içindekiler

advertisement
YÖNETİME KATILMA DERSİ ARAŞTIRMA KONUSU
DERS KONUSU......... : İŞLETMELERDE YÖNETİME
KATILMA ALANLARI
DERS ÖĞRETMENİ.... : YRD.DOÇ. AYNUR AKATA
HAZIRLAYAN….………: EBUBEKİR TORUN
İÇİNDEKİLER
1- YÖNETİME KATILMA
1.1
TANIMI
2- ENDÜSTRİYEL DEMOKRASİ
3- YÖNETİME KİMLER KATILIR?
4- İŞÇİNİN YÖNETİME KATILMASI
4.1 İŞÇİNİN YÖNETİME KATILMASIYLA İLGİLİ GÖRÜŞLER
4.1.1 MÜSPET GÖRÜŞLER
4.1.2 MENFİ GÖRÜŞLER
5- YÖNETİME KATILMA HANGİ KONULARDA OLACAKTIR?
5.1 SOSYAL KONULAR
5.2 PERSONEL KONULARI
5.3 TEKNİK KONULAR
5.4 İKTİSADİ KONULAR
6- YÖNETİME KATILMA HANGİ DÜZEYDE OLACAKTIR?
7- YÖNETİME KATILMA YÖNTEMLERİ
7.1 KÂRA KATILMA
7.2 BİRLİKTE YÖNETİM
7.3 ÖZYÖNETİM
8- YÖNETİME KATILMANIN GEREKÇELERİ
9- YÖNETİME KATILMA METODLARI
9.1 DANIŞMA METODU
9.2 MÜZAKERE METODU
9.3 YÖNETME METODU
9.3.1 AZINLIK MODELİ
9.3.2 EŞİTLİK MODELİ
9.3.3 SALT İŞÇİ MODELİ
2
1- YÖNETİME KATILMA
1.1 TANIMI
Yönetime
katılma,
bir
işletmede
çalışan
işgörenlerin
temsilcileri
aracılığıyla o işletmede alınan ve kendilerini etkileyen tüm kararlara söz ya da
oy hakkı ile katılmalarıdır.
Yönetime
kullanılmaktadır.
katılma
çoğu
Türkçe’de
kez
demokratik
yönetime
katılma
yönetimle
yerine,
eş
anlamda
“işçinin
yönetime
katılması”, “katılmalı yönetim”, “kararlara katılma” ya da “sorun çözümleyici
demokratik yönetim” gibi kavramlar da kullanılmaktadır.
Yönetime katılmaya kimi kez “kendini ilgilendiren kararlarda işçilere söz
hakkı tanınması” gibi basit, kimi kez de örgüt çalışmalarına ilişkin kararların o
kararları yürütecek olan kişiler tarafından alındığı bir örgütsel işleyiş biçimi” gibi
daha geniş ve köklü anlamlar verilebilmektedir.
Yönetime
katılmanın
iki
yönü
vardır.
Birincisi,
işgörenlerin
çalıştıkları
işletmelerin özdeksel olanaklarına katılmalarıdır. Burada çalışanların kâra ve
işletmenin sahipliğine katılmaları sözkonusudur. İkinci yönü ise,
örgütte
alınan
kararlara
katılmaları
ile
ilgilidir.
Bu
işgörenlerin
kararlar,
genellikle
çalışanların kendilerine, başkalarına, çalışma koşullarına, günlük işlere ve
geleceğe yönelik çalışmalara ilişkin kararlardır.
Katılma oranı (yönetime katılan işçilerin sayı olarak işverene ya da onun
temsilcilerine oranı) uygulamada büyük değişiklikler göstermekle beraber en
çok yüzde elliye kadar yükselebilmiştir.
Yönetime katılma ile, işçilerin temsilcileri aracılığıyla işletmenin çeşitli
düzeylerinde karar verme sürecine katıldıkları, ancak son karar verme güç ve
yetkisinin işletme sahiplerinde ya da onların temsilcileri olan yöneticilerde
kaldığı bir yönetimbiçimi anlatılmaktadır. Bu anlamda yönetime katılma,
işçilerin çeşitli komite ya da konseylere katılmaları ve işletmelerin üst kademe
karar organlarında temsilci bulundurmaları biçiminde uygulanmaktadır.
3
2- ENDÜSTRİYEL DEMOKRASİ
Endüstriyel demokrasi, geçimlerini sağlamak çabası içerisinde bulunan
