4.ÜNİTE 1.KISIM (Ünite çok uzun olduğu için 2`ye

advertisement
4.ÜNİTE 1.KISIM (Ünite çok uzun olduğu için 2’ye böldüm) SAYFA 82-108 ARASI BÜYÜK NUTUKA KADAR İNKİLAP TARİHİ
BOŞLUK DOLDURMA
ALFABETİK CEVAP ANAHTARINDAN BAKABİLİRSİNİZ
Mustafa Kemal, Osmanlı Devleti’nin gerçekte ____________________________Antlaşması’yla birlikte ____________________
düşünüyordu.
Mustafa Kemal’in amacı, önce_______________________________, ardından da millî egemenliğe dayanan kayıtsız şartsız,
bağımsız __________________________kurmaktı.
Mustafa Kemal, _________________________olması gerektiğini Amasya Genelgesi’nde yer alan “Milletin istiklalini yine
milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” söylemiştir.
Mustafa Kemal’in, Sivas’a geldiğinde çıkardığı gazeteye İrade-i Milliye adını vermesi, Ankara’da ise Hâkimiyet-i Milliye adıyla
başka bir gazete çıkarması da _______________________________________________birer göstergesiydi.
Mustafa Kemal, ____________________________________________yolundaki en önemli adımını 23 Nisan 1920’de Büyük
Millet Meclisini açarak attı.
Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920’de verdiği önergede _______________________toplandığını ve Büyük Millet
__________________________bulunmadığını ifade etti.
Mustafa Kemal, 1921 Anayasasında da egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu vurguladı.
Mustafa Kemal, millî egemenliğin ülkemizde yerleşmesi için saltanatın kaldırılması gerektiğinin farkındaydı, ancak Millî
Mücadele’nin henüz devam ettiği bir dönemde saltanatı kaldırmanın ülkede ______________________________de
görüyordu.Bu nedenle millî egemenlikle bağdaşmayan saltanat kurumunu kaldırmak için ___________________bekledi.
Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın ardından İsviçre’nin Lozan kentinde yapılacak barış görüşmelerine
___________________________________________________________davet edilmesi, üzerine Mustafa Kemal, fiilen sona
ermiş olan _________________________de ortadan kaldırma zamanının geldiğine karar verdi.
TBMM tarafından __________________________onaylanan bu Kanun’la saltanatın İstanbul’un resmen işgal edildiği 16 Mart
1920’den itibaren sona erdiği hükme bağlandı.
Lozan Barış Konferansı İngiltere, Fransa,İtalya ve Japonya’nın çağrısıyla _________________ _____________________toplandı.
Lozan Barış Konferansına ______________________________________________________davet edildi.
Lozan Barış Konferansına SSCB, Bulgaristan, Ukrayna ve Gürcistan _____________________konferansa çağrıldı.
G____________________________yanı sıra Belçika ve Portekiz de konferansta hazır bulundu.
Lozan görüşmeleri sırasında Türkiye’yi _________________________________başkanlığında bir heyet temsil etti.
Lozan Barış Konferansı’nda İtilaf Devletleri ile Türkiye arasında _________________yaşandı.
Lozan Barış Konferansı’nda Türk heyeti tarafından dile getirilen kapitülasyonların kaldırılması ve Doğu Anadolu’nun Ermenilere
verilmesinden vazgeçilmesi gibi _____________________.
Lozan Barış Konferansı’nda, İtilaf Devletlerinin kendi aralarında hazırladıkları bir antlaşma taslağını Türk heyetine ____________
____________________________de konferans 4 şubat 1923’te dağıldı.
Lozan Barış Konferansı 23 Nisan 1923’te _____________________________.
Lozan Barış Konferansı, görüşmelerinin ikinci turunda pek çok sorun ___________________________çözümlendi.
Lozan Barış Konferansı, _______________________________tarihinde barış antlaşmasının imzalanmasıyla sona erdi, ________
_________________________________.
Lozan Barış Antlaşması’yla _________________________Türkiye ile Yunanistan arasında __________kabul edilirken ________
____________________________________Türkiye’ye bıraktı.
Lozan Barış Antlaşması’yla __________________________________________daha önceden belirlendiği şekliyle kabul edildi.
Lozan Barış Antlaşması’yla ______________________________________________yapılacak ikili görüşmelerle belirlenmesi
konusunda antlaşmaya varıldı.
Lozan Barış Antlaşması’na göre_____________________, ____________________________ _________________bırakılacaktı.
Lozan Barış Antlaşması’na göre, Türkiye’de oturan ___________________________sayılacak ve ________________________
olarak kabul edilecekti.
Trakya Üniversitesi Senatosu, 21.11.1996 tarihli toplantısında, Lozan Barış Antlaşması’nın taçlandırılması düşüncesinden
hareketle; cumhuriyetimizin 75.kuruluş yılında Türk halkına armağan olarak ______________________________yapılması,
kararını oy birliği ile almıştır.
Mustafa Kemal güçlü ve ______________________________________siyasi bağımsızlığımızı kazanmanın ve bunu sürdürmenin
mümkün olmadığını görmüştür.
Ülke içinde ______________________________________________atıldı.17 şubat 1923’te İzmir’de I. Türkiye İktisat
Kongresinin toplanması gibi.
Ham maddesi _________________________________________sanayi dalları kurulmalıdır.
El işçiliğinden ve küçük imalattan kurtularak hızla _________________________geçilmelidir.
Ekonomik bağımsızlığı hedefleyen _________________bildirisindede;________________teşvik edilmesi, __________________
kısılması, ______________kaçınılması, ______________geçilmesi, ___________________olunması ve _______________temel
ilkeler olarak benimsendi.Ayrıca ülkenin bayındır hâle getirilmesi, orman alanlarının genişletilmesi, _______________________
____________________________ve sağlığın korunması konularında yapılacaklar belirlendi.
İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar gereği Türkiye Cumhuriyeti 1927 yılında çıkardığı Teşviki sanayi (Sanayiyi Destekleme)
Kanunu ile ____________________________________devlet tarafından __________________sağlandı.
İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar gereği, ____________________________________için Türkiye Sanayi ve Maadin
Bankası, Türkiye İş Bankası, Sümerbank ve Etibank gibi bankalar kurdu.
Ulaşım alanında ise İzmir İktisat Kongresi’nde alınan karar gereği ______________________ ___________tanındı.
Atatürk, Kurtuluş Savaşı günlerinde ______________________________________nedeniyle ordumuzun büyük zorluklarla karşı
karşıya kaldığına üzülerek tanık olmuştu.Bu nedenle “______________________________.”diyerek konunun önemine dikkat
çekmiş ve________ ______________________ ____________________kurmuştur.
