe girdi.
• 2003: Türkiye’de kadın istihdamının geliştirilmesine yönelik olarak “Aktif İşgücü
Programları Projesi” başlatıldı. Proje, Ekim 2003-Mart 2006 arasında uygulandı.
• 2004: “Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve
Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik” yürürlüğe girdi.
• 2004: “Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik” yürürlüğe girdi.
• 2004: Personel alımlarında cinsiyet ayrımcılığı yapılmamasına ilişkin “Personel Temininde Eşitlik İlkesine Uygun Hareket Edilmesi” konulu Başbakanlık Genelgesi yürürlüğe girdi.
• 2005: 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni TCK ile, işyerinde cinsel taciz kavramı
düzenlendi ve sadece üst yönetici değil çalışanlar arasında da cinsel taciz
suçuna yaptırım getirildi.
• 2006: İşe yerleştirmede cinsiyet ayrımını ortadan kaldırmaya yönelik olarak 2006
yılında İŞ-KUR tarafından yayımlanan Tebliğ ile, Kamuya işe yerleştirme ile
ilgili taleplerde cinsiyet ayrımı kaldırıldı.
• 2006: Genç Kız ve Kadınların Mesleki Eğitimi ve İstihdamı Projesi kapsamında çeşitli illerde açılan kurslara kadınların katılımı sağlandı.
• 2006: İŞ-KUR İl Müdürlüklerine iletilen bir talimat ile, özel sektör işyerlerinin, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça iş ilişkisinde cinsiyete dayalı ayrım yapamayacakları konusunda işverenlerin bilinçlendirilmesi
istendi.
• 2007: Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişikle kadınların hane içinde ürettikleri ürünlerin satılmasından elde edilen gelirler vergiden muaf tutuldu.
130
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
• 2007: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından “Kadın Girişimciler Kurulu” kuruldu. Hazır Giyim Sektörüne İşgücü Yetiştirme Projesi, Kadın Girişimciler Programı, Kadınların İş Hayatındaki Yeri ve Karar Verme Projeleri ile
kadın girişimciliği desteklendi.
!
!
Dünyada hiçbir milletin kadını “Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret sarfettim” diyemez.
(1923, Konya) (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Atatürk Araştırma Merkezi, C.II, Ankara, 1997, s. 152)
131
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
TÜRKİYE’DE KADINLAR VE SAĞLIK KONULARINDA YAPILANLAR
Kronolojik olarak:
1920: T.C. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kuruldu.
1926: Kasti çocuk düşürme ve düşürtme eylemleri suç olarak düzenlendi.
1930: Kadın ve çocukların korunmasına ilişkin ilk düzenleme; Umumi Hıfzıssıha
Kanunu ile yapıldı.
1937: Kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması, 1935 tarihli 45
sayılı ILO Sözleşmesi ile yasaklandı.
1952: Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bünyesinde Ana Çocuk Sağlığı Müdürlüğü kuruldu ve ana çocuk sağlığı hizmetleri AÇS merkezleri modeli ile verilmeye başlandı.
1961: Kadın ve çocuk sağlığının iyileştirilmesinde son derece önemli olan “224 sayılı- Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesine Dair Kanun” kabul edildi.
1965: Nüfus Planlaması hakkında 557 sayılı Yasa çıkarıldı. Bu yasa ile; geriye dönüşümlü aile planlaması yöntemleri serbest bırakıldı ve ancak tıbbi zaruret
halinde kürtaj hakkı tanındı. Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bünyesinde
Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü kuruldu.
1982: Ana Çocuk Sağlığı Müdürlüğü ve Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü birleştirilerek “Sağlık Bakanlığı- Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel
Müdürlüğü” adı altında işlev görmeye başladı.
1983: Aile Planlaması (AP) hakkında 2827 Sayılı Yasa kabul edilerek:
Türkiye’de AP hizmetlerinin yaygınlaştırılması amacı ile sertifikalandırılmış ebe hemşirelerin etkili yöntem uygulama yetkileri arttırıldı.
10 haftaya kadar olan gebeliklerde kürtaj hakkı tanındı.
Sertifikalandırılmış genel pratisyenlere gebeliği sonlandırma yetkisi verildi.
Kadın ve erkekte cerrahi AP yöntemleri serbest bırakıldı.
132
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1985: Türkiye, “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi”ni (CEDAW) imzaladı (1986’da TBMM tarafından onaylandı).
1990: Türkiye “Çocuk Hakları Sözleşmesi”ni imzaladı (1994’de TBMM tarafından
onaylandı).
1994: Türkiye, Kahire-Nüfus ve Kalkınma Konferansı’na (ICPD) resmi düzeyde katılarak bütün kararları kabul ederek imzaladı.
1995: Türkiye, Pekin-IV. Dünya Kadın Konferansı’na resmi düzeyde katılarak bütün kararları çekincesiz olarak imzaladı.
