Görener woonhuis

advertisement
Bugün Türkiye
Türkiye ve Hollanda’da
çağdaş Türk mimarisi
18.09.04 – 13.11.04
Türkçe
TURKEY TODAY
Türkiye ve Hollanda’da günümüz Türk mimarisi
Bizans yapıları, Osmanlı kentleri, Sinan’ın camileri, her
renkten ahşap evler; bunlar Türkiye’nin zengin ve sürekli
yapı tarihinin sadece birkaç örneğidir. Yükselme devrinde
sınırları Kuzey Afrika, Asya ve Avrupa’nın büyük bir
bölümünü kaplayan Osmanlı İmparatorluğu’nun yirminci
yüzyılın başlarında 1. Dünya Savaşı sonrası yıkılmasının
ardından, 1923 yılında yerine Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk
cumhurbaşkanını yaptığı Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.
Genç cumhuriyet israrla geçmişiyle arasına mesafe koyup
ileriye bakmak istiyordu.
Modernleşme ve endüştrileşme alanındaki devrimci reform
programları bir an önce harekete geçirilmeliydi.
Hedef demokratik ve refah bir Türk ulusu yaratmaktı. Genç
cumhuriyet için o dönemdeki uluslararası atmosfer kültürel
gelişmeler için bir kılavuzdu. O dönemde Batı’daki inşaat
alanındaki gelişmeler de Türk mimarisi için bir örnek teşkil
ediyordu. Le Corbusier, Walter Gropius en Mies van der
Rohe’nin Modern mimari düşünceleri geçmişle oluşan
kopmaya şekil vermek ve ülkeyi modernleştirmek
yönündeki ulusal atılımı biçimlendirmek için ideal bir ortam
yaratıyordu.
Yirminci yüzyıl boyunca Türk mimarisi Batı’daki mimari
gelişmelerden güçlü bir biçimde etkilendi. Batı Avrupa
şehirlerinde olduğu gibi, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi
büyük Türk şehirlerinde de modern mimarinin her türünün
etkisiyle inşa edilen binaların yanında Postmodernizm
örneği binalar da kendini gösteriyordu.
Modern Türk mimarlığının oluşumu
2004 yılında bulunduğumuz bugünlerde Türkiye’de mimari
alanda neler olmaktadır? Bu sergide yeralan projelerin
toplamının Türkiye’de mimari alandaki gelişmelerin bir
göstergesi olduğunü söyleyebiliriz.
Birçok Türk mimarı bir taraftan uluslararası mimari
gelişmeleri dikkatle takip ederken diğer yandan Türk
mimarisi gittikçe daha çok kendi karakteristiğini oluşturmakta
ve mimaride yeni bir canlılık ortaya konmaktadır. Giderek
artan bir biçimde Türk mimarları uluslararası aktüel mimari
fikirlerden esinlenip bunları kendi projelerinde uygulamaya
sokmaya ve aynı zamanda günümüz Türk kültürünü ve Türk
(yapı) geleneğini de hasaba katmayı ihmal etmemeye gayret
göstermektedirler.
Sergide yeralan projelerin bir sunumu olarak serginin bir
bölümü Türkiye’nin mimari tarihinin bir özetini içermektedir.
Projeler Türk sosyokültürel yapısıyla uyum göstermesi
açısından kendi içinde kategorize edilmiştir. Her kategoride
Hollanda ve Türkiye arasındaki ekonomik ve kültürel
alanlardaki alışverişin mimaride ne şekilde uygulamaya
sokulabileceği sorusuna yanıt aranmıştır.
Kolofon:
Fikir, organizasyon ve metinler: ARCAM, Yvonne de Korte ve Astrid
Toorop, 2004
Sergi düzenleme, tasarım ve uygulama: sergi mimarı Jeroen Kramer
Makale 'Modern Türk mimarlığının oluşumu': Gül Kaçmaz-Erk
Malzemelerinin kullanımına olanak sağlayan tüm mimarlara teşekkür deriz.
Türklerin, kökeni Orta Asya’daki eski zamanlara dayanan uzun bir
tarihi vardır. Asya’dan Göçebe çadırlarıyla yola çıkıp Anadolu’ya
(Küçük Asya) yerleşmişlerdir. Göçebe yaşam tarzları burada
İslam geleneği ve Anadolu’nun, kökleri İyon, Likya, Hitit ve Bizans
uygarlıklarına uzanan zengin kültürel mirasıyla birleşmiştir. Hem
Selçuk hem de Osmanlı imparatorlukları çevre ülkelerdeki
gelişmelerin ayırdındadır.
Osmanlı İmparatorluğu 18. yüzyılda gücünü kaybetmeye
başladığında, entellektüeller ve üst yönetim kademesi Batı’nın
teknolojik ve askeri gelişmelerinden yararlanma umuduyla
Avrupa’ya yöneldiler. Bu, Türk politik, ekonomik, endüstriyel ve
kültürel yapısı yanında ülkenin sanat ve mimarlığı üzerinde de
Avrupa etkisinin başladığı zamandı. Sonraki 300 yılda Batı, Türk
toplumunun kendine model aldığı önemli bir kaynak oldu, ancak
bu homojen bir süreç değildi. Imparatorluk döneminde hakim olan
kopyalama ve taklit etme tavrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin
kuruluşundan sonra büyük oranda değişti. Doğrudan batılılaşma
yerini batılı değerlerin Türk kültürüne katılımını amaçlayan
'modern Türkiye' idealine bıraktı. Modern Türkiye kavramı
1920’lerden beri hem Türk politikası hem de mimarlığı açısından
çok önemli olagelmiştir. Türkler Batı yöntem ve kurumlarını da
kapsayan modern yaşam model ve uygulamalarını tarihi
kökenleriyle bütün bağlarını koparmadan uyarlamaktadır. Bu
köken uzak geçmişteki Anadolu ve Orta Asya köklerine dayanan
bir
miktar
romantik
ulusalcılık
ideolojisi
kapsamında
yorumlanmaktadır. Türkiye özgün ve modern, yerel ve küresel,
Türk ve batılı geleneklerin sentezini aramaktadır.
İmparatorluğun son yıllarının başlıca politik ve mimari modeli olan
ulus devlet cumhuriyetin ilk yıllarında da varlığını korudu. Türkiye
Cumhuriyeti’nin Mustafa Kemal Atatürk tarafından kuruluşu
(1923) Türkler için radikal bir dönüm noktası olsa da, mimarlık Birinci Ulusal Mimarlık Akımı - hemen değişmedi (1910-27).
Ulusalcı hareket savaşlarda çok fazla şeyini - topraklarının
çoğunu, ailesini, dostlarını, konumunu, malını, mülkünü, birikimini
- kaybetmiş nüfus için hayatiydi; ellerinde kalan tek şey ulus
idealiydi. Avrupa historisizmiyle paralellikler gösteren Birinci
Ulusal Mimarlık simgesel, dekoratif ve biçimci bir akımdı. Klasik
Osmanlı motifleriyle bezenmiş cepheler, köşe kuleleri ve kubbe
gibi tarihi kaynaklardan yararlanılırken geleneksel malzemeler ve
yapım yöntemleri kullanmıyordu. Mimarlar bir süsleme mimarlığı
yaratmışlardı.
Genç cumhuriyet mimar ve kalifiye inşaat ustası sıkıntısı
çekmekteydi. Savaşlarda çok kayıp verilmiş ve Türk inşaat
sektöründe etkin olan gayrimüslüm mimarlar ülkeyi terk
etmişlerdi. Modern anlamda mimarlık eğitimi sınırlıydı. Hükümet
Türkiye’de uygulama yapmak üzere, çoğu Alman ve Avusturyalı,
yabancı mimarlar davet etmeye karar verdi (1927). Guilio
Mongeri, Clemens Holzmeister, Ernst Egli, Bruno Taut, Paul
Bonatz ve diğerleri yalnızca çoğu Ankara’da olan yapılarıyla değil,
aynı zamanda İstanbul’daki mimarlık okullarındaki eğitimci
konumlarıyla da etkili oldular. Hermann Jansen İstanbul, Konya
ve Bursa’nın muhteşem tarihi mirasından mahrum orta boy bir
Anadolu kasabasını modern bir başkente dönüştürmeyi
hedefleyen Ankara imar planını hazırladı (1928). Ankara’nın
önceki rejimi simgeleyen İstanbul’un yerini alarak yeni yönetimin
simgesi haline getirilmesi cumhuriyet yönetiminin ana
hedeflerinden biriydi.
Birinci Ulusal Mimarlık Akımı, her şeye neredeyse sıfırdan
başlayan yeni cumhuriyetin ihtiyaç duyduğu akılcı çözümleri
sağlamaktan uzaktı. Mimarların inşa edecekleri bir başkent ve
onaracakları bir ülke vardı. Coşku çok büyüktü. Mimarlar
Atatürk’ün radikal devrimlerine uyacak bir uslüp aramaya
başladılar. Bauhaus’un ve ülkedeki yabancı mimarların etkisiyle
Türk mimarlığı Modernist bir döneme girdi (1927-40). Bu dönemde
süsleme ve Osmanlı’yı hatırlatan her şey terk edildi; malzemeler
doğalarına uygun akılcı bir şekilde kullanıldı; geleneksel taşıyıcı
malzemelerin yerini betonarme aldı; düz çatı, geometrik biçimler,
serbest plan ve asimetri tercih edildi; biçim işlevi izledi.
