hitabet ve mesleki uygulama

advertisement
İMAM-HATİP LİSELERİ
HİTABET VE MESLEKİ
UYGULAMA
DERS KİTABI
YAZARLAR
Ahmet EKŞİ
Ali Sacit TÜRKER
Ahmet MEYDAN
Ramazan ŞAHAN
Kadir ADIYAMAN
Dr. Hasan ÖZKET
DEVLET KİTAPLARI
BEŞİNCİ BASKI
……………………., 2014
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI YAYINLARI ...............................................................: 4832
DERS KİTAPLARI DİZİSİ ..........................................................................................: 1423
14.?.Y.0002.3974
Her hakkı saklıdır ve Millî Eğitim Bakanlığına aittir. Kitabın metin, soru ve şekilleri
kısmen de olsa hiçbir surette alınıp yayımlanamaz.
Editör
Dil Uzmanı
Görsel Tasarım
: Ekrem ÖZBAY
: Muharrem OKUMUŞ
: Ertuğrul ÇAKIR
Dilek ANDER
Emre ANDER
Rehberlik Uzmanı
: Erdal USLUER
Program Geliştirme Uzmanı : Dr. Yalçın BAY
Eğitim Teknolojisi Uzmanı : Ahmet KOPMAZ
Veysel KUBAT
ISBN 978-975-11-3341-0
Millî Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulunun 18.12.2009 gün ve 283 sayılı kararı
ile ders kitabı olarak kabul edilmiş, Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 28.03.2014
gün ve 1310094 sayılı yazısı ile beşinci defa 191.868 adet basılmıştır.
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl.
Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Ruhumun senden İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeliEbedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar?
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerîhamdan İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın;
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyyet;
Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl!
Mehmet Âkif Ersoy
GENÇLİĞE HİTABE
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini,
ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en
kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek
isteyecek dâhilî ve hâricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti
müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın
vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok
namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek
düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili
olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün
tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil
işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere,
memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet
içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini,
müstevlîlerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde
harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen,
Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret,
damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal Atatürk
İÇİNDEKİLER
1. ÜNİTE: DİN HİZMETLERİ VE İLETİŞİM
1. Din Hizmetleri ve Din Görevliliği....................................................................................... 10
1.1. İrşat, Tebliğ ve Davette Genel İlkeler.......................................................................... 10
1.2. İmam-Hatipliğin Anlam ve Önemi.............................................................................. 13
1.3. Müezzinliğin Anlam ve Önemi.................................................................................... 15
1.4. Kur’an Öğreticiliğinin Anlam ve Önemi..................................................................... 16
1.5. Din Görevliliğinin Gerektirdiği Nitelikler................................................................... 17
2. Din Hizmetlerinde Kendini ve Hedef Kitleyi Tanıma......................................................... 19
3. Din Hizmetlerini Zorlaştıran ve Engelleyen Sorunları Tanıma........................................... 20
4. Din Hizmetlerinde İletişim.................................................................................................. 21
4.1. İletişimin Önemi ve Temel İlkeleri.............................................................................. 22
4.2. İletişimin Temel Unsurları........................................................................................... 23
4.3. İletişimde Dil ve Beden Dilinin Önemi....................................................................... 24
4.4. Din Hizmetlerinde İletişim Sorunları.......................................................................... 26
2. ÜNİTE: HİTABET VE DİNÎ HİTABET
1. Hitabet ve Türleri................................................................................................................. 31
2. Din Hizmetlerinde Hitabetin Yeri ve Önemi ...................................................................... 34
3. Dinî Hitabet ve Çeşitleri...................................................................................................... 35
4. Dinî Hitabetin İlkeleri.......................................................................................................... 36
4.1. Kur’an’da Hitabet İlkeleri........................................................................................... 36
4.2. Sünnette Hitabet İlkeleri.............................................................................................. 38
5. Dinî Hitabette Kaynak Seçiminin Önemi............................................................................ 41
6. Tarihten Dinî Hitabet Türlerine Örnekler............................................................................ 41
3. ÜNİTE: DİNÎ HİTABET TÜRÜ OLARAK HUTBE
1. Hatiplik ve Hutbe................................................................................................................. 48
2. Hutbe İle İlgili Dinî Hükümler............................................................................................ 49
3. Hutbe Hazırlanması İle İlgili Hususlar................................................................................ 50
3.1. Konu Seçimi................................................................................................................ 50
3.2. Planlama...................................................................................................................... 51
3.3. Bilgi Toplama.............................................................................................................. 52
3.4. Bilgiyi Değerlendirme................................................................................................. 53
3.5. Hutbe Metninin Hazırlanılışı....................................................................................... 53
3.6. Hutbenin Sunuluşu...................................................................................................... 54
4. Hutbe Duaları....................................................................................................................... 55
5. Hutbe Örnekleri................................................................................................................... 58
4. ÜNİTE: DİNÎ HİTABET TÜRÜ OLARAK VAAZ
1. Vaizlik ve Vaaz..................................................................................................................... 66
2. Vaaz ve İrşadın Dindeki Yeri............................................................................................... 67
VII
3. Vaazın Hazırlanışı İle İlgili Hususlar................................................................................... 68
3.1. Konu Seçimi................................................................................................................ 68
3.2. Planlama...................................................................................................................... 69
3.3. Bilgi Toplama.............................................................................................................. 70
3.4. Bilgiyi Değerlendirme................................................................................................. 71
3.5. Vaazın Sunuluşu.......................................................................................................... 71
4. Vaaz Duaları......................................................................................................................... 75
5. ÜNİTE: CENAZE ADABI
1. Ölüm Anında Yapılacak İşler............................................................................................... 80
2. Ölünün Yıkanması ve Kefenlenmesi................................................................................... 83
3. Cenaze Namazı ve Duaları.................................................................................................. 85
4. Cenazenin Defni ve Taziye.................................................................................................. 87
5. İslam’ın Şehitlik ve Gaziliğe Verdiği Önem........................................................................ 91
6. ÜNİTE: ÇEŞİTLİ TÖRENLERDE DİNÎ HİTABET VE DUA
1. Dua ve Önemi...................................................................................................................... 99
2. Dua Etmeyi Öğrenme........................................................................................................ 100
3. Mübarek Gün ve Geceler................................................................................................... 102
4. Hatim, Mevlit ve Duaları................................................................................................... 104
5. Ad Koyma.......................................................................................................................... 107
6. Sünnet Merasimi................................................................................................................ 108
7. Nişan ve Nikâh.................................................................................................................. 109
8. Yemek ve İftar Duaları....................................................................................................... 111
9. Kurban ve Duası................................................................................................................ 112
10. Hacı Uğurlama Duası......................................................................................................... 112
11. Asker Uğurlama Duası....................................................................................................... 114
12. Tevbe-İstiğfar Duası........................................................................................................... 115
13. Herhangi Bir Açılış veya Kapanışta Yapılacak Konuşma ve Dua..................................... 117
7. ÜNİTE: ÇEŞİTLİ TÖRENLERDE DİNÎ MUSİKİ
1. Musiki ve Dinî Musiki....................................................................................................... 122
1.1. Musikinin Tanımı ve Önemi...................................................................................... 122
1.2. Dinî Musikinin Din Hizmetlerindeki Yeri ve Önemi................................................ 123
2. Cami Musikisi.................................................................................................................... 125
2.1. Ezan ve Kamet........................................................................................................... 125
2.2. Tesbih......................................................................................................................... 128
2.3. Tekbir......................................................................................................................... 129
2.4. Sala............................................................................................................................ 129
2.5. Mevlit......................................................................................................................... 130
2.6. İlahi............................................................................................................................ 132
SÖZLÜK................................................................................................................................ 136
KAYNAKÇA......................................................................................................................... 139
VIII
1.ÜNİTE
DİN HİZMETLERİ VE İLETİŞİM
Caminin dış görünüşü ve iç kısmındaki mihrab,
mimber, kürsü
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. “İrşat, tebliğ ve davet” kavramlarının anlamlarını öğreniniz.
2. Din hizmetlerinin yürütülmesinde iletişimin önemini arkadaşlarınızla
konuşunuz.
3. Din görevlilerinden toplumun beklentilerinin neler olduğunu araştırınız.
4. İnsanlarla iyi iletişim kurmak için nelere dikkat edilmesi gerektiğini
düşününüz.
9
1. ÜNİTE
1. Din Hizmetleri ve Din Görevliliği
Din hizmeti, dinî konularda fert ve toplumun ihtiyacı olan ve onlara yararlı olacak bir işin yapılmasıdır. Örneğin, dinin anlatılması, bazı ibadet ve törenlerin düzenlenip yönetilmesi gibi görevler
bunlardandır.
Din hizmetleri ile ilgili görevleri yerine getirenlere din görevlisi denir. Din görevlisi, alanında
uzman olmalıdır. Bu nedenle din hizmetlerini yürütecek kişinin din eğitimi alması, yapacağı işle
ilgili yeterli bilgi ve beceriye sahip olması gerekir.
SIRALAYALIM
Din hizmetleri denilince aklınıza hangi görevler gelmektedir? Sıralayınız.
• Toplumu dinî konularda aydınlatma.
• ....................................................................................................
• ....................................................................................................
• ....................................................................................................
Ülkemizde din hizmetlerinin yürütülmesi görevi Diyanet İşleri
Başkanlığına verilmiştir. Bu kurum camilerde ve cami dışındaki cenaze, sünnet, asker uğurlama merasimleri gibi dinî hizmet görevlerini
yürütmektedir. Din görevlileri, Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olarak görev yapmaktadırlar. Bu hizmetleri yapacak olanlar, İmam-Hatip
Liseleri ve İlahiyat Fakültelerinde eğitim ve öğretim görür. Yurt dışında eğitim ve öğretimini tamamlayanlar için lise seviyesinde imamhatip liselerine, üniversite seviyesinde de ilahiyat fakültelerine denk
gelen eğitim kurumlarını bitirmeleri gerekir.
1.1. İrşat, Tebliğ ve Davette Genel İlkeler
Din hizmetlerini ifade eden bazı temel kavramlar vardır. İrşat, tebliğ ve davet bu kavramların
başında gelir. Din hizmetlerinin temelini oluşturan bu üç kavram, dinin doğru ve güzel anlatılmasıyla
ilgilidir.
İrşat; hidayete erdirme, yol gösterme ve doğru yola yönlendirme anlamlarına gelir. Terim olarak ise; ikna edici söz ve davranışlarla doğru yolu göstermek, hakkı, hakikati anlatmak ve İslam’ın
esaslarını öğretmektir.
10
Din Hizmetleri ve İletişim
İrşat, din hizmetleri alanında yerine getirilmesi gereken önemli bir görevdir.
Bunu yapan din görevlileri irşat yoluyla
İslam’ı doğru bir şekilde insanlara ulaştırmaya çalışmaktadır.
İrşat faaliyetleri genellikle camilerde
yapılır. Örneğin, vaaz ve hutbelerle Müslümanlar bilgilendirilir ve aydınlatılır. Zaman
zaman farklı mekânlarda da irşat faaliyetleri
yürütülebilir. Örneğin, sünnet ve ad koyma
törenlerinde dinî içerikli konuşmalar yapılır.