1996: ICPD paralelinde hazırlanmış olan “ Kadın Sağlığı ve Aile Planlaması - Ulusal Stratejik Eylem Planı” uygulamaya konuldu.
2003: 1963 yılından beri her 5 yılda bir tekrarlanan “Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA)” yapıldı.
2003: 55 milyon avro bütçeli “Türkiye Üreme Sağlığı Programı” başlatıldı. Program,
2003-2007 yılları arasında uygulandı.
2005: “Sağlık Sektörü İçin Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Ulusal Stratejik Eylem
Planı” güncellenerek, 2005-2015 yıllarını kapsayacak biçimde uygulamaya
kondu.
133
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
“İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir
ki, bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlüğü
ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça
öteki kısmı göklere yükselebilsin?”
Mustafa Kemal Atatürk
134
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
TÜRKİYE’DE KADIN HAKLARI ALANINDAKİ YASAL GELİŞMELER
Kronolojik olarak:
1567:
Kadınlar taşınmaz mallar üzerinde miras hakkına sahip oldular.
1839:
Bir ferman (Gülhane Hatt-ı Hümayunu) ile kanun önünde eşitlik ilkesi kabul
edildi.
1856:
Köle ve cariye alınıp satılması yasaklandı.
1858:
Kadınların taşınmaz mallar üzerindeki miras hakkı erkeklerinkiyle eşitlendi.
1876:
İlk anayasa (Kanun-i Esasi) kabul edilerek temel haklar düzenlendi, kız ve
erkekler için ilköğretim zorunlu hale getirildi.
1911:
Zina suçunun cezası kadın ve erkek için eşitlendi.
1917:
Osmanlı Medeni Kanunu’nun uygulanması için çıkarılan Aile Hukuku Kararnamesi ile;
Evlilik sözleşmesinin resmi memur önünde yapılması,
Evlenme yaşının erkeklerde 18, kadınlarda 17 olması,
Zorla evlendirmenin geçersiz sayılması hususları düzenlendi.
1923:
Cumhuriyet ilan edildi.
1926:
Türk Medeni Kanunu’nun kabulü ile tek eşlilik zorunlu hale getirildi, kadınlar
boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip
oldular.
1934:
Anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.
1935:
Atatürk’ün desteği ile; 12. Uluslararası Kadınlar Kongresi İstanbul’da yapıldı.
1938:
Reşit olmayanlar için evlilik yaşı ailenin izni alınmak kaydıyla; erkeklerde 17,
kadınlarda 15 olarak düzenlendi.
135
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1990: Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü (KSSGM) kuruldu.
1990: Türkiye, “Çocuk Hakları Sözleşmesi”ni imzaladı.
1990: Tecavüz mağdurunun hayat kadını olması halinde cezanın indirilmesini öngören kanun hükmü, TBMM tarafından yürürlükten kaldırıldı.
1996: Erkeğin zinası suç olmaktan çıkarıldı.
1997: Kadınlar, kocalarının soyadı ile birlikte kendi soyadlarını da kullanma hakkını
elde ettiler.
• 1997: İçişleri Bakanlığı nüfus cüzdanlarında medeni hal kısmında “evli/ bekar/ dul/
boşanmış” gibi ifadelerin yerine sadece “evli” veya “bekar” ifadelerinin kullanılmasını düzenleyen bir genelge yayımladı.
1998: Kadının zinası suç olmaktan çıkarıldı.
1998: Aile içi şiddete uğrayan kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınması
düzenleyen 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlüğe girdi.
1998: Gelir vergisinde aile reisinin beyanname vermesi esasının kaldırılması ile
kadınlar kocalarında ayrı olarak beyanname verme hakkına kavuştu.
• 1998: “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na Bağlı Kadın Konukevleri
Yönetmeliği” yürürlüğe girdi.
• 1998: Adalet Bakanlığı, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü ve kadın
kuruluşlarının oluşturduğu gündem sonucunda bekaret kontrolünün, ancak
takibi şikayete bağlı suçlarda, mağdurun rızası alınarak, ırza geçme gibi
re’sen takip edilen suçlarda ancak hakim kararı ile; gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısının yazılı izni ile yapılabileceğini düzenleyen bir Genelge yayımladı.
• 1998: İçişleri Bakanlığı’nca nüfus cüzdanlarında yapılan düzenlemeye paralel olarak Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nce verilen dul ve yetim tanıtım kartlarındaki “Emekliye Yakınlığı” bölümünde yer alan “dul kadın vb.” ifadelerin
yerine sadece “eşi, kızı, oğlu, annesi, babası” gibi ifadelerin kullanılması sağlandı.
• 1998: Yasalara aykırı olarak yapılan bekaret kontrollerinin önlenmesi amacıyla Valiliklerin dikkatine sunulmak üzere hangi hallerde bekaret kontrolünün yapılacağını içeren Genelge İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlandı.
