Uploaded by common.user19217

XX. Yüzyıl Siyasi Tarihi: II. Dünya Savaşı

XX. Yüzyıl Siyasi Tarihi
Çağatay Benhür
İngiltere, Fransa gibi önemli devletler anlatılmıştı. Zira onlar I. Dünya savasında alacaklarını
almışlar, yapacaklarını yapmışlardır. Ondan dolayı slaytta anlatılırken diğer devletler II. Dünya
savaşında önemli roller üstlendiği için o devletlere daha çok önem verişmiştir.
II. Dünya savaşının Çıkma Nedenleri;
Genel olarak Almanların yükselişi, artan teknoloji, Almanların Polonya’yı işgali, Faşizm ’in
İtalya’da Nazizm’in Almanya’da iktidara gelmesini sebepler içerisinde göstersek de özel olarak bu
sürecin temelinde, I. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Versay Antlaşması yer almaktadır. Bu antlaşma
ile Almanya’ya ağır ekonomik yükümlülükler getirilmiş, toprak kayıpları yaşamış ve askeri gücü ciddi
şekilde sınırlandırılmıştır. Bu durum Alman toplumunda büyük bir hoşnutsuzluk ve intikam duygusu
doğurmuştur. Almanlar ekonomik olarak aşağılanmıştır. Bunun başlangıcını ve etkilerini 1929
Ekonomik Buhranından alabiliriz. Amerika borsasının çökmesi ile ABD Almanya’ya verdiği krediyi
geri istemiştir. Almanya bunu veremeyince 1929 Büyük Buhranı, dünya genelinde ekonomik dengeleri
sarsmış, işsizlik ve yoksulluğu artırarak radikal akımların güç kazanmasına zemin hazırlamıştır. Bu
süreçte yalnızca Almanya değil, İtalya ve Japonya gibi devletler de yayılmacı politikalar izlemeye
yönelmiştir. Japonya, galip devletlerden olmasına rağmen Paris, Barış K.’nda ellerinin boş kalması
Avrupa’ya karşı bir güvensizlik oluşturmuştur. Hammadde elde edebilmek için Mançurya’ya
saldırmıştır. Zira, Japonya sanayileşse de kendi ülkesinde bir kaynak bulunmuyordu. Kısacası
Ekonomisi paramparça olan Almanya, Akdeniz’de tatmin olmayan İtalya, kaynak arayan Japonya
savaşın başlıca sebebi olmuştur.
Bu ortamda iktidara gelen Adolf Hitler, Almanya’nın yeniden güçlenmesini ve kaybettiği prestiji
geri kazanmasını hedeflemiştir. Nazi ideolojisi doğrultusunda izlenen yayılmacı ve saldırgan politikalar,
Avrupa’da barış ortamını tehdit etmeye başlamıştır. Almanya’nın yeniden silahlanması, Avusturya’yı
ilhak etmesi ve Çekoslovakya’ya yönelik baskıları, savaşın ayak sesleri olarak değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak, Almanya’nın 1 Eylül 1939 tarihinde Polonya’yı işgal etmesi, savaşın doğrudan
başlamasına neden olmuştur. İngiltere ve Fransa’nın Almanya’ya savaş ilan etmesiyle birlikte II. Dünya
Savaşı resmen başlamıştır.1
1939 Yılı Gelişmeleri
Polonya’nın İşgali (1 Eylül 1939)
Polonya Sovyetler-Almanlar arasında bulunan tampon bölgedir. 23 Ağustos 1939’da NaziSovyet Saldırmazlık Paktının imzalaması ile 31 Ağustos gecesi Glewist Provokasyonu düzenlendi ve
Polonya’ya saldırma bahanesi bulundu. 1 Eylül’de saldırıya geçen Almanlara karşı 3 Eylül’de Fransa ve
İngiltere savaşa dahil olsa da 17 Eylül’de Rusya’nın Polonya’ya saldırısı ile İng. Fransa geri çekildi ve
Varşova Almanların eline geçti.
