estetik - TR REHBER

advertisement
Sayı 6 | 2017
Türkçe Sağlık Dergisi | Türkisches Gesundheitsmagazin
ESTETİK
Estetikte bilgi sahibi
olmak doğru kararı getirir
Kepçe Kulak Estetiği
Bilinçsiz Spor Yapmayın
Sağlığın Baş Düşmanı:
Sıgara
MS Hakkında Bilmeniz
Gerekenler
Platform- Sağlık
Dergimizin bu sayısında estetik işlemler ve estetik cerrahiyi
ön plana çıkardık.
Gelişen teknolojiyle estetik işlemler hem daha kolay, hem
daha etkili, hem de daha güvenli hale geldi. Üstelik bu
hizmetler artık eskisine göre daha uygun ücret karşılığında
alınabiliyor. Türkiye son yıllarda estetik müdahale ve
estetik işlemler konusunda dünya bazında hatırı sayılır bir
konuma yükseldi. Bilgi ve yetenekleri ile Türk doktorlar
estetik işlemlerde kendilerini ispatlamış durumda.
Burun Estetiği, Meme Estetiği, Laser Liposuction ile
Vücut Şekillendirme, Karın Germe, Yüz Germe, Kepçe
Kulak Anomalisi, Göz Kapak Ameliyatları, Saç Ekimi ve
Yağ Enjeksiyonu Uygulamaları en sıklıkla uygulanan
operasyonlar arasında görülüyor.
Mayıs sayımızda, Türkiye’den alanında uzman doktorlar,
işte bu estetik müdahalelerdeki son gelişmeler ve yeni
uygulamalar hakkında bizlere detaylı bilgiler veriyor.
Künye / Impressium
Editörden
Değerli Okuyucularımız,
Dergisi
Werrastr. 36
12059 Berlin
+49 30 589 106 98
www.platform-saglik.com
[email protected]
Redaktion:
Hakan Yazanel
Erdem Nedim
Enes Çıtak
Ayşe Altuğ
Reklam:
Bu Sayımızda önem vermiş oldugumuz diğer bir konuda
sinsi bir hastalık olan Multiple Skleroz Hastalığı, nasıl
teşhis edilir, tedavi süreci nasıl ilerler? gibi sorulara
uzmanlarımızla cevap bulmaya çalıştık.
Hakan Yazanel
Dergimizin diğer konu başlıklarını
ise, Sigaranın
sağlığa olumsuz etkileri, Göz tansiyonu, Baş dönmesi,
‘Apiterapi’ yani Arı zehrinin ve diğer ürünlerinin tedavide
kullanılması, Oyunun çocukların yetişmesindeki önemi,
Bahar yorgunluğu konusunda öneriler, Bilinçli spor yapma
alışkanlığı, Kimyasallar ve hormon ilişkisi, Fazla kiloların
çocuk sağlığına etkileri oluşturmakta.
Dr. Mehmet Altuğ,
Bir sonraki sayımızda yine görüşmek dileğiyle …
Baskı:
[email protected]
Danışman:
Lokman Hekim Hastaneleri,
Memorial Sağlık Grubu,
Tasarım ve düzenleme:
Ajans B
foto
Impressium
Concept Medienhaus GmbH
Kapak Shutterstock.com, Yuganov Konstantin | sayfa 4, Shutterstock.com,
Spectral-Design, üst sag, Image Point Fr | diz, SvetlanaFedoseyeva | göz, air009
| dız, Monika Wisniewska | ve 17 sol Sigara, Stock-Asso | hormon, kichigin19 | MS,
lighthunter | Arı, Shaiith | sayfa 6, Shutterstock.com, Spectral-Design | sayfa 7
Shutterstock.com, sumroeng chinnapan | sayfa 8 Shutterstock.com, Lightspring
| sayfa 9 Shutterstock.com, ChaNaWiT, Andrey_Popov, Intarapong | sayfa 10 Shutterstock.com, Satyrenko | sayfa 12 Shutterstock.com, LADO |
sayfa 13 Shutterstock.com, Kotin | sayfa 14 Shutterstock.com, RomarioIen, Kotin | sayfa 15
Shutterstock.com, Vladimir Gjorgiev, Lada Hunt |
sayfa 16, Shutterstock.com, Protasov AN | sayfa 18, Shutterstock.com,
sfam_photo | sayfa 19, Shutterstock.com, Ralwel, Zetar Infinity | sayfa 20
Shutterstock.com, Miriam Doerr Martin Frommherz, Romaset | sayfa 21
Schutterstock.com, Monkey Business Images | sayfa 22 Shutterstock.com,
Sergey Nivens | sayfa 23 Shutterstock.com, Romaset | sayfa 24 Shutterstock.com, Honored_member | sayfa 26 Shutterstock.com, irin-k, Peter
Waters | sayfa 27 Shutterstock.com, Dancestrokes| sayfa 32 Shutterstock.
com, dreamerve| sayfa 34 Shutterstock.com, Pressmaster | sayfa 35 Shutterstock.com, Masterchief_Productions, Szasz-Fabian Ilka Erika | sayfa 36 Shutterstock.com, Ruslan Shugushev| Hakan Yazanel | pixabay.com
Bülowstraße 56 - 57
10783 Berlin
www.conceptmedienhaus.de
Platform- Sağlık Dergisi Berlin‘de
10.000 Adet basılmıştır. PlatformDergisi bir Ajans B yayın
organıdır.
Dergide çıkan yazıların ve içerikleri,
sorumluluğu ve doğruluğu yazara
aittir.
Gelecek Sayıda
Karın Germe
Diyet Yaparken Motivasyonu Azaltan 5
Yanlış
Cildinizde Yılların
İzlerini Dolgu İle
Silmek Mümkün
Hastalıktan Kurtulayım
Derken Daha Çok
Hastalanmayın
Uzun Süren
Kabızlığa Dikkat
Oyunun
Unutulmuş
Gücü
İÇİNDEKİLER
6
Kemik Sağlığınızı
Korumak İçin Bu
Faktörlere Dikkat!
12
10
15
Estetikte Bilgi Sahibi Olmak
Doğru Kararı Getirir
Vücudunuzu Kısa Sürede
Yeniden Şekillendirebilirsiniz
Kepçe Kulak Estetiği
Sağlığın baş düşmanı:
SİGARA
Diz Kireçlenmesinin
Sebepleri
7
18
16
22
40 Yaşından Sonra
Göz Tansiyonuna
Dikkat
MS Hakkında
Bilmeniz
Gerekenler
Baş Döndüren
Rahatsızlıklar
24
28
26
Zehirden Doğan Şifa
APİTERAPİ
Bu Kimyasallar
Hormon
Dengesini
Bozuyor
Süper Baba Olmak Hiç
de Zor Değil!
34
Fazla kilolu
çocukları
bekleyen 6
rahatsızlığa
dikkat!
32
Maden Suyunun
Faydaları
38
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 5
Kemik Sağlığınızı
Korumak İçin Bu
Faktörlere Dikkat!
Vücudu oluşturan dokular arasındaki en sert yapı olan kemik, gençlik
döneminde daha dayanıklıyken ilerleyen yaşlarda bu sağlamlığını
yitirebiliyor. Yaş faktörünün yanı sıra, bazı hastalıklar ve çevresel faktörler
de kemik sağlığını olumsuz etkiliyor.
Prof. Dr. A. Mehmet DEMİRTAŞ
Ortopedi ve Travmatoloji Memorial Ankara Hastanesi
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 6
Kemik sağlığını
olumsuz
etkileyen ve
işlevlerini
bozan
hastalıkların
başında;
tiroit ve
paratiroid
bezlerinin
hastalıkları
gelmektedir.
Böbrek
rahatsızlıkları
da kalsiyumfosfor
metabolizmasını
etkilendiği
için kemiklerde
yumuşamaya
neden
olabilmektedir.
Romatoid artrit
ve bağ dokusu
hastalıklarının
tedavisinde
kullanılan
kortizon,
kemiklerin
ekleme yakın
yerlerinde bölgesel doku
ölümüne yol açarak eklemlerin
fonksiyonun bozar.
Ayrıca karaciğer hastalıklarında
da kemik metabolizmasını
kontrol eden enzimlerin
etkilenmesi durumunda kemik
döngüsünün bozulmasına bağlı
yumuşamalar görülebilmektedir.
Bilinçsiz ilaç kullanımı kemik
erimesine yol açabilir
Kemiklerde oluşabilecek
sorunlar yalnızca hastalıklardan
kaynaklanmamaktadır. Bunun
yanında; yaşam şekli ve ilaç
kullanımı gibi değişkenlerin de
kemik sağlığı üzerinde etkileri
bulunmaktadır. Hareket etmek
genel sağlık açısından olduğu
gibi kemik sağlığı açısından da
çok önemlidir. Bununla birlikte
kortizon, kan sulandırıcılar,
sara, kanser ilaçları, guatr, mide
ve psikiyatri ilaçları gibi bazı
ilaçlar da kemik metabolizmasını
bozabileceği için uygun kullanımı
mutlaka doktor yönlendirmesi ile
olmalıdır.
Obezite kemikleri daha kırılgan
hale getiriyor
Sigara ve aşırı alkol tüketimi
ile düzensiz beslenmenin
neden olduğu obezite de kemik
sağlığını olumsuz etkileyen diğer
faktörlerdir. Kemik kaybı hızı
özellikle menopoz dönemindeki
kadınlarda önemli ölçüde artar.
Kahve, şekerli ve asitli içecekler
gibi yüksek düzeyde kafein içeren
besinler, aşırı protein alımı, tuz
tüketimi ve idrarla kalsiyum
atımını arttırır.
Kemik ağrılarının sebebi tümör
olabilir
Kemik yoğunluğu, kemikteki
kalsiyum minerali miktarı ile
ilişkilidir. Bu yoğunluk 25-30
yaşlarında maksimum düzeye
ulaşır. Bu yaş döneminden
sonra kemik yoğunluğunun
devamını sağlayacak hususlara
dikkat edilmeli ve kemik kaybı
hızı azaltılmaya çalışılmalıdır.
Kemiklerde oluşan sorunların
en önemli nedenleri; gençlerde
spor yaralanmaları, yanlış
beslenme, fiziksel aktivite
azlığıdır. İleri yaştaki kişilerde
ise yaşın ilerlemesine bağlı
olarak ek sistemik hastalıkların
görülme oranı artar. Bunların yan
etkisi olarak kemiklerde tümör
oluşma riski de bulunmaktadır.
Kemiklerde meydana gelen
ağrılar bu tümörlere işaret ediyor
olabilir. Kemik tümörlerinin
bir kısmı sinsi bir şekilde
yayılmaya başladığı için
anlamlandırılamayan kemik
ağrılarında mutlaka doktora
başvurulmalıdır.
DİZ KİREÇLENMESİNİN
SEBEPLERİ
En sık karşılaşılan diz problemi olan “diz eklem kireçlenmesi”, eklem
kıkırdağının zaman içerisinde bozulmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır.
Kıkırdağın yumuşamasıyla başlayan tablo, kıkırdağın kalınlığının
kaybolmasıyla devam eder ve en sonunda tamamen kıkırdak kaybı ortaya
çıkar.
Dr. Koray BALOĞLU
Ortopedi ve Travmatoloji Lokmanhekim Hastaneleri
SPOR HAYATI, MESLEĞİ
SORGULANMALI
Diz kireçlenmesi
vakasında, öncelikle
hastanın daha önceden
geçirilmiş bir diz
travması olup olmadığının
araştırılması ve kişinin
sportif faaliyetleri ile
mesleğinin sorgulanması
gerekir. Bazen çocukluk
çağında yaşanmış diz ve
eklem problemleri de diz
kireçlenmesinin nedeni
olarak ortaya çıkabilir. Diz
ireçlenmesinde en sık görülen
belirti ağrıdır. Mekanik özelliği
vardır. Yani, kişi üzerine basıp
yürüdüğü zaman şiddetlenir
ve zaman içinde istirahat
halindeyken de ağrı görülmeye
başlayabilir. İkinci en sık görülen
belirti ise dizde zaman zaman
oluşan şişmelerdir. Bu şişlik dizin
önünde, diz kapağının üstünde
oluşabileceği gibi bazen de dizin
arkasında
bir tümör
oluşumu
şeklinde de
görülebilir.
Diz
kireçlenmesinde, özelikle
üçüncü evrede görülen bir diğer
belirti de hareket açıklığının
kısıtlanmasıdır. En sık görülen
durum dizin tam açılamamasıdır.
Bir başka belirti ise çok ufak
bir travmayla ortaya çıkan
yıpranmaya bağlı menüsküs
yırtıklarıdır.
Bu yırtıkları genç yaşta ciddi
travmalar
sonucu oluşan
menüsküs
yırtıklarından
ayırmak
ve hastayı
konuyla ilgili
bilgilendirmek
çok önemlidir.
MUAYENE, HASTA ODAYA
GİRERKEN BAŞLIYOR
Diz kireçlenmesi tedavisi, hasta
daha muayene odasına girerken
başlar. Kişinin yürüyüş şekli,
bacaklarındaki eğrilik, bastığı
zaman dizini tam açamaması
ve dizdeki güvensizlik hissi
hastalığa dair ipuçları verir.
Tedavi sırasında hasta yatırılarak
dizin hareket açıklığı ve ağrılı
noktalar saptanır.
Son olarak da bağ ve
menüsküs muayeneleri yapılır.
Hastanın durumuna göre, diz
kireçlenmesine bağlı olmamakla
birlikte rutin bir muayenenin
bileşeni olarak damar dolaşımı ve
nörolojik muayeneye de ihtiyaç
duyulur.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 7
Diz kireçlenmesi, kıkırdak
kaybının derecesine ve oluştuğu
yere göre sınıflandırılıyor. İleri
evre kireçlenmelerde artık
menüsküs yırtıkları
da tabloya eşlik
etmeye başlıyor.
Diz kireçlenmesi
fazla kilo, eklem içi
travma, romatizmalı
hastalıklar ve metabolik
hastalıklardan
kaynaklanıyor.
Vücudunuzu Kısa
Sürede Yeniden
Şekillendirebilirsiniz
Sağlıksız beslenme ve hareketsizlikle ortaya çıkan vücuttaki fazla yağlanma
ve şekil bozuklukları fiziksel görünüm ile psikolojiyi olumsuz etkiliyor.