kitlelerin kendi kendilerini yönetmeleri, kendi kendilerini denetlemeleri ve kendi
kendilerine yön vermeleri olarak tanımlanmıştır.
Yönetime katılma, çoğu kez endüstriyel demokrasi ile eş anlamda
kullanılan bir kavramdır. Bu iki kavram arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır.
Ancak, buların tümüyle özdeş değildir. Endüstriyel demokrasi, sendikalaşma ve
toplu pazarlık sistemi, kâra katılma, ortak danışma sistemi,
iş ve işçi
komiteleri, işçi konseyleri, işçilerin karar organlarında temsilci bulundurmaları,
eşit
temsil
sistemi
ve
işçilerin
özyönetimi
gibi
çok
geniş
bir
alanı
kapsamaktadır. Buna karşılık yönetime katılma, endüstriyel demokrasinin
uygulanma biçimlerinden yalnızca bir kesimini kapsar. Daha dar bir kavramdır
ve işçilerin çalıştıkları örgütlerin çeşitli düzeylerindeki komite,konsey ve
kurullarına belirli oranlarda söz ya da oy hakkıyla katılmaları anlamı taşır.
Endüstriyel demokrasi kavramı, çoğu kere, “yönetime katılma”, “kâra
katılma”, “birlikte yönetim” ve “özyönetim” gibi kavramlara eş anlamda
kullanılmaktadır. Bu kavramların her biri ile yakın ilgisi olmakla beraber,
endüstriyel demokrasi bunların hepsinden daha geniş bir düşüncedir.
3- YÖNETİME KİMLER KATILIR?
Katılmalı yönetimde, yönetime katılmaları söz konusu kişiler, genellikle,
örgütte çalışan işçilerdir.
Diğer bir görüşe göre katılmalı yönetimden amaç, örgütün çeşitli
basamaklarında çalışan tüm görevlilerin örgütün yönetimine ya da örgütte
alınan kararlara katılmalarını sağlamaktır. Oldukça yaygın olan bu görüş
taraftarları,
“görevli”
kavramını
işçileri
de
kapsayacak
bir
anlamda
kullanmakta ve örgütte karar verme yetkisi bulunmayan bütün örgüt üyelerinin
kararlara katılmalarının sağlanmasını önermektedir.
4
Pek çok Avrupa ülkesinde özellikle işçilerin yönetime katılmalarından söz
edilmekte;”birlikte yönetim” ile, işletmelerin işçi ve işverenler tarafından
ortaklaşa yönetimi anlatılmak istenmektedir. Bugün, dünyanın birçok ülkesinde
giderek artan bir ilgi gören yönetime katılma düşüncesi budur.
4- İŞÇİNİN YÖNETİME KATILMASI
Yönetime katılmaya kimi kez “kendini ilgilendiren kararlarda işçilere söz
hakkı tanınması” gibi basit, kimi kez de örgüt çalışmalarına ilişkin kararların o
kararları yürütecek olan kişiler tarafından alındığı bir örgütsel işleyiş biçimi” gibi
daha geniş ve köklü anlamlar verilebilmektedir. İşçinin yönetime katılması
fikriyle beraber ortaya çıkan müspet ve menfi görüşler aşağıda irdelenmiştir.
4.1 İŞÇİNİN YÖNETİME KATILMASIYLA İLGİLİ GÖRÜŞLER
4.1.1 MÜSPET GÖRÜŞLER
İşçinin işletmelerin yönetime katılması ile ilgili müspet görüşleri şu
şekilde özetleyebiliriz. Özel işletmeler olmaktan çıkmış büyük işletmeler artık
toplumun işletmeleridir. Malikler silinmişlerdir.Büyük işletmelerin ekonomik
düzeni ve toplumu etkileyen kararlarda toplumu bir parçasını teşkil eden işçiler
dışlanmamalıdır.

