Bireysel hijyen

advertisement
BİREYSEL HİJYEN
UYGULAMALARI
Doç. Dr. Yurdanur Dikmen
HİJYEN
 Bir sağlık bilimidir.
 Amacı sağlığın korunması ve sürdürülmesidir.
 Bireyin sağlıklı olması ve yaşamını sağlıklı sürdürmesi
bireysel temizliğe dikkat etmesi ile gerçekleşir.
 Bireysel hijyen, bireyin sağlığını sürdürmek için
yaptığı “öz-bakım” uygulamalarını kapsar.
 Öz bakım, bir başkasının yardımı olmadan
beslenme, boşaltım, giyim ve hijyen ile ilişkili
ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneğidir.
Bireysel hijyen,
 Hastalıktan korunmak ve vücut temizliğini
sürdürmek için bireyin kendisinin
sorumluluğunu üstlendiği banyo, ağız temizliği,
saç temizliği, perine temizliği gibi aktiviteleri
içerir.
 Sağlıklı bir birey özbakım gereksinimlerini
kendisi kolaylıkla karşılarken, hasta ya da
yatağa bağlı bir birey hijyen gereksinimlerini
karşılamakta yetersizdir ve başka bir bireyin
yardımına ihtiyaç duyar.
 Özbakım ihtiyaçlarının karşılanması için hastaya
yardım etmek,
hemşirelik bakım davranışlarından biridir.
Çünkü hemşirelik İNSANA YARDIM ETME SANATIDIR.
Öz bakım uygulamaları gerçekleştirilirken;
 Bireyin fiziksel, duygusal durumu, bilgi düzeyi, alışkanlıkları,
inançları değerlendirilmeli,
 Cilt durumu, beslenme, bireyin ruhsal durumu, fiziksel
yetersizliğin derecesi, herhangi bir yara, dren, IV kateter
varlığı değerlendirilmeli,
 Bireyin mümkün olduğu kadar kendi bakımına katılımı
sağlanmalı,
 Gizliliğin (MAHREMİYET) korunması için gereken önlemler
alınmalı,
 Bireyin gereksinimi olan sağlık ve hijyen eğitimi verilmeli,
 Bireyin mümkün olduğu kadar kendi hijyenik bakımına
katılımı sağlanarak, bağımsızlık duygusu geliştirilmeye
çalışılmalıdır.
HİJYEN UYGULAMALARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
 Yaş
 Sosyokültürel ve ekonomik durum
 Bilgi düzeyi
 Bireysel tercihler
 Sağlık durumu
 Beden imajı
Hijyen Uygulamalarının Amaçları
Vücut salgılarının, atıklarının ve geçici
mikroorganizmaların vücuttan uzaklaştırılması yoluyla
temizliği sağlamak,
Bireyin rahatlamasını, dinlenmesini, gevşemesini
sağlamak ve kas gerilimini azaltmak,
Vücuttaki kötü kokuları gidermek
Bireyin genel görünümünü olumlu hale getirmek, benlik
imgesini geliştirmek,
Deri sağlığını sürdürmek ve geliştirmek
HİJYENİK UYGULAMALARDA ÖNEMLİ NOKTALAR
Hastanın bireysel ihtiyaçları, alışkanlıkları ve
inançları daima dikkate alınmalıdır.
Bireyin mahremiyeti korunmalıdır.
Bireyin anksiyete, endişe, kızgınlık gibi tepkilerinin
farkında olunmalı ve anlayışla karşılanmalıdır.
Hastalığın doğası, yaş, cinsiyet, tutum gibi faktörler
hastanın tepkilerini etkiler. Özellikle genç ve karşı
cinsten olan birinden bakım alma birey için zor olabilir.
 Bakım sırasında hastanın yapabileceği her işlemi
yapmasına izin verilmelidir. Böylece bağımsızlık en
üst seviyede korunur.
Her işlem hastaya açıklanmalıdır.
Böylece hastanın anksiyetesi azaltılmış olur
DERİ BAKIMI
Deri, insan yaşamı için temel olan pek çok önemli fonksiyona
sahip, vücudun tüm yüzeyini saran en büyük organdır.
Deri bakımında amaç; ölü epitel, yağ ve ter gibi artık maddeleri ve
kötü kokuları vücuttan uzaklaştırmaktır.
 Deri bakımı ve temizliğinin yapılma sıklığı bireyden
bireye ve ortama göre değişiklik gösterir.
 Ancak geçici ya da devamlı yatağa bağımlı,
inkontinansı olan, kötü beslenen ya da periferal kan
dolaşımı bozulmuş bireylerde, deri temizliğine ayrı
bir önem gösterilmelidir.
Derinin normal özellikleri
Deri rengi canlıdır. Renk, vücut bölgelerine göre
değişir.
Deri esnek ve yumuşaktır.(turgor)
Deri, dokunulduğunda ılıktır.
Deri bütündür, üzerinde sıyrık, yara yoktur.
Deri üç büyük tabakadan oluşur
En üst tabakada
Orta hatta
Epidermis
Dermis
En alt tabakada
Hipodermis ya da
subcutan doku
Epidermis
 Derinin en üst tabakasıdır.
 Kan damarları ve sinirler yoktur.
 Normal florayı oluşturan bakteriler epidermise yerleşir.
 Kıl kökleri ve ter bezleri kanalları bu tabakadan geçer.
 Epitel hücreleri sürekli bölünüp çoğalırlar ve yerlerini yeni
hücrelere bırakırlar. Vücudun bölgelerine göre kalınlığı
değişir. Avuç içi ve topukta en kalındır.
 Epidermis kendisinden sonra gelen dokulara mekanik ya da
kimyasal yaralanmalara karşı koruyucu görev yapar
Dermis
 Epidermisin altındaki canlı tabakadır.
 Epidermise destek oluşturmak üzere kollajen ve
elastik lifleri içeren kalın bir tabakadır. Bu nedenle
elastik ve dayanıklı bir dokudur.
 Dermiste bol miktarda kan damarları vardır ve duyu sinirleri
burada sonlanır.
 Dermiste bulunan diğer yapılar: lenf damarları, ter bezleri ve
kanalları, kıl kökleri ve folikülleri, erektör pili kasları ve yağ
bezleridir
Dermiste yer alan arteriyoller tarafından oluşturulmuş kılcal
damar ağı burada yer alan oluşumların kanlanması sağlanır.
 Derinin hafif pembemsi rengi bu kan damarlarına bağlıdır.
Dermiste sonlanan duyu sinirleri dokunma, ısı, basınç gibi
duyuları alırlar.
Dermiste bulunan ter bezleri deriye yumuşaklık ve nemlilik
verir
 Ter bezlerinin deri yüzeyine açıldığı küçük çukurlara
“gözenek” adı verilir.
 Ter bezleri “apokrin” ve “ekrin” bezler olarak
sınıflandırılırlar.
 Apokrin ter bezleri koltuk altı ve genital bölgede,
 Ekrin ter bezleri ise alın, avuç içi ve ayak tabanında bol
miktarda olacak şekilde tüm vücuda dağılmışlardır.
 Dermiste bulunan yağ bezleri “sebum” denilen bir salgı
yaparlar ve bu salgılarını kıl foliküllerinin içine akıtırlar.
 Sebum saçları yumuşatır, parlak bir görünüm verir, derinin
kurumasını önler, antibateriyel bir özellik göstererek
mikroorganizmaların yayılımını engeller.
Yağ bezlerinin aşırı çalışması kıl foliküllerinin tıkanmasına ve
bu da lokal enfeksiyonlara ve “püstül” (içi iltihap dolu küçük
kabarcık, sivilce) oluşumuna,
Sebumun oksidasyonu ise “ komedon” (siyah noktacıklar)
oluşumuna yol açar.
Püstül ve komedon her ikisi birlikte “akne” olarak adlandırılır
ve özellikle yüz, göğüs, sırt, omuzda bulunur.
 Soğuk, korku gibi durumlarda kasılan “erektör pili
kasları” da dermiste bulunan diğer bir yapıdır.
 Kasıldıklarında kıllar dikleşir.
•Hipodermis
(Subkütan yağ dokusu) :
 Gevşek bağ dokusudur ve kan damarlarını, lenf damarlarını,
sinirleri ve yağ globüllerini içerir.
 Subkutan doku derinin diğer tabakaları için esnek bir taban
desteği sağlar.
 Derinin yapısı bireyin gelişim dönemlerine
göre farklılıklar gösterir.
 Deri bakımı sırasında bu farklılıklar göz önünde
bulundurulmalıdır.
Derinin Görevleri:
1.
Dokunma duyu organıdır. Basınç, sıcak-soğuk, ağrı ve
sertlik-yumuşaklık, düzlük- pürüzlülük gibi duyuları algılar.
2.
Terleme ile boşaltıma yardım eder.
3.
Gaz alışverişi yaparak solunuma yardım eder.
4.
Vücudumuzu dış etkilerden(çarpma, mikroplar vb.) korur.
5.
Vücudumuza desteklik sağlar. Estetik ve güzellik verir.
6.
Vücut ısısının ayarlanmasına yardım eder.
Derinin Değerlendirilmesi
Rengi
Kalınlığı
Tonusü-Turgoru (esnekliği)
Isısı
Nem derecesi
Deri bütünlüğünün bozulup bozulmadığı
Normal bir derinin ırklara göre değişen renkte
olması, turgor ve tonüsünün iyi olması, siyanoz, sarı
ve soluk olmaması gerekir.
Deri rengi;
 Melonasitlerde yapılan melanin deriye sarıdan koyu
renge kadar renk verir.
 Melanin yapımının olmadığı bireylerde oluşan duruma
albinizm denir.
 Damarlanma: dolaşım fonksiyonlarının göstergesi
olduğundan dikkatle değerlendirilmelidir. Peteşi
(küçük kanama noktaları) ve ekimoz (morluk) olup
olmadığına bakılır.
 Lezyon: yara izi, çürük, ezik, kesikler, dokudaki
döküntüler kontrol edilir.
Sık Rastlanan Deri Sorunları
 Makül: Küçük, sınrlı, düz renk değişimli, palpe edilemeyen
lezyondur.
 Papül: 0,5 cm’den az, palpe edilebilen sert kabarık. (örn: ben)
 Nodül: 0,5-2 cm. arası palpe edilebilen kabarık kitledir.
 Fronkül (Kan Çıbanı): Kıl diplerinin enfekte olması sonucu
görülür.
 Tümör: 1-2 cm’den geniş, ele gelen kabarık, katı kitledir.
