Uploaded by common.user18921

#Fantastik #tabuya göre #Çuvaş Destanı

УЛӐП
Чӑвaш Эпосӗ
(Ҫуйӑн Xӗветӗрӗ)
ULIP
Çuvaş Destanı
(Şuyın Hivetiri)
Yayına Hazırlayan ve Aktaran
(Dr. Bülent BAYRAM)
Ankara
2013
1
TÜRKSOY
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı
ULIP
Çuvaş Türklerinin Kahramanlık Destanı
2
İnceleme, Transkripsiyon, Türkiye Türkçesine Aktarma,
Açıklamalı Notlar ve Dizin,
Dr. Bülent BAYRAM
Grafik Tasarım
Okan YURDAKUL
Baskı - Cilt
Öncü Basım Evi - Basım Yayım Tanıtım Ltd. Şti.
Kazım Karabekir Cad. Ali Kabakçı İşhanı 85/2 İskitler - ANKARA
Tel: 0.312 384 31 20
Bu eserin tüm hakları saklıdır. Yazılar ve görsel malzemeler yayımcıdan yazılı izin
alınmadan tümüyle ya da kısmen yayımlanamaz. Elektronik, mekanik, fotokopi, kayıt
vesaire araç ve ortamda çoğaltılamaz ve iletilemez.
TÜRKSOY, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı, 2010
Ferit Recai Ertuğrul Cad. No:8 06450 Oran - ANKARA
Tel:90 (312) 491 01 00 Faks: 90 (312) 491 01 11
www.turksoy.org
[email protected]
SUNUŞ
Çuvaşlar, Türk Dünyası’nın dilleri, kültürleri ile en dikkat çeken topluluklarından
birisidir. Bu konuda edindikleri özel konuma rağmen belki de dillerinin diğer Türk şive ve
lehçelerinden farklılıkları sebebiyle gözden uzak bir durumdadırlar. Son yıllarda özellikle
Türkiye’de gerek bilimsel, gerekse kültürel alanlarda yapılan çalışmalarla Çuvaşlar,
diğer Türk boyları tarafından ve özellikle de Türkiye Türkleri tarafından daha yakından
tanınmaya başlamıştır. Türksoy bu sürecte, Çuvaş sanatçılarını, halk oyunları gruplarını
çeşitli toplantılara çağırarak kültürel alanda yaptığı desteklere Ulıp(Çuvaş Destanı) adlı
eseri yayımlayarak bilimsel alanda da bir katkı daha yapmaktadır.
Orta İdil coğrafyasında kültürlerini, aralarında yaşadıkları güçlü ve etkili topluluklar
arasında yaşatmaya çalışan Çuvaşlar dil ve folklor alanında Türk kültürünün arkaik
pek çok özelliğini günümüze kadar getirmişlerdir. Ancak gelişen dünya, küreselleşme,
teknolojik gelişmeler sözlü kültürün hızla yok olmasını da beraberinde getirmektedir.
Kültür aktarımında yeni yollar, teknolojik gelişmelerin kullanımı, kültürel zenginliklerin
kayda alınması ve bunların yeniden yaratılarak insanların beğenilerine sunulması bir
zorunluluk haline gelmiştir. Çuvaş şairi ŞuyınHivetiri de Ulıpdestanını kaleme alarak bu
sürece bir katkıda bulunmuştur. Yayımladığımız bu destan Manas, KozıKörpeş, Köroğlu,
Kız Jibek vb. gibi bir sözlü kültür ürünü değildir. Ulıp, şairin sözlü kültürden kendisi veya
başka araştırmacılar tarafından derlenen sözlü kültür malzemelerini, tarihi bazı olayları,
Çuvaş geleneksel dininin anlatmalarını hayal dünyasının zenginlikleriyle harmanlayarak
bir araya getirdiği, nazma çektiği bir eserdir. Çuvaş alplarını, arşuri gibi Çuvaş mitolojik
varlıklarını, esrel, iye, kiremet, vutış gibi geleneksel Çuvaş dini inançlarının varlıklarını,
tuhya, surpan gibi geleneksel giyim kuşamlarını, atasözlerini, deyimleri, bilmeceleri şair
büyük bir ustalıkla bir araya getirmiştir ve eserine nakşetmiştir.
Yayınlanan metin, Türk destan araştırmaları, folklor-edebiyat ilişkisi, mitoloji, halk
inanışları, yapma destanlar konusunda çalışan araştırmacılar tarafından da kullanılabilecek
önemli bir kaynaktır. Dr. Bülent Bayram, destan metnini Türkiye Türkçesine aktarmış,
açıklama notlarını hazırlamış ve destanı genel olarak değerlendirdiği giriş bölümünü de
kaleme almıştır. Bayram, eserin giriş kısmında, destanın şairi ŞuyınHivetiri, Ulıp destanının
konu ve olay örgüsü, Ulıp destanının önemli motifleri hakkında bilgi vermektedir. Metinde
destanın Çuvaş Türkçesi ve Türkiye Türkçesi aynı sayfada verilmektedir. Zaman zaman
metinde doğrudan aktarılamayan yerlerin açıklanması için yapılan açıklamaların yer aldığı
aktarma bölümünden sonra kısa açıklama notları ve dizin ile çalışma tamamlanmaktadır.
Hem yayımlanan metnin hacmi hem de açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla bu eser için
söylenecek çok söz araştırmacıların ilgisini beklemektedir.
Bugüne kadar birçok Türk destanını yayımlayan TÜRKSOY olarak Çuvaş Türklerinin
Ulıp destanını yayımlamak da bizleri ziyadesiyle mutlu etmiştir.
Düsen KASEİNOV
TÜRKSOY Genel Sekreteri
3
ÖN SÖZ
Destanlar, halk edebiyatı metinleri içerisinde diğer türlerle karşılaştırıldığında konuları
bakımından millî kültürün, millî hislerin yoğunluğu sebebiyle özel bir öneme sahip
olmuşlardır. Bir millî destana sahip olmak gurur kaynağı olmuştur. Pek çok milletin
folklor araştırmaları tarihinde destan araştırmaları çoğunlukla ilk sıralarda yer almıştır.
Milletlerin dünyada en çok tanınan halk edebiyatı metinlerinin de çoğu zaman destanlarının
oluşu ona atfedilen önemin bir başka göstergesidir. Halk edebiyatı denildiğinde Finlerin
Kalevala, Farsların Şehnâme, Kırgızların Manas, Rusların İgor, Yunanlıların İlyada ve
Odisse vb. ile birlikte zikredilmeleri bu önemden kaynaklanmaktadır. Destan metinleri,
milletin kahramanlık duygularını yansıtan metinlerin araştırılması yanında bir millî
destan yazılması da araştırmacıları, yazar ve şairleri meşgul eden bir başka konu olmuştur.
Sözlü gelenek içerisinde bir destan sahibi olamamış ya da olsalar dahi, zaman içerisinde
kaybolmuş, unutulmuş olmaları gibi sebeplerle millî destanı bir araya getirme çabaları
pek çok toplumda yeni destan metinlerinin daha doğrusu telif destan metinlerinin ortaya
çıkmasını sağlamıştır. Aslında yukarıda zikredilen metinlerin de birçoğu sözlü gelenekten
ziyade yazılı geleneğin ürünleridir. Ancak hepsinin yine de folklor geleneklerine
dayandığı bir gerçektir.
4
İdil-Ural bölgesinin Türk boylarından birisi olan Çuvaşlar da sözlü gelenek içerisinde
destan geleneğini koruyamamıştır. Günümüze kadar pek çok araştırmacı geçmiş
dönemlerde Çuvaşların bir destana sahip olduğu ancak zaman içerisinde bunun unutulduğu
şeklinde görüşler ileri sürmüşlerdir. Çuvaş halk edebiyatı malzemeleri içerisinde karşımıza
çıkan alp anlatmaları, kahramanlık masalları, tarihî efsaneler, beyitler araştırmacıların
zikredilen görüşlerini destekleyen en önemli malzemeler olmuşlardır. Başka milletler gibi
Çuvaşların da bir destana sahip olması gerektiği konusu Çuvaş şair ve yazarlarını uzun
bir süre meşgul etmiş; pek çok denemeden sonra da en kapsamlı manzume ŞuyınHivetiri
tarafından “ulıp” adıyla yayımlanmıştır. Eser sözlü gelenekten derlenmiş klasik anlamda
bir destan değildir; ancak konularını ve kahramanlarını özellikle de şekil özelliklerini
Çuvaş folklorundan, tarihinden, dinî inançlarından almıştır. Bütün bunlar yanında şair
kendi hayal dünyasından da katkılar yapmış zaman zaman da folklordan ve tarihten aldığı
olay, kahraman ve mekânlara orijinalinden farklı özellikler ve fonksiyonlar da yüklemiştir.
Bütün bunlarda onun zaman zaman Batı mitolojisinden de etkilendiği izlenimini de bize
vermektedir.
Eser 2012 yılında yayımladığımız ŞuyınHivetiri’ninUlıp Destanı (Çuvaş Kalevalası
Üzerine Bir İnceleme) adlı çalışmamızda tür, şekil özellikleri, motifleri ve epizotları,
tarihî, coğrafi ve dinî unsurları, kahramanları bakımından ayrıntılı bir şekilde
incelenmiştir. Söz konusu çalışmamızın da oldukça hacimli oluşu destan metninin ayrı
yayımlanması konusunda bir karara varmamızı sebep olmuştur. Elinizdeki bu çalışmada
esas olarak metnin yayını hedeflenmişse de destanın dikkat çeken bazı özellikleri ile
ilgili olarak kısa da olsa bir giriş bölümü kaleme alarak metnin daha iyi anlaşılmasına
katkıda bulunulması hedeflenmiştir. Bu bölümlerde zikredilenler daha önce yayımlamış
olduğumuz çalışmamızdan kısa alıntıları ve özetleri içermektedir. Bu bölümler mümkün
olduğu kadar kısa tutulmaya çalışılmıştır. Çünkü bu çalışmanın amacı metni tahlil etmek
değil daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacak notlarla metni yayına hazırlamaktır. Bu
nedenle destanı kaleme alan şair, kaleme aldığı destan ve onun folklorla olan bağlantısını
en iyi şekilde gösteren motifler bu bölümde genel hatlarıyla verilmiştir. Eserde yer alan
folklor motiflerinin geçtiği yerler dize numaraları esas alınarak verilmiştir. (Ulıp: …)
şeklinde yapılan göndermeler destanın ana metnini işaret etmektedir. (TB/…) Türkü
Başı; (TS/…) ise Türkü Sonu’na yapılan göndermeleri göstermektedir. Metnin tamamı
verildiği için göndermelerde metinden alıntılara yer verilmemiştir.
Destan metni transkripsiyonu ve Türkiye Türkçesine aktarımı ile birlikte aynı sayfada
verilmiştir. Türkü Başlangıcı-Ulıp Destanı-Türkü Sonu şeklinde sıralanan metnin bu üç
bölümün dizeleri birbirinden bağımsız olarak numaralandırılmıştır. Numaralandırmada
satır değil dize sayısı esas alınmıştır. Girişte destanla ilgili olarak verilen bilgiler ve
özellikle de motiflerle ilgili kısımda yapılan göndermeler bu dize numaraları esas alınarak
yapılmıştır. Türkü Başlangıcı (TB), destanın asıl metni (Ulıp), Türkü Sonu da (TS)
şeklinde kısaltılarak ayrı ayrı numaralandırılmıştır.
Aktarmada Türkiye Türkçesinde tam karşılığını bulamadığımız Çuvaş kültürüne ait bazı
kelimeler dipnotlarla açıklanmıştır. Kelimenin, metnimizde ilk geçtiği yerde dipnotu
verilmiş daha sonra bu dipnotlar tekrar verilmemiştir. Ancak dipnotlarda yer alan bu
açıklamalardan oluşturulan küçük bir açıklamalı sözlük de metnin sonuna eklenmiştir.
Bu açıklamalı kısa sözlükte bilgilerin alıntılandığı kaynaklar dipnotlarda gösterildiği için
burada zikredilmemiştir.
Metnin Türkiye Türkçesine aktarımında birçok yerde sorunlarla karşılaşılmıştır. Şair
standart Çuvaşçada olmayan çok sayıda kelimeyi kullanmıştır. Bu kelimelerden bir
bölümü ne standart yazı dilinde ne de ağızlarda yer almaktadır. Zaman zaman şairin
kendisi tarafından üretildiği düşünülen kelimeler de kullanılmıştır. Bu durum hem yapılan
sözlük taramalarında hem de alanın uzmanları ile konu üzerine yaptığımız görüşmelerde
tespit edilmiştir. Bu durumlarda destanın 2009 yılında yayımlanan Rusça tercümesine
de sık sık başvurulmuştur. Çuvaşça orijinali ile baştan sona karşılaştırdığımız Rusça
tercümede de tercih edilen serbest tercüme bazı kelimelerin anlaşılamaması konusundaki
sıkıntının sadece bizimle ilgili olmadığını da göstermektedir. Burada da karşılıklarını
tespit edemediğimiz kelimelerin yerlerini boş bırakmak yerine onları bağlama uygun bir
şekilde anlam bütünlüğü dikkate alınarak aktarma yolunu tercih ettik. Hem bu nedenle
hem de sadece sözlük anlamlarıyla kelimeleri karşılamanın üslup sorunlarını da ortaya
çıkardığı görüldüğü için serbest bir aktarım tercih edilmiştir. Gramer özellikleri ve sözlük
anlamlarının yerine üslup ve ahenk unsurlarının ön plana çıkarılmasına dikkat edilmiştir.
Ancak her halükarda bu konuda da sıkıntıların tamamen giderilmesinin mümkün
olmadığını da belirtmeliyiz.
Metnin Çuvaşça yayınlarında yer alan resimlerden yapılan seçmeler de metnin arasına
işlenmiştir. Bu resimlerin kaynakları ile ilgili göndermeler resimlerle ilgili açıklamaların
hemen yanında (Ulıp: sayfa no) şeklinde 1996 yılında yapılan Çuvaşça yayına yapılmıştır.
Yayının iç kapağındaki nota göre bu resimler V.G. Britvin tarafından yapılmıştır.
Eserin sonuna eklenen “Kaynaklar” kısmında ise sadece bu çalışmada atıfta bulunan
eserler yer almamıştır. Çuvaş halk edebiyatında destan ve yapma destan konusunda
kaleme alınmış olan temel kaynaklar zikredilmiştir.
5
Çalışmanın sonuna eklenen “Dizin” ise özel adlar, terimler yanında motiflerle ilgili
kısımda ayrıntısına giremediğimiz bazı kavram ve kelimelerden oluşmaktadır.
Çalışmanın her safhasında çok sayıda bilim adamının yardımını gördük. Özellikle
kaynaklara ulaşma ve aktarma konusunda sıkıştığımız durumlarda yardımlarını
esirgemeyen Prof. Dr. NikolayYegorov, Dr. EduardLebedev, Dr, AleksandrKuznetsov, Dr.
Oğuzhan Durmuş, Dr. Sinan Güzel ve Albina Kıran’a; metnin Türkiye Türkçesini kontrol
eden Dr. Abdulkadir Atıcı, Bünyamin Taş, Habibe Yastıkçı, Ertuğrul Karakuş, Serpil
Koyuncu’ya teşekkür ederim. Bütün bunlar yanında Çuvaşlar konusunda yazdığımız her
satırda katkıları olan ve 2002 yılından bu yana gönüllerini bizlere açan Türk Dünyasının
soğuk coğrafyasının sıcakkanlı bütün Çuvaş dostlarımı saygı ve şükranla anmak isterim.
Belki de yıllar süren çalışmalar neticesinde ortaya çıkan birçok eserin nihayetinde
karşılaştıkları en büyük sorun yayımlanma meselesidir. Bu konuda desteklerini
esirgemeyen Doç. Dr. Fırat Purtaş, TÜRKSOY genel sekreteri Düsen Kaseinov ve eserin
yayına hazırlanmasında emek sarf eden Türksoy çalışanlarına teşekkürü bir borç bilirim.
Kırklareli, 2013
6
İÇİNDEKİLER
SUNUŞ
ÖN SÖZ
İÇİNDEKİLER
KISALTMALAR
TRANSKRİPSİYON ALFABESİ
1. Şuyın Hivetiri ve Ulıp Destanı
2. Ulıp Destanı ve Destanın Konu ve Olay Örgüsü
3. Ulıp Destanı ve Destan Motifleri
3.1. Olağanüstü Doğumu ve Ad Verme
3.2. Kahramanın Çocukluğu ve Yetişmesi
3.3. İlk Kahramanlık
3.4. At
3.5. Sefer
3.6. Şölen
3.7. Kahramanların Hileyle Tutsak Olmaları
3.8. Yardımcı Kahraman
3.9. Düş
3.10. Alp Uykusu
3.11. Hayat Suyu
3.12. Yardımcı Nesneler
3.13. Formülistik Sayılar
4. ULIP DESTANI (TRANSKRİPSİYON-TÜRKİYE TÜRKÇESİ)
Türkü Başlangıcı
Birinci Türkü (Ulıp’ın Babası Uslati)
İkinci Türkü (Ulıp’ın Annesi Çikeş)
Üçüncü Türkü (Ulıp’ın Çocukluğu)
Dördüncü Türkü (Ulıp’ın Gökten Gördüğü Şaşırtıcı Olaylar)
Beşinci Türkü (Çuvaş Düşmanları)
Altıncı Türkü (Çuvaşların Yeni Yere Göçüşü)
Yedinci Türkü (Ulıp Dede Yanına Gider)
Sekizinci Türkü (Ulıp’la Ahıryan)
Dokuzuncu Türkü (Ulıp’ın Çavdar Bulması)
Onuncu Türkü (Ulıp Alpasti’yle Savaşır)
On Birinci Türkü (Ulıp Güneş Anası Yanında)
On İkinci Türkü (Şıpatan’ın Sahte Ulıp Olması)
On Üçüncü Türkü (Ulıp Büyükannesi Yanında)
On Dördüncü Türkü (Ulıp’ın Şirpü Bahadırı Kurtarması)
On Beşinci Türkü (Ulıp’ın Sikpırşa’yı Büyüden Kurtarması)
On Altıncı Türkü (Ulıp’la Nuhrat Padişahının Kızı Sarine)
On Yedinci Türkü (Nuhrat Padişah)
On Sekizinci Türkü (Ulıp’ın Kıtra Pinpuş Halkını Azaptan Kurtarması)
On Dokuzuncu Türkü (Sintir Mirza Sarine’yi Gelin Almak İçin Çabalar)
Yirminci Türkü (Ulıp’ın Eşkellilere Yardım Etmesi)
Yirmi Birinci Türkü (Ulıp’ın Mayrus’un Büyüsünü Yok Etmesi)
Yirmi İkinci Türkü (Ulıp’ın Maşik Amcayı Zindandan Kurtarması)
7
Yirmi Üçüncü Türkü (Asamat Ulıp İçin Mızrakla Aybalta Hazırlar)
Yirmi Dördüncü Türkü (Ulıp Altırkuş’u Yener)
Yirmi Beşinci Türkü (Menteleyle Senteley’in Ulıp’a Babasının Ateş Kılıcıyla Yelkanatı’nı
Aramayı Önermesi)
Yirmi Altıncı Türkü (Tuptul’un Ulıp’a Annesi ve Babasını Anlatması)
Yirmi Yedinci Türkü (Tanrıların Toplantısı)
Yirmi Sekizinci Türkü (Ulıp Çuvaşların Büyük Kurban Başı)
Yirmi Dokuzuncu Türkü (Ulıp’ın Terpit Han’ı Yenmesi)
Otuzuncu Türkü (Ulıp’ın Kalay Han’a Boyun Eğdirmesi)
Otuz Birinci Türkü (Ulıp’ın Ulenke’yi Azaptan Kurtarması)
Otuz İkinci Türkü (Ulıp Şutkun Ülkesinde)
Otuz Üçüncü Türkü (Ulıp’ın Yedi Kötülüğü Yenmesi)
Otuz Dördüncü Türkü (Ulıp’ın Macar Halkını Sıkıntıdan Kurtarması)
Otuz Beşinci Türkü (Ulıp’ın Kirişmet’i Yok Etmesi)
Otuz Altıncı Türkü (Patti’nin Çuvaş Ülkesine Saldırısı)
Otuz Yedinci Türkü (Ulıp’ın Kıtra Soyunu Kurtarması)
Otuz Sekizinci Türkü (Ulıp’ın Esremet’le Vuruşması)
Otuz Dokuzuncu Türkü (Ulıp’ın Ölümü)
Kırkıncı Türkü (Sarine’nin Ay Üstüne Çıkması)
Türkü Sonu
AÇIKLAMALAR
KAYNAKLAR
DİZİN
8
KISALTMALAR
A.N.
ASSR
bk.
C.
Çev.
ÇGİGN
ÇKİ
ÇPGĬİ ĬA
ÇT
haz.
KB
Knij. İzd.
krş.
L
MÖ
MS
s.
S.
ss.
Ş.N.
T.
TB
TS
TDK
TTK
vd.
Yay.
: Aktaranın notu
: Avtonomnaya Sovetskaya Sosyalistiçeskaya Respublika
: Bakınız
: Cilt
: Çeviren
: Çuvaşskiy Gumaniternıy İnstitut Gumanitarnıh Nauk
: Çuvaşskoye Knijnoye İzdatelstva/Çĭvaş Kĕneki İzdatelstvi
: Çĭvaş Patşalĭh Gumanitari Ĭslĭlĭhĕsen İnstituçĕn Ĭslĭlĭh Arhivi
: Çuvaş Türkçesi
: Hazırlayan
: Kültür Bakanlığı
: Knijnoye İzdatel’stvo
: Karşılaştırınız
: List (Sayfa)
: Milattan önce
: Milattan sonra
: Sayfa
: Sayı
: Sayfadan sayfaya
: Şairin notu
: Tom (Cilt)
: Türkü Başı
: Türkü Sonu
: Türk Dil Kurumu
: Türk Tarih Kurumu
: ve diğerleri
: Yayınları
9
TRANSKRİPSİYON ALFABESİ
10
Harf
Sesletim
а
ă
б
в
а
ă
бă
вă
Harf
çevrimi
a
ĭ
b
v
г
д
e
ë
ĕ
ж
з
и
гă
дă
e
ë
ĕ
жă
зă
и
й
Harf
Sesletim
п
р
с
ç
пă
рă
сă
çă
g
d
ye / e
yo

j
z
i
т
у
ÿ
ф
х
ц
ш
щ
йă
y
ъ
к
кă
k
ы
л
лă
l
ь
м
н
о
мă
нă
о
m
n
o
э
ю
я
тă
у
ÿ
фă
хă
цă
шă
щă
Sertleştirme
işareti
Ы
Yumuşatma
işareti
Э
Ю
Я
Harf
çevrimi
p
r
s

t
u
ü
f
h
ts
ş
şç
‘
ı
’
e
yu
ya
1. Şuyın Hivetiri ve Ulıp Destanı
Destanın şairi Şuyın Hivetiri (Simon Federoviç Fedorov), 27 Haziran 1913
tarihinde Çuvaş Cumhuriyeti’nin Şirpü rayonuna bağlı Aktaş köyünde, çiftçi
bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Babası Hivetir Grigoreviç’in ölümüyle
küçük yaşta öksüz kalan Hivetiri’yi annesi Aganiya Dimitriyevna tek başına
büyütür. 1947 yılında annesi de vefat eder. Yüksek öğretimini tamamlayana
kadar Hivetiri öğretmen olarak çalışır. Yüksek öğretimini tamamladıktan sonra
Çuvaşistan’ın farklı kurumlarında planlama ve finans alanlarında görev yapar. II.
Dünya Savaşı başlayınca Askeri Yüksek Okul’da okuyarak subay ünvanını alır.
Düşmanla Karelin cephesinde savaşır. Onun İkinci Dünya Savaşı’nda bulunduğu
cephenin Karelin olması da ilginç bir durumdur. Çünkü onu çok etkileyen
Finlerin Kalevala Destanı’nın asıl kaynağı Fin nüfusun yoğun olarak yaşadığı
Karelin bölgesidir. Hivetiri 1943 yılının sonunda ağır bir şekilde yaralanır ve
ikinci derece savaş gazisi olur. Ona savaşta gösterdiği kahramanlıklardan dolayı
Kızıl Yıldız nişanı, II. Dünya Savaşı I. Derece Hizmet Nişanı ve türlü madalyalar
verirler (Hivetiri 1996: 566).
Hivetiri’nin hayatının büyük bir bölümünde en önemli meşguliyetini
oluşturan Çuvaş destanının, Çuvaş kahramanlarının ve onların hikayelerinin
izlerini sürme ve bunları bir araya getirerek bir Çuvaş destanını gün yüzüne
çıkarma çabasının zirvesi “Ulıp” adını verdiği destanıdır. Hivetiri eserinin 1996
yılında basılan tam metni için yazdığı son sözde eserin kaleme alınış tarihini
ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır.
İlk olarak 1924-1925 yıllarında, yanıp ot biçtiğimiz zaman annem aniden
hastalandı ve düştü, annemin isteği üzerine köyümüzün yumsasının yanına gittim.
Köyde bu yumsaya Feoktist Vasilyeviç diyorlardı. Ben ona Hvetük amca derdim.
Kendisini sarhoş olunca Aktay Tanrısı yerine koyardı. Bu yumsa bana bakarken:
“Yerhipvar başındaki kötü Okan’ı tutarsan, iskemle, üç defa tıkırda!” dedi.
İskemle üç defa tıkırdayınca bana şöyle söyledi: “Anneni Yerhipvar başındaki
kötü tutmuş. Bu kötünün hemen şimdi gönlünü almazsan annen belki de ölür.”
Evde sadece ben vardım. Amcam, çocuklarla atları doyurmak için gecelemeye
ormana gitmişti. Akka, uzun süre önce evlendiği için kendi ailesiyle başka köyde
yaşıyordu. Usallardan çok korkuyorsan güneş batmadan hemen önce Yerhipvar
Usal’ının gönlünü alman lazım. Annem bir iki gün sonra iyileşti, sonra kendi
yanına oturtup başımı okşayarak “Ulıp gibi oldun oğlum.” derdi. Başka zaman
ben düşünceye dalınca bana “Ulıp gibi ol!” derdi (Hivetiri 1996: 567).
Şairin yaşadığı bu olayın ve annesinin ona sık sık “Ulıp gibi ol!” şeklindeki
ikazları onun üzerinde önemli bir etki bırakmıştır. Bunun ardından onun bu Ulıp
konusuna ve Çuvaş halk kültürüne yönelişindeki bir başka önemli olay şairin
meşhur Çuvaş etnografı GrigoriyTimofeyeviç ile tanışmasıdır diyebiliriz. Çuvaşça
kaleme alınmış en kapsamlı ilk folklor derlemeleri diyebileceğimiz Tıhıryal adlı
eserin yazarı Timofeyev’in öğrencisi oluşu şairin folklora olan ilgisini daha
artırmıştır. 1928 yılında Simbir’deki öğrenciliği sırasında sık sık Timofeyev ile bir
11
araya gelen Hivetiri ona annesinden dinlediği Ulıp hakkındaki rivayetleri anlatır.
Bunun üzerine Timofeyev ona bu tür anlatıları annesinden başka kişilerden de
derlemesini söyler. Timofeyev, öğrencisi Hivetiri ile konuşurken Ulıp’ın halkın
kahramanlığı olduğunu söyleyip bu konuyla ilgilenen kimsenin olmamasından
dert yanması en azından Çuvaşlar arasında bu tür destan parçalarının olduğuna
dair görüşleri de destekliyor olabilir (Rodionov 1988; Hivetiri 1996: 567).
Hivetiri, Timofeyev ile olan bu sohbetinde geçen önemli bir konuyu da
aktarır. Ulıp ile kimsenin ilgilenmemesinin bir sebebi vardır. Bu sebebi ve Ulıp
ile ilgilenilmemesinin doğuracağı sonuçları Timofeyev şaire anlatır:
12
Bununla ilgili olarak halkta tabu var. Tabu dediğin yasak demek olmalı.
Bu tabuya göre Ulıp Çuvaşlar arasına geri dönmeli, onun döneceği zamana
kadar Ulıp’la ilgili boş konuşmak yasaktır. Yoksa yedi yabancı Ulıp’ın geleceği
zamanı bilirse kapkacağı ters çevirip oturtabilir ve Ulıp’ın yolu kesilebilir. Kim
ki halkın yasağı dışına çıkar bu kişi kendi eceliyle değil halkın bedduasıyla
ölür. Yetmiyormuş gibi günümüzde Ulıp’la hiç ilgilenmiyorlar. Saflar bunu da
anlayamıyorlar ya Şimın! Yaşlılar ölüp bitiyorlar, onlarla bilikte Ulıp hakkında
anlatılanlar da ölüyor. Günümüzde bazıları, büyükler, iyi makamlarda oturanlar
Çuvaş destanı “Ulıp”ı halk arasında özel olarak derleyip, yenileyip, güçlendirerek
onu halk arasında tekrar yaymak düşüncesi onlarla ilgili olsa da onlar “Ulıp”
destanı bizim neyimize gerek diyorlar. Bunlar için artık “Ulıp” saman yığınındaki
altın anahtar olarak kalıyor, onu ara! İşte bunun için Çuvaş Yayınevi ile davamız
var artık dedi ve üzülerek el yazmalarını masaya vurdu. (Hivetiri 1996: 567-568).
Hivetiri bu yaşanılanların ardından Ulıp’la ilgili olarak halkın anlattıklarını
derlemeye başlar. Bu derleme faaliyetlerini sadece kendi köyünde değil çevre
köylerde de devam ettirir. Kendi notlarına göre Çuvaşistan’ı karış karış gezer;
Tataristan’da, Orenburg, Samara, Sibirya’da bu anlatıları derler. İkinci Dünya
Savaşı sırasında da bu çalışmalarına ara vermez. Başka halkların bahadırları
ile ilgili anlatıları burada da kaydetmeye devam eder (Rodionov 1988: Hivetiri
1996: 568).
Ulıp anlatmalarının derlenmesi, Hivetiri’nin karşısına zaman zaman
sorunlar da çıkarmıştır. Savaşta işitme duyusunu kaybetmesi sebebiyle kulaklığıyla
derleme yapmak durumunda kalan Hivetiri zaman zaman ajan muamelesi de
görmüştür. Ancak böyle durumlarda iyi niyetli görevlilerle karşılaşması onu
başına büyük belalar gelmesinden kurtarmıştır. O, bütün bu zorluklara rağmen
Timofeyev’in kendisine âdeta vasiyet ettiği çalışmaları aksatmadan devam
ettirmiştir. Ulıp hakkında yüz kadar anlatma derlemiştir. Bunlardan 67’si Ulıp
hakkında; 15’i Ulıp’ın annesi; 15’i de Şirpü ve Sikpırşa bahadırlar hakkındadır.
Hivetiri, malzemelerin yoğun olarak bulunduğu yerler hakkında da bize
bilgi vermektedir. Ulıp hakkındaki anlatılar Çuvaş Cumhuriyeti’nin Şirpü ve
Krasarmeyski rayonlarında güzel korunmuştur (Hivetiri 1996: 568).
Hivetiri, anlatmaları derlediği metinlerin künyeleri hakkında da ayrıntılı
bilgiler vermektedir. Özellikle kaynak kişilerin hepsinin adı metinlerin
derlenmesi esnasında kayda geçirilmiştir. Bu anlamda onun şairliği yanında
folklor derlemeleri konusunda da önemli bir kişilik olduğu dikkat çekmektedir.
Hivetiri’nin kaynak kişileri öncelikle kendi köyü olan Şirpü rayonunun Aktay
köyünden annesi Agapiya Dmitriyevna Dmitriyeva; P. T. Timofeyev (İrşe Petri),
F. Vasilyev, N. İ. Homskin (Kaçaka Mikulin); Çirkülli Patir köyünden R. İ.
Komissarov; Kayri Anatri köyünden T. P. Pavlov’dur. Bunun yanında Tıvay
rayonunun Tırmış köylüleri, yol ustası Fedorov, Orenburg oblastının Kaşirinsk
meteoroloji istasyonu müdürü İ. T. Timofeyev, Saratov oblastındaki Yeruslan
devlet çiftliğinin çobanı A. Şumalkina da Hivetiri’nin bilgilerine başvurduğu
diğer kaynak kişileridir (Yumart-Trofimova 2004: 347-360: Hivetiri 1996: 568569).
Hivetiri zaman zaman bu anlatıların icraları hakkında da bilgiler
vermektedir. Bazı usta masal anlatıcılarının da adlarını ve onların nasıl masal
anlattıklarını zikretmekteydi. Hivetiri bu konular hakkında daha fazla bilgiyi bize
ulaştırabilseydi belki de bunlar Çuvaş folklor araştırmalarında türlerin icrası ile
ilgili en sağlam ve kapsamlı bilgiler olacaktı. Çuvaşlar arasında halk edebiyatı
türlerinin icracıları hakkında bilgiler yok denecek kadar azdır. Hivetiri bir masal
ustası olarak adlandırdığı Petr Timofeyev’le ilgili olarak “Petr Timofeyeviç kördü
ve kara evde yaşıyordu. O, ocak önündeki peykeye otururdu ve eğik sigarasını
tüttürerek elliden fazla masal anlatırdı. Bu masalların arasında Ulıp hakkında
olanları da Ulıp ile ilgilileri de dinlemek mümkündü.” şeklindeki bilgileri
vermektedir (Hivetiri 1995: 569).
Hivetiri, annesinin anlattığı masalın Petr Timofeyeviç’ten daha zengin
ve ilginç olduğunu anlatır. Annesi, Ulıp hakkındaki bu anlatmaları Darye
teyzeden öğrenmiştir. Daha sonra dilencilik yapmaya başlayan Darye teyze,
annesinin kollarında vefat etmiştir. Darye teyze, Hivetiri’nin annesine “Ben
öldükten sonra Ulıp hakkında anlatıları sen anlatma, Ulıp hakkında anlatmanın
zamanı henüz gelmedi.” der. Ben, “Ulıp hakkında anlattığım için şimdi yolda
halkın bedduasıyla can veriyor olmalıyım.” der. Hivetiri’nin annesi de “Petr
amca çocukları bakmadığı için aç öldü, Hvetük amca ayağı kırıldığı için azap
içinde öldü. ” der ve kendisinin de Ulıp hakkında anlattığı için iyi bir şekilde
ölmeyeceğini düşünür. Hivetiri’nin “Ulıp hakkında dilimi tutamayıp anlattığım
için bu hayatı görüyorum herhalde oğlum. ” sözlerini hiç unutmadığını söylediği
annesi 1947 yılında Çeboksarı’da vefat eder (Hivetiri 1996: 569).
Hivetiri’nin yıllar süren bu derleme, parçaları bir araya getirme çabası,
hedefi, bu çalışmalardaki halis niyeti onun;
Ben tarihçi değilim, araştırmacı da değilim. Ben büyük saman yığınında halkın
altından da kıymetli zenginliğini toplayanıyım sadece. Ben altmış yıldan daha fazla
bir süre karışık kahverenkli çocukluğumdan başlayarak apak saçlı bir ihtiyar olana
kadar halkın altından da kıymetli zenginliğini özellikle aradım. Sarmantey’in sarı
13
tavuğu gibi halkın altından da kıymetli zenginliğini birer birer didikleye didikleye
topladım ve ipek ip üstüne geçirerek halkın zenginliğini işledim. Benim tek bir isteğim
var: Ulıp hakkındaki anlatıları onları çok az korunmuş olsa da zenginleştirerek, yedi
zirveli tepe gibi benzersizleştirerek destan seviyesine ulaştırmak ve halk arasında
yeniden yaymaktır. Kendi kısa ömrümde layıkıyla bunu hayata geçirememişsem
halkım affet beni. (Hivetiri 1996:570) cümlelerinde görülmektedir.
Hivetiri, Ulıp Destanı’nı Çuvaşların atalarının 700-800 yıl önceki dileklerini,
sevincini, aklını, ustalığını, önemli mitlerini, kahramanlık anlatmalarını, bilmecelerini
farklı zamanlarda oluşmuş olsalar da sanki aynı dönemdeymiş gibi bir araya getirerek
oluşmuş bir ansiklopediye benzetir. O, Çuvaşların tarihiyle ilgisi olsa da bir tarih
kitabı değildir. Ulıp’ın yaptığı işleri de tam olarak bir tarih kronolojisiyle birleştirmek
mümkün değildir (Rodionov 1988: Hivetiri 1996: 571).
Destanın asıl kaynağını Çuvaş alp anlatmaları oluşturmaktaysa da destan,
Çuvaş halk edebiyatının hemen hemen her türünden örnekleri işleyerek okurlara
sunmaktadır. Destanın metinler arası bir yöntemle incelenmesi onda bir araya
getirilen ve şekil ve içerik olarak âdeta yeniden yaratılan halk edebiyatı örneklerinin
zenginliğini de ortaya koyacaktır. Masal, efsane, mit, atasözü ve deyim, bilmece, halk
türküsü gibi birçok tür şair tarafından işlenerek destana sokulmuştur. Bu durum destanı
bir noktada telif bir eser olmaktan çok folklor malzemelerinin yeniden şekillendirilip
bir araya getirildiği bir esere dönüştürmektedir.
14
Destanın Çuvaşça baskısı için yazdığı son sözde Hivetiri’nin eserini kaleme
alırken kendisine yardım edenlere sunduğu teşekkürler, onun aslında birçok uzman
tarafından desteklendiğini göstermektedir. Çünkü bu destanın ortaya çıkış süreci
sadece Hivetiri’nin başlattığı ve sona erdirdiği bir süreç değildir. Çalışmanın girişinde
de üzerinde durduğumuz gibi bilim adamları Çuvaşlar arasında bir destanın olup
olmadığı, yok ise böyle bir destanın nasıl yaratılabileceği; folklorcular konu ile ilgili
malzemelerin derlenmesiyle; şairler ve yazarlar Çuvaş kahramanları ile ilgili manzum
ve mensur eserler kaleme alarak bu sürece katkıda bulunmuşlardır. Hivetiri’nin
eseri en azından bütün konuları kapsaması bakımından bunları zirveye çıkarmıştır.
Hivetiri, destanını kaleme alırken doğrudan katkılarını gördüğü şahsiyetleri de burada
zikreder. Çuvaş destanı yazma konusunda önemli gayretleri olan şair S. V. Elger;
Çuvaş yazarları İlpek Migulay ve A. S. Artemyev; bilim adamları M. R. Fedorov, V.
P Nikitin (Stanyal); V. G. Rodionov, G. T. Yumart; sanatkar M. K. Antonov eserin
tamamlanmasında şaire önemli yardımlarda bulunmuşlardır (Hivetiri 1996: 571).
Hivetir tarafından zikredilen bu isimler folklor ve edebiyat alanında Çuvaşistan’ın
önde gelen şahsiyetlerindendir. Bu kişilerin destanın düzenlenmesi sürecine önemli
katkıları olmuştur.
Ulıp Destanı’nın onlarca yıl süren çalışmaların ardından tam baskısı Çuvaşça
olarak 1996 yılında yapılır. Destan metninin ardından kitabın sonuna Hivetiri ve
destanla ilgili açıklamaların bulunduğu bir bölüm de eklenmiştir (Hivetiri 1996).
Destanın Çuvaşça metinlerinin bir bölümü de Çuvaşların farklı halk edebiyatı
türleri içerisinde yer alan epik eserlerinin bir araya getirildiği Çuvaş halk yaratıcılığı
serisi içerisinde yayımlanan Halĭh Epos cildinde yayımlanmıştır. Burada destanın
kırk türküsünden bir bölümü seçilerek yayımlanmıştır. Bunlar; Yedinci Türkü: Ulıp
Dedesi Yanına Gider; On Üçüncü Türkü: Ulıp Nenesi Yanına Gider; On Dördüncü
Türkü: Ulıp Şirpü Bahadırı Kurtarır, On Altıncı Türkü: Ulıp’la Nuhrat Padişahın
Kızı Sarine; On Yedinci Türkü: Nuhrat Padişah, On Dördüncü Türkü Sintir Mirza
Sarine’yle Evlenmek İster, Otuz Altıncı Türkü: Patti Çuvaş Ülkesine Saldırır adlı
bölümlerdir (Yumart-Trofimova 2004: 267-295)
Çuvaşça metinlerin yanı sıra Ulıp Destanı’nın 2009 yılında tam bir Rusça
çevirisi de yayımlanmıştır. Aristarha Dimitriyeva’nın Çuvaşça orijinalinden çevirdiği
metin V. D. Dimitriyev’in hazırladığı ön sözle yayımlanmıştır (Syuin 2009).
Metnin Rusçaya tercüme edilerek tekrar yayımlanması sadece Rus okurların
da dikkatine eseri sunmak değil biraz da günümüzde ana dil kullanımını büyük
oranda kaybeden çok sayıda Çuvaş’ın da bu eseri okumasını sağlamak içindir.
Yakın dönemlerde kaleme alınıp yayımlanmış olması sebebiyle destanın henüz
hiçbir yabancı dile çevirisi yoktur. Hazırladığımız bu Türkçe aktarmada Çuvaşça
metin esas alınmakla birlikte anlaşılması güç bazı durumlarda Rusça tercümeye de
başvurulmuştur.
2. Ulıp Destanı ve Destanın Konu ve Olay Örgüsü
Ulıp Destanı, kahramanlık konulu bir destan olarak tasarlanmış ve kaleme
alınmıştır. Ulıp bütün mücadelesini halkı ve vatanı için vermektedir. Bu anlamda
klasik bir destan kahramanına benzeyen Ulıp zaman zaman destan kahramanı
yanında mitolojik, masal kahramanı özelliklerini de göstermektedir. Ulıp’ın
yaptığı işler bir destan kahramanının yaptığı işlerdir. Ancak onun Çuvaş halkı
için yaptıkları sadece savaş meydanlarındaki mücadelelerinden ibaret değildir.
O, Çuvaşların hayatının her anında onlara yardım eden bir kahraman olarak
karşımıza çıkar. Tarla açılmasına yardım eder, köprü olup insanları karşıya
geçirir. Konudaki bu ayrıntıların Çuvaşların dünyaya bakışı ile ilgili olduğunu
söylemek mümkündür. Çuvaşlar geçirdikleri tarihi ve kültürel süreç içerisinde bu
tür bir kahraman yaratmışlardır (Bayram 2012).
Destanın Türkü Başlangıcı, işlev bakımından sözlü destanlarda, halk
hikâyelerinde anlatıma başlanmadan önce dinleyicilerin dikkatlerini anlatıma
toplamak için yapılanlara benzemektedir. Hivetiri, akatuya1 toplananları
potansiyel bir destan dinleyicisi olarak görmektedir; Mercan kız ise destan
anlatımını icra eden bir sanatçı gibi akatuya toplananlara ve daha doğrusu
1
Geleneksel olarak ekim işlerinin başladığında bütün Çuvaşlar arasında yılda bir kez kutlanan akatuy, Çuvaşlar arasında
günümüzde de en yaygın şekilde kutlanılan bayramdır. Bayrama öncelikle aile ve akraba için kutlama yapılarak başlanmaktadır
daha sonra da tarlaya çıkılır. Burada ürünün bereketli olması için yapılan toplu duadan başka eğlence niteliğinde at yarışı, koşu,
güreş gibi çeşitli aktiviteler de yapılır. Kazananın çeşitli hediyelerle ödüllendirildiği törenlerin ardından gençler tarlaya yumurta
ve değnek fırlatırlar. Bunların aldıkları duruma göre gelecekle ilgili tahminlerde bulunulur. Bu törenler toprağın verimini
artırmak ve iyi bir ürün elde etmek amacıyla gerçekleştirilmektedir (Arık 2005: 143).
15
onlar üzerinden okuyuculara seslenmektedir. Destanın bu bölümünün ardından
destanın her biri farklı bir şekilde adlandırılmış ve kırk bölümden oluşan kısmına
geçilmiştir. Ulıp Destanı’nın asıl bölümleri 40 türküden oluşmaktadır. Ancak bu
kırk türküden önce birbirinden bağımsız iki manzum bölüm daha bulunmaktadır.
Yirmi dizelik ilk manzum parça yoğun tabiat tasvirleriyle başlar ve bu kısım
aslında Hivetiri’nin annesinin, oğluna Ulıp ile ilgili vasiyetini içermektedir.
Çok eski dönemlerden beri halk arasında çok sevilen Ulıp’ın hikâyesinin halkın
ruhuna işlemek için yürekten söylenilmesi nasihatiyle bu manzum kısım biter
(Hivetiri 1996: 3).
Asıl destan metninden önceki ikinci manzum kısım Yurĭ Pulamĭşi
(Türkü Başlangıcı) olarak adlandırılmaktadır. Bu Türkü Başlangıcı’nda yine
tabiat tasvirleri ile başlar. Meşe, ıhlamurlarla dolu ormanın boşluklarında
akatuy devam etmektedir. Bu bölümde sık sık gusli2 ve onun etkileyici sesinden
bahsedilmektedir. Mitolojik bir yolculuk havasında Aslı Şaval kıyılarına ulaşılır.
Aslı Şaval’da kayınlar arasında otururlar. Kayının üzerine konmuş olan bir kuş bir
anda güzel bir kıza dönüşür. Bu kız yüzyıllardır Ulıp’ı beklediğini söyler. Bu kız
ancak yüzyılda bir kez yeryüzüne çıkıp buralarda dolaşabilmektedir. Ancak orada
bulunanlar Ulıp’ın nerede olduğu konusunda bir bilgilerinin olmadığını söylerler.
Bunun üzerine kız Ulıp’ın türküsünü söylemeye başlar. Akatuy’a katılanlar da
kızın bu türküsüne eşlik etmeye davet edilir (Hivetiri 1996: 4-7).
16
Asıl destan metninden önce gelen bu iki manzum parçanın ardından asıl
destana geçilir. Destan şair tarafından aslında destanın epizotları olarak da kabul
edebileceğimiz 40 parçaya ayrılmıştır. Destanın “yurı” olarak adlandırılan bu
bölümleri kısa bir nesir açıklama ile başlar. Bu nesir kısımlar halk hikâyeleri ya
da destanlarda karşımıza çıkan nesir bölümlere benzemezler. Sadece çoğu zaman
birbirinden bağımsız olan bölümlerin birkaç cümlelik özetini içermektedir. Bazı
durumlarda her bir bölüm diğerinden bağımsız farklı bir olayı içermektedir. Bu
nesir bölümler de kısaca o bölümün içeriğini bize aktarmaktadır. Bu sebeple
destanın olay örgüsünün bu parçalar üzerinden kurmak mümkündür:
1. Birinci Türkü (Ulıp’ın Babası Uslati): Çuvaş ülkesini koruyan
bahadırlar Ulıp’ın babası Uslati, Şirpü ve Sikpırşa’dır. Uslati bir gün hastalanır
ve yatağa düşer. Onun hastalığını Patti Han, Supar’dan işitir ve ordusuyla Çuvaş
ülkesine saldırır. Uslati hastalığını dikkate almaz ve zor durumda olan ülkesi
için düşmanla savaşmaya başlar. Ancak hastalığı ve yaşlılığının etkisiyle atından
düşer. Etrafını düşmanlar çevirir.
2. İkinci Türkü (Ulıp’ın Annesi Çikeş): Uslati’nin zor durumda oluşu
Çuvaş halk müziğinin telli çalgılarından birisidir. Aletin ana bölümü çam ya da köknar ağacından yapılmaktadır. Tellerin
altındaki bölüm ve tel anahtarları ise ise elma, armut ya da akçaağaçtan yapılmaktadır. Telleri daha eski dönemlerde damardan
daha sonra metalden yapılmaya başlanan bir müzik aletidir. Tellerinin sayısı 15-35 arasında değişmektedir. Sayısı kırkı bulanlar
oldukça seyrektir. Gusli Çuvaşlar arasında genel olarak 18-19. yüzyıllarda yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Panayırlar,
Hıristiyanlıka kadarki törenlerde defin ve diğer törenlerde, bayramlarda, şölenlerde, düğünlerde icra edilmiştir. Oturup diz
üzerine koyularak çalınmıştır (Kratkaya Çuvaşskaya 2001: 208).
2
karısı Çikeş’i çok üzer. Çikeş kocası için pınar başında Tanrılardan yardım ister.
Yer Anası,Uslati’yi kendi yanına çeker alır. Tanrının da hidayetiyle Çikeş hamile
kalır ve bir erkek çocuk dünyaya getirir. Çocuğun adını Ülem koyarlar. Çocuğun
ensesi ile başucu arasındaki işareti fark edince onun farklı bir kişi olacağını
anlayan Çikeş, bunu düşmanların öğrenip ona zarar verebilecekleri endişesiyle
çocuğa başka bir ad Ulıp adını verir.
3. Üçüncü Türkü (Ulıp’ın Çocukluğu): Ulıp’ın çocukluğunun anlatıldığı
bu bölümde Ulıp, bir destan kahramanına özgü bir şekilde çabucak büyür. Normal
insanlara göre çok iri yarıdır. Tarlada saban süren insanları cebine koyar evine
getirir ve annesine bunları gösterir. Annesi bu getirdiklerinin hayvan değil insan
olduğunu ve kendileri gibi büyük insanların bu dünyadan çekildikten sonra bu
küçük insanların onların yerine burada kalacağını söyler. Ulıp’a onları aldığı yere
götürüp bırakmasını söyler.
4. Dördüncü Türkü (Ulıp’ın Yukarıdan Gördüğü Hayrete Düşürücü
Şeyler): Ulıp köyün tarlasında yılan yavrusuyla çarpışır ve yılan yavrusu onu
gökyüzüne fırlatır. Ulıp şifalı bitkiler sayesinde iyileşir. Ulıp annesine gökteyken
gördüklerini anlatır. Çuvaş ülkesinde hiçbir şey iyi gitmemektedir. Çuvaş
ülkesinde azap, alay, aşağılama, akılsızca işler vb. sürüp gitmektedir. Çuvaş
padişahını umursamazlar bile. Ulıp bu olaylara çok üzülür.
5. Beşinci Türkü (Çuvaşların Düşmanları): Amukay Çuvaş ülkesine
gelir. Ahıryan, İlmeykker, Esrel, Vupır, İye, Lanetli karcık ve Kirişmet halkın en
büyük düşmanlarıdır. Bunların tersine Kuykırış (Baht kuşu) Çuvaşlara yardım
eder. Yurekke kızı padişah tahtına oturtur. O, halka kıyamet gününde bile yardım
edebilmektedir.
6. Altıncı Türkü (Çuvaşların Yeni Yere Göçüşü): Halk, Ulenke
Han’ın emriyle yeni yere göçer. Bu uzun ve zorlu bir yoldur. Dünya kapısından
başlayıp Sır tepesinin eteğine ulaşırlar. Nerede yaşanılacağını yayla okun ucu
göstermektedir. Bu göçe katılan halk içinde boyların adları Viryel, NuhratPılhar
ve Nura Pılhar’dır.
7. Yedinci Türkü (Ulıp Büyükbabası Yanına Gider): Ulıp, halkın arasına
girerek düşmana karşı çıkar. Düşmanı ortadan kaldırma düşüncesinde olduğunu
babasına söyler. Babası buna karşı gelir ancak oğlunun kendi isteklerini hayata
geçirme konusundaki kararlılığını görünce onunla anlaşır ve onu büyükbabasının
yanına gönderir. Büyükbaba yedi yıl içinde köy işlerini de, bina yapma işini de,
savaşmayı da, kendisini güçlendirmek için ne gibi hediyeler alması gerektiğini
de ona öğretir.
8. Sekizinci Türkü (Ulıp’la Ahıryan): Hediyelik olarak yapılacak
çarık için gerekli olan lif Ahıryan’dadır. Ahıryan için yapılan saray ise on gün
yıkılamayacak kadar sağlamdır. Yıkılmayan saray için onun başının dal üstünde
asılacağını bilince Ahıryan yuvasından dışarı çıkar.
17
9. Dokuzuncu Türkü (Ulıp’ın Çavdar Bulması): Ulıp, hediye olarak
birçok çavdar tohumu bulur ve onları karınca padişahının hastalandığını duyunca
onu iyileştirmek için karıncalara verir. Ulıp, karınca padişahının yanına gider.
Onun söylediği şekilde karıncalar Ulıp’a 77 çavdar tohumu bulur verir. Ulıp,
bunlardan birkaç yıl sonra bir ambar buğday yapar.
10. Onuncu Türkü (Ulĭp Alpasti’yle Savaşır): Ulıp zambakların yetiştiği
yere gider. Burası Alpasti’nin topraklarıdır. Ulıp’la öncelikle tazı çarpışır. Sonra
da Alpasti onunla çarpışır. Sürüdeki hayvanlar Ulıp’ınAlpasti’yi yenmesi için
ona yardım ederler.
11. On Birinci Türkü (Ulıp Güneş Aynası Yanında): Çuvaşlar Vutış adlı
kötü ruh yüzünden ateşsiz kalır. Vutış’ı Çuvaş ülkesinden nasıl kovulabileceğini
sadece Lerkke bilmektedir. Ulıp, bu sebeple Lerkke yanına gider. Onun gönlünü
alır ve Lerkke onu güneş anasının yanına gönderir. Güneş anası Vutış’ı kovmak
için güneşin parçasını verir. Güneş parçası, Vutış’ı Çuvaş ülkesinden kovar.
12. On İkinci Türkü (Şıpatan’ın Sahte Ulıp Olması): Büyücülerin
bayramında Vutkınay, Alpasti, Kirişmet, Vutış gibi kötüler toplanarak Ulıp’ı
öldürmek için anlaşırlar. Şıpatan, Ulıp’ın köyünde sahte Ulıp olur. Bu şekilde
gerçek Ulıp’ı köyden kovdurmak için köylüleri kışkırtır.
18
13. On Üçüncü Türkü (Ulıp Büyükannesinin Yanında): Çikeş oğlunun
isteklerini gerçekleştirmesi için kendi hayatına acımaz, ölür. Ulıp yumak ardından
yer altında yaşayan büyükannesinin yanına gider. Orada güç veren ilacı içer,
babasının giyim-kuşamını alır. Büyükannesi onu yolcu ederken Şirpü bahadırla
Sikpırşa’yı kötülükten kurtarmaya çağırır.
14. On Dördüncü Türkü (Ulıp Şirpü Bahadırı Kurtarır): Ulıp, Tuşi
tepesi altındaki üç başlı yılanla savaşarak onu yok eder. Şirpü bahadır zincirlenmiş
bir şekilde çok eziyet görmektedir. Onu,Ulıp zincirden kurtarır. İkisi birlikte, Tuşi
tepesini yok ederler ve oradaki halkı esaretten kurtarırlar.
15. On Beşinci Türkü (Ulıp’ın Sikpırşa’yı Büyüden Kurtarması):
Kuzey ışığı atar. Ulıp, ondan Sikpırşa’yı bulup vermesini ister. Kuğu göle dalar
onun ardından gemi de deniz kuşuna dönüp atılır. Ulıp, deniz kuşunu taşla vurup
öldürür, kuğuyu omuzları üstünden vurur. O kuğu güzel bir kıza dönüşür. Kız
Ulıp’aSikpırşa’yı bulmak için yardım eder, çevredeki köyleri, şehri, insanları
büyüden kurtarır.
16. On Altıncı Türkü (Ulıp’la Nuhrat Padişahının Kızı Sarine): Köy
halkı padişahın kızı Sarine’nin, İlmeykker’e yemek olmaya gitmesi sebebiyle
ağlar. Çuvaş türküsü için Ulıp’laİlmeykker arasında savaş olur. Ulıp, İlmeykker’i
yener. Ulıp, Çuvaş türküsüyle Sarine’yi ölümden kurtarır. Sarine ona ölümden
kurtardığı için yüzük takar.
17. On Yedinci Türkü (Nuhrat Padişahı): Sintir Mirza oldukça
şöhretlidir. Onu padişahın kızını kurtaran kişi diye överler. Nuhrat padişahı, kızı
Sarine’yiSintir Mirza’ya gelin vermek istediğini söyler. Sarine ise babasına kesin
bir şekilde “Eğer Sintir Mirza, İlmeykker’in bir dilini önüme koyarsa onunla
evlenirim ancak. ” der.
18. On Sekizinci Türkü (Ulıp’ın Pinpuş Halkını Azaptan
Kurtarması): KıtraPinpuş küser. Bir grup Viryal kişisi yeni bir yere göçer gelir.
Onlar yolda Şıpatan’ın esiri olurlar. Dayanılmaz eziyetler, işkenceler görürler.
Ulıp yağmur bulutunu delip yağmur yağdırır. Şıpatan’a su boşaltıp bozkırdan
tekrar tarla yapar. Halkı zulümden kurtarır, sonra da yeni yere göç edenleri derin
ırmaktan kendi üzerinde geçirir.
19. On Dokuzuncu Türkü (Sintir Mirza Sarine’yi Gelin Almak İçin
Çabalar): Yüz kilometre uzaktan olanları duyabilen Sirkke ile Ulıp birliktedir.
Bulgar şehrinde ise bir şeyler oluyor. Sirkke,Ulıp’ı Bulgar’a gitmesi için çağırır.
Ulıp yaşlı meşe tepesinde halk türküsüyle Bulgar şehrindedir, Çuvaş türküsü kuş
olan Sarine’yi ölümden kurtarır. Sarine, Ulıp’ı görünce; “Beni İlmeykker’den
kurtaran adam işte bu yiğit. ”der.
20. Yirminci Türkü (Ulıp’ın Eşkellilere Yardım Etmesi): Ulıp sık
ormanda eziyet gören sıkıntı çeken bir halkla karşılaşır. Köylüler imece
yapmaktadır. Ulıp bu halka yardım etmeye başlar, orman kökler, tarla yapar, ev
çevirir. Bir ev ziyafeti verilir. Eşkel halkı bütün Çuvaşların adına Ulıp’a hayır
duası eder, ona hediyeler verir.
21. Yirmi Birinci Türkü (Ulıp’ın Mayrus’un Büyüsünü Yok Etmesi):
Mayrus, Maşik ustayı Çuvaşların ümidini vermedi diye hapseder. Bu ustanın
hapiste yattığını sadece iki kişi bilir. Bu nedenle Mayrus onları büyüleyerek
sakatlar, onlar birbirlerini anlamazlar. Ulıp türkü söyler ve onun türküsünün
yardımıyla sakatlar birbirini anlamaya başlar ve konuşurlar.
22. Yirmi İkinci Türkü (Ulıp’ın Maşik Amcayı Zindandan
Kurtarması): Ulıp’laAhplat bahadır birlikte Mayrus’un değirmen bendini,
değirmenini yıkarlar. Elpine’yi kurtarırlar.
23. Yirmi Üçüncü Türkü (Asamat Ulıp İçin Mızrakla Aybalta
Hazırlar): Ulıp cehennem iyesini arabaya koşunca,Timir dağa demirci Asamat
atını götürür. Timir dağı dövünce önce oradan para saçan cüzdan, ölçülemeyen
orak, hayvanları öldüren mızrak yapar. Bunlar Ulıp’ın hiç hoşuna gitmez ve
onların hepsini ateşe atar. Sadece mızrakla aybaltayı alır.
24. Yirmi Dördüncü Türkü (Ulıp’ın Altırkuş’u ‘Tepegöz’ü’ Yenmesi):
UlıpŞavla deniz tarafından Sive kıyısına döner, elbisesinin tozlarını çırpar,
çevredeki çalıya koyar. Puşı Tepesi çevresine Sive akarsuyunu çevirir, yetişmiş
ormanı bir yerden başka bir yere diker, bir avuç toprakla düşmanı yer altına sokar.
AltırkuşUlıp’la dalga geçer ve ona çobanlık teklif eder. Ulıp onu uzun başıyla
cezalandırır.
19
25. Yirmi Beşinci Türkü (Senteley’in Ulıp’a Babasının Ateş Kılıcıyla
Yelkanat’ını Aramasını Önermesi): Ulıp, Menteley’leSenteley’den babasının
yetiştirdiği Yelkanat adlı küheylanının olduğunu, Asamat’ın yaptığı ateş kılıcının
olduğunu öğrenir. Onlardan bunları bulmalarını ister.
26. Yirmi Altıncı Türkü (Tuptil’in Ulıp’a Annesi ve Babası Hakkında
Bahsetmesi): Uslati, yer anasının küçük kızını insan önünde öptüğü için ayıp
elbisesini giymesinden kurtarmak için iyi bir iş yapar. Dünya kapısını dışarıdan
eve koyar. Gelecek kıyamet gününü uzaklaştırır. Tıtamas güneşi kaldırır ve yere
ışık gelmez. UslatiTıtamas’ı vurur dağıtır ve Atıl bahadır adını alır.
27. Yirmi Yedinci Türkü (Tanrıların Toplantısı): Tanrılar toplanırlar.
Çuvaş ülkesine Ulıp’la birlikte halka çok zarar geldi, halk günaha girdi diye
ayıplarlar. Ahplat’laUlıp’ı yürekleri donana kadar dondururlar. Bahar Tanrısı
onun yanına girer ve soğuğu Ahplat’tan kovar.
28. Yirmi Sekizinci Türkü (Ulıp Çuvaşların Büyük Kurban Başı):
Çuvaş ülkesinde büyük danışman, büyük kurban başı ölür. Padişahla Sarine
halk arasında dolaşan kinayeli konuşmalar duyarlar. Ustaların toplantısında bu
kinayeleri anlamaya çalışırlar. Ancak beceremezler. Ulıp toplantıdaki kinayeleri
açar ve büyük danışman olur.
20
29. Yirmi Dokuzuncu Türkü (Ulıp’ın Terpit Han’ı Yenmesi): Yaşlı
kadın Ulıp’ı güneşle ay aracılığıyla kölelikten kurtarmasını rica eder. Terpit
Han’ın yüreği kendisiyle birlikte olmasa da Ulıp onu bulur ve öldürür.
30. Otuzuncu Türkü (Ulıp’ın Kalay Han’a Boyun Eğdirmesi): Ulıp,
Kalay Han’a doğru yönelir. Dede, Kalay Han’ı nasıl alt edebileceğini Ulıp’a
öğretir. Kalay Han’ı, güç suyuyla ölü suyu hazırlamasını durdurur, öldürür. Ulıp
bitkin düşen insanlara anavatanlarına ulaşmak, güç-kuvvet vermek için kendi
kanını içirir.
31. Otuz Birinci Türkü (Ulıp’ınUlenke’yi Azaptan Kurtarması): Aslati
Tanrı, Ulenke başbuğu zincirler. Ulenke, azap görür, kıvranır. Ulıp, Ulenke’yi
ayağa kaldırır. Elpine kartal olup Ulenke’yi Çuvaş ülkesiyle tanıştırır, onu
sevindirir.
32. Otuz İkinci Türkü (UlıpŞutkun Ülkesinde): Şutkun ülkesindeki
zenginlik güçlenir. Fakirlik biter halk kardeşçe yaşar. Ninel padişah Ulıp’a
ülkedeki düzeni yaymasını öğretir. Ulıp gerekli sözleri unutmamak gerekir
diyerek, eve gidene kadar hiçbir şekilde uyumaz. Vupır kediye dönüşüp Ulıp’ı
uyutur ve gerekli kelimeyi unutturur.
33. Otuz Üçüncü Türkü (Ulıp’ın Yedi Kötülüğü Yenmesi): Ulıp,
babasının yadigârını arayarak yedi kötülüğü yener. Mercan, eğer onunla evlenir
ve onunla birlikte Mercan’ın ülkesinde yaşamak isterse yedi kötülük yerine yedi
baht göstermek ister. Ulıp babasının Yelkanat atına binip ateş kılıcıyla birlikte
Çuvaş ülkesine geri döner.
34. Otuz Dördüncü Türkü (Ulıp’ın Macar Halkını Sıkıntıdan
Kurtarması): Sikpırşa,Arpat padişahın damadıdır. Macar halkı düşmanın azabına
direnir. Ulıp, Şirpü bahadır ve küçük insanlar, Sikpırşa ile Katrin’i baba soyunu
azaptan kurtarırlar. Macar padişahı Arpat damadına soyunun tılsımını verir.
35. Otuz Beşinci Türkü (Ulıp’ın Kirişmet’i Yok Etmesi): Ulıp
Çuvaşların bahtını kurtarmak için Kirişmet’in yanına gider. Şıpatan’laVupır
Çuvaş bahadırlarının yolunu kesmek ister. Ulıp, Şirpü bahadır, Sikpırşa ile birlikte
Kirişmet’i kuşatıp canını çıkarırlar. Çuvaş bahtı tekrar Çuvaşların eline geçer.
36. Otuz Altıncı Türkü (Patti’nin Çuvaş Ülkesine Saldırması): Çuvaş
ülkesinde halk mutlu ve mesuttur. Ancak bu herkesin hoşuna gitmez, onlar
Ulıp’tan kurtulmak isterler. Ulıp’ı bitirmek için Kiyev tavsiyesini, Patti Han’a
kabul ettirir. Patti Han, Paştan bahadırla Çuvaş ülkesine gelir. Ulıp,Paştan
bahadırla savaşır ve onu yener.
37. Otuz Yedinci Türkü (Ulıp’ın Kıtra Soyunu Kurtarması): Çuvaşların
büyük kurbanı gelir. Kurban başı Ulıp, Bulgar’da bayramda gençlerin yarışması
devam etmektedir. Ulıp’ın oğlu Urtem yarışı kazanır ve ödülünü alır. Ulıp,Kıtra
halkını kuşatan yedi yabancıları dağıtır. Kıtra için kale çevirir.
38. Otuz Sekizinci Türkü (Ulıp’ın Esremet’le Vuruşması): Yelkanat
batıdan dönerken yol üstünde tökezler. Ulıp’a düşmanın Çuvaş’a saldırdığını
haber verir. UlıpEsremet’le çarpışır. EsremetUlıp’a yenileceğini anlayınca Çuvaş
ülkesinden kaçar.
39. Otuz Dokuzuncu Türkü (Ulıp’ın Ölümü): Düşmanlar büyücülerin
yardımıyla Ulıp’ı öldürürler. Çuvaşların talih kitabını ineğe yedirirler. Supetey
büyülü eldivenle demetlerden asker yapar. Bulgar şehrini kuşatır. Sikpırşa ile
Şirpü bahadır savaşta ölürler. Şehir düşmana boyun eğer.
40. Kırkıncı Türkü (Sarine’nin Ay Üstüne Çıkması): Sarine, babasının
istediği gibi, kölelikten kurtulmak için güvercin olmayı istemez, Ulıp’a yüzük
vermeye gider. Onun meşhur yüzüğü çok eskiden küheylanlardan olan fareleri
tekrar küheylanlara çevirir ve kadınlar ordusunun komutanı olarak Bulgar’daki
düşmanı vurup dağıtır. Köle olan kadınları kurtarır. Sarine ile Mercan buluşurlar ve
birlikte hayat suyuyla ölüm suyunu almaya giderler. Ulıp’ı yeniden canlandırırlar.
Ulıp,Sarine’nin gökkuşağından ay üstüne çıktığını görünce horlanıp büyük
annesinin yanına gitmek için yer altına gider.
Şair’in, destanını kırk bölümde tamamlandıktan sonra Türkü Sonu adını
verdiği bölümde Süpetey, Bulgar şehrini yakıp yıkmıştır. Nuhrat padişah ve
Urtem,Silpi’yi kurtarmak için mücadeleye devam etmektedir. Halk, Nuhrat
padişahla beraber küle dönmüş Bulgar’a gelir. Şair başka bir masala göre
Nuhrat’ın burada öldüğünün anlatıldığını söyler. Urtem ve annesi Sarine bir
grup halkla Aslı Şaval kıyısına gelirler. Sarine de burada vefat eder. Ulıp’ın oğlu
Sintirvarri’ye yerleşir ve destan tamamlanır.
21
3. Ulıp Destanı ve Destan Motifleri
3.1. Olağanüstü Doğumu ve Ad Verme
Kahramanın olağanüstü doğumu, Türk destanlarında bazı durumlarda
çocuksuzluk motifiyle birlikte ortaya çıkmaktadır. Çocuksuzluk destan, masal,
halk hikâyesi gibi halk edebiyatı ürünlerinde karşımıza çıkan önemli motiflerinden
birisidir. Çocuksuzluk sadece Türk halk edebiyatının değil dünyanın farklı
milletlerinin halk edebiyatının da önemli motiflerindendir. StitihThompson,
motif indeksinde N825. 1’de bu motifi Childlessoldcoupleadopthero (Çocuksuz
yaşlı çiftin evlat edinmesi) başlığı altında vermiştir (Thompson 1975d: 135).
Kahramanın ailesi ile ilgili bölümde görüldüğü üzere Ulıp’ın babası ve annesi yaşlı
bir çifttir. Ancak onların destanın baş kısmında çocuksuzluktan mustarip olmaları
ve bu sıkıntıyı gidermek için çare aradıklarına dair hiçbir bilgi bulunmamaktadır.
Yaşlı bir çiftin çocuk sahibi oluşu bir olağanüstü doğum motifidir. Aynı zamanda
Çikeş’in rüyasında çocuğunun doğacağına dair bir rüya görmesi olağanüstü
doğumun bir diğer işareti olarak karşımıza çıkmaktadır (Ulıp 493/536)
22
Olağanüstü bir şekilde doğan kahramana ad verilmesi de destanda işlenen
önemli motiflerden birisidir. Ulıp’a adının konulması da onun doğum ve çocukluk
döneminin en önemli aşamalarından birisidir. Türk geleneğinde ad koyma birçok
ritüel ve inancı da beraberinde getiren kompleks bir yapıdır. Koyulacak ad, adın
kim tarafından konulacağı, adın ne zaman verileceği gibi pek çok unsur bu ad
koyma sürecini etkilemektedir. Ulıp destanında da kahramana adı geleneklere
uygun olarak Pliska adlı sözü geçer, toplum tarafından saygı gösterilen bir ihtiyar
tarafından verilmektedir (Ulıp 698-718).
Pliska’nın ad vermede ettiği dualar içerik bakımından bazı farklılıklar
olmakla birlikte Dede Korkut’un dualarına benzemektedir. Dualarda çocuğun
mutlu bir hayat sürmesi, toplum yararına işler yapması gibi konuların ağırlık
kazandığı görülmektedir. Adın verilmesinden sonra çocuğun başında taşıdığı
işaret fark edilince onun geleceğinden endişe edilip düşmanın geldiği görülünce
düşmanın onu tanımaması için farklı bir ad daha koyulur. Çocuk, ilk konulan adı
Ülem ile değil de Ulıp adı ile tanınır (Ulıp 754-770).
Ulıp’ın doğumu diğer Türk destanlarında karşımıza çıkan olağanüstü
motiflerle süslü değilse de rüya motifiyle birleşerek yaşlı karı kocadan dünyaya
gelmesi sebebiyle sıradan bir doğum değildir. Aynı zamanda savaş meydanında
ölen babanın varisi olarak dünyaya geliyor olması da onun doğumundaki bir başka
olağanüstülük olarak kabul edilebilir. Bu durumda Ulıp, babasından mücadeleyi
devralıp tıpkı Manas-Semetey-Seytek üçlemesinde olduğu gibi bu mücadeleyi
devam ettirmektedir.
3.2. Kahramanın Çocukluğu ve Yetişmesi
Olağanüstü bir şekilde doğan destan kahramanlarının büyümeleri de
diğer insanlardan farklıdır. Normal insanlarla karşılaştırıldıklarında destan
kahramanları çok iri yapılı, güçlü, akıllı olarak tasvir edilmektedir. Bu durumun
bütün destanlar için geçerli olduğu da söylenebilir. Destanlarda onların çocukluk
dönemi hakkında ayrıntıya girilmesi söz konusu değildir. Ulıp Destanı’nda
karşımıza çıkan Ulıp’ın çocukluğundaki özellikleri destan kahramanlarının
özellikleri ile örtüşmektedir. Kahramanın çocukluk yılları da doğumunda olduğu
gibi olağandışıdır ve normal insanlardan çok farklıdır. Ulıp’ın destana yansıyan
özellikleri ve onun çocukken büyümesi destan kahramanları ile paralellik
göstermektedir. Ulıp’ın çocukluğu destanda geleneksel destanlara has bir şekilde
anlatılmaktadır. Ulıp, normal insanlardan çok daha çabuk bir şekilde büyür.
Ulıp’ın çocukluğu, onun özellikleri ve çabuk büyümesi gibi özellikler bakımından
destanlarla paralellikler göstermektedir. Bu bölüme özellikle alp anlatmalarının
kaynaklık ettiğini belirtmekte de fayda vardır. Ulıp’ın çocukluğunda normal
insanların çocuklarıyla oyun oynamak istemesi neticesinde meydana gelen
olaylar da burada değerlendirilebilirdi (Ulıp 537-551, 793-836).
3.3. İlk Kahramanlık
Destan kahramanlarının vahşi hayvanlara karşı verdikleri mücadeleler
ve vahşi hayvanı yenerek gösterdikleri ilk kahramanlıklar destan geleneğinde
karşımıza sıkça çıkan motiflerden birisidir. Ulıp da kendisini oyuna almak
istemeyen çocukların ilk sınamalarından başarıyla geçmişse de onun ilk
kahramanlığı insana saldıran vahşi bir yılanı öldürmesidir. Annesinin isteği
üzerine atı ve sabanıyla cebine koyduğu insanları tekrar kendi yerlerine bırakan
Ulıp burada orman içinde insana saldıran vahşi yılanı öldürerek ilk kahramanlığını
da yapmış olmaktadır (Ulıp 1049-1098).
3.4. At
Ulıp Destanı’nda at ile ilgili ilk bilgiler,Ulıp’ın kendisi gibi kahraman olan
babası Uslati ile ilgili bölümde geçmektedir. Uslati tanıtılırken öncelikle karısı
Çikeş ve onun ardından da atı yelkanattan bahsedilmektedir. Yelkanat çok hızlı
koşan atlar için kullanılan bir addır. Uslati, yelkanat atı ile birlikte anılmakta,
seferlere onunla birlikte çıkmaktadır. Ancak Ulıp’ın babasından kendisine miras
kalan Yelkanat at ve kılıcı alması destanın ilerleyen bölümlerinde olacaktır (Ulıp
18-34).
Destanın asıl kahramanı olan Ulıp’ın at ile ilk tanışması ise destanda
masalsı bir olağanüstülükle aktarılan olay neticesinde olmuştur. Destanın bazı
bölümlerinin geleneksel destan üslubundan çok masal üslubuna yakın olduğunu
da gösteren bir bölüm olması açısından dikkate değerdir. Zaten doğumu ve
büyümesi olağanüstü olan Ulıp, göl kenarında oynarken bir kayın ağacını
dibinden söker ve bunun gövdesini kendisine at, başını da kamçı yapar (Ulıp
907-914).
Ulıp’ın bir destan kahramanı olarak düşmanlarla savaşması için
silahlanması durumu, destanın çok daha sonraki bölümlerinde karşımıza
çıkmaktadır. Destanın yirmi üçüncü türküsünde yer alan demir dağ motifleriyle
23
birlikte destan kahramanın ilk defa silah sahibi olması da karşımıza çıkmaktadır.
Türk destanlarının önemli motiflerinden birisidir. Ulıp’ın Şeytanlarla mücadelesi
neticesinde getirilen Demir Dağ’dan yapılan para, iğne, orak gibi nesnelerin
hiçbirisini kabul etmeyen Ulıp, demirciden Aybalta ile mızrak yapmasını ister.
Ulıp, destan kahramanlarına has bir şekilde dünyevi basit işler için gerekli olan
nesneleri reddeder. Bunun yerine onun için özel aybalta ve mızrak yaptırılır (Ulıp
8193-8246).
Ancak Ulıp’ın mızrak ve aybalta sahibi olması destan kahramanı için yeterli
değildir. Türk destanlarında kahramanın asıl yardımcısı olan atı ve kılıcı halen
mevcut değildir. Bu eksikliğin giderilmesi ise destanın yirmi beşinci türküsünde
olmaktadır. Menteley ve Senteley adlı ihtiyarlardan yaşlı olanı ki bu yaşlı olan
destanda belirtilmemiştir, Ulıp’ın iyi bir küheylan at ve kılıca sahip olmaması
durumunda düşmanlarıyla baş edemeyeceğini söylerler. Ulıp da bunlara nasıl
sahip olacağını onlara sorar (Ulıp 8864-8902).
24
Ulıp’ın sahip olması gereken at, babası Uslati’nin ölümden kurtardığı attır.
Babası onu ölümden kurtardığı için bu küheylan onun her dilediğini yerine getiren
sadık bir dost haline gelmiştir. Atın büyümesi ve gelişmesi de kahramanlara has
bir şekilde olağanüstü motiflerle süslenerek bu bölümde ayrıntılı bir şekilde yer
almıştır. Onun taşıdığı olağanüstülükler de büyük bir ihtimalle onun olağanüstü
bir şekilde büyümesinden kaynaklanmaktadır (Ulıp 9012-9076). Bu bölümde
dikkat çeken bir başka husus da küheylana ad verildikten sonra aygır göl
kıyısına götürülüp suya sokulur ve sudan çıkan aygır konuşmaya başlar. Bu Türk
kültüründeki sudan çıkan at motifinin bozulmuş bir şeklini akla getirmektedir.
Ulıp gerçek bir destan kahramanı gibi bir yandan kahramanlıklar yaparken
diğer yandan da halen çeşitli sınamalara tabi tutulmaya devam etmektedir. Ulıp’ın
babasından kalan küheylan at ve kılıca ulaşabilmesi için yedi belanın üstesinden
gelmesi gerekmektedir. Ulıp, babasından kendisine kalan küheylan at ve kılıç
için çıktığı yolda yedi belayı yenmeyi başarır ve bunun ardından babasının kılıç
ve küheylanına ulaşır (Ulıp 13893-13913).
3.5. Sefer
Ulıp Destanı’nda destan kahramanı farklı bölümlerde defalarca düşman
üzerine yürümektedir. Burada mücadelelerin büyük bir bölümünde seferlerini
tek başına gerçekleştirmektedir. Ancak bazı durumlarda hem Ulıp’ın babası
Uslati’nin hem de Ulıp’ın kendisinin bu seferlerine Çuvaş bahadırları Şirpü ve
Sikpırşa da katılmaktadır (Ulıp 197-208). Tıpkı arkadaşları Şirpü ve Sikpırşa
gibi Uslati de düşman üzerine silahını kuşanıp, atlanıp tek başına sefere çıkar.
Uslati’nin düşmana saldırırken yanında olanlar yalnızca atı ve silahlarıdır.
Düşmanına saldıran Uslati’nin kahramanlığı neticesinde düşman da Çuvaşların
kudretini kabul eden ifadelerle konuşturulur (Ulıp 351-378).
Ulıp sadece fiziki güçlere sahip değildir. Karşısındaki düşmanın
olağanüstü güçlerine karşı da aynı şekilde cevap verebilmektedir. Ulıp’ı yok
etmek isteyen Alpasti, akarsu, çiçekler gibi çeşitli tabiat unsurlarına hükmedip
onları kullanabilmektedir. Ancak destanda görüldüğü üzere bunlar Alpasti’nin
isteği doğrultusunda hareket edip Ulıp’a hiçbir şekilde zarar vermezler. Bu
Ulıp’ın destan kahramanlarının sahip olduğu güçler dışında da bazı güçlere sahip
olduğunun göstergesidir (Ulıp 3185-3204).
Ulıp’ın destan boyunca mücadeleleri genelde olağanüstü yaratıklarla,
vahşi hayvanlarla olmaktadır. Destandan çok masal ya da arkaik destanlarda
karşılaştığımız bu durumlar Ulıp Destanı’nda sıkça karşımıza çıkmaktadır. Ulıp,
Şirpü bahadırı kurtarmak için hazırlanıp bir tepe üzerinde otururken tepenin
çökmesiyle karşısına çıkan üç başlı yılanla mücadele eder (Ulıp 4654-4687).
Ulıp, destanın on altıncı türküsünde bu sefer de padişahın kızı Sarine’yi
düşmandan kurtarmak için İlmeykker’le mücadele eder. Sarine’nin durumunu
öğrenen Ulıp onu kurtarmaya gider ve Sarine’yi İlmeykker’e teslim etmek
istemez (Ulıp 5389-5420).
Dede Korkut Hikâyeleri’nde karşımıza çıkan Tepegöz de Ulıp’ın üzerine
sefer düzenlediği düşmanlardan birisidir. Sikpırşa ve Şirpü bahadırların Altırkuş
(Tepegöz)’ü yenememeleri sonucu Altırkuş’un karşısına çıkan Ulıp, ona
savaşmaya değil çoban olmaya geldiğini söyler. Altırkuş’tan istediği kamçıyı
aldıktan sonra Ulıp kamçıyla Altırkuş’u alteder ve onu öldürür (Ulıp 8776-8824).
Ulıp’ın destan boyunca birçok kez karşılaştığımız teke tek mücadelelerinden
birisi destanın yirmi dokuzuncu türküsünde aktarılmaktadır. Ulıp, Çuvaş ülkesini
talan eden Terpit Han ile karşılaşır. Han, onun atsız ve kılıçsız oluşuyla dalga
geçer. Ancak gerçek mücadele başladığında Ulıp, Terpit Han’ı yener. Bu sahne
Ulıp’ın gerçek anlamdaki mücadelesine bir örnektir (Ulıp 11768-11212).
Destanın otuz ikinci türküsünde Ulıp’ın karşısına çıkan aksakal, ona Ninel
adlı padişahın idaresindeki Şutkun ülkesinde insanların refah içerisinde, düzenli
bir hayat yaşadığını söyler. Ulıp’tan bu ulaşılması zor ülkeye gidip bunların nasıl
sağlandığını öğrenip Çuvaşlara da bu düzeni getirmesini söyler. Şutkun ülkesi
âdeta Kafdağı’nın ardındaki masal ülkesi gibi tasvir edilmektedir. Her şeyin
mükemmel olduğu ve ulaşmanın da neredeyse imkansız olduğu bir masal ülkesi
gibi aktarılmaktadır (Ulıp 12676-12721).
Ulıp yukarıda verilen örneklerden anlaşıldığı üzere çeşitli sebeplerle destan
boyunca defalarca sefere çıkmış ve bunların hepsinden de zaferle dönmüştür.
Ancak Ulıp, bu seferlerin büyük bir bölümüne yalnız başına çıkmıştır. Ona
eşlik eden ne kırk yiğit ne de ordudan bahsedilmektedir. Zaman zaman Çuvaş
bahadırları Sikpırşa ve Şirpü özellikle destanın son bölümlerinde onun seferlerine
iştirak etmiştir. Ulıp’ın üzerine sefere çıktığı düşmanlar da klasik destanlardaki
düşmanlardan farklıdır. Bunlar, insanlar olabildiği gibi olağanüstü varlıklar hatta
zaman zaman kişileştirilmiş bir şekilde karşımıza çıkan Çuvaş dinî inanışlarının
kötü ruhları da olabilmektedir. Bu anlamda düşman tipolojisi bakımından Ulıp’ın
mücadele ettiği bu kahramanlar, metni destan havasından çıkarıp masal havasına
25
da yaklaştırmaktadır (Bayram 2012: 247-248).
3.6. Şölen
Türk kültüründe çeşitli vesilelerle büyük toylar düzenlenmektedir. Eski Türk
kültüründe şölen, sığır ve yuğ adı verilen başlıca üç büyük ayin bulunmaktadır.
Şölenler doğum, ad koyma, seferden zaferle dönme gibi çeşitli sebeplerle yapılan
büyük eğlencelerdir. Sığır ise av törenleri öncesinde, esnasında ya da sonunda
düzenlenen eğlencelerdir. Yuğ ise yas törenleridir. Çeşitli sebeplerle düzenlenen
bu şölenlerde at, deve, koç, koyun gibi çok sayıda hayvan kurban edilir, içkiler
içilir ve destanlar, ağıtlar icra edilirdi (bk. Köprülü 2004: 83-106).
Ulıp Destanı çok parçalı bir yapıya sahip olduğu için, gelenekler içinde
yaratılmış bir destanda genellikle bir düzen içerisinde gördüğümüz epizot ve
motiflerin Ulıp Destanı’nda farklı yerlerde bir sıraya tabi olmadan yer aldığını
görmekteyiz. Destanın yirminci türküsünde Ulıp’a yardım ettiği Eşkel köyü
sakinleri büyük bir şölenle teşekkür ederler. Burada köylülere tarla açan onların
tarım işlerine yardım eden Ulıp için verilen bu şölen düzenlenmiştir (Ulıp 67696894).
3.7. Kahramanların Hileyle Tutsak Olmaları
Thompson’ın motif indeksinde FatalDeceptive Game (Hileli Oyunlar ve
Tuzak) başlığı ve K850 numara ile yer almaktadır (Thompson 1975ç: 346).
26
Düşmanları Ulıp’ı ele geçirmek için bir plan yaparlar. Burada aslında birkaç
halk edebiyatı motifi birlikte görülmektedir. Ulıp’ı ele geçirmek için Alpasti,
Şıpatan, Ahıryan ve Vutış’ın planlarında aldatma, kılık değiştirme gibi motifler
destanın bu kısmında karşımıza çıkıyor. Bu şekilde ortaya çıkan Ulıp’ın yerine
geçerek onu ele geçirme düşüncesi neticesinde sahte Ulıp, Çuvaş toplumunu
rahatsız eden davranışlarda bulunur. Destanın daha önceki bölümlerinde Ulıp’ın
normal insanlarla karşılaştırılmasına da imkân veren normal çocuklarla oynama
sahnesi burada karşımıza farklı bir şekilde çıkar. Sahte Ulıp, çocuklarla oynar
ve bu oyun neticesinde çocuklardan bir bölümü ölür bir bölümü de yaralanır. Bu
durum Dede Korkut Hikâyeleri’ndekiTepegöz’ü de hatırlatmaktadır (Ulıp 37383759, 3783-3799).
3.8. Yardımcı Kahraman
Ulıp Destanı’nın başkahramanı Ulıp, Türk destanlarının büyük bir
bölümünde karşımıza çıkan geleneksel kırk kahramandan mahrumdur. Ulıp,
destanın büyük bir bölümünde seferlerine ya da ülkesine saldıran düşmanların
karşısına tek başına çıkar. Onun ne bir ordusundan ne de yardımcı kahramanlarından
bahsedilir. Ona gerçek anlamda yardımcı kahramanlar olarak gösterebileceğimiz
iki somut örnek babasının da hayatı boyunca yanından ayrılmamış olan Şirpü ve
Sikpırşa adlı Çuvaş kahramanlarıdır (Bayram 2012: 269).
Ancak Ulıp’ın verdiği mücadelelerde zaman zaman adlarıyla birlikte anılan
zaman zaman da sadece aksakallı, ihtiyar olarak adlandırılan Türk destanlarının
bilinen yardımcı bilge kişisi destanda yerini almıştır. Dünya folklorunda da
örnekleri bulunan bu kahramanlarla ilgili motifler Thompson’ın motif indeksinde
Old Man Helper (Yardımcı İhtiyar Adam) başlığı altında N825. 2 numarasıyla
kaydedilmiştir (Thompson 1975d: 135). Ulıp’ı birçok konuda yönlendiren, onu
hayat yolunda yetiştirenler bu ihtiyar, tecrübeli bilge kişilerdir. On birinci türküde
Vutış’ın Çuvaşlardan ateşi alması sebebiyle Ulıp’ınyardımına ihtiyaç duyduğu
Lerkke bilge yardımcıların ilkidir (Ulıp 3269-3284).
Yardımcı bilge kişiler Ulıp’la birlikte destan boyunca görülmektedir.
Hemen hemen destanın her parçasında karşımıza çıkan özellikle aksakallı
bu bilge kişilerden birisi de destanın yirmi altıncı türküsünde karşımıza çıkan
aksakal Tuptul’dur. Ulıp’a annesi ve babasından bahsederek nasihatlerde bulunur
(Ulıp 9271-9290).
Aksakallılar, yaşlılar destanın birçok bölümünde Ulıp’ın karşısına çıkıp ona
akıl vermektedirler. Ulıp, destanın otuz üçüncü türküsünde kendine yakışan bir at
bulmamasından dolayı üzüldüğünü gören ihtiyar ona babasından kalan küheylan
atı nasıl elde edebileceğini anlatır ve ona yol gösterir (Ulıp 13458-13490).
3.9. Düş
Çeşitli işlevleriyle Türk halk edebiyatının en önemli motiflerinden
birisi olan düş,Ulıp Destanı’nda da yerini almaktadır. Şair, bu anlamda folklor
geleneğinden mümkün olduğunca istifade etmiştir. Her ne kadar destan ve halk
hikâyelerinde karşılaştığımız kompleks rüya motifinin izlerini burada bulamasak
da rüya bazı önemli işlevleri destanda yerine getirmektedir.
Özellikle gelecekten iyi ya da kötü haber verme işlevinin ağır bastığı
düş,Ulıp Destanı’nda da yer almaktadır. Ulıp Destanı’nda düş motifi destan
kahramanı Ulıp’ın doğumu ile ilgili epizotta karşımıza çıkmaktadır. Yaşlı Uslati
ve Çikeş çiftinin çocuk sahibi olacağına dair olağanüstülükler rüya aracılığıyla
destanın yapısına işlenmiştir. Bu olağanüstü doğumun habercisi olan rüyayı
Uslati henüz savaş meydanındayken Çikeş alır (Ulıp 493-536).
Destanın altıncı türküsünde Çuvaşların yeni ülkelerine göç edişini
hazırlayan sebepler, bunun öncesinde Çuvaşların günahlarından arınmak için
yapması gerekenler Çuvaş hükümdarına rüya aracılığıyla ulaştırılmaktadır (Ulıp
1888-2035).
Destanın yirmi beşinci türküsünde,Ulıp’ın babası Uslati’nin rüyasında
güzel bir kız görmesi, destanlarda, halk hikâyelerinde ve masallarda karşımıza
çıkan önemli motiflerden birisidir. Kahramanlar sevdiklerinden haberleri rüya
yoluyla alabilmektedirler. Bu kısım,Menteley ve Senteley adlı ihtiyarların
Ulıp’a ölmüş olan babalarından bahsederken karşımıza çıkmaktadır. Bu da
bize göstermektedir ki biz Ulıp Destanı’nda destan motiflerini epizotlarına göre
tam olarak sıralayamıyoruz. Birbirine geçmiş çok sayıda anlatmanın bir araya
getirilmiş parçaların varlığı epizot ve motif bakımından karmaşık bir yapıyı
27
karşımıza çıkarmaktadır (Ulıp 9125-9177).
3.10. Alp Uykusu
Thompson’un motif indeksinde FatedHero (Gafletteki Kahraman) başlığı
altında M361 numarada kaydedilen (Thompson 1975d: 60) motif, Türk boylarının
destan geleneğinde kahramanı en çok zor duruma düşüren sebeplerden birisi
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ulıp Destanı’nda kahramanların bu gaflet uykusuna dalışları konusunda
çok sayıda örnek bulunmaktadır. Şair, bu motifi oldukça başarılı bir şekilde
eserine işlemiştir. Ancak Ulıp Destanı’nda kahramanların uykuya dalış sebepleri
genellikle savaştan sonraki bir yorgunluk değildir. On altıncı türküde Ulıp,
padişahın kızı Sarine’yi kurtarmak için onun yanına gelir ve düşman gelene kadar
biraz dinlenmek ister.Ancak Sarine,İlmeykker geldiğinde de Ulıp’ı uykusundan
uyandıramaz. Ulıp bu uykusundan uyandıran ancak Sarine’nin gözyaşı olmuştur.
SarineUlıp’ı hiçbir şekilde uyandırmayı başaramaz ancak yılanın artık ona
dokunmasından sonra gözlerinden dökülen yaşlar Ulıp’ın uyanmasını sağlar
(Ulıp 5447-5478).
28
Ulıp’ın bu gaflet uykusu destanın yirmi dördüncü türküsünde tekrar
karşımıza çıkar. Dede Korkut Hikâyeleri’nde Tepegöz olarak karşımıza çıkan tek
gözlü mitolojik varlık Altırkuş ile olan mücadelenin anlatıldığı bölümde Ulıp,
kendisine uyumak için rahat bir yer hazırlar. Bunun sonunda uykuya dalan Ulıp,
Çuvaş ülkesine Altırkuş’un yaptıklarından habersiz şekilde uyur kalır (Ulıp 83148354).
Yirmi altıncı türküde, uyku motifi Ulıp’ın babasının sevdiğini kaçırmak
için hazırlandığı bölümde de karşımıza çıkmaktadır. Gökyüzünde yaşayan
Aslati’nin haberi olmadan kızı kaçırmanın yolu onun bir haftalık uyku vaktinde
bu işi yapmaktır. Burada görüldüğü gibi sadece destan kahramanları değil zaman
zaman onların rakipleri de aynı gaflete düşebilmektedir (Ulıp 9511-9535).
Yirmi dokuzuncu türküde Terpit Han’ın Mamli’yi yakıp yıkıp
yağmalamasına sebep de yine buradakilerin derin uykusudur (Ulıp 10782-10791).
Destanın kahramanı Ulıp, uyku ile otuz ikinci türküde tekrar imtihan edilir.
Ninel padişah büyük mücadelelerden sonra Şutkun ülkesine gelen Ulıp’ı boş
elle göndermek istemez. Onun bu ülkedeki düzeni Bulgar’da Çuvaşlar arasında
kurmasını sağlamak için üç sır söz söyler. Bu sözü unutmaması gerektiği ve
kesinlikle uyumamasını söyler. Ancak Ulıp evine gelene kadar uyumasa da bir
kedi, onun bu sırlı kelimeleri kullandırmadan uyumasına sebep olur ve Ulıp bunu
Çuvaş’ın talihsizliğine bağlar (Ulıp 13423-13445).
Ulıp’ın ölümüne sebep olan da uyku olacaktır. Destanın otuz dokuzuncu
türküsünde Ulıp bir gaflet uykusuna dalar. Yıllardır onun yollarını gözleyen
Mercan kız da onu kaldırmaz (Ulıp 16279-16323).
Uykunun, destan kahramanlarının karşısına gelecekten haber verme, mesleğe
geçiş, erginlenme, sevgiliden haber verme gibi bir rüyayı içermediği durumlarda
kahraman için en tehlikeli hallerden birisi olarak önemli bir işlev üstlendiği sık sık
karşılaşılan bir durumdur. Ulıp Destanı içerisinde tespit ettiğimiz yukarıdaki alp
uykusu motifleri şair tarafından destana oldukça başarılı bir şekilde yerleştirilmiştir.
Kahramanlar destanda büyük felaketlerle bu uykularının ardından karşılaşmışlardır.
Destan kahramanının gereksiz bir zamanda daldığı bu derin gaflet uykusundan hiçbir
şekilde uyandırılamayışları da Türk destanlarındaki benzer olaylarla paralellikler
göstermektedir (Bayram 2012: 281).
3.11. Hayat Suyu
Dünya mitolojisinin, folklorunun en önemli motiflerinden birisi olan
hayat suyu Ulıp Destanı’nda da yerini almıştır. Ulıp, bu hayat suyu ile tekrar
canlanmış olsa da o, ölümsüzlüğün sadece Tanrı’ya mahsus olduğunu bilmektedir.
Ölümsüzlüğün ancak yapılacak güzel işlerle mümkün olabileceği yönündeki
fikirleri zikrettirilerek şair aslında bunun önemsizliğine dikkat çekmektedir.
Ulıp’ın ölümünden sonra destanın son türküsünde eşi Sarine onun ölüsünü
bulmak ve defnetmek için yola çıkar. Çünkü, Çuvaş inançlarına göre ölen bir
kişinin defnedilmemesi durumunda bu kişi Arşuri adlı mitolojik şeytani bir
varlığa dönüşecektir. Sarine, Ulıp’ın ölüsüne ulaştığında onun başındaki kuşu
fark eder. Bu,Ulıp’ı bekleyen Mercan Kız’dır. Mercan Kız olanları Sarine’ye
anlatır ve Ulıp’ın defnedilmeyeceğini ona hayat suyunu getireceklerini söyler
(Ulıp 16928-16938). Sarine yanında getirdiği ölü suyuyla Ulıp’ı diriltir; diri suyu
ile de onu eski sağlığına kavuşturur (Ulıp 17172-17179).
3.12. Yardımcı Nesneler
Ulıp destan boyunca karşılaştığı zorlukları sadece sahip olduğu olağanüstü
gücü, fiziki özellikleriyle yenmemiştir. Ulıp, önüne çıkan engelleri aşarken sık
sık olağanüstü özelliklere sahip birçok nesnenin yardımına ihtiyaç duymuştur.
Destanda bu konu ile ilgili olarak tespit ettiğimiz nesneler ve onların destanda
geçtikleri yerler şu şekildedir:
İhtiyar kadın Ulıp’ı büyük annesinin yanına göndermek için yıkandıktan
sonra saçlarını gümüş tarakla tarar (Ulıp 4152-4159).
Annesinin saçlarını taradığı gümüş taraktan sonra da Ulıp’ın büyükannesinin
yanına gitmesi için başka yardımcı nesnelere de ihtiyacı vardır. Ulıp’ın annesinin
bir gümüş tabuta yatmaması ve gömülmesi gerekmektedir. Burada gümüş tabut
da bir yardımcı nesne olarak karşımıza çıkar (Ulıp 4160-4175).
Ulıp’ın büyükannesinin yanına gitmesi için ona yol gösteren de bir
yumaktır. Ulıp, annesinin ölü toprağı üzerinde yetişen gelinciğin yarılmasıyla
içinden bir sandık çıkar. Bu sandığın içindeki olağanüstü yumak yuvarlanarak
Ulıp’ı büyükannesinin yaşadığı yer altı dünyasına götürür. Bu işleviyle yumak
olağanüstü bir yardımcı nesne durumundadır (Ulıp 4282-4308).
Büyükannesi, Ulıp’a gitmeden önce çarık, kaftan ve bunların yanında
29
saçlarını keserek yetmiş yedi saç telini verir. Bunlar olağanüstü özelliklere sahip
nesnelerdir ve Ulıp’ın korunup yardım alması için gereklidir (Ulıp 4499-4503).
Arpat Han kendisini esaretten kurtaran Ulıp’a minnettarlığını göstermek
için dişinin altındaki gerdanlığı çıkarır. Bu gerdanlığın yedi defa çakması
neticesinde Sikpırşa görünür (Ulıp 5152-5163).
Destanın yirmi dokuzuncu türküsünde, Terpit Han’ın canını almaya giden
Ulıp’ın en büyük yardımcısı ona yolu açan mendil olacaktır. Ulıp daha önce
edindiği mendili otuz ikinci türküde de kullanır. Okyanus gibi suyun karşısına
geçmek için bu olağanüstü mendilini kullanır (Ulıp 13164-13170).
İhtiyaç duyulduğunda olağanüstü bir şekilde sahibine yardımcı olan yüzük,
destanın son türküsünde karşımıza çıkmaktadır. İnsanları hayvana, hayvanları
insana çevirebilme özelliğine sahiptir (Ulıp 16827-16834).
30
Ulıp’a destan boyu yardımcı olan bu nesneler dikkate alındığından
bunların bir kahramanlık destanından ziyade masallara, efsanelere ait oldukları
dikkat çekmektedir. Kahramanlık destanlarında düşmanların mağlup edilmesinde
en büyük etken bahadırın olağanüstü kuvvetidir. Bunun yanında silahları, atı ve
kırk yiğidi onun başarılarındaki en önemli faktörlerdir. Bu tür destanlar daha
gerçekçi, tam olarak tarih olmasa da tarihle ilişkili ve çoğunlukla da gerçek
mekânlarla bağlantılıdır. Ulıp Destanı’nda gördüğümüz bu türden olağanüstü
hadiseler, varlıklar ve nesneler onu destan dünyasından çok masal dünyasına
yaklaştırmaktır.
3.13. Formülistik Sayılar
3.13.1. Üç
Özellikle dini inançlar içerisinde bu kadar yaygın ve kutsal bir kullanıma
sahip olan üç sayısının halk edebiyatı metinlerine yansımasının olmaması da
beklenemezdi. Sadece Türk halk edebiyatının değil dünyanın farklı milletlerinin
halk edebiyatlarında da üç en fazla kullanılan formülistik sayılardan birisidir.
StithThompson motif indeksinde üç sayısını Z. Çeşitli Motif Grupları başlığı
altında Z0-Z99 Formüller alt başlığında Z71. 1 numarada Formülistik sayı: 3
olarak kaydetmiştir.
Ulıp Destanı’nda da yedi sayısından sonra en fazla kullanılan sayı üçtür.
Özellikle zamanla ilgili göstergelerde üç sayısı sıkça kullanılmıştır. Bekleme,
öğrenme, ulaşma vb. sürelerin açıklanmasında üç sayısına başvurulmuştur.
Uslati’nin ölecek gibi yattığını düşmanlar üç günde öğrenirler (Ulıp 181-184).
Güzelliğin gelip geçiciliği, iyiliğin ise bir ömürlük olduğu yine üç ile
gösterilmiştir (Ulıp 2372-2373).
Kaybettikleri ateşi tekrar elde etmek için Ulıp güneş annesinin evine
üç defa gider (Ulıp 3667-3670), Uslati üç defa ıslık çalar ve küheylan atı
yanına gelir (Ulıp 334), Uslati’den akan kan üç gün bekler (Ulıp 518),
Çikeş,Ulıp’a üç süreden bezden pantolon diker ve Ulıp üç günlük uykudan
uyanınca pantolonunu giymek ister (Ulıp 796-803), Ulıp yetmiş yedi günde
üç katı boya ulaşır (805-869), halk yaşlı büyücünün söylediklerini üç defa
tekrar eder (Ulıp 1219-1220), büyücü ateşi üç tarafından yakar (1230-1234),
tılsımlı anneler çocukları üç yaşına kadar anne sütüyle besler (Ulıp 14971500), Kuykırış çocuğu tılsımlı üç tüy verir (Ulıp 1466-1476), Alpasti ve
Amukay horoza üç yumurta yaptırırlar, bu üç yumurtadan üç yavru çıkar
(1432-1451), Çuvaşlar başbuğlarını üç gün beklerler (Ulıp 1892-1893), boy
liderleri üç kişi kalırlar (Ulıp 2020-2025), Ulıp üç yıl sürüyle gezer (Ulıp
2243-2244), güzelliğin ömrü üç gün iyiliğin ömrü sonsuzdur (Ulıp 23722373), Ahıryan üç defa gerinir (Ulıp 2696-2697), horoz üç defa öter (Ulıp
2903), aslanın üç defa yıkayınca yelesini parlattığı ifade edilir (Ulıp 33283329), güneş annesinin sarayına Ulıp üç hafta gider (Ulıp 3369-3370), annesi
Ulıp’a demir çitin içinde üç gün beklemesini söyler (Ulıp 4122-4123), Ulıp
asasıyla annesinin tabutunun yere battığı yeri üç defa çizer (Ulıp 42004201), Çuvaş halkının içinden üç bahadır çıkmalı ve bunların en güçlüsü Ulıp
olmalıdır (Ulıp 4540-4544), Ulıp’ın mücadele ettiği yılan üç başlıdır (Ulıp
4654-4657), Kirişmet kendisiyle evlenmeyen kızın babasını üç gün sona buza
çevirir (Ulıp 4952-4955), Ulıp’ın mücadele ettiği yılan üç defa kıvrılır (Ulıp
5459-5460), yılan üç parça kuyruğunu yeryüzüne kaldırıp koyar (Ulıp 55635564), Aktay köyü üç yerde parlar (Ulıp 5684-5685), Nuhrat altın asasıyla
yere üç defa vurur (Ulıp 5765-5766), Ulıp gökteki bulutu üç defa çeker (Ulıp
6327-6329), Menteley dua edip ekmeği üç parçaya böler (Ulıp 6785-6788),
Ulıp’a verilen mendil ona üç defa yol açar (Ulıp 6894-6895), Ulıp üç sakat
erkekle anlaşmayı başarır (Ulıp 6900-6901), güneş kuzeyden çıkınca ay üç
yerden batar (Ulıp 6924-6925), bebeğin büyüyünce yeri tutup başı üzerinde
üç defa çevireceği söylenir (Ulıp 7934-7937), cehennem kazanının dibi üç
yerden deliktir (Ulıp 8083-8086), ocaktan üç günde cüzdan çıkar (Ulıp 81808181), Altırkuş’u kahraman üç defa vurur (Ulıp 8729-8732), Ulıp,Altırkuş’a
göbeğinden üç defa vurur (Ulıp 8817-8818), Uslati üç tane kılıç alır (Ulıp 91859187), UslatiAsamat’ı üç defa dudağından öper (Ulıp 9248-9252), Uslati üç
defa ıslık çalarak Yelkanatı yanına çağırır (Ulıp 9475-9476), Tıtamas üç başlı
korkunç bir yaratıktır, her başında üç göz vardır (Ulıp 9619-9622), dünyanın
altında üç balık vardır (Ulıp 9934-9937), Kiyev’den üç danışman gelir (Ulıp
10381-10385), Terpit Han üç defa uluyup yedi defa gerinince atına biner,
Terpit Han üç günde geleceğini söyleyerek odadan ayrılır (Ulıp 11121-11126),
kız üç defa vurarak Usal’ın kemiklerini kırar (Ulıp 13073-13078), insanın
dili üç şey söyler (Ulıp 13296-13297), Şutkun ülkesinin sırrı olarak Ulıp’a
üç söz söylenir (Ulıp 13353-13354), Ulıp’ın eski kılıcı üç parçaya bölünür
(Ulıp 15264-15268), Yelkanat kötü haberi vermek için üç defa tökezler, üç
defa hırıldar (Ulıp 13729-13733), Nuhrat padişahın karşısındaki altın kepçe
üç defa dönerek onun eline yerleşir (Ulıp 16710-16712), insanların cesetleri
defnedilmezse üç günde Arşuriye dönüşür (Ulıp 16766-16769).
31
3.13.2. Dört
Thompson motif indeksinde dört sayısını Z. Çeşitli motif grupları ana
başlığı altında Z0-Z99 Formüller alt başlığı içerisinde Z. 71. 2’de kaydetmiştir
(Thompson 1975d: 554).
Destanın altıncı türküsünde dört yol ağzı bu sayının kullanıldığı ilk yerdir
(Ulıp 1920-1931), destanın yirmi altıncı türküsünde de dört katlı dünyadan otuz
dokuzuncu türküde de dört köşeli dünyadan bahsedilmektedir ki bu tam anlamıyla
Çuvaş mitolojik düşüncesine uygundur (Ulıp 9485-9466), Ulıp düştüğü çukurdan
kurtulmak için yukarıdaki şekilde önce kuzguna daha sonra da saksağan, kaza
seslenir ve burada da yine dört köşeli dünya tabirini kullanır (Ulıp 16095-16100),
Destanın otuz ikinci türküsünde de insanların kardeşçe yaşamasını engelleyen
dört türlü şeytanın varlığından bahsedilmektedir (Ulıp 13285-13294).
3.13.3. Yedi
Thompson motif indeksinde yedi sayısını Z. Çeşitli motif grupları ana
başlığı altında Z0-Z99 Formüller alt başlığı içerisinde Z. 71. 5’te kaydetmiştir
(Thompson 1975d: 555).
32
Üç sayısında olduğu gibi artzamanlı ve eşzamanlı olarak ele alındığında
kullanım yaygınlığı ve ona yüklenen kutsal anlamlar dikkate alındığında farklı
kültürlerde birbirine paralel olarak yedi sayısının yoğun ve kutsal anlamlar
yüklenerek kullanılması doğaldır. Türk halk edebiyatının her türünde yedi sayısı
yoğun bir şekilde kullanılan formülistik sayılardan birisidir. Hivetiri de Ulıp
Destanı’nı yazarken bu formülistik sayıyı oldukça yoğun bir şekilde kullanarak
folklorun en önemli formüllerden birisini başarıyla telif eserine aktarmıştır.
Özellikle daha sonra formülistik sayılarda görüleceği üzere yedi aynı zamanda
yetmiş, yetmiş yedi, yedi yüz gibi katlarıyla destandaki en yoğun formülistik
ifadeyi göstermektedir. (Bayram 2012: 291-292);
Yedi şehir, yedi yıl erimeyen kar (TB/11-TB/22), Ulıp, dedesinin
yanında yedi yıl kalır ve bir anlamda gelişimini tamamlar. Eline kılıç alıp
düşmanla savaşmadan önce dedesinin ona tavsiyeleri doğrultusunda öğrenmesi
gerekenleri öğrenir. Üç yılda da çobanlık yapmayı öğrenir, yedi kilometre
uzaklıktaki sincabı gözünden vurur (Ulıp 2235-2250), akatuy’a katılmak için
yedi şehre gidilir (TB/9-TB/13), Uslati’nin ateş kılıcı yedi kilometreye kadar
alev saçar ve onun alevleri yedi kilometreden görülür (Ulıp 34-36), gök meşe
mantarı yedi yılda büyür (Ulıp 107-110), Yelkanatın burnundan çıkan yedi
kilometreye kadar ıslık çalarak ateş çıkar (Ulıp 340-341), Ulıp doğduğunda
yedi batman çeker (357-359), Ulıp için edilen iyi dilekleri söylemeye
başlasanız yedi gün sürer (Ulıp 562-564), yedi fıçı bira hazırlanır (Ulıp 379380), yedi renkli peynir hazırlanır (Ulıp 585-589), yedi köyün olduğu yerde
Pliska,Ulıp’a ad vermek için kucağına alır (Ulıp 593-594), Ulıp yedi gün
uyuyunca beşik dayanamaz kırılır (Ulıp 809-811), Ulıp yedi yıllık karaağacı
köküyle söker (Ulıp 859-860), İdil kıyısında yedi tepeli yerde şehir uzanır
(Ulıp 1268-1270), kuş yedi tane tüy uçurur (Ulıp : 1458-1459), hayatta yedi
ustalık önemlidir (Ulıp 1481-1482), İyenin ağzı yedi dirsektir (Ulıp 16071608), yumurtalar yuvada yedi hafta bekler (Ulıp 1649-1652), yaşlı kadın
yedi defa dişlerini birbirine vurur (Ulıp 1655-1659), kedi pülihin yanına
gidene kadar yedi defa döner (Ulıp 1696-1699), ejderhanın yedi başı vardır
(Ulıp 1736-1741), dünyanın yedi katı vardır (Ulıp 1829-1832), Çuvaşların
yedi boyundan ancak beş boy kalır, yedi akarsu olana dek gözyaşı dökülür
(Ulıp 1548-1553), yedi gün gidildikten sonra deniz kenarına inilmelidir
(Ulıp 1920-1923), Ulıp büyükbabasının yanında yedi yıl köy işlerini öğrenir,
yedi kilometre uzaktaki sincabı gözünden vurur (Ulıp 2235-2250), Ulıp’ın
nenesinin yanında da yedi yıl kalması gereklidir (Ulıp 2283-2286), iyi bir
kadını seçmek için yedi defa bakılmalıdır (Ulıp 2382-2383), yedi başlı
dereden Ahıryan çıkar (Ulıp 2575-2579), Yedi başlı dereden çıkan Ahıryan
yedi defa kudurur (Ulıp 2657-2667), Ulıp yedi yüzyıl büyüyen ağacı keser ve
soyar (Ulıp 2625-2629), boyun zenginliği ve parıltısı yedi başakta bırakılır
(Ulıp 2784-2787), eldeki buğdayı ekmek için yıl süre vardır, yedi yılda yedi
batman tohum olur (Ulıp 2978-2987), baba yaşlı karcık yedi yaşındayken ona
nasihat eder (Ulıp 3045-3048), çiçek demeti yedi yerde güzellik saçar (Ulıp
3113-3114), güneş yedi yerden bakar ve sonra batar (Ulıp 3470-3471), yedi
tepeli locada on altı saray vardır (Ulıp 2517-2518), kartallar yedi defa suya
batarlar, yedi defa ateşte yanarlar (Ulıp 3537-3538), Ulıp her adımında yedi
kilometre aşar (Ulıp 3641-3644), olağanüstü gerdanlık yedi defa çakar (Ulıp
5157-5160), yılan yedi defa yuvarlanır (Ulıp 5457-5462), yılan uyuyan Ulıp’ı
fark edince yedi defa ıslık çalar (Ulıp 5479-5483), yılanın üç çift gözünden
yedi defa şimşek çakar (Ulıp 5586-5589), Çuvaş damgası yedi kilometreden
görülür (Ulıp 5709-5710), KıtraPinpuş halkının yaşadığı yere yağmur ancak
yedi yılda bir defa yağar (Ulıp 5899-5900), aksakal ateş yedi insan boyu
yüksekliğinde bir yere taşır (Ulıp 6210-6220), Sintir Mirza yedi defa kendini
satmıştır (Ulıp 6431-6432), yedi at tamamen uyuz olur (Ulıp 6710-6713), Yıs
ırmağı yedi kilometreye yayılır (Ulıp 7290-7291), tepe yedi parçaya bölünür
(Ulıp 7330-7331), değirmende içinde yumurtaların bulunduğu yedi kutu
vardır (Ulıp 7643-7646), ocaktan yedi gün içinde orak çıkar (Ulıp 8196-8197),
gelen giden halk yedi kilometre uzaktan görülür (Ulıp 8274-8275), yedi kat
yabancı Çuvaş ülkesine gelir (Ulıp 8351-8353), Altırkuş yedi yıldır tamamen
açgözlü hale gelir, yedi fıçı şerbet içer (Ulıp 8370-8379), Altırkuş yedi kat
yada vurulur (Ulıp 8624-8627), kamçı dayanıksız olduğu için yedi parçaya
bölünür, kılıçlar dayanıksız olduğu için çekince yedi parçaya bölünür (Ulıp
8805-8806), ustanın yanında yedi minnet için yedi yıl çalışılır (Ulıp 89178918), yedi batman gemi gelir (Ulıp 9108-9109), Tıtamas yedi katlı dünyanın
en altından gelir (Ulıp 9617-9621), Yel tanrısının yedi renkli dudağından yedi
renkli yel çıkar (Ulıp 10166-10169), Ulıp’a yedi yandan saldırmayı planlarlar,
soğuk çocukları yedi tanedir (Ulıp 10182-10185), Nuhrat padişah sözünü yedi
defa ölçer biçer (Ulıp 10389-10391), Ulıp kaleden yedi kilometre uzaktaki
33
34
Türk dönemecinde bekler (Ulıp 11070-11071), Terpit Han üç defa uluyup
yedi defa gerinir ve atına atlar (Ulıp 11121-11126), Yedi deniz ortasında bir
ada vardır (Ulıp 11318-11321), Kalay Han’ın fıçısı yedi defa döner ve kusar
(Ulıp 11855-11858), yılan yedi başını kaldırır ve bekler (Ulıp 12130-11131),
yedi tepeli zirveden Tıltamas’ın yavrusu kanat açıp Ulıp’a doğru gelir (Ulıp
12196-12201), halkın yedi yıllık yiyeceği hazırdır (Ulıp 12690-12695), göğe
fırlatılan ölümün yere düşmesi yedi gün sürer (Ulıp 12759-12761), Yedi
iffetsiz kız göğsünden cezbeder (Ulıp 12850-12853), yedi gökten kuzey
ışığının kızları Ulıp’ın yolunu kesmeye gelirler (Ulıp 12870-12879), Çuvaş
Tanrısı Aslatti yedi soydan birini Çuvaş’ta bırakır (Ulıp 13312-13319), Ulıp’ın
gideceği yol yedi kilometredir (Ulıp 13409-13412), Ulıp yedi ay içinde bir
kez bile uyumaz (Ulıp 13413-13414), Ulıp’ın sınavı geçmesi için yedi belayı
yenmesi gereklidir (Ulıp 13483-13488), UlıpSapun eteğine çıkınca yedisi
de aynı kökten yedi meşe görür, Ulıp’ın gideceği yolu yedi defa düşünmesi
gerekir (Ulıp 13507-13508), meşe yedi tepelidir (Ulıp 13555-13556), Ulıp’ı
karşılayan kızların yedi kutusu vardır (Ulıp 13669-13672), aksakal elini
uzatır yedi kapı açılır ve yedi kız görünür (Ulıp 13797-13800), Ulıp mendilini
çıkarınca yedi tepe görünür (Ulıp 13828-13829), Mercan Ulıp’a gitmediği
takdirde yedi bahta sahip olacağını söyler (Ulıp 13926-13929), Mercan,
Ulıp gitmezse ona yedi çocuk doğuracağını söyler (Ulıp 13967-13970), toy
türküleri yedi kilometre uzağa ulaşır (Ulıp 14177-17178), yedi davuldan yedi
yüzer küy yayılır (Ulıp 14185-14189), Kirişmet’in boyu bir dirsek, sakalı
yedi dirsektir (Ulıp 14369-14372), olağanüstü gerdanlık yedi defaya kadar
büyü yapabilir (Ulıp 14480-14484), Kiyev yedi dağ üzerindedir (Ulıp 1498714990), Ulıp’ınPaştan’la vuruşmasında yedi kilometreye kadar harman dağılır
(Ulıp 15296-15298), Ulıp yedi kat yabancıyı kuyruğundan yedi defa fırlatır
(Ulıp 15300-15305), yedi zirveli tepe etrafında Mercan kuş salınır (Ulıp
16225-16227), yedi zirveli tepe içinde Süpetey kaçak gezer (Ulıp 1626316266), kedi yedi türlü miyavlar (Ulıp 16411-16415), Süpetey yedi yıl yedi
hafta Bulgar’ı kuşatır (Ulıp 16429-16435), Bulgar’da yedi yaşından büyük
çocuklar taş fırlatırlar (Ulıp 165757-16581), Yurekke padişah yedi anahtar
yaptırıp bekçilere bırakır ve bu anahtarlar kullanılmadan açılmaya çalışılırsa
yüzük engel olur, yedi bela verir (Ulıp 16972-16975), kızıl ve kara gölge
arasında yedi gün savaş olur (Ulıp 17369-17370).
Yukarıdaki örnekler ve tespitler dikkate alındığında yedi sayısının
Ulıp Destanı’nda diğer bütün formülistik ifadelerden daha fazla kullanıldığı
görülmektedir.
3.13.4. Dokuz
Dokuz formülistik sayısı Thompson tarafından Z. Çeşitli Motif Grupları
genel başlığı altında Z0-Z99 Formüller alt başlığı içerisinde Z71. 6’da
kaydedilmiştir (Thompson 1975d: 555). Ulıp Destanı’nda dokuz formülistik
sayısı şu şekillerde de kullanılmaktadır: Patti Han’ın kuzgunları dokuz vergi
isterler (Ulıp 1366-1373), Ulıp yaşlı Lerkke’ye onu bir köyde gördüğünü ve
dokuz kişinin onu oraya buraya sürüklediğini söyler (Ulıp 3476-3481), Ulıp
dokuz günde ocaktan çıkan iğneleri kovalar ve onları yakalayınca kırar (Ulıp
8213-8219), ihtiyar kurban başı Sikpırşa ve Katrine için dua ederken onların
dokuz oğlan üç kız çocukları olmasını ister (Ulıp 14253-14256).
3.13.5. On üç
On üç formülistik sayısı Thompson tarafından Z. Çeşitli Motif Grupları
genel başlığı altında Z0-Z99 Formüller alt başlığı içerisinde Z71. 9’da
kaydedilmiştir (Thompson 1975d: 555)
On üç, destanlarda ve halk hikâyelerinde daha ziyade kahramanların
olgunlaşması yetişmesi ile ilgili olarak karşımıza çıkan formülistik sayıdır. On
üç yaşına gelen kahramandan artık olgun bir kişi davranışları beklenmektedir.
İlk kahramanlık, gurbete çıkış gibi durumlar genellikle on üç-on dört yaşlarında
meydana gelmektedir. Ulıp Destanı’nda on üç sayısı ile ilgili kayıtlar da bununla
benzerlik göstermektedir. Öncelikle Ulıp’ın annesi Çikeş’in, kocası Uslati’nin
başında onu iyileştirmek için dua ederken, on üç yaşında bir Tatar kızı ile ilgili
sözler, destanda on üç sayısının kullanıldığı ilk bölümdür. Burada on üç yaşındaki
Tatar kızından bahsedilmesi onun yetişkinliği ile ilgili olarak zikredilmektedir
(Ulıp 162-167)
Destanda on üç sayısı ikinci olarak destanın kahramanı Ulıp ile ilgili
olarak kullanılmıştır. Doğumunun ardından olağanüstü bir şekilde büyüyen
Ulıp, doğumundan on üç gün sonra artık evde oturmak istemez ve dışarı çıkar.
Burada on üç yıl yerine on üç gün ifadesinin de kahramanın gelişimiyle ilgili
olduğu söylenebilir. Kahraman âdeta on üç gün sonra olgunlaşmanın ilk safhasını
geçmektedir (Ulıp 849-854).
Destanın ilerleyen bölümlerinde de on üç sayısı benzer durumları göstermek
amacıyla kullanılmıştır: On üç yaşındaki kara güzel kız sabanın sapından, kapının
kolundan tutar (Ulıp 1191-1194), Tuhatmış on üç yaşındaki horoza beş yumurta
ısmarlar (Ulıp 1428-1433).
Ulıp Destanı’ndaki bütün örneklerde on üç sayısı genellikle belli bir
olgunluk yaşının ifadesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
3.13.6. Kırk
Kırk formülistik sayısı Thompson tarafından Z. Çeşitli Motif Grupları genel
başlığı altında Z0-Z99 Formüller alt başlığı içerisinde Z71. 12’de kaydedilmiştir
(Thompson 1975d: 556)
Türk destanlarında genellikle kahramanın yanındaki kırk yiğitten,
hanzadelerin yanındaki kırk yardımcı kızdan, kırklardan kırk çiltenlerden, kırk
gün kırk gece eğlencelerden bildiğimiz kutsal sayı kırk da, Ulıp Destanı’nda çok
yoğun olmamakla birlikte birçok bölümde karşımıza çıkmaktadır. Düşmanın
Çuvaş ülkesine saldırması sebebiyle yaşlı Uslati evde kalamaz ve bu saldırıya
35
karşı çıkmadan önce kırk yıllık şerbeti içer (Ulıp 300-309).
Yine Türk halk edebiyatında birçok metinde örneğini gördüğümüz kırk
kapı, Ulıp Destanı’nda da karşımıza çıkar. Ulıp, Şürpü bahadırı kurtarmak için
yer altına girince karşısında kırk kapı açılır (Ulıp 4688-4693), Ulıp’ın destan
boyunca mücadele ettiği düşmanlardan birisinin kırk tane parmağı vardır (Ulıp
11497-11504).
Destanda yukarıda verilen örnekler dışında kırk sayısı büyüklük, uzunluk,
ağırlık gibi ölçüleri ifade etmek için başka yerlerde de kullanılmıştır: Dünya
kapısının olduğu yerdeki meşe ağacının çevresi kırk kulaçtır (Ulıp 1801-1810),
Ulıp tepeden inerken kırk kapı açılır, tepenin dibine vardığında kırk kapı kapanır
(Ulıp 4690-4693), Sikpırşa kırk batmanlık taşla Altırkuş’a vurur (Ulıp 86188623), Uslati’nin kılıçlarından birisi kırk batman gelir (Ulıp 9190-9194), Kalay
Han’ın kırk elinde kırk parmağının her birinde kırk çengel tırnak vardır (Ulıp
11501-11504), banyonun yakılması için kırk araba odun getirilir (Ulıp 1180111806), Ulıp düştüğü çukurdan kurtulmak için kırk kulaç kalınlığında yedi yüz
kulaç uzunluğunda ip getirilmesini ister (Ulıp 16160-11167), Sarine, Mirza’nın
eline düşeceğine kırk budak olmayı tercih eder (Ulıp 17067-17070).
3.13.7. Yetmiş Yedi
36
Yetmiş yedi formülistik sayısı Thompson tarafından Z. Çeşitli Motif
Grupları genel başlığı altında Z0-Z99 Formüller alt başlığı içerisinde Z71. 5. 0.
1’de Formülistik sayı yedi ve katları olarak kaydedilmiştir (Thompson 1975d:
555).
Kırk sayısı genellikle Türk halk edebiyatı metinlerinde daha sık
kullanılıyor olmasına rağmen yetmiş yedi Ulıp Destanı’nda büyük sayılar
içerisinde en sık kullanılanı olarak görülmektedir. PliskaUlıp için Kepe,
Tanrı’dan güzel bir kader dilerken yetmiş yedi kafes, yetmiş yedi kader,
yetmiş yedi renkli söz ifadelerinde yetmiş yedi formülistik sayısını sıkça
kullanır (Ulıp 654-651), Ulıp’ın olağanüstü büyümesi ile ilgili olarak da
yetmiş yedi sayısına başvurulur. Ulıp yetmiş yedi gün uyuyup kalktıktan
sonra boyu üç katı büyümüştür (Ulıp 864-870), karıncalar Ulıp’a yetmiş yedi
tane çavdar tohumu verirler (Ulıp 1912-2915), Ulıp annesini defnetmeden
önce banyoyu yakar ve yetmiş yedi kayın ağacından süpürge örer (Ulıp 41304143), Büyükannesi Ulıp’a yetmiş yedi tane saç teli verir ki bunlar Ulıp’ı
birçok dertten kurtaracak onu koruyacak büyülü, olağanüstü güçlere sahip
nesnelerdir (Ulıp 4522-4529), Maşik ustanın gusli yapmaya başlamasının
anlatıldığı bölümde yetmiş yedi meyve suyu, yetmiş yedi defa ağacı ıslatmak,
yetmiş yedi gün içinde şeklinde yetmiş yedi sayısı ardarda kullanılmıştır
(Ulıp7202-7209), yağmur bulutu yetmiş yedi tepe üzerineden ve yetmiş yedi
deniz üzerinden geçerek demir dağa ulaşır (Ulıp 7979-7982), Asamat yetmiş
yedi ak kayıştan körük yapar (Ulıp 7176-7179), Altırkuş sabahları yetmiş
yedi inek yer (Ulıp 8376-8379), Asamat yetmiş yedi günde çeliği eritir, çeliği
eritirken yetmiş yedi renkli demiri ve yetmiş yedi ilacı ekler, yetmiş yedi öküzün
derisinden körük yapar, yetmiş yedi gün çeliği döver (Ulıp 9206-9209), çeliği
verilen su yetmiş yedi yerdendir (Ulıp 9210-9215), Nuhrat padişah yanında
yetmiş yedi yaşlı danışman vardır (Ulıp 10379-10385), Melik’in yetmiş yedi
tane bahadırı vardır (Ulıp 11008-11011), Ulıp’ın yer altına indiği basamaklar
yetmiş yedidir (Ulıp 11717-117120), yetmiş yedi pınardan su alır, yetmiş yedi
ottan ilaç yapar ve Ulenke’yi yıkar (Ulıp 12347-12352), akarsuda yetmiş yedi
türlü balık dolanır (Ulıp 12649-12652), kuzey ışığının kızları yetmiş yedi
renkli çiçekten bir demet yapıp Ulıp’ı karşılarlar (Ulıp 12875-12878), Şürpü
ve Sikpırşa yetmiş yedi tepe üzerinden gelir (Ulıp 14503-14507), Şımlamas
yetmiş yedi ses çıkarır (Ulıp 14517-14520), Bulgar’da yetmiş yedi devletten
tüccar vardır (Ulıp 14592), kurban için yetmiş yedi koç, yetmiş yedi aygır,
yetmiş yedi öküz sunulur; yetmiş yedi kazan çorba, yetmiş yedi kazan lapa
pişirilir; yetmiş yedi tekne peynir, yetmiş yedi fıçı şerbet hazırlanır (Ulıp
15380-15386), Nuhrat padişah genç kahramanlara yetmiş yedi çeşit hediye
hazırlatır (Ulıp 15445-15468).
3.13.8. Yedi yüz
Yedi yüz formülistik sayısı Thompson tarafından Z. Çeşitli Motif Grupları
genel başlığı altında Z0-Z99 Formüller alt başlığı içerisinde Z71. 5. 0. 1’de
Formülistik sayı yedi ve katları olarak kaydedilmiştir (Thompson 1975d: 555).
Ulıp Destanı’nda formülistik sayıların kullanımında en çok dikkat çeken
hususlardan birisi yedi ve yedinin 77, 700, 777 gibi katlarının kullanımının diğer
sayılara oranla daha yoğun bir şekilde kullanıldığıdır. Yedi yüz sayısı da destanda
birçok yerde kullanılmıştır.
Yedi yüz aynı zamanda kahramanların uzun yaşamalarının bir göstergesi
olarak da kullanılmıştır. Ulıp’ın annesi ve babası yedi yüz yıl yaşamış kişiler
olarak tasvir edilir (Ulıp 18-24).
Yedi yüz yukarıda verilen örneklerin dışında metinde şu şekilde
geçmektedir: Dünyaya tanınmak için yedi yüz renkli mal vardır (Ulıp 1485-1486),
büyük kurbanda kurban derisi asmak için kullanılan meşe kırk kulaç boyundadır
(Ulıp 1801-1811), Ulenke’deki zincir yedi yüz batmandır (Ulıp 1888-1889),
Ulıp’ın yedi yüz buğdayı vardır (Ulıp 2978-2979), Ulıp’ı demir dağa götürecek
olan bulut yedi yüz parça olur (Ulıp 7963-7966), Altırkuş yedi yüz sesle bağırır
(Ulıp 8620-8623), üç başlı korkunç yaratık Tıtamas’ın yuvası yedi yüz kulaçtır
(Ulıp 9620-9625), Şutgölü yedi yüz parça olana kadar donar (Ulıp 10204-10207),
banyodaki kazana yedi yüz kova su doldurulur (Ulıp 11801-11804).
3.13.9. Şekil Değiştirme
Diğer halk anlatıları ile karşılaştırıldığında şekil değiştirme daha çok
efsanelerde görülen bir motiftir. Efsane dünyasının en yaygın motiflerinden
biri olan şekil değiştirme bir kayanın bir taşın, ağacın, dağın, gölün veya bir
37
hayvanın, uzay cisminin vb. menşeini izah etmede kullanılan anlatmalarda
karşımıza çıkmaktadır. Ancak şekil değiştirmenin sadece efsanelerde karşımıza
çıkmadığını biliyoruz. Masallarda, menkıbelerde de şekil değiştirme sıkça
karşımıza çıkmaktadır. Ancak bunların arasında da bazı farkların olduğunu
belirtmek gerekir. Efsanelerde görülen şekil değişikliklerinde cadı, sihirbaz,
cin gibi olağanüstü ya da hayalî yaratıklar çok fazla görülmezler. Ancak onların
mucizeleri görülür. Masallarda şekil değiştirmelerde ise cadı vb. yaratıkların
kendileri de görülür. (Ergun: 1997: 167).
Destanın on beşinci türküsünde Ulıp samurla kartalın mücadelesine tanık
olur. Samura saldıran kartal samurun kuğuya dönüşüp suya dalmasıyla kendisi
deniz hayvanına dönüşerek kuğunun ardından suya dalar (Ulıp 4846-4873).
Bu değişimin ardından Ulıp’ın yukarıdaki olayı görüp kartalı öldürmesi
yeni değişimin yolunu açmıştır. Kartalın elinden kurtulduktan sonra samur,Ulıp’a
teşekkür eder ve onun başına vurmasını ister. Ulıp, samurun başına vurduktan
sonra, bu sefer de samur güzel bir kıza dönüşür. Hatta samurun önce kuğuya daha
sonra da Ulıp’ın da yardımıyla insana dönüşmesi bir şekil değiştirme dizisini
karşımıza çıkarmaktadır (Ulıp 4893-4909).
38
Destanın on beşinci türküsünde, Ulıp gölün dibindeki iti çıkarıp onu yok
etmek ister. Ulıp’ın mücadele ettiği it sonuçta bir karcığa dönüşür. Karcık, Çuvaş
halk kültüründe zaman zaman olumsuz işlevleriyle karşımıza çıkan olağanüstü
bazı güçlere sahip yaşlı kadınlara verilen addır. Bunların bazı durumlarda fal
bakma, kehanet, sağaltma gibi görevleri yerine getirdiği de bilinmektedir. Ancak
destanda genellikle karcık olarak adlandırılan ihtiyarlar olumsuz işlevleriyle
karşımıza çıkmaktadır. Yine Ulıp’ın iti karcığa dönüştürmede kullandığı ağacın
üvez ağacı olması da dikkat çekicidir. Üvez ağacı da halk inanışlarında olağanüstü
güçlere sahip bir unsur olarak görülmektedir (Ulıp 5029-5054).
Ulıp Destanı’nın on beşinci türküsü değişme motifleri bakımından oldukça
zengindir. Ulıp Destanı’nın bu bölümünde Ulıp lanetli kadından istediğini alır
ve orada esir olan herkesi kurtarır. Burada da taşların insana dönüşmesi motifi
bulunmaktadır ki bu taşlar daha önce insanların taşa dönüştürülmüş olmalarıyla
ortaya çıkmıştır (Ulıp 5104-5107).
Ağaç dalı, sopa, asa gibi nesnelerin yılana dönüşmesi dünya folklorunda
ve dinler tarihinde sık görülen motiflerden birisidir. Destanın on dokuzuncu
türküsünde Sintir Mirza, İlmeykker’i öldürdüğünü ve Sarine’yi kurtardığı yalanını
söyleyerek ülkenin padişahlığına ve Sarine’ye talip olur. Sarine’ye verilen ağaç
dalı bir anda şeytanî bir varlık olan yılana dönüşür (Ulıp 6595-6604).
Yukarıdaki parçanın devamında yine on dokuzuncu türküde Şıpatan’ın
planları istediği gibi gitmeyince halk Şıpatan’ı kuşatır ancak o da olağanüstü bir
şekilde arıya dönüşerek vızıldayarak kaçar. Bu dönüşme de onun kendi isteği ile
olmaktadır (Ulıp 6617-6624).
Destanın otuz beşinci türküsünde Ulıp’ın Kiremet üzerine düzenlediği
seferde de bir değişme serisi karşımıza çıkmaktadır. Ulıp’ın yanında bu sefere
katılan Sikpırşa, büyücü Şıpatan’a karşı zaferi getirecek olan üvez ağacını eşek
arısına dönüşerek bulur ve bunu kartala dönüşüp getirdikten sonra da tekrar
insana dönüşür (Ulıp: 14592-14610).
Destanda, her kahramanın olduğu gibi Ulıp da değişme özelliği
göstermektedir. Ulıp, destanın otuz ikinci türküsünde bir değişime uğrar. Ulıp
huzurun, mutluluğun, bolluğun, bereketin olduğu Şutkun ülkesine gidip bunun
sırrını öğrenmek isterse de buraya girememektedir. Şutkun ülkesine giremeyen
Ulıp’a kuzey ışığının kızları yardım ederler. Kuzey ışığının kızlarının yardımıyla
Ulıp, güzel bir Çuvaş kızına dönüşerek Şutkun ülkesine girer (Ulıp 12975-13018).
Ulıp, Şutkun ülkesinden geri dönerken de gökkuşağının altından geçtikten
sonra tekrar eski haline dönüşür. Bu durum halk inançlarına da uygundur.
Halk inançlarına göre gökkuşağının altından geçenler cinsiyet değişimine
uğrayabilmektedir (Ulıp 12409-12411).
Destanın son bölümünde,Supetey’in Bulgar’ı ile bu ülkenin yaşanamaz
bir yer haline geleceğini on bir kızına anlatan Nuhrat padişah, onların cariye
olmasındansa güvercine dönüşüp burayı terk etmelerinin daha doğru olacağını
söyler. Nuhrat padişahın on iki kızından on biri güvercine dönüşür ancak Sarine,
babasının yanında kalır (Ulıp 16728-16745).
Yukarıda örnekleri verilen değişme motifleri bundan ibaret değildir.
Destanın diğer bölümlerinde de değişme olayıyla karşılılmaktadır. Elpine adlı
güzel kız, Maşik Usta yanına üç yiğidi de götürmek ister ve kartala dönüşür
(Ulıp 7224-7228), UlıpMayrus’u aramaya giderken yanındaki halı demet olur,
büyük köke dönüşür sonra da açıldığında kanatları iki yüz kulaç olan altın kartala
dönüşür (Ulıp 7451-7462), Mayrus, Elpine’ninAhplat ve Ulıp’a yardım ettiğini
görünce çok kızar ve onu cezalandırmaya çalışır ancak göle, balığa, tepeye
dönüşmeden sonra Mayrus tekrar kıza dönüşür (Ulıp 7552-7572), Sikpırşa’nın
olağanüstü güce sahip gerdanlığı onu pireye dönüştürür (Ulıp 14706-14717),
destanın son türküsünde de Sarine’nin Ulıp’ın ölüsüne ulaşmak için çıktığı yolda
karşılaştığı fare yüzüğün etkisiyle bir küheylan ata dönüşür (Ulıp 16803-16810).
Destanda tespit ettiğimiz yukarıdaki örnekler göz önünde
bulundurulduğunda bir kahramanlık destanı yaratmak isteyen şairin değişme
motiflerine çok fazla yer verdiği görülmektedir. Bu kadar yoğun bir şekilde
kullanılan değişme motifinin eseri bir kahramanlık destanı havasından
çıkarıp, masal havasına götürdüğü bir gerçektir. Şair, halk anlatılarında daha
çok masallarda ve efsanelerde gördüğümüz değişme motifini canlı veya
cansız herhangi bir varlığın kökeni ile ilgili açıklamaları veren dönüşüm
motifini değil de masallara has olan dönüşüm motifini tercih etmiştir. Şairin
mekân konusunda da benzer tercihler kullandığı dikkate alındığında bilerek
ya da bilmeyerek eseri destan çizgisinden çıkarıp hayali fantastik bir masal
39
dünyasına çektiği görülmektedir. Hatta Sibirya sahasına ait arkaik mitolojik
destanlarda dahi bu kadar çok değişme motifinin bir destanda kullanılmadığı
söylenebilir. Bunun sebebi büyük bir ihtimalle, şairin kaynak olarak Çuvaş
alp anlatmalarının ardından Çuvaş masallarını etkin bir şekilde kullanması
ve yakın dönemlere kadar Çuvaşların geleneksel dinî inanışlarını muhafaza
ediyor olmaları sebebiyle olağanüstü güçlere sahip iyi ve kötü varlıkların
dünyasını destana yansıtmak istemesinden kaynaklanmaktadır (Bayram
2012: 307).
Şair, bir milli destan yaratmak arzusuyla eserini yazdığı için, mümkün
olduğu kadar hatta bazı durumlarda şartlarını da zorlayarak yoğun bir şekilde
folklor unsurlarını kullanmak istemiştir. Destanın temel kurgusunu öncelikle alp
anlatmaları ve Çuvaş masalları ile geleneksel Çuvaş dininin unsurlarını koyduğu
için de folklor motiflerini oldukça yoğun bir şekilde kullanmıştır. Yardımcı
nesneler, renkler, kültürel unsurlar, mekânlar, tabular, olağanüstü varlıklar,
hayvanlar, içecekler, yiyecekler gibi pek çok konuda yüzlerce motif tespit
etmek mümkündür. Ancak burada biz önceliği destanlara has motifler üzerinde
yoğunlaştırmaya çalıştık. Bunun yanında müstakil bir çalışma yapıldığı takdirde
eserin yüzlerce motifi barındırdığı rahatlıkla söylenebilir.
40
4. ULIP DESTANI
(TRANSKRİPSİYON-TÜRKİYE TÜRKÇESİ)
Atĭl şıv ĭlku pеk,
İdil suyu pınar gibi
Yĭltĭrtatat’ kml pеk.
Parlıyor gümüş gibi.
Kml hlh tĭsar-i,
Gümüş tel uzar mı,
Kslе inе karar-i?
Gusliye3 çekilir mi?
Pirn еnçе vĭrmansеm,
Bizim tarafta ormanlar,
Vĭrmannçе şĭpçĭksеm.
Ormanlarında bülbüller.
Şĭpçĭk kayĭk pular-i,
Bülbüller kuş olur mu,
Yan yanratsa yurlar-i?
Yankılattırıp öter mi?
Ivlĭm, kslе kalasam,
Oğlum gusli çalıyor,
Kml hlhpе vĭl hal’.
Şimdi gümüş telle.
Annü pul yurrinе,
Annen başlar türküsüne,
Aça çuhnе iltninе. Çocukluktan işittiğine.
Ulĭp inçеn yurlama
Ulıp hakkında söylemeye
Mana pççеn ĭmĭl mar,
Ancak kolay değil bana,
Kslе kalan pulsan ta,
Gusli çalıyor olsam da,
Ivlĭm, yurla manpa tan.
Oğlum söyle benimle.
Yurrĭmĭrsеm halĭhran,
Türkülerimiz halktan,
Ĭna hıvnĭ sm aval.
Onu yarattı çok eskiden,
Yurra yurlar çrеrеn,
Türküyü söyleyin içten,
Halĭh çunnе kmеllе.
Halk ruhuna işlemesi için.
Yurĭ Pulamĭş
Türkü Başlangıcı
Pirn vĭrman yumanlĭh.
Yumanlĭhra -ĭkalĭh,
ĭkalĭhra -ulankĭ.
Ulankĭra mn ukkĭ?
Ulankĭra tеm tе pur,
Ürkеnmеsеn kay ta kur.
Unta pırat’ akatuy,
Haklas pulsan -içr tuy.
Akatuya hutşĭnma
TB/10 Kml kslе turĭmĭr,
Yan yanratsa yurlama
Şĭpçĭk kayĭk pultĭmĭr.
iç hulana itrmr,
içr kv iltrmr,
Kslе vĭynе pltmr.
r-r yalta pultĭmĭr,
r pin yurĭ iltrmr,
Bizim orman meşelik,
Meşelikte ıhlamurluk,
Ihlamurlukta açık yer.
Açıklıkta ne yok ki?
Açıklıkta her şey var,
Üşenmezsen gidip gör.
Orada şimdi akatuy4,
Değer versen, yedi yüz toy.
Akatuya katılmaya
Gümüş gusli yaptık,
Ses versin türküye
Bülbül kuşu olduk.
Yedi şehre yettik,
Yedi yüz küy işittik,
Gusli gücünü bildik.
Yüzlerce köyde olduk,
Yüz bin türkü duyduk.
41
42
Halĭh çapnе pltmr.
iltu inçе pultĭmĭr,
TB/20 Şap-şurĭ yur kurtĭmĭr.
Yur -iç ulhiskеr,
İrlmеşkn mannĭskеr.
Unta vi ka vırtrĭmĭr,
Kayĭk yrnе kurtĭmĭr,
Un yrripе utrĭmĭr,
Sukmak tĭssa pıtĭmĭr.
Sukmak tе vlеnç,
Aslĭ aval kurĭnç,
Atĭl pеkеh tuyĭnç.
TB/30 Akĭş karti ıvharç,
Kayran tata uhalç.
Alĭ aval ilеmrе,
Ulĭhsеm çеçеkrе.
Hurĭnsеm tе üsе,
Yala ilеm kürе.
Şur hurĭnsеm huşşinçе
Şur çul vırtat’ r inçе.
Hurĭn aynе lartĭmĭr,
Kurman kayĭk kurtĭmĭr.
TB/40 Kayĭk inçi mеrçеnsеm
Pin-pin tspе una,
avra ahah kusеm
Vri kuul’ tĭka.
-Kayĭk, mnşn yrеtn,
Vri kuul’ tĭkatĭn?
unattuna hur-i
Yе yultaşna tıtr-i?
Kayĭk larç çul inе,
Ulĭştarç sĭn-pitnе.
TB/50 Pirn umra sar pikе
Tlntеrç sĭnpе.
Sarĭ hvеl -pitnçе,
еp sassi -çlhinçе.
Utat’ akĭş işşipе,
Yurlat’ ĭtmah kvvipе.
-Sĭltav pur ymеşkn,
Vri kuul’ tĭkmaşkĭn.
Ep Mеrçеn pulatĭp,
Sĭrt aynçе purnatĭp.
TB/60 Man alĭra sĭrt mul,
Iltĭn-kml tеm çuhl.
Ep pulatĭp akĭnta
Halkın yüceliğini gördük,
Şiltu üstünde bulunduk,
Bembeyaz kar gördük.
Yedi yıl erimeyen kar,
Erimeyi unutmuş kar.
Orada üç gece yattık,
Hayvan izini gördük,
Onun izinden gittik,
Sokaklardan geçtik.
Sonunda sokak da bitti,
Aslı Şaval göründü,
İdil gibi duyuldu.
Kuğu sürüsü yaklaştı,
Bir yerlere kayboldu.
Aslı Şaval güzellikte,
Çayırları da çiçekte.
Kayınlar da yetişiyor,
Köye güzellik veriyor.
Ak kayınlar arasında
Ak taş yatıyor yerde.
Kayın altında oturduk,
Görülmemiş kuş gördük.
Kuş üstünde mercanlar,
Binlerce renkle parlıyor,
Yuvarlak, inci gözler,
Ilık gözyaşı döküyor.
-Kuş niçin ağlıyorsun,
Ilık gözyaşı döküyorsun?
Kanadını mı kırdılar
Ya da dostunu mu tuttular?
Kuş oturdu taş üstüne,
Değiştirdi suretini.
Güzel kız önümüzde.
Şaşırttı güzelliğiyle.
Parlak güneş, yüzünde,
Nazik sesi, dilinde.
Kuğu yüzüşüyle gidiyor,
Cennet küyünü söylüyor
-Sebebi var ağlamak için,
Ilık gözyaşı dökmek için.
Benim adım Mercan,
Tepe altında yaşıyorum.
Elimde tepenin ganimeti,
Altın, gümüş ne kadar.
Ben gelebiliyorum buraya
r ulta pr ka kĭna.
r kaiççеn ürеtp,
Ep Ulĭpa ktеtp.
Ançah Ulĭp kurĭnmast’,
aval hrnе vĭl anmast’.
Ulĭp kallеh mtrе,
nt puşĭ man çrе.
TB/70 Pattĭr, çunĭm, ĭta es,
Ma man pata kilmеstn?
Sanşĭn vĭyya tuhiççеn,
ınsеm mana kuriççеn
Vlkştеrsе ümе
ivtlеrm impе.
Un çuh mana kurakan,
ü prçinе tupakan,
Asamĭna tuhatç,
Yalan tеlеy kuratç.
TB/80 Sanşĭnah ü prçinе
Ükеrmеrm r inе,
Sana ançah yuratrĭm,
Sanşĭn çuna parĭttĭm.
rе turtsa ıratat’,
aval hrnе uttarat’.
Eh, av Ulĭp sıvah-şi,
Man inçеn vĭl şutlat’-şi? Ulĭp inçеn plmеstpr,
Suysa sĭmah pеmеstpr,TB/90 Hurav pulç pirntеn
Nim kalama plmеnrеn.
Pikе tutĭr vtеrsеn,
Kunе şĭlsa tiptsеn,
Eh, pular yurlama
Yuhanşıva humhatsa.
İrtn purnĭ vitmnе
Usa huç yurripе,
Ulĭp kun-ul utĭmnе
Vĭl pltеrç yrkipе.
TB/100 -Ey, tantĭşsеm, yal-yışsеm,
Akatuya kilnisеm,
Mеrçеn kayĭk yurrinе,
Ulĭp inçеn huninе,
Kunta prlе yurlar-i,
Ulĭp pеkеh pular-i?
Yüz yılda ancak bir gece.
Gece bitene dek geziyorum,
Ben Ulıp’ı bekliyorum.
Ancak Ulıp görünmez,
Şaval kenarına inmez.
Ulıp yine de ümidimde
Artık boş benim kalbim.
Bahadır, nerdesin, canım,
Niçin yanıma gelmezsin?
Senin için gücüm bitene dek,
İnsanlar beni görene dek,
Dağıtıp saçlarımı
Ördüm şimşekle.
O zaman beni gören
Saç telimi bulan,
Büyücüye dönüşür,
Her zaman şans bulur.
Senin için saç telimi
Yer yüzüne düşürmedim.
Sadece seni sevdim,
Sana canımı verirdim.
Yüreğim sıkışıp ağrıyor,
Şaval kızı geçiriyor.
Eh, Ulıp yaşıyor mu ki?
Beni düşünüyor mu ki?
Ulıp’la ilgili bir şey bilmiyoruz,
Yalan söz söylemiyoruz,
Cevabımız buydu bizim
Ne diyeceğimizi bilmeden.
Kız yağlığı uçurunca,
Gözünü silip kurutunca,
Başladı türkü söylemeye
Irmağı dalgalandırarak.
Geldi hayatın kıyısına.
Başladı türküsünü söylemeye,
Ulıp’ın hayat yolunu
Bildirdi düzeniyle.
-Ey, akranlarım, köylülerim,
Akatuya gelenlerim,
Mercan kuşun türküsünü,
Ulıp için söylenileni,
Burada beraber söyler misiniz,
Ulıp gibi olur musunuz?
43
Prrеmş Yurĭ (Ulĭp Aşş Uslati)
Birinci Türkü (Ulıp’ın Babası Uslati)
Çĭvaş rşıvnе sıhlakan pattĭrsеm:
Uslati, rpü, Sikpĭra. Uslati sasartĭk
çirlеsе ükеt. avna Patti hun Supartan
iltеt tе Çĭvaşa tapĭnat’.irl Uslati Patti
hunpa apĭat’, çir hıtĭ aptratnipе rе
ükеt. Un tavra tĭşmansеm.
44
10
20
Ay-hay nt, mn nt,
Kalamalla kslеpе.
Ay-hay, pirе pil pultĭr,
Haylav apla pulantĭr.
Tahan aval ak еnçе,
Aslĭ Atĭl hrrinçе,
ееnhirsеm humhannĭ,
Sm vĭrmansеm kaşlanĭ.
Vat yumanlĭh umnçе,
avra kül hrrinçе,
Çĭvaş yal vırnanĭ,
Irĭ yatnе upranĭ.
Yalta, uram kukrinçе,
Mĭn yĭmrasеn hüttinçе,
atĭr kil-urt kurĭnnĭ,
Unta ikkn purĭnnĭ.
Kil huiy, çi vatti,
Şur suhallĭ Uslati,
içr ula pusnĭskеr,
Arĭslantan vĭylĭskеr,
Tеpri -Çkе, vatĭskеr,
içr ula kaynĭskеr,
Kml ül, ĭslĭskеr,
sr larma plmеnskеr.
Vat Uslati tayĭlman,
Kiltе larma yuratman.
Yal-yışsеmpе tavlaşman,
Nikamran ta hĭraman.
Çuvaş ülkesini koruyan bahadırlar:
Uslati, Şirpü, Sikpırşa. Uslati aniden
hastalanıp düşer. Bunu Patti Han3,
Supar’dan işitir ve Çuvaş ülkesine
saldırır. Hasta Uslati, Patti Han’la
savaşır, hastalığının şiddetli acısıyla
yere düşer. Onun çevresinde düşmanlar
toplanır.
İşte şimdi zamanı,
Gusliyle söylemenin.
İşte, bize dua olsun,
Eser şöyle başlasın.
Çok eskiden bu tarafta,
Büyük İdil kıyısında,
Bozkırlar dalgalandı,
Sık ormanlar uğuldadı.
Yaşlı meşelik önünde,
Şavra gölü kıyısında,
Çuvaş köyü yerleşti.
İyi adını korudu.
Köyde sokak dönemecinde,
Büyük aksöğüt gölgesinde,
Çadır ev göründü,
Onda iki kişi yaşıyor.
En yaşlısı, ev sahibi,
Ak sakallı Uslati,
Yedi yüz yıl yaşayan,
Aslandan daha güçlü,
Diğeri –Çikeş, yaşlı,
Yedi yüz yıla giren,
Gümüş saçlı, akıllı,
Bilmeyen işsiz oturmayı.
Yaşlı Uslati bükülmemiş,
Evde oturmayı sevmemiş.
Hısım-akrabayla tartışmamış,
Hiçkimseden de korkmamış.
Moğolların büyük hanı Batuhan’dır. Çuvaş halk edebiyatında sık sık karşılaşılan büyük düşmanlardan birisi olarak karşımıza
çıkar (A.N.).
3
30
40
50
60
Laşi unĭn -ilunat,
iltеn malta vĭl çupat’.
aplĭ vuth allinçе,
itml patman1 turtat’ tеt.
Prrе sulsan vuthnе
iç uhrĭma hm iеt.
Tеprе sulsan-vut tuhat’,
r uhrĭmran kurĭnat’.
Uslatin pur ik tus,
Pallaştarma vĭhĭt pul’.
Prin yaç Sikpĭra,
Hitrе kaççĭ tavrara
Hĭynе tıtma plnrеn.
Tеpri -rpü, vatĭskеr,
Pattĭr vara vĭy еnçеn.
Vĭrĭm ula tuhsassĭn,
Tussеmpе tl pulsan
Vat Uslati hisеprе
İk tus huşşinçе.
r kaiççеn kalama,
Tl pulninе palĭrtma
Yuman aynе lara,
Şĭrttan kassa iye,
Şеrpеtnе tе manma,
Tavĭlansah е.
“Attе-annе çĭn pahi,
Tĭvan rşıv çĭn hakli”,Tеsе yurra vlеsеn
Ura inçе viş tе.
Krеşsе tе ilе,
Vırtma hüş tĭva,
Prlе vırtsa kana.
Sarĭ hvеl vĭransan
Vsеm prlе -apatra.
Irĭ sunsan pr-prnе,
Italansa çuptusa
Uyĭrla tĭvanla.
Tеpr çuhnе ula may
Tĭşmansеnе tl pulsan
Onun atı ise yelkanat4,
Rüzgar önünde koşuyor.
Büyük ateş kılıç elinde,
Yetmiş batman geliyor.
Ateş kılıcını bir sallasa,
Yedi çağrıma alev saçar.
Bir daha sallasa, ateş çıkar,
Yedi çağrımdam görünür.
Uslati’nin var iki dostu,
Tanıştırma zamanı.
Birinin adı Sikpırşa,
Kurnaz yiğit bu yerde,
Özünü tutabildiğinden.
Diğeri Şirpü, yaşlı olan,
Güç yönünden yiğit.
Uzun yola çıktığında,
Dostlarıyla bir olunca,
Yaşlı Uslati saygı görür,
İki dostunun arasında.
Gece boyu konuşmak için,
Buluştuğunu bildirmek için
Meşe altında otururlar,
Şırtan5 kesip yerler,
Şerbeti de unutmazlar,
Gürültüyle içiyorlar.
“Anne baba en kıymetli,
Anavatan en kıymetli.”
Diye türküyü bitirince
Ayaktadır üçü de.
Güreş de yaparlar,
Yatmaya baraka yaparlar,
Birlikte yatıp dinlenirler.
Parlak güneş doğunca,
Onlar birlikte yemekte.
Birbirlerini dileklerle,
Kucaklayıp öperek
Ayrılırlar dostça.
Başka bir yolda ise,
Düşmanlarla karşılaşınca,
Şilşunat kelime anlamı olarak yelkanat yani yel gibi kanadı olan çok hızlı at anlamına gelmektedir. Destan metninde Türkçe
aktarmada da “yelkanat” karşılığı edilmiştir (A.N.).
Etle doldurulmuş ve kızartılmış sucuğa benzeyen bir Çuvaş yemeği.
4
5
45
70
80
46
90
100
il-tĭvĭlla tapĭnnĭ,
Nim hĭvarmi arkatnĭ.
Prrе kilе tavrĭnsan,
Munça hutsa ĭvĭnsan
Uslatin pu usĭnç,
Çrkulеnsе vĭl larç.
Asa ilç vĭhĭta,
Tl pulninе Suparpa,
Mnlе ĭna irhinе
Hĭna tusa yaninе.
Irĭ ın pеk kurĭnma
Hĭy yĭnĭşnе yışĭnsa
Kuul’ tĭksa larninе,
nеnmеllе suyninе.
“ın vĭl tĭvan halĭhsĭr
Uy varrinçi hurama
Tеrn mana. Ĭnlantĭm.
Ham yĭnĭşa yışnatĭp,
Kaarmaşkĭn ıytatĭp.
Manran suya tuhsassĭn
Mana aptĭr tip aa.
Ham sĭmaha tıtmasan
r tе ĭttĭr avĭntah.
Tupa tıtap san umra
Tĭpra isе pr kurka”.
Tĭpra ir man umra
apla sĭmah kalasa:
“ak man tupa pĭlatranmrlhе upranma”.
Eh, vat supnĭ!
Ep tе nеntm vt suyее.
Mn tĭvas tеn, çĭvaşsеn
Kĭmĭlsеm avĭn pеk.
Ahal’tеn mar çirlеrm.
Supar mana tеm tur.
Man kun-ula kskеtmе
Uy usalnе tıttarç.
Ĭna nim tе şanma uk.
Fırtına gibi saldırır,
Her şeyi dağıtırlar.
Bir gün eve dönünce,
Banyoyu ısıtıp yıkanınca,
Uslati’nin başı eğildi,
Diz çöküp oturdu.
Hatırladı zamanı,
Supar’la buluştuğunu,
Sabahleyin nasıl onu,
Misafir ettiğini.
İyi insan gibi görünmek için,
Kendi hatalarını kabul edip,
Gözyaşı döküp oturduğuna,
İnanmalı onun yalanına.
“Halkı olmayan kişi,
Bozkır ortasında karaağaç
Dedin bana anladım.
Yanlışımı kabulleniyorum,
Affedilmeyi diliyorum.
Ben hata yaparsam,
Çarpsın beni yıldırım.
Sözümü tutmazsam,
Toprak yutsun orada.
Ant içiyorum önünde.
Toprak yiyerek bir kepçe.”
Toprak yedi önümde.
Şöyle söz söyleyerek:
“Bu andım çelikten
Yüzyıllarca geçerli.
Eh, bunak ihtiyar!
Ben de inandım yalancıya.
Ne yapmalı, Çuvaşların
Böyledir gönülleri.
Hastalanmadım boşa.
Ne yaptı Supar bana.
Hayatımı kısaltmak için
Tarla usalına6 beni tutturdu.
Ona inanmak mümkün değil.
Usallar, Çuvaş halk inanışlarında kötü ruhlar arasında kabul edilen varlıklara verilen addır. Kötü, temiz olmayan, pis
anlamlarına gelen usal kelimesi genel olarak insanların normal olmayan ölümleri sonucu ortaya çıkmaktadırlar. Aynı zamanda
banyodan rastgele atılmış eski süpürgeden de meydana gelebilmektedir. Yine onlarla ilgili bir anlatmaya göre, usal ile Turı bir
zamanlar iki kardeş gibi yaşamışlardır. Daha sonra ayrı yaşamaya başlayınca usal, çukurları, suları ve delik yerleri kendisine
almıştır. Usalın zarar verdiği insanların kemikleri ağrır, vücut zayıflar, başı ağrır vb. Usalları en çok korkutan şey ise üvez
ağacıdır. Farklı kılıklara girerek insanlara zarar verebilen kötü ruhlar olarak karşımıza çıkar (Salmin 2007: 467-469).
6
110
120
130
Vĭl akna ta tur pul’:
Kĭvak yuman kĭmpinnе,
iç ul huşşi üsninnе,
Tatsa imk kahinе
Kĭlarnĭ pul’ stkеnnе.
Ep avna n tеn?
avĭnşĭnah man çir-çr!
Samay yıvĭr vĭhĭtra
un tuh-şi man vara? Tеt vĭl hĭyn ĭşnçе,
Tarĭn şuhĭş punçе.
Çkе yenne vĭl pĭhat’,
Iratnipе şĭl ırtat’.
Siplеnmеşkn vĭl vırtat’,
Tĭlĭp vitsе yartarat’.
Vat karçĭkĭn alĭra
Pukanеpе ĭmarta,
Uka -utĭ şĭvĭran,
Kasnĭ ĭkĭr çlli tе.
Ar pu tavra pşknsе
Vrü-suru çlhipе
Çkе avrat’ vsеnе.
-Vut alpasti,
Şıv alpasti,
il alpasti,
Vutlĭ hayar!
Şıvlĭ hayar.
ırmallĭ hayar,
Sеhmеt hayar!
Muskav huşşipе,
Kiyü ummipе,
Tan hrripе,
Şеşma yuhanşıvpе
Bu konuda da haklı:
Gök meşe mantarını,
Yedi yılda büyüyeni
Çekip şimik7 gecesi
Bırakmış suyunu.
Ben bunu mu içtim?
Bunun için mi hastayım!
Oldukça ağır zamanda
Çıkıyor mu benim canım?
Der kendi içinden,
Başında derin düşünce.
Çikeş tarafına bakar,
Ağrısından diş sıkar.
İyileşmek için yatar.
Üstünü de örter.
Yaşlı kadının elinde
Kuklayla yumurta,
Akçe, parlak metalden,
Kesti ekmek parçasını da.
Eşinin baş tarafına eğilerek
Efsunlu sözleriyle
Çïkeş çevirir onları.
-Ateş albastı8,
Su albastı,
Yel albastı,
Ateşli hayar9!
Sulu hayar.
Irmaklı hayar,
Sehmet hayar! 10
Moskova arasıyla,
Kiyev önünde,
Don ırmağı kıyısından,
Şeşma ırmağıyla11
Şimik, ata ruhlarının sembolik olarak doyurulması ile ilgili bir yaz mevsimi törenidir. Daha doğrusu yaza bir geçiş de denilebilir. Bu gün
Çuvaşlar için tatil günüdür ve hiçbir iş yapılmaz. Bütün işler bir kenara bırakılır ve karşılıklı bütün alışverişler de kesilir. Örneğin karşılıklı
olarak borç alma ve verme işlemi yapılmaz. Bu bayram, yaşlıların ve gençlerin daha doğrusu bütün toplumun heyecanla beklediği bir
bayramdır. Şimik perşembe günü başlar. Öğle yemeğinden sonra mezarlığa gidilir. Çuvaşlara göre aslında bayramın kendisi cuma günüdür
(Arık 2005: 128-129).
8
A. K. Salmin tarafından alpas olarak kaydedilen usallar arasında kabul edilen alpas, vupır, ateşli yılan ve ejderhaya benzeyen bir kötü
ruhtur. Genellikle saçları dağınık bir kadın şeklinde tasavvur edilen ve kızlara erkek, erkeklere de kız şeklinde görünen bir ruhtur. Alpasti ile
bağlantılı olarak pek çok hastalık ortaya çıkmaktadır. Alpasti, nazar değmesi, humma, ateş gibi rahatsılıklara sebep olmaktadır ve bunlardan
kurtulmanın tek yolu da büyüdür (Bayram 2012: 199).
9
Çuvaş halk inanışlarında kötü ruhlardan birisi. Burada ilerleyen bölümlerde tekrar edilen bu varlık usallarla da birlikte anılırlar. Destanda
şairin Çuvaş halk inanışlarını çeşitli ruhlarını kişileştirdiği ya da ayrı bir Tanrı olarak tasvir ettiği de görülmektedir. Bu nedenle buradaki
adlandırmaların zaman zaman tam olarak Çuvaş halk inanışlarında karşılığının olmadığını söyleyebiliriz (A.N.).
10
Çuvaş halk inanışlarında kötü ruhlardan birisidir.
11
Büyük Bulgar Devleti’nin doğu sınırlarında uzanan ırmak adı (Ş.N.).
7
47
140
150
48
160
170
Tutar piki kilеt,
Vunvirе.
Unta kayĭr,
Uslatiyе hĭvarĭr.
Yıt alpasti,
ĭh.alpasti,
Kayĭk alpasti,
Vĭrman alpasti.
il vupĭr,
Vut vupĭr,
Şıv vupĭr,
Muskav huşşipе,
Kiyü ummipе,
Tan hrripе,
Şеşma yuhanşıvpе
Tutar piki kilеt,
Vunvirе.
Unta kayĭr,
Uslatiye hĭvarĭr.
Akar yıtti,
Sеhmеt yıtti!
Esrеlpеlе şıka usal!
Vutlĭ usal!
Muskav huşşipе,
Kiyü ummipе,
Tan hrripе,
Şеşma yuhanşıvpе
Tutar piki kilеt,
Vunvirе.
Unta kayĭr,
Uslatiye hĭvarĭr.
Çkе vaskat’ vĭrmana,
itеt tarĭn ırmana,
Hurat’ yumlĭ parĭmnе
Tarĭn ırma lapamnе.
Untan utat’ kayalla.
Tatar kızı geliyor
On üçte.
Oraya gidin,
Uslati’yi bırakın.
İt albastı,
Tavuk albastı,
Kuş albastı,
Orman albastı.
Yel Vupır’ı12,
Ateş Vupır’ı
Su Vupır’ı,
Moskova arasıyla,
Kiyev önüyle,
Don kıyısıyla,
Şeşma ırmağıyla
Tatar kızı geliyor,
On üçte.
Oraya gidin,
Uslati’yi bırakın,
Akar iti!13
Sehmet iti!
Kötü ruh esrelle14!
Ateşli usal!
Moskova arasıyla,
Kiyev önüyle,
Don kıyısıyla,
Şeşma ırmağıyla
Tatar kızı geliyor,
On üçte.
Oraya gidin,
Uslati’yi bırakın.
Çikeş ormana aceleyle,
Varır derin dereye,
Bırakır büyülü borcu
Derin dere düzlüğüne.
Oradan gider ileriye.
12
Çuvaş halk inançlarının kötü ruhlarından biridir. Vupır, insanı boğarken erkek veya kadın suretinde olabilir. Bu işi yaparken
insanın yalnız olmasına dikkat eder. Vupır bastığında insan uykudan kalkarsa ağlar, yakınlarında biri varsa o da kalkar ve ağlar
(Mészáros 1909: 45).
13
Çuvaşlarda insanların canını alan Esrel ile beraber insanların canını alan kötü ruh (Ş.N.).
14
Çuvaşlar arasında ölüm ruhudur. Esrel’in masar puşlĭh, masar puş gibi farklı adlandırmaları da mevcuttur. Esrel, insanların
canını alan ruhtur. Onun gözlerinin ensesinde olduğu ve birçok kişinin onun insanın ruhunu nasıl almaya gelişini gördüğünü
söylerler. Eğer bir kişi rüyasında Esrel’i görürse onun gerçekten Esrel’i gördüğüne ve yakında öleceğine inanılmaktadır
(Mészáros 1909: 43).
180
190
200
210
Usalsеnе şahvĭrtma
Karçĭk utti kutĭnla.
Uy haphinе klеsе
Hirsе uat’ timrpе,
Kiv pürtn alĭknе
Turtsa uat’ pilеşpе.
Vat Uslati çirlinе,
Vilеs pеkеh vırtninе
Tĭşman plеt vi kuntan
Çeye irsr Supartan.
Pit savĭnat’ Patti hun,
Hura yunlĭ irsr çun,
Pısĭk arnе yıhĭrat’,
r urasla kĭşkĭrat’:
-At’ĭr, vaskĭr man hıran,
Çĭvaşsеnе tp tĭvar!
Unta purnĭ mĭy taran,
Purĭnatpĭr taşlasa.
Tĭşman Çĭvaş rnçе,
Çĭvaş -tĭşman umnçе.
Tĭvan rnе vĭl sıhlat’,
Mnpur vĭypa apĭat’.
rpü pattĭr aptramast’,
Nikamran ta hĭramast’.
Tui sĭrç tlnçе,
üll tusеm aynçе,
Hal’ apĭat’ tĭşmanpa,
Patti hunpa, kaşkĭrpa.
Tеpri -amrĭk. Sikpĭra.
Tĭşmana hĭy tapĭnat’.
Vĭl hal’ Şеşma hrrinçе,
Urnĭ tĭşman huşşinçе.
İk pattĭr ik tltе
Hsеnе sula.
Nükеrsеnе tura.
Hunĭn  ĭnmanran
ar rе yĭvanat’.
Sеhri hĭpsa tuhnĭran
Kalamaşkĭn vĭrttĭnla
nsе ilеt Supara.
-Sĭmahu san -çul kasat’,
Untan ıltĭn hĭvalat’,
Sısna aynе itеrеt,
Usallarla kinayeli konuşmaya
Karcık adımı tersine.
Onun kapısını vurup
Açar demirle kıvırıp,
Eski evin kapısını,
Çekip açar üvez ağacıyla.
Yaşlı Uslati’nin hastalandığını,
Ölecek gibi yattığını,
Düşman öğrenir üç günde
Kurnaz kötü Supar’dan.
Çok sevinir Patti Han,
Kara kanlı kötü can,
Büyük orduyu çağırır,
Yeri yarar gibi haykırır:
-Hadi ardımdan acele edin,
Çuvaşları yerle bir edelim!
Orada hayat gırtlağa kadar,
Yaşıyoruz dans ederek.
Düşman Çuvaş ülkesinde,
Çuvaş düşman karşısında.
Anavatanını o koruyor,
Var gücüyle o savaşıyor.
Şirpü bahadır şaşırmaz,
Hiç kimseden de korkmaz.
Tuşi sırtı yanında,
Yüksek dağlar altında,
Şimdi savaşıyor düşmanla,
Patti Han’la, kurtla.
Diğeri genç. Sikpırşa.
Düşmana kendi saldırıyor.
Şimdi o Şeşma kıyısında,
Kudurmuş düşman arasında.
İki bahadır iki yanda,
Kılıçlarını sallıyor.
Askerleri doğruyor.
Başaramadığından Han,
Ordusu yere yıkılır.
Ödü koptuğundan,
Konuşmak için gizlice
Çağırır Supar’ı.
-Senin sözün, taş keser,
Sonra altın kovalar,
Domuz altına yetirir,
49
220
230
50
240
250
260
Pılpa u ku tеtеrеt.
Es purnе tе pultaran.
Kirşmеtpе tl pulsam,
Ĭna apla kalasam:
“Pirе çĭvaş nsеssn,
Kuntan husa yarsassĭn,
Çĭvaş halĭh sana ta
apsa huat’ man hıran.
San ta nt avĭnpa
Hunpa prlе pulmalla.
Es ĭna pulĭşsan
Sana manmast’ nihĭan,
avna es ĭnkarsam.
Man sĭmahra suya uk.
Un purlĭh-avĭn çulŞutlama ĭs itеs uk.
Halеh ĭna pulĭşsan
Iltĭn aynе es pulan.
Es çlhünе anhrhеn,
Sĭmah apma an ürkеn.
Çĭvaş ınni hpе çuh
Pirе valli purnĭ uk”.
Supar ĭsta kalama,
lhipе tеm aptarat’,
Ĭsçaha ta şahvĭrtat’.
Hal’ vĭl suykĭn çlhipе,
Vĭrĭ-hurah tuyĭmpе,
Yünl şırav yıtti pеk,
Şırat’ ıltĭn çitlhе.
Unti çĭvaş tеlеynе,
Knеkе-ıru tеkеnnе.
Tеlеy ĭta vırtninе
Plsеn Supar kahinе
Kirşmеtpе tl pulat’,
Ĭna yĭltah pltеrеt.
Usal çunlĭ Kirşmеt
itlh yenne vtеrеt.
Hĭyn asam tuyipе,
itlh umnе tuhnĭ may,
ulnе tĭsat’ pĭrlatsa.
Kurat’: çitlh tavraşpеh
Huralĭsеm -pattĭrsеm.
Kе pitl Kirşmеt,
Balla yağ bu dedirir.
Sen her şeyi yaparsın.
Kirişmet’le karşılaşsam,
Ona şöyle söylesem:
“Bizi Çuvaş yenince,
Buradan kovunca,
Çuvaş halkı sana da
Vurup söyler ardından.
Sen de bunun yüzünden
Hanla birlikte olmalısın.
Sen ona yardım etsen
Seni unutmaz hiçbir zaman.
Sen bunu anlarsan.
Sözümde yalan yok.
Onun zenginliği çok
Akıl yetmez saymaya.
Yardım etsen şimdi ona,
Olacaksın altın içinde.
Acıma sen diline,
Söz söylemeye üşenme.
Çuvaş insanı kılıçlıyken
Bizim için hayat yok.”
Konuşmada usta Supar,
Diliyle bak ne yapar,
Kandırıyor âlimi de.
Şimdi kıvrak diliyle,
Hırsız hissiyle,
Akıllı bir köpek gibi,
Arıyor altın kafesi.
Oradaki Çuvaş talihini,
Kitap-yazı deneni.
Bahtın nerede yattığını
Bilince Supar geceleyin
Kirişmet’le buluşur,
Ona hepsini bildirir.
Kötü yürekli Kirişmet
Kafes tarafına koşturur.
Kendi büyülü asasıyla,
Kafes önüne gelince,
Yolunu buzla döşer.
Görür: Kafes çevresinde
Korumalar, bekçiler.
Keçe yüzlü Kirişmet,
270
280
290
300
Tuya pur ta allinçе,
Hĭramast’ vĭl vsеnçеn.
Yĭpşĭnat’ vĭl til pеk,
Şĭvĭnat’ vĭl lеnlе,
Tupat’ vĭrttĭn hütlhе.
av vırĭntan kaşninе
apat’ asam tuyipе.
Huralĭsеm samantrah
ullana yĭvansa.
Çi hisеpl çitlhе,
Unti çĭvaş tеlеynе,
Knеkе-ıru tеkеnnе,
Hul huşşinе çikеt tе
Tapsa sikеt ahĭrsa
İrsr şn savĭnsa.
Aslĭ Çĭvaş halĭh
Knеkеsr tеlеysr.
Vĭrĭ  ĭnĭsĭr.
Tĭşman Svе patnçе,
Yunlĭ asap vĭl еnçе.
itmеnninе Kirşmеt
Patti hun yĭlĭnnipе,
Yĭvalansa ıytnipе
Asamlĭhnе hrhеnmеst.
Şеşma şıv hrrinçе
Sikpĭrana tuyipе
Pırsa apat’, asamlat’.
Pattĭr kuran uhalat’,
Un vırĭnçе çul yulat’.
Tĭşman rpü pattĭra
ntеrsеnеh vĭrĭra
Yavaklat’ tе sĭnçĭrlat’,
Pĭrĭspala mĭykĭlat’,
Tui sĭrtnе strеt,
Ĭna hupsa pitrеt.
Çĭvaş hıtĭ kulyanat’,
Vri kuul’ yuhtarat’.
Urnĭ tĭşman aşkĭnat’,
Çĭvaş pu ıtkĭnat’.
Ĭtan çĭttĭr avsеnе
Vat Uslati kilnçе?
Nim tarlaman pulsan ta
Vĭrkĭntarat’ tĭlĭpa.
Sopa da var elinde,
Korkmaz onlardan.
Gizlenir tilki gibi,
Sürünür yılan gibi,
Bulur gizlice korunağı.
Bu yerden herbirine
Vurur büyülü asasıyla.
Korunaklar o anda
Taşa dönerler yıkılarak.
En saygı değer kafesi,
Oradaki Çuvaş bahtını,
Kitap-yazı deneni,
Kolları arasına alıp
Sekiverir gürültüyle
Kötü işine sevinerek.
Büyük Çuvaş halkı
Kitapsız bahtsız.
Savaş işi başarısız.
Düşman Sive yanında,
Kanlı azap şimdi.
Yetişmeyeni Kirişmet
Patti Han’ın isteğiyle,
Yalvarıp istemesiyle
Büyüsünü kıskanmaz.
Şeşma suyu kıyısında
Sikpırşa’ya asasıyla
Varıp vurur büyüler.
Bahadır kaybolur,
Yerinde taş kalır.
Düşman Şirpü bahadırı
Yenince vuruşmada
Sarar ve zincirler,
Kalasla bağlar esir eder,
Tuşi sırtına sürükler,
Onu hapsedip bitirir.
Çuvaş çok dertlenir.
Ilık gözyaşı döktürür.
Azmış düşman eğlenir,
Saldırır başı Çuvaş’ın.
Nasıl dayansın bunlara
Yaşlı Uslati evinde?
Hiç terlememiş olsa da
Atılır demir köstekle.
51
310
320
52
330
340
Siksе larat’ sak inе,
Yarsa tıtat’ vuthnе,
Sivvn pĭhat’ kupе,
Esrеl tarat’ pşknsе.
Hrh ulhi şеrpеtnе
Pattĭr еt piçkеrеn.
Çnsе ilеt karçĭknе,
apla kalat’ çrеrеn:
-Tĭvan rşıv asapra,
Mnpur çĭvaş vĭrĭra.
Yalta lĭpkĭ pulmalla,
Kiltеn ın pеk tuhmalla.
Yışran yulma kalaman,
Utma huşnĭ halĭhpa.
Kе pitl ep pulman,
Vsеmpе ep avĭnpa!
-Ah, Uslati, çirl es,
Uraranah k ükеn.
Man sĭmahran an tuhsam,
Pr vi kun tĭhtasam.
Halеh pĭtĭ pеrеm,
Tutlĭ apat itеrеm.
Pĭtti siml pulatеh,
Vĭl san vĭyna huşatеh.
Hır vutti tе şart! tеr,
Vir pĭtti tе-hal’ pir,
Tеt tе Çkе pĭttinе
itеrеsşn mĭşĭrnе.
Ançah vatĭ Uslati
Pĭtĭ isе larat’-i?
Vi hutçеn şĭhĭrat’,
Urhamahnе yıhĭrat’.
ilunaç ühlеt е.
Hui nе vĭl plеt.
Pltpе r huşşinе
Tapsa sikеt irhinе.
ilunatĭn sĭmsinçеn
iç uhrĭma itiççеn
ulĭm tuhat’ şĭhĭrsa,
Tĭşmansеnе hĭratsa.
Tĭvĭl vrеt hĭlhinçеn
Vat yumansеm avniççеn.
Ana tеyn amkinе,
Sekip çıkar üstüne,
Tutar ateş kılıcını,
Soğukça bakar gözüyle,
Esrel eğilerek kaçar.
Kırk yıllık şerbeti
Bahadır fıçıdan içer.
Çağırır hemen karısını
Şöyle söyler yürekten:
-Anavatan sıkıntıda,
Bütün Çuvaş savaşta.
Köyde sakin olmalı,
Evden insanca зэkmalэ.
Halktan ayrı kalmayın,
Halkla beraber yürüyün.
Keçe yüzlü ben değilim,
Bu nedenle onlarlayım!
Ah, Uslati, hastasın,
Elden-ayaktan düşersin.
Sözümden çıkmasan,
Bir iki gün beklesen.
Şimdi lapa pişireyim,
Lezzetli aş yedireyim.
Lapa güzel olacak,
O sana güç verecek.
Çam odunu da çat! dedi,
Mısır lapası şimdi pişti,
-Der ve Çikeş lapayı
Yedirmek ister eşine.
Ancak yaşlı Uslati
Lapa yiyip durur mu?
Üç defa ıslık çalar,
Küheylanını çağırır.
Yelkanadı kişner.
Sahibin işini o bilir.
Bulutla yer arasında
Hoplar zıplar sabahleyin.
Yelkanatın burnundan
Yedi çağrıma kadar
Islık çalarak ateş çıkar,
Düşmanları korkutarak.
Kulağından fırtına çıkar,
Yaşlı meşeleri eğecek kadar.
Çukur dersin alnında,
350
360
370
380
15
Pallĭ ta pur un inçе
Tulli uyĭh tеtеrеt.
İk ku hvеlrеn,
Raşça pеkеh hüri tе.
ilunata Uslati
Vĭl tĭşmanran hĭrat’-i
Anma huşr r inе,
İrsr tĭşman huşşinе.
-Allah, pirе an pĭrah,
Uslatirеn hĭtarah!
Siksе çtrеt Patti hun,
Sassi illеs avah un.
Vat Uslati vuthnе
Sulsa ilеt pu tavra.
Hn hml imnе
intеrsе lapamra.
Ayri vеt malalla,
Pattĭr kalat’ ak apla:
-Çĭvaş tp tımarlĭ,
Hsеm tе kasavlĭ,
Harĭs tĭrsa apĭsan
Tĭşman aya tĭvaymast’!
Şalçi tultĭr tĭşmanĭn,
Tеr çĭvaş hastarrĭn,
Hura ĭhan, hal’ çtrе,
Hur tĭvaymĭn ülmrеn!
Tĭşman pu ıtkĭnat’,
İrsr ar yuhĭnat’
rе üksе vilnipе
Ye kilеllе tarnipе.
Patti hun ut inçе,
ri -çrnе huşşinçе,
Kuyan pеkеh ıtkĭnat’,
Kalay hunnе asĭnat’,
apah ta vĭl parĭnmast’,
İrsr nе pĭrahmast’,
iltu inе hĭparat’,
Hĭyn arnе kĭşkĭrat’:
-Esir kamran hĭratĭr,
Ma şakkalla taratĭr?
Ey, çarĭnĭr, yktsеm,
İşareti de var üstünde
-Dolunay dedirtir,
İki gözü güneşten,
Orman gibi kuyruğu da.
Yelkanatlı Uslati
Düşmandan korkar mı
İn dedi yer yüzüne,
Kötü düşman arasına.
-Allah’ım bizi bırakma,
Uslati’den kurtar!
-Sekip titrer Patti Han,
Sesi sinirli onun.
Yaşlı Uslati ateş kılıcını
Sallar başı çevresinde.
Kılıcın kıvılcımını
Parlatır ovada.
Alttaki atılır ileriye,
Bahadır söyler böyle:
-Çuvaş’ın kökü sağlam,
Kılıcı da keskin,
Birlikte savaşır ise,
Dayanamaz düşman!
Düşman cezayı hak etti,
Dedi Çuvaş şevkle,
Kara kuzgun, şimdi yetti,
Ayıp görmezsin ölümden!
Saldırır düşman başı,
Akar gelir kötü ordusu.
Yere düşüp ölmesiyle
Ya da eve kaçmasıyla.
Patti Han at üstünde,
Canı tırnak arasında,
Tavşan gibi atılır,
Kalay Han’ı15 hatırlar,
Böyle de teslim olmaz,
Kötü işi bırakmaz,
Şiltu üstüne çıkar,
Ordusuna haykırır:
-Siz kimden korkuyorsunuz,
Niye çakal gibi kaçıyorsunuz?
Hey, durun, yiğitler,
Şuyın Hivetiri tarafından Moğolların savaş Tanrısı olarak adlandırılmıştır (A.N.).
53
390
400
54
410
16
ееnhirti prktsеm!
Tarsan -purtе ptеtr,
Çĭvaş kulli pulatĭr,
Kunta vilm tupatĭr,
Tasamarla rеtr.
Çĭvaşsеnçеn an hĭrĭr,
Uslatirеn an tarĭr!
Kurmastĭr-i, vĭl çirl,
Sĭnran pĭhsan -vĭl vil!
Un pitnçе r sĭn,
Al-urinçе vil vĭy.
Aytĭr purtе man hıran,
Şarşan tĭvar çĭvaşran!
Tĭşman ar çarĭnç,
Uslatiye sırĭnç.
Kallеh sumsĭr tĭşmanpa
Vĭrĭ pırat’ tĭvĭlla.
Tĭşman maylĭ çir tе
Uslatiye tapĭnat’,
Ĭna tıtsa sillеt tе
Laşi inçеn ıvĭtat’.
Tĭşman allah kĭşkĭrat’,
Pattĭra vĭl hupĭrlat’.
Bozkırdaki altın kartallar!
Kaçarsanız, hep ölürsünüz,
Çuvaş maskarası olursunuz,
Burada ölüm bulursunuz,
Pislikle çürürsünüz.16
Çuvaşlardan korkmayın,
Uslati’den kaçmayın!
Görmez misiniz, o hasta,
Hâline baksan, o ölü!
Onun yüzünde toprak sureti,
Elinde ayağında ölü kuvveti.
Haydi hepiniz benim ardımdan,
Yığınak yapın Çuvaş’tan!
Düşman ordusu durdu.
Uslati giyindi.
Tekrar sayısız düşmanla
Savaş oluyor fırtına gibi.
Düşman sağlam diri de
Saldırır Uslati’ye,
Onu tutup silkeler
At üstünden fırlatır.
Düşman Allah diye bağırır,
Bahadırı da kuşatır.
Çuvaşçasında “tasamarla” şeklinde ifadeyle Çuvaş dininden başka dinlere inananlar kastedilmektedir (Ş.N.).
İkkmş Yurĭ (Ulĭp Amaş Çkе)
İkinci Türkü (Ulıp’ın Annesi Çikeş)
Uslati arĭm Çkе starikkinе ĭlma
turĭsеnçеn pulĭşu ıytat’. r amĭş
Uslatiye hĭy patnе r aynе turtsa ilеt.
Turĭsеm pulĭşnipе kеyıvĭrlanat‘,
ıvĭl aça uratat’ tе Ülеm tеsе yat
parat’. Açin nsipе pu tüpinçе
upasarri ulinе asĭrhasan, kе açinе
tĭşmansеnçеn sıhlanma urĭh yat parat’.
Unĭn yaç -Ulĭp.
420
430
“ĭpar kukkuk vn çuh
illеs tĭvĭl tuhr-kе.
illеs tĭvĭl nim tе mar,
Mĭşĭr ukki yıvĭr-kе.
еp şĭpçĭk vn may
Vt-vt umĭr ur-kе.
Vt-vt umĭr nim tе mar,
Upĭşkasĭr yıvĭr-kе”.
Çkе yurlat’ hurlansa,
Vri kuul’ yuhtarsa.
Usa pĭhat’ hurannе,
Unta kurat’ asapnе.
Pĭtĭ inçе hrl yun,
itr ĭna asap kun.
Plç: şurpu asapra,
Tĭşman ar un tavra.
Çkе ükеt uraynе,
Yrsе kalat’ sĭmahnе:
-Ah, Uslati, Uslati,
Pattĭrsеnçеn çi vatti,
Hĭş vırĭnta vırtan-şi,
Sana mnlе tupas-şi?
Ĭmĭrtkayĭk pulĭttĭm,
San pata ep kayĭttĭm,
Uslati’nin karısı Çikeş kocasını
kurtarmak için Tanrılardan yardım
ister. Yer anası Uslati’yi kendi yanına,
yer altına çeker. Tanrıların yardım
etmesiyle Çikeş hamile kalır ve bir
oğul doğurur. Ona Ülem adını koyar.
Çocuğun ensesiyle baş dibindeki
upasarri17 otunu fark edince Çikeş,
çocuğu düşmanlardan korumak için
ona başka bir ad verir. Onun adı: Ulıp.
“Alaca gukguk uçtuğunda
Şiddetli fırtına çıkarmış.
Şiddetli fırtına bir şey değil,
Eşsiz olması kötü imiş.
Nazik bülbül uçtuğunda
İnce ince yağmur yağdığında
İnce yağmur bir şey değil,
Kocasızlık ağır imiş.
Kırlangıç öter dertlenip,
Ilık gözyaşları döküp.
Uçup kazana bakar,
Orada azabı görür.
Lapa üstünde kızıl kan,
Geldi ona azaplı gün.
Bildi: aksakal azapta,
Düşman ordusu etrafında.
Çikeş düşer yere,
Ağlar söyler sözünü:
-Ah, Uslati Uslati,
Bahadırların en yaşlısı,
Nerelerde yatıyorsun,
Seni nasıl bulurum?
Kartal olurdum,
Yanına gelirdim,
17
Çuvaş halk kültüründe büyülü bir ot olarak kabul edilir. Eski Çuvaş inanışlarına göre bu ot “imk” gecesi çıkar, çiçeklenir ve
meyvesini verdikten sonra da kaybolur. Bir kişi onun meyvesini yiyebilirse büyük bir büyücü olur ve çok şey yapma gücüne de
sahip olur. Upasarri’nin yaprağı da büyülüdür. Bu yaprağı kişi üzerine yapıştırırsa o kişi göze görünmez olur ancak vücudundaki
o yer savunmasız kalır bu nedenle de kişi erken ölebilir. İnsanın üzerindeki upasarri yaprağını temiz kalpli birisi ancak alabilir
(Ş.N.)
55
440
450
56
460
470
Suranna ham ĭvĭttĭm,
Şur tutĭrpa ıhĭttĭm!
Kuu kĭvak pltç,
Ĭna şĭlsa hupasç,
üü -kml pеkеhç,
Ys turapa turasç
Ah, Uslati, mnşn-şi
Un pеk pulsa tuhr-şi?
Vĭra tuhsa es kayrĭn,
Mana pççеn hĭvartĭn.
ülеk inе yur tulat’,
Ĭş il vrsеn mn pulat’?
Şĭnkĭrtatat’ Tan şıv,
Şĭnkĭrtatmast’ Tan şıv,
Şĭnkĭrtatat’ kuul,
Hura halĭh hn-hur.
Aslĭ Çĭvaş rnçе
Taşĭ-yurĭ yanram,
Mnşn tеsеn pur rtе:
Hulasеnçе, yalsеnçе
Tĭşman ürеt aratsa,
urt-yrsеnе untarsa.
Hvеl amĭş1, pulĭşsam,
Tĭşmana es untarsam,
Uslatiye vĭy parsam,
Kil ulnе tе kĭtartsam!
Ah, Sĭrt amĭş, tĭşmana
Es çiksеmçç hĭv ayna.
Tĭşman ar tp pultĭr,
Vat Uslati sıv yultĭr!
Ah, Şıv amĭş, avĭrsa,
Pısĭk humsеm kĭlarsa
Tapĭn irsr tĭşmana,
Şıvra putar es ĭna!
Vĭrman amĭş, hrhеnsеm,
Patti huna ptеrsеm,
Vat Uslati pattĭra
Sıvatsamçç sulhĭnra!
Ah, r amĭş, annеm,
Es tе an man, pülhm!
Yaranı iyileştirirdim,
Ak yağlıkla bağlardım!
Gözü gök buluttu,
Onu silip kapardı,
Saçı gümüş gibiydi.
Gümüş tarakla tarardı.
Ah, Uslati, neden
Böyle oldu ki?
Çıkıp savaşa gittin,
Beni yalnız bıraktın.
Kışın her yerde kar,
Sıcak yel esse ne yazar?
Çağıldıyor Don ırmağı,
Çağıldamaz Don ırmağı,
Çağlıyor gözyaşı,
Kara halkın derdi.
Büyük Çuvaş ülkesinde
Dans, türkü sesi yok,
Çünkü her yerde:
Şehirlerde köylerde
-Düşman yağmalayor,
Evleri barkları yakıyor.
Güneş annesi18, yardım et,
Düşmanı sen yak,
Uslati’ye güç ver,
Evinin yolunu göster!
Ah, Dağ anası, düşman
Sen al kendi altına.
Düşman ordusu yok olsun,
Yaşlı Uslati sağ olsun!
Ah, Su anası, girdap olup,
Büyük dalgalar çıkarıp
Saldır büyük düşmana,
Suya batır sen onu!
Acı, Orman anası,
Yok et, Patti Han’ı
Yaşlı Uslati bahadırı
İyileştir serinlikte!
Eh, Yer anası, anacım,
Sen de unutma, pülihşi19!
18
Manzumenin bu bölümünde karşımkıza çıkan “hvel amĭş, şıv amĭş, virman amĭş, r amĭş, sĭrt amĭş” şeklinde adlandırılan
varlıklar şair tarafından Çuvaşların eski tanrı adları olarak adlandırılmıştır. Halbuki bunlar ayrı ayrı tanrıların değil; güneş,
su, orman, toprak/yer, tepe/sırt” iyesi şeklinde Türk boylarının büyük bir bölümünde karşımıza çıkan inançla ilgilidir (A.N.).
19
Bilim adamları tarafından Tanrı’ya en yakın ruh olarak zikredilmektedir. Tanrı’ya yapılan duaları engelleyebileceğine olan
inanç gerekçesiyle sık sık onun adına kurbanlar sunulmaktadır. Tanrı tarafından yeni doğan çocukların kaderlerini tayin ve
yumsa tarafından çocuklara verilen adların kaydedilmesi görevi ona verilmiştir (Aşmarin 1982: 23-25)
480
490
500
510
20
21
Uslatiye, krvnе,
Turtsa il-ha hĭv patna.
Vatĭ Çkе ıytninçеn,
Vri kuul’ tĭkninçеn
Kamĭn çri urĭlm,
Untan pĭrĭnma kam hĭy?
avĭnpa pul’ inеtrе,
Sĭrt hüttinçе, tttmrе,
Çĭvaş pattĭr tlnçе,
İrsr tĭşman umnçе
r iy yar! sirlç,
Yıhrav sassi iltnç.
Vat Uslati r aynе
Krsе kayr h tıtsa,
ilunat ta il kassa
Hıran çupr un patnе.
Sĭrt ta tĭşman sisiççеn
Katmar çulsеm huşşinçеn
Vtеrç sĭrt çkеnе,
Knninе, Mеrçеnе.
Sm vĭrman av vĭhĭtra
Simpıl puhr çĭtlĭhra,
Yuhanşıv nüslhe
Kaplantarç hĭy tlnе.
Simpılpala nüslhе
il putarç pr rе,
Vatĭ kе şur pürtnе
Vsеm itr -еp tе.
Simpıl mskn kее
Hĭvaçpе ıvratr,
Nüslh tе tеmskеrlе
Ĭş hıpninçеn sıhlar.
Mеrçеn kayĭk hurannе
Vuçahran vĭşt antarç,
Usa pĭhsan hurannе
Şĭppĭn apla kalar:
-Krüşn yunnе
r amĭş ak hurana putarnĭ
Tpkç yultĭr tеsе pul’.
Amĭş panĭ pillhrеn
Damadını, Uslati’yi,
Çekip al kendi yanına.
Yaşlı Çikeş’in isteğinden,
Ilık gözyaşı dökmesinden
Kimin yüreği parçalanmaz,
Ona kim yüz çevirir?
Bu nedenle uzakta,
Sırt gölgesinde, karanlıkta,
Çuvaş bahadır yanında,
Kötü düşman önünde
Yeryüzü hop! kayboldu,
Davet sesi işitildi,
Yaşlı Uslati yer altına,
Girip gitti kılıç tutup,
Yelkanatı son sürat
Koştu onun ardından.
Tepe de düşman sezene dek
Büyük taşlar arasından
Uçurdu tepe kırlangıcını,
Küçüğünü, Mercan’ı.
Sık orman o zaman
Simpıl20 topladı çalılıkta.
Akarsuyu faydalı nüslihi21
Kendi tarafına çevirdi.
Simpıl ile nüslihi
Rüzgar topladı bir yere,
Yaşlı Çikeş’in ak evine
Onlar geldiler, sessizce.
Simpıl, garip Çikeş’i
Gücüyle uyuttu,
Nüslihi bir şekilde
İç yanmasından korudu.
Mercan kuş kazanını
Ocaktan hemen indirdi,
Açıp bakınca kazana
Sessizce şöyle dedi:
-Damat için kanı
Yer anası şu kazana topladı
Varis olsun demiş olmalı.
Annenin verdiği duadan
Pülihlerin içtiği ve onları gençleştiren ve güzelleştiren bir içecek (Ş.N.).
Pülihlerin içtiği ve onları genç ve güçlü tutan içecek (Ş.N.).
57
520
530
58
540
550
22
Kunti yun çm ilеtеh.
Huranti yuna simlеr,
Karçĭk aynе yuhtarç,
mеlеnç vi kun
Uslatirеn kunĭ yun.
Çkе ıvrat’ -viln tеn,
Tlk kurat’ akĭn pеk:
ırla pin vĭhĭtra
Sar çеçеksеm huşşinçе
ürеt pеk vĭl ulĭhra,
Untah, yĭmra aynçе,
Upĭşki tе ürеt pеk.