İşçilerin
yönetime
katılmaları
ile
sermaye
daha
iyi
değerlenecektir.

İşçiler, işletmeye verdikleri fikirler, gösterdikleri yollarla faydalı
olurlar.

İşçiler sorumluluğunu paylaştıkları kararları daha kolaylıkla
kabul ederler ve menfi tepkide bulunmazlar.

Yönetime katılma işçilerin daha iyi çalışmasını sağlar.
5

İşçilerin
yönetime
katılması
lüzumsuz
grevleri
önleyecek,
işçilerin taleplerini daha dikkatli yapmalarına vesile olacaktır.

İnsan gücü de bir sermayedir. Bu bakımdan işçilerin insan
gücünü temsil ettikleri işletmede, temsil edilmeleri gerekir.

İşçi ve işveren menfaatleri zıt değildir.Karın ve verimliliğin
artması hem işçinin, hem de işverenin yararınadır. Yönetime
katılma
ile
birlikte
birbirine
paralel
görüşü
müdafaa
edebileceklerinden dolayı faydalıdır.
4.1.2 MENFİ GÖRÜŞLER

Yönetime katılma özel sektör kavramına ters bir kavramdır.

İşletmeye demokrasiyi sokmak, özel mülkiyeti tahrip etmektir.

İşçiler yönetime katılarak elde edecekleri yetkilerin yanısıra,
mali sorumluluğu paylaşabilecekler mi? Bu konuda çelişkiler
yaşanmaktadır.

İşletmeler, piyasanın sürekli değişen talepleri karşısında hızlı
kararlar almak durumundadır. İşçinin yönetime katılmasıyla
işletmenin yönetiminde iki ayrı grup belirecektir ve piyasa
talepleri
karşısında,
kararlar
gereken
çabuklukla
alınamayacaktır. İşletmelerde bu çabukluk ancak tek otorite ile
sağlanacaktır.

İdare de teklik kaybolunca ihtilaflar doğacaktır.

İşçilerin yönetime katılması ile alınan kararlardaki sorumluluk
yine işverendedir. Öyle ise sorumsuz işçi temsilcilerine ne gerek
vardır?

