Türkiye`nin, hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle bir Rus savaş

advertisement
Türkiye’nin, hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle bir Rus savaş uçağını düşürmesiyle
başlayan diplomatik kriz zaman zaman yumuşasada halen devam ediyor. Cumhurbaşkanı
Erdoğan Rusya Günü nedeniyle Putin’e mektup göndermesiyle 2015’de düşürülen Rus savaş
uçağının ardından Rusya ile resmi düzeyde ilk temas kurulmuş oldu. Peki tarih boyunca
Türk-Rus ilişkileri nasıldı.. Figürler ve devletler bazında sizler için derledik..
Prut Savaşı
Rusya’nın, Osmanlı Devleti ile mücadelesinde kendi lehine bir zemin yaratmak istediği
savaş. Osmanlı içinde yaşayan Ortodoks toplumları kışkırtarak Osmanlı Devleti’ni
zayıflatacak ve yapacağı savaşlarda daha önce kaybettiği toprakları geri almak isteyen Rusya
Eflak ve Boğdan Beylerini Osmanlılara karşı kışkırttı. Rusya aleyhine yaptığı kışkırtmanın
etkisi ile Sultan III. Ahmed 1710 yılında Rusya’ya karşı savaş ilan etti.
Öte yandan Baltacı Mehmet Paşa ile Çariçe Katerina arasında bir tür ilişki kurulduğuna dair
zaman içinde geniş kapsamlı söylentiler, tartışmalar ve literatür oluşmuştur. Bunun doğru
olmadığı A. Akgündüz’ün tarafından yapılan Rus ve Osmanlı kronikleri incelemelerinden
belgelenmiştir. Akgündüz’e göre, Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa ile Çariçe Katerina’nın
olay sırasında karşı karşıya geldiği gibi bir durumun söz konusu olmadığı gibi hatta
Katerina’nın o sırada oralarda olduğunu gösteren bir kaynak da mevcut değildir.
Rusların sıcak denizlere inme isteği (Panslavizm)
Bütün Slav ırkına ve milliyetine mensup unsurlari bir yönetim altında birleştirme ideali.
Ruslar bunu sicak denizlere ulasmak için düşündüler.
Panslavizm, Rusya’nın, özellikle çarlık döneminde uyguladığı, varsayımsal slav ırkından
olanları kendi hakimiyeti altında bir devlet halinde toplama siyasetiydi. 1875de Sırplar ve
Karadağlılar bağımsızlık elde etme amacıyla Osmanlı Devleti’ne savaş açtılar. Osmanlı
ordusu Sırp ve Karadağ kuvvetlerini yenilgiye uğratarak ayaklanmayı bastırdı. Rusya bu
durumu ortodoksların katledildiği şekilde Avrupa’ya duyurdu. Böylece Balkan milletlerinin
sözcülüğüne başladı. Osmanlı ordusunun kısa sürede ayaklanmaları bastırması, Karadağ’da
duruma hakim olması ve Bosna Hersek de düzeni sağlaması, Rusya’yı endişeye düşürdü.
Avrupa devletlerini de yanına alarak Sırplarla savaşı durdurması için Osmanlı Devleti’ne
ultimatom verildi. Osmanlı Devleti Rusya’nın bu isteğini kabul etti.
Navarin Deniz Muharebesi
Osmanlı ve Mısır donanmalarıyla, birlikte hareket eden İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları
arasında, 20 Ekim 1827 tarihinde geçmiş olan bir deniz muharebesidir. Bu muharebe
Osmanlı tarihinde Navarin Olayı, Navarin Baskını veya Navarin Faciası adlarıyla da geçer.Bu
olayin Birinci Dünya Savaş’ına kadar süren sonuçlari olmustur.
Kırım Savaşı
4 Ekim 1853-30 Mart 1856 tarihleri arasındaki Osmanlı-Rus savaşıdır. Birleşik Krallık, Fransa
ve Piyemonte-Sardinya’nın Osmanlı tarafında savaşa dâhil olmasıyla savaş, Avrupalı
devletlerin Rusya’yı Avrupa ve Akdeniz dışında tutmak amacıyla verdiği bir savaş halini
almıştır. Savaş, müttefik güçlerinin zaferiyle sonuçlanmıştır.
Plevne Savaşı
1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rus ordusunun kuşattığı Plevne (Bulgaristan)
kentinin Osmanlı ordusu tarafında büyük bir cesaretle savunulması olayıdır. Plevne tarihin
akışını değiştiren tarihdeki birkaç olaydan biridir.A. J. P. Taylor, The Struggle for Mastery in
Europe 1848-1918, (Oxford 1954) p. 245. Burada Osman Paşa 5 ay süre ile Rusları
durdurarak ilerlemelerini geciktirmiştir. Ancak bu şehrin düşmesi Osmanlılar açısından 93
harbinin kaybedilmesinin önünü açmıştır.
Mustafa Kemal’in Lenin’e yazdığı mektup
Meclis’in açılmasından üç gün sonra Atatürk, Lenin’e yazdığı mektup mektup siyasi ve askeri
nitelikli bağlaşma içerir.