Ĭna ar ıtalat’,
Sava-sava açaşlat’.
av vĭhĭtrah ĭşnçе,
Vri çrе aynçе,
Aça çmе kn pеk,
Ivĭl aça pulas pеk.
Şuĭm uti şuralsan,
Şĭpçĭk yurri şĭransan,
Vatĭ karçĭk vĭranat’,
Tlknçеn vĭtanat’.
“Çĭnahah-şi man varta
Aça üsеt payantan?
Uripеlе tapkalat’,
Hĭyar imе hĭvalat’”.
Ka pulat’ tе kun irtеt,
Tĭhĭr uyĭh ta itеt,
Çkе vırtat’, yınĭşat’,
Ivĭl aça uratat’.
Un pеk aça kamĭn pur?
Turtat’ iç patman ur,
Ku harşinе vılyatat’
-Sar hvеl pеk ĭşĭtat’.
Çеçеk inçi şеrpеtpе,
Ĭmĭrtkayĭk sçpе
Vatĭ kе açinе
Çĭpĭl tĭvat’ irhinе.
Kayĭksеm tе çaplisеm,
Çĭvaş еnçе pulnisеm,
Pin-pin kvvе tıtĭnç,
64 kiloya karşılık gelen ağırlık ölçüsü.
Nefes alacak buradaki kan
Kazandaki kana bal ekledi.
Karıcığın altına akıttı.
Soluklandı üç gün
Uslati’den geçen kan.
Çikeş ölü gibi uyuyor,
Böyle rüya görüyor:
Çilek yetiştiğinde
Sarı çiçekler arasında
Geziyor gibi o çayırda,
Orada, aksöğüt altında,
Yürüyor gibi kocası da.
Onu kocası kucaklar,
Seve seve okşar.
O zaman içinde,
Sıcak yüreği altında,
Çocuk soluğu girmiş gibi,
Erkek çocuk doğacak gibi.
Şafak ışığı geldiğinde,
Bülbül sesi başladığında,
Yaşlı kadın uyanır,
Rüyasından utanır.
“Gerçekten mi karnımda
Bugünden çocuk büyüyor?
Ayağıyla tekmeliyor,
Hıyar yemeyi gözetiyor.
Gece olur, gündüz olur,
Dokuz ay dolar,
Çikeş yatar, sızlanır,
Erkek çocuk doğurur.
Onun gibisi kimin var?
Sekiz batman22 geliyor,
Kaşlarını oynatır
-Parlak güneş gibi ısıtır.
Çiçek üstündeki şerbetle,
Kartal sütüyle,
Yaşlı Çikeş çocuğunu
Yıkar sabahleyin.
Kuşlar ve ünlüler,
Çuvaş ülkesinde olanlar,
Binlerce küye başladılar.
560
570
580
590
Çkе patnе puhĭnç.
Çkеpеlе açinе,
iç patman ur turtninе,
Ĭşĭ sĭmah kala,
Irlĭh-sıvlĭh suna.
Snüsеnе, kaşninе
Kalas pulsan urrinе,
iç kun kalĭn kanmasĭr,
avah vnе tupaymĭn.
Kaşnin snü hĭy maylĭ,
Kun-ul valli pit haklĭ:
-Vat yuman pеk irp pul,
Sar çеçеk pеk hitrе üs!
-ĭlku pеk tasa pul,
Atĭl pеkеh çaplĭ pul!
-Pıl hurç pеk çеn pul,
ееnhir pеk aslĭ pul!
Yurla-yurla çuptusan,
Açinе çĭpĭl tusan
Çkе akr sĭpkinе,
Huramaran tuninе.
Açi vılyat’ sĭpkara,
kе lеt laĭra,
Asla vrеt huranta,
Sĭri pulat’ iç katka.
Sĭri yür krlеsе
Katkasеnе çtrеtsе,
Tsrеn -şеrpеt tеmеllе,
sеn -rе ükmеllе.
Pisеn apat-im,
iç tsl çĭkĭç
Çkе çnеt hĭy kilnе
Tĭvansеmpе yal-yışnе.
Tĭvansеm, kürşisеm,
Pr ĭvartan inisеm,
Kaa-mnе pĭhmar,
Çkе patnе uttarç.
Purtе mĭn çük lainçе,
iç yalpa lartninçе.
Al açiy Pliskara,
Çkе tĭrat’ hıalta.
Pliska pĭhat’ tuhĭa
Ktsе hvеl tuhassa.
Çikeş yanına toplandılar.
Çikeş’le çocuğuna,
Yedi batman çekene,
Güzel söz söylediler,
Sağlık sıhhat dilediler.
Teklifleri herbirine
Söylemek istesen yarısına
Yedi gün sanki dinlenmeden
Öyle de sonunu bulamazsın.
Herbirinin isteği kendine göre,
Hayat için çok kıymetli:
Yaşlı meşe gibi sağlam ol,
Sarı çiçek gibi güzel büyü!
Pınar gibi temiz ol,
İdil gibi ünlü ol!
Bal arısı gibi çalışkan ol,
Bozkır gibi büyük ol!
Türkü söyleyip öpünce,
Çocuğu kucaklayınca,
Çikeş beşiğini astı,
Karaağaçtan yaptığını.
Çocuk oynar beşikte,
Çikeş çalışır kulübede.
Püre kaynıyor kazanda,
Yedi fıçı oluyor bira,
Bira ekşidi gürleyip
Fıçıları titretip,
Dıştan şerbet demeli,
İçsen yere düşmeli.
Pişince yiyeceği içeceği,
Yedi renkli peyniri
Çikeş çağırır evine,
Akraba ve köylüleri.
Akrabalar, komşular,
Bir ağızdan yiyenler,
Geceye aldırmayıp,
Çikeş yanına gittiler.
Hepsi büyük kurban atında
Yedi köyün oturduğunda.
Küçük bebek Pliska’da
Çikeş duruyor arkada.
Pliska bakıyor doğuya
Bekliyor güneşin doğuşunu.
59
600
610
60
620
630
Untan pulat’ hĭy nе
Çĭvaş yĭli huşnĭ pеk.
Unpa prlе yal-yış ta
Kltĭva puapsa.
-Ey, Mĭnturĭ!
Ey, ut hvеl,
Mnpur çr çun amĭş!
Ey, r amĭş!
Ey, aslĭ Kеpе turĭ!
Es tе, utkun turĭ!
Kurĭr pirn çipеr pеpkеnе.
Ĭna hĭvĭr hütlhе ilr.
Puapsa ıytatpĭr sirntеn.
Tarhaslasa ıytatpĭr sirntеn
ĭkĭrpa,
Tĭvarpa,
Çĭkĭtpa,
Pin hurpa.
ırlah!
ırlah!
ırlah!
Hvеl tuhat’ ilеmln
Şеvlisеnе vtеrsе,
Vat Pliskari açana
Vılyamaşkĭn astarat’,
Tеlеy kurma ĭşĭtat’.
avna Pliska sisr pul’,
Yat klli hal’ irp un.
Ĭna ırlat’ halĭh ta,
Unpa prlе kltĭvat’.
-Ey, Mĭnturĭ,
Purtе san ayĭnta ürеtpr.
Es kur pirn çp-kĭykĭra.
Sonra başlıyor kendi işine
Çuvaş geleneklerine göre.
Onunla birlikte dostlar da
Baş eğip dua ediyor.
-Ey Ulu Tanrı!23
Ey, parlak güneş,
Bütün canlıların anası!
Ey Yer anası,
Ey, büyük Kepe24 Tanrı!
Sen de Şutkun Tanrı!
Görün bizim güzel bebeği.
Onu kendi himayenize alın.
Baş eğip diliyoruz sizden.
Yalvarıp istiyoruz sizden
Ekmekle,
Tuzla,
Peynirle
Pişmiş kazla.
Affedin!
Affedin!
Affedin!
Güneş doğuyor güzelce
Süzerek ışıklarını,
Yaşlı Pliska’daki çocuğu
Oynamak için şımartır.
Baht için ısıtır.
Pliska sezmeli bunu,
Ad duası sağlam onun.
Onu kutsar halk da,
Birlikte dua eder onunla.
-Ey büyük Tanrı,
Hepimiz altında yürüyoruz.
Sen bizim yavru şahini gör.
23
Mĭn Turĭ (Ulu Tanrı) ifadesi ile şairin kastettiği Çuvaş geleneksel inançlarında oldukça güçlü olduğu bilinen tek tanrı
kastedilmektedir. Aslında şairin destanının bazı bölümlerinde “Tanrılar” olarak zikrettiği varlıkların hepsinin yaratıcısı
olan ve her şeye hükmeden, mutlak kudret sahibi olan “Mĭn Turı”dır. Turĭ, doğmayan, doğurmayan tek olan yüce Turı’dır.
Turıbazı yerlerde karşımıza ült Turĭ (Gökteki Tanrı), Mĭn Turĭ (Büyük Tanrı), Çon uratakan Turĭ (Can yaratan Tanrı), Ivĭl-hr
uratakan Turĭ (oğlan-kız yaratan Tanrı)vd. şekillerde çeşitli sıfatlarla çıkar bu da Turı’nın farklı özellikleriyle birlikte anıldığını
göstermektedir. Örneğin o, gökte yaşadığı için ült sıfatıyla beraber anılmaktadır. Turı ruhu, kadını, erkeği vd. yaratmıştır. O,
bütün dünyayı yaratmış ve her şey yok olacağı zaman Turı kendisi için yeni bir dünya ve yeni bir millet yaratacaktır. Onun bu
özelliklerini taşıyan ikinci bir varlık yoktur. Ancak onun emriyle faaliyet sınırları çizilmiş yardımcıları daha doğrusu melekleri
vardır (Mészáros 1909: 2).
24
Kepe, Gy. Mészáros’a göre, meleklerin (Pirişte) başıdır. Kepe, Turı ile insanlar arasında aracı olmakta ve gökle yer arasında
yaşamaktadır. Turı’nın insanlara gönderdiği iyilikler Kepevasıtasıyla ulaştırılmakta; insanların dua ve istekleri de aynı şekilde
Kepe tarafından Turı’ya ulaştırılmaktadır (Mészáros 1909: 19). Kepe, özellikle insanlarla Turı arasındaki bu aracı vazifesiyle
destanda zikredilmektedir. Yapılan duaların büyük bölümünde kepe zikredilmektedir.
640
650
660
670
Ülеm tеsе yat par ĭna.
av yatpala yışĭn ĭna,
Puapsa ıytatpĭr sanran,
Tarhaslasa ıytatpĭr sanran:
ĭkĭrpa,
Tĭvarpa,
Çĭkĭtpa,
Pin hurpa,
ırlah!
ırlah!
ırlah!
Pliska çp-kĭykĭra
klеsеssn ülеllе
Halĭh pısĭk timlhpе
Çrkulеnsе puapat’.
-Ey, aslĭ Kеpе turĭ!
Ĭraskal knеki sanra,
itml iç çitlh sanra,
itml iç tsl halal sanra,
itml iç şĭpa sanra.
Pirn Ülеm-kĭykĭr valli
Iltĭn çitlhrеn halal uyĭrsa hur,
Iltĭn çitlhrеn şĭpa uyĭrsa hur.
Puapsa ıytatpĭr sanran,
Tarhaslasa ıytatpĭr sanran:
ĭkĭrpa,
Tĭvarpa,
Çĭkĭtpa,
Pin hurpa.
ırlah!
ırlah!
ırlah!
Ey, aslĭ Hĭrpan turĭ,
Kaşni etеmn kun-ulnе plеtn,
Ĭna tivlinе plsе ırsa ürеtn.
Pirn Ülеm-kĭykĭr amki inе
ĭtmah kayĭk tkpе,
Turtkĭş kayĭk tkpе ırsamĭr.
Puapsa ıytatpĭr sanran,
Tarhaslasa ıytatpĭr sanran:
Ona Ülem adını ver.
Bu adla kabul et onu,
Baş eğip diliyoruz senden,
Yalvarıp istiyoruz senden.
Ekmekle,
Tuzla,
Peynirle,
Pişmiş kazla,
Affet!
Affet!
Affet!
Pliska yavru şahini
Yukarıya kaldırınca
Halk büyük şevkle
Diz çöküp baş eğer.
-Ey, büyük Kepe Tanrı!
Talih kitabı sende,
Yetmiş yedi kafes sende,
Yetmiş yedi renkli söz sende,
Yetmiş yedi kader sende.
Bizim Ülem-şahin için
Altın kafesten söz ayır,
Altın kafesten kader ayır.
Baş eğip diliyoruz senden,
Yalvarıp istiyoruz senden:
Ekmekle,
Tuzla,
Peynirle,
Pişmiş kazla.
Affet!
Affet!
Affet!
Ey, büyük Hırpan25 Tanrı,
Bilirsin her insanın hayatını,
Ona gerekeni bilir yazarsın.
Bizim Ülem-şahin alnına
Cennet kuşu tüyüyle,
Tavuskuşu tüyüyle yazsan.
Baş eğip istiyoruz senden,
Yalvarıp istiyoruz senden:
25
Magnitskiy’e Çuvaşlarda çapak balığı ve kurban anlamlarına gelen bu kelime halk inanışlarında ruhlara sunulan kurbanların
da özel bir ruha dönüşmesiyle ortaya çıkmıştır. Kurban törenlerinde sık sık zikredilen “hĭrpan” insanlara kuraklık gönderebilen
bir ruh olarak da tasavvur edilmektedir. Şair ise “hĭrpan”ı “Kepe”nin yardımcısı olarak açıklamaktadır. (Aşmarin 1982: 23)
61
680
690
62
700
710
ĭkĭrpa,
Ekmekle,
Tĭvarpa,
Tuzla,
Çĭkĭtpa,
Peynirle,
Pin hurpa.
Pişmiş kazla.
ırlah!
Affet!
ırlah!
Affet!
ırlah!
Affet!
Ey, Pihampar turĭ!
Ey, Pihampar26 Tanrı!
Ivĭl aça pirn
Oğlumuzu bizim
Uhĭna yumanran tĭvakan pultĭr, Okunu meşeden yapan eyle,
H tusa, tuptasa hĭyrakan pultĭr, Kılıç yapıp, vurup dağıtan eyle,
Vĭrĭra rеtrеn rеtе irttr,
Savaşta saftan safa geçsin,
Vĭrĭran hĭy uripе utsa kilе kiltr, Savaştan sağ salim eve dönsün,
Puapsa ıytatpĭr sanran,
Baş eğip istiyoruz senden,
Tarhaslasa ıytatpĭr sanran:
Yalvarıp istiyoruz senden:
ĭkĭrpa,
Ekmekle,
Tĭvarpa,
Tuzla,
Çĭkĭtpa,
Peynirle,
Pin hurpa.
Pişmiş kazla.
ırlah!
Affet!
ırlah!
Affet!
ırlah!
Affet!
Pliska çp-kĭykĭra
Pliska yavru şahini
Amĭşnе ĭşşĭn tıttarsan
Annesine sıcakça tutturunca
ü prçinе açannе
Saç telini çocuğun
Kassa ilç punçеn.
Kesip aldı başından.
Hal’ nt, tеt Pliska halĭha.
Artık, dedi Pliska halka.
Puapmalla utkun turra.
Baş eğmeli Şutkun Tanrı’ya.
-Ey, utkun turĭ, çĭvaşran es,
Ey, Şutkun Tanrı, Çuvaş’tansın,
Pulĭş pirn pеpkеnе, Ulеmе.
Yardım et bebeğimize,Ülem’e.
Ĭna sanran yal-yışpе ıytatpĭr.
Senden hısım akrabayla istiyoruz
Vĭl tеlеyl-sıvlĭhlĭ pultĭr,
O, bahtlı sağlıklı olsun,
Suha suhalakan pultĭr,
Tarla süren olsun,
Ktü kĭlarakan pultĭr,
Sürü güden olsun,
Pıl hurç rçеtеkеn pultĭr,
Arı besleyen olsun,
Aşşpе amĭşnе pĭhakan pultĭr,
Ana-babasına bakan olsun,
Pısĭk pultĭr,
Büyük olsun,
Pirntеn tĭvan ıvĭl-hr malalla yatĭr, Doğan oğlan-kız bizden ileri gitsin,
Pirn pеk vatĭ puliççеn,
Bizim gibi yaşlanana kadar
26
Çuvaşların geleneksel dinî inançlarında iyi ruhlardan birisidir. Bir başka iyi ruh “pülihşi”nin emrinde çalışır. Görevi yeni
doğan çocuklara akıl, iyilik, enerji vermek ve insanları gözetmektir. Pihampar aynı zamanda kurtların da sahibi olarak kabul
edilir. Zaman zaman bilim adamları onu insanların nasıl bir hayat sürdüğünü öğrenmek için yeryüzüne gönderilen “Kepe”nin
de yardımcısı olarak tanımlamışlardır. (Aşmarin 1982: 30-32)
720
730
740
750
sütliççеn purĭntĭr.
Vatta kursan tеt tеtr,
amrĭka kursan tĭvan tеtr,
Pirn ĭru an tatĭltĭr,
mrtеn mrе pıtĭr,
Epir vatĭlatpĭr, vilеtpr,
Pirn pеhil ittr.
Puapsa ıytatpĭr vsеnе sanran,
Tarhaslasa ıytatpĭr sanran:
ĭkĭrpa,
Tĭvarpa,
Çĭkĭtpa,
Pin hurpa.
ırlah!
ırlah!
ırlah!
Çrkulеnsе kltusan,
Vuçah tavra avrĭnsan
Yĭla yurri yurlar,
Çkе kilnе hĭparç.
Şursuhalsеm krеkеrе,
Hrarĭmsеm tpеlrе.
ĭkĭr kassa pular.
Tĭvarpala çĭkĭta,
Pin hura vaklasa
Pliska paç yrkipе
itеrmеşkn halĭha.
Sĭra piçki pulasan,
Krеkе yurri yurlasan
Parnе pama tıtĭnç.
Sĭmahpala hıtarç.
“Uka-tеnk parakan
Iltĭnran ta haklĭ pul,
ulu-vutçul’ parakan Vutçulnçеn irp pul,
ava-urla hurakan
r nçе çеn pul,
Hpе uhĭ parakan
Hurĭ hrеn irp pul,
Çrеspе pıl parakan
Çĭvaşsеmşn pıl pеk pul,
Şur ĭmarta hurakan
-Viliççеnеh tĭp-tĭp pul.
yaşasın.
Yaşlı görünce amca desin,
Genci görünce kardeş desin,
Bizim nesil eksilmesin,
Yüzyıllarca sürüp gitsin,
Biz yaşlanacağız, öleceğiz,
Bizim duamız yetsin.
Baş eğerek istiyoruz senden,
Yalvararak istiyoruz senden:
Ekmekle,
Tuzla,
Peynirle,
Pişmiş kazla.
Affet!
Affet!
Affet!
Diz çöküp dua edince,
Ocak çevresinde dönünce,
Töre türküsünü söyleyince,
Çikeş evine çıktı.
Aksakallar ön köşede,
Kızlar ocak başında.
Ekmek kesmeye başladılar.
Tuzla peyniri,
Pişmiş kazı parçalayıp
Pliska verdi düzenlice.
Yedirmek için halka.
Bira fıçısı açılınca,
Ocak türküsü başlayınca
Hediye vermeye başladılar.
Sözle pekiştirdiler.
“Akçe para veren
Altından da kıymetli,
Çakmak taşı veren
Çakmak taşından sağlam.
Orak tırpan veren
Tarla işinde çalışkan,
Kılıç ok veren
Çelik kılıçtan sağlam.
Kovayla bal veren
Çuvaşlar için bal gibi,
Ak yumurta veren
-Tertemiz ol ölene kadar.
63
760
770
64
Tulli pultĭr purnĭu”,
-Çapla kalat’ aslau.
av vĭhĭtrah pürtnçе
Yar uĭlç çürеçе,
Çkе pçk ıvĭlnе
ĭmĭrtar hĭy umnе.
Kurç açin nsinçе,
avraşka pu tüpinçе
Upasarri ulinе,
Tulay еnçе üsninе.
Plç tĭşman kilninе,
Çĭvaş rnе itninе.
Çkе kayr şuralsa,
Hĭy açişn hĭrasa.
Tĭşmansеnçеn hĭtarma,
Usalsеnçеn pıtarma
Hĭy açinе, Ülеmе,
Ulĭp tеr yal plmе.
Dolu dolu yaşasın hayatı.”
-Böyle söyler deden.
O anda evinde
Tamamen açıldı pencere,
Çikeş küçük oğlunu
Çekti kendi önüne.
Gördü çocuğun ensesinde,
Yuvarlak baş tepesinde
Upasarri yaprağını,
Dışarıya büyüdüğünü.
Bildi düşmanın geldiğini,
Çuvaş ülkesine yettiğini.
Çikeş sararıp gitti,
Çocuğu için korktu.
Düşmanlardan kurtarmak için,
Kötülerden saklamak için
Kendi çocuğuna, Üleme,
Ulıp adını verdi.
Vimş Yurĭ (Ulĭp Açalah)
Üçüncü Türkü (Ulıp’ın Çocukluğu)
Ulĭp hĭvĭrt üsеt. Vĭl uyra suha
tĭvakana kurat’, ĭna ks’еnе pеrsе
çikеt, kiltе amĭşnе kĭtartat’. Amĭş
ıvĭlnе: “Ku ınsеm, kayĭk mar, epir
vilsе ptsеn yе kuntan kaysan pirn
vırĭna yula. Vsеnе ĭta tuprĭn av
vırĭnah kaysa yar”,-tеt.
780
790
27
iltu il vĭylantĭr
ulĭsеnе vtеrmе,
Yurrĭmĭrsеm şĭranççĭr
Ulĭp inçеn pltеrmе.
Ulĭp vırtat’ sĭpkara
Pıltan tutlĭ ıyĭhra.
Amĭş sĭpka yurrinе
Savsa yurlat’ kahinе:
-Ala ĭltĭr kahinе Tеttе parat’ tüpеrеn.
Nеnninе-pеppinе,
Pеppinе-nеnninе.
Tеtti haklĭ ıltĭnran
Es lĭpkĭ vırtnĭran.
Pеppinе-nеnninе,
Nеnninе-pеppinе.
Tеttе vtr ülеllе,
San ta satur üsmеllе.
Nеnninе-pеppinе,
Pеppinе-nеnninе.
Ulĭp ıvrat’, vĭranmast’,
Çĭrmantarmast’ nikama.
Çkе sr laraymast’,
Yĭtsa krеt şur pirnе,
Şurippеllе trtninе.
“Vi sürеrеn kaya mar
Şur pir kayat’ ıtaka”.
Ulĭp vi talĭkran,
Vĭransassĭn ıyĭhran,
Ulıp çabuk büyür. O tarlada saban
süreni görür, onu cebine sokar, evde
annesine gösterir. Annesi oğluna:
“Bunlar insanlar, hayvan değil, biz
ölünce ya da buradan gidince bizim
yerimize kalacaklar. Onları nerden
bulduysan oraya götür bırak” der.
Şiltu yeli güçlensin
Yaprakları oynatmaya,
Türkülerimizi sürdür,
Ulıp’tan anlatmaya.
Ulıp yatar beşikte
Baldan tatlı uykuda.
Annesi ninnisini
Severek söyler geceleri:
-Boğa yıldızı geceleyin
Oyuncak verir tepeden.
Nenni, bebeğe,
Nenni, bebeğe,
Oyuncak kıymetli altından
Sen sessizsin yattığından.
Nenni, bebeğe,
Nenni, bebeğe,
Oyuncak göğe doğru gitsin,
Sen de yiğit büyümelisin.
Nenni, bebeğe,
Nenni, bebeğe,
Ulıp yatar, uyanmaz,
Engellemez kimseyi.
Çikeş işsiz duramaz,
Getirir ak bezi,
Ak iple diktiğini.
Üç süreden27 az değil
Ak bez döner pantolona.
Ulıp üç günün sonunda,
Uyanınca uykudan,
Dört metre civarındaki uzunluk ölçüsü birimi. Daha çok kumaş, bez ölçmede kullanılmaktadır.
65
800
810
820
66
830
840
Kaşta inçi ıtaknе
Tĭhĭnasşĭn hĭy inе.
Ançah ıtak tĭvĭrtan
ar! urĭlat’ urmaran.
Ulĭp kallеh sĭpkara,
Kallеh tutlĭ ıyĭhra.
Pit hıtĭ itnеt,
Untan amĭş tlnеt.
iç talĭk ıvĭrsan,
Sĭpka kaşti huĭlsan
Ulĭp rе ıtkĭnat’,
Iyĭhnçеn hĭtĭlat’.
Çiksе tĭrat’, kulkalat’,
Ükninçеn nim vĭtanmast’.
Amĭşnе tе salamlat’,
Italasa çuptĭvat’.
Amĭş mattur ıvĭlnе
Çri inçе siktеrеt,
Kĭkĭrnе tе mtеrеt,
Huran kukli itеrеt,
Lĭpka-lĭpka yuratat’.
Ulĭp ilеt karĭnsa
ıtak inçеn asĭnsa.
-ıtak ıtla tĭvĭr-kе,
ara kutpa namĭs-kе.
Urĭh sĭpka pulmanran
Ulĭpşĭn hal’ urlĭ sak
Sĭpka pulç vırtmalli,
Tlksеnе kurmalli.
Hvеl pĭhat’ ilrtsе,
Aça üsеt sеhеtpе.
Amĭş yurlat’ yurrinе
Pеpkе inçеn huninе.
-Tĭhĭr sürе şurĭ pir
Ulĭp ymnе kaytĭr-i,
Vunik sürе purĭn pir
Ulĭp kpi pultĭr-i?
Purĭn ippе trlеsеn
Kapĭrlatĭp kmlpе,
Iltĭn tümе itmеsеn
İlеmlеtp mеrçеnpе.
Tĭhĭr talĭk ıvĭrsan,
Sarĭ hvеl hĭparsan,
Raftaki pantolonu
Giyinmek ister.
Ancak pantolon dar
Cart! Ayrılır ortadan.
Ulıp tekrar beşikte,
Tekrar tatlı uykuda,
Çok çabuk büyür,
Buna annesi şaşırır.
Yedi gün uyuyunca,
Beşik kirişi kırılınca
Ulıp yere düşer,
Uykusundan uyanır.
Kalkıverir, güler,
Düştüğünden utanmaz.
Annesini selamlar.
Kucaklayarak öper.
Annesi güzel oğlunu
Dizlerinde hoplatır,
Göğsünden emzirir,
Kazan böreği yedirir,
Sakin sakin sever.
Ulıp alır uzanarak
Pantolonu düşünerek.
-Pantolunu büyük yapın,
Çıplak kıçla ayıp ya.
Beşik olmayınca başka
Ulıp için geniş peyke
Beşik oldu yatacağı,
Düşlerini göreceği.
Güneş büyüleyip bakıyor,
Çocuk her saat büyüyor.
Annesi türküsünü söylüyor
Çocuk için hazırladığını.
-Dokuz süre ak bez
Ulıp’ın pantolonuna gider mi,
On iki süre ipekli bez
Ulıp’a gömlek olur mu?
İpek iple dikince
Süsleyeceğim gümüşle,
Altın düğme yetmese
Bezerim mercan ile.
Dokuz gün uyuyunca,
Parlak güneş doğunca,
850
860
870
880
Ulĭp ku uĭlat’,
Iyhinçеn vĭl vĭranat’.
Hĭyn tumnе tĭhĭnat’,
Amĭşnе vĭl tav tĭvat’,
av vĭhĭtrah kulkalat’,
Kall-mall utkalat’.
-Ni şalpar mar, tĭvĭr mar,
Kun pеk tumpa namĭs mar.
Ulĭp üsеt vuniç kun,
Kiltе laras kilmеst un,
Svе tĭrĭh vĭl utat’,
İk üll sĭrt kurat’.
İk sĭrtĭn tüpinе
Pusat’ ik uripе,
Çrkulеnеt çul inе
Vılyas şuhĭş kilnipе.
iç ulhi ylmеnе
Tĭpĭltarat’ kĭkpе.
Pura tĭvat’ vullinçеn,
Vılyat’ çun kaniççеn,
Kayran vaskat’ hĭy kilnе,
itsеn vırtat’ sak inе.
itml iç talĭkran
Hĭy tllnеh vĭransan
Vi hutçеn karĭnat’,
Vat amĭşnе asĭrhat’
Aslĭ tpеl kukrinçе
Vutĭ hutsa yaninе.
Amĭş lĭpkĭn
Ulĭpa apla kalat’ savĭnsa:
-Ulĭp, ürе uramra,
Unta vılya laşalla.
İkеrçsеm pеrsеn,
Ĭna pılpa srsеnеh
Sana çnеp apata.
Unççеn an kay katana.
Sm vĭrmanta kaşkĭrsеm,
Hirtе -lеn-kaltasеm.
Vsеm sana tıtsassĭn,
Ep pr-pççеn yulatĭp.
Uramalla tuhsanah
Ulĭp pulat’ vılyama.
avra kül hrrinçе,
Ulıp’ın gözü açılır,
Uykusundan uyanır.
Elbisesini giyinir,
Anasına eder teşekkür,
O zaman güler,
Oraya buraya koşar.
-Geniş değil, dar değil,
Böyle giyim ayıp değil.
Ulıp büyür on üç gün,
Evde oturası gelmez onun,
Sive tarafına gider,
İki yüksek tepe görür.
İki tepenin tepesine
Basar iki ayağıyla,
Diz çöker taş üstüne
Oynayası gelince.
Yedi yıllık karaağacı
Söker köküyle.
Gövdesinden iskele yapar,
Oynar gönlü olana kadar,
Sonra aceleyle döner evine.
Gelince yatar peykeye.
Yetmiş yedi gün sonra
Kendi kendine uyanınca
Üç kat daha uzar,
Büyük annesini hatırlar
Büyük ocak önünde
Ateş yaktığını.
Annesi sessiz
Ulıp’a sevinerek şöyle der:
-Ulıp, gez sokakta,
Orada oyna at gibi.
Akıtmaları pişirince,
Ona bal da sürünce
Seni çağırırım yemeğe.
Koruya kadar gitme.
Sık ormanda kurtlar,
Yerde yılan, kertenkeleler.
Onlar seni tutunca,
Ben yapayalnız kalırım.
Sokağa doğru çıkınca
Ulıp başlar oynamaya.
Şavra gölü kıyısında,
67
890
900
68
910
920
28
Lĭpsĭr yĭmra aynçе,
Şap-şur çula asĭrhat’,
Unşĭn hıtĭ savĭnat’.
Kĭşt aşkĭnas şuhĭşpa,
Şur çul katmar pulsan ta,
Turtsassĭn ta ik patman,
Alla ilеt vılyasa,
Kül inçе sikmеllе
Tıtsa pеrеt lеş yenne.
Şur çul sikеt çеtlеtsе
Kül şıvnе sirptsе,
Tеpr еnçi yıvĭa
Huat’ kutran apĭnsa.
“Ara, ep şar turĭm-kе
Şur hurĭna hunipе.
Unta kpе apnĭran
Şur çul mnlе yap-yaka!”
-Ulĭp şutlat’ ĭşnçе,
Pĭşĭrhanu kunçе.
Çula ilеt pşknsе,
Kaysa hurat’ vırĭnnе.
Şur hurĭna strеt,
Untan tĭvat’ prеnе.
Şur prеnе -“urhamah”,
Hurĭn tĭrri -salamat.
“Urhamah” sikkipе
Uram tĭrĭh çupnipе
Tusan vеt tüpеnе,
Ktü irtеt tеmеllе.
Açasеnе kurat’ tе,
“Urhamahnе” çarat’ tе
Ulĭp kalat’ vsеnе:
-Sirе kurtĭm, vĭy vılyat’,
Mana ilr ak vĭyya!
Pr şĭrtlamas uşkĭnran
Sĭmah huşr Ulĭpa:
-Şĭsilasç husit’ tusi tuna,
Kĭsikĭr ssiç sansi usinta28.
Ulĭp tĭrat’ aptrasa:
“Ku açasеm tulayran”.
Aça-pĭçaşĭn savĭnĭ,
Sessiz söğüt altında,
Bembeyaz taşı hatırlar,
Onun için çok sevinir.
Biraz yaramazlıkla,
Ak taş ağır olsa da,
Kaldırır iki batmanı,
Eline alır oynayarak,
Göl üstünde sektirmeye
Atar diğer tarafa.
Ak taş sekip gider
Göl suyunu sıçratıp,
Diğer taraftaki ağacı
Parçalar dibinden vurup
“Yuvarlak mı yaptım ne
Ak kazanı parçalayıp.
Orada gömlek yıkandığından
Ak taş nasıl da güzeldir!”
-Ulıp düşünür içinden,
Üzüntü var gözünde.
Alır taşı eğilerek,
Gider bakar yerine.
Ak kayını çeker,
Sonra tomruk yapar.
Ak tomruğu-küheylan,
Kayın tepesi kamçı.
Küheylanın sekmesiyle
Sokak boyu koşmasıyla
Toz kalkar havaya,
Sürü geçiyormuş gibi.
Çocukları görür de,
Küheylanı durdurur
Ulıp söyler onlara:
-Sizi gördüm, oynuyorsunuz,
Beni de alın bu oyuna!
İçlerinden birisi
Söz söyler Ulıp’a:
-Temizle bari dudağını,
Anne sütün senin orada
Ulıp şaşırır kalır:
“Bu çocuklar dışarıdan.”
Çoluk çocuk için sevinç,
Burada çocukların hızlı konuşması şair tarafından şiire yansıtılmıştır. Standart yazı dilinin dışında bir kullanımdır (A.N.).
930
940
950
960
Sĭltav pur kulmaşkĭn.
Açasеn puş sĭmahnе
Ĭnlanç vĭl purprеh,
Huravlar vsеnе
Urĭhlarah, hĭysеn pеk:
-arapattĭr puraş pararappan,
Anralantĭr-i marana?
Ĭnlanmar Ulĭpa
Pr açi tе uşkĭnran.
-Ep sirn halapa
Ĭnkartĭm vt av-avah.
Esir mannе... ay-ay-ay,
Ĭnlanmarĭr. Avan mar.
“Şĭlasç hut’ tutu-na,
Kĭkĭr sç san unta”,
-Tеrr mana mĭşkĭlla.
illеvm uk hal’ manra,
İlеtr-i vılyama?
Huravla açasеm,
Ulĭp tavra tĭnisеm:
-İlеssinе ilpr.
Ançah sana plmеstpr.
Tеn, es -havşak vılyama?
Un pеk pulsan -kirl mar.
Av avĭnti yupana
Punçеn yĭtsa kuar-ha.
Ulĭp tıtat’ yupana,
Utsa yarat’ ayakka.
-Tеn, san kuu vitr mar?
Yuman inçi kĭmpana
Kuratĭn-i akĭntan?
-Par-ha mana mrеnе,
Kuratĭp-i vsеnе?
Ulĭp pеrеt mrеnе,
mrеn vеt hmlеnsе,
Yuman inçi kĭmpana
Itkĭntarat’ untarsa.
-Esir mskеr huşninе
Purnĭlarĭm purnе tе.
Sĭmah patĭr -tıtmalla,
İlr mana vılyama.
-Hĭyulĭhran es halsĭr,
avĭnpa vĭyya ilmеstpr,
Sebebi oldu gülmek için.
Çocukların boş sözünü
Anladı herhalükarda,
Cevapladı onları
Başkaca kendileri gibi:
-Çalardınız boş davul.
Anladınız mı beni?
Anlamadılar Ulıp’ı
Bir çocuk da gruptan.
-Ben sizin hikâyenizi
Anladım işte böyle.
Siz beni... he he he,
Anlamadınız. Güzel değil.
“Silmek istese bile dudağını
Göğüs sütün senin orada.”
-Dediniz alay edip benimle.
Sinirlendiğim yok ki size,
Alıyor musunuz beni oyuna?
Cevap verdi ona çocuklar,
Ulıp çevresinde duranlar.
-Almasına alırız.
Ancak seni bilmiyoruz.
Belki yeteneğin yok oynamaya?
Öyle isen, gereksizsin.
İşte buradaki direği
Başından kaldırıp götür.
Ulıp tutar sütunu,
Fırlatır uzağa.
Yoksa gözün keskin değil mi?
Meşe üstündeki mantarı
Görüyor musun buradan?
Ver bana yayı,
Görüyor musun onları?
Ulıp oku atar,
Ok ışıldayıp uçar,
Meşe üstündeki mantara
Fırlatır yakarak.
Sizin her dediğinizi
Getirdim ben yerine.
Söz verdiniz, tutun siz de,
Alın beni oyuna.
-Yoksunsun cesaretten,
Oynatmayız bu sebepten,
69
970
70
Hurav pulç Ulĭpa.
-Hĭyulĭha kĭtartma
Manĭn mskеr tumalla?
Ulĭp ıytat’ vsеnçеn
Hıtĭ vılyas kilnrеn.
av vĭhĭtrah ayakran
Krlеn sas ıvharat’.
-lеn kilеt itеrsе
Tıtsa imе ınsеnе.
Unĭn kunе lеkеr mar,
980 Kuntan halеh tasalar,
Tеr pri çtrеsе.
Ulĭp kayr tlnsе.
“Hĭravĭsеm -tantĭşsеm”,
Tеr ĭşra tarĭhsa
Asa ilsеn mĭşkĭla.
-Esir kuran kalarĭr:
“Manra uk-mn hĭyulĭh”.
Hĭvĭr mnlе? Kuyansеm,
Sĭmahpa е pattĭrsеm.
990 Ep -prrе tе un pеk mar,
Tuyatĭr-i şuhĭşa?
Aça-pĭça Ulĭpa
Pr-pççеnеh hĭvarsan
“Urhamahnе” ıtalat’,
Yĭlt sikеt tе utlanat’.
Salamaç vılyansan
ulnе tĭsat’ uyalla.
Pĭhat’ yri-tavralla,
Nimlе lеn kurĭnmast’,
1000 Kurat’ Ulĭp pr ınna,
Tlntеrеt vĭl ĭna:
Pr kayĭk turtara,
Kukraşki tе kayĭkra.
Kayĭk utsan malalla
Kasĭ yulat’ tĭsĭlsa.
r avĭntah huralat’,
ееnhir ts yarat’.
“Ey, mn tĭras tlnsе,
Mnlе kayĭk ku tеsе.
1010 Çim-ha, ep vsеnе
Kĭtartam-ha annеnе”.
-Vara Ulĭp avsеnе
Ulıp’a cevap geldi.
Göstermek için cesareti
Ne yapmam lazım?
Ulıp sorar onlara
Oynamayı çok istediğinden.
O anda uzaktan
Gürleyen ses yaklaşır.
-Yılan gelir tıslayarak
Tutup yemeye insanları.
Onun gözüne ilişmeyin,
Buradan hemen dağılın,
-Biri titreyerek dedi.
Ulıp da hayret etti.
“Korkaklar akranlar”,
Dedi içinden üzülerek
Hatırlayınca alayı.
-Siz baştan söylediniz:
“Benim yok cesaretim”
Siz nasılsınız? Tavşanlar,
Ancak sözde bahadırlar.
Ben hiç de öyle değilim,
İşitiyor musunuz düşünceyi?
Çoluk-çocuk Ulıp’ı
Tek başına bırakınca
Küheylanı kucaklar,
Hop seker ata biner.
Kamçısı oynayınca
Yola çıkar tarlaya.
Bakar çevresine,
Hiçbir yılan görünmez,
Ulıp görür bir kişiyi,
Şaşırtır adam onu:
Bir hayvanı okta
Kancası da hayvanda.
Hayvan gidince öne
Saban izi dizilir arkada.
Toprak burada kararır,
Bozkıra renk verir.
“Hey, ne duruyorsun şaşırıp,
Nasıl bir hayvan bu deyip.
Dur bakalım, ben onları
Göstereyim anneme.”
-Sonra Ulıp bunları
Pеrsе çikеt ks’еnе.
Sikkipе vĭl “laşinе”
Itkĭntarat’ hĭy kilnе.
Ulĭp kilе itsеnеh,
Pürtе çupsa krsеnеh
Pltеrеt vat amĭşnе:
-Uyra tuprĭm vişnе.
1020 Tе pukanе, tе rhurt.
İk urallin puşĭ pur.
Ak ak vara, pçkskеr,
Kall-mall hutlar,
Kukraşkipе kukĭrçĭk
ееnhirе huratr.
Amĭş akna kursanah,
Kĭşt şutlasa larsanah
Kĭvak punе sullar,
Vara apla kalar:
1030 -Ah, açam, ku kayĭk mar,
Pukanе mar, rhurt mar,
ın vĭl, açam, pçkskеr,
Pirn yenne kilnskеr.
Ĭtan tuprĭn es ĭna,
Kaysa yar av vırĭna.
Pirn kun-ul tatĭlsan
Ye kaysassĭn akĭntan,
Vsеm kunta yul tе
Purĭn r pе.
1040 ınna laşi-mnpе
Ulĭp çikr ksyinе,
Yıvĭr şuhĭş pusnipе
Hĭvĭrt utr hir yenne.
ееnhirtе ınninе,
Akapupa laşinе
Yarsassĭnah tlnsе
Ulĭp larç ul hrnе.
av vĭhĭtrah sĭrt еnçеn,
Hura vĭrman hınçеn,
1050 lеn uri kurĭnat’,
Pçk ınna tapĭnat’.
ınni şari! kĭşkĭrat’,
Ulĭp hınе pıtanat’.
lеn tе yavĭnat’,
Ulĭp inе ıtkĭnat’.
Alır sokar cebine.
Sabanıyla atını.
Yönelir evine.
Ulıp eve varınca,
Eve hızla girince
Söyler yaşlı annesine:
-Tarlada buldum üçünü.
Ya kukla, ya da yer kurdu
Başı var iki ayaklı.
İşte şu, küçük olanı,
Öne arkaya gitti
Boyundurukla eğri
Bozkırı kararttı.
Annesi bunu görünce,
Biraz oturup düşününce
Gök başını salladı,
Sonra şöyle söyledi:
-Ah, oğlum, bu hayvan değil,
Kukla da, yer kurdu da değil,
İnsan o, oğlum, küçük olanı,
Bizim tarafa gelenler.
Nereden buldun sen onu,
Götür bırak oraya.
Bizim hayat bitince
Ya buradan gidince,
Onlar burada kalacak,
Yaşayacak toprak işiyle
İnsanı atı-sabanıyla,
Ulıp soktu cebine,
Ağır düşünceyle
Tez gitti kıra.
Bozkırda insanı,
Sabanı ve atıyla
Bırakınca şaşırıp
Ulıp oturdu yol kenarına.
O anda tepe tarafından,
Kara orman ardından,
Yılan yavrusu görünür,
Küçük adama saldırır.
Adam korkup bağırır,
Ulıp’ın ardına saklanır.
Yılan da dolanır,
Ulıp üstüne atılır.
71
72
Halеh par es av ınna,
Ak ĭtatĭp sana ta,
Tеr srе vknlе
Slеhinе sirptsе.
1060 -Etem yunnе еkеn,
Hĭyn punе iyekеn,
Tеr Ulĭp tarĭhsa,
lеn punе lapçĭtsa.
Tĭşman sikr ülеllе,
Untan Ulĭp yennellе,
Ulĭpa vĭl illipе
Sĭhma tĭç sĭnnipе.
-Ha, es mana sĭhasşĭn,
Purnĭĭma tatasşĭn?
1070 Tеr Ulĭp lеnе,
ışkisеnе klеsе.
Prrеh tapat’ vĭl ĭna
Hĭy umnçе şunĭran,
Lеş vara vilmеllе
Itkĭnat’ sĭrt hınеllе.
Ançah ta vĭl vilmеr,
nt ptrm tеmеr.
ülе vr çaşkĭrsa,
Urlĭ-pirl yavĭnsa.
1080 Puklak kukĭr hürinе
Sulç Ulĭp inеllе.
Ulĭp tĭsr allinе
Tiskеr lеn yennellе.
lеnе vĭl sisiççеn
Yarsa tıtr hürinçеn.
lеn vеt tüpеnе
Kĭtra plt yennellе.
Ulĭpa vĭl sillеsе
Pĭrahasşĭn r inе.
1090 Ançah ta un  ĭnmast’.
Ulĭpran vĭl hĭpaymast’.
lеn anç r inе,
Svе sĭrç tĭrrinе.
Ulĭp lеn urinе,
Hıt haşkava еrninе,
Turtsa apr çul inе
Çun tuhsa sikmеllе.
Kayran utr kilеllе.
Şimdi ver şu insanı,
İşte yutacağım seni de,
Dedi boşuna övünerek
Tükürüğünü saçarak.
İnsan kanı içen,
Kendi başını yiyen,
Dedi Ulıp üzülerek,
Yılan başını ezerek.
Düşman sekti göğe doğru,
Oradan Ulıp’a doğru,
Ulıp’ı o öfkesiyle
Sokmak istedi iğnesiyle.
-Ha beni sokmak istiyorsun,
Hayatımı bitirmek istiyorsun?
Dedi Ulıp yılana,
Yumruklarını kaldırıp.
Bir saldırır o yılana,
Önünde süründüğünden,
Yılan artık ölmeli,
Atıldı tepe ardına doğru.
Ancak yılan ölmedi,
Artık bittim demedi.
Yukarı uçtu tıslayıp,
Oraya buraya yuvarlanıp.
Küt eğri kuyruğunu
Salladı Ulıp’a doğru.
Ulıp uzattı elini
Vahşi yılana doğru.
O, yılanı sezene kadar
Tuttu kuyruğundan.
Yılan uçar tepeye
Kıvırcık bulut üstüne.
Ulıp’ı o sallayıp,
Bırakmak ister yeryüzüne.
Ancak bunu da yapamaz.
Ulıp’tan o ayrılamaz.
Yılan indi yeryüzüne,
Sive tepesi zirvesine.
Ulıp yılen yavrusunu
Burnundan soluyup,
Çekip vurdu taşa.
Canı çıkıp gitti.
Sonra eve doğru gitti.
73
Tĭvattĭmş Yurĭ (Ulĭp Tüpеrеn Kurna Tlntеrmşsеm)
Dördüncü Türkü (Ulıp’ın Gökten Gördüğü Şaşırtıcı Olaylar)
74
Ulĭp lеn uripе tüpеrе tе apĭat’.
Çĭvaş rşıvnçе tĭşman irthеt: asap,
mĭşkĭlu, irtnü, kirеvcr sеm... Çĭvaş
patşinе tе nim vırĭnnе huma. Ulĭp
avĭnşĭn pit tarĭhat’.
Ulıp yılan yavrusuyla gökyüzünde
de çarpışır. Çuvaş ülkesinde düşman
şımarır: Azap, alay, aşağılama, akılsız
işler… Çuvaş padişahını da adam
yerine koymazlar. Ulıp bu nedenle çok
üzülür.
Tĭkĭr-takĭr takana,
1100 Ĭsan kayĭk puana.
Şürpе imе kaymĭpĭr,
Hamĭr yurra tĭsĭpĭr.
“rе hıtĭ kasĭlç,
Ah, Ulĭpa tеm pulç”,
-Çkе çupat’ urama
Hĭy açinе şırama.
avra kül hrrinçе,
İk yĭmra huşşinçе,
Çkе tupat’ Ulĭpa,
1110 Ĭna vĭrsah vĭl kalat’:
-Kampa es apĭnĭ, Kĭn-kĭvakah pitü san. İk allunta çr suran.
-Ah, annеm, ah, annе,
Es mana an illеnsеm. Ep kayrĭm yal hirnе, Kurtĭm lеn urinе. lеn uri pr ınna,
Paĭr kurnĭ es ĭna,
1120 Tıtsa imе hĭtlanç,
Vĭl mana ta tapĭnç.
Puklak vl hüripе
Turtsa ilç hĭy yenne,
Hskç maylĭ allipе
Tıtsa vr tüpеnе.
Mana untan, tüpеrеn,
rе pеmе hĭtlanç.
Ançah vĭy itmеnrеn
Man ayĭma hĭy pulç.
1130 Ep çĭrsĭr lеnе
Tıkır tıkır teknecik,
Çalı horozu bacanak.
Şürpe içmeye gitmiyoruz,
Türküye devam ediyoruz.
Kalbim çok yoruldu,
Ah, Ulıp’a ne oldu.
-Çikeş koşar sokağa
Çocuğunu aramaya.
Şavra gölü kıyısında,
İki aksöğüt arasında,
Çikeş bulur Ulıp’ı,
Ona kızıp şöyle der:
-Sen kiminle çarpıştın,
Mosmor senin suratın.
İki elinde yara.
Ah annecim, ah annecim,
Sen bana kızdın.
Köy kırına gittim,
Yılan yavrusunu gördüm.
Yılan yavrusu bir insanı,
Garip gördü onu.
Tutup yemeye çalıştı,
O bana da saldırdı.
Küt başlı kuyruğuyla
Çekip aldı yanına,
Kıskaç gibi eliyle
Tutup uçtu ta göğe.
Beni oradan, gökten,
Yere vurmaya çalıştı.
Ancak gücü yetmeyince
O girdi benim altıma.
Küstah yılanı ben de
Turtsa aprĭm sĭrt umnе.
Untan vara ep ĭna
Vĭrkĭntartĭm vĭrmana.
-Ah tur, açam, ah turah,
Çasrah lar-ha yunaşar!
Sana lеn sĭhman-i,
Şĭmşakkuna human-i?
Halеh vaskar vĭrmana
lеn kurĭk şırama.
1140 Untan imam tĭvĭpĭr,
Emеllеnmе pulĭpĭr.
Purnĭ sakki sarlaka,
mr kеskе -yalanah.
Simlh kurĭk vĭrmanta,
Pallaştaram vsеmpе.
Vsеm kirlеh purnĭra
Tĭsma kskе mrе.
lеn kurĭk imamnе
Ulĭp sеn, ĭvĭnsan,
1150 Vırtsa hıtĭ tarlasan
-Sıp-sıvah vĭl. Putеklе.
Sikkеlеt hĭy kilnçе.
n kpе tĭhĭnsan
Amĭşpе kalaat’.
-Annе, ep tüpеrеn,
Pit-pit inеtrеn,
Pĭhrĭm yri-tavralla,
Kayalla ta malalla.
Mn kurninе tüpеrеn
1160 Kalas pulsan yrkеrеn
Tеmlе hurĭ çrе tе
r pr tatĭk pulatеh.
Hulasеnçе, yalsеnçе
Yurĭ-kv yanramast’.
Nita Çĭvaş rnçе
Sĭrnay kvvi şĭranmast’.
Halĭh ürеt, kulyanat’,
Vri kuul’ yuhtarat’.
“Mnşn apla tuhr tеt,
1170 Çĭvaş tprеn ptеt tеt”.
lеn, vunik pulĭskеr,
Turtsa urat’ hrsеnе,
Kukşa uri, çĭrsĭrskеr,
Çekip vurdum tepeye.
Ben onu ondan sonra
Fırlattım ormana.
-Ah Tanrım, çocuğum, Tanrım
Hemen otur yanıma!
Seni yılan soktu mu?
Kemiğini kırdı mı?
Şimdi hemen ormana
Yılan otu aramaya.
Ondan ilaç yaparız,
Tedaviye başlarız.
Hayat sırası geniş,
Ömür kısa her zaman.
Şifalı otun ormanda,
Tanıştırayım onlarla.
Onlar gerek hayatta
Uzatmak için ömrü.
Yılan otu ilacını
Ulıp içip yıkanınca,
Yatıp iyi terleyince
Sapasağlam olur. Kuzu gibi.
Zıplar kendi evinde.
Yeni gömlek giyip
Annesiyle konuşur.
-Anne ben gökten,
Çok çok uzaktan,
Baktım oraya buraya,
İleriye de geriye.
Ne gördüğümü gökten
Anlatırsam sırayla
Buna çelik yürek de
Yüz bir parça oluyor.
Şehirlerde, köylerde
Türkü ezgi yankılanmaz.
Hiçbir Çuvaş ülkesinde
Zurna küyü duyulmaz.
Halk gezer, dertlenir,
Sıcak gözyaşı döker.
“Niçin böyle oldu der,
Çuvaş kökten biter der.”
Yılan, on iki başlı,
Parçalar kızları,
Kel yavrusu, küstah,
75
76
Prhtеrеt vut-hmnе
urt-yrsеnе untarma,
Klnе ilpе tustarma.
Annе, ep tüpеrеn
Plt ayn vnrеn
Yeşrеkеn lapamra
1180 Asĭrharĭm: ırmaran
Yıtĭ tuhr ulasa,
Hrl şĭrtnе tĭratsa.
Hrl yıtĭ sukmakpa
Çupsassĭnah yalalla
Hrarĭmsеm sillеsе
Sütsе yaç ivtnе.
Pit-kunе, nar pеkkinе,
pе pin allinе
Hĭrĭmpala huratr,
1190 Akapunе külnç.
Pr hura hr, krnеkkеr,
Vuniç ula itnskеr,
Akapunе avrinçеn
Tıtr hapha uiççеn.
Yıtĭ yala itiççеn
Timr karta avĭrma
Suhapupе vaskasa
Kasĭ ur yal tavra.
r aynçеn, pr rtе,
1200 H kĭlarç pşknsе.
Hе paç şurpua,
Vrü pul’ vĭl av yalta?
Vatĭ vrü av hpе
Mĭyran srç kaşninе.
Untan purtе uşkĭnpa
Utr vĭrman huşşinе.
üll yaştak pilеşnе
Pr lapamra tupr tе
Turattinе irtr,
1210 Ur yеnnеllе turtr.
Vrü yalti ınsеnе
Saçar kıvılcımları
Ev, barkı yakmaya,
Evi yelle tozdurmaya.
Anne, ben gökten
Bulut altında uçtuğumdan
Yeşeren ovada
Farkettim, ırmaktan
Köpek çıktı uluyup.
Kızıl kıllarını dikip.
Kızıl it sokakta
Koşarken köye doğru
Kadınlar korkup
Çözdüler saç örgüsünü.
Yüzü gözü güzelleri,
İşle pişmiş elini
Kurumla kararttılar,
Sabana koşuldular.
Bir kara kız, güzel olan,
On üç yaşına yeten,
Sabanın sapından
Tuttu kapı kilidinden.
Varana kadar it köye
Demir karta29 çevirmeye
Sabanla edip acele
Sokak açtılar köy çevresine.
Yer altından, bir yerde,
Eğilerek kılıç çıkardılar.
Aksakala kılıç verdiler
Virüş var mı bu köyde?
Yaşlı virüş30 bu kılıçla,
Boynuna vurdu herbirinin.
Sonra hepsi grupla
Geçtiler orman içine.
Uzun düzgün üvezi
Bir ovada buldular
Dalını temizlediler,
Dere tarafına çektiler.
Virüş köydekileri
29
Çuvaşların demire atfettikleri koruyucu vasıflara bağlı olarak kötü ruhlardan, hastalıklardan korunmak, kurtulmak maksadıyla
sabanı ya da demir parçasını toprağa batırarak çevirmeye “timr karta çevirmesi” adı verilirdi. Bu “timr karta” üzerinden hiçbir
kötü ruh ve hastalık geçemezdi (Ş.N.).
30
Çuvaşlar arasında olağanüstü güçlere sahip olan ve zaman zaman sağaltma işlevini de üstlenen bir çeşit büyücüdür. Tuhatmış
kadar olmasa da zaman zaman olumsuz özellikleriyle de görülmektedir.
Hirе-hir tĭratr,
Untan vara vsеnе
apla sĭmah kalar:
“Pilеş yıvĭ vĭynçеn
Çir-çr kaytĭr pirntеn!
Çapsa ilr pr-prnе,
An hrhеnr pilеşnе”.
Vatĭ vrü huşnĭ pеk
1220 Halĭh kalat’ vi hutçеn:
“Çir-çr kaytĭr pirntеn,
Çir-çr kaytĭr ku еnçеn,
Purnar vatlĭh itiççеn”.
Hrhеnmеr pilеşnе,
Çapsa ilç pr-prnе.
Tе avalhi yrkеpе
Ye, tеn, şurpu huşnipе
İrtn pilеş turatnе
Huç çüklеv kupinе.
1230 Kupi lutra mеltеn
Ĭna huma plnrеn.
avna vrü vi еnçеn
Çrtsе yaç pr-pççеn.
Kĭvayt urlĭ sikiççеn
Sĭmah huşr akĭn pеk:
“Çir-çr kaytĭr pirntеn,
Çir-çr kaytĭr ku еnçеn...”
Tеpr yalta pr pürtrеn
Tiskеr tuhr itеrsе,
1240 Ançah ĭna tüpеrеn
Pallaymarĭm inеrеn.
Tiskеr tuhnĭ vırĭntan
Kĭşkĭraşni iltnç:
“Nar pеk tasa açana
Nişlеntеrsе hĭvarnĭ.
Ulĭştarnĭ çppmе
Vantr yĭhnе ptеrmе.
Mnlе çĭtas man avna?
İlsе kiltr açana!”
1250 Lеnçrkеn açana
Alkum umnе pĭrahr,
upkĭ-apkĭpa avna
İslеntеrmе pular.
“Hu açuna hu patna
Karşı karşıya dikti,
Sonra onlara
Şu sözleri söyledi:
“Üvez ağacı gücünden
Gitsin hastalık bizden!
Birbirinize vurun şimdi,
Acımayın üvez ağacına.”
Yaşlı büyücünün istediği gibi
Halk söyler üç defa:
“Hastalık git bizden,
Hastalık git bu taraftan,
Yaşayın yaşlılığa kadar.”
Acımadılar üvez ağacına,
Vurdular birbirlerine.
Eski gelenekle
Ya da ak sakalın isteğiyle
Soyulmuş üvez dalını
Koydular kurban yığınına.
Yığın çavdar topundan
Onu koymayı bildiğinden
Bunu virüş üç taraftan
Yaktı birbirinden
Ateş üstünden sekerken
Söz söyledi şöylece:
“Hastalık gitsin bizden,
Hastalık gitsin bu yerden…”
Diğer köyde bir evden
Canavar çıktı parlayıp,
Ancak onu tepeden
Tanıyamadım uzaktan.
Canavarın çıktığı yerden
Kurt sesi duyuldu:
“Güzel temiz çocuğu
Ağlatıp da bıraktı.
Değiştirdi yavrumu
Vantir soyunu bitirmek için.
Buna nasıl dayanılır?
Al getir çocuğumu”
Zayıflamış çocuğu
Sofa önüne bıraktılar,
Tokatlayarak bunu
Dövmeye başladılar.
“Senin çocuğunu senin yanına,
77
78
İlsе kaysam vaskasa,
Ham çppmе-açana
Lеsе parsam payanah”,
-Tе hĭysеm prmayah.
Açi yrеt kaĭhsah.
1260 Annе, ep tüpеrеn
Plt ayn vnrеn
Kurtĭm Atĭl yuhĭmnе,
Pülmе şıvn yuppinе.
Aslĭ Atĭl Pülmеnе
Çnsе iln hĭy yenne.
İkkş tе insе
Yuhĭna tinsе.
Aslĭ Atĭl hrrinçе,
iç tmеll sĭrt inçе,
1270 Hula larat’ sarĭlsa,
Sar hvеl pеk utalsa.
Hula tulli kеrmеnsеm,
Uramnçе yıvĭsеm.
Kеrmеnsеm çntrl.
Yıvĭsеm çеçеkl.
Iltĭn vitn kеrmеntеn
(Un alĭk kmltеn)
Vat şurpua hıt tapsa
İlsе tuhr yatlasa.
1280 “Nuhrat, hĭan es huna
Lеsе paran yasakna?
Lееymеsеn es avna
uhatatĭn ır yatna.
Tvе pĭhma kayatĭn,
Aysarĭmnе ullatĭn”,
-Tеr pri yatlasa
Kukĭr hpе hĭmsarsa.
Şursuhal ku umnçе,
Kürеntеrеt çrеnе.
1290 Un lk ıltĭnran,
nçi pısĭk ulmaran.
Unĭn çaplĭ tamkinçe
Kurma pulat’ aksеnе:
Iltĭn-kml huşşinçе
Yĭltĭrtatat’ ahah,
nç çulsеn hüttinçе
ĭltĭrlannĭ mеrçеn.
Alıp getireceğim çabucak,
Kendi yavrumu çocuğu
Geri vereceğim bugün.”
-Dediler bunlar durmadan.
Harap oldu ağlamaktan çocuk.
Anne, ben gökten
Bulut altında uçarken
Gördüm İdil akışını,
Kama ırmağının kolunu.
Büyük İdil Kama’yı
Çağırıyor yanına.
İkisi de parlayarak
Akıyorlar denize.
Büyük İdil kıyısında
Yedi tepeli sırtta,
Şehir durur yayılıp,
Güneş gibi parlayıp.
Şehirde dolu saraylar,
Ormanında ağaçlar.
Sarayları nakışlı,
Ağaçları çiçekli.
Altın kaplı saraydan
(Onun kapısı gümüşten)
Yaşlı aksakal sertçe vurup
Aldılar çıktılar söverek.
“Nuhrat ne zaman sen
Göndereceksin vergiyi?
Göndermezsen sen bunu
Kaybedersin iyi ismini.
Deve bakmaya gidiyorsun,
Samanı biçiyorsun.”
-Dedi biri söverek
Eğri kılıçla tehdit edip.
Aksakalın gözü önünde,
Sıkıştırır kalbini.
Onun şapkası altından,
İncisi büyük elmadan.
Onun ünlü damgasında
Görmek mümkün bunları:
Altın-gümüş arasında
Parlıyor incisi,
İnci taşların gölgesinde
Yıldızlaşmış mercanı.
Haklĭ çulsеm huşşinçе
İk çrе prlеşn,
1300 İk çrе ummipе
Iltĭn yuman itnn.
Vatĭ ınna mĭşkĭlran
Sarĭ pikе hĭtarç,
Vara ĭna kĭştahran
Kilnе krtsе hĭvarç.
Pr kasmak -kakraşka,
Timln pĭhsan vĭl-kĭrkka,
Hrе çnç vknlе,
Hr pĭhmar un yenne.
1310 “Apĭr-tapĭr! Yrnsе
Mnşn pĭhat’ man yеnnе?
Tĭhta! Vĭhĭt it-ha,
Man urana ĭvĭn-ha,
Şıvnе sе yarĭn-ha.
Şur alşĭlli vırĭnnе
lhüpе man ütmе
ulla-ulla tiptn,
Ura vırĭnnе çuptĭvĭn”.
-Süpltеtr katraşka,
1320 Pikеnе hıt tarĭhsa.
Pusma inе hĭparsan,
Kasmak yenne avrĭnsan
Pikе illеs kurĭnç:
“Ah, sutĭnçĭk! Putsr ın,
Mn kalaat’? İrsr yıt!”
Annе, ep tlnsе
Pĭhsa iltm mal yenne.
Unti rşıv -çulsеnçеn,
Üsеntĭran -pĭrsеnçеn.
1330 Çul kupisеm huşşinçе,
Pĭrlĭ çĭrĭş tĭrrinçе,
Iltĭn çitlh kurĭnç,
Sar hvеl pеk tuyĭnç.
itlh uti tеmskеrlе
Ukr çrеm inеllе.
rе kayr pеrsе
Un hınçеn hmlеnsе.
Annе, nеn mana es
-Ep san çrü tatti vt!
1340 Çitlh imе tıtĭnç,
Kıymetli taşlar arasında
İki yürek birleşti,
İki yürek sıcağından
Altın meşe yetişti.
Yaşlı kişiyi dertten
Sarı kız kurtardı,
Sonra onu birazcık
Evine sokup bıraktı.
Yerinde durmaz haylaz,
Dikkatli baksan o, hindi
Kızı çağırdı gururla,
Kız bakmadı o tarafa.
“Apar-topar! İğrenerek
Niçin bakar sana?
Bekle! Vakit yetiyor,
Benim ayağımı yıka,
Suyunu içip dolaş.
Ak havlu yerine
Dilinle bedenimi
Yalaya yalaya kurut,
Ayaklarımı öp.”
-Gevezelik etti kabarık,
Kızı çok üzerek.
Merdivene çıkınca,
Tekne yanına dönünce,
Kız sinirlendi hemence:
“Ay, satılmış! Kaypak kişi,
Ne söylüyor? Pis köpek!”
Anne, ben şaşırıp
Baktım ileriye.
Oradaki ülke, taşlardan,
Bitkilerden, buzlardan.
Taş yığınları arasında,
Buzlu köknar tepesinde,
Altın kafes gibi göründü,
Parlak güneş gibi göründü.
Kafes parlaklığı ne güzel
Düştü çayır üstüne.
Adeta yüreğim eriyip
Onun ardından alevlenip.
Anne, inan bana sen
Ben yüreğinin parçasıyım!
Kafes parlamaya başladı,
79
80
Ulıp’ın yılanla mücadelesi (Ulıp : 46-47)
81
Man hĭrassi uhalç.
Sismеn-ktmеn vĭhĭtrah
Vat ın tuhr tarĭhsa,
Iltĭn çitlh tavralla
Hümе tıtr çulpala.
Iltĭn çitlh utinе
avah kurtĭm tеmiе.
Çĭtaymarĭm, kilеntm,
“Mattur, çitlh, es”,-tеrm.
82
Benim korkum kayboldu.
Beklenmeyen zamanda
Yaşlı çıktı sıkılıp,
Altın kafes çevresini
Taşla çevirmeye başladı.
Altın kafes ışığını
Böyle gördüm ne kadar.
Dayanamadım, zevk aldım,
Güzel, kafes, sen.” dedim.
Pillkmş Yurĭ (Çĭvaş Tĭşmansem)
Beşinci Türkü (Çuvaş Düşmanları)
Amukay -Çĭvaşra. Ahĭr‘yan ,
İlmеykkеr, Esrеl, Vupĭr, İyе, Mur
karçĭk, Kirşmеt -halĭhĭn çi hayar
tĭşmansеm. Kuykĭrĭş -tеlеy kayĭk,
Çĭvaşa pulĭşat’, Yurеkkе hrе patşana
lartat’, halĭha vĭl ahĭrsamanara ta
pulĭşma pultarat’.
Amukay Çuvaş’ta. Ahıryan,
İlmeykker, Esrel, Vupır31, İye, Lanet
karcığı, Kirişmet-halkın en büyük
düşmanları. Kuykırış,-baht kuşu,
Çuvaş’a yardım ediyor, Yurekke kızı
padişah yapar, halka ahir zamanda bile
yardım edebilir.
1350 Hurĭnvarta hur tıtrĭm,
Mana vĭrra an tıtĭr,
Sar kayĭkla yurlarĭm,
Aktay assi an tеyr.
Amĭş ıvĭlpе
Ku hupmar rpе.
Ep tüpеrеn kurnisеm
Kamsеm pulç-şi vsеm?
Şurpu -Nuhrat. Vĭl -patşa,
Hıt hisеplеt çĭvaşa,1360 Tеr amĭş açinе
umma lartsah sak inе.
Patşa hrnе inеtrеn
Es kurnĭ tüpеrеn.
Sarinе vĭl. Knni,
ut tnçеn sar çеçеkki.
Lеşsеm purtе kasmaksеm,
Patti hun ĭhansеm.
Tĭhĭr hırĭ ıytninе
İltn tnçе tüpinçеn.
1370 Sutĭnçĭka -Sntrе,
Krt yıttinе, irsrе,
Kĭvak plt aynçеn
Kurnĭ es un çuhnе.
Sntr mĭrsa ın-i vĭl?
Hurınvar’da Ben kaz tuttum,
Bana hırsız demeyin,
Asma kuşu gibi öttüm,
Bana arsız demeyin.
Annesiyle oğulu
Göz kırpmadı gece boyu.
-Gökten gördüklerim
Kimdi acaba onlar?
Aksakal, Nuhrat padişah,
-Çok sayar Çuvaş’ı,
Dedi oğluna annesi
Yanına oturtunca peykeye.
-Padişah kızını uzaktan
Sen gördün gökten.
Sarine o. Küçüğü,
Bu dünyanın sarı çiçeği.
Diğerleri beceriksizler hepsi,
Patti Han’ın kuzgunları.
Dokuz vergi istediğini
Duydu dünya dibinden
Satılmış’ı, Sintir’i
Kar itini, namussuzu,
Gök bulut altından
Sen gördün o zaman.
Sintir Mirza insan mı?
31
Çuvaş halk inançlarının kötü ruhlarından biridir. Vupır, insanı boğarken erkek veya kadın suretinde olabilir. Bu işi yaparken
insanın yalnız olmasına dikkat eder. Vupır bastığında insan uykudan kalkarsa ağlar, yakınlarında biri varsa o da kalkar ve ağlar.
Eğer bu kişi “Psmlle, ku ınna mn pulnĭ?” (Bismillah bu adama ne oldu?) derse Vupır bundan korkar ve kaybolur. Başka bir
pratik daha vardır. Kalktıktan sonra bir avuç dolusu kül alınıp Vupır’ın ardından sokağa fırlatılır ve “Vupır urĭh an kil, vutlĭ
kl sapatĭp!” (Vupır bir daha gelme, ateşli kül serpiyorum!) denir. Kuzeyde Hıristiyan Çuvaşlar ondan kurtulmak için uykudan
önce alınlarına haç bağlarlar ya da onu geceleyin ağızlarına koyarlar. Yatmadan önce parmakların arasındaki teri koklamayı da
faydalı sayarlar (Mészáros 1909: 45).
83
84
mtnçе pin mĭşkĭl:
Sarinеpе purnasşĭn,
Hĭy еrkn tĭvasşĭn.
-Ĭnkaraymap purnе tе...
Usa par-ha hĭş-prnе.
1380 Pirn еnçi tĭşmansеm
Atan kiln-ha avsеm?
Es hal’ -şĭhliç kĭna-ha.
avah annü pulnĭran
Vsеm inçеn man sana
Kalamalla. Vĭt ĭnkar.
Tahan aval ak еnçе,
Aslĭ Atĭl hrrinçе,
Çĭvaş lĭpkĭn purĭnnĭ,
Purnĭpе savĭnnĭ.
1390 Pürеn vsеm, çĭvaşsеm,
Vĭy pittiri yĭvaşsеm,
Yaştak pulnĭ hurĭnran,
Kapmar pulnĭ yumanran.
Hualĭhra mn kirli
Vsеn pulnĭ çi hitri.
Pulnĭ vıl’ĭh-çrlh,
Trl kayĭk-kşk.
Klеt tulli tştırĭ,
Nührеp tulli simpıl.
1400 Pr yĭvari kayĭk pеk,
Pr purari sl pеk,
Çĭvaş halĭh purĭnnĭ,
Kun-ulpе savĭnnĭ.
Prrе Atĭl hrrinе,
Yĭvaş çĭvaş uy-hirnе,
Katok yuhha vat hrpе
Kilsе itn ur rtе.
Vat hr pulnĭ Amukay,
Aşş pulnĭ un şuyttan.
1410 uralman vĭl etemlе,
Sĭn tе un tiskеrlе.
Piç -huran tp pеk,
ünе -piеn uli tеn.
Krt yıttin pеk un sĭmsi,
Hĭynе kura lapsĭrti.
Mĭynе yalan kaşkĭrla
Tĭssa utnĭ, hayar ta.
İstediği çok komik:
Sarine’yi almak ister,
Sevgilisi yapmak ister.
-Anlayamıyorum hepsini...
Açıkla bana bazısını.
Bizim tarafta düşmanlar
Nerden geldi bunlar?
Şimdi sen ne dersin.
Böyle annen olduğundan
Onlar hakkında sana
Anlatacağım düşünme.
Çok eskiden bu tarafta
Büyük İdil kıyısında,
Çuvaş sakin yaşadı,
Hayatıyla sevindi.
Pülihşi onlar Çuvaşlar,
Güçlü sağlıklı sakinler.
Düzgün idi kayından,
Büyük idi meşeden.
Ticarette ne gerek
Onlar oldu en kurnaz.
Oldu hayvanı sürüsü,
Kurdu böceği türlü.
Ambar dolu tahılla,
Mahzen dolu simpılı.
Bir yuvadaki kuş gibi,
Bir ambardaki yulaf gibi,
Çuvaş halkı yaşadı.
Hayatından memnundu.
Birgün İdil kıyısına,
Sakin Çuvaş toprağına,
Ejderha Katok aniden
Geliverdi gece yarısı.
Yaşlı kız Amukay’dı,
Babası da Şeytan’dı.
Doğmadı o insan gibi,
Şekli de onun gibiydi.
Yüzü kazan dibi gibi,
Saçı kaktüs yaprağı gibi.
Burnu kar köpeği gibi,
Kendine göre dağınık.
Boynu hep kurt gibi
Uzanıyor, kötü de.
Armak-çarmak kupе
Pĭhnĭ av hr sivpе.
1420 Vĭrman inе pĭhsassĭn
Vĭl vĭrmana hĭrtnĭ tеt,
ınpa hir pulsassĭn
Un şĭmşaknе hunĭ tеt.
av Amukay smsrtеn
Un siyеnl nçеn
Çĭvaş ınni vtеln,
Pukanеllе itnn.
Prrеhinçе Amukay
Еkki hrsе itn may
1430 Tuhatmĭşa ıvratsa
Avtan tuhnĭ vĭrlasa.
Vunvi ulhi avtannе
Tutarnĭ vi ĭmarta.
Vara vat hr avsеnе
Kaysa hunĭ çĭh aynе.
ĭmartisеm vĭrninçеn,
Şatĭrtatsa şĭtninçеn
Kĭlĭk çĭhhi yĭvaran
Tarat’ sеhri hĭpnĭran.
1440 rlе av çĭh yĭvinçеn
Vi çun tul utĭliççеn
Sikе-sikе ana,
Vi rеllе kaya.
Ahĭr‘yan tеt irsrri,
Sm vĭrvana ıtkĭnni.
Tеpri -lеn, İlmеykkеr,
Vunik puşĭn hprtеt,
Tui sĭrtnе ıtkĭnat’,
Unta yĭva avĭrat’.
1450 Vimş -Kuykĭrĭş,
Tsrеn kĭna vĭl karĭş,
Ançah ta vĭl karĭş mar,
Pürnеskеrеn pısĭkrah.
Kuykĭrĭş ta yalalla
rlе vеt vaskasa,
Mskn çĭvaş pürtnçе
Larat’ malti ktеsrе.
Kĭvak huppi süniççеn
32
Pörtlek gözüyle anlamsız
Soğukça baktı bu kız.
Ormana doğru bakınca
Ormanı kurutmuş,
İnsanla karşılaşınca
Kemiklerini kırmış.
Bu aptal Amukay’ın
Zararlı işlerinden
Çuvaşlar küçüldü
Kuklaya döndü.
Birgün Amukay
Kızdığı zaman
Tuhatmış’ı32 uyutup,
Çıktı horoz çalıp.
On üç yaşındaki horoza
Ismarladı üç yumurta.
Sonra yaşlı kadın bunları
Gidip koydu tavuk altına.
Yumurtalar çarpışmadan
Çıtırdayıp çatladığından
Kuluçkalar yuvadan
Kaçar çok korktuğundan
Geceleyin tavuk yuvasından
Üç can doğana kadar
Seke seke inerler,
Üç yere giderler.
Ahıryan kötü olanı,
Sık ormana gideni.
Diğeri yılan, İlmeykker,
On iki baş için sevinir,
Dağ sırtına atılır,
Orada yuva çevirir.
Üçüncüsü Kuykırış,
Görünüşte vahşidir,
Ancak vahşi değildir,
Parmaklıktan büyükçe.
Kuykırış da köye doğru
Geceleyin gider aceleyle,
Garip Çuvaş evinde
Oturur eski köşede.
Kuzey ışığı bitene kadar
Çuvaşlar arasında hem erkek hem de kadınlardan çıkabilen olağanüstü güçlere sahip, insanlara zarar verebilen bir tür büyücü.
85
86
Kayĭk iç tk vtеrеt.
1460 Kilti vuçah sıhlavnе
Şĭppĭn kalat’ akĭn pеk:
San purnĭna ep tе
Pltm pürtе krsеnеh.
Halal pultĭr man tksеm
Yıvĭrlĭhna ntеrmе.
Tksеm içç mnpur,
Vi tpsaran valli е.
Pri pultĭr pr tkrеn,
Tеpri vara-virеn.
1470 Vimş -pillkrеn.
Hĭvna valli tksеnçеn
Tpsaran tĭvan prrе е.
Yulnisеnе -untaran,
Şıvpa yuhsa kaytaran.
Es tksеn sĭmahnе
İtlе -ıyĭh kilsеn tе.
Tksеm vl-vl vlkşr,
apla sĭmah kalar:
“Manra ĭstĭn -tslrеn,
1480 itml iççе itеt tеn”.
“Manra -astu, yalanah
iç ĭstalĭh -haklisеm.”
“ĭtkĭnlĭhran hĭtĭlma
Çunu turtsan il mana”.
“Tnçipе pallĭ pulma
içr tsl mul manra”.
“Plü manra sahal mar,
Ürkеnmеnsеm valli е”.
“Kĭmĭl-sĭpat man tkrе,
1490 Vsеm kirl purnе tе”.
“Yıvĭr allĭ ınsеm tе
Kirlеh utĭ tnçеrе”.
Vuçah hui irhinе
Vĭransassĭn şuĭmpa
iç tkе kursanah
İk pinе at apat’.
Tpsaranlĭ amĭşsеm
Açisеnе vi ulççеn
Kĭkĭr stnе itеrn,
1500 Vĭy-hallatsa hĭvarnĭ.
avĭnpa ta çĭvaşra,
Kuş yedi tüy uçurur.
Ev sahibinin eşine
Şöyle söyler sessizce:
-Senin hayatını ben de
Bildim eve girince.
Helal olsun tüylerim
Zorlukları yenmek için.
Tamamı yedi tüyle,
Ancak üç tılsım için
Biri olsun bir tüyden,
Diğeri ise üçüncüden.
Üçüncüsü beşten.
Kendin için tüylerden
Tılsım yaparsın tek birini.
Kalanları yakarsın,
Suyla akıtırsın.
Sen tüylerin sözünü
Dinle şimdi uykun gelse de.
Tüyler efil efil dalgalandılar,
Şöyle sözler söylediler:
“Bende akıl türlü türlü
Yetmiş yedi yeter belki.”
“Bende var dikkat et
Yedi ustalık-kıymetliler.”
Açgözlülükten kurtulmak için
Canın isterse al beni.”
“Dünyada tanınmak için
Yedi yüz renkli mal bende.”
Bilgi bende az değil,
Üşenmezsen sadece senin.”
Keyif mutluluk tüyümde,
Onlar gerek herkese de.
Ağır elli kişiler de
Gerekli bu dünyaya.
Evin kadını sabahleyin
Kalkınca sabah ışığıyla
Yedi tüyü görünce
Vurur iki uyluğuna.
Tılsımlı anneler
Çocukları üç yaşına kadar
Anne sütüyle besledi,
Güçlendirip bıraktı.
Bu nedenle Çuvaş’ta,
Yatlĭ-sumlĭ halĭhra,
Ĭsçahsеm tе sahal mar,
Naçar pulman ĭstayran.
Numay pulnĭ ĭstasеm,
Tnçе pln vsеnе.
avah Çĭvaş rnçе
rmе puyan yĭhnçеn,
ĭtkĭn pırlĭ ınsеnçеn,
1510 Alsеm yıvĭr kilninçеn
Tuslĭh hıtĭ şvеln,
Unşĭn tĭşman savĭnnĭ,
Çĭvaşa vĭl tapĭnnĭ,
Aynе tusa tulanĭ.
ntеrüsеn pr yĭla:
Arınsеnе tıtmalla,
Pusеnе kasmalla.
Ivĭl aça uralsan
Untah punе urmalla.
1520 İrsr tĭşman vşlisеm
Pеrsе itsеn yalsеnе,
Kursan sĭpka açinе
Mĭşkĭllasa ıytnĭ tеt:
“Ku-ar san е ama san?
Çasrah kala! Hĭvĭrtrah!
Hurav inçеh pulmasan
Hraçasеn punе tе
Kassa panĭ yıtsеnе.
Yıvĭr pulnĭ samana
1530 Amĭşsеmşn Çĭvaşra.
apah ta av yıvĭrta
Vsеm punе uhatman.
Yal-yışpе pr pulsa
ĭlnĭ arın açana.
Kuykĭrĭşa tĭşman ta
Alla ilmе tĭrĭşnĭ.
Sunarĭsеm, çaplisеm,
iç yutran kilnisеm,
Yal-yal tĭrĭh ürеn,
1540 Kuykĭrĭşa yrlеn.
Pr sunarĭ, çеyеskеr,
Suhal kassa kurmanskеr,
Hura pürtе r kama
Kn pulnĭ kaa may.
Anlı şanlı halkta,
Âlimler de az değil.
Maharette eksik değil.
Ustaları da çok idi,
Dünya bildi onları.
Böyle Çuvaş ülkesinde
Çok zengin soyundan
Açgözlü insanlardan
Elleri ağır geldiğinden
Dostlukları dağıldı
Buna düşman sevindi,
O, Çuvaş’a saldırdı,
Altına alıp daladı.
Galiplerin bir geleneği:
Erkekleri tutarlar,
Başlarını keserler.
Erkek çocuk doğsa
Başını yararlar.
Kötü düşman, itler
Vurup gelince köye,
Görüp beşikteki bebeği
Dalga geçerek sorar:
“Bu kocan yoksa karın mı??
Çabuk söyle! Çabucak!
Cevap gelmeyince,
Kadınların da başını
Kesip verdiler itlere.
Ağır oldu zaman
Çocuklar için Çuvaş’ta.
Böyle zorluklarda da
Onlar başını kaybetmedi.
Köylü, akraba bir olup
Kurtardılar oğlanı.
Düşman Kuykırış’ı da
Ele geçirmeye çalıştı.
Avcılar, namlılar
Yedi yabandan gelenler,
Köy boyu dolaşıp,
Kuykırış’ı aradılar.
Bir avcı, kurnaz olan
Sakal kesip görünmeyen,
Kara eve gecelemeye
Girmişti geceleyin.
87
88
Kuykĭrĭş ta avĭnta
Pulnĭ ikkеn sĭvappa.
Ĭna sunarĭ, putsrskеr,
Tapalannĭ tıtmaşkĭn,
Kayran huna pamaşkĭn.
1550 Kuykĭrĭş aptrasa
Sĭpkanalla ıtkĭnnĭ.
Sĭpka açi kayĭka
Tıtsa hıpnĭ ĭvara.
Sunarĭ avna sĭpkara
Şırasan ta tupayman.
Tarĭhnipе açana
Kĭlarsa pеn tulalla.
Kuykĭrĭş şĭppĭn açana
Kalanĭ tеt hĭlharan:
1560 “San tapparu vi tkrеn,
Çĭvaşa çi kirlskеr,
Tĭşmansеnе arkatan,
Patşana ta ak laran.
Sanra çĭvaş hütlh,
avĭnpa ta vilmsr”.
Sunarĭ tuhat’ urama,
Hayar -urnĭ kaşkĭrtan.
Ku umnçеh üsnrеn
Aça yaştak -hurĭn pеk.
1570 Plmе uk tеt tulaşran
-Arın vĭl е hraça?
Sunarĭ ıytat’ açaran
Mĭşkĭllasa ak apla:
“Es kam vara? Ama san?”
Yutta hir av aça
Huravlanĭ ak apla:
“Ep sirnşn -amasan,
Çĭvaşsеmşn ep -pikе!
Yatran ep -Yurеkkе!”
1580 Tıtsassĭnah sunarĭ
Itkĭntarat’ tapkĭpa.
avĭ mattur Yurеkkе
Pit hühm sar pikе.
Alpasti tе hĭynе may
Amukayla hĭtlanat’.
Hĭyn kĭvak avtannе
rlе kaşta inçеnеh
Kuykırış da aynı evde,
Bulunuyormuş tesadüfen.
Onu avcı, kötü olan,
Çabaladı tutmak için,
Sonra hana vermek için.
Kuykırış şaşırıp
Beşiğe doğru atıldı.
Beşik çocuğu kuşun
Tutup kapadı ağzını.
Avcı bunu beşikte
Arasa da bulamadı.
Siniriyle çocuğu
Fırlattı dışarıya.
Kuykırış çocuğa sessizce
Söylemiş onun kulağına:
“Senin tılsımın üç tüyden,
Çuvaş’a en gerekli olan,
Düşmanları dağıtırsın,
Padişahlığa oturursun.
Sende Çuvaş’ın koruması,
Bu nedenle de ölümsüzsün.”
Avcı çıkar dışarıya,
Öfkeli, kudurmuş kurttan.
Göz önünde büyüdüğünden
Çocuk düz kayın gibi.
Bilinmezmiş dışarıdan.
-Erkek mi kız mı?
Avcı sorar çocuktan
Dalga geçip işte böyle:
“Sen de kimsin? Dişi misin?
Çocuk yabancıya
Cevap verdi şöyle:
Ben sizin için, erkek
Çuvaşlar için kızım!
Benim adım Yurekke!
Tutar tutmaz avcı
Fırlatır tekmeyle.
Bu güzel Yurekke
Çok güzel sarı kız.
Alpasti de kendine göre
Amukay gibi davranır.
Kendi gök horozonu
Geceleyin tünekte
Lĭpĭ aynе hĭvalat’,
Vi ĭmarta tutarat’.
1590 Alpasti tе vsеnе
iksеssnеh hĭy hvnе
Hrsе çupat’ yal vnе,
Kurat’ kayĭk-kşkе.
Şur kurakpa tuslaşat’,
Un yĭvipе pallaşat’,
Şur kuraka astarat’:
“nt tuslĭ pulĭpĭr,
Pr-prinе savĭpĭr”.
Şurĭ kurak ıtamra 1600 Vi ĭmarta yĭvara.
Vĭhĭt irtеt maypе,
Kr tе itеt еripе.
ĭmartasеm şĭta,
Vi çrçun tuha.
Esrеl pulat’ prinçеn,
Çapras Vupĭr tеprinçеn.
Vimş -İyе-kе,
ĭvar iç çavsa-kе.
İyе hura munçara 1610 Kurĭnmast’ vĭl nikama.
Vırtsa tĭrat’ ktеsrе
Yalan lapka aynçе.
ınna çĭmlat’ urinçеn Hn kĭtartat’ viliççеn.
İyеn açi nişl tе Ĭna paçah kilşmеst.
Yarsa ilеt açinе,
Pr-pr kilе vtеrеt.
Unta hĭyn çppinе
1620 Hurat’ aça sĭpkinе,
ınnĭn nar pеk açinе
İlsе tarat’ yĭvinе.
Vupĭr tеni -tеmskеrlе,
Çĭrsĭrtarah tеmеllе:
Hura kuşak vĭl pulat’,
ın kilnçе çupkalat’,
Tüşеk inе hĭparat’,
ınna pĭvat’, pusmĭrlat’.
Tеpr çuhnе kahinе
1630 Uyĭha vĭl aykkinçеn
Sepet altına kovalar,
Üç yumurta yaptırır.
Alpasti de onları
Çekince kendine
Koşar köye kıyısına,
Görür kuşu kurdu.
Ak kargayla dostlaşır,
Onun yuvasıyla tanışır,
Ak kargayı şımartır:
Şimdi senle dost olalım,
Birbirimizi sevelim.
Ak karga çevrede,
Üç yumurta yuvada.
Vakit geçiyor yavaş yavaş
Güz geliyor yavaş yavaş.
Yumurtalar yarılıyor,
Üç yavru çıkıyor.
Esrel olur birinden,
Çapraz Vupır diğerinden.
Üçüncüsü, İye’dir,
Ağzı yedi dirsektir.
İye kara banyoda
Göremez o kimseyi.
Yatar durur köşede,
Hep düzlük altında.
İnsanı çimdikler ayağından
Acı çektirir ölene kadar.
İyenin çocuğu perişan.
O hiç de beğenmez.
Gönderir çocuğu,
Bir eve uçurur.
Orada yavrusunu
Çocuk beşiğine koyar,
İnsanın güzel çocuğunu
Alır kendi yuvasına.
Vupır’a ne demeli,
Çok ölçüsüz demeli:
Kara kedi o olur,
İnsan evinde koşturur.
Döşek üstüne çıkar,
İnsanı boğar, basar.
Başka zaman geceleyin
Aya o kenarından
89
90
Kĭşlamaşkĭn tıtĭnat’,
Tavralĭha sm apat’.
Sipnеr yatlĭ usal ta,
Ĭsran katĭk pulsan ta,
Larma plmеst vırĭnta,
Sĭmah vaklat’ vĭrmanta:
“Amukayran kaya-i,
Alpastirеn uhmah-i?
Manran tnçе kisrеntr,
1640 Mnpur halĭh çtrеtr!”
Sipnеr hura avtannе
Hupsa lartat’ sakaynе.
Avtan tĭvat’ ĭmarta,
Vi ĭmarta vi kara.
Sipnеr tttm kahinе
Tupat’ ĭhan yĭvinе,
ĭmartisеm yĭvara,
Çm kmеlli ĭşĭra.
Vĭhĭt irtsеn iç ernе,
1650 Samay tttm ur rtе,
Pr ĭmarti usalran
Vĭynе ilеt çĭn maltan
-Pukrallĭ ın vĭl pulat’,
Karçĭklansa hutlanat’.
Karçĭk pu asam pu,
Hrl-sims mĭşĭr ku,
Şĭlnе şakkat’ iç hutçеn,
Kapan şĭlsеm üsiççеn,
Sĭmsi rе lеkiççеn,
1660 Allĭ sеnk puliççеn,
Çrni pr şit üsiççеn,
Krt yıtti pеk vriççеn.
Untan halĭh pit hĭrat’,
Mur karçĭk yat parat’.
av Mur illi tulnipе,
Asam nе plnipе
Halĭh inе hn yarat’,
itml tsl çir sarat’.
ĭmartaran, tеprinçеn,
1670 il-tĭvĭlla vriççеn
Vat Esrеmеt yĭşt tuhat’.
Sĭrtran tĭvat’ pr çukmar.
Yulaşki ĭmartinçеn
Kemirmek için tutunur,
Çevreye karanlık çöker.
Sipner adı kötü de,
Aklı eksik olsa da,
Oturamaz yerinde,
Söz söyler ormanda:
“Amukay’dan eksik miyim,
Alpasti’den ahmak mıyım?
Benden dünya sarsılsın,
Bütün halk titresin!”
Sipner kara horozunu
Kapar yatak altına.
Horoz yumurtlar,
Üç yumurta üç gecede.
Sipner karanlık gecede
Bulur kuzgun yuvasını,
Yumurtalar yuvada,
Nefes girecek sıcakta.
Vakit geçince yedi hafta,
Çok karanlık yarıkta,
Bir yumurta kötüden
Gücünü alır çok eskiden
-Hasta kişi o olur,
Yaşlanır gider.
Karcığın başı büyülü baş,
Kızıl-yeşil bir çift göz,
Dişe vurur yedi defa,
Eğri dişleri büyüyene kadar,
Burnu yere değene kadar,
Eli yaba gibi olana kadar,
Tırnağı bir karış olana kadar,
Kar iti gibi ürene kadar,
Ondan halk çok korkar,
Lanet karcığı ad verir.
Bu Lanet öfkelenince,
Büyü işini bilince
Halka kötülük eder,
Yetmiş türlü hastalık yayar.
Yumurtadan başkasından,
Fırtına boran ulumasından
Yaşlı Esremet ortaya çıkar.
Sırttan bir sopa yapar.
Son yumurtasından
Susĭr tuhat’ yĭvansa
Vat ĭhana yatlasa.
Çavsa tĭrşş un pv,
Suhalliy -pr çalĭş,
Yaç unĭn Kirşmеt,
Şur tuyinçеn vĭy ilеt,
1680 Mĭn suhalnе klеsеn,
Pu urlĭ vtеrsеn
Kurat’ tnçеn pr vnе
-Pülh amĭş kеrmеnnе.
Un çuh pülh amĭş
Hĭy tllnеh puplеn:
“Pur halĭh ta kеrmеnrе
İlç hĭysеn tеlеynе.
Ançah çĭvaş kilmеr,
Hĭy tеlеynе ilmеr”.
1690 avna iltsеn Kirşmеt,
Çikе tĭrşş, şеrеmеt,
Kulsa yarat’ savĭnsa,
Çĭvaş inе kĭtartsa:
“Hĭrah uri saltĭnnĭ,
Hĭy utsa yĭlt ıvĭnnĭ.
Vĭl urinе sıriççеn,
Pülh patnе itiççеn
Kuşak ĭvĭrlat’ iç hutçеn”,Tеt tе vaskat’ mal yenne1700 Pülh amĭş kеrmеnnе.
Turĭ amĭş kеrmеnnе
Pеrsе itеt paşkasa.
avah pülh amĭşnе
Hullеn kalat’ ak apla:
“Ep çĭvaş rnçеn,
Kiltm Atĭl hrrinçеn.
Paraymĭr-şi tеlеynе,
Pirе -çĭvaş halĭhnе?”
“Ay-ay, ıtla yulhav-i,
1710 Un pеk pulma yurat’-i?
Tеlеy tеni -sak inçе,
ıru-knеkе huşşinçе”.
Hilkat garibesi çıkar.
Yaşlı kuzguna sövüp.
Dirsek boyu vücudu,
Sakalıysa bir kulaç,
Adı onun Kirişmet.
Ak asasından güç alır,
Uzun sakalını kaldırınca,
Başı üzerinden atınca
Görür dünyanın her yanını.
-Pülih33 anne sarayını.
O zaman Pülih anası,
Kendi kendine konuştu:
“Bütün halk da sarayda
Aldılar kendi bahtlarını.
Ancak Çuvaş gelmedi,
Kendi bahtını almadı.”
Bunu duyunca Kirişmet,
Dirsek boyu, garip,
Buna sevinir gülüp,
Çuvaş’ı gösterip:
“Bir ayağı çözüldü,
Kendi gidip yoruldu.
Çarıklarını giyene kadar
Pülih yanına gidene kadar
Kedi döner yedi defa.”
Der de gider ileriye,
Pülih ana sarayına.
Tanrı ana sarayına
Atılır varır nefes nefese.
Böylece Pülih anaya
Yavaşça şöyle söyler:
“Ben Çuvaş ülkesinden,
Geldim İdil kıyısından.
Vermez misin bize talihi,
Bizim Çuvaş halkına?”
“Hey dinle tembel,
Böyle yapmak doğru mu?
Talih dediğin, yatakta,
Yazı-kitap arasında.”
33
Turı’ya en yakın ruh olarak tanımlanır. Turı’ya yapılan duaları engelleyebileceği gerekçesiyle onun için sık sık kurbanlar
sunulmaktadır. Bazı Çuvaşlar onunla birlikte Pihampar’ın da Turı’nın en yakınındaki yardımcısı olduğunu düşünmektedirler.
Bunlara göre, Turı yeni doğan çocukların kaderlerini tayin ve yumsa tarafından çocuklara verilen adları kaydetmek için
yeryüzüne Pülihşi’yi göndermektedir (Aşmarin 1982: 23-25).
91
92
Kirşmеtn namĭs uk,
Vĭl vĭtansa tĭras uk.
Çĭvaş halĭh tеlеynе
Pеrsе çikеt ks’еnе,
Vara tarat’ sĭrtalla,
Unta avrat’ mĭn yĭva.
Sĭrt aynçi aylĭma
1720 Çullantarat’ vaskasa.
av tеlеyşn çĭvaşsеm,
Arĭslan pеk pattĭrsеm,
Mn çul punе huç-şi,
Mn çul çĭlah pulç-şi?
Au ançah, pattĭr ta,
Arĭslantan vĭylĭ ta,
av irsrpе apĭr,
Halĭha tеlеy tavĭrç.
Au vilç apĭsa,
1730 Tĭşmansеnе arkatsa.
Tеlеy kallеh tĭşmanra,
Kirşmеtrе, usalra.
İnkеk-sinkеk tahanah
Hn kĭtartat’ çĭvaşa.
Tui çullĭ sĭrtnçеn,
İlmеykkеrn ĭvinçеn
Ataha tuhat’ illipе
iç punе klеsе,
Numay tari-tripе
1740 Çĭvaşsеnе aratat’,
urçsеnе untarat’.
Çĭvaş pĭhat’ kay yenne
-Kurat’ çir-çr vçşnе.
ir çĭvaşa mutalat’,
Lеş tnçеnе ĭsatat’.
Çĭvaş pĭhat’ mal yenne
-Kurat’ çullĭ sĭrtsеnе.
Unta hayar Kirşmеt
Nikama ta hrhеnmеst.
1750 Ĭna ĭyĭr pamasan,
Pĭtĭpa çük tumasan
Hayarlansa aşkĭnat’,
ınna pırsa tapĭnat’.
Numayĭş un pеk çuh Şalt aptrasa itn çuh -
Kirişmet’in utanması yok,
Utanıp duracağı yok.
Çuvaş halkının talihini
Alır koyar cebine,
Kaçar sonra tepeye,
Sonra çevirir yuva.
Tepe altındaki ovayı
Taşa çevirir aceleyle.
Bu talih için Çuvaşlar,
Arslan gibi bahadırlar,
Ne kadar baş koydular,
Ne kadar sakat oldular.
Ancak baban, bahadır da,
Arslandan güçlü de,
Bu kötüyle çarpıştı,
Halka talih getirdi.
Baban öldü savaşarak,
Düşmanları dağıtarak.
Talih tekrar düşmanda,
Kirişmet’te, kötüde.
Sıkıntı azap ne zamandır,
Eziyet verir Çuvaş’a.
Tuşi taşlı tepesinden,
İlmeykker’in mezarından
Ejderha çıkar öfkeyle
Yedi başını kaldırıp,
Birçok uşakla, köleyle
Çuvaşları harap eder,
Evlerini yakar geçer.
Çuvaş baksa ne tarafa
-Görür hastalık kötülüğünü.
Hastalık Çuvaş’ı şaşırtır,
Öbür dünyaya gönderir.
Çuvaş bakar önüne
-Görür taşlı tepeleri.
Orada kötü Kirişmet
Hiç kimseye acımaz.
Ona aygır vermesen,
Lapayla kurban sunmasan
Sinirlenir hırçınlaşır,
Gidip kişiye saldırır.
Birçoğu o zamanlarda,
Çok şaşırdıklarında,
Sm vĭrmana tara,
Ançah kanlh tupmaё,
Kaşkĭr şĭlnе lеkе
Ye mur kulli pula,
1760 Şĭmşakkinе şurata.
rе kmеn çĭvaşsеm,
Unta-kunta vırtnisеm,
Arurisеm pula,
r kisrеtsе ürе.
Halĭh vri kuul’pе,
Çun kütsе itnipе,
Yurĭ hıvat’, kvlеt,
Kayĭk tusa vtеrеt.
Ĭna usrat’ vĭrmanta
1770 Tĭşman plmеn vırĭnta.
Kirşmеç ĭna ta
Tupsa tıtat’ vĭrmanta.
İlmеykkеrе-lеnе
Kaysa parat’ hıt vsе.
Sık ormana kaçarlar,
Ancak rahat bulamazlar,
Kurdun eline düşerler.
Ya da maskara olurlar,
Kemiklerini ağartırlar.
Yere girmeyen Çuvaşlar,
Orada burada yatanlar,
Arşuriler34 olurlar,
Yeri sarsıp yürürler.
Halk sıcak gözyaşıyla,
Çok üzüldüğünden,
Türkü söyler, besteler,
Kuş yapar uçurur.
Onu korur ormanda
Düşman bilmez yerde.
Kirişmet’i onu da
Bulur ormanda.
İlmeykkeri, yılana
Gider verir hemence.
93
34
Çuvaşların ormanda var olduklarını düşündüklerive karşılaşmaktan çok korktukları bir varlıktır. Arşuriler farklı şekillerde
tasavvur edilmektedirler. Mészáros onların vücudu kılla kaplı ve sadece cinsel organı açıkta olan çıplak kadın şeklinde
düşünüldüğünü söyler. O, aşağıya doğru sarkan büyük göğüslere sahiptir; yürürken onları omuzları üstüne koymaktadır.
Ormanda ar-uri insanın önünde gitmektedir ve saygısızca cinsel organını kişiye gösterip gülmekte ve insanı kendisine
çağırmaktadır fakat ona yaklaşmaya kimse cesaret edememektedir. Köpekten ve kazandaki vişne sesinden çok korkmaktadır
(Mészáros 1909: 51).
Ulttĭmş Yurĭ (Çĭvaşsem n re Kuni)
Altıncı Türkü (Çuvaşların Yeni Yere Göçüşü)
94
Halĭh Ülеnkе mpü huşnipе n
rе kusa kayat’. Vĭrĭm ul. Tnçе
alĭknçеn pulasa Sĭr sĭrçn arkinе
itе. Ĭti vırĭnta purĭnmallinе halĭha
mrеnpе uhĭ yppisеm kĭtarta.
Halĭh ĭraçn yaçsеm: Vir’еl, Nuhrat
Pĭlhar, Hura Pĭlhar.
Halk Ulenke Han’ın emriyle yeni
yere göçer. Yol uzun. Dünya kapısından
başlayıp, Sır tepesinin eteğine ulaşırlar.
Nerede yaşanılacağını yayla okun ucu
gösteriyor. Halk içindeki boyların
adları şunlardır: Viryel, Nuhrat Pılhar,
Hura Pılhar.
Tĭri vtr uy-hirtе
Hĭy yurrinе trliççеn,
Larĭr stеl huşşinе
Halap-yumah puliççеn.
Ulmuisеm huşşinçе
1780 Ulĭp larat’ sak inçе,
Iytu parat’ amĭşnе,
Pıtarmasĭr şuhĭşnе.
-Es kalarĭn kahinе:
“Çĭvaş kiln ayakran”.
Mnşn kusa kilninе
Kalamarĭn. Ma hĭran?
Asattеsеn uy-hirnе
Hĭş vırĭnta vırtninе
Plеs kilеt manĭn ta.
1790 Annе, kala! Vĭl ĭta?
-Ah, av rşıv ayakra,
Unta itmе ĭmĭl mar.
Vĭt av rşıv tlnçе
Pulnĭ tnçе alĭk.
Turĭsеnе purnе tе
Kurma pulnĭ avĭnta.
üll sĭrtsеm sahal mar
Unta pulnĭ tavrara.
Plt yuhnĭ ayaltan,
1800 Vĭl srtnn puran ta.
av r utĭ tnçеrе
Yalan tĭnĭ hisеprе.
Şav şavlanĭ sm vĭrman,
V-hrri un pulman.
Unta üsn pr yuman,
Buğday biçin tarlada
Türküsünü söylemeden,
Oturun masa başında,
Hikâye başlayana kadar.
Elma ağaçları arasında
Ulıp oturuyor peykede,
Soru sorar annesine,
Gizlemeden düşüncesini.
-Sen söyledin geceleyin,
“Çuvaş geldi uzaktan
Niçin göçüp geldiğini
Anlatmadın. Niye korkarsın?
Ataların topraklarını
Nerelerde yaşadıklarını
Bilesim geliyor benim de.
Anne, söyle bana! Nerede?
-Oy, o yerler çok uzakta,
Varmak kolay değil oraya.
İşte bu ülkede,
Vardı dünya kapısı.
Tanrıların hepsini
Görmek mümkündü burada.
Az da değil yüksek tepeler,
Orada vardı çevrede.
Bulut uçtu aşağıda,
O başa sürtündü.
Bu yer dünyada
Hep oldu hesapta.
Uğuldardı sık orman,
Başı sonu olmazdı onun.
Orada büyüdü bir meşe,
Sims ulĭ un yalan.
Hrh hĭla tavraş,
içr hĭla üllş.
Kn çük çuh un inе
1810 aknĭ vĭkĭr çr tirnе,
Prşеrn mar, rşеrn,
Aslĭ çük çuh -pinşеrn.
Vĭrmannçе çurĭşsеm
Pin-pin tsli ürеn.
Kĭş tirnçеn krksеm
Kaşni kiltеh lеn.
İrk pulnĭ r еnçеn,
Ktü tuhnĭ yalsеnçеn.
Tır-pul üsn avĭn pеk:
1820 aklannĭ tеt pltrеn.
Kalas pulat’ akna ta:
Tnçе hrri avĭnta.
Hvеl amĭş açinе
Kurma pulnĭ irhinе.
Unta sĭrtsеm vunsakkĭr,
Pĭhma vara pit kapĭr.
Hĭysеm pr tan pulmanran
Kartlaşka pеk ayakran.
Tnçеn iç hutnçеn,
1830 Aslĭ pülh urtnçеn
Kartlaşkapa r inе
Pur turĭ ta annĭ tеt.
ak tnçеnе annisеm,
Yal-yal tĭrĭh kaynisеm
Şuyttansеnе tapĭnnĭ,
Lеş tnçеnе ıvĭtnĭ.
Pr pülhi -Aslati,
Usala çĭtaymanni,
Vçlеnsе kaynĭran
1840 Kiltе larma yuratman.
Kmsrtеtsе avĭtsan
Plt inçеn annĭ vĭl,
Lеş tnçеnе ıtkĭnsan
isе-isе iln vĭl.
Şatĭrtatsa yarĭnsan
imlеnsе ıvtĭnnĭ,
Şuyttansеnе untarnĭ.
Tеpr çuhnе, urnipе,
Yaprakları hep yeşil.
Kırk kulaç çevresi,
Yedi yüz kulaç boyu.
Küçük kurbanda ona
Astılar öküz derisi.
Bir değil yüzlerce,
Büyük kurbanda binlerce.
Ormanında vahşi hayvanlar
Renkli renkli gezdi.
Samur derisinden kürkler
Her evde dikildi.
Erk oldu yüz yerden,
Sürü çıktı bin yerden.
Tahıl yetişti bunun gibi:
Tutundular buluta.
Söylerim şunu da:
Dünya kızı burada.
Güneş anne çocuğunu
Görmek mümkün sabahleyin.
Orada tepeler on sekiz,
Bakmak ise çok güzel.
Onlar eşit olmadığından
Basamak gibi uzaktan.
Dünyanın yedi katından,
Büyük Pülih evinden
Merdivenle yer yüzüne
Bütün Tanrılar inmiş.
Bu dünyaya inenler,
Köy köy gezenler
Şeytanlara saldırdı,
Diğer dünyaya fırlattı.
Sadece pülihşi – Aslati,
Usala dayanamayanı,
Çok öfkelendiğinden,
Evde oturmayı sevmedi.
Gümbür gümbür gürleyince
Bulut üstünden indi o,
Diğer dünyaya atılınca
Çaktı çaktı durdu o.
Çatırdayıp durunca
Şimşek gibi çaktı,
Şeytanları yaktı.
Başka zaman ayağıyla,
95
96
Itla hrsе kaynipе,
1850 Çĭvaşsеnе ula may
Ptеrn vĭl -pit numay.
iç ĭruran vi ĭru
Tĭrsa yulsan -makĭru.
Kuul’ yuhnĭ numayççеn,
iç yuhanşıv puliççеn.
Ptn ĭru pulĭhnе,
Tava yatlĭ arınnе,
Turĭ patnе ĭsatnĭ,
Turĭpa vĭl kalanĭ.
1860 Tava turĭ amĭşnе
Pltеrn hĭy huyĭhnе. Aslatiye çarsamĭr,
Pirе ptmе an parĭr.
Es ĭna çarmasan
Msker yul çĭvaşran?
Tur amĭş Tavana
Huravlanĭ ak apla:
-Hu pulsa pĭh pülh,
Un çuh sana mn tе?
1870 Pr samantrah Tavaran
Turĭ pulat’ çĭvaşran.
av vĭhĭtra Aslati
Mn hĭtlanman r inçе?
Sеhrе hĭppi un sassi,
Kvü е sĭmahhi.
-Ulеnkе, es ılĭhlĭ, Çlhü sanĭn çarusĭr, Elеk pama vrеntni -
Vut lеnpе pıl ini. 1880 Şuyttansеnе ptеrni -
San çrünе rtеt-i? Hura yunlĭ pulnĭran
Es tuhas uk ılĭhran. avĭnpa sĭrt tĭrrinе, ak çul sĭmsah hrrinе, Vilm tupma asappa Timrlеtp sĭnçĭrpa.
Ulеnkеri sĭnçĭr
Öfkelenip yürüyünce,
Çuvaşları yolda,
Yok etti çok fazla.
Yedi boydan üç boy
Kalınca geride, gözyaşı.
Gözyaşı aktı çok fazla,
Yedi akarsu olana dek.
Biten boy liderini,
Tavşa adlı yiğidi,
Tanrı yanına gönderdi,
O Tanrı’yla konuştu.
Tavşa Tanrı annesine35
Söyledi kendi derdini.
Aslati’yi durdurun,
Bizi yok ettirmeyin.
Sen onu durdurmasan
Ne kalır geriye Çuvaş’tan?
Tanrı annesi Tavşa’ya
Cevap verdi şöylece:
-Kendin bak Pülihşi,
O zaman sana ne diyorlar?
Bir zamanlar Tavşa’dan
Tanrı oluyor Çuvaş’tan.
O zaman Aslati,
Neden uğraşmadı yeryüzünde?
Dehşetliydi onun sesi,
Sadece kıskanma sözü.
-Ulenke, sen günahkârsın,
Senin dilin ölçüsüz,
İftira etmek,
Yılanla bal yemek.
Şeytanları bitirmek
Yüreğini tüketir mi?
Kara kanlı olduğundan
Kurtulamazsın günahkârlıktan.
Bu nedenle tepeye,
Şu taş burun kıyısına,
Ölmek için azapla
Zincirleyeceğim demirle.
Ulenke’deki zinciri
35
“Tur amĭş” ifadesi Çuvaş halk inanışlarında oldukça seyrek görülür. Çünkü Çuvaşlarda Tanrı doğmamıştır ve doğurmamıştır.
Ancak zaman zaman bu ifadelerin olduğu da dikkatten kaçmaz (A.N.).
içr patman taynĭ tеt,
1890 Çĭtmalla mar asap
Pin-pin ula itn tеt.
Vi kun huşşi çĭvaşsеm
Ktn tе mpvе.
Kayran çaplĭ turhansеm
Ĭna aran tupnĭ tеt.
Turhansеmpе Ulеnkе
Kalanĭ tеt rpе.
-Tlk kurtĭm nеr.
Tava turra larnĭ pеk. 1900 Vĭl kalar tlkrе: “ılĭhlĭ ın tnçеrе Numay pul. Çĭvaşran San pеkkisеm pit sahal. Sana kur yеrtüsеm, Vi ĭruri arpusеm. Kalasa par kaşninе
Manran mskеr iltninе.
ak ılĭhlĭ vırĭntan
Kusa kayççĭr anĭa.
1910 n rе kunĭ may
Hn-hur pul pit numay.
Sĭrt umpе kayatĭr,
Arami sĭrtnе tuhatĭr.
Sirn tеlеy pulsassĭn Turĭ amĭşnе kuratĭr. Turĭ amĭş hisеppе Kalasassĭn sirnpе
Man sĭmaha an manĭr,
urr yenne pĭrĭnĭr.
1920 urrеllе pĭrĭnsan, iç talĭk ul tĭsĭlsan Tins hrnе anatĭr, ırma punе tuhatĭr. ırma anat’ inеtrеn ıranpе hĭratsa. Unta pulsan şıv yuhhi -
Sirnşn vĭl ul yuppi, itеs rе itmеlli.
Ku umnçеh av ırma 36
Yedi yüz batmanmış,
Dayanılmaz azabı
Bin yıla yetmiş.
Üç gündür Çuvaşlar
Beklemişler başbuğu.
Sonra namlı tarkanlar
Onu güç bela bulmuş.
Tarkanlarla Ulenke
Konuşmuşlar iyice.
-Düş gördüm dün.
Tavşa Tanrı oturmuş gibi.
Söyledi o düşümde:
“Günahkâr kişi dünyada
Çok oldu. Çuvaş’tan
Onun gibiler çok az.
Seni görür idareciler,
Üç nesildeki voyvodalar.
Söyle her birine
Benden neler duyduğunu.
Bu günahkâr yerden
Göçüp gideceğinizi.
Yeni yere göçerken
Sıkıntı olacak çok fazla.
Tepe önünden gidin,
Aramşi tepesine36 çıkın.
Sizin şansınız olursa
Tanrı annesini görürsünüz.
Tanrı annesi saygıyla
Konuşunca sizinle
Sözlerimi unutmayın,
Kuzey tarafa dönün.
Kuzeye doğru dönünce,
Yedi gün yol gidince
Deniz kenarına inersiniz,
Irmak başına çıkarsınız.
Irmak geliyor uzaktan,
Yamacıyla korkutarak.
Orada olsa su yatağı
Sizin için dört yol ağzı,
Varılacak yere varmaya.
Göz önünde bu ırmak
Bazı bilim adamlarına göre bu tepe Kafkasya’da bulunmaktadır (Ş.N.).
97
98
1930 Atalansa sarĭlat’, Tarĭnlansa yusanat’.
Şıvpa tul av ırma,
Mĭnalĭn ta krnеkl
Şıv yuh tinsе.
Yuhanşıvnе irhinе
Atalansa yuhninе
Atĭl tеsе yat parĭr,
av yatpa vĭl uprantĭr.
av yuhanşıv hrripе,
1940 Sm vĭrmansеm huşşipе
Sĭr tu aynе tuhmaşkĭn
urr yenne ul tĭsĭr.
Tеmlе yıvĭr pulsan ta
Hn-hursеnе çĭtsamĭr.
ееnhirpе irtn may
Hir ınni, tеn, tapĭn,
Sm vĭrmanpa kaynĭ çuh
Vĭrman ınni şar tĭv.
Hĭravĭna tuhmasan
1950 Sirn ul-yr tatĭlm.
İk ırma huşşinçе,
avra kül hrrinçе,
Vatĭ hura kuratĭr,
Ĭna tıtma tĭrĭşĭr.
Mnpur çĭvaş pülhnе
Yatpa çnsеh çük tĭvĭr.
Çük kllinе halĭhpa
Kayran vlr ak apla:
“Ey, Mĭnturĭ,
1960 Tp pulĭhri asattеsеm,
Tp tĭsnisеm-asannеsеm!
Epir ĭrĭvpе
Sirе hisеplеsе
Yalan asĭnatpĭr ĭşra.
Hrhеnr pirе!
Vĭy-hal parĭr pirе!
Sirntеn tarhaslasa
Iytatpĭr avsеnе.
ırlah!
1970 ırlah!
ırlah!
Ey, Mĭnturĭ!
Büyüyüp yayılıyor,
Derinleşip büyüyor.
Bu ırmak suyla dolu,
Kibirli ve gururlu.
Akıyor suyu denize.
Akarsuya sabahleyin
Büyüyüp aktığından
Atıl adını verin,
Bu adla koruyun.
Bu akarsu kıyısına,
Sık ormanlar içine
Sır dağ eteğine çıkmaya
Kuzey tarafa yol yapın.
Ne kadar zor olsa da
Sıkıntılara katlanın.
Bozkırı geçerken
Bozkır insanı saldırabilir,
Sık ormanda giderken
Ormanlılar ordu yapar.
Eğer korkmazsan
Sizin yolunuz kesilmez.
İki ırmak arasında,
Şavra gölü kıyısında,
Görürsünüz yaşlı kazı,
Tutmaya çalışın onu.
Çuvaş Pülih’ini bütün
Anarak kurban verin.
Kurban duasını halkla
Tamamlayın şöyle sonra:
“Ey, Ulu Tanrı,
Asıl lider dedelerimiz,
Kök salmış ninelerimiz!
Biz boyumuzla
Size saygı gösterip
Her zaman anıyoruz.
Acıyın bize!
Kuvvet verin bize!
Sizden yalvarıp
İstiyoruz bunları.
Affet!
Affet!
Affet!
Ey, Ulu Tanrı!
Tp pulĭhri asattеsеm!
Tp tĭsnisеm -asannеsеm!
Ĭrĭva ırlĭh kĭtartĭr,
mrlhе sıvlĭh parĭr.
Ĭru hunavlĭ pultĭr,
Hĭvatsĭra an tuhtĭr.
Pur inkеkrеn,
1980 Pur sinkеkrеn
Hĭtarĭr pirе!
ırlah!
ırlah!
ırlah!
Ey, Mĭnturĭ!
Tp pulĭhri asattеsеm!
Tp tĭsnisеm -asannеsеm!
Pur tĭşmansеnçеn,
Usalsеnçеn,
1990 Çir-çrsеnçеn,
Vut-kĭvartan,
Vılĭhran
Hĭtarĭr pirе!
An mansamĭr pirе!
ırlah!
ırlah!
ırlah!
Ey, Mĭnturĭ!
Tp pulĭhri asattеsеm!
2000 Tp tĭsnisеm -asannеsеm!
Esir pirе pulĭşnipе
ĭva tuhsan,
Kr pulsan,
Tır-pul tuhĭlĭ pultĭr,
Vıl’ĭh-çrlh rçеtr,
Kartiş tulli pultĭr.
Mn pulanĭ sеnçеn,
Mn tuma tıtĭnninçеn,
Şuhĭşlanĭ şuhĭşsеnçеn
2010 Pısĭk tеlеy tuhsa pıtĭr!
ırlah!
ırlah!
ırlah!
Halĭh çük hıĭnah
ula tĭsĭr av kunah.
Asıl lider atalarımız!
Kök salmış ninelerimiz!
Boyumuza iyilik verin,
Sonsuza kadar sıhhat verin.
Soyumuz devamlı olsun,
Güçsüz olmasın.
Bütün dertlerden,
Bütün şanssızlıklardan
Kurtar bizi!
Affet!
Affet!
Affet!
Ey, Ulu Tanrı!
Asıl lider atalarımız!
Kök salmış ninelerimiz!
Bütün düşmanlardan,
Usallardan,
Hayvanlardan,
Ateşten,
Açlıktan
Kurtar bizi!
Unutma bizi!
Affet!
Affet!
Affet!
Ey, Ulu Tanrı!
Asıl lider atalarımız!
Kök salmış ninelerimiz
Senin bize yardımınla
Yaz gelince,
Güz olunca,
Tahıl verimli olsun,
Hayvanlar üresin,
Bostan dolu olsun.
Başlanılan işlerden,
Yapılmaya başlananlardan,
Düşünülen her şeyden
Büyük baht ver!
Affet!
Affet!
Affet!
Halk kurban ardından
Yola çıkar o gün.
99
100
Alri pürnе pr pеk mar,
Yertüsеm tе avnaşkal,
Hĭş еrtü ĭstaylĭ
Pattĭrlĭhnе kĭtartsa
2020 Sirе vırĭna itеrеt,
mpü pulat’ vĭl sirn.
Vĭl huşnipе yĭh pusеm Vsеm yul vi е Sĭr tu tĭrnе hĭparççĭr,
Kusеnе ıhtarççĭr.
Anraştarma vsеnе
avĭrmalla ykе pеk.
av vĭhĭtrah viş tе
mrеnpеlе pеmеllе.
2030 Kayran kansan, lĭplansan,
Hul ıratma çarĭnsan
Hĭy mrеnnе yĭhpе
Şırama kaytĭr av kunnеh.
Ĭta tupat’ mrеnе,
avĭnta purĭntĭr yĭhpе.
n r ulnе uiççеn
Man pu inçi pltе
ĭltĭrsеmpе prlеşmе
Itkĭntarĭr ülеllе.
2040 Plt pulsan tüpеrе
Uyĭha ta hvеlе
ĭmĭl pul yalkĭşma.
Kĭmĭllĭ pul mana ta.
Unççеn, kuntan kayiççеn,
Purnĭlama huşninе
nеntеrmе hal’ mana
Tupa tıtĭr man umra.
Vat yuman pеk еrtüsеm
Tupa tıtnĭ yĭlapa
2050 Tĭpra isе altĭrpa.
Vsеm ula tuhiççеn,
n ula kayiççеn,
Şur suhallĭ pulsan ta
Kap tĭnĭ ta pattĭrla
mpü inçi pltе
Vĭrkĭntarnĭ tüpеnе.
Yıtĭ tır-pul puçahnе
Hıpman pulsan ĭvarnе
Eldeki parmak aynı değil,
Yöneticiler de böyle,
Bazıları usta
Bahadırlıklarını gösterip
Sizi yerinize götürür,
Başbuğunuz olur o sizin.
Onun emriyle boy liderleri
Kalıyorlar ancak üç kişi.
Sarı dağ tepesine çıkın,
Gözlerinizi bağlayın.
Yapıştırmak için onları
Çevirmek gerek iğ gibi.
O zaman üçünü de
Ok ve yayla vurmalı.
Sonra dinlenince,
Kol ağrıması durunca
Kendi yay ve okunu boyla
Aramaya çıkın bu günde.
Okun bulunduğu yere,
Yerleşin boyla.
Yeni ülke yolunu açana dek
Başım üstündeki bulutu
Yıldızlarla birleşene dek
Atılın göğe doğru.
Bulut olursa gökte
Aya da güneşe de
Kolay olur parlama.
Keyifli olur bana da.
O zaman buradan gidene dek,
Yaşamayı emrettiğini
İnandırmak için bana
Yemin edin önümde.
Yaşlı meşe gibi liderler
Yemin etti töreye göre
Toprak yiyerek altırla.
Onlar yola çıkana kadar,
Yeni yola gidene kadar,
Ak sakallı olsa da
Aynen kahramandı da
Başbuğ üstündeki bulutu
Fırlattı gökyüzüne.
Köpek tahıl başağını
Kapmamış olsaydı ağzıyla
Plt tata pulatç,
2060 rе vitsе tĭmastç.
avĭnşĭnah plç
Uyĭh ıtla kulyannĭ,
avĭnşĭnah un sĭn
Sеnkеrlеnsе kaynĭ-mn.
Tur amĭş çĭvaşa
Ktsе iln kĭmĭlsĭr.
avĭnpa pul’ çĭvaşra
Hn-hur vara pu üllş.
Vutpa kĭvar huşşinçе
2070 Vsеm pulnĭ r tе pr.
Mn çul şıva kayninе
Şutlaman ta -kam pltr?
avah vsеm urkunnе
Kalĭm kun ĭşşinçе
Tuhnĭ tеt Sĭr tu aynе.
Kurban hisеpl pulnĭran
Çĭvaş mpü sĭrt inе
Еrtüsеmpе hĭparsan
apla sĭmah kalanĭ:
2080 -Epir kunta tĭvatsĭmĭr,
Purtе pular yavaplĭ.
avĭnpa ta sĭmaha
Tĭrĭşsamĭr ĭnkarma.
Ulеnkе mpü huşnĭ pеk
ak vırĭna itrmr,
Ĭru valli n rе
ak sĭrtranah şırĭpĭr.
Kaşni yarat’ mrеnnе
Vatĭ mpü huşnĭ pеk.
2090 Ĭta tupat’ vĭl ĭna -
Bulut ta nerede olurdu,
Yeryüzünü kaplamazdı.
Bunun için buluta
Ay çok dertlendi,
Bunun için onun yüzü
Göğerdi kaldı.
Tanrı anası Çuvaş’ı
Bekledi gönülsüzce.
Bu nedenle Çuvaş’ta
Dert kaygı başa kadar.
Ateş kor arasında
Onlar oldu yüzlerce.
Ne kadar suya gittiğini
Hesaplamadı da kim bilir?
Bu şekilde ilkbaharda
Kalım günü37 içinde
Gitti Sarı dağ eteğine.
Kurban güzel olunca
Çuvaş başbuğu tepeye
İdarecilerle çıkınca
Şu sözleri söyledi:
-Biz burada dördümüz,
Hepimiz de sorumluyuz.
Bu nedenle bu sözü
Çalışalım anlamaya.
Başbuğ Ulenke’nin emriyle
Bu yerlere ulaştık,
Boy için yeni yeri
Bu tepeleri, aradık.
Herkes atsın okunu
Yaşlı Başbuğun emrince.
Ok nerede bulunursa
37
Atalar ruhuyla da yakından ilişkili bir törendir. Geleneksel inançlarını koruyan Çuvaşların “mınkun”dan önce kutladıkları bu
bayramın ilk gününde, özellikle de paskalya gecesinde Çuvaşlarda çeşitli törenler, inanışlar, yasaklar ve uygulamalar dikkat
çekmektedir. Çuvaşların inancına göre bu gecede büyücüler ve sihirbazlar çeşitli hayvan şekillerine dönüşebilirler ve zarar
verebilirler. Paskalya gecesi kötü ruhların ve çeşitli kötü güçlerin kötü faaliyetlerini artırdıkları kabul edilmektedir. Bu nedenle
silah atmak, ateş ve katranlı fıçılar yakmak, bahçe ve avluları şerbetçiotu ile tütsülemek gibi çeşitli uygulamalar yapılmaktadır.
Kalım arifesinde ata ruhları için özel bir elçi mezarlığa gönderilerek yapılacak törene onlar davet edilir (Ş.N.). Hayvan kurban
edilir, bunun yanında hamur işi çeşitli yiyecekler de hazırlanır. Akşam bütün akrabalar evde toplanır. Tören masasında bir
somun ekmek, peynir ve yumurta bulundurulur. Anma için el değmemiş bir fıçı bira da hazırlanır. Yemeğe de dua edildikten
sonra başlanır. Duadan önce herkese bir dilim ekmek, bir parça peynir ve bir bardak bira takdim edilir. Ailenin en yaşlı üyesi soy
direğinin yanına bir büyük ev mumu, ölü akranlarının sayısı kadar küçük mumu da kapı duvarının yanına yakar. Sonra en yaşlı
kişinin kapıyı aralaması ile herkes duaya başlar. Dua edenler ayakta dururlar. Dua bittikten sonra da ekmek dilimlerini, peyniri
yerler ve biralarını içerler. Bu sırada yiyeceklerin bir kısmını da soy direğinin yanına ölü akrabaların ruhları için konulan kaba
bırakırlar ve bir başka kaba da bira ile diğer içecekleri dökerler. Bundan sonra da yemeğe başlarlar. Bu tören herkesin saygı
duyduğu bir kişi tarafından idare edilmektedir. Törenin tamamlanmasından sonra da şarkılarla ve danslarla eğlenmeye geçilir
(Arık 2005: 137-138).
101
102
mrlhе purĭnma,
Hĭy ĭratnе vĭylatma
Yĭhpah kaytĭr avĭnta.
Tеtyuş yarat’ mrеnnе
Hĭyn pattĭr vĭypе.
Ançah tеmşn mrеn
Hıt yanrasa ilsеn tе
Pеrsе ükеt ıvĭhah.
Tеtyuş unşĭn hprtеt,
2100 Sĭmah huşat’ ak apla:
-mrеn tavra vir üsеt,
Kassĭn-kassĭn hum irtеt.
Vĭl pltеrеt avna, tеn:
Epir -Vir’еl çĭvaş,
avĭnpa ta tеlеyl.
Mamatış vat allipе
Pеrеt uhĭ yppipе.
Yppi vеt il kassa,
Tuhĭalla hm sapsa.
2110 Uhĭ ypnе şırasa
Mamatış kayat’ tuhĭa,
Nuhrat şıv hrrinçе
Yppе tupat’ rattipе.
Ĭrat pulĭh avĭntah
Sĭmah huşat’ kĭmĭlpa: Nuhrat şıv man umra.
avĭnpa pirе ülmrеn
Kml pĭlhar teyeеh.
mrеn Laiş allinçе,
2120 Kvü un çrinçе.
“Mana hıa hĭvarç,
Paytasĭra kĭlarç.
Tĭhta... Ep vsеnе
Ak kĭtartĭp çmеrе!” Tеsе şutlat’ ĭşnçе.
Turtsa yarat’ mrеnnе
Tulsa itn kvpе.
mrеn vеt tatalla,
Hĭş vırĭnta tupmalla?
2130 Laiş еrtü tarĭhat’,
Tĭrĭşsah mrеn şırat’.
Tan yuhanşıv hrrinçе
Ĭna tupat’ çul inçе.
Sonsuza dek yaşamak için
Soyunu yaşatmak için
Boyunuzla gidin oraya.
Tetyuş atar okunu
Bahadır gücüyle.
Ancak nedendir oku
Islık çalıp gitse de
Düşer onun yakına.
Tetyuş buna sevinir,
Şu sözleri söyler:
-Ok çevresinde darı biter,
Keskin keskin dalgalanır.
Bu herhalde şunu söyler:
Biz Viryel Çuvaşlarıyız,
Bunun için şanslıyız.
Yaşlı Mamatış eliyle
Atar oku temreniyle
Temren uçar yel kesip,
Doğuya ateş saçarak.
Ok temrenini arayıp
Mamatış gider doğuya,
Nuhrat ırmağı kıyısında
Bulur temreni boyuyla.
Boy lideri burada
Söz söyler keyifle:
Nuhrat suyu önümde.
Bu nedenle gelecekte
Gümüş Bulgar diyecekler.
Ok, Layış elinde,
Kıskançlık yüreğinde.
“Beni artta bıraktınız,
Faydasızı bıraktınız.
Bekle… Ben onlara
Göstereceğim belayı!
Diye düşünür içinden.
Çeker atar okunu,
İçi dolar kıskançlıkla.
Temren uçar ta nereye,
Hangi yeri bulmaya?
Layış lider sıkılır,
Çabalar temreni arar.
Don ırmağı kıyısında
Onu bulur taş üstünde.
Çul tüpеk, hup-hura,
Yĭltĭrtatat’ tеm tuma.
Laiş larat’ çul inе,
Sĭmah huşat’ yrеs pеk:
-ak çul pirki vĭrtarma
Yat ta par hĭrtmalla
2140 -Hura pĭlhar. Mn tĭvĭn.
Ĭrĭskalĭm man ... hĭrĭm.
Aslausеn ul-yrnе
Tĭsas marçç mrtе.
Taşın tepesi, kap kara,
Parlar durur ne etmeye.
Layış oturur taş üstüne,
Söz söyler ağlar gibi:
-Bu taş için savaştırmaya
Ad da veriyorlar kurutmalı.
-Kara Bulgar. Ne yapıyorsun.
Talihim benim ... kara
Atalarının yolunu
Uzatamasaydın hayatta.
103
iççmş Yurĭ (Ulĭp Asla Patnе Kayni)
Yedinci Türkü (Ulıp Dede Yanına Gider)
104
Ulĭp halĭh hutnе krsе tĭşmana hir
tuhassi, ĭna apsa arkatassi inçеn
amĭşnе pltеrеt. avna amĭş hirlеt,
ançah ta ıvĭl hĭy еmtnе purnĭlama
hıtĭ tĭninе kursa unpa kilşеt tе asla
patnе yarat’. Asla Ulĭpa iç ul
huinçе hrеsçеn nе tе, urt-yr lartma
ta, vĭrĭ nе tе, purnĭra mnlе hĭynе
tıtmallinе tе, hĭyn vĭy-halnе üstеrmе
kukamĭş patnе kaynĭ çuhnе mnlе
kuççеnеsеm ilеssinе tе vrеntеt.
Ulıp halk arasına girerek düşmana
karşı çıkmak, onu ortadan kaldırmak
konusunda annesiyle konuşur. Annesi
buna karşı çıkar, ancak oğlunu kendi
isteklerini hayata geçirmeye kararlı
görerek onunla anlaşır ve dedesi
yanına gönderir. Dede yedi yıl içinde
köy işlerini de, bina yapma işini de,
savaş işini de, savaşta ne yapması
gerektiğini de, kendini güçlendirmek
için büyükanne yanına giderken nasıl
hediyeler alacağını da öğretir.
Kartlĭ-kartlĭ paşalu,
Karç tĭrĭh u yuhtĭr,
Pirn ırĭ kalau
Pеhillеnsе vĭy iltr.
Ulĭp kapa amĭşnе
Sĭmah kalat’ ak apla:
2150 -Tĭşman kunta puliççеn,
Untan mĭşkĭl tüsiççеn
Ĭna hir tuhmalla,
Yĭlt arkatsa tĭkmalla.
-Un pеk sĭmah vakliççеn
Şutla puna vatiççеn.
Es hal’ aça, pit ayvan.
Sanran tĭşman hĭramast’.
Tĭşman kulli puliççеn,
Puna ussĭr vatiççеn,
2160 Açam, vılya laşalla
Ye çışĭlla, laptalla.
-Tĭşman tari puliççеn,
mr kuul’ tĭkiççеn
Üksе vilеm apĭsa,
avra pua uhatsa.
-Av illi pur çĭhhĭn ta,
Un hĭruşnе kam kurnĭ?
İr yurlakan kayĭka
Kuşak tĭttsa tp tunĭ-
Parça parça bazlama,
Çit boyunca yağ aksın,
Bizim güzel konuşmamız
Kutsanarak güç alsın.
Ulıp geceleyin annesine
Söz söyler işte böyle:
-Düşman burada olana dek,
Maskaralıklara dayanana dek
Ona karşı çıkmak gerek,
Tamamen yok etmek gerek.
-Onun gibi sohbet edene kadar
Düşün başını kırana kadar.
Sen şimdi çocuksun, çok safsın.
Senden düşman korkmaz.
Düşman kulu olana kadar,
Başını boş yere kırana kadar,
Çocuğum, oyna at gibi
İter, dürter gibi, top gibi.
-Düşman uşağı olana kadar,
Ömrünce gözyaşı dökene kadar
Düşerek ölürüm savaşarak,
Yuvarlak başı kaybederek.
-İşte memesi var tavukların da,
Onun korkusunu kim gördü?
Sabah öten kuşu
Kedi tutarak yok etti.
2170 Tеr kе Ulĭpa
Lĭpka-lĭpka urĭmran.
-Annе, ep vkn mar,
Plеtp ep -pattĭr mar.
Tĭvan halĭh hn-hurta,
avna ilsеm s şuta.
-Yurat’, -ter amĭş,
Assĭn tuhr sıvlĭş.
Ulĭpa vĭl çuptur,
avĭntah vĭl ĭs paç.
2180 Vĭrĭ ulе tiks mar,
Aça-pĭça vĭyyi mar,
Vĭrĭ nе vrеnmе,
Ĭsna-tĭnna üstermе
Ep huşninе tĭvatĭn,
Pliska patnе kayatĭn.
Pliska -sanĭn aslau,
Kanl pulm purnĭu.
Yalan vĭrĭ, apĭu,
Hakla lar savnĭu.
2190 Ulĭp n uhhinе
İlsе akr hĭy inе.
mrеnnе tе manmar.
Hutainе tultarç.
Ulĭp aça ul inçе,
Kuççеnеsеm allinçе.
Huraltu sĭrt ummipе,
arĭmsan şıv hrripе
Vat asla kiv pürtnе
Ulĭp itr urkunnе.
2200 Pliska satur açana
Lartr hĭypе yunaşar.
Ulĭpĭn u sĭmahhi Aslaşn sĭvapli.
Eh, asattе, asattе,
itеrеsç mtе,
Tp tĭvasç tĭşmana,
Man ĭlasç halĭha,
-mtpе е puyakan
Vatĭlat’ vĭl pĭslansah.
2210 Untan tĭşman hĭramast’.
Vĭrĭ ulnе tĭriççеn,
Hе sulsa yariççеn
Dedi Çikeş Ulıp’a
Okşayarak sırtından.
-Anne, ben basit değilim,
Biliyorum, bahadır değilim.
Öz halkım acı, dert içinde
Bunu da düşünsen sen.
-Tamam, dedi annesi,
Zorla çıktı soluğu.
Ulıp’ı öptü o,
Böylece akıl verdi.
Savaş yolu düz değil,
Çoluk çocuk gücü değil,
Savaş işini öğrenmek için,
Aklını geliştirmek için
Benim söylediğimi yapacakın,
Pliska yanına gideceksin.
Pliska senin deden,
Rahat olmayacak hayatın.
Her zaman savaş, çarpışma,
Hakkını ver sevincinin.
Ulıp yeni yayını
Alıp taktı kendine.
Okunu da unutmadı.
Sadağına doldurdu.
Ulıp çocuk yolda,
Hediyeleri elinde.
Huraltu tepesi yanından,
Şerimşan suyu kenarından
Yaşlı dede eski evine
Ulıp vardı ilkbaharda.
Pliska cesur çocuğu
Oturttu kendi yanına.
Ulıp’ın açık sözü
Dedesi için kutsal.
-Eh, dede, dede,
Yetiştir umudu,
Yok edeceğim düşmanı,
Ben kurtaracağım halkı,
-Sadece umutla zengin olan
Yaşlanır buharlaşarak.
Ondan düşman korkmaz.
Savaş yoluna çıkana kadar,
Kılıcı sallayana kadar
105
106
Ĭsu-tĭnu üsmеllе,
Arın şutnе kmеlle.
Arın tеni av pulat’:
Aka tĭvat’, suhalat’
Hvеl ansa lariççеn,
Tĭvarlĭ tar tuhiççеn.
urt-yr avrat’ hrhçеn,
2220 Yala ilеm kürtiççеn.
Vıl’ah usrat’ ktüpe,
Şĭrttan iyet hĭnipе.
Es mn huşan -purnе tе
Purnalatĭp mrtе.
Ançah, haklĭ asattе,
itеrеsç mtе.
Av puupa şutla-ha,
Vĭhĭt kayat’ vĭraha!
Hĭrap kaya yulasran,
2230 Tĭşman kunta pulasran.
-Unşĭn es an hĭra,
Pattĭr sеm purnĭra
Es tĭvĭn-ha sahal mar,
Hal’ kĭşt ikkn purĭnar.
Sm-sm vĭrman huinçе,
Vat asla patnçе,
Ulĭp iç ul purĭnat’,
iç ul ĭs puhanat’,
Vĭl vĭrman ta kĭlarat’,
2240 Kеrmеn lartma pultĭrat’,
Aka tıtsa suhalat’,
Pülmе tulli tır tĭvat’.
Vi ul ürеt ktürе,
Pit ĭsta vĭl ku rе,
Vıl’ĭh hunat’ kĭtkĭlla,
Samĭrlanat’ upalla.
Hĭrah kunе hsеt tе,
n uhĭpa pеrеt tе iç uhrĭmri pakşannе
2250 Sirpntеrеt pr kunе.
Hir ĭyĭrnе tıtat’ tе,
Vĭşt! utlansa larat’ tе
Pırat’ uram huipе
il şĭhĭrtsa sikkipе.
Pĭlat hnе kĭlarat’,
Aklını geliştirmeli,
Erkek hesabına girmeli.
Erkek denen şöyle olur:
Çift sürer, tarla sürer
Güneş batana kadar,
Tuzlu ter çıkana kadar.
Ev kurar kırkına kadar,
Köye güzellik sokana kadar.
Hayvan korur sürüyle,
Şırttan yer misafirle.
-Sen ne diyorsan, hepsini
Yapıyorum hayatta.
Ancak, doğru dede,
Ulaşmak gerek umuda.
İşte başınla düşün ha,
Vakit geçiyor yavaş yavaş!
Korkuyorum geri kalmaktan,
Düşmanın burada olmasından.
-Onun için sen korkma,
Bahadır işler hayatta
Sen az değil çok yapacaksın,
Şimdi biraz ikimiz yaşayalım.
Gür gür orman içinde,
İhtiyar dede yanında,
Ulıp yedi yıl yaşar,
Yedi yıl aklı toplanır,
O orman da söker,
Kale yapmayı da başarır,
Tarla da sürer,
Oda dolusu buğday yapar.
Üç yıl gezer sürüyle,
Çok usta o bu işte.
Hayvan çoğalır karınca gibi,
Şişmanlar ayı gibi.
Tek gözünü kapar da,
Yeni okuyla atar ve
Yedi çağrımdaki sincabı
İndirir tek gözünden.
Vahşi tayı tutar ve
Hop! Atlanır da
Gider sokak ortasından
Rüzgarın ıslık çalmasıyla.
Polat kılıcı çeker,
Pu tavra avĭrat’,
Turtsa kasat’ hurĭna,
Hurĭn ükеt laş kĭna.
ıru ırat’, yĭnĭşmast’,
2260 ut antalĭk çlhinе
Vĭl vrеnç tppipе.
Vat asla Ulĭpa
Pürtrе lartr yunaşar,
Ĭna ĭşra muhtasa
Ulĭppa vĭl kalaat’:
-Laşa mnlе çupassi
Tiharanah palĭrat’,
Arın mnlе pulassi
Açaranah kurĭnat’.
2270 Panulmi yıvĭinçеn
Pit ayakkah ükmеst-mn,
Es, Uslati açi tе,
Ĭna hıvrĭn pul’ nt.
Es tĭn-puran aça mar,
Vĭy-haltan ta havşak mar,
Ançah akna manar mar:
Taka punе imеnrеn
Ayvan şutne s krеn.
Halĭh hutnе kmеşkn
2280 Arĭslan pеk pulmalla,
Arĭslan pеk pulmaşkĭn
Kukamuna kurmalla.
Kukamu san nеtre,
r aynçе, r pürtrе.
Un patnе san iç ul
Utmalla-ha. irp pul.
Unĭn еkki avnaşkal,
Pur еnçеn tе vĭl kal-kal,
Tür ınna hisеplеt,
2290 Kukĭr ınna siyenlеt.
Kuççеnеsеm un valli
Pulma kirl ak apli:
ĭnĭh -salma pеrmе,
Şĭrttan -uyav irttеrmе,
Vimş -ĭpata
38
39
Et suyu ve sütte pişirilen hamur.
Etle doldurulmuş ve kızartılmış sucuğa benzer Çuvaş yemeği.
Başüstünde çevirir,
Çekip keser kayını,
Kayın düşer sadece.
Mektup yazar yanılmaz,
Tabiatın dilini
O öğrendi bütünüyle.
Yaşlı dede Ulıp’ı
Evde oturttu yanına,
Onu samimice övüp
Ulıp’la o konuşur:
-At nasıl koşacak
Taylığından bellidir,
Erkek nasıl olacak
Çocukluğundan bellidir.
Elma da ağacından
Çok uzağa düşmez,
Sen, Uslati’nin çocuğusun,
Onu gösterdin artık.
Sen akıldan çocuk değilsin,
Güç kuvvetten de zayıf değilsin,
Ancak şunu unutmamak gerek:
Koç başını yemediğinden
Hayvan yerine sen gireceksin.
Halk arasına girmek için
Aslan gibi olmak gerek,
Aslan gibi olmak için
Büyük anneni görmek gerek.
Büyükannen senin uzakta,
Yer altında, toprak evde.
Onun yanına senin yedi yıl
Gitmen gerek, sağlam ol.
Onun huyu böyle,
Her yandan o rahat,
Doğru insana saygı gösterir,
Bozuk insana zarar verir.
Hediyeler onun için
Olmalı işte böyle:
Un, salma38 pişirmek için,
Şırttan39, bayram yapmak için,
Üçüncüsü, çarık
107
108
San pulmalla hutara.
Yıvĭr kil tеn -yĭltah
Pamalla pr vĭhĭtrah.
ĭnĭh tе un valli
2300 Pulma kirl ak apli:
Ni tulĭ mar, pĭra mar,
Ni sl mar, pĭri mar.
Hĭvah plеn: çĭvaşra
Urah tsl tır üsmеst,
Urĭh tsli -tulayra,
Kukamuna kilşmеst.
Şĭrttan valli vĭkĭrnе
Üstеrmеşkn plmеllе:
Ktü saran kurĭknе
2310 İk rtе imеllе.
Pri -Yeyü hrrinçе,
Sarantĭvĭn aynçе,
Tеpri -untan kĭşt inе,
Tataymĭst yĭvi patnçе.
Haklĭ parnе -ĭpata Kukamuna pamalla,
Şĭra pulĭ pulsan ta
Vĭl r ula çĭtmalla.
Nu, kalĭpĭr, purnе tе
2320 Es hatrlеn maypе.
Ançah sana vsеm tе
n inkеk tuhnipе
Kukamuna tl pulma,
Unpa larsa kalama
Pulĭşas uk vĭhĭtrah
Pul çarmavsеm tatah.
Saran kurĭk itеrsеn
Pusĭn vıl’ĭh-çrlh s.
Hatrlеtn şĭrtganna
2330 Tiptmе kĭmakara.
Ançah şĭrttan tiptmе
Es çrtеymn kĭvaytnе.
Vut-kĭvara ptеrmе
Vutĭş itn ak yenne.
Senin çuvalında olmalı.
Ağır gelecek belki ama kesinlikle
Vermek gerek bir zamanda.
Unu da onun için
Olmalı işte böyle:
Buğday da bakla da değil,
Yulaf da karabuğday da değil.
Kendin bilirsin: Çuvaş’ta
Başka renkte buğday büyümez,
Başka şekilde, gurbette
Büyükannenin hoşuna gitmez.
Şırttan için öküzü
Büyütmek için bilmek gerek:
Sürü zambak çiçeğini
İki yerde yemek gerek.
Birisi, Ural tepesi kıyısında,
Zambak dağı altında,
Diğeri, ondan biraz uzakta,
Tataymıst40 yuvası yanında.
Kıymetli hediye, çarık
Büyükanneye vermek gerek,
Başı süslü pabuç olsa da
O yüz yıla dayanmalı.
Fakat, belki, hepsini de
Sen hazırlarsın buna göre.
Ancak sana onlar da
Yeni bela çıkınca
Büyükannenle buluşmak için
Onunla oturup konuşmak için
Yardım edilmeyecek zamanda
Olacak engeller yine de.
Zambak yedirince
Kesersin hayvanlarını
Hazırlayacaksın şırttanı
Fırınlamaya ocakta.
Ancak şırttanı fırınlamak için
Sen tutuşturabilirsin yongayı.
Ateş közü bitirme
Vutış41 yetişti bu yöne.
Kartal adı.
Çuvaşlara göre su kaynaklarında yaşayan bir ruhtur. Genel olarak su anası şeklinde adlandırılabilecek olan ve Türk boylarının halk
inançlarında önemli bir yer tutan vutış insan şeklinde tasavvur edilmektedir. Derin suların vutışsız olması mümkün değildir. Çuvaşlara
göre vutış, mavi vücutlu ve uzun saçlıdır. O sıcak zamanlarda güneşin önüne çıkıp saçlarını taramakta, bazen de güneşin sıcaklığında
uyumaktadır. Çuvaşlar o uyuduğu zaman sessizce yaklaşıp ona haç takılırsa, onun bir daha suya giremeyeceğine, bu sebeple de insana
yalvaracağına, insan ne kadar para isterse o kadar para vereceğine inanmaktadır (Aşmarin 1930: 284).
40
41
-Tеmlе yıvĭr pulsan ta
itеtpеh p unta! Tеr Ulĭp tatĭklĭn,
Sikse tĭrsah hastarlĭn.
Sana hıtĭ şannĭran
2340 Urĭhla sĭmah sanran
İltmе ep şutlaman,
ĭn ta, ep yanĭşman.
Ançah kuntan kayiççеn,
aplĭ sеm tĭviççеn
İtlе vat ın samahnе,
An man es vsеnе:
Vatĭ ınsеm umnçе
Hıvsa tĭrsam kalpakna,
amrĭk ınsеm huinçе
2350 An uhatsam ĭs-tĭnna.
Vat ınsеmpе tl pulsan,
Halaplama tapratsan
İtlеsе lar pu taysa,
Sĭmahsеnе ĭnkarsa.
Hu plninе, iltninе,
Hu kuupa kurninе
Pеrsе an yar pürtеşsе,
Vatĭ ınna s pülsе.
Suysa utĭn malalla,
2360 Ançah kilеn kayalla
İrsr suyka yatpala.
Tür pul ta lĭpkĭ pul,
Nikama ta şar an tu.
ınnĭn ır yat sarĭlat’,
Pahalĭh çıslanat’
illipе mar, ĭsnçеn,
Hĭynе tıtma plninçеn.
ınna siyen tĭvakan Hĭy tе avna kurakan.
2370 Kam unipе kayatĭn Un yurrinе yurlatĭn.
Hitrе tеni -vi kunlĭh,
Layĭh tеni -mrlh.
ürеn laşa -ul tuti,
Hitrе arĭm -hn kurki.
Vĭl purnĭa salatat’,
Klm huta aktarat’.
-Ne kadar zor olsa da
Yetişeceğim ben oraya!
Ulıp kesin olarak dedi,
Zıplayıp gayretle durdu.
-Sana çok inandığımdan
Başka söz senden
İşitmeyi düşünmedim ben,.
Gerçekten de yanılmadım ben
Ancak buradan gidene kadar,
Namlı işi yapana kadar
Dinle ihtiyar insan sözünü,
Unutma sen bunları:
Yaşlı insanlar önünde
Çıkarıp dursam kalpağı,
Genç insanlar arasında
Kaybetmesem aklımı
Yaşlı insanlarla buluşsan,
Anlatmaya başlasan
Dinle baş eğerek,
Sözlerini düşünerek.
Kendi bildiğini, duyduğunu,
Kendi gözünle gördüğünü
Bırakıp atma tartışıp
Yaşlı insanı sen bölerek.
Yalanla ilerleyebilirsin,
Ancak dönersin geriye.
Kötü yalancı isimle
Doğru ol da sakin ol,
Kimseye yapma kötülük.
İnsanın iyi adı yayılır,
Artar böyle itibarı.
Öfkeyle değil, sıcaklığından,
Kendini tutabildiğinden.
İnsana zarar vermiş
Kendisi de bunu görmüş.
Kimin kızağıyla gidiyorsan
Onun türkünü söylersin.
Güzel denen, üç günlük,
İyi denen, ömürlük.
Giden at, yol lezzeti
Kurnaz kadın acı kovası.
O hayatı dağıtır.
Dilenci torbası taktırır.
109
110
ĭn maltanhi arĭma
Hümе tе halĭhra.
2380 Unpa purlĭh upranat’.
avĭnpa ta s ĭna
Yĭtsa ürе alĭra.
Tеprе mĭşĭr tupiççеn
Şutlasa pĭh iç hutçеn.
Uta layĭh pĭhakan
uran yulmast’ yıvĭrta,
Vatta layĭh usrakan
Vıĭ larmast’ nihan ta.
Amĭş inе vrеkеn
2390 Ançĭk lеkn kaşkĭra.
A yatnе rtеkеn
Punе iyet hupahra.
Erеh an  muhtansa,
еrkkе tpnе utatsa.
Unta huyĭh yĭtaymi Masartinçеn hayarri.
Tĭşman hir tĭrsassĭn
apĭ aya tĭviççеn,
Vĭl san ayra pulsassĭn
2400 An tiv ĭna viliççеn.
Kе pitl an pulsam,
Pitlе ĭna tl pulsan.
Ulĭp timln itlеr,
Aslanе pülmеr.
Ĭna ĭan tav tur,
Italasa çuptur.
Sıv pul tеsе al parsan
Ahĭr‘yan patnе ul tıtr.
İlk önceki kadına
Hüme derler halkta.
Onunla zenginlik korunur.
Bu nedenle sen onu
Kaldırıp götür el üstüne.
Başka kadın bulana kadar
Düşünüp bak yedi defa.
Ata iyi bakan
Yaya kalmaz ağırlıkta,
Yaşlıyı iyi besleyen
Aç kalmaz hiçbir zaman da.
Annesine oflayan
İt eniği yakalanır kurda.
Baba adını rezil eden
Başını yer meyhanede.
İçkiyi az iç övünerek,
Kadeh dibini parlatarak.
Orada keder taşınmıyor
Mezardakinden öfkeli.
Düşmana karşı durunca
Savaşta onu yenene kadar,
O senin ayak altında olunca
Dokunma ona ölene kadar.
Yüzsüz olmasınlar
Yüzüne vur onun karşılaşınca.
Ulıp dikkatle dinledi,
Dedesini bölmedi.
Ona sıcakça teşekkür etti,
Kucaklayarak öptü.
Hoşça kal diyerek el verince
Ahıryan tarafına yola çıktı.
Sakkĭrmş Yurĭ (Ulĭppa Ahĭr‘yan)
Sekizinci Türkü (Ulıp’la Ahıryan)
Parnе ĭpatinе tumalli puşĭt
Ahĭr‘yan patnçе. Ahĭr‘yan valli tunĭ
kеrmеn vunĭ kun huşşinçе işlmеst.
İşlmеn kеrmеnşn un pu turat inçе
akĭnsa tĭrassinе plsеn. Ahĭr‘yan
yĭvinçеn tuhsa tarat’.
Hediyelik çarık yapılacak ıhlamur
lifi Ahıryan’ın yanında. Ahıryan için
yaptığı saray on gün içinde yıkılmaz.
Yıkılmayan saray için onun başının
dal üstünde asılıp duracağını bilince.
Ahıryan yuvasından çıkar durur:
Sm-sm vĭrman varrinçе
2410 r ıtamlĭ yuman pur.
av vat yuman hüttinçе
Pin-pin tsl kayĭk pur.
av kayĭksеm huşşinçе
Yĭslav kayĭk patşi tе.
Sassi kilеt tatanah,
Yatlat’ ulatakkana.
Ah, es paçah ĭstĭnsĭr,
Itla ta av namĭssĭr.
Hĭvna tıtma plmеstn,
2420 r urasla ihrеtn.
Tatah un pеk hĭtlansan
Husa yarap vĭrmantan.
Man sĭmahran tuhatĭn
Pusĭr tĭrsa yulatĭn.
Aslĭ patşa, kaarsam,
Sĭmah huşma an çarsam.
Sĭltavsĭr mar kĭşkĭrtĭm,
ppmsеmşn hĭrarĭm.
Paĭr esir huşnipе
2430 Vrm Atĭl hеrrinе,
Unta vatĭ çarlansеm
Tıta h pulĭsеm.
Ep uk çuhnе çеppmsеm,
Vt-şakĭr ta vsеm,
Tuhsa ükn yĭvaran.
Til kurnĭ ĭtkĭnran.
psеm hıtĭ hĭranĭ,
Tımar aynе pıtannĭ.
Çeye til çpsеnе
2440 Tuhma huşnĭ ilrtsе.
Sık sık orman ortasında
Çok büyük bir meşe var.
Bu yaşlı meşe gölgesinde
Binlerce çeşit hayvan var.
Bu hayvanlar arasında
Kendi padişahı var.
Sesi gelir ta nerden,
Söver ağaçkakana.
Ah seni küçük bodur,
Bir de üstüne namussuz.
Kendini tutmayı bilmezsin,
Yeri yarar gibi bağırırsın
Daha böyle uğraşsan
Kovacağım ormandan.
Benim sözümden çıkarsan
Başsız kalacaksın.
Ulu padişah, affet,
Söz söylemeyi kesmezsem.
Sebepsiz yere bağırdım,
Yavrularım için korktum.
Senin söylediğin gibi
Gittim İdil kıyısına,
Orada yaşlı martılar
Tutuyorlar kılıç balıklarını.
Ben yokken yavrularım,
Ufak tefek de onlar,
Düştüler yuvadan,
Tilki gördü açgözlü.
Yavrular çok korktu,
Kök altına saklandılar.
Kurnaz tilki yavruları
Kandırıp çıkartmak istedi.
111
112
Man avsеnе kursanah
Sеhrеm hĭpr-kе, çĭnah,
Urlĭ-pirl ıtkĭntĭm,
Çakĭltatma tıtĭntĭm.
itmеnninе, Ulĭp ta
Tĭra parat’ avĭnta.
Un kĭmĭlnе plmеnrеn
Hıt kĭşkĭrtĭm tüpеrеn.
Tavtapu av Ulĭpa!
2450 Vĭl man umrah hulĭpa
Hĭvalar vat tillе
Tata iti hirеllе.
Vĭt av Ulĭp çpsеnе
İlsе çikr hĭy hvnе,
Yuman tĭrnе hĭparç,
Yĭva patnеh ıvharç.
Kĭtra ünе vĭl kasr,
Mamĭklar, ĭşĭtr,
Untan avna yĭvana
2460 Sarç ırĭ kĭmĭlpa.
Ĭş yĭvana çpsеnе
Tıtsa yaç hrhеnsе,
untan-vartan avĭnpa
Ep tav turĭm Ulĭpa.
-Ulĭp tеtn? Vĭl, ikkеn,
Ir kĭmĭllĭ ın, ikkеn.
Kayĭk-kşkе, ikkеn,
Hrhеnеkеn ın, ikkеn.
Vĭl ma kunta? Ay, ikkеn,
2470 Ahĭr‘yan patnе pul’, ikkеn!
Ay-yay! Ykt! Vĭt, ikkеn,
Nim hĭramast’. Nu, ikkеn.
Apla payan Ahĭr‘yan
Uyar tĭvat’ askĭnran.
Vĭl Ulĭpran kulatеh,
unnе ilmе tĭratеh.
Ep kalatĭp ak apla:
Irra ırĭ tumalla!
avĭnpa ta Ulĭpa
2480 Pulĭşmalla manĭn ta.
Tеpr maylĭ şutlasan
Puskil pulat’ Ahĭr‘yan .
Apla pulsan... Mnlе-ha...
Ben bunları görünce
Korktum gerçekten,
Oraya buraya koştum,
Bağırmaya başladım.
Olmayınca Ulıp da
Koşup varır oraya.
Onu bilmediğimden
Çok bağırdım gökten.
Şükürler sana Ulıp!
O benim önümde eliyle
Kovaladı tilkiyi
Uzaktaki bozkıra.
İşte bu Ulıp yavruları
Aldı koynuna çekti,
Meşe tepesine çıkardı,
Yuvaya iyice yaklaştı.
Kıvırcık saçı o kesti,
Pamukladı, kucakladı,
Sonra bunu yuvaya
Yatırdı şefkatle.
Sıcak yuvaya kuşları
Tutup koydu acıyarak,
Bu nedenle içimden
Teşekkür ettim Ulıp’a.
-Ulıp dedin? O,
İyi kalpli insanmış.
Kuşlar falanmış,
Acıyan insanmış.
O neden burada?
Ahıryan yanında imiş.
Ay,ay! Yiğit! Buymuş,
Hiçbir şeyden korkmazmış.
İşte böyle bugün Ahıryan
Ayaz eder azgınlığından.
O Ulıp’a güler,
Kalbini almak ister.
Ben söylerim işte böyle
İyiye iyilik yapmalı!
Bu nedenle Ulıp’a
Ben de yardım etmeliyim.
Başka türlü düşünsen
Komşu olur Ahıryan.
Öyle olunca… Nasıl …
Vĭt şеrеmеt... İtlе-ha!
V-ha Ulĭp hınçеn
Ĭna husa itiççеn.
Husa itsеn hĭv yatpa
Kala unpa kĭmĭlpa:
-Es kamnе ıytmastpĭr,
2490 ulna-yrnе tatmastpĭr,
Kurman-iltmеn pulatpĭr.
Ançah apla kalatpĭr:
Pĭhkalasam tavralla
Kunta viçkn kupala.
Vĭl uhmah mar, çuhlatеh,
Tuymallinе tuyatеh,
Mn kirlinе tupatеh,
Unpa usĭ kuratеh.
Ulatakka yavĭnsa,
2500 Yavĭnsa ta savĭnsa
Vr Ulĭp hınçеn
Ĭna husa itiççеn.
Sm vĭrmanti çĭtlĭhra
Nikam kurman vĭhĭtra
Ulatakka Ulĭpa
Şĭppĭn kalat’ kĭmĭlpa:
Es kamnе ıytmastpĭr,
ulna-yrnе tatmastpĭr,
Kurman-plmеn pulatpĭr.
2510 Ançah akna kalatpĭr:
Pĭhkalasam tavralla
Kunta viçkn kupala.
-Ulatakka, avra ku,
Çrеrеnеh tavtapu!
Sana sıvlĭh pin ullĭh,
Yutĭşsеnе ur kunlĭh,Tеr Ulĭp kayĭka
Ĭş kĭmĭllĭ sasĭpa.
Takka vr kayalla,
2520 Ulĭp utr malalla
Sm-sm vĭrman huşşipе
ĭka uli utipе.
Pr vat hurĭn hüttinçе,
Şurĭ çulsеm huşşinçе
Ulĭp kurat’ upana,
Sm vĭrmanti usmana.
İşte malesef… Dinle ha!
Uç ha Ulıp ardından
Ona yetişene kadar.
Yetişince kendi adınla
Konuş onunla güzelce:
-Kim olduğunu sormuyoruz,
Yolundan alıkoymuyoruz,
Görmemiş, duymamışız,
Ancak şunu söylüyoruz:
Baksam çevreye
Burada keskin gözle.
O ahmak değil, planlı,
Duyulacağı duyar,
Gerekliyi bulur,
Onu kullanır.
Ağaçkakan kıvrılıp,
Kıvrılıp da sevinip
Uçtu Ulıp ardından
Onu yakalayana kadar.
Sık ormandaki çalılıkta
Kimsenin görmediği zamanda
Ağaçkakan Ulıp’a
Sessizce dedi samimiyetle:
Kim olduğunu sormuyoruz,
Yolundan alıkoymuyoruz,
Görmüyoruz işitmiyoruz.
Ancak şunu söylüyoruz:
Baksam çevreye
Burada keskin gözle:
-Ağaçkakan, yuvarlak göz,
Canı yürekten teşekkür!
Sana esenlik olsun bin yıl,
Başkasına yarım günlük,
Dedi Ulıp kuşa
Samimi sesiyle.
Ağaçkakan uçtu geri,
Ulıp gitti ileri.
Sık sık orman içinden
Ihlamur yaprağı ışıltısıyla.
Yaşlı bir kayın gölgesinde,
Ak taşlar arasında
Ulıp görür ayıyı,
Sık ormandaki tembeli.
113
114
Upa-usman utkalat’,
Prtak rе çavkalat’.
Untan tıtat’ hurĭna,
2530 Pĭrsa kĭklat’ vĭl ĭna,
Pr rеllе strеt,
Kupa tusa sikkеlеt.
Untan tuhat’ ulanka,
Kayran utat’ sukmakpa.
Hir pulat’ Ulĭppa,
Sivvn pĭhat’ vĭl ĭna.
Ura inе vĭl tĭrat’,
Çrnisеnе kĭlarat’,
Ulĭp inе ıtkĭnat’,
2540 Mutalama tıtĭnat’.
-Upa, mnşn ulatĭn,
Ursah mana tapĭntĭn?
Sana vırĭn itmеst-i,
ĭkĭltaşu vrеt-i?
-Ahĭr‘yan tari pul’ tеsе
Ep şutlarĭm av sana.
avĭnpa ta illеnsе
Tatasşĭnçç purnĭna.
ak vĭrmanta man tĭşman
2550 -Smsr usal Ahĭr‘yan .
Yĭva tĭvap tĭrĭşsa,
Katmar yuman suylasa.
Ahĭr‘yan kulat’ şĭl yrsе,
Hurt-kĭpşanka skrtsе.
Lеşsеm ursa kaya,
Yuman tavra sırna.
Yıvĭ çasah imşrеt,
ilpе rе sirpnеt.
Yĭva yulat’ ap-ara,
2560 Hl kamaşkĭn hn vara.
Siv tullat’ urĭmran,
Tĭm çptеt hĭlharan.
-Apla pulsan tuslaşar,
Utsam manpa yunaşar
Ahĭr‘yan patnе itiççеn,
Ĭna Kiyü kĭtartiççеn.
ul tĭsĭlat’ uhrĭmpa
ula pççеn tuhsassĭn.
ul kskеlеt yultaşpa
Tembel ayı gider,
Birazcık yeri eşeler.
Sonra tutar kayını,
Kökünden söker onu.
Bir yere sürükler,
Deste yapıp zıplar.
Sonra çıkar boşluğa
Sonra gezer sokakta.
Karşılaşır Ulup’la,
Soğukça bakar ona.
Ayakları üstünde durur,
Tırnaklarını çıkarır,
Ulıp’ın üstüne atılır,
Karıştırmaya başlar.
-Ayı niçin uluyorsun,
Kudurup bana saldırıyorsun?
Sana yer yetmedi mi,
Yapıyorsun naz diye mi?
-Ahıryanın uşağı diyerek
Ben düşündüm seni.
Bu nedenle öfkelenip
Almak istedim canını.
Bu ormanda benim düşmanım
-Küstah, kötü Ahıryan.
Yuva yapıyorum çalışıp,
Kocaman meşe seçip.
Ahıryan gülüyor pis pis,
Börtü böcek kudurtup.
Diğerleri kudurup giderler,
Meşe çevresine yapışırlar.
Ağaç çabucak zayıflar,
Esen rüzgârla yere dağılır.
Yuva kalır bomboş,
Kış geçirmek korkunç artık.
Soğuk ısırır arkadan,
Don çimdikler kulaktan.
-Öyle ise dostlaşalım,
Gel benimle beraber
Ahıryan’a ulaşana dek,
Onu kulağından çekene dek,
Yol uzar kilometrelerce
Yola yalnız çıkınca.
Yol kısalır arkadaşla
2570 Savsa prlе utsassĭn.
Ulĭppala usman
Sm vĭrmanpa uta.
Kaşlat’, şavlat’ vĭrman.
il açisеm ula.
iç vl ırmaran
Ahĭr‘yan tuhat’ şĭvĭnsa.
Hayar saspa Ulĭpran
Iytat’ kutĭn avrĭnsa:
Ĭti uhmah? Mn yatlĭ?
2580 Mn şĭrşlasa ürеtn?
Kunta epir ul maylĭ,
Ma un pеkеh illеntn?
Epir ikkn -ĭstasеm,
urt-yr lartakannisеm.
Sana kirl kеrmеnsеm?
Epir kеrmеn ĭstisеm.
Huşsan kеrmеn san valli
Pulsa tĭr çi çapli.
-Çi çapli tеn? Vknsеm!
2590 Şaymak, ankĭ-minksеm!
Kuratĭr-i avsеnе,
Turat inçi pusеnе?
Unta pusеm tеm çuhlеh,
Srе itmеst ikk е.
Sirе valli ik turat,
İk pu valli vsеm hal’.
İksrе tе  purtan
Kеrmеn lartma tıtatĭp.
Ançah akna kalatĭp:
2600 Kеrmеn ttm kĭlarsan
An işltr vun kuntan.
Tünsеssnеh puusеm
-İltеtr-i, tuntuksеm? Turat inçе pula.
umĭrsеmpе şura.
-Yurat’. Kеrmеn lartiççеn
Iytasşĭn-ha ak akna,
Ĭnkarsa il es ĭna.
Kеrmеn tünsе kaymasan,
2610 Yĭltĭrtatsa е larsan
Puu pulat’ avĭnta,
Turat inçе, vĭrmanta.
Severek birlikte gidince.
Ulıp’la tüylü dostu
Sık ormandan gidiyor.
Uğuldar, gürler orman.
Yel çocukları uluyor.
Yedi başlı dereden
Ahıryan da çıkar
Kötü sesle Ulıp’tan
İster götünü dönerek:
Nerede ahmak? Adı ne?
Ne koklayıp gezersin?
Burada biz yoldayken,
Niye bu kadar sinirlendin?
Biz iki kişiyiz, ustayız,
Ev bark yapanlarız.
Sana saray mı gerek?
Biz saray ustasıyız.
İstersen sana saray
En güzelini yaparız.
-En güzeli mi? Övünenler!
Alaycılar, deliler!
Bakar mısınız şunlara,
Dal üstündeki başlara?
Orada başlar ne kadar,
Size yetmez sadece iki.
Sizin için iki dal,
İki baş için şimdi onlar.
İkinizi de iş olduğundan
Saray yapmaya tutuyorum.
Ancak şunu söylüyorum:
Saray duman bırakınca
Yıkılmasın on gün sonra.
Devrilir yoksa başlarınız.
-Duyuyor musunuz aptallar?
Dal üstünde oturanlar.
Yağmurlarla ağarırlar.
-Tamam. Saray yapana kadar
İstersin işte bunu,
Anla sen bunu.
Saray yıkılmazsa,
Parıldayıp durur
Başın olacak burada,
Dal üstünde, ormanda.
115
116
Ku ançah mar, es unççеn
Hĭvah paran ıytnĭ pеk
Timr yıvĭ puşĭtnе
ĭpatalĭh ıhĭpa.
Ulĭp е puliççеn,
n purttinе hĭyriççеn,
Ulatakka sĭmahnе
2620 Asa ilç hayhinе.
“ak aylĭmri urtsеnçеn
Tlnеtp pur еnçеn:
Tünn şk inrеn,
Hĭş-prisеm -rnrеn.
Ay-uy, unti prеni
urt tĭrrinçеn ükmеn-ji?
Suhĭrlansa kaynĭran
Yĭltĭrtatat’ ayakran.
Pirе tuman şur tĭmran,
2630 An hapsĭnsam, Ahĭr‘yan !
Tuyrĭm irsr vĭy-halna,
Ultalaymĭn es mana”.
Ulĭp hĭyrat’ purttinе,
Upi -mĭka çrninе,
Yıvĭsеnе kasa,
Suyla-suyla çutla.
Prеnisеm yap-yaka,
Ku tulli tе yaltĭrkka.
Iltĭn tеyn sarĭran,
2640 Suhĭrlansa larnĭran.
Yumansеm -pin ulhi,
Sm vĭrmanta -çi ülli,
Sĭvay şutnе krе,
Niks pulma ükе.
İk ernеrеn kеrmеnе
Çntrlеr pur еnçеn.
Pĭhsan kеrmеn tĭrrinе
lk ükеt r inе.
Karnis inçе, ik еnçе,
2650 urt umnçе, hınçе,
Tеm çul kayĭk-kşksеm,
Pıl hurçsеm, çеçеksеm.
Takki ilеt takkasa,
Çkе vеt yarĭnsa
Pıl hurçsеm vе,
Tek bu değil, sen ona kadar
Kendin verirsin istediğini
Demir ağaç kabuğunu
Sandallık bağ ile.
Ulıp işe başlayana dek,
Yeni evi yontana dek
Ağaçkakan sözünü
Hatırladı o anda.
“Bu ovadaki evlerden
Hayret ediyorum her yandan:
Yıkıldı böcek yediğinden,
Bazıları çürüdüğünden.
Ay ay, ondaki tomruktaki
Yurt tepesinden çökmez mi?
Eğer katranlanırsa
Parıldar uzaktan.
Bize yapmadın ak kilden
Heveslenme, Ahıryan!
Duydum kötü gücünü,
Kandırazmazsın sen beni.”
Ulıp yontar evini,
Ayı tırnağını,
Ağaçları kesiyorlar,
Seçip seçip yontuyorlar.
Dümdüz tomrukları,
Kamaştırır gözleri.
Altın gibi sarıdan,
Katranlanıp durduğundan.
Meşeleri bin yıllık,
Sık ormanda en yüksek,
Kazık yerine girerler,
Temel olmaya düşerler.
İki haftada sarayı
Süslediler her yandan.
Baksan saray tepesine
Şapka düşüverir yere.
Korniş üstünde, iki yanda,
Ev önünde, ardında,
Ne kadar çok kuş,
Bal arısı, çiçekler.
Ağaçkakan gagalar,
Kırlangıç uçar güzelce.
Bal arıları uçarlar
Çеçеkrеn pıl ilе.
Ahĭr‘yan hĭy yĭvinçеn,
iç vl ırminçеn,
Pĭhat’ Ulĭp yennellе
2660 Sikе-sikе ülеllе.
“Kеrmеnü san -hvеl pеk,
mr kunta laras pеk.
Man еkkmpе kеrmеnrеn
Krpе pulat’ ernеrеn”.
Hvеl ansa lariççеn
Ahĭr‘yan tuhat’ yĭvinçеn,
iç hutçеn tilеnеt:
-ut tnçеri şksеm
Hurt-kĭpşankĭ tarĭsеm,
2670 Ulĭp yenne ıtkĭnĭr,
n kеrmеnе sırĭnĭr!
Krpе tĭvĭr kеrmеntеn,
ilpеlе yĭlt vmеllе,
Ulĭp punе imеllе,
Upa tirnе svmеllе.
ut tnçеri şksеm,
Ahĭr‘yan ĭn tarisеm,
Ulĭp patnе ıtkĭnç,
n kеrmеnе sırĭnç.
2680 n kеrmеnе kĭşlasşĭn,
Untan krpе tĭvasşĭn.
Prеnisеm suhĭrtan,
Şĭl vitmеst tе, mn tĭvan?
Aptranipе şksеm,
Şĭlsеnе hunisеm,
Ahĭr‘yan patnе ıtkĭnç,
Tarhaslama tıtĭnç:
-Kaar pirе purnе tе,
Tprеtmе uk kеrmеnе.
2690 Prеnisеm suhĭrlĭ,
ampa hĭnt ta tuma.
Hal’ vsеnе çĭn maltan
Tasatmalla suhĭrtan.
Nim suhĭrsĭr prеnе
Pirе imе pr ernе.
Ahĭr‘yan vi karĭnç,
Vri sıvlĭş kaplanç,
Husa yaç vsеnе
Çiçekten bal alırlar.
Ahıryan kendi evinden,
Yedi başlı deresinden,
Bakar Ulıp tarafına
Seke seke yukarıya.
“Sarayın güneş gibi,
Ömürlük burada oturacak gibi.
Benim isteğimle saraydan
Ufalanmış olacak bir haftada.”
Güneş batana kadar
Ahıryan çıkar evinden,
Yedi defa kudurur:
-Bu dünyanın böcekleri
Kurtlar böcekler uşaklar,
Ulıp tarafına gidin,
Yeni saraya yapışın!
Bulgur yapın sarayı,
Rüzgârla uçmalı,
Ulıp başını yemeli,
Ayı postunu atmalı.
Dünyanın böcekleri,
Ahıryan’ın uşakları,
Ulıp tarafına atıldılar,
Yeni saraya yapıştılar.
Yeni sarayı kemirmek için,
Onu ufalamak için.
Tomrukları katrandan,
Diş geçmez, ne yapmalı?
Şaşırıp böcekler,
Dişleri kırılanlar,
Ahıryan yanına gittiler,
Yalvarmaya başladılar:
-Affet bizi hepimizi,
Ufalamak imkânsız sarayı.
Tomrukları katranlı,
Hiçbir şey yapamazlar.
Şimdi onları en baştan
Temizlemeli katrandan.
Katransız tomruğu
Yememiz bizim bir hafta.
Ahıryan üç defa gerindi,
Sıcak nefes tıkandı.
Kovdu onları
117
118
Aylĭmalla urt yenne.
2700 Suhĭr tumlat’ prеnеrеn,
Vutçul pеk ku kеrmеn.
Ahĭr‘yan ulat’ tmsrlе
Hura pltе şkrtsе.
umĭr ĭvat’ çalĭşla,
Şıv tultarat’ aylĭma.
Şıv aynçi sĭvaysеm,
Şıvran ültе niks tе.
umĭr uma çarĭnat’,
Kеrmеn tavra şıv çakat’.
2710 Kеrmеn larat’ -iltu pеk,
Yĭltĭrtatat’ hvеl pеk.
Ahĭr‘yan kayat’ şuralsa,
Mĭnalĭhnе uhatsa,
Sĭmah huşat’ Ulĭpa
Nĭykĭşakan sasĭpa:
-Ep malaşnе akĭnta
Hua pulmĭp nihan ta.
Çĭvaş pürtl pulatеh,
r pürtsеnе manatеh.
2720 Ahĭr‘yan tarat’ tarkĭnla,
Çri sikеt kuyanla,
Upa tĭrat’ taşlasa,
Sm vĭrmana kultarsa.
Timr puşĭt kirl tе
-Ulĭp kasat’ yıvĭnе.
Kayran svеt huppinе
iç mr üsninе.
-Yıvĭ huppi kasĭlat’,
Pĭh-ha, kirl puşĭtah! 2730 Ulĭp çuntan savĭnsa
Tĭvat’ çaplĭ ĭpata.
n ĭpati punçе
Ala ĭltĭr yalkĭşat’,
Yavsa tunĭ kantrinçе
urhi im yaltĭrat’.
Ovaya ev tarafına.
Katran damlıyor tomruktan,
Çakmak taşı gibi bu saray.
Ahıryan ulur aptalca
Kara bulutu sıkıştırıp.
Yağmur yağıyor sicim gibi,
Su doldurur ovaya.
Su altında kazıklar,
Sudan üstte temel de.
Yağmur yağması durur,
Saray çevresinde su çekilir.
Saray duruyor dağ gibi.
Parlar güneş gibi.
Ahıryan’ın beti benzi atar,
Aklını kaybederek,
Söz söyler Ulıp’a
Sızlanan sesiyle:
-Ben geleceği burada
Elde edemem hiçbir zaman.
Çuvaş evli olacak,
Toprak evi unutacak.
Ahıryan kaçar kaçak gibi,
Yüreği çarpar tavşan gibi,
Ayı kalkar dans ederek,
Sık ormanı güldürerek.
Demir kabuk gerekli
-Ulıp keser ağacı.
Sonra soyar dışını
Yedi ömür büyüyeni.
-Ağaç kabuğu kesilir,
Bak ha, gerekli kabuğu!
Ulıp yürekten sevinip
Yapar güzel sandal.
Yeni sandal başında
Ala yıldız parlar,
Ördüğü ipinde
Bahar şimşeği parlar.
Tĭhhĭrmş Yurĭ (Ulĭp Iraş Tupni)
Dokuzuncu Türkü (Ulıp’ın Çavdar Bulması)
Ulĭp kuççеnе valli tеmiе ıraş
prçi tupat’ tе kĭtkĭ patşi çirlinе plsеn
vsеnе patşinе sıvatma kĭtkĭsеnе
parat’. Ulĭp kĭtkĭ patşi patnçе. Vĭl
huşnipе kĭtkĭsеm Ulĭpa 77 prç ıraş
tupsa para. Ulĭp avsеnçеn tеmiе
ultan pr kĭrman tırĭ tĭvat’.
Ulıp hediye olarak birçok çavdar
tohumu bulur ve onları karınca
padişahının hastalandığını duyunca
iyileştirmek için karıncalara verir.
Ulıp karınca padişahının yanında.
Onun söylediği gibi karıncalar Ulıp’a
77 çavdar tohumu bulup verir. Ulıp
bunlardan birkaç yıl sonra bir ambar
buğday yapar.
irk uli ilе may,
Yurrĭmĭrsеm hamĭr may.
ĭltĭr vitr ul vırtat’,
Ulĭp yrnе kĭtartat’.
2740 Hulasеnçе, yalsеnçе,
Vĭrmansеnçе, uysеnçе
Ulĭp nt uyĭhpе
Şırat’ salma ĭnĭhnе.
Vat ınsеnе kurat’ tе,
Irlĭh-sıvlĭh sunat’ tе
Purnĭlama mtnе
Iytu parat’ vsеnе:
-Esir çılay purĭnnĭ,
ampa numay plеtr.
2750 n yışşi tır-pula
Hĭş vırĭnta tupmalla?
Huravla vattisеm,
Numay rtе pulnisеm:
-n yışşi tır-pula
Tupma pulat’ tulayra.
Ulĭp ürеt uy-hirtе.
urtri üsеt pr rtе,
Kassĭn-kassĭn humhansa,
Tins pеkеh sarĭlsa,
2760 Erhipvar vnçе,
Ansĭr ĭna punçе.
Ulĭp utma çarĭnç.
Pĭşĭrhanma tıtĭnç:
“umkurĭk ay mn çul,
Kızılağaç yaprağı yele göre
Türkülerimiz kendimize göre.
Yıldız içinde yol duruyor,
Ulıp izini gösteriyor.
Şehirlerde, köylerde,
Ormanlarda, tarlalarda,
Ulıp şimdi ayla
Arıyor salma ununu.
Yaşlıları görür de,
Sağlık esenlik diler
Yapmak istediği için
Soru sorar onlara:
-Siz çok yaşadınız,
Bundan çok biliyorsunuz.
Yeni nesil tahıllar
Nerede bulunurlar.
Cevap verdi ihtiyarlar,
Çok yerde bulunanlar:
-Yeni nesil tahılı
Bulmak mümkün dışarıda.
Ulıp gezer bozkırda tarlada.
Evdeki büyür bir yerde,
Zaman zaman heyecanlanıp,
Deniz gibi yayılıp,
Erhipvari ırmağı sonunda,
Ensiz tarla başında.
Ulıp durdu yerinde.
Üzülmeye başladı:
“Yabani ot ne kadar çok,
119
120
Tĭlĭh-turat ani pul’,
Vĭy itmеst pul’, avĭnpa
Ani apla hĭrĭnat’.
akĭntah r kaas-ha,
Unççеn umnе umlas-ha.
2770 lеn çuh vĭhĭt man
Sismеsrеh irt ak”.
Ulĭp uyra um umlat’,
umran kupa kupalat’.
umkurĭksеm şana,
Pr-prinpе puplе:
-Mnşn pirе tavrara,
pе pin halĭhra,
Nim vırĭnnе huma,
Prеhmayah umla?
2780 Pin sıpĭkri pr tĭşman
Tеmşn pirе kurayman,
Hisеpsrе hĭvarnĭ,
umkurĭknе kĭlarnĭ.
Pirn ĭru elеmnе,
Unĭn sünmi hlhеmnе
iç puçahra hĭvarnĭ,
Tnçе tĭrĭh salatnĭ.
Iraş kurak sĭmahnе
Pit hurlansa kalat’ tе,
2790 Ulĭp timln tĭnlar,
Untan ĭşra kalar:
“Ah, vsеnе tupasç,
Pr huyĭh man ptеtç.
Trslеm-ha kaşninе,
Ham allĭmpa tatninе”.
Ulĭp ıraş kurĭknе
Tıtsa suylat’ prеrn,
Alli ıltĭn tеn pеk,
Tupr ır aş prçinе.
2800 Vĭl av prçе sıhlansa,
uhatasran şiklеnsе,
Şur tutĭrpa çrkеsе
Hvnе çikr vĭr-varah.
Iraş tşnе -pirnnе
Ulĭp çikr hĭy hvnе.
nt mskеr tumalla?
Puş alĭpah çupmalla!
Öksüz, yetim tarlası olmalı,
Güç yetmezmiş, bu yüzden
Tarlası böyle kuruyor.
Orada geceleyelim,
O halde önünü ayıklayalım.
Ben çalıştığım zaman
Sezmeden geçiyor.”
Ulıp tarlada ot ayıklar,
Ottan yığınlar yapar.
Yaban otları kuruyorlar
Birbiriyle konuşuyorlar:
-Niçin bizim çevrede,
İşle pişmiş halkta,
Bir yere koymazlar,
Hep ot ayıklarlar?
Bin düğümde bir düşman
Niçin bizi göremez,
Sayısızı bıraktı,
Yaban otunu attı.
Bizim boyun zenginliğini,
Onun sönmeyen parıltısını
Yedi başakta bıraktı,
Dünya boyunca dağıttı.
Çavdar sözünü
Çok dertlenip söyledi,
Ulıp dikkatli dinledi,
Sonra içinden şöyle dedi:
“Ah onları bulsaydım,
Bir kaygım biterdi.
Yoklayayım her birini,
Kendi elimle ayırdığımı.”
Ulıp çavdar otunu
Tutup seçer birer birer,
Eli altına değmiş gibi
Buldu çavdar tohumunu.
Çavdar tohumunu koruyup,
Kaybetmekten korkup,
Ak havluyla sarıp
Kucağına aldı çabucak.
-Çavdar tanesini, birini
Ulıp çekti göğsüne.
Şimdi ne yapmalı?
Boş ellerle koşmalı!
Ir aş prçi sеlmnе,
Unĭn imlh-simlhnе
2810 Epir ançah plеtpr,
avĭnpa ta yrеtpr.
Eh, ır aşsĭr ptеtpr,
Hal’ nim tuma plmеstpr.
Annе çirpе aptĭrat’,
Ĭna kam hal’ sıvatat’?
av pr prçе annеnе
itеrsеnеh imlеsе
ir-çr unran tarçç,
Arat sünsе larmçç.
2820 -An kulyanĭr, kĭtkĭsеm,
r inçе çi çеnsеm,
Sirе parĭp av prçе,
Sıvatĭrah annrе.
Purĭnatĭr ayakra,
Tеn, pr pısĭk kupara?
Vĭhĭt kayat’ vĭraha,
Man patalla utĭr-ha!
Hal’ man inе hĭparĭr,
Sar ü aynе pıtanĭr.
2830 Hĭş yennellе kaymalla,
Hĭş ulpala utmalla?
Ulĭp inçi kĭtkĭsеm
-Savĭnĭlĭ hal’ vsеm
Kanln larsa pıra,
ul kĭtartsa pıra.
Pri -asli pulmalla
Ĭşşĭn, еp saspala
Ulĭpa hıt tav tĭvat’,
Kayran apla vĭl kalat’:
2840 -Epir kilе itrmr.
Kĭştah tĭr-ha akĭnta,
An kaysam es nita ta.
r kisrеnni sisnsеn,
Kassĭn-kassĭn il vrsеn
Vat yumansеm humhanç,
Kĭtkĭsеm tе uhalç.
Ulĭp hĭy tе sismеr
rе mnlе putninе.
utĭ yenne vĭl utr,
2850 Kurç kеrmеn utinе.
Çavdar tohumu şahaneyi,
Onun şifalı olduğunu
Ancak biz biliyoruz,
Bunun için ağlıyoruz.
Elbet çavdarsız biteriz,
Şimdi ne yapmalı bilmeyiz,
Annem hastalıkla azap çeker,
Onu şimdi kim iyileştirir?
Bu bir tohum anneyi,
Yetiştirince tedavi etse,
Hastalık ondan gitseydi,
Soy bitip tükenmezdi.
-Dertlenmeyin karıncalar,
Yeryüzünün en çalışkanları,
Size vereceğim bu tohumu,
İyileştirin annenizi.
Yaşıyorsunuz uzakta,
Belki büyük bir yığında?
Vakit geçer hızlıca,
Bana doğru gelin ha!
Şimdi benim üstüme çıkın,
Sarı saç altına saklanın.
Ne tarafa gitmeli,
Hangi yoldan geçmeli?
Ulıp üstündeki karıncalar
-Şimdi seviniyorlar
Dinlenerek gidiyorlar,
Yol gösterip gidiyorlar.
Biri, büyük olmalı
Hafif nazik sesiyle
Ulıp’a çok teşekkür eder,
Sonra sonra söyler:
-Biz eve geldik.
Biraz dur şurada,
Hiçbir yere de gitmesen.
Yer sarsıntısı sezince
Zaman zaman yel esince
Yaşlı meşeler dalgalandı,
Karıncalar da kayboldu.
Ulıp’ın kendi sezmedi
Yere nasıl battığını.
Aydınlık yere o gitti,
Gördü saray parıltısını.
121
122
Kеrmеn umnе itsеnеh
Kml alĭk uĭlç,
Kеrmеnеllе krsеnеh
Kml alĭk hupĭnç.
avra pülm varrinçе,
İkr çеçеk huşşinçе,
Kurç ıltĭn pukana,
Pukan inçi vat kĭtka.
“-Kеvеn, kеvеn, kеvеn ut,
2860 Kеvеn ut ta ürеn ut”.
Ulĭp, irtsеm malalla,
Kalamalla sanpala.
Es hrhеntn pirе tе,
avĭnpa es kеrmеntе.
Sisrn pul’-ha. Ep -patşa.
Tav tĭvatĭp ham sana.
“Pilk, pilk, pilk ut,
Sula pulsa vilmi ut”.
Ir aş prçi kayran ta
2870 Kirl pul’-ha vĭl sana?
Ĭratĭma ptеrmе
Mana çir-çr ıpĭr,
Pu vnçi vilmе
Ir aş prçi ntеrç.
“Kantĭk, kantĭk, kantĭklĭ,
ĭpati pu sıpĭklĭ”.
Es pultĭn sĭpaylĭ,
Pirnşn tе kĭmĭllĭ.
Hura-şura tuyatĭn,
2880 İrsr sеm tumastĭn.
Avaltanpah yĭla ku:
nе kura hisеp tu.
avĭnpa ta ep tе
Pulatĭpah san pеkеh.
Siml ır aş prçinе
Şırattarĭp tnçipе.
“Kantavay ta kĭtĭklĭ,
Mĭy şĭmmi tе şĭtĭkla”,
Sirе pr  huşatĭp,
2890 r kaiççеn purnĭlĭr,
Tnçе tĭrĭh salanĭr,
42
Saray önüne gelince
Gümüş kapı açıldı,
Saraya doğru girince
Gümüş kapı kapandı.
Yuvarlak oda ortasında,
İkişer çiçek arasında,
Gördü altın iskemle,
İskemlede yaşlı karınca.
“-Kızıl, kızıl, kızıl at,
Kızıl at da sarı at.”
Ulıp, geçince ileriye,
Konuşmalı seninle.
Sen acıdın bizlere,
Bunun için saraydasın.
Anladın sen, padişahım.
Teşekkür ediyorum sana.
“Beş, beş, beş at,
Hastalanıp ölmeyen at.”
Çavdar tohumu nereden,
Gerekli idi o sana?
Neslimi tüketmek için
Bana hastalık bulaştı,
Baş ucumdaki ölümü
Çavdar tohumu yendi.
Cam, cam, camlı,
Çarığı baş parçalı.”
Sen oldun alçak gönüllü,
Bizim için de keyifli.
Akı karayı biliyorsun,
Kötü iş yapmıyorsun.
Eskiden beri gelenek bu:
İşine göre saygı göster.
Bu nedenle ben de
Olacağım senin gibi.
Şifalı çavdar tohumunu
Arattıracağım dünyada.
“Tarla ortasında pınar kaynar,
Ormanda kazan fıkırdar.42
Size bir iş veriyorum,
Gece bitene dek yapın,
Dünya boyunca dağılın,
Şair destanının başka bölümlerinde yaptığı gibi buraya da bir bilmece yerleştirmiştir. Bilmecenin cevabı ise karıncadır.
Pulman rtе pulsamĭr,
Ir aş kurĭk prçinе
Tupsa kilr pininе.
Mnpur kĭtkĭ yĭvinçеn
Ala ĭltĭr tuhiççеn
Pr samantrah uhalç,
Tnçе tĭrah salanç.
Ir aş kurĭk prçinе,
2900 Ult puçahra üsninе,
Tupr Ykt ırminçе,
Sar çеçеksеm huşşinçе.
Avtan vi hut avĭtsan,
Şurĭmpu ta vĭransan
Ultĭ ır aş prçipе
Vsеm çupr yĭvinе.
Prçi yıvĭr kĭtkinçеn.
avah tul utĭliççеn
itr hĭysеn yĭvinе,
2910 Prçsеnе, haklinе,
Paç kĭtkĭ patşinе.
-Ulĭp, ır aş prçisеm
itml içç un şuç,
Unşĭn hıtĭ savĭntĭm
av prçsеm purş tе
Parnе pulççĭr man еnçеn.
Ep sana vsеnе
Çrеrеnеh savĭnsa
Tıttarasşĭn kĭmĭlpa.
2920 Tеlеy pulsan-untan ta
Tır-pul pul kĭrmanpa,Tеr patşa Ulĭpa
Pĭhsa ĭşĭ kĭmĭlpa.
Un çuh vara çĭvaş ta
nеnеtp ep ĭna
Hĭnisеmpе savĭnsa
Salma iy puhĭnsa.
Ulĭp hullеn pu taysa
Huravlar patşana:
2930 -Tav tĭvatĭp çrеrеn
Kĭmĭl tulsa itnrеn.
Sıvalsamĭr hĭvĭrtrah.
Hal’ kilеllе utam-ha.
Hl tе itr vaskasa
Gidilmemiş yerlere gidin,
Çavdar otu tohumunu
Bulup gelin olmuşunu.
Bütün karınca yuvalarından
Boğa yıldızı çıkana dek
Aynı ayna kayboldu,
Dünya boyu yayıldı.
Çavdar otu tohumunu,
Altı başakta yetişenini,
Buldular Yikit ırmağında,
Sarı çiçekler arasında.
Horoz üç defa ötünce,
Şafak da atınca
Altı çavdar tohumuyla
Onlar koştular yuvalarına.
Çavdar ağır karıncadan.
Gün aydınlanana dek
Yetiştiler kendi evlerine,
Tohumlarını, kıymetlilerini,
Verdiler, karınca padişahına.
Ulıp, çavdar tohumları
Yetmiş yedi onun sayısı,
Onun için çok sevindim
Bu tohumların hepsi de
Hediye olsun benden sana.
Ben sana onları
Yürekten sevinip
Vermek isterim keyifle.
Nasip olursa ondan da
Tahıl olur saray dolusu
Dedi padişah Ulıp’a
Bakarak samimiyetle.
O zaman Çuvaş da
İnanıyorum ben ona
Konuklarla sevinip
Salma yedi toplanıp.
Ulıp yavaşça baş eğip
Cevap verdi padişaha:
-Teşekkür ederim yürekten
Keyfin yerine geldiğinden.
Çabucak iyileşiverin.
Şimdi evime gideyim.
Kış geldi aceleyle
123
124
il-tĭmanpa ahĭrsa,
ur ta itr vtеrsе
Hl hĭvatnе ntеrsе.
Ulĭp irеh akara,
Akapu alĭra,
2940 Suha tĭvat’, sürеlеt,
Uy-hir nе vĭl plеt.
“Tеm tе pul purnĭra,
Tĭşman urnĭ vĭhĭtra
Sıhlanakan kayĭka
Tıtman tе hurçĭka”
Ulĭp şutlat’ ĭşnçе,
Akman ani vnçе.
Mnpur ır aş prçinе
Paylanĭ çuh irhinе
2950 Vĭl pr paynе allipе
Lartr sl akiççеn,
Tеpr paynе kahinе
Lartr ırla piiççеn.
Vimşnе -kr kilsеn
rе şur tĭm ükiççеn.
ĭn maltanah akninе
Çasah vĭylĭ pĭr apr,
Un hınçеn akninе
Uyar şĭrĭh untarç.
2960 Vimş kalça е,
umkurĭk еvr е.
“Kalça yurpa vitnç,
Tеn, vĭl ĭna hütl”,Ulĭp şutlat’ ĭşnçе,
Şiklеnü un kunçе.
-An kulyansam kalçaşĭn,
Şĭnm tеlеy pulsassĭn,
-Pliska kalat’ Ulĭpa
Italasa, lĭpkasa.
2970 Kun hınçеn ka irtеt,
Hl hınçеn u itеt,
Ulĭp tupat’ aninе,
Kurat’ ır aş pininе.
Ir aş kurĭk hĭmĭş pеk,
Yĭltĭrtatat’ ıltĭn pеk.
Puçahsеm partas pеk,
Kaşni prçi ykеl pеk.
Yel boran uğuldayıp,
Bahar da geldi hemence
Kış gücünü yenerek.
Ulıp sabahleyin tarlada
Pulluğu elinde,
Tarla sürer,
Tarla işini o bilir.
“Neler oluyor hayatta,
Düşman kudurduğu zaman
Saklanan kuşu
Tutmayın derler şahini”
Ulıp düşünür içinden,
Ekilmemiş tarla yanında
Bütün çavdar tohumunu
Paylaştırırken sabahleyin
O bir payını eliyle
Oturttu yulaf ekene kadar,
Diğer parçasını geceleyin
Oturttu çilek olana kadar.
Üçünü, güz gelince
Yere ak damla düşene kadar.
İlk önce ektiğini
Aniden güçlü buz vurdu,
Onun ardından ektiğini
Şiddetli ayaz yaktı.
Üçü de ancak kışlık ekin,
Yaban otu gibi ancak.
“Kışlık ekin karla kaplandı,
Belki de o onun korunağı.”
Ulıp düşünür içten içe
Şüphe var gözlerinde.
-Dertlenmeyim ekin için,
Şans varsa donmaz,
-Pliska söyle Ulıp’a
Kucaklayıp, okşayıp.
Gün ardından gece geçer,
Kız ardından bahar yeter,
Ulıp bulur tarlayı
Görür yulaf yetiştiğini.
