06. Alabalık Hastalıkları, Korunma ve Tedavi

advertisement
ALABALIK HASTALIKLARI,
KORUNMA VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Prof.Dr. Sibel KÖPRÜCÜ
FIRAT ÜNİVERSİTESİ
SU ÜRÜNLERİ FAKÜLTESİ
• En hızlı gelişen gıda üretim sektörlerinden biri olan alabalık
yetiştiriciliğinde, hastalıklar önemli bir problemdir.
• Hastalık Nedenleri
• Enfeksiyöz olanlar
• - Bakteriler
• - Parazitler
• - Mantarlar
• - Virüsler
• Nonenfeksiyöz olanlar
• - Yem ile ilgili parametreler
• - Su ile ilgili parametreler
• - Genetik faktörler.
•
Hastalık ile ilişkili faktörler
•
•
•
- Su kalitesi (ÇO, Sıcaklık, Amonyak, Nitrit, Nitrat.)
- İklim şartları
- Akut ve kronik stres
•
•
•
- Kalitesiz yem (vitamin ve mineral noksanlığı)
- Toksinler
- patojen mikroorganizmalar
•
•
•
•
•
- Balığın direnci
- Türü ve yaşı
- Bakım koşulları
- Nakil
- Kimyasal uygulama
• Normal şartlarda doğada düşük oranlarda bulunan
patojenler problem yaratmaz. Çünkü balığın doğal
savunma mekanizması ve savunma sisteminin diğer
bileşenleri hastalık etkenlerini kontrol altında tutarlar.
Ancak yaşam şartlarının değişmesi ve diğer
olumsuzlukların baş göstermesi sonucunda balıkların
bağışıklık sistemi zayıflamakta ve hastalıkların ortaya
çıkmasına neden olmaktadır.
• Bu nedenle balıkların yaşadıkları ortam, su kalitesi,
davranışları gibi durumlar sık sık kontrol edilerek,
olumsuzluk yaratan koşullar belirlenerek ortamdan
uzaklaştırılmalıdır. Ortamın iyileştirilmesi için tedbirler
alınmalıdır.
Aksi takdirde;
• Yetiştirici ve üretici açısından ekonomik kayıplara
neden olacak
• İlaç masrafları maliyeti artıracak
• İyileşme dönemindeki yavaş büyüme üretim maliyetini
arttıracak
• İş ve zaman kaybına yol açmaları
• İhracat olumsuz yönde etkilenecek
• Bunların yanısıra;
• Kullanılan ilaçlarla- Çevre kirliliği oluşacak, bilinçsiz
kullanıldığı takdirde de bakteriyel direnç oluşacaktır.
İşletmeye patojenik etkenlerin girmesini önlemek, işletmeden uzakta
tutmak, balıkları çeşitli enfeksiyonlardan korumak ve hastalığı kontrol altına alabilmek
için
gerekli
olan
biyogüvenlik
önlemlerinin
başlıcaları
şunlardır.
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Deneyimli ve bilgili personel
Kuluçkahanelerde sağlık sertifikası uygulanması
İşletmeye giren yumurta, yavru ve anaçlara kontroller uygulanması,
Suyun abiyotik (fiziksel ve kimyasal kalitesi gibi) ve biyotik (Çeşitli
mikroorganizmalar, parazitler algler vs) yönlerden ciddi kontrollerinin yapılması
Yemlerin fiziksel, kimyasal ve mikroorganizmalarda dahil biyolojik kontrolleri
yaptırılmalı veya bunları belgeleyen yerlerden satın alınmalıdır. Balığın yaşına,
türüne göre iyi, kaliteli ve dengeli beslenme yapılmalıdır.
Su aktarmalı havuzlar kullanılmamalı
Karışık tür ve yaşta balık içeren havuzlar kullanılmamalı
Her türlü stres faktörü minimum düzeye indirilmelidir
Populasyon sıklığı normal sınırlarda olmalıdır.
Dezenfeksiyon yapılmalıdır.
İmmunizasyon
Dayanıklı ırk yetiştirmek
• Alabalıklarda görülen hastalıklar genel olarak
bakteriyel, viral, paraziter ve mantar
hastalıkları ile beslenme bozukları şeklinde
başlıklar altında toplanabilir.
Frunkulosis
Hastalığın etkeni Aeromonas salmonicida dır. Gram (-), hareketsiz bakteridir.
Hastalığa dünyanın her yerinde rastlamak mümkündür. Bütün Salmonidlerde
özellikle gökkuşağı alabalığı, kahverengi alabalık, göl alabalığı hastalığa duyarlıdırlar.
Aynı zamanda cyprinid türleri, turna ve levrekte de hastalık görülmüştür.
Furunkuloziste bulaşma, balıktan balığa ve yumurta yoluyla anaçtan yavruya
olmaktadır (horizantal ve vertikal yolla). Balıkların mikropla bulaşık yemleri yemeleriyle
bulaşma olabileceği gibi iç ve dış parazitlerin açmış oldukları portantrelerden solungaç
veya vücuttaki diğer yaralardan da ileri gelebilir.
• Akut, subakut, kronik ve latent dönemleri görülebilir ama en çok akut ve kronik
dönemlerine rastlanılır
• Akut formda semptom görülmez, 2-3 günde ölümler oluşur
• Furunküller genelde büyük balıklarda kronik seyirlerde ortaya çıkar,
furunküllerin açılmasıyla ülserler şekillenir.
Otopside; peritoneal boşluk kanlı, bağırsaklar gevşek, bazen kanlı bir sıvı ile dolu, dalak
büyümüş ve koyu kırmızı, karaciğer solgundur.