1- Emperyalist Hükümetler aleyhine 26 Nisan 1920 harekatı ve bunların tahakküm ve esareti
hakkında bulunan mazlum insanların kurtulması amacını güden Bolşevik Ruslarla işbirliği ve
harekatı kabul ediyoruz.
2- Bolşevik kuvvetleri Gürcistan üzerine askeri harekat yapar veyahut takip edeceği siyaset
ve göstereceği tesir ve nüfusla Gürcistan’ın da Bolşevik ittifakına dahil olmasını ve
içlerindeki İngiliz kuvvetlerini çıkarmak üzere, bunlar aleyhine harekata başlamasını temin
ederse Türkiye Hükümeti de emperyalist Ermeni Hükümeti üzerine askeri harekat icrasını ve
Azerbaycan Hükümetini de Bolşevik devletler zümresine ithal etmeyi taahhüt eyler.
3- Evvela, milli topraklarımızı işgal altında bulunduran emperyalist kuvvetleri tart ve ileride
emperyalizm aleyhine vuku bulacak müşterek mücadelemiz için dahili kuvvetlerimizi
organize ettirmek üzere şimdilik ilk taksit olarak beş milyon altının ve kararlaştırılacak
miktarda cephane vesaire harp vesaiti ve sıhhiye malzemesinin ve yalnız doğuda harekat
icra edecek kuvvetler için erzakın Rus Sovyet Cumhuriyetince temini rica olunur.
Yüksek hürmetlerimin ve samimi duygularımın kabulünü rica eylerim.
T.B.M.M. Reisi
Mustafa Kemal
Kafkas Savaşı
I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun Rusya İmparatorluğu, daha sonra Britanya
(Dunsterforce), Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti ve Merkezi Hazar Diktatörlüğü ile karşı
karşıya geldikleri cepheye verilen isimdir. Kafkasya Cephesi, savaş sırasında Doğu Anadolu
içlerine kadar genişlemiş, Trabzon, Bitlis, Muş ve Van şehirlerine kadar yayılmıştır. Kara
harbi, Karadeniz Bölgesinde bulunan Osmanlı İmparatorluğu deniz gücü ve Rus donanması
tarafından desteklenmiştir.
Bu cephede savaş sona erdiğinde Doğu Anadolu ve Kafkasya’da 1,200,000 Müslüman
göçmen durumuna duşmuşdu. Doğu Anadolu’da 1.000.000 Kafkas Müslümandan
Anadolu’ya gelen 130.000 sivil halk hayatını kaybetmiştir.Yolda salgın hastalık, açlık, sefalet
ve Ermeni çeteleri yüzünden kırılınlar tahmini olarak eklendiğinde ölü miktarı 2,5-3 milyon
arasında değişmektedir.Müslümanların Van ilinde %62’si, Bitlis ilinde %42’si, Erzurum ilinde
%31’i, Diyarbakır ilinde ise %26’sı ölmüştür.
Stalin’in boğazları istemesi
Soğuk Savaş sırasında Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki kısa süreli bölgesel krizdir.
Türkiye, II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar tarafsızlığını korumayı başarmıştı. Sovyet
hükümeti tarafından Türk hükümetine, Rus nakliye gemilerinin Karadeniz’i Akdeniz’e
bağlayan Türk boğazları’ndan serbestçe geçebilmesi için baskı yapılmaya başlandı. Türk
hükümetinin, Sovyetler Birliği’nin taleplerini kesin bir dille reddetmesi, bölgedeki tansiyonu
arttırarak, krizi bir güç gösterisine dönüştürdü. Bu olay, daha sonra Truman Doktrini’nin
ortaya çıkmasına belirleyici bir faktör olarak hizmet etti.[2] Bu kriz Türkiye’nin yüzünü
tamamen Batı’ya, yani Amerika Birleşik Devletleri ve NATO’ya döndürmesine neden oldu.
Bu tarz olaylar Türkiye’nin günümüzde dünya üzerindeki gücünü pekiştirdi.
Mavi Akım projesi
Mavi Akım projesi, Ankara ile Moskova arasında 1997 yılında imzalanan anlaşmaya göre, 25
yıl süreyle, Türkiye’nin Rusya’dan yılda 16 milyar metre küp doğalgaz satın almasını
öngörüyordu. 1213 kilometre uzunluğunda doğalgazı taşıyan boru hattının, yaklaşık 380
kilometresi, Karadeniz’in altından geçmektedir. Deniz altındaki boru hattı, 2150 metre
derinlikle, yeryüzünün en derindeki boru hattıdır. Hattın yapımını, İtalyan ENİ şirketi
üstlenmişti. Yıllık 16 milyar metre küp kapasiteli boru hattından Türkiye, 2002 yılı sonundan
bu yana gaz almaktadır.
Türkiye ve Rusya arasında Suriye savaşı krizi
Suriye’de Beşar Esad rejiminin değişmesini isteyen batılı devletler ve ABD, Özgür Suriye
Ordusuna silah ve cephane yardımı yaparken, krizin çözümünde Türkiye batı yanlısı, Rusya
ise Esad yanlısı olduğunu beyan etmektedir.
[status publish]
[geotag on]
[publicize off|twitter|facebook]
[category güvenlik]
[tags RUSYA DOSYASI, Tarih, Türkiye, Rusya, ilişki]
Download