Untitled

advertisement
D00001s50YILOZLy1973.pdf 19.02.2010 11:50:25 Page 1 (1, 2)
HAZRET.İ
AİşE'NİN
HADİs TENKİDCİLİGİ
Doç. Dr. Mehmed
hlamın
temel Kitabınııı
layıcısı durumunda
rının bizzat
bütün
Hz. Peygamberin
İslamı anlamak,
murakabe
rehberliğinde
imkanları
ölçüsünde
Kur'an-ı
İslamPeygamberinin
ki, daha
Kerim'jn:
giiriiyoruz.
rın ictimai durumlarının
Sahabey-i
olduğu
sırasında
düzelttjğj,
gamber
Peygamberin
arasında
Asırlar boyu devam
ve eksiksjz
üzere, bu ana hedefin
birbirlerinin
islam alimlerjnde
de, keyfiyet
muhitjnde
vakidir.
gördüğümüz
tamamiyle
normaldir.
sabah akşam bulunuyor,
oluyor değjldi. Ayrıca, yaratılış
ve imkanlar
olan ilk ta-
ilmi tenkidler,
İslamı öğretme
tamamladığı,
Ama bu, sırf K ur'an
İslam yanlış öğretilmesin
İsla-
edebilmektir.
hizmetkarları
eksjğini
şahısla-
edecek olan
ve dolayısjyle
takdim
en parlak örnekleri olarak sayılabilir.
Sahabe'njn
araştırmak
ça-
yanlışını
ve Pey-
diyediL
bu hal, ilk bakışta
Çünkü bütün
t(~reddüd
Sahabe,
Hz.
her sözüne, her fiiline şahjd
bakımından,
lıepsindı~n aynı fik-
r.i ve zihni seviyeyi istemeye de mahal yoktu. Bu yüzden onlarda, husfısiyle dini
malfımat
ı 33.
i
ve
ve her sahada
doğruyu
ve bu emrin jfasında
Hz. Peygamberi,
hatasız
hatta tekzibe dahi gittiklerj
İlk tabaka
emridjr2,
eddim,
derecede
yanlış anlaşılmasın,
uyandırabjlirse
müslümanlar
Kjram teşkil eder. Onlarııı bu yolda yaptığı
İslam kültür tarihinin
lışmaları
hizmete,
hir islami tenkid
Zira, her çeşid haberde
hiçbjr dahli yoktur.
tek hedefi, tekrar
mümkin
tam manasiyl(~
Kerim'in
Başta da işaret ettiğimjz
bakayı
ve bu mühim
malumdur.
"En güzel misal" olarak tavsif ettiği
Asr-ı Saadette,
ve onu kabul etmek Kur'an-ı
miyyetj,
başladığı
katıldıkları
her mertebeden
olduğunu
bu gayretlerin
onun tamam-
iyi anlaşılıp doğru takdjm edilmesi şartjyle ancak mümkin
faaliyetinin
sürdürülmüş
geniş tefsiri, ve Şeriat yönünden
Cil
olan Sünnet ve Hadis ilmini öğrenme ve yayma çalışmala-
Sahabenin,
olacağı içindjr
S. HATİBO(~UJ
sahasında,
Alıziib /2 ı.
2 19. Hucuriil/6.
bazı farklı
veya mütenakız
anlayışların
vücud
bulmuş
60
(
olmasını tabii karşılamak
ği ve yanlışlığı
Hadis
gerekir. Ne var ki, herbiri, diğerinde
giderme lüzumunun
ve Fıkıh kitabıarı
dini şuuruna
hu nevi ilmi yardımlaşma
İşte bu islami ilim zihniyetiEin
yeri, en büyük
kültürünün
sahadaki
misalleriyle
pek çok mümessili
islami
mız olacaktır.
olan tenkidlerinden
tcnkid
anlayışını
Önce kendilerinin
ve Hadis
Hicretten
bazısını
arasında
onun
kaydetmek
şabında
en müstesna
bildirdiğine
8 sene evvel Niibüvvetin
Onun geniş
sfıretiyle
müşahhaslaştırma
kısa bir hayat. hikayclerini
kitabıarının
Bilhassa
.doludur.
İslam alim kadını olan Hz. AİŞE işgal etmekt.edir.
mahsfılü
Tahakat
gördüğü eksikli-
sahib bulunuyordu.
ilmi
imkanı-
vcrelim:
göre:
(M. 611) Mekke'de .doğ-
4. senesinde
muşlardır.
Hierelten
2 veya 3 sene önce, Hz. Hat.iee'nin
gamber ile nikahlandı.
Bu sırada 6 veya 7 yaşlarında
Hicri 2. senenin Şevval'inde
düğünü
oMu, 9 yaşlarında
Evliliği
8.5 sene sürdü.
36/656'da,
43 yaşında
Hz. Peygamberden
ne'de, Hz. Muaviye'nin
gecesi vefat
müteakip,
Hz. Pey-
idi.
(Kisan 624), Berlir dönüşü, Hz. Peygamberle
idi'.
Peygamberin
vefatında
Cemel harbine
18 yaşlarındaydı.
işt.irak etti.
sonra 47 senc daha yaşayarak,
hilMet.i devrinde,
17 Ramazan
65 yaşında iken, Medi.
58 LU Temmuz 678 Salı
etti.
Medine valisi Mcrvan
onun
vefatını
bu sırada
vekili Hz. Ebfı Hureyre
lJmre'de
olduğu
için, cenaze namazını,
kıldırdı.
Ilm ı Merkii
Hz. Aişe, Arabiarm
bası Hz. Ebfı Bekir'in
İlim membaına
neseb ve tarihleri
evinde büyümüşdü.
Bu öğrenme imkanlarını,
çüde kullanan
Daha sonra vahiy kaynağma
en yakın kimse sayılahilirdi.
olmadık bilgilere sahib oldu. Bilmediği
soruyordu.
üzerinde rnüt.ebahhir bir zat olan ba-
Hz. Aişe'nin,
Sünnet. kaynaklığı
Bu hakımdan,
ve a!,.Iamadığı herşeyi
vefatlarından
yapmış olması, kendisinden
nasib
Peygamberden
yüksek zek£i ve ilim aşkiyle
Peygamberin
geçti.
başkalarına
en geniş öl-
sonra bir yarım
rivayet edilen hadislerin
asır
de bin-
3 Evlendiği zaman yaşının 18 civarında olması liizım geldiği hakkmda Ömer Rıza DOCRUL'un
mütiilaa,.
için lık. Asr-,
SaaJel II, 1007 -1013; V, 14-25.