Tebliğ; ulaştırmak, iletmek, duyurmak
Camiler irşat görevinin yapıldığı yerlerin başında gelir.
ve bildirmek anlamlarına gelir. Kur’an’da ise
tebliğ, Allah’ın vahyini insanlara ulaştırmak anlamında kullanılmıştır. Bir ayette buna şöyle işaret
edilmektedir: “Resulün üzerine düşen yalnızca tebliğdir...”1 Tebliğci, ulaştırmakla yükümlü olduğu bilgileri, herhangi bir katkı ve eksiltme yapmaksızın yerine ulaştırır.
Peygamberlerin sıfatlarından birisi de tebliğdir. Çünkü onlar, Allah’tan aldıkları vahyi eksiksiz
olarak insanlara iletmekle görevlidirler. Kur’an’da bu görev şu şekilde ifade edilmiştir: “Ey peygamber, Rabb’inden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan Allah’ın elçiliğini yapmamış
olursun...”2 Onlar bu sorumluluklarını hakkıyla yerine getirmişlerdir.
Tebliğ ifadesi, Kur’an’da, genellikle peygamberler için kullanılır. Onların dışında müminlerin
yaptığı tebliğ faaliyetleri için iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak veya davet etmek ifadeleri yer
almaktadır.
Davet, çağırmak ve dua etmek anlamlarına
gelir. Kur’an’da ise hak yoluna çağrı anlamında
kullanılmıştır. Bir ayette davet, Müslümanlara
yüklenen bir görev olarak şöyle ifade edilmiştir:
È ǟȂÌ ǸÈ ÌdzơȁÊ
ǶÌ ȀÉ ÌdzƽÊ ƢƳÈ ȁÊ
Ê ƦLJȄ
È ƨÈǼLjÈ ƸÈ ÌdzơÊƨǜÊ
È ƨǸÈ ǰÌ ƸÊ ÌdzƢÊƥ ǮÈ ŏƥǁ
È ÈdzÊƛ ǝÉ ƽÌ Éơ
È DzȈÊ
...ǺÉ LjÈ ƷÌ ÈƗȆÊ
È ǿȆÊƬōdzƢÊƥ
Konferans
“Rabb’inin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et…”3
Tebliğ ve davet faaliyetleri cami dışında da yürütülmektedir. Vaaz ve hutbelerin yanı sıra
düzenlenen sempozyum, konferans ve benzeri programlarla tebliğ ve davet yapılmaktadır. Bunların
yanında ferdî olarak İslam dini ile ilgili bilgi edinmek isteyenlere din görevlileri, gerekli bilgiler
vererek İslam dini hakkında onları aydınlatmaktadır.
1 Mâide suresi, 99. ayet.
2 Mâide suresi, 67. ayet.
3 Nahl suresi, 125. ayet.
11
1. ÜNİTE
Hz. Muhammed (s.a.v.)1, son peygamberdir ve ondan sonra başka peygamber gelmeyecektir.
Onun irşat ve davet görevini genelde bütün Müslümanlar üstlenmiştir. Ancak din görevlilerine bu
konuda daha fazla sorumluluk düşmektedir. İrşat ve davet görevi insanları zorlamadan, güzellikle ve
özveriyle yerine getirilmelidir. Bir ayette Allah şöyle buyurmuştur: “O hâlde (Resulüm), öğüt ver.
Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin.”2
Dinin insanlara ulaştırılması önemli bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu üstlenen kişiler öncelikle söz ve davranışlarıyla örnek olmalıdırlar. Ayrıca İslam dinini doğru bir şekilde insanlara ulaştırmalıdırlar. Muhatapların inanıp inanmamaları veya bunları yerine getirip getirmemeleri ulaştıranın
sorumluluk alanına girmez. Çünkü Allah insanı bilgilendirdikten sonra seçiminde özgür bırakmıştır.
Din görevlisi, davet ve irşat faaliyetlerini yürütürken insanın seçme özgürlüğünü dikkate almalıdır.
İrşat, tebliğ ve davette etkili olabilmek için karşılıklı güven ortamının oluşması gerekir. Bu
görev yerine getirilirken sevgi, saygı, sabır, samimiyet, anlayış ve hoşgörü ilkeleri esas alınmalıdır.
İrşat, tebliğ ve davette zorlama yoktur. Yüce Allah bir ayette şöyle buyurmuştur: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır...”3 Bu durumda dileyen inanır, dileyen inanmaz. Peygamberimiz de tebliğinde hiçbir zaman zorlayıcı olmamıştır. “Allah beni ancak
tebliğci olarak gönderdi.”4 buyurarak bu duruma işaret etmiştir.
Tebliğ edilen esasların doğru, açık ve anlaşılır olması gerekir. Nitekim İslam’ın tebliği ve Peygamberimizin daveti, “…gecesi gündüz gibi açık olan bir yol…”5 olarak nitelendirilmiştir.
Tebliğ edilen esaslar; sağlam kaynaklarla desteklenmeli, tutarsızlıklardan uzak, düşünmeye ve değerlendirme yapmaya açık olmalıdır. Yüce Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır: “İşte bu
(Kur’an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek İlah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir çağrıdır.”6
Din görevlisi muhatabına samimi duygularla yaklaşmalı ve onun saygınlığını zedelePAYLAŞALIM
yici tavırlardan kaçınmalıdır. Onun görüşlerine
Tebliğ ve davetle ilgili üç
değer vermeli, söz ve davranışlarında kırıcı olayet veya hadis bulup arkamamaya dikkat etmelidir. Ayrıca davetçi yaptıdaşlarınızla paylaşınız.
ğı işin önemini bilmeli ve karşılaşacağı engeller
karşısında sabırlı olmalıdır. Allah, bu konuda
şöyle buyurmuştur: “O vakit Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen
kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu hâlde onları affet;
bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a
dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.”7
1 2 3 4 5 6 7 Sallallahu aleyhi ve sellem: Allah’ın rahmet ve bereketi üzerine olsun.
Gâşiye suresi, 21,22. ayet.
Bakara suresi, 256. ayet.
Tirmizî, Tefsiri Suver, 66.
İbn Mace, Mukaddime, 6.
İbrahim suresi, 52. ayet.
Âl-i İmrân suresi, 159. ayet.
12
Din Hizmetleri ve İletişim
İrşat, tebliğ ve davet, tarih boyunca çeşitli unvanlarla anılan din görevlileri tarafından yerine
getirilmiştir. Bunların nasıl yerine getirileceğinin en güzel örneklerini Peygamberimiz göstermiştir.
Bu nedenle bu görevi yerine getirenler de Peygamberimizi örnek almalıdırlar.
LİSTELEYELİM
Bir davetçide hangi özellikler bulunmalıdır? Listeleyiniz.
• Yeterli ve doğru bilgiye sahip olmalıdır.
• Tatlı bir dil ve güzel bir üslup kullanmalıdır.
• ....................................................................................................
• ....................................................................................................
• ....................................................................................................
1.2. İmam-Hatipliğin Anlam ve Önemi
İmam, kendisine uyulan, önde bulunan ve önderlik
“…Kur’an’ı en iyi okuyanıyapan kişi demektir. Terim olarak ise topluma önderlik yanız imam olsun.”
pan ve cemaatle kılınan namazlarda kendisine uyulan kişiEbu Davut, Salat, 61.
ye imam, yapılan bu göreve de imamlık veya imamet denir.
Hadiste vurgulanan düşünce
Hatip, topluluk karşısında etkili ve güzel konuşan, cuma ve
nedir?
bayram namazlarında hutbe okuyan kişidir. Ülkemizde her
iki görevi de bir arada yürüten cami görevlilerine imam-hatip denir.
İmamlık, namazın farz kılınması ile başlayan ve günümüze kadar gelen önemli bir görevdir.
İlk imam Peygamberimizdir. Peygamberimiz hayatta iken imamlık yapmış ve imam olacak insanda
olması gereken vasıfları bir hadiste şöyle belirtmiştir: “Cemaate, Kur’an’ı en iyi okuyan kimse
imam olur. Eğer kıraatte (okumada) herkes eşitse, sünneti en iyi bilen imam olur…”1
Peygamberimiz, cemaatle namaz kılmayı
teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Cemaatle
kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan
yirmi yedi derece üstündür.”2 Bu nedenle
toplu ibadet edilen yerler olarak cami ve orada
yapılan imamlık görevi önem kazanmıştır.
Peygamberimiz ve ondan sonra yerine
geçen halifelerin imamlık yapmaları bu mesleğin önemini kat kat artırmıştır. İslam beldelerinin sınırları genişleyip Müslümanların sayısı
arttıkça camilerin ve imamların sayısı da artmıştır.
Cemaatle namaz
1 Müslim, Mesacid, 290; Tirmizî, Salat, 174.
2 Buharî, Ezan, 30; Müslim, Salat, 272.
13
1. ÜNİTE
Günümüzde cami merkezli din hizmetleri Diyanet İşleri Başkanlığının seçtiği imam-hatipler
tarafından yürütülmektedir. İmam-hatip; camide namaz kıldırmak, camiyi her zaman ibadete hazır
bulundurmak, cenaze namazı kıldırmak, irşat ve davet yapmak gibi görevleri yerine getirir.
BİLGİ KUTUSU
Diyanet İşleri Başkanlığı Görev ve Çalışma Yönergesi’nin 107. maddesinde
belirtilen imam-hatiplerin görevlerinden bazıları şunlardır:
• Camilerde vakit namazları ile cuma, bayram, teravih ve cenaze namazlarını
kıldırmak.
•
Cuma ve bayram hutbelerini, zamanında ve usulüne uygun olarak okumak.
•
Cami içinde, müftülükçe yapılacak programa göre cemaati dinî konularda aydınlatmak.
•
İsteyen vatandaşlara müftülüğün izni ile camilerde veya uygun görülecek yerlerde
Kur’an-ı Kerim okumayı öğretmek ve dinî bilgiler vermek; yaz Kur’an kursları ile
ilgili olarak verilen görevleri yapmak.
•
Cami dersleri uygulaması yapılan camilerde, bu uygulama için gereken tedbirleri almak.
•
İhtiyaca göre, vakit namazlarından önce veya sonra Kur’an-ı Kerim okumak.
•
Müftülükçe yapılacak programa göre mukabele okumak, gerektiğinde dinî gün ve
gecelerde düzenlenecek programlarda görev almak.
•
Medeni Kanuna göre akdedilen nikâhtan sonra olmak üzere isteyenlere evlenmenin
dinî merasimini icra etmek.
•
Vakit namazlarından en az yirmi dakika, cuma namazlarından en az bir saat önce camide bulunmak, gerekli hazırlıkları yapmak ve ezan okunmadan önce yerini almak.
•
Cami ve çevresinin temizliğini sağlamak ve bunun için gerekli tedbirleri almak; şadırvan, abdest alma yeri ve tuvalet gibi yerlerin temizliğinin vakıf, dernek, köy tüzel
kişiliği, belediye veya ilgililer tarafından yapılmasını sağlamak.
•
Belediye cenaze teşkilatı bulunmayan yerlerde cenaze teçhiz ve tekfin işlerini yapmak.
RÖPORTAJ YAPALIM
Bir imam-hatiple görüşerek görevlerinin özelliği ile ilgili röportaj yapınız.
14
Din Hizmetleri ve İletişim
1.3. Müezzinliğin Anlam ve Önemi
“Ezanı işittiğiniz zaman,
müezzinin söylediğini tekrar
edin!”
Buharî, Ezan, 7.