Siyasi ve ekonomik bağımsızlığını korumak için ________________________________olarak benimseyen Türkiye, Birinci Beş
Yıllık Sanayi Planı’nı hazırlamıştır.
1929’da kurulan Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti aracılığıyla ___________________________ve tasarruf alışkanlıkları
kazandırılmaya çalışıldı.
Y__________________________________ham maddelere dayalı sanayi dalları kurulmalıdır.
Yabancıların kurdukları tekellerden _______________________.
Sanayinin ____________________________________________ sağlanmalıdır.
Ankara’nın yabancı saldırılarının uzağında ve ________________________________bir şehir olması ve şehrin Millî Mücadele
sırasındaki rolü Ankara’nın başkent olmasını sağlamıştır.
Millî Mücadele’nin sonuna kadar devam eden Ankara’nın fiilen başkentliği İsmet Paşa ve arkadaşları tarafından hazırlanan
kanun teklifinin ______________yasalaşmasıyla resmiyet kazandı.
Mustafa Kemal, ______________________________________millet iradesine dayanan cumhuriyet olduğuna inanan bir liderdi.
Mustafa Kemal, cumhuriyet hakkındaki düşüncesini ilk defa _______________________________maddelerine, yansıtmıştı.
23 Nisan 1920’de “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.” anlayışıyla Türk milletinin kendi kendisini yönetme hakkına sahip
olduğunu_______________________________________.
Mustafa Kemal, Millî Mücadele sürecinde saltanat ve ________________________________ için“cumhuriyet” sözcüğünü
kullanmamaya özen göstermişti.
‘’Demokrasi prensibinin, en çağdaş ve akılcı uygulamasını temin eden hükûmet şekli cumhuriyettir.Cumhuriyette son söz, millet
tarafından seçilmiş meclistedir.______________________her türlü kanunları o yapar.”
1 Kasım 1922’de saltanat ve halifeliğin birbirinden ayrılması ve saltanatın kaldırılmasıyla son Osmanlı Sultanı Vahdettin’in elinde
sadece halifelik makamı kalmıştı.
Vahdettin’in 17 Kasım 1922’de İngilizlere sığınarak yurt dışına çıkması üzerine de TBMM, Osmanlı ailesinden _______________
_________________________________olarak seçmişti.
Abdülmecit Efendi’yi halife seçen TBMM ondan yalnızca halife unvanını kullanmasını ve millî egemenliğe zarar verecek
hareketlerden kaçınmasını bekliyordu.
Abdülmecit Efendi kendisini siyasi bir güç olarak gördüğü için ____________________________________________________.
Mustafa Kemal bir yandan __________________________çalışırken diğer yandan Halife’nin ____________________________
______________________________________hareketlerinin önlenmesi için de çaba harcıyordu.
Halifelik devam ettiği sürece Türkiye Cumhuriyeti’nin iç ve dış politikasındaki _______________________________görülmüştü.
TBMM ___________________________________kabul ettiği bir kanun ile halifeliği kaldırdı.
Cumhuriyet öncesi dönemde ülkemizde_______________________________________________.Dinî eğitim veren medreseler,
Batı tarzında eğitim veren mektepler ve azınlıklar ile yabancılara ait okullar bir arada bulunuyordu.
Eğitimdeki bu ____________________nedeniyle öğrenciler __________________________kişiler olarak yetişiyorlardı.
Mustafa Kemal, öğretim birliğini sağlamadıkça ve _______________________________________uygun hâle getirmedikçe millî
varlığımızı sürdüremeyeceğimizin bilincinde olan bir liderdi.
Mustafa Kemal, _________________________________________eğitim işleriyle ilgilenerek Sakarya Savaşı’nın hemen
öncesinde Ankara’da __________________Kongresi’ni toplamıştı.
3 Mart 1924’te ______________(Öğretim Birliği) Kanununun kabul edilmesiyle de ülkemizde ____________________________
_______________geçirilmesi yolunda önemli bir adım atılmıştır.
Tevhid-i Tedrisat Kanun’unuyla birlikte ülkemizdeki yerli ve yabancı ______________________________________bağlandı.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile birlikte ülkemizde _____________________________________
olduğu anlayışı yerleşti ve ülkemizdeki bütün çocuklar zorunlu ve parasız ilköğretimden yararlanma hakkına kavuştu.
Din ve devlet işlerinin ayrılmasıyla, ______________________________(Din İşleri ve Vakıflar Bakanlığı) cumhuriyet
yönetiminde gerek kalmamış ve kaldırılmıştı.
O_____________________tutmak için 3 Mart 1924 günü kabul edilen bir kanunla Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti kaldırıldı.
23 Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisinde _______________________ve düşüncelere sahip milletvekilleri vardı.
Mustafa Kemal aralarında siyasi anlaşmazlıklar bulunan bu milletvekillerini bir grup disiplini altında______________________.
Mustafa Kemal, kendisine yakın milletvekilleriyle beraber ____________________________________________grubunu kurdu.
Mustafa Kemal’e göre yeni dönemde _______________________________devlet ve toplum kurumlarını __________________
____________________olmalıydı.Başka bir deyişle II. TBMM bir inkılaplar meclisi olacaktı.
Mustafa Kemal aralarında görüş birliği bulunan ve temel kanunların çıkarılması sırasında ________________________________
_____________________________ihtiyacını gidermek amacıyla 9 Eylül 1923’te Halk Fırkasını kurdu.
17 Kasım 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla başka bir siyasi parti kurulmuş ve iktidardaki Cumhuriyet Halk
Fırkasının karşısına muhalefet partisi olarak çıkmıştır.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları, ____________________________________ gibi konularda ________________
______________düştükten sonra Cumhuriyet Halk Fırkasından ayrılarak görüşlerini farklı bir partide dile getirmek istemişlerdir.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları parti programlarında fikirlere ve dinî inançlara saygılı oldukları belirtmişlerdi.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ______________________________________________bir merkez hâline geldi.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının bazı üyelerinin 1925 yılı başlarında çıkan Şeyh Sait İsyanı ile ilişkili oldukları anlaşıldı ve
rejim için tehlike oluşturduğuna karar verilen bu parti, _______________________________________________3 Haziran
1925’te Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldıktan sonra 1930 yılına kadar geçen sürede ülkemizde __________________________
________________________girişilmedi.
Mustafa Kemal, demokrasiye geçişi sağlamak için hükûmetin karşısında _________________savunan bir __________________
_________________________karar verdi.
Mustafa Kemal’in de desteğini alan Fethi Bey, _____________________________________Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurdu.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, programında laik cumhuriyet esasına bağlı kalacağını ilan etti.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, Ekonomi alanında Cumhuriyet Halk Fırkasının _______________________________fikrini savundu.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, kurulduktan kısa süre sonra, _______________________bir merkez hâline geldi.