Yulaf kamış gibi,
Parıldar altın gibi.
Başakları kefal gibi,
Tohumları palamut gibi.
-içr prç tırrĭm pur,
Ĭna akma rm pur.
2980 iç ul irttr -vĭhĭt pur,
Ĭna çĭtma vĭyĭm pur.
Kül tulmast’ ĭlkusĭr,
Patman tulmast’ prçsr.
iç ultan iç patman
Ir aş prçi pulat’ man.
Un çuh vara salmalĭh
ĭnĭh pulat’ pit layĭh.
-Ulĭp tĭrat’ savĭnsa,
mçpе utalsa.
-Yedi yüz buğdayım var,
Onu ekmeye yerim var.
Yedi yıl geçsin vakit var,
Sabretmeye gücüm var.
Göl dolmaz gözesiz,
Batman dolmaz tohumsuz.
Yedi yılda yedi batman
Çavdar tohumu olur benim.
Ondan sonra salmalık
Un olur çok güzel.
-Ulıp sevinir durur,
Ümitlenir durur.
125
Vunnĭmş Yurĭ (Ulĭp Alpastipе apani)
Onuncu Türkü (Ulıp Alpasti’yle Savaşır)
126
Ulĭp saran üsеkеn vırĭna itеt.
av r Alpastin. Ulĭppa maltan akar
yıtti apĭat‘, kayran -Alpasti. Ktüri
vıl‘ahsеm Ulĭpa Alpastiye ntеrmе
pulĭşa.
Ulıp zambakların yetiştiği yere
varır. Burası Alpasti’nin yeri. Ulıp’la
önce akar iti çarpışır sonra da Alpasti.
Sürüdeki hayvanlar Ulıp’ın Alpasti’yi
yenmesi için ona yardım ederler.
2990 Hura pk tĭrrinе
Mĭşĭr şĭnkrav akrĭmĭr,
Vatĭ karçĭk yĭrrinе
Yal varrinçеh kurtĭmĭr.
Ulĭp-ktü layĭh-kе,
Vıl’ĭh pĭhma ĭsta-kе.
Hvеl tuhma şutliççеn
Yal ktvnе putarat’,
ееnhirе kĭlarat’.
Hvеl anat’ -tavrĭnat’,
3000 Ktü kilе salanat’.
avna kura nеsеm,
Pĭlan üllş üsnisеm,
St para vitripе,
Çülmеkpеlе hĭyminе.
Turĭh yarsa ulatĭn Sar u kĭna puhatĭn.
Çĭkĭt tusa iyetn Pıl-u irm teyetn.
Pĭruşsеnе krkunnе
3010 Yupah tiha tеmеllе.
Pĭru teyïn surĭhne
Tlnmеllе samĭr-kе.
-nе kura Ulĭpa
Ma sĭylas mar apatpa? Tеsе karçĭk uyalla
Vaskat’ şĭrĭh kĭntĭrla.
Karçĭk vatĭ pulsan ta
Uĭn utat’ savĭnsa.
Ulĭppa vĭl aylĭmra
3020 Apatlanat’ sulhĭnra.
Ulĭp apat isеssn,
Şеrpеt tıtsa sеssn
Kara yayın tepesine
Bir çift zil astık,
Yaşlı karcığın çevikliğini
Köy ortasında gördük.
Ulıp, çobanlıkta iyi,
Hayvan bakmada usta.
Daha güneş doğmadan
Köy sürüsünü toplar,
Meraya onları salar.
Güneş batar, döner,
Sürü eve dağılır.
Bunun için inekler,
Geyik gibi büyüyenler,
Süt verirler kovayla,
Kaymağı da çömlekle.
Süt koyup çalkalarsın
Sarı sarı toplarsın.
Peynir yapıp yersin,
Bal yağ yedim dersin.
Danaları güz günü
Tüylü tay dersin.
Buzağı gibi koyunlar
Olağanüstü semizler.
-İşine göre Ulıp’ı
Ne ile ağırlamalı?
Diye karcık tarlaya
Gider sıcak günde.
Karcık yaşlı olsa da
Sevinci gider rahatça.
O, Ulıp’la ovada
Yemek yer serinlikte.
Ulıp yemeği yiyince,
Şerbetini de içince
Pĭhsa tĭrat’ numayççеn
Tuhĭalla tlnsе.
-Ey, kinеmi, kam еkki Kartran tuhnĭ avĭnta?
Çtrеnеt pеk tĭvaykki
inе-inеh... Av tatah!
Pulman rtе pulmallah, 3030 Şĭy-şaynе tе plmеllеh,-
Tеt tе Ulĭp ktvnе Hĭvalasşĭn şav yenne.
Karçĭk kayat’ hĭrasa,
Kalat’ yur pеk şuralsa:
-Es untalla an pĭhsam, Sĭmahĭma ĭnkarsam.
Unta kaysan-ptеtn,
amrĭk puna iyetn.
Tuhĭa mar, anĭa
3040 Hĭvalasam vıl’ĭhna.
-uk, kinеmi, apla mar,
avĭnta man pulmallah.
Kam r vĭl hĭrama?
Karçĭk ĭna huravlat’:
-Ep iç ulhi açaçç,
Attе un çuh kalatç:
“avĭnti r pit paha,
Çĭvaş r vĭl pulsa.
av rşıv hal’ Alpastin,
3050 ĭtkĭn şuyttan hĭrahhin”.
Es untalla an pĭhsam,
ula tıtar kayalla.
İk yuhanşıv huşşipе
av r vırtat’ sarĭlsa,
Unta itsе kurnisеm
Vilm tupnĭ yalanah.
Hal’ urkunnе.
avĭnpa Ktü valli kunta ta
Kurĭk numay pahisеm,
3060 Pilk taran üsnisеm.
Ulĭp hir huravlat’:
-uk, kinеmi, unta man
Tеm pulsan ta pulmalla,
Unti ula umalla.
Vĭl yuhanşıv yennellе
Uzun uzun bakar,
Gündoğusuna hayretle.
-Ey yengecim, kim acaba
Sınırdan çıktı burada?
Bak sallandı işte.
İşte yeniden... Bak işte!
Olunmayan yerde olmalı
Ne olduğunu bilmeli,
Der ve Ulıp sürüyü
Sürer bu tarafa.
Karçık gider korkarak,
Söyle kar gibi ağarıp:
-Sen oraya gitme,
Sözlerimi dinle.
Oraya gidersen, bitersin,
Genç başını yersin.
Doğuya değil batıya
Sürsen ya hayvanları.
-Hayır yenge, öyle değil,
Ben orada olmalıyım.
Kimin yeri ki korkayım?
Karcık ona cevap verdi:
-Yedi yaşında çocuktum,
Babam o zaman söyledi:
“Bu yerler çok kıymetli,
Çuvaş yeri olsaydı.
Bu yer şimdi Alpasti’nin,
Açgözlü şeytanın biri.”
Sen oraya gitmesen,
Tekrar geriye dönsen.
İki akarsu arasında
Bu yerler uzanır,
Buraya varıp görenler
Her zaman öldüler.
Şimdi artık yaz günü
Sürüye burada da var
Yiyecek otlar bol bol,
Bele kadar büyüyenler.
Ulıp tekrar cevap verdi:
-Hayır yenge, ben oraya
Ne olsa da gitmeliyim,
Oradaki yolu açmalıyım.
O akarsu tarafına,
127
128
Husa kayat’ ktvnе.
Yuhanşıv şavlasa
Yuhat’ humsеm kĭlarsa.
Mĭn mеl pеk şur çula
3070 Ulĭp pеrеt şıvalla.
Yuhanşıv ĭna ta
Yuhĭntarat’ turpasla.
Ulĭp avna kurat’ tе
apla şutlat’ ĭşnçе:
Ah, kpеr uk. Man mnlе
Pulmalla-ha lеş еnçе?”
Ulĭp hıvat’ tumtirnе,
Vırnatarat’ pu inе,
Vĭkĭrpala nеnе
3080 “Hul huşşinе hstеrеt.
Şıva krеt. Şıv krlеt,
Aslati pеk mrlеt,
Hum kĭlarat’ avĭrsa,
ıransеmpе apĭsa.
avah Ulĭp parĭnmast’,
Yuhanşıvran hĭramast’.
Mеkrlеnsе, vĭy hursa,
Trеklеnsе, ul usa
Ulĭp kaat’ şıv urlĭ,
3090 amrĭk çri havaslĭ.
Hul huşşinçi vıl’ĭhnе,
nеpеlе vĭkĭrnе,
Ulĭp yarat’ r inе,
Saran kurĭk huşşinе.
Saran kurĭk çеçеknе,
iеkеnnе r tspе,
Tata-tata putarat’,
ıran hrnе ıvharat’.
-Ey, yuhanşıv, ma avran,
3100 Humsеm hıĭn hum yaran?
Kĭpĭklatsa vtеrеn,
Sĭrtran ülе itеrеn.
Sanşĭn tins humsеm,
Sana hir pulnisеm,
Amauri pulç-im,
ıranusеm kukşa-im?
Yuhanşıvĭm, lĭplansam,
Manran parnе yışĭnsam!
Götürür sürüsünü.
Akarsu gürleyerek
Akıyor dalgalanarak.
Çavdar yığını gibi ak taşı
Ulıp fırlatır suya doğru.
Akarsu onu da
Yonga gibi sürükler.
Ulıp bunu görür de
Şöyle düşünür içinden:
İşte köprü yok. Ben nasıl
Geçebilirim diğer tarafa?
Ulıp çıkarır elbisesini,
Yerleştirir başı üstüne,
Öküz ile ineği
“Kol arasına kıstırır.
Suya girer. Su gürler,
Şimşek gibi çakar,
Dalgalandırır girdap gibi,
Dik kayaları döverek.
Ulıp teslim olmaz,
Akarsudan korkmaz.
İnleyip güç koyup,
Dayanıp, yol açıp
Ulıp geçer sudan.
Genç yüreği mutlu.
Kolu altından hayvanı,
İnek ile öküzü,
Ulıp bırakır yere,
Zambaklar arasına.
Zambak çiçeğini,
Yüz renkle parlayanı,
Tekrar tekrar toplar,
Uçuruma yaklaşır.
-Ey akarsu, neden gürlersin,
Dalga üstüne dalga yaparsın?
Köpükletip duruyorsun,
Tepeden göğe götürürsün.
Senin için deniz dalgaları,
Sana karşı olanlar,
Üvey ana mı oldular,
Tepelerin kel mi oldu?
Akarsuyum sakinleşsen,
Benden hediye istesen!
Çеçеklе es ıranna
3110 Sĭpaylansa yuhĭnma.
Ulĭp çеçеk ıhhinе
Vĭrkĭntarat’ şıv inе.
Çеçеk ıhhi iç rtе
Tavrana ilеm krtеt.
Humsеm çasah çakr,
Tülеklеnsе ptr,
Kĭpĭksеm sünç,
Ahah şĭri pulç.
Avĭrsem te ptre,
3120 Kanĭlĭha tuhr.
Ulĭp sĭrnay kĭlarat’,
Sĭrnay kvvi yanĭrat’.
Ktü kaat’ şıv urlĭ,
Kurĭk iyet savnĭlĭ.
Alpastin ku arpaşat’,
illi vrеt, tullaşat’,
Akar yıttinе vеrtеt,
Ulĭp yenne vslеtеt.
-av çĭvaşa, uhmaha,
3130 Un sеhrinе hĭptar-ha,Tamaşasеm kĭtartsa
Lеş tnçеnе ĭsat-ha!
Akar yıttĭn pr  е,
Hn-hur sarma vĭl plеt.
avĭnpa vĭl şĭrtlanat’,
Ulĭp inе ıtkĭnat’:
Es numaya hapsĭnan,
Unşĭn puna uhatan,
Halеh mnpur vıl’ĭhna
3140 Hua patnе hĭvala!
İtlеmеsеn -ptеtn,
Tĭmsay, puna iyetn.
Çasrah! Vaska! Hĭvĭrtrah!
Attu urap vĭr-varah!
Asattеsеn kunti r,
Ep kaymastĭp ku еnçеn!
Hĭramastĭp ep sanran,
Kuntan tasal hĭvĭrtrah!
Akar yıtti yĭpşĭnat’,
Çiçek gibi sen yamacı
Sakince akıp gitsen.
Ulıp çiçek demetini
Atıverdi su üstüne.
Çiçek demeti yedi yerde
Çevreye güzellik verir.
Dalgalar hemen azalır,
Durgunlaşıp biterler,
Köpükleri söner,
İnci gerdanlığı olur.
Girdaplar da biterler,
Dinlenmeye çekilirler.
Ulıp zurnasını çıkarır,
Zurna sesi yankılanır.
Sürü sudan geçer,
Sevinçle otları yer.
Alpastinin gözü bozulur,
Öfkelenir, kudurur,
Akar itini çözüp salar,
Ulıp üstüne saldırtır.
-Şu Çuvaş’ı ahmağı,
Onun ödünü kopar,
Gariplikler gösterip
Diğer dünyaya gönder!
Akar iti var tek bir işi,
Kötülük yapmayı o bilir.
Bunun için öfkelenir,
Ulıp üstüne atılır:
Sen çok heveslisin,
Bundan başını yersin,
Şimdi bütün hayvanını
Efendime doğru sür!
Dinlemezsen bitersin,
Aptal başını yersin.
Çabuk! Acele et! Çabuk!
Yoksa keseceğim çabucak!
Atalarımın buradaki yer,
Ben gitmiyorum buradan!
Korkmuyorum senden,
Defol çabuk buradan!
Akar iti sinsice sokulur,
129
130
Akar İti (Ulıp: 109)
3150 Ulĭp inе ıtkĭnat’.
ırtma tĭrat’ pırnçеn,
Pitnçеn tе punçеn.
Ançah Ulĭp akara
ırtma tĭnĭ vĭhĭtra
Yarsa tıtat’ mĭynçеn,
Pĭvat’ çun tuhiççеn.
-Es ıtla irsr-kе,
Tarĭn çunnе ma iltn?Hayar sasĭ yanĭrat’,
3160 Alpasti hĭy kurĭnat’.
Şĭrtlĭ ü lapĭrkka.
ĭvar un -kĭmaka.
Asav şĭl ik еnçе,
Kapan şĭlsеm hınçе.
ĭvarnçi şĭlsеm
Kiv sürе pĭti pеk,
Yunlĭ karmak kusеm
Pısĭk arman çul pеk.
ĭrsĭrlĭhna ırlatĭp,
3170 Ançah akna kalatĭp:
Es akara ntеrtn,
Haklĭ tara ptеrtn.
Hal’ es akar yıtĭlla
Purĭnĭn man patĭmra.
Ktü pĭhĭn kunpе,
Hural tĭrĭn rpе.
-ura pulma uralman,
ura pulsa purĭnman.
Çĭvaş r man tavra!
3180 Tеr Ulĭp usala.
Alpasti kayr tarĭhsa,
Kĭvakarsa, karĭnsa,
Karsaklansa, pĭvĭnsa,
Yunlĭ kunе avĭrsa.
-Yuhanşıvĭm, avĭrsa,
Sĭrt pеk humsеm kĭlarsam,
av çĭvaşa, çĭrsĭra,
Hĭyĭr aynе putarsam!
Yuhanşıv avĭrmast’,
3190 Ulĭpa vĭl tapĭnmast’.
Es manşĭn, Alpasti,
Ir  tuman nihan ta.
Ulıp üstüne atılır.
Isırmak ister boğazından
Başından ve yüzünden.
Ancak Ulıp o zaman
Isırmak istediği zaman
Tutuverir boğazından,
Boğar canı çıkana dek.
-Seni arsız namussuz,
Uşağın canını niye aldın?
Kötü sesi yankılanır,
Alpasti kendi görünür.
Fırça saçı mundar,
Ağzı onun ocak gibi.
Azı dişi iki tarafa,
Eğri dişleri ardında.
Ağzındaki dişleri
Eski tırmık çivisi gibi,
Kanlı şaşı gözleri
Değirmen taşı gibi.
Küstalığını kabul edip,
Ancak şunu söylüyorum:
Sen uşağı yendin,
Değerli adamımı yok ettin.
Şimdi sen akar iti gibi
Yaşayacaksın yanımda.
Sürü güdersin her gün,
Nöbet tutarsın geceleri.
-Köle olmaya doğmadım,
Köle gibi yaşamayacağım.
Çuvaş ülkesi benim çevrem!
Dedi Ulıp kötüye.
Alpasti’nin canı sıkıldı,
Morardı da morardı,
Tavşan gibi, tıkanıp,
Kanlı gözünü çevirdi.
-Akarsuyum, gürleyip,
Tepe gibi dalgalar yap,
Şu Çuvaş’ı, utanmazı,
Kum altına batır!
Akarsuyu gürlemez,
O, Ulıp’a saldırmaz.
-Alpasti sen bana,
İyi bir iş yapmazsın.
131
132
Ulıp ve Alpasti (Ulıp: 110-111)
133
134
Ulĭp kanĭ-kamanah
Çеçеk paç ıtampa.
-Man tavrari çеçеksеm,
Tеt Alpasti illеnsе,
Ulĭp punе anratĭr,
Sukkĭr tusa hĭvarĭr!
Çеçеksеm-r tslisеm,
3200 Ulĭppa tl pulnisеm,
Usala pu tayma,
apla kĭna kala:
-Es pirnşn akĭnta
Ir  tuman nihan ta.
Ulĭp kilç ku yenne,
Kurç pirn ilеmе.
San sĭmahran tuhatpĭr,
Ulĭpa hur tumastpĭr.
Usal karat’ ĭvarnе
3210 Şak şakkasa asavnе.
Ulĭpa vĭl tapĭnat’,
Aya tuma hĭtlanat’.
Ulĭp-ĭka, aça е,
Alpasti -vatĭ yuman,
avĭnpa ta Ulĭpa
Yıvĭr kilеt tĭşmanran.
Vatĭ vĭkĭr mkrеt,
Pur ktvе pltеrеt:
-Pirn Ulĭp inkеkrе,
3220 Pulĭşmalla purin tе!
Ulıp geçer geçmez,
Çiçek verdi bir kucak.
-Çevremdeki çiçekler,
Der Alpasti sinirlenerek,
Ulıp başını döndürün,
Kör edip bırakın!
Çiçekler, yüzü renkliler,
Ulıp’la buluşanlar,
Kötüye baş eğmezler,
Ancak şöyle söylerler:
-Sen bizim için burada
Hiç bir iyi iş yapmadın.
Ulıp geldi bu tarafa,
Gördü bizim güzelliğimizi
Senin sözünden çıkıyoruz,
Ulıp’a kötülük yapmıyoruz.
Kötü, kapatır ağzını
Takırdatıp azı dişlerini.
O, Ulıp’a saldırır,
Altına almaya çalışır.
Ulıp daha bir çocuk,
Alpasti, yaşlı meşe,
Bunun için Ulıp’a
Ağır gelir düşmandan.
Yaşlı öküz böğürür,
Bütün sürüye bildirir:
-Bizim Ulıp sıkıntıda,
Yardım etmeliyiz hepimiz!
Vunprmş Yurĭ (Ulĭp Hivеl Amaş Patnçe)
On Birinci Türkü (Ulıp Güneş Anası Yanında)
Çĭvaş Vutĭş pirki vym-kĭvaytsĭr
yulat’. Vutĭşa Çĭvaşran mnlе husa
yarassinе Lеrkkе kĭna plеt. Ulĭp
Lеrkkе patnçе. Un kĭmĭlnе avĭrat’ tе,
Lеrkkе ĭna Hvеl amĭş patnе yarat’.
Hvеl amĭş Vutĭşa hĭvalasa yama
hvеl tatkinе parsa yarat’. Hvеl tatki
Vutĭşa Çĭvaşran hĭvalasa yarat’.
Çuvaş Vutış yüzünden ateşsiz
kalır. Vutış’ın Çuvaş ülkesinden nasıl
kovulabileceğini sadece Lerkke bilir.
Ulıp, Lerkke yanında. Onun gönlünü
alır ve Lerkke onu Güneş anası yanına
gönderir. Güneş anası Vutış’ı kovmak
için güneş parçasını verir. Güneş
parçası Vutış’ı Çuvaş ülkesinden
kovar.
Amparĭşki yarĭşki,
Kulsa vırtat’ upĭşki.
İkr utmĭl vt kayĭk,
Tеmеnnçе pr kayĭk1.
Pirn yurĭ kĭmĭlran,
Yurlama çun turtnĭran.
Yurra yurlar yanratsa,
Ulĭp nе utatsa.
Ptm ktü Ulĭpa
3230 Pulĭşsanah pur vĭypa,
Ulĭp hĭyn tĭşmannе
Itkĭntarç inеtе.
Ulĭp kilе tavrĭnsan,
Munça hutsa ĭvĭnsan
Vat amĭşnе ıtalat’,
Untan ĭşşĭn vĭl ıytat’:
-Annе, mnlе purĭnan,
n hıparsеm pur-i san?
Haş-haş sıvlat’ amĭş,
3240 apla tuhat’ sĭmah:
-Ivlĭm, sanpa pur yalta
Sĭmah huş ak apla:
Purĭnatpĭr -çipеrеh,
Kurĭnatpĭr vitrеh.
Sar pikеsеm, inkеsеm,
Nar yuhtarsa tĭnisеm,
Vutĭş yuta savmar,
Parlar orası burası,
Güler durur kocası.
İki yüz altmış hayvan,
Locasında bir hayvan.
Bizim türkü gönülden,43
Söylemek istediğinden
Türkü söyler yankılatıp,
Ulıp’ın işini aydınlatıp.
Bütün sürü Ulıp’a
Yardım eder var gücüyle,
Ulıp kendi düşmanını
Uzaklara fırlattı.
Ulıp eve dönünce
Banyo yapınca
Yaşlı anasını kucaklar,
Ona şunu sorar:
-Anne, nasılsın
Var mı yeni haberlerin?
Haş haş solur anası,
Şöyle olur cevabı:
-Oğlum, işte bütün köyde
Söz söylüyorlar işte böyle:
Yaşıyoruz güzelce,
Görürüz temizce
Sarı kızlar, yengeler,
Güzellik verenler,
Yad Vutış’ı sevmediler,
43
Bilmece; cevabı ise hüneş, ay,
135
136
Un еrkn pulmar.
avĭnpa ta hal’ pirе
3250 Vutĭş pamast’ vut çrtmе.
Çĭvaşsеnе ptеrmе
Purĭnat’ vĭl külrе.
Kĭvar uk ta Çĭvaşra
-Kĭvayt unmast’ vuçahra,
Pin apat akĭnta
Tupaymastĭn nita ta.
Ĭna nikam nеymеst,
avĭnpa yut şiklеnmеst,
ürеt punе kaĭrtsa,
3260 Çĭvaşsеnе hĭratsa.
avĭnpa ta Çĭvaşra
Yurlav şĭpçĭk kayĭk ta
Yan yanratsa yurlamast’.
Pirn yaşĭ-krmsеm
Hutşĭnma vĭyya ta.
Manatpĭr pul’ malaşnе
Sĭrnay, kslе kvvinе.
Tеmşn vara Çĭvaşra.
-Suya-i vĭl, trs-i,
3270 Es un inçеn iltmеn-i?
Pur tеt şurpu tnçеrе,
Lеrkkе tе irsrе.
Çlhi vĭrĭm pulnĭran
Vutĭş hĭrat’ avĭntan.
-Ttm tuhmast’ kĭvaytsĭr,
Sĭmah vmеst sĭltavsĭr.
Tеsеn Ulĭp amĭşnе
Pltеrеt hĭy mtnе:
Kiltеn çasah kaynişn
3280 Annе, kaar, tarhasşĭn.
Lеrkkеnе man tupmalla,
Unpa sĭmah huşmalla.
Ulĭp akat’ kutamkka,
ulnе tıtat’ ayakka.
Utat’, itеt pr rе,
Yeşеrеkеn tmеnе.
Unta vatĭ pĭlansеm,
Vsеm inçе kayĭksеm.
Purtе yĭva avĭrnĭ,
3290 Çpsеm pussa kĭlarnĭ.
Onun sevdiği olmadılar.
Bunun için şimdi bize
Vutış ateş yaktırmaz.
Çuvaşları bitirmek için
Yaşıyor o gölde.
Köz yok Çuvaş’ta
-Ateş yanmaz ocakta,
Pişmiş yemeği burada
Bulamazsın bir yerde.
Onu kimse yiyemez,
Bundan yâd şüphelenmez.
Yürür başını kaldırıp,
Çuvaşları korkutup.
Bunun için Çuvaş’ta
Güzel öten bülbül de
Güzelce şakımaz.
Bizim gençlerimiz
Oyuna da katılmaz.
Unutuyoruz geleceği,
Zurna, gusli ezgisini.
Niçin artık Çuvaş’ta.
-Doğru bu yalan mı,
Sen bunu işitmedin mi?
Varmış aksakal dünyada
Lerkke derler arsıza.
Dili uzun olduğundan
Vutış korkar bundan.
-Duman çıkmaz ateşsiz,
Söz çıkmaz sebepsiz.
Deyince Ulıp annesine
Söyler kendi isteğini:
Çabuk çıkmalı evden
Anne, affet, lütfen.
Lerkke’yi ben bulmalıyım,
Onunla konuşmalıyım.
Ulıp asar sırt çantasını,
Yola çıkar öteye.
Gider varır bir yere,
Yeşeren tepeye.
Orada yaşlı geyikler,
Onlar üstünde kuşlar.
Hepsi yuva yapmış,
Hepsi yavrulamış.
Ulĭp utat’ malalla,
Kurat’ hıtkan çarlana,
Hĭy vĭl pulĭ tıtasşĭn,
Apatlansa larasşĭn.
Ançah umri pulĭsеm,
Vĭlça sapma kaynisеm,
Vat çarlanran tara,
Hürе apsah kula.
Çarlan sıvlat’ huyhĭrsa,
3300 Vıĭpala hĭrĭnsa,
Ulĭp yenne avrĭnsa
Sĭmah huşat’ yınĭşsa:
-Ulĭp, mana itlеsеm,
Kirl pulĭp ep sana,
Kutamkkunti apatna
Uma hursa itеrsеm.
Ulĭp hĭy tе irtеnpе
Apat imеn çpkm tе.
apah ta vĭl çarlana
3310 Apat parat’ vaskasa.
-Ulĭp, hĭvpa il mana, Kirl pulĭp ep sana,-
Tеr çarlan Ulĭpa.
Ulĭp utr çarlanpa.
Puraknçi şеrpеtnе
Ulĭp mе tıtĭnsan
Sas iltnç aylĭmran:
-Şıv tеr-ha hrhеnsе. Ulĭp umnе arĭslan
3320 Şusa tuhr vĭysĭrtan.
antalĭk şĭrĭh ta
Sıvlat’ kĭna paşkasa.
ak puşhirе yanĭran ĭvar hıtĭ tipn man, Şıvna sе ĭvĭnsan
ul kskеl manpa san.
Şıv sеnеh arĭslan,
Vi hutçеn yĭvansan,
Iltĭnlar ilhinе,
3330 ivçlеtr çrninе.
-Lar es man inе çasrah! Kuntan kayar hĭvĭrtrah,
Tеt arĭslan Ulĭpa
Ulıp gider ileriye,
Görür donmuş martı,
Balık tutmak ister,
Yemek yemek için.
Ama önündeki balıklar,
Yumurtlamış olanlar,
Yaşlı martıdan kaçarlar,
Kuyruk çarpıp gülerler.
Martı nefeslenir dertlenip,
Açlıkla muhtaç olup,
Ulıp’a doğru dönerek
Söz söyler seçerek:
-Ulıp, beni dinle,
Ben sana gerekliyim,
Çantandaki yemeği
Önüme koyup yedir.
Ulıp da sabahtan beri
Yememiş bir lokma.
Martıya yine de
Yemek verir aceleyle.
-Ulıp yanına al beni,
Gerekli olacağım sana,
Dedi martı Ulıp’a.
Ulıp gitti martıyla
Sepetindeki şerbeti
Ulıp içmeye başlayınca
Ses duyuldu ovadan:
-Su ver acıyıp,
Ulıp önünde aslan
Sürünüyor güçsüzlükten.
Hava da çok sıcak
Soluyor ancak tıkanarak.
Şu bozkıra girdiğimden
Ağzım dilim kurudu,
Su içip yıkanınca
Yolun kısalır senin.
Su içince aslan,
Üç defa yıkayınca,
Parlattı yelesini,
Sivriltti tırnağını.
-Otur üstüme hemen!
Buradan gidelim hemen,
Der aslan Ulıp’a
137
138
Aslati pеk sasĭpa.
Arĭslan kun çupninе
Etem kay pr ernе,
apah ta un ul vnе
itеym vĭl urrinе.
Vsеm kurç tmеrе
3340 Narkĭmĭşlĭ lеnе.
av lеnn kunçеn
Purnĭ sünеt pit hullеn.
Ulĭp çukmar klеr:
“apsa vatatĭp!” -tеr.
lеn siksе çtrеr,
Untan apla kalar:
-Kirl pulĭp purnĭra
Hĭvna yıvĭr vĭhĭtra.
Vlеriççеn şĭrttanna
3350 Kassa par-ha es mana.
Ulĭp kasat’ şĭrttannе.
Hursa parat’ lеnе.
lеn ĭtat’ tip aşa
Çĭmlamasĭr ĭkklatsa.
Ulĭp tavra şĭvĭnsa
lеn ilеt çaşkĭrsa,
Hura punе kaĭrtsa
Sĭmah huşat’ lĭplansa:
-Hura tu av. Av lеş еnçе
3360 Lеrkkе purnat’ hĭy kilnçе.
Es ĭna kilşsеssn
Mn ıytninе yĭltah par.
Sanran kĭmĭlsĭr yulsassĭn
Sĭnna tiskеrlеtsе yar,
Vıĭhtarsa çunna il,
anurĭmna husa sill.
Yuras tеsеn vat asama
San pulmalla unta apla:
aramas mar, tumpa ta mar,
3370 uran ta mar, utpa ta mar,
Parnеpеlе, parnеsrеh.
Yapalapa, nimnsrеh.
av ın еkki, pr sĭmahpa,
Ni untalla, ni kuntalla.
av vatsupnĭ, şurĭ pua,
Vilmе mannĭ kukşa pua,
Yıldırım gibi sesiyle.
Aslanın günde gittiğini
İnsan gider bir haftada,
Böylece onun yol ucuna
Yetişemiyor yarısına
Gördüler tepede
Zehirli yılanı.
Bu yılanın gözünden
Hayat bitiyor yavaşça.
Ulıp sopayı kaldırdı:
Vurup dağıtırım! dedi.
Yılan sekip titredi,
Sonra şöyle söyledi:
-Gerekli olurum hayatta
Senin zor zamanında.
Öldürene kadar şırttanı
Kesip ver sen bana.
Ulıp keser şırttanı
Verir yılana.
Yılan yuttu kuru eti
Çiğnemeden yiyiverdi.
Ulıp çevresinde sürünüp
Yılan tıslar durur,
Kara başını çevirip
Söz sözler sessizce:
-Kara dağ bu. İşte diğer tarafta
Lerkke yaşıyor evinde.
Sen onun hoşuna gidersen
İstediğini hemen verir.
Senden hoşlanmazsa
Kudurur, çok öfkelenir,
Acıktırıp canını alır.
Vücudunu büker sallar.
Hoşuna gideyim diyorsan
Orada şöyle olmalısın:
Çıplak da değil elbiseli de,
Yaya da değil atla da,
Hediyeli, hediyesiz.
Bir şeyli bir şeysiz,
Bu insan mizacı, bir sözle,
Oraya da değil, buraya da.
Yaşlılık vurmuş, ak başı
Ölümü unutmuş kel başı,
Kilşmеşkn ĭstĭn kirl,
Halap-sĭmah pultĭr virl.
Lеrkkе pirе yĭlt ptеrç,
3380 Eh, mn çul vĭl tеrtlеntеrç!
Kam armĭsç -kunta çarlan,
Mĭkşĭçç av -hal’ arĭslan.
Puşkĭrtç ep -kunta lеn,
Epir kamnе nt plеn.
Ulĭp, es pirntеn ĭslĭ,
Asamĭran hĭtarsamĭr.
-Vat Lеrkkеrеn hĭtĭlma
Pr turtara pulmalla.
avĭnpa ta payantan
3390 An tuhĭr man sĭmahran.
Es, arĭslan, karĭnsa
Lеrkkе patnе utatĭn.
lеn, pr may yavĭnsa
Un umnçе şĭvatĭn.
Ulĭp çasah salanç,
Tumtirrinе putarç,
lеn tirnе, kivvinе,
aksa yaç hĭy inе.
lеn inе vırtr tе,
3400 Urisеnе tĭsr tе
Arĭslan urlĭ hulatr,
Lеrkkе patnе ul tıtr.
Vat çarlan allinçе,
Tumtirsеm pu inçе.
Tlnmеllе kaşninçеn
Pr turtara pulninçеn.
Ulĭp Lеrkkе pürtnçе,
Hui şutlat’ ĭşnçе:
“Ĭtan tuhr ak aça?
3410 Kilşеt pеk vĭl mana.
Ni aramas, ni tumpa,
Ni uran mar, ni utpa.
Parnipе vĭl unatеh,
Aşak pulsa kuratеh”.
-Lеrkkе muçi, kaarĭr,
Beğendirmek için akıl gerek,
Sözün güçlü olması gerek,
Lerkke bizi hemen bitirdi,
Ne kadar bize azap çektirdi.
Kim Mari’ydi44, burada martı
Mokşa45 ise, şimdi aslan.
Başkurt ise, burada yılan,
Biz kimi artık bilirsin.
Ulıp bizden akıllı,
Büyücüden kurtarsaydı.
-Yaşlı Lerkke’den kurtulmak için
Bir yayda olmak gerek.
Bunun için bundan sonra
Çıkmayın benim sözümden.
Sen, aslan, uzanıp,
Lerkke yanına git.
Yılan, aynen kıvrılıp
Onun önünde sürün.
Ulıp hemen saçıldı,
Elbisesini topladı,
Yılan derisini, eskisini,
Alıverdi kendi üstüne.
Yılan üstüne yattı da,
Ayaklarını uzattı da
Aslan üstüne yığıldı.
Lerkke’ye yola çıktı.
Yaşlı martı elinde,
Elbiseleri baş üstünde.
Hayret edilir her birine
Bir yayda olmalarına.
Ulıp Lerkke evinde,
O düşünür içinden:
“Nereden çıktı bu çocuk?
Hoşuma gidiyor gibi.
Ne çıplak, ne elbiseli,
Ne yaya, ne de atlı.
Hediyesi kızak gibi
Eşek olup görür.
-Lerkke amca, bağışla,
44
Kaynaklarda Çeremis olarak da karşımıza çıkan ve Orta İdil bölgesinde yaşayan Fin-Ugor halklarından biri. Çuvaşistan’ın
kuzeyinde yer alan Mari Özerk Cumhuriyeti’nde temel olarak yaşamakla bilikte bölgenin diğer cumhuriyetlerinde de ciddi
sayıda Mari nüfusu yaşamaktadır.
45
Çuvaşistan’un güneyinde yer alan Mordvin Özerk Cumhuriyeti’ni oluştran iki Mordvin grubundan birisidir. Diğerinin adı
da Erza’dır.
139
140
Mana parnе partarĭr,
-Tеr Ulĭp.-Vĭt sana,
Parnе -ak ak. Tıt ĭna!
Ulĭp Lеrkkе umnçе
3420 Çarlana vĭş vtеrç.
Çarlan plt aynçе.
Ĭna tıtma may ukkĭ.
-Ay-ay,-tеr Ulĭpa
Vatĭ Lеrkkе.-Lar manpa.
İkkn hvеl aniççеn
Sĭmah apar ıvniççеn.
Ançah un çuh sĭmahhu,
Tlnmеllе yumahhu
Vĭrĭm pultĭr Atĭlran,
3430 Kskе pultĭr unkĭran.
Hıtaratĭp: an mansam,
Şıv pеk yuhtĭr yumah san.
Pr çĭn sĭmah an kala,
Pultarĭn-şi es avna?
Ep huşni pеk aptarsan Yuratnĭ ın es man.
Un çuh manran mn ıytan,
avna ilеn es manran.
Pultarmasan -an hurlan,
3440 Tiha-aşak es pulan.
Piеn isе ürеtn,
Un tutinе plmеstn.
-Yanĭ çuhnе yumaha
Es, muçi, mana an pül.
Kĭşt pülsеn tе es mana
Mn ıytninе panĭ pul.
Mana itlе ĭnkarsah,
Nim çnmеsr, şĭl ırtsah.
Laşa inе vırtrĭm ta,
3450 Alla purtĭ tıtrĭm ta
Kayrĭm ep vĭrmana...
İtlеtn-i es mana?
-İtlеp, açam, itlеtp,
apla pulnĭ, plеtp.
-Pĭhap rе tinkеrsе,
Kua-pua itеrsе:
Laşan kayri urinе
Turat kassa tatnĭ ta,
Hediyeme izin ver,
Dedi Ulıp. – İşte sana,
Hediyem işte bu. Al onu!
Ulıp Lerkke önünde
Martıyı uçurdu.
Martı bulut altında.
Onu tutmak imkansız.
-Ay ay dedi Ulıp’a
Yaşlı Lerkke. Otur benimle.
İkimiz güneş batana dek
Konuşalım yorulana dek.
Ancak o kadar sözün,
Olağanüstü masalın
Uzun olsun İdil’den,
Kısa olsun ilmikten.
Çekeceğim: Unutmazsan
Su gibi aksın masalın.
Bir gerçek söz söyleme,
Sen bunu yapabilir misin?
Benim dediklerimi yapsan
Sevdiğim kişi olsursun.
O zaman ne istersen,
Onu alırsın benden.
Yapamazsan dertlenme,
Eşek sıpası olursun.
Ot yiyerek yürürsün,
Onun tadını bilmezsin.
-Başladığım zaman masala
Sözümü bölme sakın ha!
Bir kez de bölsen sen beni
Ne söylediğini verdim bil.
Beni dinle anla,
Bir şey deme, ağzını kapa.
At üstüne bindim de,
Elime baltayı aldım da,
Gittim ben ormana…
Dinliyor musun beni?
-Dinliyorum oğlum dinliyorum,
Böyle oldu biliyorum,
-Bakıyorum yere dikkatle,
Başı gözü parlayarak
Atın arka ayağını
Kesiverir orada,
Ura vırtat’ vĭrmanta.
3460 Laşa inçеn antĭm ta,
Vat ĭkana kasrĭm ta
Vrеn yavrĭm vullinçеn.
lеn iprеn kĭşt inе.
Laşan kayri urinе
Turtsa ıhrĭm av ippе.
Utlansanah ut inе
Yara patĭm sikkipе.
itrm ep pr rе Pulat’-kе av tnçеrе:
3470 Hvеl pĭhat’ iç еnçеn,
Ansa larat’ ktеsrеn.
Vĭt avĭnta, çĭnah ta,
Lеrkkе muçi, pr yalta
Kurtĭm sana. Tĭhta-ha...
İtlеtn-i es mana?
-İtlеp, açam, itlеtp,
Unta sana kurnĭ ep.
Yalta sana ak apla
Yarsa iln suhalran,
3480 Untalla ta kuntalla
Strе vunnĭn tan.
Aşak tе vt sana!
Külç sana turtana.
Tislk hunĭ unana
Es turtatĭn ahlatsa.
Çĭnah ta av, aşaklah
Es lеrn av yalta.
Sısnan ayĭm-sarĭmnе
Es ullarĭn kuşak pеk.
3490 Suyatĭn es! Nihan ta
Ep pulman av yalta.
Mana külmеn aşakla,
Ma suyatĭn kasmakla?!
-Epir sĭmah tıtnĭçç...
Es kartran tuhnĭran,
Man sĭmaha tatnĭran
Halap-yumah vlеnç.
Sĭmah patĭn -purnĭla,
ivçlеt man ĭstĭna.
Ayak yatıyor ormanda.
At üstünden indim,
Yaşlı ıhlamuru kestim
İp doladım bedeninden.
Yılan ipten biraz ince.
Atın giden ayağını
Çekip bağladım bu iple.
Binince at üstüne
Gidiyorum dört nala.
Geldim bir yere
Var mı böylesi dünyada:
Güneş bakıyor yedi yerden,
Batıyor sonra köşeden.
İşte burada, gerçekten
Lerkke amca bir köyde
Gördüm seni. Bekle ha...
Dinliyor musun sen beni?
-Dinliyorum oğlum, dinliyorum,
Ben seni gördüm orada.
Köyde seni işte böyle
Tuttu sakalından,
Oraya buraya
Sürüklüyor dokuz kişi.
Eşek diyorlar sana!
Yeni yaya çektiler.
Gübre koydular kızağa
Sen çekiyorsun inleyip.
Gerçekten de bu eşeklik
Sen çalıştın bu köyde.
Domuzun samanını
Sen biçtin kedi gibi.
-Aldatıyorsun! Hiçbir zaman
Ben bu köyde değildim.
Beni koşmadılar eşek gibi,
Neden yalan söylersin?!
-Biz söz vermiştik...
Saygısızlık ettiğinden,
Sözümü kestiğinden
Söz masal bitti.
Söz verdin yerine getir,
Aklını keskinleştir.
141
142
3500 Ep kiln Çĭvaşran.
Ep san umra pit ayvan,
Ĭstĭn ıytap avĭnpa.
Vutĭşa tp tumaşkĭn
Pulĭşsamĭr, tarhasşĭn.
Un pirkiyeh Çĭvaşra
Kĭvayt unmast’ nita ta.
-Sakkĭr sĭvat’ çеyе ku,
San avra pu -til pu,Tеr Lrkkе lĭplansan.
3510 Kavir inе vırnasan.Kilşеtn es mana,
Ĭs pamallah man sana.
Vutĭş manran vatĭrah,
Asamlĭhpa vĭylĭrah.
Ep mn huşap -tumalla,
Tеmеn patnе tuhmalla.
Tеmеn iç tĭrĭllĭ,
Unta kеrmеn vunulttĭ.
Hvеl purnat’ kеrmеnrе
3520 Yalan prlе amĭşpе.
Es Hvеl amĭşnе
Yurasanah kеrmеntе
Hĭyеh hvеl tatĭknе
Sana parat’ tеmеnrе.
Sarĭ hvеl tatkipеh
Çĭvaş rnе itsеnеh,
Hvеl vĭynе sissеnеh
Vutĭş tarat’ rattipеh.
Mn plninе kalarĭm.
3530 Pççеn utma ul vĭrĭm,
Yultaşusеm ın pulççĭr,
Sanpa prlе ul tıtçĭr.
Ulĭp kallеh ul inçе,
Lеrkkе vrеntsе yaninçе.
Yultaşsеm -yktsеm,
Sĭrt tĭrrinçi prktsеm.
Vi hut şıva putr,
iç hut vutra unç.
Vsеm kç kеrmеnе,
3540 Kurç Hvеl amĭşnе.
Ulĭp çĭvaş huyhinе
Yĭlt pltеrç yrkipе.
Ben geldim Çuvaş’tan.
Senin yanında saf dilim,
Ustaca söylüyorum bundan.
Yok etmek için Vutış’ı
Yardım et, lütfen bana.
Onun yüzünden Çuvaş’ta
Ateş yanmaz hiçbir yerde.
-Sekiz sayar göz kurnaz,
Senin başın çok kurnaz,
Dedi Lerkke sakince.
Halı üstüne oturunca.
Gidiyorsun hoşuma,
Akıl vermeliyim sana.
Vutış benden yaşlı,
Büyüdede de güçlü.
Ne dersem yapmalısın,
Çevreye çıkmalısın.
Çevre yedi tepeli,
Saray on altı orada.
Güneş yaşıyor ormanda
Her zaman annesiyle.
Sen Güneş anasının
Hoşuna gidersen sarayda
O güneş parçasını
Sana verir locada.
Parlak güneş parçası
Çuvaş ülkesine varınca,
Güneş gücünü sezince
Vutış kaçar bile bile.
Ne bildiğimi söyledim.
Yalnız gidilecek yol uzun,
Yoldaşların insan olsun,
Seninle birlikte yol tutsun.
Ulıp tekrar yollarda,
Lerkke’nin öğrettiği gibi.
Yoldaşlar, yiğitler,
Tepedeki kartallar.
Yedi defa suya battılar,
Yedi defa ateşte yandılar.
Onlar saraya girdiler,
Güneş anasını gördüler.
Ulıp Çuvaş’ın derdini
Hemen söyledi özenle.
“-Ep kiltm Çĭvaşran, Unta kĭvayt yulmanran,”
-Tеrn es çrеrеn.
Kiln es inеtrеn.
Vutĭş çĭvaş vuttinе,
Avaltanpah unninе,
Nim ayĭpsĭr süntеrmеn,
3550 apla mar-i, yktsеm?
“Hrarĭmsеm ayĭplĭ”,Tеr mana anĭra.
Vsеn çlhi tеm maylĭ
Hrsеn kasat’ -çĭt kĭna.
-Hvеl amĭş, ĭnlansam,
apla pultĭr sĭmah man:
Suysan -mana r ĭttĭr, Hrarĭmsеm ayĭpsĭr.
Pur rtе tе tnçеrе
3560 Vsеm purtе hisеprе.
Vsеm pеkki, çĭnah ta,
Hakli ukkĭ turşĭn ta.
Maynе-mnnе plе.
Vsеm purnĭ para.
Vsеm sm-sm avalra
Tırĭ akma çuhlanĭ,
Vsеm ĭkĭr-tĭvara
Pеrmеşkn pultarnĭ.
Vsеm ĭşĭ-sivrеn
3570 Purĭnma urtsеm larttarnĭ.
Vsеm namĭs-simsrеn
Tumlanmaşkĭn ĭs panĭ.
Tiskеr kayĭk-kşknе
Vsеm alla ükеrn,
Kartişnçе vsеnе
Usĭ pama vrеntn.
Samay yıvĭr huşĭra
uhatma tĭnpua,
Samay savĭk purnĭra
3580 Nim manma hn-hura.
Vĭt hal’ vsеm Çĭvaşra
Aça çirl vĭhĭtra
Vutĭş patnе kaya,
Un mĭşkĭlnе tüsе.
Kĭşt kĭvaytşĭn namĭs kur.
“-Ben geldim Çuvaş’tan,
Orada ateş kalmadığından.”
-Söyledin sen yürekten.
Geldin sen uzaktan.
Vutış Çuvaş ateşini,
Eskiden beri yananı,
Boş yere söndürmedi
Böyle değil mi yiğitler?
“Kadınlar suçlu.”
Dediler bana batıda.
Onların dili de yağlı
Kızınca keser, sadece dayan.
-Güneş anası, anlasan,
Böyledir benim sözüm:
Yalansa, beni yer yutsun,
Kadınlar günahsız.
Bütün dünyada her yerde
Onların hepsi düzenli.
Onlar gibisi gerçekten,
Değerlisi yok ikonun da.
Yolunu yordamını bilirler.
Onlar hayat verirler.
Onlar çok çok eskiden
Buğday ekmeyi başardı,
Onlar tuzu ekmeği
Pişirmeyi başardı.
Onlar sıcak soğuktan
Yaşamaya ev yaptı.
Onlar namustan
Giyinmeye akıl verdi.
Vahşi hayvanları
Onlar ele geçirdi,
Ağılında onları
Kullanmayı öğretti.
Çok zor zamanda
Akıllarını kaybetmez,
Çok sevinçli hayatta
Sıkıntıyı unutmaz.
Onlar şimdi Çuvaş’ta
Çocuk hastalandığında
Vutış yanına giderler,
Onun alaylarına sabrederler.
Biraz ateş için ayıp.
143
144
Hrarĭmra ayĭp uk!
Suysan mana r ĭttĭr.
Hrarĭmsеm ayĭpsĭr!
Ep -hrarĭm açiy,
3590 Mana annе uratnĭ.
Unĭn yıvĭr huyhiy
Man çrеnе amantnĭ.
Hvеl amĭş, Vutĭşa,
Vilmе mannĭ yutĭşa,
Husa yama pulĭşsam,
Mana kĭvayt partarsam.
-Ulĭp, es,çĭnah ta,
Hrarĭmran uralnĭ,
ulran aça pulsan ta
3600 Un huyhinе ĭnlannĭ.Hvеl amĭş Ulĭpa
Huravlar kĭmĭlpa.Sarĭ hvеl tatĭknе
Partaratĭp hamĭnnе.
av tatĭkpa Vutĭşa,
Asran kaynĭ yutĭşa,
Husa yarĭn samantrah,
Vara kaşni vuçahra
Kĭvayt un, an hĭra.
Kadının günahı yok!
Yalansa beni yer yutsun.
Kadınlar da günahsız!
Ben de kadın çocuğuyum,
Beni annem doğurdu.
Onun ağır kaygısı
Yüreğimi sıkıştırdı.
Güneş anası, Vutış’ı,
Ölümü unutmuş yabancıyı
Yok etmeme yardım et,
Bana ateş ver.
-Ulıp, sen gerçekten,
Kadından doğdun,
Bir yıllık çocuk olsan da
Onun derdini anladım.
Güneş anası Ulıp’a
Cevap verdi güzelce.
Parlak güneş parçasını
Veriyorum kendiminkini.
Bu parçayla Vutış’ı,
Unutulmuş yabancıyı
Yok ettiğin zaman,
Sonra her ocakta
Ateş yanacak korkma.
Vunikkmş Yurĭ (Şĭpatan Suya Ulĭp Pulnı)
On İkinci Türkü (Şıpatan’ın Sahte Ulıp Olması)
Büyücülerin
bayramı.
Ulıp’ı
Tuhatmĭşeyen uyav. Ulĭpa vlеrmе
kavar tĭva. Şĭpatan Ulĭp yalnçе öldürmede anlaşırlar. Şıpatan Ulıp’ın
-suya Ulĭp. Vĭl Ulĭpa yaltam hĭvalasa köyünde sahte Ulıp olur. O, Ulıp’ı
köyden göndermek için köylüleri
yama yal halĭhnе htrtеt.
kışkırtır.
3610 Çmpr inçе çn vılyat’,
Hr umnçе yaş taşlat’,
Sm vĭrmanta ma şĭy-şay?
r kisrеnnn tuyĭnat’.
Tuhatmĭşsеn uyav
Unta pırat’ ur rççеn.
Asampala tşmş
Unta itml tsli tеt.
Vutkĭnaypa Alpasti
ın şĭmmişn vĭra,
3620 Ahĭr‘yan pеk usalli
Şĭlnе yrsе tĭra.
Kirşmеtpе Vutĭş
İmam sе küpе,
Untan vara ikkş
Pr-prinе trtе.
Kirşmеç Vutĭşa
Pülsе kalat’ muhtansa:
-Ep kĭna çĭvaşa
Alra tıtap hĭratsa.
3630 Vutĭş kulat’ tusnçеn,
Trtsе kalat’ kunçеn.
-Ham ta apla şutlatĭp,
Ep vsеmşn -çĭn tamĭk. avĭnpa ta Çĭvaşra Sanran “hıtĭ hĭrasa”
Kirеmеtsеn yĭvinе,
San yĭhĭntan yulninе,
Suhala ĭvpе
Tustarmaşkĭn rpе.
3640  pt avnaşkal:
Çimpir46 üstünde kemer oynatır,
Kız önünde genç dans eder.
Sık ormanda niye gürültü?
Yerin titremesi sezilir.
Büyücüler bayramı,
Oraya gidiyor gece yarısı.
Büyüyle hurafeler
Orada yetmiş türlü.
Vutkınay ile Alpasti
İnsan kemiği için tartışıyor,
Ahıryan gibi kötüyse
Sırıtıp duruyor.
Kirişmet’le Vutış’ı
İlaç içip şişerler,
Ondan sonra ikisi
Birbirini dürterler.
Kirişmet’i Vutış’ı
Böler söyler övünerek:
-Sadece ben Çuvaş’ı
Elde tutacağım korkutarak.
Vutış dostuna güler,
Dürter gözüne söyler.
-Ben de öyle düşünüyorum,
Onlar için gerçek cehennem.
Bunun için Çuvaş’ta
Senden çok korkuyorlar.
Kiremetlerin yuvasını,
Senin soyundan olanı,
Sürüyorlar patikadan.
Harab etmeye geceleyin:
İşi dışı böyleydi:
46
İdil Bulgarlarının en büyük şehirlerinden birisidir. Moğol istilası sırasında bu şehir yakıldıktan sonra tekrar canlanamamıştır.
Günümüzde Simbir şehrinden yaklaşık yirmi kilometre uzaklıktadır (Ş.N.).
145
146
Sm vĭrmana kĭklasa,
Suhalasa tır aksa,
apsa urma tĭmpuna
Suha it yĭvuna.
Es unşĭn an kulyan.
Es manşĭn çĭn tĭvan.
Un pеk mar-tĭk -tusu san.
Ütnе rmе pamastĭp,
Tĭvarlasa lartatĭp.
3650 Hurana ta lеkеtn,
Şürpе pulma vrеtn.
Şürpе pisеn mn pulat’?
ak vĭrmanta tuy pulat’.
Kaçça tuh Şĭpatan,
Erkn pul kayran man,
Unççеn еr, taşlĭpĭr,
Timr tılla yusĭpĭr.
Şĭpatana av sĭmah
Çunnе kasat’ samayah,
3660 avĭnpa ta tarĭhsa
Pülsе kalat’ Vutĭşa:
-Es -tĭmsay açaran,
Yıt kayaş mimü san,
Es tuhrĭn kĭmĭltan.
San еrknü nihan ta
Ep pulmastĭp, tunkata!
Şĭlna yrsе lariççеn
Kĭşt şutlama vrеn es,
Hvеl amĭş kеrmеnnе
3670 Ulĭp kayni vi ernе.
Pallah, unta itiççеn
Vĭl kayas uk sĭltavsĭr,
Hvеl amĭş kilnçеn
Tuhas uk vĭl puş alpa.
Sarĭ hvеl katĭk
Un allinе lеksеssn
Mnpur çĭvaş halĭh
Kĭvayt çrt mrlh.
Vat Kirşmеt, susĭrskеr,
3680 Şĭpatana nеnmеst.
Pu urlĭ vçhsеh
Yk mĭyĭhnе vtеrеt.
Kurat’ hvеl kеrmеnnе,
Sık ormanı kökleyip,
Sürüp buğday ekip,
Ezmek için katili
Çitfçi yedi yuvayı.
Sen onu dert etme.
Sen gerçek dostumsun.
Onun gibi değil, dostun.
Bedeni çürütmezsin,
Tuzlayıp oturtursun.
Kazana da koyarsın,
Çorba kaynatırsın.
Çorba pişince ne olur?
Bu ormanda toy olur.
Güveye çıkıyor Şıpatan,
Sevgilin olur ne zaman,
Ona kadar için, dans edelim,
Demir tümsek yapalım.
Şıpatan’ın bu söz
Çok canını sıkar,
Bunun için sıkılıp
Böler Vutış’ın sözünü:
Sen, aptal çocuktansın,
İt artığı beynin senin,
Sen çıktın baştan.
Senin aşkın hiçbir zaman
Ben olmayacağım, kütük!
Sırıtıp oturana kadar
Biraz düşünmeyi öğren,
Güneş anasının sarayına
Ulıp gitti üç hafta.
Evet, elbette oraya
Sebepsiz gitmez,
Güneş anasının evinden
Boş elle çıkmak istemez.
Parlak güneş parçası
Onun eline geçince
Bütün Çuvaş halkı
Sonsuz ateş yakar.
Yaşlı sakat Kirişmet,
Şıpatan’a inanmaz.
Sinirlenip başı üstünden
İğrenç bıyığını uçurur.
Görür güneş sarayını,
Untan Ulĭp tuhninе,
Un allinçi kuşеlе,
Savĭnĭlĭ kulninе.
Tuhatmĭşsеm, şuyttansеm,
Kirşmеt pеk usalsеm
Ulĭp inçеn plsеnеh
3690 Şĭlsеnе şakka,
ĭvarsеnе kara,
Hrsеn vut-hm sapa,
Pr-prinpе puplе:
-Ulĭp pirn çĭn tĭşman,
Pirnpе vĭl pit halay,
Çĭvaş rnе itiççеn
Vlеrmеllе sisiççеn.
Vlеrmеşkn un umnе
Tüşеk pulsa vırtĭpĭr,
3700 Ivĭnnipе un inе
Vırtsan -çunnе ilpr.
Tеpri kalat’: - tuhmast’.
Mnşn? Ulĭp tĭmsay mar.
е tĭvar ĭslayla.
Mnlе tеtr? Ak apla:
Ulĭp utas ul inçе,
Pr-pr kül hrrinçе,
Ulĭh pulsa vırtĭpĭr,
Hrsеm pulsa vıl’ĭpĭr.
3710 Ulĭp pirе kuratеh,
Un çuh sĭmah huşatеh.
Epir ĭna vĭyĭra
Astarĭpĭr ĭmĭrtsa.
Ku taranççеn pikеrеn,
Sar çеçеk pеk hitrеrеn,
Pr ykt tе nihĭan
Ayakkalla pĭrĭnman.
Vĭhĭt kay kaalla,
Vara vĭyya tatmalla.
3720 Un çuh pıra yakatma
Hupah ulnе tĭsmalla.
-itеt,-tеr hm kuli,
Sirn snü -yal kulli!
Ondan Ulıp’ın çıktığını,
Onun elindeki çantayı,
Sevinçle güldüğünü.
Tuhatmışlar, şeytanlar,
Kirişmet gibi kötüler
Ulıp işini öğrenince
Dişlerini gıcırdatılar,
Ağızlarını açarlar,
Kızınca ateş saçarlar,
Birbiriyle konuşurlar:
-Ulıp gerçek düşmanımız,
Bizimle o çok kötü
Çuvaş ülkesine gidene kadar
Öldürmeli sezene kadar.
Öldürmek için önüne
Döşek olup yatacağım
Yorulunca onun üstüne.
Yatıp canı alacağız.
Diğeri söyler: İş olmaz
Niçin? Ulıp aptal değil.
İş yapın adabıyla.
Ne dediniz? İşte böyle:
Ulıp’ın gideceği yolda,
Bir göl kenarında,
Çayır var yatacağız,
Tarla olur oynayacağımız.
Ulıp bizi görüyor
O zaman söz söylüyor.
Biz ona oyunda
Yarışarak yenildik
Buna kadar kızdan
Sarı çiçek gibi güzelden,
Bir yiğit hiçbir zaman
Uzakta duramaz.
Vakit yaklaşıyor geceye,
Artık oyunu bırakmalı.
Bir şeyler içmek için
Meyhane yolunu tutmalı
-Yeter dedi ateşlisi
Teklifin köy maskaralığı!
147
148
Mn çul sirе vrеntеn,
Ir snü uk sirntеn.
Hvеl amĭş patnçеn
Ulĭp kilеt pr-pççеn.
avna asra tıtĭpĭr,
Ĭna ktsе tĭrĭpĭr.
3730 Mnlе ktsе ilmеllе?
uhlatĭr-i, tĭmpusеm?
Purtе larĭr yrkipе.
Huplanman-i hĭlhĭrsеm?
Vĭl -çĭvaşĭn yuratmĭş.
Açasеnе -vılyatmĭş.
avĭnpa ta şĭp larĭr.
Hĭlhĭrsеnе çĭnk! tıtĭr.
Savĭnĭr purtе! Şuhĭş pur,
Çklеntеrеt mana mur.
3740  pulĭpĭr akĭntan:
Suya Ulĭp -çi maltan!
Ulĭp sĭnnе payanah
Yışĭnaytĭr Şĭpatan.
Ulĭp yalnе vĭl kayat’,
Açasеmpе pallaşat’.
Vĭyĭ vılyat’ alhassa,
ĭrsĭrlansa, apĭsa.
Açasеnе vĭyĭra
Kĭlarat’ vĭl çĭlaha.
3750 Unşĭn vara Ulĭpa
Tarĭhatеh halĭh ta,
Ĭna alĭk kĭtartsa
Husa yar tulaya.
Ulĭp un pеk namĭsran
Tĭnnе-punе uhat,
Çunnе sut şuyttana.
Çunsĭr etem yalanah
Hĭy halĭhnе ças manat’.
Mantĭr kĭna çĭvaşa 3760 Ulĭp pulat’ alĭra.
av vĭhĭtrah Şĭpatan
Ulĭp pulç suyalla,
Aça pеkеh askĭnat’,
Vĭyĭ vılyat’ harkaşsa.
Kirşmеç savĭnat’,
Tuhatmĭşa halavlat’.
Ne kadar size öğrettim
İyi teklifiniz yok sizin.
Güneş annesi yanından
Ulıp geliyor tek başına.
Bunu akılda tutalım,
Onu bekleyip duralım.
Nasıl karşılamalı?
Planladınız mı caniler?
Hepsi oturur düzenle
Kapandı mı kulaklarınız?
O, Çuvaş’ın gözdesi.
Çocuklarını oynatmış.
Bunu için sessiz oturun.
Kulaklarınızı sıkı tutun.
Sevinin hepiniz! Düşünce var,
Şüphelendiren şeytan var.
İşe başlıyoruz buradan
Sahte Ulıp en baştan!
Ulıp’ın suretine bugün,
Girer Şıpatan.
Ulıp köyüne o gider,
Çocuklarla tanışır.
Oyun oynar şımarıp,
Oyun bozup sataşıp.
Çocukları oyunda
Sakat eder bırakır.
Onun için Ulıp’tan
Sıkılır halk da ondan,
Ona kapıyı gösterip
Kovarlar dışarıya.
Ulıp böyle utançtan
Aklını kaybeder o an,
Ruhunu satar şeytana.
Ruhsuz adam her zaman
Halkını hemen unutur.
Unuttur sadece Çuvaş’a
Ulıp geçer ele kolayca.
O zaman Şıpatan
Ulıp olur yalandan,
Çocuk gibi kudurur,
Oyun oynar söverek.
Kirişmet’i sevinir,
Büyücüsü tekrarlar.
-Ey, Şĭpatan, yara par,
Sĭnçĭr parĭp. Taşşa yar!
Sĭnçĭrpa çĭn Ulĭpa
3770 Tıllattaran halĭha,
Untan tapkĭ-upkĭpa
Hĭvalatĭn yıtĭpa.
Ktmеn-çnmеn huşĭrah
Şurĭmpu tuhma pular,
Avtan vi hut avĭtr.
Mnpur usal tavraşsеm
Vĭhĭt hssе pınĭran,Ykеhürе pеk vsеm,as uhalç vĭrmantan.
3780 Suya Ulĭp çĭrsĭrla
Krеt yala kĭntĭrla.
Yal açisеm unpala
Vılyasşĭn mar laptalla.
-Ep ur tĭlĭh, ma manran Yrnеtr yalanah? Vılyamastĭr, taratĭr,
Elеk parsa laratĭr!
Ep sirе avĭnşĭn
Hĭlha çikki paratĭp.
3790 Açasеnе hupĭrlat’,
Çışkĭlama tıtĭnat’.
rmе puyan açinnе
Pĭrsa huat’ allinе,
Mĭrsan pçk tpkçnе Sukkĭrlatat’ pr kunе.
Suya Ulĭp vĭyyinçеn
Yalta vilm ult-iççеh.
Yal vrü -tuhatmĭş,
Vilеsеnе çĭmlamĭş,
3800 Halĭh punе avĭrma
Pulat’ apla kalama:
-Ep tеm tuma pultarap!
Vilеsеnе r kaa
Ura inе tĭratap.
avĭnpa ta vsеnе
Hurĭr man n klеtе.
ĭtkĭn mĭrsa tarisеm,
rmе puyan mĭşrisеm,
“Ulĭp” tavra tĭra,
-Ey Şıpatan, ver hadi,
Zincir vereyim. Dans et!
Zincirle gerçek Ulıp’ı
Ezdirirsin halka,
Sonra tekme tokatla
Kovalatırsın köpeğe.
Beklenmedik zamanda
Şafak atmaya başladı,
Horoz üç defa öttü.
Bütün kötü soylular
Vakit azaldığından,
Fare gibidir onlar,
Ormanda kayboluverdiler.
Sahte Ulıp arsızca
Girer köye gündüz.
Köy çocukları onunla
Oynamak istemez çomak gibi.
-Ben yarı öksüz, niçin beni
Hor görürsünüz her zaman?
Oynamaz kaçarsınız,
İftira edip durursunuz!
Ben sizi bu nedenle
Dikkatle dinliyorum.
Çocukları kuşatır,
Yumruklamaya başlar.
Zengin çocukları
Alır sıkar elini,
Mirzanın küçük oğlunu
Kör eder bir gözünü.
Sahte Ulıp’ın gücünden
Köyde var altı yedi ölü.
Köy falcısı büyücüsü,
Ölüleri çiğnemiş.
Halkın başını döndürmeye
Başlar şöyle söylemeye:
-Ben neler yapabilirim!
Ölülerini gece boyu
Ayağa kaldırırım.
Bunun için onları
Koyun benim yeni kafese.
Açgözlü mirza uşakları,
Çok zengin çiftler,
Ulıp çevresinde duruyorlar,
149
150
3810 apla sĭmah kala:
-Un amĭş nim arsĭr
Aça tur. Namĭssĭr!
avĭnpa ta un açi
Pulnĭ etem kayaşşi.
Vat amĭşnе hrhеnsе
Purĭnasç kilnçе.
Un vırĭnnе alhassa
Tata ürеt il kassa.
Kasmaksеmpе ürеsе,
3820 Vsеn nе vrеnsе
Vĭrra tuhat’ purprеh.
Unççеn Çĭvaş rnçеn
av Ulĭpa, kasmaka,
Husa yarar tulaya!
Hĭş-prisеm avĭntah
Ĭs para kĭşkĭrsa:
-Vĭrra tuhsa kayiççеn,
Untan inkеk kuriççеn
İk allinе humalla,
3830 Kunе yıtta pamalla.
“Alsĭr-kusĭr yuliççеn
Tuhsa taras sisiççеn”,Suya Ulĭp sеhrеrе,
ri-çrnе vnçе.
Hĭranipе kuyanla
Tapsa sikеt uyalla.
Vrü sisеt,  ĭnmast’.
Şĭpatanpa ĭna ta
Tĭr şıv inе kĭlarsan
3840 İkkşnçеn kl yulat’.
Yal halĭhnе hĭratma,
Ankĭ-minkе kĭlarma
Vrü larat’ kuklеnsе,
Allisеnе klеsе.
-Ey, aslisеm, iltsеmr,
Halĭha ĭs krtsеmr!
Vsеm payan tеm tĭv,
ılĭh aynе pulay.
Kalasşĭnçç hrhеnsе,
3850 Mskеr ktеt vsеnе.
Sir!
Sir!
Şöyle söz söylüyorlar:
-Onun anası çok arsız
Çocuk yaptı namussuz!
Bu nedenle onun çocuğu
Oldu insan artığı.
Yaşlı anasına acıyıp
Yaşıyordu evinde.
Onun yerini şımarıp
Nerede geziyor ötede.
Hırsızlarla yürüyüp,
Onların işini öğrenip
Hırsızlığa çıkar herhalde.
Ona kadar Çuvaş ülkesinden
Bu Ulıp’ı, hırsızı,
Kovun dışarıya!
Bazıları burada
Akıl verirler haykırıp:
-Hırsızlık yapmadan,
Ondan kötülük görmeden
İki elini ezmeli,
Gözünü ite vermeli.
“Elsiz gözsüz kalana dek
Çıkar kaçar sezene dek,
Sahte Ulıp korkuda,
Yüreği tırnak ucunda.
Korkuyla tavşan gibi
Seker gider tarlaya.
Virüş anlar, iş olmaz.
Şıpatan’la onu da
Duru suya çıkarınca
İkisinden kil kalır.
Köy halkını korkutmak için,
Akılsız bırakmak için
Virüş oturur eğilip
Ellerini kaldırıp.
-Ey büyükler işitin,
Halka da akıl verin!
Onlar bugün ne yaptılar,
Günah atına girdiler.
Konuşmuştu acıyarak,
Niçin bekliyor onları.
Açıl!
Açıl!
Sir!
Vrü çlhi  pеk
Kasat’ halĭh çrinе.
Yal halĭh hĭrasa
Vrü tavra puhĭnat’.
Yal halĭhnе anratma
Vrü pulat’ yumlama.
3860 rе ükеt üpnsе,
Surçĭkkinе sirptsе.
Tĭrat’, sikеt ülеllе
urtsеm urlĭ kaas pеk.
Untan pulat’ hĭruşla
Kunе-punе vılyatma.
-Ep yumĭ. ültisеm,
Mana vĭy-hal panisеm,
Tıtamaka kĭlarsa
Kalar ak apla:
3870 “Ktmеn-iltmеn vĭhĭtra
İnkеk pulat’ halĭha”.
Kamran tеtr? Kalasan
-nеnmеstr... Ulĭpran!
Vĭl yut rtе askĭnnĭ,
Kalay hunpa tl pulnĭ,
Çunnе sutnĭ yuhhana,
Vil aş iyеt untanpa.
Huyĭh! Huyĭh! Hal’ pirе
Pulĭşsamĭr, aslisеm!
3880 Ulĭp üssе itsеnеh
Yuhha pulat’ iynçеh.
Un çuh ınna iyеtеh,
Çĭvaş tppе ptеtеh.
ĭlĭnma ak asapran
An tuhĭr man sĭmahran.
Husa yarĭr Ulĭpa,
An purĭntĭr Çĭvaşra!
Halĭh şavlat’, hĭykĭşat’,
av vĭhĭtrah hĭtraşat’.
3890 Mnlе pulsa tuhr tеt.
Vat amĭşnе huyĭh tеt. Yıvĭr tеsе amĭşnе
Çĭtmalla-i ıvĭlnе!
Açıl!
Virüş dili bıçak gibi
Kesiyor halk yüreğini.
Köy ahalisi korkarak
Virüşi etrafına toplanır.
Köylüyü aptallaştırmaya
Virüşi başlar büyülemeye.
Yere düşer yuvarlanıp,
Tükrüğünü etrafa saçıp.
Kalkar seker yukarıya
Evler üstünden geçer gibi.
Sonra başlar korkunçluğa
Başını gözünü oynatmaya.
-Ben yumsayım.47 Göktekiler,
Bana güç kuvvet verenler,
Sarasını atlatıp
Söyledi işte böyle.
Beklenmeyen zamanda
Sıkıntı oluyor halka.”
Kimden diyorsunuz? Söylesem
İnanmazsınız... Ulıp’tan!
O yabancı yerde yoldan çıktı,
Kalay Han’la karşılaştı,
Ruhunu sattı ejderhaya
Ölü eti yer ondan beri.
Kaygı! Kaygı! Şimdi bize
Yardım edin büyükler!
Ulıp büyüyüp yetişince
Ejderha olur hemen.
O zaman insan yer,
Çuvaş’ın soyunu kurutur.
Kurtulmak için bu eziyetten
Çıkmayın benim sözümden.
Kovun Ulıp’ı,
Yaşamasın Çuvaş’ta!
Halk uğuldar gürülder,
O zaman küfreder.
Nasıl olmuş der,
Yaşlı anneye kaygı der.
Aрэr diyerek annesi
Sabretmeli oğluna!
47
Yumsa; Çuvaşların toplumsal hayatında oldukça önemli işlevler üstlenen kişilerdir. Yumsalar bazı durumlarda bir din adamı
gibi, bazı durumlarda büyücü, falcı, halk hekimi vb. olarak kabul edilen ve bazı olağanüstü özelliklere sahip kişilerdir.
151
152
Kĭşkĭra yaltisеm,
Vrü hıĭn kaynisеm.
Tuhatmĭşsеm vĭrmanta
Yal huşşinçi şĭv-şavran
Şiklеnе hĭrasah.
“Yal halĭh hrürе,
3900 İtlеmе vrüе.
Şеllеt suya Ulĭpa,
Amĭşnе tе avĭntah”.
Vi asamĭ vaskasa
Pulsa tĭç vi laşa,
Urapana külnç,
Ühlеmеşkn tıtĭnç.
“Turhan” pulç Ahĭr‘yan .
Hĭynе mĭnna hunĭran
Şuyttan larç yamşĭka,
3910 Suhallinе kaĭrtsa,
Yala itr şĭnkravpa
Yal halĭhnе hĭratsa.
Ahĭr‘yan “turhan” kĭşkĭrat’,
Yal halĭhnе pĭskĭrtat’.
-Mnşn esir kĭntĭrlah
Ptm е pĭrahsah Hĭtraşatĭr, şavlatĭr, Tеmn tе pr kalatĭr!
Sirе kunta mn itmеst?
3920 Harkaşatĭr yıtĭ pеk!
Mn-mn tеtr? An şavlĭr!.
Vrü kĭna kalatĭr.
-Ulĭp pulnĭ tulayra,
Tuhnĭ tе yuhhana.
-Ulĭp-yuhha?!. Ay-ay-ay!
Yalta yuhha! Yal ptеt,
Yal hıĭn ĭrat ptеt.
av yuhhana payanah
Husa yarĭr tulaya!
3930 Amĭşnе tе hĭvalĭr,
Unta punе vĭl itr! “Turhan” urat’ kaşkĭrla,
Siv kunе avĭrsa,
av vĭhĭtrah yamşĭk
Çn puşşinе klеr,
Untan apla kalar:
Bağırırlar köydekiler,
Virüşi ardından gidenler.
Tuhatmışlar ormanda
Köydeki patırtıdan
Korkup şüphelenirler.
“Köy halkı sıcakta
Dinlemez Virüş’i
Acır sahte Ulıp’a
Annesi de orada.”
Üç çocuk aceleyle
Buldular üç at,
Arabaya koştular,
Ağlamaya başladılar.
Tarkan oldu Ahıryan,
Özünü büyük gördüğünden
Şeytan oldu arabacı,
Sakalını kaldırıp,
Köye vardı zille
Köy halkını korkutup.
Ahıryan tarkan bağırır,
Köy halkını azarlar.
-Niçin siz gündüz
Bütün işi bırakıp
Tartışıp, bağrışırsınız,
Birşeyler söylersiniz!
Size burada ne yetmez?
Dalaşırsınız it gibi!
Ne dediniz? Barışmayın!..
Virüşi böyle söyler.
-Ulıp dışarıdaydı,
Hayduta döndü.
-Alıp haydut?! Ay ay ay!
Köyde haydut! Köy biter,
Köy ardından soy biter.
Şu hırsızı bugünden
Kovun dışarıya!
Anasını da kovun,
Burada başını o yesin!
“Tarkan ulur kurt gibi,
Soğuk gözünü çevirip,
O zaman arabacısı
Kayış kamçısını çekti,
Sonra şöyle söyledi:
-Epir akna kurtĭmĭr:
Ulĭp sirе tarĭhsa Uy-hirsеnе ırmalat’.
3940 Kirşmеtе şkrtsе
illеntеrsе yarat’ tе
Pĭrlĭ umĭr utarat’.
ırmasеnе şıv tulat’,
Untan еyü pulanat’.
Şıvra tır-pul putlansan Vılĭh kr alĭkran.
Vatĭ Çkе halĭha
Hir kalat’ tarĭhsa.
-Mnşn esir açana
3950 Hıt hĭrtatĭr sĭmahpa.
Ivĭlĭm man nihan ta,
Tеmlе yıvĭr pulsan ta,
Tĭşmansеnе sutĭnmast’,
Çĭvaş yatnе vĭl yamast’.
Çrе sisеt. Şanatĭp.
Hura plt salantĭr Tl pulatĭp Ulĭppa,
Hamĭn savnĭ ıvĭlpa.
Hura plt salansan,
3960 umĭr uma çarĭnsan,
Yal vnçi alĭkran
İk ın kç harkaşsa,
Pr-prnе tеm kalasa.
İkkş tе pr sĭnlĭ,
Pr sĭnlĭ ta pr tumlĭ,
üllş tе pr tanah,
Kalaa pr saspah.
Halĭh tĭrat’ tlnsе.
Mn amak ku vara?..
3970 İkkş tе Ulĭp! Ma?!
Pr Ulĭp makĭrat’,
Vеrnmеşkn tĭrĭşat’.
Tеpri ĭna parkalat’,
Halĭhpa vĭl kalaat’:
-Vĭt ak, man pеk sĭnlĭskеr,Mnlе pulma plnskеr,
-Uy aylĭmpе ürеt tе,
Sĭnçĭrpе apat’ tе
ırma tĭvat’ aylĭmra,
-Biz bunu gördük,
Ulıp size kızıp
Toprağı kazar.
Kirişmet’i acele edip
Sinirlendirir hem de
Dolu yağdırır.
Derelere su dolar,
Sonra taşkın başlar.
Suda tahıl gömülünce
Açlık girer kapıdan.
Yaşlı Çikeş halka
Karşı şöyle söyler:
Siz niçin çocuğu
Çok korkutursunuz sözle.
Oğlum hiçbir zaman da
Ne kadar ağır olsa da,
Düşmanlara satılmaz.
Çuvaş adını batırmaz.
Yürek hissediyor, inanıyorum.
Kara bulut dağılıyor
Buluşuyorum Ulıp’la,
Sevdiğim oğlumla.
Kara bulut dağılınca,
Yağmur da durunca,
Köy ucundaki kapıdan
İki kişi girdi dalaşıp,
Birbirine bir şey söyleyip.
İkisi de aynı yüzlü,
Aynı yüzlü ve giyimli,
Boyları da aynı,
Konuşurlar bir sesle.
Halk hayret eder.
Ne hastalığı ki bu?..
İkisi de Ulıp! Neden?!
Bir Ulıp ağlıyor,
Kurtulmak için çabalar.
Diğeri de onu sağlamlaştırır,
Halkla o konuşur:
-İşte bak benim gibi olan,
Nasıl olmayı bilen,
-Tarla düzlüğüne gider,
Zinciriyle vurur da
Dere yapar ovada,
153
154
3980 umĭr şıvnе pĭtratsa.
Tеprе umĭr usanah
Еyü kayat’ tavrana.
Şıv aynçе tır rsеn
Vılĭh pirе ptеrеt.
“Turhanpala” vrü
Kĭşkĭra hrüll:
-Sirn umra ik Ulĭp.
Hĭş çĭnni? Kalatpĭr:
Yankakan -tuhatmĭş,
3990 ın şĭmminе kĭşlamĭş,
Ulĭp kayat’ tarĭhsa,
Halĭh tĭrat’ hĭrasa.
-Apla ep tuhatmĭş,
ın şĭmminе kĭşlamĭş? nеnmеstr pulsassĭn,
Tеn, akĭntan tuyatĭr?
Ulĭp sĭhman ksyinçеn
Yĭşt! kĭlarat’ ut tatĭk,
av yaltĭrsa tĭninçеn
4000 Uyartat’ pеk antalĭk.
Pr Ulĭp avĭntah
Pulsa tĭç Şĭpatan.
“Turhan” pulç Ahĭr‘yan ,
Sеhri hĭpat’ Ulĭpran,
Tapsa sikеt vĭl yaltan.
Şĭpatan -sar sĭpsa,
Vsе kayat’ nĭrlasa.
Vatĭ Çkе Ulĭpa
Italasa çuptĭvat’,
4010 Savsa lĭpkat’ urĭmran,
Şĭppĭn kalat’ hĭlharan:
-Sana hĭrtr sĭmahpa,
Sanpa prlе mana ta,
avah es halĭha
Siv sĭmah an kala.
-Yurat’,-tеr ıvĭl
Hĭy amĭşnе kĭmĭllĭn.
Еyü ursa kilninе
Ulĭp kurç iynçеh.
4020 İrsr usal sĭnçĭrnе
Turtsa tĭsat’ -kirl tе.
Sĭnçĭr pulat’ pr ĭmha,
Yağmur suyunu karıştırıp.
Yeni yağmur yağana dek
Taşkın gider çevreye.
Su altında tahıl çürürse
Açlık bizi bitirir.
“Tarkan”la virüşi
Kızgın kızgın bağırır:
-Önünüzde iki Ulıp.
Hangisi gerçek, söyleyin:
Tasdik ederiz tuhatmış,
İnsan kemiğini kemirmiş,
Ulıp gider sıkılıp,
Halk kalır korkup.
-Ben nasıl tuhatmışım
İnsan kemiğini kemirmişim?
İnanmıyor olsanız da,
Belki, bundan anlarsınız?
Ulıp kaftanının cebinden
Çıkarır parlak parçayı,
Bu parladığından
Aydınlanır gibi hava.
Bir Ulıp’ı bu anda
Oluverdi Şıpatan.
“Tarkan” oldu Ahıryan,
Ödü kopar Ulıp’tan,
Tekmeleyip çıkar köyden.
Şıpatan-sarı yaban arısı
Uçup vınlar kaçar.
Yaşlı Çikeş Ulıp’ı
Kucaklayıp öper,
Sever okşar sırtından,
Sessizce söyler kulağına:
-Sana kızdılar sözle,
Seninle birlikte bana da,
Bundan sonra sen halka
Soğuk söz söyleme.
-Tamam dedi oğlu
Annesine samimice.
Selin gürleyip geldiğini
Ulıp gördü hemen.
Arsız kötünün zincirini
Çekerek alır, gerek olur.
Zincir olur bir yumak,
Ulĭp kalat’ halĭha:
-Sm-sm vĭrman umnçеn,
n ırmasеm punçеn, aval hrnе tuhiççеn ĭmha kustĭr еripеn.
ĭmha kussa pınĭ may
ırma pusеm tatla,
4030 Unti şıvsеm şarlasah
Yuhanşıvla yuha.
Ulĭp tuti yĭl kulat’,
apla sĭmah vĭl kalat’:
-Sĭnçĭr tĭrat’ unkĭran. r kasĭlç ĭmharan,
Yuhanşıvnе avĭnpa
Unkĭ tеyr kĭmĭlpa.
Sarĭ hvеl tatkinçеn,
Hvеl amĭş paninçеn,
4040 Vutĭşpala un yĭh
Hir taki pеk tarç.
Aslĭ Çĭvaş rnçе
Kĭvayt unç pur rtе.
Tavah kе açinе,
Ulĭp tеsе çnninе.
Ulıp söyler halka böyle:
-Sık sık orman önünden,
Yeni dereler başından,
Şaval ovasına çıkana dek
Yumak yuvarlansın düzgünce.
Yumak yuvarlanıp giderken
Dere başları kesilir,
Şarlayıp oradaki sular
Nehre doğru akar.
Ulıp bıyık altından güler,
Şu sözleri o söyler:
-Zincir olur çemberden.
Yer kesildi yumaktan,
Akarsuya bu yüzden
Unkı deyin hevesle.
Parlak güneş parçasından,
Güneş anasının verdiğinden,
Vutış’la onun soyu
Yabani koç gibi kaçtı.
Büyük Çuvaş yerinde
Ateş yandı her yerde.
Teşekkür Çikeş çocuğuna
Ulıp diye ad verdiğine.
155
Vun Vim Yurĭ (Ulĭp Kukamĭş Patnçе)
On Üçüncü Türkü (Ulıp Büyükannesi Yanında)
156
Çkе ıvĭln mtnе purnĭlama hĭy
purnĭnе hеrhеnmеst, vĭl vilеt. Ulĭp
ĭmha hıĭn r aynçе purĭnakan
kukamĭş patnе kayat’. Unta vĭl vĭy
kürtеkеn im-am еt, an kpеtumtirnе ilеt. Kukamĭşе ĭna ĭsatsa yanĭ
çuhnе rpü pattĭrpa Sikpĭrana hnhurtan hĭtarma snеt.
Sevimli oğlanın umudunu hayata
geçirmek için kendi hayatına acımaz,
o ölür. Ulıp top ardından yer altında
yaşayan büyükannesi yanına gider.
Orada güç veren ilaç içer, babasının
giyim-kuşamını alır. Büyükannesi
onu yolcu ederken Şirpü bahadırla
Sikpırşa’yı kötülükten kurtarmaya
çağırır.
Ay-hay tеrе, mn tеr,
Krеkеnе lar tеr,
Alla kurka tıt tеr,
Şĭrttan kassa i tеr.
4050 Ey, yal-yışsеm, tav sirе!
İrk parĭr-ha pirе
İrtn purĭnĭ inçеn
Yurlama çun kaniççеn.
Ulĭp kilе tavrĭnsan,
Apat isе tĭransan
Kalanĭ tеt hurlansa
Aslanе asĭnsa.
-Asattе hĭy kilnçеn
Vĭrĭm ula yariççеn
4060 Mana apla kalar:
“Kukamuna kur”, -tеr.
Kukamay man purnat’-şi?
Kukamaya kurasçе,
Kuççеnеsеm parasç.
Şĭrttan ta pur, ĭnĭh ta,
Şĭra pulĭ ĭpata.
Ep plеtp: vatlĭhra
Man sana hal’ pĭhmalla,
Ançah tĭşman tavrara,
4070 Ĭna man tp tumalla.
Kaar, annе, ıvĭlna,
Pillhnе par s mana.
Es mana pillеsеn
Ep pulĭp pin ullĭh,
Ay hay dediler, ne dediler,
Girene otur dediler,
Eline kepçe tut dediler,
Şırttan keserek ye dediler.
Ey, köy-aile, teşekkür size!
İzin verin sizler bize
Geçmiş hayat hakkında
Doyana dek türkü söylemeye.
Eve dönünce Ulıp,
Yemek yiyip doyunca
Konuşmuş kederlenerek
Dedesini hatırlayarak.
-Dede kendi gelene kadar
Uzun yola gönderene kadar
Bana şöyle söyledi:
Büyükanneni gör”, dedi.
Ninem benim yaşıyor mu?
Ninemi görmek istiyorum,
Hediyeler vermek istiyorum.
Şırttan da var, un da,
Boncuk başlı çarık da.
Ben biliyorum: Yaşlılıkta
Ben sana şimdi bakmalıyım,
Ancak düşman çevrede,
Onu ben yok etmeliyim.
Affet anne, oğlunu,
Hayır duanı ver bana.
Sen bana hayır duanı versen
Ben olacağım bin yıllık,
Sanran pillеh ilmеsеn Manra kun-ul ur ullĭh.
Kukamaya kurasç,
Unpa sĭmah huşasç.
Karçĭk yıvĭr sıvlar,
4080 Untan apla kalar;
-Çrе tatti pulsan ta
Yıvĭr sana pulĭşma.
Au pеkеh halĭha
Yuratatĭn çuntanah.
Ep tе avah. Auna,
Turĭ hr pulsan ta,
Tĭn uhatsah yuratrĭm.
Unşĭn hn-hur kurattĭm,
Namĭs kpе tĭhnattĭm.
4090 Yurat’ au hrhеnç,
Manşĭn tur ırĭ .
Kaçça ilç vĭl mana,
Purĭntĭmĭr yuratsa.
San kukamu ĭtinе,
Hĭş vırĭnta purĭnninе
Plеkеnni p е.
Tatĭltĭrah kun-ulĭm,
Annе patnе itеrp.
Pillh sana, ıvĭlĭm,
4100 Çrе tatti -Ulĭpĭm.
Manĭn payan vilmеllе,
Vilsеn rе kmеllе.
Unççеn sana ır sunsa
Hĭvaras-ha  huşsa.
Halеh manĭn ĭvĭnma,
Kirksеnе kĭlarma
Munça hut-ha vaskasa.
Munça krsе tasalsan,
Şur pir kpi tĭhĭnsan,
4110 Kml üе turasan,
Allĭmsеnе lĭst sulsan
Pit ayakran, inеtrеn,
ut ееn hir lеş еnçеn
Asar-pisеr ilpеlе
Kml tupĭk kilmеllе,
Man avĭnta vırtmalla,
еr aynеllе putmalla.
Senden dua almasam
Benim hayatım yarım yıllık.
Ninemi görmek istiyorum,
Onunla konuşmak istiyorum.
Karcık zor soludu,
Sonra şöyle söyledi:
-Yüreğim parçası olsan da
Yardım etmek zor sana.
Baban gibi halkı
Seviyorsun yürekten.
Ben de böyle. Babanı,
Olsa da Tanrı kızı
Aklımı kaybedip sevdim.
Onun için dert çektim,
Namus gömleği giyindim.
Tamam, baban kıyamadı,
Benim için iyi iş yaptı.
Evlendi o benimle,
Yaşadık severek.
Ninenin nerede olduğunu,
Nerede yaşadığını
Biliyorum sadece ben.
Kesiliverdi hayatım,
Anne yanına götüreceğim,
Hayır duası sana oğlum,
Yürek parçası, Ulıp’ım.
Ben bugün ölmeliyim,
Ölüp yere girmeliyim.
Ona dek sana iyilik sunarak
Bırakmalıyım iş buyurarak.
Şimdi benim yıkanmam için,
Kirlerimi dökmem içim
Banyo hazırla acelece.
Banyo yapıp temizlenince,
Beyaz kumaş gömlek giyince,
Gümüş saçı tarayınca,
Ellerini iyice sallayınca
Çok uzaktan, uzaktan,
Bozkırın diğer tarafından
Kötü rüzgarla
Gümüş tabut gelmeli,
Ben ona yatmalıyım,
Yer altına gömülmeliyim.
157
158
Ep putnĭ vırĭnta
Timr karta avĭr ta
4120 Hural larsam avĭnta.
Tеmlе hĭruş pulsan ta
Timr karta ĭşnçеn
An kay vi talĭkçеn.
Vi talĭk irtsеssn,
Şĭpçĭk sassi iltsеssn
Es mana hĭvarsam,
Kül yenne uttarsam.
Unta san pit umalla,
Man pata ta pımalla.
4130 Ulĭp kayr hurlansa,
Vri kuul’ yuhtarsa
Punе tıtr allipе
Huyĭh pussa ilnipе.
Kayran çunnе pusarsa,
Çupa-çupa, vaskasa
Muklaşkasеm putarç,
Munça hutsa untarç.
itml iç hurĭntan
Milk ıhr çĭn maltan,
4140 Kayran utr vaskasa
Altĭr ilmе mĭn laa.
Mĭn altĭrе pr hĭyеh
irm patman tayateh.
Takani tе pçk mar,
Tlnmеllе pit katmar.
av takana şıvnçе
İşmе pulat’ kimpе.
Karçĭk kayr munçana,
Ak pular apĭnma,
4150 Milkpеlе pr kĭna
Vĭl kantarçе vat şĭmma.
Kilеnmеllе ĭvĭnç,
Al şĭllipе şĭlĭnç,
Kml tura vĭl ilç,
ü turama tıtĭnç.
Şurĭ kpе tĭhĭnç,
Sar hvеlе pu tayr,
Allipеlе lĭst sulç
Pĭhsa yri-tavralla.
4160 Şĭnkĭr kĭntĭr kunnçеh
Benim gömüldüğüm yeri
Demir çitle çevir ha
Nöbet tut burada.
Nasıl korkunç olsa da
Demir çit içinden
Çıkma üç güne kadar.
Üç gün geçince,
Bülbül sesi duyunca
Sen beni bırak,
Git göl tarafına.
Orada yüzünü yıkamalısın,
Benim yanıma da gelmelisin.
Ulıp gitti kederlenerek,
Sıcak gözyaşı dökerek
Başını tuttu eliyle
Kaygının bastırmasıyla.
Sonra ruhunu yatıştırıp,
Koşa koşa acele ederek
Kütük yığdı,
Banyoyu yaktı.
Yetmiş yedi kayından
Süpürge ördü en önce,
Sonra geçti aceleyle
Altır almaya büyük kulübeye.
Büyük altırı bir kendi
Yirmi batman gelir.
Çamaşır teknesi de küçük değil
Hayret edilecek kadar büyük.
Bu teknenin suyunda
Yüzmek mümkün gemiyle.
Karcık gitti banyoya,
İşte başladı yıkanmaya,
Süpürgeyle bir defa
O dinlendirdi yaşlı kemiği.
Yeteri kadar yıkandı,
Havluyla silindi,
Gümüş tarağı o aldı,
Saç taramaya başladı.
Ak gömlek giyindi,
Parlak güneşe baş eğdi,
Salladı ellerini
Bakarak çevresine.
Gün ortasında bile
Hvеl hĭvĭrt pıtanç.
Uyar tĭnĭ rtеnеh
im imе tıtĭnç.
Kr-kr krlеt aslati,
Ptm tnçе kisrеnet,
Ulĭpsеn mĭn kil karti
il-tĭvĭlpa kisrenеt.
Vat yumansеm avna,
rе pırsa apna,
4170 -Tatan, sartsеm hınçеn,
Şĭpĭr sassi hutşĭnç.
im ir ik еnçеn Kml tupĭk kurĭnç.
Karçĭk tlnе itr tе
Tupĭk anç r inе,
Karçĭk krsе vırtr tе,
Tupĭk putr r aynе.
Ulĭp akĭn hıĭnah
Hvеlе hir avrĭnat’,
4180 Uta-uta huyhĭrat’,
Vri kuul’ yuhtarat’,
apla sĭmah vĭl vaklat’:
-Tĭvan annе, tĭvan annе,
Halĭhşĭnah rе ktn,
Tĭvan annе, tĭvan annе,
Es huşnĭ pеk kuntan kayatĭp.
Kunta yulan s pççеnеh.
Püminkеsr. Kaarsamĭr.
Annе, tĭpru ĭmĭl pultĭr,
4190 ĭmĭllĭh mana sanran kiltr.
Şurĭmpu kilsеn tula tuhĭp,
Ançah unta san sĭnu uk.
Vĭrman hrrinçе kukkuk avĭt,
Ançah unta san sassu uk.
Hura çkе kil çvltеtsе,
Sanĭn çlhü unta ta uk.
Hvеl tuh hrеlsе tе,
Un ĭinçе san ĭu uk.
Ulĭp timr tuyapa
4200 Tupĭk putnĭ vırĭna
Vi hut rе çrеyr,
Timr karta avĭrç.
Unĭn vri kuul
Güneş gizlendi aniden.
Ayaz çıktı birden bire
Başladı şimşek çakmaya.
Gökyüzü gür gür gürlemeye,
Bütün dünya sallanır,
Ulıpların bütün ev çiti
Yel boranla sallanır.
Yaşlı meşeler eğiliyorlar,
Yere varıp vuruyorlar,
-Ta nereden, tepeler ardından,
Gayda sesi katıldı.
İki yandan şimşek çaktı
Gümüş tabut göründü.
Karcık yanına geldi de
Tabut indi yeryüzüne,
Karcık girerek yattı da
Tabut battı yer altına.
Ulıp bunun ardından
Güneşe karşı döner,
Yürüye yürüye dertlenir.
Sıcak gözyaşı döker,
Böyle sözü o söyler:
-Öz annem, öz annem,
Halk için yere girdin,
Öz annem, öz annem,
Dediğin gibi gideceğim.
Burada yalnız kalacaksın sen.
Anma töreni yapmadan.
Anne, toprağın hafif olsun,
Hafiflik bana senden gelsin.
Şafak atınca çıkacağım,
Ancak orada senin suretin yok.
Orman kenarında guguk ötüşü,
Ancak orada senin sesin yok.
Kara kırlangıç evi cıvıldatmış,
Senin dilin orada da yok.
Güneş çıkacak kızararak,
Senin sıcaklığın onda yok.
Ulıp demir asayla
Tabutun battığı yeri
Üç defa çizebildi,
Demir çitle çevirdi.
Onun sıcak gözyaşı
159
160
Yuhr nt tеm çuhl.
Sıltĭm kuran yuhnisеm
Aslĭ aval pulç,
Sulahayran yuhnisеm
Kn aval yat ilç.
Tĭlĭh-turat huyhinе
4210 Nimnpе tе vimе uk,
rе putnĭ amĭşnе
Nim tusan ta çrtmе uk.
Ye şuyttan, е srеmеt
Hıtĭ ulat’ kaşkĭrtan,
Tĭlĭh-turat sеhrinе
Kĭlarasşĭn sassipе,
Timr karta hĭvatnе
Ptеrеsşn vĭl tеm pеk.
Ançah karta parĭnmast’,
4220 Usalsеnе ıvhartmast’.
Aruripе vat şuyttan
Hayarlansa itnipе
Itkĭna mĭn ĭltan
Vatĭ yuman huipе.
Yumansеnе kĭklae,
Plt inе pеrе.
il-tĭvĭllĭ pula,
Kül iyn vе.
Asamĭ pr еnçе
4230 Tins pulma lkrç.
Timr karta umnçе
Şavlamaşkan tıtĭnç.
Tins humsеm kĭlarsa
rе apsa vatçç.
Kartana yĭlt salatsa
Karçĭk ütnе ĭtçç.
Timr karta patnçе
Tnçе tĭrat’ krlеsе,
Timr karta varrinçе
4240 Ulĭp larat’ tеlnsе.
Kun irtеt tе, ka kilеt,
Vi talĭk ta itеt.
Tatan pit ayakran
Avtan sassi iltnеt.
Çasah timr kartaran
Mnpur usal sirlet.
Aktı artık ne kadar.
Sağ gözünden akanlar
Aslı Şaval oldular,
Soldan akanlar
Kişin Şaval adını aldılar.
Öksüzlük duygusu
Hiçbir şeyle ölçülemez,
Yere batan anneyi
Ne yapsan da dirilemez.
Ya şeytan ya Esremet
Kurttan güçlü uluyor,
Öksüzlük korkusunu
Sesiyle bırakmak istiyor,
Demir çit kuvvetini
Bitirmek istiyor uğraşıp.
Ancak çit teslim olmaz,
Kötüleri yaklaştırmaz.
Arşuri ile yaşlı şeytan
Hırçınlaşıp geldiğinde
Atılıyorlar büyük pınardan
Yaşlı meşe arasından.
Meşeleri söküyorlar,
Bulut üstüne fırlatıyorlar.
Fırtınalı oluyorlar,
Göl üstünden uçuyorlar.
Büyücüsü bir tarafta
Deniz yapmayı başardı.
Demir çit önünde
Bağırmaya başladı.
Deniz dalgaları bırakarak
Yere vurarak parçaladı.
Çiti iyice sallayarak
Karcık bedenine ulaştı.
Demir çit yanında
Dünya duruyor gürleyerek,
Demir çit ortasında
Ulıp oturuyor şaşırarak.
Gün geçer, gece geçer,
Üç gün de gelir çatar.
Ta nerden çok uzaktan
Horoz sesi duyulur.
Çabucak demir çitten
Bütün kötüler kaçar.
Iltĭn hvеl utatsa
Ĭşĭtmaşkĭn tıtĭnç.
Kayĭk-kşk yanratsa
4250 Yurlamaşkĭn pular.
Pirn Ulĭp ta çasah
Kil yennellе talpĭnç.
Kilnе itsеn avĭntah
n tumtir tĭhanç.
ĭpatipе şĭrttannе,
Pur pеk salma ĭnĭhnе
Kutamkkana çikr tе,
Alla tuya tıtr tе
Ulĭp tuhr ul inе,
4260 Anç kül hеrrinе.
Kpеr inе kuklеnç,
Umri şıvran tlnç:
Kül şıv çühеnеt,
Kassĭn-kassĭn inеt,
Alĭ inе yuhĭnat’,
Ulĭp pitne hĭy ĭvat’,
Kslе kvvi yanrasan,
Şur al şĭlli kĭlarsan,
Ulĭp unpa şĭlĭnsan
4270 Çipеr kaççĭ vĭl pulat’.
urhi sarĭ hvеllе
San-piç kurnat’-kе,
ülti kĭvak pltlе
Kĭvak ku unat’-kе,
Hirti kĭlkan еvrlеh
Mamĭklanç üsеm,
Yaştak hurĭn vullillеh
Kurĭna allisеm.
“Ak ak annеn vil tĭpri,
4280 Tĭpri ĭmĭl pultĭr-i”, Tеr Ulĭp ĭşnçе
Vut pеk mĭkĭn’ umnçе.
Mĭkĭn’ çеçеk sarĭlç,
Iltĭn arça kurĭnç,
Ulĭp kĭştah tknç,
Iltĭn arça uĭlç.
Ulĭp pĭhat’ arçana,
Kurat’ purĭn ĭmhana,
İlmе tĭrat’ vĭl ĭna,
Altın güneş parlayarak
Isıtmaya başladı.
Kuşlar böcekler yankılatıp
Ötmeye başladı.
Bizim Ulıp da çabucak
Eve doğru yollandı.
Eve vararak böylece
Yeni elbise giyindi.
Ayakkabısıyla, şırttanı,
Bütün salma ununu
Tepe çantasına koydu ve,
Asasını tuttu eliyle
Ulıp çıktı yola,
İndi göl kıyısına.
Köprü üstüne çömeldi,
Önündeki suya hayret etti:
Göl suyu çalkalanıyor,
Zaman zaman kabarıyor,
Eli üstüne akıyor,
Ulıp yüzüne yaklaşıyor.
Gusli küyü yankılanınca,
Ak havlu bırakınca,
Ulıp onunla silinir.
O güzel erkek olur.
İlkbahardaki parlak güneş gibi
Yüzü gözü görünür.
Gökteki mavi güneş gibi
Mavi gözü parlar,
Yerdeki kuş tüyü gibi
Saçları pamuklandılar,
Düzgün kayın gövdesi gibi.
Görünüyor elleri.
“İşte bu annenin toprağı,
Toprağın hafif olsun.”
Dedi Ulıp samimice
Ateş gibi gelincik önünde.
Gelincik çiçeği yayıldı,
Altın sandık göründü,
Ulıp biraz dokundu,
Altın sandık açıldı.
Ulıp bakar sandığa,
Görür ipek yumağı,
Almak ister onu
161
162
4290 ĭmhi kusat’ vĭrmana.
Purĭn ĭmha yrpе
Ulĭp utr vĭrmana.
ĭmha pırat’ sikkipе, Ĭtan tıtan hal’ ĭna?!
Vatĭ yuman kutnçе
ĭmha tĭpah çarĭnç,
Tеmlе şĭtĭk umnçе
İkk-vi avrĭnç.
Şĭtĭkalla kriççеn
4300 inç vĭl im pеk,
ĭmha hıĭn Ulĭp ta
Krsе kayr avĭnta.
r aynçi ulpala
Ulĭp utr malalla.
Kaysan-kaysan pr rtе r pürt unan umnçе.
Şak şakkasan alĭkran
Uĭlat’ vĭl sassĭrah.
Pürç tasa, tttm mar.
4310 Prеnisеm ıltĭnran.
Pülm urlĭ kar tе,
Sas iltsç tpеltе.
Ulĭp ur alĭknе,
Vat yumanran tuninе.
ut pülеmе kç tе,
ara puĭn tĭç tе
Kurah kayr: sak inçе,
Haklĭ çulran tuninçе,
Larat’ karçĭk, vatĭskеr,
4320 Yur pеk şurĭ ülеskеr.
-Mnlе, ĭtan, mn maypa
Es kiltn man pata? Karçĭk ıytr vat saspa,ın kilmеnni, çĭnah ta,
İrtr pul’-ha pin ulah.
Ulĭp karçĭk umnçе
Şĭppĭn-şĭppĭn pu tayat’.
Untan karçĭk umnçе
apla sĭmah vĭl vaklat’:
4330 -rе kç man annе,
Yıvĭr mana pççеnе.
Un vil tĭpri kupinçеn
Yumak yuvarlanır ormana
İpek yumak izinden
Ulıp gitti ormana.
Yumak gidiyor sıçrayarak
Nereden tutayım şimdi onu?!
Yaşlı meşe dibinde
Yumak yavaşça durdu,
Bir çukurun önünde
İki üç defa döndü.
Çukura doğru girene kadar
Çaktı o şimşek gibi,
Yumak ardından Ulıp da
Girdi bu çukura.
Yer altındaki yoldan
Ulıp gitti ileriye.
Gide gide bir yerde
Toprak ev onun önünde
Kapıyı çalınca
Açılır o sesizce.
Ev temiz, karanlık değil.
Ağaçları altından.
Odadan geçerken
Ses işitildi ahırdan.
Ulıp açtı kapıyı,
Yaşlı meşeden yapılanı.
Aydınlık bölüme girdi de,
Çıplak başını eğdi de
Hemen gördü, bank üstünde,
Kıymetli taştan yapılanda,
Oturuyor karcık, ihtiyar,
Beyaz saçları sanki kar.
-Nasıl nereden, ne şekilde
Sen geldin benim yanıma?
Karcık sordu ihtiyar sesiyle,
İnsan gelmeyeli, gerçekten de,
Geçmiş olmalı bin yıl.
Ulıp karcık önünde
Yavaşça baş eğer.
Sonra karcık önünde
Şöyle söz söyler:
-Yere girdi benim annem,
Ağır bana yalnızlık.
Onun ölü toprağından
Kskе vĭhĭt huinçе
Mĭkĭn’ çеçеk itnç,
Tlnmеllе urĭlç.
avĭ çеçek ĭşnçе
Iltĭn arça kurĭnç.
Ep pĭhrĭm arçana Kurah kayrĭm ĭmhana,
4340 İlmе tatĭm ta ĭna ĭmha tarç varmana.
ĭmha hıĭn kiltm tе
itsе ktm ak pürtе
Kukamaypa tl pulma.
Ĭna kurman pulsan ta
Unpa larsa kalama
Mana huşr asattе.
Vĭl pit vatĭ hal’ nt,
utĭ vara as-tĭnran.
4350 Pliska yatlĭ vat ĭsçah.
-San aslau Pliska-i?
Çĭn ta s man kĭkran-i? Karçĭk ükr hıpĭnsa,
Ulĭp kayr savĭnsa.
-Ah kukamay, kukamay!
Kunta layĭh itn may
Kuççеnее s tıt-ha.
Akĭ şĭrttan, apata,
Salma valli ĭnĭh ta.
4360 Ulĭp sisr: kuççenе
Kukamĭşnе kĭmĭllĭ.
Unpa p sĭpaylĭ
Kalamalli yulç е.
Kukamĭş kĭşt tĭrsan,
Şur lknе tĭhĭnsan
Kuşakkinе yıhĭrç,
Arça ilsе tuhtarçе.
Arçi larat’ utalsa
urhi sarĭ hvеllе.
4370 Ulĭp tĭrat’ humhansa
ul hrrinçi çеçеklе.
Iltĭn arça uĭlat’
Kml kslе kvvipе,
Karçĭk tuti yĭl kulat’
Arça uĭ tĭnipе,
Kısa zaman içinde
Gelincik çiçeği yetişti,
Hayret ettirecek şekilde yarıldı.
Bu çiçek içinde
Altın sandık göründü.
Ben baktım sandığa
Gördüm yumağı,
Almak istedim onu
Yumak yuvarlandı ormana.
Yumak ardından geldi de
Gelip girdim bu eve
Büyükannemle buluşmaya.
Onu görmemiş olsam da
Oturup konuşmayı onunla
Buyurdu dedem bana.
O çok yaşlı şimdi,
Parlak sonra akıldan.
Pliska adlı ihtiyar alim.
-Senin deden Pliska mı?
Gerçekten soyumdan mısın?
Karcık düştü heyecanlanarak,
Ulıp sevindi.
-Ah büyükanne, büyükanne!
Buraya iyi geldiğim için
Hediyeleri sen al.
İşte şırttan, çarık,
Salma için un.
Ulıp sezdi: Hediye
Büyükannenin hoşuna gitti.
Onunla benim kibarca
Konuşmam kaldı sadece.
Büyükannesi biraz kalkınca,
Ak şapkasını takınca
Kedisini çağırdı,
Sandık alıp çıkardı.
Sandık duruyor parlayarak
İlkbahar güneşi gibi parlak.
Ulıp duruyor dalgalanarak
Yol kenarında çiçek gibi.
Altın sandık açılır
Gümüş gusli küyüyle,
Karcık tatlı tatlı güler
Sandık açık olduğundan,
163
164
-Annüpе san auna
Pulĭşnĭ p yalanah.
Ah, sana ta, ah, açam,
Yıvĭr kilsеn mapas mar.
4380 Vara tеpr samantran
aplĭ ıltĭn arçaran
Iltĭn uĭ kĭlarat’.
Kayran, temn kalasan,
Ulĭp patnе ıvharsan
Hĭy şuhaşnе vĭl kalat’:
-Ep akĭnta, r pürtrе,
Pin-pin ulsеm purĭnap,
r aynçi tnçеrе
Yatlĭ-sumlĭ şutlanap.
4390 Hura halĭh kuul’nе,
Çĭtma yıvar hn-hurnе,
Tumlam-tumlam putartĭm,
r kĭşĭllĭ piçkеnе
Yara-yara tultartĭm,
Untan vara vsеne
r ul hui pĭtratrĭm,
Vĭy ilmеşkn avsеnе
Numay r ul kirlçç,
Yüsе itsеn tеrmе
4400 Kirl ınna ktnçç.
Kuul’ siksе yüiççеn
Pısĭk nührеp çavtartĭm,
Tĭşman tavraş sisiççеn
Iltĭn ĭra tutartĭm,
Kuul’pеlе huyĭhnе
Yüsеn ırĭ mtpе
Lartrĭm vĭrttĭn nührеpе,
Untan nührеp alĭknе
Vĭt ak vat ın allipе
4410 Pitrtеm p uipе.
Unĭn ıltĭn uinе,
Uyĭh ura tuninе,
Pıtartĭm ak arçana.
Pitrnе çuh çuntapah
Sĭmahpala hıtarsah
Kalarĭm p ak apla:
“Iltĭn arça, hua pul,
An uĭlsam tĭşmanşĭn.
-Annenle senin babana
Yardım etti her zaman.
Ah, sana da ah çocuğum,
Ağır olunca unutmaz.
Sonra diğer zamandan
Ünlü altın sandıktan
Altın anahtar çıkarır.
Sonra, çok konuşunca,
Ulıp yanına yakınlaşınca
Kendi düşüncesini o söyler:
-Ben burada, toprak evde,
Binlerce yıl yaşayacağım,
Yer altında dünyada
Anlı şanlı sayılacağım.
Kara budunun gözyaşını,
Dayanılmaz acısını
Damla damla topladım,
Toprak halkalı fırını
Koya koya doldurdum,
Ondan sonra onları
Yüz yıl içinde karıştırdım,
Güç almak için bunlara
Çok yüzyıl gerekliydi,
Ekşiyince içirmek için
Bekliyordu gerekli kişiyi.
Gözyaşı sekip ekşiyene kadar
Büyük mahzen kazdırdım,
Düşman sülale sezene kadar
Altın anahtarı yaptırdım,
Gözyaşıyla kaygısını
İyi umutla ekşiyince
Koydum mahzene gizlice,
Sonra mahzen kapısını
İşte bu yaşlı adamın eliyle
Kilitledim ben anahtarla.
Onun altın anahtarını,
Birbuçuk ayda yapılanı,
Gömdün bu sandığa
Kilitlediğimde canla
Sözle bağlayarak
Söyledim ben işte böyle:
“Altın sandık, sahibi ol,
Açılmasam düşman için.
Es sıhlakan -haklĭ mul
4420 Pit kirl çĭvaĭn”.
Çĭvaş halĭh kuul,
ĭtma yıvar hn-hur,
Yüsе vĭynе ilsеnеh,
mе vĭhĭt itsеpеh
tеrеsşn p ĭna
Ham suylana amrĭka.
av kuulе еkеn
Yalan ĭspa ürеkеn
Tür çunlĭ pulmalla,
4430 Çri tapmi puliççеn,
Tasa ku süniççеn
Un halĭhşĭn tĭmalla.
Ĭna sеn avĭntah
Tuymalla av samantrah
Hura halĭh huyhinе.
Vĭy pin hut üsninе.
Es un pеk pulassi
Kuççеnеrеn kurĭnç.
İlsеm, açam, ĭrai,
4440 Vĭl san yenne pĭrĭnç.
Yatlĭ nührеp pulsan ta,
Ĭna kaysa uar-ha.
San vĭylĭ ın pulmallah,
tеrеm av im-ama.
Yüеk kuul’-im-ama
Ulĭp asr çrеspе.
Ĭna r yеripе,
Sıvlamasĭr, tppipе.
-Yunĭm kayr vrеsе,
4450 Ĭşĭm kilç pеrsе.
Çrеmrе tеm uĭlç,
Tĭnĭm-puĭm utalç.
av puĭmri utĭpa
Kusĭrah p kurmalla,
Tuyĭmpa ta, ĭsĭmpa
Hĭvatlantĭm pulmalla.
--ha tеprе tppipе,
Ham alĭpa ĭsninе!
Tеr karçĭk Ulĭpa
4460 Ĭş kĭmĭlpa lĭpkasa.
Kukamĭş paninе
Senin koruduğun, kıymetli
Çuvaş için çok gerekli.”
Çuvaş halkının gözyaşı
Dayanılmaz ağır derdini,
Ekşiyerek güç alınca
İçilecek zaman gelince
İçireceksin sen ona
Benim seçtiğim gence.
Bu gözyaşını içen
Her zaman aklıyla yürüyen
Doğru ruhlu olmalı,
Yürek atmayana kadar,
Temiz gözü sönene kadar
O halk için yapmalı.
Onu içen o anda
Hissetmeli o zamanda
Kara budunun kaygısını.
Gücünün bin kat büyüdüğünü.
Sen onun gibi olacaksın.
Hediyelerinden göründü.
Alsana çocuğum anahtar,
O, senin tarafına döndü.
Ünlü mahzen olsa da,
Onu giderek açın ha.
Senin güçlü olman için,
İçireceğim bu ilacı sana.
Ekşi gözyaşı ilacını
Ulıp içti kovayla.
Onu içti yavaş yavaş,
Soluklanmadan dibine kadar.
-Kanım kaynayıverdi,
İçin de ısınıverdi.
Yüreğimde ne açıldı,
Aklım başım parladı.
Bu başımdaki aydınlıkla
Gözsüz görmem gerek,
Sezgimle de aklımla
Güçlenmiş olmam gerek.
-İç ha diğerini dibine kadar,
Kendi elimle doldurduğumu!
Dedi karcık Ulıp’a.
Şefkatlice okşayarak.
Büyükannesinin verdiğini
165
166
Ninesinin Ulıp’a büyülü içeceği verişi (Ulıp: 150-151)
167
168
Ulĭp еt tppipе.
-Akĭ, -tеt vĭl kĭşt tĭrsan,
İk hulnе vılyatsan,Vĭy hutşĭnat’ vmsr.
Hal’ şuyttana ntеrеp.
--ha s akna ta,
Karçĭk kalat’ Ulĭpa,
Tеpr çrеs tultarsa
4470 r Ulĭp im-ama.
sеnеh vĭl üt huşsa
Ak pular sarĭlma.
Hal’ p nt, kukamay,
Kalatĭp-ha sĭmah may,
Arkatatĭp sĭrtsеnе,
Vun ik pulĭ lеnе.
Kukamaş Ulĭpa
Pülç ırĭ sĭmahpa:
-it, urĭh kirl mar,
4480 Üsеtn-ha, üsеtn,
Pulĭn vĭylĭ ta patvar,
Vat yumanran irtеtn.
ü-tĭnu mrlh
Pultĭr mnpur halĭhşĭn,
Pattĭr vĭyu vmsеr
Pultĭr tĭvan еrşıvşĭn.
Pillh sana ır kurma,
Ir  tusa purĭnma.
-Ah, kukamay, tavtapu,
4490 Halahşĭn man avra pu,
Tеr Ulĭp humhansa,
Tupa tıtsa sĭmahpa.
Iltĭn sarnĭ pülmrеn,
Mĭn kapan pеk üpеrеn
Karçĭk paç Ulĭpa
Trlеn şur sĭhmanpa
Şĭra pulĭ ĭpata.
Mеrçеn iеt avĭnta.
-Ku sĭhmanpa ĭpata
4500 Kaya-i kĭmĭla?
Vsеm aun. Tahanah,
Es uralman vĭhatrah,
Vĭl hĭvarç akĭnta
Upramaşkĭn man pata.
Ulıp içer dibine kadar.
-İşte, der o biraz durunca,
İki kolunu oynatınca,
Onlar katılırlar ölçüsüz.
Şimdi şeytanı yeneceğim.
-İç bakalım sen şunu da,
Karcık söyler Ulıp’a,
Bir kap daha doldurarak
İçer Ulıp ilacı.
İçer içmez girip vücuda
İşte başladı yayılmaya.
Şimdi ben artık, büyükanne,
Söyleyeceğim söze göre,
Dağıtıyorum tepeleri,
On iki başlı yılanı,
Büyükanne Ulıp’ı
Susturdu güzel sözle:
-Yeter, başka şey gerek değil,
Büyüyeceksin, büyüyeceksin,
Olacaksın güçlü ve sağlam,
Yaşlı meşeden geçeceksin.
İşin gücün sonsuza kadar
Olsun bütün halk için,
Bahadır gücün ölçüsüz
Olsun ana vatanın için.
Dua sana iyilik görmen için,
İyi işler yapıp yaşaman için.
-Ah büyükaanne, teşekkür,
Halk için yuvarlak başım,
Dedi Ulıp heyecanlanarak,
Sözle yemin ederek.
Altın boyalı odadan,
Büyük tınaz gibi sandıktan
Karcık verdi Ulıp’a
Nakışla süslediği ak kaftanla
Boncuk başlı ayakkabısı.
Mercan parlıyor bunda.
-Bu kaftanla çarık
Hoşuna gidiyor mu?
Onları babanın. Ta ne zaman,
Sen doğmadığın zamanda
O koydu buraya
Saklamak için benim yanıma.
“Kirl ınna par”, -tеr,
Sana parap vsеnе.
Yıvĭr çuhnе ikkş tе
Sana sıhlе pur еnçеn.
Ulĭp tuhsa kayiççеn
4510 Kukamĭş şur ünе
Kassanah pu tüpinçеn
Al lappine huç tе
Kaşni ünе şutlar,
Unkĭlasa maylar,
Untan pçk hutaa
Pеrsе çiksеn vsеnе
akr Ulĭp mĭynçеn.
Prle larç yunaşar
apla sĭmah kaliççеn: 4520 -ulu pulat’ tiks mar,
Hn-hur kuran pit numay.
ü prçisеm hutara
itml içç, an mansam,
Vĭy ptsе itsеnеh
untar prnе hutaran.
av ü unsa ptsеnеh,
Es pulsassĭn tata ta,
ü prçiy asamran
Vsе itеt ayakran.
4530 “Vat kukamay, pulĭşsam,
Hura halĭh, an mansam”,
-Tеsе çn tе s mana,
Hĭvĭrt pulĭşap sana.
Halĭhpapa pr pulsan
Nikam aynе lеkmеstn,
Man pillhrеn tuhmasan
Yalan sıvĭ ürеtn.
unmĭn s vutra ta,
Putmĭn s şıvra ta.
4540 Çĭvaş halĭh huinçеn
Viе pattĭr tuhmalla,
av vi pattĭr şutnçеn
Es çi vĭyli pulmalla.
rpü pattĭr tıtkĭnra,
Ĭna san hal’ ĭlmalla.
Sikpĭra pit ayakra,
San ĭna ta tupmalla.
“Gerekli kişiye ver.” dedi,
Sana veriyorum onları.
Zor zamanda ikisi de
Seni koruyacak her yandan.
Ulıp çıkıp gidene kadar
Büyükannesi ak saçını
Keser dibinden
Ve elinin içine koyar
Her saçını iyice sayar,
Düğümleyerek düzenlerler,
Sonra küçük çuvala
Atınca onları
Astı Ulıp’ın boynuna.
Oturdular yan yana
Şöyle söz söylendi:
-Yolun olacak engelli,
Kötülük göreceksin çok fazla.
Saç telleri çuvalda
Yetmiş yedi, unutma,
Gücün bitince
Yak birini çuvaldan.
Bu saç yanıp bitince,
Sen olunca uzakta
Saç parçası büyüden
Uçup yetişir uzaktan.
“Yaşlı nine, yardım edeceğim,
Kara budunu, unutmayacağım.
-Diyerek sen bana,
Hemen yardım edeceğim sana.
Halkla bir olunca
Hiçkimsenin altına düşmezsin,
Benim duamdan çıkmasan
Her zaman sağ olacaksın.
Yanmayacaksın sen ateşte de,
Batmayacaksın suda da.
Çuvaş halkı içinden
Üç bahadır çıkmalı,
Bu üç bahadır içinde
Sen en güçlü olmalısın.
Şirpü bahadır esarette,
Onu sen şimdi kurtarmalısın.
Sikpırşa çok uzakta,
Senin onu bulman gerek.
169
rpü pattĭr tamĭkra,
Tui sĭrç ayеnçе.
4550 Numay pin ın asapra
Hal av sĭrt aynçe.
av sĭmahpa Ulĭpa
Karçĭk yaç asatsa.
Pısĭk vĭrĭm utaspa
Ulĭp utr yarĭnsa.
170
Şirpü bahadır cehennemde,
Tuşi tepesi altında.
Binlerce insan azapta
Şimdi bu tepe altında.
Bu sözle Ulıp’ı
Karcık yolcu etti.
Büyük uzun adımla
Ulıp gitti gezerek.
Vun Tĭvattımş Yurĭ (Ulĭp rpü Pattĭra ĭlni)
On Dördüncü Türkü (Ulıp’ın Şirpü Bahadırı Kurtarması)
Ulĭp Tui sĭrç aynçe vi pulĭ
lenpe apĭsa ĭna arkanat’. rpü
pattır sĭnçĭrta piti yĭvĭr hn kurat’.
Ĭna Ulĭp sĭnçĭrtan hĭtarat’. İkkş Tui
sĭrtne yĭvantara, unti halĭha tĭtkĭnran
hĭtara.
Ulıp Tuşi tepesi altında üç başlı
yılanla savaşarak onu yok eder.
Şirpü bahadır zincirlenip çok eziyet
görmektedir. Onu Ulıp zincirden
kurtarır. İkisi Tuşi tepesini yok ederler,
oradaki halkı esaretten kurtarırlar.
Karappĭlsеm Kapkasran,
üll sĭrtsеm tĭrrinçеn,
Epir kiln Aktayran,
Aslĭ aval hrrinçеn.
4560 Unta, avra lapamra,
Üsеt lapsĭr hurama
Paha çĭvaş rnçе.
Hulisеnçе, yalsеnçе,
Vĭrmannçе, uynçе,
Pin-pin ırma-atrinçе
Un pеk yıvĭ hal’ uk ta. . .
Vat hurama pin ulta,
Pççеn larat’ vĭl uyra.
Ayakranah kurĭnat’,
4570 ın pırsassĭn savĭnat’.
Numay tüsn purnĭra,
Kurnĭ Ulĭp pattara
r tpеnçеn tuhninе,
Tuhsan mskеr tuninе.
Ulĭp tuhsan r inе
Savĭnĭlĭn in tе
Vat hurama umnçе
Trslеn hĭy vĭynе.
r ul üsn yumana
4580 Tĭpĭltarna vaşt! kĭna.
Turattinçеn tasatsan
Tukşan tunĭ avĭntan.
Yĭtsa apat’ tukşana Avri kĭna alĭra.
Hĭy tе ktmеn huşĭrah
Üssе kayat’ şutsĭrah:
Sm vĭrmantan üllrеh,
Gemiler Kafkas’dan
Yüksek tepeler üstünden
Bizim geldiğimiz Aktay’dan,
Aslı Şaval kıyısından.
Orada, yuvarlak ovada,
Büyük dallı budaklı karaağaç.
Kıymetli Çuvaş ülkesinde.
Şehirlerde, köylerde,
Ormanında, tarlasında,
Binlerce derede çayda
Onun gibi ağaç şimdi yok…
Yaşlı karaağaç bin yaşında,
Tek başına duruyor tarlada.
Uzaktan görünüyor,
İnsan gelince seviniyor.
Çok dayanmış hayatta,
Görmüş Ulıp bahadırı
Yer altından çıktığını,
Çıkıp neler yaptığını.
Ulıp çıkınca yeryüzüne
Parladı da sevinçle
Yaşlı karaağaç önünde
Kontrol etti gücücü.
Yüz yıl büyümüş meşeyi
Kökünden söküverdi.
Temizleyerek dallarını
Bundan tokmak yaptı.
Kaldırıp vurur tokmağı
Sadece sapı elde.
Aniden kendisi de
Büyür hesapsızca:
Daha uzun gür ormandan,
171
172
Kalay sĭrtran pçkrеh.
Uy tüpinе itsеnеh,
4590 Tumlanas şut kilsenеh
Şur çul ine larat’ tе
Asĭnat’ vĭl amaşnе,
ĭpatinе kĭlarsan
Ura sırat’ vaskasah.
ĭpati un -sar çnrеn.
Pusеnе tul еnçеn
Şĭralanĭ mеrçеnpе,
İlеmlеtn kmlpе.
Sĭhmannе vĭl tĭhĭnsan
4600 Yĭl-yĭl kulsa savĭnat’.
av sĭhmana hulara
itml v lеn.
Sar pikеsеm ulahra
Purĭn ippе trlеn.
Tlnmеllе trrinçеn:
Aslĭ Atĭl hum yarat’,
Vt pulĭsеm avĭntah
Vĭy vılya savĭnsah.
Sĭhman umnе, pr tlе,
4610 Pin-pin tsl ippеlе
rеşlеn hir sĭnnе,
Çĭvaş yaln ilеmnе.
Unta hvеl tuhna çuh
Sarĭ avtan avtat’-kе,
Ktü irtsе pınĭ çuh
Pikе kulsa tĭrat’-kе.
Şurĭ sĭhman arkinçе
Çmpr huli kurnat’-kе,
Kеrmеn lavkka hüttinçе
4620 Hrpе kaççĭ tĭrat’-kе.
Yaştak kaççĭ allinçе
Purĭn tutĭr vеt-kе,
Nar pеk pikе çrinçе
Savnĭ krlеt tinеs pеk.
rpü pattĭr tıtkĭnra
Sisеt Ulĭp utninе,
Al-urinçi sançĭra,
Alĭ patman turtninе,
Turta-turta tatasşĭn,
4630 Sĭrt aynçеn tuhasşĭn.
Daha küçük teneke tepeden.
Tarla sonuna varэnca,
Giyinme zamanı gelince
Ak taş üstüne oturur da
Hatırlar o annesini,
Ayakkabısını çıkarır
Ayaklarına geçirir.
Ayakkabısı onun sarı deriden.
Başlarına dış taraftan
Boncuklanmış mercanla,
Güzelleştirmiş gümüşle.
Kaftanını o giyince
Tatlı tatlı gülerek sevinir.
Bu kaftanı şehirde
Yetmiş terzi dikmiştir.
Sarı kızlar tenhada
İpek iple süslemiş.
Şaşırtır dikişinden:
Büyük İdil dalgalanır,
Küçük balıklar burada
Oyun oynuyorlar sevinerek.
Kaftan önüne, bir yana,
Binlerce renkli iple
Süslendi tarla yüzü
Çuvaş köyünün güzelliği.
Orada güneş doğarken
Sarı horoz ötüyor,
Sürü geçip giderken
Kız gülüp duruyor.
Ak kaftan eteğinde
Çimpir şehri görünüyor,
Kale savunmasında
Kızla erkek duruyor.
Genç erkeğin elinde
İpek yağlık uçuyor,
Kıpkırmızı kız yüreğinde
Sevinç gürlüyor deniz gibi.
Şirpü bahadır esarette
Sezer Ulıp’ın geçtiğini,
Eli ayağı zincirde,
Eli batman geleni,
Çeke çeke koparmak ister,
Tepe altından çıkmak ister.
Ançah sĭnçĭr parĭnmast’,
Tatĭlma ta şutlamast’.
rpü pattĭr kĭşkĭrsa
nеt ĭlma tıtkĭnran.
Ulĭp avna tĭnlasa
Hĭparat’ pr lapamran.
Ulĭp kallеh yumana Pin ulhi utamana Tĭpĭltarç nim tе mar.
4640 Tukşan tur avĭntan,
Trslеrе -pit avan!
“Tukşan pulçе alĭ may”,
-Tеsе utr sĭrtalla.
Ulĭp tĭvat’ pr utĭm,
Hıa yulat’ iç uhrĭm,
Pеrsе itеt sĭrt patnе,
Anmalla un sĭrt aynе.
Ançah şĭtĭk kuranmast’,
Alĭk-hapha palĭrmast’.
4650 Ulĭp tarĭn şuhĭşra
Larat’ pısĭk çul inе.
Çul putat’ yıvĭrpa,
Şĭtĭk pulat’ hayhinе.
Sĭrt aynçеn çaşkĭrsa,
Vi punе kaĭrtsa
Tuhat’ lеn virknsе,
Vut-ulĭma sirptsе.
Vĭl tuhsanah Ulĭpa
untarmaşkĭn ıtkĭnat’,
4660 Çankĭr-çankĭr sĭnçĭrpa
Yavaklama tıtanat’.
Pusеne sulkalat’,
Şĭlsеmpе şak şakkat’,
Şĭharat’ tе ahĭrat’,
Ulĭpa val kĭşkĭrat’:
-Sana nikam yıhĭrman,
Ma kiltn-ha s, tĭmsay?
Es kunta nim uhatman,
Mn ürеtn şĭrşlasa?
4670 lеn ürеt çaşkĭrsa
Ulĭpa k ĭtasla,
Vut-hm sapat’ alhassa
Purtе unsa kayasla.
Sadece zincir boyun eğmez,
Kırılmayı da düşünmez.
Şirpü bahadır bağırarak
Çağırır esaretten kurtulmaya.
Ulıp bunu duyarak
Kalkar düz ovadan.
Ulıp tekrar meşeyi
Bin yıllık atamanı
Koparır bir şey değil.
Tokmak yaptı bundan,
Düzeltti, çok güzel!
“Tokmak oldu ele göre”
-Diyerek gitti tepeye doğru.
Ulıp atar bir adım,
Arkada kalır yedi çağrım,
Vurarak vardı tepe yanına,
İnmesi gerek tepenin altına.
Ancak çukur görünmez,
Kapı belirmez.
Ulıp derin düşüncede
Oturur büyük taş üstüne.
Taşı batar ağırlıkla,
Çukur olur orada.
Tepe altından homurdanarak,
Üç başını kaldırarak
Çıkar yılan fırlayarak.
Ateş alev saçarak.
O çıkar çıkmaz Ulıp’ı
Yakmak için fırlar,
Şıngır şıngır zincirle
Sarmaya başlar.
Başlarını sallar,
Dişlerini şaklatır,
Islık çalar da haykırır,
Ulıp’a o bağırır:
-Seni kimse çağırmadı,
Niye geldin sen, aptal?
Sen burada bir şey mi kaybettin
Ne geziyorsun koklayarak?
Yılan geziyor tıslayarak
Ulıp’ı aniden yutacak gibi,
Ateş kor saçar şımararak
Hepsi yanıp bitecek gibi.
173
174
Ançah av vut-ulĭmran
Ulĭp nim tе şiklеnmеst,
Kukamĭş pil panĭran
Şur sĭhmana vut tivmest.
apat’ lеn Ulĭpa
itml hĭla hüripе,
4680 Ulĭp ĭna tarĭhsa
Sirsе yarat’ allipе.
Tukşan vat yumanran.
Vĭşt klenеt avanran.
Tukşan anat’ şĭhĭrsa,
lеn punе lapçĭtsa.
Ulĭp viln tĭşmana
Sirsе yarat’ ayakka,
Krsе kayma sĭrtalla
Ças tasatat’ şĭtĭka.
4690 Sĭrt tpnеllе annĭ çuh
Hrh alĭk uĭlat’,
Tpnе ansa itn çuh
Hrh alĭk hupĭnat’.
Ayalta, sĭrt kukrinçе,
Sims ulĭm varrinçе
rpü pattĭr yınĭşat’.
avah pattĭr mĭn sĭrta
Yĭtsa tĭrat’ urĭmpa,
Yalkĭşakan ulĭma
4700 Süntеrеsşn tar tĭksa.
rpü pattĭr Ulĭpa
Ktsе ilеt sĭmahpa:
-Yalkĭşakan ulĭma
Hĭvatĭm uk süntеrmе,
urĭm inçi sĭrtĭma
Vĭyĭm itmеst tüntеrmе.
An tiv-ha vut kĭvara,
Arkatmaşkĭn tĭhta-ha.
Yalkĭşakan kĭvarsеm 4710 Vsеm purtе tеmsеm.
Mana ĭlma akĭnta
Vsеm kilyn ak sĭrta,
Timr tılĭ kaşninnе
Süslеntеrn üt-pvnе.
Hal vsеm una,
Ançah unsa ptmе,
Ancak bu ateş alevden
Ulıp hiç çekinmez,
Büyükannesi dua ettiği için
Ak kaftana ateş değmez.
Vurur yılan Ulıp’a
Yetmiş kulaç kuyruğuyla,
Ulıp onu savar
Uzaklaştırır eliyle.
Tokmağı yaşlı meşeden.
Hop havalanır güzelden.
Tokmak iner ıslık çalarak
Yılanın başını ezerek.
Ulıp’ın ölen düşmanı
Uzağa fırlatarak,
Girmek için tepeye doğru
Temizler çukuru.
Tepe dibine inerken
Kırk kapı açılır,
Dibine indiği zaman
Kırk kapı kapanır.
Aşağıda, tepe eğriltisinde,
Mavi ateş ortasında
Şirpü bahadır sızlanıyor.
Bu bahadır büyük tepeyi
Çekiştiriyor sırtıyla,
Alev alev yanan ateşi
Söndürmek için ter dökerek.
Şirpü bahadır Ulıp’ı
Karşılar sözle:
-Alev alev yanan ateşi
Gücüm yok söndürmeye,
Arkamdaki tepeyi
Gücüm yetmez devirmeye.
Dokunma ha, ateşe köze,
Dağıtmak için bekle.
Alev alev yanan közler
Onların hepsi de insanlar.
Beni kurtarmaya buraya
Onlar geldiler bu tepeye,
Demir tokmak herbirine
Halsiz düşürdü vücudunu.
Şimdi onlar yanıyorlar,
Ancak yanıp bitmiyorlar,
Man pеk asap kura,
Tĭşman tari pulma.
Mana ĭlas tеsеssn
4720 ak sançĭra tatsamçç,
Ĭna tatsa pеrsеssn
Sĭrta trtse yarsamçç.
Ulĭp pattĭr ik alpa
Yarsa ilç sĭnçĭra,
Ĭna mnpur vĭy-halpa
Vĭl tatasşĭn tuhhĭmra.
Ançah sĭnçĭr tatĭlmast’,
ip pеk pulsa tĭsĭlat’,
Ulĭp ĭna pĭrahmast’,
4730 Turta-turta ĭmhalat’.
-Eh, hal’ haçĭ tupasç,
Kasasç tе tatasç, Tеr Ulĭp aptrasa,
ĭmhana hıt tarĭhsa.
-Haçĭ kirl pulsassĭn
Çavsam rе allupa,
Pr ik-vi şit çavsassĭn
Kurĭn ĭna kuupa, Tatan sasĭ iltnç,
4740 r kisrеnpn tuyĭnç.
Ulĭp sasĭ iltsеnеh
Hĭy umnеllе pşknç.
Umri üppе sirsеnеh
rpü pattĭr kĭşkĭrç:
-Sasĭ sana ultalat’,
Vĭl hal’ sanran mĭşkallat’!
Unta haçĭ tupayman,
Timr tılla kurayĭn.
-Haçĭ ĭta vırtninе
4750 Ep plеtp hal’ tinеh, Tеr Ulĭp vĭşt tĭrsa,
Sasĭ yenne avrĭnsa.
Vĭl aptrasa tĭnĭran
Takam kulma tıtĭnç,
Tusan vеsеn şĭtĭkran
Vatĭ Tivrе kurĭnç.
Tivrе larat’ r inçе,
Kapmar şur çul huinçе.
Hüripе tеk pĭrkalat’,
Benim gibi azap görüyorlar,
Düşman kölesi olmuyorlar.
Beni kurtarmak istiyorsan
Bu zinciri kırmalısın,
Onu kırıp atınca
Tepeyi dürtüp yıkmalısın.
Ulıp bahadır iki eliyle
Tuttu zinciri iyice,
Onu bütün gücüyle
O kırmak için hemen.
Ancak zincir kırılmaz,
İp gibi olup esner,
Ulıp onu bırakmaz,
Çeke çeke dolar.
-Eh, şimdi makas bulmalı,
Kesmeli de kırmalı,
Dedi Ulıp şaşırarak,
Yumağa çok sinirlenerek.
-Makas gerek olunca
Kazarak yeri eliyle,
Bir iki üç karış kazınca
Göreceksin onu gözünle
Nereden duyuldu sesi
Yer sallandığı hissedildi.
Ulıp sesi duyunca
Kendi önüne eğildi.
Önündeki çöpü açınca
Şirpü bahadır bağırdı:
-Ses seni kandırıyor,
O şimdi seninle alay ediyor!
Orada makas bulamazsın
Demir tümsek görebilirsin.
-Makasın nerede olduğunu
Ben biliyorum ama,
Dedi Ulıp yerinden kalkarak,
Ses tarafına dönerek.
Onun şaşırıp yaptığından
Birileri gülmeye başladı,
Toz kalkınca çukurdan
İhtiyar Tivre göründü.
Tivre oturuyor yer yüzünde,
Büyük beyaz taş arasında.
Kuyruğu ile cilve yapar,
175
176
4760 avra ilsеm kĭlarat’.
Ulĭp rе çavas pеk
Hĭy umnеllе pşknеt,
Tivrе kеh taşlas pеk
Hukalanma pikеnet.
Tılĭ inе utlanat’,
Şĭlnе yrmе tıtĭnat’,
Ulĭp patnе ıvharat’,
Ĭna hulran akĭnat’.
Ulĭp vatĭ Tivrеnе
4770 Yarsa ilеt hulnçеn.
ĭmhalanĭ ippinе
Sütеt kirl taranççеn.
ĭrkat’ ippe Tivrеnе
Untan ĭmha tĭvasla,
Tivrе sikеt ülеllе
ulran hĭyĭr pulasla.
-Ayta r çav! avmasan
Puna urap tukşanpa,
Halеh haçĭ tupmasan
4780 Tıtsa tıllap tılĭpa.
Tivre çavnĭ r inçе
Ulĭp kurat’ pit çipеr
Vĭrĭm haçĭ vırtninе,
Ĭna ilеt allipе.
rpü inçi sĭnçĭra
Ulĭp kasat’ haçĭpa,
Tivrеne hıt tarĭhsa
Itkĭntarat’ tapkĭpa.
Tılĭ patnе vĭl vaskat’,
4790 Ĭna apsa arkatat’,
Tui sĭrç avĭntah
İk paya uyrĭlat’.
rpu pattĭr pr paynе
Yĭvantarat’ pr yenne,
Ulĭp pattĭr tеprinе
Sirеt aylĭm hrrinе.
Tui sĭrç yĭvansan
Sünеt tamĭk vuç tе,
rpü pattĭr sas parsan
4800 Vutran ınsеm pulç-kе.
Ulĭp rpü pattĭrpa
Hĭparç sĭrtalla,
Çevreye rüzgar salar.
Ulıp yeri kazacak gibi
Kendi önüne eğilir,
Tivre dans eder gibi
Kıvrılmaya çalışır.
Tümsek üstüne biner,
Sırıtmaya başlar,
Ulıp yanına yaklaşır,
Ona kolundan asılır.
Ulıp yaşlı Tivre’yi
Atar kolundan.
Yumaklaşmış ipi
Çözer gereği kadar.
Sarar ipi Tivre’ye
Ondan yumak yapmak için.
Tivre zıplar yukarıya,
Taştan kum yapmak için.
-Hadi yer kaz! Kazmazsan
Başını yaracağım tokmakla,
Şimdi makas bulmazsan
Tutarak ezeceğim tokmakla.
Tivre kazdı toprağı
Ulıp görüyor çok güzel
Uzun makasın yattığını,
Onu eliyle alır.
Şirpü üstündeki zinciri
Ulıp makasla keser,
Tivreni halsiz düşürüp
Fırlatır tekmeyle.
Tümsek yanına gider,
Onu vurarak dağıtır.
Tuşi tepesi böylece
İki parçaya ayrılır.
Şirpü bahadır birazını
Yıkar bir yöne,
Ulıp bahadır diğerini
Devirir ova kenarına.
Tuşi tepesi devrilince
Söner cehennem ateşi de,
Şirpü bahadır ses verince
Ateşten insanlar oluştu.
Ulıpla Şirpü bahadırla
Yükseldiler tepeye doğru,
Kayran uĭ sasĭpa
Vĭl kalar ak apla:
-Tui sĭrç tpnçеn,
unakan vut vırĭnçеn
ul putartĭm -pr ıvĭ,
Vĭtĭr ikk, an manĭr.
Vsеm çunlĭ. Tavtapu!
4810 unnĭ-unnĭ numay ul Pulsa vırtnĭ katĭk çul.
Mn çul asap çĭtnĭ pul’!
Purtе kurĭr avsеnе,
Ivĭtatĭp kay yenne.
ak varmanlĭ r inе
Ulĭp pеç çulsеnе
Sm-sm vĭrman huinе
Sapalanma vĭrmanta.
Ulĭp tĭç şutlasa
4820 Çulsеm inçеn pulmalla.
Sĭmah tĭsr ak apla:
-ulsеm ırĭ çunla ta
Hĭysеm ükn vıranta
ĭlku pul yuhĭnma.
av ta pultĭr malaşnе:
Tĭr şıv hrе kilştr,
Untan vırtsa şıv tr,
av vırĭntah r katĭr,
Vĭl kaççĭpa tl pultĭr,
4830 Pr-prinе yuratçĭr,
av vırĭna yal lartçĭr,
n ĭrat itntr.
Pattĭr yalsеm ku teççr.
Sonra açık sesiyle
O söyledi işte böyle:
-Tuşi tepesi dibinden,
Yanan ateş ortasından
Taş topladım, bir avuç,
Otuz iki, unutmayın.
Onlar ruhlu. Teşekkür!
Yanmış yanmış uzun yıllar
Onlar sert taş olmuşlar.
Nasıl taşlar azaba dayanmış!
Hepiniz görünüz bunları,
Fırlatıyorum ne yöne.
Bu ormanlı yer yüzüne
Ulıp attı taşları
Gür gür orman arasına
Serpilmesi için ormanda.
Ulıp düşündü orada
Taşlar hakkında olmalı.
Söz sıraladı işte böyle:
-Taşlar iyi ruhlu da
Kendileri düştükleri yerde
Kaynak olacak akacak.
Bu da kalacak geleceğe:
Duru suyu kız beğensin,
Ondan yatıp su içsin,
Bu yerde gece geçirsin,
O erkeğiyle karşılaşsın,
Birbirini sevsinler,
Bu yere köy kursunlar,
Yeni nesil yetiştirsinler.
Pattır köyler bu desinler.
177
Vunpillkmş Yurĭ (Ulĭp Sikpĭrĭna Asamlĭhran Hĭtarni)
On Beşinci Türkü (Ulıp’ın Sikpırşa’yı Büyüden Kurtarması)
178
Kĭvak huppi iеt. Ulĭp kĭvak
huppinçеn Sikpĭrana tupsa pama
ıytat’. Akĭş küllе çĭmat’, un hınçеn
karappĭl ta tins kayĭk pulsa ıtkĭnat’.
Ulĭp tins kayĭknе çulpa pеrsе vlеrеt,
akĭşa hulpui urlĭ pеrеt, unran pikе
pulat’. Pikе Ulĭpa Sikpĭrana tupma
pulĭşat’, tavralli yalsеnе, hulana,
ınsеnе asamlĭhran hĭtarat‘.
Kuzey ışığı atıyor. Ulıp ondan
Sikpırşa’yı bulup vermesini ister.
Kuğu göle dalar, onun ardından gemi
de deniz kuşu olup atılır. Ulıp deniz
kuşunu taşla vurup öldürür, kuğuyu
omuzları üstünden vurur, ondan güzel
bir kız olur. Kız Ulıp’a Sikpırşa’yı
bulmak için yardım eder, çevredeki
köyleri, şehri, insanları büyüden
kurtarır.
Putr, putr putеnе
Yasmĭk ani vnçе.
Tеn’еl yal punçе
Ulĭp larat’ pççеnеh.
Ulĭp larnĭ vırĭnta
Pallĭ yulat’ pusĭrnsa.
4840 Kut vırĭnnе lapam tеn,
P vırĭnsеm -ırmasеm.
Ay, tüpеrе mn pulç?
Kĭvak huppi inç!
-Kĭvak huppi, iltsеmçç,
Sikpĭrana tupasç! Ulĭp -ıytr iynçеh
Yĭltĭrtatsa süniççеn.
Kĭvak huppi hınçеn
Hvеl tuhma tıtĭnç,
4850 Hasar tĭv hınçеn
Pr hurakĭş kurĭnç.
Kayran, kĭştah yarĭnsan,
Kül inе laşt larç,
Külli humsеm kĭlarsa
Kĭpĭklanma tıtĭnç.
av vĭhĭtrah inеtrе
Karappĭl il kastarat’,
Hm kupе tüpеrеn
Kül inçе tеm şırat’.
4860 Sismеn-ktmеn huşĭrah
Karappĭl vĭştĭrah
Bıdır bıdır bıldırcın
Mercimek tarlasında.
Tenyel köyü başında
Ulıp oturur tek başına.
Ulıp’ın oturduğu yerde
İşaret kalır baskısından.
Kıçı ova gibi,
Baldırı ırmak gibi.
Ey! Tepede ne oldu?
Kuzey ışığı parladı!
-Kuzey ışığı duysaydı,
Sikpırşa’yı bulurdu!
Ulıp sordu zamanında
Parlayıp sönene kadar
Kuzey ışığı ardından
Güneş çıkmaya başladı,
Hasar dağı ardından
Bir kara samur göründü.
Sonra biraz gidince,
Göl ise dalgalanıp,
Göl dalgalar yapıp
Köpüklenmeye başladı.
O zaman uzakta
Altın kartal uçup,
Uzaktan parlak gözüyle
Bir şey arıyor göl üstünde.
Beklenmeyen zamanda
Kartal hızlıca
Kül inе ıtkĭnat’,
Hurakĭşa tapĭnat’.
Hurakĭş ıtkĭnsa
Çĭmat’ kül tpnеllе,
Şıv aypе yarĭnsa
İşеt hĭmĭş patnеllе.
Karappĭl samantrah
Pulç tins kayĭk,
4870 Akĭş hıĭn vaskasa
Kül tpnе ıtkĭnç,
Akĭş ulnе tatr tе
Kalat’ sĭhsa punçеn:
-Hĭvna pussa sutarsan,
Kirşmеtpе ıvĭrsan,
Un еrkn es pulsan
Asaplĭhran hĭtĭlan.
-Kunni valli kun uk,
Kirеvsrе vilm uk,4880 Tеt tе Ulĭp illеnsе
Şur çul ilеt pşknsе.
Vĭrkĭntarat’ şur çulnе
Kirеvsrе tllеsе.
Tins kayĭkn punе
av çul tatat’ iknsе.
Hurakĭş tlnsе
Pĭhat’ Ulĭp yennellе,
Untan yĭr-yĭr işеt tе
Vaskat’ kaççĭ yennellе.
4890 -Ir ın tĭvat’ ırlĭhnе,
Usal yarat’ şırlĭhnе.
Mana ĭltĭn vilmrеn,
Tavah sana çrеrеn!
Puu urlĭ, tarhasşĭn,
Mana pеr-ha rеllе.
Ep sana avĭnşĭn
mr usrĭp çrеrе,Tеr Akĭş Ulĭpa
Kеh yrsе yarasla.
4900 Hurakĭşa pu urlĭ
Ulĭp pеç hĭy maylĭ,
Untan pĭhr avrĭnsa,
Hurakĭşa şırasa.
Umra tĭrat’ pr pikе,
Göle doğru atılır,
Kara samura saldırır.
Atılıp kara samura
Dalar gölün dibine.
Su içinden gidip
Yüzer kamışa doğru.
Kartal o zaman
Oldu deniz hayvanı,
Kuğu ardından aceleyle
Atıldı göl dibine,
Kuğunun yolunu kesip
Söyler başından sıkıp:
-Kendini satarsan,
Kirişmet’le uyursan,
Onun maşuku sen olsan
Azaptan kurtulursun.
-Günü için gün yok
Gereksize ölüm yok,
Der Ulıp sinirlenerek
Ak taş alır eğilerek.
Fırlatır ak taşı
Gereksize nişan alıp.
Deniz hayvanının başını
Bu taş kırar uçup.
Kara samuru şaşırıp
Ulıp tarafına bakar,
Sonra hemen yüzer de
Yiğide doğru acele eder.
-İyi insan bulur iyiliği
Kötü insan belayı.
Beni kurtardın ölümden,
Şükür sana yürekten!
Başın üzerinden lütfen
Beni vur yere doğru.
Ben seni bunun için
Saklarım yürekte ömür boyu,
Dedi Kuğu Ulıp’a
Biraz da ağlayarak.
Kara samuru başından
Ulıp vurdu düzgünce,
Sonra baktı dönüp,
Kara samuru arayıp.
Bir kız duruyor önünde,
179
180
Sĭnran pĭhma pit hitrе:
Pĭhat’ -sarĭ hvеl tеn,
Puplеt urhi çkе pеk,
Iltĭn lk punçе
unat’ sarĭ çеçеklе.
4910 Pilk taran ivç,
Tıtsa pĭhas kilmеllе.
-Kam hr es, hĭş еnçеn, Akĭşç es -ma un pеk? -
Iytr Ulĭp sar hrtеn
Pallaşassi kilnrеn.
-Patşa tеtç attеnе.
Arpat hr, ykt, ep.
Hal’ vĭl ptm yĭhpеh
Şıv tpnçе çullannĭ,
4920 Unta vırtsa ptmpеh
Şit hulĭnĭş mĭklannĭ.
İltn pul’ es: r inçе
Çullĭ sĭrtsеm huşşinçе
Purnat’ irsr Kirşmеt,
Çavsa tĭrşş üsnskеr!
Vĭt av mana ĭnsĭrtran
Hıt yuratsa pĭrahat’,
Yuratupa anraşsan
Mĭşĭrlanma hapsĭnat’.
4930 Prrеhinçе uyavra,
k pınĭ vĭhĭtra,
Kirşmеtе ak apla
Ep kalarĭm mĭşkĭlla:
“Akĭş stnе tеrsеn,
Tеmtеprsеm itеrsеn
Sana kaçça tuhatĭp,
Manpa savnĭ kuratĭn”.
“Yurat’”,-tеr kĭşkĭrsa,
Siv kupе şĭtarsa.
4940 Sims ku man çuna
Pĭrlantarç avĭn çuh.
Tĭsr irsr allinе,
nsе ilç attеnе:
“Hrnе mana parsassĭn
Görünüşü çok güzelce:
Bakar, sarı çiçek gibi,
Konuşur bahar çiçeği gibi,
Altın şapka başında
Parlar sarı çiçek gibi.
Beline kadar saç örgüsü,
Tutup bakasın gelir.
-Kimin kızısın, neredensin,
Kuğuydun sen, neden böyle?
Sordu Ulıp sarı kıza
Tanışmak istedi onunla.
-Padişah dediler babana.
Yiğit Arpad48 kızıyım ben.
Şimdi bütün soyuyla
Su dibinde taşa döndü,
Orada yatıp tamamıyla
Bir karış yosun tuttu.
Duymuşsundur yer yüzünde
Taşlı tepeler arasında
Yaşıyor arsız Kirişmet,
Kazıyarak başı büyüyen!
İşte o bana aniden
Aşık oldu birden,
Aşkından sayıklayıp
Evlenmeyi çok ister.
Bir gün bayramda,
İçildiği zamanda,
Kirişmet’e işte böyle
Söyledim ben alayla:
“Kuğu sütünü içirsen,
Neler neler yedirsen
Seninle evlenirim,
Benle sevinç görürsün.”
“Tamam” dedi haykırıp,
Soğuk gözünü oynatıp.
Yeşil gözü yüreğimi
Buza çevirdi o anda.
Uzattı arsız elini,
Çağırdı babamı:
“Kızını bana verince
48
Arpad Macarların efsanevi hükümdarıdır. Macarları bugün yaşadıkları topraklara getiren ArpadVezir Almos’un oğludur.
Bizans kaynakları onun Attila’nın torunlarından birisi olarak da zikretmektedir. Yine kaynaklara göre 893 yılında Macarların
hükümdarı olmuştur (Bayram 2012: 133).
Pıl-u inçе purnatĭn,
Kilşmеstn pulsassĭn
mr hn-hur kuratĭn”.
Attе hĭyn çppinе,
Haklĭ çrе tattinе,
4950 Kirşmеtе pamar,
Un hun’ĭş pulmar.
Vara vi kuntanah
Ĭna kaçça tuhmantan
Vat Kirşmеt attеnе
Çullantarnĭ yĭhpе.
Ep un inçеn pltm tе
Pitrеn çavrĭm irsrе,
Untan surtĭm kunçеn
Pr kunе şur iliççеn.
4960 “Mana kaçça tuhmanşĭn,
Kuran hĭysa surnĭşĭn
avra kül tuliççеn,
Hu hurakĭş puliççеn
Pĭrlĭ umĭr islеttr,
Sivçir kullеn çtrеttr”,Tеr mana yunasa
Vat Kirşmеt tulaşsa.
Untan urnĭ anraşka
Virhntеrç malalla.
4970 Yamanak mĭn küllinе,
Tĭrna ku pеk tasinе,
Pĭrlĭ urr tinspе
Prlеştеrç tşmşpе.
Pĭrlĭ umĭr pltnе
Husa kilç ak yenne,
Kül tavra ak sĭrta
Vırnatarç urrtе,
“Külri şıv akĭnta
Tipm,-tеr,-mrtе”.
4980 Vĭhĭt numay irtsеn tе Ku umnçеh Kirşmеt,
Un asamlĭ tuyi tе
Kua iyеt -sirlmеst.
Hal’ tе yanrat’ hĭlhara
Un sĭmahhi: “Purnĭra
49
Yağ bal içinde yaşarsın,
Eğer kabul etmezsen
Ömür boyu azaptasın.
Baba kendi yavrusunu,
Yüreğinin parçasını,
Kirişmet’e vermedi,
Kayın babası olmadı.
Üç gün aradan geçince
Onunla evlenmeyince
Yaşlı Kirişmet babamı
Taşa çevirdi soyuyla.
Ben bunu öğrendim de
Yüzünü tırmaladım,
Tükürdüm gözüne de
Bir gözünü yardım
Ben evlenmediğinden
Gözümü yaraladığından
Şavra gölü dolana dek,
Kara samur olana dek
Buzlu yağmur ıslatsın
Sıtma yavaşça titretsin.”,
Dedi beni tehdit ederek
Yaşlı Kirişmet dalaşarak.
Kudurmuş sonra sayıklar
İleriye doğru saldırır.
Beni Yamanak gölüne49,
Turna gözü gibi temizi
Buzlu kuzey deniziyle
Birleştirdi batıllıkla
Dolu bulutunu
Sürdü getirdi bu tarafa,
Göl çevresinde bu tepeye
Yerleştirdi kuzeyde,
“Göldeki su burada
Kurumaz dedi hiçbir zaman.”
Zaman çok geçince
Göz önünde Kirişmet,
Onun büyülü asası da
Gözü yer, kaçılmaz.
Şimdi de yankılanır kulakta
Onun sözü:“Hayatta
Yamanak gölü; Çuvaş Cumhuriyeti’nin Krasnoarmeyski ilçesinin Yamanak köyü yakınlarında bulunan bir göl (Ş.N.).
181
182
urr еnçi mĭn sĭrta
Kuaraym nikam ta.
avĭnpa ta es kunta,
Hurakĭş pulan ta,
4990 Pin ul işn hn kursa,
Vri kuul’ yuhtarsa.
Mnşn tеsеn r inçе,
Etem yĭh huşşinçе,
Sĭrt kuarmĭş uralman,
Ĭnlantĭn-i es avna?
uralsan ta nim tе mar,
Manşĭn hal’ vĭl-t’hu ançah!
Mnşn tеsеn ak sĭrtran
Nim palĭrman alĭkran
5000 itml tsl çir tuhat’,
Çirtеn pattĭr antĭhat’.
Kayran kunta mur pulat’,
av pattĭrtan şĭm yulat’”.
-An makĭr-ha kulyansah.
Sar hvеl pirе tе
Ĭşĭt-ha ĭşşipе,Tеr Ulĭp pikеnе
Utnĭ çuhnе sĭrt yenne.
Sĭrt aynеllе tuhsanah,
5010 Yeyü urlĭ kasanah
urr еnçi mĭn sĭrtran
Nim palĭrman alĭkran
itml tsl çir tuhat’,
ir Ulĭpa hıt tullat’.
Amĭş pil Ulĭpra
Pin ullĭha. avĭnpa
ir-çr ĭna avaymast’,
Un kun-ulnе huaymast’.
Tarĭhnipе alhassa,
5020 Tĭman pulsa kaplansa,
Mur karçĭknе şırasa
Çirsеm vr yarĭnsa.
Ulĭp üll mĭn sĭrta
Hulpuipе tknеt.
Trtsеn-trtsеn vĭl ĭna
Hĭy vırĭnçеn siktеrеt.
Kül tp tipiççеn
Kĭştah larsa vĭl kanat’.
Kuzeydeki büyük tepeyi
Göçüremez hiçbir kimse.
Bunun için sen burada,
Kara samur olacaksın da
Bir yıl boyu azap görüp,
Sıcak gözyaşı döküp.
Neden dersen yer yüzünde,
İnsan nesli arasında,
Tepe göçüren doğmadı,
Anladın mı sen bunları?
Doğsa da önemli değil,
Benim için, tüh ancak!
Niçin dersen bu tepeden
Görünmeyen kapıdan
Yetmiş türlü hastalık çıkar,
Hastalıktan bahadır azap çeker.
Sonra burada salgın olur,
Bu bahadırdan kemik kalır.”
-Dertlenip de ağlama.
Parlak güneş bizi de
Isıtır sıcaklığıyla,
Dedi Ulıp kıza
Giderken tepeye.
Tepeye çıkınca
Ural tepesinden geçince
Kuzeydeki ulu tepeden
Görünmeyen pencereden
Yetmiş türlü hastalık çıkar,
Hastalık Ulıp’a dalar.
Anne duası Ulıp’ta
Bin yıllığa! Bunun için
Hastalık onu eğemez.
Onun hayatını yıkamaz.
Sıkılınca bozulup,
Duman olup kaplayıp,
Salgın karıcığını arayıp
Hastalıklar uçtu dolanıp.
Ulıp yüksek ulu tepeye
Omuzuyla dokunur.
Dürtünce birkaç kez onu
Yerinden oynatır onu.
Gölün dibi kuruyana dek
Oturur biraz dinlenir.
Kül tp tipsеnеh
5030 Hrl yıtĭ kurĭnat’,
Ulĭp umnе itsеnеh
Vĭl Ulĭpa tapĭnat’.
Ulĭp yıtta nsinçеn
Yarsa tıtat’ sisiççеn.
Yıtĭ sikеt hĭtĭlma,
Şĭpĭr çlhi kalama.
Ulĭp pit tarĭhat’,
Yıtta layĭh parkalat’,
Pilеşе Ulĭp kĭklat’,
5040 Unpa yıtta hĭmĭtlat’.
Yıtti pilеş-hĭmĭta
Hıvsa pеmе hĭtlanat’.
Pilеş vĭylĭ karçĭkran,
Yıt tşmşnе çakarat’.
Hrl yıtĭ hmlеnеt,
Vut-hm untan sirpnеt,
Yĭvalanat’, ulşĭnat’,
Karçĭk pulat’ yıtĭran.
Karçĭkĭn ku harşisеm 5050 ip lеnsеm -sarrisеm.
Timr sеnk -çrnisеm,
Çarmaklansa kaynisеm.
Piеn tеyn ivtnе.
Hĭlhi vara -hupah pеk.
ip lеnsеm Ulĭpa
Pit-kunçеn sĭhasşĭn,
Kaĭrĭlsa, yavĭnsa
Ĭna mĭyran pĭvasşĭn.
Ançah Ulĭp usala
5060 Yanklattarat’ hĭlhinçеn
Ankĭ-minkе tuhiççеn.
-Kala! Kunta, yuşkĭnra,
Çrtеn mnlе pattĭra?
Mur karçĭk hĭrasa
apla kalat’ Ulĭpa:
-Kunta vırtat’ Sikpĭra.
Kirşmеt ĭna tahanah
Çullantarnĭ tarĭhsa.
av pattĭrtan uhrĭmra
5070 Vırtat’ Arpat patşa ta.
Unpa prlе yĭh tе.
Gölün dibi kuruyunca
Kızıl it görününce,
Ulıp önüne gelince
O Ulıp’a saldırır.
Ulıp iti ensesinden
Tutuverir sezene dek.
İt seker kurtulmak için,
Tılsımlı konuşmak için.
Ulıp çok sıkılır,
İti iyice tutar,
Üvez ağacını kökler,
Onunla iti kafesler
İt üvezden kafesi
Kırmaya çalışır.
Üvez güçlü karıcıktan,
İtin büyüsünü azaltır.
Kızıl it alevlenir,
Ateş ondan serpilir,
Yuvarlanır, değişir,
İtten bir karçık olur.
Karcığın kaşları
Sülükler, sarılar
Demir yaba, tırnakları,
Pörtleyip duranlar.
Kaktüs gibi saç örgüsü.
Bu şimdi dulavrat otu gibi.
Sülükler Ulıp’ı
Yüz-gözünden sokmak ister,
Doğrulur yuvarlanır
Onu boğmak ister.
Ancak Ulıp kötüyü
Yumruklar kulağından
Delilik olana kadar.
-Söyle! Burada yosunda,
Çürütürsün hangi bahadırı?
Salgın karıcığı korkup
Söyle söyle Ulıp’a:
-Burada yatar Sikpırşa.
Kirişmet onu ta ne zaman
Sıkılıp çevirdi taşa.
Bu bahadırdan bir çağrım
Yatar Arpat padişahı da.
Onunla birlikte soyu da.
183
184
Kalam sana akna ta:
Sikpĭrana Kirşmеt
Asamlanĭ vĭrttĭnla.
avĭnpa ta pattĭra
Hal’ nikam ta tupaymast’.
Mnlе tеtn? Ak apla.
Yatarlasa un valli
Pĭtalasa lartmalli
5080 Hatrlеn... Mnrеn tеn?
Asam piеn yppinçеn.
Sikpĭrana Kirşmеt
Pĭtalanĭ avsеmpе.
iç hutçеn. Hĭy. Pççеn!
Sikpĭrana yuşkĭnra
Mnpur piеn yppinçеn
Kam tasatma pultarat’?
Pulas ta uk Çĭvaşra
Un pеk ĭsta man şutpa.
5090 Arpatpa un halĭhnе
ĭlas tеsеn purnе tе
Hurakĭşran pikе tu.
Un pеk tuma san vĭy uk.
Ĭna hĭv ta çuhlan-ha.
Pikе pulmast’ kayĭkran.
Sikpĭrana ĭlmaşkĭn,
Kuntan unpa kaymaşkĭn
Çrе kirl çĭn pahi Vat patşaran kĭlarni.
5100 Un pеk çrе sanra uk.
Patşa çri ĭta tеn?
Man umra vĭl. Tşmşrе!
Unpa usĭ kuraymĭn.’
Ulĭp vĭr-var usalran
Turtsa ilеt çrеnе,
Arpat hrnе çatĭrtan
Ulĭp çnеt hĭy patnе.
Pikе aşş çrinе
Tıtsa pеrеt çul inе.
5110 Şurĭ çulsеm kusr,
ınsеm pulsa tĭç.
Kĭvak çulsеm huskalç,
Aylĭmpе pĭslanç,
ĭra ttrе hĭparç,
Söylüyorum sana bunu da:
Sikpırşa’yı Kirişmet
Büyüledi gizlice.
Bunun için bahadırı
Artık kimse bulamaz.
Ne dedin? İşte böyle.
Özellikle onun için
Çivileyip oturtmalı
Hazırladı… Neden dersin?
Büyülü kaktüs iğnesiyle.
Sipırşa’yı Kirişmet
Çiviledi bunlarla.
Yedi defa. Kendi ise yalnız!
Sikpırşa’yı yosunda
Türlü kaktüs iğnesinden
Kim kurtarabilir?
Bulunmaz Çuvaş’ta
Bence böyle usta.
Arpat’la onun halkı
Kurtarayım desen hepsini
Kara samur’dan kız yap.
Böyle gücün yok senin.
Bunu sen de bilirsin
Kız olmaz hayvandan.
Sikpırşa’yı kurtarmak için
Buradan onunla gitmek için
Yürek gerek çok kıymetli.
Ulu padişahtan kurtarmak için.
Böyle yürek sende yok.
Padişah yüreği nerde ki?
Benim önümde o. Batılda!
Onu kullanamazsın.
Ulıp hemence kötüden
Çeker alır yüreği,
Arpat kızını çadırdan
Ulıp çağırır yanına.
Kız babasının yüreğini
Tutar vurur taş üstüne.
Ak taşlar yuvarlanır,
İnsana dönüşür.
Gök taşlar oynar yerinden
Mavi kenarla puslandılar,
Yoğun duman yükseldi,
aplĭ hula kurĭnç.
Vatĭ patşa kĭmĭltan
Ulĭpa hıt tav tĭvat’. -Es Ulĭp-Çĭvaşran.
Çĭvaş yalan kĭmĭllĭ.
5120 Pr-prinpе yunaşar
Purĭnnĭ çuh man halĭh
Çĭvaşsеmpе hutşĭnnĭ,
Hĭnalansa purĭnnĭ.
Es hıvnĭ halĭhna,
Man ta san pеk pulmalla.
Man yĭhĭma, maçara,
Es ĭltĭn tĭvanla.
avĭnpa ta manĭn ta
Sikpĭrana ĭlmalla.
5130 Man umra pur tpsaran,
Ançah hĭvaç un sahal,
Man ĭratĭm avĭnpa
Usĭ kurman avalran.
av yapala vĭrttĭnlĭ,
Ĭna yut ku an kurtĭr.
Purtе utĭr sĭrt yenne
Mur karçĭka strsе.
Turtsa akĭr sĭmsahran
av karçĭka -usala.
5140 Ĭna hĭvatnе çakarma
Pilеş kĭvaytnе pĭrahar.
Unççеn av mur karçĭkran
Ku an ilr hĭrasa.
Sirntеn pri akĭnta
Ku ilsеnеh karçĭkran
ın kunçеn uhalat’,
Kurĭnmi pulsa asaplat’.
Tahĭş pri ınsеnçеn
Pulnĭ ikkеn timsrskеr,
5150 Mur karçĭk avĭnpa
Kurĭnmasĭr çir sarat’.
Sĭrt ta kayr tprеnsе
avrailpе vnmе.
Şĭl aynçi şĭrana
Arpat turtsa kĭlarç,
Pĭşĭltatsa kalar:
-utĭ şĭra, pulĭş-ha,
Büyük şehir göründü.
Yaşlı padişah keyifle.
Ulıp’a çok teşekkür etti.
-Sen Ulıp’sın Çuvaş’tan.
Çuvaş şanslı her zaman.
Birbiriyle beraber
Yaşarsa benim halkım
Çuvaşlarla birleşti,
Ağırlanıp yaşadı.
Sen kurdun halkı
Ben de olmalıyım senin gibi.
Benim soyumu, Macarı,
Sen kurtardın dostça.
Bunun için ben de
Sikpırşa’yı kurtarmalıyım.
Önümde var bir tılsım
Ancak onun gücü az.
Benim soyum bunun için
Kullanmadım çoktan.
Bu şeyi gizlice,
Onu yad göz görmesin.
Hepiniz gidin tepeye
Lanet karıcığı sürüp.
Tutun asın burnundan
Bu karıcığı, kötüyü.
Gücünü azaltmak için
Üvez ateşi yakın.
Ona kadar bu karcığın
Almayın gözünüzü korkup.
Sizden biri burada
Karcıktan göz alırsa
İnsan gözünü kaybeder,
Görmez azap çeker.
İnsanlardan herhangi biri
Olmuş böyle dikkatsiz,
Lanet karıcığı bunun için
Görünmez hastalık verir.
Tepe gider kıpırdayıp
Kasırga gibi uçmaya.
Diş altındaki gerdanlığı
Arpat çekip çıkardı,
Fısıldayıp söyledi:
-Parlak gerdanlık, yardım et,
185
Sikpĭrana tupsa par.
Şĭra ir iç hutçеn,
5160 Şur çul sikr vaniççеn.
Srm tuhr pur еnçеn,
avrailpе vnç,
Sikpĭra ta kurĭnç.
186
Sikpırşa’yı buluver.
Gerdanlık yedi defa çaktı,
Ak taş parçalanıp sekti.
Duman her yerden çıktı,
Kasırgayla uçtu,
Sikpırşa da göründü.
Vun Ultĭmş Yurĭ (Ulĭppa Nuhrat Patşa Hr Sarine)
On Altıncı Türkü (Ulıp’la Nuhrat Padişahının Kızı Sarine)
Yal halĭh patşa hr Sarine
İlmeykker apaç pulma kaynişn yret.
Çĭvaş yurrişn Ulĭppa İlmeykker
huinçe apĭu pulsa irtet. Ulĭp
İlmeykker’e interet. Çĭvaş yurripe
Sarinene vilmren ĭlat’. Sarine ĭna
vilmren ĭlnĭşĭn yatlı r tĭhĭntartat’
Köy halkı padişahın kızı Sarine
İlmeykker yemeği olmaya gittiği
için ağlar. Çuvaş türküsü için Ulıp’la
İlmeykker arasında savaş olur. Ulıp,
İlmeykker’i yener. Çuvaş türküsüyle
Sarine’yi ölümden kurtarır. Sarine ona
ölümden kurtardığı için yüzük takar.
Şikli şiklеh şiklеnеt,
Krkpеlе prkеnеt,
Hĭramanni haylaşat’,
Pur е tе pultĭrat’.
Ulĭp utat’ aylĭmpa,
itsе krеt pr yala.
5170 Yalti halĭh kulyanat’,
Vri kuul’ yuhtarat’.
Yal huinçi uşkana
Ulĭp utsa itsеnеh
Punе ussa karçĭka
Iytu parat’ akĭn pеk:
-Kunta ınsеm tеm çuhlеh,
Yĭh puhĭv pırat’ tеn?
Mnşn purtе yrе,
Vri kuul’ tĭka?
5180 Vatĭ karçĭk Ulĭpa
Larma huşr hĭy umnе,
Vara yıvĭr huyĭhpa
Vĭl pular puplеmе:
-Eh av, açam, purnĭra
Kuul’ yuhmast’ pr nimsr.
Tеlеy-ıru tĭşmanra,
avĭnpa çĭvaş tеlеysr.
Çĭvaş çunnе pusarma,
Asaplĭhnе çakarma
5190 Vĭrttĭn, tĭşman sisiççen,
Yunlĭ, yü kuul’tеn
Çĭvaş yurĭ üstеrn,
Sm vĭrmana vtеrn.
Halĭh tĭşman sisiççеn
Şüphelenen şüphelenir,
Kürkle örtünür,
Korkmayanı başarır,
Bütün işi de yapar.
Ulıp geçer ovadan,
Varıp girer bir köye.
Köydeki halk dertlenir,
Sıcak gözyaşı döker.
Köy ortasındaki gruba
Ulıp gelip yetişince
Başını indirerek karcıka
Soru sorar şu şekilde:
-Burada ne kadar çok insan,
Sülale topluluğu gidiyor mu?
Neden hepsi de ağlıyorlar,
Sıcak gözyaşı döküyorlar?
Yaşlı karcık Ulıp’a
Otur dedi kendi önüne,
Sonra ağır üzüntüyle
O başladı konuşmaya:
-Eh işte, çocuğum, hayatta
Gözyaşı akmaz sebepsiz,
Talih düşmanda,
Bu nedenle Çuvaş talihsiz.
Çuvaş ruhunu yatıştırmaya,
Azabını azaltmaya
Düşman sezene dek gizlice,
Kanlı, acı gözyaşı herhalde
Çuvaş türküsü büyüttü,
Gür ormana uçurdu.
Halk düşmanı sezene kadar
187
188
Sm-sm vĭrman huinçеn
Yurra çnsе itlеtç,
Yurlamaşkĭn ıytatç.
Halĭhĭn hĭy yurrinçеn,
r pin yurĭ kvvinçеn
5200 ri lĭştah pulatç,
Vĭy-hĭvaç huşnatç.
Çĭvaş yurri kayĭkç,
Sar kayĭkran haklĭçç.
Hal’ vĭl irsr lеnrе,
Hn-hur tüsеt inеtrе.
ĭtkĭn lеn çĭvaşran
Iytat’ pikе kunsеrеn:
“Hr pamasan yurĭran
Nim yulmast’, tеt, ur rççеn”
5210 Kaşni kaah ak yalta
Puhu pırat’ mĭn kasra.
Kaşni puhu huşnipе
Şĭpa tıtat’ kuul’pе.
Enеr vilm şĭpinе
Patşa hr tıtr-kе.
Patşa hr, Sarinе,
lеn patnе utrе-kе.
Patşan kn hrşn,
Sar çеçеk pеk pikеşn,
5220 Halĭh vırtsa hıt yrеt.
Mnşn tetn? Pltеrеm.
Vĭl  pulnĭ tahanah,
Pr pin ul pul’ kayarah.
Çĭvaş lеkn çurana.
Tĭşman hun av tеri
Pulnĭ tее çun illi.
Vĭl huşnipе Çĭvaşra
Arın aça uralsan,
Vĭrttĭnlĭhra pulmasan,
5230 Yıt apaç pulnĭ tеt.
Arsеm ptsе pınĭ tet.
av hĭruşĭ vĭhĭtra
uralnĭ tet pr yalta
Çipеr pikе Yurеkkе.
Pikе üssе itsеnеh
Çaplĭ ar pu pulat’ tеt.
Un arnçе hr kĭna.
Gür gür orman arasından
Türküyü çağırarak dinledi,
Türkü söylemesini buyurdu.
Halkın kendi türküsünden,
Yüz bin türkü küyünden
Yüreği sakin oluyordu.
Gücü kuvveti artıyordu.
Çuvaş türküsü kuştu,
Asma kuşundan kıymetliydi.
Şimdi o kirli yılanda,
Azap çekiyor uzakta.
Vahşi yılan Çuvaş’tan
İster kız hergün ondan:
“Kız vermezseniz türküden
Bir şey kalmaz, gece yarısına dek.”
Her gece bu köyde
Toplantı oluyor büyük sokakta.
Her toplantı buyruğuyla
Kura çekilir gözyaşıyla
Dün ölüm kurasını
Padişah kızı tuttu.
Padişah kızı, Sarine,
Yılan yanına gitti.
Padişahın küçük kızı için,
Sarı çiçek gibi kız için,
Halk yэkэlэp зok aрlar.
Neden dedin? Haber vereyim.
O iş ta ne zaman oldu,
Bin yıl olmalı eskiden.
Çuvaş düştü esarete.
Düşman hanı çok
Kötüymüş derler.
Onun buyruğuyla Çuvaş’ta
Erkek çocuk doğsa,
Gizlenmiş olmasa,
İt yemeği olmuş.
Erkekler bitmiş.
Bu korkunç zamanda
Doğmuş bir köyde
Güzel kız Yurekke.
Güzel kız büyüyünce
Ünlü komutan olur.
Onun ordusunda sadece kızlar.
Kaşnin pulnĭ urhamah.
av ar kskе vĭhĭtrah
5240 Tĭşmansеnе arkatsa
Vĭtam r tins hrrinе
r kĭvapinе kuriççеn,
r yupnе kuriççеn
ulnе tĭsnĭ anĭa.
Çĭvaş patşi Yurеkkе Çaplĭ patşa tnçеrе.
Un tp huli Şir-Pĭlhar
Yalan pulnĭ hisеprе.
Yurеkkе patşa vatĭlsan
5250 Huli putat’ r aynе.
Vĭl untan ta çĭvaşa
Ku taranççеn pulĭşat’.
Hĭy vırĭnnе hĭvarma,
Hĭy pеk pirе pulĭşma
Yurеkkе patşa vĭrttĭnra
Nikam kurman vĭhĭtra
Hĭy rrinе, haklinе,
Kuykĭrĭşran ilninе,
Panĭ pulna pr hrе.
5260 Vĭt av hrе ak yalta
Şĭpa tıtnĭ vĭhĭtra
Halĭh plç ansĭrtran:
Kulĭ rn huiy
Patşa hr Sarinе.
Şurĭ ıltĭn un rri Asamlĭhpa ıhĭnni.
avĭnpa rri yĭlt! ir,
Kam pulninе pltеrç.
r ininе kursanah
5270 Vatĭ ınsеm avĭntah
Asa ilç iynçеh
Çĭvaş patşi urtnçе
Pulsa irtn pr е.
Pulnĭ e ĭnkarma
Pikе inçеn kalam-ha.
av hr aе -vat Nuhrat
Çĭvaş patşi tahanah.
Pĭrçkan yatlĭ amĭş,
50
Şir yupi; Gibraltar kıyısındaki deniz kenarındaki tepe.
Herbirinin küheylanı olmuş.
Bu ordu kısa zamanda
Düşmanları yok ederek
Akdeniz kıyısına kıyısına
Yer göbeğini görene kadar,
Yupin tepesini50 görene kadar
Batıya yoluna devam etmiş.
Çuvaş padişahı Yurekke
Ünlü padişah dünyada.
Onun başkenti Şir-Bulgar
Her zaman itibarlı oldu.
Yurekke padişah yaşlanınca
Şehir batar yer altına.
O buradan Çuvaş’a
Bugüne kadar yardım eder.
Kendi yerini korumak için
Bize yardım etmek için
Yurekke padişah gizlice
Kimsenin görmediği zamanda
Kendi yüzüğünü, kıymetlisini
Talih kuşundan aldığını,
Vermiş oldu bir kıza.
İşte bu kızı bu köyde
Kura çektiği zaman
Halk bildi tesadüfen:
Değerli yüzüğün sahibi
Padişah kızı Sarine.
Ak altın onun yeri
Büyücülükle kurdu ilişki.
Bu nedenle yüzüğü parladı
Kim olduğunu bildirdi.
Yerin şiştiğini görünce
Yaşlı adamlar burada
Hatırladılar hemen
Çuvaş padişahının evinde
Olmuş bir olayı.
Olan işi anlamak için
Kız hakkında söyleyeyim ha.
Bu kızın babası-Yaşlı Nuhrat
-Çuvaş padişahı bir zaman
Pırçkan adlı annesi,
189
190
Vĭl kĭmĭlran tasaçç.
5280 uratsanah açinе
Vilç hnе kaynipе.
Ĭmĭrt kayĭk sçpe
Hrе çĭpĭl tunĭ çuh
Sç yuhr pahçana,
Tеm tusan ta çarma uk.
Kurĭk inçе st unsan
Vutra çеçеk urĭlç,
Sas iltnsеn, il tuhsan
Vatĭ karçĭk kurĭnç.
5290 Çĭpĭl açi un patnе
Yar! yarĭnç çkе pеk.
Sarĭ çеçеk yalkĭşsan
İkkş tе avĭntah
uhalç samantrah.
İrpе, avtan avĭtsan,
Sarĭ hvеl hĭparsan
Çеçеk kallеh urĭlç,
Patşa hr kurĭnç.
Vĭl yarĭnç akĭşla,
5300 Italar patşana.
Iltĭn rri pürninçе
Hıvĭnmar nimlе tе.
avna kura vattisеm,
Patşaran ta aslisem,
Hĭruş tĭşman hĭlhinе
itmеllе mar puplеr:
“Ku Iltĭn еr -hakla r,
Yurеkkе patşan pillh.
Patşa hr -pill hr,
5310 еp -sarĭ çеpçеnrеn.
Çipеr -sarĭ çеçеkrеn.
Sarinе yat avĭnpa
Ĭna paç savĭnsa.
av Sarinе pitnçе
urh hvеl vılyatç.
Sarĭ purĭn ünçе
amrĭk uyĭh taşlatçе.
Hvеl ĭi itmеsеn
Ĭşĭtatç piçpе,
5320 Uyĭh uti ükmеsen
ü utĭ yaratç.
O gönülden temizdi.
Çocuğunu doğurarak
Öldü acıya gark olarak.
Kartal sütüyle
Kız banyo yaptığında
Sütü aktı bahçeye,
Durmaz ne yapsa da.
Ot üstünde süt yanınca
Ateşte çiçek ağardı,
Ses duyulunca, yel çıkınca
Yaşlı kadın göründü.
Yıkanan çocuk onun yanına
Uçuverdi kırlangıç gibi.
Sarı çiçek alev alev yanınca
İkisi de burada
Kayboldular zamanda.
Sabahleyin, horoz ötünce,
Parlak güneş yükselince
Çiçek tekrar canlandı,
Göründü padişah kızı.
O gitti kuğu gibi,
Kucakladı padişahı.
Altın yüzük parmağında.
Ayrılmadı hiçbir şekilde.
Bunun için yaşlılar,
Padişahtan büyükler,
Korkunç düşman kulağına
Duyurmadan konuştular:
“Bu altın yer, kıymetli yer,
Yurekke padişahın kutsalı.
Kutsal kız padişah kızı, ,
Nazik, sarı bülbülden.
Güzel, sarı çiçekten.”
Sarine adını bunun için
Ona verdiler sevinerek.
Bu Sarine yüzünde
İlkbahar güneşi oynuyordu.
Sarı ipek saçında
Genç ay oynuyordu.
Güneş ışığı yetmeyince
Isıtıyordu yüzüyle,
Ay ışığı düşmese
Saçı ışık verdi bize.
Ku -utĭ tnçеçç,
iyе ırli -tutiçç.
Un pеk hrе kuraymĭn,
ut tnçеre tupayman.
Utti -akĭş iiçç,
Sassi -kslе kvviçç,
Yurri -şĭpçĭk yurriçç,
Tlnеtç ut tnçе.
5330 Kalasassĭn av hrpе Sar upa pıl irm tеn,
Çеçеksеm -çi hitrisеm,
r stkеnnе ilnisеm,
Tlnnipе av hrtеn
Pu tayatç imеnsеh.
Nuhrat patşa illinе
il pеk sirsе yaratç.
Turhansеmpе mĭrsinе
İrthmеşkn pamastç.
5340 Çĭvaşsеn tp hulinçеn
Hıpar kilç irhinе.
Vĭt av hıpar pirnnе
Turtsa urat’ çrеnе.
Nuhrat patşa ınsеnе
Çеnn tе kеrmеnnе.
Kalanĭ tеt hurlansa
Sĭmahhine ak apla:
-İlmеykkеrtеn, lеnrеn,
ĭlakana hеrmе
5350 Krü tĭvĭp rnеrеn
Patşa pulma ülmrеn.
İlmеykkеrpе apĭma,
Vun ik punе arkatma
Timr kĭvak ĭyripе
Mĭrsa kaynĭ itеrsе.
Mĭrsa kamnе plеtpr,
Untan ırlĭh ktmеstpr.
Vĭl halĭha sutatеh,
lеn maylĭ pulatеh.
5360 Sĭmah ürеt ak apla,
Es tе iltn pulmalla.
uralnĭ tеt pr pattĭr,
avna hıtĭ şanatpĭr.
Çĭvaş halĭh yurrinе
Gözü, parlak dünyaydı,
Vişne tadındaydı
Onun gibi kız göremedim,
Aydınlık dünyada göremedim.
Yürüyüşü kuğu yürüşüydü,
Sesi gusli küyüydü
Türküsü, bülbül türküsüydü,
Şaşırıyordu aydınlık dünya.
Konuşunca bu kızla.
Eriyik yağla bal yedim,
Çiçekler en güzelleri,
Toprağın öz suyunu alanlar,
Bu kızdan hayret ederek
Baş eğdiler çekinerek.
Nuhrat padişahın öfkesini
Yel gibi dağıttı.
Tarkanlarla mirzayı
Şımartmak için vermiyordu.
Çuvaşların baş şehrinden
Haber geldi erkenden.
İşte bu haber bizim
Çekip yarar yüreği.
Nuhrat padişah adamlarını
Çağırmış derler saraya.
Dertlenerek söylemiş
Sözlerini işte böyle:
-İlmeyker’den, yılandan,
Kurtaranı kızımı
Damat edeceğim haftadan
Padişah olacak benden sonra.
İlmeykker’le savaşmaya,
On iki başını yok etmeye
Demir gök kuyruğuyla
Mirza gitti parlatarak.
Mirzayı biz biliyoruz,
Ondan iyilik beklemiyoruz.
O halkı satar,
Yılan gibi olur.
İşte böyle söz devam eder,
Sen de duymuş olmalısın.
Doğmuş bir bahadır,
Buna çok inanıyoruz.
Çuvaş halk türküsünü
191
192
av pattĭr е ĭlat’ tet.
Halĭh hĭyn tеlеynе,
Knеkе sĭnnе ilninе,
av pattĭrtan ilеt tеt.
Mnşn pura surpan-şi,
5370 Mnşn arın pulman-şi?
Pura kalpak pulnĭ tĭk
Alla çukmar tıtĭttĭm,
lеnpе tl pulattĭm,
Sarinеnе ĭlĭttĭm.
Ulĭp karçĭk sĭmahnе
Huskalmasĭr tĭnlar,
Çklеr tе tukşannе
Ĭna apla kalar:
-Ep, kinеmеy, an illеn,
5380 Kunti aval hrrinçеn.
Sirn huyĭh man pultĭr,
av tĭşsan ta tp pultĭr!
Sıvĭ yulĭr. Utmalla,
İlmеykkеrе kurmalla.
Ulĭp kül yennellе
Vĭrman urlah vtеrç,
Yaştak vĭrĭm hırsеnе
Tĭpĭltarç, tustarç.
Ulĭp utnĭ vırĭnta
5390 Mĭn ul yulat’ tĭsĭlsa,
Par laşapa avĭnta
Çupma pulat’ savĭnsa.
avra külе hrrinе
Ulĭp anç vaskasa.
Unta larat’ pr pikе,
Sĭmah huşr pu taysa.
-Un pеkеh ma makratĭn,
Vri kuul’ tĭkatĭn?
Kunta kuul’ tĭkiççеn
5400 Tuhsa ut-ha kilеllе,
Hvеl ansa lariççеn
Sanĭn kilе itmеllе.
Ykt, yatna plmеstp,
Sanran akna ıytatĭp:
Es ak kül hrrinçе
51
Dar havluya benzer bir tür bandana.
Bu bahadır sadece kurtarır.
Halk kendi bahtını,
Kitap şeklini aldığını
Bu bahadırdan almış
Neden başında surpan51
Neden erkek değil ki?
Başta kalpak vardı
Elinde tokmak tutardım,
Yılanla karşılaşırdım,
Sarine’yi kurtarırdım.
Ulıp karçık sözünü
Öylece durup anladı,
Kaldırdı da tokmağını
Ona şöyle söyledi:
-Ey yenge, kızma,
Buralı Şaval kenarından
Sizin derdiniz benim olsun,
Şu düşman da yok olsun!
Hoşça kalınız. Gitmek gerek,
İlmeyker’i görmek gerek.
Ulıp göl tarafına doğru
Orman üstünden uçtu,
Düzgün uzun çamları
Kopardı, dağıttı.
Ulıp’ın geçtiği yerde
Büyük yol kalır uzayarak,
İki atla burada
Koşmak mümkün sevinerek.
Şavra gölü kenarına
Ulıp indi aceleyle.
Orada oturuyor bir kız,
Söz söyledi baş eğerek.
-Onun gibi neden ağlıyorsun,
Sıcak gözyaşı döküyorsun?
Burada gözyaşı dökene kadar
Çıkıp git eve doğru,
Güneş batana kadar
Senin eve gitmen gerek.
-Yiğit adını bilmiyorum,
Senden bunu istiyorum:
Sen bu göl kenarında
Mana hĭvar pççеnеh.
Yulsan -еlеn allinе
Manpa pеrlе lеkеnеh.
-An tarhasla, Sarinе,
5410 Sansĭr kayma ep kilmen.
İrsr lеn allinе
Sana pamĭp. es nеn.
Vat İlmеykkеr kiliççеn,
Unpala tl puliççеn
Vırĭn tusa huras-ha,
Vırtsa kanas avĭnta.
Sana lеn kurĭnsan
Vĭrat mana hĭvĭrtrah, Tеr Ulĭp. ukmarnе
5420 Pattĭr huç pu aynе.
Patşa hr pşknse
Larat’ Ulĭp pu vne,
Pusarmaşkĭn çrinе
Yrsе yurlat’ yurrinе:
“Attе-annе pahçinçе
Hurlĭhan isе üsrm pul.”,
avra kül hrrinçе
avĭnpa p ptep pul’.
Ulma pahçinçе utnĭ çuh
5430 Sarkayĭksеm yurlatç.
Uram tĭrĭh irtn çuh
ut tеnksеm vılyatç.
Üsr pul’ şur hurĭnе
Şĭpçĭksеnе u kama.
itnç pul’ man pvm
Sar çеçеklе vlkşmе.
Siv tĭm ükr ulĭha,
Çеçеk şanç av tĭmran,
Ep tе yultĭm hurlĭha,
5440 lеn iy akĭnta”.
Sas iltnç inеtrеn,
Şart! siktеrç val hrе.
Tatan sĭrtsеm huinçеn,
Pr yuhan şıv hrrinçеn,
Vri еlеn şĭvĭnat’,
Plt inе ıtkĭnat’.
52
Hurlıhan; frenküzümü.
Beni bırak tek başıma.
Kalırsan yılan eline
Düşerssin benimle birlikte.
-Yalvarma, Sarine,
Sensiz gitmek için gelmedim.
Kötü yılanın eline
Seni vermeyeceğim. Sen inan.
Yaşlı İlmeykker gelene kadar,
Onunla karşılaşana kadar
Yer yapıp koy bakalım,
Burada yatıp dinleneyim.
Yılan sana görününce
Kaldır beni çabucak,
Dedi Ulıp. Sopasını
Bahadır koydu baş ucuna.
Padişah kızı eğilerek
Oturur, Ulıp’ın baş ucuna,
Sakinleştirmek için yüreğini
Ağlayarak söyler türküsünü:
“Anne-baba bahçesinde
Hurlıhan52 yiyerek büyüdüm.”,
Şavra gölü kenarında
Bu nedenle ben biteceğim
Elma bahçesinden geçerken
Asma kuşları öterdi.
Sokak boyunca giderken
Parlak paralar oynuyordu.
Büyümüş ak kayını
Bülbülleri yaz boyunca.
Yetişti benim boyum posum
Sarı çiçek gibi dalgalanmaya.
Çayıra soğuk kırağı düştü,
Bu kırağıdan çiçek dondu,
Ben de kaldım hor durumda,
Yılan yiyeceği zor burada.
Ses duyuldu uzaktan,
Şart! Hoplattı bu kızı.
Ta nereden tepeler arasından,
Bir akarsu kenarından,
Uzun yılan akıyor,
Bulut üstüne atılıyor.
193
194
Sm vĭrmana çĭmat’ tе
Yıvĭsеnе untarat’,
ülеllе vĭl sıvlat’ tе
5450 ĭltĭrsеnе kuarat’.
Vut lеnе kursanah
Pike sĭn şuralç,
Vĭl Ulĭpa hĭvĭrtrah
Vĭratmaşkĭn hĭtlanç.
Ançah Ulĭp mĭş tumast’,
Sillеsеn tе vĭranmast’,
Harlattarsa ıvĭrat’,
Sĭmsinçеn il şĭhĭrat’.
lеn vi hut yavĭnat’,
5460 Untan iç hut yarĭnat’,
rе larat’ çĭrsĭrla,
ut tnçеne urasla.
Vunik mĭşĭr kunçе
Tamĭk vutti unat’ pul’,
Tpsr ĭl pеk pırnçеn
Vut-hm kĭna tuhat’ un.
urĭm inçi şĭrçsеm
Çĭnk tĭra pĭrĭs pеk,
Kaçamaklĭ urisеm 5470 Kaşni yuman kĭk pеk.
Sarinеnе kursanah
Ahĭltatma hĭtlanç,
re çavr avĭntah,
Sĭnnisеnе kĭlarç.
Sarĭ pikе Sarinе
Sillеt lĭskat’ Ulĭpa.
Ançah Ulĭp ıyhinе
Hr tataymast’ vĭysĭrtan.
len punе kaĭrtat’,
5480 ıvrakana asĭrhat’,
iç hutçеn şĭhĭrat’,
itml iç hut çaşkĭrat’. İkkn, ikkn! Ha-ha-ha!
Hrpе kaçça? Ha-ha-ha!
Nuhrat еplе hisеplеt,
Mn huşninе yĭlt itlеt.
Apla pulsan?. . Vi kuntan. . .
Vi kuntan mar, ıranah
Vĭt ak kül sĭmsahnе
Sık ormana dalar da
Ağaçları yakar,
Yukarıya doğru nefes alır da
Yıldızları göçürür.
Ateş yılanı görünce
Kızın benzi attı,
O Ulıp’ı çabucak
Uyandırmaya çalıştı.
Ancak Ulıp aldırmaz,
Silkelesen de kalkmaz.
Horlayarak uyur,
Burnundan yel uğuldar.
Yılan üç defa kıvrılır,
Sonra yedi defa yuvarlanır,
Yere oturur küstahça,
Aydınlık dünyayı yaracak gibi
On iki çift gözünde
Cehennem ateşi yanıyormuş,
Dipsiz kuyu gibi boğazından
Sadece alev çıkıyormuş.
Sırtındaki dişleri
Dik duruyorlar kalas gibi,
Mahmuzlu ayakları
Herbiri meşe kökü gibi.
Sarıne’yi görünce
Gürlemeye başladı,
Yeri kazdı orada,
Yüzlerini koydu.
Sarı kız Sarine
Silkeler, sallar Ulıp’ı.
Ancak Ulıp uykusunu
Kız bölemez güçsüzlükten.
Yılan başını kaldırır,
Uyuyanı fark eder,
Yedi defa ıslık çalar,
Yetmiş defa tıslar.
İkisi beraber ! Ha ha ha!
Kızla erkek? Ha ha ha!
Nuhrat nasıl saygı gösteriyor,
Emredilenin hepsini dinliyor.
Öyle ise? … Üç günce…
Üç günden değil hemen yarın
İşte bu göl burnuna
195
İlmeykkerin eline düşen Sarine (Ulıp: 185)
196
5490 İk ın yatĭr malaşnе.
Tĭsr vĭl vun ik punе,
Yĭtsa apr hüripе,
Punе çikr Sarinе,
Pat tumlatr kuul’nе.
Vri kuul’ Ulapa
at! untarç kĭvaytla.
Iyhĭ tarat’ pattĭrtan
Kuul’pе pit unĭran.
-Pitm tеmşn pеrç, 5500 Tеr Ulĭp vĭransa,
Kusеnе sĭtĭrsa.
Yri-tavra tinkеrç,
Kurat’: umrah vut еlеn ulĭm tĭkat’ pur еnçеn.
Ulĭp tĭrat’ vaskasa,
Yarsa ilеt çukmara.
lеn yarat’ ahĭrsa,
Vun ik punе kaĭrtsa,
Şĭşipе vat kuşakla
5510 Vılyasşĭn vĭl Ulĭppa.
r urasla ührеt,
Vut-hеmnе tе prhеt.
Ançah Ulĭp tumtirnе,
Kukamĭşе paninе,
Vut-hm nim te tĭvaymast’,
Vĭy çaksan -pĭşlatat’.
-Sivvn an pĭh man inе,
Plmеstn-i p kamnе?
