basit keynesyen model 5.1. basit keynesyen model 5.1.1

advertisement
BEŞİNCİ BÖLÜM
DENGE HASILA DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ;
BASİT KEYNESYEN MODEL
5.1. BASİT KEYNESYEN MODEL
5.1.1. BASİT EKONOMİLERDE (İKİ SEKTÖRLÜ MODELDE) DENGE HASILA DÜZEYİNİN
BELİRLENMESİ
5.1.1.1. Tüketim Fonksiyonu
5.1.1.2. Tasarruf Fonksiyonu
5.1.1.3. Tüketim ve Tasarruf Fonksiyonlarının Birlikte Değerlendirilmesi
5.1.1.4. Toplam Planlanan Harcama yada Toplam Talep
5.1.1.5. Denge Hasıla (Gelir) Seviyesinin Belirlenmesi
5.1.1.6. Denge Hasıla Düzeyinin Değişmesi; Basit Çarpan yada Çoğaltan Süreci
5.1.1.7. Tasarruf Paradoksu
5.2. DEVLETİN DAHİL OLDUĞU EKONOMİLERDE (ÜÇ SEKTÖRLÜ MODELDE) DENGE
HASILA DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ
5.2.1. Tüketim Fonksiyonu
5.2.2. Toplam Planlanan Harcama yada Toplam Talep
5.2.3. Denge Hasıla (Gelir) Seviyesinin Belirlenmesi
5.2.4. Denge Hasıla (Gelir) Seviyesinin Değişmesi
5.2.4.1. Çarpan Katsayılarına İlişkin Açıklamalar
5.2.4.2. Kamu Harcamalarındaki Değişmenin Etkisi
5.2.4.3. Transfer Harcamalarındaki Değişmenin Etkisi;
5.2.4.4. Vergilerdeki Değişmenin Etkisi
5.2.4.5. Bütçe Politikası Uygulamalarının Etkisi
5.2.4.6 Otomatik İstikrarlandırıcılar / Stabilizatörler
5.3. DIŞA AÇIK EKONOMİLERDE (DÖRT SEKTÖRLÜ MODELDE) DENGE HASILA DÜZEYİNİN
BELİRLENMESİ
5.3.1. Toplam Planlanan Harcama yada Toplam Talep
5.3.2. Denge Hasıla Seviyesinin Belirlenmesi
5.3.3. Denge Hasıla Seviyesinin Değişmesi
5.4. BASİT KEYNESYEN MODEL VE MİLLİ GELİRİN FARKLI DENGE SEVİYELERİ
5.4.1. Milli Gelirin Tam İstihdam Denge Seviyesi
5.4.2. Milli Gelirin Eksik İstihdam Denge Seviyesi
5.4.2.1. Deflasyonist Açık ve Maliye Politikası Kullanımı
5.4.3. Milli Gelirin Aşırı İstihdam Denge Seviyesi
5.4.3.1. Enflasyonist Açık ve Maliye Politikası Kullanımı
5.4.4. Yapısal Bütçe Açığı - Yapısal Bütçe Fazlası
5.5. GEÇMİŞ DÖNEM SORULARI
5.6. ÇALIŞMA SORULARI
BEŞİNCİ BÖLÜM
GSYİH VE BAZI ÖZDEŞLİKLER
Makro ekonomik analizler yapılırken genelde dört oyuncuyla (kesimle) çalışılır. Bunlar; birey,
firma, devlet ve dış alem’dir. Konular açıklanırken basitten karmaşığa doğru giden
modellemeler yapılır. Bu modeller;
a. sadece birey ve firmalardan oluşan basit ekonomi modeli (iki kesimli model)
b. basit ekonomiye devletin dahil edildiği ancak dışa kapalı model (üç kesimli model)
c. dış alemin de eklendiği en gerçekçi model (dört kesimli model)
şeklindedir. Bu kitapta da konular anlatılırken bu yöntem tercih edilecektir.
Özdeşlikler ifade edilirken anlatım kolaylığı için birtakım varsayımlarda bulunulur. Bunlardan
bazıları; üretilen çıktının satışlara eşit olduğu, Kullanılabilir gelir (Yd) ile GSYİH ve GSMH’nın
birbirine eşit olduğu, yenileme yatırımları (amortisman), dolaylı vergiler ve transfer
harcamalarının ihmal edilebildiği şeklindedir. GSYİH, GSMH ve Yd, Y olarak birbirinin yerine
kullanılabilir. Bu varsayımlar yapıldıktan sonra GSYİH ile ilgili olan en önemli özdeşlik
“tasarruf-yatırım(S=I)”özdeşliğidir. Bütün modeller itibariyle bunu ortaya koyalım.
2.6.1. Basit Ekonomide Tasarruf- Yatırım Özdeşliği
Kullanılabilir gelir tasarruf ve yatırım arasında bölünmektedir. Yd = C+S
Basit Ekonomide toplam talep, tüketim ve yatırımdan oluşur. Y = C+I
C + S = C + I eşitliği gereği
S=I
olur.
2.6.2. Devletin Olduğu Dışa Kapalı Ekonomide Tasarruf-Yatırım Özdeşliği
Devlet sisteme katıldığı için kullanılabilir gelir hesabı değişmektedir. Kişiler devletten transfer
yardımı (TR) alır ve devlete vergi (T) öder. Makro düzeyde kullanılabilir gelir milli gelire
transferlerin eklenip vergilerin çıkartılmasıyla bulunur.
Yd= Y+TR –T
(Eğer transferler ihmal edilirse veya sıfır kabul edilirse Yd = Y-T olur)
Yd= C + S ve
(1)
Y+TR-T = C+S olur. Eşitlik C’ye göre düzenlenirse; C= Y+TR-T-S olur.
Diğer taraftan toplam talep tüketim, yatırım ve kamu harcamalarından oluşur. Y = C + I + G
Bu denklem C’ye göre düzenlenirse; C= Y-I-G olur.
(2)
1 ve 2no’lu tüketim fonksiyonları (C’ler) birbirine eşitlenirse;
Y+TR-T-S = Y-I-G
olur. Sadeleştirilirse özdeşlik
S-I = G + TR –T
haline dönüşür. TR ihmal edilirse S-I = G –T özdeşliği elde edilir.
Burada S-I özel tasarrufu, G-T’ de kamu tasarrufunu temsil etmektedir. Buna göre,
G; kamu harcamalarını, T; vergileri (gelir) temsil ettiğinden bütçe dengesi ilişkisi ortaya çıkar;
G = T ise bütçe denkliği,
G>T ise bütçe açığı,
T>G ise bütçe fazlası var demektir.
Transfer harcamaları da dikkate alınırsa gösterimler; G+TR=T, G+TR>T ve T > G+TR şeklinde
olur.
Bu gösterimlere bağlı olarak,
(G + TR) – T bütçe açığını ve
T– (G+TR) bütçe fazlasını
ifade eder.
2.6.3. Devletin Olduğu Dışa Açık Ekonomide Tasarruf-Yatırım Özdeşliği
Devletin olduğu ekonomide toplam talep; Y= C + I + G + (X-M) yada (X-M = NX ise) Y =
C+I+G+NX dir.
Buradan C= Y-I-G-NX yazılır.
(3)
Bu eşitlik, (1) nolu eşitlikle çözülürse;
S-I = G + TR –T + (X-M)
Y+TR-T-S = Y-I-G-NX ve
yada
S-I = (G + TR –T) + NX
elde edilir.
Yorumu;
Dışa açık ekonomilerde özel sektör tasarruf ve yatırımları arasındaki fark, bütçe açığı ile net dış
ticaret fazlasının toplamına eşittir.
(Burada bütçe açığının bütçe dengesini, net dış ticaret fazlasının da dış dengeyi temsil ettiğini
unutmayınız)
Burada; X>M ise; dış ticaret fazlası, M>X ise; dış ticaret açığı var demektir.
Bir ekonomide hem bütçe açığı hem de dış ticaret açığı varsa bu iki açık birlikte “ikiz açıklar”
olarak adlandırılır.
Eşitliği yorumlayalım; özel kesim tasarruflarının yatırımları aşan kısmı (S-I); devletin bütçe açığı
ile
(G-T) yada transferler verilmişse, ( G+TR-T) ile net dış ticaret fazlasının (NX) toplamına özdeştir.
Bütçe dengesi ve dış ticaret dengesi sağlanmış ise, özel kesim tasarruf-yatırım eşitliği sağlanmış
olur. Genel anlamdaki tasarruf yatırım eşitliği ise şu şekilde ortaya konulabilir;
S-I = G + TR –T + NX denkleminde; (G+TR-T)yi denklemin soluna, I’yı ise denklemin soluna alırsak;
(S+T)– (G+TR) = I+NX
Burada;
(S+T)-(G+TR)= milli tasarrufları,
olur.
I+NX = milli yatırımları ifade etmektedir.
2.6.4. Tasarruf-Yatırım Özdeşliğinin Sızıntılar ve Enjeksiyonlar Cinsinden İfade Edilmesi
Yukarıda ifade edilen özdeşlikler(transfer harcamaları ihmal edildiğinde), ele alınan modele
göre özet ifadesi şu şekildedir;
İki kesimli;
S=I
Üç kesimli;
S-I = G - T
Dört kesimli;
S-I = G-T + (X-M)
Sıralanan bu özdeşlikler sızıntılar ve enjeksiyonlar cinsinden de ifade edilmektedir.
Sızıntılar; toplam yurtiçi harcamaları düşüren dolayısıyla da milli gelirin azalmasına sebebiyet
veren unsurlara sızıntılar denir. En önemli sızıntılar; gelirin harcanmayan kısmı olan ve
ekonomiye döndürülmeyen tasarruflar, devletin toplamış olduğu vergiler ile ithalat için yapılan
harcamalardır. Söz konusu bu sızıntılar toplam yurtiçi talebin azalmasına neden olduklarından
milli geliri azaltıcı etkide bulunurlar.
Enjeksiyonlar; toplam yurtiçi harcamaları artıran dolayısıyla da milli gelirin artmasına katkıda
bulunan unsurlara enjeksiyonlar denir. Sızıntıların neden olduğu gelir azalması enjeksiyonların
katkısıyla dengelenir. En önemli enjeksiyonlar; tasarrufların tekrar ekonomik sisteme dönüşünü
sağlayan yatırımlar, devletin yapmış olduğu kamu harcamaları ile ihracat yapılmasıyla elde
edilen gelirlerdir. Söz konusu bu harcamalar toplam yurtiçi talebi artırdıkları için milli geliri
artırıcı etkide bulunurlar.