Hadisi yorumlayınız,
Müezzin kelime olarak ezan okuyan anlamına gelir.
Müezzin; camide ezan okuyup namazın cemaatle kılınmasında ibadet düzenini sağlayan, Müslümanları camiye davet
eden din görevlisidir. Müezzinlik ise yapılan bu görevin adıdır.
Ezan, İslam’ın şiarıdır. Müslümanlar günde beş defa
ezanla namaza davet edilmektedir. Ezanı oluşturan cümleler İslam’ın temel esaslarını ifade etmektedir. Ezan okumayı Peygamberimiz bir hadisinde şöyle teşvik etmiştir: “Müezzin, sesinin gittiği yer
boyunca mağfiret olunur. Yaş ve kuru
her şey onun lehinde şehadet eder…”1
İnsanları namaza davet etmek
önemli bir görevdir. Bu konuyu Peygamberimiz bir hadisinde şöyle vurgulamıştır: “İnsanlar, eğer ezan okumak
ile namazın ilk safında yer almada ne
(gibi bir hayır ve bereket) olduğunu
bilselerdi, sonra da bunu elde etmek
için kura çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka kura çekerlerdi.”2
Müezzinlik görevi, ezanın ilk
okunmaya başladığı günden zamanımıza
kadar devam etmiştir. İlk ezanı okuyan
ve ilk müezzin Hz. Bilal’dir. O devirde
onunla birlikte başka müezzinlerin varlığı da bilinmektedir.
Ezan okuyan müezzin
Ülkemizde müezzinlik görevi, Diyanet İşleri Başkanlığının seçtiği kişiler tarafından yürütülmektedir. Müezzin, imamın yardımcısı konumundadır. Bu nedenle müezzin, imam olmadığı zaman,
imamın görevlerini yerine getirmekle de sorumludur. Müezzin, ayrıca caminin bakımı ve korunması
ile ilgilenir, camiyi namaz vakitlerinde açar, caminin düzenini sağlar.
PAYLAŞALIM
Bir müezzinle görüşerek görevleri hakkında bilgi alınız. Edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
1 Ebu Davut, Salat, 31.
2 Buharî, Ezan 9.
15
1. ÜNİTE
BİLGİ KUTUSU
Diyanet İşleri Başkanlığı Görev ve Çalışma Yönergesi’nin 108. maddesinde
belirtilen müezzinin görevlerinden bazıları şunlardır:
• Camiyi müftülükçe tespit edilecek zamanlarda ibadete açmak ve kapatmak.
• Namaz vakitlerinde, vakit cetveline göre ezan okumak.
•
Vakit namazları ile cuma, bayram, teravih ve cenaze namazlarında ibadetin gerektirdiği her türlü müezzinlik hizmetlerini yapmak, gereken hâllerde tekbir almak ve sala
vermek.
•
Camilerdeki ses cihazları ile diğer teknik araç ve gereçlerin bakımını, korunmasını ve
çalışır durumda bulundurulmasını sağlamak.
•
Cami minaresi ve ses cihazının ibadet maksadı dışında kullanılmasına engel olmak.
•
Ehil olmayan kimselere ezan okutmamak, müezzinlik yaptırmamak.
•
İsteyen vatandaşlara Kur’an-ı Kerim okumayı öğretmek ve dinî bilgiler vermek konusunda imam-hatibe yardımcı olmak.
•
Müftülükçe yapılacak program gereğince mukabele okumak, gerektiğinde dinî gün
ve gecelerde düzenlenecek programlarda görev almak.
•
Medeni Kanuna göre akdedilen nikâhtan sonra olmak üzere isteyenlere evlenmenin
dinî merasimini icra etmek.
•
İmam-hatibin bulunmadığı zamanlarda imam-hatiplik görevlerini de yapmak.
1.4. Kur’an Öğreticiliğinin Anlam ve Önemi
Kur’an öğreticiliği, Kur’an-ı Kerim’i okumayı bilmeyenlere öğretmek demektir. Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kur’an kurslarında görev yapan din görevlilerine
Kur’an öğreticisi denilmektedir.
“Hafızasında Kur’an’dan hiç
ezber bulunmayan kişi harabe olmuş bir ev gibidir.”
Tirmizî, Sevabu’l-Kur’an, 18.
Hadisi yorumlayarak Kur’an
öğrenmenin önemini vurgulayınız.
Kur’an-ı Kerim’i okumayı hem öğrenmek hem de
öğretmek önemlidir. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı
öğrenen ve öğretendir.”1 Bütün Müslümanların ibadetlerinde okuyacakları kadar Kur’an ezberlemeleri ve onu rehber edinebilmeleri için mealini okumaları gerekir.
Din görevlileri, isteyen herkese Kur’an-ı
Kerim’i öğretmek için gayret ederler. Kur’an öğreticisi ise kurslarda düzenli bir şekilde bu görevi yürütür. Öğrencilerin Kur’an-ı tecvitli, hatasız bir şekilde
güzel okumalarını sağlar. Kısa surelerden başlayarak
Kur’an’ın bir kısmını ezberlemelerine yardımcı olur.
İstekli ve yapabilecek durumda olanlara hafızlık yaptırır.
1 Buharî, Fedailu’l-Kur’an, 21.
16
Din Hizmetleri ve İletişim
SÖYLEŞİ YAPALIM
Bir Kur’an kursuna giderek orada yapılan eğitim-öğretimle ilgili
Kur’an öğreticisiyle söyleşi yapınız.
BİLGİ KUTUSU
Diyanet İşleri Başkanlığı Görev ve Çalışma Yönergesi’nin 106. maddesinde
belirtilen Kur’an kursu öğreticilerinin görevlerinden bazıları şunlardır:
• Kurs öğrencilerine usulüne göre Kur’an-ı Kerim’i yüzünden okumayı öğretmek.
• Tecvit konularında bilgiler vererek Kur’an-ı Kerim’i bu kurallara uygun
okumayı öğretmek.
•
Hafızlık yapmak isteyenlere, Kur’an-ı Kerim’i usulüne göre ezberletmek.
•
Namaz sureleri ile dualarının aslına uygun okunuşlarını sağlamak, ezberletmek ve
meallerini öğretmek.
•
Müfredat programına göre öğrencilere itikat, ibadet ve ahlak konularında bilgiler vermek ve ibadetlerin yapılışını uygulamalı olarak öğretmek.
•
Kursun temiz ve düzenli tutulmasını sağlamak.
•
Ramazan ayı ile dinî gün ve gecelerde müftülükçe verilecek görevleri yapmak.
1.5. Din Görevliliğinin Gerektirdiği Nitelikler
Din görevliliğinin gerektirdiği bazı kişisel özellikler vardır. Bunları; görevini benimseme, görevin gerektirdiği bilgi ve beceriye sahip olma, ihlas ve samimiyet olarak sıralamamız mümkündür.
Din Görevliliğinin Gerektirdiği Nitelikler
Din Görevliliğinin Ge- Din Görevliliğinin Gerekrektirdiği Kişisel Özel- tirdiği Toplumsal Özellikler
likler
1.Temsil
1. Görevini benimseme
2. Tanıma
2. Görevin gerektirdiği
3. Toplumsal dayanışma
bilgi ve sanata sahip olma
4. İletişim
3. İhlas ve samimiyet
5. Güven
6. Meslektaşlarıyla iş birliği
17
İslam, insanların yararına olan ilkeler getirmiştir. Müslümanlara da her alanda başarılı
ve örnek olmayı, güzeli ortaya
koymayı emretmiştir. Din görevlisi de yaptığı işi severek
yapmalı ve faydalı olabilmek
için gerekli çabayı göstermelidir. Görevini sorumluluk bilinci
içerisinde güzel bir şekilde yerine getirmelidir.
1. ÜNİTE
Din görevlisi, görevinin önemli olduğunu bilir. Bu konuda Peygamberimizi kendisine örnek
alır. Bildiklerini yaşamaya, irşat, tebliğ ve davette bulunmaya çalışır. Yaptığı işi güzel yapması, görevini sevmesi ve söylediklerini davranışlarıyla göstermesi onun görevini benimsediğini gösterir.
Peygamberimiz bir hadisinde, “Allah yaptığı işleri güzel ve sağlam yapanı sever.”1 buyurarak
işlerini güzel yapanları övmüştür.
Her görev, belli bir bilgi birikimi gerektirir. Sadece bilgi sahibi olmak, başarılı olmak için
yeterli değildir. Çünkü elde edilen bilgileri uygulayabilme becerisi de en az bilgiler kadar önemlidir.
Din görevlisi, mesleğiyle ilgili yeterli bilgi sahibi olmalıdır. Bilgi düzeyi, din görevlisinin kendisine
güvenini ve toplumdaki etkisini artırır. Diğer taraftan bilmediği konularda ise bilgiye ulaşılabilecek
kaynakları bilmesi gerekir. Din görevlisi elde ettiği bilgileri insanlara en güzel şekilde sunacak bilgi
ve beceriye de sahip olmalıdır. Bu nedenle kendisinden beklenen görevlere önceden hazırlıklı olmalıdır.
Din görevlilerinde bulunması gereken özelliklerden biri de ihlas ve samimiyettir. Din görevlisi, inanç, fikir, söz ve davranışlarında önderlik ettiği insanlara örnek olacak nitelikte ihlas ve samimiyete sahip olmalıdır. Söz ve davranışlarında sırf Allah’ın rızasını umarak hareket etmeli, yaptığı görevin karşılığında şahsi ve maddi bir çıkar beklememelidir. Ayrıca din görevlisi, her tür gösterişten,
yapmacık hareketlerden kaçınarak sözü, işi, giyim kuşamı, yeme içmesi, oturup kalkması itibarıyla
ölçülü ve samimi olmalıdır. Çünkü samimiyet söylediğini yapmayı, söz ve davranışlarda uyumlu
olmayı gerektirir.
Din görevliliğinin gerektirdiği bazı toplumsal özellikler vardır. Bunları şu şekilde açıklayabiliriz:
Temsil Gücü: Her insan yaptığı işi
veya mesleği temsil eder. Din görevlisi de
İslam dinini, bütün Müslümanları, bağlı
olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilatını ve meslektaşlarını temsil eder. Bu
önemli bir sorumluluktur. Her din görevlisi bu sorumluluğun bilincinde olmalı ve
buna uygun hareket etmelidir.
İnsanları Tanıma: Din görevlisi,
insanı ve içinde yaşadığı toplumu iyi tanımalıdır. İçinde yaşadığı toplumsal şart
ve özellikleri çok iyi değerlendirmelidir.
Peygamberimiz, sahabilere şu tavsiyede bulunmuştur: “Sizden kim halka namaz kıldırırsa namazı
(kısa) tutsun. Zira cemaatte zayıf, sakat, hasta ve ihtiyaç sahibi olanlar vardır…”2
1 Suyutî, el-Camiu’s-Sağir, C 1, s.126.
2 Buharî, Ezan, 62; Müslim, Salat, 186.
18
Din Hizmetleri ve İletişim
Toplumsal dayanışma: Toplumda yaşamanın getirdiği sevinçlerin paylaşılması ve sıkıntıların
giderilmesindeki iş birliğine toplumsal dayanışma denir. Din görevlileri toplum içerisinde bunu teşvik etmenin yanında kendileri de bu dayanışmada yer almalıdır. Ayrıca din görevlilerinin katılımcı
olması, hizmet alanını cami ile sınırlamayıp toplumun her alanına hizmet götürmesi gerekir. Örneğin,
mahallesinde bulunan hastayı ilk önce din görevlisi
ziyaret etmeli ve cemaati de buna teşvik etmelidir.