 Vezikül: 0,5 cm’den küçük, sınırlı kabarık, yüzeysel,seröz sıvı
dolu kavitedir.(örn: uçuk)
 Bül: 0,5 cm’den büyük, sınırlı, yüzeysel kabarıklıktır. (örn:
yanık)
 Püstül: sınırlı, kabarık, içi pus dolu kavite (örn: sivilce)
 Erezyon: yüzeysel epidermis kaybıdır. Nemlidir fakat
kanama yoktur.
 Ülser: cilt dokusunun derin kaybıdır. Kanama olabilir.
 Fissür: ciltte uzunlamasına yarık.
 Kserozis: deride aşırı kuruma.
 Abrazyon: epidermis tabakasının sürtünme, sıyrılma ile
açılması, kızarıklık ve kanama oluşmasıdır.
 Akne ; en çok adölesan dönemde ve yağlı ciltlerde görülür.
Salgılanan yağ uzun süre yüzeyde kalınca oksitlenir.
Komedon denen siyah noktalar oluşur. Komedonların
enfekte olmasıyla akneler meydana gelir. Daha çok yüz,
boyun, omuz ve sırtta görülür.
 Temas Dermatiti; Deride aniden ortaya çıkan, pul pul
soyulan, kırmızı, ağrılı, kaşıntılı durum.
 Hirsutizm; Özellikle kadınlarda yüz ve vücutta aşırı kıllanma
olması.
 Blister ( Kabarcık); fiziksel ve kimyasal bir irritasyon sonucu
deride lokal olarak epidermisin canlı hücreleri ile ölü
tabakası arasında su toplanmasıdır. Enfekte olmaması için
patlatılmamalıdır.
Herpes ( Uçuk); deride virütik nedenlerle küçük su
kabarcıklarının oluşmasıdır.
Ben ; genellikle duyu sinirlerinin deride sonuçlanan
uçlarında meydana gelen oluşumlardır.
 Lipom ; deride görülen şişliklerdir. Yağ dokusundan köken
alan mobil, yumuşak, ağrısız, kistik oluşumlardır. Küçük bir
cerrahi girişimle kolayca çıkarılabilir.
 Ürtiker (Kurdeşen);
Vücudun duyarlı olduğu
maddeye karşı gösterdiği
bir tepkidir. Kaşıntılı,
yanma ile seyreder
 Egzama; Duyarlı kişilerde görülen bir deri
lezyonudur. Kaşıntı ve yanma ile başlar. Deri kızarır,
kabarcık oluşur, patlar, kabuk tutar ve soyularak deri
kalınlaşır. İlaç, kozmetik madde, giyecek ve deterjan
gibi maddeler neden olabilir.
 Uyuz (skabies): Deri içine yerleşen bir asalaktır.
 Deride oluşan lezyonlar, çok kaşıntılıdır. Kaşıntı gece ortaya çıkar.
 Lezyonlar çoğunlukla koltuk ve meme altında, parmak aralarında,
karında ve meme altında görülür. Bulaşıcıdır, yakın temastan
kaçınılmalıdır.
 Deride aşırı kuruluk (kserozis) en sık karşılaşılan deri
problemlerinden biridir.
 Deri kuruluğunun önlenmesi ve giderilmesinde derinin nemliliğinin
sağlanması son derece önemlidir.
Şu noktalara da dikkat edilmelidir:
 Deri kuruluğuna neden olan maddeler belirlenmeli ve
bunlarla temas edilmemelidir.
 Deri ve el temizliğinde sabun yerine nemlendirme özelliği
olan temizleyiciler kullanılmalıdır.
 Deriye nemlendirici sürülmelidir.
 Deri yüzeyi uzun süre güneş ile temas etmemeli, güneşten
kaçınılmalıdır.
 Duş şeklinde ılık banyolar tercih edilmeli ve banyo
sonrası nemlendirici kullanılmalıdır.
 Deriye parfüm vb. uygulanmamalıdır.
 Kurulanırken havluya sürtünmemeli, havlu hafifçe
dokundurularak kurulanmalıdır.
 Ev işleri yaparken, pamuklu astarı olan eldivenler
giyilmelidir.
 Ev içi ısısı çok yüksek olmamalıdır.
 Ev içi ortamda nemlilik sağlayacak önlemler
alınmalıdır.
 Pamuklu giysiler tercih edilmelidir.
 Pudra kullanılmamalıdır.
 Derinin genel değerlendirilmesinde hemşire, deri
sağlığı açısından risk altında olan hastaları
belirleyebilmelidir.
Deri sağlığı açısından riskli durumlar
şöyle sıralanabilir:
 Hareketsizlik
 Duyusal Değişiklik
 Beslenme ve Sıvı Alımında Değişiklik
 Deride Vücut Salgıları ve atıkların olması / Derinin nemli ve ıslak
kalması
 Kan Dolaşımında Değişiklik
 Mekanik araçlar
HİJYENİK BAKIM
 Hastalık durumu bireyin gereksinimlerini karşılamasını ya da
alışkanlıklarını sürdürmesinin engelleyen bir faktördür.
 Bu gereksinimlerinin gerçekleştirilmesinde hasta bağımlılık
duygusunu yaşar.
 Hemşirelik bakımı ise bu gereksinilen yardımı sağlamak ve
hastanın en kısa sürede aktivitelerinin bağımsız duruma
getirilmesini amaç edinir.
Hijyenik bakım, bireyin özellikle genel görünüşünü etkiler ve
hastanın kendine güven duymasını, kendini daha rahat
hissetmesini sağlar.
Hijyenik bakım bireyin hem fiziksel hem de psikososyal
gereksinimlerine yanıt verir.
Hijyenik uygulamalar, hemşirelik bakımının önemli bir
öğesini oluşturur.
Hemşire vereceği yardımın içeriğini çok iyi belirlemeli ve
verilecek yardım, bireyin bağımsızlık duygusunu
geliştirmeye yönelik olmalıdır.
Hijyenik bakım tıbbi asepsi ilkelerine ve günün belli
zamanlarına göre planlanarak gerçekleştirilir.
Hijyenik Bakım Türleri
Hastanede yatan hastanın günlük hijyen bakımı
 Kahvaltı öncesi bakım,
 Sabah bakımı,
 Kahvaltı sonrası bakımı,
 Öğleden sonra bakımı ve
 Gece bakımı olmak üzere günde dört kez verilir.
Bu sınıflandırmaya karşın hijyenik bakım gün boyu,
gereksinim duyuldukça verilir.
DERİ BAKIMINDA
GENEL İLKELER
  Bütünlüğü bozulmamış, sağlam deri vücudun
birinci savunma hattını oluşturur.
  Derinin, altındaki dokuları yaralanmalardan
koruması hücrelerin sağlıklı olmasına, subkutan
dokunun miktarına ve derinin özelliğine bağlıdır.
  Derinin bir süre için ıslak kalması deride
tahrişe ve mikroorganizmaların üremesine
neden olur.
  Vücut kokusu, derinin kalıcı bakterilerinin
vücut salgılarına yerleşmesiyle oluşur.
  Derinin yaralanmalara ya da tahrişlere karşı duyarlılığı bireyler
arasında farklılık gösterir ve derinin duyarlılığı bireyin genel sağlık
durumu ile ilişkilidir.
  Deri bakımında kullanılan maddeler (sabun,vücut şampuanı vb.)
etkilerine ve kullanım amaçlarına uygun olacak biçimde seçilmelidir.
DERİ BAKIMI UYGULAMALARI
Deri bakımının temel amacı;
 Deriyi atık maddeler, ölü epitel dokular, yağ, ter, bakteriler ve
tozdan arındırmaktır.
“Bu maddeler patojen mikroorganizmalar için kültür ortamı
oluştururlar, bunların deri üzerinde bulunması enfeksiyonlara
neden olur.”
Deri bakımı
her hasta için gereklidir.
Fakat:
Geçici ve devamlı yatağa bağımlı olan, felçli, şuursuz ve alçılı
hastaların,
İnkontinansı olan (idrar ya da dışkısını farkında olmadan
kaçıran),
 Kötü beslenmiş,
Periferal dolaşımı bozulmuş hastaların, deri bakımına özel
olarak önem verilmelidir.
BANYOLAR
Banyonun Amaçları
 Deri bütünlüğünü koruyarak enfeksiyonu önlemek,
 Dolaşım ve solunumu uyarmak,
 Eklem fonksiyonlarının korunmasına yardım etmek,
 Gerek fiziksel gerek psikolojik anlamda dinlenme,
gevşeme ve rahatlığı sağlamak,
 Duyuların uyarılmasını sağlama (özellikle yaşlı, yatağa
bağımlı, izole edilmiş yoğun bakımda kalan hastalarda
önemli),
 Hastanın benlik saygısını koruma ve arttırmadır.
 Banyo süreci hastanın değerlendirilebilmesi için olanak
sağlar
 Banyo süreci hemşirenin hasta ile iletişim kurmasına olanak
sağlar
Banyo sırasında nelere dikkat
edilmelidir?
Hastanın gizliliğinin korunmasına
Hasta güvenliğinin sağlanmasına
Hastanın üşümemesine
Hastanın bağımsızlık duygusunun geliştirilmesine
Hastanın fiziksel ve psiko-sosyal yönden
değerlendirilmesine dikkat edilmelidir.
Banyo Tipleri
Yapılış amaçlarına göre
ve kullanılan suyun ısısına
göre farklı sınıflandırılır.
Banyolar
amaçlarına göre üçe ayrılır:
■ Temizleyici banyolar
■ Tedavi edici banyolar
■ İlaç uygulanan
banyolar
TEMİZLEYİCİ BANYOLARI
1. Tam Yatak banyosu
2. Kısmi yatak banyosu
3. Küvet banyosu
4. Duş banyosu
Hepsinde amaç, deriyi temizlemek ve artıkları atmak, dolaşımı
uyarmak ve hastayı rahatlandırmaktır.
Temizleyici Banyolar
1- Tam Yatak Banyosu
Yatak banyosu temizlik veya tedavi amacıyla
verilebilir.
Temizlik Amacıyla Tam Yatak Banyosunun Verildiği
Durumlar
 Bilinçsiz hastalar
 Felçli hastalar
 Bebekler ve yaşlılar
 Yatak istirahatinde olan hastalar
 Ameliyat sonrası hastanın yatağa bağımlı olduğu durumda
(ör.Abdomen ameliyatı)
 Akut hastalıklardan sonra hastanın yatağa bağımlı olduğu
durumda,
2-Kısmi Yatak Banyosu
Hastanın tüm yatak banyosunu tolere edemeyeceği veya tüm vücudunun
temizlenmesine ihtiyaç olmadığı durumlarda silme şeklinde verilir.