136
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
• 2001: Anayasa’da yapılan değişiklik ile Türk anadan ya da Türk babadan doğan
çocuğun Türk olması hükmü getirilerek, bu konuda var olan eşitsizlik ortadan
kaldırıldı.
• 2001: “Özel Hukuk Tüzel Kişileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca Açılan Kadın
Konukevleri Yönetmeliği” yürürlüğe girdi.
2002: Yeni Medeni Kanun kabul edildi.
2002: “Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Ödül ve Disiplin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yeniden düzenlenerek yayımlandı. Eğitim kurumlarında bekâret denetimi uygulamasına gerekçe olarak
kullanılan söz konusu Tüzüğün, “iffetsizlik”ten söz eden bölümü metinden
çıkarılarak toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık ortadan kaldırıldı.
2003: Birleşmiş Milletler Sözleşmelerinden Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası
Sözleşme (İkiz Sözleşmeler) TBMM tarafından onaylandı.
2003: Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun yürürlüğe girdi.
2003: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin taraf ülkelerce uygulanmasının denetlenmesi konusunda, BM Ayrımcılık Sözleşmesi
Komitesine; Sözleşmenin tanıdığı hakların ihlali durumunda bireylerce veya
gruplarca veya onların rızası ile onlar adına yapılan şikayetleri kabul etme ve
inceleme yetkisini tanıyan “İhtiyari Protokol” yürürlüğe girdi.
2003: Türk Vatandaşlığı Kanununda kadın-erkek eşitliği bakış açısı ile değişiklik
yapıldı.
2003: İşveren işçi ilişkisinde cinsiyet dahil hiçbir nedenle temel insan hakları bakımından ayrım yapılmayacağı, iş sözleşmesinin yapılmasında, uygulanmasında ve sona erdirilmesinde cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya
dolaylı farklı işlem yapılamayacağı, cinsiyet nedeniyle eşit değerde iş için
daha düşük ücret verilemeyeceği, cinsiyet, medeni hal ve aile yükümlülükleri, hamilelik ve doğumun iş akdinin feshi için geçerli sebep oluşturamayacağı
gibi hükümleri içeren İş Kanunu yürürlüğe girdi.
2004: Eşitlik ilkesini düzenleyen Anayasanın 10 uncu Maddesine “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” ifadesi eklendi.
137
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
2004: Anayasanın 90’ıncı maddesinde değişikliğe gidilerek, temel hak ve özgürlüklere ilişkin “Milletlerarası Antlaşmaların iç hukuk hükümleri ile çelişmesi
durumunda Milletlerarası Sözleşmelerin esas alınacağı” şeklinde yeni bir düzenleme getirildi.
2004: Doğum izinlerinin artırılmasına ilişkin düzenlemeler içeren Devlet Memurları
Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girdi.
2004: 5251 sayılı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanun Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.
2004: Cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddet konusunda çağdaş düzenlemeler içeren Yeni Türk Ceza Kanunu kabul edildi.
2004: Personel alımlarında cinsiyet ayrımcılığı yapılmamasına ilişkin “Personel Temininde Eşitlik İlkesine Uygun Hareket Edilmesi” başlıklı Başbakanlık Genelgesi yürürlüğe girdi.
2004: “Gebe ve Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve
Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik” yürürlüğe girdi.
2004: “Kadın İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik” yürürlüğe girdi.
2005: Yeni Türk Ceza Kanunu 1 Haziran’da yürürlüğe girdi.
2005: Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyelerin kadınlar ve
çocuklar için sığınmaevi açmalarının belediyelerin görev ve sorumlulukları
arasında olduğuna ilişkin düzenlemenin bulunduğu Belediye Kanunu yürürlüğe girdi.
2005: Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla
Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu çalışmalarını yürüttü ve sonuçlar rapor halinde yayımlandı (2006).
2006: “Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak Tedbirler” konulu Başbakanlık Genelgesi yayımlandı. 138
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
2007: 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un kapsamı 5636 sayılı kanunla genişletildi.
2008: Türkiye, CEDAW’ın 9. maddesine yönelik beyanını kaldırdı.
2008: 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun uygulanmasına ilişkin Yönetmelik yürürlüğe girdi.
!
!
139
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
TÜRKİYE’DE KADINLAR VE KARAR MEKANİZMALARINA KATILIM
Kronolojik olarak:
1923:
Kadınların siyasal haklarını savunmak üzere “Kadınlar Halk Fırkası” adıyla
bir siyasi parti kuruldu.
1924:
Türk Kadınlar Birliği Derneği kuruldu.
1930: Kadınlar belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etti.
1933: Kadınlar muhtar ve ihtiyar heyeti seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını
elde etti (Belediyeler Yasası).
1934: Kadınlar milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etti.
1935: Kadınların seçme ve seçilme hakkını ilk kez kullandığı seçimler yapıldı.
Cumhuriyet döneminde %4,6 ile 2007 yılına kadar parlamentoda ulaşılan en
yüksek kadın üye oranına ulaşıldı.
