PowerPoint Sunusu

advertisement
Yrd. Doç. Dr. Semiha KULA ÜNVER
Felsefe Sözcüğünün Kaynağı Nedir?
Yunanca “bilgelik” ya da genel olarak “bilgi” anlamına gelen
sophia ve “sevgi” anlamına gelen philia sözcüklerinin
birleşmesiyle oluşmuştur.
Bu çerçevede felsefe (philosophia), bilgi ve bilgelik sevgisi,
anlamına gelmektedir.
Philia
(sevgi)
Sophia
(bilgelik)
Philosophia
Bilgi ve
bilgelik sevgisi
2
Bilgelik ne anlama gelir?
• Eski Yunanca da bilgelik (sophia) sözcüğü kuru ve soyut bilginin
yanında, akıllıca davranmak, aşırılıktan kaçınmak, kendine egemen
olmak ve kötü durumlara göğüs germeyi bilmek anlamına da gelir.
• Filozof, yaşamın anlamını bulmaya ve bu anlama uygun yaşamaya
çalışan kimsedir.
• Felsefenin amacı da kuramsal bilgi elde etmenin yanında doğru
davranışta bulunmamızı sağlamak; ahlâklı yaşamanın yollarını
öğretmektir.
Felsefe nedir?
• Felsefe, insanın kendisi, yaşamı, içinde yaşadığı toplum ve evren
üzerine düşünme faaliyeti olarak tanımlanabilir.
• “Bütün insanlar doğal olarak bilmek isterler“. Gerçekten de insanı
insan yapan en önemli özelliklerden biri onun kendisini çevreleyen
dünyayı, içinde yaşadığı toplumu, geçmişini ve bütün yanları ile bizzat
kendisini tanımak ve bilmek istemesidir.
Felsefe nedir?
• Felsefe, bilginin temelinde bulunan bir takım doğrulara ve insan
davranışını yöneten ilkelere ulaşma çabasıdır.
• Bir düşünme faaliyeti olarak felsefe, insanların kendileri ve yaşamın
anlamı üzerinde düşünmelerini sağlar.
• İşte, söz konusu düşünme faaliyeti sonucunda ortaya felsefi bilgi adını
verdiğimiz “özel” bir bilgi türü çıkar.
Felsefenin Doğuşu
• İlk çağ felsefesi denilince dar anlamda Yunan felsefesi ve bundan doğmuş olan
diğer felsefeler anlaşılır. İlk felsefeyi ortaya koyan Yunanlılardır. İlk çağ felsefesine
antik çağ felsefesi de denir.
• Yunan felsefesinin esas doğduğu yer, Ege’deki Ionia kentidir.
• Eski doğu kültürlerinin her birinde din eksenli, düşünce hakimken, Yunanlılarda bu
düşünceden sıyrılarak daha çok var olan gerçekler üzerinde düşüncelerin
şekillendiğini görürüz.
• Felsefe, var olanlar üzerinde bilinçli, planlı bir düşünmeden doğmuştur.
• Öteden beri cevapları yalnız dinden, edinilen bir takım sorunlar, eleştirel bir
düşünmenin ve gözlemenin konusu yapılınca felsefe tarihi de başlamıştır.
• İlk çağ felsefecileri genelde ‘ilk (arkhe) nedir?’ sorusu üzerinde durmuşlardır.
ANTİK ÇAĞ FELSEFECİLERİNE GÖRE FELSEFE
ANTİK ÇAĞ FELSEFECİLERİ
a) Thales; Thales felsefe tarihinin başında bulunan kişi olarak kabul edilir. O ilk’i
(Arkhe) su ile açıklamıştır. Ona göre her şey sudan türer ve yine suya döner. Dünya
ise düz bir tepsi şeklindeki suyun içinde yüzmektedir.
Thales’i ilk ilgilendiren konular yeryüzü ile gökyüzü olmuştur. Her şey canlıdır. Her
şey içinde tanrısal bir yaratıcı gücü olan su ile doludur.
Arkhe (ἀρχή) (Yunanca'da "başlangıç," "ilk"),
Batı felsefesinin ve Sokrates öncesi Eski Yunan
Felsefesinin en önemli kavramlarından biri.
Felsefenin ana disiplini sayılan metafiziğin ve
genellikle Bilimin, özellikle de fizik biliminin
gelişmesinde önemli rolü olmuştur.
ANTİK ÇAĞ FELSEFECİLERİ
b) Anaximandros; İlk madde sonsuz ve tükenmezdir. Sonsuz olan şeyi Thales gibi
varlık olan bir şeyle sınırlayamayız. Çünkü var olan her şeyin bir de zıttı vardır.