Fethi Bey çıktığı bir yurt gezisi sırasında ________________________________gösterilerle karşılandı ve kontrolü kaybetmekte
olduğunu gördü ve ______________________________________________________için de 17 Kasım 1930’da partisini kapattı.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının ardından Serbest Cumhuriyet Fırkası deneyiminin de başarısızlıkla sonuçlanması ülkemizde
henüz _______________________________________oluşmadığını gösterdi.
Serbest Cumhuriyet Fırkasının ardından ___________________________yeni bir demokrasi denemesinde bulunulmadı.
Millî Mücadele yalnızca vatanın kurtarılmasından ibaret bir iş değildi.
Milletimiz ____________________________________________ortadan kaldırmalı ve bir an önce çağdaş uygarlığın gereklerini
yerine getirmeliydi.
Osmanlı Devleti Dönemi’nde insanlar __________________________________________farklı başlıklar ve kıyafetler giyerlerdi.
Osmanlı Devleti Dönemi’nde toplumda bir kimsenin ____________________________onun ____________________________
hemen anlaşılabilirdi.
Osmanlı Devleti’nde ____________________vatandaşlar arasında birlik, beraberlik ve millet olma duygularını güçlendirmek
yerine _____________________________bir rol oynuyordu.
Türklerin başlarına taktıkları fes, gelişmiş _____________________________________olarak görülüyordu.
Mustafa Kemal _________________________________sakıncalarını ortadan kaldırmak ve milletimizi dış görünüşüyle de
çağdaş bir millet hâline getirmek için harekete geçti.
1925’te __________________giyilmesi Kanunu kabul edildi.
Şapka ve Kıyafet İnkılabıyla toplumdaki kıyafet karmaşası ortadan kaldırılarak _________________________________________
yolunda önemli bir adım daha atılmış oldu.
Tekke ve zaviyeler, 16. yüzyıldan itibaren kuruluş amaçlarından ayrılmaya başlamış ve inanç kurumları olmaktan uzaklaşarak
başlarındaki kişilerin gelir sağladığı birer ________________dönüşmüşlerdir.
Tekke ve zaviyeler, toplumsal bütünlüğe, barışa ve hoşgörüye hizmet etmek yerine ayrılıkların ve ________________________
_____________________hâline gelmişlerdir.
Cumhuriyetin kurulduğu günlerde tekke ve zaviyeler her bakımdan büyük bir çöküntünün içerisinde bulunuyordu.
İnsanların _________________________________________________tekke ve zaviyelerin bir an önce kapatılması gerekiyordu.
Laik ve_____________________________________________________, tekke ve zaviyelerin kapatılması kanunu sayesinde
inanç farklılıkları nedeniyle toplumda ortaya çıkmış olan yapay ayrılıklara son verildi.Böylece toplumsal birliği sağlama ve millî
kimlik oluşturma yolunda önemli bir adım atıldı.
Uluslararası Takvim, Saat, Rakam ve Ölçü Birimlerinin Kabulü Osmanlı Devleti Dönemi’nde kullanılan takvim ve saat sistemleri
ile rakamlar ve ölçü birimleri _____________________________________________________.
Atatürk, Türk toplumunun kıyafette olduğu gibi günlük hayatta kullandığı takvim, saat, rakam ve ölçü birimlerinde de
______________________________içinde olmasını istiyordu.
TBMM, 26 Aralık 1925’te çıkardığı bir kanunla 1 Ocak 1926 tarihinden başlamak üzere dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi
ülkemizde de ________________kullanılmasına karar verdi.
TBMM, _________________________________________saat sistemini uygulamaya koydu.
20 Mayıs___________’de çıkarılan başka bir kanunla da bugün hâlâ kullanmakta olduğumuz uluslararası
___________________kabul etti.
Uluslararası ilişkilerde uyumu sağlamak üzere ___________________________de TBMM’nin 26 Mart ________________’de
kabul ettiği bir kanunla değiştirildi.
Mustafa Kemal pek çok konuda olduğu gibi yeni hukuk sistemini kurma yolunda da ilk adımı kendisi atarak
_______________________________________________________________Kanunu’nu hazırlamıştı.
20 Ocak ____________’de Mecliste kabul edilerek yürürlüğe giren Teşkilatı Esasiye Kanunu Türkiye Cumhuriyeti’nin
__________________________.
Mustafa Kemal millî ve çağdaş bir hukuk sistemi kurma yolundaki çalışmalarını cumhuriyetin ilanından sonra da devam ettirdi.
Mustafa Kemal’in Hukuk İnkılabı’yla açtığı yoldan ilerleyen Türk hukukçuları, Batı ülkelerini örnek alarak Ceza Kanunu, Borçlar
Kanunu, Ticaret Kanunu, Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu ve Türk Medeni Kanunu gibi kanunlar hazırlayarak _______________
_____________________________düzenine kavuşturmaya çalıştılar.
Osmanlı Devleti Dönemi’nde medenî hukukun temeli, ____________________adıyla bilinen kanun kitabına dayanıyordu.
Mecelle _________________________yönelik düzenlemeler içerdiğinden diğer dinlere mensup Osmanlı vatandaşlarını
kapsamıyordu ve___________________________________.
Mecelle yerine hangi dinden olursa olsun _____________________________çağdaş esaslara göre düzenlenmiş yeni bir medeni
kanunun yürürlüğe konulması gerekiyordu.
İ_________________________________________alınarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu ise 17 Şubat ________________’da
TBMM’de kabul edildi.
4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’yla, ülkemizde ________________________________________________
ilkesine dayanan yeni bir hukuk düzenine geçildi.
Türk Medeni Kanunu’yla, bir erkek ancak bir kadınla evlenebilecek; evlenme yalnız erkeğin değil, kadının da onayı alınarak
gerçekleşecek ve ailede kadın ile erkeğin hakları eşit olacaktı.
Türk Medeni Kanunu’yla ülkemizde kadın mirastan pay alma ve mahkemelerde tanıklık yapma ve işlerde çalışma konularında
____________________geldi.
Saltanatınvehalifeliğin kaldırılması, cumhuriyetin ilanı, medreselerin kaldırılması gibi inkılaplar bazı çevrelerce hoş karşılanmadı.