1939 yılında Polonya’nın işgal edilmesiyle II. Dünya savaşı başlıyor. Öncesinde Avusturya Çekoslovakya
Almanya tarafından ilhak ediliyor İngiltere ve Fransa buna kayıtsız kaldığı için Almanya Polonya’nın da işgaline
kayıtsız kalacağını düşünüyor ve Polonya’yı işgal etmiştir böylece savaş başlıyor.
1
Garip Savaş (1 Eylül 1939- Mayıs 1940)
1 Eylül 1939 yılında başlayan II. Dünya Savaşına 1940 yılına kadar Garip Savaş adı verilmiştir.
Müttefikler Almanya’ya karşı Siegfield’de (Alsas Loren) saldırıya geçseler de önemli bir kazanımın
olmamasından dolayı Garip Savaş denilmiştir. Karşılıklı mücadelelerin görünmemesi 1939 yılına bu
ismi vermiştir. (Fransa Maginat hattına güvenerek, Almanların saldırıya geçmesini beklemiyordu ancak
bu büyük bir hata olacaktı. Zira, Almanlar Siegfield (Sigrit Haattı) hattına büyük para harcamışlardır.)
Finlandiya’nın İşgali/ Kış Savaşı (30 Kasım 1939)
Bu yıl gerçekleşen bir diğer önemli olayda Sovyetlerin Finlandiya işgalidir. Almanların Polonya’yı
işgalinden sonra Finlandiya’yı da işgal edeceğini düşünen Sovyetler, bölgeyi işgal etmeyi
düşünmüşlerdir. Zira, Finlandiya Almanlar tarafından işgal edilirse, Stalingrad’a gelebilirlerdi.
Sovyetler bunu önlemek amacıyla Finlandiya’nın bazı sınır bölgelerini isteyip Finlandiya’nın
reddetmesiyle başlayan kriz, Rusya’nın bazı yerleri işgali ile sonuçlanmıştır. Ancak bu işgal kolay
gerçekleşmemiştir. Zira Finlandiyalılar kayaklı birlikler ve gerilla taktiği ile Rusları oldukça
zorlamışlardır. İşgal gerçekleşse de Finlandiya bağımsızlığını korumuştur. Ancak işgal öncesi
Almanlardan yardım aldıklarından dolayı yenik devlet konumuna düşmüşlerdir. Sovyetler aynı yıl
Baltık ülkelerine de ültimatom veriyor.
1940 Yılı Gelişmeleri
Danimarka ve Norveç’in İşgali (9 Nisan 1940)
1940 yıllardaki ilk gelişme ise Almanya, Danimarka'nın işgalini gerçekleştirmiş olmasıdır. Bu
işgal 6 saatte gerçekleşmiştir: çünkü Danimarkalılar müdahale edememiştir. Daha sonra Almanlar
Norveç'e doğru ilerlemiş buranın işgalinde Almayanın en önemli figürü deniz kuvvetleri olmuştur.
Deniz yoluyla Norveç'in önemli limanlarını ele geçirmiş ve asker çıkarımı yaparak kısa sürede
buranında işgalini gerçekleştirmiştir. Almanlar, Norveç'in işgal etmesini sebebi; İngiltere eğer Norveç
ile ittifak kurarsa, Almanya'nın Kuzey Denizi tamamen İngilizlerin eline geçmiş olur böylece Alman
donanması sıkışmış olurdu. Bir diğer sebebi ise çok önemli demir enstitüsü sahip olmasıydı İsveç'ten
çıkan demir, Norveç’te işlenerek çelik haline dönüşüyordu. Narvik Limanı buz tutmadığı için demirin
taşınmasında önemli bir yerdi. Bu çelik enstitüsünde o tarihte savaş aletlerinin en önemli ham
maddesiydi. Bundan dolayı Norveç alınmazsa bu demir gücü İngilizlerin eline geçeği korkusundan,
Norveç'i işgal etmişlerdir.
