vıı. kutlu dogum sempozyumu

advertisement
T.C.
SÜLEYMAN DEMiREL ÜNİVERSİTESİ
İLAHİYAT FAKÜLTESi
İslam Felsefesi Anabilim Dalı
...,
VII. KUTLU DOGUM
SEMPOZYUMU
(TEBLİGLER)
19 NİSAN 2004
ISPARTA
S.D.Ü. İLAHİYAT FAKÜLTESi
İslam Felsefesi Anabilim Dalı Başkanlığı
Bilimsel Toplantılar Yayın No: 2
TERTİP HEYETi
S.D.Ü. iLAHiYATFAKÜLTESi
İslam Felsefesi Anabilim Dalı Başkanlığı
Prof. Dr. İsmail YAKIT (Başkan)
Doç. Dr. Kemal SÖZEN
Dr. Nejdet DURAK
Bilgehan Bengli TORTUK
EDiTÖR
Prof. Dr. İsmail YAKIT
ISBN 975-7929-92-1
Kapak ve İç Düzen
Nejdet DURAK
BASKI
Tuğra Matbaası,
;
::
. ·.
(0246) 22414 68 ,
·:·
·.;
,,
'.
:,.:::
;
Yayınlanan tebliğierin
dil, üslilp ve ilmi sorumluluğu yazariarına aittir.
Yayınlanan tebliğler kaynak gösterilmek şartıyla iktihas ve atıf şeklinde
·
kullanılabilir.:
·
©SDÜ ilahiyat HtkUlt~sil~I~ Fei;~f~si Ana Bilim Dalı-2006
iSTEME ADRESi
S.D.Ü. ilahiyat Fakültesi ISPARTA
Tel: (0246) 211 45 50
KUR'AN'IN 'İFK HADİSESİ'Nİ BEYANI BAGLAMıNDA
İNSANLIGA SUNDUGU EVRENSEL MESAJLAR
Yrd. Doç. Dr. A. Hüıneyra ASLANTÜRK*
İffet, medeni bir cemiyetin en önemli faziletidir. İfk ise; en alçak, en
olduğu
rezil ihaneti! Kötülere merhamet iyilere ihanet
yayılmasına
göz yummak da onu
işlernek
toplumun huzuru daima bir diğeriyle
kadar ciddi bir cinayettir.
tamamlanır;
kötülüğün
gibi,
Kişilerin
ve
huzursuz toplumlar, huzursuz
fertlerden oluşur. Bütün ilahi dinlerde olduğu gibi İslam'da da; kişinin toplum
huzurunu sağlamaya çalışması Allah'a imanının gereği olarak görülmüştür.
Peygamberler de bu huzuru
insanları
tevhide ve selamete
olduklarından
olmak
çağıran,
zorundadırlar.
çarnuriara
karşı
topluma yol gösteren kimseler
Bunun yeterince zor
yaşayış tarzlarıyla
olduğu açık!
Bu görevin
inanınayanların çıkardığı fesatları
gereken
cevabı
tarafından
görevlidirler. Allah
sadece söz ve davranışlarıyla değil
içinde bir de; kendisine
atılan
teıninle
vermek,
haksız
yere
da örnek
sınırları
hertaraf etmek,
yapılan
eziyetlere
sabretmek de var! Üstelik içinde bulunduğu topluma getirdikleri itikadi,
hukuki ve ahlaki hükümleri genellikle kendi özel
hayatlarında
sergilemek
suretiyle ...
İslam peygamberi olarak Hz. Muhammed'in durumu da işte böyledir.
O;
yalnız
kendine inananlar için
anlaşılabilmesi
yaşamaya,
bağlamaya
hikınetiyle-,
değil insanlık
hayatındaki
en mahrem meselelerini bile
mecbur
kalmış
ve
için,
-bazı
hükürnlerin daha net
her hadiseyi tam bir
insanların
insanlığa sunacağı
şeffaflıkla
gözleri önünde bir sonuca
evrensel prensipierin ilk
uygulandığİ kişi olmuştur. Böylece; onun hayatı ve uygulamaları, bu güne kadar
olduğu
yolları
kadar bugün de ahiili ve ailevi problemlerimize vahiy
kaynaklı
çözüm
sunan mükemmel bir örnek olmaya devam etmektedir.
• Süleyman Demirel Üniversitesi İH\hiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Bu bildiride size, iffetin sembolu bir peygamberin, ailesi bahane
edilerek izzet ve gerefine yap~lansaldinn~nsonuglandan bahsetmek istiyorum.
Bu konudaki Gyetlerin yorudanna geqmeden once hadisenin nas~lcereyan
ettigini bizzat Hz.&gelden dinleyerek yeniden hatlrIayahm Fakat sizlerden
istirhamm; gu iina kadar defalarca dinlediginiz bu hldiseyi bugun, kendinizi
Hz.Peygamberin, Hz.&ge'nin ve hadiseye gahit olan herhangi bir sahabinin
yerine koyarak dinlemenizdir.
0,bagina gelen bu iftiray ve sonunda aklanmasin~goyle anlatlyor:
'Hz.Peygamber bir sefere gikmak istediginde hanirnlan aras~ndakur'a
qekerdi. Kur'ada kimin ad1 glkarsa onu da beraberinde gotiiriirdu. Bu defa benim
a&m giktl. Boylece Rasulullah ile bu sefere ben ittim. Bu ig hicap ayeti
indikten sonra olmugtu.
0 zaman kadmlar, gigmanlayip hastahga dugmemek iqin ancak
kendilerine yetecek kadar yerlerdi. Yolculuga q l k a c a w z zaman ben kendimi
taglyan devenin bana ait hevdecine oturur, sonra da beni yola koyan tagiyicilar
gelip hevdeci alt tarafindan tutarak k a l b ve devenin ustiine yerlegtirirler,
iplerini baglidlktan sonra devenin yulanndan yederek qekip g6WIerdi.
~dsulullahbu savagtan donup Medlneyye yaMagild@nda bir yerde
konakladi. Daha sonra da tekrar hareket edilecegi nida ettirildi. Bu slrada
kalkrmg, yWyiip konak yerini gegip ihtiyacm gidermeye gitmigtbn lhtiyac~rm
giderdikten soma yerime donerken gogsiirnii yokladim ve baktlm ki Zafar
boncuklanndan olan gerdanhBm kopmug. Bunun iizerine onu aramaya gittim.
Onu aramam beni epey thkoydu. Derken, benim hevdecimi taglyan askerler
gelip devemi hevdecime yiiklemigler ve hafif oldu@m iqin beni o hevdec iqinde
sanmglardi. @nku ben heniiz kiiqiik yagra bir luzdim, bundan dolay onlar
benim o hevdec iqinde oldu@mu sanarak devemi qekip gitmigler. Dondiigiimde
orada hiq kimseyi bulamadim. Boylece oturdum ve umulur ki beni aramak iqin
geri donerler diye beklemeye bagladim. Derken uyuyakalmgim.
Allah'a yemin olsun ki, ben boyle yanim iizre yatrmg d w k e n Safvan
b.Muatta1 qlkageldi. Safvan; geriden gelir, insanlann arkada blrakhkIan egyalan
aragtmr, bir gey kalmgsa kaybolmasin diye onlan ahp bir sonraki konaklama
mahalline gotiiriirdu. 0, benim karart~mgoriince bana dam yoneldi ve beni
tan~yarakbagucumda durdu. Yaruma gelince istircii iiyetini okudu ve 'Ey Allah
Rasulii'nun zevcesi!' dedi. Ben qargafrma bWndiim, o tekrar; 'Seni insanlardan
geri blrakan nedir?' diye sordu. Ben ona hiqbirgey soylemedim. Sonra devesini
216
çöktürüp bana; 'Bin' dedi ve benden
devenin
yulannı
olsun ki, benim
sabah
olmuş,
uzağa
çekerek orduya yetişrnek
kaybolduğum
günün
ordu konaklamak için
çekildi. Deveye bindim, o da
isteğiyle
sabahına
süratle yola koyuldu. Yemin
kadar askere
yerleşmek
yetişemedik.
üzere iken devemin
Tam
yulannı
çeken adam orduya yetişti. İşte bu hadise üzerine iftiracılar söylediklerini
söylemiş,
ordugah
ızdırap
ve üzüntüyle
çalkanmış.
Valiahi bunlann hiçbirinden
benim haberim yoktu.
Sonra Medine'ye geldik. Derken bana bir
hastalandığımda
yanıma
yanımdakilere
ben hala
başıma
Derken
iyileşmeye başladım.
dışan çıkmıştım.
sırada Mıstah'ın
gelenlerin,
hakkımda
diye beni
şüphelendiriyordu.
söylenenlerin
Buna
farkında değildim.