Kısmi yatak banyosunda; hastanın yüzü, boynu, elleri, sırtı, koltuk
altı ve perine bölgesi temizlenir.
Banyodan sonra sırt masajı da yapılabilir.
3-Küvet Banyosu
 Bağımsız olarak hareket edebilen veya az bir
yardım gereken hastalara yaptırılır.
 Bazı enfekte yaraların ve cilt hastalıklarının
tedavisi için kullanıldığında suya hekimin
önerdiği ilaç katılabilir.
 Küvet banyosunda suyun ısısı 38-41°C olarak ısı
termometresi ile ayarlanır.
 Hemşire küvetinin temizliğini kontrol eder, hastaya
hazırlanmasında yardımcı olur.
 Hastanın kullanacağı banyo malzemelerini ve
çamaşırlarını hazırlar.
 Gerekiyorsa hasta ikinci bir kişi veya sandalye
yardımı ile küvete alınabilir.
Hastaya
suyun
nasıl
ayarlanacağı,
duşun
nasıl
kullanılacağı gösterilir.
Yaşlı ve güçsüz hastaların oturması için küvet içinde
kaymayan bir taburenin bulunması yararlı olur.
Hemşire küvetin temizliğinden emin olmadan hastayı
küvete almamalıdır.
 Banyonun kaygan olmaması,
 Kapı
ve
penceresinin
(hava
akımına
neden
olmamak için) kapalı olması,
 Kapının içerden kilitlenmemesi,
 Banyoda tutunacak yerlerin olması, banyonun
güvenilir bir şekilde yapılması için gereklidir.
Hastaya 20 dakikadan fazla kalmaması söylenir ve
hemşire her 5 dakikada bir hastayı kontrol eder,
 Banyonun bitiminde hastanın küvetten çıkmasına
ve giyinmesine yardımcı olur.
Daha sonra banyonun dezenfektan madde ile
temizlenmesini sağlar.
Tedavi Edici Banyolar
1-Sıcak Küvet Banyosu
Kas spazmını çözer, ayrıca dolaşımı uyarıcı etkisi vardır.
Sıcak banyoda su ısısı 45-46°C'dir. (Bazı kaynaklar suyun
ısısının
40°C'nin
üzerine
çıkmaması
gerektiğini
belirtmektedir).
2. Ilık Küvet Banyosu
Kas gerginliğini alır.
Su ısısı 43°C olarak ayarlanmalıdır.
3. Soğuk Banyo
Gerginliği azaltıcı ve beden ısısını düşürücü etkisi
vardır.
Üşütmeye karşı önlem almak gerekir.
Su ısısı 32°C den soğuk olmamalıdır.
4. Lokal Yaş Uygulama
Suyun
veya
bazı
solüsyonların
lokal
uygulanması
şeklindedir.
 Ölü
deriyi
kaldırmak
veya
kurumuş
sekresyonu
yumuşatmak amacıyla uygulanabilir.
Ayrıca ağrıyı ve ödemi azaltmak için de kullanılır.
5. Oturma Banyosu
Rektal
ve
perineal
bölgenin
temizliği
ve
inflamasyonun azaltılması için yaptırılır.
(Doğum sonrası, rektal ameliyatlardan sonra, hemoroid
ve anal fissürde yararlıdır).
İlaçlı Banyolar
Derideki iritasyonu azaltmak ve rahatlığı sağlamak için
verilir.
Hastanın temizliğini sağlamak amacı ile banyo verileceği
zaman, hastanın tercihleri mutlaka göz önünde
bulundurulmalıdır
 (Özellikle banyonun yöntemi ve zamanı, kullanılan malzemeler vb.)
AĞIZ BAKIMI
Ağız hijyeni;
bireyin benlik saygısını
konuşmasını
beslenmesini
kendisini iyi hissetmesini doğrudan etkiler.
Sindirim sisteminin başlangıcını oluşturan ağız boşluğu
mukoza ile kaplıdır.
Mukoz membranların başlıca görevleri:
 Bulundukları yapıyı korumak
 Bulundukları yapı için destek sağlamak
 Müküs, enzim gibi çeşitli salgıları salgılamak
 Besinlerin emilimini sağlamaktır.
 Ağızda önde dudaklar, yanlarda yanaklar yer alır.
 Ağız boşluğunun tavanında sert ve yumuşak damak,
 tabanında ise dil ve ilgili kaslar bulunur.
 Ağız mukozası normalde pembe ve nemlidir.
 Ağızda alt ve üst çenede yerleşmiş olan dişler, yenilen besinlerin
parçalanmasını, yani çiğnemeyi sağlayan yapılardır.
 Normalde dişler, ağız içinde düzgünce yerleşmiştir; beyaz parlak
görünümlüdür ve yüzeyleri düzgün, pürtüksüzdür.
 Ağız boşluğunda yer alan yapılar, yaşam boyunca ortaya çıkan
fizyolojik değişikliklerden (örn: gebelik, yaşlılık...) etkilenirler.
 Ortaya çıkan bu değişikliklerde hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve
ağız bakımı uygulamaları etkili olan faktörlerdir.
Ağız Hijyeni Uygulamalarının Amacı
Ağız içindeki yapıların temizlenmesi,
Ağız içi enfeksiyonarının önlenmesi,
Temizlik ve rahatlık duygusu kazandırmaktır
 Ağız hijyenine ilişkin hemşirelik sorumluluğu
3 grupta incelenebilir.
a. Değerlendirme
b. Ağız bakımı
c. Hastanın eğitimi
Değerlendirme
 Dişler, dişetleri, dudaklar, yanak mukozaları,
dil ve damakları rengi, nemliliği, mukozanın
yapısı ve bütünlüğü, herhangi bir lezyon olup
olmadığı yönünden gözlemelidir.
Ağız Sağlığı İle İlgili Sorun Gelişme
Riski Taşıyan Hastalar.
 Genel durumu bozuk olan hastalar (yarı ya da tam bilinçsiz),
 Üst ekstremitelerinde hareket kısıtlılığı olan hastalar (felçli,
alçıya alınmış hastalar…vb)
 Ağız yoluyla beslenemeyen hastalar (bilinçsiz hastalar…vb)
 Sıvı kısıtlaması uygulanan hastalar
 Nazogastrik sondası (beslenme amaçlı burnunda sonda
bulunan) hastalar
 Ağızdan solunum yapan ya da oksijen tedavisi uygulanan
hastalar
 Ağız ve çene ameliyatı geçirmiş olan hastalar
 Radyoterapi veya kemoterapi uygulanan hastalarda çeşitli
ağız sorunları kolaylıkla gelişir.
 Lösemili hastalar
 Atropin gibi ilaç alan bu nedenle ağız mukozası
normalden fazla kuru olan hastalar
 Kendi ağız bakımını yapamayan hastalar (bilinçsiz,
konfüzyonda, mental retarde, felçli veya depresyonda
olan hastalar gibi).
Ağzın Normal ve Anormal Görünüm Özellikleri
Organ
Dudaklar
Dil
Mukoza
Diş etleri
Dişler
Tükrük
Normal Görünüm
Anormal Görünüm
Pembe, düzgün nemli
Çatlak, kuru, su toplamış
Yumuşak, koyu pembe, nemli,
rahat hareket edebilir
Çatlak, parlak, kuru, yaralı,
koyu kırmızı
Pembe - nemli
Kırmızı, parlak, yaralı, su
toplamış
Pembe, nemli, dişlerin birleştiği
yer kapalı
Koyu kırmızı, şiş, ödemli,
kanlı, iltihaplı, çekilmiş
Parlak, temiz
Mat, kirli, oyuk, eksik
Sulu
Koyu, yetersiz, çok fazla
Özetle sağlıklı bir ağzın göstergeleri şunlardır:
Nemli mukoza
Pembe mukoza
Temiz dişler
Pembe bir dil
Ağız kokusunun olmaması
Ağızda yaraların olmaması
Sağlıklı dişeti
Yaygın Ağız Problemleri
1. Diş çürükleri
2. Peridontal hastalıklar
3. Stomatisis (ağız iltihabı)
4. Jinjivitis (dişeti iltihabı)
5. Piyore
6. Glossitis (dil iltihabi)
7. Halitozis (ağız kokusu)
8. Oral malignansiler
1. Diş çürükleri
Dişin mine tabakasının tahrip olması sonucu diş
üzerinde patolojik kavitelerin gelişmesidir.
Diş çürüklerinin önlenmesinde;
 Öğün aralarında karbonhidrat ağırlıklı
yiyeceklerin tüketilmesi,
 İyi bir ağız bakımı sağlanması
 Düzenli diş bakımının yaptırılması önemlidir.
2. Peridontal hastalıklar
Uzun bir süre içinde dişi destekleyen yapıların
tahrip olması ve bu yapılarda enfeksiyon
gelişmesidir.
Tartar: plaklar ölü bakteriler ile mineral bir tortu
oluşturur ve sertleşir.Dişin diş eti ile birleştiği
noktada birikir ve dişetleri yavaş yavaş geri çekilir.
Gingivitis: diş eti iltihabıdır. Diş etleri kırmızı, şiş
durumdadır. Ve kolayca kanayabilir.
3.Halitozis
 Ağız kokusudur.
 Periodontal hastalıkların yanında, ağız
hijyenini yeterli olmadığı durumlarda ya
da ağız mukozasının çeşitli nedenlerle
(örn. bazı ilaçlar) kuruması sonucunda
da gelişebilir.
4.Stomatitis
 Ağız mukozasının bakteri, virüs, beslenme yetersizliği gibi
nedenlerle iltihaplanmasıdır.
 Ağız mukozasında kızarıklık ve kabarıklık, yanma, yutkunma
ya da çiğneme sırasında ağrı, ağızda kuruluk ve koku,
stomatitis belirtisidir.
5.Aft
 Nedeni tam olarak bilinmeyen ancak sinir ve sindirim sistemi
bozuklukları, ağız hijyeninin yetersizliği ya da kalıtımsal
nedenlerle gelişebilen ağız enfeksiyonudur.
 Yanakların ve dudakların iç yüzeyinde, dişetinde, damakta
görülen, küçük, ağrılı, beyazımsı yaralardır.
 Aftlar stres ve beslenme yetersizliği (B12 vitamini, folik asit
ve demir yetersizliği) gibi durumlarda da görülebilir.