Op. Dr. Mehmet Gökhan ŞAHİN
Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi
Memorial Kayseri Hastanesi
Spor ve diyete rağmen bölgesel
yağlarından kurtulamayanlar
için lazerlipo, vaserlipo ya da
radyofrefkanslı lipoliz gibi
modern uygulamalar hasta
konforu ve etkili sonuçları ile öne
çıkıyor.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 8
Yaşam biçiminiz vücut şeklinizi de
etkiliyor
Hazır gıdalar nedeniyle değişen
beslenme alışkanlığı, öğün
saatlerinin düzensiz olması,
televizyon karşısında atıştırma,
durağan yaşam nedeniyle
ortaya çıkan hareketsizlik, gün
geçtikçe kilo alımına neden
olmaktadır. Doğum sonrası
alınan kilolarla birlikte de
vücutta şekil bozuklukları
oluşmaktadır. Vücutlarındaki
şekilsel bozukluklardan şikayet
edenlerin sayıları bu mevsimde
artış göstermektedir. Kış aylarında
geniş elbiselerle saklanabilen
bölgesel kilolar, ilkbahar ve
yaz aylarındaki ince ve dar
kıyafetlerin giyilmesiyle sorun
haline gelmektedir. Bu dönemde
hem kadınlar hem de erkekler
için estetik müdahaleler yaşam
kalitesini de arttırmaktadır.
Diğer sağlık sorunları iyi
Diyet ve spor yapmalarına
rağmen bölgesel yağlardan
kurtulamayanlar için lazerlipo,
vaserlipo ya da radyofrefkanslı
lipoliz işlemleri önemli bir
seçenektir. Genetik faktörler
ve hormonal değişimlere bağlı
metabolizmanın yavaşlaması
sonucu ortaya çıkan bölgesel
yağ dokusundaki fazlalıkların
parçalanarak alınmasında, başarılı
sonuçlar elde edilmektedir.
Bölgesel olarak zayıflamak isteyen
kişilerin varsa diğer sağlık sorunları
iyi araştırılmalıdır. Yapılacak fiziki
muayene ve detaylı tetkiklerin
ardından hasta uygun ise cerrahi
operasyon önerilebilmektedir.
az miktardaki yağ dokusunun
alınmasında lazer lipoliz
yöntemi kullanılır. Lazer
liposuction ise yağ parçalama
ve yağ alma işlemlerinin aynı
anda kombine bir şeklide
yapıldığı operasyonlardır. Eğer
fazla miktarda yağ alınacak
ise eriyen yağ hücreleri
vücutta bırakılmadan, yani
beden yorulmadan vücuttan
uzaklaştırılır. Yapılacak operasyon
sonrasında kişi ertesi gün günlük
hayatına dönebilir.
ile fazlalıklar vücut dışına
çıkartılmaktadır. Operasyonun
yapılacağı alan miktarına göre
yapılacak yöntem değişmektedir.
Uzman doktorlar tarafından
uygulanmalı
Vücuttaki fazlalıklar konforu bir
şekilde alınabiliyor
Bölgesel yağ alma konusunda
öncelikle uygun kişilere; kan,
kesi, dikiş olmadan sonuç verecek
yöntemler iyi anlatılmalıdır.
Operasyonlar için çok sık sorulan,
‘fiziki zarar verir mi?’ sorusu ile
ilgili net yanıtlar ve doğru bilgi
verilmelidir. Vücut şekillendirme
Lazer lipoliz yönteminde, yağ alma
işlemi olmadan sadece belirli bir
bölgedeki yağlar parçalanır ve
yağlar vücut tarafından emilmek
üzere
bırakılabilir.
Bu yöntem
belirli ve dar
alanlarda
uygulanır.
Örneğin çene
altındaki
(gıdı) ve kol
içlerindeki
sarkmalara
neden olan
Lazerlipo, vaserlipo ya da
radyofrefkanslı lipoliz (Bodytite)
işlemlerindeki başarı seviyesini
cerrahın yeteneği ve kullanılacak
cihazın ileri teknolojisi belirler.
Bu işlemlerin doğru kişiler
üzerinde uygulanması başarıyı
arttırmaktadır. İşlem sırasında
kontrollü ısı etkisi ile (kollajen
uyarımı sonucu) sıkılaşan deri ile
bölgesel olarak cildin uygun bir
form alması sağlanır. Dolayısıyla
işlem sonrasında bazı bölgelerde
sarkmanın önüne geçilmiş olur.
Yapılan bu işlemlerin ardından
kişilerin görüntüsünü uzun süre
koruyabilmeleri için diyet ve
spora devam etmesi önemlidir.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 9
araştırılmalı
ve yağ alma
işlemleri küçük
bir kesiden
sorunlu yağ
bölgesine
ulaşılarak
gerçekleştirilir.
Lazer,
ultrason ya da
radyofrekans
enerjisi
kullanılarak
da yağ dokusu
eritildikten
sonra aynı
delikten liposuction yöntemi
Bilinçsiz Spor
Yapmayın
Spor yaparken kalbe aşırı yüklenmek, ani ölüm riskini artırır. Kalp kaynaklı ölümlerin önlenmesinde düzenli egzersizin büyük önemi vardır. Bilinçsiz
yapılan spor ve ağır egzersizler ise kalp krizi ve ani ölüm riskini artırır.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 10
Diyet ve Beslenme Danışma Merkezi
Dünyada ve ülkemizde kalp
sağlığının önemi gittikçe artmaktadır. Koroner kalp hastalığı
veya kalp damar hastalıklarından
korunmanın en önemli maddelerinden biri de düzenli egzersizdir.
Düzenli egzersiz ve spor yapılması koroner kalp hastalığında
değiştirilebilir risk faktörlerinden
birinin ortadan kaldırılması anlamına gelir.
Düzenli Spor Yapın
Sporun düzenli yapıldığı takdirde kalp sağlığı açısından yararlı
etkileri olduğu gösterilmiştir. Kilo
kaybını sağlaması, kan basıncı kontrolünü kolaylaştırması,
diyabette kan şekeri kontrolünü
iyileştirmesi, kan lipitlerini olum-
lu olarak etkilemesi kalp-damar
sağlığı açısından yararlı etkilerdir.
Spor Yaparken Ani Ölümlere
Dikkat
Son yıllarda sportif aktiviteler
sırasında bklenmedik ani ölümlere sık rastlanılmaktadır. Gençlerde spora bağlı ani ölümler;
şaşırtıcı ve trajik olaylardır. Sporla ilgili ani ölümler bir taraftan
hekimlerin dikkatini çekerken,
diğer taraftan ebeveynlerde, spor
yapan ve yapmak isteyenlerde
endişe uyandırmaktadır. Onun
için spora bağlı ani ölümlerin
altında yatan nedenleri ve alınması gereken önlemleri bulup ortaya çıkarmak son derece önemli
bir hale gelmiştir.
Sportif aktivitelerde ortaya
çıkan ani ölümler travmatik
ve kardiyak nedenlerden kaynaklanmaktadır. Genellikle
kardiyak ani ölümlerin nedenlerini kalp krizi, doğuştan
kalp hastalıkları ve kalp kapak
hastalıkları oluşturmaktadır.
Hipertrofik Kardiyomiyopati,
Miyokardit ve Koroner Arter
Anomalileri en önemli nedenlerin başında gelmektedir. ( Kalp
kası ve kalbi besleyen damarlarla ilgili hastalıklar ) Travmatik
ölümlerde ani ölüm nedeni belli
iken kardiyak nedenli ani ölümlerde ölüm nedeni ancak otopsi
yapılarak belirlenmektedir.
Genellikle 35 yaş üzerinde
kimselerin spor yapmaya başlamadan önce kardiyak yönden
araştırılmaları gerekir. Bunun
için fizik muayene, EKG, gerekirse
ekokardiyografi ve egzersiz testiyle değerlendirilmeleri gerekir.
35 yaş üzeri olan ve koroner
kalp hastalığı için en az bir risk
faktörüne sahip kimselerde spora
başlangıç öncesi efor testini
kesinlikle önermekteyiz.
Sonuç olarak sağlık için spor
şarttır. Bunu sağlamanın yolu
sporu yaşamımızın bir parçası
olarak kabul etmektir. Ama
unutmamalıyız ki bunu da ancak
sağlıklı bir kalple gerçekleştirebiliriz.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 11
BeoVıta GmbH & Co Kg
Tel.: +49 (0) 30 614 34 80
www.parodontcreme.de
ESTETİKTE
BİLGİ SAHİBİ OLMAK
DOĞRU KARARI
GETİRİR
Vücudunuzdaki ya da yüzünüzdeki, sizi rahatsız eden görüntüsel problemin
düzeltilmesi için niyetlendiniz, ancak çevreden duyduklarınızla ürktünüz ve
ömür boyu bu sıkıntı ile yaşamayı seçtiniz. Oysa ki gelişen estetik cerrahi
veya ameliyatsız estetik yöntemleriyle sağlıklı ve etkin bir çözüme kavuşma ihtimalini kaçırmış olabilirsiniz. Bu aşamada, doğru bilgi sahibi olmanın,
doğru kararı getireceği unutulmamalıdır.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 12
Dr. Orhan ERBAŞ
Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi
uygun fiyatlı hale gelmesiyle
birleşince, yani insanlar
çözüm buldukça estetik
operasyonlara talep artıyor.
TÜRKİYE ESTETİKTE
KENDİNİ İSPATLADI
ESTETİK OPERASYONLARA İLGİ
ARTIYOR
İnsanların kendine verdiği değer
arttıkça, estetik operasyonlara
olan ilgi de artmaktadır. Ayrıca
iş ve sosyal hayatta daha güzel
ve sağlıklı gözükenin bir adım
önde olması da teşvik edici bir
gerçek. Bütün bunlar işlemlerin
daha kolay, güvenli, başarılı, hatta
Bilgi ve yetenekleri
ile estetik, plastik ve
rekonstrüktif cerrahi
alanında Türk doktorları
kendini ispatlamış durumda.
Teknoloji açığımızı da ithalat
ile gidermekteyiz. Amerikan
FDA onaylı cihaz ve
malzemeler tercih edilerek
üst düzeyde tedavilerin
yapılması, hasta bakım
ve konaklama hizmetinin
başarısı, ulaşım kolaylığı
ve maliyet düşüklüğü yurt
dışında yaşayan çok sayıda
hastanın bizi tercih etmesini
sağladı
DOĞAL SONUÇLAR ELDE
EDİLİYOR
Estetik işlem
lere dair “Çok mu zor,
güvenli mi, işime ne zaman
dönerim?’’ gibi birçok soru
bu işlemleri düşünenlerin
zihninde. Bu sorulara
çözüm arayışı için, hücresel
düzeyden başlayan, ultrason
ve lazer gibi geniş bir alana
yayılan bilimsel ve teknolojik
gelişmeler hızla devam
etmekte. Bu gelişmeler
sayesinde, artık eskisinden
daha kolay uygulanabilen,
daha etkili, üstelik daha
da güvenli estetik işlemler
mümkün.
Lazer Lipoliz ile vücut
şekillendirme, fibroblast
hücre kültürleri ile genç ve
gergin cilt, odaklı ultrason
ile yüzün sarkmasını
azaltmak bunlara birkaç
örnek olabilir. Bunun yanında
dolgu maddelerinin içeriği
çok geliştirildi. Bu sayede
yüzün farklı yerleri ve dudak
için daha spesifik çözümler
üretildi, yabancı cisim
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 13
Doğru karar vermenin tek yolu
doğru bilgi sahibi olmaktır.
Olmayı düşündüğünüz işlem
hakkında olumlu veya olumsuz
her yönüyle bilgi sahibi olmanız
ancak bu konuda uzman bir
hekim tarafından yapılabilir.
İnternet tabii ki önemli bir bilgi
kaynağı, ancak birçok yanlış
bilgiyi de içermekte. Her hastanın
durumunun birbirinden farklı
olduğu unutulmamalı. Bir yöntem
birçok kişi için iyiyken, size uygun
olmayabilir. Yanlış bilgilerle
bir tedaviden vazgeçmek ise
belki de kolaylıkla düzeltilecek
bir problemi ömür boyu
taşımanıza neden olabilir. Plastik
rekonstrüktif ve estetik cerrahlar
beş veya altı yıllık uzmanlık
eğitimi yapmıştır, karar verme
aşamasında bu birikimlerinden
faydalanılmasını öneririm. Bu
işlemleri olası bir komplikasyon
durumunda çözüm üretebilecek
kişiler yapmalıdır.
İşimizin uygulamasında büyük
bir efor ve konsantrasyon
gerekmekte ama zor olan kısmı
bu değil. Yetersiz donanıma sahip
kişilerce yapılan uygulamalar
toplumdaki estetik algısını
negatif etkiliyor. Ayrıca bazı
tedavilerin hak ettiğinden fazla
abartılarak anlatılması da aşırı
beklenti yaratıyor. Yanlış bilginin
düzeltilmeye çalışılması da bizim
işimizi zorlaştırıyor.
reaksiyonu riski büyük oranda
düştü. Daha doğal sonuçlar elde
edilmeye başlandı.
OPERASYONLARIN BAŞARISI
Meme implantlarının şekil,
boyut ve içerik alternatifleri o
kadar arttı ki meme büyütme ve
dikleştirme işlemlerinde doğala
yakın görünümler elde edilmekte.
Karın germe ameliyatlarında Lazer
Lipoliz ile kombine edilerek daha
iyi vücut konturları sağlanmakta.
Burun estetik ameliyatlarında,
nefes almayı ön planda tutan
teknikler daha çok kullanılmakta.
Yüzün diğer kısımlarıyla burnun
uyumu daha detaylı irdelenmekte
ve bilgisayar programlarıyla
hastaya işlem sonrası için daha
net öngörü sağlanmakta. Burnun
dinamik yani hareketli bir organ
olmasını nefes almayı bozmamak
adına korumaktayız.
Yüz germe ameliyatlarında germe
vektörünün yönünü yukarı doğru
tutarak daha doğal sonuçlar elde
etmekteyiz.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 14
Burun estetiği, meme
estetiği, lazer
liposuction
ile vücut
şekillendirme,
karın germe, yüz
germe, göz kapak
ameliyatları,
saç ekimi ve
yağ enjeksiyonu
uygulamaları sıklıkla
yapılan estetik
operasyonlardır.
LAZER LİPOLİZ UYGULAMASI
Lazer Lipoliz vücut kontur
bozuklukları için ideal bir
sistem. Mesela bel, basen, diz
çevresi, bacak üst iç, sırt ve karın
bölgesinde çok etkili. Kol, gıdık
ve ayak bileği inceltilmesi için
de kullanılmakta. Erkek meme
büyümesi çok ileri evre değil ise
bu sistemle çözüm mümkün. Aşırı
kilolu hastalarda kilo vermek için,
ya da yüksek miktarda kilo verme
sonucu oluşan sarkmalarda ise
başka yöntemler kullanılmalı.