İletişim: Din görevlisi kadın, erkek, çocuk,
yaşlı ve genç, Müslüman veya Müslüman olmayan
herkesle iletişim kurabilmelidir. İnsanları oldukları
gibi kabul etmeli, onlara değer vermeli ve kimseyi
dışlamamalıdır.
Güven: Din görevlisi, insanlara her konuda
güven vermeli ve onlara, işlerini istişare edecek kadar da yakınlık göstermelidir.
Meslektaşlarıyla iş birliği: Din görevlisi, üstlendikleri hizmetlerdeki verimliliği artırmak ve toplumsal problemleri çözmek için meslektaşlarıyla iş
birliği yapmalı, örnek bir dayanışma sergilemelidir.
ARAŞTIRALIM
Çevrenizdeki insanların din görevlilerinden ne gibi beklentileri vardır?
Araştırınız.
2. Din Hizmetlerinde Kendini ve Hedef Kitleyi Tanıma
Hizmet alanlarında başarılı olabilmenin ön şartı, hizmet veren kişinin kendisini, çevresini tanıyıp buna göre hareket etmesidir. Din görevlileri de hizmetlerinde başarılı olabilmek için öncelikle
kendilerini tanımalıdır.1
İnsan, içinde yetiştiği çevreden etkilenir. Bununla birlikte doğuştan getirdiği çeşitli özellikleri
ve yetenekleri vardır. Bunları geliştirip kullanma imkânına da sahiptir.
İnsan, özü itibariyle değerli bir varlıktır. Kur’an-ı Kerim’de bu durum şu şekilde ifade edilْ‫ إ‬ÈǼǬÌ ÈǴƻ
mektedir: ÇʼnȂÊ ǬÌ Èƫ ǺÊ LjÈ ƷÌ ÈƗ ȆÊǧ ǹÈ ƢLjǻ
È ƾÌ ǬÈ Èdz “Gerçek şu ki biz insanı en güzel şekilde yarattık.”2 Kişi
È ÊȍơƢ
kendine verilen bu değerin farkında olmalı, kendine saygı duymalıdır.
1 Cemal Tosun, Recai Doğan, Hitabet ve Meslekî Uygulama Ders Kitabı, s. 26.
2 Tîn suresi, 4. ayet.
19
1. ÜNİTE
İnsanın kendisiyle, toplumla, bütün dünyayla barışık olması kendini tanımasıyla mümkündür.
Bir din görevlisi gerektiğinde öz eleştiri yapabilmelidir. Kişilik açısından kendini tarafsız olarak
değerlendirebilmelidir. Kişilik özelliklerini, kabiliyetlerini, becerilerini anlayabilmeli, nefis muhasebesi yapabilmelidir.
Kendini iyi tanıyan bir din görevlisi zamanı iyi kullanır. Sahip olduğu, güç, yetenek ve imkânları bilir ve yeteneklerini geliştirmeye çalışır. Böylece mesleğini daha iyi yerine getirir ve insanlara
faydalı olur.
İyi hizmet verebilmek, hizmet verilecek birey ve toplumu yani hedef kitleyi iyi tanımaya bağlıdır. Günümüzde toplum gelişmekte, ihtiyaçları farklılaşmaktadır. Nüfus artışı, teknolojik ve sosyal
alandaki hızlı gelişmeler, değişmeler, kişileri ve toplumu büyük ölçüde etkilemektedir. Toplumsal
değişme ve gelişme beraberinde bazı problemleri de getirmektedir. Dolayısıyla din görevlisinden
beklentiler de değişmektedir. Bütün bunların farkında olan din görevlileri toplumun beklentilerine
cevap verebilecek şekilde kendilerini yetiştirmelidirler.
Din görevlisinin, cemaati tanıması, onların ihtiyaç ve beklentilerine doğru karşılık vermesine
yardımcı olur. Toplum; yaş, akıl, eğitim düzeyi, öğrenme isteği, cinsiyet gibi nitelikler bakımından
birbirinden farklı bireylerden oluşur. Din görevlisi bu farklılıkları dikkate alarak dini en güzel şekilde onlara ulaştırmalıdır.
Din görevlisi cemaatle iç içe olmalıdır. Onlarla güven, sevgi ve saygıya dayalı, seviyeli bir
iletişim kurmalıdır. Karşısına gelen insanları, özenli ve dikkatli bir şekilde dinlemeli ve anlamaya
çalışmalıdır. Rehberlik yaparak doğru yönlendirmede bulunmalıdır. Kişilerle konuşarak onların özellikle kendi problemlerine kendilerinin çözüm bulmalarına yardımcı olmalıdır.
LİSTELEYELİM
İlk defa bir yere din görevlisi olarak gittiğinizde öncelikle neler yaparsınız?
Listeleyiniz.
• Kendimden önceki görevlilerle görüşürüm.
• ....................................................................................................
• ....................................................................................................
• ....................................................................................................
3. Din Hizmetlerini Zorlaştıran ve Engelleyen Sorunları Tanıma
Dinin kendine has özellikleri, prensipleri, evrensel yönleri ve kutsal değerleri vardır. Dinin
bireysel ve toplumsal yönleri bulunmaktadır. Hemen herkesin din konusunda bilgi, yorum, duygu,
tutum ve davranışları vardır. Din, herkesi ilgilendiren bir özelliğe sahiptir. Bütün bunlar din hizmetlerinin ne kadar özenle yürütülmesi gerektiğini göstermektedir.
20
Din Hizmetleri ve İletişim
Bir meslek ve hizmet alanı olarak din hizmetlerini zorlaştıran ve engelleyen bazı sorunlar
vardır. Bu sorunlar bazen din görevlisinin kendisinden bazen cemaatten veya ortamdan kaynaklanabilir.
Din görevlisinin bilgi yetersizliği, din hizmetlerini zorlaştıran ve engelleyen nedenlerin başında gelmektedir. Bu nedenle din görevlisi temel dinî bilgiler ve genel kültür bakımından yeterli donanıma sahip olmalıdır. Din hizmetlerinde gönüllülük esas olduğu için mesleğini sevmeli, benimsemeli
ve işine özen göstermelidir. Cemaati önemseyip vaktinde görevinin başında olmalıdır.
Din görevlisi ile ilgili bir diğer problem ise işine gereken önemi vermemesidir. Dini ve din görevliliği mesleğini gereği gibi temsil edememesi, kendisine yakışmayan ortamlarda ve davranışlarda
bulunmasıdır. Ayrıca görev alanını cami ile sınırlı tutup toplumun her kesimi ile yeterli derecede
iletişim kurmaması da önemli sorunlardan birisidir.
Din hizmetlerini zorlaştıran ve engelleyen sorunlardan bir kısmı ise cemaatten kaynaklanır.
Cemaatten kaynaklanan sorunların temelinde, onların yaş, cinsiyet ve kültür seviyelerine göre ilgi,
bilgi ve beklenti farklılıkları bulunmaktadır. Örneğin, gençler din görevlisinden kendileriyle iletişim
kurmasını beklerken, bazı yaşlılar gençlerle iletişim kurmayı bir hafiflik olarak görebilmektedir. Bu
tür sorunların önüne geçmek için din görevlileri, insan ilişkileri, iletişim, sosyal ve kültürel bakımdan kendilerini geliştirmelidirler.
Din hizmetlerini zorlaştıran ve engelleyen sorunlardan bazıları da ortamdan kaynaklanmaktadır. Din hizmetlerinin gerçekleştiği ortam her yönüyle hizmetlerin başarılı veya başarısız olmasında
önemli bir etkiye sahiptir. Örneğin, bulunulan yerin büyüklüğü, biçimi, rengi, aydınlanma derecesi,
ısısı, ses düzeni gibi birçok faktör din hizmetlerinin gerçekleşmesini olumlu veya olumsuz yönden
etkilemektedir. Din görevlisi bütün bunları göz önünde bulundurmalı ve din hizmetlerini yerine getirirken ortamın özelliklerine dikkat etmelidir. Örneğin, din görevlisi camiyi daha ferah, temiz ve
kullanışlı hâle getirmek için çeşitli önlemler almalıdır.
PAYLAŞALIM
Bir din görevlisi ile din hizmetlerinde karşılaştıkları zorluklar ve çözüm önerileri hakkında konuşunuz. Edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
4. Din Hizmetlerinde İletişim
İletişim; bilgi, düşünce, duygu, tutum ve davranış biçimlerinin, bir insandan diğerine aktarılması sürecidir. İletişim hem bireysel hem de toplumsal bir süreçtir. Dolayısıyla iletişim, din hizmetlerinde başarıyı etkileyen temel faktörlerden birisidir. Din hizmetlerinin yerine getirilmesinde, din
görevlileri toplumla veya fertlerle hem cami içinde hem de dışında iletişim hâlindedirler.
21
1. ÜNİTE
İnsanları iyiye, doğruya ve güzele yönlendirmek, toplum içinde birlik ve beraberliği sağlamak
kolay değildir. Bu nedenle din görevlisi sabırla, fedakârlıkla görevine devam etmeli, söyleyeceği
sözleri itina ile seçmelidir. Söylediğinin dinleyenler tarafından nasıl anlaşılabileceğini dikkate almalıdır. Kime, neyi, nasıl ve nerede söyleyeceğini bilmeli, karşısındaki kişinin anlayacağı bir üslup
seçmelidir.
YAZALIM
“Söz insanın esiridir, ağızdan çıktıktan sonra insan onun esiri olur.” sözüyle
verilmek istenen mesajı açıklayan bir yazı yazınız.
4.1. İletişimin Önemi ve Temel İlkeleri
İletişim, günümüzde üzerinde önemle durulan bir kavramdır. Hem bireysel hem de toplumsal bir süreçtir. Özellikle eğitim ve insan ilişkileri alanlarında temel bir kavram hâline gelmiştir.
Günlük hayatta, belirli bir sosyal çevre içinde yaşayan insanlar, farkında olsunlar ya da olmasınlar
birbirleriyle iletişim içerisindedirler. İletişim kurmak için belirli bir davranış göstermek gerekmez.
Hiçbir davranışta bulunmama da bir iletişim biçimidir. Bu nedenle konuşmak kadar susmak, bir şey
söylemek veya sadece gülümsemek de iletişim süreci içinde anlamlı bir ileti oluşturur.1
İletişim, eğitim ve insan ilişkilerine dayalı hizmetlerin temelini oluşturur. Hizmetlerin yerine
getirilmesi ve amacına ulaşması için iletişimin sağlıklı olması gerekir. Çünkü hizmeti veren kişi
ulaştırmak ve paylaşmak istediği bir mesaja sahiptir. Bu mesajını, hizmet vermek istediği kişi veya
kişilere belli bir yolla ulaştırmak ister. Böylece karşısındaki insanda bir davranış oluşturmayı amaçlar. İletilen kişi bu davranışı kazanıp kazanmadığını bir şekilde iletene yansıtır. Bu süreç böylece
sürüp gider.
Din hizmetlerinde de din görevlisi yukarıda dile getirilen aynı süreci takip ederek muhataplarıyla iletişim kurar. Dinî konularda insanlarla bilgi paylaşımında bulunur. Bu nedenle din görevlisi
için iletişim bilgi ve becerisi oldukça önemlidir.