Ağız Problemlerinin Gelişmesini Kolaylaştıran
Faktörler
 İlaçlar:
 Sitostatik ilaçlar (otoimmün cevabı baskılar)
 Kortikosteroidler (doku iyileşmesini etkiler)
 Antibiyotikler (Oral mukoza dengesini bozar ve kandida
enfeksiyonlarının gelişmesine neden olur.)
 Antihistaminikler, Antispazmodikler, Antikolinerjikler, Psikotropikler,
 Antidepresanlar ve Trankilizanlar (Tükrük salgısını azaltır)
 Diüretikler (Sıvı kaybını arttırır)
 Morfin (Ağız kuruluğuna neden olur)
Tedaviler:
 Baş/boyun Radyoterapisi (inflamasyona neden olur, normal
yeme, içme yeteneğini etkiler)
 Oksijen Tedavisi (Özellikle yüksek dozda verilen
nemlendirilmemiş
 Oksijen oral mukozayı kurutur.
 Oral aspirasyon (Oral mukozaya zarar verir)
 Nazogastrik sonda varlığı (Oral alım yasak olduğu için oral
mukozanın kurumasına ve fırsatçı patojenlerin çoğalmasına neden
olur)
Ruhsal ya da fiziksel sağlık problemleri
 Hastalıklar (Diabetes Mellitus, Troid bezi fonksiyon bozuklukları,
Serebrovasküler hastalıklar, ağız hastalıkları ya da travmalar)
 Ruhsal sağlık problemleri (Konfüzyon, depresyon, vb.)
 Ölümcül hastalıklar (Terminal dönem)
 Akut/kronik solunum problemleri
 Bilinç kaybı
 El hareketlerinin kaybolması, kısmi ya da tam felç
AĞIZ HİJYENİ

Diş çürüklerinin önlenmesinde ve peridontal hastalıkların
önlenmesi için ağız hijyeninin sağlanması ve sürdürülmesi
gerekir.

Ağız hijyeni, her gün düzenli olarak dişlerin ya da protezlerin
fırçalanmasını, dişlerin diş ipi ile temizlenmesini, dişetlerinin
uyarılmasını ve ağzın bol su ile çalkalanmasını içerir.
Ağız Hijyeninin Sağlanmasında ve Sürdürülmesinde Dikkat
Edilecek Noktalar

Dişler her yemekten sonra ve gece yatmadan önce mutlaka
fırçalanmalıdır.
 Diş araları günde bir kez diş ipi ile temizlenmelidir.
 Yeterli ve dengeli beslenme sağlanmalıdır.
 Öğün aralarında tatlı yiyecek ve içecekler tüketilmemelidir.
 Taze sebze, meyve gibi lifli besinler tüketilmelidir. Bu yiyecekler dişlerde
plak oluşumunu azaltır.
 Diş macunu flüorid içermelidir.
 Her 6 ayda bir kontrol amacıyla diş hekimine gidilmelidir.
Ağız hijyeni uygulamalarının amaçları:
 Ağız mukozasının bütünlüğünü ve nemliliğini sağlamak,
 Diş ve dişetlerinin sağlığını sürdürmek,
 Ağızdaki rahatsız edici tat ve kokuyu gidererek bireyde
temizlik ve rahatlık duygusunu sağlamak,
 Bireyin doğru ağız hijyeni uygulamalarını öğrenmesini
sağlamaktır.
Ağız Hijyenini Sağlamak Amacıyla Kullanılan
Yöntemler
 Dişlerin fırçalanması:
 Dişler yemeklerden sonra, ilk 20 dakika içinde fırçalanmalıdır.
 Kullanılacak fırçaların sapı, elde rahat tutulabilecek biçimde olmalıdır.
 Fırça, ağız içinde bütün alanlara ulaşabilmeli ve üzerinde mümkün olduğu
kadar fazla kıl kümesi bulunmalıdır.
 Fırçanın kıllarının naylondan yapılmış ve yumuşak olması da önemlidir. Dişler
fırçalandıktan sonra ağız bol su ile çalkalanmalıdır.
DİŞLER NEDEN FIRÇALANMALIDIR?
Fırçalama, çürük oluşumunda, bakteri plağı
ve şekerin etkisini ortadan kaldıracak tek
etkili uygulamaladır.
Evet... Dişleri fırçalamalı...
Ama nasıl?
Ya bir de fırçalama alışkanlığı yoksa...
Ya da unutuyorsa...
Aslında çözüm çok basittir!...
Alışkanlık edinmekle... Tıpkı traş olmak,
makyaj yapmak gibi...
DİŞ FIRÇASI NASIL OLMALIDIR?
Diş fırçası sentetik kıldan yapılmış olmalıdır.
Uçları düzdün sonlanmalıdır.
Orta sertlikteki kıllar daha etkilidir.
Kıl demetlerinin boyu fazla uzun olmamalıdır.
Fırça, kılları aşınır aşınmaz ortalama olarak 3
ayda bir değiştirilmelidir.
Diş Fırçası Seçimi
yıpranmamış
yıpranmış
 Genelde 3-4 ay kullanılabilir.
 Diş fırçasının bozulduğunu kıl demetlerinin birbirinden
ayrılmasından, dağılmasından ve eğilmesinden
anlayabilirsiniz.
 Sert kıllı fırçalar dişlerinize zarar verebilir.
DİŞ MACUNU NASIL SEÇİLMELİ?
Hangi diş macunu olursa olsun asıl önemli olan
etkili fırçalamadır.
Diş kullanmada dikkat edilmesi gereken şey ise
çok az macun kullanmaktır!!!!
FIRÇALAMA TEKNİĞİ NASIL
OLMALIDIR?
Diş fırçalamada temel prensip bütün dişlerin
bütün yüzeylerinin fırçalanmasıdır.
Dişleri yatay git-gel hareketi ile fırçalama diş
aralarını temizlemez. Ayrıca uzun süre aynı
yöntemle temizleme dişlerin boyun kısımlarında
aşınmaya da neden olur.
 Öncelikle fırça 45 derecelik bir açıyla dişe
yaklaştırılmalı ve dişin eni doğrultusunda ileri-geri
hareketlerle fırçalanmalıdır.
 En son dişetinden aşağıya doğru bir süpürme
hareketiyle işlem tamamlanır.
 Dişlerin iç yüzeyleri, özellikle ön bölgeler dar
olduğundan fırça dik olarak sokularak
fırçalanmalıdır.
 Bakteri plağı ve yiyecek artıklarının yoğun olduğu
dişlerin arka yüzleri, arka dişler ve dil de
temizlenmelidir.
http://www.hekimim.com/merak_ettikleriniz/fircalama/fircalama.htm
Titreşimli (elektrikli) diş fırçaları
Elektrikli bir diş fırçası;
 Dişlerinizi temizler ve diş bakımı yapar.
 Farklı fırça sertliği olan, çeşitli boy ve şekillerde elektrikli diş fırçaları
mevcuttur.
 Elektrikli diş fırçaları elektrikle ve güvenlik açısından genelde kablosuz
çalışmaktadır.
 Dişlerinizi elektrikli bir diş fırçasıyla temizlediğinizde fırçalama süresi
normal bir diş fırçası kullanımında da olduğu gibi iki dakika olmalıdır.
 Elektrikli bir diş fırçasını bizzat ileri geri sallamanıza gerek yoktur.
 Fırçayı basitçe ilgili diş üzerinde tutmanız yeterli olacaktır ve elektrikli diş
fırçası dişlerinizi otomatik olarak fırçalayacaktır.
 Fırça telleri yıprandığında, yaklaşık her 3 ayda bir fırça başlığını
değiştirmeniz
Dişlerin Diş İpi İle Temizlenmesi;
 Diş aralarının, günde bir kez diş ipi ile temizlenmesi, özellikle
dişlerde plak oluşumunun önlenmesinde son derece
önemlidir.
 Diş ipi ile temizleme diş fırçalamadan hemen önce
yapılmalıdır.
 Böylece hem dişlerin tüm yüzeyleri temizlenmiş olur, hem de
flüoridin dişin tüm yüzeyleri ile temas etmesi sağlanır.
AĞIZ BAKIMI
VİDEO
Diş İpi Kullanımı
*Yaklaşık 25-30 cm uzunluğundaki
diş ipini koparıp orta
parmaklarınıza dolayın.
*Arada 10 cm kalacak şekilde baş
parmaklarınızı kullanarak diş ipini
tutun.
*Diş ipini dişlerin arasına
yavaşça yerleştirin ve aşağı yukarı
hareketler yaparak ara
yüzleri temizleyin fakat dişetlerine baskı yapmayın!!!
PROTEZ BAKIMINI NASIL YAPMALISINIZ?
Eczanelerde satılan temizleyici maddeler protezde
biriken tükürük taşının eriterek temizler.
Protezler her 15 günde bir mutlaka bu madde ile
temizlenmelidir.
Bunun dışında günlük bakım olarak, bildiğiniz fırça
ve sabunla protezin her tarafının her yemekten
sonra ve yatmadan önce temizlenmelidir.
Diş macunlarının, aşındırıcı özellikleri dolayısıyla
protez temizlemede tavsiye edilmemektedir...
GECE PROTEZLER ÇIKARILMALI
MI?
Eğer gece yatmadan önce protez bakımı
sağlanmışsa, ağız sağlığı açısından protezi ağızda
bırakmanın hiçbir sakıncası kalmamıştır.
VİDEO
Yoğun bakım kliniklerinde yatan hastalarda
ağız bakımı
o
o
o
o
o
o
o
o
o
o
Tedavi için kullanılan bazı ilaçların yan etkisi
Yetersiz ağız bakımı
Mekanik ventilasyon uygulaması
Sürekli yüksek konsantrasyonda verilen oksijen tedavisi
Stomatit ve gingivitise neden olabilen anemi varlığı
Stres ve sık nefes alıp-verme sonucu ağız içi mukozada kuruluk
Sempatik uyarılmada artış nedeniyle tükürük salgısında azalma
Nefes almayı sağlayan tüp nedeniyle ağzın sürekli olarak açık kalması
Nefes almayı sağlayan tüpün mukozada basıya neden olması
Ağız yoluyla sıvı alımının olmaması veya yetersiz olması
hastalarda ağız ve çevresindeki doku bütünlüğünün bozulması, periodontal
hastalıklar, ağız kokusu, ağız kuruluğu, dudak çatlakları ve stomatitis gibi çeşitli
ağız sorunlarının gelişmesine neden olurlar.