AMELİYATSIZ YÜZ VE BOYUN
GERME
Ultrasonik ses dalgaları istenen
doku derinliğine odaklanmakta
ve cildin üst tabakasına zarar
vermeden, deri altındaki bağ
dokusunda kollajen üretimini
artıran küçük ısı hasarları
oluşturulmaktadır. Bu sayede cilt
kendi onarım sürecini oluşturarak
yeni kollajen üretimine başlar
ve ciltte sıkılaşma, yukarı doğru
gerilme etkisi kendini gösterir.
Burada dokuyu ısıtarak küçültmeyi
hedefleyen diğer yöntemlerden
en önemli farklılık, ultrason
enerjisini derinin
üst tabakalarını
pas geçirerek,
yüz germe
ameliyatlarında
küçültmeyi
hedeflediğimiz
SMAS denilen
dokuya
odaklamaktır.
Uygulama ardından
rejenerasyon süreci
hemen başlar, ilk
anda bile hafif
bir gerilme etkisi
görülmektedir. Cilt,
uygulama sonrası
her geçen gün
daha iyi görünmeye
başlar, bir hafta
sonrasında cildinizi
daha iyi hissedersiniz, bir ay sonra
etkiler görünür hale gelir, üç ayın
sonunda istenen sonuç gözlenir.
Odaklı ultrason ile cilt germe
tek seanslık bir uygulama olup
en erken altı ay, en geç bir yıl
içerisinde tekrarlanmaktadır.
Ciltte kollajen üretimini uyardığı
ve SMAS dokusunda küçülmeye
neden olduğu için elde edilen
sonuç uzun süreli kalıcı
olmaktadır. Enerjiyi istenilen
derinliğe odaklayabilen farklı
başlıklarının olması yüz, boyun
ve vücut için, kırışıklık azaltma
ve germe amacıyla çok geniş bir
tedavi alternatifi sunmaktadır.
Kişi işlem sonrası rahatlıkla
günlük hayatına devam edebilir
ve herhangi bir kısıtlama yaşamaz.
İşlem yaklaşık yarım saat sürer.
Kepçe Kulak Estetiği
Kulak kişinin görünümünü doğrudan etkileyen, estetik ve fonksiyonel önemi olan bir organdır. Kulak
kepçesini ilgilendiren bir çok anomali ile sıklıkla karşılaşmaktayız. Bunlardan en çok karşımıza çıkan ise
kepçe kulak (prominent ear) anomalisidir.
Op. Dr. Orhan Erbaş
Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi
sonrası hastanede yatmak
gerekmez. Fazla bir ağrı olmaz,
ağrı olursa ağrı kesiciler yeterli
olur. Operasyon sonrası okul
yada işe 1 yada 2 hafta içerisinde
dönülür.
Kulak kepçesi ile ilgili diğer
şekilsel problemler de yine
otoplasti operasyonu ile
düzeltilebilir. Kulak kepçesi
büyüklüğü, kulak memesi
büyüklüğü, küpe deliğinin
yırtılması bunlar arasındadır.
İyi yapılmış bir kulak estetiği,
görünüşünüzü daha güzel
hale getirir, özgüveninizi artırır
toplum içinde kendinizi daha
iyi görünmeniz ve daha iyi
hissetmeniz konusunda yardımcı
olur.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 15
Kepçe kulak anomalisi kulak
kepçesinin olması gereken
normal görünümünden farklı
olarak öne doğru açık olmasıdır.
Bu anomali nedeniyle çocuklar
okul ve diğer sosyal ortamlarda
kendileriyle ilgili konuşmalardan
etkilenebilirler, arkadaşları
tarafından alay konusu olabilirler.
Bu da çocukların hem psikolojik
gelişimlerini hem de okuldaki
başarılarını olumsuz yönde
etkilemektedir. Bu nedenle
bu çocukların ideal ameliyat
zamanı okul başlamadan önce 6
yaştır. Fakat bu dönemde opere
olamayanlar daha sonrada her
yaşta ameliyat edilebilirler.
Kulağın estetik görünümünü
düzeltmek amacıyla yapılan
cerrahi girişime otoplastidenir.
Bu prosedür ile genellikle büyük
kulağın boyutunu küçültmek,
kepçe kulakları başa daha yakın
hale getirmek
ve kulağı
estetik olarak
şekillendirmek
amaçlanır.
Otoplasti
ameliyatı
genellikle
sedasyon ve
lokal anestezi
ile yapılır.
Çocuklarda
bazen genel
anestezi
gerekebilir.
Operasyon ortalama 1 saat
kadar sürer. Kulak kepçesi arka
yüzünden kafaya doğru yatırılır,
kulak kepçesinin kıvrımları
oluşmamış ise
oluşturulur.
Kullanılan
dikişler
eriyen dikiştir,
alınması
gerekmez.
Operasyon
izi kulak
arkasındaki
kıvrımda
kaldığı için
hiçbir zaman iz
sorunu olmaz.
Ameliyat
sonrası kafaya
ve kulakların
üzerine sporcu
bandı takılır.
Ameliyat
SAĞLIĞIN BAŞ
DÜŞMANI:
SİGARA
Sigara dumanı içinde 4.000‘ den fazla zehirli madde bulunmaktadır. Boya sökücü aseton, akü yapımında
kullanılan kadmiyum, roket yakıtı metanol, çakmak gazı bütan, temizlik maddesi amonyak, fare zehiri,
arsenik, öldürücü zehir hidrojen siyanür, naftalin. Bunlar 4000 maddeden sadece birkaç tanesidir.
Aile Hekimi
Lokman Hekim Hastaneler Grubu
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 16
Nikotin ise
sigarada bulunan
bağımlılıktan
sorumlu ana
maddedir. Sigarayla
ilgili bilmeniz
gereken gerçekler
şunlar:
• Her gün
dünyada 5.000
kişi sigaraya
başlamaktadır.
• Sigara içmeyi bir
kez deneyen 4
kişiden 3 tanesi
sigara tiryakisi
olmaktadır.
• Dünyada her yıl
4 milyon insan
sigara yüzünden
hayatını
kaybetmektedir.
• Türkiye‘de
her yıl
100.000 kişi erken yaşlarda
sigara nedeniyle hayatını
kaybetmektedir.
• Sigaranın yol açtığı ölümler;
trafik, terör, iş kazaları vb.
tüm ölümlerin toplamından
beş kat daha fazladır.
• Pilotlarda sigara kullanımı
üzerine yapılan bir
araştırmaya göre, uçuştan
bir saat önce bir sigara içen
pilotun, görme alanında ve
renk algılama yeteneğinde
%20 oranında azalma
olmaktadır. Bu nedenle
pilotlar gibi sürücülerin
de sigara kullanmaması
gerektiği belirtilmektedir.
• Dünya Sağlık Örgütü‘nün
(WH0) verdiği rakamlara
göre, dünyada her 13
saniyede bir
kişi sigara
yüzünden hayatını
kaybetmektedir.
• İçilen her, sigara
yaşamdan 5,5
dakika çalmaktadır.
• Sigara içenler,
içmeyenlere göre,
daha çok sırt ve
eklem ağrısı çeker.
• Ağır derecede
sigara içenler, sözlü
anlatım sırasında
hafızalarını
toparlamada güçlük
çekerler.
• Sigara içilen
ortamda maruz
kalınan duman,
pasif içicilerden çok
çocukları ve hamile
kadınları etkiler.
• Pasif sigara
içiciliği, ileri yaşlarda akciğer
kanserlerinin en önemli
nedenlerinden biridir.
• Çevresel sigara dumanı,
herkes için tehlikelidir.
• Türkiye‘de her yıl 10.000
insan, kendi sigara içmediği
halde, yanında sigara içildiği
için hayatını kaybetmektedir.
• Sigara, her nefeste 50.000
hücrenin ölümüne sebep
olur.
SAĞLIĞIN BAŞ DÜŞMANI
Sigara kullanımının risk faktörü
olarak rol oynadığı hastalıkları
sistematik olarak inceleyecek
olursak:
Solunum Sisteminde: Kronik
farenjit, larenjit, tekrarlayan üst
solunum yolu enfeksiyonları,
sesteli nodülleri, boğaz, larenks
ve akciğer kanserleri, kronik
obstrüktif akciğer hastalığı,
astımın ortaya çıkmasını
kolaylaştırır
ve atakların
sıklık ve
ağırlığını
artırır.
Sigara
içenlerde
akciğer
kanserinden
ölüm oranı
15-20
kat daha
fazladır.
Dolaşım
Sisteminde:
Damar
sertliği gelişimi, kol ve bacak
damarlarında tıkanıklık,
yüksek tansiyon, kalp krizi,
çarpıntı, kan akışında azalma
ve pıhtı oluşması. Santral Sinir
Sisteminde: Beyin damarlarında
daralma ve beyin kan akımında
azalma, beyin kanaması, felç
gelişimi.
Sindirim Sisteminde: Mide
asidinde artma, gastrit, mide
ve ince bağırsak ülserleri, ağız,
dudak, yemek borusu ve mide
kanserleri yapabilir.
Diğer organlarda etkileri:
Mesane ve böbrek kanseri, safra
kesesi ve pankreas kanserleri,
kemik erimesi, dişlerde sararma,
ağızda kötü koku yapabilir.
Erkekte impotans ve sperm
anomalileri, kadınlarda erken
menopoz ile ilişkilidir. Katarakt
ve diğer göz sorunları yapabilir.
Sigara, hamililerde erken doğum
ve düşük nedenidir. Ayrıca,
yüzde kırışma, saçlarda grileşme,
saç kaybı ve erken yaşlanmaya
yol açar.
SİGARA NASIL BIRAKILIR?
Sigara bırakmak için salt
irade gücü yetmemektedir.
Sigarayı bırakmak için bir
tedavi süreci gereklidir. Sadece
irade gücü ile bırakmaya
çalışanların bu girişimlerinin
çok büyük bir bölümü
başarısızlıkla sonuçlanmaktadır.
Doktorunuzdan tavsiye almak,
sizin için doğru olan bırakma
yöntemini belirlemek ve
başarmanıza yardımcı olacak bir
plan yapmak, başarı olasılığınızı
yükseltecektir. Yapılan bir
araştırmaya göre, irade gücüyle
sigarayı bırakabilenler %5
oranında başarılı olurken, tıbbi
yardım ile sigarayı bırakanların
oranı %30 olmaktadır. Sigarayı
bırakmaya karar vermek, başarı
için en önemli malzemedir.
Fakat, sigarayı bırakmak
isteyenlerin ilk veya ikinci
denemelerinde başarısız
olmaları, sık rastlanılan bir
durumdur.
SİGARAYI BIRAKTIKTAN
SONRA NELER
KAZANACAKSINIZ?
• 20 dakika sonra kan
basıncı ve nabız normale
döner.
• 8 saat sonra vücudunuz
kendi kendini tamire
başlar, karbon monoksit
düzeyi düşerken oksijen
seviyesi normale yükselir.
• 24 saat sonra karbon
monoksit vücudunuzdan
tamamen atılır. Akciğeriniz
sigaranın neden olduğu
mukusu temizleye başlar.
Kalp krizi geçirme şansızlığı
azalır.
• 48 saat sonra tat ve koku
hissinizde artış kaydedilir.
Vücudunuzdaki nikotin
tamamen temizlenir.
• 72 saat sonra akciğer
kapasitesi artar ve
solunum daha kolay hale
gelir.
• 2 hafta-3 ay sonra dolaşım
düzelir, yürüme rahat
hale gelir ve akciğer
fonksiyonları %30 artar.
• 1-9 ay sonra akciğerin
kendini temizleme
kabiliyeti artar. Enfeksiyon
riski, öksürük, geniz
akıntısı ve nefes darlığı
azalırken, vücudunuzun
enerjisi artar.
• 1 yıl sonra kalp krizi riski,
sigara içmeye devam
eden birinin taşıdığı riskin
yaklaşık yarısına iner.
• 5 yıl sonra akciğer
kanserinden olan ölümler
%50 azalır, kalp krizi riski
hiç içmeyenlerin seviyesine
iner.
• 10 yıl sonra akciğer
kanserinden ölme riski, hiç
içmeyenlerin seviyesine
iner.
• 15 yıl sonra felç geçirme
ve kalp krizi riski, hiç
sigara içmemiş birinin
taşıdığı riskle aynı seviyeye
iner.
MS Hakkında
Bilmeniz Gerekenler
MS (Multipl Skleroz) hastalığı, kişinin bağışıklık sistemindeki bozukluk sonucu beyin ve
omurilikte çok sayıda plakların oluşmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Genç yaşlarda
görülebilen MS (Multipl Skleroz) hastalığı, dünyada yaklaşık 3 milyon, Türkiye’de ise 35 bin kişiyi
etkilemektedir.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 18
Memorial Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü
MS hastalığı ataklar halinde
gelişir ve ancak uygun tedavi ve
düzenli takiple kontrol altında
tutulabilmektedir. Multipl Skleroz
hastalığı genellikle 20- 40 yaşları
arasında ortaya çıkar.
MS Hastalığı Nedir?
Halk arasında MS hastalığı olarak
bilinen Multiple Skleroz; hareket
aksaklığı, kaslarda güçsüzlük,
kısmi felç, dengesizlik, konuşma
ve görme bozuklukları gibi çeşitli
belirtilerle ortaya çıkabiliyor.
Ataklar halinde görülen MS,
erkeklere oranla kadınlarda 2 kat
daha fazla görülüyor.
MS (Multipl Skleroz) hastalığı,
santral sinir sisteminin yani
beynin ve omuriliğin inflamatuar
(yangısal) bir hastalığıdır. Özellikle
santral sinir sistemindeki beyaz
madde yapıları hastalanır. Beyaz
madde, santral sinir sisteminin
kendi içerisinde ve bu bölüm ile
vücudun diğer bölümleri arasında
iletişimi sağlayan sinir liflerinden
oluşur.
MS’li hastalarda santral sinir
sistemindeki bu beyaz maddede
plak veya lezyon diye adlandırılan
hasarlı alanlar görülür. Bu hasarlı
alanlarda siniri çevreleyen
miyelin denilen bir maddede
MS hastalığının belirtileri ve
tedavisi kişiye özeldir. Benzer
şekilde gelişen ve aynı bulgularla
seyreden iki MS’li hasta
bulabilmek mümkün değildir.
Hastalığın bireyin kendisinde ve
hastalar arasında farklı seyretmesi,
hastalığın zamanlamasını, beyinde
tuttuğu yeri ve bulguların şiddetini
farklı kılmaktadır. Genel alarak
MS’li olgularda, beynin veya
omuriliğin kontrol ettiği her hangi
bir fonksiyonun tam veya yarı tam
kaybı gözlenir.
MS Hastalığı (Multiple Skleroz)
Belirtileri Nelerdir?