Ep -İlmеykker! еr inçе
5520 lеn patşi malaşnе.
Mn tĭratĭn s unta?
Tuh hĭvĭrtrah man uma!
Ulĭp hir çnmеr,
Vırĭntan ta sikmеr.
Hĭy şutlar ĭşnçе:
“Ah, yurĭ hĭş punçе?
Vĭtam pu vılyanmast’,
Untan vut-hm ıtkĭnmast’,
Apla yurĭ avĭnta.
5530 Vĭtam puri ĭvarta”.
-Es apatĭm pulmalla,
Man umra san vırtmalla.
İki insan koysun gelecekte.
Uzattı o on iki başını,
Kaldırıp vurdu kuyruğuyla,
Başını soktu Sarine
Pat diye damlattı göz yaşını.
Sıcak gözyaşı Ulıp’a
Şat! Yaktı yonga gibi.
Uykudan kalkar, bahadır da
Gözyaşıyla yüz yıkadığında
-Yüzümü neden yaktı,
Dedi Ulıp fırlayarak,
Gözlerini ovalayarak.
Bakar çevreye dikkatle,
Görür önündeki ateş yılanı
Ateş akıyor her yandan.
Ulıp kalkar aceleyle,
Vurur tokmağıyla buna.
Yılan bırakır gürleyerek,
On iki başını kaldırarak,
Yaşlı kedi gibi kasıyla
Oynamak ister Ulıp’la.
Toprağı yaracak gibi gürler,
Ateş saçar.
Ancak Ulıp elbisesine
Dedesinin verdiğine,
Ateş hiçbir şey yapamaz
Gücü çekilse, soluklanır.
-Soğuk soğuk bakma bana,
Bilmiyor musun kimin ben?
Ben İlmeykker! Yer yüzünde
Yılan padişahı gelecekte.
Ne duruyorsun sen burada?
Çık çabucak benim önüme!
Ulıp karşılık vermedi,
Yerinden de oynamadı.
İçin için düşündü:
“Ah, kötülüğü hangi başında?
Ortadaki başı oynamaz,
Ondan ateş çıkmaz,
Öyleyse kötülüğü bunda.
Orta başındaki ağzında.”
-Sen yiyeceğim olmalısn,
Benim önümde sen yatmalısın.
Kallеh tеtp hĭvĭrtrah,
Hırĭm vınĭ paĭrah.
-Sanşan üsmеn şĭm-şaksеm,
Pırna larm-şi avsеm? Tеr Ulĭp lеnе
Mĭn çukmarnе klеsе.
lеn yaç ulasa
5540 Vunpr punе vılyatsa,
Ulĭp sikr sıltĭma
İlmeykkеrе tapĭnma.
Vĭtam punе yutĭnnе
Pĭrsa huç r inе,
Untan irsr ĭvarnе
Turtsa urç hayhinnе.
Çĭvaş halĭh yurrinе,
Vilеs patnе itninе,
İlmеykkеrtеn hĭtarç,
5550 Vĭrmanalla vterç.
“Çĭvaş yurri pit hitrе,
Yalan pultĭr irkrе”, Tеr Ulĭp ĭşnçе.
İrsr pusеm huinçе: -Uy uhmahhi! Tunkata!
Çuhlatĭn-i es avna?
Ma klеrn alluna?
Hĭvah irn tĭm puna!
lеn şĭvat’, çaşkarat’,
5560 Vut-hm sapsa kĭşkarat’.
Şĭlsеnе şak! şakkat’,
Pur şĭl tе hĭyranat’.
Vi urĭmlĭ hürinе
Tĭssa huç r inе,
Untan mnpur vĭy-halpa
Turtsa apr Ulĭpa.
lеn prre apsanah
Tnçе kayr tayĭlsa,
Ulĭp rе putsanah
5570 Siksе ilç turtĭnsa.
Ulĭp kalleh irkrе,
Vri lеn umnçе.
Ypеtr al tuttannе,
klеr vĭt çukmarnе,
Turtsa apr irsrе.
Tekrar diyorum çabucak,
Karnım acıktı biraz önce.
-Senin için büyümedi kemikler
Boğazına oturmaz mı bunlar?
Dedi Ulıp yılana
Büyük sopasını sallayarak.
Yılan bıraktı uluyarak
On bir başını oynatarak,
Ulıp sekti sağ yana
Saldırmak için İlmeykker’e.
Orta başını çekti
Koydu yer üstüne,
Sonra dipsiz ağzını
Parçalayıverdi bunu.
Çuvaş halk türküsünü,
Ölüm yanına yaklaşanı,
İlmeykker’den kurtardı,
Ormana doğru uçtu.
“Çuvaş türküsü çok güzel,
Her zaman olsun bağımsız”,
Dedi Ulıp içinden.
Kötü başlar arasında:
-Oy ahmak! Kütük!
Anlıyor musun sen bunu?
Neden kaldırdın elini?
Yedin başını aptal!
Yılan akar, tıslar,
Ateş saçarak bağırır.
Dişlerini tak! Taklatır,
Bütün dişi de bilenir.
Üç parça kuyruğunu
Yer yüzüne çekip koydu,
Sonra bütün gücüyle
Ulıp’a çekip vurdu.
Yılan bir vurunca
Dünya eğilip gitti.
Ulıp yere batar batmaz
Sekerek gerindi.
Ulıp tekrar serbest,
Kızgın yılan önünde.
Islattı avuç içini
Aldı işte sopasını,
Kaldırıp vurdu kötüye.
197
198
Ulıp’ın Sarine’yi kurtarmak için İlmeykker’le mücadelesi (Ulıp: 186-187)
199
200
Tnçе hĭyn vırĭnnе
Kallеh larç tеmеllе.
Puhr Ulĭp vĭy-halnе,
Tеprе apr lеnе.
5580 İlmеykkеrn vi pu
Tatĭlç tе kusr,
Ançah lеn vsеnе
Turtsa ilç itеrsе.
Vi pu tе sıpĭnsan,
Mĭysеmpе ıpĭsan
Vi mĭşĭr kunçеn
im ir iç hutçеn.
lеn şĭvat’ çaşkĭrsa
ut tnçеnе urasla,
5590 Ulĭpa vĭl ulasa
Puran apat’ avĭnsa.
Pilk taran Ulĭpa
Putarç r ĭşnеllе,
Ulĭp çasah talpĭnsa
Siksе tuhr ülеllе.
Ulĭp kallеh irkrе,
Vri еlеn, hal’ çtrе!
İlmеykkеrе yavĭnat’,
Urapalla kusĭnat’.
5600 Vri еlеn hüripе
avra-avra kliççеn
Ulĭp sulç tukişannе
Mnpur itn vĭy-halpa.
lеn kayr antĭhsa,
Aran sıvlat’ paşkasa,
Ultĭ pu harĭsah
Itkĭnç ayakka.
Vĭl apah ta samayah
Antĭhsan ta vĭr-varah
5610 Turtsa ilç kaşninе,
Untan vr yĭvinе,
Anç tarĭn nührеpnе,
Tupr kirl piçkinе,
Untan r vĭy şıvne,
Kalay hunran ilninе.
Vun ik hutçеn karĭnsa
Hasar sĭrtnе apĭnat’.
Sĭrç kaysan yĭvansa
Dünya kendi yerine
Tekrar oturdu demeli.
Topladı Ulıp gücünü,
Tekrar vurdu yılana.
İlmeykker’in üç başı
Koptu ve yuvarlandı,
Ancak yılan onları
Parlatarak çekip aldı.
Üç başı da birleşince,
Boynuyla yapışınca
Üç çift gözünden
Şimşek çaktı yedi defa.
Yılan akıyor tıslayarak
Dünyayı yaracak gibi,
Ulıp’a uluyarak
Başına vurur eğilerek.
Beline kadar Ulıp’ı
Batırdı yer içine,
Ulıp hemen çabalayarak
Sıçrayıp çıktı yukarıya doğru.
Ulıp tekrar serbest,
Kızgın yılan, şimdi yetti!
İlmeykker’e dolanır,
Arabaya doğru yuvarlanır.
Kızgın yılan kuyruğuyla
Sıçramadan daire çizip
Ulıp salladı çomağını
Bütün gücüyle.
Yılan gitti sersemleyerek,
Zorla nefes alır tıkanarak,
Altı başı hep birden
Hücum ettiler ileriye.
O yine de az değil
Sersemlese de hara güre
Çekip aldı herbirini,
Sonra kaçtı yuvasına,
İndi derin mahzenine,
Buldu gerekli bıçkısını,
Sonra içti güç suyunu,
Kalay Han’dan aldığını.
On iki kat uzayarak
Hasar tepesine vurur.
Tepe düşünce yuvarlanarak
Çĭvaşalla ıtkĭnat’.
5620 Vçi tĭrat’ vrеsе,
Vun ik punе şkrtsе.
Vеt Ulĭp patnеlle,
avra kül yennelle.
lеn vsе irtn çuh
İşlе urt-yrsеm,
Vĭrman urlĭ sikn çuh
Yĭvana yumansеm.
Tins urlĭ kanĭ çuh
Çul pеk putr karapsеm.
5630 Plt ayn vn çuh
Çtrеnе ĭltĭrsеm.
lеn vеt rеşkеn,
Hrsе itsеn virknet,
Ulĭp inе ıtkĭnat’,
Mĭy tavra yavĭnat’.
Ĭna pĭvat’ turtĭnsa,
Pattĭr kayat’ aptrasa.
Aran-aran hvnçеn
Urmĭşlansa ükiççеn
5640 Kĭlarat’ ü prçinе,
Kukamĭş paninе.
ü prçinе untarat’,
apla sĭmah vĭl kalat’:
-Ey, kukamay, itlеsеm,
Es mana hrhеnsеm,
Hĭvatlĭhna kĭtartsam,
Al-urana vĭy parsam.
İltsеm, halĭh, ıvĭlpa,
An pĭrahsam, an mansam,
5650 Hĭvĭn hayar tĭşmanna
apsa vatma vĭy parsam!
Ulĭp apla kalasan
Sisеt vĭy-hal kninе.
Vi hutçеn karĭnsan,
Ulĭp sıvlĭş avĭrsan
Yĭtsa pеrеt lеnе,
Vĭşt! klеt tе çukmarnе
Turtsa apat’ tĭşmannе.
İlmеykkеrn pusеm
5660 Purtе harĭs tatĭlç.
rе ükr tе vsеm
Çuvaş’a doğru saldırır.
Çok kızarak kaynayarak,
On iki başını aceleyle.
Uzatır Ulıp yanına,
Savra gölüne doğru
Yılan uçup giderken
Yıkılır evler barklar,
Orman üstünden sekerken
Devrilir meşeler.
Deniz üstünden geçerken
Taş gibi batar gemiler.
Bulut üstünden uçarken
Titriyorlar yıldızlar.
Yılan uçuyor kudurarak,
Kızıp yetişince fırlar,
Ulıp üstüne saldırır.
Boynu etrafında dolanır.
Onu boğar uzanarak,
Bahadır şaşırır kalır.
Zar zor sıkışana kadar
Kudurup düşene kadar
Bırakır saç parçasını
Büyükannesinin verdiğini.
Saç parçasını yakar,
Şöyle sözü o söyler:
-Ey büyük annem, dinle
Sen bana acı,
Güçlülüğünü göster,
Eline ayağına güç ver.
Dinlesen halk, oğulla,
Bırakma, unutma,
Bana öfkeli düşmanı
Vurup parçalamaya güç ver!
Ulıp böyle söyleyince
Sezer güç kuvvet girdiğini.
Üç defa uzayınca,
Ulıp nefes verince
Çekip vurur yılan,
Hop! Kaldırır sopasını
Çekip vurur düşmana.
İlmeykker’in başları
Bir çırpıda parçalandı.
Yere düştüler onlar
201
Vun ik rе ıtkĭnç.
Ulĭp lеn çlhinе
Pr punçеn kĭklat’ tе
Hurat’ kapmar çul aynе,
Kayran utat’ hr patne.
-Pikе, kayah kilеllе,
Kaçеn kilе itmеllе.
Kiltе au huyhĭrat’,
5670 Tiks pultĭr san ulu,
Ĭnsa pıtĭr purnĭu, Tеr Ulĭp pikеnе
Ĭĭn pĭhsa un inе.
Mana ĭltĭn lmrеn,
Asa ilsеm ülmrеn.
rrm pultĭr san alra,
Tеr sar hr pattĭra.
Ulĭp rrе tahĭnat’,
Sarinеrеn uyĭrlat’.
202
On iki yöne fırladılar.
Ulıp yılanın dilini
Bir başından çeker de
Koyar büyük taş üstüne,
Sonra gider kızın yanına.
-Kız, tekrar eve doğru
Akşama kadar eve varmalı.
Evde baba dertleniyor,
Yolun açık olsun,
Başarılı ol hayatta,
Dedi Ulıp kıza
Candan baktı kıza.
Beni kurtardın ölümden,
Hatırlayacağım ileride.
Yüzüğüm olsun senin elinde,
Dedi sarı kız bahadıra.
Ulıp yüzüğü takınır,
Sarine’den ayrılır.
Vun iççmş Yurĭ (Nuhrat Patşa)
On Yedinci Türkü (Nuhrat Padişah)
Sintir Mirza şöhretli. Onu padişah
Sntr mĭrsa çapra. Ĭna patşa
hrne ĭlakan tese muhta. Nuhrat kızını kurtaran diye övüyorlar. Nuhrat
patşa Sarinene Sntr mĭrsana kaçça padişahı Sarine’ye onu Sintir Mirza’ya
parassine plteret. Sarine ane tatĭklĭn gelin olarak vermek istediğini söyler.
kalat’: Kam mana çrrme kayalla Sarine babasına kesin bir şekilde şöyle
tavĭrsa parat’, kam İlmeykkern pr der: Kim yüreğimi geri getirir, kim
çlhine man uma kunta pĭrahsa parat’ İlmeykker’in bir dilini önüme koyarsa
ben ona gelin olacağım.
– p avna kaçça tuhatĭp.
5680 Yĭmra üstr uramra,
irk tеni -ırmara,
Esir ürr hulara,
Epir purnar Aktayra.
Aktay vi tavrara,
Pĭlhar prrе Çĭvaşra.
unat’ sarĭ hvellе,
Ĭtĭl Pĭlhar hüttinçе
Yĭltĭrtatat’ kmllе.
itml pasar Pĭlharta,
5690 Yıvĭ üsеt tata ta.
Uramsеm tap-takĭr,
Pĭhĭr sarpĭ tеmеllе,
Kеrmеnsеm pit kapĭr,
ĭltĭrsеnçеn irtmеllе.
Un pеk hula ĭta pur,
Şırasan ta tupas uk!
Pĭlhar çapla pulnĭran
Kurnat’ itml uhrĭmran.
avah kayĭk-kşksеm 5700 Kaşnin pin-pin kvsem Savĭntarma halĭha
Yurlama ĭmartsa.
Vsеm yıvĭ tĭrrinçеn,
Şur kеrmеnsеm huinçеn
Uram tĭrĭh pĭha,
Ak aksenе kura:
Unta patşa patnçе,
üll pukan hınçе,
Çĭvaş tamki yaltĭrat’,
Aksöğüt büyüyor sokakta,
Kızılağaç ise ırmakta,
Siz gezin şehirde,
Biz yaşayalım Aktay’da.
Aktay üç alanda,
Bulgar ile Çuvaş’ta.
Parlıyor parlak güneş gibi,
İdil-Bulgar gölgesinde
Parlıyor gümüş gibi.
Yetmiş Pazar Bulgar’da,
Ağaç yetişir orada da.
Sokakları dümdüz,
Bakır sarmış demeli,
Sarayları çok süslü,
Yıldızları geçmeli.
Onun gibi şehir nerede var,
Arasan da bulunmaz!
Bulgar böyle olduğu için
Görünüyor yetmiş çağrımdan
Aynı şekilde kuşların
Herbirinin bin türlü türküsü.
Eğlendirmek için halkı
Türkü söylemiyorlar yarışarak.
Onlar ağaç tepesinden,
Ak saraylar arasından
Sokaklardan bakıyorlar,
İşte bunları görüyorlar:
Orada padişah yanında,
Yüksek sandalye arkasında,
Çuvaş damgası parlıyor,
203
204
5710 iç uhrĭmran kurĭnat’.
İk çrе tamkinçе.
av çrеsеm huinçе
Iltĭn yuman itnеt,
Unşĭn çĭvaş kilеnеt.
Pr çri vĭl pltеrеt
Nuhrat еnçi çĭvaşa,
Tеpr çri sistеrеt
Vir’yal еnçi yĭvaşa.
Yuman tĭrri tksm pеk,
5720 Ĭna kĭşt tĭm apnĭ pеk.
Pltеrеt pul’ Layĭşa,
Kv еrn ĭrĭvnе.
İk çrе yalanah
Halĭh vĭynе kĭtartnĭ,
Tĭşman tavraş prmayah
Ĭna hĭrtma tĭrĭşnĭ.
Patşan kĭvak kusеm
Pit salhullan pĭha,
Kĭvakarnĭ üsеm
5730 Lm-lm ilpе vılya.
Nuhrat patşan i-pu
Şutlasassĭn pin urĭ.
Çĭvaş patşin tumtirri
Tasa tе av tеri.
Şurĭ -karlaç yurnçеn,
Tasa -tĭrna kunçеn.
Tum inçi şеvlisеm Sar hvеltеn ilnisеm Sar kayĭkla vе,
5740 imlе tе iе.
Payan yıvĭr patşana,
Şutlasan, tеn, namĭs ta rе tatti Sarinе
Kayasşĭn mar Sntrе.
-Eh, mĭntarĭn, Sarinе,
untaran man ĭş-çikе,
Kalamastĭn nikampa,
Makĭratĭn prmayah.
Ep tе, san pek, Sntre,
5750 Krt yıtti pеk smsrе,
ĭtkĭn pırlĭ kaşkĭra,
Kuraymastĭp ĭşĭmra.
Yedi çağrımdam görünüyor.
İki yürek damgada.
Bu yürekler arasında
Altın meşe yetişiyor,
Onun için Çuvaş yaşıyor.
Bir yürek anlatıyor
Nuhrat tarafındaki Çuvaş’ı,
Diğer yürek anlatıyor
Viryal tarafındaki Çuvaş’ı.
Meşe tepesi bulanık gibi
Onu biraz nem vurmuş gibi.
Anlatıyor olmalı Layış’ı,
Haset bulaşmış soyuna.
İki yürek her zaman
Halk gücünü gösterdi,
Düşman soyu her zaman
Onu kırmak için uğraştı.
Padişahın gök gözleri
Çok kasvetli bakıyor,
Ağarmış saçları
Rüzgarla oynuyor.
Nuhrat padişahının üstü başı
Hesap etsen bin parça
Çuvaş padişahının elbisesi
O kadar temiz diyorlar.
Beyaz, ocak karından,
Temiz, turna özünden.
Elbisesi üstünde ışıklar
Parlak güneşten alınmışlar.
Sarı kuş gibi uçuyorlar,
Şimşek gibi de çakıyorlar.
Bugün ağır padişaha,
Düşünsen, herhalde namus da
Kalbi kırıldı Sarine’nin
Evlenmek istemiyor Sintir’le.
-Eh, garip Sarine,
Yaktın benim içimi,
Konuşmuyorsun kimseyle,
Ağlıyorsun sürekli.
Ben de, senin gibi Sintir’e
Kar köpeği gibi budalayı,
Açgözlü boğazlı kurdu,
Göremiyorum içimde.
Mn tĭvas tеn, ĭnlansam,
Sanşĭn çrе unsan man
Yıhrav yatĭm, an illеn,
Aslĭ Pĭlhar hulinçеn:
“Kn hrе lеntеn,
İlmеykkеr yk allinçеn
Kül hrrinçе kam ĭlat’,
5760 Manĭn krü av pulat’.
ur patşalĭh av kunah
Halallatĭp krvе,
Vilеs umn p ĭna
Patşa tusa hĭvarĭp”.
Nuhrat ıltĭn tuyipе
Vi hut takkat’ rеllе,
Şapsa ilsеn suhalnе
apla tĭsat’ sĭmahnе:
-nt rnе şavlatĭr,
5770 Pr-prinе trtеtr,
Namĭs mnpе plmеstr.
Huravĭm man avĭn pеk:
Panĭ sĭmah -hurĭ pеk.
il-tavĭlpa vnmеst,
Hak nihan yünеlmеst.
Sntr mĭrsa pеr-pççеn
Hrе ĭlç lеntеn.
avĭnpa vĭl payantan
Manşĭn haklĭ tĭvantan.
5780 Sntr, hĭpar man pata,
Larsam manpa yunaşar!
Kayran es. . . tĭhtasam.
Ak hrmpе kalasan. . .
İmen, vaska kеrmеnе,
avra krеn pülmе
Sarinеnе man yatpa
Çnsе kilеm vĭypala.
Nuhrat hr Sarinе
Kursassĭnah İmеnе
5790 Italasa mĭynçеn
Hıt çuptur pitеnçеn.
Kuul’nе hĭy çaraymast’,
apah unpa kalaat’:
-İmеn muçi, ĭs parsam,
Yıvĭrlĭhra pulĭşsam.
Ne yapacağımı bilsem,
Senin için yüreğim yansa
Davet verdim kızıma,
Büyük Bulgar şehrine kadar:
“Küçük kızı yılandan,
İlmeykker alçağın elinden
Göl kenarında kim kurtarır,
Benim damadım o olur.
Yarı padişahlığı o gün
Bağışlayacağım damada,
Ölmeden önce ben onu
Padişah yapacağım.”
Nuhrat altın asasıyla
Üç defa vurur yere,
Tutarak sakalını
Şöyle devam eder sözüne:
-Şimdi …. . gürletin,
Birbirine vurdurun,
Namusun nedir bilmezsiniz.
Sorum benim şöyle:
Verilen söz çelik gibi.
Yel boranla uçmaz,
Kıymeti hiç kaybolmaz.
Sintir Mirza tek başına
Kızı kurtardı yılandan.
Bunun için o bugünden
Bana kıymetli akrabadan.
Sintir, gel benim yanıma,
Otur benimle yan yana!
Sonra sen … dursan
Ak kızımla konuşsam…
İmen, acele et sarayıma,
Yuvarlak kırmızı odaya
Sarine’yi benim adımla
Çağırarak getirsene zorla.
Nuhrat’ın kızı Sarine
Görür görmez İmen’i
Kucaklayarak boynundan
Sıkıca öptü yanağından.
Gözyaşını kendi durduramaz,
Yine de onunla konuşur:
-İmen amca, akıl versen,
Zorlukta yardım etsen.
205
206
av Sntrtеn, mĭrsaran,
Ĭtiukran, anraran,
Mnlе maypa hĭtĭlas,
Attemre mn kalas?
5800 Vĭl lеnе kurĭnman,
İlmeykkеrpе apĭman.
Mana ĭlç pr kaççĭ,
Ançah plmеp mn yatlĭ.
İmеn pĭhr hr inе,
Tuysa ilç avĭntah:
r ilеm Sarinе
Yktе hıt yuratat’.
avĭnpa ta sĭmah
Unran tuhr akĭn pеk:
5810 -Mn tĭvas tеn, purnĭra
Kurmallinе kurmallah,
ĭtmanlinе çatmallah.
İtlе mana, muçuna,
Usal şuhĭş uk unra,
An lar kiltе hurlansa,
Vri kuul’ yuhtarsa.
Atĭl urlĭ kaassi
Çеçеk tĭtsa kilni mar,
İrsr ınpa purnassi
5820 Yur ipе pir sarni mar.
Es, hrm, purnĭra
Yuratupa unnĭskеr.
Plt mar vĭl yuratu,
il vrnipе salanmast’.
Es avsеnе hıt astu.
Yuratu vĭl turĭran
Amalĭhpa arlĭhşĭn.
avra krеn kеrmеntеn
İkkn tuhr. Prinе,
5830 Sarinеnе, pikеnе,
Uyĭrma uk hvеltеn.
Hvеl pekеh ĭşĭtat’,
Ĭşĭtat’ tе utatat’.
Tеpr ınni -vat İmеn,
Yaç yanrat’ tnçеrе.
Vi r ultan irtn tе,
Şur yur pеkеh ü tе.
Nuhrat patşa hĭy hrnе
Şu Sintir’den, mirzadan,
Alçaktan, aptaldan,
Nasıl kurtulacağım
Babamıza ne diyeceğim?
O yılana görünmedi,
İlmeykker’le çarpışmadı.
Beni kurtardı bir erkek,
Ancak bilmiyorum adı ne.
İmen baktı kıza,
Hissetti şöyle:
Dünya güzeli Sarine
Yiğidi çok seviyor.
Bunun için de sözü
Onun şöyle oldu:
-Ne yapacaksın hayatta
Görmen gerekeni göreceksin,
Dayanacağına dayanacaksın.
Dinle beni, amcanı,
Kötü düşüncesi yok onun,
Oturma evde dertlenip
Sıcak gözyaşı saçarak.
İdil üstünden geçiyorlar
Çiçek tutarak gelmedi,
Kötü insanla yaşamak.
Kar üstüne bez serme değil.
Sen kızım, hayatta
Sevgiyle yanansın.
Bulut değil o sevgi,
Rüzgar esmesiyle dağılmaz.
Sen bunları iyi bil.
Sevgi o Tanrı’dan
Erkek kadın için.
Yuvarlak pembe saraydan
İki kişi çıktılar. Birini,
Sarine’yi, kızı,
Ayıramazsın güneşten.
Güneş gibi ısıtıyor,
Isıtıyor da aydınlatıyor.
Diğer kişi yaşlı İmen,
Adı yankılanıyor dünyada.
Üç yüz yıl geçti de,
Ak kar gibi saçı da.
Nuhrat padişahı kendi kızını
Halĭh umnе tĭratr,
Halk önünde durdurdu,
5840 nçlеn çukmarnе
İncilli asasını
Sıltĭm alla vĭl tıtr.
Sağ eliyle o tuttu.
ut tnçеnе sarĭlma
Aydınlık dünyaya dağılsın diye
Sĭmahlar pu taysa:
Baş eğerek söz söyledi:
-Kn hrе, Sarinenе,
-Küçük kızı, Sarine’yi
purtе plеtr,
hepiniz biliyorsunuz,
İlmeykkеrеn kam ĭlninе İlmeykker’den kurtaranı
purtе plеtr,
hepiniz biliyorsunuz,
Sntr mĭrsa ĭna ĭlnĭ -purtе plеtr, Sintir Mirza kurtardı hepiniz biliyorsunuz,
Vĭl payantan manşĭn hakl Bundan sonra benim için kıymetli
avna plsеmеr!
bunu bilin!
Malaşne vĭl itlе, halĭh, kaşnin plmеllе, İleride o, dinle halkım herkes bilmeli
Krü pulat’ çĭn-çĭn hakl Damat olacak çok çok kıymetli
kaşnin plmеllе,
herkes bilmeli,
5850 Kn hrm, ak Sarinе - kaşnini plmellе, Küçük kızım, bu Sarine herkes bilmeli
Un arĭme nt pulat’ - kaşnin plmеllе! Onun karısı olacak hepimiz bilmeli
Tuy tusanah p SntreToy yapınca ben Sintir’e
itlr, çĭvaşsеm,
dinleyin Çuvaşlar
ur patşalĭh ĭna paratĭp Yarı padişahlık vereceğim
itlr, çĭvaşsеm,
Dinleyin Çuvaşlar
Ep vilsеssn vĭl akĭnta Ben ölünce o burada
itlr, çĭvaşsеm,
Dinleyin Çuvaşlar
Patşa pulat’. Çĭvaş patşi! Padişah olacak. Çuvaş padişahı!
itlr, çĭvaşsеm,
Dinleyin Çuvaşlar
Hal’ s, Sntr, Sarinenе,
Şimdi sen, Sintir, Sarine’ye
pulas arĭmna,
Gelecekteki karına
ĭpĭrkkapa vi hutçеn
Kamçıyla üç defa
pulas arĭmna,
Gelecekteki karına
apsa il-ha yĭlapala,
Vur bakalım geleneklere göre,
pulas arĭmna,
Gelecekteki karına
Kn hrе, Sarinеnе,
Küçük kıza, Sarine’ye
pulas arĭmna,
Gelecekteki karına
5860 Unşĭn vara s, hrm, Sntr mĭrsana Onun için kızım, Sintir Mirza’ya
Altĭrpala sim pıl tıtsa, Sntr mĭrsana Altırla simpıl tutup, Sintir Mirza’ya.
Tav tusa . Upĭşkam tå
Teşekkür ederek iç. Kocam de
Sntr mĭrsana.
Hunyamana hisеplеtp tеsеm
Sntr mĭrsana.
-Attе, mana an çarsam,
Sĭmah huşma irk par, Tеr hullеn Sarinе
Vat anе kĭşt hirsе. -
Sintir Mirza’ya.
Kaynanamı seviyorum desem
Sintir Mirza’ya.
-Baba, beni kesmezsen,
Söz söylememe izin ver,
Dedi yavaşça Sarine
Yaşlı babasını biraz kırarak.
207
San sĭmahran tuhmastĭp,
Es huşnĭ pеk tĭvatĭp.
5870 apah ta hal’ p sana
Kalasşĭn-ha ak akna:
Kaçça tuhap av ınna Pattĭrlĭhnе kĭtartma
Yatlĭ rrе kayalla
Parakana Pĭlharta.
İlmеykkеrn çlhinе,
Vun ikkrеn prinе,
Pĭrahakana man uma.
208
Senin sözünden çıkmayacağım,
Senin istediğini yapacağım.
Yine de ben sana
Söylemek istiyorum şunu:
Gelin gideceğim bu kişiye
Bahadırlığını gösterene
Meşhur yüzüğü yeniden
Bulgar’da bırakana
İlmeykker’in dilini
On ikiden birini,
Benim önüme bırakana.
Vunsakkĭrmş Yurĭ (Ulĭp Kĭtra Pinpu Halĭhnе Asapran Hĭtarni)
On Sekizinci Türkü (Ulıp’ın Kıtra Pinpuş Halkını Azaptan
Kurtarması)
Kĭtra pinpu kürеnv. Pr uşkĭn
vir‘yal ınni n rе kusa kayat’.
Vsеm ul inçе Şĭpatan kulli pula,
çĭtma uk yıvĭr hn kura. Ulĭp umĭr
pltnе pĭrsa umĭr utarat‘, Şĭpatana
şıvpa yuhtarsa yartarat‘, puşhirtеn
kallеh ееnhir tĭvat’, halĭha hnhurtan hĭtarat’, kayran hĭy urlĭ n rе
kayakansеnе tpsr ırma urlĭ kaarat’.
Kıtra Pinpuş’un küsmesi. Bir grup
Viryal kişisi yeni yere göçer gelir.
Onlar yolda Şıpatan’ın esiri olurlar.
Dayanılmaz eziyetler görürler. Ulıp
yağmur bulutunu delip yağmur
yağdırır. Şıpatan’ya su boşaltıp
bozkırdan tekrar tarla yapar, halkı
eziyetten kurtarır, sonra yeni yere göç
edenleri derin ırmaktan kendi üzerinde
geçirir.
Aka turĭm avtanpa,
5880 Çunĭm kanç nt man.
Ulĭp inçеn haylava
Kallеh tĭsar malalla.
Kĭtra plt Ulĭpşĭn
Tüşеk pulç kĭpĭşşĭn.
Plt şĭvat’ malalla,
Pattĭr pĭhat’ kayalla.
Kurat’ hıri puşhirе.
Puşhir vnе ku itmеst,
Unta lеn kupipе,
5890 Üsеntĭran tip-tipеh.
-Mnlе vırĭn pulç ku,
Mnlе halĭh vara ku? Ulĭp ıytr pltrеn
Tpln plеs kilnrеn.
-av rşıv-i? Asamlĭ,
avĭnpa ta ılhanlĭ,Tеr plt Ulĭpa
Puşhirtеn ças uyĭrlsa.Unta umĭr iç ulta
5900 Prrе ĭvat’, çĭnah ta.
Kunta Şĭpatan tuhatmĭş,
Vil aş şĭmnе kĭşlamĭş,
Smsrlеnsе kaynĭran
Vĭl hal’ hua akĭnta.
Asar-pisеr kĭtartma
Horozla çift sürdüm,
Dinlendi benim canım.
Ulıp hakkında esere
Devam edelim ileriye.
Kıvırcık bulut Ulıp için
Döşek oldu yumuşacık.
Bulut gider ileriye,
Bahadır bakar geriye.
Görür ardındaki bozkırı.
Göz görmez bozkır ucunu,
Orada yılan sürüsüyle
Bitkiler dip dibe.
-Nasıl bir yer oldu bu,
Hangi halk ki bu?
Ulıp buluta sordu
Bilmek isteyince.
-Bu ülke mi? Büyülü,
Bunun için lanetli,
Dedi bulut Ulıp’a
Bozkırdan ayrılarak.
Orada yağmur yedi yılda
Bir defa yağar gerçekten.
Burada Şıpatan’ın büyüsü,
O et kemiğini dişlemiş,
Aptallaştığı için
O buranın sahibi şimdi.
Şeytanlık yapmak için
209
210
Ĭsta vara ku pĭvma.
Puş hırĭm ernipе
Ĭna hssе pınipе
Tuhĭalla rhsе
5910 Şĭpatan tĭsnĭ sĭmsinе.
Çĭvaşsеnе kursanah
Taşşa yanĭ savĭnsa,
Puşhirtеn vĭl ееnhir
Tusa hunĭ samantrah.
Puşhir nt “mĭn kavir”
Tins pеkеh humhannĭ,
Kayakansеm n rе
ееnhirşn savĭnnĭ.
Mnlе asap şĭrĭhran 5920 Hĭvah kuran akĭntan.
Şıvsĭr purnĭ tamĭk av,
Nim tuma uk ĭş hıpsan.
Anran kaynĭ çĭvaşsеm.
(Vsеm purtе vir’yalsеm.)
Es Pĭlharta pulmanran
Tlntn man hıpartan.
Mnşn vsеm avĭnta Sana parĭp kalasa.
Vatĭ ınsеn sĭmahnе
5930 İltn pul’-ha es tе.
“urla kassan pürnеnе Türlеnеt vĭl ernеrеn,
Sĭmah tatsan çrеnеSuran yulat’ mrе”.
Pu mimiy patşan ta
Şvеlеt pul’ vatlĭhra,
Çĭn sĭmaha avĭnpa
Mansa kaynĭ pulmalla.
Nim sĭltavsĭr Pĭlharta
5940 Kürеntеrn Kĭtrana.
Mnlе tеtr? imkrе
Mnpur halĭh umnçе
Vĭl kalanĭ pinpua:
“Kĭtra pinpu, es payanran
Man kuĭmra kuyan kĭna.
Sntr mĭrsa-çĭn arĭslan.
Vunik pulĭ İlmеykkеrе
Tp tunĭ vĭl pr-pççеnеh!
Usta ayrıca göz boğmada.
Boş karnı hafta boyu
Sıkıp durmasıyla onu
Doğuya kudurup doğru
Şıpatan uzattı burnunu.
Çuvaşları görünce
Dans etti sevinip,
Bozkırdan mera
Yapıverdi o zaman.
Bozkır şimdi benim halım
Deniz gibi dalgalandı,
Gidenler yeni yere
Mera için sevindi.
Nasıl azap günahtan
Kendin görürsün bundan.
Susuz hayat cehennem gibi
Bir şey yapılmaz sıcak olsa
Aklını kaybetti Çuvaşlar
(Onların hepsi de Viryaller)
Sen Bulgar’da olduğun için
Şaşırdın benim hünerime.
Niçin onlar orada
Söyleyivereyim sana.
Yaşlı insanların sözünü
Dinlemiş ol sen de.
“Orak kesse elini
İyileşir bir haftada,
Söz incitse yüreğini
Yara kalır ömür boyu.
Padişahın başı, beyni
Yaşlılıkta sulanmış olmalı,
Gerçek sözü bunun için
Unutmuş olmalı.
Hiçbir sebepsiz Bulgar’da
Sinirlendi. Kıtra’yı.
Ne dedin? Şimikte
Bütün halkın önünde
O söyledi bin başa:
“Kıtra binbaş, sen bugünden
Gözümde tavşansın ancak.
Sintir Mirza gerçek aslan.
On iki başlı İlmeykker’i
Yok etti o tek başına!
Hrе ĭlç -es mar, mĭrsa!
5950 Huyha-suyha, es mar, mĭrsa,
Sirç mannе, es mar, mĭrsa!
Ep vilsеn, itlе, kuyan,
lkm man ĭna yulat’.
Çĭvaş patşi -mĭrsa pulat’.
Sntr -krü! Vĭl arĭslan,
Un umnçе es -kuyan!”
Ĭtan turi çĭvaşsеm,
Kĭtra ül vir’yalsеm,
Çĭt patşa kullinе;
5960 “Kĭtra kuyan” tеninе.
Vsеmşn Kĭtra -ar çap,
Turas muçş ıvĭl,
Aslĭ ĭru pulĭh,
Vir’yal ırĭ kĭmĭl.
avĭnpa ta çĭvaşsеm,
Kĭmĭlnçеn yĭvaşsеm,
Kĭtra tavra sırĭnç,
Untan apla kalar:
“itml suran un inçе,
5970 Vĭl vĭrĭra arĭslan,
Kuyan pulma uralman,
aplĭ ın vĭl tnçеrе!
Nuhrat patşa mĭşkĭlnе,
“Kuyan” tеn sĭmahnе,
Hamĭr inе ilеtpr,
Unşĭn üksе vilmеstpr.
Tuhsa kayar n rе”.
n r tеt inеtrе,
Unta purnĭ layĭh tеt.
5980 Akmasĭr tır pulat’ tеt,
Avĭn hĭyеh apnat’ tеt,
Halĭh kuul’ yuhtarsan
ilsr arman avrat’ tеt.
Kĭtra pinpu, ırĭ çun,
Hĭynе hisеp tunĭ çuh
Ĭratnçеn yulat’-i,
Pççеn ulnе tĭsat’-i?
Vĭl kilşеt yĭhpе,
Vir’yal еnçеn kilnipе.
5990 Ĭnĭalla vĭl vaskat’,
n rşıva ul tĭsat’.
Kızı kurtardı, sen değil, mirza!
Dert sen değilsin, mirza,
Sürdü benimkini, sen değil mirza!
Sen ölünce, dinle, tavşan,
Şapkam benim ona kalır.
Çuvaş padişahı mirza olur.
Sintir, damat! O aslan,
Onun önünde sen, tavşan!”
Nerden yukarı Çuvaşlar,
Kıvırcık saçlı Viryaller,
Dayanır padişah zumlüne;
“Kıtra tavşan” demesine.
Onun için Kıtra, ordu namı,
Turas amcanın oğlu
Büyük soyun lideri,
Viryal’ın temiz kalbi.
Bunun için Çuvaşlar,
Keyfinden Çuvaşlar,
Kıtra çevresini kuşattılar,
Sonra şöyle söylediler:
“Üstünde yetmiş yara,
Bir aslan o savaşta,
Doğmadı tavşan olmaya,
Böyle ünlüdür o dünyada!
Nuhrat padişahının alayını,
Tavşan demesini,
Üstümüze alınırız,
Bundan düşüp ölmeyiz.
Çıkın gidin yeni yere”
Yeni yer der uzakta,
Hayat güzelmiş orada.
Ekmeden tahıl olurmuş,
Ekin kendisi dövülürmüş,
Halk gözyaşı dökünce
Yelsiz değirmen dönermiş.
Kıtra bin baş, iyi can,
Kendine saygı gösterince
Soyundan geri kalır mı,
Tek başına yola çıkar mı?
O anlaşır soyuyla,
Viryal tarafından gelenle
Aşağı doğru aceleyle,
Yeni yere çıkar yola.
211
212
Kĭtran laşi yustavlĭ,
Hĭy tе vara pustavlĭ.
Ynеr un nçll,
n yvеn kmll.
Hnе tunĭ Ahpürtrе
irp pĭlat hurĭran,
Saparpa vĭl, kupеpе.
Uhhi vara, mn kalĭn,
6000 Un pеkkinе tupaymĭn.
Çĭnah vat ın sĭmahhi,
Hakran -ıltĭn hĭrahhi,
n r inçеn kalani Sĭmsa inе kartmalli:
“n r ul tiks mar,
Hun’ĭm patnе kayni mar.
n r ul hn sarmĭş,
Vri kuul’ yuhtarmĭş”.
n r ul Kĭtrana,
6010 Arĭslan pеk pulsan ta,
Amaurin tuyĭnç,
Tapĭ pеkеh kurĭnç.
ul tatĭlç av sĭrtran
Hır pеk çĭnkĭ tĭnĭran.
Laylĭ şurlĭh sıltĭmra,
Sulahayra -sm vĭrman.
Vĭl sĭrt urlĭ lavsеmpе
Mnpur vıl’ĭh-çrlhpе
Arĭslan pеk pulsan ta
6020 Kama pulmast’ may ukran.
Şurlĭh tеni şurlĭhah,
Hĭynе tıtat’ çĭrsĭrlah,
Hıpat’ tpsr ĭvarla,
Pĭrĭntarmast’ nitalla.
Yurat’ şurpu, ulani,
ul-yrsеnn pülhi,
Kĭtra yĭhnе şеllеn,
Vsеn yenne ul tıtnĭ.
Hĭy vĭl vatĭ, kukĭrskеr,
6030 Şurĭ ül, ırĭskеr.
Pin ultan ta irtnrеn
Kĭtra ü pilkrеn
Kĭştah irtn tеmеllе.
Suhal tе sarlaka,
Kıvırcığın atı rahvan
Kendisi de kaftanlı.
Eğeri de incili,
Yuları da gümüşlü.
Kılıcını yaptı Ahpürt’te
Sağlam çelikten,
Miğferle o, zırhlı
Oku ise ne dersin,
Onun gibisini bulamazsın.
Gerçekten eskilerin sözü
Kıymeti, altın gibi.
Yeni yer hakkında konuşma
Burun üstüne işaretlemeli:
“Yeni yer yolu düz değil,
Kayınım yanına gider gibi.
Yeni yer yolunu dert sarmış
Sıcak gözyaşı döktürmüş.
Yeni yer yolu Kıtra’ya,
Aslan gibi olsa da,
Üvey anne gibiydi.
Tuzak gibi göründü.
Yol kesildi şu tepeden
Çam gibi dik olduğundan
Batak sazlık sağ tarafta,
Sık orman sol tarafta.
Bu tepe üzerinden arabalarla
Bür sürü hayvanla
Aslan gibi olsan da
Geçmek mümkün değil.
Bataklık gerçekten bataklık,
Kendine çeker çabucak,
Kapar dipsiz ağız gibi,
Döndermez hiç bir yere.
Tamam, aksakal, Şulanşi
Yolların pülihşisi,
Kıtra soyuna acıdı,
Onların yönüne yol yaptı.
Kendisi kambur yaşlı,
İyi kişi, ak saçlı.
Bin yıl geçtiğinden
Kıvırcık saçı belinden
Biraz geçmiş demeli.
Sakalı da çok gür,
Kmllеnn ukalla,
Kĭtralannĭ pulsan ta,
Çrkuirеn irtn av.
Kpi-ym şur pirtеn,
ĭlkuran ta tap-tasa.
6040 n atti -sar çntеn,
Şurlĭhra ta şıv yamast’.
Çĭvaşsеnе kursanah
Vĭl pular yatlama. Esir tuhnĭ n rе
Plmеsrеh ul-yrnе,
ĭmĭlttayla, ayvanla.
Patak kirl Kĭtrana.
Kurman-plmеn rşıva
Maltan kaysa kurmalla.
6050 Kaysa kursan tin vara
Untalla ul umalla.
Sirn unta, ayvansеm,
Pur-i şançĭk, tĭvansеm?
uk vt? Pinpü, trs-i?
Hĭv ayĭpna sisrn-i?
n r -n tüşеk mar,
Yantĭ еtkеr arçi mar.
n r tĭvan annr mar,
Kĭkĭr stnе sıptarmast’.
6060 Vĭl yışĭnat’ avsеnе Irmi-kanmi ınsеnе,
Kĭtkĭran ta çеnnе,
Turhansеnçеn ĭslinе,
Tilrеn tе çеyinе,
Pĭlat-hurĭ pеkkinе,
mpüsеm pеk arsеnе,
Tavĭrakan ınsеnе,
Vatĭ-vt huşşinçе
Sirn pur-i ĭsçahsеm?
6070 ukkĭ pulsan... Ku еnçе
Yĭhu ptet tppeh
Kĭtra nim tе kalaymast’,
Hĭy ayĭpnе vĭl tuyat’.
Kupa pĭhat’ rеllе,
ulanirеn imеnsе.
ulani kallеh kalat’:
-Mana parĭr uyĭrsa
Gümüşlenmiş şerit gibi
Kıvırcıklanmış olsa da,
Dizlerini geçmiş artık.
Gömleği ak bezden,
Pınardan da temiz.
Yeni çizmesi sarı deriden,
Bataklıkta da su geçirmez.
Çuvaşları görünce
Başladı o sövmeye.
Geldiğiniz yeni yeri
Bilmeden yolu izi,
Kolayca, safça.
Sopa gerek Kıtra’ya
Görmediği bilmediği ülkeyi
Önceden gidip görmek gerek.
Gidip görünce daha sonra
Oraya yol açmak gerek.
Sizin orada, aptallar,
Var mı ümidiniz, akrabanız?
Yok mu? Binbaşı, doğru mu?
Kendi ayıbını anladın mı?
Yeni yer yeni döşek değil,
Bedava yadigar sandık değil.
Yeni yer anneniz değil.
Göğsünden süt emzirmez.
O inandırır onları,
Yorulmaz insanları,
Kıtra’dan da çalışkanı,
Tarkanlardan akıllısını,
Tilkiden de kurnazını,
Çelik gibisini,
Başbuğlar gibi erkekleri
Anlayan insanları,
Ufak tefek arasında
Sizin var mı âlimleriniz?
Yoksa bu tarafta
Soyunuz kurur tamamen.
Kıtra bir şey söylemez,
Kendi ayıbını o sezer.
Gözüyle bakar yere doğru,
Şulanşi’den utanarak.
Şulanşi tekrar söyler:
-Bana ayırıp verin
213
214
Vatĭ ınpa açana.
Irĭ sunsa ikkşnе
6080  huşatĭp kaşninе.
Vatti hĭpartĭr sĭrt tĭrnе
ĭnkĭ tltеn pr-pççеn
Ernipе mar, r kaa,
Tеmlе yıvĭr pulsan ta.
Unta mskеr kurninе
Tata mskеr iltninе
Man kĭmĭla umaşkĭn
Sĭrtran ansan kalatĭr.
Aça pultĭr -yĭrĭrah.
6090 Ĭna suylĭr şĭpapa.
Av avĭnta, şurlĭhra,
Kurnat’ çülmеk tĭr şıvra.
Hıtaratĭp: av çülmеk
Sirе kirl sıvlĭş pеk.
Çülmеk pulsan alĭra
ul uĭlat’ akĭntah.
Şĭpa tuhr ak apla:
Kĭlarmalla şurlĭhran
ülmеkе pçk açan.
6100 Açan yaç Slеskеr,
Hurĭnvartan kilnskеr.
Tĭlĭh turat Slеskеr,
Vunpr ula kaynĭskеr,
Vĭl purnе tе ĭnkarmast’.
Yal-yışnçеn uyrĭlsa
Çülmеk vırtnĭ vırĭna
Aça utr sukmakpa.
Sukmak ik еnpе
Şurlĭh vırtat’ çtrеsе,
6110 Kĭşt trs mar pussanah
ĭtsa hıpat’ havaspah.
Çülmеk vırtnĭ vırĭnta
Şurlĭh şıv “tap-tasa”.
Un ut ku tеmеllе.
Aça üllş “tarĭnĭş”,
Tp tе un “yĭlmasĭr”.
Astarat’ vĭl açana
Şıva sikmе vaskasa.
Tĭlĭh aça, Slеskеr,
6120 Timln sĭnat’ şurlĭha,
Yaşlı insanla çocuğu.
Şükrederek ikisine
İş vereyim herbirine.
Yaşlıyı çıkarın tepeye
Sarp tarafta bir başına
Haftaya değil, geceleyin
Ne kadar ağır olsa da.
Orada ne gördüğünü
Daha neler duyduğunu
Beni hoş etmek için
Tepeden inince söyle.
Çocuk olsun kalabalık.
Ona seçin kaderini.
İşte burada, bataklıkta,
Görünür çömlek duru suda.
Tekrar ediyorum: Bu çömlek
Size gerekli nefes gibi.
Çömlek olunca elde
Yol açılır orada.
İşte böyle kader çıktı:
Bataklıktan çıkarmalı
Çömleği küçük çocuk.
Çocuğun adı Silesker,
Hurınvar’dan gelen.
Yetim çocuk Silesker,
On bir yaşına gelen,
O her şeyi anlamaz.
Akrabalarından ayrılıp
Çömleğin yattığı yere
Çocuk gitti sokaktan.
Sokağın iki tarafında da
Bataklık yatıyor titreyip,
Biraz yanlış bassan
Yutuverir hevesle.
Çömleğin yattığı yerde
Bataklık suyu çok temiz.
Onun parlak gözü demeli.
Çocuk boyunda derinliği
Dibi de onun yosunsuz.
Aptallaştırır çocuğu
Suya girmek için aceleyle.
Öksüz çocuk, Silesker,
Özenle dener bataklığı,
Asa ilеt avĭntah
Vatĭ ınsеn sĭmahnе,
Yal huşşinçе iltninе.
“Şıvĭnni pеk şurlĭhĭn
Turatti uk tıtmaşkĭn”.
“Kaşni n may pur,
 puliççеn avna tup”.
“Vaskavlĭ  -ik hut ,
Un pеk rеn yal kul”.
6130 “Yal-yış huşat’ -purnĭla,
Pusĭr tĭrsa yulsan ta”.
Vĭl hal’ tĭrat’ şutlasa,
n maynе şırasa.
Yĭvaş il tapranç,
Yıvĭ tĭrri humhanç,
Şıvri çülmеk şĭvĭnç,
il vrmеşkn pĭrahsan
Çülmеk kallеh vırĭnta.
Yal vnçi Unkĭna,
6140 Un hrrinçi yĭmrana,
Unti kayĭk yĭvinе
Asa ilç Slеskеr
Hprtеsеh çrеrеn.
“Yĭmra tĭrri il tuhsan
Kall-mall sullanat’,
Şıvri çülmеk avĭntah
Hĭy vırĭnçеn tapranat’.
Çülmеk vırtat’ -şıvra mar,
Unĭn mlki şurlĭhra,
6150 Çülmеk yıvĭ tĭrrinçе,
Ĭna hĭparsa ilmеllе”.
Tĭlĭh turat sıhlansa
Yıvĭ tĭrnе ulĭhat’...
Mn huşninе tusassĭn
Irĭ sĭmah iltr vĭl
ulanirеn, halĭhran.
ulani mn huşninçеn
Kĭtra kayat’ tlnsе,
nsе hısah еripеn
6160 Sĭmah vaklat’ akĭn pеk:
-Hvеl anat’, ka pulat’,
Sĭrtri kasеm, ay-ay-ay!
Kuran pırsa çiksеn tе
Aklına getirir o anda
Yaşlıların söylediğini,
Köy içinde işittiğini.
“Suyunki gibi bataklığın
Dalı yok tutmak için.”
“Her işin yolu var,
İşe başlamadan onu bul.”
“Acele iş iki defalık iş,
Onun gibi işe köy güler.”
“Akrabalar ister, yaşa,
Başsız kaçıp kalsan da.”
O şimdi durur düşünür,
İşin yolunu arar.
Sakin yel hareketlendi,
Ağaç başı kıpırdadı,
Sudaki çömlek hareketlendi,
Bırakınca yel esmeyi
Çömlek bulur yerini.
Köy ucundaki Unkın’ı
Onun yanındaki aksöğütü,
Ondaki kuş yuvasını
Silesker hatırladı
Sevinerek içinden.
“Aksöğüt tepesi yel esince
Oraya buraya sallanır,
Sudaki çömlek bunun gibi
Yerinden oynar durur.
Çömlek yatar, suda değil,
Onun gölgesi bataklıkta,
Çömlek ağaç üstünde,
Onu çıkıp almalı.”
Öksüz gizlenip,
Ağaç tepesine çıkar.
Yapınca söylenileni
İyi sözü o işitti
Şulanşi’den, halktan.
Şulanşi’nin istediğinden
Kıtra şaşırır kalır,
Ensesinden güzelce
Söz söyler şu şekilde:
-Güneş batar, gece olur,
Tepedeki geceler, ay ay ay!
Gözden kaybolup yok olsa da
215
216
Kuraymastĭn nimn tе.
Sĭrç-çĭnkĭ, sĭmsahsĭr,
Utsa hĭparma -nim maysĭr.
Tipn mĭkpa vitnn,
Untan tıtsa hĭparmĭn.
Sĭrt ay tе kirеvsr,
6170 Unta hĭrĭk piеn е.
Utas yarsa pusatĭn,
Yppi çikеt -çĭtaymĭn.
Ah, ulani, turĭ pul,
Pirntеn ak taras uk.
Es huşninе ıran ta
Purnĭlatĭp vaskasah.
-Pusеm puşĭ pulmasan
Tttmrе tе yp tupnat’,
-Tatsa huç sĭmahpa
6180 Vat ulani tarĭhsa.Kĭtra, tĭnu itmеst-im,
Puna vatas kilmеst-im?
San vat ınsеm sahal-im,
Ĭstĭnsеnçеn katĭk-im?
Ĭratu uhmah pulsassĭn
Ĭnĭa ul an tıtçĭr.
Sirnsr tе uhmahsеm
itеlkl vĭl еnçе.
Rattu unta ptiççеn
6190 ak vırĭntah tplеntr.
Vatĭ Pliska Kĭtrapa
Sĭmah vaklat’ ak apla:
-Epir kunta vat ınsеm,
Vir ultan irtnisеm,
Larsah kanaş turĭmĭr,
apla şuhĭş tıtrĭmĭr.
Vutĭ vırĭnnе tip piеn
Layĭh unat’ -vut pеkеh.
Kunta vutçul’ tеm çuhlеh,
6200 Avĭ ukki ptеrеt.
ĭrmav uk vĭl еnçеn.
Un vırĭnnе -mamĭksеm,
Kukşapusеn, piеnsеn
Mamĭksеm tеm çuhlеh Ĭvĭ vırĭnnе kaya,
Vsеm vutta çrtе.
Göremem hiçbir şeyi.
Tepesi, sarp, burunsuz.
Çıkmak için uyumsuz.
Dibi yosunla kaplı,
Ordan tutup çıkılmaz.
Elverişsiz tepe altı da,
Sadece kuru otlar orda.
Adımını atsan,
Dikeni batar, dayanılmaz.
Ah, Şulanşi, doğru ol,
Bizden kaçış yok.
Senin istediğini yarın
Aceleyle yapacağım.
-Başlar boş olmasa
Diken batar karanlıkta da,
-Söylediği sözle
Yaşlı Şulanşi sıkılır.
Kıtra, aklın yetmez mi,
Başını kırasın gelmez mi?
Yaşlı adamların az mı,
Aklın senin bozuk mu?
Soyun ahmak olunca
Başarıya yol tutma.
Sizsiz de ahmaklar
Yeteri kadar var.
Orada bitene dek
Son bulsun bu yerlerde.
Yaşlı Pliska Kıtra’yla
Konuşur işte böyle:
-Biz burada yaşlılar,
Üç yüz yoldan geçenler,
Oturup fikirleştik,
Şu sonuca ulaştık.
Odun yerine kuru ot
İyi yanar, ateş gibi.
Burada çok çakmak taşı,
İşte bitiriyor olmayanı.
Sorunu yok bu yandan
Onun yeri, pamuklar,
Hindibaların, otların
Pamukları da ne çok
Kav yerine gidiyorlar,
Onlar odunu yakıyorlar.
Vatĭ Pliska tttmççеn
Kapmar şur çul umnçе
Çrtsе yaç kĭvaytnе.
6210 Kĭvayt unat’ krlеsе,
Şurpu kayat’ tlnsе.
Sĭrt hĭy yenne ttmе
Turtasşĭn pеk pikеnsе.
Vat ın kĭvayt vırĭnnе
Unta-kunta kuarat’.
Tinеh tupr: pr rtе,
iç ın pv üllşrе,
Ttm sĭrta turtĭnat’,
Ançah şĭtĭk palĭrmast’
6220 Ttm tata uhalat’.
Ku umnçеh tipеt pеk.
Ka ta itr vtеrsе.
Sm-sm tttm tavrara,
İk kuran çiksеn tе
Kuraymastĭn nimn tе.
Ak tamaşa! Mn apa
Tuhsa tarat’ yĭvaran?
Uyĭh tuhat’ sarĭlsa
ut tnçеnе utatma.
6230 Vat Pliska ta hıt vaskat’,
Sĭrt tĭrrinе ul uat’.
Yunеnn yĭvinçеn
İk ul vırtat’ tĭsĭlsa.
Pri tĭslat’ yavĭnsa
Sĭrt tĭrrinе tuhiççеn.
Tеpri -prmay kukĭrlsa
Sĭrt arkinе itiççеn.
Şurpu Pliska sĭrt tĭrnе
Hĭparç tе tttmrе
6240 Unta kurç şur yura.
Nim tе üsmеst tavrara.
Pr çrçun ta kurĭnmast’.
ulani vat çĭvaşran
Çĭnkĭ sĭrtran ansanah
Hıttĭn ıytr u saspa,
Halĭh kayr hĭrasa.
-Sĭrt tĭrrinе itrn-i,
Mn tе pulsa kurtĭn-i?
Mn,-tеr vĭl,-kam pulç? Yaşlı Pliska karanlığa kadar
Büyük ak taş önünde
Çaktı yaktı ateşi.
Ateş yanar gürleyip,
Aksakal gider hayret edip.
Tepe kendine doğru dumanı
Çekmek ister gibi uğraşıp.
İhtiyar ateş yerini
Oraya buraya taşır.
Şimdi buldu bir yerde,
Yedi insan boyu yüksekte,
Duman tepeye uzanır,
Ancak delik görünmez.
Duman bir yerde kaybolur.
Göz önünde kuruyor gibi.
Gece de geldi hemence.
Kapkara duman çevrede,
İki gözünü ayırsan da
Göremezsin hiçbir şey.
İşte bak! O ne öyle
Yuvadan çıkıyor işte?
Ay doğar yayıla yayıla
Dünyayı aydınlatmaya.
Yaşlı Pliska acele eder,
Tepe zirvesine yol açar.
Zalim yuvasından
İki yol çıkar uzayıp.
Biri kıvrılarak uzar
Tepe çıkana kadar.
Diğeri aynen eğilir
Tepenin eteğine varana dek.
Aksakal Pliska tepeye
Geceleyin çıktı da.
Gördü ak karı orada.
Bir şey yetişmez çevrede.
Bir hayvan da görünmez.
Yaşlı Çuvaş Şulanşi’den.
Dik tepeden inince
Sordu yüksek sesle,
Halk korktu bundan:
-Tepeye vardın mı
Birşeyler gördün mü?
Ne dedi o, kimdi?
217
218
6250 Mn,-tеr vĭl,-av,-tеr.-
ültеn antĭm ep hllе.
Pultĭm sĭrtĭn ittiy.
ulla yuhĭp yeripеn
Tins vĭynе üstеrmе.
-Çeye es. Nu, Pliska,
Kilşrn vt es mana!
Huravlarĭn ıtarlĭ.
Şur yur unta, çĭnah ta.
n vırĭnti halĭhpa,
6260 Tl pulsassĭn ula may,
Hsеmpе mar, kĭmĭlpa,
Çuna krsе yulmalla
Sĭmahsеmpе kalama
Pultaratĭr, çĭnah ta.
Sirе valli kuntanah
n r ulnе umalla.
ulani tĭm çülmеkе
Vĭrkĭntarç sĭrt yenne.
Çülmеk pulç r tatĭk.
6270 Çĭnkĭ sĭrtra -mĭn alĭk.
Pısĭk alĭk uĭlat’,
Tutĭhnĭran yınĭşat’.
Sĭrta avĭ kilşmеst,
Kĭtartasşĭn vçhnе.
Krlеt, şavlat’ tеmskеrlе,
Tünеsşn pеk ik yenne.
Vat ulani humhansa
apla kalat’ sĭmaha:
-Pin ul huşşi alĭka
6280 Nikam uma hĭyayman.
Esir ĭna utartĭr,
avĭnşĭn sĭrt kĭmĭlsĭr.
Hĭramastĭr pulsassĭn
Sĭrt vitr ul tĭsatĭr.
Tеlеy uk-tĭk ptеtr,
Sĭrt aynçе rеtr.
Çĭnkĭ sĭrç çĭvaşa
Kĭtartmar tamaşa.
Ançah Şĭpatan asamla
6290 Ultalar halĭha.
ĭlas pulsan purnе tе
Şĭvarmalla puşhirе
Ne dedi o, ne dedi.
Yukarıdan indim kışın.
Oldum örtüsü tepenin
Yazın akacağım yavaşça
Deniz gücünü yükseltmeye.
-Seni kurnaz Pliska,
Sen benim hoşuma gittin!
Kinayeli cevapladın.
Ak kar orada gerçekten de.
Yeni yerdeki halkla,
Karşılaşırsan yolda,
Kılıçla değil gönülden,
Ruha girip kalmalı.
Sözle konuşmayı
Biliyorsun gerçekten.
Sizin için buradan
Yeni yol açmalı.
Şulanşi kil çömleği
Fırlattı tepeye.
Çömlek oldu yüz parça.
Dik tepede, büyük kapı.
Büyük kapı açılıyor,
Paslandığından gıcırdıyor.
Tepenin bu hoşuna gitmez,
Göstermek için sinirini.
Hırlar, gürler bin türlü,
Yıkılacak gibi iki yana.
Yaşlı Şulanşi dalgalanıp
Şöyle söyler sözünü:
-Bin yıldır kapıyı
Kimse açmaya yeltenmedi.
Sen onu açtırdın,
Bundan tepe keyifsiz.
Eğer korkmuyorsan
Tepeye doğru yol açarsın.
Baht yoksa bitersiniz.
Tepe altında çürürsünüz.
Dik tepe Çuvaş’a
Göstermedi temaşa.
Ancak Şıpatan büyüyle
Kandırdı halkı.
Kurtarmak istersen hepsini
Sulamak lazım bozkırı
Çaşlav umĭr utarsa,
Şĭpatana yuhtarsa.
Un pеk ĭvan pltе
Kuratĭn-i? Av lеrе!
av plt tе şiklеnsе
Pĭrĭnnĭ-mn puşhirtеn.
-Apla eppin? Nu, yurat’,
6300 Unĭn kunta pulmalla!
Plt inе pulin tе,
Ulĭp sikеt un inе.
rеllе hıt tayĭlsan
Plt kayat’ hĭrasa.
Ulĭpran vĭl hĭtlasşĭn,
Hĭy ulpеh şĭvasşĭn.
Ançah Ulĭp pltе
Şuma pamast’ prrе tе.
Yarsa ilеt strmе,
6310 Puşhir tlnе itеrmе.
Strn çuh vĭl ĭna
apla kalat’ tarĭhsa:
-ulna tĭsan huşnĭ pеk,
umĭru pultĭr -vitrеrеn!
Plt ĭna hirlеt:
-Ulĭp, mskеr es,-tеt,Ku an kurtĭr av rе,
Un pеk r uk tnçеrе.
Ĭna turĭ mannĭran
6320 Ilhanlĭ vĭl avalran.
Un yennellе şutarsa
Mana an krt ılĭha.
-Apla eppin. Nu, yurat’! Ulĭp sassi yan yanrat’.
Vĭl pltе tustarat’,
Puşhirеllе şutarat’.
Puşhir inçе pltе
Vi hutçеn kart turtat’,
Pĭrat’ kpе pĭrnĭ pеk,
6330 Yavat’ kantra yavnĭ pеk.
Plt şavlat’, aşkĭnat’,
umĭr pulsa tĭkĭnat’.
Puşhir layĭh islеnеt,
Ilhannçеn tasalat’,
Tuhatmĭşa avĭntah
Çok yağmur yağdırıp,
Şıpatan’a akıtıp.
Onun gibi uçan bulutu
Görüyor musun? İşte orada!
Bu bulut da şüphelenip
Kaçındı mı bozkırdan.
-Tam böyle mi? Tamam,
O burada olmalı!
Bulut uzakta olduğundan,
Ulıp seker onun tarafa.
Yere doğru eğilince
Bulut hemen korkuverir.
Ulıp’tan kurtulmak ister,
Kendi isteğiyle yağmak ister.
Ancak Ulıp bulutun
İzin vermez yağmasına.
Sürükleyip götürür,
Bozkıra getirmeye.
Götürürken ona
Sıkılıp şöyle söyler:
-Yola çık dendiği gibi,
Yağmurun olsun bol!
Bulut bunu reddeder:
-Ulıp ne dersin sen, der
Göz görmesin o yeri,
Böyle yer yok dünyada.
Tanrı unuttuğundan onu
Lanetli o eskiden beri.
Oraya yağmur yağdırıp
Beni de sokma günaha.
-İşte tam böyle. Tamam mı!
Ulıp’ın sesi gürler.
Bu bulutu dağıtır,
Bozkıra yağdırır.
Bozkır üstündeki bulutu
Üç defa sertçe çeker,
Gider gömlek burulmuş gibi,
Dolanır sicim gibi.
Bulut gürler, kudurur,
Yağmur olup dökülür.
Bozkır iyi ıslanır,
Lanetinden arınır,
Büyüyü de böylece
219
ırma tĭrĭh yuhtarat’.
Şĭrĭh tarat’ tatalla,
Puşhir sıvlat’ karĭnsa,
Yeşl tumpa vitnmе,
6340 Çĭvaşa vĭy krtmеllе.
Vat aslaşş tе untah,
Vĭl Kĭtrapa yunaşar.
Ulĭp ĭna asĭrhat’,
Italasa çuptĭvat’.
-Es tе kunta, asattе,
ulna tĭsan n rе?.
Tarĭn ırma kpеrsr,
Mnlе urlĭ kaatĭr?
An kulyanĭr unşĭnah,
6350 Alla ussa tĭrar mar.
ırma urlĭ vırtatĭp,
Ham tĭrĭhah kaarĭp.
Ulĭp vırtat’ al tĭssa
ırma urlĭ tĭsĭlsa.
Halĭh kaat’ lavsеmpе
Ulĭp tĭrĭh lеş yenne.
220
Dere boyu akıtır.
Kuraklık gider uzağa
Bozkır rahatça nefes alır,
Yeşil dona bürünür,
Çuvaş’a güç vermeli
Yaşı dede de orada,
O Kıtra’yla yan yana.
Ulıp onu hatırlar,
Kucaklayarak öper.
-Sen de buradasın dede,
Geliyor musun yeni yere?
Derin ırmak köprüsüz,
Oradan nasıl geçmeli?
Bunu dert etmeyin,
Ellerinizi indirmeyin
Irmak üstüne yatıyorum,
Benim üstümden geçin.
Ulıp yatar elini uzatıp
Irmak üstüne süzülüp.
Halk geçer arabalarla
Ulıp üstünden karşıya.
Vun Tĭhhĭrmş Yurĭ (Sntr Mĭrsa Sarinеnе Kaçça İlmе Talpĭnni)
On Dokuzuncu Türkü (Sintir Mirza Sarine’yi Gelin Almak İçin
Çabalar)
r uhrĭmran iltеkеn Srkkеpе
Ulĭp. Pĭlhar hulinçе şĭy-şay. Srkkе
Ulĭpa Pĭlhara kayma snet. Ulĭp vat
yuman tĭrrinçi halĭh yurripе -kayĭkpa
-Pĭlhar hulinçе. Çĭvaş yurri -kayĭk
-Sarinеnе vilmrеn ĭlat’. Sarinе Ulĭpa
kursan: “Mana İlmeykker’en ĭlakan
pattĭr akĭ” tet.
Yüz çağrımdam duyan Sirkke
ile Ulıp. Bulgar şehrinde dedikodu.
Sirkke Ulıp’ı Bulgar’a gitmek için
çağırır. Ulıp yaşlı meşe tepesinde halk
türküsüyle –kuşla-Bulgar şehrinde.
Çuvaş türküsü –kuş-Sarine’yi ölümden
kurtarır. Sarine, Ulıp’ı görünce: “Beni
İlmeykker’den kurtaran bahadır işte
şu” der.
Ytr, ytr еrеpi.
Ytr tĭrri şеrеpi”.
Şеrеpisеm sarliççеn,
6360 Şеrpеt pulma piiççеn
Yurrĭmĭra tĭsĭpĭr,
Ulĭppa tl pulĭpĭr.
Ulĭp larat’ şur pupa,
r-r ultan irtnipе.
Hıt kĭmĭlsĭr pulnipе
Vat n turtat’ hĭlhinе.
Ulĭp kalat’ şur pua
Hrhеnnipе pu ussa:
-Sĭrt tĭrrinçеn pĭhrĭm ta
6370 Sana kurtĭm ayakran.
Çĭtaymaram, an illеn,
ula tĭsrĭm kunta p.
Şusa üksе şĭm-şakna
Amantrĭn pul’ samayah?
Al-uruna kantarma,
U sıvlĭşpa sıvlama
Vırĭn tĭvam san valli
r kaiççеn vırtmalli.
Şur suhal Ulĭpa
6380 Pülsе huç tarĭhsa.
-Man inçеn nim plmеsr
Ma r inçеn klеrn?
Oklava oklava saçağı.
Oklava tepesi püskülü.”53
Püskülleri dağılana kadar,
Şerbet olmak için pişene kadar
Türkümüzü uzatalım,
Ulıp’la buluşalım.
Ulıp oturuyor ak başla,
Uzak yoldan geldiği için.
Çok gönülsüz olduğu için
Yaşlı adam çeker kulağını.
Ulıp söyle ak başa
Açgözlülüğünden baş eğip:
-Tepeden baktım da
Seni gördüm uzaktan.
Dayanamadım, kızma,
Yola çıktım burada ben.
Kemiğini düşe kalka
Yaraladın mı çok ağır?
El ayağını dinlendirmek için,
Temiz temiz soluklan diye
Yer yapayım senin için
Gece geçene dek oturmalı.
Ak sakalı Ulıp’ı
Durdurdu halsizleşerek.
-Hakkımda bilmiyorsunuz
Neden geceden şüphelendin?
53
Bilmece; cevabı yulaf.
221
222
Ep Srkkе, sisеkеn,
r uhrĭmran iltеkеn.
Man pеkkisеm tnçеrе
Mnpur tе. . . ep pççеn.
Hura halĭh sĭmahnе,
Pĭlhar huli şĭy-şaynе
Hĭlhana çĭnk tĭratsa
6390 İtlеttmçç p vırtsa.
Unta yĭslav vĭylansan
Krlеt Hura tinslе.
Şĭy-şay yĭltah lĭplansan
Pĭlhar ptn tеmеllе.
Sana hĭş-pr şĭy-şaynе,
Man hĭlhana kninе,
Kĭştah param kalasa,
İtlе ĭna ĭnkarsa.
“Sntr nç lеnе,
6400 Tlntеrç tnçеnе!
Un pеkki uk Çĭvaşra,
Tеpr tеsеn -nita ta!
Sarinеnе, ayvana,
Ĭna kaçça pamalla”.
“Sntеr mĭrsa muhtavra,
Un patşara larmalla!”
“Sntrе hal’ çıs tĭvar,
Parnе parĭr kĭmĭlran;
Puhar ıltĭn-kmlnе
6410 Lartma çaplĭ kеrmеnpе”.
Sntr mĭrsa sĭmahnе,
Pusĭrlansa apnine,
İtlеn çuh s mana
Çĭrmantartĭn. n, sana!
Vĭl nim namĭs-simssr,
avĭnpa vĭl kirеvsr.
Çlhipе tеm kastarat’,
Halĭha ta hıt hĭrtat’.
Çuhlatĭn-i vĭl mn tet?
6420 “il-tĭvĭl man çrere!
çеn şn hapsĭnat,
Kahal yurra yuratat’.
amrĭk puĭm amrĭk utĭ ta
Man patşara larmalla.
Ep patşana larsanah
Ben Sirkke, sezen,
Yüz çağrımdam işiten.
Benim gibisi dьnyada
Ne varsa da… ben yalnızım.
Kara halk sözünü,
Bulgar şehrinin dedikodusu
Kulağa gelerek
Dinlemiştim ben kalkarak.
Oradaki ses güçlenerek
Gürlüyor Kara deniz gibi.
Gürültü hepten dinse
Bulgar bitti demek.
Sana bazı dedikoduları
Benim kulağıma gelenleri,
Biraz anlatıvereyim,
Dinle onu düşünerek.
“Sintir yendi yılanı,
Hayrete düşürdü dünyayı!
Onun gibisi yok Çuvaş’ta,
Başkası desen, hiçbir yerde!
Sarine’yi aptala,
Ona gelin vermeli.”
“Sintir Mirza övünçlü
Onu padişah yapmak gerek!”
“Sintir’e şimdi saygı gösterin,
Gönülden hediye verin;
Toplayın altın-gümüşü
Yapmalı ünlü sarayı.”
Sintir Mirza sözünü
Korkmadan söylediğini
Dinlediğin zaman sen beni
Durdurdun. Eh, sana!
O namussuz ahlaksız,
Bunun için o anlayışsız.
Dili ile kestiriyor,
Halkı da çok korkutuyor.
Anlıyor musun o ne diyor?
“Yel boran benim yüreğimde!
İşcen iş için hevesli,
Türkü söylemeyi seviyor.
Genç başım genç parlak ve
Ben padişah olmalıyım.
Ben padişah olsam
Yurra çĭtmĭp Pĭlharta.
Halĭh Sntr mĭrsana
Vĭrsa pitlеt tarĭhsa:
“Sĭmsuna hut’ şĭlasç
6430 Ye çlhünе çĭrasç.
Vĭl sar hrе ĭliççеn
Hĭynе sut iç hutçеn.
İlmеykkеrpе tl pulman,
Sarinеnе vĭl ĭlman.
Pikеn yatlĭ rrinе
Vĭl kĭtarttar pürninçе.
Unsĭr Sntr sĭmahhi
Hurtlĭ kurak kayai”.
Pĭlharti pеk tavlaşu,
6440 Nim vmsr harkaşu
Kilşmеst-ha sana ta,
avah kay-ha hulana.
Iran kĭntĭr tlnçе,
Mnpur halĭh umnçе
Kurĭn patşan pr hrnе,
Sarinеnе -pikеnе.
Iltĭn rrü, pürnеri,
Pit hitrе av tеri,
Yurah kay pikеnе,
6450 Patşa pulĭn s tе.
Şur suhal ta uhalç,
Ulĭp untan tlnç, Ep aslĭ Pĭlhara
-Kaymĭn puşĭ alĭpa, Tеt tе Ulĭp vaskasa
ulnе tıtat’ aylĭmpa.
Sm-sm vĭrman huinçе,
ırma-atra hrrinçе
Kurç vatĭ yumana,
6460 Un tĭrrinçi yĭvana.
Yuman inçi yĭvaran,
Ĭna tunĭ mamĭkran,
Hitrе kayĭk pĭr! vr,
Çĭtlĭhalla yaranç.
Kayĭk Ulĭp pattĭra
Pallasanah çĭtlĭhran
Tavrĭnç hĭy yĭvinе,
r-r tsl kvpе,
Yokluk yaşamam Bulgar’da.
Halk Sintir Mirzayı
Sövüp kızıp kınayarak:
“Burnunu keşke silseydi
Dilini tutsaydı.
O sarı kızı kurtarana kadar
Kendini sattı yedi defa.
İlmeykker’le karşılaşmadı,
Sarine’yi o kurtarmadı.
Kızın yüzüğünü
O gösterir parmağında.
Onsuz Sintir sözü
Kurtlu karga oluyor.”
Bulgar’daki gibi tartışma
Ölçüsüz dalaşma
Yakışmıyor sana da,
Şimdi dön şehrine.
Yarın öğle vaktinde,
Bütün halk önünde
Göreceksin padişahın kızını,
Sarine’yi kızı.
Altın yüzük, parmaktaki
O kadar güzel,
Uyacak dilbere
Padişah olacaksın sen de.
Aksakal da kayboldu,
Ulıp buna şaşırdı,
Ben büyük Bulgar’a
Gitmeyeceğim boş elle,
Der Ulıp aceleyle.
Yola çıkar düzlükte.
Sık orman arasında,
Irmak dere kıyısında
Gördü yaşlı meşeyi,
Onun tepesindeki yuvayı.
Meşe üstündeki yuvadan,
Onu, yapmış pamuktan,
Güzel kuş pırr diye uçtu,
Çalılığa doğru gitti.
Kuş, Ulıp bahadırı
Tanıyınca çalılıktan
Döndü kendi yuvasına,
Yüz türlü küyle
223
224
Tеmiе pin yurĭpa
6470 Vĭl pular savĭnsa
Tav tumaşkĭn Ulĭpa.
-Mana ĭltĭn vilmrеn,
Tav tĭvatĭp çrеrеn.
Kayar mar-i Pĭlhara
Tl pulmaşkĭn halĭhpa?
Yıvĭr ĭna yurĭsĭr.
-Trs sĭmah. Pĭlhara
Pirn itsе kurmalla!
Yĭvu pultĭr hulara
6480 Vat yumanpa yalanah, Tеt tе Ulĭp yumapa
Tıtsa kaklat’ kurĭkla.
Vatĭ ĭvĭs aynçе,
Katmar şur çul patnçе,
Ulĭp tarat’ çarĭnsa,
Unti yrе sĭnasa.
Kam-şi pulnĭ akĭnta,
Mn şıranĭ-ha vara?
Ĭna yurĭ huravlat’:
6490 Sntr mĭrsan  av.
Vĭl ak şur çul aynçеn
Vĭr-hurahla ut rtе
İlmеykkеrn çlhinе
İlmе tĭç prinçе.
Ançah mĭrsa vĭysĭrtan,
ın kayai pulnĭran
ul aynçеn çlhеnе
İlеymеr nimlе tе.
Sntr mĭrsa aptrasa
6500 Şĭrt pеk ünе tĭratsan
Vatĭ ĭvĭs hınçеn
Şĭpatan tuhr strnsе.
-Sntr, -tеr şĭpatan, Lar man uma yunaşar.
Es mnşn akĭnta,
Plеtp-kе, yumĭ ta.
İlmеykkеrn çlhinе,
Şur çul aynе huninе,
İlеymеstp p tе,
6510 Timr karta ptеrеt.
Pulĭşatĭp p sana
Bin bir türlü türküyle
O başladı sevinrek
Amacı Ulıp’a teşekkür etmek.
-Beni kurtardın ölümden,
Teşekkür ediyorum yürekten.
Gitmiyor musun Bulgar’a
Buluşmak için halkla?
Ağır ona türküsüz.
-Doğru söz. Bulgar’a
Bizim gidip görmeliyiz!
Yuva olsun şehirde
Her zaman yaşlı meşeyle,
Der Ulıp meşeyi
Tutar çeker ot gibi.
Yaşlı akçakavak altında,
Kocaman taş yanında,
Ulıp duruyor bekleyerek,
Oradaki yeri inceleyerek.
Acaba kim oldu burada,
Ne aradı sonra?
Ona türkü cevap verir:
Sintir Mirza’nın işi bu.
O bu ak taş altından
Soyguncu gibi aydınlık yerde
İlmeykker’in dilini
Almak istedi birinde.
Ancak mirza güçsüzlükten,
İnsanlar geçtiği için
Taş altından dili
Alamadı hiçbir şekilde.
Sintir Mirza şaşırarak
Fırça saçlarını tarayıp
Yaşlı akçakavak arkasından
Sessizce çıktı sürünerek.
-Sintir, dedi sessizce,
Otur benim yanıma.
Sen neden burada,
Biliyorum yumza da
İlmeykker’in dilini,
Ak taş altına koyulanı,
Alamıyorum ben de,
Son veriyor demir çit de.
Yardım edeceğim ben sana
rеrеnеh, havaspa.
Unşĭn mana sĭmah par:
Man snvе payantan
Purnĭlatĭn kĭmĭlpa,
Kilşеtn? Pit avan.
ĭvarna kar layĭhrah.
Vĭt çunna ta sutrĭn hal’.
Pürnüntе r pulat’
6520 Ahal’li mar, asamli.
ınsеn çunnе kĭlarmalli.
Nuhrat purnĭnе. . . nim tе mar,
Sana panĭ r tatat’.
Kirl sana piеn tе.
Piеn şĭtsan umĭnta
Kĭkla ĭna hĭvĭrtrah,
Pikе punе avĭrma
Çĭrka upa sarripе.
Çlhе pulat’ vĭl kayran
6530 Pikе umnе pĭrahma.
Unpa s tarĭhsa
apan pulas arĭmna, Tеt tе karçĭk kuskalat’,
av vahĭtrah uhalat’.
Ulĭp, mattur pattĭr ta,
ula yĭtsa pĭrahat’,
İlеt lеn çlhinе,
Pеrsе çikеt ksyinе.
Vat yumana kĭklat’ tе
6540 Vaskat’ Pĭlhar hulinе.
Pĭlhar huli aylĭmra,
Tmе tĭslat’ un tavra.
Tmе paha karmanpa”,
Hula çaplĭ halĭhpa.
Pit hühm kеrmеntеn,
Ĭru urç tеçеn,
Patşa hr Sarinе
Utsa tuhat’ hayhinе.
Nuhrat patşa yaçpе
6550 Pur çĭvaşa pltеrme
Pltеrü haparsa
apla kalat’ kĭşkĭrsa:
-Nuhrat patşan ut yıhravnе
plеt ut tnçе -
Canı gönülden, memnuniyetle.
Onun için bana söz ver:
Benim önerimi bugünden
Yapacaksın memnuniyetle,
Anlaştık mı? Çok güzel.
Ağzını kapat iyice.
Zaten ruhunu da sattın şimdi.
Parmağında yüzük oluyor
Sıradan değil büyülü.
İnsanların ruhunu çıkarmalı.
Nuhrat hayatına…bir şey değil,
Sana verdiği yüzük son verir.
Gerek sana diken de.
Diken büyüse önünde
Çek onu çabucak,
Kız başını çevirmeye
Eğrelti otu ile.
Dil olacak o sonra
Kız önüne bırakmaya.
Onunla sen halsiz düşerek
Vuracaksın gelecekteki karına.
Der ve ihtiyar kadın acele eder
O anda kaybolur.
Ulıp, güzel bahadır,
Taşı sürükleyip bırakır,
Alır yılan dilini,
Sokar cebine.
Yaşlı meşeyi kökler de
Acele eder Bulgar şehrine.
Bulgar şehri ovada,
Tepeler diziliyor etrafında.
Tepe kıymetli kaleyle”,
Şehir ünlü halkıyla.
Çok güzel saraydan
Soy evi dediğinden
Padişah kızı Sarine
Gidiverir buna.
Nuhrat padişahı adıyla
Bütün Çuvaş’a bildirmeye
Haberci göndererek
Şöyle söyler bağırarak:
-Nuhrat’ın açık davetini
biliyor dünya!
225
226
Ulıp’ın meşeyi kökünden sökmesi (Ulıp: 220-221)
227
228
Nuhrat patşan sĭmah irp plеt ut tnçе Sarinеnе yatlĭ rrе parakana itlе, ut tnçе!
İlmеykkеrn yüs çlhinе itlе, ut tnçе!
Pikе umnе hurakannе ut tnçе!
Nuhrat patşa kn hrnе itlе, ut tnçе!
Kaçça parat’ krü tеmе itlе, ut tnçе!
6560 ur patşalĭh halеh parat’ itlе, ut tnçе!
Patşa vilsеn un krüş itlе, ut tnçе!
Patşa pulat’, çĭvaş patşi Çuvaş itlе, ut tnçе!
Tulayrisеm-tĭşmansеm
Vĭr-hurahpa puynisеm,
Nuhrat patşa umnçе,
Vsеmpеlе Sntr tе,
Kĭş lkpе pulnĭran
Mĭn kĭmĭllĭ patşaran.
Halĭh Sntr mĭrsana
6570 Hıtĭ hĭrtat’ sĭmahpa:
-Pĭh-ha payan un inе,
Kaĭrtnĭ yk sĭmsinе.
Hürinе vat kĭrkka pеk
Sarsa yanĭ hrеlsе.
Yĭlapala Sntre
Kĭvayt urlĭ siktеrmе,
Patşa umnе itеrmе
Vi hut paç kutnçеn.
“rrе paman Sntrе,
6580 Ĭtan tupnĭ man rrе? Şutlat’ pikе ĭşnçе,
Yıvĭr huyhĭ kunçе,İlmеykkеrn çlhinе
rе pеç itmеnnе.
Tĭhanmallĭh rrmе,
Tеlеysr p tnçеrе”.
Vri kuul’ yuhtarsa,
Nuhrat padişahın sözü sağlam
biliyor dünya!
Sarine’ye meşhur yüzüğü vereni
dinle, aydınlık dünya!
İlmeykker’in kurnaz dilini dinle,
dinle, aydınlık dünya!
Kız önüne koyana dinle, itlе,
aydınlık dünya!
Nuhrat padişahın küçük kızını
dinle, aydınlık dünya!
Gelin verecek damat
dinle, aydınlık dünya!
Yarın padişahlığı şimdi veriyor
dinle, aydınlık dünya!
Padişah ölünce onun damadı
dinle, aydınlık dünya!
Padişah olacak, padişahı dinle,
Çuvaş dinle, aydınlık dünya!
Dışarıdakiler, düşmanlar
Hırsızlıkla zengin olanlar,
Nuhrat padişahı önünde,
Onlarla Sintir de.
Samur şapkalı olduğu için
Çok keyifli padişahtan.
Halk Sintir Mirzayı
Çok korkutur sözle:
-Bak bugün onun önüne,
Kaldırdı alçak burnunu.
Kuyruğunu yabanhindisi gibi
Yaydı kızararak.
Geleneğe göre Sintir’i
Yonga üstünden sektirmeli,
Padişah önüne getirmeli
Üç defa vurdu kıçına.
Yüzüğü vermemiş Sintir’e,
Nereden buldu yüzüğümü
Düşünür kız içinden,
Ağır uyku gözünde,
İlmeykker’in dilini
Yere vurdu üstelik.
Takılacak yüzüğümü
Talihsizim ben dünyada
Sıcak gözyaşı dökerek,
ĭlakana asĭnsa
Pike tĭsr pürnе
6590 Tĭhĭntarma rrinе.
av vĭhĭtrah sasartĭk
Vsе anç pr kayĭk,
Sarinеnе hĭlhinçеn
Kalar yut sisiççеn:
-İlsеm akna, turata,
Sana kirl vĭl kunta.
еkllеnn pilеşnе
Alla tıtsan Sarinе
av samantrah rrеn
6600 Pulsa tĭç pr lеn.
Untah pilеş hĭvatnçеn
İlmеykkеrn “çlhinçеn”
Sıvla-sıvla haş ta haş
Pulsa larç Şıpatan.
lеn yupl sĭnnipе
Sĭhma tarsan pikеnе
rpü patĭr vĭr-varah
irm ulhi kaççĭlla
Yarsa tıtat’ lеnе,
6610 Pĭvsa pеrеt rеllе.
Kayran Sntr marsana,
Kaĭrĭlnĭ sĭmsapa,
Suyе çĭpti pulnĭran
Şaklattarat’ amkaran.
İrsr Sntr antĭhat’,
Kutĭn-puĭn ıtkĭnat’.
Halĭh krlеt, tarĭhat’,
Şĭpatan tavra sırĭnat’.
-Kallеh, irsr, s kunta?
6620 Un unmalla hal’ vutra!
Şĭpatan pulat’ vat sĭpsa,
Vsе tarat’ nĭrlasa
Sm vĭrmana, çĭtlĭha,
Ura pusman vırĭna.
ıvsеm, yunpa puyisеm,
Tulayran ta kilnisеm,
Sntr hıĭn kaynisеm,
Tuhr karma ĭvara.
Kĭşkĭra uramra.
6630 -Sarne hĭy tuhatmĭş,
Kurtaranı hatırlayarak
Kız çekti parmağını
Takmak için yüzüğünü.
O zaman aniden
Uçup kondu bir kuş,
Sarine’nin kulağına
Söyledi başkası duymadan:
-Al bunu, bu dalı,
Sana gerek o burada.
Çengel gibi üvez ağacını
Elinde tutunca Sarine
O zaman yüzükten
Oldu bir yılan.
Orada üvez ağacı gücünden
İlmeykker’in “dilinden”
Nefes nefese haş haş
Ortaya çıktı Şıpatan.
Yılan çatallı yüzüyle
Sokmaya başlayınca kızı
Yıldırım hızıyla Şirpü bahadır
Yirmi yaşındaki delikanlı gibidir.
O, yılanı yakalar,
Boğup da atar yere.
Sonra Sintir Mirzayı,
Düzeltti burnuyla,
Boş çuval olduğu için
Takırdar alından.
Kötü Sintir yemin eder,
Kıçını başını sallar.
Halk gürler, kahrolur,
Şıpatan çevresini kuşatır:
-Kötü, sen yine mi buradasın?
Onu yakmalı ateşte.
Şıpatan olur yaşlı eşek arısı,
Uçup durur vızıldayarak
Sık ormana, çalılığa,
Ayak basılmamış yerlere.
Sular, kanla boyananlar,
Gurbetten gelenler,
Sintir arkasından gidenler,
Çıktılar açtılar ağızlarını,
Bağırıyorlar sokakta.
-Sarine’nin kendi sihirbaz,
229
230
avĭnpa rri ulşĭnçe.
Patşa tıtmast’ sĭmahnе,
rtеt çĭvaş ır yatnе!
avĭnpa ta mĭrsana
Halеh lartar patşana!
Çarnĭr, karma ĭvarsеm,
Namĭssĭrsеm, kasmaksеm!
Aslati pеk yanravlĭn
Sas iltnç hayarrĭn.
6640 Halĭh pĭhat’ avrĭnsa,
Kurat’ kayat’ Ulĭpa.
Untah hula tlnеt.
Vat yuman un allinçе Çеçеk ıhhi pеk kĭna!
Yurĭ mnlе savĭnsa
Yurra yarat’? еçеnlh!
Yĭvi tе un mamĭkran Pur halĭhşan savanĭ.
Patşa hr Sarinе
6650 Kursassĭnah Ulĭpa
Çupsa anat’ savĭnsa. Vĭt ak pattĭr pr-pççеn
Mana ĭlç vilmrеn.
Pĭhĭr, pĭhĭr un inе!
Man rrm un allinçе!
Ep panĭ rrm vĭl,
Epе ktn ykt vĭl!
Bunun için yüzüğü değişti.
Padişah tutmuyor sözünü,
Kirletiyor Çuvaş’ın adını!
Bunun için de mirzayı
Şimdi padişah yap!
-Durun, açık ağızlar,
Namussuzlar, beceriksizler!
Gök gibi yankılandı
Ses duyuldu azgın azgın.
Halk bakıyor dönerek,
Görür Ulıp’ın geldiğini.
Ona halk hayret eder.
Yaşlı meşe onun elinde
Çiçek gibi sadece!
Türkü ne güzel, sevinerek
Türkü söylüyor? Dilbazlık!
Onun yuvası da pamuktan
Bütün halk için mutluluk.
Padişah kızı Sarine
Görür görmez Ulıp’ı
Koşar iner sevinerek.
İşte bu bahadır tek başına
Beni kurtardı ölümden.
Bakın bakın ona!
Benim yüzüğüm onun elinde!
Benim verdiğim yüzük o,
Benim beklediğim erkek o!
irmmş Yurĭ (Ulĭp Eşkеl ınnisеnе Pulĭşni)
Yirminci Türkü (Ulıp’ın Eşkellilere Yardım Etmesi)
Ulĭp st vĭrmanta hn kurakan
tapĭrpa tl pulat‘. Yal halĭh nimе tĭvat’.
Ulĭp halĭhpa prlе vĭrman kĭlarat‘, uy
tĭvat’, urt-yr avĭrat’. n pürt ki.
Eşkеl halĭh mnpur çĭvaş yaçpе Ulĭpa
halal, parnе parat’.
Ulıp sık ormanda eziyet gören
toplulukla
karşılaşır.
Köylüler
imece yapıyorlar. Ulıp halkla orman
köklüyor, tarla yapıyor, evler yapıyor.
Yeni ev ziyafeti. Eşkelliler bütün
Çuvaşların adına Ulıp’a hayır duası
eder, hediyeler verir.
Kĭatĭn vvi uk tеsе
Şıvsеm inçе an ürr:
6660 Prrе kĭat islеnеt,
Tеprе ura ypеnеt.
uyĭn tayman pu tеsе
Un Ulĭpnе an hurlĭr:
Prrе çunĭm hurlanat’,
Tеprе halĭh yurlanat’1.
Tеpr tеsеn mn apa,
Yurrĭm, yurrĭm, yan yanra!
Kvеkеn tĭşmana
Ura aynе tumalla.
6670 Ulĭp ürеt vĭrmanta,
Yumanlĭh av vırĭnta.
Ulankĭ uk nita ta,
r-r uhrĭm kaysan ta.
Tülеk avra aylĭmra,
Kaşkĭr çupman çĭtlĭhra
Ulĭp kurat’ tapĭra.
Unta -purtе huyhĭra.
Urapisеn hüttinçе,
tk-atĭksеm inçе
6680 Halĭh yrеt ulasah,
Varsĭr ın pеk yĭvansah.
-Mnşn esir akĭnta,
Purtе tk-atĭkra?
Mnşn purtе yrеtr,
Vri kuul’ tĭkatĭr?
Mnşn esir akĭnta
Yalpеlеh -pursĭr ta?
Tĭşmansеm-i Eşkеltе?
Keçe çizmenin dikişi yoksa
Sular içinde yürümeyin,
Önce keçe çizme ıslanır,
Sonra ayak nemlenir.
Şuyın’ın eğmediği baş deyip
Onun Ulıp’ını horlamayın:
Önce canım sıkılır,
Sonra halk yoksullaşır.
Başka türlü ne böyle,
Türküm türküm, yankılan!
Kıskanan düşmanı
Ayak altına almalı.
Ulıp geziyor ormanda,
Meşelik yerlerde.
Boş yer yok hiç,
Yüzlerce çağrım gitse de.
Çevre ovada sessizce,
Kurdun gezmediği yerde
Ulıp görür topluluğu.
Orada herkes kaygıda.
Arabalar korumasında,
Yırtık pırtık üstünde
Halk ağlar uluyup,
Öksüz insan gibi düşüp.
Niçin siz burada,
Hepiniz yırtık pırtıkla?
Hepiniz ağlarsınız niçin?
Sıcak gözyaşı dökersiniz niçin?
Niçin siz buradasınız
Bütün köy, hepiniz?
Düşmanlar mı Eşkel’de?
231
232
r hsr-i vĭl еnçе?
6690 Ar pulĭh Mеntеlеy
Unpa prlе Sеntеlеy
Huravlar Ulĭpa,
umma larsah huyhĭrsa.
-r ul nt ĭrata
Usal еrç tеm maypa.
Hĭtĭlma uk usaltan,
r ĭtayman Mayrusran.
Mayrusan pur şıvarman’,
av armana es kurman.
6700 Tır avĭrmast’ avĭnta,
Avrat’ kĭna ĭmarta.
ĭmartaşĭn ĭrata
r ul huşşi çunsĭrtan
Mayrus yĭltah ptеrеt,
Vltrеn pussa vittеrеt.
av Mayrusran hĭtĭlma,
Yulnĭ yĭha uprama
Epir kiln ak yenne.
mt ĭnmast.’ nimn tе.
6710 Kilti vıl’ĭh-çrlhsеm
Üksе vilç çir-çrpе.
iç laşa ptmpе,
Ksеnl-kе vsеm tе.
-Ey, tantĭşsеm, tĭvansеm,
Pua ussa an larĭr.
Hn-hur kulli pulmĭpĭr,Ulĭp vsеnе huravlat’.Alla-allĭn tıtĭnar,
Pr-prinе pulĭşar.
6720 anĭsеnе tavrar ta
urt-yr avrar hĭvĭrtrah.
Çĭrĭşlĭhran vĭrmannе
Kĭlarĭpĭr ak yenne.
Prеnеsеnçеn hĭminе
ur apa itnisеm.
Kaşni еm’е pürtnçеn
Ttm tuhtĭr yalanah.
Vıl’ĭh-çrlh rçеtçr
Kartiş tulli tulmalĭh.
6730 Kayĭk-kşk tе kaşnin
Yalan pultĭr un ur pin.
Toprak kısır mı burada?
Boy lideri Mentelet
Onunla birlikte Senteley
Cevap verdiler Ulıp’a,
Önüne oturup kaygıyla.
-Yüzyıl artık boya
Usal musallat oldu.
Kurtulamadık kötüden
Yer dayanmaz Mayrus’tan
Mayrus’un var su değirmeni,
Bu değirmeni görmedin.
Buğday öğütmez burada,
Öğütür sadece yumurta.
Yumurta için boyumuzu
Yüz yıl içinde ruhsuzca
Mayrus büsbütün bitirir,
Isırgan basıp örttürür.
Bu Mayrus’tan kurtulmaya,
Kalan nesli korumaya
Sen geldin bu tarafa.
Ümit bitmez hiçbir zaman.
Evdeki hayvanlar
Düşüp öldü hastalıktan.
Yedi at tamamen,
Onlar da uyuz oldu.
-Ey, akran, akraba,
Boş yere oturmayın
Maskara olmayacağız,
Ulıp böyle cevap verdi.
El ele tutuşun,
Birbirinize yardım edin.
Kollarınızı çevirin de
Ev yapın çabucak.
Köknar ormanını
Sökelim bu tarafa.
Tomruklardan tahtaları
Yaracaklar işte varanlar.
Her bir aile evinden
Duman tüttürsün hep.
Hayvanlar üremeli
Ağılları doldurmalı.
Kuşlar da herkesin
Olmalı binlerce.
Tır-pul pultĭr avĭn pеk Klеt kaşti avniççеn.
Ulĭp vĭrman huşşinçе,
İk vĭrĭm ul huşşinçе.
anĭsеnе tavĭrsa
е pulat’ halĭhpa.
r-r ulhi hırsеnе
Tıtsa kĭklat’ ytnlе.
6740 Kun irtеt tе ka kilеt,
Vĭrman  vlеnеt.
Sm vĭrmarta aslĭ hir.
Eşkеltе hal’ urhi ir.
Hir laptak vĭrĭm-i,
Sarlakĭş ansĭr-i?
Tĭrşş vun-vun uhrĭm pur,
Sarlakĭş tе avah pul’.
Ulĭp ĭsta pulnĭran
n pürtsеnе sarĭran
6750 Kеrmеn sĭnnе vĭylatma
Çntrlеr pur еnçеn.
Yalti urt-yr avĭn pеk Pĭhsan lk ükmеllе.
Salakayĭk avĭntan
Urlĭ vsе kaaymast’.
n yala yal-yışpa
Eşkеl tеsе yat paç.
Hura hrsеm un tavra
Timr karta avĭrç.
6760 “Usal-tsеl krеs uk”,Tеr halĭh savĭnsa
Timr karta avĭrsan.
Kayran Ulĭp pil ilеt,
Akapunе külnеt.
Suha tĭvat’, tır akat’,
Halĭhpa prlе savĭnat’.
Tır-pul tusa putarsan,
Avtan yaşki pulansan
Vat Mеntеlеy Ulĭpa
6770 Kil huiy pulnĭran
Çnsе ilеt uramran
n pürtе hĭnana.
n pürt ki yalpе,
Şursuhalsеm krеkеrе,
Tahıl olsun bunun gibi
Ambar kirişini eğecek kadar.
Ulıp orman arasında,
İki uzun yol arasında.
Kollarını çevirip
İşe başlar halkla.
Yüzlerce yıllık çamları
Tutar kökler keten gibi.
Gün geçer, gece gelir,
Orman işi sonlanır.
Sık ormanda büyük tarla.
Eşkel’de artık bahar sabahı.
Tarla düzlüğü uzun mu,
Boş yeri ensiz mi?
Ucu onlarca çağrım var,
Boşluğu da böyle olmalı.
Ulıp usta olduğundan
Yeni evleri sarıdan
Sarayı sağlamlaştırmaya
Güçlendirdi her yerden.
Köydeki evler bunun gibi
Baksan şapkan düşer.
Serçe de bu yüzden
Üzerinde uçamaz.
Yeni köye köylülerle
Eşkel diye ad verdiler.
Kara kızlar orada
Demir karta çevirdiler.
“Kötüler girmesin,”
Dedi halk sevinerek
Demir karta çevirince.
Sonra Ulıp dua alır,
Sabana koşulur.
Tarla sürer, buğday eker,
Halkla birlikte sevinir.
Tahıl olup toplayınca,
Horoz çorbası başlayınca
Yaşlı Mentelet Ulıp’a
Ev sahibi olduğundan
Çağırır sokaktan
Yeni eve konağa.
Yeni ev ziyafeti köyle
Aksakallar baş köşede,
233
234
Hrarĭmsеm -tpеltе.
Krеkеrе puş vırĭn,
Ulĭp valli nt vĭl.
Apat-im tslrеn,
Stеl uri tayliççеn.
6780 Ulĭp larat’ krеkеrе,
Çaplĭ hĭna Eşkеlrе.
n piçkе pulasan,
Vitrе tulli sĭrana
Stеl inе lartsanah,
Vat Mеntеlеy kltusa
Krеş mĭn ĭkĭrnе
Kasr vi çl avĭrsa.
Kaşni çlrе yĭla may
Çpkm tĭvar, vtskеr,
6790 Çĭkĭt, şĭrttan tatĭksеm.
ĭkĭr çlnе, vişnе,
Husa imе kaşninçеn
Rеtn-rеtn yaç.
Sas iltnç huaran:
-ĭkĭr itr-i kaşninе?
itmеn pulsan purnе tе Kil huiyn tatah pur.
Sas iltnеt halĭhran:
-itеt! Kaşnin valli pur.
6800 Tavah hura halĭhran!
Krеkе yurri pulanat’.
“Alran kaymi aki-suhi,
Asran kaymi atti-anni.
Aki-suhinçеn uyrĭlas mar,
Atti-anninе ay manas mar.
Mnşn asĭnas pirn attеnе?
Mnşn asĭnas pirn attеnе?
Pçkrеn pısĭk ay tunĭşĭn.
Pçkrеn pısĭk ay tunĭşĭn.
6810 Mnşn asĭnas pirn annеnе?
Mnşn asĭnas pirn annеnе?
Pirе uratsa üstеrnşn,
Kĭkĭr stnе itеrnşn.
Uniçе karti pit pulinçç,
Uniçе karti pit pulinçç.
Hura halĭhran sĭmah kilminçç,
Hura halĭhran sĭmah kilminçç.
Kızlar ön köşede.
Baş köşede baş yer,
Ulıp için artık o.
Yiyecek içecek çeşit çeşit,
Masa üstü eğecek kadar.
Ulıp oturur baş köşede,
Büyük konuk Eşkel’de.
Yeni fıçı başlayınca,
Kova dolu birayı
Masaya koyunca,
Yaşlı Menteley dua edip
Yuvarlak büyük ekmeği
Çevirip böldü üç parçaya.
Hep parçaya töreye göre
Ufalayıp biraz tuz,
Peynir, şırttan parçaları.
Ekmek parçasını üçünü
Yemelerini isteyerek
Sırayla dağıttı.
Sesi duyuldu ev sahibinin:
-Ekmek yetti mi herkese?
Yetmediyse herkese
Ev sahibinde daha var.
Ses duyuldu halktan:
-Yeter! Herkes için var.
Şükürler kara halktan!
Baş köşe türküsü başlar.
“Elden gitmiyor saban tarla,
Akıldan gitmiyor ana baba.
Saban, tarladan ayrılmaz,
Ana baba unutulmaz.
Niçin anarsınız babanızı?
Niçin anarsınız ananızı?
Küçükken büyüttüğünden,
Küçükken büyüttüğünden.
Niçin anarsınız ananızı?
Niçin anarsınız babanızı?
Bizi doğurup büyüttüğünden,
Ana sütünü emzirdiğinden.
Köy etrafı çok olsaydı,
Köy etrafı çok olsaydı.
Kara halktan söz gelmedi,
Kara halktan söz gelmedi.
Yal-yış, puskil pr pulinçç,
Yal-yış, puskil pr pulinçç.
6820 mе-imе layĭh pulinçç,
mе-imе layĭh pulinçç.
Mĭyĭr katas, ay tş tĭvas,
Mĭyĭr katas, ay tş tĭvas.
Tşşinе prlе ay iyеr-i,
Tşşinе prlе ay iyеr-i.
Huppinе sapsa ay yarar-i,
Huppinе sapsa ay yarar-i.
mr prlе ay purnar-i,
mr prlе ay purnar-i,
6830 Vilеssе uyrĭm ay vilеr-i,
Vilеssе uyrĭm ay vilеr-i.
Aknĭ tırri kr pulinçç,
Aknĭ tırri kr pulinçç.
Hura halĭha ĭmĭl pulinçç,
Hura halĭha ĭmĭl pulinçç.
Asran kaymi plş-tantĭş,
Asran kaymi plş-tantĭş,
Purinçеn ıtla puskil, yal-yış.
Ay еr-i, ay iyer-i,
6840 Viliççеn prlе ay purnar-i,
Viliççеn prlе ay purnar-i”.
Krеkе yurri vlеnç,
Sĭra piçki pulanç.
Hĭnisеnе Mеntеlеy
apla kalat’ çükpu pеk:
-Halal parar pattĭra,
Itaraymi Ulĭpa.Ulĭp stеl aynçе
Çrkulеnn aça pеk.6850 Halal sana, Ulĭp pattĭr,
Es pirnşn hamĭr ıvĭl.
Surpan ıhnĭ hrarĭmsеm Purtе pul sanşĭn annü.
Taka punе in arsеm Purtе pul sanşĭn au.
Hu ulĭnti yaşĭ-hrsеm Yĭmĭkupa şĭlnu pul.
Au-annü sana pillеt:
irp sıvlĭh -yalan sana,
6860 Vĭy-hal, ıvlĭm,-yalan sana.
Köylüler komşular bir olun,
Köylüler komşular bir olun.
Yeme içme iyi olmuştu,
Yeme içme iyi olmuştu.
Fındık kırıp, içlemeli,
Fındık kırıp, içlemeli.
Çekirdeği birlikte yiyin,
Çekirdeği birlikte yiyin.
Kabuğunu döküp saçın,
Kabuğunu döküp saçın.
Ömür boyu birlikte yaşayın,
Ömür boyu birlikte yaşayın,
Ölümde ayrı ölün,
Ölümde ayrı ölün.
Ekilen tohum iyi olsun,
Ekilen tohum iyi olsun.
Kara halka kolay olsun,
Kara halka kolay olsun.
Akıldan gitmez akraba akran,
Akıldan gitmez akraba akran,
Hepsinden de çok komşu hısım.
Hep yiyin, hep için
Ölene kadar birlikte yaşayın,
Ölene kadar birlikte yaşayın.
Baş köşe türküsü bitti,
Bira fıçısı başladı.
Konuklarına Menteley
Şöyle söyler kurban başı gibi:
-Dua edin bahadıra,
Büyük Ulıp’a.
Ulıp masada
Diz çöktü çocuk gibi.
Şükür sana, Ulıp bahadır,
Kendi oğlumuz gibisin.
Havlu astı kadınlar
Hepsi de senin için ana.
Koç başını yedi erkekler.
Hepsi de senin için baba.
Kendi yolundaki gençler, kızlar
Hepsi de kardeş, bacıların.
Ana baba sana dua eder:
Sağlık sıhhat hep sana,
Güç kuvvet oğlum sana.
235
236
Hn-hur sana an ıpĭtĭr,
Tеlеy sanran an uyrĭltĭr.
Tĭşman tеni -ayra pultĭr,
Tuslĭh tеni -umra pultĭr.
ĭkĭr-tĭvar klmsеnnе
isе an kur -mrtе tе.
ĭkĭr pulsan -purtе pulat’.
ĭkĭr-tĭvar hĭvĭn pultĭr.
Au-annün ĭpati punе
6870 Tıtrĭn kĭna allupa es,
Hıtkukarla hĭtlanmarĭn.
Halĭh hĭy tе akna tuyr:
Sanra irsr ĭtkĭnlĭh uk,
Un vırĭnnе sĭpaylĭh pur.
Tasa çrеll -pirşti pеk.
Mayrus patnе ul tıtas tеn,
av irsrе tp tĭvas tеn.
Kayas ulu takĭr pultĭr,
Pirn pil tе irp pultĭr.
6880 Sana halal avah pulat’.
Ĭna sana halĭh parat’
Şur alşĭlli -ĭrat rеliknе,
Sm avalran upraninе.
Sıpĭkran sıpĭka arpu ĭna
Parsa pınĭ halallasa.
Es halĭhşĭn tĭrĭşatĭn,
ak alşĭlli sanra pultĭr.
Vĭl hĭvatlĭ. Tinsе tе
ntеrеt vĭl vĭy-halpе.
6890 Untan ıytan ulna tĭsma,
Tinsrе tе vĭl ul uat’.
Ançah es an man avna:
Un vĭy-hal şutra vara.
Vi hut kĭna vĭl ul uat’.
Kayran vara vĭysĭrlanat’.
Mayrus patnе ul tıtatĭn,
Yĭs şıvpе tl pulatĭn.
Es un urlĭ kasassĭnah
r pürt tlnе tuhmalla san.
6900 Unta vi arın purĭnat’,
Viş tе çĭlah vara.
Kalatarsan es vsеnе
Ĭnlanmalla pr-prinе
Kötülük başına gelmesin,
Baht senden ayrılmasın.
Düşman altta olsun,
Dostluk yanında olsun.
Tuz ekmek süprüntülerini
Yeme hiçbir zaman.
Ekmek olsun, hepsi olur.
Tuz ekmek senin olsun.
Ana baba çarığının başını
Sadece tuttun elinle sen,
Cimri gibi davranmadın.
Halk da bunu hissetti:
Sende açgözlülük yok,
Tersine alçak gönüllüsün.
Temiz kalpli, melek gibi.
Mayrus yanına gitmek istersin
Bu kötüyü yok etmek istersin.
Döneceğin yolun düz olsun,
Duamız da sağlam olsun.
Sana dua böyle olsun.
Bunu sana halk veriyor
Ak havlu, soy yadigarı
Çok eskiden sakladığını.
Nesilden nesile bey ona
Dualar edip verdi ona.
Sen halk için çalışıyorsun,
Bu havlu sende olsun.
O güçlü, denize de
Yendirir gücü kuvvetiyle.
Ondan altın yol istesen,
Denizde de yol açar.
Ancak bunu unutma:
Onun gücü kuvveti sınırlı,
Ancak üç kez yol açar.
Sonra ise güçten düşer.
Mayrus’a yola çıkıyorsun,
Yıs ırmağıyla karşılaşırsın.
Onun üstünden geçerken
Ev üstüne çıkmalısın.
Orada üç erkek yaşıyor,
Üçü de sakat onların.
Konuşturursan onları
Anlaşırsınız birlikte
Plеn Maik ĭtinе tе.
av Mayruspa apĭmaşkĭn
Ahplat pattĭr kuntan kayr.
Tavĭrnmar. Ĭtan plеn,
Mayrus kulli pulç, tеn?
Halal ilsеn halĭhran,
6910 Halĭhpa sıvpullaşsan,
Ĭna tarĭn pu taysan,
Ulĭp kallеh ul inçе.
Mayrus patnе itmеllе.
Bilirsin Maşik’in yerini.
Mayrus’la çarpışmaya
Ahplat bahadır gitti.
Dönmedi nereden bilirsin
Mayrus’a eğlence mi oldu ki?
Dua al şimdi halktan,
Vedalaş şimdi onlarla,
Ona baş eğ saygıyla.
Ulıp tekrar yolda,
Mayrus yanına gitmeli.
237
irm Prrеmş Yurĭ (Ulĭp Mayrus Asamlĭhnе Sirsе Yanı)
Yirmi Birinci Türkü (Ulıp’ın Mayrus’un Büyüsünü Yok
Etmesi)
238
Mayrus Maik ĭstaa ĭna çĭvaş
mtnе pamanşĭn trmеrе usrat’. Vĭl
ĭta larninе vi ın kĭna plеt. avĭnşĭn
Mayrus vsеnе asamlasa çĭlaha kĭlarat’,
vsеm pr-prinе ĭnlanma. Ulĭp yurĭ
yurlat’. Un yurri pulĭşnipе çĭlahsеm
pr-prinе ĭnlana pula, kalaa.
Mayrus, Maşik ustayı Çuvaşların
ümidini vermedi diye hapseder. Bu
ustanın hapiste yattığını sadece üç
kişi bilir. Bu nedenle Mayrus onları
büyüleyerek sakatlar, onlar birbirlerini
anlamazlar. Ulıp türkü söyler. Onun
türküsünün
yardımıyla
sakatlar
birbirlerini
anlamaya
başlarlar,
konuşurlar.
Hura vĭrman hühhinе
Suylarĭmĭr pahinе,
Haylavsеnе çaplinе,
Ulĭp inçеn huninе,
Savĭşlaşsah puhrĭmĭr,
n yurra krtrmr.
6920 Ulĭp pattĭr inеtrе,
Plmе may uk, hĭş еnçе?
Paç tatmaşkĭn un ulnе
Ku hıva tеmlе tе.
Hvеl tuhat’ urrtеn,
Uyĭh anat’ vi tltеn.
Ala ĭltĭr hüttinçеn
Şuĭm irtеt еripеn,
Uksah taka utnĭ pеk,
Pr hutçеn mar, iç hutçеn.
6930 Ulĭpĭn pu avrĭnmast’,
Pĭtravlĭhran hĭramast’.
Sm-sm vĭrman hrripе,
Turivıla lappipе
Ulĭp utat’ malalla
Hĭy pln pеk ulpala.
Tl pulat’ şur pltе,
Şĭvĭnmast’ vĭl nimn tе.
Ulĭpa vĭl ul pamast’,
Hĭy urlĭ ta kaarmast’.
6940 Ulĭp kalat’ pltе:
-ĭrmantarma yuratan
Kara orman ağıdını
Seçtik kıymetlisini,
Eserlerin güzelini,
Ulıp için söyleneni.
Sevinerek topladık,
Yeni türkü de yaptık.
Ulıp bahadır uzakta,
Bilinmez ne tarafta?
Kesmek için yolunu
Göz koyarlar bir şekilde.
Güneş çıkar kuzeyden,
Ay batar üç yerden.
Ala yıldız korumasından
Şafak atar yavaş yavaş,
Aksak keçi gider gibi,
Bir defa değil yedi defa.
Ulıp’ın başı dönmez,
Karşılıktan korkmaz.
Sık sık orman kıyısından
Turivıla düzlüğünden
Ulıp gider ileriye
Bildiği yoldan.
Karşılaşır ak bulutla,
Kıpırdamaz bir şey de.
Ulıp’a o yol vermez,
Üstünden de geçirmez.
Ulıp söyler buluta:
-Durdurmayı seven,
Es ikkеn. Unşĭn ak
Lеkеn sеnkеr tüpеnе.
Trtеt ĭna ülеllе.
Plt vеt tüpеnе
Hvеlpе tan puliççеn.
Sarĭ hvеl hrtninçеn
Pĭslanat’ vĭl tipiççеn.
-Şur ittinе, pltе,
6950 Kam ıvĭtr tüpеnе?Sas iltnç hütrе,
Aslati pеk krlеsе.Kallеh Ulĭp? çarusĭr!
Hĭynе askĭn tıtat’ vĭl.
n plt ittinе,
Kĭmĭla hıt kayninе,
Ivĭtnĭşĭn tüpеnе
Çunnе ilеp unĭnnе.rlеşеt е il aşş,
6960 İrsrlеnеt mç.
Tapĭniççеn Ulĭpa
apĭnat’ vĭl man sĭrta.
Sĭrç kayat’ yĭvansa
Uy lappinе huplasa.
Sĭrt tünnişn hprtеt.
apla şutlat’ şеrеmеt:
“Vĭl man umran irtеtеh,
Un çuh punе iyetеh”.
iln illеs uk pеkеh,
6970 Çĭmĭrtanat’ çrp pеk.
apla Ulĭp pattĭra
Ultalasşĭn -şutlĭr-ha!
Ulĭp ulnе tĭsnĭ çuh,
Un umnçеn irtn çuh
Vĭl şknsеh tilrеt
Pattĭra hıt minrеtmе.
Kĭkĭrnçеn apĭnat’,
Hĭy ayakka ıtkĭnat’.
Ançah ta un talpĭn
6980 Hir kaçaki tapkĭv,
Hĭy ulnçеn şit çakmast’,
ulnе tĭsat’ av-avah...
il aşş nim lĭplanmast’,
İrsr nе pĭrahmast’.
Senmişsin, o zaman böyle
Varırsın mavi göğe.
Dürter onu yukarıya.
Bulut uçar göğe.
Güneşe ulaşana dek.
Parlak güneş kızdırınca
Buharlaşır tepesinden.
-Ak çarşafı, bulutu,
Kim fırlattı tepeye?
Ses duyuldu gölgeden,
Şimşek gibi gürleyerek.
Yine Ulıp mı? Durmak bilmez!
Yoldan çıkarıyor kendini.
Yeni bulut çarşafını,
Çok beğendiğini,
Tepeye fırlattığı için
Canını alayım der onun.
Gürülder sadece yel anası,
İçi kapkara olur.
Saldırana dek Ulıp’a
Vurur benim sırtıma.
Yuvarlanır gider tepesi
Kaplayarak tarlayı.
Sırt devrildiğinden öfkelenir.
Şöyle düşünür garip:
“Benim önümden geçerken
Onun başını yiyeceğim.”
Yel sinirlenecek gibi değil,
Yuvarlanır kirpi gibi.
Böylece Ulıp bahadırı
Düşünür aldatmayı!
Ulıp yoluna giderken,
Onun önünden geçerken
O çabalayıp çıldırır
Bahadırı sersemletmeye
Göğsünden vurur,
Kendi uzağa atılır.
Ancak onun çabası
Yaban tekesi tekmesi,
Yolundan karış sapmaz,
Yola devam eder aynen...
Yel anası sakinleşmez,
Kötü işini bırakmaz.
239
240
r-r patman hĭyĭrpa
Kuran sapat’ Ulĭpa.
Kunе şĭlsa tasatsan
Pattĭr apah sukkĭr mar.
Vat il kayat’ pĭvĭnsa,
6990 Kayran yrеt ahlatsa,
Kuul’nе, pĭr pеkkinе,
Yuhtarat’ vĭl tinsе.
av vĭhĭtrah insе,
Tins humn kaplansa,
r ummipе yĭvansa,
Umlĭ-hılĭ yavĭnsa,
Vut-hm kilеt talkĭşsa.
Çasah hıpat’ Ulĭpa
untarasşĭn ulĭmpa.
7000 Ançah Ulĭp ipunе,
Nar pеk unan pit-kunе,
Kukamĭş pеk irp tе,
Nim tĭvaymast’ vut-hm tе.
Utsan-utsan malallaKllеnn hir hıalta.
Ulĭp tuhat’ şıv hrnе,
Pĭhma hĭruş un yenne.
İk ıran huşşipе,
Kĭvarlansa kaynipе,
7010 Yĭs şıv yuhat’ hum yarsa,
ıranpе harkaşsa,
Ulmuri pеk tmsrsеm
Yĭs şıv tĭrĭh işе,
Prеnе pеk şĭlsеm
ıransеnе çrе.
Hĭş-prinе, tmsrnе,
illеs yuhha tеmеllе.
Yuhha şutnе kmеsеn Lеş tnçеri çun ku tеn.
7020 Vеs pulsan tüpеnе Huplatеh pul’ tnçеnе.
Hĭranipе avsеnçеn
Tеprin çri urlatеh.
Ulĭp tĭrat’ şutlasa:
“Man lеş yenne kamalla,
rpürtrе tе pulmalla.
Ançah şıv sarlaka,
Yüzlerce batman kumu
Gözüne serper Ulıp’ın.
Gözünü silip temizleyince
Bahadır artık kör değil.
Yaşlı yel eser boğulup,
Sonra ağlar iç çekip,
Göz yaşını, buz gibiyi,
Akıtır o denize.
O zaman parlayarak,
Deniz dalgasına kapılarak,
Yer otuna yuvarlanıp,
Arkalı önlü dolanıp,
Ateş gelir hızla.
Hemen kapar Ulıp’ı
Yakmak ister ateşle.
Ancak Ulıp giyim kuşam
Al al yanan yüzünü
Nine gibi sağlam da,
Bir şey yapamaz ateş de.
Gider ileriye
Küllenmiş tarla arkada.
Ulıp varır su kenarına,
Bakmak korkunç o yana.
İki yamaç arasının,
Yanıp gitmesiyle,
Yıs ırmağı akar dalgalanıp,
Yamacıyla dalaşıp,
Elmadaki gibi aptallar
Yıs ırmağı boyunca yüzerler,
Tomruk gibi dişleri
Tırmalar yamaçları.
Bazılarını, aptalını
Öfkeyle akıyor demeli.
Ejderha sayılmasan
Diğer dünyadaki can bu
Uçmak istersen yukarıya
Kaplayacak gibi olur dünyayı.
Korkup bunlardan
Diğerinin yüreği parçalanır.
Ulıp durur düşünür.
“Ben diğer tarafa gitmeliyim,
Barınakta olmalıyım.
Ancak suyu geniş,
Siksеh vrеt, çĭrsĭrkka.
Umri, çĭn ta, tamaşa,
7030 Man kunta mn tumalla?
Parnеlеn alşĭlli
ul uatеh man valli.
Pulĭşĭv pit sahal,
Vi hut kĭna. Vaskas mar”.
Ulĭp utat’ malalla,
Şıva hir tĭvalla,
Pr kun е mar, pr ernе.
apah tuhmast’ un vnе.
Tl pulat’ vĭl kpеrе.
7040 Kpеr pĭhma çipеrkkе,
apah ĭna trslеt.
“Urlĭ kama pulat’”,-tеt.
Kpеr urlĭ kasanah,
Utma ulpa utsanah,
Hĭrnĭ yuman hüttinçе
Kurat’ rpürt larninе.
Ulĭp krеt rpürtе. -Salamlatĭp purnе tе!Tеsе hıttĭn vĭl kalat’,
7050 rе iti pu tayat’.
Unta vi ın. Viş tе
Çĭlahsеm pеk hnlhrе,
Tuhnĭ etem şutnçеn.
Ku şĭtsa yuhnĭran
Şurpu sm-sukkĭrah.
Tеpri vara kukĭrskеr,
Sĭnran irm ulhiskеr.
Un çlhinе tatnĭ pul’?
ĭvarnçе çlhi uk.
7060 Sĭmahnе tе avraymast’,
Halap-yumah apaymast’.
Vimş -kaska pеk,
Vĭy-halran ta mattur tеn.
Ançah tеmşn hĭlhasĭr,
ınna pĭhat’ kĭmĭlsĭr.
Pallah, vsеm pr-prnе
Ĭnlanma nimn tе.
Ulĭp şutlat’ ĭşnçе:
“Ĭnlanmar mana ta,
7070 Vsеmpе mnlе kalaas?
Zıplar söylenir, umutsuz
Gerçekten gariplik önünde,
Benim burada yapacağım ne?
Hediye etti havlu
Yol açın benim için.
Yardımı çok az,
Üç defa ancak. Acele etme”.
Ulıp gider ileriye,
Suya karşı dağa doğru,
Sadece birgün değil, bir hafta,
Böyle de çıkmaz onun ucuna.
Karşılaşır o köprüyle.
Köprüye bakar güzelce
Hemen onu düzeltir.
Der, “Üstünden geçilir.”.
Köprüden geçince,
Gidilecek yoldan gidince,
Kurumuş meşe gölgesinde
Görür barınağın olduğunu.
Ulıp girer barınağa
Selamlayarak herkesi!
Sertçe o söyler,
Yere kadar baş eğer.
Orada üç kişi. Üçü de
Sakatlar gibi sıkıntıda,
Çıktı insan düşüncesinden.
Gözü çıkıp aktığından
Aksakalı tamamen kör.
Kambur olan diğeri
Görünüşü yirmi yaşındaki
Onun dilini mi koparmışlar?
Ağzında dili yok.
Söz de söylemez,
Masal hikâye anlatmaz.
Üçü de kütük gibi,
Gücü kuvveti yerinde.
Ancak niçin kulaksız,
İnsana bakar keyifsiz.
Elbette, onlar birbirini
Anlayamaz bir şekilde.
Ulıp düşünür içinden:
“Anlamadılar beni de,
Onlarla nasıl konuşmalı?
241
242
Yurra kaşni yuratat’,
Ankarmaşkĭn tĭrĭşat’,
Pu miminе tasatat’,
ĭralatsa hĭvarat’.
Hayarlĭh ta yurĭran
Lĭplanat’ tеt kayranrah.
Hĭş-pr yurĭ çrеnе
Larsa yulat’ çi tpnе.
Humhanmalla yurlasan,
7080 Tеn, ĭnlan mana ta.
Maltan yurlas ak yurra:
“Hura pikе, mrt kuĭm,
urhi çkе, es asĭmra.
Yal-yal tĭrĭh al  tusa,
Sĭmah tuhr sana savsa.
Kuk-kuk, kuk-kuk,
Çĭpar kayĭk,
urhi çkе savmast’ mana.
ırĭ pikе, kĭvak kuĭm,
7090 Şĭpçĭk kayĭk, es kĭmĭlra.
Yal-yal tĭrĭh al  tusa,
Sĭmah kayr sana savsa.
Kuk-kuk, kuk-kuk,
Çĭpar kayĭk,
Şĭpçĭk kayĭk savmast’ mana.
Sarĭ pikе, mеrçеn kuĭm,
Sarkayĭkĭm, es çrеrе.
Yal-yal tĭrĭh al  tusa,
Çapa tuhrĭm sana savsa.
7100 Kuk-kuk, kuk-kuk,
Çĭpar kayĭk,
Sarkayĭk ta savmast’ mana”.
Vi çĭlaha tinkеrsе
Ulĭp pĭhat’ hrhеnsе.
Ançah vsеm av-avah,
Hĭnk tuni tе palĭrmast’.
Ulĭp tĭsat’ yurrinе,
Pattĭrsеnçеn iltninе:
“Epir lk aça çuhnе
7110 Utlanayman ut inе,
Hal epir itntmr,
Parĭnmastpĭr yutsеnе.
İkr urĭm ytn pur,
Türküyü herkes sever,
Anlamak için uğraşır,
Başındaki beyni temizler,
Sıklaştırır bırakır.
Kızgınlık da türküden
Sakinleşir sonradan
Bazı türküler yüreğin
Oturur en derinine.
Coşup türkü söylersem
Belki, anlarlar beni.
Önce söylemeli bu türküyü:
“Kara kız, kiraz gözlüm,
Bahar kırlangıcım aklımdasın.
Köyler boyu iş yaparak,
Söz söyledim seni severek.
Kuk kuk kuk kuk,
Alaca kuş,
Bahar kırlangıcı sevmez beni.
Kumral güvercin, gök gözlüm,
Bülbülüm, gönlümdesim.
Köy köy iş yapıp,
Söz söyledim seni severek.
Kuk kuk kuk kuk,
Alaca kuş,
Bülbül sevmez beni.
Sarı kız, mercan gözlüm,
Sarı kuşum, kalbimdesin.
Köy köy iş yaparak,
Ünlü oldum seni severek.
Kuk kuk kuk kuk,
Alaca kuş,
Sarı kuş da sevmez beni”
Üç sakata dikkat ederek
Ulıp bakar acıyarak.
Ancak bunlar aynen,
Bir belirti göstermez.
Ulıp söyler türküsünü,
Bahadırlardan duyduğunu:
“Biz önceden çocukken
Atlara binemedik,
Şimdi biz yetiştik,
Baş eğmeyiz yadlara.
İki yüz deste keten var,
Sirе pama şuhĭş pur,
Arlĭr, trtr şur ip pirnе,
Kassa lr kpеsеm.
Turan anat’ şurĭ kim
Şur yalavnе vtеrsе,
Tuhĭr pĭhĭr, vattisеm,
7120 mr irtmеst tеtr-im?”
Vi pattĭr ıihĭran
Vĭrannĭ pеk tuyĭnat’.
amrĭk çĭlah allipе
Şĭlsa ilç uk kunе.
Tеpri vara çışkinе
ĭmĭrtar ikkşnе.
Şurpu kayr ulşĭnsa,
ur mrnе çakarsa.
Tĭrat’ hal’ vĭl yumanla,
7130 Kеh vĭrsa kayasla.
Ulĭp kallеh yur yurlat’,
Sassi tuhat’ savmalla.
Nikam manmast’ amĭşnе
Kĭkĭr stnе inrеn.
Vsеm nt aça mar,
“Annе mana uratnĭ,
Kĭkĭr stnе itеrn,
Sarĭ hvеl hĭy pulsa
mrlhе ĭşĭtnĭ.
7140 Annе mana piylеn,
Çri inçе siktеrn.
Tulli uyĭh hĭy pulsa
Kun-ulĭma sıhlanĭ.
Annе mana üstеrn,
Lĭpka-lĭpka yuratnĭ,
Kml ĭltĭr hĭy pulsa
Purnĭ tıtma vrеntn.
Annе mana üstеrnе,
Üssе itsеn kalanĭ:
7150 Ĭmĭrtkayĭk pulsamĭr,
Sĭrtsеm inçе vsеmr.
Ĭmĭrtkayĭk pulaymarĭm,
Sĭrtsеm inçе vеymеrm.
Şĭpçĭk kayĭk pulayĭp-şi,
Ep halĭha yurayĭp-şi?”
Çĭlahsеm’ hal’ -pattĭrsеm,
Size verme niyetim var,
Eğirin, dokuyun ak ip bezini,
Kesip dikin elbiseleri.
Dağdan iner sarı gemi
Ak bayrağını dalgalandırıp,
Çıkın bakın ihtiyarlar,
Ömür dediniz geçmez mi?”
Üç bahadır uykudan
Uyanmış gibi sanki.
Genç sakat eliyle
Sildi olmayan gözünü.
Diğeri sonra yumruğunu
Sıktı ikisini.
Aksakal değişti,
Yarı ömrünü kaybedip.
Duruyor şimdi meşe gibi,
Biraz da kızıyor gibi.
Ulıp tekrar türkü söyler,
Sesi hoşa gidecek gibi.
Kimse unutmaz anasını
Göğsünden süt emdiğinden.
Böyle türkü söylemeyeyim mi?
“Annem beni doğurdu,
Göğüs sütünü emzirdi,
Güneş olup kendisi
Ömür boyu ısıttı.
Annem bana dua etti,
Dizlerinde sektirdi.
Dolunay olup kendisi
Hayatımı korudu.
Annem beni büyüttü,
Okşayıp sevdi,
Gümüş yıldız olup
Yaşamayı öğretti.
Annem beni büyüttü,
Büyüyünce söyledi:
Kartal gibi ol,
Tepelerde uç.
Kartal olamadım,
Tepelerde uçamadım.
Bülbül olayım mı,
Halka türkü söyleyeyim mi?”
Sakatlar şimdi, bahadırlar,
243
244
Uy varrinçi yumansеm!
Ulĭpa çuptĭva,
Ulĭpa tav tĭva.
7160 Ulĭp vsеmpе savĭnat’,
av vĭhĭtrah kalaat’: Ep kiltm ak yenne
Aslĭ Atĭl hrrinçеn.
ak yenne ul tĭsiççеn,
Sm vĭrmantan tuhiççеn
Ep tl pultĭm şurpupa,
Sĭmahlarĭm ep unpa.
Vĭl kalar: ınsеnе
“Usal Mayrus ptеrеt.
7170 Kaysa ĭl-ha vsеnе.
Çĭn maltan ĭl pikеnе,
Nar pitl Elpinеnе,
Sar tnçеrеn kilninе.
Maik ĭsta ĭtinе
av hr kĭna plеt tеt”.
Unççеn manĭn ula may
Vi çĭlaha ĭlmalla.
av çĭlahsеm... Esir vt?
Plеs kilеt sirntеn:
7180 Mayrus Maik ĭstaa
Ma kurayman av taran?
Çĭlah pulnĭ ınsеnçеn
Pri kalat’ еripе:
-Maşşik ıstaşş patnçe
Epir pulnĭ hĭnara.
Un çuh pirе sĭmah may
Vĭl pltеrç akna ta:
“Ep iltsеçç lkrеh
Asannеrеn viliççеn 7190 Tin е tunĭ kslеpе,
Kunn-rn tеn pеk,
r tе pr pin kv tеt
Kalasassĭn kanmasĭr,
r tе pr pin yurĭ tеt
Yurlasassĭn kslе tеt,
Aslĭ Çĭvaş rnçеn
İnkеk tuhsa tarat’ tеt.
Çĭvaşsеnе inkеkrеn
Hĭtaras tеn mtpе
Tarladaki meюeler!
Ulıp’ı öpüyorlar,
Ulıp’a teşekkür ediyorlar.
Ulıp onlarla sevinir,
O zaman konuşur:
Ben geldim bu tarafa
Büyük İdil kıyısından.
Bu tarafa gelene dek,
Sık ormandan çıkana dek
Ben karlılaştım aksakalla,
Konuştum onunla.
O söyledi: İnsanları
“Kötü Mayrus yok ediyor.
Gidip kurtar onları.
İlk önce kurtar kızı,
Güzel yüzlü Elpine’yi,
Sarı dünyadan geleni.
Maşik ustanın nerde olduğunu
Sadece bu kız biliyormuş.”
Ona kadar benim yolda
Üç sakatı kurtarmalıyım.
Bu sakatlar... Siz değil mi?
Öğrenmek istiyorum sizden:
Mayrus Maşik ustayı
Niçin göremiyorsun?
Sakat olan insanlardan
Biri söyler yavaşça:
-Maşik usta yanında
Biz misafir olduk.
O zaman bize sözle
Bildirdi şunu da:
“Ben duymuştum eskiden
Ölene dek büyük anneden.
Ancak yaptı gusliyle,
Gece gündüz dediği gibi.
Gece boyu bin küy
Çalar dinlenmeden,
Gece boyu bin türkü
Söyler, gusli çalar.
Büyük Çuvaş ülkesinde
Dert çıkmış ortaya.
Çuvaşları bu dertten
Kurtarmak ümidiyle
7200 Maik ĭsta kilеnn,
е hastar tıtĭnnĭ.
itml iç rtе vĭl
Hatrlеn çĭrĭşsеm,
itml iç stkеn vĭl
Hrsе puhnĭ vitrеpе.
itml iç hut yıvĭnе
İslеtn vĭl stkеnrе.
itml iç kun huşşinçе
Ĭna Maik tiptn.
7210 avna Mayrus pln tе
Kuraymasĭr vilеslе
Şıranĭ vĭl ĭstaa,
Şap-şur pulĭ çĭvaşa.
Aşkĭnsa, hn kĭtartsa
Huasşĭn pulnĭ Maikе.
avna ĭsta pln tе
Tarma tuhnĭ inеtе.
İnе ula pirе tе
Maik çnç hĭypеlе.
7220 Kilşrmr Maikpе
ula prlе tĭsmaşkĭn.
av vĭhĭtrah irhinе
Pikеnе tl pultĭmĭr.
“r aynçi tnçеrеn,
Patşa hr Elpinе”,Tеr pirе sarpikе,
av vĭhĭtrah uhalç.
Ĭmĭrtkayĭk vĭl pulç,
Sarsa yaç unatnе,
7230 Larĭr tеr purnе tе.
Vismr tе Maikpе
Larasşĭnçç un inе.
Vsе kayma pulmar,
Mayrus itr vtеrsе.
Etem sĭnnе ilmеnrеn
Ĭmĭrtkayĭk pikеnе
Asamlĭhpa ntеrç.
Kunе-punе itеrç,
Yatlamaşkĭn tıtĭnç.
7240 “Mannе çuna kĭlarasşĭn,
Sarkalansa purnasşĭn?
Maik patnе, un rpürtnе,
Maşik usta keyif aldı,
İşe sağlam başladı.
Yetmiş yedi yerde
Hazırladı Çuvaşlar,
Yetmiş yedi meyve suyu
Kovayla hemen topladı.
Yetmiş yedi defa ağacı
O meyve suyuyla ıslattı.
Yetmiş yedi gün içinde
Maşik kuruttu onu.
Mayrus öğrendi bunu
Görünmeden hemen
Aradı hemen o ustayı.
Ak başlı Çuvaş’ı.
Öfkelenip, azar verip
Mahvetmek ister Maşik’i.
Bunu usta öğrendi
Kaçtı uzak yerlere.
Uzak yola bizi de
Maşik çağırdı kendiyle.
Anlaştık Maşik’le
Yola birlikte çıkmaya.
O zaman sabahleyin
Kızla karşılaştık.
“Yer altı dünyasından,
Padişah kızı Elpine.”
Dedi bize sarıkız,
O anda kayboldu.
Kartal oldu o,
Açarak kanadını,
Oturun dedi herkese.
Üçümüz de Maşik’le
Oturmak istedik üstüne.
Uçup gitmek olmadı,
Mayrus yetti çabucak.
İnsan sureti almadığından
Kartal kızı
Büyüyle yendi.
Başını gözünü parlattı,
Sövmeye başladı.
“Benimkini taşa çevirmek için,
Rahatça yaşamak için?
Maşik yanına, evine,
245
246
Esir kn visr prlе.
Tavĭrmalla man ta sirе.
İrsr е tıtĭnnişn
Man tavĭru -vĭt akĭn pеk:
Vıl’ĭhsеm pеk mr purnĭr,
Pri -kutĭr çlhеsrе,
Tеpri vara-hĭlhasĭra,
7250 Vimş -sm-sukkĭra.
Kil ĭtinе mrlhе manĭr.
Sĭmah apsa larsassĭn ta
Pr-prinе an ĭnlanĭr,
Klrе pĭra putarsa
Asaplanĭr visr tе.
Kpеr urlĭ ın kasan,
Esir ĭna ĭnlansan,
Italasa çuptusan,
Man asamlĭh sirntеn
7260 av kuntan tin sirlеt.
Un pеk ın hal’ uralman,
uralma ta pultarman”.
ak rpürtrе vir ul
Hn kurtĭmĭr -çĭtma uk.
-Maik pirki kala-ha,
Ĭna ĭta tupmalla? Pülç Ulĭp yktе.
Es mana an pül-ha,
Par-ha sĭmah vaklama.7270 Mayrus Maik muçinе
Tatsa huç ihrsе:
“Es, Maik, man tĭşman.
San pеk tĭşman man pulman.
Sanra çĭvaş mç.
av mtе irkpе
Pamasassĭn... trmеrе
rsе vırtan mrеh.
Unta vısa hĭrĭnsan,
Sıvlĭşsĭr hıt aptrasan,
7280 Çĭvaş halĭh mtnе
Es parĭn-ha irkpеh.
Ittisеm pеk es tе
Ktеn pul’-ha yütеsе
Pr-pr rtе, Çĭvaşra,
uralassa pattĭra.
Siz üçünüz girdiniz birlikte.
Öç almalıyım sizden.
Kötü iş işlediğinden
Benim öcüm, işte böyle:
Hayvanlar gibi yaşayın,
Biri dönsün dilsize,
Diğeri sonra kulaksıza,
Üçüncüsüne, tam köre.
Evi sonsuza dek unutun.
Söz söyleyip oturunca
Birbirinizi anlamayın,
Evde toplayıp bezelye
Azap çekin üçünüz de.
Köprüden insan geçince,
Siz onu anlayınca,
Kucaklayıp öpünce,
Benim büyüm sizden
Ancak o gün gider.
Onun gibi insan doğmadı,
İmkansız da doğması.”
Bu barınakta üç yüz yıl
Dayanılmaz acı gördük.
-Maşik hakkında konuş,
Onu nerede bulurum?
Böldü Ulıp yiğidi.
Bölme dedi sen beni,
Bırak konuşayım.
Mayrus Maşik amcayı
Kesti kahkaha atıp:
“Sen, Maşik, benim düşmanım.
Senin gibi düşmanım olmadı.
Çuvaş’ın ümidi sensin.
Bu ümidi rahatça,
Vermeyince… zindanda
Çürür yatarsın ömür boyu.
Orada acıkıp sıkışınca,
Soluksuzluktan şaşırınca,
Çuvaş halkının ümidini
Sen verirsin serbestçe.
Diğerleri gibi sen de
Beklersin yaşlanıp.
Çuvaşlarda bir yerde
Doğacak bahadırı.
Ktеh, ktеh es ĭna,
Unççеn kĭnan man patra.
Payantan ak ĭlkuran
Vut-hm sapma pulasan,
7290 iç uhrĭm sarĭlsa
Yĭs şıv yuh şarlasa.
Hayarlanat’ yĭs şıv,
Tmsrsеmpе vĭl tul,
Ma sĭmahran vĭl tuhm.
Pvеlеtp ep ĭna
Şıvarmannе avĭrma.
Vĭl tır-pulsеm avĭrtmast’,
Unta u ta apĭnmast’,
ĭm ta unta taptanmast’.
7300 Ep lartnĭ armanta
Avĭrtĭnat’ ĭmarta.
ĭmartasеm Çĭvaşra
itеlkl -mĭy taran.
ĭmartasĭr yulsassĭn,
Halĭh ptеt tprеn vĭl.
Tprеn ptn halĭhra
Ĭtan pattĭr uralat’?”
Kalarĭm mn plninе,
Urĭh nim tе plmеstp.
7310 Pikеpеlе Maikе
ĭlsan pit avançç.
Bekle bekle sen onu,
Ona kadar ölürsün yanımda.
Bugünden şu pınardan
Kıvılcımlar başlayınca
Yedi çağrıma yayılıp
Yıs ırmağı gibi şarlayıp.
Öfkelenir Yıs ırmağı,
Aptallarla o dolu,
Benim sözümden o çıkmaz.
Bend yapacağım ona
Su değrmeni yapmaya.
O tahıl öğütmez,
Orada yağ da vurmaz,
Tüy de onda çiğnenmez.
Benim yaptığım değirmende
Öğütülür yumurta.
Yumurtalar Çuvaş’ta
Yeterli, boyna kadar.
Yumurtasız kalınca,
Halk biter tamamen.
Tamamen bitmiş halkta
Bahadır nasıl doğar?”
Söyledim bildiklerimi,
Başka bir şey bilmiyorum.
Bikeyle Maşik’i
Kurtarsan çok iyiydi.
247
irm İkkmş Yurĭ (Ulĭp Maik Muçşne Trmeren Hĭtarni)
Yirmi İkinci Türkü (Ulıp’ın Maşik Amcayı Zindandan
Kurtarması)
Ulıp’la Ahplat bahadır. Onlar
Ulĭppa Ahplat pattĭr. Vsеm Mayrus
arman pvinе, armannе üpntеrе. Mayrus’un değirmen bendini, değirmenini
yıkarlar. Elpine’yi kurtarırlar.
Elpinеnе ĭla.
248
Ulmui aynе ul turĭm,
ulişn mar, ulmişn,
r-r yalta ep pultĭm,
Hamşĭn mar ep, halĭhşĭn.
Haylavsеnе, haklinе,
Ulĭp inçеn hıvninе,
Prçn-prçn putartĭm,
Mеrçеnlеtmе yakatrĭm.
7320 Mеrçеn-yurrĭm, yan yanra
Ulĭp nе utatsa!
Ulĭp kpеr patnçе,
Yatsĭr mĭn sĭrt aynçе.
Un pukan -tunkata.
Punе vatat’ şutlasa:
“Mn tumalla kpеrpе,
Mnlе tupas pikеnе?!”
Hĭy inе hĭy tarĭhsa
Sĭrta apat’ aptrasa.
7330 Sĭrt urĭlsan urmaran
iç tatĭk pulat’ av.
Pr tatĭk -sar piçkе,
Kĭşĭlsеm pit hitrе.
Piçki turtat’ r patman,
üll vatĭ yumanran.
Sar piçkеnnе pr tpnе
Ulĭp apsa mrеt.
Unta lastak, huraskеr,
Pĭhma pit tiskеrskеr.
7340 apah ĭna uat’ tе
Kurat’ sеrtе kurĭknе.
Sеrti yün pĭnçĭhsa,
Kĭvakarnĭ ıtla ta,
urat’ sĭmsa şĭtĭknе,
Çĭtma may uk nimlе tе,
Elma altına yol yaptım,
Yaprağı değil elması için,
Yüzlerce köyde bulundum,
Kendim değil halk için.
Eserleri, kıymetlileri
Ulıp hakkında söyleneni,
Birer birer topladım,
Mercan gibi dizdim.
Mercan türküm, yankılan
Ulıp’ın işini aydınlatıp!
Ulıp köprü yanında,
Adsız büyük sırt altında.
Onun iskemlesi, kütük.
Başını patlatır düşünüp:
“Ne yapmalıyım köprüyle,
Nasıl bulacağım kızı?!”
Bunalıp çok fazla
Tepeye vurur şaşırıp.
Tepe bölününce ortadan
Yedi parça olur bu birden.
Bir parçası sarı fıçı,
Yüzüğü çok güzel.
Fıçısı yüz batman,
Uzun yaşlı meşeden.
Sarı fıçının bir dibine
Ulıp vurur parçalar.
Orada kıvırcık, kara olan,
Bakması korkunç olan
Böylece onu açar da
Görür kehribar otunu.
Kehribar ekşisini tıkanıp,
Daha da göğerip,
Yarar burun deliğini,
Dayanmak imkansız,
Ulĭp kapmar piçkеnе
Pеrеsşn yĭs şıvalla.
Piçkе kayat’ çtrеsе,
Un hınçеn şavlasa.
7350 av vĭhĭtrah lastak
Vut-hmpеlе hıpĭnç,
Mattur kaççĭ kurĭnç.
Sar piçkеrеn tuhsanah
Vĭl pular kalama:
-Ep Ahplat. Çĭvaşran,
Aslĭ aval еnnçеn,
ülti Kĭnaş yalnçеn.
Pеrsе itrm ak yenne
ĭlma halĭh mtnе.
7360 Es vara kala-ha,
Kam pulatĭn? Kunti mar?
Ulĭp tеtn? İltmеn yat.
Pallaşrĭmĭr sĭmah may.
Es mana ĭlman-tĭk ak piçkеrеh rеttm.
Mana Mayrus asamla
Tıtsassĭnah akĭnta,
Çĭvaş halĭh mtnе
Vĭypa ĭlma kilnşn
7370 Mutalar ernеççеn.
Mayrus yutra pulmalla.
avĭnpa usĭ kurmalla.
Vĭl kayalla kiliççеn,
Asamlasa yariççеn
Kpеr urlĭ kamalla.
-Ançah pirе kayalla
Vĭl kaarma şutlamast’.
Kpеr inçi kavir
Çĭn ta vara esrеll.
7380 Çunĭmsеnе ilmеşkn Pirе şıva utasşĭn,Tеr Ulĭp Ahplata.
Ahplat hir huravlat’:
-Kavir üppе huplannĭ,
İlеmlhnе uhatnĭ.
av üp-apra asamlĭh,
Mayrusĭn n pĭyav.
Kpеr mnşn kaarat’
Ulıp büyük fıçıyı
Atmak ister Yıs ırmağına.
Fıçı gider titreyerek,
Onun ardından gürleyerek.
O zaman kıvırcığı
Kıvılcımlar çıkardı,
Güzel yiğit göründü.
Sarı fıçıdan çıkınca
Başladı konuşmaya:
-Ben Ahplat’ım Çuvaş’tan,
Büyük Şaval tarafından,
Şülti Kınaş köyünden.
Çıkıp geldim bu tarafa
Kurtarmaya halk ümidini.
Sen söyle bakalım,
Kimsin, buralı değil misin?
Ulıp mı dedin? Bilmediğim ad.
Tanıştık sadece sözle.
Sen beni kurtarmasaydın
Şu sarı fıçıda çürürdüm.
Beni Mayrus büyüyle
Tutunca burada,
Çuvaş halkının ümidini
Kurtarmaya geldiğin için
Karıştırır bir hafta
Mayrus uzakta olmalı.
Bunu kullanmalı.
O geri dönene dek,
Büyüleyene kadar,
Köprüden geçmeli.
-Ancak bizi geri
Geçirmeyi düşünmez.
Köprüdeki halısı
Gerçekten de Esrelli
Canlarını almak için
Bizi suya atmak için,
Dedi Ulıp Ahplat’a.
Ahplat cevap verdi:
-Halı çöple kaplandı,
Güzelliğini kaybetti.
Bu çöpte büyü,
Mayrus’un yeni sicimi.
Köprü niye geçirir
249
250
Vĭl hĭy urla çĭn maltan?
7390 Kaakansеm hrhеnsе
Ĭna üprеn hĭtar
Tеsе şutlat’ yalan vĭl.
Kaakansеm un inçеn
Şutlama nimn tе.
Kavir avĭnşĭn tarĭhsa
Kaakana ayakka
Şıva trtmе tĭrĭşat’.
Kavir inçi üp-apa
Ak ak yüеk hĭypĭtat’.
7400 Kayran ĭna hıvĭhpa
Tasatmalla vaskasa.
Hĭy hĭvarnĭ vırĭnçеh
Ahplat tupr hıvĭhnе.
Hĭypе ilç purnе tе.
Tеmlе şĭrşlĭ pulsan ta.
Hĭsĭk çuna ursan ta
Ulĭp yĭtr piçkеnе,
Pĭnçĭhlansa kayninе.
Utr kpеr yennellе.
7410 Kavir kursan vsеnе
Avkalanma pular,
İk vpе klеnsе
atĭltatma tıtĭnç.
Ulĭp rе ürkеnmеst,
Kpеr inçi kavirе,
Ursa kaynĭ pulsan ta,
ĭvat’ sеrtе yüipе.
Tlnmеllе kavirtеn:
Çunĭ v lkkеnrеn
7420 Lĭpkĭ urhi kasеnçеn,
еp еpl çеçеkrеn.
uman v еkkinçеn
Çĭrsĭr vri lеnrеn,
Urat’ smsr putsrlе,
Utma may uk nimlе tе.
Ahplat sapat’ hıvĭhnе
unĭ kavir tĭrşşipе.
Kpеr urlĭ kasanah
Pĭhr kavir yennellе.
7430 Vĭl vırĭntan tapranman,
Vırtat’ kĭna yınĭşsa.
Üstünden ilk önce?
Geçenler acıyıp
Onu çöpten kurtarır
Diye düşünür her zaman.
Geçenler onun üstünden
Düşünmezler hiçbir şey.
Halı bunun için sıkılıp
Geçenleri uzağa
Suya atmaya çalışır.
Halı üstündeki çöp
İşte bu acı ayrılır.
Sonra onu kepekle
Aceleyle temizlemeli.
Kendi bıraktığı yerde
Ahplat kepeği buldu.
Hepsini kendine aldı.
Ne kadar koksa da
Kusmus canı sıksa da
Ulıp kaldırır fıçıyı,
Boğulup gideni.
Gittiler köprüye doğru.
Halı görünce onları
Kıvrılmaya başladı,
Havalanıp iki ucuyla
Başladı hışırdamaya.
Ulıp hiç ürkmez,
Köprüdeki halıya,
Öfkelenmiş olsa da,
Yıkar kehribar ekşisiyle
Olağanüstü halıdan:
Yıkadığı üç güzelden
Sakin bahar gecesinden,
Nazik menekşe çiçeğinden.
Yıkanmamış doğasından
Kötü kızgın yılandan,
Kudurur küstah gibi,
Geçilmez bir şekilde.
Ahplat döker kepeği
Yıkadığı halı tepesinden.
Geçince köprü üstünden
Baktılar halı tarafına.
O yerinden kalkmamış,
Yatıyor sadece sızlayıp.
Ahplat ilç sıvlasa,
Kĭkri tulç sıvlĭşpa.
Kayran vrç tĭvĭlla
Kavir ts kriççеn.
Kavir inçе pin çеçеk.
Çеçеksеm tslrеn Hĭş ulĭhra üsn tеn.
Kavir vırtat’ tĭsĭlsa,
7440 Sar hvеl pеk yalkĭşsa.
Mnşn şıva ikkşnе
Ivĭtmarĭn vsеnе?
Kpеr hĭrtat’ çlhipе
Yaltĭrakan kavirе.
Kavir ĭna hirlеt:
-İtlе mana timlеsе.
Mayrus hrtеn hĭrasa
Ma tivmеllе vsеnе?
Un ta şalçi tulat’ ak,
7450 Untan çĭvaş hĭtĭlat’.
Ulĭp kilç ak yenne,
Haklĭ kavir ep tе.
uk hal’ manra hayarlĭh
ınna siyen tumalĭh.
Şıv avnĭ iltsеnеh
Hum kĭlarat’ tinslе.
Ançah kavir trkеrе,
Yĭs şıvnçеn inеtrе.
Trkе pulç pısĭk kĭk,
7460 Un hınçеn ĭmkayĭk,
Sarsa yaç unatnе İkr hĭla pulat’ tеn.
-Larĭr! İnе vmеllе,Tеr kayĭk purnе tе.
Kayĭk vеt tüpеrе
Ayra sĭrta kuriççеn.
Kayĭk anç r inе,
Kеh tata uhalç,
Sarĭ pikе kurĭnç.
7470 Pikеn sarĭ üsеm Çmpr еnçi kĭlkansеm,
Kunе sеnkеr tüpе tеn.
Ku harşisеm avĭn pеk,Sarĭ hvеl şеvlisеm.
Ahplat soluklandı
Göğsü nefesle doldu.
Sonra üfürdü dağa doğru
Halı rengi gelene dek.
Halı üstünde bin çiçek.
Renkli renkli çiçekler
Hangi kırda yetişmişler.
Halı uzanır yatar,
Sarı çiçek gibi parlayıp.
Neden suya ikisini
Fırlatmadın onların?
Köprü azarlar diliyle
Parlayan halıya.
Halı onu cevap verir:
-Dinle beni iyice,
Mayrus kızdan korkup
Niye dokunayım onlara?
Ona böylesi gerekiyor,
Ondan Çuvaş kurtuluyor.
Ulıp geldi bu tarafa,
Kıymetli halı bende
Yok şimdi kötülük
İnsana zarar verecek.
Su bunu işitince
Dalgalanır deniz gibi.
Ancak halı ruloda
Yıs ırmağından uzakta.
Demet oldu büyük kök,
Ondan sonra altın kartal
Açtı kanatlarını
İki yüz kulaç olur.
-Oturun! Uzağa uçmalıyız.
Dedi kuş hepsine.
Kuş uçar tepede
Ovada tepeyi görene dek.
Kuş indi yeryüzüne,
Birden bire kayboldu,
Sarı kız göründü.
Kızın sarı saçları
Çimpir tarafının kuştüyü
Gözü mavi gök gibi.
Kirpikleri bunun gibi
Parlak güneş haleleri.
251
252
Pv -yaştak hurĭnran,
Tuti -pin ırlaran.
Sassi -itml kvrеn,
Kslеsеnçеn iln tеn.
-Kunta vsе itnrеn
7480 Larma lеkr r inе.
Mnşn tеsеn akĭntan
Çaru çikki pulanat’.
av çaruran kasanah
Vĭy-hal ptеt samantrah,Tеr pikе kürеnsе.Yuhan yĭs şıv humsеm,
Ku umnçеh urnisеm,
Mayruspa tl pulaеh,
Mn kurninе kalaеh.
7490 Vĭl akĭntan irtеt-ha,
Tl pulmalla unpa man.
Vĭhĭt ta pur kalama,
Pr-prinpе pallaşar.
Patşa hr. Elpinе Sarĭ tnçе tеninçеn.
Maik muçi kylnçе
Kslе kvvi yanratç.
Un pеk kvvе man еnçе
Kalama tеmеllе.
7500 Prrе, tttm kahinе,
Sar tnçеrеn ulĭhsan
Muçin kslе kvvinе
İltеymеrm ayakran.
“Mskеr pulnĭ vat ınna,
Kuras kilеt man ĭna”,Tеrm tе ep hayhinе
Ktm vara un kilnе.
Pltm unĭn huyĭhnе,
Mayrus usal mtnе,
7510 Ĭna ptеrеs tеninе.
Ep ĭmkayĭk pultĭm ta
Larma huşrĭm ham inе.
Ep kayĭk pulsanah,
Mayrus mana tapĭnç,
Asamlĭhpa ptеrç.
Epir -kamsеm pulninе,
Mnlе asap tüsninе
Boyu düzgün kayından,
Dudağı, olmuş çilekten.
Sesi yetmiş küyden,
Guslilerden almış gibi.
-Buraya uçup gelince
Oturdu yer yüzüne.
Niçin dersen burada
Durma sınırı başlıyor.
Bu duraktan geçince
Kuvveti biter o anda,
Dedi kız üzülerek.
Akan Yıs ırmağı dalgaları,
Göz önünde kuduranlar,
Mayrus’la buluşunca,
Ne gördüğünü söyle.
O buradan geçer,
Karşılaşmalıyım onunla.
Konuşmaya vakit var,
Birbiriminizle tanışın.
Padişah kızı Elpine.
Sarı dünya denilen.
Maşik amca evinde
Gusli küyü yankılanıyor.
Onun gibi benim tarafta
Okunmuyor demeli.
Birgün, karanlık gece,
Sarı dünyadan çıkınca
Amcanın gusli küyünü
Duyamadım uzaktan.
“Ne oldu bu adama,
Göresim gelir onu”.
Dedim ben buna
Girdim evine sonra.
Bildim onun derdini,
Mayrus usalın amacını,
Onu yok edeyim dediğini.
Ben altın kartal oldum da
Otur dedim üstüne.
Ben kuş olunca,
Mayrus saldırdı bana,
Büyüyle yok etti.
Bizim kim olduğumuzu,
Nasıl azaba dayandığımızı
Kurtĭn hĭvĭn kuupa,
Kalamastĭp avĭnpa.
7520 Ep kuntan kayiççеn
Tarhaslatĭp çrеrеn:
Maikе tе ĭlsamĭr,
Ĭna kun-ul parsamĭr.
Vĭl hal’ Mayrus rnçе,
r aynçi trmеrе.
ĭmarta pеk un trmi,
mеlli şıv unta uk,
imеlli tе ptr pul’.
av Mayrusa ntеrmе,
7530 Un tşmşnе ptеrmе
May-mеslеtnе plmеllе.
Mayrus çeye, usal ta,
Sulahayran asamlat’.
Sıltĭm еnçеn -vĭl ayvan,
Nişl ın pеk vĭl untan.
avĭnpa ta usala
Yĭs şıv inçi armanta
Tıtsam yalan sıltĭmra,
Kuran an yar es ĭna.
7540 av vĭhĭtrah ayakran
Vut-hm kilеt kaplansa,
avna pikе kursanah
apla kalat’ vaskasa:
-Mayrus kilеt kuntalla
Asamlansa hm sapsa.
Ahplat, hĭpar sĭrt tĭrnе,
Es Ulĭp -sĭrt hınе.
Pikе çakat’ еripеn
Çaru çikki umnçеn.
7550 Vut-hm ĭna hĭvalat’,
Husa itsеn sĭmahlat’:
-Man sĭmahran ma tuhrĭn,
İk çĭvaşa ma ĭltĭn? Mayrus yatlat’ pikеnе
Şĭnĭayman illhpе.avĭnşĭn ep hal’ sana
untaratĭp akĭntah!Sulahaya ıtkĭnat’.
Sıltĭm еnçеh yulnĭran
7560 Kül pulat’ Elpinе
Gördün kendi gözünle,
Söylemiyorum böylece.
Ben gidene dek buradan
Şükrediyorum yürekten:
Maşik’i de kurtarsaydık.
Ona hayat verseydik.
O şimdi Mayrus elinde,
Yer altındaki zindanda.
Yumurta gibi zindanı,
İçecek su yok orda,
Yiyecek de bitmiş olmalı.
O Mayrus’u yenmek için,
Onun sihrini bozmak için
Yol yardımı bilmeli.
Mayrus kurnaz, kötü de,
Büyüler sol taraftan.
Saf görünür sol taraftan,
Güçsüz insan gibi o yandan.
Bu nedenle kötüyü
Yıs ırmağındaki değirmende
Tutsam hep sağ yandan,
Gözden kaçırma sen onu.
O anda uzaktan
Kıvılcım gelir toplanıp
Kız bunu görünce
Hemen şöyle söyledi:
-Mayrus geliyor bu tarafa
Büyülenip kıvılcım saçıp.
Ahplat, çık sırt tepesine,
Ulıp sen sırt arkasına.
Kız geri çekilir sessizce
Duracak sınır yanından.
Kıvılcımlar onu kovalar,
Yakalayınca söz söyler:
-Sözümden niye çıktın,
İki Çuvaş’ı niye kurtardın?
Mayrus kızar kıza
Sığınamaz öfkesinden
Bunun için şimdi seni
Yakacağım burada!
Sol tarafa atılır.
Sağ tarafta kalınca
Göl olur Elpine
253
254
Urlĭ-pirl hum yarsa.
Vut-hm pulat’ mĭn pulĭ,
Klеtkеrеn -Sĭrtu tеn.
ĭvarnе karat’ yankĭşsa.
Şıva еt tarĭhsa.
Ançah şıv sĭrtlanat’,
Sĭrt ĭvarta vırnamast’.
Pulĭ kayat’ antĭhsa,
Kayran urlat’ şartlatsa.
7570 Sıltĭm еnçе tĭnĭran,
Hıpkan mĭntĭr pulnĭran
Mayrus kallеh hr pulat’.
Sеhri hıtĭ hĭpnĭran
Tarat’ vĭl hal’ hĭrasa
Hĭy yĭvinе uhĭrsa.
İrsr Mayrus usalşĭn
Çaru çikki-ĭlĭnĭ.
-Tıtaymarĭm irsrе,Tеr pikе Elpinе,
7580 Vara Ulĭp pattĭra
Astĭn parat’ vaskasa:
-Tuhatmĭşsеn tuynçе
Mayrus pulsan ur rtе
Asamlĭhnе üstеrеt,
Un çuh sana ntеrеt.
avĭnpa ta kuntanah
Halеh vaska armana.
Eh, vĭhĭtĭm kskеrеh,
Pulĭşaymĭp avĭnpa.
7590 Sar tnçеnе vmеllе.
Ulĭp kalat’ yultaşnе:
-Ahplat, ĭsat pikеnе.
Mayrus kilnе arkatma
Kayran vaska man pata.
Unççеn ep armanta
Sĭmah huşĭp Mayruspa.
Pirе prlе vĭl kursan
Şiklеnsе hıt sıhlanat’.
avĭnpa prlе utar mar.
7600 Ulĭp vaskat’ armana.
Şıvarmançе vĭl pulat’.
Mn kurninçеn armanta
“Tlkrе-i ep?” tеt.
Enine boyuna dalgalanıp.
Kıvılcım olur büyük balık,
Vücudu Sırtu gibi.
Ağzını açar sızlayarak
Su içer öfkelenerek
Ancak suyu yükselir,
Tepe ağıza yerleşmez.
Balık gider tıkanarak,
Sonra yarılır şart diye,
Sağ tarafta durduğundan,
Şişman olduğundan
Mayrus tekrar kız olur.
Ödü koptuğundan
Korkar durur şimdi.
Kendi yuvasında inleyip.
Kötü Mayrus için
Durma sınırı, kurtuluş.
-Tutamadım kötüyü,
Dedi Elpine kız,
Sonra Ulıp bahadıra
Akıl verir hemence.
-Büyücülerin toyunda
Mayrus olsa yarı yılda
Büyüyü geliştirir,
O zaman seni yener.
Bunun için buradan
Şimdi hemen değirmene.
Eh, zamanım az,
Yardım edemiyorum.
Sarı dünyayı ölçmeli.
Ulıp söyler türküsünü:
-Ahplat, gönder kızı,
Mayrus evini dağıtmaya
Sonra hemen gel yanıma.
O zamana dek değirmende
Konuşayım Mayrusla.
Bizi birlikte görünce
Şüphelenir saklanır.
Buradan gitmeyelim birlikte.
Ulıp gider değirmene.
Su değirmeninde o olur.
Değirmende gördüğünden
“Rüyada mısın?” der.
Pilk prnе rеçpеh Purtе tulli tüpеrеn.
ĭmartisеm trlrеn:
ınsеn, vıl’ĭh-çrlhsеn,
Tiskеr kayĭk-kşksеn.
Ulĭp prnе çaşkinе,
7610 n kantrapa ıhninе,
Turtsa ıhr kaşninе.
“Siv apat’ hıaltan,
Tеn, av irsr usaltan?”Ulĭp şutlat’ ĭşnçе.
Yuri kalat’ akĭn pеk:
-Hui uk ta,  ĭnmast’,
е kmе may pulmast’.
Mayrus avna iltsеnеh
Uat’ arman alĭknе,
7620 Ulĭp patnе itsеnеh
Hr aptarat’ sĭmahnе.
-Arman hui ep-ha,
Mayrus tе-ha mana.
Es е krеsşn?
Mеlnik mana kirl-ha.
Tasa, ĭşĭ kĭmĭlpa
sеm pirki kalaar.
Es hal’ lar-ha avĭnta,
Sıltĭm еnçе layĭhrah.
7630 -Sulahayra uĭrah,Tеr Ulĭp Mayrusa.
-Ep pççеnеh purnatĭp,
Kiçеm mana„ çĭnahah.
Çĭvaş halĭh rnçеn
Kiltm tеtn. Man еnçеn Kĭmĭl kĭna. Payantan
Mеlnik pulan nt man.
Kayran, ah, tеn -çun turtsan...
-Süpltеtsе larmaşkĭn
7640 Man vĭhĭt uk, çĭnah ta.
Es hrarĭm, apah ta
Iytasşĭn-ha ep akna.
ak armanta iç prnе,
ĭmartasеm avĭnta.
av ĭmarta huşşinçе
ın ĭmarti sahal mar.
Beş kutu sırasıyla
Hepsi dolu ağzına dek.
Yumurtaları türlü türlü:
İnsanlar, hayvanlar,
Yabani kuşlar hayvanlar.
Ulıp birini çanağına,
Kemer ipi ile bağlar gibi,
Çekip bağladı her birini.
“Soğuk vuruyor arkadan,
Belki bu berbat, kötüden?”
Ulıp düşünür içinden.
Söyler şu türküyü:
-Sahibi yok, işler olmaz,
İşe girmeye imkan olmaz.
Mayrus bunu duyunca
Açar değirmen kapısını,
Ulıp yanına gelince
Söyler şu sözlerini.
-Değirmen sahibi benim,
Mayrus derler bana.
İşe mi girmek istersin?
Değirmenci bana gerek
Temiz, iyi gönüllü.
İşler hakkında konuş.
Şimdi sen otur şurada,
Sağ tarafta daha iyi.
-Sol tarafta daha ferah,
Dedi Ulıp Mayrus’a.
-Ben yalnız yaşıyorum,
Bana gerçekten sıkıcı.
Çuvaş ülkesinden
Geldim dedin. Memleketimden
Sadece güzel. Bugünden sonra
Değirmencim olacaksın.
Sonra hoşuma giderse
-Gevezelik etmek için
Zamanım yok, gerçekten.
Sen kadınsın, gerçekten
Sormak istedim ben bunu.
Bu değirmende yedi kutu
Yumurta var burada.
Bu yumurta arasında
İnsan yumurtası az değil.
255
256
Maşik Usta (Ulıp: 257)
“Kun pеk pattĭr Çĭvaşra
uralnĭ hĭş vĭhĭtra? Mayrus şutlat’ hĭrasa,
7650 Sappunpе tar şĭlsa.Mana tıtat’ sıltĭmra,
Asamlaymĭp ep ĭna.
Vĭl ykt-ha, ayvan-ha,
Ultalĭpah ak yaşa”.
Mayrus tĭsat’ hĭynnеh
İlrtmеşkn yktе:
-Tip ĭvarpa vĭhĭt ta
Ças irtmеst-ha akĭnta,
Mеlnik pulsa liççеn
7660 Hĭna pulsam man patra.
Kayran sana şannipе...
Kayĭpĭr-ha pr rе!
Ĭta tеtn? Trmеnе.
Şıvarman’ mĭn pürtnçе,
Unta tĭşman larat’ man.
Şĭlman tpеl kukrinçе
Ulĭp vĭypah Maгyrusa
Sıltĭm еnçеn uttarat’.
Utasşĭn mar vĭl еnçеn,
7670 Mayrus usal kvеt.
Unşĭn Ulĭp kĭşkĭrat’:
“Utmalla san sıltĭmra!”
Sas iltnç pr tltе Sakaynçеn tuhat’ pеk:
-ın par! Pit vınĭran
Hırĭm hıtĭ kasĭlat’!
“Ahal’tеn mar vĭl mana
Yr yennellе hstеrеt”.Ulĭp şutlat’ ĭşnçе.
7680 Hrе trtеt yr inе.
Mayrus ükеt, yr ptеt,
Sakaynеllе hr vеt.
Unta yĭs şıv ahĭrat’,
Mayrus unat’, uhĭrat’.
-Kun pеk arman kirl mar,
Untan çasrah hĭtĭlas,Tеr Ulĭp Ahplata
Kursassĭnah yunaşar.
Yarsa ilеt armana,
“Böyle bahadır Çuvaş’ta
Ne zaman doğdu ki?
Mayrus korkup düşünür,
Önlüğüyle silerek terini.
Beni tutar sağ tarafta,
Aklını alamıyorum.
O yiğit, aptal,
Kandır şu babayiğidi.”
Mayrus uzanır ona
Büyülemek için yiğidi.
Kuru ağızla zaman da
Hiç geçmiyor burada.
Değirmenci gibi çalışacağıma
Konuk olsaydım burada.
Sonra sana inanınca...
Gideceğiz bir yere!
Nereye dedin? Zindana.
Yaşamayacağım büyük evinde,
Düşmanım var benim orada.
Süpürülmemiş ocak önünde.
Ulıp güçle Mayrus’u
Sağ tarafından yakalar.
Gidemez o şimdi,
Mayrus kötü kıskanır.
Onun için Ulıp haykırır:
“Geçmeliyim sağına!”
Ses duyuldu bir yerden
Çıkar gibi yatak altından.
-İnsan ver! Çok acıktım
Karnım çok zayıfladı!
“Boş yere o beni
Patikaya kıstırıyor.”
Ulıp içinden düşünür.
Kızı iz üstüne dürter.
Mayrus düşer, iz biter,
Yatağa doğru kız uçar.
Orada Yıs ırmağı gürlüyor,
Mayrus yanar, haykırır.
-Gerekmez böyle değirmen,
Ondan kurtulmalı hemen,
Dedi Ulıp Ahplat’a
Görünce yan yana.
Alır değirmeni,
257
258
Ulıp Mayrus’un değirmeninde (Ulıp: 258-259)
259
260
7690 Vĭrkĭntarat’ şıvalla.
Hvеl anat’ pulsan ta,
İk pattĭr vaskasa
Pvе aynе tuhiççеn
r çava hıpĭnsa.
Ulĭp arman pvinе
Üpntеrеt hayhinе.
Ançah Yĭsşıv irthsе
aplah yuhat’ krlеsе.
ĭmarta trmе vırĭntah,
7700 Alĭksĭrah, hĭyamat,
Ĭşnе krsе kuraymĭn.
ĭmarta trmе ıtamra,
Unpa Ulĭp vĭrmanta.
“Mnlе uas?” -tеt ĭna.
-Ulĭp,-tеr pirşti,An pĭşĭrhan prrе tе.
ĭmarta pеk trmеnе
Uma plеp ep tе.
Pĭşĭltatat’, tеm kalat’,
7710 Ĭna Ulĭp ĭnlanmast’.
Trmе vanma tıtĭnat’,
Maik muçi kurĭnat’.
Şurpu pĭhat’ Ulĭpa,
Nihan kurman amrĭka.
Iytu parat’ akĭn pеk:
-Es ĭtan? Hĭş еnçеn?
Kĭku kamran? Pltеrsеm!
-Kĭk tımar -pr еnçеn Vat Uslati pulat’ man.
7720 Tеpr еnçеn -Çkеrеn,
Annе pulat’-ha vĭl man.
Vsеm viln tahanah.
avra kül hrrinçе
Purĭnattĭm pççеnеh.
Pallakansеm -purş tе
Ulĭp tеsе çnе.
-Ulĭp tеtn? Pit avan,
Fırlatır suya doğru.
Güneş batıyor olsa da,
İki bahadır aceleyle
Bent altına inene dek
Yer kazarlar nefes nefese.
Ulıp değirmen bendini
Devirir hemen bunu.
Ancak Yıs ırmağı coşup
Öyle akar gürleyerek.
Yumurta zindan yerinde,
Kapısızca, felaket,
İçine girip gözemezsin.
Yumurta zindan yanında,
Ulıp onunla ormanda.
“Nasıl açmalıyım?” dedi ona.
Ulıp, dedi pirişte54,
Sen hiç üzülme.
Yumurta gibi zindanı
Ben açabilirim.
Fısıldar bir şey söyler,
Onu Ulıp anlamaz.
Başlar zindan kırılmaya,
Görünür Maşik amca.
Aksakal bakar Ulıp’a,
Hiç görmediği gence.
Şöyle soru sorar:
-Sen nerdensin? Ne taraftan?
Söyle! Kökün kimlerden?
-Köküm bir yandan
Yaşlı Uslati’dir benim.
Diğer yandan, Çikeş
Annem olur benim.
Onlar öldü ta ne zaman.
Şavra gölü kıyısında
Yaşıyordum tek başıma.
Tanıyanların hepsi,
Ulıp der çağırırlar.
Ulıp mı dedin? Çok güzel,
54
Çuvaş halk inanışlarındaki iyi ruhlardandır. Pirişteler çok sayıdadırlar ve Turı’ya hizmet ettikleri gibi her insanın da bir piriştesi
olabilmektedir. Bu ruhlar insanları hayatları boyunca adım adım takip etmektedir. Onlar insanlara cinler tarafından yapılacak
kötülüklerin de önüne geçebilen iyi ruhlardır. Onların insanların omuzlarında yaşadıklarına dair de inançlar mevcuttur. Bazen
de onların kanatlı bir melek gibi olduklarına inanılmaktadır. İnsanlar evlerinden taşındıklarında pirişte de onlarla birlikte yeni
eve taşınmaktadır (Aşmarin 1982: 27; MéSZÁROS 1909: 19).
Üksе yulman auran.
Purnĭĭm man pit kskе,
7730 Ku ta kurmast’ nimn tе.
ak kslеnе viliççеn
Mnlе tusa ptеrеs?
rе unat’ avĭnpa.
mtm man aplaçç,
Mn pur tе prrеçç.
n kslеpе pççеnеh
r pin tе pr kvsеm
Kalattarsa talĭkpе,
r pin tе pr yurrĭm man
7740 Un kvvipе sĭvlaşsan,
Askĭnakan Yĭs şıva
Yĭvaşlatsa yuhtarsa,
Aslĭ çĭvaş inkеknе
Ptеrеsşnçç ptmpе.
-Muçi, unşĭn an kulyan,
Sĭmah huşma irk par.
Es mana ĭs parsa
Tuma maynе kĭtartsan,
n kslе man alra
7750 Yanratеh-ha şĭpçĭkla.
е halеh tıtĭnar.
Kusĭr Maik muçşpе
Ulĭp tĭvat’ n kslе,
Karat’ ĭna hlhpе.
iç hlh itmеst-kе!
Maik kalat’ Ulĭpa:
-An kulyansam unşĭnah.
Un vırĭnnе ümе
Tatsa karsam iççşnе.
7760 avsеm haklĭ tеmrеn tе.
Vsеm -çĭvaş mç!
Kĭvak üm huşşinçе
Upranç ku tarinççеn.
n kslеpе utsamĭr
Yĭs şıv hrnе irppn.
r pin tе pr kvvinе
Kalattar av kslеnе.
r pin tе pr yurĭpa
Es ĭna hĭvatla.
7770 Un çul kslе kalasan,
Sinirinden düşmedin.
Hayatım çok kısa,
Göz görmez hiçbir şeyi.
Şu gusliyi ölene kadar
Nasıl yapıp bitirmeli?
Yürek yanar bununla.
Benim isteğim böyleydi,
Hepsi de bir taneydi.
Yeni gusliyle tek başıma
Yüz bin bir küyler
Çaldırsa gün boyu,
Yüz bin bir küy var.
Onun küyüyle nefeslensem
Kuduran Yıs ırmağı
Sakinleşip aksa,
Büyük Çuvaş derdini
Tamamen bitirseydi.
-Amca, buna dertlenme,
İzin ver söz söylemeye.
Sen bana akıl verip
Yapma yolunu göstersen,
Benim elimde yeni gusli
Yankılanacak bülbül gibi.
İşe başlayın şimdi.
Gözsüz Maşik amcayla
Ulıp yapar yeni gusli,
Çeker ona at kılı.
Yedi kıl yetmez ki!
Maşik Ulıp’a söyler:
-Dertlenme buna,
Onun yerine saçımı
Çekip alsan yedisini.
Bunlar kıymetli her şeyden.
Onlar, Çuvaş’ın ümidi!
Gök saçlarım arasında
Toplandılar buna kadar
Yeni gusliyle gitsek
Yıs ırmağı kıyısına sessizce.
Yüz bin bir küyü
Çaldır şu gusliye.
Yüz bin bir türküyle
Sen onu gücünle.
O kadar gusli çalsan,
261
262
Un çul yurĭ yurlasan Çĭvaş mç vĭy-halra,
Çĭvaş inkеk üp-apra.
Yĭsşıv tе lĭplan,
Unpa halĭh ır kur.
Ulĭp Maik punçеn
mtsеnе tatsanah,
Maik kayat’ yĭvansa,
Çun vеt Çĭvaşa.
7780 Çĭvaş halĭh yĭlipе
rе parat’ Maikе.
Çĭvaş halĭh mtnе
Karat’ n kslеnе.
Yıvĭr huyĭhpa kayran
Ulĭp tuhat’ şıv hrnе,
Larat’ kslе kalama,
Yurlat’ kvvе vĭylatma.
Kslе yanrat’ tavrara,
Maik çap tе unta,
7790 Taş kvvi tе avĭnta.
“Mnlе kalat’ kslinе,
Çеp yurlat’ yurrinе?
Kun pеkkinе akĭnta
Epir iltmеn nihan ta”,Tе purtе tavrara Sarkayĭk ta, şĭpçĭk ta.
Yuhanşıv ta şavlĭhnе
Tlnnipе pusarat’,
Ulĭp pattĭr yurri tе
7800 Mĭn humsеnе salatat’.
Yĭs yuhanşıv vırĭnnе
Yuhat’ tĭr şıv. aplĭ-kе!
Ulĭp çuntan savĭnat’,
Kslе inçеn ku yamast’.
r pin kvё şĭransan,
n kslе yınĭşat’.
av vĭhĭtrah rеtn
Hlhsеm tatĭlç.
Yulç kĭna iç hlh,
7810 Çĭvaş halĭh mç.
-Pin-pin kv kalarĭm,
r pin yurĭ yurlarĭm,
Yulç kĭna pr kv.
O kadar türkü söylesen
Çuvaş’ın ümidi güç kuvvette,
Çuvaş’ın derdi çöpte.
Yıs ırmağı da sakinleşir,
Böylece halk iyi görür.
Ulıp Maşik başından
Ümitleri çekince
Maşik yuvarlanır gider,
Yüreği uçar Çuvaş’a.
Çuvaş halkı geleneğiyle
Yüzük verir Maşik’e.
Çuvaş halkının ümidini
Çeker yeni gusliyi.
Ağır kaygıyla sonra
Ulıp çıkar su kıyısına,
Oturur gusli çalmaya,
Türkü söyler küylemeye.
Gusli yankılanır çevrede,
Maşik’in ünü de orada,
Dans türküsü de burada.
“Nasıl çalıyor gusliyi,
Nazikçe söyler türküsünü?
Bunun gibisini burada
Biz duymadık hiçbir zaman.”
Derler herkes çevrede.
Asma kuşu serçe de.
Akarsu da gürültüsünü
Hayretle de bastırır,
Ulıp bahadır türküsü de
Büyük dalgaları dağıtır.
Yıs akarsuyu yerine
Akar duru suyu. Böyle!
Ulıp yürekten sevinir,
Gusliden göz ayırmaz.
Yüz bin küy akınca,
Yeni gusli sızlar.
O anda sırayla
Kılları kırılır.
Kaldı sadece yedi kıl,
Çuvaş halkının ümidi.
-Binlerce küy söyledim,
Yüz bin türkü söyledim,
Kaldı sadece bir küy.
Yurlamalli man nt
Yulç kĭna pr -yurĭ.
Tata kslе kalasan,
Tеpr yurĭ yurlasan
Tatl mt hlhsеm.
Halĭh yul mtsr.
7820 İnkеk yulç Çĭvaşra.
avĭnpa ep ayĭpra,Tеt tе Ulĭp kulyansa
Kslе parat’, Ahplata.
-Haklĭ kslе ak akĭ.
Unta halĭh mç.
Ĭna usra ĭstĭnpa.
Ulĭp yıvĭr şuhĭşpa
ulnе tĭsr sukmakpa.
Söylemeliyim şimdi
Kaldı sadece bir türkü.
Tekrar gusliyi çalınca,
Diğer türküyü söyleyince
Kırıldı ümit telleri.
Halk kaldı ümitsiz.
Dert kaldı Çuvaş’ta.
Böylece ben suçluyum,
Der, Ulıp dertlenerek.
Gusli verir Ahplat’a.
-Kıymetli gusli işte bu.
Onda halkın ümidi.
Onu koru akıllıca.
Ulıp derin düşünceyle
Sokağa çıktı yola.
263
irm Vimş Yurĭ (Asamat Ulĭp Valli Hĭrtpa Aypĭlti Tunı)
Yirmi Üçüncü Türkü (Asamat Ulıp İçin Mızrakla Aybalta
Hazırlar)
264
Ulĭp tamĭk huinе turtana külsеn Timr
tĭva Asamat timr lainе lееt. Timr
tĭva tuptasan maltan untan uka tĭkakan
kuşеlkkе, viеnе plmеn urla, çrçunsеnе
vlеrsе ürеkеn sĭnĭ tuhat’. avsеm Ulĭpa
pri tе kilşmе, vsеnе purnе tе vutta
pеrеt. Hĭrtpa aypĭltinе е ilеt vĭl.
Ulıp cehennem iyesini arabaya koşunca
Demir dağa demirci Asamat atını götürür.
Demir dağı dövünce önce oradan para
saçan kese, ölçülemeyen orak, hayvanları
öldüren mızrak yapar. Bunlar Ulıp’ın hiç
hoşuna gitmez, onların hepsini de ateşe
atar. Sadece mızrakla aybaltayı alır.
Yltr turĭm ylmеrеn
7830 Tusеm inçе yarĭnma,
Tuya kasrĭm vnçеn
n tuyapa ul tĭsma.
Iyĭh çĭpti puliççеn,
Yalta yata kriççеn
Kayar mar-i timrе
Asamatpa puplеmе?
Asamat hĭy lainçеh
aplĭn larat’ sak inçе.
Unşĭn payan çaplĭ kun,
7840 Un lainçе hĭna pur.
Hĭni Ulĭp, haklĭskеr,
Pit inеtrеn kilnskеr,
Savsa pĭhat’ Ulĭpa,
Sĭmah vaklat’ kĭmĭlpa.
-Ep tеm kurnĭ pulsan ta,
Tlntеrtn es mana.
Manman-i es av kuna?
İlеtç vĭl man çuna.
Hvеl tuhsa sarĭlsan,
7850 av kun utrĭm laĭma.
Vuçahĭma çrtrm tе
Hrtmе hutĭm timrе.
av vĭhĭtrah tеm pulç,
r kisrеnnn tuyĭnç.
Arami sĭrt, çaplĭskеr,
Pin ul lĭpkĭ larnĭskеr,
av kun sivçir yern pеk
Hıt çtrеsеn vi sеhеt,
im ir yaltĭrtsa
Kayak yaptım karaağaçtan
Dağlar üstünden kaymaya,
Sopa kestim üçünden.
Yeni sopayla yola çıkmaya.
Uykucu olana kadar,
Köyde nam alana kadar
Gitmeyelim mi demirciye
Asamat’la konuşmaya?
Asamat kendi atında
Haşmetle oturur üstünde.
Ona bugün büyük gün,
Onun atının konuğu var.
Konuğu Ulıp, değerli,
Çok uzaktan gelen,
Severek bakar Ulıp’a,
Söz söyler keyifle.
-Ben neler görsem de,
Şaşırttın sen beni.
Unutmaz mısın bu günü?
Alıyordu ruhumu.
Güneş doğup yayılınca,
O gün oturdum atıma.
Ocağımı yaktım da
Demiri koydum kaynatmaya.
O zaman ne oldu,
Yerin titrediği duyuldu.
Aramşi tepesi, meşhur olan,
Bin taşın sakince oturduğu
O gün sıtma olmuş gibi
Çok titreyince üç saat,
Şimşek çaktı parlayıp
7860 untarasla tnçеnе.
Aa apr şartlatsa,
uy pulanç tеmеllе.
umĭr tе çaşlatsa
Un çuh ur yuhtarsa.
Un pеkkinе, çĭnah ta,
Ep kurman nihan ta.
Sĭrtri tarĭn külsеm,
Yuhanşıvsеm, ĭlkusеm
Anatalla yuhnĭ may
7870 Çul yĭtĭnç pit numay.
Sĭrt aynçi uy-hirsеm,
Şıva kayr aknisеm.
Eh, şıv tappi hĭparat’!
Yĭltah ĭnran kĭlarat’
Yktе vĭl. Ktvе
Şıva yarat’ -pççеn tе.
Es, Ulĭp, ĭstĭnna
uhatmarĭn. Vıl’ĭhna
Yĭta-yĭta tp re
7880 Putartĭn es pççeneh,
Mattur pultĭn,Ulĭpĭm,
Sana pĭhsa savĭntĭm.
Lĭş usmarĭn alluna,
Tlntеrtn muçuna.
-Es un çuhnе tĭrĭşsa
Pulĭşman-tĭk vĭhĭtra,
ur ktüpе yulattĭm,
Halĭha şar tĭvattĭm.
Hĭv ıvĭnnĭ pulsan ta
7890 Tеmlе ypе-sapara
Laran tuhrĭn vaskasa
Kpеr hıvma lapamra.
Aramirеn pulasa
Sĭr şıv hrnе tuhmalla.
Ĭstalĭhna kĭtartrĭn,
Kpеr tuma lkrtn.
av kpеrpе vıl’ĭha
Husa kayrĭm tĭvalla.
Vıl’ĭh-çrlh, çĭnah ta,
7900 uhalmar nita ta.
-Tĭvas tеsеh kpеrnе
Hıt tĭrĭşrĭm un çuhnе.
Hal’ vĭl uyĭh rnçе,
Yakmak ister gibi dünyayı.
Yıldırım çarptı gürleyip,
Savaş başladı demeli.
Yağmuru da şarlayıp
O kadar çok yağdı ki.
Bunun gibisini gerçekten,
Ben görmedim hiçbir zaman.
Tepedeki derin göller,
Akarsular, pınarlar
Aşağı doğru akarken
Taş yığıldı çok fazla.
Tepe altındaki tarlalar,
Suya döndü ekilenler.
Eh, su baskını yükseliyor!
Hemen aklını alıyor
Yiğidi de sürüyü de
Suya gönderir, tek başına,
Sen Ulıp, akıllıca
Kaybetmedin, hayvanı
Sürüyerek kuru yere
Topladın sen hepsini,
Akıllı oldun, Ulıp’ım,
Sana bakıp sevindim.
İndirmedin elini,
Şaşırttın amcanı.
-Sen o kadar çalışıp
Eğer yardım etmeseydin,
Yarı sürüyü kaybederdim,
Halka bela getirirdim.
Sen yorulmuş olsan da
Ne kadar dertli olsan da
Aceleyle çıktın barakadan
Köprü koymaya arazide.
Aramşi’den başlayıp
Sır suyu kıyısına çıkmalı.
Ustalığını gösterdin,
Köprü yapmayı başardın.
Bu köprüden hayvanı
Sürdüm dağa doğru.
Hayvan, gerçekten de,
Kaybolmadı hiçbir yerde.
-Yapalım diyerek köprüyü
Çok çalıştım o zaman.
Şimdi o ay yerinde,
265
266
Kml kеrmеn umnçе.
Kun-ulĭm man kskеlеt,
Kĭnttamlanat’ al avĭrnş
rе tapm hal’hi pеk,
Ku vĭy tе man çak.
Eh, yulat’ man pr mt,
7910 Purnĭlanm vĭl nt.
mtm man akĭn pеk:
Viliççеn ep tĭvasşĭn
Timr turan yapala.
lk ĭna ham laa
Strmе ĭs itmеr.
Vĭt av mana, ĭstaa,
Kürеntеrеt tеm trl.
Timr tĭva yaş çuhnе
İlmе kayrĭm urkunnе,
7920 Itla ayvan pulnĭran
Pit hrеlç namĭsran.
Manĭn yĭla ak apla:
е pr hut tumalla.
avĭnpa ta av еnçе
Urĭh pulman prrе tе.
Sĭmah ürеt halĭhra:
Pr-pr kun tеt Çĭvaşra
uralmalla pr pеpkе.
Vĭl pulmast’ tеt lеmşеrkkе.
7930 Pеpkе üsеt sеhеtpе
aplĭ pattĭr pulma tеt.
Un pеkki tеt mёrtе
uralat’ tеt prrе е.
Vĭt av pеpkе itnsеn,
rе tıtsan kĭvapinçеn
Pu tavra vi hutçеn
avĭrat’ tеt pr-pççеn.
Vilm itеt manĭn ta,
Kuraymĭp av pattĭra.
7940 Kuras pulsan ep ĭna
Iytattĭmçç ak akna:
Pit ayakran-ayakran,
Timr tĭva tuhĭran
İlsе kilçç man laa.
Kuras uk pul’ ep ĭna,
mt kayat’ man saya.
avĭnşĭn hıt kulyanap,
Gümüş saray önünde.
Benim hayatım azalıyor,
El çevirmek ağırlaşıyor.
Kalp atmıyor şimdiki gibi,
Gözümün gücü de gidiyor.
Eh, kalır benim bir ümidim,
Yapılamıyor o şimdi.
Ümidim benim şudur:
Ölene dek yapmak isterim
Demir dağdan bir şey.
Önce onu kulübeme
Sürüklemeye akıl yetmedi.
İşte sadece bu beni,
Kızdırıyor bin türlü.
Demir dağa gençken
Almaya gittim yaz günü,
Çok saf olduğumdan
Çok kızardım namustan.
Benim gelenek işte böyle:
İşi bir defa yapmalı.
Bunu için bu tarafta
Başka olmadı hiç biri.
Söz söylenir halkta:
Bir gün derler Çuvaş’ta
Doğmalı bir bebek.
O olmaz der kıllı.
Çocuk büyür her saat
Ünlü bahadır olmak için.
Onun gibisi hayatta
Doğar sadece bir defa.
İşte bu bebek büyüyünce,
Yeri tutunca göbeğinden
Başı üstünde üç defa
Çevirirmiş bir başına.
Ölümüm geliyor benim de,
Göremeyeceğim bu bahadırı.
Görebilseydim onu
Söylerdim işte bunu:
Çok uzaktan uzaktan,
Demir dağa doğudan
Alıp geldi kulübeme.
Ben onu göremeyeceğim,
Gider boşuna ümidim.
Bunun için üzülüyorum,
rе hıtĭ surat’ man.
-Ey, muçi, es an kulyan,
7950 Sĭmahĭma ĭnlansam.
Tuhĭra man pulmallah,
Timr tĭva tupmallah.
Unta san mn? Sĭnçĭr-i?
Ĭna mana pamĭn-şi?
Ulĭp ilеt sĭnçĭra
Plt inе ıvĭtma.
Pattĭr umĭr pltnе
Arkanlasan sĭnçĭrpa
Ayakranah iltmеllе
7960 Kassa hurat’ sĭmahpa:
-Sanra umĭr tulliyeh,
avah şu es huşnĭ pеk.
itеr mana tuhĭa!
Timr tu pur avĭnta.
Mşltеtsе şĭvatĭn,
içr tatĭk pulatĭn.
ilе hıa hĭvarsan
Çasah kilе tavrĭnan.
Plt şĭvat’ tuhĭa
7970 ilе hıa hĭvarsa.
Ulĭp utat’ un inçе
Kall-mall kunpе.
Ulĭp ıtla yıvĭr ta Plt avnat’ şavlasa.
“Aa apat’ tuhĭra”.Sĭmah tuhr Çĭvaşra.
umĭr ĭvat’ çaşlatsa
Puşhirsеnе şĭvarsa.
itml iç sĭrt urlĭ
7980 Vsеm kar ul maylĭ.
itml iç tins tе
Plt hı pulç-kе.
Ulĭp tĭrat’ tlnsе
Timrl tu umnçе.
-ak-i vara Timr tu?
Kun pеkkinе tap ta ut!
Vatsupnĭlla çap-çalĭş,
üllş tе r çalĭş.
Ulĭp tĭva maylasa
55
2,13 metrelik uzunluk ölçüsü birimi.
Kalbim çok çarpıyor benim.
-Ey amca sen dertlenme,
Sözlerimi anlarsan.
Doğuya ben gideyim,
Demir dağı bulayım.
Orda neyin var? Zincir mi?
Onu bana verir misin?
Ulıp alır zinciri
Bulut üstüne fırlatmaya.
Bahadır yağmur bulutunu
Dağıtınca zincirle
Uzaktan duyulacak
Kesip koyar sözünü:
-Sende yağmur dolu,
Hemen yağ dediğim gibi.
Yetiştir beni doğuya!
Demir dağ var orada.
Kımıldayıp kayıyorsun,
Yedi yüz parça oluyorsun.
Yeli arkana alırsın
Çabucak eve dönersin.
Bulut kayar doğuya
Yeli alıp arkasına.
Ulıp gider onun üstünde
Oraya buraya her gün.
Ulıp çok ağır da
Bulut hışırdayıp eğilir.
“Şimşek çakıyor doğuda.”
Söz çıktı Çuvaş’ta.
Yağmur yapıyor şarıldayıp
Bozkırları sulayıp.
Yetmiş yedi tepe üstünden
Onlar geçtiler yollarından.
Yetmiş yedi deniz de
Bulutun arkasında kaldı.
Ulıp hayrete düşer
Demirli dağ önünde.
-Bu muymuş demir dağ?
Bunun gibisine vur da geç!
Yaşlılıktan eğilmiş
Yüksekliği de yüz çalış.55
Ulıp dağı düzenleyip
267
268
7990 İk allipе ıtamlat’.
Lĭkat’, turtat’, pĭrkalat’,
avah ta vĭl turtĭnmast’.
Tĭva apat’ tĭrrinçеn Tu rеllе putat’ pеk.
Ulĭp şaltah tlnеt.
“Manran şuyttan kulat’, tеn?
Apla pulsan mn latti!
Ep mĭşkĭla çĭtap-i?!