Fransa’nın İşgali (10 Mayıs 1940)
Almanların bir sonraki hamlesi ise Fransa harekâtı olacaktır. Önce Hollanda ve Belçika'yı ele
geçirip, sonra da asıl hedef olan Fransa'yı ele geçirelim diyeceklerdir. Almanya, Hollanda ve Belçika'ya
saldırdığında bu ülkelerden beklemediği bir direniş görecektir. Kısa sürede bitiremeseler de neticede
Alman işgalinden kurtulamayacakladır (Fall Gelb işgali). Böylece Fransa'ya giden yol açılmış ve
Almanlar mayıs sonunda Fransa'ya girmeye başlamışlardır. İngilizler ve Fransızlar, işgalin Maginat’tan
başlayacağını düşünerek askerlerini bölgeye yönlendirdiler. Almanlarda birliklerini Siegfield’a
yönlendirse de bu bir aldatmacaydı. Arder ormanlarından saldırıya geçen Almanlar, Fransız-İngiliz
askerlerini kıskaca almışlardır. Bunun sonucunda askerler Dunkink limanından İngiltere’ye kaçmıştır.
1940, Fransa'nın işgalinden sonra ortam biraz sakinleşecektir. Almanlar ve İngilizler arasından
karşılıklı bombardımanlar başlayacaktır. İngilizler adalarını Almanlara karşı korumayı başarmıştır. Bu
başarının sebebi ise; İngiliz donanmasının Alman donanmasından daha güçlü olmasıydı. Almanları
buraya yaklaştırmıyorlardı. Başka bir sebep olarak Manç Denizi'nin kendine özgü dalgası, gelgitinden
dolayı Alman donanmasının çıkartma yapmasına engel oluyordu. Son olarak ise, Almanların uçak
bombardımanı İngilizleri beklendiği kadar yıldırtmıyordu. Çünkü İngilizlerin hava radarı kullanmaları
ve coğrafi konumlarını korumalarından dolayı hemen önlem alıyorlardı. Uçak filolarından haber
alabiliyorlardı. İngiltere’de sivillerin zarar görmemesi ulusal direnci ayakta tutmuştur.
Vichy Hükümeti Fransa İşgali sırasında hükümetin başında bulunan Paul Regnaud savaşa devam
etmek istemekteydi. Ancak işgal ile beraber hükümete Mareşal Philippe Petain getirildi ve Vichy
hükümetinin başına geçmiştir. Bu yeni hükümet döneminde Alman yanlısı bir politika izlendi; Almanya
ile iş birliği yapıldı ve Fransız toplarının büyük bir bölümü Almanlara bırakıldı.
1940 Yılı Diğer Gelişmeler
Fransa’nın işgali sürecinde İtalya, 10 Ağustos 1940’ta savaşa girerek Habeşistan ve Yunanistan
üzerinde faaliyetlerde bulunacaktır.
1940'ın Afrika savaşında İtalyanlar, İngilizlere saldırıp ufak başarılar elde etseler de İngilizler daha
sonra bunları püskürtmeyi başarmışlar ve bazı bölgeleri de ele geçirmişlerdir. Kuzey Afrika'ya Almanlar
meşhur General Rommel'i gönderiyorlar. Rommel'in gelmesiyle birlikte işler değişmiş. Bazı tahkikatlar
yapsa da zaman içerisinde Alman lojistiğinin (benzin) Kuzey Afrika'ya yetmemeye başlamasıyla savaşın
sonlarına doğru 1943 yılı itibariyle bu bölgede müttefikler güç olamaya başlayacaktır.
1941 Yılı Gelişmeleri
Savaşın önemli yıllarından bir tanesi de 1941 yılı olmuştur. Bu yılın ilk önemli hadisesi ise Balkan
meselesi olmuştur. İtalyanlar ilk önce balkanlara saldırmış ancak başarılı olmayınca Almanlar
Yunanistan’a kadar tüm Balkanları ele geçirmiştir. Bütün bunlar Sovyetlere yapılacak olan saldırının
hazırlığı olmuştur. Bu sayede Rusların güneyden saldırısı engellenirken, Ruslara yönelik güneyden bir
saldırı merkezide Almanlar için hazırlanmış oldu. Almanlar lojistik için yönünü Kafkas petrollerine
çevirmiştir. Bu durum 1941 Barbarossa Harekâtına sebep olacaktır.