Latent formda balık herhangi bir patolojik değişiklik göstermeksizin hastalık taşıyabilir.
Hastalığın temel eksternal ve internal bulguları tanıda
yardımcı olur. Ancak kolumnaris, pedinkül ve ülser hastalığı
gibi bakteriyel, Viral hemorajik septisemi, infeksiöz
hemapoietik
nekrozu
gibi bazı viral enfeksiyonlarla
karışabilmektedir
ve
benzer
semptomlar
ortaya
çıkabilmektedir.
Bu nedenle bakteri izolasyonu çok önemlidir. İzolasyon
kas, böbrek, dalak ve karaciğerden yapılabilir. A. salmonicida
triptik soy agar (TSA), brain heart infusion agar (BHIA),
frunkuloz agar (FA) gibi selektif ya da nonselektif
besiyerlerinde üretilebilir. Hızlı identifikasyon için ELİSA, PCR,
İFAT ve FAT (floresan antikor testi) gibi testler yapılabilir.
• Tedavi
• Hastalığın tedavisinde sulfanamidler, antibiyotikler, nitrofuranlar ve
antiseptik banyolar başarıyla uygulanmaktadır
• Kloromfenikol ve Oksitetrasiklin :50-70 mg/kg. balık / 10 gün süreyle,
• Furazolidon: 25-75 mg /kg balık/ 20 gün süreyle,
• Oksolinik asit: 5-10 mg/kg balık/gün/10 gün süreyle
• Sulfamerazin: 200 mg/kg balık /15 gün süreyle yemlerine katılarak verilir.
• Tuz solusyonu (%1-1.5), potasyum dikromat (1/20000) ve potasyum
permanganat (1/100000) oranlarında 30 dk süreyle banyo tarzında
uygulanabilir.
• Balıklar arasında enfeksiyon yeni başlamış ve yaygın duruma gelmemişse,
ilaçlarla hastalığın önünü almak mümkündür. Eğer hastalar az sayıda ve
klinik belirtiler ileri durumda ise, böyle balıklar havuzdan hemen
çıkarılmalıdır.
Motil Aeromonas Septisemi (MAS)
Hastalığın etkenleri A. hydrophila, A. sobria, A.
caviae dır. Ayrıca; A. veronii, A.media görülmüştür.
En fazla A. hydrophila’ dan kaynaklanmaktadır.
Gram (-), hareketli, oksidaz negatif, kıvrık
çomaklardır.
Tatlı ve tuzlu sularda görülen MAS Ekzoftalmus,
ascites, hemorajiler, kuyruk ve yüzgeçte erozyon,
operkulum ve boyunda hemorajiler, dalak ve
böbrekte büyüme görülür.
Hastalığı atlatan balıklar portör kalabilir
Vibriosis
Vibriosis yılan balıkları başta olmak üzere,
salmonid ve nonsalmonidlerde görülen, vücudun ventral
bölgelerinde, ağızda, operkulumda ve anüs etrafında
kızarıklıklar, hemorajiler, kabarcıklar, ülserler ve
lezyonların oluşması ile karakterize olan bulaşıcı ve
öldürücü bakteriyel bir enfeksiyondur.
• Hastalığın etkeni Vibrio anguillarum dur. V. ordalli
ve V. alginolyticus de vibriosis oluşturabilir.
• Tanısında, bakteri izolasyonu ve identifikasyonu
ile histopatolojik yöntemlerden yararlanılır.
Vibriosis
Tedavi
Oksitetrasiklin: 75-100mg/kg balık/10 gün
Terramisin: 2.5-3.5 g/45 kg balık/10 gün
Klortetrasiklin: 50-75 mg/ kg balık/10 gün
Furazolidon: 75-100mg/kg balık/ 10-15 gün
Nitrofurazone: 60mg/kg balık/ 10 gün süreyle
yemlerine katılarak verilir.
Vibrio türleri sedimentte, suda ve balıkta
bulunması nedeniyle hastalıkta korunmada çevresel
koşullar ve stok yoğunluğu önemlidir. Vibrio
türlerine karşı aşılar geliştirilmiştir ve başarıyla
uygulanmaktadır.
Soğuk su Vibriosisi (Hitra)
Bu hastalık
Atlantik salmonlar ve gökkuşağı
alabalığında görülür. Soğuk su hastalığı veya hitra hastalığı
olarak adlandırılmıştır. Daha çok çabuk büyüyen ve yağlı
balıklarda görülen ve kış aylarında ortaya çıkan bir
enfeksiyondur. Tipik olarak su sıcaklığı 5 0C nin altına
düştüğü durumlarda başlar.
Solungaçlar, solgun ve sarımtrak, yüzgeç tabanında
kanama, iç organlarda kanamalar görülür. Karaciğerin
rengi gri-kahverengiden sarıya dönüşür. Kalp ve kaslarda
nekroz oluşumu tipiktir, dalak parlak kırmızı renktedir.
Tedavi koruma kontrol vibriosis ile aynıdır.
Kolumnaris (Tatlı su )
Tatlısu kolumnaris hastalığı özellikle tatlısularda
yaşayan salmonid ve nonsalmonidlerde görülen, vücudun
baş, solungaç, yüzgeçler, dorsal ve lateral bölgelerinde,
etrafı kırmızı bir hale ile çevrili yuvarlak veya oval gri
beyaz lekelerin, ülserlerin ve lezyonların oluşmasıyla
karakterize bulaşıcı ve öldürücü bakteriyel bir hastalıktır.
