Dosya - EDES Projesi

advertisement
ÖRGÜN EĞİTİMİNDE ENGELLİ VE KRONİK HASTA HARİTASININ ÇIKARILMASI PROJESİ
ÖNSÖZ
Kırıkkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak 2014 yılından beri ilimizdeki engelli
öğrencilerin tespiti, teşhisi, okula veya ilgili kurumlara yerleştirilmesi ve gözetimleri; okul
rehber öğretmenlerinin bu konuda yetiştirilmesi amacıyla hem ulusal hem de uluslararası bir
çok proje ile önemli çalışmalar gerçekleştirmiş bulunmaktayız.
Bu çalışmalardan bir tanesi de; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın EDES programı
çerçevesinde, ilimizde engelliliğin önlenmesi, eylem planlarının hazırlanması ve bu konuyla
ilgili farkındalığın arttırılması yönünde proje çalışması teklifi aldığımızda, Milli Eğitim
Müdürlüğü olarak öncelikle önleyici çalışmalar konusunda bir proje hazırlanması düşüncesi
ağırlık kazandı. Çünkü engellilik konusunda “önleyici” çalışmaların son derece önemli
olduğunu ve bu alandaki çalışmalarımızı geliştirmemiz gerektiğini düşünüyorduk.
Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge Proje ekibimiz proje konusunu “Örgün Eğitimde Engelli
ve Kronik Hasta Haritasının Çıkarılması” olarak somutlaştırdığında bu konunun iyi bir proje
konusu olduğu yönündeki düşüncem daha da belirginleşmiş oldu.
Projemiz ile; Kırıkkale İl Merkezi, Bahşılı, Balışeyh, Çelebi, Delice, Karakeçili, Keskin,
Sulakyurt, Yahşihan ilçelerinde toplamda 52.543 öğrenci üzerinde uygulanacak anket tarama
sistemi ile ilimizdeki engelliliğin önlenmesinde ve rehabilitesinde okullarımızda öğrenim
gören öğrencilerimizin ihtiyaçlarının belirlenmesi ve hastalıklarla ilgili sorunların çözümünde
gerekli tedbirlerin alınması yönünde önemli adımlar atmak istiyoruz. Milli Eğitim Müdürlüğü
olarak, engelli ve kronik hastalığa sahip öğrencilerin sayısal olarak tespit edilmesiyle, ilimizin
bölgesel ihtiyaçlarının neler olduğunu belirleyebileceğiz. Proje sonunda Halk Sağlığı
Müdürlüğü ile ortak çalışmalar yaparak engelliliğe neden olabilecek kronik hastaların tespiti
ve tedavisi ile koruyucu ve önleyici hizmetlerin geliştirilmesine yönelik ailelere eğitimler
vereceğiz.
Bu kapsamda “Örgün Eğitiminde Engelli ve Kronik Hasta Haritasının Çıkarılması
Projesinin” hazırlanması, projenin uygulanması konusunda katkısı geçen herkese
teşekkürlerimi sunar, projenin mümkün olduğunca çok sayıda bireye yararlı olmasını
temenni ederim.
İsmail ÇETİN
Milli Eğitim Müdürü
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
ÖRGÜN EĞİTİM KADEMESİNDE GÖRÜLEN SÜREKLİ HASTALIKLAR
ASTIM HASTALIĞI
Astm bronş dediğimiz akciğer içi hava yollarnn müzmin
iltihabi bir hastalğdr. Bu iltihap alerjiye veya sk geçirilen
enfeksiyonlara bağl gelişebilir. Astmda: -Havayollar iltihapl
,şiş ve kzarktr. Havayollar iltihaba bağl daralmştr Havayollarnda aşr duyarlk vardr.
Havayollarnda Aşr Duyarllk Nedir? Hava yollarnda aşr duyarllk normal bir insann hava
yollarnn karşlaştğ zaman herhangi bir kaslmaya yol açmayan sigara duman, parfüm,
yemek ve baz diğer kokulara karş aşr bir tepki vererek bronşlarn daralmas halidir . Bu
temas sonucu hastalarda öksürük krizi ve nefes darlğ ortaya çkabilir.
Astmn Belirtileri Nelerdir?
Nefes darlğ, 3 haftadan uzun süren öksürük, Göğüste slk sesi, Göğüste tkanklk hissidir
Nefes darlğ ataklar halinde gelmekte olup özellikle geceleri uykudan hastay kaldrmas
tipiktir. Ataklar arasnda hastann genelde nefes darlğ yaknmas yoktur. Hastalarn bir
ksmnda nefes darlğ sürekli bir hal alabilir ve hastann yaşam kalitesini bozarak sürekli
geceleri uykudan uyandrmaya, iş gücü kaybna, acile başvuralara, hastaneye yatmalara
neden olabilir. Astmllarda mutlaka nefes darlğ olmak zorunda değildir. Öksürükle de
seyreden astm formalar vardr. Özellikle geceleri gelen ve hastay uykudan uyandran
öksürük, eforla gelen öksürük yaknmalar olduğunda astm olas bir tan olarak akla
gelmelidir.
ASTIM ATAĞINDA NE YAPACAĞIM? Astm atağnda kullanmakta olduğunuz ksa etkili beta
mimetik ilac 2 nefes almanz gerekmektedir. Şayet nefesinizde bir düzelme hissetmezseniz
20 dakika sonra 2 nefes daha bu ilaçtan alabilirsiniz. İkinci ilaç almndan 20 dakika sonra hala
nefesiniz düzelmedi ise ve özellikle durumunuz daha da kötüye gidiyorsa en yakn sağlk
kuruluşuna baş vurarak acil yardm almanz gerekebilir.
BÖBREK YETMEZLİĞİ
Kronik böbrek yetmezliği her yaş grubunda ve çocuklarda da
görülebilen ciddi bir hastalktr. Yaplan çalşmalar her bir
milyon çocuktan 3’ünde kronik böbrek yetmezliği olduğunu
göstermiştir. Böbrekler vücudumuzun sağlkl olabilmesi için
pek çok görev üstlenmişlerdir. Böbreklerimiz süzgeç görevi
görerek kanmzda biriken zararl maddeleri temizler ve
vücudumuzdan uzaklaştrrlar. Bunun yan sra vücudumuzun
su ve tuz dengesini sağlar, kan basncn düzenler, kan yapmna yardm eder ve hatta kemik
gelişimini düzenleyerek kemiklerimizin güçlü ve kuvvetli olmasn sağlarlar. Vücudumuzdaki
kalsiyum ve fosforun denge içinde olmasndan da böbreklerimiz sorumludur. Böbreklerimizin
üstlendiği bu görevleri yerine getiremediği duruma "böbrek yetmezliği" denilmekte ve
böbreklerimizle birlikte daha pek çok organ sistemimizin çalşamamasna neden olmaktadr.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Çocuklarda Böbrek Yetmezliğinin Nedenleri? Kronik böbrek yetmezliği son derece sinsi bir
hastalk olup, özellikle ilk dönemlerinde pek bir belirti vermeyebilir. Hastalarda öncelikle
halsizlik başlar ve bu aşamada hastalk çoğu zaman atlanr. Daha ileri aşamalarda
hipertansiyon, göz kapaklarnda ve bacaklarda şişme, kemiklerde özellikle bacaklarda ağr,
bacaklarda eğrilik ve idrar miktarnda azalma görülebilir. Hastalk çok daha ilerlediğinde ise
hastalar havale geçirebilir, komaya girebilir, akciğer sorunlar ve kalp yetmezliği gelişebilir ve
hatta hasta aniden hayatn kaybedebilir.
Kronik böbrek yetmezliğinin çocuklarda tedavi yöntemleri nelerdir? İlaçla tedavisi mümkün
müdür?
Böbrek hastalklarnn tedavisinde doktorlarn yapabileceği birçok şey vardr.
Bunlar: • İlaçlarla destek tedavisi • Doğru ve düzenli beslenme • Büyüme ve gelişmenin
sürdürülmesi için tedavi • Diyaliz • Transplantasyon’dur.
Kronik böbrek yetmezliği olan bir çocuğun beslenmesi nasl olmaldr?
Kronik böbrek yetmezliği olan bir çocukta beslenmeye dikkat etmek çok önemlidir. Bir
yandan çocuğun büyümesi ve gelişmesi için gereken besin öğelerini uygun miktarlarda
çocuğa vermek zorundasnz. Bir yandan da böbrekleri çalşmadğ için vücutta birikecek olan
zararl maddeleri atamayacağndan diyetini kstlamanz gerekmektedir. Sonunda bu iş iki ucu
keskin bçağa benzer. Dengeyi çok iyi ayarlamak gerekir. Hastalar diyaliz tedavisi srasnda da
yediklerine dikkat etmek zorundadrlar. Baz yiyeceklerin özellikle kstlanmas
gerekmektedir. Bunlar: Ağzdan alnan svlar, tuzlu yiyecekler, fosfor içeriği ve potasyum
içeriği yüksek yiyeceklerdir.
HEPATİT B
Hepatit B, karaciğer iltihab anlamna gelen hepatit hastalğnn etkeni
olan virüslerden bir tanesidir. Meydana getirdiği hastalk, çok ağr
tablolara neden olabilmektedir. Bu virüs, esas olarak karaciğerde
yerleşir, orada çoğalr ve zamanla karaciğeri tahrip edecek boyutlara
ulaşabilir. Hepatit B bulaşc bir hastalktr ve ülkemizde çok önemli bir
sağlk sorunudur. Türkiye’de bugün her 3 kişiden yaklaşk 1’i Hepatit B
virüsü ile karşlaşmştr. Yine her 10 kişiden 1’i Hepatit B virüsünü
taşmakta ve bulaştrmaktadr. Hastalarn % 75-80 inde herhangi bir
belirti vermeksizin gelişir, taramalarda ve kan bağşlarnda yaplan
tetkiklerde tesadüfen tespit edilir. Kuluçka süresi 2-6 ay arasnda
değişmektedir. Bu süreler sonunda gözlenebilen
Hastalk belirtileri ;
Aşr halsizlik ve yorgunluk hissi. İştah kayb. Bulant. Kusma. Deride ve göz aklarnda
sararma. İdrar renginde koyulaşma. Karn ağrs. Karaciğer bölgesinde hassasiyet , olarak
özetlenebilir.