MS hastalığının belirtileri kişiye
göre değişebilmektedir. MS’li
hastalar, aşağıdaki problemlerin
herhangi birini ataklar ve
düzelmeler veya yavaş kötüleşen
bir seyir izleyerek yaşayabilirler:
•Uyuşukluk, karıncalanma,
iğnelenme,
•Güç kaybı, spazm, kas sertliği,
kramp, ağrı. Güç kaybı vücudun
bir tarafındaki kol ve bacakta
veya her iki bacakta birden
olabilir.
•Görme kaybı, çift görme,
•İdrar kaçırma ve idrar aciliyeti,
•Kabızlık,
•Konuşma bozukluğu,
•Cinsel fonksiyon bozuklukları,
•Denge kaybı, bulantı,
•Yorgunluk,
•Depresyon,
•Kısa süreli hafıza problemleri,
•Yutma zorluğu
MS hastalığının ilk belirtileri, kol
ya da bacakta kuvvet azalmasıgüçsüzlük şikayeti ile başlar. MS’li
hastalar genellikle yeni gelişen
duyu bozuklukları, bulanık görme,
denge bozuklukları, çift görme gibi
belirtilerile doktora başvurular.
MS hastalığının belirtilerinin
her hastada birbirinden farklı
olabileceğini akılda tutmak gerekir.
En belirgin MS belirtileri,halsizlik,
yüzde veya vücutta uyuşma ve
karıncalanma, hissizlik, yorgunluk,
denge problemleri, görme
bozuklukları, kas sertleşmesi,
bozuk konuşma, bağırsak veya
mesane problemleri, dengesiz
yürüme (ataksi), cinsel işlev
sorunları, ısıya hassasiyet ve kısa
süreli bellek sorunları şeklinde
sıralanabilir.
MS Hastalığı Neden Olur? MS
Hastalığı Genetik Midir?
MS hastalığı genetik midir sorusu
hastalıkla ilgili doğru bir şüpheye
işaret eder. MS hastalığının
oluşumunda genetik faktörler
oldukça etkilidir. MS’in nedeni
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 19
kayıp gözlenir. MS hastalığında
gelişebilecek reaksiyonlar önceden
tahmin edilemez ve oldukça
değişkenlik gösterir. Bu nedenle
MS hastalığını tanımlayabilmek
çok zor bir durumdur. Sinir
sisteminde etkilenen yere ve
etkilenme derecesine göre,
MS hastalığının tipi ve şiddeti
hastadan hastaya değişebilir.
MS hastalığı belirtileri,
miyelin konusu ile doğrudan
bağlantılıdır. Merkezi sinir
sisteminde sinir liflerini
çevreleyen ve koruyan “miyelin”
isimli bir tür kılıf vardır ve bu
kılıf sinir liflerinin elektrik
uyarılarını iletmelerine yardımcı
olur. MS’de miyelin kılıfı hasara
uğrar ve bazı bölgelerde yok
olur. Hasar gören bu bölgeler
‘plak’ olarak da bilinir. Miyelin
sadece sinir liflerini korumakla
kalmayıp, görevlerini yerine
getirmelerini de sağlar.
Miyelin yok olduğunda veya
hasar gördüğünde, sinirlerin
beyine giden veya beyinden
gelen elektrik uyarılarını
iletebilme kapasiteleri kesintiye
uğrar; bu durum çeşitli MS
belirtilerineneden olur.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 20
olarak birkaç teori vardır, fakat
bunlarla hastalık oldukça zayıf
bir şekilde anlaşılabilmektedir.
MS hastalığının nedenleri kişiden
kişiye değişse de, genetik faktörler
tüm hastalarda sabittir. MS
hastalığı neden olur sorusuna
birkaç şekilde cevap verilebilir;
•Çevresel faktörler: Organik
çözücülere ve cıvaya maruz
kalma, böcek ilaçları ve
radyasyon teması.
•Etnik köken: Kafkas, Kuzey
Afrika kökenlilerde hastalık
görülebilir. Sarı ve kısmen siyah
ırkta koruyuculuk beyaz ırka
göre daha fazladır. Ayrıca Kuzey
Avrupa, Amerika ve Kanada‘nın
kuzeyinde hastalık yüksek,
ekvator bölgesinde düşük oranda
görülmektedir.
••Virüslerin etkisi: Geçmişte
“herpes”, “varisella zoster”
virüslerine maruz kalma.
••Kalıtım: Çevresel
tetikleyicilerden etkilenen
genetik faktörler mevcuttur.
••Genetik faktörler: MS‘li anne
veya babanın çocuklarında
aynı hastalığın görülme oranı,
toplumdaki aynı yaş grubu
kişilerle kıyaslandığında 7-10
kat fazladır. Ancak genler,
hastalığın oluşmasında tek faktör
değildir. Örneğin; genetik olarak
birbirinin aynı olan tek yumurta
ikizlerinden birinde MS gelişse
bile, diğerinde gelişme riski
%25’tir.
Bu faktörlerin dışında MS hastalığı
nedenleri arasında;
•Kan ve beyin arasındaki bariyerin
hasarı
•Anne karnında oluşan
biyokimyasal olaylar
•Diyet ve vitamin yetmezlikleri
•Alerjik reaksiyonlar da
sıralanabilir.
MS Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?
MS hastalığı tanısının konulması
çok da kolay değildir. MS
hastalığını teşhis edebilecek özel
bir test henüz geliştirilmemiştir.
MS hastalığına tanısı konması
demek aslında diğer olasılıkları
elemek anlamına gelir. MS
hastalığını teşhis etmek için
kullanılan tetkikler nelerdir?
sorusuna ise bu şekilde yanıt
verilebilir:
•MRI: MRI filmleri beyin ve
omurilik hakkında detaylı bilgi
verir ve MS hastalığı teşhisi
için son derece önemlidir. MS
hastalığı lezyonları bu filmlerde
soluk alanlar olarak görülür.
•Beyin omurilik sıvısının
incelenmesi: Bu sıvıda, bağışıklık
sisteminin aktivitesini gösteren
ligklnal bandlar, miyelin proteini
saptanabilir.
•Uyarılmış yanıtlar: Bu testler,
sinirlerin ileti hızlarını ölçme
teknikleridir. Miyelin kılıfı
hasarlanmış sinirler, iletileri daha
yavaş iletirler. 3 ana tipi vardır:
•Görsel uyarılmış yanıtlar: Görme
ile ilgili sinirleri inceler.
•İşitsel uyarılmış yanıtlar: İşitme
ile ilgili sinirleri inceler.
•Smatsensriyel uyarılmış yanıtlar:
Kol ve bacaklardaki duyusal
sinirleri inceler.
MS Hastalığı Tedavisi
MS hastalığı tedavisi kişiye
özel olmalı ve mutlaka erken
dönemde başlamalıdır. Hastalık
genellikle 20-50 yaş arasında
görülmektedir. MS hastalığı ne
kadar erken başlarsa o kadar
sert seyretmektedir. MS atağı
geçiren hasta hayatı boyunca
başka bir atak geçirmeyebileceği
gibi değişken sıklıkta atak
yaşayabilmektedir. Ataklar halinde
görülmediği ve düzelmeye izin
vermeyen sürekli ilerleyen formları
çok daha ağır ilerlemektedir. MS’in
ataklarla başlayıp daha sonra ara
vermeden devam eden tipleri de
mevcut. MS hastalığının tedavisine
ataklar sırasında gecikmeden
başlanmalıdır. Erken dönemde
başlanan MS hastalığı tedavisi
hastalığın ileride hasar bırakmasını
olmadığı bilinmelidir. Hatta bazı
vakalarda hamilelik MS ataklarını
yatıştırmaktadır. Ancak doğum
sonrası ataklar tekrarlanabileceği
için MS hastalığının yakın takibi
çok önemlidir.
MS Ataklarına Karşı Aşı
MS hastalığının tedavisinde
koruyucu tedaviler (aşı) da
büyük rol oynamaktadır. MS
atakları hissedilir hissedilmez
vakit kaybetmeden uzman bir
doktora görünmek, MS hastalığı
tedavisinin ilk adımıdır. MS
ataklarını teşhis edebilecek beyin
ve omurilik MR’larının çekilmesi,
beyin omurilik sıvısından örnek
alınarak yapılan testler ve
elektro fizyolojik testler tedavide
uygulanacak yöntemler için
belirleyici olmaktadır. Yapılan
tetkikler sonrasında beyinde
görülen plakların sayısı MS
hastalığının seyrini ve derecesini
göstermektedir. MS hastalığın
tam tedavisi bulunmamaktadır.
MS ataklarını ve olağan atakların
etkilerini azaltmaya yönelik
tedaviler uygulanmaktadır. Sürekli
MS atağı geçiren hastalara
atakları %30-40 oranında
önleyen koruyucu tedaviler (aşı)
uygulanır. Ayrıca bu koruyucu
tedavi atak sonrası engelli kalma
riskini de azaltır. Çok sık MS atağı
geçiren hastalarda atak sayısının
azaltılması için interferon tedavisi
uygulanmaktadır.
MS hastalığı tedavisinde dikkat
edilmesi gereken önemli bir nokta
da, kronik MS hastası olma riski
taşıyan, tek atak geçiren hastalarda
bağışıklık sistemini baskılayan
koruyucu tedavilerin uygulanması
önerilmemektedir. MS hastalığının
tedavisinde özellikle hastalığın az
görülen ağır tipleri için de artık
tedavi seçenekleri bulunmaktadır.
MS tedavileri bağışıklık sistemini
baskıladıkları için ciddi risklere
neden olabilmektedir. Bu nedenle
MS hastalığı tedavisi yakın kontrol
altında tutulmalı ve uzman sağlık
kuruluşlarında uygulanmalıdır.
MS hastalığı doğru tedavi ve
yaşam tarzı düzenlemeleri ile
kontrol altında tutulabilir.
•Sizi çok yoracak etkinlik ve
işlerden kaçının
•Düzenli ve sağlıklı beslenmeye
özen gösterin
•Alkol ve sigara gibi zararlı
maddeleri hayatınızdan uzak tutun
•Hareket edin!
•MS şikayetlerini artırabilecek olan
hamam, sauna gibi sıcak ortamlar
yerine ılık su tercih edin.
•Depresyondan uzak durmaya
çalışın.
MS Hamileliğe Engel Mi?
MS hastalarının bilinenin
aksine hamilelik planlarını
ertelemelerine gerek yoktur.
MS hastaları rahatlıkla hamile
kalabilir ve çocuklarını sağlıklı
bir şekilde dünyaya getirebilr.
Eğer MS atakları çok ağır şekilde
seyretmeye başlarsa hastaların
ağır işlerden kaçınmaları yeterlidir.
MS hastalığının doğuma ve
doğurganlığa engel bir hastalık
MS Hastalığının Kötü Bir Seyir
İzleyeceğini Gösteren Bulgular
Nelerdir?
•Başlangıçta etkilenen alanların
çok olması
•Başlangıçta MR lezyonlarının çok
olması
•Başlangıçta beyinin güç, denge
ve sfinkter fonksiyonları ile ilgili
bölümlerinin etkilenmiş olması
•Başlangıçta hastalığın progresif
seyir izlemesi
•Hastalığın erken seyrinde beyin
omurilik sıvısında oligoklonal
bant olması
•Hastalığın 40 yaşından sonra
başlaması
•2 atak arasında 1 yıldan daha az
bir süre olması
•Başlangıçta motor bulguların
olması
•Başlangıçta beyin sapı ile ilgili
bulguların olması
•Hastanın erkek olması
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 21
engellemektedir.
MS Hastalığının İyi Bir Seyir
İzleyeceğini Gösteren Bulgular
Nelerdir?
•İlk bulgusu duyusal veya görme
ile ilgili olanlar
•2 atak arasındaki sürenin uzun
olması
•Hastalığın 25 yaşından önce
olması
•Başlangıçta MR’da çok az lezyon
görülmesi
•Başlangıçtan 5 yıl sonra etkilenen
nörolojik bölümlerin az sayıda
olması
•Başlangıçtan 5 yıl sonra nörolojik
sekelin az olması
•Geçirilen ataklardan sonra
düzelmenin tama yakın olması
•Ataklar dışında beyin omurilik
sıvısında myelin proteininin
olmayışı
•Başlangıcın sadece tek bölgeden
olması
Hastanın kadın olmasının da bir
avantaj olduğu unutulmamalıdır.
40 YAŞINDAN SONRA
GÖZ TANSİYONUNA
DİKKAT
Halk arasında göz tansiyonu veya karasu hastalığı
olarak bilinen glokom, göz içi basıncın yükselmesi
ile görme sinir liflerinin hasara uğramasıdır.
Hastalık zamanla körlüğe kadar ilerleyebilir.
Dr. Hakan TERZİ
Glokomun Belirtileri
Sabahları belirginleşen baş ağrıları
Zaman zaman bulanık görme Geceleri ışıkların etrafında
ışıklı halkalar görülmesi Televizyon izlerken göz etrafında ağrı dir.
Göz Hastalıkları
Glokom, ailesinde bu hastalığı
taşıyanlarda daha sık görülür.
Aynı zamanda, miyop,
hipermetrop olanlarda da
bu rahatsızlığa rastlanabilir.
Uzun süreli kortizon tedavisi
görenlerde, göz ameliyatı,
göz travması, göz iltihabı
geçirenlerde, şeker hastalarında
ve ileri yaşlarda glokom
görülebilir.
NASIL TEŞHİS EDİLİR?
Göz tansiyonunun ölçümü, optik
sinir başının incelenmesi, OCT,
HRT, görme alanı testi, kamera
açısının gonioskopik incelenmesi
gibi tetkikler yapılarak glokom
teşhis edilebilir.
Glokom Riskini
Artıran Faktörler
Nelerdir?
BELİRTİLERİ NEDİR?
Hasta, göz tansiyonundaki hafif
artışların farkına varamaz. Orta
dereceli artışlarda hafif baş ağrısı,
görme bulanıklığı, kızarıklık olur.
Ani ve yüksek artışlarda gözde
şiddetli ağrı, bulanık görme,
kızarıklık, bulantı,
kusma görülür. Tedavi edilmeyen
hastalarda görme alanı
daralması, görmede azalma ve
görme kaybı oluşur.
TEDAVİSİ NEDİR?
Glokom hastalarında öncelikle
ilaç ve lazer tedavisi, sonuç
alınmayanlarda ise cerrahi tedavi
uygulanmaktadır.
NE YAPMALIYIZ
Yukarıda saydığımız risk
grubunda olanların göz
tansiyonlarını ölçtürüp takipte
olması, risk grubunda olmasa bile
40 yaşından sonra sadece göz
tansiyonlarını ölçtürmeleri uygun
olur.
