ET Dünyayı Arıyor

advertisement
1
ET Dünyayı Arıyor
Öğretmenin Notları
Bilgi ve Anlama





Güneş, galaksi denilen yıldız kümesindeki milyonlarca yıldızdan sadece biridir.
Galaksideki yıldızlar genellikle güneş sistemindeki gezegenlerin olduğundan milyonlarca
kez daha birbirlerinden uzaktalar.
Bir bütün olarak evren en azından bir milyar galaksiden oluşuyor.
Fosiller bitki veya hayvanların yıllar önce kayalarda bulunan kalıntılarıdır.
Bildiğimiz üzere bugün yaşayan tüm canlı türleri ilk olarak en az 3 milyar yıl önce basit
yaşam formlarından evrilmişlerdir.
Giriş
Bu özde öğrenciler bir grup astronot konumundalar ve bir bilimsel dergi (The Junior
European Journal of Space Exploration, JEJSE) için dünya dışı yaşamın var olabileceği ile ilgili
makale yazmaları isteniyor. Bunu yazarken temel alabilecekleri birçok makale, yazı, doküman
kullanmaları ve JEJSE okurlarına uygulayabilecekleri aktiviteler tavsiye etmeleri isteniyor.
Not: Öğrenciler, diğer öğrencilerin uygulaması için makaleye koyacakları araştırmaları
deneyebilirler.
Bu özün rotasıdır:
Email
Makale: Başka evrende
yaşam
Article: SETI
Article: Solucan deliklerini
keşfetmek
Paper 1: Ernst Mayr
Paper 2: Carl Sagan
Dergi için Makale
2
Araştırma ve Sorgulamaya Dayalı Fen Eğitimi Bağlantıları





Bilimsel fikir ve modelleri olguları açıklamak için kullanmak, onları teoriler üretmek ve test
etmek için yaratıcı bir şekilde geliştirmek,
Kanıtları analiz etmek, değerlendirmek ve sonuçlar çıkarmak (ikincil kaynaklardan),
Kanıtları eleştirel bir şekilde gözlem ve deneylerden analiz etmek,
Açıklamalar yapmak,
Bilimsel bilgiyi anlatmak ve bilimsel meselelerle ilgili tartışmalara katkı sağlamak için bilgi
ve iletişim teknolojileri dâhil uygun yöntemleri kullanmak.
Bu etkinlik ayrıca öğrencilere şu katkıları sağlar:


Araştırma yapmak, tartışmak ve argüman geliştirmek,
Bilim hakkında daha çok şey keşfetmek için gerçek yaşam örnekleri kullanmak.
Ön Bilgi
Bu öze başlamadan önce, öğrenciler güneş sistemindeki gezegenlerle ve kendi
gezegenimizde yaşamın ortaya çıkmasını sağlayan koşullarla ilgili çalışma yapmış olmalıdırlar.
Yıldızlar arasındaki uzaklık hakkında bilgi sahibi olmak faydalı olabilir.
Etkinlik
A. Öz bireysel bir görev olarak kurgulanabilir. Fakat çiftler ve/veya gruplar halinde çalışan
öğrencilerin elde edileceği çok fazla şey var; analiz etmek, argümanları ve delilleri
tartışmak, kendi bakış açılarını oluşturmak ve sonra iyi ve ilgi çekici bir makale hazırlamak.
Arka planda üç tane kısa makale, iki uzun yazı ve her bir öğrenci için zorlu okuma görevi
vardır. Dolayısıyla görev paylaşımının, geri raporlamanın veya isteğe bağlı iki uzun yazının
analizini yapmanın faydaları vardır. Aşağıdaki öğrenci gruplamaları tavsiye edilir:
Başlangıç
Tüm sınıfın bilgilendirilmesi; öğretmen
dikkati çekmek için konuya giriş yapar
Email Analizi
3 – 6 Grup
Geçmiş üç makalenin ve/veya iki
Yazının analizi
Görevler bireyler arasında ya da küçük
gruplarındaki eşler arasında paylaşılır
Dönüt, geçmiş okumanın tartışması ve
ardından dergi makalesinin planlanması
Bildirim
3 – 6 Orijinal grup
Dergi makalesinin derlenmesi (bireysel ya
da grup) ve tüm sınıf konu tartışması
(isteğe bağlı)
3
B. Zamanlama
Bu etkinlik yaklaşık üç ders saati sürer, alternatif olarak bir kısmı ev ödevi olarak
verilebilir.
C. Etkinlikler
Öğretmen, öğrencilere görevleri boyunca nelerle karşılaşacakları konusunda özet olarak
bilgilendiren Öğrenci Etkinlik Kâğıdını verir. Bu aynı zamanda öğrencilerin kendi süreçlerini
takip etmelerini sağlayan bir kazanım kontrol listesi olarak da kullanılabilir.
İlgili ilk üç makale şunları kapsamaktadır:
1. Mars‟ta ilk yaşam formlarının var olma ihtimali,
2. Güneş sistemleri arasında seyahat ihtimali,
3. Dünya dışı yaşam formlarıyla iletişim kurabilme ihtimali.
Birinci makalede, Mars‟ta bakterilerin yaşayabileceği dikkate alınmıştır. 1970‟te Viking
sondası tarafından yapılan testlerden Mars gezgini Curiosity ‘ye kadar bilgi var. Makalede
Mars‟tan geldiği düşünülen meteoritlerin içindeki mikro fosil bakterilerin olası keşfi ile ilgili
bilgi bulunmaktadır.
Yıldızlar arası yolculuk hakkındaki ikinci makale başlangıç noktaları arasındaki muazzam
mesafelerin nasıl alınabileceğine dair üç ihtimal sunuyor:



Uzay Gemisi,
Yıldızlar arası Foton Jeti,
Solucan delikleri üzerinden seyahat.
Her ihtimal bazı problemler oluşturmaktadır, bunlardan kısaca bahsedilmiştir.
Dünya dışı yaşam formlarıyla iletişim kurabilme üzerine olan üçüncü makale, SETI‟de (Dünya
Dışı Zekayı Araştırma) bir taslak oluşturuyor ve Green Bank denkleminin bir açıklamasını içeriyor.
Şu anda ne yapıldığına dair bilgi ve bu alandaki daha ileri gelişmelerle ilgili bazı öneriler var.