Yer, tepsi biçiminde değil, bir silindir, bir sütün biçimindedir ve boşlukta serbest
olarak durur. Gökte yerin etrafında döner.
c) Anaximenes; İlk madde havadır. Hava, ruhun insanı kuşatması gibi evreni kuşatır.
d) Herakleitos; Evrenin temel maddesi ateştir. Ateş, bütün karşıtların birliğidir.
Evrende tanrısal bir akıl egemendir.
ANTİK ÇAĞ FELSEFECİLERİ
e) Sokrates; İlkçağın en büyük düşünürlerinden biridir. Sokrates'in kendisinden sonra
gelen filozoflar üzerindeki etkisinin çok büyük olduğu düşünüldüğünden Sokrates'ten
önceki filozofları Sokrates öncesi düşünürler olarak sınıflandırmak yaygın bir eğilimdir.
Sokrates , İnsan hayatının pratik sorunlarıyla ilgilenmiştir. Akla ve düşüncenin objektif
değerine inanırdı. Ona göre, bilimsel çalışmanın amacı, duyularla edinilen tek tek
algılar değil, kavramdır.
Tümevarım yöntemini kullanmıştır. Bütün çalışmaları ahlaka yönelmiştir.
Erdemle mutluluk arasında bir bağ kurmuştur.
İçinde var olan Daimonion diye bir sesin ona sürekli yol gösterdiğini söylemiştir.
ANTİK ÇAĞ FELSEFECİLERİ
f) (Eflatun) Platon; Eflatun'un felsefesini, beş önemli kuram içerisinde toplamak
mümkündür. Bunlar, “bilgi”, “idealar”, “ruhun ölümsüzlüğü”, “evrendoğum”
Cosmogony - Evren'in oluşumunu inceleyen bilim dalı) ve “devlet” ile ilgili
kuramlarıdır.
Eflatun, bütün yaşamı boyunca hocası Sokrates'den edindiği ilham ile gerçek bir
ahlakçı olarak kalmış, tüm bu kuramları, etik ağırlıklı görüşlerle irdeleyerek
geliştirmiştir.
Sokrates ve Eflatun'a göre felsefenin ana ereği, insanın mutluluğu ve yetkin
yaşamının sağlanmasıdır. Yetkin bir yaşam, ancak erdemli bir hayat sürmekle
elde edilebilir.
Erdemin temeli “bilgi”, özü “idealar kavramı”, gerekçesi “evrendoğum”, güvencesi
“ölümsüzlük”, yaşamsal sığınağı “devlet”tir.
ANTİK ÇAĞ FELSEFECİLERİ
g) Aristo : Aristo, diyaloga yer veren karşılıklı konuşma tipi yazılar yazmıştır. Ancak bu
yazılar zamanla kaybolmuş ve geriye yalnızca ders ve araştırma notları kalmıştır. Aristo,
hocası Eflatun’un idealar fikrinden hareket etmiştir. Eflatun ideaları bir gerçek kabul
ederken, Aristo bunu kabul etmemiştir. Ona göre sadece elimizle tutup, gözümüzle
gördüğümüz varlıklar gerçektir. Bütün varlıklar madde ile şekilden meydana gelmiştir.
Şekil, aktif bir ideadır; maddeye niteliklerini veren odur. Bu sebeple gözle göremediği
ideaları inkar yoluna gitmiştir. Aristo’ya göre dünya ve madde daimidir (kadimdir).
Aristo, ahlak bilgisinde ilmi kesinliğin yeri olmadığını söylemiştir. Pratik olarak
“faziletin ne olduğunu bilmek yerine, iyi bir insan olmanın önemi” üzerinde
durmuştur.
Aristo, tabiat bilgilerinin tarifi ve sınıflandırılmasındaki çalışmaları ile bilinir. Bu
konulardaki bilgisi ve metodu dikkati çekmektedir. Tabiattaki türlerin tanınması ve
tarif edilmesi konusunda başarılı olmuştur. Kendisi ve okulu tabiat bilimlerinin ayrı bir
ilim kolu olarak kurulmasını sağlamıştır.
SOFİSTLER
Sofistler, M.Ö. 5. yüzyılda para karşılığında felsefe öğreten gezgin felsefecilerdir.
Özellikle Atina’da çağın önde gelen bilgeleri var olan değerleri (kritias)
eleştirmişlerdir. Göreceli ve kuşkucu düşüncenin köklerini atmışlar ve geliştirici
olmuşlardır.
Sofist kelimesi Yunanca sophos (bilge, becerikli, zeki) sözcüğünden türetilen
sophistes’ten gelir, öğrenmeyi ve öğretmeyi meslek edinen kişileri belirtmek için
kullanılır.
