SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİ

advertisement
SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİ
Dr. Sevgi Saryal
Ankara Üniversitesi
Göğüs Hastalıkları AD.
Solunum fonksiyon testleri özellikle son 30 yılda fizyoloji çalışmalarında kullanılan araçlar
olmaktan çıkıp solunum hastalıklarının klinik değerlendirmelerinde yaygın olarak kullanılan bir
laboratuvar yöntemi haline gelmiştir.
SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİNİN ENDİKASYONLARI
1. TANI
a) Semptom (dispne, öksürük, balgam, göğüs ağrısı), bulgu (solunum seslerinde azalma, hava
hapsi, uzamış ekspirasyon, siyanoz, göğüs deformitesi, raller) ve laboratuvar sonuçlarının (hipoksemi,
hiperkapni, polisitemi, radyoloji) değerlendirilmesi
b) Hastalığın akciğer fonksiyonları üzerine etkisinin araştırılması
c) Akciğer hastalığı gelişme olasılığı olan bireylerin taranması (sigara içenler, mesleki
ekspozisyon
d) Preoperatif riskin saptanması
e) Prognozun belirlenmesi
f) Zorlayıcı egzersiz programlarından önce genel sağlık durumunun belirlenmesi
2. MONİTORİZASYON
a) Tedavi yaklaşımlarının belirlenmesi
Bronkodilatör tedavi, steroid tedavisi, konjestif kalp yetmezliği tedavisi)
b)Hastalığın gidişinin belirlenmesi
Pulmoner hastalıklar (Obstrüktif havayolları hastalığı, interstisyel akciğer hastalıkları, kardiak
hastalıklar, konjestif kalp yetmezliği, nöromüsküler hastalıklar)
c) Mesleki ekspozisyonun monitorizasyonu
d) Pulmoner toksisitesi olan ilaçların yan etkilerinin takibi
3. İŞ GÖREMEZLİK DERECELERİNİN SAPTANMASI
a) Rehabilitasyon amacıyla hasta değerlendirilmesi
b) Sigortalama yönünden risklerin belirlenmesi
c) Tazminat için değerlendirme
4. TOPLUM SAĞLIĞI
a) Epidemiyolojik çalışmalar:
b) Farklı çevrelerde yaşayan toplumların sağlık durumlarının karşılaştırılması
c) Mesleki veya çevresel etkenlerle ortaya çıkan sübjektif yakınmaların değerlendirilmesi
5. REFERANS DENKLEMLERİNİN OLUŞTURULMASI
TEKNİK ÖZELLİKLER
Halen kullanımda bulunan spirometreler volüme veya akıma duyarlı olmak üzere iki tiptir.
Volüm spirometreleri: İlk geliştirilen spirometrelerdir. Bunlar içinde sulu spirometreler altın
standart olarak kabul edilmektedir. Bu spirometreler üç silindirden oluşur. Dış silindirin üst bölümü
açıktır, çapı biraz daha dar olan ikinci silindir bunun içinde bulunur, üst bölümünde bir-iki delik
bulunur. İki silindirin arasında su bulunur. Çan adı verilen üçüncü silindir ise her ikisinin arasına
açıklığı aşağıya bakacak şekilde yerleşmiştir ve hastanın soluk hareketleriyle aşağı yukarı hareket
eder. İki silindir arasındaki su havanın sistenden kaçmasını engelleyen rol oynar. Çana bağlı bulunan
bir kimograf aracılığıyla hastanın solunum hareketleri grafik kağıdına yazdırılır.
Körüklü tip spirometrelerde ise ekshalasyon havası bir körük içinde toplanır. Bu tür
spirometreler genellikle plastikten yapılmıştır ve hava girdiğinde genişler, çıktığında kapanır.
Günümüzde bilgisayar aracılığıyla çalışan tipleri kullanılmaktadır.
Volüm spirometrelerinin bir diğer tipi ise kuru silindirli spirometrelerdir. Bu spirometrelerde
yatay ya da dikey konumda ve sürtünmesi sıfıra indirgenmiş bir piston bulunur ve solunum
hareketleriyle ileri geri gider.