Etkinlik tercihe bağlı alıştırma olarak iki ilave ve daha uzun yazı içerir. Bu iki yazı seçkin
bilim adamları Ernst Mayr ve Carl Sagan’ın yoğun ve sadeleştirilmiş yazılarından. SETI (Sagan)
adına Mayr‟a karşı tartışan bu yazılar ilk kez Bioastronomy News‟te ardışık baskılarda yer aldı.
Eskimiş olmasına rağmen hala bilim adamlarının bir konuda hemfikir olmamalarına dair iyi
örneklerdir. Her ikisi de kışkırtıcı ve tartışmalı ifadeler içerir. Öğrencilerden bunların bazılarını
ayırt etmesi ve dergi makalesi yazma hazırlığı yaparken onlara karşı argümanlar üretmesi beklenir.
Bu materyalin dâhil edilmesiyle seçkin bilim insanlarının fikirlerinin kesin kanıt olmadığında bilimde hiçbir şey kesin ve karar verilmiş değildir- birbirinden keskince ayrılabileceği gösterilmek
istenmiştir.
Etkinlikte sunulan makale ve yazılar, öğrencilerin çabasına göre farklı materyaller
tarafından da desteklenebilir.
4
Öğrencilerden dergi makalesi okuyucularının yapabileceği araştırmaları tavsiye edip
denemeleri istenir (E-mail‟e bak). Olası küçük ölçekli projeler, güneş sistemi çevresine
gönderilecek kendi mesajlarını tasarlamayı, UFO’lar hakkındaki bazı çalışmaları (bunlardan
verilen materyalde bahsedilmiyor) ve insan vücudunun uzun süre sıfır yer çekimine maruz
kaldığında vereceği tepkileri dikkate almayı içerebilir. Olası araştırma önerileri, başka gezegenden
alınan toprak örneğindeki bakterileri test etmek için bir yöntem geliştirmeyi içerebilir. Mesela
toprak örneklerinden agar plakaları kullanarak mikroorganizmalar yetiştirmek ya da indikatör
kullanarak toprak örneğinden CO2 emisyonunu tespit etmek.
ET Dünyayı Arıyor
Hazırlık
Bir Gezegen Araştırma Ekibinin üyesisin ve senden „Avrupa Çocuk Uzay Araştırmaları
Dergisi‟ için evrenin diğer bölümlerinde yaşamın olma ihtimali ile ilgili makale yazman bekleniyor.
Planlama ve makalenin yazımı için bu konu üzerine bir dizi makale ve yazı verilmiştir.
Öğrenci Etkinlik Kâğıdı
Bilgi ve Anlama





Güneş, galaksi denilen yıldız kümesindeki milyonlarca yıldızdan sadece biridir.
Galaksideki yıldızlar genellikle güneş sistemindeki gezegenlerin olduğundan milyonlarca
kez daha birbirlerinden uzaktadırlar.
Bir bütün olarak evren en azından bir milyar galaksiden oluşuyor.
Fosiller bitki veya hayvanların yıllar önce kayalarda bulunan kalıntılarıdır.
Bildiğimiz üzere bugün yaşayan tüm canlı türleri ilk olarak en az 3 milyar yıl önce basit
yaşam formlarından evrilmişlerdir.
Kazanım Kontrol Listesi
Avrupa Çocuk Uzay Araştırmaları Dergisi için 700-800 kelimelik makale yazınız. Makale,
diğer öğrencilerin yapacağı bir araştırma için tavsiye içermelidir. Yazı boyunca çalışırken aşağıdaki
maddelere dikkat ettiğinizden emin olunuz.
Arka plan yazı ve makaleleri
 Okuma görevleri olarak özet notları ve
Grup tartışması


Dergi makalesi planı
Tavsiye edilen öğrenci araştırmalarını da içeren dergi makalesi taslağı
5
Uzay Bilimi Bölümü
E-mail
Kimden: Frank Matthews, Takım Lideri
Kime:
Gezegen Araştırma Ekibi
Konu:
Avrupa Çocuk Uzay Araştırmaları Dergisi (JEJSE)
JEJSE dergisi editörleri evrenin diğer bölümlerinde yaşamın var olma ihtimaline dair bir
makale yazmamızı istedi. Bu bizim araştırmamızla ilgili olduğu için, takımın ilk taslağını birlikte
hazırlamayı deneyebileceğinizi düşündüm. UNUTMAYIN Kİ Makale 11-14 yaş öğrencilere hitap
ediyor.
700-800 kelimelik grafikler ve çeşitli görseller içeren makale isteniyor. Üç ana noktaya
odaklanılması bekleniyor:
1. Ne kadar ilkel olursa olsun Güneş Sisteminde bir yerde yaşam formlarının olması
mümkün mü?
2. İletişim kurabileceğimiz akıllı yaşam formlarının galaksinin herhangi bir yerinde
olması mümkün mü?
3. Güneş Sistemimiz dışındaki gezegenlere seyahat etmemiz veya diğer gezegenlerden
akıllı varlıkların bizim Güneş Sistemimize seyahat etmesi mümkün mü?
Makalenin herhangi bir yönüne dayanarak araştırma için bir fikre sahip olmamız veya
öğrencilerin yapabileceği bir proje istenir. Bunu dergiye önermeden önce araştırmayı bizim
denememiz gerekir.dolayısıyla önce öneri niteliğindeki araştırmayı, deneyi, gözlemi bizim
denememiz gerekir.
Takımın çıkış noktası olarak kullanabileceği ilgili birkaç makaleyi ve yazıyı eklerde
sundum. Makale için son tarih uzakta değil (yaklaşık 1 ay), o yüzden her hafta ilk taslağın bir
kopyasını almaktan memnun olurum.
İlgili okuma, kısa notlar alınabilmesi için
takımdaki bireyler ya da ikililer arasında
paylaşılabilir. Makale yazarken hazırlık
aşamasında toplanan bilgileri grup olarak
kullanabilirsiniz.
6
Birinci Makale
Güneş Sistemi’nden Başka Bir Yerde
Yaşam
Dünya üzerindeki bütün organizmalar karbon (C) bazlıdır. Bu demektir ki karmaşık
moleküller genel olarak hidrojen, oksijen ve nitrojen atomlarının bağlı olduğu karbon atomu
zincirlerinden oluşmaktadır. İddia edildiğine göre silikon bazlı moleküller gibi tamamen değişik
kimyasal yapılı yaşam formları zaman içinde evrimleşmişlerdir. Biz hiçbir zaman böyle yaşam
formları bulmadık ve varlıklarını tespit etmek için planladığımız bir yöntem yok. Bu durumda
keşfedebileceğimiz herhangi bir yaşam formu Dünya‟daki aynı temel kimyasal yapıya sahip
olandır. Ama ille de yaşam formlarının Dünyadakine benzemesi beklenemez, belki de başka türde
Dünyadakinden bağımsız yaşam türleri vardır.
