Orta yaşlı kadınlar arasında cinsel işlev bozukluğu

advertisement
KADIN CİNSEL SAĞLIĞI
Güncel Makale Özeti
Orta yaşlı kadınlar arasında cinsel işlev bozukluğu
belirleyicileri
Cabral PUL, Canário ACG, Spyrides MHC, et al.
International Journal of Gynecology and Obstetrics 2013; 120: 271–274
Cinsel işlev bozukluğu; istek, uyarılma ve orgazm fazla-
(%58.9) ve sigara içmeyen (%93.5) kadınlardan oluşmuş-
rında yoğunluk ve kalite açısından tepkisizlikten, herhangi
tur. Katılımcıların %54.5’i premenopozal dönemde, %17’si
bir değişikliğe kadar uzanan aralıktaki bulguları ifade et-
histerektomi operasyonu geçirmiş ve %40.3’ü ise beden
mektedir. Cinsel sorunlar kadınlarda daha sık görülür ve
kitle indeksine göre normal olarak sınıflandırılmıştır. Fizik-
dünya üzerindeki kadın popülasyonun %20–50’sini içerir.
sel aktivite düzeyi açısından katılımcıların %35.7’si çok ak-
Brezilyalı kadınların cinsel profiliyle ilgili yapılan bir araş-
tif, %34.9’u orta derece aktif ve %24,9’u sedanter olarak
tırmada kadınların %30’unun cinsel işlev bozukluğu de-
değerlendirilmiştir. Çalışmada menopoz belirtileri ile ilgili
neyimlediği belirtilmiştir. Bahsedilen çalışmada isteksizlik
olarak, çoğu kadın (%53.2) hafif klimakterik semptomları
en yaygın problem iken (%34.6), bunu orgazm olamama
rapor etmiş ve katılımcıların %38.4’ünün ortalama yaşam
(%29.3) takip etmektedir.
kalitesine sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışmada kadınla-
Çoğu araştırma yaşla birlikte kadın cinsel işlevinin dü-
rın %67’sinde cinsel işlev bozukluğu olduğu (FSFI<=26.55)
şüş gösterdiğini öne sürmektedir. Gençliğini ve enerjisini
rapor edilmiştir. Cinsel fonksiyonlar ve takip eden sosyo-
yitirmek, aile yapısındaki değişmeler, hamile kalamama
demografik, klinik ve davranışsal değerler arasında önemli
ve partnerini kaybetmek orta yaşlı kadınlar için cinsel işlev
bir ilişki vardır: yaş grubu (P<0.001), eğitim (P=0.017), ev-
bozukluğunu belirleyici faktörlerdir. Genel sağlığın bozul-
lilik durumu (P<0.001), menopoz (P<0.001), histerektomi
ması, kronik hastalıklar, olumsuz sosyo-demografik özel-
(P=0.016), fiziksel aktivite seviyesi (P=0.002), yaşam ka-
likler, düşük eğitim seviyesi, düşük gelir düzeyi, stres gibi
litesi (P<0.0001) ve menopozal semptomlar (P<0.0001).
faktörler önemli ölçüde cinsel kapasiteyi etkilemektedir.
Cinsel işlev bozukluğundaki bu değişkenlerin etkisini
Ayrıca klimakterik semptomlar, menopoz, kilo, fiziksel ak-
değerlendirmek için lojistik regresyon modeli uygulan-
tivite de cinsel fonksiyonları etkilemektedir.
mıştır. Cinsel disfonksiyon görülme olasılığının 56-65 yaş
Çalışmanın amacı orta yaşlı kadınlarda cinsel işlev
arası kadınlarda, 40-45 yaş arası kadınlardan 7.3 kat daha
bozukluğu belirleyicilerini değerlendirmektir. Bu kesitsel
yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmaya göre semptom
çalışma Mayıs ve Ekim 2011 arasında Brezilya’nın Na-
yoğunluğunun fazlalığı cinsel disfonksiyon olasılığını da
tal bölgesinde kamu kurumuna sağlık hizmeti almak için
yükseltmektedir. Asemptomatik kadınlara göre,
başvuran 370 kadın arasında gerçekleştirilmiştir. Veri top-
menopoz semptomları olan kadınlarda cinsel disfonk-
lamak için; sosyo-demografik, klinik ve davranış karakter-
siyon olasılığı 21.7 kat daha fazladır. Ayrıca düşük hayat
leri belirleyen anket, Kadın Cinsel Fonksiyon Indeksi (FSFI),
standartlarına sahip kadınlarda yüksek hayat standartla-
Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi kısa formu (IPAQ),
rına sahip olanlarla karşılaştırıldığında 6,6 kat daha fazla
Blatt-Kupperman Menopoz Indeksi (BKMI), Yaşam Kali-
cinsel disfonksiyon tespit edilmiştir.
tesi Anketi (WHOQLO-Bref in kısa versiyonu olan WHO)
kullanılmıştır.
güçlü
Çalışma, kendi sınırları içinde dikkatli bir şekilde yorumlanmalıdır. Örneğin cinsel işlev bozukluğunun derecesi ki-
Çalışma bulgularına göre; katılımcıların %30.3’ü 40-45
şinin kendi bildirdiği ifadeler ile rapor edilmiştir. Kadınların
yaş aralığında, %41.3’ü 46-55 yaş aralığında, %28.4’ü 56-
klinik muayene tanılarının eksikliği (örneğin pelvik taban
65 yaş aralığında olup grubun yaş ortalaması 49.8±8.1
bozuklukları) çalışmada ortaya çıkan cinsel disfonksiyon
olarak belirlenmiştir. Ayrıca katılımcıların çoğunluğu evli
bulgularını etkileyebilir. Bu nedenle çalışmaya katılanların
(%61.6), lise mezunu (%47.8), orta gelir düzeyine sahip
FSFI anketi ile ölçülen cinsel işlev bozukluğu başka değiş-
288
KADIN CİNSEL SAĞLIĞI
Güncel Makale Özeti
kenlerden de etkilendiği için, tam olarak cinsel disfonsiyonun olup olmadığını göstermeyebilir. Özet olarak, cinsel
işlev bozukluğunun sosyodemografik, biyolojik ve davra-
yönlü çalışmalar yapılabilir.
Çeviri
nış değişkliklerden oldukça etkilendiği saptanmıştır. Daha
Arş. Gör. Hüsniye Dinç, Demet Demir
somut veriler elde etmek için yüksek popülasyonlu ve çok
İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Ebelik Bölümü
289
Download