1946: Çok partili hayata geçildi.
1971: İlk kadın bakan parlamento dışından atandı.
1986: Parlamento üyesi bir kadın bakan hükümette yer aldı.
1994: İlk kadın başbakan göreve geldi.
1995: Kadınların parlamentoda temsil oranlarında ilk seçimden sonra görülen düşüşte küçük de olsa bir artış oldu.
2002: 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan Genel Seçimler sonrasında Meclise 24 kadın
milletvekili girdi. Kadın vekil oranının %4,4’te kaldığı bu yasama döneminde
kabinede 1 kadın Bakan yer aldı.
2004: Mart ayında yapılan Yerel Seçimlerde 18 kadın Belediye Başkanı seçildi.
2007: 2007 seçimleri hazırlık döneminde bir sivil toplum kuruluşu, “Bu Meclise Kadın Şart” sloganı ile kadınların Parlamentoda temsil oranını artırmayı amaçlayan bir Genel Seçim Kampanyası başlattı.
140
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
2007: 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan Genel Seçimler ile Parlamentoya giren
kadın milletvekili sayısı %100 artarak kadın vekil oranı %9’a ulaştı. Kabine’de
ise sadece bir kadın Bakan bulunmaktadır. 2007 yılı seçimlerinden sonra
oluşan yeni Meclis’te Başkan Vekilliğinin ikisi de kadınlar tarafından yürütülmektedir.
141
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
TÜRKİYE’DE KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN KURUMSAL
MEKANİZMALAR
Kronolojik olarak:
1920: Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kuruldu.
1952: Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bünyesinde Ana Çocuk Sağlığı Müdürlüğü kuruldu.
1965: Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı bünyesinde Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü kuruldu.
1982: Ana Çocuk Sağlığı Müdürlüğü ve Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü birleştirilerek “Sağlık Bakanlığı- Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Gnel
Müdürlüğü” adı altında işlev görmeye başladı.
1985: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) imzalandı.
1986: Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi TBMM tarafından onaylandı.
1987: Devlet Planlama Teşkilatı’nda Kadına Yönelik Politikalar Danışma Kurulu kuruldu.
1989: Çalışma Bakanlığı bünyesinde “Kadın Birimi “ kuruldu.
1989: İstanbul Üniversitesi’nde Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezlerinin ilki kuruldu.
1990: Türkiye “Çocuk Hakları Sözleşmesi”ni imzaladı.
1990: Kalkınma Plan ve Programlarında kadın konusu başlı başına bir sektör haline geldi.
1990: Büyükşehir belediyelerinde “Kadın Büroları” kuruldu.
1990: 422 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Kadının Statüsü ve Sorunları
Başkanlığı kuruldu.
142
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1990: 3670 sayılı Kanun ile Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü (KSSGM) yeniden teşkilatlandırıldı.
1991: Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel
Müdürlüğü’ne bağlı ilk kadın sığınmaevi kuruldu.
1992: BM desteği ve KSSGM’nin teknik işbirliği ile “Toplumsal Cinsiyet ve Kalkınma
Projesi” başladı.
1993: Toplum Merkezleri Projesi başlatılarak ilk Toplum Merkezi kuruldu.
1993: Tüm işçi ve memur sendikalarında “Kadın Büroları” kuruldu.
143
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
TÜRKİYE’DE KADINLARIN İLERLEMESİNİ DESTEKLEYEN KURUMSAL
MEKANİZMALAR
Kronolojik olarak:
1993: DİE’de Toplumsal Yapı ve Kadın İstatistikleri Şubesi kuruldu.
1993: Sağlık Bakanlığı-AÇSAP Genel Müdürlüğü, sektörler arası işbirliği sağlamada önemli bir mekanizma olarak, 509 sayılı Nüfus Planlaması Hizmetlerini
Yürütme Yönetmeliği’nde yer alan “Nüfus Planlaması Danışma Kurulu” periyodik olarak çalışmaya başladı.
1994: Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nde kitap, makale, tez, seminer, konferans dokümanları ve gazete kesiklerinin derlendiği ve Ankara’nın
tek kadın kütüphanesi olarak da nitelendirilebilecek bir Dokümantasyon
Merkezi kuruldu. 1000 saydamdan ve web sayfasından oluşan “Kadınlara
Görsel Tanıklık” adlı kadın fotoğrafları arşivi oluşturuldu. Kadınların çalışma
yaşamlarına dair “Kadın Çalıştıkça” adlı bir belgesel/tanıtım filmi yaptırıldı.
1994: Türkiye, Kahire’de yapılan BM Nüfus ve Kalkınma Konferansı’na katıldı ve
uygulamaların izlenme ve değerlendirilmesinde DPT görevlendirildi.
1994: Çocuk Hakları Sözleşmesi TBMM tarafından onaylandı.
1995: Türkiye, Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi’ne katılarak insan refahına öncelik
verilmesinin altını çizen Deklarasyon ve Eylem Programı’nı imzalandı.
