RATLARDA CİVA KLORİD`İN KARDİYOTOKSİK ETKİSİ ÜZERİNE

advertisement
RATLARDA CİVA KLORİD’İN KARDİYOTOKSİK ETKİSİ
ÜZERİNE SODYUM SELENİT VE VİTAMİN E’NİN
KORUYUCU ROLÜ
Hatice ARIKAN
YÜKSEK LİSANS TEZİ
BİYOLOJİ
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
KASIM 2011
ANKARA
Hatice
ARIKAN
tarafından
hazırlanan
RATLARDA
CİVA
KLORİD’İN
KARDİYOTOKSİK ETKİSİ ÜZERİNE SODYUM SELENİT VE VİTAMİN E’NİN
KORUYUCU ROLÜ adlı bu tezin yüksek lisans tezi olarak uygun olduğunu
onaylarım.
Prof. Dr. Yusuf KALENDER
…………………………………
Tez Danışmanı, Biyoloji Anabilim Dalı
Yrd. Doç. Dr. Meltem UZUNHİSARCIKLI
…………………………………
Tez Danışmanı, Biyoloji Anabilim Dalı
Bu çalışma, jürimiz tarafından oy birliği ile Biyoloji Anabilim Dalında Yüksek
Lisans tezi olarak kabul edilmiştir.
(Ünvanı, Adı ve Soyadı)**
…………………(imza)……….
(Anabilim Dalı, Üniversite Adı)
(Ünvanı, Adı ve Soyadı)***
…………………(imza)……….
(Anabilim Dalı, Üniversite Adı)
(Ünvanı, Adı ve Soyadı)
……………………(imza)…….
(Anabilim Dalı, Üniversite Adı)
(Ünvanı, Adı ve Soyadı)
……………………(imza)…….
(Anabilim Dalı, Üniversite Adı)
(Ünvanı, Adı ve Soyadı)
………………………(imza)….
(Anabilim Dalı, Üniversite Adı)
Tarih: 02/11/2011
Bu tez ile G.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Yönetim Kurulu Yüksek Lisans derecesini
onamıştır.
Prof. Dr. Bilal TOKLU
Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü
…………………………..
TEZ BİLDİRİMİ
Tez içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde
edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu
çalışmada orijinal olmayan her türlü kaynağa eksiksiz atıf yapıldığını bildiririm.
Hatice ARIKAN
iv
RATLARDA CİVA KLORİD’İN KARDİYOTOKSİK ETKİSİ ÜZERİNE
SODYUM SELENİT VE VİTAMİN E’NİN KORUYUCU ROLÜ
(Yüksek Lisans Tezi)
Hatice ARIKAN
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
Kasım 2011
ÖZET
Civa klorid insan ve hayvanlara oldukça toksik olduğu bilinen bir ağır metal
olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada, sodyum selenit, vitamin E, vitamin
E+sodyum selenit, civa klorid, sodyum selenit+civa klorid, vitamin E+civa
klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid erkek ratlara gavaj yoluyla
verilmiştir. Muameleden 4 hafta sonra ratlarda ışık mikroskobuyla kalpte
meydana gelen histopatolojik değişiklikler incelenmiş, antioksidan enzim
aktiviteleri ile lipit peroksidasyonunun son ürünü olan malondialdehit (MDA)
düzeyi kontrol grubu ile karşılaştırmalı olarak araştırılmıştır. Dördüncü
haftanın sonunda kontrol, sodyum selenit, vitamin E ve vitamin E+sodyum
selenit grupları arasında herhangi bir fark gözlenmemiştir. Civa klorid
muameleli grupta süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT), glutatyon
peroksidaz (GPx) ve glutatyon-S-transferaz (GST) aktivitelerinde kontrol
grubuna göre anlamlı bir azalma gözlenirken, MDA seviyesinde kontrole göre
anlamlı bir artış gözlenmiştir. Vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa
klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid muameleli gruplarda
araştırılan parametreler üzerine tamamen olmasa da koruyucu etkilerinin
olduğu gözlenmiştir. Civa klorid muameleli gruptaki ratların kalplerinde
birtakım histopatolojik değişiklikler meydana geldiği tespit edilirken, vitamin
E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa
klorid muameleli ratların kalplerinde ise daha az histopatolojik değişiklik
v
gözlenmiştir. Sonuç olarak vitamin E, sodyum selenit ve vitamin E+sodyum
selenit civa kloridin sebep olduğu kardiyotoksik etkiyi azaltmış ancak tam
olarak koruyamamıştır.
Bilim Kodu
: 203.1.057
Anahtar Kelimeler : Civa klorid, sodyum selenit, vitamin E, kardiyotoksisite,
antioksidan enzimler, histopatoloji
Sayfa Adedi
: 76
Tez Yöneticisi
: Prof. Dr. Yusuf Kalender
Yrd. Doç. Dr. Meltem Uzunhisarcıklı
vi
THE PROTECTIVE ROLE OF SODIUM SELENITE AND VITAMIN E ON
CARDIOTOXIC EFFECT OF MERCURIC CHLORIDE IN RATS
(M.Sc. Thesis)
Hatice ARIKAN
GAZI UNIVERSITY
INSTITUTE OF SCIENCE AND TECHNOLOGY
November 2011
ABSTRACT
Mercuric chloride, a heavy metal, has been recognized as a highly toxic metal to
both humans and animals. In this study, sodium selenite, vitamin E, vitamin
E+sodium selenite, mercuric chloride, sodium selenite+mercuric chloride,
vitamin E+mercuric chloride and sodium selenite+vitamin E+mercuric chloride
were given to male rats through gavage. Histopathological changes were
investigated using light microscope, antioxidant enzyme activities and
malondialdehite level, which is the product of lipit peroxidation, were
determined in the rats 4 weeks after the administration compared to control
group. At the end of the 4th week, there is no significant differences were
observed between control, sodium selenite, vitamin E and vitamin E+sodium
selenite groups. In mercuric chloride treated group while SOD, CAT, GPx and
GST activities were significantly lower than the control group, MDA levels were
significantly higher compared to the control group. In sodium selenite+mercuric
chloride,
vitamin
E+mercuric
chloride
and
sodium
seletine+vitamin
E+mercuric chloride treated groups we observed the protective effects on
examining parameters but not completely. While some histopathological
changes were detected in heart tissue in mercuric chloride treated group, less
histopathological changes were observed in sodium selenite+mercuric chloride,
vitamin E+mercuric chloride and sodium selenite+vitamin E+mercuric chloride
treated groups. As a result, sodium selenite, vitamin E and vitamin E+sodium
vii
selenite significantly reduce mercuric chloride induced cardiotoxicity in rats,
but not protect completely.
Science Code : 203.1.057
Key Words : Mercuric chloride, sodium selenite, vitamin E, cardiotoxicity,
antioxidant enzymes, histopathology
Page Number : 76
Adwiser
: Prof. Dr. Yusuf Kalender
Assist. Prof. Dr. Meltem Uzunhisarcıklı
viii
TEŞEKKÜR
Çalışmalarım boyunca değerli yardım ve katkılarıyla beni yönlendiren danışman
hocalarım Sayın Prof. Dr. Yusuf Kalender’e ve Yrd. Doç. Dr. Meltem
Uzunhisarcıklı’ya içtenlikle teşekkür ederim.
Ayrıca tez çalışmalarım boyunca yardımlarını esirgemeyen değerli hocalarım Yrd.
Doç. Dr. Ayşe Öğütcü Aslantürk, Araş. Gör. Fatma Gökçe Uzun, Araş. Gör. Filiz
Demir’e ve arkadaşım Emine Türk’e çok teşekkür ederim.
Beni bugünlerime getiren, her zaman her konuda beni destekleyen aileme çok
teşekkür ederim.
ix
İÇİNDEKİLER
Sayfa
ÖZET........................................................................................................................... İV
ABSTRACT ................................................................................................................Vİ
TEŞEKKÜR ............................................................................................................. Vİİİ
İÇİNDEKİLER ...........................................................................................................İX
ÇİZELGELERİN LİSTESİ ......................................................................................... Xİ
ŞEKİLLERİN LİSTESİ .............................................................................................Xİİ
RESİMLERİN LİSTESİ .......................................................................................... Xİİİ
1. GİRİŞ ....................................................................................................................... 1
2. MATERYAL VE YÖNTEM ................................................................................. 32
2.1. Hayvanlar ....................................................................................................... 32
2.2. Kimyasallar .................................................................................................... 32
2.3. Hayvanlara Uygulama Planı ........................................................................... 32
2.3.1. Kontrol grubu ....................................................................................... 33
2.3.2. Sodyum selenit uygulanan grup ........................................................... 33
2.3.3. Vitamin E uygulanan grup ................................................................... 33
2.3.4. Vitamin E + sodyum selenit uygulanan grup ....................................... 33
2.3.5. Civa klorid uygulanan grup .................................................................. 33
2.3.6. Sodyum selenit + civa klorid uygulanan grup...................................... 34
2.3.7. Vitamin E + civa klorid uygulanan grup .............................................. 34
2.3.8. Sodyum selenit + vitamin E + civa klorid uygulanan grup .................. 34
2.4. Biyokimyasal İncelemeler .............................................................................. 34
2.4.1. Malondialdehit miktarının belirlenmesi ............................................... 35
x
Sayfa
2.4.2. Antioksidan enzim aktivitelerinin belirlenmesi ................................... 35
2.5. Işık Mikroskobu İncelemeleri ........................................................................ 37
2.6. İstatistiksel Analizler ...................................................................................... 37
3. ARAŞTIRMA BULGULARI ................................................................................ 38
3.1. Malondialdehit Miktarının Değerlendirilmesi................................................ 38
3.2. Antioksidan Enzim Aktivitelerinin Değerlendirilmesi................................... 39
3.2.1. Süperoksit dismutaz enzim aktivitesi ................................................... 39
3.2.2. Katalaz enzim aktivitesi ....................................................................... 40
3.2.3. Glutatyon peroksidaz enzim aktivitesi ................................................. 41
3.2.4. Glutatyon-S-Transferaz enzim aktivitesi ............................................. 42
3.3. Histopatolojik Değerlendirme ........................................................................ 43
4. SONUÇ VE ÖNERİLER ....................................................................................... 50
KAYNAKLAR .......................................................................................................... 57
ÖZGEÇMİŞ ............................................................................................................... 76
xi
ÇİZELGELERİN LİSTESİ
Çizelge
Sayfa
Çizelge 3.1. Kalp dokusunda histopatolojik bulguların değerlendirilmesi………….49
xii
ŞEKİLLERİN LİSTESİ
Şekil
Sayfa
Şekil 1.1. Şematik olarak ağır metellerin doğaya yayınımları………..…...….………3
Şekil 3.1. Dördüncü haftanın sonunda kontrol grupları ve muameleli grupların
MDAseviyeleri...…………………………………………………………38
Şekil 3.2. Dördüncü haftanın sonunda kontrol grupları ve muameleli grupların
SOD seviyeleri…………...………………………………………………39
Şekil 3.3. Dördüncü haftanın sonunda kontrol grupları ve muameleli grupların
CAT seviyeleri………………...…………………………………………40
Şekil 3.4. Dördüncü haftanın sonunda kontrol grupları ve muameleli grupların
GPx seviyeleri……………………………………………………………41
Şekil 3.5. Dördüncü haftanın sonunda kontrol grupları ve muameleli grupların
GST seviyeleri……………………………………………………………42
xiii
RESİMLERİN LİSTESİ
Resim
Sayfa
Resim 3.1. Kontrol grubu ratların kalp dokusunun histolojik yapısı……………..…44
Resim 3.2. Vitamin E ratların kalp dokusunun histolojik yapısı…………..……..…44
Resim 3.3. Sodyum selenit uygulanmış ratların kalp dokusunun histolojik yapısı....45
Resim 3.4. Vitamin E+Sodyum selenit uygulanmış ratların kalp dokusunun
histolojik yapısı……………..…………………………………………..45
Resim 3.5. Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp dokusunun
histolojik yapısı……………… ………………………………………..46
Resim 3.6. Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp dokusunun
histolojik yapısı…………...…………………………….……………....46
Resim 3.7. Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp dokusunun
histolojik yapısı…………………………………………..……………..47
Resim 3.8. Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp dokusunun
histolojik yapısı……..……...…………………….……………………..47
Resim 3.9. Vitamin E + Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp
dokusunun histolojik yapısı……….……………………...…...………..48
Resim 3.10. Sodyum selenit + Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların
kalp dokusunun histolojik yapısı…...…………………….…...………..48
Resim 3.11. Sodyum selenit+Vitamin E+Civa klorid muamelesinden 4 hafta
sonra ratların kalp dokusunun histolojik yapısı………………………...49
1
1. GİRİŞ
Çağımızda doğal dengeyi, insan ve hayvan sağlığını tehdit eden en önemli
tehlikelerin başında çevre sorunları gelmektedir. Hızla artan dünya nüfusunun
beslenmesi, gelişen endüstrilerin ve daha uygar yaşama düzeyi sağlama amacı ile
sürdürülen çabaların istenilmeyen bir sonucu olarak ortaya çıkan bu konu
günümüzde de giderek artan boyutlarda önemini korumaktadır [Baş ve Demet,
1992].
Metaller ve diğer atıklardan oluşan kirleticiler çok çeşitli kaynaklardan ortaya
çıkabilmeleri, yaygın kirlilik oluşturmaları, çevre koşullarına dayanıklı olmaları,
sürekli biyolojik sistemlere yönelik etki göstermeleri ve kolaylıkla besin zincirine
girerek canlılarda artan yoğunluklarda birikebilmeleri nedeniyle diğer kimyasal
kirleticiler arasında ayrı bir önem taşırlar [Baş ve Demet, 1992].
İnsan ve hayvanlar için hayati önemi olan metaller, endüstri ve uygarlığın temelini
oluşturmaktadırlar [Vural, 2005]. Antik çağlarda bu metallerin cevherleri işlenmeye
başlandığından beri metaller insan faaliyetleri sonucu olarak doğal çevrimler dışında
atmosfere, hidrosfere ve pedosfere yayılmaya başlamışlardır [Kahvecioğlu ve ark.,
2003]. Bu şekilde bir taraftan kendisi bu metallere maruz kalmış, diğer taraftan da
çevresini kirletmeye başlamıştır [Vural, 2005].
Metaller, doğal olarak yer kabuğunun yapısında bulunan elementlerdir. Periyodik
cetvelde hidrojenden uranyuma kadar 90’ın üzerinde element mevcuttur ve bunların
20’si hariç diğerleri metal olarak karakterize edilir. Ancak bu metallerin 59 tanesi
“ağır metaller” olarak sınıflandırılır [Sarı, 2005].
Çevresel problemler söz konusu olduğunda ağır metal tanımı “nispeten yüksek
yoğunluğa sahip ve düşük konsantrasyonlarda bile toksik veya zehirleyici olan
metal” olarak kullanılmaktadır. Bu yaygın kanıya, ağır metallerin belirli bir zaman
aralığında canlı organizmada diğer metallere kıyasla akümülasyonunun fazla olması
ve bunun sonucu negatif etkinin giderek artması yol açmaktadır.
2
Gerçekte ağır metal tanımı fiziksel özellik açısından yoğunluğu 5 g/cm 3’ten daha
yüksek olan metaller için kullanılır. Bu gruba civa, kurşun, kadmiyum, krom, demir,
kobalt, bakır, nikel ve çinko olmak üzere 60’tan fazla metal dahildir. Bu elementler
doğaları gereği yer kürede genellikle karbonat, oksit, silikat ve sülfür halinde stabil
bileşik olarak veya silikatlar içinde hapis olarak bulunurlar [Kahvecioğlu ve ark.,
2003].
Pek çok tehlikeli ağır metal her gün insanlar ve hayvanlar tarafından solunur ve
absorbe edilir. Ağır metal kirliliği sadece gelişmekte olan ülkeler için değil aynı
zamanda gelişmiş ülkeler için de ciddi bir çevre sorunudur, çünkü kirlilik giderek
artmaktadır, fakat kirleticilerin azaltılmaması sorun oluşturmaktadır [Al-Attar,
2011a].
Çevrenin ağır metaller ile kirlenmesi doğal ve insan kaynaklı olabilmektedir. Doğal
kaynaklar; ana kayalar ve metal içeren minerallerdir. İnsan kaynaklı (antropojenik)
kaynaklar; tarım, siyah ve renkli metalürji, ulaşım, madencilik ve ilgili işlemlerdir
[Al-Attar, 2011b]. Ağır metallerin ekolojik sistemde yayılımları incelendiğinde doğal
çevrimden
ziyade
insan
elinin
çevreye
yayılımında
daha
etkili
olduğu
gözlenmektedir [Bakar ve Baba, 2009].
Ağır metaller, yok olmadığı ya da ayrışmadığı için kalıcı çevresel kirleticilerdir. Ağır
metaller çevresel alanlarında yayılan ve aralarında devretme yeteneğine sahip
kimyasal maddelerdir. Gerçekten de, ince parçacıklar veya gaz formundaki
kompozisyonu ile atmosfere yayılan ağır metaller, atmosferik akıntı tarafından
önemli mesafelere taşınmakta ve uzak bölgelerin ekosistemlerine girmektedir [AlAttar, 2011b].
Ağır metallerin çevreye yayılmasına neden olan etmenlerin başında endüstriyel
faaliyetler, motorlu taşıtların egzozları, maden yatakları ve işletmeleri, volkanik
faaliyetler, tarımda kullanılan gübre ve ilaçlar ile kentsel atıklar [Asri ve Sönmez,
2006], metal kaplama, kurşun batarya, seramik, matbaacılık, fotoğrafçılık, tekstil,
elektrik-elektronik, kimya, boya ve otomotiv endüstrileri [Sağlam ve Cihangir,
3
1995], çimento, demir-çelik, termik santraller, cam, çöp ve atık çamur yakma
tesisleri gibi alanlar gelmektedir [Bakar ve Baba, 2009]. Sürekli ve kullanıma bağlı
kirlenmenin yanı sıra kazalar sonucu da ağır metallerin çevreye yayınımı önemli
miktarlara ulaşabilmektedir [Kahvecioğlu ve ark., 2003].
Şekil 1.1. Şematik olarak ağır metallerin doğaya yayınımları [Kahvecioğlu ve ark.,
2003].
Birçok ağır metal, besin oranına bağlı olarak ve küçük miktarlarda insan ve diğer
canlı organizmaların vücudunun fonksiyonu için gereklidir. Diğerleri, yaşayan
organizmalara geçtiğinde zehirlenme ya da ölüme neden olabilmektedir [Al-Attar,
2011a].
Su ve besinler ile bünyeye alınan ağır metaller canlılarda birikerek tüm yaşam
aktivitelerine zarar verebilme ve değiştirebilme potansiyeline sahiptirler. Toksik
maddelerin doğrudan veya dolaylı olarak, eritrositlerin membran yapılarını, iyon
4
geçirgenliğini ve hücre metabolizmasını bozduğu ortaya konulmuştur [Kayhan ve
ark., 2009].
Ağır metallerin en göze çarpan özellikleri arasında vücuttan atılmadıkları ve çeşitli
dokularda (yağ dokusu, kemik vb.) biriktikleri gözlenir [Bakar ve Baba, 2009].
Zehirli metaller vücutta birikme yerlerine göre ikiye ayrılmaktadır; yumuşak dokuda
toplananlar (As, Hg, Cd, Bi) ve kemik dokuda toplananlar (Pb, Be, Ba, Florür ve
radyoaktif elementlerden bazıları) [Güley ve Vural, 1978].
Vücutta bulunan metal konsantrasyonları eşik değerleri aştığı andan itibaren zararlı
etkileri gözlenmeye başlar [Bakar ve Baba, 2009]. Ancak etkileri konsantrasyonları
yanında, metal iyonunun yapısına, çözünürlük değerine, kimyasal yapısına, redoks ve
kompleks oluşturma yeteneğine, vücuda alınış şekline, çevrede bulunma sıklığına,
lokal pH değerine bağlıdır. Metaller insan vücuduna solunum yolu, ağız yolu ve deri
yolu ile girebilirler. Girdikleri yol aynı zamanda yarattıkları etkileri de
yönlendirmektedir. Toksik etkilerini fizyolojik fonksiyonlar için gerekli olan bir veya
daha fazla reaktif gruplarla birleşerek açığa çıkarırlar [Kahvecioğlu ve ark., 2003].
İnsanlar binlerce yıldır pek çok farklı alanda ağır metalleri kullanmıştır. Bu ağır
metallerin kullanımı en az iki önemli yolla sağlığı etkilemektedir. Birincisi, çevresel
taşınma yoluyla, yiyecek, toprak, su, havanın insan katkılarıyla kontaminasyonu ve
ikincisi, elementin biyokimyasal şekli ya da çeşitlenmenin değişimiyle olmaktadır
[Castro-Gonzàlez ve Méndez-Armenta, 2008].
Ağır metallerin insan metabolizmasında oluşturdukları etki ve etkin oldukları
aşamalar ana sistemler açısından kısaca ele alındığında;

Kimyasal reaksiyonlara etki edenler

Fizyolojik ve taşınım sistemlerine etki edenler

Kanserojen ve mutajenik olarak yapı taşlarına etki edenler

Alerjen olarak etki edenler
5

Spesifik etki edenler olarak sıralamak mümkündür [Kahvecioğlu ve ark.,
2003; Bakar ve Baba, 2009].
Ayrıca ağır metaller biyolojik proseslere katılma derecelerine göre yaşamsal ve
yaşamsal olmayan olarak sınıflandırılırlar [Kahvecioğlu ve ark., 2003].
Metal toksisitesi ile ilgili iki mekanizma mevcuttur. Birincisi, enzimin aktif
bölgesinde yararlı olan metal, toksik metal ile yer değiştirir. İkincisi, toksik metal
moleküle bağlanır ve metalik katyonun değişmesi enzimin aktivitesini değiştirir
[Taylan ve Özkoç, 2007].
Ağır metaller, oksidasyon durumlarına bağlı olarak, oldukça reaktif olabilirler ve
sonuç olarak, birçok organizma için toksik olabilirler. Ağır metallerin toksik etkisi
reaktif oksijen türlerinin üretimi ve ortaya çıkan dengesiz hücresel redoks durumu ile
ilişkili görünmektedir [Pinto ve ark., 2003].
Birçok
çalışmada
ağır
metallerin
biyolojik
makromoleküllerin
oksidatif
reaksiyonlarında katalizör olarak davrandığını ve bu yüzden bu metallerin
toksisiteleri ile doku hasarına neden olabildiğini göstermiştir [Al-Attar, 2011b].
Metaller, özellikle kurşun, civa, kadmiyum ve arsenik gibi ağır metaller hem çevresel
hem mesleki insan hayatı için potansiyel tehdit oluşturmaktadır [Kakkar ve Jaffery,
2005]. Ağır metaller canlı organizmalarda çeşitli genetik, sitolojik, fizyolojik ve
biyokimyasal hasarlara neden olmaktadır [Yalçın ve ark., 2007].
Kadmiyum major çevresel toksik ajanlardan biridir. Çolakoğlu ve ark., Wistar ratlara
subkutan yolla kadmiyum klorid enjekte etmişler ve sonucunda testis dokusunda
interstisyel
alanda
kollagen
artışı,
Leydig
hücrelerinde
mitokondri
artışı,
spermatogenik hücrelerde lipit birikimi ve apoptozis tespit etmişlerdir. Uzun süre
kadmiyum maruziyetinin infertiliteye sebep olan ciddi hasarlar oluşturabileceğini
belirtmişlerdir [Çolakoğlu ve ark., 2011].