Güneş sistemimizde diğer gezegenler içinde yaşam belirtisi taşıyan tek gezegen Mars’tır.
Yer sıcaklığı insanlar tarafından katlanılabilen tek gezegendir. Mars‟ın atmosferinin % 95‟i
karbondioksit, %3‟ü nitrojen, %1.6‟sı argon, bunun yanında serbest oksijen, karbon monoksit, su
ve metan zerrelerinden oluşur. Atmosfer biraz tozludur, yüzeyden bakıldığında bu tozlar Mars‟ın
yüzeyine açık kahverengi veya turuncu renk verir. Mars keşif gemisinden gelen bilgilere göre
atmosferde asılı kalan toz parçacıkları yaklaşık olarak 1,5 mikrometre uzaklıktadır. Gezegenin,
donmuş su ve karbondioksitten oluşan buzulları vardır. 19. yüzyılın ortasında astronotlar Dünya ile
Mars‟ın bazı benzerliklerini biliyorlardı, örneğin bir günün uzunluğunun Mars‟ta ve Dünya‟da
neredeyse aynı olduğunu.
Mars‟ın keşfedilmesi 1600‟lü yıllarda teleskopun icadı ve geliştirilmesiyle başlayarak
yüzyıllar aldı. Gezegenin Dünyadan gittikçe ayrıntılandırılan görünümleri, çevresi ve olası yaşam
varlığı -hatta akıllı medeniyetler- hakkında spekülasyonlara neden oldu. 20. yüzyılın sonlarına
doğru Dünya‟dan gönderilen araştırmalar, Mars‟ın sistemini, özellikle de jeolojisi ve muhtemel
yaşanabilirliğini anlamada, inanılmaz bir şekilde bilgi artışı sağladı.
Mariner uzay aracı 1960‟lı ve 1970‟li yıllarda Mars‟ın yüzeyinin resimlerini yolladı.
Resimler çok sayıda sönmüş yanardağı ve oldukça kurumuş nehir yataklarının durumunu
gösteriyordu. Bu demek oluyor ki bir zamanlar Mars‟ta su vardı. Muhtemelen bu su şimdi dondu ve
Mars‟ın yüzeyinin altında kalmış durumda.
İki Viking uzay gemisi 1976‟da Mars‟a yavaşça indi. İnen kişiler, Mars toprağını analiz
edebilecek ekipmanı götürdüler ve orada yaşamın olup olmadığını test edip araştırdılar. Bu testler
yaşam formlarıyla ilgili açık kanıtlar ortaya çıkarmadı. Mars‟ta yaşam olmadığına dair görüşler
ortaya atıldı çünkü atmosfer çok inceydi, sıcaklık çok yüksekti ve ozon tabakası yoktu. Buna
rağmen 1996‟da NASA‟dan bilim adamları Science dergisinde yayınladıkları makalede Mars‟tan
7
gelen bir meteroit üzerinde yapılan çalışmanın sonuçlarını açıkladılar. NASA‟nın 34 Mars meteroiti
var ve NASA‟nın Johnson Uzay Merkezi tarafından yürütülen araştırmalarına göre bu meteroitlerin
en az 3 tanesi geçmişte Mars‟ta yaşam olduğuna dair fosilleşmiş bakterilere (biyomorf denilen)
benzeyen mikroskobik yapıda kanıtlar içeriyor. Toplanan bilimsel kanıtlar güvenilir olmasına
rağmen bilim insanlarının yorumları çeşitlilik gösteriyor. Kanıtlar tartışmalı olsa da eğer sonuçlar
doğruysa bu evrende başka bir yerlerde ilkel yaşamın evrimleştiğini gösterir.
Son yıllarda biyologlar bakterilerin varlığını tespit etmek için yeni teknikler buldular. Bu
organizmaların zorlu şartlarda gelişen birçok yeni türü bulundu (Antartika‟daki buzulların
derinliklerine gömülmüş, deniz tabanında sıcaklığın 100°C olduğu hidrotermal deliklerde, kükürde
dayanıklı sıcak su kaynaklarında ve Porto Riko‟nun okyanus yüzeyinden 8000 m altındaki hiçbir
güneş ışığının sızmadığı çukurlarda). Bu yüzden bakterilerin Mars yüzeyinin altındaki donmuş
tabakada yaşamaları mümkündür. Son on yılda geçmiş yaşamın karasal jeolojik örneklerini tanımak
için 7 ölçüt belirlendi. Bunlar:
1)
2)
3)
4)
5)
6)
7)
Örneklerin jeolojik durumu geçmiş yaşamla uyumlu mu?
Örneğin yaşı ile bulunduğu yer olası yaşam ile uyumlu mu?
Örnek, hücre ve koloni kanıtları içeriyor mu?
Biyo-mineral kanıtı var mı?
Biyolojiye özgü izotop modelleri kanıtı var mı?
Mevcut herhangi bir organik biyo-işaretçi var mı?
Örneğe ait herhangi bir özellik var mı?
Jeolojik bir örnekte geçmiş yaşamın kabul edilebilmesi için temel olarak bu kriterlerin çoğu ya
da hepsi karşılanabilir olmalıdır. Şimdiye kadar Mars örneği için bu 7 kural karşılanamadı ama
çalışmalar devam ediyor.
Mars’la ilgili diğer keşiflerin tarih cetveli
Görev
Tarih
Buluş
2000
Gezegenin çekirdeğine yakın su birikintisi kanıtı
2003
Atmosferde metan. Bilim insanları temsili Mars
toprağında bakterilerin gelişimini test eden modeller
geliştirir.
Gezgin Fırsatı
2004
Eski Mars suyu olan bir gezegendi.
Avrupa Uzay Ajansı
2005
Buzullar Mars‟ın kuzey kutbu yanındaydı.
Mars Express kâşifi
2005
Formaldehit izine rastlandı.
Küresel Mars
Araştırmacısı
2006
Önerilen su Mars‟ta nadiren akar.
Gezgin Ruhu
2007
Zengin topraklar keşfedildi.
8
Phoenix Mars uzay
aracı
2008
Yüzeye yakın donmuş su varlığı keşfedildi.
Merak
2012
Bilim insanları Mars‟taki hidrojen ve metan
düzeylerini ölçüp rapor ettiler.