11
Bir diğer tip ise diyaframlı spirometredir. Bu spirometrelerde hasta solunum tüpü ünitenin alt
bölümüne bağlanır, lastik bir diyafram da cihazın alt bölümünde bulunur. Hasta ekshalasyon
yaptığında diyafram yukarı hareket eder ve bir plakayı da yukarı iter. Bu yolla volüm ölçülür.
VOLÜM SPİROMETRELERİNİN ÖZELLİKLERİ
AVANTAJ:
• Direkt olarak volümleri ölçer
• Ucuzdur
• Uygulama kolaydır
• Sulu spirometre altın standarttır
DEZAVANTAJ:
•
•
•
•
Büyük ve taşınamaz
Sulu spirometrelerin suyunun sık değiştirilmesi gerekir
Hava kaçakları sonucu etkileyebilir
Manuel hesap gerektirebilir
Akım spirometreleri: Volüm spirometrelerinin büyük, taşınamaz cihazlar olmaları nedeniyle
akım spirometreleri geliştirilmiştir. Bu cihazlar direkt olarak akımı ölçerler. Volüm ise akımın zaman
ile çarpımından hesaplanır. Buna integrasyon denir. Bu işlem için bilgisayar gereklidir. 4 tip akım
spirometresi vardır: Pnömotakograf, termistor veya sıcak tel anemometresi, türbin cihazı ve vorteks
cihazı.
Diferansiyel basınç cihazı veya pnömotakograf sabit rezistansı olan bir tüpten oluşur. Sabit
rezistans hastanın farkedemeyeceği kadar azdır. Hava tüp içinde hareket ederken sabit rezistansla
karşılaşır. Akım tarafındaki basınç rezistansın öbür tarafındaki basınçtan daha yüksek olur. Akım ne
kadar fazla olursa basınç farkı da o kadar fazla olur. Bu basınç farkı bir basınç transduseri ile ölçülür,
alınan sinyaller elektronik olarak amplifikatörlere yollanır ve bilgisayar aracılığıyla Akım = Basınç /
Rezistans formülünden hesaplanır.
Termistor veya sıcak-tel anemometresi bir tübün merkezindeki bir telden oluşur. Hava tüpten
geçerken sıcak teli soğutur. Elektrik enerjisi ile tel tekrar ısıtılır ve özel bir ısıda tutulur. Hava
hareketiyle oluşur akım ölçülür. Ancak türbülan hava akımının ölçülememesi, ısıtılmış telin çok frajil
olması nedeniyle cihazın hareket ettirilmesiyle kolaylıkla arızalanması nedeniyle pratik değildir.
Türbin cihazında ise tüp içinde bulunan türbin hava akımı arttıkça daha hızlı döner. Her dönüş
sayısı bir elektronik sayaç tarafından saylılır ve akım hesaplanır.
Vorteks cihazı ise bir tüp içinde akan havanın bir engelle karşılaştığında türbülan hale geldiği
esasına dayanır. Bu cihazlarda solunum tüpünde sabit engeller vardır ve hava akımı vorteks adı verilen
türbülanslar oluşturur. Ultrasonik olarak her vorteks sayılır ve akım hesaplanır. Düşük akım hızlarına
duyarlı değildir.
AKIM SPİROMETRELERİNİN ÖZELLİKLERİ
AVANTAJ:
• Küçük ve taşınabilir
• Bilgisayarlı
• Referans değerleri hızlı hesaplanır
• Akım volüm eğrisi çizdirilebilir
DEZAVANTAJ:
• Daha fazla deneyim gerektirir
• Sık ve dikkatli kalibrasyon gerektirir
• Nem birikmesi problemlere yol açar
• Gaz içeriği sonuçları etkileyebilir
• Çok düşük akımları gösteremeyebilir
12
Hangi spirometre seçilmelidir?
Spirometrenin 7 lt’ye kadar volümleri ve 0-12 lt/sn’ye kadar akım hızlarını
ölçebilmesi gereklidir. Spirometre en az 15 sn süresince ekshalasyon havasını toplayabilecek özellikte
olmalıdır.