Doğu Anadolu’daki olaylar üzerine İsmet Paşa başkanlığındaki hükûmet _________________başka bölgelere yayılmaması için
hemen harekete geçti ve 4 Mart ____________________________________(Huzur ve Güvenliği Sağlama) Kanunu adıyla bir
sıkıyönetim yasası çıkardı.
Takrir-i Sükûn Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından yayınlarıyla olayları kışkırtan ve isyancıları cesaretlendiren gazete ve
dergilerin faaliyetleri durduruldu, askerî harekât düzenlenerek _____________________.Ayaklanmanın elebaşıları ve onlarla
birlikte hareket edenler İstiklal Mahkemelerinde yargılanarak cezalandırıldı.
Takrir-i Sükûn Kanunu’nuyla çağdaş, demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırarak saltanat ve hilafeti geri getirmeye
yönelik bu girişim daha fazla________________________.
İngiltere Doğu Anadolu’daki isyanı teşvik ederek __________________________________sonuçlandırmıştır.
Mustafa Kemal’in, _____________________________amacı_____________________üzerindeki hâkimiyetlerine son vermekti.
Lozan Barış Antlaşması’ndaki 19 Nisan ___________________Kanunu’nuyla kapitülasyonları kaldırıldı ve __________________
pekiştirildi.
1 Temmuz _______________________________Kanunu ile ülkemiz limanları arasında gemi işletme ve deniz taşımacılığı yapma
hakkı Türk vatandaşlarına tanındı.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapatılmasından sonra Mustafa Kemal’e ve cumhuriyete karşı olanlar yıkıcı faaliyetlerini
__________________________________.
Mustafa Kemal’e suikast girişimi pek çok yerde _______________________________________________.
4.ÜNİTE 1.KISIM(Ünite çok uzun olduğu için 2’ye böldüm) SAYFA 82-108 ARASI BÜYÜK NUTUKA KADAR İNKİLAP TARİHİ
BOŞLUK DOLDURMA BOŞLUKLARI AŞAĞIDAKİ KELİMELERİ KULLANARAK DOLDURUNUZ.
ALFABETİK CEVAP ANAHTARINDAN YARARLANABİLİRSİNİZ.
1921
3 Mart 1924’te
halkı aydınlatmaya kaçınılmalıdır
mitinglerle kınandı Şapka
1926
ayaklanmanın
herkesi kapsayacak kolaylıklar
Mondros Ateşkes
tekelciliğin önüne
1928
Birinci Maarif
ilk anayasasıydı
Mecelle
rakamları
Tevhid-i Tedrisat
1931
çağdaşlaştırmak
israftan
Meriç Nehri
savunulması kolay Türk vatandaşı
24.Temmuz 1923
çıkar örgütüne
İstikbal göklerdedir miladi takvimin
sert tartışmalar
yeniden toplandı
1 Kasım 1922’de
çok başlılık
isyan bastırıldı
Millet adına
sınır
yeniliklere açık
13 Ekim 1923’te
erkekle eşit hâle
ithalatın
Misakı iktisadi
sona erdiğini
yerli üretimin
1945 yılına kadar
giysiler 1926’da yürürlüğe giren Kabotaj istekler kabul edilmedi
cumhuriyet ve inkılap karşıtı
12 Ağustos 1930’da bütün yetkilerin Mecliste kapitülasyonlar kaldırıldı öğretim birliğinin hayata
uçaklarımızın yetersizliği egemenliğin millete ait
kılık kıyafetine bakarak saltanatı artık hukuken
Amasya Genelgesi’nin
en iyi yönetim şeklinin Meclisin beklentisine Şeriye ve Evkaf Vekâletine
ayrılıkları belirginleştirici farklı siyasi görüşlere
Meclisin öncelikli görevi toplumsal dayanışma yalnızca Müslümanlara
birleştirmeye çalıştı Gözlemci olan ABD’nin
Orduyu siyasetin dışında tüm dünyaya ilan etmişti yeni bir Türk devleti
Boğazların yönetimi
kısa sürede saltanat ve halifelik yanlılarının toplandığı
Mecliste Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
1925’te Meclisten Takrir-i Sükûn çıkar çatışmalarının kaynağı farklı ekonomi politikalarını Mustafa Kemal ile anlaşmazlığa
20 Kasım 1922’de İsviçre’de
demir yolu yapımına öncelik gizli yollarla devam ettirdiler Musul sorununu istediği şekilde
Abdülmecit Efendi’yi yeni halife Dışişleri Bakanı İsmet Paşa
iki başlılığın giderilemeyeceği saltanat yanlılarının toplandığı
alaturka saat yerine uluslararası eğitim öğretim birliği yoktu kapitülasyonları kaldırmaktaki sanayileşmeyi millî bir hedef
bütün vatandaşların eşitliği eğitimin vatandaşlar için bir hak kıyafet konusundaki kargaşanın Türkiye’nin istediği şekilde
büyümeden önlenmiş oldu fabrikaya ve büyük işletmeye Tüccar ve sanayicinin kredi ihtiyacını karşılamak
cumhuriyet rejimi için tehlike farklı dünya görüşlerine sahip ağırlık ve uzunluk ölçüleri
yurdumuzu işgalden kurtarmak
Ankara Hükûmetinin yanı sıra İstanbul Hükûmetinin
Mustafa Kemal ile karşı karşıya gelmek istemediği
ülkemizi çağdaş ve laik bir hukuk Meclisin beklentisine uygun davranışlarda bulunmadı uygun zamanın gelmesini
Meclisinin üzerinde hiçbir gücün
Millî egemenliği gerçekleştirme
yeni tartışmalara ve bölünmelere yol açabileceğini
millî ekonominin kurulması yolunda önemli adımlar
yüzyıllardır geri kalmasına neden olan engelleri
1926 yılında Kayseri’de bir uçak fabrikası
kabul ettirmek istemeleri üzerine
bağımsız bir ekonomiye sahip olmadan
kadın erkek eşitliği de gözetilmemişti
Batı ülkelerinde geri kalmışlığın simgesi
Karaağaç yerleşkesinde Lozan Anıtı
Batı ülkelerinde kullanılanlardan farklıydı.