6
Kadmiyum ile ilgili yapılan başka bir çalışmada ratlara 30 gün boyunca kadmiyum
verilmiş ve kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, kadmiyum uygulanan grubun kan
kadmiyum seviyelerinde anlamlı bir artışın meydana geldiği, amilaz ve lipaz
aktivitelerinin artmasına rağmen, bu artışın anlamlı olmadığı görülmüştür.
Histopatolojik incelemelerde ise, pankreas preparatlarında kanama odaklarının ve
bağ dokusu artışının olduğu tespit edilmiştir [Gökalp ve ark., 2005].
Genç ve ark., yaptıkları çalışmada kadmiyumun uygulandığı sıçan grubunda
serebellum Purkinje nöronlarının kaybına neden olduğunu ve kadmiyumun
nörotoksik etkili olduğunu belirtmişlerdir [Genç ve ark., 1999].
Kurşun, hücresel olayları baskıladığı ve hayati organlara zarar verdiği bilinen ve
çevresel veya mesleki yolla maruz kalınan bir ağır metaldir. Mazıcıoğlu ve ark.,
yaptıkları çalışmada klinik semptom veren hafif orta derecede yüksek kan kurşun
düzeyleri ile seyreden olgularda fibrinojen seviyelerindeki azalmaya rağmen
hemostatik sistemin diğer elemanlarının etkilenmediğini belirlemişlerdir [Mazıcıoğlu
ve ark., 2008].
Ağır metal uygulanan bireylerde vücut ağırlığında başlangıç ağırlığına kıyasla
belirgin bir azalma olduğu saptanmıştır ve bu sonuç, ağır metal uygulamasının
bireylerin beslenme rejimlerinde ve metabolizmalarında çeşitli anormalliklere yol
açması ile ilişkilendirilmiştir. Yalçın ve ark., kurşun ve civa ile muamele edilen
farelerin canlı ağırlıklarında azalmaya ve alkalen fosfataz (ALP) değerlerinde önemli
azalmalara neden olduğunu saptamışlardır [Yalçın ve ark., 2007].
Yapılan başka bir çalışmada, kurşun asetat ile muamele edilen kobayların
elektrokardiyogramında kalp atımında yavaşlama, P-R aralığında uzama, kalp
ritminde düzensizlik ve S-T parçasında uzama şeklinde değişiklikler meydana geldiği
gözlenmiştir [Altınsaat ve ark., 1997].
Güler ve Karahan, yaptıkları çalışmada ratlara arsenik ile muamele etmişler ve
arsenik trioksitle ratlarda oluşturulan zehirlenmelerde arseniğin daha çok karaciğere,
7
sodyum arsenatla oluşturulan zehirlenmelerde ise böbreğe geçtiğini gözlemişlerdir.
Diğer yandan akut arsenik zehirlenmelerinde karbonhidrat metabolizmasının
bozulmasına bağlı olarak serum glikoz düzeyinde azalma oluştuğu belirtilmiştir
[Güler ve Karahan, 2000].
Yapılan başka bir çalışmada, ratlara arsenik trioksit (As2O3) ve sodyum arsenat
(Na2HAsO4) uygulamışlardır. İki arsenik bileşiği de karaciğerde, sinuzoidlerde
dilatasyon, hemoraji, hepatositlerde dejenerasyon, nekroz ve Kupffer hücre
aktivasyonu,
böbreklerde
ise,
hemoraji
ve
proksimal
tübül
epitellerinde
dejenerasyona neden olduğu gözlenmiştir [Öztürk ve ark., 1999].
Çinko (Zn) ve bakır (Cu) ile yapılan çalışmalarda bakır fazlalığının tiroit hormonu T4
düzeyinde ve canlı ağırlık kazancında azalmaya neden olduğu [Önder ve ark., 2011],
yüksek miktarda alınan bakırın eritrosit süperoksit dismutaz (SOD) aktivitesini
düşürdüğü, karaciğer ağırlığını ve serum Cu düzeyini artırdığı, yüksek miktarda
alınan çinkonun ise eritrosit SOD etkinliğini azalttığı ve karaciğer ağırlığını artırdığı,
birlikte alındığında ise pankreas ağırlığının arttığı [Aydemir ve Özcan, 2003], yine
yüksek
dozda
çinkonun
ratlarda
alanin
aminotransferaz
(ALT),
aspartat
aminotransferaz (AST) ve ALP değerlerini artırdığı [Tekeli ve ark., 2002]
gözlenmiştir.
Doğal ortamda ağır metal konsantrasyonu arttığında organizmalar üzerinde toksik
etki yapmakta ve enzimleri inhibe etmektedirler [Kayhan ve ark., 2009]. Çok toksik
metaller, esansiyel aminoasitlerin sülfidril, histidil veya karboksil gruplarına yüksek
affinite gösterirler ve proteinlerle etkileşerek enzimatik veya yapısal fonksiyonları
değiştirirler. Bazı metaller de metabolik olarak benzedikleri elementlerin yerine
geçerek toksik etki gösterirler [Vural, 2005].
Civa, tüm ağır metallerin en tehlikeli olanıdır [Houston, 2011]. Çok eski çağlardan
beri insanlığın bildiği bir metal olan civa elementi oda sıcaklığında sıvı halde
bulunan bir ağır metaldir [Güven ve ark., 2004; Çevre ve Orman Bakanlığı, 2006].
14.06 g/cm3 yoğunluğu ile ağır metaller grubunun bir üyesi olan civa periyodik
8
cetvelin 2B grubunda bulunan bir geçiş elementidir. Civa atom numarası 80 olan,
elektriği iyi ileten ama ısıyı iletmeyen, gümüş-beyaz bir metaldir [Bradl ve ark.,
2005].
Civa yer kabuğunun oluşumuna katılan temel elementlerdendir. Çoğunlukla yüzeysel
katmanlarda bulunur [Baş ve Demet, 1992] ve doğal dağılımla sürekli serbest hale
geçtiği için insan dahil tüm canlılarda iz halinde bulunur [Vural, 2005]. Civa (Hg)
litosfer, hidrosfer, atmosfer ve biyosfer dahil olmak üzere çevremizdeki en zehirli
ağır metallerden biridir [Castro-Gonzàlez ve Méndez-Armenta, 2008].
Dünyada üretilen civa ve civa bileşikleri çeşitli endüstri dallarında kullanılmaktadır
[Pehlivan ve ark., 1993] ve modern teknolojide bu madde bir çok alanda yaygın
olarak
kullanılmaktadır
[Vural,
1993].
Kloralkali
fabrikalarında,
elektrik
cihazlarında, boyalar, termometre, barometre gibi ölçü aletlerinin yapımında,
amalgam yapımı, kağıt endüstrisi ve tıpta civalı ilaçların yapımında, antiseptik,
diüretik, antisifilitik [Vural, 2005], ayrıca asetaldehit ve vinilklorit gibi sentetik
endüstriyel maddelerin üretiminde katalizör olarak, klor üretiminde elektrot olarak
[Vural, 1993], tıbbi amaçlı laksatifler, haşarat öldürücü ajanlar, dezenfektanlar,
fungusit olarak [Gupta, 2007], PVC (polivinilklorid) üretiminde [Pehlivan ve ark.,
1993], aşılar, kontak lens solüsyonları ve kozmetiklerde [Özdabak, 2006]
kullanılmaktadır. Ancak günümüzde civa kullanımı gerek metalik formunun ve
gerekse bileşiklerinin flora ve fauna için çok zehirli olmasından dolayı
azaltılmaktadır ve bazı endüstri kollarında kullanımı yasaklanmıştır [Güven ve ark.,
2004].
En büyük civa kaynağı yer kabuğunun tabii gazlarıdır. Civa fosil yakıtlarda da
bulunur [Baş ve Demet, 1992]. Fosil yakıtların yanması, madencilik sektöründe civa
içeren kayaçların kırılması, civa üretimi esnasında ve katı atık depolarından sızma,
atık pillerin rastgele atılması, diş hekimliğinde kullanılan amalgam dolgular ve evde
kullanılan
civa
içeren
aletlerin
kırılması
sonuçlanmaktadır [Bakar ve Baba, 2009].
civanın
çevreye
yayılması
ile
9
Dünya Sağlık Örgütü tarafından şehir alanlarında 0.1-5 ng/m3, endüstriyel alanlarda
0. 5-20 ng/m3 ve kent alanı dışında 0. 001-6 ng/m3 olması gerektiği belirtilmektedir
[Güler ve Çobanoğlu, 1997]. İnsan aktiviteleri, civanın normal topraktaki
seviyesinden 200.000 kez daha fazla seviyede olmasına yol açmaktadır [Gupta,
2007].
Civa besin zinciri aracılığıyla biyolojik organizmalar tarafından olduğu kadar su ve
hava tarafından da çevrede taşınmaktadır [WHO, 2003]. Civa çok düşük
konsantrasyonlarda dahi etkili olduğu için, çevrede kısa süreli konsantrasyon artışları
sağlık ve yaban hayatı üzerinde ciddi etkilere sahip olabilirler [Çevre ve Orman
Bakanlığı, 2006].
Civa bileşikleri toksikolojik karakterlerine göre üç grupta incelenir [Baş ve Demet,
1992]. Civanın biyolojik etkisi bu üç temel kimyasal formuyla ilişkilidir.
1. Elementel civa buharı
2. İnorganik civa tuzları (Hg2+2, Hg+2)
3. Organik civa bileşikleri [Greim ve Snyder, 2008; Dökmeci, 2001]
Civanın bütün formları, civanın maruz kalınan kimyasal formu, maruz kalma oranı,
maruz kalma süresi ve maruz kalma yoluna bağlı olarak doku ve organların çoğunda
toksik etkilere neden olabilir.
Mesleki ve çevresel ortamlarda, civanın karşılaşılan en yaygın formu inorganik civa
formudur [Carranza-Rosales ve ark., 2005]. İnorganik civa, iki değerlikli ve tek
değerlikli katyonik formların tuzları olarak meydana gelir [WHO, 2003]. İnorganik
civa bileşikleri ya da civa tuzları, klor, sülfür ve oksijen gibi diğer elementlerle
birleştiğinde meydana gelir [Gupta, 2007].
Civa hem ökaryotik hem de prokaryotik hücreler için oldukça toksiktir [Rozgaj ve
ark., 2005]. Civanın farklı formlarının toksisitesi, duyarlı dokularda farklı
birikimleriyle ilişkilidir [Gupta, 2007].
10
Civanın toksisitesi genellikle, vücudun her yerinde bulunan sülfidril gruplarındaki
hidrojen iyonunun yerine geçip sülfüre kovalent bağla bağlanması ile oluşur. Bu da
enzimlerin, transport mekanizmalarının, membranların ve yapısal proteinlerin yaygın
disfonksiyonuyla sonuçlanır [Nelson ve ark., 2008].
Civa ve bileşiklerinin asıl etki gösterdikleri organlar merkezi sinir sistemi ve
böbreklerdir. Bu etkiler ise civa bileşiklerinin organizmadaki tek metaboliti olan
Hg+2 ile ilgilidir. Ayrıca civanın toksik etki şiddeti, absorbe olan civanın sülfidril
grupları ile civa merkaptür meydana getirmesi ve bunun organizmada yayılarak
gösterdiği etkiye bağlıdır. Civanın in vivo ve in vitro olarak sülfidril içeren enzimleri
inhibe ettiği ve protoplazmik bir zehir özelliği kazandığı kabul edilmektedir [Vural,
2005].
İnorganik civa bileşiklerinin alınması durumunda bu bileşikler beyine gidemezler
ancak böbreklerde akümüle olarak böbreklerin çalışmasını engellerler. Kısa süre
maruz kalınması durumunda civanın ciğerler, ağız ve boğaz ile solunum yollarında
hasar yarattığı tespit edilmiştir. Bunun yanında civa konsantrasyonunun vücutta
yükselmesi, tansiyonun yükselmesine, kalp krizine, deride kızarıklık ve yaraların
oluşması ile gözlerin zarar görmesine neden olabilir. Civa kontaminasyonu yüksek
yiyeceklerin aşırı tüketilmesi durumunda tansiyon problemleri, kalp krizi ve kalp ile
ilgili rahatsızlıklara rastlanmaktadır [Güven ve ark., 2004].
Civa klorid (HgCl2), tohum ıslahı, deri tabaklama, fotoğraf yoğunlaştırıcı,
dezenfektanlar, mumyalama solüsyonları, ahşap ve anatomik örnekler için koruyucu
olarak ve diğer civa bileşiklerinin üretiminde kullanılmaktadır. Civa klorid içeren
farmasötikler topikal antiseptik ve dezenfektan olarak da kullanılmaktadır [Vaidya ve
Mehendale, 2005]. Yılda bir ton civa klorid endüstriyel işleme ve kentsel yakıt
yakma ile atmosfere salınmaktadır [Boujbiha ve ark., 2009].
Civa klorid kolaylıkla proteinlerle organik civa bileşiklerini oluşturduğu için civanın
en toksik formlarından biridir. Civa klorid yüksek derecede toksiktir ve kan dolaşımı
11
içine bir kez emildiğinde aşındırıcıdır, inorganik civa kırmızı kan hücrelerinin içine
girer ya da plazma proteinleri ile birleşir [El-Shenawy ve Hassan, 2008].
Civa kloridin çeşitli kan parametrelerinde ve karaciğer ve böbrek dokusunda
patolojik değişikliklere yol açığı [Wadaan, 2009], erkek ve dişi üreme sistemi [Rao
ve Sharma, 2001; Heath ve ark., 2009], boşaltım sistemi [Sharma ve ark., 2007a],
kalp ve aort dokusu [Tunali-Akbay ve ark., 2007] üzerinde toksik etkiye sahip
olduğu gösterilmiştir.
Merkürik bileşiklerin doku hasarı etkisiyle sonuçlanan oksidatif stresi indüklediği
kabul edilmektedir. Kumagai ve ark., civa klorid (1 mg Hg/kg) uyguladıkları
farelerde beyin Mn-SOD seviyesinde önemli artış olduğu gözlemişlerdir. İnorganik
civanın neden olduğu antioksidan enzimdeki artışın inflamasyona bağlı olduğu
belirtilmiştir [Kumagai ve ark., 1997].
Yapılan çalışmada, hamsterlara civa klorid (HgCl2) enjeksiyonundan üç gün sonra,
hemen hemen tüm hipoglossal gövdelerindeki
miyelinsiz sempatik liflerin yok
olduğu görülmüştür [Cheng ve ark., 2011]
Lee ve ark., civa klorid ile muamele ettikleri insan glioma hücrelerinde HgCl2’in
doza bağımlı olarak glutatyon (GSH) bileşeninin azalmasıyla birlikte hücre canlılığı
kaybına neden olduğunu belirtmişlerdir [Lee ve ark., 2002].
Civa kloridin rat beyninin çeşitli bölgelerinde reaktif oksijen türlerini ürettiği
gözlenmiştir. Rao ve ark., ratlara oral yoldan verilen civa kloridin beyinde serebral
yarımküre, serebellum ve medulla oblangatada lipit peroksidasyonunu arttırdığını,
total protein ve glikojeni değiştirdiğini, enzim aktivitelerini azalttığını, organ ve
vücut ağırlığında azalmaya neden olduğunu belirtmişlerdir [Rao ve ark., 2010].
Rao ve Gangadharan yaptıkları çalışmada erkek ratlara üç farklı konsantrasyonlarda
civa klorid uygulanmasının sonucunda doza bağımlı olarak sperm hareketliliği
azalırken, sperm canlılığında önemli bir azalma olmadığını gözlemişlerdir. Civa
12
klorid uygulanan spermlerde süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon peroksidaz
(GPx), glutatyon redüktaz (GR) aktivitesinde önemli azalma, malondialdehit (MDA)
seviyesinde önemli artış ve hidrojen peroksit (H2O2) üretiminde önemli artış
olduğunu tespit etmişlerdir [Rao ve Gangadharan, 2008].
Khan ve ark., farelerin üreme performansı üzerine HgCl2’in etkisini değerlendirmek
için yaptıkları çalışmada hem dişi hem de erkek farelerin fertilite ve hayatta kalma
indekslerinin azaldığını ve dişi farelerin ovaryumlarının ağırlıklarının kontrol
grubundan oldukça farklı olduğunu gözlemişlerdir [Khan ve ark., 2004].
Alam ve ark., erkek Wistar ratlara 4mg/kg HgCl2 ile muamelenin sonucunda
böbrekte ödem ve nekroz gibi histopatolojik değişiklikler ile renal dokularda katalaz
(CAT), GPx, SOD ve GR gibi antioksidan enzimlerinin aktivitesinde ve glutatyonda
azalma ve lipit peroksidasyonunda önemli artış meydana geldiğini gözlemişlerdir
[Alam ve ark., 2007].
Augusti ve ark., ratlara civa klorid uygulanan ratlarda, kontrol ile karşılaştırıldığında
GPx ve CAT aktivitesi artarken, SOD aktivitesinin baskılandığını gözlemişlerdir.
Civa kloridin lipit ve protein oksidasyonunu, plazma kreatin seviyesini arttırdığı
belirtilmiştir. Civa klorid maruziyetinden 12 saat sonra renal tübüler hasar, nekroz ile
birlikte vurgulanmıştır [Augusti ve ark., 2008].
Sharma ve ark., erkek farelere 5 mg/kg civa klorid uygulamışlar ve civa kloridin
süreye bağımlı olarak MDA seviyesinde artışa, böbrekte glomerül, proksimal ve
distal tübüllerin dejenerasyonu gibi patolojik değişikliklere neden olduğunu
belirtmişlerdir [Sharma ve ark., 2007a].
Park ve Park, civa klorid (2,4,6, ve 8 ppm) ile muamele ettikleri insan bronşiyal
epitel hücreleri kültüründe civa kloridin hücre ölümüne, reaktif oksijen türlerinin
(ROS) artışına ve sitozolik kaspas-3 aktivasyonuna yol açtığını gözlemişlerdir [Park
ve Park, 2007].
13
Rao ve ark., civa kloridin üç konsantrasyonunda insan lökosit kültüründe genotoksik
etkisini incelemişlerdir. Sonuç olarak, civa kloridin hücre döngüsü kinetiğine
etkisinin olmadığı, ancak hücredeki kardeş kromatit değişimi sıklığını doza bağımlı
olarak önemli derecede artırdığı gözlenmiştir. HgCl2 ayrıca kan kültüründe Canafaza (anormal mitoz) neden olmuştur. Bu veriler civa kloridin mutajenik
aktivitesini göstermektedir [Rao ve ark., 2001].
Sharma ve ark., yaptıkları çalışmada civa clorid intoksikasyonunun erkek farelerin
kanında kalsiyum seviyesi, asid fosfataz ve lipit peroksidasyonu bileşenlerinde
önemli artışa neden olduğu ve demir seviyesi, alkalin fosfataz ve GSH seviyesinde
ise önemli bir azalmaya neden olduğu belirtilmiştir [Sharma ve ark., 2005].
Yapılan bir çalışmada erkek ratlara 30 gün boyunca civa klorid uygulanmasının
sonucunda lipit peroksidasyonunda artış, GST, GPx, CAT aktivitesinde ve total
radikal tutma antioksidan potansiyelinde artış, Cu,Zn-SOD aktivitesinde azalma
olduğu gözlenmiştir [Gutierrez ve ark., 2006].
Klasik çalışmalar civa kloridin sitotoksisitesinin nekroz yoluyla hücre ölümüne
neden olan morfolojik ve biyokimyasal değişiklikleri içerdiğini göstermektedir
[Goering ve ark., 1999].
Ji ve ark., çevresel civaya besinsel olarak maruz kalan ratların karaciğerinde GSHPx ve GSH aktivitesinde artma, SOD aktivitesinde azalma ve serbest radikallerin
artmasıyla MDA seviyesinde önemli artış olduğunu vurgulamışlardır [Ji ve ark.,
2006].
Yapılan bir çalışmada, civa klorid uygulanan ratların karaciğerinde ALP aktivitesi ve
üremide düzensizlik, total protein, kolesterol, plazma trigliserid seviyelerinde
azalma, hipoglisemi, hepatik GSH bileşiğinde azalma olduğu görülmüştür [Merzoug
ve ark., 2009].
14
Bando ve ark., ratlara oral yoldan gavajla 3 gün boyunca 0.1 mg/kg civa klorid ile
muamele etmişler ve oksidatif stresi belirleyen hepatik GSH/GSSG oranının
azaldığını, hepatik antioksidan savunma sisteminin enzim aktivitelerinin ve protein
seviyesinin arttığını, GPx ve CAT aktivitesinin arttığını belirtmişlerdir [Bando ve
ark., 2005].
Yapılan bir çalışmada, HgCl2’in farelerin karaciğer ve böbrek dokularında δaminolevulinat dehidrataz (δ-ALA-D) aktivitesini inhibe ettiği görülmüştür. Ayrıca
civa kloridin karaciğer ve böbrekte tiyobarbiturik asid reaktif maddelerinin (TBARS)
seviyesini artırdığı gözlemlenmiştir [Brandão ve Nogueria, 2011].
Sharma ve ark., albino farelere civa klorid uygulamışlar ve civa kloridin karaciğerde
histopatolojik değişikliklere (sentrilobüler nekroz, degranülasyon, sitoplazmik
vakuolizasyon, karyoliz ve karyoreksis) ve lipit peroksidasyonunda artışa,
antioksidan enzimlerdeki azalmaya neden olduğunu belirtmişlerdir [Sharma ve ark.,
2007b].
Merkürik bileşikler gözde birikebilir ve çeşitli görme bozukluklarına neden
olabilmektedir. Toimela ve ark., civa klorid ile muamele ettikleri retinal pigment
epitel hücreleri kültüründe glutamat alımının konsantrasyona bağlı olarak azaldığını
ve hücre içi kalsiyum konsantrasyonunun arttığını belirtmişlerdir [Toimela ve Tähti,
2001].
Mahboob ve ark., farelerde civa klorid ile muamele edilen grupta tüm dokularda lipit
peroksidasyonunun arttığını, antioksidan enzimler olan SOD, GSH, GPx ve GR
aktivitelerinin testiste arttığını ve böbrek ve epididimiste azaldığını, bu enzimlerin
karaciğerde SOD artışı hariç etkilenmediğini belirtmişlerdir. Böylece civanın
antioksidan enzim seviyelerinde dokuya spesifik değişikliklere neden olduğunu
belirlemişlerdir [Mahboob ve ark., 2001].
Civa immün sistemi olumsuz etkilediği bilinen ksenobiyotik bir metaldir ve
bağışıklık sisteminin hücrelerinin apoptozunu tetikleyerek immün disfonksiyona ve
15
DNA’da mutajenik etkiye neden olabileceği öne sürülmektedir ve yapılan
çalışmalarla da desteklenmektedir [Dieter ve ark., 1983; Ben-Ozer ve ark., 2000;
Kim ve Sharma, 2004].
Civa ve türevlerinin damar düz kas hücrelerini daralttığı bilinmektedir [Golpon ve
ark., 2003] ve insan vücudunda civa birikiminin karotid aterosklerozun ilerlemesi ile
ilişkili olduğu ileri sürülmüştür [Salonen ve ark., 2000].