Barbarossa Harekâtı (22 Haziran 1941)
Bundan sonra ise 22 Haziran 1941’de Almanya’nın Sovyetler Birliğine karşı başlattığı büyük
saldırıdır. Hitler, Sovyet topraklarını ele geçirerek hızlı bir zafer kazanmayı hedeflemiştir. Almanya
Polonya/ Smolanks’ı kendisine üs edinerek Leningrad’dan Stalingrad’a kadar 5.5 km’lik bir genişlikte
kuzey, orta ve güney olmak üzere üç cephede saldırı gerçekleştirmiştir. Harekatın Almanlar açısından
en büyük sıkıntısı lojistik olmuştur. Cephenin uzunluğu, lojistik eksikliği bunların yanında geçilecek
birçok nehrin olması ve bölgenin bataklık olması tankların ilerleyişini engellemiştir. Ne de olsa savaşı
komutanlar başlatır ancak lojistik bitirir. Almanlar ilk başlarda iyi ilerlerse de yukarıda sayılan sebepler
ve Ruslara karşı galip gelememeleriyle, ilk büyük yenilgilerini almışlardır. Savaşın seyri Sovyetler
lehine değişmiştir. Ruslar sanayi bölgesini Ural bölgesine taşımıştır.
Pearl Harber Harekâtı (7 Aralık 1941)
1941 yılındaki önemli hadiselerden birisi de Amerika ve Japonya'nın savaşa girmiş olmalarıydı.
1941 yılında Japon generaller yenilmezlik fikrine kapılmışlardır. I. Dünya Savaşında bir şey elde
edemeyen Japonya, Mançurya’ya saldırmıştır. Bu saldırı karşısında Amerika’nın ambargo uygulaması
Japonya için bir krizdi. Bunun karşısında Japonya 7 Aralık’ta Pearl Harber’de bulunan Amerikan
gemilerine saldırdı. Amaçları Filipinler’de bulunan petrol kaynaklarıydı. Bu saldırı üzerine 8 Aralık’ta
ABD savaşa dahil oldu. Amerika'nın savaşa girmesi savaşın seyrini değiştirmişti. Çünkü o tarihe kadar
savaşın içerisine girmeyen ABD, lojistik ve diğer teçhizat, strateji bakımından yeterince donanımlıydı.
Bundan dolayı da Amerika yıpranmamış ve hazır bir orduya sahipti. Japonlar, Amerika'ya saldırmayıp
Sovyetleri bombalayabilirdi. Böylelikle Sovyet ordusu iki taraftan da çarpışmak zorunda kalırdı. Bu
sebepten ötürü bu bir kırılma noktasıdır. Bir devleti yıkan ilk yenilgisi değildir? kaybettiğinin yerine
yenisini koyamamasıdır. II. Dünya savaşı demir, çelik, petrol, benzin, radar savaşıdır.
1942/43 Yılı Gelişmeleri
Stalingrad Savaşı (23 Ağustos 1942- 2 Şubat 1943)
Naziler ve Sovyetler arasında geçen, şehir içi çatışmalar ile II. Dünya savaşının en kanlı
savaşlarındandır. Savaş Volga Nehri kıyısındaki Stalingrad’da gerçekleşmiştir. Hitler bu şehri almak
isterken, Sovyetler bırakmamıştır. Sovyetler kuşatma manevrası ile Alman ordusunu çembere alması ile,
Almanya doğu cephesindeki en büyük yenilgisi almıştır. Savaşın psikolojik kırılma noktası olan bu
durum ile, Sovyet ilerleyişi başlamıştır. Bu cephedeki mağlubiyetin sebebi de yine lojistik unsurlarıdır.
Burada bulunan 6. Ordunun başında Friedrich Paulus bulunuyordu. Muharebenin sonlarına doğru
General Paulus artık savaşa devam edilemeyeceğini ve teslim olacağını söylemişti. Bunun üzerine Hitler
tarihte hiçbir Alman mareşalin teslim olmadığı söyleyerek Paulus’u mareşal rütbesine yükselterek
gereğini yapmasını istemişlerdir. Burada aslında şunu ifade ediyordu ya intihar et ya da öl. Ancak Paulus
bu beklentiyi gerçekleştirmemiş ve 31 Ocak 1943 tarihinde Sovyet kuvvetlerine teslim olmuştur.