Bir gece Mıstah'ın annesiyle birlikte bir hacetimiz
Sonra ben ve o
annesi
davranışı
o lütufkar
'Hastanız nasıldır?'
soruyordu. Bu durum beni üzüyor ve
rağmen
için
geliyor ve;
araz oldu. Daha önce
olduğum
Hz.Peygamberden görmekte
göremedim. Çünkü O,
ağn
çarşafı
işimiz
bitince odama
doğru
içinde tökezledi ve; 'Kahrolsun
söylendi. Ben de; 'Bedir'de bulunan bir zata beddua
mı
yöneldik. O
Mıstah!'
diye
ediyorsun!' diye ona
itiraz ettim. O da; 'Haberin yok mu?' deyince, 'Ne var!' dedim. Bana; 'Senin
hiçbir şeyden haberi olmayan suçsuz bir mü'min
olduğuna şehadet
ederim' dedi
ve iftiracılann hakkımda söylediklerini bana haber verdi.
Bunun üzerine
hastalığım
iyice
arttı
ve
ağlayarak
döndüm. Rasulullah
yariıma girip; 'Nasıl o?' deyince ben; 'İzin ver, ana-babama gideyim' dedim, O
yanına
da bana müsaade etti. Ben de ebeveynimin
halk ne söylüyor!' dedim. O da;
ki, kendini seven bir
kumalan ileri-geri
'Evladırn,
'Anneciğim,
kendini üzme, Allah'a yemin ederim
erkeğin yanında itibarlı
konuşmayacaklar,
gidip anneme;
ve güzel bir kadın olacak ve onun
bu çok nadirdir' dedi. Sonra bana; 'Sen
şu
ana kadar hakkında söylenenleri bilıniyor muydun?' deyince ben hıçkıra hıçkıra
ağlamaya başladım ve o· gece ağlayarak sabahladım. Y amma babam geldiğinde
ben' hala
ağlıyordum.
de ona;
'Şu
Babam anneme; 'Onu
ana kadar kendisi
zaman babam da
hakkında
ağlamaya başladı
ağiatan
nedir?' diye sordu. Annem
söylenenleri
ve; 'Sus,
bilıniyormuş'
ağlama kızım'
dedi. O
diyerek beni teselli
etmeye çalıştı.
Bu sırada Rasulullah; Hz.Ali ile Üsiime b. Zeyd'i çağırmış ve onlarla
durum hakkında istişare etmiş, Üsiime:
'Ya Rasulallah, o senin ailendir. Biz, onun hakkında ancak hayır biliriz'
demiş,
Hz.Ali ise;' Allah sana
salıayı
daraltmamıştır.
Onun
dışında
da
217
evlenebileceğin
demiş.
birçok kadın var.
Rasulallah da Berire'yi
Eğer
cariyene sorarsan, o sana doğruyu söyler'
çağırtıp
benim durumumu
hak ile gönderene yemin olsun ki, ben onun
şahsında
evin hamurunu tavuklara yediren taze, saf bir
görmedim'
demiş.
sormuş,
Berire; 'Seni
uykusu galip
geldiği
için
kızcağız olmasından
öte bir
şey
Bunun üzerine Hz.Peygamber minbere
çıkıp,
Abdullah b.
Übeyy'i kasdederek:
hakkımı
'Ey Müslürnanlar, eziyeti aileme vanp dayanan bir adamdan
kim
alır?
Allah' a yemin ederim ki, bu
hakkında
bilmiyorum. Aynca
kattılar.
hayır bildiğim
sadece
yanına
Halbuki o, ailemin
hanımını hakkında hayırdan başka şey
bir
adamın adını
da buna
benimle birlikte girerdi' buyurdu. O zaman
Sa'd b.Muaz ayağa kalkarak;
'Ey
Allah'ın
onun boynunu vurup senin
ise, bize emtedeceğini
Bu,
aslında
eğer
Rasulü,
Evs'ten yani benim kabHemden ise,
hakkını alırım. Eğer
yaparız'
iyi bir kimse
iftiracı
o
o, din
kardeşlerimiz
dedi. Hazrec'in lideri Sa'd b.Ubade
olmasına rağmen
kabile taassubuna
Hazrec'ten
ayağa kalktı.
katıldı
ve Sa'd
b.Muaz'a:
'Yalan söylüyorsun, sen öldüremezsin!' dedi. Sa' d b.Muaz'ın
amcasının
oğlu olan Üs~yd b.Hudayr ayağa kalktı ve; 'Sen yalan söylüyorsun, vallalıi de
öldürürüz, billahi de öldürürüz. Sen münafıklan savunan, onlar narnma
savaşan
bir münafıksın' dedi. Derken, Evs ve Hazrec kabileleri ayaklandı, neredeyse
birbirlerine
Allah'ın
gireceklerdi.
yatıştırmaya çalıştı.
ağlayarak
ciğerimi parçalayacağını sanıyordu.
dedikodular
Rasulü
başladığından
O, bu konuda
minberdeydi,
oradan
onlan
Nihayet sustular.
Ben o günü de
ağlıyorken Allah'ın
Rasulü
hakkımda
geçirdim. Anam-babam ise
ağlayışımın
Birgün annem babam yanımdayk~n ben de
yanımıza
girdi. Selam verip oturdu.
beri O benim
Hakkımdaki
yanıma oturrnamıştı.-Yemin
vahiy inineeye kadar geçen bir
ayı
böyle
olsun ki,
geçirmişti.­
Sonra da; 'Ey Aişe, senin hakkında bana şöyle şöyle haberler ulaştı. Şayet sen
masumsan Allah seni
günah
aklayıp suçsuzluğunu
işlediuse Allah'tan··rnağfuet
ortaya
koyacaktır.
Yok
dile ve tevbe et. Çünkü kul tevbe
eğer
bir
ettiğinde
Allah onun tevbesini kabul eder' dedi.
Hz.Peygamber sözlerini
Babama döndüm ve
'Allah'ın
gözlerim
yaşla
dolup
taştı.
Rasulü'ne benimyerimesen cevap ver!' dedim. O
da; 'Allah'a yemin ederim ki ne
218
tamamlayınca
diyeceğimi
bilemiyorum' dedi. Bu defa annerne
dönüp;' Allah'ın Rasulü'ne benim yerine sen cevap ver!' dedim. O da;
'Doğrusu
ben de ne diyeceğimi bilemiyorum' dedi. Bunun üzerine ben taze bir kız olarak:
'Ben Kur' an' dan çok
şey okumadım
ama çok iyi biliyorum ki, sizler bu
dedikoduyu duydunuz ve bu sizin gönlünüzde yer etti, belki de tasdik ettiniz.
Şimdi
ben size; 'Bundan
uzağım,
Demek ki, Allah benim masum olduğumu bilirken, size
şeyi
itiraf edecek olsam bana
ismini
hatırlaınıyorum
güzel bir
sabırdır.
inanacaksınız.
ama- Yusufu
Sizin
inanmayacaksınız.
masumum' desem de bana
babası
hakkımda duyduğunuz
Valiahi ben, siz ve kendim için 'Artık
o Salih kulun
bana
düşen
şu anlattıklarımza karşı yardımına sığınılacak
olan
1
Allah'tır' demesinden başka bir misal bulamıyorum' dedim.
yatağıma
Sonra da dönüp
suçsuzluğumu
ortaya
indirileceğini
hiç
koyacağım
çıkmaınıştı
aklayacağını
beni
hakkımda
beni
ve
okunan bir vahiy
Çünkü benim durumum bana göre, Allah
ayet indirecek kadar önemli bir hadise
Rasulullah'ın, Allah'ın
ht:l1üz Rasulullah
Allah'ın
biliyordum. Ama,
sanınıyordum.
Teala'nın hakkımda
yattım.
aklayacağı
değildi.
Ancak;
bir rüya görmesini umuyordum. Valiahi
yanımdan kalkmamış,
ehl-i beytinden hiç kimse de
dış_arı
ki, Allah peygamberine vahyini inzal buyurdu.