Sızıntılar
Enjeksiyonlar
MG Azaltan Unsurlar
MG Artıran Unsurlar
S
= I
S+T = I+G
S+T+M = I+G+X
DENGE HASILA DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ;
BASİT KEYNESYEN MODEL
MG hesaplamalarında GSYİH, GSMH ve MG kavramları farklı anlamlar içermekte ve farklı şekilde
hesaplanmaktadırlar. Bununla birlikte ekonomide denge hasıla düzeyinin belirlenmesinde milli
gelir, toplam hasıla, toplam çıktı, reel çıktı ve GSMH kavramları aynı anlamı içermekte ve
birbirinin yerine kullanılmaktadırlar.
Hasıla düzeyinin belirlenmesi demek toplam hasılanın potansiyel hasılanın neresinde olduğunun
yada ekonomide denge hasıla seviyesinin belirlenmesi demektir. Denge seviyesi ile tüketim,
tasarruf, yatırım, faiz oranı, fiyatlar genel seviyesi, istihdam-işsizlik ve ödemeler bilançosu gibi
temel makro büyüklükler arasında karşılıklı nedensellik ilişkisi vardır. Yani, söz konusu makro
değişkenlerde meydana gelecek bir değişme denge hasıla düzeyini değiştirmekte yada denge
hasıla düzeyinde meydana gelecek bir değişiklik söz konusu makro göstergeleri
etkileyebilmektedir.
Hasıla düzeyi ile söz konusu temel makro değişkenler arasındaki ilişkileri analiz eden 3 model
söz konusudur. Bu modeller;
1. Basit Keynezyen Model; toplam talep ile üretim ve gelir seviyesi arasındaki ilişkiyi analiz
eder.
2. IS-LM Modeli; faiz oranı ile üretim ve gelir seviyesi arasındaki ilişkiyi analiz eder.
3.Toplam Talep–Toplam Arz Modeli (AD-AS); fiyatlar genel seviyesi ile üretim ve gelir seviyesi
arasındaki ilişkiyi analiz eder.
Bu modeller sırasıyla ele alınacak ve hasıla düzeyinin nasıl belirlendiği ortaya konulacaktır.
5.1. BASİT KEYNESYEN MODEL
J.M Keynes’in 1936 yılında yayınlamış olduğu “Para, Faiz ve İstihdamın Genel Teorisi” adlı
kitapta ifade edilen teori, gelir-harcama modeli olarak ta bilinir. Model geniş kapsamlı birçok
varsayım üzerine oturtulmuştur.
Modelin belli başlı varsayımları;
-(Temel iki varsayım)
a. Fiyatlar genel seviyesi (FGS) sabittir. Yani enflasyon/deflasyon söz konusu değildir.
b. Geçerli faiz oranı sabittir.
- Diğer varsayımlar
a. FGS sabit kabul edildiğinden modelde kullanılan bütün değişkenler reeldir.
b. Net dış faktör geliri sıfır kabul edilmiştir.
konusudur.
Buna bağlı olarak GSYİH = GSMH eşitliği söz
c. Amortismanlar, dolaylı vergiler ve sübvansiyonlar sıfır kabul edilmiştir.
GSYİH = GSMH = SMH = SYİH = NYİG = MG = Y eşitliği söz konusudur.
d. Dağıtılmamış karlar, sosyal güvenlik katkıları, kurumlar vergisi, kamu borç faizleri modele
katılmamıştır. Modele sadece transfer ödemeleri (TR) dahil edilmiştir. Bu durumda harcanabilir
gelir (Yd) şu şekilde bulunur; (T : gelir vergisi olmak üzere)
YD = Y + TR – T olur.
Bu durumda kişisel gelir; GSYİH + transfer ödemeleri ile vergiler (T) arasındaki farka eşit olur.
Transfer ödemeleri sıfır ise YD = Y–T olur.
e. Denge hasıla (çıktı) düzeyi toplam talep (toplam planlanan harcama) tarafından belirlenir.
Basit Keynesyen Model esasında tek bir model olmakla birlikte daha iyi kavranılabilmesi için
basitten karmaşığa doğru giden bir yol izlenir. Makro ekonomide dört temel iktisadi
birim(sektör) vardır. Bunlar; birey, firma, devlet ve dış alem’dir. Birey ve firmadan oluşan model
iki sektörlü, bunlara devlet eklendiğinde oluşan model üç sektörlü (dışa kapalı), bunların
üzerine ekonominin dışa açılmasını temsil eden dış alem eklendiğinde dört sektörlü model (dışa
açık) tesis edilmiş olunur.
5.1.1. İKİ SEKTÖRLÜ MODELDE DENGE HÂSILA DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ-MODEL I
İki sektörlü model tüketici ve firmalardan oluşur. Devletin olmadığı dışa kapalı bu modelde
toplam planlanan harcama, tüketin harcamaları ve yatırım harcamalarından oluşur. Keynesyen
modelde planlanan tüketim harcamaları daima gerçekleştirilir. Ancak planlanan yatırımlarla
gerçekleşen yatırımlar birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle Keynes, özel sektörü istikrarsız
kabul eder. Modelde yatırım harcamaları otonom olarak alınmıştır.
AE = Toplam Planlanan Harcama,
C = Tüketim
I0 = Otonom Yatırım olmak üzere toplam talep fonksiyonu şu şekilde ifade edilir.
AE = C + I0
5.1.1.1. Tüketim Fonksiyonu
Tüketim, hanehalkları tarafından mal ve hizmet alımı için yapılan harcamalardır. Keynes’e göre
tüketim, harcanabilir reel gelir düzeyine bağlıdır, yani harcanabilir gelirin bir fonksiyonudur.
C=f(YD). Aralarında doğru yönlü ilişki vardır, gelir arttığında tüketim de artar. Keynes'in
tüketim ile ilgili fikirleri tüketimin mutlak gelir hipotezi olarak bilinir. Buna göre bir dönem
tüketimi, o dönemin (cari) gelirin bir fonksiyonudur, gelir düzeyi yükseldikçe tüketim talebi
yükselir. Harcamaları ile gelir arasındaki bu ilişki tüketim fonksiyonunca belirlenir.
Tüketim Fonksiyonu C=f(YD) yazıldığında bireyin yada toplumun gelir 0 iken hiç tüketimde
bulunmadığı varsayılmıştır. Oysa gerçekte bireyler, gelir düzeyleri sıfır iken tüketim yapmakta,
bu amaçla borçlanmakta yada eski tasarruflarını kullanmaktadırlar. Aynı durum toplum içinde
geçerli olmaktadır. Milli gelir sıfır iken mevcut sermaye stoku tüketime harcanabilir. Ancak bu
durum uzun dönem için gerçekçi değildir. O halde özetle;
YD=0 ⇒ C > YD yazılabilir.
Harcanabilir gelirden bağımsız olarak yapılan tüketim harcamasına otonom tüketim denir ve C0
ile gösterilir. Hiç tüketim yapılmaması durumunda c=0, gelirin tamamının tüketilmesi
durumunda c=1 olmakta, gerçekte ise 0< c< 1 değerlerini almaktadır.
C = C0 + c YD
C0 = Otonom tüketim; gelirden bağımsız tüketim ( YD=0 iken borçlanılarak yapılan tüketim)
c= Marjinal tüketim eğilimi
c.YD = Uyarılmış tüketim: Harcanabilir gelire bağlı olan tüketim harcamalarını ifade eder.
Ancak tüketimin artış hızı
C
C
C3 = C0 + c3Yd
C = C0 + cYd
ΔC
α
C0
ΔY
tg α = c= ΔC/ΔY
0
0
C2 = C0+ c2Yd
C1 = C0 + c1Yd
C2
C1
c3> c2> c1
C0
Y
Tüketim Fonksiyonu ve
Marjinal Tüketim Eğilimi
C3
Y
Y
Marjinal Tüketim Eğiliminin Artması
Durumunda Tüketim Fonksiyonları
Ortalama tüketim eğilimi ( );
Belirli bir gelir düzeyinde tüketimin harcanabilir gelire
oranıdır. Keynes’e göre bu oran, harcanabilir gelir arttıkça, azalır.
Marjinal tüketim eğilimi (c=
); Harcanabilir gelirdeki bir birimlik değişimin, tüketimde kaç
birimlik değişmeye yol açtığını gösteren orandır.
Bu kavramlar Tüketim fonksiyonunu gösteren bir grafik üzerinde geometrik olarak
gösterilebilir.
AB
tanα=
=Marjinal tüketim eğilimi
DB
AYD
tanβ=
=ortalama tüketim eğilimi
OYD
Tüketim Fonksiyonuna İlişkin Bazı Bilgiler
1. Tüketim harcamaların reel gelirin kısa dönemli bir fonksiyondur.
2. Marjinal tüketim eğilimi sıfırla–bir arasında değer alır. (0<c<1) c=0 ise artan gelirin
tamamı tasarruf edilmiş (harcama artışı yok) c=1 ise artan gelirin tamamı harcamaya
gitmiş demektir.
3. Marjinal tüketim eğilimi daima ortalama tüketim eğiliminden küçüktür.
C=CO +c.YD
Tüketim fonksiyonunda tüm terimleri Y ile bölelim
CO
APC =
+c
YD
4.
5.
6.
7.
8.
Buradan görüldüğü gibi APC, marjinal tüketim eğiliminden (c) ortalama otonom tüketim
eğilimi (CO/ YD) kadar büyük olmaktadır.
Keynes’e göre APC’nin MPC’den büyük olmasının nedeni otonom tüketim eğiliminin (CO)
varlığıdır.
Gelir arttıkça marjinal tüketim eğilimi azalır, marjinal tasarruf eğilimi artar. Bu durum
“Temel Psikolojik Yasa” olarak adlandırılır.
Tüketim fonksiyonun eğimi, marjinal tüketim eğilimi tarafından belirlenir. Marjinal
tüketim eğilimi arttıkça fonksiyonunun eğimi de artar yani daha dik hale gelir. Bu
durum aynı gelir düzeyinde daha fazla tüketim yapıldığını ifade eder.
Analiz, kısa dönemli statik bir analiz olduğundan marjinal tüketim eğilimi sabit kabul
edilmiştir. Bu nedenle tüketim fonksiyonu pozitif eğimli düz bir doğru şeklindedir.
Otonom tüketimin artması, tüketim fonksiyonunu paralel sola kaydırır, azalması paralel
sağa kaydırır.
Marjinal tüketim eğiliminin artması aynı gelir düzeyinde daha fazla tüketim yapıldığı
anlamına gelir bu durumda tüketim fonksiyonunun eğimi artar, daha dik hale gelir.
Tersi de doğrudur. (Vice Verca)
Bazı Soru/Çözüm Örnekleri
1.
Y= 500 TL, c= % 80 ve C0=30 TL ise tüketim harcaması ne kadardır?
C = C0 + c Yd
2.
C = 30+ 0,8 (1000) = 830 TL olur.