HAZHET-İ AİşE'NİN
lere ulaşmasını
büyük
miimkin kılmıştır.
haBinde
"Hz. Peygamberin
Ashabı, herhangi
etseler ve onu Aişe'ye sorsalar, muhakkak
diyor'.
de bulunmuş
ilk
bir meselede şübhe
onda buna dair bir bilgi bulurlardı"
mü-
bulunuyor.'
Hz.
Aişe'den
feyz alanlardan,
Mekke'nin
meşhur
alimi
Ata ibn
(25-114/646-732) Ona olan hayranlığı pek derindir: "Aişe, diyor,
Ebi Hebah'ın
en fakihi,
Kaynak1arımızda
hayli
en
ileri gelen Ashiibını gördüm, Hz. Aişe'den feraiz soruyorlardı"
şahedesinde
insanlarııı
de bulunduğu
Kufe fakihi Mesrfık (ö. 62/682): "Hz. Mu.
Hz. Aişe'den ilim alanlardan,
Yine
Halifelerin
ona başvurmuştur.
(ö. 50/670 ?), ki, çeşidli valiliklerde
Ebu Musa'l-Eş'ari
hammed'in
61
TENKİDCİLİ(;İ
Aralarında
Ashab, pek çok nıüşkilin
müslümanlardandır:
HADİs
yekun
en alimidir"'.
diğer pek çok alimin
bu kabilden
beyan
ve takdirleri
tutmaktadır.
Jlmi faaliyeti:
Hz. Aişe sadece
ve hatibdir.
gi sahibidir.
Devrinin
hadis .nakilcisi
Arab
tarihi,
Rivayet ettiği hadislerin
ulaşan rivayetleri
hakkiyle
yerine
Hz. Aişe'nin
şuuruna ermiş bulunduğu
gibi, kendisine
göre değerlendirmekte
yanlış veya eksik bulduklarını
fakih
derin bilve ravi-
düzeItme
vazi,
getirmektedir.
İslam
ilmine
işte onun bu çeşid rivayetIere
rak'leri
müfessirdir,
Şiir ve Tıb sahalarında
de, yüksek islami kültüriine
leri kim olursa olsun, bunlardan
[esini
değil, aynı zamanda
Ensab,
yaptığı
hizmetIerin
yaptığı tcnkidleri,
belki
de en büyüğünü,
yani Hadis ıstılahiyle:
teşkil eder. Bunları if>lam alimlı~ri müstakil
kitabıarda
istid-
toplamaya
ça-
lışmışlardır.
Tenkidlerine
tahsis
Bu sahada
Ebu
Mansur
en eski te'lif,
25 hadis
eserler:
Hatib
Ahdu'l-Muhsin
1096), ismi "el-Kifiiye"
birlikte
edilmiş
ibn
Bağdadi'nin
Muhammed
olması muhtemel'
muhaddis
eş-ŞiM'nin
bir diz'üdür.
arkadaşlarından,
(421-489/1030-
Bunda,
isnadlariyle
bahsedilir8•
kaydettiğinden
4 tbn Sa'd II, 375 (IIıi, 126); Ahvezi X, 380, r. 3970.
5 tbn Sa'd
6 Mustcdrek
ll.
y.; Mustcdrek
IV, 14; Nubcla
7 Bk. teabe s. 93.
8 Fehrese 174; Aynu'ı-tsabe
LV,
ıı.
IT, 130.
Mukaddinıesi;
Teralib II, 433. Haydariibiıd Saidiyye Kütüb.
hanesinde bu eserin me\'ciıd olduğu bildirilmektedir, el-Fihrisu'I-MeşTI,h,
r. Hadi. 360.
62
MEHMED
S.
HATiBOGLU
İkinci ve en geniş eser, Mısırlı Şafii alim Bedru 'd. Din ez-Zerkeşi'ye
(745-794/1344-1392) aiddir. Aslen Türk olan bu büyük alimin kitabı: ~~.)Li
~6....aJI~ :i.:..;~.6".;.\:..-1 lo ~I.ı:')I"ismini taşıyor. İstidrakler, ilgili şahıslara göre
sıralanmışdır' .
Üçüncüsü ise, Suyuli'nin (849-911 /1445-1505): "6~ !ll.;..(:..\ .j ~L..,.,.)l1:."':;"
~6....aJI~" ismiyle, yukarıdaki esere yaptığı telhistir. İstidrak1eri fıkıh bablarına göre (Salat, Cenaiz, Sıyam, Hac, Bey,' Nikah ..) sıralamış, Zerkeşinin eserine bazı çıkarma ve eklemelerde bulunmuşturlo.
HZ. AişE'NİN iSTiDRAKLERİ
Hz. Aişe'nin dini tenkidIeri başlıca iki sahada olmuştur:
a) Hatalı rivayet edildiklerine kani olduğu hadisiere karşı,
b) Kendi devri alimlerinin yanlış gördüğü fetvalarına karşı.
Aşağıda her iki sınıfa aid birkaç misal vereceğiz:
A. HADİs SAHASıNDA
• Başta Muvatta", Buhari" ve Müslim13 olmak üzere, belli başlı bütün hadis kitabıarının küçük farklarla kaydettikleri bir hadis vardır:".L~ y~ .:..).1 <;1
~ .al: Ölü, yakınlarının kendisine ağlaması y~zünden azaba uğratılır".
Hz. Peygamber'in bu kelamı nezaman, nerede ve hangi manada iradettikleri ve ölünün azab çekmesinin sebebieri üzerinde herbiri bir hadise dayanan
pek çok görüş ve te'viller ileri sürülmüştür. Hadisin zahiri manasını kabul
edenler arsında Hz. Ömer ve oğlunun da bulunduğunu kendisine nak1ettikleri
zaman Hz. Aişe keyfiyeti şu şekilde vuzuha kavuşturmuştur: "Siz, yalan söy.
lemez, yalanla itham da edilmemiş iki zattan hadis rivayet ediyorsunuz, fakat
9 Eser, Said el-Efğanl'nin tahkikiyle, ilk defa olarak Dimeşk'te, 1358/1939'da,
halinde basılmıştır,
10 Keşju'z-Zurııi.n
183 sahife
1181, 1384; Teratib II, 433-ı34. GAL S ll, 189, Süleymaniye nüshaları
için bk. 708/124 (y. 355-357); 1029/6 (y. 66-73); 103012 (y, 5-8). Suyfıtl, işbu telhisinin sonunda:
"Zerkeşi'nin kitabından istidrak sayılamıyacak olanlan çıkardım ve onun kaydetmediği şu ziyadelerde bulundum" diyerek iki hadis daha serdetmekte ise de, bunların ilki istidrak sayılamıyaeağı gibi (kş. Ahvezi V, 569-570), ikincisini de aslında Zerkeşi kaydetmiştir (Icabe 140), Suyüti'nin
gözünden
kaçmış olmalıdır,
II i. 234, r. 37.
