Geniç Açı 2014_Actual Medicine

advertisement
GENİŞ AÇI
Bilgi kapitali / Entellektüel Kapital / Etik-Ahlak Farkı /
Viral Reklam / Bu Köşe Yazısının Türü
lamında okumakta olduğum
Açık Öğretim’de derslerimden
birindeki bir sorunun doğru
yanıtına bakalım: “Bilgiyi taşıyan insan üretim olanaklarını
ellerinde tutanlar tarafından
kiralanıp işe koşulursa, o zaman “bilgi kullanılarak yapılan
üretim” yoluyla bilginin güç
olması gerçekleşir. Yoksa işsiz
olarak evde TV seyreder veya
kahvede tavla atar.”
Op Dr. Hilmi OR
17. yüzyıl: “Kargaşadan Düzene…” Thomas Hobbes
17. yüzyıl İngiliz İç Savaşı’nı
yaşamış olan filozof Hobbes,
düzensizliğe-belki de yaşamış
oldukları nedeni ile- karşıdır.
Siyaset kuramını kargaşadan
düzene nasıl geçileceği üzerine kurmuştur.
Doğa halini “insanın arzu ve
isteklerinin hakim olduğu” bir
yaşam olarak belirler. Öznellik devam eder.
Öznellik ve savaş dönemini
yaşamış olmak, Hobbes’in insanlar hakkındaki düşüncesini
de belirlemiştir: “İnsan insanın kurdudur.” Önce Latince
olarak duyduğum için nedense bana tıp dünyasından çıkmış bir söz gibi gelmişti. Ancak bu söz görüldüğü gibi felsefe kaynaklı… Ve sanki, bugün de geçerli… Yoksa, çok
farklı bağlamlarda duymaya
devam etmezdik.
Nisan 2015
Hobbes bugünkü toplumların temelinde toplumsal sözleşmenin ilk adımlarını ve devletin nasıl kurulduğunu (ve olması gerektiğini) öncelikle
Leviathan adındaki kitabında betimler.
İnsan doğal olarak bir devlet içinde değildir.
Ancak insanın toplumsal olarak, doğa içindeki
gibi yaşaması olası değildir. Bu nedenle bazı haklarını ve yaklaşımlarını devlet sistemine devir veya terk ederek, karşılığında devletin korumasını
ve toplum için sağladığı diğer hakları alır. Bu konudaki daha ileri düşünceler için, Leviathan’ı
okumanızı ve kendi düşüncelerinizi oluşturmanızı öneririm.
Bu konu da bir bilgi birikimidir. Ve “Bilgi güçtür.”
“Bilgi kapitalinden…”
“Bilgi güçtür.” Evet, bu “ideal” ile büyüdük. Bu
nedenle de “bilgiye aç olarak” yaşadık. Halen de
bilgi açlığımız doyurulmuş değil. Dijital teknoloji
ile bilginin yaklaşık dokuz ayda iki katına çıktığı
bir dünyada öğrenilecek hep daha fazla yeni bilginin olması sadece tesadüf değil, elbette.
Ben uzun yıllardır, uygulanamayan ve uygulamaya sokulamayan teorik bilginin, anlamlı olmadığını düşünüyordum. Haydi İkinci Üniversite bağActual
Medicine
Bu durumda serbest çalışma
olanağı tanıya mesleklere teşekkür etmek gerekiyor. Halen hekim olarak muayenehanede serbest/bağımsız çalışma
olanağı var. Yani bilgimizi göstermek, bunun aracılığı ile de
güç ve yaşamımızı sağlamak
üzere para kazanmak için “bizi çalıştıran sermaye sahiplerine muhtaç olmadan” para kazanabiliyoruz.