Gelir 600 TL arttığında tüketim harcamaları da 450 TL artıyorsa marjinal tüketim
eğilimi ne kadardır?
c = ∆C/∆Y olduğuna göre c= 450/600 = 0,75 yani %75 olur.
5.1.1.2. Tasarruf Fonksiyonu
Kullanılabilir gelirin tüketim harcamaları sonrası kalan kısmı tasarruf olarak adlandırılır. Tıpkı
tüketim gibi tasarruflar da gelirin doğru yönlü bir fonksiyonudur. Tasarruf fonksiyonu;
S
S= -C0 + sYd.
0
tg α = s= ΔS/ΔY
Y
-C0
Tasarruf Fonksiyonu ve
Marjinal Tasarruf Eğilimi
-C0 = Otonom tasarruf yada otonom tüketim harcamalarına giden tasarruf
s = Marjinal tasarruf eğilimi
sYd = Gelire bağlı tasarruf
S = -C0 + s Yd
Ortalama tasarruf eğilimi ( ); Herhangi bir gelir düzeyinde yapılmış tasarrufları ifade eder.
Mevcut tasarrufun gelir düzeyine bölünmesiyle bulunur.
Marjinal tasarruf eğilimi (s=
);
Gelirdeki bir birimlik artışın ne kadarlık kısmının
tasarruflara gideceğini gösterir. s= 0.20 yada %20 olması demek; gelir 100 TL arttığında
tasarrufların da 20 TL artacağını ifade eder.
Tasarruf Fonksiyonuna İlişkin Bazı Bilgiler;
1. Mutlak değer olarak otonom tüketim ve otonom tasarruf birbirine eşittir.
= |S0|
Bu nedenle tasarruf fonksiyonu; S= C0 + s Yd şeklinde de yazılabilir.
YD=C + S
YD=CO +c. YD + S
S= YD - CO- c. YD
S=- CO (1-c) YD
S=- CO +s. YD 0<s<1
2. Marjinal tasarruf eğilimi, 0 < s < 1 arasında değer alır.
3. Marjinal tasarruf eğilimi, ortalama tasarruf eğiliminden büyüktür.
4. Tüketim ve tasarruf gelirin iki parçasıdır. Bu nedenle devletin olmadığı dışa kapalı
ekonomilerde,
ortalama tüketim eğilimi + ortalama tasarruf eğilimi = 1 ve
marjinal tüketim eğilimi + marjinal tasarruf eğilimi = 1 eşitlikleri söz konusudur. (c+s=1)
5. c+s=1 eşitliği gereği; c=1-s ve s=1-c şeklinde hesaplanır.
6. Tüketim ve tasarruf fonksiyonlarının toplamından oluşan toplam gelir fonksiyonunun eğimi
450 olmalıdır. Çünkü 450’nin tanjantı 1’e eşittir. Bu nedenle toplam gelir doğrusunun eğimi 450
olmalıdır.
6.
Soru
GSYİH
500
600
700
Tasarruf
100
120
140
Tabloya göre marjinal tasarruf eğilimini hesaplayınız.
a.%80
b.%60
c.%40
d.%20
e. hiçbiri
Marjinal tasarruf eğilimi, tasarruflardaki artışın gelirdeki artışa bölünmesiyle hesaplanır.
Gelirdeki artışlar hep aynı ve ∆Y= 100 TL, tasarruflardaki artışlar da ∆S= 20 TL’dir. Dolayısıyla;
s=∆S/∆Y olduğuna göre; s=20/100= 0,20, yani %20 olur. Doğru cevap D Şıkkıdır.
Tüketim ve Tasarruf Fonksiyonlarında Paralel Kaymalar ve Eğim Değişmeleri
Otonom tüketim ve otonom tasarruflarda meydana gelen değişmeler tüketim ve tasarruf
eğrilerini paralel kaydırırken, marjinal tüketim eğilimi ve marjinal tasarruf eğiliminde meydana
gelen değişmeler ise eğrilerde eğim değişikliğine neden olur. Meydana gelebilecek olası
durumlar aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.
Olası Değişiklikler
Otonom Tüketim Artışı
Fonksiyonları
Otonom Tüketim ve Tasarrufta
Tüketim Fonksiyonu
Paralel yukarı (sola) kayar, eğim
değişmez
Paralel aşağı (sağa) kayar, eğim değişmez
Otonom Tüketim Azalışı
Otonom Tasarruf Artışı
Paralel yukarı (sola) kayar, eğim
değişmez
Paralel aşağı (sağa) kayar, eğim değişmez
Otonom Tasarruf Azalışı
Marjinal tüketim eğilimi
artarsa
Marjinal tüketim eğilimi
azalırsa
Marjinal tasarruf eğilimi
artarsa
Marjinal tasarruf eğilimi
azalırsa
Hem Otonom Değerler
Otonom tüketim
marjinal tüketim eğilimi
artarsa yada marjinal
tasarruf eğilimi azalırsa
marjinal tüketim eğilimi
azalırsa yada marjinal
tasarruf eğilimi artarsa
Otonom tüketim
marjinal tüketim eğilimi
artarsa yada marjinal
tasarruf eğilimi azalırsa
marjinal tüketim eğilimi
azalırsa yada marjinal
tasarruf eğilimi artarsa
Marjinal Tüketim ve
Başlangıç noktası değişmez, sadece eğim
artar yani daha dik hale gelir
Başlangıç noktası değişmez, sadece eğim
azalır yani daha yatık hale gelir
Başlangıç noktası değişmez, sadece eğim
azalır yani daha yatık hale gelir
Başlangıç noktası değişmez, sadece eğim
artar yani daha dik hale gelir
Hem de Marjinal Tüketim ve Tasarruf
artarken;
Tüketim fonksiyonu, eğimi artarak (daha
dik hale gelerek) otonom tüketimdeki
artış kadar yukarı kayar
Tüketim fonksiyonu, eğimi azalarak (daha
yatık hale gelerek) otonom tüketimdeki
artış kadar yukarı kayar
azalırken
Tüketim fonksiyonu, eğimi artarak (daha
dik hale gelerek) otonom tüketimdeki
azalış kadar aşağı kayar
Tüketim fonksiyonu, eğimi azalarak (daha
yatık hale gelerek) otonom tüketimdeki
azalış kadar aşağı kayar
Etkilemesi
Değişme Olursa
Tasarruf Fonksiyonu
Paralel aşağı (sağa) kayar, eğim değişmez
Paralel yukarı (sola) kayar, eğim
değişmez
Paralel aşağı (sağa) kayar, eğim değişmez
Paralel yukarı (sola) kayar, eğim
değişmez
Tasarruf Eğilimi Değişirse
Başlangıç noktası değişmez, sadece eğim
azalır yani daha yatık hale gelir
Başlangıç noktası değişmez, sadece eğim
artar yani daha dik hale gelir
Başlangıç noktası değişmez, sadece eğim
artar yani daha dik hale gelir
Başlangıç noktası değişmez, sadece eğim
azalır yani daha yatık hale gelir
Eğilimleri Birlikte Değişirse
Tasarruf fonksiyonu, eğimi azalarak (daha
yatık hale gelerek) otonom tüketimdeki
artış kadar aşağı kayar
Tasarruf fonksiyonu, eğimi artarak (daha
dik hale gelerek) otonom tüketimdeki
artış kadar aşağı kayar
Tasarruf fonksiyonu, eğimi azalarak(daha
yatık hale gelerek) otonom tüketimdeki
azalma kadar yukarı kayar
Tasarruf fonksiyonu, eğimi artarak (daha
dik hale gelerek) otonom tüketimdeki
azalış kadar yukarı kayar
Örnek;
C= 30 + 0,7Yd olarak ifade edilen tüketim fonksiyonu C= 20 + 0,8 Yd olarak değişirse
aşağıdakilerden hangisi gerçekleşir?
A) Tüketim fonksiyonu paralel olarak aşağı kayar
B) Tüketim fonksiyonu yukarı kayarken eğimi artar
C) Tasarruf fonksiyonu yukarı kayarken eğimi artar
D) Tüketim fonksiyonu aşağı kayarken eğimi artar
E) Tasarruf fonksiyonu aşağı kayarken eğimi azalır.
Çözüm;
Tüketim fonksiyonu, C= 30 + 0,7Yd iken tasarruf fonksiyonu S= –30 + 0,3 Yd şeklinde olur.
Tüketim fonksiyonu C= 20 + 0,8Yd şekline dönüştüğünde tasarruf fonksiyonu da S= –20 + 0,2 Yd
şekline dönüşür.
Otonom tüketim 10 birim azalmıştır. Bu durum tüketim fonksiyonunun aşağı, tasarruf
fonksiyonunun ise yukarı kayacağını gösterir.
Diğer taraftan, marjinal tüketim eğilimi 0,7’den 0,8’e çıkmıştır. Bu durumda da, tüketim
fonksiyonu eğimi artarak daha dik hale gelirken yatırım fonksiyonu eğimi azalarak daha yatık
hale gelir.
İki durum birlikte değerlendirildiğinde;
a) Tüketim fonksiyonu aşağı kayarken eğimi artar
b) Tasarruf fonksiyonu ise yukarı kayarken eğimi azalır. Doğru cevap D şıkkı olur.
şekil çiziniz
5.1.1.3. Tüketim ve Tasarruf Fonksiyonlarının Birlikte Değerlendirilmesi
Tüketim ve tasarruf gelirin birer parçası olduğundan aralarında bazı ilişkiler vardır.
Y
C,S
Y=C
C<Y
ΔC
C0
0
-C0
S= - C0 + sYd
C>Y
ΔS
S<0
C = C0 + cYd
S>0
Y
Y
S=0
Grafiğin üst kısmında tüketim fonksiyonu alt kısmında ise tasarruf fonksiyonu yer almaktadır.
Orijinden çıkan 45 C’lik doğru geliri temsil etmektedir. Bazı özellikler;
a. Bu doğrunun üzerindeki bütün noktalarda gelirin tamamı tüketime gitmektedir.
b. Y gelir düzeyine kadar gelirden fazla tüketim yapılmaktadır. (C>Y) borçlanma söz konusu
olduğu için tasarruflar negatiftir.(S<0)
c. Y gelir düzeyinde gelirin tamamı harcamalar gitmektedir. (Y=C) Bu nedenle tasarruflar sıfıra
eşittir. (S=0)
d. Y gelir düzeyi tasarrufa geçiş noktasıdır. Zira bundan sonra Y>C olmakta ve tasarruflar da
pozitif değer almaktadır. (S>0)
e. Tüketim eğrisi dikleştiğinde (marjinal tüketim eğilimi arttığında), tasarruf eğrisi
yatıklaşır.(marjinal tasarruf eğilimi azalır). Bunun tersi de doğrudur.
f. Otonom tüketim artıp, tüketim eğrisi paralel yukarı kayarsa, tasarruf eğrisi de paralel aşağı
kayar. Tersi de doğrudur.