12 II, 80-81.
13 II, 638- 644.
ırA7.RET-i
AişE'!'"iN
HADİs
kulak hata yapabilir ... , Hz. Peygamber
mişdi, yakınları
baş tarafına
ağlayıp duruyor
bu hususta
halbuki
Kur'anın
Bu Yahudinin
günahları,
miş
rehberliği
İmam
Muhammed'in
aynı kanaatte
"Hz. Aişe'nin
Kitab'daki
üzerine:
arasında,
günahını
hayatta
Bunlar
....
Size
çekmez"".
iken işlediği
gibi, münker bir şeyi vasiyet et-
şu şekilde
Kitab
nin oğlunmu?
kötülük
Keza İmam
açıklıyor:
ve Sünnetin
Şafii (150-204/699-
.
ddaletiyle
"'Kimse kimsenin
şey verilecektir"'ı"
(80-
göre, İmam-ı A'zam Ebu Hanife
görüşündedirl6•
rivayeti,
Sünnetten
cinayetten
sebebIeri
bildirdiğine
oluşunu
rür, kim zerre kadar
20.
Bunun
buyurmuşlardır
Kimse kimsenin
matem tutulması
deliller şu ayetlerdir:
ye ancak yaptığı
cak'"
ağlaşıyorlardı.
geç-
gösterilmektedir".
150/699-767) Hz. Aişe'nin
820)
mezarı yakınından
azab çekmekte,
yeter:
azab çekmesinin
veya arkasından
olması
bir Yahudinin
oturmuş
o kabrinde
63
TENKİnciLİcİ
sahih gorunuyor.
günahını
çekmez"'17, "'Kişi-
"'Kim zerre kadar iyilik yaparsa
yaparsa
onu görür"".,
delile gelince: Hz. Peygamber
onu gö-
"'Herkes yaptığını
bir adama:
bula-
Şu yanındaki
se-
diye sordu. O zat: evet, deyince: Bak, dedi, ne o senin işleyeceğin
mes'fıldür,
ne de sen onunkinden.
Cenab-ı Hak gibi bildiriyor
Böylece Hz. Peygamber
ki, nasıl bir kimse kendi yaptığını,
hine veya aleyhine yazdıramazsa,
tıbkı
başkasının
öylece herkes de, işlediği cinayetten
le-
bizzat
mcs'uldür ... " 21.
Hz. Aişe'yi
müslüman
destekleyen
mevtaya
hadisler
arasında,
Zerkeşi
Hz. Peygamberin
ağlamış
olduğunu
mani olmadığını bildiren rivayetleri
göstermekte,
biyle, Peygamber
onlarııı azabına
masının
muhal
Aleyhissclam'ın,
olduğunu
22
söylemektedir
(ö. 794/1392), bazı
ve ağlayanlara
sebeb olacak bir şey yap-
•
..
14 35. Filtır 118.
15 Rk. Ayn, LV, 86.,; AskalUn, III, 97; Kastalitin, II, 383..;
16 Muvatta-Şe)'bcini 113, r. 320.
17 6. En'am/164; 17. İsra/lS; :~S. Fatır/I8;
18 53. Necm 139.
i9 99. Zilz:il 17-8.
20 20. Tahil 115.
21 Beyhak, IV, 73.
22 Icabe 112-113.
da
alemlere rahmet olması hase-
39. Zumerf7;
53. Neem/38.
Mi::n~ıım
64
Hemen bütün
cemiyetlerde
yerleri veya şahısları
yoruz.
Bundan,
bir müslüman
mizdeyken,
mahmız
ve devirlerde,
sayımız
bunun
uğursıızluk
herİn
misal göstererek
tarafından
lerin
aynı şekilde
arasında
Annesi'nin
•
Birkaç
Sahabe
J:
bir
tarafından
kabul
arasında,
nokta,
ve münevver
Aşağıda 7\'1ü'ınin-
olduğunu
ve attadır"
göreceğiz:
"iJ..:J\
edilir:
".
bu sayılanlarda
olurdu"
ancak Hz. Aişe'-
Şöyle ki:
şekilde rivayet
fevkalade
böyle söylüyor
Hz. Aişe'nin
Dayandıklan
kadında
diye birşey obaydı,
Bahis konusu hadis, ileriki asırlarda
etmeyenler
da oluyor
hallediyor
varıp, Ebu Hurey.
etmekte
sinirlenmiş
"Bu söz, Peygamberin
devri adamlarının
zu teşkil etmiştir.
varılır.
zamanlar
iki zat, Hz. Aişe'nin huzuruna
verirler' •. Hz. Aişe bunu duyunca
Peygam-
her müslüman
verildiği için, gerçeğin tesbiti,
yukarıdaki
min ederek şöyle demiştir:
bazılarının,
vücud buluyordu.
nasıl
evde,
olmuştur.
Benu Amir kabilesinden
re'nin Hz. Peygamberden
izalesinde
devam ettirenlere,
şu mealde hir hadis rivayet
Uğursuzluk
mümkün
azaldı,
yeni evinin neta-
Mesela Şevval ayında (iki bayram
irşadlarından
meseleyi
Bu ibare: "Şayed uğursuzluk
Cahiliyye
geçtik, sayımız
karşı çıkan odur".
ka'\'Tanamadığı
şeklinde de aynı kaynaklarda
nın tavzihiyle
biz bir önceki evi-
taşındığı
inancmı
dahi fikri ihtilaflar
böyle
if.r<JI.J ;;1)\ .J ).ıJI
getireeeği
Im yoldaki
Hz. Peygamberin
biliMesela
çaresini istemiştir.
görenlerdendir.
arası) evlenmenin
müsliimaıılar
bulunarak",
değildir.
arta kalan Lu çeşidden iddiii ve tatbikatın
Hz. Aişe en büyük hizmeti
tatbikatlIlı
haric kalacak
fazla idi, ötekine
şikayette
meli çıktığını ileri sürmüş,
şeyleri, bazı günleri,
mevcud bulunuuğunu
gelmiş ve; "Ya Resulallah,
fazla, mahrnız
şeklinde
devrinden
birtakım
vakıasının
Arab cemiyetide
Hz. Peygambere
Cahiliyye
HATİBOGLU
uğursm: addetme
tabiatiyle
azaldı"
s.
olduğunu
ve Kur'an
haber
üzerine ye-
kendi sözü değildir,
olduklarını
hikaye
sadece,
etmişlerdir".
dahi pekçok ihtilaf ve te'villere
Ebu Hureyre'ye
müteveeeih
mesela İbnu 'l-Cevzi,
adı geçen hadisin
Kastallani
imadlar
ve İbn
bakıınından
Hacer
sağlam,
23 EbU Diivuc1, II, 345.
24 Ayni VI, 601.
25 Muvaua 972; Buhari lll, 217; VI, 124; VII, 31; Muslim 17 47-8; AlıveziVlIl,
Ebu Diivuc1l1, 342-345; Nesai VI, 220.... ; Ayni. Vı' 599-602; iX, 380; X, 213; Askalôni
IX, 108; X, 189; Kas/al/uni
26 llJusrıcd
Vi, 246 ...