Böylece Paulus Alman tarihinde teslim olan ilk mareşal olarak tarihe geçmiştir. 14 Ocak 1943’te ABD
başkanı ile Churchill, müttefiklerin K. Afrika ve Avrupa stratejilerini belirlemek için Casablanca
Konferansı gerçekleştirmişlerdir.
Meşale Harekâtı (8 Kasım 1942)
8 Kasım 1942’de General Eisenhower komutasındaki Amerikan kuvvetleri Fas ve Cezayir kıtalarına
çıkarma yaptı. Bu operasyon, ABD’nin Avrupa- Akdeniz cephesinde fiilen yer aldığı ve Mihver
kuvvetlerini Tunus’a hapsetmeyi amaçlayan ilk büyük karar savaşıydı. 1943’te Tunus’un alınmasıyla
Kuzey Afrika tamamen müttefiklerin oldu. Bu hareket İtalya’nın işgalinin yolunu açtı.
Kursk (Temmuz 1943)
Tarihin en büyük tank muharebesidir. Hitler, Stalingrad yenilgisi telafi etmek için Kursk
bölgesine devasa saldırı başlatmıştır. Saldırı planını Sovyetlerin öğrenmesi ile Almanlar taarruzu
durdurmak zorunda kaldı. Bu yenilgi Miğfer devletlerin Doğu Cephesindeki askeri üstünlüğünü kalıcı
olarak kaybetmesine ve Kızıl Ordu’nun Batı’ya ilerleyişine başlamasına neden oldu.
1944 Yılı Gelişmeleri
Normandiya Çıkarması (6 Haziran 1944)
6 Haziran 1944 tarihinde Müttefik Devletler tarafından Nazi Almanya’sına karşı düzenlenen
büyük bir askeri harekattır. Fransa’nın Normandiya kıyılarına deniz, hava, kara kuvvetleriyle çıkarma
yapılmıştır. Bu harekât ile Batı cephesi açılmıştır. Almanya iki cephede savaşmak zorunda kalmış ve
Fransa’nın kurtuluş süreci başlamıştır. Normandiya Çıkarması savaşın seyrini değiştiren ve
Almanya’nın yenilgisi hızlandıran önemli bir gelişmedir.
Varşova Ayaklanması (1 Ağustos 1944)
II. Dünya savaşı sırasında Polonya’nın Nazi İşgaline karşı direniş hareketi tarafından başlatılan silahlı
ayaklanmadır. Neticede Naziler direnişi kırarak kontrolü tekrar tesis etti.
Ardenler Taarruzu (16 Aralık 1944)
II. Dünya Savaşı’nın son döneminde Almanya tarafından Belçika, Lüksemburg ve Fransa sınırındaki
Ardenler bölgesine karşı başlatılan son büyük Alman karşı taarruzudur. Amaç; Batı cephesindeki
Müttefik ilerleyişini durdurmak ve savaşın seyrini değiştirmek. Neticede Alman ilerleyişi
durdurulmuştur. Alman taarruzu başarısız olmuştur.
Sunum Haftalarının Anlatım Konuları ve Ek Bilgiler
İlk Hafta; 1919 ile 1939 yılları arasındaki 2 savaş arası Dünya’da ve Avrupa’daki gelişmeler anlatıldı.
İkinci Hafta; 39,40,41
Üçüncü hafta; 42, 43, 44 arasındaki Dünya
Dördüncü Hafta; 1945 sonrasında Dünya’da gelişen olaylar
Beşinci hafta; II. Dünya Savaşının Türkiye’ye Sosyal Ekonomik Etkileri
Ruhr bir sanayi kenti değildir Ruhr bir sanayi bölgesidir. -Stalin döneminde Sosyalizm yıkılıyor diyorlar
ama sonradan yıkılıyor.