madenlerin işletilmesi, nüfusun çoğaltılması
birlikte hareket edecek milletvekili
millî birlik ve beraberliğin sağlanması
bütün okullar Millî Eğitim Bakanlığına
millî egemenliğe olan bağlılığının
cumhuriyetin ilanı ve halifeliğin kaldırılması
Millî Mücadele’nin en zor günlerinde bile
çağdaş toplumlarla tam bir uyum
muhalefet partisinin kurulmasına
çok partili hayata geçiş için gereken şartların
sanayi tesisi kuracak girişimcilere
devletçilik görüşüne karşı liberalizm
teşviki ve millî bankaların kurulması
dini siyasete alet ettiği gerekçesiyle
Türkiye-Suriye sınırı Ankara Antlaşması’yla
eğitimi çağdaş bilimin gereklerine
ülkemizin ekonomik bağımsızlığını
halka israftan kaçınma, yerli malı kullanma
yeni bir parti kurma denemesine
hangi dinden veya milletten olduğu
Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç’ı
hilafet taraftarlarını karşısına almamak
Yurt için de üretilen ve ya üretilebilecek
Irak sınırının Türkiye ile İngiltere arasında
yurt için de yetişen ve ya yetiştirilebilen
İsviçre Medeni Kanunu’ndan model
herkes kanunlar önünde eşit
başkanlığını Türkiye’nin yapacağı uluslararası bir komisyona
başta Türkiye olmak üzere Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya
çağdaş bir toplum düzeni kurmak için çıkarılan
yabancıların ekonomimiz
dinlerine, mezheplerine, milliyetlerine veya mesleklerine göre Millî Mücadele’nin devam ettiği günlerde Teşkilatı Esasiye
dinî duygularını kötüye kullanan ve toplumun ilerlemesini engelleyen çağdaş bir toplum düzeni kurmak için çıkarılan
4.ÜNİTE 1.KISIM SAYFA 82-108 ARASI BÜYÜK NUTUKA KADAR İNKİLAP TARİHİ ALFABETİK CEVAP ANAHTARI
‘’Demokrasi prensibinin, en çağdaş ve akılcı uygulamasını temin eden hükûmet şekli cumhuriyettir.Cumhuriyette son söz, millet
tarafından seçilmiş meclistedir.Millet adına her türlü kanunları o yapar.”
1 Kasım 1922’de saltanat ve halifeliğin birbirinden ayrılması ve saltanatın kaldırılmasıyla son Osmanlı Sultanı Vahdettin’in elinde
sadece halifelik makamı kalmıştı.
1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile ülkemiz limanları arasında gemi işletme ve deniz taşımacılığı yapma
hakkı Türk vatandaşlarına tanındı.
17 Kasım 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla başka bir siyasi parti kurulmuş ve iktidardaki Cumhuriyet Halk
Fırkasının karşısına muhalefet partisi olarak çıkmıştır.
1925’te Şapka giyilmesi Kanunu kabul edildi.
1929’da kurulan Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti aracılığıyla halka israftan kaçınma, yerli malı kullanma ve tasarruf alışkanlıkları
kazandırılmaya çalışıldı.
20 Mayıs 1928’de çıkarılan başka bir kanunla da bugün hâlâ kullanmakta olduğumuz uluslararası rakamları kabul etti.
20 Ocak 1921’de Mecliste kabul edilerek yürürlüğe giren Teşkilatı Esasiye Kanunu Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk anayasasıydı.
23 Nisan 1920’de de “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.” anlayışıyla Türk milletinin kendi kendisini yönetme hakkına sahip
olduğunu tüm dünyaya ilan etmişti.
23Nisan 1920’de açılan Büyük Millet Meclisinde farklı siyasi görüşlere ve düşüncelere sahip milletvekilleri vardı.
3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanununun kabul edilmesiyle de ülkemizde öğretim birliğinin hayata
geçirilmesi yolunda önemli bir adım atılmıştır.
4 Ekim 1926’da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’yla, ülkemizde bütün vatandaşların eşitliği ilkesine dayanan yeni bir hukuk
düzenine geçildi.
Abdülmecit Efendi kendisini siyasi bir güç olarak gördüğü için Meclisin beklentisine uygun davranışlarda bulunmadı.
Abdülmecit Efendi’yi halife seçen TBMM ondan yalnızca halife unvanını kullanmasını ve millî egemenliğe zarar verecek
hareketlerden kaçınmasını bekliyordu.
Ankara’nın coğrafi konumu nedeniyle yabancı saldırılarının uzağında ve savunulması kolay bir şehir olması ve şehrin Millî
Mücadele sırasındaki rolü Ankara’nın başkent olmasını sağlamıştır.
Atatürk, Kurtuluş Savaşı günlerinde uçaklarımızın yetersizliği nedeniyle ordumuzun büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığına
üzülerek tanık olmuştu.Bu nedenle “İstikbal göklerdedir.”diyerek konunun önemine dikkat çekmiş ve 1926 yılında Kayseri’de bir
uçak fabrikası kurmuştur.
Atatürk, Türk toplumunun kıyafette olduğu gibi günlük hayatta kullandığı takvim, saat, rakam ve ölçü birimlerinde de çağdaş
toplumlarla tam bir uyum içinde olmasını istiyordu.
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nı hazırlamıştır.
Cumhuriyet öncesi dönemde ülkemizde eğitim öğretim birliği yoktu.Dinî eğitim veren medreseler, Batı tarzında eğitim veren
mektepler ve azınlıklar ile yabancılara ait okullar bir arada bulunuyordu.
Cumhuriyetin kurulduğu günlerde tekke ve zaviyeler her bakımdan büyük bir çöküntünün içerisinde bulunuyordu.
Din ve devlet işlerinin ayrılmasıyla, Şeriye ve Evkaf Vekâletine (Din İşleri ve Vakıflar Bakanlığı) cumhuriyet yönetiminde gerek
kalmamış ve kaldırılmıştı.
Doğu Anadolu’daki olaylar üzerine İsmet Paşa başkanlığındaki hükûmet ayaklanmanın başka bölgelere yayılmaması için hemen
harekete geçti ve 4 Mart 1925’te Meclisten Takrir-i Sükûn (Huzur ve Güvenliği Sağlama) Kanunu adıyla bir sıkıyönetim yasası
çıkardı.
Eğitimdeki bu çok başlılık nedeniyle öğrenciler farklı dünya görüşlerine sahip kişiler olarak yetişiyorlardı.
Ekonomik bağımsızlığı hedefleyen Misakı iktisadi bildirisindede; yerli üretimin teşvik edilmesi, ithalatın kısılması, israftan
kaçınılması, tekelciliğin önüne geçilmesi, yeniliklere açık olunması ve toplumsal dayanışma temel ilkeler olarak
benimsendi.Ayrıca ülkenin bayındır hâle getirilmesi, orman alanlarının genişletilmesi, madenlerin işletilmesi, nüfusun
çoğaltılması ve sağlığın korunması konularında yapılacaklar belirlendi.
El işçiliğinden ve küçük imalattan kurtularak hızla fabrikaya ve büyük işletmeye geçilmelidir.