V, 70.
mev-
bu reddiyesini
ILO-IL4;
VI, 39;
HAZRET-İ
başka Sahabeden
zihniyetiyle
ve çocuklarınızdan
olan kadınlardan
belirttikten
yokken,
gelebileceğini,
kafir
(683-756/1284-1355),
belki düşmanlık
yoksa hükmün
.... * 27 mealin-
ve fitne
kaynağı
hepsine teşrnil edilemiyeceğini
" ... Bu, hiçbir iilimin söyleyeceği
Yağnıurun
gören Cenab-ı Hak
yamayan
Meseleyi Kur'an
katılıyorlar:
size düşman. olanlar bulunabilir
sonra şöyle demektedir:
kadına
görüşüne
es-SUBKİ
uğursuzluğun,
ğildir. Kim böyle derse cahilin tekidir.
yan kimseyi
ediliyor olmasıdır.
Ali İbn Abdi'l-Kafi
muvacehesinde,
65
TE:\'KiDCİLiGİ
edeııler ise, Hz. Aişe'nin
Şafii alimlerinden
*Eşlerinizden
HADis
de aynı şekilde rivayet
mütalaa
deki ayet
J,iŞE';-.-iN
kimseye
yağmasını
herhangi
ıR,
şey de-
yıldızlara
bir kötülüğü,
bağla-
hiçbir
dahli
ne demez!"".
*
Buraya
kadar
kaydettiğiırıiz
istidraklerinde
mış hadisleri nasıl yerlerine koyuyor
muasırlarınca
verilmiş
zına dair birkaç
olduğunu
bazı dini fetvalardan
Hadis ve fıkıh usul kitabıarında
verilmiş
malumata
hadisler
ve bunlarda
dayanmış
derecesine
başlangıçta
onları
görüşünün
Şimdi de,
düzeltiş
tar-
se, ihtilaf noktalarında
hareketle,
mezkur
Bu telakkinin,
derlerneye
yazmanııştır,
Sünnetten
yerine
ayrı bir
edindikleri
fetvaların
Hadisciler
bir
merfU
çevresinde,
Nitekim
Medi-
sonra) meşhur İbn Şi-
başladıkları
zaman,
Salih,
zira, daha sonra pişman ola-
saymıyordu30•
dair
İbn
Teymiyye'nin
(661-728
i
kaydedelim:
kavilleri,
Ülemanın
fetvalara
başladığı kabul edilebilir.
hadis
Şeriatteki
şu ifadesini
"Sahabenin
mezlerse,
nakledilen
Salih ibn Keysan ile (ö. 140/757'den
(ö. 124 1712)hirlikde
Sahabe
1263-1328)
gördüklerini
Hz. Peygamberden
olmuştur.
yerleşmeye
aksine, Sahabe kavillerini
cağı üzere,
Sahabeden
Sahabenin,
çıkarıldığı
neli alim, muhaddis
hab Zuhri
yanlış
SAHASıNDA
olabileceklerinden
Hicrl II. asrın başlarında
Zuhri'nin
yanlış anlaşıl-
misal vereceğiz.
B. FETV.ALAR
önem
Hz. Aişe'nin,
görmüş bulunuyoruz.
şayed intişar
ekserisine
eder de, kendi devirlerinde
göre bunlar
Hücceı'dir.
Allah ve Resfılüne başvurulur.
Eğer ihtilaf
IX,
30 ıbn Sa'd II, 388-9 (lIn, 135).
108.
etmişler-
Onların ihtilaflı oldukları
27 64. Tegalııın IB.
28 Alimİmİzin İşaret ettiği hadis İçin bk. MM VI, 239, str. 29.
29 Xıırk,;ni IV, 217; Askalani
inkar ed il-
66
~fEH~ıED
S.
HATİBOGLU
kavlin hüccet olmadığı üzerinde Ülemanın ittifakı vardır. Bir Sahabi bir kavilde bulunmuş, başkaları bunun hilarmı bildirmemiş, fakat bu kavil intişar da
bulmamış ise, mesele ihtilaflıdır. Ekseri alimler onu hüeeet sayar, Ebfı Hanife,
Malik... gibi"" .
• Bir bakıma fevkalade bir kıymet ifade eden Sahabe görüşlerinin, bazan dini tatbikatta ne türlü hatalara sevkedebilmiş olduğuna dair hayli misal
vardır. Bazı kaynaklarda Ebfı Hureyre'nin fetvası olarak geçen aşağıdaki hadis
bunlardan birisidir:
Meselenin cereyan tarzını Buhari" ve Muslim'den" hulasaten kaydedelim:
Yedi meşhurfakihten Tabii Ebfı Bekr ibn Abdirrahman (ö. 93/712?), bir
va'zmda Ebfı Hureyre'nin: -Kim eünüb halde sabah ederse, o gün oruç tutmasın- dediğini duymuştur. Bu hükmü, babası, yine Tabiilerden, Abdurrahman
ibnu'l-Haris'e (ö. 43/663) naklediyor. Abdurrahman'ın buna gönlü yatmamıştır. Birlikte kalkıp Hz. Aişe ile Hz. Ummu Selerne'ye (ö. 60/680?) giderler":
Her iki Ummu'l-Mu'minin, Peygamberin fiiliyatını delil göstererek, Ebfı Hureyre'nin görüşünü nakzetmişlerdir. Bu neticeyi alan baba-oğul, kalkıp Mervan'ın (2-65/624-684) yanına çıkarlar. Mervan bu sırada Medine valisidir" ve
Abdurrahman'a, Peygamberin hanımlarından aldıkları cevabı gidip Ebfı Hu.
reyre'nin yüzüne çarpmasını söyler. Fakat Abdurrahman bu muameleyi hoş
karşılamaz. Bir zaman sonra, bir vesileyle, Ebfı Hureyre'ye durumu anlatma
fırsatı bulur. Karşılık olarak Ebu Hureyre, va'zmda bahsettiği hükmü, Pey.
gamberden bizzat duymuş olmadığını, kendisine Fadl ibn Abbas'ın (ö. 18/639)
31 FetiİL'u 1, 408.
32 Hemmam'ın (ö. 101/718) Sahife'sinde
32 rakamh hadis. Meselii Mıısned'in
VI. cildinin
99, 184, 203,245,266.
sahifelerinde Ebu Hureyre'nin sözü olarak geçmekte, 216. sahifesinde ise
Hz.
nakledilmektedir.