Civa klorid ile yapılan bir çalışmada, erkek ratlar oral uygulama ile içme sularında
90 gün boyunca sürekli olarak 0,50 ppm ve 100 ppm civa kloride maruz
bırakılmıştır. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında civa ile muamele edilen ratların
testislerinin ağırlığında artış ve yardımcı eşey bezlerinin ağırlığında azalma olduğu,
kauda epididimal sperm sayısı/hareketliliğinin önemli derecede azaldığı ve testikular
bölümlerin kalitatif incelemesinde daha az olgun luminal spermatozoa bulunduğu
görülmüştür [Boujbiha ve ark., 2009].
Biyolojik sistemlerde elektron alıcı moleküller olan ve fizyolojik veya patolojik
reaksiyonlar esnasında başka moleküller ile kolayca elektron alışverişine girip
onların yapısını bozan bu moleküllere serbest radikaller, oksidan moleküller veya en
doğru adlandırma ile reaktif oksijen türleri denmektedir [Aydın ve ark., 2001;
Durmuş ve Ünsaldı, 2005].
Reaktif oksijen türleri, reaktivitesi ve hasara eğilimi nedeniyle potansiyel toksik,
mutajenik ve karsinojeniktir [Nordberg ve Arner., 2001]. Serbest oksijen radikalleri
hücrenin protein, lipit ve nükleik asitleri içeren hücre yapılarına hasar verir [Antmen,
2005; Valko ve ark., 2007]. Reaktif oksijen türlerinin dengesiz üretimi, iskemi/
reperfüzyon hasarı, ateroskleroz , nörodejeneratif hastalıklar, kanser ve alerji gibi çok
sayıda hastalığın patogenezinde rol oynar [Mate´S ve ark., 1999].
Çoğu olayda serbest radikal üretimi pato-mekanizmanın bir parçasıdır ve pek çok
ksenobiyotiğin toksisitesi serbest radikal üretimi ile ilgilidir. Ağır metal olan civa,
kadmiyum ve kurşun gibi bazı çevresel kirleticilere uzun süre maruz kalmalar,
16
oksidatif strese neden olabilir ki bu biyolojik sistemlerdeki istenmeyen etkilerin
altında yatan mekanizmadır [Mercan, 2004].
Canlı organizmada normal metabolizma sırasında ya da patolojik yolla ortaya çıkan
serbest radikaller ve bunlara karşı koruyucu sistem olan antioksidan savunma sistemi
arasındaki dengenin serbest radikaller lehine kayması oksidatif stres olarak
adlandırılır [Aydın ve ark.,2001]. Canlı hücrelerde bulunan protein, lipit, karbohidrat
ve DNA gibi okside olabilecek maddelerin oksidasyonunu önleyen veya
geciktirebilen maddelere de antioksidanlar ve bu olaya antioksidan savunma denir
[Çavdar ve ark., 1997]. Bu antioksidan savunma sistemleri prokaryotik ve ökaryotik
organizmaların hayatta kalmaları için kritik öneme sahiptir [Limo’n-Pacheco ve
Gonsebatt., 2009].
Reaktif oksijen türlerinin oluşumunu ve bunların meydana getirdiği hasarı önlemek
için vücutta birçok savunma mekanizması gelişmiştir. Antioksidanlar, peroksidasyon
zincir reaksiyonunu engelleyerek, reaktif oksijen türlerini toplayarak lipit
peroksidasyonunu inhibe ederler [Akkuş, 1995].
Vücut oksidatif hasara karşı enzimatik ve enzimatik olmayan sistemleri de dahil
olmak üzere çeşitli savunma mekanizmaları geliştirmiştir [Demir ve ark., 2011].
Enzimatik olmayan (E ve C vitamini, ürat, melatonin, flavanoid, v.s.) ve enzimatik
(SOD, GPx ve CAT) antioksidanlar serbest radikalleri ve reaktif oksijen türlerini
temizleyici olarak gösterilmiştir [Uzun ve ark., 2010].
Süperoksit dismutaz (SOD), biyolojik sistemlerde serbest radikal aracılı süreçlerin
düzenlenmesi için büyük öneme sahip bir antioksidan enzimdir [Denisov ve
Afanas’ev., 2009]. SOD, reaktif oksijen türlerinden gelen süperokside bir elektron
vererek H2O2’ye indirgerken, CAT ve selenyum-bağımlı GPx ise H2O2’yi suya
indirger [Çaylak, 2011].
Malondialdehid (MDA) hücreler ve hücre içi membranlar ile reaktif oksijen türleri
arasındaki etkileşimden sonuçlanan lipit peroksidasyonunun son ürünüdür [Uzun ve
17
ark., 2010]. Peroksidasyonla oluşan MDA, membran komponentlerinin çapraz
bağlanmasına ve polimerizasyonuna sebep olur. Bu da deformasyon, iyon transportu,
enzim aktivitesi ve hücre yüzey bileşenlerinin agregasyonu gibi intrinsik membran
özelliklerini değiştirir [Akkuş, 1995]. MDA bu özelliği nedeniyle, mutajenik, hücre
kültürleri için genotoksik ve karsinojeniktir [Mercan, 2004].
Ağır metal maruziyeti sonrası antioksidan desteğinin etkisini belirlemek için çeşitli
çalışmalar devam etmektedir. Antioksidanların bazı ağır metallerin zararlarını
azaltmak için önemli rol oynayabildiği belirtilmiştir [Ercal ve ark., 2001].
Serbest radikal oluşumunun ve aktivitesinin kontrol altına alınması için vücut
antioksidanlar olarak bilinen birçok savunma sistemi geliştirmiştir [Koca ve
Karadeniz, 2003]. Ayrıca, bu savunma mekanizmaları vitaminler ve selenyum gibi
antioksidan maddelerin alınımı arttırılarak güçlendirilebilmektedir [Brenneisen ve
ark., 2005].
Enzimatik olmayan ve diyetle alınan vitamin E hayvanlarda normal hücre
farklılaşması ve fonksiyonu için gerekli olan [Olson, 1973], doğanın en etkili zincirkırıcı antioksidanıdır [Packer, 1991]. Vitamin E’nin, biyolojik sistemlerde lipit
peroksidasyonunu etkili bir şekilde azaltarak [Kalender ve ark., 2006; Kalender ve
ark., 2007] serbest radikal oluşumunu engellediği [Kalender ve ark., 2010]
bildirilmiştir.
Vitamin E, kalp kası hücrelerinin metabolizmasının ve fonksiyonunun çeşitli
durumlarını düzenleyen ya da onaran, kalp kasında membran unsurlarının önemli bir
lipofilik, zincir kırıcı antioksidanıdır [Janero, 1991]. Hücre membranlarında ve
lipoproteinlerde
peroksidasyonunun
vitamin
zincir
E’nin
temel
reaksiyonunu
antioksidan
kırmak
ve
fonksiyonu,
peroksil
lipit
radikallerini
yakalamaktır [Young ve Woodside, 2001; Schneider, 2005]. Endojen savunmayı
artırma mekanizmalarının tümünü kullanabildiği, bu nedenle çok hızlı ve geniş bir
antioksidan etki kapasitesine sahip olduğu gösterilmiştir [Dündar ve Aslan, 1999].
Vitamin E, kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde önemli rol oynamaktadır
18
[Carrasquedo ve ark., 1999]. Ayrıca, civa toksistesine karşı koruyucu etkiye sahiptir
[Rao ve Sharma, 2001].
Yapılan pek çok çalışmada vitamin E’nin ağır metaller ve kimyasal maddeler ile
muamele edilen ratlarda toksik etkilere karşı koruyucu etki gösterdiği bildirilmiştir
[Sobacı ve ark., 1993; Söğüt ve ark., 2004].
Kutlubay ve ark., alüminyumun böbreklerde glomerulus, proksimal tübül ve
Bowman kapsülünde şişmeye, yapışıklık, hemoraji, interstisyel dokuda fibrozis gibi
değişikliklere neden olduğunu tespit etmişlerdir.
Vitamin E ile birlikte
uygulandığında ise renal tübül hücrelerinin neredeyse normal görünümünde olduğu
belirtmişlerdir [Kutlubay ve ark., 2007].
El-Demerdash ve ark., ratlara kadmiyum klorid ile muamele ettikleri grupta plazma,
karaciğer ve beyinde serbest radikallerin arttığını, sperm konsantrasyonunun,
hareketliliğinin, epididimis ve testis ağırlıklarının azaldığını ve anormal sperm ve
ölümünün arttığını belirtmişlerdir. Vitamin E ile birlikte uygulandığı grupta ise
serbest radikal seviyesinin azaldığını, vitamin E’nin kadmiyumun spermler
üzerindeki toksik etkisini azalttığını gözlemlemişlerdir [El-Demerdash ve ark.,
2004].
Ağır metal karışımı uygulanan bir çalışmada karaciğerde oluşan hemoraji ile birlikte
kan
damarlarının
hepatositlerde
konjesyonu,
parçalanma,
dilatasyon,
hepatik
hücre
ilerlemiş
hepatoselüler
dizisinin
düzensizliğini
nekroz,
içeren
değişikliklere karşı uygulanan vitamin E’nin biyokimyasal ve histopatolojik
değişiklikleri azalttığı gözlenmiştir [Al-Attar, 2011a].
Osfor ve ark., yaptıkları çalışmada ratlarda bakır ve kurşun intoksikasyonunda üre,
kreatinin, ALT ve AST değerlerinin azaldığını, dokular ve serumda bakır ve kurşun
seviyelerinin azaldığını ve bu toksik etkileri vitamin E’nin en aza indirdiğini
gözlemişlerdir [Osfor ve ark., 2010].
19
Agarwal ve ark., ratlarda civa kloridin neden olduğu histopatolojik değişiklikleri ve
oksidatif hasara karşı vitamin E’nin koruyucu rolünü incelemişlerdir. Vitamin E
uygulamasından sonra karaciğer ve beyin dokusunda civa nedenli artan lipit
peroksidasyonunu düzenlendiğini gözlemişlerdir [Agarwal ve ark., 2010].
Vitamin E’nin civa ile birlikte uygulanmasının civanın neden olduğu erkek üreme
sistemi toksisitesine karşı koruyucu role sahip olduğunu belirtmişlerdir [Rao ve
Sharma, 2001].
Rani ve ark., ratlara 0.3mg/ml civa klorid verdiklerinde kan şekerinde artış ve
hemoglobin oranında azalma tespit etmişlerdir. Vitamin E’nin ise kan şekeri değerini
azalttığını ve hemoglobin oranını arttırdığını belirlemişlerdir [Rani ve ark., 2010].
Vitamin E gibi antioksidanların serbest radikal oluşumunu inhibe ettiği görülmüştür
[Kalender ve ark., 2004]. Durak ve ark., civa klorid ile muamele ettikleri insan
eritrositlerinde MDA seviyesinde artış olduğunu ve SOD, CAT ve GPx aktivitesinin
azaldığını gözlemişlerdir. Vitamin E uygulamasının ise HgCl2’in neden olduğu
sitotoksik etkisine karşı koruduğunu belirtmişlerdir [Durak ve ark., 2010].
Yapılan bir çalışmada, kadmiyum ile birlikte uygulanan vitamin E’nin antioksidan
savunma sisteminin enzimatik ve enzimatik olmayan bileşikleri ile lipit peroksit
konsantrasyonu ve hematolojik değerler üzerine kadmiyumun toksik etkisine karşı
koruyucu etki gösterdiği belirtilmiştir [Ognjanović ve ark., 2003].
Hsu ve ark., rat spermlerinde kurşunun spermin savunma kapasitesini azalttığı ve
böylece ROS üretimini artırdığını, sperm hareketliliği ve sperm-oosit penetrasyonunu
azalttığı, vitamin E’nin ise ROS üretimini azalttığı, oosit penetrasyonunun kapasitesi
ve hareketliliğindeki kaybını önlediğini gözlemişlerdir [Hsu ve ark., 1998].
Yapılan bir çalışmada, vitamin E ile ağır metaller birlikte verildiğinde böbrekte
histolojik değişikliklerin en aza indiği ve serum kreatinin ve kan üre seviyesinin
azaldığı bildirilmiştir [Hanafy ve Soltan, 2004].
20
Rao ve ark., yaptıkları çalışmada vitamin E’nin fare ovaryumunda antioksidan
sistemini koruyarak ve lipit peroksidasyonunu önleyerek nikel ve/veya kromun
neden olduğu toksisiteye karşı koruyucu etkisinin olduğunu belirtmişlerdir [Rao ve
ark., 2009].
Peroksidatif hasarın kontrolünde vitamin E ve selenyumun fonksiyonu genel olarak
kabul edilmektedir. Sülfür gibi selenyumun da ağır metaller için yüksek bir afinitesi
vardır [Ganther, 1980]. Özellikle civanın vücutta tutulmasını azalttığı bilinmektedir
[Hansen, 1988].
Selenyum, GPx ve tiyoredoksin redüktaz gibi antioksidan
özellikteki çeşitli enzimlerin yapısal komponentidir. Antikarsinojenik etkisi bulunan
selenyum [Csanaky ve Gregus, 2003] aynı zamanda tiroid hormon metabolizmasının
düzenlenmesinde, hücre büyümesinde ve eikosanoid biyosentezinde rol oynar
[Grosicki ve Kowalski, 2002]. Epidemiyolojik çalışmalar civanın kardiyovasküler
toksisitesi üzerine selenyumun muhtemel koruyucu etkisini desteklemektedir
[Mozaffarian, 2009].
Selenyumun, ağır metal ve kimyasal maddelerin hayvanlar üzerinde yarattığı zararlı
etkileri azalttığı ve iskemi reperfüzyonu onardığı çalışmalarla desteklenmiştir
[Toufektsian ve ark., 2000; Farina ve ark.,2003a; Venardos ve ark., 2004; Su ve ark.,
2008].
Selenyum sperm hareketliliği için gerekli olan ve çocuk düşürme riskini azaltabilen,
eksikliği ise kalp hastalıkları, diyabet ve karaciğerde anormallikler gibi birçok
hastalıkla bağlantılı bulunmuştur [Toyran ve ark., 2007].
Farina ve ark., rat karaciğerinde civa kloridin lipit peroksidasyonu ile ilgili hepatik 2tiyobarbiturik asid-reaktif maddelerinin (TBARS) seviyesini artırdığını ve selenitin
yalnızca hindistan yağı ile beslenen ratların karaciğerini civa kaynaklı lipit
peroksidasyonuna karşı koruduğunu belirtmişlerdir [Farina ve ark., 2003b].
Perottoni ve ark., HgCl2 (17µmol/kg) ile muamele ettikleri ratların hepatik ve renal
doku preparasyonunda TBARS seviyesinin arttığını, civa klorid ve sodyum selenitin
21
birlikte uygulandığı grupta ise sodyum selenitin in vivo civanın neden olduğu
oksidatif hasar ve tiyol grupları ile etkileşimini önlediğini gözlemişlerdir [Perottoni
ve ark., 2004].
El-Shenawy ve Hassan, civa klorid, selenyum ile birlikte verildiğinde, civa grubu ile
karşılaştırıldığında kan üre azotu (BUN), serum kreatinin, ALT ve AST
seviyelerinde önemli azalma, ALP seviyesinde önemli artış olduğunu belirtmişlerdir
[El-Shenawy ve Hassan, 2008]. Agarwal ve Behari, civa kloridin ratların
karaciğerinde
neden
olduğu
enzimatik
antioksidanlar
üzerindeki
etkilerini
selenyumun düzenlediğini belirtmişlerdir [Agarwal ve Behari, 2007].
Yapılan bir çalışmada, ratlarda arseniğin karaciğerde merkez damar içinde hücresel
debris ve sitoplazmik vakuolizasyon gibi zayıf patolojik değişikliklere neden olduğu
ve selenyum ile birlikte uygulandığında selenyumun karaciğerin histolojik yapısını
onardığı görülmüştür [Messarah ve ark., 2010].
Chmielnicka ve ark., ratlarda sodyum selenitin civa klorid maruziyetinden önce
verildiğinde kontrol grubu ile karşılaştırıldığında kalp ve böbreklerde civa seviyesini
neredeyse iki kat azalttığını ve karaciğer, kan, dalak ve akciğerde ise en azından
birkaç bölümde bu metalin seviyesinin arttığını gözlemişlerdir [Chmielnicka ve ark.,
1979].
El-Sharaky ve ark., yaptıkları çalışmada kadmiyum uygulanan ratlarda renal GPx,
tiyoredoksin redüktaz (TrxR) aktivitesi ve GSH seviyesinin azalması ile ilişkili olan
lipit peroksidasyonunun arttığını, kadmiyum selenyum ile birlikte uygulandığında ise
selenyumun kadmiyum uygulamasının yol açtığı biyokimyasal değişikliklere karşı
böbrek dokusunu koruduğu vurgulanmıştır [El-Sharaky ve ark., 2007].
Newairy ve ark., yaptıkları çalışmada ratlarda selenyumun karaciğerde antioksidan
enzimlerinin aktivitesini arttırarak ve MDA seviyesini azaltarak kadmiyumun neden
olduğu hepatotoksisiteyi onardığını belirlemişlerdir [Newairy ve ark., 2007].
22
Chung ve Maines
yaptıkları
çalışmada, ratlara civa klorid
(10μmol/kg)
uygulamasından 30 dk sonra farklı dozlarda sodyum selenit uygulandığında,
karaciğer ve böbrekte GSH metabolizması enzimlerinin aktivitesinde civa ile ilişkili
baskılanmayı engellediği ve 30 μmol/kg Hg+2 uygulanan ratlara selenyumun
uygulanmasıyla böbrekte GSH’ın konsantrasyonundaki baskılanmayı önemli olarak
azalttığını belirtmişlerdir [Chung ve Maines, 1982].
Jihen ve ark., ratlara kadmiyum uygulaması yapmışlar ve karaciğer total SOD, CuZnSOD, GPx ve CAT aktivitelerinin azaldığını, MDA seviyesinin arttığını,
kadmiyum+selenyum ile muamele edilen grupta ise selenyumun oksidatif stresi
kısmen düzelttiğini gözlemişlerdir [Jihen ve ark., 2009].
DMBA (7,12-dimethylbenz[a]anthracene) ratlarda tümöre neden olduğu bilinen bir
polisiklik aromatik hidrokarbondur. Talas ve ark., DMBA ile muamele ettikleri
ratların akciğer ve böbreğinde meydana gelen SOD, CAT, Se-GSH-Px ve GR
aktivitesindeki azalma ve MDA seviyesindeki artışı organoselenyum bileşikleri ile
uygulandığında antioksidan etkilerini onardığını ve lipit peroksidasyonunu azalttığını
belirtmişlerdir [Talas ve ark., 2009].
Özdemir ve Dursun yaptıkları çalışmada toksik ve kanserojen bir ağır metal olan
kurşunun testis dokusunda toksisitesini araştırdıklarında kurşun verilen bütün deney
gruplarında testis ağırlığının azalmış olduğunu ve selenyum ile birlikte verildiğinde
eser element değerlerinin kontrol grubu değerlerine yaklaştığı gözlenmiştir. Sonuç
olarak, selenyumun kadmiyum, kurşun gibi ağır metallerin toksik etkilerini tolere
edebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtmişlerdir [Özdemir ve Dursun, 2007].
Wu ve ark., ratları 12 ay boyunca selenyumdan eksik ya da yeterli besinlerle
beslemiş ve 1 ay boyunca içme sularında 1 μg sodyum selenit uygulamışlardır.
Uygulamalar sonucunda kontrol ile karşılaştırıldığında selenyum eksikliği olan rat
arterlerinin duvarında GPx aktivitesi ve ekspresyonu, SOD aktivitesi ve total
antioksidan kapasitesinin oldukça azaldığını, selenyum ilavesiyle tüm sonuçların
farklı ölçülerde onarıldığını belirlemişlerdir [Wu ve ark., 2003].
23
Civa hematolojik ve immünolojik değişiklikler gibi organizmalar üzerine çeşitli
toksik etkilere neden olabilen bir ağır metaldir. Brandão ve ark., farelere 1 hafta
difenil diselenid vermişler ve bu hafta sonrasında 2 hafta boyunca civa klorid ile
muamele etmişlerdir. Civa ile muamele edilen grupta eritrosit, hematokrit,
hemoglobin, lökosit ve trombosit sayımında azalma ve retikülosit yüzdesinde artış
meydana geldiğini, immünglobulin G ve M konsantrasyonu ve laktat dehidrojenaz
(LDH) aktivitesini arttırdığını, difenil diselenidin hematokrit, hemoglobin ve lökosit
seviyesinde azalmaya karşı koruyucu olduğunu, artan retikülosit yüzdesini
düzenlediğini ve diğer etkilere karşı koruyucu olduğunu belirtmişlerdir [Brandão ve
ark., 2008].
Thomas ve Smith yaptıkları çalışmada selenitin ratlarda metil civanın dağılımında
etkili olduğu ancak serebrum ya da eritrositlerin çözünen bileşenlerinde glutatyona
metil civanın bağlanmasında değişiklik olmadığı ya da plazmada devamlı düşük
moleküler ağırlıklı metil civanın oluşumuna neden olduğunu bildirmişlerdir [Thomas
ve Smith, 1984].
Yapılan bir çalışmada, civa klorid ve selenyumun birlikte verildiği farelerin
karaciğerinde civanın konsantrasyonunun daha yüksek olduğu, böbrekte ise civanın
konsantrasyonunun azaldığını belirtmişlerdir. Selenyumun böbrek ve karaciğerde
civanın birikimi üzerine farklı etkilere sahip olduğunu bildirmişlerdir [Yamamoto,
1985].
Vitamin E ve selenyum antioksidan mekanizması tarafından toksisiteyi düzenleyen
enzimatik olmayan antioksidan savunma sisteminin önemli bir kısmını oluşturur
[Karabulut-Bulan ve ark., 2008]. Selenyum eksikliği ve vitamin E eksikliği
ksenobiyotik metabolizması ve toksisitesini etkilemektedir [Hill ve Burk, 1982]. Her
ikisi de biyolojik membranları oksidatif dejenerasyondan korur [Rana ve Verma,
1997; Uyanık, 2000]. Selenyum ve vitamin E koroner kalp hastalıklarına karşı
koruyucu elementlerdir [Ellis ve ark., 1984; Tong ve Wang, 1998]. Ayrıca vitamin E
ve selenyumun dokularda oksidatif hasarın önlenmesiyle ilişkili bulunduğu
belirtilmiştir [Ganther, 1978].
24
El-Demerdash yaptığı çalışmada alüminyumun ratlarda plazma, karaciğer, beyin,
testis ve böbrekte serbest radikallere neden olduğu ve GST aktivitesini ve sülfidril
gruplarının seviyesini azalttığını gözlemiştir. Vitamin E ve selenyum birlikte
uygulandığında ise tüm parametreler üzerine alüminyumun toksik etkisini kısmen ya
da tamamen azalttığını belirtmiştir [El-Demerdash, 2004].
Yapılan bir çalışmada, ratlarda metil civanın üreme sistemi ve gelişimi üzerine toksik
etkisine karşı selenyum ve vitamin E’nin koruyucu etkisinin olduğu belirtilmiştir
[Beyrouty ve Chan, 2006].
Yapılan bir çalışmada, ratlarda karaciğer, beyin, böbrek ve kanda sipermetrin
tarafından oluşturulan oksidatif stres üzerine selenyum ve vitamin E’nin antioksidan
sistemde kompleks etkilere ve oksidatif strese karşı koruyucu etkilere neden olduğu
gözlenmiştir [Ateşşahin ve ark., 2005].