Derken, şiddetli vahiy geldiğinde O'nu yakalayan hal başladı.-Öyle ki
bu gibi durumlarda vahyin
gibi
şapır şapır
yastık
ağırlığından dolayı kış
terler ve elbisesine bürünüverirdi-. Ben de
koydum. Allah' a yeminler olsun ki, temiz
pek ehemmiyet vermedim. Annemle babam ise,
ettikçe korkudan
günü bile olsa inci taneleri
canları çıkacakınış
insanların söylediği şeyin
hakikat
olduğumu bildiğim
vahyetmesinden
Hz.Peygamberin bu sıkıntısı geçtp gülmeye başlayınca
bir
için buna
Rasulullah'ın sıkıntısı
gibiydiler. Çünkü onlar,
olduğunu
başının altına
devam
Allah'ın hakkımda
endişe ediyorlardı.
söylediği
ilk söz:
'Gözün aydın ey Aişe, bil ki Allah seni akladı' demesi oldu. Ben
de:' Sana
değil, arkadaşlarına
da
değil
ancak Allah' a hamdederim' dedim.
Anneni bana;'Kalk O'na yönel!'deyince, 'Allah'a andolsun ki O'na değil,
heraatimi indiren Allah'a yönelirim ve Allah'tan
sena etmem' dedim. Allah benim
hakkımda:
başka
hiç kimseyi de medh ü
'O uydurma haberi getirenler
içinizden malıdut bir zümredir' ayetiyle başlayan ayetleri indirdi2•
1
2
Yusuf, 12/18.
Nilr, 24/11; İfk hadisesi için bkz.: Buhan, Sahflı, Tefsiru Sureti 24/6; Ebu Davud, Siinen,
Nikah, 38; Dariı:ni, Cilıat, 30; en-Nedvi, Süleyman, İslam Tarihi, Asr-ı Saadet, (Ter.:
Ö.Rıza Doğrul), İstanbul, 1928, 5/94-106; Köksal, Asım, İslam Tarihi, Medine Devri,
219
'O
saymayın.
iftirayı çıkaranlar içinizden sayılı
Aksine o, sizin için bir
kazanıyorsa
o
vardır.
Onlardan
bir zümredir. Onu sizin için bir şer
hayırdır.
Onlardan herkese
işin büyüğünü
günahıarı
ne
irtikap edene ise en büyük azap
3
vardır' •
Allah benim suçsuz
olduğumu
buyurunca, babam EbU Bekir,
akrabası
bildiren bu ayet-i kerimelen inzal
ve fakir
olması dolayısıyle
kendisine
yardım ettiği Mıstah b. Üsame için;
'Kızım Aişe'ye iftira attıktan sonra, valiabi ben de bundan böyle
Mı stah' a artık hiçbirşey
vermem', diye yemin etti. Bunun üzerine Allah;
'İçinizden fazfletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah
yolunda göç edenlere mallanndan vermeyeceklerine yemin etmesinler;
bağışlasınlar,
feragat göstersinler.
Allah'ın
sizi
bağışlamasını
arzulamaz
mısınız? Allah son derece bağışlayıcı ve merhametlidir'4 ayetini inzal edince
Ebu Bekir;
'Vallahi
Allah'ın
beni
mağfiret
etmesini arzu ederim. Valiahi ona
nafaka vermekten asla. vazgeçmeyeceğim', diyerek
nafakayı tekrar vermeye başladı5 • '
Mıstah'a
vermekte
_olduğu
i
Rasfilullah da, zev:çesi Zeynep b. Cahş'a:
'Ey Zeynep, Aişe hakkında ne bilirsin, ()nun hakkındaki kanaatİn
nedir?' diyerek benim durumumil sormuştu, o da;
'Ya Rasulallah, ben
kulağımı,
gözümü
görmediğim şeylerde
mahafaza
ederim. V allahi Aişe hakkında hayırdan başka bir şey bilmem', diye şehadette
bulunmuştu6 •
İfk, yalan ve iftiradan daha ileri olan şeydir. Çünkü 'ifk' kelimesi
sözlükte; herhangi bir şeyin hakikatini çevirip olduğundan başka göstermeye
çalışmak, bir kimseyi görüşünden veya kendi aklıyla hükmettiğinden
vazgeçirmek, yalana zorlamak, bir şeyin tersine dönmesi, yerin kuraklıktan
İstanbul, 2001, 4/393-410; Harn1dullah, Muhammed, İslam Peygamberi, (Ter.: S. Tuğ),
İstanbul, 1966, l/244; Hasan, H.İbrahim, İstarn Tarihi, (Ter.:İ.Yiğit-S.Gümüş), İstanbul,
1987, 1/168-170; İbn Cerir et-Taberi, Camiu'l-Beyan, Beyrut, 1999, 9/278-283; Vabidi,
Esbiibü Nüzuli'l-Kur'an, (Tah; K. Besyı1ni), Beyrut, 1991, s328-332; Kadi, Abdülfettah,
Nüzul, (Ter.: S.Akdemir), Ankara, 1986, s. 269-273.
3
Nur, 24/1 ı.
4
Nur, 24/22.
5
Müslim, Sahfh, Tevbe, 56; Tirmizi, Siinen, Kitabü't-Tefsir, 25.
6
Buhan, age., Tefslru Sureti 24/6.
Esbiib-ı
220
yanlması,
rüzgann çeşitli yönlerden esmesi, bir topluluğun
işlerinin
huzursuzluk
sebebiyle kötüye gitmesi, yalan düzmek, büyük yalan, herhangi bir fikri,
şeyi
7
veya yeri altüst etmek gibi anlamlar taşımaktadır •
Bu durumda ifk, bühtan ve iftira kelimeleri
arasında
anlam farkı
olduğu
görülmektedir. Bu hadise için Allah TeaJ.a'mn, iftira veya bühtan kelimesini
değil
ifk kelimesini
kullanmasında
olduğu anlaşılmaktadır.
hususi bir hikmet
İfk; bühtan ve iftira gibi 'kişinin başına ansızın gelen şey' anlamı taşımakla
beraber
yapılan işin
sebebiyet
bu kelimelerin ifade
vereceğine işaret
ettiğinden
etmektedir. Çünkü bunun
olan 'ifk' masdandır ki bu da,
tersyüz edilmiş söz' dür.
'olması
gerekenden
daha
aslı,
ağır
bir vebale
'çevirme'
ınanasma
başka şekle sokulınuş,
Müfessirler, Nilr Suresi ll. ayette geçen ifk kelimesiyle kasdedilen
olayın Hz.Aişe'ye yapılan büyük iftira olduğunda ittifak etmişlerdir. Fahreddin
er-Razi de ayetin bu bölümünü açıklarken şöyle demektedir:
'Allah Teala bu yalam, 'ifk' diye isimlendirmiştir. Çünkü Hz.Aişe'nin
bilinen hali şu sebeplerden ötürü bu ifk ile taban tabana zıttır'.
Birincisi, onun, masum olan
Çünkü .peygamberler,
Dolayısıyla
kafırleri
Rasulullah'ın hamını olması
hakka davet etmek için
onlarda insanlan kendilerinden
bulunmaması
gerekir. Bir insamn
nefret ettirip ondan uzaklaştıran
soğutup
hammımn
buna ınanidir.
gönderilmişlerdir.
nefret ettirecek bir hususun
olması
zinakar
ise,
diğer
insanlan
şeylerdendir.
İkincisi, bu hadiseden önce Hz.Aişe'nin tavır ve hareketleri hususunda
herkesçe bilinen hali, onun zina
herhangi bir hafif
davranıştan
şöyle
dursun,
bile uzak
zinanın başlangıcı sayılabilecek
oluşudur.
Böyle bir
kadına
su-i zan
değil, hüsn-i zan duyulması gerekir.
Üçüncüsü, iftira edenler münafıklar ile arkadaşlanydı. Halbuki iftira
eden
düşınan
sözünün
saçına
sapan bir şey
olacağı
da
açıktır. Dolayısıyla
bu tür
delillerin toplamında, bu hususta vahiy gelmese de Hz.Aişe hakkındaki bu
iddianın fasit, yanlış ve asılsız olduğu anlaşılır8 •
Bkz.: İbn Manzur, Lisanü'l-Arab, Beyrut, 1990, 'İFK' mad.; Rağıb el-Isfehani, Müfredô.t li
Elfô.zi'l-Kur'ô.n, Beyrut, 1996, 'İFK' mad.
5Razi, et-Tefsfrü'l-Kebfr, Mefô.tihu'l-Gayb, (Ter.: S.Yıldınm-L.Cebeci-S. Kılıç-S. Doğru),
Ankara, 1993, 16/557; Zemahşeri, el-Keşşiif an Hakiiiki'l-Kur'iin, Beyrut, ty., 3/53.