1995: Şiddete uğrayan kadınlara danışmanlık hizmeti veren Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, kadın sığınağını açtı.
1995: Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından
bölgedeki kadınların durumunun iyileştirilmesi ve kalkınma sürecine entegre
edilmesi amacıyla planlanan Çok Amaçlı Toplum Merkezlerinin (ÇATOM) ilki
Urfa’da açıldı.
1995: Türkiye, IV. Dünya Kadın Konferansına katılarak taahhütleri çekincesiz olarak imzaladı.
144
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1996: Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce, 4. Dünya Kadın
Konferansı’nda kabul edilen eylem planı ve taahhütler çerçevesinde kamu
kurum ve kuruluşları, üniversiteler, gönüllü kadın kuruluşları, siyasal partiler,
sendikalar, meslek örgütleri ve basının katılımı sağlanarak ulusal eylem planı
hazırlandı.
1996: 4. Dünya Kadın Konferansında verilen taahhütler gereğince Kadının Statüsü
ve Sorunları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda gönüllü kadın kuruluşlarının katılımıyla kadın sorunlarının yoğunlaştığı dört alanda; eğitim, sağlık,
hukuk ve istihdam komisyonları oluşturuldu.
1997: Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Bünyesinde “Kırsal Kalkınmada Kadın Daire
Başkanlığı” kuruldu.
1997: Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda 13 il valiliği bünyesinde “Kadının Statüsü Birimleri” kuruldu.
1997: “Türkiye’de Yerel Gündem 21’lerin Teşviki ve Geliştirilmesi Projesi” başlatıldı.
1998: TBMM’de Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin
ana hedefleri çerçevesinde Türkiye’de kadının durumunu inceleyen ve sonuçlarını BM’e rapor etme yükümlülüğü olan Araştırma Komisyonu kuruldu.
1998: Ankara Barosu Kadın Hukuku Komisyonu tarafından Ankara Adliyesi içinde
şiddete uğrayan kadınlara hukuki danışmanlık ve psikolojik destek hizmetleri
vermek üzere Kadın Danışma Merkezi kuruldu.
1999: İstanbul Barosu Kadın Hukuku Komisyonu tarafından Kadın Hakları Uygulama Merkezi kuruldu.
1999: Barolar bünyesindeki Kadın Hakları/Hukuku Komisyonları arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla “Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Komisyonları Ağı (TÜBAKKOM)” kuruldu.
2000: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünce istismara uğrayan ya da uğrama riski taşıyan, desteğe gereksinimi olan kadınlara psikolojik, hukuki ve ekonomik alanda danışmanlık hizmetleri sunmak ve
yararlanabilecekleri hizmet kuruluşları konusunda rehberlik hizmeti sunmak
üzere “183 Alo Kadın ve Çocuk Hattı” 20 ilde faaliyete geçirildi.
145
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
2000: Yerel Gündem 21 uygulaması Proje kapsamından çıkarılarak uzun erimli bir
Program’a dönüştürüldü.
2001: Üniversite Kadın Merkezlerinden 14.sü olan “Hacettepe Üniversitesi Kadın
Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (HÜKSAM)” kuruldu. Türkiye’de
halen, üniversite kadın merkezlerinin sayısı 15’tir (2008).
2001: Kadının kentsel yaşama katılımının arttırılmasına ve yerel karar alma süreçlerinde kadınların etkin katılımını sağlamaya yönelik çalışmalar yapan Yerel
Gündem 21 Kadın Meclisleri faaliyetlere başladı.
2001: Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel
Müdürlüğü’ne bağlı ilk Aile Danışma Merkezi kuruldu.
2002: Dışişleri Bakanlığı’nın koordinasyonunda ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, STK’lar ve uluslararası örgütlerin yer aldığı “İnsan Ticaretiyle Mücadele Ulusal Görev Gücü” oluşturuldu.
2004: 5251 Sayılı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, “Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü” olarak yeniden yapılandırıldı.
2004: 5251 sayılı Kuruluş Kanunu ile, KSGM bünyesinde kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve üniversite temsilcilerinin katılımıyla Kadın ve
Aileden Sorumlu Devlet Bakanı’nın başkanlığında toplanan Kadının Statüsü
Danışma Kurulu oluşturuldu. İlk toplantısını 2006 yılında yapan ve kadının
statüsüne ilişkin sorunları incelemek, değerlendirmek, görüş oluşturmak ve
önerilerde bulunmak üzere toplantılar gerçekleştiren Danışma Kurulu’nun aldığı kararların takibi KSGM tarafından yapılmaktadır.
2005: Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla
Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu çalışmalarına başladı.
2005: Türkiye İstatistik Kanunu’nun kabul edilmesi ile yeniden yapılandırılan Türkiye İstatistik Kurumu bünyesinde Sosyal İstatistikler Daire Başkanlığı bünyesinde yer alan “Nüfus ve Demografi Grubu” altında “Toplumsal Cinsiyet
İstatistikleri Takımı” oluşturuldu.