Hepatit B virüsü bulaştktan sonra üç yol izler:
Kişinin immün sistemi (bağşklk sistemi) kuvvetli ise vücudunda virüse karş antikor denilen
koruyucu maddeler oluşur ve belirli bir düzeyde kalr, artk kişi doğal olarak aşlanmştr, tam
şifa ile iyileşmiştir. Ömür boyu Hepatit B’den korunacaktr. Oluşan bu koruyucu antikorlar,
eğer ki olmas gereken düzeye ulaşamaz ise kişi taşyc olarak kalacaktr, henüz kendisi hasta
değildir fakat potansiyel virüs saçcsdr, çevresi için hastalğn yaylmasnda büyük bir tehlike
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
oluşturur. Özellikle ülkemizde bu anlamda gizli taşyclar çoktur, hastalğn kontrolsüz
bulaşmasnda en sessiz yolu oluşturur. Taşyclar için risk yllar sonra başlayabilir. Taşyc kişi
karaciğer kanserine aday olabilir veya organ hasar ile karaciğer yetmezliğine girebilir. Kişide
koruyucu antikorlar hiç oluşamaz, her zaman virüs güçlü durumdadr, vücut virüse yeniktir,
karaciğer fonksiyonlar bozuktur, karaciğer enzimleri yüksektir, kişi aktif hastadr, hzla
karaciğer yetmezliğine gider veya hastalk yllara yaylr zamanla karaciğer yetmezliğine ya da
karaciğer kanserine dönüşür. Hepatit B’de hedef organ karaciğerdir.
Karaciğer vücudu toksik maddelerden temizleyen, sindirimde görevli safray sentezleyip kana
veren ,vücutta görevli pek çok taşyc proteinleri sentezleyen ana organdr. Karbonhidrat,
yağ ve protein metabolizmasnda da çok önemli görevleri vardr. Bu virüs karaciğer dokusunu
oluşturan hücreleri tutar, bu hücreler zamanla fonksiyonlarn yapamaz hale gelir, yukarda
bahsettiğimiz yollara göre karaciğeri zedeleyebilir ve tek tek hücre ölümü başlayabilir,
sonrasnda karaciğer doku kayb gelişebilir. Sonuç: GERİYE DÖNÜŞSÜZ ORGAN HASARIDIR.
Hepatit B Nasl Bulaşr ?
Hepatit B, kan yoluyla ve çok sklkla da yakn temasla (kan dşndaki vücut svlar:
tükürük,ter,cinsel organ svlar) bulaşr. Derideki bir çatlak yada açk yara ile temas eden bir
damla kan yada tükürük bile hastalğn bulaşmas için yeterli olabilmektedir. Taşyc anneden
bebeğine de doğum esnasnda bulaşabilir. En önemli ve yaygn bulaşma yolu korumal da
olsa cinsel ilişkidir, çünkü ter ve tükürük gibi vücut svlaryla dahi geçişleri olabilmektedir.
Kan ve kan ürünlerinin nakli, kirli enjektörlerin kullanm(ör:uyuşturucu bağmllarnda olduğu
gibi hijyenik olmayan şartlarda ortak kullanlan enjektörlerle),yeterli sterilizasyonun
yaplmadğ cerrahi girişimler, kuaför ve berberlerdeki iyi sterilize edilmemiş manikür ve
pedikür setleri, traş bçaklar, makaslar, steril olmayan aletlerle yaplan sünnet, kulak delme
işlemleri ve ortak kullanlan diş frçalar Hepatit B virüsünün bulaşmasna sklkla araclk
etmektedir.
SONUÇ OLARAK HEPATİT B’NİN, ÖNEMLİ SONUÇLAR DOĞURAN, YAYGIN VE
BULAŞICI BİR HASTALIK OLDUĞUNU, TEDAVİSİNİN HER ZAMAN BAŞARILI SONUÇ
VERMEDİĞİNİ AMA KORUNMAK İÇİN ETKİLİ BİR AŞISININ BULUNDUĞUNU
UNUTMAYALIM !!
KALP RAHATSIZLIĞI
Kadnlar maalesef erkeklere oranla, kendi risk faktörlerini daha az
fark etmektedir. Kalp hastalğnn yaknmalar, kadnlarda erkeklere
göre daha belirsiz seyretmekte bu nedenle çok uyarc olmamaktadr.
Erkekler daha çok göğüs ağrs yaknmas ile başvururken kadnlarda
yorgunluk, nefes darlğ gibi daha genel yaknmalar şeklinde
başlamaktadr. Böylece birçok kadn bu yaknmalarn üzerinde durmayp daha geç dönemde
hastalk ilerledikten sonra doktora gitmektedir.
Ne zaman kalp hastalğ belirtilerinden şüphelenmeliyim?
Kalp damar tkanklğ çok belirsiz hatta bazen ilk bulgu olarak kalp krizi ile ortaya çkabilir
ancak şu bulgular varsa mutlaka kalbinizi kontrol ettirin.
x
x
x
Eskiden yürüdüğüm mesafeleri artk rahat yürüyemiyorum, nefesim kesiliyor, çabuk
yoruluyorum.
Yürürken göğsümde bir yanma oluyor veya göğsümde bir bask, basnç hissi oluyor.
Tok karnna yürürken veya elimde yükle yürürken zorlanyorum
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
x
x
Hzl yürürken veya yokuş yukar giderken, rüzgara karş yürürken göğsümde ağr, yanma
veya zorlanma oluyor.
Yürürken sol kolumda ağrlk ve uyuşma oluyor yoruluyorum.
Hangi ağrlar kalp krizini haber veriyor? Göğüs, boyun, kol, sol bilek ya da parmakta ağr,
bask hissi, uyuşukluk ve karncalanma varsa hemen doktora gidilmelidir. Özetle bu
bölgelerde daha önce olmayan herhangi bir his dikkate alnmaldr.
Kalp hastalklarnn nedenleri Kalp ve damar hastalklarnn en az %80 orannda sigara,
hipertansiyon, yüksek kan yağlar, ailede kalp hastalğna yatknlk, şişmanlk, hareketsiz
yaşant, diyabet gibi klasik risk faktörlerine bağl olarak geliştiği bilinmektedir. Bu nedenle bu
risk faktörlerinin azaltlmas durumunda, kalp damar hastalklarna bağl ölüm ve sakatlk
orannn %80-90 orannda azaltlabileceği bilinmektedir. Kadn ve kalp hastalğ ilişkisini
anlamak için bu risk faktörlerinin, kadn cinsiyette nasl bulunduğuna bakmak aydnlatc olur.
Sigara , Hipertansiyon, Kan yağlarnn yükselmesi, Obezite ve hareketsiz yaşant.
Düşen tansiyonu yükseltmek için ne yapabilirim? Göz kararmas, baş dönmesi, ani bir
halsizlik ve ter boşalmas gibi durumlar tansiyon düşüklüğünde olabilir. Tansiyon düşmesine
bağl yaknmalar olduğunda hemen oturur ve mümkünse yatar pozisyonda ayaklarnz baş
seviyenizden yukar kaldrn. Kendinizi iyi hissedene kadar ayağa kalkmaya çalşmayn.
Eğer tansiyon ilac kullanyorsanz bu durumdan doktorunuzu haberdar edin ve ilaçlarnz
gözden geçirin. Bol miktarda sv almaya özen gösterin. Çok fazla tuz kaybnz olmuşsa tuz
almnz arttrn. Kendinizi iyi hissettiğinizde hemen ayağa kalkmayn. Önce biraz oturun
sonra destek alarak ayağa kalkn.
Yükselen tansiyonu düşürmek için ne yapabilirim? Tansiyon yükselmesi durumunda önce
panik olmayn. Heyecan ve sinirlilik tansiyon düşüşünü engeller. Gerilimli bir ortamdaysanz
sakin ve temiz hava alabileceğiniz gevşeyebileceğiniz bir yere geçin ve sakin sakin nefes aln.
Tansiyon düşürmede kullanlan dilalt hapn dilinizin altna koyun ve 30 dakika sonra tekrar
tansiyonunuzu ölçün.
Tansiyon ilaçlarnz düzenli kullann, o günkü dozunu almadysanz hemen aln ve
tansiyonunuzu takip edin. Tuzu ve tuzdan zengin gdalar çok az tüketin. Ağr kesiciler
tansiyon artşna sebep olabileceğinden doktorunuza danşarak aln.
Kalp kontrolleri ne zaman başlamal? Kalp kontrolleri anne karnnda başlamaldr. 3. ayn
bitirdikten sonra ultrason ile bebeklerin kalp odacklarna baklp, sağlkl olduğu teşhis
edilmelidir. Doğumdan sonra beş yaş içinde ECHO yaplmal, daha sonra 20 yaşna kadar hiç
olmazsa birkaç kez kan şekeri, kan yağlar, tansiyon kontrolü yaplmaldr.
Çocuklar kalp krizi geçirebilir mi? Çocuklarda kalpten gerçekleşen ölümler kalp krizi değildir.
Kalp krizi olabilmesi için kalbi besleyen damarlarn içinde bir pht oluşup, damarlar tkamas
gerekmektedir. Çocuklardaki olaylar genellikle doğumsal olaylarn getirdiği nedenlerdir. Bu
bir kapak darlğ (çoğunlukla aort kapak), doğumsal ritim bozukluğu ve kalbin iki duvar aras
kalnlaşmas olabilir. Çoğunlukla çocuklardaki ölümler doğumsal anomalilere bağl ritim
bozukluğu ile olmaktadr. Yeni doğan bebeklerde emme zorluklar, emerken morarma gibi
sorunlar yaşanrsa bu doğumsal bir kalp anomalisinin habercisidir.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
KANSER
Kelime anlam olarak kanser, bir organ
veya dokudaki hücrelerin düzensiz
olarak bölünüp çoğalmasyla beliren
kötü urlara denir. Genel anlamda ise
kanser
vücudumuzun
çeşitli
bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz
çoğalmas ile oluşan 100'den fazla
hastalk grubudur. Çok çeşitli kanser
tipleri olmasna rağmen, hepsi
anormal hücrelerin kontrol dş çoğalmas ile başlar. Tedavi edilmez ise ciddi rahatszlklara,
hatta ölüme dahi neden olabilir.
1.
2.
3.
4.
5.