Peygamberden
33 II, 232-3.
34 S. 779-781.
35 Vak'anın başlangıcı, bir ri,'ayette şöyledir: "Tiibii Ya'lii ibn Ukbe birgün oruç tutmaya
niyyetlenip yatar. Sabahleyin eünüb uyanınca, ne yaraeah'Inı sormak üzere EbuHureyre'ye gider.
Bu Sahabi ona orueunu bozmasını söyler. Ya'la pek mutmain değildir. Mervan'a başvurur. Orada Abdurrahman ibnu'l-Haris vardır ... Tahav. II, 103.
36 Onun ilk tayini 41-49/661-669
43/661-663
arasında
tarihlerinde olduğuna göre, bahse menu
eereyan etmiş olması gerekir.
Mdisen;n 41-
HAZRET-İ
AİşE'NİJ'(
HADİs
67
TENKİOCİLİGİ
rivayet ettiğini söyler ve Peygamber hammlarının bu mevzuda kendisinden
daha salahiyetli olduklarını kabul ederek fetvasından döner37•
Bu hadisin tatbiki sadedinde Tahavi (229-321/844-933), EbU Hureyre'nin hadisini kabul eden kimselerin, ona göre amel ettiklerini, diğerlerinin de
ona uymadıklarını söylemekte" ve Ebu Yusuf ve Muhammed'in bu ikincilerden olduğuna işaret etmektedir39•
Şayed yukarıda isimleri geçen Tabii alimlerinin, kendi islami anlayışlarına
ters düşen bir hükmün aslını tahkik himmetleri olmasaydı, belki de bütün müslümanlar, mezkur durumlarda oruçlarını, Ebu Hureyre'nin va'zına kurban
etmiş olacaklardı!
• Hac veya Umre için ihrama girmiş bir kimseye yasak olan bazı fiiller
vardır: güzel koku sürünrnek, dikişli elbise giyrnek, avlanmak gibi. Bir de, ister
Cenab-ı Hakkın rızası için olsun, ister keffaret için, Mekke'ye kesilmek üzere
kurbanlık gönderme sünneti vardır ki, buna hed y denir. Hedy'i gönderen
kimse kendi memleketinde kalır. İşte böyle birisinin durumu, Hicri ı. asrın
ilk yarısı sonlarında, Basra ilahiyatçılarmı meşgul eden meselelerden birisi
olmuştur. Bu noktada İbn Abbas'ın şu fetvasına sahibiz:
''.ş.ıtll ~
.;~ (:.J.I Je- i.r:.L. ~ i';> 4.•.•.\S .••••1 ..:ro: Kim bir Hedy gönderirsc, ona, Hacca gitmiş kimseye haram olan şeyler, Hedy kurban edilinceye
kadar, haram 0Iur"40.
İbn Abbas, bin altıyüz küsur hadis rivayet etmiş alim Sahabilerdendir.
"Tercumanu'l-Kur'an"
lakabiyle meşhurdur. Peygamberin vefatlarında 13
yaşında olduğu, Hz. Peygamber'den bizzat 10 kadar hadis işittiği, Cemcl,
Sıffin ve Nehruvan harblerine H. Ali tarafında katıldığı, şehadetine kadar onun
Basra valiliğini yaptığı, Emevilcr zamanında siyasi hayattan çekildiği, 68/687
de Tiiif'dc vefat ettiği mervidir41.
Peygamberin sağlığında doğmuş olduğu bildirilen Medineli büyük Tabiilerden Rebla ibn Abdiilah ibni'l-Hudeyr (ö. 93/712)42, Basra'da, 36--40/
37 Fetvasından döndüğü bildirilenler arasında Ata ibn Ebi Rebah (25-114/646-732)
Ebii Hureyre'nin
damadı Said ibnu'I.Museyyib (15-94? /636-713) bulunmaktadır,
ve
Beyhaki LV,
215. Bu hadis için aynea bk. tıibar 136-138; Beyhaki IV, 213-215; Tahavi II, 102-107.
38 II, 103.
:19 II, 107.
40 MM V, 58, str. i i (Muvaııa
I, 340-1; Buhari II, 183; VI, 239; Muslim
41 Bk. Tehzib V, 276-279, r. 474.
42 Bu zat için bk. ıbn Sa'd V, 27 (V, 17); Buhari.Tarih
257.
959 .... ).
Ilı, 281; tsıiab r. 761; Tehzw III,
68
~IEHMED
S.
HATİBOGLU
656-661 seneleri arasında Hz. Ali'n.in valiliğini yapmış olan İbn Abbas'ı, Basra Mescidinin mimberinde "i~
..r.-=-o: ihramh halde" görmüştür ..Rebia, müteakıben Abdullah ibnu'z-Zubeyr'e (ö. 73/692) mülaki oluyor ve bu meseleyi kendisine açıyor. Abdullah'ın cevabı şudur: "Ka'benin Rabbine yemin ederim ki
bu bid'at'tir"43.
Basra'da, Ziyad ibn Ebihi'nin 45-53/665-673 senelerindeki valiliği sırasında, İbn Abbas'ın fetvasına göre amel edenler bulunduğu, hatta bizzat Ziyad'ın bunlar arasında olduğu anlaşılıyor. Ortada fıkhi bir ihtilaf vardır, fakatçözüm imkanları da vardır.
Ziyad, meseleyi bir mektubla Hz. Aişe'den soruyor. Alınan cevaba göre
iş, İbn Abbas'ın dediği gibi değildir. Zira Ilieri 9. senede, Hz. Peygamber Hacca bizzat gitmeyip, kendi yerineHz.
Ebfı Bekir'i göndermiş, tabii Hedyini
de birlikte, fakat bununla beraber, günlük yaşayısında hiçbir değişiklik olmamışdır.
Kaynaklarımız, İbn Abbas'ın bu görüşte yalnız olmadığını, İbn Ömer,
Kays ibn Sa'd gibi Sahabilerin, Nehai, Ata, İbn Sirin gibi Tabii alimlerinin de
aynı görüşte olduklarını bildirmektedir44.
Bu durum karşısında Hz. Aişe'nin tavzihinin belirttiği kıymeti İmam
Zuhri (50-125/670-742)
şöyle kaydediyor:
"Bu mevzuda halkın körlüğünü gideren ve onlara Sünneti açıkhyan ilk
kimse Hz. Aişe'dir. Halka Aişe'nin kavli ulaşınca, onunla amcl edip, İbn Abbas'ın fetvasını terkettiler"4s.