Dönemin sosyal değişimleri ve siyasal gelişimleri (5.yy Atina Demokrasisi) sofistlerin
etkili olmalarına yol açmıştır. Çünkü sofizmin doğuş nedenleri arasında Atina
demokrasisinin tamamen yeni türden bir eğitime, pedagojiye duyduğu pratik
gereksinim gerçek belirleyici bir nedendir.
Bir anlamda ‘Yunan Aydınlanması’ olarak adlandırılacak gelişmenin yaratıcılarıdır.
SOFİSTLER
• İlk sofistlerin toplumda büyük bir saygınlığı olmasına rağmen felsefe tarihinde
‘sofist’ denildiğinde akla olumsuz bir anlam gelir. Bu anlam başta dönemin en
önemli filozofu olan Platon’un, Sokrates’in ve Aristoteles’in sofistlere karşı
yürüttüğü mücadeleden ileri gelmektedir.
• Sofistler sürekli bu düşünürler tarafından eleştirilmiş ve küçük görülmüşlerdir.
Bir de para karşılığı ders vermeleri o dönemde yadırganmıştır.
• Felsefe tarihi içinde erdemin öğretilir olup olmadığı gibi çok önemli soruların
sorulmasında ya da yeni yaklaşımlar geliştirilmesinde sofistler her dönem önemli
etkilere yol açmışlardır.
• Geliştirdikleri yöntemle ilk pedagoglar olarak bilinirler. Daha çok halkın
eğitimiyle ilgilenmişlerdir.
Bilgi Türleri
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Gündelik bilgi
Dini bilgi
Teknik bilgi
Sanat bilgisi
Bilimsel Bilgi
Felsefe bilgisi
1. Gündelik Bilgi (Ampirik, Düzensiz bilgi)
Gündelik deneyimlere dayalı, az çok geçerliği olan, tek tek olaylara ilişkin bilgilerdir.
Bilinçli ve sistemli bir araştırma sonucu elde edilmediği için, "düzensiz bilgi" de
denir.
Özelikleri :
•
Günlük yaşamı kolaylaştırıcı niteliktedir.
•
Fayda sağladığı sürece geçerlidir.
•
Gözlem ve deneyimler sonucu elde edilir.
•
Doğrulukları akıl ile değil, sezgi ile temellendirilir.
•
Akıl ile temellendirilmediği için nedensellik ilkesi aranmaz.
•
Genelgeçer değildir.
•
Toplumdan topluma değişir.
•
Sistemsizdir.
2. Dinsel Bilgi
Özne ve nesne arasındaki ilişkinin inanç temelinde kurulduğu bilgidir.
Özellikleri :
•
Dogmatik bir bilgidir.
•
Doğa ve toplum olayları doğaüstü güçlerle açıklanır.
•
Bireylerde iç huzuru ve gönül rahatlığı sağlar.
•
Objesi soyut olan tek bilgi türüdür.
•
Deney ve gözleme yer yoktur.
•
Kaynağı vahiye dayanır.
•
Bilgi aktı inançla sağlanır.
3. Teknik Bilgi
Doğadaki nesneleri, bilimsel verilerden yararlanarak yaşamda kullanılır duruma
getirmenin bilgisidir. Araç - gereç yapımında gerekli bilgiyi sağlar.
Özellikleri :
• Amacı üretimdir ve bu üretim ile insan yaşamını kolaylaştırır.
• Bilim teorik, teknik pratiktir.
4. Sanat Bilgisi
Sanat, gerçekliğin, estetik hazlar yaratacak şekilde insan zihninde yeniden
düzenlenmesi ve yaratılmasıdır.
Özellikleri :
• Sanatçının hoşlanma, beğeni ve yaratıcı hayal gücüne dayanır.
• Ürünleri somuttur, tektir.
• Sanatçı, nesneyi, kendine göre ifade eder. Bu nedenle özneldir.
• Ölçüsü güzellik ve çirkinliktir.
5. Bilimsel Bilgi
Bilimsel bilgi bilimsel düşünüşten ortaya çıkar. Bilimsel yöntemlerle elde edilen ve
yine bilimsel ölçütlerle doğruluğu gösterilebilen sistemli ve düzenli bilgiler
bütünüdür.
Özellikleri :
• Nesnel bir bilgidir. (Objektif)
• Akıl ve mantık ilkelerine dayanır. (Rasyonel)
• Eleştirel bakış açısına sahiptir.
• Sonuçları bakımından evrenseldir.
• Dinamiktir.
• Genelleyicidir.
• Birikimli olarak ilerler.
• Bilim adamlarının ortaklaşa çalışmalarının ve kararlarının ürünüdür.
• Sistemli ve düzenlidir.
Bilimlerin Sınıflandırılması
Bilimler; konuları, yöntemleri ve amaçları bakımından 3 grupta sınıflandırılırlar.