Kanser Belirtileri
Kanserin belirtilerini bilmek hastalğn erken teşhisi açsndan önemlidir, ancak bu
belirtilerin birine veya daha fazlasna sahip olmak kişinin kanser olduğu anlamna da
gelmez.
1.Açklanamayan kilo kayb 2.Ateş 3.Halsizlik 4.Ağr 5.Memede veya vücutta
hissedilen kitleler 6. Cilt değişiklikleri 7.Kanama 8.Dşklama veya idrar yapma
alşkanlğnda değişiklik 9.Öksürük ve horlama 10.Ben ve siğillerdeki değişiklikler
Tedavi Şekilleri
Cerrahi Tedavi: Cerrahi, kanserli dokunun vücuttan çkartlmasdr. Pek çok kanserde cerrahi
tedavi uygulanan ilk yöntemdir ve baz kanserlerde cerrahi tedavi ile şifa sağlanabilir.
Hormonal Tedavi: Hormonal tedavi vücuttaki hormon miktarn değiştirerek meme, prostat
kanseri ve üreme sistemi kanserlerinin tedavisinde kullanlr.
Evreleme : kanserin nerede (yerleştiğinin), nerelere yayldğnn ya da vücutta diğer
organlarn etkilenip etkilenmediğinin tanmlanmasdr.
Radyasyon : Radyasyon tedavisi, Radyasyon Onkolojisi Kliniklerinde kanserli hastalarda tek
yöntem olarak uygulanabildiği gibi, cerrahi ve kemoterapi ile beraber ayn anda ya da ardşk
olarak uygulanabilir.
Kemoterapi Nedir? Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek veya bu hücrelerin büyümesini
kontrol altna almak için antikanser ilaçlar kullanlarak yaplan tedavidir.
SARA HASTALIĞI( EPİLEPSİ)
Sara hastalğ ortalama olarak her 100 çocuktan birinde görülen bir hastalktr. Beyinde aşr
elektriklenmeden dolay tekrarlanan nöbetlerdir. Nöbetler hareket ve bilinç durumunda
geçici ve ani olarak meydana gelen değişmedir. Fakat her nöbeti epilepsi olarak
adlandrmamak gerekir. Çocuklardaki sara hastalğnn tedavisi erken zamanlarda başlandğ
zaman çoğunlukla ileri yetişkinlik zamannda görülmezler.
Çocuklardaki sara nöbetleri iki türde görülebilir. Büyük epilepsi nöbetleri ve absan epilepsi
nöbetleri.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Absan epilepsi nöbetlerinin belirtileri nelerdir?
1.Aniden ortaya çkan bilinç ve hareket kayb ( genelde 20 sn. kadar sürebilir )
2.Yüzde şaşknlk belirten bir ifade ve anlamsz bakşlar vardr.
3.Çocuk nöbet srasnda kendisine söylenenlere yant vermez.
4. Durum ksa sürede düzelir ve çocuk normal aktivitesine döner.
Sara nöbetlerinde acil durumlar nelerdir?
1. Eğer çocuk sara nöbetini ilk kez geçiriyorsa
2. Nöbet 3dk’dan daha fazla sürdüyse
3. Ard ardna nöbetler geçiriyorsa . Bu durumlar acil durumlar olarak kabul edip çocuğun
hekimine göstermek gerekecektir.
Epilepsiye hangi çocuklar daha yatkndr?
Daha önce beyni etkileyebilecek derecede şiddetli travma geçiren çocuklar ve ailesinde bu
tür bir hastalk olan çocuklar daha bir risk altndadr. Yani epilepsinin genetik boyutlar da
vardr.
Epilepsi hastalğnn tedavisi
Çocuk ilk kez sara nöbeti geçiriyorsa hekim kesin teşhis için bir takm tahliller yapacaktr.
Bunun için hastanede yatmas gerekebilir. Sara nöbetlerini önlemeye yönelik ilaç tedavisi
uygulanr. Eğer verilen ilaçlar çocukta ters bir etkiye yol açyorsa mutlaka hekime
bildirilmelidir. Bu durumda hekim başka bir ilaç önerebilir.
İlk kez nöbet geçiren çocuğu iyi takip etmek gerekir. Özellikle ilk nöbeti srasnda neler
yaşandğn, nöbetin ne kadar süreyle devam ettiğini, ne gibi etkileri olduğunu iyi not etmek
gerekir. Çünkü bu tür bilgiler hekime de yardmc olacaktr.
Epilepsi nöbeti geçiren çocuk eğer sonraki 2 yl içinde bir daha nöbet geçirmediyse sara
olarak nitelendirilmezler.
Sara nöbeti geçiren çocuğa nasl müdahale edilmelidir? Eğer çocuk yerdeyse yan tarafna
döndürülmelidir. Yan tarafna yatar vaziyetteyken eliniz çocuğun yanağnn altnda olmaldr.
Sara nöbeti geçiren çocuğu asla sk bir şekilde tutmamaldr. Fakat hareketlerinden dolay bir
tarafna zarar vermemesi için yannda durulur. Çocuğun nefes alp verdiğinden emin
olunmaldr. Sara hastas çocuk için evde gerekli güvenlik önlemleri de alnmaldr. Çünkü
kaza geçirme ihtimali de bulunmaktadr. Söz gelimi ortalkta sivri uçlu veya çocuğun yere
düşerken kafasn veya bir yerini çarpacak eşyalar bulunmamaldr. Yani geçiş yerleri
olabildiğince sade olmaldr. Güvenlik önlemleri dşardayken de oldukça önemlidir. Çocuk
sara nöbetleri srasnda uykuya geçebilir. Bu durumda çocuğu uyandrmaya çalşmamaldr
ve uyanmasn beklemelidir. Epilepsi hastas çocuklarda suda boğulma vakalar da bir risk
teşkil etmektedir. Çünkü sarar nöbetlerinin ne zaman geleceği bilinemez. Çocuk denizde veya
havuzda olabilir. Bu durumdaki bir çocuğun denizde veya havuzdayken asla yanndan
ayrlmamak gerekir.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
ŞEKER HASTALIĞI
Kanda yüksek şeker değerlerine neden olan şeker
hastalğ (diyabet), hayat boyu süren, kronik bir
hastalktr. Vücudumuzdaki kan şekerini dengelemek için
pankreas tarafndan insülin adl bir hormon üretilir.
Şeker hastalarnda ise insülin az üretiliyordur, hiç
üretilmiyordur ya da vücutta insülin direnci vardr.
Şeker hastalğnn belirtileri *Çok sk idrara çkma,*Çok
fazla susama,*Bulank görme,*Halsizlik, *bitkinlik durumlar,*Beklenmedik kilo
kayb,*Ackma
hissi,*Mide
bulants,*Kusma,*Nefes
kokusu,*Sk
idrar
yolu
enfeksiyonu,*Adetten kesilme,*Kuru ve kaşntl deri,*Yaralarn kolay kolay iyileşmemesi.
Kimler Şeker Hastalğ Riski Taşr? *Gizli şekeri olanlar (bozulmuş glukoz tolerans da denir)
*45 yaş ve üzerindekiler Ailesinde şeker hastalğ bulunanlar *Fazla kilolu olanlar *Hareketsiz
bir yaşam sürenler, spor yapmayanlar *Yüksek tansiyonu olanlar Kolesterol seviyesi sağlksz
seviyelerde olanlar *Gebelik şekeri geçirmiş olan kadnlar Kötü beslenenler, *sağlkl ve
dengeli beslenme önerilerine uymayanlarŞeker Hastalğ İçin Öneriler: Beslenme: Şeker hastalğ olan kişilerde kan şekerinin normal
seviyelerde devam edebilmesi için beslenme oldukça önemli rol oynamaktadr. Önemli olan,
kişinin porsiyonlarnn az olmas değil, vücudunun ihtiyacn karşlayabilecek yiyecekleri
tüketmesidir. Besinler 4 temel gruba ayrlr:
x
x
x
x
Sebze ve meyveler: portakal, elma, muz, havuç,spanak gibi…
Hububatlar: tahllar ve ekmek (buğday, pirinç, arpa, yulaf gibi) ,
Mandra ürünleri (süt, krema, yoğurt gibi)
Etler (kümes hayvanlar,balk,yumurta vs.)
TANSİYON RAHATSIZLIĞI
Tansiyon kalbin vücuda kan dağtmak için kullandğ
güçtür. Sol kalbin kan vücuda atarken kullandğ güce
birinci veya büyük tansiyon denir. Kalbin kan akm
bittikten sonra damarlarda oluşan durgun basnca da ikinci
veya küçük tansiyon denir. Kan basncnn normalden
yüksek olmasna da hipertansiyon denir. Bazen bu konuda
kavram kargaşas yaşanabiliyor. Bir çok kişi benim
hipertansiyonum var derken, kendilerinde mevcut kalc ve sürekli kontrol altnda tutulmas
gereken bir hastalk yerine zaman zaman stres ve üzüntüye bağl tansiyonlarnn yükseldiği;
bunun hastalk değil geçici bir durum olduğu yanlş anlayşn benimseme eğilimindedir.
Normal kan basnc artk 120/80'in alt olarak kabul edilmektedir.140/90'n üstü
hipertansiyon, aradaki değerler yüksek-normal olarak tanmlanr ve izlenmesi, baz
durumlarda da tedavisi gereken değerlerdir. Gizli tansiyon belki bu grubu ifade etmek için
uygundur. Tansiyonun yaşla birlikte görülme sklğ artar.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
VEREM (TÜBERKÜLOZ)
Tüberküloz solunum yoluyla akciğerlere giden verem
mikrobunun yol açtğ bulaşc bir hastalktr. En sk
akciğerler olmak üzere tüm organlar tutabilir. Dünyada her
yl yaklaşk 9 milyon insan tüberküloz hastalğna
yakalanmaktadr. Zengin-fakir, genç-yaşl herkes tüberküloz
hastas olabilir.
Tüberküloz nasl bulaşr? Tüberküloz hastalğ; tedavi görmemiş veya düzenli tedavi
görmeyen tüberküloz hastasndan öksürme, hapşrma veya konuşma esnasnda ortama
yaylan ve verem mikrobu içeren damlacklarn solunum yoluyla alnmasyla bulaşr.