Hastalığın etkeni Flexibacter columnaris tir. Gram (-)
olan etken flagellasız olmasına rağmen bükülebilir bir
yapıya sahip olması nedeniyle nemli katı besiyerlerinde
bükülerek ve kıvrılarak kayma hareketi yapar. Cytophaga
agar da iyi ürer ve sarı-yeşil pigment üretir.
• Solungaçlarda oluşan lezyonlar distal uçlardan
başlar tabana doğru yayılır. Ancak solungaçlarda
kalınlaşma görülmez. Bu durum bakteriyel
solungaç hastalığından farklıdır.
• Yüzgeçlerde de enfeksiyon dış kenarlardan
başlayarak tabana doğru yayılır. Bu görünüşü de
yüzgeç hastalığına benzer.
• Kolumnaris hastalığında lezyonlar genellikle
yüzeyde oluştuğundan otopside iç organlarda pek
bozukluğa rastlanmaz.
•
•
•
•
•
•
•
•
Tedavi
Oksitetrasiklin: 50-75mg/kg balık/10 gün
Terramisin: 2.5-3.5 g/45 kg balık/10 gün
yemlerine katılarak verilir.
Bakır sulfat: 50 mg/l/1 dk
Potasyum permanganat: 2mg/l/ 24 saat
Furpyrinol: 1mg/l/ 45-50 dk banyo süreyle
Aşırı stoklanmış işletmelerde mortalite yüksek
olabilir. Bu nedenle stok yoğunluğu ve çevresel
faktörler iyi düzenlenmeli. Ayrıca havuz ve
ekipmanların dezenfeksiyonu da çok önemlidir.
Kızıl Ağız Hastalığı
Ağız etrafında kırmızı plaklar görülmesiyle bu ismi
almıştır. Ağzın iç ve dış kısmında, operkulumda, vücudun dış
yüzeyinde ve yüzgeçlerin tabanında kanamalar görülür.
Yersiniosis, genç gökkuşağı alabalıklarında görülen akut
ve kronik seyirli bir enfeksiyondur. Aynı zamanda, bütün
yabani ve kültür salmonidler hastalığa duyarlıdır. Bu hastalığın
sazan, sudak ve yılan balıklarında da görüldüğü bildirilmiştir.
Etkeni Yersinia ruckeri dir. Gram (-), periferik flagellası ile
hareketli, çomaktır.
Hastalık genellikle, su sıcaklığının 10 0C’ nin üstünde
olduğu dönemlerde görülmektedir. Su sıcaklığı 15 0C’ nin
üzerinde ise kayıp çok olur. Buna karşın su sıcaklığı 10 0C’ nin
altında ise kayıp oranı daha düşüktür. Etken 2 ay süreyle
çamurda canlı kalabilmektedir. Hastalığın ortaya çıktığı belirli
bir mevsim yoktur.
Mortalite
balığın
yaşına
bağlı
olarak
da
değişebilmektedir. Oksijen seviyesinin düşük olması ve stres
faktörleri % 70 lere kadar varan oranlarda ölüme neden
olmaktadır.
Belirtilere bakılarak hastalığın teşhisi yapılamaz. Diğer
bakteriyel hastalıklarda olduğu gibi etkenin izolasyon
identifikasyon ve diğer tanı yöntemlerinin yapılması gerekir.
•
•
•
•
•
Tedavi
Oksitetrasiklin : 50-75mg/kg balık/10 gün
Romet-30: 50-60 mg/kg balık/14 gün
Tiamulin: 5-6 mg/ kg balık/14 gün
Tribressen: 1mg/kg balık/ 14 gün süreyle yemlerine
katılarak verilir.
•
Korunmada su kalitesi ve diğer stress faktörleri
önem taşır. Sudaki etkeni yok etmek için amonyum
bileşiklerinden
yararlanılabilir.
Hastalığın
aşısı
mevcuttur.
Ülser Hastalığı
• Bu hastalık özellikle alabalık ve sazanlarda vücut
yüzeyinde lezyonlar oluşmasıyla karakterize olan
Haemophilus piscium dan ileri gelen bir
hastalıktır.
Lezyonlar
yüzeyde
meydana
geldiğinden mortalite düşüktür. Ancak bu
lezyonlar sekonder ajanlarla kontamine olursa
enfeksiyon derinlere inebilir ve ölümler meydana
gelebilir.
• Hastalık frunkulosisle karıştırılır. Tanısı için,
kabarcıklardan
bakteri
izolasyon
ve
identifikasyonu yapılmalıdır.
•
•
•
•
•
Tedavi
Oksitetrasiklin: 50-75mg/kg balık/10-15 gün
Kloramfenikol: 50-75mg/kg balık/10-15 gün
Furazolidon: 75-100mg/kg balık/ 10-15 gün
süreyle yemlerine katılarak verilir.
Bakteriyel Solungaç Hastalığı
Balıkların solungaçları birçok hastalıkta primer etkilenen
organlardır. Solungaçlarda hastalık yapan çok etken bulunmakla
beraber asıl etken Flavobacterium branchiophyla dır.
Solungaçlar üzerine yerleşen mikroorganizmalar çok fazla üremesi
sonucu oluşan irritasyonlar, solungaç epitel hücrelerinin hiperplazisine
ve fazla miktarda mukoid salgı oluşmasına neden olur. Bu mukoid salgı
da solungaç lamellerinin birbirine yapışmasına neden olur.
Filamentlerin uçları kalınlaşır ve ileri vakalarda nekroze olur. Mukoid
salgı aynı su ile solungaç epitelleri arasındaki gaz değişimlerine de mani
olur ve balıklar solunum güçlüğünden ölebilirler. Lamellarda ödem, ki
bu da osmoregulasyonu aksatır.