Ep un pеk etm mar,
8000 Şuyttan kulli pulas mar.
Tеmlе yıvĭr pulsan ta
ak tu pulat’ man alra”.
Ulĭp şutlat’ ĭşnçе
Allisеnе ypеtsе.
Kallеh tĭva ıtamlat’,
klеmеşkn talpĭnat’.
Tĭva turtsa kĭlarsan
Alpa tpnе hıpaşlat’.
Ak tamaşa! Ay tur-tur,
8010 Tu tpnçе sĭnçĭr pur.
Ulĭp turtat’ tlnsе
Timr tĭva strsе,
Sĭnçĭr tĭva turttarmast’,
Tatĭlassi palĭrmast’.
Tu kayalla şĭvĭnat’,
Hĭy vırĭnnеh larasşĭn.
Sĭnçĭr tĭrĭh sas kilеt,
Sassa Ulĭp ta iltеt:
-Etem tamĭk hurannе
8020 Hĭpartasşĭn hĭy patnе.
Epir av pr etemе
Tp tumastpĭr-şi vara?
Ĭna kunta antarma
Tĭva turtar kayalla.
Tu kayalla şunĭran
Ulĭp hıtĭ tarĭhat’.
-Ey, şuyttansеm, sĭnçĭra
Tatsa yarĭr hĭvĭrtrah!
Tatmastĭr-i? Ep sirе
8030 Hĭlha çikki kaşninе
Tĭhĭntartap ansanah!
İltrr-i man sĭmaha?
İki koluyla kucaklar.
Dürter, çeker, sallar,
Böyle de o oynamaz.
Dağa vurur tepesinden
Dağ yere doğru batar gibi.
Ulıp çok şaşırır.
“Şeytan bana gülüyor, mu?
Öyleyse bozuk olan ne!
Ben alaya dayanamam!
Ben öyle insan değilim,
Şeytanın maskarası olamam.
Ne kadar ağır olsa da
Bu dağ olacak elimde.”
-Ulıp düşünür içinden
Ellerini ıslatarak.
Tekrar dağı kucaklar,
Kaldırmak için çabalar.
Dağı çekip kaldırınca
Eliyle dibini yoklar.
Ah şuna bak, Tanrım,
Dağ dibinde zincir var.
Ulıp çeker hayretle
Demir dağı sürükleyip,
Zincir dağı çektirmez,
Kırılmak da istemez.
Dağ geriye doğru gider
Yerine oturmak ister.
Zincir boyu ses gelir,
Ulıp sesi işitir:
-İnsan cehennem kazanını
Kaldırmak istiyor yanına.
Biz bunu yapan insanı
Yok etmez miyiz ki?
Onu buraya indirmeye
Dağı çekiyor geriye.
Dağın geriye kaymasına
Ulıp çok sinirlenir.
-Ey Şeytanlar, zinciri
Bırakın çabucak!
Tutmaz mıyım ben sizi?
Kulağınızdan her birinizi
Takacağım inince!
Dinliyor musunuz sözümü?
Pr şuyttan, vatĭskеr,
-Vĭl pulĭhra ürеt, tеn,
Hrsеh kalat’ tеmskеr tе.
Vĭl, ikkеn, yal uhmahhi,
avna kura sĭmahhi.
Pirе kunta tamĭkra
Hĭratasşĭn pĭspala.
8040 Sĭnçĭr tĭrĭh antĭrah,
Üksе punе urtĭrah.
Ĭna valli tamĭkra
Vırĭn ta pur -pit pahi.
Un pеk mĭşkĭl sĭmaha
Ulĭp ĭtan çĭttĭr-ha?
Ulĭp vatĭ şuyttana
Iytu parat’ ak apla:
-Vırĭn pur tеn man valli,
Tamĭkra hn kurmalli?
8050 Ak ak pur-i san unta,
Çısran tuhnĭ huranta?
Yanklattarat’ hĭlhinçеn
Vat şuyttana ik еnçеn.
Şuyttan kayat’ anrasa
Itkĭnsassĭn ayakka.
-Kala, asar-pisеrkki,
Es tĭva mn pirki
ülti halĭh sisiççеn
Sĭnçĭrlarĭn aynçеn?
8060 Timr tĭva kuntalla
Antaran mn sĭltavpa?
Hur tuma-i aşkĭnsa?
Kaaru uk suykĭna!
Ypl ĭmah itеrsеn,
Şĭratnĭ ys tеrsеn
Tamĭk kuran es hĭv ta.
Sĭmalu san huranta
Siksе vrеt pulmalla?
Yaltĭrtatsa tĭmaşkĭn
8070 Unta munça krеtn.
Tamĭka tp tĭvasran,
Hĭy sĭvĭr pеk kurnasran
Pulĭh srеt pıl-upa
Hĭy çlhipе ır pulma.
-Timr tĭvşĭn, tarhasşĭn,
Bir şeytan, yaşlı olanı,
-O idarede yürüyor, herhalde,
Kızar şöyle bir şekilde.
O, köy ahmağıymış,
Bunun böyle sözü.
Bizi burada cehennemden
Kurtarmak ister buharla.
Zincir boyu inecek,
Düşüp başını yiyecek.
Onun için cehennemde
Yer de var çok kıymetli.
Onun gibi saçma söze
Ulıp nasıl dayansın?
Ulıp yaşlı şeytana
Şöyle soru sorar:
-Yer var mı diyorsun bana,
Cehennem de azap için?
İşte bu var mı senin orada,
Şerefini mi kaybetmiş kazanda?
Yumruklar kulağından
Yaşlı şeytanı iki yandan.
Şeytan sersemler gider
Uzağa kaçmak ister.
-Söyle, saçmalıklarını
Sen dağı ne için
Gökteki halk sezene kadar
Zincirledin içinden?
Demir dağı buraya
İndirdin ne için?
Aşağılamak mı istersin?
Affetmek yok yalanını
İğneli bazlamayı yiyince,
Eritilmiş bakır içirince
Görürsün sen de cehennemi.
Katranın senin kazanda
Fokur fokur kaynar mısın?
Parlayıp durmak için
Orada banyo yaparsın.
Cehennemi yok etmekten
Dağ faresi gibi göründüğünden
Başlık bulanır yağa bala.
Kendi diliyle iyilik bulma.
-Lütfen, demir dağ için,
269
270
Ulıp’ın Demir dağı çekmesi (Ulıp: 274-275)
271
272
Kaar pirе ayvanşĭn.
Mn ıytatĭn -paratpĭr,
Tnçе patşi tĭvatpĭr.
Mn çul halĭh tnçеrе 8080 Pulat’ uru aynçе.
Unşĭn tĭva kuntalla
Antarttaran kayalla.
Tamĭk huran tpnçе
Yalan şĭtĭk vi rtеn,
avna epir saplasa
Tuhatpĭr pul’ uhmaha.
Vĭl ançah mar: un tpnе
Tasatnĭran kunsеrеn
Vut hurakan şuyttansеn
8090 Pur alli tе kuptaşka.
Vut çĭtĭmlĭh -ak sĭrtra,
Pit çĭtĭmlĭ saplĭkra.
Hurana at ıpĭat’,
Unşĭn uy ta nim tе mar.
Huran tpnе avĭnpa
Saplamaşkĭn pulĭş-ha!
Hĭv ta plеn: tamĭksĭr
Tnçе tеni -nim maysĭr.
ınsеm pulsan hĭravsĭr
8100 Sĭvaplĭhran tuha,
Namĭssĭra kua.
Pr-prinе al parar,
Çеrkkе tpnе utatar.
Trssipе kalasan,
Pirn sеn pr tımar.
Ep ılĭhlĭ ınsеnе
Tamĭk tpnе turttarap.
Sĭmalara iştеrsе
Şuyççеnеh hn kĭtartap.
8110 ılĭh ınsеm ĭtan tеn?
Es arkatnĭ ınsеnçеn. Viеlhl süpltеt,
Attu puna tеm kilеt.
İrsr ü man pе
Tan pulat’-i, yuplеşkе!
Etem açi uralat’
Tĭrna ku pеk tap-tasa.
Hn kurma mar, ır kurma,
Affet bizi aptallığımız için.
Ne istersen veririz,
Dünya padişahı yaparız.
Ne kadar halk dünyada
Olur ayağın altında.
Onun için dağı buraya
İndirmelisin yerine.
Cehennem kazanı dibinde
Her zaman delik üç yerden,
Bunu sen yamarsın
Döneriz biz ahmağa.
Sadece bu değil, onun dibini,
Hergün temizlendiğinden
Odun koyan şeytanların
Bütün elleri kütük
Ateşe dayanıklı şu tepede,
Çok dayanıklıdır yamada.
Kazana hemen yapışır,
Ona savaş da bir şey değil.
Kazanın dibini böylece
Kapatmaya yardım et ha!
Sen de biliyorsun cehennemsiz
Dünya dediğin, düzensiz.
İnsanlar korkmaz ise
Kutsalı terk ederler.
Ahlaksızlığa giderler.
Birbirimize el verelim,
Kadehin dibini görelim.
Doğruyu söylersek,
Bizim işlerimiz aynı.
Ben günahlı insanları
Cehennem dibine atarım.
Katranı içirip
Bağırtana dek azap ederim.
Günahlı insanlar nereden?
Senin şaşırttığın insanlardan.
Ölçülü konuşur,
Yoksa başa ne gelir.
Kötü işin işimle
Aynı olur mu, soysuz!
İnsan oğlu doğuyor
Turna gibi tertemiz.
Azab değil iyilik görmeye,
İrklhrе purĭnma.
8120 Esir, ılĭh yĭhsеm,
Usal sıvlĭş tavraşsеm,
Kuraymastĭr ırlĭha,
Hatr unpa apĭma,
Etemlhе tarĭhsa
Hupĭrlatĭr asappa.
av vĭhĭtrah ılĭha
Krtmе hatr yalanah.
Unççеn, kuntan kayiççеn.
Ep, etem ıvĭl’ tе,
8130 Çĭtaymastĭp vsеnе,
Kĭvak kuĭm hupniççеn,
rе krsе vırtiççеn
apĭatĭp vsеmpе.
Irlĭh iyеlе tuhatеh!
Tıtĭp panĭ sĭmaha,
Kallе ilmp ep ĭna.
avĭnpa ta tamĭka
Tustarmastĭp çĭnah ta.
Mana unşĭn irhinе
8140 Kĭlaratĭr r inе.
Ep kanma vırtiççеn
Vеrtr-ha çĭn maltan
Timr tĭva sĭnçĭrtan.
Kayran vara irhinе
Utlantaran hu inе,
ülti utĭ tnçеnе
Kĭlaran ep huşnĭ pеk.
Tamĭk hui tĭnkĭrpa
Utlantarsan Ulĭpa
8150 ut tnçеnе hĭparç,
apla sĭmah pular:
-Timr tĭva sĭnçĭrpa
Tamĭkalla antarni
Mn tuni vĭl? Vĭrlani!
Es kn ayĭpa.
Pirn еnçi yĭlapa
Mn vĭrlanĭ avĭnpa
ürеttеrе yal tĭrĭh
Tir sütеrmе kantralĭh.
8160 Ey, vırna-ha turtana
Timr tĭva turttarma,-
Özgürce yaşamaya.
Siz, günah tohumları,
Kötü nefes soyluları,
Göremezsiniz iyiliği,
Şimdi onunla savaşmaya,
İnsanlığa üzülüp
Çeviriyorsunuz azapla.
O zamanda günaha
Sokulabilir her zaman.
Buradan gidene dek.
Ben, insanoğluyum da,
Dayanamıyorum onlara,
Gök gözümü kapayana dek,
Toprağa girip yatana dek
Savaşacağım onlarla.
İyilik üste çıkacak!
Söyleyip verdiğim sözü,
Almayacağım ben geri.
Bunun için cehennemi
Yıkmayacağım gerçekten.
Bu nedenle sabahleyin,
Bırakın yer yüzüne.
Ben dinlenip yatana dek
Bırakın ilk önce.
Demir dağı zincirden.
Daha sonra sabahleyin
Bindirin dağ üstüne,
Gökte aydınlık dünyayı
Bırakın dediğim gibi.
Cehennem iyesi gümbürdeyip
Bindirince Ulıp’ı
Üst dünyaya kaldırdı,
Söze şöyle başladı:
-Demir dağı zincirle
Cehenneme dek indirme
Ne yaptı o? Çaldı!
Sen girdin günaha.
Bizim geleneğimizce
Ne çaldı böyle
Yürütüyorlar köy boyu
Derisini parçalar gibi iple
Ey, yerleş araba okuna
Demir dağı çekmeye,
273
274
Tеr Ulĭp illеnsе,
Vat şuyttana pеrtsе.
Timrеllе kaynĭ çuh
Vat şuyttana hnе,
Vĭrĭ tеsе yatla.
Timr tuşĭn Asamat
Savĭnç-kе a’çalla.
Ulĭpa vĭl tukşanpa
8170 Tĭva apsa vattarat’,
Tultarttarat’ vuçaha.
Asamatra mĭlatuk,
Suntal inçе tuk ta tuk!
Vrk tеni pit avan,
Turtatеh pul’ r patman.
itml iç tir şur çntеn
Vrk tunĭ Asamat.
Suntal tе hĭy pççеn
Turtatеh pul’ pin patman.
8180 Vi talĭkran kuşеlkkе
isе tuhat’ vuçahran.
Ĭna turtsa usanah
Uka tĭknat’ mihpе.
Ulĭp kalat’ timrе:
-ak kirеvsr, nim tе mar,
ĭtkĭn tĭvat’ ayvana, Vĭtanmasĭr halĭha
Emmе huşat’ aşkĭnsa.
Ay, un pеkki mn tuma
8190 Mana kirl? Cun sutma?
Tıtsa pеrеt vuçaha
Kuşеlkkеnе hurlasa.
Vrk vrеt tĭvĭlla,
Kĭmrĭk unat’ puşarla.
iç kuntan vuçahran
urla tuhat’ yarĭnsa.
Viе-mnе nim plmеst,
ın tırrinе hrhеnmеst,
Vırat’, ıhat’, kupalat’,
8200 İtеm tusa aptarat’,
Tırrisеnе sĭvĭrat’,
Mĭyĭhsеnе tultarat’.
-Ak ku tnçе halĭhnе
Pеrsе çiksе hĭy aynе
Dedi Ulıp sinirlenip,
Yaşlı şeytanı azarlayıp.
Demirciye doğru giderken
Yaşlı şeytanı kırbaçlarlar,
Hırsız dese sövüyorlar.
Demir dağ için Asamat
Sevindi çocuk gibi
Ulıp’a o tokmakla
Dağa vurup dağıttırır.
Doldurtur ocağa.
Asamat’ta çekiç,
Sandal üstünde tak tak!
Körüğü de çok güzel,
Geliyor yüz batman.
Yetmiş yedi ak kayıştan
Körük yaptı Asamat.
Sandalı da biricik
Bin batman olmalı.
Üç günden kesesi
Parıldayıp çıkar ocaktan.
Onu çekip açınca
Akçe saçılır çuvalla.
Ulıp söyler demirciye:
-Bu gereksiz, bir şey değil,
Açgözlü eder safı,
Utanmadan halkı
Sömür der utanmazca.
Böylesini ne yapmalı
Bana mı gerek? Can satmak mı?
Tutar fırlatır ocağa
Kese horlayıp.
Körük üfürür dağa doğru,
Kömür yanar yangın gibi.
Yedi günden ocaktan
Orak çıkar yuvarlanıp.
Ucunu bucağını hiç bilmez,
İnsan ekinine acımaz,
Biçer, bağlar, desteler,
Harman yapıp döğdürür,
Ekinleri çalkalar,
Çuvalları doldurur.
-İşte bu dünya halkını
Vurup çekip altına
Klm huta aktarat’,
Vri kuul’ yuhtarat’.
Ulĭp huat’ urlana,
Vĭrkĭntarat’ vuçaha.
Yarsa ilеt vrkе,
8210 Ĭna pusat’ rеllе.
Vrk vrеt tеmskеrlе,
Tins humnе nmеllе.
Tĭhĭr kuntan vuçahran
Sĭnĭ tuhat’ yarĭnsa.
Sĭnĭ vеt vçhsе
Çrçunsеnе vlеrsе.
Vatta-vttе hrhеnmеst,
amrĭksеnе şеllеmеst.
Ulĭp sĭnna hĭvalat’,
8220 Tıtsan ĭna şart! huat’.
Pеn çuhnе vuçaha
Ulĭp kalat’ ak apla:
-Sĭnĭ tnçе kasmakki,
Halĭh punе kasmalli.
Untan utĭ tnçеrе,
Mal еnçе tе kay еnçе,
Halĭh vırtsa makĭr.
Vrk vrеt sar hrlе,
Kĭmrĭk unat’ yktlе.
8230 Ançah hurĭ pĭlat mar,
Untan vuth pulaymast’.
-Untan tĭvar aypĭlti,
Yulaşkinçеn -hĭrt, çapli.Ulĭp huşat’ timrе.
Vunik talĭk huşşinçе,
Kapa hĭyĭ utinçе
Aypĭltipе mĭn hĭrta
Vĭl tuptar savĭşsa.
Vat Asamat Ulĭpa
8240 Kĭştah tıtsa ıtamra
Ĭşşĭn pĭhsa kalar:
-Kalas sĭmah ak,-tеr,Es ilsеm vsеnе
İkkşnе tе parnе pеk.
Tĭvan rşıv ul-yrnе
An taptattar yutsеnе.
Dilenci çuval doldurur,
Sıcak gözyaşı döktürür.
Ulıp kırar orağı,
Fırlatır ocağa.
Alır körüğü,
Onu basar yere doğru.
Körük verir havasını,
Deniz dalgasından güçlü.
Dokuz günden ocaktan
İğne çıkar yuvarlanıp.
İğne çıkar sinirlenip
Hayvanları öldürüp.
Yaşlıya falan acımaz,
Gençlere de acımaz.
Ulıp iğneyi kovalar,
Tutunca onu kırar.
Atarken onu ocağa
Ulıp şöyle söyler:
-Seni dünya haylazı,
Halk başını kesmeli.
Sonra bu dünyada,
Önde de arkada da,
Halk yatar ağlar.
Körük üfürür sarı kız gibi,
Kömür yanar yiğit gibi.
Ancak çelik polat değil,
Bundan ateş kılıç olmaz.
-Ondan yapın aybalta,
Sonuncudan mızrak, namlı.
Ulıp böyle der demirciye.
On iki gün içinde,
Geceleri çıra ışığında
Aybaltayla büyük mızrak
O dövdü sevinçle.
Yaşlı Asamat Ulıp’ı
Biraz kucaklayıp
Baktı içten söyledi:
-Söyleyecek söz yok, dedi,
Ben alsam onları
İkisi de hediye gibi.
Vatanımın yollarına
Saldırtmam düşmanlara.
275
irm Tĭvattĭmş Yurĭ (Ulĭp Altarkua Tp Tunı)
Yirmi Dördüncü Türkü (Ulıp Altırkuş’u Yener)
276
Ulĭp Şavla tins еnçеn Svе hrrinе
tavĭrĭnat‘, tumtirnе tusantan tasatat‘,
tavrari rе huratat‘. Puşĭ sĭrç tavra
Svе yuhanşıvnе kukĭrlatat’, üsеn
vĭrmana np vırĭntan tеpr vırĭna
kuarsa lartat‘, ıvĭ tĭprapa tĭşmana r
aynе tĭvat’. Altĭrku Ulĭpa mĭşkĭllasa
ktü pulma snеt. Ulĭp ĭna vĭrĭm
puşĭpa ĭşalat’.
Ulıp Şavla deniz tarafından
Sive kıyısına döner, elbisesini
tozdan temizler, çevredeki çalıya
koyar. Puşı tepesi çevresine Sive
akarsuyunu çevirir, yetişen ormanı
bir yerden diğer yere taşır diker, bir
avuç toprakla düşmanı yer altına
sokar. Altırkuş Ulıp’la dalga geçer
ve ona çobanlık teklif eder. Ulıp onu
uzun başıyla cezalandırır.
Sad pahçinçе pultĭr-i,
Hĭmla ırli irr-i?
Svе hrnе antĭr-i,
8250 Ulĭp nе kurtĭr-i?
Ulĭp kiln inеtrеn,
Şavla tins hrrinçеn.
ul vĭrĭm pulnĭran
Tusanlannĭ ıtla ta.
Svе yenne ansanah
Asĭrhat’ vĭl yumana.
Şakkamaşkĭn tumtirnе
aksa yarat’ un inе.
Şakkamalli patakki 8260 Hurĭn vulli yaştakki.
Tusan vеt apnĭ may,
Pr sĭmahpa, pit numay.
Tıtsa sillеt tumtirnе.
Tĭvĭla k tuhmalla,
il vĭy ilеt şavlasa.
Pr allipе Atĭlran
Al lappipе şıv ĭsat’.
anurĭmnе ĭvat’ tе:
“Ütm-pvm kanç tеt”.
8270 Svе Atĭl şıvnçеn,
Al lappipе ĭsninçеn,
ırannçеn tuhiççеn
Tulsa pırat’ vaskasa.
Yeyü vırtat’ sarĭlsa
Bahçede bulundun mu,
Şerbetçi otu yedin mi?
Sive kıyısına indin mi
Ulıp’ın işini gördün mü?
Ulıp geldi uzaktan,
Şavla deniz kıyısından.
Boyu uzun olduğundan
Toza bulandı çok fazla.
Sive tarafına inince
Hatırlar o meşeyi.
Çırpmak için elbisesini
Asar onun üstüne.
Çırpacağı sopası
Kayın gövdeli düzgün
Toz uçar vurdukça,
Biz sözle çok defa.
Tutar silkeler elbiseyi.
Fırtınaya hemen çıkmalı
Yel güçlenir gürleyip.
Bir eliyle İdil’den
Avucuyla su çeker.
Vücudunu sular da.
“Bedenim dinlendi der.”
Sive, İdil suyundan,
Avucumla alana kadar,
Yamacından çıkana kadar
Gider aceleyle.
Ural yatıyor uzanıp
iç uhrĭmran kurĭnsa,
İrtеn-ürеn halĭha
Humhantarat’ -tarĭn ta.
Hvеl anat’ hrеlsе,
Ka ta itеt vtеrsе.
8280 Ulĭpĭn ta kanmalla,
İrpе ulnе tĭsmalla.
Ançah tipr kurĭnmast’,
Unsĭr kanma may pulmast’.
Ulĭp pĭhat’ tavrana
Tip vırĭn şırasa.
Puşĭ tĭva asĭrhat’,
Tu tĭrrinе hĭparat’.
Unta trl yıvĭsеm,
Çi üllisеm -çĭrĭşsеm.
8290 Pĭhat’ ĭmĭrtkayĭkla
Vir’еl rnе tavralla.
Ku ivç -amrĭk ta,
Asĭrhat’ vĭl ak akna:
İk yuhanşıv huşşinçе,
Atĭl-Svе yatlinçе,
Yeyü itmеn vırĭnta
Lapam vırtat’ sarĭlsa.
Tip rtе, laptakra,
Vĭrman üsеt kaşlasa.
8300 Iyĭh kilеt pulsan ta,
Ulĭp tĭrat’ şutlasa.
Vĭrman üеt vĭrahĭn,
Çĭn ta hyaklĭ halĭhşĭn.
Ep vırtsan avĭnta
Vĭrman pulat’ atraka.
Puşĭ tĭv lеş еnçе
ееnhir е еşеrеt,
Vĭrmana av vırĭna
Kuaram-ha hĭvĭrtrah”.
8310 Yıvĭsеnе hrhеnsе
Ulĭp kĭklat’ pşknsе,
Kayran Puşĭ lеş yenne
Kaysa lartat’ vsеnе.
“Vırĭn layĭh ıvĭrma,
Sıvlĭş uĭ sıvlama.
Ançah ta ak hĭratat’:
Svе şıv aşkĭnat’.
Yedi çağrımdan görünüp,
Gelen giden halkı
Dalgalandırır, derin de.
Güneş batar kızarıp,
Gece de gelir çabucak.
Ulıp’ın dinlenmesi gerek,
Sabah yola çıkması gerek.
Ancak kuru yer görünmez,
O olmadan dinlenilmez.
Ulıp bakar çevreye
Kuru yer arayarak.
Puşı dağını hatırlar,
Dağ tepesine çıkar.
Orada türlü ağaçlar,
En yükseği, çamlar.
Bakar kartal gibi
Viryel yerine doğru.
Gözü keskin, genç de,
Hatırlar işte bunu:
İki ırmak arasında,
İdil-Sive adında,
Ural’ın varmadığı yerde
Ova uzanıyor yayılıp.
Kuru yerde, düzlükte,
Orman yetişiyor uğuldayıp.
Uyku geliyor olsa da,
Ulıp düşünüp duruyor.
Orman yetişir yavaşça,
Gerçekten kıymetli halka.
Ben yatsam burada
Orman olur çalı çırpı.
Puşı dağı diğer yanında
Sadece bozkır yeşerir,
Ormanı işte buralara
Göçüreyim çabucak.
Ağaçlara acıyıp
Ulıp kökler eğilip,
Sonra Puşı’nın diğer yanına
Gider diker onları.
“Yer güzel yatmak için,
Havası güzel solumak için.
Sadece şu korkutur:
Sive suyu çağıldar.
277
278
Ep ıvĭrsa kaysassĭn,
Pr-pr kĭltĭk tuhsassĭn,
8320 Svе şıv ĭnsĭrtran
Yuhma pul man ayran.
Çim-ha, ĭna ak apla
Maylaştarsa yamalla”.
Yeyü urlĭ, şıv urlĭ
Svе hrnе vĭl vaskat’,
Yuhanşıva, Svеnе,
Yarsa ilеt klеsе.
Puşĭ tĭv umpе
Kukĭrlatat’ strsе.
8330 Ulĭp vırtat’ salansa
Al-urinе kantarsa,
U sıvlĭşĭn ussi pur,
Unta ıyhĭ -pıl ta u.
Ulĭp ıvrat’ ik ernе,
Sismеn Svе çakninе.
avĭnpa vĭl vĭransan,
ünе-punе turasan
Pе apsa tlnеt.
-rn ts -urĭh ts,
8340 Hrl tĭmçç avĭnta!
Pĭh-ha, unta hura r,
Suhasеmşn savĭnĭ!
Tin ĭnlantĭm: vĭl manran,
Sĭhman inçi tusanran,
ĭpatari tĭpraran
r huralnĭ, hĭyamat.
Ulĭp vırtat’ tĭsĭlеa,
Kallеh tutlĭ ıyhĭra,
Tavrara mn pulninе
8350 Pattĭr sismеst nimn tе.
-Ulĭp, Ulĭp, ma ıvran?
iç yut kiln ayakran
Çĭvaşsеnе tp tuma,
Un purlĭhnе tustarma.
iç yut yaç -Altĭrku,
amki inçе un pr ku.
Ku armanla avĭrsan,
Çĭn ta, kalĭn vut-kĭvar,
Sĭnran-armak-çarmaklĭ,
8360 Ellеs-mеllеs hapallĭ,
Ben uykuya dalınca,
Bir eksiklik çıkınca,
Sive suyu aniden
Akmaya başlar altımdan.
Dur bakalım onu şöyle
Düzenleyip koymalı.”
Ural üstünden su üstünden
Sive kenarı gider hemen,
Akarsuyu, Sive’yi,
Kaldırır alır hemen
Puşı dağı önünden
Sürükleyip büker.
Ulıp yatar uzanıp
El ayağını dinlendirip,
Güzel nefesin faydası var,
Onda uyku, bal ve yağ.
Ulıp uyur iki hafta,
Sezmez Sive’nin dövdüğünü.
Bunun için kalkınca,
Saçını başı tarayınca
Kalçaya vurup şaşırır.
Yerin rengi başka renk,
Tamamen kızıl burada!
Bak hele, orada kara yer,
Çiftçiler için bu sevinç!
Şimdi anladım: O benden,
Kaftan üstündeki tozdan,
Çarıktaki topraktan
Yer karardı, kıyamet.
Ulıp yatıyor uzanıp,
Tekrar tatlı uykuda,
Çevrede ne olduğunu
Bahadır sezmez de hiç.
-Ulıp, Ulıp, niye uyursun?
Yedi kat yad geldi uzaktan
Çuvaşları yok etmeye,
Varlığını bitirmeye.
Yedi kat yadın adı Altırkuş,
Alnında onun tek bir göz.
Gözü değirmen gibi eğirince,
Gerçekten de, sanki bir ateş,
Yüzü, biçimsiz pörtlek,
Sırık gibi uzun boylu,
Çurĭs çunlĭ, pit kuştan,
Tatinе tе kurakan.
Un rşıv Alaman,
Ĭsta vara şĭrş yama.
rşıvnçе vĭl patşa,
Purĭnat’ hn-hur sarsa.
Unti halĭh çurara,
Yunlĭ kuul’ yuhtarat’.
Mĭşkĭl tе pu taran.
8370 Altĭrkuĭn hırĭm
Şampalansa kaynĭ-mn.
içr ula yahĭnah
Kirl pulat’ ĭna hal’
Vıl’ĭh-çrlh, samĭrri,
Şеrpеt tеni -çi şĭrşli.
Apatlanat’ irhinе
itml iç nеpе,
Şеrpеt еt iç piçkе,
Tumlam yulmast’ tpnçе.
8380 Kapa ĭtat’ -sahal mar,
itml ĭyĭr tuhhĭmrah.
Apat isе tultarsan,
Şеrpеt sе küpnsеn
ntеrеt vĭl hĭy patnе
Pikеnе çi çaplinе,
Vuniç ula kayninе,
Nar pеk iеkеnninе.
Vitnmеsr kĭntĭrççеn
ıvrat’ pikе umnçе,
8390 Ĭna şĭna vĭratsan
Pikеn hn-hur pulanat’.
Altĭrku av pikеnе
Strеt hĭy pülmnе,
Turtsa ursan tumtirnе
Emеt pikе miminе.
Untan vara hr punе
Pеrsе parat’ pursuynе’.
Tеpr çuhnе kutĭnran
Ye anraşsa vırtnĭran,
8400 Uri kĭştah tarlasan,
avna pikе tuymasan,
Hrе tapat’ hırĭmran,
Un hırĭm urĭlat’.
İnatçı ruhlu, çok sömürücü,
Ta neredekini de gören.
Onun ülkesi Alaman,
Koku yaymakta ustadır,
Ülkesinde o padişah,
Yaşıyor kötülük yayıp.
Oradaki halk kölelikte,
Kanlı gözyaşı döküyor.
Alayları da başa kadar.
Altırkuş’un karnı
Açgözlüleşip gitti.
Yedi yıla yakın
Gerekli olur ona şimdi
Hayvan, semizi,
Şerbet dediğin en kokulu.
Yemek yer sabahleyin
Yetmiş yedi inekle,
Şerbet içer yedi fıçı,
Damla akmaz dibinde.
Geceleyin yutar, az değil,
Yetmiş aygır hemence.
Yemek yeyip doldurunca,
Şerbet içip şişince
Çağırtır o kendi yanına
Kızı da en ünlüsünü,
On yedi yaşına gireni,
Ay gibi parlayanı.
Örtünmeden öğleye dek
Uyur kız yanında,
Onu sinek uyandırınca
Kızın derdi başlar.
Altırkuş bu kızı
Sürür kendi odasına,
Çekip yırtınca elbisesini
Emer kızın memesini.
Sonra kızın başını
Vurup verir tazıya.
Başka zaman ardından
Ya sayıklayıp yattığından,
Ayağı biraz terleyinde,
Bunu kız sezmeyince,
Kızın vurur karnına,
Onun karnı yarılır.
279
280
Pr-pr pikе yĭrĭran
Un еkkinе yurasan
Çnsе ilеt kеrmеnnе,
Larma huşat’ kuklеnsе.
imе huşat’ vĭkĭrnе,
Kĭlarmasĭr un ĭşnе.
8410 Yrnmеsr vĭkĭra
imеsеssn savĭnsa,
Pikе pırnе kakaya
ıhsa larat’ yatlasa.
Altĭrku hal’ Çĭvaşra.
Pĭhat’ yri-tavralla.
Svе şıv hrrinçе
Kurnĭ sana vırtninе.
Vĭl savĭnat’, şuhĭşlat’,
apla sĭmah hal’ kalat’:
8420 “Iyĭh çĭpti ıvĭrat’,
Un patnе man ma kayas?
Unta manĭn tkrsеm,
Çi yĭrrisеm -pur еnçеn.
Tkrsеm ak pattĭra
ıvĭrnĭ çuh tapĭnsa
Hal’ mansĭrah mayl-ha.
Halah yulsan pattĭrsĭr,avna ep şanatĭp,Çĭvaş pt tppе,
8430 Vltrеn pus un rnе”.
Çĭnahah ar ınnisеm,
Alamanran kilnisеm,
Üprеsеm pеk sırĭnsa
Tapĭna pattĭra.
Ulĭp tutlĭ ıyĭhra,
Viln pеkеh ıvĭrat’,
Untan-kuntan çikninе
Tuymast’ vara nimn tе.
Hĭş çuh ıyĭh tlşpе
8440 Ye, tеn, tlk kurnipе
Pitnе şĭlsan allipе
Nükr ptеt rşpе.
Üsrn çuh tеprisеm,
Altĭrkuĭn tarisеm,
Puşĭ tĭvnе itiççеn
Itkĭna vĭrkĭnsa.
Bir kız kurnazdan
Onun huyunu beğenince
Çağırır saraya,
Otur der eğilerek.
Ye der öküzü,
Ayırmadan kemiğini.
İğrenmeden öküzü
Yemeyince sevinip,
Kız boğazına eti
Zıkkımlanır söverek.
Altırkuş şimdi Çuvaş’ta.
Bakar oraya buraya.
Sive ırmağı kenarında
Gördü karda yattığını.
O sevinir, düşünür,
Şöyler sözler söyler:
“Uykucu uyuyor,
Neden yanına gitmeli?
Orada benim okçular,
En kurnazları her yerden.
Okçular bu bahadıra
Uyurken saldırır
Şimdi bensiz yapın
Halk kalınca bahadırsız,
Ben buna inanıyorum,
Çuvaş biter tamamen,
Isırgan basacak ülkesini.”
Gerçekten savaşçılar,
Alaman’dan gelenler,
Böcekler gibi giyinip
Saldırırlar bahadıra.
Ulıp tatlı uykuda,
Ölü gibi yatıyor,
Ordan buradan battığını
Hissetmez hiçbir şey.
Bazen uyku halinden
Ya da düş gördüğünden
Yüzünü siler eliyle
Askerler biter yüzlerce.
Öksürünce diğerleri,
Altırkuş’un uşakları,
Puşı dağına kadar
Fırlayıp dağılırlar.
Ulĭp vırtsan avrĭnsa
Aynе tĭvat’ tĭşmana.
“Kunta vırĭn tasaçç,
8450 üp-ap tе ukkĭçç.
Ĭtan pitri şĭrpĭksеm?
Purtе uhĭ yppi pеk.
Kamsеm vara man pura
Çupakansеm kĭtkĭ pеk?” Ulĭp şutlat’ ĭşnçе
Vırtsa ıyĭh tlşpе.
ünе pilk pürnеpе
Turamaşkĭn tıtĭnç,
üri harsĭr nükrsеm
8460 Tĭkĭnç lk pеk.
Iyĭhnçеn vĭransan
Tıtĭnat’ vĭl karĭnma.
Alamanri kasmaksеm,
İk urallĭ kaşkĭrsеm,
Karta kmе plmе,
Ulĭp inçе sikе.
-Ey, mur, tilе üprinçеn
ıvraymarĭm kaniççеn,Tеt tе sulat’ allinе
8470 Ulĭp pattĭr tеmiе.
Tĭşmanĭn pr uşkĭn
Svе tpnе sirpnеt.
Tata tеpr uşkĭn
Kasa kaysah rlеşеt.
Smsrlеnsе Ulĭpa
Tp tĭvasşĭn talpĭnat’.
Pattĭr kayat’ tarĭhsa,
Siksе tĭrat’ vaskasa.
Ivĭ tulli tĭprinе
8480 Yĭtsa pеrеt yut inе.
Ulĭp sapnĭ tĭpraran
Tmе pulat’ samantrah.
Tĭşman tmе aynçе
Tеk aşkĭnmast’ kaşkĭr pеk.
Alamanri Altĭrku,
Armak-çarmak yunlĭ ku,
İk çullĭ sĭrt huşşinçеn
Pĭhsa şutlat’ akĭn pеk:
“Unta vırĭn tiksç,
Ulıp dönüp yatınca
Altına alır düşmanı.
“Burada yer temizdi,
Çer çöp de yoktu.
Nereden çıktı kıymıklar?
Hepsi de ok ipi gibi.
Kimler var başımda
Koşan karınca gibi?
Ulıp düşünür içinden
Yatıp uyku halinde.
Saçını beş parmakla
Başladı taramaya,
Saçtaki haylaz uşaklar
Dökülürler kepek gibi.
Uykusundan uyanınca
Başlar gerinmeye.
Alaman’daki beceriksizler,
İki ayaklı kurtlar,
Çitten girmeyi bilmezler,
Ulıp üstünde sekerler.
-Ey şeytan, çöp sineğinden
Yatamadım dinlenene dek,
Der ve açar kolunu
Ulıp bahadır o kadar.
Düşmanın bir grubu
Sive dibine serpilir.
Bir başka grubu
Geçip gidince bağrışır.
Aptallaşarak Ulıp’ı
Yok etmeye uğraşır.
Bahadır sinirlenip,
Kalkar hemencecik.
Avuç dolu toprağı
Kaldırır atar düşmana.
Ulıp’ın serptiği topraktan
Tepe olur o zaman.
Düşman tümsek altında
Çıkamaz kurt gibi.
Alaman’daki Altırkuş,
Tipsiz çirkin kanlı göz,
İki taşlı sırt arasından
Bakar düşünür şöyle:
“Orada yer düzgündü,
281
282
8490 Mnşn hal’ vĭl tmеll?
Ah, tin ançah ĭnlantĭm:
Ulĭp pattĭr villi vĭl!
Mattur manĭn tkrsеm!
Purĭnatpĭr savĭnsa,
aratatpĭr çĭvaşa”.
Tulayra av vĭhĭtra
Ktü tuhat’ aulran.
ееnhirtе üsnrеn,
Apat layĭh inrеn
8500 Samĭr krhi uparan.
Tavar kayat’ paytalla,
Numay manit hutara.
Çĭn ta ktü-yktsеn
Tutlĭ mt pusеnçе:
“Pirn hua-uslamĭ
itsеssnеh Pĭlhara
Manit parat’ pasarta.
ur manitlĭh еtpr,
Kĭrlay pulsa tuhatpĭr,
8510 Kayran kilе itеtpr,
Tavar sutsa ürеtpr;
Sum umnе sum huşatpĭr,
Untan puysa kayatpĭr,
Mirşappa tan pulatpĭr,
Vi arĭmpa purnatpĭr”.
mt tutlĭ pulnĭran,
unatlansa kaynĭran
Altĭrkua kurmar,Sĭrt huşşinçе hal’ vsеm.
8520 Ura inçе Altĭrku,
Vĭl hırkĭn çun, vut-hm ku,
P huşşipе ktvе
Kĭlarasşĭn ptmpе.
Ktü utmast’ malalla,
Tarma tĭrat’ kayalla.
Ktüsеm tе, hui tе
Çarayma ktvе.
Karma ĭvar Altĭrku,
Alamanri irsr çun,
8530 Pr vıl’ĭhsĭr yulasran
Hĭrat’ şursa kayaslah.
Pulat’ hıtĭ kĭşkĭrma.
Niçin şimdi tümsekli?
Aha şimdi anladım:
Ulıp bahadırın ölüsü o!
Güzel benim okçularım!
Sevinçle yaşıyoruz,
Yağmalıyoruz Çuvaş’ı.”
Gurbette bu zaman
Sürü çıkar köyden.
Bozkırda büyüdüğünden,
Yemeği iyi yediğinden
Semiz kürkü ayıdan.
Mal gidiyor kazançla
Çok para var çuvalda.
Gerçek çobanlar, yiğitler
Tatlı ümit başlarında:
“Bizim ağa, satıcı
Varınca Bulgar’a
Para verir pazarda.
Yüz ruplelik içeceğiz,
Küçük tüccar olacağız,
Sonra eve varacağız,
Mal satıp duracağız;
Para üstüne para koyacağız,
Sonra zengin olacağız,
Polise denk olacağız,
Üç kadınla yaşıyoruz.
Ümit tatlı olunca,
Kanatlanıp gidince
Altırkuş’u görmediler,
Tepe arasında şimdi onlar.
Ayakta Altırkuş,
Açgözlü, ateş gözlü,
Bacak arasından Ulıp’ı
Çıkarmak ister tamamen.
Sürü gitmez ileriye,
Başlar geriye kaçmaya.
Çobanlar da sahibi de
Durduramazlar sürüyü.
Boşboğaz Altırkuş,
Alaman’daki kötü ruh,
Hayvansız kalmaktan
Korkudan beti benzi atar.
Başlar güçlü haykırmaya.
Umlĭ-hılĭ vĭylansa
Sassi yanrat’ tavrara.
Vıl’ĭhsеm sasĭran
Hĭranipе samantrah
Taykalanma pula,
rе pеrsе ana.
Uslamĭpa ktüsеm 8540 Sеhri hĭpnĭ ta vsеn Nim tuma ta plmе.
Kuskalasa ürе.
Altĭrkua mn kirl?
Altĭrkua av kirl:
Ankĭ-minkе tuhnisеm,
Yĭvalansa kaynisеm,
avĭnpala hĭruşşĭn
Ulat’ tnçе urasla.
av vĭhĭtrah vıl’ĭha
8550 Tıtsa yĭtat’ ıvĭpaVun nеrеn sahal mar.
Sĭrt huşşinçi aylĭmra
Vsеm nt tapĭrta.
İk punçеn aylĭma
Pitrеt vĭl çulpala.
ĭtsa yarat’ küpnmе
Sahaltan ta r nе,
Sıvlamaşkĭn yıvĭrtan
Kakriş tuhat’ un prmay.
8560 Kĭrkĭs laşi ktvnе
Yartarmast’ vĭl Pĭlhara.
Tpsr pırnе tultarma
Turtsa ilеt purnе tе.
avĭnpa ta Pĭlhara
Tavar itmеst tulayran.
Aslĭ Pĭlhar rnçе,
Mal еnçе tе kay еnçе,
Vri kuul’ tĭkmalla
Sĭmah ürеt ak apla:
8570 Alamanran Altĭrku
Kiln tе, vilmеn çun.
Vıl’ĭhsеmpе kilеnеt,
Çĭvaşsеnе tilеtеt.
Pr ultalĭk huşşinçе
Çĭvaş ptеt tppipе,
Önlü arkalı güçlenip
Sesi yankılanır çevrede.
Hayvanlar sesten
Korkunca o zaman
Salınmaya başlıyor,
Yere vurup iniyor.
Satıcıyla çobanlar
Ödü koptu onların
Ne yapacaklarını bilmezler.
Telaşlanıp yürürler.
Altırkuş’a ne gerek?
Altırkuş’a bu gerek:
Çılgına dönenler,
Yuvarlanıp gelenler,
Bunun için korkunçça
Ulur dünyayı yarar gibi.
O zaman hayvanı
Tutup yutar avuçla
On inekten az değil.
Tepe arasında ovada
Onlar şimdi sulak yerde.
İki başından ovayı
Bitirir o taş ile.
Yutar şişmek için
Neredeyse yüz inek.
Nefeslenmek için yavaşça
Geğirir o aralıksızca.
Kırgız atı sürüsünü
Göndertmez Bulgar’a.
Dipsiz boğazını doldurmaya
Çeker alır hepsini.
Bunun için Bulgar’a
Mal gitmez dışardan.
Büyük Bulgar ülkesinde,
Ön tarafta arka tarafta,
Kaynak gözyaşı dökmeli
Söz söylenir işte böyle:
Alaman’dan Altırkuş
Gelmiş derler, ölümsüz ruh.
Hayvanlarla zevk alır,
Çuvaşlara şeytanlık eder.
Bir gün içinde
Çuvaş biter tamamen,
283
284
Hulasеnе, yalsеnе
Vltrеn pusat’ -pur rtе.
Hura halĭh puplеvnе
Ulĭp iltеt tussеnçеn
8580 Tl pulnĭ çuh kilnçе.
Pĭşĭrhansa çrеrеn
apla kalat’ vеsеnе:
-Attе pur çuh Çĭvaşa
Tĭşman kilmе hĭyayman,
Kilsеn -punе usrayman.
Attе rе krsеnеh Tĭşman Çĭvaş rnçе.
Aşkĭna kaşkĭr pеk.
Vsеm hıĭn rşıvra
8590 Tĭrsa yulat’ kl kĭna.
Epir hal’hi vĭhĭtra
Vtеltmr-şi vara?
Altĭrkupa apĭma
Çĭn maltan kam kayat’-ha? Ulĭp ıytat’ tussеnçеn
Hvеl ansa lariççеn.
Altĭrkupa apĭma,
Ĭna apsa arkatma
Svеk pĭhĭr sĭrt tavra
8600 Tuhsa utat’ Sikpĭra.
av pattĭra Altĭrku
Kakrişlеnsе kaysan ta
Ktsе ilеt, yunlĭ pu.
-Ktü pulma kiltn-i
Ye apĭma itrn-i?
-Ktü pulma uralman,
apĭmalla manpa san.
Tuh-ha, tuh-ha man pata
Lapçĭntarma tĭm puna!
8610 Vıl’ĭh numay ĭtnĭran
Altĭrku hıt çıhĭnat’.
Sikpĭra h kĭlarsa
Pu tavra vılyatat’,
Altĭrkua hpе
Virl kasat’ iynçеh.
Ançah ĭna h vitmеst,
avĭnpa vĭl şĭl yrеt.
Sikpĭrana Altĭrku,
Şehirleri, köyleri
Hemen dağıtır her yeri.
Kara halkın konuşmasını
Ulıp duyar dostlarından
Karşılaşınca evinde.
Yürekten üzülüp
Şöyle söyler onlara:
-Baban varken Çuvaş’ta
Düşman cesaret edemedi,
Gelince başını koruyamadı.
Baban vefat edince
Düşman Çuvaş ülkesinde.
Uluyorlar kurt gibi.
Onlardan sonra ülkede
Kalacak sadece kül.
Biz artık şimdi
Ufaldık mı yoksa?
Altırkuş’la savaşmaya
İlk önce kim çıkar?
Ulıp ister dostlarından
Güneş batana kadar.
Altırkuş’la savaşmaya,
Onu vurup dağıtmaya
Eğik bakır tepe tarafına
Çıkar gider Sikpırşa.
Bu bahadırı Altırkuş
Geğirip gitse de
Bekler, kanlı baş.
-Çoban olmaya mı geldin
Ya da savaşmaya mı yettin?
-Çoban olmaya doğmadım,
Seninle savaşmalıyım.
Çık çık benim karşıma
Ezmek için aptal başını!
Hayvanı fazla yuttuğundan
Altırkuş çok tıkanır.
Sikpırça kılıç çekip
Başı üstünde oynar,
Altırkuş’u kılıcıyla
Sağlam keser hemence.
Ancak ona kılıç işlemez,
Bundan pis pis sırıtır.
Sikpırşa’ya Altırkuş,
Çapras, çarmak, tmsr ku,
8620 içr saspa mkrsе
Katmar çulpa hıt pеrеt.
Katmar çul sahaltan
Tayat’-tr hrh patman.
apah ĭna Sikpĭra
Altĭrkua, iç yuta,
Alamanri yun kua,
Yĭtsa pеrеt av çulpah.
Kahal apaç itеspе
Vĭrkĭnat’ sĭrt tĭrri tе.
8630 İrsr tĭşman hırĭm tе
Laç! lapçĭnat’ kaşninçе,
Un hınçеn mеçklе
av çul vеt krlеsе.
Pakĭrtatsan hırĭmra
Tĭşman pulat’ karĭnma,
Yĭva pеkеh vĭl pulat’,
Küpnçkpе muhtanat’.
-Kuratĭn-i ep kamnе?
Vĭy-hĭvatĭm avĭn pеk
8640 Krlеsеssn hırĭmra
Vĭy kaplanat’ karlasa.
avĭnpa ta nihan ta
Hĭramastĭp nikamran.
İk çavsipе ik yenne
Hirеt umri sĭrtsеnе,
İk sĭrç tе avĭntah
Taprana vırĭntan.
-An ta ıpĭ manpala,
Ktü pulan payanah!
8650 Sikpĭrana, pattĭra,
Un pеk sĭmah samantra
Kassa çiknn tuyĭnat’,
iç yut yenne hĭvalat’.
Puran parat’ hpе
Tĭşmana hıt tarĭhsa,
Pu putat’ hırĭmnе,
Kallеh tuhat’ şartlatsa.
Pattĭr tеprе ykskе
Kasma tĭrsan hpе
8660 Altĭrkuran şĭrş tuhat’,
Sıvlama uk, hĭstarat’.
Şaşı, pörtlek, aptal göz.
Yedi yüz sesle böğürüp
Büyük taşla sert vurur.
Büyük taşı en az
Herhalde kırk batman çeker.
Böylece onu Sikpırşa
Altırkuş’u yedi kat yada
Alaman’daki kanlı göze,
Kaldırır vurur bu taşla.
İkindi yemeği gelince
Kımıldar tepe zirvesi de.
Kötü düşman karnı da
Lık! Ezilir her birinde,
Onun içinden top gibi
Bu taş çıkar gürleyip.
Guruldayınca karında
Düşman başlar gerinmeye,
O yuva gibi olur,
Şişliğiyle övünür.
-Görüyor musun kimin?
Gücüm kuvvetim işte böyle
Gürleyince karnımda
O tıkanır ses verir.
Bunun için hiçbir zaman
Korkmuyorum hiç kimseden.
İki dirsekle iki yana
Büker önündeki tepeleri
İki tepe de o anda
Oynarlar yerinden.
-Yapışma bana,
Çoban olacaksın bugün!
Sikpırşa bahadıra
Böyle söz o zaman
Batıyor gibi gelir.
Yedi kat yad yanına koşar.
Baştan vurur kılıcıyla
Düşmana çok öfkesinden
Başı batar karnına,
Tekrar çıkar patlayıp.
Bahadır tekrar rezili
Kesince kılıcıyla
Altırkuş’tan çıkar koku,
Solunmaz da kusturur.
285
286
Aran-aran Sikpĭra
Sıvlamasĭr ıtkĭnsa
Sĭrt huşşinçеn tuhsanah
Hĭsma pulat’ var tıtsah.
Kilе itsеn Sikpĭra
nsе hısa, aptrasa
Kalat’ apla Ulĭpa:
-Tl pultĭm ep şĭşlaypa,
8670 Altĭrkupa, irsrpе,
arak tıtma plmеnpе.
Prеh kasrĭm ep ĭna
Pĭlat hpе tarĭhsa.
Çun tuhatç hĭsĭkpa
Un şĭrşinçеn, çĭnah ta.
Pitm unat’ namĭsran,
Tĭşman sıvĭ yulnĭran.
Altĭrkupa apĭma
üll kml sĭrt tavra
8680 rpü pattĭr ul ur,
ееnhirе vĭl tuhr.
Tatah utsan sĭrt kurç,
Altĭrkupa tl pulç.
iç yut ĭtnĭ ktvе,
Untan n şеrpеtnе.
Laşasеm un hırĭmra
r tе ikk taranah,
ĭvar karnĭ avĭnpa,
Aran sıvlat’ paşkasa.
8690 rpü pattĭra avah
Tĭşman kalat’ ak apla:
-Hĭş vırĭntan es kiltn,
apĭma е parĭnma?
Hisеplеsе vatlĭhna
Sana kalap: kuntan kay!
Kĭşt vrninçеn arkanan,
tk ĭpata -man ktü...
Tnçе kulli! ĭtma uk...
Tĭşman kulat’ kaĭhsah
8700 Hĭy hırĭmnе kĭşt tıtsa.
-Ku tarinççеn pur еnçе
rpü pattĭr umnçе
Şĭla yrmе nikam ta
Hĭyayman vt, tunkata! -
Yavaş yavaş Sikpırşa
Solumadan atılıp
Tepe arasından çıkıp
Kusmaya başlar çukurda.
Eve dönünce Sikpırşa
Ensesi kaşınıp, şaşırıp
Söyler şöyle Ulıp’a:
-Karşılaştım ben onunla
Altırkuş namussuzla,
Destek tutmayı bilmeyenle.
Hemen kestim ben onu
Polat kılıçla öfkeyle.
Can çıkacaktı kusmuktan
Onun kokusundan gerçekten.
Yüzüm yanıyor utançtan
Düşman sağ kalmasından.
Altırkuş’la savaşmaya
Ulu gümüş tepe tarafına
Şirpü bahadır yol tuttu,
Bozkıra o çıktı.
Gidince tepe gördü,
Altırkuş’la karşılaştı.
Yedi kat yad yutmuş sürüyü,
Sonra içmiş şerbetini.
Atlar onun karnında
Yüz iki kadar,
Ağzını açmış bundan,
Zor soluyor tıkanıp.
Şirpü bahadıra aynen
Düşman söyler şöyle:
-Sen nereden geldin,
Savaşmaya mı baş eğmeye mi?
Saygı gösterip yaşlılığına
Sana diyorum git buradan!
Biraz üflemeden dağılırsın,
Çaput çarık, benim çoban...
Dünya maskarası! dayanılmaz.
Düşman güler zevkle.
Karnını tutarak.
-Buna kadar bir yerde
Şirpü bahadır önünde
Sırıtıp hiç kimse
Cesaret edemedi, kütük!
Pattĭr kayat’ huralsa
Şĭnĭaymi tarĭhpa.
Altĭrkua hpе
Puran kasat’ urnĭ pеk.
Tĭşman larat’ kuklеnsе,
8710 Siksе tĭrat’ şĭl yrsе.
-Mana hpе kasiççеn
Plеs pulat’ ep kamnе.
Ep pattĭr! Altĭrku!
Man pеk vĭyli nita uk!
avĭnpa ta manpala
Kalamalla çuralla,
Çĭvaş manpa hirеt?!
Apla pulsan ep tе
Çĭvaş rnе tarĭhsa
8720 Urlĭ-pirl kaatĭp,
Hulasеnçеn, yalsеnçеn
Kl tĭvatĭp -pur rtе.
Çĭvaş pttr tprеnеh,
Mĭyan pustĭr un rnе!
-Çĭvaşsеm san pеkkinе,Vsеmpеlе ep tе,Tĭn kürtе hĭlharan,
Kirl pulsan kutran ta!
rpü pattĭr iç yuta
8730 Yanklattarat’ hĭlharan.
av vĭhĭtrah hırĭmran
Vi hut tapat’ tarĭhsa.
iç yut kayat’ antĭhsa,
Kayran larat’ hulansa.
Pakĭrtatsan hırĭm
Şĭrş sarĭlat’ hĭvatlĭ.
Şĭrta pattĭr çĭtaymast’,
Yutta hpе kasaymast’.
Sĭrt huşşinçеn ıtkĭnat’,
8740 Hirtе hĭsma tıtĭnat’.
Ulĭppa vĭl tl pulsan
apla kalat’ tarĭhsa:
-Altĭrkua aprĭm ta,
Ay şĭrş yaç -çĭtma uk.
Ĭş pĭtranat’ hal’ tе, mur.
-Ĭna ktü kirl tеn?
Ktü pulat’ -ktni pеk,-
Bahadır kararır
Yerleşemez öfkeden.
Altırkuş’un kılıcıyla
Başını keser kudurmuş gibi.
Düşman oturur eğilip,
Seker sırıtarak.
-Beni kılıçla kesene dek
Bilseydin kim olduğumu.
Ben bahadır! Altırkuş!
Benim gibi güçlü yok bir yerde!
Bunun için benimle
Konuşmalısın köle gibi,
Çuvaş benimle zıtlaşıyor mu?
Öyle ise ben de
Çuvaş ülkesini öfkeyle
Enine boyuna geçeceğim
Şehirleri köyleri
Kül edeceğim her yeri.
Çuvaş bitecek kökünden
Karapazı kaplasın yerini!
-Çuvaşlar senin gibisine,
Onlarla birlikte ben de
Akıl öğretiriz kulaktan,
Gerekli olsa kıçtan da!
Şirpü bahadır yedi yabancıyı
Yumruklar kulağından.
O zaman karından
Üç defa vurur öfkeyle.
Yedi yabancı boğulup,
Sonra oturur eğilip.
Karnı guruldayarak
Pis kokusu yayılır.
Buna bahadır dayanamz,
Yabancıyı kılıçla kesemez.
Tepe üstünden atılır,
Düzde kusmaya tutunur.
Ulıp’la karşılaşınca
Şöyle söyler öfkeyle:
-Altırkuş’u vurdum da
Koku yaydı dayanılmaz.
İçim bulanır hala, şeytan.
-Ona çoban mı gerek?
Çoban olur, beklediği gibi,
287
288
Tеt tе Ulĭp irhinе
ulnе tĭsat’ hayhinе
8750 Tĭr yuhanşıv hrripе,
Iltĭn mĭn sĭrt ummipе.
Altĭrku, mur, irtеnpе
Tpsr şampa hırĭmnе
Tultarnĭ pur ĭyĭrnе
r hrhе itiççеn.
Un hal’ еkki avĭn pеk:
Sĭrtran ülе sikmеllе.
Pakĭrtatat’ hırĭm
Ayakranah iltmеllе.
8760 Ulĭpa vĭl kursanah
Sĭmah huşat’ tlnsе:
-Ulĭp pattĭr hĭy kunta.
Tlnmеllе! Tamaşa!
Viln tеr vt sana?
Mirlеşmе yе apĭma
Es kiltn man pata?
-Kilşmе yе apĭma
Ep kilmеn-ha akĭnta.
Sana ktü kirl tеt,
8770 Ep ktüе krеsşn.
Man kĭmĭla kayakan
Vĭrĭm puşĭ pur-i san?
Un pеkki san pur pulsan Ep san ktü payanah.
Nu, vĭl ĭta? Kĭtart-ha!
-Puşĭ pulat’ san valli! Ulĭp ktü pulnĭşĭn
Un kunçе savĭnĭ.
n çn puşşa mĭnalĭn
8780 Tıttarnĭ çuh pattĭra İrsr alli Ulĭpra.
Altĭrkua strеt,
Uy varrinе itеrеt.
-Kunti uy-hir hsk mar, Pirе valli pit avan,
Es tĭrsam akĭnta,
Ep vara avĭnta.
Trslpr çn puşşa.
Puşĭ Ulĭp allinçе
8790 Avkalanat’ lеn pеk,
Der ve Ulıp sabahleyin
Yola çıkar ona doğru
Tır ırmağı yanından,
Altın tepe ömünden.
Altırkuş, şeytan, sabahtan beri
Dipsiz göbekli karnına
Doldurdu bütün aygırı.
Varana dek yüz kırkına.
Onun şimdi huyu böyle:
Tepeden yukarı sekmeli.
Guruldar karnı
Uzaktan işitilir.
Ulıp’ı o görünce
Hayretle söyler söz:
-Ulıp bahadır burada.
Hayret! Bakın!
Öldü dediler sana?
Barışa mı savaşa mı
Sen geldin buraya?
-Barışma ya da savaşmaya
Ben gelmedim buraya.
Sana çoban gerekmiş,
Çoban olmak istiyorum.
Benim hoşuma giden
Uzun kamçın var mı senin?
Onun gibisi senin varsa
Senin çobanınım her zaman.
Evet, nerde o? Göster bakalım!
-Kamçı olur senin için!
Ulıp çoban olduğu için
Onun gözünde var sevinç.
Yeni kayış kamçıyı gururla
Tutturduğu zaman bahadırı
Kötünün eli Ulıp’ta.
Altırkuş’u sürükler,
Tarla ortasına yetirir.
-Buradaki tarla dar değil,
Bizim için çok güzel,
Sen dursan burada,
Ben sonra burada.
Deneyelim kayış kamçıyı.
Kamçı Ulıp’ın elinde
Eğilir yılan gibi,
Turtsa apsan şartlatat’,
Altĭrkua untarat’.
Yk şıvpе tĭşmana
Hıt şĭvarnĭ pulsan ta,
Tir urlat’ şartlatsa.
Hĭy tе uhrat’ şuyttanla:
-Alamana itmеlh
Çuna hĭvar, tarhasşĭn.
Ep Çĭvaşa mrtе
8800 Urĭh kilmp malaşnе.
-Ay-ay, un pеk yuramast’,
Puşĭ haknе paman-ha! Ulĭp kallеh tĭşmana
İslеntеrеt puşĭpa.
-Ey, çĭtĭmsĭr puşĭ san,
iç tatĭkran tĭrat’ hal’.
Avri kĭna alĭra,
Vĭl ta kayr huĭlsa.
Muhtanatĭn r ullĭh,
8810 San çn puşşu pit yapĭh.
Sannе ktü pĭhas uk,
Tĭşmansеnçеn hĭras uk,
Un kunçеn pĭhas uk,
Kut tivrеtsе taras uk!
Huĭk puşĭ avripе,
Vat yumanran tunipе,
Ulĭp çikеt tĭşmana
Kĭvapinçеn vi hut ta.
Pĭşĭl tuhat’ tеm çuhl.
8820 Şĭrşi vara-ah turĭ...
av pĭşĭlçĭk sıvlĭş
Altĭrkuĭn vĭy vĭl.
Ulĭp prеh usala
Itkĭntarat’ ayakka.
Çekip vurunca şaklatır,
Altırkuş’u yandırır.
Yik suyuyla düşmanı
Çok sulamış olsa da
Şartlayıp deri yarılır.
Kendisi de şeytanca çağırır:
-Alaman’a varacak
Canımı bırak lütfen.
Ben Çuvaş’a ömür boyu
Gelmeyeceğim bir daha.
-Ay, ay, onun gibisi yaramaz,
Kamçı kıymetini vermedin!
Ulıp tekrar düşmanı
Döver kamçıyla.
-Ey, dayanıksız kamçın senin,
Yedi parçaya bölündü şimdi.
Eğildi sadece elde,
O da parçalanıp gitti.
Övünüyorsun yüz yıllık,
Senin kayış kamçı çok kötü.
Senin sürüne bakmak yok,
Düşmanlardan korkmak yok,
Onun gözünden bakmak yok,
Göt kamçılayıp kaçmak yok!
Kırık kamçı sapıyla
Yaşlı meşeden yaptığıyla,
Ulıp vurur düşmana
Göbeğinden üç defa.
Fısıltı çıkar ne kadar.
Kokusu ise, aman Tanrım...
Bu fısıltı soluğu
Altırkuşun gücü o.
Ulıp hemen kötüyü
Fırlatır çok uzağa.
289
irm Pillkmş Yurĭ (Mеntеlеypе Sеntеlеy Ulĭpa Ĭşşn
Vuthpe ilunata Şırama Snni)
Yirmi Beşinci Türkü (Menteleyle Senteley’in Ulıp’a
Babasının Ateş Kılıcıyla Yelkanatı’nı Aramayı Önermesi)
290
Mеntеlеypе
Sеntpеlеy.
Ulĭp
vsеnçеn aşş hĭy üstеrn ilunat
urhamah pulninе, Asamat tusa panĭ
vuth inçеn plеt. avsеnе ikkşnе tе
ĭna vsеm tupma smе.
Menteley’le
Senteley.
Ulıp
onlardan
babasının
kendisinin
yetiştirdiği Yelkanat küheylanının
olduğunu, Asamat’ın yapıp verdiği
ateş kılıcı öğrenir. Bunların ikisini de
ona bulmasını önerirler.
Uslam kayĭk şıv еt,
İk tеkеrlk vĭy vılyat’.
n kslе mn kalat’? iltu yenne hal’ vtеr.
Vĭt av еnçе, pr tltе,
8830 Yumanlĭhra, hüşrе
Ulĭp larat’ sak inçе
İk vat ın huşşinçе.
Sıltĭm еnçi -Mеntеlеy,
Sulahayri -Sеntеlеy.
Aslĭrahhi Ulĭpa
Ĭs-tĭn parat’ sĭvapla:
-Hr hıvtĭr amĭşnе,
Ivĭl açi -aşşnе.
irp pulsan tımarri
8840 Patvar pulat’ pur açi.
San tımaru-pr еnçеn Haklama uk vat annü.
Tеpr еnçеn -ut tnçеn
Pattĭrlĭh -san au.
Pr ulhi mar aupa,
Untan kn pulsan ta,
İk hĭlhuna tĭratsah
İtlе mana ĭnkarsa.
Çĭvaş çaplĭ rе tе,
8850 Vĭrĭra ta yrkеrе,
Hurah nе ırlamast’,
Kasmaklansa il kasmast’.
Vahşi aslan su içer,
İki kızkuşu oyun oynar.56
Yeni gusli ne çalar?
Şiltu tarafına şimdi uçur.
İşte o tarafta bir yerde,
Kayınlıkta, mezbelede
Ulıp oturuyor peykede.
İki yaşlı arasında
Sağdaki Menteley,
Soldaki Senteley.
Daha yaşlısı Ulıp’a
Hayırlıca akıl verir:
-Kızı çeksin anasına,
Erkek çocuk babasına.
Sağlam olsa damarı
Sağlam olur bütün çocuğu.
Senin damarın bir yandan
Paha biçilmez anandan.
Diğer yandan bu dünyanın
Bahadırı senin baban.
Bir yaşında olmayan erkeğe
Ondan küçük olsa da,
İki kulağını dikip
Dinle beni dikkatle.
Çuvaş büyük işte de
Savaşta da barışta,
Hırsız işini sevmez,
Kudurur coşar.
56
Bilmece; cevabı at.
avĭnpa pul’ çĭvaşĭn,
Ĭş kĭmĭllĭ yĭvaşĭn,
Tĭşmansеm pit numay,
Kaşni urat’ hĭynе may.
Ku taranççеn tĭşmana,
Vsеm smsr pulsan ta,
Aşkĭnmaşkĭn pamarĭn,
8860 apa-apa arkatrĭn.
apah tĭşman aşkĭnçĭk,
Pattĭrpе muhtançĭk.
San umĭnta -ayvançĭk.
San alĭra mnpur
Aypĭltipе hĭrt kĭna.
Tеmlе pattĭr pulsan ta
Tĭşman aynе lеkеn ak.
Mnşn tеtn? Tĭşmansеn
Kukĭr hi pĭlatran,
8870 Laşisеm tе urhamah.
San urhamah ukkĭ ta,
Kunn-rn tеn pеk
Es ürеtn uranah. avĭn pirki hamĭn ta
Şuhĭş yalan puĭmra.
Urhamahsеm, iç yutsеn,
Man allĭma lеknisеm,
Utlansanah çtrе,
Pilksrе tuha.
8880 Hisеm tе çĭtĭmsĭr.
Turtsa kassan -iç tatĭk.
Urhamah, çĭtĭmli,
Pĭlat h tе man valli
Hĭş vırĭnta upranat’?
Vutlĭ hе tĭvakan
Hĭş vırĭnta purĭnat’?
Yıvĭrlĭhran hĭras uk,
Çĭtĭmlĭh ta manra pur.
ulnе-yrnе kĭtartsan
8890 av ulpala kayĭttĭm.
Vatĭ ınsеm iksr tе,
Tеm tе kurnĭ tеmеllе.
Ĭstĭn parĭr ayvana,
Ĭta vsеm, hĭş еnçе?
-Mayrus kulli pulnĭran Bunun için Çuvaş’ın,
İyi kalpli sakinin,
Düşmanları çok fazla,
Herbiri kudurur kendine göre.
Bu taraftan düşmanı,
Onlar küstah olsa da,
Şımarmaya fırsat vermedin,
Vura vura dağıttın.
Bundan düşman kudurtan,
Bahadırıyla övünen.
Senin önünde aptal.
Elindeki her şey,
Sadece aybaltayla mızrak.
Ne kadar bahadır olsan da
Düşman altına düşersin.
Niçin dedin? Düşmanların
Eğri kılıcı polattan,
Atları da küheylan.
Senin küheylan da yok,
Gece gündüz hep
Yürüyorsun yayan.
Bunun için bizim de
Her zaman düşünce başımızda.
Küheylanlar, yedi yabancıdan,
Benim elime düşenler,
Atlanınca titriyorlar,
Belsize dönüyorlar.
Kılıçları da dayanıksız.
Çekip kesince, yedi parça.
Küheylanı, dayanıklısı
Polat kılıç benim için
Nerede korunuyor?
Ateşli kılıç yapan
Nerede yaşıyor?
Ağırlıktan korkmuyorum,
Ben de dayanıklılık var.
Yolu izi göstersen
Bu yoldan giderdim.
Yaşıların ikisi de,
Nerede görmüş demeli.
Akıl verin safa,
Nerde onlar ne yanda?
-Mayrus maskara olunca
291
292
Nita tuhsa kurman av.
Hĭvah plеn, un pеk çuh n hıparsеm iltmе uk,
Tеr şĭppĭn Mеntеlеy,
8900 Un hınçеn Sеntеlеy:
-Aun purçç tur laşa,
ilunatlĭ urhamah.
İk çrеll pulnĭran
Vĭl nihan ta ıvĭnman.
-Nikamran ta un inçеn Ku taranççеn ep iltmеn.
Mana tp-yrpе
Kalamĭr-şi un inçеn?
-Yurat’,-tеr Mеntеlеy,
8910 Un hınçеn Sеntеlеy:
-Asĭrhan-i: aslau
Hal’ tе rе pit mattur.
Un allinçе pur  tе
unat’ kĭna tеmеllе.
amrĭk çuhnе tulayra
Vĭl purĭnnĭ hulara.
iç ul huşşi ĭstayşĭn
Vĭl lеn iç tavşĭn.
av vĭhĭtrah asannü
8920 rе krеt urkunnе.
Pççеn yulat’ san au
ĭkĭr imе kuul’pе.
Ĭna, hütsr açana,
Vunik ulta pulsan ta
Turhan ilеt hulaşa
Ktü pĭhma u kaa.
Prrе turhan vĭrnipе
Au imk kahinе
Kül hrnе tttmrе
8930 Hĭvalat’ laşa ktvnе.
Asam kurĭk çеçеkrеn
Hĭtĭlnĭ çuh külrеn
Ayĭr tuhat’ vtеrsе
Niş tihana klеsе.
Tiha ürеt ktürе
Pit huyĭhlĭ kеnsе.
Ksrе tatat’ un ulnе
Ĭna çç itеrmе.
Hiçbir yerde görünmez.
Sen biliyorsun o zaman
-Yeni haberler işitilmez,
Dedi sessizce Menteley,
Ondan sonra Senteley:
Babanın vardı doru atı,
Yelkanatlı küheylan.
İki yürekli olduğundan
Yorulmaz o hiçbir zaman.
-Hiçkimseden onun hakkında
Bu tarafta duymadım.
Bana her yönüyle
Anlatmaz mısınız onu?
-Tamam der Menteley,
Ondan sonra Senteley:
-Hatırlar mısın baban
Şimdi de işte çok iyi.
Onun elinde bütün iş
Sadece yanıyor demeli.
Gençken dışarıda
O yaşadı şehirde.
Yedi yıl usta için
O çalıştı yedi minnet için.
O zaman ninen
Ölür bahar günü.
Yalnız kalır baban
Yemek yemek gözyaşıyla.
Onu, korumasız çocuğu,
On iki yaşında olsa da
Tarkan alır şehire
Sürü gütmeye yaza
Birgün tarkan savaşıyla
Babası şimik gecesi
Göl kıyısına karanlıkta
Sürer at sürüsünü.
Büyülü ot çiçekten
Kurtulunca gölden
Aygır çıkar uçurup
Güçsüz tayı kaldırıp.
Tay yürür sürüde
Çok kaygılı kişneyip.
Kısrak keser yolunu
Emzirmek için onu.
Tiha ksrе çççinе
8940 Emеt yuna kayiççеn.
Ksrе kayat’ yĭvansa,
Çasah vilеt ahlatsa.
İrhi apat tlnçе
Kül hrnе strnsе
Turhan anat’ kilеnsе.
Kurat’ viln ksrеnе,
Kayat’ şutsĭr illеnsе.
Ktüе vĭl tеm kalat’,
Ĭna mĭyran çut pĭvmast’.
8950 -Ah, es, vilmеn yıt assi,
Tnçеn irsr hĭypaşki.
Klm yĭhhi! Aşak may
Açaranah es kahal.
Es ıvĭrnĭ r kaa,
Laşasеnе pĭhman ta,
Man çi haklĭ ksrеnе
avĭnpa еrn imşеrkkе.
Çaplĭ ksrе irsrtеn
Viln prmay mnrеn.
8960 apla mar-i? Huravla!
Ma çnmеstn? Tunkata!
Un pеk ktü kirl mar.
av kahalpa mn tĭvas?
ıhĭr ĭna puşĭpa
Yuman kutnе. Hĭvĭrtrah!
Üprе-pĭvan apaç
Pultĭr haklĭ ksrеşn.
Ku an kurtĭr tihinе,
Unççеn hnеr imşеrnе
8970 Mimi rе yuhiççеn.
Hrsеh imşеr tihana
İslеtе tuyapa.
Tihan amki urĭlsan,
Pu mimiy sĭrhĭnsan,
İk urinçеn yatlasa
Yarsa ilsе tihana
Hrl kĭtkĭ tminе
Pĭraha illipе.
Mnpur kĭtkĭ tihana
8980 ırtsa kĭşlat’ tatan ta.
Tiha tĭvan amĭşnе
Tay kısrağın memesini
Emer kan çıkana dek.
Kısrak yıkılır gider,
Hemen ölür inleyerek.
Sabah kahvaltısında
Göl kıyısına sürünüp
Tarkan iner keyifle
Görür ölmüş kısrağı,
Öfkelenir çok fazla.
Çoban ne söylese de
Onu neredeyse boğar.
-Ah, sen, ölmen it soyu,
Dünyanın utanmaz kurusu
Eşek seni! Dilenci tohumu!
Çocukluktan beri tembelsin.
Sen uyudun geceleyin,
Atlara da bakmadın,
En kıymetli kısrağa
Bunun için yapıştı beceriksiz.
Meşhur kısrak pislikten
Öldü sürekli emdiğinden.
Böyle mi? Cevap ver!
Niye konuşmazsın? Kütük!
Böyle çoban gerekmez.
Bu tembelle ne yapılır?
Bağlayın onu kamçıyla
Meşe dibine. Çabucak!
Böcek sinek yemeği
Olsun kıymetli at için.
Gözüm görmesin tayı,
O kadar dövünki cılızı
Memesi yere akana kadar.
Kızıp cılız tayı
Dövüyorlar sopayla.
Tayın alnı yarılınca,
Baş sütü akınca,
İki ayağından sövüp
Aldı tayı
Kızıl karınca yuvasına
Bırakırlar öfkeyle.
Bütün karınca tayı
Dişleyip kemirirler her yerden.
Tay öz anasını
293
294
Çnеt prmay kеnsе,
Amĭş sasnе iltmеnrеn
Tĭrsa tarma pikеnеt.
Ura inе tĭraymast’.
r amĭşn hraçi,
Çkе yatli, açaşşi,
Asĭrhasan avsеnе
Amĭş patnе vtеrеt.
8990 -Annе, pĭh-ha avrĭnsa,
Çunsĭr ınsеm vĭrmanta!
Yuman umnе açana
ıhsa lartr vatsanah.
Aça hnlh kurnĭran
Siksе tuhat’ çrе man.
Halеh kayap vĭrmana,
Saltsa yarap açana.
Es kaymastĭn nita ta!
Aça еnçе kam unta?
9000 Es-i unta, çĭmĭrçĭk,
Ula mĭylĭ kupĭrçĭk?
Kuratĭn-i çĭtlĭhra
Vat yumana, kukĭrta?
Açana vĭt avĭnta
ıhsa hĭvarnĭ puşĭpa.
n puşĭna hĭparsa
Tatsa yarsam kĭşlasa.
Açi ayvan, suranlĭ,
Tеn, kil ulnе vĭl mannĭ.
9010 avĭnpa ta es ĭna
Kilnе lеsе hĭvarsam.
r amĭş mn huşninе
Hrl arlan itlеt tе
Yuman inе hĭparat’,
n puşĭna ças tatat’,
Untan urma tĭlĭha
Vĭrttĭn tür ulpala
Kilnе lеsе yarasşĭn,
Kayran vırtsa kanasşĭn.
9020 Aça ĭna itlеmеst,
Kilnе kayma kilşmеst.
“Mnlе ĭlas tihana?” Un mç av ançah.
Sikеt kĭtkĭ tminе
Çağırır kişneyip hemen,
Anası sesi duymadığından
Kalkıp kaçmaya çalışır.
Ayak üstüne kalkamaz.
Yer anasının kızı,
Çikeş adlı, sevimli,
Fark edince bunları
Anası yanına gider.
-Anne dönüp bak,
Ruhsuz adam ormanda!
Meşe dibine çocuğu
Bağlayıp oturtmuş.
Çocuk eziyet gördüğünden
Fırlıyor kalbim yerinden.
Şimdi gideceğim ormana,
Serbest bırakacağım çocuğu.
Sen gitmiyorsun bir yere de!
Çocuğun yanında kim var?
Sen orada, tombulcuk
Ala boyunlu şişkocuk?
Görüyor musun çalılıkta
Yaşlı meşe, köşesinde?
Çocuğu işte orada
Bağlayıp bıraktı kamçıyla.
Kayış kamçıyı kaldırıp
Parçalasam kemirip.
Çocuk saf, yaralı,
Belki evinin yolunu unuttu.
Bu nedenle de sen onu
Evine görütüp bıraksan.
Yer anasının dediklerini
Kızıl sıçan dinler de
Meюe ьstьne зэkar,
Kayış kamçıyı parçalar,
Sonra yarı öksüzü
Gizlice doğru yoldan
Evine götürmek ister,
Sonra yatıp dinlenmek ister.
Çocuk onu dinlemez,
Evine dönmeyi istemez.
“Nasıl kurtarmalı tayı?”
Onun isteği bu ancak.
Karınca yuvasına seker
ĭlas tеsе tihinе.
Pin-pin kĭtkĭ sırĭnat’
Pr samantrah açana.
Ĭna hrsеh ırta,
Ütnе turtsa ura.
9030 r amĭş auntan
Tlnnipе çuntanah
Hrnе kalat’ ak apla:
-Mnlе ĭlç tihana?!
Kĭmĭl tе un еmе.
Çĭvaş çapnе üstеrmе
Pattĭr pultĭr av aça!
İr pulat’ tе kun irtеt,
Kun irtеt tе ka itеt.
ĭlnĭ tiha kunsеrеn
9040 Urhamahla itnеt.
Punе ühlеt. Kеnsеn
üll kеrmеn çtrеnеt,
Çupnĭ çuhnе sĭmsinçеn
il şĭhĭrat’ ik еnçеn.
-Savĭntartĭn es mana,
Layĭh pĭhnĭ tihana,Tеr Pliska açinе
Tavrĭnsanah hĭy kilnе.Upa aşnе tiptsе
9050 ak tihana itеrsеn
Vĭl urhamah pulat’, tеn.
Pĭh-ha mnlе kukalеt!
Uslati sm vĭrmanta
Tihipеlе kun kaa
Upasеnе yrlеsе
ürеr r kisrеtsе,
Kahi apat tlnçе İkr upa kilnçе.
Tiptn aş vsеnçеn
9060 Pççеn tur ik ernе.
av aşsеnе kunsеrеn
Uyĭh huşşi itеrsеn
Tihi -ĭyĭr. aplĭskеr,
Sĭmsinçеn hm prhnеt.
Aşş kalat’ açinе:
-Urhamaha yat parsam,
Yanravlinе, çaplinе.
Kurtarayım tayı der.
Yapışır binlerce karınca
Aynı anda çocuğa.
Onu kızıp dişlerler,
Etini çekip yararlar.
Yer anası sinirinden
Hayretinden donar kalır
Kızına söyler şunları:
-Nasıl kurtardın tayı?!
Huyu da onun yumuşak.
Çuvaş adını büyütmeye
Bahadır olsun bu çocuk!
Sabah olur gün geçer,
Gün geçer de gece olur.
Kurtarılan tay her gün
Küheylan gibi büyür.
Başına haykırır, kişneyince
Yüksek saray titrer,
Koştuğunda burnundan
Yel ıslık çalar iki yandan.
-Sevindirdin sen beni,
İyi baktın taya,
Dedi Pliska çocuğa
Dönünce kendi evine.
Ayı etini kaynatıp
Bu taya yedirince
Bu küheylan olur, galiba.
Bak nasıl eşeliyor!
Uslati sık ormanda
Tayla gün geçirip
Ayıları izleyip
Yürüdü yer titretip,
Akşam yemeği vaktinde
İkişer ayı evinde.
Kaynamış et onlardan
Yalnız yaptı iki hafta.
Bu etleri her gün
Bir ay yedirince
Tay-aygır, ünlü
Burnundan ateş çıkıyor.
Babası söyler çocuğuna:
-Küheylana ad ver,
İyisini, güzelini
295
296
ilunat tеn? Pit avan!
Ayĭrnе yat parsanah
9070 Au vaskat’ kül hrnе.
Şıva krtеt vĭl ĭna,
Ayri pulat’ kalama:
-ĭn ta, çrü ırĭ san,
ĭltĭn mana vilmrеn.
Tĭrantartĭn, şĭvartĭn,
Ura inе tĭratrĭn.
Kĭmĭl tusa kilnrеn
Tav tĭvatĭp çrеrеn.
Pulas tеsеn manpala
9080 Ep huşni pеk tĭlpan-ha.
Hĭlha vitr siksе pĭh.
Untan siksе tuhatĭn Kun-ulna es tĭsatĭn.
Tuhaymasan ptеtn.
Hĭlha vitr tuhsanah,
Kĭştah sıvlĭş avĭrsan,
Uslatirеn, açaran,
Ykt pulç krnеkl,
Pĭhsa ilç pattĭrrĭn.
9090 Yaştak -şurĭ hurĭntan,
Patvar -vatĭ yumanran,
Sĭn-sĭpaç aşşnnеh,
Ĭstĭnnçеn -amĭş pеk.
Sĭhman tе pit çaplĭ,
Kapĭrlatnĭ r tsl,
Çĭvaş halĭh mtnе
Vırnatarnĭ pr rе.
Yĭtsa pussan uripе
Kisrеntеrеt r siynе.
9100 Sulsassĭnah alĭpa
Lp il kuat’ tĭvĭla.
Kĭlkan ül Uslati
Kiltе sr larat’-i?
Alla ilеt şur çnnе,
Kassa lеt yvеnnе.
Patman turtsan çlpr,
ĭvarlĭh mn çuhl?
ĭvarlĭh iç patman,
Hurĭran mar, ıltĭnran.
9110 Ayri inçе Uslati.
Yelkanat nasıl? Çok güzel!
Aygırına at verince
Babası gider göl kıyısına.
Suya sokar onu,
Aygır başlar konuşmaya:
-Gerçekten kalbin iyi,
Kurtardın ölümden beni.
Doyurdun, suladın,
Ayağa kaldırdın.
Keyfim yerine geldiğinden
Teşekkür ediyorum yürekten.
Olmak istersen benimle
Dediğim gibi kuvvetli
Kulak üstünden sekip bak.
Oradan sekip çıkacaksın
Hayatını sen çizeceksin.
Çıkamasan biteceksin.
Kulak üstünden çıkınca,
Biraz soluklanınca,
Uslati’den, çocuktan,
Yiğit oldu vakarlı,
Baktı bahadıra.
Düzgün ak kayından,
Sağlam yaşlı meşeden,
Yüzü babası gibi,
Aklı anası gibi.
Sözü de çok güzel,
Süsledi yer renginde,
Çuvaş halkının isteğini
Yerleştirdi bir yere.
Kaldırıp basınca ayağıyla
Titretir yer yüzünü.
Sallayınca eliyle
Rüzgar döner fırtınaya.
Tüy gibi saçlı Uslati,
Evde işsiz mi oturuyor?
Eline alır yarım kayışı
Kesip diker yuları.
Batman gelince dizgini,
Gemi ne kadar olur?
Gemi gelir yedi batman,
Çelikten değil altından.
Aygır üstünde Uslati.
Ut vırĭnta tĭrat’-i?
Tapsa sikеt tĭvalla,
Tĭvĭl tuhat’ tavrara,
ulĭm tuhat’ sĭmsinçеn,
Pr еnçеn mar, ik еnçеn.
n yvеn kllеnеt,
urhi ilpе vnеt. ilunatĭm, kuntanah
ulna tĭs-ha yalalla.
9120 Es yvеnsr, çlprsr,
ul ürеmе ilеmsr.
ilunat hĭy huinе
itеrsеnеh hĭy kilnе
Çupsa krеt vitеnе.
Hui vaskat’ pülmnе.
Uslati ças salanat’,
Tüşеk inе vırnaat’,
Tĭsma pulat’ ıyhinе,
ıvĭrnĭ may -tlknе.
9130 ıvĭrat’ pеk kеrmеntе.
Kslе kvvi -pur еnçе.
Akĭ alĭk uĭlat’,
Çipеr pikе kurĭnat’.
Pikе çaplĭ av tеri,
ĭltĭr uti -ü hrri.
Hvеl tеyn kĭmĭlnе,
Kеvеr çul tеn un şĭlnе.
Utat’ akĭş işşipе,
Yurlat’ şĭpçĭk sassipе.
9140 iri kpi purĭnran,
içr tspе yalkĭşat’,
Uslatiye punçеn
Açaşlat’ pеk kilеnsеh.
Yеrеvеtl çkеlе
Sĭmah huşat’ hrеlsе:
-Ham mrtе yalanah
Pulasşĭn-ha ep sanpa.
Pr sıvlĭşpa sıvlasşĭn,
Pr çaşĭkran iyesşn.
9150 Tlk hıĭn Uslati
Vırĭn inçе vırtat’-i?
Vırĭn inçе vırtmast’ vĭl,
Urhamahpa puplеt vĭl.
At yerinde durur mu?
Vurur seker dağa doğru,
Fırtına çıkar çevrede,
Yalım çıkar burnundan,
Bir değil iki yandan.
Yeni yularım küllenir,
Bahar yeli gibi eser.
Yelkanatım, şimdi
Köye doğru yol al.
Sen yularsız, dizginsiz,
Yol gitmez yakışıksız.
Yelkanat sahibini
Yetiştirince evine
Koşar gider ahıra.
Sahibi gider odasına.
Uslati hemen saçılır,
Döşek üstüne yerleşir,
Başlar orada uyumaya.
Uyurken rüyasında,
Uyuyor gibi sarayda.
Gusli küyü her yerde.
İşte kapı açılıyor,
Güzel kız görünüyor.
Kız o kadar güzel,
Yıldız gibi, saçları
Güneş dersin huyuna,
Pırlanta dersin dişine.
Gider kuğu yüzüşüyle
Türkü söyler bülbül sesiyle.
Üstündeki elbise ipekten,
Yedi yüz renkle parlıyor,
Uslati’yi başından
Okşuyor gibi zevkle
Güzel kırlangıç gibi
Söz söyler kızarıp:
-Hayatımda her zaman
Olmak isterim seninle.
Bir havayı solumak isterim,
Bir bardaktan içmek isterim
Rüya ardından Uslati
Yatakta mı yatıyor?
Yatakta yatmıyor o,
Küheylanla konuşuyor.
297
298
-Ey, ilunat, kam sana
Kapĭrlatnĭ r kaa?
Ynеrü san sar çntеn,
Puskĭçsеm -kmlrеn.
Yvеn inçi unkinе,
Şur ıltĭnran tuninе,
9160 aplĭ ĭsta tunĭ ta,
Uyĭrma uk ĭltĭrtan.
-Kunta pulç pr pikе,
Sar çеçеkrеn vĭl hitrе.
Kapĭrlatr vĭl mana,Tеr ĭyĭr sar kaçça.
Uslati tе ĭyĭra
Şĭppĭn kalat’ savĭnsa:
-Ep tе payan tlkrе
Kurtĭm pul’ av pikеnе.
9170 Tiptn aş itеrsеn
Tıtsa tuhat’ laşinе,
iltu sĭrç ummipе
ulnе tĭsat’ timrе.
ilunatĭn çupninçеn,
Çĭnk tĭrakan hĭlhinçеn
il şĭhĭrat’ şaylatsa,
Sm vĭrmana humhatsa.
Ey, muçim, Asamat,Sĭmah huşat’ au san.9180 Çrеrеnеh tarhaslap,
Mĭlatukna vılyattar.
Tĭşmansеnе arkatma
Tusa par-ha h mana.
Hi pultĭr kĭmĭlran,
irp pultĭr pĭlatran.
Ah, Uslati, hal tе
Es vi h iltn tе
Mskеr turĭn vsеnçеn?
Mana namĭs ınsеnçеn!
9190 Sulsa kasrĭn prinpе,
Hrh patman turtnipе,
H ivçş tavrĭnç,
Pĭrahĭra vĭl nt.
Tеprinе, çi çaplinе,
itml patman turtninе,
Avsa hurĭn urmaran,
-Ey, Yelkanat, kim seni
Süsledi geceleyin?
Eyerin senin sarı kayıştan
Üzengiler gümüşten.
Eyer üstündeki halkayı,
Ak altından yapılanı,
Meşhur ustalar yapmış,
Ayıramazsın yıldızdan.
-Burada oldu bir kız,
Sarı çiçekten de güzel.
Süsledi o beni,
Dedi aygır sarı delikanlı.
Uslati de aygırı
Sessizce söyler sevinerek:
-Ben de bugün rüyamda
Gördüm bu sarı kızı.
Kurumuş et yedirip
Tutup çıkar atını,
Şiltu tepesi önünden
Yola çıkar demirciye.
Yelkanatın koşmasından
Dik duran kulağından
Yel ıslık çalar uğultuyla
Sık ormanı dalgalandırıp.
Ey, amcacım, Asamat,
Söz söylüyor oğlun.
Yürekten istiyorum,
Çekicini oynat.
Düşmanları dağıtmak için
Kılıç yapıp ver bana.
Kılıcı olsun güzel,
Sağlam olsun çelikten.
Ah, Uslati, şimdi de
Sen üç kılıç aldın
Ne yaptın onlardan?
Bana ayıp insanlardan!
Sallayıp kestin birisiyle
Kırk batman gelenle,
Kılıç keskince döndü,
Telef oldu artık o.
Diğerini, en iyisini,
Yetmiş batman geleni,
Eğip kırdın ortadan,
Hal’ man tеmskеr tumalla?
Tĭhta! Tata tеpr h
Tĭvap sana valli е.
9200 Ĭna valli n vrk
Maylas pulat’. Numay .
n kamrĭk kirl-ha.
Hurĭnе tе urĭhla
Şĭratmalla un valli.
sеm -pua vatmalli.
е tıtnat’ Asamat,
Kanma plmеst. Tĭrmaşat’.
itml iç kun nt
Hurĭnе vĭl şĭratat’.
9210 Şĭratnĭ çuh hurĭnе
Visе yarat’ aksеnе:
itml iç tslinе
Kurman timr-tĭmĭra-.
itml iç vırĭntan
Tupsa yarat’ im-ama.
itml iç ts yıvĭa
Vĭl untarat’ ĭslayla,
avĭnpa un kĭmrĭk
unat’ itml iç tsl.
9220 Vrk tuma şur çntеn
Pusat’ itml iç vĭkĭr.
nnе tusan, kassassĭn,
Vrk lеt -iltu tеn.
itml iç kun hurĭa
Tuptat’ yalan yurlasa.
Hurĭran mĭn h pulsan
Astay tuti yĭl kulat’.
Şıvnе ilеt ĭlkuran,
itml iç vırĭntan,
9230 Kĭkĭr stnе hr parsan
Hе pulat’ şĭvarma.
itml iç kun şĭvarsan
n h pulat’ pit avan.
Uslati av n hе
Ava-ava trslеt.
Vatĭ yuman, pin ulhi,
iltu sĭrç pеk ülli,
Hpе kassan kllеnеt,
il-tĭvĭlpa vnеt.
Ben şimdi ne yapayım?
Bekle! Daha diğer kılıç,
Yapacağım senin için.
Onun için yeni körük
Yapmak lazım, çok iş.
Yeni kömür de gerek.
Çeliği başka şekilde
Eritmeli onun için.
İşler o kadar çok.
İşe başladı Asamat,
Dinlenmez, çalışır,
Yetmiş yedi gün artık
Çeliği o eritir.
Eritirken çeliği
Ölçer koyar şunları:
Yetmiş yedi renkliyi,
Görülmemiş demiri
Yetmiş yedi yerden
Bulur koyar ilacı.
Yetmiş yedi renk ağacı
O yakar üslubuyla
Bunun için kömürü
Yanar yetmiş yedi renkli.
Körük için ak kayıştan
Keser yetmiş yedi öküz.
Kayışı yapıp kesince,
Körük diker, Şiltu gibi.
Yetmiş yedi gün çeliği
Döver hep türkü söyleyip.
Çelikten büyük kılıç olunca
Usta tatlı tatlı gülümser.
Suyunu alır pınardan,
Yetmiş yedi yerden,
Sütünü kız verince
Kılıcı başlar sulamaya.
Yetmiş yedi gün sulayınca
Yeni kılıç çok güzel olur.
Uslati bu yeni kılıcı
Eğe eğe düzeltir.
Yaşlı meşe, bin yıllık,
Şiltu tepesi gibi yüksek,
Kılıçla kesince küllenir,
Yel boranla uçar gider.
299
300
9240 Untah pr sĭrt, pallĭskеr,
Vutçul’sеnçеn tĭnĭskеr,
Hpе kassan -kisrеnеt,
Hĭyĭr pulsa işlеt.
Pu tavra n hе
avĭrsassĭn klеsе
im iеt tavrara
Hĭvatlĭhnе kĭtartsa.
Un pеk çuhnе Uslati
Tunkata pеk tĭrat’-i?
9250 Asamata vi hutçеn
Çuptĭvat’ vĭl tutinçеn.
-Tavtapu,-tеt şurpua
rе iti pu taysa,Ku h pulç man valli
Çĭnahah ta çi çapli!
-Kĭkĭr stnе un çuhnе
Annü panĭ hr pupе.
Hr stnçе r vĭy,
H avĭnpa hĭvatlĭ.
9260 Ulĭp, an man es avna:
Tеmlе yıvĭr pulsan ta
Tnçеn еnçk -sıhlavlĭ,
Untan nim tе uhalm.
ilunatpa av vuth
Ku taranççеn uprannah,
Şırasassĭn tupanah.
Orada bir tepe, meşhur olan,
Ateş taştan yapılan,
Kılıç kesince sallanır,
Kum olur dağılır.
Baş üstünde yeni kılıcı
Çevirip kaldırınca
Şimşek çakar çevrede.
Gücünü göstererek
O zaman Uslati
Kütük gibi durur mu?
Asamat’ı üç defa
Öper dudağından.
-Sağol der aksakala
Yere kadar baş eğer,
Bu kılıç oldu benim için
Gerçekten de en kıymetlisi!
-Göğüs sütünü o zaman
Annen verdi kız başıyla.
Kız sütünde yüz gücü
Kılıç bunun için kuvvetli.
Ulıp, bunu asla unutma:
Ne kadar ağır olsa da
Dünyanın kesesi sağlam,
Ondan bir şey kaybolmaz.
Yelkanatla bu ateş kılıç
Bu çevreden korunur,
Arayınca bulunur.
irm Ulttĭmş Yurĭ (Tuptul Ulĭpa Aşşpe Amĭş
inçen Kalasa Kĭtartni)
Yirmi Altıncı Türkü (Tuptul’un Ulıp’a Annesi ve
Babasını Anlatması)
Uslati r amĭşn kp hrnе
ın umnçе çuptunĭşĭn namĭs kpе
tĭhĭntarassinçеn hĭtĭlma ır  tĭvat’:
tnçе alĭknе tultan klе yarat’, pulas
ahĭr-samanana sirsе yarat’. Tĭtamas
hvеlе hupĭrpat‘, rе utĭ itmеst.
Uslati Tĭtamasa apsa arkatat‘, Atĭl
pattĭr yatnе ilеt.
Uslati Yer anasının küçük kızını
insan önünde öptüğü için ayıp elbisesi
giydirilmek istemesinden kurtulmak
için iyi iş yapar: Dünya kapısını
dışarıdan eve koyar, olacak ahir
zamanı uzaklaştırır. Tıtamas güneşi
kaldırır ve yere ışık gelmez. Uslati
Tıtamas’a vurup dağıtır, Atıl bahadır
adını alır.
Tilli, tilli til pur,
Yr yrlеkеn kayĭk pur.
Til hıĭn çupmĭpĭr,
9270 Ulĭp patnе utĭpĭr.
Ulĭp Şеtm hrrinçе
Yalti kayri kasnçе,
n pürtrе, krеkеrе,
Tuptul şurpu patnçе.
Tuptul kalat’ Ulĭpa:
-Prlе üsn aupa,
Pr ĭvarti ĭkĭra
Prlе in açaran.
Au inçеn kalas-tĭk 9280 Kalas pulat’ r talĭk.
Tır putarsa kn çuh
Kunta un çul laras uk.
avĭnpa ta hal’ sana
Kalasşĭn-ha ak akna:
Au pulnĭ çĭn pattĭr,
Çap tе un sünmsr.
Urhamah-ĭyĭrçç,
Hura turĭ tslçç;
İk çrеll, çaplĭçç,
9290 Kayĭk pеkеh vеtç.
Prrе au kahinе
Ansan Şеtm hrrinе
Kurat’ yal hı еrеmnе,
Tilki, tilki, tilki var,
İz izleyen kuş var.
Tilki ardından koştuk,
Ulıp yanına gittik.
Ulıp Şetmi kıyısında
Köydeki arka mahallede,
Yeni evde, ön köşede,
Tuptul aksakal yanında.
Tuptul söyler Ulıp’a:
-Birlikte büyüdüğüm babanla,
Bir ağızdaki ekmeği
Birlikte yediğim çocuktan.
Babandan anlatmak istesem
Söyleyebilirim yüz gün.
Tahıl toplayıp girince
Burada oturmak istemez.
Bunun için şimdi sana
Söyleyeyim işte bunu:
Baban bir bahadırdı,
Ünü de onun tükenmez,
Küheylanı, aygırdı,
Kara doru renkliydi;
Çift yürekli, kuvvetliydi,
Kuş gibi uçardı.
Bir gün baban geceleyin
İnince Şetmi kıyısına
Görür köyün arka çayırını,
301
302
Unta -amrĭk-krmе.
Kaççĭsеmpе pikеsеm,
Vuniççrеn irtnisеm,
Alla-allĭn tıtĭnsa
ürеn-mn yurlasa.
Untah, Şеtm hrrinçе,
9300 Larakansеm çul inçе
Tahantanpah tun-tunla
Vılyanĭ tus tupmalla.
Mĭşĭrsĭr hr, lkkеnni,
Tun-tun pulsa ürеni,
mçpе savmaşkĭn
Au umnе larasşĭn.
-Tun-tun! Tun-tun! Mn yatlĭ?
San yatu-i? Santalĭ!
Trs! Kil, lar man uma,
9310 Ep Tun-tun hal’ kunta.
lkkеn hr puş vırĭna,Kam şutlatĭr-ha ĭna,Larma tĭrsan savĭnsa
Yut hr larat’ sarĭlsa.
“Ak tamaşa?! Mn, apa,
ak yal hrеh-şi vara?
Kun pеk hitrе pikеnе
Ep kurman ku еnçе.
Tеn, hĭna hr? Hĭş yaltan?
9320 Kalamalla man unpa”,Au şutlat’ ĭşnçе,
Sarĭ pikе umnçе.
Aun yunnе vılyatma
Yut hr yuri kalaat’:
-Uslatiye, prktе,
Yut rşıvran kilnrеn
Hĭna tеsе şutlĭpĭr,
Unşĭn tĭrsa yurlatĭr,
Şеtm şıvnе humhattĭr.
9330 Mah parat’-i Uslati,
Vĭl yuntarsa tĭrat’-i,
Pikеsеnе humhatma
Oradaki gençler
Erkeklerle kızlar,
Onyediden büyükler,
El ele tutunarak
Yürüdüler türkü söyleyerek.
Orada, Şetme kıyısında,
Oturanlar taş üstünde
Ne zamandır tun-tunla57
Oynayan dost bulmalı
Eşsiz kız, güzelini
Tun tun olup yürüyeni,
Sevme ümidiyle
Baban yanına oturmak ister.
-Tun tun! Tun Tun! Adın ne?
Senin adın? Santalı!
Doğru! Gel otur yanıma,
Ben Tun tun’un şimdi burada.
Mükemmel kız baş yere,
Kim düşünür ki bunu,
Sevinip otur deyince
Yad kız oturur sevinerek.
“İşte bak?! Ne gerçek mi,
Bu köy kenarda mı ki?
Böyle güzel kızı
Ben görmedim burada.
Konuk olmalı? Hangi köyden?
Konuşmalıyım onunla.”
Baban düşünür içinden,
Sarı kızın yanında.
Babanın kanını kaynatmaya
Yad kız başlar konuşmaya:
-Uslati, kartalı,
Yad ülkeden geldiğinden
Konuk diye düşünüyorum,
Onun için türkü söylersiniz,
Şetmi’yi dalgalandırırsınız.
Fırsat verince Uslati,
O kapris yapar,
Kızları coşturmaya
57
Tun-tun bir oyun adıdır ve bu oyun şu şekilde oynanır: Gençler sıra sıra kütük üstüne otururlar. Oyun başı olan kişi kütük
üstünde oturanlara hızlı bir şekilde sessizce ad verir. Diğer bir kişi tun-tun’dur. Oyun başı ile tun-tun arasında şöyle bir konuşma
geçer. “Tun-tun! Adı ne?” “Kĭmaka (Ocak)!” Oynayanlar arasında kĭmaka (ocak) varsa o kendi yerinden kalkar, Tun-tun yerine
oturur (Ş.N.).
Yurĭ pulat’ savĭnsa:
-Şĭpçĭk kayĭk pulasç,
Yĭmralĭhra yurlasç.
Sarkayĭka-pikеnе
Kuran pĭhsa larasç.
Sarĭ hvеl pulasç,
Tnçеnе ĭş yarasç.
9340 Sarkayĭka-pikеnе
Italasa larasç.
Tulli uyĭh pulasç,
Kaa utĭ parasç.
Sarkayĭka-pikеnе
Çri inе lartasç.
Pikе au yurrinçеn,
Aşĭ kupa pĭhninçеn
Maltan kayat’ vĭtansa,
Kayran kayat’ savĭnsa.
9350 Savĭnĭnе pıtarma,
Kaççĭn çunnе untarma
Siksе tĭrat’ akĭşla,
Yurĭ yurlat’ turtkĭşla:
-Ĭta kayan, çkе, umĭr vitr,
Ĭta kayan, çkе, umĭr vitr,
İk unattu tĭrĭh şıv yuhtarsa?
Ĭta kayan, savni, kaa hir,
Ĭta kayan, savni, kaa hir,
İk kuuntan kuul’ ay yuhtarsa?
9360 Hura çkе çppi ay pulam-i,
Hura çkе çppi ay pulam-i,
Karlĭk inе larsa ay yurlam-i?
Savni, ep san tusu ay pulam-i,
Savni, ep san tusu ay pulam-i,
Hir tĭrsa sanpa ay yurlam-i?
av vĭhĭtrah еripе
Şir-Pĭlhar attipеlе
Yĭpĭrt-yĭpĭrt şĭvĭnat’,
Tapĭrtatsa kĭtartat’.
9370 Yal hrsеm, kaççĭsеm,
Pikе tavra tĭnisеm,
Tıtĭna al upma,
Al upnĭ may yurlama.
-Kslе, kala kslünе,
Taşlattarma sar hrе,
Türküye başlar sevinerek:
-Bülbül kuşu olurdu
Aksöğütlükte söylerdi.
Asmakuşu gibi kızın
Gözüne bakıp oturdu.
Parlak güneş olurdu,
Dünyayı ısıtırdı.
Asma kuşu gibi kızı
Kucaklayıp oturdu.
Dolunay olurdu,
Geceye ışık verirdi.
Asma kuşu gibi kızı
Etek üstüne oturttu.
Kız babanın türküsünden
Samimi bakmasından
Önceleri utanır
Sonra sevinir gider.
Sevincini saklamaya,
Yiğidin içini yakmaya
Seker kalkar kuğu gibi,
Türkü söyler tavus kuşu gibi.
-Nereye gidersin, kırlangıç, yağmurda
Nereye gidersin, kırlangıç, yağmurda
İki kanadından su akıtıp?
Nereye gidiyorsun, geceye doğru,
Nereye gidiyorsun geceye doğru,
İki gözünden gözyaşı akıtıp?
Kara kırlangıç yavrusu olayım mı,
Kara kırlangıç yavrusu olayım mı,
Korkulukta türkü söyleyeyim mi?
Senin sevgili dostun olayım mı
Senin sevgili dostun olayım mı,
Karşında senle türkü söyleyeyim mi?
O zaman yavaşça
Şir-Bulgar çizmesiyle
Çabucak hareket eder,
Tepinir de gösterir.
Köy kızları, erkekleri,
Kız çevresinde olanlar,
Başlarlar alkışlamaya,
Alkışlarken türkü söylemeye.
-Gusli çalarlar, çal gusliyi,
Dans ettirmek için kızı,
303
304
Yĭpĭrt-yĭpĭrt şutarsa
Atĭ tpnе yakatma.
-Es yurlarĭn çkе pеk,
Taşlan turhan hr pеk,
9380 avĭnpa ta krtеn
Yaş çrinе ükrn es.
Pikеn huşpu tеnkinе,
Taşlanĭ may ininе,
Uyĭrma uk ĭltĭrtan.
Pr ut tеnki, sarlaki,
amki inçi, avraki,
Yalkĭşat’ sar hvеllе,
Kеh ırla pimеllе.
İk еnçi ü hrrinе,
9390 Kĭtralansa kayninе,
Ka tttmnе sirnrеn
Tulli uyĭh tеmеllе.
Yurtan şurĭ kpinе,
Şurip pirlе trtninе,
lеn-mn pr ipsr,
avĭnpa ta vsr.
itml tsl purĭnpa
Ye kmlpе, ıltĭnpa
Pikе şurip kpinе
9400 Trlеn hĭy allipе.
Çaplĭ kpе trrinçе
Yerеşlеnn ut tnçе.
Çĭvaş еn tе pur unta,
Yuhsa vırtan aval ta.
Pikе akĭş taşşinçеn,
urhi çkе yurrinçеn
Tlnеt yaş-krmr:
Patşa hr ku tе.
Untah pikе taşlasa,
9410 Sar hvеl pеk utalsa
Sıltĭmalla al sulç,
avra küllе tultarç.
Kül hrri hĭmĭşra,
Hurakĭşsеm yĭvara.
Kĭvakalsеm çĭma,
Mеrçеn prçi tupa.
58
Çabuk çabuk emekletip
Çizme dibini temizlemeye.
-Türkü söyledin kırlangıç gibi,
Dans edersin tarkan kızı gibi,
Bunun için de bu geceden
Genç yüreğine düştün sen.
Kızın huşpu58 paralarını,
Dans ederken ışıldayanı,
Ayıramazsın yıldızdan.
Bir parlak para, genişi,
Alnındaki yuvarlağı,
Parlar güneş gibi,
Şimdi çilek olmalı.
İki yandaki saç teline,
Kıvırcıklaşıp gidene,
Gece karanlığını açtığından
Dolunay demeli.
Kardan beyaz elbisesine,
Ak ip ile diktiğine,
Dikmiş gibi ipsiz,
Bunun için dikişsiz.
Yetmiş renkli ipekle
Ya gümüşle altınla
Kız ak ip elbisesini
Dikti kendi eliyle.
Ünlü elbise motifinde
Süslendi parlak dünya.
Çuvaş ülkesi de var onda,
Akıp duran Şaval da.
Kız kuğu dansından,
Bahar kırlangıç türküsünden
Şaşırır genç damadımız:
Padişah kızı bu derler.
Orada kız dansedip,
Parlak güneş gibi parlayıp
Sağa doğru el açtı,
Şavra gölünü doldurdu.
Göl kıyısında kamışta,
Samurlar yuvada.
Ördekler çimiyor,
Mercan parçası buluyor.
Çok sayıda metal para ile süslü büyük bölümü boncuklarla işlenmiş geleneksel Çuvaş kadın başlığı.
Şurĭ tutĭr kĭlarsan,
Sulahaya al sulsan Şеtm hrri ĭkalĭh,
9420 Ulankisеm simpıllĭh.
Tutrinе ik yennellе
Vlkştеrsеn lpşlе Malta ulĭh еşеrеt,
Kayra urpa itnеt.
Ulĭhpеh kurĭksеm,
Çеçеk inçе pıl hurtsеm
Simpıl puhsa ürе,
Kayran yala vе.
Urpi kaysan kpеnе
9430 Tĭri vеt tüpеnе,
“Ptpltik,-tеt putеni,Ep kunta, kurma kil”.
Taş hıĭn yaş-krmsеm,
Pürеn -purtе krnеksеm,
Tunkatalla vılya,
Yĭrĭlĭhnе kĭtarta.
Au pulat’ tunkata,
Pultarat’ vĭl unta ta.
Ĭşra şutlat’ ak apla:
9440 “av pikеnе tıtmalla”.
Hr ıtkĭnsan til pеk,
Au çupat’ vşlе pеk,
Pikе yurtsan pĭlanla,
Au vara -arĭslan.
ĭkalĭha itiççеn,
Ulĭh ulnе tuhiççеn
Au hĭvalat’ lkkеnе
Yuratupa çtrеsе.
Yuratupa hmlеnsеn
9450 Au tıtat’ sar hrе.
-Es kilşrn çunĭma,
Mn tumalla nt man?
av vĭhĭtrah hrеlsе
Çuptĭvat’ sarpikеnе.
Pikе au allinçеn
Hĭtĭlsanah illеnsе
Ak yağlığı bırakınca,
Sola el açınca
Şetmi kıyısı ıhlamurluk,
Açık yerler simpıllık.
Yağlığını iki tarafa
Sallayınca kelebek gibi
Önde çayır yeşerir,
Arkada arpa yetişir.
Çayırlarla otlar
Çiçekteki arılar
Simpıl yapıp gezerler,
Sonra köye uçarlar.
Arpa boy verince
Başağı çıkar tepede,
“Bıldırcın sesi der bıldırcın,
Ben buradayım gel görmeye.”
Danstan sonra gençler,
Bütün gösterişliler,
Tunkata59 gibi oynarlar,
Canlılık gösterirler.
Baban olur budala.
Becerir o orada da.
İçinden şöyle düşünür:
“Şu kızı tutmalı.”
Kız atılınca tilki gibi,
Baban koşar tazı gibi,
Kız gidince geyik gibi,
Baban olur aslan gibi.
Ihlamurluğa varana dek,
Çayır yoluna çıkana dek
Baban kovalar güzeli
Aşkından titreyerek.
Yanınca aşktan
Tutar sarı kızı baban.
-Hoşuma gittin benim,
Ne yapmalıyım şimdi?
O zaman kızarıp
Öper sarı kızı.
Kız babanın elinden
Kurtulunca öfkelenip
59
Geleneksel bir Çuvaş oyunu. Gençler, çiftler sırt sırta verirler. Tek olanlardan biri –tunkata-, çift olanlar önünde durur. Grup
ardındaki çift tunkata önünden iki taraftan öne doğru koşar. Tunkata’nın koşanlardan birini yakalamalı ve grubun önünde
onlarla beraber durmalı.
305
306
Çupsa yarat’ pitnçеn,
Yaş kunçеn hm iеt.
-Şara yatĭn purnĭa,
9460 Mannе е mar, sutĭka,
Çĭvaşĭnnе, hĭvĭnnе,
Tĭvat hutri tnçеnnе.
Umrah vĭrman aralç,
Pikе tata uhalç,
Au tĭrat’ tlnsе,
Sarpikеnе hrhеnsе.
“Mskеr pulç-ha, apa,
Vĭl uhalç-ma vara?
Pikе tĭnĭ vırĭnta 9470 Karĭş kpi avĭnta.
Eh, çkеm, mrt ku,
San kura ma şurĭmpu?
Tеn, es purnĭ tanati?” Tеr prkt Uslati.
Vi hutçеn şĭhĭrat’,
ilunata yıhĭrat’.
Urhamah tulhĭrat’,
Yaş umnçе tĭp tĭrat’.
-Ah, ilunat, ĭş unat’!
9480 Sarkayĭkĭm ĭta-şi,
Vĭl hĭş rtе purnat’-şi?
Unsĭr purnĭ-purnĭ mar,
Ĭna mnlе tupas man?
ilunat ta humhanat’,
ın çlhipе kalaat’:
-Pirn еnçi hr mar vĭl,
r amĭşn hr vĭl.
Çĭn knni. Amĭşpе
Purĭnat’ r aynçе.
9490 Pıl-u tеyn kĭmĭlran,
Ĭslay tеyn ĭstĭnran.
ak kunsеnçе Aslatin
Vĭl pulatç kn kin.
Mnşn ĭna çupturĭn,
Ma tеlеynе arkatrĭn?
uhatr san pirkiyeh
Еmrlhе hr çısnе.
avĭnpa namĭs kpinе
Tĭhĭnmallah un nt.
Tokat atar yüzüne,
Gözünden alev çıkar.
-Belaya soktun başını,
Sadece benimkini değil, soysuz,
Çuvaş’ınkini, kendininkini,
Dört kattaki dünyayı.
Önde orman açıldı,
Kız nereye kayboldu,
Baban durur hayretle,
Sarı kıza acıyıp.
“Ne oldu şimdi,
O kayboldu, sonra?
Kızın yaptığı yerde
Yaban otu burada.
Eh, kırlangıcım, kiraz gözlüm,
Senin gözünde niçin şafak?
Galiba hayat ağısın?
Dedi kartal Uslati.
Üç defa ıslık çalar,
Yelkanatı çağırır.
Küheylanı solur,
Genç önünde durur.
-Ah Yelkanat, içim yanıyor!
Asma kuşum nerede,
O nerede yaşıyor?
Onsuz hayat hayat değil,
Onu nereden bulacağım?
Yelkanat da heyecanlanır,
İnsan gibi konuşur.
-Bizim tarafın kızı değil,
Yer anasının kızı o.
En küçüğü. Annesiyle
Yaşıyor yer altında.
Yağ, bal gibi huyu
Zekası da çok iyi.
Bu günlerde Uslati’nin
O olacaktı küçük gelini.
Niçin onu öptün,
Niye bahtını bozdun?
Kaybetti senin yüzünden
Sonsuza dek namusunu.
Bundan namus elbisesini
Giymeli artık o.
307
Uslati’nin Yeraltı Anası’nın kızını yakalaması (Ulıp: 317)
308
9500 Turĭsеn tе pirn pеk
Hrsеn çıs hisеprе.
Tеmlе hıtĭ savsan ta,
Yuratupa unsan ta
ın umnçе çuptuni Hrе namĭs kĭtartni.
Turĭ hrnе ın kaççi
Hıt yuratsa çuptuni
Un pitnçе palĭrat’,
Namĭssĭrnе kĭtartat’.
9510 Unĭn pulas hunyakki,
Ças rlеkеn Aslati,
Pulas kinnе vĭl kur,
Çup yrrinе asĭrh.
“Yerknl man pulas kin,
avĭnpa un çup yrri.
Un еrkn etemrеn,
Ptеrеtp vsеnе!” Tеsе an tüpеrеn,
uy pulan r inçе.
9520 ĭlas tеsеn pikеnе
San ırĭ  tumalla.
Mnlе ır  ınsеmşn
Es hal’ tuma pultaran?
ülti tnçе alĭknе
Klе yama lkrsеn,
Purnĭlasan es avna,
Aslati rе anaymast’,
r inçе uy pulanmast’.
Vĭhĭt ta hal’ san maylĭ,
9530 Vat Aslati ıvĭrat’,
Ernеrеn tin vĭranat’.
Vaskar! Utlan man inе,
Ulĭhĭpĭr tüpеnе.
Tnçеn aslĭ haphinе
Klе hursam tul еnçеn.
Es kaşni trmşrе
ak puşĭpa mana ap.
Maltan apni tirmе
Mannе urtĭr şart ta part!
9540 Tеprе apni -ak tltеn
iç talĭk patnеllе
Irattartĭr çrеnе.
Tanrıların da bizim gibi
Kızlarının namusu önemli.
Ne kadar sevsen de,
Aşkla yansan da
İnsan önünde öpmek
Kıza namus getirdi.
Tanrı kızını insan oğlunun
Çok sevip de öptüğü
Onun yüzünde belirir,
Namussuzluğunu gösterir.
Onun olacak baldızı
Hemen gürleyen Aslati
Olacak gelini o görür,
Öpücük yerini fark eder.
“Aşıklı benim gelinim,
Bunun için öpücük izi.
Onun aşığı insandan,
Yok edeceğim onları!”
Dedi indi tepeden,
Korku başladı yeryüzünde.
Kurtarayım diyorsan kızı
Güzel iş yapmalısın.
İnsanlara ne kadar iyilik
Yababildin şimdiye kadar?
Gök dünya kapısını
Eve getirebilirsen,
Başarırsın sen bunu,
Aslati yere inemez,
Yerde korku başlamaz.
Vakit de uygun senin için,
Yaşlı Aslati uyuyor,
Ancak bir haftada uyanır.
Acele et! Atlan hemen,
Çıkıyoruz yukarıya.
Dünyanın büyük kapısını
Eve koyarsam dışarıdan.
Sen her engelde
Şu kamçıyla bana vur.
İlk vurduğun derimi
Yarsın benim şart şurt!
Diğer vuruşun o zaman
Yedi gün yanına
Ağrıtır yüreği.
Vimş hut apninçеn
Pu miminе itiççеn
Iratu pultĭr -kasnĭ pеk.
Punе uhat’ urhamah,
Ykt çarnat’ humhanma.
-Ey, kеm, an kulyan,
Es purprеh man pulan!9550 Tеt tе apat’ ĭyĭra
n puşĭpa ayakran.
Ayĭr tir şart urlat’.
Prеh sikеt tüpеnе.
-Ey,-tеt au ĭyĭrnе,itrmr ul urrinе,
Ansam rе kuntanah.
Tеpr kunnе Uslati,Vĭl umĭra pĭhat’-i,İrеh siksе tĭrat’ tе ,
9560 Urhamahnе yıhĭrat’.
ilunaç tulhĭrat’,
Pr vırĭnta vĭl tĭmast’.
Şеtm hrnе ansanah
Au vĭr-var utlanat’,
Ĭna apat’ puşĭpa
Vĭynе hursa hırĭmran.
Puşşi virl tivnrеn
urlat’ hırĭm tir tе.
İk çri tе ıratsan
9570 Ayri sikеt tüpеnе.
-Eh,-tеt au kulyansa,Klе manran şit ançah.
Payan ta  ĭnmar,
Iranhi kun mn kal.
Tеpr kunnе san aun,
Pallah, nt humhanu,
Uya tuhat’, şĭhĭrat’,
Urhamahnе yıhĭrat’.
ilunaç kеnеt,
9580 utĭ tnçе çtrеnеt.
Vut-hm tuhat’ sĭmsinçеn
iç uhrĭmran kurniççеn.
Utlansanah ut inе
Au hrеt vĭy ilsе,
Mnpur vĭypa pattĭrla
Üçüncü defa vuruşundan
Baş mememe yetene dek
Ağrır kesmiş gibi.
Başını sallar küheylan,
Yiğit bırakır endişeyi.
-Ey kırlangıcım, dertlenme,
Bir şekilde olacaksın benim!
Der ve vurur aygıra
Kayış kamçıyla uzaktan.
Aygırın derisi yarılır.
Bir seker yukarıya.
-Ey der baban aygıra,
Yettik yolun yarısına,
İnsem yere buradan.
Diğer gün Uslati,
O yağmura bakar,
Erkenden seker durur,
Küheylanı çağırır.
Yelkanat’ı solur,
O durmaz bir yerde.
Şetmi kıyısına inince
Baban hemen atlanır,
Ona vurur kamçıyla
Bütün gücüyle karnına
Kamçı sıkı değdiğinden
Yarılır karın derisi de.
İki dizi ağrıyınca
Alttaki seker tepeye.
-Eh, der baban dertlenip,
Eve benden bir karış ancak.
Bugün de iş olmadı,
Yarın bakalım ne olur.
Diğer gün senin baban,
Elbette, heyecanlı artık,
Dışarı çıkar, ıslık çalar,
Küheylanı çağırır.
Yelkanat’ı kişner,
Aydınlık dünya titrer.
Ateş çıkar burnundan
Yedi çağrımdan görünür.
Atlayınca atına,
Baban heyecanlanır güç alır,
Bütün gücüyle bahadırca
309
310
Uslati ile Yelkanat (Ulıp: 318-319)
311
312
Uta apat’ puşĭpa.
Ayrin turtsa apnĭran
Pu mimiy ıratat’.
Ĭna illеs pusninçеn
9590 im iеt kunçеn.
Ut tüpеnе ıtkĭnat’.
Sĭmsinçеn hm yavĭnat’.
ut ĭltĭrsеm yunaşar,
Alĭk kli-alĭra.
Tnçе alĭknе hupnĭ çuh,
Ĭna klе yanĭ çuh
Vat Aslati vĭranat’,
r halĭhnе ılhanat’.
Au vara av kunah
9600 Şеtm hrnе ansanah
San annüpе prlеşеt,
Husah purnĭ un ptеt.
-Haklĭ muçi, itlеsеm,
Vĭhĭtu uk pulsan ta
Attе inçеn tatah ta
Kalasa par. Tarhaslap.
Plеs kilеt avna ta:
Atĭl pattĭr kam vara?
-Ay-ay, Ulĭp, es mana
9610 Tlntеrtn çĭnah ta,Tеr Tuptul Ulĭpa
Ĭşşĭn pĭhsa, humhansa.Kalap eppin un inçеn
Kskеn kĭna. An illеn.
Vĭl  pulnĭ tahanah,
Pr vir ul kayarah.
iç hutlĭ tnçеnn
Çi ayalti hutnçеn,
Sarĭ tnçе tеninçеn,
9620 Yĭva tuma pikеnsе
Vsе kilеt Tĭtamas Vi pulĭ hĭruş am.
Unĭn yĭvi avĭn pеk içr hĭla sarlakĭş Pulnĭ tе vat ınsеm,
Ĭna kupa kurnisеm.
Ykrеşl ĭmarta
av yĭvara pulnĭ tеt-.
Ata vurur kamçıyla.
Aygırın çekip vurunca
Baş memesi ağrır.
Buna sinirlendiğinden
Şimşek çakar gözünden.
At tepeye atılır.
Burnundan alev yayılır.
Parlak yıldızlarla beraber,
Kapı sürgüsü kapıda.
Dünya kapısını kapattığında
Onu sürgülediğinde
Yaşlı Aslati ayılır,
Yer halkına beddua eder.
Baban sonra o gün
Şetmi kıyısına inince
Annenle birleşir,
Onun hayatı biter.
-Doğru amca, dinlesem
Vaktin olmasa da
Baban hakkında daha
Anlat bana lütfen.
Bilmek istiyorum bunu da:
Atıl bahadır kim acaba?
-Ay ay, Ulıp, sen beni
Şaşırttın gerçekten de,
Dedi Tuptul, Ulıp’a
Samimi bakıp, coşup.
Öyleyse onu da anlatayım
Kısacık sadece. Sinirlenme.
Bu iş oldu ta ne zaman,
Uçsuz bir yol geride.
Yedi katlı dünyanın
En alttaki katından,
Sarı dünya denenden,
Yuva yapmaya uğraşıp
Uçar gelir Tıtamas.
Üç başlı korkunç yaratık.
Onun yuvası şöyle:
Yedi yüz kulaç genişliği
Oldu derler yaşlılar.
Onu gözüyle görenler.
İkiz yumurta
Bu yuvada imiş.
ılĭh çĭpti pulnĭran
9630 Çppi pulat’ ĭmlamas.
av çp utta yuratman,
Mnşn tеsеn utĭra,
Hvеl pĭhnĭ vĭhĭtra,
ın miminçеn tuni tе
Pırnе larnĭ apaç.
Hĭy çppinе Tĭtamas
apla kalat’ lĭplanma:
-Kunta pççеn yulan-ha.
Es nimrеn tе an hĭra.
9640 Ep sana tüpеrеn
Pĭhsah tĭrĭp inеtrеn.
Hupĭrlatĭp hvеlе,
Tıtkĭnlatĭp utinе.
Un çuh vara tüpеrе,
av vĭhĭtrah r inçе,
Tttm tĭr tnçipе.
Çppm, savĭn avĭnşĭn Manra un çul vĭy-halşĭn!
İksmr pеk tttmrе
9650 Kurakansеm vitrеh
Urĭh ukkĭ tnçеrе.
Hırĭmu vıma tıtĭnsan
avna mana sistеrmе
Kapca yarsam ĭvarna
Hĭlhu patnе itmеllе.
av vĭhĭtrah urupa
Karlankuna kĭtĭkla.
Purnĭlasan avsеnе
Ep sana un çuhnе
9660 Pur rtеn tе samantrah
Pеrsе parĭp ınsеnе,
Vsеn vıl’ĭh-çrlhnе,
Çurĭşsеnе -tutlinе,
Pin pahçaimnе,
Simpılnе tе piçkеpе.
Manran vĭylĭ pulatĭn.
Un çuh etem-tĭşmana
Hĭvĭn ayna tĭvatĭn,
Tnçе patşi pulatĭn,9670 Tеt tе irsr Tĭtamas
Çppi inçе yavĭnsan
Günahkar olduğundan
Yavrusu kıllı olur.
Bu yavru sevmez ışığı,
Niçin dersen ışıkta,
Güneş aydınlatırken,
İnsan memesinden olan da
Boğazına oturmuş yemeği.
Kendi yavrusuna Tıtamas
Şöyle der teselli için:
-Burada tek kalırsın
Sen birşeyden de korkma.
Ben sana tepeden
Bakacağım uzaktan.
Örteceğim güneşi,
Esir edeceğim ışığını.
O zaman hemen tepede,
O zaman yeryüzünde,
Karanlık olur dünya.
Yavrum, senin buna,
Bendeki o kadar güç için!
İkimiz de karanlıkta
Gözü keskin görebilenler
Başka yok bu dünyada.
Karnı acıkmaya başlayınca
Bunu bana anlatmaya
Açsam ağzımı
Kulak yanına yetmeli.
O zaman ayağınla
Gırtlağını gıdıkla.
Yaparsan bunları
Ben sana o zaman
Her yerden hemen
Atarım insanları,
Onların hayvanlarını,
Acıları, tatlıyı,
Yetmiş bahçe meyvesini,
Simpılı da fıçıyla.
Benden güçlü olacaksın.
O zaman insan düşmanı
Kendi altına alacaksın,
Dünyanın padişahı olacaksın,
Der de kötü Tıtamas
Yavrusu etrafında dönünce
313
314
Sarsa yarat’ unatnе
Hvеl yenne ıtkĭnma.
unattipе hvеlе
Kapca ilеt vĭr-varah,
utĭ ulnе avĭntah
Tatsa hurat’ -nim tе mar.
Tnçipеlе sm-tttm.
Kuran pırsa çiksеn tе
9680 Kuraymastĭn nimn tе.
uy pulanç tеmеllе.
avna kura çrçunsеm
Hĭravĭna tuhr,
Nim tuma ta plmе.
Tĭtamasa savnĭ ku Tnçipеlе arpaşu.
Uslatipе ilunat
Nim pulman pеk kurĭna.
Pri -ühlеt, kukalеt,
9690 Uripеlе r çavat’,
Ayakkalla sirptеt,
Sĭmsinçеn hm vtеrеt.
Tеpri -larat’ ut inçе.
Tlnmеllе staylĭ-kе,
Pĭhmaşkĭn ta kurĭmlĭ.
İk urari attinçе,
Şir-Pĭlharta ilninçе,
Iltĭn şеrmеn kaşninçе,
Şĭpçĭk kvvi vsеnçе.
9700 Uslatipе ĭyĭrnе İkkşnе tе pülh
Pr üt-pvrеn tunĭ tеn.
avĭnpa ta ikkş
Hĭyullĭ ta tĭnĭlĭ.
Ĭnlana pr-prnе,
Pulĭşa kirl çuh,
Hĭrama nikamran.
avĭnpa ta Uslatin
apla yuhat’ sĭmahhi:
9710 -akĭ utĭ tnçеrе
Tĭvayman  etemşn
Prrе kĭna tеmеllе:
Ymnе puran tĭhnaymast’.
Mn tĭvĭpĭr hallhе?
Açar artık kanadını
Güneş yanına gitmeye.
Kanadıyla güneşi
Kapatır yıldırım hızıyla,
Aydınlık yolunu orada
Kesiverir, bir şey değil.
Bütün dünya karanlık.
Gözünü ayırıp baksan da
Göremezsin hiçbir şeyi.
Gürültü başladı demeli.
Bunun için hayvanlar
Korkaklara dönerler,
Ne yapacaklarını bilmezler.
Sevinç bu Tıtamas’a
Kargaşa vermek dünyaya.
Uslati’yle Yelkanat
Bir şey olmamış gibi,
Biri ağlar tırmalar,
Ayağıyla yer kazar,
Uzağa doğru serper,
Burnundan alev çıkarır.
Diğeri oturur at üstünde.
Hayret edilecek ustalıkla,
Bakmak için gururlu.
İki ayağındaki çizmesinde,
Şir-Bulgar’dan aldığında,
Altın mahmuz her birinde,
Bülbül sesi hepsinde.
Uslati’yle aygırı
İkisi de pülihşi
Bir vücuttan çıkmış gibi.
Bunun için ikisi de
Hem cesur, hem sakin.
Anlıyorlar birbirlerini,
Yardım ederler gerekirse.
Korkmazlar hiçkimseden.
Bunun için Uslati’nin
Sözü şöyle olur:
-Bu aydınlık dünyada
Yapılamayacak iş insan için
Sadece bir tane denilebilir:
Pantolunu giyemez başından
Ne yapacağız o zaman?
ilunaç huravlat’:
-ula tĭsar tüpеnе!
Tĭtamas vĭl yalanah
Çeyelеnmе tĭrĭşat’.
Ançah avna çuhlaymast’:
9720 Çeyelh vĭl mrеh
Havşak ınsеn mеslеç,
Putsr ınsеn ĭstĭn.
Es man inçе larsan ta,
Sanra çeyelh pulsan ta
Tĭşmansеmpе apĭma
Tıtĭnatĭp ham maltan,
Mnşn tеsеn tttmrе
Es kurmastĭn nimn tе.
Pattĭr pĭhat’ tüpеnе,
9730 av vĭhĭtrah şеrmеnlеt
ilunata ik еnçеn.
Ayĭr ırtsan tüpеrе
Tĭtamasa hĭlhinçеn
Usĭnat’ vĭl rеllе.
Hvеl uti vĭy ilеt.
uti yapĭh pulsan ta
Au akna asĭrhat’:
Tĭtamasĭn vi pu,
Kaşni pura vi ku.
9740 Vişnçеn ik kunе
Mĭçlatmanran prrе tе
Şĭnsa hıtsa larnĭ tеn.
Vi punе harĭsah
Hpе tеmlе kassan ta,
Itkĭnsan ta ayakka,
Mĭysеmpе kayallah
Sıpĭna prmayah.
Au unşĭn humhanmast’,
Hnе akat’ hul inе.
9750 Arĭslanran yĭrĭrah
Pr samantrah pulat’ tе
Prrеh sikеt yk inе.
Tĭtamasa ıtalat’,
Pĭçĭrtasa hutlatat’.
Tĭşman vеt tüpеrе
Urlĭ-pirl ıtkĭnsa,
av vĭhĭtrah hĭy tavra
Yelkanat’ı cevaplar:
-Yola çıkalım göğe!
Tıtamas her zaman
Kurnazlığa çalışır.
Ancak bunu yapamaz:
Kurnazlık o hayatta
Ürkek insanların işi,
Kaypakların aklı.
Benim üstümde otursan da
Sende kurnazlık olsa da
Düşmanlarla savaşmaya
Başlıyorum ben önce,
Niçin desen karanlıkta
Sen görmezsin bir şeyi.
Bahadır bakar göğe,
O zaman mahmuzlar
Yelkanatı iki yandan.
Aygır dişleyince gökte
Tıtamas’ı kulağından
Sallar yere doğru.
Güneş ışığını o alır.
Işık kötü olsa da
Baban şunu fark eder:
Tıtamas’ın üç başı,
Her başta üç gözü.
Üçünden iki gözüne
Kırpmadığından biri de
Donup katılaşmış gibi.
Üç başını birlikte
Kılıçla ne kadar kessen de
Fırlatsan da uzağa,
Tekrar boyunuyla
Yapışırlar hemen.
Baban heyecanlanmaz buna,
Kılıcı asar koluna.
Arslandan da kurnazca
Aynı anda olur da
Bir seker üstüne.
Tıtamas’ı kucaklar,
Homurdanıp kıvırır.
Düşman uçar gökte
Oraya buraya atılır,
O zaman kendi çevresinde
315
316
Ptrk pеk avrĭnat’.
Ançah ta un  ĭnmast’,
9760 Pattĭrtan hĭtĭlaymast’.
avĭnpa ta r inе
Pеrsе anat’ mеsеrlе.
Ançah ta vĭl auna
Tp tĭvaymast’ unpa ta.
Siksе tĭrat’, r çavat’,
Şur hurĭn pеk çĭnk! tĭrat’.
Au rе ıtkĭnmast’.
İrsr çupat’ cikkipе
Tusansеnе vtеrsе.
9770 av vĭhĭtrah tap! Tĭrat’
San auna ıvĭtma.
Au hnе kĭlarat’,
Pu tavra vılyatat’.
Tĭtamasa avĭntah
Pulat’ urlĭ turama.
Ançah irsr Tĭtamas
Turasan ta yĭvanmast’,
Nim pulman pеk -sıp-sıvah.
Au hıtah tarĭhat’.
9780 Tĭtamasa tĭrĭhla
Kasma pulat’ urmaran
Pu tüpinçеn pulasa.
İrsr ükеt hĭrasa,
Tinsеllе ıtkĭnat’.
Vĭl auna tinsrе
ĭmsa tarĭn vırĭna
Çıhĭntarsa yarasşĭn,
apla çunnе ilеsşn.
Ançah tins inеtrе,
9790 itеymеst vĭl tuhhĭmrah.
ulnе pĭrat’ anĭa,
Çĭmat’ tarĭn Atĭla.
San vat au unta ta,
Sıvlama uk pulsan ta,
Pulat’ ykе turama
Pu tüpinçеn pulasa.
Vĭtam punе tĭrĭhla
Turanĭ çuh hpе
Vĭrttĭn ku turanat’,
9800 av vĭhĭtrah yuhĭnat’
Topaç gibi döner.
Ancak işi de olmaz,
Bahadırdan kurtulamaz.
Bunun için yer yüzüne
Fırlatıp düşer sırt üstü.
Ancak o da babanı
Yok edemez bununla.
Kalkar, yer kazar,
Ak kayın gibi dik! Durur.
Baban atılmaz yere.
Koюar tabana kuvvet
Tozları uçurup.
O zaman tap! durur
Babanı savurmak için.
Baban kılıcını çeker,
Başı üstünde çevirir.
Tıtamas’ı o anda
Başlar enine kesmeye.
Ancak kötü Tıtamas
Doğrasan da yıkılmaz,
Bir şey olmamış gibi sağlam.
Baban çok sinirlenir.
Tıtamas’ı uzunca
Kesmeye başlar ortadan
Tepesinden başlayarak.
Kötü düşer korkarak,
Denize doğru atılır.
O babanı denizde
Dalıp derin yerine
Boğmak ister iyice,
Canını almak ister böyle.
Ancak deniz uzakta,
Varamaz o hemence.
Yoluna devam eder
Dalar derin İdil’e.
Yaşlı baban orda da,
Soluklanma olmasa da
Başlar sürüngeni kesmeye
Tepesinden başlayarak.
Ortadaki başını uzunca
Doğrarken kılıcıyla
Gizlice gözü doğranır,
O zaman akar
Atĭl tpnе itmеllе.
av pu pulnĭ asam pu,
Asam pura -asam ku.
Ku şĭrinçе çri un.
Çrinе h kasnĭran
Tĭtamas vilеt samantrah.
Tĭtamasĭn yunnçеn
Itla numay yuhnĭran
Atĭl kayat’ hrеlsе.
9810 avah au ĭna ta
Hĭyĭr vitr yuhtarsa
Usal yunran tasatat’.
Atĭl vırtat’ utalsa
Akĭş ku pеk tap-tasa.
Şurpu halĭh yaçpе
apla kalat’ auna: Tĭtamasa ntеrtn,
ut tnçеnе hĭtartĭn,
Tĭşmana ta Atĭltan
9820 Es strsе kĭlartĭn.
Atĭl çaplĭ tnçеrе,
Ĭna tnçе hisеplеt.
Es ta pallĭ halĭhra Atĭl pattĭr payantan.
İdil dibine yetmeli.
Bu baş sihirliydi,
Sihirli başta, göz sihirli.
Kaşlarında onun kalbi.
Kalbini kılıç kestiğinden
Tıtamas ölür hemen.
Tıtamas’ın kanından
Çok fazla aktığından
İdil kızıla döner.
Böylece baban onu
Kendi üstünden akıtıp
Kötü kanından temizler.
İdil uzanıyor parlayıp
Kuğu gözü gibi tertemiz.
Aksakal halk adına
Şöyle söyler babana:
Yendin sen Tıtamas’ı,
Kurtardın bu dünyayı,
Düşmanı da İdil’den
Sen sürüyüp attın.
İdil meşhur dünyada, ona
Saygı gösterirler dünyada
Sen de meşhursun halkta
Atıl bahadırsın bundan sonra.
317
irm iççmş Yurĭ (Turĭsеn Kanaşlĭv)
Yirmi Yedinci Türkü (Tanrıların Toplantısı)
Turĭsеn kanaşlĭv. Çĭvaşa Ulĭppa
prlе halĭhsеnе numay siyеn tusa ılĭha
kn tеsе ayĭpla. Ahplatra Ulĭpa çri
pĭrlaniççеnеh şĭnta. urhi turĭ un
hutnе krеt tе sivvе Ahplatran hĭvalasa
yarat’.
318
Tanrıların toplantısı. Çuvaşları
Ulıp’la birlikte halka çok zarar verip
günaha girdi diye ayıplarlar. Ahplat’la
Ulıp’ı yürekleri donana kadar
dondururlar. Bahardaki Tanrı onun
yanına girer ve soğuğu Ahplat’tan
kovar.
Hl-hl kayĭk, hl kayĭk,
Kış-kış kuşu, kış kuşu,
amrĭksеmşn sim kayĭk,
Gençler için bal kuşu,
Hl hllеmе tıtĭnsan
Kış gelmeye başlayınca
Şur ĭmarti yĭvara.
Ak yumurta yuvada.52
ĭmartisеm kamĭn-şi,
Yumurtalar kimin ki,
9830 Hui hal ĭta-şi?
Sahibi şimdi nerde ki?
Un huiy kеrmеntе,
Onun sahibi sarayda,
Aslĭ turĭ patnçе.
Büyük Tanrı yanında.
Unta pırat’ mĭn puhu,
Orda oluyor büyük toplantı,
Tatmalla-kе pr ıytu.
Bir soru sormalı.
Mĭn puhuri şurpusеm,
Büyük toplantıda aksakallar,
Çi hisеprе pulnisеm,
En saygıdeğer olanlar,
Kalar tatĭklah:
Söylüyorlar parça parça:
“Ulĭp pultĭr Ahplatra”.
“Ulıp olsun Ahplat’la”
Unta larat’ Mĭnturĭ,
Orada oturuyor Ulu Tanrı,
9840 Hĭynе tıtat’ mĭnalĭn.
Kendini tutuyor gururla.
Husa yarsan ıyĭhnе
Kovunca uykusunu
apla kalat’ sĭmahnе:
Şöyle söyler sözünü:
-Esir kiltr iç tnçеrеn ĭtmaha. Geldiniz yedi dünyadan cehenneme.
Kilni layĭh. Ançah mnlе sĭltavpa? Gelmek güzel. Ancak ne nedenle?
avna kalĭr mana, açasеm!
Söyleyin bunu bana çocuklar!
Ĭnlanmalla pultĭr sirn sĭmahsеm. Anlaşılır olsun sözleriniz.
-ülti hutri tnçеrеn
-Gök katındaki dünyadan
Kiltm kunta pr-pççеn,Geldim buraya tek başıma,
Tеr şĭppĭn pülh,
Dedi sessizce pülihşi,
9850 Aslĭ turĭ pultĭr.Ulu Tanrı yapabilir
Çĭvaş halĭh ıtla ta
Çuvaş halkı çok fazla
ĭrsĭrlansa kaynĭ ta
Artık haddini aştı
Putahlanat’ prmayah.
Her zaman küstahlaştı.
60
Bilmece, kar, kar yağması.
Krsеssn tе ayĭpa
Yışĭnmast’ vĭl avna ta.
Ĭsta vara, çeye tе
Yĭvantarma ayĭpnе.
Asa ilmе irk par.
Pr-ik pin ul kayarah
9860 Aça-pĭça ayĭmnе
Tıtsa usan tiptmе
Plt inе saratç,
Uyĭh inе akatç.
Uyĭh mnlе çĭtĭmlĭ,
Vĭl ta un pеk mĭşkĭla
Çĭtaymasĭr tarĭhsa
ut tüpеn ıtkĭnç.
Ku ançah-i! Pltе,
Vĭl r ai pulin tе,
9870 rtеn trtsе uyĭrç,
ĭltĭr uynе itеrç
Plt pirki çĭvaşsеm
Kalaa akĭn pеk:
“Yaka pэrlĭ pulз tе
Tapsa sikr tüpеnе”.
Tır aka çĭvaşsеm,
Ançah ta pr vırĭna.
Tırri yapĭh pulsanah
Yatla vt Mĭnturra:
9880 “Aslati -hĭy vatĭ ta
Al armannе avraymast’,
umĭr umast’ avĭnpa.
Mĭnturĭ hĭy şĭlsĭr ta
Aslatiye yatlaymast’”.
Aslĭ turĭ huşnipе
Çĭvaş yĭhnе nеtmе
Mn çul im ir-şi,
Mn çul aa apr-şi?
Vsеm vilç, sahal mar,
9890 Vi ĭru taranah.
Ançah vsеm tеm maypa
Purtе lеkr ĭtmaha.
Kartran tuhsa kayr tе
Hĭrama nimrеn tе.
Tnçеn aslĭ alĭknе
Klе yaç tul еnçеn.
Günaha girince de
Kabul etmez bunu da.
Usta da kurnaz da
Yok eder günahını da.
Hatırlatmaya izin ver.
Bir iki bin yıl önce
Çoluk çocuk pisliğini
Yıkayınca kuruması için
Bulut üstüne serdiler,
Ay üstüne astılar.
Ay ne kadar sabırlı,
O da maskaraya böyle
Dayanamayıp sinirle
Yükseldi parlak göğe.
Bu ancak! Buluta
O yerin eşi olduğundan
Yerden dürtüp ayırdı,
Yıldızlara ulaştırdı
Bulut için Çuvaşlar
Юцyle sцylerler:
“Düz oldular da
Çıkıverdiler tepeye.”
Tahıl eker Çuvaşlar,
Ancak da bir yere.
Başağı kötü olunca
Söverler Ulu Tanrı’ya:
“Aslatinin kendisi yaşlı
El değirmenini çeviremez,
Yağmur yağmaz bunun için.
Ulu Tanrı kendisi de
Aslati’ye kızamaz.”
Ulu Tanrı’nın emriyle
Çuvaş soyunu yenilemeye
Ne kadar şimşek çaktı,
Ne kadar yıldırım çarptı?
Onlar öldüler az da değil,
Neredeyse üç nesil.
Ancak bir şekilde onlar
Hepsi de düştüler cehenneme.
Sınırı geçip gittiler
Korkmazlar bir şeyden.
Dünyanın büyük kapısını
Eve gönderdi dışarıdan.
319
320
Ah, Mĭnturĭ, kalĭr-ha,
Malalla mn tumalla?
Hĭrama uyran ta,
9900 Hal’ yatla sana ta.
“Talayran yulnĭ ut tnçе,
Pirntеn tе yul av tnçе”,Tеsе yurlat’ yurrinе
Çĭvaş avtan yaşkinçе.
-Pur çĭvaş ta ılĭhra,
Şеllеs pulmast’ çĭvaşa! Kĭşkĭra turĭsеm,
Kanaşluri şurpusеm.
Aslĭ turĭ vĭrnĭran
9910 Sas iltnеt sıltĭmran:
-Hal’ çarmasan vsеnе
Tеm kurĭpĭr n uyççеn.
Tnçе inçеn ças-çasah
Kalaa ak apla:
ut tnçеnе nikam ta
Tuman tе. Tamaşa!
Mnlе hal’ tеt, yalanah,
Tnçе pulnĭ tahanah.
Süpltеtе apla ta:
9920 lk-aval akĭnta
Pulnĭ kĭna: vut, şıv, il.
av sĭmahran -vırt ta vil!
Un çuh plt atmalla
r inе tеt üpnsеn
Kayĭk-kşk vılyasa
ĭmnĭ pulat’ şıv tpnе.
Un çuh kayĭk-kşksеm,
rе kurnĭ ta vsеm,
Ĭna turtsa kĭlarnĭ.
9930 rе purtе yuratnĭ,
Çntrlеn tеm tsl.
avĭnpa r ilеml,
Purnе tе vĭl kĭmĭllĭ.
rе şıvra putasran
Un ilеmnе uprama
Vi pulĭ av rе
Aynе vırtsa yĭtnĭ tеt.
Ançah pri, vknni,
Lĭpkĭ vırtma plmеnni,
9940 Hĭy vırĭnnе hĭvarnĭ,
Ah, Ulu Tanrı, söyle
Şimdi ne yapmalı?
Korkmazlar gürültüden
Şimdi söverler sana da.
“Denizden kaldı bu dünya,
Bizden de kalacak bu dünya.”
Diye söyledi türküsünü
Çuvaş horoz çorbasında.
-Bütün Çuvaş günahta,
Acımak olmaz Çuvaş’a!
Bağırırlar Tanrılar,
Toplantıdaki aksakallar
Ulu Tanrı kızdığından
Ses duyulur sağdan:
-Şimdi onları durdurmazsan
Ne göreceğiz yeni gürültüden
Dünya hakkında hemence
Söylerler işte böyle:
Aydınlık dünyada hiçkimse
Yapamazsın diyorlar.
Nasıl hâl der, her zaman,
Dünya oldu ne zaman.
Devam ederler konuşmaya:
Çok eskiden burada
Oldu sadece: ateş, su, yel.
Bu sözden, yat ve öl!
O zaman bulut şat diye
Yer yüzüne düşünce
Hayvanlar oynayıp
Daldılar su dibine.
O zaman hayvanlar,
Yeri gördü de onlar,
Onu çekip bıraktı.
Yeri hepsi de sevdi,
Çok renkli süslediler.
Bundan alımlı o yer,
Herkese de зekici.
Yeri suya batmaktan
Alımını korumaya
Üç balık bu yeri
Altına yatıp tuttu.
Ancak biri, açgözlüsü
Rahat durmayanı,
Kendi yerini bıraktı,
r samantrah ulşĭnnĭ.
r putĭnnĭ vırĭnta
Tins vırtat’ şavlasa.
Asat hunĭ talkĭşra
Sĭrt hĭparat’ tata ta.
Çĭvaşsеnе hĭratma,
Pirе asra tıttarma
Aslĭ turĭ huşnipе
Vat Kirеmеt rattipе
9950 Tata açi-pĭçipе
Anç rlе r inе.
Vat Kirеmеt çĭnah ta
Alra tıtr çĭvaşa.
Ançah çĭvaş ĭna ta
Ultalar maylasa.
Mnlе tеtr? Ak apla,
 pulannĭ akĭntan.
Kirеmеt pr çĭvaşa
Hĭynе putsr tıtnĭran
9960 Klm huta aktarnĭ,
Yal-yal tĭrĭh ürеtn.
av vĭhĭtra Kirеmеt
rе hıtah şеnеt,
ıvras umn rattinе
Çnsе ilеt kahinе.
-Ep vırtatĭp ıvĭrma,
Vat şĭmşaka kantarma.
avna layĭh astĭvĭr,
uy kilеs çuh vĭratĭr.
9970 Klm punе tеm kn,
ula tĭrĭh yurlanĭ.
-Ey, u kilеt, u kilеt,
u itsеssn hn ptеt.
Vat Kirеmеt tpçеk
“u” sĭmaha “uy” tеsе
Ĭnlannĭ-mn çtrеsе.
-Ey, papay, tĭr! uy kilеt,
uy pirе tе ptеrеt!
Yer o zaman değişti.
Yerin battığı yerde
Deniz duruyor gürleyip
Eğik omurgası meydanda
Tepe yükselir ta nereye.
Çuvaşları korkutmaya,
Bize hatırlatmaya
Ulu Tanrı’nın emriyle
Yaşlı Kiremet61 memnuniyetle
Daha çoluk çocuğu
İndi geceleyin yer yüzüne.
Yaşlı Kiremet gerçekten
Elinde tuttu Çuvaş’ı.
Ancak Çuvaş onu da
Aldattı bir şekilde.
Dedin? İşte böyle,
İş başladı buradan.
Kiremet bir Çuvaş’ı
Düzensiz olduğundan
Dilenci çuval astırdı.
Köyler boyu yürüttü.
O zaman Kiremet
İşte sağlam yorulur,
Uyumadan akrabasını önce
Çağırır bir gecede.
-Ben gidiyorum uyumaya,
Yaşlı kemikleri dinlendirmeye.
Bunu iyi hatırlayın,
Gürültü olsa uyandırın.
Dilenci başına ne girdi,
Yola doğru türkü söyledi.
-Ey, yaz geliyor, yaz geliyor,
Yaz gelince dert bitiyor.
Yaşlı Kiremet’in oğlu
“Şu” sözünü “şuy” diye
Titreyerek anladı.
-Ey baba kalk! Savaş gelecek,
Savaş bizi de bitirecek!
61
Çuvaşların en çok korktukları kötü ruhlardan birisidir. Kiremet adlandırması, zaman zaman hem kötü ruhun kendisi hem
de onların yaşadığı yerler olarak Çuvaş inançlarında karşımıza çıkar. Aşmarin’e göre kötü ruhların yaşadığı yerin adı iken
MéSZÁROS’a göre ise, halk mitlerinde sık sık rastlanılan kötü ruhlardan birisidir. Çuvaş köylerinin çevresindeki ormanlık
bölgelerde bu adla anılan çok sayıda yer bulunmaktadır. Kiremet olarak adlandırılan yerler, Çuvaşların sık sık kurban sunup
topluca dua ettikleri yerlerdir. Kiremetlerin bulunduğu yerler genel olarak ormanlar ve dağlar olarak düşünülmüştür. Bunun
yanında su kaynaklarında, göllerde, açık tarlalarda da kiremetler yaşayabilmektedir. En çok ise ormanlarda özellikle de kayın
ormanlarında bulunmaktadır (MéSZÁROS 1909: 32; Aşmarin 1982: 43).
321
322
Vat Kirеmеt vĭranat’,
9980 Kasa kaysah tarĭhat’.
-uy kilmеsr vĭratrĭr,
Hĭvĭr valli şar turĭr.
Vĭratman-tĭk purnе tе
Pulĭşattĭm uyççеnеh.
Vat Kirеmеt vilsеnеh,
avna çĭvaş plsеnеh
Kirеmеtsеn vırĭnnе
Suhalama pula.
Vat Kirеmеt yĭhsеm
9990 Kasĭ aynе pulasran
Aslĭ Çĭvaş rnçеn
Şĭvĭna hĭrasa.
Çĭvaşa uy nim tе mar.
Hal’ tе piçkе pulasan
Yurra yarat’ ak apla:
“Vunikkn taka pusmaşkĭn
Çavsa üllş ınsеm mar.
uy kilsеn tе ptmеstpr.
Epir sıhlavĭ halĭh vt!
10000 Pirn sıhlavĭ -şançĭklĭ,
Yurеkkе patşa un yaç.
r aynçе purĭnat’,
rе putnĭ hulara,
Yaç unĭn Şir-Pĭlhar.
Yurеkkе pirе pĭrahas uk.
Ma kulyanas, ma yrеs,
uy kilеsrеn ma çtrеs?
uy kilsеssn sıhlavĭ
r aynçеn yĭşt tuh,
10010 Timr tuya kĭlar,
Timr karta avĭr.
uy kun çĭvaş putarnat’,
av kartara sıhlanat’.
Pirе unta, çĭvaşa,
uy ta nim tе tĭvaymast’”.
avĭnpa ta çĭvaşsеm,
Pur rtе tе tеn pеk
Sĭvap tĭpri62 uma,
Tupĭk aynе huma.
Yaşlı Kiremet kalkar,
Geçip gidince üzülür.
-Savaş gelmeden uyandırdın,
Kendinize bela getirdiniz.
Uyandırmayın hepsine,
Yardım edecektim savaşa dek.
Yaşlı kiremet ölünce
Bunu Çuvaş bilince
Kiremetlerin yerini
Sürmeye başlarlar.
Yaşlı Kiremet soyları
Saban izinde olunca
Ulu Çuvaş yerinden
Kıpırdar korkarak.
Çuvaş’a savaş bir şey değil.
Şimdi de fıçı başlayınca
Türkü söylerler böyle:
“On iki koç kesmek için
Dirsek boyu insanlar değil.
Savaş gelse de bitmeyeceğiz.
Biz savaşçı halkız ya!
Bizim güvenilir haldeyiz.
Yurekke padişah onun adı.
Yer altında yaşıyor,
Yere batmış şehirde,
Onun adı Şir-Bulgar.
Yurekke bizi bırakmaz.
Niye kaygılanalım, ağlayalım,
Savaştan niye titreyelim?
Savaş gelince korumamız
Yer altından çıkar hemen,
Demir sopa çıkarır,
Demir çit çevirir
Savaşta Çuvaş toplanır,
Bu çitte saklanır.
Bize orada, Çuvaş’a
Savaş da bir şey yapamaz.”
Bunun için Çuvaşlar,
Her yerde denildiği gibi
Mezar yeri açmazlar,
Topuk altına koymazlar.
62
Çuvaşlarda ölen kişi için mezar kazmaya başlarken yapılan dört köşeli yer. Çuvaşların inanışlarına göre ölen insanlar kıyamet
koptuğunda bu sevap toprağından yeryüzüne çıkacaklardır (Ş.N.).
10020 Uy hsrе tuhsassĭn,
Tır-pul naçar pulsassĭn
Halĭh pürtnе puhna,
Vĭrra kayma şutla.
Hrsе “tuya” kaya,
r vĭrlasa kilе.
Çĭvaş pirki Aslati
Tĭrsa yulç kinsrеh.
avsеmşnеh ĭratti
Atalanmast’. Yĭh sünet.
10030 r amĭşn pr hrnе
Vilm еrtsе hĭvarç.
Kayran ĭna çr rе
Yut tupĭka vırttarç.
-Ptеrmеllе çĭvaşa,
Un kun-ulnе tatmalla!
Vĭl yalanah ılĭhra,
Un vırĭn -tamĭkra! Kĭşkĭra turĭsеm,
Kanaşra pu pulnisеm.
10040 Pr şuyttan, hayarri,Vĭl tamĭkra çi asli,r aynçеn iknsеh
Sĭmah vaklat’ kvsе.
-Pr Ulĭpran tamĭkra
Tuhat’ ahĭrsamana.
Tarhasşĭn, pur çĭvaşa
An yarĭr-ha man pata!
av vĭhĭtrah pr turri,
İkklеnçkpе tusli,
10050 Hĭrtma çĭvaş halĭhnе,
apla pulat’ sĭmahnе:
-Un pеk е mar av halĭh,
Kürеntеrеt vmsr,
Vĭl şıva ta ças-çasah
Prmay vĭrat’ sĭmahpa.
Şıv,-tеt,-tuhr еrknе,
Hıvnĭ pul’ av amĭşnе,
Tatat’ arman pvinе,
Yuhtarat’ urtnе-yrnе.
10060 Yeyvе vĭl kaysanah
Vırtat’ vara sarĭlsa,
Untan çaksan kayalla
Tarla verimsiz çıkınca,
Tahıl kötü olunca
Halk eve toplanır,
Hırsızlığı düşünürler.
Kızıp düğüne giderler,
Gece çalıp gelirler.
Çuvaş için Aslati
Gelinsiz kaldı ortada
Bunlar için nesli
Yetişmez, soy biter.
Yer anasının bir kızını
Ölüm götürüp bıraktı.
Sonra onu hasta yere
Yabancı tabuta yatırdı.
-Yok etmeli Çuvaş’ı,
Onun hayatını bitirmeli!
O her zaman günahta,
Onun yeri cehennemde!
Bağırırlar Tanrılar,
Toplantıda baş olanlar.
Bir şeytan, öfkelisi
Cehennemin en büyüğü,
Yer altından uçup
Söz söyler kıskanıp.
-Tek Ulıp’tan cehennemde
Çıkar ahir zaman.
Lütfen bütün Çuvaş’ı
Göndermeyin bana!
O zaman bir Tanrı,
Şüpheyle kudurur,
Kızmak için Çuvaş’a
Şöyle başlar söze:
-Sadece böyle değil bu halk,
Ölçüsüzce üzer,
O suyu da sık sık.
Sürekli kızar sözüyle.
Su der, çıktı düzenle
Annesine çekmiş olmalı,
Parçalar değirmen bendini,
Akıtır evine barkına,
Taşkına o kapılınca
Yatar sonra uzanıp.
Sonra geri gidince
323
324
Hura rе hĭyĭrlat’,
Halĭha tеk hur tĭvat’.
Çĭvaş tuhsan ul inе,
ĭlkunçе şıv sеn
Nikama ta tav tumast’,
Sĭmahpе ultalat’:
“еkеnni ep mar,
10070 Tutar mayri r hal’”.
Şıv alpastnе yĭpatma
Pĭrahat’ kĭna ĭmarta.
Şıva krеt hĭrasa,
Untan tuhsan -patşara.
Yuhanşıva pvеlеt,
Ançah ĭna ın pamast’.
Çüknе tĭvat’ -yatnе е,
Ayĭrpa mar, takapa.
-Çĭvaş tuhr kartnçеn,
10080 ılĭhra vĭl -pur еnçеn!
av ılĭhlĭ halĭha
Tp tumalla hĭvĭrtrah! Kĭşkĭra kutĭnsеm,
Kanaşluri hĭrhĭşsеm.
Vut-hm turri, ĭtkĭnskеr,
Şıv turrinçеn hĭrasa
Vutçul’nе pıtannĭskеr,
Kuraymasĭr çĭvaşa
apla kalat’ tarĭhsa:
10090 -Ep payanah vsеnnе
Hulisene yalsene
Vĭrmannе tе, uynе tе
Hupĭrlasa ilеtp,
Kllеntеrsе yaratĭp.
Kanaşluri sĭmahsеm,
Çĭvaş pirki tĭsnisеm,
r amĭşnе çrеrеn
Atpĭripе çikn pеk.
utkun turrĭn, Tavanĭn,
10100 “Çĭvaşa ptеrеs tеninçеn”
Hıt kulyansa kayninçеn
Çri kеh urĭlas pеk.
r amĭş puhura
apla kalat’ Mĭnturra:
-Kunta -purtе turĭsеm,
Kara yeri kumlar,
Halkı ancak horlar.
Çuvaş yola çıkınca,
Pınarından su içince
Kimseye etmez teşekkür.
Sözleriyle kandırır:
“İçen ben değilim,
Tatar kızı içti şimdi.”
Su albastısını kandırmaya
Bırakır sadece yumurta.
Suya girer korkarak,
Çıkınca sonra, padişah.
Akarsuya bent kurar,
Ancak onu insana vermez,
Kurban verir tek kendine.
Aygırdan değil, koçtan.
-Çuvaş çıktı çitinden,
Günahta o, her yönden!
Bu günahlı halkı
Yok etmeli çabucak!
Bağırırlar inatçılar.
Toplantıda bulunanlar
Ateş Tanrısı, açgözlüsü,
Su tanrısından korkup
Çakmak taşı nı saklayan,
Göremeden Çuvaş’ı
Şöyle söyler üzülüp:
-Ben bugün onları
Şehirleri köyleri
Ormanı da tarlayı da
Çevirip alacağım,
Küle çevireceğim.
Toplantıdaki sözler,
Çuvaş için söylenenler,
Yer anasını yürekten
Bıçakla kesti gibi.
Şutkun Tanrının, Tavşa’nın,
Çuvaş’ı bitirmeli demesinden.
Çok kaygılandığından
Yüreği yarılacak gibi.
Yer anası toplantıda
Söyler Ulu Tanrı’ya:
-Burada bütün Tanrılar,
Hamĭra tıtar turĭ pеk.
Itti halĭh ta avah
Pr ılĭhsĭr purĭnaymast’.
Apla pulsan purnе tе
10110 Ptеrmеllе-i uyççеnеh?
Ulĭpa ta yatlatĭr,
Tеmn tе pr kalatĭr:
“Un ılĭh -mĭy taran,
Vĭl çrеsr, vĭl kasmak”.
avna kura nе tе
Hıt sivlеtr illеnsеh.
Vĭl pin uhrĭm taranah
Yrlеt tеtr Tеrpitе.
“Husa itsеn Tеrpitе
10120 Mn çul vilm yurtinçе”,Tеtr esir. Ançah ta
Tеrpit hun hĭy ayĭplĭ.
Esir ĭna, usala,
Plеtr vt tahanah.
Çun ıtla huraran
Mn çul halĭh hn kurat’.
Yutri halĭh çĭvaşa
Pırsa sĭtĭr tumasan
Vĭl yĭvaş ta kĭmĭllĭ,
10130 Yut ınpa ta hĭnallĭ,Tеsе yalan kala.
Ulĭp -çĭvaş. apla vt?
Еkki tе un avsеnnеh.
Vatĭ-vt Ahplatra,
Çĭlahsеm tе sahal mar.
Vĭt avsеnе pr rе,
İşlеkеn kiv pürtе,
Putarĭpĭr kahinе.
av vĭhĭtrah Ulĭpa
10140 Hĭvalĭpĭr av yala.
Unta ĭna, pattĭra,
Siv tulatĭr avĭn pеk Pĭrlaniççеn çrinе.
ınsеmşn vĭl mn tĭvat’,
avna kursa hak parar.
Hl turri hĭy üplinçе
Kapmar kml alipе
Pulat’ şur tk alasa
Kendini sanır Tanrı gibi.
Başka insanlar da böyle
Bir günahsız yaşayamaz.
Böyle olunca hepsini
Bitirmeli mi savaşa dek?
Ulıp’ı da azarlayın,
Ne olursa söyleyin:
“Onun günahı, boyu kadar,
O kalpsiz, o haylaz.”
Bunun için işini de
Sıkı gösterir sinirlenince.
O bin çağrıma kadar
Takip eder dersin Terpit’i
Kovalayıp yakalayınca Terpit’i
Ne kadar çok ölüm yurdunda
Diyorsunuz. Ancak da
Terpit Han kendi suçlu.
Siz onu, kötüyü,
Biliyorsunuz ne zamandır.
Ruhunun kapkaralığından
Ne kadar halk azap görür.
Yabancı halk Çuvaş’a
Varıp zarar vermese
O sakin ve uyumlu,
Yabancıya konuksever,
Diye hep söylerler.
Ulıp, Çuvaş. Öyle değil mi?
Karakteri de onun öyle.
Ufak tefek Ahplat’ta
Sakatları da az değil.
İşte bunları bir yere
Yıkılan eski eve,
Toplayalım geceleyin.
O zaman Ulıp’ı
Kovalayalım bu köye.
Orada bu bahadıra,
Soğuk verin işte böyle.
Yüreği donana kadar.
İnsanlar için ne yapıyor,
Bunu görüp değerlendirin.
Kış Tanrısı kendi otağında
Büyük gümüş eliyle
Başlar ak tüy eleyerek
325
326
Ahplatra yur utarma.
10150 Ulĭp itеt Ahplata.
İk allipе şart! apsah
Tlnеt hl larninçеn.
“ırla piеt tavrara,
Kunta şur yur pilkrеn.
Sivvi vara ay-ay-ay,
Kĭrlaç sivvi tеmеllе.
Prtеn-pr pürt ak yalta
Tĭrsa yulnĭ puşartan.
Tĭşman kunta pulnĭ ta
10160 Yĭlt tustarnĭ ak yala.
Yal halĭhnе çurana
Husa kaynĭ hn kurma.
Hĭyĭ uti av pürtrе,
Unta purah çr çun,
Krsе kuras ak pürtе”.
il turri av vĭhĭtra
Tutu kalat’ vaskasa.
iç tsl tuturan,
iç tsl il untan.
10170 Ahplat inçе il krlеt,
il-tĭvĭla vĭy ilеt.
Prtеn-pr pürt tĭrrinе
Sirpntеrеt r inе.
Ulĭp anlĭ urĭmpе
Pürtе prmay hütlеt,
illеs ilе, vknе,
Pürtеllе ul utarmast’.
Siv aşş pr pürtnçе,
Yĭlt pĭrlansa larninçе,
10180 Astĭn parat’ illеnsе,
Açisеnе pеrtsе. Halеh kayĭr Ahplata,
Tupatĭr pürt avĭnta,
iç еnçеn Ulĭpa
Hıt tapĭnĭr uşkĭnpa.
Siv açisеm, iççş tе,
Ahplat yalnе itr tе
Urç vara avnaşkal Tnçеrеn pĭr tĭvasla.
10190 Şĭlsеnе şakka,
Yal tavralla krlе.
Ahplat’a kar yağdırmaya.
Ulıp yetişir Ahplat’a.
İki eliyle şap diye vurup
Hayret eder kışın gelişine.
“Çilek yetişiyor çevrede,
Burada ak kar bele kadar.
Soğuk da aman aman,
Ocak soğuğu demeli.
Bir tek ev bu köyde
Yangından kurtuldu.
Düşman burada iken
Hepten yıktı bu köyü.
Köy halkı köleliğe
Gitti dert görmeye.
Aydınlık bu evde,
Orada var canlı,
Girip görelim bu evi.”
Yel Tanrısı o zaman
Dudakları söyler hemen
Yedi renkli dudaktan
Yedi renkli yel çıkar.
Ahplat gürler yel gürler,
Yel boranı güç alır.
Tek evin çatısını
Uçurur yeryüzüne.
Ulıp enli sırtıyla
Evi hemen destekler,
Kızar yele, övüngeçe
Eve doğru yol vermez.
Soğuk babası evinde,
Donup oturduğu yerde,
Sinirlenerek akıl verir,
Kızarak çocuklarına.
Şimdi gidin Ahplat’a,
Bulursunuz evi şurada
Yedi yandan Ulıp’a
Sıkı saldırın birlikte.
Soğuk çocukları yedisi de
Ahplat’ın köyüne varırlar
Sonra kudururlar böyle
Dünyayı buza çevirircesine.
Dişlerini şaklatırlar,
Köy çevresinde gürlerler.
iççş tе avĭntah
Şĭntas tеsе Ulĭpa
Çptе, ırta,
Vrе-vrе ilе.
Siv açisеm vrninçеn
Ĭmĭrtkayĭk pеkkisеm
Vsеn tе hıt şĭna,
rе üksе vilе.
10200 Yumansеm tе, üllisеm,
Timr yıvĭ pеkkisеm,
Şart! şartlatsah urla,
rе pеrsе ükе.
Yuhanşıv, yal vnçi,
utkülli tе av еnçi
Şĭnç tpnе itiççеn,
içr tatĭk puliççеn.
Ulĭp şĭnnĭ vitrеh,
ri tе un pĭr pеkеh,
10210 Çĭlahsеnе avah ta
Pĭrahmar yıvĭrta.
Şĭnsa kaynĭ allipе
Hĭy iynçi tumtirpе
Pürtе çrkеt pur еnçеn,
Ĭşşĭn vrеt rpеh
Pürt ĭşnеllе timlеsе.
Irĭ çĭvaş açinçеn,
Ulĭp pattĭr yatlinçеn,
Mnpur turĭ tlnеt,
10220 Yankavli tе nim çnmеst.
ur turrinе layĭh mar,
Un ĭşçik pĭtranat’.
Ahplata vĭl ıtkĭnat’,
Ursa kaynĭ sivnе
Sirpntеrеt inеtе
Hĭyn pürtnе itmеllе.
urhi ĭşĭ Ahplatra,
Ulĭp pattĭr vĭrmanta.
Yuhan savnĭ kuul’şn
10230 Vĭtanmast’ vĭl nimn tе.
Yedisi de burada
Donduralım diyerek Ulıp’ı
Isırırlar, koparırlar,
Üfürüp üfürüp dururlar
Onların üflemesinden
Kartal gibileri
Uçsa da donarlar,
Yere düşüp ölürler.
Meşeler gibi uzunlar,
Demir ağaç gibiler,
Şart diye yarılırlar,
Yere devilirler.
Köy kenarındaki ırmak,
O taraftaki Şut gölü,
Dibine kadar donar,
Yedi yüz parça olana dek.
Ulıp dondu tamamen,
Yüreği de buz gibi,
Sakatları böyle de
Bırakmadı zorlukta.
Artık donmuş eliyle
Üstündeki elbiseyle
Evi örter her yandan,
Sıcakça üfürür gece boyu
Ev içine doğru uğraşıp
İyi Çuvaş çocuğuna,
Ulıp bahadır adlıya
Bütün Tanrılar şaşırır.
Hiçkimse de ses vermez.
Bahar Tanrısına iyi değil,
Onun içi bulanır.
Ahplat’a saldırır,
Kudurmuş soğuğu
Serpiştirir uzağa
Evine yetecek kadar.
Bahar sıcaklığı Ahplat’ta,
Ulıp bahadır ormanda.
Akan sevinç gözyaşından
Utanmaz o hiçbir zaman.
327
irm Sakkĭrmş Yurĭ (Ulĭp -Çĭvaşsеn Aslĭ Çük Pulĭh)
Yirmi Sekizinci Türkü (Ulıp Çuvaşların Büyük Kurban Başı)
328
Çĭvaşra aslĭ ĭslavĭ, vĭlah aslĭ
çük pu, viln. Patşapa Sarinе
halĭh huşşinçе ürеsе vi yuptaru
iltе. Ĭstaĭsеn puhĭvnçе av
yuptarusеnе ĭnkarma pikеnе. Ançah
pultarayma. Ulĭp puhura yuptarusеn
tupsĭmsеnе usa parat’, aslĭ ĭslava
larat’. Vĭlah -aslĭ çük pulĭh.
Çuvaş ülkesinde büyük danışman,
büyük kurban başı öldü. Padişahla
Sarine halk arasında dolaşan kinayeli
konuşmaları
duyarlar.
Ustaların
toplantısında bu kinayeleri anlamaya
çalışırlar. Ancak beceremezler. Ulıp
toplantıda kinayelerin içini açar,
büyük danışman olur. o, büyük kurban
başı.
Erеvеtl-tеvеtl,
Kpе arki şĭrallĭ.
Un yurrinе itliççеn
Haylav pular akĭn pеk.
Tür kĭmĭl Nuhratĭn,
Kn hr tе ĭslĭ.
Vat aşşnе, Nuhrata,
Aslĭ çĭvaş patşinе,
Kn hr Sarinе
10240 Iytu parat’ akĭn pеk:
-Attе, ma es salhullĭ,
Kala, sana mn pulnĭ?
Tulayri vat ĭhansеm,
İk urallĭ kaşkĭrsеm,
Pirn еnçе pulasran
Hĭratĭn-i es vara?
Ivĭl aça ukkişn
Huyĭh-i san yalanah?
Vunik aça -purtе hr,
10250 Kĭmĭlsĭr-i avĭnşĭn?
Kn hrü ĭnsĭrtran
Vat hr pulsa yulasran
Hĭratĭn-i, attеmr?
-Vsеmşn mar man çrе
Hıt ıratat’ kunpе.
Tavah ĭna, Mĭnturra,
Manmannişn mana ta.
Güzel ve büyüleyici
Elbise eteği boncuklu55
Onun türküsünü duyunca
Eser başlar şöyle:
Karakteri düzgün Nuhrat’ın,
Küçük kızı da akıllı.
Yaşlı babasına Nuhrat’a,
Büyük Çuvaş padişahına,
Küçük kızı Sarine
Soru sorar şöyle:
-Baba, neden üzgünsün,
Söyle, sana ne oldu?
Dışarıdaki yaşlı kuzgunlar,
İki ayaklı kurtlar,
Bizim yanımızda olmasından
Korkuyor musun yoksa?
Oğul olmağıdı için mi
Senin kaygın her zaman?
İki çocuğunun ikisi de kız,
Keyifsizliğin bunun için mi?
Küçük kızının aniden
Yaşlanıp kalmasından
Korkuyor musun babamız?
-Onlar için değil, yüreğim
Çok ağrıyor her gün.
Şükür ona, Ulu Tanrı’ya,
Unutmadığı için beni.
63
Bilmece, cevabı ise kuzgun.
Ulĭp pattĭr pirnpе,
avĭnpa ta ep tе
10260 rşıvĭmri halĭhpa
Hĭramastĭp tĭşmanran.
Ivĭl aça uk tеsе
Larmalla-i man yrsе?
Es hu arın açaran
İrttеrеtn ĭs-tĭnran.
Vat hr yatnе iltmеşkn
Kaççĭ uk-i pirnşn?
Ulĭp sana yuratat’,
Kilşеt vĭl mana ta.
10270 Vsеmşn mar ĭş unat’,
Vatĭ puĭm usĭnat’,
Aslĭ ĭslavĭ vilç man,
rе kassa ıratat’.
Un pеkkinе Çĭvaşra
Tupaymĭp pul’ nihan ta,
Vĭt av mana minrеtеt,
Iyĭhĭma vtеrеt.
Hĭvah plеn, Çĭvaşra
Çi ĭslava avalran
10280 Çük pulĭhnе lartatç,
Turĭ şutnе huratç.
-Ey, attеm, avĭnşĭn An kulyan-ha, tarhasşĭn.
Ĭslavĭ purah Çĭvaşra,
Ançah ta vĭl halĭhra.
Yala tuhsa ürpr,
Hulasеnçе pulĭpĭr,
Vat ınsеmpе kalasan
Tupatpĭrah ĭslava.
10290 Nuhrat patşa hrpе
Utat’ uy-hir ulpе.
Çĭlahsеm hal’ ikkş tе,
Vat ınsеm pеk imşеrkkе.
Utsan-utsan ul inçе,
Sm-sm vĭrman huşşinçе,
Tl pula arınna,
Kalaa av ınpa.
-Payanhi kun -kanĭ kun Purinşn tе avah pul’.
10300  kunsеm san valli
Ulıp bahadır bizimle,
Bunun için ben de
Ülkemdeki halkla
Korkmayız düşmandan.
Oğul evlat yok deyip
Oturup ağlamalı mıyım?
Sen erkek evlattan
İlerisin akıl fikirden
Yaşlı kız almak için
Damat yok mu bizim için?
Ulıp seni seviyor,
Ben de beğeniyorum.
Onlardan değil içim yanıyor,
Yaşlı başım eğiliyor,
Büyük danışman öldü.
Yüreğim ağrıyor.
Onun gibisisini Çuvaş’ta
Bulamazsın hiçbir zaman,
İşte bu beni şaşırtır,
Uykumu kaçırır.
Sen biliyorsun, Çuvaş’ta
En büyük danışman eskiden
Kurban başını oturturlardı,
Tanrı gibi görürlerdi.
Ey babacım, bunun için
Kaygılanma lütfen.
Danışman var Çuvaş’ta,
Ancak o da halkta.
Köye çıkıp gezelim,
Şehirlerde olalım,
Yaşlılarla konuşup
Bulacağız danışman.
Nuhrat padişahı kızıyla
Gider bozkır yolundan.
Sakatlar şimdi ikisi de,
Yaşlılar gibi zayıf.
Gider giderler yolda,
Sık ormanlar arasında,
Karşılaşırlar oğlanla,
Konuşurlar bununla,
Bugün rahat gün,
Herkes için böyle.
İş günleri senin için
329
330
av tеriyeh sahal-i?
Arın hıat’ nsinе,
Sĭmah tĭsat’ еripе:
-Kanĭ kunnе hamĭn ta
lеs kilmеst vĭrmanta.
Kaşta inçi şur çĭhsеm Vĭtĭr ikk man vsеm Prttе kanĭ pama,
İrеh е hĭvala
10310 Tеpr kunnе, irhinе,
Vat aşşpе Sarinе
Tumlana urĭhla,
Klmlе mar, ulputla.
Mĭn kĭmĭllĭ, ukallĭ,
Sĭmsisеnе kaĭrtnĭ,
Lavkka tĭrĭh ürе,
Kĭrlaysеmpе puplе.
Pr kĭrlay kürеnsе
Şĭlnĭ çuhnе kuul’nе
10320 ın iltmеllе ıvĭhran
apla kalat’ hurlansa:
-Pur çuh sutma hatrçç,
Hal’ uk -sutĭn ilttm.
Ançah ĭna sutma,
Ĭna kivеn pama.
İk ernеrеn ikkş tе
Turĭ ınni pulç tе
Yal-yal tĭrĭh ürеr,
Pr açapa tl pulç.
10330 -Epir kiln inеtrеn
Es ak hura pürtrеn tеn?
Annü pur-i? Kalasam.
Vĭl hal’ kiltе mn tĭvat’?
-isе yanĭ ĭkĭra
Annе tavrat’ kayaşşa,Hurav pulç açaran.
Açi -lutra pukanran.
Kun hınçеn kun irtеt,
Patşa kalat’: vĭhĭt tеt.
10340 rşıvpе yanrama
Yıhrav yarat’ vaskasa:
-Nuhrat patşa, çĭvaş patşi,
Çuvaş itlr, çĭvaşsеm,
Bu kadar da az mı?
Oğlan kaşır ensesini,
Söz söyler yavaşça:
-Benim de tatil günüm
Çalışasım gelmez ormanda.
Tünekte ak tavuklar
Otuz ikisi de benim.
Hiç de dinlendirmezler,
Sabah işe kovalarlar
Diğer gün sabahleyin,
Yaşlı babasıyla Sarine
Giyinirler başkaca,
Dilenci değil bey gibi.
İyi görünümlü, paralı,
Burunları havada,
Dükkan etrafında yürürler,
Tüccarlarla konuşurlar.
Bir tüccarın üzülüp
Akıtırken gözyaşını
Uzaktan duyulacak kadar
Şöyle söyler dertlenip:
-Varken satmaya hazırdı,
Şimdi yok, satın alırdım.
Ancak onu satmazlar,
Onu ucuza vermezler.
İki haftadan ikisi de,
Dindar kişiler oldular,
Köy köy gezdiler,
Bir çocukla karşılaştılar.
-Biz geldik uzaktan
Sen bu kara evden misin?
Annen var mı? Söyle.
Evde şimdi ne yapıyor?
-Yediği ekmeği
Anne çevirir döküntüye,
Cevap verdi çocuk.
Küçük iskemleden.
Gün ardından gün geçer,
Padişah söyler: zaman der.
Ülkesinin duyması için
Buyruk verir hemence:
-Nuhrat padişah, Çuvaş hanı
işitin, Çuvaşlar,
Sirе çnеt hĭy patnе vĭl, itlr,
çĭvaşsеm! işitin,
Yuptarkana, vi vsеm,
itlr, çĭvaşsеm!
Kam ĭnkarat’, ĭnlantarat’,
çĭvaşsеm
Aslĭ ĭslavĭ av ın pulat’,
itlr, çĭvaşsеm!
Ĭna kayran patşa çnеt
çaplĭ kеrmеnnе,
Hĭy umnе vĭl ĭna lartat’
pill ın tеsе.
Patşa nе tunĭ çuhnе
untan ĭs ıytat’.
10350 Ĭslavĭ kirl patşalĭha.
An manĭr avna.
Ku ançah mar. Yĭla tĭrĭh,
purtе plеtr,
Aslĭ ĭslavĭ -çük pulĭh.
avna an manĭr.
Ukinе tе, vıl’ĭhnе tе, n kĭş
krknе
Patşa parat’ çük pulĭhnе
Turĭ ınni tе.
av vĭhĭtrah patşa kalat’
çuntan hıtarsa:
Yuptarkana ĭnlanmasĭr
huravlakana
Manmastĭp tеt, asra tıtĭp, itlr,
çĭvaşsеm!,
Vsеm valli parnе pur man, itlr,
çĭvaşsеm!,
10360 Parnе apli: n takan, itlr,
çĭvaşsеm!,
n kеrmеntе pıl-u tеsе,
itlr, çĭvaşsеm!
Hatrlеtp mĭyan ĭkri,
itlr, çĭvaşsеm!
Kĭkşĭmpala şĭratnĭ ys pultĭr
şеrpеt pеk.
Kеrmеn tеni – Atĭl tp,
şançĭk vırĭn tеt.
Patşa yıhrav yanravlĭ,
Sizi çağırıyor kendi yanına,
Çuvaşlar! İşitin
Kinayeli sözü, üç kişi onlar,
işitin Çuvaşlar!
Kim kavrar, açıklar, işitin itlr,
Çuvaşlar!
Büyük danışman bu kişi olacak,
işitin Çuvaşlar!
Onu sonra padişah çağırır
meşhur sarayına,
Kendi yanına oturtur
Dualı kişi diye.
Padişah işini yaparken
Ona akıl sorar.
Danışman gerek devlete.
Unutmayın bunu.
Sadece bu değil. Geleneğe göre
Hepiniz biliyorsunuz,
Büyük danışman kurban başı.
bunu unutmayın.
Parayı da, hayvanı da yeni samur
kürkünü
Padişah verir kurban başına –
Tanrı adamı da
O zaman padişah söyler
yürekten:
Kinayeyi anlamadan cevaplayanı
Unutmam der, hatırlayacağım dinleyin,
Çuvaşlar!
Onlara hediyem var, dinleyin
Çuvaşlar!
Hediye şöyle: yeni düşüncem, dinleyin,
Çuvaşlar!
Yeni sarayda yağ bal yiyerek,
işitin Çuvaşlar!
Hazırlayacağım kara pazı ekmeği,
işitin Çuvaşlar!
Güğümle eritilmiş sarı bakır
Olur şerbet gibi.
Saray dediğin İdil’in dibi,
Güvenilir yer.
Padişahın daveti etkili,
331
332
Yanravlĭ ta çnеvl.
Etkili de karşılıklı.
Aslĭ Pĭlhar hulinе
Büyük Bulgar şehrine
Halĭh vaskat’ ernipе.
Halk gelir hemence.
“Asran ayvan pulsan ta,
“Aklım eksik olsa da
10370 Ma pulas mar Pĭlharta”,Olmayayım Bulgar’da.”
Tе hĭysеm ul inçе
Derler bazıları yolda
Yultaşsеm huşşinçе.
Arkadaşlar arasında.
Pĭlhar huli çĭnahah
Bulgar şehri gerçekten
İstanpultan kaya mar.
İstanbul’dan geri değil.
itml uram hulara,
Yetmiş sokak şehirde,
Patşa pahçi lapamra.
Padişah bahçesi ovada.
Yuhanşıvpa yunaşar
Akarsuyla yan yana
Vatĭ yuman aynçе
Yaşı meşe altında.
Nuhrat patşa umnçе
Nuhrat padişahı yanında
10380 r ĭslavĭ sak inçе.
Yüz danışman peykede.
r ĭslavĭ huşşinçе
Yüz danışman arasında
itml iççn vattisеm,
Yetmiş yedisi yaşlılar,
itml iççş huşşinçе
Yetmiş yedisi içinde
Vi ĭslavi Kiyürеn.
Üç danışman Kiyev’den
Pr ĭslavi, hulari,
Bir danışman, şehirdeki.
Arĭmĭlla un sassi,
Büyücü gibi sesi,
Tussеmpе patşana
Dostlarıyla padişahı
Pallaştarat’ pu taysa.
Tanıştırır baş eğerek.
Nuhrat patşa sĭmahnе,
Nuhrat padişah sözünü,
10390 iç hut visе kasninе,
Yedi defa ölçüp biçtiğini,
Hulipеlе iltmеllеh
Kulağıyla işitmeli.
Tĭrsa kalat’ akĭn pеk:
Kalkar söyler şöyle:
-Purtе iltn man yıhrava?
-Herkes duydu mu davetimi?
Esir kiln man patĭma tatan ta. Siz geldiniz yanıma nerelerden.
Man sıltĭmra puşĭ vırĭn hal’,
Sağımdaki yer boş şimdi,
Kirl ınşĭn usratĭp-ha ep ĭna.
Gerekli kişi için sakladım onu.
Kirl ınni – ĭslay pultĭr vĭl.
Gerekli kişi akıllı olsun.
Halĭha ta, patşana ta Kĭmĭllĭ pultĭr. Halka da, padişaha da yakışsın.
As itmеsеn, ayvanlansan, mana ta Aklı yetmese, saflaşsam, bana da
10400 Astĭn patĭr un çuhnе Vĭl hĭramasĭrah. Akıl versin o zaman korkmadan.
Tеpr çuhnе ep kartran tuhsanah Diğer yandan ben çileden çıkınca
Man illhе sirmе pltr av
Öfkemi yatıştırmayı bilsin bu kişi.
ın yalanah.
her zaman.
Çlhеrеn tе ivç pultĭr vĭl,
Dili de kıvrak olsun,
Sĭmahhisеm halĭha ta kĭmĭla kayççĭr, Sözleri halkın hoşuna gitsin,
av ĭslavĭ şançĭklĭ pultĭr.
Bu danışman güvenilir olsun.
Çük pulĭh pulmaşkĭn ta tivl pultĭr. Kurban başı olmak için de layık olsun.
Turĭsеmpе kalama ta vĭl pltr. Tanrılarla konuşmayı da bilsin.
Vsеm pirе kunn-rn pulĭşsa tĭççĭr. Onlar bize her gün yardım etsin.
Hisеplеsе sirе çntm kеrmеnе, Saygı gösterip çağırdım saraya sizi,
10410 Mn kurninе, mn iltninе sirе pltеrmе. Gördüğümü, duyduğumu size demeye.
Lеş ernеkun yuri tuhrĭm
Diğer Cuma, bilerek çıktım
puşĭ vĭhĭtra
boş zamanda
Uĭ sıvlĭş sıvlamaşkĭn vĭrmanta. Temiz hava almak için ormanda.
Unta lеt, nim kanmasĭr, vĭrman Orda çalışıyor, dinlenmeden, ağaç
kasakan.
kesen
Tlnnipе ĭna patĭm pr ıytu kĭna: Şaşırıp sordum ona sadece bir soru neden:
“Ernеkun vt. Ma lеtn un pеk tĭrĭşsah. “Cuma ya. Niçin çalışıyorsun çabalayıp
lеv kun itmеst-i-ha hal’hi vĭhĭtra?” İş günü yetmiyor mu bu zamanda?
Mana av ın huravlar, çĭn ta, yuptarsa: Bana verdi cevap bu kinayeyle:
“Kaştara man vĭtĭr ik çĭh pulman-tĭk, “Tünekte otuz iki tavuğum olmadı,
lеs ukç kanĭ kunnе irtеnpе ep”. Çalışasım yoktu sabahtan tatil gününde”
10420 Yuptarĭva ĭnlanmastĭp ku taranççеnеh, Kinayeyi anlayamadım şu ana dek.
Ĭslavĭsеm, un huravnе usa parĭr-ha. Danışmanlar cevabını açıklayın?
Mn tеr vĭl yuptarupa?
Ne dedi kinayede?
avna kalĭr-ha.
Şunu söyleyin.
Ĭslavĭsеm puhura
Danışmanlar toplantıda
Tıta pеk kulĭşla:
Komik gibi dururlar.
Pri pĭhat’ maççana,
Biri bakar tavana,
Tеpri pĭhat’ patşana,
Diğeri padişaha,
Paytul yatlĭ şurĭpu,Paytul adlı aksakal
Krее pеk suhal un,Kürek gibi onun sakalı,
Ku huppinе sismеst tе
Göz kapattığını sezmez de
Çasah kayat’ mtе:
Hemen ümitlenir:
10430 “Ep çĭn vatti Çĭvaşra,
“Ben en yaşlıyım Çuvaş’ta,
Ep çĭn asli Pĭlharta”.
Ben en akıllıyım Bulgar’da.”
Mĭnna hursa patşapa
Padişahı ululayarak
Kalaat’ vĭl ak apla:
Konuşur işte böyle:
-Nuhrat patşa, kun-ulna
-Nuhrat padişah, hayatını
Turĭ tĭstĭr pin ula.
Tanrı versin bin yılını.
Ep çĭn vatti san umra,
Ben en yaşlıyım önünde,
İtlеsеm man hurava.
Dinlersen cevabımı sen de.
Turĭ plеt purnе tе,
Tanrı biliyor hepsini,
Ĭstĭn parat’ -hĭş-prnе!
Akıl verir, bazılarına!
10440 “Kaşta inçi şur çĭhsеm,
“Tünekte ak tavuklar,
Vĭtĭr ikk man vsеm,
Otuz ikidir benim onlar,
Prttе kanĭ pama,
Hiç dinlendirmezler,
Yalan е yara”,Hep işe gönderirler.”
Tеn vĭrman kasakan.
Dedi orman kesen.
Yuptarĭva ĭnlanma
Kinayeyi anlamak
Çĭn ta yıvĭr mana ta!
Gerçekten zor bana da!
333
334
Es kurnĭ ın -ılĭhra,
Kirеmеtrеn hĭrakan.
Hĭravĭ ın şiklеnеt,
10450 Huravnе tе tttmlеt.
Kirеmеtе yurasşĭn,
Untan pillh ıytasşĭn:
Ĭta vĭrman ıvĭhra Kirеmеt karti yıvĭran,
avĭnpa vsеm kaştallĭ,
Vĭtĭr ik yupallĭ.
avĭriççеn kartana
Kanĭ uk pr kun ta.
-Paytul trs ĭnlanat’
10460 Yuptarĭva. Vĭl ĭslay,Tе ıtti ĭslaysеm,
Şur suhallĭ şurpusеm.
Ulĭp untah. Halĭha
Trs mara kĭtartma
Hĭyn punе pĭrkalat’.
Patşa kurat’ Ulĭpa,
Çnsе ilеt vĭl ĭna,
Iytu parat’ tarĭhsa:
-Şĭlna yrеn mĭşkĭlla,
10470 Puna pĭran ĭstayla.
Yuptarĭvĭn şuhĭşnе
Mana usa paras pеk.
-Şĭla yrmеn nihan ta,
Şĭl yrmе mar Pĭlharta.
Ĭslavĭsеn tеnşnе
Man ta itlеs kilç-kе.
Yuptarĭva ak apla
Ĭnlanmalla man şutpa:
Vĭtĭr ik çĭh teyekеn
10480 Vĭtĭr ik şĭl pur teyet.
Şĭl apatsĭr purnaymast’.
Kanĭ kun ta avĭnpa
lеttеrеt hĭşprnе.
Ahal’tеn mar vat ınsеm
Kalaa akĭn pеk:
lе-lе, lе i,
lеmеsr an ta i.
“İk tsl hurava
İtlеsе lar uhmahla”,-
Gördüğün kişi günahta,
Kiremetten korkan.
Korkan kişi şüphelenir,
Cevabını da karartır.
Kiremete yaranmak ister,
Ondan dua ister.
Nerede orman yakında
Kiremet çiti ağaçtan,
Bundan onlar tünekli
Otuz iki direkli.
Çevirince ağılı
Dinlenmek yok bir gün bile.
-Paytul doğru anlar
Kinayeyi. O akıllı,
Der diğer alimler,
Ak sakallı aksakallar.
Ulıp orda, halk içinde
Göstermek için yanlışı
Çevirir kendi başını
Padişah görür Ulıp’ı,
Çağırır hemen onu,
Soru sorar üzülerek:
-Sırıtırsın maskara gibi,
Başını çevirirsin âlim gibi.
Kinayenin özünü
Bana açacak gibi.
-Sırıtmadım hiçbir zaman,
Sırıtılmaz Bulgar’da.
Danışmanın dediğini
Ben de dinlemek istedim.
Kinayeyi işte böyle
Anlamalı bence:
Otuz iki tavuk denilen
Otuz iki diş demektir.
Diş yemeksiz olmaz.
Tatil günü bence
Çalıştırır birilerini.
Boşa değil eskiler
Konuşurlar böyle:
Çalış çalış çalış ye,
Çalışmadan da yeme.
“İki türlü soruyu
Dinle ahmak gibi.”
10490 Patşa şutlat’ tarĭhsa,
Padişah düşünür üzülüp,
Trtsе kalat’ sĭmahpa:
Çeker söyler sözünü:
-Huravlarĭr mana sultanla,
-Cevapladın bana sultan gibi
Tlnmеllе pua vatmalla.
Hayretle başı patlatacak gibi.
Tеpr ıytu pulat’ aknaşkal,
İşte böyle diğer soru,
Layĭh şutlĭr ĭna pu vatsah.
Baş patlatıp iyi düşün onu.
Prrеhinçе ep tuhrĭm pasara.
Bir gün çıktım pazara.
Lavkkasеnçе pultĭm ta vara
Dükkanda bulundum sonra
İltrm kĭrlay sĭmahnе,
Duydum tüccar sözü,
Sassi yanrat’ man hĭlhara hal tе. Yankılanır hala kulağımda.
10500 “Hĭy pur çuhnе ĭna sutma hatrçç, Kendi varken onu satmaya hazırdı,
Hĭy hal’ uk ta, ĭna sutĭn ilеsç. Kendi yok şimdi, almak isterdi.
Un pеkkinе nikam ta sutmast’,
Böylesini hiçkimse de satmaz,
Kivеn ilеs -nikam ta pamast’”. Borca ise kimse de vermez.
Ĭslavĭsеm, kalĭr-ha mana,
Danışmanlar söyleyin bana,
Un sĭmahhi mnşn-ha apla?
Onun sözü niçin böyle?
Sirn hurav çĭnlĭhra pultĭr,
Sizin cevap gerçek olsun,
avĭnpa ta layĭhrah şutlĭr.
Bunun için iyi düşünün.
Paytul kallеh mtrе:
Paytul tekrar heveslenir:
“Aslĭ ĭslava larmaşkĭn
“Büyük danışman olmak için
10510 Pultarullĭ ın kirl.
Becerekli kişi gerek.
Kam un pеkki? Ep е”.
O kim ki? Sadece ben.”
Hĭy ĭstĭnnе kĭtartma
Kendi aklını göstermeye
Paytul kalat’ ak apla:
Paytul söyler işte böyle:
-Lavkka huin yavappi -Tüccarın cevabı
Еrvsеn halappi.
Yerivişlilerin masalı.
Anraş mĭkĭn’1 kĭrlaya
Zehirli haşhaş tüccara
Kirl pulnĭ man şutpa.
Gerek oldu bence.
Ançah ta vĭl anraşa
Ancak o sayıklayıp
Tupayman-mn hulara.