Bulaşma nasl önlenir? -Tüberküloz hastalar ilaçlarn düzenli olarak (bir gün bile
aksatmadan) kullanmal ve doktorunun önerdiği süreyi tamamlamaldr.- Öksürürken ve
hapşrrken ağz ve burunlarn mendille kapatmalar gerekir.- Bulaştrc dönemdeki verem
hastalar kapal ortamlarda, başka insanlarla birlikteyken maske kullanmaldr.
Belirtileri
*2-3 haftadan uzun süren öksürük * .Balgam çkarma *Ateş * Gece terlemesi * İştahszlk *
Kilo kayb* Halsizlik* Yorgunluk*Nefes darlğ* Göğüs ve srt ağrs *Kan tükürmek
Tüberküloz, TEDAVİSİ MÜMKÜN OLAN bir hastalktr.
Tüberküloz tedavisinde ilaçlarn bir gün bile aksatlmamas önemlidir. Tüberküloz
hastalarnn tedavisi için önerilen tedavi yöntemi Doğrudan Gözetimli tedavi uygulamasdr.
Doğrudan gözetimli tedavi (DGT); tüberküloz hastasnn tüm tedavisi süresince ilaçlarnn her
bir dozunu bir görevli ya da sorumlu bir kişinin gözetiminde içmesi ve bu durumun
kaydedilmesi esasna dayanan bir tedavi şeklidir.
KİSTİK FİBROZ
Kistik fibrozisli hastalarda tüm yaş grubunda en sk
görülen şikayetler solunum sistemi ile ilişkilidir.
Hastalar yenidoğan ve süt çocukluğu döneminde sk
tekrarlayan bronşiolit, çocukluk ve ergenlik
döneminde de tedaviye dirençli astm, uzun süren
balgaml öksürük, tekrarlayan zatürreler ya da hava
yolarnda genişleme (bronşiektazi) gibi bulgular ile
karşmza çkabilir. Akciğer hastalğnn şiddeti kişiden
kişiye değişmektedir. Bazen ayn mutasyona sahip KF’li hastalarda bile hastalğn şiddeti çok
farkl olabilir.
Solunum sistemi üst ve alt solunum yollar olmak üzere ikiye ayrlr. Üst solunum yollar ağz,
boğaz, burun ve sinüslerden, alt solunum yollar ise akciğerler ve hava yollarndan oluşur.
KF’li hastalarda üst solunum yollarnda en sk rastlanan bulgu uzun süreli burun ve sinüs
iltihab ve burunda poliplerin oluşmasdr. Burun ve sinüs iltihab olan hastalarda; burun
aknts, burun tkanklğ, koku almada azalma, başağrs, öksürük, ağzda kötü koku, horlama,
ağzdan nefes alma, burundan konuşma ve işitmede azalma görülür. Burunda polip olan
hastalara burun tkanklğ, kaşnt gibi alerjik bulgular eşlik edebilir. Alerji olmadan da KF’li bir
hastada nazal polip sk görülür. Hastalarn klinik kontrollerinde balgam kültürü yaplmas bu
enfeksiyonlarn erken tan ve tedavisi açsndan çok önemlidir.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
ANEMİ (KANSIZLIK)
Anemi (Kanszlk) hemoglobin miktarnn yaş ve cinsiyete
göre dünya sağlk örgütü tarafndan kabul edilen kriterlerin
altnda kalmasdr. Bu kriterler erişkin erkeklerde 13 g/dL,
kadnlarda 12 g/dL nin alt kabul edilir. 6 ay ile 6 yaş aras
çocuklarda 11 g/dL nin, 6-14 yaşlarda 12 g/dL nin alt
anemidir.En sk rastlanan anemi türleri demir eksikliğine
bağl anemi, Folik asit eksikliğine bağl anemi, Vitamin B-12
eksikliği anemisidir.
Tedavi olarak ne uygulanr?Ağzdan demir tedavisinde
kullanlan demir formlar demirsülfat, demir glukanat ve demir fumorattr. Demir tedavisine
başladktan iki ay sonra hemoglobin düzeyi normale dönecektir, ancak çoğunlukla kemik
iliğinde olan demir depolarn doldurmak amac ile tedaviye 6-12 ay daha devam edilmelidir.
Damar içerisine veya kas içerisine uygulanabilecek demir ilaçlar da ağzdan alma
dayanamayan hastalarda kullanlabilir. Tedavi ile birlikte kan saym iki ay içerisinde normale
dönecektir.
DİKKAT EKSİKLİĞİ (DEHB)
DEHB belirtileri dikkatsizlik ve/veya hiperaktivite ve tepiselliği
kapsar. Bu özellikleri her çocuk şu veya bu şekilde sergiler.
Fakat DEHB teşhisi koymak için, belirtilerin çocuğun yaşna
uygun olmamas gerekir. DEHB çocuklarda ve gençlerde
yaygndr. Yetişkinlerde de bu bozukluk görülebilir.
Yetişkinlerde belirtiler baz farkllklar olabilir. Örneğin, bir
yetişkin hiperaktivite yerine tez canllk sergileyebilir. Ayrca,
DEHB'li yetişkinler sürekli olarak kişiler aras ilişkilerde ve işte problem yaşarlar.
Dehb Dikkatsizlik Belirtileri Şunlardr: "Detaylara dikkat etmemek "Dikkatsizce hatalar
yapmak "Dikkat edememe ve görevi bitirememe "Dinlememe "Açklamalar takip edememe
veya anlayamama "Çaba gerektiren görevlerden kaçma "Dikkat dağnklğ veya unutma
"Görevi bitirmek için gereken şeyleri kaybetme
Dehb Hiperaktivite-impulsivite Belirtileri Şunlardr: "Kprdanmak "Durmadan kmldamak
"Otururken sk sk ayağa kalkmak "Uygun olmayan zamanlarda koşmak veya trmanmak
"Sessizce oynamada zorluk çekmek "Aşr konuşmak veya sras gelmeden konuşmak "Söz
kesmek.
Genellikle DEHB nasl teşhis edilir? Psikologlarn, psikiyatristlerin ve pedagoglarn çoğu
Mental Bozukluklar için Teşhissel ve İstatistiksel Klavuz (DSM-IV)' de alt çizilmiş olan
dikkatsizlik ve hiperaktivite belirtilerine dayanarak teşhis koyar. Bir kişiye DEHB teşhisi
konabilmesi için belirtilerinin en az alt ay sürmüş olmas ve bireyin okul ve bireysel hayatn
engelleyecek kadar şiddetli olmas gerekmektedir.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
OBEZİTE
Obezite günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlk sorunlar arasnda
yer almaktadr. Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsz kütleye orannn aşr
artmas sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağrlğnn arzu edilen düzeyin üstüne çkmasdr.
Günlük alnan enejjinin harcanan enerjiden fazla olmas durumunda, harcanamayan enerji
vucutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadr.
Obeziteye neden olan etmenler Aşr ve yanlş beslenme alşkanlklar, Yetersiz fiziksel
aktivite, Yaş, Cinsiyet, Eğitim düzeyi, Sosyo – kültürel etmenler, Gelir durumu, Hormonal ve
metabolik etmenler, Genetik etmenler, Psikolojik problemler, Sk aralklarla çok düşük enerjili
diyetler uygulama, Sigara- alkol kullanma durumu, Kullanlan baz ilaçlar (antideprasanlar
vb.), Doğum says ve doğumlar aras süre.
Vücut Kitle Endeksi nasl hesaplanr?
Vücut kitle endeksi, vücut ağrlğnzn boy uzunluğunuzun karesine bölünmesi ile elde edilir.
Sonuç olarak elde edilen değer yani beden kitle endeksi aşağdaki aralklarda değerlendirilir.
0-18.4: Zayf
18.5-24.9: Normal
25.0-29.9: Fazla Kilolu
30.0-34.9: Şişman (Obez) - I. Snf
35.0-44.9: Şişman (Obez) - II. Snf
45.0 ve üstü: Aşr Şişman (Aşr Obez) - III. Snf
Beslenme Yanlşlarn Önlemenin Yollar
1. Çocuğunuzun beslenme gereksinimlerini abartp tabağna fazla yemek koymayn. Yemeğini
bitirmesi için bask yapmayn.
2. Çocuğunuzun sabah kahvaltsn atlamasna izin vermeyin. Özellikle okul çocuklarn sabah
kahvaltsn evde yapmadan okula yollamayn.
4. Okul çocuklarnn ev dşnda dengesiz, düzensiz ve “Fast Food” denilen zararl, kalorisi
yüksek besinlerle beslenme-sini kabul etmeyin.
5. Kalorileri yüksek olan kola, bisküvi, şeker, çikolata ve cips gibi yararsz ve şişmanlatc
gdalardan çocuğunuzu uzak tutun.
6. Yaptğnz yemeklere daha az yağ koyun, yağlardan zeytin yağn tercih edin,
kzartmalardan uzak durun.
7. Pasta, kek, kurabiye ve böreklerin yapma sklğn azaltn.
8. Çocuğunuzun ara öğün olarak sadece meyve yemesini sağlayn.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
FENİLKETONÜRİ (Beyin Hasar)
Fenilketonüri
kaltsal
metabolik
bir
hastalktr. Hastalkta bir protein yaptaş olan
fenilalanin metabolize edilemez, kanda birikir
ve geriye dönüşümsüz beyin hasar yaratr.
Erken tanmlanp tedavi edilmediği takdirde
kaçnlmaz son ağr zihinsel geriliktir. Ülkemiz
hastalğn en sk izlendiği ülkelerdendir. Doğan
her 4.500-6.000 bebekten biri fenilketonüri ile
doğmaktadr. Çekinik genle taşnan bu
hastalğn taşyc sklğ ülkemizde yüksektir. Her 100 kişiden dördünün bu hastalğ taşyor
olmasnn yan sra %22 ‘ye varan akraba evliliği, hastalğn ülkemizde sklkla izlenmesinin
nedenidir. Ağr zihinsel geriliği olan fenilketonürili bireylerde nöbet geçirme, agresif yada
otistik davranş bozukluklar, dermatit şeklindeki cilt lezyonlar yan sra vakalarn sadece %
60’nda anne babaya göre açk saç-göz-ten rengi ile karakterize görünüm vardr. Hastalğn
tansnn ardndan çocuklar uygun diyetle sağlkl bir hayat sürebilmektedir.