2006: Komisyon çalışmaları sonucunda hazırlanan kapsamlı Raporu takiben konuya ilişkin öneriler ve bundan sorumlu kuruluşlar, “Çocuk ve Kadınlara Yönelik
Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak
Tedbirler” konulu Başbakanlık Genelgesi yayımlandı. 146
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
2006: 1996 yılında kurulan ve çalışmaları devam eden eğitim, sağlık, hukuk, istihdam komisyonlarının yanı sıra, 2006 yılında uluslararası ilişkiler, medya,
çevre ve afet komisyonları oluşturuldu, daha önce var olan istihdam komisyonu ise istihdam ve girişimcilik biçiminde yeniden düzenlendi.
2007: İlgili tüm kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve kadına yönelik şiddet
konusunda çalışan sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin katılımı ile “Kadınlara Yönelik Şiddet İzleme Komitesi” oluşturuldu.
2007:
Türkiye–Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali İşbirliği Programı kapsamında
2007–2008 yıllarını kapsayacak olan, yürütücülüğünü Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün yaptığı “Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Yaygınlaştırılması
(Promoting Gender Equality)” başlıklı proje başlatıldı.
2007: Aile yaşamını korumak, desteklemek ve sorunların çözümünde yardımcı
olmak amacıyla aile bireylerine yönelik koruyucu-önleyici, eğitici-geliştirici,
tedavi ve rehabilite edici hizmetlerin yanı sıra rehberlik ve danışmanlık hizmetleri verilen Aile Danışma Merkezlerinin sayısı 34 ilde 39’a ulaştı.
2007: Kadının kalkınmaya katılımı çerçevesinde, hizmet verdiği bölgede yaşayan
tüm yöre halkının daha iyi yaşam koşullarına ulaşma hakkını sağlamak, varolan sorunları resmi, hükümet dışı kuruluşlar ve halkın doğrudan katılımı ile
çözmek, kentsel yaşam biçimine uygun tutum ve davranışlar geliştirmesini
sağlamak, kadına ilişkin projeleri yaşama geçirmek amacıyla, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet
veren Toplum Merkezlerinin sayısı 70’e ulaştı.
2007: Çok Amaçlı Toplum Merkezleri’nin sayısı 9 ilde 30’a ulaştı.
2007: Tüm üyeleri kadınlardan oluşan “Tarımsal Kalkınma Kooperatifi” sayısı 17’ye
ulaştı.
2007: Yerel Gündem 21 (YG-21) Programı ortağı Yerel Yönetimlerin sayısı 60’ı buldu.
2007: Aralarındaki bilgi ve deneyim alışverişini güçlendirmek amacıyla, YG-21 Kadın Meclisleri tarafından oluşturulan “Yerel Gündem 21 Kadın Meclisleri Ulusal Koordinasyon Ağı”nda yer alan Kadın Meclisi sayısı 37’ye ulaştı.
2008: Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde hizmet veren kadın sığınma evlerinin sayısı 23’e, sivil toplum örgütleri ve yerel
yönetimler bünyesinde hizmet veren kadın sığınma evlerinin sayısı ise, 2
adedi kadın ticareti mağduru kadınlar için olmak üzere, 24’e ulaştı.
147
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
TÜRKİYE’DE KADIN SAĞLIĞI ALANINDA UYGULANMIŞ VE UYGULANMAKTA
OLAN PROGRAM VE PROJELER

1994, Kahire Konferansı Eylem Programı ışığında, nüfus ve ÜS/AP konularında ülkemizde yapılan çalışmaları izlemek, teknik işbirliği çerçevesinde yürütülen projeleri
koordine etmek, izlemek ve değerlendirmek amacı ile Devlet Planlama Teşkilatı’nın
(DPT) koordinatörlüğünde ilgili sektörlerden oluşan bir çalışma grubu oluşturulmuştur.

1993 yılında 2827 sayılı Yasanın 1983’te ön gördüğü “Sektörler Arası Nüfus Planlama Danışma Kurulu” Sağlık Bakanlığının başkanlığında işletilmeye başlanmıştır. Bu
kurulun kapsamı ve işlevi, 1994 Kahire Konferansı’ndan sonra genişletilerek “Kadın
Sağlığı/Üreme Sağlığı ve Aile Planlaması Danışma Kurulu” şeklinde çalışmalarını
sürdürmüştür. Bu Kurul, sektörlerin motivasyonu, yeni proje, program ve yaklaşımların başlatılması, konuya ilişkin uygulamaların izlenmesi ve değerlendirilmesi açısından; düzenli ve sürekli olarak yürütüldüğü takdirde, kadın sağlığı konularının savunulmasını kurumsallaştırabilecek çok önemli bir mekanizmadır.