Singh ve ark., yaptıkları çalışmada vitamin E ve selenyumun humoral immün
cevabın artmasında sinerjistik etki gösterdikleri sonucuna varmışlardır [Singh ve
ark., 2006]. Fischer ve ark., selenyum ve vitamin E eksikliğinin antioksidan
savunma, hücre döngüsü, apoptozun inhibisyonunda önemli genlerin ekspresyon
seviyesinde düzenlenmenin azaldığını belirtmişlerdir [Fischer ve ark., 2001].
Kızıl ve Çay, E vitamini ve selenyumun, kansere neden olan bir polisiklik aromatik
hidrokarbon olan benzo(a)pirenin sebep olduğu antioksidan enzim düzeyleri ve lipit
peroksidasyonu üzerindeki olumsuz etkilerini düzeltmede ve kanserojen etkinliğini
önlemede yararlı olduğunu tespit etmişler, özellikle her ikisinin birlikte
kullanılmasının ise daha koruyucu olduğunu gözlemişlerdir [Kızıl ve Çay, 2010].
Nazıroğlu ve ark., kuzuların rasyonuna E vitamini ve selenyum eklediklerinde 0.3
mg sodyum selenit ve 250 mg E vitamini verdikleri gruplarda plazma T3
düzeylerinin hafif düzeyde arttığını ve yine plazma T4 düzeyi ile T4/ T3 oranının hafif
düzeyde azaldığını gözlemişlerdir [Nazıroğlu ve ark., 1998].
25
Nazıroğlu ve ark., ratlara kanser tedavisinde kullanılan sisplatin uygulayarak
hayvanların lens, karaciğer ve böbreklerinde lipit peroksidasyonunun arttığını ancak
antioksidan enzimler ve vitaminlerin azaldığını gözlemişlerdir. Selenyumun Vitamin
E ile birlikte uygulanması ile antioksidanlarda önemli ölçüde düzelme sağlandığını
belirtmişlerdir [Nazıroğlu ve ark., 2004].
Kleinschuster
ve
ark.,
embriyonik
nöral
retinal
hücrelerinin
histotipik
agregasyonunda metil civanın agregasyonunu tamamen inhibe ettiğini ve buna karşı
sodyum selenitin koruyucu etki gösterdiği, E vitamininin de koruyucu etki gösterdiği
ancak selenyumdan daha az etkili olduğunu belirtmişlerdir [Kleinschuster ve ark.,
1983].
Yapılan çalışmalarda vitamin E ve selenyumun ateroskleroza karşı koruyucu etki
gösterdiği bildirilmiştir [Wόjcicki ve ark., 1991; Schwenke ve Behr, 1998].
Kalp, büyük çoğunluğu kas dokusundan (kalp kası) yapılı, ritmik olarak kasılıp
gevşeyen kese şeklinde ve dört odacık içeren bir organdır. Üstteki iki odacık atrium,
alttaki diğer ikisi ventriküllerdir. Sağ atrium vücuttan gelen venöz kanı toplar. Bu
kan, sağ atriumdan sağ ventriküle geçer ve sağ ventrikül venöz kanı temizlenmek
üzere akciğerlere sevk eder. Sol atrium, akciğerlerden gelen arteriyal kanı toplar.
Kan, buradan sol ventriküle geçmesini takiben, sol ventrikülden bütün vücuda yayılır
[Murathanoğlu, 1996].
Kalbin duvarı üç esas tabakadan yapılıdır. Bunlar içten dışa doğru, endokardiyum,
miyokardiyum ve epikardiyum tabakalarıdır. Endokardiyumun iç alt tabakası
endoteldir. Endotel hücreleri, birbirine sıkı sıkıya bağlıdır ve apikal plazma
zarlarında kısa mikrovilluslar bulunur. Serbest yüzeyleri glikoprotein yapıdaki ince
bir tabaka örter. Bazal lamina incedir. Endotelin altında, ince kollajen fibriller içeren
gevşek bağ dokusundan yapılı bir tabaka yer alır. Bu alt tabaka, subendotel tabakası
adını
alır.
Subendotel
tabakasını,
subendokardiyum
alt
tabakası
izler.
Subendokardiyum, endokardiyumu ikinci tabaka olan miyokardiyuma bağlar ve
26
kollajen, elastik fibrilleri, kan damarlarını, ventrikül bölgelerinde iletici sisteme ait
özelleşmiş kas fibrillerini içerir [Murathanoğlu, 1996].
Miyokardiyum, kalp duvarının ara tabakasını oluşturur ve esas olarak, kas
dokusunun bir çeşidi olan, kalp kasından yapılıdır. Atriumlarda ince, ventriküllerde
daha kalın olan miyokardiyumun en kalın olduğu kalp bölgesi, sol ventrikül
duvarıdır. Miyokardiyumdaki kas hücrelerinin düzeni üç boyutludur. Bu nedenle
histolojik preparatlarda, küçük bir bölgede her yöndeki kas kesitleri görülebilir.
Kalpteki kas hücreleri, kasılan hücreler ve impuls üreten hücreler olmak üzere iki
çeşittir [Murathanoğlu, 1996].
Epikardiyum, kalbi çeviren seröz bir örtüdür ve perikardiyumun viseral tabakasını
oluşturur. Epikardiyumun dış yüzeyini, tek tabakalı yassı epitelden yapılı ve ince bir
bağ dokusu tabakası üzerine oturan mezotel teşkil eder. Bu bağ dokusu tabakası ve
viseral perikardiyum arasını sinirler, sinir gangliyonları, kan damarları ve ünilokülar
yağ dokusu içeren, gevşek bağ dokusundan yapılı bir tabaka doldurur. Bu tabaka,
subepikardiyum adını alır [Murathanoğlu, 1996].
Kalp ritmik kasılmalarla kanı dolaşım sistemine pompalayan kas kitlesinden oluşmuş
bir organdır. Kalp kası hücreleri çok sayıda mitokondri içerir. Bunlar sitoplazma
hacminin %40’ ından fazlasını doldurur. Bu durum, kalp kasının sürekli biçimde
oksidatif metabolizmaya duyduğu gereksinimi yansıtmaktadır [Junqueira ve
Carneiro, 2003].
Tunali-Akbay ve ark., yaptıkları çalışmada Wistar albino ratlara 5 mg/kg civa kloridi
intraperitonal enjeksiyon ile uygulamışlar ve kontrol grubu ile karşılaştırıldığında
HgCl2’in ratların aort ve kalp dokusunda serum ve doku örneklerinde GSH seviyesini
azaltarak ve MDA seviyesini arttırarak oksidatif doku hasarına neden olduğunu,
HgCl2’in kardiyotoksisitesini onaylayan tromboplastik aktivitesini artırdığını, serum
LDH ve tümör nekroz faktör alfa (TNF-α) artırdığını belirlemişlerdir [Tunali-Akbay
ve ark., 2007].
27
Moreira-Rodrigues ve ark., ratlara HgCl2 (1 mg/kg) enjekte etmişler ve sonucunda
miyosit apoptozunda artış ve sol ventrikül de fibrozis, kardiyak atrofi ile birlikte
bazal ve izovolumetrik kalp atışında, sol ventrikül sistolik ve diyastolik disfonksiyon
tespit etmişlerdir [Moreira-Rodrigues ve ark., 2010].
Rhee ve Choi,
2.0 mg/kg civa klorid ile muamele ettikleri tavşanların kalp
dokusunda matrikste nadir birikim ve kristanın parçalanmasıyla mitokondrinin
dilatasyonu, fokal membran parçalanması ile sarkoplazmik retikulumun dilatasyonu
ve çapraz bantlaşmaya benzeyen miyofibriler dejenerasyon gözlemişlerdir [Rhee ve
Choi, 1989].
Yapılan çalışmalarda civa klorid ile muamele edilen hayvanların kalplerinde yüksek
kasılma zamanında ilerleyici bir azalma, güçte azalma meydana geldiği [Vassallo ve
ark., 1999; Assis ve ark., 2003], miyozin ATPaz aktivitesinin etkilendiği [Vassallo
ve ark., 1999; Moreira ve ark., 2003], bazal sistolik ve diastolik basınç ve kalp
ritminin etkilediği [Massaroni ve ark., 1995; Machado ve ark., 2007], anjiotensin
dönüştürücü enzimi artırdığı [Wiggers ve ark., 2008], sistemik arteriyel kan
basıncının arttığı [Carmignani ve ark., 1992], kardiyak inotropizmin arttığı
[Carmignani ve ark., 1983] belirtilmiştir.
İnorganik civa in vivo olarak şiddetli kardiyotoksisiteye yol açma yeteneğine sahiptir
ve sodyum pompasını inhibe eder, bu etki hücre içi Na+ artırır ve sonuç olarak
Na+/Ca+2 değişimi aktivitesini indirger ve hücre içi Ca+2 konsantrasyonunu artırır.
Falcachio ve ark., civa klorid ile muamele ettikleri ratlarda sağ miyokardiyumunun
güç gelişimini indirgediği ve sodyum pompasını inhibe ettiğini belirtmişlerdir
[Falcachio ve ark., 2005].
Civa kardiyovasküler hastalıklar ile ilişkili olan önemli bir yüksek yoğunluklu
lipoprotein bağlı antioksidan enzim olan paraoksonazı inaktive edebilmektedir
[Virtanen ve ark., 2007].
28
Dimitrov ve ark.,
adriamisin ile muamele ettikleri tavşanların kalp dokusunu
elektron mikroskobu ile incelediklerinde mitokondri, sarkoplazmik retikulum ve
miyofibrillerde değişikliklere neden olduğunu gözlemişlerdir. Selenyum ile birlikte
uygulandığında ise selenyumun kalbin histolojik yapısını normal şekliyle
koruduğunu belirtmişlerdir [Dimitrov ve ark., 1987].
Molina ve Garcia yaptıkları çalışmada selenyumdan eksik diyetle beslenen ratların
kalbinde mitokondriyal ve sitozolik GPx aktivitesinin %87 azaldığını ve bu
azalmanın kalpte mitokondriyal süspansiyon ve homojenatlarda peroksidasyonun
artmasıyla ilişkili olduğu ve selenoenzimlerin kalpteki hidrojen peroksitin
detoksifikasyonu için daha önemli olduğu belirtilmiştir [Molina ve Garcia, 1997].
Jamall ve Smith yaptıkları çalışmada ratlarda kadmiyumun kalp dokusunda
histopatolojik değişiklikler ile kalp ağırlığında artışa ve SOD, GPx ve selenoenzimin
aktivitesinde azalmaya neden olduğunu, selenyumun verilmesiyle GPx aktivitesinin
azalmasını önlediğini ancak SOD üzerine kadmiyumun etkisini etkilemediğini
belirtmişlerdir [Jamall ve Smith, 1985].
Kadmiyum ile yapılan bir çalışmada erkek ratların kalbinde antioksidan savunma
sisteminde CuZnSOD, GPx, GST ve GR aktivitelerinde artış ve MnSOD
aktivitesinde azalış meydana geldiği gözlenmiştir. Antioksidan savunma sisteminin
değişikliklerinin ise uygulanan Vitamin E ve koenzim Q ile geri dönüştürüldüğü
vurgulanmıştır [Ognjanović ve ark., 2006].
Güvendik ve Tümtürk yaptıkları çalışmada, akut miyokard infarktüslü ve koroner
arter hastalığı olan hastalarda serum selenyum düzeylerinin arasında önemli fark
olmadığı halde, kontrol grubu ile her iki grup arasında anlamlı fark olduğunu
saptamışlardır [Güvendik ve Tümtürk, 1993].
Ayaz ve ark., rat kardiyomiyositlerinin iyonik akımında selenyumun kalp
preparasyonunun hücre içi Ca2+ geçişi ve kendiliğinden kasılma parametreleri
üzerine önemli bir etkisinin olmaması ile potansiyel etkisini biraz ilerlettiği
29
gözlenmiştir. Aynı çalışmada GSH seviyesinin arttığı belirtilmiştir [Ayaz ve ark.,
2005].
Yapılan bir çalışmada, doksorubisin uygulanan farelerin kalbinde GPx aktivitesinin
azaldığı, aksine kalpte SOD aktivitesinin etkilenmediği gözlenmiştir [Doroshow ve
ark., 1980].
Yapılan çalışmalarda, vitamin E’nin kolesterolün neden olduğu aterosklerozu
[Suarna ve ark., 2006] ve protein kinaz C aktivitesinin indüksiyonunu önlediğini
belirtmişlerdir
[Özer
ve
Azzi.,
2000].
Rinne
ve
ark.,
vitamin
E’nin
kardiyomiyositlerdeki oksidatif hasara karşı direkt olarak koruyucu etki gösterdiğini
belirtmişlerdir [Rinne ve ark., 2000].
Shirpoor ve ark., yaptıkları çalışmada, streptozotosin ile oluşturulan diabetik ratlara
uygulanan bir radikal temizleyicisi olan vitamin E’nin kardiyomiyositlerde
apoptozis, protein oksidasyonu ve lipit peroksidasyonunu azalttığı gözlenmiştir.
Vitamin E tüketiminin ayrıca CAT ve SOD gibi antioksidan enzimleri de arttırdığı
tespit edilmiştir [Shirpoor ve ark., 2009].
Vitamin E ile yapılan bir çalışmada, erkek ratlarda izopproterenol kaynaklı
miyokardiyal infarküste biyokimyasal, elektrokardiyografik (EKG) ve hemodinamik
değişiklikler üzerine 100 mg/kg/gün vitamin E uygulamasından sonra artmış olan
nitrit, myeloperoksidaz ve C-reaktif proteini azalttığı gözlenmiştir. EKG ve
hemodinamik değişikliklerin normale yakın değerlere döndüğü tespit edilmiştir
[Upaganlawar ve Balaraman, 2010].
Kalender ve ark., yaptıkları çalışmada ratlara 6 hafta boyunca gavaj yolu ile bir
pestisit olan endosulfan vermişler ve sonucunda kontol grubu karşılaştırıldığında
endosulfan muameli gruptaki ratların kalp dokusunda SOD, GPx, CAT ve MDA
seviyelerinde artış meydana geldiğini gözlemlemişlerdir. Ayrıca yapılan elektron
mikroskop
incelemelerinde
miyokardiyal
hücrelerde
sitoplazmik
ödem,
mitokondrilerde şişme ve vakuolizasyon olduğunu belirtmişlerdir. Endosulfan
30
vitamin E ile birlikte verildiğinde ise SOD, GPx aktivitesinin ve MDA seviyesinin
azaldığını, CAT aktivitesinde ise endosulfan verilen grup ile karşılaştırıldığında
önemli bir değişikliğin olmadığını ve miyokardiyal hücrelerin mitokondrilerinde
daha az şişme görüldüğünü tespit etmişlerdir [Kalender ve ark., 2004].
Kalender ve ark., idarubisin ile muamele edilen ratların kalplerinde elektron
mikroskobu ile yaptıkları incelemeler sonucunda miyositlerin sarkoplazmik
retikulumunda dilatasyon ile mitokondrilerde şişme ve vakuolizasyon meydana
geldiğini, idarubisin+vitamin E muamelesi yapılan ratların kalp dokularında ise
sadece
sarkoplazmik
retikulumda
daha
az
dilatasyon
meydana
geldiğini
belirtmişlerdir [Kalender ve ark., 2002].
Organofosfatlı bir insektisit olan diazinonun kalp dokusu üzerine etkileri araştırılmış
ve kalp ağırlığında azalma, MDA seviyesinde artış ile birlikte elektron mikroskobu
incelemelerinde, miyokardiyal hücrelerde vakuolizasyon, mitokondrilerde şişme
gözlenmiş, vitamin E+ diazinon ile muamele edilen ratların kalp dokusunda birkaç
mitokondride şişme olduğunu gözlemlemişlerdir [Ogutcu ve ark., 2006].
α-Tokoferolün ratların kalplerinde demir yüklenmesiyle meydana gelen demir
toksisitesine karşı demir alımı veya salınımını, önce ya da sonra ya da aynı anda
olmasına bakılmaksızın mitokondriyal demir toksisitesini tamamen engellediği
gözlenmiştir [Link ve ark., 1999].
Bjelogrlic ve ark., yaptıkları çalışmada vitamin E’nin doksorubisinin akut
kardiyotoksik etkisini inhibe etmekte başarısız olduğu, ancak kalp kası hasarının
zamanla ilerlemesini engellediği belirtilmiştir [Bjelogrlic ve ark., 2005].
Yapılan bir başka çalışmada, hamsterlarda kardiyomiyopatik kalpte oksidatif stres
üzerine vitamin E’nin protein oksidasyonu, GPx ve α-tokoferol seviyesini normale
dönüştürdüğü belirtilmiştir [Li ve ark., 1998].
31
Yapılan bir çalışmada, vitamin E’nin MDA üretimini ve miyokardiyal enzimlerinin
kan düzeylerini azalttığı dolayısıyla da lipit peroksidasyonu ve miyokard hücre
hasarını engellediği gösterilmiştir [Baltalarlı ve ark., 2000].
Hem selenyum hem de vitamin E eksikliği ve selenyum fazlalığı mekanik kardiyak
fonksiyonlarda bazı önemli modifikasyonlara yol açmaktadır. Vitamin E ve
selenyumun birlikte eksikliği ise insan ve laboratuvar hayvanlarında kardiyovasküler
anormalliklere sebep olmaktadır [Turan ve ark., 1999].
Yapılan bir çalışmada, fiziksel egzersizin kalp ve akciğer dokusunda oksidatif strese
neden olduğu ve vitamin E ve selenyumun uygulanmasıyla oksidatif stresten bu
dokuların korunduğu gözlenmiştir [Reddy ve ark., 1998].
Poirier ve ark., selenyum ile vitamin E’nin birlikte uygulanmasının hamster kalp
dokusunda balık yağının neden olduğu yüksek konsantrasyondaki lipit peroksitlerini
azaltmadığını belirlemişlerdir [Poirier ve ark., 2002].
Bu tezin amacı, bir ağır metal olan civa kloridin rat kalbinde sebep olabileceği
histopatolojik değişimleri incelemek, kalp dokusundaki SOD, CAT, GPx ve GST
aktivitelerindeki
ve
MDA
seviyesindeki
farklılıkları
belirlemektir.
Ayrıca,
kardiyotoksisite üzerine vitamin E, sodyum selenit ve sodyum selenit+vitamin E
kombinasyonlarının koruyucu etkilerini araştırmaktır.
32
2. MATERYAL VE YÖNTEM
2.1. Hayvanlar
Bu tez çalışması Gazi Üniversitesi Laboratuvar Hayvanları Yetiştirme ve Deneysel
Araştırmalar Merkezi (GÜDAM) etik kurul onayı alınarak gerçekleştirilmiştir.
Çalışmada kullanılan erkek Wistar ratlar (yaklaşık olarak 300-320 gr ağırlığında)
GÜDAM’den temin edilmiştir. Ratlar uygulama yapılmadan 10 gün önce karantina
altına alınmıştır. Ratlar özel kafesler içerisinde bakılarak, standart laboratuvar diyeti
ve su ile beslenmişlerdir. Ratlara 22±30C oda sıcaklığında, 12 saat aydınlık, 12 saat
karanlık fotoperiyodu uygulanmıştır. Ratlar her kafeste 6 hayvan bulunacak şekilde
yerleştirilmişlerdir. Ratlara Gazi Üniversitesi Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurul
Yönergesindeki İlkelere uygun olarak muamele edilmiştir.
2.2. Kimyasallar
Civa klorid (HgCl2, saflık % 99.99) ve sodyum selenit (Na2SeO3, saflık %99) Sigma
Aldrich marka, Vitamin E (DL--tokoferol asetat; 500mg/ml) Merck marka
kullanılmıştır.
2.3. Hayvanlara Uygulama Planı
Ratlar kontrol grubu (n=6) ve uygulama grubu (n=42) olmak üzere iki gruba
ayrılmıştır. Uygulama grubu da kendi içerisinde yedi gruba ayrılmıştır. Bunlar:
1. Grup: Sodyum selenit uygulanan grup (n=6)
2. Grup: Vitamin E uygulanan grup (n=6)
3. Grup: Vitamin E + Sodyum selenit uygulanan grup (n=6)
4. Grup: Civa klorid uygulanan grup (n=6)
5. Grup: Sodyum selenit + Civa klorid uygulanan grup (n=6)
6. Grup: Vitamin E + Civa klorid uygulanan grup (n=6)
7. Grup: Sodyum selenit+ Vitamin E + Civa klorid uygulanan grup (n=6)
33
Uygulamalar sabah saatlerinde (09.00–11.00 arasında) aç olmayan ratlara
yapılmıştır. Uygulamaların yapıldığı ilk gün deneyin 0. günü olarak kabul edilmiştir.
Uygulamalardan 4 hafta sonra her gruptan 6 rat disekte edilmiş ve kalp dokuları
histopatolojik incelemeler, antioksidan enzim aktiviteleri (SOD; CAT; GPx ve GST)
ve MDA seviyelerinin belirlenmesi için alınmıştır.
2.3.1. Kontrol grubu
Kontrol grubunda her bir rata günlük olarak 1 ml/ kg vücut ağırlığı (v.a.) mısır yağı
oral gavaj yoluyla verilmiştir.
2.3.2. Sodyum selenit uygulanan grup
Her bir rata günlük 0.25 mg/kg v.a. sodyum selenit [Koyuturk ve ark., 2007] distile
su içinde (1ml/kg v.a.) çözülerek oral gavaj yoluyla verilmiştir.
2.3.3. Vitamin E uygulanan grup
Her bir rata günlük 100 mg/kg v.a. vitamin E [El-Demerdash, 2004] mısır yağı içinde
(1ml/kg v.a.) çözülerek oral gavaj yoluyla verilmiştir.
2.3.4. Vitamin E + sodyum selenit uygulanan grup
Her bir rata günlük 0.25 mg/kg v.a. sodyum selenit distile su içinde (1ml/kg v.a.),
100 mg/kg v.a. vitamin E mısır yağı içinde (1ml/kg v.a.) çözülerek oral gavaj yoluyla
verilmiştir.
2.3.5. Civa klorid uygulanan grup
Her bir rata günlük olarak 1 mg/kg v.a. civa klorid [Ramalingam ve Vimaladevi,
2002] distile su içinde (1ml/kg v.a.) çözülerek oral gavaj yoluyla verilmiştir.
34
2.3.6. Sodyum selenit + civa klorid uygulanan grup
Her bir rata günlük 0.25 mg/kg v.a. sodyum selenit distile su içinde (1ml/kg v.a.)
çözülerek oral gavaj yoluyla verilmiştir. Sodyum selenit uygulamasından 1 saat sonra
ratlara 1 mg/kg v.a. civa klorid distile su içinde (1ml/kg v.a.) çözülerek oral gavaj
yoluyla verilmiştir.
2.3.7. Vitamin E + civa klorid uygulanan grup
Her bir rata günlük 100 mg/kg v.a. vitamin E mısır yağı içinde (1ml/kg v.a.)
çözülerek oral gavaj yoluyla verilmiştir. Vitamin E uygulamasından 1 saat sonra
ratlara 1 mg/kg v.a. civa klorid distile su içinde (1ml/kg v.a.) çözülerek oral gavaj
yoluyla verilmiştir.