Mangalayaan
2013
Mars atmosferinin araştırılması
MAVEN
2013
Mars‟ın iklim geçmişinin keşfedilmesi
Insight
2016
Mars‟ın iç yapısının araştırılması
ExoMars
2016
Atmosferdeki küçük miktardaki gaz karışımlarının
tespiti & uzay aracı yollanması
ExoMars
2018
Mars gezgini
Gelecek Görevler
9
İkinci Makale
S.E.T.I.
Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması
1930‟lu yıllarda astronotlar uzayda bazı cisimlerin radyo dalgaları yaydığını keşfetmeleri özel
alıcılar üzerinde çalışmaya başlamalarına sebep oldu. Bu “radyo-teleskoplar”ın evren hakkındaki bilgimize
olağanüstü katkısı oldu, örneğin quasarlar (oldukça parlak ve uzakta, galaksiden küçük fakat daha parlak) ve
pulsarlar (çok küçük, hızlı titreşen yıldız). Radyo dalgalarıyla görünür ışık dalgalarından daha büyük
mesafeler çalışılmıştır ve evrenin en uzak bölgeleri hakkında bildiğimiz nerdeyse her şey radyo
astronomisinden ileri gelmektedir.
En büyük radyo teleskopu oldukça hassastır. Örneğin, Porto Riko Arecibo‟daki radio teleskopu
sadece 1x10‫־‬¹4W‟luk (milyonun milyonda biri kadar) güçle sinyalleri alabilmektedir. Astronotların aklına bu
gibi teleskopların tıpkı radyo ve televizyon yayınlarımıza benzer şekilde zayıf sinyalleri yakalayabildiği
gelmiştir ve bu sinyaller akıllı yaşam formlarının yaşadığı uzak gezegenlerden yayılıyor.
Nikola Tesla daha 1895 yılında radyonun dünya dışı yaşamla bağlantı kurmak için
kullanılabileceğini önermişti. 1899‟da, Tesla teli kullanarak atmosfer elektriğini araştırırken tekrar eden
sinyaller gözlemledi. Bu sinyaller kaydedilen fırtına ve yeryüzü sesinden ciddi manada farklıydı ve Tesla
bunları doğada dünya dışı olmak diye yorumladı.
1960‟ta Cornell Üniversitesinden astronot Frank Drake, “Ozma Projesi” adını verdiği ilk modern
deneyini gerçekleştirdi ve Tau Ceti ile Epsilon Eridani adı verilen iki yakın yıldızın radyo dalgalarını
gözlemledi. Fakat yapay radyo dalgası olarak kayda değer herhangi bir şey keşfedemedi. İlginç bir şekilde
araştırmanın yapıldığı sırada yıldızların yörüngesindeki gezegenlerde uzaylı yaratıklar 30 yıldır radyo
dalgalarını, 15 yıldır da televizyon dalgalarını takip ediyor olabilirlerdi.
Bu başarısızlık bilim adamlarını vazgeçirmedi. 1961‟de Batı Virginia‟daki Green Bank
Gözlemevinde bir konferans gerçekleştirildi. Katılan uzmanlar teorik olarak Galaksideki teknoloji açısından
gelişmiş medeniyet sayısını ortaya koyan bir denklem üzerinde çalıştılar. Eğer yaşamın güneş sistemlerinde
büyük ihtimalle bizimki gibi evrildiğini düşünürsek en güvenli durumdayız. Yıldızlar, Güneş gibi G-tipi
cüce yıldız sınıfından olması gerekir. Koşulların düzgün olduğu gezegenlerin Dünya gibi olması gerekir, çok
sıcak ya da soğuk değil, çok büyük ya da çok küçük değil ve büyük su miktarına sahip bir atmosferi olan.
Galakside Güneşe benzeyen en az 8 milyar yıldız var. Green Bank denklemi aşağıda verilmiştir:
N = R f p ne f e f i f c T
N: belirleyebileceğimiz gelişmiş medeniyet sayısı
R: galaksideki yaşam oluşumuna müsait yıldız sayısı
fp: yörüngesinde gezegen bulunduranların kesri
ne: yıldıza doğru mesafede bulunan gezegen sayısı
fe: yaşamın olduğu gezegenlerin kesri
10
fi: akıllı yaşamın evrildiği gezegenlerin kesri
fc: diğerleriyle irtibat kurmaya çalışan medeniyetlerin kesri
T: yıldızlararası iletişimi araştırmaya harcanan yıl
Tabii ki kimse diğer yıldızların gezegen sistemi olup olmadığını, bilim insanlarının Güneş benzeri
yıldızların etrafında gezegenlerin varlığına dair kanıtlar bulduğu 1995 yılına kadar kesin olarak bilmiyordu.
O zamandan beri bazı gezegenler keşfedildi. Green Bank Konferansı dünya dışı akıllı yaşamın
araştırılmasını güdüledi ve S.E.T.I. (Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması) adıyla bilinen program altında
çeşitli projeler başlatıldı.
SETI Evde (SETI@home) 1999 yılında hazırlanan, gönüllü dağıtılmış bir bilgi işlem projesidir.
Yazılımı indiren herkesin dâhil olabileceği ve arka planda çalışmaya izin veren bir bilgisayar programıdır.
2009 Haziran ayı itibariyle SETI@home projesi 290,000‟in üzerinde bilgisayarla 180,000 aktif gönüllü
katılımcıya sahiptir.
Dünyanın her yerinden astronotlar „uzay mesajları‟nı keşfedebilme umuduyla radyo dalgalarını takip
ediyor. Amerika‟daki bilim insanları aynı anda 8 milyon kanalı takip edebilen alıcılar geliştirdi. 1974‟te
Porto Riko Arecibo‟daki radyo teleskopu M13 adlı yıldız kümesine şifreli mesaj verdi. Eğer sinyal akıllı
yaşam formlarından alındıysa 50,000 yıl içinde cevap alacağımızı bekleyebiliriz.
11
Üçüncü Makale
Solucan Deliklerini Keşfetmek
Gelecekte uzaktaki yıldızlara nasıl seyahat ederiz?