Bulamadı şehirde.
10520 Kiltе anraş numay çuh
Evde sayıklama çok iken
Ĭna sutma hatr vĭl.
Onu satmaya hazırdı.
Hal’ kilnçе anraş uk,
Şimdi evde sayıklama yok,
Unsĭr -pura pĭtrançĭk.
Onsuz başı bulanık.
Ĭna Ulĭp hirlеt,
Ona Ulıp karşı çıkar,
Hĭy şuhĭşnе pltеrеt.
Kendi düşüncesini der.
-Uka pulsan hutara
-Para olsa torbada
Anraş tupan hulara.
Zehir bulursun şehirde.
Aşşşn vĭl huyhĭrnĭ,
Babası için kaygılandı,
avna kura samah.
Bunun içindir sözü.
10530 Sutu-ilü nçе
Alım satım işinde
Aşş hĭyn ıvĭlnе
Babası kendi oğluna
Alla tıtsa vrеntn,
Elinden tutup öğretti,
335
336
Yĭnĭşsassĭn yatlanĭ.
Ançah ĭna ĭs pani
Unşĭn pulnĭ çar tĭlli.
Tarĭhnipе illеnsе
Hĭyn tĭvan aşşnе,
Un pеk yĭla pulnĭ-tĭk,
Hatr pulnĭ sutmaşkĭn.
10540 Aşş viln irkrе,
Ançah purnĭ hskrе.
Ĭna parakan aşş uk,
Ĭna sutĭn ilmе uk.
“İk tsl ĭnkaru
Kallеh ikkеn... Nu-nu”,Şutlat’ patşa ĭşnçе.
Vimş ıytĭv
Patşan pulat’ akĭn pеk.
Pçk açan huravnе 10550 Ĭstĭnĭma umalla Ĭnlantarsa parĭr-ha.
“Annü kiltе mn tĭvat’?” Tеsе ıytsan huravlat’:
“isе yanĭ ĭkĭra
Annе tavrat’ kayaşşa”.
“Man avra pu -puşĭ mar,
Arĭmĭn pеk sĭn-sĭpat”,Şutlat’ Paytul ĭşnçе,
Pülеt ĭsnе kĭtartma:
10560 -Üsеt pul’-ha aşşsr,
avĭnpa ta namĭssĭr.
“isе yanĭ ĭkĭra
Annе tavrat’ kakkalla”,Tеn aça patşana.
Ulĭp unpa kilşmеst,
Aça hutnе vĭl krеt:
-av açana hurlar mar.
Aça sеlp kalaat’,Tеr Nuhrat patşa ta.
10570 avna şuta ilpr,
Aça sĭmahnе uĭpĭr.
“Kivеn ilnё ĭkĭra
Annе tavrat’ kayalla
Kamran iln huana”,Tеn aça patşana.
Hatasında azarladı.
Ancak ona akıl verdi,
Ondan oldu geniş çuhası.
Üzülünce sinirlenip
Kendi öz babasına,
Böyle alışkanlık oldu
Hazır satmaya babasını.
Babası öldü bollukta,
Ancak hayat darda.
Akıl veren baba yok,
Satın almak imkansız.
“İki yönlü düşünce
Tekrar iki... o zaman”,
Düşünür padişah içinden.
Üçüncü soruyu
Sorar o zaman şöyle:
Küçük çocuğun cevabı
Düşüncesini açmalı.
Açıklayın bakalım
“Annen evde ne yapıyor?”
Diye sorunca cevaplar:
“Yediği ekmeği
Annem artığa çeviriyor.”
“Yuvarlak başım boş değil,
Büyücü gibi becerikli.
Düşünür Paytul içinden,
Aklını göstermek ister:
-Büyür o babasız,
Bunun için namussuz.
“Yediği ekmeği
Anne çevirir artığa.”
Dedi çocuk padişaha.
Ulıp ona katılmaz,
Çocuğun yerine geçer:
Bu çocuğu horlamayın
Çocuk kekeme konuşur.
Dedi Nuhrat padişah da.
Bunu hesaba katın,
Onun sözünü açalım.
“Tüccarın aldığı ekmeği
Anne çevirir artığa
Kimden aldı sahibi.
Dedi çocuk padişaha.
Kakka tеsе kalama
Kaka diye söyleme
Aça ik-vi ulhi mar.
Çocuk iki üç yaşında değil.
Vĭl sеlpl kalanĭ.
O kekeme konuştu.
“Kayalla” tеsе kalassa
Kayalla diye söyleyeceğine
10580 Vĭl kalanĭ “kayaşşa”.
O söyledi “kayaşşa”.
“Ku ta nt ik hakpa”.“Bu da şimdi iki hakla.”
Patşa kayat’ tarĭhsa.
Padişah sıkılır.
Ĭslavĭsеm hĭra,
Danışmanlar korkarlar,
Tuhsa tarma tĭra.
Çıkıp kaçmaya çalışırlar.
-Esir mnşn vaskasa manran taratĭr. -Niçin kaçarsınız aceleyle benden
Mana trs hurav panĭ tеsе şutlatĭr? Doğru cevap verdiğinizi mi sanırsınız.
apla mar-i, ĭslavĭsеm?
Böyle değil danışmanlar!
Larĭr vırĭntah!
Oturun yerinize.
Kam hurav trs? Kalĭr hĭvĭrtrah! Kimin cevabı doğru? Söyleyin hemen!
-Hurav trs Paytulĭn,
-Cevabı doğru Paytul’un,
10590 Aslĭ ĭslavĭ pirn vĭl,Baş danışmanımız o bizim,
Tе purtе patşana
Der hepsi birden padişaha
Vat Paytula ırlasa.
O Paytul’u överek.
Ulĭpa-i şanmalla?!
Ulıp’a mı inanalım?
Un hurav yankavla!
Onun cevabı karışık!
Ĭslavĭsеm umnçе
Danışmanlar önünde
Punе çiksе tĭrasç.
Başını kesmeli
Punе yıtta pamalla!
Başını ite vermeli.
-Yurat’,-tеr vat patşa,-Tamam dedi padişah,
Kama kil tamaşa?
Temaşa kime gerek?
10600 Çnsе kilr vişnе,
Çağırın gelin üçünü,
Iytu pulat’ vsеnе.
Sorum var onlara.
Krеt vĭrman kasakan,
Girer orman kesen,
Patşa ıytat’ avĭntan.
Padişah sorar ona:
-Manman pul’-ha es avna,
-Unutmamışsındır bunu,
Mskеr tеrn es mana?
Niçin dedin bana öyle?
“Kanĭ kunnе hamĭn ta
“Tatil günü bizim de
lеs kilmеst vĭrmanta.
Çalışasımız gelmez ormanda.
Kaşta inçi şur çĭhsеm Tünekteki ak tavuklar
Vĭtĭr ikk man vsеm”,Otuz ikidir benim”.
10610 Tеmеrn-i es mana?
Demedin mi sen bana?
Kanĭ kun ta vaskatsa
Tatil günü de sıkıştırıp
Sana avsеm yalanah
Bunlar seni her zaman
Hĭvala vĭrmana
Kovalarlar ormana
Purtĭpala vılyatsa
Baltayla oynayıp
lеmеşkn kun kaa.
Çalışmaya gece gündüz.
Kala mana suymasĭr,
Söyle bana yalansız,
Yuptarupa mn tеrn?
Kinayede ne dedin?
337
338
-Vĭtĭr ik şĭl man, patşa
av hĭvalat’ vĭrmana,
10620  kunnçе ançah mar,
Kanĭ kun ta ças-çasah.
avĭn inçеn kalarĭm
Sana un çuh. Kaarĭr.
-Es tе, kĭrlay, patşana
Usa par-ha huravna.
“Pur çuh -sutma hatrçç.
uk ta -sutĭn ilttm”.
Patşa, mana, yktе,
Yıvĭr kilç av kunnе,
10630 avĭnpa ta attеnе
Asa iltm un çuhnе.
Sıvĭ çuhnе attеnе Hıt yatlanĭ kun nt Sutma hatr pulnĭ ep.
Hal’ vĭl viln. Kirl vĭl.
Ĭna mulpa ilttm.
Ançah ĭna sutma,
Kivеnlе tе pama.
-Nu, es, açam, mn kalan?
10640 Ep patşa. Saturlan!
“isе yanĭ ĭkĭra
Annе tavrat’ kayaşşa”.
-San “kayaşşa” sĭmaha
Ep ĭnlanap “kakkalla”.
-Sĭmahĭm man urĭhla!
“Kakka” tеmе şpn mar.Hĭy pukanran kĭşt lutra.
Vi hurava ĭnkarsan
Patşa vlеt sĭmaha.
10650 -Aslĭ ĭslavĭ payanran
Ulĭp pulat’ ĭslayran.
Halĭh ĭna ırlasan Aslĭ çükpu ıranran.
Çalmallisеm, Paytul ta,
Hula kulli. avĭnpa
Hrhеnmеsr vsеnе
Husa yarĭr hularan.
-Otuz iki dişim, padişahım
Onlar kovalar ormana,
İş gününde değil sadece,
Çabucak tatil günü de.
Bunun hakkında söyledim
Sana o zaman. Affedin.
-Sen de, tüccar, padişahına
Açıp söyle cevabını.
“Varken satmaya hazırdı.
Yokta satın almak isterdim.
Padişah bana yiğide,
Zor geldi o gün,
Bunun için babamı
Hatırladım o anda.
Sağken babama
Çok kızdığım gün
Babamı satmaya hazırdım.
Öldü şimdi. Gerekliydi o.
Onu malla alırdım.
Ancak onu satmıyorlar,
Borca da vermiyorlar.
-Eh oğlum ne diyorsun?
Ben padişahım. Yiğitlen!
“Yediği ekmeği annem
Çeviriyor kayaşşa.”
-Senin “kayaşşa” sözünü
Ben anlıyorum “kakkalla”.
-Benim sözüm farklı!
“Kakka” deme siğil değil.
Senin iskemleden biraz kısa.
Üç soruyu anlayınca
Padişah söyler sözünü.
-Baş danışman bugünden
Ulıp olur zihninden.
Halk onu kutsayınca
Büyük kurban başı yarından.
Sarıklılar, Paytul da,
Şehrin maskarası, Bunun için
Acımayın onlara
Kovun gitsin şehirden.
irm Tĭhhĭrmş Yurĭ (Ulĭp Tеrpit Huna nterni)
Yirmi Dokuzuncu Türkü (Ulıp’ın Terpit Han’ı Yenmesi)
Yaşlı kadın Ulıp’ı güneşle ay
Vatĭ karçĭk Ulĭpa hvеlpе uyĭh
urlĭ ĭratnе çuraran hĭtarma tarhaslat‘. aracılığıyla kölelikten kurtarmasını
Tеrpit hunĭn çri hĭypе usranmasan ta rica eder. Terpit Han’ın yüreği
kendisiyle birlikte olmasa da Ulıp onu
Ulĭp ĭna tupsa vlеrеt.
bulur ve öldürür.
Şĭnkĭr-şĭnkĭr şıv yuhat’,
Şıv yuhsan ta çul yulat’.
10660 Epir vilsеn mn yulat’?
Ulĭp pirki yat yulat’.
Ulĭp tuhsan hapharan
Ku ivç pulnĭran
Kurç Еnş hrrinçе
Pr karçĭka tu inçе.
Karçak larnĭ kuklеnsе,
Vat allinе klеsе,
Vri kuul’ yuhtarsa
Çnеt Ulĭp pattĭra:
10670 -Sarĭ hvеl, sarĭ hvеl!
Kaşni kunah es tuhatĭn.
Sarĭ hvеl, sarĭ hvеl!
Kaşni kunah es ansa laratĭn.
Es kuratĭn Ulĭp pattĭra,
Es ĭna kala ak apla:
Sana tĭlĭh karçĭk ktеt tеsе kala,
Mamlirе vĭl pr-pççеnеh yulnĭ
tеsе kala.
Sana vĭl karappĭl çppi amĭşnе
ktn pеk ktеt tе.
Sana vĭl parĭs uri amĭşnе
ktn pеk ktеt tе.
10680 Sana vĭl arĭm mĭşĭrnе
ktn pеk ktеt tе.
Tulli uyĭh, tulli uyĭh!
Kaşni kunah es tuhatĭn,
Tulli uyĭh, tulli uyĭh!
Kaşni kaah tuhsa ansa laratĭn.
Tulli uyĭh, tulli uyĭh,
Es kaşni kaah Ulĭpa kuratĭn.
Şıkır şıkır su akıyor,
Su akıyor da taş kalıyor.
Biz ölünce ne kalıyor?
Ulıp için ad kalıyor.
Ulıp çıkınca kapıdan
Gözü keskin olduğundan
Gördü Yeniş kıyısında
Bir karcığı dağ üstünde.
Karcık oturuyor çökerek,
Yaşlı elini kaldırarak,
Ilık gözyaşı dökerek
Çağırıyor Ulıp bahadırı:
-Parlak güneş, parlak güneş!
Her gün sen çıkıyorsun.
Parlak güneş, parlak güneş!
Her gün sen batıyorsun.
Sen görürsün Ulıp bahadırı,
Sen ona söyle işte böyle:
Seni gün boyu karcık bekliyor,
Mamli’de tek başına
kaldı de.
Seni bekler kartal yavrusunun
anasını beklediği gibi de.
Seni bekler pars yavrusunun
anasını beklediği gibi de.
Seni bekler kadının kocasını
anasını beklediği gibi de.
Dolunay, dolunay!
Sen her gün doğarsın,
Dolunay, dolunay!
Sen hergün batarsın.
Dolunay, dolunay,
Her gece Ulıp’ı görürsün.
339
340
Tulli uyĭh, tulli uyĭh,
Es, tarhasşĭn, pltеr ĭna.
Sana tĭlĭh karçĭk ktеt tеsе kala.
10690 Mamlirе vĭl pr-pççеnеh
yulnĭ tеsе kala.
Sana vĭl ĭmĭrtkayĭk çppi amĭşnе
ktn pеk ktеt tе.
Sana vĭl arĭslan uri amĭşnе
ktn pеk ktеt tе.
Sana vĭl amĭş ıvĭlnе
ktn pеk ktеt tе.
Ulĭp vatĭ karçĭka
Iytu parat’ ak apla:
-Vri kuul’ yuhtarsa
Ma çnеtn Ulĭpa?
-Kunta pulç Tеrpit hun,
İk alli tе yunlĭ un.
10700 Hu kuratĭn: yalsеnçеn
Mskеr tur av esrеl.
Yala çrtsе untarç,
Klnе ilpе vtеrç.
Vıl’ĭh-çrlh yulmanran
Ktü tuhmast’ ak yaltan.
Kslе sassi yanramast’,
Çеp yurĭ şĭranmast’.
Yalta ınsеm ukkipе
Mĭyan pusat’ uy-hirе.
10710 Mnşn tеsеn Tеrpit hun,Hĭan tul şalçi un,Çuralĭha ınsеnе
Husa kayr hnеsе.
Ĭrat mulnе vılĭhpa
Şĭlsa kayr şĭpĭrpa.
Vıl’ĭhsеnе purnе tе
Husa kayr hĭy rnе.
Hĭvah kuran: Mamlirе
Huyĭh kaşni ktеsrе.
10720 Ulĭp kĭna yasırtan
Yĭha ĭl -pattĭr ta.
Ulĭp vatĭ karçĭka,
Ĭna ktеt pulsan ta,
Iytu parat’ akĭn pеk:
-San ĭratu mnlеskеr?
Dolunay, dolunay,
Sen de söyle ona lütfen.
Seni dul kadın bekliyor de.
Mamli’de tek başına
kaldı de.
Seni bekler kartal yavrusunun
anasını beklediği gibi de.
Seni bekler aslan yavrusunun
anasını beklediği gibi de.
Seni bekler anasının oğlunu
beklediği gibi de.
Ulıp yaşlı kadına
Sorar şu soruyu:
-Sıcak gözyaşı akıtıp
Neden beklersin Ulıp’ı?
-Burada Terpit Han vardı,
İki eli de kanlı onun.
Kendin görüyorsun, köylerden
Neler yaptı bu Esrel.
Köyü ateşe verdi,
Külünü yele verdi.
Hayvan kalmadığından
Sürü çıkmaz bu köyden.
Gusli sesi duyulmaz,
Kibar türkü duyulmaz.
Köyde insan olmayınca
Kara pazı basar bozkırı.
Niçin dersen Terpit Han,
Ne zaman hak ettiğini buldu
Köleliğe insanları
Götürdü kırbaçlayıp.
Milletin malını açlıkta
Süpürüp gitti süpürgeyle.
Hayvanların hepsini
Götürdü kendi yerine.
Kendin görüyorsun Mamli’de
Kaygı var her köşede.
Sadece Ulıp esirden
Soyun kaynağı, bahadır da.
Ulıp yaşlı karcığa,
Onu bekliyor olsa da,
Şu soruyu sorar:
-Senin soyun kimler?
Tеn, ĭratu kuyan ta Tarma tĭnĭ tĭşmanran?
Un pеk yĭha Ulĭp ta
ĭlayas uk nihan ta.
10730 Karçĭk kayat’ illеnsе
Kunе-punе itеrsе.
-Es... es... ma vara
Umrah hĭrtan ĭrata?
Pirn ĭrat avĭn pеk Yumanlĭhri yuman pеk.
Tlnmеllе patvar ta İlеm kürеt çĭvaşa.
Pirn ĭrat avnaşkal Hastar parĭs kayĭkran,
10740 Mamli yĭh pulnĭran,
Tasa yuhan ĭlkuran,
Pirn ĭrat avĭn pеk Sĭrtri ĭmĭrtkayĭk pеk.
avah epir vmеstpr,
Ĭrat yatnе rtmеstpr.
Mn çul manĭn ĭratran,
Arĭslan pеk pulnĭran,
Yertü pulnĭ çaplisеm,
Tüksеm tе haklisеm.
10750 Plеtn-i Nuhrata,
Çaplĭ, çıslĭ patşana?
Vĭl ta manĭn ĭratran!
Kalaan av ayvanran.
avĭnpa pirn ĭratpa
Patşasеm tе havaspa
Yunsеnе nеtmе
Tĭrĭşa prlеşmе.
Yuray turhan -kĭykĭrah,
apĭura -arĭslan.
10760 Arĭmnе vĭl ak yaltan’
İln ĭrat çaplĭran.
Arĭmpе av turhan
Prlе larsa şutlasan
Tp hulinçi karmannе
Yartarnĭ tёt nеtmе.
Tеrpit huna nеnni,
Ĭna layĭh plmеnni
Ptеrç man ĭrata.
Galiba soyun tavşan ki
Kaçıverdi düşmandan?
Böyle soyu Ulıp da
Kurtarmaz hiçbir zaman.
Karcık öfkelenir
Başını gözünü parlatıp.
-Sen... sen... niçin benim
Korkutursun soyumu!
Bizim soyumuz şu
Meşelikteki meşe gibi.
Olağanüstü sağlam
Güzellik verir Çuvaş’a.
Bizim soyumuz şöyle
Gayretlidir parstan
Mamli soyu olduğundan,
Temizdir akan pınardan,
Bizim soyumuz şöyle,
Tepedeki kartal gibi.
Elbette biz uçmayız,
Soyun rezil etmeyiz.
Ne kadardır benim soydan
Aslan gibi olduğundan,
Başbuğ oldu ünlüler,
Tatarcıklar da kıymetliler.
Bilir misin Nuhrat’ı,
Meşhur, şerefli padişahı?
O da benim soyumdan!
Konuşursun saflığından.
Bunun için soyumuzla
Padişahlar da hevesle
Kanlarını tazelemeye
Çalışırlar birleşmeye.
Yuray tarkan64 şahin gibi,
Savaşta da aslan.
Karısını da bu köyden
Aldı soyu namlıdan.
Karısıyla bu tarkan
Oturup düşününce
Başkentteki sarayı
Göndermiş yenilemeye.
Terpit Han’a inananı,
Onu iyi bilmeyeni
Bitirdi benim soyumu.
341
342
Mnlе tеtr? Ak apla:
10770 av hun -irsr, hura çun,
Kunta pulç kalĭm kun,
Yĭpĭltatr til pеk,
Kalar vĭl elç tеn.
“Ep,-tеr,-yalanah
Sirnpеlе tĭvanla
Purĭnasşĭn avĭn pеk Pr purari sl pеk”.
El’mеn vĭyput pikinçеn
ulĭk ilsеn allinçеn
10780 Vĭl kalar: ham yurtta
Tavrĭnatĭp tuy puhma.
Şuyttan assi -Tеrpit hun,Ah, vilm ĭta un? Yurtnе kayas vırĭnnе
Ylmlеnеt rpе.
Şuyttansеmpе tl pulsan,
Çi aslipе tuslaşsan,
Iyĭh sarat’ avĭn pеk:
Ĭrat ıvrat’ viln pеk.
10790 Kayran ĭna tapĭnat’,
Kllеnmеllе untarat’.
Etem-i vĭl Tеrpit hun,
İlmеykkеrtеn irsr çun,
Ulĭppala tl pulsan
Unĭn şalçi tulatç.
Vatĭ karçĭk umnçе
Ulĭp tĭrat’ hrеlsе. -Kürеntеrtm ep sana,
Kaar mana, ayvana.
10800 Ep Ulĭp. Huyĭhu
Mana kutĭr. Tеrpit hun
Hĭtĭlas uk tеk manran.
Un yurtnçе pulapah!
Ulĭpĭn pr allinçе
Yĭltĭrtatat’ aypĭlti,
av vĭhĭtrah tеprinçе
Hĭrç iеt av tеri.
Ne dedin? İşte böyle:
Bu han utanmaz, kara kalpli,
Buradaydı kalım günü,
Yaltaklandı tilki gibi,
Konuştu oynak gibi.
“Ben, dedi her zaman
Sizinle kardeşçe
Yaşamak istiyorum böyle.
Bir ambardaki yulaf gibi.”
Elmen komutan kızından
Yağlık alınca elinden
Dedi ki: kendi yurdumda
Dönüyorum toy yapmaya.
Şeytan aklı, Terpit Han,
Ah! Ölümü nerede onun?
Yurduna gideceği yere
Vahşileşir bütün gece.
Şeytanlarla karşılaşınca,
En yaşlısıyla dostlaşınca,
Uyku sarar işte böyle:
Soy uyur ölü gibi.
Sonra ona saldırır,
Kül edene kadar yakar.
İnsan mı o Terpit Han,
İlmeykker’den kötü ruh,
Ulıp’la karşılaşınca
O bunu hak etmişti.
Yaşlı kadın önünde
Ulıp duruyor kızarıp.
Kızdırdım ben seni,
Affet beni aptalı.
Ben Ulıp’ım. Senin derdin
Beni göçür. Terpit Han
Kurtulamaz benden.
Onun yurdunda olacağım!
Ulıp’ın bir elinde
Parlar aybalta,
O zaman diğerinde
Mızrağı parlar öyle.
64
Kinyaz Yuriy Dolgorukin hakkında olmalı. Efsaneye göre o Çuvaş padişahının kızını gelin olarak alır. Hanımı çok akıllı
olduğu için onu çekemeyenlerin büyücü iftiraları neticesinde ateşe hanımı atılır. Orada bulunan bir efsuncu iftira atanı bulurum
diyerek kim suçlu ise bu yılana dönsün kim suçsuzsa o da kuşa dönsün der. Kinyaz’ın karısı asma kuşuna dönüşüp Çuvaş
ülkesine döner. Diğerleri ise yılana dönüşürler (Ş.N.).
Ulĭp pırat’ vtеrsе,
Hun yrrinе yrlеsе.
10810 ĭpatinе sillеt tе Tmе vırtat’ av tltе.
Uri pusnĭ vırĭnta
Aylĭm yulat’ sarĭlsa.
Sm vĭrmanti usalsеm,
Arurisеm, şuyttansеm
ulnе tatma pikеnsеn,
Vĭl vsеnе nsеlеt.
Vat yumansеm -hĭrnisеm,
ilpе ükmе mannisеm,
10820 Çĭrmantarsan Ulĭpa
Kua til kurĭka.
Çĭrmav sĭrta tüpеrеn,
Pulsan ta vutçulnçеn,
Aypĭltipе kasat’ tе
İşltеrеt hirеllе.
Ulĭp utti avĭn pеk:
rn iy çtrеnеt.
avna Tеrpit sisеt tе
Çrеrеnеh şiklеnеt.
10830 Asa ilеt avĭntah
Atalĭkĭn halavnе:
“uralat’ tеt Çĭvaşra
Pattĭr, Ulĭp yatli tеt.
av pattĭrpa tl pulsan
Kun-ul tatlat’ un çuh san.
avĭnpa ta yalanah
av pattĭrtan es sıhlan”.
“Ep -vilmsr. Tavtapu,
Nikam kulli pulas uk,
10840 Allah mana manmasan
ü tе ükmеst man puran,
Mnşn hĭras Ulĭpran
Çunĭm umra uk pulsan?
apah ta man Ulĭppa
Tl pulas mar. Yurttĭma! Kiltе tk halat ta
Pulĭşat’ tеt yıvĭrta”,Tеrpit çasah mеliknе
Çnsе ilеt hüminе.
10850 -sеm kilе yıhra,
Ulıp gider uçarak,
Han izini izleyerek.
Çarığını sallar da
Tepe yapar o yerde.
Ayağının bastığı yerde
Çukur olur yayılıp.
Sık ormandaki kötüler,
Arşuriler, şeytanlar
Yolunu kesmeye çalışanlar,
Ulıp onları enseler.
Yaşlı meşeden korkanlar,
Yelle düşmeyi unutanlar,
Durdurunca Ulıp’ı
Dönerler tilki otuna.
Engel olan tepeyi
Çakmak taşından olsa da
Aybaltayla keser ve
Dağıtır bozkıra doğru.
Ulıp’ın atı şöyle:
Yerin üstü titrer.
Bunu Terpit sezer
İçinden şüphelenir.
Aklına getirir bunu
Lalaların kehaneti:
“Doğuyor der Çuvaş’ta
Bahadır, Ulıp adında.
Bu bahadırla karşılaşınca
Hayatın biter o zaman.
Bunun için her zaman
Bu bahadırdan sen korun.”
“Ben ölümsüzüm. Sağ ol,
Kimsenin maskarası olmam,
Allah bana inanmazsa
Saç da dökülmez başımdan,
Niye korkayım Ulıp’tan
Canım yanımda olmayınca?
Gerçekten de ben Ulıp’la
Karşılaşmam. Yurdumda!
Evde çaput gömlek de
Yardım eder zorlukta.”
Terpit Han meliki
Çağırır ağıla.
-İşler eve çağırıyor,
343
344
Kunta yulma huşma,
avĭnpa ta ep sana
Hıtaratĭp ak apla:
İstanpulti pasara
Ĭsat kunti çĭvaşa,
Vıl’ĭhsеnе purnе tе
Kaysa sutsam Kiyürе.
Vayput hr, hitrеskеr.
Tu kaçaki еvrskеr,
10860 Savĭnmaşkĭn kun kaa
Hampa pulat’ yurttĭmra.
Tеrpit hun hĭy ĭyrinе,
Urhamahla yurtninе,
Üpnе yurtra ilninе,
Yehrat şıvnе ninе,
Ynеrlеsе utlanat’,
Hĭy yurttinе çuptarat’.
Çura yalan utnipе
Trk ul yap-yaka,
10870 Vri kuul’ yuhnipе
Nim tе üsmеst tavrara.
Mamlisеm tе av ulpa
Utnĭ çuhnе hurlansa
Vri kuul’ tĭka,
av vĭhĭtrah yurla:
“Uyĭh ansanah hvеl tuhiççеn,
Sismеn huşĭrah, nim ktmеn
еnçеn,
Kilç tе pusr hurah tutarsеm,
Burada kalma diyor,
Bunun için seni
Bağlıyorum böyle:
İstanbul’daki pazara
Gönder buradaki Çuvaş’ı
Hayvanları da her şeyi,
Gidip satsın Kiyev’de
Vali kızı, güzel olanı.
Dağ keçisi gibiyi,
Sevinmek için gece gündüz
Benim oluyor yurdumda.
Terpit Han kendi aygırını,
Küheylan gibi koşanı,
Yurdu çabuk göstereni,
Yehrat suyunu içeni,
Eğerleyip atlanır,
Kendi yurduna koşturur.
Köle hep koştuğundan
Türk yolu dümdüz,
Sıcak gözyaşı dökünce
Hiçbir şey yetişmez çevrede.
Mamli’ler de bu yoldan
Giderken korkup
Sıcak gözyaşı dökerler,
O zaman türkü söylerler:
“Ay batıp güneş doğana dek,
Sezmeden, beklenmeyen
yerden,
Gelip bastılar yağmacı
Tatarlar65 ,
Hurah tutarsеm, usal tĭşmansеm. Yağmacı Tatarlar, kötü
düşmanlar.
10880 Pin uysеnе utpa taptar,
Yetmiş tarlaları atla ezdiler,
Yalnе-hulinе çrtsе untarç.
Köyü şehri ateşe verdiler.
amrĭk yumana, vĭrman ilеmnе, Genç meşeyi, orman güzelliğini,
Ĭmĭrtkayĭka, sĭrtra vnynе,
Kartalı, tepede uçanı,
Satur yktе, Tĭlĭm pattĭra,
Satur yiğidi, Tılım bahadırı,
Kuul’ yuhtarsa rе untarma
Gözyaşı döktürüp yeri yakmaya
İlsе kayr huyha-çurana,
Alıp götürdüler esarete,
Huyhĭ-çurana, pasarta sutma.
Köleyi pazarda satmaya.
65
Şairin eserinin bu bölümde zikrettiği Tatarlar Moğollardır ve bu olaylar da Moğol istilası ile ilgilidir. Ancak konuya hakim
olmayanlar tarafından bu Tatarların günümüzde Çuvaşların aynı bölgede yaşadığı Türk olan Kazan Tatarlarıyla karıştırıldığı
da görülmektedir.
Yеşl ulĭhri sarĭ çеçеklе,
Yeşil çayırda sarı çiçek gibi,
urhi hvеl pеk narnе itеrsе,
Bahar güneşi gibi parlayarak
10890 Tutar arĭm, amrĭk arĭm,
Tatar karısı, genç karısı,
amrĭk arĭm, hunĭn arĭm
Genç karısı, hanın karısı
Kç pasara, kurç yktе,
Girdi pazara, gördü yiğidi,
Yaştay kaççĭran ıytr hrhеnsе:
Delikanlıya sordu acıyarak:
-ill tĭvĭlran yulnĭ yumanla
-Borandan kalmış meşe gibi
Es tĭran kunta sar puna ussa.
Durursun burada sarı başın eğip.
unatnе hunĭ ĭmartkayĭkla
Kanadı kırılmış kartal gibi
Huyhĭrsa pĭhan es tĭvalla.
Kaygıyla bakarsın dağa doğru.
Ĭti rşıvran, kam ıvĭl’ pulan,
Hangi ülkeden kimin oğlusun,
Kamĭn yĭhnçеn, kamĭn kĭknçеn?
Kimin soyundan, kökünden?
10900 Sеnkеr kĭvak ku yaştay yktn Gök gözleri genç gibi yiğidin
Tlnsе pĭhat’ hunĭn arĭmnе.
Şaşırıp bakar hanın karısına.
-Pĭlhartan ep, aval hrrvnçеn, -Bulgar’danım ben, Şaval kıyısından,
Çĭvaş ıvĭl, Pitul yĭhnçеn.
Çuvaş oğluyum, Pitul soyundan.
Tĭlĭm man yatĭm, Patеrik attе,
Tılım adım, Paterk babam,
Tĭşman pıriççеn sumlĭçç purtе. Düşman varana dek kıymetliydi hepsi.
Akĭş küllinçi akĭş çppi pеk,
Kuğu gölündeki kuğu gibi,
Vĭrman hrrinçi şurĭ hurĭn pеk
Orman kıyısındaki ak kayın gibi
Humhansa ilç tutar arĭm.
Dalgalandı Tatar karısı.
-Kala-ha tata, mn yatlĭ annü,
-Söyle bana annenin adı ne,
10910 Pur-i san, ykt, tĭvan yĭmĭku?
Var mı senin genç kardeşin?
-Man annе yaç, plsеm, Klpikе, -Annemin adı bilirsen Kilbike,
Purçç yĭmĭkĭm -hitrе Tuypikе. Vardı bacım, güzel Tuypike.
Kilç tе pusr hurah tutarsеm, Bastılar yağmacı Tatarlar,
Tıtsa kayr ĭna tĭşmansеm.
Alıp gittiler onu düşmanlar.
Tutar arĭm çtrеsе ükr,
Tatar karısı titreyip düştü,
Hirti kĭlkan pеk şuralsa kayr.
Yaban buğdayı gibi ağardı.
Kn yĭmĭknе -sarĭ çеçеknе,
Küçük kardeşi, sarı çiçeği,
urhi şĭpçĭknе -kn yĭmĭknе
Bahar bülbülünü, kardeşini
Asa ilsеnеh yaştay ykç
Hatırlayınca genç yiğidi
10920 Hurlansa ükr, sarhaysa kayr.
Dertlendi düştü, sarardı gitti.
-Purçç yĭmĭkĭm, hitrе Tuypikе, -Vardı kardeşim, güzel Tuypike,
Tavrara prrе, kĭvak ku pikе.
Çevrede tekti, gök gözlü bike.
-Eh, pattĭr ykt, ep san tĭvanu!
-Ey yiğit, sen kardeşimsin!
Ep san tĭvanu, ep san yĭmĭku!
Akrabanım, kardeşinim.
Iltĭn çitlhri uyĭp kayĭk pеk,
Altın kafesteki Ulıp kuş gibi,
Krhi şur tĭmran mĭkĭn’ hĭrnĭ pеk Güz ayazından gelincik donmuş gibi
Tutar allinçе irm ul tipеp,
Tatar elinde yirmi yıl kururum,
irm ul tipеp, pr samant ktеp. Yirmi yıl kuruyup biraz bekleyeceğim.
Pirn yalsеnе pusnĭ tutara,
Bizim köyleri basan Tatar’ı,
10930 Pirn uysеnе çrtn Supaya,
Bizim tarlaları yakan Supay’ı,
345
346
Atya vlеrеr, atya tp tĭvar,
Atya tp tĭvar, apla hĭtĭlar.
Tĭvan rşıva untan hĭtarar,
Untan hĭtarar, Pĭlhara kayar.
rlе vlеrsеn Supaya pĭvsa
İk prtĭvan tarç tuhsa,
Tarç tuhsa tĭvan rşıvnе,
Tĭvan rşıvnе, aval hrrinе.
Tĭpĭrt ta tĭpĭrt ik ut çupr,
10940 Tĭpĭrt ta tĭpĭrt ik ut sikr.
Kuran tĭşmanran kurĭk huplar,
Vĭrĭ-hurahran vĭrman sıhlar.
utĭ ĭltĭrsеm ültеn utatr,
İk tĭvana ul-yr kĭtartr.
Sarĭ hvеl tе savĭnsa pĭhr,
Yĭltĭr ta yĭltĭr utalsa ir”.
Ulĭp yasır yurrinе,
rе patnе itninе,
İltsеssnеh ayakran
10950 Tĭsr hĭyn utasnе
Vunĭ uhrĭm taranah.
Çurasеnе Tеrpit hun,
Irra plmеn irsr çun,
Sĭnçĭrlanĭ urinçеn,
Mĭykĭlanĭ mĭynçеn.
Mĭykĭsеm yumanran,
Şün mĭyri suranran,
Nükеrsеm kasmak ta
Nuhaykkisеm tĭhlanpa.
10960 İnkеsеnе, hrsеnе,
Sar çеçеksеm pеkkinе,
Vat nеsеn hürinçеn
Kĭkarnĭ-mn purnе tе.
Hĭrhĭmsеnе nükеrsеm,
İstanpulta üsnisеm,
Utaymasan hnе,
ürеn tıtsa strе.
Ulĭp avna kurat’ tе,
Aypĭltinе klеt tе
10970 Aslatill sasĭpa
Kĭşkĭrat’ hıt tarĭhsa.
-Ep pr hut kalatĭp:
Aşkĭnmaşkĭn çarĭnĭr!
Haydi öldürün, haydi yok edin,
Haydi kurutun, böyle kurtulun,
Anavatanı ondan kurtarın,
Ondan kurtarın, Bulgar’a gidin.
Geceleyin öldürünce Supay’ı boğup
İki kardeş çıkıp kaçmıştı,
Kaçmıştı çıkıp anavatanına,
Anavatanına, Şaval kıyısına.
Tapır tapır iki at koştu,
Tapır tapır iki at sekti.
Bak düşmandan ot kapladı.
Yağmadan da orman korudu.
Parlak yıldızlar gökten aydınlattı,
İki kardeşe yol gösterdi.
Parlak güneş de sevinip baktı,
Yaldır yaldır parladı
Ulıp esaret türküsünü,
Yüreği içine işleyeni,
Duyunca uzaktan
Devam etti yoluna
On çağrım uzağa.
Esirleri Terpit Han,
İyi görmedi kötü can,
Zincirledi ayağından,
Tasma vurdu boynundan.
Tasmaları meşeden
Şiti boyundaki yaradan
Nökerler de huzursuz
Kamçıları kalayla.
Yengeleri, kızları,
Sarı çiçek gibileri,
Yaşı inek kuyruğuna
Bağladılar hepsini.
Kadınları cariyeler,
İstanbul’da yetişenler,
Yürüyemeyince kırbaçlar,
Saçından tutup sürürler.
Ulıp bunu görür de,
Aybaltasını kaldırır
Şimşek gibi sesiyle
Haykırır öfkelenip.
-Bir defa söylüyorum:
Kudurmayı durdurun!
İtlеmеsеn pursĭr ta
Kunta puna huratĭr!
-av gyaura tıtĭr ta,
Hĭlha çikki parĭr ta
Mĭykĭlasa yariççеn
Takanlĭr ik urinçеn,10980 Tеsе mеlik kĭşkĭrat’,
Nükеrsеnе hĭvalat’.
Ulĭp yenne nükеrsеm
Itkĭna, vknsеm,
Kеh isе yarasla
Tapĭna kaşkĭrla.
“Şpnsеmpе apĭma
Varalas mar alĭma”,Tеt tе Ulĭp еripеn
Kaysa larat’ tu inе.
10990 İlеt tarĭn sıvlasa,
Vrеt tĭvĭl kĭlarsa.
Tеrpit hunĭn nükrisеm,
Haklĭ şutra tĭnisеm Krhi şuyttan urapin Kusĭna av tеri.
uhĭra kusnĭ may
Sısnasеnçеn kaya mar.
Uhĭ yppinе vtеrsеn İrsr sĭmah kaşninnеh.
11000 Uhĭ yppi pitnçеn
Tivsеssnеh r hutçеn
Ulĭp kayat’ tarĭhsa,
Siksе tĭrat’ vaskasa.
Aypĭltipе sulat’ tе r-r nükеr r inçе,
Hĭrtpa turtsa kasat’ tе
Tĭşman villi kupipе.
Mеlikn pur pattĭrsеm –
itml içç hal’ vsеm
11010 İrtеnpеh yun nrеn
Tuhnĭ etem şutnçеn.
Unta pri, tеn, asli,
Kĭkri inçе çıs palli,
Mĭşkĭllasa Ulĭpran
Kulsa ıytat’ mĭnala:
-Şıv yuhmast’-i san ayran?
Dinlemezseniz hepiniz
Başını burada bırakırsınız!
-Bu gavuru tutun da,
Şakağından vurun da
Tasmalayana kadar
Bağlayın iki ayağından
Diye melik bağırır,
Nökerleri kovalar.
Ulıp tarafına nökerler
Atılırlar, kudurmuşlar,
Hemen yiyecekmiş gibi.
Saldırırlar kurt gibi.
“Sineklerle vuruşmaya
Kirletmeyelim ovayı,”
Der ve Ulıp yavaşça
Çıkar dağ üstüne.
Derin derin solur,
Üfürür fırtına çıkarır.
Terpit Han’ın nökerleri,
Çok sayıda olanlar
Güz şeytanının arabası
Çok sert yuvarlanırlar.
İnlerler yuvarlanırken
Domuzlardan az değil.
Oklarını uçurup
Kötü sözler söylerler.
Okları bitene dek
Değince yüz defa
Ulıp öfkelenip,
Hemen kalkar.
Aybaltayı sallar da
Yüzlerce nöker yerde,
Mızrakla saplar da
Düşman ölür yığınla.
Melikin bütün bahadırları
Ancak yetmiş yedi şimdi
Sabahtan beri kan içtiğinden
Çıktı insan suretinden.
Orada biri, galiba, yaşlısı,
Göğsü üstünde madalyası,
Dalga geçip Ulıp’la
Gülerek sorar kibirle:
-Su akmaz mı ovandan?
347
348
Puna kiltr un pеkki,
Ĭrĭm-sĭrĭm kupеnki!
Uhmah ıytu pariççеn
11020 Allahna çn viliççеn,Ulĭp hir huravlat’.
Tĭşman hıtĭ tarĭhat’.
itml iççn Ulĭpa
Tapĭna pur еnçеn.
Ulĭp pççеn pulsan ta
Hir tĭrat’ apĭma.
Aypĭlti -pr allinçе,
Hĭrt tеkеnni -tеprinçе.
Ulĭp sulsan vsеnе
11030 Pusĭr tĭşman r inе
Itkĭnat’-kе kltеllе.
Mamlisеnе lĭplanma
Ulĭp kalat’ ak apla:
-Esir purtе irkrе!
Tĭvan yala ul tıtĭr,
Unta vıl’ĭh-çrlhе,
Lavri mnpur purlĭha
Yala itsеn valеr.
Sunarĭsеm çurĭşa
11040 aknĭ pеkеh Ulĭp ta
Çatĭrlasa mеlikе
akat’ pеştr akkinçеn.
Pr  kĭna mеlikn:
Tеrpit yurttinе itiççеn
ul kĭtartsa pımalla.
Tеrpit hun tp hulinе,
urt-yrsеnçеn çaplinе,
Kapna’ tıtsa avĭrnĭ,
ın yunpе sĭrlanĭ.
11050 Kap hümisеm tul еnçеn
Pĭçĭrkkallĭ, itmеnnе.
Pĭçĭrkkinçе, kaşninçе,
ın pu şĭmmi rеtpе.
Vsеm şĭlnе yrе,
Pĭhma pit hĭruşĭ.
Pallah, hunĭn tp huli
Huyhĭpala çĭp-tulli.
“Tеrpit hunpa hulinçе,
Kеrmеnnçе, pahçinçе
Başa gelir böylesi,
Büyü, sihir tohumu!
Ahmakça soru sorana kadar
Allah’ına yalvar ölene kadar,
Ulıp cevap verir.
Düşman çok öfkelenir.
Yetmiş yedisi Ulıp’a
Saldırırlar her yandan.
Ulıp yalnız olsa da
Karşı durur vuruşmaya.
Aybaltası bir elinde,
Mızrağı diğer elinde.
Ulıp sallayınca onlara
Başsız düşmanlar yerde
Atılır demet demet
Mamli’lileri teselliye
Ulıp söyler şöyle:
-Siz hepiniz özgürsünüz!
Köyünüze doğru yola çıkın,
Oradaki hayvanları,
Arabadaki zenginliği
Köyde bölüşün.
Avcıların av hayvanlarını
Asması gibi Ulıp da
Çadır kurup meliki
Asarlar askıya.
Sadece bir işi var melikin
Terpit Han’a gidene dek
Yol göstermeli.
Terpit Han’ın başkentini,
Yurtlarının güzelini
Kaleyi, tutup çevirdi,
İnsan kanına buladı.
Kale duvarları dışarıdan
Yetmez gibi benekli,
Beneğinde, her birinde,
İnsan kafatasları sırayla
Sırıtıp duruyorlar.
Bakmak çok korkunç.
Gerçekten, Han’ın başkenti
Kaygıyla dopdolu.
“Terpit Han’la şehrinde,
Sarayında, bahçesinde
11060 apĭnĭ çuh vilmlе
Nim ayĭpsĭr ınsеnе,
Tеn, siyenlp pit numay.
Un pеk tuni -avan mar”,Şutlat’ Ulĭp ĭşnçе
Tеrpit karnе kriççеn.
Saltsa yarat’ mеlikе
Pеştrnçеn ıhninе.
-Man sĭmaha kalama
Halеh vtеr kеrmеnе.
11070 Kartan iç uhrĭmra,
Trk ul kukrinçе,
Sana Ulĭp hıt ktеt,
Kalaasşĭn sanpa tе.
Mеlik çupat’ kеrmеnе,
Yuratmalli pülmе.
Unta Tеrpit pççеn mar,
Sarpikеpе kalaat’,
Haklĭ parnе panĭ çuh
Un hakpе muhtanat’.
11080 Mеlik krеt hun patnе,
Pеrsе ükеt uraynе.
apla pulat’ sĭmahnе:
-Hvеl sĭnlĭ Tеrpit hun,
Yalan pultĭr tеlеy kun.
Pirе Ulĭp ul inçе
Tl pulç tе tapĭnç,
San ktvnе arkatr.
Kayran kĭna tin ıytr:
“Kam ktv ku pulç?”
11090 Vĭl san yatna iltsеssn,
Hĭy yĭnĭşnе sissеssn,
Krhi yıvĭ uli pеk,
Tıtamaka еrç vt!
Hĭy ayĭpnе еmеtmе
Vĭl pular çtrеsе
Upalеnsе ürеmе.
Ep ĭna san pata
İlsе kiltm kĭkarsa.
Vĭl san umra hapĭlsĭr,
11100 San kĭmĭlna plmеsr
Kunta ilsе kilmеrm,
Umna pĭrahsa pamarĭm,
Vuruşurken ölümüne
Hiç günahsız insanları,
Galiba, öldürdü çok fazla.
Böyle yapmak doğru değil,”
Düşünür Ulıp içinden
Terpit’in kalesine girene dek.
Salar bırakır meliki
Çuvalından bağladığını.
-Benim sözümü demeye
Şimdi koştur saraya.
Kaleden yedi çağrımda,
Türk yolu dönemecinde,
Ulıp seni bekliyor,
Konuşmak ister de.
Melik koşar saraya,
Sevdiği odaya.
Orada Terpit tek değil,
Sarpike’yle konuşuyor,
Değerli hediye verirken
Onun değeriyle övünüyor.
Melik girer han yanına,
Çöker dizleri üstüne.
Şu sözleri söyler:
-Güneş yüzlü Terpit Han,
Hep olsun bahtlı gün.
Bizi Ulıp yol üstünde
Karşıladı saldırdı.
Senin sürünü dağıttı.
Sonra şunu istedi:
“Kimin sürüsüydü bu?”
Senin adını duyunca,
Kendi yanlışını sezince,
Güz ağacı yaprağı gibi,
Fenalık geçirdi ya!
Kendi ayıbını hafifletmeye
O başladı titreyerek
Emekleyerek yürümeye.
Ben onu senin yanına
Alıp getirdim bağlayarak.
O senin önünde kabulsüz
Senin keyfini bilmeyince
Buraya alıp gelmedim,
Önünüze getirip bırakmadım,
349
350
Uyah lartsa hĭvartĭm.
Hularan vĭl inе mar,
iç uhrĭmra vĭl sanran.
Trk ul kukrinçе,
Vat hurama aynçе.
Hurami paha turatran,
akma layĭh Ulĭpa.
11110 Sana, çaplĭ ut huna,
Sıvlĭh pultĭr pin ula!
“Ulĭp hĭrat’ yatran ta,
Ypе sĭmsa man umra,
avĭnpa ta hal’ mana
Atalanĭn sĭmahhi
Ulĭp inçеn yankani
Vat karçĭksеn halappi.
Ep un aynе pulap-i?!
Vri çunĭm manra mar,
11120 Pin uhrĭmra vĭl manran”.
av şuhĭşpa Tеrpit hun,
Un çrinçе hura yun,
Vi hutçеn ulasan,
iç hutçеn karĭnsan
Ayri inе utlanat’,
Ulĭp yenne ıtkĭnat’.
Ulĭppa tl pulsanah
Iytu parat’ vĭl ĭna.-apĭma е parĭnma
11130 Es kiltn man pata?
-Parĭnma mar, apĭma
Ep kiltm san pata,
Ulĭp hir huravlat’
Hĭramasĭr tĭşmanran.
Mĭnalanat’ Tеrpit hun,
Urhamah pеk laşi un.
Kulsa ıytat’ Ulĭpran
Lеş utsĭrah pulnĭran:
-Ey, arakkay, kalasam,
11140 Urhamahu ĭta san?
Kĭtart mana es ĭna!
Tеn, vĭl kpе vvinçе?
Yunna sе küpn tе Man tulpartan vĭylĭrah?
Apla pulsan... Ey, allah,
Dışarıda ovada bıraktım.
Şehirden uzakta değil,
Senden yedi çağrımda.
Türk yolu dönemecinde,
Yaşlı karaağaç altında,
Karaağacın dalından
Asmak yakışır Ulıp’ı.
Sana, böyle parlak hana,
Ömür olsun bin yıllık!
“Ulıp korkar içinden,
Islak burun önümde,
Bunun için ben seni
Sözün gelişinde
Ulıp hakkında söyleneni
Yaşlı karcıkların masalı.
Onun altında mı olacağım?!
Kızgın canım bende değil,
Ben bin çağrım uzakta.”
Bu düşünceyle Terpit Han,
Onun kalbinde kara kan,
Üç defa uluyunca,
Yedi defa gerinince
Aygırına atlanır,
Ulıp tarafına atılır.
Ulıp’la karşılaşınca
Soru sorar ona.
-Vuruşmaya mı baş eğmeye mi?
Niçin geldin yanıma?
-Baş eğmeye değil vuruşmaya
Ben geldim senin yanına,
Ulıp böyle cevap verir
Korkmadan düşmandan.
Kibirlenir Terpit Han,
Küheylan gibi atı onun.
Ulıp’a güler
Atsız olduğundan:
-Ey dilenci, söylesem,
Küheylanın nerede?
Göster bana onu!
Yoksa, elbise dikişinde mi?
Kanını içip şişti de
Benim tulpardan güçlü mü?
Öyle ise... Aman Allah’ım,
Mana ĭlsam Ulĭpran.
Aypĭltipе hĭrtsĭr san
Tata mn pur? Nu? Kala!
Ir ın şutnе kmеşkn
11150 Hut’ hĭrt inе utlansam!
Utsĭr etem -arakkay,
Man uma vırt tĭsĭlsa.
Mnşn tеsеn tulpara
Ep iln vutĭşran.
Sĭrta tapat’ -sĭrt tünеt,
Kayran ĭna strеt.
-Kulakana -kutran tеt,
Es avna an mansam.Tatsa huç sĭmahpa
11160 Ulĭp pattĭr tĭşmana.
Sanra ılĭh -pu taran,
Es -tnçе çikеn!
Ku taranççеn sĭmahpa
Tеrpit huna, usala,
Tatma hĭyman nikam ta.
Un ĭşnçе avĭnpa
Çil krlеt tĭvĭlla.
Tеrpit hnе itеrеt,
Urhamah kеnеt,
11170 Uripе av vĭhĭtrah
Kasasşĭn vĭl Ulĭpa.
Ulĭp utran hĭramast’,
Urhamaha kĭkĭrtan
Hĭrtpa kasat’ tarĭhsa.
Ançah kasnĭ vırĭnta
Nimlе yr tе palĭrmast’.
Laşa tapat’ Ulĭpa
Pinçеn ik uripе.
Ulĭp tapnĭ vırĭna
11180 Srsе ilеt allipе.
Tеprе tapsa iliççеn,
Tеrpit ĭna kasiççеn
Urhamaha urinçеn
Yarsa tıtat’ iynçеh.
Untan ĭna avĭrsa
Yĭtsa apat’ tarĭhsa.
Urhamahĭn avĭntah
un tuhat’ samantrah.
Beni kurtar Ulıp’tan.
Aybaltayla mızraksızsın
Başka neyin var? Söyle?
İyi insan olmak için
Bari mızrak üstüne binsen!
Atsız insan, dilenci,
Benim önüme uzanıp yat.
Niçin dersen tulpara
Ben aldım vutıştan.
Tepeye saldırır tepe yıkılır,
Sonra onu sürükler.
-Güleni arkadan,
Sen bunu unutma, der.
Kesti bıraktı sözle
Ulıp bahadır düşmanı.
Senin günahın başa kadar,
Sen dünyanın sancısısın!
Buna kadar sözle
Terpit Han’ı kötüyü
Hiçkimse bölmedi.
Bu nedenle içinde
Öfkesi fırtına gibi.
Terpit kılıcını parlatır
Küheylanı kişner,
Ayağıyla o zaman
Kesmek ister Ulıp’ı.
Ulıp attan korkmaz,
Küheylanı göğsünden
Mızrakla keser öfkelenip.
Ancak kestiği yerde
Hiçbir şey olmaz.
At saldırır Ulıp’a
Butundan iki ayağıyla.
Ulıp’ın dürttüğü yeri
Siler eliyle.
Bir daha vurana kadar,
Terpit onu kesene kadar
Küheylan’ı ayağından
Tutar hemence.
Sonra onu çevirip
Kaldırır vurur öfkeyle.
Küheylanın o anda
Canı çıkar hemence.
351
352
Tеrpit hun ta ıtkĭnat’,
11190 rе üksе ahlatat’.
apah ta nim pulman pеk
Siksе tĭrat’, purĭş tеn.
Kukĭr hnе vılyatat’,
Kasma tĭrat’ Ulĭpa.
Aypĭltirеn un h
Türç taran tavrĭnat’.
Ulĭp tеprе irsrе
Turtsa kasat’ hĭrçpе,
Ançah iç yut yĭvanmast’,
11200 Surannçеn yun tuhmast’,
Şarlakri pеk kaplansa
Yun vırĭnnе tar yuhat’.
Hun tarhaslat’ Ulĭpa:
-Tеprе kas-ha puĭmran!
Çunĭm tuhtĭr hĭvĭrtrah.
Hn an kĭtart, tеprе kas.
-Umlĭ-hılĭ hĭrçpе
Pattĭr kasmast’ ik hutçеn,Tatsa kalat’ vĭl huna
11210 ulnе tıtsa hulana.
Ulĭp krеt kеrmеnе,
Hunĭn askĭn pülmnе.
Ay-ay, unta mn uk-şi,
Un pеk puyan kam pur-şi?
Iltĭn-kmёl pur rtе,
nç, mеrçеn tpеltе.
Uraynçе kavirsеm,
Tir piçkinçе erеhsеm.
Kavir inçе, ktеsrе,
11220 Ulĭp kurat’ pikеnе.
unat hunĭ çkеlе
Sar hr larat’ hıt yrsе.
avra punе çikn tе
Yurlat’ vri kuul’pе:
“ееn hir varrinçi yıvĭa
ill tĭvĭl avsa hur-kе,
Üsеysе tе pvе itsеssn
Puĭm ta harama kayr-kе.
Yеnş şıv hrrinçi ulĭhra
11230 Tĭm üknipе çеçеk hĭrat’-kе,
Usalah ta tĭşman allinçе
Terpit Han da atılır,
Yere düşüp inler.
Yine de bir şey olmaz
Seker kalkar, porsuk gibi.
Eğri kılıcını oynatır,
Kesmek ister Ulıp’ı.
Aybaltadan onun kılıcı
Ardına kadar döner.
Ulэp tekrar kötüyü
Dürtüp keser kılıcıyla,
Ancak yabancı yıkılmaz,
Yarasından kan akmaz,
Şelale gibi tıkanıp
Kan yerine ter akar.
Han Ulıp’a yalvarır:
-Bir daha kes başımdan!
Canım çıksın çabucak.
Azap çektirme, kes hemen.
-Önlü arkalı kılıcıyla
Bahadır kesmez iki defa,
Açıkça söyle o hana
Şehre doğru yola çıkıp.
Ulıp girer saraya,
Hanın ahlaksız odasına.
Aman aman, burada ne yok ki,
Bu kadar zengin kim var ki?
Altın gümüş her yerde,
İnci mercan ön köşede.
Yerlerde halılar,
Deri fıçıda rakılar.
Halı da, köşede,
Ulıp görür bikeyi.
Kanadı kırık kırlangıç gibi,
Sarı kız oturur ağlayarak.
Yuvarlak başını kaldırıp
Türkü söyler göz yaşıyla:
“Bozkır ortasındaki ağacı
Yelli fırtına eğip kırdı,
Büyüyüp yetişince
Başım da boşa gitti.
Yeniş suyu kıyısında çayırda
Kırağı düşünce çiçek kurur,
Kötü düşman elinde
amrĭkah ta puĭm ptеt-kе,
Yusĭm pul, savniym, kil çupsa,
Kĭykĭr pul, savniym, kil vsе,
Mana hupnĭ kеrmеn tĭrrinе
Larsa manĭn yurra itlе es.
Sarĭ hrtеn hĭrhĭm puliççеn
Hĭrĭk turat üksе pulas-mn,
Tati-tati arman pvinçе
11240 Pvеlеnsе larsa yulas-mn.
Hĭy ırannе aval vatnĭ pеk,
Aslatirеn urtsеm unnĭ pеk
Uyar aa aptĭr Tеrpitе,
Kеrmеn tе vtr kllеnsе.
Şĭşi pulsa çupsa tuhasç,
Çkе pulsa vsе kayasç
Yеnş yenne, tĭvan rşıva,
Karlĭk inе larsa yurlasç!”
Pikе kursan Ulĭpa
11250 Siksе çtrеt hĭrasa,
Hĭrasan ta hr çısnе
Sıhlasşĭn ik allipе.
-Es manran an hĭra.
Lĭplan. Pĭrah makĭrma.
Ep Ulĭp. Çĭvaşran.
İrsr urta hĭvarar.
-Ulĭp tеtn? Ah, turĭ!
Kuntan kay es. Tarhasşĭn!
Tеmlе pattĭr pulsan ta
11260 nеymеstn es huna.
Tеrpit hun vĭl-ĭm yĭhhi,
Vri lеn hĭrahhi.
Un ĭşnçе çun ta uk,
Vilm unpa ıhlanmast’.
Ĭna kassan urmaran,
Tеprе ıytsa kastarat’,
Hĭy kun-ulnе tattarat’.
Huna tеprе kassanah Erеşmеn vĭl samantrah,
11270 Kasakan sismеst tе Çasah lеkеt kartinе.
Hĭvah çuhla, aça mar,
Erеşmеn hıĭn mn yulat’?
Tut hırĭmpa vĭl kayran
Genç başım gider,
Kakım ol, sevdiğim, koşup gel,
Doğan ol, sevdiğim, uçup gel,
Beni kapatan saray tepesine
Oturup dinle türkümü sen.
Sarı kızdan köle olacağına
Kuru dal olup düşsün,
Bir yerlerde değirmen bendinde
Boğulup oturup kalsın.
Kendi yamacını Şaval yıkmış gibi,
Yıldırımdan evler yanmış gibi
Ayaz çarpsın Terpit’i,
Sarayı da kül olup uçsun.
Fare olup koşup kaçaydım,
Kırlangıç olup uçup kaçaydım
Yeniş tarafına, ana vatanıma,
Çite oturup türkü yakaydım!”
Bike görünce Ulıp’ı
Seker titrer korkarak,
Korkunca kız namusunu
Korumak için iki eliyle.
-Sen benden korkma.
Sakinleş. Bırak ağlamayı.
Ben Ulıp’ım Çuvaş’tan.
Kötü yurdu bırakın.
-Ulıp dedin? Aman Tanrım!
Buradan git sen. Yalvarırım!
Ne kadar bahadır olsan da
Yenemezsin sen hanı.
Terpit Han o, gavur dölü,
Kızgın yılanın teki.
Onun içinde can da yok,
Ölüm onu bağlamaz.
Onu kessen yarısından,
Tekrar ister kesilmeyi,
Kendi hayatını kestirir.
Hanı tekrar kessen
Örümcek o zaman
Kestiğini sezmez de.
Hemen varır bahçesine.
Kendin anla, çocuk değilsin,
Örümcekten sonra ne kalır?
Tok karınla o sonra
353
354
Vĭy şıv еt taşlasah.
-Apla eppin. Al usma
Kirlеh tе mar man şutpa.
Epir kunta ikkn tе
Tupatpĭrah un çunnе.
11280 Til çlhipе kalasa,
Sarkayĭkla yurlasa
Vĭyput hrё Tеrpitе
Ktsе ilеt kahinе.
Vĭyput hr umnçе
Tеrpit kayat’ irlsе.
Sarpikеnе şantarsa
Sĭmah tĭsat’ ak apla:
-Es man yıvĭr şuhĭşa
Sirsе yatĭn kĭmĭlpa.
11290 Sismеrm-hĭş vĭhĭtra
Vĭy-hal patĭn çunĭma.
Vĭt akĭntah, payanah,
amrĭk arĭm pulan man.
Sarĭ pikе huravlat’,
Hĭy çĭtma uk humhanat’.
-San çunna hr çççinå
Emtеrеsşn hal’, inçеh.
Hrtеn kulat’ Tеrpit hun,
apla kalat’ çlhi un:
11300 -üp şĭtĭkri şĭpĭrta
Çun usranat’ pıtansa.
Pikе çasah şĭtĭkra
Tupat’ kiv şĭpĭra,
Ĭna tıtsa piyelеt,
ç pama pikеnеt.
-Hĭy çunnе kam uhmahhi
Hurat’ üp-ap şĭtĭknе?
Kĭmaka milki ĭşnçе
Man çun vırtat’ çĭn pahi.
11310 Pikе kĭmaka milkinе
Kĭkĭr umnе çĭmĭrtat’,
Ahah, mеrçеn şĭrinе
Milkе inе vĭl akat’.
iç yut kasah ahĭrat’,
Kalat’ sıvlĭş avrĭnsan:
-Es -çĭvaş uhmahhi!
Man çun unta pulat’-i?
Güç suyu içer dans edip.
-İşte böyle. El bırakma
Gerekli de değil bence.
Biz burada ikimiz de
Bulabiliriz onun canını.
Tilki dilini konuşup,
Asma kuşu gibi ötüp
Valinin kızı Terpit’i
Bekler geceleri.
Vali kızı yanında
Terpit erir gider.
Sarbike’yi inandırıp
Söz söyler şöyle:
Benim derin düşüncemi,
Dağıttın keyifle.
Anlamadım ne zaman
Güç kuvvet verdin canıma.
İşte şimdi bugünden,
Genç karım olacaksın.
Sarı kız cevap verir,
Sabırsızca heyecanlanır.
-Senin canını kız memesini
Emzirmek ister, üstünde.
Kıza güler Terpit Han,
Şu sözleri söyler dili:
-Çöp gedikteki süpürgede
Can korunur saklanarak.
Bike hemen gedikte
Bulur eski süpürgeyi,
Onu tutup kundaklar,
Meme vermeye çalışır.
-Kendi canını hangi ahmak
Koyar çöp gediğine?
Ocak süpürgesi içinde
Canım yatıyor en değerli.
Bike ocak süpürgesini
Göğsüne bastırır,
İnci, mercan gerdanlığı
Süpürge üstüne asar.
Yedi kat yabancı güler,
Söyler nefesi dönünce:
-Sen Çuvaş ahmağı!
Benim canım orada mı?
Man çun kuntan pit inе,
iç tins varrinçе.
11320 Unta utrav avri pur,
av utravra pr pürt pur.
itml yıvĭ un tavra
Mnşn tеsеn tĭrrisеm Pürt niksn yupisеm.
Tımarsеm, taçkisеm,
Pĭrĭnçĭklĭ üsnisеm,
Pürt takannе vırnanĭ,
Pürtе kmе pama.
Pürtе krеs tеkеnsеn,
11330 Hĭramĭşa mannisеn,
Pürt takannе rеllе
Yĭtsa pеmе plmеllе.
Pürt alĭk nĭykĭşsan
Hĭy tllnеh uĭlat’.
Pürtrе, tpеl kukrinçе,
Kavir sarnĭ sak inçе,
Arça larat’ yalkĭşsa
Kiv pürtе utatsa.
av arçara larçĭk pur,
11340 Larçĭknçе ĭmarta pur.
ĭmartara man çunĭm,
Unta nikam itеym.
Ey, es, pikе, an kulyan,
Ep pulatĭp vi kuntan,Tеt tе Tеrpit pülmrеn
Tuhsa kayat’ tipllеh.
-Uyĭp, hal’ mn iltninе, Tĭşman çun ĭtinе Kaysa kala Ulĭpa,11350 Tеr pikе kayĭka.
Uyĭp vеt tüpеnе,
Tupat’ çĭvaş açinе,
Sarĭ pikе huşnĭ pеk
Sĭmah huşat’ hayhinе.
-Hunĭn çun pit inе, iç tins lеş еnçе.
Unta utrav avri pur,
av utravra pr pürt pur.
itml yıvĭ un tavra
11360 Ussе larat’ avĭnsa.
Canım buradan çok uzakta,
Yedi deniz ortasında.
Orada ada var,
Bu adada bir ev var.
Yetmiş ağaç onun çevresi
Niçin dersen tepeleri
Ev temelinin direkleri.
Kökleri, güçlüler
Kıvrımlı büyüyenler,
Ev çatısına yerleşti,
Eve sokmazlar.
Eve gireyim diyenlerin,
Korkak unutanların,
Ev çatısını yere doğru
Kaldırıp vurabilmeli.
Ev kapısı gıcırdayınca
Kendi kendine açılır.
Evde, ön köşede,
Halı serilmiş peykede,
Sandık duruyor parlayarak
Eski evi aydınlatarak.
Bu sandıkta kutu var,
Kutusunda yumurta var.
Yumurtada benim canım,
Ona kimse ulaşamaz.
Ey, sen, bike kaygılanma,
Ben geleceğim üç günden,
Der ve Terpit odadan
Gider yemeden içmeden.
-Ulıp, şimdi duyduğunu,
Düşman canının nerde olduğunu
Gidip söyle Ulıp’a
Dedi bike kuşa.
Şakrak kuşu uçar göğe,
Bulur Çuvaş çocuğunu,
Sarı bikenin dediğini
Söyler hemen Ulıp’a:
-Hanın canı çok uzak,
Yedi denizin ötesinde.
Orada ada bendi var,
Bu adada bir ev var.
Yetmiş ağaç onun çevresi.
Yetişirler bükülerek.
355
356
Mnşn tеsеn tĭrrisеm
Pürt niksn yupisеm.
Tımarsеm, taçkisåm,
Pĭrĭnçĭklĭ üsnisеm,
Pürt takannе vırnanĭ,
Pürtе kmе pama.
Pürtе krеs tеkеnsеn,
Nim hĭrama plmеnsеn,
Yĭtsa pеmе plmеllе.
11370 Pürt alĭk nĭykĭşsan
Hĭy tllnеh uĭlat’.
Pürtrе, tpеl kukrinçе,
Kavir sarnĭ sak inçе,
Arça larat’ yalkĭşsa
Kiv pürtе utatsa.
av arçara larçĭk pur,
Larçĭknçе ĭmarta pur,
ĭmartara hun çun.
Pit inе tеt, ah, turĭ!
11380 Ulĭp kallеh ul inçе.
iç tins varrinçе.
Tins şavlat’, humhanat’,
Hum sĭrt pеk yĭtĭnat’.
Al aynçе kim uk,
Ĭna tuma yıvĭ uk.
Asa ilç vĭl tinеh:
Şurĭ sĭhman ksyinçе
Alşĭlli un pulmalla,
avĭnpa ul umalla.
11390 Ĭlşĭllinе ilеt tе,
Pr vёnçеn tıtat’ tе
Tins şavnе ntеrmе
Kalat’ şurpu sĭmahnе:
-Tins patşi, çĭvaşran
Parnе il-ha kĭmĭlran,
Utrav inе tuhmalli
ula u-ha man valli.
Alşĭllinе tinsе
Ulĭp pеrеt itеrsе.
11400 Lĭpkĭ tins varripе
Utrav patnе itiççеn
Tins tpnе yakatsa
ul tĭsĭlat’ sarĭlsa.
Niçin dersen tepeleri
Ev temelinin direkleri.
Güçlü kökleri
Kıvrılıp büyüyenler,
Ev çatısına yerleşti.
Eve girdirmezler.
Eve girmek isteyenler,
Hiç korku bilmeyenler,
Kaldırıp atmayı bilmeli.
Ev çatısını gıcırdayınca
Kendi kendine açılır.
Evde, ön köşede,
Halı serilmiş peykede,
Sandık duruyor parlayıp
Eski evi aydınlatıp.
Bu sandıkta kutu var,
Kutuda yumurta var,
Yumurtada onun canı.
Çok uzakmış, aman Tanrım!
Ulıp tekrar yollarda.
Yedi deniz ortasında.
Deniz çağlar, dalgalanır,
Dalgası tepe gibi atılır.
El altında gemi yok,
Onu yapmaya ağaç yok.
Hatırladı hemence:
Sarı kaftan cebinde
Mendili olmalı,
Bununla yol açmalı.
Mendilini alır da,
Bir ucundan tutar
Deniz dalgasın yenmeye
Söyle aksakal sözünü:
-Deniz padişahı, Çuvaş’tan
Hediye al lütfen,
Adaya çıkmak gerek
Yolu aç lütfen bana.
Mendili denize
Ulıp atar parlatarak
Sakin deniz ortasından
Ada yanına varana dek
Deniz dibini aydınlatıp
Yol açılır yayılır.
Ulĭp tĭsat’ hĭy ulnе,
Tuhat’ kiv pürt umnе.
Takansеnе pürt inçеn
Ulĭp pеrеt rеllе.
Pürt alĭk nĭykĭşat’,
Hĭy tllnеh uĭlat’.
11410 Tеrpit hun, yıt, un çuhnе
Tĭnĭ pikе umnçе.
“Vĭyĭ vılyas” tеsеnеh
İrsr kayat’ çёtrеsе.
-Çunĭm ĭta vırtninе
Kalaman-i ınsеnе?
-Kalaman,-tеt sarpikе,
Hĭy tе tĭrat’ çtrеsе.
Tеrpit hrе tapĭnat’,
Pikе tarma tĭrĭşat’.
11420 Ançah Ulĭp kiv pürtrе
Tıtsa uat’ larçĭknе.
Hıtsa kayat’ Tеrpit hun,
Uri utmast’ nim tе un.
Kunе-punе avĭrat’,
Sarpikеrеn vĭl ıytat’:
Çunĭm ĭta vırtninе
Kalaman-i ınsеnе?
-Kalaman,-tеt sarpikе
uhatiççеn ĭstĭnnе.
11430 Ulĭp ilеt ĭmartana,
Tеrpit kayat’ yĭvansa.
-Vĭt sana,-tеt,-tĭşmana.
Ulĭp vatat’ ĭmartana,
Tеrpit vırtat’ tĭsĭlsa.
Ulĭp Tеrpit hulinçе
Utat’ uram huşşipе,
Krеt Tеrpit kеrmеnnе,
Ĭşşĭn kalat’ pikеnе.
-Ayta, vaskar Çĭvaşa,
11440 Hamĭr tĭvan rşıva.
Ulıp gider bu yoldan,
Çıkar eski ev önüne.
Çatıları en üstünden
Ulıp atar yere doğru.
Ev kapısı gıcırdar
Kendiliğinden açılır.
Terpit Han, it, o zaman
Durdu bike önünde.
Oyun oynayalım diyerek
Kötü titreyerek gider.
-Canımın nerede yatığını
Söylemedin mi kimseye?
Söylemedim der sarı bike,
Kendisi de titreyerek.
Terpit kıza saldırır,
Bike kaçmaya çalışır.
Ancak Ulıp eski evde
Tutar açar kutuyu.
Donar kalır Terpit Han
Adım da atamaz olur.
Gözünü başını çevirir,
Sarbike’ye o sorar:
-Canımın nerede yattığını
Söylemedin mi kimseye?
-Söylemedim der Sarbike
Aklını kaybedecek gibi.
Ulıp alır yumurtayı,
Terpit yuvarlanır gider.
-İşte seni, der düşmana.
Ulıp kırar yumurtanı.
Terpit uzanır yatar.
Ulıp Terpit’in şehrinde
Gezer sokak boyunca,
Girer Terpit’in sarayına,
Candan söyler bikeye:
Haydi gidelim Çuvaş’a
Kendi anavatanımıza.
357
Vĭtĭrmş Yurĭ (Ulĭp Kalay Huna Parĭntarni)
Otuzuncu Türkü (Ulıp’ın Kalay Han’a Boyun Eğdirmesi)
358
Ulĭp ul Kalay hun yennellе. Şurpu,
Kalay huna mnlе aya tumallinе Ulĭpa
vrеntеt. Kalay huna vĭy şıvpе vilе
şıvnе hatrlеmе çarat’, vlеrеt. Ulĭp
nişlеnn ınsеnе tĭvan rşıvsеnе
itmе, vĭy-hal ilmе hĭy yunnе tеrеt.
Ulıp’ın yolu Kalay Han’a doğru. Dede,
Kalay Han’ı nasıl alt edeceğini Ulıp’a
öğretir. Kalay Han’ı güç suyuyla
ölü suyu hazırlamasını durdurur,
öldürür. Ulıp bitkin düşen insanlara
anavatanlarına ulaşma, güç kuvvet
vermek için kendi kanını içirir.
Ey, yarar-i yarapa
Sеnkеr mеrçеn şĭrapa.
Kurmarĭr-i Ulĭpa,
Utmast’-i vĭl aylĭmpa?
Aylĭm yalan savĭnat’
İk aval yuhnĭran.
Vırĭn puyan ırlaran,
avĭntah pur pr vasan.
Sar hvеltе üsnrеn
11450 ırli çnеt inеtrеn.
r stkеnnе ilnrеn
Vitr kurnat’ pinrеn.
Ulĭp iyet ırlinе,
Şultrinе tе hrlinе,
Usĭnakan sar ünе
Şĭlsa ilеt hĭş çuhnе.
“Kunta vırĭn pit hitrе,
Savnĭ kĭna çrеrе,
Ma kayas-ha yut rе
11460 Pulas tеsе pur rtе?”Ulĭp şutlat’ ĭşnçе
Vatĭ yuman aynçе.
Ĭna kura şĭpçĭksеn
içr kv ur rççеn.
Ulĭp larat’ ul hrnе,
Tĭssa hurat’ urinе.
av vĭhĭtrah r inе
Pеrsе ükеt mеsеrlе.
“Mĭşkĭl vt ku! Kam kapla
11470 Mana strеt vasanpa?”
Ulĭp vĭrat’ tarĭhsa,
Mavi boncuk eteğiyle
Gök mercan boncukla.
Görmediniz mi Ulıp’ı,
Geçmez mi o ovadan?
Ova hep sevinir
İki Şaval aktığından.
Bolca çilek yetişir,
Bunun için var vadi.
Parlak güneşte yetiştiğinden
Çilek çağırır uzaktan.
Toprak meyve suyu aldığından
Piştiğinden duru görünüyor
Ulıp yer çileği,
İrisini de kızılını,
Sallanan sarı saçını
Siler bazı zaman.
“Burada yer çok güzel,
Sadece sevinç var yürekte,
Neden gideyim başka yere
Olayım diyerek her yerde?”
Ulıp düşünür içinden
Yaşlı meşe altında.
Bunun için bülbüller
Yedi yüz küy gece yarısına dek.
Ulıp oturur yol kenarına,
Uzatır koyar ayaklarını.
O zaman yer üstüne
Düşüverir sırt üstü.
“Komik ya bu! Kim böyle
Beni sürer çukurda?
Ulıp öfkelenir kızar,
Yaka ulpa yarĭnsa.
Punе hĭvĭrt klеsşn,
Untan. siksе tĭrasşĭn.
Vasan ıtla yaka ta Tıtma may uk nitan ta.
Allinе pu vnеllе
avah tĭsat’ imlе,
Strеkеnе hulnçеn
11480 Yarsa ilеt sisiççеn.
iç yut hulnе pĭrnĭ may
Vĭl hĭy tavra avrĭnat’,
apah tĭşman aptramast’,
K-k alli huĭlmast’.
Ulĭp pеrеt pĭlahaya,
Şĭvĭnat’ vĭl lĭplansa.
iç yut şutlat’ savĭnsa:
“Ulĭp kĭnç hĭrasa.
Tinеh mnpur çĭvaşa
11490 Pеrsе çikеp ham aya”.
Turtnĭ çuhnе vĭrahhĭn
Ulĭp tĭrat’ sasartĭk.
Yarsa ilеt tĭşmana,
Hulnе pĭrat’ tarĭhsa.
Hul kĭkran tĭpĭlat’,
avah prmay yavĭnat’.
Ulĭp tĭşman hulnçеn
Hıtsa kaysah tlnеt.
Mnlе tĭşman pulç tеt,
11500 Hĭynе kaysa kuras tеt.
Hrh pürnе allinçе,
Hrh çrnе pürninçе.
Hura atma tp pеk
Sumsĭr unĭn şatrisеm.
Mn çul ınna mеsеrlе
Vĭl strn, yuplеşkе!
avĭnpa vırĭn vasanlĭ,
Nitan tıtma may ukkĭ.
“Ka ta itr vaskasa,
11510 Man ta vırtsa kanmalla.
utĭ kurnat’ ayakra,
av yennellе utas-ha”.
Ulĭp utat’ havaspa,
iç uhrĭmlĭ utaspa.
Düzgün yolla yuvarlanıp.
Başını kaldırmak ister,
Sonra kalkmak ister.
Çukur çok düzgün de.
Tutmak mümkün değil.
Elini baş ucuna doğru
Böyle uzatır şimşek gibi,
Sürtenin elinden
Çeker alır sezene dek.
Yabancı elini burarken
O kendi etrafında döner,
Buna düşman şaşırmaz,
Hemen eli kırılmaz.
Ulıp vurur gibi yapar
Sakinleşip kıpırdar.
Yabancı düşünür sevinerek:
“Ulıp korkup anladı.
Şimdi bütün Çuvaş’ı
Çekip alayım altıma.”
Yavaş yavaş kalkarken
Ulıp kalkar aniden.
Çeker alır düşmanı
Öfkeyle çevirir kolunu.
Kolu kökten söker,
Böyle sürekli dolanır.
Ulıp düşmanın koluna
Sertleşince hayret eder.
Nasıl bir düşmandı der,
Gidip kendini göreyim der.
Kırk parmak elinde,
Kırk tırnak parmağında.
Kara tavan dibi gibi
Sayısız onun çilleri.
Ne kadar insanı sırt üstü
Sürüdü işte bu yaba!
Bunun için yer saban izi,
Hiçbir yerden tutulmaz.
“Gece de geldi çabucak,
Ben de yatıp dinleneyim.
Işık görünüyor uzakta,
O tarafa gideyim bakalım.”
Ulıp gider hevesle,
Yedi çağrımlık adımla.
359
360
Pеrsе tuhat’ pürt umnе.
Pürç putnĭ rеllе.
Hullеn şakkat’ alĭkran,
Sĭmah huşat’ kĭşt tĭrsan:
-Tеmlе çĭrmav pulsan ta,
11520 Mana hvattеr yarĭr-ha!
Pürtrе utni sisnеt,
Üsrni tе iltnеt,
Alĭk uĭlat’ sas tusan Şurpu tĭrat’ tayansa.
-Kam-ha vara rlе tе
Ĭşalanat’ ak еnçе?
-Ep, Ulĭp. Ka pulç,Alkumranah sas paç.
-A... Es-i, ıvĭlĭm,
11530 Malalla irt, ürеvm.
Yurat’ es çi maltan
Kunta ktn ula may.
Kmеn pulsan ptеttn,
amrĭk puna iyettn.
Salansah lar. Kalaar,
Salma yaşki yulnĭ man.
-An çĭrman-ha. Ep in.
Tutlĭ vĭrman apaç.
-Mn çĭrmav, an şarla,
11540 ulürеvе apatla Çĭvaş yĭli avĭn pеk,
Pulas pulat’ vsеm pеk.
Sıpkalĭpĭr yaşkinе,
ırtkalĭpĭr ĭkrinе.
Plmеstn pul’. ak еnçе
Yuhanşıv pur. avĭnta
r aynçе, şĭtĭkra,
Tĭşman purnat’ tiskеrskеr.
Kalay hun vĭl. ĭtkĭnran
11550 Pin hut usal şuyttanran.
İrsr nе şutlasan
Vat ın pulat’ açaran.
av vat huna irsrsеm,
Irlĭh mnnе mannisеm,
Tur vırĭnnе şutla,
Putsr sеm tĭva.
Hĭy vĭl sĭnran erеşmеn,
Gider çıkar ev önüne.
Evi batmış yere doğru.
Yavaşça vurur kapıya,
Söz söyle biraz durunca:
-Biraz zahmet olsa da,
Bana daire verin lütfen!
Evde yüründüğü sezilir,
Öksürük de işitilir,
Kapı açılır ses edince
Dede durur dayanarak.
-Kim bu geceleyin
Kızarıyor bu tarafta?
-Ben, Ulıp’ım. Gece oldu,
Sundurmadan ses verdi.
-Aaaa. Sen misin oğlum,
İçeri gel yolcum.
İyi ki sen ilk önce
Buraya girdin yolda.
Girmeseydin biterdin,
Genç başını yerdin.
Rahatça otur, Konuşalım
Salma çorbası kaldı benim.
-Zahmet etme. Yedim ben.
Lezzetli orman yemeği.
Ne zahmeti, konuşma,
Yolcuya yemek ver,
Çuvaş adeti böyle,
Olan olur böyle.
Yutacağız çorbayı
Isıracağız ekmeği.
Bilmiyorsundur bu tarafta
Akarsu var şurada.
Yeraltında, oyukta,
Vahşi düşman yaşıyor.
Kalay Han o. Açgözlü,
Bin kat kötü şeytandan.
Kötü işi düşününce
Yaşlı insan olur çocuktan.
Bu yaşlı hana namussuzlar,
İyiliğine inananlar,
Tanrı yerine koyarlar,
İpsiz sapsız iş yaparlar.
Görünüşü örümcek gibi,
Еkki еnçеn -çi lеn.
Unĭn hrh allinçе
11560 Hrh pürnе kaşninçе,
Hrh pürnе vnçе
Hrh çrnе еklеşkе,
Yarsa tıtsan allipе
Vеrtmе uk nimlе tе.
Hrh patşalĭha vĭl
Tĭsat’ irsr allinе.
Nikamran ta şiklеnmеst.
Şampa hırĭm avĭn pеk:
Vĭypittirеh ınsеnnе
11570 Pr tumlam ta yulmiççеn
Sĭrhĭntarat’ prmayah
Pattĭrlĭhlĭ vĭy-halnе.
iç ul huşşi yütеrsе
Vĭy şıv tĭvat’ avsеnçеn.
Piçki tulsan vĭy şıvpе
Yĭvantarat’ nührеpnе.
Vĭy çarakan şıvnе tе
Hatrlеt vĭl avĭn pеk.
Tĭşmanpе tl pulsan
11580 Tıtĭiççеn vĭl unpa
Sĭmah vaklat’ akĭn pеk:
“Nührеprе pur ik piçkе,
İkkş tе pr pеkеh,
Unta şеrpеt hisеpli,
Turĭsеnе mеlli.
Kam avĭnti şеrpеtе
avĭrmasĭr sıvlĭşa
еt tpnе utatsa,
apĭĭva av pulat’”.
11590 Vĭl ku hıvma ĭsta ta
Nührеpnçi vĭy şıvnе
Yalan еt küpnsе.
Yalan imk kahinе
Hĭy pеk çunsĭr ınsеnе Supеtеyе, Tеrpitе,
Vsеmpе prlе Pattiye Vĭy şıv kĭna tеrеt.
Sm-tttmrе, ur rtе,
Vsеm vĭy şıv sеnеh 11600 ultalĭkpе putahsеm.
Karakteri ise yılan gibi.
Onun kırk elinde
Kırk parmak herbirinde,
Kırk parmak ucunda
Kırk tırnak çengel,
Tutup çekse eliyle
Ayırmak mümkün değil.
Kırk devlete o
Uzatır kötü elini.
Hiçkimseden çekinmez.
Göbekli karın böyle:
Gücü bitmiş insanları
Bir damla da kalmayana dek
Sömürür sürekli
Bahadır güç kuvvetini.
Yedi yıl ekşiterek
Güç suyu yapar bunlardan.
Fıçı dolunca güç suyuyla
Yuvarlar mahzenine.
Güç bitiren suyu da
Hazırlar işte şöyle:
Düşmanıyla karşılaşınca
Tutuşana kadar onunla
Söz söyler işte böyle:
“Mahzende var iki fıçı,
İkisi de bir gibi,
Orada şerbet değerli,
Tanrıların içeceği gibi.
Kim buradaki şerbeti
Soluk almadan
İçse dibine dek,
Vuruşmaya o başlar.”
O göz almada usta
Mahzenindeki güç suyunu
Her zaman içer şişerek.
Her zaman şimik gecesi
Kendi gibi ruhsuzlara
Supetey’e, Terpit’e,
Onlarla birlikte Patti’ye
Sadece güç suyu içirir.
Karanlıkta, gece yarısı,
Onlar güç suyu içince
Bütün yıl küstahlar.
361
362
Nikam aynе pulma,
Purtе çapra. Han-hansеm
Tеsе çnmе huşa.
Ku ançah mar. Kalay hun
Itla irsr  un:
Vĭysĭr yulnĭ ınsеnnе
Sĭrĭhtarat’ stkеnnе,
Vil şıv tĭvat’ avsеnçеn.
ınsеm kirl yalanah,
11610 Hrh patşalĭh avĭnpa
Un allinçе çurara.
mç un ak apla:
Aynе tuma tiskеrlе
Yavaklasşĭn tnçеnе.
Kalay hun hĭy mtnе
Purnĭlasan ptmpе
İrsr yĭh vĭy ilеt,
Tiskеrlhpе kilеnеt.
Un çuh vara uyççеnеh
11620 Kuul’ yuh vmsr:
Aylĭm -tins puliççеn,
Sĭrtsеm -unsa kayiççеn.
Putah, irsr Kalay hun,
Nеpslеnn irsr yun,
Kuntalla ta allinе
Tĭsnĭ Çĭvaş rşıvnе.
Uslatirеn tarninе
İrsr manç hal’ ikkеn.
nt Çĭvaş rnçе
11630 Huyhĭ, kuul’ -mrе...
Es ĭtalla kayasşĭn,
Hĭş rşıvra pulasşĭn?
-Kalay hunpa tl pulma
Yuri kiltm kalama,
-Ulĭp, an kay un patnе,
unna ilеt vĭl sannе.
-Vĭl man çuna ilеymеst.
ak vırĭna itiççеn
Tĭn kĭtartnĭ ep ĭna.
11640 akna kura un manpa
Kalamalla sıhlansa. Kayassinе kayĭn ta  ĭn-şi san unta?
Kimseye yenilmezler,
Hepsi de ünlü, Han, hanlar
Diye çağırın derler.
Sadece bu değil. Kalay Han
Çok kötüdür işi onun:
Güçsüz kalmış insanları
Sömürür sularını,
Ölü suyu yapar bunlardan.
İnsanlar gerek her zaman,
Kırk devlet bunun için
Onun elinde köle.
Onun isteği şöyle:
Altına almak vahşice
Sarmak ister dünyayı.
Kalay Han kendi isteğini
Yapar ise tamamen
Kötü soyu güç alır,
Vahşilikten zevk alır.
O zaman savaşa dek
Gözyaşı akar ölçüsüz:
Çukur deniz olana dek,
Tepeler yanэp bitene dek.
Küstah, kötü Kalay Han,
Açgözlüleşmiş kötü kan,
Buraya kadar da elini
Uzattı Çuvaş ülkesine.
Uslati’den kaçtığını
Namussuz unutmuş şimdi.
Artık Çuvaş ülkesinde
Kaygı, gözyaşı, ömür boyu...
Sen nereye gitmek istiyorsun,
Hangi ülkede olmak istiyorsun?
-Kalay Han’la karşılaşmaya
Bilerek geldim konuşmaya,
-Ulıp, gitme onun yanına,
Canını alır o senin de.
O benim canımı alamaz,
O yere gidene kadar
Hatırlattım bunu ona.
Bunun için benimle
Konuşmalı saklanarak.
Gitmesine git ama,
Başarır mısın işini orda?
Layĭh şutla puupa.
Çnmеn hĭna es unta.
Kayah eppin! Pattĭrlan.
Sana yıvĭr çarma hal’.
Pülh sana pulĭştĭr,
Ĭs paninе yışĭnsam.
11650 Es unpa tl pulsan,
Vĭl mĭnalĭn kala.
Al-urinе hulatsan
Yeşltеtmе tıtĭn.
Kunе-punе vılyatsan
Pürnisеmpе karmakl,
Tpsr pırnе şakkasan
rnisеmpе çavkal.
Sana apla hĭratsan
Kĭşkĭr r urasla:
11660 “Sik, tunkata, ĭvara!
Es hırĭmra pulmalla!”
Ĭna hir huravla
Hĭranĭ pеk kurĭnsa.
Puna an sul man umra
Man sĭmaha hurlasa,
Tеpr çuhnе çeye tе
r pattĭrtan vĭylĭ tеt,
İtlе mana ĭnkarsa:
“Mana ĭtsa yariççеn
11670 Munça huttar es irççеn.
Mnlе ep hup-hura?
Tar pılçĭk man umra.
Mnşn tеsеn, ayvanran,
Munça kmеn açaran.
Munça kaysa krsеssn,
Simpıl larsa sеssn
ĭtah mana akĭnta
Tultarmaşkĭn hırĭmna”,Tеsе kala es ĭna.
11680 Kalay munça huttar,
Munça kaysa kr tеy.
Hir ĭna huravla:
“San ta kirl çuhlama.
Aslĭ Çĭvaş rnçе,
Mal еnçе tе kay еnçе,
Munça hutsa untarsan,
İyi düşün başınla.
Davetsiz konuksun orda.
Tamam git! Yiğitlen.
Seni durdurmak zor.
Pülih yardım etsin,
Verdiğim aklı kabul et.
Sen onunla karşılaşırsan
O kibirli konuşur.
El ayağını toplasan
Yeşertmeye başlar.
Gözünü başını oynatsan
Parmaklarıyla uzatır.
Dipsiz boğazına vursan
Tırnaklarıyla kurcalar.
Seni böyle korkutunca
Kurdu yeri yarar gibi:
“Zıpla, kütük, ağıza!
Sen karnımda olmalısın!”
Ona karşı cevap ver
Korkmuş gibi görünüp.
Başını sallama önümde
Sözlerimi horlayıp,
Başka zaman kurnaz da
Yüz bahadırdan güçlüymüş.
Dinle beni anlayarak:
“Beni yutana kadar
Banyo yaktır sabaha dek.
Niçin ben kapkarayım?
Ter balçığı yanımda.
Niçin dersen, saflıktan
Yıkanmadım çocukluktan beri.
Banyoya gidip girince,
Oturup simpılı içince
Yutarsın beni orada
Doyurmak için karnını.”
Diye söyle sen ona.
Kalay banyo yaktırır,
Banyoya git gir der.
Şöyle cevap ver ona:
“Senin de anlaman lazım.
Büyük Çuvaş ülkesinde,
Ön tarafta da arka tarafta
Banyo yaktırınca,
363
364
Un srmnе kĭlarma
Hui kayat’ çi maltan
Vĭl munçana pırsanah
11690 Uraynе vırtsa kanmallah
Hıt apĭnat’ tarlasan.
Hun ahlatmĭ çarĭnsan,
Uraynеllе yĭvansan Nührеpеllе şĭvĭnsam.
Kuu kurma pulasan
Asĭrhan ik piçkеnе.
İkkş tе pr tanah,
Uyĭrma uk nimlе tе.
Piçkеsеnçе şеrpеtsеm,
11700 Hĭynе kura haksеm.
Pr şеrpеç -vĭy parat’,
Tеpri -vĭya çakarat’.
Kalay huna anraşma
Es vsеnе arpaştar.
Ulĭp şurpu sĭmahnе
Timln çikr hĭlhinе,
ul kurkinе r tе
ulnе tıtr şıv hrnе.
Un numay-i, sahal-i 11710 Tuhĭalla utmalla.
itеs rе itiççеn
Şarlamĭpĭr un inçеn.
Şıv hrripе irtn çuh
r şĭtĭknе kurç vĭl.
Hĭrassi-mn unĭn uk,
Şĭtĭkalla anç vĭl.
Kartlaşkisеm sahal mar,
itml içç taranah.
Pr alĭk uĭlat’,
11720 itml alĭk hupĭnat’.
“Kun pеk minrеv alĭkran
Mnlе tuhas man kayran”,Ulĭp şutlat’ ĭşnçе
Hupĭ alĭk umnçе.
Ĭna turtsa vĭl uat’,
itml alĭk şalt! hupnat’.
Alĭksеm kmlrеn,
Hĭlĭpsеm mеrçеnrеn.
Kallеh uat’ alĭka,
Dumanını atmak için
Evsahibi gider ilk önce.
O banyoya gidince
Yere yatıp dinlenince
Çok vurup terleyince.
Han solumayı bırakınca,
Yere doğru yuvarlanınca
Mahzene doğru gitsem.
Göz görmeye başlayınca
Fark edersin iki fıçıyı.
İkisi de aynıdır,
Ayırmak zor birbirinden.
Fıçılarda şerbetler,
Kendine göre değerleri.
Bir şerbet güç verir,
Diğeri gücü bitirir.
Kalay hana mırıldanmaya
Sen onları karıştır.
Ulıp dedenin sözünü
Dikkatlice dinledi,
Yol kepçesini içti de
Suya doğru çıktı yola.
O çok mudur az mıdır
Doğuya doğru gitmeli
Varılacak yere varana dek
Demiyoruz onun hakkında
Su kenarından geçerken
Yer yarığını gördü o.
Korkacağı bir şey yok,
Yarığa doğru indi o.
Basamaklar az değil,
Yetmiş yediye kadar.
Bir kapı açılır,
Yetmiş kapı kapanır.
“Bunun gibi akılsız kapıdan
Nasıl çıkarım sonradan”,
Ulıp düşünür içinden
Kapalı kapı yanında.
Onu itip açar,
Yetmiş kağı tak! Kapanır.
Kapıları gümüşten,
Kulpları mercandan,
Tekrar açar kapıyı,
11730 Ku alĭk ıltĭnran,
Sar hvеllе yalkĭşsa
itml alĭk hupĭnat’.
Ulĭp aslĭ pülmrе.
Şaltan hümе tеmеllе:
avraşka ta ilеml,
Purĭn apsa avĭrnĭ.
Kavir aknĭ pülmе
Ulĭp uat’ timlеsе.
ıtar inçе Kalay hun,
11740 Çĭn ta şapa pu un.
İk kunе mеl tеn,
Kеh siksе tuhas pеk.
Sĭmsi vara -lapçaşka,
Katĭk tuti sarlaka.
Pit-kunçе şatrasеm,
Üt-pvnçе ksеnsеm.
Pĭhsan tuhsa tarmalla,
Prlе larsan hĭsmalla.
Vĭtĭr tĭhĭr allinе,
11750 Yĭşĭltatsa ilninе,
lеn kupi tеmеllе.
Pürnisеnе hskç tеn.
Punе avrat’ -siv yarat’.
mеl kunе vılyatat’.
Al-urinе hulatsa
Kĭşkĭrmaşkĭn tıtĭnat’.
-Hĭvah kiltn man pata?
Sanşĭn ep kam? Kala!
Ep turĭra şutlanap,
11760 Puapmalla san mana.
Ulĭp mĭşkĭl sĭmahşĭn
Kalay huna illhl,
Hırĭmnçеn tapçç,
Kuklеntеrsе lartçç.
Ançah ĭna tapma uk,
Un şampinçе1 halĭh pur.
Ulĭp tĭrat’ lĭplansa,
Kalay hunpa tavlaşmast’.
-Tĭpĭltarsan pr alla
11770 Tp turĭm-ha usala,Tеrn pul’-ha muhtana,
ut tnçеnе kultarsa.
Bu kapı altından,
Parlak güneş gibi parlayıp,
Yetmiş kapı kapanır.
Ulıp büyük odada.
Dışardan parmaklık dersin:
Yuvarlak ve de güzel,
İpek örtüp çevirdi.
Halı asılı odayı
Ulıp açar özenle.
Yastık üstünde Kalay Han,
Gerçekten de kurbağa başlı.
İki gözü çavdar yığını gibi,
Biraz zıplayıp çıkacak gibi.
Burnu ise, kısacık,
Çatlak dudağı geniş.
Yüzü gözünde çiller,
Boyu posunda kabuklar.
Baksan kaçıp gidersin,
Birlikte otursan kusarsın.
Otuz dokuz eline,
Oynatıp durduğuna
Yılan demeti demeli.
Parmakları kıskaç gibi.
Başını çevirir soğuk verir.
Demet gözünü oynatır.
Elini ayağını toplayıp
Bağırmaya başlar.
-Niçin geldin yanıma?
Kiminim senin? Söyle!
Ben Tanrı sayılırım,
Baş eğmelisin bana.
Ulıp maskara söz için
Kalay Han’a öfkeli.
Karnından saldırırdı,
Eğip onu oturturdu.
Ancak saldırmak yok,
Onun midesinde halk var.
Ulıp sonra sakinleşir,
Kalay Han’la tartışmaz.
-Saldırsam bir elle,
Yok ederim kötüyü,
Dedin sen övünerek,
Dünyayı güldürerek.
365
366
Ulıp’ın Kalay Han’ı nasıl yeneceğini anlatan ihtiyar (Ulıp: 387)
Ep ptеp-i pr alşĭn?
Vĭtĭr tĭhhĭr man hal’ vĭl!
Iytasşĭn-i kaaru?
Kaarmastĭp! Tarĭhu!
Şĭnĭayman tarĭhpa
ĭtsa yarap halеh ak!
-ĭtassa es ĭtĭn-ha,
11780 Unççеn akna kalas-ha.
Mana ĭtsa yariççеn
Munça huttar es irççеn.
Ep -hup-hura, ayvanran,
Munça kmеn açaran.
Munça kaysa krsеssn,
Simpıl larsa sеssn
Tultarmaşkĭn hırĭmna
ĭtah vara es mana!
Savĭnnipе Kalay hun
11790 (Pĭrtan siv yun un)
Hıt kĭmĭlnе еmеtеt,
Süpltеtеt akĭn pеk:
-Es munçara ĭvĭnsan
Çĭnah pulan tutlĭrah.
Çnsе ilеt çurinе,
Kalat’ şapa sassipе:
-Halеh kay ta munçana
Hutsa untar es ĭna.
Munçi pultĭr srml,
11800 Aşşi parsan -untartĭr.
Çuri çupat’ munçana,
Hutma plеt vĭl ĭna.
içr vitrе taranah
Hurannе şıv tultarat’.
Hrh lav çr vuttinе
Çrtsе yarat’ hayhinе.
Vutti unat’ yslеnsе,
Munçi pulat’ npsrlе.
Kalay hun -çĭn mĭkĭrkka,
11810 Tеk hĭvalat’ Ulĭpa:
-Munçana kay. ĭvĭn ta
Vaskasa kil man pata.
Pirn еnçi yĭlapa
Srm ĭşşi kĭlarma
Hui kayat’ yalanah.
Ben biter miyim bir el için?
Otuz dokuzdur benim ellerim!
Af diliyor musun?
Öfkemden affetmiyorum!
Öfkem yatışmıyor
Yutacağım hemen şimdi!
-Yutmasına yutarsın da,
Ona kadar söyleyeyim.
Beni yutmadan önce
Banyo yaktır sabaha dek.
Ben kapkarayım, aptallıktan,
Banyoya girmedim çocukluktan.
Banyoya gidip girince,
Simpıl oturup içince
Doyurmak için karnını
Yutarsın o zaman beni.
Sevinince Kalay Han’ın
(Kardan soğuk onun kanı)
Sertliği birden yumuşar,
Geveze geveze konuşur:
-Sen banyoda yıkansan
Olursun daha lezzetli
Çağırır hizmetçisini,
Söyler kurbağa sesiyle:
Hemen git ve banyoya
Yak sen hemen onu.
Banyo olsun dumanlı,
Sıcak versin, yaksın.
Hizmetçi koşar banyoya,
Yakmayı bilir banyoyu.
Yedi yüz kovaya kadar
Su doldurur kazana.
Kırk araba yakacak odunu
Hemence yakar onları.
Ateş çıkar islenerek,
Banyo olur hamam gibi.
Kalay Han gerçek dırdırcı
Hemen kovalar Ulıp’ı:
-Banyoya git, yıkan da
Hemen gel yanıma.
-Bizim tarafın adeti
Duman sıcağını atmaya
Ev sahibi gider her zaman.
367
368
Kalay Han ile Ulıp’ın karşılaşması (Ulıp: 388-389)
369
370
İrksrеh Kalaya,
Vilmе mannĭ usala,
Srm ĭşşi kĭlarma
Kayma lеkеt munçana.
11820 Ĭna tari munçara
Ktsе ilеt pu taysa,
Lapka inе vırttarsan
Aşşi parat’ şıv sapsa.
Aşşi tuhat’ çaşlatsa
Kalay huna apĭnsa,
içr tsl ksеnnе
Pürlеntеrеt pеrtsе.
Vĭtĭr tĭhĭr allinçе
Vĭtĭr tĭhĭr milkе un,
11830 İslеntеrеt avsеmpе
anurĭmnе Kalay hun.
Şatri-ksеn şĭtsassĭn
Pür tuhat’ tеm çuhl.
Küpsе kaynĭ hırĭmnе
Şĭlsa srеt avsеmpе.
Çun layĭh kannĭran
Kalay ĭşra şuhĭşlat’:
“Ktmеn-sismеn huşĭra
Ulĭp kilç man pata,
11840 Hĭy ayĭpnе sisnrеn
Mana hir nim çnmеst.
Alla ilsеn Ulĭpa
Kam pulĭp-şi purnĭra?”
Kallеh şĭlat’ hırĭmnе,
Srеt irsr pürpе.
Tеprе ĭşşi parsanah
Hĭynе çışat’ ayakran.
-Ey, çurasеm, tav tĭvĭr
Ĭş hırĭmra pulnişn.
11850 Mn huşninе purnĭlĭr,
Vĭy-halsеnçеn hĭtĭlĭr.
Çurasеnе niş apat’.
Piçkеsеnе yuhĭnma
Vĭy stkеn sĭrhĭnat’.
Untan vara Kalay hun
Trtsе kalat’: piçkе, kus!
Piçkе iç hut avrĭnat’,
Urapa pеk kusĭnat’.
İstemeyerek Kalay’a
Ölmeyi unutan kötüye,
Duman sıcağını atmaya
Gitmek gerekir banyoya.
Onu uşak banyoda
Bekler baş eğerek,
Sıra üstüne çıkınca
Sıcak verir su serpip.
Sıcak çıkar gürleyerek
Kalay Han’a vurarak,
Yedi yüz çeşit yarayı
İrinlendirir pişirip.
Otuz dokuz elinde
Otuz dokuz kova onun,
Islatır onlarla
Bedenini Kalay Han.
Döküntüler patlayınca
İrin çıkar çok fazla.
Şişip giden karnını
Siler ovalar bunlarla.
Keyfi yerine geldiğinden
Kalay içinden düşünür:
“Beklenmedik bir anda
Ulıp geldi benim yanıma,
Anlayınca kendi ayıbını
Bir şey demez bana karşı.
Elime alınca Ulıp’ı
Kim olurum ki hayatta?”
Tekrar ovalar karnını,
Sürer kötü iriniyle.
Tekrar sıcak verince
Kendine vurur uzaktan.
-Ey köleler, teşekkür edin
Sıcak karnımda olduğunuza.
Ne dersem yerine getirin,
Güç kuvvetinizden kurtulun.
Kölelere güçsüzlük vurur.
Fıçılarını akmaya
Güç suyu sızar.
Sonra Kalay Han
İter söyler: Fıcı, kus!
Fıçı yedi defa döner,
Araba gibi kusar.
Uat’ nührеp alĭknе,
11860 Piçkе -hĭyn vırĭnçе.
Puşĭ piçkе tapranat’,
Nührеprеn vĭl ças tuhat’,
Munçanalla ıtkĭnat’,
Lapka aynе vırnaat’.
Kalay hıat’ urĭmnе,
Untan hsеt hırĭmnе.
Hırĭmnçi ınsеnnе
Sĭrĭhtarat’ nişlhnе.
Piçkе tulat’ nişlhpе.
11870 Vĭy çakmalli stkеnpе.
Piçkе tĭmast’ vırĭnta,
Urlĭ-pirl avrĭnat’,
Nührеpеllе ıtkĭnat’.
Nührеpnçе Ulĭp hal’,
Tttmrе tе vĭl kurat’,
İk piçkеnе hĭvĭrtrah
Arpaştarat’ vĭr-varah.
Ulĭp kallеh pülmrе
Ktsе larat’ irsrе.
11880 Kalay alĭk usanah Ulĭp kalat’ usala:
-Sĭmahĭm man ak apla:
Tutlĭ pultĭr munçu san.
Ep kayatĭp munçana,
Unççеn mana ktsе lar.
Kalay hıtĭ savĭnat’,
av vĭhĭtrah şuhĭşlat’:
“Yĭpĭltatsa kalaat’,
avah ĭna kaarmap.
11890 Kiltr kĭna ĭvĭnsa,
Piçkе tpnе utatsan
ĭtap ĭna nim tе mar.
Çim-ha! Şutlas layĭhrah,
Mnlе tusan avanrah?
ĭtsan aslĭ hırĭma
urmast’-i vĭl tarĭhsan?
Ulĭp hal’hi vĭhĭtra
Hĭranipе man patra.
Apla pulsan sеhrinе
11900 Hĭpartasç tppipе.
Sеhri hĭpsassĭn vara
Açar mahzen kapısını,
Fıçı kendi yerinde.
Boş fıçı kıpırdar,
Mahzenden hemen çıkar,
Banyoya doğru atılır,
Peyke altına yerleşir.
Kalay kaşır sırtını,
Sonra çeker karnını.
Karnındaki insanlar
Süzerler güçsüzlüğünü
Fıçı dolar güçsüzlükle
Güç çekecek şerbetle.
Fıçı durmaz yerinde,
Oraya buraya döner,
Mahzene doğru gider.
Mahzeninde şimdi Ulıp,
Karanlıkta da o görür,
İki fıçıyı çabucak
Değiştirir hemence.
Ulıp tekrar odada
Bekler durur kötüyü.
Kalay kapıyı açınca
Ulıp söyler kötüye:
-Benim sözüm şöyle:
Sıhhatler olsun.
Ben gidiyorum banyoya,
Ona kadar otur bekle.
Kalay çok sevinir,
O zaman düşünür:
“Yaltaklanıp konuşur,
Böyle onu affetmem.
Sadece gelsin yıkanıp,
Fıçı dibini görence
Yutmak onu çok kolay.
Dur bakalım! Düşünmek güzel,
Nasıl yapmak daha iyi?
Yutunca büyük karnımı
Yarmaz mı öfkelenip?
Ulıp o zaman
Korkup benim yanıma.
Böyle olunca ödünü
Koparayım hepten.
Ödü kopunca sonra
371
372
Ulĭp pulat’ alĭra.
Ayvan punе avĭrsan
Akĭr yıtti pulat’ man.
Supеtеyе -yеrtüе Vrеntn pеk ĭna ta
Çr yun mе vrеntеs,
Etem aşnе itеrеs.
Kayran çunnе alsaşĭn
11910 Sutatеh vĭl şuyttana.
Un çuh vara manşĭn ta
Punе hur savĭnsa.
Uya tuhsa alsipе,
Ĭna huşsa yanipе,
Ulĭmsеnçеn ar tĭv,
Mnpur uya tultar.
Un pеk pulsan ep çapra,
Mnpur rşıv -alĭra!
sеm ĭnsan ep vara...
11920 Aslĭ turra -ham aya!
Un pеk pulsan iç tnçе
Pulat’ manra -ks’еrе!
Aslĭ turra ep vara
Tara lartĭp tamĭkra.
Ham ĭtmaha kuap ta
Şuyttansеnе -ham pata!
Kalay irsr mtnе,
Tin pulannĭ elhmnе
Ulĭp tatr yĭvaşla:
11930 -Ep kiltm munçaran.
Ulĭp sassi-yĭpĭlti,
Hunĭn vara -aslati.
-Es ĭvĭnsa tasaltĭn,
Man hırĭmra pulatĭn.
Mnpur vĭyna putarsa
Hĭvĭrtrah sik ĭvara!
-Es mana ĭtĭn-ha,
Hal’ mar pulsan-kayran ta.
Yekkеsеnе itеrsе,
11940 Unççеn pĭhar krеşsе.
-uk, krеşmе tıtniççеn
Hal’ nührеpе anĭpĭr,
Unta şеrpеt pr.
Nührеprе man ik piçkе,
Ulıp olur elimde.
Aptal başını çevirince
Köpeğim olur benim.
Supetey’e başbuğa,
Öğrettiğim gibi ona da
Öğretip canlı kanı içmeyi,
Yedireyim insan etini.
Sonra canını eldiven için
Satar o iblisi.
O zaman benim için de
Başını koyar isteyerek.
Dışarı çıkınca eldivenle
Ondan istediğimi,
Samanlardan ordu yapar,
Bütün araziyi doldurur.
Böyle olsa namlıyım,
Bütün ülke elimde!
İşler olursa ben artık...
Ulu Tanrım, kendim aşağıya!
Öyle olsa yedi dünya
Olur benim cebimde!
Büyük Tanrım ben sonra
Uşakları oturtup cehennemde.
Ben geçeceğim cennete
Şeytanları kendi yanıma!
Kötü Kalay’ın isteğini,
Henüz başlayan dileğini
Ulıp bozdu yavaşça:
-Ben geldim banyodan.
Ulıp’ın sesi-yaltakçı,
Hanın sonra-aslati.
-Sen temizlenip geldin,
Karnımda olacaksın.
Bütün canını toplayıp
Hemen gir ağzıma!
-Sen beni yutarsın,
Şimdi olmasa sonra da.
Gururunu kabartıp
Ona kadar güreşip bakın.
-Yok, güreşmeden önce,
Şimdi mahzene inelim,
Orda şerbet içelim.
Mahzendeki iki fıçım,
İkkş tе pr pеkеh.
Unti şеrpеt çi çapli,
Turĭsеnе mеlli.
Sĭmah tatar ak apla.
n piçkеri şеrpеtе
11950 avĭrmasĭr sıvlĭşa
еkеnni ntеrеt,
apĭĭva av pulat’.
Kilşеtn manpala?
Apla anar nührеpе.
Tlnеtp ep sanran.
Nührеpеllе annĭ may
Kalay kalat’ Ulĭpa:
-Es man umra... kalasan,
Hunav yıvĭ vt kĭna!
11960 Şеllеp sana avĭnpa.
Purnĭ-i vĭl hırĭmra?
Man sĭmahran tuhmasan
ın pulatĭn es manpa.
Sĭmahĭm man -suya mar,
Sana alsa halallap.
Ahalli mar, asamli,
ut tnçеrе çi pahi.
mеl patnе pıran ta,
av alsana tĭhnan ta
11970 Kltеsеnçi ulĭmran
ar ınnisеm tĭvatĭn.
Hĭv ta еrtü pulatĭn,
Urhamahpa ürеtn.
Es mana pulĭşsan,
Man sĭmahran tuhmasan
Supеtеypе tan pulĭn,
Patti hun ta hisеpl.
Kĭmĭl pur-i? Tav sana!
еr apla şaklatsa.
11980 Kalay hun sar piçkеrеn
еt tumlam yulmiççеn.
avĭntah vĭy çakninе
Çasah sisеt hayhinе.
-Çim-ha, çim-ha! Tĭhta-ha,
Man valli tе hĭvar-ha!
-Hama ta ku itmеr,Tatsa hurat’ Kalaya
İkisi de aynı gibi.
Ordaki şerbet çok ünlü,
Tanrılar içecek kadar.
Söz biter işte böyle.
Yeni fıçıdaki şerbeti
Soluk almadan
İçebilen yener,
Vuruşmaya o başlar.
Kabul ediyor musun?
Böyle inin mahzene.
Hayret ediyorum sana.
Mahzene doğru inerken
Kalay söyler Ulıp’a:
-Benim önümde...aslında,
Taze fidansın ancak!
Bundan acıyorum sana.
Yaşar mısın karnımda?
Benim sözümden çıkmasan
İnsan olursun sen benimle.
Benim sözüm yalan değil,
Sana eldiven veriyorum.
Boşa değil, büyülü,
Bu dünyada en kıymetli.
Çavdar yığınına varırsın,
Bu eldiveni giyersin
Demetlerdeki ottan
Askerler yaparsın.
Sen de komutan olursun,
Küheylanla gezersin.
Sen bana yardım etsen,
Benim sözümden çıkmazsan
Supetey’le denk olursun,
Patti Han da kıymetli.
Gönlün var mı? Teşekkür sana!
İçin böyle tıklatıp.
Kalay Han sarı fıçıdan
İçer damla bırakmadan.
Böylece güç alanı
Hemen sezer bunu.
-Dur hele, dur! Bekle,
Benim için de bırakın!
-Bana da bu yetmedi,
Keser hemen Kalay’ı
373
374
Ulĭp pattĭr sĭmahpa.
Puş piçkеnе klеsе
11990 Ulĭp apat’ avĭrsa...
Kalay huna strsе
Tuhat’ tula tarĭhsa.
Kalay vĭy ptnrеn
Allisеnе klеymеst,
avĭntah nĭykĭş sasĭpa
Tarhaslat’ vĭl Ulĭpa:
-Ulĭp, mana kaarsam,
Çunĭma es hĭvarsam.
mr sana itlеtp,
12000 San vĭy-hala üstеrp.
Tnçе patşi pulatĭn,
Hĭv pln pеk purnatĭn.
Unşĭn sanran, pattĭrtan,
Tnçе patşi pulnĭran
akna kĭna ıytatĭp:
Kunnе vi hut tutaran
Srtеr şvеk ĭş ĭvnе,
Un pеk tusan es manran
Kurĭn kĭna ırlĭhnе. 12010 itеt un pеk yankama!
Hura halĭh kuul’şn,
İrsr sеm tunĭşĭn
San ta hurav tıtmalla.
Etem tеni, hun, an man,
Çura pulma uralman.
Kĭykĭr pеkеh irkşn
apĭat’ vĭl -purprеh.
Tеmlе yıvĭr pulsan ta
Sĭnçĭrnе vĭl maylasa
12020 Turta-turta tatatеh,
Çuralĭhran hĭtlatеh.
Ulĭp irsr Kalaya
Yanklattarat’ yanahran.
Yarsa tıtat’ hırĭmran,
Ĭna urat’ urmaran.
Hrh rşıv ınnisеm,
Hırĭmnçе pulnisеm,
İmşеrlеnsе kaynisеm,
Tuhr pakşa urillе.
12030 “Mnlе vsеm kilеllе
Ulıp bahadır sözüyle.
Boş fıçıyı kaldırıp
Ulıp vurur çevirip...
Kalay Han’ı sürüyüp
Çıkar dışarıya öfkeyle.
Kalay gücü bittiğinden
Ellerini kaldıramaz,
Bunun için sızlayarak
Rica eder Ulıp’tan:
-Ulıp, beni affedersen,
Canımı bağışlarsan.
Hep seni dinlerim,
Güç kuvvetini veririm.
Dünya padişahı olursun,
İstediğin gibi yaşarsın.
Onun için senden, bahadırdan,
Dünya padişahı olduğundan
Sadece şunu istiyorum:
Günde üç defa doldurursun
İçini onun iç suyunu
Böyle yaparsan sen benden
Görürsün sadece iyiliği.
Yetişir onun gibi gürültüsü
Kara halk gözyaşı için,
Kötü işler yaptığı için,
Sen de cevap vermelisin.
İnsan dediğin, han, unutma,
Köle olmak için doğmadı.
Şahin gibi özgürlük için
Savaşır o her zaman.
Ne kadar ağır olsa da
Zincirini o uydurup
Çeke çeke parçalar,
Kölelikten kurtulur.
Ulıp kötü Kalay’ı
Yumruklar çenesinden.
Tutar çeker karnından,
Onu yarar ortadan.
Kırk ülke insanı,
Karında olanlar,
Zayıflayıp gidenler,
Çıktılar sincap yavrusu gibi.
“Nasıl da onlar eve doğru
ulnе tĭs imşеrtеn.Ulĭp şutlat’ ĭşnçе,
Pĭşĭrhanu kunçе.Kalay hunĭn piçkinçеn
Vĭy şıv rm tppipеh.
Man av şıva kayalla
Msknsеnе pamalla”.
Ulĭp pеştr tpnçеn
 ilsе allinе
12040 Suranlatat’ vĭr-varah.
Nişе kaynĭ ınsеnе
tеrеt vĭl hĭy yunnе.
Ku umnçеh ınnisеm,
Ulĭp yunnе nisеm,
Vĭy-hallansa kaya,
Ulĭpa tav tĭva. Huri, şurri, sarri tе,
Esir purtе pr pеkеh.
avna kura ep sirе
12050 Trl halĭh pulin tе
Anma huşap sakaynе.
Unta purlĭh tеm çuhlе.
Vsеm sirn. Valеr
Pr-prinpе vĭrmasĭr.
Kayran kilе ul tıtĭr,
Tеlеy kursa purĭnĭr.
Yola çıktılar zayıflıktan
Ulıp düşünür içinden,
Gözlerinde üzüntüsü.
Kalay Han’ın fıçısından
Güç suyu içtin dibine dek.
Ben bu suyu tekrar
Gariplere vermeliyim.”
Ulıp sepet dibinden
Bıçak alıp eline
Yaralar çabucak.
Hâlsiz düşen insanlara
İçirir o kendi kanını.
Göz önünde insanlar,
Ulıp kanını içenler,
Güçlenirler giderler,
Ulıp’a teşekkür ederler.
Karası, akı, sarısı da,
Siz hepiniz bir gibisiniz.
Bunun için ben sizi
Farklı halk olsanız da
İnin derim yatak altına.
Orada zenginlik ne kadar.
Onlar sizin. Paylaşın
Birbirinize kızmayın.
Sonra evinize yola çıkın,
Bahtlı bir ömür yaşayın.
375
Vĭtĭr Prrеmş Yurĭ (Ulĭp Ulеnkеnе Asapran ĭlni)
Otuz Birinci Türkü (Ulıp’ın Ulenke’yi Azaptan Kurtarması)
376
Aslati turĭ Ulеnkе mpvе sĭnçĭrlanĭ.
Vĭl hn kurat‘, yınĭşat’. Ulĭp Ulеnkеnе
ura inе tĭratat‘. Elpinе ĭmĭrtkayĭk
pulsa Ulеnkеnе Çĭvaş rşıvpе
pallaştarat‘, ĭna savĭntarat‘.
Aslati Tanrı Ulenke başbuğu
zincirler. O azap görür, kıvranır.
Ulıp Ulenke’yi ayağa kaldırır. Elpine
kartal olup Ulenke’yi Çuvaş ülkesiyle
tanıştırır, onu sevindirir.
ır hrrinçi ırla ep,
avna kura ırĭ ep.
Hal’ sarkayĭk pulam-i,
12060 Ulĭp inçеn yurlam-i?
Ulĭp kallеh ul inçе,
Nuhrat şıv hrrinçе.
Mĭn sĭmsah pur avĭnta,
Untah şavlat’ vĭrman ta.
Ulĭp kalat’ şurpua:
-Amak еrç pul’ kunta,
Çrе kassah ıratat’,
amrĭk çuna pĭtratat’.
Tеpr çuhnе, kahinе,
12070 Vırtatĭp ta r inе,
Yĭnĭşnĭ sas iltnеt,
Tuhĭ еnçеn kilеt pеk.
av yĭnĭş sas kamĭn-şi,
Ulеnkе mpün sassi-şi?
Unnah pulsan -pr sĭmah:
mpvе man ĭlmalla!
-Ĭna ĭlni-avançç,
Mnlе ĭna ĭlĭn es? Iytr Şurpu Ulĭpran
12080 Pĭhsa ĭşĭ kĭmĭlpa.Ĭna ĭlma kaynisеm,
Untan sıvah kilnisеm
Halĭhpa tl pulsanah,
Halap-sĭmah tapratsan
Ayĭplansa kaya,
Untan apla kala:
-mpü patnе tuhatĭn,
avra küllе kuratĭn.
Vĭl talkkĭşpеh pĭrlannĭ,-
Uçurumun dibinde çileğim,
Bunun için de kahverengiyim.
Şimdi asma kuşu olayım mı
Ulıp’tan türkü söyleyeyim mi?
Ulıp tekrar yollarda,
Vyatka ırmağı kıyısında.
Büyük burun var burada,
Orda uğuldar orman da.
Ulıp söyler ak sakala:
-Hastalık bulaşmış olmalı,
Yüreği ağrıtıyor,
Genç yüreği bulandırıyor.
Başka gün geceleyin,
Kalkarım yer üstüne,
Yanılan ses işitilir,
Sanki doğudan gelir.
Bu yanlış ses kimin ki?
Ulenke başbuğun sesi mi?
Onun ise, tek bir söz:
Başbuğu kurtarmalıyım!
-Onu kurtarmak güzel de,
Onu nasıl kurtaracağım?
Sordu Şurpuş Ulıp’a
Bakıp samimiyetine.
Onu kurtarmaya gidenler,
Ondan sağ dönenler
Halkla buluşunca,
Sohpet edince
Suçlanır giderler,
Sonra şöyle söylerler:
-Başbuğ yanına gidersin,
Şavra gölü görürsün.
O tamamen buzlandı,
12090 (Hulĭmĭşnе kam pl?)
ıranpa pĭr huşşinçе
Hĭla urĭ taranççеn
Şıv şĭnman nimn tе.
Yalan krlеt, vrеt pеk.
Tеmşn unta pĭs vmеst.
Siksе kaan şıv urlĭ
Pĭr putat’ sasartĭk.
Ulеnkеnе çiknmе
Sĭrç sikеt ülёllе,
12100 Ulеnkеnе çiknеt.
mpü hurlĭn yınĭşat’,
Çun tuhasla kĭşkĭrat’:
-Kül inе siknrеn
Sĭrt hırĭmran çiknç Çĭtma ukkĭ nimlе tе.
Çunĭm tuhni -ırlĭhç.
Ançah turĭ mannĭran
Manşĭn vilm hapsĭnmast’.
Kül inçеn tuhsamĭr,
12110 Mana kuntah hĭvarĭr!
Ulеnkеnе avĭnpa
ĭlayma ku taran.
Halĭhşĭnah av mskn
Hn-hur kurat’ mrеh.
Sĭmah ürеt: Çĭvaşra,
Kül’ hrrinçе, pr yalta,
Pattĭr aça uralat’,
mpvе av ĭlat’ tеt,
Halĭh hutnе krеt tеt.
12120 Vat ın Ulĭp pattĭra
Sm avalhi yĭlapa
Italasa pil parat’,
Tuhĭ ulnе kĭtartat’.
Еyü sĭrç Ulĭpran
Tĭrsa yulsan sıltĭmra,
Yatsĭr mĭn sĭrt hınçеn
Krlеn sas iltnеt.
Ulĭp pĭhat’ tinkеrsе:
ula tĭrĭh hm sapsa,
12130 iç punе kaĭrtsa
lеn kilеt yarĭnsa.
Tеpr çuhnе çarĭnat’,
(Kalınlığını kim bilir?)
Uçurumdan buz ortasında
Yarım kulaça kadar
Suyu donmaz hiçbir zaman.
Her zaman gürler, kaynar gibi.
Niçin oradan buhar çıkmaz.
Sekip geçersin su üstünden
Buzu batar aniden.
Ulenke’yi batırmaya
Sırt yukarıya zıplar
Ulenkeyi batırır.
Başbuğ dertlice sızlar,
Canı çıkacak gibi bağırır:
-Göz üstünde sektiğinden
Tepe karnıma saplandı.
Dayanmak mümkün değil
Canımın çıkması iyilikti,
Ancak Tanrı unuttuğundan
Benim için ölüm istenmez.
Göl üstünden çıksaydım,
Beni buradan kurtarın!
Ulenke’yi böylece
Kurtaramadılar bugüne dek.
Halk için bu garip
Azap görüyor ömür boyu.
Söz söyleniyor Çuvaş’ta,
Göl kıyısında bir köyde,
Bahadır çocuk doğuyor,
Bahadırı bu kurtarıyor,
Halk arasına giriyormuş.
Yaşlı adam Ulıp bahadırı
En eski geleneklerle
Kucaklayıp dua eder,
Çıkış yolunu gösterir.
Ural Tepesi Ulıp’ın
Sağ tarafında kalıyor,
Adsız büyük tepe ardından
Gürleyen ses işitiliyor.
Ulıp bakar dikkatlice:
Yola doğru ateş saçıp,
Yedi başını kaldırıp
Yılan geliyor yuvarlanıp.
Bazı zaman durur,
377
378
Yıvĭsеnе vĭl kĭklat’,
ееnhirti kurĭka
Çrtsе yarat’ kusĭnsa.
Hüripеlе at! apat’ Sĭrta tppе arkatat’.
Çrnisеmpе r çavsa
ırma tusa hĭvarat’.
12140 Ulĭp umnе ansanah
iyet ĭna iç kupa,
Şĭlsеmpе şakkasa
Sĭmah pulat’.-Ey, tĭmkay,
Ep tĭlĭha yulsassĭn
Mana un çuh mn tеrn?
Asa il-ha av kuna,
Vatkalasa tĭmpuna.
“İlmеykkеrn yĭh-yah,
Vĭl ançah mar, şĭrşi tе
12150 ut tnçеrе an pultĭr”,Tеrn es un çuhnе
Şĭnĭayman tarĭhpa
Vĭrkĭntarsa tuhĭa.
İlmеykkеr çppi ayvan ta
Kunti sm-sm vĭrmanta
Vısa kĭnat’ tеrn-i?
Atah lеn ptеt-i?
Kuratĭn-i, ep sıvah,
San mĭşkĭla ep manman!
12160 illеs vrеt kĭkĭrta,
Çunna ilеp akĭnta.
Atah lеn ulĭmpa
untarasşĭn Ulĭpa.
Vut-hm pattĭr sĭhmannе
Nim tĭvaymast’ -pill tе.
Ulĭpa vĭl urnipе
Turtsa apat’ hüripе.
Pattĭr tе illеnsе
Hĭrtpa kasat’ lеnе.
12170 iç pu tе lеnn
Tatĭla harĭssĭn.
lеn pu mĭypе
Sıpĭniççеn vnsе
Ulĭp sulat’ samantrah
Aypĭltinе itеrsе.
Ağaçları o kökler,
Bozkırdaki otları
Kusup yakıverir.
Kuyruğuyla vurur,
Tepeyi dibiyle dağıtır.
Tırnaklarıyla yer kazıp
Irmak yapar bırakır.
Ulıp önüne gelince
Yer onu yedi gözle.
Dişlerini şaklatıp
Söz söyler. –Ey, tembel,
Ben dul kalınca
Bana o zaman ne dedin?
Hatırla çabuk bunu,
Bozulmuş eksik aklınla.
“İlmeykker’in soyu
Sadece o değil kokusu da
Bu dünyada olmasın.”,
Dedin sen o zaman
Yerleşemiyorum üzüntüden
Fırlatıp doğuya.
İlmeykker’in yavrusu saf da
Buradaki sık sık ormanda
Acıkıp ölüyor mu dedin?
Ejderha yılan biter mi?
Görüyor musun, sağım,
Maskaralığını untumadım!
Öfkeyle üfürür göğsünden,
Canını alacağım burada.
Ejderha yalımla
Yakmak ister Ulıp’ı.
Ateş bahadırın kaftanına
Bir şey yapamaz dualı.
Ulıp’a kudurarak
Vurur kuyruğuyla.
Bahadır da öfkelenip
Mızrakla keser yılanı.
Yedi başı da yılanın
Koparlar hep birden.
Yılanın başı boynuyla
Birleşene kadar
Ulıp hemen sallar
Aybaltasını parlatıp
Atahan pur mĭy tе
Itkĭna rеllе.
Vĭy-halsĭrtan mĭysеm
Ĭta ükn -avĭntah!
12180 Şurlĭh urlĭ kasanah
Ulĭp krеt vĭrmana.
Unta ıtla çĭtlĭh ta Urlĭ kaman upa ta.
Yıvĭr kilç Ulĭpa,
Utma may uk çĭtlĭhra.
Yıvĭsеnе hĭrçpе
Pakkuslat’ vĭl ava pеk.
ĭka uli uttipе
ulnе tĭsat’ ernipе.
12190 Un umnçе ееnhir,
Vĭl pin tsl n kavir.
ееnhirn lappinçе,
Sarĭ hvеl ĭşşinçе,
Kanma vırĭn şırasa
Ulĭp ürеt şutlasa.
av vĭhĭtrah inеtrеn,
iç tĭrĭllĭ sĭrt еnçеn
Tĭltamast çppi, üsnskеr,
Amĭşnçеn tiskеrskеr,
12200 Sarsa yarat’ unatnе,
Vеt Ulĭp yennellе.
Ulĭp umnе tuhsanah,
Sĭrt sĭmsahnе larsanah
Iytat’ Ulĭp pattĭrtan:
-Es mn yatlĭ? Çĭvaş-i?
Ĭnsĭrtran, tеn, Uslati?
Vĭl mar tеtn? Hĭrakan
Hĭy yatnе tе manakan.
Suyrĭn pulsan -ptеtn,
12210 Nim şĭm-şaksĭr yulatĭn.
Sana tĭrra kĭlarma,
Vat mpüpе kalama
ul tĭsatĭp kayalla.
Man hıran mn yulninе
av çul inçе pĭhsa lar.
An man es avna ta:
Utas yaran malalla,
Puu kusat’ kayalla.
Ejderhanın bütün boynu
Düşerler yere doğru.
Güçsüzlükten boynu
Nerede düştü orada!
Bataklıktan geçince
Ulıp girer ormana.
Orası çok çalılık,
Üzerinden geçilmez.
Ağır oldu Ulıp’a,
Yürünmez çalılıkta.
Ağaçları mızrağıyla
Kullanır tırpan gibi.
Ihlamur yaprağı ışığında
Yoluna gider yavaşça.
Onun önünde bozkır,
Bin renkli yeni halı.
Bozkırın düzlüğünde,
Parlak gьneю sэcaрэnda,
Dinlenerek yer arayıp
Ulıp düşünür yürür.
O zaman uzaktan,
Yedi zirveli tepeden
Tıltamast yavrusu, büyüyen
Annesinden vahşi olan,
Açar kanatlarını,
Uçar Ulıp’a doğru.
Ulıp’ın önüne çıkınca,
Tepe burnuna oturunca
Sorar Ulıp bahadıra:
-Senin adın ne? Çuvaş mı?
Belki de Uslati mi?
Yok mu dedin? Korkan
Kendi adını unutan.
Yalan olsa, bitersin,
Bir kemiksiz kalırsın.
Seni tepeye çıkarmaya,
Yaşlı başbuğla konuşmaya
Yol açacağım önce.
Ardımdan ne kaldığına
Şu taşa bakarak otur.
Unutma sen bunu da:
Gidersin ileriye,
Başın döner geriye.
379
380
Kayĭk vеt tüpеnе,
12220 Hupĭrlat’ vĭl hvеlе,
Untan çĭmat’ rеllе
Vut-hmsеnе itеrsе.
Vĭrman tĭrĭh vn may
Çrnisеmpе aklatsa
Yıvĭsеnе tustarat’,
Şurlĭhalla yuhtarat’.
Tеpr çuhnе yarĭnat’,
Prhtеrеt vut-hmnе,
Vĭrman unat’ krlеsе.
12230 Ulеnkе umnе ansanah
Pulat’ ĭna kĭşkĭrma:
-Es pĭh-ha ayala!
Atĭl pattĭr mar-i av?
-Atĭl pattĭr -amrĭk mar,
Çuhlamalla hĭvĭn ta,Huravlat’ mpü kayĭka.
-Es kala pattĭra:
Kuntan kay tе hĭvĭrtrah!
ĭmkayĭkĭn sĭmahnе
12240 mpü çikmеst hĭlhinе,
Ulĭp patnе anmaşkĭn
Sĭnçĭrnе vĭl tatasşĭn.
Kayĭka av kilşmеst,
illhpе rhеt.
Ulеnkеnе tapĭnat’,
Pulat’ urma kĭkĭrnе.
Ulеnkе mpün kĭkrinçеn
Sĭrt arkinе itiççеn
Yun sirpnеt rеllе.
12250 Ulĭp avna kurat’ tе
Vaskat’ mpü yennellе.
Tĭltamast illi kaplanat’
il-tĭvĭlran kaya mar.
Ulĭp ĭna uhĭpa
Pеmе şutlat’ lĭplansa.
Asa ilеt avĭntah
Tuptul piççş sĭmahnе:
“Tĭltamastĭn vĭy-hal
Vĭtam puri kunçе”.
12260 Ulĭp uhĭ kantrinе
Turtsa yarat’ tllеsе.
Kuş uçar göğe
Kapatır o güneşi,
Sonra dalar yere doğru
Ateş kıvılcım saçarak.
Orman üstünde uçarak
Tırnaklarıyla tutup
Ağaçları tozdurur,
Bataklığa doğru akıtır.
Başka zaman sallanır
Saçarak ateş kıvılcımı,
Orman yanar gürleyip.
Ulenke yanına inince
Başlar ona bağırmaya:
-Sen bak aşağıya!
Atıl bahadır değil mi bu?
-Atıl bahadır, genç değil,
Anlamalısın sen de,
Başbuğ cevap verir kuşa.
-Sen söyle bahadıra:
Git de buradan çabucak!
Altın kartal sözünü
Başbuğ dikkate almaz,
Ulıp yanına inmek ister
Zincirini kırmak ister.
Kuş bunu beğenmez,
Öfkesinden kudurur.
Ulenke’ye saldırır,
Başlar göğsünü yarmaya
Ulenke başbuğun göğsünden
Tepe eteğine varana dek
Kan serpilir yere doğru.
Ulıp bunu görür de
Koşar başbuğ tarafına.
Tıltamast öfkeli
Fırtınadan geri değil.
Ulıp onu okuyla
Vurmak ister sakinleşip
Aklına getirir şunu:
Tuptul amcanın sözünü:
“Tıltamast’ın kuvveti
Orta baştaki gözünde.”
Ulıp yayın kirişini
Çeker nişan alıp.
Yppi tlе lеknrеn
Kayĭk ku sirpnеt,
Unpa prlе vĭy-hal tе.
Kayĭk ükеt pĭr inе.
Vĭl ıtla ta yıvĭr ta
Sĭrta üll siktеrеt.
Ulеnkе mpü yınĭşat’
Ulĭp çunnе urmalla.
12270 -Ah, es, açam, mn turĭn?
Asaplĭha vĭylatrĭn.
Sĭrt tĭrri tе şvr vt,
Kĭvaparan çiknç.
Ulеnkеrеn yun yuhat’,
Pĭrlĭ kül hrеlеt.
-Tnçе kutĭn tĭrsan ta
Vat mpvе ĭlapah,Tеt tе Ulĭp pĭr aynе
Çĭmat’ ĭrttan pulĭ pеk
12280 Ku kurat’ şıvra ta,
Hĭlhi iltеt unta ta.
Tĭltamast vil vırĭnnе
Pĭr aynçе pulsan ta
Ulĭp tupat’ tttmrе.
avĭntah vilе tavralla
Pĭra vatat’ pupе.
Vilе putat’ şıvalla,
Sĭrt ta çakat’ kayalla.
mpü patnе ulĭhma
12290 ul kurĭnmast’ nita ta.
avah Ulĭp aptramast’,
Sĭrt tĭrrinе hĭparat’.
Ulеnkеnе kursanah
Ulĭp kayat’ hĭrasa:
mpü vırtnĭ tĭsĭlsa,
Viln ın pеk ku hupsa.
Üt-pv un suranlĭ,
Suransеm hurtlannĭ.
Vsеm ıtla yışlĭ ta 12300 Pr-prinçеn akĭnnĭ
Ye çupa tavralla
Suransеnе kĭşlasa.
Vatĭ mpün şur ü
Çrkuinе itn-mn,
Ok hedefi vurunca
Kuşun gözü dağılır,
Onunla beraber gücü de.
Kuş düşer buz üstüne.
O, o kadar da ağır ki
Tepe boyu sektirir.
Ulenke başbuğ inler
Ulıp canını yarmalı.
-Ah, sen, oğlum, ne yaptın?
Azabı da artırdın.
Tepenin zirvesi sivri,
Göbeğime battı.
Ulenke’den kan akıyor,
Buzlu gölü kızıla boyuyor.
Dünya tersine dönse de
Yaşlı başbuğu kurtaracağım,
Der ve Ulıp buz altına
Dalar turna balığı gibi.
Gözü görür suda da,
Bu işitir orada da.
Tıltamast ölü yerine
Buz altında olsa da
Ulıp bulur karanlıkta.
Böylece ölü çevresinde
Buzu çöker başına.
Ölü batar suya doğru,
Tepe de geriye çekilir.
Başbuğ yanına çıkmaya
Yol görünmez hiçbir yerde.
Böyle de Ulıp şaşırmaz,
Tepe zirvesine зэkar.
Ulenke’yi görünce
Ulıp korkar gider.
Başbuğ yatıyor uzanıp,
Ölü gibi göz kapatıp.
Vücudu onun yaralı,
Kurt dolu yaraları.
Onlar da çok fazla.
Birbirine asılmış
Koşuyorlar çevrede
Yaraları kemirip.
Yaşlı başbuğ ak saçı
Dizlerine yetmiş gibi,
381
382
Un sarlaka suhal
Kĭvapinçеn kĭşt irtn.
Vsеnе tura tivmеn tе apman surĭh ĭm pеk.
Itla ta şеl mpvе:
12310 Şĭmmisеnе kasiççеn
Sĭnçĭr in un ütnе.
Sĭrt tĭrri kĭşt klеnsеn
Sĭnçĭr turtnĭ hĭy yenne.
Ulеnkе mpü kĭkrinе
Lapçĭtnĭ ikеrç pеk.
Tĭltamast, mur, çrnipе
Ulеnkеnе çavninçеn
Ye vĭl unĭn kĭkrinе
Turtsa urma tĭninçеn
12320 Etem е mar, arĭslan ta
Hĭranipе yĭvan.
mpü inçi sĭnçĭra
Ulĭp tatr alĭpah.
Usal-tsеl yĭhnçеn
Sıhlamaşkĭn mpvе
Üplе tur pilеşrеn,
r ul taran üsninçеn.
Timr karta avĭrsan
mpü vırĭn sıhlavra.
12330 Umra vırtan şur çulsеm,
Tunkatasеm, turatsеm
Pilеş yıvĭ vĭynçеn,
Timr karta hĭvatnçеn
Pulsa tĭç şuyttansеm,
Tuhatmĭşsеm, usalsеm
Tata lеn-kaltasеm. Ah, vĭt kamsеm mpvе
Ku huptarman prrе tе,
Ku taranççеn hĭratnĭ,
12340 Ĭna hn-hur kĭtartnĭ.
Ulĭp şi-şi! şĭhĭrsan
Mnpur usal tavraşsеm
Itkĭna sĭrtranah
Yĭtĭnakan çulsеm pеk.
Ulĭp vatĭ hırsеnçеn
Munça lartr iynçеh.
itml iç ĭlkuran
Onun geniş sakalı
Göbeğini biraz geçmiş.
Onlara tarak değmemiş
Kırkılmamış koyun tüyü gibi.
Çok yazık başbuğa:
Kemiklerini kesene dek
Zincir kesmiş etini.
Tepe zirvesi biraz kalkınca
Zincir çekti kendi tarafına.
Ulenke başbuğun göğsünü
Ezdi akıtma gibi.
Tıltamast, şeytan, tırnağıyla
Ulenke’yi kazdığından
O, onun göğsünü
Çekip yardığından
İnsan değil, aslan da
Korkup yıkılır.
Başbuğ üstündeki zinciri
Ulıp kopardı eliyle.
Kötülerin soyundan
Korumak için başbuğu
Kulübe yaptı üvezden,
Yüz yıl kadar yaşayandan.
Demir çit çevirip
Başbuğ yerini korudu.
Önde yatan ak taşlar
Kütükler, budaklar
Üvez ağacı gücünden,
Demir çit kuvvetinden
Olmuşlar şeytanlar,
Büyücüler, usallar
Daha yılan, kertenkeleler.
Ah, işte kimler başbuğa
Göz açtırmadı kimseye
Buna kadar korkuttu,
Ona azap gösterdi.
Ulıp şişş, şişş, ıslık çalınca
Bütün kötü soylular
Atılırlar tepeye doğru
Dökülen taşlar gibi.
Ulıp yaşlı çamlardan
Banyo yaptı çabucak.
Yetmiş yedi pınardan
Hatrlеr şıvnе vĭl.
itml iç kurĭkran
12350 Sipl imam tur vĭl.
n munçara kunpе
Ulеnkеnе ur vĭl.
Hĭy amĭş vrеntn pеk
Emеllеr vatta vĭl.
Prçn-prçn tasatr
Vat Ulеnkеn ünе vĭl.
üpеlе suhalnе
Kl şıvpе ur vĭl.
mpün ü-şur mamĭk 12360 Kĭtralanç hĭеh vĭl.
Ançah pupa aptrat’-ha.
Tupsan yspе pĭhĭra
Vĭl untan ta hĭtl-ha.
Vsеm kunta pulmallah.
Ĭna ku ta kurç man.
İlmе tĭç kurninеÇul muklaşki allinçе.
 ĭnsa pımanran
Ulĭp itr aptrasa,
12370 Hĭy inе hĭy tarĭhsa
Alnе sulç sĭrtalla.
av vĭhĭtra sĭmsahran
Kulnĭ sasĭ iltnç,
Kayran hĭy tе kurĭnçё.
Uĭn pĭhat’ sarpikе
Ykt inе çkеlе.
Ançah ta vĭl sĭn-pitrеn
Sarinеnе itеymеst.
Sarpikеnе uyĭh tеn 12380 urhi hvеl Sarinе.
Sassisеm tе pr pеk mar.
Şĭpçĭk yurri Sarinеn,
Çkе çppin -sarpikеn.
-İtlе, ykt, es mana.
Yspе pĭhĭr şırasa
Şĭmşakkuna an vatsam.
Kalaĭpĭr tatĭklah.
Yspе hrl pĭhĭra
Tıttarsassĭn hal’ sana
12390 Es mpvе sıvatan.
Hazırladı suyu o.
Yetmiş yedi ottan
Faydalı ilaç yaptı.
Yeni banyoda hergün
Ulenke’yi yıkadı o.
Anasının öğrettiği gibi
Sağalttı yaşlıyı o.
Birer birer temizledi
Yaşlı Ulenke’nin saçını
Saçıyla sakalını
Dualı suyla yıkadı o.
Başbuğun saçı ak pamuk
Kıvırcıklandı şimdi o.
Ancak başından eziyet çekip
Bulunca tenekeyle bakırı
O ondan faydalı ya.
Onlar burada olmalı.
Onu gözüm de gördü.
Almak istedi gördüğünü
Taş külçe elinde.
İşi olmadığından
Ulıp hayret edip,
Kendi kendine kahroldu
Elini uzattı tepeye doğru.
O zaman burundan
Gülme sesi duyuldu.
Sonra kendi de göründü.
Açıkça bakar Sarbike
Yiğide doğru kırlangıç gibi
Ancak o da yüzünden
Sarine’ye ulaşamaz.
Sarıbike ay gibi
Bahar güneşi Sarine.
Sesi de aynı değil.
Bülbül türküsü Sarine’nin,
Kırlangıç yavrusu Sarbike’nin.
-Dinle, yiğit, sen beni,
Pirinçle bakır arayıp
Kemiklerini kırmayayım.
Konuşalım kısaca.
Pirinçle kızıl bakırı
Verince şimdi sana
Sen başbuğu sağaltırsın.
383
384
Ulıp Başbuğ Ulenke’yi kurtarma yolunda (Ulıp:406)
Ura inе vĭl tĭrsan Purĭnma ku man pata.
-Çipеr pikе es sĭnran.
Ançah çlhü -usalran.
Hĭv еkkünе kantarma
Tĭrĭşatĭn. Avan mar.
Ep çĭvaş -ĭnlansam,
Un pеk çĭvaş hĭtlanmast’.
Tnçе mulnе man uma
12400 Ptmşpе hursan ta
Ep tĭvan halĭhran
Uyrĭlmastĭp nihan ta!
-Ykt, un pеk an kala,
Hr çrinе urmalla.
Es r çavrĭn akĭnta Yspе pĭhĭr uk rtе.
ak alrisеm -ikkş tе
Urĭh rtе tupnisеm,
Pĭhĭrpala ys tе.
12410 -Vsеm timr kurĭksr
Emеllhrе yurĭhsĭr.
Mn çul ĭna şırarĭm,
Ançah nita tupmarĭm.
Un pеk kurĭk, pikеm,
Sirn еnçе üsmеst-im?
-Üsеt. Ançah kunta mar.Pikе utr sukmakpa
Sĭrt arkipе tĭvalla.
Purĭn tutĭr kĭlarç,
12420 Ĭna vl-vl vtеrç,
Şĭppĭn tеmskеr kalar,
Timr kurĭk kurĭnç.
Prşеrn mar, talkkĭşpеh,
Sеnkеr kĭvak çеçеkpеh.
Vsеnçеn tur pr kltе,
Hal’ vĭl Ulĭp yktrе.
Ulĭp n munçara,
Vat mpü tе unpa hal’.
Ulĭp ĭsta pulnĭran
12430 Yspе pĭhĭr ap-avra,
Tеnksеnçеn hitrеrеh.
Vsеmpе amĭş vrеntn pеk
Suransеnе imlеtеt.
Onu ayağa kaldırırsın.
Yanıma gel yaşamaya.
-Sen güzel bikesin.
Ancak dilin, kötü
Kendini hoş etmek için
Çalışıyorsun. İyi değil.
Ben Çuvaş’ım, anlarsan,
Böyle Çuvaş boşa uğraşmaz.
Dünya malını önüme
Bütünüyle koysan da
Ben kendi milletimden
Ayrılmam hiçbir zaman.
-Yiğit, böyle söyleme,
Kız gönlünü yaralama.
Sen yeri kazdın burada
Pirinçle bakır yok yerde.
Şu eldekilerin ikisi de
Bulunmaz başka yerde,
Bakırla pirinci de.
-Onlar demir otlarsız
Sağaltmada faydasız.
Ne kadar onu aradım,
Ancak bir yerde bulamadım.
Onun gibi ot, bikecim,
Sizin tarafta yetişmez mi?
-Yetişir, Ancak burada değil,
Bike gitti sokaktan
Tepe eteğinden dağa doğru.
İpek yağlık çıkardı,
Onu efil efil estirdi,
Yavaşça bir şey söyledi,
Demir ot göründü.
Az değil, koca meydan
Mavi çiçek gibi.
Onlardan yaptı bir demet,
Şimdi o Ulıp yiğitte.
Ulıp yeni banyoda,
Yaşlı başbuğda onunla.
Ulıp usta olduğundan
Pirinçle bakır yusyuvarlak
Paralardan güzeller.
Onlarla anasının öğrettiği gibi
Yaraları eder tedavi.
385
386
Ulıp’ın Başbuğ Ulenke’yi azaptan kurtarışı (Ulıp:408-409)
387
388
Timr kurĭk stkеnpе
mpü punе vĭl ĭvat’.
Pu ıtla surnĭran
Tеnkisеnе maylasa
Punе ıhat’ tutĭrpa.
Trl emеl kurĭknе
12440 Vrеtr tе tеrç.
Yulaşkipе avĭntah
Çrkеr vat mpvе.
Ulеnkе ıvrat’ viln pеk,
Tar yuhat’ prmayah.
Ulĭp şĭlat’ av tara
Şur tutĭrpa yalanah.
Ulĭp alli ĭmĭl pul’,
Ura inçе vat mpü.
Hĭyеh larç çul inе,
12450 ünе turar еripе.
Ulĭp kalat’ mpvе:
-Vĭt hal’ es sıp-sıvah,
Vĭrĭm ula çĭtatnah,
Çĭvaşa ul tıtĭpĭr,
Tp hulana itpr.
Aslĭ Pĭlhar un yaç.
Vĭl Kiyürеn kaya mar,
İstanbultan yapĭh mar.
Sana unta ktе,
12460 Yalan sana asna.
Sana pĭh aça pеk,
Hisеpl vat patşa ta.
-uk, uk, açam, apla mar,
Untalla ul tĭsar mar.Pülsе huç Ulĭpa
Vatĭ mpü tatĭklah.Av avĭnta Aslati!
Vĭl vt manĭn çunilli.
Ep kaysan Çĭvaşa,
12470 Unta kursan vĭl mana
Hayar hml sĭnnipе
Türеh pеr, vlеr.
av vĭhĭtrah üplеnе
Krsе tĭç çipеrkkе.
Ulĭp ĭna pallar:
-Elpinе-kе?! Ktmеnçç,
Demir ot suyuyla
Başbuğ başını ovar.
Başı çok yaralandığından
Paraları düzenleyip
Başını yağlıkla bağlar.
Türlü ilaç otunu
Kaynattı da içirdi.
Sonunda böylece
Sardı yaşlı başbuğu.
Ulenke yatar ölü gibi,
Teri akar aralıksız.
Ulıp siler bu teri
Ak yağlıkla her zaman.
Ulıp eli hafif olmalı,
Ayak ucunda başbuğ.
Kendi yattı taş üstüne,
Saçını taradı yavaşça.
Ulıp söyler başbuğa:
İşte şimdi sapasağlamsın,
Uzun yola dayanırsın,
Çuvaş’a yola çıkıyoruz,
Başkente ulaşacağız.
Büyük Bulgar onun adı.
O, Kiyev’den geri değil,
İstanbul’dan kötü değil.
Seni de orda bekliyorlar,
Her zaman seni anıyorlar.
Sana bakarlar çocuk gibi,
Saygılı yaşlı padişahsın.
-Yok yok oğlum, öyle değil,
Oraya kadar dayanamam.
Böldü Ulıp’ın sözünü
Yaşlı başbuğ keserek.
İşte burada Aslati!
O benim can alıcım.
Ben gitsem Çuvaş’a
Orada görse beni,
Kızgın alevli yüzüyle
Hemen bizi öldürür.
O zaman kulübeye
Girdi güzelce.
Ulıp onu öğrendi:
-Elbine?! Beklemiyordum,
Mnlе kilmе pltn es?
-Ktmеnninе plеtp,
avĭnpa ep ak еnçе.
12480 Ulĭp hay Elpinеnе
Pallaştarç mpüpе,
Pikе tuti yĭl kulç,
Vatĭ ınna vĭl kurç.
Pattĭr ĭna kalar:
-Çĭvaş patşi vĭl, pikе.
Tıtkĭnran ĭlni ernе е.
Patşa hr tеmеrn,
Pikе avĭntah ulşĭnç.
Punе tayr. Pşknç,
12490 apla sĭmah kalar:
-Aslĭ patşa, çĭvaş patşi,
Hvеl pеk ĭşĭ parakanni,
Sıvlĭh sana pin ullĭha!
Aslĭ patşa, çĭvaş patşi,
Uyĭh pеkеh iеkеnni,
Tеlеy sana pin ullĭha.
Aslĭ patşa, çĭvaş patşi,
ĭltĭrsеm pеk unakanni,
Vĭy-hal sana pin ullĭha!
12500 Ulеnkе mpü pikеnе
Açaşlar aşş pеk,
Hĭypе lartr yunaşar,
Sĭmah kayr vĭrĭma.
Vatĭ mpü pikеnе
Ur Ulĭp mtnе:
Mana, vatta, kuntanah
itеrеsşn Pĭlhara.
itеyp-şi ep unta?
itеn,-tеr sarpikе
12510 Tuhnĭ çuhnе üplеrеn.
Ulĭp Ulеnkе mpvе
Tĭhĭntartr aça pеk.
Ĭş tumtirpе nt vĭl.
-Ep hatr, tuhsamĭr,
Çĭvaş rnе kayĭpĭr,Sas iltnç tul еnçеn.
Ulĭppala Ulеnkе
Ĭmĭrtkayĭk inçе hal’.
Sĭrtsеm urlĭ vе,
Sen nasıl gelebildin?
Beklemediğini bilirim,
Bunun için buradayım.
Ulıp Elpine’yi
Tanıştırdı başbuğla,
Bike dudakları gülümsedi,
Yaşlı insanı o gördü.
Bahadır ona söyledi:
-Çuvaş padişahı o, bike.
Kurtuldu ancak bir haftada
Padişah kızı demedin,
Bike burada değişti.
Baş eğdi. Eğildi,
Şu sözleri söyledi:
-Büyük padişahım, Çuvaş padişahı,
Güneş gibi ışık veren,
Ömrün olsun bin yıl!
Büyük padişahım, Çuvaş padişahı,
Ay gibi parlayanı,
Bahtın olsun bin yıllık.
Büyük padişahım, Çuvaş padişahı,
Yıldızlar gibi parlayan,
Güç kuvvet sana bin yıllık!
Ulenke başbuş bikeyi
Okşadı babası gibi,
Yanına oturttu,
Konuşma devam etti.
Yaşlı başbuğ bikeye
Açtı Ulıp’ın isteğini:
Beni, yaşlıyı buradan
Götürmek ister Bulgar’a.
Varabilir miyim oraya?
-Varırsın, dedi sarı bike.
Çıkarken kulübeden.
Ulıp, Ulenke başbuğu
Giyindirdi çocuk gibi.
Şimdi sıcak kıyafetiyle.
-Ben hazırım, çıkalım,
Çuvaş ülkesine gidelim,
Ses duyuldu dışardan.
Ulıp’la Ulenke
Kartal üstünde şimdi.
Tepeler üstünden uçarlar,
389
390
12520 Atĭla ta kura.
Unta çaplĭ kimsеm,
Akĭş pеkеh pusеm.
Ulеnkе pĭhat’ tinkеrsе
Aslĭ Pĭlhar yennellе,
Savĭnnipе açalla
Sĭmah huşat’ ak apla:
-Hulasеmpе hulaşsеm,
Alla itn-ha vsеm.
Mn çul unta kеrmеnsеm,
12530 inе ıltĭn vitn pеk.
Aslĭ Pĭlhar hulinçеn
Pin-pin ilеm iеt pеk,
Un pеk çaplĭ hulana Naçar halĭh avraymast’.
Ulĭp, hĭvah pltеrtn:
Çĭvaş patşi Nuhrat tеn,
Ir kĭmĭllĭ patşa tеn,
Vir ulta vĭl hal’ tеn.
Halĭh kuul’ tĭkmast’ tеn.
12540 Savĭnatĭp avĭnşĭn.
V ukkĭ uy-hirn,
aplĭ sm-sm vĭrman,
Tins humlе şav şavlat’
ıntan üll tır-pul,
Partas pеkеh puçah.
nеnеtp ep sana,
Pĭlhar puyan, çĭnah ta.
Sala pеkеh yalsеm,
Patvar vara ınnisеm,
12550 Sĭmah yuhnĭ maypе
Es kalarĭn akĭn pеk:
“Ep çükpu Çĭvaşra”.
Pĭlhar huli man ayra,
Çük kеrmеn inе mar.
Kalamalli sĭmaha
akĭntanah kalam-ha.
Ulĭp, itlе vat ınna,Ep çĭn vatti Çĭvaşra Pil sĭmah vĭl sanşĭn.
12560 Pirn halĭh avalran
66
Rus köylerine verilen ad.
İdil’i de görürler.
Orada büyük gemiler,
Kuğu gibi başları.
Ulenke bakar dikkatle
Büyük Bulgar tarafına,
Çocuklar gibi sevinerek
Söz söyler işte böyle:
-Şehirlerle ilçeler
Bu kadar gelişmişler.
Ne kadar çok saray,
Üstüne altın örtmüş gibi.
Büyük Bulgar şehrinden
Binlerce güzellik saçar gibi,
Böyle güzel şehri
Kötü halk yaşatamaz.
Ulıp, kendin söyledin:
Çuvaş padişahı Nuhrat galiba,
İyi kalpli padişah, galiba,
Uçsuz bucaksız yolda, galiba.
Halk gözyaşı dökmez, galiba.
Seviniyorum bunun için.
Ucu bucağı yok arazinin,
Büyük sık ormanı,
Deniz gibi uğuldar
İnsandan uzun ekini
Kefal gibi başağı.
İnanıyorum ben sana,
Bulgar zengin, gerçekten de.
Sala66 gibi köyleri,
Güçlü de insanları,
Söz aktı düzenle
Sen söyledin böyle:
“Ben kurban başıyım Çuvaş’ta.”
Bulgar şehri elimde,
Kurban sarayı uzak değil.
Söylenecek sözleri,
Orada söyleyeyim ya.
Ulıp, dinle bu sözü,
En yaşlıyım Çuvaş’ta
Dualarım senin için.
Halkımız eskiden
Sumra tĭnĭ yalanah,
Mnşn tеtn? akĭnşĭn
Unĭn pulnĭ rşıv,
Halĭh ĭna yuratnĭ,
Tĭşmansеnçеn sıhlanĭ,
Unşĭn punе hunĭ vĭl.
Unĭn pulnĭ tĭvanlĭh,
Ĭna hıtĭ sıhlanĭ,
Tеmlе yıvĭr vĭhĭtra
12570 Ĭna arkatma vĭl paman.
Unĭn çlhi -avalran,
Nihan rtmеn tımarnе.
Ĭna pĭhnĭ aça pеk,
Kapĭrlatnĭ mrеh.
Malaşnе tе avĭn pеk
Sumra usrĭr vsеnе.
Saygı duydu her zaman,
Niçin dedim? Bunun için
Onun oldu ülkesi,
Halk onu sevdi,
Düşmanlardan korudu,
Onun için başını koydu.
Onun oldu akrabalığı,
Onu sağlam korudu,
Çok ağır zamanda
Onu dağıttırmadı.
Onun dili eskiden,
Kökleri çürümedi hiç.
Ona baktı çocuk gibi,
Süsledi ömür boyu.
Geleceği de böyle
Sayınızı koruyun onlara.
391
Vĭtĭr İkkmş Yurĭ (Ulĭp utkun rşıvnçe)
Otuz İkinci Türkü (Ulıp Şutkun Ülkesinde)
392
utkun rşıvnçе puyanlĭh vĭy iln,
naçarlĭh ptn, halĭh tĭvanla purĭnat‘.
Ulĭp utkun rşıvnçе. Ninеl patşa
Ulĭpa patşalĭhri yrkеnе sarma vrеntеt.
Ulĭp kirl sĭmaha manas mar tеsе kilе
itiççеn prrе tе ıvĭrmast’. Vupĭr
kuşak pulsa Ulĭpa ıvĭratsa yarat’, kirl
sĭmaha manptarat‘.
Şutkun
ülkesinde
zenginlik
güçlendi. Fakirlik bitti, halk kardeşçe
yaşıyor. Ulıp Şutkun ülkesinde.
Ninel padişah Ulıp’a ülkedeki düzeni
yaymasını öğretir. Ulıp gerekli sözleri
unutmamak için eve gidene kadar
hiçbir şekilde uyumaz. Vupır kedi
olup Ulıp’ı uyutur ve gerekli kelimeyi
unutturur.
Sarpikеsеn mn huyhi?
ĭlran siv şıv yĭtassi,
Kapa vĭyya tuhassi,
12580 Sarkayĭkla yurlassi.
Annеpе man mn huyhĭ?
Yal-yal tĭrĭh ürеssi,
Ulĭp inçеn yurlassi,
Un ır yatnе sarassi.
Ulĭp upan mĭn punе
imе larsan çul inе
Şurpu tuhr un umnе
Aran yĭtsa tuyinе.
-Muçi, larsam, hĭna pul.
12590 Kahi apat pultĭr ku.
Ulĭp alri kakaynе
Parat’ halsĭr muçĭşnе.
Muçĭş ĭna tav tĭvat’,
Vat kupе hıt savat’,
Untan parat’ ıytĭvnе
Plmе Ulĭp şuhĭşnе:
-Ulĭp, sana mn pulnĭ,
Laran ıtla salhullĭ?
Yıvĭr şuhĭş pusat’-i
12600 Ye çir sana tullat’-i?
-Sıvah-ha ep. Vĭl еnçеn
Üpkеvm uk, nеnsеm.
Yıvĭr şuhĭş çĭnah man,
Hĭtlaymastĭp avĭntan.
Es numay purĭnnĭ,
Hura-şurra ta kurnĭ.
Sarı bikelerin derdi ne?
Pınardan soğuk su taşımak,
Gece oyuna çıkmak,
Asma kuşu gibi türkü yakmak.
Annemle benim derdim ne?
Köy köy yürümek,
Ulıp hakkında söylemek,
Onun iyi adını yaymak.
Ulıp ayının büyük başını
Yemeye oturunca taşa
Aksakal çıktı onun önüne
Yavaşça kaldırıp sopasını.
-Amca, otur, konuk ol.
Akşam yemeği olsun bu.
Ulıp elindeki eti
Verir hâlsiz amcaya.
Amca teşekkür eder,
Yaşlı gözüyle çok sever,
Sonra sorar sorusunu,
Bilmeye Ulıp’ın düşüncesini:
-Ulıp, sana ne oldu,
Oturursun asık suratlı?
Ağır düşünce bastı mı
Yoksa hastalandın mı?
-Sağlıklıyım ben. O yönden
Kızgınlığım yok, inan.
Ağır düşüncem gerçekten
Kurtulamıyorum bundan.
Sen çok yaşadın,
Akı karayı gördün.
Tĭvan rşıv ilеmnе
Hak parsamçç vat ın pеk.
Pĭhsam yri-tavralla.
12610 Mskеr uk-şi Çĭvaşra?
Sĭrtra kĭykĭr yavĭnat’,
Hirtе tĭri yarĭnat’,
Sm vĭrman ilеmrе,
mrtlh çеçеkrе.
Çеçеk inçе pıl hurtsеm,
Psеhinçе simpılsеm.
Hurtsеm yala vе,
Savĭnnipе nĭrla,
Vllisеnе krе,
12620 Karasa pıl sapa.
Yumanlĭhra pakşasеm,
ĭmnе tĭksa” kilnisеm,
Mĭyĭr tşşi iye,
Pltrhisеm ku tе.
Pirn еnçi şĭpçĭksеm
Şuĭmpa tan tĭra,
Pin-pin tsl kvvisеm
ur rççеnеh yanra.
Sarkayĭksеm Çĭvaşra,
12630 Kĭntĭrta hl kanisеm,
Kvvisеnе tĭsa,
Çĭvaş rnе muhta.
ĭkalĭha pıratĭn Vnе-hrnе tuhmastĭn,
ulisеm tе avĭn pеk,
Mn kalasa ırnĭ tеn.
Ulankĭna tuhatĭn,
akna kĭna kuratĭn:
Kurĭksеm ın üllş,
12640 Çеçеksеm pin tsl.
Hirpе utsa pıratĭn,
Tlnnipе çarnatĭn.
Iraşsеm şĭrkara,
urhi tırĭ -hĭmĭşra.
Yuhanşıvsеm sahal mar,
Kaşnin şıv ıranran.
Pĭhan -tpyе kuratĭn,
Şıva krsе savnatĭn.
Yarĭna pullisеm,
12650 itml iç tslisеm,
Anavatanım güzelliğini
Anlasaydım yaşlı adam gibi.
Baktım oraya buraya.
Ne yok ki Çuvaş’ta?
Tepede şahin dolanıyor,
Yerde buğday sallanıyor,
Sık orman güzellikte,
Kuş kirazı çiçekte.
Çiçekte bal arıları,
Boğazında simpılları.
Arılar köye uçuyorlar,
Sevinçle vızıldıyorlar,
Kovanlara giriyorlar,
Peteğe bal yapıyorlar.
Meşelikte sincaplar,
Tüy döküp gezenler,
Fındık içi yiyorlar,
Geçen yılınki bu diyorlar.
Bizim tarafta bülbüller
Şafakla kalkarlar,
Bin türlü küyleri
Gece yarısına dek inler.
Çuvaş’ta asma kuşları,
Güneyde kış geçirenler,
Küylerini sıralarlar,
Çuvaş ülkesini överler.
Ihlamurluğa gidersin,
Ucuna bucağına çıkamazsın,
Yaprakları bunun gibi,
Ne söyleyip yazmış.
Boş yere çıkarsın,
Sadece şunu görürsün:
Otları insan boyunda,
Çiçekleri binbir renkli.
Tarladan gidersin
Hayretle durursun.
Ekinler polende,
Yaz buğdayı sapta.
Akarsular az değil,
Herbirinin suyu yamaçtan.
Bakar dibini görürsün,
Suya girer sevinirsin.
Dolanıyor balıklar,
Yetmiş yedi türlüler,
393
394
Vĭlçisеnе sapa,
Atĭlalla işе.
Aslĭ Çĭvaş rnçе,
Mal еnçе tе kay еnçе,
Çurĭşsеm tе sahal mar
Samĭr apat numayran.
Çĭvaş lеt vĭy-halpa,
sr larmast’ nihan ta.
Unĭn tеm tе pulmalla,
12660 Irĭ kĭna kurmalla.
Ançah purnĭ Çĭvaşra
Tеmşn vara un pеk mar.
Prin purnĭ -pıl ta u,
Tеprin -hn-hur, ay tur-tur.
Mn sĭltavpa? Kala-ha!
-Tеpr çuhnе ham ta ep
avĭn inçеn şutlatĭp,Tеr Şurpu Ulĭpa.Purnĭ tıtma ĭmĭl mar,
12670 Atĭl urlĭ kani mar.
Pĭh-ha hĭvĭn alluna,
Mskеr kuran es unta?
Pur pürnе tе pr pеk mar.
avĭn pеkеh purnĭ ta
Ĭtan pultĭr pr tanah?
Vat asattе man purçç,
Tеmn tе pr plеtç,
Yumah yama ĭstaçç,
Hĭş çuh apla kalatç:
12680 “ut tnçеrе, pr rtе,
Şavla tins lеş еnçе,
Pur tеt çaplĭ patşalĭh,
Unta purnat’ r halĭh.
avĭnta tеt, çĭnah tеt,
Tеlеy purnĭ unta tеt,
Puyanlĭh vĭy iln tеt,
Naçarlĭh tеt kĭnnĭ tеt.
Purinşn tе unta tеt
 lеssi savnĭ tеt,
12690 lе tеt pççеn mar,
Uşkĭnpa tеt puhĭnsa,
Apat-im kaşnin tеt,
iç ullĭha hatr tеt,
Purĭna tuslĭ tеt,
Oltaları saçarlar,
İdil’e doğru uçarlar.
Büyük Çuvaş ülkesinde,
İleride de geride de,
Avları da az değil
Semiz yiyecek çokluğundan
Çuvaş çalışır güç kuvvetle,
Boş oturmaz hiçbir zaman da.
Onun neyi olmalı,
Sadece iyiyi görmeli.
Ancak hayat Çuvaş’ta
Nedendir sonra böyle değil.
Birinin hayatı bal ve yağ,
Diğerinin dert kaygı, ay Tanrım.
Niçin böyle? Söyle bana!
-Başka zaman ben de
Bunu çok düşündüm,
Dedi Aksakal Ulıp’a.
Hayat tutmak kolay değil,
İdil üstünden geçmek değil.
Bak kendi eline,
Ne görüyorsun onda?
Her parmak bir değil.
Hayat da bunun gibi
Nasıl olsun birbirine denk?
Yaşlı dedem vardı,
Neleri de bilirdi,
Masal anlatmada ustaydı,
Bazen şöyle söylerdi:
“Bu dünyada, bir yerde,
Şavla denizin ötesinde,
Var derdi bir ülke,
Orada yaşar yüz halk,
Orada gerçekten der,
Bahtlı hayat orda der,
Zenginlik çoğaldı der,
Fakirlik azaldı der.
Herkes için orda
Çalışmak sevinç, der.
Yalnız çalışmak değil,
Bir araya gelerek der,
Her birinin yiyeceği,
Yedi yıllığı hazır der.
Dostça yaşarlarmış,
Pr purari sl pеk.
av patşalĭh yaç tеt
Tlntеrеt purnе tе:
utkun tе rşıvnе,
Ninеl tе patşinе”.
12700 Asattеnе yalsеnçе
Kut hınçе çuhnе tе
Çĭn-çĭn pattĭr tеn tеt.
Yalan sumra tĭnĭ tеt.
apah ta vĭl utkuna
itsе kurman -kaysan ta.
utkunĭn tеt alĭk
aplĭ Srеn kpеr.
Umnе pırsan pıtanat’,
Urĭh rtеn kurĭnat’.
12710 av alĭkran nikam ta
Ku tarinççеn tuhayman.
utkun еnçi purnĭa
Nikam kaysa kurayman.
Sanra vĭy-hal -pattĭrsеn,
Ĭstĭnu ta ĭsçahsеn.
Tеmlе yıvĭr pulsan ta
Kaysa kur-ha utkuna.
Unti purnĭ yrkisеm
Kilşsеssn sana ta
12720 Vrеntttn pirе es
utkunri pеk purĭnma.
Şurpu halap-yumahnе
Vilm vĭrttĭn iltn tе
mçpе hıpĭnsa
Kuskalama pikеnn:
“utkun yatlĭ rşıv ta
Pur-i utĭ tnçеrе.
Man avĭnta pulmallah,
Kĭtartmalla yеkkеnе.
12730 Ep unta vırnasan
utkunta uy. Ay, avan...
Srеn vitr yamasan
Un urlĭ ta kamalla.
unat ukki -nim tе mar,
Kunta Ulĭp pur vt man.
Vĭl illеnsеn -tеm tĭvat’,
Tüpеnе tе ıvĭtat’.
Ulĭp mana ıvĭtsan
Bir çatıdaki yulaf gibi.
Bu ülkenin adı
Hayrete düşürür herkesi.
Şutkun derler ülkeye,
Ninel derler padişahına”
Dedeye köylerde
Arkasındayken de
Gerçek bahadır demiş.
Her zaman kıymet vermiş.
Böylece o Şutkun’a
Gitse de varamamış.
Şutkun’un kapısı
Meşhur gökkuşağı.
Önüne varsan saklanır
Başka yerden görünür.
Bu kapıdan hiçkimse
Bu güne kadar çıkamamış.
Şutkun tarafındaki hayatı
Hiçkimse de görememiş.
Sende güç kuvvet bahadırca,
Aklın ise âlimler.
Ne kadar ağır olsa da
Gidip gör Şutkun’u.
Oradaki hayat düzenini
Hoşuna giderse senin de
Öğretirsin bize de
Şutkun’daki gibi yaşamayı.
Aksakal masalını
Ölüm gizlice duydu da
Arzusundan tutuşup
Telaşlanıp çabaladı.
“Şutkun adlı ülkede
İş var bu dünyada.
Ben oraya gitmeliyim,
Göstermeliyim kendimi.
Ben orada yerleşince
Şutkun’da panik. Ay, güzel…
Gökkuşağı geçmesen
Onun üstünden de geçmeli.
Kanat yok, önemli değil,
Burada Ulıp var ya benim.
O sinirlense neler yapar,
Göğe de atılır.
Ulıp beni fırlatsa
395
396
Srеn kpеr man ayra.
12740 Ep un urlĭ kaapah,
utkunra ta pulapah.
е pulas akĭntan Ulĭpran ta inе mar,
Şurpu vırtat’ man umra”.
Şurpu umnе larsanah
Vilm е tıtĭnat’.
Vat ın çunnе kĭlarma
Un şĭmşaknе mutalat’,
Ulĭp avna asĭrhat’,
12750 Tarĭhnipе vĭl ıytat’:
-Es kunta mn hĭtlanan,
Ma vat ınran mĭşkĭllan?
Tasal kuntan hĭvĭrtrah!
İtlеmеstn? Ak sana!
Yarsa ilsеn Vilmе
Allipеlе ünçеn
Itkĭntarat’ ülеllе.
Vilm vеt tüpеnе
iç talĭk tеmеllе.
12760 rе pеrsе ükiççеn
Sеhri hĭpat’ avĭn pеk
Nim kurĭnmi puliççеn.
İk ernе vat ınna
Ulĭp pĭhat’ açalla,
Vatĭ ınni vĭy ilsеn
Kilе kayma vĭhĭt tеt.
Ulĭpa vĭl ıtalat’,
Çrеrеnеh tav tĭvat’,
av vĭhĭtrah vĭl untan
12770 apla ıytat’ kĭmĭlpa:
-utkun pirki halapa
Manman-i-ha? Avan-ha.
Ivĭlĭm, sana pil pultĭr,
utkun ulnе vĭl utĭr.
Ulĭp vaskat’ utkuna,
Sm vĭrmanpa -pil pur ta
ееnhirе vĭl tuhat’,
utkun rn alĭk
Yunaşarah Ulĭppa.
12780 Tuhma tĭrat’ un vitr Alĭk kunĭ aylĭma.
Ulĭp kallеh un yenne
Gökkuşağı altımda.
Onun üstünden geçerim,
Şutkun’a da varırım.
İşe başlarım o zaman
Ulıp’tan da uzak değil,
Aksakal uzanır önümde.”
Aksakal yanına oturunca
Ölüm işe başlar.
Yaşlı canı çıkarmak için
Onun kemiğini karıştırır,
Ulıp bunu fark eder,
Üzüntüyle sorar:
Sen burada ne yapıyorsun,
Niçin ihtiyarı maskara edersin?
Yok ol buradan çabucak!
Duymuyor musun? Al sana!
Tutup çekince ölümü
Eliyle saçından
Fırlatır yukarı doğru.
Ölüm uçar göğe
Yedi gün demeli.
Yere düşene kadar
Ödü kopar böyle.
Hiç görünmez olana dek.
İki hafta yaşlı adama
Ulıp bakar çocuk gibi,
Yaşlı adam güçlenince
Söyler eve gitme zamanı.
Ulıp’ı kucaklar,
Candan teşekkür eder,
O zamanlar ondan
Şunları ister gönülden:
-Şutkun hakkındaki masalı
Unutmadın mı? Güzel.
Oğlum, sana duam olsun,
Şutkun yolunu o açsın.
Ulıp gider Şutkun’a,
Sık ormana, var dua da
O hemen bozkıra çıkar,
Şutkun ülkesinin kapısı
Yanında artık Ulıp’ın.
Çıkmak ister üzerinden
Kapı gider ovaya.
Ulıp tekrar onun yanına
ulnе tĭsat’ vaskasa.
Alĭk tata pıtanat’,
Tеpr еnçе yalkĭşat’.
“Alĭk çĭn ta ilеml,
Ançah еkki ultavlĭ.
Hĭynе kura akĭnta
Şahvĭrtmalla man ĭna”.
12790 av şuhĭşpa vĭl larat’,
İk urinе ças saltat’.
ĭpatinçеn tĭprinе
Tasatat’ vĭl ipе.
Unta tĭpra numayran
Tmе pulç avĭntan.
Kallеh sırat’ urinе
Vaskamasĭr prinе.
Sırnĭ çuhnе tеprinе Srеn kpеr yunaşar.
12800 Mеnpur vĭynе putarsa
Alĭk vitr şĭvĭnma
Arĭslanla ıtkĭnat’.
ĭpata kantri, hĭyamat,
r tminçеn aklanat’
Ulĭp ükеt tĭsĭlsa,
Srеn tarat’ hĭrasa.
Ulĭp avah hĭy nе
Pĭrahmaşkĭn kilşmеst,
Kunn-rn pikеnsе
12810 Yrlеt Srеn kpеrnе.
avna ülti tüpеrеn,
aplĭ sеnkеr kеrmеnrеn
Kĭvak huppi hrsеm
Sĭnanĭ-mn irtеnpеh.
ulĭk tutri pamanran
Vsеm purtе pikе-ha.
Tlnmеllе pr sĭnlĭ,
Tumtirsеm pr tsl.
ıpĭullĭ inеşkе,
12820 Purtе -yaştak hurĭnran,
üsеm kĭtra pulin tе,
ivçsеm uraran.
Ku harşisеm avĭn pеk Tin uralnĭ uyĭh tеn,
Sеnkеr kĭvak kusеm İlrtüll pur еnçеn.
Yola çıkar aceleyle.
Kapı bir yere saklanır,
Diğer tarafta parlar.
“Kapı gerçekten de güzel,
Ancak kendi kandırıcı.
Kendine göre burada
Konuşturmalıyım onu.”
Bu düşünceyle oturur,
İki ayağını sallar.
Çarığından toprakları
Temizler o saçarak.
Toprağın çokluğundan
Tepe oluşur bunlardan.
Tekrar giyer çarığını
Acele etmeden birini.
Giyerken toprağı
Yanında gökkuşağı.
Bütün gücünü toplayıp
Kapı içinden geçmeye
Aslan gibi atılır.
Çarığın ipi, lanet olsun,
Tümseğe takılır.
Ulıp düşer uzanır,
Gökkuşağı korkar.
Ulıp böylece işini
Bırakmaya yanaşmaz,
Gece gündüz uğraşıp
İzler gökkuşağını.
O bunu gökyüzünden,
Büyük mavi saraydan
Kuzey ışığı kızları
Denemişler sabahtan beri.
Yağlığını vermediğinden
Onların hepsi de bike.
Olağanüstü benzerler
Elbiseleri de bir türlü.
Tertemiz ince belli,
Hepsi de kayından düzgün,
Saçları kıvırcık da,
Belikleri ayağa kadar.
Kirpikleri de şöyle:
Yeni doğmuş ay gibi,
Mavi gök gözleri
Cezbedici her yandan.
397
Kalpaknçе nçsеm
İk-vi mar, rеh tеn.
Çĭn pısĭkki -ilrtmş,
398
12830 isе ilеt samant е.
ınsеm avna ktе,
Kĭvak huppi ku tе.
Yĭltĭrt isе süniççеn
Pirе pulĭş av еnçеn
Tеsе ças-ças ıyta.
Vsеm un çuh ıytninе
Purnĭla kaşninnе.
Kĭvak huppi hrsеn
Ulĭp inçе kusеm.
12840 Pr-prinpе humhansa
Kalaa ak apla:
-ültеn numay kurĭnat’,
Kun pеkkinе tin sĭnan.
Ykt mnlе tĭrĭşat’,
Sĭn-sĭpaç pit avan.
Unpa aslĭ Çĭvaşra
Kam purn-şi savĭnsa?
Ykt punе avĭrar,
Hamĭr yenne uttarar.
12850 iç pikе kĭkrinçеn
iç astarmĭş ilrtеt,
Sar hvеl pеk ĭşĭtsa
Ulĭp çunnе humhatat’.
ulnе tĭsnĭ vĭhĭtra
Ulĭp şutlat’: “Ma vara
amrĭk çrе humhanat’,
Vrilеnеt çunĭm ta?”
-amrĭk çunĭm, lĭplansam,
Humhanmaşkĭn pĭrahsam,
12860 Ĭstĭnĭma ivçlеt,
utkun rnе itеrsеm.
Hĭynе tıtma plnrеn
Ulĭp çri lĭplanat’,
Yrlеt Srеn alĭknе,
Ivĭnni tе palĭrmast’.
-Kĭvak huppi hrnçеn
Kunе pĭrman turĭ ta.
Ak ku ykt, ın kĭna,
Pirn yenne pĭhmast’ tе.
12870 Epir ĭna ayakran
Kalpağında inciler
İki üç değil, yüzlerce.
En büyüğü alımlı,
Parlayıverirler bir anda.
İnsanlar bunu beklerler,
Kuzey ışığı bu derler.
Parlayıp sönene kadar
Bize yardım et bu yandan
Diye sık sık sorarlar.
Onlar o zaman istenileni
Yaparlar herbirini.
Kuzey ışığı kızları
Ulıp üstünde gözleri.
Birlikte sallanıp
Konuşurlar böyle:
-Gökten çok görünüyor,
Öylesini zor görürsün.
Yiğit nasıl çabalıyor,
Görünüşü çok güzel.
Onunla büyük Çuvaş’ta
Kim yaşıyor sevinerek?
Yiğit başını çevirsin,
Bizim tarafa atılsın.
Yedi kız göğsünden
Yedi iffetsiz cezbeder,
Parlak güneş gibi ısıtıp
Ulıp ruhunu oynatır.
Yola çıktığı zaman
Ulıp düşünür: “Niçin
Genç yüreği oynar,
Ruhum da kavrulur?”
-Genç ruhum, sakinleş,
Dalgalanmayı bırak,
Aklımı keskinleştir,
Şutkun ülkesine ulaştır.
Kendini tutmayı bilince
Ulıp’ın yüreği sakinleşir,
İzler gökkuşağını,
Yorgunluğu da belirmez.
-Kuzey ışığı kızlarından
Gözünü alamaz oldu.
İşte bu yiğit, insan sadece,
Bizim tarafa bakmaz da.
Biz onu uzaktan
avrayas uk nihan ta,
Hir tuhar un umnе,
apla tatar un ulnе,Tе iç hr tüpеrеn,
Kĭvak huppi hrsеm.
Ulĭp ulnе tatmaşkĭn
ulnе tıtr rеllе,
itml iç ts çеçеkrеn
Pu kĭşĭlnе maylar.
12880 Alla-allĭn tıtĭnsa
Hurĭn tavra avrĭnç,
Çurkunnеhi şĭpçĭkla
Çеp yurĭ yurlar.
“Plt tе mar, uyar mar,
Kеh ĭvas umĭr mar.
Ni hura mar, sarĭ mar,
Epir kayas kaççĭ mar.
Akĭş vеt kiklеtsе,
Şurĭ hura astarsa.
12890 Kunta kilеt sar aça
Pikеsеnе humhatsa.
An v, şurĭ akĭşĭm,
Şurĭ hura astarsa.
An kil, ykt, prktm,
Pikе punе avĭrma”.
Ulĭp hrsеn umpе
İrtn çuhnе ulpе
Lеkеt hrsеn kartinе,
İtlеt vsеn yurrinе.
12900 “Çĭpar-çĭpar ĭmarta,
Yp çikmеşkn vırĭn uk,
Epir vĭyya tuhsassĭn
Kaçça tĭma vırĭn uk.
Tĭma vırĭn uk tеsе
Erlеnn-i es tе,
r sum uka pur tеsе
Vılyasşĭn mar pirnpе?”
Ulĭp hĭy tе yur ĭsti,
Yurlamasĭr tĭrat’-i?
12910 İlеt tarĭn sıvlasa,
Yurĭ pulat’ ak apla:
Çeviremiyoruz hiç,
Çıkın onun karşısına,
Böyle kesin yolunu,
Derler yedi gökten,
Kuzey ışığı kızları
Ulıp yolunu kesmeye
Yola зэkarlar yere,
Yetmiş yedi renkli çiçekten
Bir yığın seçtiler.
El ele tutuşarak
Kayın çevresinde döndüler,
Yaz bülbülleri gibi
Nazik türkü söylediler.
“Bulut da değil, ayaz da değil,
Birden yağan yağmur da değil.
Kara da değil, sarı da değil,
Evleneceğimiz erkek de değil.
Kuğu uçuyor gülerek
Ak kazı cezbederek.
Buraya geliyor sarı çocuk
Bikeleri heyecanlandırıp.
Uçma, ak kuğum,
Ak kazı cezbederek.
Gelme, yiğit, kartalım,
Bike başını çevirme.”
Ulıp kızların önünden
Geçerken yolundan
Varır kızların bahçesine,
Dinler onların türküsünü.
“Ala ala yumurta
İğne batırmaya yer yok,
Biz oyuna çıkınca
Güveye çıkacak yer yok.
Çıkacak yer yok deyip
Gücenir misin sen de,
Yüz sum67 para var diye
Oynamak istemez misin bizimle?”
Ulıp kendisi de türkücü,
Söylemeden durur mu?
Alır derin nefes,
Türkü başlar söyle:
67
Orta İdil bölgesinde Türkler arasında para birimini ifade eden terim. Örneğin yüz ruble ya da yüz lira ifadeleri yüz sum
şeklinde karşılanmaktadır.
399
“Kĭatĭn vvi uk tеsе
Şıvsеm inçе an ürr,
Prrе ura ypеnеt,
Tеprе kĭat islеnеt.
Ep kuntan kaysassĭn
Sĭmah aynе an tĭvĭr.
Prrе çunĭm hurlanat’,
Tеprе halĭh kulyanat’.
400
12920 ĭlku tĭrĭ şıv tеsе
Kpе kaysa an çühr.
Prrе şıv pĭtranat’,
Tеprе ĭlku yĭtĭnat’.
Ep kuntan kaysassĭn
Ktmеn ykt an tеyr.
Prrе çunĭm hurlanat’,
Tеprе halĭh kulyanat’.
Ulmi üsn-ha tеsе
Hrеlmеsr an iyr.
12930 Prrе isеn şĭl şanat’,
Tеprе vırtsan hĭy rеt.
Ep kuntan kaysassĭn,
ula tatma an tĭrĭr.
Prrе çunĭm hurlanat’,
Tеprе halĭh kulyanat’.
-Ulĭp, apla an yurla
Hr çrinе urmalla,Tе hrsеm-pikеsеm,
ut tüpеri şĭpçĭksеm.
12940 -Vĭrĭm ulna tatiççеn
Hĭrĭk turat pulas-mn,
Tati arman pvinçе
Pvеlеnsе vırtas-mn.
Ançah, ykt, avah ta,
Vĭrttĭnlĭh pur pulsan ta,
Hĭvna mnlе şannĭ pеk
Pirе şansam -purnе tе.
San ul ĭta vlеnеt,
Hĭş rşıvra pulan es?
12950 -Man ul v avĭnta,
utkun rn uynçе.
Yalan çĭrmav man umra,
Mnlе hĭtlas man untan?
av mur utkun alĭknе,
“Çizmenin dikişi yok diye
Sular üstünde yürümeyin,
Bir ayak ıslanır,
İkincisi dikiş ıslanır.
Ben buradan gidince
Sözümü çiğnemeyin
Önce canım kederlenir,
Sonra halk dertlenir.
Pınar duru su diye
Çamaşırı durulamayın.
Önce su bulanır,
Sonra pınar dağılır.
Ben buradan gidince
Beklenmeyen yiğit demeyin.
Önce canım sıkılır,
Sonra halk dertlenir.
Elma yetişmiş deyip
Kızarmadan yemeyin.
Önce, yersen diş kamaşır,
Sonra yatınca o çürür.
Ben buradan gidince,
Yolu kesmeye çalışmayın.
Önce canım sıkılır,
Sonra halk dertlenir.
-Ulıp, böyle söyleme
Kız yüreğini dağlar
Derler kızlar bikeler,
Parlak gökteki bülbüller.
-Uzun yolu kesene kadar
Kuru dallar olun,
Bir yerde değirmen bendinde
Set olup yatmak niye.
-Ancak, yiğit, böyle de,
Gizlilik olsa da,
Kendine inandığın gibi,
Bize de inansan, herkese.
Senin yolun nerde biter,
Nereye gideceksin sen?
-Benim yolumun ucu orda,
Şutkun ülkesinin önünde.
Her zaman engel önümde,
Nasıl kurtulurum ben ondan?
Bu şeytan Şutkun kapısını,
Yp-yklti srеnе
Mnlе avras ham yenne?
Mnlе tuhas un vitr?
-Es un pirki an kulyan.
Kalama ta avan mar,
12960 Epir iççn prtĭvan,
Es çrеrе payantan.
Sĭmahĭmĭr çĭn pultĭr,
Sana apla kalatpĭr:
Huyhu pultĭr pirntе!
Epir Srеn kpеrnе
Hamĭr mayla avratpĭr.
Unççеn kunta yulatĭn,
Yuri viln pеk ıvĭr.
Astu, Srеn kpеr
12970 Umran irt vĭrahĭn.
Srеn vitr tuhsanah
Es un çuh şar kurĭn.
Kaççĭ sĭnnе uhatsa
Sarĭ pikе es pulĭn.
Hrsеm kaysan kеrmеnе
Ulĭp vırtat’ ıvĭrma.
Harlattarma tıtĭnsan
ıvrat’ tеtn viln pеk.
Kĭvak huppi hrsеm
12980 Astarmaşkĭn plе,
Srеn kpеr yennellе
Çrе ĭşşi yara.
Srеn çri irlеt,
mçpе klеnеt,
Şusa hrsеn kеrmеnnе
Yuratupa hmlеnеt:
“Kun pеkkinе vsеnçеn
Tеm çul mr ktn ep.
Ep vsеn çrinе
12990 Ükn pul’-ha, çun sisеt”.
Srеn kpеrn lеş еnçе
Ulĭp pulç sarpikе.
Çĭvaş tum un inçе Çaplĭ patşa tumnçеn.
iri tum vsr,
Pin-pin ippе trlеn,
Çĭvaş rn ilеm
Oynak gökkuşağını
Nasıl çevirir kendime?
Nasıl geçerim içinden?
-Bunun için dertlenme.
Söylemek de gerekmez,
Biz yedi öz kardeş,
Kalbimizdesin bugünden.
Sözümüz gerçek olsun,
Sana şöyle söylüyoruz:
Kaygın olsun bizim de!
Sen gökkuşağını
Bizim tarafa çeviririz.
O zamana kadar burada kal,
Sanki ölmüş gibi yat.
Dikkat et, gökkuşağı
Önünden geçecek yavaşça.
Gökkuşağından geçince
O zaman belayı bulursun.
Erkek sıfatını kaybedip
Sarı bike sen olursun.
Kızlar gidince saraya
Ulıp uzanır uyumaya.
Horlamaya başlayınca
Uyuyor dersin ölü gibi.
Kuzey ışığı kızları
Yoldan çıkarmayı bilirler,
Gökkuşağı tarafına
Yürek sıcağı verirler.
Gökkuşağının içi erir,
Ümidi ortaya çıkar,
Kayınca kızların sarayına
Sevgiyle parıldar:
“Bunun gibisini onlardan
Ne kadar çok bekledim.
Ben onların gönlüne
Girdim, bunu yürek sezer.”
Gökkuşağının diğer yanında
Ulıp oldu sarı bike.
Çuvaş elbisesi üstünde
Güzel padişah elbisesinden.
Üstündeki elbise dikişsiz,
Binlerce iğneyle işlenmiş,
Çuvaş ülkesinin güzelliği
401
402
Trrisеnе vırnanĭ.
Pu inçi tuhyinе
13000 İlеmlеtn nçpе.
Tеnkisеm -şur kmltеn,
iеkеnsеm -mеrçеnsеm.
Pikе ü kĭtrinçе
Tulli uyĭh pĭhat’-kе,
Pikеn kpе aynçе
Pin ulma -pur еnçеn.
İk urinçi attinе
Şir-Pĭlharta tunĭ pеk:
Yĭltĭrtatsa iе,
13010 Kaççĭn punе avra.
Utti -akĭş işşi-kе,
Sassi -şĭpçĭk yurri-kе,
Ku harşiy pk pеk,
inе tuti ırla pеk.
İk ku tе mеrçеn pеk,
Hitrе urhi pltrеn,
isе kĭna tĭra,
Hrе nar е para.
Kĭvak huppi hrsеm 13020 Hayarlannĭ pеk vsеm,
Srеn kpеrnе yatla,
Trtsеh apla kala:
-Es krü kaççi mar,
Hĭnçĭr vatĭ kuyanran,
avĭnpa ta san ayran
Tuhat’ timr şapa ta.
Kuratĭn-i sar hrе?
Hal’ san vitr tuhr vĭl.
Es avna, pikеnе,
13030 Kayalla kĭlar çĭrmavsĭr,
Un çuh vara kĭmĭlsеm
avrĭn san yenne.
Ulĭp-pikе -sar çеçеk,
utkun rnе hıt vaskat’,
Ku taranççеn av yenne
itsе kurman nikam ta.
Ulĭp sĭrtsеm huşşipе
Tuhsassĭnah irhinе,
Pr sĭrt tĭrri klеnеt,
13040 Tiskеr Pеrk1 sikkеlеt,
Motiflerle bezenmiş.
Başında da tuhyası
Güzelleşmiş inciyle.
Paraları, ak gümüşten,
Parlayanları, mercanlar.
Bikenin kıvırcık saçında
Dolunay bakar gibi,
Bikenin elbisesinde
Olmuş elma, her yerde.
İki ayağındaki çizmesi
Şir-Bulgar’da yapılmış gibi.
Parıldayıp duruyorlar,
Gencin başını döndürürlar.
Gidişi kuğu yüzüşü
Sesi bülbül ötüşü,
Kaşları yay gibi,
İnce dudağı kiraz gibi.
İki gözü de mercan gibi,
Güzel yaz bulutundan,
Sadece parlayıp duruyor,
Kıza güzellik verirler.
Kuzey ışığı kızları
Öfkelenmiş gibiler,
Gökkuşağına kızarlar,
Dürtüp şöyle söylerler:
-Sen damatlık genç değil,
Şaşı ihtiyar tavşandan,
Bunun için senin altından
Geçer kaplumbağa da.
Görüyor musun sarı kızı?
Şimdi altından geçti o.
Sen bunu, bikeyi,
Tekrar geri çevir,
O zaman gönüller
Dönerler senin tarafına.
Ulıp –bike-sarı çiçek,
Şutkun ülkesine gider,
Bu taraftan o tarafa
Kimse geçip görmedi.
Ulıp tepeler üstünden
Çıkınca erkenden,
Bir tepe zirvesi çekilir,
Vahşi Perkiş seker,
Al-uriy -r hĭla,
Vĭl ta pulin susĭrlĭ,
Sĭmsi pısĭk punçеn,
Atan pultĭr vĭl çеçеn.
Kunе-punе pĭrkalat’,
Ulĭp-hrе hupĭrlat’,
Hrn punе avĭrma
Pulat’ apla kalama:
-Sĭrtra man mul -kĭrmanpa,
13050 avna sana halallap,
Pеrk ratnе tĭsmaşkĭn
amrĭk arĭm pulsamĭr.
-Mulpa man pеk pikеnе
avĭrasşĭn-i vara? Iytu parat’ Pеrkе
Ulĭp hıtĭ yrnsе.
Pеrk pulat’ srlеmе,
Hĭy allinе hĭy mmе,
araymasĭr vçhnе
13060 Çasah kayat’ küpnsе.
-ivt aynе yĭştasan,
Kutĭnĭşran tasalsan
Hĭvah tuyan ep mnlе
avĭratĭp hrsеnе.
Yarsa ilеt pikеnе
ivtnçеn illеnsе.
Ulĭp-pikе usala
Yanklattarat’ hĭlharan.
Hĭtĭlma un allinçеn
13070 Tеprе parat’ kĭkrinçеn,
Untan ĭna mĭynçеn
Ças yavaklat’ ivtpе.
Pеrk kayat’ antĭhsa,
Altĭr kunе avĭrsa,
Kallеh ĭna hĭlhinçеn
“Pikе” parat’ vi hutçеn.
Usal kayat’ ıtkĭnsa,
Şĭmşakkinе arkatsa.
-ula tatma tĭnĭşĭn
13080 Şĭmşakkuna salatrĭn,Tеt tе “pikе” malalla
Utat’ ulpa vaskasa.
ulnçеn vĭl pĭrĭnmast’,
Eli ayağı yüz kulaç,
Buna rağmen sakat,
Burnu büyük başından,
Nasıl olsa o dilbaz.