2.3.8. Sodyum selenit + vitamin E + civa klorid uygulanan grup
Her bir rata günlük 0.25 mg/kg v.a. sodyum selenit distile su içinde (1 ml/kg v.a.),
100 mg/kg v.a. vitamin E mısır yağı içinde (1ml/kg v.a.) çözülerek oral gavaj yoluyla
verilmiştir. Sodyum selenit + vitamin E uygulamasından 1 saat sonra ratlara 1 mg/kg
v.a. civa klorid distile su içinde (1ml/kg v.a.) çözülerek oral gavaj yoluyla verilmiştir.
2.4. Biyokimyasal İncelemeler
Disekte edilen ratlardan çıkarılan kalp dokusu sodyum fosfat tamponu (pH 7.2) ile
yıkandı. Yıkanan örnekler analiz işlemi yapılana kadar -80 oC’de saklandı. Dokular
Teflon homojenizatör (Heidolph Silent Crusher M) kullanılarak homojenizasyon
tamponu (pH 7.4) içinde homojenize edildi. Elde edilen homojenatlar SOD, CAT,
GPx ve GST enzim aktiviteleri ve MDA miktarının tayini için santrifüj edilerek
hazırlandı. MDA miktarı ve antioksidan enzim aktiviteleri spektrofotometrede
(Shimadzu UV 1700, Kyoto, Japan) örneklerin absorbansı ölçülerek tespit edildi.
Protein konsantrasyonu standart olarak bovin serum albumin kullanılarak Lowry ve
ark., [1951]’nın tanımladığı metoda göre belirlendi.
35
2.4.1. Malondialdehit miktarının belirlenmesi
Malondialdehit miktarının belirlenmesi için her gruptaki ratlardan alınan kalp
dokuları kullanılmıştır. Ohkawa ve ark., [1979]’nın kullandığı metot temel alınarak
532 nm’de tiyobarbitürik asit (TBA) ile reaksiyona giren lipit peroksidasyonunun
son ürünü olan MDA miktarı ölçülür. TBA ilave edilmiş olan karışımın
spektrofotometrede 532 nm’de absorbansı okunur. Malondialdehit miktarı nmol/mg
protein olarak verilmiştir.
2.4.2. Antioksidan enzim aktivitelerinin belirlenmesi
Antioksidan enzim aktivitelerinin belirlenmesi için her gruptaki ratlardan alınan kalp
dokuları kullanılmıştır.
Süperoksit dismutaz (SOD) enzimi
Toplam SOD tayininde Marklund ve Marklund [1974] metodu kullanılarak
pyrogallol’un 3 dakikada 440 nm’de alkali ortamda otooksidasyonu ile yükselen
absorbans ölçüldü. Bir ünite toplam SOD aktivitesi pyrogallol’un otooksidasyonun
% 50 inhibiyonuna sebep olan protein miktarı olarak hesaplandı. Daha sonra
homojenattaki 1mg protein başına toplam SOD aktivitesi U/mg protein olarak
verilmiştir.
Katalaz (CAT) enzimi
Katalaz enziminin aktivite tayini Aebi [1984] tarafından belirtilen metod ile
yapılmıştır. Spektrofotometrede absorbans okumadan önce elde edilen süpernatanta
peroksizomlardaki katalazı açığa çıkarmak için Triton X-100 ilave edildi. Daha sonra
üzerine hidrojen peroksit eklendi ve enzimatik reaksiyon başlatıldı. Üç dakika
boyunca 240 nm’de H2O2’in parçalanmasını gösteren azalan absorbans ölçüldü. Sabit
sayı (ε240: 0,0394 mM/cm) kullanılarak birim zaman başına absorbansdaki değişimler
36
katalaz aktivitesinin ölçümü olarak alındı. Enzim aktivitesi mmol/mg protein/dk
birimiyle verilmiştir.
Glutatyon peroksidaz (GPx) enzimi
Glutatyon peroksidaz tayini Paglia ve Valentine [1987] tarafından belirtilen metoda
göre yapıldı. Bu metod okside glutatyon (GS-SG) ve NADPH’ı substrat olarak
kullanan glutatyon redüktazın 340 nm’de Nikotinamid-adenin-dinükleotid hidrojen
fosfat (NADPH)’ı okside etmesi ile meydan gelen azalan absorbansın ölçülmesi
esasına
dayanmaktadır.
NADPH’ın
Nikotinamid-adenin-dinükleotid
fosfat
(NADP)’a yükseltgenmesi 340 nm’de absorbansın azalmasına sebep olur. Böylece
dolaylı olarak GPx’in aktivitesinin tespitinde kullanılmaktadır. Bu karışımın üzerine
hidrojen peroksit eklenerek enzimatik reaksiyon başlatıldı ve 3 dakika boyunca 340
nm’de azalan absorbanslar okundu. GPx aktivitesi (ε340: 6220 M/cm) 1 dakikada 1
mg protein tarafından harcanan NADPH miktarı olarak hesaplandı ve enziminin
spesifik aktivitesi µmol/mg protein/dk olarak verilmiştir.
Glutatyon-S-transferaz (GST) enzimi
Glutatyon S-transferaz tayini Habig ve ark., [1974] tarafından geliştirilen metoda
göre yapılmıştır. GST’nin bütün izozimleri için 1-chloro-2,4-dinitrobenzen (CDNB)
substrat olarak kullanılmaktadır. GST enzimi tarafından CDNB, indirgenmiş
glutatyon (GSH) ile konjuge edilerek glutatyonun oksidasyonuna bağlı olarak 340
nm’de absorbans yükselmektedir. Enzim aktivitesinin tayini için 3 dakika boyunca
340 nm’de yükselen absorbanslar okundu. Enzim aktivitesi 340 nm’de (ε340: 9.6
mM/cm) 1 dakikada süpernatantta bulunan 1 mg toplam protein başına oluşturulan
tioeter miktarı olarak hesaplandı ve enzimin spesifik aktivitesi nmol/mg protein/dk
olarak verilmiştir.
37
2.5. Işık Mikroskobu İncelemeleri
Ratlardan alınan kalp dokuları ışık mikroskobu incelemeleri için ayrılmıştır. Kalp
dokusunun ışık mikroskobu incelemeleri için dokular Bouin fiksatifi içinde tespit
edilmiştir. Yıkama ve dehidrasyon işlemlerinden sonra dokular parafin bloklar haline
getirilmiştir. Hazırlanan parafin bloklardan mikrotom (Microm) ile 6-7 µ kalınlığında
kesitler alınmıştır. Alınan kesitler hematoksilen-eozin boyası ile boyanmış, fotoğraf
makinesi ataçmanlı mikroskopta (Olympus E-330, Tokyo, Japan) incelenmiş ve
fotoğrafları çekilmiştir. Her bir hayvandan alınan kalp dokusu örneklerinden 10
preparat incelenmiştir. Her praparat infiltrasyon, vakuolar dejenerasyon, fibrillerde
disorganizasyon, ödem ve nekroz açısından değerlendirilmiştir. Tüm gruplardaki
preparatlar patolojik bulguların derecesine göre (-)yok, (+)az, (++)orta ve
(+++)şiddetli şeklinde çizelgede gösterilmiştir (Çizelge 3.1).
2.6. İstatistiksel Analizler
Tezde kullanılan istatistiksel veriler Windows SPSS 11.0 bilgisayar programında tek
yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Tukey testi kullanılarak değerlendirilmiştir.
P<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir.
38
3. ARAŞTIRMA BULGULARI
3.1. Malondialdehit Miktarının Değerlendirilmesi
Kontrol, vitamin E, sodyum selenit ve vitamin E+ sodyum selenit grupları arasında
malondialdehit (MDA) seviyesi bakımından herhangi bir fark gözlenmedi. Civa
klorid uygulanan grupta kontrol grubuna göre MDA seviyesinde istatistiksel açıdan
anlamlı bir artış gözlendi (p<0,05). Vitamin E+civa klorid, sodyum selenit +civa
klorid ve sodyum selenit +vitamin E+civa klorid gruplarında kontrol grubuna göre
önemli bir artış gözlendi (p<0,05). Vitamin E+civa klorid, sodyum selenit +civa
klorid ve sodyum selenit +vitamin E+civa klorid muameleli ratlar civa klorid
muameleli ratlarla karşılaştırıldığında MDA seviyesi bakımından anlamlı bir azalma
a,b,c,d,e
0,4
a,b,c,d,e
0,5
a,b,c,d,e
MDA (nmol/mgprotein)
0,6
a,b,c,d
belirlendi (p<0,05) (Şekil 3.1).
Kontrol
Vitamin E
Sodyum selenit
0,3
Vitamin E+Sodyum selenit
0,2
Civa Klorid
0,1
Vitamin E+Civa klorid
Sodyum selenit+Civa klorid
0
4 hafta
Uygulama süresi
Sodyum selenit+Vitamin E
+Civa klorid
Şekil 3.1. Dördüncü haftanın sonunda kontrol grubu ve muameleli grupların MDA
seviyeleri. aKontrol grubu ile diğer muameleli grupların karşılaştırılması.
b
Vitamin E muameleli grup ile sodyum selenit, vitamin E+sodyum selenit, civa
klorid, vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum
selenit+vitamin E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. cSodyum
selenit muameleli grup ile vitamin E+sodyum selenit, civa klorid, vitamin
E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa
klorid muameleli grupların karşılaştırılması. dVitamin E+sodyum selenit
muameleli grup ile civa klorid, vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa
klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid muameleli grupların
karşılaştırılması. eCiva klorid muameleli grup ile vitamin E+civa klorid, sodyum
selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid muameleli
grupların karşılaştırılması. n=6, Ortalama Standart Sapma (P<0,05)
39
3.2. Antioksidan Enzim Aktivitelerinin Değerlendirilmesi
3.2.1. Süperoksit dismutaz enzim aktivitesi
Dördüncü haftanın sonunda elde edilen kalp dokularında SOD enzim aktiviteleri
ölçüldü. Kontrol, vitamin E, sodyum selenit ve vitamin E+sodyum selenit grupları
arasında istatistiksel açıdan herhangi bir fark gözlenmedi. Civa klorid uygulanan
grupta kontrol grubuna göre istatistiksel olarak önemli derecede azalma gözlendi
(p<0,05). Kontrol grubu ile vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve
sodyum selenit+vitamin E+civa klorid grupları karşılaştırıldığında kontrol grubuna
göre anlamlı bir azalma gözlendi. Vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid
ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid gruplarının SOD aktivitelerinde civa klorid
muameleli gruba göre anlamlı bir artış tespit edildi (p<0,05) (Şekil 3.2).
6
a,b,c,d,e
8
a,b,c,d,e
10
a,b,c,d,e
12
a,b,c,d
SOD (U/mgprotein)
14
Kontrol
Vitamin E
Sodyum selenit
Vitamin E+Sodyum selenit
Civa Klorid
4
Vitamin E+Civa klorid
2
Sodyum selenit+Civa klorid
0
4 hafta
Uygulama süresi
Sodyum selenit+Vitamin E
+Civa klorid
Şekil 3.2. Dördüncü haftanın sonunda kontrol grubu ve muameleli grupların SOD seviyeleri.
a
Kontrol grubu ile diğer muameleli grupların karşılaştırılması. bVitamin E
muameleli grup ile sodyum selenit, vitamin E+sodyum selenit, civa klorid,
vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. cSodyum selenit muameleli
grup ile vitamin E+sodyum selenit, civa klorid, vitamin E+civa klorid, sodyum
selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid muameleli grupların
karşılaştırılması. dVitamin E+sodyum selenit muameleli grup ile civa klorid,
vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. eCiva klorid muameleli grup
ile vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. n=6, Ortalama Standart
Sapma (P<0,05)
40
3.2.2. Katalaz enzim aktivitesi
Dört hafta süren deneyin sonunda tüm grupların kalp dokularında CAT enzim
aktiviteleri ölçüldü. Kontrol, vitamin E, sodyum selenit ve vitamin E+sodyum selenit
grupları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark gözlenmedi. Civa klorid
muameleli grup ile kontrol grubu karşılaştırıldığında civa klorid grubunda CAT
enzim aktivitesinde istatistiksel olarak önemli bir azalma gözlendi (p<0,05). Vitamin
E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid
gruplarında kontrol grubuna göre anlamlı bir azalma gözlendi (p<0.05). Vitamin
E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid
grupları civa klorid muameleli grup ile karşılaştırıldığında enzim aktivitesinde
a,b,c,d,e
a,b,c,d,e
a,b,c,d,e
4,5
4
3,5
3
2,5
2
1,5
1
0,5
0
a,b,c,d
CAT (mmol/mgprotein)
önemli bir artış tespit edildi (p<0,05) (Şekil 3.3).
Kontrol
Vitamin E
Sodyum selenit
Vitamin E+Sodyum selenit
Civa Klorid
Vitamin E+Civa klorid
Sodyum selenit+Civa klorid
4 hafta
Uygulama süresi
Sodyum seleenit+Vitamin E
+Civa klorid
Şekil 3.3. Dördüncü haftanın sonunda kontrol grubu ve muameleli grupların CAT seviyeleri.
a
Kontrol grubu ile diğer muameleli grupların karşılaştırılması. bVitamin E
muameleli grup ile sodyum selenit, vitamin E+sodyum selenit, civa klorid,
vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa kloridve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. cSodyum selenit muameleli
grup ile vitamin E+sodyum selenit, civa klorid, vitamin E+civa klorid, sodyum
selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid muameleli grupların
karşılaştırılması. dVitamin E+sodyum selenit muameleli grup ile civa klorid,
vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. eCiva klorid muameleli grup
ile vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. n=6, Ortalama Standart
Sapma (P<0,05)
41
3.2.3. Glutatyon peroksidaz enzim aktivitesi
Deney süresinin sonunda kalp dokularında GPx seviyeleri ölçüldü. Kontrol, vitamin
E, sodyum selenit ve vitamin E+sodyum selenit grupları arasında istatistiksel olarak
herhangi bir fark gözlenmedi. Ancak civa klorid ile muamele edilen grupta GPx
düzeyinde kontrol grubuna göre istatistiksel bakımdan anlamlı bir azalma gözlendi
(p<0,05). Vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum
selenit+vitamin E+civa klorid gruplarında GPx enzim aktivitesi yönünden kontrol
grubuna göre anlamlı bir azalma gözlendi (p<0.05). Vitamin E+civa klorid, sodyum
selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid gruplarında civa klorid
uygulanan gruba göre anlamlı bir artışın meydana geldiği belirlendi (p<0,05) (Şekil
3.4).
2
1,5
1
a,b,c,d,e
2,5
a,b,c,d,e
a,b,c,d,e
3
a,b,c,d
GPx (µmol/mgprotein)
3,5
Kontrol
Vitamin E
Sodyum selenit
Vitamin E+Sodyum selenit
Civa Klorid
Vitamin E+Civa klorid
0,5
Sodyum selenit+Civa klorid
0
4 hafta
Uygulama süresi
Sodyum selenit+Vitamin E
+Civa klorid
Şekil 3.4. Dördüncü haftanın sonunda kontrol grubu ve muameleli grupların GPx seviyeleri.
a
Kontrol grubu ile diğer muameleli grupların karşılaştırılması. bVitamin E
muameleli grup ile sodyum selenit, vitamin E+sodyum selenit, civa klorid,
vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. cSodyum selenit muameleli
grup ile vitamin E+sodyum selenit, civa klorid, vitamin E+civa klorid, sodyum
selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid muameleli grupların
karşılaştırılması. dVitamin E+sodyum selenit muameleli grup ile civa klorid,
vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. eCiva klorid muameleli grup
ile vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. n=6, Ortalama Standart
Sapma (P<0,05)
42
3.2.4. Glutatyon-S-transferaz enzim aktivitesi
Deneyin sonunda kontrol, vitamin E, sodyum selenit ve vitamin E+sodyum selenit
grupları GST enzim aktivitesi bakımından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak bir
değişiklik gözlenmedi. Ancak civa klorid ile muamele edilen grupta GST enzim
aktivitesinde kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gözlendi
(p<0,05). Vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum
selenit+vitamin E+civa klorid grupları GST enzim aktivitesi yönünden kontrol grubu
ile karşılaştırıldığında önemli bir azalma gözlendi (p<0,05). Vitamin E+civa klorid,
sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid grupları civa
klorid grubu ile karşılaştırıldığında civa klorid grubuna göre istatistiksel olarak
a,b,c,d,e
a,b,c,d,e
Kontrol
a,b,c,d,e
0,045
0,04
0,035
0,03
0,025
0,02
0,015
0,01
0,005
0
a,b,c,d
GST (nmol/mgprotein)
anlamlı bir artışın meydan geldiği tespit edildi (p<0,05) (Şekil 3.5).
Vitamin E
Sodyum selenit
Vitamin E+Sodyum selenit
Civa Klorid
Vitamin E+Civa klorid
Sodyum selenit+Civa klorid
4 hafta
Uygulama süresi
Sodyum selenit+Vitamin E
+Civa klorid
Şekil 3.5. Dördüncü haftanın sonunda kontrol grubu ve muameleli grupların GST seviyeleri.
a
Kontrol grubu ile diğer muameleli grupların karşılaştırılması. bVitamin E
muameleli grup ile sodyum selenit, vitamin E+sodyum selenit, civa klorid,
vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. cSodyum selenit muameleli
grup ile vitamin E+sodyum selenit, civa klorid, vitamin E+civa klorid, sodyum
selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin E+civa klorid muameleli grupların
karşılaştırılması. dVitamin E+sodyum selenit muameleli grup ile civa klorid,
vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. eCiva klorid muameleli grup
ile vitamin E+civa klorid, sodyum selenit+civa klorid ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid muameleli grupların karşılaştırılması. n=6, Ortalama Standart
Sapma (P<0,05)
43
3.3. Histopatolojik Değerlendirme
Işık mikroskobu ile yapılan incelemelerde kontrol grubuna ait ratların kalplerinin
histolojik kesitlerinde kalp hücreleri olan miyositler ve bağ doku normal yapıda
görülmektedir (Resim 3.1). Vitamin E muameleli grup (Resim 3.2), sodyum selenit
muameleli grup (Resim 3.3) ve vitamin E+sodyum selenit muameleli grupta (Resim
3.4) bulunan ratların kalp dokularında da kontrol grubu ile benzer şekilde normal
histolojik yapı görülmektedir.
Civa klorid ile muamele edildikten 4 hafta sonra ratların kalplerinde hücre
infiltrasyonu (Resim 3.5), kalp kası fibrillerinde disorganizasyon ve dejenerasyon
(Resim 3.6), bağ dokuda ödem, miyositlerde dejenerasyon ile beraber nekroz (Resim
3.7) ve kalp kası fibrillerinde dejenerasyon (Resim 3.8) tespit edilmiştir.
Ratlara vitamin E+civa klorid ile muameleden 4 hafta sonra kalp kası fibrillerinde
daha ılımlı disorganizasyon (Resim 3.9) gözlenmiştir.
Ratlara sodyum selenit+civa klorid ile muameleden 4 hafta sonra kalplerinde
vakuolar dejenerasyon (Resim 3.10) tespit edilmiştir.
Ratlara sodyum selenit+vitamin E+civa klorid ile muameleden 4 hafta sonra kalp
kası fibrillerinde daha ılımlı disorganizasyon (Resim 3.11) tespit edilmiştir.
44
Resim 3.1. Kontrol grubu ratların kalp dokusunun histolojik yapısı, H&E, X400
Resim 3.2. Vitamin E uygulanmış ratların kalp dokusunun histolojik yapısı, H&E,
X400
45
Resim 3.3. Sodyum selenit uygulanmış ratların kalp dokusunun histolojik yapısı,
H&E, X400
Resim 3.4. Vitamin E+Sodyum selenit uygulanmış ratların kalp dokusunun histolojik
yapısı, H&E, X400
46
Resim 3.5. Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp dokusunda hücre
infiltrasyonu (), H&E, X200
Resim 3.6. Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp dokusunda
fibrillerde disorganizasyon (), H&E, X400
47
Resim 3.7. Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp dokusunda bağ
dokuda ödem (), miyositlerde dejenerasyon ile birlikte nekroz (),
H&E, X400
Resim 3.8. Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp dokusunda
dejenerasyon (), H&E, X400
48
Resim 3.9. Vitamin E+Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp
dokusunda fibrillerde daha ılımlı disorganizasyon (), H&E, X400
Resim 3.10. Sodyum selenit +Civa klorid muamelesinden 4 hafta sonra ratların kalp
dokusunda vakuolar dejenerasyon (), H&E, X400
49
Resim 3.11. Sodyum selenit+Vitamin E+Civa klorid muamelesinden sonra ratların
kalp dokusunda fibrillerde daha ılımlı disorganizasyon (), H&E,
X400
Çizelge 3.1. Kalp dokusunda histopatolojik bulguların değerlendirilmesi
Patoloji
Gruplar
Kontrol
Sodyum selenit
Vitamin E
Vitamin
E+Sodyum
selenit
Civa Klorid
Sodyum
selenit+Civa
Klorid
Vitamin E+Civa
Klorid
Sodyum
selenit+Vitamin
E+Civa Klorid
İnfiltrasyon
-
Vakuolar
dejenerasyon
-
Fibrillerde
disorganizasyon
-
Ödem
Nekroz
-
-
-
-
-
-
-
+++
+++
+++
+
+
+
++
++
+
-
+
-
+
+
-
+
-
+
+
-
Skorlama dereceleri: (-)yok, (+) az, (++) orta, (+++) şiddetli.
50
4. SONUÇ VE ÖNERİLER
Günümüzde, ekosistemlerin toprak, su ve hava gibi ortamlarında yaygın bir şekilde
birikmeye başlayan ağır metaller, dünya yüzeyindeki tüm organizmaların yaşamını
tehdit eden önemli bir çevre sorunu halini almıştır [Asri ve Sönmez, 2006].
Ağır metaller binlerce yıldır insanlar tarafından kullanılmaktadır. Ağır metallerin
olumsuz sağlık etkilerinin olduğu uzun zamandır bilinmesine rağmen, ağır metallere
maruziyet devam etmektedir ve son 100 yıl içinde emisyonlar çok gelişmiş ülkelerde
azalmaktayken, dünyanın bazı bölgelerinde özellikle az gelişmiş ülkelerde hala
artmaktadır [Järup, 2003].
Metaller, özellikle kurşun, civa, kadmiyum ve arsenik gibi ağır metaller hem çevresel
hem mesleki insan hayatı için potansiyel tehdit oluşturmaktadır. Civa yerkabuğunda
geniş dağılıma sahip bir ağır metaldir. Bu elementin dünya çapındaki döngüsü
antropojenik kaynaklar kadar doğal kaynaklar tarafından da etkilenir [Kakkar ve
Jaffery, 2005].
Ekosistemde değişkenliği ve toksisitesinden dolayı, civa bir hayat riski oluşturan
çevresel bir kirletici olarak nitelendirilmektedir [Azevedo ve ark., 2011]. Civa, tüm
ağır metallerin en tehlikeli olanıdır [Houston, 2011] ve üçüncü en yaygın çevresel
metal olarak rapor edilmiştir [Stacchotti ve ark., 2009]. Civaya maruz kalınmasının
kalp, akciğer, böbrek, beyin ve immün sistemi içeren farklı biyolojik sistemlerde
toksisiteye neden olduğu bilinmektedir [Azevedo ve ark., 2011].
Civa iyonları ve civalı bileşikler, SH-bağımlı enzimleri ve metabolitleri, NADP- ve
NAD-bağımlı
metabolik
reaksiyonları
inhibe
edebilir
ve
tanımlanamamış
mekanizmalarla radikallerin yapısını bloke ederek ya da hidrojen peroksidin
artmasını uyararak oksidatif stres geliştirir [Seppanen,2004].