ER Ryan’ı Kurtarma
-Yapım tarihi- 1998 yapımı
- 6 Haziran 1944
- Sean Peter, Daniel Ryan Kardeşler
-Normandiya
- Doywood Dusseldorf (hoparlörden bağıran, özgürlük anıtı)
- Yönetmen- Steven Spielberg
-Yazan- Robert Rodat
- Oyuncular- Tom Hanks, Edward Burns, Tom Sezemore
İkinci Dünya Savaşında Türkiye’nin Konumu (Kısaca)
İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye tarafsız değil, aktif tarafsızdı2. Türkiye aktif tarafsızlıkla
çatışmaya girmek istemese de bu olayların içerisindeydi. Aslında Türkiye İkinci Dünya Savaşı’ndan
yaptığı uygulamalarla batı bloğunun yanında olmuş olduğunu gösteriyor. Asıl amaçları da sıcak
çatışmaya girmemekti çünkü karşıdaki ordulara karşı duracak lojistiği yoktu. İkinci Dünya Savaşıyla
Türkiye’nin ekonomik krizi yüzde ondan yüzde yetmişe kadar çıkmıştı.
Devrim; Mevcut bilinen ve devam ettirilen bir şeyin kısa sürede ve hızlıca değiştirilmesi meselesidir.
Devrimin doğru ya da yanlışlığı önemli değildir. Yani bir sonucun bir anda değiştirilmesidir.
Devrim, toplum düzeninde, siyasi yapıda, bilimde veya sanatta yaşanan hızlı, köklü ve nitelikli
değişimlerdir.
İhtilal: Halkın bir araya gelerek yönetimi değiştirmesi için silahlı mücadele vermesidir.
Devlet Sanayiyi Yönetmeli Midir? Devlet, sanayinin bazı önemli noktalarını elinde tutmalıdır. Çünkü
halkın eşit erişebilirliği ve fiyat dengesini koruması gerekmektedir. Ama onun dışında bütün sanayiyi
özelleştirmelidir. Bunu yaparken de Mali olarak kâr oranını hesaplamalıdır yani yarı olarak kontrol
edilmesi gerekmektedir.
Guernica Tablosunun Hikâyesi
Guernica tablosu, İspanya’daki Bask bölgesinde yer alan Guernica kasabasında yaşanan trajik
bir olaydan esinlenerek yapılmıştır. 26 Nisan 1937 tarihinde, Guernica kasabasında yaşayan halk pazar
yerinde toplandığı sırada şehir ani bir bombardımana maruz kalmıştır. Naziler savaşta sivillerin moralini
bozmaya yönelik bir taktik denemeyi istiyordu bu sırada İspanya lideri Francisco Franco
cumhuriyetçilere karşı yürüttükleri mücadelede Guernica gibi direniş gösteren bölgeleri hedef
göstererek kendi halkından kurtulmak, istemiş ve kendi ülkesini bombalatmıştı. Bu bombardıman sırada
yaklaşık 2000’e yakın insan hayatını kaybetmiştir. Olay sırasında Paris’te yaşayan Pablo Picasso,
yaşanan trajediden derinden etkilenmiş ve bu olayı anlatmak için Guernica adlı tabloyu yapmıştır.
Sanatçı eseri siyah-beyaz tonlarda resmetmiş, böylece hem gazete fotoğraflarını çağrıştıran bir etki
yaratmış hem de savaşın karanlık ve trajik yönünü vurgulamıştır. Eserde çığlık atan insanlar, yaralanmış
hayvanlar ve yıkım sahneleri üzerinden savaşın siviller üzerindeki etkisi sembolik biçimde anlatılmıştır.
Son Çin İmparatoru Pu-yi
1908 yılında henüz iki yaşındayken tahta çıkarılmış ve Çin’in on ikinci hükümdarı olmuştur.
Ancak bu dönemde Çin hem iç karışıklıklar hem de yabancı devletlerin baskıları nedeniyle ciddi bir
siyasi kriz içerisindeydi. 1911 yılında başlayan Xinhai Devrimi sonucunda Çin’de monarşik yönetim
sona ermiş ve 1912 yılında Pu-yi tahttan indirilerek imparatorluk kaldırılmıştır. Böylece iki bin yıllık
imparatorluk geleneği sona ererek cumhuriyet ilan edilmiştir.