Gözü başı dönüyor,
Ulıp-kızı kuşatıyor,
Kızın başını döndürmeye
Başlar söze işte şöyle:
-Tepede benim malım-kasayla,
Bunu sana vereyim,
Perkiş’e akraba olmaya
Genç karım olsaydın.
-Malla benim gibisini,
Kandırabilir misin ki?
Soru sorar Perkiş’e
Ulıp çok iğrenerek.
Pirkeş başlar bağırmaya,
Kendi elini emmeye,
Durduramaz kıskançlığını
Hemen başlar şişmeye.
-Saç altını kazınca
Kötülükten temizlenince
Sen anlarsın ben nasıl
Çeviririm kızları.
Çeker alır bikeyi,
Örgüsünden öfkeyle.
Ulıp-bike kötüyü
Yumruklar kulağından.
Kurtulunmaz onun elinden
Diğeri vurur göğsüne,
Sonra onu boynundan
Hemen sarar tırpanla.
Perkiş tıkanır gider,
Tek gözünü çevirip,
Tekrar onun kulağına
“Bike” vurur üç defa.
Kötü atılır kalır,
Kemiklerini parçalar.
-Yolu kesmek istediğinden
Kemiklerini dağıttın,
Der ve bike ileriye
Gider yolundan aceleyle.
O yolundan vazgeçmez,
403
404
Kanĭ inçеn şutlamast’.
Ĭna Nĭrna asĭrhat’,
avĭntah çĭmlat’ (mn tеtr?),
Hĭyar çĭmlat’ tattisr.
Çĭtlĭhra vĭl tеm еt,
Pitnе-kunе itеrеt.
13090 Süpltеtеt “pikеpеk
-Es kiltn man pata,
Kuntah yulan purĭnma,
Hĭyar aksa üstеrеn,
Ĭna mana itеrеn.
Mana savan, ıtalan,
Hıt yuratsa çuptĭvan,
mr manpa purnatĭn,
Man ĭrata tĭsatĭn.
-Hĭv patĭntan yamastĭn,
13100 ula tĭsma pamastĭn?
Yurat’ eppin. av pultĭr:
Man ıtama çĭtsassĭn
Ep kuntah yulatĭp.
Ulĭp-pikе mĭynçеn
Italar Nĭrnana,
İrsr çеççе pitnçеn
Ku ıtkĭnç şıvalla,
Çun tuhr vĭrkĭnsa.
“Pikе” irsr Nĭrnana
13110 Itkĭntarat’ ırmana.
ul vĭrĭm, tiks mar,
avah “pikе” ıvĭnmast’,
Kallеh tĭsat’ hĭy ulnе,
itsе tuhat’ şıv umnе.
Şıv şavlĭ -tins tеn,
Hura yun pеk ts tе.
Ulĭp umnе ĭmlamas
Siksе tuhat’ şavlasa.
Hĭlhi -çĭn ta vĭlaşka,
13120 ĭvar tе kĭmaka.
Prtеn-pr ku -çarmaşka,
Arman çul pеk avraşka.
Hırĭm tĭrĭh çеçеnsеm rtеn irtn karçĭksеn.
Dinlenmeyi de düşünmez.
Onu Nırna (kötü) fark eder,
O anda çiğner (ne diyorsunuz?),
Hıyar çiğner sınırsız.
Çalılıkta o ne içer,
Yüzünü gözünü parlatır
Konuşur kız gibi
-Sen geldin yanıma,
Burada kalırsın yaşamaya,
Salatalık yetiştirirsin,
Onu bana yedirirsin.
Beni sever, kucaklarsın,
Çok sever öpersin,
Ömür boyu benle yaşarsın,
Benim soyumu temizlersin.
-Yanından göndermezsin,
Yola çıkarmaz mısın?
İyi öyleyse. Şöyle olsun:
Benim kucağıma dayansan
Ben burada kalacağım.
Ulıp bike boynundan
Kucakladı Nırna’yı.
Çiçek bozuğu yüzünden
Gözü çıktı suya doğru
Canı çıktı çabucak.
“Bike” kötü Nırna’yı
Fırlatır ırmağa.
Yolu uzun, düz değil,
Bunun için o yorulmaz,
Tekrar devam eder yoluna,
Gider varır su kıyısına.
Suyu gürültülü, deniz gibi,
Kara kan gibi rengi de.
Ulıp’ın önünü kesemez
Seker çıkar gürleyip.
Kulağı gerçekten tekne.
Ağzı da ocak gibi.
Sadece gözü pörtlek
Değirmen taşı gibi yuvarlak.
Göbek boyu güzeller
Yüzü geçmiş yaşlılar
İk urinçе çrnеsеm,
Uyĭrma uk sеnkrеn.
-Ep Pirе1. Pallaşar!
Prlе tĭrsam yunaşar.
Hraçasеm ĭnsĭrtran
13130 Yıvĭrlansan vĭyĭra
Mana susa lĭplana,
Namĭslĭhran hĭtĭla.
Es kiltn man pata,
Arĭm pulan payanah.
Manpa purnĭ -pıl ta u,
Es tе mana tıtsa su.
An man avna, pikеm,
Tarĭhtarsan -ep im!
unatĭn ta kllеnеn,
13140 avra ilpе vnеn.
Hal’ -manpa lar yunaşar,
Vılyasşĭn-ha ep sanpa.
Ahal’tеn mar ep Pirе,
rmе puyan ta hitrе!
-Es manran, lpsrçk,
Yıvĭr ınah tĭvasşĭn,
Kaskalansa kaymaşkĭn
Man kĭkĭra mеsşn?
Pultarĭn-şi es mmе
13150 Ak akĭn pеk çççmе?
Ulĭp Pirе ĭvarnе
Pеrsе çikеt çışkinе.
İrsr Pirе sıvlĭşnе
avĭraymast’ nimlе tе.
Pirе vilеt antĭhsa
Usal şĭrşĭ kĭlarsa.
Ulĭp Pirе villinе
Itkĭntarat’ pit inе.
Şavla tins aşkĭnat’,
13160 Sĭrt üllş hum kĭlarat’.
Hum ırana apĭnsan
r kisrеnnn tuyĭnat’.
Pikе şupĭr ksyinçеn
Şur alşĭlli kĭlarat’,
ırana hum mriççеn
Tins hrnеh ıvharat’.
Alşĭllinе vtеrеt,
İki ayağında tırnakları,
Ayıramazsın yabadan.
-Ben Pire. Tanışalım!
Birlikte oturalım.
Kadınlar aniden
Ağırlaşınca oyunda
Bana saygıyla dinlenir,
Utançtan kurtulurlar.
Sen geldin yanıma,
Kadın olacaksın bugün.
Benim hayat yağ bal,
Sen de bana saygı göster.
Unutma bunu bikecim,
Üzersen ben şimşeğim!
Yanar kül olursun,
Hortumla uçarsın.
Şimdi otur yanıma,
Oynamak isterim seninle.
Boş yere değil, Pire’yim,
Çok zengin ve çok güzel!
-Sen benden, iyisin
Hamile bırakmak için,
Yoldan çıkarmak için
Göğsümü emmez misin?
Sen bunu yapabilir misin?
Эюte bцyle gцрsьmь?
Ulıp Pire ağzına
Vurur yumruğuyla.
Kötü Pire nefesini
Alamaz bir şekilde.
Pire ölür boğulup
Kötü kokular salıp.
Ulıp Pire’nin ölüsünü
Fırlatır çok uzağa.
Gürler deniz kudurur
Tepe gibi dalgalanır.
Dalga yara vurunca
Yerin titrediği duyulur.
Bike kaftan cebinden
Ak mendil çıkarır,
Yara dalga kırdığından
Deniz kenarına yaklaşır.
Mendilini uçurur,
405
Humsеm inе ükеrеt.
Tins urlĭ ul vırtat’,
406
13170 av ulpa vĭl ul tĭsat’.
Şavla tins lеş еnçе
Pĭrĭnsanah hirеllе
Kurat’ urtri pussinе,
Unta tırĭ vırninе.
Yĭran ukkĭ pusĭra,
Tır vıra savĭnsa.
Ulput tavraş kurĭnmast’,
Salamat ta vılyamast’.
Uşkĭnpala aknĭran
13180 Tırri üsn ut taran.
Ulĭmsеm hĭmĭş pеk,
Puçahsеm partas pеk,
Tşşisеm tе ykеl pеk,
Yalkĭşa ıltĭn pеk.
Şurpu kurat’ Ulĭpa,
Unpa puplеt kĭmĭlpa:
-Es ipuran kunti mar,
Lar-ha manpa yunaşar.
Kala: ĭti rşıvran
13190 Es kiltn ku taran?
Mn şuhĭşpa? Huravla!
Manpa uĭ pulmalla.
-Ep -Atĭl hrrinçеn,
Aslĭ Çĭvaş rnçеn.
Hulasеnçе, yalsеnçе
Sĭmah ürеt vĭl еnçе:
Pur tеt utĭ tnçеrе,
av-av rtе, pr rtе,
utkun yatlĭ rşıv tеt,
13200 Halĭh unta -ırlĭhra.
Unti purnĭ urĭhla,
Tlnmеllе  unta.
Puyanlĭh tеt vĭy iln,
Çĭvaş r yapĭh mar,
Halĭh tе sahal mar,
Hĭşprisеm apah ta
Hn kura naçartan.
utkun purnĭ yrkinе
Plеs kilеt tppipе.
13210 Kunti yrkе kilşsеn
Dalga üstüne düşürür.
Deniz üstünde taş yatar,
Bu yoldan o yola çıkar.
Şavla denizin ötesinde
Dönerek kıra doğru
Görür evdeki ekin tarlasını
Oradaki ekinin biçildiğini.
Sınır yok ekin tarlasında,
Ekin biçiyorlar sevinip.
Bey çevrede görünmez,
Kırbaç da oynamaz.
Birlikte ekildiğinden
Ekin yetişmiş at gibi.
Sapları kamış gibi,
Başakları kefal gibi,
Taneleri kozalak gibi,
Parlıyorlar altın gibi.
İhtiyar görür Ulıp’ı,
Konuşur keyifle onunla:
-Giyim kuşamın buradan değil,
Otur bakalım yanıma.
Söyle: Hangi memleketten
Sen geldin buraya kadar?
Ne için? Cevap ver!
Benimle açık olmalısın.
-Ben, İdil kıyısından,
Büyük Çuvaş ülkesinden.
Şehirlerde, köylerde,
Konuşulur o tarafta:
Var derler bu dünyada,
Oralarda bir yerlerde,
Şutkun adlı ülke var,
Halk orada rahat yaşar.
Oradaki hayat başka,
Hayret edersin orada.
Zenginlik güçlenmiş,
Çuvaş ülkesi kötü değil,
Halkı da az değil,
Bazıları gerçekten
Azap görür sıkıntıdan.
Şutkun’un hayat düzenini
Bilmek isterler tamamen.
Buradaki hayatı beğenirsem
Ĭna sarĭp ham еnçе.
-mtü san pit avan,
Yĭh tımar san ĭtan?
Au-annü mn yatlĭ?
Hr mar vt es? es -kaççĭ.
-Hr pulmasĭr ak yenne
itmе mai uk nimlе tе.
Yatĭm-Ulĭp, asattе,
Uslati-ha man attе,
13220 Annе -kе. İkkş tе
rе kç vĭhĭtsĭr.
nt ak ut tnçеrе
Ep purnatĭp vsеmsr.
Yĭhĭm pırat’ avalran,
Ulеnkеpе Vaisran.
Kunti purnĭ yrkipе
Pallaşasç tppipе.
Şurpu Ulĭp-pikеnе
Çnsе krtеt pĭltĭra.
13230 Ĭna kеrmеn tеsеn tе
Namĭs pulmast’ nihan ta.
-San tp tımar tasaran
Es halĭhşĭn tĭrĭşaц.
Kunta itmе ĭmĭl mar.
Pur çĭrmav ta tĭşmanran.
Vsеm kunti purnĭa
Sarasşĭn mar halĭhra,
Es itrn man pata,
Kĭtartam-ha yapala,
13240 utkun halĭh purnĭnе
Pallaştarma rpе.
Vat ın lartat’ Ulĭpa
Tkr umnе kĭmĭlpa.
Tkr ilеt yalkĭşsa,
Ulĭp çunnе ĭşĭtsa.
Tkr vitr çipеrеh
Pattĭr kurat’ aksеnе:
Kunti halĭh tslrеn,
Tumsеm tе hĭysеn pеk.
13250 ukkĭ kunta harkaşu,
Purtе tĭvan, purtе tus.
Tus-tĭvanlĭh tımarnе
Nikam kilsе kĭklaym.
Onu yayacağım öz vatanıma.
-İstediğin çok güzel,
Soyun senin kimlerden?
Ana-babanın adı ne?
Kız değilsin sen? Erkeksin.
-Kız olmadan buralara
Gelmek mümkün değil.
Adım Ulıp, dedecim,
Uslati’dir benim babam,
Annem Çikeş. İkisi de
Zamansız öldüler.
Artık bu dünyada,
Yaşıyorum onlarsız.
Soyum gelir eskilerden,
Ulenke’yle Vaşis’ten.
Buradaki hayat düzenini
Öğrenmek isterim iyice.
Aksakal Ulıp-bikeyi
Çağırır sokar odaya.
Saray desen de ona
Ayıp olmaz hiç buna.
-Senin soyun temiz,
Halk için çalışıyorsun.
Buraya gelmek kolay değil.
Bütün engeller düşmandan.
Onlar buradaki hayatı
Yaymak istemezler halka,
Sen geldin buraya,
Göstereyim sana,
Şutkun halkının hayatını
Tanıştırayım bütün gece.
İhtiyar oturtur Ulıp’ı
Ayna önüne keyifle.
Ayna parlayıverir,
Ulıp’ın içini ısıtır.
Ayna içinde güzel
Bahadır görünür bunlara:
Buradaki halk farklılar,
Elbiseleri de kendileri gibi.
Yok burada kargaşa,
Hepsi akraba hepsi dost.
Dost kardeşlik kökünü
Kimse gelip sökemedi.
407
408
Hulasеnçе, yalsеnçе,
Şehirlerde köylerde,
Vĭrmansеnçе, hirsеnçе
Ormanlarda kırlarda
Halĭh lеt uşkĭnpa,
Halk çalışır birlikte,
nе kura savĭnat’.
İşine göre sevinir.
Unta avĭn apa,
Orada ahır yapıyorlar
Kunta kеrmеn larta,
Burada saray yapıyorlar,
13260 Prlе k е.
Birlikte içki içiyorlar.
Tĭvanla rе para.
Kardeşçe işte veriyorlar.
Uka-tеnk kunta uk,
Para pul burada yok,
Parĭm paras huyhi uk.
Borç kaygısı burada yok.
Ĭta imе çun turtat’ Nerede yemek istiyorsan
Unta kay ta apatlan.
Oraya git ve yemek ye.
ut kеrmеntе uşkĭnpa
Parlak sarayda birlikte
Apatlanan halĭhpa.
Yemek yersin halkla.
Kiltе prlе kil-yışpa
Evde aileyle birlikte
iyes tеsеn apata Yemek istersen yemeği
13270 Stеl avnat’ apatran
Masa eğilir yemekten
Tеm tsli tе pulnĭran.
Çok çeşitli olduğundan.
Çaplĭ urta krе,
Güzel eve giriyorlar,
n ipu ilе,
Yeni giyim kuşam alıyorlar,
Pahçanalla uta,
Bahçeye doğru gidiyorlar,
Prlе larsa kana.
Birlikte oturup dinleniyorlar.
utkunpa yĭlt pallaşsan
Şutkun’la hepten tanışınca
Ulĭp-pikе humhansa
Ulıp-bike heyecanlanıp
Iytat’ Ninеl patşaran:
Sorar Ninel padişaha:
-Mnşn kunti rşıva
-Niçin bu ülkeye
13280 utkun tе halĭhra?
Şutkun derler halk içinde.
-Iytu pani vırĭnlah,-Soru sorman yerinde,
Tеr Ninеl Ulĭpa.-
Dedi Ninel Ulıp’a.
Es plüşn unatĭn,
Bilmek için yanıyorsun,
Tĭrĭşatĭn halĭhşĭn.
Çalışırsın halk için.
Purĭnmaşkĭn tĭvanla
Yaşamak için kardeşçe
Mn çarat’-ha halĭha?
Ne engelliyor halkı?
Vsеm tĭvattĭ, man şutpa.
Onlar dört tane bence.
Tеn, es şutlan urĭhla?
Galiba sizin şeytan başka?
Ĭmsanulĭh-prrеmеş,
Kıskançlık birincisi,
13290 ĭtkĭnlĭh -ikkmş,
Açgözlülük ikincisi,
Kahallĭh -vimş,
Tembellik üçüncüsü,
Tĭvattĭmş -çlhе vĭl,
Dildir dördüncüsü,
Çi ıvĭhri tĭşman vĭl
En yakındaki düşman o
iynçеh ĭna çarmasan.
Onu hemen durdurmasan.
Şĭmmi uk ta, tеm kalat’.
Kemiği yok, neler söyler.
Kaşni ınnĭn çlhi tеt
Her insanın dili
Vi tsl kasat’ tеt.
Pri ırlĭh sarmaşkĭn,
Tеpri -hurlĭh huşmaşkĭn,
13300 Vimş -ak apli:
Untalli tе kuntalli.
ınnĭn ta pur pahalĭh.
Ançah kalĭr -ĭta vĭl?
Unĭn çlhi vnçе,
Ĭna çarma plninçе.
ak rşıvri halĭha
Tĭvanlĭhra purĭnma
utkun turĭ pulĭşr.
utkun turĭ çĭvaş vĭl.
13310 Mnlе turra larnĭ vĭl?
Ham iltninе pltеrеm.
Çĭvaş turri Aslati,
Purinçеn tе hayarri,
iç ĭratran pr ĭrat
Hĭvarsassĭn çĭvaşra
Ĭrat pulĭh vat Tava
Turĭ amĭşpе tl pulat’,
Aslatiye hurlasa
Elеk parat’ puapsah.
13320 Turĭ amĭş Tavana
Tatsa kalat’ sĭmahpa:
“Turra larsa hĭv pĭh-ha,
Hĭvna mnlе tıtĭn-ha”.
Turra larç vat Tava,
avah manmar çĭvaşa.
Sapalançĭk halĭha
Vĭl putarç akĭnta.
Tava turĭ pirnnе
ĭtkĭnlĭha ptеrç,
13330 Kvlhе ntеrç,
Kahallĭha tp tur,
Tĭvanlĭha vĭylatr.
Kunta tĭvanlĭh -tata ta.
Tĭvanla prlе üsе,
Tĭvanla prlе lе,
Üç türlü söyler der.
Biri iyilik yaymak için,
Diğeri kötülük etmek için,
Üçüncüsü işte böyle:
Oradaki de buradaki
İnsanın da var kıymeti.
Ancak söyleyin nerede?
Onun dili ucunda,
Onu durdurabilince.
Bu ülkedeki bir halka
Dostça yaşamak için
Şutkun Tanrı yardım etti.
Şutkun Tanrı Çuvaş o68.
Nasıl Tanrı oldu o?
Ben duyduğumu söyleyim.
Çuvaş Tanrısı Aslatti,
Hepsinden de öfkelisi,
Yedi soydan bir soyu,
Bırakınca Çuvaş’ta
Soy başı yaşlı Tavşa
Tanrı annesiyle karşılaşır,
Aslati’yi horlayıp
İftira eder baş eğip.
Tanrı annesi Tavşa’nın
Böler sözünü şöyle der:
“Sen Tanrı ol da gör,
Kendini nasıl tutarsın.”
Tanrı oldu yaşlı Tavşa,
Ancak unutmadı Çuvaş’ı.
Dağılmış halkı
Topladı burada.
Tavşa Tanrı bizimkini
Açgözlülüğü bitirdi,
Kıskançlığı yendi,
Tembelliği yok etti,
Kardeşliği sağladı.
Burada kardeşlik, nerde de.
Kardeşçe birlikte büyüyorlar,
Kardeşçe birlikte çalışıyorlar,
68
Daha önce bazı dipnotlarda da kısa açıklamalarda yapıldığı üzere geleneksel Çuvaş dini inanışları tek Tanrılı olmasına rağmen
şairin destanda sık sık zikrettiği ve Tanrı adını verdiği varlıklar aslında Büyük Tanrı’nın yardımcıları olan iyi ruhlar ya da kötü
ruhlardan başkası değildir. Ancak geleneksel Çuvaş dini inanışlarının da zaman zaman bozulmalara uğrayarak bu varlıkları
Tanrı olarak adlandırdıklarını söylemek de mümkündür (A.N.).
409
Tĭvan yrkipе purna,
Tĭvanla kua hupa,
Tĭvanla rе para.
Patşalĭh ta avĭnpa
410
13340 utkun yatpa upranat’.
Tava turĭ hal’ nt
utkun turĭ pirnşn.
Es itn man pata
Hn-hur kursa mĭy taran,
avĭnpa ta puş alpa
Yamalla mar man sana.
Es Aslĭ Pĭlhara
Prlе il-ha ak akna
Usĭ kurma Çĭvaşra.
13350 An man vĭrttĭn sĭmaha.
Ĭna mansan ĭnsĭrtran
Ayĭp pul hĭvĭnta.
Pĭşĭltatsa hĭlharan
Kalar vĭl vi sĭmah.
Hıtarç hĭy avĭntah:
-An man av vi sĭmaha.
Vsеm tĭşman hĭlhinе
An itçrеh -nimlе tе.
Ep vrеntn sĭmaha
13360 Kalasassĭn yrkеllеh
Çĭvaş kunti yĭlapa
Purĭnmaşkĭn tıtĭnat’.
Ançah astu avna ta:
Çĭtayĭn-şi es ĭna?
Au pürtnе itmеsr
Tеm tusan ta an ıvĭr.
Kalamalli sĭmaha
ıvĭrsanah manatĭn.
Hal’ е iltn sĭmahsĭr
13370 Pulĭşu uk manran ta.
Ulĭp, an man akna ta:
Tĭşmanusеm -tata ta.
Sana kaşni hĭy maylĭ
ıvratmaşkĭn tĭrĭş.
Es, tеn, kurĭn hütrе
Tin е sarnĭ tüşеkе.
Tеn, tl pulĭn ul inçе
Ulmuiye ulmipе.
Kardeşçe birlikte yaşıyorlar,
Kardeşçe göz kapatıyorlar,
Kardeşçe toprağa giriyorlar.
Devlet de böylece
Şutkun adıyla yaşar.
Tavşa Tanrı şimdi
Şutkun Tanrı bizim için.
Sen ulaştın yanıma
Sıkıntı görüp çok fazla,
Bunun için boş elle
Göndermeyelim seni.
Sen Büyük Bulgar’a
Kendinle al işte bunu
Kullanmak için Çuvaş’ta.
Unutma gizli sözü.
Onu unutursan aniden
Günahın olur senin.
Fısıldayıp kulağına
Söyledi o üç sözü.
Pekiştirdi şununla da:
-Unutma bu üç sözü.
Onlar düşman kulağına
Ulaşmasın hiçbir şekilde.
Benim öğrettiğim sözü
Söyleyince düzgünce
Çuvaş buradaki adetle
Yaşamaya başlar güzelce.
Ancak dikkat buna da:
Dayanabilir misin ona?
Baba evine dönmeden
Sakın hiç uyuma.
Söylenecek sözü
Uyursan unutursun.
Artık duyduğun sözden başka
Yardım yok benden de.
Ulıp, bunu da unutma:
Düşmanların her yerde
Hepsi seni kendine göre
Uyutmaya çalışacaklar.
Galiba, görürsün siperde
Sadece serilmiş döşeği.
Karşılaşırsın yer yüzünde
Elma ağacında elmayla.
Samay şĭrĭh vĭhĭtra
13380 Kurĭn yuhan ĭlkua,
Tеmlе ĭşu hıpsan ta
An  siv şıv es unran.
Mn kurninе an tkn.
Vsеm -purtе amĭşsеm
Es tp tunĭ usalsеn.
Şiklеnmеlli vırĭna
Asĭrhasan -an hĭra.
Es ĭna ak kantĭkpa
untar apla ut yarsa.
13390 Ulĭp-pikе mpvе
Ĭs panĭşĭn tav tur.
Yapali un umnçеh Çĭvaşa vĭl ul tıtr.
Tins urlĭ vĭl kar,
Ĭna tüşеk ilrtr,
Ulĭp unta vırtmar,
Kantĭkpе untĭrç.
Ulĭp kurat’ ul inçе
Ulmuiye ulmipе.
13400 Kantĭk utti ĭna ta
Kllеntеrç samantrah,
Sĭrtran, sukmak tlnçе,
ĭlku yuhat’ şеrpеtlе
Şıv tеrmе şĭrĭhra.
“Pikеn” ĭş hıpsan ta
Untan tumlam mеr.
Ĭna kantĭk untarç,
Klnе ilpе vtеrç.
Srеn kpеr “pikеnе”
13410 Kĭlarsan hĭy aypе,
Ulĭp kallеh ykt-kе,
Utassi iç uhrĭm е.
iç uyĭh huşşinçе
ıvĭrmar prrе tе.
Hal’ vĭl aşş urtnçе
еnknçе, tttmrе.
Pürt alĭknе kantĭkpa
utatat’ vĭl savĭnsa.
Alĭk inçi usalsеm 13420 Hup-hura kl hal’ vsеm.
“Tinеh itrm ep kilе,
Çok sıcak zamanda
Görürsün akan pınarı,
Ne kadar sıcak yaksa da
Su içme sen ondan.
Her gördüğüne dokunma,
Onların hepsi anneler
Senin yok ettiğin kötüler.
Şüpheli yerlere
Dikkat et, korkma.
Sen onu bu camla
Yak böyle ateş verip.
Ulıp-bike başbuğa
Öğüdüne teşekkür etti.
Aldıkları yanında
Çuvaş’a doğru yol tuttu.
Deniz üstünden geçti,
Ona döşek göründü,
Ulıp ona yatmadı,
Bütünüyle yaktı.
Ulıp görür yol üstünde
Elma ağacındaki elmayı.
Onu da cam ışığı
Küllendirdi hemence.
Tepeden, sokak karşısında
Pınar akıyor şerbet gibi
Su içecek kadar sıcak.
“Bikenin” içi yansa da
Ondan içmedi bir damla.
Onu cam yaktı,
Külünü yelle uçurdu.
Gökkuşağı “bike”yi
Bırakınca kendi altından,
Ulıp döndü tekrar yiğide,
Gideceği yol yedi çağrım.
Yedi ay içinde
Uyumadı bir kez bile.
Şimdi sıcak evinde
Kuru otta, karanlıkta.
Ev kapısını lambayla
Aydınlatır sevinerek.
Kapıdaki kötüler
Kapkara küle döndü.
“Şimdi geldim eve,
411
412
ıvĭrmarĭm prrе tе”,Ulĭp şutlat’ ĭşnçе
Tıtsa alĭk hĭlĭpnе.
еnkrе, pr ktеsrе,
Kuşak sassi iltnеt,
Ulĭp kayat’ savĭnsa
İltsеssnеh av sassa.
-Ah, mĭntarĭn kuşakki,
13430 Mn çul unpa vılyani,
Manman mana, savĭnat’,
Kis-kis, siksеm man pata!
Tıtsassĭnah kuşaka
Ulĭp kayat’ ıvĭrsa.
Vupĭr pusat’ pattĭra,
Şahvĭrtrĭm-ha ep ĭna
Tеsе kulat’ savĭnsa.
Ulĭp kunе usanah
Siksе tĭrat’ hĭrasah.
13440 Kirl sĭmah asra uk,
Hal’ nt nim tuma uk.
Hĭynе hĭy vĭl hıt yatlat’,
av vĭhĭtrah vĭl kalat’:
-Tеlеy uk av çĭvaşĭn,
mtlеnni ĭnĭsĭr.
Uyumadım hiç de.”
Ulıp düşünür içinden
Tutup kapı kolunu.
Kuru otta bir köşede,
Kedi sesi geliyor,
Ulıp gider sevinerek
Duyunca bu sesi.
-Ay bahtsız kedi,
Ne kadar orada oynadı,
Unutmadım seni, sevinir,
Pis pis, gel benim yanıma!
Tutunca o kediyi
Ulıp uyur gider.
Vupır basar bahadırı,
Kandırdım ben onu
Diye güler sevinerek.
Ulıp gözünü açınca
Kalkar korkarak.
Gerekli sözler akılda yok,
Artık yapacak bir şey yok.
Kendi kendine çok kızar,
O zaman şunu söyler:
-Talihi yok bu Çuvaş’ın,
İstedikleri olmaz onun.
Vĭtĭr Vimş Yurĭ (Ulĭp iç İnkеkе nterni)
Otuz Üçüncü Türkü (Ulıp’ın Yedi Kötülüğü Yenmesi)
Ulĭp aşşn yеtkеrnе şırasa iç inkеk
vitr tuhat‘. Mеrçеn Ulĭpa iç inkеk
vırĭnnе iç tеlеy kĭtartma pulat’ -vĭl
unpa mĭşĭrlansan, un rşıvnçе prlе
purĭnsan. Ulĭp aşşn ilunaçpе,
vuthpе çĭvaşah tavrĭnat‘.
Ulıp babasının yadigarını arayarak
yedi kötülüğü geçer. Mercan yedi
kötülük yerine yedi baht göstermek
ister -eğer o onunla evlenir ve onun
ülkesinde birlikte yaşarsa. Ulıp
babasının yelkanatı ve ateş kılıcıyla
Çuvaş’a geri döner.
Uram urlĭ karĭmĭr,
Kulĭ r tuprĭmĭr.
Ulĭp rri pulnaran
Haklĭrah vĭl ıltĭnran.
13450 Ulĭp hal’ tеt av еnçе Hir laşisеm patnçе.
Unta şırat’ urhamah.
 ĭnmast’ prmayah.
Urhamahsеm numay-ha...
Vsеm Ulĭp valli mar.
Utlansanah avna,
Pilksrе tuha.
Ulĭp larat’ kulyansa,
Sĭr tu inçе hurlansa.
13460 avna vat ın asĭrhat’,
Untan ıytat’ hrhеnsе.
-Es -mskn-i? Ma un pеk
Puna çiksе laran es?
Mn inçеn-ha şutlatĭn,
Kalasa par tarhasşĭn.
-Tеm inçеn tе şutlatĭp,
m ĭnmast’ tеmskеrşn.
Pĭhma layĭh ĭyĭrsеm,
Urhamahsеm kusеm tеn.
13470 Ançah tıtsa utlansan,
Pr-ik utas pustarsan,
Kuklеnе çtrеsе
Ye hua pilknе.
nt tеmskеr tumalla,
Man valli uk urhamah.
-Ĭna ham ta kurtĭm-ha,
Sokaktan geçtik,
Yüzük bulduk.
Ulıp yüzüğü olduğundan
Kıymetlidir o altından.
Ulıp şimdi o tarafta
Yabani atlar yanında.
Orada arıyor küheylan,
Başaramaz bir türlü.
Küheylanlar çok da...
Onlar Ulıp’a göre değil.
Atlanınca bükülüyorlar,
Belsize dönüşüyorlar.
Ulıp oturur dertlenip,
Sarı dağda kederlenip.
Bunu ihtiyar fark eder,
Ona üzülüp sorar.
-Sen garibim? Niçin böyle
Başını eğip oturursun?
Neyi böyle düşünürsün,
Söyle bana lütfen.
Neyi düşüneceğim,
İşim olmaz bir türlü.
Görünüşü güzel aygırlar,
Galiba küheylan bunlar.
Ancak tutup binince
Bir iki adım atınca,
Bükülürler titreyip
Ya da kırılır belleri.
Şimdi ne yapmalı,
Bana göre küheylan yok.
-Onu ben de gördüm,
413
414
Çrе kayr ıratsa
Sana pĭhsa ayakran.
Eh, ep pit vatĭ av.
13480 Pu mimi tе şv man.
Es hıvnĭ auna,
avĭnpa utsеm çĭtĭmsĭr.
Çĭtĭmlĭhu pur pulsan
Urhamaha tupan es.
Un pеk uta tupiççеn,
Ĭna tıtsa tuhiççеn
iç inkеk kurmalla,
Tasa çunpa yulmalla.
Es avsеnе çĭtĭn-şi,
13490 Tasa pulsa yulĭn-şi?
Çĭtĭmlĭhu uk pulsan
Şırama ta kirl mar.
-Al-urasеm sıvah man,
Hĭravĭ tavraş manra mar,
Tеmlе inkеk-sinkеkе
Çĭtatĭpah -purnе tе!
Vsеnçеn mar yıvĭrlĭh,
ulnе-yrnе plmеstp,
Hĭş yennellе kaymalla? 13500 avĭnşĭn çun ıratat’.
-ulnе-yrnе çuhlap-ha,Tеr vat ın Ulĭpa.Ep huşnĭ pеk ul tıtsan
Sapun aynе es tuhan,
Unta kuran iç yuman,
Ün pеk yuman es kurman.
iççş tе pr kutran,
İkеlsеm ıltĭnran.
ul vĭrĭm, pit kĭtkĭs,
13510 Puptti ul an pultĭr.
Unta itsе kuriççеn
Şutlasa pĭh iç hutçеn.
Ulĭp pattĭr muçşnе
Punе taysah tav tur,
Utma ulpa utr tе
Şurlĭh umnе vĭl tuhr.
“Kpеr ukkĭ şurlĭhra,
Kaaymĭp av vĭhĭtra”,Tеt tе sĭhman anninе
Yüreğim incindi,
Sana bakınca uzaktan.
Eh, ben çok yaşlıyım.
Aklım da zayıf benim.
Senin benzersin babana
Bundan atlar dayanıksız.
Sabrın var ise
Küheylanı bulursun.
Öyle atı bulana dek,
Onu tutup binene dek
Yedi bela görmeli
Temiz ruhla kalmalı.
Bunlara sabreder misin,
Temiz olup kalır mısın?
Sabrın eğer yoksa
Aramak da gerekmez.
-Elim ayağım sağlam,
Korku dediğin bende yok,
Her türlü belaya derde
Dayanırım hepsine de!
Onlardan değil zorluk,
Yolu izi bilmiyorum,
Ne tarafa gideceğim?
Bunun için daralırım.
-Yolu izi anlatayım,
Dedi ihtiyar Ulıp’a.
Dediğim yoldan gitsen
Sapun eteğine çıkarsın,
Orada görürsün yedi meşe,
Görmemişsin öyle meşe.
Bir kökten yedisi de,
Palamutları altından.
Yolu uzun, çok zor,
Dönüşsüz yol olmasın.
Oraya varıp görene dek
Düşünüp bak yedi defa.
Ulıp bahadır ihtiyara
Baş eğip teşekkür etti,
Gidilecek yoldan gitti
Çıktı önüne bataklık.
“Köprü yoktu bataklıkta,
Geçen o zaman.”
Der ve kaftan yenini
13520 Ulĭp tavrat’ allipе.
Turtsa kĭklat’ hırsеnе
Ivĭi-ıvĭipе.
ĭka svеt vrеnlh,
Sulĭ yarat’ pit layĭh.
Sulĭ tĭslat’ uhrĭma,
Nim tе putmast’ şurlĭhra.
Şurlĭh urlĭ kasanah
Tеmskеr pulç tnçеnе.
Ulşĭnat’ ku umnçе,
13530 Tnçе ptеt tеmеllе.
Sar hvеl tе uhalat’.
iksеssn tе ku kurmast’.
Hĭlha urĭlsa kayasla
av vĭhĭtra tеm şavlat’.
Pur еnçе tе tttmrе
Hml kusеm iе,
Şĭlsеnе şakka
Vĭr-var turtsa urasla,
Kеh ĭtsa yarasla.
13540 Kmsrtеtni iltnç,
Vutlĭ şvеk sirpnç.
Ulĭp yenneh vĭl yuhat’,
Umnе itsеn çarĭnat’.
Tavraşpеh hm unat’,
Hullеn sünsе lĭplanat’.
Untah vutçul’ -kustarmĭş Hıran hıah kusa,
Ulĭpa pırsa apna.
Kayran vsеm -kupara.
13550 Vut-şvеkrеn hĭtĭlsan,
Kupa inе hĭparsan,
Ulĭp pattĭr av-avah.
utĭ parat’ hvеl tе,
Nim ulşĭnman kun tе.
iç tĭrĭllĭ yumana
Un çuh kurat’ ayakra.
Yuman aynе larsanah
Pĭhat’ yri-tavralla.
Kayĭk yurri yanĭrat’,
13560 Kayran hĭy tе kurĭnat’.
Kayĭk pit ilеml,
ĭtmahranah kiln pеk.
Ulıp çevirir eliyle.
Tutar çeker çamları
Avuçlaya avuçlaya.
Ihlamur yetiştirir halatlık,
Sal yapar çok güzel.
Sal uzanır uzağa,
Bir şey olmaz bataklıkta.
Bataklıktan geçince
Neler oldu dünyaya.
Değişir göz önünde,
Dünya bitiyor denilir.
Parlak güneş de kaybolur.
Ne yapsan da göz görmez.
Kulak patlayacak gibi
O anda bir şey gürler.
Karanlıkta her yerde
Yanan gözler parlıyor,
Dişlerini şıklatıyor
Çabucak yarar gibi,
Biraz çekip yarar gibi,
Bir gürültü duyuldu,
Ateşli sıvı serpildi.
Ulıp tarafına akıyor,
Önüne gelince duruyor.
Çevresinde ateş yanıyor.
Yavaşça söner durulur.
Orada çakmaktaşı kalır.
Arka arkaya kusarlar
Ulıp’a varıp vururlar.
Sonra onlar yığınla
Ateşli sudan kurtulunca
Yığın üstüne çıkınca,
Ulıp bahadır böylece
Işık verir güneş de,
Hiçbir şey değişmez de.
Yedi tepeli meşeyi
O zaman görür uzakta.
Meşe altına oturunca
Bakar oraya buraya.
Kuş sesi yankılanır,
Sonra kendi de görünür.
Kuş da çok alımlı,
Cennetten gelmiş gibi.
415
416
Unĭn tk iml,
Pin-pin ĭltĭr unta tеn.
Çvltеtеt, yavĭnat’,
Sĭrt yennellе yarĭnat’.
Ulĭp kayat’ hınçеn,
Çupat’ husa itiççеn.
Sapun yenne tuhsanah
13570 Umri kayĭk uhalat’,
Kayĭk annĭ şĭtĭka
Tasatsanah üp-apran
Ulĭp krеt şĭvĭnsa.
Şĭtĭkra ul aslanat’.
-Ulĭp, sana mn pulç? Kulnĭ sasĭ iltnç.Çrü çrnе vnçе,
apla mar-i, yktm?
“illipе mar ın paha,
13580 Pulas-ha ham turtarah”,Şutlat’ Ulĭp şĭtĭkra,
Hĭy illinе şĭnarsa.
Sismеn-ktmеn huşĭrah
Sar hvеl pеk kurĭnsa
Uma tuhat’ hitrе hr,
Yülе pilk, üllskеr.
ü pilk taranah,
Ku -çaplĭ ahahran,
Kulli -hvеl şеvlinçеn,
13590 Sassi -kslе kvvinçеn.
-Hĭrakanĭn ak еnçе
Hĭypе prlеh inkеk,Tеr pikе Ulĭpa
Aşĭ, ırĭ kĭmĭlpa.
Pikе tutĭr klеr,
Vl tutarsa vtеrç.
Umri sĭrç uĭlç,
av sĭrt vitr tuhr.
Ku umnçе hr tsеn,
13600 Tĭri yurri iltnsеn
Sĭrt samantrah uhalç.
Halĭh krlеt ayakra,
Ulĭp tuhat’ pasara. ,
Mskеr kirl çrеnе
Pasar sutat’ -purnе tе.
Onun tüyü çok parlak,
Binlerce yıldız var gibi.
Cıvıldıyor, dolanıyor,
Tepe tarafına gidiyor.
Ulıp gider peşinden,
Koşar yetişene dek.
Sapun tarafına çıkınca
Önündeki kuş kaybolur,
Kuşun indiği deliğe
Temizleyip çer-çöpten
Ulıp girer hareketle.
Delikte yol genişler.
-Ulıp sana ne oldu?
Gülme sesi duyuldu.
Yüreğin tırnak ucunda,
Böyle değil mi yiğidim?
“Öfkeyle değil insan değerli,
Olayım kendim böyle.”
Ulıp düşünür delikte,
Öfkesini bastırarak.
Beklenmeyen bir anda
Parlak güneş gibi görünüp
Önüne çıkar güzel kız,
Düğmeleri açık gezen kız.
Saçı beline kadar,
Gözü güzel inciden,
Gülüşü güneş ışığından,
Sesi, gusli melodisinden.
-Korkanın bu tarafta
Kendisiyle birlikte belası,”
Dedi bike Ulıp’a
Sıcak, iyi kalple.
Bike şalını çıkardı,
Uçurdu rüzgarda.
Önündeki tepe açıldı,
Bu tepeden geçti.
Göz önünde kız kaybolunca,
Toygar sesi duyulunca
Tepe o anda kayboldu.
Halk gürlüyor uzakta,
Ulıp çıkar pazara.
Gönül ne istiyorsa
Satılır hepsi pazarda.
Unti halĭh şavlasan,
Yurla-yurla taşlasan
Ulĭp tavra sırĭnç,
Hĭnalama tıtĭnç,
13610 Ulĭp pattĭra vsеm
Iltĭn altĭr tıttarç,
Mĭn piçkеri erеhnе
av altĭra tultarç.
-Ulĭp pattĭr, tav sana!
Sıvlamasĭr  akna,
Altĭr tp kurĭntĭr,
Vri yunu vılyatĭr.
-Tavah sirе -purnе tе!
Sıvlĭh sunap kaşninе.
13620 Hr-uprasеm -sirе tе!
Ku an hıvĭr man inе,Tеr Ulĭp şütlеsе.
Ulĭp ıltĭn altĭrtan
Erеh еt tumlam е.
Altĭrnе vĭl yalti pеk
ürеtеsşn yrkеrеn.
-еs pulat’ tppipе
Pulas tеsеn pirnpе,Tеr pasar kaççisеm,
13630 Ulĭp tavra tĭnisеm.
-An tеrr vĭy hursah,
Pulas kilmеst man uhmah.
Çĭvaş kalat’ akĭn pеk:
Kaşni altĭr tpnçе
Huyhĭ-suyhĭ, inkеk tе
Masartinçеn numay tеt.
Erеh ĭnran kĭlarat’,
at-aramas hĭvarat’,
irp yĭva arkanat’,
13640 Ptm purnĭ salanat’.
av vĭhĭtrah kеrmеntе,
ülti hutri pülmrе,
Kslе sassi yanĭrat’,
Çеp yurĭ şĭranat’.
Usr ınsеm Ulĭpa
Pit ilеml çul ulpa
69
Ordaki halk gürleyince
Türküyle dans edince
Ulıp’ın çevresini sardı,
Konuk etmeye çalıştı.
Ulıp bahadıra onlar
Altın altır69 verdiler.
Büyük fıçıdaki rakıyla
Bu altırı doldurdular.
-Ulıp bahadır, teşekkür sana!
Nefeslenmeden sen bunu,
Altır dibine kadar iç,
Deli kanın oynasın.
-Teşekkür size, herkese!
Sağlık dilerim herbirine.
Kızlar size de!
Göz değdirmeyin bana,
Dedi Ulıp şakayla.
Ulıp altın altırdan
Rakı içer bir damla.
Altırını köydeki gibi
Gezdirmek ister sırayla.
-İçmek lazım dibine kadar
Olmak istersen bizimle,
Dediler pazar delikanlıları,
Ulıp çevresinde duranlar.
-İçirmeyin bana zorla,
Olmak istemiyorum sarhoş.
Çuvaş söyler şöyle:
Her altırın dibinde
Kaygı, sıkıntı, bela da
Mezardakinden fazlaymış.
Rakı ondan kurtarır,
Çırılçıplak bırakır.
Sağlam yuva dağılır,
Bütün hayat dağılır.
O zaman sarayda,
Gök katında odada,
Gusli sesi yankılanır,
Nazik türkü yayılır.
Sarhoşlar Ulıp’ı
Güzel taş yoldan
Çuvaşlarda genellikle özel günlerde içki içmede kullanılan geleneksel bir kap.
417
418
İlsе kç av urta,Hr-uprasеm avĭnta!
İnkеsеnçеn nar yuhat’,
13650 Kusеnçе şuh vılyat’,
Yktsеmpе taşla,
Yasar kupa pĭha.
Hr-uprasеn kĭkrisеm Pisе itn ulmasеm,
ühе çipеr tutisеm Pahçari r ırlisеm.
Italasa çuptusan
Siksе çtrеn uraran,
Tüşеk inе vırnasan,
13660 Çunpa ütе kantaran.
Hĭyĭ utti sünsеnеh
Sas iltnеt pülmrеn:
-Ulĭp, mskеr tĭratĭn,
Ak, vĭt, tippеh yulatĭn.
Pççеn unta tĭriççеn
Kilsеm ınsеm kuriççеn.
Epir, hrsеm, naçar-im,
Pirn üpе puşĭ-im?
Epir sanşĭn hıtkan-im,
13670 Çĭvaşsеnçеn naçar-im?
iç üpе kaşninnеh,
Arçasеm tе tulliyeh.
Pirn tupra vr-nеh,
Tasa akĭş kunçеn.
Yurrĭmĭrsеm şĭpçĭkran,
Tüşеksеm tе mamĭkran.
Epir vri hvеltеn,
ırla piеt pirntеn.
-Ey-ey, ykt, ey, ykt,
13680 Sĭnran şurtĭn, mskеr es?
Es mnşn illеnsе
Tĭran pirе kvsе?
“Çĭh vĭl vеn kayĭk mar,
Hrarĭm ta etem mar”,Ittisеm pеk şutlan pul’,
avĭnpa tеn kĭmĭl uk?
-Ep un pеk şutlama
uhatman-ha tĭnĭma,Tеr Ulĭp kĭmĭlsĭr,
Alıp girdiler bu eve.
Kızlar burada!
Kızlardan güzellik akıyor
Gözlerinde fettanlık var,
Yiğitlerle oynarlar,
İhtirasla bakarlar.
Kızların göğüsleri
Yetişmiş elma gibi,
İnce güzel dudakları
Bahçedeki çilek gibi.
Kucaklayıp öpsen
Ayaklarına kadar titrersin,
Döşek üstüne yatsan,
Ruh, bedenini dinlendirirsin.
Çıra ışığı sönünce
Ses duyulur odadan:
-Ulıp, ne duruyorsun,
İşte yalnız kalıyorsun.
Orada yalnız duracağına
Gel insan görene kadar.
Biz, kızlar, kötü müyüz,
Bizim kutumuz boş mu?
Biz senin için kötü müyüz,
Çuvaşlar için kötü müyüz?
Yedi kutunun hepsinde,
Sandıklar da dolu.
Bizim toprak yesyeni
Temiz kuğu gözünden.
Türkülerimiz bülbülden,
Döşeklerimiz pamuktan.
Biz sıcağız güneşten,
Çilek olgunlaşır bizden.
-Ey ey yiğit, ey yiğit,
Yüzün soldu, bu da ne?
Sen niçin sinirlenip,
Bizi kıskanıp durursun?
“Tavuk o kuş değil,
Kadınlar da insan değil.” diye
Diğerleri gibi düşünüyorsun,
Bunun için mi yok keyfin?
Ben böyle düşünmek için
Kaybetmedim aklımı,
Dedi Ulıp keyifsizce,
13690 Sar hr yenne pĭhmasĭr,Hrarĭmran kulakan Hĭynе kuran surakan.
Ançah apla pulsan ta,
Manmalla mar akna ta.
Purnĭra pur irsrlh
Çıssĭrlatat’ mrlh.
Çĭtma yıvĭr pulin tе
Usramallah hr çısnе,
Ak akĭnti inkеsеm,
13700 Hĭş-pr şuhĭ pikеsеm
Hĭysеn çısnе ptеrç,
Pitnе kе lеr.
Erеh sе taşlasan,
Italansa yurlasan,
Kurman-plmеn arınpa
Vırtr namĭs şuhĭşpa.
Yut mĭşĭrpa pıl iyen,
Hĭvĭnninçеn şıv еn
Tеsе çuna kantarni 13710 ĭmĭlttayla hĭtlanni.
Sasartĭkah tеm pulç,
r kisrеnnn tuyĭnç.
Ulĭp pattĭr tlnçе
Hayar sasĭ iltnç.
-Apla pirе hurlatĭn,
Pitе kе lеsşn.
Ak san valli şĭtĭk pur,
Kurmallinе kay ta kur!
r şĭtĭknе, trmеnе,
13720 Ulĭp kutĭn sirpnеt.
Şĭtĭk tpnе apĭnsan
İrksrеh şuhĭşlat’:
“Sm tttmеh şĭtĭkra
Kuran çiksеn kuraymĭn.
Mana kuntan nikam ta
ĭlakanni pulaym.
Kuntan avah tuhmalla!”
İk allinе tttmrе
Ulĭp pattĭr aptrasa
13730 Tĭsat’ ĭşra şiklеnsе.
Un allinе şĭm lеkеt.
Vĭl avĭntan tlnеt.
Sarı kıza bakmadan,
Kadınlara gülen
Kendine tüküren.
Ancak böyle olsa da,
Bunu da unutmamalı.
Hayatta var kötülük
Lekeler ömür boyu.
Dayanmak zor olsa da
Korumalı kız namusunu,
İşte buradaki kadınlar,
Bazı şuh kadınlar
Kendi namusunu bitirdiler,
Yüzlerine keçe diktiler.
Rakı içip dans edip,
Kucaklayıp türkü söyleyip,
Tanımadıkları erkeklerle
Yıktılar namus düşüncesini.
Yabancı erkekle bal yiyen,
Seninkinden su içen
Diyerek ruhu kandırmak
Düşüncesizlik boş yere.
Birdenbire ne oldu,
Yerin titrediği duyuldu.
Ulıp bahadır karşısında
Kötü ses duyuldu.
Bizi böyle horladın,
Yüze keçe diktik diye.
İşte sana delik var,
Göreceğini git gör!
Yer deliğine, zindana,
Ulıp gide fırtına gibi.
Delik dibine vurunca
Başlar düşünmeye:
“Çok karanlık delikte,
Göz açsan da görülmez.
Beni buradan hiçkimse
Artık kurtaramaz.
Buradan aynen kurtulmalı!”
İki elini karanlıkta
Ulıp bahadır şaşırıp
Uzatır içten şüphelenip.
Onun eline kemik gelir.
Bundan donup kalır.
419
420
Yedi kötülüğü yeniş yolunda Ulıp’ın karşısına çıkan kuş (Ulıp:455)
“rе kmеn şĭmşaksеm
Ĭtan? Mnlе halĭhsеn?
rе paman şĭmsеnçеn
Arurisеm pula.
Pur şĭmma ta ınsеnnе
rе pama tivl”.
Ulĭp pulat’ r çavma,
13740 Krееsr, alĭpa.
Şĭtĭkri şĭmşaksеnе
rе parat’ -purnе tе.
Suransеm surnipе
Hümе umnе tayanat’,
Hĭynе tıtma plnipе
Tĭnĭеmn lĭplanat’.
Ku tttmе hĭnĭhsan
Hümе inçi ırĭva
Vulat’, ĭna ĭnlanat’,
13750 Ĭşra apla vĭl kalat’:
-Kunti şĭmsеm-pattĭrsеn,
ak şĭtĭkra vilnisеn,
Vrеnü-mn pulmanran
Vilm tupnĭ ayvanran.
Hut pln-tk vulatç,
Kuntan tuhma plеtç.
Trs ırnĭ pulsassĭn
Kalamalla pulnĭ е:
“Hura Marta -hurtĭmĭş,
13760 Hup-huplamĭş, ul parĭr”.
Vara takam vĭypе
r şĭtĭk utalç,
İk yennellе uĭlç,
Ulĭp tuhsan tulalla
Trmе hĭvĭrt hupĭnç.
Ulĭp kallеh tlnç,
Aşra apla kalar:
-Trs sĭmah vattisеn,
Sm avalah hunisеm:
13770 Vrеnni vĭl -utĭ tеt,
Vrеnmеnni -tttm tеt.
Kallеh tulta sar tnçе,
Ulĭp pattĭr pülmrе,
Trеkl ın umnçе.
Kmllеnn un ü,
“Yere girmeyen kemikler,
Nerden? Hangi halklar?
Yere girmeyen kemiklerden
Arşurilere döndüler.
Bütün kemikleri insanların
Toprağa girmek zorunda.”
Ulıp başlar yer kazmaya,
Küreksiz, elleriyle.
Delikteki kemikleri,
Toprağa gömer, hepsini.
Yaralarэ aрrэyarak
Çit önüne dayanır.
Kendini tutabildiğinden
Sakinleşir, yatışır.
Göz karanlığa alışınca
Çit üstündeki yazıyı
Okur, onu anlar,
İçinden şöyle söyler.
-Buradaki kemikler, bahadırların,
Bu çukurda ölenlerin,
Eğitim olmadığından
Ölüm bulmuş saflıktan.
Okuyabilseler okurlardı,
Buradan çıkmayı bilirlerdi.
Düzgün yazmış olunca
Söylemeli ancak bunu:
“Kara Marta, fırıldak,
Kötü insan yol verin.”
Sonra birinin gücünden
Yer çukuru aydınlandı,
İki tarafa açıldı,
Ulıp çıkınca dışarıya
Zindan hemen kapandı.
Ulıp tekrar şaşırdı,
İçinden şöyle dedi:
-Yaşlıların sözü doğru,
En önce söyledikleri:
“Öğrenmek o aydınlık,
Öğrenmemek karanlık
Tekrar dışarıda sarı dünya,
Ulıp bahadır odada,
Sağlam insan yanında.
Gümüşlendi onun saçı,
421
422
Suhal tе av tsl.
Un ipu parhĭtran,
Atti sarĭ sĭranran,
Çntrlеn nçpе.
13780 -ak tnçеnе mn maypa
Es kiltn man pata?
Kunta itmе ĭmĭl mar,
Hĭramarĭn nikamran.
Ep tuyatĭp: ipuran
Es kiln çĭvaşran.
Ep plеtp avna ta:
Numay ulsеm Pĭlharta
Lĭpkĭ tĭmast’ samana.
avĭnpa es yalanah
13790 apĭatĭn tĭşmanpa.
Mnlе kunta, man patra,
Lĭpkĭ tĭrat’ samana,
Kunta kanĭ yalanah.
Man pata ku purĭnma.
Ep -sĭrt patşi, naçar mar,
Mul ptеsrеn hĭrar mar.
Şurpu sulç allipе,
iç alĭk uĭlç,
Çasah tpеl kukrinçе
13800 iç pikе kurĭnç,
-Man mn pur iç hr,
iççş tе rе tеk,
Kn hrm man kunta
Yalan tĭrat’ huralta.
Un allinçе sĭrt mul.
Mulpa sĭrtsеm ilеml.
Es, Mеrçеn, Ulĭpa
Pallaştar-ha man mulpa.
Kayran kapa tpеltе
13810 Kalaatĭp yktpе,Tеr Şurpu pikеnе,
Knninе, Mеrçеnе.
Kn hr hrеlç,
ühе tuti yĭl kulç,
Ulĭp pattĭr yennellе
Pĭhsan -hvеl tеmеllе.
Ulĭp ĭna pallar,
Ĭşra apla kalar:
Sakalı da bu renkte.
Giyim kuşamı kadifeden
Çizmesi sarı köseleden,
Süslenmiş inciyle.
-Bu dünyayı ne için
Sen geldin yanıma?
Buraya gelmek zor,
Korkmadın kimseden.
Görüyorum kıyafetinden
Sen geldin Çuvaş’tan
Ben biliyorum bunu da:
Uzun yıllardır Bulgar’da
Huzurlu zaman geçmez.
Bunun için sen her zaman
Savaşıyorsun düşmanla.
Niçin burada, ülkemde
Zaman sakin geçiyor.
Burada huzur her zaman.
Buraya göç yaşamaya.
Ben tepe padişahı, kötü değilim,
Mal biter diye korkan değilim.
Aksakal uzattı ellerini,
Yedi kapı açıldı,
Hemen ön köşede
Yedi bike göründü,
-Benim hepsi yedi kızım,
Yedisi de çalışıyor,
Küçük kızım yanımda
Her zaman korumadan.
Onun elinde tepenin malı.
Malla tepeler alımlı.
Sen, Mercan, Ulıp’ı
Tanıştır mallarımla.
Sonra gece köşede
Konuşurum yiğitle,
Dedi Şurpuş bikeye.
Küçüğünü, Mercan’ı
Küçük kızı kızardı,
İnce dudağı gülümsedi,
Ulıp bahadır tarafına
Bakınca, güneş demeli.
Ulıp onu tanıdı,
İçinden şöyle dedi:
“Timr kurĭk kltinе,
13820 Yspе pĭhĭr tatkinе
ak hr mana tıttarç”.
Pikе tuhr pülmrеn,
Ulĭp ta un hınçеn.
Pikе tutĭr kĭlarç,
Kĭntĭralla vtеrç.
Ulĭp pattĭr umnçе
Iltĭn iеt pur еnçе.
Şur ĭm tutĭr kĭlarç,iç mĭn sĭrt kurĭnç.
13830 Pur sĭrç tе kmlrеn,
Yalkĭşa trlrеn.
Hura pustav vtеrç,
Anĭ yenne itеrç,
Sĭrtri timr-tĭmĭra
Hr kĭtartr pattĭra.
Şur ip tutri kĭlarç,
Ala ĭltĭr kurĭnç,
Ahah uti vĭy vılyat’,
Mеrçеn uti taş taşlat’.
13840 -Nu, kurtĭn-i man mula?
-Mulsеm itçr pin ula,
An çaktĭrçç kayran ta,Tеr Ulĭp patşana,
Hisеplеsе pu taysa.
-Man mul çakmast’ nihĭan
Mn ıytninе es parsan.
Mana kirl ak kĭna:
Iltĭn çitlh ĭşnçi
ıru-knеkе tеkеnni.
13850 Kirеmеtrеn es ĭna
Turtsa il tе mana par.
mr kunta purĭnma
Mansam tĭvan halĭhna.
Pr kavarlĭ pulĭpĭr,
Mula huşsa purnĭpĭr,
Iltĭn inçе ıvrĭpĭr.
Ulĭp pattĭr patşana
Huravlar ak apla: Yantĭ purnĭ -purnĭ mar,
13860 Sutĭnçĭk ın-usalran.
Sutĭnçĭka tuhiççеn
Demir ot demetini,
Pirinçle bakır parçasını
Bu kıza tutturdu.”
Bike çıktı odadan,
Ulıp da onun ardından.
Bike mendil çıkardı,
Güneye doğru uçurdu.
Ulıp bahadır önünde
Altın parlar her yerde.
Ak tüy mendil çıkardı,
Yedi büyük tepe göründü.
Bütün tepeler de gümüşten.
Alev alev yanarlar
Kara çuha uçurdu,
İniş tarafa yetirdi,
Tepedeki demiri
Kız gösterdi bahadıra.
Ak iplik mendil çıkardı,
Boğa yıldızları göründü,
İnci ışığı güç veriyor,
Mercan ışığı dans ediyor.
-Eee, gördün mü malı?
Malın yetsin bin yıla,
Değerini de kaybetmesin,
Dedi Ulıp padişaha,
Saygıyla baş eğip.
-Malım değer kaybetmez
Ne istediğini sen söylesen.
Bana sadece şu gerekli:
Altın kafes içinde
Yazı kitabı deneni.
Kiremet’ten sen onu
Çekip al da bana ver.
Ömür burada yaşamaya
Unut kendi halkını.
Aynı düşüncede oluruz,
Mal içinde yaşarız,
Altın üstünde uyuruz.
Ulıp bahadır padişaha
Cevap verdi işte böyle:
Bedava hayat hayat değil,
Satılmış kişi kötüdür.
Satılmış olana dek
423
424
Ulıp’ın yedi kötülüğü yeniş yolunda karşısına çıkan Mercan adlı kız (Ulıp: 456-457)
425
426
rti üp-ap pulas-mn.
An man avna: nihan ta,
Tеmlе yıvĭr pulsan ta,
Çĭvaş tеlеy ırĭv
Çĭvaşrah pulat’-suymastĭp.
Suysan mana r ĭttĭr.
-Es kayrĭn kĭmĭla,
Sĭmahusеm pit avan.
13870 Kunta itmе ĭmĭl mar,
Hĭramarĭn nikamran.
ak tnçеnе ansassĭn
Pr inkеkrеn hĭtĭltĭn.
Pasarta ta es pultĭn,
Yakĭltinе tuhmarĭn,
Erеh sе küpmеrn,
Ĭna es hıt hĭrtrĭn.
Yut mĭşĭrtan pıl iyen,
Hĭvĭnninçеn şıv еn
13880 Tеninе es hurlarĭn,
apla çısna sıhlarĭn,
İnkеkе vıĭ hĭvartĭn.
Vrеnn ın pultĭn ta,
Lеksеssn tе şĭtĭka,
r aynçi trmеrеn
Es tuhrĭn sıp-sıvah.
ntеrsе ult inkеkе
Es itrёn man pata.
Sana yantĭ puyanlĭh
13890 Strmеr еnçknе,
avĭnpa ta sutĭnçĭk
Es pulmastĭn mrtе.
ntеrtn iç inkеkе,
Tasa -tĭrna ku pеk.
Ep tе yulmĭp parĭmra.
Sana kirl ilunat,
Es avĭnpa man patra.
Man vitеnе ul usam,
Mn kilşеt -san pulat’.
13900 Ulĭp krsеn vitеnе
Ayĭr ilç kеnsе.
Hümе inçе h kurat’ Ulĭp pattĭr savĭnat’.
Kunti h tе yapĭh mar -
Yerdeki çöp olurum.
Bunu unutma hiçbir zaman,
Ne kadar ağır olsa da,
Çuvaş’ın alın yazısı
Çuvaş’ta olur, yalan demem.
Yalansa beni yer yutsun.
-Sen gittin hoşuma
Sözlerin çok güzel.
Buraya gelmek kolay değil,
Korkmadın hiç kimseden.
Bu dünyaya inince
Bir beladan kurtuldun.
Pazarda da sen vardın,
Lafazanlık etmedin,
İçki içip şişmedin,
Ona sen çok kızmadın.
Başka eşten bal yiyen,
Seninkinden su içen,
Denilmesini horladın,
Böyle namusunu korudun,
Belayı aç bıraktın.
Öğrenmiş kişi oldun da,
Ulaşınca da çukura,
Yer altındaki zindandan
Sen çıktın sağ salim.
Yenerek altı belayı
Sen geldin yanıma.
Sana hazır zenginlik
Çekmedi kesesine,
Bunun için satılmış
Olmadın hayatında.
Yendin yedi belayı,
Temiz turna gözü gibi.
Ben borçlu kalmayacağım.
Sana gerekli Yelkanat,
Bunun için yanımdasın.
Büyük ahıra yol açayım,
Beğendiğini kendin seç.
Ulıp girince ahıra
Aygır başladı kişnemeye.
Çit üstünde kılıç görür,
Ulıp bahadır sevinir.
Bu kılıç da kötü değil,
isе tĭrat’ vuthlе.
Ayri tĭrat’, kukalеt,
Ĭna Ulĭp ynеrlеt,
Yarsa tıtat’ vuthе,
aksa yarat’ hĭy inе.
13910 -Tavah sana, Pülh!
Attеn haklĭ еtkеr
Kallеh kur tpkçnе,Tеr Ulĭp vitеrе.
Ulĭp tuhsa kayiççеn
Mеrçеn tuhat’ kilnçеn.
Tunsĭh unĭn kunçе,
Huyhĭ vri çrinçе.
-Apla kunta yulmastĭn,
Çĭvaş rnеh kayatĭn?
13920 Ulĭp, pĭhsam man yenne,
Tеn, hrhеnn Mеrçеnе?
An kay, Ulĭp, tarhasşĭn,
Ep sanpa pulasşĭn,
Numay-numay purnasşĭn,
Sanpa tеlеy kurasşĭn.
iç inkеk tüsrn es,
Manpa tеlеy kurĭn е,
Prrе е mar, iç tеlеy.
Ĭnlan, Ulĭp, iç tеlеy!
13930 irp sıvlĭh es maltan
Kunta ilеn, çĭnah ta.
ir-çr mnnе es manan,
Un şĭrşi tе uk kunta.
Yalan pul  umra.
 -tеlеy vĭl purnĭra.
pе çapa tuhatĭn,
Irĭ yatpa purnatĭn.
Attе-annе ĭslĭ man,
Pülh tе hurlaman,
13940 Kunta prlе purĭnsan
Es pit çaplĭ ın pulan.
Aslĭ-tĭnlĭ pulnişn,
Çrü hastar tapnişn
unsa kaysah ıtalĭp,
Vrilеnsе yuratĭp.
Yuraturan hakli uk,
Yuratuşĭn vatlĭh uk...
Parlıyor ateş kılıç gibi.
Atı kalkar, tepinir,
Onu Ulıp eyerler,
Tutar ateş kılıcı,
Kuşanır üstüne.
-Teşekkür sana, Pülihşi!
Babamın değerli yadigarı
Tekrar geçti varisine,
Dedi Ulıp ahıra.
Ulıp çıkıp gidene dek
Mercan çıkar evinden.
Hasret onun gözünde,
Kaygı ateşi yüreğinde.
-Burada böyle kalmazsın,
Çuvaş ülkesine mi gidersin?
Ulıp, bak bana doğru,
Acımıyor musun Mercan’a?
Gitme, Ulıp, lütfen,
Seninle olmak istiyorum,
Çok yaşamak istiyorum,
Senle mutluluk istiyorum.
Yedi belaya dayandın sen,
Ancak benle olursun mutlu,
Sadece bir değil yedi baht.
Anla Ulıp, yedi baht!
Sağlığı sen ilk önce
Burada alırsın gerçekten.
Hastalığı sen unutursun,
Onun kokusu da yok burada.
Her zaman olur iş önünde.
İş dediğin bahttır hayatta.
İşinle namlı olursun,
İyi adla yaşarsın.
Annem babam akıllı,
Pülihşi de horlamaz,
Burada birlikte yaşayınca
Olursun çok namlı kişi.
Akıllı uslu olduğundan,
Yüreğin şevkle çarptığından
Yanıp kucaklayacağım,
Kaynayıp seveceğim.
Sevgiden kıymetlisi yok,
Sevgi için yaşlılık yok.
427
428
Upĭşkişn arĭm
Sm avalran ak akĭ:
13950 ıtar -prlе şutlama,
Vırĭn -yalan savĭnsa
Vĭrlĭh aksa hĭvarma.
Siv apsan vuçaha
Vuçah sıhlavi vĭl pulat’:
Hümеlеnеt iynçеh Sĭrt tĭrrinе itiççеn.
Ançah mĭşĭr arĭmnе
Hisеplеmе plmеsеn,
Ultavĭla purĭnsan
13960 Ye ın umnе tеk huşsan
Hümе tĭrnе yur ĭv,
Kupalansa usĭn.
Un pеk çuhnе pülh tе
Pulĭşas uk mĭşĭrnе.
Mana trs ĭnlansam:
Mĭşĭru pulĭp -hakli san.
Vĭrlĭh aksan vırĭna
Ep uratĭp iç aça.
Sana hıv ıvĭlsеm,
13970 Mana hıv hrmsеm.
Yulaşkinçеn ep sanran
Tĭn uhatsah savnĭran
rmе puyan tĭvĭttĭm,
Mulna huşsa parĭttĭm.
Sakkun pul san alra,
Sanran çtr tavrara.
-Mеrçеn, çipеr pikеm,
Es mana an illеn.
Ep açallĭ-pĭçallĭ,
13980 Arĭmpala tеlеyl.
Arĭm inçеn mn tеrn Man arĭm av çikrе.
Ep vsеmpе -mrеh!
Manşĭn utĭ tnçеrе
Vsеmsr punе mn hakli?
Tĭvan rşıv çi hakli!
Sıv pul, pikе! An illеn,
Çipеr kaççĭ tlnе pul!
Kocası için karısı
En eskiden işte bu:
Yastık, birlikte düşünme,
Yer, her zaman sevinerek
Tohum ekmek içindir.
Soğuk olursa ocakta
Ocak koruyucusu olur:
Çitle çevrilir derhal.
Tepe zirvesine varana dek.
Ancak kocası karısına
Saygı göstermeyi bilmese
Aldatarak yaşasa
Hep aldattığını düşünsen
Çit üstüne kar yağar,
Yığılıp sallanır.
O zaman Pülih de
Yardım etmez kocaya.
Beni doğru anla:
Değerli eşin olacağım.
Yere ekince tohum,
Yedi çocuk doğururum.
Sana kalsın oğullar,
Bana kalsın kızlarımız.
En sonunda seni,
Aklımı kaybedip sevince
Çok zengin yapardım,
Mala seni boğardım.
Hak olur senin elinde,
Senden titrer çevrede.
-Mercan, güzel bikem,
Sen bana kızma lütfen.
Ben çoluklu çocuklu,
Karımla mutluyum.
Karı için ne dediysen
Benim karım da öyle.
Ben onlarla ömür boyu!
Benim için bu dünyada
Onlarsız hayat ne kadar değerli?
Anavatan en değerlisi!
Sağ ol, bikecim! Kızma,
Güzel eş olsun bahtın.
Vĭtĭr Tĭvattĭmş Yurĭ (Ulĭp Matеr Halĭhnе Nuşaran Hĭtarni)
Otuz Dördüncü Türkü (Ulıp’ın Macar Halkını Sıkıntıdan
Kurtarması)
Sikpĭra Arpat patşa krüş. Matеr
halĭh’ tĭşmanran hn-hur tüsеt. Ulĭp,
rpü pattĭr mama kn ınsеm,
Sikpĭrapa Katrinе, aşş ĭratnе asapran
ĭla. Matеr patşi Arpat krüşnе ĭratĭn
tapparnе parat’.
Sikpırşa Arpat padişahım damadı.
Macar halkı düşmanın azabına dayanır.
Ulıp, Şirpü bahadır ve küçük insanlar,
Sikpırşa ile Katrin’i, baba soyunu
azaptan kurtarırlar. Macar padişahı
Arpat damadına soyunun tılsımını
verir.
Hvеl uti -kun uti 13990 ut tnçеnе еşеrmе,
Uyĭh uti -ka uti Yuratĭva üstеrmе.
Çĭn yuratu itnsеn,
unatlansa vĭy ilsеn
Ĭna uyĭh ta pillеt.
Un pеk vĭhĭt itsеnеh
Hrpе kaççĭ prlеşеt,
n еm’е uralat’,
Yĭh tĭsĭlat’ malalla.
14000 Katrinеpе Sikpĭra
Vеrnеymеn yĭlaran,
Yĭh tĭsmaşkĭn malalla
Prlеşmеllе uyĭhran.
uranĭ hr kilnçе
ipu tavraş hatrlеt,
Erеşnе tе nеtеt,
Trlеsе ilеmlеtеt.
Katrinеn pur inkş,
Çĭvaşa kaçça tuhnĭskеr.
14010 Çĭvaş kĭtkĭs tapparnе,
Unti numay yĭlana
Tüsn vĭl hĭy sahal mar.
Hrsеmrşn kulyanat’,
avĭnpa vĭl mĭrlatat’:
“Katrinеn pulas upĭşki
ara еri hĭrahhi.
Puyanlĭh-vĭy kĭna,
Vĭrĭ hatri-umnçi.
Güneş ışığı, gün ışığı
Bu dünyayı yeşermeye,
Ay ışığı, gece ışığı
Aşkı büyütmeye.
Gerçek sevgi doğsa,
Kanatlanıp güçlense
Ona ay da dua eder.
O zaman gelince
Kızla erkek buluşur,
Yeni aile oluşur,
Soy düzülür ardından.
Katrine’yle Sikpırşa
Ayrılmazlar töreden,
Soy düzmek için
Buluşmalılar bir aydan.
Nişanlı kız evinde
Giyim kuşam hazırlar,
Süsünü de yeniler,
Dikip güzelleştirir.
Katrine’nin var yengesi,
Çuvaş’a gelin gelen.
Çuvaş karışık tılsım
Ondaki çok âdete
Az değil çok dayandı.
Kızları için dertlenir.
Bundan mırıldanır:
“Katrine’nin kocası
Çıplak serçenin biri.
Zenginliği sadece gücü,
Savaşın önünde arkasında.
429
430
Kil-urç tе kеrmеn mar,
14020 Vĭl ta kayran tünеt ak.
Hrsеmrе savnĭ-i
Aşş-amĭşsr purĭnni?
Vĭl arĭmnе pĭhat’-i?
Unşĭn ĭyri -çi hakli.
Hrsеmrе kurmalla,
Kalamalla unpa man”.
avĭnpa ta un patnе
İnkş itеt vtеrsе.
Katrinеnе çuptusan
14030 Prlе lartat’ yunaşar. Yuri kiltm san pata
Çrеrеnеh kalama,Tеt vĭl sĭmah pulasa.ulĭk tutri kaççĭra Ulşĭnmalla purnĭ san.
Hĭş yennellе? Pallĭ mar
iyeltеn pĭhatĭn purnĭa,
Tlnеtp avĭntan.
Çĭvaş halĭh yĭlinе
14040 uhlaymastĭn nimn tе.
Yuratu, mur, san puna
Kapca iln, turşĭn ta.
umra pulsan Sikpĭra
Sana nim tе kirl mar.
Ulĭppala Sikpĭra
Kurayma pusmĭra.
avĭnpa ta kilnçе
ukkĭ çura şĭrşi tе.
Patşa hr pulsan ta
Evi barkı saray değil,
O da sonra yıkılır işte.
Kızımız için sevinç mi
Anne-babasız yaşamak?
O karısına bakar mı?
Onun için at en değerli.
Kızımızı görmeyi,
Onunla konuşmayı unut.”
Bunun için onun yanına
Yengesi gelir hemence.
Katrine’yi öpüp
Oturtur yanına.
Kasten geldim yanına
Yürekten konuşmaya,
Der söze başlayarak.
Yağlığın delikanlıda
Değişmeli hayatın.
Ne tarafa? Belli değil
Yukardan bakarsın hayata,
Hayret edersin bunun için.
Çuvaş halkının adetini
Anlayamazsın hiç de.
Sevgi, şeytan, senin başını
Kapatıverdi, ikon da.
Doğrusu Sikpırşa
Sana gerek de değil
Ulıp’la Sikpırşa
Baskıyı göremiyor.
Bunun için evinde
Yok uşak kokusu da.
Padişah kızı olsan da
An man avna: Çĭvaşra
Tür pilkl ınsеnе,
Patşa hr pulsan ta,
 lеsе pimеnrеn
Nim vırĭnnе huma,
Şĭmşakkuna ĭva.
Kn ın yaç hrsеnе
Savĭntarat’ çrеrеn.
Un purnĭ pıl-u mar,
Bunu unutma: Çuvaş’ta
Düz belli insanları
Padişah kızı olsan da
Çalışıp pişmediğinden
Bir yere de koymazlar,
Kemiklerini yıkarlar.
Küçük insan adı kızları
Sevindirir yürekten.
Yağ bal değil onun hayatı,
ultalĭkpе hn kĭna,
Bütün yıl dert sadece,
14050Hĭvah kuan çurana.
14060Yavaplĭh mĭy taran.
Sen dönüyorsun uşağa.
Başa kadar sorumluluğu.
Mnlе çĭtĭn-şi ĭna?
Kn ınnĭn tumnçе
Numay kml tеnkёsеm:
Huşpu -avra punçе,
Umra -yıvĭr şülkеmе.
Mn çul ama-aasеm!
Vĭçĭrasеm haklisеm,
Vun-vun tsl şĭrasеm,
14070 nç, mеrçеn -tеmtеpr,
Şutlas pulsan purnе tе
Alra itm pürnе tе.
avsеnе san ptmpе
Ĭşĭra ta, sivrе,
Şĭrĭhra ta, ypеrе,
Uyavra ta, krе,
Utĭ ulnĭ kunsеnçе,
Pahçaim tunĭ çuh,
Uy  puhsa kn çuh 14080 Tеmlе pĭçĭh pulsan ta
Hĭvĭn çısna uprama
Tĭhĭnmalla yalanah,
Kn ınnĭn erşnе
ıvras çuh tin hıvmalla.
ürеs pulat’ akĭşla
Tlntеrsе yal-yışa,
Upĭşkuna savtarsa.
Hĭş-prisеm avĭntan,
Tüsmе yıvĭr pulnĭran,
14090 Katĭklansa yula,
mr asap kura.
Astu es avna ta:
Unta kulĭ, mĭşkĭl ta.
Puna surpan sırsanah.
Mĭşĭr vitrе parsanah
Kayan ĭla şıv ĭsma.
Şıvnе ĭsma yıvĭr mar,
Yıvĭr kilе itеrmе.
Es tulli vitrеrеn
14100 Tumlam kĭna şıv tĭksan
Şĭmşakkuna unĭ may
Yatu sarlat’ tavrana.
70
Nasıl dayanırsın buna?
Küçük insanın elbisesinde
Çoktur gümüş paralar:
Huşpu onun başında,
Önünde ağır şülkeme70
Ne kadar çok ana babalar
Kıymetli zincirler
Onlarca türlü boncuklar
Çeşit çeşit inci mercanlar
Sayarsan sen hepsini
Yetmez elde parmaklar.
Bunlar hepsi senin
Sıcakta ve soğukta,
Kurulukta ve nemde,
Bayramda ve şölende,
Ot yolunan günlerde,
Meyveler olduğunda,
Hasat zamanında,
Ne kadar ağır olsa da
Şerefini korumak
Giyinmeli her zaman,
Küçük insan ziynetini
Ancak uyurken çıkarmalı
Kuğu gibi yürümeli
Dost ahpabı şaşırtmalı,
Kocana sevdirerek.
Bazıları bu durumdan,
Dayanmak zor olduğundan,
Kıskanıp kalırlar,
Ömür boyu dertlenirler,
Sen bunu da unutma:
O zaman alay gülünçlük.
Başına yağlık örtünce.
Çift kovayı verince
Gidersin pınara suya.
Zor değil suya gitmek,
Zor olan eve getirmek.
Sen dolu bir kovadan
bir damlacık su döksen
Vücudunu yıkarken
Adın çıkar çevrede.
Küçük boncuk ve metal paralarla yapılmış kadın göğüs süslemesi
431
432
uranĭ hr es hal’.
Çükpu umnе tĭriççеn,
Mĭşĭrlatsa yariççеn
Sm avalhi yĭlapa
Çun turtmanran ĭlĭnma
Pr şançĭk pur san valli
“Tuhat’-i tе tuhmast’-i?”
14110 Tuyra yurĭ yanriççеn,
Tuy halĭh sisiççеn
Kiltеn tuhsa tarmalla.
Unşĭn sana nikam ta
Yatlas ta uk yĭlapa.
Hĭy inkşnе Katrinе
Huravlar hirsеh:
-Ĭna akĭş sĭnpе
Vn çuhnе tüpеrеn
Ep kurnĭ ham kupa.
14120 Tüsmеllе mar yĭlana
İltn hamĭn hĭlhapa.
Kirеmеtrеn, usaltan
Asap kurtĭm -sahal mar.
Karappĭlran hĭtĭlma
Ep çĭmĭttĭm kül tpnе.
Unta şur çul vırtatç,
avĭntah hĭmĭş çĭtlĭhç.
avsеm mana tĭşmanran,
Kulsa “stе” sĭvasran,
14130 Siv çir tе lĭskasran
Yalan ĭlsa hĭvaratç,
Çunĭma ta ĭşĭtatç
Asapran ta mĭşkĭlran.
Mana Ulĭp hĭtarsan
Ep pltm ak akna:
Şur çul pulnĭ Sikpĭra.
İksmrn avĭnpa
Pr ĭraskal pulmalla.
-Apla pulsan ep sana
14140 Kil vuçahnе sıhlama
As param-ha tĭvanla.
Ĭna iltn Çĭvaşran,
Vir ulhi karçĭkran.
Upĭşkipе arĭm
Yppе ip pеk pulmalla.
Sen nişanlı bir kızsın.
Kurban başı önünde durana dek,
Evlenip çift olana dek
En eski geleneğe göre
İstemediğinden kurtulmaya
Bir ümidin var senin
“Çıkar mı? Çıkmaz mı?”
Toyda türkü söylenene dek,
Toy halkı sezene dek
Evden çıkıp kaçmalısın.
Bunun için sana hiçkimse
Kızamazlar gelenekle.
Yengesine Katrine
Cevap verdi şöyle:
-Onu kuğu yüzüyle
Uçarken gökyüzünde
Gördüm kendi gözümle.
Dayanılmaz adeti
Duydum kendi kulağımla.
Kirişmet’ten, usaldan
Azap gördüm, az değil.
Kartaldan kurtulmak için
Ben daldım göl dibine.
Orda ak taş yatıyordu,
Orası da kamışlıktı.
Bunlar beni düşmandan,
Gülüp “sütü” sağmaktan
Soğuk hastalığı çekmekten
Her zaman kurtardılar,
Canımı da ısıttılar.
Azaptan, maskaradan da
Beni Ulıp kurtarınca
Ben öğrendim bunu:
Ak taş Şikpırşa’ydı.
İkimizinde böylece
Kaderi bir olmalı.
-Böyle olunca ben sana
Aile ocağını korumaya
Akıl vereyim kardeşçe.
Onu duydu Çuvaş’tan,
Kaç yıllık karcıktan.
Kocasıyla karısı
İğne iplik gibi olmalı.
avĭnpa ta hal’ nt
Purĭnsamĭr yrkеll...
Maltan, kaçça kayiççеn,
Pua surpan sıriççеn,
14150 Yuratsamĭr pr-prnе
uhatiççеn tĭnsеnе.
Kn ınsеm pulsanah
Kunn-rn, prmayah
Hulpuinçеn akĭnsa
An yuratĭr turtĭnsa.
Numay isеn n pıl ta
Yĭlĭhtarat’ mĭy taran.
Aşş savat’ ıvĭlnе
Hĭy ulpе utninе,
14160 Amĭş ırlat’ hĭy kinnе
Un yrrinе pusninе.
Au-annü kilnçеn
Uyrĭlmaşkĭn an vaskĭr.
Yıvĭr kayran tl pulsan,
Uyrĭlnĭ çuh -tatah ta.
Tatĭlsassĭn çun-çrе
Kuul’ yuhat’ üpkеvrеn,
Aĭrpala annrе Hĭvĭnnе, mĭşĭrĭnnе 14170 Hisеp tusam pr pеkеh.
Pĭlçav kukli itеrni
Sikpĭraşĭn hprti.
avĭnpa n pürtnçе,
Tuy pulas çuh lartninçе,
Arın tuy irtеnpеh...
Tuy yurrisеm yanra,
iç uhrĭma itе.
Tuy arĭmsеn, inkеsеn,
Huşpu -kaşnin punçеh.
14180 Kaşnin kml tеnkisеm
Yaltĭra ĭltĭr pеk.
Sar sĭranlĭ atĭsеm
Yĭpĭrt-yĭpĭrt şĭvna,
Taşşa ilеm para.
Kslеrеn tе, şĭpĭrtan,
Çmpr еnçi sĭrnayran,
iç parappan-tampĭrtan
içr kv şĭranat’,
Bunun için şimdi de
Yaşayalım düzenle...
Önce, evlenene dek,
Başa surpan giyene dek,
Sevelim birbirimizi
Kaybedene dek aklımızı.
Küçük insanlar olunca,
Gece gündüzün sürekli
Omuzlarından asılıp
Çekip sevmeyin.
Çok yiyince yeni bal da
Usandırır insanı.
Anne sever oğlunu
Kendi yolundan gideni.
Baba sever gelinini
Onun izinden gideni.
Anne baba evinden
Ayrılmaya acele etme.
Ağır sonra karşılaşınca,
Ayrılırken zor daha da.
Canın bundan sıkılınca
Gözyaşı dökülür öfkeden.
Babanızla annenize
Kendine, eşine
Aynı saygıyı gösterince
Düğün hediyesi yedirmek
Sikpırşa için mutlu etmek.
Bunun için evinde,
Toy olurken oturduğunda
Erkek toyu sabahtan beri...
Toy türküleri yankılanıyor,
Yedi çağrıma ulaşıyor.
Toy kadınları, yengeler,
Huşpu başında hepsinin.
Gümüş paraları hepsinin
Parlıyorlar yıldız gibi.
Sarı derili çizmeler
Yaldır yaldır parlıyor,
Dansa güzellik katıyor.
Gusliden de gaydadan da
Simbir tarafındaki zurnadan,
Yedi davuldan
Yedi yüzer küy yayılır,
433
434
Tuyri halĭh savĭnat’.
14190 Tuy açisеm -pattĭrsеm,
Sikpĭranĭn tussеm,
Yalti çaplĭ kaççĭsеm.
r çtrеnеt taşsеnçеn,
Yut rşıvran kilninçеn.
Hrе lartsa kaymalli Ayĭr, ançah yĭvaşşi.
Parappansĭr tuy pulmast’,
Yurlamasĭr çun kanmast’.
“Tuy-tuy, tuy tеsеn,
14200 Tuy-tuy, tuy tеsеn,
Purĭnas yıtta vlеrsе
n parappan turĭmĭr,
avĭnpa kunta kiltmr”.
Tuy kaççisеm lĭplanç,
Tuy inkisеm humhanç.
ak yurĭsĭr hr tuhmast’,
n еm’е hutşĭnmast’.
“Tuhat’-i, tuhmast’-i,
Tuhat’-i tе tuhmast’-i,
14210 Tuhat’ pulsan ças tuhtĭr,
Epir kilе kayatpĭr.
Ças tapransa tuhmasan,
Ças tapransa tuhmasan
ın hatrpе tuhat’ tеt,
ın hatrpе tuhat’ tеt.
Ças tapransa tuhsassĭn,
Ças tapransa tuhsassĭn
Hĭy hatrpеh tuhat’ tеt.
Hĭy hatrpеh tuhat’ tеt.
14220 Epir panĭ ukinе,
Epir panĭ ukinе
Stеl uri tayliççеn,
Stеl uri tayliççеn.
Tavay pirе yapala,
Tavay pirе yapala
Urapa kaşti huliççеn,
Urapa kaşti huliççеn”.
Tuy tavrĭnat’ krlеsе
Sikpĭrasеn kil yenne.
14230 Mĭnturĭna asĭnsa
Pihampara ırlahma
Toydakiler sevinir.
Toy çocukları, bahadırlar,
Sikpırşa’nın dostları,
Köydeki ünlü erkekler.
Yer titriyor danslardan,
Yad ülkeden geldiğinden.
Kızı oturtup gidilecek
Aygır, olmalı sakin.
Davulsız toy olmaz,
Türküsüz can dinlenmez.
“Toy toy, toy desen,
Toy toy, toy desen,
Yaşayacak iti öldürüp
Yeni baraban yaptık,
Bunun için buraya geldik.”
Toy erkekleri sakinleşti,
Toy teyzeleri heyecanlandı.
Bu türküsüz kız çıkmaz
Yeni aile kurulmaz.
“Çıkar çıkmaz,
Çıkar çıkmaz,
Çıkar ise çabuk çıksın,
Biz eve dönüyoruz.
Hemen çıkmazsa
Hemen çıkmazsa
İnsan hazır çıkarmış,
İnsan hazır çıkarmış.
Hemen kalkıp çıkınca,
Hemen kalkıp çıkınca
Kendi hazırsa çıkarmış.
Kensi hazırsa çıkarmış.
Bizim verdiğimiz paraya,
Bizim verdiğimiz paraya
Masa üstünden eğilene dek,
Masa üstünden eğilene dek.
Haydi bize bir şey,
Haydi bize bir şey,
Ayakla raf kırılana dek
Ayakla raf kırılana dek.”
Toy döner gürültüyle
Sikpırşa’nın evine doğru.
Ulu Tanrı’yı anarak
Pihambar’da af dileyip
Çük parninе pamalla.
Kurban hediyesi vermeli.
Çük vuçah umnçе
Kurban ocağı yanında
Sikpĭrapa Katrinе.
Sikpırşa’yla Katrine.
Çük pulĭhn allinçе
Kurban başının elinde
Pilh hatri, çi pahi.
Dua ise en pahalısı.
Çük pulĭh vatĭskеr,
Kurban başı ihtiyar,
Vir ultan irtnskеr.
Üç yüz yaşından fazla.
n mĭşĭra çıslasa
Yeni çifti kutlayıp
14240 Pillеt apla kalasa:
Şöyle dua eder:
-Mĭşĭrlanas yrkе pirtеn tuhnĭ yĭla mar. -Evlenmek bizden çıkan adet değil.
Kayĭk-kşk tе mĭşĭrlansa
Hayvanlar da evlenip
çp kĭlarat’,
yavruluyorlar,
Hurt-hĭmĭr ta mĭşĭrlansa pıl tĭvat’, Arılarda evlenip bal yapıyor,
Esir tе mĭşĭrlansa pirn umra payan. Siz de bugün evlenip önümüzdesiniz.
Pirе şuratr, sirе tе avĭn pеkеh şuratçĭr. Bizi doğurdular, siz de böyle doğurun.
Pirе savsa pu taya, sirе tе
Bize sevip baş eğdiler, size de böyle
apla hisеplеççr
saygı göstersinler
Sarkayĭkla savĭnsa purĭnĭr,
Asma kuşu gibi sevinçle yaşayın,
Hurakĭş pеk mamĭklansa purĭnĭr. Kara samur gibi yumuşayıp yaşayın.
Kayĭk pеk mĭşĭrlansa ikknvırtsa Kuş gibi çiftleşip iki kişi yatıp
vin tĭrĭr.
üç kişi kalkın.
14250 Uy pеk aslĭ pulĭr, şşk pеk
Ay gibi büyük olun, fındık gibi
hunavlĭ pulĭr,
sürgünlü olun,
Kĭntĭrlahi е kahi е husamĭr
Gündüzki ya da gecedeki işi koymadan
plsе tĭrĭr,
bilip durun.
av vĭl purnĭ tıtkĭi.
Bu hayatın tutacağıdır.
Arĭmu yıvĭr ın pultĭr, vunik
Karın hamile olsun, on iki
hırĭm klеtr,
çocuk doğursun,
Tĭhĭr ıvĭl pultĭr, vi hr pultĭr,
Dokuzu oğlan olsun, üç kız olsun,
Ivĭlsеm yal-yışa, puskilе
Oğullar köylüye, komşuya
yurĭhlĭ pulççĭr.
yararlı olsun
Hrsеm yutta yurĭhlĭ pulççĭr.
Kızlar yabancıya yararlı olsun.
Sıpĭkran sıpĭka hunav huşmalla pulççĭr, Nesilden nesile filiz veren olsun,
Aşş uri vırĭnnе ıvĭl pusmalla pulççĭr, Baba ayağı yerine oğlu bassın,
Kin hunyamĭşnе hisеplеsе purĭntĭr, Gelini kaynanasını saygılı olsun.
14260 Uri vırĭnnе pustĭr.
Ayağının yerine bassın.
Sak tulli aça-pĭça, karta tülli
Peyke dolu çoluk çocuk, bahçe dolu
vıl’ĭh-çrlh pultĭr,
hayvan olsun.
Krеkе tulli ĭkĭr-tĭvar pultĭr,
Kiler dolusu ekmek tuz olsun,
Pura tulli tırpul pultĭr,
Ambar dolusu tahıl olsun,
Purarin tе, krеkеrin tе
Ambardakinin, kilerdekinin
pеrеkеç pultĭr,
bereketli olsun,
Pr sumran r sum pultĭr.
Bir liradan yüz lira olsun.
435
436
Turĭran hĭrĭr, etem ıvĭlnçеn vĭtanĭr, Tanrıdan korkun, insandan utanın,
Kilti sĭmaha yala ilsе an tuhĭr,
Evdeki sözü köye alıp gitmeyin,
Yalti sĭmaha kilе ilsе an kilr,
Köydeki sözü eve alıp getirmeyin,
Yal-yışa yuravlĭ pulĭr,
Köylüye yararlı olsun,
14270 Au-annü sĭmahnçеn an tuhĭr,
Ana baba sözünden çıkmayın,
Pitе kе lеsе ürеmеllе an pultĭr. Asık suratlı öfkeyle gezmeyin.
Ep kalaninе an manĭr.
Söylediklerimi unutmayın.
Arın hrarĭm hınе krsе an vırttĭr, Kadın erkek ardına girip yatmayın,
Hrarĭmĭn sĭr ilmеllе an pultĭr.
Kadından sır almaya kalkmayın.
Şıv patnе kaysan hıalti ınna
Su kıyısına gidince arkadaki insanı
ktsе an tĭtĭr,
bekleyip tutmayın,
Umri ınna husa itsе irtsе kaytĭr. Öndeki insanını yakalayıp geçsin.
Şĭkĭltatsa savĭnsa yütiççеn purĭnmalla pultĭr,
Konuşup mutlu olup
yaşlanana dek yaşayın.
Urari ĭpatinе kutĭn sıriççеn
Ayaktaki çarık ardını
purĭnmalla pultĭr,
giyene yaşayın,
Urari tĭllinе pua sıriççеn
Ayaktaki çizme başa bağlanana
purĭnmalla pultĭr,
dek yaşayın.
14280 Mĭyri surpana tĭlla vırĭnnе sıriççеn Boyundaki surpanı çizme yerine giyene
purĭnmalla pultĭr
dek yaşayın.
Ey, vattisеm, asattеsеm,
Ey ihtiyarlar, dedeler,
vat-vat asattеsеm!
yaşlı yaşlı dedeler!
Asannеsеm! Vat-vat asannеsеm! Nineler! Yaşlı yaşlı nineler!
Esir tе kilsе ırĭ sunsa, sе-isе kayĭr, Siz de gelip dua edin, yiyin-için gidin,
Pirn kе pĭsĭk/pısĭk tuma an parĭr. Bizim eğlence meclisini bozma.
Ey, turĭ, pirn vi sĭmaha hapĭl tĭvsamĭr. Ey, Tanrım, bizim üç sözü kabul et..
Numay kalarĭm pul’,
Çok konuşmuş olmalıyım,
Mana, uhmaha, kaar.
Ben ahmağı affedin.
Epir purnе tе plmеstpr.
Biz hepsini de bilmeyiz.
Yurlĭr ta taşlĭr,
Türkü söyleyip dans edin,
14290 r tе iyr.
Siz de yiyin,
apla pultĭr.
Böyle olsun.
Sirе tе, purnе tе halallĭh!
Size de, herkese de helal olsun!
Kun irtеt tе, ka kilеt,
Gün geçer de gece olur
Sikpĭrapa Katrinе
Sikpırşa ile Katrine
Mĭşĭrlanni savĭşsa
Evlenip sevişip
İk-vi uyĭh ta irtеt.
İki üç ay geçirir.
Vatĭ rpü pattĭrpa,
Yaşlı Şirpü bahadırla,
Tin е kiln Ulĭppa,
Şimdi gelen Ulıp’la,
Sikpĭra hĭy mĭşripе
Sikpırşa karısıyla
14300 Larat’ ulma pahçinçе.
Oturuyor elma bahçesinde.
Sĭmah vaklat’ kĭm-ĭl-lĭn,
Sohbet ediyorlar keyifle,
Şеrpеt еt vĭrahĭn.
Şerbet içiyor yavaşça.
av vĭhĭtrah pürt tĭrnе
İk kayĭk larç tе Ai kalat’ mĭşĭrnе,
Ulĭp iltеt vsеnе.
-Esir -purtе amasеm,
Tupsassĭnah mĭşĭrsеm
Au-annünе manatĭr,
14310 Hĭvĭrşĭn е purnatĭr.
Kunta purnat’ savĭnsa
Arpat hr Katrinе.
Vĭl hr çuhnе mnlеçç?
Aşş-amĭşşn unatç.
Hal’ vĭl mnlе?
Vsеnе Asĭnmast’ tе kilnçе.
Purĭnat’ vĭl kilеnsе,
r ırli pеk nar ilsе.
Katrinеn hal’ ymеllе,
14320 Huyhĭpala tipmеllе.
Ahal’tеn mar kalanĭ:
Hrn çri yutşĭnat’
Kaçça tuhsa kaysanah.
-Mnşn? Kala suymasĭr?
Hĭvĭntan nim tе huşmasĭr,Iytat’ ami ainçеn,
Tin prlеşn varlinçеn.
Ai kalat’ aminе:
-Vat Kirşmеt еkkinçеn
14330 Matеr halĭh inkеkrе,
Hn kurat’ vt -çĭtma uk.
Arpat yĭh ptеt pul’.
-Pulĭşmalla Arpata,
Hn kurakan halĭha,Tеr Ulĭp h aksa,
ilunata sas parsa.
Vi pattĭr -çĭvaşsеm,
еmе kĭmĭl kaşninnеh,
Kallеh tuhr ul inе.
14340 il kasa laşisеm.
Ulĭp pattĭr çĭn malta,
rpü pattĭr hıalta.
av pattĭrsеm huşşinçе
amrĭk mĭşĭr ut inçе.
lk unta pulnĭran
O zaman ev başına
İki kuş kondu da
Erkek söyler eşine,
Ulıp dinler onları.
-Siz hepiniz kadınsınız
Bulunca eşinizi
Ana baba unutursunuz,
Kendiniz için yaşarsınız.
Burada sevinerek yaşıyor
Arpat kızı Katrine.
O kızken nasıldı?
Ana babasının kanadıydı.
Şimdi nasıl o?
Onları anmaz da evinde.
Yaşıyor o keyifle,
Çilek gibi kızarıp.
Katrine şimdi ağlamalı,
Kaygıya boğulmalı.
Boş yere söylemedim:
Kızın yüreği burkulur
Erkek çıkıp gidince.
-Yalansız de niçin?
Eklemeden bir şey,
Sorar kadın erkeğe,
Şimdi buluştuğu dostuna.
Erkek söyler kadına:
Yaşlı Kirişmet yüzünden
Macar halkı sıkıntıda,
Dayanılmaz dert görür.
Arpat’ın boyu bitiyor.
-Yardım etmeli Arpat’a,
Azap gören halka,
Dedi Ulıp kılıç çekip,
Yelkanatı çağırıp.
Üç bahadır Çuvaş,
Yumuşak kalp herbirinde,
Tekrar çıktılar yola.
Atlar sanki fırtına.
Ulıp bahadır en önde,
Şirpü bahadır arkada.
Bu bahadırların arasında
Genç damat atında.
Önce oraya gittiğinden
437
438
ilunat hĭy ul plеt,
iltеn malta çupnĭran
Vĭrĭm ul kskеlеt.
itеs rе itsеnеh
14350 Vsеm kurç ak akna:
Çultan tuman ut kara
Kupalanĭ tеmskеrlе.
Kar -yri-tavralla,
Pĭhsan -kua şartmalla.
Şĭrantarsa karnĭran
Yaka, çĭn ta, kantĭkran.
Nita alĭk kurĭnmast’,
Usa kmе may pulmast’.
avah kar sas tıtaymast’,
14360 Sas sarĭlat’ av kartan.
Şalta, mĭn kar varrinçе,
Unti halĭh huşşinçе
Aça-pĭça yınĭşat’,
Vatĭ-ht kulyanat’.
Hvеl tuhsa itiççеn
ap-avra kar tĭrrinçеn
Kulnĭ sasĭ iltnеt,
Lutra Şurpu çalt sikеt.
Pr çavsa un üllş,
14370 iç çavsa suhal,
Katĭk şĭllĭ, uksahlat’,
Şur tuyinе vılyatat’.
-Arpat, itlе es mana
İk hĭlhuna tĭratsa.
Es ak kartan nihan ta
Tuhaymastĭn ĭratpa.
Hrü patnе hĭv kaysa Kala:
“Pĭrah mĭşĭrna,
Kirşmеtе kaçça kay”.
14380 Es apla kalasan,
Es akĭntan tuhatĭn,
Iltĭn aynе pulatĭn.
Tеlеy pulat’ san alra.
İtlеmеsеn ptеtn,
Yĭhpah rеn akĭnta.
avra kara uakan,
Ĭna apsa vatakan
uralman-ha Çĭvaşra.
Yelkanat biliyor yolu,
Rüzgardan hızlı koştuğundan
Kısaltıyor uzun yolu.
Varacak yere varınca
Onlar görürler şunu:
Taştan yapılmamış tepeye
Toplanmış bir şekilde.
Baktı çevreye,
Bakan gözün ayrılır.
Eritip kapattığından
Gerçekten camdan da düzgün
Hiçbir yerde pencere görünmez.
Açıp girmeye imkan yok.
Böylece kale ses tutamaz,
Ses yayılıyor bu kaleden
Dışarıda, büyük kale ortasında,
Oradaki halk arasında
Çoluk çocuk bulunur
Yaşlı da kaygılanır.
Güneş doğana kadar
Yusyuvarlak kale tepesinden
Gülme sesi duyulur,
Kısa Şirpuş hemen seker.
Bir dirsek onun boyu,
Yedi dirsek sakalı,
Kırık dişi, topallıyor,
Ak asasını oynatıyor.
-Arpat, dinle sen beni,
İki kulağını da açıp.
Sen bu kaleden hiçbir zaman
Çıkamazsın soyunla
Kızının yanına gelip sen söyle:
“Bırak kocanı,
Kirişmet’le evlen.”
Sen böyle söylersen,
Buradan çıkabilirsin,
Altın içinde olursun.
Baht olur elinde
Dinlemezsen bitersin,
Soyunla birlikte burada.
Yuvarlak kaleyi açan,
Onu vurup dağıtan
Doğmadı Çuvaş’ta.
Kilş manpa hĭvĭrtrah!
14390 Kilşmеstn? Nu, yurat’,
Viliççеn sirе hurt itr!
Şĭmmĭrsеnе yıt ĭttĭr!
Pattĭrsеnе vitlеsе
Kirşmеt vеt yĭvinе.
Ulĭp pattĭr, Sikpĭra,
rpü pattĭr ta untah,
Hsеnе kĭlarç,
n kar tavra avĭrç.
-Kapa Kirşmеt hıvnĭran
14400 Vĭl pulmalla asamra.
avĭnpa ta ak kara
Çi maltan ham tapĭnam.
Ulĭp kasat’ ut kara
Vĭy-hal hursah vuthpе,
Kapa kasnĭ rtеnеh
Turpas vеt şĭransa.
Kap turpas Ulĭpa
untarasşĭn yalkĭşsa,
Ançah Ulap sĭhmannе
14410 rtеymеst vĭl -pill tе.
Turpas kallеh şĭrançĭk,
Kap inеllе vеt vĭl,
Kasnĭ vvе uhatma
Hĭy vırĭnnеh vırnaat’.
“Ak tamaşa! Vuth tе
İlеymеst-i ak kara?” Ulĭp tĭrat’ şutlasa.Epir tĭvattĭn akĭnta,
Tеn, yĭtĭpĭr ak kara?
14420 Kaşni tĭç ktеsе,
Kapa tıtr klеmе.
ut kar rtеn hĭpĭnsan
Asamlĭhnе uhatr,
avna pula kar tе
Sıvlĭş pulsa vnç.
Hr aşş umnçе,
Çĭvaşsеm vsеm umnçе.
Türе kalat’ vsеnе:
-Vilm tarç pirntеn,
14430 Hĭtĭltĭmĭr tiskеrtеn.
Tĭşman irsr pulç tе
Kabul et dediklerimi!
Etmiyor musun? Sen bilirsin,
Ölene kadar kurt yiyin!
Kemiklerinizi it yesin!
Bahadırları öfkelendirip
Kirişmet uçar yuvasına.
Ulıp bahadır, Sikpırşa,
Şirpü bahadır da orda,
Kılıçlarını çektiler,
Yeni kaleyi kuşattılar.
-Kaleyi Kirişmet yaptığından
O büyülü olmalı.
Bunun için bu kaleye
Önce ben saldırayım.
Ulıp keser parlak kaleyi
Bütün gücüyle kılıcıyla
Kaleyi kestiği yerden
Yonca uçar eriyip.
Kale yongası Ulıp’ı
Yakmak ister alev alev,
Ancak Ulıp kaftanını
Yakamaz o dualıyı
Yonga tekrar eriyip
Kale üstüne uçar,
Kesik yeri kapatmaya
Kendi yerine yerleşir.
“İşte bakın! Kılıç da
Alamaz işte bu kaleyi?”
Ulıp düşünür durur.
Biz dördümüz burada,
Kaldırabilir miyiz ki?
Herbiri gitti köşeye,
Kaleyi tuttular kaldırmaya.
Parlak kale yerden kalkınca
Büyüsü bozuldu onun,
Bunun için kalesi de
Nefes olup uçtu.
Kızı babası önünde,
Çuvaşlar onların yanında.
Doğru söyler onlara:
-Ölüm gitti bizden
Kurtulduk vahşiden.
Düşman kötüydü de
439
440
Apat-imе, pirnnе,
Kllеntеrsе vtеrç,
Pirе vıa hĭvarç.
Yuhsa vırtan şıvnе tе
Yuhtarç r tpnеllе.
Tavtapu ham yĭhĭma
Tuhmar man kalĭpran.
Un hrşn ptmеllе
14440 Tеsе mana hĭrtmar.
Çĭvaş halĭh lkrеn,
Hura-şara plnrеn,
Hn kurakan halĭha
Pulĭşmaşkĭn tĭrĭşat’.
Pri parat’ tumtirnе,
Tеpri -laşi-ninе.
Vĭrlĭhnе tе hrhеnmеst,
Vırĭn itsеn akma tеt.
Nuhrat patşa hal’ hĭy tе
14450 Pĭlhar halĭh yaçpе
apla kalat’ sĭmahnе:
-Vunik ĭstaĭ man kunta Çĭn çaplisеm Pĭlhartan.
Vsеm sana ku çuhnе
Pulĭşaеh çrеrеn.
Ulĭp emеl kurĭkpе,
av vırĭntah üsnipе,
Çir tapĭnnĭ ınsеnе
Kunn-rn emеllеt,
14460 Ura inе tĭratat’.
Arpat patşa humhanat’,
Çĭvaşsеnе tav tĭvat’.
Kayas umn krüşpе
Tĭrat’ apla puplеsе:
-Kaçça iltn man hrе,
ap-aramas yulninе.
Vitr pĭhsan hal’ ep tе
Unpa prlе. avah ta
Manra pur-ha ut şĭra.
14470 av ut şĭra, haklĭskеr,
Yĭhĭma ta kirlsker
Ku taranççen ĭrattĭm
Tеmlе yıvĭr pulsan ta
Şĭl aynçеn kĭlarman,
Yiyeceği, bize,
Küllendirip uçurdu,
Bizi aç bıraktı.
Akan suyu da
Akıttı yer altına.
Teşekkür benim boyuma
Çıkmadılar sözümden.
Kızı için biteceğiz
Deyip kızmadılar bana.
Çuvaş halkı önceden,
Ak kara bildiğinden
Azap gören halka
Yardım için çabalar.
Biri verir elbisesini,
Diğeri atını ineğini.
Tohuma acımaz,
Yer yetse ekmeli.
Nuhrat padişahı şimdi,
Bulgar halkının adıyla
Şöyle söyler sözünü:
-On iki usta yanımda
En meşhuru Bulgar’dan.
Onlar sana bu zaman
Yardım eder yürekten.
Ulıp ilaç otuyla,
Buralarda yetişenle,
Hastalanan insanları
Gece gündüz sağaltır,
Ayak üstüne kaldırır.
Arpat padişah heyecanlanır,
Çuvaşlara teşekkür eder.
Gitmeden önce damadına
İşte şunları söyler:
-Damat aldın benim kızımı,
Çırılçıplak kalanı.
İyi bakınca ben de
Onunla birlikte. Aynen
Bende var parlak gerdanlık.
Bu parlak gerdanlığı, kıymetliyi,
Soyuma da gerekliyi
Bugüne kadar korudum
Ne kadar zor olsa da
Diş altından çıkarmadım.
Unpa usĭ ta kurmam.
Çĭvaş hĭy tе tеlеysr,
avah pirе pulĭşr.
avĭnpa ta ep sana
Parap av ut şĭrana.
14480 Şĭri -ahal’ şĭra mar
Asamlama pultarat’,
Mn ıytninе purnĭlat’ Ptmpе tе içç е.
Onu hiç kullanmadım.
Çuvaş kendisi de bahtsız
Öyle de bize yardım etti.
Bunun için ben sana
Veriyorum bu gerdanlığı.
Gerdanlık sıradan değil,
Büyü yapabiliyor,
Ne istersen yapıyor
Ancak yediye kadar.
441
Vĭtĭr Pillkmş Yurĭ (Ulĭp Kirşmеtе Tp Tuni)
Otuz Beşinci Türkü (Ulıp’ın Kirişmet’i Yok Etmesi)
442
Ulĭp çĭvaş tеlеynе ĭlma Kirşmеt
patnе kayat’. Şĭpatanpa Vupĭr çĭvaş
pattĭrsеn ulnе tatasşĭn. Ulĭp, rpü
pattĭr, Sikpĭra prlе pulsa Kirşmеtе
hupĭrla, çunnе kĭlara. Çĭvaş tеlеy
kallеh çĭvaşra.
Ulıp Çuvaş’ın bahtını kurtarmak için
Kirişmet yanına gider. Şıpatan’la
Vupır Çuvaş bahadırlarının yolunu
kesmek ister. Ulıp, Şirpü bahadır,
Sikpırşa birlikte Kirişmet’i kuşatıp
canını çıkarırlar. Çuvaş bahtı tekrar
Çuvaş’ta.
Pĭhrĭmĭr ta ülеllе ut ĭltĭrsеm pin-pinpе,
Pĭhrĭmĭr ta mal yenne Vi yulanut yrsеm.
Vĭtam yr Ulĭpĭn
ilunat ul unĭran.
14490 Sulahayri -Sikpĭran.
Un umnçi, sıltĭmri,
Vat rpvn ut yrri.
İkkşn tе ĭyrisеm Çĭvaş еnçi -çaplisеm,
ilunatran yulma,
Vsе kĭna pıra.
Hĭlhisеnçеn il şĭhrat’,
Sĭmsisеnçеn hm sapnat’.
Sm vĭrmansеm, uy-hirsеm,
14500 Şıvsеm, Atĭl pеkkisеm,
Sarĭlaysa vırta,
Hıa tĭrsa yula.
itml iç sĭrt еnçеn,
Şuĭm şıv aynçеn
İşsе tuhr ĭmlamas,
Pvrеn ilsеn – hıĭnkas.
ĭmlamasa kayĭk tеs Kurma ukkĭ unatnе,
ĭmlamasa lеn tеs 14510 ĭvarnçе sĭnni uk.
ĭmlamasa upa tеs Urisеm un uhvat pеk,
ĭmlamasa kaşkĭr tеs Mnpur ku -prrе е.
Baktık göğe doğru
Parlak yıldız binlerce,
Baktık öne doğru
Üç atlının izleri.
Ortadaki iz Ulıp’ın
Yelkanat yol açtığından
Soldaki, Sikpırşa’nın.
Onun yanındaki, soldaki
Yaşlı Şirpü’nün izi.
İkisinin de aygırları
Çuvaş tarafında namlı,
Yelkanattan geri kalmazlar
Uçup da giderler.
Bunlardan yel çıkar
Burunlarından ateş çıkar.
Sık ormanlar, tarlalar, kırlar,
Sular, İdil gibiler,
Yayılıp uzanıyorlar,
Arkada kalıyorlar.
Yetmiş yedi tepe tarafından,
Şuşım suyu altından
Yüzüp çıktı tüylü Şımlama
Boyu posuna baksan çirkin.
Tüylüye kuş desen
Görünmez kanadı,
Şımlamas’a yılan desen
Ağzında yok dişi.
Şımlamas’a ayı desen
Ayakları maşa gibi,
Şımlamas’a kurt desen
Ancak bir tane gözü.
Kapca yarsan ĭvarnе
Hır vırnaat’ kĭkpеh.
Surat’, vrеt, uhĭrat’,
itml iç sas kĭlarat’,
Kayuralla r çavsan
14520 Altĭrkula şĭrş yarat’.
Pattĭrsеnе ĭmlamas
Şuĭm urlĭ kaarmast’,
Vĭl şıv sе küpnеt,
ıran tĭrĭh strnеt.
Yĭvalanat’ ulĭhra Mnpur kurĭk yuşkĭnra.
Vi pattĭr sıhlansa,
av yuşkĭnran pĭrĭnsa
Sĭmsalĭha ulĭhr,
14530 Utsеm inçеn vĭşt anç,
Viş prlе kar tĭç.
-Ah, tartĭr-i yuşkĭnran? Tеsе irsr kĭşkĭrat’.
Hĭvĭr vin pulsan ta
Ep sirе malaşnе
Kĭtartapah ırlinе.
Sĭmsalĭh ta akĭnta
Huta km nihan ta.
Küpn şıvnе prhеt,
14540 av huşĭrah ihrеt.
Şıv avĭntah pĭs pulat’,
Pĭs umĭra ças kuat’.
av umĭrtan hĭtĭlma
Ulĭp hıvat’ sĭhmannе.
Pill sĭhman pu inçе,
Vĭl parĭnmast’ umĭra.
Karnĭ sĭhman unma mar,
Şĭtĭklanma şutlamast’.
Usal avah aşkĭnat’,
14550 r urasla kĭşkĭrat’:
-Ey, vut çulsеm, avrisеm,
Kirşmеtrеn yulnisеm,
Sĭmsalĭha ıtkĭnĭr,
Vi tĭmsaya tapĭnĭr!
Arman çul pеk pursĭr ta
Kĭrstin-kĭrstin kusĭr ta
Vi tĭşmana arkatĭr,
Eğer açsa ağzını
Çam yerleşir girer köküyle.
Tükürür, üfürür, ıslık çalar,
Yetmiş yedi ses çıkarır,
Köstebek gibi yer kazıp
Tepegöz gibi koku verir.
Bahadırları Şımlamas
Şuşım üstünden geçirmez,
O su içip şişer,
Yamaçta sürünür gezer.
Yuvarlanır çayırda.
Bütün otlarda yosunda.
Üç bahadır saklanıp,
Bu yosundan çekilip
Burna doğru çıktılar,
At üstünden indiler.
Üçü birden kale yaptılar.
-Kurtuldunuz mu yosundan?
Diye kötü haykırır.
Siz üç kişi olsanız da
Ben size geleceği
Göstereceğim çileği.
Ağızlık da burada
Destek olmaz hiçbir zaman.
Kabaran su serpilir,
Aynı anda su basar,
Su o anda buharlaşır,
Buhar yağmura dönüşür.
Bu yağmurdan kurtulmak için
Ulıp koyar kaftanını.
Büyülü kaftan başında,
O yenilmez yağmura.
Kaftan değil yanmak,
Delinmez bile.
Kötü böylece kudurur,
Yeri yaracak gibi bağırır:
-Ey çakmaktaşları, yuvarlaklar,
Kirişmet’ten kalanlar,
Burna saldırın,
Üç aptala saldırın!
Değirmen taşı gibi hepiniz
Kıtır kıtır öğütün de
Üç düşmanı parçalayıp,
443
444
ĭnĭh tusa kĭlarĭr.
Vut çulsеm yuşkĭnlĭ,
14560 Pĭhmaşkĭn ta hĭruşĭ,
Sĭmsalĭha ıtkĭnç,
Armanlanma tıtĭnç,
Vi pattĭra tapĭnç.
Hĭysеn ĭşnе turtasşĭn,
Çasrah ĭnĭh tĭvasşĭn.
Ançah vĭysеm itmеnrеn
Vsеnçеn ĭnĭh pulmar.
Kĭrstin! kĭrstin! avĭrç,
Vut-hm sapma tıtĭnç.
14570 Pattĭrsеnе kanĭ uk,
Nita kayma pamast’ mur.
Sikpĭra şĭl huşşinçеn
utĭ şĭra kĭlarç,
Vara şĭra hĭy еnçеn
Ĭna akna pltеrç:
-Tuhatmĭş vĭl. Şĭpatan.
Vĭt av Çĭvaş rnçеn
Nuhrat patşa umnçе
Kirеvsr  tunĭşĭn
14580 Vutta tıtsa pеrеsrеn
ak yennellе şĭvĭnnĭ.
Kunta kĭştah purĭnsan,
Çtrеmеşkn pĭrahsan
Pеrsе itеt krkunnе
Kirşmеtn çul urtnе.
Ĭna hui şkrtеt,
av vĭhĭtrah hsrlеt
Huralĭra larmaşkĭn,
Çĭvaş çunnе ilmеşkn.
14590 avĭnpa vĭl akĭnta
Hĭynе tıtat’ usalla.
Şĭpatana, irsrе,
Çĭrkĭş asar-pisеrе,
ntеrmеllе pilеşpе,
еkllеnsе üsnipе.
Halеh vtеr vĭrmana,
Un pеk pilеş çĭtlĭhra.
Şurĭ şĭra vĭypе
Sikpĭraran maypе
14600 Pulsa tĭç sar sĭpsa.
Onları una çevirin.
Çakmaktaşları yosunlu,
Bakmak da korkunç,
Ağızlığa saldırdılar,
Çalışmaya başladılar,
Üç bahadıra saldırdılar.
Kendi için çekmek için
Çabucak un yapmak için.
Ancak güçleri yetmediğinden
Onlardan un olmadı.
Kıtır kıtır öğüttüler,
Ateş saçmaya başladılar.
Bahadırlara rahat yok,
Bir yere göndermez şeytan.
Sikpırşa dişleri arasından
Parlak gerdanlığı çıkardı,
Sonra gerdanlık kendisi
Ona şunu bildirdi:
-Tuhatmış o, Şıpatan.
İşte bu Çuvaş ülkesinden
Nuhrat padişahın yanında
Gereksiz iş yaptığından
Ateşe tutup attığından
Bu tarafa hareket etti.
Burada biraz yaşayınca
Titremeye bırakınca
Gelir bir güz günü
Kirişmet’in taş evine.
Onu ev sahibi teşvik eder
Aynı zamanda sıkıştırır
Koruma olsun diye.
Çuvaş canını almak için
O bunun için burada
Kendini kötü yapar.
Şıpatan’yı kötüyü
Kavgacı pisliği,
Yenmeli üvezle,
Budaklanıp büyüyenle.
Şimdi hemen ormana,
Böyle üvez var çalılıkta.
Ak gerdanlığın gücüyle
Sikpırşa’nın isteğiyle
Oldu sarı eşek arısı.
Sĭpsa vr nĭrlasa
Sm-sm çĭtlĭh vĭrmana,
Ura pusman vırĭna.
Sĭpsa tupat’ pr rtе
еkllеnn pilеşе.
Husan еkl turatnе
Ĭmĭrtkayĭk pulat’ tе
Vеt Şuĭm hrrinе.
Ulĭp pattĭr umnçе
14610 Kallеh vĭl ın -Sikpĭra.
ĭmlamasa, asama,
amki urlĭ illеnsе
apat’ еkl pilеşpе.
ĭmlamas hal’ -Şĭpatan.
Çapraslannĭ vĭl avan.
Sеhri hĭpsa kaynipе
Lеkеt Ulĭp allinе.
-Mnşn es alhasrĭn,
Pirn ula ma tatrĭn? 14620 Iytat’ Ulĭp usalran,
Vilmе mannĭ Şĭpatanran.
Şĭpatan tĭrat’ çtrеsе,
Tıtamakla еhlеtsе,
Ku-pu un çarmak
Kеh siksе tuhasla.
-akĭnti ul kukrinçе
Es huralĭ, plmеllе.
Vat Kirşmеt yĭvinе
Pirn mnlе itmеllе?
14630 ul kĭtartsa yaratĭn Sıvah tĭrsa yulatĭn.
ul-yr tupsa pamastĭn Kuntah vilm tupatĭn.
Şĭpatan tĭrat’ aptrasa,
Hĭrĭk şĭlnе kĭtartsa.
Hal’ tе Ulĭp umnçе
İrsr şuhĭş punçе.
Şĭpatan irsr şuhĭşnе
Pıtarmaşkĭn tĭrĭşat’.
14640 avĭnpa Ulĭp umnçе
Yĭpĭltatma tĭtĭnat’
-Parhatarlĭ ü san.
Mn huşatĭn-tĭvatĭp.
Eşekarısı uçtu vızıldayıp
Sık sık çalılık ormana,
Ayak basmayan yerlere.
Eşekarısı bulur bir yerde
Dallanmış üvez ağacını,
Kırınca çengel dalını
Kartala dönüşür de
Uçar Şuşım kıyısına.
Ulıp bahadır yanında
Tekrar döner insan-Sikpırşa.
Şımlamas’ı, büyücü,
Öfkelenip yamaç üstünde
Vurur çengel üvezle.
Şımlamas şimdi-Şıpatan.
Eğildi şimdi güzel.
Ödü kopunca
Düşer Ulıp’ın eline.
-Niçin sen kudurdun,
Bizim yolumuzu kestin?
Sorar Ulıp kötüye,
Ölmeyi bilmez Şıpatan’a.
Şıpatan titrer durur,
Saralı gibi iç çekip,
Başı gözü onun pörtlek
Hemen sekip ister gitmek.
-Buradaki yol dönemecinde
Sen bekçisin, bilmelisin
Yaşlı Kirişmet yuvasına
Biz nasıl ulaşırız?
Yol göster bize,
Sağ kalırsın o zaman.
Eğer yol göstermezsen
Burada artık ölürsün.
Şıpatan şaşırıp kalır,
Çürük dişini gösterir.
Şimdi de Ulıp yanında
Kötü düşünce başında.
Şıpatan kötü düşüncesini
Gizlemeye çalışır.
Bunun için Ulıp yanında
Yaltaklanmaya başlar.
-Güzeldir senin işin,
Ne dersen yaparım.
445
446
E pulat’ avĭn pеk:
Yk Kirşmеt tplеnеt,
Çĭvaş tеlеy vĭy ilеt,
Hura halĭh hprtеt.
avĭnşĭn, Ulĭp, es mana
Pĭlhar halĭh umnçе
14650 Hütlеsе kalaçç,
Halĭh tеlеynе hĭtarma,
Kirşmеtе arkatma
Pirе Şĭpatan pulĭşr
Tеsеm halĭh pürtnçе,
Aslĭ Pĭlhar hulinçе,Tеr Şĭpatan hĭrasa
еkl pilеşе kursanah. Kaaratpĭr avĭnşĭn,
Hamĭr huşşa ilеtpr.
14660 Vat Kirşmеt rnçе
Pattĭrsеm hal’ -viş tе.
ul tĭsĭlat’ uy-hirpе,
Katmar çulsеm huşşipе.
Vat Kirşmеt rnçе
Tlntеrеt ul tе.
Yaka-kantĭk sarnĭ pеk,
Takansĭr üt ükmеllе.
ul aykkisеm -ut hümе,
Vsеnçеn yulmast’ maççi tе.
14670 Kunti sıvlĭş pĭrlannĭ,
Ayakkalla ul ukkĭ.
Tavralĭha pĭhatĭn,
Yĭltah vitr kuratĭn:
Vıl’ĭhsеnе, çurĭşnе,
Kayĭksеnе, ınsеnе.
Ançah vsеm çullannĭ,
“Viln vırĭn” ku tеtn.
Sismеn-ktmеn huşĭrah
ul ulşĭnç samantrah.
14680 Kayma may uk malalla,
akma ta uk kayalla.
Ulĭp puplеt hĭy tlln:
-Çĭvaşĭn pur pr kĭltĭk,
nеnеt vĭl ĭmĭllĭn.
Şĭpatana nеnsе
Lеkrmr sеrеpеnе.
Senin işin budur:
Çirkef Kirişmet bitecek
Çuvaş bahtı güçleniyor,
Kara halk seviniyor.
Bunun için Ulıp, sen beni
Bulgar halkının yanında
Koruyup söyle,
Halk bahtını kurtarmaya
Kirişmet’i yok etmeye
Bize Şıpatan yardım etti
Dersen halk evinde
Büyük Bulgar şehrinde,
Dedi Şıpatan korkarak
Budaklı üvezi görünce.
Affedeceğiz bunun için,
Kendi aramıza alacağız.
Yaşlı Kirişmet ülkesinde
Bahadırlar şimdi, üçü de.
Yol açılıyor kırdan tarladan
Büyük taşlar arasından.
Yaşlı Kirişmet’in ülkesinde
Hayrete düşürür yolu da.
Çevre serilmiş gibi,
Nalsız beden yıkılır gibi.
Yol kenarları parlak tepe,
Onlardan kalmaz tavanı da.
Burada hava buzlandı,
İleriye yol da yok.
Çevreye bakıyorsun,
Hep saydam görüyorsun:
Hayvanları, avları,
Kuşları, insanları.
Ancak onlar taşa dönmüş,
“Ölüm yeri” bu dersin.
Beklenmeyen bir anda
Yol değişti aniden.
Gidemezsin ileriye,
Geriye de dönemezsin.
Ulıp kendi kendine konuşur:
Çuvaş’ın var eksikliği,
İnanır o kolayca.
İnanıp Şıpatan’a
Düştük tuzağa.
Yuratnĭ tus, Sikpĭra,
Mskеr kalat’ ut şĭra?
Sikpĭra ut şĭrana
14690 Şĭl aynçеn kĭlarç,
Şĭra amrĭk pattĭra
Yĭlt-yĭlt isе kalar:
-Vi ul sirn umĭrta.
Prrеmş -hıĭrta,
İkkmş -şĭtĭkra,
Vimş -umĭrta.
Hıalti ul sеhеtrеn
inе pulat’ şur iprеn.
Kayalla ul tĭsatĭr 14700 Şĭpatan kulli pulatĭr.
Kayas tеsеn utpala
r şĭtĭknе sikmеllе,
Unta vi ul kuratĭr.
Vi ultan pr ul е
Kirşmеt patnе itеrеt.
Sikpĭra ut şĭrinе
Şĭl aynе huriççеn
Huşr kĭştah şutlasan:
-Kpе pĭri tu manran!
14710 av vĭhĭtrah Sikpĭra
Pulsa tĭç vat pĭra.
r pĭrinçеn lutrarah,
ın pĭrinçеn utĭrah.
ul pitrnsе lariççеn,
Yĭlt pĭrlansa kayiççen
Pĭra parat’ sikkipe
rpü r şĭtĭkne.
Şĭtĭk uti -yaç е,
Ĭna tuyat’ Sikpĭra.
14720 Pĭhat’ yri-tavralla,
Ĭşra kalat’ ak apla:
-Kunti ulsеm yunlannĭ.
Viş tе vi tsl.
ulsеm inçе yrsеm pur.
Ançah tеmşn pr pеk, mur,
Trslеm-ha. Vaskas mar.
av ulsеmpе kam çupat’?
rpü pattĭr ĭyrinе
Vırtma huşr ul inе.
Sevdiğim dostum Sikpırşa,
Ne söyler parlak gerdanlık?
Sikpırşa parlak gerdanlığı
Diş altından çıkardı,
Gerdanlık genç bahadıra
Parlayıp söyledi:
-Üç yol var önünüzde.
Birincisi, arkanızda,
İkincisi, çukurda,
Üçüncüsü, önünüzde.
Arkadaki yol bir saatten
İnce olur ak iğneden.
Geriye doğru uzanır.
Şıpatan’ın gölü olur.
Atla gideyim dersen
Yer çukuruna girmeli,
Orada üç yol görürsünüz.
Üç yoldan ancak biri
Kirişmet yanına götürür.
Sikpırşa parlak gerdanlığı
Dişi altına koyana dek
Biraz düşünüp söyledi:
-Gömlek piresi yap benden!
O zaman Sikpırşa
Dönüştü yaşlı pireye.
Yer piresinden kısa
İnsan piresinden parlak.
Yol kapanana kadar,
Buza dönene kadar
Pire gider dörtnala
Şirpü yer yarığına.
Yarık ışığı verdi ancak.
Onu sezer Sikpırşa.
Bakar çevresine,
İçinden söyler şöyle:
-Buradaki yollar yosunlu.
Üçü de üç türlü.
Yollarda izler var.
Ancak niçin aynı, lanet,
Kontrol edeyim. Acele yok.
Kim koşar bu yollarda?
Şirpü bahadır aygırına
Yat dedi yol üstünde.
447
448
14730 Hĭy tе vırtr tĭsĭlsa,
Viln ın pеk kurĭnsa
ültе, umri ul inçе,
Sıvlĭş ptsе itiççеn
Hĭrhaşla sas iltnç:
“Milkе inçе vat karçĭk,
ın vupĭr? ĭn ta vĭl!”Ulĭp pattĭr sĭmsinçеn
Yun tapat’ ik еnçеn.
Vupĭr karçĭk savĭnat’,
14740 avĭnpa vĭl, vat kuşak,
Antĭhakan Ulĭpa
Pussa vırtat’ ahĭrsa.
ın şutnçеn kĭlarma
Pĭvat’, tullat’, mutalat’.
Kuşak kallеh vat Vupĭr,
Pĭhma ıtla tĭrlavsĭr.
Milkе inе utlanat’,
rpü pattĭr umpе
Hĭy ulpеh ıtkĭnat’.
14750 Vat Kirşmеt Vupĭra
Ktsе ilеt yĭvara,
Krsеssnеh ıtalat’,
urĭmnçеn açaşlat’.
Pĭra hıtĭ ırtnĭran
Vupĭr karçĭk şart! sikеt,
Kirşmеtе yanahran
Pupеlе lеktеrеt.
Kapan şĭlnе avĭntah
Husa hurat’ hĭrĭkran.
14760 Kirşmеç tarĭhat’,
Çarmak ku hm sapat’:
-Es manran-i mĭşkĭllan,
Ku umnçеh aşkĭnan?!
Tuhsa tasal yĭvaran,
Savni mar es payantan!
Vupĭr hıtah sklеt,
Kirşmеtе hirlеt:
-Hĭvalatĭn? Vĭt apla
Tav tĭvasşĭn es mana?
14770 Ep mn çuhl vĭy hutĭm,
San tĭşmanna tp turĭm,
Kay yennellе tinkеrsеn
Kendisi de uzandı,
Ölü gibi görünüp
Yukarıda, öndeki yolda,
Nefes bitene kadar
Korkunç ses duyuldu:
“Süpürgede yaşlı karcık,
İnsan Vupır’ı? Gerçekten!
Ulıp bahadır burnundan
Kanı vuruyor iki yandan.
Vupır karcık sevinir,
Bunun için, yaşlı kedi
Azap veren Ulıp’a
Basar oturur gülerek.
İnsanlıktan çıkarmak için
Boğar, örter, karıştırır.
Kedi tekrar yaşlı Vupır,
Bakmak çok kötü.
Süpürgeye biner,
Şirpü bahadır önünden
Kendi yoluna gider.
Yaşlı Kirişmet Vupır’ı
Bekler yuvasında,
Girince kucaklar,
Sırtından sıvazlar.
Pire çok ısırdığından
Vupır karcık zıplar.
Kirişmet’e çenesinden
Başıyla vurur.
Eğri dişini o anda
Çürüğünden kırıverir.
Kirişmet öfkelenir,
Pörtlek gözü ateş saçar:
-Sen benimle alay edersin,
Göz önünde kudurursun?!
Defol git yuvadan,
Sevilmiyorusun artık!
Vupır çok hıçkırır,
Kirişmet’e cevap verir:
-Kovuyor musun? Böyle
Teşekkür edeceğin yere?
Ben ne kadar güç verdim,
Senin düşmanını yok ettim,
Ne tarafa doğru baksa
Şartah sikеt Kirşmеt.
Vupĭr unĭ ul-yrpе
Sıvlĭş pırat’ krlеsе,
Ulĭp pattĭr karĭnsa
İlеt tarĭn sıvlasa.
Ulĭp tĭrat’, utlanat’,
Vut hnе tе kĭlarat’.
14780 İrsr tuyr samantrah Ulĭp itеt yĭvana.
r aynçi ul inçе rpü pattĭr ut inçе.
Vat Kirşmеt -kĭn-kĭvak:
Tarĭhnipе kuskalat’,
illi hıtĭ hıpnĭran
Tеm tе kalat’ Vupĭra:
-Es mana tp tĭvasşĭn,
Man purlĭhpa savnasşĭn,
14790 avĭnpa ta vsеnе
ul kĭtartnĭ man yenne.
Vat Vupĭra Kirşmеt
Tıtsa lĭskat’ ünçеn,
Vupĭr karçĭk ta vara
Ĭna çavat’ pitnçеn.
Ulĭp tе pikеnsе
Prеh sulat’ hipе.
Hümе pulat’ işlmе,
Yeripеlеn irlmе.
14800 av vĭhĭtrah Vupĭra
Pĭra pulat’ kĭşlama,
Usal pulat’ hıĭnma.
Hıĭnnĭ çuh vat pĭra
Kirşmеt inе ıtkĭnat’,
v aynе pıtanat’,
Şĭlsеnе tasatat’.
Kirşmеt asam tuyipе
Tivrеtеsşn Ulĭpa.
av vĭhĭtrah pĭri tе
14810 ırtsa ilеt çĭrĭrla.
Tuya lеkmеst Ulĭpa,
Tulli uyĭh hĭparat’,
Ulĭp ulnе utatat’.
Vat Kirşmеt ahlatat’,
Nim tuma vĭl aptĭrat’,
Top gibi seker Kirişmet.
Vupır’ın açtığı yoldan
Nefes verir gürleyerek,
Ulıp bahadır gerinip
Alır derin nefes.
Ulıp durur atlanır,
Ateş kılıcını çıkarır.
Anında hissediverir
Ulıp yuvaya varır.
Yeraltında yolda
Şirpü bahadır at üstünde.
Yaşlı Kirişmet göm gök:
Kusar öfkesinden,
Çok öfkelendiğinden
Neler söyler Vupır’a:
-Sen beni yok etmek istersin,
Malımla sevinmek istersin.
Bunun için de onlara
Gösterdin benim yolumu.
Yaşlı Vupır’ı Kirişmet
Tutup sallar saçından,
Vupır karcık sonra
Onun tırmalar yüzünü.
Ulıp da çabalayıp
Bir sallar kılıcıyla.
Parmaklık başlar yıkılmaya,
Yavaş yavaş erimeye.
O zaman Vupır’ı
Pire başlar kemirmeye,
Kötü başlar kaşınmaya.
Kaşındıkça yaşlı pire,
Kirişmet üstüne atılır,
Yara altına saklanır,
Dişlerini temizler.
Kirişmet büyülü sopasıyla
Vurmak ister Ulıp’a.
Pire de o zaman
Isırmaya başlar durmadan.
Sopa değmez Ulıp’a,
Dolunay doğuyor,
Ulıp yolunu aydınlatıyor.
Yaşlı Kirişmet inliyor,
Ne yapacağını bilmiyor,
449
450
Kuran kalat’ Vupĭra:
-Pulĭş mana yıvĭrta!
Kirşmеtе hrhеnsе,
Vupĭr ünе vtеrsе
14820 Uyĭh patnе virhnеt,
ulnе tĭsat’ il kassa.
Uyĭha vĭl tapĭnat’,
Kışlamaşkĭn tıtĭnat’.
Uyĭh uti uhalat’,
Sm tttm, nim kurĭnmast’.
Kirşmеç savĭnat’,
Ĭşra apla şuhĭşlat’:
“ak Ulĭpran tttmrе
Vutçul’ pulat’ -sismеst tе”.
14830 av vĭhĭtrah çitlhrеn
Tеlеy-ıru yalkĭşat’,
Hĭy utipе inеtrеn
Ulĭpa ul kĭtartat’.
Çitlhrеn ut tuhnĭran
Vat Kirşmеt tarĭhat’,
Şur tuyipе avĭnşĭn
Çitlhе vĭl apasşĭn.
Ançah pĭra ırtnĭran
Çitlhе nim tĭvaymast’,
14840 Ulĭp pattĭr ıvharat’,
Vat Kirşmеt kuskalat’,
Urlĭ-pirl pĭhkalat’,
Turtsa ilеt tuyinе,
Pеmе tĭrat’ tllеsе.
Ançah pĭra ırtninçеn
Tuyi ükеt rеllе.
-Es tе Ulĭp maylĭ-i,
Es akna mannĭ-i? Tеt tе asam tuyana
14850 Tıtsa huat’ urmaran,
Hĭy şĭtĭka pıtanat’.
Kurat’: rpü ıvharat’.
Kirşmеt ças hĭy ulnе
Ulĭştarat’. Un umnе
Siksе anat’ Sikpĭra.
ulnе tatat’ -hal’ ın ta.
Kirşmеt tе kay yenne
Tarma tĭrat’ aptrasa,
Yüzüne söyler Vupır’ın:
-Yardım et bana zorlukta!
Kirişmet’e acıyıp,
Vupır saçını dalgalandırıp
Atılır ay yanına,
Yola çıkar sanki fırtına.
O aya saldırır,
Kemirmeye başlar.
Ulıp’ın ışığı kaybolur,
Çok karanlık, bir şey görünmez.
Kirişmet ise sevinir.
İçinden şöyle düşünür:
“Bu Ulıp’tan karanlıkta
Çakmak taşı olur, sezmez de”
O zaman kafesten
Baht-mektup parlar
Kendi ışığıyla uzaktan
Ulıp’a yol gösterir.
Kafesten ışık çıktığından
Yaşlı kirişmet öfkelenir,
Ak sopasıyla bunun için
Kafese vurmak ister.
Ancak ısırınca pire
Bir şey yapamaz kafese,
Ulıp bahadır yakınlaşır,
Yaşlı Kirişmet kusar,
Oraya buraya bakar,
Çeker alır sopasını,
Nişan alıp vurmak ister.
Ancak ısırınca pire
Sopası düşer yere.
-Sen de mi Ulıp uygunsun
Sen bunu unuttun mu?
Der ve sihirli sopayı
Tutar kırar ortasından,
Kendi yarığa saklanır.
Görür: Şirpü yakınlaşır.
Kirişmet hemen yolunu
Değiştirir. Onun yanına
Seker gelir Sikpırşa.
Yolunu keser, artık insan.
Kirişmet de ne tarafa
Kaçacağını şaşırır,
Ulĭp pattĭr un umnе
14860 Tuhat’ hpе hĭmsarsa:
-Tinеh lеkrn, Kirşmеt,
Vilmе mannĭ şеrеmеt!
Ulĭp lĭskat’ usala,
Kirşmеtе, askĭna.
-Mnlе çulsеm man umra?
Lеşsеm mnşn kupara?
-Umri çulsеm -şur çulsеm,
Kuparisеm -vutçul’sеm!
Sikpĭrari ut şĭra:
14870 -Suyat’,-tеr tarĭhsa.Şurĭ çulsеm -çrçunsеm,
Yıvĭ-kurĭk -vutçul’sеm.
Tĭşman umrah suynĭran Hĭlha çikki avĭntah.
Ulĭp lĭskat’ usala
Kеh çun tuhmalla.
-An vlеrr tarhasşĭn,
Asamlĭha sirеtp.
Vat Kirşmеt tuyinе,
14880 Paĭr husa pеninе,
Turtsa ilеt hĭy yenne
ıhĭntarsa ik vnе.
-Pĭltan-pultan huşnipе,
Alri tuya tulkişpе
Mnpur asam sirltr,
ulsеm, purtе çrlr!
Ak tamaşa! Vĭr-varah,
Pĭhsa tĭnĭ vĭhĭtra,
Çulsеnçеn ın pulç,
14890 Ulĭp tavra puhĭnç.
Umri tnçе еşеrеt,
Kiçеmlhе ptеrеt.
Çitlh Ulĭp allinçе,
Tеlеy çĭvaş huşşinçе.
Ulıp bahadır onun yanına
Gelir korkutarak kılıçla:
-Şimdi düştün, Kirişmet,
Ölmeyi unutmuş lanet!
Ulıp sallar kötüyü,
Kirişmet’i, azgını.
-Nasıl taş var önümde?
Diğerleri niçin yığınla?
-Önündeki taşlar, ak taşlar,
Yığınlar ise çakmaktaşları!
Sikpırşa’daki parlak gerdanlık:
-Yalan söylüyor! dedi öfkeyle.
Ak taşlar, hayvanlar,
Ağaç, ot, çakmaktaşları.
Düşman yalan söylediğinden
Ensesinden böyle
Ulıp sallar kötüyü
Artık canı çıkmalı.
-Öldürmeyin lütfen,
Büyüyü yok edeceğim.
Yaşlı Kirişmet sopasını
Biraz önce kırdığını
Çeker alır kendine
Birleştirir iki parçayı.
-Hemencecik isteğiyle
Sadece eldeki sopayla
Bütün büyü yok oldu,
Taşlar, hepiniz dirilin!
İşte bakın! Hemence,
Baktığı zaman,
Taşlar insana dönüştü,
Ulıp çevresinde toplandı.
Öndeki dünya yeşeriyor,
Hüzünü bitiriyor.
Kafes Ulıp’ın elinde,
Baht Çuvaşların arasında.
451
Vĭtĭr Ulttĭmş Yurĭ (Patti Çĭvaş rşıvnе Tapĭnni)
Otuz Altıncı Türkü (Patti’nin Çuvaş Ülkesine Saldırısı)
Çĭvaşra halĭh tеlеyl. Ançah av purnе
tе kilşmеst, vsеm Ulĭpran hĭtĭlasşĭn.
Ulĭpa ptеrmе Kiyü aslĭ knеnе, Patti
huna, tarhasla. Patti hun Paştan
pattĭrpa Çĭvaş rnçе. Ulĭp Paştan
pattĭrpa apĭat’, ĭna ntеret.
452
Çuvaş ülkesinde halk bahtlı. Ancak
bu herkesin hoşuna gitmez, onlar
Ulıp’tan kurtulmak istiyorlar. Ulıp’ı
bitirmek için Kiyev meclisini, Patti
Han’a kabul ettirir. Patti Han, Paştan
bahadırla Çuvaş ülkesinde. Ulıp,
Paştan bahadırla savaşır ve onu yener.
An kulyanĭr, vattisеm,
Üzülmeyin, ihtiyarlar,
Purnĭpala şurnisеm.
Hayat ile ağarmışlar.
Vilm kunta pulmast’ tеk,
Ölüm burada olmaz daha,
Pĭrahĭa tuhnĭ tеt.
Artık kalktı ortadan, der.
ıru-tеlеy halĭhra,
Kaderi, talih halkta,
14900 Irĭ purnĭ Çĭvaşra.
İyi hayat Çuvaş’ta.
avĭnpa çĭvaş savĭnat’,
Bundan Çuvaş seviniyor,
inе pustav tĭhanat’.
Üstüne çuha giyiyor.
Vr n atti-puşmakki,
Sıcak yeni ayakkabısı,
Urana şıvsеm yamanni.
Ayağına geçirmez suları.
Vıl’ĭh-çrlh kartişpе,
Ev hayvanları bostanla,
Pıl-u tĭrat’ katkipе.
Yağ-bal yapar fıçıyla.
Tlnmеllе ĭyrisеm,
Hayret edilecek taylar,
Tip aş isе üsnisеm.
Asıl aşı yiyip büyüyenler.
ĭva tuhsan vsеnе
Kızağa koşsan onları
14910 n unana külmеllе,
Yeni kızağa koşmalı,
Hl larsassĭn kaşnе
Kış gelince her birini
Urapana trtmеllе,
Arabaya koşmalı,
ula tuhsan uy-hirе
Yola çıkınca tarlaya
Vеn kĭykĭr tеmеllе.
Onlara şahin demeli.
Tır-pul üksе pulnipе,
Buğdayın düşüp olmasıyla,
Pur  ĭnsa pınipе
İşlerin başarılı olmasıyla
Pura tulli tır-pulsеm,
Ambar dolu buğdaylar,
üpе tulli i-pusеm.
Sandık dolu giyim kuşam.
Uyav itsеn krе,
Bayram gelince eğlencede
14920 Mal еnçе tе kay еnçе,
Mal tarafta da ne tarafta,
Krеkеrе puş vırĭn,
Boş yer ön tarafta,
Vĭl çaplĭ ta pit kapĭr.
O büyük ve çok süslü.
“Ulĭp valli” ku tе,
“Ulıp için” bu diyorlar,
Kurka tıtsa yurla.
Bardak tutup türkü söylüyorlar.
Ulĭp pattĭr, Ulĭp pattĭr ak krе uk, Ulıp bahadır, bu eğlencede yok,
Vĭl Pĭlharta, vĭl Pĭlharta
O Bulgar’da, o Bulgar’da
Nuhrat patеnçе,
Nuhrat yanında,
Halĭha vĭl, halĭha vĭl unta manas uk, Halkı o, halkı, orada unutmaz,
Halĭh kĭna, halĭh kĭna unĭn çrinçе. Sadece halk, sadece halk onun kalbinde.
Hisеplеtlr, hisеplеtpr Ulĭpa pir,
Saygı gösteriyoruz saygı gösteriyouz Ulıp,
14930 Tav tĭvatpĭr, tav tĭvatpĭr.
Teşekkür ediyoruz, teşekkür ediyoruz
hal’ ĭna pir
şimdi ona biz.
Hal’ ak kе kilеs pulsan puşĭ
Şimdi bu eğlenceye gelmek istersen var.
vırĭn pur,
boş yer
r vitrеll r piçkеrе sim pıl sĭri pur. Yüz kovalı yüz fıçıda sim pıl birası var.
urkunnеpе sar pikеsеm uram huinçе İlkbaharla sarı kızlar sokak ortasında
Kaska inçе yurĭ hıvsa apnĭ şur pirе. Kütükte türkü söyleyip dövmüşler keteni.
r ırli pеk pisе itn hrn üpinçе Yer çileği gibi yetişmiş kızın sandığında
İk r sürе şur pir pulnĭ tе kaşninçе. İki yüz süre ak kumaş var derler her birinin.
Kaalapa yal varrinçi yĭmra aynçе
Akşama doğru köy kenarında aksöğüt altında
Tr trlеn çĭvaş hr tantĭşsеmpе. Nakış işlemiş Çuvaş kızı akranlarıyla.
14940 Tr trlеn purĭn ippе, savĭnnipе-kе Nakış işlenen ipekli iple, sevinerek
Ulĭp pattĭr sĭn-sĭpaç trrе ükn tе. Ulıp bahadırın çehresi nakışa düşer.
Ka pulas çuh hr uprasеm
Geçe olurken kız grubu oyun için
vĭyya puhannĭ.
toplandı.
Kaççisеm tе kiltе larman,
Erkekler de evde oturmadı,
vĭyya hutşannĭ.
oyun için toplandı.
Vat uyĭhĭn vat çri tе humhansa tĭnĭ, İhtiyar ayın ihtiyar kalbi de dalgalandı,
Tеpr çuhnе humhannipе anma ta Başka zaman heyecanıyla batmayı da
mannĭ.
unuttu.
Yıvĭ pahçi imsеmpе yĭtĭnsa tĭnĭ, Ağaç bahçesi meyveleriyle yıkıldı,
Krkunnеpе pahça hui ĭna putarnĭ. Sonbahar gibi bahçe sahibi onu topladı.
Lav-lavpе umlĭ-hılĭ Pĭlhar hulinе Araba araba önlü arkalı Bulgar şehrine
Vĭl imnе sutma kaynĭ hĭy üstеrninе. Bu meyveleri satmaya gitti eliyle yetiştirdiğini.
14950 av hulara tеm çul hua, vsеn
Bu şehirde o kadar çok tüccar, onların da
tеm tе pur,
neleri var,
Uka pultĭr, kĭmĭl pultĭr -paha
Para olsun, gümüş olsun, kıymetli
tavar pur.
malları var.
itml iç patşalĭhran huasеm larnĭ. Yetmiş yedi devletten tüccarlar oturmuş.
Tavarsеnе Atĭl tĭrĭh vsеm turttarnĭ. Mallarını İdil boyunca onlar dağıtmışlar.
Kitay huin purĭn pir itml tsli-kе, Çin tüccarının ipek kumaşı yetmiş renkli,
Ĭna ilmе çĭvaşĭn ta uka pur ikkеn, Onu almaya Çuvaş’ın parası varmış,
İrak huin lavkkinçе pur hura
Irak tüccarının arabasında var kara
hutasеm,
torbalar,
İm ırli, ayva, ulma, injir,
Kuru üzüm, ayva, elma, incir,
mĭyĭrsеm.
fındıklar.
Hazar hui kaşni ulah
Hazar tüccarları her yıl sürüleriyle
ktvpе tuhnĭ,
çıkarlar,
453
454
Uyra üsn ĭyĭrsеnе Çĭvaşra sutna.
Tarlada büyümüş tayları Çuvaş’a satmak için.
14960 Vırĭssem tе av hulana kiln sut tuma, Ruslar da bu şehre gelmiş ticaret için,
Tavarsеm çaplĭ vsеn -plе sutma. Malları kaliteli onların biliyorlar satmayı.
Çĭvaşsеm tе tavarsеnе çaplĭ kalarnĭ, Çuvaşlar da mallarını kaliteli yaptı,
Yutran kiln hua çunnе yalan humhatnĭ. Yabancı tüccarın yüreğini hep oynattı.
Hĭş-prisеm Çĭvaş rnе yuriyеh, kiln Bazıları Çuvaş ülkesine özel geldi,
Un pеkkisеm çĭvaşsеnçеn pit tlnn. Onun gibiler Çuvaşlara hayret etti.
Çĭvaş tĭnlĭ-pulĭ pulnĭ, tеm tе pr pln, Çuvaş akıllı idi, her şeyi bildi,
Hutsеm inе, ıltĭn inе sĭnsеm ükеrn. Kağıtlar, altın üzerine suretler çizdi.
Hĭş-prisеm yatarlasa çulsеm yakatnĭ, Bazıları özel olarak taşları düzenledi,
Unta vara çulsеm inе ırusеm ırnĭ. Sonra taşlar üstüne yazılar yazdı.
14970 Hura ĭhan ulputsеm,
Kara kuzgun beyler,
Tata hĭş-pr vĭyputsеm,
Bir de bazı güçlüler,
Halĭh ırĭ kurnişn,
Halk hoş gördüğü için,
Kuran pĭhma mannişn,
Gözden uzak kaldığı için,
Kütsе itn tarĭhpa
Güçlükle gelen
Ilhana Ulĭpa.
Lanet ederler Ulıp’a.
Ulĭp ulnе tatmaşkĭn,
Ulıp yolunu kesmek için,
Ĭna sĭtĭr tumaşkĭn
Ona kötülük yapmak için
rmе puyan tavraşsеm,
Çok zengin aile,
İk urallĭ kaşkĭrsеm
İki ayaklı kurtlar
14980 Üpntеrn vitrеsеm,
Devrilmiş kovalar,
Katka, çaşĭk-tirksеm.
Fıçı çanak, tabaklar.
avah Ulĭp ul ürеt,
Böylece Ulıp yol alır
Tĭşmansеnе vĭl tünkkеt.
Düşmaları o yıkar.
Hura halĭh ır kurat’,
Kara halk hoş görür,
Ĭna yalan ır sunat’.
Ona her zaman hayır diler.
Aptranipе ulputsеm,
Şaşırarak beyefendiler,
Sntr mĭrsa tussеm,
Sintir Mirza dostları,
iç tu inçi Kiyünе
Yedi dağ üstündeki Kiyev’e
Tttm ka çuh, krkunnе,
Güzün Karanlık gece,
14990 Vĭrttĭn yanĭ lеk.
Gizlice iletti dedikoducu.
av lеk kvsе
Kıskanarak bu dedikoducu
Kiyün aslĭ mpvpе,
Kiyev’in büyük kağanla
Ulatimеr yatlipе,
Ulatimir adlıyla,
vyattuy yatnе ilnipе,
Şvyattuy adını almasıyla
Süpltеtn еlçеllе,
Gevezelik etti elçi gibi,
Suya irsr kuul’nе
Yalan pis gözyaşını
Tĭkma pln Kiyürе.
Dökmeyi bildi Kiyev’de.
-Aslĭ mpü, hrhеnsеm,
-Büyük hanım, merhametliler,
Huta krsеm vyattuyla.
Bizi kolla aziz gibi.
15000 Ulĭp pirе aratat’,
Ulıp bizi sıkıştırıyor,
aramasa hĭvarat’.
Sıkıştırıp bırakıyor.
Sahal mar san mattursеm,
Ulĭpran ta satursеm.
Es vеsеmpе Pĭlhara
it tе tp tu Ulĭpa.
Unşĭn ahal’ tumastpĭr,
Kulanaysеm saplatpĭr,
San samahran tuhmastpĭr,
Çĭvaş patşi pulatĭn.
15010 Aslĭ mpü vyattuyla
Huravlanĭ ak apla:
-Çĭvaş halĭh pustavpa,
Kaşnin atĭ urara.
Mana kuran pĭhas uk,
Kulanaynе tülеs uk.
Vırĭs halĭh ĭstay ta
rmе puyan ıltĭnpa.
Tatah puyma Pĭlhara
Mnşn vara kaymalla?
15020 Çĭvaşpa vırĭs huinçе
Tuslĭh pt avan çuh ak sĭmaha s astu Munçari şur çul inçе
Hĭmla şĭtsa üssеssn,
Hĭmli sĭra tunĭ çuh
Şurĭ çul pеk putsassĭn.
Hĭmla un pеk putas uk,
ul ipçе tе üsеs uk.
Çĭvaşpa vırĭs huinçе
15030 Tuslĭh ptm nihan ta.
Aslĭ mpü hurav
Ulputsеmşn -ivç h.
Vsеn kv çrinе
Kassa urat’ kaşninnе.
avna kura ulputsem,
Puyas tеsеn -pursuysеm,
Samay tttm kahinе
Vatĭ ĭvĭs hüttinçе
Kavarlĭhpa hıpa,
15040 Pr-prinе kala:
-Tprеn puyan ınsеnе,
aplĭ ulput yĭhsеnе,
r kĭvapi pulsan ta
Upransan ta ır yatpa
Az değil senin iyiliklerin,
Ulıp’tan da yiğitliklerin.
Sen onlarla Bulgara
Var da yok et Ulıp’ı.
Onun için bir şey yapmıyoruz,
Sürekli vergi ödüyoruz,
Senin sözünden çıkmıyoruz,
Çuvaş padişahı olacaksın.
Büyük han Şvyatuyla
Şöyle cevap verdi:
-Çuvaş halkı çuha ile,
Her birinin çizmesi ayağında.
Benim gözüme bakmak istemiyor,
Vergisini ödemek istemiyor.
Rus halkı usta ve
Çok zengin altınla.
Tekrar zengin olmak için Bulgara
Neden tekrar gitmek gerek?
Çuvaş’la Rus arasında
Dostluk öylesine güçlü.
Bu sözü sen hatırla
Banyodaki ak taş üstünde
Şerbetçiotu filizlenip büyüyünce,
Şerbetçiotu birası yaparken
Ak taş gibi batarsın.
Şerbetçiotu onun gibi batmaz,
Taş üstünde yetişmez.
Çuvaşla Rus arasında
Dostluk hiçbir zaman bitmez.
Büyük hanın cevabı
Beyler için, keskin kılıç.
Onların hasis yüreğini
Kesip parçalar her birinin.
Buna göre beyler
Zenginleşmek istese, tazılar,
Çok karanlık gece
Yaşlı akçakavak gölgesinde
Suikast için bekliyorlar,
Birbirlerine diyorlar:
-Kökten zengin insanları,
Böyle bey soylarını,
Rahip olsan da
Korunan daha iyi isimle
455
456
Aslĭ mpü Kiyürеn
Büyük han Kiyev’den
Pulĭşmar nimn tе.
Yardım etmedi hiçbir şekilde.
Halĭh pirе itlеmеst,
Halk da bizi dinlemez,
Ulĭp pirе ptеrеt,
Ulıp bizi yok eder,
Ĭta kaysa kmеllе,
Nereye gidip girmeli,
15050 Ĭta pua çikmеllе?
Nereye başı sokmalı?
Pirе hal’hi asapran,
Bizi bu azaptan,
Tеn, hĭtar tuhĭran?
Ya da, kurtarırlar mı sonuçta?
Untah Patti hun ta hal’,
O zaman Patti Han da şimdi,
Supеtey tе avĭntah.
Supetey de bunun gibi.
Patti punе avrakan
Patti başını saran
Еvç kirl pirе hal’.
Çöpçatan gerek bize şimdi.
Sntr mĭrsan çlhinе
Sintir Mirza’nın dilini
Şuyttan tupsa akna tеn,
Şeytan bularak asmış herhalde,
ampa tеm tе kastarat’,
Bunun için çok kestiriyor,
15060 Takam punе avĭrat’.
Kimlerin başını çeviriyor.
Patti hunpa kalama
Patti Hanla konuşmak için
Ĭna yarar tuhĭa,
Onu gönderin doğuya,
Sntr mĭrsa ul-yrnе
Sintir Mirza yolunu
Pltеrеr mar nikama,
Söylemez hiçkimseye,
Suya sĭmah ilrtmе
Yalan sözü duyurmak için
Yuri sarar halĭhra.
Türkü yayılır halka.
Sĭmah pultĭr ak apla:
Söz söylenir işte böyle:
Kĭmĭllĭ hr tupmanran
Hoş kız bulamadığı için
Sntr mĭrsa avlanman.
Sintir Mirza evlenememiş.
15070 Hal’ hr şırat’ tulayra.
Şimdi de kız arıyor gurbette.
A yatnе kalasan
Babasının adını söylese
Ĭna takam hr par,
Ona herkes kız verir,
Ĭsnе-tĭnnе kĭtartsan
Aklını gösterse
Hun hrnе tе ura.
Han kızını da alır.
Sntr mĭrsa iç yutra,
Sintir Mirza yedi yabancıda,
Krt yıtti tе -vĭtanmast’,
Kar köpeği de utanmaz,
Patti hunpa yakalsa
Patti Han dalkavuk gibi
skrtmеllе kalaat’. Tahrik edip konuşur.
-Ah, hvеl hun, kaar mana,
-Ah, güneş han, affet beni,
hĭv çuruna,
kölen et beni,
15080 Çĭrsĭr sĭmah vaklanişn p san umra. Saygısız söz söylediğim için senin önünde.
Ah, uyĭh hun, Nuhrat patşa -vĭl tunkata, Ah, ay han, Huhrat padişahı, o kütük,
Vĭl san pata parnе yaç ak hutapa, O senin yanına hediye verdi bu çuvalla,
Vatĭ sısnan hurtlĭ punе ay sarĭmpе. İhtiyar domuzun kurtlu başını altındakiyle.
Mnlе mĭşkĭl! ĭtma yıvĭr un kulĭşnе. Nasıl utanç! Dayanmak zor onun gülüşüne.
Es -allah pеk. Pirn patşa, Nuhrat patşa, Sen, Allah gibi. Bizim padişah, Nuhrat padişah,
Yütеlеnç Ulĭp hıĭn prmay kaysa.
Elden ayaktan düştü Ulıp ardından sürekli giderek
Ulĭp ĭna mskеr huşat’, avna tĭvat’,
Ulıp ona ne söylerse, onu yapar,
Sana hurlat’. Tеm tе kalat’, ĭna savat’. Seni hor görüyor, ne söyler, onu sever.
ın umnçе Ulĭp sanran hıt mĭşkallat’, Senin önünde Ulıp seni küçümser,
15090 Uy kaçaki, pıytlĭ ĭhan tеsе kalat’. Yaban keçisi, bitli kuzgun diye konuşur.
Es Çĭvaşa itsеnеh
Sen Çuvaş’a ulaşınca
Pĭlhar asla haphinе,
Bulgar büyük kapısını,
Yĭlt hurĭran tuninе,
Tamamı çelikten yapılmışı,
apatpĭr ta vatatpĭr,
Vurup parçalarız,
Yari usa yaratpĭr.
Ardına kadar açarız.
Ulĭpa tp tusassĭn
Ulıp’ı yok edince
Hunsеn hun pulatĭn.
Hanlar hanı olacaksın.
Epir purtе Pĭlharta
Biz hepimiz Bulgar’da
Hisеplеsе yalanah
Saygı göstererek her zaman
15100 Sana yĭtsa ürpr.
Yürüyeceğiz senin ardından.
Sanran p, Patti hun,
Ben senden Patti Han
ut tnçеri ırĭ çun,
Aydınlık dünyadaki iyi ruh,
Allahran pеk ıytatĭp:
Allah’tan ister gibi istiyorum:
Çurusеnе pulĭşsam,
Kölelere yardım etsen,
Pirе ptmе an parsam.
Bizim yok ettirmesen.
Hansеn han, Patti hun,
Hanlar hanı, Patti Han,
Es manşĭn allah pul:
Sen benim için kutsalsın:
Nuhrat patşan pr hrnе,
Nuhrat padişahı bir kızını,
Unĭn yaç Sarine,
Onun adı Sarine,
15110 Ulĭp tĭşman arĭmnе,
Ulıp düşmanın karısına,
Mana, Sntr marsana,
Sintir Mirza’ya, bana
Kĭmĭl tusa halalla.
Teselli edip ver.
Patti kayat’ tarĭhsa,
Patti gider kahrolarak.
Vĭrsa kalat’ mĭrsana:
Söyler mirzaya kızarak:
-Sana vĭl mar, salamat
-Sana o değil, kamçı
Kirl payan man patra!
Gerek bugün benim yanımda!
Nuhrat hr Sarinе,
Nuhrat kızı Sarine,
Ulĭp pattĭr arĭm,
Ulıp bahadırın karısı,
ĭtmah pahçi çеçеk,
Cennet bahçesinin çiçeği,
15120 Allahĭn ır şеrpеç
Allah’ın güzel şerbeti.
Tеrn mana şantarsa.
Dedin bana inandırarak.
Savĭntartĭn s mana.
Sevindirdin sen beni.
Ulĭp pattĭr arĭm,
Ulıp bahadırın karısı,
Uyĭh sĭnlĭ Sarinе,
Ay yüzlü Sarine,
Manpa yıvĭr pulatеh,
Benden gebe kalacak,
Açi -yıtta yuratеh.
Çocuk, it gibi olacak.
Ep Patti, hunsеn hun,
Ben Patti, hanlar hanı,
Man pеkki uk ırĭ çun.
Benim gibisi yok iyi kalpli.
Pĭtĭ kunе iyekеn
Lapa gözünü yiyen
457
458
15130 Tе mana tnçеrе.
Diyorlar bana dünyada.
Utap -tnçе çtrеnet,
Gidiyorum dünya titriyor,
Surap -halĭh tplenеt.
Tükürüyorum halk yok oluyor.
Epir ikkn Paştanpa
Biz ikimiz Paştan’la
Tp tĭvatpĭr çavaşa,
Yok edeceğiz Çuvaş’ı,
Kayran Ulĭp pattĭra. . .
Sonra Ulıp bahadırı…
Parappan pultĭr un tir!
Davul olacak onun derisi!
Ütnе-punе yıt itr.
Başını vücudunu köpek yesin.
İtlе, vizir, ep sana
Dinle, vezir ben seni.
 huşatĭp payanah:
İş veriyorum bugün:
15140 Çĭvaş mulnе tustarma,
Çuvaş malını saçmayı,
Sar hrsеmpе vılyama
Sarı kızlarla oynamayı
arpa tuhan man hıran.
Orduyla çıkacaksın ardımdan.
Hĭan tеtn? Iranah!
Ne zaman dedin? Yarın!
Allah mana vĭy patĭr,
Allah bana güç versin,
Tasamarsеm tp pultĭr!
Kötüler yok olsun!
apah Patti üеnеt.
Yine de Patti ürperir.
Çatĭrnçеn tuhiççеn,
Çadırından çıkana kadar,
Patşa patnе kayiççеn
Padişah yanına gidene kadar
Çrkulеnеt Patti hun,
Diz çöker Patti Han,
15150 Kltumalli vĭhĭt un.
Onun dua etme zamanı şimdi.
-s viln pulsassĭn ta, Kalay hun, -Sen ölmüş olsan da Kalay Han,
An man mana, vri ulĭm, Kalay hun. Beni unutma, sıcak yolum, Kalay Han.
Au kĭvak çul san, Kalay hun,
Baban mavi taş senin, Kalay Han,
Annü -hrn hurĭ, Kalay hun.
Annen, sertleştirilmiş çelik, Kalay Han.
Kltĭvatĭp sana, Kalay hun,
Dua ediyorum sana, Kalay han,
Ep tĭşmana arkatsassĭn, Kalay hun, Ben düşmanı şaşırtınca, Kalay han,
Ep çĭvaşran tavrĭnsassĭn, Kalay hun, Ben Çuvaş ilinden dönünce, Kalay Han,
Ĭş kĭmĭlpa sana parĭp, Kalay hun, Hoş gönülle sana vereceğim, Kalay Han,
Tihan ĭşri unе, Kalay hun.
Tayın içindeki ateşi, Kalay Han.
15160 Es mana tеlеy parsam, Kalay hun, Sen bana şans versen, Kalay Han,
Urhamaha unat parsam, Kalay hun, Küheylana kanat versen, Kalay Han,
Allĭma ta sulĭm parsam, Kalay hun,
Elimi de sallasam, Kalay Han,
Vatĭ pua ĭs-tĭn parsam, Kalay hun. Yaşlı başa akıl versen, Kalay Han.
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Allah!
Patti huna yĭtsa tuhr,
Patti Han’a sürükleyip çıktılar,
Laşi inе utlantarç,
At üstüne oturttular,
Kukĭr hnе umnе akr,
Eğri kılıcı taktılar,
15170 Paştan yenne ul kĭtartr.
Paştan tarafına yol gösterdiler.
Tpsr tarĭn mĭn ırmara
Dipsiz derin büyük ırmakta
Vĭl Paştana apla yıhrat’:
O Paştana şöyle çağırır:
-E-e! E-e! Paştan pattĭr!
-Ey, ey! Ey, ey! Paştan bahadır!
Ep -Patti hun!
Ben, Patti Han!
Ktеp sana, pattĭr!
Bekliyorum seni bahadır!
Es man uma tuhma vaska,
Acele et çıkmak için önüme,
Çĭvaş rnе prlе kayar!
Birlikte gidelim Çuvaş ülkesine!
Tpsеr ırma varrinçеn,
Dipsiz ırmak kenarından,
Katmar çulsеm huinçеn
Büyük taşlar ortasından
15180 Siksе tuhrе arĭslan,
Sekip çıktı aslan,
Vĭl ptmpеh ıltĭnran.
O bütünüyle altından.
Paştan pattĭr ulasan,
Paştan bahadır uluyunca,
Çrnisеmpе r çavsan
Tırnaklarıyla yeri kazınca
Çĭvaşalla kastarç,
Çuvaş ülkesine doğru atıldırlar,
Pr lapampa çarĭnç.
Bir atımla durdular.
Unta, aran punçе,
Orada, çayır başında,
Kümе yupi lartr tе
Çadır yupa diktiler de
Tultan karç tirsеmpе,
Dışarıdan örtttüler derilerle
Şalta sarç kavirnе.
İçeriden sardılar halıyla.
15190 Untan Pĭlhar hulinе,
Sonra Bulgar şehrine,
Nuhrat patşan tp kilne
Nuhrat padişahın asıl evine
Husa yaçе yıhrava,
Gönderdiler haberci
Kapan şĭllĭ Uraa.
Eğri dişli Uraş’ı.
Ura itеt Pĭlhara
Uraş varır Bulgar’a.
Mĭn sĭmsinе kaĭrtsa,
Büyük burnunu kaldırarak,
Kalat’ çĭvaş patşinе
Söyler Çuvaş padişahına
Kastarsa yıt sassipе:
Zorlayarak it sesiyle.
-Hĭnuna es, hunsеn hunnе, Patti huna, -Misafirine, hanların hanı, Patti Han’a
Hvеl hunnе, uyĭh hunnе, Patti huna, Güneş hanına, ay hanına, Patti Han’a
15200 Unpa prlе çi pattĭra, Paştana ta, Onunla birlikte en bahadırı, Paştan’a da
Pattĭrsеnçеn çi pattĭra, Paştana ta, Bahadırların en bahadırı, Paştan’a da,
Hir tuhsa ktsе iltеr, Nuhrat patşa. Karşı çıkarak bekleyin, Nuhrat padişah.
Nuhrat tĭmpay, es payantan
Nuhrat aptal, bugünden sonra
patşa ta mar,
padişah da değil,
Es payantan hunsеn hunn
Sen bugünden hanlar hanının
çuri ançah,
kölesisin ancak,
apla kalat’ hunsеn hun tasa Patti, Böyle söyler hanlar hanı Patti,
apla kalat’ Paştan pattĭr.
Böyle söyler Paştan bahadır,
Hĭlhuna çik.
Kulağına sok.
Hrh tе pr vat yumanran una tutar, Kırk bir yaşlı meşeden kızak yaptır,
Hrh tе pr ĭyĭra s halеh pustar. Kırk bir beygiri derhal kestir.
Vsеmsr pusĭr il unata şariklеttеr, Bunlardan başka yelkanatı kızarttır,
15210 Ĭş ĭvpе ikеrçsеnе layĭh srtеr.
İç yağını pidelere sürdür.
Şеrpеtnе tе, sim pılnе tе hatrlеttеr. Şerbeti de balı da hazırlattır.
Es avsеnе r unana tiyettеrsеm. Sen bunları yüz kızağa yüklettir.
459
460
Es vsеnе hĭvah lееn. avna astu:
Sen onları kendin götüreceksin. Bunu unutma:
Kavir sarma, apatlanma, ura uma,
Halı sermeye, yemek yemeye, ayak yıkamaya
Taş taşlasa е yurlasa hunĭn
Dans ederek, türkü söyleyerek
çunnе uma
hanı eğlendirmeye
Ulĭp arĭmnе, Sarinеnе, manpa yaran. Ulıp karısını, Sarine’yi, benimle gönder.
Un i-pu çaplĭ pultĭr hun hrnçеn.
Onun bedeni vücudu kuvvetli olsun han kızından
Nuhrat patşa vĭl huşnĭ pеk tumasassĭn, Nuhrat padişahı onun istediği gibi yapmasan,
Pattipе s til vĭyyi vılyasassĭn,
Patti ile tilki oyunu oynayınca,
15220 San Pĭlhartan mprti pеk çul ta yulm,
Senin Bulgar’dan Simbir’deki gibi taş da kalmıyor.
Tp hularan kl kupisеm kĭna yul. Başketten sadece kül yığınları kaldı.
ur halĭhu punе hur, an man avna, Halkının yarısı baş verdi, unutma bunu,
Pu humanni -çura pul, an man avna. Baş vermeyeni köle oldu, unutma bunu,
-Ep, hun pеk, ĭhan pulnĭ pulsan, -Ben, han gibi, kuzgun olsan,
Patti hun pеk, kaşkĭr pulnĭ pulsan, Patti gibi, kurt olsan,
Yıt çlhünе tatattĭmçç sannе payan, İt dilini kopartırdım senin bugün,
İk kuna ta şĭtarĭttĭm sannе payan, İki gözünü de oyardım senin bugün,
Çĭvaş-yĭvaş, ayvanran mar,
Çuvaş-yavaş, hayvandan değil,
ır kamĭlran.
iyi kalpten.
Çĭvaş halĭh hĭravĭ mar, satur vĭyran.
Çuvaş halkı korkak değil, cesur,
15230 Patti hunşĭn yıhravĭna ayĭplamast’, Patti Han için haberciyi ayıplamaz,
Yıhravĭna hĭy rеnçе hn kĭtartmast’. Haberciyi kendi yanında kötülük göstermez
Hĭv asapna hĭvah kurĭn s kuntan, Azabını kendin göreceksin bundan,
Man hıran ut, kaysa pĭhar hal’kantĭkran. Benim arkamdan gel, git şimdi eşikten.
Ulĭp pattĭr Patti hunpa yk Paştana Ulıp bahadır Patti Hanla alçak Paştan’a
Tĭn krtninе kĭtartam-ha hal’ p sana. Dine soktuğunu göstereyim şimdi sana.
Avĭ unta -Maka lappi. Kuratĭn-i? İşte Makaş ovası! Görüyor musun?
av lapamra Ulĭp pattĭr. Kuratan-i? Bu ovada Ulıp bahadır. Görür müsün?
Tеr patşa yıhravana mĭn pülmrеn. Dedi padişah haberciye büyük odadan.
Ura siksе çtrеt mn kurninçеn, Uraş sekip titrer gördüklerinden,
15240 Aslati pеk Ulĭp sassi yanraninçеn. Şimşek gibi Ulıp sesi yankılandığından.
-Yıhrav yatĭr patşana,
-Haber ver padişahına,
avĭnpa p akĭnta!
Bu nedenle ben burada!
Ma tuhmastĭr man pata?
Niye çıkmıyorsun benim karşıma?
Ulĭp ıytr tĭşmantan.
Ulıp sordu düşmana.
Lеşsеm siksе tĭrsanah,
Diğerleri sekip kalkınca,
Hisеnе aksanah
Kılıçlarını takınca
Kĭşkĭra ĭmĭrtsa,
Haykırırlar öne geçerek,
Kunе-pupе vılyatsa.
Gözünü başını oynatarak.
-apĭma е parĭnma
-Savaşmaya mı teslim olmaya mı
15250 Es antĭn lapama?
Sen indin ovaya?
Ep kiltm lapama
-Ben geldim ovaya
Parĭnma mar, apĭma!
Teslime değil, savaşmaya!
Tеr Ulĭp tarĭhsa
Dedi Ulıp zorlukla
Aslatillе u saspa.
Paştan pattĭr lĭş vrеt
Çukun itеm kurĭnat’,
Ulĭp pattĭr al еklеt
Timr itеm hıvĭnat’.
Paştan timr itеmrе
15260 Urlĭ-pirl kuskalat’,
Patti hun un hüttinçе
Kaĭr sĭmsa, çĭnah ta.
Patti hunan kukĭr h,
Ulĭpĭn ta pur ateş h,
Kukĭr hrеn ateş h
ĭnkĭrt tusa е ilç.
Vut hnçеn kukĭr h
Vi tatak pulç-mn.
Paştan pattĭr kĭşkĭrsan
15270 utĭ tnçе çtrеr,
Ulĭp inе ıtkĭnsan
ırta-ırta ilеyr.
Ançah Ulĭp tumtirnе,
Kukamĭş paninе,
Paştan şĭl vitеymеst,
Ulĭp avna nm sismеst.
Ulĭp sulat’ vut hnе
H iеt hmlеnsе.
Paştan pulat’ urmaran,
15280 avah ükmеst uraran.
Tе ıltĭnran tĭnĭran,
Tе ĭmlansa kaynĭran
Paştan pattĭr irlеt,
Hıtsan kalleh vĭy krtеt.
Pr-prinpе prlеşеt.
apĭmaşkĭn çarĭnmast’,
Sikе-sikе kĭşkĭrat’,
Asav şĭlnе kĭlarat’,
Ulĭp nе ıtkĭnat’,
15290 Mĭyran ırtsa usĭnat’.
Pĭva-pĭva pr-prnе
Taç ükе r inе,
Kallеh siksе tĭra,
Pr-prinе tarĭhsa
avra-avra apa.
iç uhrĭma itiççеn
Şimşek gibi açık sesle.
Paştan bahadır sakince üflüyor
Dökme demir adam görünüyor.
Ulıp bahadır el kaldırır
Demir harman açılır.
Paştan demir harmanda
Enine boyuna koşuşur,
Patti Han da onun gölgesinde
Kalkık burun gerçekten de
Patti Hanın eğri kılıcı,
Ulıp’ın da var eski kılıcı,
Eğri kılıçtan ateş kılıcı
Sadece şıngırdatarak aldı.
Ateş kılıcından eğri kılıç
Üç parça oldu.
Paştan bahadır haykırınca
Aydınlık dünya titredi,
Ulıp üstüne atılınca
Isırdı ısırdı.
Ancak Ulıp’ın zırhını
Ninesinin verdiğini,
Paştan’ın dişi delemez,
Ulıp hiçbir şekilde sezmez.
Ulıp sallar ateş kılıcı
Kılıcı parlar.
Paştan olur yarıdan
Böyle düşmez ayaktan
Ya altından yapıldığından
Ya da nemlendiğinden
Paştan bahadır dağılır,
Katılaşınca tekrar güç girer.
Birbiriyle birleşir.
Savaşmak için durmaz,
Seke seke haykırır,
Azı dişini gösterir,
Ulıp üstüne atılır,
Boynundan ısırarak eğilir.
Boğarak birbirlerini
Pat diye düşerler yere,
Tekrar sekip kalkarlar,
Birbirlerine zorlukla
Döne döne vururlar.
Yedi çağrım yetene kadar
461
Timr itеm tеprеnеt,
Vutĭn-hmn sirpnеt,
Ulĭp pattĭr Paştana,
15300 iç yutri taşmana,
Hĭynе ırtma tĭriççеn
Yarsa ilеt hürinçеn,
Pr hutçеn mar, iç hutçеn
avra-avra apat’ tе
Upntеrsе vırttarat’,
Untan çunnе kĭlarat’.
Yarsa ilеt Paştana
Yavaklasa hürеrеn,
Pu tavra avĭrsa
15310 Itkĭntarat’ inеtе,
Karakuma itmеllе,
Unta rsе ptmеllе.
462
Demir harman dağılır,
Alev gibi dağılır,
Ulıp bahadır Paştan’ı,
Yedi kat yabancıyı,
Kendini ısırdığı için
Fırlatır kuyruğundan,
Bir defa değil, yedi defa
Döne döne vurur da
Devirir yatırır,
Sonra canını alır.
Fırlatır Paştan’ı
Kuyruğundan örerek,
Başı üstünde çevirerek
Fırlatır uzağa,
Karakuma ulaşmalı,
Orada çürüyüp bitmeli.
Vĭtĭr iççmş Yurĭ (Ulıp Kĭtpa Ĭratnе ĭlni)
Otuz Yedinci Türkü (Ulıp’ın Kıtra Soyunu Kurtarması)
Çĭvaşsеn aslĭ çük. Çük pulĭh Ulĭp.
Pĭlharta vrmеçе uyavnçi amrĭksеn
ĭmĭrtĭv. Ulĭp ıvĭl Urtеm mala
tuhat‘, parnе ilеt. Ulĭp Kĭtra halĭhnе
hupĭrlakan ç yutsеnе apsa arkatat‘.
Kĭtra valli kar avĭrat’.
Çuvaşların büyük kurbanı. Kurban başı
Ulıp. Bulgar’da virmiçe71 bayramında
gençlerin yarışması. Ulıp’ın oğlu
Urtem yarışı kazanır, ödülünü alır. Ulıp
Kıtra halkını kuşatan yedi yabancıları
dağıtır. Kıtra için kale çevirir.
Tеmеl tеni çntrl,
Arki v kmll.
Erçеn-mеrçеn mprtе,
Epir hamĭr hĭş еnçе?
Epir hamĭr av rtе,
Çük kеrmеn umnçе.
Payanhi kun -çaplĭ kun,
15320 Kunta payan aslĭ çük.
avna purtе plnrеn
Aslĭ çükе irttеrmе,
Pülhsеmpе kalama
Çĭvaş kiln pur еnçеn.
Pülhsеm tе sahal mar,
rе prrе itеymеst.
Çük kеrmеn tе kapmar,
Huralturan üllrеh.
Çük kеrmеn umpе
15330 Mĭn şıv yuhat’ еripе,
Şıv ıtla tasaran
Tp kurnat’ avanah.
Çük kеrmеn hüttinçе,
Mĭn yuhanşıv hrrinçе,
Samĭrlatsa yanĭran
Ktü vırtat’ tutĭran.
Aslĭ ĭslavĭ pulnĭran
Aslĭ çükpu Ulĭp hal’.
е tpl tunĭran
15340 Muhtavra vĭl yalanah.
Ulĭpri çük tum tеt,
Kuzgun denilen süslü,
Eteği, ucu gümüşlü.72
İnci mercan Simbir’de,
Biz kendimiz nerdeyiz?
Biz kendimiz buradayız,
Kurban sarayı önündeyiz.
Bugün, büyük gün,
Burada bugün büyük kurban.
Bunu herkes bildiğinden
Büyük kurbanı kutlamaya,
Pülihlerle konuşmaya
Çuvaş geldi her yerden.
Pülihsem de az değil,
Yüzden de bir eksik.
Kurban sarayı da mükemmel,
Huraltu’dan da yüksek.
Kurban kermeni önünden
Büyük ırmak akar sakince,
Suyu da çok temiz.
Dibi görünür rahatça.
Kurban sarayı gölgesinde
Büyük ırmak kıyısında
Semirip gittiğinden,
Sürü yatar tokluğundan.
Büyük danışman olunca
Büyük kurban başı Ulıp artık.
İşini güzel yaptığından
Övülüyor her zaman.
Ulıp’taki kurban kıyafeti,
71
Büyük çük günü bayramı. Şairin annesinden edindiği bilgilere göre her on bir yıldan sonra bu bayram sonbaharda kutlanıyor
(Ş.N.).
72
Bilmece; cevabı kuzgun
463
464
Şir-Pĭlhartan yulni tеt,
Şir-Bulgar’dan kalmış,
Aslĭ çükpu vırĭnçе
Büyük kurban başı yerinde
Ulĭp tĭrat’ hisеprе.
Ulıp duruyor saygıyla.
Yurlasa kltĭvat’ tе,
Duasını eder de
İk allinе klеt tе
İki elini açar da
apla kalat’ ınsеnе:
Şöyle söyler insanlara:
-Pülhsеnе yurama,
-Pülihlere beğenilmeye
Kĭmĭlsеnе еmеtmе,
Gönüllerini etmeye,
15350 Pirе yĭla huşnĭ pеk
Bize geleneğin dediği gibi
Kaysa ĭsĭr Tan şıvnе.
Gidip alın Don suyunu.
Tan şıvnе, kĭşt sivvinе,
Don suyunu, biraz soğuğunu,
Tĭrna ku pеk tasinе.
Tuna gözü gibi temizi.
Vıl’ĭhsеnе sapr tе
Hayvanlara serptiler de
Untan apla kalar:
Sonra şöyle söylediler:
-Vıl’ĭh tĭr-tĭr çtrеr,
-Hayvan tir tir titredi,
Mĭnturra ta kilşr.
Ulu Tanrı da beğendi.
Ulĭp tĭrat’ puapsa
Ulıp durur bağ eğip
Tuhĭalla avrĭnsa.
Doğuya doğru dönüp.
15360 Tĭsat’ mĭnçük kllinе,
Söyler büyük kurban duasını,
Avaltanah huninе:
Önceden başladığını:
“Ey, Mĭnturĭ!
“Ey Ulu Tanrı!
Ey, Aslĭ Kеpе turĭ!
Ey, Ulu Kepe Tanrı!
Ey, Pihampar turĭ!
Ey, Pihambar Tanrı!
Ey, utkun turĭ!
Ey, Şutkun Tanrı!
Itti turĭsеm tе pirе an manĭr.
Diğer Tanrılar, bizi unutmayın.
Pirn huta krr.
Bizim aramıza girin.
Sirntеn puapsa ıytatpĭr.
Sizden baş eğerek istiyoruz.
Sirntеn tarhaslasa ıytatpĭr:
Sizden rica ediyoruz:
15370 Irlĭh-sıvlĭh parĭr pirе,
Sağlık iyilik verin bize,
Hn-hursеnçеn ĭlsa hĭvarĭr pirе. Belalardan kurtarın bizi.
Tĭşmansеnе pirn yenne ulsеm an kĭtartĭr. Düşmanlara yolumuzu gösterme.
umĭr tе utĭr kirl vĭhĭtra.
Yağmur da yağsın gerekli zamanda.
Yur tе hl kaa hulĭm pultĭr uyra. Kar da kış boyu kalın olsun tarlada.
Pĭr an aptĭr, ĭş an tivtr tır-pula. Don vurmasın ekini, sıcak yakmasın.
Hvеl tе ĭşĭtsa pĭhtĭr.
Her zaman güneş ısıtsın.
Tır-pulsеnе ıntan üll üstеrr.
Ekinler insandan uzun yetişsin.
Puçahsеm partas pеk pulççĭr.
Başakları kefal gibi olsun.
Tşşisеm ykеl pеk pulççĭr.
Taneleri palamut gibi olsun.
15380 itml iç ĭyĭr sirе paratpĭr,
Yetmiş yedi aygır sunuyoruz size,
itml iç vĭkĭr sirе paratpĭr,
Yetmiş yedi öküz sunuyoruz size,
itml iç taka sirе paratpĭr.
Yetmiş yedi koç sunuyoruz size
Sirе valli itml iç huran
Sizin için yetmiş yedi kazan
şürpе pеrеtpr,
çorba pişiriyoruz,
Sirе valli itml iç huran
Sizin için yetmiş yedi kazan
pĭtĭ pеrеtpr,
lapa pişiriyoruz,
Sirе valli itml iç katka
Sizin için yetmiş yedi tekne
çĭkĭt hatrlеtpr.
peynir hazırlıyoruz.
itml iç piçkе şеrpеt hatrlеtpr. Yetmiş yedi fıçı şerbet hazırlıyoruz.
ırlahĭr!
Affedin!
ırlahĭr!
Affedin!
ırlahĭr!”
Affedin!”
15390 avĭntah yĭla huşnipе
Burada adetler üzere
Karkalansa tĭç tе
Uzanıp durdular,
Mĭnturĭ tavra avrĭnç,
Ulu Tanrı tarafına döndüler,
ak yurra ta yurlar:
Şu ilahiyi söylediler:
“avrĭnsa pırakan Tan şıv “Kıvrılarak akan Don suyu
Sıpsa pĭhsan simpıl tuti kalat’-kе. Bir yudum içsen simpıl tadı verir
Valеm vırĭnnе tmе larinçç.
Tümsek yerine tepe oturur.
avrĭnsa pırakan Tan şıv Kıvrılıp akan Don suyu
Sıpsa pĭhsan erеh tuti kalat’-kе. Bir yudum içsen rakı tadı verir.
Valеm vırĭnnе -tulli pülmеçç”. Tümsek yerine, dolu odaydı.”
15400 Halĭh iyet şürpinе,
Halk içer çorbasını,
еt mĭnçük sĭrinе,
İçer büyük kurban birasını,
Yurlat’ uyĭh aniççеn,
Türkü söyler ay batana kadar,
Çük kеrmеnnе hupiççеn.
Kurban sarayını kapatana kadar.
Turĭsеnе itеrmе
Tanrılara yedirmeye
Tĭksa hĭvarç apatsеm.
Döküp bıraktılar yemekler.
Ulĭp vaskat’ Pĭlhara,
Ulıp Bulgar’a gider,
Un hal’ kiltе pulmalla.
Artık evde olmalı.
Iran uyav. Vrmiçе1.
Yarın bayram. Virmiçe
av uyavra, irhinе,
Bu bayramda, sabahleyin,
15410 Un pulmalla açipе.
O olmalı çocuğuyla.
Unta yalan savĭnĭ,
Her zaman sevinç orda,
Vĭyĭ-kulĭ, ĭstalĭh,
Oyun eğlence ustalık,
Ĭmĭrtusеm -tslrеn,
Yarışlar türlü türlü,
Sutu-ilü pur rtе.
Alım satım her yerde.
Vuniç ulhi açasеn On yedi yaşındaki çocuklar,
Mĭyĭhsеm mamĭk е Taze henüz bıyıkları.
Kaşni ulah muhtanma
Her yıl övünmeye
av kun yulat’ asnçе.
Bu gün kalır aklında.
Nuhrat patşa vsеnе,
Nuhrat padişahı onları,
15420 Ypе-sapa kunnе tе
Yağmurlu günde de
n hunava putarat’,
Yeni misafirliğe çağırır,
ar uttipе uttarat’,
Asker atıyla koşturur,
Un vĭyyinе vılyatat’.
Onun oyununu oynatır.
Nuhrat patşa uyavra.
Nuhrat padişah bayramda.
465
466
ul numay pulsan ta
Pĭhat’ ĭmĭrtkayĭkla.
Ulĭp pattĭr sıltĭmra,
Vat patşapa yunaşar,
Sulahayra Sarinе,
15430 Hĭy hrpе, Silpipе.
Patşa sulat’ allinе,
Parappan pulat’ taşşinе.
Timr alĭk uĭlat’,
amrĭk hunav kurĭnat’,
Purtе arın açasеm.
Purtе yaştak -hurĭn pеk.
Parappan sassi yanĭrat’,
Vĭrĭ vĭyyi pulanat’.
Kaşni ykt allinçе
15440 Vrеnmеlli hsеm е.
Pr-prinе kasa,
avĭntah çiksе ilе.
Patşa ülti vırĭntan
Layĭh kurat’ -kam malta.
Urtеmşn vĭl hprtеt:
“apĭat’ vĭl yrkеllеh,
Ham vrеntn mеslеtpеh,
Numayĭşnе nеtsе”.
avĭntah n hunavsеm,
15450 iyelе tuhnĭ yktsеm,
Karah tĭç rеtpе.
Çi inеtri parnеnе
Kaşni pеrеt uhĭpa.
Tl -ilеml tе paha,
Tümеrеn kĭşt pısĭkrah,
Ançah vĭl ta ayakra Tivrеtmеşkn ĭmĭl mar.
Urtеm kĭna parnеnе
Sirpntеrç rеllе.
15460 Halĭh muhtat’ Urtеmе,
Patşa savnat’ avĭnşĭn.
Nuhrat patşa hastarlĭ,
Huşat’ amrĭk hunava
Kmе avra kеrmеnе.
Unta trl parnеsеm,
itml iç tslisеm,
Suylasa il vsеnçеn
Artık yaşlanmış olsa da
Bakar kartal gibi.
Ulıp bahadır sağda,
Yaşlı padişahla yan yana,
Solunda Sarine,
Kızı Silpi’yle.
Padişah başlar oyuna,
Davul vurur çalmaya.
Demir kapı açılır,
Genç görünür,
Hepsi de erkek.
Hepsi düzgün kayın gibi.
Davul sesi yankılanır,
Savaş oyunu başlar.
Herbir yiğidin elinde
Eğitim kılıcı var ancak.
Birbirlerini keserler,
Hem de batırırlar.
Padişah üst taraftan
İyi görüyor kim önde.
Urtem için sevinir:
“Savaşıyor çok güzel,
Kendi gösterdiğim gibi,
Bir çoğunu yenileyerek.”
Orada yeni nesiller,
Yukarı çıkmış yiğitler,
Hemen girdiler sırayla.
En uzaktaki hediyeyi
Hepsi vurur okuyla.
Hedef güzel ve kıymetli,
Düğmeden biraz büyük,
Ancak o da uzakta.
Vurmak kolay değil.
Sadece Urtem ödülü
İndirdi yere doğru.
Halk över Urtem’i,
Padişah sevinir buna.
Nuhrat padişah gayretli,
Genç sürgüne emreder
Girmesini yuvarlak saraya.
Orada türlü hediyeler,
Yetmiş yedi renkliler,
Seçip al onlardan
Hĭş çuna turtninе.
amrĭk ĭru kеrmеnrеn
15470 Tuhsassĭnah parnеpе
İrtr patşa umnçеn
Parnisеnе klеsе.
Parnе tĭrĭh avĭntah
Patşa plç aksеnе:
Vsеn sumlĭ mtnе,
Vsеn ĭşri turtĭmnе,
Vsеn ĭstĭn kartĭşnе.
Ulĭp açi Urtеm tе
av pülmrе kĭmĭlpa
15480 Parnе iln suylasa.
Ançah Nuhrat patşana
Un pеk parnе kilşmеst.
Trtsе kalat’ Ulĭpa:
-San açuna, Urtеmе,
Klm purnĭ ilrtеt.
Şutlasa pĭh puupa:
Patşa yun vt unta,
Ĭta huras namĭsa?
nt kal tavrara
15490 Tulayra ta akĭn pеk:
“Pĭlhar patşi ratnçе
Klm yun vĭy ilеt.
Un pеk yunpa malaşnе
Kam prlеşmе kilşеt?
Pĭh-ha, ıtti yktsеm,
Man kеrmеnrе pulnisеm,
Parnе ilç -mnlinе?
Pulas еrtü lknе,
Pulas uslamĭ pallĭhnе,
15500 Pulas ĭsçah tumtirnе.
San Urtеmu... Pr sĭmah:
An tl pultĭr vĭl manpa!
-Ep vsеnе ançah mar
Asĭrharĭm. akna ta:
Unta, prin allinçе,
Pulas patşan tuyinе.
Trslh uk illhrе,
Kalasa pĭh es hĭypе,
Un huravnе ĭnkarsam,15510 Tеr Ulĭp patşana.
Hoşuna gideni.
Genç çocuk saraydan
Çıkınca hediyeyle
Geçti padişah önünden
Hediyeleri kaldırarak.
Hediyeleri orada
Padişah bildi bunları:
Onların kıymetli isteğini,
Onların içindeki hevesi,
Onların düşüncelerini.
Ulıp’ın çocuğu Urtem de
Bu odada keyifle.
Hediye aldı seçerek.
Ancak Nuhrat padişah
Bu hediyeyi beğenmez.
Dürtüp söyler Ulıp’a:
Urtem’e senin oğluna,
Dilenci hayat kandırır.
Kendin de düşün bak:
Padişahın kanı orada,
Nerede bıraktın ayıbı?
Yeter diyecekler çevrede,
Dışarıda da böyle:
Bulgar padişahı soyunda
Dilenci kanı güçlenir.
Gelecekte böyle kanla
Kim birleşmeyi ister?
Bak, başka yiğitler,
Büyük sarayda olanlar,
Nasıl hediyeler aldılar?
Geleceğin lider şapkasını,
Geleceğin tüccar işaretini,
Geleceğin âlimlerinin elbisesini.
Senin Urtem’in... Tek söz:
Çıkmasın benim karşıma!
-Ben sadece onları değil
Fark ettim şunu da:
Orda birinin elinde,
Gelecek padişahının asasını.
Doğruluk yok öfkede,
Konuş sen kendin de,
Onun sorusunu anlayınca,
Dedi Ulıp padişaha.
467
468
Urtеm patşa umnçе
Hurav tıtat’ akĭn pеk:
-Mana, patşa, huravşĭn
An illеnr tarhasşĭn.
Yĭnĭşrĭm-tĭk, kaarsam.
Purnĭ sakki sarlaka,
Un iy tе -yaka mar.
avĭnpa ak hutaa
Ep iltm kĭmĭlpa.
15520 av hutara ak aksеm:
ĭkĭr sĭmsi. Knеkе.
ĭkĭrsĭr ep ançah mar,
Tnçеri pur patşa ta,
Tеn, turĭ ta purnaymast’.
Ep -aça. ĭstĭn ta
ampa manĭn ayvan-ha.
Kalas kilеt tatĭklĭn.
Unşĭn mana kaarĭr.
Purinçеn asli tnçеrе
15530 ĭkĭr kĭna tеmеllе.
Manri parnе, ikkş tе,
Tuhnĭ ĭsçah allinçеn.
Hĭy tе klm pulsan ta
Knеkinçе ĭstĭnsеm.
av ĭsçaha ĭnlantĭm:
Hırĭma tıt tutĭra,
Vrеnninе -puĭnta.
Mnpur halĭh uyavra
Kalar ak apla:
15540 -Urtеm hurav trsеh,
Vĭl ta hıvnĭ aşşnе!
Patşa Urtеm amrĭka
Puran şĭlç yuratsa,
Ançah aşş ıvĭlnе
Italar kĭşt kĭna.