DRAMA YAPALIM
İmam ile cemaat arasındaki iletişim nasıl olmalıdır? Drama yaparak gösteriniz.
Başarılı bir iletişim için öncelikle karşımızdaki kişileri olduğu gibi kabul edip onlara saygı
duymalıyız. Onların önemli ve değerli olduklarını hissettirmeliyiz. Muhataplarımızın bilgi seviyelerini ve ihtiyaçlarını dikkate alarak anlayacakları bir dille konuşmalıyız. Dışlayıcı ve incitici bir dil
1 Cemal Tosun, Recai Doğan, Hitabet ve Meslekî Uygulama Ders Kitabı, s. 40.
22
Din Hizmetleri ve İletişim
kullanmaktan kaçınmalıyız. Konuşurken doğal davranmalı, yapmacık ve abartıdan uzak durmalıyız.
Ayrıca beden dilinin de iletişimde önemli rol oynadığının farkında olmalıyız.
Sağlıklı bir iletişim için neyi, ne zaman, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi bilmeliyiz. Anlattıklarımızı örneklerle somutlaştırmalıyız. Bu hususlara dikkat ettiğimiz sürece iletişimde başarı sağlar
ve insani ilişkilerimizi daha olumlu bir biçimde gerçekleştiririz.
4.2. İletişimin Temel Unsurları
İLETEN
(KAYNAK)
İLETİ
(MESAJ)
İLETİŞ BİÇİMİ
(KANAL)
İLETİLEN
(ALICI )
İletişim, karşılıklı bilgi, duygu ve düşünce alışverişidir. İletişimi meydana getiren unsurlar
sırasıyla; kaynak, ileti, kanal ve alıcıdır. Bu öğelerin harekete geçmesiyle iletişim gerçekleşir.
İleten (kaynak): Haber ya da bilgiyi alıcı durumunda olana göndereni temsil eden kavramdır.
Kaynak; bilgi yayan, kendisinden bilgi edinilen herhangi bir kişi, bir olay veya bir makine olabilir.
Haber veren mesaj iletendir. İleti (mesaj): Kaynaktan çıkan bilgi, haber, olay, düşünce ve duygu mesaj anlamındadır. İletilecek olandır. İletiş biçimi (kanal): İletilen mesajı kaynaktan alıcıya ulaştıran
yoldur. İletilen (alıcı): Kaynaktan gönderilen iletiyi algılayan, alan unsura alıcı denir. Alıcı kendisine
ulaşan iletiyi geriye başkalarına yansıttığı zaman tepkisini ortaya koyarken kendisi kaynak durumuna dönüşür.1
Din hizmetlerinde kaynak din görevlisi, ileti dinî bir mesaj, iletilen ise cemaattir. İletinin ulaştırıldığı kanal ise kullandığı araç-gereç ile yöntem ve tekniklerdir. Örneğin, kaynak kişi olarak verdiğiniz vaazda, sizi dinleyen pek çok alıcı vardır. Gönderdiğiniz ileti aynı olduğu hâlde, her alıcının
algılaması kendine özgü olduğundan camiden herkes farklı izlenimler ve yorumlarla çıkar. Bunun
için bir din görevlisinin, din hizmeti götürürken kendisinin bir kaynak olduğunu, cemaatin alıcı olduğunu unutmaması gerekir.
BELİRTELİM
Sınıf ortamında iletişimin temel unsurlarının karşılıkları nelerdir? Belirtiniz.
İletişimin başarılı olabilmesi için iletişim ögelerinin işlevlerini iyi bilmemiz gerekir. Bu da din
hizmetlerinde daha başarılı olmamızı sağlar. Örneğin, din görevlilerinin cemaate dinî konularda bilgi
öğretebilmesi, dinî tutum ve beceri kazandırabilmesi iyi bir iletişimin kurulmasına bağlıdır.
1 Cemal Tosun, Recai Doğan, Hitabet ve Meslekî Uygulama Ders Kitabı, s. 43.
23
1. ÜNİTE
4.3. İletişimde Dil ve Beden Dilinin Önemi
İnsanlar konuşarak arzu, istek,
duygularını, düşüncelerini, yaşadıkları
NOT EDELİM
tecrübe ve bilgilerini başkalarına aktaKonuşmayı daha etkili ve güçlü
rırlar. Konuşma günlük hayatımızın bir
kılan önemli unsurlar şunlardır:
parçasıdır. Örneğin, bir gün içerisinde
• İşitilebilirlik
yakınlarımızla, çevremizdekilerle, ar• Akıcılık
• Telaffuz
kadaşlarımızla günün olayları üzerinde
• Ses tonu ve vurgular
konuşuruz. Medyadan okuduklarımızı,
• Kelime hazinesi
duyduklarımızı, kişisel ve toplumsal so• Üslup
runlarımızı birlikte değerlendiririz. Bu
sorunlar üzerindeki düşüncelerimizi açıklar, görüş alışverişinde bulunur ve tecrübelerimizi paylaşırız. Bütün bunlar toplum içinde yaşamanın bir sonucu ve günlük hayatın bir parçasıdır.
Konuşma, günlük bir ihtiyaç olduğu gibi iş hayatımızın da vazgeçilmez bir aracıdır. İş hayatında başarılı olmak, insanlarla daha iyi iletişimde bulunmak, büyük ölçüde konuşma ve düşüncelerimizi açıklamadaki yeterliliğimize bağlıdır.
Konuşma, en etkili iletişim araçlarındandır. İnsanlar konuşarak karşılıklı görüş alışverişinde
bulunur ve tecrübelerini birbirleriyle paylaşırlar. Bazı insanlar sıradan bir konu üzerinde bile kendilerine inandırarak zevkle ve dikkatle dinletirler. Bundan dolayı dilin kullanımı hayatımızda çok önemli
bir yere sahiptir.
Konuşma, geniş anlamda sözlü bir iletişim
biçimi olduğuna göre temel aracı sözcüklerdir. Sözcükleri cümle içinde yerinde kullanma, her birinin
ses ve anlam hakkını verebilme, açıklayıcı bir dil
kullanma, konuşmamızın etkisini ve güzelliğini arttırır.
Konuşmacılar, üzerinde konuştukları konunun içeriğine, konuşmadaki amaçlarına, muhatapların ilgi, istek, ihtiyaç ve seviyelerine, konuşma yerine ve zamanına göre farklı üslup tercih edebilirler.
Her konuşmacı gibi din görevlisi de konuşmalarında
kullanacağı dile özen göstermek zorundadır.
İnsanlar konuşarak anlaşmanın yanında, beden diliyle de anlaşabilirler. Beden dili insanların
farklı bir anlaşma aracıdır. Beden dili aracılığıyla
insanlar duygularını, düşüncelerini, isteklerini ve
ihtiyaçlarını başka insanlarla paylaşırlar.
24
Din Hizmetleri ve İletişim
İnsan hayatı boyunca çoğunlukla farkında olmaksızın beden dilini son derece etkili olarak
kullanır. Ancak genellikle bedenini, cümleleri kontrol ettiği gibi kontrol edemez. Bedenimiz olaylara
veya durumlara karşı kendiliğinden tepkiler verir. Gerçek duygu ve düşüncelerimizi cümlelerin arkasına gizlemek belki mümkündür. Ama beden dilimizi gizlememiz çoğu kere mümkün olmayabilir.
Duygu ve düşüncelerin anlaşılmasında cümlelerden daha çok beden hareketleri esastır.
BİLGİ KUTUSU
Kişilerle yüz yüze iletişimimizde beden dilinin çok önemli rolü vardır. Yüz
yüze iletişimin yapılandırılmasında ortalama olarak sözcükler %10, ses tonu
%30 ve beden dili %60 oranında rol oynar. Bu oranlar kişiler arası ilişkilerin ve
iletişim ortamının özelliklerine göre artma ve eksilme gösterse de beden dilinin
iletişimdeki rolünü reddedilemez bir biçimde ortaya koymaktadır.
Beden dili, jest ve mimiklerle gerçekleşir. Yüz kaslarının bir anlam ifade etmek için kullanımı
mimikleri; baş, el, kol, ayak, bacak hareketleri ya da bedenin tümünü kullanmak jestleri oluşturur.
Hareketsiz bir elin yere doğru hareket etmesinde, düz duran bir alnın kırışmasında olduğu gibi jest
ve mimik her zaman değişimle ilgilidir.
Jest ve mimikler bazen isteyerek bazen de kendiliğinden hatta istenmedik hareketler olarak
ortaya çıkar. Ancak hepsinin bilinçli ya da bilinçsiz bir nedeni, bir amacı vardır.
Jest ve mimikler, duygu ve düşünceleri destekleyen, onları somut hâle getiren hareketlerdir.
Örneğin, bir şeyi istediğimizi ya da onayladığımızı belirtmek için başımızı aşağı doğru sallamamız
bu grupta yer alan jestlerdendir.
Yüz ifadeleri, el kol hareketleri, bakışlar da insanın duygu ve düşüncelerini dile getirir. Sağlıklı bir iletişim için beden dilinin dikkate alınması gerekmektedir.
ÖFKE
TİKSİNTİ
KORKU
HAYRET
MUTLULUK
ÜZÜNTÜ
Biyo- Psikolojik Temel Duyguların Yüze Yansıması
25
1. ÜNİTE
ÖZ DEĞERLENDİRME
İletişimde dil ve beden dilini kullanırken etkili olup olmadığınızı anlamak için kendinizi değerlendiriniz. Bunun için aşağıdaki yargılardan size uygun olan seçeneklere (X) işareti koyunuz.
Bunu çok iyi
Bunu kısmen
Bunu
Öz değerlendirme
yapabiliyorum. yapabiliyorum. yapamıyorum.
Söylediklerimi karşımdakiler kolayca anlayabiliyor.
Düşüncelerimi açık ve etkili bir biçimde belirtebiliyorum.
Sözcükleri telaffuz ederken dil yanlışları yapmıyorum.
Sesimi, duygu ve düşüncelerimi zenginleştirecek bir yönde kullanabiliyorum.
Akıcı bir biçimde konuşabiliyorum.
Konuşmalarımda beden dilini etkili bir şekilde
kullanabiliyorum.
Anlattıklarımın önemine, değerine inanıyorum.
Beni dinleyenlerin ilgisini dağıtacak, ayrıntılardan kaçınabiliyorum.
Sözü başka alanlara kaydırıp konunun dışına
çıkmıyorum.
4.4. Din Hizmetlerinde İletişim Sorunları
İnsanlar, ne kadar iyi niyetli ve anlayışlı olurlarsa olsunlar, aralarında zaman zaman anlaşmazlıkların çıkması kaçınılmazdır. İhtilaf ve tartışmanın çıkmasını önlemek ancak kızgınlık ve kırgınlık
duygularını kontrol ederek mümkün olur.
BİLGİ KUTUSU
Kişiler arasında sorun çıkmasına neden olabilecek davranışlar ve bunun sonucunda meydana gelen düşüncelerden bazıları şunlardır:
•
•
•
•
•
•
Aşırı genelleme
Kutuplaştırma
Kişiselleştirme (üzerine alma)
Mutlakçılık (“meli”-”malı” konuşma)
Değiştirme gayreti
Keşkecilik
Birbirleriyle iletişim kuran kişiler arasında sorunların çıkması doğaldır. Ne var ki bu sorunlar
yüzünden ilişkinin bozulması normal değildir. İnsanlar aralarında çıkan sorunları birbirlerini daha iyi
anlayabilmek için bir araç olarak kullanıp dostluklarını pekiştirebilirler.