7
221
Ebu's-Suud ·Efendi de 'itk'
ı,
yalan ve
iftiranın
en
mübalağalı şekli
olarak tefsir etmektedir9 •
NGr Suresi ll. ayetin ikinci bölümündeki; 'Onu hakkınızda şer
sanmayın,
belki o sizin için bir
müfessirlerin kayda
hayırdır'
ibaresine gelince, burada da
değer açıklamalan arasından
artık
Zira ayetin bu bölümünde
birkaçma değinmek istiyorum.
bizim için de bir
şeyler söylendiği
kanaati
belirmeye başlamaktadır. Mesela, İmam Kurtubl'nin ayette geçen 'hayr' ve 'şer'
ile ilgili yorumu
faydası
'Hayr;
alandır.
şu şekildedir:
zaranndan çok
Kendisinde hiç
şer
alandır, şer
zararı faydasından
hayır Cenı~et,
bulunmayan
bulunmayan
şer
de Cehennem'dir. Bu durumda
aslında
bir
hayırdır.
bela
ise;
kendisinde hiç
Allah'ın
çok
hayır
sevgili kullanna inen
vereceği
Çünkü onun elerni ile dünyada
zaran
azdır,
halbuki ahiretteki sevabı fazladır. İşte bu yüzden Allah Teala, Aişe ve ailesini,
Safvan'ı hayır
şerre üstünlüğü
ve menfaatin
sebebiyle
şu hitabıyla uyardı:
yani bu iftira yı sizin için şer saymayın. Aksine o sizin için bir hayırdır'
uyanık olması
Bu hususta mü'rninlerin cidden
Efendiriıiz
Hz.Rasulullah.
de Ahmed b. Hanbel'in
10
'Onu,
•
gereklidir. Nitekim
naklettiği
bir sözünde;
'Allah'ııi mifrnine olan hiiJ.arlüne bayramın. Ona bir hayır gelirse Rabbine
1
harndeder ve
.
şükreder.
Ona bir musibet gelirse Rabbine harndeder ve sabreder.
Mü'rninin her işine bir ecir vardır. Hanımının ağzına verdi@ lokrnada bile' 11
buyurmuştur.
Bu· konuda Fiilireddin er-Razi de tefsirinde şu açıklamaya yer
vermektedir:
Eğer,
'Bu iftira dünyev1 bir zarar
olduğu
halde, daha
nasıl
olur da onlar
için hayır sayılabilir?' denilirse, biz deriz ki:
-'Onlar Allah' ın
sabretmişler,
nzasüıı
istedikleri için, bu üzüntü ve
bu sayede mükafat elde
etmişlerdir.
Bu, zulme
sıkıntıya
uğrayan
mü'minlerin tutacağı yoldur.
-Eğer
bazılannın
onlar
iftirayı açıkça yapmamış olsalardı,
kalbinde bir soru
zamanla aniann
yalanı
işareti
olarak
kalırdı.
Fakat
ortaya çıkmıştır.
İrşiidii'l-Akli's-Selim, Beyrut, 1990, 61160.
Kurtubi, el-Ciimi'li Alıkiimi'l-Kur'iin, Beyrut, 1967, 121198.
ı ı İbn Hanbel, Siinen, 1/173.
9
10
222
o zaman bu töhmet
açıkça
söyledikleri için,
-Bu, Hz.Aişe'nin böylesi bir şeyden beri olduğuna dair, ayn ayn on
ayetin
inmiş olması açısından,
konduğu
onlann
şeref
ve faziletleri böylece ortaya
için, onlara bir hayır olmuştur. Allah Teala, o ayetlerle, iftira edenlerin
yalancı olduklarına şehadet etmiş,
iftira
etmiş olduklannı bildirmiş
ve onlara
lanet ve zemmin vacip olduğunu haber vermiştir ki bu da, iftira edilenler için
alabildiğine bir şeref ve fazilet ifade eder.
-'Hz.Aişe'yi övmenin iman, kötülemenin ise küfür sayılacak bir hale
getirilmesi.
Cenab-ı
Hak, bu hadisenin bir iftira
olduğunu açıkça
ifade edip,
bunu iyice ortaya koyunca, artık bundan sonra bu hususta şüphe eden herkes,
kesinlikle kafirolmuş olur ki bu, iftira edilen kimseler için yüce bir mevkidir12•
Bu ayet, iftiranın elebaşısı olan kimse için büyük bir azap
açıklayarak sona ermektedir:
'Onlardan (yani
bUyük bir azap vardır'.
iftiracılardan) gUnahın
en
bUyüğUnU
Burada kasdediten ilk isim elbette ki bu
iftirayı
olacağını
yliklenene ise
ortaya atan,
. münafıkların reisi olan Abdullah b. Übeyy b. Selül' dür. Çünkü o her fırsatta
Peygamber Efendimize zarar vermek isterdi. Onun için bu büyük azabın
cehennem azabı olduğu söylenmiştir 13 •
Fakat Dahhak, İbn Zeyd, Mücahid ve Hasan'a göre, burada
ve Hassan b. Sabit olduğunu söylemektedir. Çünkü
Hz.Aişe'nin temizliği ayetlerle açıklanıp ispatlanınca bu iki sahabeye ceza
kasdedilenler
Mıstah
uygulanmıştır 14 •
Hz.Aişe, bu hadise ile ilgili ayetler indikten sonra Hassan b. Sabit' i yad
ederek; 'Onun Cennet'e
gideceğini
umarım'
derdi. Kendisine; 'O iftira
günahının bUyüğünü üstl~nen değil miydi?' denildiğinde de; 'Onun Peygamberi
medbeden şiirlerini duyunca öyle umut ediyorum' derdiı 5 •
Hz.Peygamber de bir
defasında
onun için; 'Kör olmaktan daha
azap nedir? Belki de Allah Hassan'a bUyük
azabı
gözlerini alarak
şiddetli
vermiştir'
16
buyurmuştur •
12
Razi, age., 16/558.
Razi, age., 16/559.
14
Bkz.: Taberl, age., 9/284-285.
15
Razi, age. ve yer.
16
Razi, age. ve yer.
13
223
İfk hadisesinin yalan sözlerden ibaret olduğu, iftira edenlere azabın
büyük olacağı vurgulandıktan sonra Yüce Allah Müslümanlara bu ve b~nzeri
hadiseye uygun düşen hareket tarzlarını
öğretmekte
iftirayı işittiğiniz
'Onu yani bu
vakit
ve şöyle buyıırmaktadır: _
kadın-erkek
bütün inananiann
apaçık
kendi vicdanlan önünde iyi bir zanda bulunup da, 'Bu
bir
iftiradır'
demeleri gerekmez miydi?'
'Böyle bir durumda (iddia ettikleri
şeye)
şahit
dört
doğrulayacak) şahitleri
miydiler? Madem ki, (söylediklerini
getirmeli
değil
getiremediler, o
halde onlar Allah katında yalancılann ta kendileridir'.
'Eğer dünyada ve ahirette Allah'ın fazl u ·keremi olmasaydı içine
daldığınız
yaygaradan dolayı sizi herhalde biiyük bir azap
'O zaman siz (o
şeyi
olmayan
iftirayı)
birbirinize yetiştiriyor,
söylüyor ve bunu önemsiz
çarpardı'.
hakkında
sayıyordunuz.
hiçbir bilginiz
Halbuki bu
yaptığınız
Allah indinde büyüktür'.
'Onu
duyduğunuzda;
'Bunu söylememiz bize
yakışmaz, hô.şô.,
bu büyük
bir iftiradır' de~neniz gerekmez mi"y_t:fi?'
'Eğe17' siz
gerçekten iman
etmiş
kimseler iseniz, Allah size, böyle bir şeye
hayatta bir daha asla dönmemenizi (böyle bir günaha asla
bulaşmamanızı)
öğütlüyor'.
'Ve size ayetlerini açık açık bildiriyor' 11 •
Bu ayetlerde mü'rninlerin birbirlerini koruyup
fırsat
vermemeleri, söylenen sözün
uyanık olmaları
kimsenin
kaynağı
ve böyle bir çirkin itharn
yanında
yer almalan
sırasında
gerektiği
dinleyerek, naklederek ya da susarak
olan
kollamaları, düşmana
kişinin
art niyetlerine
iffetinde
şüphe
anlatılmaktadır.
münafıklara
destek
karşı
bulunmayan
Bu dedikoduyu
vermiş
bulunan
mü'rninler bu ayetlerle kınanrnışlardır.
Bu
kınama;
zaman, zernin ve
geçerlidir. Bir masuma
ve
savunmasız bırakmak
gerçekten
inanıyorsanız'
ihmalkarlığa
17
yapılan
kişiler değişse
iftirada, konusu ne olursa olsun,
mü'rnine
yakışmaz.