Klinik belirtilere göre hastalığı tanılamak mümkünse de
pantotenik asit azlığında, sudaki irritan maddeler, solungaçlar üzerine
yerleşmiş parazitler ve solungaç zedelenmeleri de benzer semptomları
göstermektedir.
•
•
•
•
•
•
Tedavi
Bakır sülfat: (1/2000)/1-2 dk günde/2-3 gün
Potasyum permanganat: 5 mg/l 1 saat banyo
Terramisin ve Kloramfenikol:10-20 mg/l /40-50 dk /2-3 gün
süreyle banyo
Balık stoğunun yoğun olduğu, yetersiz beslenme, su
kalitesinin düşüklüğü, toksik ve irritant maddelerin varlığı,
pH nın düşük ya da yüksek oluşu gibi durumlar hastalığın
çıkışında büyük önem taşır. Bu nedenle çevresel koşullar
iyileştirilmeli, hijyene dikkat edilmeli ve balıkların yemlerine
vitaminler ve mineraller katılmalıdır.
Psikrofilozis (Pedinkül hastalığı,
Bakteriyel soğuksu hastalığı)
Hastalık genellikle ilkbahar başlangıcında su sıcaklığının 10 C nin altına düştüğü
zamanlarda gelişir. Hastalıktan alabalık türlerinin hemen hemen hepsi etkilenir.
Hastalığın etkeni gram (-), ince uzun basil olan Flavobacterium psychrophilum dur.
Tipik lezyonlar önce sırt yüzgecinde başlar, sonra kavdal yüzgece ulaşır. Lezyonlar
küçük, beyaz gri lekeler halinde görülürler. Yüzgeçlerin dış kısmından başlayan
lezyonlar zamanla yüzgeç tabanına doğru yayılır. Bütün yüzgeç dejenere olabilir
radiusları ortaya çıkar.
Bazı balıklarda ve septisemik formlarda lezyonlar tam şekillenmeyebilir. Bu
durumlarda renkte koyulaşma, spinal deformasyonlar ve dönme hareketleri de göze
çarpar.
Enfeksiyonu klinik ve otopsi bulgularına göre tanılamak birçok hastalığa
benzerliğinden dolayı zordur. Bakteri izolasyonu, identifikasyonu, serolojik testler (İFAT)
ve histopatolojik incelemeler yapılmalıdır.
Bu hastalık genellikle su sıcaklığının düşüklüğü ve
balıkların duyarlılığına bağlı olarak meydana geldiği için
özellikle kuluçkanelerde su sıcaklığı çok dikkatli kontrol
edilmeli, mümkünse sıcaklık varyasyonları fazla
olmamasına çalışılır. Enfeksiyon arttığında sıcaklık
yükseltilir, balıklara iyi bir bakım besleme uygulanır,
balıkların direncini azaltacak tüm stres faktörleri minimal
düzeye çekilmelidir. Aşısı geliştirilmiştir. Ancak başarı
yüzdesi düşük olduğundan yaygın uygulanmamaktadır.
Sulfanamid ve antibiyotikler frunkulosis
kolumnaris hastalığında uygulandığı şekildedir.
ve
Bakteriyel Böbrek Hastalığı
Salmonidlerde
Renibacterium
salmoninarum
tarafından oluşturulan önemli bir hastalıktır. Kronik bir seyir
izlediğinden klinik belirtiler geç ortaya çıkar. Hastalığın
ilerleyen olgularında karında şişkinlik, deride kabarcıklar,
ekzoftalmus, lezyonlar, ülserler görülür.
Otopside özellikle böbreklerde ve daha az dalak ve
karaciğerde 1- 5 mm çaplarında çeşitli nodüller görülmektedir.
Bunların içleri beyaz renkte veya bazen kanlı, bakteri hücresel
atıkları içeren sıvı ile doludur.
Tanısında gram(+) hareketsiz basil olması önemli bir
yönlendirmedir. ELISA ve immunofloresan antikor tekniği ile
hızlı sonuç alınabilir.
• Tedavi
BBH kemoterapötiklerin veya ilaçların balıklardaki bakteriyel
hastalıklara karşı en zor etkili olanlarından birisidir. Birçok terapötik
arasında yine eritromisin ölümleri kontrol altına almıştır. Sulfamerazin
ölümleri kontrol altına almasa da yardımcı olmuştur. Yine eritromisin
fosfat (1.0 mg/l su) uygulaması eksternal kontaminasyonları engellediği
görülmüştür.
Bazı araştırıcılara göre de Vit A, florid ve iodine hastalığın çıkış ve
yayılışına engel olması açısından önem taşımaktadır.
Hastalık balıktan balığa geçtiği gibi yumurtayla da geçmektedir.
Bu nedenle bilinmeyen ya da sertifikası olmayan yerden balık
alınmamalıdır. Henüz üretilmiş bir aşısı bulunmamaktadır.
Mycobacteriosis (Tüberkülosis)
Tüberküloz çeşitli balık türlerinde, organ ve dokularında özellikle de dalak ve
böbrekte ki çok sayıda değişik büyüklükte tüberküllerin oluşması ile karakterize kronik
bir hastalıktır.
Hastalığın etkeni en yaygın olanı Mycobacterium marinum olmakla birlikte M.
fortiutum, M. chelonae, M. neoaurum türleridir.
Aside dirençli olan bakteriler Ziehl-Neelsen boyasıyla boyanır ve tanınırlar.
Ayrıca ELISA ile de hızlı teşhis yapılabilir.
Yapılan araştırmalarda 39 kemoterapötik kullanılmış ama hiçbirinin tam olarak
etkili olduğu görülmemiştir.