1. Formel Bilimler
•
Bu bilimlerin önermeleri dış dünyada varolmayan önermelerdir. Bu nedenle olgusal doğruluk değil,
mantıksal doğruluk aranır. Benim bilincime bağımlı olan önermeleri içerir.
•
Tümdengelim yöntemi kullanılır.
•
Mantık ve matematik.
2. Doğa Bilimleri
•
Deney ve gözleme dayanan bilimlerdir.
•
Konusu doğa olaylarıdır.
•
Tümevarım yöntemi kullanılır.
•
Fizik, kimya, biyoloji, astronomi, jeoloji
3. İnsan Bilimleri
•
İnsanı; tarihsel, toplumsal ve kültürel bir varlık olma özellikleriyle ele alırlar.
•
Konusu, insan ve insan etkinlikleridir.
•
Tümevarım, tümdengelim ve karşılaştırma yöntemleri kullanılır.
•
Psikoloji, sosyoloji, antropoloji, tarih, dil bilimleri ve siyaset bilimi vb.
6. Felsefi Bilgi
Felsefi düşünüşle ortaya çıkan bilgi türüdür. İnsan yaşamının anlamı, varlık, bilgi ve
değerle ilgili olan sorulara yanıt verme ve bu konuda ortaya çıkan problemleri
çözümleme etkinliğinin ürünüdür.
Özellikleri :
• Akla dayalı (rasyonel) ve mantıksaldır.
• Sistemli ve düzenlidir.
• Özneldir. (Subjektif)
• Kesinlik ve bitmişlik yoktur.
• Sonuçları varsayımlıdır.
• Eleştireldir.
• Birleştirici ve bütünleştiricidir.
• Olması gerekeni ele alır.
• Yığılan bir bilgidir.
• Deneysel değildir, sınanamaz.
• Çağının toplumsal, siyasi ve kültürel koşullarından etkilenir.
Felsefe-Bilim İlişkisi
Felsefe
Bilim
Felsefenin Alanları
• Varlık Felsefesi (Ontoloji):
Varlık felsefesi, varlığı bir bütün olarak ve varlık olmak bakımından ele alır. Var
olmanın ne anlama geldiğini ve varlığın ilk nedenlerini araştırır.
• Bilgi Felsefesi (Epistemoloji):
Bilgi felsefesi, bilgi konusunu genel olarak ele alır; doğru bilginin olanaklı olup
olmadığını, bilginin kaynağının ne olduğu konularını araştırır
• Normatif Ahlâk Felsefesi (Aksiyoloji):
Ahlâk felsefesi, insanın yaşamıyla ilgili temel değerleri ele alır. İnsanın yaşamında
uyması gereken ilkeler ve erdemlerin neler olduğunu araştırır.
Felsefenin Çeşitli Alanlarla İlişkisi
• Felsefe – Bilim İlişkisi
Felsefe ve bilim arasında ortak olduğu kadar pek çok noktada ayrıldıkları noktalar
vardır. Bununla birlikte felsefenin en fazla işbirliği içinde olduğu alan bilim olmuştur.
Felsefe bütün bilimlerin sonuçlarından etkilendiği gibi, kendisi de bilimlere yol
gösterir. Doğru bilgiye ulaşmak için bilim de felsefi araştırmaların sonuçlarına kayıtsız
kalamaz.
• Felsefe – Din İlişkisi
Felsefe ile din birbirinden farklı iki disiplin olarak tarih içinde hep yakın ilişki içinde
olmuştur. Dini dogmalar felsefe aracılığıyla temellendirilmeye çalışılmıştır. Her ikisi de
varlık ve değerler konusunu ele almıştır; insanı ve evreni açıklamaya çalışmıştır. Şu
halde amaç yönünden tam bir benzerlik gösteren din ile felsefe, yöntem bakımından
farklılıklar göstermektedir.
Dinin kaynağı Tanrı, felsefenin kaynağı insan, akıldır. Dinde eleştiriye, kuşkuya yer
yokken felsefe, eleştiri ve kuşkuya dayanır.
Felsefenin Çeşitli Alanlarla İlişkisi
• Felsefe – Sanat İlişkisi
Sanat da felsefe gibi yaratıcı bir insan etkinliğine dayanır; insan kendi varoluşunu sanat
yoluyla yansıtır. Ancak, sanatın bilgisi felsefi bilgiden farklıdır.
Sanat bilgisi, insanda duygu ve heyecan uyandırmayı amaçlar.
Estetik ise felsefenin konusudur. Bu çerçevede, hem sanat hem de felsefe, hayatı ve insanı
yaratıcı bir zeka ile kavrar, yorumlar.
Felsefe – Eğitim İlişkisi
• Eğitim felsefesinin önemli bir kavramı kültürdür.