Türkiye II. Dünya Savaşı’na girmediği halde, savaş ve savaş
sonrası yılların durgunluğu ulusalcı eğilimleri canlandırdı. Mali
kaynak ve ithal inşaat malzemesi açığı, Almanya ve İtalya’daki
nasyonalist mimari akımlar, ve Ankara’daki devlet yapılarının
tasarımıyla görevlendirilmiş yabancı mimarlara ve Modernizm’e
duyulan tepkiler İkinci Ulusal Mimarlık Akımı’nı doğurdu (194050). Cumhuriyet mimarlığının önde gelen ismi Sedad Hakkı Eldem
ve diğerleri köklerini bu kez klasik Osmanlı mimarlığında değil,
geleneksel Türk evinde aramaya başladılar. Cumbalı, sofalı, geniş
saçaklı, düşey pencereli yapılar tasarladılar. Yerel malzemelerle
tasarım çözümlerinden ve yerel işçilerden yararlandılar. Bu
dönemde, Türk sivil mimarisine dayalı bu akımın yanında, Alman
III. Reich mimarlığından esinlenen ve taş kaplı düşey cepheleri ve
arkadlı anıtsal girişleri yeğleyen bir eğilim de mevcuttu.
Türkiye kapılarını dünyaya açmaya başladı. Kuzey Amerika’daki
gelişmelerin etkisiyle bunu başka bir akılcı yaklaşım, Uluslararası
Üslup izledi (1950-60). Oldukça teknik prizmatik formlar, yapıyı
doğadan koparma, doluluk - boşluk ilişkileri, cam perde duvarlar
ve saydamlık bu yapılara nesnel bir hava kazandırdı. Bu mimarlık
büroları ve yarışmalarının, inşaat endüstrisinde standartlaşmanın
dönemi oldu. Tarihi yapıların korunması ve restorasyonu da aynı
dönemde genç kuşak Türk mimarlarının gündemine girdi.
1960 yeni entellektüel söylem ve tartışmalarla dolu daha
demokratik bir dönemin başlangıcına damgasını vurdu. Türk
mimarlar sosyal ve çevresel sorunları ciddiyetle ele almaya,
ekolojik konularla ilgilenmeye başladılar. Sorunları matematiksel
veya sosyolojik yöntemlerle çözmeye çalıştılar; bilimsel araştırma
destek gördü. Yer, kimlik, kentleşme gibi kavramlar tartışıldı.
Mimarlar özellikle endüstri yapılarında prefabrikasyon gibi yeni
yapım yöntemleriyle malzemelerini denediler. Bu Geç Modern
Çoğulculuk’un dinamik dönemi oldu (1960-80). Bireysellik
desteklendi ve daha kişisel tasarımlar inşa edildi. Bazı mimarlar
Yeni Brütalizm, Bölgeselcilik ve Organik Mimarlık gibi
yaklaşımlardan etkilendiler. Bazıları Uluslararası Üslup’ta
cepheleri, çıplak taşıyıcı sistem ve malzemeleriyle Modernizm’le
devam ederken prizmatik form kümeleri, koridor yerine avlu ve
parçalı planla daha insan ölçeğinde tasarımlar yaptılar. Diğerleri
Bölgeselcilik tartışmaları kapsamında, özellikle yerel plan tipleriyle
geleneksel değerlere döndüler. Ötekilerse sade plastik heykelsi
kütleleriyle serbest organik yapılar tasarladılar. 1970’lerde yüksek
yapılar Ankara ve İstanbul’un siluetini şekillendirmeye başladı.
Bunu postmodernist bir dönem izledi (1980-90). Türk mimarlar,
yurtdışındaki meslektaşları gibi, süs, renk ve stilize tarihi formlarla
oynayarak bir süre zaman geçirdiler. Bu ticari ve eklektik dönem
mimarlar arasında uzun süre destek görmese de şehir
merkezlerinde bir iz bıraktı.
İki tip yapı, cami ve konut, farklı bir yol izledi. Tutucu dini gruplar,
beton geleneksel kubbede bile taş ve tuğlanın yerini almış olsa
da, modern cami tasarımlarını çoğu zaman reddettiler. Vedat
Dalokay’ın yarışma birincisi Ankara Kocatepe Camisi’nin (1957)
yerini geleneksel historisist bir yapı aldı. Türkiye’nin her yerinde
ünlü Osmanlı mimarı Sinan’ın tasarımlarını zayıf bir şekilde taklit
eden camiler yapılmaktadır. Evler 1920’lere kadar yerel malzeme
(ahşap, kerpiç ve taş) kullanılarak, bölgesel iklime uyarlanmış
geleneksel yöntemlerle yapılmaya devam etti. Ortak bir toplanma
alanı olan sofa her biri, geleneksel göçebe çadırını hatırlatır
şekilde, evle ilgili faaliyetlerin yapıldığı çok amaçlı bir mekan olan
odaları birbirine bağlıyordu. 1930’larda çok katlı betonarme blok
inşaatı geleneksel konut mimarlığının yerini almaya başladı.
Bloklardaki görece küçük daireler sofa yerine koridorla
birleştirilmiş ve işlevleri ayrıştırılmış odalardan oluşmaktaydı.
Bu serginin zaman dilimine, 1990’lı ve 2000’li yıllara
yaklaştığımızda, ülkenin, Doğu ile Batı’yı birleştirmeye dair kültür
karmaşasına karşın, modern bir Türkiye gayesine her
zamankinden daha yakın olduğu açıkça görülmektedir. Türk
mimarlar evrensel yöntem ve eğilimlere daha aşina ve ‘Birinci
Dünya’ ülkelerini simgeleyen mimari tartışma ve morfolojilere
daha yakındır. Aslında bunları yaygın olarak kullanmaktadırlar.
Modern Türk mimarlığının oluşumunda her mimar kendi yerel küresel sentezini izlemektedir. Yerelin tanımı mimardan mimara
değişir; İslami, laik, ulusal, tarihi veya bölgesel olabilir. Mimarlık
açısından bu döneme bireyselcilik hakimdir. Türk mimarlar halen
modernite ve özgünlük kavramlarıyla uğraşmakta ve bu
kavramları nasıl bir araya getireceklerini incelemektedirler.
Gül Kaçmaz-Erk
Görener evi
Mimar: Nevzat Sayın
Mimarlık bürosu: Nevzat Sayın
Mimarlik
Yer: Erdek, Balıkesir
Proje sahibi: İlgi ve Ömer
Görener
Inşaat mühendisliği: Celal Erdem
Konut alanı: 520 m²
Arazi alanı: 10.000 m²
Teslim tarihi: 1998
Bu özel ev zeytin ağaçları ile kaplı bir yamacın tepesine inşa edilmiştir.
Mevcut taş bina tasarımda yeni bina ile bir bütünlük sağlamaktadır. Yeni
bina çelik taşıyıcılar ve ahşap kaplama ile yapılmıştır. Çevrede mevcut
olan doğal taş platformlardan esinlenilerek taraça şeklindeki kot farkı
uygulamaları dikkat çekmektedir. Birbirinden tamamen farklı olan üç kat
planı sonucunda cephede yüzey farklılıkları ve konsollar oluşturulmuştur.
İç dekorasyonda dış cephedeki malzemerin aynısı kullanılarak ‘dışarıda
olma’ duygusu güçlendirilmiştir.
Mimar: Ahmet İğdirligil
Mimarlık bürosu: Şans Mimarlik
Yer: Bodrum, Muğla
Proje sahibi: Nurhan Bayer
Inşaat mühendisliği: Şans
Mimarlik
Bina alanları:
kule 68 m², yeni bölüm 93 m²
Arazi alanı: 252 m²
Teslim tarihi: 2003
Burada tarihi taş bir kule restore edilerek özel bir konuta
dönüştürülmüştür. Yeni eklenen binanın inşaatında mevcut kulenin
cephesinde bulunan doğal taş kullanılmıştır. Binanın üç yanı yolla çevrili
olduğu için korunaklı bir iç bahçe tasarlanmıştır. Kule ile yeni bina
arasındaki cam çatı elemanı gün ışığının etkisini arttırmaktadır. Bunun
yanında iç bahçeye bakan tüm cephelerde cam kullanılmış olması
dışarıda olma duygusunu güçlendirmektedir.
Kerim Bayer evi
Yazıcı evi
Mimar: Can Çinici
Mimarlık bürosu: Çinici Mimarlık
Ltd.
Yer: Bodrum, Muğla
Proje sahibi: Sedat Yazıcı
Inşaat mühendisliği: Ayhan
Construction
Bina toplam: 350 m²
Arazi alanı: 590 m²
Teslim tarihi: 2004
Bu özel konut Bodrum’da inşa edilmiştir. Binanın doğal çevrenin yapısına
uyum sağlaması amacıyla zemin kat duvarları doğal taştan yapılmış veya
doğal taş kaplanmıştır. Bunun üzerine zemin katla kontrast oluşturan
beton bir kutu görünümündeki üst kat yerleştirilmiştir. Beyaz boyanmış bu
mekanın cephesinde birkaç küçük pencere vardır. Bodrum ve zemin katta
oturma odası ve mutfak, üst katta ise yatak odası ve banyo yer alır.
Mimar: Şevki Pekin
Mimarlık bürosu: Şevki Pekin
Mimarlik
Yer: Gölcük, Kocaeli
Proje sahibi: Şerif Kanik
Inşaat mühendisliği: Şerif Kanik
Binaların alanı: 750 m²
Arazi alanı: 7.000 m²
Teslim tarihi: 2003
Ormanlık bir yamaca bitişik nizamda inşa edilmiş olan bu dört konut
Marmara Körfezi’ne bakmaktadır. Geniş çıkıntılı saçaklar dört binayı
birbirine bağlayarak mimari bir bütünlük yaratır. Kuzey ve güney
cephelerindeki beton taşıyıcılar ahşap ile kaplanmıştır. Evlerin girişinden
kapalı otoparka kadar olan alan ortaklaşa kullanılan bir bahçe şeklinde
düzenlenmiştir. Her evin planı mimarın bu proje için tasarladığı standart
plandan biraz daha farklıdır. Zemin katta oturma odası, mutfak, yemek ve
çalışma odaları, birinci katta ise dört yatak odası, iki banyo ve tuvalet
bulunmaktadır.