Bu fetvayı terkedenler arasında Hanefi İmamları.6 ve İmam Malik de47
bulunmaktadır.
*
İslam fıkıh mezhebIerinin fer'i meselelerde birbirlerinden bazı farklılıklar göstermesinin en mühim sebebierinden birisini, muhakkak ki, hadisleri
gerçek hüviyetleriyle aksettirmekte ravilerin herzaman başarılı olamaması
teşkil eder. Bu durumun dini tatbikatta tcvlid ettiği karışıklığın müşahhas
misalIeri pek çoktur. Mevzuumuzu ilgilendiren bir tanesini burada kaydedeceğiz.
43 Tahtivi II, 267; Aska/ani III, 354.
44 Tahtivi II, 264-268; Aska/ani III, 354-355; Ayni IV, 717-718.
45 Beyhaki
46 Tahtivi
47 M"vatıa
V, 234.
II,
267;
I, 341-2.
HAZltET-İ
•
AİşE'NİN
İkindi namazıarından
cağını
bildiren
HADİs
sonra, güneş batıncaya
hadisler erbabının
malumudur.
inkar sadedinde:
"Biz ( bu noktada)
riz" dediği ve Hz. Aişe'den
mervidir' 9.
İslam ibadet
ravisi
Abdullah
tarihi
ulaştığı zaman, Hz. Aişe'yi
Hz. Peygamberi
bakımından
ibnu'I-Haris
ibn
Bu Haşimi zat, Medine'de,
tarihi
Aişe'den
izahatın
bir kıymet
daha iyi bili-
aynısını
arzedı'n
verdiği
rivayetimizin
~evfcl'dir.
Hicretten
Babası ile Basra'ya
onu başa geçirdiler.
64-65/683-685
yapmış,
Bu arada Zeyd ibn Sabit'in
kendisine
aşağıda nakledeceğimiz
olduğu da söylenir.
sene valiliğini
kadar, namaz kılmmaya-
Bunun aksini bildirı~nlerine de,
hatta Hz. Aişe'den mervi olarak, sıkça rastlanır".
(ö. 50/670 ?), bu çe~idden ters rivayetler
69
TENKİDCİLİGİ
II sene önce doğmuştur.
Sahiibeılen
göçtü. Yezid vefat edinI'e, Basralılar
senelerinde,
daha sonra Haceilc'dan
burada,
kaçarak
ibnu'z-Zuheyr'in
Uman'a
bir
gitmiş, Ricri
79 veya 84'te (M. 698, 70;{) orada vefat etmiştir50•
işbu
İbnu'I-Haris
"Muaviye
şöyle anlatıyor:
(Medine 'yi ziyaretinde,
birgün)
den) ayrıldı. Bir kısım cemaat ise, ikindiden
yorlardı.
(Odasına) girdi, ben de yanında
ona divanda
yer açtı, yanına oturttu
maz ne ola? Hz. Peygamber'in
lınmasım da emretmiş
-
Muaviye
ğildir.
-
ona
daha
üzerine
gibi, kı-
dedi:
emrettiğin
bu namaz ne namazıdır?
görrnediğim gibi, kılınmasını
emretmiş
Hz. Aişe, bu namazı Hz. Peygamberin,
bana bildirmiştir,.
sonra hadiseyi
Muaviye,
için gönderdi.
diklerini naklettim.
Muaviye
olduğu bu na-
de de-
eevaben:
Ummu'l-Mu'minın
Bunun
ve sordu: Halkın kılmakta
halka kılmalarını
de iken, kılmış olduğunu
sormamız
devam edi-
idim, İbn Abbas çıkageldi.
dedi. (Az sonra) İbnu 'z-Zubeyr geldi, selam verip
onu kıldığını
İbnu'z-Zubeyr
İbnu'l-Haris
sonra namaz kılmaya
(Meseid-
böyle bir namaz kıldığını görmediğim
şöyle
İbnu 'z-Zubeyr,
Hz. Peygamberin
kıldırmıştı,
değildir. İbn Abbas cevaben: Bu namazı İbuu'z-Zubeyr'-
in fetvası üzerine (kılıyorlar),
oturdu.
ikindiyi
şöyle naklediyor:
benimle
Hz. Aişe'nin
kendi evin-
dedi.
birlikte
yanına
Bana: İbnu'z-Zubeyr
bir zatı Hz. Aişe'ye
girdim,
İbnu'z-Zuheyr'in
iyi beHeyememiş,
48 Mesel•• Musrıed VI, 50, 109, 1l3, 134, 159, 176.
49 el-Feıhu'r-Rabbtirıi
II, 293-294.
SO lbrı Sa' d V, 24-26 (V, 15-16); lsıiab r. 1500: Tehzib V, 181.
meseleyi
söyle-
dedi ve işin aslını
70
~IEnMED
S.
HATİnoGLV
anlattı: Gerçekten de bir defasında Peygamber aleyhi:;selam Hz. Aişe'nin evinde, ikindiden sonra, iki rek'at namaz kılmıştır. Fakat bu iki rek'at, ikindinın
değil, mübrem bir meşguliyet dolaymyle vaktinde edasına imkan bulamadıkları
öğle
naınazının
son sünnetidir.
"51
•
Sahabe devriııin ihtilaflı kelam meselelerinden biriı'ini, Hz. Peygamberin, Mi'rae'da Rabbini görüp görmediği hususu teşkil eder .
• Hz. Aişe ve İbn !\fes'ud (ii. 32/652) menfi kanaattedir. Bnna mukabil İbn
Abbas" ve Kibar-ı TabiIlıldan Drve, Ka'bu'I.Ahbar, Hasan, Zuhri... gibi alimlerin giirüşü müsbet istikamettedir. Bu sonuncular kendi aralarında da ihtilafa
düşmüş, kimisi bizzat gözleriyle gördü derken, diğerleri bunu kalb gözüne yorumlamıştır~.l.
İşte, Hz. Aişe'nin talebelerinden olan Mesruk (ö. 62/682), bu ihtilaflı
meseleyi, onu Peygambere ilk soran kimse olan" Mü'minlerin alim Annesine
açıyor. Hz. Aişe, ayetlerle delillendirdiği cevabına şöyle başlamıştır:
"Söylediğin şeyden saçlarım diken diken oldu. Sana şu üç şeyi kim söylerse, yalaıı söylemiştir: Kim Muhammed Aleyhisselam Rabbini gördü, derse ... "
55.