Fethi Bey çıktığı bir yurt gezisi sırasında cumhuriyet ve inkılap karşıtı gösterilerle karşılandı ve kontrolü kaybetmekte olduğunu
gördü ve Mustafa Kemal ile karşı karşıya gelmek istemediği için de 17 Kasım 1930’da partisini kapattı.
Gözlemci olan ABD’nin yanı sıra Belçika ve Portekiz de konferansta hazır bulundu.
Halifelik devam ettiği sürece Türkiye Cumhuriyeti’nin iç ve dış politikasındaki iki başlılığın giderilemeyeceği görülmüştü.
Ham maddesi yurt için de yetişen ve ya yetiştirilebilen sanayi dalları kurulmalıdır.
İngiltere Doğu Anadolu’daki isyanı teşvik ederek Musul sorununu istediği şekilde sonuçlandırmıştır.
İnsanların dinî duygularını kötüye kullanan ve toplumun ilerlemesini engelleyen tekke ve zaviyelerin bir an önce kapatılması
gerekiyordu.
İsviçre Medeni Kanunu’ndan model alınarak hazırlanan Türk Medeni Kanunu ise 17 Şubat 1926’da TBMM’de kabul edildi.
İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar gereği Türkiye Cumhuriyeti 1927 yılında çıkardığı Teşviki sanayi (Sanayiyi Destekleme)
Kanunu ile sanayi tesisi kuracak girişimcilere devlet tarafından kolaylıklar sağlandı.
İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar gereği, Tüccar ve sanayicinin kredi ihtiyacını karşılamak için Türkiye Sanayi ve Maadin
Bankası, Türkiye İş Bankası, Sümerbank ve Etibank gibi bankalar kurdu.
Laik ve çağdaş bir toplum düzeni kurmak için çıkarılan bu kanun sayesinde inanç farklılıkları nedeniyle toplumda ortaya çıkmış
olan yapay ayrılıklara son verildi.Böylece toplumsal birliği sağlama ve millî kimlik oluşturma yolunda önemli bir adım atıldı.
Lozan Barış Antlaşması’na göre Boğazların yönetimi, başkanlığını Türkiye’nin yapacağı uluslararası bir komisyona bırakılacaktı.
Lozan Barış Antlaşması’na göre, Türkiye’de oturan herkes kanunlar önünde eşit sayılacak ve Türk vatandaşı olarak kabul
edilecekti.
Lozan Barış Antlaşması’ndaki 19 Nisan 1926’da da Kabotaj Kanunu’nuyla kapitülasyonları kaldırıldı ve ülkemizin ekonomik
bağımsızlığını pekiştirildi.
Lozan Barış Antlaşması’yla Irak sınırının Türkiye ile İngiltere arasında yapılacak ikili görüşmelerle belirlenmesi konusunda
antlaşmaya varıldı.
Lozan Barış Antlaşması’yla Meriç Nehri Türkiye ile Yunanistan arasında sınır kabul edilirken Yunanistan savaş tazminatı olarak
Karaağaç’ı Türkiye’ye bıraktı.
Lozan Barış Antlaşması’yla Türkiye-Suriye sınırı Ankara Antlaşması’yla daha önceden belirlendiği şekliyle kabul edildi.
Lozan Barış Konferansı 23 Nisan 1923’te yeniden toplandı.
Lozan Barış Konferansı İngiltere, Fransa,İtalya ve Japonya’nın çağrısıyla 20 Kasım 1922’de İsviçre’de toplandı.
Lozan Barış Konferansı, 24 Temmuz 1923 tarihinde barış antlaşmasının imzalanmasıyla sona erdi, kapitülasyonlar kaldırıldı.
Lozan Barış Konferansı, görüşmelerinin ikinci turunda pek çok sorun Türkiye’nin istediği şekilde çözümlendi.
Lozan Barış Konferansı’nda İtilaf Devletleri ile Türkiye arasında sert tartışmalar yaşandı.
Lozan Barış Konferansı’nda Türk heyeti tarafından dile getirilen kapitülasyonların kaldırılması ve Doğu Anadolu’nun Ermenilere
verilmesinden vazgeçilmesi gibi istekler kabul edilmedi.
Lozan Barış Konferansı’nda, İtilaf Devletlerinin kendi aralarında hazırladıkları bir antlaşma taslağını Türk heyetine kabul ettirmek
istemeleri üzerine de konferans 4 şubat 1923’te dağıldı.
Lozan Barış Konferansına başta Türkiye olmak üzere Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya davet edildi.
Lozan Barış Konferansına SSCB, Bulgaristan, Ukrayna ve Gürcistan Boğazlar ile ilgili görüşmelere katılmak üzere konferansa
çağrıldı.
Lozan görüşmeleri sırasında Türkiye’yi Dışişleri Bakanı İsmet Paşa başkanlığında bir heyet temsil etti.
Mecelle yalnızca Müslümanlara yönelik düzenlemeler içerdiğinden diğer dinlere mensup Osmanlı vatandaşlarını kapsamıyordu
ve kadın erkek eşitliği de gözetilmemişti.
Mecelle yerine hangi dinden olursa olsun herkesi kapsayacak çağdaş esaslara göre düzenlenmiş yeni bir medeni kanunun
yürürlüğe konulması gerekiyordu.
Milletimiz yüzyıllardır geri kalmasına neden olan engelleri ortadan kaldırmalı ve bir an önce çağdaş uygarlığın gereklerini yerine
getirmeliydi.
Millî Mücadele yalnızca vatanın kurtarılmasından ibaret bir iş değildi.
Millî Mücadele’nin sonuna kadar devam eden Ankara’nın fiilen başkentliği İsmet Paşa ve arkadaşları tarafından hazırlanan
kanun teklifinin 13 Ekim 1923’te yasalaşmasıyla resmiyet kazandı.
Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın ardından İsviçre’nin Lozan kentinde yapılacak barış görüşmelerine Ankara Hükûmetinin yanı
sıra İstanbul Hükûmetinin de davet edilmesi, üzerine Mustafa Kemal, fiilen sona ermiş olan saltanatı artık hukuken de ortadan
kaldırma zamanının geldiğine karar verdi.
Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920’de verdiği önergede bütün yetkilerin Mecliste toplandığını ve Büyük Millet Meclisinin üzerinde
hiçbir gücün bulunmadığını ifade etti.
Mustafa Kemal, demokrasiye geçişi sağlamak için hükûmetin karşısında farklı ekonomi politikalarını savunan bir muhalefet
partisinin kurulmasına karar verdi.
Mustafa Kemal aralarında görüş birliği bulunan ve temel kanunların çıkarılması sırasında birlikte hareket edecek milletvekili
ihtiyacını gidermek amacıyla 9 Eylül 1923’te Halk Fırkasını kurdu.