Dört evler
B2 evi
Mimar: Han Tümertekin
Mimarlık bürosu: Mimarlar
Yer: Ayvacık, Çanakkale
Proje sahibi: Selman Bilal
Inşaat mühendisliği: Parlar
Engineering
Arazi alanı: 600 m²
Bina toplam alani: 150 m²
Teslim tarihi: 2001
Projenin amacı yöreden olmayan bir kişi için yöresel mimariye uygun bir
yazlık ev tasarlamaktır. Tasarımda ‘göçebe’ kavramından esinlenilmiş,
binanın her birimi için yörede bilinen teknik yeniden yorumlanarak
kullanılmıştır. B2 evinde normalde bu yörede kullanılabilecek malzemeler
yerlerini aşamalı ve kombineli olarak modern malzemelere bırakmıştır.
Doğal taş yerini brüt betona, ahşap çeliğe bırakmış ve saz örgü
alüminyum ile kombine edilmiştir. Beton duvarlar kısmi olarak elde işlenen
taş örgü ile işlenmiştir. Alüminyum çerçevenin içindeki saz örgü güneş
ışınlarını süzmekte ve evin içerisinde güzel bir hava oluşturmaktadır.
Sürgülü ön cephe elemanları ev terkedilirken kapanınca bina tam bir
kutuya benzer. Zeytin ağaçlarının kapladığı yamaçlar üzerinden denizin
manzarası buradan muhteşem olmalıdır.
Mimar: Nevzat Sayın
Mimarlık bürosu: Nevzat Sayın
Mimarlik
Yer: Dikili, Izmir
Proje sahibi: farklı proje sahipleri
Inşaat mühendisliği: Yılmaz
Aydemir
Teslim tarihi: 2002
Türkiye’nin üçüncü büyük şehri İzmir yakınlarındaki eski ve küçük bir sahil
kasabası olan Dikili’de birçok Türk’ün yazlık evi bulunmaktadır. Mimar
Nevzat Sayın kendi yazlık evinin tadilatını tamamladığında çevrede oturan
komşuları ortaya çıkan sonuçtan öylesine etkilendiler ki Nevzat Sayın
burada daha sonra altı yeni restorsyon projesi gerçekleştirdi. Evlerin
mevcut karakteristiği, ana yapı malzemesi olarak doğal taş kullanılarak
tadilatlar da dahil olmak üzere her projede korunmuştur. Bu binaları inşa
eden müteahhitler uygulama çiziminin ne olduğunu bilmiyorlardı. Bu
durumda tasarım standart ölçüler kullanılarak uyarlandı. 20 taş sola, 30
taş sağa şeklindeki talimatlarla müteahhitler yönlendirildi. Yazlık evin ön
cephesindeki çift kapı buradaki küçük yüzme havuzuna açılmaktadır.
Bütün binaların malzeme kullanımı ve detayları aynıdır. Her binada
tekrarlanan elemanlar beton bantlar, taş duvarlar ve çelik pencerelerdir.
Dikili evler
Yazlık evi
Mimar: Şevki Pekin
Mimarlık bürosu: Şevki Pekin
Mimarlik
Yer: Dikili, Izmir
Proje sahibi: Şevki Pekin
Inşaat mühendisliği: Badenli
köyünden marangozlar
Konut alanı: 413 m²
Arazi alanı: 5.000 m²
Teslim tarihi: 2001
Mimar Şevki Pekin’in yazlık evi su kıyısındaki bir yeşil alan üzerinde inşa
edilmiştir. Yapı çelik iskelet bir taşıyıcı ve ahşap malzeme ile yapılmıştır.
Ön ve arka cepheler tamamen camdır. Binanın saydamlığı sayesinde
yapının arkasındaki doğa ve su görülebilmekte ve binanın varlığı dikkat
çekmemektedir. Dış ve iç mekanlar arasındaki sınır özellikle cephedeki
sürme kapılar açıldığında tamamen kaybolmaktadır. Yalıtımlı metal çatı
ise iklimin iç mekanlara etkisini hafifletmektedir. Yakın çevrede bulunan
diğer iki yazlık ev de Şevki Pekin tarafından tasarlanmıştır.
Mimar: Boran Ekinci
Mimarlık bürosu: Boran Ekinci
Mimarlik
Yer: Çanakkale
Proje sahibi: Filip Amram
Inşaat mühendisliği: Mustafa
Şıkman
Konut alanı: 100 m²
Arazi alanı: 250-350 m² arası
Teslim tarihi: 2004
Bir ay gibi kısa sürede ve 50 000 dolarlık bir bütçe ile gerçekleştirilen bu
proje, kısıtlı bütçe ve ucuz malzemeyi yaratıcı bir şekilde kullanan Boran
Ekinci’nin çalışma yöntemini iyi anlatan bir örnektir. Bu yazlık evin ahşap
bölümleri prefabrik olarak imal edilmiş ve inşaat süresi bu şekilde
kısaltılmıştır. Yerin biraz üzerinde boşluktaymış gibi duran ahşap kutu
şeklindeki yapının sağlamlığını çelik taşıyıcı sistem sağlamaktadır. Ön
cephe büyük bir cam cephe elemanından oluşturulmuş olup verandadan
yakın çevredeki denizin ve uzaktaki dağların manzarası çok güzel
görünmektedir. Arka cephe ise ahşap kaplanmış ve sadece bir kapı ve
pencere açıklığı ile daha çok kapalı bir özelliğe sahiptir.
Filip Amram evi
Optimum
Mimar: Han Tümertekin
Mimarlık bürosu: Mimarlar
Yer: Ömerli, Istanbul
Inşaat mühendisliği: EMTA
Integrated Engineering Design
Inc.
Konut alanı: 250-350 m²
Teslim tarihi: 2003
Türkiye’de son yıllarda giderek artan sayıda güvenlik görevlilerince
korunan ve içinde ortak konut dışı hizmet alanlarının bulunduğu ‘kapalı
konut adaları’ (gated communities) olarak adlandırılan toplu konut
kompleksleri gerçekleştirilmektedir. Özellikle Istanbul gibi büyük
şehirlerdeki yüksek gelir grubu bu tür konutlarda oturmayı tercih eder. 4
değişik türde ve 30 farklı plan tipinde toplam 84 adet konuttan oluşan
Optimum projesi Han Tümertekin’in bürosu tarafından tasarlanmıştır. Her
evin zemin katta oturma odası, yemek odası ve mutfağı vardır. Birinci kat
döşemesi oturma odası hariç zemin kattaki diğer tüm mekanların üzerine
oturmaktadır. Bu şekilde oturma bölümünde çift tavan yüksekliği
oluşturulmuştur. Evlerin planları her katta iki ayrı bölümün oluşmasıyla
birbirinden ayrılır. Birinci katta anne-baba ve çocuklar için düşünülen
bölümler ayrı yatak odaları ve banyolarla birbirinden ayrılmıştır. Yeşil bir
çevreye kurulmuş bulunan bu konutların orta bölümünde ortaklaşa
kullanılan tenis kortları, bilardo, fittnes, squash salonları ve sauna ve
yüzme havuzu gibi hizmet alanları mevcuttur.
Mimar: Behruz Çinici, Can Çinici
ve Altug Çinici
Mimarlık bürosu: Çinici Mimarlık
Ltd.
Yer: Ulus, Istanbul
Proje sahibi: Korkmaz Yiğit
Inşaat mühendisliği: Korkmaz
Yiğit
Binaların alanı: 30.000 m²
Arazi alanı: 40.000 m²
Teslim tarihi: 1998
İstanbul’daki Platin kompleksi 30.000 m² büyüklüğündeki bir bölgenin yeni
binalar ve yeşil alanlar eklenerek
yeniden düzenlenmesini içerir. Ortaköy’ün dış kısmında yer alan bu
bölgenin özelliği kötü durumdaki apartman binaları ve yakındaki
fabrikaların bacalarına bakan manzaraydı. Bölgeyi günün ihtiyaçlarına
uygun olarak düzenlemek için mevcut binalara iki bina tipi eklenmiştir.
Bunlar ortasında büyük bir park bulunan dairenin içine yerleştirilmiş 5 katlı
10 konut bloğu ile teras evlerden oluşan 2 bloktur. Arazinin engebeli
olması nedeniyle konut blokları farklı kotlara oturmaktadır. Çevre
düzenlemesinde dikkat çeken elemanlar dolambaçlı patikalar, alçak taş
duvarlar, sarkan yeşillikler ve göletlerdir. Kompleks sakinleri için yeraltı
otoparkı ve yüzme havuzu gibi ortak alanlar mevcuttur. Tüm bölgeyi bir
taş duvar kuşatmaktadır.
Platin Evler Kompleksi
Aksoy büro ek binası
Mimar: Gökhan Avcıoğlu
Mimarlık bürosu: GAD
Architecture
Yer: Yalova
Proje sahibi: Aksoy Technal
Inşaat mühendisliği: Aksoy
Technal
Binaların alanı: 350 m²
Arazi alanı: 1.200 m²
Teslim tarihi: 1999
Cephe elemanları üreten Aksoy şirketi, Gökhan Avcıoğlu’ndan mevcut
fabrika binalarının yanındaki arsaya yeni bir büro binası tasarlamasını
istedi. Aksoy Şirketi mimarın tasarımda çelik, aluminyum ve cam gibi yapı
malzemelerini kullanarak değişik bir bina yapmasını istiyordu. Avcıoğlu
beton döşeme ve çelik kolonlardan oluşan ve bu şekilde fabrikanın değişik
modüllerde ölçülendirilebileceği bir sistem üretti. Yapı merkezi ve Freysaş
şirketleri ile çalışarak güneş panellerinden oluşan bir cephe geliştirdi.