Bazı deneysel çalışmalarda ise eritromisin, streptomisin ve kanamisinin
kontrolde rol oynadığı bildirilmiştir.
Seyir ve tedavisi zor olduğundan dolayı koruyucu yöntemler burada daha önem
kazanmaktadır. Dezenfeksiyon ve sanitasyon kurallarının uygulanması gerekir.
Streptococcosis /Staphylococcosis
Streptococcosis çeşitli balık türlerinde rastlanan sporadik
bakteriyel bir enfeksiyondur. Klinik ve otopsi bulguları
frunkulozis, vibriyozis ve diğer enfeksiyonlara benzerlik
gösterir. Yapılan gram boyamada gram(+) koklardan oluşmuş
tek tek yada kısa veya uzun zincirlerin görülmesi hastalık
hakkında bir fikir verebilir.
Staphylococcosis alabalık dahil çeşitli balıklarda izole ve
identifiye edilmiştir. Yapılan gram boyamada gram(+)
koklardan oluşmuş üzüm salkımı halinde bir görünüme
sahiptir.
Her iki enfeksiyonun tedavisinde de
yapılacak
antibiyogram testine göre antibiyotikler kullanılabilir. Koruma
kontrol diğer enfeksiyonlarda bildirildiği gibidir.
streptococcosis
VİRAL HASTALIKLAR
Viruslar bütün canlılarda çeşitli derecelerde enfeksiyonlara sebep
olan canlılardır. Tam bir hücre karakteri taşımazlar. Viruslerin yapısında
DNA veya RNA yapısında bir nükleik asit, bunun etrafında protein bir
kılıf vardır. Kendilerine ait genetik materyaller çok küçük olduklarından
bakterilere oranla çok daha az genetik informasyona sahiptirler.
Kendilerinin üremeleri için protein, enzim gibi birçok molekülleri
girdikleri hücrelerden sağlarlar. Bu nedenle viruslar cansız
besiyerlerinde üreyemezler.
Viruslar gerek küçük olmaları ve gerekse zorunlu hücre içi yaşam
göstermeleri nedeniyle onların tanısında bazı yöntemler geliştirilmiştir.
Bunlardan bazıları inklüzyon cisimciklerinin görüntülenmesi, Floresan
antikor tekniği, ımmunoperoksidaz tekniği, ELISA, radıo ımmunoassay,
PCR, Elektron mikroskop vs.
Viral hastalıklardan en çok gençler etkilenir. Viral hastalıkların
tedavisi yoktur. Hasta balıklar imha edilip, havuz, alet ekipmanın
dezenfeksiyonu iyi yapılmalıdır.
Bazı viral hastalıklar
Viral hemorrajik septisemi
VHS salmonid ve nonsalmonidlerde rengin koyulaşması,
karında şişkinlik, vücudun çeşitli yüzeylerinde hemoraji ile
karakterize bir hastalıktır. Hastalığın etkeni rhapdovirustur.
Genç alabalıklar duyarlıdırlar. Hasta balıkların böbrek,
dalak, karaciğer gibi iç organlarından ve gaitasından virus
kolayca izole edilebilinir.
Klinik belirtileri ve otopsi bulguları göre tanılamak çok zor.
Diğer viral, bakteriyel ve mantar hastalıklarına benzer
görüntüler verir.
İnfeksiyöz pankreas nekrozu
Hastalığa genellikle alabalık türleri duyarlıdır.
Etkeni RNA yapısında bir virüstür. Ventralde
yüzgeçlerde hemorajik odaklar, özellikle
pankreasta asinar dokuda yıkım yapması ve
balıkların burgu veya spiral tarzda yüzmeleriyle
karakterizedir.
ıpn
İnfeksiyöz hematopoietik nekroz
Çeşitli salmonid türlerinde hematopoietik dokuların nekrozu ve hemorajik
bozukluklar, vücudun dorsalinde koyu rengin oluşması ile karakterize bir
hastalıktır.
Histopatolojik muayenelerde karaciğer, dalak, hematopoietik böbrek ve
pankreasta yaygın dejenerasyonlar ve nekrotik odaklar bulunur.
Hastalığın etkeni rhabdovirustur.
Hastalığı klinik belirtileri ve otopsi bulguları göre tanılamak çok zordur.
Laboratuvar muayenelerinin yapılması gerekir.
Bulaşma kontamine sulardan direk solungaç aracılığıyla olduğu
bilinmektedir. Ayrıca su kuşları, aletler, yumurta ve kan emen parazitler de
hastalığın çıkış ve yayılışında rol oynarlar. Bunun için yumurta dezenfeksiyona
önemlidir. Gözlenmiş yumurtaların iyodoforla dezenfeksiyonu rutin olarak
yapılmalıdır.
OMVH (Oncorhynchus Masou Viral Disease)
OMVH çeşitli salmonid türlerde onkojenik ve deri
lezyonları ile karakterize, sistemik ödem ve hemorajilere
yol açan öldürücü viral hastalıktır.
Hastalığın etkeni salmonid herpesvirus -2 diye
adlandırılan virustur. Etken kapillar damarların
endotellerinde, hemopoietik dokularda ve hepatositlerde
fazlaca üremektedir. Hastalığın çıkışında balıkların bir aylık
olması ve su sıcaklığının 10 C ve altında olmasının rolü
bulunmaktadır.
0
Hasta balıklarda enfeksiyondan 4 ay sonra ağız
etrafında daha az olarak da operkulum , yüzgeç ve vücut
yüzeyinde epiteliomalar oluşur.
Mantar hastalıkları
Mantar hastalıkları genellikle sekonder olarak ortaya çıkarlar.