Mustafa Kemal aralarında siyasi anlaşmazlıklar bulunan bu milletvekillerini bir grup disiplini altında birleştirmeye çalıştı.
Mustafa Kemal bir yandan halkı aydınlatmaya çalışırken diğer yandan Halife’nin cumhuriyet rejimi için tehlike doğurabilecek
hareketlerinin önlenmesi için de çaba harcıyordu.
Mustafa Kemal güçlü ve bağımsız bir ekonomiye sahip olmadan siyasi bağımsızlığımızı kazanmanın ve bunu sürdürmenin
mümkün olmadığını görmüştür.
Mustafa Kemal kıyafet konusundaki kargaşanın sakıncalarını ortadan kaldırmak ve milletimizi dış görünüşüyle de çağdaş bir
millet hâline getirmek için harekete geçti.
Mustafa Kemal millî ve çağdaş bir hukuk sistemi kurma yolundaki çalışmalarını cumhuriyetin ilanından sonra da devam ettirdi.
Mustafa Kemal pek çok konuda olduğu gibi yeni hukuk sistemini kurma yolunda da ilk adımı kendisi atarak Millî Mücadele’nin
devam ettiği günlerde Teşkilatı Esasiye Kanunu’nu hazırlamıştı.
Mustafa Kemal, 1921 Anayasasında da egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu vurguladı.
Mustafa Kemal, cumhuriyet hakkındaki düşüncesini ilk defa Amasya Genelgesi’nin maddelerine, yansıtmıştı.
Mustafa Kemal, egemenliğin millete ait olması gerektiğini Amasya Genelgesi’nde yer alan “Milletin istiklalini yine milletin azim
ve kararı kurtaracaktır.” sözüyle belirmiştir.
Mustafa Kemal, en iyi yönetim şeklinin millet iradesine dayanan cumhuriyet olduğuna inanan bir liderdi.
Mustafa Kemal, kendisine yakın milletvekilleriyle beraber Mecliste Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk grubunu kurdu.
Mustafa Kemal, millî egemenliği gerçekleştirme yolundaki en önemli adımını 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisini açarak
attı.
Mustafa Kemal, millî egemenliğin ülkemizde yerleşmesi için saltanatın kaldırılması gerektiğinin farkındaydı, ancak Millî
Mücadele’nin henüz devam ettiği bir dönemde saltanatı kaldırmanın ülkede yeni tartışmalara ve bölünmelere yol açabileceğini
de görüyordu.Bu nedenle millî egemenlikle bağdaşmayan saltanat kurumunu kaldırmak için uygun zamanın gelmesini bekledi.
Mustafa Kemal, Millî Mücadele sürecinde saltanat ve hilafet taraftarlarını karşısına almamak için“cumhuriyet” sözcüğünü
kullanmamaya özen göstermişti.
Mustafa Kemal, Millî Mücadele’nin en zor günlerinde bile eğitim işleriyle ilgilenerek Sakarya Savaşı’nın hemen öncesinde
Ankara’da Birinci Maarif Kongresi’ni toplamıştı.
Mustafa Kemal, Osmanlı Devleti’nin gerçekte Mondros Ateşkes Antlaşması’yla birlikte sona erdiğini düşünüyordu.
Mustafa Kemal, öğretim birliğini sağlamadıkça ve eğitimi çağdaş bilimin gereklerine uygun hâle getirmedikçe millî varlığımızı
sürdüremeyeceğimizin bilincinde olan bir liderdi.
Mustafa Kemal’e göre yeni dönemde Meclisin öncelikli görevi devlet ve toplum kurumlarını çağdaşlaştırmak olmalıydı.Başka bir
deyişle II. TBMM bir inkılaplar meclisi olacaktı.
Mustafa Kemal’e suikast girişimi pek çok yerde mitinglerle kınandı.
Mustafa Kemal’in amacı, önce yurdumuzu işgalden kurtarmak, ardından da millî egemenliğe dayanan kayıtsız şartsız, bağımsız
yeni bir Türk devleti kurmaktı.
Mustafa Kemal’in de desteğini alan Fethi Bey, 12 Ağustos 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurdu.
Mustafa Kemal’in Hukuk İnkılabı’yla açtığı yoldan ilerleyen Türk hukukçuları, Batı ülkelerini örnek alarak Ceza Kanunu, Borçlar
Kanunu, Ticaret Kanunu, Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu ve Türk Medeni Kanunu gibi kanunlar hazırlayarak ülkemizi çağdaş ve
laik bir hukuk düzenine kavuşturmaya çalıştılar.
Mustafa Kemal’in, Sivas’a geldiğinde çıkardığı gazeteye İrade-i Milliye adını vermesi, Ankara’da ise Hâkimiyet-i Milliye adıyla
başka bir gazete çıkarması da millî egemenliğe olan bağlılığının birer göstergesiydi.
Mustafa Kemal’in, kapitülasyonları kaldırmaktaki amacı yabancıların ekonomimiz üzerindeki hâkimiyetlerine son vermekti.
Orduyu siyasetin dışında tutmak için 3 Mart 1924 günü kabul edilen bir kanunla Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti kaldırıldı.
Osmanlı Devleti Dönemi’nde insanlar dinlerine, mezheplerine, milliyetlerine veya mesleklerine göre farklı başlıklar ve kıyafetler
giyerlerdi.
Osmanlı Devleti Dönemi’nde medenî hukukun temeli Mecelle adıyla bilinen kanun kitabına dayanıyordu.
Osmanlı Devleti Dönemi’nde toplumda bir kimsenin kılık kıyafetine bakarak onun hangi dinden veya milletten olduğu hemen
anlaşılabilirdi.
Osmanlı Devleti’nde giysiler vatandaşlar arasında birlik, beraberlik ve millet olma duygularını güçlendirmek yerine ayrılıkları
belirginleştirici bir rol oynuyordu.
Saltanatın ve halifeliğin kaldırılması, cumhuriyetin ilanı, medreselerin kaldırılması gibi inkılaplar bazı çevreler tarafından tepkiyle
karşılanmıştı.
Sanayinin teşviki ve millî bankaların kurulması sağlanmalıdır.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, Ekonomi alanında Cumhuriyet Halk Fırkasının devletçilik görüşüne karşı liberalizm fikrini savundu.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, kurulduktan kısa süre sonra, hükûmetin ekonomi politikasından şikâyet edenlerin, inkılaplara karşı
olanların ve saltanat yanlılarının toplandığı bir merkez hâline geldi.