Yıldızlar arası yolculuk
Tarih boyunca Tanımlanamayan Uçan Cisimlerin (UFOlar) görüldüğüne dair haberler yer
almıştır. UFO‟lara olan modern yoğun ilgi Kenneth Arnold adlı bir pilotun Amerika‟nın
Washington eyaletinde Rocky Dağları üzerinde uçan pırıl pırıl diskler olduğunu rapor etmesiyle
1947‟de başlar. Pilot gördüklerini “su üzerinden seken fincan tabağı” şeklinde tarif eder ve “uçan
fincan tabağı” tabiri halkın hayal gücünde çabucak yer edinir. O zamandan sonra bütün dünyada
binlerce kez görülür. Bunların çoğuna makul açıklamalar getirilir fakat %23’üne tatmin edici
açıklama bulunamaz.
Çoğu bilim insanı UFO‟lar hakkında kuşkuludur. Profesör Stephen Hawking‟e Dünya‟nın
uzaylılar tarafından ziyaret edildiğini düşünüp düşünmediği sorulduğunda, “Edildiğimizi
düşünmüyorum, böyle bir ziyaret olsaydı bunu muhakkak bilirdik ve muhtemelen tatsız olurdu.
Uzaylıların kendilerini sadece birkaç acayip insana göstermesinin nasıl bir anlamı olabilir?”
cevabını vermiştir.
Diğerleri bir yerden diğerine yapılan uzun mesafeli yolculukların zorlu problemlerini işaret
ediyor. Bu meseleyi incelemenin bir yolu durumu tersten düşünmek: İnsanlar yakındaki bir yıldızın
yörüngesinde keşfedilen bir gezegeni ziyaret etmek istiyor. Proxima Centauri adlı en yakın yıldız
4.3 ışık yılı uzaklıkta1. Kimyasal yakıtla doldurulan roketler oraya 200,000 yılda ulaşabilir ve
gerekli olan yakıt miktarı inanılmaz fazladır
Eğer yıldızlara seyahat etmek istersek üç seçeneğimiz var:
1. Uzay Gemisi
2. Yıldızlar arası foton roketi
3. Solucan Delikleri
12
1. Uzay Gemisi
Dünyadan en yakın yıldıza uzaklık çok büyük olduğu için birçok bilim insanı bu seyahatin
birkaç bin yıldan daha kısa sürmeyeceğini düşünüyor. Bunu yapabilmenin tek yolu Nuh‟un
Gemisinin uzay versiyonunu yapmak. Tahmin edilen yıldızlar arası gemi seyahati gerçekleştirmek
için planlanan bir tür uzay aracıdır. Bahsedilen gemiler bu denli mesafeleri alabilmek için en
ekonomik ve makul yöntemdir.
İnsanların tamamen müstakil bir ortamda yaşayıp yaşayamayacaklarını görmek için
1980‟lerin sonlarında bir deney yapıldı. Biyosfer (Şekil 1‟de) bitki ve hayvanlarla dolu devasa bir
yapıdır. Sekiz bilim insanı iki yıl boyunca içeride tutuldu. Burası hava geçirmeyen bir yerdi. Böyle
bir yer oluşturmanın amacı çok uzun uzay yolculuklarında her şeyin geri dönüşümden geçtiği, tüm
yiyeceklerin içeride yetiştirildiği bir yapının var olup olamayacağını görmekti. Deney kısmen
başarılı oldu, belki gelecekte bunu inşa etmek mümkün olabilir. Bir yıldıza yolculuk yaparken
bindiğiniz uzay aracı bir şehir büyüklüğünde ve binlerce insanı taşıyabilecek kapasitede olmalı. Bu
uzay aracı içindeki insanlar için devasa nükleer reaktörler taşıyabilmeli ve burası yıldıza ulaşana
kadar insanların, hayvanların ve onların nesillerinin yüzlerce yıl evi olmalı.
Şekil 1
Yıldıza yolculuk yapan yukarda anlatıldığı gibi bir nesil gemisi yerine yolcuların dondurularak
saklandığı bir uyuyan gemi de olabilir. Günümüzde dondurularak saklama ve “soğuk uyku”nun
diğer şekilleri on yıllar ve daha fazla süre -şu anda bu süreci tersine döndürmek mümkün değilteorik olarak mümkün.
2. Yıldızlar arası foton roketi
Maalesef uzaydaki uzun yolculuklar için kimyasal yakıt kullanan roketler yetersiz kalıyor.
Kimyasal gazlar salmak yerine ışık demetiyle çalışan bir araç yapmaya çalışan birçok araştırma
yapılıyor. Üretilen itme gücü çok düşük olacak fakat yine de yıllar geçtikçe ışık hızına ulaşabilecek
yeterliliğe sahip olacak.
1
Işık yılı bir uzunluk birimidir. Işığın bir yılda alabildiği yoldur. Işık saniyede 300,000 km hızla hareket eder. Yani bir yılda 10
trilyon km gidebilir. Net olarak, bir ışık yılı 9,500,000,000,000 kilometreye eşittir.
13
Böyle bir araç 10 km uzunluğunda ve 300-500 kişilik bir ekibe sahip olmalıdır. Enerji
nükleer reaktörlerden temin edilmelidir. Bu denli bir teknolojiyi geliştirmeye ve çalışır vaziyete
getirmeye başlamaya yakın dahi olmasak da böyle bir araç teorik olarak mümkündür.
3.Solucan Delikleri
Bir bilim insanı ve bilim kurgu yazarı yıldızlar arası yolculuğun çok kısa sürede mümkün
olduğu bir hikâye yazmak istedi. Bu kişi bunun teorik olarak mümkün olup olmadığıyla ilgili
olarak Kip Thorne adlı bir fizikçiye başvurdu. Thorne en sonunda solucan deliği olarak bilinen
“Einstein-Rosen Köprüsü” ile bu yazarı karşılaşmıştır. Bu aynı evrenin iki kısmı arasında Kara
Delikle bağlantılı bir geçit. Fiziğe göre solucan deliklerinin var olduğu fikri tamamen imkânsız
değil fakat “egzotik madde” denilen bir şeyden yapılmış olmalılar. Bu madde tuhaf özelliklere
sahip çok ilginç parçacıklardan oluşmuştur. Böyle egzotik bir madde var olabilir fakat henüz
bulmadık. Ayrıca solucan deliklerinin neye benzediğini de bilmiyoruz. Eğer solucan delikleri varsa,
yıldızlara yolculuk daha kolay olacak, bunun yanında zamanda yolculuk da mümkün hale gelecek.
14
Not: SETI hakkındaki bu iki yazıyı buldum. Belirli bir zaman öncesine ait oldukları için sadece bazı
tartışmalı ifadeleri içermediğini düşünüyorum ama iki ünlü bilim insanı arasındaki müzakereyi iyi sunuyor.