5.1.1.4. Toplam Planlanan Harcama yada Toplam Talep
Devletin dahil olmadığı iki sektörlü modelde toplam talep, bireylerin tüketim harcamaları ile
otonom yatırım harcamalarından oluşur.
AE= C + I0
Bu denklemde tüketim fonksiyonu yerine konursa
AE= C0 + cY + I0 olur.
Otonom kalemler bir araya toplanıp A0 ile ifade edilirse denklem nihai haline ulaşır.
AE= A0 + cY
Burada
AE: Toplam Talebi
A0. Otonum harcamaları, yani otonom tüketim harcamaları ile otonom yatırım
harcamalarının toplamını (C0+I0)
c: Marjinal tüketim eğilimini
Y:Milli Geliri
Göstermektedir. Toplam talep fonksiyonunu şekil üzerine aktarırsak toplam talep
doğrusunu elde ederiz. Toplam talep doğrusu aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.
AE
A0
AE= A0 + c.Y
c
Y
Toplam Talep Doğrusunun Paralel Kayması
Toplam talebin otonom değişkenlerinde, yani otonom tüketim harcamaları (C0) ve/veya otonom
yatırım harcamalarında (I0) bir değişme meydana gelirse, toplam talep doğrusu paralel olarak
kayar. Otonom değişkenler arttığında toplam talep doğrusu paralel olarak yukarıya doğru;
otonom değişkenler azaldığında ise toplam talep doğrusu paralel olarak aşağıya kayar. Paralel
kaymalarda;
1.Toplam talep doğrusunun dikey eksen üzerindeki başlangıcını gösteren A0 noktasının yeri
değişir.
2.Toplam talep doğrusunun eğimini gösteren marjinal tüketim eğilimi c’nin değeri değişmez.
AE1= A01 + c. Y
AE
AE= A0 + c. Y
A01
AE2= A02 + c. Y
A0
A02
Y
Toplam Talep Doğrusunun Eğiminin Değişmesi
İki sektörlü modelde, marjinal tüketim eğilimi c değiştiğinde toplam talep doğrusunun eğimi
değişir. Dikey eksen üzerinde A0 hareket noktası sabit kalmak kaydıyla, toplam talep doğrusu
yukarıya ya da aşağıya kayar. Eğim değişmelerinde,
1.Toplam talep doğrusunun dikey eksen üzerindeki başlangıcını gösteren A0 noktasının yeri
değişmez.
2.Toplam talep doğrusunun eğimini gösteren marjinal tüketim eğilimi c’nin değeri değişir.
Marjinal tüketim eğilimi arttığında, toplam talep doğrusunun eğimi artar ve A0 noktası sabit
kalmak üzere, doğru yukarıya doğru dikleşir. Marjinal tüketim eğilimi azaldığında ise, toplam
talep doğrusunun eğimi azalır ve A0 noktası sabit kalmak üzere, doğru aşağıya doğru yatıklaşır.
AE1= A0 + c1. Y
AE
AE= A0 + c. Y
AE2= A0 + c2. Y
A0
Y
5.1.1.5. Denge Hasıla (Gelir) Seviyesinin Belirlenmesi
Denge Hasıla Seviyesinin Matematiksel Olarak Gösterilmesi
Y=C+I0 (1)
C=C0+c.Y (2)
Bu denklem sisteminde, 2 numaralı denklemi 1 numaralı denklemdeki yerine koyarsak
Y= C0+c.Y+ I0 (3)
Denklemini buluruz. (A0= C0+ I0) olduğuna göre 3 numaralı denklem
Y= A0 + cY olur. Bu denklem Y’ye göre çözüldüğünde, denge gelir seviyesini veren eşitliğe ulaşılır.
Y=
yada
Y= A0
Denge Hasıla düzeyinin Geometrik Olarak Gösterilmesi
Milli gelir dengesi şekil bazında aşağıdaki gibi ifade edilebilir.
Y=AE
AE
AE <Y
AE =Y
AE = A0 + cYd
AE > Y
A
A0
0
Y
S, I
I > S
I < S
Y
S= - C0 + sYd
A
S=I
I0
0
Y
-C0
Y
Şekilde milli gelir dengesi hem toplam talep-toplam arz (üstteki şekil) hem de tasarruf-yatırım
yaklaşımı (alttaki şekil) ile ortaya konulmuştur. Milli gelir dengesi Toplam Arz(Y) ve Toplam
Talep (AE) eğrilerinin kesiştiği A noktasında sağlanmaktadır. Bu denge düzeyinde alt şekilde de
görüldüğü üzere tasarruflar da yatırımlara eşittir. A noktasının dışında herhangi bir yerde Milli
gelir dengesinin sağlanması söz konusu değildir.
A noktasının solunda, toplam talep toplam arzdan büyüktür. Toplam talebin toplam arzdan
büyük olması durumunda yatırımlar da tasarruflardan büyüktür. Yatırım ve talep fazlalığı
ekonomide üretim artışını teşvik eder, stoklar azalır ve ekonomide genişleme süreci ortaya
çıkar. Süreç sonunda üretim- gelir ve tasarruf artar ve A noktasında denge oluşur.
A noktasının sağında ise, toplam arz toplam talepten ve dolayısıyla tasarruflar da yatırımlardan
büyüktür. Bu durumda stoklar artar, üretim azalma yönünde baskılanır ve ekonomi durgunluk
sürecine girer. Neticede, üretim ve gelir düşer buna bağlı olarak tasarruflar da azalır. A
noktasına kadar gerileyen ekonomide tekrar denge sağlanır.
Örnek; C0 = 30, I0= 100, c=0,8 olan bir ekonomide denge gelir düzeyini hesaplayınız.
A0= C0 + I0= 30 +100 = 130
Y= A0
= 130
= 130/0,2 = 650
5.1.1.6. Denge Hasıla Düzeyinin Değişmesi; Basit Çarpan yada Çoğaltan Süreci
Milli gelir dengede iken, otonom kalemlerde (C0,I0) meydana gelecek bir artış sanki bir katsayı ile
çarpılıyormuş gibi gelir düzeyinde kendisinden daha büyük bir artışa neden olur. Aynı şey
azalışlar için de geçerlidir. Literatürde bu süreç “çarpan yada çoğaltan süreci” olarak adlandırılır.
Matematik ifadesi şu şekildedir;
ΔA0 = Otonom kalemlerdeki değişme
k= çarpan yada çoğaltan katsayısı
ΔY = Gelirdeki değişme olmak üzere;
ΔA0 x k = ΔY
Çarpan/çoğaltan katsayısı k=
yada 1-c=s olduğundan, k=
formülüyle de hesaplanır.
Çarpan/çoğaltan katsayısı daima birden büyüktür.
ke=
>1
Çarpan/çoğaltan katsayısının büyüklüğü marjinal tüketim eğilimi (c) tarafından belirlenir.
Aralarında doğru yönlü ilişki vardır. Marjinal tüketim eğilimi ne kadar yüksekse çarpan/çoğaltan
katsayısının değeri de o derece yüksek olur.
Sadece tüketici+firmalardan oluşan bu modelde ke=
basit harcama çarpanı olmak üzere iki
tür çarpan vardır;
1.Otonom tüketim çarpanı ;
ΔC0
= ΔY
2.Otonom yatırım çarpanı ;
ΔI0
= ΔY
Örnek;
Marjinal tüketim eğilimi 0,75 iken otonom yatırımlarda meydana gelecek 100 TL’lik artış milli
geliri nasıl etkiler?
AE
c=0,75
ΔI0
ΔI0 =100
= ΔY 100
Y
ΔY=?
=
AE2
= 400
A0+ΔI0
AE1
ΔI0
A0
ΔY
ΔY=400 Milli gelir 400 birim artar.
0
Y1
Y2
Y
5.1.1.7. Tasarruf Paradoksu
Keynes’in öne sürdüğü bir olgudur. Milli gelir dengede iken, toplumun tasarruflarını artırması
sonucunda milli gelirde meydana gelen azalmayı açıklamak üzere kullanılmıştır. Şöyle ki,
toplumun tasarruf eğiliminin artması, tüketim harcamalarının ve dolayısıyla toplam talebin
düşmesine neden olur. Toplam talebin düşmesi de milli gelir düzeyinin azalmasına neden olur.
Bu duruma, yani tasarruflar arttığında milli gelirin azalması olgusuna “tasarruf paradoksu”
denir.
I,S
s2
I0
0
A2
Y2
s2 > s1
s1
A1
Y1
I0
Y
-C0
Tasarruf eğiliminin s1 olması durumunda milli gelir Y1 düzeyinde dengededir. Ve A1 noktasında
tasarruf-yatırım eşitliği sağlanmıştır. Tasarruf eğilimin s2’ye yükselmesi durumunda tasarruf
eğrisi dikleşmiş, yeni denge gelir seviyesi Y2’ye düşmüştür. Tasarruf-yatırım eşitliği de A2
noktasında sağlanmıştır.
Bireyler için zenginlik yada servetin kaynağı olan tasarruf artışı, toplum için olumsuz sonuç
doğurmaktadır. Yatırıma dönüşmeyen, gömüleme halinde kalan tasarruflar sızıntı etkisi
yarattığından milli geliri azaltmaktadır. Tasarrufların yatırma dönüştürülmesi halinde ise söz
konusu olumsuz sonuçlar oluşmayacaktır.
Tasarruf paradoksu, bireysel açıdan yada mikro açıdan bakıldığında doğru olan davranışların
makro ekonomi açısından yanlış olabileceğini ifade etmektedir. Bu tür çelişkiler “terkip hatası”
olarak ta adlandırılır.
Tasarruf paradoksunu her zaman kötü bir şey olarak düşünmemek gerekir. Enflasyonist
dönemlerde tasarruf artışı, talebi düşürücü ve enflasyonu önleyici olumlu bir rol üstlenmektedir.
Tasarruf paradoksu daha çok gelişmiş ülkelerde görülür. Zira, gelişmekte olan ülkelerde
yatırımların kaynağı tasarruflar değil daha çok dış borçlar olmaktadır. Bu nedenle tasarruf
paradoksu gelişmekte olan ülkelerde pek rastlanılan bir durum değildir.
5.2. DEVLETİN DAHİL OLDUĞU ÜÇ SEKTÖRLÜ MODELDE DENGE HASILA DÜZEYİNİN
BELİRLENMESİ –MODEL II
Bu model, tüketici + firma + devletten oluşan üç sektörlü bir modeldir. Devlet, bir taraftan kamu
harcaması (G0) ve transfer ödemesi (TR0) yapan, yaptığı bu harcamaları karşılamak için de vergi
(T) toplayan bir birimdir.