Yönetici olmak daha ziyade, görgü, bilgi, tecrübeyi yüksek
kültür
seviyesini
iyi
işadamlığı
ve
işletmenin
hayatında ortaya çıkacak her türlü sorunları
işletmenin
çözümlemede
yeterlilik vasfını gerektirir.
Sorumsuz ve yetkisiz işçi temsilcilerinin yönetim kararlarına katılmaları
zarar getirici mahiyettedir.
6
5-
YÖNETİME KATILMA HANGİ KONULARDA OLACAKTIR?
İşçilerin yönetime katılmalarıyla ilgili oldukça değişik görüşler vardır.
Yaygın olan bir görüşe göre yönetimde söz sahibi olabilmek için alınan
kararların sonuçlarından etkilenmek gerekir. Kimi bilim adamları bunu dar
anlamda yorumlamakta ve işçilerin kendilerini doğrudan etkileyen belirli bir
takım kararlara katılabileceklerini savunmaktadırlar. Bazı düşünürlere göre ise
örgütte alınan her karar işletmenin verimliliğini ve sonuç olarak işçileri
etkileyeceğinden , işçilerin örgütte alınan bütün kararlara katılmaları gereklidir.
Bu görüş özellikle işçi kesiminde giderek artmakta ve kabul görmektedir. Bu
sonla ilgili olarak geliştirilmiş olan bir görüşe göre, bir örgütte alınan kararları
konuları
bakımından
toplumsal,
ekonomik,
teknik
olarak
üç
bölüme
ayırmaktadır. İşverenler, işçilerin bilgi ve karar verme yeteneklerinin sınırlı
olduğunu ve bu nedenle ancak toplumsal nitelikte kararlara katılabileceklerini,
ekonomik ve teknik kararlara katılmalarından hiçbir yarar sağlanmayacağını
ileri sürmüşlerdir. Onlara göre, toplumsal sorunlar, genellikle, işçilerin kendi
sorunlarıdır. İşçilerin kendi sorunları ile ilgili kararlara katılmaları da doğaldır.
Öte yandan, işçiler, yönetime katılmanın ikinci ve daha önemli bir aşaması olan
örgütlerde ekonomik nitelik taşıyan kararların alınmasında söz sahibi olmak
istemektedirler.
Sonuç
olarak
işçileri
etkileyecek
olan
bu
tür
kararlara
onların
katılmalarından daha doğal bir şey olmayacağı görüşü işçiler arasında giderek
yayılmaktadır. Bunun için gerekli eğitim işçilere sağlanması konusunda sürekli
çaba harcanmakta, işçi sendikalarının bu yöndeki çalışmaları ve sorumlulukları
gittikçe artmaktadır.
İşçiler, bir adım daha ileri giderek, kendilerinin işletmenin teknik konulara
ilişkin kararlarında da söz sahibi olmaları gerektiğini ileri sürmektedirler. En
azından ürün geliştirme ve üretim planlaması
gerektiğinde
inanmakta,
bu
konularda
okul
bilgisinden
çok
deneyime
gereksinim duyulduğu ve bu yönde işletmeye yararlı olabilecekleri görüşünü
savunmaktadırlar.
7
5.1 SOSYAL KONULAR
İşyeri sosyal bir kuruluş, çalışanların meydana getirdiği büyük bir ailedir.
Herhangi bir ailenin fertleri nasıl ailenin üyesi olmaktan doğan bazı hakların
sahibi ise, işçi de işletme ailesinin bir ferdi olarak canlı bir organizasyonun
uzvudur. Müesseselerin sosyal meseleleri çok defa iç meseleler olduğundan ele
alınması ve bu konularda işverenle işçinin işbirliği yapması oldukça kolaydır.
Bir işletmenin sosyal konuları sırasıyla; günlük çalışma süresi, iş
sürelerinin ayarlanması, izinlerin düzenlenmesi, mesleki eğitim programlar,
sosyal tesisler ve yönetilmesi, işçi emniyeti ve sağlığı ve aralardaki ilişkilerdir.
5.2 PERSONEL KONULARI
Bir işyerinin personel politikası emeğe verilen değerin ölçüsünü gösterir.
Üretim unsurları olarak emek-sermaye arasındaki denge, personel politikası
tarafından sağlanabilir. Genel olarak personel organizasyonu, kanunların
sınırları içinde de olsa yine işveren tarafından düzenlenmektedir. Yöneten,
yönetilenin hayat şartlarını tanzim edebilmektedir. Siyasi sahada bu tarz
yönetime despotlu ve tiranlık denilmektedir. Siyasi sahada yılını doldurmuş bir
yönetim tarzı iktisadi sahada da yadırganmaktadır. İktisadi sahada despotluğa
son vermenin yolu bu sahada da işçilerin yönetime katılmasıdır.
İşletmenin personel meseleleri sırasıyla; işe alma, işten çıkarma, işten
çıkarma ödenekleri, sigorta ödenekleri, ücret kademeleri gibi konulardır.
5.3 TEKNİK KONULAR