1931 yılında Japonya, Manchuria bölgesini işgal etmesinin ardından 1932 yılında Manchukuo
adlı kukla devleti kurmuşlardır. Daha önce tahtan indirilen Pu-yi bu devletin başına getirilmiş, 1934
yılında ise yeniden imparator ilan edilmiştir. Ancak Mançukuo’daki gerçek siyasi güç Japonların elinde
bulunduğundan Pu-yi burada daha çok sembolik bir hükümdar olarak kalmıştır. Zaten buradaki
hükümdarlığı çok fazla sürmemişti 1945 yılında Sovyet ordusu Pu-yi’yi yakalamış ve daha sonra Çin’e
teslim etmiştir. Hakkında savaş suçlusu olarak yargılanması beklenirken idam edilmemiş, bunun yerine
yaklaşık on yıl boyunca yeniden eğitim programına tabi tutulmuştur. Tarihler 1959 yılını gösterdiğinde
affedilmiş ve sıradan bir vatandaş olarak yaşamını sürdürmüştür. Hayatının geri kalanında bahçıvanlık
ve kütüphane görevliliği gibi işlerde çalışmış ve 1967 yılında Pekin’de hayatını kaybetmiştir.
Savaşan taraflarla münasebetlerin daha çok ticari ve ekonomik olduğu, tarafların siyasi ve diplomatik
mücadelelerine bulaşılmadığı bir dış politikadır.
2
I. Dünya Savaşı Öncesi Almanya’nın Komşuları: Belçika, Hollanda, Fransa, Avusturya-Macaristan,
Çarlık Rusya, Danimarka
I. Dünya Savaşı Sonrası Almanya’nın Komşuları: Danimarka, Belçika, Hollanda İsviçre,
Lüksemburg, Avusturya, Çekoslovakya, Polonya
Ülkeler ve Başkentler
Hollanda- Amsterdam
Japonya- Tokyo
Danimarka- Kopenak
Avusturya- Viyana
Finlandiya- Helsinki
Norveç- Oslo
İsviçre- Bern
İtalya- Roma
İsveç- Stockholm
Polonya- Varşova
Almanya- Berlin
Çin- Pekin
Çekoslovakya- Prag
Fransa- Paris
Letonya- Riga
Macaristan- Budapeşte
Belçika- Brüksel
Estonya- Tallin
Romanya- Bükreş
Portekiz- Lizbon
Litvanya- Vilnius
Yugoslavya- Belgrad
İspanya- Madrid
1945’te Çekoslovakya ve Yugoslavya’da sistem değişecek
İkinci Dünya Savaşındaki Ülkelerin Liderleri
Miğfer Devletler
Müttefik Devletler
Nazi Almanya’sı: Adolf Hitler
Fransa: Mareşal Petain
İtalya: Benito Mussolini
İngiltere: 1940’a kadar Nevilli, 1945’e kadar
Winston Churchill
Japonya: Hirohito
SSCB: Joseph Stalin
İkinci Dünya Savaşı Komutanlar
Almanya
Erwin Rommel- Kuzey Afrika Cephesi Komutanı
Heinz Guderion- Yıldırım Savaşı Taktiği Mimarlarından
Köl Dönitz- Alman Deniz Kuvvetleri K. (U-bot savaşlarıyla ün kazanıyor, Hitlerden sonra lider oluyor.)
Hesman Göring- Alman Hava Kuvvetleri Komutanı
Herman Göring Genelkurmay Başkanı
Friedrich Poulus- Teslim olan ilk mareşal
Sovyetler Birliği
Georgy Zhukov- Berlin’i ele geçiren komutan
Ivan Konev- Doğu Avrupa operasyonlarının komutanlarından
Amerika Birleşik Devletleri
Dwight D. Eisenhower- Normandiya Çıkarmasının Başkomutanı
Dauglas Mac Arthur- Pasifik Cephesi Komutanı
Franklin D. Roosevelt- ABD başkanı
İngiltere
Bernard Montgomery- El Alamein’de Almanları yenen
Alan Brooke- İngiliz Genelkurmay Başkanı