Bu
açıdan
ibaresi, mü'rninler için ciddi
izin verilmeyecek bir tehdidin habercisidir.
Nur, 24112-18.
224
--~'-
de benzeri olaylar için
kardeşini yalnız
ayette geçen
'eğer
sorumlulukların
ve
İfk hadisesi anlatılırken 12. ve 16. ayetlerde aynı cümle ile vurgulanan
kınama,
bu işin münafıklar tarafından ortaya atılmasından ziyade müslümanlar
tarafından yayılması
üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu iki ayetin mealini yan yana
koyarak tekrar okuduğumuzda, bilerek veya gafletle de olsa bu suça iştirak eden
mü'rninlerin,
artık
yoruma ihtiyaç bırakmayacak şekilde
uyarıldıklan aşikardır.
inanan insanın din kardeşinin namusunu tıpkı kendi namusu gibi
koruyup müdafaa etmesi beklenirken, umursamaz bir şekilde asılsız söylentileri
naklederek veya en
azından
dinleyip
elbette
onaylanır
düşen
mü'rninlere böyle bir durumda
bir fiil
değildir.
şüphe
içinde sessiz kalarak desteklemeleri
Bu sebeple Yüce Allah, bu konuda
nasıl
davranmalan
yanlışa
gerektiğini
de
açıklamıştır:
'Onu yani bu iftirayı işittiğiniz vakit kadın-erkek bütün inananların
kendi vicdanları önünde iyi bir zanda bulunup da, 'Bu apaçık bir iftiradır'
demeleri gerekmez miydi?'Niir, 12.
'Onu duyduğunuzda; 'Bunu söylememiz bize
bir iftiradır' demeniz gerekmez miydi?'Niir, 16.
Taberi'ye göre bu; Allah
tarafından,
yakışmaz, haşfı,
bu biiyük
hakkında
da vaki
kendileri
olabilecek bir yaygaranın Hz. Aişe için yayılmasına göz yumdukları için 'iman
ehli'ne
yapılan
bir azarlamadır. Yüce Allah iman edenleri zikrederek;
'Ey insanlar, iftiracılann Aişe hakkında söylediklerini işittiğiniz zaman,
erkek ve
'Bu
kadın
apaçık
bir
yalan söyleyip
mü'rninlerin kendi vicdanlan önünde iyi bir zanda bulunup da,
iftiradır
demeleri gerekmez miydi! Halbuki siz bu hüsnü
ortalığı kanştıran
zannı
kimse için beslediniz ve onun çirkin bir sözü
uydurduğundan şüphe etmediniz!' şeklinde kınayıp azarlarnıştır 18 •
Kuşeyri, Letaifii'!-İşfırfıt'ında bunu açıklarken şöyle demektedir:
, 'Gıybeti dinlemek de
yayandan daha
şerlidir.
Zira
gıybeti
Bir mü'rninin, başka bir mü'rnin
işittiğinde
değildir.
18
onun
söylediğini
gıybettir,
hatta
gıybeti
dinlemek, sahibinin
hakkında doğruluğu
reddetmesi
şarttır.
dinleyen onu üretip
kasdım tamamlamaktır.
kesin olmayan kötü bir şey
Nötr bir
şekilde
dinlemesi yeterli
Söyleyeni ikaz edip nasihat etmesi de gerekir. Dinleyerek ona
ortaklık
Taberi, age., 9/383-384.
225
ederse ondan daha kötü bir şey yapmış olur. Dinlemezse, dinlememekle
kaybedeceği bir şey yoktur. Söylenenlerin mahcubiyetini taşımaz'ı 9 •
Yine bu ayette Allah Teata, 'kendi nefisleri... ' demektedir, çünkü ehl-i
İslam'ın tamamı tek bir nefis hükmündedir, çünkü onlar tek bir din
üzeredirler' 20 .
Rivayet
bakalım,
olunduğuna
göre Ebu Eyyüb el-Ensan
hanımına;
'Söyle
söylenenler hakkında ne dersin?' dedi. Hanımı da ona;
'Şayet
sen
yapmayı aklından
Safvan'ın
yerinde olsaydın Rasulullah'ın haremine kötülük
geçirir miydin?' diye sorunca Ebu Eyyüb; 'Hayır!' cevabını
verdi. Bu defa hanımı ona;
'Peki, ben Aişe'nin yerinde olsaydım, hiç Allah'ın Rasulüne ihanet eder
miydim?' dedi ve sözlerini şöyle tamamladı: 'Şüphen olasın ki Aişe benden,
Safvan da senden daha üstündür'.
Ebu Zeyd de; 'Bu mü'minler için bir
azarlamadır.
Çünkü mü'min
annesine zina isnat etmez. Hz. Aişe de mü'minlerin annesidir' dedi.
Cenab-ı Hak mü'minleri Hi:Aişe'nin başına gelenler hususunda tek bir
Mü'minlerden birinin başına bir kötülük geldiğinde
sanki hepsinin başına gelmiş gibidir. Nitekim Nu'man b. Beşir'de nakledilen bir
hadiste Hz.Peygamber şöyle buyurmuştur:
can gibi
kabul/etmiştir.
'Müslümanların
birbirleriyle ilgilenmeleri ve birbirlerine merhamet
etmelerinin misali tıpkı bir bedenin hali gibidir. Çünkü bedenin bir
uykusuzluk ve ateşten muzdarip olduğunda bedenin tamamı sızlar' 2 ı.
kısmı
Hz.Ebu Bekir de Peygamberimizin; 'Mü'minlerin birbirlerine karşı
durumlan, tıpkı birbirlerine kenetlenmiş binalar gibidir' 22 buyurduğunu
nakletmektedir.
Nitekim Saff Suresi 4. ayette de Yüce Allah mü'minlerin cihat
saflanndaki durumunu; 'Taşları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi' diye
tanımiayarak yine aynı deyimsel ifadeyi kullanmıştır. Dolayısıyla böylesi zor
zamanlarda yekvücut olunması 'gerçekten inanmış olma' nın vazgeçilmez bir
şartı
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kuşeyıi, Abdülkerim, Letaifii'l-İşiiriit, tah. İ.Besyiini, Mısır, 1981, 2/599.
Tabeıi, age., 9/584.
ıı Buhan, age., Edeb, 27; Müslim, age.,Birr, 66
22
Buhan, age.., SaHl.t, 88; Müslim, age., Birr,65
19
20
226
Ayette geçen; 'Bu apaçık bir iftiradır' cümlesine gelince; er-Razı bunu,
'Aslım bilmediğini
verdiği
duyan kimsenin bunu nakletmesi helal midir?' sorusuna
iki yönlü cevapla açıklamaya çalışmaktadır:
Birincisi, mü'minin böyle demesi gerekir. Ancak ne var ki o bunu bir
dayanmaksızın
emareye
ve
işin gerçeğini
bilmeksizin zina isnat edenin sözünü
reddetmek amacıyla söyler.
İkincisi ise, Hz Aişe · hakkında böyle yapılması vaciptir. Çünkü
Hz.Aişe'nin, nefret ettirici bütün şeylerden .masum olan Peygamberin hanımı
olması, bu konudaki iddaların yalan olduğunun bir delili gibidir23 •
değerlendirirken şöyle demiştir:
Cessas da bu ayeti
olduğu
zanda
zannedilen kimseler
hakkında
bulunulması olduğuna
'Bu, zahirinden adil
gerekli olan tavnn, onun
delalet eder. Yine de bu,
Müslümanların
tasarruflarının sahih ve caiz olmaya hamledilmesini gerektirir'
İmam Ebu Hanife
gözükınediği
aslı
diyerek,
24
iyi
ak:it ve
•
'Müslümanlar, kendilerinden bir şüphe
ise;
ernrolunmuşuz'
müddetçe adildirler. Çünkü biz hüsn-i zanla
bilinmese de
hakkında
iftiranın
reddedilmesi ve
şehadetinin
kabul edilmesi
25
gerekir demektedir.
İfk hadisesinin anlatıldığı, şayet terniz bir mü'rnine iftira edilmişse diğer
mü'rninlerin
takınacağı tavrı açıkça
beyan eden 11-21. ayetler
esnasında
Nur
Suresi'!lin 10,14,20 ve 21. ayetlerinde;
'Ya üzerinizde Allah'ınjazZ u rahmeti olmasaydı! ... ' ibaresinin tam dört
defa
tekrarlanmasında,
bir
yalanın yayılmasına
sorumsuzca alet
olmanın
vebali
konusunda dehşet verici bir mesaj gizlidir.