Özetleyebilir, en etkileyici ifadeleri seçebilir ve bunlara karşı -argümanlar üretebilirsiniz. Bu dergi
makalesinin size yardım edeceğini düşünüyorum.
Birinci Makale
Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırmasının (SETI) Gözden Geçirilmesi
Ernst Mayr2, Emekli Zooloji Profesörü,
Harvard Üniversitesi, U.S.A.
Evrenin başka bir yerinde yaşamın varlığı nasıl mümkün olabilir?
SETI projesiyle ilgili en kuşkulu insanlar dahi bu soruya ılımlı cevap verecektirler.
Aminoasitler ve nükleik asitler gibi yaşamın kökeni için gerekli moleküller diğer büyük
moleküllerle birlikte evren tozunda tespit edildiler ve bu evrenin bir başka yerinde yaşamın
oluşabilmesini mümkün kılmaktadır!
Yaşamın kökeniyle ilgili bazı modern senaryolar daha basit moleküllerle-bağımsız bir
yaşamın başlangıcını daha mümkün kılan- bile gerçekleşebilir. Hâlbuki böyle bağımsız bir yaşamın
kökeni muhtemelen tamamen Dünya‟daki hayattan farklı yaşayan bir varlık olarak kendini
gösterecektir.
Böyle bir yaşam nerede bulunabilir?
Belli ki sadece gezegenlerdedir. Şimdiye kadar sadece bizim Güneş Sistemimizdeki
gezegenleri bilsek de, tüm galaksilerde milyonlarca değil milyarlarca gezegen olduğuna dair şüphe
etmek için bir neden yok. Örneğin tahmin edilebilecek en kesin rakam kendi galaksimiz için
olanıdır.
Yaşamın kökeni için ne kadar gezegen uygun olur?
Bir gezegende yaşamın başlayıp, devam edebilmesi için açık olarak epeyce sıkı kısıtlamalar
var:





2
Ortalama ve uygun bir sıcaklık olmalı,
Mevsim geçişleri çok sert olmamalı,
Gezegen kendi güneşinden ideal uzaklıkta olmalı,
Yer çekimi atmosferi tutabilecek kütleye sahip olmalı,
Gezegen atmosferi yaşamın ilk dönemini destekleyecek kimyasal bileşime sahip olmalı,
Ernst Mayr 2005 yılında aramızdan ayrılmıştır.
15

Atmosfer ultraviyole ve diğer zararlı ışınlara karşı yeni yaşamı koruyabilecek gerekli
uygunluğu sağlamalıdır.
Ancak böyle bir gezegen yaşamın oluşumu ve devamı için elverişli olur.
Güneş Sistemimizin gezegenlerinden biri bu faktörlerin doğru bileşimine sahiptir! Bu tabii ki şans
işi? Diğer güneş sistemlerindeki gezegenlerin kaçı çevresel faktörlerin böyle eşit ve uygun
kombinasyonuna sahip? 10‟da biri, 100‟de biri ya da 1.000.000‟da biri mi? İyimser davranarak
hangi rakamı seçerdiniz? Tek bir örnekten sonuca ulaşmak her zaman zordur. Hâlbuki bu sayı,
SETI projeleri tarafından ulaşılabilen sınırlı sayıda gezegenle ilgilenirken biraz daha önemli
olacaktır.
Yaşamın başladığı gezegenlerin yüzde kaçında akıllı yaşam oluşturur?
Dünya’da hayat 3,8 milyar yıl önce başladı fakat yüksek zekâ yarım milyon yıl
öncesine kadar gelişmedi. Eğer Dünya bu 3,8 milyar yıl boyunca bir süreliğine çok fazla
ısıtılmış ya da soğutulmuş olsaydı, zekâ hiçbir zaman ortaya çıkmazdı.
İlk 2 milyar yılda dünyada sadece hücre çekirdeği içermeyen ilkel bakteriler yaşamıştır.
Hücre çekirdeği olan ilk bakteri yaklaşık 1,8 milyar yıl önce görülmüştür. Mantarlar, bitkiler ve
hayvanlar bu hücrelerden gelişmiştir. Milyonlarca mantar ve bitkilerin hiçbiri zekâya sahip
değillerdi.
Hayvanlar 60 ila 80 soy (filum) arasında çeşitlenmişlerdir. Hayvanların sadece bir türü,
omurgalılar zekâya sahiptirler. Omurgalılar içerisinde sadece memeliler yüksek zekâya
sahiptirler.
İnsan benzeri yaratıklarda, hominidler de, beynin evrimi 3 milyon yıldan daha az bir süre
önce başlamıştır ve Homo sapiens - modern insan - yaklaşık 300.000 yıl önce ortaya çıkmıştır. Bu
derece yoğun evrimleşme, yüksek zekâya sahip olan türlerin yaşama şansının olanaksız olduğunu
gösteriyor.
Neden yüksek zekâ bu kadar nadirdir?
Doğal seleksiyon için elverişli adaptasyonlar zamandan bağımsız evrim kökenlidir. Yüksek
zekâ sadece bir kere, insanlarda, süreçler içinde ortaya çıkmıştır. Bu nadirlik için sadece iki neden
düşünebiliyorum. Birincisi, beklediğimizin tersine yüksek zekânın tüm doğal seleksiyonlara
elverişli olmadığıdır. Aslında, canlıların diğer tüm çeşitleri, milyonlarca tür, yüksek zekâya sahip
olmadan iyi geçinmektedirler. Diğer bir neden ise edinimi olağanüstü zor olduğu için olabilir. Belli
bir zekâ seviyesi sadece sıcakkanlı canlılarda (kuşlar ve memeliler) bulunur. Bu yüzden beynin
oldukça yüksek enerji gereksinimi şaşırtıcı değildir. Fakat yine de 'yüksek zekâ' ile „bir miktar
zekâ‟ arasında büyük bir fark vardır.
İnsan soyu yaklaşık 5 milyon yıl önce şempanze soyundan ayrılmış, fakat modern insanın
büyük zekâsı 300.000 yıl önce edinilmiştir. Bir bilim insanının söylediği gibi (Stanley, 1992),
annelerin bebeklerini taşıyabilmeleri için kollarını kullanmaları ağaç yaşamından tamamen
kurtulmayı gerektirir. Böylece yüksek zekaya olanak sağlayan büyük bir beyin, homonidlerin
16
sadece %6‟dan azında gelişmiştir. Öyle görünüyor ki yüksek zekâ edinimi için elverişli şartlar nadir
ve karmaşık bir kombinasyonunu gerektirir (Mayr, 1994).
