TBMM B:62 13 . 2 . 2007 O: 4 lış kullanma, artık, toplumda hızlı bir

advertisement
TBMM
B:62
13 . 2 . 2007
O: 4
lış kullanma, artık, toplumda hızlı bir şekilde yayılıyor. Sözleri yerli yerinde, bilerek kullanmak ge­
rekir. Anlamı bilinmeyen sözler için mutlaka sözlüğe müracaat edilmesi gerekmektedir.
Türkçenin kullanımıyla ilgili olarak yaşanan sorunların başında, söyleyiş bozukluğu geliyor.
Türkçe kökenli sözlerde söyleyiş bozukluğu fazla görülmüyor, ama, yabancı kaynaklı, alıntı sözler­
de söyleyiş bozukluğuna sık sık rastlamaktayız. Bu yanlışlardan kurtulmak için, kullandığımız sö­
zün doğru söylenişini bilmemiz gerekiyor. Dilimizde karşılığı bulunan sözlerin Türkçesini kullan­
mak da, bu yanlışlardan bizi kurtarır. Dilimizde karşılığı olmayan sözleri de kullanırken Türkçede
kabul görmüş ve yaygınlaşmış şekilleriyle kullanmamız gerekmektedir. Türk Dil Kurumunun ya­
yımlamış olduğu Türkçe Sözlük'ün 2005 yılındaki baskısında bu tür sözlerin söylenişleri de veril­
miştir; uzun söylenmesi gereken ünlüler, ince söylenmesi gereken ünlüler belirtilmiştir. Radyo ve
televizyon sunucularına, spikerlerine bu konuda büyük görevler düşmektedir. Sunucu ve spikerler
sözleri doğru biçimlerde söylerlerse doğru biçimler toplumda daha hızlı olarak yayılır. Önemli olan,
Türkçeyi doğru ve güzel kullanma konusunda bir duyarlılığın ve bilincin uyanmasıdır.
Günümüz Türkçesinin en önemli sorunu, yabancı dillerin, özellikle İngilizcenin Türkçeyi
olumsuz olarak etkilemesi. İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikan ve İngiliz kültürleri bütün dünya
dillerini etkilemeye başlamıştı. Türkiye'de İngilizceyle öğretime başlandığı 1950'lerde Anglosakson
kültürünün yoğun etkisi de kendini hissettirmişti. İngiliz sadece Türkçeyi değil başka dilleri de et­
kiliyordu. Fransızlar dillerini korumak amacıyla yasa bile çıkardılar.
Yabancı dil öğrenme düşüncesi zamanla yabancı dille öğretime dönüştü ve yaygınlaştı. Çocuk­
larımıza yabancı dil öğretelim, hatta, çocuklarımız bir dil değil birkaç dil öğrensinler, ama, yaban­
cı dille öğretim yanlış bir yoldur. Öğrenciler yabancı dili yabancı dil derslerinde öğrensinler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özentiyle dilimize yabancı sözlerin girişi son yıllarda gi­
derek arttı. Türkçesi varken yabancı kaynaklı sözleri kullanmak, bize göre, özentiden başka bir şey
değildir. Yabancı dillerin etkisinin artması Türkçenin söz varlığını, söz dizimi özelliklerini olumsuz
yönde etkiledi. "Divan Oteli" demek dururken "Hotel Divan", "Marmara Oteli" demek dururken,
"The Marmara" demek, Türkçenin söz dizimi özelliklerini zorlamaktır.
Son zamanlarda bir de çeviri yoluyla anlatım türü ortaya çıktı. Sözler Türkçe, ama, anlatım ka­
lıbı yabancı kaynaklı. Doğru olmayan bu kullanışlar giderek yaygınlaşıyor. Mesela, "çay içmek",
"kahve içmek" yerine ne diyoruz, "çay almak", "kahve almak", "çay alır mısın", "kahve alır mısın",
"özür dilerim" yerine "üzgünüm" gibi kullanışlar, bunlara sadece birkaç örnektir.
Türkçenin yapısına ve mantığına aykırı bu yanlışlardan kurtulmamız gerekiyor. Türkçemize,
son yıllarda, Batı dillerinden, özellikle de İngilizceden bir söz akımı olduğu gerçektir. Sözlerin bir
bölümü teknolojiyle birlikte geldi. Yeni bulunan ve yeni üretilen aletler ülkemize gelirken, adlarıy­
la birlikte geldiler, yani, "air-conditioner" gibi, "disket" gibi, "faks" gibi, "kamera" gibi, "monitör",
"printer", "radyo", "televizyon", "video", "walkman", ilâ âhirihi. Dilimizin doğal gelişmesi içerisin­
de bu aletlerin en az bir kısmma karşılık bulunabildi, bir kısmına ise bulunamadı. Mesela, "buzdo­
labı", "bilgisayar", "derin dondurucu" vesair.
Yeni bulunan ve üretilen aletlerin adları girmekle kalmadı, bu aletlerin çeşitli özellikleri, par­
çaları, kullanıcılarıyla ilgili sözler de dilimize girmeye başladı. Hatta, bu sözlerden fiiller de üretil­
di, türetildi. Mesela, "disk jockey" kısaltılmışı "DJ" olarak değil, İngilizcedeki söyleniş biçimiyle
"di jey". "Video jockey" "VJ" değil, "vi jey" biçiminde kullanıldı. "Fakslamak", "zaping yapmak",
"zumlamak", vesaire.
Yabancı kaynaklı söz kullanmak artık bir özenti hâline gelmiştir ülkemizde. Günlük hayatta,
çarşıda, pazarda, radyoda, televizyonda, basında, okulda, sporda, kısacası her yerde yabancı kay­
naklı sözler artık bilinçsizce ülkemizde kullanım alanına girmiştir. Şimdi, bu olumsuz duruma kar­
şılık toplumda Türkçe bilincini, Türkçe şuurunu uyandırmak ve canlı tutmak zorundayız.
-379-
Download