Tedavide genel ilke gda ile alnan fenilalanin miktarn azaltarak kan fenilalanin düzeyini
normal snrlar içinde tutmaktr. Diyet tedavisi için fenilalanini çok azaltlmş veya fenilalanin
içermeyen özel ve ilaç niteliğindeki mamalarn ve protein içeriği azaltlmş un, ekmek,
makarna gibi ürünlerin kullanlmas gerekir. Fenilketonüri hastalğ özel olarak üretilmiş
düşük proteinli diyet ürünleri ile uygun bir şekilde tedavi edilirse hastann normal zekaya
kavuşmas mümkündür.
TİROİD HASTALIĞI
Tiroid bezinin bedendeki birçok aktiviteyi kontrol eden,
hormonlarn yapmn sağlayan, endokrin bezlerinizden bir
tanesidir. Tiroid bozukluğu ile ilgili 13 temel belirti şunlardr.
Bu semptomlardan birine sahip olanlarn kandaki tiroid
hormonu seviyenizi ölçtürmesi ve bir doktora başvurmas
gerekir. Birçok tiroid hastalğ ve bozukluğu vardr ancak
bunlardan 2 tanesi çok yaygndr; hipertiroidizm
(vücudunuzda gerekenden daha fazla tiroid hormonu
üretilmesi) ve hipotiroidizm (vücudunuzda gerekenden daha
az tiroid hormonu üretilmesi). Diğer rahatszlklar ise guatr (tiroid bezinin büyümesi), tiroid
kanseri, tiroidnodülleri (tiroid bezi içindeki yumrular) ve tiroditis (tiroid bezinin
inflamasyonu)’dir. Hipotiroidizm hipertiroidizmden daha yaygndr ve bu iki rahatszlk yakn
bir şekilde bağlantl olmasna rağmen, teşhis ve tedavilerinde birçok önemli farkllklar
vardr.
Tiroid bozukluğunun 13 belirtisi; Yorgunluk ve uyku bozukluklar, kilo değişimleri ,mod ve
zihinsel değişiklikleri, bağrsak problemleri, kas ya da eklem problemleri, düzensiz adet,
ksrlk, libido problemleri, saç ve derideki değişiklikler, vücut scaklğ, kolestrol problemleri,
kan basnc, kalp hz, boyun genişlemesi (guatr), risk faktörleri: yaş, cinsiyet ve sigara
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
AKDENİZ ANEMİSİ
Akdeniz anemisi, Talasemi ad ile de bilinen genetik
ve bir tür kan hastalğdr. Hastalk ile anlacak olan
iki
açlm
vardr.
Birincisi Akdeniz
anemisi hastalğnn kendisi, diğeri ise; Akdeniz
anemisi taşyclğdr. Taşyc grupta bulunan
kişiler hayatlarn normal yaşayp her hangi bir
şikayette bulunmazlar. Laboratuvarda baklacak
kan tetkiki ile açğa çkacak olup, bebek bekleyen
çiftlerde önemli olabilecektir. Anne yahut baba
taşyc ise bebek bu açdan değerlendirmeye
alnabilir.
Akdeniz anemisi hastalğnn açklanmasnda gen zincirinde baz bölümlerde sentez
hznn aksadğ görülür yahut o zincir tamamen yok olarak görülür. Beta talasemi ismi ile
zikredilen tür, Türkiye de en fazla bahsi geçen türdür. Ve bu türün tbb açklamasnda beta
zincirindeki bulunan sentezleme hz azalmş olmaktadr.
Akdeniz Anemisi Belirtileri: *Halsizlik *Solukluk *İştah problemleri *Karnda şişlik *Gözlerde
mevcut sarlk *İdrar yapsnda koyulaşma *Yüzdeki bulunan kemiklerde şekil değişmeleri
*Dalak büyümesi
Akdeniz Anemisi majörde tedavi olanaklar; *Kan transfüzyonlar, *Gerekli halde dalağn
alnmas
SEREBRAL PALSİ (Kas Kontrol Yetersizliği)
Serebral Palsi gelişimini sürdüren beyinde oluşan bir hasara bağl
kalc hareket ve duruş bozukluğudur. Beyindeki lezyon kas tonusu
ve koordinasyonunda sorunlar yaşatr, zamanla kas iskelet
sisteminde ikincil bozukluklar da gelişir. Serebral palsiye neden
olan faktörler neler olabilir? Pek çok farkl nedeni vardr.
Beyindeki sorun şu nedenlerle ortaya çkabilir:
1. Beyin bir nedenle normal büyüme ve gelişimini
gerçekleştirememesi
2. Gebeliğin ilk aylarnda, annenin geçirdiği kzamkçk gibi
enfeksiyonlar veya beyin gelişimini engelleyen anormallikler
3. Doğum esansnda, bebek yeterli oksijen alamamas
4. Doğumu takip eden günler içerisinde, bebeğin geçirdiği
menenjit gibi ciddi enfeksiyonlar beyin gelişimine engel olmas
Kesin tedavisi mümkün müdür?
Serebral palsi terimi kalc bir rahatszlğ anlatr. Bu hastalkla ilgili sorunlar (kas zayflğ veya
gerginliği, istemsiz hareketler) yaşam boyu devam eder. Ancak, çocuk yaş ilerledikçe uygun
tedavi yaklaşmlarnn katk ve desteği ile bu sorunlara uyum sağlamay onlarla başa çkmay
öğrenebilir. Tedavi, hastalğ tamamen yok edemese de anlaml iyileşmeler sağlar.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
OTİZM
Otizm Nedir ? Otizm, yaşamn ilk üç yl içinde ortaya
çkan ve yaşam boyu devam eden, sosyal etkileşim,
sözel ve sözel olmayan iletişimde problemler,
tekrarlayc davranş ve kstl ilgi alanlar ile kendini
gösteren, karmaşk gelişimsel bir bozukluktur.
Otizme Ne Sebep Olur? Otizmin nedeni henüz tam
olarak tespit edilememiştir. Otizmin tek bir nedeni
yoktur. Pek çok nedeni olduğu artk bilinmektedir.
Otistik bireylerde beyin hücreleri farkl çalşmaktadr.
Hücreler arasnda mesaj taşyan kimyasal ileticilerde eksiklik yada fazlalk olduğu
düşünülmektedir. Baz genetik hastalklar otizme yol açar. Genetiğin otizmin nedenleri
arasnda önemli bir yeri vardr. Kardeş ve ikiz çalşmalar bunu doğrulamaktadr. Otistik bir
çocuğun kardeşinde otizm görülme riski genel popülasyona göre 50-100 kat daha fazladr.
Tek yumurta ikizlerinde her ikisinin birden otistik olma oran çift yumurta ikizlerine göre daha
fazladr. Bütün bunlar genetiğin etkisini bize gösteriyor fakat sadece genetiğin tek neden
olmadğ noktasna da ulaştryor. Sadece genetik etkili olsayd tek yumurta ikizlerinde her iki
bebeğinde her zaman otistik olmas gerekirdi. Yaplan çalşmalar bir tek gen değil birden çok
genin etkileşimi sonucu hastalk yapc etki oluştuğunu ortaya koymuştur. Klinik tablodaki
davranşsal çeşitlilik çevresel faktörlerinde etkili olduğunu düşündürmektedir. Doğum öncesi,
doğum ve doğum sonras faktörler ile otizm arasnda anlaml bir ilişki saptanmamştr. Eldeki
bulgular genetik olarak otizme yatknlğ olan çocuklarn doğum srasnda sorun yaşama
riskinin daha fazla olduğunu göstermektedir. Ayrca, anne karnnda geçirilen kzamkçk
virüsünün, pek çok anormalliğin yannda otizme de yol açabildiği bilinir.
Şu kesin olarak bilinmektedir ki, otizm tek bir nedenle olmaz, birden çok etkenin bir araya
gelmesiyle meydana gelen oldukça karmaşk bir durumdur.
Otizm erkeklerde kzlara oranla 4 kat daha fazla görülür fakat genelde kzlarda daha ağr
seyreder. Otistik bireylerin % 70’inde zeka geriliği görülmektedir. % 30’u normal ve bu
%30’luk dilimin %10’u üstün zekaya sahiptirler. Zeka düzeyi ve eşlik eden diğer hastalklar
otizmin ağrlk derecesi üzerinde belirleyici rol oynar. Eşlik eden hastalklar arasnda en sk
rastlanlanlar dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, duygudurum bozukluklar ve
epilepsidir. Her üç çocuktan biri epileptik anlamda risk taşmaktadr. 0-5 yaş aras ve ergenlik
döneminde epilepsi nöbetlerinin görülme olaslğ artar.
Genel Belirtileri
Göz kontağ kstldr yada yoktur. Çevreye ilgisizdirler. Adna tepki vermezler. Aşr hareketli
yada hareketsiz olabilirler. Bazlar fiziksel temasa (öpülme, sarlma vs.) izin vermez yada
hoşlanmazlar. Çoğunlukla insanlar değil cansz varlklar tercih ederler. Sosyal ve duygusal
açdan kendilerini izole ederler. İşaret etmezler, ihtiyaçlarn yetişkinin elini kullanarak ifade
ederler. Taklit becerisi yoktur yada snrldr. Konuşma birçoğunda gelişmemiştir. Konuşma
gelişse bile bunu iletişim arac olarak kullanmazlar. Ekolaliktirler, söylenenleri papağan gibi
tekrar ederler. Zamirleri ters kullanrlar. Uygun olmayan vurgulamalar, kalp cümlelerle
konuşurlar. Mekanik ve tek düze ses tonu kullanrlar. Uygunsuz gülme ve kkrdamalar vardr.
Düzen takntlar vardr. Nesne takntlar vardr. Objelere gereksiz yere bağlanma(İp, pet şişe,
araba… vs)Rutinlerindeki değişikliklere tepki gösterirler. Tekrarlayan davranşlar
(stereotipiler) vardr. (Nesneleri çevirme, el çrpma, kanat çrpma, zplama, kendi etrafnda
dönme, parmak ucunda yürüme…)Oyuncaklarla gerektiği gibi oynamazlar. (Arabalar dizerler,
topu çevirirler…)Hayali oyun oynamazlar. Sürekli ayn oyunlar oynamay tercih ederler.