• Ailede glokom
geçmişinin olması (genetik
yatkınlık)
• 40 yaşın üzerinde olunması
• Şeker hastalığı
• Şiddetli kansızlık
veya şoklar
• Yüksek-düşük
sistemik kan
basıncı (vücut
tansiyonu)
• Yüksek miyopi
• Yüksek hipermetropi
• Migren
• Uzun süreli kortizon tedavisi
• Göz yaralanmaları Irksal faktörler
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 23
Halk
arasında „Göz
Tansiyonu“
ya da „Karasu
Hastalığı“
olarak bilinen
glokom, göz
içi basıncının
sıklıkla
yükselmesi
nedeniyle
görme
sinirinin zarar
görmesidir.
Buna bağlı
olarak kişinin görme alanı yavaş
yavaş daralır. Kendini hastalığın
en son aşamalarında fark ettiren
sinsi bir hastalık olan glokom,
geç tanı konulduğunda görme
sinirinde onarılması mümkün
olmayan ciddi tahribatlar
oluşturabilmektedir.
BAŞ DÖNDÜREN
RAHATSIZLIKLAR
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 24
Baş dönmesi, dengeden sorumlu sistemlerin herhangi birinde meydana gelen bir bozukluk sonucu oluşan anormal duygudur.
Dr. Umut TEKER
Lokmanhekim Hastaneleri Nöroloji Bölümü
Baş dönmesi, dengeden sorumlu
sistemlerin herhangi birinde
meydana gelen bir bozukluk
sonucu oluşan anormal duygudur.
Etraftaki cisimlerin dönüyor
gibi hissedilmesi, göz kararması,
kişinin kendini dönüyor, düşüyor
veya bir yöne doğru savruluyor
gibi hissetmesi, bayılma hissi,
yerin kayıyor veya sallanıyor gibi
hissedilmesi, başta boşluk veya
sersemlik hissi gibi yakınmalar
ile ifade edilir.
Baş dönmesi olan hastalarda,
sebebin ne olduğuna göre
başka belirtiler de eşlik edebilir.
Nörolojik hastalıklara bağlı
baş dönmelerinde, baş ağrısı,
konuşmada peltekleşme,
uyuşmalar, felçler, göz
hareketlerinde anormallikler,
çift görme olabilir. Kulak
hastalıklarına bağlı baş
dönmelerinde ise kulak
çınlaması, işitme azlığı, kulakta
basınç hissi, bulantı- kusma ve
kulak akıntısı gibi yakınmalar
eşlik eder.
Baş dönmesi çok sayıda ve
farklı sistem hastalıklarının
ortak bulgusudur ve çok farklı
nedenlerden kaynaklanabilir.
Örneğin tansiyon düşüklüğü, kalp
ritim bozuklukları, şeker hastalığı,
kansızlık, kolesterol
ve trigliserid yüksekliği,
böbrek yetmezliği, psikolojik
nedenler, B12 vitamin eksikliği
ve guatr gibi denge ile ilgili
sistemleri etkiyebilecek çok
sayıdaki hastalık baş dönmesi
yakınmasına yol açabilir.
Baş dönmesi şikâyeti yaratan
hastalıkların sık görülenleri
şunlardır:
Baş dönmesi, tek başına bir hastalık olmadığı
için “baş dönmesi tedavisi” şeklinde tanımlanabilecek özel bir tedavi
yöntemi yoktur. Baş
dönmesi, baş dönmesine neden olan hastalık
saptandıktan sonra bu
hastalığın tedavisi ile
düzeltilir.
* Denge sinirinin sıklıkla bir
viral enfeksiyon sonucunda
iltihaplanması: Bu hastalıkta baş
dönmesi uzun sürelidir. Şikâyetler
saatler, günler sürer. İlaçlar ile
tedavi edilmektedir.
* Meniere sendromu: İç
kulaktaki salyangoz isimli
organ içindeki sıvı basıncının
artması izlenmektedir. Hastaların
kulaklarında çınlama, özellikle
yüksek frekanslı sesleri iyi
duyamama gibi yakınmaları baş
dönmesine eşlik eder. Bu
hastalıkta iç kulak içinde basıncı
azaltan ilaçlar, idrar söktürücüler
ve bazen kortizon kullanılması
gerekebilir.
* Beyin damar tıkanıklıkları ya da
beyin kanamalarına (inme) bağlı
baş dönmeleri: Beyindeki denge
merkezlerine giden damarlar ya
tıkanır ya da kanar. Bu durumda
hastada ani gelişen baş dönmesi
dışında çift görme, peltek
konuşma, baş ağrısı, felç, vücudun
bir tarafında uyuşma ve bilinç
kaybı gibi bulgular da olmaktadır.
* Beyin tümörlerine bağlı baş
dönmesi: Tümörler sıklıkla
tek bulgu olarak baş dönmesi
oluşturmaz. İç kulaktaki işitme
sinirinde, beyin sapında veya
beyincik tümörlerinde baş
dönmesinin yanı sıra baş ağrısı,
işitme kaybı, çift görme ve felçler
izlenebilir. Hastaların yakınmaları
sıklıkla süreklidir ve zaman
içinde tümörün büyümesi ile
artış gösterir.
* Multipl skleroz (MS): Bu
rahatsızlık baş dönmesi yapabilir.
Ancak baş dönmesinden çok
dengesizlik ya da beceriksizleşme
yapar. Beyin sapındaki denge
merkezlerinin tutulması
durumunda, eğer hastalık küçük
bir yeri tuttuysa sadece baş
dönmesine de neden olabilir.
Baş dönmesine neden olan diğer
beyin hastalıkları; beyine kan
götüren damarlarda yetmezlik,
epilepsi ve migrenin nadir
görülen bazı tipleridir
Özellikle kan sulandırıcı ilaç
kullananlarda, yaşlı, şeker
hastalığı ve yüksek tansiyonu
olan hastalarda, daha önceden
felç geçirmiş ve baş ağrısı ile
beraber oluyorsa beyin kaynaklı
baş dönmesi olabilir. Bu hastalar
acil olarak değerlendirilmeli ve
beyin görüntülemesi yapılmalıdır.
Baş dönmesi, tek başına bir
hastalık olmadığı için “baş
dönmesi tedavisi” şeklinde
tanımlanabilecek özel bir tedavi
yöntemi yoktur. Baş dönmesi, baş
dönmesine neden olan hastalık
saptandıktan sonra bu hastalığın
tedavisi ile düzeltilir.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 25
* İç kulak kristallerine bağlı
baş dönmesi: Bu hastalık iç
kulakta sıvı ile dolu kanallar
içinde oluşan kristallerin başın
hareketi ile yer değiştirmesine
bağlı olarak gelişir. Hastalar
sıklıkla sabah kalktıkları
sırada baş hareketi ile şiddetli
baş dönmesi hissederler. Baş
dönmesinin şiddetine göre
bulantı ve kusma da olabilir.
Tedavisi başın hasta kanala
göre değişen özel hareketleri
ile yapılan manevralar ile
gerçekleştirilmektedir.
Zehirden Doğan Şifa
APİTERAPİ
Her geçen gün sonuçlanan araştırmalar toplumların dikkatini Apiterapi üzerine
çekmekte. Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde başlayan ve dünyada hızla gelişen arı
ürünleri ile tedavi yöntemleri hızla yaygınlaşmaktadır.
Dr. Gökhan Aydogdu
Apiterapi, arı ve arı ürünlerinin
hastalıklardan korunmada
kullanıldığı, geleneksel ve
tamamlayıcı bir tedavi yöntemidir.
Apiterapi denilince anlatılmak
istenilen tedavi yöntemi, aslında
arı zehri terapisidir (tedavisidir).
Arı zehri kırktan fazla madde
içerir ve bu maddelerin çoğunun
fizyolojik etkileri vardır. En fazla
bulunan bileşen ise iltihap
sökücü özelliği olan melitindir.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 26
Sağlık Bakanlığı‘nın da
destekleyici ve tamamlayıcı tıp
uygulamaları kapsamında
onay verdiği arı ürünleri,
hem hastalık önleyici
hem de tedaviyi
tamamlayıcı
niteliktedir.
Apiterapide kullanılan ürünler
nelerdir?
Bal, polen, propolis, arı sütü, arı
ekmeği, balmumu, larva, kovan
havası ve en önemlisi de arı
zehridir. Genellikle nörolojik
problemler ve diğer önem arz
eden hastalıklarda, başta arı zehri
olmak üzere destek amaçlı da
diğer arı ürünleri de kullanılır.
Apiterapi ile hangi hastalıklar
tedavi ediliyor?
Arı ürünlerinin hastalık önleyici,
yani koruyucu hekimlik
özelliklerinin olduğunu söylemek
mümkündür. Bunun yanında
Apiterapi 500 den fazla sağlık
probleminde kullanılmaktadır.
Bunların başlıcaları; multipl
skleroz, romatizmal artrit,
solunum yolu hastalıkları (Astım
ve koah gibi), deri hastalıkları,
bağışıklık sistemine bağlı
hastalıklar, kronik ağrılar,
kapanmayan yaralar,
enfeksiyon
hastalıkları,
mide ülseri ve bazı kanser
türleridir.
Örneğin Apiterapi ile MS nasıl
tedavi ediliyor?
MS tedavisinde özellikle uzun
bir süreç göz önüne alınmalıdır.
Hasta ve hasta yakınları bu
süreç ile ilgili tedavi öncesi
bilinçlendirilmelidir. Bee venom
test sonuçları negatif ise tedbirli
olmak açısından ilk seans 1 arı
ile gerçekleştirilmelidir. Arının
canlı iğnesi akupunktur noktasına
(Bağışıklık sistemi noktası LI11)
uygulanabilir. Haftada 2 seans
en uygun tedavi yöntemidir. Her
seansta hastanın direncine ve
psikolojisine bağlı olarak 50
iğneye kadar çıkılabilir. Ancak
ortalama seans başına 15-20
arı yeterli olacaktır. Arı iğnesi
uygulamasından hemen sonra
başta bal
olmak üzere
polen
ve propolis
destek olarak
verilebilir. Bunun yanında
özel yapılmış ve içeriğinde
arı zehri olan krem ile sırt
bölgesi ve iğnelerin bırakıldığı
noktalar kremlenir. Hasta aynı
zamanda bu tedavi sürecinde
kesinlikle fizyoterapi de almalıdır.
Macaristan’da 64 yaşında bir
MS hastasına 1700 civarında
arı 18 ay boyunca uygulanmış
ve hasta normal hayatına geri
dönmüştür.
Arı sokması insana nasıl zarar
verir ve neler yapmalıdır?
Dünyada arı sokmasından dolayı
her yıl onlarca insan hayatını
kaybetmektedir. Bunun başlıca
nedeni, kişinin arı zehrine
karşı alerjisinin olmasıdır. Arı
zehri alerjisi olmayan sağlıklı
bir insan 500 arı sokmasına
dayanabilir. Alerji her 1000
kişiden 7 sinde mevcuttur
(AAS). Doğada yürürken veya
bilmeyerek bir arı kolonisinin
yanından geçerken arıların
saldırısına mazur kalabilirsiniz.
Eğer alerjiniz varsa böyle
durumlarda mutlaka yanınızda
Apipen (kalem iğne) veya
Adrenalin iğne ve Antihistamin
tablet bulundurmalısınız.
Önce iğneyi bulunduğu yerden
hemen çıkartmalısınız ve daha
sonra imkan varsa sokulan
bölgeye buz uygulamalısınız.
Amonyak ta kısmen geçici ağrıyı
Apiterapide hangi
ürünlerkullanılır?
Apiterapi dendiğinde aklımıza ilk
arı zehri gelirken; bal, propolis,
arı sütü, polen, arı ekmeği, larva,
bal mumu ve kovan havası
da sözkonusu tedavilerde
kullanılmaktadır. Bununla birlikte
bir çok ülkede, ölmüş arıların
kafaları ve kendileri de yine tedavi
amaçlı kullanılabilmektedir.
Arı Zehri: Aslında arı kendini
savunmak amaçlı olarak iğnesini
düşmanı olarak gördüğü canlının
seçilmiş noktasına bırakır. % 88
i sudan oluşan zehrin içeriğinde
18 ‘den fazla farmakolojik bileşik
bulunur. Arı zehrinin, nörotoksit
zehir bileşikleri sayesinde
Eğer alerjiniz yoksa ve arı sizi
gelişigüzel sokmuşsa, şunu
bilin ki siz çok şanslısınız
vücudunuza bırakmış olduğu
zehir sizin sağlığınızın
sigortasıdır.
özellikle Lyme ve sara hastaları
üzerinde önemli etkilerinin
olduğu gözlemlenmiştir. Bugün
arı zehri bir çok hastalığın
tedavisinde kullanılmakta ve bu
konuda ki bilimsel araştırmalar
devam etmektedir. Arı zehri halen,
eklem iltihapları, MS, nörolojik
problemler, kas hastalıkları, bazı
kanser türleri, migren ve diğer
kronik ağrılar, sıtma, bel ve boyun
fıtıkları, epilepsi, kan hastalıkları
ve solunum yolu hastalıkları
gibi rahatsızlıkların tedavisinde
kullanılabilmekte.
Bal: Sofralarımızın vazgeçilmez
gıdasıdır bal. Vitamin ve mineral
kaynağı olup, insanlar için
gerçek bir enerji deposudur.
Aynı zamanda antibakteriyal ve
antimikrobiyal özelliğe sahiptir.
Balın fayda sağlaması, doğal
ortamda kovandan alındıktan
sonra işlem görmemesine bağlıdır.
Balda yaklaşık 200 değişik
madde bulunmaktadır. (White
1979). Yine balın en önemli
özelliği antioksidan içermesidir
ki bu yüzden de vücut direncini
yükselterek, bağışıklık sistemini
güçlendirmesi söz konusudur. Tatlı
olmasının sebebi içindeki %76
oranındaki doğal şekerdir. Fruktoz,
Sakkaroz ve Levuloz (meyve
şekeri). Balın % 17 ‘si sudan ve geri
kalan % 7’lik bölümü ise demir,
sodyum, kükürt, magnezyum,
ürünleri gibi antibakteriyel
özelliklere sahiptir. Metabolizmayı
hızlandırır ve bu sayede dinginlik
sağlar. Bağışıklık sistemini
güçlendirici etkisinin yanı sıra,
hücre yenileme özelliklerinden
dolayı da yaşlanmayı geciktirici
etkisinin olduğu bilimsel olarak
kanıtlanmıştır.
fosfor, polen, manganez,
alüminyum, gümüş, albumin,
dekstril, azot, protein ve asitlerden
oluşur. Kalitesini ise bu % 7’lik
karışım belirler. Biz bunu ancak
özel analiz raporlarında görebiliriz.