'Ya üzerinizde
cümlenin
Allah'ın yüceliği
yanın bırakılması
bir sonucu olarak iman
burada,
ettiği
inandığını
hatta bir tehdidin
Ya
kabulü va' d
olmasaydı. .. '
iddia ettiği halde
denilerek
inanmanın
tabii
dinin peygamberini ve ailesini koruyup kollarnaleta
ihmal ve gaflet sonucu onlara Allah
ihtarın
ve rahmeti
varlığından
olmasaydı. .. Yani,
tarafından akıllara
söz etmek zorundayız.
ya sizin tevbenize izin
edilmiş olmasaydı. .. Ya
verilmiş olmasaydı ... Ya aranızda
durgunluk verici bir
hak
ettiğiniz
Peygamberin
verilmiş
ve bu tevbenin
azabı erteleyerek size mühlet
bulunması
sebebiyle size
karşı
23
Rm, age., 161565.
Cessas; Ebu Bekr Ahmed er-Razi, Ahkô.nıü'l-Kur'ô.n, yy., ty., 3/306-307.
25
Bkz.: age ve yer.
24
227
l
özel lütufla muamele
edilmiş olmasaydı. .. Ya
her birinizin ailesine de benzer
ithamlara maruz kalarak imtihan edilmeniz engellenmiş
olmasaydı ... Müfessirler
burada şu açıklamaya yer vermişlerdir:
-Bu ifadenin
cevabı hazfedilıniştir.
Sanki Yüce Allah;
olmasaydı,
kazırdı.
helak olurdunuz, Allah size azab eder ve kökünüzü
rauf ve rahlmdir', demek istemiştir.
-Veya bu
şart
cümlesinin
cevabı,
'Eğer
böyle
Fakat O
bundan sonra gelen ayetteki;
'İçinizden hiç birinizebediyen temize çıkamazdı' 26 cümlesidir.
-Ya da, bunu
büyürdü,' şeklindedir.
Doğruya
en
cevabı,
'Hiç
yakın olanı
bu ifadenin
göre ayetten kasdedilen mana,
pişmanlık
için zaman
tanımak
sözü yayma fiilierinden
şüphesiz
o zaman kötü söz
cevabının
dolayı
onların
olmasaydı,
Muha:rmped Esed de ayetirt bu bölümünü. şu
anlamın sınırları muhatabın
ertelemek, tevbe ve
basit zannettikleri kötü
hepsi helak olurdu. Fakat O,
merhametinden dolayı, kendi aleyhine hareket eden
şekilde muamele eder', şeklindedir27 •
'Bu cümlede
ve zarar
mahzuf olmasıdır. Buna
'Eğer Allah'ın; azabı
gibi nimetleri
yayılır
idrakine
kullarına
bile en güzel
şekilde yorumlamaktadır:
bırakılarak
veciz bir uslüple
kasıtlı olarak yarım bırakılmıştır. Bununla, asılsız isoatlara karşı kişisel hukuk
Allah
tarafından
böylece güvence
ikinci dereceden deliller yeterli
altına alınmış
olsaydı
ve zina
isoadının isbatı
birey ve toplumun maruz
için
kalacağı
haksızlıkların nerelere varacağı düşünülsün istenmiştir' •
28
Çünkü Yüce Allah; 'Zan, gerçek karşısında hiçbirşey ifade etmez' 29 ,
'Zannın birçoğundan çekinin; çünkü zannın bazısı vebaldir' 30, buyıırmuştur.
Üstelik imanın gereği olan şeylerden biri de mü'min kardeşinin gizli
sırlarını araştırmamak, ayıbını
örtmektir. Hz.Peygamber bu konuda mü'minleri
uyararak şöyle buyıırmuştur:
'Bir mü'min diğer bir mü'minin
da kıyamet günü onun kusurunu gizler' 3 ı.
26
ayıbını
gizler,
açığa
Nur, 24/21.
27
Bkz.: Razi, age., 17/11; Taberl, age., 9/288.
Esed, Muhammed, Kur'an Mesajı, İstanbul, 2002, s.77, dipnot ll.
29
Yunus, 10/36.
30
Hucurat, 49112.
28
228
vurmazsa, Allah
'Oysa siz (o iftirayz) birbirinize
yetiştiriyor,
hakkznda hiçbir bilginiz
olmayan şeyi söyliiyor ve bunu önemsiz sayzyordunuz. Halbuki bu
Allah indinde büyüktür'32•
Allah Tefila, bu kimseleri
şu
günahı işlemekle
üç
yaptığınız
tavsif ederek büyük
azabı
hak etmelerini bu günahlara bağlamıştır ki bu da onların;'ifk'i dilden dile
dolaştırmaları, aslını bilmedikleri konuda konuşmaları, bu yaptıkları ·büyük
günah
olduğu
katında
halde, bunu küçük
büyüktür',
buyurmuştur,
saymalarıdır.
bu da
Çünkü Allah; 'Halbuki bu, Allah
iftiranın
büyük günahlardan
olduğunu
gösterir.
Ayette geçen, 'bunu önemsiz sayzyordunuz' ifadesiyle günahın
büyüklüğünün onu işieyenin zannına göre değişmeyeceğine, aksine onun bunu
açısından,
bilmemesi
o
günahın
büyüklüğünü
çekilmiştir.
Zira, 'ısrar edilirse küçük günah küçük
günah ta büyük kalırıaz', denilmiştir33 •
vurgulayacağına
olmaz,istiğfar
dikkat
edilirse büyük
İmanlı kimselere yakışan davranışı belirleyen; 'Onu duyduğunuzda;
'Bunu söylememiz bize yakışmaz,
hfışa,
bu büyük bir iftiradzr' demeniz gerekmez
34
ayetiyle de mü'minlerin özelde Hz. Muhammed (a.s)'e ve onun
ailesine, dolayısıyla Hz. Ebfr Bekr ve ailesine, genelde ise böyle bir iftira ile
miydi?'
karşılaşan
bütün insanlara eziyet edilmesinin yanlışlığı ortaya konmuştur.
Yani, 'Siz onu
duyduğunuzda,
konuşmamız
bizim bunu
ve buna
inanma~.z yakışık alırıaz, demeli değil ~.Y9iniz!' demektir. Çünkü iyi bir
mü'min bilmelidir ki peygambere eziyet etmek
Allah'ın
lanetine ve
gazabına
sebeptir. Nitekim Allah Teala Ahzab Süresi'nin 57. ayetinde;
'Allah'a ve Rasillüne eziyet edenler yok mu! Allah onlara dünyada da,
ahirette de lanet etmiştir', buyurmaktadır.
. Üstelik bu iftira ile bütün mü'minlere de eziyet edilmiştir. Gerçek iman
sahibi hiç kimse peygamberinin zulme uğramasına, acı çekmesine razı olmaz.
Zaten bir cemiyette lider
vasfı taşıyan kişiye yapılan
yapılmış sayılır. Dolayısıyla şuurlu
bir mü'minin bir
gerekir. Aslını bilmediği konularda hüküm vermenin,
vebalinden sakınmalıdır.
hakaret bütün fertlere
yanılgıya düşmemesi
duyduğunu
nakletmenin
Müslim, age., Birr, 71; İbn Mace, Siinen, Tici\re, 26.
Nfir, 24/15.
33
İlgili bölüm için bkz.: Rllzi, age., 16/568-569.
34
Nur, 24/16.
31
32
229
Aynca, 'Kişinin kendini ilgilendinDeyen lüzumsuz
onun iyi bir müslüman olduğunun göstergesidir' 35 •
'Eğer
şeyleri bırakması
da
siz gerçekten iman etmiş kimseler iseniz, Allah size, böyle bir şeye
hayatta bir daha asla dönmemenizi (böyle bir günaha asla
bulaşmamanızı)
öğiitlüyor'.
açık açık
'Ve size ô:yetlerini
ve hikmet
bildiriyor. Allah
hakkıyla
bilendir, hüküm
sahibidir'36•
Bu ayetlerde beyan edilen husus, gerçekten iman
etmiş
kimselerin bir
daha bu türlü kötü işlere teşebbüs etmemelerini öğütlemektir. Ancak burada
üzerinde durulması gereken mesele; iftira atmak, onu yaymak, dedikoduyu
dinleyip din kardeşini savunmamak gibi fıillerin imamn sıhhat ve kalitesi
açısından
tehlike oluşturacağı meselesidir. Bu konuda müfessirler eserlerinde şu
yorumlara yer vermektedirler:
Kurtubi; te'kid ve tevkif için olan 'Eğer im.an etmiş kimselerseniz'
ibaresini, 'eğer adarnsan, şu, şu işleri sana söylendiği gibi yapman gerekir' 37,
şeklinde yorumlapıaktadır.