Cephe sistemi cam elemanlarla tamamlandı. 1999 yılındaki deprem
sırasında eski fabrika binalarının hemen hepsi tamamen yıkıldığı halde bu
yapının çelik taşıyıcılarla son derece büyük cam elemanlardan oluşan
cepheleri en ufak bir zarar görmedi.
Halkbankası Genel Merkez Binası
Mimar: Doğan Tekeli ve Sami
Sisa
Mimarlık bürosu: Tekeli-Sisa
Mimarlik
Yer: Ankara
Proje sahibi: Halkbank
Inşaat mühendisliği: Halkbankası
Mühendislik Bölümü
Arazi alanı: 98.000 m²
Teslim tarihi: 2001
Tekeli-Sisa Mimarlık Bürosu 1954 yılında Doğan Tekeli ve Sami Sisa
tarafından kurulmuştur. Her iki mimar da mimarlık eğitimlerini İstanbul
Teknik Üniversitesi’nde tamamlamışlardır. 1998 yılında Sami Sisa’nın
ölümündan sonra büro dört genç mimarın da katılmasıyla çalışmalarını
devam ettirmektedir. Doğan Tekeli ve Sami Sisa Halk Bankası için
başlangıçta başka bir bina tasarlamışlardı. Binanın tesliminden sonra
hükümet bu binayı devralınca mimarlar Halk Bankası Genel Merkezi için
yeni bir binanın tasarımı yetkisini aldılar. Yüksek olan binanın hafif
bombeli olan iki yan cephesi belirli bir pencere ritmi ile tasarlanmıştır. Bina
orta kısımlara doğru incelmekte ve bu yan kısımlardan görülebilmektedir.
Yapı malzemesi olarak özellikle betonarme kullanılmıştır. Türkiye’de
mimarların tasarımını yaptıkları binaların iç dekorasyon ve mobilyalarını
da tasarlamaları sık karşılaşılan bir olgudur. Halk Bankası projesinde de iç
dekorasyon ve mobilyalar, binanın ana giriş kısmının lambalarında
görüleceği gibi genel tasarımla birlikte ele alınmıştır.
Metrocity konut ve alışveriş merkezi
Mimar: Doğan Tekeli ve Sami
Sisa
Mimarlık bürosu: Tekeli-Sisa
Mimarlik
Yer: Levent, Istanbul
Proje sahibi: Metrosite AŞ.
Inşaat mühendisliği: Yüksel
Mühendislik Co.
Binaların alanı: 24.277m²
Arazi alanı: 210.000 m²
Teslim tarihi: 2003
Bu büyük ölçekli proje için daha önce de birkaç kez Türkiye, Avrupa ve
Amerika’da proje yarışmaları düzenlenmişti. Doğan Tekeli ve Sami Sisa
sonunda yarışmayı kazanan tasarımlarını gerçekleştirebildiler. Proje, büro
alanları, konutlar ve dükkanların yanında iç dekorasyon, sokak mobilyaları
ve projenin adını taşıyan metro istasyonunun da tasarımını içeriyordu.
Alışveriş merkezi, kamusal fonksiyonlar ve yeşil alanlara hacim
yaratabilmek için ikisinde konutların ve diğerinde büro alanlarının
bulunduğu yüksek kuleler bölgenin kıyı kısımlarına yerleştirildi. 170 metre
yüksekliğindeki kulelere depreme karşı sağlamlık kazanmaları için beton
kabuk elemanlar eklendi. İki konut kulesinin arasında üzeri kapalı bir çarşı
sokağı tasarlandı. Arkadın çatısında gün ışığını geçiren ancak ultraviole
güneş ışınlarını geçirmeyen teflon kullanıldı. Sokak seviyesinin altındaki 5
katta çok büyük bir otopark ve belki de dünyanın en kısa metro hattına
giriş sağlandı.
Fly Inn çarşı- ve eğlence merkezi
Mimar: Murat Tabanlıoğlu ve
Melkan Gürsel Tabanlıoğlu
Mimarlık bürosu: Tabanlıoğlu
Mimarlık
Yer: Florya, Istanbul
Proje sahibi: Gül-Keleşoğlu
İnşaat Şirketi
Inşaat mühendisliği: GülKeleşoğlu İnşaat Şirketi
Binaların alanı: 7.151m²
Arazi alanı: 36.733 m²
Teslim tarihi: 2003
Fly Inn merkezi İstanbul Atatürk Havalimanı yolu üzerindeki bir köşe
parsele inşa edilmiştir. Zemin kat üzerindeki iki katta dükkanlar ve sinema
salonları, yer altında ise bir süpermarket, dükkanlar ve otopark yer alır.
Aynı zamanda büronun kurucusu olan Murat Tabanlıoğlu’nun babası
tarafından tasarlanmış yapının U şeklinde sivrilen ucu havaalanı yönünü
göstermektedir. Kapalı ve çevreden kopuk bir alışveriş merkezi
oluşumunu önlemek için mimarlar özellikle iç ve dış mekanlar üzerindeki
ilişki üzerinde çalışmışlardır. Çelik ve betondan oluşan taşıyıcıların
yanında güneş ışınlarını kontrollü olarak binanın içine alabilmek için metal
panellerden oluşan ikinci bir cephe örtüsü tasarlanmıştır. Atrium bölümü
metal bir çatı ve cam bir cepheden oluşmaktadır. Dükkan ve restoran
bölümlerinden uçakların iniş ve kalkışları seyredilebilmektedir.
Doğan basınkent
Mimar: Murat Tabanlıoğlu ve
Melkan Gürsel Tabanlıoğlu
Mimarlık bürosu: Tabanlıoğlu
Mimarlık
Yer: Bahceşehir, Istanbul
Proje sahibi: Doğan Burda Rizzoli
Dergi Yayıncılık Pazarlama A.Ş.
Inşaat mühendisliği: Aydın
Construction
Büro alanları: 14.500 m²
Arazi alanı: 100.000 m²
Teslim tarihi: 1998
Yaklaşık bin kişinin çalıştığı bir Türk basın kuruluşu olan Doğan Basın
Grubu için tasarlanan bu büyük çaplı proje İstanbul’un önemli
otoyollarından birinin kıyısında bulunmaktadır. Murat Tabanlıoğlu ve
Melkan Gürsel Tabanlıoğlu çiftine verilen bu projenin amacı şirketin
verimliliğini artırabilmek için grubun bütün aktivitelerini mekansal olarak
konsantre etmek idi. İstenen bir diğer özellik ise doğal gün ışığının iç
kısımlara dek ulaşabildiği saydam yapıların tasarlanmasıydı. Yeşil zemin
üzerine yerleştirilen iki büyük blok bir atrium ile birbirlerine bağlandı. Bu
ana büro binasının arkasına ilerideki kapsamlı genişleme de gözönünde
tutularak basımevi binaları yerleştirildi. Ana binanın ön cephesinde doğal
taş ve cam kullanıldı. Binanın çatısı, orta kısmın ön ve arka cepheleri ve
atriumun tamamı camdır ve bu şekilde arka kısımdaki doğal örtü yapının
içinden görülebilmektedir. İç dekorasyonun tamamı Melkan Gürsel
Tabanlıoğlu’na aittir.
Tekstil ve giyim ithalat şirketi binası
Mimar: Emre Arolat
Mimarlık bürosu: Emre Arolat
Mimarlık
Yer: Yenibosna, Istanbul
Proje sahibi: Istanbul Textile and
Apparel Exporters' Association
Inşaat mühendisliği: Ekinciler
İnşaat mühendisliği
Büro alanları: 45.000 m²
Arazi alanı: 220.000 m²
Teslim tarihi: 2000
İstanbul yakınlarında iki otoyolun kesiştiği kavşakta yer alan, bir bölümü
gelecekte projelendirilecek bu büyük arsaya Emre Arolat üç değişik
ihracat kuruluşu için bir büro binası tasarladı. Müşterek oluşturulan
program zemin katta restoran, kütüphane ve kongre alanlarını
kapsamaktadır. Bu katın üzerine şekil ve yükseklik itibarıyla birbirinden
farklı üç adet dörtgen blok yerleştirilmiştir. Cephede betonarme
kullanılmıştır. Her bloğun ortasında dörtgen boş bir alan bulunmakta ve
buranın üzerinde yeralan saydam çatıdan gün ışığı içeriye süzülmektedir.
Bu atriuma galeriler ve büro alanlarının cam cephe elemanları sınır
oluşturmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi camisi
Mimar: Behruz Çinici ve Can
Çinici
Mimarlık bürosu: Çinici Mimarlık
Ltd.
Yer: Ankara
Proje sahibi: Türkiye Büyük Millet
Meclisi (TBMM)
Inşaat mühendisliği: T.Molu Co.
Binaların alanı: 750 m²
Teslim tarihi: 1989
Dönemin iktidardaki laik hükümeti tarafından finanse edilmiş olan ve ilk
kez bir hükümetin finanse ederek yaptırdığı bir dini yapı konumundaki bu
bina parlamentonun ve birkaç bakanlık binasının da yer aldığı arazi içinde
bulunmaktadır. Cami daha çok milletvekilleri ve memurlar tarafından
kullanılmaktadır. Çinici Mimarlık Bürosu üçgen şeklindeki bir arazi üzerine
bir kütüphane, bir cami ve orta kısma da bir bahçe tasarladı. Yapıların
büyük bir bölümü yeraltında bulunmaktadır. 450 kişinin aynı anda namaz
kılabildiği caminin dörtgen şekli ‘doğal olan’ ile ‘insan eliyle yapılmış
olan’ın uyumunu simgeler. Saydam olan kıble duvarı arka kısımdaki teras
şeklinde ve içini nilüfer çiçeklerinin doldurduğu bir süs havuzunun da
bulunduğu bahçeye bakmaktadır. Geleneksel cami mimarisinden
tamamen farklı olan bu tasarım camilerin biçim ve planlarını oluşturmada
yeni bir bakış açısı getirmektedir. Selvi ağaçları minarenin, basamaklı
piramit şeklindeki çatı örtüsü de kubbenin yerini almıştır. Bu tasarımlarıyla
mimarlar 1995 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü kazanmışlar ve cami
tasarımındaki yeni olanakları gösteren uygulamaları ile
ödüllendirilmişlerdir.