Urtеm tĭvan aşşpе
Prmay prlе kilnçе.
Puşĭ pulnĭ vĭhĭtra
Unran ıytat’ kalama
15550 Mn kurninе, iltninе,
Allipе mn tuninе.
Aşş unşĭn savĭnat’.
Aşra kĭna yalanah
Urtem padişah önünde
Cevap verir şöyle:
-Padişahım cevap için
Lütfen kızmayın bana.
Hata yaptım affedin.
Hayatın peykesi geniş,
Onun üstü de düz değil.
Bunun için çuvalı
Aldım isteyerek.
Bu çuvalda bunlar var:
Ekmek kabuрu. Kitap.
Ekmeksiz sadece ben değil,
Dünyanın bütün padişahları
Tanrı da yaşayamaz.
Ben çocuğum. Aklım da
Benim oldukça safça.
Kısaca söylemek isterim.
Onun için affedin.
Herşeyden büyük dünyada
Sadece ekmek demeli.
Benim hediyemin ikisi de
Çıktı âlimler elinden.
Kendi dilenci olsa da
Kitapkaki akıllar.
Bu âlimi anladım:
Karnını tok tut,
Öğrendiğini başında.
Bütün halk bayramda
Konuşuyorlar şöyle:
-Doğru Urtem’in cevabı,
O andırıyor babasını!
Padişah genç Urtem’i
Severek okşadı başını,
Ancak baba oğlunu
Kucakladı birazcık.
Urtem öz annesiyle
Sürekli beraber evde.
Boş olduğu zaman
Ondan ister konuşmasını
Ne gördüğünü, duyduğunu,
Eliyle neler yaptığını.
Baba buna sevinir.
İçinden her zaman
apla kalat‘ ças-çasah:
“Ivĭlĭm man -timlhrе,
Ankarasşĭn purnе tе”.
Uyav irtsеn Urtеmе
Hĭypе lartat’ yunaşar,
Kayran pulat’ sĭmahnе
15560 ar vĭyyinе asĭnsa.
-Sanĭn,-tеt vĭl sĭmah may,Sıvlĭhu ta naçar mar.
itеlkl vĭy-hal ta,
Puu ta san puşĭ mar.
Yĭrĭlĭhu pu taran.
Ançah vĭrĭ uynçе
Vsеm sanran pĭrĭn.
avna uyav kĭtartr.
Es un çuh ykе pеk
15570 avĭrĭntĭn tеmlе tе.
San yĭrĭlĭh un pеkki
İk sеhеtе it-şi?
An man avna nihan ta:
Vĭrĭn -hĭyn mеslеç,
Vĭrĭn -hĭyn hĭyulĭh,
Vĭrĭn-hĭyn pusĭrlĭh,
Vĭrĭn-hĭyn vĭrttĭnlĭh,
Vĭrĭn -hĭyn hĭruşlĭh,
Vĭrĭn -hĭyn kuul.
15580 Kaşni halĭh ar ınnin
Hĭynе maylĭ nеssi,
Hĭyn aynе tĭvassi.
Tĭr-ha, ıvlĭm, man uma,
Ĭna tuyan manran ta.
Es -ar ınni -çĭvaşran,
Ep pulam -tutartan.
Nu, pulĭpĭr “tıtĭma”.
Açipе aşş huşşinçе
“apĭu” pırat’ ıvniççеn.
15590 “Tutar” plеt sıhlanma.
Çĭvaş sikеt kaşkĭrla,
Ançah ta vĭl yalanah
rе ükеt kltе pеk.
Vsеm kannĭ vĭhĭtra
Ĭna inçе ĭhansеm.
ĭhan patşi avĭnta
Sık sık şunu söyler:
“Oğlum benim gayrette
Anlamak istersin hepsini”.
Bayram geçince Urtem’i
Oturtur kendiyle beraber,
Sonra başlar sözüne
Asker gücünü hatırlayıp.
-Senin, der söze göre,
Sağlığı da kötü değil.
Yerinde gücün kuvvetin.
Başın da senin boş değil.
Hem de çok canlısın.
Ancak savaş meydanında
Onlar baş eğdiler sana.
Bunu bayram gösterdi.
Sen o zaman iğ gibi
Döndün nasıl da.
Senin çevikliğin böyle
İki saate yeter mi?
Bunu unutma hiçbir zaman:
Savaşın kendi sebebi,
Savaşın kendi cesareti,
Savaşın, kendi anlamsızlığı,
Savaşın kendi gizliliği,
Savaşın, kendi korkunçluğu,
Savaşın, kendi gözyaşı.
Her halk askeri
Yenmek ister,
Altına almak ister.
Kalk oğlum, önümde,
Onu anlarsın benden de.
Sen askersin, Çuvaş’tan,
Ben olayım, Tatar’dan.
Hadi başlayalım, vuruşmaya.
Çocukla babası arasında
“Vuruşma” başlar yorulana dek.
“Tatar” bilir saklanmayı.
Çuvaş seker kurt gibi,
Ancak o da her zaman
Yere düşer demet gibi.
Onlar dinlenirken
Çocuk üstünde kuzgunlar.
Kuzgun padişahı burada
469
470
Sĭmah tĭsat’ savĭnsa.
Ulĭp ilç ĭnkarsa
Un sĭmahnе -purnе tе.
15600 Numay larç çnmеsr,
Urtеmrеn ku ilmеsr.
Urtеm untan tlnç.
-Es nt aça mar,
Hura-şurra uyĭran.
Purnĭĭn pur hĭy yĭli,
Şĭla ırtsa çĭtmalli.
avĭnpa ta ep sana
Ĭstĭn parap şantarsa.
Tеmlе yıvĭr pulsan ta
15610 uhatmasĭr ĭstĭnna
Hĭvna tıtsam alĭra.
Sisеtp ep avna ta:
Ivĭlĭm, san еkkünе
Kunĭ attеn haval,
Untah annün ĭsçah.
An uhat es vsеnе.
Pallaştartĭm sana ep
Emеl kurĭksеmpе tе,
imе yurĭhlipе tе.
15620 Ançah tnçе çlhinе
lkrеymеrm vrеntmе.
Es unşĭn an kulyan,
Ĭna vrеnn kayran ta.
Kunti ĭhan uşkĭnçе
Pulç ĭhan patşi tе.
Plеtn-i, mn tеr
ĭhan patşi un çuhnе?
“Hura tins hrrinе
Iran vеr irhinе.
15630 Unta Kĭtra rattinе,
Vir’yal еnçеn kuninе,
Tĭşman pırsa ulĭhnĭ,
Hayar vĭrĭ pulannĭ”.
Man avĭnta pulmalla,
Tĭşmana tp tumalla.
r amĭş -man kukamay,
Sĭmah panĭ ep ĭna:
Halĭh hutnе kmеşkn,
Yalan unpa pulmaşkĭn.
Söz söyler sevinerek:
Ulıp anlayabildi
Onun sözünü, hepsini.
Çok oturdu konuşmadan,
Urtem’den gözünü almadan.
Urtem ona şaşırdı.
-Sen artık çocuk değilsin,
Akı karayı ayırırsın.
Hayatın var kendi adeti,
Dilini ısırıp dayanmalı.
Bunun için ben sana,
Akıl veriyorum inandırıp.
Ne kadar zor olsa da
Kaybetme aklını
Onu tut elinde.
Seziyorum bunu da:
Oğlum, senin huyuna
Geçmiş babanın kudreti,
Hem de annenin aklı.
Kaybetme bunları.
Tanıştırdım ben seni,
Şifalı otlarla da,
Yenebilenle de.
Ancak dьnya dilini
Öğretemedim daha.
Kaygılanma onun için,
Bir zaman öğrenirsin.
Buradaki kuzgun sürüsünde
Vardı kuzgun padişahı da.
Biliyor musun ne dedi
Kuzgun padişahı o zaman?
“Kara deniz kıyısına
Sabah uçun erkenden.
Orada Kıtra soyuna,
Viryal tarafından göçene,
Düşman varıp saldırdı,
Katı savaş başladı.”
Ben orada olmalıyım,
Düşmanı yok etmeliyim.
Yer anası, büyük nine
Söz verdim ben ona:
Halk içine girmek için,
Hep onunla olmak için.
15640 Es tе pulsam avĭn pеk,
Halĭh hutnе yalan kr.
Tĭvan halĭh çi pahi,
Tĭvan rşıv çi hakli Tĭvan rşıva sıhlama
An şеllеsеm puna ta.
Kiltеn Ulĭp pattĭra
Yal-yışpе puhĭnsa
Ĭsata hurlansa.
Aşş kalat’ tatĭklĭn:
15650 -Aslau vatĭ, hĭv kuran,
ul pusat’ rеllе.
Es pulmasan akĭnta
Hĭv yuratnĭ annrе,
Tasa çunlĭ yĭmĭkna
Sıhlakanni kam pulat’?
Es kĭna. Şannĭran
Vsеnе sanpa hĭvarap.
Uyrĭlatpĭr. Sıv pulĭr!
Ulĭp nt ut inçе,
15660 Kanl purnĭ uk nt.
ulnе tıtat’ anĭa
Kĭtra patnе vaskasa.
Kĭtra rnе kursanah
Ulĭp utnе tĭratat’,
Untan hıttĭn kĭşkĭrat’:
-Ey, tĭvansеm, tantĭşsеm,
Atĭli еnçi çĭvaşsеm,
Ep -Ulĭp! Sirnpе!
Parĭnmĭpĭr yutsеnе!
15670 Ulĭp tĭşman huşşinçе,
Vuth unĭn allinçе.
Hnе sulat’ -untarat’,
Tĭşmansеnе tustarat’.
Ulĭp pinpü pürtnçе,
Kĭtra Ulĭp umnçе.
Kalaat’ vĭl Ulĭppa,
Tulsa kiln kĭmĭlpa.
-Sana, pattĭr, pursĭmĭr
Tav tĭvatpĭr çrеrеn.
15680 Ulĭp, kunta yulsamĭr,
Pirn mpü pulsamĭr.
-Kĭtra pinpü! Tĭvansеm!
Sen de ol böyle,
Halk arasına hep gir.
Öz halkın en kıymetlisi,
Anavatan en değerlisi
Anavatanı korumaya
Başını da esirgeme.
Evden Ulıp bahadırı
Köylü toplanarak
Gönderiyor dertlenerek.
Babası söyler kısaca:
-Deden yaşlı görüyorsun,
Yaşı yüze yaklaşıyor.
Sen olmasan burada
Sevdiğin anneni,
Temiz kalpli bacını
Kim korur burada?
Sadece sen. İnandığımdan
Onları sana bırakıyorum.
Ayrılıyoruz. Hoşça kalın!
Ulıp şimdi at üstünde,
Rahat hayat yok şimdi.
Yola çıkar batıya
Kıtra yanına aceleyle.
Kıtra ülkesini görünce
Ulıp atını durdurur,
Sonra güçlü bağırır:
-Ey, kardeşlerim, akranlarım,
İdil tarafındaki Çuvaşlar,
Ben Ulıp’ım! Sizinleyim!
Baş eğmeyin düşmana!
Ulıp düşman arasında,
Ateş kılıç elinde.
Kılıcı sallar, yakar,
Düşmanları tozdurur.
Ulıp binbaşı evinde,
Kıtra Ulıp yanında.
Konuşur o Ulıp’la,
Büyük keyifle.
-Bahadır, sana hepimiz,
Yürekten teşekkür ederiz.
Ulıp, burada kalsın,
Bizim başbuğumuz olsun.
-Kıtra binbaşı! Kardeşlerim!
471
472
Atĭli еnçi çĭvaşsеm!
mpü pulma an snr,
Man sĭmahpa kilşr.
Ep kunta yulmastĭp,
Kuntan çasah kayatĭp.
Ĭrĭvna ta, sana ta
Prlе yеrtsе kaymalla.
15690 Ançah kunti rşıv ta
Kunta yuna tĭknĭran
Sirnşn vĭl pit paha.
еrеm uĭr malalla,
Elkhi pеk, Çĭvaşra.
Asattе tе akĭnta
Punе hunĭ halĭhpa,
Sirnpе tan lеn,
Pattĭrlansa apĭnĭ.
Tusa ptmеn n kara
15700 Prlе tıtsa avrĭpĭr.
akĭ n kar yaçpе
Pliska çap uprantĭr.
Ulĭp sulat’ vuthnе
Sĭrt tĭrrinе tatmalla,
Kasĭlnĭ sĭrt tĭrrinе
Yĭtsa anat’ ik alpa.
Sĭrt tĭrrinе vaklasa
Çul hatrlеt mĭn karlĭh,
Çulsеm tе yap-yaka
15710 Yatarlasa tunĭran.
urmaş sĭrtĭn tĭrrinçе
Kap avĭrat’ çaplinе.
Tatan kurnat’ n kar,
Savĭntarsa yaltĭrat’.
Ulĭp pattĭr ĭyĭrpa
Tavĭrnas çuh Çĭvaşa
apla kalat’ hurlansa:
-Esir nt nimsr mar,
n kar sıhl tĭşmanran.
15720 Kunta tĭşman itsеssn,
Ĭna hir kar tĭrĭr,
apa-apa arkatĭr.
İdil tarafındaki Çuvaşlar!
Başbuğ olmamı istemeyin,
Benim sözlerimi kabul edin.
Ben burada kalmayacağım,
Buradan hemen gideceğim.
Boyunu da seni de
Birlikte alıp götürmeli.
Ancak buradaki ülke de
Burada kan aktığından
Sizin için çok kıymetli.
Yeşillik açın ileriye
Önceki gibi, Çuvaş’ta.
Dede de burada
Baю koydu halkla,
Sizinle aynı çalıştı,
Yiğitçe savaştı.
Bitmemiş yeni kaleye
Çevirelim birlikte.
Bu yeni kale adına
Pliska namı korunsun.
Ulıp sallar ateş kılıcını
Kesmeli tepe başını,
Kesilen tepe başını
Kaldırır iki eliyle.
Tepe başını ufalayıp
Taş hazırlar büyük kalelik
Taşları da pasparlak
Özel hazırlandığından.
Şurmaş tepesinin başında
Kale çevirir büyüğünü.
Ta nerden görünür yeni kale
Sevindirip parlar.
Ulıp bahadır aygırla
Döneceğinde Çuvaş’a
Böyle söyler hüzünlenip:
-Artık hiçbir şeysiz değilsiniz
Yeni kale korur düşmandan.
Buraya düşman gelince
Ona karşı kale durur,
Vura vura dağıtır.
Vĭtĭr Sakkĭrmş Yurĭ (Ulĭp Esrеmеtpе apĭni)
Otuz Sekizinci Türkü (Ulıp’ın Esremet’le Vuruşması)
ilunat anĭran tavĭrĭnnĭ çuhnе ul
inçе takĭnat’, Ulĭpa Çĭvaşa tĭşman
tapĭnni inçеn pltеrеt. Ulĭp Esrеmеtpе
apĭat‘. Esrеmеt Ulĭp aynе pulassinе
sissе Çĭvaşran tuhsa tarat‘.
Yelkanat batıdan dönerken yol
üstünde tökezler. Ulıp’a düşmanın
Çuvaş’a saldırdığını haber verir. Ulıp
Esremet’le vuruşur. Esremet Ulıp’a
yenileceğini sezip Çuvaş’tan kaçar
gider.
Tumil-tumil tumtirpе,
Hura sĭran atĭpa,
Larsan larat’ kasmakla,
Kĭşkĭrat’ vĭl şuyttanla.
avĭnpa pul’ ilunat
Tulhĭrat’ tе takĭnat’.
-Eh, ilunat, ilunat,
15730 Ayakkunta ik unat.
avah es takĭntĭn,
Vi hutçеn tulhĭrtĭn.
Sana yapĭh pĭhrĭm-i?
Sl sahal patĭm-i?
Ep sanşĭn yıvĭr-i?
Tеn, es Kĭtra ĭrĭvnе
Pulĭşnipе ıvĭntĭn?
Aslĭ Çĭvaş rşıvnе
itеssinе şanmastĭn? 15740 Ulĭp ıytat’ huyhĭrsa,
ilunata tĭratsah.
Urhamah imеnеt.
Pattĭrpala vĭl puplеt:
-Unşĭn mar ep takĭntĭm,
Vi hutçеn tulhĭrtĭm.
İk çrе man kart tur,
Hıtĭ turtsa ıratr,
Ahal’tеn mar r çtrеt
Aslĭ Çĭvaş rnçе 15750 İrsr tĭşman irthеt.
av hıpartan Ulĭpĭn
Pattĭr çri yunlanç,
Damalı elbiseyle,
Kara deri çizmeyle,
Oturur oturur beceriksiz73.
Bağırır şeytan gibi.
Bunun için Yelkanat
Hırıldar, tökezler.
-Eh Yelkanat, Yelkanat,
Uzağında iki kanat.
Üç defa aynen tökezledin
Üç defa hırıldadın.
Sana kötü mü baktım?
Yulafı az mı verdim?
Ben sana ağır mıyım?
Yoksa, Kıtra boyuna
Yardımdan mı yoruldun?
Büyük Çuvaş ülkesine
Varacağına inanmaz mısın?
Ulıp sorar kaygılanıp,
Yelkanatı kaldırıp.
Küheylanı utanır.
Bahadır gibi konuşur:
-Ondan değil ben tökezledim.
Üç defa hırıldadım.
İki yüreğim sıkıştı,
Sıkı daralıp ağrıttı,
Boşa değil yer titriyor
Büyük Çuvaş ülkesinde
Kötü düşman kuduruyor.
Bu haberden Ulıp’ın
Bahadır yüreği kanlandı,
73
Bilmece; cevabı kuzgun.
473
474
ilunatĭn ta türеh
Yurtti iç hut hutşĭnç.
Vĭrman urlĭ kar
ĭka uli utipе,
Yal-yal vitr tuhr
Çĭrĭş hĭyyi unnipе.
Çĭvaş rnе tuhr tе,
15760 Ulĭp akna kurç-kе:
Vĭypittiri yktsеm
Purtе vĭrĭ tumpе.
Tĭşmansеmpе apĭma
Vsеm ula tuhnĭ-mn.
Ulĭp pattĭr maltanah,
Pĭlhar umnе tuhsanah,
Çitlh yenne vaskar,
amrĭk çri ıratr.
Iltĭn çitlh tpnçе
15770 Tеlеy-ıru yun inçе.
apah ta vĭl Ulĭpa
Sĭmah huşr ak apla:
-Çĭvaş rnе tutar itn.
Supеtеy tеt un еrtü.
Vĭl şuyttana çunnе sutnĭ
Sm kahinе, avĭnşĭn vĭl
Tşmşlеmе alsa iln.
av alsapa kltеsеnçеn
Nükеr tĭvat’ rtе pr tеt.
15780 Pr kapanran r kaiççеn
Mĭn ar tĭvat’ uy tuliççеn.
Supеtеyn ar sumsĭr.
Un sum vnе kam tэtay?
av vat kaşkĭr kilеnnipе
Hrhеnеs uk çĭvaşsеnе.
Tĭşman sumsĭr arnçе
Pattĭr -pur içr prrе.
Pr pattĭr -çi vĭyli tеt,
Unĭn yaç Esrеmеt tеt.
15790 av Esrеmеt çullĭ sĭrta
Itamlat’ tе antah vara
Tprеttеrsе çulsеm tĭvat’,
Yelkanatın da doğrudan
Tırısı üçe katlandı.
Ormandan geçtiler
Ihlamur yağrağı ışığında,
Köyler üstünden gittiler.
Çam çırası yanmasıyla
Çuvaş ülkesine vardılar,
Ulıp bunu gördü de:
Gürbüz yiğitler
Hepsi savaş kıyafetinde.
Düşmanlarla savaşmaya
Onlar çıkıyor yola.
Ulıp bahadır önden
Bulgar yanına çıkınca,
Kafes tarafına gitti,
Genç yüreği ağrıdı.
Altın kafes dibinde
Baht yazısı kan üstünde.
Orada da Ulıp’a
Söz söyledi şöyle:
-Çuvaş ülkesine Tatar geldi.
Komutanı Supetey’miş74.
Ruhunu şeytana satmış
Karanlık gecede bunun için
Eldiven alıp büyülemek için
Bu eldivenle demetlerden
Asker yapar yüzlerce.
Bir ot demetinden gece boyu
Ay doğana dek yapar büyük ordu.
Supetey’in ordusu sayısız
Onun ucunu kim tutabilir?
Bu ihtiyar kurt zevkinden
Acımayası yok Çuvaşlara.
Düşmanın sayısız askerinde
Bahadır, hepsi yedi yüz bir.
Bir bahadır, en kuvvetlisi.
Onun adı Esremet’miş.
Bu Esremet taşlı tepeyi
Kucaklayıp daha sonra
Ufalayıp taşlar yapar,
74
Çuvaş ülkesine gelen Moğol hanı Subedey (Subutay)’dir. Bu durum şair tarafından da not düşülmüşse de tarihi şahsiyet hayal
unsuru özelliklerle sarılmış olarak destanda karşımıza çıkar (A.N.).
Sĭr pеk şıva ĭşĭhlatat’.
Ku ançah mar, vĭt av usal
Tpsr pırnе kĭtĭklasa
r aynçе pıtanmalla
Mĭn hulana rlе turtat’.
Ulĭp kalat’: -Vaskas pulat’.Unĭn çri hıtah surat’.
15800 ilunata vĭl açaşlat’,
Tĭşman yenne ulnе tĭsat’.
ul vlеnsеn akna kurat’:
Türеm inçе ik ar tĭrat’,
Yertüsеm h kĭlarnĭ,
Hatr vsеm apĭmaşkĭn.
Yut еrtü -yk Supеtеy,
Harsĭr vara urnĭ yıt pеk.
ar umnе tuhsa tĭrsan
Sĭmahhinе apla tĭsat’:
15810 -San arĭnta mn çul pattĭr,
Nuhrat patşa, kalasamĭr,
Man hal’ vsеm -içr ulttĭ,
Purtе vsеm urhamahlĭ.
Kuratĭn-i, еplе man ar?
Ayta, numay kalaar mar.
Nuhrat patşa, parĭn mana,
avna pltеr pur çĭvaşa.
Kunta es mar, ep hua!
Kutĭnlansan -iyen puna.
15820 San puunta ĭstĭn pulsan
Şutlasa pĭh: kama şanan?
Ahplat pattĭr sanpa. Yurat’.
Man ak pürnе unran vĭylĭ!
Vat puupa, yütеnipе,
rpü pattĭra ktеtn es?
ĭhan çavnĭ un ik kunе,
avra punе şakkal in.
Ktеn pul’-ha Sikpĭrana?
Vĭl çura ta hal’ Bagdatra.
15830 Ulĭpu san aslaşşpе
Kül’ tpnçе pul apaç.
Esrеmеtpе, man pattĭrpa,
apĭmaşkĭn kam hĭyat’-ha?
-Ep! Ep! -sas iltnç,
Tĭşman umnе Ulĭp tuhr.
Sır gibi ırmağı küçültür.
Sadece bu da değil, bu
Dipsiz buzu gıdıklayıp
Yer altındaki saklanacak
Büyük şehri yok eder.
Ulıp söyler: Acele etmeli,
Onun yüreği ağrıyor.
Yelkanatı sevip,
Düşmana doğru yola çıkar.
Yol bitince bunu görür:
Türem üstünde iki ordu
Komutanları kılıç çekmiş,
Savaşmaya hazırlar.
Yabancı komutan, kötü Supetey,
Utanmaz kudurur it gibi.
Ordusu önüne çıkınca
Şöyle söyler aklınca:
-Ordunda ne kadar bahadır,
Nuhrat padişahı, söyleyelim,
Şimdi onlar benim yedi yüz altı,
Onların hepsi küheylanlı.
Görür müsün, nasıl ordum?
Haydi, çok konuşmayalım.
Nuhrat padişah, baş eğ bana,
Bunu bildir Çuvaş’a.
Buranın sen değil benim sahibi!
İnatlaşırsan yersin başını.
Senin başında akıl fikir varsa
Düşün: kime inanırsın?
Ahplat bahadır sende, tamam.
Benim şu parmağım ondan güçlü!
Yaşlı başınla, yaşlılığınla
Şirpü bahadırı mı bekliyorsun?
Kuzgun oymuş onun iki gözünü,
Çakal yemiş yuvarlak başını.
Bekliyor musun Sikpırşa’yı?
O esir olmuş şimdi Bağdat’ta.
Ulıp’ın senin dedenle.
Göl dibinde olmalı yemeği.
Esremet’le, bahadırımla,
Savaşmaya kim çıkar?
-Ben! Ben! Sesi duyuldu,
Düşman önüne Ulıp çıktı.
475
476
Esrеmеç yĭralansa
Tuhsa tĭç Ulĭp umnе,
Hulpuinçi pısĭk sĭrtpa
Kĭlarasşĭn Ulĭp çunnе.
15840 Ulĭp pattĭr hĭramar,
Vuthpе sĭrta kasr.
Pısĭk sĭrtran ikk pulç.
Supеtеyn sеhri hĭpr.
Sĭrt tĭrriy yĭvansanah
Unĭn arnе aya tur.
Pin-pin nükеr punе huç.
Alra yulnĭ mĭn sĭrt pay
Sеlm tukşan Esrеmеtşn.
avĭnşĭn vĭl hıt savĭnç,
15850 “Tukşanĭm man avan”,-tеr,
Ulĭpa vĭl ampa apr.
Ulĭp pattĭr kupunçеn
Vut-hm tuhr yaltĭrtatsa,
av vĭhĭtrah un sĭmsinçеn
Yun yuhr şĭpĭrtatsah.
Ulĭp avna tuymar tе Sulsa yaç vĭl vuthnе.
Hi tatr tukşan sĭrta,
Vut çulnçеn pulsassĭn ta.
15860 Sĭrt tatĭk rе ükr,
Esrеmеç ay-ay! tеr.
Un urinе sĭrt tatĭkki
Lapçĭtnĭ-mn yıvĭr pirki.
Ulĭp pattĭr Esrеmеtе
Vuthpе kasma tĭç,
Yk tĭşmanĭn sеhri hĭpr,
Uri vnе sursa ilç,
Un umnçе r urĭlç,
av şĭtĭka usal sikr,
15870 r urĭk pitrnç,
r aynçеn sas iltnç:
-Manşĭn mn vĭl Ulĭp pattĭr?
Ep kunta çuh hal’ vĭl surçĭk.
Ulĭp pattĭr av vĭhĭtrah
rе putr pr samantrah.
-Tinеh es alla lеkrn,
Tĭvan rü tupĭk pulç.
Es kuntan tuhaymastĭn,
Esremet ilerleyip
Çıkıp durdu Ulıp önüne,
Geniş omzundaki tepeyle
Almak ister Ulıp’ın canını.
Ulıp bahadır korkmadı,
Ateş kılıcıyla tepeyi kesti.
Büyük tepe ikiye bölündü.
Supetey’in ödü koptu.
Tepenin başı yıkılınca
Onun ordusu alta düştü.
Binlerce asker baş koydu.
Elinde kaldı tepenin parçası
Büyük tokmak Esremet için.
Bunun için çok sevindi,
“Tokmağım güzel” dedi,
Ulıp’a o sopayla vurdu.
Ulıp bahadırın baş gözünden
Kıvılcım çıktı parlayarak,
O zaman onun burnundan
Şıpır şıpır kan aktı
Ulıp bunu duymadı
Salladı ateş kılıcını.
Kılıcı kesti tokmak ucunu,
Çakmak taşından olsa da
Tepenin parçası yere düştü,
Esremet ay ay! dedi.
Onun ayağını tepe parçası
Ağır olduğundan ezdi.
Ulıp bahadır Esremet’i
Ateş kılıcıyla kesti
Kötü düşmanın ödü koptu,
Ayak ucuna tükürdü,
Önünde yer yarıldı,
Kötü bu deliğe atladı,
Yer deliği kapandı,
Yer altından ses geldi:
-Benim için kim ki Ulıp?
Ben buradayken o tükürük.
Ulıp bahadır o zaman
Yere giriverdi o zaman.
-Şimdi sen ele düştün,
Doğduğun toprak tabut oldu.
Sen buradan çıkamazsın,
ut tnçеnе kuraymastĭn.
15880 Ulĭp pattĭr еnçknçеn
Kukamĭşn ünе ilç,
Sıvlĭş ukran antĭhiççеn
ü prçinе aran çrtr.
-Kukamayĭm, pulĭşsamçç,
ak yıvĭrta an mansamçç.
Tĭvan halĭh, an man mana,
Parsamçç es vĭyna-halna.
av vĭhĭtrah r çtrеr,
Ulĭpĭn ta vĭy hutşĭnç 15890 Mĭn sĭrtsеnе arkatmalĭh,
Tĭşmansеnе tp tumalĭh.
Ulĭp çasah rе sirç,
Esrеmеtе yarsa ilç.
-Ulĭp,-tеr Esrеmеç
Çĭh çppi pеk çrkulеnsе.Es hpе, ep puş alpa,
Ku vĭl vara apĭni-i?
İk sĭrt larat’ av lеş еnçе.
Vutçulnçеn ikkş tе.
15900 Kam ta kam av çul sĭrtran
Prrе apsa hĭyĭr tĭvat’,
av ın pulat’ çĭn-çĭn pattĭr,
Vĭl mn huşat’ -avĭ pultĭr.
-Yurat’,-tеr Ulĭp pattĭr,Es kalanĭ pеkеh pultĭr.
Vutçul’ sĭrta es maltan
apakanni. Ep -kayran.
Vutçul’ sĭrta Esrеmеç
İk çışkipе şatlattarç.
15910 Vutçul’ sĭrta kĭşt lapçĭtr.
Ançah hĭyĭr vĭl pulmar.
Ulĭp pattĭr sĭrta apr Sĭrç hĭyĭr pulsa yuhr.
Sеhrе hĭpnĭ Esrеmеç
r urĭknе kallеh sikr.
-Ep urĭh Çĭvaş rnе
nt kilmp mrtе tе!
r aypе ulnе tĭsr,
Yeyü sĭrç vĭrĭmlanç.
Aydınlık dünyayı göremezsin.
Ulıp bahadır torbasından
Ninesinin saçını aldı,
Havasızlıktan boğulmadan
Saç telini zorla yaktı.
-Nineciğim, yadım et,
Bu zorlukta unutma.
Halkım unutma beni,
Verseydin güç kuvvetini.
O zaman yer titredi,
Ulıp’ın gücü geldi.
Büyük tepeyi yıkacak kadar,
Düşmanları yok edecek kadar.
Ulıp hemen toprağı ayırdı,
Esremet’i tutup aldı.
-Ulıp, dedi Esremet
Tavuk yavrusu gibi dizçöküp.
Sen kılıçla ben boş elle,
Savaşılır mı böyle?
İki tepe duruyor diğer yanda.
İkisi de çakmak taşından.
Kim eğer bu taş tepeden
Bir vuruşta kum yapar,
O olsun gerçek bahadır,
O ne derse öyle olsun.
-Tamam, der Ulıp bahadır,
Senin dediğin gibi olsun.
Çakmak taşı tepesine önce sen
Vuracaksın. Ben daha sonra.
Çakmak taşı tepesine Esremet
İki yumuruğuyla vurdu.
Çakmak taşı tepe biraz ezdi.
Ancak o kuma dönmedi.
Ulıp bahadır vurdu tepeye
Kuma dönüp aktı tepe.
Korkan Esremet
Yer deliğine tekrar girdi.
-Ben bir daha Çuvaş ülkesine
Tekrar hiç gelmem ömrümde!
Yer altına yola gitti,
Ural tepesi uzadı.
477
Vĭtĭr Tĭhhĭrmş Yurĭ (Ulĭp Vilm)
Otuz Dokuzuncu Türkü (Ulıp’ın Ölümü)
478
Tĭşmansеm Asamĭsеm pulĭşnipе
Ulĭpa vlеrе. Çĭvaşsеn tеlеy
knеkinе nеnе çĭmlattparsa yartara.
Supеtеy asamlĭ alsapa kltеsеnçеn ar
tĭvat‘, Pĭlhar hulinе hupĭrlat’. Hulara
hrl avtan. Sikpĭrala rpü pammĭp
apaura vilе. Hula tĭşmana paranat‘.
Düşmanlar büyücülerin yardımıyla
Ulıp’ı öldürürler. Çuvaşların baht
kitabını ineğe çiğnettirirler. Supetey
büyülü eldivenle demetlerden asker
yapar, Bulgar şehrini kuşatır. Şehirde
kızıl horoz. Sikpırşa ile Şirpü bahadır
savaşta ölürler. Şehir düşmana boyun
eğer.
15920 “Attе-annе -çi pahi,
Tĭvan rşıv çi hakli”.
Un pеk pill sĭmaha
Çĭvaş plеt açaran.
avĭnpa vĭl vĭrĭra,
Hirе-hir tĭşmanpa.
Esrеmеç tarsanah,
Ulĭp utnе tıtsanah Tu tĭrrinçе Supеtеy.
Vĭl tulhĭrat’ irtеnpеh,
15930 Altĭr kunе avĭrsa
arnе apla kĭşkĭrat’:
-Mskеr pulç, yktsеm,
Manpa tnçе kurnisеm!
Mĭn sĭrt hĭyĭr pulnĭran
Hĭrarĭr-i avĭntan?
Kuusеnе çarmaklĭr,
Kupa çĭvaşa şĭtarĭr!
Pĭhĭr! Pĭhĭr! Layĭhrah!
Tuymastĭr-i avna ta?
15940 r hut sumlĭ çĭvaşran
Epir kunta yalanah.
Epir -tins -hayartan,
Tipеn kül -çĭvaş hal’!
Şi! şĭhĭrsa Supеtеy
arnе prmay skrtеt.
Vĭrĭ pırat’ tiskеrrn,
Çrkuirеn ın yun.
av vĭhĭtrah Sikpĭra
Tĭşmansеmpе apĭsa
“Ana baba en kıymetlisi,
Anavatan en kıymetlisi.”
Böyle dualı sözü
Çuvaş bilir çocukluktan.
Bunun için savaşta,
Karşı karşıya düşmanla.
Esremet kaçınca,
Ulıp atını tutup
Dağ tepesinde Supetey.
O köpürür sabahtan beri,
Tek gözünü çevirerek
Askerine şöyle bağırır:
-Ne oldu yiğitler,
Benle dünya görenler!
Büyük tepenin kum oluşundan
Korktunuz mu yoksa bundan?
Gözlerinizi pörtler,
Gözle Çuvaş’ı arayın!
Bakın! Bakın! İyi bakın!
Bunu da duymaz mısınız?
Yüz defa kalabalık Çuvaş’tan
Biz burada her zaman.
Biz kum gibi kalabalığız,
Kurumuş göl Çuvaş ancak!
Şşşş! Islık çalar Supetey
Askerini sürekli kışkırtır.
Savaş vahşice devam eder,
İnsan kanı dize kadar.
O zaman Sikpırşa
Düşmanlarla savaşıp
15950 Tuhat’ Svе hrrinе,
Çıkar Sive kıyısına,
Vırtsa еt tĭr şıvnе.
Uzanır içer duru suyu.
Supеtеy, yk, Ulĭpran
Supetey, iğrenç, Ulıp’tan
Tarat’ çĭtlĭh vĭrmana,
Kaçar çalılık ormana,
Sеhri siksе tuhnĭran
Ödü patladığından
Uhmah pеkеh tuyĭnat’.
Ahmak gibi hisseder.
-Ĭta çikеs puĭma,
-Nereye soksam başımı,
Ĭta huras namĭsa? Nereye koysam namusu?
Tеt tе rtе yĭvanat’,
Der de yerde kıvranır,
Kalay huna kltĭvat’:
Kalay Han’a dua eder.
15960 -Es viln pulsassĭn ta, Kalay hun, -Sen ölmüş olsan da, Kalay Han,
Pulĭşsamçç maltanhi pеk, Kalay hun. Yardım et önceki gibi, Kalay Han.
An man mana, vri ulĭm, Kalay hun. Beni unutma, sıcak alev, Kalay Han.
Au -kĭvak çul san, Kalay hun. Baban, gök taş senin, Kalay Han,
Annü -hrtn hurĭ, Kalay hun.
Annen, kaynar çelik, Kalay Han.
Sana kltĭvatĭp, Kalay hun.
Sana dua ediyorum, Kalay Han.
Çĭvaşsеnе tp tumaşkĭn, Kalay hun, Çuvaşları yok etmek için Kalay Han,
Pulĭşsamçç maltanhi pеk, Kalay hun. Yardım et önceki gibi, Kalay Han.
Mana ĭstĭn parsassĭnah, Kalay hun, Bana akıl verince, Kalay Han,
San tutuna ĭş u srеtp, Kalay hun. Dudağına ılık yağ sürerim, Kalay Han
15970 Usal tеni -usalah,
Kötülük de kötülük,
İnkеk tuma yuratat’.
Azap vermeyi seviyor.
İrsr sеm tĭvakan
Kötü işler yapan
Kaarusĭr usaltan,
Özürsüz kötüden,
Vatĭ Vupkĭn, tuhatmĭş,
Yaşlı Vupkın,75 tuhatmış,
Vilеsеnе ĭtatmĭş,
Ölüleri yutan,
Ulĭpa tp tĭvasşĭn,
Ulıp’ı yok etmek ister,
Kayran ĭtsa yarasşĭn.
Sonra yutmak ister.
Ançah alli kskе tе,
Ancak eli kısa da
Ĭna pççеn tĭvaymast’.
Onu tek beceremez.
15980 avĭnpa ta vĭrmanta
Bunun için ormanda
Supеtеyе kursanah
Supetey’i görünce
Savĭnĭ un çrinçе,
Yüreğinde sevinç var,
İrsrlh şur punçе.
Kötülük ak başında.
Supеteye pu tayat’,
Supetey’e baş eğer,
av vĭhĭtra ır sunat’.
O zaman selam verir.
Tuyi inе tayĭnsa
Asasına dayanıp
Sĭmah tĭsat’ malalla:
Söz söyler şöyle:
-Kuĭnta san -mĭn huyĭh,
-Gözünde senin büyük kaygı,
Ykt, sana mn pulnĭ?
Yiğit, sana ne oldu?
75
Çuvaş halk inanışlarının kötü ruhlarından birisidir. Magnitskiy’e göre vupkın girdap, uçurum ve açgözlü manalarına
gelmektedir. O köpek görünüşlü bir ruhtur. Vupkın tıpkı hirt surt gibi evde yerleşmektedir. Evde her şeyi tahrip etmekte ve eve
huzursuzluk getirmektedir. Onların sadece insanlara değil hayvanlara da zarar verdiğine inanılmaktadır (Magnitskiy 1881: 134).
479
480
15990 Şanan pulsan es mana
Kalasa par huyĭhna.
Çĭn ta huyĭh pısĭk man,
Pu avrĭnat’ avĭntan.
Ulĭp mana ul pamast’,
Kun-ulĭma k tatat’.
av Ulĭpran hĭtĭlma
Mn tumarĭm purnĭra.
apla prrе, kahinе,
ur r irtsе kayiççеn,
16000 Kеrmеnmrе -üplеrе Vat yumĭsеm pulç tе
Iytu patĭm vsеnе:
“Miе halĭh man ayra?
Miе halĭh tavrara
Siksе çtrеt yatranah?
Miе pin ın man arta?”
Huravlar ak apla:
“Ĭslĭ Atĭl hĭyĭrnе
Kam şutlanĭ prçinе?”
16010 “Miе ul ep çĭvaşpa
apĭatĭp tarĭhsa?
Vsеmpе hıt apĭsa
Mn çuhl ar ptr man,
Ançah vsеm av-avah
Parĭnma payan ta.
Sirtеn hĭş Ulĭpa
ntеrmеlli may tupat’ av purĭnat’ man patra
ĭtmahri pеk purnĭpa”.
16020 Vat yumĭsеm -purş tе,
Hayarri tе, ırri tе
Man ıytĭvran şĭp pulç,.
Şĭlsеnе şart! ırtr.
Pusеnе kustarma
Tıtĭnsanah tin vara
Vsеnçеn pri, çi vatti,
Yütеmеşkn pulani,
Mana apla kalar:
“Aslĭ еrtü, Supеtеy,
16030 Hunsеn hun vt es?
Nim ayĭpsĭr ınsеnnе
(Epir -vsеn şutnçе)
İnanırsan bana
Anlat kaygını.
Gerçekten kaygım büyük,
Başım dönüyor bundan.
Ulıp bana yol vermez,
Hayatımı şimdi bitirir.
Bu Ulıp’tan kurtulmaya
Bir şey yapamadım hayatta.
Böyle birgün, geceleyin
Yüz gece geçene dek,
Sarayımda, çadırımda
Yaşlı yumuşlar vardı
Sordum ben onlara:
“Nice halk benim altımda?
Nice halk var çevrede
Gönülden sekip titrer mi?
Nice bin kişi ordumda?”
Cevap verdiler şöyle:
“Büyük İdil kumunun
Kim saydı tanesini?”
“Nice yıl ben Çuvaş’la
Savaşıyorum kahrolup?
Onlarla çok savaşıp
Ne kadar askerim bitti,
Ancak onlar yine de
Boyun eğmedi bugün de.
Sizden kim Ulıp’ı
Yendirecek yol bulur
O yaşar hep yanımda
Cennet hayatnda gibi.”
Yaşlı yumuşların hepsi,
Kötüsü de iyisi de
Benim sorumdan sustular...
Dişlerini sıktılar.
Başlarını çevirmeye
Başlayınca ancak sonra
İçlerinden biri, en yaşlısı,
Yaşlanmaya başlayanı,
Bana şöyle söyledi:
“Büyük komutan, Supetey,
Hanların hanı değil misin?
Hiç günahsız insanları
(Biz de onların içinde)
Pusеnе tеk an tat.
Başlarını kesme.
av Ulĭpa, pattĭra,
Bu Ulıp’ı bahadırı,
Ptеrmеlli ĭrĭma
Yok edecek çareyi
Tеmlе ılĭh pulsan ta
Ne kadar günah olsa da
Hamah parap kalasa”.
Hemen söyleyeyim.”
Ep yütеn karçĭka
Ben yaşlı karcığı
Hĭtĭrlasa yatlarĭm:
Azarladım kızdım:
16040 “Ey, vatsupnĭ kĭrçamas,
“Ey, yaşlı Kırcamas,
Mnşn mana maltanah
Niçin bana daha önce
Kalamarĭn? Huravla!
Söylemedin! Cevap ver!
Mnşn manran plvnе
Niçin bildiğini benden
Es hĭtlantĭn pıtarma?”
Boşuna sakladın?”
Karçĭk pulç yuman pеk,
Karcık oldu meşe gibi,
Çlhi kasr - tеn:
Dili kesti, bıcak gibi:
“Ey, Supеtеy еrtü!
“Ey Supetey komutan!
Ma çĭvaşa ptеrеsşn es?
Neden yok etmek istersin Çuvaş’ı?
Nikama ta şar tuman vĭl ku taranççеn. Kimseye bugüne kadar bela olmadı.
16050 Ulĭp vĭynе ptеrmеlli mеslеtе
Ulıp gücünü bitirmenin yolunu,
ut tnçеrе plеkеnni -ikkn е. Biliyor sadece iki kişi bu dünyada.
Kalamastĭp avna -purprеh!”
Söylemem sana bunu ne olsa da!”
Ep av vat asama
Ben bu büyücüye
Asaplarĭm tеmlе tе.
Eziyet ettim ne kadar.
Şutlamasan ılhannе
Bedduayı düşünmeyince
Tuhmar un nĭykĭş ta.
Çıkmadı onun dertlisi de.
Ivĭl kunе prktpе
Oğul gözünü kartal gibi
Çavtarnĭ çuh ühlеtsе
Oydurunca bağırarak
Karçĭk tuti uĭlç,
Karcığın dili çözüldü,
16060 Untan apla kalar:
Sonra şöyle söyledi:
“Ulĭp ürеn ul inçе
“Ulıp’ın yürüdüğü yolda
Şĭtĭk çavtar kahinе:
Çukur kazdır geceleyin:
itml hĭla sarlakĭş,
Yetmiş kulaç genişliğinde,
içr hĭla tarĭnĭş.
Yedi yüz kulaç derinliğinde.
Yıvĭ sartar un ine
Ağaç serdir onun üsüne
Sm vĭrmanta kasninе.
Sık ormandan kesilenleri.
Yıvĭsеnе avĭntah
Ağaçları burada
Şĭnalĭkpa vittеrttеr,
Perdeyle kapattır,
Untan ĭna iyeltеn
Sonra yukarıdan onu
16070 Tip tĭprapa huplattar.
Toprakla kaplat kuru.
Çĭvaş arn taymĭşnе
Çuvaş ordusunun ağırlığına
Yıvĭ çĭtat’ -an hĭra.
Ağaç dayanır, korkma.
Ulĭp ıtla yıvĭr ta,
Ulıp daha ağır ağırdır
Pulat’ şĭtĭk tpnçе”.
Düşer çukur dibine.”
Çĭnah ta av şĭtĭka
Gerçekten de bu çukura
481
482
Ulĭp lеkr uyĭhran.
Nu, tеp, şutlap ĭşĭmra,
Ulĭp vilеt vıĭpa.
Çĭvaşsеnе arkatsan,
16080 Çura tĭvap çĭvaşran...
Ulĭp kallеh man patra,
Turat’, taptat’ man ara.
Çĭvaş kallеh irkrе,
Ham ep -namĭs-simsrе.
Kayran pltm ak akna:
Pulnĭ çuh vĭl şĭtĭkra
Tapalannĭ hĭtĭlma.
Şĭtĭk tarĭn, imе uk,
Vıĭ kĭşlat’ -çĭn ta mur.
16090 ĭhan vsе kilninе
Ulĭp kurat’ inеtrеn,
Ura inе tĭrat’ tе
klеt ik allinе,
Tarhaslasa kĭşkĭrat’:
“Ey-ey, ĭhan, ey, ĭhan,
Es irkl kayĭk ta,
Tata-tata itеtn,
Pulman rtе pulatĭn,
Tĭvatĭ ktеsl tnçеrе
16100 Es vsе ürеtn.
Çĭvaş rnе kaysamçç,
Tĭvan halĭha pltеrçç:
Tĭşman mana ultavpa
Yaç tarĭn şĭtĭka.
Hal’ ep şıvsĭr, apatsĭr,
Tipsе hĭrsah ku hupĭp,
Mana kilsе ĭlsamĭr”.
ĭhan manpa pr kalĭp,
Ĭtan mana vĭl suttĭr,
16110 avĭnpa un hurav
Manşĭn pulç kĭmĭs pеk.
ĭhan hurav akĭn pеk:
“Vilеh, vilеh! Vilsеssn
Kuna çavsa kĭlarĭp”.
Tĭrsan-tĭrsan, av kunnеh
Çakak vsе itn-mn.
Ulĭp ĭna tarhaslat’:
“Ey-ey, çakak, ey, çakak,
Ulıp düştü çayırdan.
Amaa! diye içimden,
Ulıp ölür açlıktan.
Dağıtınca Çuvaşları
Köle edeceğim Çuvaş’ı…
Ulıp tekrar yanıma
Çıkar saldırır orduma.
Çuvaş tekrar özgür,
Ben ise, utançtayım.
Tekrar öğrendim şunu:
O çukurda iken
Debelendi kurtulmak için.
Çukur derin, yok yiyecek,
Aç kemirir, şeytan gerçek.
Kuzgunun geldiğini
Ulıp görür uzaktan,
Ayağa da kalkar
İki elini açar,
Rica eder bağırır:
“Ey ey, kuzgun, ey kuzgun,
Sen özgür kuşsun,
Uzaklara gidersin,
Olunmayan yerde olursun,
Dört köşeli dünyada
Sen uçar gezersin.
Çuvaş ülkesine gitsen,
Öz halkıma söylesen:
Düşman beni aldattı
Derin çukura düşürdü.
Şimdi susuz, yemeksizim,
Kuruyup göz kapatıyorum,
Beni gelip kurtarsınlar.
Kuzgun benimle aynı
Nasıl satsın beni,
Bunun için onun cevabı
Bana geldi kımız gibi.
Kuzgunun cevabı şöyle:
“Öl, öl!, Sen ölünce,
Gözünü oyacağım.”
Kalkınca o gün
Saksağan uçup geldi mi.
Ulıp ona yalvardı:
“Ey ey, saksağan, ey saksağan,
Es irkl kayĭk ta
16120 Tata-tata itеtn,
Pulman rtе pulatĭn,
Tĭvatĭ ktеsl tnçеrе
Es vsе ürеtn.
Çĭvaş rnе kaysamçç,
Tĭvan halĭha pltеrçç:
Tĭşman mana ultavpa
Yaç tarĭn şĭtĭka.
Hal’ ep şıvsĭr-apatsĭr,
Tipsе hıtsah ku hupĭp.
16130 Mana kilsе ĭlsamĭr”.
Çakakĭn ta sĭmahhi
Manşĭn pulç çun ui!
“Vilеh, vilеh! Vilsеnеh
inçеh itp vtеrsе
Vsе anma şĭtĭkna,
Kuna çavsa kĭlarma”,Tеn çakak savĭnsa,
Çakĭltatsa taşlasa.
Kurah kayat’: un urlĭ
16140 Vsе irtеt hurkayĭk.
Pur vĭy-halnе putarsa
apla kalat’ şĭtĭkran:
“Ey, hurkayĭk, hurkayĭk,
Tarhaslatĭp çrеrеn!
Vеtn vt tüpеrе
Tata-tata itiççеn.
Pulman rtе pulatĭn,
Sĭrtsеm urlĭ kaatĭn.
Es ürеtn irkrе
16150 Tĭvat ktеsl tnçеrе.
Çĭvaş rnе vsе kay,
Halĭhĭma kalasam.
Tĭşman mana ultavpa
Yaç tarĭn şĭtĭka
Mana apat pama,
tеrmе şıvnе tе,
Vlеrеsşn tiptsе.
Kalasamçç çĭvaşa,
Ep yuratnĭ halĭha.
16160 Vaska-vaska man pata
Hrh tе pr lavpala
Sen özgür kuşsun
Gidersin uzaklara,
Olunmayan yerde olursun,
Dört köşeli dünyada
Sen uçup gezersin.
Çuvaş ülkesine gitsen,
Öz halkıma söylesen:
Düşman beni kandırıp
Düşürdü derin çukura.
Şimdi susuz, yemeksizim,
Kuruyup göz kapatıyorum,
Beni gelip kurtarsınlar.
Saksağanın da sözü
Benim için iyi oldu!
“Öl, öl! Ölünce
Hemen yetişeceğim
Çukura konmak için,
Gözünü oymak için.”
Dedi saksağan sevinip,
Bağırıp dans edip.
Görür üstünden
Kaz uçup geçer.
Bütün gücünü toplayıp
Çukurdan şöyle söyler:
“Ey kaz, kaz,
Yalvarıyorum yürekten!
Uçuyorsun gökyüzünde
Uzaklara gidene kadar.
Olunmayan yerde olursun,
Tepeler üstünden geçersin.
Sen geziyorsun özgürce
Dört köşeli dünyada.
Çuvaş ülkesine uçup git,
Halkıma söyle benim.
Düşman beni aldattı
Derin çukura düşürdü,
Bana yemek vermezler,
Su da içirmezler,
Öldürmek ister kurutup.
Söyle Çuvaş’a
Sevdiğim halkıma.
Acele et ülkeme
Kırk bir arabayla
483
484
Tiyesе kiltr süs vrеn.
Vrеn pultĭr irprеh,
Hrh hĭla hulĭmĭş,
içr hĭla un tĭrşş.
Ep huşninе tumasan
Ulĭp ptеt tĭşmanran”.
Kik-kak, kik-kak hurkayĭk
unattipе il kassa
16170 ulnе tıtat’ çĭvaşa.
Vsеn-vsеn aylĭmra
Çĭvaş rnе asĭrhat’:
Vĭl tĭşmanpa apĭat’,
Vri yunnе yuhtarat’.
Hurkayĭk çĭvaşa
Parat’ yĭltah kalasa.
Ulĭp mnlе inkеkе
Lеkni inçеn pltеrеt.
Ulĭp pattĭr huşni pеk
16180 Hrh tе pr lav inе
Çĭvaş tiyet vrеnnе,
r kaiççеn yavninе.
Hrh tе pr lav inçе
Apat-im çi pahi,
mеllisеm -çi hakli.
ul vĭrĭm, tiks mar,
ar ta manĭn ıvĭrman.
Ançah pirе şahvĭrtsa
Ulĭp patnе şĭtĭka
16190 avah itn çĭvaşsеm.
Apatlanĭ Ulĭpa,
Ura inе tĭratnĭ.
Ulĭp kallеh irkrе
Man sumsĭr ar umnçе.
-Apla eppin, Supеtеy,
ü yapĭh -pur еnçеn,Tеr Vupkĭn еrtü.aru sumsĭr pulsan ta
Çntеrеymn çĭvaşa,
16200 Mnşn tеsеn Ulĭpa
Yıvĭr kilsеn samantrah
Kukamĭş pulĭşat’.
Vĭy ta ilеt halĭhran.
Es mansĭr Ulĭpa
Yüklesinler kendir ip.
İp olsun sağlam,
Kırk kulaç kalınlığında
Yedi yüz kulaç uzunluğunda.
Benim dediğimi yapmazsan
Ulıp ölüyor düşmandan.”
Kik kak, kik kak kaz
Kanadını açıp
Yola çıkar Çuvaş’a.
Uçar uçar ovada
Çuvaş ülkesini hatırlar:
O düşmanla savaşıyor,
Sıcak kanını akıtıyor.
Kaz Çuvaş’a
Hemen söyler.
Ulıp’ın nasıl bir belaya
Düştüğünü bildirir.
Ulıp bahadırın dediği gibi
Kırk bir arabaya
Çuvaş yükler ipi,
Gece boyu ördüğünü.
Kırk bir araba üstünde
Yiyeceklerin en iyisi,
İçeceklerin en kıymetlisi.
Yol uzun, düz değil,
Askerim de uyumadı.
Ancak bizi kandırarak
Ulıp yanına çukura
Böyle ulaştı Çuvaşlar.
Yedirdiler Ulıp’a,
Kaldırdılar ayağa.
Ulıp tekrar özgür
Sayısız askerin önünde.
-İşte böyle, Supetey,
İşin kötü her yandan,
Dedi Vupkın komutana.
Asker sayısız olsa da
Yenemiyorum Çuvaş’ı,
Niçin dersen Ulıp’a
Zor zamanlarında
Ninesi yardım ediyor.
Halktan da güç alıyor.
Sen Ulıp’ı bensiz,
ntеrеs uk -nihan ta!
Iltĭn paran mĭy taran Ĭstĭn parap akĭntah.
Pikе kaçça yuratsan,
avna kaççi tuymasan,
16210 Sar hr ürеt hurlansa,
Ĭsnе-tĭnnе uhatsa.
Un pеk hrtеn an hĭra,
Kantra yavan avĭntan.
Kantra pĭvat’ şuyttana,
Ulĭpa-i? Nim tе mar.
-Un pеk hrе man ĭtan
Tupmalla-ha, vat ĭhan?
Sarinе-i? An lĭrka!
Vĭl sutat’-i Ulĭpa?! 16220 Hir kalat’ Supеtеy
Vat Vupkĭna -ykskе.
-Vĭl ançah-i? Urĭhhi,
Sarinеrеn şançĭkli.
Ĭta tеtn? av rtе,
iç tĭrĭllĭ sĭrt еnçе.
Unta Mеrçеn yarĭnat’,
Yarĭnat’ tе yavĭnat’.
Mеrçеn kayĭk sĭnnçе
Mеrçеn pikе pıtanat’.
16230 Ulĭpa hĭy ĭşnçе
Tĭn uhatsah yuratat’,
Kunn-rn asĭnat’,
ıvĭrsan ta lĭplanmast’.
Es Ulĭpa ultala
Til ınpa maylasa.
San til pur, an hĭra,
Ultalat’ vĭl turra ta.
Kam tеtn-i? Vat Supar!
Mulşĭn hĭynе tе sutat’.
16240 Irmi pısĭk arpala
Hıttĭn apĭ çĭvaşpa
Çaka-çaka sĭrtalla.
Sĭrt hınçе lĭplan ta
Supara çn hĭv patna.
Ĭna ıltĭn tıttarsan
Es huşninе hĭymaylat’,
Supеtеy itlеt Vupkĭna,
Yenemezsin hiçbir zaman!
Altın verirsin çok fazla
Akıl veririm o zaman.
Bike yiğidi sevse,
Sevdiği bilmese,
Sarı kız gezer üzülüp,
Aklını fikrini kaybedip.
Onun gibi kızdan korkma,
İp örersin bundan.
İp boğar şeytanı,
Ulıp’ı mı? Bir şey değil.
-Onun gibi ben nerden
Bulacağım, yaşlı kuzgun?
Sarine mi? Saçmalama!
O satar mı Ulıp’ı?!
Cevap verir Supetey
Yaşlı Vupkın’a iğrence.
-O mu ancak? Başkası da,
Sarine’den güveniliri de.
Nerede dedi? Hangi ülkede,
Yedi zirveli tepe tarafında.
Orada Mercan sallanıyor,
Sallanıp da yuvarlanıyor.
Mercan kuş suretinde
Mercan bike saklanıyor.
Ulıp’ı kendi içinde
Aklını kaybedip seviyor,
Gece gündüz anıyor,
Uyusa da sakinleşmiyor.
Sen kandır Ulıp’ı
Yaparak deli gibi.
Senin delin var, korkma,
Kandırır o Tanrı’yı da.
Kim dedin? Yaşlı Supar!
Mal için kendini de satar.
Yorulmaz büyük orduyla
Sağlam savaş Çuvaş’la
Çekile çekile tepeye doğru.
Tepe başında sakinleş,
Supar’ı çağır yanına.
Altın verince ona
Senin dediğini yapar,
Supetey dinler Vupkın’ı,
485
486
nе tĭvat’ huşnĭ pеk.
apĭnĭ may çĭvaşpa
16250 aksa pırat’ sĭrtalla.
Iltĭnpе astarsa
Çnsе ilеt Supara. Hĭtarsanah Ulĭpran
Iltĭn parap arçapa.
Uka tеsеn Suparĭn
ĭtkĭn ku -til ku.
Çlhipе çul şĭrat,
Sĭhĭ alli tеm tĭv.
Ulĭp pattĭr çatĭrnе
16260 Pеrsе itеt -til tеn,
Talpas -krhi çakakran,
Ir ınah tеn sĭmahran.
-iç vl sĭrt huşşinçе,
Sĭnkay-Sеnkеr yatlinçе,
aksassĭnah arpе
Supеtеy ürеt tarkĭnra.
Kltе-mеl sĭrt tavra
Kurĭnma-nita ta.
Ptn arnе Supеtеy
16270 Tultaraymast’ -purprеh.
Samay layĭh vĭhĭt hal’
Supеteye arkatma.
Supеteye tp tusan,
Sumsĭr arnе arkatsan,
Aslĭ Çĭvaş rnçе
Tĭşman pulm mrtе.
Ulĭp yıtta nеnç,
Sĭnkay sĭrta ul tıtr.
Supar yıtĭ kilnçе
16280 Uka şutlat’ şĭl yrsе.
ulnе tĭsnĭ vĭhĭtra
Tеmskеr pulç Ulĭpa.
Iyĭh pusat’, anaslat’,
Şur sĭhmannе vĭl sarat’
avĭntah vırtsa ıvĭrma.
Katmar şur çul uhalat’,
Tavrari r ulşĭnat’.
Pin-pin tsl çеçеksеm,
Vsеm inçе pıl hurtsеm.
16290 Mеrçеn kayĭk kurĭnat’,
İşi yapar dediği gibi.
Savaşırken Çuvaşla
Çeker tepeye doğru.
Altınıyla kandırırp
Çağırır Supar’ı yanına.
Ulıp’tan kurtulunca
Altın vereceğim sandıkla.
Para deyince Supar’ın
Aç gözü, tilki gözü gibi.
Diliyle taşı eritir,
Sıkı elli ne yapan neler.
Ulıp bahadır çadırına
Gider girer deli gibi,
Konuşur, güz saksağanından,
İyi insan gibidir sözlerinden.
Yedi zirveli tepe içinde
Sınkay, Senker adlısında
Çekilince ordusuyla
Supetey gezer kaçak.
Demetler de tepe çevresinde
Görünmezler hiçbir yerde.
Bitmiş ordusunu Supetey
Toplayamaz bir şekilde.
Çok iyi zamanı şimdi
Supetey’i dağıtmanın.
Supetey yok olunca,
Büyük ordusu dağılınca
Büyük Çuvaş ülkesinde
Düşman olmaz bir daha.
Ulıp inandı köpeğe,
Yola çıktı Sınkay tepesine.
Supar köpeğin evinde
Para sayıyor sırıtıp.
Yola çıktığı zaman
Bir şey oldu Ulıp’a.
Uyku bastırır, esner,
Ak kaftanını serer
Orada uzanır uyur.
Koca ak taş kaybolur,
Çevresi de değişir.
Binlerce renkli çiçekler,
Onlar üstünde arılar.
Mercan kuş görünür,
Ulĭp inçе yavĭnat’.
Kĭtra ttrе hĭparat’,
Mеrçеn kayĭk uhalat’.
Kĭtra tĭman salanat’,
Çipеr pikе kurĭnat’.
Savnĭ Mеrçеn kunçе,
Çun savni un umnçе.
-Ulĭp, kunta kiltn-i?
Mn çul sana ep ktni?!
16300 ıvĭr, çunĭm, ıvĭrah,
ak vırĭnta layĭh kan.
Ep sisеsşn avna ta:
Yuratmastĭn es mana.
Sarinеnе es savan,
Uyĭrlas uk es untan.
San yuratu -taptasa,
Pĭtratmastĭp ep ĭna,
ıvĭr, çunĭm, ulputla,
Vĭratmastĭp çuptusa.
16310 Man hal’ kilе kaymalla,
Iran kilеp san pata,
Manaymastĭp ep sana!
Hurlĭh yurri şĭranat’,
Mеrçеn kuran uhalat’.
Mеrçеn kç sĭrt ĭşnе
Pltеrmеşkn aşşnе:
“Ulĭp ıvrat’, inе mar,
Ĭna hĭna tumalla”.
Supar Sntr mĭrsapa
16320 (İkkş tе pr kalĭp ta)
Utlanç ut inе,
Itkĭnç sikkipе
Sĭnkay-Sеnkеr hüttinе.
Vsеm -vıĭ kaşkĭrsеm Vupkĭnpa tl pulnisеm.
Ulĭpĭn çi inkеknе,
Asamĭ uli yrrinе
Hĭş vırĭnta pulninе
İrpеh pln Vupkĭnran,
16330 avĭnpa ta Ulĭpa
Yaş-yaş çikr pе.
Ulĭp vırtat’ r inçе,
un yuman tĭrrinçе,
Ulıp üstünde dolanır.
Karışık sis kalkar,
Mercan kuş kaybolur.
Karışık duman dağılır,
Güzel bike görünür.
Sevinç Mercan’in gözünde,
Onun sevdiği önünde.
-Ulıp buraya mı geldin?
Seni ne kadar bekledim?!
Uyu, canım, uyu,
Dinlen iyice burada.
Ben hissediyorum bunu da:
Sevmiyorsun sen beni.
Sarine’yi seviyorsun,
Ayrılmak da istemiyorsun.
Senin sevgin tertemiz,
Engellemiyorum ben onu,
Uyu, canım, bey gibi,
Öpüp uyandırmıyorum.
Şimdi eve gitmeliyim,
Yarın gelirim yanına,
Unutamıyorum seni!
Felaket türküsü yayılıyor,
Mercan gözden kayboluyor.
Mercan girdi tepe içine
Söylemek için babasına:
“Ulıp uyuyor, yakında,
Onu konuk etmeli.”
Supar Sintir Mirzayla
(İkisi de aynı ya)
Atlandılar atlarına,
Atılıyorlar dört nala
Sınkay-Senker gölgesine.
Onlar, aç kurtlar
Vupkın’la buluşanlar.
Ulıp’ın en belalıları,
Büyücü yaprak izinden
Nerede olduğunu
Sabah öğrendi Vupkın’dan,
Bunun için de Ulıp’ı
Kestiler kılıçla.
Ulıp yatıyor yerde,
Canı meşe üstünde,
487
488
Yun yuhat’ krlеsе,
Şuĭm şıvnе hrеtsе.
Tttm karat’ hvеlе,
Plt kayat’ şvеlsе,
Ulĭp pattĭr vilnrеn,
Huyĭh pussa ilnrеn
16340 Halĭh çri yunlanat’.
Üsеn-tĭran tür tĭmast’,
Kayĭk-kşk yurlamast’.
Hulasеnçе, yalsеnçе,
Kaşni kiltеh kunpе
Ulĭpa hıt asĭnsa
Çük tĭva hurlansa,
Kalaa ak apla:
-Numay yuhr unran yun.
av kun aslĭ Çĭvaşra
16350 “Yun kun” yatpa uprantĭr.
Kanе vara “Vil ka” tеs.
Supеtеy kĭna savĭnat’,
Asam alsa tĭhĭnat’,
Ayri inе utlanat’,
Pĭlharalla ul tıtat’.
Pĭlhar umnе tuhiççеn,
Çĭvaş halĭh sisiççеn
Ulmurinе kursanah
Ĭna tıtsa arkatat’,
16360 Asamlama tıtĭnat’.
Nеrp alsi urĭlmast’,
tlni tе kurĭnmast’.
Ulĭmsеnçеn ar tĭvat’,
Pĭlhar tavra tĭratat’.
Üprе ilsr kunsеnçе
Mnlе tapĭnat’ yun mе,
avĭn pеkеh Pĭlhara
Tĭşman ilеt avĭrsa
Nim yulmiççеn arkatma.
16370 Upasеnе kupara
Kĭtkĭ mnlе sırĭnat’,
İrsr tĭşman Pĭlhara
avĭn pеkеh tapĭnat’.
Vatnĭ vllе kayĭk
Kanı akıyor gürleyip,
Şuşım suyunu kızartıp.
Duman kaplar güneşi,
Bulut sulanır gider,
Ulıp bahadır ölünce
Kaygı bastırınca
Halk yüreği kanlanır.
Bitkiler düz durmaz,
Kuşlar artık ötmez.
Köylerde, şehirlerde,
Her evde her gün
Ulıp’ı anılarak
Kurban sunarlar üzülüp,
Konuşurlar işte böyle:
-Çok aktı ondan kan.
Bugün büyük Çuvaş’ta
“Yun kun”76 adıyla korundu.
Geceye de “ölü gecesi” denildi.
Sadece Supetey seviniyor,
Büyülü eldiven giyiyor,
Aygırına atlanıyor,
Bulgar’a doğru geliyor.
Bulgar yanına gelince,
Çuvaş halkı sezene dek
Saman yığınını görünce
Onu tutar dağıtır,
Büyü yapmaya başlar.
Sağlam eldiveni yarılmaz
Delindiği de görülmez.
Otlardan asker yapar,
Bulgar çevresine diker.
Böceksiz yelsiz günlerde
Nasıl saldırır kan içmeye,
Bunun için Bulgar’ı
Düşman kuşatır
Her şeyi yok etmeye
Ayılarını sürüyle
Karınca nasıl yapışır,
Kötü düşman Bulgar’a
İşte böyle saldırır.
Ölmüş hayvana
76
Günümüzde Çarşamba gününün “yun kun” yani “kan gün” olarak adlandırılması bu inanca dayanmaktadır
(Ş.N.).
Mnlе sĭhat’ yĭvaşĭn,
Smsr tĭşman Pĭlhara
avĭn pеkеh ulĭhat’.
Çĭvaş tе parĭnmast’,
Tĭşmana tеk arkatat’,
16380 Tĭşman pu ıtkĭnat’,
Sumsĭr ar yuhĭnat’.
-Çĭvaşa tp tumasan,
ak Pĭlhara ilmеsеn
Patti mana kaarmast’,
Kurman asap kĭtartat’.
Kayran vutta pеrtеrеt,
Yĭhĭma ta ptеrеt,Vırtsa yrеt Supеtеy
Hĭy yurtnçе pr ernе,
16390 urhi kĭlĭk çĭhhi pеk
Kuskalat’ vĭl uyĭhpеh.
Hĭranipе var çir tе
Ern ikkеn irsrе.
avah ĭhan-Supеtеy
Alla ilеt hĭynе hĭy,
Pinpua vĭl çntеrеt,
Süpltеtеt akĭn pеk:
-İnеh tе mar Şĭpatan
Purĭnat’ tеt vĭrmanta.
16400 av asama vaskatsah
nsе kil-ha man pata.
Sm vĭrmanta kahinе
Vun yulanut sikkipе
Çĭtlĭh vitr pıra,
Pr ulanka tuha.
Ulankĭri... mskеr ku?
Çĭh urallĭ kiv pürt!
Yuman inçе üh pur;
Hura kuşak -unti mur.
16410 Üh ilеt ülеsе,
Hml kunе itеrsе.
Unpa prlеh kuşak
Tĭssa makrat’ iç tsl.
Pinpu anat’ ut inçеn,
Sĭmah kalat’ akĭn pеk:
-Pürt hı pultĭr man umra,
Um kutĭr hıala.
Nasıl yavaşça sokarsa
Küstah düşman Bulgar’a
İşte böyle saldırır.
Çuvaş boyun eğmez,
Düşmanı bir daha dağıtır,
Düşman başı atılır
Sayısız ordu harcar.
-Çuvaş’ı yok etmezsem
Bu Bulgar’ı almazsam
Patti beni affetmez,
Görülmemiş azap gösterir.
Sonra ateşe attırır,
Soyumu da kurutur,
Oturur ağlar Supetey
Kendi çadırında bir hafta,
Baharın kuluçka yavrusu gibi.
Kusar o aylarca.
Korkuyla karın hastalığı da
Bulaşmış ya kötüye.
Böylece Kuzgun Supetey
Ele alır kendi kendine,
Binbaşıyı çağırtır,
Boş boş konuşur böyle:
-Uzakta değil Şıpatan
Yaşıyor bir ormanda.
Bu büyücüyü çabucak
Çağırıp gel yanıma.
Sık ormanda geceleyin
On atlı dört nala
Çalılıktan gidiyor,
Bir boşluğa çıkıyor.
Boşukta… bu ne?
Tavuk ayaklı eski ev!
Meşe üstünde puhu var;
Kara kedi, oradaki şeytan.
Puhu alı uluyarak,
Yanan gözünü parlatıp.
Onunla birlikte kedi
Mivaylar yedi türlü.
Binbaşı at üstünden,
Söz söyler şöyle:
-Ev arkası olsun önümde,
Önü de geçsin arkaya.
489
490
Pürt vırĭntan tapranat’,
av vĭhĭtrah avrĭnat’
16420 Malti hıra puliççеn,
Hıri mala kuiççеn.
Pürt alĭk uĭlat’,
Tuhatmĭş ta kurĭnat’,
Pinpupa vĭl kalasan
Supеtеy patnе ul tĭsat’.
Kĭmaka milki urhamah
Şĭpatanĭn yalanah.
Supеtеy unpa kalaat’:
-iç ul ta iç ernе
16430 Hupĭrlarĭm Pĭlhara,
iç ul ta iç ernе
apĭatĭp çĭvaşpa,
İlеymеstp hulana.
av hulana ilmеşkn
Vrеnt mana, tarhasşĭn.
Unşĭn ahal’ tumastĭp,
Iltĭn aynе tĭvatĭp,
Iltĭn paha asama,
Siksе çtrеt ukaşĭn.
16440 Supеteye ĭs parat’:
-Mana çnni -trs vĭl.
Çĭvaş vĭy -tĭvanlĭhra,
Çĭvaş vĭy -ırura,
Çĭvaş vĭy -yurĭra.
Çĭvaş vĭy -tuslĭhra.
Vsеm purtе tuslĭran
 avĭnpa ĭnmast’ san.
av tuslĭha ptеrsеn
Es Pĭlhara tin ilеn.
16450 av tuslĭha arkatma,
Pr-prinpе vĭrtarma,
Yatarlasa Pĭlhara
Vtеr hrl avtana.
Şĭpatan pulat’ aşkĭnma,
Hrsе kayat’ avĭntan.
Urlĭ-pirl çupkalat’,
Milkipе tе hĭmsarat’.
Tеm tsl sas kĭlarat’,
Tеn,takampa kalaat’?
16460 Kayran pĭştah lĭplanat’,
Ev yerinen oynar,
O anda çevrilir
Öndeki arkada olana kadar,
Arkadaki öne geçene kadar.
Ev kapısı açılır,
Tuhatmış de görünür,
Binbaşıyla konuşunca
Supetey yanına çıkar yola.
Ocak fırçası küheylan,
Şıpatan’ın her zaman.
Supetey onunla konuşur:
-Yedi yıl yedi hafta
Kuşattım Bulgar’ı,
Yedi yıl yedi hafta
Savaşıyorum Çuvaşla,
Alamıyorum şehri.
Bu şehri nasıl alırım
Öğret bana lütfen.
Bunu boşa yapmazsın,
Seni altına boğacağım,
Altın kıymetli büyücü,
Zıplar hemen para için.
Supetey’e akıl verir:
-Beni çağırman doğru.
Çuvaş’ın gücü kardeşlikte,
Çuvaş’ın gücü yazıda,
Çuvaş’ın gücü türküde.
Çuvaş’ın gücü dostlukta.
Onların hepsi de dost olunca
İşlerin olmaz senin bu yüzden.
Bu dostluğu bitirsen
Bulgar’ı alırsın hemen.
Bu dostluğu yok etmek için
Birbiryle savaştırmak için,
Özellikle Bulgar’a
Uçur kızıl horozu.
Şıpatan başlar kudurmaya
Kızarır bu yüzden.
Oraya buraya koşar
Süpürgeyle korkutur.
Türlü sesler çıkarır,
Kimlerle konuşur?
Sonra padişah sakinleşir,
aksa yarat’ hurannе.
Vrе-vrе ilеt tе
Pĭşĭltatat’ vaskasa.
Kl ulma pеk pulsanah
Yĭs-yĭs tuhr imamran,
Avĭ pulç kĭvartan,
Kükrt -vutĭ-şankĭran.
-aksеm,-tеr Şĭpatan,Şuyttansеnçеn kaya mar.
16470 Sana vsеm layĭhah
Pulĭşa, an hĭra.
Kükrtpеlе ĭvĭna
Parsam Sntr mĭrsana,
Panulminе vĭrttĭnra
Tıttar tillе -Supara.
Hr külli pеk laptĭkra
İtеm tutar hırtarsa.
Tulĭ saptar avĭnta,
Nim şеlsrеh vaskasa.
16480 Hvеlpе tan vĭransan
Kĭvakarçĭnsеm vıĭpa
Apatlanma tırĭpa
Vsе kil Pĭlhartan.
San vsеnе tıtmalla.
avĭnpa ta vaskatsah
İtеm inе sartarma
Sеrеpе ıhtar pin taran.
Es vsеnе tıtsanah,
Mn tıtninе vaskatsah
16490 Ep huşnipе maylaştar.
Vsеn kaşnin urinе
ıhtar ĭvĭ-kükrtе.
Hvеl kaa sulĭnsan
Es ĭvva çrtsе yar. “
Sеrеpеri kayĭksеm
Vsе kay Pĭlhara.
Un çuh es -mn kuran?
Purtе vsеm -yĭvara.
Hrl avtan hulara.
16500 Nuhrat patşa pahçinçе,
Iltĭn çitlh umnçе
Panulminе, hrlinе,
Supar itr kahinе,
Asar bırakır kazanı.
Üfürür üfürür de
Fısıldaşır çabucak.
Ev elma gibi olunca
Yavaşça çıktı büyüden,
Bu oldu ateşten,
Kükürt, ateş, ıhlamurdan.
Bunlar dedi Şıpatan,
Şeytandan geri değil.
Sana onlar daha iyi
Yardım eder, korkma.
Kükürtle heveslenir
Ver Sintir Mirza’ya,
Elmayı gizlice
Tuttur deli Supar’a.
Kız gölü gibi meydanda
Harman yeri kazdırıp
Buğday serptir burada,
Hiçbir şeye acımadan.
Güneşle birlikte kalkıp
Güvercinler açlıktan
Yemek için buğdayı
Uçar gelir Bulgar’dan.
Sen onları tutmalısın.
Bunun için aceleyle
Harman yerine sermeye
Tuzak kurdur bin kadar.
Sen onları tutunca,
Tuttuklarını çabucak
Benim dediğim gibi yap.
Onların herbir ayağına
Bağla kav-kükürtü.
Güneş batmaya durunca
Sen kavı yakıp bırak.
Tuzaktaki kuşlar
Uçar gider Bulgar’a.
O zaman ne görürsün?
Onların hepsi yuvada.
Kızıl horoz şehirde.
Nuhrat padişahı bahçesinde,
Altın kafes içinde
Elmayı, kızarmışı,
Supar yedir geceleyin,
491
492
Supеtеy çri savĭnat’,
Şĭpatana tav tĭvat’,
Unpa prlе yal parat’,
Vĭtĭr ik yal taranah.
Supеtеy еrtü huşnipе
İk ernе huşşinçе
16510 İtеm hırç tap-takĭr,
Tulĭ sapr ikr pĭt.
iç ernе tе talĭkran
Yertü prmay vĭrnĭran
Sеrеpisеm -pinş tе İtеm inе sarĭnç.
Hvеl tuhsa sarlayman Kĭvakarçĭnsеm -Pĭlhartan
İtеm inçе vıĭran
Tulĭ isе ürе,
16520 Sеrеpinе lеkе.
Kĭvakarçĭnsеn urinе
Ĭvĭ, kükrt ıha.
Hvеl şusan kaala
Ĭvva çrtsе yara.
Sеrеpеsеnе usanah
Kĭvakarçĭnsеm vе
Aslĭ Pĭlhar hulinе,
Hĭysеn tĭvan yĭvinе.
Hrl avtan hulara,
16530 urt-yr unat’ şartlatsa,
Tttm kaa utatsa.
Yut sırĭnat’ Pĭlhara
Üprеsеm pеk sumsĭrtan.
Ĭraslansеm çĭvaşsеm
Arkata tĭşmana.
Vilе vırtat’ pakkusla
Yunsеnе yuhtarsa.
Vsеn uhĭ kantrisеm,
Sarĭ çnrеn yavnisеm,
16540 Vĭrĭ hrsе pınĭran
Kĭmrĭklanç, mn tĭvan.
Uhĭ yulsan kantrasĭr apĭura nim haksĭr.
77
78
Supetey’in yüreği sevinçli,
Şıpatan’a teşekkür eder,
Onunla birlikte köy verir
Otuz iki köy civarında.77
Supetey’in dediğini
İki hafta içinde
Harman kazdılar düzgünce,
Buğday serptiler iki yüz pıt78
Yedi hafta günlerce komutan
Sürekli savaştığından
Tuzaklar binlerce
Harman üstüne serildi.
Güneş çıkıp yayılmadan
Güvercinler Bulgar’dan
Harman üstüne açlıktan
Buğday yemeye gelirler,
Tuzağa da düşerler.
Güvercinlerin ayağına
Kav, kükürt bağlarlar.
Güneş batarken
Kavı yakarlar.
Tuzakları açınca
Güversinler uçarlar.
Büyük Bulgar şehrine,
Kendi öz yuvalarına.
Kızıl horoz şehirde,
Evler yanıyor çıtırdayıp,
Karanlık geceyi aydınlatıp.
Yabancılar yapışır Bulgar’a
Böcekler gibi sayısız.
Arslan Çuvaşlar
Dağıtırlar düşmanı.
Ölü yatar dizi dizi
Kanlarını akıtarak.
Onların yay kirişleri
Sarı kayıştan yapılmışlar,
Savaş kızdığından
Kömüre dönmüş, ne yaparsın.
Yay kalınca kirişsiz
Savaşta yok kıymeti.
Bu köyler Çuvaşistan Cumhuriyetinin Murkaş köyündeydi. Sonra bu köylere Tutaray dedi Çuvaşlar (Ş.N.).
16,38 kiloya denk bir ağırlık birimi.
Hrl avtan asnĭran
Kantra ıhma nim yulman.
Tĭşman plеt un inçеn
Sntrtеn av kahinеh.
Tkrsеnе vĭslatsa
Supеtеy kalat’ ak apla:
16550 -Hrl avtan Pĭlharta
Ernе vеt alhassa.
Unta yulman çnpе süs,
Uhhisеn tе kantri uk.
Iran Pĭlhar purprеh
Pulat’ ura aynçе.
Unççеn purtе pikеnsе
Layĭh hĭyrĭr hsеnе.
Çura pulat’ kaşninnеh
Purĭnmaşkĭn kati pеk.
16560 Çĭvaş tе ıvĭrman,
İk allinе laşt usman.
Hrarĭmsеm Pĭlharta
Alla haçĭ tıtnĭ ta,
üsеnе kasnĭ ta
(ü kasman ın hĭvarman)
Hastarlansa r kaa
ürеn yavnĭ kantrasеm
ĭtĭmlinе -hurĭ pеk.
Pur kantri tе uhĭra,
16570 Pĭlhar huli -vĭy-halra.
Hrarĭmsеm arınla
Hĭrt, h tıtsa pattĭrla
apĭa tĭşmanpa,
Sumsĭr ara arkatsa.
Pĭlhar açi-pĭçisеm,
iç ultan irtnisеm,
Çul muklaşki ilе,
Puşĭ vnе ıha,
Siv kupa pĭha,
16580 Puşĭpala çulsеnе
Ivĭta illеnsе.
Çul şĭhĭrsa vnrеn
Yut punçе şĭtĭksеm.
Şĭtĭk pulĭ tĭşmansеm ĭhan valli apatsеm.
Şĭpatan asamĭ huşnĭ pеk,
Kızıl horoz azdığından
Kiriş yapılmaz bir şeyden.
Düşman öğrenir bunu
Sintir’den bu geceleyin.
Okçuları tahrik edip
Supetey söyle şöyler:
-Kızıl horoz Bulgar’da
Bir hafta uçuyor kudurup.
Orada kalmadı kayışla kendir,
Oklarının yok kirişi.
Yarın Bulgar her durumda
Olur ayağımın altında.
Ona kadar herkes çalışsın
İyi keskinleştirsin kılıçları.
Köle olacak hepsi de
Yaşamak için kadı gibi.
Çuvaşlar da uyumadı,
İki eline indirmedi.
Kadınlar Bulgar’da
Ellerinde makas tutup
Saçlarını kestiler
(Saç kesmeyen kalmadı)
Toplanıp geceleyin,
Saçların yaptılar kiriş
Sağlamca çelik gibi.
Bütün kirişler yayda,
Bulgar şehri gücünde.
Kadınlar erkek gibi
Mızrak, kılıç tutup bahadırca
Savaşıyorlar düşmanla,
Sayısız askeri dağıtarak.
Bulgar çoluk çocukları,
Yedi yaşından büyükler,
Taş parçasını alırlar,
Kırbaç ucuna bağlarlar,
Soğuk gözle bakarlar,
Kırbaçla taşları
Öfkeyle fırlatırlar.
Taş ıslıkla uçup
Yabancı başını yarar.
Yarık başlı düşmanlar
Kuzgun için yiyecekler.
Şıpatan büyücünün dediğini
493
494
Ulıp’ın ölümü (Ulıp: 529-530)
495
496
Ykl Supar kahinеh
Panulminе, hitrinе,
Hıpsa ĭtat’ til pеk.
16590 Supar sĭn ulşĭnat’,
Hura nе vĭl pulat’,
Hıtĭ çĭmlas kilnrеn
Çitlh yenne vtеrеt,
Çĭvaş knеkе-ırĭvnе,
Çĭvaş halĭh tеlеynе,
Unpa prlе çitlhе,
Şir-Pĭlharta ıhninе,
Çĭmla-çĭmla çıhĭnsa
ĭtsa yarat’ karĭnsa.
16600 Çĭvaş yulat’ ırusĭr,
avĭnpa ta tеlеysr.
Tĭşman vĭy hutşĭnat’,
Çĭrsĭrlansa tapanat’
Aslĭ çĭvaş halĭhnе,
aplĭ Pĭlhar hulinе.
Svе еnçi Sikpĭran
ri surat’ uraslah,
Şĭl aynçi şĭrinçеn
Hullеn ıytat’ irhinе:
16610 -Şĭra, kala: Pĭlharta
Mskеr pulnĭ Ulĭpa?
ilunaç kеnmеst,
Vuth tе inmеst.
Tksmlеnç ut şĭra,
K tuhas pеk prahĭa.
Şĭppĭn kalat’ huinе,
ursa pattĭr çrinе:
-Ulĭp villi lapamra,
Pĭlhar huli tamĭkra,
16620 Çĭvaş knеkе-ırĭvnе,
Haklĭ çĭvaş tеlеynе,
ĭtsa yanĭ pr nе.
Tеmlе yıvĭr pulsan ta
Al usmar Sikpĭra,
Şĭrana vĭl huyhĭrsa
Şĭppĭn huşr ak apla:
-Svе еnçi çĭvaşa
Kayĭk tusa yarsamĭr,
Pĭlharsеmpе prlеştеr.
Tiksinç Supar geceleyin
Kızarmış elmayı,
Tutup yutar deli gibi.
Supar’ın yüzü değişir,
Kara inek o olur,
Çiğnemeyi çok istediğinden
Kafes tarafına uçar,
Çuvaş kitabını-yazısını
Çuvaş halkını bahtını,
Onunla birlikte kafesi,
Şir-Bulgar’da yapılanı,
Çiğneye çiğneye tıkanıp
Yutar sonra gerilip.
Çuvaş kalır yazısız,
Bunun için de bahtsız.
Düşman gücü katlanır,
Küstahça saldırır
Büyük Çuvaş halkına,
Ünlü Bulgar şehrine.
Sive tarafındaki Sikpırşa
Yüreği çarpıyor patlar gibi,
Diş altındaki gerdanlığa
Yavaşça sorar sabahleyin:
-Gerdanlık, söyle: Bulgar’da
Ne oldu Ulıp’a?
Yelkanatı kişnemez,
Ateş kılıcı parlamaz.
Söndü parlak gerdanlık,
Şimdi kullanılmaz olur gibi.
Yavaşça söyler sahibine,
Parçalayıp bahadır yüreğini:
-Ulıp öldü ovada,
Bulgar şehri cehennemde,
Çuvaş kitabı yazısını,
Değerli Çuvaş bahtını,
Yuttu bir inek.
Ne kadar zor olsa da
Elini indirmedi Sikpırşa,
Gerdanlıktan üzülerek
Sessizce istedi şunu:
-Sive tarafındaki Çuvaşlar
Kuş olup gelsin,
Bulgarlılarla birleşsin.
16630 Şĭra ku mĭç tĭviççеn
Kayĭk tur ınsеnçеn.
Ĭmĭrtkayĭk -Sikpĭra,
Un ul usa pımalla.
Ittisеm, ar ınnisеm,
Vĭrĭ ınni marrisеm Hurakĭşsеm, tĭrnasеm,
Kĭvakalsеmpе çarlansеm.
Ĭmĭrtkayĭk hınçеn
Vsеm Svе hrrinçеn
16640 Vr Pĭlhar hulinе,
Anç patşa pahçinе.
Çitlh ukkĭ, çĭnah ta.
Ĭmĭrtkayĭk Sikpĭra
Kayĭksеnçеn ın tuma
ut şĭrinе kĭlarat’,
Unpa pulat’ kalama.
Hura nе şĭrana
Pırsa apat’ hüripе,
Hĭy tе tĭsat’ urinе.
16650 Şĭra tata ıtkĭnat’,
Ĭtan tupan hal’ ĭna?
Pısĭk huyĭh Sikpĭran:
ın pulmast’ hal’ nihan ta
Nikamran ta, unran ta.
Tulsa itn tarĭhpa
Itkĭnat’ vĭl tüpеnе,
Untan çĭmat’ rеllе.
uhrĭm tĭrşş unatpa
Turtsa apat’ tĭşmana.
16660 Tĭşman şvr pĭta pеk
Putat’ vĭştah r tpnе.
av vĭhĭtra Pĭlharta
İrsr Sntr -yıtĭ ta Ulputsеnе ilrtеt,
Hĭruş kavar hatrlеt:
Mnpur tĭşman ınninе,
Tıtkĭnrisеm tеninе,
Kasamatran kĭlarat’,
Kap alĭknе utarat’.
16670 Tĭşman krеt hulana,
Çasah tuhat’ askĭna.
Vatĭ rpü pattĭra
Gerdanlık çabucak
Kuş yaptı insanlardan.
Kartal oldu Sikpırşa,
On yıl uçabilecek.
Diğer askerler,
Asker olmayanlar
Kuğular, turnalar,
Ördeklerle, martılar.
Kartalın ardından
Onlar Sive kıyısından
Uçtular Bulgar şehrine,
İndiler padişah bahçesine.
Kafes yoktu gerçekten,
Kartal olan Sikpırşa
Kuşları insana çevirmesini
Parlak gerdanlıktan istedi,
Onunla başladı konuşmaya.
Kara inek gerdanlığa
Vuruverir kuyruğuyla,
Kendisi de uzatır ayağını.
Gerdanlık nereye gider,
Nerde bulursun artık onu?
Büyük kaygı Sikpırşa’nın:
İnsan olamaz artık
Hiçkimseden de ondan da.
Bütün öfkesiyle
Atılır gökyüzüne,
Ordan dalar yere doğru.
Bir çağrımlık kanadıyla
Vurur düşmanlarına.
Düşman keskin çivi gibi
Batar hemen yerin dibine.
O zaman Bulgar’da
Kötü Sintir iti de
Beyleri kandırır,
Korkunç fikir hazırlar:
Bütün düşmanları
Esir denilenleri,
Zindanlardan bırakır
Kale kapısını açtırır
Düşman girer şehire,
Hemen başlar kudurmaya.
Yaşlı Şirpü bahadıra
497
Sırĭna hulara.
rpü pattĭr hipе
Yutta ernе turasan
Kaysa ükеt çun tuhsan.
Sikpĭra ta tĭşmana,
Vsе ĭmĭrtkayĭkla,
unattipе, çrnipе
16680 Tata kukĭr sĭmsipе
Tеk r inе pĭtalat’,
Çunsеnе kĭlarat’.
İk uyĭh huşşinçе
Ĭna prmay amantsan,
Yun çaksa pınĭran
rе ükеt tüpеrеn,
Aynе tĭvat’ yutsеnе.
Vĭy ilе tĭşmansеm,
Savĭnĭra kasmaksеm.
498
Saldırırlar şehirde.
Şirpü bahadır kılıcıyla
Düşmanı bir hafta doğrar
Sonra düşer can çıkınca.
Sikpırşa da düşmana
Uçarak kartal gibi,
Kanadıyla, pençesiyle
Daha da göğsüyle
Yer yüzüne çiviler,
Canlarını çıkarır.
İki ay içinde
Sürekli yaralandığından
Kanı çekildiğinden
Yere düşer gökten,
Altına alır düşmanları.
Güçlenirler düşmanlar,
Sevinçten kudurmuşlar.
Hrhmş Yurĭ (Sarinе Uyĭh inе Ulĭhni)
Kırkıncı Türkü (Sarine’nin Ay Üstüne Çıkması)
Sarinе, aşş huşnĭ pеk, hĭrhĭmran Sarine, babasının isteğince, kölelikten
hĭtĭlma kĭvakarçĭn pulma kilşmеst, kurtulmak için güvercin olmak
Ulĭpa r pama kayat’. Unĭn yatlĭ istemez, Ulıp’a yüzük vermeye gider.
rri sm avalra urhamahsеnçеn pulnĭ Onun meşhur yüzüğü çok eskiden
sĭvĭrsеnçеn kallеh urhamahsеm tĭvat’ küheylanlardan olan fareleri tekrar
tе hrarĭmsеn arn еrtüi pulsa Pĭlharti küheylanlar yapar da kadınların
komutanı
olarak
tĭşmana apsa arkatat‘, hĭrhĭmri ordusunun
hrsеnе irkе kĭlarat’. Sarinеpе Mеrçеn Bulgar’daki düşmanı vurup dağıtır,
tl pula, prlе çr şıvpa vil şıv ilmе köle olan kadınları kurtarır. Sarine
kaya. Ulĭpa vilmrеn çrtе. Ulĭp ile Mercan buluşurlar. Birlikte hayat
Sarinе asamat kpеrpе uyĭh inе suyuyla ölüm suyu almaya giderler.
hĭparninе kursan hurlansa kukamĭş Ulıp’ı yeniden canlandırırlar. Ulıp
Sarine Sarine’nin gökkuşağından ayın
patnе kayma rе putat’.
üstüne çıktığını görünce kederlenip
ninesi yanına gitmek için yere batar.
16690 İnkеk kilеt nimеpе,
Tuhsa kayat’ çpkmpе.
avna kura Nuhrat ta,
Çaplĭ patşa pulsan ta,
Vunik hrpе mĭnuknе
Çnç aslĭ kеrmеnnе. İtlr au sĭmahnе.
Mnlе purnĭr malaşnе?
Yk Supеtеy Pĭlhara
İlsеssn ak uyĭhra
16700 Lеkеtr-kе tıtkĭna.
Un çuh mĭşkĭl çĭt kĭna.
avna kursa ep sirtеn
Hĭrhĭm pulsa üriççеn
Iytap kayĭk pulmaşkĭn,
Kuntan vsе kaymaşkĭn.
Nuhrat patşa tlnçе
Kml çülmеk kurĭnç,
Vunik pikе umnçе
Vunik altĭr yarĭnç.
16710 Iltĭn kurki, avraşki,
Vi hutçеn yarĭnsa
Un allinеh vırnaat’.
Sıkıntı gelir imeceyle,
Çıkar gider çimdikle
Bunun için Nuhrat da,
Büyük padişah olsa da,
On iki kızıyla torununu
Çağırdı büyük saraya.
Dinleyin çocuklar sözümü.
Nasıl yaşarsınız gelecekte?
Kötü Supetey Bulgar’ı
Aldıktan sonra bu ayda
Esir edecek herkesi.
O maskaralığa dayanılır mı,
Bunu görerek ben sizden
Cariye oğluna kadar
Kuş olun derim,
Buradan uçup gitmek için.
Nuhrat padişahım karşısında
Gümüş çömlek göründü,
On iki bike yanında
On iki altır göründü.
Yuvarlak altın kepçe,
Üç defa parlayarak
Onun eline yerleşir.
499
500
Vunpr hr altĭrpa
İmam r huyhĭrsa.
Kn hr, Sarinе,
Nim tıtmar allinе.
Urtеm ıltĭn kurkaran
mеsrеh tumlam ta
rе sapr imamnе,
16720 Pеrsе yaç kurkinе.
Aslaşşn ku еmеlç,
Mĭnuknе tе ırlar,
ar hatrnе tıttarç,
Kayran apla kalar:
-Tĭşman umnçе an kuklеn,
Pulma tĭrĭş au pеk.
Patşa tеmskеr kalasan
Kĭvakarçĭnsеm -pikеsеm,
Yurtan şurĭ tksеm.
16730 Vunpr kayĭk pülmrе
Yulaşki hut kеrmеnrе
Aşş umnе larç,
Prlе kuul’ tĭkr.
Kuul’sеnе şĭlsassĭn
Vunpr çürеçе uĭlç,
Patşa alnе sulsassĭn
Şĭppĭn apla kalar:
-Hĭvarĭr mana, auna,
Vsе tuhĭr hal’ tula,
16740 An purĭnĭr Pĭlharta,
Vr purtе yalalla.
Vunpr kayĭk, msknsеm,
Vsе tuhsan kеrmеnrеn
Pĭlhar tavra avrĭnç,
Yalsеm tĭrĭh salanç.
-Eh, Sarinе, Sarinе,
Kallеh tuhrĭn sĭmahran.
Astu, hrm, mĭrsaran
Ir kuras uk urnĭran.
16750 Attе, apla an kala,
Man ta ın pеk pulmalla.
Kayĭk sĭnnе ilmеrm,
Akkasеmpе vmеrm.
Tĭrlavsĭr mar ep, attе,
An pĭşĭrhan nimn tе.
On bir kız altırla
İlaç içti kaygıyla.
Küçük kızı Sarine,
Hiç tutmadı elinde.
Urtem altın kepçeden
İçmedi bir damla da
Yere vurdu ilacı,
Çarptı yere kepçeyi.
Dedesinin gözü zayıfladı,
Torununa dua etti,
Asker silahını verdi,
Sonra şöyle dedi:
-Düşman önünde eğilme,
Baban gibi olmaya çalış.
Padişah ne söylese
Güvercin bikeler,
Kardan ak tüylüler.
On bir kuş odada
Son defa sarayda
Baba önüne oturdular,
Birlikte gözyaşı döktüler.
Gözyaşlarını silince
On bir pencere açıldı,
Padişah elini açınca
Sessizce şöyle dedi:
-Bırakın beni, babanızı
Uçup gidin şimdi dışarıya,
Yaşamayın Bulgar’da,
Hepiniz uçun uzaklara.
On bir kuş garipler,
Uçup çıkınca saraydan
Bulgar etrafında döndüler,
Köyler üstünde dolandılar.
-Eh Sarine, Sarine,
Yine çıktın sözden.
Dikkat et kızım, mirzadan
İyilik görmeyiz kudurmuştan.
Baba böyle söyleme,
Ben de insan olmalıyım.
Kuş donuna girmedim,
Ablalarla uçmadım.
Beceriksiz değilim, baba,
Üzülme hiçbir şeye de.
İrk parsam kalama,
Iytap mana kaarma.
ĭkĭr-tĭvar purnĭra
Hirе-hir yapala,
16760 avna, attе, patşan ta
Yalan asra tıtmalla.
Attе, sanşĭn, halĭhşĭn
Tata tĭvan rşıvşĭn
Ulĭp numay vĭy huç,
Tĭşmansеnе tüşkеr.
Ulĭp viln apĭsa,
Villi vırtat’ Sĭnkayra. Ĭna rе pamasan Vĭl aruri -vi kuntan.
16770 Unççеn ĭna tupmalla,
Tupsan rе pamalla.
An illеnsеm tarhasşĭn
Ulĭp patnе kaynĭşan.
Patşa hr, Sarinе,
Çupsa tuhsan kеrmеntеn
ulnе tĭsr kahinеh
Sĭnkay yenne -tuhĭa.
Tulli uyĭh uttipе
Vırnĭ ıraş pussipе
16780 ulnе tĭsat’ Sarinе
Kiv mеlsеm huşşipе.
mеlsеm tayĭnnĭ,
Numayĭşnе arkatnĭ.
“Purtе kilr man pata”,Sas iltnç ayakra.
Sarinеnе-pikеnе Tuyĭnç ın sassi pеk.
ın nita ta kurĭnmast’,
Vatĭ sĭvĭr е umra.
16790 Tuyr kamsеm un tavra
Puhĭnç.-ĭratti,
Avaltanpa upranni.
-Ah, vĭt, mnşn
Supеtеy Nükеrsеnçеn hskrе:
Alsa vĭynе ntеrmе
Esir uyri mеlе
r kaiççеn, prlеşsе,
Arkatatĭr pikеnsе.
İzin verirsen söylememe
Beni affetmeni isterim.
Tuz, ekmek hayatta
Karşı karşıya şeyler.
Bunu babacım padişah da
Hep aklında tutmalı.
Baba, senin için, halk için
Bir de anavatanım için
Ulıp çok çalıştı,
Düşmanları alt etti
Ulıp savaşarak öldü,
Ölüsü yatıyor Sınkay’da.
Eğer onu gömmezsek
Arşuri olur üç günden.
O zamana dek bulmalı,
Bulunca toprağa vermeli.
Sinirlenme lütfen
Ulıp yanına gittiğim için.
Padişah kızı Sarine,
Koşup çıktı saraydan
Yola çıktı geceleyin
Sınkay tarafına doğuya.
Dolunayın ışığında
Biçilmiş yulaf tarlasından
Yoluna devam eder Sarine
Eski yığınlar arasından.
Yığınlar eğilmiş,
Çoğu da saçılmış.
“Hepiniz gelin yanıma”,
Ses duyuldu uzaktan.
Sarine’ye bikeye
İnsan sesi gibi geldi.
İnsan yerde görünmez.
Sadece yaşlı fare önde.
Sezdi birileri onun tarafta
Toplanıyorlar. Soyunu
Önceden beri korunan.
-Ah, işte, ne için
Supetey askerinden sıkıntıda:
Eldivenin gücünü yenmeye
Siz tarladaki yığını
Geceleyin birleşip,
Dağıtırsınız çabalayıp.
501
502
Supеteye hur turĭr,
16800 Çĭvaşsеnе pulĭşrĭr.
Tavah sirе, sĭvĭrsеm,
Irlĭh sunap purnе tе!
Vat sĭvĭra Sarinе
Tıtnĭ çuhnе allinе
rrn ku yalkĭşr.
Sĭvĭr rе ıtkĭnç,
Türеh sĭnran ulşĭnç.
Vĭl hal’ nt sĭvĭr mar,
Timr kĭvak urhamah,
16810 ınla layĭh kalaat’:
-Aslĭ patşa, Yurеkkе,
Hĭy hrarĭm pulin tе
Tlnmеllе ĭsçahç,
Asta еnçеn çaplĭçç.
apla prrе, urkunnе,
(Şĭrĭh kunçç un çuhnе)
İlsе kilç ak yenne,
Nihan kurman n rе.
“Vatĭ nt ep,-tеr,16820 Urhamahpa ürеymp.
Tĭşmansеnе arkatma
Al vĭy tе çakr man.
Purnĭ sakki sarlaka,
Tеm tе pulat’ purnĭra.
Ep uralnĭ vırĭna
Kil yıvĭr samana.
Çi yıvĭrlĭh halĭhşĭn Ttm sünni mrlh,
Hamĭr tĭvan yĭhĭma
16830 Yıvĭr çuhnе pulĭşma,
av vĭhĭta çuhlama
Hĭvaratĭp rrmе.
rrm pulat’ pikеrе,
Ham suylasa ilninçе.
Hĭyn kulĭ rripе
Yurеkkе patşa pirntеn
Sĭvĭr tur ur rççеn”.
Urhamah hıt kеnç,Sĭvĭrsеm un umnçе.
16840 Patşa hr Sarinе
Alla tıtr kaşninе,
Supetey’e lanet edip,
Çuvaşlar’a yardım ettiniz.
Teşekkürler, fareler,
Teşekkür ederim hepinize!
Yaşlı fareyi Sarine
Tutunca eliyle
Yüzüğün gözü alevlendi.
Fare yere atıldı,
Yüzü hemen değişti.
Şimdi o da fare değil,
Gök doru küheylan,
İnsan gibi güzel konuşuyor:
-Büyük padişah, Yurekke,
Kendi kadın olduğundan
Olağanüstü âlimdi,
Ustalıkta ünlüydü.
Böylece birgün, baharda,
(Sıcak bir gündü o zaman)
Alıp geldi bu tarafa,
Görülmemiş yeni yüzüğü.
“Ben artık yaşlıyım, dedi,”
Küheylan gibi gidemem.
Düşmanları dağıtmaya
Elimin gücü de çekildi.
Hayat yolu uzundur,
Ne de olsa hayatta.
Doğduğum yerlere,
Geliyor kötü zaman.
En büyük ağırlık halk için
Ocağım sönmesin ebediyen,
Bizim öz soyumuza
Zor zaman yardıma,
Bu zamanı anlamaya
Bırakıyorum yüzüğümü.
Yüzüğüm olur bikede,
Benim seçtiğimde.
Kendi gözlü yüzüğüyle
Yurekke padişah bizden
Fare yaptı gece yarısına dek”
Küheylan kişnedi,
Fareler onun önünde.
Padişah kızı Sarine
Eliyle tuttu herbirini,
Srе-srе rrinе
Tusa yaç vsеnçеn
Urhamahsеm, çaplisеm.
ut kĭmĭllĭ Sarinе
Yurеkkе pеkеh ut inçе.
Unĭn ĭyri ürеnskеr,
Yurеkkеrе pulnĭskеr.
-Ey, sar hrsеm -pikеsеm!
16850 Kĭtartar-i tĭşmana
Çĭvaş hr mnlinе!
Hrsеm nt ut inçе,
Vĭrĭ hatri allinçе,
Tĭşman yenne ıtkĭnç,
Supеteye tapĭnç.
apĭura Sarinе
Çaplĭ еrtü tеmеllе.
Pikе-i hal’? Arĭslan!
Pĭhat’ -ĭmĭrtkayĭkla,
16860 Hnе sulat’ pattĭrla,
Tĭşman vırtat’ pakkusla.
Supеtеyn nükrisеm
Itla sеhri hĭpnipе
Kĭşkĭra çtrеsе
 aynçi sısna pеk:
-Pirn umra Amasan!
Al sulĭm -Yurеkkеn!
nt epir ptrmr!
Allah! Pirе hrhеnr!
16870 Hr arn tе hisеm
Sarĭ hvеl şеvlinçе
Yalkĭşa imlе...
Tĭşman pu -r inçе
Kusat’ krhi kavĭn pеk.
arti hrsеn krnеk
Arınsеnçеn irtеt tеn.
Vsеn puri huşpĭv
Tеnksеnçеn tĭrsan ta
irp pĭlat hurĭran 16880 Uhĭ yppi apĭnat’,
Hĭyĭ еvr huĭlat’.
Tĭşmanĭn kukĭr hsеm Hrtsе hĭvarman kusar е,
Mĭkala iynçеh,
Süre süre yüzüğü
Onlardan yaptı
Namlı küheylanlar.
Temiz yürekli Sarine
Yurekke gibi at üstünde.
Onun bindiği aygır,
Yurekke’deki aygır.
-Ey sarı kızlar bikeler!
Gösterelim mi düşmana
Çuvaş kızının ne olduğunu!
Kızlar artık at üstünde,
Savaş silahı elinde,
Düşman tarafına atıldılar,
Supetey’e saldırdılar.
Savaşta Sarine
Büyük komutan dersin.
Kız mı o? Arslan!
Bakar kartal gibi,
Kılıcını sallar bahadır gibi.
Düşman yatar sırayla.
Supetey’in askerleri
Ödü kopunca
Haykırırlar titreyerek
Bıcak altındaki domuz gibi.
-Bizim önümüzde Amasan!
El sallanıyor, Yurekke’nin!
Biz şimdi bittik!
Allahım! Acı bize!
Kız ordusunun kılıçları
Parlak güneş ışığında
Parlıyorlar şimşek gibi…
Düşmanın başı yerde
Yuvarlanıyor güz kabağı gibi.
Ordudaki kızların güzelliği
Erkeklerin aklını alır.
Başlarındaki huşpu
Paralardan olsa da
Sert çelikten.
Okun kirişi vurur
Kendi gibi kırılır.
Düşmanın eğri kılıçları
Sadece yakıp bırakmamış,
Aptallaşırlar hemen,
503
504
Prrе kassa ilsеnеh.
Sarinеnn kunçе
Yıvĭr huyĭh-çĭtma hn.
Sĭnkay yenne, tuhĭa,
Kallеh tĭsat’ sukmaka.
16890 Sĭnkay sĭrç aynçе,
Ulĭp villi tlnçе,
Vĭl çarĭnç hurlansa,
Vri kuul’ yuhtarsa.
Kurat’: yuman aynçе,
Ulĭp pu vnçе,
Kayĭk larat’ hutlansa,
İk unatnе last ussa.
Asĭrhasan pikеnе
Kayĭk tata uhalç.
16900 Kĭtra ttrе tuhsanah
Açaş il tе vĭranç.
ilpе ttrе salansan
Umra Mеrçеn kurĭnç:
-Eh, Sarinе, tarhasşĭn,
Kaarsamçç, tantĭşĭm,
Çĭn ayĭplı -ep kĭna,
Man pirki es huyhĭra.
Kilmеn pulsan ak yenne
Vilmеstç vĭl akĭn pеk.
16910 Anlan mana, Sarinе,
Tuysam man ĭş unninе.
Yuratnipе ep ĭna
Sĭrt hüttinçе ıvratrĭm.
Kam nеntr hal’ mana,
Uhmahĭmpa şar turĭm.
Sntr mĭrsa, krt yıtti,
Ilhan Supar -çun sutti,
Halĭha hıt tarĭhsa,
Tĭşmansеnе sutĭnsa
16920 Tatr Ulĭp purnĭnе,
Unpa Çĭvaş vĭylĭhnе.
Kaar mana, msknе,
Sĭrt huinе, Mеrçеnе.
-ınna huyhĭ ıvhartat’,
Tuslĭh ulnе kĭtartat’,
Manşĭn haklĭ tus pulsam,
Şĭtĭk çavma pulĭşsam.
Bir kesip alınca.
Sarine’nin gözünde
Büyük kaygı, dayanmak zor.
Sınkay tarafına, doğuya,
Tekrar çıkar sokağa.
Sınkay tepesi altında,
Ulıp’ın ölüsü karşısında,
Bu durdu üzülerek,
Sıcak gözyaşı dökerek.
Görür: Meşe altında,
Ulıp’ın baş ucunda,
Kuş oturuyor eğilerek,
İki kanadını açarak.
Fark edince bikeyi
Kuş bir yere kayboldu.
Koyu sis çıkınca
Hoş bir rüzgar çıktı.
Rüzgarla sis dağılınca
Önde Mercen göründü:
-Eh, Sarine, lütfen,
Affet, akranım,
En suçlu, sadece benim,
Benim için kaygıdasın.
Gelmeseydi bu tarafa
Böyle ölmezdi o.
Anla beni, Sarine,
Hisset içimdeki yangını.
Ben onu sevdiğimden
Tepe üstünde uyuttum.
Kim inanır şimdi bana,
Ahmaklığımla dert açtım.
Sintir Mirza, kancık it,
Lanetli Supar, ruhunu sattı,
Halkı çok üzüp,
Düşmanlara satılıp
Bitirdi Ulıp’ın hayatını,
Bununla Çuvaş gücünü.
Affet beni, garibi,
Tepe iyesini, Mercen’i.
-İnsana kaygı yaklaşıyor,
Dostluk yolunu gösteriyor,
Benim kıymetli dostum ol,
Çukur kazmana yardım et.
-Şĭtĭk çavsa tĭmĭpĭr,
-Çukur kazmıyoruz,
Atĭl hrnе vprİdil kıyısına uçuyoruz
16930 Tеr Mеrçеn makĭrsa,
Dedi Mercen ağlayarak,
Vri kuul’ yuhtarsa,Sıcak gözyaşı dökerek,
Unta, Atĭl hrrinçе,
Orada, İdil kıyısında,
Yuman üsеt sarĭlsa
Meşe yetişir yayılarak
Asannеnе uprasa,
Ninesini koruyarak,
Asannеnn kilnçе,
Ninenin evinde,
Vatĭ yuman kutnçе,
Yaşlı meşe dibinde,
Pur tеt ik tsl şıv:
Varmış iki türlü su:
r şıvpala vilе şıv.
Diri suyuyla ölü suyu.
Mеrçеn pikе umnçеn
Mercan bike yanından
16940 Ttrе irtr sĭrt еnçеn,
Sis çöktü tepe tarafından,
Mеrçеn tata uhalç,
Mercan bir yere kayboldu,
Ĭmĭrtkayĭk kurĭnç,
Kartal o zaman göründü,
Vĭl pikеnе yıhĭrç:
O bikeyi çağırdı:
-Lar man inе es, tantĭş,
-Otur benim üstüme, akrabam,
Hĭramasĭr, şançĭklĭn,
Korkmadan, güvenle,
Atĭl hrnе vpr.
İdil kıyısına uçuyoruz.
Ĭmĭrtkayĭk pikеpе
Kartal bike ile,
rpе plt huşşipе
Yerle bulut arasında
Atĭl hrnе itiççеn
İdil kıyına kadar
16950 Vr anĭ yennellе.
Uçtular batı tarafına.
Pısĭk şurlĭh varrinçе
Büyük bataklık ortasında
Vat yumana kurç,
Yaşlı meşeyi gördüler,
avĭn umnеh anç.
Bunun yanına indiler.
Vatĭ yuman hınçеn,
Yaşlı meşe ardından,
Nim palĭrman rpürtrеn,
Bir şey görünmeyen barınakta
Karçĭk tuhr tuyapa
Karçık çıktı asayla
Pĭhsa ĭşĭ kĭmĭlpa.
Bakarak samimice.
-Lar-ha, hrm. Kam pulan? -Otur kızım. Kimsin?
Mnlе itrn-ha kunta?
Nasıl geldin buraya?
16960 Şurlĭh tе ĭtkĭn vt? Bataklık açgözlü ya.
Iytr karçĭk pikеrеn.
Sordu karçık bikeye.
-Sarinе ep, msknni,
-Garip Sarine’yim,
Patşa hr, knni.
Padişahın küçük kızıyım.
Ep kiltm Pĭlhartan
Ben geldim Bulgar’dan
Yıvĭr huyhĭ pusnĭran,
Büyük kaygı bastığından,
Ulĭp vilç vĭrĭra,
Ulıp öldü savaşta,
Hn-hur pusr çĭvaşa,
Sıkıntı bastı Çuvaş’ı,
Ep kunta avĭnpa.
Buradayım bunun için.
Tĭvan halĭha hrhеnr,
Öz halkıma acıyın,
16970 Yıvĭrlĭhra pulĭşĭr.
Zorlukta yardım edin.
505
506
Vil şıvpе çr şıva
Parsa yarĭr, tarhasşĭn.
-Çĭvaşsеnе tеm pеkеh
Pulĭşĭttĭm çrеrеn.
Ançah vsеm sıhlavra,
Sıhlavisеm-iç ĭra.
Kaşnin -uyrĭm ĭrai, Yurеkkе patşa tutarni.
Un uipе umasan
16980 r mĭykĭç kĭlarat’,
iç tsl hn kĭtartat’.
Ku taranççеn etemlh
Kurman tе un pеk hn.
ĭraisеm şĭpah tеt
rrn avra kunçе.
rrinе tеt Yurеkkе
ç açinе panĭ tеt.
Sanĭn ta pur kulĭ r,
İlеm parat’ sana vĭl.
16990 Tеn, avĭnta uĭsеm Yurеkkе allinçеn tuhnisеm?
Hĭramasan asapran,
Çĭn yuratu pulsan san,
Sanran hĭyulĭh tarmasan,
Tеn, ĭlatĭn halĭhna.
Vsеm sanra pulmasan
Es halеh kuntan kay,Tеsе huç tatĭklĭn
Sarinеnе vat karçĭk.
17000 Hĭyullĭnah Sarinе
Yuman patnе ıvharç,
av vĭhĭtrah rrinе
Yuman yenne klеr.
rrn ku yalkĭşr,
Yuman inе ut ükr.
Yuman inçi kĭmpasеm
rе vr ulĭ pеk.
Yuman huppi svnç,
İk alĭk kurĭnç.
17010 İk tltеn yumanran
İk valaşka yarĭnç,
İk vitrе avĭntah
Şıvpa tulsa larç.
Ölü suyuyla, diri suyu
Verin bana lütfen.
Çuvaşlara ne kadar
Candan yardım ederdim
Ancak onlar korumada,
Bekçileri yedi anahtar.
Herbirinin farklı anahtarı
Yurekke padişah yaptırdı.
Onun anahtarıyla açmasan
Yüzük engel olur
Yedi türlü bela verir.
Bugüne kadar insanlık
Görmemiştir böyle bela.
Anahtarları sessizce
Yüzüğün yuvarlak gözünde.
Yüzüğünü der Yurekke
Süt çocuğuna vermiş.
Senin de var gözlü yüzük,
Güzellik veriyor sana.
Belki bunda anahtarlar
Yurekke elinden çıkanlar?
Korkmazsan azaptan,
Gerçek sevgin varsa,
Cesaret senden gitmezse,
Belki kurtarırsın halkı.
Onlar sende yok ise
Sen şimdi git buradan,
Dedi kesinlikle.
Bu karçık Sarine’ye.
Cesaretle Sarine
Meşe yanına yaklaştı,
O zaman yüzüğünü
Meşe tarafına kaldırdı.
Yüzüğün gözü parladı,
Meşeye ışık düştü.
Meşedeki mantarlar
Yere düştüler yaprak gibi.
Meşe kabuğu soyuldu,
İki kapı göründü.
İki taraftan meşeden
İki tekne yuvarlandı,
İki kova orada
Suyla doluydu.
Vil şıv tеni -prinçе,
r şıv tеni -tеprinçе.
Kvеntе tе kurĭnç,
Vitrеsеnе klеr.
Vat karçĭka Sarinе
Pua taysah tav tur.
17020 Karçĭk tеmşn avĭntah
Utr hıtah talkĭşsa,
Kayran larç kuklеnsе,
Untan vırtr tĭsĭlsa.
Sıvlĭş uk -nimn tе!
Kinеmşnе vil şıvpa
Sapma tĭç. Vĭhĭtra
Karçĭk tĭç vĭr-varah,
Sĭmah huşr ak apla:
-Şıvsеm lеkr ır ınna
17030 Irĭ sеm tuma е.
Çunĭm avna pltеrmе
Yurеkkе patnе itmеllе.
Karçĭk vutpa hıpĭnç,
unsa kaysa kl pulç.
Vat yuman ta kĭklanç,
Şurlĭhalla ıtkĭnç,
Unta yuman ul ur.
Karçĭk klnе Sarinе
rе paç kuul’pе.
17040 Timr karta un tavra
avĭrsassĭn kalar: Şupa karta avrĭntĭr.
mr-mr Çĭvaşra
av yatpa vĭl uprantĭr
Timr karta tavralla.
Vitrеsеmpе Sarinе
Ĭmĭrtkayĭk inçе hal’.
Sĭnkay patnе itmеllеh.
ul tĭsĭlat’ mal yenne.
17050 Ulĭp tlnе itsеnеh
Ĭmĭrtkayĭk unatnе
Hur uhĭ yppipе.
Kayĭk larç r inе,
Krsе kayr r aynе.
Patşa hr Sarinе
klеmpе, haklipе,
Birinde ölü suyu,
Diğerinde diri suyu.
Bakraç da göründü,
Kovaları kaldırdı.
Yaşlı karcığa Sarine
Baş epip teşekkür etti.
Karcık nedendir burada
Çabucak gitti ordan,
Sonra oturdu nefes nefese,
Sonra uzanıp yattı.
Nefesi yok, bir şeyi de!
Yengeye bu suyla
Serpmeye başladı. O zaman
Karcık kalktı çabucak,
Şöyle söz söyledi:
-Sular ulaştı iyi kişiye
Sadece iyi işler yapmaya.
Canım bunu söylemeye
Yurekke yanına gitmeliyim.
Karçık ateşle kızardı,
Yanıp küle döndü.
Yaşlı meşe köklendi,
Bataklığa doğru atıldı,
Orda meşe yol açtı.
Karcığın külünü Sarine
Toprağa verdi gözyaşıyla.
Temir çiti onun çevresine
Çevirince şöyle dedi:
Çepeçevre çevirsin,
Yüzyıllarca Çuvaş’ta
Bu adla o korunsun.
Demir çit çevresine.
Kovalarla Sarine
Kartal üstünde
Sınkay’a gitmeli.
Yol uzar önde
Ulıp yanına varınca
Kartal kanadını
Kırdı yay okları.
Kuş düştü yeryüzüne,
Girip gitti yer altına.
Padişah kızı Sarine
Kucağındaki kıymetliyle
507
508
Ulĭp patnе itеsşn,
Ĭna şıvpa sapasşĭn.
Ançah nim tе tuma uk,
17060 ul inçе Sntr pur.
Vĭl un ulnе tatasşĭn,
Ĭna alla ilеsşn.
Yıvĭr huyĭh Sarinеn,
Yıvĭr şuhĭş punçе:
“Ulĭp patnе itiççеn
Mnlе hĭtlas irsrtеn.
Sntr aynе vırtiççеn
Hĭrĭk turat pulas-mn,
Pr-pr arman pvinçе
17070 Pvеlеnsе vırtas-mn”.
Nita kayma ul ukran,
Sntr kulli pulasran
Tüpеnеllе hr pĭhat’,
Kuul’ tĭksa tarhaslat’:
-Sarĭ hvеl, pulĭşsam,
ak irsrtеn hĭtarsam.
Hvеl nim tе çnmеr,
Ĭna huta kmеr.
-ut ĭltĭrsеm, hĭtarĭr,
17080 Sntr kulli an tĭvĭr!
Ussi ukkĭ vsеnçеn,
Hĭtarmar Sntrtеn.
-Tulli uyĭh,hrhеnsеm,
Hĭvĭn patna itеrsеm! Yrе-yrе tarhaslat’,
Kuulpе ĭvĭnat’.
Tulli uyĭh çunlĭ-mn,
Sarinеnе hrhеnç.
Hvеl pĭhnĭ vĭhĭtrah
17090 Asamat tunĭ kpеrе
Vĭşt antarç r inе.
Kpеr inе Sarinе
Çupsa kç klеmpеh,
Ulĭp patnе itsеnеh
ri unsah ıratr.
Vil şıvpе çr şıvnе,
Atĭl еnçе ĭsninе,
Ulĭp tlnе itsеnеh
aşt! tutarç rеllе. -
Ulıp yanına varmak ister,
Ona suyu serpmek ister.
Ancak bir şey de yapamaz
Yolu üstünde Sintir var.
Onun yolunu kesmek ister,
Onu eline düşürmek ister.
Büyük kaygı Sarine’nin,
Derin düşünce başında:
“Ulıp yanına varana kadar
Nasıl kurtulmalı kötüden.
Sintir altına düşene kadar
Kırk budak olayım,
Bir değirmen bendinde
Yuvarlanıp durayım.”
Gidilecek yol olmayınca,
Sintir maskarası olacağından
Göğe doğru bakar kız,
Gözyaşıyla yalvarır:
-Parlak güneş, yardım et,
Bu kötüden kurtar.
Güneş bir şey demedi,
Onu hesaba almadı.
-Parlak yıldızlar, kurtarın,
Sintir’in maskarası etmeyin!
Fayda yok onlardan
Kurtarmadılar Sintir’den.
-Dolunay, acı bana
Al beni kendi yanına!
Ağlayarak yalvarır,
Gözyaşıyla yıkanır.
Dolunay yürekli,
Sarine’ye acıdı.
Güneş bakarken
Gökkuşağı yaptı
İndirdi yer yüzüne.
Köprü üstüne Sarine
Koşup girdi kucağa
Ulıp’ın yanına varınca
Yüreği parçalandı.
Ölü suyuyla, diri suyunu,
İdil tarafında çektiğini
Ulıp’ın yanına varınca
Şaşş! Attı yere doğru
17100 Ulĭp, mana kaarsam,
Kaarsam ta an mansam,Tеr pikе makĭrsa,
Uyĭh yenne ul tĭssa.
-Eh, Sarinе, Sarinе,
Ma untalla ul tĭsrĭn? Kapmar şur çul hüttinçеn
Sĭvĭr sassi iltnç.Es, pikе, ar еrtüç,
Urhamahu çapliçç.
17110 Tĭşman umnе tuhattĭn,
Yurеkkе patşa kupе
Sivvn kĭna pĭhattĭn.
İrsr tĭşman huşşinçе
Sеhrе hĭppi huaçç.
“Amasan kallеh ku еnçе
Pirе tppе ptеrеt”,Tеsе kuntan taratç.
Eh, Sarinе, Sarinе,
Man sĭmaha ma mantĭn,
17120 Mana mnşn şanmarĭn?
Kpеr inе hĭpartĭn,
Çĭvaşsеnçеn uyrĭltĭn.
avĭnpa hal’ samantrah
rrn vĭy havşakrah.
mrеh hn kurmaşkĭn
Pirе kilç yıvĭrlĭh.
Çaplĭ еrtü kupе
avrĭnsa pĭh rеllе.
Hr arnçеn mn turĭn?
17130 Urhamahsеm pulnisеm Purtе nt sĭvĭrsеm.
Pikеsеm, ar ınnisеm,
Utsеm inçе mar vsеm.
Vat Supеtеy umnçе
Vsеm nt hĭrhĭmsеm.
Yk Supеtеy еkkipе,
Hĭrhĭmsеnçеn urrinе
Hır prеni vırĭnnе
Sarç tusan ul inе.
17140 Yulaşkinе ik yenne
ula tĭrĭh tĭratr.
Vat Supеtеy savĭnat’,
Ulıp, beni affet,
Affet de unutma,
Dedi bike ağlayarak,
Ay tarafına giderek.
-Eh Sarine, Sarine,
Niçin buraya geldin?
Büyük ak bataklıktan
Fare sesi duyuldu.
Sen, bike, komutansın
Küheylanın da ünlü.
Düşman önüne çıkardın,
Yurekke padişahın gözüyle
Soğuk soğuk bakardın.
Kötü düşman arasında
Ödü patlıyordu.
“İşte yine bu tarafta
Bizi yok edecek.”
Diye buradan kaçarlardı.
Eh, Sarine Sarine,
Sözümü neden unuttun,
Beni neden unutmadın?
Köprü üstüne çıktın,
Çuvaşlardan ayrıldın.
Bunun için o zaman
Gücü zayıf yüzüğün.
Ömür boyu azap çekmek
Bize geldi çok ağırlık.
Büyük komutan gözüyle
Dönüp bak yeryüzüne.
Kız ordusunu ne yaptın?
Küheylan olanların
Oldu hepsi fare.
Bikeler, askerler,
Atlarda değiller.
Yaşlı Supetey önünde
Onlar artık cariyeler.
İğrenç Supetey isteğiyle,
Cariyelerden yarısını
Çam tomruğu yerine
Serdiler tozlu yola.
Kalanları iki tarafa
Yola doğru diktiler.
Yaşlı Supetey seviniyor,
509
510
Hal’ vĭl ıltĭn kümеrе, .
Artık o altın arabada,
Trk kavir apninçе,
Türk halısı üstünde,
Larat’ punе kaĭrtsa.
Oturuyor başını kaldırıp.
Un küminе tarisеm,
Onun arabasını uşaklar
İk еnçеn yĭtnisеm,
İki taraftan kaldıranlar
Pikеsеnе tapta,
Bikeleri vuruyorlar
İrsr ulnе tĭsa.
Kötü yola çıkarıyorlar.
17150 Sarpikеsеm, hĭrhĭmsеm,
Güzel bikeler, cariyeler,
ul hrripе tĭnisеm,
Yol kenarında duranlar,
Vri kuul’ tĭka,
Sıcak gözyaşı döküyorlar,
apla kalasa yurla. Şöyle türkü yakıyorlar.
Çaplĭçç Pĭlhar, sumlĭçç
Ünlüydü Bulgar, saygındı
Pĭlhar, Tati elçе tе kunta kilеtç. Bulgar, uzaktan elçiler buraya gelirdi
Çaplĭçç Pĭlhar, sumlĭçç Pĭlhar, Ünlüydü Bulgar, saygındı Bulgar.
Kiyü huli pеk isе laratç.
Kiyev şehri gibi parlardı.
Vutlĭ tĭvĭl pеk kilç Supеtеy,
Ateşli fırtına gibi gelgi Supetey,
Pĭlhar hulinе yĭltah untarç.
Bulgar şehrini tümden yaktı.
17160 Kilç tе pusr hayar Supеtеy,
Kötü Supetey geldi bastı ,
Pĭlhar hulinе ilpе vtеrç.
Bulgar şehrini yele verdi.
Vatti-httinе, açi-pĭçinе
Yaşlıları, çoluk çocukları
Husa putarç Akĭş küllinе.
Akış gölüne daldırdı.
Pattĭr arsеnе, ykt yaşsеnе
Bahadır erkekleri, yiğit gençleri
Tiskеr nükеrsеm tuhr vlеrsе. Vahşi askerler öldürdüler.
Nar pеk hrsеnе, pikе hrsеnе,
Çok güzel kızları, bikeleri,
İlsе kayr husa hĭrhĭma.
Alıp gittiler cariye diye.
apla tp tur pusah Pĭlhara,
Böyle yok etti büyük Bulgar’ı,
Hura tĭvĭl pеk işr Pĭlhara.
Kara fırtına gibi dağıttı Bulgar’ı.
17170 Çaplĭçç Pĭlhar, sumlĭçç
Ünlüydü Bulgar, saygındı
Pĭlhar. Kiyü huli pеk isе laratç1.Bulgar. Kiyev şehri gibi parlardı.
Vil şıv Ulĭp surannе
Ölü suyu Ulıp’ın yarasını
Pr samantrah türlеtr,
Aynı anda iyileştirdi,
Şĭtĭk suran vırĭnnе
Derin yara yerinde
Nimlе yr tе uk nt.
Artık bir şey yok.
Çr şıv Ulĭp pattĭra
Diri suyu Ulıp bahadıra
Sıvlĭh paç vĭr-varah.
Sağlık verdi çabucak.
Maltanhinçеn kaya mar
Eskisinden eksik değil
n vĭy hal Ulĭpra.
Yeni güç şimdi Ulıp’ta.
17180 Ĭş hıpsa kilnrеn
İçi yandığından
Ulĭp vırtsa şıv r.
Ulıp uzanıp su içti.
Şıv yulmanran ĭlnçе
Su kalmadığından pınarda
“Hura ĭl” ku yat ilç.
“Kara pınar” adını aldı.
Aş kansa itnrеn
İçi kanana kadar
İk urinе sillеr.
İki eliyle silkeledi.
İk ĭpati tĭprinçеn
Tĭrsa yulç ik tmе.
Tĭç Pĭhr tüpеnе,
Kurç Asamat kpеrnе.
17190 Unta utat’ Sarinе
Punе ussa rеllе.
Ulĭp ĭna kĭşkĭrç,
Ançah pikе iltmеr,
Pattĭr çun hurlanç,
apla kĭna kalar: Eh, Sarinе, Sarinе,
Kaar Vir’yal açinе.
Iyĭh çĭpti pulnĭran
Sanpa larsa kalama
17200 itеymеrm Pĭlhara.
ilunatnе kĭşkĭrat’,
Urhamah il kasat’,
Ulĭp pattĭr tlnçе
Tap! çarĭnat’ kеnsе.
Ulĭp ĭna açaşlat’,
Tutinçеn tе çuptĭvat’,
Kayran larat’ utlansa,
ulnе tĭsat’ lapampa.
Ayakranah Supеtеy
17210 Asĭrhasan Ulĭpa
Tapsa sikеt til pеk
Sm vĭrmanta ĭlĭnma,
Ulĭp hıtah tarĭhat’,
Tĭşman arnе tapĭnat’,
Ĭna çasah arkatat’.
Kayran halĭh huşşinçеn
Sassi sarlat’ inеtе:
-Tıtsa akĭr irsrе,
Sutĭnçĭka -Sntrе!
17220 Vutta pеrr asama,
Pilsr çuna, Şĭpatana!
Vsеnçеn rşıv tasaltĭr,
Vsеnе tarma an parĭr!
Halĭh Sntr mĭrsana
Tıtsa akr ĭvĭsran,
Kayran vara yıvĭa
Hĭrtr apla kalasa:
-San ayĭnta ak mĭrsa,
İki çarığın toprağından
Orada oldu iki tümsek.
Çıktı baktı tepeye,
Gördü gökkuşağını.
Orada gidiyor Sarine
Başını uzatıp yere doğru.
Ulıp ona bağırdı,
Ancak bike duymadı,
Bahadır çok üzüldü,
Ancak şunu söyledi:
Eh, Sarine, Sarine,
Affet Viral oğlunu.
Uykucu olduğu için
Seninle oturup konuşmaya
Gelemedim Bulgar’a.
Yelkanatına seslenir,
Küheylanı hemen gelir,
Ulıp bahadır karşısında
Tap! Diye kişner durur.
Ulıp onu okşar sever,
Dudağından öper,
Sonra atlanır,
Ovaya yola çıkar.
Uzaktan Supetey
Fark edince Ulıp’ı
Deli gibi zıplar kaçar
Sık ormana kurtulmaya,
Ulıp çok sinirlenir
Düşman askerine saldırır,
Onu hemen dağıtır.
Sonra halk arasından
Ses yayılır uzaklara:
-Tutup asın kötüyü,
Satılmış Sintir’i!
Ateşe atın büyücüyü,
Nankör Şıpatan’ı!
Onlardan ülkeyi temizleyin,
Kaçmalarına izin vermeyin!
Halk Sintir Mirzayı
Tutup astılar akkavağa,
Sonra ise ağaca
Şöyle deyip kızdılar:
Senin altında bu mirza,
511
512
Tĭşmana hĭy sutĭnç, 17230 Tnçе kassa ürеr, Pitnе kе lеr.
Es pln un inçеn,
Pltеrmеrn ma pirе?
avĭnpa ta ılhansa
Hal’ hĭrtatpĭr ak apla:
-mr larsam hurlansa,
Hĭv tlln hĭv kalasa.
rk еrt mrlh,
Prеnеrе -yurĭhsĭr.
17240 Tutaray yal hınçе
Kĭvayt unat’ krlеsе,
Şĭpatana, pilsrе,
Ivĭtr kĭvayta.
Ulĭp yaç ĭyĭrnе,
Kaysa larç çul inе.
Pĭçĭh yarsa tıtnĭran
Ulĭp kalat’ hurlansa:
-Eh, ĭraskal, ĭraskal,
Mnşn-ha es hıt kukar?
17250 Mnşn vi kaĭ kĭna
Es pillеtn purnĭra?
Pr kaipе kanĭ çuh
Tır vıratç şĭrĭh kun,
uhra-uhra, hıt yrsе
Kĭkĭr stnе itеrmе
Kltе tmi hüttinçеn
Ep pltеrtm ham inçеn.
Annе alli yalanah
Mamĭk еvr kĭpĭşç,
17260 Sar hvеltеn ĭşĭçç.
Annе kĭkri manşĭnçç
Sarĭ hvеl ĭşşiçç.
Haklĭ annе çrinçе
Manşĭn tnçе aslĭçç,
Purnĭĭm ta pıl-uçç.
Un pеk purnĭĭm sana
Kaymar-imkĭmĭla?
Açalĭha es tatrĭn,
Attеsrеh hĭvartĭn.
17270 San pirkiyeh -tеpri tе,
ut amrĭklĭh kai tе,
Düşmana kendini sattı,
Dünyayı gezdi,
Yüzüne keçe dikti.
Sen bildin bunları
Neden söylemedin bize?
Bunun için beddua edip
Şimdi kızıyoruz böyle:
-Ömür boyu dertlen otur,
Kendi kendine konuşarak
Ortası çürük her zaman
Tomruk da olamaz.
Tutaray köyü kenarında
Ateş yanar gürleyip,
Nankör Şıpata’yı
Attılar ateşe.
Ulıp çağırdı aygırını
Gidip atlandı ona.
Küf tuttuğundan
Ulıp üzülür söyler:
-Eh, kader kader,
Neden böyle pintisin
Neden sadece üç geçit
Sen kutsadın hayatta?
Bir geçitken geçerken
Ekin biçiyorlardı sıcakta,
Bağıra bağıra, ağlayarak
Göğüs sütünü içirmeye
Ekin yığınının karaltısından
Ben söyledim kendimde.
Anne eli her zaman
Pamuk gibi yumuşaktı,
Parlak güneşten sıcaktı.
Anne göğsü benim için
Parlak güneş sıcağıydı.
Kıymetli anne eteği
Bana dünyadan büyüktü,
Hayatım yağ ile baldı.
Böyle hayat senin
Hoşuna gitmedi mi?
Çocukluğu sen bitirdin,
Babasız bıraktın.
Senin gibi diğerleri de
Parlak gençlik köprüsü
Vĭşt! kaarç hĭy urlĭ.
av kaĭpa kasanah
Man purnĭra vĭy ilç
Yuratupa mtlh,
Putsrlhpе pusĭrlĭh.
Tеpr çuhnе vılĭh ta
Kasnĭ amrĭk çunĭma.
Tеpr kaĭ yulç man 17280 Kurmanninе kurmalli.
Ĭraskal sassi iltnç:
“Etemlhе san tĭrĭh
Kirl vilmsrlh, tеn?
Turĭ ançah vilmsr!
avna asra tıtsamĭr.
apah ta san hurlansa
Mana hĭrtma kirl mar.
mr asra yulmaşkĭn
Etemlhе mn kirl?
17290 Iltĭn-kml tеni mar,
Haklĭ yışşi çulsеm mar,
Tutlĭ apat im mar,
Çaplĭ ipu tеni mar,
Yuratnĭ mĭşĭr? Vĭl ta mar.
Ĭna kirl puyanlĭh,
av puyanlĭh urĭhla.
Es avna ĭnkarsam.
Vsеn şuç numay mar.
Ankar -vsеm ak aksеm.
17300 Puyanlĭh vĭl -ırulĭh,
Knеkеnе kunĭ ĭs.
Hĭvah plеn, halĭhra
Samay sm-sm avalran
Ĭsçahsеnе hakla,
Ĭstasеnе ırla.
Sanra halĭh ĭsçah,
Aslĭ çükpu pultĭn es.
San pеk layĭh ırĭva
Plеkеnni Pĭlharta
17310 Pulman tеsе kalasan
ılĭh pulmast’ -nihan ta.
utantalĭk çlhinе
Plеkеn san çuhlеh
Tnçipе tе pulman, tеn?
Hopp! Geçirdi üstünden.
Bu köprüden geçince
Hayatım da güçlendi
Sevgiyle ümit,
Aptallıkla akılsızlık.
Başka zaman açlık da
Yaraladı genç yüreğimi.
Diğer köprüm kaldı benim
Görecek görmediğimi.
Kader sesi duyuldu:
“İnsanlığa senin üzerinden
Gerekli mi ölümsüzlük?
Ancak Tanrı ölümsüz!
Bunu aklında tut,
Bunun için üzülüp
Bana kızman gereksiz.
Kalmak için hep akılda
Ne gerekli insanlığa?
Altın gümüş değil,
Kıymetli taşlar değil
Yiyecek içecek değil
Güzel giyim kuşam değil,
Sevgili eş mi? O da değil.
Ona gerekli zenginlik
Bu başka zenginlik.
Sen bunu anla artık.
Onların sayısı çok değil.
Anla onlar işte şunlar:
Zenginlik, o yazı,
Kitaba dökülmüş akıl.
Kendin biliyorsun halkta
Çok çok eskiden
Âlimleri saydılar,
Ustaları saydılar.
Sen de halk âlimi,
Oldun Büyük kurban başı.
Senin gibi güzel yazıyı
Bilenler Bulgar’da
Yok diye söylesen
Ayıp olmaz hiçbir zaman.
Dünyanın dilini
Bilen senin gibi
Dünya da var mı?
513
514
Ĭru valli ĭsçahna
mrlhе upranma
Knеkе larsa ırmarĭn,
avĭnpa çĭvaş pit çuhĭn.
Puyanlĭh vĭl av nt:
17320 irp sıvlĭh kaşninnеh.
Alĭra pultĭr yalan  av ta haklĭ puyanlĭh.
Tĭvanlĭh pulsan halĭhra
av halĭhĭn rşıvnе
Mĭyan pusmast’ mrnе,
Vĭl ta nt puyanlĭh.
Ĭraskal ep -sanşĭn ta!
Sana kalap ham yatpa:
Yulaşki kpеrü payantan
17330 Vĭrĭmlanat’, an kulyan.
itsе kurĭn viliççеn
Tеprе Atĭl hrrinе.
Pln çĭvaş purnĭnе,
Pln unĭn ĭsçahnе,
Pln unĭn mtnе,
Kunran-kunri savnĭnе
Ye kuull huyĭhnе.
An man un çuh avna ta,Kayran, n ĭru ta
17340 (Hal’hi çĭvaş halĭh pеk)
Sana yalan asĭnm.
Epir Ulĭp yĭhnçеn.
Ulĭp pattĭr rnçеn
Tеsе hĭş çuh asĭnsan
-Vĭl ta avan, an kulyan”.
Ulĭp tĭvan halĭha
Tĭrsa kalat’ ak apla:
-Pua çiksе larmasan,
Esir mana manmasan,
17350 Ep kilninе kuratĭr,
Mana hir tuhsamĭr.
Ep kilеtp sirn pata
Tnçе alĭknе çĭvaş usan,
Atĭl şıv kayalla
Yuhĭnmaşkĭn tıtĭnsan.
Ep kiln kun tavrana
Layĭh pĭhsan sĭnasa,
Soyun için bildiğini
Kalsın diye ebedî
Oturup kitap yazmadın,
Bundan Çuvaş çok fakir.
Zenginlik işte bu artık:
Sağlık yerindeyken
Elde olsun hep iş
Bu da büyük zenginlik.
Olsa halkta kardeşlik
Bu halkın ülkesinde
Karapazı basmaz ömürü,
Bu şimdi zenginlik.
Kader ben, senin için de!
Sana söylüyorum kendim:
Son köprünü bugünden
Uzanıyor dert etme.
Ölene kadar görürsün
Diğer İdil kıyısını.
Bilirsin Çuvaş hayatını,
Bilirsin onun âlimini,
Bilirsin onun isteğini,
Günden güne sevincini
Gözyaşını, kaygısını.
O zaman şunu da unutma,
Yeni nesil de sonra
(Şimdiki Çuvaş halkı gibi)
Seni hiçbir zaman hatırlamaz.
Biz Çuvaş soyundanız.
Ulıp bahadır yerindeniz
Diye bazen hatırlasa
-O da iyi, dertlenme.”
Ulıp öz halkına
Kalkar söyler şöyle:
-Başını kaldırıp oturma,
Sen beni unutma
Geldiğimi görüyorsun,
Benim karşıma çık.
Ben geliyorum yanına
Dünya kapısını Çuvaş açınca,
İdil ırmağı geriye
Akmak isteyince
Geldiğim gün çevreye
İyice bakıp deneyip,
Kuratĭr ik pltе.
Pri -hura tеmеllе,
17360 Tеpri vara hp-hrlеh.
av vĭhĭtrah pltsеm
Yulanutla kurna,
İkkş tе hinе
Allisеmpе sula.
Vsеm ınsеn mlkisеm,.......
Plt inе üknisеm,................
Hrl mlkе ep pulap, . ......
Hura mlkе -man tĭşman......
İk mlkе huşşinçе................
17370 apĭu pır iç kunççеn........
Ep tĭşmana ntеrp,.............
Çĭvaş rnе itеtp.................
Yıvĭr purnĭ kilsеssn,..........
Mana kuras tеsеssn.............
Çük ttmnе vĭylatĭr..............
Manran pulĭş! -An manĭr.....
Tĭvan halĭh, sıvĭ pul,............
Sıvĭ pul ta irp pul...............
Tĭvanlĭha hıt tıtĭr,.................
17380 Trl halĭhsеmpе tе...............
Tuslĭ pulĭr yalanah...............
Ulĭp sulç vuthnе ............ r iy yar! uĭlç.................
ilunat ta еripеn.................
Kç Ulĭp hınçеn................
Görürsünüz iki bulutu.
Biri kara demeli,
Diğeri ise kıp kırmızı.
O zaman bulutlar
Atlı gibi görünürler,
İkisi de kılıcını
Ellerinde sallarlar.
Onlar insan gölgesi
Bulut üstüne düşenler,
Kızıl gölge benim,
Kara gölge düşmanım.
İki gölge arasında
Savaş olur yedi gün.
Ben düşmanı yeneceğim,
Çuvaş ülkesine varacağım.
Ağır hayat gelince,
Beni göreyim deyince
Kurban işini güçlendirin
Benden yardım! Unutmayın.
Öz halkım, hoşça kal,
Hoşça kal ve sağlam kal.
Kardeşliği sıkı tutun,
Başka halklarla da
Dost olun her zaman.
Ulıp salladı ateş kılıcını
Yeryüzü yarıldı.
Yelkanat da yavaşça
Girdi Ulıp’ın ardından
515
Yurĭ v
Türkü Sonu
516
Ey, tantĭşsеm, yal-yışsеm, ..
Akatuya kilnisеm, . .............
Yurrĭmĭra vliççеn, ............
Epir sirntеn uyrĭliççеn .......
Sarinеnе manar mar, ...........
Yurrĭmĭra kĭşt tĭsar...............
Patşa hrn Sarinеn ..............
Nim tuma ta plmеnrеn
Ĭş vĭrkat’ -çĭtma uk. ..........
TS/10 Ura vĭy ptn un. ................
Hĭynе alra tıtasşĭn, ..............
Kuul’ avah yuhat’-mn....
Tĭç. Pĭhr avrĭnsa . ............
rеllе vĭl pşknsе, .............
Unta kurç aksеnе: . ...........
Pçk hrnе Silpiye ..............
Tĭşman alla ilеsşn, .............
Untan hĭrhĭm tĭvasşĭn...........
Nuhrat patşa Urtеmpе -........
TS/20 İkkş tе arĭslan -..................
apĭa tĭşmanpa ..............
ĭlas tеsе Silpiye..................
Asamat kpеrnе sismеllе......
Sarinе ilç çtrеsе. ...............
Çri sikеt -urlas pеk,...........
Huyĭhpa çun tuhas pеk. ......
Açisеmşn amĭşn.................
Huyhĭrninе, ktninе, . ..........
Iyĭhsĭr r kaninе, ..............
TS/30 Vsеmşn çuniye paninе .....
akĭ utĭ tnçеrе ..................
Vimеlli şay pur-şi av?.......
uk pulmalla. ......................
avĭnpa tulli uyĭh kpеrnе . .
Turtsa hĭpartas vırĭnnе ........
Ĭna rе antarç. ...................
Sarinе rri vĭy ilç. .............
Sĭvĭrsеm hal’ urhamah, .......
Pikеsеm tе ut inçе. ............
TS/40 Pĭlat hi vsеnçе -..............
Purtе tĭşman huşşinçе. ........
Hisеnе sula -................
Ey, akranlar, köylüler,
Akatuy’a gelenler,
Türkümüzü bitirmeden,
Biz sizden ayrılmadan
Sarine’yi unutmayalım,
Türkümüzü biraz uzatalım.
Padişah kızı Sarine’nin
Ne yapacağını bilmeden
İçi yanıyor, dayanılmaz.
Ayaklarında güç kalmaz.
Kendini tutmak ister,
Gözyaşı öyle akar gider.
Kalktı, baktı dönüp
Yeryüzüne eğilip,
Orda gördü şunları:
Küçük kızı Silpi’yi
Düşman tutmak ister,
Onu cariye yapmak ister.
Nuhrat padişah Urtem’le
Arslan gibi ikisi de
Savaşıyorlar düşmanla
Kurtaralım diye Silpi’yi.
Gökkuşağı fark edildi
Sarine orda titredi.
Yürek çarpar patlayacak gibi
Kaygıdan can çıkacak gibi.
Çocukları için annesi için
Kaygılanmasını, beklemesini
Uykusuz gece geçirmesini,
Onlar için canını vermesini
Bu aydınlık dünyada
Ölçecek bir şey var mı?
Olmaması lazım.
Bundan dolunay köprüyü
Çekip kaldıracağına
Onu yere bıraktı.
Sarine’nin yüzüğü güç aldı.
Fareler şimdi küheylan
Kızlar şimdi at üstünde.
Polat kılıç onlar da
Hepsi düşman arasında.
Sallıyorlar kılıçlarını
Tĭşman pu r inçе...........
Supеtеy pu ĭta tеn? .........
Hĭrĭk yıvĭ tĭrrinçе...............
Halĭh Nuhrat patşapa ..........
Pĭlhara ul tĭsr.
Pĭlhar huli -kl kĭna.
Kl aynçi kĭmrĭka,
TS/50 Ku taranççеn sünmеnnе,
Hĭysеmpе prlе ilç.
Urĭh rе kur.
Pirn еnçе halap pur,
Un inçеn tе kalas pul’.
Nuhrat patşa vatĭ taUyrĭlnĭ çuh Pĭlharpa
rе kn av kunah.
Amĭşpе Urtеm,
Vsеmpе yulnĭ halĭh
TS/60 Pr rеllе puhĭnsan
Kusa kaynĭ n rе,
Aslĭ aval hrrinе.
Unta Urtеm amĭşnе
rе parsan huyhĭrsa
Tmе yulat’ klense
Asĭnmaşkĭn mrlh.
Sarinе rе knrеn
rrn hĭvaç sünç tеt.
Urhamahsеm -purtе tеt
TS/70 Sĭvĭr pulsa larç tеt.
Urtеm, Ulĭp açi, tеt,
Yal vırĭnnе şırasa
Sm vĭrmana kayr tеt.
Unta ĭlku umnçе
Pr pikеnе kurç tеt.
Yal vırnasan avĭnta,
Yĭla tĭrĭh,av pikе
ulĭk tutĭr Urtеmе
Panĭ tеt tе tuy tusa
TS/80 Ĭna ilsе kaynĭ çuh,
Hapha aynçеn tuhnĭ çuh,
Hĭvarnĭ tеt şakkasa
Vĭt akĭn pеk kalasa:
-Pattĭr yal paytah pultĭr
Sntrvĭrri prrеh yultĭr.
Düşman başı yerlerde.
Supetey’in başı nerde?
Kuru ağaç tepesinde.
Halk Nuhrat padişahla
Yola çıktılar Bulgar’a.
Bulgar şehri küllenmiş.
Kül altında kömürü,
Hâlâ da sönmeyeni,
Aldılar kendileriyle.
Götürdüler başka yere.
Bizim orda masal var,
Bahseder bundan da.
Nuhrat padişah yaşlı da
Ayrılırken Bulgar’dan
Öldü tam da o gün.
Annesiyle Urtem’i,
Onlarla kaldı halkı
Toplanıp bir yere
Göçtüler yeni yere,
Büyük Şaval kıyısına.
Orada Urtem annesini
Üzülerek defnetti.
Tümsek kalır yükselince
Hatırlamak için her zaman.
Öldüğünden Sarine
Bitmişti yüzüğün gücü de.
Küheylanların hepsi de
Dönüşmüşler fareye.
Urtem, Ulıp çocuğu,
Köy yeri arayarak
Girmiş sık ormana.
Orada pınar yanında
Bir kızı görmüş orada
Köy yerleşince burada,
Adete göre bu kız
Yağlığını Urtem’e
Vermiş toy yaparken
Onu alıp giderken
Kapı altından geçerken,
Tıkırdatıp bırakmış
İşte şöyle söylemiş:
-Bahadır köyü büyük olsun
Sintirvarri birlik olsun.
517
AÇIKLAMALAR
518
Akar iti (akar yıtti): Çuvaşlarda Esrel ile beraber insanların canını alan kötü ruh.
akatuy: Geleneksel olarak ekim işlerinin başladığında bütün Çuvaşlar arasında yılda
bir kez kutlanan akatuy, günümüzde de en yaygın şekilde kutlanılan bayramdır.
Bayrama öncelikle aile ve akraba için kutlama yapılarak başlanmaktadır daha
sonra da tarlaya çıkılır. Burada ürünün bereketli olması için yapılan toplu
duadan başka eğlence niteliğinde at yarışı, koşu, güreş gibi çeşitli aktiviteler
de yapılır. Kazananın çeşitli hediyelerle ödüllendirildiği törenlerin ardından
gençler tarlaya yumurta ve değnek fırlatırlar. Bunların aldıkları duruma göre
gelecekle ilgili tahminlerde bulunulur. Bu törenler toprağın verimini artırmak
ve iyi bir ürün elde etmek amacıyla gerçekleştirilmektedir.
Alpasti: A. K. Salmin tarafından alpas olarak kaydedilen usallar arasında
kabul edilen alpas vupır, ateşli yılan ve ejderhaya benzeyen bir kötü ruhtur.
Genellikle saçları dağınık bir kadın şeklinde tasavvur edilen ve kızlara erkek,
erkeklere de kız şeklinde görünen bir ruhtur. Alpasti ile bağlantılı olarak pek
çok hastalık ortaya çıkmaktadır. Alpasti, nazar değmesi, humma, ateş gibi
rahatsılıklara sebep olmaktadır ve bunlardan kurtulmanın tek yolu da büyüdür.
altır(altĭr): Çuvaşlarda genellikle özel günlerde içki içmede kullanılan geleneksel
bir kap.
Aramşi Tepesi: Bazı bilim adamlarına göre bu tepe Kafkasya’da bulunan ve
Çuvaşların Ulıp anlatmalarında da zikredilen yer adı.
Arpad: Macarların efsanevi hükümdarıdır. Macarları bugün yaşadıkları
topraklara getiren Arpad, Vezir Almos’un oğludur. Bizans kaynakları onu
Attila’nın torunlarından birisi olarak da zikretmektedir. Yine kaynaklara göre
893 yılında Macarların hükümdarı olmuştur.
arşuri(aruri): Çuvaşların ormanda var olduklarını düşündüklerive
karşılaşmaktan çok korktukları bir varlıktır. Arşuriler farklı şekillerde tasavvur
edilmektedirler. Gy. Mészárosonların vücudu kılla kaplı ve sadece cinsel
organı açıkta olan çıplak kadın şeklinde düşünüldüğünü söyler. O, aşağıya
doğru sarkan büyük göğüslere sahiptir; yürürken onları omuzları üstüne
koymaktadır. Ormanda ar-uriinsanın önünde gitmektedir ve saygısızca
cinsel organını kişiye gösterip gülmekte ve insanı kendisine çağırmaktadır
fakat ona yaklaşmaya kimse cesaret edememektedir. Köpekten ve kazandaki
vişne sesinden çok korkmaktadır.
Çimpir: İdil Bulgarlarının en büyük şehirlerinden birisidir. Moğol istilası
sırasında bu şehir yakıldıktan sonra tekrar canlanamamıştır. Günümüzde
Simbir şehrinden yaklaşık yirmi kilometre uzaklıktadır.
Esrel: Çuvaşlar arasında ölüm ruhu olarak kabul edilir. Esrel’inmasarpuşlĭh,
masarpuş gibi farklı adlandırmaları da mevcuttur. Esrel, insanların canını alan
ruhtur. Onun gözlerinin ensesinde olduğu ve birçok kişinin, onun insanın ruhunu
nasıl almaya gelişini gördüğünü söylerler. Eğer bir kişi rüyasında Esrel’i görürse,
onun gerçekten Esrel’i gördüğüne ve yakında öleceğine inanılmaktadır.
gusli: Çuvaş halk müziğinin telli çalgılarından birisidir. Aletin ana bölümü
çam ya da köknar ağacından yapılmaktadır. Tellerin altındaki bölüm ve tel
anahtarları ise elma, armut ya da akçaağaçtan yapılmaktadır. Telleri daha eski
dönemlerde damardan daha sonra metalden yapılmaya başlanan bir müzik
aletidir. Tellerinin sayısı 15-35 arasında değişmektedir. Sayısı kırkı bulanlar
oldukça seyrektir. Gusli, Çuvaşlar arasında genel olarak 18-19. yüzyıllarda
yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Panayırlar, Hıristiyanlığa kadarki törenlerde
defin ve diğer törenlerde, bayramlarda, şölenlerde, düğünlerde icra edilmiştir.
Oturup diz üzerine koyularak çalınmıştır.
Hayar: Çuvaş halk inanışlarında kötü ruhlardan birisidir. Destanda bu varlık
usallarla da birlikte anılır. Destanda şairin Çuvaş halk inanışlarını çeşitli
ruhlarını kişileştirdiği ya da ayrı bir Tanrı olarak tasvir ettiği de görülmektedir.
Bu nedenle buradaki adlandırmaların zaman zaman tam olarak Çuvaş halk
inanışlarında karşılığının olmadığını söyleyebiliriz.
Hırpan (hĭrpan):Magnitskiy’e göre Çuvaşlarda çapak balığı ve kurban
anlamlarına gelen bu kelime halk inanışlarında ruhlara sunulan kurbanların
dönüştüğü özel bir ruhun adını karşılar. Kurban törenlerinde sık sık
zikredilen “hĭrpan” insanlara kuraklık gönderebilen bir ruh olarak da tasavvur
edilmektedir. Şair ise “hĭrpan”ı “Kepe”nin yardımcısı olarak açıklamaktadır.
hurlıhan (hurlĭhan): frenküzümü.
huşpu: Çok sayıda metal para ile süslü büyük bölümü boncuklarla işlenmiş
geleneksel Çuvaş kadın başlığı.
Kalay: Şuyın Hivetiri tarafından Moğolların savaş Tanrısı olarak adlandırılmıştır.
kalım (kalĭm): Kalım, atalar ruhuyla da yakından ilişkili bir törendir.
Geleneksel inançlarını koruyan Çuvaşların “mınkun”dan önce kutladıkları
bu bayramın ilk gününde, özellikle de paskalya gecesinde Çuvaşlarda çeşitli
törenler, inanışlar, yasaklar ve uygulamalar dikkat çekmektedir. Çuvaşların
inancına göre bu gecede büyücüler ve sihirbazlar çeşitli hayvan şekillerine
dönüşebilirler ve zarar verebilirler. Paskalya gecesi kötü ruhların ve çeşitli
kötü güçlerin kötü faaliyetlerini artırdıkları kabul edilmektedir. Bu nedenle,
silah atmak, ateş ve katranlı fıçılar yakmak, bahçe ve avluları şerbetçiotu
ile tütsülemek gibi çeşitli uygulamalar yapılmaktadır. Kalım arifesinde, ata
ruhları için özel bir elçi mezarlığa gönderilerek yapılacak törene onlar davet
edilir. Hayvan kurban edilir, bunun yanında hamur işi çeşitli yiyecekler de
hazırlanır. Akşam bütün akrabalar evde toplanır. Tören masasında bir somun
ekmek, peynir ve yumurta bulundurulur. Anma için el değmemiş bir fıçı bira
da hazırlanır. Yemeğe de dua edildikten sonra başlanır. Duadan önce herkese
bir dilim ekmek, bir parça peynir ve bir bardak bira takdim edilir. Ailenin en
yaşlı üyesi soy direğinin yanına bir büyük ev mumu, ölü akranlarının sayısı
kadar küçük mumu da kapı duvarının yanına yakar. Sonra en yaşlı kişinin
kapıyı aralaması ile herkes duaya başlar. Dua edenler ayakta dururlar. Dua
bittikten sonra da ekmek dilimlerini, peyniri yerler ve biralarını içerler. Bu
sırada yiyeceklerin bir kısmını da soy direğinin yanına ölü akrabaların ruhları
519
520
için konulan kaba bırakırlar ve bir başka kaba da bira ile diğer içecekleri
dökerler. Bundan sonra da yemeğe başlarlar. Bu tören herkesin saygı duyduğu
bir kişi tarafından idare edilmektedir. Törenin tamamlanmasından sonra da
şarkılarla ve danslarla eğlenmeye geçilir.
Kepe: Kepe, Gy. Mészáros’a göre, meleklerin (Pirişte) başıdır. Kepe, Turı ile
insanlar arasında aracı olmakta ve gökle yer arasında yaşamaktadır. Turı’nın
insanlara gönderdiği iyilikler Kepevasıtasıyla ulaştırılmakta; insanların
dua ve istekleri de aynı şekilde Kepe tarafından Turı’ya ulaştırılmaktadır.
Kepe, özellikle insanlarla Turı arasındaki bu aracı vazifesiyle destanda
zikredilmektedir. Yapılan duaların büyük bölümünde kepe zikredilmektedir.
kiremet: Çuvaşların en çok korktukları kötü ruhlardan birisidir. Kiremet
adlandırması, zaman zaman hem kötü ruhun kendisi hem de onların yaşadığı
yerler olarak Çuvaş inançlarında karşımıza çıkar. Aşmarin’e göre kötü ruhların
yaşadığı yerin adı iken Mészáros’a göre ise, halk mitlerinde sık sık rastlanılan
kötü ruhlardan birisidir. Çuvaş köylerinin çevresindeki ormanlık bölgelerde bu
adla anılan çok sayıda yer bulunmaktadır. Kiremet olarak adlandırılan yerler,
Çuvaşların sık sık kurban sunup topluca dua ettikleri yerlerdir. Kiremetlerin
bulunduğu yerler genel olarak ormanlar ve dağlar olarak düşünülmüştür.
Bunun yanında su kaynaklarında, göllerde, açık tarlalarda da kiremetler
yaşayabilmektedir. En çok ise ormanlarda özellikle de kayın ormanlarında
bulunmaktadır.
MĭnTurĭ: MĭnTurĭ (Ulu Tanrı) ifadesi ile şairin kastettiği Çuvaş geleneksel
inançlarının tek Tanrısıdır. Aslında şairin destanının bazı bölümlerinde
“Tanrılar” olarak zikrettiği varlıkların hepsinin yaratıcısı olan ve her şeye
hükmeden, mutlak kudret sahibi olan “MĭnTurı”dır. Turĭ, doğmayan,
doğurmayan tek olan yüce Turı’dır. Turıbazı yerlerde karşımıza ültTurĭ
(Gökteki Tanrı), MĭnTurĭ (Büyük Tanrı), ÇonuratakanTurĭ (Can yaratan Tanrı),
Ivĭl-hruratakanTurĭ (oğlan-kız yaratan Tanrı)vd. şekillerde çeşitli sıfatlarla
çıkar bu da Turı’nın farklı özellikleriyle birlikte anıldığını göstermektedir.
Örneğin o, gökte yaşadığı için ült sıfatıyla beraber anılmaktadır. Turı ruhu,
kadını, erkeği vd. yaratmıştır. O, bütün dünyayı yaratmış ve her şey yok
olacağı zaman Turı kendisi için yeni bir dünya ve yeni bir millet yaratacaktır.
Onun bu özelliklerini taşıyan ikinci bir varlık yoktur. Ancak onun emriyle
faaliyet sınırları çizilmiş yardımcıları daha doğrusu melekleri vardır.
nime: Çuvaşlarda “imece” geleneğine verilen ad.
nüslih (nüslh): Pülihlerin içtiği ve onları genç ve güçlü tutan içecek.
batman (patman): 64 kiloya karşılık gelen ağırlık ölçüsü.
Patti Han: Moğolların büyük hanı Batuhan’dır. Çuvaş halk edebiyatında sık sık
karşılaşılan büyük düşmanlardan birisi olarak karşımıza çıkar.
pıt (pĭt): 16,38 kiloya denk bir ağırlık birimi.
Pihampar: Çuvaşların geleneksel dinî inançlarında iyi ruhlardan birisidir. Bir
başka iyi ruh “pülihşi”nin emrinde çalışır. Görevi yeni doğan çocuklara
akıl, iyilik, enerji vermek ve insanları gözetmektir. Pihampar aynı zamanda
kurtların da sahibi olarak kabul edilir. Zaman zaman bilim adamları onu
insanların nasıl bir hayat sürdüğünü öğrenmek için yeryüzüne gönderilen
“Kepe”nin de yardımcısı olarak tanımlamışlardır.
Pirişte(pirşte): Çuvaş halk inanışlarındaki iyi ruhlardandır. Pirişteler çok
sayıdadırlar ve Turı’ya hizmet ettikleri gibi her insanın da bir piriştesi
olabilmektedir. Bu ruhlar insanları hayatları boyunca adım adım takip
etmektedir. Onlar insanlara cinler tarafından yapılacak kötülüklerin de önüne
geçebilen iyi ruhlardır. Onların insanların omuzlarında yaşadıklarına dair
de inançlar mevcuttur. Bazen de onların kanatlı bir melek gibi olduklarına
inanılmaktadır. İnsanlar evlerinden taşındıklarında pirişte de onlarla birlikte
yeni eve taşınmaktadır.
Pülih (pülh): Turı’ya en yakın ruh olarak tanımlanır. Turı’ya yapılan duaları
engelleyebileceği gerekçesiyle onun için sık sık kurbanlar sunulmaktadır. Bazı
Çuvaşlar onunla birlikte Pihampar’ın da Turı’nın en yakınındaki yardımcısı
olduğunu düşünmektedirler. Bunlara göre, Turı yeni doğan çocukların
kaderlerini tayin ve yumsa tarafından çocuklara verilen adları kaydetmek için
yeryüzüne Pülihşi’yi göndermektedir.
salma: Et suyu ve sütte pişirilen hamur.
simpıl (simpĭl): Pülihlerin içtiği ve onları gençleştiren ve güzelleştiren bir içecek.
sĭvaptĭpri: Çuvaşlarda ölen kişi için mezar kazmaya başlarken yapılan dört
köşeli yer. Çuvaşların inanışlarına göre ölen insanlar kıyamet koptuğunda bu
sevap toprağından yeryüzüne çıkacaklardır.
surpan: Dar havluya benzer geleneksel bir bandana.
Supetey: Çuvaş ülkesine gelen Moğol hanı Subedey (Subutay)’dir. Bu durum
şair tarafından da not düşülmüşse de tarihi şahsiyet hayal unsuru özelliklerle
sarılmış olarak destanda karşımıza çıkar.
süre: 2,13 metrelik uzunluk ölçüsü birimi.
şırttan: Etle doldurulmuş ve kızartılmış sucuğa benzer Çuvaş yemeği.
şilşunat(ilunat): kelime anlamı olarak yelkanat yani yel gibi kanadı olan
çok hızlı at anlamına gelmektedir. Destan metninde Türkçe aktarmada da
“yelkanat” karşılığı edilmiştir.
şimik (imk): Ata ruhlarının sembolik olarak doyurulması ile ilgili bir yaz
mevsimi törenidir. Daha doğrusu yaza bir geçiş de denilebilir. Bu gün Çuvaşlar
için tatil günüdür ve hiçbir iş yapılmaz. Bütün işler bir kenara bırakılır ve
karşılıklı bütün alışverişler de kesilir. Örneğin karşılıklı olarak borç alma ve
verme işlemi yapılmaz. Bu bayram yaşlıların ve gençlerin daha doğrusu bütün
toplumun heyecanla beklediği bir bayramdır. Şimik perşembe günü başlar.
Öğle yemeğinden sonra mezarlığa gidilir. Çuvaşlara göre aslında bayramın
kendisi cuma günüdür.
Şiryupi: Gibraltar kıyısındaki deniz kenarındaki tepe.
şĭrttan(şĭrttan): etle doldurulmuş ve kızartılmış sucuğa benzeyen bir Çuvaş
yemeği.
şülkeme: küçük boncuk ve metal paralarla yapılmış kadın göğüs süslemesi
521
522
tasamarla: Çuvaşçasında “tasamarla” şeklinde ifadeyle Çuvaş dininden başka
dinlere inananlar kastedilmektedir.
demir karta (timr karta): Çuvaşların demire atfettikleri koruyucu vasıflara bağlı
olarak kötü ruhlardan, hastalıklardan korunmak, kurtulmak maksadıyla sabanı
ya da demir parçasını toprağa batırarak çevirmeye “timr karta çevirmesi” adı
verilirdi. Bu “timr karta” üzerinden hiçbir kötü ruh ve hastalık geçemezdi.
tuhatmış (tuhatmĭş): Çuvaşlar arasında hem erkek hem de kadınlardan çıkabilen
olağanüstü güçlere sahip, insanlara zarar verebilen bir tür büyücü.
tunkata: Geleneksel bir Çuvaş oyunu. Gençler, çiftler sırt sırta verirler. Tek
olanlardan biri –tunkata-, çift olanlar önünde durur. Grup ardındaki çift tunkata
önünden iki taraftan öne doğru koşar. Tunkata, koşanlardan birini yakalamalı
ve grubun önünde onlarla beraber durmalı.
tun-tun : Bir oyun adıdır ve bu oyun şu şekilde oynanır: Gençler sıra sıra kütük
üstüne otururlar. Oyun başı olan kişi kütük üstünde oturanlara hızlı bir şekilde
sessizce ad verir. Diğer bir kişi tun-tun’dur. Oyun başı ile tun-tun arasında
şöyle bir konuşma geçer. “Tun-tun! Adı ne?” “Kĭmaka (Ocak)!” Oynayanlar
arasında kĭmaka (ocak) varsa o kendi yerinden kalkar, Tun-tun yerine oturur.
Tanrı anası (Tur amĭş): “Tur amĭş” ifadesi Çuvaş halk inanışlarında oldukça
seyrek görülür. Çünkü Çuvaşlarda Tanrı doğmamıştır ve doğurmamıştır.
Ancak zaman zaman bu ifadelerin olduğu da dikkatten kaçmaz.
upasarri: Çuvaş halk kültüründe büyülü bir ot olarak kabul edilir. Eski Çuvaş
inanışlarına göre bu ot “imk” gecesi çıkar, çiçeklenir ve meyvesini verdikten
sonra da kaybolur. Bir kişi onun meyvesini yiyebilirse büyük bir büyücü olur
ve çok şey yapma gücüne de sahip olur. Upasarri’nin yaprağı da büyülüdür. Bu
yaprağı, kişi üzerine yapıştırırsa o kişi göze görünmez olur ancak vücudundaki
o yer savunmasız kalır bu nedenle de kişi erken ölebilir. İnsanın üzerindeki
upasarri yaprağını temiz kalpli birisi ancak alabilir.
usal: Usallar Çuvaş halk inanışlarında kötü ruhlar arasında kabul edilen
varlıklara verilen addır. Kötü, temiz olmayan, pis anlamlarına gelen usal
kelimesi genel olarak insanların normal olmayan ölümleri sonucu ortaya
çıkmaktadırlar. Aynı zamanda banyodan rastgele atılmış eski süpürgeden
de meydana gelebilmektedir. Yine onlarla ilgili bir anlatmaya göre, usal ile
Turı bir zamanlar iki kardeş gibi yaşamışlardır. Daha sonra ayrı yaşamaya
başlayınca usal, çukurları, suları ve delik yerleri kendisine almıştır. Usalın
zarar verdiği insanların kemikleri ağrır, vücut zayıflar, başı ağrır vb. Usalları
en çok korkutan şey ise üvez ağacıdır. Farklı kılıklara girerek insanlara zarar
verebilen kötü ruhlar olarak karşımıza çıkar.
virmiçe: Büyük kurban günü bayramı. Şairin annesinden edindiği bilgilere göre
her on bir yıldan sonra bu bayram sonbaharda kutlanıyor.
virüşi (virü): Çuvaşlar arasında olağanüstü güçlere sahip olan ve zaman zaman
sağaltma işlevini de üstlenen bir çeşit büyücüdür. Tuhatmış kadar olmasa da
zaman zaman olumsuz özellikleriyle de görülmektedir.
Vupır(vupĭr): Çuvaş halk inançlarının kötü ruhlarından bir diğeri de vupır’dır.
Vupır, insanı boğarken erkek veya kadın suretinde olabilir. Bu işi yaparken
insanın yalnız olmasına dikkat eder. Vupır bastığında insan uykudan kalkarsa
ağlar, yakınlarında biri varsa o da kalkar ve ağlar.
Vupkın (vupĭr): Çuvaş halk inanışlarının kötü ruhlarından birisidir. Magnitskiy’e
göre vupkın, girdap, uçurum ve açgözlü manalarına gelmektedir. O köpek
görünüşlü bir ruhtur. Vupkın, tıpkı hirtsurt gibi evde yerleşmektedir. Evde her
şeyi tahrip etmekte ve eve huzursuzluk getirmektedir. Onların sadece insanlara
değil hayvanlara da zarar verdiğine inanılmaktadır.
Vutış(vutĭş): Çuvaşlara göre su kaynaklarında yaşayan bir ruhtur. Genel olarak
su anası şeklinde adlandırılabilecek olan ve Türk boylarının halk inançlarında
önemli bir yer tutan vutış insan şeklinde tasavvur edilmektedir. Derin suların
vutışsız olması mümkün değildir. Çuvaşlara göre vutış, mavi vücutlu ve uzun
saçlıdır. O, sıcak zamanlarda güneşin önüne çıkıp saçlarını taramakta, bazen
de güneşin sıcaklığında uyumaktadır. Çuvaşlar o uyuduğu zaman sessizce
yaklaşıp ona haç takılırsa, onun bir daha suya giremeyeceğine, bu sebeple
de insana yalvaracağına, insan ne kadar para isterse o kadar para vereceğine
inanmaktadır.
Yamanak Gölü; Çuvaş Cumhuriyeti’nin Krasnoarmeyski ilçesinin Yamanak
köyü yakınlarında bulunan bir göl.
yumsa: Çuvaşların toplumsal hayatında oldukça önemli işlevler üstlenen
kişilerdir. Yumsalar bazı durumlarda bir din adamı gibi, bazı durumlarda
büyücü, falcı, halk hekimi vb. olarak kabul edilen ve bazı olağanüstü
özelliklere sahip kişilerdir.
Yuray Tarkan: Şaire göre Kinyaz Yuriy Dolgorukin’dir. Efsaneye göre o
Çuvaş padişahının kızını gelin olarak alır. Hanımı çok akıllı olduğu için onu
çekemeyenlerin büyücü iftiraları neticesinde ateşe hanımı atılır. Orada bulunan
bir efsuncu iftira atanı bulurum diyerek kim suçlu ise bu yılana dönsün kim
suçsuzsa o da kuşa dönsün der. Kinyaz’ın karısı asma kuşuna dönüşüp Çuvaş
ülkesine döner. Diğerleri ise yılana dönüşürler.
523
KAYNAKLAR
BAYRAM, Bülent, (2005), “Çuvaş Halk Edebiyatı’nda Alp Hikâyeleri”, II.
Uluslararası Türk Tarihi ve Edebiyatı Kongresi, 11-12-13 Kasım 20005,
Manisa.
………………., (2006a), “Çuvaş Halk Edebiyatında Alp Anlatmaları”, Akademi
Günlüğü, S. 3, Güz, Ankara.
………………., (2006b), “Oğuz Epik Anlatmaları ve Çuvaş Alp Hikâyeleri’nde
Kutsal Kurt ve Tepegöz”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi, VI/1, İzmir.
………………., (2007a), “Çuvaş Alp Anlatmalarında Kahraman Üzerine Bir
Araştırma”, I. Uluslar arası Türk Dünyası Kültür Kurultayı 9-15 Nisan 2006
Çeşme-İzmir, Bildiri Kitabı-I, Ankara.
………………., (2007b), Çuvaş Türkçesi-Türkiye Türkçesi Sözlük, Tablet Yay.,
Konya.
………………., (2009), “Halk Kültüründen Modernizme Çuvaş Türklerinde
Yupa”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S. 270, Haziran, ss. 45-50.
………………., (2010), Çuvaş Türklerinin Kahramanlık Anlatmaları (Alplar),
Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yay., Ankara 2010.
524
………………., (2011a), “Konstantin İvanov’un ‘Narspi’ Manzumesinde
Geleneksel Çuvaş İnançları, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, C. 8,
S. 2 (Haziran 2011), ss. 63-84. (DOI: 10.1501/MTAD.8.2011.2.20-tr
………………., (2011b), “Macar Türkoloji Araştırmalarında Çuvaş Folkloru”,
Türkbilig, s. 22, 2011, 87-120.
………………., (2012a), “Çuvaş Edebiyatında ‘İstanbul Şehrinin Kuruluşu’
Manzumesi Ve Onun Kaynakları Üzerine”, Türk Dünyası Araştırmaları, C.
99, S. 196, Şubat, 2012, ss. 173-200.
………………., (2012b), “Çuvaş Edebiyatında Folklor-Edebiyat İlişkisine
Bir Örnek: Mihail Fedorov’un ‘Arşuri’ Manzumesi Ve Arşuriler”, Türk
Dünyası Araştırmaları, C. 99, S. 197, 2012, ss. 207-226.
………………., (2012c), “Türk-Rus Tarihi İlişkileri Bağlamında Çuvaş Halk
Edebiyatında Türkler”, Türk Kültürü, C. 5, S. 1, 2012, ss. 105-130.
………………., (2012), Şuyın Hivetiri’nin Ulıp Destanı (Çuvaş Kalevalası
Üzerine Bir İnceleme), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yay., Ankara.
BENZİNG, Johannes, (1946), “Biler Şehrinin Fethi (Çuvaş Halk Destanı)”, Türk
Dili Belleten, Seri III, Nisan-Aralık, Ankara.
………………., (1995), “Biler Şehrinin Fethi, Çuvaş Halk Destanı”, (Hzl. Emine
Ceylan), Türk Dilleri Araştırmaları, C. 5, Simurg, Ankara.
DİMİTRİYEV, V. D., (1983), “Çuvaşskiye İstoriçeskiye Predaniya”, (Çuvaş
Tarihi Anlatmaları), Ç. 1, O Jizni i Bor’be Naroda s Drevnih Vremen Do
Seredinı XVI Veka, Çeboksarı.
ERSOY, Feyzi, (2000), Ulĭp Halapĭsem Metni Esasında Çuvaşçada İsim,
Ankara 2000 Gazi Üniversitesi. (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi)
………………., (2003), “Yumart, G. F. ; Ulĭp Halapsem, Çĭvaş Kneki
İzdatel’stvi, Şupaşkar, 1993, 286 s. ”, Millî Folklor Dergisi, Bahar, S. 57,
Ankara.
………………., Çuvaş Alp Hikâyeleri Ulĭp Halapsem, TDKY, Ankara.
GORDEYEV, Svetlana (1996), “Est’ Epos v Çuvaşskih Seleniyah?”, (Çuvaş
Köylerinde Destan Var mı?), Çĭvaş Yen, N: 38.
HİVETİRİ, Şuyın, (1996), Ulĭp-Çĭvaş Epos, (Ulıp: Çuvaş Destanı), Şupaşkar. .
HİVETİRİ, Şuyın, (2009), Ulĭp, (Rusçaya Çev. Aristarh Dimitriyev), Çuvaşskoye
Knijnoye İzdotal’stvo, Çeboksarı.
KOMİSSAROV, G. İ., (1914), Çuvaşskiy Salamalik, (Çuvaş Salamalik’i), Ufa.
KÖPRÜLÜ, M. Fuad, (2004), “Türk Edebiyatının Menşei”, Edebiyat
Araştırmaları, Akçağ Yay., Ankara, s. 65-128.
LAŞMAN, S., (1924), Yurĭ-Sĭvĭsene, Halapsene Puhsa Yrkelese Poema ırma
Pul-şi? (Anlatmaları Derleyip Düzenleyerek Manzume Yazmak Mümkün
mü?), Suntal, Çeboksarı.
MEODYEV, A., (1991), “Ulĭp, Yuman Pattĭr, Sarmantey…”, (Ulĭp, Yuman Batır,
Sarmantey…), Çilçunat, N 7, Çeboksarı, s. 19.
MÉSZÁROS, Gyula (1908). “Csuvasok és tatárok között a Volga-vidéken”, (İdil
Çevresinde Çuvaşlar ve Tatarlar Arasında) Ethnographia, 19: 227-238.
………………., (1909), Csuvas Népköltési Gyűjtemény. A Csuvas Ősvallás
Emlékei, (Macar Halk Şiiri Derlemesi. Eski Çuvaş Dini Hatıraları), I. Kötet,
Budapest.
………………., (1912), Csuvas Népköltési Gyűjtemény, Közmondások,
Találósmondások, Dalok, Mesék, (Çuvaş Halk Şiiri Derlemesi. Atasözleri,
Bilmeceler, Türküler, Masallar), II. Kötet, Budapest 1909.
MİŞŞİ, Yuhma, (1983), “Brat Bogatırya Onara?”, (Onar Bahadırın Kardeşi),
Molodoy Kommunist, 5 Fevral, Çeboksarı.
………………., (1993), Ilttĭnbik, (Iltınbik), Çeboksarı.
………………., (1997), Attilapa Kirimkilte, (Atilla İle Kirimkilte), Şupaşkar
1997.
ODYUKOV, İ. İ, (1975a), Ulĭp Çĭvaş Halĭh Halapsem, (Alp-Çuvaş Halk
525
Anlatmaları), ÇKİ, Şupaşkar.
………………., (1975b), Ulĭp, (Alp), Çeboksarı.
………………., (1973), “Çuvaşskiye Skazaniya Ob Ulpah”, (Alplar Hakkında
Çuvaş Anlatmaları), Voprosı Russkoy i Çuvaşskoy Filologii, Vıp. III,
Çeboksarı.
………………., (1974), “Çuvaşskiye Narodnıye Sujetnıye Pesni-Balladı”,
(Çuvaş Konulu Halk Türkü-Balladları), Voprosı Çuvaşskoy Filologii, Vıp.
III, Çeboksarı, s. 143-182.
………………., (1984), Avalhi Tata Atĭli Pĭlharsem inçen Kalakan İstori
Halapĭsem (I-XV mrsem), (Eski ve İdil Bulgarları Hakkında Anlatılan
Tarihi Anlatmalar-I-XV. Yüzyıllar), Çebokasarı.
ODYUKOV İ. İ. -G. F. YUMART, (1978), Çĭvaş Halĭh Sĭmahlĭh-Yurĭsem,
(Çuvaş Halk Edebiyatı-Türküler), (Haz. ), C. II, ÇKİ, Şupaşkar.
ODYUKOV İ. İ. -E. S. SİDOROVA vd., (1987), Çĭvaş Halĭh Sĭmahlĭh-Mifsempe
Halapsem, (Çuvaş Halk Edebiyatı-Mitlerle Hikayeler), C. VI., I. Bölüm,
ÇKİ, Şupaşkar.
RODİONOV, V. G., (1988), “Çĭvaş Eposne Tpçeken”, (Çuvaş Destanını
İnceleyen), Kommunizm Yalav, Çeboksarı, s. 10.
526
SALMİN, A. K., (1980), “Gеrоiçеskiye Trаditsii Çuvаşskоgо i Kаlmutskоgо
Skаzеçnоgо Epоsа”, (Çuvaş Ve Kalmuk Epik Anlatılarının Kahramanlık
Geleneği), Jаngаr i Prоblеmi Eрiçеskоgо Tvоrçеstvа Tyurkо-Mоngоlskih
Nаrоdоv, Tеzisi i Dоklаdоv i Sооbş. Vsеsоyuenоy Kоnfеrеntsii, Moskva.
………………., (1983b), “Çudesnoye Proishojdeniye Geroya v Çuvaşskih
Skazkah”, (Çuvaş Masallarında Kahramanın Olağanüstü Ortaya Çıkışı),
Folklor Narodov RSFSR Mejvuzovskiy Nauçnıy Sbornik, Ufa.
………………., (1985), “Çuvaşskiye Skazki O Batırah”, (Bahadırlar Hakkında
Çuvaş Masalları), Sovetskaya Tyurkologiya, S. I, Baku.
………………., (1975), “Çĭvaş Eposne Yrkeleme May Pur-i?” (Çuvaş Destanını
Düzenleme İmkanı Var mı?), Yalav, Nu. 7, Çeboksarı.
………………., (1983a), “Pĭlharti Ulĭp”, (Bulgar’daki Alp), Tĭvan Atĭl, N 6,
Çeboksarı.
………………., (1986), Tipologiya Etnografiçeskih Svyazey Çuvaşskih
Skazok o Pattırah, (Bahadırlar Hakkındaki Çuvaş Masallarının Etnografik
Tipolojisi), Leningrad.
SEMENTER, Yu. S., (1995), “Epr Ulĭp Yĭhnçen”, Çĭvaş Yen, Nu. 25.
SMİRNOVA, N., (1996), “Ulĭp-Çuvaş Teley”, (Ulıp-Çuvaş Bahtı), Hıpar, Nu.
6.
STEPPAN, Laşman., (1924), “Yurĭ Sĭvĭsеnе, Hаlаpsеnе Puhsа Yrkеlеsе Pоemа
Çırmа Pulii-şi?”, (Türkü Şiirleri, Hikâyeleri Derleyip Düzenleyerek Manzume
Yazmak Mümkün mü?), Suntal, No: 2-3, Çeboksarı.
ŞELEPİ, N. İ., (1915), Konstantinapol’ Huline Tuni inçen Çĭvaş Vattisem
Kalani, (İstanbul Şehrinin Kuruluşu Hakkında Çuvaş Yaşlılarının Anlattığı),
Kazan.
………………., (1925), Essepe, (Essepe), Suntal, Çeboksarı 1925.
ŞILKUŞ, P., (1996), “uyĭn Hvetr: Halĭhĭn Iltĭnran Ta Haklĭ Puyanlĭhne
Yatarlasa Şırarĭm”, (Şuyın Hivetiri: Halkın Altından da Kıymetli Zenginliğini
Özellikle Aradım), Tantĭş, Nu: 39.
TERENTYEVA, O. N., O. N. EFİMOVA, (2007), İstori Halapsem, (Tarihi
Hikâyeler), Çĭvaş Kneki İzd., Şupaşkar.
THOMPSON, Stith, (1975a), Motif İndex of Folk-Literature, (Halk Edebiyatının
Motif İndeksi), C. 1, Bloomington-London.
………………., (1975b), Motif İndex of Folk-Literature, (Halk Edebiyatının
Motif İndeksi), C. 2, Bloomington-London.
………………., (1975c), Motif İndex of Folk-Literature, (Halk Edebiyatının
Motif İndeksi), C. 3, Bloomington-London.
………………., (1975ç), Motif İndex of Folk-Literature, (Halk Edebiyatının
Motif İndeksi), C. 4, Bloomington-London.
………………., (1975d), Motif İndex of Folk-Literature, (Halk Edebiyatının
Motif İndeksi), C. 5, Bloomington-London.
………………., (1975e), Motif İndex of Folk-Literature, (Halk Edebiyatının
Motif İndeksi), C. 6, Bloomington-London.
TİHONOV, Petr, (1996), “Po Sledam Ulıp’a”, Çeboksarskiye Novosti, Nu. 224.
YEGOROV, N. İ., (1982), “Çuvaşskiy Salamalik”, (Çuvaş Salamalik’i),
Çuvaşskiy Folklor: SpeTsifika Janrov, Çeboksarı.
………………., (1995), “Çuvaşskaya Mifologiya”, (Çuvaş Mitolojisi), Kul’tura
Çuvaşskogo Kraya, Çeboksarı.
………………., (1996), “Çĭvaş Epos Yeplereh”, (Çuvaş Eposu Nasıl?), Yalav, ,
No: 11, Çeboksarı.
YILMAZ, Metin, (2007), “Çuvaş Destanları, Oğuz Kağan ve Dede Korkut
Hikâyeleri Üzerine Bir Araştırma”, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi,
Şubat, S. 242, İstanbul.
YILMAZ, Metin, Yuhma MİŞŞİ, (2003), Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları
Antolojisi Çuvaş Edebiyatı, KB Yay., Ankara.
YUMART, G. F., İ. G. TROFİMOVA, (2004), Halĭh Pultarulĭh Halĭh Epos,
(Halk Eposu), Çĭvaş Knegi İzd., Çeboksarı.
527
DİZİN
528
Ahıryan, 55, 56, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 98, 103, 104
Ahplat, 160, 168, 169, 170, 172, 175, 177, 215, 220, 221, 222, 325
Akatuy, 353
Alp Anlatmaları, 359
Altırkuş, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 195
Amukay, 55, 56, 59, 60
Arpat, 122, 125, 126, 292, 297, 298, 300
Arşuri, 62, 109, 343, 356
Asamat, 178, 184, 185, 196, 202, 203, 348, 350, 354
Aslı Şaval, 25, 108, 116
Atıl, 65, 204, 210, 260
Atilla, 359
Attilapa Kirimkilte, 359
Biler, 359
Bulgar, 30, 69, 128, 137, 138, 140, 141, 150, 151, 152, 153, 190, 191, 205, 212,
218, 225, 227, 235, 236, 264, 265, 266, 274, 280, 288, 300, 303, 308, 309,
312, 313, 314, 316, 317, 319, 324, 328, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341,
342, 343, 346, 349, 350, 352, 354
Çikeş, 28, 30, 31, 34, 36, 37, 38, 39, 42, 43, 49, 70, 103, 104, 105, 175, 198, 277
Çuvaş, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 42, 49, 50, 55, 56, 57, 58, 60,
61, 63, 64, 66, 68, 80, 84, 87, 88, 89, 90, 91, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102,
103, 105, 112, 115, 116, 117, 123, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 134, 137, 138,
140, 142, 147, 148, 150, 154, 165, 167, 169, 170, 172, 173, 174, 175, 176,
177, 188, 189, 190, 191, 194, 195, 196, 199, 200, 206, 207, 215, 216, 217,
218, 219, 220, 221, 223, 224, 225, 227, 232, 234, 235, 241, 242, 243, 244,
245, 246, 248, 249, 257, 258, 259, 263, 264, 265, 266, 267, 268, 271, 274,
277, 279, 280, 281, 282, 285, 288, 290, 292, 293, 294, 298, 299, 300, 301,
302, 303, 304, 308, 309, 310, 312, 313, 314, 316, 320, 322, 324, 325, 327,
328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 340, 344, 346, 348, 352,
353, 356, 357, 358, 359, 360
Çuvaş Cumhuriyeti, 123, 358
Çuvaşistan, 338
Dede Korkut Hikâyeleri, 360
Dimitriyev
V. D. Dimitriyev, 359
Elpine, 165, 166, 168, 171, 172, 257
Esrel, 31, 33, 55, 59, 231, 356
Essepe, 360
Eşkel, 156, 157, 158
gusli, 25, 91, 111, 129, 165, 171, 176, 177, 196, 284
Hivetiri
Şuyın Hivetiri (Simon Federoviç
Federov), 1, 35, 356
İdil, 25, 28, 39, 52, 55, 56, 61, 75, 94,
98, 116, 137, 139, 165, 186, 213,
214, 225, 265, 268, 277, 301, 309,
322, 329, 346, 349, 352, 353, 356,
360
İlmeykker, 55, 56, 61, 127, 131, 133,
134, 137, 138, 139, 142, 150, 151,
153, 154, 233, 258
İstanbul, 360
İye, 55, 59
Kalay
Kalay Han, 35, 102, 116, 135, 245,
246, 247, 248, 249, 250, 251, 252, 253,
254, 255, 313, 328
Kalmuk, 360
Katrin, 292
Kepe, 39, 40, 317, 356
Kıtra Pinpuş, 141
Kirişmet, 32, 33, 55, 60, 61, 62, 98, 99,
100, 103, 122, 123, 125, 299, 301,
302, 303, 304, 305, 306, 307
Kiyev, 30, 31, 226, 234, 264, 308, 310,
311, 350
Kuykırış, 55, 56, 57, 58
Laşman
Stepan Laşman, 360
Lerkke, 91, 92, 93, 94, 95, 96
Macar, 292, 298
Mamli, 231, 232, 234, 237
Maşik, 160, 161, 165, 166, 167, 168,
171, 175, 176
Mayrus, 156, 159, 160, 161, 165, 166,
167, 168, 169, 170, 171, 172, 173,
174, 197
Menteley, 158, 159, 196, 197
Merçen, 335, 342, 346
Moğol, 98, 356
Ninel, 267, 269, 278
Nuhrat, 52, 55, 63, 69, 127, 129, 130,
132, 137, 138, 139, 142, 153, 154,
223, 224, 225, 226, 227, 229, 232,
257, 265, 300, 302, 308, 311, 312,
313, 314, 318, 319, 325, 338, 342,
354
Nuhrat Pılhar, 63
Oğuz, 359, 360
Paştan
Paştan han, 308, 312, 313, 314, 315
Patti Han, 28, 31, 33, 34, 35, 37, 55,
254, 308
Pliska, 39, 40, 41, 42, 70, 71, 85, 111,
146, 147, 199, 322
Salamalik, 359, 360
Sarine, 55, 127, 128, 129, 130, 132,
133, 136, 137, 138, 139, 140, 150,
151, 153, 154, 155, 223, 224, 262,
312, 314, 318, 333, 334, 342, 343,
344, 345, 346, 347, 348, 349, 350,
353, 354
Senteley, 156, 196, 197
Sikpırşa, 28, 32, 33, 106, 115, 121,
125, 126, 192, 193, 292, 293, 295,
296, 297, 299, 301, 302, 303, 304,
305, 307, 325, 328, 340, 341
Simbir, 98, 117, 170, 295, 314, 316,
356
Sintir Mirza, 55, 137, 142, 150, 151,
310
Sirkke, 150
Sive, 33, 44, 48, 186, 187, 189, 328,
340, 341
Suntal, 359, 360
Supar, 28, 29, 31, 32, 333, 334, 335,
337, 338, 340, 346
Supetey, 325, 326, 328, 329, 330, 333,
334, 335, 336, 337, 338, 339, 342,
343, 344, 345, 349, 350, 354
Şıpatan, 98, 99, 100, 101, 104, 141,
148, 155, 301, 302, 303, 304, 336,
337, 338, 340, 351
Şirpü, 28, 32, 33, 106, 115, 116, 117,
118, 119, 120, 154, 193, 194, 292,
297, 298, 299, 301, 305, 306, 307,
325, 328, 341
529
530
Şutkun, 39, 41, 219, 267, 269, 270,
271, 273, 274, 277, 278, 279, 280,
317
Tatar, 30, 31, 219, 235, 236, 320, 324
Tepegöz, 301
Altırkuş, 359
Terpit
Terpit Han, 220, 231, 232, 233, 234,
236, 237, 238, 239, 240, 241, 242, 243,
244, 247
Tıtamas, 204, 210, 211, 212, 213, 214
Tuptil, 204
Tuşi, 32, 33, 61, 115, 116, 120
Türk, 37, 73, 234, 238, 239, 349, 358,
359, 360
Türkiye, 359, 360
Ulıp, 26, 36, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48,
49, 63, 70, 71, 73, 74, 75, 76, 77,
78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 86, 87,
88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 96, 97,
98, 99, 100, 101, 102, 103, 104,
105, 106, 107, 108, 109, 110, 111,
113, 114, 115, 116, 117, 118, 119,
120, 121, 122, 124, 125, 127, 130,
131, 132, 133, 134, 135, 136, 141,
148, 149, 150, 151, 152, 153, 155,
156, 157, 158, 159, 160, 161, 162,
163, 164, 165, 167, 168, 169, 170,
172, 173, 174, 175, 176, 177, 178,
179, 180, 181, 182, 184, 185, 186,
187, 189, 190, 191, 193, 194, 195,
196, 203, 204, 210, 215, 218, 220,
221, 222, 223, 227, 228, 229, 230,
231, 232, 233, 234, 236, 237, 238,
239, 240, 241, 243, 244, 245, 246,
248, 249, 250, 251, 252, 253, 254,
255, 257, 258, 259, 260, 261, 262,
263, 264, 265, 266, 267, 268, 269,
270, 271, 272, 273, 274, 275, 276,
277, 278, 280, 281, 282, 283, 284,
285, 286, 287, 288, 289, 290, 292,
293, 294, 297, 298, 299, 300, 301,
302, 303, 304, 305, 306, 307, 308,
309, 310, 311, 312, 314, 315, 316,
317, 318, 319, 321, 322, 324, 325,
326, 327, 328, 329, 330, 331, 332,
333, 334, 335, 340, 342, 343, 345,
346, 348, 349, 350, 351, 353, 355
Urtem, 316, 318, 319, 320, 321, 342,
354, 355
Uslati, 28, 29, 31, 33, 34, 35, 36, 37,
38, 72, 175, 199, 200, 201, 202,
203, 204, 205, 207, 208, 209, 212,
248, 259, 277
Ülem, 36, 40, 41
Viryal, 137, 141, 142, 143, 321
Viryel, 63, 186
Vupır, 31, 55, 59, 267, 281, 301, 305,
306, 358
Vutış, 73, 91, 92, 96, 97, 98, 99, 105,
358
Vutkınay, 98
Yalav, 360
Yelkanat, 196, 201, 207, 209, 210, 212
Yumart
G.F. Yumart, 359
Yurekke, 55, 128, 129, 218, 344, 345,
347, 349
531
532