26
Din Hizmetleri ve İletişim
Bir meslek ve hizmet alanı olan din hizmetleri yerine getirilirken bazı çatışma ve sorunların
çıkması doğaldır. Din görevlileri din hizmetini yaparken iletişim kurmak zorunda oldukları her yaş
ve kültür seviyesinden insanla karşılaşabilirler. Cemaatin yapısı, eğitim düzeyi, sosyal statüsü, ekonomik durumu, yaşı gibi faktörler iletişimi büyük ölçüde etkiler. Örneğin, cemaatin bir kısmı çocukların gürültülerini bahane ederek onların camiye gelmemelerini, bir kısmı ise mutlaka gelmelerini
ister. Bir kısmı namazların uzatıldığından, bir kısmı ise kısa tutulduğundan şikâyet edebilir. Din görevlisinin anlattıklarından bir kısmı memnunken bir kısmı şikâyetçi olabilir. Bu nedenle din görevlisi
her kesimi ikna edici ve kuşatıcı olmalıdır.
İletişimin kaynağı, yapıldığı ortam ve içeriği gibi etkenler dinî iletişim sürecini etkiler. Yanlış
olarak yapılan bir dinî iletişim bazen dinî tutumların olumsuz ve ters yönde değişmesine neden olabilir. Bu nedenle din görevlisi üslup konusunda hassas olmalıdır.
TARTIŞALIM
Sizce din hizmetlerinde karşılaşılabilecek sorunlar neler olabilir? Tartışınız.
Din görevlisinin, din hizmetleri alanında ortaya çıkabilecek sorunları aşabilmesi için bazı yeterlilikleri kazanmış olması gerekir. Örneğin, cemaatin yapısından haberdar olmak, iletişim tekniklerini bilmek ve becerilerini artırmak üzere çalışmak bu yeterliliklerden bazılarıdır.
Din hizmetlerinde iletişimde ortaya çıkabilecek sorunları tek tek tespit etmek mümkün değildir. Ancak yukarıdaki iletişim sorunlarının din hizmetlerinde de geçerli olduğu bilinmektedir.
Din görevlisinin güler yüzlü ve tatlı dilli olması, herkese sevgi ve saygı ile yaklaşması, bilgi
ve becerisi ile cemaatine kendini kabul ettirmesi gerekir. Böylece doğabilecek iletişim sorunları engellenmiş olur.
27
1. ÜNİTE
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. İrşat, tebliğ ve davetin genel ilkeleri nelerdir? Açıklayınız.
2. Din hizmetlerini zorlaştıran ve engelleyen sorunlar nelerdir? Sıralayınız.
3. Din görevliliğinin gerektirdiği özellikler nelerdir? Yazınız.
4. Din hizmetlerinde kendini ve hedef kitleyi tanıma niçin önemlidir? Belirtiniz.
5. Din hizmetlerinde iletişimin önemi nedir? Söyleyiniz.
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisi din görevlilerinin sorumluluklarından birisi değildir?
A) Namaz vakitlerinde camide bulunmak.
B) İnsanların bütün sorunlarına çözüm üretmek.
C) İnsanları irşat etmek.
D) İsteyenlere Kur’an okumayı öğretmek.
E) Söz ve davranışlarıyla insanlara örnek olmak.
2. Aşağıdakilerden hangisi din hizmetlerini zorlaştıran ve engelleyen sebeplerden biridir?
A) Din görevlisinin kendini geliştirmesi
B) Mesleki alanla ilgili eksikliklerini tamamlamak için çok okuması
C) İnsanlarla iyi iletişim kurması
D) Görevini aksatmaması E) İnsanların her işine karışması
3. Aşağıdakilerden hangisi iletişimin temel unsurlarından değildir?
A) Kaynak
B) Alıcı
C) Mesaj D) Kanal
E) Zorlama
4. Aşağıdakilerden hangisi din görevlisinin sorumluluklarını yerine getirirken dikkat etmesi
gereken özelliklerinden biridir?
A) Kendini ve hedef kitleyi iyi tanımalıdır.
B) Spor yapmayı sevmelidir.
C) Sadece namaz vakitlerinde cemaatle iletişim içinde olmalıdır.
D) Muhataplarına mesafeli yaklaşmalıdır.
E) Her şeyi bilmelidir.
28
Din Hizmetleri ve İletişim
C. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanı “D”, yanlış olanı “Y” ile işaretleyiniz.
(…) Duygu ve düşüncelerin anlaşılmasında cümleler değil, beden dili esastır.
(…) İrşat, hakkı ve hakikati anlatmak, İslam esaslarını öğretmektir.
(…) Din hizmeti, dinî konularda kişilerin ve toplumun ihtiyacı olan ve onlara yararlı olacak
işlerin yapılmasıdır.
(…) Din hizmetlerini zorlaştıran ve engelleyen sorunların hepsi cemaatten kaynaklanır.
(…) Din görevlisinin iyi hizmet verebilmesi, hizmet verilecek birey ve toplumu yani hedef
kitleyi iyi tanımasına bağlıdır.
Ç. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri verilen ifadelerden uygun olanları ile doldurunuz.
(İmam, müezzin, hatip, imamlık, din görevlisi, Diyanet İşleri Başkanlığı, iletişim, tebliğ)
1. Din hizmetleri ile ilgili görevleri yerine getirenlere ………….. …………. denir.
2. Cemaatle kılınan namazlarda kendisine uyulan kişiye …….., yapılan bu göreve …….., ezan
okuyana …………, topluluk karşısında etkili ve güzel konuşana ise …………. denir.
3. Ülkemizde din hizmetlerini ………… ………….. …………. yürütmektedir.
4. Bilgi, düşünce, duygu, tutum ve davranış biçimlerinin, bir insandan diğerine aktarılması
sürecine ……………. denir.
29
2.ÜNİTE
HİTABET VE DİNÎ HİTABET
Konferans
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. Duygu ve düşüncelerinizi muhataplarınıza nasıl ifade edersiniz?
Düşününüz.
2. Sizi etkileyen bir konuşmada konuşmacının hangi özelliklerinden
etkilendiğinizi defterinize yazınız.
3. Katıldığınız bir konferans, sempozyum veya panele dair gözlemlerinizi
arkadaşlarınızla paylaşınız.
4. Dinî hitabette konuşmacıda hangi özelliklerin olması gerektiğini
defterinize yazınız.
30
Hitabet ve Dinî Hitabet
1. Hitabet ve Türleri
İnsan, yaratılışı gereği diğer insanlarla bir arada bulunur ve onlarla iletişim kurar. Bu iletişimi
sağlayan olguların başında ses, işaret, resim, yazı ve söz gibi birtakım unsurlar gelir. İnsan, bunlardan
birini veya birkaçını kullanıp kendini ifade eder ve başkaları ile iletişime geçer. Sözlü iletişimin etkili
olması, konunun planlı, metotlu ve bir amaca yönelik sunulmasına bağlıdır. Bu da dilin inceliklerini
kullanarak yapılan konuşmayla mümkündür. Bu konuşmaya hitabet, konuşana da hatip denmektedir.
Hitabet; belirli bir mekânda, bir hatibin dinleyici kitlesine ulaştırmak istediği mesajı, etkili ve
güzel bir konuşmayla sunmasıdır. Hatip; bilgi, duygu ve düşüncelerini muhataplarına ikna edici ve
etkileyici bir üslupla sunar.1
İhtiyaçlara göre düzenlenerek hazırlanıp aktarılan bilgiler, hitabetin konusunu oluşturur. Bu
ihtiyaçlar dinleyicilerin özelliklerinden kaynaklanabileceği gibi, özel günleri veya genel durumları
da kapsayabilir. Bu nedenle konularına göre hitabet, değişik türlere ayrılır. Ayrıca hitabet, konuşmanın yapıldığı mekân, hatibin özellikleri, hitabetin tarzı ve sunuş biçimi açısından da çeşitli şekillerde
olabilir. HİTABET TÜRLERİ
Şekil Yönünden Hitabet Türleri:
• Konferans
•Panel
• Tören konuşmaları •Sempozyum
• Nutuk
•Monolog
• Hitabe
•Diyalog
• Sohbet
•Seminer
• Açık oturum
•Kurs
• Medya konuşmaları •Münazara
Konuları Yönünden Hitabet
Türleri:
• Siyasi hitabet
• Askerî hitabet
• Akademik hitabet
• Hukuki hitabet
• Dinî hitabet
Konularına göre hitabet türleri şunlardır:
Siyasi hitabet: Değişik zaman ve mekânlarda siyasetçilerin, siyasetle ilgili yaptıkları konuşmalardır.
Askerî hitabet: Bir savaş esnasında veya barış durumunda, genelde komutan konumunda olan
bir kişi tarafından askerlere hitaben yapılan, motive edici veya bilgilendirme amaçlı konuşmalardır.
Bu tür konuşmalara tarih kitaplarında sıkça rastlayabiliriz. Tarihe geçmiş askerî hitabet örnekleri
olarak; Alparslan’ın Malazgirt Savaşı öncesi yaptığı konuşma, Tarık b. Ziyad’ın İspanya Seferi’nde
ordusuna yaptığı konuşma ve Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sırasındaki konuşmalarını sayabiliriz.
1 Cemal Tosun, Recai Doğan, Hitabet ve Meslekî Uygulama Ders Kitabı, s. 57.
31
2. ÜNİTE
ARAŞTIRALIM
Peygamberimiz (s.a.v.), savaşlardan önce müminlere kısa ve etkili konuşmalar yapmıştır. Bunlardan birinde şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Düşmanla karşılaşmayı arzu etmeyin. Belalardan emin kılması için Allah’a
dua edin. Ama onlarla karşılaştığınız zaman da sabredin... ”
Buharî, Cihad, 156.
Siz de tarihten askerî hitabet örneklerini araştırınız.
Akademik hitabet: Bilimsel konuların ele alındığı konuşmalardır. Bu konuşmalarda konular,
alanında uzman olan insanlar tarafından bilimsel bir anlayış ve üslupla sunulur.
Hukuki hitabet: Mahkeme ortamında yapılan konuşmalardır. Mahkeme ortamında yapılan konuşmalarda hukuki terimler ağırlıklı olarak kullanılır ve konuşma kanunlar çerçevesinde şekillenir.
Bu tür konuşmalar hâkim, savcı, avukat gibi hukuk adamları tarafından yapılan veya yargının huzurunda kendini savunmak durumunda olan insanların yaptığı konuşmalardır. Ayrıca hukukçuların
farklı ortamlarda, diğer insanları bilgilendirmek amacıyla yaptığı konuşmalar da bu tür içinde değerlendirilebilir.
Dinî hitabet: Din görevlileri veya ilahiyat alanının uzmanları tarafından yapılan dinî içerikli
konuşmalardır. Bu tür konuşmaların vaaz, hutbe, konferans, sohbet vb. değişik şekilleri olabilir. Başta cami olmak üzere farklı mekânlarda dinî içerikli konuşmalar yapılabilir.