Mimar: Bilinmiyor
Yer: Kınalıada, Istanbul
Tahmini tarihi ( tahmin ): '60-'70’li
yıllar
Modern cami mimarisinin bir örneği olan bu yapı İstanbul yakınlarındaki
adalardan Kınalıada’da bulunmaktadır. Caminin 1960’lı veya 1970’li
yıllarda inşa edildiği sanılmaktadır. Mimar yapı malzemesi olarak özellikle
beton kullanmıştır. Geleneksel camilerdeki yuvarlak şekillerden farklı
olarak bu caminin minare ve kubbesi üçgen şeklindedir.
Kınalıada Camii
Etimesgut camii
Mimar: Cengiz Bektaş
Mimarlık bürosu: Bektaş Mimarlik
Yer: Ankara
Proje sahibi: Türk Silahlı
Kuvvetleri
Teslim tarihi: 1966
Etimesgut Camii modern cami mimarisi örneklerinden biridir. Cami Ankara’ya
16 km. uzaklıktaki bir askeri garnizonun sınırları içindedir. Bir yamacın
eteğine inşa edilmiş olan yapı birbirine göre düzensiz bir şekilde
konumlanmış bulunan dörtgen cephe elemanlarından oluşmaktadır.
Duvarlardaki düşey açıklıklar ışığın ibadet alanına düşmesini sağlar.
Mimar: Murat Tabanlıoğlu ve
Melkan Gürsel Tabanlıoğlu
Mimarlık bürosu: Tabanlıoğlu
Mimarlık
Yer: Hannover, Almanya
Proje sahibi: Türkiye Turizm
Bakanlığı
Hoofd Inşaat mühendisliği: HMB
Hallesche Mitteldeutsche Bau AG
Binaların alanı: 1.943 m²
Arazi alanı: 2.400 m²
Teslim tarihi: 2000
2000 yılında Almanya’ nın Hannover şehrinde düzenlenen dünya
fuarındaki Türk pavyonu, iç mimar, sanatçı ve peyzaj mimarlarından
oluşan bir uzmanlar grubu ile işbirliği yapan Murat Tabanlıoğlu ve Melkan
Gürsel Tabanlıoğlu ikilisi tarafından tasarlanmıştır. Tasarımın başlıca
ilham kaynağı zengin Anadolu kültürü ve bunun günümüzdeki yorumudur.
Türkiye’nin coğrafi yönden üç yanının sularla kaplı olmasını temsilen
pavyonun üç tarafı su ile düzenlenmiştir. 60 metre uzunluğundaki pavyon
çelik ve camdan yapılmıştır. Türk mimarisinin önemli elemanlarından
ahşap işlemeli pencereler cephenin ön kısmına belli bir mesafede monte
edilmiştir. Arada oluşan boşluğa yerleştirilen köprü ile pavyonun ana girişi
sağlanır. İç kısımda tasarlanan özel ışık oyunları Türkiye’nin güneşini
temsil eder. Pavyonda ayrıca ilk çağlardan günümüze Türkiye’de yaşamış
uygarlık ve kültürleri temsilen çeşitli heykeller, sanat uygulamaları ve
elişleri yer alır.
Kültür ve eğlence yapıları
Borusan kültür merkezi
Mimar: Gökhan Avcıoğlu ve
Durmuş Dilekci
Mimarlık bürosu: GAD
Architecture
Yer: Maslak, Istanbul
Proje sahibi: Borusan
Inşaat mühendisliği: GAD
Architecture
Binaların alanı: 286 m²
Arazi alanı: 1.169 m²
Teslim tarihi: 2001
Parkorman İstanbulluların sıcak yaz günlerini geçirdikleri parklardan
biridir. Ağaçlar arasında eskiden beri düzenlenen açık hava konserleri,
yüzme havuzu ve restoranlara 2001 yılında Borusan Sanat Merkezi de
katılmıştır. GAD Mimarlık’ın tasarladığı bu çok işlevli küçük yapı asırlık
çam ağaçlarının arasında yer alır. Sadece buraya ulaşımı sağlayan patika
değil aynı zamanda yapının kendisi de adeta ağaçların arasında kıvrılarak
uzanmakta, böylece ansızın karşılaşılan köşeler ve kot farklarının
algılanması sağlanmaktadır. Zamanla güneş ve yağmurun etkisiyle
cephedeki demir elemanlar paslanacak ve binaya bir eskilik
kazandıracaktır. Camdan oluşan ön cephe yerden çapraz yukarıya ve
binanın yarısına kadar yükselmekte ve bunun etkisiyle zemin katta
üzerinde çatı terası olan aydınlık bir sergi salonu ortaya çıkmaktadır. İç
kısımda ise özellikle çelik ve ahşap kullanılmıştır.
Mimar: Gökhan Avcıoğlu ve
Durmuş Dilekci
Mimarlık bürosu: GAD
Architecture
Concept project: Philippe RobertHaluk Segin
Yer: Ortaköy, Istanbul
Proje sahibi: Marmara Hotel
Grubu
Inşaat mühendisliği: Kiska
Binaların alanı: 1.492 m²
Arazi alanı: 5.000 m²
Teslim tarihi: 2000
İstanbul’un değişik bölgelerinde farklı uygarlıklara ait birçok tarihi kalıntı
bulunmaktadır. Bunun gibi Boğaz kıyısında eski bir balıkçı köyü olan fakat
diğer birçok köy gibi büyük şehir tarafından yutulmuş bulunan Ortaköy de
bu yerlerden biridir. Burada iki yüzyıl önce padişahın bir cariyesi için
yaptırdığı yalı yanıp kül olmuş geriye sadece taş yığınları kalmıştı. 1999
yılında Marmara Oteli bu yalının kalıntılarını kültürel organizasyonlarda
kullanıma uygun hale getirme kararı aldı. GAD Mimarlık çelik taşıyıcılar ve
camdan oluşan bir kutunun taş duvarların arasına yerleştirildiği bir yapı
tasarladı. Bu kutu çelik çubuklarla eski taş duvarlara monte edildi, böylece
sağlamlığın yanında kötü iklim koşullarına ve özellikle yakıcı güneş
ışınlarına karşı korunma sağlanmış oldu. Binanın zemin katında bar ve
restoran yer almakta, çelik ve ahşap basamaklardan oluşan bir merdiven
bu mekanı üst kattaki kongre ve tiyatro salonuna bağlamaktadır. Yoldan
geçenler ve ziyaretçilerin dikkatini çeken yapı özellikle geceleri yaydığı
ışıkla etrafı aydınlatmaktadır.
Kongre ve tiyatro salonu
Ora Kulübü tatilköyü
Ora Kulübü Tatilköyü’nün tasarımında en önemli verilerden biri Bodrum’un
Mimar: Cengiz Bektaş
Mimarlık bürosu: Bektaş Mimarlik engebeli arazi yapısıydı. Belli bir şekil ve ritimde birbirine bağlanmış olan
bungalovlar taş terasların üzerine kurulmuştur. Bungalovların düz olan
Yer: Bodrum, Muğla
çatıları doğal çim ve diğer bitkilerle örtülmüş ve bu şekilde yapıların
Teslim tarihi: 1990
arazinin doğal bir parçası haline gelmesi sağlanmıştır. Bir kısmı dış
cephelerde de görülen yapıların taşıyıcı sistemi betonarmedir. Saçaklar da
betondur, ancak dış duvarlarda doğal taş dolgu kullanılmıştır. Evlerin ön
cephelerinde birer büyük ahşap pencere vardır. Kaldırım taşlı patikalar ve
güneşin yakıcı sıcağına karşı gölgelik oluşturan sarmaşıkların kapladığı
pergolalar çevre düzenlemesinde dikkat çeken elemanlardır. Tatil köyünde
ayrıca bir yüzme havuzu ve amfitiyatro yer almaktadır.
Ahşap yontma müzesi
Mimar: Şevki Pekin
Mimarlık bürosu: Şevki Pekin
Mimarlik
Yer: Değirmendere, Kocaeli
Proje sahibi: Değirmendere
Belediyesi
Inşaat mühendisliği: Engin İnşaat
ve belediye imar dairesi
Binaların alanı: 250 m²
Arazi alanı: 3.000 m²
Teslim tarihi: 2003
Her yıl, dünyanın her yerinden sanatçılar ahşap yontma çalışmalarına
katılmak için Değirmendere’de bir araya gelmektedirler. Buraya gelen
sanatçılar fikir alışverişinde bulunup yaptıkları eserleri birbirlerine
gösterirler. Değirmendere Belediyesi bu sanatçılar için bir araya gelip
çalışabilecekleri ve eserlerini sergileyebilecekleri bir mekan
gerçekleştirmek istiyordu. Belediyenin elindeki bütçe sadece bir galerinin
inşaasına yetecek kadardı. Şevki Pekin’in tasarımı birbiriyle doğrudan
bağlantısı olmayan beş adet dörtgen cephe parçasından oluşur. İki
parçayı birbirinin içine kaydırarak bir giriş bölümü ortaya çıkarılmıştır.
İçinde cam elemanlar bulunan beton taşıyıcı duvarlar bu beş cephe
parçasını birbirine bağlamaktadır.