Günümüz işçisi üretim faaliyetlerini ham maddenin fabrikaya girişinden,
mamul madde olarak depolara gönderilişine kadar bütün detayları ile anlamak
zorunluluğu ile karşı karşıyadır. Bu tip bir işçi ile çalışan işverenler, teknik
sahada işçiyi yönetime iştirak ettirmeden verimliliği artırmanın, kaliteyi
düzeltmenin,
iç
ve
dış
piyasalarda
olamayacağının bilinci içerisindedirler.
8
rekabet
yapabilmenin
mümkün
İşçi teknik sahada yönetimin dışında tutulduğu taktirde ilgi ve bilgisi ile
teknolojik gelişmelerin üretimde kullanılmasından beklenen faydayı elde etmek
güçleşecektir.
5.4 İKTİSADİ KONULAR
Bir işletmenin en önemli konuları iktisadi konulardır.Bunlarda kasıt
gelirler, giderler, yatırımlar, personel ücretleri,zamlar vs. dır.
6- YÖNETİME KATILMA HANGİ DÜZEYDE OLACAKTIR?
Uygulamaya bakıldığında, işçilerin üç değişik düzeyde katılabildikleri
görülmektedir. Bunlar;
a- Gözetmen Düzeyi: Uygulamada en geniş düzeyde yönetime katılma
gözetmen düzeyinde görülmektedir. Bu düzeyde yönetime katılma, çeşitli
amaçlarla kurulan komisyon ya da komitelerde işçilerin temsilci bulundurmaları
biçiminde gerçekleştirilmekte, bu yöndeki uygulama yasalardan çok toplu
sözleşmelerle
düzenlenmektedir.
Gözetmen
düzeyinde
ya
tümüyle
işçi
temsilcilerinden, ya eşit sayıda işçi ve işveren temsilcilerinden, ya da işveren
temsilcileri yanında daha az sayıda işçi üyeden oluşmaktadır.
b- Orta Yönetim Düzeyi: Bazı ülkelerde işçiler orta yönetim kademelerinde
de alınan kararlara katılabilmektedirler.Hollanda’daki işletme komiteleri buna
iyi bir örnek olarak gösterilebilir.
c- Üst Yönetim Düzeyi: İşçiler işletmelerin en yetkili karar organı olan
yönetim kurullarında temsilci bulundurmak yoluyla üst kademe yönetimine de
katılabilmektedirler.
Günümüzde
işçiler
çalıştıkları
işletmelerin
yönetim
kurullarında en az işveren kadar söz ve oy hakkına sahip olmak istemekte ve
bu yönde sürekli çaba harcamaktadırlar.
9
7- YÖNETİME KATILMA YÖNTEMLERİ
İşçilerin yönetime nasıl katılabilecekleri konusunda da ülkeden ülkeye bir
takım
değişiklikler
görülebilmektedir.Kimi
işletmelerin
küçük
birimlerinde
kararların o birimde çalışan tüm işçiler tarafından alınması yönünde bir
uygulama görülebilmekte ise de, bu yaygın bir yönetime katılma biçimi
değildir. İşçiler genellikle, yönetime temsilcileri aracılığıyla katılabilmektedirler.
Temsilciler ise, ya doğrudan doğruya işletmede çalışan işçilerin tümü yada işçi
sendikaları tarafından seçilmektedir. İşçilerin yönetime katılmaları dört şekilde
meydana gelmektedir. Bunlar;
7.1 KÂRA KATILMA
Kâra katılma ya da kârdan pay dağıtma, genellikle,”işverenin tam gün
çalışan işgörenlerine, ücretlerine ek olarak ve işletmenin karına bakılarak peşin
ya
da
ertelenmiş
ödemeler
yapmasını
öngören
bir
sistem”
olarak
tanımlanmaktadır.
Kâra katılma daha çok işgörenleri isteklendirmek, yetenekli kişileri
işletmeye çekebilmek ve işletme görevlilerine toplumsal yardım toplumsal
yardım ya da ek çıkar sağlamak amacıyla geliştirilmiş bir sistemdir.
7.2 BİRLİKTE YÖNETİM
Birlikte yönetim, 1950’lerde Batı Almanya’da geliştirilmiş olan ve demir,
çelik ve kömür endüstrisi işletmelerinin yönetim kurullarında işçilerin işverenle
eşit oranda temsil edilmelerini öngören bir katılmalı yönetim biçimidir.
7.3 ÖZYÖNETİM
Özyönetim, en genel anlamda, bir işletmenin, o işletmeyi oluşturan tüm
işgörenler tarafından ya doğrudan doğruya ya da temsilcileri aracılığıyla
yönetilmesidir.
10
8- YÖNETİME KATILMANIN GEREKÇELERİ
Dünya
milletlerinin
iktisadi
demokrasi
doğrultusunda
ele
aldıkları
meselelerin başında işçilerin yönetime katılması sorunu gelmektedir. Teknolojik
şartlar, toplumları iktisadi zaruretleri, siyasi ve sosyal doktrinler ve büyük
buhranlar sırasında işçinin yönetime katılma konusunu etkilemişlerdir.
İşçinin yönetime katılmasında asıl gaye işçinin üretim faaliyetlerinde