ICPD’nin ulusal ölçekte uygulamalara daha gerçekçi bir şekilde yansıması olarak;
“Ulusal Stratejiler ve Aksiyon Planları” nın geliştirilmesine 1994 yılında başlanmıştır.

DPT tarafından hazırlanan VII. Beş Yıllık Kalkınma Planına; “doğurganlığın düzenlenmesi, özgür ve bilinçli seçim yapabilecek türde kadın sağlığı ve aile planlaması
hizmetlerinin verilmesi, hedef kitlelerin ihtiyaç ve yaklaşımlarını dikkate alan bir yaklaşım” gibi yeni bazı kavramların plan stratejisine girmesi sağlandı. Bunun yanında
nüfus ve aile planlaması ayrı bir yapısal proje olarak 20 yeni ulusal projede yer almaktadır.

1990 yılında kurulan Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü (KSSGM), halen
ulusal bir mekanizma olarak Türkiye’nin CEDAW ve Pekin taahhütlerinin ne ölçüde
yerine getirildiği konusundaki çalışmaları izleme, değerlendirme ve BM’ye rapor edilmesinden sorumlu olup konuya ilişkin araştırmalar yaparak, konunun savunulması,
yasalarda mevcut eksikliklerin veya yanlış uygulamaların giderilmesi için çalışmalarını sürdürmektedir.

Hekim ve hekim olmayan sağlık personelinin ÜS/AP mezuniyet öncesi ve hizmet
içi eğitimlerinin güçlendirilmesi için müfredat programları yeniden düzenlenmiştir.
Danışmanlık hizmetleri konusu eğitim programlarında güçlendirilmiştir. İlk kez 1994
148
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
yılında “Ulusal Aile Planlaması Hizmet Rehberi” yayımlanarak ülke düzeyinde dağıtımı yapılmış olup güncelleştirilerek yeniden basılan bu rehber, halen aile planlaması
danışmanlığı verilen kurumlarda kullanılmaktadır.

CYBH ve HIV/AIDS konusunda Sağlık Bakanlığı’nda bir örgütlenme ile sekreteryasını bir gönüllü kuruluşun yürüttüğü Ulusal AIDS Komisyonu kurulmuştur.

ÜS/AP hizmetlerinde gönüllü kuruluşların ve özel sektörün katılımını özendirici çalışmalar başlatılmış olup bu amaçla 1996 yılında “Kadın Sağlığı ve Aile Planlaması Hizmet Sistemi (KAPS) oluşturulmuştur. Ayrıca 17 gönüllü kuruluşun bir araya geldiği,
sekreteryasını Türkiye Aile Planlaması Derneği’nin yaptığı Kadın Sağlığı Komisyonu
(KASAKOM) kurulmuştur.

Ayrıca ülke çapında kadın sağlığı ile ilgili pek çok gerçeği ortaya koyan çeşitli araştırmalar yapılmaktadır; örneğin 1963 yılından beri her 5 yılda bir Türkiye örneklemi
üzerinde nüfus ve sağlık araştırmaları (TNSA) gerçekleştirilmektedir. İleri analizleri
de yapılmış olan 1993 ve 1998 TNSA’larının sonuncusu olan 2003 TNSA çalışması
da tamamlanarak yayımlanmıştır.

1997 yılında başlatılıp bir yıl süre ile Türkiye nüfusunun % 80’ini içeren 53 ilin doğumların yapıldığı 615 hastanesinde “Anne Ölüm Nedenleri”nin incelendiği araştırma tamamlanmış olup yayımlanmıştır.

Ulusal Anne Ölümleri Araştırması 2005 yılında yapılmış olup yayımlanmıştır.

Türkiye’de STI, HIV/AIDS Sürveyans Programı Geliştirme Araştırması 2007 yılında tamamlanmış olup yayımlanmıştır.

Sağlık Sektörü İçin Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Ulusal Stratejik Eylem Planı:
İlk kez 1996 yılında ICPD paralelinde hazırlanmış olan ve kadının statüsü ve üreme
sağlığı konularının öncelikli olarak ele alınması ile oluşturulan “ Kadın Sağlığı ve
Aile Planlaması - Ulusal Stratejik Eylem Planı”, belirlenen hedefler doğrultusunda
2000 yılına kadar uygulanmıştır. Söz konusu Plan, ortaya çıkan gelişmeler ve gereksinimler doğrultusunda 2005 yılında “Sağlık Sektörü İçin Cinsel Sağlık ve Üreme
Sağlığı Ulusal Stratejik Eylem Planı” şeklinde güncellenmiş olup, plan Türkiye’nin
2005- 2015 yılları arasındaki hedeflerini, önceliklerini ve yapılması gerekenleri ortaya
koymaktadır. Bu stratejik plan ile Türkiye’nin öncelikleri, anne ölümlerinin azaltılması,
istenmeyen gebeliklerin önlenmesi, gençlerin sağlığının iyileştirilmesi, Cinsel Yolla
Bulaşan Enfeksiyonların önlenmesi ve sağlıkta bölgelerarası eşitsizliklerin azaltılması olarak belirlenmiştir.