Uygarlık için ne kadar zekâ gereklidir?
Belirtildiği gibi zekânın ön bilgisi zaten kuşlarda (kuzgunlar, papağan) ve hominid olmayan
memelilerde (etobur, yunuslar, maymun, maymunlar) bulunmaktadır. Fakat bu zekâ örneklerinin
hiçbiri uygarlık kurmak için yeterli değildir.
Her uygarlık uzaya sinyaller gönderip alabilir mi?
Bunun cevabı kesin değildir. Dünyada birçok hayvan grubu koku alma ya da diğer kimyasal
uyarıcılara duyarlılardır ve elektronik sinyallere tepki vermezler. Bitki ve mantarlar da elektronik
sinyalleri alamazlar. Bazı gezegenlerde daha gelişmiş organizmalar olsaydı bile bizimle aynı duyu
organlarına sahip olmaları olanaksız olurdu.
Bir uygarlık ne kadar süre sinyal alabilmektedir?
Her medeniyet kısa vadelidir. Bu konunun önemini vurgulamak için kısa bir fabl
anlatacağım. Bizim galaksimizdeki başka bir gezegende çok zeki varlıkların olduğunu farz edelim.
Milyar yıl önce astronotlar dünyayı keşfetti ve bu gezegenin zekânın oluşması için uygun koşullara
sahip olduğuna karar verdiler. Bunu test etmek için dünyaya bir milyar yıl boyunca cevap almadan
sinyal gönderdiler. Son olarak 1800 yılında (miladi), astronotlar, sadece bir diğer 100 yıl boyunca
sinyal gönderme kararı verdiler.1900 yılına kadar hiçbir cevap alınamadı, bu yüzden dünya
üzerinde akıllı yaşam olmadığı sonucuna vardılar.
Bu gösteriyor ki, kısa süreli “açık pencere” nedeniyle evrende binlerce uygarlık olsa bile
başarılı bir iletişimin ihtimali oldukça zayıftır. “ SETI” sistemlerinin aralığı sınırlı olduğu ve
galaksimizin bir kısmına ulaştığı unutulmamalıdır. Aslında evrendeki sonsuz sayıda galaksi gerçeği
SET projelerinin gösterdiği kadarıyla önemsizdir.
Sonuçlar: Astronomik boyutların olanaksızlığı…
Bu değerlendirmelerden ne çıkarmamız lazım? SETI‟nin başarılı olabilmesi için gereken 8
maddeden en az 6 tanesi olanaksız. Birisi kendi içinde bu altı olanaksızı çarparsa astronomik
boyutlarda bir olanaksızlık ortaya çıkıyor.
Buna rağmen SETI‟nin neden hala destekçileri var? Birisi bunların eğitim durumuna
bakarsa neredeyse tamamının astronot, fizikçi ve mühendis olduğunu görecektir. SETİ‟nin başarılı
olabilmesi için önemli olanın fizik kuralları ya da mühendislik kapasitesinin olmadığı ama ihtiyaç
olunanın biyolojik ve sosyolojik faktörler olduğundan haberleri yok. Bu gayet açık olan durum,
tamamen olası başarılı SETI projelerinden hesaplanmıştır.
Referanslar
Mayr, E. (1992) Lohnt sich die Suche nach extra terrestrischer Intelligenz, Naturwissenschaftliche Rundschau (Is it worthwhile to search
for extraterrestrial intelligence?), 45 (7) pp 264-266
Mayr, E (1994) Does it pay to acquire high intelligence? Papers in Biology and medicine, pp 150-154
Stanley, S. (1992) An ecological theory for the origin of Homo, Paleobiology, 18, pp 237-257
17
İkinci Makale
Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırmasını Savunurken: Yaşam olan
gezegenlerin çokluğu
Carl Sagan3, Cornell Üniversitesi, U.S.A.
Dikkat çekici araştırma ve buluşların olduğu bir çağda yaşıyoruz. Güneş etrafındaki güneş
benzeri yıldızların tamamının yarısı 4,6 milyar yıl önce gezegenlerimizin oluştuğu zamanki gibi gaz
ve toz daireleriyle çevrilidir. Dünya ve uzay temelli çeşitli teknikler bilim insanlarının diğer
yıldızların etrafında değişik gezegenler keşfetmelerini sağladı. Çok kısa bir zaman önce dünyaya
benzer bir gezegen bulundu.
Kütlesel olarak dünyaya benzer başka bir gezegen bulduğunda, tabii ki de – Venüs‟ü göz
önünde bulundurursak - bu kara parçası aynı dünya gibi anlamına gelmiyor. Ama dünyanın
avantajlı durumlarından yola çıkarak bu soruyu cevaplamak için birçok yol var. Okyanuslarla
birbirini tutan yeterli miktarda suyun varlığının işaretine bakabiliriz. Gezegenin
atmosferindeki oksijene ve ozona bakabiliriz. Metan gibi molekülleri araştırabiliriz.
En iyi tahminler gösteriyor ki güneş benzeri yıldızların yörüngesinde bir ya da iki tane
„mavi dünya‟ var (mavi dünyadan kast edilen, okyanusları olan dünyalar). Güneşe benzeyen bu
yıldızların sayısını göz önüne alacak olursak, Samanyolu boyunca çok sayıda dağılmış gezegen var
demektir.
Yerleşim olan bir dünyada zekânın gelişmesi gerekir mi?
Biz Ay‟ın krater oluşumlarından biliyoruz ki, geri dönen Apollo örneklerinde ölçülmüş
olarak, Dünya 4 milyar yıl öncesine kadar büyük, küçük nesnelerin müthiş biçimde bombardımanı
altındaydı. Bu vurgun tüm atmosferi ve okyanusları uzaya itecek kadar şiddetli idi. Önceleri
dünyanın tüm kabuğu bir magma okyanusuydu. Açıkçası, bu yaşamın oluşabileceği bir toprak
değildir!
Kısa bir süreden sonra, 3.8 milyar yıl önce, bazı erken organizmalar ortaya çıktı (fosil
kalıntılarına göre).
Büyük olasılıkla yaşamın başlangıcı bu zamandan biraz öncesinde bir zamanda oldu.
Koşullar elverişli olur olmaz gezegenimizdeki yaşam inanılmaz hızlı bir şekilde başladı. Bana öyle
görünüyor ki, şartlar müsait olur olmaz yaşamın başlaması yüksek bir olasılıktı ve ortaya çıkıverdi!