Civa klorid oksidatif stresi indükleyen prooksidanlardan biri olarak kabul
edilmektedir [Rao ve Gangadharan, 2008]. Civa klorid tiyol grupları ile reaksiyona
51
girer böylece hücre içi tiyolleri, özellikle glutatyonu azaltır ve oksidatif strese neden
olur [Gutierrez ve ark., 2006].
Bu tez çalışmasında 1 mg/kg vücut ağırlığı dozunda civa klorid 4 hafta (28 gün)
boyunca oral yolla erkek ratlara verilmiştir. Uygulama süresince ratların hiçbirinde
ölüm meydana gelmemiştir. Ancak deney süresince civa klorid uygulanan ratlarda
alerjik etkiler gözlenmiştir.
Civa klorid enzimatik antioksidanlar olan SOD, CAT, GPx ve GST aktivitelerinde de
değişikliğe neden olmaktadır [Mahboob ve ark., 2001; Alam ve ark., 2007; Durak ve
ark., 2010; Agarwal ve ark., 2010]. Bu tez çalışmasında da 4 hafta boyunca ratlara
oral yoldan civa klorid uygulanmış ve uygulamanın sonunda kalp dokusundaki SOD,
CAT, GPx ve GST aktiviteleri ölçülmüştür.
SOD, ökaryotik hücrelerde süperoksit radikallerini hidrojen perokside metabolize
eden bir enzimdir [Nordberg ve Arner, 2001]. Yapılan pek çok çalışmada bazı ağır
metallerin SOD aktivitesinde azalmaya neden olduğu belirtilmiştir [Aydemir ve
Özcan, 2003; Su ve ark., 2008; Jihen ve ark., 2009]. Yapılan bir çalışmada
kadmiyum uygulamasının ratlarda karaciğer ve beyinde SOD aktivitesinde azalmaya
neden olduğu gösterilmiştir [Nemmiche ve ark., 2007]. Rao ve Chhunchha, civa
klorid ile muamele ettikleri ratların tiroid dokusunda SOD aktivitesinin önemli
derecede azaldığını belirtmişlerdir [Rao ve Chhunchha, 2010]. Bu tez çalışmasında
yapılan incelemeler sonucunda civa klorid ile muamele edilen grup ile kontrol grubu
karşılaştırıldığında SOD aktivitesinde kontrol grubuna göre anlamlı bir azalmanın
meydana geldiği gözlenmiştir.
CAT, hücre organeli olan peroksizomların içinde yerleşen ve etkili bir şekilde
hidrojen peroksidi suya ve moleküler oksijene dönüştüren bir enzimdir [Valko ve
ark., 2006]. CAT’ın in vitro olarak vücuda absorbe olan elementel civayı Hg+2’ye
okside edebileceği de ortaya konulmuştur [Aydın ve ark., 2001]. CAT, diğer
organlarla karşılaştırıldığında kalpte mevcut olmasına rağmen daha düşük aktiviteye
sahiptir ve miyokardiyumda H2O2 detoksifikasyonu için önemli bir yol olarak
52
fonksiyon gösterir [Thayer, 1986]. Ağır metallerle yapılan çalışmalarda dokularda
CAT aktivitesinin azaldığı tespit edilmiştir [Chaurasia ve Kar, 1997; Jihen ve ark.,
2009; Durak ve ark.,2010]. Yapılan bir çalışmada kadmiyum uygulamasının ratlarda
karaciğer ve beyinde CAT aktivitesinde azalmaya neden olduğu belirlenmiştir
[Nemmiche ve ark., 2007]. Rao ve Chhunchha, civa klorid ile muamele ettikleri
ratların
tiroid
dokusunda
CAT
aktivitesinin
önemli
derecede
azaldığını
belirtmişlerdir [Rao ve Chhunchha, 2010]. Bu tez çalışmasında yapılan incelemeler
sonucunda civa klorid uygulanan grup ile kontrol grubu karşılaştırıldığında CAT
aktivitesinde kontrol grubuna göre anlamlı bir azalmanın meydana geldiği
gözlenmiştir.
GPx, iyi bilinen doğal bir antioksidandır. GPx, organik peroksitleri indirgenmiş GSH
ile elimine eder. GPx toksik hidroperoksitlerin alkol ve suya indirgenmesini
GSH’nun GSH disülfid (GSSG) oksidasyonu ile meydana getirir. [Köksal ve ark.,
1999]. Jihen ve ark., ratlara kadmiyum uygulamışlar ve karaciğer dokusunda GPx
aktivitesinin kontrol grubuna göre azaldığını gözlemişlerdir [Jihen ve ark., 2009].
Aleo ve ark., civa klorid uyguladıkları ratların böbrek dokusunda kontrol grubu ile
karşılaştırıldığında GPx aktivitesinin azaldığını belirtmişlerdir [Aleo ve ark., 2002].
Bu tez çalışmasında 4 hafta boyunca ratlara civa klorid ile muamele edilmiş,
muamele süresinin sonunda civa klorid uygulanan grup ile kontrol grubu
karşılaştırıldığında civa klorid uygulanan grupta GPx aktivitesinde kontrole göre
istatiksel açıdan anlamlı bir azalmanın gözlendiği belirtilmiştir.
GST, ksenobiyotiklerin biyotransformasyonunda önemli rol oynayan bir enzimdir
[Aydın ve ark., 2001]. Başta araşidonik asit ve lineolat hidroperoksitleri olmak üzere
lipit peroksidlerine karşı savunma mekanizması oluştururlar [Akkuş, 1995]. ElDemerdash alüminyum uygulanan ratlarda alüminyum uygulanan grup ile kontrol
grubu karşılaştırıldığında alüminyum uygulanan grubun karaciğer, beyin, testis ve
böbrekte serbest radikallere neden olarak GST aktivitesini azalltığını bildirmiştir [ElDemerdash, 2004]. Bu tez çalışmasında ratlara 4 hafta boyunca civa klorid ile
muamele edilmiş, muamele süresinin sonunda civa klorid uygulanan grup ile kontrol
53
grubu karşılaştırıldığında civa klorid uygulanan grupta GST aktivitesinde kontrole
göre istatiksel açıdan anlamlı bir azalmanın olduğu gözlenmiştir.
Ağır metaller, örneğin civa ve bileşikleri lipit peroksidasyonunun son ürünü ve
indikatörü olan MDA seviyesinde artışa neden olmaktadırlar [El-Sharaky ve ark.,
2007; Su ve ark., 2008; Durak ve ark., 2010]. Lipit peroksidasyonu sonucu oluşan
MDA, hücre membranlarındaki bileşiklerin çapraz bağlanmasına yol açar. Bu durum
iyon geçirgenliğinin değişimi gibi olumsuz sonuçlara neden olur [Mercan, 2004]. Su
ve ark., civa klorid ile muamele ettikleri ratların böbrek dokusunda kontrol grubu ile
karşılaştırıldığında MDA seviyesinin arttığını belirtmişlerdir [Su ve ark., 2008].
Yapılan başka bir çalışmada yine civa klorid ile muamele edilen ratların karaciğer,
akciğer, böbrek ve beyin dokularında kontrol grubuna göre MDA seviyesinde
anlamlı bir artışın olduğu belirtilmiştir [Şener ve ark., 2007]. Yapılan bu tez
çalışmasında 4. haftanın sonunda civa klorid uygulanan grup ile kontrol grubu
karşılaştırıldığında civa klorid muameli grupta bulunan ratların kalp dokularında
MDA düzeyinde anlamlı bir artışın meydana geldiği gözlenmiştir.
Ağır metaller memelilerde ve diğer canlı dokularında histopatolojik ve sitopatolojik
değişikliklere neden olmaktadır [Kutlubay ve ark., 2007; Fahmy ve ark., 2008;]. Ağır
metallerin etkilediği ve hedef organlarının başında böbrek [Sharma ve ark., 2007a],
karaciğer [Ji ve ark., 2006], beyin [Cheng ve ark., 2011], testis [Khan ve ark., 2004],
akciğer [Park ve Park, 2007] gibi organlar bulunmaktadır. Ağır metallerin kalbi de
etkilediği yapılan pek çok çalışma ile gösterilmiştir [Slotkin ve ark., 1985; Falcachio
ve ark., 2005; Tunalı-Akbay ve ark., 2007]. Yapılan bir çalışmada, bir insektisit olan
klorpyrifos ile muamele edilen ratların kalbinde ışık mikroskobu ile inceleme
sonucunda miyokardiyal fibrillerde dejenerasyon ve disorganizyon, kalp kası
hücrelerinde sitoplazmik vakuolizasyon, bağ dokusunda ödem ve kalp kası
hücrelerinde dejeneratif değişilikler gözlendiği belirtilmiştir [Baş ve Kalender,
2011]. Bu tez çalışmasında 4 hafta boyunca oral yoldan ratlara civa klorid verilmiş
ve bu ağır metalin kalp dokusu üzerine etkileri incelenmiştir. Civa klorid uygulanan
ratların kalp dokuları ışık mikroskobu ile incelendiğinde bağ dokuda ödem,
54
miyositlerde dejenerasyon ve nekroz, fibrillerde dejenerasyon ve disorganizasyon,
kalp kası hücrelerinde vakuolar dejenerasyon ve infiltrasyon tespit edilmiştir.
Antioksidanlar,
ortamdaki
oksijeni
alıkoyarak
oksidasyon
reaksiyonlarının
başlamasını veya ilerlemesini engelleyen bileşiklerdir [Okcu ve Keleş, 2009].
Antioksidan vitaminler, bağışıklık sisteminin uyarılması ve karsinogenezin
metabolik aktivitesinin değişimini içeren birçok biyolojik aktiviteye sahiptir [Uzun
ve ark., 2009].
Vücut antioksidanlar olarak bilinen birçok savunma sistemi geliştirmiştir [Koca ve
Karadeniz, 2003]. Bu antioksidan savunma sistemleri prokaryotik ve ökaryotik
organizmaların hayatta kalmaları için kritik öneme sahiptir [Limo’n ve Gonsebatt,
2009]. Antioksidanlar, enzimatik ve enzimatik olmayan olarak sınıflandırılmaktadır
[Durmuş ve Ünsaldı, 2005].
Düşük molekül ağırlıklı olan enzimatik olmayan antioksidanlar okside olarak başka
bir substratın oksidasyonunu önemli ölçüde geciktirir veya önlerler. Bunların bir
kısmı endojendir, bir kısmı ise α-tokoferol, selenyum, askorbik asit gibi diyetle
alınmaktadır [Derviş, 2011]. Bu tez çalışmasında enzimatik olmayan antioksidanlar
olan E vitamini ve sodyum selenitin, civa kloridin kalp üzerinde neden olduğu toksik
etkiye karşı koruyucu etkileri incelenmiştir.
E vitamini biyolojik membranlarda bulunan yağda çözünen bir vitamin ve potansiyel
bir antioksidandır [Uzunhisarcıklı ve ark., 2007]. Tokoferoller, yağlarda, fındıkta,
çimlenen tohum ve tahıllarda bulunur [Çaylak, 2011]. Tokoferol gibi antioksidanlar
ile yapılan çalışmalar serbest radikal oluşumunu inhibe ettiğini ve etkili bir şekilde
biyolojik sistemlerde lipit peroksidasyonunu en aza indirdiğini ortaya koymuştur
[Uzunhisarcıklı ve ark., 2007]. Vitamin E, oksidatif nedenli kalp dokusu hasarına
karşı potansiyel olarak koruyucudur [Janero, 1991]. Bu tez çalışmasında 4 haftalık
uygulama süresinin sonunda yapılan incelemede antioksidan enzim aktiviteleri ve
MDA düzeyleri karşılaştırıldığında kontrol grubu ve vitamin E grubu arasında
herhangi bir fark gözlenmedi. Vitamin E+civa klorid muameli grupta antioksidan
55
enzim aktiviteleri ve MDA seviyelerine bakıldığında SOD, CAT, GPx ve GST
aktivitelerinde civa klorid uygulanan gruba göre istatistiksel olarak önemli bir artış,
MDA seviyesinde ise civa klorid muameli gruba göre anlamlı bir azalmanın
meydana geldiği gözlendi. Histopatolojik olarak civa klorid grubu ve vitamin E+civa
klorid grubu karşılaştırıldığında daha az patolojik değişim gözlenmiştir.
Selenyum bir iz elementi olarak hayati öneme sahiptir ve hemen hemen tüm
hayvanlar için esansiyeldir [Orak ve ark., 2000]. İnsanlarda düşük değerde
olduğunda kalp hastalıkları ve kanser gibi çeşitli hastalıkların riskinin artmasıyla
bağlantılıdır [Tinggi, 2008]. Selenyumun çeşitli deneysel modellerle tümörigenezisi
inhibe ettiği belirtilmiştir [Klein ve ark., 2003]. Selenyumun çeşitli ağır metaller
üzerinde koruyucu etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir [Biswas ve ark., 1999]. Bu
tez çalışmasında 4 haftalık uygulama süresinin sonunda yapılan incelemelerde
antioksidan enzim aktiviteleri ve MDA düzeyleri karşılaştırıldığında kontrol grubu
ve sodyum selenit grubu arasında herhangi bir fark gözlenmedi. Sodyum selenit+civa
klorid muameli grupta antioksidan enzim aktiviteleri ve MDA seviyelerine
bakıldığında, SOD, CAT, GPx ve GST aktivitelerinde civa klorid uygulanan gruba
göre istatistiksel olarak önemli bir artış, MDA seviyesinde ise civa klorid muameli
gruba göre anlamlı bir azalmanın meydana geldiği gözlendi. Histopatolojik olarak
civa klorid grubu ile sodyum selenit+civa klorid grubu karşılaştırıldığında daha az
histopatolojik bulguya rastlanmıştır.
Selenyum, vitamin E ile birlikte alındığında daha etkilidir ve antioksidan etkileri
yönünden birbirlerini destekler tarzda davranmaktadırlar [Navarro-Alarcon ve
Lopez-Martinez, 2000]. Selenyum ve vitamin E’nin her ikisinin de diyet
kaynaklarının
doku
homojenatlarında,
mitokondri
ve
mikrozomlarda
lipit
peroksidasyonunu engellediği bildirilmiştir [Dündar ve Aslan, 1999]. Bu tez
çalışmasında 4 haftalık uygulama süresinin sonunda yapılan incelemede antioksidan
enzim aktiviteleri ve MDA düzeyleri karşılaştırıldığında kontrol grubu ve sodyum
selenit+vitamin E grubu arasında herhangi bir fark gözlenmedi. Sodyum
selenit+vitamin E+civa klorid muameli grupta antioksidan enzim aktiviteleri ve
MDA seviyelerine bakıldığında bu grupta SOD, CAT, GPx ve GST aktivitelerinde
56
civa klorid uygulanan gruba göre istatistiksel olarak önemli bir artış, MDA
seviyesinde ise civa klorid muameli gruba göre anlamlı bir azalmanın meydana
geldiği gözlendi. Histopatolojik olarak civa klorid grubu ve sodyum selenit+vitamin
E+civa klorid grubu karşılaştırıldığında daha az patolojik değişim gözlenmiştir.
Sonuç olarak, bu tez çalışmasında 4 hafta süresince ratlara 1 mg/kg vücut ağırlığı
civa klorid uygulanmıştır. Civa klorid ratlarda kardiyotoksisteye neden olmuş, oluşan
bu toksisite üzerine enzimatik olmayan antioksidanlar olan E vitamini ve sodyum
selenitin tam olarak olmasa da koruyucu etkilerinin olduğu gözlenmiştir. Bu nedenle,
civa gibi pek çok ağır metalin çevreye kontaminasyonuna karşı önlemler alınmalı,
ayrıca bileşiminde civa bulunan materyallerin kullanımından kaçınılmalı ya da
kullanımında dikkatli olunmalıdır.
57
KAYNAKLAR
Aebi, H., “Catalase in vitro”, Methods in Enzymology, 105: 121–126 (1984).
Agarwal, R., Behari, J.R., “Role of Selenium in Mercury Intoxication in Mice”,
Industrial Health, 45: 388-395 (2007).
Agarwal, R., Goel,S.K., Chandra, R., Behari, J. R., “Role of vitamin E in preventing
acute mercury toxicity in rat”, Environmental Toxicology and Pharmacology, 29:
70-78 (2010).
Akkuş, İ., “Serbest radikaller ve fizyopatolojik etkileri”, Mimoza Yayınları: 38,
Konya (1995).
Alam, M.S., Kaur, G., Jabbar, Z., Javed, K., Athar, M., “Eruca sativa seeds possess
antioxidant activity and exert a protective effect on mercuric chloride induced renal
toxicity”, Food and Chemical Toxicology, 45: 910-920 (2007).
Al-Attar, A.M., “Vitamin E attenuates liver injury induced by exposure to lead,
mercury, cadmium and copper in albino mice”, Saudi Journal of Biological
Sciences, 18: 395-401 (2011a).
Al-Attar, A.M., “Antioxidant effect of vitamin E treatment on some heavy metalsinduced renal and testicular injuries in male mice”, Saudi Journal of Biological
Sciences, 18: 63–72 (2011b).
Aleo, M.F., Morandini, F., Bettoni, F., Tanganelli, S., Vezzola, A., Giulina, R.,
Steimberg, N., Aposyoli, P., Mazzoleni, G., “Antioxidant potential and gap junctionmediated intracellular communication as early biological markers of mercuric
chloride toxicity in the MDCK cell line”, Toxicology in Vitro, 16: 457-465 (2002).
Altınsaat, Ç., Sulu, N., Uzun, M., Öztürkmen, A., “Deneysel intraperitoneal kurşun
asetat uygulamasının kobaylarda elektrokardiyogram üzerine etkisi”, Ankara
Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi, 44: 259-265 (1997).
Antmen, Ş.E., “Beta talasemide oksidatif stres”, Yüksek Lisans Tezi, Çukurova
Ünivisersitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Adana (2005).
Asri, F.Ö., Sönmez, S., “Ağır metal toksisitesinin bitki metabolizması üzerine
etkileri”, Derim Dergisi, 23 (2): 36-45 (2006).
Assis, G.P.S., Silva, C.E.C., Stefanon, I., Vassallo, D.V., “Effects of small
concentrations of mercury on the contractile activity of the rat ventricular
myocardium”, Comparative Biochemistry and Physiology Part C, 134: 375-383
(2003).
58
Ateşşahin, A., Yılmaz, S., Karahan, İ., Pirinçci, İ., Taşdemir, B., “The effect of
vitamin E and selenium on cypermethrin-induced oxidative stres in rats”, Turkish
Journal of Veterinary & Animal Science, 29: 385-391 (2005).
Augusti, P.R., Conterato, G.M.M., Somacal, S., Sobieski, R., Spohr, P.R., Torres,
J.V., Charao, M.F., Moro, A.M., Rocha, M.P., Garcia, S.C., Emanuelli, T., “Effect of
astaxanthin on kidney function impairment and oxidative stres induced by mercuric
chloride in rats”, Food and Chemical Toxicology, 46: 212-219 (2008).
Ayaz, M., Ozdemir, S., Yaras, N., Vassort, G., Turan, B., “Selenium-induced
alterations in ionic currents of rat cardiomyocytes”, Biochemical and Biophysical
Research Communications, 327: 163-173 (2005).
Aydemir, S., Özcan, M., “Sıçanlarda yüksek bakır ve çinkonun bazı hematolojik
parametreler üzerine etkileri”, Journal of Veterinary & Animal Science, 27: 165172 (2003).
Aydın, A., Sayal, A., Işımer, M., “Serbest Radikaller ve Antioksidan Savunma
Sistemi”, GATA, 20: 38-53 (2001).
Azevedo, B.F., Neto, H.A.F., Stefanon, I., Vassallo, D.V., “Acute cardiorespiratory
effects of intracisternal injections of mercuric chloride”, NeuroToxicology, 32: 350354 (2011).
Bakar, C., Baba, A., “Metaller ve insan sağlığı: Yirminci yüzyıldan bugüne ve
geleceğe miras kalan çevre sağlığı sorunu”, I.Tıbbi Jeoloji Çalıştayı, Ürgüp Bld.,
Kültür Merkezi, Nevşehir, 163-185 (2009).
Baltalarlı, A., Gökşin, İ., Önem, G., Gürses, E., Savaş, B., Rendeci, O., Saçar, M.,
“Koroner baypas hastalarına, E ve C vitamini verilmesinin, ameliyat sonrası erken
dönemdeki etkileri”, Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi, 28: 692-695 (2000).
Bando, I., Reus, M.I.S., Andres, D., Cascales, M., “Endogenous antioxidant defense
system in rat liver following mercury chloride oral intoxication”, Journal of
Biochemical and Molecular Toxicology, 19 (3): 154-161 (2005).
Baş, H., Kalender, Y., “Chlorpyrifos Induced Cardiotoxicity in Rats and the
Protective Role of Quercetin and Catechin”, Gazi University Journal of Science, 24
(3): 387-395 (2011).
Baş, L., Demet, Ö., “Çevresel Toksikoloji Yönünden Bazı Ağır Metaller”, Ekoloji
Dergisi, 5: 42-46, (1992).
Ben-Ozer, E.Y., Rosenspire, A.J. , McCabe, Jr. M.J. , Worth, R.G. , Kindzelskii,
A.L. , Warra, N.S. , Petty, H.R., “Mercuric chloride damages cellular DNA by a nonapoptotic mechanism”, Mutation Research, 470: 19–27 (2000).
59
Beyrouty, P., Chan, H.M., “Co-consuption of selenium and vitamin E altered the
reproductive and developmental toxicity of methylmercury in rats”, Neurotoxicology
and Teratology, 28: 49-58 (2006).
Biswas, S., Talukder, G., Sharma, A., “Prevention of cytotoxic effects of arsenic by
short-term dietary supplementation with selenium in mice in vivo”, Mutation
Research/Genetic Toxicology and Environmental Mutagenesis, 441 (1): 155-160
(1999).
Bjelogrlic, S.K., Radic, J., Jovic, V., Radulovic, S., “Activity of d,l-α-Tocopherol
(Vitamin E) against cardiotoxicity induced by doxorubicin and doxorubicin with
cyclophosphamide in mice”, Basic & Clinical Pharmacology & Toxicology, 97:
311-319 (2005).
Boujbiha, M.A., Hamden, K., Guermazi, F., Bouslama, A., Omezzine, A.,
Kammoun, A., El Feki, A., “Testicular toxicity in mercuric chloride treated rats:
Association with oxidative stres”, Reproductive Toxicology, 28: 81-89 (2009).
Bradl, H.B., Kim, C., Kramar, U., Stüben, D. “Heavy metals in the environment”,
Interactions of Heavy Metals, 119-124 (2005).
Brandão, R., Borges, L.P., Oliveira, R., Rocha, J.B.T., Noueira, C.W., “Diphenyl
disselenide protects against hematological and immunological alterations induced by
mercury in mice”, Journal of Biochemical and Molecular Toxicology, 22 (5): 311319 (2008).
Brandão, R., Nogueria, C.W., “Inhibition of hepatic δ-aminolevulinate dehydrase
activity induced by mercuric chloride is potentiated by N-acetylcysteine in vitro”,
Food and Chemical Toxicology, 49: 305-308 (2011).
Brenneisen, P, “Steinbrenner, H., Sies, H., “Selenium, Oxidative stres, and Health
aspects”, Molecular Aspects of Medicine, 26: 256-267 (2005).