• Eğitim kültürel aktarım aracıdır. Felsefe ise kültüre kayıtsız kalamaz. Bu durumda
kültür ile eğitim felsefesi arasında karşılıklı neden sonuç ilişkisi vardır.
• Eğitim felsefesi, felsefi sorunlardan ziyade eğitim sorunları üzerine eğilir.
• Felsefe ile eğitim birlikte yürümek durumundadır. Her ikisi de karşılıklı olarak
birbirini oluşturur, eylem ve düşünce sürecinde birbirleriyle alışverişte bulunurlar.
Birbirlerinin aracısı ve amacıdırlar; hem süreç hem de üründürler.
Felsefe – Eğitim İlişkisi
• Eğitimin temel işlevi, insanı geliştirmek ve güzelleştirmektir. Felsefenin de işlevi
bir anlamda insani gelişim olduğu söylenebilir. Bu durumda eğitimciler bir ölçüde
felsefenin ortaya koyduğu görüşleri insanlara uygulama sorunuyla ilgilenirler.
• Filozof, insanın özüne ilişkin teorik sorunlarla uğraşırken, eğitimci bu teoriyi
gündelik yaşamla ilişkilendirir.
• Felsefi düşünme öğretmenler ve öğrenciler açısından problem çözme, sorunları
tartışma, ve yaratıcı düşünme bakımından yol göstericidir.
• Felsefe işlevleri bakımından da eğitim teorisyenlerine ve program yapımcılarına
(Kişisel gelişme, hedef yazma, hipotez geliştirme, ve objektif testler hazırlama
gibi) pratik ve somut yardımda bulunabilir.
• Ayrıca, eğitim sorunları üzerine düşünme ve yeni tartışmalara zemin hazırlaması
bakımından da felsefeden yararlanılabilir.
FELSEFENİN BAŞLICA UĞRAŞ ALANLARI
1.
2.
3.
4.
Varlık Felsefesi (Ontoloji)
Bilgi Felsefesi (Epistemeolojoi, Gnoseoloji)
Değer Felsefesi ( Axiology)
Mantık (Logic)
1. VARLIK FELSEFESİ (ONTOLOJİ)
• İlk felsefe olarak bilinir. Varlık kavramı üzerinde durur. Asıl olan varlık
değil varolandır. Arkhe (ilk olan ) sorusunun cevabını arar. Arkheyi,
ilk filozoflar kendilerince açıklamışlardır. Mesela, Thales’e göre ilk;
“su” iken Heraklit’e göre “ateş” tir. Bu soruya verilen yanıtlar insan
anlayışını da etkilemiştir.
2. BİLGİ FELSEFESİ (EPİSTEMEOLOJOİ)
Bilgi felsefesi, bilginin oluşumu, kaynakları, sınırları gibi problemlerle uğraşan felsefe disiplinidir. Bu
felsefenin ilk konusu, bilginin mümkün olup olmadığıdır. Bu felsefe anlayışı genel olarak şu soruları
cevabını arar;
• Doğru bilgi nedir?
• Doğru bilginin kaynağı ve yöntemi nedir?
• Doğru bilginin temeli nedir?
• Doğru bilginin kriteri nedir?
Bazı filozoflara göre kesin bilgiye ulaşılamaz. Bazı filozoflar ise şüpheyi bir araç olarak kullanarak
kesin bilgiye ulaşılacağını savunmuşlardır. Bilgi kesin olduktan sonra esas olan bilginin kaynağının ne
olduğudur. Doğru bilginin kaynağını akıl olarak gören filozoflara göre, doğuştan bazı yeti ve bilgiler
zaten beynimizde vardı.
Bilginin asıl kaynağı olarak bazı felsefeciler deneyi (empirizim) görmektedir. Bilgimizin alanı, kaynağı
ve sınırları konusunda modern felsefede ortaya atılan başka görüşlerde vardır. Bunlar; Pozitivizim,
Analitik felsefe, pragmatizm ve fenemeloji gibi alanlardır.
3. DEĞER FELSEFESİ ( AXİOLOGY)
•Aksiyoloji değerlerin doğasını araştırır (Gürsel, 2004). Bu alan, etik ve estetik
konularını içerir. İnsanın yapıp etmelerini inceler, dayanılan ilkeleri ve değerleri
araştırır.
•Bu disiplin, ahlaklı- ahlaksız, iyi- kötü, saygılı- saygısız, erdem- erdemsizlik gibi
değerler nedir? Var mıdır? Yok mudur? Sorularına cevap arar. Bu anlayışa göre eğer
bu değerler varsa ve evrenselse bunları öğrencilere kazandırmaya çalışır.
•Bu değerler var fakat, evrensel değilse, zamanla değişir derseniz, hoşgörülü olur
eğitim ortamında esnek davranırsınız.