Bu arada alışmış olduğumuz
fen bilimleri dışında, sosyal bilimlere de merak salınca, yapılan araştırmalar bugünkü
bazı durumların nedenini ortaya koyuyor. Görünen o ki,
okumakta olduğum “Medya
ve İletişim” Ön Lisansı’ndaki
ders bilgileri de işaret ediyor
ki, birtakım şeyleri elde etmek, örneğin bilginin uygulamaya/üretime dönüştüğünü,
daha iyi bir deyişle yenilik içeren bir fikrin ticari bir ürüne
dönüştüğünü
(inovasyon)
görmek için, maddi kapitali
olan yatırımcılara ihtiyaç var.
49
GENİŞ AÇI
Hemen maddi kapitalin nerede toplandığına da bir bakalım: Dünyadaki ürünlerin yarıdan fazlası ABD ve Japonya
merkezli, uluslararası faaliyet
gösteren 200 şirket tarafından
üretilmektedir.
Maddi kapitalden farklı olarak tanımlanmıştı bilgi kapitali. Başka soyut kapital biçimleri daha var mı?
Entellektüel Kapital
Prof. Michio Kaku yaptığı bir
sunumda betimliyor bu kavramı...
Neden böyle bir tanım? Prof.
Kaku bir fizikçi. Ve dünyadaki
bir çok teknik değişiklik, yenilik fizikçiler sayesinde tasarlanıyor, hesaplanıyor ve üretime sunuluyor. Bunu sağlayan
en önemli etkenler ne? Bilgisayar. teknolojisindeki hızlı
değişim ve gelişim ile nanoteknolojinin yaşamımızın hemen her dalında devreye girmiş olması. Daha önce “science fiction” yani, kurgu bilim
olan konular, icatlar bugün
“science” yani bilim haline
geldi. Bilim kurgu aşamasında
oluşan fikirlerin bir kısmı uygulamaya geçebildi. Hatta bilim kurguda düşünülmemiş
konular bile bugün kısmen
gerçek dünyanın bir parçası
olarak bizimle beraber.
Bugünün bilim dünyasında; bazıları tüm insanlar için henüz ulaşılabilir olmasa da- insan damarlarında dolaştırılan
ve hastalıkların köken aldıkları direkt etki yapabilen mini
kapsüllerden, kontakt lensler
içinde taşınan görüntüleme
50
veya görüntü aktarma sistemlerine kadar bugün
bir çok şey mümkün. İnsan genomunda –bireysel olarak- DNA’daki tüm bazların sırası belirlenebiliyor. Ülkemizde yapılıp yapılamadığını bilmiyorum. Ama ilk genomun baz sırasını çözümlemek 100.000.000 US $’a mal olmuşken, bugün isteyen birey 1.000-10.000 US$’a yaptırabiliyor. Tabii bu sıralamaların ne anlama geldiğini
sadece kısmen anlayabiliyor bugünkü bilim.
Ancak yakın bir zamanda bunlar da çözümlenecektir. Hemen burada kişisel verilerin gizliliğinin
önemine değinelim. Genomlarımız o kadar
önemli ki. Hekimler ve hastalıkların teşhis ve
olası tedavisi dışında ulaşılabilir olmamasında
yarar var. Henüz tüm genler çözülememiş olsa
da, yeni genler hızla tanımlanıyor. Eğer bireysel
genler bilinir ise; kötü niyetli kişiler için bireye
özgü biyolojik silahlar, yani sadece belli bir bireye veya belli gen özelliklerine sahip bireylere etki edecek molekül, ilaç veya ışınımlar kullanılabilir. Bu gen özelliklerine sahip olmayan bireyler
etkilenmeyeceği için, başka insanlar böyle bir etkiyi fark bile etmeyeceklerdir.
Tekrar bilim yaşamımın olumlu yönlerine dönelim. Bilgisayar teknolojisi ve nanoteknoloji, artık
bir çok şeyi robotların, makinelerin ve nanoteknolojili sistemlerin yapmasını sağlıyor. Bu durum
genel olarak geleneksel işlerin azalmasına neden
oluyor. İnsanlar işsiz mi kalcak? Belli bir yöne gelişilmediği sürece olabilecek bir şey bu durum.