Yoğun bakım kliniklerinde yatan hastalarda
ağız bakımı
Ağız içinde en az üç gün hareketsiz kalan plaklar, yüzlerce gram negatif bakteri
oluşturarak yalnızca ağız boşluğunda değil, aynı zamanda sistemik bir
enfeksiyona da neden olabilir.
Ayrıca, bu ağız sorunlarının yanı sıra yoğun bakım ünitelerinde özellikle
mekanik ventilatöre bağlı hastalarda ağızda bir tüp nedeniyle
solunum yollarına bakterilerin girişi kolaylaşmakta, öksürme
refleksinin ve mukosiliar aktivitenin bozulması sekresyon artışına
neden olmaktadır.
Bu durumda ağız mukozasında normal florayı oluşturan gram pozitif
bakterilerin yerini, gram negatif bakteriler alarak, ağız florasında değişikliklere
ve dişlerde plak oluşumuna neden olmaktadır
 Ağız hijyenini sağlamak amacıyla dişlerini fırçalayamayan hastalar için
koruyuculuğu olan çeşitli solüsyonlar kullanılmaktadır.
 Ağız bakımında kullanılan solüsyonlar tercih edilirken mukozayı irrite
etmemesi, kurutmaması ve plakları uzaklaştırması gibi özellikleri açısından
değerlendirilmelidir.
 Bununla birlikte ağız içinde var olan sorunların etkeninin belirlenmesi de
kullanılacak solüsyonun seçiminde önemlidir.
Ağız Bakımında
Kullanılan Solüsyonlar
1. Sodyum bikarbonat %1 / %5
500cc. Su+ 1 tatlı kaşığı (5g) NaHCO3
Hastanelerde kullanılan %8.4 lük sodyum bikarbonat solüsyonu %5 lik olarak
distile su ile hazırlanarak ağız bakımında kullanılabilir.
 Yumuşak debris ve yoğunlaşmış mukusu çözer.
 Tahriş edici değildir.
 Mikroorganizmaların üremesini engeller.
 Etkin bir temizlik sağlar.
 Ekonomik ve kolay bulunabilir.
2. % 0.9 Sodyum klorür
 Tahriş edici değildir.
 Daha çok ağızda oluşan mantar enfeksiyonlarında kullanılır.
 Kolay bulunur.
3. H2O2 (Hidrojen Peroksit)
 Kurumuş kan kalıntılarını ve kokuyu giderir
 Pıhtıları çözdüğü için aktif kanamalarda kullanılmamalıdır.
 Daha çok ağızda oluşan bakteri enfeksiyonlarında kullanılır.
 Hidrojen peroksitin, oral mukoza bütünlüğü bozulmamış hastalarda kullanılması
önerilmemektedir.
 Hidrojen peroksitli solüsyonlar, mekanik ventilatöre bağlı hastalarda mukozal
kurumaya, irritasyona ve yüzeyel yanıklara neden olabileceği ve uzun süre kullanılırsa
dil papillalarında hipertrofiye neden olabileceği için kullanımı önerilmemektedir.
4. Klorheksidin (%0.2-%0.5-%0.12)
Bakteri ve virüslere karşı etkilir. Bu nedenle Geniş
spektrumlu ve antimikrobiyal etkilidir.
Etkili bir antiplak özelliği vardır.
Oral mukozitin oluşmasını önler.
Tadı hoş değildir.
Oral mukozada yanma ve batmalara neden olabilir.
5- Hazır Ağız Çalkalama Solüsyonları (Ticari Solüsyonlar):
 Reçetesizdir bu nedenle kolaylıkla ulaşılabilir.
 Mukozal kurumaya, irritasyona ve yüzeyel yanıklara neden
olduğundan alkol-limon ve gliserin içerikli solüsyonlar
kullanılmamalıdır.
 Gliserinin kurutucu, dişetlerini ve mukoza membranlarını
büzücü etkisi vardır.
 Limon, uzun süredir kullanıldıysa ağız boşluğunun doğal
PH’ını değiştirir, tükrük salgılamasını azaltarak, diş
minelerinin aşınmasına neden olur.
Ağız bakımında kullanılabilecek başlıca ürünler;
Ağız bakımında kullanılabilecek başlıca araçlar şunlardır:
diş fırçası,
abeslang (dil basacağı),
sakşanlı diş fırçası,
süngerli çubuk (swap),
sakşınlı süngerli çubuktur.
 Abeslang (Dil basacağı): Ağız bakımında kullanılan tek kullanımlık tahta
çubuklardır. Uç kısmına gazlı bez sarılarak ağız bakımında kullanılır. Ağızdaki
plakları yok etme özellikleri yoktur, ancak ağız mukozasını temizleme ve
nemlendirme amacıyla kullanılmaktadır etkilidir.
 Sakşınlı Diş Fırçası: Sakşınlı diş fırçası günümüzde yoğun bakımlarda
mekanik ventilasyondaki (solunum cihazı) hastalarda, hem diş fırçalamayı
sağlayarak ağız içi mukoza sağlığının korunmasını, hem de aspirasyon
(sekresyonları emme) yapma özelliği sayesinde ağız içerisindeki müküs, plak
ve bakteri gibi maddeleri ortamdan uzaklaştırarak hava yolunun açıklığını ve
temiz tutulmasını sağlamakta ve böylece hastada pnömoni (zatüre),
aspirasyon ve enfeksiyon riski en aza indirilebilmektedir.

 Süngerli Çubuk (Swap): Süngerli çubuklar ağız mukozasını nemlendirme
ve temizleme amacıyla kullanılmaktadır. Süngerli çubuk, ağız içi mukozal
dokunun uyarımı için etkilidir. Ancak süngerli çubukların ağızdaki plakları
yok etme özelliği yoktur. Hastalarda diş fırçasının kullanılamadığı
durumlarda (diş eti kanaması, ağrısı ve trombositopenisi olanlarda)
kullanılabilir. Literatürde kesin kanıtlar olmamakla birlikte, süngerli
çubukla ağız bakımı verilirken sünger kısmının hastalar tarafından
ısırılarak kopabileceği, ağızda kalabileceği ve bu nedenle hastanın
güvenliğini tehdit edebileceği bildirilmektedir.
 Sakşınlı Süngerli Çubuk: Sakşınlı süngerli çubuk, bir ucunda sünger
aparatı, diğer ucunda aspirasyon cihazı ile bağlantı bölümü ve
üzerinde aspirasyon kontrolünü sağlayan bir porttan oluşur. Sakşınlı
süngerli çubuk, ağız içi mukozal dokunun uyarımı için etkilidir. Ayrıca
sakşınlı diş fırçası gibi hem ağız temizliğini sağlama hem de
aspirasyon yapma özelliği vardır.
Ne sıklıkla ağız bakımı verelim?????
 Ağız bakımının sıklığına ilişkin literatürde kesin bir kanıt
bulunmamakla birlikte ağız bakım sıklığı ile ilgili farklı bilgiler yer
almaktadır.
 Ancak hastanın durumuna göre her 4- 6 saatte bir ve gereksinim
duyulduğunda ağız bakımı verilmesi önerilmektedir.
 Yapılan bir çalışmada, ağız bakım sıklığının hastanın durumuna
göre değişmekle birlikte, günde en az iki defa (diş fırçalama, ağız
bakımı) yapılması gerektiği belirtilmiştir.
 Bununla birlikte yoğun bakımlarda hastaların ağız bakım sıklığını
belirlemede, ağız mukozasının günlük olarak değerlendirilmesi
önemlidir.
 Bu nedenle ağız bakım sıklığının belirlenmesinde, ağız mukozasının
günlük olarak değerlendirilmesiyle elde edilen veriler hemşirelere
yol gösterici olacaktır.
YATAĞA BAĞIMLI HASTALAR İÇİN ÖZEL AĞIZ
BAKIMI
 Bilinçsiz hastaların ağız bakımında, bakım, ağız içindeki tüm yapıların
silinerek temizlenmesi esasına dayanır. Çünkü bu hastaların ağız
mukozaları kurumaya ve dolayısı ile enfeksiyon gelişimine yatkındır.
 Bilinçsiz hastanın eğer protez dişleri varsa, bunlar ağızdan çıkartılmalı ve
temizlenerek özel saklama kabı içinde saklanmalıdır.
 Protezin konulduğu kabın üzerine etiket yapıştırılarak, hastanın adı,
soyadı yazılmalıdır.
Özel Ağız Bakımı Uygulaması:
Malzemeler:
-Dil basacağı (abeslang) (15 adet) veya süngerli çubuklar
-Temiz spanç (20 cm. uzunluğunda 10-15 adet)
-Bir bardak su
-Yüz havlusu/kağıt havlu veya kağıt peçete
-Böbrek küvet
-Tek kullanımlık eldiven
-Maske
-Kirli kabı
-Antiseptikli solüsyon (kurum politikasına göre ve hekim istemine uygun)
-Dudak nemlendircisi/sıvı vazelin
-Yutma refleksi olmayan hastalar için oral aspiratör aleti
-Oral airway (yardımcı olamayan birey ya da ısırma refleksi gösteren bireyler
için)
ÖNEMLİİ!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!Bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar için kullanılacak
solüsyon, solüsyonun konulacağı kap ve spançlar steril olmalıdır !!!!
Hastanın başını yana çevirip yatağa doğru eğmesini sağlayınız. Böylelikle
hastanın ağız salgılarının aspire etmesi engellenmiş olur.
Hastanın ağzı kapalı ise abeslangı, ucu azı dişlerinin üzerine gelecek
biçimde, dilin üzerine yerleştiriniz ve alt çeneye doğru hafifçe basınç
uygulanır.
Eğer ağız içi tükrük salgısı ile dolu ise önce ağız içini aspiratör ile boşaltılır.
Abeslanga sarılı gaz bezi ile solüsyona batırıp fazla solüsyonu akıtmak için
kabın kenarına bastırılır.
ÖNEMLİ!!!!!!!!
 Silme işleminde, dil basacağı kullanılıyorsa spancın her iki yüzeyi
yalnızca bir bölge için kullanılmalıdır.
 Bir bölgeden diğer bir bölgeye geçerken, spançla sarılı yeni bir dil
basacağı kullanılmalıdır.
 Bazen bir bölge için birden çok dil basacağı kullanılması gerekebilir.
 Aynı durum, süngerli çubuk kullanımında da geçerlidir.