Bu mesele müteakib asırlarda da ilahiyatçı çevreleri meşgul etmekte devam edecektir. Müsbet görüşü paylaşan büyük muhaddislerden İbn Huzeyme
(223-311 /838-923), "Sahih "inde, Hz. Aişe'yi şu şekilde zayıflatmak istemektedir: "Hz. Aişe'nin nefyi bir ilme (hadise) dayanıyor değildir. Aişe, Hz. Peygamberden, Rahhini görmediğine dair birşey nakletmemektedir. Kendisi bu
hükme, sadece ayeti te'vil ederek varmıştır".
Keza Nevevi de (631-676/1233-1278), İbn Huzeyme'ye ittihaen şu görüşte bulunuyor: "Aişe, rü'yetin vukuunu merfii bir hadisle nefyetmemişdir. Şayed böyle bir hadisi olsaydı zikrederdi. Ancak ayetten i~tinhatına dayanmaktadır. Kendisine başka Sahahiler 'muhaliftir. Bir Sahabi bir kavilde bulunur.
Ötekiler ona muhalifkalırsa, bu kavil bir hüccet sayılmaz. Ayetteki "idrak"
kelimesinden mutad, ihata demektir. Bu da rü'yete mani değildir".
51 Musned
VI, 183-184.
52 Ahvez. IX, 168, r. 33:13; Musıedrek
Il, 316, 469.
53 Askalanı VIII, 429-431.
54 ı'Huslim 159, r. 287.
55 Buhar. VI, 50; Muslim 159; Ayrı. iX, 174-176; Askalanı VIII, 429.; Kas/alları. VII, 343
HAZRET-İ
Bu görüşleri
mi.ıhaddisin
,\İ~E';'iİ;\'
nakleden
düştüğü
gaflete parmak
büyük
basmakta
bilhassa
tarihçi
71
'fENKİoC:İLİcİ
(773-852/1372-1449),
İbn Hacer
Muslim'de meveud olduğunu",
şekilde hatırlatmaktadır".
Bu meseleye,
HADİs
her iki büyük
ve onlarınyok
dediği hadi~in
Mu~lim'in şarihi Nevevi'ye,
ve muhad(li~imiz,
İmam
Zehebi'nin
748/1274-1347) şu kat'! ifadesiyle son verelim: "Hz. Peygamberin
layı gözleriyle gördüğüne
lümanın,
dininde
kibar bir
(673-
Allah Tea-
dair bize eeli bir nas gelmiş değildir. Bu mesele Müs-
sükilda
geçiştiremiyeeeği
meselelerdendir
.. ."".
*
İslam ilimIerinin
her dalında
nin yaptığı tavzihlcrin
yazımızı
Siyasi çıkarların
Kerim ayetlerinden
yaptırtmak
uydurulabilmiş
gaye~iyle, devirler boyunca,
olmasının
de, mahdut ölçüde de oba, istifadeye
Bu çeşid gayretIerden
tarafından
nasıl başarısızlığa
ortaya çıkmaktadır.
Mekke'de
bitirelim .
avukatlığını
sayısız denecek derecede hadis
vakıadır.
da, Hz. Aişc'-
karar mercii olduğunu görüyorı~z. Bu ~'e~idi~tidraklı,rin-
den de misal vererek
•
olduğu gibi, Tefsir sahasında
yanı sıra,
kalkışılmış olduğu bir
birisi olarak görünen bir teşebbüsün
uğratılmış
olduğu husilsu
Kur'an-ı
aşağıdaki
Hz. Aişe
rivayetten
Yilsuf ibn Mahek (ö. 103/721?) anlatı-
vefat etmiş tabiilerdeıı
yor:
"Mervan
Hicaz
valisi idi, Muaviye
ve 56-57 arasındadır).
edilmesinden
Hutbeye
bahsediyordu.
Ebil Bekir'in
yince Mervan onun yakalanması
nin evine girdi.
Yakalamaya
Bu adam o kimsedir
tini indirmiştir",
mızda
Kur'an
Vak'anın
muvaffak
kahramanı
VIII,
II,
58 46. Ahkilf
429.
UR.
II 7
59 Bk. 24. NUr IU-16.
60 Buhari VI, 42.
birşeyler
söyle-
Bunun
üzerine Mervan:
öf be, ....• aye-
-Ana babasına:
bunları duyan Aişe şöyle cevap verbildiren
olan Abdurrahman,
Müşriklcr
rin en şeci ve keskin okçularındandır.
56 Aska/ani
sonra bey'at
ayet"
dışında,
bizim hakkı-
şey inzal etmemiştir"60.
göre, Bedir ve Uhud harblcrine
57 NubeM
olamadılar.
ardında
benim ma'silmiyetimi
hiçbir
(Medine valiliği 4.1-49
oğlu Abdurrahman
ki Allah onun hakkında:
olarak
etmişti
emrini verdi. O da kaçıp (kız kardeşi) Hz. Aişe-
dedi. Perdenin
di: Cenalı-ı Hak,
tayin
çıktı, Yezid'e, babası Muaviyeden
kaynakların
tarafında
iştirak
verdiği
bilgilere
etmiş, Kureyşlile-
Mübareze için ortaya çıktığında
karşısına
~IEH~IED
72
S.
IlATİBOGL LT
habası Hz. Ebil Bekir'in dikilmek istediği, fakat Hz. Peygamber
na mani olunduğu
mezkilrdur.
(6/628'de)
Hudeybiye'de
tarafınılan
müslüman
bu-
oldu. Ce61
mel'de Hz. Ajşe ilc bjrlikte jdj. Mekke'de 53 (veya 55) senesinde vefat etmjştjr
Kayııaklarımızın
feveriln ettjren
verdiğj
tamamlayıcı
husus, M~rvan'ın,
işi, Ebil Bekjr ve Ömer'jn
S ün
il
bilgilere
Yezid'e
göre",
biat edjlmesinj
Abdurrahman'ı
tekljf ederken,
bu
e t'i olarak takdim etmjş olmasıdır. Abdurrah-
man haklı olarak buna karşı çıkmış ve "Çocukları jçin biat almak onların değil,
HirakI'in,
Kayser'jn,
içerlcyen Mervan'ıp,
değilmi;jn?"
sındadır.
sünnetidir"
habaııın
Buhari'njn
mel'iln oğlu değilmisjn.?"
naklettiği
Abdurrahman'ı
Ayetjn
bu tutumundan
sebeb-j nüzfılünü
Zeecae
kendj hükmünü
şöyle açıklar:
edjlmeye
Buraya
kadar
benzerlerinden
ket noktası
en layık
arzettiğj
bakımındn
bağlayan
"Aişe'njn
reddiyesi jsnad bakımından
verdiğimjz
üzere,
ve düşüneelerinj
şahsında
istidraklerinden
Hz. Ajşe'njn
Bu iki kaynaktan
de katarak,
tesbiti,
son derece ehemmjyeti
İslamın
hajzdjr.
bulıınduğun~
Bu kitabiyat
koyacaklara
söylemeye
61 Viik,di 257; Musıed",k
yardımiyle
lüzum
bulan İslam ilminjn devirler
hal-j hazır durumu
o jstikbalj
bo-
ve istjkbalj
bütünü
kurmaya
jle or-
tabiatjyle
İslam kültürünü
Hz. Ajşe zih-
herzamankinden
daha muhtac
varmıdır?
lll, 473 -477; lsıiiib r. 1394; Usdu'ı-Giibe
II, 399-101, r. 5153; Tehzib VI, 146-147, r. 298....