Bazlar çok inatçdr.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Bazlar ses, ac, koku, şk ve dokunuşa aşr hassasiyet gösterebilir. Bazlar soğuk, scak, acya
duyarsz olabilir. Bazlar tehlikeye karş duyarsz olabilir. Yemek yeme bozukluklar vardr.
Bazlar kendine, çevresindekilere ve eşyalara zarar verebilir. Beklemeye yada isteklerini
ertelemeye pek tahammüllü değillerdir
OTİZMİN TEDAVİSİ
Otizmin bilinen bir tedavisi yoktur. Erken yaşta başlanan eğitimle, çocuğun yetenekleri ve
gereksinimleri dikkate alnarak, bireysel özel eğitim programlar hazrlanmas ve uzman
kişilerce uygulanmas, günümüzde bilinen tek “tedavi” yöntemidir. Uygulanacak olan ilaç
tedavisi otizme eşlik eden problemlerin azaltlmasna yöneliktir. Özel eğitim bir ekip
çalşmasn gerektirir. Bu ekipte çocuğun kendi doktoru, özel eğitimcisi, konuşma terapisti,
çocuk psikiyatr ve/veya çocuk nöroloğu mutlaka bulunmaldr. Ailelerin eğitim sürecine
katlmalar ve desteklemeleri büyük önem taşmaktadr.
ÖZGÜL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ
Normal ya da normalin üzerinde zekâya sahip kişilerdir.
Herhangi fiziksel problemi olmayan (İşitme, Zihinsel,
Görme gibi); dinleme, konuşma, okuma-yazma, akl
yürütme ile matematik becerilerinin kazanlmasnda ve
kullanlmasnda önemli güçlükleri olan bireylerdir. Ayn
zamanda bu kişiler kendini idare etme, sosyal alglama,
etkileşim sorunlar vardr. Standart eğitime rağmen
yaşna ve zekâsna uygun okul başars gösteremeyen bireylerdeki durum olarak
açklayabiliriz.
Öğrenmeyle ilgili bir sorun olarak alglanmakta ve tantlmakla birlikte; gördüğümüz,
duyduğumuz ya da dokunduğumuz tanmaya çalştğmz şeylerin alglanmasyla ilgili ya da
işlenmesiyle ilgili bir sorun olarak yaşanmaktadr. Öğrenme sorunlar da, pek çok sorun ya da
hastalk gibi çok erken fark edilebilir.
5-7 yaş okuma öğrenme yeteneğinin geliştiği dilimdir. Bu nedenle riskli çocuklar
özellikle okul öncesi dönemde dikkatle izlenmesi gerekir. Genellikle özel öğrenme
güçlüğü, (öğrenme bozukluğu tbbi bir terim, özel öğrenme güçlüğü eğitimsel bir terimdir.
Ayn anlam içerir.) ilkokula başlaynca ortaya çkar. Ancak okul öncesi dönemde erken belirti
gösteren çocuklar(riskli çocuklar) öğrenme bozukluğu açsndan değerlendirilmesi, erken
tan için önem taşr. Erken tan konulduğu ve çocuğun yardm aldğ oranda çocuk yaştlarna
yetişebilmekte ve gerçek potansiyellerini gösterebilmektedirler.
Özel Öğrenme Güçlüğünün Nedenleri
Doğum Öncesi: Yetersiz beslenme, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, ilaç kullanma, vitamin
eksikliği, alerjiler. Doğum Srasnda: Uzun ve zor doğum, plasenta ve göbek kordonu
anormallikleri, doğum aletlerinin verdiği zararlar, beyin hasar. Doğum Sonrasnda:
Doğumdan sonra nefes almaya başlayncaya kadar geçen sürenin uzunluğu, erken yaşta
ateşli hastalk, başa hzl darbe, tümör. Kaltsal bozukluklar: Ailelerde özel öğrenme
bozukluğu olan başka kişilerinde olmas, kan uyuşmazlğ şeklinde özetlenebilir.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Özel Öğrenme Bozukluğunun Çeşitleri:
1-Disleksi(okuma sorunlar): a)disfonik disleksi: İşitsel kavrama ve ayrt etme becerilerinde
bozukluk vardr. Dil ve sözlü ifadelerde güçlük çekerler. b)disidetik disleksi: Zihinde
canlandrma yeteneği bozuktur. Harflerin sralanşn karştr, ters çevirir, günleri aylar srayla
söyleyemez.
2-Disgrafi(yazma sorunlar): P,D,B,C,H,Y,S,Z,U gibi harfleri yazarken karştrr ve ters yazar.
Baz harfleri unutur bazlarn fazladan ekler.
3)diskalkül (matematik sorunlar): Saylar bozuk yazar, sklkla yer değiştirir, işlemleri bozuk
srada yapar, geometrik ilişkileri kavramada zorlanr, aritmetik sembolleri tanmada zorlanr.
DOWN SENDROMU
Down Sendromu çocuğunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma,
yani 47 kromozoma sahip olmasdr. Down Sendromu bir hastalk değil genetik bir farkllktr.
Down Sendromlu çocuklar nasl gelişir?
Fazla kromozom çocuğun gelişimini negatif olarak
etkilemektedir. Bu durum her zaman da önemli olacaktr.
Çünkü kromozom değişimini geri almak mümkün değildir.
Fakat unutulmamaldr ki bir çocuğun gelişimi sadece genetik
faktörlere bağl değildir. Çevre ve öğrenme faktörleri de
çocuğun gelişiminde çok önemli ve etkilidir. Down
Sendromlu çocuklarn ihtiyaçlar diğer çocuklarn
ihtiyaçlarndan farkl değildir. Onlar da anne, baba ve
kardeşleriyle birlikte olmaktan mutluluk duyarlar. Çevrelerini
keşfetmek, oynamak, öğrenmek, gülmek isterler. Down
Sendromlu bir çocuğun mümkün olduğu kadar sosyal bir
ortamda büyütülmesi, gelişimi için son derece yararldr.
………………………………………………………………………………………………………………………………..
Engelli, fiziksel veya zihinsel bir rahatszlk nedeniyle
baz hareketleri, duyular veya işlevleri kstlanan (kişi).
Engeller doğuştan gelebilir veya sonradan geçirilen
hastalklar veya kazalar sonucu ortaya çkabilir.
Dünya Sağlk Örgütü'nün İşlevsellik, Yetiyitimi ve
Sağlğn Uluslararas Snflandrmas'na göre engelli
olma hâli için yeti yitimi terimi kullanlr. Engelliler;
vücudun duyusal, işlevsel, zihinsel ve ruhsal farkllklar öne sürülerek; toplumsal veya
yönetimsel tutum ve tercihler sonucu, yaşamn birçok alannda kstlama ve engellerle
karşlaşabilirler.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Engellilik türleri
1.Fizyolojik engellilik işi,doğuştan veya sonradan geçirdiği hastalk veya kaza nedeniyle vücut
içerisinde yer alan hayati organlarn fonksiyon yetersizliği nedeniyle oluşan durumunda kişi
fizyolojik olarak engelli olmaktadr. Mobilite bozukluklar, solunum bozukluklar, organ
yetmezlikleri bunun örnekleridir.
2.Fiziksel engellilik; kişinin dş organlarnda meydana gelen bir işlev bozukluğu ya da uzuv
eksikliği nedeniyle normal hayata uyum sağlayamamas durumunu ifade etmektedir. Kol ve
bacak kopmalar bu engellilik türü için örnek olarak verilebilirler.
3.Zihinsel engel Doğuştan veya sonra işitme veya görme engelli veya daha geniş kapsamda
beyin ile ilgili alglama ve algladğn doğru yorumlayamama durumlar, algsal engellilik
snfna girer. Bunlarn arasnda öğrenme bozukluklar, dikkat yetersizlikleri/eksiklikleri,
görme bozukluklar (körlük), işitme bozukluklar (sağrlk), psikiyatrik bozukluklar
(duygusal alg bozukluklar, sosyal bozukluklar ; alglananlar yorumlayamama sorunlar,
yanlş dürtülenme, vb.) saylabilir.
Zihinsel Engellilik Durumu
Yavaş Öğrenenler Düzeyi (Normal alt çocuk)
Eğitilebilir Zihinsel Engellilik Düzeyi
Öğretilebilir Zihinsel Engellilik Düzeyi
Bakm Gerektiren Ağr Zihinsel Engellilik Düzeyi
Zeka Bölümü Snrlar
70-85 % 3
50-70(75) % 1
30-35(50,55) % 2-3
30 ve aşağs % 1
ENGELLİLİĞİ ÖNLEMEK İÇİN ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER
Engelliliğin önlenmesinde tbba önemli görevler düşmektedir. Engelliliğin önlenmesinde
tbbn görevleri üç başlk altnda incelenebilir:
Antenatal (Doğum Öncesine Ait) Faktörler:
Antenatal (doğum öncesine ait) faktörlerden korunmada tbbi hizmet veren kurumlarn
öncelikle genetik danşmanlk hizmetleri vermeleri gerekmektedir. Özellikle akraba
evliliklerinin söz konusu olduğu ve buna bağl engellilik durumlarnn halen görülebildiği
ülkemizde bu konuda eğitim vermek ve tan merkezleri kurmak, tpla uğraşan kişilerin
görevlerinden birisi olmuştur
Perinatal (Doğum Srasnda Oluşabilecek) Faktörler:
Perinatal (doğum srasnda oluşabilecek durumlara ait ) faktörlerden korunmada sezaryen
operasyonlar, büyük oranda yardmc olmaktadr. Sezaryen operasyonlr, doğum eylemini
kolaylaştrmakla kalmamş, annenin ve bebeğin konforunu da sağlamştr. Ancak bir çelişki
olarak kabul edilebilecek konu; tüm bu yenilik ve ilerlemelere rağmen halen doğum travmas
ve buna bağl serebraliskemi ve engellilik durumlarna halen rastlanmasdr.