Spirometre seçerken dikkat edilmesi gereken noktalar:
1. Testleri uygulayacak olan kişilerin nitelikleri ve bilgi düzeyi, bilgisayar kullanım
deneyimi, elle hesap yapıp yapamadığı
2. Bir günde yapılacak test sayısı
3. Solunum fonksiyon parametrelerinin hangilerine ihtiyaç bulunduğu
4. Sonuçların beklenme hızı, hemen mi, birkaç saat sonra mı?
5. Mali kaynak düzeyi
6. Sistem portabl olmalı mı
PARAMETRELERİN ÖLÇÜMÜ VE TANIMI
Akciğer volümleri statik ve dinamik akciğer volümleri olarak ikiye ayrılmaktadır. Statik
volümlerin ölçümünde zamana bağımlılık yokken dinamik volümler zorlu solunum sırasında
ölçülmektedir.
STATİK AKCİĞER VOLÜMLERİ
Akciğerler ve intratorasik havayollarında bulunan hava volümü; akciğer parankimi ve
çevreleyen organ ve dokular, yüzey gerilimi, solunum kaslarının oluşturduğu güç, akciğer refleksleri,
havayollarına ait özellikler tarafından belirlenmektedir.
Akciğer volümleri pozisyon, yaş, boy, cins, vücut kütlesi, etnik özellikler, günlük
aktivitelerden etkilenir. Volümler yaşla ters, boyla doğru orantılıdır. Kadınlarda erkeklerden küçüktür.
Etnik olarak beyaz ırkta sarı veya siyah ırktan fazladır. Ayakta, otururken veya yatarken değişkenlik
gösterdiği için testlerin uygulanmasında her zaman standart pozisyon olan sandalyede dik oturur
pozisyon seçilmelidir. Sedanter yaşayanlarda da antrene kişilere göre volümler daha azdır.
VİTAL KAPASİTE (VC): Derin bir inspirasyondan sonra derin ekspirasyonla atılan hava
volümü olarak tanımlanır, ml veya lt cinsinden ifade edilir. Yavaş vital kapasite veya manevra
yukarıda tanımlanan şekilde yapıldığında ekspiratuar vital kapasite (EVC) de denir. Derin
ekspirasyondan sonra derin inspirasyonla alınan havanın ölçümüne ise inspiratuar vital kapasite (IVC)
denir. İki ayrı aşamada IC ve ERV ölçümlerinin topalmı elde eidlerek ölçülebilirse de rutinde
uygulanmaz.
İNSPİRATUAR KAPASİTE (IC): Normal ekspirasyondan sonra derin inspirasyonla alınan
maksimum volümdür. VC’nin %75’ini oluşturur.
İNSPİRATUAR REZERV VOLÜM (IRV): Normal inspirasyondan sonra derin
inspirasyonla alınan hava volümüdür.
EKSPİRATUAR REZERV VOLÜM (ERV): Normal ekspirasyondan sonra derin
ekspirasyonla atılan hava volümüdür. VC’nin % 25’ini oluşturur.
TİDAL VOLÜM (VT,TV): Her bir normal solukla alınan ya da verilen hava volümüdür.
Normalde 500 ml’dir.
TOTAL AKCİĞER KAPASİTESİ ( TLC): Derin inspirasyonun bitiminde akciğerlerde
bulunan hava volümüdür. (TLC =FRC+IC)
REZİDÜEL VOLÜM (RV): Derin ekspirasyondan sonra akciğerlerde kalan hava
volümüdür. (RV=FRC-ERV)
FONKSİYONEL REZİDÜEL KAPASİTE (FRC): Normal ekspirasyonun bitiminde
akciğerlerde bulunan hava volümüdür. FRC yani normal ekspirasyonun sonlandığı seviye istirahat
düzeyidir, bu seviyede akciğer ve toraks elastik recoili dende halindedir ve solunum kas aktivitesi hiç
yoktur.