Prof. Kaku’ya göre işte bu noktada (bu sözlerle
olmasa da) nanoteknoloji ve bilgisayara teknolojisi ile neler yapılabileceğini düşünen, hayal
kuran, hayalini gerçekleştiren, robotların/makinelerin/sistemlerin ne üreteceğine karar veren
bireylerin olması gerekiyor. Bu bireyler olmazsa
teknoloji kendi başına işe yaramayacaktır. İşte
bu bireylerin sahip olduğu birikimi ve yeniyi düşünme ve üretme kapasitesini, inovasyon için
gerekli bilgi birikimini ve bu bilgiyi (re)kombine
etme yetisini; “entellektüel kapital” olarak tanımlıyor.
Günümüzde her şey -önceki yıllara, onyıllara,
yüzyıllara göre-çok hızlı değişiyor. Entellektüel
kapitali olan bireyler yaşamın içinde ya da en
Actual
Medicine
azından ön planda olabilecek/kalabilecek gibi gözüküyorlar.
Değişen teknolojiler ile birlikte değişen teknolojik ürünler
ve medya ortamları, yeni ve
farklı tanımların doğmasına
neden oluyorlar.
“Viral” reklam
Hiç öyle reklam olur mu? Bir
dönem yazmış olduğum “Her
şey tanıma bağlı” konusunda
bir örnek daha. Reklamlar tabii ki bir virüs değil. Reklam
videoları (bir ürünü veya hizmeti tanıtan tanıtım videoları)
hem üretici firma adına reklam şirketleri tarafından ya da
bazen bireyler tarafından (reklam amaçlı olmadan) çekilebilir. Ancak bazı videolar aynı
virüs hızıyla, “ağızdan ağıza”,
“kulaktan kulağa”, e-mail’ den
e-mail’e”, sosyal medya ortamından başka sosyal medya
ortamına ya da aynı sosyal
medya ortamı içinde o kadar
hızla yayılabilirler ki, amaçlanandan çok daha hızlı bir dağılım ve tanıtım olası hale gelir. Bu duruma viral reklam
denmektedir. (“Her şey tanıma bağlı”…)
Demek ki reklamlar da “viral”
olabiliyorlar. Bu viral reklamların henüz antivirüsü yok.
Üstelik çoğunlukla -genelde
hoşumuza giden içeriği nedeni ile-isteyerek izliyoruz.
Hazır her şey tanıma bağlı demişken, iki birbirine yakın ama anlamları farklı- kavramı
inceleyelim.
Nisan 2015
GENİŞ AÇI
Etik ve Ahlak Farkı
Bundan bir süre önce Tıbbi
Etik ve Tıbbi Ahlak arasındaki farkı betimlemeye ve ona
göre bazı kararlar vermeye
çalıştık. Bunun için etik ve ahlak tanımlarını doğru betimlememiz gerekiyordu.
Genel olarak ahlaka ve etiğe
şöyle bakabiliriz:
Etik felsefenin alanlarından
biridir. Davranışlar bağlamında neyin iyi olduğunu, iyinin
ne olduğunu araştırmaktadır.
Amacı ise insanın olması gereken ideal davranış biçimlerini betimlemektir.
Uygulamaya yönelik bir kavram olan ahlak ise, insanların
toplum yaşamında neleri, nasıl yapmaları ve neleri yapmamaları/uygulamamaları
konusunda kurallardır.
Daha öz bir şekilde bakmak
istersek, etik daha çok teorik
temelleri oluştururken, ahlak
uygulamaya yöneliktir.
Deontoloji ve tıbbi deontoloji de ahlaki davranışı belirleyen kurallardan oluşmaktadır.
Ciddi konulardan bahsettik.
Biraz rahatlamak için benim
bir süredir düşündüğüm; ama
kesin yanıtını bulamamış olduğum bir tanımı, olası tanımları inceleyip karşılaştırarak elden geçirelim:
Bu köşede yazdığım yazının
türü nedir?
Yaklaşık 7 senedir bu köşede
sizlerle beraberiz.