Devletin olduğu Ekonomide vergilerin otonom ve uyarılmış olduğu duruma göre harcanabilir
gelir, tüketim, tasarruf, toplam talep fonksiyonları ve milli gelir eşitliği değişir.
T= vergi gelirleri,
T0 = otonom vergiler (gelirden bağımsız olan vergi)
t=marjinal vergi oranı
tY= gelire bağlı vergiler
T= T0 + tY
Otonom vergiler sıfır olduğu zaman (T0=0) denklem; T= tY haline dönüşür.
A. Vergilerin Gelir Düzeyinden Bağımsız (Otonom) Olduğu durum
Devletin topladığı vergiler şu fonksiyonla ifade edilir;
T=T0
5.2.1.2 Tüketim Fonksiyonu
C= C0 + cYd olan tüketim fonksiyonunda Yd yerine Yd = Y + TR0 – T0 değeri konulup çözülürse
tüketim fonksiyonu elde edilir.
C = C0 + c(Y+TR0– T)
C = C0 + c(Y+TR0– T0)
C = C0 + cY+c.TR0– cT0
C= (C0 + c.TR0– cT0 )+cY
C0 + c.TR0– cT0 =otonom tüketim harcamalarını
cY=uyarılmış tüketim harcamalarını
5.2.1.3 Tasarruf Fonksiyonu
S=-(C0 + c.TR0– cT0)+s.Y
5.2.1.3.Toplam Planlanan Harcama yada Toplam Talep
I,G,TR ve T otonom kabul edilirse
AE=C+I0+G0
AE= C0 + c(Y+TR0– T) +I0+G0
AE= C0 + cY+cTR0– cT0 +I0+G0
A0= C0 +cTR0– cT0 +I0+G0
AE= A0+ cY
Y=AE Mal Piyasası Denge Şartı
Y= A0+ cY
Y - cY = A0
Y(1-c)= A0
Y= A0/(1-c)
B. Vergilerin Gelir Düzeyine Bağlı (Uyarılmış) Olduğu Durum
T=t.Y
t =ΔT/ΔY 0<t<1
5.2.1.2 Tüketim Fonksiyonu
C= C0 + cYd olan tüketim fonksiyonunda Yd yerine Yd = Y + TR0 – (tY) değeri konulup çözülürse
tüketim fonksiyonu elde edilir.
C = C0 + c(Y+TR0– T)
C = C0 + c(Y+TR0– tY)
C = C0 + cY+c.TR0– ctY
C= (C0 + c.TR0)+c(1-t)Y
C0 + c.TR0 =otonom tüketim harcamalarını
c(1-t)Y=uyarılmış tüketim harcamalarını
c(1-t)= milli gelirdeki bir birimlik artışın ne kadarının tüketim harcamalarına gideceğini
gösteren oranı ve tüketim fonksiyonunun eğimini vermektedir.
C
C= (C0 + c.TR0 )+c(1-t)Y
C0 + c.TR0
c (1-t)
Y
Tüketim fonksiyonu doğrusu, dikey eksen üzerinde C0 + c.TR0 noktasından başlayan ve c
(1-t) eğimi ile sağ yukarıya doğru yükselen pozitif eğimli bir doğrudur.
Model I ve Model II’nin tüketim fonksiyonu doğruları arasındaki farkları görebilmek için
her iki tüketim fonksiyonu doğrusunu aşağıdaki şekil üzerinde birlikte inceleyelim.
C= C0 + c. Y
C
C= (C0 + c.TR0)+c(1-t)Y
C0 + c.TR0
C0
Y
Model I ile Model II’nin tüketim fonksiyonu doğrularını karşılaştırırsak; Model II!nin
tüketim fonksiyonu doğrusunun Model I’in tüketim fonksiyonu doğrusundan daha yatık
olduğunu görürüz. Doğru yatıklaştıkça toplumun tüketim harcamaları azalmaktadır. Bunun
başlıca iki nedeni bulunmaktadır.
1.Model I’in tüketim fonksiyonu doğrusu, dikey eksen üzerinde C0 noktasından başlarken, Model
II’nin tüketim fonksiyonu doğrusu (C0 + c.TR0) noktasından, yani daha yukarıdan başlamaktadır.
Model I’in otonom tüketim harcamaları sadece borçlanmaya dayanılarak yapılan tüketim
harcamalarını kapsadığı halde, Model II’nin otonom tüketim harcamaları yanında, devletçe
sağlanan transfer ödemelerine dayanılarak yapılan tüketim harcamalarının yanında, devletçe
sağlanan transfer ödemeleri ve otonom vergileri dayanılarak yapılan tüketim harcamalarını da
kapsamaktadır. Bu durumda Model II’nin otonom tüketim harcamaları, Model I’e göre daha
yüksektir. Yani (C0 + c.TR0)> C0’dır.
2. Model I’in tüketim fonksiyonu eğimi, Model II’nin tüketim fonksiyonu doğrusunun eğiminden
daha yüksektir. Çünkü model I!de devlet yer almadığından tüketiciler vergi ödememektedir.
Halbuki Model II’de devlet modele dahil edilmiştir ve tüketiciler vergi ödemektedirler. Vergiler
kullanılabilir geliri, dolayısıyla tüketim harcamalarını düşürmektedir. Model I’in tüketim
fonksiyonu doğrusunun eğimi c iken, Model II’in tüketim fonksiyonu doğrusunun eğimi c(1t)’dir. c=0,90 ve t=0,10 olması durumunda Model I’in tüketim fonksiyonu doğrusunun eğimi
0,90, Model II’in tüketim fonksiyonu doğrusunun eğimi 0,90(1-0,10)=0,90(0,90)=0,81’dir.
0,90>0,10 olduğundan c >c(1-t) sonucuna ulaşabiliriz. Tüketim fonksiyonu doğrusunun eğiminin
düşük olması, toplumun daha az tüketim harcaması yaptığı anlamına gelir.
5.2.2. Tasarruf Fonksiyonu
Üç sektörlü modelde tasarruf fonksiyonu aşağıdaki yazılır:
S=-(C0 + c.TR0)+s(1-t)Y
5.2.2. Toplam Planlanan Harcama yada Toplam Talep
Toplam talep, tüketim, yatırım ve kamu harcamalarından oluşur. Yatırım ve kamu harcamaları
otonomdur. (I0 ve G0)AE= C+ I0 + G0 denkleminde tüketim fonksiyonu C = C0 + c(1-t)Y+c.TR0
yerine konursa
AE= C = C0 + c(1-t)Y+c.TR0) + I0 + G0 olur. Otonom kalemler bir araya toplanıp A0 ile ifade
edilirse toplam harcama denklemi şu şekilde olur.
A0 = C0 + cTR0 + I0 + G0
AE= A0 + c (1-t)Y
Burada A0 milli gelirden bağımsız otonom toplam talebi, c(1-t)Y ise milli gelire bağımlı
uyarılmış toplam talebi göstermekte olup, toplam talep otonom toplam talep ile uyarılmış
toplam talebin toplamından meydana gelmektedir.
AE
AE= A0 + c (1-t)Y
c (1-t)
A0
Y
Toplam harcama eğrisinin eğimi c(1-t) değerine eşittir. Toplam harcama eğrisinin dikey
ekseni kestiği nokta ile orijin arasındaki uzaklık otonom harcamaları (A0) gösterir. Planlanan
harcama eğrisinin eğimi c(1-t) olduğuna göre, c ve t değerleri değiştiğinde eğrinin değişir:

Marjinal Tüketim eğilimi arttıkça (c) AE eğrisi dikeye yaklaşır, eğimi artar.

Marjinal vergi oranı (t) azaldıkça AE eğrisi dikeye yaklaşır, eğimi artar.
AE
AE
AE2
AE1
AE2
AE1
A02
A0
A01
2
1
0
I
Y
0
II
Y
Şekil I’de A0 sabit iken c ve/veya t değerleri değiştiğinde AE eğrisi eğimi
değişecek şekilde kaymıştır. II.Grafikte ise c ve t değişmez iken otonom
harcamaların değişmezi (A0) ile AE eğrisi paralel olarak kaymaktadır.
Model I ve II’nin toplam talep doğruları aşağıdaki şekil üzerinde karşılaştırılmaktadır.
AE1= (C0 + I0) c. Y
AE
AE2= (C0 + cTR0 + I0 + G0 ) +c(1-t)Y
)+c(1-t)Y
C0 + cTR0 + I0 + G0
C0 + I 0
Y
Şeklin incelenmesinden anlaşılacağı gibi, Model II’in toplam talep doğrusunun eğimi, Model I’in
toplam talep doğrusunun eğiminden daha küçük olduğu için, Model II’in toplam talep doğrusu
Model I’inkine göre daha yatıktır. Toplam talep doğrusunun daha yatık olması, toplumun daha az
harcama yaptığını gösterir. Bunun başlıca iki nedeni bulunmaktadır.
5.2.3. Denge Hasıla (Gelir) Seviyesinin Belirlenmesi
Basit keynezyen modelde, toplam planlanan harcama (AE) ile gerçekleşen milli gelir (Y) eşitliği
sağlandığında mal piyasası dengesine ulaşılır.
AE=Y Mal Piyasası Dengesi
AE
Y=AE
AE>Y
Y↑
D
AE=A0+c(1-t)Y
A0
0
Y1
→
←
S
T
I
G
Y
S+T
I+G>S+T
Y↑
→
S+T > I+G
Y↓
D
Y1
←
I+G
Y
Şekil Mal Piyasasında Dengenin Sağlanması
Toplam planlanan harcamalar, reel gelir düzeyini aştığında (AE > Y),firmalar üretim hacimlerini
arttırırlar, stoklar erir, yatırımlar artar, reel gelir artar.
AE>Y, I ↑, Y ↑
Bu durumda I + G > S + T olur. Özel ve kamu kesimi harcamaları toplamı, özel kesim tasarrufları
ile kamu kesimi geliri toplamından fazla gerçekleşir. Şekil'de D noktasının solunda bu durum
görülmektedir. Eğer toplam planlanan harcamalar, reel gelire göre daha az olursa (AE < Y), bu
durumda firmaların satış hacimleri daralır, stoklar artar. Böylece planlanmayan (arzulanmayan)
stok yatırımları oluşur. Harcama yetersizliği nedeniyle firmalar, üretim hacimlerini düşürürler.
Böylece reel gelir azalır.
AE<Y,I ↓, Y↓ ;
I+G<S+T
Görüldüğü gibi Keynesyen modelde toplam planlanan harcamalar, reel gelire eşit olduğunda mal
piyasası dengeye gelmekte, fiili (gerçekleşen) yatırımlar da planlanan yatırımlara eşit
olmaktadır. Firmalar planladıkları kadar yatırım yaptıkları için reel gelir istikrarlı olmaktadır.