FRC, gaz dilüsyon metodları (Kapalı devre Helyum Dilüsyon, Açık devre Nitrogen Washout)
,vücut pletismografisi, radyolojik metod (elipsoid, planimetrik) ile ölçülebilmektedir. RV ise indirekt
olarak ölçülmüş olur. Normal kişilerde üç metod da benzer sonuç verir. Ölçümler arasındaki
varyasyon % 10’dan azdır. Ancak havayolu obstrüksiyonu bulunan olgularda distribüsyonun
13
nonhomojen olması nedeniyle gaz dilüsyon yöntemi gerçekten düşük sonuç verir. Pletismografik
ölçümde ise ventilayonun düzenli olduğu alanlarla birlikte nonventile alanlar da ölçüme katıidığından
gerçeğe daha yakın sonuç elde edilir. Ancak pletismografla da bazı olgularda gerçekten yüksek sonuç
elde edilebileceği bildirilmiştir. Pletismografik ve gaz dilüsyon yöntemiyle elde edilen FRC değerleri
arasındaki fark hava hapsini göstermektedir.
TLC’de AZALMA
İNTRAPULMONER
Pnömonektomi
Kollaps
Konsolidasyon
Ödem
Fibrozis
EKSTRAPULMONER
Plevra hastalığı: Effüzyon, Kalınlaşma,
Pnömotoraks
Göğüs duvarı deformitesi: Skolyoz, torakoplasti
Solunum kas güçsüzlüğü
Abdomende yer tutan olaylar
Obezite
RV’de ARTMA
İNTRAPULMONER
Yaygın havayolu obstrüksiyonu
Pulmoner vasküler konjesyon
Mitral stenoz
EKSTRAPULMONER
Ekspiratuar kas güçsüzlüğü: Spinal hasar
Myopatiler
Hiperinflasyon normal ekspirasyonun bitiminde akciğerlerde bulunan hava volümünde artma
olup en belirgin göstergesi FRC artışıdır. Elastik recoil kaybı, hava hapsi, ekspiratuar hava akımında
azalma ve Raw artışı KOAH’ta hiperinflasyonun en önemli sebepleridir. Hiperinflasyon solunum
işinde artma ve gaz alışverişinde bozulmaya neden olur.
DİNAMİK AKCİĞER VOLÜMLERİ VE AKIMLAR
Havayolları obstrüksiyonunun belirlenmesinde kullanılırlar, zorlu ekspirasyon ve inspirasyon
sırasında değerlendirilirler. Dinamik spirometrinin sonuçları volüm-zaman ya da akım-volüm
eğrileriyle ifade edilir.
ZORLU VİTAL KAPASİTE (FVC): Derin inspirasyondan sonra zorlu, hızlı ve derin
ekspirasyonla atılan hava volümüdür. VC’den farkı manevranın çok hızlı yapılmasıdır. Normal kişide
FVC VC’ye eşittir. Havayolu obstrüksiyonunda zorlu ekspirasyonun yarattığı bronşioler kollaps
nedeniyle FVC daha düşüktür. Amfizemde küçük havayollarının doku desteğinin azalması, kronik
bronşit , astım, bronşektazi ve kistik fibroziste mukus tıkaçları ve bronşioler konstriksiyon buna neden
olur.
FEV1: Zorlu ekspirasyonun birinci saniyesinde atılan hava volümüdür. Normalde volümlerin
% 80’i birinci saniyede atılır. Genellikle büyük havayollarını yansıtır. Mukus sekresyonu,
bronkospasm, inflamasyon veya elastik doku kaybı gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan
havayolu obstrüksiyonu FEV1’de azalmaya neden olur. Ancak erken dönemde küçük havayollarındaki
obstrüksiyonu yansıtmaz. Restriktif patolojilerde ise FVC’deki azalmaya bağlı olarak azalır. FEV1
kooperasyon ve hasta eforuna bağımlı bir parametredir.
FEV3: Zorlu ekspirasyonun üçüncü saniyesinde atılan hava volümüdür.
14
FEF200-1200: Zorlu ekspirasyonla ilk 200-1200 ml’nin atıldığı perioddaki akım hızıdır.
Zorlu ekspirasyonunu erken bölümünü yansıtır, dolayısıyla büyük havayolları hakkında bilgi veren iyi
bir indekstir.
MAKSİMAL EKSPİRASYON ORTASI AKIM HIZI (MMFR, FEF25-75%): Zorlu
ekspirasyon ile volümlerin % 25 ila %75’inin atıldığı perioddaki akım hızıdır. Orta ve küçük
havayollarından gelen akımı yansıtır. Obstrüktüf hastalıkların erken dönemlerinde bu parametre azalır.
Bazan restriktif hastalıklarda da azalma gösterebilir.