4. MANTIK ( LOGİC)
Mantık, akıl yürütme anlamı taşır. Bu anlayış; Akıl nedir? Aklın kuralları
var mıdır? Varsa nelerdir? Bu kurallar doğuştan mıdır? Evrensel midir?
gibi sorulara cevap arar.
EĞİTİMİ ETKİLEYEN FELSEFE AKIMLARI ve EĞİTİMLE
İLGİLİ GÖRÜŞLERİ
1.
2.
3.
4.
İdealizm (Ülkücülük)
Realizm (Gerçekçilik)
Pragmatizm (Yararcılık)
Varoluşçuluk ( Egzistansilalizm)
1. İDEALİZM
1. İDEALİZM
Başlıca Eğitim İlkeleri;
1. Eğitimin amacı önce insana aklını nasıl kullanacağını ve
doğruya, iyiye ve güzele nasıl ulaşacağını öğretmektir.
2. Öğretim sosyal ortamda yapılmalıdır.
3. Amaç öğrencide bir kişilik geliştirmek olmalıdır.
4. Okul da, toplumun bir yansıması olarak geçmişin değerlerini
öğrenciye kazandırmak zorundadır.
2. REALİZM (GERÇEKÇİLİK)
2. REALİZM (GERÇEKÇİLİK)
Başlıca Eğitim İlkeleri;
1. İnsanın en iyi yetilerle donatılarak mutlu olması sağlanmalıdır.
2. Kişilerin akıllarını geliştirmelerini sağlamalı, kendilerini gerçekleştirmelerine
hizmet edilmelidir. Ancak böyle olursa bireyler mutlu olabilir.
3. Bilgiye deney, gözlem ve araştırma yaparak ulaşabiliriz.
4. Sistemli olarak öğrenciye aktırılacak bilgiler onun gelişimine uygun olmalıdır.
5. Öğretmen öğrencilere ders anlatırken, tartışma, deney ve gözlem gibi yöntemler
kullanmalıdır.
6. Eğitimde en son sözü öğretmen söylemelidir. Öğrenci ikinci plandadır.
7. Biz görüyorsak yıldızlar vardır.
3. PRAGMATİZM (YARARCILIK)
3. PRAGMATİZM (YARARCILIK)
Başlıca Eğitim İlkeleri;
1. Problem çözen bir eğitim anlayışına sahiptir.
2. Eğitimde içerikten çok düşünme yöntemi önemlidir.
3. Eğitim, gerçek hayattan hareket etmeli, yeni şartlara ve durumlara karşı
araştırmacı ve uygulamacı bir tavır geliştirmeyi hedef almalıdır.
4. Eğitim, kişilerin topluma katılma yollarının en önemlilerinden biridir.
5. Öğretmenin amacı, öğrencileri bağımsız düşünür haline getirmektir.
6. Okul hayata hazırlık değil, hayatın kendisi olmalıdır.
7. Öğretim çocuğa çalışma yollarını , olayları ve deneyimleri değerlendirmeyi
öğretmelidir.
8. Eğitim ortamı demokratik olmalıdır.
9. Eğitim- öğretim öğrenci merkezli olmalıdır
10. Uygulamaya daha çok yer verilmelidir.
4. VAROLUŞÇULUK ( EGZİSTANSİLALİZM)
4. VAROLUŞÇULUK ( EGZİSTANSİLALİZM)
Başlıca Eğitim İlkeleri;
1. Eğitimin amacı bireyselliği sağlamak ve kişinin özgürlüğünü geliştirmesine katkıda
bulunmaktır.
2. Okul öğrencilere hayatın sadece güzel yönlerini değil zor ve çirkin yönlerini de
öğretmelidir.
3. Eğitim kopya kişiler yetiştirmemelidir. Öğrencinin kendini gerçekleştirmesine katkı
sağlamalıdır.
4. Toplumsal ve doğal olgular öğrencilere geniş biçimde sunulmalıdır. Çünkü bunlar
kendini gerçekleştirme için önemlidir.
5. Kişilerin ne olacağını okul belirleyemez.
6. Eğitimin merkezinde öğrenci vardır ve tercih yapmak ona bırakılmalıdır.
7. Eğitim grup değil bireysel yapılmalı çünkü gruplar öğrencinin özgürlüğünü
kısıtlayabilir.
EĞİTİM
1.
2.
3.
4.
FELSEFESİ AKIMLARI
Daimicilik (Perennilasim)
Esasicilik (Essentialism)
İlerlemecilik (Progressivism)
Yeniden Kurmacılık (Reconstructionism)
1. DAİMİCİLİK
• En eski eğitim akımıdır. Kökü, Platon ve Aristo’ya kadar dayanır.
• Daimicilik, idealist felsefeye dayanır. En tutucu eğitim felsefesidir.