Zekânın evirilmesini benzer bir analiz ortaya koyabilir mi? Ve işte yaşam için filizlenen bir
gezegen, içtenlikle değişen bir çevre, 2 milyar yıl önce oluşan bir oksijen atmosferi, şık bir
çeşitlenmeye doğru gidiyor ve hemen hemen 4 milyar yıl daha önünde kurallı bir medeniyet
olmasına zaman olan.
3
Carl Sagan 1996 yılında aramızdan ayrılmıştır.
18
Bu gibi tartışmaların ilk zamanlarında, yazarlar insana benzer bir şey oluşturmak için
önlerinde alışılmadık çok fazla adım olduğunu anladılar, böylesi titiz bir kopyanın başka bir
gezegende olma şansı sıfırdı. Bu yüzden dünya dışı bir aklın şansı sıfırdır. Ama dünya dışındaki
bir zekâ ile ilgili konuştuğumuzda, biz insanlar ya da insanımsılar hakkında konuşmuyoruz - Star
Trek’e rağmen. Biz fonksiyonel olarak insana eşdeğer olanlardan konuşuyoruz, radyo teleskopunu
oluşturan ve çalıştırabilen. Onlar karada, denizde veya havada yaşayabilirler. Onlar hayallerin
ötesinde kimyaya, şekillere, bedenlere, renklere, uzantılara ve düşüncelere sahiplerdir.
Biz insanların Dünya dışı varlıkların evrimini özellikle takip etmemize ihtiyacımız yok.
Onlar birçok evrimleşme yollarına sahip olabilirler ve bu yolların toplamı azımsanmayacak kadar
olabilir. Evrim faydacı bir süreçtir, önceden tahmin edilen değil. Gelecekte bir kaç milyar yılda
akıllı yaşam planlanmış değil. Evrim kısa süreli olasılıklara cevap verir. Eşit olan diğer canlıların
aptal olmaktan çok akıllı olması daha iyidir ve bu zekâya yönelik büyük bir eğimlimin olduğu fosil
kayıtlarından anlaşılabilmektedir. Bazı dünyalarda bu akıl için seçim baskısı yüksek olabilir
bazılarında ise düşük.
Eğer biz istatistiklerden bir tanesini düşünecek olursak, kendi durumumuzu, gezegen
oluşumunun başlangıcından kurallı medeniyetin oluşumuna kadar 4,6 milyar yıl geçtiğini ele
alırsak, daha sonra ne gelecek? Biz diğer dünyalardaki medeniyetleşmeyi benzer adımlarla
gerçekleşmesini bekleyemeyiz. Bazıları teknik anlayışa daha hızlı ulaşır, bazıları daha yavaş
bazıları da asla. Ama Samanyolu galaksisi neredeyse 10 milyar yıl yaşlı 2. ve 3. nesil yıldızlarla
(ağır elementlere sahip) dolu.
Hadi iki eğri düşünelim. Birincisi teknik olarak aklın evrimini gösteren zaman çizelgesi
olsun. Çok yavaş başlıyor, bir kaç milyar yılda kayda değer bir değere ulaşıyor, 5 milyar yılda %50,
10 miyar yılda %100‟e yaklaşabiliyor. İkinci eğri güneşe benzer yıldızların yaşları, bazıları çok
genç, bazıları hemen hemen yeni doğmuş, bazıları ise güneş kadar yaşlı, bazıları ise 10 milyar yıl
yaşlı. Biz bu iki eğriyi bir araya koyarsak değişik yaşlardaki yıldızların gezegenlerinde değişik
medeniyetleşmeyi bulabiliriz, çok genç olanlarında pek değil ama daha yaşlı olanlarında daha fazla.
Durum büyük ihtimal şu ki, bizimkinden daha üstün medeniyetin olduğu bir tanesini duyabiliriz.
Bu medeniyetlerde 10 milyarlık ya da daha yaşlı türler olabilir. Türlerin evrimleşmesi için geçen
zaman çok fazla, muhtemelen uzayda kendisine eş olamayacak kadar bir zekâda bu türlerin üyeleri
vardır.
Medeniyetlerin SETİ için teknolojiyi geliştirmesi gerekir mi?
Medeniyetleri ya da şairleri ya da James Clerk Maxwell‟in denklemine hiç rastlamamış tunç
devri savaşçılarını hayal etmek mümkün ve bilimin radyo alıcılarını icat etmeye ihtiyacı var. Ama
bunlar doğal seçilimle ortadan kaldırıldı. Dünya asteroitlerle ve kuyruklu yıldızlarla çevrilidir.
Bazen bunlardan büyük bir tanesi gezegene çarpıp ciddi zararlar verebiliyor. 65 milyon yıl önce
böyle bir olayın dinozorları ve onunla birlikte çoğu türün neslinin tükenmesine sebep olduğuna dair
ciddi kanıtlar var. Buna benzer yıkıcı bir etkinin bir daha olma olasılığı var. Dünya‟ya yakın
cisimleri kaydetmek ve izlemek için daha ayrıntılı araçlara ihtiyacımız olduğu gibi aynı zamanda
onları durdurmaya ve yok etmeye yarayan araçlara da ihtiyacımız olduğu kesindir. Dünya‟da ya da
başka bir gezegende uzun süre yaşayan bir medeniyet bu tehlikeyi kavramak zorunda. Bizimkinden
başka güneş sistemleri de gezegenleri yok edebilecek asteroit ve kuyruklu yıldızlara sahipler.
19
Radarlara ve radyo teleskoplara, Dünya‟ya yakın cisimlerin Dünya ile çarpışma rotasını
belirlemek için ihtiyaç duyulur. Benzer şekilde uzun yaşayan medeniyetlerin buna benzer
teknolojiyi geliştirmeleri gerekir. Gelişmiş radyo teleskoplarda biz uzaylı istihbaratından mesaj
alma ve onlara mesaj yollama özelliklerini geliştirdik. İnsanoğlunun zekâya sahip olduğu için
biricik olduğu düşüncesi çok eski ve kökleşmiştir. Dünya‟da en az bizim kadar ya da bizden daha
zeki birçok türün olduğu düşüncesi insanları şoke ediyor. Gerçekten bu sadece kendini
beğenmişliktir.
Biz Dünya dışında zekâ olup olmadığını
bilmiyoruz ama gelin geliştirdiğimiz
araştırmaları, deneyleri, gözlemleri bunun
cevabını bulmak için kullanalım.
Download