Fethiye’de yat limanı ve iskele
Mimar: Boran Ekinci
Mimarlık bürosu: Boran Ekinci
Mimarlik
Yer: Fethiye, Muğla
Proje sahibi: Celal Ece
Inşaat mühendisliği: Ecetaş A.Ş.
Teslim tarihi: 2003
Özellikler: Murat Küçük
tarafından yapılan makete
bakınız
Fethiye deniz kıyısında, tanınmış turistik bir tatil beldesidir. Çevredeki
birkaç otelin de sahibi olan bu projenin işvereni otelin ziyaretçileri için bir
yat limanı gerçekleştirmek istiyordu. Boran Ekinci iki kattan oluşan ve
üzerinde küçük ahşap bir yapı bulunan hafif, aydınlık ve saydam bir bina
tasarladı. Diğer yapılar da aynı yöntemle birer ahşap dikdörtgen kütle
şeklinde tasarlandı. İskele ziyaretçileri güneş ışınlarından korumak için
tüm uzunluğu boyunca ahşap bir pergola ile örtüldü.
Mimar: Şaziment Arolat, Neşet
Arolat ve Emre Arolat
Mimarlık bürosu: Arolat Mimarlik
Yer: Bodrum, Muğla
Proje sahibi: Bursa Otel
İşletmeciliği
Inşaat mühendisliği: Bursa Otel
İşletmeciliği
Binaların alanı: 23.000 m²
Arazi alanı: 83.000 m²
Teslim tarihi: 2000
Şaziment ve Neşet Arolat çiftinin yönettiği mimarlık bürosu birçok ve
özellikle büyük ölçekli projeler gerçekleştirmiştir. Kervansaray Oteli’nin
tasarımına Şaziment ve Neşet Arolat ile birlikte 2003 yılından itibaren
kendi bürosunu kurmuş olan oğulları Emre Arolat da katılmıştır. Ormanlık
tepelerin çevrelediği bir sahil şehri olan Bodrum yabancı ve yerli turistlerin
akın ettiği bir tatil beldesidir. Arolatların tasarladığı otelin arazisi ormanlık
bir yamacın üzerinde bungalovların bulunduğu bir alandır. Arazinin orta
kısmında resepsiyon ve diğer hizmet alanlarının bulunduğu bir yapı yer
alır. Bu beyaz bina yamacın şekline uyarlanmış ve çatıya arazinin
çizgilerini takip eden dalgalı bir şekil verilmiştir. Bungalovların inşaatında
ahşap, doğal taş ve betonarme gibi yapı malzemeleri kullanılmıştır.
Bodrum Kervansaray Oteli
Ada oteli
Mimar: Ahmet İğdirligil
Mimarlık bürosu: Şans Mimarlik
Yer: Bodrum, Muğla
Proje sahibi: Tekpol Polyurethane
Inşaat mühendisliği: Şans
Mimarlik
Binaların alanı: 2.400 m²
Arazi alanı: 2.600 m²
Teslim tarihi: 1997-1999
Bu otelin sahibi müşterilerinin kendilerini evlerinde hissedebilecekleri bir
atmosfer ve komfora sahip bir otel yaptırmak istiyordu. Ahmet Iğdırlıgil
sade ve kütlesel mekanlardan oluşan bir bina tasarladı. Tasarımın en çok
dikkat çeken özelliği binanın zeytin ağaçları ile kaplı teras şeklindeki
araziye uyarlanmış olmasıdır.
En önemli inşaat malzemesi olarak çevrede bol miktarda bulunan doğal
taş kullanılmıştır. Yapıların duvarları yarım metre kalınlığındaki geleneksel
örgü ve ölçülerde tasarlanmıştır. Büyük oranda dikdörtgen olan binanın
şekli ve yuvarlak olan yüzme havuzu ile mimar doğa ile yapılaşma
arasındaki çelişkiyi sembolize etmek istemiştir. Resepsiyon, yüzme
havuzu, mutfak, çamaşırhane ve lobi gibi her otelin sahip olduğu
mekanların yanında bu otelde ayrıca bir Türk hamamı bulunmaktadır. Otel
odalarının her biri iç mimar Hakan Ezer tarafından ayrı ayrı tasarlanmıştır.
Mimar: Nevzat Sayın
Mimarlık bürosu: Nevzat Sayın
Mimarlik
Yer: Kadıköy, Istanbul
Proje sahibi: Niteliki Eğitim
Kurumları Co.
Inşaat mühendisliği: Yapı Merkezi
Arazi alanı: 16.300 m²
Binaların alanı: Anaokulu 246
m², ortaokul 7.270 m²
Teslim tarihi: 1998, 1999
İstanbul kıyılarındaki bir arazide tasarımı ve mühendislik kısmı aynı mimar
tarafından yapılan anaokulu ve ortaokul binası yapıldı. Anaokulu binası
1998 yılında büyük ve sık ağaçlarla kaplı bir araziye inşa edildi. Bu
durumda içeriye yeterince gün ışığı alabilmek için cephede çoğunlukla
cam kullanıldı. Bir yıl sonra ortaokul binasının inşaatına başlandı. Mevcut
anaokulunun inşaat gürültüsünden rahatsız olmaması için inşaat okul
tatilleri döneminde yapıldı. Yapı sürecini hızlandırmak için mümkün
olduğunca prefabrik elemanlar kullanıldı. Ortaokulun programı 4 katlı
kompakt bir bina içinde çözüldü. En üst katı örten ve İtalya’da yaptırılan
ahşap çatı ağaçların üzerinden görülebilmektedir. İç düzenleme aydınlık
ve açıktır. Birinci kata yerleştirilen balkonlar aynı zamanda zemin kattaki
derslikler için gölgelik fonksiyonu görmektedirler.
Irmak ana ve ortaokulu
Akdeniz Üniversitesi Olbia kampüsü
Mimar: Cengiz Bektaş
Mimarlık bürosu: Bektaş Mimarlik
Yer: Antalya
Proje sahibi: Akdeniz Üniversitesi
Inşaat mühendisliği: Baki Yapı
Binaların alanı: 3.641 m²
Arazi alanı: 12.000 m²
Teslim tarihi: 1999
Akdeniz Üniversitesi Modern mimari stilde inşa edilmiş bir binada
bulunmaktadır. Yazar, şair ve mimar Cengiz Bektaş 1997 yılında burada
yaptığı bir konuşma sırasında bina hakkında ‘kişiliksiz’ değerlendirmesi
yapınca üniversite yönetimi kendisinden bunu değiştirmesini ister.
Bektaş’ın tasarımındaki en önemli unsurlar yeni hizmet alanlarının
eklenmesi ve beton ve çelikten oluşan pergolaların örttüğü kavisli gezi
yollarıdır. Binalara ulaşımı sağlayan bu gezi patikaları üzerinde
şadırvanlar, şelalecikler, oturma bankları, bitkiler ve yontular
yerleştirilmiştir. Kampüsün içinde ve dışında öğrencilerin biraraya
gelebilecekleri çeşitli mekan düzenlemeleri yapılmıştır. Arazi üzerine
ayrıca bir agora, yemek yeme yeri, kitapçı ve çamaşırhanenin de
bulunduğu küçük bir çarşı eklenmiştir. Bunun yanında planda yöredeki
canlı ve bitki örtüsünü konu edinen bir doğa müzesi, amfitiyatro/film
salonu, derslikler ve halka açık sergi salonları da mevcuttur.
Mimar: Semra ve Özcan Uygur
Mimarlık bürosu: Uygur Mimarlık
Yer: Ankara
Proje sahibi: Ankara TED Koleji
Vakfı
Inşaat mühendisliği: Akfen
Mühendislik
Binaların alanı: 141.000 m²
Arazi alanı: 309.000 m²
Teslim tarihi: 2003
Ankara’da gerçekleştirilen bu büyük ölçekli okul projesi Semra ve Özcan
Uygur yönetimindeki mimarlar grubu tarafından tasarlanmıştır. Proje
programı sadece 68 adet ana, ilk ve ortaokul dersliğini değil aynı
zamanda spor salonları, yüzme havuzu, buluşma yerleri ve tiyatro gibi
sosyal amaçlı mekanları da kapsar. Bunun yanında 6500 kişinin
oturabileceği bir kampüs gerçekleştirilmiştir. Mimarlar bu kampüsü canlı
sokakların va çeşitli binaların bulunduğu gerçek bir şehir gibi tasarlamaya
çalışmışlardır. Ana sokaklara açılan yan sokaklarda derslikler
gruplandırılmıştır. Cephelerde en çok kullanılan malzeme kaba beton ve
tuğladır.
Ankara TED Koleji kampüsü
Teknik Üniversite araştırma merkezi
Mimar: Boran Ekinci
Mimarlık bürosu: Boran Ekinci
Mimarlik
Yer: Ankara
Proje sahibi: MTU araştırma
kurumu
Inşaat mühendisliği: Ebi
Construction Department
İnşaat alanı: 26.800 m²
Arazi alanı: 10.500 m²
Teslim tarihi: 2004
Proje yarışmasını kazandıktan sonra uygulanan bu tasarımın inşaatı kısa
bir süre önce tamamlandı. İnşaat sırasında mimar inşaat mühendislerini
kontrol etme işiyle özel olarak ilgilendi. Türkiye’de bazen büyük inşaat
şirketleri ve müteahhitler inşaat sırasında mimarın tasarımını farklı bir
şekilde yorumlayıp yanlış uygulayabiliyorlar. Boran Ekinci iki kattan oluşan
uzun bir bina tasarladı. Cephede bol miktarda cam kullanıldı.