FEF75-85%: Volümlerin %75-85’inin atıldığı perioddaki ortalama akım hızıdır.
MAKSİMAL İSTEMLİ VENTİLASYON (MVV): Amplitüdü ve frekansı yüksek
solunumla bir dakikada atılan volümdür. Tüm solunum sisteminin değerlendirildiği bir testttir. 15 sn
VT’den fazla, VC’den düşük solunum yaptırılır ve ekspire edilen volüm ölçülür. Solunum kasları,
akciğer-toraks sisteminin kompliansı, solunum kontrol sistemi, havayolu ve doku rezistansından
etkilenir. Orta-ileri havayolu obstrüksiyonunda Raw artışı ve hiperinflasyon nedeniyle azalır. Solunum
kaslarının disfonksiyonunda izole olarak azalır. Restriktif hastalıklarda normal olabilir.
TİFFENEAU ORANI : FEV1/FVC
MAKSİMAL AKIM-VOLÜM EĞRİSİ
Akım-volüm eğrisi FVC ve FİVC manevraları sırasında ortaya çıkan akımın volüm
değişikliği ile ilişiklendirilmesiyle elde edilir. Akım lt/sn, volüm ise lt cinsinden ifade edilir. Maksimal
ekspiratuar akım volüm eğrisi TLC’den RV’ye doğru ekspiratuar bölümden, maksimal inspiratuar
akım volüm eğrisi ise RV’den TLC’ye doğru inspiratuar bölümden oluşur.
ZORLU EKSPİRASYON: FVC’nin %75’inden sonrası efordan bağımsızdır. Akım
akciğerlerin elastik recoili ve küçük havayollarının direncine bağlıdır. Normalde bu segmentteki akım
volümle doğru orantılı olarak azalır, eğri lineerdir. Küçük havayolları obstrüksiyonunda eğri
kürvilineerdir. FEF50, FEF75 MMFR ile orantılı olarak azalır. Büyük havayolları obstrüksiyonunda
ekspiratuar ya da inspiratuar kollarda veya her ikisinde azalma olur.
ZORLU İNSPİRASYON: Ekstratorasik havayolları obstrüksiyonunun gösterilmesinde,
ekspiratuar akım hızı azalmasının havayolu obstrüksiyonu ya da elastik recoil azalmasıyla
ilişkisinin incelenmesinde, ekstratorasik ve intratorasik havayolu obstrüksiyonunun ayırımında
yararlıdır. FEF50/FIF50 >1, FEV1 /PEFR >10 ve
FEV1 /FEV0.5 ≥ 1.5 yukarı havayolları
obstrüksiyonunu gösterir.
Astma ve amfizem gibi intratorasik obstrüksiyonda ekspiratuar eğrinin son kısmı giderek uzar,
amfizemde bu durum daha belirgindir. TLC ve RV noktaları da daha yüksek volümlere kaymıştır
(hiperinflasyon veya hava hapsi). Restriktif patolojilerde eğrinin şekli korunmuş, ama FVC azalmıştır,
TLC ve RV düşük volümlere kaymıştır (normalin küçük bir kopyası çıkar).
Büyük havayolları obstrüksiyonları: Variabl intratorasik obstrüksiyonda ekspirasyonda
akım azalırken inspirasyonda normaldir. Bunun nedeni zorlu ekspirasyon sırasında ortaya çıkan
havayolu kompresyonudur.
Variabl ekstrtorasik obstrüksiyonda ise tersine inspiratuar akım azalırken ekspiratuar akım
devam eder.
Fikse büyük havayolu obstrüksiyonunda ise eğrinin her iki kolunda da benzer şekilde yassılma
olur.
Nöromüsküler hastalıklarda faringeal kas tutulumları nedeniyle testere dişi görüntüsü olabilir.