Postnatal (Doğum Sonras) Faktörler:
Postnatal (doğum sonras) faktörler için koruyucu önlemler ise: yeni doğan bakm, aşlama
hizmetleri ve baz metabolik hastalklar tarama yöntemiyle erken tanmak ve yol
açabilecekleri engelliliği ortadan kaldrmaktr.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Bu amaçla Türkiye’de Sağlk Bakanlğ, Ana Çocuk Sağlğ Merkezleri’nde ve Sağlk Haklar’nda
ücretsiz aş uygulamalar yapmaktadr. Hatta 1985 ylndan bu yana, çocukluk çağ bulaşc
hastalklarn, özellikle de alt ksmndaki ekstremitelerde yetersizliğe neden olabilen polio
(çocuk felci) hastalğn, çiçek hastalğ gibi hastalklar ortadan kaldrmak amacyla
kampanyalar düzenlenmekte, bu kampanyalar çerçevesinde tüm Türkiye’de en ücra
köşelerde kalmş evlere bile ulaşarak her bebeğin aşlanmas yaplmaya çalşlmaktadr. Yine
bu aşlama program içerisinde yer alan rubella (kzamkçk) da gebe kadnn enfekte olmas
halinde bebekte kalp-damar sistemi anomalileri, görme kusuru ve işitme kusuru veya
mikrosefali vs. gibi merkezi sinir sistemi hasar ile görülen doğuştan kzamkçk enfeksiyonuna
neden olmaktadr. Aşlama programlar epidemilere son vererek gebelerdeki enfeksiyon
riskini azaltmaktadr. Aşlamalarla birlikte diğer bir koruma faktörü olarak taramalar
kullanlmaktadr. Zihinsel engelliliğe neden olan ve tanndğnda tedavisi oldukça basit olan
“fenilketonüri”, “hipotiroidi”, “galaktozemi” gibi metabolik hastalklar tarama testleriyle
ortaya çkarlmakta ve erken tedavisi yaplabilmektedir. Böylece bu hastalklarn neden
olduklar engellilik hali önlenebilecektir. Ancak tüm bu çabalara rağmen doğuştan olan
engelliliği tamamen ortadan kaldrmak mümkün olamamaktadr.
Bu önlemler şöyle sralanabilir; Toplumda risk faktörlerine yönelik farkndalğn arttrlmas,
toplumun bilinçlendirilmesi, evlenmeden önce anne baba aday olan çiftler için farkndalk ve
bilinçlendirme programlarnn uygulanmas, görsel ve işitsel yayn organlar yolu ile sürekli
bilinçlendirme çalşmalarnn yürütülmesi. Tüm çocuklarn sağlk sigortas kapsamna
alnmas, sağlk sistemlerinin güçlendirilmesi.
Engelliliği önlemek için alnacak önlemleri özetleyerek tekrar maddeler halinde sralarsak;
- Doğum öncesi genetik testler
- Doğum öncesi kan grubu testleri
- Hamilelik esnasnda düzenli doktor kontrolü
- Hamilelik süresince sağlkl beslenme ve stressiz ortam
- Uygun ortamda doğumun gerçekleşmesi
- Doğum sonras hastalklarda düzenli tedavi
- Doğum sonras düzenli besleme ve sağlkl ortam sağlama
Sonuç olarak; engelliliğin önlenmesinde toplumdaki tüm bireylerin, devletin, sivil toplum
kuruluşlarnn etkileşimli bir işbirliği içinde çalşmalar gerekmektedir.
………………………………………………………………………………………………………………………………………………
KAYNAŞTIRMA YOLUYLA EĞİTİM UYGULAMLARINDA
ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER
Görme Yetersizliği Olan Öğrenciler İçin;
Az gören/görme engelli öğrencinizi srasna kolaylkla
girip çkabileceği şekilde snfn ön tarafna oturtun.
Az gören öğrencinizi güneş şnlar arkadan gelecek
şekilde snfta uygun sraya oturtun.
Öğrenciye okulun bölümleri ile snf tantarak,
bağmsz hareketini sağlayacak ipuçlarn belirleyin,
gerekiyorsa belirlediğiniz bölümlere Braille kabartma
yaz/kabartma sembol ile etiketler hazrlayarak yerleştirin.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Öğrenciye çevresini tantrken başlangçta çocuğun elini, elinizi üzerine koyarak
çevreyi ve nesneleri tantn, nesnelerin neye benzediğini ve nasl kullanldğn açklayn.
Snftaki diğer öğrencilere görme engelli öğrencinizin özelliklerini anlatarak, görme
engelli öğrencinizin bağmsz hareket etme becerilerini sağlayacak tedbirleri birlikte
belirleyin.
Öğrencinin snf arkadaşlarnn seslerini ayrt ederek isimleri ile tanmas için,
etkinlikler düzenleyin.
Snftaki eşya, araç ve gereçlerin yerlerini sabit tutun, değişiklik yaptğnzda
öğrencinizi haberdar edin.
Öğrencinin okula uyumda yaşadğ güçlüklerin üstesinden gelmesi için okul rehber
öğretmeni ve aile ile iş birliği yaparak alnacak önlemleri belirleyin.
Öğrencinizin srasn paylaştğ arkadaşna uyumunu ve ona olan güvenini arttrmak
için sra arkadaşna görme engelli öğrencinize nasl destek olacağna ilişkin bireysel olarak
bilgi verin ve onun olumlu davranşlarn ve çabalarn ödüllendirin.
Az gören öğrencilere yönelik olarak ders materyallerini büyük punto ile hazrlayn.
Snfta görme güçlüğü olan öğrencinizle konuşurken kendisiyle konuştuğunu anlamas
için adn söyleyin.
Öğrencinize isteklerinizi belirtirken “Şunu bana ver.” gibi görmeye dayal cümlelerle
ifade etmeyin, bunu yerine “Sağ elinin yannda duran kalemi bana ver.” şeklinde açk
yönerge vermeye dikkate edin.
Ders srasnda tahtaya konular yazarken, sözel olarak da ifade edin.
Öğrencinin snav sürecinde sorularn başka kişiye okutulmas srasnda doğan zaman
kaybn ek süre olarak snava dahil edin.
Snf ortamnda görme engelli veya az gören öğrencinin derse katlmn sağlamak için
her derste ona en az bir iki soru sorun.
Öğrencinin snfta dersi takip edebilmesi için Braille olarak not tutabilmesine imkân
tanyn, gün içinde tuttuğu notlar arkadaşyla karşlaştrmas için zaman verin.
Snavlarda cevab karmaşk çizim ve şekillere dayanan sorular sormayn.
Öğrencinizi kendi içinde gösterdiği gelişme ile değerlendirin ve öğrencinizin
yapamadklarna değil yapabildiklerine yoğunlaşn. Öğrencinizin başarlarn annda
ödüllendirin.
İşitme Yetersizliği Olan Öğrenciler İçin;
İşitme yetersizliği olan öğrencinizi tahtay ve sizi rahat görebileceği şekilde snfn ön
tarafna oturtun.
Öğrencinizle konuşurken göz kontağ kurun. Konuşurken başka yönlere bakmayn.
Çok yüksek sesle veya fsldayarak konuşmayn, ses tonunuzun ve konuşma hznzn
normal olmasna dikkat edin.
Konuşurken anlaşlr ve ksa cümleler kurun.
Konuşurken cümlelerinizi eksik brakmayn,
tamamlayn.
Konuştuğunuzda ortamn çok gürültülü
olmamasna dikkat edin.
Konuşurken, ağznz elle veya kâğt gibi her
hangi bir şeyle kapatmayn.
Öğrencinizle konuşurken, onun dudak okumasna engel olacak unsurlarn (byk, göz
alc mücevher gibi) bulunmamasna özen gösterin.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Tahtada yaz yazarken ya da arkanz öğrenciye dönükken konuşmamaya özen
gösterin. Çok abartl jest ve mimiklerle konuşmaktan kaçnn.
Öğrenciniz kullandğnz sözcüğü anlamadysa yerine başka bir sözcük kullann ya da
mümkünse göstererek anlatn.
Öğrenciniz ile konuşurken dikkatinin sizde olduğundan emin olun, gerektiğinde
omzuna dokunarak size bakmasn sağlayn.
Öğrencinin konuşmasn anlayamadğnzda öğrenciden söylediğini tekrarlamasn
isteyin.
Ders srasnda öğrencinin öğrenmesini kolaylaştracak araç ve gereçler kullann.
Ders esnasnda öğrencinizin işitme cihazn düzenli ve etkin bir şekilde kullann.
Grup çalşmalarnda öğrencinin diğer arkadaşlarn görebileceği şekilde oturmasn
sağlayn ve grup içindeki diğer öğrencilerin de mümkün olduğunca görsel ipuçlarn
kullanmalarn isteyin.
Öğrencilerin sözel ifadeleri yanlş anlamasn önlemek için yazl ve görsel ipuçlarn
birlikte kullann.
Öğrencinizi kendi içinde gösterdiği gelişme ile değerlendirin ve öğrencinizin
yapamadklarna değil yapabildiklerine yoğunlaşn.
Sosyal iletişimin ve etkileşimin arttrlmas amacyla, öğrencinizin snf arkadaşlaryla
uyum sağlamas için etkinlik planlayn ve bu etkinliklere katlmalarn sağlayn.
Öğrencinin okula uyumda yaşadğ güçlüklerin üstesinden gelmesi için okul rehber
öğretmeni ve aile ile iş birliği yaparak alnacak önlemleri belirleyin.
Ortopedik Yetersizliği Olan Öğrenciler İçin;
Snfnzn okulun giriş katnda olmasn ve öğrencinizin okul ve snfta olabildiğince
bağmsz hareketini sağlayacak düzenlemeler yaplmasn sağlayn. (Örnek: Merdivenlere ve
kap eşiklerine uygun rampa yaplmas, alafranga tuvaletler, dokunarak açlan musluklar vb.)
Öğrencinizi snf içinde kolaylkla girip çkabileceği bir yere oturtun.
Öğrencinin sraya oturma, yürüme vb. bağmsz hareketlerini sağlayacak, tekerlekli
sandalye, uyarlanmş kalem, vb. destek araç ve gereçleri kullanmasn sağlayn.
Snftaki diğer öğrencilere ortopedik yetersizliği olan öğrencinizin özelliklerini
anlatarak, öğrencinizin olabildiğince bağmsz hareket etme becerilerini sağlayacak tedbirleri
belirleyin.
Öğrencinize gerektiğinde nasl yardm isteyebileceğini ve ihtiyacndan fazla yardm
etmek isteyenleri kibarca reddetmesini öğretin.
Öğrencinizin söylediklerini anlamadğnzda söylemek istediklerini tekrar ettirin.