Şekline göre hitabet türleri ise şunlardır:
Konferans: Herhangi bir konuyu, bir
fikri ya da bir tezi izah için yapılan bilimsel
ve akademik konuşmalardır. Konferansta,
alanında uzman olan bir insan, bir konuyu
enine boyuna, detaylarıyla ele alır. Konferansın gayesi bir şeyler öğretmek, bir konuya yeni yorumlar katmak, bir problemin
çözümü konusunda fikir yürütmek olabilir.
Konferansta yazılı bir plan esas alınarak
konuşma yapılır. Sonunda gerekirse sorulara yer verilebilir.
Tören konuşmaları: Önemli bir gün, olay veya bir kişiyi anmak amacıyla; önemli bir işin başlaması veya bitmesinden dolayı yapılan konuşmalardır. Törenlerde genelde yazılı bir metinden kısa
ve öz bir konuşma yapılır.
Nutuk: Her düzeyden geniş halk kitlesine, siyasi veya millî konularda bir düşünceyi, bir duyguyu anlatmaktır. Devlet büyüklerinin yaptığı önceden hazırlanmış konuşmalardır. Nutuk tarzındaki
konuşmalarda verilmek istenen mesaj belgeler ve delillerle sunulur. Böylece dinleyicilere güven
veren bir konuşma yapılır.
32
Hitabet ve Dinî Hitabet
Hitabe: Herhangi bir konuyu veciz ve etkileyici ifadelerle bir dinleyici kitlesine kısa ve heyecanlı bir üslupla anlatmaktır. Cuma hutbelerini bu gruba dâhil edebiliriz.
Sohbet: Farklı konulardaki fikir ve düşüncelerin, samimi ve sıcak bir ifadeyle anlatılmasıdır.
Sohbetler genelde küçük mekânlarda, az sayıda insan kitlesine yapılan konuşmalardır.
Açık oturum: Bir konu hakkında, alanında uzman olan insanların tartışması, konuyu değişik
yönleriyle ele alması, tenkit yoluyla karşılıklı olarak konunun işlenmesidir. Açık oturumu yöneten
kişi sırasıyla herkese söz hakkı verir.
Münazara: Karşılıklı olarak iki grubun, bir konuyu tartışmalarıdır. Gruplar
konunun birbirine zıt iki yönünü savunurlar, karşılıklı olarak eleştiriler getirirler.
Bir başkan yönetiminde yapılan münazaralarda yarış havası hâkimdir. Savunulan
tezlerin doğruluğunun ispatı beklenir.
MÜNAZARA YAPALIM
Sınıfta iki grup oluşturup “İnsanlar
geçmişte mi daha mutluydu, yoksa şimdi mi?” başlıklı bir münazara yapınız.
Panel: Alanında uzman olan birkaç kişinin, bir konunun değişik yönlerini
sırasıyla anlatmasıdır. Panelde bir başkanın yönetimi doğrultusunda konuyla ilgili
değişik fikirler ortaya konulur. Tartışma
havası değil, sohbet havası vardır. Panel
sonrasında dinleyicilerin soruları cevaplandırılır.
Sempozyum: Bir konunun değişik yönleri hakkında, alanında uzman insanların art arda konuşmalar yapmalarıdır. Konuşmacılar belirli sürelerde konuşurlar. Bütün konuşmalar sonunda, konunun uzmanı olan kişiler konuyu müzakere eder, eleştiri ve fikirlerini ortaya koyarlar. Sempozyumda
konular bilimsel bir üslupla ve yazılı bir metin esas alınarak yapılır. Sempozyuma genelde konu ile
ilgili olan insanlar dinleyici olarak katılırlar.
Monolog: Genelde güncel konularda, esprili bir üslupla bir kişinin konuşma yapmasıdır. Monologda jest ve mimikler daha çok kullanılabilir, taklit yapılabilir. Bu tür konuşmalar genelde eğlendirme maksadıyla yapılır. Ancak insanları rencide edici ve kırıcı davranışlardan kaçınmak gerekir.
MONOLOG YAPALIM
Hitabette konuşma hatalarını ve diksiyon bozukluklarını konu edinen bir
monolog hazırlayarak sınıfta sununuz.
Diyalog: Bir sahnede iki kişinin karşılıklı konuşmasıdır. Bu kimseler herhangi bir konu hakkında, belirli bir düzen içerisinde karşılıklı olarak düşüncelerini ifade ederler.
33
2. ÜNİTE
Medya konuşmaları: Radyo, İnternet ve televizyon konuşmalarıdır. Bu tür konuşmalar monolog veya diyalog tarzında olabileceği gibi açık oturum veya münazara tarzında da olabilir. Jest ve
mimikten daha çok konuşma üslubu ve ses tonu etkilidir. Sesi iyi ayarlama, samimiyet ve inandırıcılık ön plandadır.
GRUP ÇALIŞMASI
Sınıfınızda gruplar oluşturunuz. Her bir grup bir hitabet türüyle ilgili
konuşma hazırlasın. Hazırlanan konuşmaları sınıfta sununuz.
2. Din Hizmetlerinde Hitabetin Yeri ve Önemi
İnsanlar, isteklerini dile getirmek, düşüncelerini yaymak ve duygularını belirtmek için güzel konuşmaya ihtiyaç
duyarlar. Hitabet, fertlerin toplumdaki yerine ve iş hayatındaki başarısına önemli katkıda bulunur. Bütün bunlar, hitabetin
sosyal ve kültürel açıdan önemini gösterir. Ayrıca insanlar,
haklarını da bu yolla savunurlar.
“Söz ola kestire başı,
Söz ola kese savaşı.”
Yunus Emre
Yukarıdaki şiirde ne anlatılmak istenmektedir?
Din görevlisi dinî bilgileri aktarırken güzel konuşmalıdır. İnsanlar bilgi ve görgünün yanında
güzel konuşmadan da etkilenirler. Bir idarecinin ve bir öğretmenin hitabet kurallarını bilmesi ve iyi
bir hatip olması da başarısını büyük ölçüde etkiler. Din hizmetlerinde, hitabet kurallarına uyularak yapılan konuşmalar, bilgilerin muhataplara
verilmesini kolaylaştırır. Güven, saygı ve anlayış ortamının oluşmasına katkı sağlar. Anlaşılmayan
kısımların karşılıklı soru ve cevaplarla giderilmesi, konuların daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur.
Kur’an-ı Kerim’in gayelerinden biri, insanlara öğüt vermek ve onların anlatılanlardan
ders almalarını sağlamaktır. Bir ayette bu duruma şöyle işaret edilmiştir:
DEĞERLENDİRELİM
“Mümin kullarıma söyle;
en güzel sözü söylesinler…”
É ƿơȁÈ ...
Ê ÈƬǰÊ ÌdzơǺÊ
ƣƢ
È ǶÌ ǰÉ ÌȈÈǴǟÈ ÊƅơƨÈ ǸÈ ǠÊÌ ǻ ơȁǂÉ ǯÌ
È Ƿ ǶÌ ǰÉ ÌȈÈǴǟÈ DZÈ DŽÈ ÌǻÈƗ ƢǷÈ ȁ
İsrâ suresi, 53. ayet.
Yukarıdaki ayeti din hizmetlerinde hitabetin önemi açısından değerlendiriniz.
É ǠÈȇÊƨǸÈ ǰÌ ƸÊ ÌdzơȁÈ
ǾÊ ÊƥǶÌ ǰÉ ǜÊ
“...Allah’ın size olan nimetini ve size
öğüt vermek için indirdiği kitap ve hikmeti
düşünün...”1 Nisâ suresinin 63. ayetinde ise “…Onlara öğüt ver ve onların içlerine tesir edecek
güzel söz söyle.” buyrularak konuşmanın etkili ve güzel bir üslupla sunulması istenmiştir. Çünkü
insanlara hakikatleri anlatmanın en önemli vasıtalarından biri etkili hitabettir.
1 Bakara suresi, 231. ayet.
34
Hitabet ve Dinî Hitabet
Kur’an-ı Kerim’de Peygamberin görevinin insanları uyarmak, Kur’an’ı insanlara anlatmak ve
tebliğ etmek olduğu belirtilmiştir: “Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici
ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah’ın izniyle, bir davetçi ve aydınlatan bir kandil olarak
(gönderdik). ”1 Peygamberimiz, kendine verilen bu görevi hakkıyla yerine getirmiş, insanlara Allah
(c.c.)’ın emirlerini etkileyici ve güzel bir üslupla anlatmıştır. Peygamberimiz, “Din nasihattir…”2
buyurarak hitabetin dinî hayattaki önemini belirtmiştir.
Hz. Muhammed, irşat ve tebliğ görevini yerine getirirken hitabet becerilerini en güzel biçimde
sergilemiştir. Özellikle edebiyat ve hitabetin revaçta olduğu bir dönemde, insanlara itibar edecekleri
bir dille, güzel bir konuşma şekliyle hitap etmesi irşat ve tebliğde etkili olmuştur. Peygamberimizi
dinleyen insanlar onun konuşmalarından etkilenmiş ve hayranlıklarını gizleyememişlerdir. Peygamberimiz, söz söyleme sanatının önemini şöyle dile getirmiştir: “…Şüphesiz sözde etkileyici bir güç
vardır.”3 Ayrıca Peygamberimizin tüm konuşmaları dinî tebliğ de hitabetin yeri ve önemini göstermektedir.
Peygamberimizin metodunu devam ettiren din görevlileri için dinî hitabet etkili bir hizmet
vasıtasıdır. Bu yolla din görevlisi; Allah’ın yüceliğini, İslam’ın iman, ibadet ve ahlak esaslarını doğru
bir şekilde muhataplarına anlatır. Böylece irşat ve davet görevini yerine getirmiş olur.
YAZALIM
Din hizmetlerinde hitabetin önemini belirten bir yazı yazınız. Arkadaşlarınızla paylaşınız.
3. Dinî Hitabet ve Çeşitleri
Kur’an-ı Kerim, insanlar için bir rehber ve hidayet kaynağıdır. Allah’a inananlar, İslam’ın ilkelerini kendi hayatlarında yaşarlar ve diğer insanlara da anlatmak için çaba harcarlar. Allah’ın emir
ve yasaklarının insanlara bildirilmesi; Kur’an’da, tebliğ, irşat, öğüt, nasihat ve davet gibi kavramlarla
ifade edilmiştir. Farklı şekillerde Kur’an-ı Kerim’de ifadesini bulan bu görev, insanlara en güzel
şekilde hitap etmeyi gerektirir. Çünkü gerçeklerin iletilebilmesi ve kabul görmesi, bu hakikatlerin
sunuluş tarzıyla yakından ilgilidir.
Dini anlatma, öncelikle din görevlilerinin sorumluluğu olmasının yanında, herkesin yerine
getirmesi gereken bir görevdir. Dinî hitabet, Allah’ın mesajını insanlara ulaştırmanın bir yoludur. Her
devirde din görevlileri halkı dinî konularda bilgilendirmek için belirli mekânlarda onlara hitap etmişlerdir. Bu hitap etmenin değişik tarzları ve şekilleri olmuştur. Bunların başında vaaz ve hutbe gelir.
1 Ahzâb suresi, 45, 46. ayetler.
2 Müslim, İman, 42.
3 Ebu Davut, Edep, 95.
35
2. ÜNİTE
Dinî hitabet türlerinden hutbe; cuma günü
ve bayram günlerinde, camide minbere çıkılarak
okunur. Hutbede Allah’a dua, Peygambere salat
ve selam, dinleyenlere nasihat, o günün önemi ve
cemaatin bir ihtiyacını konu alan bilgiler bir plan
içerisinde sunulur. Hutbeler kısa ve öz, halkın ihtiyaçlarına ve toplumun yapısına uygun olmalıdır.