Planlanan yatırımların artması durumunda reel gelir artar, azalması durumunda da azalır, denge
bozulur
AE = Y
I sabit, Y sabit.
Reel milli gelir dengesi ayrıca;
I+G=S+T
eşitliği ile sağlanır. Bu eşitliğe transfer harcamaları da eklenirse;
I + G + TR = S + T yazılabilir. Ayrıca;
I + G - S + T -TR
I + G = S + TN eşitliği de yazılabilir.
(T - Tr) şeklinde vergi geliri ve transfer harcaması farkına "net vergi" (T N)adı verilir.
Planlanan yatırımlarda (I = Ip) ve hükümet alımlarında oluşan bir artış, reel milli geliri arttırır.
Bu nedenle (I + G), reel milli gelire ilaveler (injections) olarak ifade edilir. Tasarruf ve vergi artışı
ise, toplam planlanan harcamaları (AE) azalttığı için reel milli geliri de azaltır. Bu nedenle (S + T)
sızıntılar (kaçaklar-leakages) admı alır.
I ↑, Y ↑ G ↑, Y ↑ İlaveler
S ↑, Y↓ T ↑, Y ↓ Sızıntılar
I+G=S+T
İlaveler = Sızıntılar
Y= AE eşitliğine göre Y= A0 + c (1-t)Y olur.
A0 = C0 + cTR0 + I0 + G0 olmak üzere
Bu denklem Y’ye göre çözüldüğünde;
Y=
yada Y= A0
denge değerine ulaşılır.
Milli gelir dengede olduğunda tasarruf-yatırım özdeşliği de sağlanır. Devletin dahil olduğu bu
modelde söz konusu özdeşlik; sızıntılar = enjeksiyonlar olmak üzere şu şekilde ifade edilir;
Şekil Mal Piyasasında Dengenin Sağlanması
Soru
C0 =20, TR0=200, I0=250,
aşağıdakilerden hangisidir?
G0=500, c=0,8 ve t=0,2 olan bir ekonomide denge gelir seviyesi
a.1500
c.2583
b.2000
d.3583
e. hiçbiri
A0 = C0 + cTR0 + I0 + G0 = 20 + (0,8x 200) + 250 + 500 = 930
Y= A0
= 930
=
=2583
Doğru Cevap C Şıkkıdır.
5.2.4. Denge Hasıla (Gelir) Seviyesinin Değişmesi
5.2.4.1. Çarpan Katsayılarına İlişkin Açıklamalar
Devletin dahil olduğu dışa kapalı ekonomilerde milli gelirin dengesi kamu harcamalarında,
transfer harcamalarında, vergiler ve denk bütçe politikası uygulamaları neticesinde değişiklik
gösterir. Bu harcama kalemlerine ilişkin olarak kullanılan çarpan katsayıları aşağıda
sıralanmıştır. Söz konusu çarpan katsayılarının değerleri gelir vergisi alınmaması ve alınması
durumuna göre değişiklik göstermektedir.
1. Harcama Çarpanı (ke); Bu çarpan yaklaşımı içinde üç ana harcama kalemi vardır. Bunlar,
otonom tüketim, otonom yatırım ve otonom kamu harcamalarıdır. Bu kalemlerdeki değişmenin
milli gelir üzerindeki etkisi hesaplanırken harcama çarpanı dikkate alınır.
2. Transfer Çarpanı (kTR); Transfer ödemelerinin milli gelir üzerindeki etkisinin hesabında
kullanılır.
3. Vergi Çarpanı (kT); Otonom vergilerdeki değişmenin milli gelir üzerindeki etkisi
hesaplanırken kullanılır.
4. Denk Bütçe Çarpanı (kBB); Bütçede açık yada fazlaya sebebiyet vermemek için kamu
harcamaları ve vergilerin eşit oranda ve aynı anda artırılması/azaltılması durumunun milli gelir
üzerindeki etkisini hesaplamada kullanılan bütçe çarpanıdır. Denk bütçe çarpanı, gelir vergisinin
olmadığı durumda bire eşittir. 1945 yılında Norveç’li İktisatçı Trygve Haavelmo tarafından
geliştirildiği için literatürde “Haavelmo Kuralı” olarak ta bilinir.
Modelde, gelir vergisinin alınması ve gelir vergisinin alınmaması durumlarında çarpan
katsayıları değişmektedir. Çarpan katsayılarının değerleri ve çarpan süreci bu iki farklı varsayım
altında şu şekilde sıralanabilir;
A. Gelir Vergisinin ALINMAMASI Durumunda Çarpan Süreci
1. Harcama Çarpanları;
Otonom Tüketim Çarpanı;
ΔC0
= ΔY
Otonom Yatırım Çarpanı;
ΔI0
= ΔY
Otonom Kamu Harcamaları Çarpanı; ΔG0
= ΔY
2. Transfer Çarpanı;
Transfer Ödemeleri Çarpanı;
ΔTR0
= ΔY
ΔT0
= ΔY
3. Vergi Çarpanı
Otonom Vergi Çarpanı;
4. Denk Bütçe Çarpanı;
+
=
=1
B. Gelir Vergisinin ALINMASI Durumunda Çarpan Süreci
1. Harcama Çarpanları;
Otonom Tüketim Çarpanı;
ΔC0
= ΔY
Otonom Yatırım Çarpanı;
ΔI0
= ΔY
Otonom Kamu Harcamaları Çarpanı; ΔG0
= ΔY
2. Transfer Çarpanı;
Transfer Ödemeleri Çarpanı;
ΔTR0
= ΔY
ΔT0
= ΔY
3. Vergi Çarpanı
Otonom Vergi Çarpanı;
4. Denk Bütçe Çarpanı;
+
=
Çarpan Süreci ve Katsayılarına İlişkin Bazı Bilgiler
1. Transfer çarpanı her zaman harcama çarpanından küçüktür.
kTR<ke
<
ve
<
2. Gelir vergisinin alınmadığı durumda harcama çarpanı ile transfer çarpanı arasındaki fark bire
eşittir.
ke-kTR = 1
–
=
=1
3. Vergi çarpanı, transfer çarpanının negatif değerine eşittir.
kTR =- kT
=
ve
=
4. Denk bütçe çarpanı, harcama çarpanı ile vergi çarpanının toplamına eşittir. Sonuç, gelir vergisi
alınmadığı ve alındığı durumlarda farklı çıkar. Şöyle ki;
kBB= ke+kT
a. Gelir vergisi alınmadığı durumda denk bütçe çarpanı;
kBB =
=
+
=1
b. Gelir vergisi alındığı durumda denk bütçe çarpanı;
kBB =
+
=
olur.
5.2.4.2. Kamu Harcamalarındaki Değişmenin Etkisi
Kamu harcamaları, devletin yapmış olduğu mal ve hizmet alımları yani tüketim harcamaları ve
yatırım harcamalarından oluşur. Bu harcamalar milli gelir üzerinde otonom kalemler gibi direkt
etki yaparlar.
Soru
Tüketim fonksiyonu C= 500 + 0,8Y olarak verilen bir ekonomide denge milli gelir seviyesi 5000
birimdir. Kamu harcamalarının 1000 birim artırılması durumunda milli gelir düzeyi ne kadar
artar?
Soruda vergi oranından bahsedilmediği için verginin alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda
kamu harcamaları çarpanı;
ΔG0
= ΔY olarak alınacaktır. c=0,8 olduğu tüketim fonksiyonundan anlaşılmaktadır. s=1-
0,8= 0,2
=
=
=5
ΔY = 1000 x 5 = 5000 birim artar.
Şayet vergi oranı t=0,1 olsaydı milli gelirdeki artış ne kadar olurdu?
ΔG0
1000
= ΔY
=
=
= 3571 birim artış olur.
Not; Burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Vergilemenin yapılması çarpan
katsayısının değerini düşürmüş ve milli gelirdeki artışı azaltmıştır. Bu bağlamda içinde vergi
olan bütün çarpan katsayıları vergi olmayanlardan daha küçük olur.
Bu sorudaki çarpanlar için
<
durumu geçerlidir.
5.2.4.3. Transfer Harcamalarındaki Değişmenin Etkisi;
Transfer harcamaları, devletin karşılıksız olarak yaptığı aktarımlardır. Bunların milli gelir
üzerindeki etkisi kamu harcamaları gibi direkt değil dolaylı olur. Çünkü transfer harcamaları
önce tüketimi etkiler, tüketimdeki değişmeler de milli geliri değiştirir. Peki, transfer
harcamalarının tamamı tüketime gider mi? Hayır. Peki ne kadarı gider? TR0 büyüklüğündeki bir
transfer harcamasının tüketime giden kısmı cTR0 kadardır. Kalan kısım ise tasarruf edilir. Örn.;
c=0,8 olması halinde 100 TL’lik transfer geliri elde eden bir kişi bunun 80 TL’sini harcar, 20
TL’sini tasarruf eder. Dolayısıyla 100 TL’lik transfer harcamasının 80 TL’lik kısmı milli geliri
değiştirici etki yapar.
Soru;
Marjinal tüketim eğilimi %75, vergi oranı%20 olan bir ekonomide transfer harcamaları 30 birim
artırılırsa milli gelirdeki değişme ne olur?
ΔTR0
= ΔY
30
= 30
= 30 x 1,875= 56,25
5.2.4.4. Vergilerdeki Değişmenin Etkisi
Vergiler milli gelir üzerinde olumsuz etki yaparlar. Vergilerin artırılması gelir düzeyinin
azalmasına neden olurken vergilerin düşürülmesi ise gelir düzeyini artırıcı etki yapar. Vergiler
de tasarruflar gibi sızıntı olarak değerlendirilirler.
Vergiler otonom vergiler (dolaylı vergiler) ve gelire bağlı vergiler(dolaysız vergiler) olmak üzere
gruplandırılırlar. Gelire bağlı vergilerin alınmadığı durumda otonom vergilerin etkisi vergi
çarpanı ile çarpılarak hesaplanır. Gelire bağlı vergilerin alınması durumunda ise içinde
vergilerin de yer aldığı çarpan katsayıları kullanılır.
Soru
a)Marjinal tüketim eğilimi 0,8 iken otonom vergiler 30 birim artırılırsa milli gelir üzerindeki
etkisi ne olur?
ΔT0
= ΔY
30
= 30 x (- 4) = -120
Milli gelir 120 birim azalır.
b)Marjinal tüketim eğilimi 0,8, vergi oranı 0,1 iken otonom vergiler 30 birim artırılırsa milli gelir
üzerindeki etkisi ne olur?
Bu durumda kullanılacak olan çarpan katsayısı, gelir vergisi oranını da içeren çarpan katsayısı
olacaktır.