SPİROMETRİ KABUL EDİLEBİLİRLİK KRİTERLERİ
•
•
•
•
•
Minimum 4 FVC manevrası yapılmalı
3 FEV1 ölçümü arasındaki fark 50 ml’den az olmalı
3 FVC ölçümü arasındaki fark 150 ml’den az olmalı
Minimum 3 VC manevrası yapılmalıdır
3 VC manevrası arasındaki fark 150 ml’den az olmalı
15
DİFFÜZYON KAPASİTESİ
Diffüzyon kapasitesi bir gazın (O2, CO2) alveolokapiller membrandan bir birim zamanda
belirli bir basınç farkı altında, yüksek basınçtan alçak basınca doğru geçişidir. Diffüzyon kapasitesinin
ölçümünde indikatör gaz olarak CO gazı tercih edilmiştir çünkü hemoglobine affinitesi oksijenden
210 kat yüksektir, kandaki solübilitesi fazladır, venöz kanda genellikle bulunmaz. Böylece tüm CO
hemoglobine bağlanacağı için diffüzyon kapasitesinin hesaplanması daha kolaydır. DLCO STPD
şartlarında her bir dakikada ve her bir mmHg sürücü basınç altında ml cinsinden CO alım hızı olarak
tanımlanır, ml/dak/mmHg olarak ifade edilir. Transfer katsayısı veya spesifik diffüzyon katsayısı
(DL/VA) adını alan parametre ise her bir litre akciğer volümüne düşen diffüzyon kapasitesini gösterir.
DL/VA DLCO’ya göre daha az değişkenlik gösterdiğinden özellikle epidemiyolojik çalışmalarda
kullanılması önerilmiştir.
DLCO ölçümü ilk kez 1914’de Marie Krogh tarafından uygulanmıştır. Günümüzde kullanılan
yöntem ise 1957’de Ogilvie ve Forster tarafından Krogh metodunun modifiye edilmesiyle ortaya
konulmuştur.
Bu ölçüm ABD’de karbon monoksit diffüzyon kapasitesi (DLCO), Avrupa’da ise transfer
faktör (TLCO) adını almıştır.
DLCO Testinin Endikasyonları:
DLCO ölçümü genellikle spirometri ve akciğer volümlerinin ölçümünden sonraki ikinci
basamağı oluşturur. Esas olarak bilinen veya şüphe edilen bir akciğer parankim hastalığı olanlarda
uygulanması önerilmektedir. Özellikle obstrüktif hastalıklar arasında amfizemin değerlendirilmesinde
akciğer kompliansından daha değerli ve tomografi kadar aydınlatıcı olduğu ileri sürülmüştür.
Obstrüktif hastalıklarda DLCO ile birlikte DL/VA’nın da azalması tipik bulgudur. Amfizemde
DLCO’nun azalmasında alveolokapiller membranın parçalanması nedeniyle diffüzyon alanında
azalma, kapiller yatakta azalma, oluşan hava kesecikleri nedeniyle gaz molekülünün epitel yüzeyine
kadar katettiği aralığın genişlemesi ve ventilasyon/perfüzyon oranındaki değişmeler gibi faktörler rol
oynamaktadır. DLCO kronik bronşitte değişmezken astmada ataklar sırasında hafifçe artış gösterebilir.
DLCO akciğer parankimini tutan interstisiyel fibrozis, yaygın granülomlar, interstisyel veya
inflamatuar eksüdasyon veya dissemine karsinomlar gibi durumlarda azalır. Bu hastalıklarda DLCO
azalırken DL/VA oranının sabit kalması obstrüktif hastalıklardan ayıran bir bulgudur. DLCO bu
hastalık grubunda akciğer volümünde azalma, alveol yüzey alanında ve kapiller yatakta azalma
nedeniyle azalır. İnterstisiyel hastalıkların ayırıcı tanısında yararlı değildir, ancak en erken bozulan
parametre olabilir. DLCO’daki azalma eforla gelişecek arteriyel oksijen desatürasyonunu da
gösterebilir.
İntrapulmoner hemorajilerde ise alveollerde bulunan hemoglobinin bir miktar test gazıyla
birleşmesi nedeniyle DLCO’da artma olur.