 Süngerli çubuğun her bir yüzeyi bir bölge için kullanılmalı ve
kirlendikçe değiştirilmelidir
Silme işlemi sırasıyla uygulanır;
1- Sağ-sol, alt-üst çene en arka dişten çene orta hattına kadar
dişetleri ve dişlerin tüm yüzeyleri
2- Sağ-sol yanak mukozası
3- Damak
4- Dil üzeri ve altı olacak şekilde, yumuşakça, basınç
oluşturmadan, kısa ve horizontal veya sirküler hareketlerle
temizlenir.
Ağzı açmak için kullanılan dil basacağı çıkarılır ve ağız çevresi kağıt havlu
ile kurulanarak, böbrek küvete atılır.
 Hastanın dudaklarına yağlayıcı jel uygulayınız.
Kullanılan malzemeleri kaldırınız. Hastaya uygun pozisyon veriniz.
Görülen kanama ya da inflamasyon varsa rapor ediniz. Kullandığınız
solüsyonu da hemşire gözlem formuna kayıt ediniz.
video
SAÇ HİJYENİ
 Saçlar, özellikle fiziksel görünümün önemli bir
parçasıdır.
 Saçların görünümü, genellikle bireyin genel sağlık
durumunu ve bireysel hijyen uygulamalarının
düzeyini yansıtır.
 Saçın yapısal özellikleri ve biçimi, bireyin sağlık
düzeyi ile yakından ilişkilidir.
 Bazı hastalıklar (örn. endokrin sistem hastalıkları) saçların
yapısal özelliklerini değiştirebilir.
 Bunun yanı sıra hastalık durumları, bireyin günlük saç
bakımını gerçekleştirmesini engelleyebilir.
 Sonuç olarak saçlar, hormonal değişiklikler, duygusal ve
fiziksel stres, yaşlanma, enfeksiyon, bazı hastalıklar ve ilaçlar
tarafından etkilenirler.
 Saç bakımı öncesinde bireyin kişisel hijyen uygulamalarının
bilinmesi ve saçlar ile saçlı derinin değerlendirilmesi gerekir.
 Saçın yıkama sıklığını belirlemede ise; saçın özelliği (kuru,
yağlı vb.) iklim koşulları, fiziksel aktivite ve yapılan iş
önemlidir.
 Normalde saçlar temiz, parlak görünümlüdür.
 Saçlı deri temiz ve bütünlüğü bozulmamıştır.
 Saçlarda tırnaklar gibi keratinize epidermal hücrelerden
oluşmuşlardır.
 Saç kökü, saç (kıl) folikülleri içindedir ve folikül komşu
olduğu kılcal damarlar yoluyla beslenir.
 Saçlar düzenli olarak uzar ve saçların büyüme hızı, ayda
ortalama 12 mm. kadardır.
 Günde 50 – 100 saç teli dökülerek kaybedilir.
 Saçlara parlak görünümünü, saç folikülünün içine açılan yağ
bezlerinin salgıladığı sebum verir.
 Sebum, aynı zaman da saçın kırılmasını ve saçlı derinin
kurumasını önler.
 Saçın rengi, deride bulunan melanin miktarın bağlıdır.
 Yaş ilerledikçe dokuların yaşlanması ve dolaşımın yavaşlaması
sonucu, melaninin yerini küçük hava kabarcıkları alır ve saçlar
beyazlaşır.
Saçlar ve kafa derisi:
 Saçları kafa derisi üzerine düzgünce dağılıp dağılmadığı ve
herhangi bir alanda saç kaybı olup olmadığı,
 Saçın yapısının yumuşaklığı ya da sertliği,
 Saçın kuru ya da yağlı olması,
 Saç telinin inceliği ya da kalınlığı,
 Kafa derisinde enfeksiyon, yara, bit vb. olup olmadığı
yönünden değerlendirilir.
Saçlar ve kafa derisi sorunları:
 Kepek
 Alopecia (kellik)
 Bitlenme (Pedikülozis)
Pedikülüs Kapitis (Baş Biti)
Pedikülüs Pubis (Pubis Biti)
 Pedikülüs Korporis (Vücut Biti)
Bitin tedavisi
Dermatolojik antiparaziterler denilen preparatlar
kullanılmaktadır. Bu maddeler 12-24 saat aralıkla tekrar edilir.
Benzilbenzoat içerenler (Benzogale, Neoskabi, Scabin),
Malation içerenler (Saç-bi-toks), Piretrin içerenler (Anti-bit,
Freederm, Kwell-P, Kwellada, Niksen, Nix, Zalvor).
Saç bitinde medikal preparatlar prospektüsünde belirtildiği
gibi kullanılır. Losyonlu saçlar sarılıp belirtilen sürece
beklenilir.
Giysiler yatak takımları temizlenir.
Vücut bitinde ise, birey önce banyo yapar, vücut derisi tamamen
kurulandıktan sonra tüm vücut yüzeyine medikal preparatlar
sürülür.
Giysileri ve yatak takımları değiştirilir.
Birey belirtilen süre sonunda banyo yaparak medikal preparatlar
vücuttan uzaklaştırılır.
Pubis bitinin tedavisinde de vücut bitinde yapıldığı gibi medikal
preparatlar pubik bölgeye sürülür, pubik kıllar traş edilebilir.
Belirtilen süre sonunda bölge tekrar yıkanır.
Genel saç bakımının amaçları
  Saçların ve kafa derisinin temiz ve sağlıklı olmasını
sağlamak,
  Kafa derisinde kan dolaşımını hızlandırmak ve böylece saç
köklerinin beslenmesini sağlamak,
  Bireyin rahatını sağlamak ve estetik gereksinimini
karşılayarak bireyin kendine güvenini arttırmak,
  Bireyin kendi hijyenik bakımına katılımını sağlamak.
Hastaya saç bakımı planlarken;
 Bireyin hareket durumunu olumsuz etkileyen alçı, felç,
denge kaybı, eklem hastalıkları gibi durumlar dikkate
alınmalıdır.
 Hasta ayağa kalkamıyorsa, saç bakımı özel araçlarla veya
hazırlanan materyallerle yapılabilir.
Saç Banyosu
Comfort Hair Wash Basin
GÖZ HİJYENİ
 Gözlerin normalde özel bir bakım uygulamasına gereksinimi yoktur.
 Çünkü gözler sürekli olarak göz yaşı ile yıkanır ve göz kapağı ile kirpikler,
yabancı cisimlerin göze girmesini engeller.
 Göz bakımında yalnızca gözün iç kantüsünde ya da kirpiklerde birikerek
kuruyan göz salgılarının temizlenmesi gerekir.
 Bilinçsiz hastalarda, göz ameliyatı olanlarda ya da gözünde irritasyon,
enfeksiyon, yaralanma, gibi sorunları olan hastalarda, özel göz bakımına
gereksinim vardır.
 Bilinçsiz hastalar ise göz yaralanmaları açısından risk altındadırlar.
 Bu hastalarda göz kırpma refleksi olmayabilir ya da göz kapaklarında
fazla salgı birikebilir.
 Bunların yanı sıra gözlük, lens ya da protez göz kullanan hastaların da
özel bakıma gereksinimleri vardır.
Göz bakımında uygulamalara yol gösteren temel
ilkeler :
  Gözler her zaman iç kantüsten dış kantüse doğru
temizlenmelidir.
  Temizlik, ılık duru su, el bezi ya da gaz bezi ile yapılmalı;
kurumuş, kabuklaşmış göz salgıları varsa bunlar ıslak
kompreslerle yumuşatıldıktan sonra göz bakımı
uygulanmalıdır.
 Göz kırpma refleksi olmayan hastalarda, korneanın
kurumasını önlemek amacıyla her 4 saatte bir, yapay göz yaşı
ya da % 0.9 NACI solüsyonu göze damlatılarak göz içi nemlilik
sağlanmalı ve gerekirse göz kapakları kapatılarak gözün
üzerine koruyucu spançlar yerleştirilmelidir.
  Gözlük, lens ya da protez göz kullanan hastalara bu
araçların bakımı ve kullanımlarına ilişkin eğitim verilmelidir.
Yoğun bakımdaki hastalarda özel göz
bakımı
Yoğun bakım ünitelerindeki hastalarda gözün kırpma refleksinin
ve gözyaşı üretiminin azalması sonucu uygulanan göz bakımının
amaçları şunlardır:
Savunma mekanizmaları bozulmuş olan yoğun bakım
hastalarında korneal hasarı önleyerek, gözü korumak.
Hastalarda gözü olumsuz etkileyebilecek oküler bir hastalığı
erken dönemde tanılamak.
Hekim tarafından istemi yapılan tedaviyi uygulamak.
Gözdeki ağrı ve rahatsızlığı azaltmak.
Göz enfeksiyonlarını önlemek ve tedavi etmek.
Gözde oluşabilecek ileri yaralanmaları azaltmaktır.
Yoğun bakımlarda Gözün Değerlendirilmesi
 Yoğun bakım hemşiresinin rolü, hastanın korneasında
oluşabilecek değişiklikleri izlemek ve oluşabilecek göz
komplikasyonlarını erken dönemde önlemektir.
 Bu nedenle gözün ve göz kapağı pozisyonunun
değerlendirilmesi, hemşirelik bakımını ve tedaviyi yönlendirici rol
oynaması açısından önemlidir.
 Hastanın göz kapağı pozisyonunu değerlendirme, göz içi
dokuların hasar riskini arttıran ve gözün kurumasına yol
açabilecek kornea hasarını göstermesi açısından önemlidir.
 Bu nedenle, yoğun bakımlarda hastanın göz kapağı pozisyonu
her gün rutin olarak gözlenmeli göz kapak aralık düzeyi
değerlendirilmelidir
Göz kapağı aralığının
değerlendirilmesi
Şekil 2. Yoğun Bakımda Göz Bakım Yönetimi Algoritması
Kaynak: Suresh, P., Mercieca, F., Morton, A., Tullo, A.(2000). Eye care for the critically ill. Intensive Care
Med, 26,162-166.
Algoritmanın kullanımı için açıklamalar:
a) Her iki göze en az 4 saatte bir nemlendirmeyi sağlayan bir göz pomadı uygulanmalıdır.
b) Göz kapaklarının pozisyonu, her bir vardiyanın (6 saatlik) başlangıcında ve bitiminde
değerlendirilmelidir.
c) Göz pomadının uygulanması: Nazikçe alt göz kapağı aşağı çekilir ve göz kapağı içine basit
bir göz merhemi küçük bir miktar uygulanmalıdır.
d) Poliakrilamid jel (geliperm) kullanımı: Materyal, gözü kapağının altını ve üstünü
kapsayacak yeterli büyüklükte bir miktar kesilerek, göz kapağının üstüne yerleştirilir.