Mimar: Hüsnü Yeğenoğlu
Mimarlık bürosu: Hüsnü
Yeğenoğlu ve Mile Architecture
Yer: Adapazrı, Sakarya
Proje sahibi: ‘Utrecht Türkiye’ye
Yardım ediyor’ vakfı
Inşaat mühendisliği: Dekart Yapı
Binaların alanı: 3.600 m²
Arazi alanı: 10.740 m²
Teslim tarihi: 2001
1999 yılındaki deprem sonrasında büyük zarar gören deprem bölgesinde
bir ilkokul binası yaptırmak için para toplamak amacıyla ’Utrecht
Türkiye’ye Yardım Ediyor’ vakfı kuruldu. Türkiye doğumlu, Almanya’da
eğitim görmüş ve çalışmış, 1992 yılından itibaren Hollanda’da yaşayan
mimar Hüsnü Yeğenoğlu okulun tasarımını yaptı. Tasarımı tamamlanan
ilkokul binası Söğütlü Köyü’nde gerçekleştirildi. Bina uzaktan kapalı bir
görüntü vermekte ve basık beyaz bir kutuya benzemektedir. Okulun girişi
duvarların arkasına gizlenmiştir ve buraya bir rampayla ulaşılmaktadır.
Binanın iç bahçesi ise oyun alanı ve giriş bölümü ile saydam bir
karakterdedir. Avlu ve beş sınıfın kapısı okul bahçesine doğrudan
açılmaktadır. Diğer dört sınıf kompleksin içinde gizlenmiş olan iç bahçeye
açılır. Dörtgen şekiller ve kubbe şeklindeki çatılar Osmanlı ve Akdeniz
mimarisinde kullanılan elemanlardır. Kubbe şeklindeki çatı örtüsü binanın
akustiğini yükseltmekte ve binanın engebeli arazi yapısına daha iyi
uymasını sağlamaktadır. İnşaatın kontrolü ve uygulama çizimlerinin
hazırlanmasını üstlenen Nazan Kavukçu (Mile Architecture) Istanbul’da
kontrol mimarı olarak çalışmıştır.
Utrecht- Söğütlü İlkokulu
Shibuya anıtı
Mimar: Han Tümertekin
Mimarlık bürosu: Mimarlar
Yer: Tokyo, Japan
Proje sahibi: Türk Kültür
Bakanlığı
Inşaat mühendisliği: Kajima
Teslim tarihi: 2003
Japonya’nın 2003 kültür yılı Türkiye’ye adanmıştı. Bunun anısına Türk
Kültür Bakanlığı Tokyo için bir anıt yarışması düzenledi. Yarışmayı
kazanan Han Tümertekin’in tasarımı uygulandı. Mimar anıtı tasarlarken
Tokyo halkının günlük yaşantısından esinlenmiş ve insanların sokaktaki
kalabalıktan, günün hızlı akışından kaçabilecekleri bir mekan yaratmak
istemiş. Anıt bir kaidenin üzerine yerleştirilmiş beton bir kılıftan ibarettir.
Bu beton kılıfın içi tamamen İznik çinileri ile kaplanmıştır. Işık ince düşey
çatı açıklığından içeri düşmekte ve yaptığı kontrastla yoldan geçen
insanların dikkatini çekmektedir. Beton kabuğun içine girildiğinde bir anlık
da olsa çevrenin kalabalığından kaçış mümkün olabilmektedir.
Mimar: Doğan Tekeli ve Sami
Sisa
Mimarlık bürosu: Tekeli-Sisa
Mimarlik
Yer: Antalya
Proje sahibi: Devlet Hava
Limanları işletmesi
Inşaat mühendisliği: Bayındır
Holding
İnşaat alanı: 150.000 m²
Arazi alanı: 60.000 m²
Teslim tarihi: 1998
1990 yıllarında bu bölgeye gittikçe artan turist akımını karşılayabilmek için
Antalya Hava Limanı kapasitesini artırma ihtiyacı duyar. Mevcut hava
limanının genişletilmesi için düzenlenen proje yarışmasını Doğan Tekeli
ve Sami Sisa kazanır. Plan dördü 1998 yılında gerçekleştirilen 8 terminal
binasını kapsımaktadır. 2003 yılında hava limanını kullanan yolcu
sayısının on milyonu aşmasıyla birlikte diğer terminallerin de inşaatına
başlanmıştır. Binaların mimarisi Antalya’da her biri diğerinden fazla dikkat
çeken ve hepsi farklı mimari stilde inşa edilmiş olan turistik binalarla
görsel rekabeti önlemek için sade ve basit tutulmuştur. Hareket ve geliş
salonları arkasında U şeklindeki terminal kompleksinin bulunduğu dörtgen
şeklindeki bir bina içine yerleştirilmiştir. Binanın iç dekorasyonu modern ve
aydınlık bir şekilde tasarlanmıştır. Giriş holünün orta kısmında yer alan
yuvarlak havuzun zemininde Antalya’nın canlı ve doğa örtüsü zenginliğini
temsil eden bir mozaik bulunmaktadır.
Antalya hava limanı
Umumi tuvalet binası
Mimar: Gökhan Avcıoğlu
Mimarlık bürosu: GAD
Architecture
Yer: Kadıköy, Istanbul
Proje sahibi: Selahattin Teke
Inşaat mühendisliği: Teke Insaat
Binaların alanı: 200 m²
Arazi alanı: 5.000 m²
Teslim tarihi: 1996
Bu umumi tuvalet tasarımının çıkış noktası dikkat çekici bir şekle sahip
olması, kolay temizlenebilmesi ve güvenli olmasıydı. Bu bina Kadıköy
iskelesini kalabalık pazar yerine bağlayan ana yol üzerinde bulunmaktadır.
Sakak yönünden sadece tek katlı beton bir yapı görülmektedir. Beton
kütle içinde gündüz saydamlık, akşamları ışık veren ve binayı aydınlık bir
obje haline getiren bir cam pencere bulunmaktadır. Geniş çatı alanı ince
bir çim zeminle kaplanarak kamufle edilmiştir. Erkekler ve özürlüler
tuvaletinin giriş kapıları cam ve çelikten yapılmıştır. Bayanlar tuvaletine ise
yan kısımdaki merdivenle ulaşılmaktadır.
İçerisini temiz tutabilmek ve hor kullanmaya karşı dayanıklı paslanmaz
çelik, beton, metal ve cam kullanılmıştır.
Mimar: Murat Tabanlıoğlu ve
Melkan Gürsel Tabanlıoğlu
Mimarlık bürosu: Tabanlıoğlu
Mimarlık
Yer: Salıpazarı, Istanbul
Proje sahibi: Türkiye Denizcilik
İşletmeleri A.Ş.
Binaların alanı: 100.000 m²
Arazi alanı: 151.665 m²
İstanbul Galata Limanı Türkiye’nin en eski limanlarından biridir. Bizans
döneminde önemli bir merkez olan bu bölgeye bugün özellikle büyük gezi
gemileri demirlemekte ve yük gemilerinin yük aktarmaları için
kullanılmaktadır. Salı Pazarı liman girişinin çekiciliğini artırmak amacıyla
buranın 1,2 kilometrelik bölümü için kapsamlı bir plan hazırlandı. Bu
bölgeye yeni bir canlılık getirmek amacıyla içinde otellerin, restoranların,
dükkanların, sergi ve kongre salonlarının, müzenin ve otopark yerlerinin
bulunduğu yeni fonksiyonlar eklendi. Plana aynı zamanda Deniz
İşletmeciliği’ni modernleştirmek ve genişletmek amacıyla hizmet alanları
da dahil edildi. Altyapıda ve çevredeki binalarda yapılan çeşitli
müdahelelerle Salı Pazarı hükümet tarafından turistik bölge olarak ilan
edilerek Beyoğlu bölgesine dahil edilecektir. Bu düzenlemeler turistler için
çekici olduğu kadar amaç İstanbul halkını da bu bölgeye çekmektir..
Salı Pazarı Liman girişi
Çatalhöyük müzesi ve araştırma merkezi
Mimar: Han Tümertekin
Mimarlık bürosu: Mimarlar
Yer: Çumra, Konya
Binaların alanı: 1.000 m²
Arazi alanı: 4.000 m²
Teslim tarihi 1998
Dünyanın bilinen en eski şehri Türkiye’nin güneyindeki Çatalhöyük’de
bulunmaktadır. Çatalhöyük arkeolojik sit alanı arkeologların şehrin
kalıntılarını gün ışığına çıkarmaya çalıştıkları iki büyük kazı alanından
oluşmaktadır. Han Tümertekin bu bölge için bir müze binasıyla bir
arkeolojik araştırma merkezini içeren bir plan tasarladı. Ziyaretçileri dokuz
bin yıl önceki zamana geri gitme düşüncesine alıştırmak amacıyla buraya
yapay bir yokuş düşünüldü. Ziyaretçiler araçlarıyla ilk olarak geldikleri alt
kısımda artık ufku göremeyecekler ve buradan yokuş yukarıya, dokuz bin
yıl öncesine doğru yavaş yavaş yol almaya başlayacaklar. Alt kısımda
yolun bir tarafında ziyaretçi merkezinin de bulunduğu müze ve diğer
yanında araştırma enstitüsü yer alacaktır. Bu proje için yoğun biçimde
sponsor aranmaktadır.
Mimar: Gökhan Avcıoğlu
Mimarlık bürosu: GAD
Architecture
Yer: Beyoğlu, Istanbul
Proje sahibi: : AFM - FITAS
Sinemaları
Binaların alanı: 3.500 m²
Teslim tarihi: 1999
Türkiye’de son yıllarda sinemaya giden insan sayısı oldukça artmıştır. Bu
nedenle birçok yeni sinema yapısı inşa edilmiş ve mevcut binalar yeni
sinema salonları eklenerek genişletilmiş ve yenilenmiştir. Bir eğlence
merkezi olan Istanbul’un Beyoğlu semtinde restoran, gece kulübü ve
barların yanında birçok sinema salonu da bulunmaktadır. 1960’larda
yapılmış olan AFM - Fitaş tiyatro binası dar ve yoğun bir yapılaşmanın
olduğu bir sokakta bulunmaktadır. GAD Mimarlık, 1999 yılında giriş
salonu, çıkışlar, fuaye ve büroların yeniden düzenlenmesi için bir tasarım
yapmıştır. Bu tasarımın ilham kaynağı tıp dünyasından, kalpteki
tıkanıklıkların lazer tekniği ile açılmasından gelmişti. Mimarlık bürosu önce
bir bilgisayar programının yardımı ile sinemaya giriş çıkışlardaki sorunları
belirlemiştir. Yeni düzenleme üzerine yol gösteren işaretlerin projeksiyonla
yansıtılabildiği akıcı bir şekle sahip duvar sisteminden oluşmaktadır.