149
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
1. Anne ölümlerinin azaltılması için belirlenen başlıca iki hedeften biri, 2015
yılına kadar anne ölümlerinin, tüm Türkiye’de ve coğrafi bölgeler ve yerleşim birimleri bazında 2005 yılında tespit edilecek düzeyinden %50 oranında
azaltılmasıdır ve bu çerçevede her bir coğrafi bölge ve yerleşim biriminin
hedefi ayrı ayrı belirlenecektir. İkinci hedef ise, bölge ve yerleşim birimleri
arasındaki farklılıkların 2015 yılına kadar %50 oranında azaltılmasıdır. Bu
hedeflere ulaşmak için doğum öncesi bakım alan kadınların oranı, sağlıklı
koşullarda yapılan doğumların oranı, artırılacak, perinatal ölüm hızı, yenidoğan ölüm hızı, anne ölüm oranı, 20 yaş altı doğum oranı azaltılacaktır.
2. Diğer bir öncelik alanı olan istenmeyen gebeliklerin önlenmesi için belirlenen
hedefler karşılanmamış aile planlaması ihtiyacının tüm Türkiye’de ve coğrafi
birimler ve yerleşim birimleri bazında 2013 yılına kadar %100 oranında kapatılması, bölge ve yerleşim birimleri arasındaki farklılıkların da 2008 yılına
kadar %50 oranında azaltılmasıdır. 3. Üçüncü kritik alan cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve HIV/AIDS sıklığının artmasının engellenmesi ve azaltılması olarak belirlenmiştir. Bu amaca ulaşmak için belirlenen hedefler, cinsel yolla bulaşan hastalıkların tüm
Türkiye’de ve coğrafi bölgeler bazında azaltılması ve bölgeler arası farklılıkların en aza indirilmesidir.
4. Dördüncü kritik alan ise, gençlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı düzeylerinin yükseltilmesidir. Adolesan gebeliklerin azaltılması, tüm Türkiye’de ve
coğrafi birimler bazında genç dostu cinsel sağlık/üreme sağlığı hizmetlerinin
artırılması ve bu hizmetlerin sunumunda bölge ve yerleşim birimleri arasındaki farklılıkların azaltılması hedeflenmektedir.
 Türkiye Üreme Sağlığı Programı: “Sağlık Sektörü İçin Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Ulusal Stratejik Eylem Planı”ndan yola çıkarak Avrupa Komisyonu ile Sağlık Bakanlığı arasında yapılan işbirliği sonucu, 2003–2007 yılları arasında uygulanmakta
olan “Türkiye Üreme Sağlığı Programı (TÜSP) başlatılmıştır. Toplam 55 Milyon avro
bütçesi olan bu program ile, güvenli annelik, acil obstetrik bakım, cinsel yolla bullaşan
hastalıklar, aile planlaması, gençlerin sağlığı, hizmet içi eğitimler, üreme sağlığında
müfredat geliştirme, üniversite öğrencileri için “genç dostu üreme ve cinsel sağlık
hizmet modeli” geliştirme çalışmaları yürütülmüş olup bu çalışmalar sonucunda sözü
edilen başlıklarda eğitenler ve eğitilenler için yazılı rehberler, eğitim materyalleri üre150
KADININ STATÜSÜ VE SAĞLIĞI İLE İLGİLİ GERÇEKLER
tilmiştir. Ayrıca bu Program kapsamında toplam 87 sivil toplum kuruluşu projesine de
20 milyon avro destek sağlanmıştır.
 Diğer Program ve Projeler: 2007 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından “Evlilik Öncesi
Danışmanlık ve Cinsel Sağlık Programları” başlatılmıştır. Bu program kapsamında
toplumsal cinsiyet vurgulanarak, sağlık alanında kadının statüsünü yükseltmek, erken yaşta evlilikleri azaltmak, modern aile planlaması yöntemleri kullanımını artırmak, istenmeyen gebelikler, isteyerek gerçekleşen düşükler ve anne ölümlerini azaltmak amaçlanmaktadır.
Bu çalışmalara ilaveten Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından “Güvenli Annelik Programı, Uluslararası Üreme Sağlığı Eğitim Merkezi Projesi, T.C. Hükümeti Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Üçüncü ve Dördüncü Ülke Programları ve “Anne Çocuk Ölümlerini
Önleme Projesi” yürütülmüştür. Gençlerin üreme sağlığı konularında bilinçlendirilmeleri
amacıyla pilot illerde 2001–2005 yılları arasında “Adolesanların Üreme Sağlığı Bilgi ve
Hizmet Gereksinimlerinin Karşılanması İçin Strateji Geliştirilmesi Projesi” ve “Adolesan
Sağlığı ve Gelişmesi Projesi” gerçekleştirilmiştir.
151
Download