HAYATIN KÖTÜ GERÇEKLERİ Uzun zaman önce okuduğum beni

advertisement
HAYATIN KÖTÜ GERÇEKLERİ
Uzun zaman önce okuduğum beni derinden etkileyen bir romandı Bin Muhteşem Güneş. İlk
kez elime alıp okumaya başladığımda benim için bir zorunluluk ifade ediyordu. Çünkü sadece bir
ödevdi. Fakat devam ettikçe kendimi kitaptan alamaz oldum. Elimden bir an bile düşmüyordu çünkü
o kadar hayatın içinden bir kitaptı ki olmaması imkânsız bir şey yoktu adeta. Haberleri açıp
izlediğimizde en az bir kere rastlayacağımız olaylardı bunlar. Kadınların yaşadığı berbat hayatlar ve
onlara yapılan kötü şeyler. Genel olarak kitap savaşın getirdiği kötülüğü gösteriyor olsa da,
toplumumuzda birçok insan durduk yere kadınlara kötü davranıyor ve onların haklarını görmezden
geliyor. Bu kitabı yazmamın en önemli nedeni ise son zamanlarda kadınlara karşı artan şiddet olayları.
Romanı okurken bazı olayları gözümün önünde canlandırdığım zaman gerçekten çok ağır
geliyordu. Fakat gördüm ki aslında hepsi hayatımızdan bir parça. Hepsini her gün bir yerlerde okuyup
görüyoruz. Peki, neden erkekler kadınlara karşı bu kadar acımasız? Daha güçlü oldukları için mi veya
kendilerini üstün gördükleri için mi? Bence bunun tek bir cevabı var. İnsanlar ailelerinden ve
çevresinden nasıl görüyorsa öyle davranmasıdır bunun cevabı. Çünkü kadın ve erkeğin eşit olduğu
toplumda kadına saygı duyulan bir toplumda hangi insan bir kadına el kaldırabilir veya ona acımasız
bir hayat yaşatabilir. O an devreye kanun girer ve gereken hemen meydana gelir. Fakat kadını insan
yerine koymayan bir toplumdan bunu beklemek çok mantıksız. Bin Muhteşem Güneş adlı romanı
okuduğum zaman bunun farkına çok iyi vardım. Evet, bizim ülkemizde de kadına gereken önem
verilmiyor ama bu romanda okuduğum kadar değil. Bazı bölümleri gerçekten canımı çok yakıyordu.
Bu yüzden kendimi olayların içinde buluyordum ve sayfaları okudukça kötü bir şey olacağını tahmin
edip kitabı kapatıyordum. Hâlbuki sadece bir romandan ibaretti.
Kitap savaşın getirdiği zorlukları anlatıyor demiştim. Evet, doğru ama nasıl erkekleri kadınlara
karşı bu kadar kötüleştiriyor. Bir kız çocuğu gerçek babası tarafından nasıl dışlanabilir? Hangi baba
bunu yapmaktan keyif alır? Hepsinin cevabı kitabın sayfalarını çevirdikçe gelmeye başladı. Bu sayfalar
benim için en hüzünlü sayfalardı. Kendimi ana karakter Meryem’in yerine koymaya çalıştım ama
olmuyordu. Çünkü onun yaşadığı bu kötü hayata ben katlanamazdım. Zor zamanında yanımda olacak
bir tek kişi bile yoktu. Aynı evde yaşadığım insan bana cehennem gibi bir hayat yaşatacak ve ben buna
göz yumacaktım. Benim için imkânsızdı. Sonuçta kadın ya da erkek ol, doğuştan gelen bir sürü
hakkımız var ve her insan haklarını sonuna kadar savunmalı diye düşünüyordum. Fakat bu Afganistan
için mümkün değildi. Çünkü bu ülkede hem kadın hakları ve özgülüğü yok hem de savaş içinde olan
bir ülke ve hayata tutunmak için çabalayan onlarca insan. Kimin psikoloji bu durumda iyi olabilir ki?
Kitabı bitirdiğim zaman bir süre etkisinden çıkmadım. Evet, başta ödevdi ve zorunluluktu. Hiç
tarzım olmayan bir romana başladım diyordum. Çok yanılmıştım. Bana hayatın kötü gerçeklerini
öğretmişti bu roman. Defalarca ‘’iyi ki böyle yerde yaşamıyorum dediğimi’’ hatırlıyorum. Sayısız
kadınlar ve kız çocukları hiçbir hakları yok ve kendilerine yapılacak kötülükleri bekleyerek günlerini
geçiriyorlar. En kötüsü de buna ses çıkarıp itiraz eden hiç kimse yok. Umutsuz insanlar ve onları
hayatlarına küstüren sayısız kötülüklerle dolu bir Afganistan.
Kaynakça
Hosseini, Khaled. Bin Muhteşem Güneş. Everest Yayınları, 2008.
Download