Apiterapinin tarihi oldukça
eskidir. Yıllar önce akupunktur
enstitüsünde akupunktur
iğnelerinin sinirlere daha fazla
nasıl etki sağlayabileceğini
tartışırdık. İğnelerin ucuna
bağlanan elektrik kabloları,
moksa ve buna benzer yöntemler
halen kullanılmaktadır. Ancak
arının iğnesindeki şifanın bir çok
kişi gibi bende farkındaydım.
Yapmış olduğum araştırmalar
gösterdi ki arılar düşman
olarak algıladığı canlıyı gelişi
güzel sokmuyor; özellikle
insanın öldürücü noktalarına
yöneliyorlar. Akupunktur ile bu
öldürücü noktaların arasında
öyle bir bağ keşfettik ki; arılar
vücudumuzda bulunan çok
önemli sayılan akupunktur
noktalarına yöneliyor, o noktaları
titizlikle seçiyor ve iğnesini
oraya bırakıyor. Günümüzde
profesyonel olarak tedavi
yapılan Apiterapi merkezlerinde
de arının özellikle canlı iğnesi
işte bu akupunktur noktalarına
uygulanıyor. Bugün bir çok ulusal
ve uluslararası konferanslar ve
kongreler Apiterapiyi sahiplenmiş
durumdadır.
Propolis: Gerçek bir şifa
kaynağından bahsediyoruz.
Propolis diğer adıyla arı tutkalı.
Arıların kovanlarında hijyeni
sağlamaları, kovanlarını sterilize
etmeleri ve açık olan alanları
kapatmaları için gerekli bir
maddedir. Aynı zamanda arılar,
kovanlarına giren yabancı
bir canlıyı öldürdükten sonra
kovan dışına atmaya güçleri
yetmiyorsa hemen propolis ile o
canlıyı mumyalayıp kendilerini
ve kovanlarını koruma altına
alırlar. Propolis inanılmaz bir
koruyucudur ki içeriğinde 300
kadar aktif madde bulunur. Bu
maddelerin çoğunun bir çok
kanserli hücre ile mücadele ettiği
de tesbit edilmiştir.
Arı sütü: İşçi arıların yutak üstü
salgı bezlerinden salgıladıkları
bir maddedir. Kraliçe arıları ve
larvaları beslemek amacıyla
üretilir. Arı sütü hafif bej renkli
akıcı bir maddedir. Diğer arı
Polen: İşçi arıların erkek
çiçeklerden topladıkları ve kendi
sistemlerinde enzimleyerek
ayaklarındaki torbalarda kovana
taşıdıkları, hem kendileri için,
hem de insanlar için çok önemli
bir besin maddesidir. İşçi arılar,
poleni hem kendileri için, hem de
kraliçe arının petek hücrelerine
bıraktıkları larvaları beslemek
için üretirler. İçeriğinde çeşitli
vitaminler, mineraller, yağ asitleri
ve protein bulunur.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 27
hafifletecektir. İğneyi uyguladıktan
hemen sonra da en yakın sağlık
kuruluşuna gidip durumu
yetkililere bildirmelisiniz.”
SÜPER BABA OLMAK HIÇ
DE ZOR DEĞIL!
Bütün çocuklar babalarını “evin direği” ya da “eve para getiren kişi” olarak
tanımlar. Oysaki siz çocuğunuza arkadaş ve sırdaş olmak isteyebilirsiniz. Çocuklarınız için “süper bir baba” olmak istiyorsanız öncelikle yapmanız gereken, kısa da olsa, onlara zaman ayırmak olacaktır.
Uzm. Psi. Özge Merve TÜRK
Memorial Şişli Hastanesi
bilmek, tanımak gerekir. Ergen,
toplum içinde yeni bir kimlik
edinmeye çalışmaktadır, yeni
düşünce ve inanç sistemleri
ortaya çıkar. İşte bu dönemde
baba destekleyen, yönlendiren
olmalıdır. Sorunları tehdit ve azar
olmadan paylaşmalısınız. Birlikte
zaman geçirmek ve güven veren
konumda olmak ergen-baba
ilişkisinde temel noktalardır.
Bu, anlaşmazlıkların en aza
indirgenmesini sağlar.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 28
Aranızdaki yaş farkı kaç olursa
olsun paylaşım önemli
Bebeklik döneminden itibaren
anne ile paylaşım içerisinde
çocuğun temel bakım ve
gereksinimlerine katılan, sınır ve
kuralları ihmal etmeden çocuk
ile eğlenen, oynayan, anlayan bir
baba modeli baba-çocuk ilişkisi
için ideal bir model oluşturmakta,
ergenlikteki sorunlarla daha
iyi baş edebilmeye zemin
hazırlamaktadır.
baba ve çocuğun oyun oynaması,
zaman geçirerek birbirleri ile
iletişim içinde olmaları ergenlik
sürecini de etkilemektedir.
Ergenler otorite sahibi, güvenilir
bir baba figürüne sahip olmak
isterler. Üç-beş yaşları cinsel
kimliğin oluşmaya başladığı
yaşlardır ve bu yaşlarda erkek
çocuğun özdeşim figürü “baba”
olmaktadır.
Çocuklar nasıl bir “Baba” ister?
Ona “güven veren” olun
Erken dönemde baba ve çocuk
arasında kurulan ilişki oldukça
önemlidir. Çocukluk döneminde
Ergenlik büyümektir, değişimdir.
Ergenin fiziksel ve ruhsal
açıdan değiştiği bu dönemleri
Çocuğunuz ile aranızdaki yaş
farkı kaç olursa olsun aranızdaki
paylaşım çok önemlidir. Oyun
oynayarak zaman geçirmek,
beraber etkinlik yapmak babaçocuk etkileşimini arttırır.
Sürekli olarak emirler yağdıran,
tehdit eden bir baba çocuk ile
iyi iletişim kuramaz. Anlamak,
dinlemek ve düşünceleri
paylaşmak gerekmektedir. Bir
baba olarak çocuğunuz ile
beraber katılacağınız çeşitli
aktivitelere bulun. Kısacası
zaman geçirmek için ortam
yaratın. Tabi burada çocuğun
nelerden hoşlanabileceği
göz önünde tutun Yaş farkına
odaklanmak çocuk ile geçirilecek
kaliteli zamanı engeller.
Geçirdiğiniz zamanın süresine
Sevgi ve saygı bir
bütündür
Sevgi ve saygı
iletişimde bir bütündür.
İkisi olmadan iyi bir
iletişim söz konusu
değildir. Aşırı sevgi göstermeye
çalışan babalar zaman zaman
baba otoritesini çocuğa
bırakmakta; yani çocuğun
yönettiği, kuralları koyduğu
bir durum ortaya çıkmaktadır.
Bu yanlıştır, çocuğa her
zaman baba olduğunuzu ve
sınır-kuralları koyduğunuzu
göstermelisiniz. Aynı zamanda
onunla eğlenceli vakit
geçirebilmeli, sorunları ile ilgili
olarak paylaşmalı, yanında
olduğunuzu hissettirmelisiniz.
Bu şekilde karşılıklı sevgi-saygı
zemini oluştuğunda iyi bir baba
–çocuk ilişkisinin temelleri
atılmış olmaktadır.
Babalar her şeyi en son mu
duymalı?
Bu durumda annenin rolü çok
önemlidir. Anne ve baba ortak
bir noktada buluşabiliyor ise
babanın ne tepki göstereceği
endişesi en az seviyede
olur. Çocuk, baba ve
annenin bir olaya nasıl
tepki göstereceğini
tahmin edebilir. Buna
göre davranışlarını
düzenleyebilir.
İstenilmeyen davranışta
sorun baba ile
paylaşılır ve baba
çocuk ile karşılıklı
konuşarak, çocuğun
sebeplerini anlar ve
kendi düşüncelerini
paylaşarak ona nasıl
davranması gerektiğini
anlatmaya çalışır. Bu noktada
korkutmamak, tehdit etmemek
önemlidir. Korkulan bir baba
figürü çocuğun daha fazla hata
yapmasına neden olur. Çocuk
birçok konuyu paylaşmaz,
yalan söyleyebilir. Bu nedenle
net, anlaşılır şekilde sorunları
doğrudan konuşarak paylaşmak,
karşılıklı duygu paylaşımı
sorunları daha iyi çözümlemeye
yardımcı olacaktır.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 29
takılmayın. Önemli olan
kaliteli zaman geçirmek;
yani çocuğunuz ile
geçirdiğiniz sürede
neler paylaştığınız,
iyi bir iletişim içinde
olunduğu zamandır.
Bahar Yorgunluğundan
Sağlıklı Beslenerek
Kurtulun
Havaların ısınmasıyla birlikte birçok insanda halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, sindirim problemi ve uyku
isteği gibi sorunların arttığı gözleniyor. Sıkça karşılaşılan bu şikayetlerin temelinde ise hava değişimi yatıyor.
Bahar yorgunluğunu atlatabilmek yaşam tarzı değişiklikleri ile birlikte beslenme alışkanlıklarının düzenlenmesi
gerekiyor.
Dyt. Merve SARPTAŞ BÜYÜKİNCE
Beslenme ve Diyet
Bahar aylarında güne daha
zinde başlayabilmek için
kesinlikle kahvaltı yapılmalıdır.
Kahvaltıda, besleyici ancak hafif
yiyecekler tercih edilmelidir.
Günün diğer öğünlerde ise
yağlı yiyeceklerin yerine daha
hafif ve besleyici özelliği
olan sebze ağırlıklı yemekler
yenilmelidir. Baharla birlikte
vücudun daha çok vitamin ve
minerale ihtiyacı vardır. Sebze
ve meyveler bağışıklık sisteminin
güçlendirilmesini sağlayan, artan
vitamin ve mineral ihtiyacının
karşılanması açısından önemli bir
besin grubudur.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 30
Bu besinler bahar
yorgunluğuna iyi geliyor
Bahar
yorgunluğundan
etkilenmemek
için A, C ve E
vitaminleri
açısından
zengin sebze
ve meyveler tüketilmelidir.
A vitaminini en çok balık,
yumurta sarısı, kırmızı et,
süt, yoğurt, havuç, kayısı,
tatlı kabak, kavun, şeftali,
ıspanak, brokoli, tere,
maydanoz, dereotu ve rokada
bulunmaktadır. C vitamini
içeren besinler ise maydanoz,
biber, turunçgiller, soğan,
kereviz, brokoli, çilek ve kividir.
Bitkisel yağlar, yağlı tohumlar,
yeşil yapraklı sebzeler, yumurta
ve kepeği ayrılmamış un ise E
vitamini açısından zengindir.
Bu dönemde organik olan
mevsim sebze ve meyvelerinin
tüketilmesi önerilmektedir.
Bahar yorgunluğuna karşı
önleminizi alın
Bu dönemde günlük
•
tüketilen su miktarını arttırmak,
vücut direncinin sağlanması ve
toksinlerin atılması için faydalı
olacaktır. Günde 2-2,5 litre su
tüketilmelidir.
Kahve, çay, kola, kakao
•
ve benzerleri gibi kafeinli
içecekler azaltılmalıdır. Kafeinli
içecekler yerine, metabolizmayı
rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini
güçlendirici bitki çayları tercih
edilebilir.
•
Aşırı tuz, vücutta su
birikimi arttırarak yorgunluk
hissini artırabileceğinden
tüketilmemelidir.
•
Düzenli olarak haftada 3
gün ve yaklaşık 45 dakika süren
tempolu yürüyüşler yapmak,
bu dönemdeki yorgunluk
şikayetlerinin azalmasında
faydalı olacaktır.
•
Uyku düzenine dikkat
edilmeli, gece geç saatlerde
yatılmamalıdır.
• Yeterli fiziksel aktivitede
bulunmak çok önemlidir.
Her gün açık havada
yüryüş
yapılabilir.
YA
N
A
M
L
E A İ F E LE R !
V
E
Y
İ
TÜRK AKILLI TAR
İÇİN EN
Oyun sağlıklı aileler için önemli
Oyunlar sayesinde çocuklar:
bir güçtür. Ailecek oynanan
•Beceri geliştirme ve
oyunlar, çocuklar ve anne-baba
koordinasyon
arasındaki iletişimi ve bağı
•Zihinsel gelişim ve problem
kuvvetlendirir. Hep beraber
çözme
oynayan ailelerin birbirlerine
•Hayal gücü ve yaratıcılık
karşı daha işbirlikçi, destekleyici
•İletişim ve sosyal beceriler
olduğu ve birbirleri ile iletişimi
•Benlik gelişimi ve kendine
daha güçlü olduğu görülmektedir.
güven kazanıyorlar.
Ailede yaşanan günlük
Bunların yanında, yapılan
problemler (kavga, tartışmalar,
araştırmalarda;
kabalık, tembellik, öfke nöbetleri
•Babasıyla oyun oynayan
gibi) oyunun gücüyle aşılabilir.
çocukların, babası oyun
Anne-Babalara öneriler
oynamayan çocuklara oranla
Birçok anne-baba çocuklarıyla
daha geniş bir hayal gücüne ve
nasıl oyun oynayacaklarını
bilişsel beceriye sahip olduğu;
bilememektedir. Oyun yaratıcıdır,
•Annesiyle oyun oynayan
bir kural gerektirmemektedir
çocukların, çocuğuyla oyun
ve her seferinde öğretici olması
oynamaya zaman ayıramayan
gerektirmemektedir.
annelerin çocuklarına göre
•Çocuklarınıza serbest,
annesiyle daha sağlam/güvenli
yapılandırılmamış, yaratıcılığını
bir bağ kurduğu ve daha olumlu
yansıtabileceği yeterli oyun
gelişme gösterdikleri;
zamanları sağlayın. Bu serbest
•Ailesiyle beraber oyun oynayan
zamana siz de katılarak
daha büyük çocukların, ailesi
çocuklarınızla oyun oynayın.
oyun oynamayan çocuklara
•Fiziksel aktiviteden,
oranla okulla daha olumlu bir
yaratıcılıktan yoksun
bağ kurduğu, ruhsal olarak daha
bilgisayar
ve televizyon
sağlıklı olduğu, arkadaşları ile Turkcell
Europe‘lularla
görüşme
yerine, çocuğunuzun aktif
ilişkilerinin daha güçlü olduğu ve
oyunlar oynamasını sağlayın.
ailevi yakınlıktan daha fazla keyif
Çocuğunuzun bilgisayar ve
aldıkları bulunmuştur.