Carmignani, M., Finelli, V.N., Boscolo, P., “Mechanisms in Cardiovascular
Regulation Following Chronic Exposure of Male Rats to Inorganic Mercury”,
Toxicology and Applied Pharmacology, 69: 442-450 (1983).
Carmignani, M., Boscolo, P., Artese, L., Rosso, G.D., Porcelli, G., Felaco, M.,
Volpe, A.R., Giuliano, G., “Renal mechanisms in the cardiovascular effects of
chronic exposure to inorganic mercury in rats”, British Journal of Industrial
Medicine, 49: 226-232, (1992).
Carranza-Rosales, P., Salvador, S.F., Sepulveda-Saavedra, J., Cruz-Vega, D.E.,
Gandolfi, A.J., “Morphologic and functional alterations induced by low doses of
mercuric chloride in the kidney OK cell line: ultrastructural evidence for an apoptotic
mechanism of damage”, Toxicology, 210: 111-121(2005).
60
Carrasquedo, F., Glanc, M., Fraga, C.G., “Tissue damage in acute myocardial
infarction: Selective protection by vitamin E”, Free Radical Biology & Medicine, 26
(11/12): 1587-1590 (1999).
Castro-Gonzàlez, M.I, Méndez-Armenta, M., “Heavy metals: Implications associated
to fish consumption”, Environmental Toxicology and Pharmacology, 26: 263-271
(2008).
Chaursia, S.S., Kar, A., “Protective effects of vitamin E against lead-induced
deterioration of membrane associated type-I iodothyronine 5ʹ-monodeiodinase (5ʹDI) activity in male mice”, Toxicology, 124: 203-209 (1997).
Cheng, S.J., Lee J.J., Chang, H.H., Chen, H.M., Chıang, M.L., Kuo, M.Y.P., Tseng,
C.Y., Kok, S.H., “Differential Toxicities of Intraneurally-Injected Mercuric Chloride
to Sympathetic and Somatic Motor Fibers: An Ultrastructural Study”, Journal Of
The Formasan Medical Association, 110 (2): 93-99 (2011).
Chmielnicka, J., Komsta-Szumska, E., Jedrychowski, R., “Organ and subcellular
distribution of mercury in rats as dependent on the time of exposure to sodium
selenite”, Enivironmental Research, 20: 80-86 (1979).
Chung, A.S., Maines, M.D., “Inhibition of the enzymes of glutathione metabolism by
mercuric chloride in the rat kidney: Reversal by selenium”, Biochemical
Pharmacology, 31 (19): 3093-3100 (1982).
Csanaky, I., Gregus, Z., “Effects of selenite on the disposition of arsenate and
arsenite in rats”, Toxicology, 186: 33-50 (2003).
Çavdar, C., Sifil, A., Çamsarı, T., “Reaktif oksijen partikülleri ve Antioksidan
savunma”, Türk Nefroloji Diyaliz ve Transplantasyon Dergisi, 3-4: 92-95 (1997)
Çaylak, E., “Hayvan ve bitkilerde oksidatif stres ile antioksidanlar”, Tıp
Araştırmaları dergisi, 9 (1): 73-83 (2011).
Çevre ve Orman Bakanlığı “Civa Kirliliğinin Çevre ve Sağlık Üzerine Etkileri”
http://www.cevreorman.gov.tr/mozturk (2006).
Çolakoğlu, N., Kükner, A., Ozan, E., Kara, H., Koyutürk, L., Kuloğlu, T., “Sıçan
testis dokusunda kadmiyum klorid’ün oluşturduğu yapısal değişiklikler ve bu
değişiklikler üzerine metallothionein’nin etkileri: Elektron mikroskobik çalışma”,
Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Tıp Dergisi, 25 (1): 05-09 (2011).
Demir, F., Uzun, F.G., Durak, D., Kalender, Y., “Subacute chlorpyrifos-induced
oxidative stress in rat erythrocytes and the protective effects of catechin and
quercetin”, Pesticide Biochemistry and Physiology, 99: 77-81 (2011).
61
Denisov, E. T., Afanas’ev, I.B., “Antioksidan enzimler, Antioksidanlar”, Oxidation
and Antioxidants in Organic Chemistry and Biology, Tylor δ Frankis, New York,
835-903 (2009).
Derviş, E., “Oral antioksidanlar”, Dermatoz, 2 (1): 263-267 (2011).
Dieter, M.P., Luster, M.I., Boorman, G.A., Jameson, C.W., Dean, J.H., Cox, J.W.,
“Immunological and biochemical responses in mice treated with Mercuric Chloride”,
Toxicology and Applied Pharmacology, 68: 218-228 (1983).
Dimitrov, N.V., Hay, M.B., Siew, S., Hudler, D.A., Charamella, L.J., Ullrey, D.E.,
“Abrogation of adriamycin-induced cardiotoxicity by selenium in rabbits”, The
American Journal of Pathology, 126: 376-383 (1987).
Doroshow, J.H., Locker, G.Y., Myers, C.E., “Enzymatic defenses of the Mouse heart
against reactive oxygen metabolites alterations produced by doxorubicin”, The
American Society for Clinical Investigation, 65: 128-135 (1980).
Dökmeci, İ., “Toksikoloji: Zehirlenmelerde Tanı ve Tedavi, 3.baskı”, Nobel Tıp
Kitabevleri, İstanbul, 345- 350 (2001).
Durak, D., Kalender, S., Uzun, F.G., Demir, F., Kalender, Y., “Mercury chloride
induced oxidative stres and the protective effect of vitamins C and E in human
erythrocytes in vitro”, African Journal of Biotechnology, 9 (4): 488-495 (2010).
Durmuş, A.S., Ünsaldı, E., “Serbest oksijen kaynakları, antioksidanlar ve kırık
iyileşmesi”, Doğu Anadolu Bölgesi Araştırmaları (2005).
Dündar, Y., Aslan, R., “Bir antioksidan olarak vitamin E”, Genel Tıp Dergisi, 9 (3):
109-116 (1999).
El-Demerdash F.M., Yousef M.I., Kedwany F.S., Baghdadi H.H., “Cadmiuminduced changes in lipit peroxidation, blood hematology, biochemical parameters
and semen quality of male rats: Protective role of vitamin E and β-carotene”, Food
and Chemical Toxicology, 42: 1563-1571 (2004).
El-Demerdash, F.M., “Antioxidant effect of vitamin E and selenium on lipit
peroxidation, enzyme activities and biochemical parameters in rats exposed to
aluminium”, Journal of Trace Elements in Medicine and Biology, 18: 113-121
(2004).
Ellis, N., Llyod, B., Llyod, R.S, Clayton, B.E., “Selenium and vitamin E in relation
to risk factors for coronary heart disease”, Journal of Clinical Pathology, 37: 200206 (1984).
62
El-Sharaky, A.S., Newairy, A.A., Badreldeen, M.M., Eweda, S.M., Sheweita, S.A.,
“Protective role of selenium against renal toxicity induced by cadmium in rats”,
Toxicology, 235: 185-193, (2007).
El-Shenawy, S.M.A., Hassan, N.S., “Comparative evaluation of the protective effect
of selenium and garlic against liver and kidney damage induced by mercury chloride
in the rats”, Pharmocological Reports, 60: 199-208(2008).
Ercal, N., Gurer-Orhan, H., Aykin-Burns, N., “Toxic metals and oxidative stres Part
I: Mechanism involved in metal induced oxidative damage”, Current Topics in
Medicinal Chemistry, 1: 529-539 (2001).
Fahmy, M.A., Hassan, N.H.A., Farghaly, A.A., Hassan, E.E.S., “Studies on the
genotoxic effect of beryllium chloride and the possible protective role of
selenium/vitamins A, C and E”, Mutation Research, 652: 103-111 (2008).
Falcachio, D., Assis, G.P.S de., Stefanon, I., Vassallo, D.V., “Small concentrations
of mercury enhances positive inotropic effects in the rat ventricular myocardium”,
Environmental Toxicology and Pharmacology, 20: 22-25, (2005).
Farina, M., Brandao R., Lara F.S., Pagliosa L.B., Soares F.A., Souza D.O., Rocha
J.B.T., “Profile of nonprotein thiols, lipit peroxidation and δ-aminolevulinate
dehydratase activity in mouse kidney and liver in response to acute exposure to
mercuric chloride and sodium selenite”, Toxicology, 184: 179-187 (2003a).
Farina, M., Soares, F.A., Feoli, A., Roehring, C., Brusque, A.M., Rotta, L., Perry,
M.L., Souza, D.O., Rocha, J.B. T., “In Vitro Effects of Selenite and Mercuric
Chloride on Liver Thiobarbituric Acid-Reactive Substances and Non-Protein Thiols
From Rats: Influences of Dietary Cholesterol and Polyunsaturated and Saturated
Fatty Acids”, Nutrition, 19: 531-535 (2003b).
Fischer, A., Pallauf, J., Gohil, K., Weber, S.U., Packer, L., Rimbach, G., “Effect of
selenium and vitamin E deficiency on differential gene expression in rat liver”,
Biochemical and Biophysical Research Communications, 285: 470-475 (2001).
Ganther, H.E., “Modification of methylmercury toxicity and metabolism by selenium
and vitamin E: Possible mechanisms”, Environmental Health Perspectives, 25: 7176 (1978).
Ganther, H.E., “Interactions of vitamin E and selenium with mercury and silver”,
Annals New York Academy of Sciences, 355: 212-226 (1980).
Genç, H., Bağırıcı, F., Demir, Ş., Güney, A., “Sıçan serebellumunda kadmiyumun
neden olduğu Purkinje hücre kaybına nikardipinin etkisi”, Ondoukuz Mayıs
Üniversitesi Tıp Dergisi, 16 (4): 282-289 (1999).
63
Goering, P.L., Thomas, D., Rojko, J.L., Lucas, A.D., “Mercuric chloride-induced
apoptosis is dependent on protein synthesis”, Toxicology Letters, 105: 183-195
(1999).
Golpon, F.A., Püçhner A., Barth, P., Welte, T., Wichert, P.V., Fettersen, C.O.,
“Nitric oxide-dependent vasorelaxation and endothelial cell damage caused by
mercury chloride”, Toxicology, 192: 179-188 (2003).
Gökalp, O., Özer, M.K., Koyu, A., Çiçek, E., Sütçü, R., Koçak, A., Özdem, S.,
Aktürk, O., “Ratlarda kadmiyumun pankreasa etkileri”, Süleyman Demirel
Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 12 (3): 27-30 (2005).
Greim, H., Snyder, R., “Toxicology and risk assesment: A comprehensive
introduction”, John Wiley & Sons, Ltd., England, 544-549 (2008).
Grosicki, A., Kowalski, B., “Lead, cadmium and mercury influence on selenium fate
in rats”, Bulletin of the Veterinary Institute in Pulawy, 46: 337-343 (2002).
Gupta, R.C., “Mercury”, Veterinary Toxicology, Elsevier Inc., India, 442-448
(2007).
Gutierrez, L.L.P., Mazzotti, N.G., Araujo, A.S.R., Klipel, R.B., Fernandes, T.R.G.,
Llesuy, S.F., Bello-Klein, A., “Peripheral markers of oxidative stress in chronic
mercuric chloride intoxication”, Brazilian Journal of Medical and Biological
Research, 39: 767-772 (2006).
Güler, Ç., Çobanoğlu, Z., “Kimyasallar ve Çevre”, Çevre Sağlığı Temel Kaynak
Dizisi :50, 9-51 (1997).
Güler, O., Karahan, İ., “Akut arsenik toksisitesi üzerine glikozun etkisinin
araştırılması”, Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Veteriner Dergisi, 14 (1): 53-60
(2000).
Güley, M., Vural, N., “Toksikoloji”, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi
Yayınları, Ankara, 48 (1978).
Güven, A., Kahvecioğlu Ö., Kartal G., Timur S., “Metallerin Çevresel Etkileri-III”,
Metalurji Dergisi, 138: 64-71 (2004).
Güvendik, G., Tümtürk, N., “Serum selenium levels in cardiovascular disease”,
Ankara Eczacılık Fakültesi Dergisi, 22: 1-2 (1993).
Habig, W.H., Pabst, M.J., Jakoby, W.B., “Glutathione-S-transferases: The first
enzymatic step in mercapturic acid formation”, Journal of Biological Chemistry,
249: 7130–7139 (1974).
64
Hanafy S., Soltan M.E., “Effect of vitamin E pretreatment on subacute toxicity of
mixture of Co, Pb and Hg nitrate-induced nephrotoxicity in rats”, Environmental
Toxicology and Pharmacology, 17: 159-167 (2004).
Hansen J.C., “Has selenium a benefical role in human exposure to inorganic
mercury?”, Medical Hypotheses, 25: 45-53 (1988).
Heath, J.C., Abdelmageed, Y., Braden, T.D., Nichols, A.C., Steffy, D.A., “The
effects of chronic mercuric chloride ingestion in female Sprague–Dawley rats on
fertility and reproduction”, Food and Chemical Toxicology, 47 (7): 1600-1605
(2009).
Hill, K.E., Burk, F. R., “Effect of selenium deficiency and vitamin E deficiency on
glutathione metabolism in isolated rat hepatocytes”, The Journal of Biological
Chemistry, 257 (18): 10668-10672 (1982).
Houston, M.C., “Role of mercury toxicity in hypertension, cardiovascular disease,
and stroke”, The Journal of Clinical Hypertension, 13 (8): 621-627 (2011).
Hsu P.C., Liu M.Y., Hsu C.C., Chen L.Y., Guo Y.L., “Effects of vitamin E and/or C
on reactive oxygen species-related lead toxicity in the rat sperm”, Toxicology, 128:
169-179 (1998).
Jamall, I.S., Smith, J. C., “Effects of cadmium on glutathione peroxidase, süperoxide
dismutase and lipit peroxidation in the rat heart: A possible mechanism of cadmium
cardiotoxicity”, Toxicology and Applied Pharmacology, 80: 33-42 (1985).
Janero, D.R., “Therapeutic potential of vitamin E against myocardial ischemicreperfusion injury”, Free Radical Biology & Medicine, 10: 315-324 (1991).
Järup, L., “Hazards of heavy metal contamination”, British Medical Bulletin, 68:
167-182 (2003).
Ji, X., Wang, W., Jinping, C., Tao, Y., Zhao, X., Zhuang, H., Qu, L., “Free radicals
and antioxidant status in rat liver after dietary exposure of environmental mercury”,
Environmental Toxicology and Pharmacology, 22: 309-314 (2006).
Jihen, E.H., Imed, M., Fatima, H., Abdelhamid, K., “Protective effects of selenium
(Se) and zinc (Zn) on cadmium (Cd) toxicity in the liver of the rat: Effects on the
oxidative stres”, Ecotoxicology and Environmental Safety, 72: 1559-1564 (2009).
Junqueira, L.C., Carneıro, J., “Temel Histoloji”, Nobel Tıp Kitabevleri, 10. Baskı,
Ankara, 207: 226-231 (2003).
Kahvecioğlu, Ö., Kartal, G., Güven, A., Timur, S., “Metallerin Çevresel Etkileri-I”,
Metalurji Dergisi, 136: 47-53 (2003).
65
Kakkar, P., Jaffery F.N., “Biological markers for metal toxicity”, Environmental
Toxicology and Pharmacology, 19: 335-349 (2005).
Kalender, S., Kalender, Y., Ates, A., Yel, M., Olcay, E., Candan, S., “Protective role
of antioxidant vitamin E and catechin on idarubicin-induced cardiotoxicity in rats”,
Brazilian Journal of Medical and Biological Research, 35: 1379-1387 (2002)
Kalender, S., Kalender, Y., Ogutcu, A., Uzunhisarcıklı, M., Durak, D., Acikgöz, F.,
“Endosulfan-induced cardiotoxicity and free radical metabolism in rats: The
protective effect of vitamin E”, Toxicology, 202: 227-235 (2004).
Kalender Y., Uzunhisarcıklı M., Ogutcu A., Açıkgöz F., Kalender S., “Effects of
diazinon on pseudocholinesterase activity and haematological indices in rats: The
protective role of Vitamin E”, Environmental Toxicology and Pharmacology, 22:
46-51 (2006).
Kalender S., Kalender Y., Durak D., Ogutcu A., Uzunhisarcıklı M., Cevrimli B.S.,
Yıldırım M., “Methyl parathion induced nephrotoxicity in male rats and protective
role of vitamins C and E”, Pesticide Biochemistry and Physiology, 88: 213-218
(2007).
Kalender S., Uzun F.G., Durak D., Demir F., Kalender Y., “Malathion-induced
hepatotoxicity in rats: The effects of vitamins C and E”, Food and Chemical
Toxicology, 48: 633-638 (2010).
Karabulut-Bulan, O., Bolkent, S., Yanardağ, R., Bilgin-Sokmen, Bahar, “ The role of
vitamin C, vitamin E, and selenium on cadmium-induced renal toxicity of rats”,
Drug and Chemical Toxicology, 31: 413-426 (2008).
Kayhan, F. E., Muşlu, M. N., Koç, N. D., “Bazı ağır metallerin sucul organizmalar
üzerinde yarattığı stres ve biyolojik yanıtlar”, Journal of Fisheries Sciences, 2 (3):
153-162 (2009).
Khan, A.T., Atkinson, A., Graham, T.C., Thompson, S.J., Ali, S., Shireen, K.F.,
“Effects of inorganic mercury on reproductive performance of mice”, Food and
Chemical Toxicology, 42: 571-577 (2004).
Kızıl, M., Çay, M., “Benzo(A)piren uygulanan ratlarda E vitamini ve selenyumun
kan ve dokularda lipit peroksidasyonu ve bazı antioksidan enzimler üzerine koruyucu
etkileri”, Fırat Üniversitesi Sağlık Bilimleri Veteriner Dergisi, 24 (2): 81-85 (2010).
Kim, S.H., Sharma, R.P., “Mercury-induced apoptosis and necrosis in murine
macrophages: Role of calcium-induced reactive oxygen species and p38 mitogenactivated protein kinase signaling”, Toxicology and Applied Pharmacology, 196: 4757 (2004).
66
Klein, E.A., Thompson, I.M., Lippman, S.M., Goodman, P.J., Albanes, D., Tylor
P.R., Coltman C., “SELECT: The selenium and vitamin E cancer prevention trial”,
Urologic Oncology: Seminars and Original Investigations, 21: 59-65 (2003).
Kleinschuster, S.J., Yoneyama, M., Sharma, R.P., “A cell aggregation model fort he
protective effect of selenium and vitamin E on methylmercury toxicity”, Toxicology,
26: 1-9 (1983).
Koca, N., Karadeniz, F., “Serbest radikal oluşum mekanizmaları ve vücuttaki
antioksidan savunma sistemleri”, Gıda Mühendisliği Dergisi, 32-37 (2003).
Koyuturk, M., Yanardag, R., Bolkent, S., Tunali, S., “The potantial role of combined
antioxidants against cadmium toxicity on liver of rats”, Toxicology and Industrial
Health, 23: 393-401 (2007).
Köksal, C., Konukoğlu, D., Ercan, M., Arslan, C., Kazımoğlu, K., Bozkurt, K.,
“Periferik arter hastalarında lipit peroksidasyonu ve antioksidan kapasite”, GKDC
Dergisi, 7: 244-246 (1999).
Kumagai, Y., Mizukado, S., Nagafune, J., Shinyashiki, M., Shino, H.T., Shimojo, N.,
“Post-transcriptional elevation of Mouse brain Mn-SOD protein by mercuric
chloride”, Brain Research, 769: 178-182 (1997).
Kutlubay, R., Oğuz E.O., Güven C., Can B., Sınık Z., Tuncay Ö.L., “Histological
and ultrastructural evidence for protective effects on aluminium-induced kidney
damage by intraperitoneal administration of α-tocopherol”, International Journal of
Toxicology, 26: 95-101 (2007).
Lee, Y.W., Ha, M.S., Kim. Y.K., “Role of reactive oxygen species and glutathione in
inorganic mercury-induced injury in human glioma cells”, Neurochemical Research,
26 (11): 1187-1193 (2002).
Link, G., Konıjn, A.M., Hershko, C., “Cardioprotective effect of α-tocopherol,
ascorbate, deferoxamine, and deferiprone: Mitochondrial function in cultured, ironloaded heart cells”, Journal of Laboratoryand Clinical Medicine, 133 (2): 179-188
(1999).
Li, R.K, Sole, M.J., Mickle, D.A.G., Schimmer, J., Goldstein, D., “Vitamin E and
oxidative stres in the heart of the cardiomyopathic syrian hamster”, Free Radical
Biology & Medicine, 24 (2): 252-258 (1998).
Limo’n-Pacheco, J., Gonsebatt, M.E., “The role of antioxidants and antioxidant
related enzymes in protective responses to environmentally induced oxidative
stress”, Mutation Research, 674: 137-147 (2009).
Lowry, O.H., Rosebrough, N.J., Farr, A.L., Randall, R.J., “Protein measurement with
the Folin phenol reagent”, Journal of Biological Chemistry, 19: 265 (1951).
67
Machado, A.C., Padilha, A.S., Wiggers, G.A., Siman, F.D.M., Stefanon, I., Vassalo,
D.V., “Small doses of mercury increase arterial pressure reactivity to phenylephrine
in rats”, Environmental Toxicology and Pharmacology, 24: 92-97 (2007).
Mahboob, M., Shireen, K.F., Atkinson, A., Khan, A.T., “Lipid peroxidation and
antioxidant enzyme activity in different organs of mice exposed to low level of
mercury”, Journal of Environmental Science and Health B, 36 (5): 687-697
(2001).
Marklund, S., Marklund, G., “Involvement of the superoxide anion radical in the
autoxidation of pyrogallol and a convenient assay for superoxide dismutase”,
European Journal of Biochemistry, 47: 469–474 (1974).
Massaroni, L., Rossoni, L.V., Amaral, S.M.C., Stefanon, I., Olivera, E.M., Vassallo,
D.V., “Haemodynamic and electrophysiological acute toxic effects of mercury in
anasthetized rats and in Langendorff perfused rat hearts”, Pharmacological
Research, 32 (1/2): 27-36 (1995).
Mate’S, J.M., Perez-Gomez, C., De Castro, I.N., “Antioxidant enzymes and human
diseases”, Clinical Biochemistry, 32 (8): 595-603 (1999).
Mazıcıoğlu, M.M., Kaynar, L., Çetin, A., Mumcuoğlu, H., Saraymen, R., Karadağ,
Ö.K., “Endüstriyel kurşuna maruz kalmanın pıhtılaşma sistemi üzerine etkileri”,
Erciyes Tıp Dergisi, 30 (3): 150-156 (2008).
Mercan, U., “Toksikolojide serbest radikallerin önemi”, Yüzüncü yıl Üniversitesi
Veteriner Fakültesi Dergisi, 15: 91-96 (2004).
Merzoug, S., Toumi, M.L., Oumeddour, A., Boukhris, N., Baudin, B., Tahraoui, A.,
Bairi, A., “Effect of inorganic mercury on biochemical parameters in Wistar rat”,
Journal of Cell and Animal Biology, 3 (12): 222-230 (2009).
Messarah M., Klibet F., Boumendjel A., Abdennour C., Bouzerna N., Boulakoud
M.S., El Feki A., “Hepatoproctective role and antioxidant capacity of selenium on
arsenic-induced liver injury in rats”, Experimental and Toxicologic Pathology,
article in press, doi: 10.1016/j.etp.2010.08.002, (2010).