Zemahşeri'ye göre de bıi ayette; onların (mü'rninlerin) öğüt-almaları
'
için tahrik edilmesi ve çirkin olan her şeyden kaçınınamu 'iman' ile
vasıflanmasından
dolayı
bunlara geri dönmemenin
gerekliliğini hatırlatma
38
vardır •
Razi ise tefsirinde ayetin bu
kısmım açıklarken,
Mfitezile'nin bu
konuyu değerlendirmesine işaret ederek buna itiraz etmektedir. Şöyle ki;
Mutezile; Cenab-ı
iftira etmemenin imandan
Hakk'ın,
'Si?. iman eden kimselerseniz' ifadesiyle,
olduğuna; iftira fiiliyle birlikte de kişide imanın
kalmadığına
istidlal etmiştir. Çünkü şarta bağlı olan şey, şart bulunmadığı
zaman bulunmaz, demektedir. Halbuki, bu, Cenab-ı Hakk'ın 'O uydurma haberi
getirenler içinizden yani ey mü'rninler sizden bir zümredir' 39 ifadesiyle
gelmiştir. Dolayısıyla bu ifade, kişinin iftira atmasının onu imandan
Tirmizi, age., Zühd, ll; İbn M1l.ce, age., Fiten, 12.
Nur, 24117-18.
37
Kurtubi, age., 12/205.
38
Zeınahşeri, age., 3/55.
39
Nür, 24/1.
35
36
230
--~-
çıkannadığına
delalet eder. Böyle olunca da bu ayeti, mü'minlere nasihat ve
kötü şeylerden sakınmaya teşvik manasma alırız' 40 •
İbnü'l-'Arabi, Ahkamü'l-Kuran'ında bu konudaki bazı görüşleri
41
naklettikten sonra kendi kanaatini şu şekilde befutmektedir:
Meselenin aslı öyle değildir; çünkü iftiracılar, fuhuştan temiz olan Hz.
Aişe'ye iftira ettiler, Allah da onu temize çıkardı. Allah'ın temize çıkardığı bir
hususta O'na (Aişe'ye) söven herkes Allah'ı yalanlarnış olur, Allah'ı yalanlayan
da
kafırdir.
Bu Malik'in
görüşüdür
ve hasiret ehli için gayet
açıktır. Şayet
bu
kimseler Hz. Aişe'yi Allah'ın tebrie etmediği bir konuda zemmetmiş olsalardı,
ancak onun cezası te'dib olurdu42•
Taberi de; 'Eğer iman
öğütlerinden
ibret
etmiş
alıyorsanız,
şeyleri yasaklıyorsanız ... '
43
kimselerseniz' ifadesini,
'Eğer
siz
O'nun emirleriyle emredip O'nun
Allah'ın
yasakladı
şeklinde özetlerniştir.
Kuşeyri ise ayetin zahirinden; 'bundan sonra Hz. Aişe'ye dil uzatan
kimsenin mü'rnin
gerektiğine'
44
sayılmayacağına,
mü'minin bu
Ebussud EfendFye göre bu ayetin yorumu
benzeri kerih
eğer
şekilde
konuşmaması
işaret olduğuna söylemektedir.
şeylere hayatınız
şöyledir;
'Allah size bu ve
boyunca bir daha asla dönmemenizi
mü'rninseniz.:.Çünkü iman bu kabil
şeylere
öğütlüyor,
yeltenmeye engeldir. Burada
mü'rninleri sakındırmak için teşvik ve tahrik vardır' 45 •
40
4
Razi, age., 1715.
ıEbfi Bekir İbnü'l-'Arabl tefsirinde şu açıklamalara yer vermiştir: Rasulullalu, ırzı ve ailesi
hakkında üzecek olan şeyi yapan için bu fiil küfürdür. Çünkü İmam Malik'ten
nakledildiğine göre; 'Ebu Bekir ve Ömer'e söven kınanır, te'dib edilir, Aişe'ye söven
öldürülür'. Çünkü Allah; 'Eğer siz gerçekten iman etmiş kimseler iseniz., Allah size, böyle
bir
şeye
hayatta bir daha asla dönmemenizi (böyle bir günaha asla
bulaşmamamzı)
öğütlüyor' buyurmuştur. Şu halde Hz. Aişe'yi zemmeden Kur'an'a muhalefet etmiş olur,
Kur'an'a muhalefet eden de öldürülür.
Şafii'ye göre ise; diğer mü'minler hakkında olduğu gibi, Hz. Aişe'yi zemmeden de te'dib
edilir. Allah'ın, 'eğer mii'minler iseniz' sözü Aişe hakkında değildir. .. Eğer Aişe'yi
zemmetmek imanın boşa çıkmasına sebep olsaydı, o zanıan peygamberin; 'Zina eden kimse
mü'min olduğu halde zina etmez', söZÜ de hakikatenimanı gideren bir söz olurdu. Bkz.
İbnü'l- 'Arahl, Ahkiimü'l-Kur'lin, Beyrut, 1987, 3/1306.
42
İbnü'l-'Arabl, age ve yer.
43
Taberl, age., 9/286.
44
Bkz.: Kuşeyn, age., 2/599.
45
Ebussuud Efendi, age., 6/163.
231
'İman edenler arasında kötüliiğün ve çirkinliğin yayılmasım arzu
46
edenler var ya! İşte onlara dünyada da, ahirette de pek acıklı bir azap vardır' ,
'kötülüğün yayılmasım
ayetinde geçen
arzu edenler... ' ibaresiyle öncelikle Hz.
Aişe'ye atılan iftiranın yayılmasını isteyenler kasdediliyor olsa da, zahiıi
anlarnın
umumi
olduğunda şüphe
yoktur.
Lafzın umG.miliği
sebebin husG.slliğine
tercih edileceğine göre, bu ayetten anlaşılması gereken; özelde Hz.Aişe, genelde
bütün masum mü'minler hakkındaki bu nevi çirkin
dünyada da cezalandınlacakları
ettiği
iyi ve güzel
arzulamadığı müddetçe iman etmiş olmaz'
mü'minlerin
(kötülüğü
göre onlar
47
şeyleri
din
kardeşi
yaymak isteyenler) en kab!h zemmi,
için en
ağır
edenlerdir. Müslümanlara destek olmak ve bütün mü'minler için
vebali hak
hayır
dinin rükunlanndandır. Müslümanlar için fitneyi arzulayansa halkın en
kimse olarak kabul etmez'
Müfessirler
48
razı
için de
•
arasının bozulmasında hoşlandıkları
Allah bu durumda o kimseden
iki
gerçeğidir.
Zira; 'Kendisi için arzu
Kuşeyri'ye
yakıştırmaları yayanların
dilemek
şerlisidir,
olmaz, onu tevhidin özüne ulaşan imana ehil
•
arasında,
bu ayette bahsedilen dünya
azabını
ne
olduğu
hususunda ihtilaf vardır. Bazılan bunun, iftiracıya uygulanan had cezası
'
olduğunu
.
söylerken, bir
kısmı
da; had
cezası
ile birlikte onlara
Allah'ın
ve
mü'minlerin lanet etmesi olduğu söylemişlerdir • Ayetteki 'ahiret azabı'ndan
49
murad ise cehennem azabıdır.
NG.r 23. ayette ise, tıpkı Hz. Aişe gibi, kötülükten uzak, öyle bir şey asla
hatınndan
geçlJleyen
imanlı
ve iffetli
hanımlara
iftira etmeye de
aynı şiddetli
ceza layık görülmüştür:
'İjfetli, kötülüklerden habersiz mü'min kadınlara zina isnad edenlere
gelince, onlar dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir ve onlara çok büyük bir azap
vardır'.
Bu ayette de mana umG.midir. Üstelik bu ayetin mefhfimunda belli bir
zaman, kültür,
kadınlar'
46
ırk
ve hatta din
ayırımı
bile gözetilmeden, 'iffetli ve masum
ifadesi kullanılrnıştır.Çünkü iffete dil uzatılması, bir dine inanmanın da
Nur, 24119.
Buhan, age., İman, 7; Müslim, age., İman, 71-72.
48
Kuşeyri, age., 2/600.
49
Razi, age., 7/9.
47
232
ötesinde insaniann
kişilik
hakianna tecavüzdür ve
insanlığa
aykın
bir
davramştır.