16
DLCO’nun AZALDIĞI DURUMLAR
OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIKLARI : Amfizem
Kistik fibrozis
PARANKİMAL AKCİĞER HASTALIKLARI
• İnterstisiyel Akciğer Hastalıkları: İnorganik toz hastalıkları (asbestozis)
Organik toz hastalıkları (allerjik alveolitis)
İlaç reaksiyonları (amiodarone, bleomycin)
Sarkoidozis
• Sistemik hastalıklarda akciğer tutulumu: Sistemik lupus eritematosus
Progresif sistemik sklerozis
Mikst bağ dokusu hastalığı
Romatoid artrit
Dermatomyositis- polimyositis
Wegener granülomatozisi
İnflamatuar barsak hastalığı
• Kardiovasküler hastalıklar: Akut myokard infarktüsü
Mitral darlığı
Primer pulmoner hipertansiyon
Pulmoner ödem
Akut ve tekrarlayıcı pulmoner tromboembolizm
Yağ embolizasyonu
• Diğer nedenler: Anemiyle seyreden hastalıklar
Kronik böbrek yetmezliği
Kronik hemodiyaliz
Marijuana, kokain, sigara kullanımı
Akut ve kronik etanol kullanımı
BOOP
DLCO’nun ARTTIĞI DURUMLAR
•
•
•
hastalıklar
•
Polisitemiyle seyreden hastalıklar
Pulmoner hemoraji
Sol-sağ intrakardiak şantlar gibi pulmoner kan akımında artmaya neden olan
Astma
Uygulama:
DLCO ölçümü kapalı devre bir sistemle yapılmaktadır. Çeşitli ölçüm teknikleri olmakla
birlikte en yaygın kullanılan yöntem tek soluk yöntemidir (DLCOsb).
DLCOsb (Tek soluk yöntemi): Kişi vital kapasitesine yakın bir volümde düşük
konsantrasyonda CO ve helyum içeren test gazını inspire eder ve 10 sn kadar soluğunu tutar. Daha
sonra ekshalasyon yaparak alveollerden gelen hava örneğinde analiz yapılır. Bu örnekteki helyum
inspirasyon havasındakinden düşüktür ve alveoldeki dilüsyonla ilişkilidir. Aynı dilüsyon faktörü CO
için de geçerlidir. Bu şekilde alveoler konsantrasyonlar saptanır. İki konsantrasyon, soluk tutma süresi
ve soluk tutma sırasındaki alveoler volüm diffüzyon kapasitesinin belirlenmesinde kullanılır.
Ventilasyonun nonhomojen distribüsyonundan etkilenebilir.
Avantajları: Genellikle ticari cihazlarda bu yöntem bulunmaktadır. Ventilasyon/perfüzyon
dengesizliklerinden fazla etkilenmez, kapiller kanda bulunabilecek CO geri basıncından etkilenmez.
Standardize ve kompüterize edilmiştir ve noninvazivdir.
Dezavantajları: Gelişmiş cihazlara ve ayrıntılı matematik değerlendirmeye gereksinim vardır.
Teknik olarak denek en az 1.3 lt hava inspire edebilmeli ve soluğunu 10 sn tutabilmelidir. Bu da
egzersiz sırasında kooperasyonu güçleştirir. Bazı dispneik hastalarda istirahatte de kooperasyon
zorluğu olabilir.
17
DLCOss (Steady state): Kişi %0.1-0.2 CO karışımını birkaç dakika ya da sabit bir düzey
oluşuncaya kadar solur. Bundan sonra birkaç dakika süreyle ekspirasyon havası toplanır. İnspirasyon
ve ekspirasyon havasındaki CO miktarları arasındaki fark CO alım hızı olarak belirlenir.
Avantajları: Daha az komplike cihazlar ve daha az hesap gerektirir. Hasta kooperasyonu
gerekli değildir çünkü ölçümler tidal solunum sırasında yapılır. Egzersiz, uyku, yoğun bakım, genel
anestezi sırasında da uygulanması mümkündür.
Dezavantajları: Arter kan örneği alınması gereklidir. Ventilasyon/perfüzyon dengesizliğinden
etkilenir.
DLCOrb: (Rebreathing metodu): Bir torbadan belirli bir süre devamlı solunum yapıldıktan
sonra ölçüm yapılır. Bu şekilde nonhomojen distribüsyonun etkileri minimale indirilir. Bazı hastalar
bu tekniği rahatsız bulabilir. Ölçümler her zaman sağlıklı olamayabilir.