Primer etkenler tarafından oluşturulan lezyonlara sonradan yerleşerek
enfeksiyonun seyrini ve prognozunu değiştirirler.
Mantarlar organik maddelerin fazla bulunduğu sularda daha çabuk
gelişebilmektedirler. Bununla birlikte hastalığın çıkış ve yayılışında
olumsuz çevre şartları ve stres faktörlerinin de rolü büyüktür.
Ancak mantar sporları ne kadar fazla olursa olsun, eğer balıklar iyi
bakımlı, derilerinde, yüzgeçlerinde ve solungaçlarında herhangi bir
lezyon yok ve üzerlerindeki mukoid tabaka sağlamsa mantar hastalığına
yakalanması düşük ihtimaldir.
Deride oluşan mantar hastalığı kendini
ipliksi üremelerle belli eder. En başta gözle
farkedilemeyen hifa veya miseller, sonradan
gözle kolayca görülebilecek bir düzeye ulaşır.
Hifaların bir kısmı deriden dışarıya doğru
uzanırken bir kısmı derinin içine ve kas
tabakasına kadar uzanabilir. Böyle durumlarda
deri, deri altı ve kas dokularında nekrozlar
oluşur.
Saprolegniosis
Bu hastalık tatlı ve tuzlu sularda yaşayan özellikle de
alabalık kuluçka evrelerinde epizootik karakterde
seyrederek ekonomik kayıplara sebep olan bir mantar
enfeksiyonudur.
Hastalığın etkeni olarak en fazla Saprolenia invaderis
ile S. parasitica izole edilmiştir.
Balıkların solungaç, göz, deri ve yumurtalarına
yerleşen saprolegnialar gri, kirli beyaz, gri kahverengi
renklerde çıplak gözle görülebilen pamuğumsu bir
görüntüsüyle tanınır. Kesin teşhis için laboratuvar
muayenelerinden de yararlanılır.
•
•
•
•
•
•
•
Tedavi
%5 tuz solusyonu/ 1-2 dk /banyo
%5 asetik asit / 1 dk/ banyo
1:4000 formalin /45-60dk/banyo
1:100000 potasyum permanganat /30-60 dk
1:2000 bakır sulfat /1-2 dk
İyodofor 50-100ppm/10 dk gibi birçok
medikament rahatlıkla kullanılabilir.
Organik maddelerin bol olduğu ortamlarda gelişen
mantarlar balıkta direncin düştüğü ve potantrelerin
oluştuğu durumlarda atak yapmaktadır. Bu nedenle
portantre oluşmasının engellenmesi ve optimal çevre
koşullarının düzenlenmesi gerekir. Kuluçkaneler ve
havuzlar sık sık kontrol edilmeli, dezenfeksiyona önem
verilmelidir.
Ölü ve hasta balıklar, ölü yumurtalar mantarların
gelişmesi için uygun ortamlar oluştururlar. Bunların derhal
ortamdan uzaklaştırılması gerekir.
Branchiomycosis
Balıkların solungaçlarına yerleşen mantar
hastalığıdır. Solungaçlardaki kan akışını azaltarak
nekroze alanlar oluşturur. Hastalığın epizootik
karakterde seyretmesinde O2 azlığı ve pH etkilidir.
Hastalık etkeni olarak Branchiomyces demigrans
ve B. sanguinis türleri bulunmuştur.
Tanısı için solungacın histopatolojisine bakılır.
İnkubasyonu yapılabilir. Koruma ve tedavi
saprolegniosis deki gibidir.
İhtiosporidiyosis
Hastalık etkeni olarak Ichthyosporidium hoferi dir.
Balıkların klinik muayenelerinde vücudun çeşitli
bölgelerinde oluşan küçük nodüller ve gri-beyaz ülserler,
otopside özellikle kalp, dalak, karaciğer, böbrek, üreme
organları gibi bir çok organda mantar kistlerinden dolayı
kumlu bir görüntü vardır. Bu da tüberkülosisle
karıştırılabilinir. Bu nedenle kesin teşhis için laboratuvar
muayenelerinin yapılması gerekir.
Korumada genel hijyenik tedbirler alınır ve hastalar
ayrılarak imha edilir. Belirlenmiş bir tedavisi yoktur.
Paraziter Hastalıklar
Parazitler, hayatları boyunca veya belirli bir süre,
kendilerinden daha kuvvetli bulunan bir canlının üzerinde
veya içinde yaşarlar. Deri ve solungaç gibi dış yüzeyde
yaşayan parazitlere ektoparazitler, iç boşluklarda, doku ve
hücrelerde yaşayanlara ise endoparazitler adı verilir.
Parazitler çoğunlukla yaşadığı organizmaya zarar
vererek, orada gelişir ve çoğalırlar. Bitkisel kökenli
olanlara fitoparazit, hayvansal kökenli olanlara ise
zooparazit denir.
• Zooparazitler de tek hücreli (protozoa) ve çok hücreli
(metazoa) diye ayrılır.
Parazitler balıkların besinlerine ortak olarak, onların vitamin, mineral ve
tuzlarını alarak balığı bunlardan yoksun bırakır. Böylece balıklarda zayıflama,
metabolik bozulma ve hastalıklara karşı direnç azalması olur.
Bazı parazitler balıkların kas ve diğer iç organlarında yara ve yırtıklara
sebep olabilir. Mide ve bağırsak gibi kanalları tıkayarak ya da onları delerek
yaşamsal faaliyetlerinin durmasına neden olabilirler.
Vücutta açtıkları portantrelerden birçok patojen etkenin vücuda girmesini
ve hastalık oluşturmasına sebep olur.