Bu ve önceki ayetlerde daima 'iffetli
Bunun;
meflıfimun
muhalifi ile
'iffetli insanlar' olarak
genişleterek,
anlaşılması
kadınlara
'iffetli
iffetli bir erkeğin iftiraya maruz
mücadeleden oluştuğu gözden ırak tutulmamalıdır.
etmek
olması
maksadın
sebebiyle konu
veya erkek' ya da
gerekir. Nitekim Yusuf Süresi'nin ana
temasının
Bu sfirede özel
iftira' dan söz edildi.
kadın
kalmasına
rağmen
verdiği
Hz.Peygamberin temiz zevcesini tezkiye
kadınlar
çerçevesinde
sınırlandırılmış
gözükmektedir. Ayrıca, toplumda bu çeşit iftiralara daha ziyade
maruz kaldığı da çağlar boyu bilinen bir vakıadır.
gibi
kadıniann
Hülasa; nerede, ne zaman, ne sebeple olursa olsun, masum ve iffetli
insanlara· sözle bile sataşmak İslam' ın kabul etmediği, münafıklık saydığı bir
suçtur. İslam hukukunda zina cezasına yakın ağır bir cezası vardır50 •
İffetli
zulmetmiş
insanlara iftira edenler sadece onlara değil kendilerine de
oluyorlar. Söylediklerinin doğruluğunu ispatlayarnadıklannda kendi
münafıklıklannı
tescil etmiş oluyorlar. Tabii ki kimsenin yanında kadr ü kıymeti
olmayan, sözüne güvenilmeyen insanlar haline geliyorlar. Ve hadise, -Konyalı
M.Vehbi Efendi'nin de ifade ettiği gibi- başkasını karalamak üzere kötüleyen
iftiracının kendi şerefini lekelernesiyle sonuçlanıyor:
İşte erbab-ı iz'an düşünsün ki; diyanet-i İslamiyye zinayı haram
kılmakla
insanlan zinadan muhafaza ettiği gibi insaniann canı kadar namuslannı
da taarruzdan muhafaza etmekle insaniann mahlukat içinde ne kadar mümtaz bir
mevkide olduklannı kendilerine Kur'aniyle bildiriyor. Ve zina insanlar için ne
kadar büyük bir cinayet ki bir kimseye; 'Sen zanisin' sözüyle, sözünü dört
şahide isbata davet ediyor. Eğer isbat edemezse iftirası sebebiyle seksen deynek
cezasıyle malıkum olacağı
gibi ebeden şehadet mertebesinden de sakıt oluyor.
Halbuki şehadet mertebesi insanlar için büyük bir meziyettir. Zira sözüne itibar
olunan ve hakim indinde sözünün makbul olmasiyle şehadeti üzerine hükm-i
şer'! bina olunmak elbette insan için emsali içinde bir büyük mertebedir. İşte bir
kimseye, 'Sen zanisin' deyip de ispat edememesi bu mertebeden sükG.tuna sebep
oluyor. Binaenaleyh insan her vakit
söyleyeceği
sözü muvazene üzerine
Kazf cezası hakkında geniş bilgi için bkz.: 'Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra
bu iddialiınru ispat için dört şahit getiremeyenlere seksener sapa vurun ve artık onların
şahitliğini ebediyen kabul etmeyin', Nur Süresi, 24/4. ayetinin tefsiri.
233
olduğundan tartısız
söylemek bir vazife vecibesi
söz söyleyenler daima maddi
ve manevi cezasını görmekten hall kalmazlar51 •
'Hakkında
bilgin olmayan şeyin peşine düşme; çünkü kulak, göz, gönül,
bunların hepsi ondan mesuldür'
52
53
sorulmak üzere kaydedilmektedir
ve insanın ağzından çıkan her söz hesabı
,
•
'Muhsanat', yani 'iffetli kadınlar' dan maksadın Hz. Aişe olduğunu
söyleyen mutezlll müfessir Zemahşeri'ye göre ise bunun iki sebebi vardır:
Birincisi; 'muhsanat' ile kasdedilen peygamber
şekilde
eşleridir. Onların
doğan
tahsis edilmesi, kendilerine iftira edilmesinden
bu
eziyeti hak
etmediklerindendir. Hz. Aişe'nin murad edilmesi {iftira için onun tercih
edilmesi) ise, onun Rasulullah yanındaki yüce mevkii ve yakınlığı sebebiyledir.
İkincisi de; Hz. Aişe'nin mü'minlerin annesi olmasındandır. Hem Hz.
Aişe hem de onun kızları sayılan ümmetin kadınları,
'iffet, kötülükten
54
habersizlik ve iman' ile.tavsif edilmiştir •
.
Sonuç olarak; iffetli insanlara iftira etmenin
yasaklanmasında
hem
ferdin psikolojikdurumu ve sosyal statüsünü ile ilgili, hem de toplumun huzuru
1
açısından büyijk hikmetler vardır. İffetli bir kimseye yalan yere iftira eden
kimsenin
toplumda
cezalandınlması
zina
sözüne
da bu suçun
cezasına yakın olması,
güvenilmeyen
büyüklüğünü
bir
bir
gösterir.
kötülüğü yaymanın
konuma
konularak
Ayrıca iftiranın cezasının
onu yapmak kadar ciddi bir
suç olduğuna delalet eder.
Allah'a gerçekten inanan insanlar kendileri için
olmayacakları
takım
uydurma sözleri
çekinmelidirler. Böyle bir
iftirayı duydukları
bir
başkaları
söylendiğinde hoşnut
için de söylemekten
inanıp
zaman hemen
dedikoduyu
yaymak yerine, mü'min kardeşinin gıyabında onun iffetini savunmalı, işin aslını
bilmediği
halde ileri geri
konuşulanları
dinleyerek bile bu günaha ortak
olmamalıdır.
Toplumun huzur içinde
bakımdan
onurunu
yaşayabilmesi
emniyette hissetmesiyle doğru
kıran
söz ve
davranışlarda
fertlerin
orantılıdır. Kişinin
bulunmak, hele masum
si Konyalı, M. Vehbi Efendi, Ahicam-ı Kur'iiniye, İstanbul, 1966, s. 187.
İsrli, 17/36.
53
Bu rneatdeki ayet için bkz.: Kll.f, 50/17-18.
54
Zernahşeri, age., 3/57.
52
234
kendilerini her
psikolojisini bozan,
olduğu
herkesçe
bilindiği
bir
halde
iştir.
şerefli
bir kişiye leke sürmeye
Tabii böyle bir
olamaz! Yine de Allah
davranışın
Teala'nın
Allah
çalışmak imanlılann yapmayacağı
tarafından onaylanması
merhameti
gereği
bu
söz konusu
sorurnsuzluğu
irtikap
edenlere tevbe kapısını kapatmarnış olması göz ardı edilmemesi gereken diğer
bir husustur. Çünkü dinin temel öğretisinde aslolan; insaniann özüne uygun bir
şekilde yaşaması, kardeşçe hayatı paylaşması,
yaptığında
af dileyip huzuru
yeniden tesisine yardım etmesidir. İmanın ve insanlığın icabı olan dürüstlüğün
kıymetini
düşmekten
hata
bilmek, masuma saldından veya
Allah'a sığınmak gerekir.
saldıranı
destekleyerek hataya
İfk hadisesi bağlamında öncelikle Hz.Aişe'ye ve diğer peygamber
eşlerine,
genelde bütün iffetli mü'min kadınlara iftiranın ne derece yanlış
olduğu
vurgulanrnaktadır.
Bununla kalmayarak iffetli insanlara eziyet etmenin imanı
tehlikeye sokan bir cürüm olduğuna dikkat çekilmiştir. Ebedi olarak bir daha ne
peygamber eşleri ne de iffetli mü'min hanımlar adına saçma sapan konuşma
yasaklanrnıştır. Zira bu kabil işlere bir daha tevessül edenler ebedi
mahrumiyetlerle tehdit edilmiştir. Kur' an bütünlüğü içinde hadiseyi
değerlendirdiğimiz
zaman sadece kadıniann değil iffetli erkeklerin de iffet,
haysiyet ve şereflerine dil uzatmak ebediyen yasaklanrnıştır. iddiasına delil ve
şahit
getiremeyenler, tevbe edip özür dilemek suretiyle
helalleşmedikçe,
toplumda güvenilir olmarnakla suçlanacaklardır.
Hülasa, Hz.Aişe'nin başına gelen bu hadisenin bize aktanlması ve
kutsal kitabımızda yer alması şüphesiz ibret alıp benzer hatalara düşmememiz
içindir. İffetsizlikten, iffetliye iftira etmekten, iftiraya uğrarnaktan, tevbe ve
rahmetten mahrum bırakılmaktan Allah' a sığınınrn.
235
Download