Ben sizlerle iletişim halinde
Nisan 2015
olmaktan çok keyif alıyorum. Umarım sizler de
aynı keyfi alıyorsunuzdur.
Farklı yazım türleri var. Uzun soluklu olmayan
yazılar içindeki olasılıklara bir bakalım.
Arada kendi yaşadıklarımı da paylaştığıma göre
otobiyografik, arada önemli bireylerin yaşam
öykülerinin bir kısmını konu bağlamında paylaştığıma göre biyografik öğeler de var. Ama yazı
türüm bunlar da değil.
Anı… Yaşanmışlıkların yaşandığı zamandan daha sonra kaleme alınmasıdır. Günlük ise olayların yaşandığı zaman aralığında kaleme alınması.
Yazılarım bazen anıları da içeriyor ama günlük
yok.
Gezi yazısı. Evet, tabii ki var yazılarımda ama
arada çeşni olarak. Fotoğraf ve fotoğraf bağlantılı, kültür ve otantik/yöreye has yaşantı içeren
geziler yapmak özel ilgi alanlarımdan. Ama yazılarıma gezi yazısı da diyemeyiz.
Söyleşi. Yazarın kendi eğilimleri doğrultusunda
seçtiği bir konu üzerindeki düşüncelerini, konuşma tarzında anlatan düşünce yazısı. Oooo, tam
benim tarzım. Ama. Daha çok günlük sanat
olayları üzerine yazılan yazılara verilen bir isimmiş söyleşi.
Deneme. Bir konuda yazılmış yeni ve kişisel görüşlerle yazılan yazı. Bir düşünceyi empoze etmeye çalışmaz, belgelere ve tanıklara yer vermez, belli bir sonuç ve yargıya da varmaz. Evet,
kısmen bu da var.
Eleştiri. Sanat eserlerini incelemek, açıklamak ve
değerlendirmek için yazılan yazılardır. Bu tarzda
yazım var mı? Arada fotoğraf üzerine var.
Makale… Bir konuda bilgi vermek üzere kanıtlar
sunarak yazılan yazılar. Bilimsel olanları da var,
gazetede yazılanları da. Yazılarımın bir kısmı da
böyle oluyor.
Fıkra. Gazetelerde yayınlanan ve yazarın belli
bir konu üzerine düşüncelerini paylaştığı yazılar
gazetede değil; ama bu da var. Önce yorumsuz
veriler, sonra da kendi yorumlarım.
Actual
Medicine
Ben yazı tarzımı sınıflamayı
başaramadım. “Hibrid” bir
tarz olmalı. Hibrid yazıları
ben yazmaktan, sizler de okumaktan keyif aldığımız sürece,
tam olarak bir tanımın için
sokmaya gerek var mı? Bu
arada bu konudaki ilk otoeleştirimi de yazmış oldum sanırım.
Peki, Ya Anlatım Tarzım?
Bu arada bir de anlatım tarzıma bakalım:
Postmodern anlatım: 20.
yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan, neden sonuç ilişkisi
irdelenmeden, metnin kendi
gerçekliği ön plana çıkarılmaktadır. Bir sonuca varılmak
istenmeyen kendi içine dönük
yazılardır. Sanıyorum bu hiç
değil.
Modernizm ise Aydınlanma
çağı ile zihinsel dönüşümün
sonucunda oluşan ideoloji ve
yaşam biçimi olarak tanımlanmış. Ben bir türlü bu dönemi
aşıp, postmodern tarza geçememişim. Sanırım bu noktada
da kalmayı tercih edeceğim.
Hobbes’in birey-devlet ilişkilerinden, ahlak-etik farkına,
yazmakta olduğum köşe yazısının tarzının ne olabileceğinden (tanımladım bile: “hibrid
yazı”), bilimsel kapitale ve entellektüel kapitale kadar farklı
konuları işledik. Güzel, keyifli
ve entelektüel kapitalin halen
robotlardan önde olduğu nice
zaman dilimlerinde beraber
olmak dileği ile.
51
Download