Eğer hastada göz kuruma belirtileri varsa 6 saatte bir uygulanmalıdır.
e) Hasta prone pozisyonunda ise göz kapağının kapatılması: Kapalı göz kapaklarının üzerine
horizontal olarak kirpikleri de içine alacak şekilde koruyucu bir flaster uygulanmalıdır.
f) Hastanın gözünde konjoktivit belirtileri varsa, bakteriyolojik inceleme için örnek alınmalı
ve hekim önerisi ile her iki göze 6 saatte bir antibiyotikli pomad uygulanmalıdır.
g) Eğer hemşire hastada korneal ülserasyondan şüpheleniyorsa, acil konsültasyon için bir
göz hekimiyle iletişime geçmelidir.
Eğer hasta uyanmış ve göz kapakları hareketliyse ve hastanın ekstübe edilmesi
planlanıyorsa, göz bakım algoritmasındaki uygulamalar kesilebilir.
KULAK HİJYENİ
 Kulakların hijyenik bakımı, banyo sırasında kulak kepçesinin
temizlenmesi ile sağlanır.
 Dış kulak yolunda, kulak kirinin fazla birikmesi (Buşon) ya da
yabancı madde olması bireyin işitmesini zorlaştırabilir.
 Bu durumda kulak kepçesi aşağı doğru çekilerek, görülür ve
gevşek durumda olan kulak kiri temizlenmelidir.
 Temizlik parmağa dolanan bir el bezi ile, sadece dış
kulakta yapılmalıdır.
 Buşonlar birkaç gün gliserin damlatılıp yumuşatıldıktan
sonra lavajla çıkarılır.
 Hemşire kulak bakımı sırasında bireyin işitme sorunu olup
olamadığını değerlendirmelidir.
 Hastanın zor işittiğinin gösterebilecek davranışları
gözlenmeli ve değerlendirilmelidir.
 Ayrıca işitme araçları kullanan hastalara, bu araçların
kullanımı ve bakımına ilişkin eğitim verilmelidir.
BURUN HİJYENİ
 Burun salgıları yumuşak kağıt bir mendille temizlenir.
 Burun bakımı, çeşitli nedenlerle burun kateteri takılan
hastalarda özel dikkat gerektirir.
 Bu hastalarda sondanın temas ettiği mukoza yüzeyleri
inflamasyon, hassasiyet, kabuklanma gibi durumlar açısından
değerlendirilmelidir.
 Burun bakımında burun içindeki fazla salgılar, su ya da
%0.9 NACl solüsyonu ile ıslatılmış, pamuklu temizleme
çubukları ile temizlenebilir.
AYAK BAKIMI
 Enfeksiyonu, kötü kokuları ve yaralanmayı önlemek için
ayak bakımına özen gösterilmesi gerekir.
 Ayakta ortaya çıkan birçok problem ayak bakımının yeterli
olmaması sonucu gelişmektedir.
 İyi bir bakımla önlenebilecek olan bu problemler bireylerde
önemli rahatsızlıklara neden olur.
Sağlıklı bir ayağın özellikleri
Ayak derisinin bütünlüğü bozulmamıştır, ayakta şişlik,
inflamasyon, vb. yoktur.
Deri pembe, düzgün, yumuşak ve ılıktır.
Parmakların duruşu düzgündür.
Ayakların hareketliliği normal sınırlardadır, yürüme ya da
ayakta durmada herhangi bir sorun yoktur.
Ayakta bulunan dorsalis pedis ve posterior tibiyal
arterlerden alınan nabız düzenli ve normal dolgunluktadır.
(Nabızların alınamaması ya da zayıf alınması, ayakta kan
dolaşımının bozulduğunu gösterir).
Ayakta ağrı ya da rahatsızlık duygusu yoktur.
Deri, tırnakları çepeçevre sarar ve kütikül sağlamdır.
Ayak tırnaklarının üzerine bastırıldığında, tırnağın rengi
soluklaşır, ancak basınç kaldırıldığı anda hemen tekrar
pembe renge döner.
Ayak bileğinde ya da ayakta ödem yoktur.
Sık görülen ayak problemleri:
Nasır(Callus):
 Epidermisin kalınlaşması ile oluşur.
Nasır;
Epidermisin kalınlaşması ve boynuzsu hücrelerinin belli bir alanda
birikmesi ile oluşur.
Nasır oluşumunda rol oynayan en önemli faktör, ayağa dar gelen
ayakkabıların ayağın belli alanlarında oluşturduğu basınçtır.
Nasırlar önce yüzeyel iken, zamanla derin dokulara kadar
inebilirler.
Derin dokulara ulaşmamış nasırlar, ayak ılık sabunlu içinde
bekletilip yumuşatıldıktan sonra, ayak törpüleri ile temizlenir.
 Derin dokulara ulaşan nasır ancak cerrahi yöntemle
çıkarılabilir.
 Nasır oluşumunun önlenmesinde: ayak derisinin çeşitli
losyon ve kremlerle yumuşak tutulması, ayağa masaj
yapılması ve en önemlisi ayağı sıkacak basınç yaratan
faktörlerin ortadan kaldırılması gerekir.
Ayak Siğili (Plantar Wartz):
 Virüsler ile oluşur
 Taban siğilleri
 Basınç bölgelerinde
olduklarında oldukça çok
ağrı yaparlar
 Üstlerinde nasırlaşma
olur
Tırnak Batması
 Sıklıkla baş parmakta
görülür.
 Tırnağın ucu kıvrılarak
tırnağın çevresindeki
yumuşak dokuya batar
Tırnak batması
 Genellikle ayak baş parmağında görülür.
 Tırnağın ucu kıvrılarak tırnağın çevresindeki yumuşak doku
içine uzar.
 Ağrı vardır.
 Doku şiş ve kızarıktır.
 Çoğunlukla, tırnakların yanlış kesilmesi ve dar ve sivri
burunlu ayakkabı giyilmesi sonucu oluşur.
 Antiseptik solüsyonlarla hazırlanmış ılık su banyosu ve batan
tırnağın çıkarılması yararlı olur.
Ayak kokusu
 Ter ve mikroorganizma etkileşimi sonucu oluşur.
 Ayakların düzenli ve sık yıkanması, temiz çorap kullanımı,
deodorantlar koku oluşumunu engeller.
 Ayak kokularının önlenmesi için, ayağı daha az terleten
merserize ya da pamuklu çoraplar tercih edilmelidir.
Ayak Mantarı
 Ayaklarda mantar enfeksiyonu nedeni ile oluşan
tinea pedis ya da atlet ayağı diye adlandırılan
tabloda; özellikle parmak aralarındaki deride
çatlaklar, pul pul dökülmeler ve şiddetli kaşıntı
görülür.
Atlet Ayağı
 Tinea pedisin yol açtığı mantar enfeksiyonudur.
 En sık iki ayak parmağı (özellikle son iki parmak)
etkilenmektedir.
 Bu iki parmak arasında çatlama ve pullanma olur.
 Diğer belirtiler arasında yanma hissi, kızarıklık,
kaşıntı, pullanmış bir deri, koku ve döküntü yer alır.
Atlet Ayağı

Ergenlik çağındaki bir erkek
çocukta atlet ayağı.
Atlet Ayağından Korunma-1
 Her gün ayaklarınızı yıkayınız ve özellikle parmak aralarınızı
iyice kurulayınız.
 Her gün çorap değiştiriniz.
 Teri daha iyi emdiği için sentetik yerine pamuklu çorapları
tercih ediniz. Sentetik maddeler ayağınızın daha fazla
terlemesine neden olur.
 Deri ve keten gibi doğal maddelerden yapılmış ayakkabıları
tercih ediniz.
Atlet Ayağından Korunma-2
 Mümkün olduğunca yalınayak geziniz.
 Sıcak havalarda ayaklarınızın rahat etmesini sağlayacak
sandaletlerı ya da açık ayakkabıları tercih ediniz.
 Eğer ailenizden birinde atlet ayağı ortaya çıkmışsa o kişinin
banyoda terlik giymesine dikkat ediniz. Bu şekilde
enfeksiyon diğerlerine bulaşmayacaktır.
 Genel kullanıma açık banyo ve duşlarda kendi terliklerinizi
giymeye dikkat ediniz.
Tinea pedis-ayak mantarı
Tinea Pedis-ayak mantarı
Tinea pedis acute
Ayağın mantar enfeksiyonlarından korunmasında:
 ayak temizliği,
 temiz çorap kullanımı ile giyilen çorapların hava
geçirebilir ve teri emebilir özellikte olması önemlidir.
 Kapalı terlik ya da ayağı terleten lastik ayakkabılar
giyilmemelidir.
Ayak Bakımında Önemli İlkeler:
 Ayaklar her gün ılık su ve sabunla yıkanmalı.
 Ayaklar bol su ile durulanmalı, deride sabun artığı kalmamalı.
 Ayak tırnakları kalınlaşmış ve sert ise, kesilmeden önce ılık su
içinde tırnakların yumuşaması sağlanmalıdır.
 Ayak tırnakları düz olarak kesilmeli etrafı yuvarlatılmamalıdır.
 Ayaklardaki ASLA nasırlar kesilmemelidir.
 Eğer ayaklar çok terliyor ise gün içinde düzenli aralıklarla
yıkanmalı ve çorap değiştirilmelidir. Kokuları önlemek için
pudra kullanılmalıdır.
 Ayak derisi kuru ise yağlayıcı losyonlar kullanılmalıdır.
 Ayaklar her gün gözlenmeli, parmaklar, parmak araları, ayak
tabanı ve yan yüzleri gerekirse bir ayna yardımı ile
incelenmelidir.
 Ayakkabı ayağa uygun büyüklükte olmalıdır, ayakkabı kapalı,
tabanı esnek olmalı, ayak hareketini engellememelidir.
 Alt ekstremitelerin kan dolaşımını geliştirmek için egzersiz
yapılmalı, dolaşımı engellememek için bacak bacak üstüne
atılmamalıdır.
 Ayakları ısıtmak için doğrudan sıcak uygulama
yapılmamalıdır.