• Daimiciliğe göre insan doğası, ahlâki ilkeler, gerçeklik ve doğrular hiç
değişmeyen evrensel olgulardır.
• Doğru bilginin kaynağı akıldır. İnsan, aklı sayesinde gerçekliğin bilgisine
ulaşabilir.
• Eğitimin amacı da zaten insanın aklını etkinleştirmektir. Çünkü, insan
Tanrı’dan akıl taşır. Bu durumda bir eğitim programı, Tanrı, insan ve
evren arasındaki ilişkileri ele almalıdır.
1. DAİMİCİLİK
Başlıca ilkeleri;
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Eğitim, değişmeyen ilke ve değerleri öğretmelidir.
İnsanın düşünme yetenekleri geliştirilmelidir.
Eğitim, değişmez doğruları öğretmelidir.
Okul, hayatın aynısı değil, hayata hazırlama yeridir.
Eğitim programının temelinde insani ilimler vardır.
Program, ayrıca klasik eserlere yer vermeli ve iyi değerleri çocuklara
öğretmelidir.
7. Eğitim uzman kişi tarafından yapılmalıdır.
2. ESASCILIK ( ÖZCÜLÜK- TEMELCİLİK)
• Esasiciliğin kökeni realizme dayanır. Daimiciler kadar olmasa da tutucu bir özelliğe
sahiptirler. Daimicilerin savunduğu ideal dünya yerine, gerçek dünyayı referans
alırlar. Ayakları yere biraz daha sağlam basmasına karşın bu eğitim akımı da
esasiciler gibi mutlak, değişmez gerçeklik fikrinden hareket etmişlerdir.
• Esasicilerde de akıl merkezi bir kavramdır. Başlangıçta boş bir levhaya benzeyen
zihin, rasyonel bir çabanın sonucunda (deney ve gözlem) bilgiyle donatılır.
Öğretmeni merkeze alan bu anlayış, öğrenciyi ezberci ve pasif dinleyici durumuna
düşürmektedir.
• Dersler, kültürel mirasın aktarılma aracıdır ve ana vurgu, aklın disipline edilmesi
üzerinde toplanmıştır. Kısaca, esasiciler geleneksel eğitimin temsilcisi
konumundadırlar. Burada okulun işlevi, gelenekselin sürdürülmesiyle sınırlıdır.
Toplumsal düzenleme ve reformlara kapalıdır.
• İlerici eğitim hareketlerine karşı geliştirilmiş bir eğitim akımıdır. Zaman içinde
entellektüel birikimin gelişen seviyesi eğitime yansıtılmalıdır. Okul toplumun
kültürünü korumak ve onu aktarmakla görevlidir.
2. ESASCILIK ( ÖZCÜLÜK- TEMELCİLİK)
Başlıca ilkeleri;
1. Öğrenme oldukça önemli olduğu için, öğrenci disiplin altında bulundurulmalı,
gerekirse cezalandırılmalıdır.
2. Öğretmen çok önemli olduğu için iyi yetiştirilmeli ve eğitim öğretmen merkezli
olmalı.
3. Okulun asıl işi bilgi aktarmak olduğu için, öğrenciye kendi kendini kontrol gücü
kazandırılmalıdır.
4. Esas olan değişmemedir. Öğrenciye alıştırma ve ezberleme yöntemleri
öğretilmelidir.
3. İLERLEMECİLİK/ GELİŞMECİLİK
İlerlemeciliğin temeli pragmatizme dayanır.
En önemli temsilcisi J. Dewey’dir.
Esasiciliğe bir tepki olarak ortaya çıkmıştır.
Geleneksel eğitimin baskıcı ve tutucu niteliğine karşı daha radikal ve daha
özgürlükçü bir söylem kullanmıştır.
• Pragmatizmin “gerçeğin özü değişmedir” görüşü ilerlemeciliğin temel çıkış noktası
olmuştur. Buna göre, doğadaki gelişme ve farklılaşma eğitimin betimleyici bir
normu olarak kabul edilmiştir. Şüphesiz, gelişen yaşamla iç içe olan eğitim, doğal
olarak ilerlemeci olacaktır.
• İlerlemeci eğitim sisteminin merkezinde kendi yaşantıları aracılığıyla gelişen ve
öğrenmeyi öğrenen öğrenciler vardır.
• Eğitim programlarında ise değişmenin doğasını kavrayan, demokratik tutum
geliştiren davranışlar hedeflenmiştir.
•
•
•
•
3. İLERLEMECİLİK/ GELİŞMECİLİK
Başlıca İlkeleri;
1. Dersler öğrenci merkezli işlenmelidir.
2. Değişim sürekli olduğu için öğrencilere problem çözme becerileri
kazandırılmalıdır.