Solungaçlarda bulunan parazitler, solungaç lamellalarının ve
filamentlerinin yapışmasına ve solunum güçlüğüne, dolayısıyla anoksi sonu
ölüme neden olabilir.
Ayrıca parazitler balıklarda toksik ve irritan etki gibi zararlar da verebilir.
Ichthyobodiosis
Özellikle alabalık larvalarının bakım ve kışlatma
havuzlarında fazlaca rastlanır. Normalde zayıf
parazit olarak bilinir. Normal koşullarda sağlıklı
her balıkta tek tük tesadüf edilir.
Hastalığa Ichthyobodo (costia) necatrix neden
olur. Fasulye biçimindedir. Vücudun konveks
tarafında hareket etmeye yarayan iki kamçısı
vardır. Parazitin tanısı için çok yeni ölmüş
balıklardan alınan solungaç ve deri kazıntısından
hazırlanan taze preparatlar kullanılır. Bunları
mikroskop
altında
bakıldığında
sallantılı
hareketleri dikkat çeker.
Anaç balıklar havuzlara konulmadan önce deri
parazitlerine karşı kısa süreli banyo yaptırılarak
parazitlerden arındırılmalıdır. Bu şekilde larvalara
anaç balık tarafından parazit bulaşması
önlenebilir.
• Tedavi
•
•
•
•
•
Tuz solusyonu: (%2-3) 10-15 dk banyo
Uygun balık türleri için sıcaklığın arttırılması (30C)
Formalin: (1:4000) 30-60 dk banyo
Potasyum permanganat: (1:250000) 60 dk banyo
Bakır sulfat : (1-4 mg/l) 60 dk banyo
Hexamitiosis
Hastalığın etkeni Hexamita salmonis tir.
Vücudunun önünde her birinde 3 er tane
olan iki kamçı demeti bulunur. Arka ucu da
2 dümen kamçısına sahiptir.
Özellikle salmonidlerde etkilidir. Fırsatçı
bir parazittir.
Yeni öldürülmüş balıkta safra kesesi ve
bağırsaklardan
hazırlanan
preparatlar
mikroskopta bakılarak tanısı yapılır.
Uygun ve kaliteli yemle besleyerek
bağırsakta oluşabilecek hasarlar önlenebilir.
• Tedavi
Enheptin: 90mg/kg balık /günlük doz /3-5 gün
Akriflavin:10mg/kg balık/günlük doz /10 gün
Stovarsol:10mg/kg balık/günlük doz/3-4 gün
Naftol:5mg/kg balık/günlük doz/4-5 gün
süreyle kullanılır.
Myxosomatosis
Alabalık yavruları için çok tehlikelidir.
Etkeni Myxosoma cerebralis tir.
Omurgaya ve kafatasındaki kıkırdak
dokuya
yerleşen etken buralarda
gelişerek denge organının kemer
girişlerine zarar verir. Bunun sonucunda
alabalıklarda tipi dönme hareketi ve
sarsıntı durumları ortaya çıkar. Omurgada
bulunanlarda
omur
civarında
pigmentesyonu kontrol eden sempatik
sinirde yarattığı harabiyet dolayısıyla
özellikle yavru balıklarda kuyruğun 3 te 1
lik kısmı siyah görülür. Ayrıca çenede
anormallik, omurgada eğrilik, göz arkası
ve kafatasında çukurluklar bulunur.
Tanı için kafatası, omurga ve solungaç kemeri gibi
bölgelerden kesit alınarak giemsa boyası yapılarak
sporların ortaya konulması yönünden gereklidir.
Dönme hastalığının tedavisi yoktur. Hastalığı geçirmiş
alabalıklar tehlikeli spor taşıyıcısı olurlar. Bu nedenle bu
balıkların yetiştirme materyali olarak alınmaması gerekir.
Kuluçka evrelerinde kaynak suyu kullanılmalıdır.
Parazit taşıyan havuzlar kireç ya da kalsiyum
siyanamidle (kg/m2) dezenfekte edilmelidir.
Chilodonelliosis
Hemen
bütün
balıklarda
rastlanmıştır.
Etkeni Chilodonella cyprini
dir. Parazitin kaba taneli
protoplazması
içinde
makro ve mikro olmak
üzere 2 adet nukleusu
vardır. Parazitli balığın
derisi bulanık, beyazmavimsi bir renk aldığı
görülür.
• Chilodonellalar ölü balığı hemen terk ettiği için
teşhiste mutlaka canlı balık kullanılmalıdır. Deri ve
solungaçlardan alınan kazıntıların üzerine çini
mürekkebi damlatılarak mikroskopta tanısı yapılır.
•
•
•
•
Tedavi
Tuz solusyonu: (%2-3) 10-60 dk banyo
Formalin: (150-250ppm) 30-60 dk banyo
Potasyum permanganat: (50 ppm) 10-15 dk
banyo tarzında
Ichthyophthiriosis
Hastalık sonucu balıklarda deriden
yüzgeçlerine tüm vücut yüzeyinde
beyaz
görünümlü
beneklerin
oluşmasıyla beyaz benek hastalığı
olarak da bilinir.
Hastalığın etkeni Ichthyophthirius
multifilis tir. Protoplasması çok
sayıdaki vakuollerden dolayı tanecikli
görünümdedir. At nalı şeklinde
makronukleusu vardır. Bu canlı
parazitte kolayca görülür. Canlı yada
yeni ölmüş balıkta tanısı yapılabilir.
Tedavi Chilodonelladaki gibidir.
Dezenfeksiyona önem verilmelidir.
Trichodiniosis
Hastalığın etkeni Trichodina
reticulatus, T.domerguei , T.
pediculus tur.