ΔT0
= ΔY
30
=
= - 85,7
Milli gelir 85,7 birim azalır.
Görüldüğü üzere gelir vergisi oranının sürece dahil edilmesi milli gelirdeki azalmayı
küçültmüştür.
5.2.4.5. Bütçe Politikası Uygulamalarının Etkisi
A. Denk Bütçe Politikasının Etkisi
Denk bütçe politikası, yapılan kamu harcaması kadar vergi alınmasıdır. Bu politikanın amacı,
bütçe açığına sebebiyet vermeksizin ekonominin yönlendirilmesidir. Kamu harcamaları ve
vergiler eşit miktarda ve aynı anda artırıldığında milli gelir üzerindeki etkisi şu şekilde olur;
Kamu harcamaları artışı milli geliri artırıcı etki yaparken, otonom vergilerin artması milli geliri
azaltıcı etkide bulunur.
ΔY =
ΔG0 + (
) ΔT0
Gelir vergisinin alınmadığı durumda denk bütçe çarpanı bire eşittir. Bu durumda (diğer faktörler
hiç dikkate alınmadan) milli gelir, kamu harcamalarında meydana gelen artış kadar artar,
azalma kadar azalır.
Örneğin; kamu harcamaları ve otonom vergiler aynı anda 50 birim artırılırsa, sonuçta milli
gelirde 50 birimlik artış olur. Bu durumda diğer faktörlere bakılmaksızın ifadesiyle kast edilen
örn.: marjinal tüketim eğiliminin 0,8 olması yada 0,6 olması sonucu değiştirmez.
Denk bütçe çarpanının işleyebilmesi için birtakım şartların varlığı gereklidir;
 Başlangıç itibariyle milli gelir dengede iken bütçenin de dengede olması gerekir,
 Ekonominin eksik istihdam durumunda olması gerekir,
 Yatırımların gelir değişikliklerinden etkilenmemesi, yani yatırımların gelir esnekliğinin
sıfır olması gerekir.
B. Kamu Harcamaları ve Vergilerdeki Değişimin Bütçe Fazlasına Etkisi
Soru (KPSS 2007)
Diğer koşullar sabitken, Keynesçi çarpan analizine göre, marjinal tüketim eğiliminin 0,75 olduğu
bir durumda hem devlet harcamalarında hem de vergilerde ortaya çıkacak 5 birimlik bir
düşüşün milli gelir üzerindeki net etkisi ne olur?
a.20 birim artar
Çözüm
b.20 birim düşer
c. 5 birim artar d. 5 birim azalır
e. değişmez
Hem kamu harcamaları hem de vergiler aynı anda ve eşit miktarda (5 birim) azaltılmıştır. Yani
denk bütçe politikası güdülmektedir. Bu durumda soru iki yolla çözülebilir
a.Denk bütçe politikası uygulanmakta ve gelir vergisinden bahsedilmemektedir. Bu durumda
Haavelmo Kuralı gereği denk bütçe çarpanı bire eşittir. Kamu harcamaları azaltıldığı için milli
gelir azalacaktır. Azalma;
ΔY = - ΔG x 1 = -5 x1 =- 5 birim azalır.
b. Eğer bu kural bilinmiyorsa (hatırlanmıyorsa) bu durumda yapılacak şey önce kamu
harcamalarındaki azalışın milli gelir üzerindeki olumsuz etkisi hesaplanır. Sonra vergilerdeki
azalışın milli gelir üzerindeki olumlu etkisi hesaplanır. Sonuçta aradaki fark bulunmak suretiyle
net etki hesaplanır.
Kamu harcamalarındaki azalmanın olumsuz etkisi;
ΔG0
= ΔY
-5
= -5
= - 20 birim azalır.
Vergilerdeki azalmanın olumlu etkisi;
ΔT0
= ΔY
5
=5
= 15 birim artar.
Net Etki ; -20 + 15 = -5 Milli gelir 5 birim azalır.
Doğru Cevap D Şıkkıdır.
5.2.4.6 Otomatik İstikrarlandırıcılar / Stabilizatörler
Ekonomik istikrarın bir yorumu da, Reel GSYİH’nın çok fazla sapma göstermeden Trend Büyüme
Yolu (Pot. GSYİH) etrafında küçük salınımlar yaparak büyümesidir. Zira, yüksek oranlı büyüme
ve depresyon dengeden aşırı sapmalar meydana getirdiği için arzu edilmeyen durumlardır.
Şekilde de görüldüğü üzere, Reel GSYİH2 büyümesi daha fazla istikrarı ifade etmekte olup her
zaman Reel GSYİH1’e tercih edilir.
Reel GSYİH
Reel
GSYİH 1
Reel
GSYİH 2
Trend
Büyüme
Yolu
0
Zaman
Ekonominin reel üretim hacminde gözlenen iniş ve çıkışlar iktisadi dalgalanma (konjonktür )
olarak adlandırılmaktadır. Reel üretim arttığında zaman işsizlik azalır, üretim azaldığı zaman
işsizlik artar. Bu nedenle ekonomik hayatın dalgalanma göstermesi üretim ve istihdamın
istikrarını bozar. Ekonomiyi yöneten karar vericiler, ekonomik hayatta dalgalanmaların en aza
inmesini isterler. Otonom harcamalarda meydana gelen değişmeler çarpan etkisiyle Reel
GSYİH’yı değiştirmektedir. İşte otonom harcamaların Reel GSYİH üzerinde meydana getireceği
değişikliğin etkisini azaltarak daha istikrarlı büyümeyi sağlayan unsurlara “otomatik
istikrarlandırıcılar” yada otomatik stabilizatörler denir. Otomatik kelimesinin anlamı
“kendiliğinden” demektir. Stabilizatör kavramı ise “istikrara kavuşturucu, dalgalanmaları
önleyici” anlamlarına gelmektedir. Buna göre otomatik stabilizatör kavramı ise “kendiliğinde
istikrara kavuşturucu” anlamına gelmektedir.
Belli Başlı Otomatik Stabilizatörler;
1.Gelir vergisi ; artan oranlı vergi
2. Transfer Ödemeleri, İşsizlik sigortası
3. Sigorta Primleri
4. Kurumlar Vergisi
5. Şirketlerin Kar Payı Ödemeleri
6. Sosyal Güvenlik Katkıları
7. Hane Halkı tasarrufları (özel Tasarruflar)
8. Tarımsal Destekleme Politikaları (Sübvansiyonlar)
5.3. 5.3. DIŞA AÇIK EKONOMİLERDE (DÖRT SEKTÖRLÜ MODELDE) DENGE HASILA
DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ-MODEL 3
Modelin dışa açılmasıyla sisteme ihracat ve ithalat dahil olur. İhracat (X), otonom bir değişken
(X0) konumundadır. İhracat miktarı, diğer ülkelerin gelir seviyesi ve ihraç talebinin gelir
esnekliği tarafından belirlenir.
a. Milli Gelir Özdeşliği
Y=C+I0+G0+(Xo-M)
b. Tüketim Fonksiyonu
C= (C0+c.TR0) + c(1-t)Y
C0+TR0=otonom tüketim harcamaları
c(1-t)Y=uyarılmış tüketim harcamalarını
c(1-t)=milli gelirdeki bir birimlik artışın ne kadarının tüketim harcamalarına gideceğini gösteren
oranı ve tüketim fonksiyonunun eğimini vermektedir
c. Tasarruf Fonksiyonu
S= -(C0+TR0) + s(1-t)Y
d. İthalat Fonksiyonu
İthalat (M), yurt dışından satın alımlar için ödenen bedeldir. Yurtiçi geliri ve talebi azalttığı için
tıpkı tasarruflar ve vergiler gibi “sızıntılar” içinde yar alır. İthalat fonksiyonu şu şekilde ifade
edilir,
M= M0 + mY
Burada;
M0= Otonom ithalat (gelirden bağımsız ithalat)
M= marjinal ithal eğilimi
mY= gelire bağlı ithalattır.
İthalat ile gelir arasında doğru yönlü ilişki vardır. Milli gelir arttığında ithalat ta artar.
Marjinal İthal eğilimi ; (m= ) gelirdeki bir birimlik artışın ithalatı ne kadar artırdığını gösterir.
Örn.; m= 0,2 (%20) olması, gelir 100 TL arttığında ithalatın 20 TL artacağını ifade eder.
5.3.1. Toplam Planlanan Harcama yada Toplam Talep
Dışa açık ekonomilerde toplam talep; tüketim, yatırım ve kamu harcamaları ile ihracat ve ithalat
arasındaki farktan oluşur.
AE= C + I0 + G0 + (X0-M)
Bu denklemde tüketim fonksiyonu ve ithalat fonksiyonu yerine konursa
AE= (C0 + cTR0) + c (1-t)Y + I0 + G0 + X0- (M0+mY) olur.
Otonom kalemler bir araya toplanıp A0 ile ifade edilirse denklem;
A0 = C0 + cTR0 + I0 + G0 + X0 - M0
AE= A0 + [c (1-t) –m ]Y
olur.
-Toplam Talep Doğrusunun Eğimini Belirleyen Faktörler ve Etkileri
Diğer modelleri de kapsayan dışa açık modelde toplam talep doğrusunun eğimi c(1-t)-m ile ifade
edilmektedir. Doğrunun eğimi; c, t ve m tarafından belirlenir. Aralarındaki ilişkiler ise şu
şekildedir;
-
Marjinal tüketim eğilimi (c), artarsa eğim artar yani eğri daha dik hale gelir. Tersi de
doğrudur.
-
Marjinal vergi oranı (t), azalırsa eğim artar yani eğri daha dik hale gelir. Tersi de
doğrudur.
-
Marjinal ithal eğilimi (m), azalırsa eğim artar yani eğri daha dik hale gelir. Tersi de
doğrudur.
c
t
m
Eğim Artar, Eğri Dikleşir
c
t
m
Eğim Azalır, Eğri Yatıklaşır
Model I, II ve III toplam talep fonksiyonları
İki Kesimli Modelde Toplam Talep AE1=A0+c.Y
Üç Kesimli Modelde Toplam Talep AE2=A0+c.(1-t)Y
Dört Kesimli Modelde Toplam Talep AE2= A0 + [c (1-t) –m ]Y
Her üç modelin toplam talep fonksiyonunun eğimleri ise şöyledir:
İki Kesimli Modelde Toplam Talep Fonksiyonu doğrusunun eğimi c
Üç Kesimli Modelde Toplam Talep Fonksiyonu doğrusunun eğimi c(1-t)
Dört Kesimli Modelde Toplam Talep Fonksiyonu doğrusunun eğimi c(1-t)-m
Üç modelin toplam talep fonksiyonlarının eğimleri konusunda aşağıdaki ifade yazılabilir:
c > c(1-t) > c(1-t)-m
Durumu sayısal bir örnekle açıklayabiliriz: c:0,90, t:0,10 m:0,15 olarak verilmiş olsun. Bu
durumda;
AE1 doğrusunun eğimi, c=0,90
AE2 doğrusunun eğimi, c(1-t)=0,90(1-0,10)=0,90.(0,90)=0,81
AE3 doğrusunun eğimi, c(1-t)-m=0,90(1-0,10)-0,15
=0,90.(0,90) -0,15=0,81.0,15=0,66
c > c(1-t) > c(1-t)-m
0,90 > 0,81 > 0,66
Toplam Talep doğrusunun eğimini belirleyen temel faktör yurtiçinde üretilen mallara yönelen
harcamaların büyüklüğüdür. Yurtiçinde üretilen mallara olan harcamalar ne kadar fazlaysa,
toplam talep doğrusunun eğimi o kadar büyük olmaktadır.