3. Öğrenme yaşantı yoluyla gerçekleştiği için, sınama yanılmaya fırsat verilmelidir.
4. Öğrencilere nasıl düşünmesi gerektiği öğretilmeli ve sorular ona sorulmalıdır.
5. Öğretim ortamı oldukça demokratik olmalıdır.
6. Öğrenciye bilimsel yöntemlerle problemi çözmesi öğretilmelidir.
7. Okul ortamında gerektiğinde yeni öğretim yöntem ve stratejileri geliştirilmelidir.
8. Öğretmen, bilgiye ulaşma yollarını öğretmelidir.
9. Eğitimin amacı, çocuğu yaşama hazırlama değil, yaşamın kendisi olmalıdır.
10. Çocuk gerekirse itiraz eden sorgulayan bir kafayla yetiştirilmelidir.
4. YENİDEN KURMACILIK (İNŞACILIK)
• İlericiliğin devamı olarak ortaya çıkmıştır. Her kültürün modern çağda
yeniden kurulması ve içinde yaşanılan sanayi çağına uygun bir
kültürün geliştirilmesinin gerekliliğini kabul eder.
• Yeniden kurmacılık pragmatik felsefeyi referans almıştır. Bunalım
felsefesi olarak adlandırılabilir. Bu akıma göre insanlık bir yol ayrımına
gelmiştir; ya yok olacak ya da yeni bir uygarlık inşa edecektir.
• Yeniden kurmacılığın merkezi kavramı değişmedir. Eğitimin görevi,
toplumu sürekli olarak yeniden şekillendirmek ve kurmaktır. Aynı
şekilde eğitimin amacı, dünya uygarlığı fikrini canlı tutmaktır.
4. YENİDEN KURMACILIK (İNŞACILIK)
Başlıca İlkeleri;
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Eğitim sadece bugünün değil geleceğin de belirleyicisidir.
Eğitimde hedefler önemlidir.
Cezaya yer yoktur.
Sorular eleştirici düşünceyi geliştirici nitelikte olmalıdır.
Uygulamalı eğitim için ortam yaratılmalıdır.
Okul en iyi demokratik ortam olmalıdır.
TÜRK MİLLİ EĞİTİMİN FELSEFİ DAYANAKLARI
Osmanlılarda üç tip düşünce akımı ortaya çıkmıştı ve bu akımlar Cumhuriyet
dönemini de etkilemiştir. Bunlar;
1. İslamcılık
2. Batıcılık
3. Türkçülük
1. İSLAMCILIK
• Abdülhamit döneminin resmi politikasıydı. Yaşam İslam kurallarına göre
düzenlenmeliydi.
• İslamcılar kendi aralarında üçe bölünmüşlerdi. Bir grup, eski saadet günlerine
(dört halife dönemi) dönmek gerektiğini ve Batının kesinlikle reddedilmesini ifade
ederken, bir grup, tekniğin batıdan alınmasında sakınca olmadığını belirtiyordu.
Diğer grup ise, batı ile İslam'ın birlikte yaşayabileceği görüşündeydi.
• İslamcılar ümmetçiliği ideoloji olarak benimsediler. Onlara göre Müslümanlar tek
bayrak altında toplanmalıydı.
• Milliyetçiliğe karşı çıktılar.
2. BATICILIK
• Osmanlıların gerilemeye başladığı dönemde ortaya çıktı.
• İlk olarak batılılaşma düşüncesine askeri alandan başlandı. Tümüyle batıyı örnek
almak gerektiğini savunuyorlardı.
• İslam ise gelişmenin önünde engeldi.
3. TÜRKÇÜLÜK
• Esasen milliyetçilik akımları Fransız ihtilaliyle ortaya çıkmaya başladı.
• Türkçülüğün en önemli temsilcisi Ziya Gökalp’tır. O Türkçülüğü Türk Milletini
yükseltmek olarak tanımlar. Irkçı Türkçülüğe karşıdır.
• Batıdaki gelişmeler kültürümüze uygunsa örnek alınmalıdır.
• Atatürk’le Gökalp’in düşünceleri arasında yakın ilişki vardır.
• Atatürk önderliğindeki Türk devrimi esasen pozitivizme dayandırılmıştır.
• Çağdaş uygarlık kavramının içerdiği ulusal yenilikçi bilinç , tam bağımsızlık, halk
egemenliği, ülke ve ulus bütünlüğü, akılcılık yeni oluşan ulusun temel
dayanaklarıydı.
• Cumhuriyet döneminde eğitimin felsefesinin oluşmasında, Atatürk’ün ülkeye
çağırdığı batılı eğitimcilerin de katkısı olmuştur. J.Dewey’in pragmatist görüşü,
Alman Kuhne’nin “iş okulu” görüşü bunda etkili olmuştur.
Download