Parazitin
çan
şeklindeki
vücudunun alt kısmı daire
biçiminde olup, makro ve mikro
nukleusları vardır. Parazitin alt
tarafındaki yapışma halkasında
dairesel testere gibi kancalar
vardır. Kirpiklerinin yardımıyla da
suda çabuk hareket eder.
Balıkların deri ve solungaçlarına
yerleşerek onların epitellerinden
beslenir.
Tedavisi Chilodonelladaki gibidir.
Parazitik metazoalara gelecek olursak;
• Tremetod
• Monogean
• -Gyrodactylus cinsi: Vivipar üreme özelliğine
sahip, 16 tane kanca ve 1-2 çift çapası
bulunmaktadır. Deri ve solungaçlarda bulunur.
• -Dactylogyrus cinsi: Ovipar ürerler. 1 çift kancası
var. Anteriorde 4 adet göz noktası vardır.
Solungaçlarda bulunur.
• Tedavi için formol (1:4000/60 dk) banyosu, Asetik
asit (%5/1dk) gibi birçok medikament kullanılır.
Digenea
Yaşam döngülerini tamamlamak için
birkaç konakçıya ihtiyaç duyarlar.
Diplostomum spathaceum: Gökkuşağı
alabalığında görülmüştür. İlk konak
kuşlardır. Olgun parazitler balık yiyen
kuşların bağırsaklarındadır. Yumurtalar
gaitalarla
suya
bırakılır.
Suda
salyangozlarda
döngüsünü
tamamladıktan sonra tekrar suya oradan
balıklara geçer.
Balığın deri ve solungaçlarından kan
yoluyla göze geçer. Gözde eksoftalmus,
hemoraji ve katarakt oluşturur.
Cestod
Ligula intestinalis: Segmentsizdir.
Genellikle vücut boşluğunda bulunur.
Balığın karnı şişkindir.
Eubothrium:
Segmentlidir.
Özellikle salmonidlerde pilorik seka
ve
bağırsaklarda
bulunur.
Bağırsaklarda tıkanmalara sebep olur.
Diphyllobothrium:
Genellikle
salmonidlerde etkilidir. Kaslarında
kalplerinde ve sindirim sistemlerinde
bulunur.
• Cestodların
tedavisinde
praziguantel etkili olarak kullanılır.
• Nematod
• Philonema spp. Salmonidlerde
etkilidir. Özellikle gonadlarda
yıkım yapması nedeniyle dikkat
çekicidir.
• Arthropoda
• -Copepod: Ergasilidae, Larnea,
balıkların deri ve solungaçlarına
yerleşirler ve ağır enfestasyonlar
ölümlere neden olurlar.
• Copepodların tedavisinde ;
• Amonyum klorit (1:1000/4 saat
banyo)
• Tuz (%3-5/30sn-1dk)
• Diflubenzuran (0,01ppm)
kullanılabilir.
Beslenmeye dayalı hastalıklar
Yetiştiricilik ortamlarındaki balıkları beslenme şekline
göre yeterli ve kaliteli yemlerle beslemek, başarılı sonuç
almanın ilk koşullarındandır.
Balıklarda KH, protein, yağ, vitamin minerallere ihtiyaç
duyarlar.
Bu maddelerin yokluğu veya eksikliğinde balıklarda,
başta üremede gecikme, büyümede durma, anemi,
omurga ve kemik deformasyonları, hemoraji, yüzme
bozuklukları gibi birçok patoloji gelişebilir.
Sıklıkla karşımıza çıkanlardan bazıları ;
Omurga eğrilikleri: Triptofan, Mg, P, Vit C
Katarakt: Methionin, triptofan, Zn, Mg, Cu, S, Mn,
Vit A, riboflavin
Deride ve yüzgeçlerde oluşan hemorajiler: Niasin,
inositol, tiamin, riboflavin, pantotenik asit, Vit A,C,K
Ekzoftalmus: pantotenik asit, niasin, folikasit, Vit A,E
Yüzgeç erimeleri: Lysin, triptofan, Zn, İnositol, Vit C
Karaciğerde yağlanma: Kolin ve temel yağ asitleri
Büyüme geriliği: Vit C, D, A, fosfor, Ca, Mg, Zn, S
eksikliklerinde meydana gelmektedir.
•
Antibakteriyel ilaçlarının tedavi amaçlı da olsa kullanımının balık, su, ve sediment
üzerinde birçok zararları ve yan etkileri bulunmaktadır. Balık etinde birikim yapması
ve bunların insanlar tarafından tüketilmesiyle vücuda geçmesi insan sağlığı
açısından da önem taşıdığından, balıklarda antibiyotik ve diğer kimyasal madde
kullanımının son yıllarda ciddi anlamda kısıtlanmasına neden olmuştur. Bu da
mücadeleyi daha da zorlaştırmıştır.
•
Bununla birlikte, balıkları sağlıklı tutmada esas amacın, sağaltımdan ziyade,
koruyucu yönde olması gereklidir. Bu da ancak ilgili personelin, deneyimli,
hastalıklar, bakım-besleme yönlerinden tecrübeli ve bazı önemli temel bilgilere
sahip olmasıyla mümkün olacaktır.
•
Antibiyotik ve diğer kimyasal maddelerin kullanımı zorunluluğu olduğu
durumlarda, ilaçların gelişigüzel değil, ulusal ve uluslar arası yasal/bilimsel
kaynaklarda belirtilen uygulamalar doğrultusunda doz, gün ve süreye uygun olarak
kullanılmalıdır. Bu hem insan ve çevre sağlığı yönünden hem de sürdürülebilir
yetiştiricilik açısından önemlidir.
Download