Diyabetik Ayak Bakımı:
Hergün ılık su banyosu (sıcaklık 37C’den az olmalı)
Ponza taşı ile nasır ve sertlikler inceltilmeli, kesici
aletler, kimyasal maddeler, elektrikli cihazlar
kullanılmamalı,
Çorapların temizliğine ve kuru olmasına dikkat
edilmeli,
Tırnaklar yuvarlatılmadan düz kesilmeli,
Çıplak ayakla dolaşılmamalı,
Isınmak için sıcak su torbaları, elektrikli battaniye
kullanılmamalı,
Parmak araları tampon şeklinde kurulanmalı,
Parmaklara düz bir şekilde masaj yapılmalı,
Uygun ayakkabı seçimi yapılmalı.
Tırnak Bakımı
 El tırnakları yuvarlak kesilmeli
 Ayak tırnakları köşeli kesilmeli
 Diyabet ve dolaşım sorunu
olan hastalarda tırnak makası
yerine törpü tercih edilmelidir.
Yatak Banyosu Uygulaması:
Yatak banyosunu baştan ayağa doğru yapınız. Bu
nedenle yüzde en temiz bölge olan gözden başlayınız.
Yüz temizliğinde hastanın tercihini dikkate alınız. Sabun
kullanılacaksa önce sabunlu el bezi ile yüz silinmeli,
ardından hiç sabun kalmayacak şekilde duru su ile
silinmelidir.
Boyun ve kulakları önce sabunlu, sonra duru su ile siliniz
 Hastanın elini 3-5 dakika sabunlu su içinde bekleterek
özellikle tırnak diplerini, parmak arlarını iyice temizleyiniz.
Silme işlemi sırasında karındaki derini oluşturduğu kat
yerlerinin arsının ve göbeğin temizliğine dikkat ediniz.
Bacak fleksiyonda iken, önce sabunlu su ile ayak bileğinden
dize, dizden de kasıklara kadar siliniz.
Silme işlemini uzunlamasına hareketlerle ve hafif basınç
oluşturacak biçimde yapınız.
Hastanın ayağını küvetin içine yerleştiriniz. Ayağı küvetin içinde
3-5 dakika bekletiniz.
 Parmak aralarını ve tırnak diplerini iyice temizleyiniz. Ayağı iyice
duruladıktan sonra
kurulayınız.
 Hastanın sırtını silmek üzere, hastaya yan ya da yüzüstü yatış
pozisyonu veriniz.
 Ense ve omuzlardan kalçalara kadar sabunlu ve duru su ile
uzunlamasına bir hareketle ve hafif basınçla siliniz.
Tüm vücuda yumuşak havlu ile kurulayınız. Derinin daha çok kuru
olduğu bölgelerine (yüz, eller, dirsekler, diz kapakları) nemlendirici
vücut losyonu uygulayınız.
Hastayı perine bakımı verecek pozisyona
getiriniz, perineyi bu pozisyona uygun örtünüz
ve perine temizliğini yapınız.
Perine Bakımı
 Perine; önde simfibis pubis, yanlarda iskial tübositler, arkada
koksiks kemik yapıları tarafından sınırlandırılan ve dış genital
organları kaplayan alandır.
Erkeklerde perine bölgesi
Kadınlarda perine bölgesi
 Nemli ve sıcak olduğundan mikroorganizmaların kolayca
yerleştiği bir bölgedir.
 Özellikle bayanlarda üretranın daha kısa olması ve üretral
meatus ile anüsün birbirine yakın olması nedeniyle perine
temizliği çok önemlidir.
 Perinenin her gün temizlenmesi gerekir.
 Çünkü perine salgılara maruz kaldığı için nemlidir.
 Bu nedenle de bakteri üremesinin daha kolay olduğu
bölgedir.
 Özellikle rektal veya genital bölge ameliyatı
geçirmiş hastalarda,
 mesane kateteri olan hastalarda,
 doğum sonrası dönemde
 mensturasyon dönemlerinde
perine bakımı daha çok önemlidir.
Perine bakımı verirken;
 Hastanın gizliliği (mahremiyet) korunmalıdır.
 Tıbbi asepsi ilkelerine uygun çalışılmalıdır.
 Hastanın utanma, sıkıntı gibi duyguları önlenmeye
çalışılmalıdır.
 Perine Bakımı
Kadın hastalara dorsal rekümbent pozisyonu, erkek
hastalara ise supine pozisyonu verilir.
Yıkama küvetlerinin 2/3 ‘sini 43-46º C’ lik su ile
doldurulur.
 Küvetlerin birini duru, diğeri ise sabunlu su için
kullanılır.
 Kadın hastalarda:
1-Silme işlemi sizden uzak tarafta olan uyluğun üst-iç
yüzünden başlanır.
2-Silme işlemi kasıklardan kalçalara doğru olacak biçimde
ve uzunlamasına hareketle yapılır.
3-Mons pubisi, bir yandan diğer yana doğru uzunlamasına
hareketle önce sabunlu, sonra duru su ile temizleyip
kurulanır.
4-Labium majörler hafifçe uyluklara (yanlara) doğru açılır.
5-Önce sizden uzak taraftaki labium majörleri pubisten
anüse doğru uzunlamasına hareketlerle ve her harekette
yeni bir tampon kullanarak, sabunlu su ile silinir.
6-Labium minörler de aynı şekilde temizlenir.
Erkek hastalarda:
 Kadın hastalarda olduğu gibi uyluğun üst-dış yüzünden başlanır.
Daha sonra uzunlamasına mons pubisi temizlenir.
Penisi orta kısmından hafifçe tutulur, hasta sünnetsiz ise, sünnet
derisi geriye doğru çekilerek glans penis açığa çıkarılır.
Penis, glans penisteki meatustan başlayarak dışarıya doğru, dairevi
hafif hareketlerle skratuma kadar silinir.
Skrotumlar yavaşça kaldırılır. Skrotumların ön, yan ve arka yüzeyi
uzunlamasına hafif hareketlerle temizlenir.
Perine bakımı
kadın hasta
Perine bakımı
Erkek hasta
VÜCUT BANYOSU VİDEO
SIRT MASAJI
 Eski Yunancada “massein” kelimesinin Fransızca karşılığı
olan “massage” kelimesi dilimize masaj olarak yerleşmiştir.
Kelime anlamı yoğurmadır.
Sırt masajı temel olarak
iki amaçla uygulanır;
Gerilimi azaltıp gevşemeyi sağlamak (sakinleştirici etki)
Dokularda, kaslarda kan dolaşımını uyarmak ve hızlandırmak.
Sırt masajı;
 Derinin hassaslaşmış bölgelerine,
 Özellikle alt bacaklarda kızarıklık, hassasiyet, ısı
artışı olan bölgelere,
 Kalp krizi geçirmiş hastalara
 Kırık olan bölgeye
 Sırt yanıklarında
 Açık yara olan bölgelere
UYGULANMAZ!!!
Masajın organizma üzerindeki etkileri
1-GENEL ETKİ:
Masajın bu etkisi, vücut
örtüsündeki sinir uçlarının
uyarılması ve bu uyarıların
sinirler aracılığıyla tüm vücuda
yayılması ile oluşur.
 Masaj yapılan kişide genel bir gevşeme olur ve
kendisini dinlenmiş hisseder.
2 – KAN DOLAŞIMINA ETKİLERİ
 Masaj yoluyla venöz dolaşım hızlandırılabilir.
 Bunun sonucunda indirekt bir etki söz
konusudur.
 Masajdan önce görülmeyen kapiller
damarların masajdan sonra genişleyerek
görünür hale gelmesi bu etkiyi ortaya
çıkarmaktadır.
Sonuçta;
 masaj yüzeysel kan akımını arttır.
kırmızı kan sayısında ve hemoglobinde bir artışa neden olur.
bu sayede dokuların beslenmesinin hızlandırır ve yorgunluk
sonucunda biriken metabolizma artıklarının boşaltılmasının
kolaylaştırır.
3 – KAS ÜZERİNE ETKİLERİ:
 masaj kaslara bir gevşeme sağlar.
 Ayrıca dinlenmeyi daha kolay ve çabuklaştırdığını
söylemek mümkündür.
4 – METABOLİZMA ÜZERİNE ETKİLERİ
 Masaj yoluyla aşırı aktiviteyi takiben ortaya çıkan toksik
maddelerin vücuttan atılımı hızlandırılır.
5 –PSİKOLOJİK ETKİLERİ:
 Bireylerin çoğu patalojik
veya fiziksel yetersizlik
mevcut olmadığı zaman
bile yumuşak bir masajın
teskin edici ve dinlendirici
etkilerinden hoşlanırlar.
Masaj Manevraları
► Efloraj
► Petrisaj
► Friksiyon
► Taputman
Efloraj
 Kelime anlamı sıvazlamadır.
 El ile yapılan hafif ve kayıcı basınç hareketleri
olarak
bilinen
efloraj,
masajın
ilk
maniplasyonudur.
 Bütün masajlara efloraj ile başlanır ve yine
efloraj ile bitirilir.
 Hareketin yönü kas liflerinin seyrinde ve kalbe
doğrudur.
 Dokulara uygulanan basınç eşit olarak
sürdürülür.
 Yüzeysel venlerdeki kan akımı hızlanır.
 Metabolitlerin vücuttan atımı hızlanır.
 Daha derin bir basınçla yapılan efloraj, kılcal damarlardaki
sıvı venöz boşluklara itilerek lenf drenajına (boşaltımı)
yardımcı olunur.
Efloraj manevrası
Petrisaj
 Kaslara en etkili manuplasyondur.
 Subkütan doku ve kaslara yapılan yoğurma hareketidir.
 Kas tonusunu düzenleyici etki ön plandadır. Uygulama tek
el, çift el, parmaklar ve baş parmakla yapılabilir .
 Amaç ven ve lenf dolanımını hızlandırma, dokuları germe ve
yapışık dokuları açmadır.
 Kas, parmaklarla başparmak
arasına sıkıştırılarak tutulur, altta
yapışık olduğu kemikten ayırmak
ister gibi, yukarı kaldırarak, avuç
içine doğru çekilir.(germe)
Petrisaj manevrası
Friksiyon
 Omurlarda ve omuz başlarında olduğu gibi,
kemik çıkıntılarının etrafına, ilk iki parmakla
yapılan manevradır. Çoklukla kemik çıkıntısının
etrafına uygulanır.
Friksiyon manevrası
Tapotman
 Avuç içini kubbeleştirip hafifçe vurmayla uygulanan bir harekettir.
 Titreşim yolu ile derine etki eder.
 Zayıf hastalarda tercih edilmez.
 Sıklıkla uygulanan bir hareket değildir.
Tapotman manevrası
Teşekkür Ederim…
Download
Study collections