Coronaray Arteriogram
Hollanda’da Türk mimarisi
‘Türkiye Bugün’ sergisi Türkiye’deki güncel mimari gelişmeler
hakkında bir izlenim vermektedir. Bu izlenim günümüzde
Hollanda’da Türkler tarafından ya da Türkler için inşa edilen
binalarla bir benzerlik gösterir mi?
Hollanda’daki şehirlerde Türklerin yerleşim alanlarına etkileri en
çok sayıları giderek artan küçük dükkanlar, Türk kahvehaneleri ve
camilerde görülmektedir. Cami tasarımlarında ise genellikle
mimarlardan tasarımlarında Türkiye’deki mimarlık tarihinde
önemli yer tutan yüzlerce yıllık camileri örnek almaları
beklenmektedir. Bu yapıların beraberinde getirdiği tartışmalarda
en çok öne sürülen gerekçe ise bu binalar tasarlanırken mevcut
yapılaşmaya uyum sağlamalarının çok az hesaba katılması
olmaktadır. Diğer eleştiriler ise ucuz malzeme kullanımı,
detaylardaki uyumsuzluk, sıradan ve hiç bir özelliği olmayan
özensiz görünümleridir.
1960’lı ve 70’li yıllarda Türkiye’de modern cami mimarisinin birkaç
güzel örneği gerçekleştirildi. Cengiz Bektaş’ın Etimesgut Camii ve
İstanbul Kınalıada’da yapılan cami bunun iki örneğidir. Deneysel
bir tasarım konumundaki Büyük Milet Meclisi Camii de üçüncü
örnektir. Bu modern örnekler ne yazık ki Türkiye’de süreklilik
yaratamamıştır. Son yıllarda yüzlercesi yapılan tarihi camilerin
ucuz kopyaları bunun canlı şahitleridir.
Hollanda’da yapılan kapalı karakterdeki cami binalarına tepki
olarak mimarlık öğrencileri (TU Delft) Ergün Erkoçu ve Abdo
Hammiche Polder camii olarak adlandırılan yarısının üzerini çim
bir rampanın kapladığı saydam bir cami tasarladılar. İbadet
alanının yanında binada büro alanları, pazar yeri, hamam,
kafeterya ve bir de sergi alanı yer almaktadır. Bu binayı Den
Haag’da inşa etmek için yapıIan girişimler ileri bir safhaya gelmiş
bulunuyor.
Amsterdam’ın Baarsjes bölgesinde bulunan ve Riva olarak
adlandırılan araziye 2007 yılında Avrupa’nın en büyük
camilerinden biri inşa edilecek. Milli Görüş adlı Türk kuruluşu
Yahudi-Fransız kökenli mimar çift Marc ve Nada Breitman’dan
İstanbul Süleymaniye Camii’ni örnek alan bir tasarım yapmalarını
istedi. Aya Sofya ya da Wester Camii olarak adlandırılacak cami
toplu konut, büro ve alışveriş alanlarını da kapsayacak büyük bir
şehir yenileme projesinin parçası olacak ve tuğladan yapılacak.
İnşaat süreci çevre sakinlerinin mevcut konutların yıkılmasına
karşı protestoları nedeniyle gecikmeye uğramıştır.
Daha az dikkat çeken bir başka gelişme ise Türk bankalarının
Hollanda’da her geçen gün yeni bir şube açmalarıdır. Bunlar
genellikle mevcut binaları kullandıklarından iç dekorasyon
yönünden diğer uluslararası finans kuruluşlarından hiçbir farklılık
göstermemektedirler. Bu arada Ekonomi Bankası’nın merkez
şubesi için tanınmış Türk mimar Han Tümertekin’in tasarladığı ve
Amstelveen’de inşa edilen
(2004) büro binasında Türk mimarisini dışa vuran herhangi bir
belirti bulabilmek güçtür.
Bu banka binası dışında yıllar boyunca Hollanda’da Türk kökenli
mimarlar tarafından az sayıda proje gerçekleştirildi. Bunların
ilklerinden birisi 1963’den birkaç yıl önceki ölümüne kadar
Hollanda’da oturan ve çalışan ve bu süre içinde Maassluis Camii,
Tiel şehrinde çarşı ve değişik toplu konut gibi projeleri tasarlamış
olan Gün Aydagül’dür.
İshak Önen Delft Teknik Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi almak
için 1984 yılında Hollanda’ya gelmiştir. Kendi mimarlık bürosunun
bulunduğu Zaandam şehrinde oturmakta ve çalışmaktadır.
Hoogheemraadschap
için
tasarımını
yaptığı
Zaandam
Westerwatering bölgesindeki kanalizasyon ara istasyon binası
2004 yılı sonlarında teslim edilecektir. Bunun dışında
Wormerveer’de konutlar, Zaanstad Belediyesi’nin kardeş şehri
olan Kaman’da Kültür Park gibi projelerin tasarımını yapmıştır.
Mimar ve öğretim görevlisi olan Hüsnü Yeğenoğlu Türkiye’de
doğmuş olup 1992 yılından beri Hollanda’da oturmakta ve
çalışmaktadır. Kendisinin tamamlanmış olan son projesi
Türkiye’de 1999 yılındaki depremde yıkılmış olan Söğütlü köyü
için tasarladığı ilkokul projesidir (bakınız Türkiye’deki projeler ).
Tasarımda dikkat çeken özellik özel ile genel olan arasındaki
zıtlıktır. Binanın dış kısmı kapalı bir görünüm sergilediği halde
içeriye girildiğinde tamamen saydam, açık ve aydınlıktır.
Biz Botuluyuz projesinde de özel olan ile genel olan arasındaki
zıtlık özellikle vurgulanmıştır. Bu toplu konut projesi Rotterdam’ın
Bospolder-Tussendijken semtinde oturan Türk-Hollandalı semt
sakinleri için tasarlanmıştır. Projede başlangıçta bir Türk mimar
çalışmış ancak 2004 yılında Fas kökenli bir mimar olan Nadia
Jellouli-Guachati projeyi devralmıştır. Cephedeki ahşap cumbalar
18. yüzyıl geleneksel Osmanlı ahşap evlerini anımsatmaktadır.
Cephede kullanılan sıva mavi fayans ve mozaiklerle işlenmiştir.
Burada oturmak ve ev satın almak isteyen ailelerin konut türü
istemlerini gün ışığına çıkarabilmek için semt sakinleriden Biz
Botuluyuz projesine ilgi gösterenler arasında bir araştırma yapıldı.
Ortaya çıkan sonuca göre bu araştırmanın bu konuda yapılan
diğer araştırmalardan en büyük farkı dörtgen odalar ve evin özel
ve misafirlere yönelik mekanları arasındaki ayrımın tercih
edilmesi idi. Bu türde konut tercihi İran kökenli mimar Nahied
Koolen’ın yaptığı araştırmada da ortaya çıkmıştı. Bu mimar,
yapmış olduğu araştırmalar ışığında ‘salon-hol evi’ olarak
adlandırdığı bir plan tasarladı. Hollanda’da genelde kullanılan
giriş holü burada yerini dörtgen salona bırakır. Aynı zamanda
misafir odası olan bu mekan evin ana giriş kapısının hemen
arkasında bulunmaktadır. Bu salonun etrafına küçük özel odalar
yerleştirilmiştir. Mutfak ve tuvalet ise buradan görülemeyecek
arka kısımlara yerleştirilmiştir.
Bu tür konut planları iki nedenden dolayı tipik Türk (ya da Fas)
olarak karakterize edilemez. Ilk olarak bu tür konut yerleşimi,
yapılan bir araştırmaya göre, Hollandalı yaşlı kesim tarafından da
ısrarla tercih edilmektedir. İkinci olarak bu türden ev planları
günümüzde Türkiye’de inşa edilen konutlarda hiçbir şekilde
görülmemektedir. Türkiye’de bunun tam tersine birkaç kuşağın
birarada oturduğu geleneksel büyük evler bölünerek standart bir
aile için ayrı oturmaya uygun hale getirilmektedir. Bu nedenle
Hollanda’da ‘tipik Türk’ olarak görülen şeylerin doğrudan
Türkiye’deki aktüel gelişmelerle bağlantısı olmasına gerek yoktur.
Hollanda
Poldermoskee
Ergün Erkoçu ve
Abdeluahab
Hammiche
Aya Sofia moskee
Marc ve Nada
Breitman
Gemaal Zaandam
Ishak Önen
Woningen Wormerveer
Ishak Önen
The Economy Bank
Landschapsontwerp Kaman
Han Tümertekin
Ishak Önen
Moskee Maassluis
Gün Aydagül
Woningen
Gün Aydagül
Winkelcentrum Tiel
Gün Aydagül
Biz Botuluyuz
Nadia Jellouli-Guachati
XS2N architect office
Islamitische begraafplaats
Furkan Köse
www.puuur.nl
With special thanks to:
Ishak Önen
Gül Kaçmaz-Erk
Murat Küçük
Emine Yilmazgil
Willem van Winsen
Han Bakker
Crystolight
Arkitera
Koleksiyon
Download