kararlara, uygulamaya ve kontrole iştirakini sağlamaktır. Yönetime katılmanın
gerekçelerini şu şekillerde sayabiliriz.
a-Bilimsel ve teknolojik gelişmeye uygun bir toplum kurmak:
Burada işçi makine
ile bilgi kitlesi arasında bir yaratıcı unsur haline
getirilmiştir. Eskiden iki ayrı gurupta mütalaa edilen işçiler bugün üretim
projesi içerisinde düşünce gücü ile beden gücünü aynı şahıs üzerinde toplamayı
başarmıştır.
Üstelik
işçinin
çevresine
katılması
onu
yabancılaşmaktan
kurtarmaktadır.
b- Eksiksiz bir demokrasi meydana getirmek:
Siyasi egemenliğin yaygınlaştığı siyasi demokrasinin gerçekleştiği bir
ortamda, işyerlerinde emekleri ile üretime katılan işçileri alınan kararlara,
kararların tatbikatına ve üretim faaliyetlerinin kontrolüne iştirak ettirmemek,
bir çelişki meydana getirmektedir.Siyasi planda bütün fertlerini kararlara iştirak
ettiren bir toplumun, işyerlerinde işçilerin yönetime katılmasını temin etmeden,
eksiksiz bir demokrasi kurabilmesi imkansızdır. Demokrasilerde mahiyeti her
ne olursa olsun, herkes kendini ilgilendiren kararlarda söz sahibi olma hakkına
sahiptir.
Hedef alınan çerçeve ister dar, isterse geniş anlamda olsun, önemli olan
yönetime katılma prensibinin kabul
edilmediği
11
toplumlarda
tam
bir
demokrasinin kurulamayacağı herkesin fikir birliğine sahip olduğu bir konudur.
c- İktisadi verimliliği artırmak:
İktisadi faaliyetlerden azami neticeleri elde etmek için işçilerin yönetime
katılmasını gerçekleştiren birçok ülke vardır. İkinci dünya harbi esnasında
topyekün harbi organize etmek isteyen ülkeler, işyerlerinde karma komite veya
verimlilik komiteleri adı altında bazı kuruluşlar meydana getirmiş, verimlilik
konusunun işçi ve işvereni birleştiren bu kuruluşlar tarafından halledilmesi
planlanmıştır. İşçiler yönetime katılmalarıyla yabancılaşmaktan kurtulmakta ve
kendilerini işyerinin değerli bir unsuru olarak görmektedirler. Verimlilik ve
kaliteli üretimin ancak ve ancak hür ve çevresini benimsemiş işçilerin eseri
olacağı unutulmamalıdır.
9-
YÖNETİME KATILMA METODLARI
İşçilerin yönetime katılma ilkesi toplumların hayatında farklı metotlarla
ele alınmıştır. Bazen işçilerin işyerindeki kararlardan sadece haberdar olmaları
yeterli görülmüş, bazen sendikal çevrelerin baskı gücü
yüzünden yönetime katılma toplu iş sözleşmelerinde öngörülmüş, bazen de
ilke, ideolojik açıdan ele alınarak yönetim mekanizmasında doğrudan doğruya
işçilere yer verilmiştir.
Sibernetik devrimin etkili olmaya başladığı 20nci yüzyılın ikinci yarısından
sonra işyerinde önce insan olarak düşünülen işçinin teknolojik bir ortama
uygun belirli bir toplum düzenine kavuşturulması başlıca gaye olarak ele
alınmış, bu gayenin doğrultusunda yeni metotlar araştırılmaktadır. Günümüzde
uygulanan metotların hemen hemen hepsi bu ihtiyaçların birinden veya
birkaçından birden oluşmuştur.
12
9.1 DANIŞMA METODU
Birinci Dünya Harbi’nin sonundan beri işçilerin çalıştıkları işyerinde alınan
kararların dışında tutulmalarının mahzurlarını eleştiren beşeri münasebetler
uzmanları çalışma hayatları boyunca bu kararlardan birinci derecede etkilenen
işçilerin
işyerinde
verilen
kararların
dışında
tutulmalarının
yabancılaşma
hallerini artıracağı, verimliliği ve kaliteyi düşüreceğini endişeyle kaydederken
işçi çevreleri problemin ağırlığını sosyal ve iktisadi yönden ele alarak “işçiler
üretim faaliyetine katıldıkları işyerlerinin iktisadi durumunu bilmeli, mali
cephesinden haberdar olmalı ve yaşayışlarını etkileyen kararların nedenlerini
öğrenmelidirler” gerekçesinde ısrar etmişlerdir.
Birinci Dünya Harbi esnasında kurulan “karma komisyonlar” ve İkinci
Dünya Harbi esnasında kurulan “işyeri komiteleri” batı ülkelerinde işveren
temsilcileri işçi temsilcilerinden kurulu
danışma kurullarının temeli olmuştur.
İşçi burada ya doğrudan doğruya veya temsilcilerinin kanalıyla sözsahibidir.