DLCOse: (Tek ekspirasyon metodu): Tek soluk yönteminin değişik bir tipidir. Alveoler CO
düzeyleri tek bir ekspirasyon sırasında hızlı bir analizör aracılığıyla ölçülür. Ancak pahalı bir
yöntemdir ve henüz araştırma safhasındadır.
SOLUNUM FONKSİYON TESTLERİNİN YORUMLANMASI
Obstrüktif Ventilatuar Defekt:
Obstrüktif ventilatuar defekt maksimal hava akım hızlarının maksimal volümlere (VC) oranla
orantısız bir şekilde azalmasıdır. FEV1/FVC’nin % 70’in altında olması obstrüksiyonu gösterir. Erken
dönemde spirogramın son bölümünde akım hızlarında azalma görülür, akım-volüm eğrisinde
konkavlaşma gözlenir, buna karşılık büyük havayollarını yansıtan başlangıç bölümünde değişiklik
olmaz. Havayolları hastalığının ilerlediği durumlarda FEV1’de de azalma belirginleşir (Tablo 1).
Restriktif Ventilatuar Defekt:
Statik akciğer volümleri akciğer ekspansiyonunun kısıtlayan nöromüsküler hastalıklar, göğüs
duvarı ve abdomene ait hastalıklar, plevrayı tutan hastalıklar, akciğerlerde interstisyel fibrozise neden
olan durumlar ve alveol ünitelerinde azalmaya neden olan akciğer rezeksiyonu, atelektazi ve skar
dokusu sonucunda azalır.
Restriktif ventilatuar defekti en iyi tanımlayan özellik TLC’deki azalmadır. VC ise restriktif,
obstrüktif ve mikst ventilatuar defektlerin ayırıcı tanısında yararlı bir parametre değildir. (Tablo 2)
Tablo 1. Obstrüktif hastalıklarda SFT parametreleri
HASTALIK
FEV1
FVC
Akciğer
volümleri
DLCO
İrreversibl
Küçük
havayolu
testleri
Anormal
⇑
N
Akım
hacim
eğrisi
Anormal
Kr.bronşit
⇓
⇓
⇓
Amfizem
⇓
⇓
⇓
İrreversibl
Anormal
⇑
⇓
Anormal
Astım
⇓
⇓
⇓
⇑
Anormal
⇑
N
Anormal
Küçük
havayolu hast.
Yukarı
havayolu
obstr.
N
N
N
İrreversibl
Anormal
N
N
N
⇓
⇓
⇓
İrreversibl
N veya
Anormal
N veya ⇑
N
Anormal
FEV1/FVC
Reversibilite
18
Tablo 2: Restriktif hastalıklarda SFT parametreleri
HASTALIK
FEV1/FVC
REVERSİBİLİTE
DLCO
N
AKCİĞER
VOLÜMLERİ
⇓
N veya ⇑
Rezeksiyon
N
N
⇓
⇓
Plevra, göğüs duvarı
hast.
Solunum kas hast.
Mikst patoloji
N
N
⇓
N
N
⇓
N
N veya ⇑
⇓
⇓
N
⇓
İzole gaz transfer
azlığı
N
N
N
⇓
Parankim hast.
⇓
KAYNAKLAR
1. Hughes JMB, Pride NB. Lung Function Tests. Physiological Principles and Clinical Applications.
London: WB Saunders;1999
2. Madama VC. Pulmonary Function Testing and Cardiopulmonary Stres Testing, 2nd ed.
Albany:Delmar Publishers;1998
3. Wanger J. Pulmonary Function Testing. A Practical Approach. Baltimore:Williams and Wilkins
;1992
4. Miller MR, Crapo R, Hankinson J et al. General considerations for lung function testing. Eur
Respir J 2005;26:153-161
5. Miller MR, Hankinson J, Brusasco V et al. Standardisation of spirometry. Eur Respir J
2005;26:319-338
6. Wanger J, Clausen JL, Coates A et al. Standardisation of the measurement of lung volumes. Eur
Respir J 2005;26:511-522
7. Macintyre N, Crapo RO, Viegi G et al. Standardisation of the single-breath determination of
carbon monoxide uptake in the lung. Eur Respir J 2005;26:720-735
8. Pellegrino R, Viegi G, Brusasco V et al. Interpretative strategies for lung function tests. Eur
Respir J 2005;26:948-968
19
Download