Öğrenciniz yazmada güçlük çekiyorsa sözel olarak değerlendirin.
Öğrencinin okula uyumda yaşadğ güçlüklerin üstesinden gelmek için okul rehber
öğretmeni ve aile ile iş birliği yaparak alnacak önlemleri belirleyin.
Öğrencinizi kendi içinde gösterdiği gelişme ile değerlendirin ve öğrencinizin
yapamadklarna değil yapabildiklerine yoğunlaşn.
Sosyal iletişimin ve etkileşimin arttrlmas amacyla öğrencinizin snf arkadaşlaryla
uyum sağlamas için etkinlik planlayn ve bu etkinliklere katlmalarn sağlayn.
Öğrencinin okula uyumda yaşadğ güçlüklerin üstesinden gelmesi için okul rehber
öğretmeni ve aile ile iş birliği yaparak alnacak önlemleri belirleyin.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Dil ve Konuşma Güçlüğü Olan Öğrenciler İçin;
Öğrenciniz konuşurken sakin ve sabr olmaya özen
gösterin.
Öğrencinizin
konuşmaya
istekli
olmadğ
durumlarda konuşmas için zorlamayn.
Öğrencinizin konuşmasna müdahale etmeden,
göz kontağn sürdürün.
Konuşmaya uygun jest ve mimikler kullann,
bunlarn abartl olmamasna dikkat edin.
Öğrencinizin ne söylediğine odaklann ve onu
sözel etkinliklere katlmasn sağlamak için cesaretlendirin.
Öğrencinizin söylediklerini anlamadysanz, söylediğini tekrar etmesini isteyin.
Öğrencinizin snf etkinliklerine katlmasn destekleyin, etkinlikleri tamamlayabilmesi
için yeterli zaman verin.
Öğrenciniz etkinliklere katlmakta istekli olmadğnda konuşmas için zorlamayn
öğrencinin kendini ifade etmesi olanak sağlayn.
Aile ve uzmanlarla iş birliği yaparak öğrencinizin dil ve konuşma güçlüğüne yönelik
alnacak önlem ve stratejileri belirleyin.
Öğrencinizi kendi içinde gösterdiği gelişme ile değerlendirin ve öğrencinizin
yapamadklarna değil yapabildiklerine yoğunlaşn.
Öğrencinizin başarlarn annda ödüllendirin. Sosyal iletişimin ve etkileşimin arttrlmas
amacyla, öğrencinizin snf arkadaşlaryla uyum sağlamas için etkinlik planlayn ve bu
etkinliklere katlmalarn sağlayn.
Öğrenme Güçlüğü ve Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrenciler İçin;
Öğrencinizi tahtay ve sizi rahat görebileceği şekilde snfn ön tarafna oturtun.
Öğrenciye her dersin konusu, süreci, beklentilerinizi açk net olarak ifade edin.
Ders içeriğindeki teknik terimleri ve çocuk için yeni sözcükleri açklayn, yeni terim ve
sözcüklerin açklamasnn yer aldğ çalşma kâğdn ders öncesinde öğrenciye vererek derse
hazr olmasn sağlayn.
Öğrencinin çalşma gruplarna katlmn destekleyin.
Öğrenciye başarabileceği görev ve sorumluklar verin.
Öğrencinin soru sormasna, gerektiğinde konularnn tekrar edilmesine frsat tanyn.
Ders anlatmnda jest ve mimikleri kullann, abartl jest ve mimiklerden kaçnn.
Öğrenciniz etkinlik srasnda başarszlk yaşadğnda ya da verdiğiniz yönergeyi
anlayamadğnda verdiği tepkileri dikkate ederek gerekli önlemleri aln.
Dersi anlatrken çok uzun ve karmaşk cümlelerden kaçnn.
Araştrma projesi, snf içi sunum, grup çalşmas gibi farkl yöntem ve tekniklerle
derste işlenen konular daha iyi anlamasna imkân tanyn.
Öğrenciniz yazl anlatmda güçlük yaşyorsa sözlü snavlar, ksa yantl ve boşluk
doldurmal snavlar tercih edin.
Öğrencinin snavn gerekirse bireysel olarak yapn.
Snava başlamadan önce öğrencinin snav sorularn anlayp anlamadğn kontrol
edin, snav sorularn kendi cümleleri ile ifade etmesine imkân tanyn.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Öğrencinin ders srasnda konuyu anlayabilmesi için hesap makinesi, bilgisayar vb
teknolojik aletleri kullanmasna imkân tanyn.
Öğrencinizin başarlarn annda ödüllendirin.
Sosyal iletişimin ve etkileşimin arttrlmas amacyla öğrencinizin snf arkadaşlaryla
uyum sağlamas için etkinlik planlayn ve bu etkinliklere katlmalarn sağlayn.
Öğrencinin okula uyumda yaşadğ güçlüklerin üstesinden gelmesi için okul rehber öğretmeni
ve aile ile iş birliği yaparak alnacak önlemleri belirleyin.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Öğrenciler İçin;
Öğrencinizi duvar tarafnda olacak şekilde ön sraya oturtun.
Öğrencinin snf içinde yaknnda oturan öğrencilerin, öğrenciye uygun model
olabilecek kişiler olmasna dikkat edin.
Öğrencinin tutuğu ders notlarn kendi notlarnzdan ya da arkadaşnn defterinden
kontrol etmesine imkân tanyn, gerekirse dersi ses kayt cihaz ile kaydetmesine frsat verin.
Ödevlerini hazrlarken bilgisayar ve internet kullanmasna izin verin.
Snf içinde bireysel, grup çalşmas ve bireysel ödüllendirmeler için köşeler oluşturun.
Yaz yazma problemi olan veya testte başarsz olan öğrencileri sözlü snav ile
değerlendirin.
Metni okuma ile ilgili stratejiler geliştirin. (Örnek: metni okurken önemli bölümlerini
renkli kalemle işaretleme)
Snf kurallarn belirleyin, bu kurallar tek tek öğretin ve kurallarn yazl/görsel olarak
yer aldğ bir pano hazrlayn.
Öğrencinin dürtüselliğini önlemek amacyla 3D (Dur, Düşün, Davran) tekniğini
kullanmasn sağlayn.
Okul ve aile iş birliğinin sağlamak ve öğrencin düzenli izlenmesi amacyla günlük ve
haftalk davranş bildirim kartlar hazrlayn.
Snava hazrlanma becerileri öğretin. Ders srasnda öğrencinin dikkatinin artmas için
sözel uyaranlar verin ya da fiziksel etkinlikler planlayn.
Verdiğiniz yönergenin öğrenci tarafndan anlaşlp anlamadğ belirlemek için
gerekirse yönergeyi tekrar etmesini isteyin.
Öğrencinin ödevlerini yapp yapmadğn her gün kontrol edin ve geri bildirimler verin.
Akranlarnn sosyal kabulünü sağlamak amacyla öğrencinize özel sorumluluklar verin.
Teneffüslerde öğrencinin birlikte oynayp dolaşabileceği arkadaşlar görevlendirin.
Snf içinde öğrencinizin hareketliliğini kontrol altna tutmaya yönelik belli aralklarla
tüm snfn katlacağ gevşeme ve esneme egzersizleri yapn.
Snavlarda dikkatinin dağlmamas için daha ksa sorulu ve cevapl sorular sorun.
Snavlarda küçük molalar ve ek zaman verin. Onlar ödüllendirin.
Otizmi Olan Öğrenciler;
Okula yeni başlayan öğrencinize snf ve okul ortamn tantn.
Snftaki diğer öğrencilere otizmi olan öğrencinize ilişkin bilgi verin, onun farkl
davranşlarna verilecek tepkiye ilişkin ortak bir strateji belirleyin.
Öğrencinizi snfn ön tarafnda oturtun ve snf içinde yaknnda oturan öğrencilerin,
öğrenciye uygun model olabilecek kişiler olmasna dikkat edin.
Snf kurallarn belirleyin, snf kurallarn tek tek öğretin ve kurallarn yazl/görsel
olarak yer aldğ bir pano hazrlayn.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Otizmi olan çocuklarn baz özel becerileri (erken okuma-yazma, zihinden matematik
işlemlerini yapma … vb) olabilmektedir. Akran kabulünü sağlamak için öğrencinin bu
özelliklerini ön plana çkarn.
Öğrencinizin özelliğini dikkate alarak göz kontağ kurma, snfta uygun oturma, basit
yönergelere uyma gibi becerilerin öğretimine öncelik verin.
Öğrencinizin olumlu davranşlarn ödüllendirin, uygun olmayan davranşlarn
arkadaşlarna ve kendisine zarar verecek düzeyde değilse görmezden gelin.
Öğrencinizle iletişimizde olumsuz ifadelerden (hayr, yapma, dokunma gibi) mümkün
olduğunca kaçnn.
Öğrencinizin performansn akranlaryla kyaslamak yerine, bireysel gelişimini dikkate
alarak değerlendirin.
Öğrenciniz yüksek ses ve gürültüden rahatsz olabileceği için snf içindeki gürültüyü
mümkün olduğu kadar azaltmaya dikkat edin.
Kullandğnz cümlelerin basit ksa olmasna dikkat ederek jest ve mimiklerle daha
dikkat çekici hale getirin.
Yönerge ve sorularnzn öğrencinin özelliğini dikkate alarak ksa olmasn önemseyin.
Öğrencinin sebep-sonuç ilişkilerini kurmasn desteklemek amacyla eylem ve
resimleri içeren kart ve fotoğraflar göstererek hikâyeleri anlatn ve öğrencinizden ayn
şekilde anlatmasn isteyin.
Sosyal iletişimin ve etkileşimin arttrlmas amacyla, öğrencinizin snf arkadaşlaryla
uyum sağlamas için etkinlik planlayn ve bu etkinliklere katlmalarn sağlayn.
Tekrarlayc veya ykc olumsuz davranşlarn azaltmaya yönelik özel eğitim
yöntemlerinden davranşç eğitim tekniklerini kullann.
Öğrencinin yaknnn snf dşnda beklemesi gibi düzenlenmelerde bulunun.
Krkkale Valiliği koordinasyonunda Krkkale Milli Eğitim Müdürlüğü tarafndan yürütülmekte olan bu Proje, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlğ tarafndan EDES Program kapsamnda finanse edilmektedir.
Download