Toplam talep doğrusunun eğiminin azalması, toplumun yurtiçinde üretilen mallara daha az
harcama yaptığı anlamına gelmektedir.
Üç modelin Toplam talep doğrularının eğimleri ile ilgili olarak buraya kadar yaptığımız
açıklamalar aşağıdaki şekil üzerinde daha iyi anlayabiliriz:
AE
C0 + cTR0 + I0 + G0+X0-M0
AE1= (C0 + I0) c. Y
AE2= (C0 + cTR0 + I0 + G0 ) +c(1-t)Y
)+c(1-t)Y
AE3= C0 + cTR0 + I0 + G0+X0-M0 +[c(1-t)-m]Y
C0 + cTR0 + I0 + G0
C0 + I 0
Y
5.3.2. Denge Hasıla Seviyesinin Belirlenmesi
Milli Gelirin Denge Seviyesinin Matematiksel Olarak Gösterilmesi
1.Milli Gelir Eşitliği Y=C+I0+G0+(Xo-M)
2. Tüketim Fonksiyonu C= (C0+c.TR0) + c(1-t)Y
3.İthalat Fonksiyonu M= M0 + mY
4. (2) ve (3) numaralı denklemler (1) numaralı denklemde yerlerine konursa
Y=(C0+TR0) + c(1-t)Y + I0+G0+Xo -M0 – mY sonucuna ulaşırız.
5. (4) numaralı denklemde yer alan otonom kalemleri A0 başlığı altında toplayalım
A0=C0+c.TR0 + I0+G0+Xo -M0
(4) numaralı denklemde yerine koyarsak
Y= A0+ c(1-t)Y- mY
Buradada Y’li ifadeleri eşitliğin sol tarafına toplayıp A0 ifadesi denklemin sağında yalnız
bırakırsak
Y- c(1-t)Y+ mY = A0
Denklemin sol tarafını Y parantezine alalım
[1-c(1-t)+m]Y= A0
6. Son ifadede Y denklemin solunda yalnız bırakılırsa
Y= A0/[1-c(1-t)+m] eşitliğine ulaşılır.
Milli gelir dengede olduğunda tasarruf-yatırım özdeşliği de sağlanır. Devletin dahil olduğu dışa
açık modelde söz konusu özdeşlik; sızıntılar = enjeksiyonlar olmak üzere şu şekilde ifade edilir;
S+T+M=I+G+X
5.3.3. Denge Hasıla Seviyesinin Değişmesi Çarpan Mekanizması
Dışa açık ekonomilerde iki yeni çarpan söz konusudur. Bunlar; ihracat çarpanı ve otonom ithalat
çarpanı’dır. Diğer taraftan bu çarpanlar gelir vergisinin alınıp alınmamasına göre farklılık arz
eder.
1.Gelir Vergisinin ALINMASI Durumunda Çarpan Süreci
İhracat Çarpanı;
ΔX0
Otonom İthalat Çarpanı;
- ΔM0
= ΔY
= ΔY
2.Gelir Vergisinin ALINMAMASI Durumunda Çarpan Süreci
İhracat Çarpanı;
ΔX0
Otonom İthalat Çarpanı;
- ΔM0
1-c=s olduğundan burada çarpan katsayısı
= ΔY
= ΔY
olarak ta alınabilir.
Not: görüldüğü gibi tüm çarpanlarda, vergi oranı (t) verildiğinde payda [1-c(1-t)]
olmaktadır. Yine tüm çarpanlarda marjinal ithal eğilimini (m) verildiğinde (m) değeri
paydaya eklenmektedir.
Marjinal İthal Eğilimindeki Değişmelerin Toplam Talep Fonksiyonu Doğrusuna Etkisi
Marjinal ithal eğiliminin değeri ile toplam talep fonksiyonu doğrusunun eğimi arasında ters
yönlü bir ilişki vardır. Marjinal İthal eğilimi arttığında toplam talep fonksiyonunun değeri de
azalmaktadır. Tersi de doğrudur. Marjinal ithal eğilimi artınca ithalat, yani yabancı ülkelerde
üretilen mallara olan talep artmış dolayısıyla ülke içinde üretilen mallara yönelen toplam talep
azalmıştır. Toplam talep fonksiyonu doğrusunun eğimi azaldığında, yani doğru yatıklaştığında,
toplam talep düşüyor demektir.
Soru
1. M= 50+0,15Y
ve C= 200+0,8Y olan bir ekonomide milli gelir 1000 birim düzeyinde
dengededir. İhracat 200 birim artırılırsa yeni denge gelir seviyesi aşağıdakilerden hangisi olur?
a.1000
Cevap
b.2000
c.3000
d.4000
e.5000
Soruda gelir vergisinden bahsedilmemektedir. Bu durumda ihracat çarpanı; ΔX0
olur.
= ΔY
İthalat fonksiyonundan m=0,15 ve tüketim fonksiyonundan da c=0,8 olduğu anlaşılmaktadır.
200
=
= 4000 Milli gelir 4000 birim artar.
Yeni denge gelir seviyesi = 1000 + 4000 = 5000 birim olur. Doğru Cevap E Şıkkıdır.
2.Gelir vergisi oranlan artırıldığında aşağıdakilerden hangisi gerçekleşir?
A) Gelir çarpanı büyür.
B) Gelir çarpanı küçülür.
C) Denge gelir düzeyi artar.
D) Kamu açığı büyür.
E) Ödemeler dengesi açığı oluşur.
Çözüm: Gelir vergisi oranları (t) artınca, çarpan küçülür.
Çarpan =
1 / l-c(l-t)
veya 1/1-c + ct
Paydada yer alan (t) değeri arttıkça çarpan küçülecektir.
Cevap, B seçeneğidir.
3. C = 20 + 0,9 (Y - T) ilişkisinde C tüketim, Y gelir, T vergidir. 800 TL'lik harcanabilir gelir
düzeyinde, tasarruf kaç TL olur?
A) 18 B) 60 C) 80 D) 180 E) 740
Çözüm:
C = 20 + 0,9 (Y - T)
Y - T = Yd olduğunu hatırlayalım.
C = 20 + 0,9 . 800
C = 740
Şimdi tasarrufu bulabiliriz.
S = Yd - C S = 800 - 740 S = 60
Cevap, B seçeneğidir.
KPSS 2004
1.Marjinal tasarruf eğiliminin 0,25 ve vergi oranının 0,2 olduğu kapalı bir ekonomide
yatırım çoğaltanı kaçtır?
A) 1,25
B) 1,33
C) 2 D) 2,5
E) 4
Çarpan (ke)= 1 / l-c(l-t)
ke=1/1-0,75(1-0,2)
ke=1/0,4=2,5
2.Kamu harcamasının olmadığı bir kapalı ekonomide, tüketim ve yatırım fonksiyonları
sırasıyla şöyledir:
C = 20 + 0,7 Y I = 30 + 0,2 Y
Bu ekonomide denge gelir düzeyi ve yatırım miktarı kaçtır?
(C=Tüketim düzeyi, Y=Gelir düzeyi, I=Yatırım miktarı)
Y
I
A) 500
130
B) 500
100
C) 500
90
D) 250
130
E) 250
100
Çözüm:
Y =C + I
Y= 20 + 0,7Y + 30 + 0,2Y
Y= 50 + 0,9Y
Y- 0,9Y = 50
0,1Y = 50
Y= 500 bulunur.
I = 30 + 0,2Y
I = 30 + 0,2(500)
1 = 130
Cevap, A seçeneğidir.
3. Bir ekonomide S (tasarruf) 95; I (yatırım) 50; G (kamu harcamaları) 80; X (ihracat 40;
M (ithalat) 60; T (vergiler) 35 olduğuna göre, transfer ödemeleri kaçtır?
A) 10 B) 20 C)30 D) 40 E) 50
Sızıntılar
Enjeksiyonlar
MG Azaltan Unsurlar
MG Artıran Unsurlar
S
= I
S+T = I+G
S+T+M = I+G+X
S+T+M
= I + (G+TR) + X
95+35 + 60 = 50 + (80 + TR) + 40
190 = 170 + TR
TR=20
KPSS 2005
1. 2. Gelir düzeyi 100, tasarruf fonksiyonu S=-25+0,7Y ise gerçekleşen tüketim
harcaması miktarı kaçtır?
A) 35
B) 45
C) 55
D)70
E)110
Çözüm:
S = -So + sY ve C = Co + cY
S = -25 + 0,75Y ise C = 25 + 0,3Y olur.
Çünkü Co = -So ve c + s = 1 olduğu bilinmektedir.
Bu durumda C = 25 + 0,3 . 100 C = 55
veya S = -25 + 0,75 . 100
S = 45
C=Y-S
C = 100 - 45 C = 55
Cevap, C seçeneğidir.
KPSS 2006
1.
Kapalı bir ekonomide tüketim harcamaları 1000, tasarruflar 100 ve kamu harcamaları 300
birimdir.
Denk bütçe varsayımı altında bu ekonomideki GSYH değeri kaç birimdir?
A) 800 B)1100 C) 1200 D) 1300 E)1400
Çözüm: Denk bütçe varsayımı G = T olduğunu gösterir.
C = 1000 S = 100 G = 300 T = 300 GSYİH ?
Tüketim ve tasarruf verildiğine göre harcanabilir gelir bulunur.
Yd = C + S
Yd = 1000 + 100 = 1100
Şimdi GSYİH = Y değerini bulalım.
Y
= Yd + T - Tr olduğunu biliyoruz.
Bu soruda Tr (transfer harcamaları) verilmemiştir.
Y
= Yd + T Denk bütçe nedeniyle G = T = 300 olur.
Y
= 1100 + 300
Y
= 1400
Cevap, E seçeneğidir.
Tasarruf
0
-300
Tasarruf
Fonksiyonu
1000
YD
Download