Almanya
ve Türkiye‘de
her yöne
televizyona
maruz kalma
Oyun sadece çocuklar için değil!
zamanını kısıtlayarak ona
Yaşınız ne olursa olsun, oyun
yardımcı olabilirsiniz.
oynamak için asla yaşınız ileri
•Çocuğunuzun yaşına uygun,
değildir. Oyun sadece çocuklar
onların
hayal gücünü
ve
Oyun çocuk için önemli!
için değildir; yetişkinler de
Almanya
ve Türkiye‘de
geçerli!
yaratıcılığını destekleyen Ayda
(bloklar,
Çocuklar sosyal, duygusal,
oyun oynayabilirler. İnsanlarda,
bebekler
gibi)
oyuncaklar
alın.√
zihinsel ve fiziksel becerilerini
oyun oynarken salgılanan
SMART M
500 MB 14,99
•Okulda aktif bir rol alarak
geliştirmek için oyun oynamaya
hormonlar bireyin gevşemesine
SMARTçocuğun
L
1 GB 19,99 √
yeterli serbest oyun
ihtiyaç duyarlar. Oyun
ve sakinleşmesine yardımcı
XL aldığına3emin
GB olun.
24,99 √
Highspeed
İnternetin
çocukların
kendi becerilerini
olmaktadır. Oyun, yetişkinleri SMARTzamanı
test etmeleri
için ile
uygun bir
stresten uzaklaştırarak,
bittiğinde,
SpeedOn
ortam
sunar.
Oyun,
kendilerini iyi hissetmelerini ve
tekrar
doldur,
tam
hız çocuklara
diğer
insanlarla
nasıl
iletişim
yaratıcı çözümler üretmelerini
devam et.
kuracaklarını öğretir, çocukların
sağlar. Anne-babaların işten
problemlerini çözmeye ve içsel
geldiğinde çocuğuyla oyun
çatışmalarını çözümlemeye
oynaması hem aralarındaki bağı
yardımcı
olur.
Oyun,
yetişkinlerin
kuvvetlendirir, hem de yoğun
www.turkcell.de
öğretemeyeceği gerçek hayatın
bir iş gününün ardından stres
facebook.com/TurkcellEurope
korkulu, cüretkâr ve çekingen
atmaya birebirdir. Çocuğunuzla
taleplerini
öğrenme
yoludur.
beraber gülmek,
gevşemek,
Şimdi tüm Turkcell Europe bayilerinde,
Telekom
Shop‘larda veya www.turkcell.de adresinde!
Oyunlar sayesinde çocuk, diğer
eğlenmek sizin sağlığınıza da
SMART
M/ L/ XL paketiniyaşamayı
var olan ana tarifenize
olarak satın alabilirsiniz. Aylık
miktarı 14,99 √/ 19,99
√/ 24,99
√‘dur. Paketin geçerlilik süresi 1 aydır, yani diğer bir ifadeyle satın alınan günden başlayarak bir sonraki ayın
insanlarla
ve ekyaratıcı
iyiaidatgelecektir.
Aynı
zamanda,
aynı gününden bir önceki gününe kadar geçerlidir. Sözleşme süresince Turkcell Europe kullanıcıları ile yapılan bütün görüşmeler ücretsizdir. Tarife Almanya ve Türkiye içi 500 MB/ 1 GB/ 3 GB hızlı internet kullanımını da içermektedir. düşünmeyi
Maksimum veri bağlantı
hızı: 7,2 Mbit/Oyun
saniyedir ile
(Ücretlendirme 50 MB‘lıkönemsendiğini,
veri bloğuna göre yapılır). Tahsis
edilen 200 dakika ile bütün Alman mobil ve sabit hatlar ve, Türkiye ve Suriye‘deki mobil ve sabit hatlar aranabilir.
öğrenir.
ilgilenildiğini
Aynı 200 dakikaya Türkiye’de iken de bütün Alman mobil ve sabit hatlar ve Türkiye‘deki mobil ve sabit hatlar ile yapılan görüşmeler ve gelen aramalar da dahildir (Bu özel ve hizmet numaraları için geçerli değildir). Paket dakikaları
bittiğinde
Almanya içi standart
aramalar
0,09 √/ dakika,
Türkiye ve Suriye‘deki sabit
hatlara yapılançocuğun
standart aramalar
0,05 √/ dakika,olan
Türk ve Suriye cep telefonu hatlarına yapılan görüşmelerin ücreti 0,15 √/ dakika olarak hesasağlanan
bütün
bunlar,
çocuğun
hisseden
kendine
planır. Paket sözleşme süresince istenildiği kadar satın alınamaz. Ücretlendirme dakika bazlı olarak gerçekleştirilir. Paketin geçerlilik süresi bittiğinde, müşterinin hesabındaki bakiye, ek bir aylık aidatı karşılayacak miktarda ise,
sağlam
bir
gelecek
oluşturması
güveni
artar.
Çocuk,
bu
dünyada
paket otomatik olarak bir ay daha uzar, aksi takdirde geçerlilik süresinin sonunda otomatik olarak feshedilir (fesih ihbar süresi: 1 gün). Aylık aidat otomatik olarak hesaptan tahsil edilir. Kullanılmayan dakikalar ve veri hacmi bir
sonraki aya devrolmaz. 500 MB/ 1 GB/ 3 GB‘lık internet kullanımı aşıldığında maksimum hız 50 KB‘a Downlink: 64 Kbit/ saniyeye, Uplink 16 Kbit/ saniyeye düşürülür.
için hizmeti
önemli
temelleri
olduğu
hissini
kazanır.
»SpeedOn«
kapsamında
SMART M/ L/oluşturur.
XL, MAXIFLAT M/ L/ XL veyabir
SURFyeri
FLAT XL/
XXL opsiyonlarına
dahil olan
internet hacmi tüketildiği takdirde 3,-√ karşılığında 200 MB, 5,-√ karşılığında 500 MB veya 10,-√
Dükkânların oyuncak bölümünü
gezerken genelde anne ve
babalar her seferinde çocuklarına
“Oyun yaşını çoktan geçtin
oğlum/kızım...” gibi cümleler
söylerler. Eğitim sisteminin
ağırlığı ile zaten çocuklar oyunu
unutmuş; tamamen derslere,
sınavlara ve ev ödevlerine
eğilmiş durumdalar. Okulda
kısıtlı olan oyun oynama
zamanı, evde de çalışan annebabaların yoğun hayat tarzı ile
engellenebiliyor. Anne-babalar
da çocuğun akademik başarısına
bir hayli yoğunlaşarak oyunun
gücünü ve önemini unutmuş
durumdalar. Hafta sonları, bazı
anne-babalar çocuğu sosyal
aktivitelere göndererek bir
nebze olsun çocuğa nefes
aldırdıklarını düşünüyorlar.
Oysa bir spor/sanat aktivitesi
oyunun yerini tutmamaktadır.
Örneğin; bir spor aktivitesi
genellikle bir yetişkin tarafından
kontrol edildiği için çocuk kendi
kararlarını verme ve kendi
davranışının sorumluluğunu
alma gibi fırsatlardan yoksun
kalmış oluyor. Buna karşın,
çocuk kendi oyununu oynarken
kendisi kurallar koyuyor, takım
kuruyor ve kendi davranışının
sorumluluğunu alıyor.
YENİ! e
rkiye‘d
Tü net
interl.
dahi
FLAT
200 DAKİKA
İNTERNET
N
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 31
SPEEDO
karşılığında 1 GB ek olarak opsiyon süresinin (30 gün) geri kalan süresi içerisinde Highspeed İnternet sunulur. SMART M/ L/ XL tarifesine ek olarak »SpeedOn« sipariş edildiği takdirde, »SpeedOn« Türkiye’de de geçerlidir. Kullanılmayan İnternet hacmi bir sonraki aya devrolmaz. Teklif sahibi: Telekom Deutschland Multibrand GmbH, Landgrabenweg 151, 53227 Bonn. Değişiklik yapma ve baskı hata hakkı saklıdır.
BU KİMYASALLAR
HORMON DENGESİNİ
BOZUYOR
Temizlik malzemeleri, boyalar, böcek ilaçları ve plastik kapların içinden yiyeceklere karışan maddeler
gibi pek çok kimyasalla gün boyu iç içe yaşıyoruz. “Endokrin bozucu” olarak adlandırılan bu kimyasallar, sadece hormon sistemini etkilemekle kalmıyor; aynı zamanda kansere ve kalp hastalıklarına
da zemin hazırlıyor.
Doç. Dr. Bülent BOZKURT
Allerji İmmunoloji
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 32
zarar vermelerinin yanı sıra;
savunma sistemini zayıflatır,
obezite, tip 1 ve 2 diyabet ve
anne karnındaki bebeklerde
anomalilere sebep olabilmektedir.
Farklı kimyasal maddeler, farklı
biyolojik basamaklarla, hücrelerin
çalışmasını etkileyerek bu
hastalıkları tetikleyebilmektedir.
Endokrin bozucu kimyasal
maddelerin olumsuz etkilerinden
korunmak için bazı önlemler
almak gerekiyor.
Şampuan, oje ve kokulu mumlar
her zaman masum olmayabilir
“Endokrin bozucular” hormon
sistemini etkileyen, vücuda
dışarıdan giren maddeler
ve madde karışımlarıdır.
Gıda maddelerinin içindeki
bozulmayı önleyen kimyasal
katkı maddeleri, boyalar, plastik
mutfak eşyalarındaki maddeler,
duvar kağıdı, boya, şampuan, oje,
kozmetik malzemeleri, kokulu
mumlar, çocuk oyuncaklarındaki
boyalar, kıyafetlerdeki kimyasallar
ile vücudumuza giren maddeler
bunlardan bazılarıdır. Hatta
çoğu kişinin sevdiği ‘’yeni
araba kokusu’’ fitalat denilen
kimyasal madde kaynaklıdır. Bu
kimyasallar hormon sistemine
Bu maddelere dikkat edin!
1.Bisfenol-A (BPA): Plastik kapların
ve boyaların içinde bulunur.
Östrojen benzeri etki gösterebilir.
Obeziteyi, nörolojik hastalıkları,
üreme sistemi ile ilgili hastalıkları,
astımı, hormon bağlantılı
kanserleri tetikleyebilir. Tiroit
testlerini bozar ve kalp-damar
hastalıklarında rol oynayabilir. Pek
çok plastik eşya BPA içermese de
güneşe maruz kaldığında ortama
vücuda östrojenik etkisi olan
maddeler salar.
2.Di-(2-etil heksil)-fitalat (DEHP)
ve diğer fitalatlar: PVC gibi sert
plastik eşyaların yapımında
esnekleştirici olarak kullanılır.
Ayrıca besin takviyeleri, bitkisel
ilaçlar, kozmetik malzemeler ve
oyuncaklarda da bulunabilir. Süt,
peynir ve suya karışabilir. Obezite,
üreme sistemi, karaciğer ve kalp
kan basıncını artırıcı etkileri
vardır.
3.Nonilfenol (NP): Böcek
ilaçları, boyalar, yağ katkı
maddeleri, temizlik malzemeleri,
deterjanların içinde bulunur.
Östrojen benzeri etki yapar.
4.Poliklorlu bifeniller: Boya-yapı
malzemelerinde bulunur. Testis
üzerine olumsuz etkileri vardır.
5.Polisiklik aromatik
hidrokarbonlar(PAH): Odun,
kömür ve diğer organik
maddelerin yanması sonucu
ortaya çıkar. Testosteron
üretimini bozar.
6.Vinklozolinler: Kadınlarda
kıllanma artışı, yumurta
olgunlaşmasında problemler,
erkekte testosteron düzeyi
ve sperm azalması gibi ters
etkilere yol açabilir.
Bu maddelerin olumsuz
etkilerini azaltmak için…
•Özellikle gıda malzemelerinde
plastik yerine, cam kap
içindeki ürünler tercih
edilmelidir.
•Plastik poşet ve kapların
kullanımını en aza indirilmeli,
bez veya karton çanta gibi
alternatifler üretilmelidir.
•Karton-kağıt bardaklar ve
plastik kaplar sıcak içecekler
için mümkün olduğunca
kullanılmamalıdır.
•Çocuk oyuncaklarında
plastik yerine, ahşap gibi
doğal malzemeler tercih
edilmeli, kurşunlu boyalar
içeren oyuncaklardan uzak
durulmalıdır.
•Yeni boya yapılmış ya da
yapıştırıcı uygulanmış
kokulu ortamlarda uzun süre
kalınmamalıdır.
•Gerekmedikçe kapalı
mekanlarda oda parfümü,
kokulu mum gibi ürünler
kullanılmamalıdır.
•Uzun süre vakit geçirilen
yaşam alanları sık sık
havalandırılmalıdır.
•Plastik ürünlerin ve tekstil
ürünlerinin etiketleri
içerik açısından kontrol
edilmeli, uygun fiyatlı diye
içeriğinde zararlı kimyasallar
bulunan ürünler kesinlikle
alınmamalıdır.
•Plastik kaplar bulaşık
makinesinde yıkanmamalıdır.
•İlaçlama yapılan ortamlardan
mümkün oldukça uzak
durulmalı, cilde temas ettiyse
en kısa sürede bol sabunlu
suyla yıkanıp durulanmalıdır.
•Bitkisel ve kimyasal takviye
ürünleri içeren tabletler
doktora danışılmadan, fazla
miktarlarda, gereksiz şekilde ve
uzun süreli kullanılmamalıdır.
•Basit temizliklerde kimyasal
ürünler ve deterjanlar
kullanmamak yerine; limon,
sirke veya karbonat tercih
edilmelidir.
•Katkı maddeli, dondurulmuş,
işlenmiş yiyecek ve
içeceklerden kaçınılmalıdır.
•Şeker ve yağ tüketimi
azaltılmalıdır.
•Elektronik aletlerin
bulundukları odalarda uzun
vakit geçirilmemelidir.
•Hafta sonu veya tatillerde fırsat
buldukça kapalı mekanlardan
çok açık hava ve doğal ortamlar
tercih edilmelidir.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 33
hastalıkları ile ilişkili sorunlara
yol açar. Erkeklik hormonu,
tiroit hormonu ve kortizol
hormonunun etkisini değiştirir.
Kolesterol değerlerini yükseltir,
FAZLA KİLOLU
ÇOCUKLARI BEKLEYEN
6 RAHATSIZLIĞA
DİKKAT!
Ebeveynlerin bilinçsiz yaklaşımları, yanlış beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik gibi
nedenlerle son yıllarda dünyada ve ülkemizde şişman çocuk sayısı hızla artıyor.
Sindirim sistemi rahatsızlıklarından ruhsal sorunlara kadar birçok tabloya neden olan
bu durumun anne babalar tarafından ciddiye alınması önem taşıyor.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 34
Uz. Dr. İncilay Üstündağ
Memorial Hastaneleri
Obezite sadece
kilo fazlalığı
değil, vücutta
yağ dokusunun
olması gerekenin
üzerinde olmasıdır.