62 Bir evvelkilerden ayrı olarak lık. A.yni IX, 145-147; Askaliini
liini VII, 325; Taberi-Ter,;r
hare-
aldığı İslami kültürüne
İslam Kjtabiyatının
ise, devrimizjn
bjlmem
ve pek çok.
yaptığı tenkjdlerde
pek çok meselede İslami eemiye-
en güzel ifadesini
manzaranın
ortaya
en sahilı,
olmuştur.
taya çıkarılması ilk şartını yerjne getjrmedikçe,
njyetiyle
(ö. 852/1449)
olancır".
misalolarak
imkan düşünülemez.
İbn Abbas rivayeti-
sonra İbn Hacer
bir ilim ve fazilet meş'alesi
Hz. Ajşe'njn
yunca
ken-
demektedir.
kaydettjkten
K ur' an ve Sünnet'tir.
tjni aydınlatan
ara-
jçin Muaviye'njn
fakat onun bunu geri çevirdjğj de mervidjr.
"batıı"
de anlaşılacağı
kendj müşahede
şekliI!.de eevab verdiği ve
çevirebjlmek
Abdurrahman'a
(24.1-311/855-923):
Mevzu jle ilgilj rjvayetlerj
kabfıl
fena halde
.... ayeti nazil olan adam
netjeeye müneer olduğu verilen malilmat
djsine 100000 Dirhem göndenliği,
ne"
demiştir. Bu müdaheleye
"Sen hakkında
~eklinde hiicum etmesi üzerine, onun da: "Asıl sen, Hz. Peygam-
ber'in lanetledjğj
hadjsenjn,
Kisra'nın
Abdurrahman'a:
X XVI, i 9; Ş(,~kcini V, 19-20; Zcidu'l-Mcsir
III, 30.1-306; lsiihe
VIII, 407-408; Kas/ulVII, 380-381.
63 Mezkiır ,ıyelin niizüıü sırasında İbn Alılıas'ın 1-2 yaşında olması gerekir!
AİşE':-;İN
HAZRET-I
HAOİs
:\-lakiilede Zikredilen
Kur'an-ı
Kerim.
Ahvezı:
l'uhfetu'I-Ahvezi
Süleyman
Saadet:
Vmdetu'l-Kari
Aynı:
Mım
1967.
Nedvi, Ö. R. Doğrııl tercemesi, İstanbul
(Buht1ri şerhi), I-ll, htanbul
es-Sunenu'l-Kubrcı,
Beyhaki:
el-Camiu's-8ahih,
Buhari:
1-8,
1928.
1308/1890 -?
yazmaları, bk. Noı: 10).
Haydaralıad,
B44-1355
11925-1936.
1315/1898.
İstanbul,
Haydarabad,
1~1, B61-B84/1942-l964.
es-Sunen, 1--2, Mısır, 1952.
Davud:
İbn
Felırese:
1-10,
et-Tarihu'l-Kebır,
Buhari-Tarih:
Fet
ı-ıo,
Şerhi),
Suyuti (Süleymaniyedeki
Aynu'l-İsabe:
Ebu
KAYNAKLAR
Fethu'l-Bari (Buhiiri şiJrhi), 1-13, Mısır, 1319-1329/1901-1911.
AskaIanı:
Asr-ı
(Tirmizi
73
TENKİociLİel
Hayr,
196:t
Mısır,
ii v a, ıbn Teymiyye
(1-5) Mısır, 1326-1329/1908.1911.
(N/usrıed'in fıkıh
E 1-Fe tlı u'r- H ab b ani:
biiblarına göre tertibii nüshası)
Saiiti, 1-16... Mısır.
El-Fihrıısu'l-Meşruh,
İbn
Sa'd:
İ ca b e; Zerkeşi,
Diıneşk,
lstiab:
ıbn Abdi'l-Rerr,
İtibar:
Hazimi,
Keşfu'z-Zunun,
(Buht1ri şerhi), 1-10, Mısır, 1307/]889.
Filiid Abdulbiiki
Hakim,
Ltiden,
1941-1943.
1936-1969.
neşri.
1-4
Haydarabad,
1334-1342/19]:1-1923.
imam Miilik, M. Fuad Abdulbiiki neşn.
Muvatta-Şeybani:
Şevkani:
1-7,
Ahmed ibn Hanbel, 1-6, Mısır.
Musned:
Mustedrek:
Sahife:
baskıları.
1319/1901.
Kiitib Çelebi, 1-2, İstanbul,
M u s] iın: M.
Nubela:
ve Leiden
1-4, Mısır.
Haydariibiid,
MM: el-mu'cemu'l-Mufehres,
N esai:
Beyrut
1939.
Jrşadu's-Sari
Kastalliini:
Muvatta:
1388/1968.
Haydariibiid,
Kitiibu't-Tabakiiti'l-Kebir,
es-Sunen,
Abdulliitif
1-8,
Mısır,
Siyeru Aliimi'n-Nubela,
Fethu'l-Kadir,
neşri, Mısır,
1967.
1930.
Zehebi, 1-3..., Mısır.
1-:1, Mısır.
Hemmam ilm Muneblıih'in
Sahifesi, İlahiyat
Fak.
Yayını,
1967.
74
Taberi-Tcfsir:
Tahiivi;
1-30, Mısır, 1957.
Şerhu Meani'l-.Asıir,
1-4, Mısır, 1387-.1388/1967-1968.
Tc h zib: Tehzibu't- Tehzib, lbn Hacer, 1-12, Haydarııbad,
1909.
Teratib:
et-Teratibıı'l-ldıiriyye,
Usdu'l-Gabe:
Vakidi:
Kitiibıı'l-Meğıizi,
Zadu'l-Mesir:
Zurkani:
İbnu'l-Esir,
1-2.
1-5, Mısır, 1280/1863.
1-3, 1966.
lbnıı'l-Cevzi,
(Muvatta
Kettani,
şerhi),
1..9, Diıncşk, 1968.
1-4, Mısır, 1310/1893.
1325-1327 11907-
Download