Serbest Cumhuriyet Fırkası, programında laik cumhuriyet esasına bağlı kalacağını ilan etti.
Serbest Cumhuriyet Fırkasının ardından 1945 yılına kadar yeni bir demokrasi denemesinde bulunulmadı.
Siyasi ve ekonomik bağımsızlığını korumak için sanayileşmeyi millî bir hedef olarak benimseyen Türkiye,
Şapka ve Kıyafet İnkılabıyla toplumdaki kıyafet karmaşası ortadan kaldırılarak millî birlik ve beraberliğin sağlanması yolunda
önemli bir adım daha atılmış oldu.
Takrir-i Sükûn Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından yayınlarıyla olayları kışkırtan ve isyancıları cesaretlendiren gazete ve
dergilerin faaliyetleri durduruldu, askerî harekât düzenlenerek isyan bastırıldı.Ayaklanmanın elebaşıları ve onlarla birlikte
hareket edenler İstiklal Mahkemelerinde yargılanarak cezalandırıldı.
Takrir-i Sükûn Kanunu’nuyla çağdaş, demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırarak saltanat ve hilafeti geri getirmeye
yönelik bu girişim daha fazla büyümeden önlenmiş oldu.
TBMM 3 Mart 1924’te kabul ettiği bir kanun ile halifeliği kaldırdı.
TBMM tarafından 1 Kasım 1922’de onaylanan bu Kanun’la saltanatın İstanbul’un resmen işgal edildiği 16 Mart 1920’den
itibaren sona erdiği hükme bağlandı.
TBMM, alaturka saat yerine uluslararası saat sistemini uygulamaya koydu.
TBMM, 26 Aralık 1925’te çıkardığı bir kanunla 1 Ocak 1926 tarihinden başlamak üzere dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi
ülkemizde de miladi takvimin kullanılmasına karar verdi.
Tekke ve zaviyeler, toplumsal bütünlüğe, barışa ve hoşgörüye hizmet etmek yerine ayrılıkların ve çıkar çatışmalarının kaynağı
hâline gelmişlerdir.
Tekke ve zaviyeler, 16. yüzyıldan itibaren kuruluş amaçlarından ayrılmaya başlamış ve inanç kurumları olmaktan uzaklaşarak
başlarındaki kişilerin gelir sağladığı birer çıkar örgütüne dönüşmüşlerdir.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldıktan sonra 1930 yılına kadar geçen sürede ülkemizde yeni bir parti kurma
denemesine girişilmedi.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kısa sürede saltanat ve halifelik yanlılarının toplandığı bir merkez hâline geldi.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının ardından Serbest Cumhuriyet Fırkası deneyiminin de başarısızlıkla sonuçlanması ülkemizde
henüz çok partili hayata geçiş için gereken şartların oluşmadığını gösterdi.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının bazı üyelerinin 1925 yılı başlarında çıkan Şeyh Sait İsyanı ile ilişkili oldukları anlaşıldı ve
rejim için tehlike oluşturduğuna karar verilen bu parti, dini siyasete alet ettiği gerekçesiyle 3 Haziran 1925’te Bakanlar Kurulu
kararıyla kapatıldı.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kapatılmasından sonra Mustafa Kemal’e ve cumhuriyete karşı olanlar yıkıcı faaliyetlerini
gizli yollarla devam ettirdiler.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları parti programlarında fikirlere ve dinî inançlara saygılı oldukları ifadesine yer
vermişlerdi.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurucuları, cumhuriyetin ilanı ve halifeliğin kaldırılması gibi konularda Mustafa Kemal ile
anlaşmazlığa düştükten sonra Cumhuriyet Halk Fırkasından ayrılarak görüşlerini farklı bir partide dile getirmek istemişlerdir.
Tevhid-i Tedrisat Kanun’unun yürürlüğe girmesiyle birlikte ülkemizdeki yerli ve yabancı bütün okullar Millî Eğitim Bakanlığına
bağlandı.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile birlikte ülkemizde eğitimin vatandaşlar için bir hak olduğu anlayışı yerleşti ve ülkemizdeki bütün
çocuklar zorunlu ve parasız ilköğretimden yararlanma hakkına kavuştu.
Trakya Üniversitesi Senatosu, 21.11.1996 tarihli toplantısında, Lozan Barış Antlaşması’nın taçlandırılması düşüncesinden
hareketle; cumhuriyetimizin 75.kuruluş yılında Türk halkına armağan olarak Karaağaç yerleşkesinde Lozan Anıtı yapılması,
kararını oy birliği ile almıştır.
Türk Medeni Kanunu’yla ülkemizde kadın mirastan pay alma ve mahkemelerde tanıklık yapma ve işlerde çalışma konularında
erkekle eşit hâle geldi.
Türk Medeni Kanunu’yla, bir erkek ancak bir kadınla evlenebilecek; evlenme yalnız erkeğin değil, kadının da onayı alınarak
gerçekleşecek ve ailede kadın ile erkeğin hakları eşit olacaktı.
Türklerin başlarına taktıkları fes, gelişmiş Batı ülkelerinde geri kalmışlığın simgesi olarak görülüyordu.
Ulaşım alanında ise İzmir İktisat Kongresi’nde alınan karar gereği demir yolu yapımına öncelik tanındı.
Uluslararası ilişkilerde uyumu sağlamak üzere ağırlık ve uzunluk ölçüleri de TBMM’nin 26 Mart 1931’de kabul ettiği bir kanunla
değiştirildi.
Uluslararası Takvim, Saat, Rakam ve Ölçü Birimlerinin Kabulü Osmanlı Devleti Dönemi’nde kullanılan takvim ve saat sistemleri
ile rakamlar ve ölçü birimleri Batı ülkelerinde kullanılanlardan farklıydı.
Ülke içinde de millî ekonominin kurulması yolunda önemli adımlar atıldı.17 şubat 1923’te İzmir’de I. Türkiye İktisat Kongresinin
toplanması gibi.
Vahdettin’in 17 Kasım 1922’de İngilizlere sığınarak yurt dışına çıkması üzerine de TBMM, Osmanlı ailesinden Abdülmecit
Efendi’yi yeni halife olarak seçmişti.
Yabancıların kurdukları tekellerden kaçınılmalıdır.
Yurt için de üretilen ve ya üretilebilecek ham maddelere dayalı sanayi dalları kurulmalıdır.
‘’Demokrasi prensibinin, en çağdaş ve akılcı uygulamasını temin eden hükûmet şekli cumhuriyettir.Cumhuriyette son söz, millet
tarafından seçilmiş meclistedir.Millet adına her türlü kanunları o yapar.”
Download