Bu anlamda
erişkin tipi obezite
ile çocuklardaki
obezite aslında
birbirinden
farklıdır.
Erişkinlerde
kilo artınca
yağ hücreleri
genişlemekte ve kilo verince
daralmaktadır. Çocuklarda ise
kilo arttıkça yağ hücre sayısı
da artmakta ve ömür boyu bu
hücreler vücutta korunmaktadır.
Bu nedenle şişmanlık, çocukluk
çağından itibaren dikkatle
izlenmesi ve önlenmesi gereken
bir sağlık sorunudur.
Obezitenin neden olduğu sağlık
sorunları erken yaşlarda ortaya
çıkıyor
Çocuğun fazla kilolu olup
olmadığına; boyuna göre ağırlık
kiloların neden
olduğu sağlık
sorunları erken
yaşlarda kendini
göstermekte ve
genç yaşta hayat
kayıplarının daha
sık görülmesiyle
sonuçlanmaktadır.
yüzdesinin oranına bakılarak
karar verilmektedir. Bununla
birlikte beden kitle endeksi,
bel çevresi, boyun çevresi
gibi ölçümler şişmanlığın
boyutunu daha net bir şekilde
göstermektedir. Eskiden kilolu
çocuk sağlıklıdır düşüncesi
ön plandayken günümüzde
çocuklarda şişmanlığın hastalık
olarak değerlendirilmesinin
nedeni; yetişkin şişmanlığında
karşılaşılan sorunların temelinin
çocukluk döneminden atılması
ve kişinin sağlığını tehdit etmeye
başlamasıdır. Çocuklarda fazla
Çocuklarda
şişmanlık
sorununun neden
olduğu diğer
rahatsızlar şu
şekilde sıralanabilir:
• Metabolik Sorunlar: Kan
şekerinin yükselip insülin
direncinin artması sonucunda,
eskiden sadece yetişkinlerde
görülen Tip II şeker hastalığı
oluşumu tetiklenmektedir.
• Kardiyolojik Sorunlar: Kan
yağlarının yükselmesiyle
birlikte yüksek tansiyon, kalp
büyümesi, kalp damarlarında
bozulma ve buna bağlı
kalp hastalıklarında artış
görülmektedir.
• Ortopedik Sorunlar: Geç
çikolata ve cips vermeyin
Çocuğunuz için doğru bir rol
model olun
Şişmanlık harcanandan daha
fazla enerji alınması sonucu
yağ dokusunun birikmesiyle
ortaya çıkmaktadır. Oluşumunda
hormonal nedenlerin dışında
esas olarak genetik faktörler ve
çevresel etmenler en önemli rolü
oynamaktadır. Özellikle ebeveyn
obezitesi, ailenin yanlış beslenme
alışkanlığı ve fiziksel aktivite
yetersizliği şişmanlığın altında
yatan temel etkenlerdir.
Uzun süre TV seyreden, saatlerce
bilgisayar başından kalkmayan
ve o sırada sürekli yüksek yağ
ve enerji içeren abur cubur
atıştıran çocukları bekleyen
en büyük tehlike şişmanlıktır.
Şişmanlığın önlenmesi için ilk
olarak diyetin düzenlenmesi ve
fiziksel aktivitenin artırılması
gerekmektedir. Bu noktada
önemli görev ebeveynlere
düşmektedir. Çocuğun doğru
beslenme alışkanlığı kazanması,
aile içindeki eğitimle sağlanabilir.
Çocuğunuza ödül olarak şeker
Televizyon
karşısında
hipnotize olmuş
bir çocuğa
yemek yedirmek
oldukça
yanlıştır.
06-18 yaş arasını kapsayan okul
ve adölesan döneminde ise;
öğün atlanmaması sağlanmalı,
varsa yanlış beslenme
alışkanlıkları düzeltilmeli,
fast-food yiyecek tüketimi
sınırlandırılmalı ve çocuk tencere
yemeğine yönlendirilmelidir.
Bu yaş grubundaki çocuklara
asla düşük kalorili veya
yüksek proteinli diyetler
yaptırılmamalıdır.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 35
yürüme, yürüme bozuklukları,
eklemlerde aşınma, omurga
bozuklukları gibi pek çok
sorun ortaya çıkabilmektedir.
• Bağışıklık Sistemi Sorunları:
Enfeksiyona yatkınlık
oluşmakta, otoimmün
hastalıklar ve bazı kanser
türleri tetiklenmektedir.
• Sindirim Sistemi Sorunları:
Ülser, reflü, karaciğer
yağlanması, safra taşı oluşumu
artmaktadır.
• Ruhsal Sorunlar: Özgüven
eksikliği, sosyal ayırımcılık,
madde kullanımında artış,
depresyon ve intihar eğilimine
varan sorunlarla karşı karşıya
kalınabilmektedir.
Çocukların obezite sorunuyla
karşı karşıya kalmamaları için
bebeklik döneminden itibaren
bazı önlemler alınmalıdır.
Bebek beslenmesinde 1 yaşına
kadar olan dönemde; ilk 6 ay
sadece anne sütü verilmeli ek
gıdalara erken başlanmamalıdır.
Ek gıdaya geçildiğinde unlu
şekerli muhallebi gibi besinler
tercih edilmemeli, çocuk
kaşıkla beslenmeli, biberon ve
blender ile çekilmiş gıdalardan
kaçınılmalı, miktarlar doğru
ayarlanmalı ve çocuk yemeye
zorlanmamalıdır. 6 yaşına kadar
olan okul öncesi dönemde;
çocuğun öncelikle ne yediğinin
farkında olması sağlanmalıdır.
Televizyon karşısında hipnotize
olmuş bir çocuğa yemek
yedirmek oldukça yanlıştır. Şeker,
çikolata, cips gibi paketli gıdalar
ödül olarak kullanılmamalı, gazlı
ve şekerli içecekler yerine ayran
tercih edilmelidir. Bu dönemde
aile bireyleri çocuğa örnek olacak
şekilde beslenmeli ve çocuğun
fiziksel aktivitesi artırılmalıdır.
Hamilelikte kaç kilo almak normal sayılır?
SORU | CEVAP
Hamilelikte 6 ile 20 kilo almak normal sayılır. Günde 2800
kalori tüketebilirsiniz. Vitamin, mineral, kalsiyum yönünden
zengin besinler tercih edilmeli. Kepekli ürünler mutlaka bulunmalı. Çay ve kahve gibi içeceklerden uzak durulması gerekmektedir. Bol su içmek faydalıdır. Salatayı daima çok iyi
yıkayın. Çiğ ürünlerden uzak durmanızda fayda var.
Gözyaşı tıkanıklığı nedir?
Ne gibi etkileri vardır?
Gözde sulanma, iltihaplanma, gözyaşı kesesi bölgesinde şişlik,
apse gibi belirtilerle ortaya çıkan gözyaşı kanal tıkanıklığı,
göz sağlığını tehdit eden hastalıkların başında geliyor. Enfeksiyonlara karşı direnç oluşturma görevine sahip olan gözyaşı,
bir tıkanıklık sebebiyle “gözyaşı kanalı” vasıtasıyla göz çevresinden vaktinde ayrılamazsa, gözlerimiz dış etkenlere karşı
savunmasız kalabilir.
Sürekli uykusuzluk çekiyorum.
Neler yapabilirim?
Erken yemek yiyin, uykudan 2 saat önce içecek almayın.
Özellikle uyku kaçırıcı içeceklerden; çay, kahve, çikolatadan,
alkollü içeceklerden kaçının. Kafeinli içecekleri ve nikotini
uyumadan 4-6 saat önce tüketmeyin. Uyumadan 2 saat önce
TV, bilgisayar kullanmayın, ortamın aşırı ışıklı olmasını engelleyin. Yatağa, uykunuz geldiğinde gidin. Uykusuzluk probleminizi sürekli yaşıyorsanız hekime başvurun.
Çok sık unutkanlık yaşıyorum.
Nedeni ne olabilir?
Unutkanlık her yaştan insanın en sık yakınmasıdır ancak
çoğunlukla bir hastalık belirtisi olarak görülmemektedir.
Oysa unutkanlık altta yatan bir hastalığın belirtisi olarak
düşünülmeli ve uzman bir hekim tarafından araştırılmalıdır.
Kalp hastalığı, beyin damar hastalıkları, travmatik beyin hasarları, depresyon, uzun süreli stres, sigara, yaşam tarzı, düşük
eğitim düzeyi gibi faktörler hastalığın ortaya çıkışında rol
oynar.
Bebeğimin gelişimi ile zekası doğru orantılı mı?
SORU | CEVAP
Sağlıklı bebeklerde yürüme yaşı 12-18 aylar arasında değişir.
Bazı bebekler, 12. aydan da önce yürüyebilirler. Çocuğun
yürüme yaşı zekası ile ilgili değildir. Bebeğin 18. aya kadar
5-10 kelimeyi anlamlı olarak söylemesi, istediğini işaret etmesi, söylenenlerin kendi yaşına uygun olanları anlaması gerekir. Bu basamaklarda sorun varsa mutlaka çocuk nöroloji
doktoruna götürülmelidir.
Dişlerimi her gün fırçalamama rağmen beyaz
görünmüyor. Ne yapabilirim?
Kalsiyumun dişlere faydası yıllardır bilinen bir gerçektir. Yemeklerden sonra ufak bir parça peynir yemenin diş minerallerini güçlendirdiğini ortaya koyan araştırmalar var. Peynirden
hoşlanmıyorsanız bir miktar süt ve yoğurt da yemeklerden
sonra tercih edebilirsiniz. Elma, havuç, ayva gibi sert meyveleri doğramadan, kabuğuyla yiyin. Bu sert meyveler doğal
diş fırçası gibidir.
Meme kanserinde ağrı hissedilir mi?
Kanser hastalarında genellikle meme ağrısı görülmez. Kanser
genellikle sert, ağrısız, düzensiz bir kitle ile başlar. Kanserde
ağrı ancak hastaların yüzde 15’inde görülür. Meme ağrıları,
dört ana grupta sınıflandırılabilir. Bunlar; adet düzeniyle
ilişkili olan ağrılar, adet düzeniyle ilişkili olmayan ağrılar,
göğüs duvarı ağrıları ve göğüs duvarı dışı ağrılardır.
Kalp ameliyatı olduktan sonra neler yiyebilirim?
Diyabet, böbrek, yüksek tansiyon gibi kronik hastalığınız yoksa, istediğiniz her gıdayı abartıya kaçmadan yiyebilirsiniz.
Özellikle protein ve posalı yiyecekler kabızlığın önlenmesini sağlıyor. Kırmızı et, haftada iki kez yenebilir. Mümkünse
balığın sıklıkla tüketilmesi öneriliyor. Sebze ağırlıklı beslenmeli ve katı yağdan uzak durmalısınız. Bu tip beslenme alışkanlığının ömür boyu devam ettirilmesi, kalp sağlığı açısından
oldukça önemli.
Maden Suyunun
Faydaları
Maden Suyu yeryüzünün derinliklerinden karbondioksit gazının sürüklemesiyle yeryüzüne çıkan doğal bir içecektir. Oluşumu safhasında kalsiyum, sodyum, bikarbonat,
klor, magnezyum, flor, demir ve çinko gibi bir çok minerali içerisinde barındırmaktadır.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 38
Prof. Dr. Mehmet Tahir ÜNAL
Beslenme ve Diyetetikİç Hastalıkları
Doğal bir içecek
olan maden suyu
bu özelliklerinden
dolayı tüketilmesi
durumunda bir
çok yararlar
sağlamaktadır.
Halk arasında
mide gazı olarak
da bilinen
dispepsinin
tedavisinde çok
yararlıdır.
Vücudumuzun
sağlığının
korunmasında
elektrolitlerin
oluşturduğu
denge hayati bir
öneme sahiptir.
Doğumdan ileri yaşlara kadar
olan safhalarda bu elektrolitlere
değişik miktarlarda ihtiyaçlar
artmaktadır. Maden suyunda
bir çok mineral bulunduğundan
elektrolit dengesinin
sağlanmasında çok önemli
katkıları vardır.
Çocukluk yaşlarında tüketilmesi
durumunda kemik gelişimi, kan
hücrelerinin gelişimi, ağız ve
diş sağlığı ve çocuğun sağlıklı
bir şekilde büyümesinde çok
yararlıdır.
İleri yaşlarda kemik erimesi
olarak bilinen osteoporozu
durumunda hem
minerallerin
alınmasını hem
de günlük sıvı
gereksiniminin
sağlanmasında
yararlıdır.
Günümüzde
Batı ülkelerinde
normal su yerine
maden suları
(minerallı sular)
tüketilmektedir.
önleyici etkileri vardır.
Vücudumuzdaki demir ve çinko
oranlarının yeterli düzeyde
olmalarına katkı sağlar.
En hızlı değişen organımız olarak
kabul edilen derinin sağlıklı ve
pürüzsüz olmasına katkı sağlar.
Yaşlı hastalarda başta
hipertansiyon olmak üzere
bazı hastalıkların tedavisinde
kullanılan ilaçlar vücudumuzdaki
sodyum, potasyum, kalsiyum
dengesini bozabilmektedir. Bu
hastalara uygun miktarlarda
maden suyunun tüketilmesi
dengenin bozulmasını engeller.
Maden suyunun günde en
az 1 litre kadar tüketilmesi
Maden
sularının doğal
kaynaklardan
temin edildiği ve
içeriğinde neler
ihtiva ettiğini
dikkatlice incelemek gerekir.
Çünkü doğal ve korunmuş
kaynaklardan elde edilmeyen
maden suları içerisinde zararlı
bazı madde ve bakteriler
olabilmektedir.
Hipertansiyonu olan hastalarda
maden suyunda bol miktarda
sodyum bulunduğundan
bu hastaların maden suyu
tketiminin tansiyon düzeylerini
yükseltmeyecek şekilde almaları
önerilmektedir.
Sonuç olarak mineral bakımından
zengin bir doğal içecek olan
maden suyunun tüketilmesi,
sağlıklı bir yaşam için gereklidir.
Platform-Sağlık | 6. Sayı 2017 | Sayfa 39
Ihr Partner für Versicherungen,
Vorsorge und Vermögensplanung
Bedarfsgerechte Vorsorge braucht fachkundige Beratung.
Bei uns erhalten Sie beides!
LVM-Versicherungsagentur
Fikret Odag
Buschkrugallee 94
12359 Berlin
Telefon (030) 66 86 94 36
www.odag.lvm.de
Download