Molina, H., Garcia, M., “Enzymatic defenses of the rat heart against lipid
peroxidation”, Mechanisms of Ageing and Development, 97: 1-7 (1997).
Moreira, C.M., Oliveira, E.M., Bonan, C.D., Sarkis, J.J.F., Vassallo, D.V., “Effects
of mercury on myosin ATPase in the ventricular myocardium of the rat”,
Comparative Biochemistry and Physiology Part C, 135: 269-275 (2003).
Moreira-Rodrigues, M., Henriques-Coelho, T., Moura, C., Vasques-Novoa, F.,
Sampaio-Maia, B., Pestana M., Leite-Moreira A.F., “Cardiac dysfunction in HgCl2-
68
induced nephrotic syndrome”, Experimental Biology and Medicine, 235: 392-400
(2010).
Mozaffarian, D., “Fish, Mercury, Selenium and Cardiovascular Risk: Current
Evidence and Unanswered Questions”, International Journal of Environmental
Research and Public Health, 6: 1894-1916 (2009).
Murathanoğlu, O., “Histoloji”, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Yayınları,
İstanbul, 172-173 (1996).
Navarro-Alarcón, M., López –Martínez, M.C., “Essentiality of selenium in the
human body: Relationship with different diseases”, The Science of the Total
Environment, 249: 347-371 (2000).
Nazıroğlu, M., Çay, M., Tahan, V., Bal, R., Delibaş, N., “Effects of Selenium and
Vitamin E supplementation of concentrations of plasma thyroid hormones in lambs”,
Türkish Journal of Veterinary and Animal Sciences, 22: 157-160 (1998).
Nazıroğlu, M., Karaoğlu, A., Aksoy, A.O., “Selenium and high dose vitamin E
administration protects cisplatin-induced oxidative damage to renal, liver and lens
tissues in rats”, Toxicology, 195: 221-230 (2004).
Nelson, H., Lewin, H., Goldfrank, F., “Civa”, Goldfrankin Toksikolojik Aciller El
Kitabı, Çeviri Editörleri, Salim Satar, İbrahim İkizceli, Seda Özkan, Nobel Kitabevi,
Adana, 739-745 (2008).
Nemmiche, S., Chabane-Sari, D., Guiraud, P., “Role of α-tocopherol in cadmiuminduced oxidative stres in Wistar rat’s blood, liver and brain”, Chemico-Biological
Interactions, 170: 221-230 (2007).
Newairy, A.A., El-Sharaky, A.S., Badreldeen, M.M., Eweda, S.M., Sheweita, S.A.,
“The hepatoprotective effects of selenium against cadmium toxicity in rats”,
Toxicology, 242: 23-30 (2007).
Nordberg, J., Arner, E.S.J., “Reactive oxygen species, antioxidants, and the
mammalian thioredoxin system”, Free Radical Biology and Medicine, 31 (11):
1287-1312 (2001).
Ognjanović, B.I., Pavlović, S.Z., Matelić, S.D., Žikić, R.V., Štajn, A.Š., Radojičić ,
R.M., Saičić, Z.S., Petrović, V.M., “Protective influence of vitamin E on antioxidant
defense system in the blood of rats treated with cadmium”, Physiological Research,
52: 563-570 (2003).
Ognjanović, B.I., Marković, S.D., Pavlović, S.Z., Žikić, R.V., Štajn, A.Š., Saičić,
Z.S., “Combined effects of coenzyme Q10 and vitamin E in cadmium induced
alterations of antioxidant defense system in the heart”, Environmental Toxicology
and Pharmacology, 22: 219-224 (2006).
69
Ogutcu, A., Uzunhisarcıklı, M., Kalender, S., Durak, D., Bayrakdar, F., Kalender, Y.,
“The effects of organophosphate insectiside diazinon on malondialdehyde levels and
myocardial cells in rat heart tissue and protective role of vitamin E”, Pesticide
Biochemistry and Physiology, 86: 93-98 (2006).
Ohkawa, H., Ohishi, N., Yagi, K., “Assay for lipid peroxides in animal tissues by
thiobarbituric acid reaction” Analytical Biochemistry, 95: 351–358 (1979).
Okcu, Z., Keleş, F., “Kalp-Damar hastalıkları ve Antioksidanlar”, Atatürk
Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 40 (1): 153-160 (2009).
Olson, R.E., M.D., “Vitamin E and its relation to heart disease”, Circulation Journal
of The American Heart Association, 48: 179-184 (1973).
Orak, E., Yanardağ, R., Orak, H., “Selenyum ve kalp hastalıkları ile ilişkisi”, Türk
Kardiyoloji Derneği Arşivi, 28: 230-238 (2000).
Osfor, M.M.H., Ibrahim, H.S., Mohamed, Y.A., Ahmed, S.M., Abd, A.A.S., Hegazy,
A.M., “Effect of alpha lipoic acid and vitamin E on heavy metals intoxication in
male albino rats”, Journal of American Science, 6 (8): 56-63 (2010)
Önder, F., Uzun, M., Çenesiz, M., Karademir, G., Kaya, M., “Japon bıldırcınlarında
(Coturnix coturnix japonica) rasyona yüksek düzeylerde bakır ilavesinin tiroit
hormonları ve bazı kan değerleri üzerine etkisi”, Kafkas Üniversitesi Veteriner
Fakültesi Dergisi, 17 (4): 525-530 (2011).
Özdabak, H.N., “Amalgam dolguların plazma ve tükürük civa konsantrasyonları ve
bazı antioksidan seviyeleri üzerine etkileri”, Doktora Tezi, Atatürk Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Erzurum, 1-143 (2006).
Özdemir, S, Dursun, Ş., “Testis dokusunda kurşun toksisitesi ve eser element ilişkisi
üzerine selenyum ve kateşinin rolü”, Cerrahpaşa Tıp Dergisi, 38: 95-98 (2007).
Özer, N.K., Azzi, A., “Effect of vitamin E on the development of atherosclerosis”,
Toxicology, 148: 179-185 (2000).
Öztürk, G., Karahan, İ., Yılmaz, F., Güler, O., “Ratlarda parenteral akut arsenik
toksikasyonunun karaciğer ve böbrekler üzerine etkisi”, Fırat Üniversitesi Sağlık
Bilimleri Veteriner Dergisi, 13 (3): 277-282 (1999).
Packer, L., “Protective role of vitamin E in biological systems”, The American
Journal of Clinical Nutrition, 53: 1050-1055S (1991).
Paglia, D.E., Valentine, W.N., “Studies on the quantitative and qualitative
characterization of glutathione peroxidase”, Journal of Laboratory Medicine, 70:
158–165 (1987).
70
Park, E.J., Park, K., “Induction of reactive oxygen species and apoptosis in BEAS2B cells by mercuric chloride”, Toxicology in Vitro, 21: 789-794 (2007).
Pehlivan, M., Pehlivan, E., Özler, M.A., “İnsan sağlığı üzerine civa ve civa
bileşiklerinin etkisi”, Çevre Dergisi, 8: 33-35 (1993).
Perottoni, J., Lobato, L.P., Silveira, A., Rocha, J.B.T., Emanuelli, T., “Effects of
mercury and selenite on δ-aminolevulinate dehydratase activity and on selected
oxidative stres parameters in rats”, Environmental Research, 95: 166-173 (2004).
Pinto, E., Sigaud-Kutner, T.S.C., Leitão, M.A.S., Okamato, O.K., Morse,D.,
Colepicolo, P., “Heavy Metal-Induced Oxidative Stress In Algae”, Journal of
Phycology, 39: 1008-1018 (2003).
Poirier, J., Cockell, K., Hidiroglu, N., Madere, R., Trick, K., Kubow, S., “The effects
of vitamin E and selenium intake on oxidative stres and plasma lipits in hamsters fed
fish oil”, Lipits, 37 (12): 1125-1133 (2002).
Ramalingam, V., Vimaladevi, V., “Effect of mercuric chloride on membrane-bound
enzymes in rat testis”, Asian Journal of Andrology, 4: 309-311 (2002).
Rana, S.V.S., Verma, S., “Protective effects of GSH, α-tokoferol, and selenium on
lipit peroxidation in liver and kidney of copper fed rats”, Bulletein of Environmental
Contamination and Toxicology, 59: 152-158 (1997).
Rani, S., Singh, K., Ali, F., Ahirwar, V., Aali, N. S., “Protective effect of tocopherol
against mercuric chloride toxicity on blood parameters”, IJPSR, 1 (9): 57-60 (2010).
Rao, M.V., Chinoy, N.J., Suthar, M.B., Rajvanshi, M.I., “Role of ascorbic acid on
mercuric chloride-induced genotoxicity in human blood cultures”, Toxicology in
Vitro, 15: 649-654 (2001).
Rao, M.V., Sharma, P.S.N., “Protective effect of vitamin E against mercuric chloride
reproductive toxicity in male mice”, Reproductive Toxicology, 15: 705-712 (2001).
Rao, M.V., Gangadharan, B “Antioxidative potential of melatonin against mercury
induced intoxication in spermatozoa in vitro”, Toxicology in Vitro, 22: 935-942
(2008).
Rao, M.V., Chawla, S.L., Sharma, S.R., “Protective role of vitamin E on nickel
and/or chromium induced oxidative stres in the Mouse ovary”, Food and Chemical
Toxicology, 47: 1368-1371 (2009)
Rao, M.V., Chhunchha, B., “Protective role of melatonin against the mercury
induced oxidative stres in the rat thyroid”, Food and Chemical Toxicology, 48: 7-10
(2010).
71
Rao, M.V., Purohit, A., Patel, T., “Melatonin protection on mercury-exerted brain
toxicity in the rat”, Drug and Chemical Toxicology, 33 (2): 209-216 (2010).
Reddy, K.V., Kumar, T.C., Prasad, M., Reddanna, P., “Pulmonary lipid peroxidation
and antioxidant defenses during exhaustive physical exercise: the role of vitamin E
and selenium”, Nutrition, 14 (5): 448-451 (1998)
Rhee, H.M, Choi, B.H., “Hemodynamic and Electrophysiological Effects of Mercury
in Intact Anesthetized Rabbits and Isolated Perfused Hearts”, Experimental and
Molecular Pathology, 50: 281-290 (1989).
Rinne, T., Mutschler, E., Wimmer-Greinecker, G., Moritz, A., Olbrich, H.G.,
“Vitamins C and E protect isolated cardiomyocytes against oxidative damage”,
International Journal of Cardiology, 75: 275-281 (2000).
Rozgaj, R., Kasuba, V., Blanusa, M., “Mercury chloride genotoxicity in rats
following oral exposure, evaluated by comet assay and micronucleus test”, Arhiv za
Higijenu and Rada Toxikologiju., 56: 9-15 (2005).
Sağlam, N., Cihangir, N., “Ağır Metallerin Biyolojik Süreçlerle Biyosorbsiyonu
Çalışmaları”, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 11: 157-161 (1995).
Salonen, J.T., Seppanen, K., Lakka, T.A., Salonen, R., Kaplan, G.A., “Mercury
accumulation and accelerated progression of carotid atherosclerosis: A populationbased prospective 4-year follow-up study in men in eastern Finland”,
Atherosclerosis, 148: 265-273 (2000).
Sarı, B., “Metal sanayi atık çamurlarından ağır metal gideriminde biyoliç yönteminin
kullanılması”, Doktora Tezi, Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü,
Adana, 1-99 (2005).
Schneider C., “Chemistry and biology of vitamin E”, Molecular Nutrition & Food
Research, 49: 7-30 (2005).
Schwenke, D.C., Behr, S.R., “Vitamin E combined with selenium inhibits
atherosclerosis in hypercholesterolemic rabbits independently of effects on plasma
cholesterol concentrations”, Circulation Research, Journal of the American Heart
Association, 83: 366-377 (1998).
Seppanen, K., “Does mercury promote lipid peroxidation?”, Doctoral disertation,
Kuopio University Publications C. Natural And Environmental Sciences, Kuopıo
1-49 (2004).
Sharma, M.K., Patni, R., Kumar, M., Kumar, A., “Modification of mercury-induced
biochemical alterations in blood of Swiss albino mice by Spirulina fusiformis”,
Environmental Toxicology and Pharmacology, 20: 289-296 (2005).
72
Sharma, M.K., Sharma A., Kumar A., Kumar M., “Evaluation of protective efficacy
of Spirulina fusiformis against mercury induced nephrotoxicity in Swiss albino
mice”, Food and Chemical Toxicology, 45: 879-887 (2007a).
Sharma, M.K., Sharma, A., Kumar, A., Kumar, M., “Spirulina fusiformis provides
protection against mercuric chloride induced oxidative stres in Swiss albino mice”,
Food and Chemical Toxicology, 45: 2412-2419 (2007b).
Shirpoor, A., Salami, S., Khadem-Ansari, M.H., Ilkhanizadeh, B., Pakdel, F.G.,
Khademvatani, K., “Caridoprotective effect of vitamin E: Rescues of diabetesinduced cardiac malfunction, oxidative stres, and apoptosis in rat”, Journal of
Diabetes and Its Complications, 23: 310-316 (2009).
Singh, H., Sodhi, S., Kaur, R., “Effects of dietary supplements of selenium, vitamin
E or combinations of the two on antibody responses of broilers”, British Poultry
Science, 47 (6): 714-719 (2006).
Slotkin, T.A., Pachman, S., Bartolome, J., Kavlock, R.J., “Biochemical and
functional alterations in renal and cardiac development resulting from neonetal
methyl-mercury treatment”, Toxicology, 36, 231-241 (1985).
Sobacı G., Özcan O., Yıldırım E., İncesu A.İ., Gün H., Kubar A., “Deneysel
fototromboz modelinde E vitamininin antioksidan etkinliğinin ince yapı düzeyinde
incelenmesi”, Türkiye Klinikleri Oftalmoloji Dergisi, 2: 323-327 (1993).
Söğüt S., Yılmaz R.H., Songur A., Güleç M., Kotuk M., Ağlamış S., “Sıçanlarda
sisplatin ile oluşturulan nefrotoksisitede bazı metabolik enzim aktiviteleri ve bunlar
üzerine E vitamininin etkileri”, Tıp Araştırmaları Dergisi, 2 (1): 23-28 (2004).
Stacchiotti, A., Volti, G.L., Lavazza, A., Rezzani, R., Rodella, L.F., “Schisandrin B
stimulates a cytoprotective response in rat liver exposed to mercuric chloride”, Food
and Chemical Toxicology, 47: 2834-2840 (2009).
Su, L., Wang, M., Yin, S.T., Wang, H.L., Chen, L., Sun, L.G., Ruan, D.Y., “The
interaction of selenium and mercury in the accumulations and oxidative stres of rat
tissues”, Ecotoxicology and Environmental Safety, 70 :483-489 (2008).
Suarna, C., Wu, B.J., Choy, K., Mori, T., Croft, K., Cynshi, O., Stocker, R.,
“Protective effect of vitamin E supplements on experimental atherosclerosis is
modest and depends on preexisting vitamin E deficiency”, Free Radical Biology &
Medicine, 41: 722-730 (2006).
Şener, G., Sehirli, Ö., Tozan, A., Velioğlu-Övünç, A., Gedik, N., Omurtag, G. Z.,
“Ginkgo biloba extract protects against mercury (II)-induced oxidative tissue damage
in rats”, Food and Chemical Toxicology, 45: 543-550 (2007).
73
Talas, Z.S., Ozdemir, I., Yilmaz, I., Gok, Y., “Antioxidative effects of novel
synthetic organoselenium compound in rat lung and kidney”, Ecotoxicology and
Environmental Safety, 72: 916-921 (2009).
Taylan, Z.S., Özkoç, B.H., “Potansiyel ağır metal kirliliğinin belirlenmesinde akuatik
organizmaların biokullanılabilirliliği”, Balıkesir Üniversitesi Fen Bilimleri
Enstitüsü Dergisi, 9 (2): 17-33 (2007).
Tekeli, S.K., Toker, N.Y., Tekeli, F., “Çinkonun ratlarda canlı ağırlık ve bazı serum
enzimleri üzerine etkisi”, Turkish Journal of Veterinary & Animal,. Sciences, 26:
79-84 (2002).
Thayer, W.S., “Role of catalase in metabolism of hydrogen peroxide by the perfused
rat heart”, FEBS Letter, 202: 137-140 (1986).
Thomas, D.J., Smith, J. C., “Effects of coadministered sodium selenite on short-term
distribution of methyl mercury in the rat”, Enivironmental Research, 34: 287-294
(1984).
Tinggi, U., “Selenium: Its role as antioxidant in human health”, Environmental.
Health and Preventive Medicine, 13: 102-108 (2008).
Toimela, T.A., Tähti, H., “Effects of mercuric chloride exposure on the glutamate
uptake by cultured retinal pigment epithelial cells”, Toxicology in Vitro, 15: 7-12
(2001).
Tong, W.M., Wang, F., “Alterations in rat pancreatic islet β cells induced by Keshan
diseasecpathogenic factors: Protective action of selenium and vitamin E”,
Metabolism, 47 (4): 415-419 (1998).
Toufektsian, M.C., Boucher, F., Pucheu, S., Tanguy, S., Ribuot, C., Sanou, D.,
Tresallet, N., Leiris, J., “Effects of selenium deficiency on the response of cardiac
tissue to ischemia and reperfusion”, Toxicology, 148: 125-132 (2000).
Toyran, N., Turan, B., Severcan, F., “Selenium alters the lipid content and protein
profile of rat heart: An FTIR microspectroscopic study”, Archives of Biochemistry
and Biophysics, 458: 184-193 (2007).
Tunali-Akbay, T., Sener, G., Salvarli, H., Sehirli, O., Yarat, A., “Protective Effects
of Ginkgo biloba Extract against Mercury(II)-induced Cardiovascular Oxidative
Damage in Rats”, Phytotherapy Research, 21: 26-31 (2007).
Turan, B., Hotomaroğlu, Ö., Kılıç, M., Yılmaz-Demirel, E., “Cardiac Dysfunction
Induced by Low and High Diet Antioxidant Levels Comparing Selenium and
Vitamin E in Rats”, Regulatory Toxicology and Pharmacology, 29: 142-150 (1999).
74
Upaganlawar, A., Balaraman, R., “Effect of vitamin E and green tea on
hemodynamic, electrocardiographic and some biochemical alterations in
experimentally induced myocardial infarction in rats”, Europen Journal of
Integrative Medicine, 2: 135-141 (2010).
Uyanık, F., “Bazı iz elementlerin organizmadaki başlıca fonksiyonları ve bağışıklık
üzerine etkileri”, Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 9 (2): 49-58 (2000).
Uzun, F.G., Kalender, S., Durak, D., Demir, F., Kalender, Y., “Malathion-induced
testicular toxicity in male rats and the protective effect of vitamins C and E”, Food
and Chemical Toxicology, 47: 1903-1908 (2009).
Uzun, F.G., Demir, F., Kalender, S., Baş, H., Kalender, Y., “Protective effect of
catechin and quercetin on chlorpyrifos-induced lung toxicity in male rats”, Food and
Chemical Toxicology, 48: 1714-1720 (2010).
Uzunhisarcıklı M., Kalender Y., Dirican K., Kalender S., Ogutcu A., Buyukkomurcu
F., “Acute, subacute and subchronic administration of methyl parathion-induced
testicular damage in male rats and protective role of vitamins C and E”, Pesticide
Biochemistry and Physiology, 87: 115-122 (2007).
Vaidya, V.S., Mehendale, H.M., “Mercuric Chloride”, Encyclopedia of Toxicology,
Editör, Philip Wexler, Oxford, 33-36 (2005).
Valko, M., Leibfritz, D., Moncola, J., Cronin, M.T.D., Mazura, M., Telser, J., “Free
radicals and antioxidants in normal physiological functions and human disease”, The
İnternational Journal of Biochemistry & Cell Biology, 39: 44-84 (2007).
Vassallo, D.V., Moreira, C.M., Oliveira, E.M., Bertollo, D.M., Veloso, T.C., “Effects
of Mercury on the Isolated Heart Muscle Are Prevented by DDT and Cysteine”,
Toxicology and Applied Pharmacology, 156: 113-118 (1999).
Venardos, K., Harrison, G., Headrick, J., Perkins, A., “Effects of dietary selenium on
glutathione peroxidase and thioredoxin reductase activity and recovery from cardiac
ischemia-reperfusion”, Journal of Trace Elements in Medicine and Biology, 18: 8188, (2004).
Virtanen, J.K., Rissanen, T.H., Voutilainen, S., Tuomainen, T.P., “Mercury as a risk
factor for cardiovascular diseases”, Journal of Nutritional Biochemistry, 18: 75-85
(2007).
Vural, H., “Ağır metal iyonlarının gıdalarda oluşturduğu kirlilikler”, Ekoloji Dergisi,
8: 3-8 (1993).
Vural, N., “Toksikoloji”, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Yayınları,
Ankara, 504-512, 521-532, (2005).
75
Wadaan, M.A.M, “Effects of mercury exposure on blood chemistry and liver
histopathology of male rats”, Journal of Pharmacology and Toxicology, 4 (3) : 126131 (2009).
WHO (World Health Organization), “Elemental mercury and Inorganic mercury
compounds:Human Health Aspects”, Geneva,
http://www.who.int/ipcs/publications/cicad/en/cicad50.pdf (2003).
Wiggers, G.A., Stefanon, I., Padilha, A.S., Peçanha, F.M., Vassallo, D.V., Oliveira,
E.M., “Low nanomolar concentration of mercury chloride increases vascular
reactivity to phenylephrine and local angiotensin production in rats”, Comparative
Biochemistry and Physiology, Part C, 147: 252-260, (2008).
Wu, Q., Huang, K., Xu, H., “Effects of long-term selenium deficiency on glutathione
peroxidase and thioredoxin reductase activities and expressions in rat aorta”, Journal
of Inorganic Biochemistry, 94: 301-306 (2003).
Wόjcicki, J., Rόżewicka, L., Wiszniewska, B., Samochowiec, L., Juźwiak, S.,
Kadłubowska, D., Tustanowski, S., Juzyszyn, Z., “Effect of selenium and vitamin E
on the development of experimental atherosclerosis in rabbits”, Atherosclerosis, 87:
9-16 (1991).
Yalçın, E., Maraş, M., Çavuşoğlu, K., “Kurşun ve civa ağır metal iyonlarının albino
farelerde canlı ağırlık ve serum alkalen fosfataz düzeyi üzerine etkisi”, Balıkesir
Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 9 (1): 61-67 (2007).
Yamamoto, I., “Effect of various amounts of selenium on the metabolism of
mercuric chloride in mice”, Biochemical Pharmacology, 34 (15): 2713-2720 (1985).
Young I.S., Woodside J.V., “Antioxidants in health and disease”, Journal of
Clinical Pathology, 54: 176-186 (2001).
76
ÖZGEÇMİŞ
Kişisel Bilgiler
Soyadı, adı
Uyruğu
: ARIKAN, Hatice
: T.C.
Doğum tarihi ve yeri : 15.05.1985 Ankara
Medeni hali
: Bekar
Telefon
: 0 (312) 255 49 63
e-mail
: [email protected]
Eğitim
Derece
Eğitim Birimi
Lisans
Gazi Üniversitesi/ Biyoloji Bölümü
2009
Lise
Y.D.A. Batıkent Lisesi
2003
Yabancı Dil
İngilizce
Mezuniyet tarihi
Download