Danışma yolu ile yönetime katılma şu şekillerde olabilir:
a-
Kararların verilmesinden önce işçilerin fikri sorulabilir.
b-
Sendika ve yönetim tarafından birlikte alınmış bir karar işçinin bilgisine
sunulabilir.
c-
Karar danışma kurulu tarafından verilebilir.
9.2 MÜZAKERE METODU
Kapitalist endüstri toplumlarının sermayedar sınıfı ile işçi sınıfları arasında
doğurduğu sınıf düşmanlığı düzeyinden günümüzün toplu iş sözleşmesi
anlayışına varılması ve bu düşmanlığın yerini karşılıklı anlayışa bırakması,
karşılıklı müzakere yollarının geliştirilmesi sayesinde olmuştur.
Birbirine
eşit
sayılan
kuvvetler
arasında
cereyan
eden
müzakere
anlayışının yönetime katılma metotları arasında yol alması “sermayenin mutlak
üstünlüğü”fikrinin kuvvetinden çok şey kaybettiğinin ifadesidir.
Müzakere motodunda, alınacak kararlarda sendikal güçler sayesinde işçi
yönetime ortak yapılmak istenmekte, işyerinin yönetiminde işçilerle işverenler
arasında bir işbirliği meydana getirilmektedir.
13
Müzakere metodunun özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:
a-
Alınan
kararlar
işveren
ve
işçi
temsilcileri
tarafından
ortaklaşa
alınmaktadır.
b-
Kararlar müzakere esasına dayanmaktadır.
c-
İşçilere beraber yönetme imkanını değil, beraber karar verme imkanını
sağlamaktadır.
9.3 YÖNETME METODU
Yönetme motodu yönetime katılmanın en gelişmiş şekli olarak kabul
edilmektedir. Danışma motodu ve müzakere metopdunda işçiler hem saha hem
de yetki planı üzerinde sınırlandırdıkları halde, yönetme metodunda işçi veya
temsilcileri işyerini yöneten örgütün en yüksek kademesinde yer almıştır.
İşçi temsilcilerinin yönetim kurulundaki etkenlikleri kurulda azınlık eşit
veya çoğunlukta bulunmalarına bağlıdır.Herkes, işçi veya işveren olsun, bir oy
hakkına sahip bulunmaktadır. Yönetim kurulundaki işçilerin işveren temsilcisi
üyelerin karşısındaki sayıları önemli bir keyfiyettir.
9.3.1 AZINLIK MODELİ
Bu modelde işçi temsilcileri sayı olarak azınlıktadır. Yönetim kuruluna
getirilen kararlar işçilerin zararına dahi olsa işçi temsilcilerinin bu tip kararları
önlemesine imkan yoktur.
Sayıları ne olursa olsun, azınlıkta bulunduktan
sonra bu modelde işçilerin yönetim üzerindeki etkileri zayıftır.
9.3.2 EŞİTLİK MODELİ
Eşitlik modelinde temel prensip işçi temsilcileriyle sermaye temsilcilerinin
yönetim kurullarında eşit üye sayısına sahip olmalarıdır. Yönetim kurulu
başkanının ise her iki tarafın yönetim kurulundaki üyelerin mutabakatı ile
seçilen tarafsız bir kişi olması eşitlik ölçüsünü kuvvetlendirmektedir. Saha ve
etki bakımından bu modelin hem nazari hem de uygulama planı üzerinde
başarılı bir model olduğunu belirtmek lazımdır.
14
Modelin başarısı emek ve sermaye temsilcilerine eşit haklar tanımasında,
bir kesim temsilcilerinin diğer kesimin zararına olacak bir işleme girmesine
kesinlikle set çekmesidir.
Federal Almanya Maden ve Çelik endüstrisi bunun en güzel örneğini
vermiştir. Bu işyeri 11 veya 21 kişi tarafından yönetilmektedir. 11 kişilik
yönetim kurulunda beş işçi temsilcisi, beş işveren temsilcisi ve bir tarafsız
başkan bulunmaktadır.
9.3.3 SALT İŞÇİ MODELİ
Yukarıda üzerinde durulan modellerde, işyerlerinde yönetim daima
sermaye ve emek temsilcilerinin ilişkileri üzerine kurulmuş bulunduğu halde,
salt işçi modelinde yönetimde sermaye temsilcisi tamamıyla ortadan çıkarılmış,
yönetim hakkı işyerinde çalışanlara verilmiştir.
İşyerinin yönetimini ellerinde bulunduran işçiler, seçtikleri yönetim
kuruluna yalnız işçi üyeler göndermektedirler. Bu suretle temsilcileri aracılığı ile
işçiler kendi kendilerini yönetir hale gelmektedirler.
15
KAYNAKÇA
1- DİCLEİ.Atilla, Endüstriyel demokrasi ve Yönetime Katılma
2- DOĞAN Berin, İşçinin İşletmenin Yönetimine Katılması
3- GÖRMÜŞ Ayhan, Toplu Pazarlık Yoluyla Yönetime Katılma
4- TURAN Kamil, İşçilerin Yönetime Katılması ve Türkiye Uygulaması
16
Download