Hutbede bilgi vermenin yanında dinleyenlerin davranış geliştirmesine katkı sağlaması da amaçlanır.
Dinî hitabetin bir diğer türü de vaazdır. Vaaz,
cami kürsüsünden, namazın öncesinde veya sonrasında yapılan konuşmadır. Vaaz, hutbeye göre daha
uzun ve detaylıdır. Hutbeden farklı bir üslupla ele
alınır. Vaaz, insanları dinî konularda bilgilendirme
amacı taşır.
Cami dışında yapılan dinî hitabet türleri de
vardır. Konferans, panel ve medya kanalıyla yapılan yayınlar bunlardan bazılarıdır. Halka açık, büyük toplulukların katıldığı dinî hitabetin yanında, özel mekânlarda sohbet tarzında da olabilir. İhtiyaç
duyulduğunda, farklı mekânlarda, farklı üsluplarla dinî konular ele alınabilir.
BELİRTELİM
Sizce en etkili dinî hitabet çeşidi hangisidir? Belirtiniz.
4. Dinî Hitabetin İlkeleri
Dinî hitabetin amacı Allah’ın emir ve yasaklarının insanlara öğretilmesi, İslam dininin iyi anlatılıp benimsetilmesidir. Kur’an-ı Kerim ve hadislerde tebliğ ve irşat görevi, inananlara yüklenmiş
ve bu konuda yapılması gerekenlerin neler olduğu bildirilmiştir. Bu da iyi bir hitabetle gerçekleşebilir.
Dinin temel kaynakları, dinî hitabetin de kaynağıdır. Dinî hitabetin nasıl olacağı, insanlara
nelerin anlatılması gerektiği ve bu konuda uyulması gereken kurallar temel kaynağımız Kur’an-ı
Kerim ve sünnette yer alır.
4.1. Kur’an’da Hitabet İlkeleri
Sözlerin en güzeli Kur’an-ı Kerim’dir. İslam dininin prensipleri ve uyulması gereken kurallar,
en güzel şekilde bu kitapta sunulmuştur. Kur’an-ı Kerim’in muhatabı tüm insanlardır. Onu en güzel
şekilde tebliğ eden ise Hz. Muhammed’dir. Din görevlisinin, tebliğ ve irşatta benimseyeceği metot
Kur’an’ın ve Peygamberimizin yaklaşımı olmalıdır.
36
Hitabet ve Dinî Hitabet
Kur’an-ı Kerim’de hitabetle ilgili birçok ilke yer almaktadır. Bu ilkelerin başında; güzel bir
sözle hitap, yerinde ve zamanında konuşma (hikmet), ikna edici konuşma, konuşurken nazik olma,
muhatabın anlayışına göre ölçülü ve dengeli olma, akla ve vicdana hitap etme, düşünmeye sevk
etme, duyguları harekete geçirme gibi özellikler yer alır.
Kur’an-ı Kerim’den çıkarılabilecek hitabet ilkelerinden bazıları şunlardır:
Hakkı batıldan ayıran söz söyleme: Kur’an-ı Kerim’de doğrular, bütün açıklığıyla ortaya konulmuş ve yanlış olanlar gösterilmiştir. Bir ayette, “O Kur’an, elbette (hak ile batılı) ayırt edici
bir sözdür.”1 buyrulmuştur. Din görevlisi vermek istediği mesajı doğru, anlaşılır ve açık bir şekilde
vermelidir.
Ì ǟȁÈ ... “…Onlara
Ì ǫȁÈ ǶÌ ȀÉ ǜÊ
Etkili ve güzel konuşma: Kur’an-ı Kerim’de, ƢǤÅ ȈÊǴÈƥ ȏً‫ ا‬ȂÈ
Ì ǫ ǶÊ
Ì ȀLjÊ ǨÉ ǻÈƗ ȆÊǧ ǶÌ ȀÉ Èdz DzÉ
2
öğüt ver ve onların içlerine tesir edecek söz söyle!” buyrularak hitabette öğüt vermenin esas
olduğu ve konuşmanın tesirli olması gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle hatip konuşmasında samimi olmalı, akıcı ve etkileyici bir üslup kullanmalıdır. Ayrıca Kur’an-ı Kerim farklı yerlerde, farklı
ifadelerle insanlara hitap etmiştir. Örneğin, Kur’an-ı Kerim’de muhataplar dikkate alınarak, “Ey
insanlar!”, “Ey inananlar!”, ve “Ey Nebi” diye hitapta bulunulmuştur.
Kırıcı olmama, saygılı olma: Hatip konuşurken kırıcı ve itham edici olmaktan sakınmalıdır. Kendi görüş ve düşüncelerini güzel bir
şekilde anlatmalı, muhataplarının görüşlerine de
saygılı olmalıdır. Bu konu bir ayette şöyle belirō ǀÈƬÈȇǾÉ ōǴǠÈ ÈdzƢÅǼŏȈÈdzȏً‫ ا‬ȂÈÌ ǫǾÉÈdzȏȂÉ
َ‫ ا‬ǬÈǧ “Ona
tilmiştir: ȄnjÈ ƼÌ Èȇ ȁÌ ÈƗ ǂÉ ǯÈ
yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır yahut
korkar.”3
DEĞERLENDİRELİM
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman
seninle arasında düşmanlık
bulunan kimse, sanki candan bir dost
olur.”
Fussilet suresi, 34. ayet.
Yukarıdaki ayeti hitabet ilkeleri açıDelillerle konuşma: Anlatılanların inansından değerlendiriniz.
dırıcı olması ve kabul görmesi için delillerle
konuşmak gerekir. Bu konuda bir ayette şöyle buyrulmaktadır: “…Eğer doğru sözlü iseniz hadi
getirin delilinizi.“4 Ayrıca bilgimiz olmayan konularda görüş bildirmekten kaçınmalıyız. Bu konuda bir ayette şöyle belirtilmektedir: “İşte siz böyle insanlarsınız! Hakkında bilginiz olan konuda tartışmaya girdiniz. Peki, hakkında hiçbir bilginiz olmayan konularda neden tartışmaya
giriyorsunuz?..”5
Konuşurken birleştirici olma, dışlayıcı ifadelerden kaçınma: Din görevlisi konuşurken birleştirici olmalı, toplumda ayrılıklara sebep olacak ifadelerden kaçınmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu konuda şöyle buyrulmuştur: “Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya
kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”6
1 2 3 4 5 6 Târık suresi, 13. ayet.
Nisâ suresi, 63. ayet.
Tâ-Hâ suresi, 44. ayet.
Bakara suresi, 111. ayet.
Âl-i İmrân suresi, 66. ayet.
Enfâl suresi, 46. ayet.
37
2. ÜNİTE
Anlatılacak konuyla ilgili bilgileri güvenilir kaynaklardan alma: Hatip, vereceği mesajı sağlam kaynaklara dayandırmalıdır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur: “Ey iman
edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir
topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”1
Söz ve davranışların birbirine uygun olması: Hatibin sözlerinin etkili olabilmesi için davranışlarının sözleri ile çelişmemesi gerekir. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur: “Siz
kitabı okuduğunuz hâlde insanlara (başkalarına) iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?
Bunun yanlış olduğunu düşünemiyor musunuz?”2
İnsanları düşündürmeye yöneltme: Kur’an-ı Kerim bu konuya birçok yerde değinmiştir. Birçok ayette, “Düşünmezler mi?” ve “Bilmezler mi?” şeklindeki ifadelerle insanların düşünmesi ve
aklını kullanması istenmiştir. Bu nedenle hatip, öncelikle insanları düşünmeye sevk etmelidir. Bir
ayette, “Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve
yerin yaratılışı üzerinde düşünürler…”3 buyrulmuştur.
BULALIM
Kur’an-ı Kerim’de birçok hitap cümlesi yer almaktadır. Bunlardan birkaç tanesini bularak yazınız.
•
“Ey İman Edenler!...”
•
....................................................................................................
•
....................................................................................................
4.2. Sünnette Hitabet İlkeleri
Hz. Peygamber, kendisine nazil olan ayetleri insanlara tebliğ etmiş, İslam dininin esaslarını
açıklamış ve insanlara örnek olmuştur. İnananlar da onu örnek alarak İslam’ı yaşamaya çalışmışlardır. Kur’an-ı Kerim’de Peygamberimizin örnekliği konusunda şöyle buyrulmaktadır: “Gerçekten
Allah Resulü, sizin için güzel bir örnektir…”4
İnanan insanlar her konuda Peygamberimizin görüşlerine başvurarak fikir danışmışlar ve onun
söylediği şeyleri aynen uygulamaya çalışmışlardır. Peygamberimiz de değişik vesilelerle insanlara
hitap etmiş, onlara dini doğru bir şekilde ulaştırmıştır.
Peygamberimizin tebliğ, irşat ve hitabette takip ettiği yollardan çıkarılan prensiplere din hizmetlerinde sorumluluk taşıyan herkesin önem vermesi gerekir. Sünnetteki ilkeler ışığında yapılacak
bir hitabet, dinî konuları anlatmada en etkili yol olacaktır.
1 2 3 4 Hucurât suresi, 6. ayet.
Bakara suresi, 44. ayet.
Âl-i İmrân suresi, 191. ayet.
Ahzâb suresi, 21. ayet.
38
Hitabet ve Dinî Hitabet
Peygamberimizin hitabeti, Kur’an-ı Kerim’in prensipleri doğrultusunda idi. Kur’an-ı Kerim,
Peygamberimize, insanlarla nasıl konuşması gerektiği konusunda şöyle tavsiyede bulunmuştur:
È ǟȂÌ ǸÈ ÌdzơȁÈ ÊƨǸÈ ǰÌ ƸÊ ÌdzƢÊƥǮÈ ŏƥǁÈ DzȈÊ
...ǺÉ LjÈ ƷÌ ÈƗȆÊ
Ê ƦLJȄ
È ÈdzÊƛǝÉ ƽÌ Éơ “Rabbi’nin yoluna hikmet ve güzel
È ǿȆÊƬōdzƢÊƥǶÌ ȀÉ ÌdzƽÊ ƢƳÈ ȁÈ ÊƨÈǼLjÈ ƸÈ ÌdzơÊƨǜÊ
öğütle davet et. Onlarla en güzel tarzda mücadele et...”1Peygamberimiz bu prensipler doğrultusunda çevresindekilerle iletişim kurmuş ve dine ait prensipleri insanlara ulaştırmıştır.
Peygamberimizin sünnetinden çıkarılabilecek hitabet ilkelerinden bazıları şunlardır:
Peygamberimiz, dürüst ve olgun bir tavır içinde konuşur, sözcükleri özenle seçer, muhataplarının ilgi ve ihtiyaçlarını gözetirdi. O, edebî bir konuşma üslubuna sahipti. Konuşmasında topluluğun
durumunu dikkate alır, ona göre sesini ve duruşunu ayarlardı. Sözcükleri tane tane söyler, dinleyenlerin onun sözlerini ezberleyebileceği şekilde net konuşurdu.
Peygamberimiz, konuşurken muhatabın anlayış ve kavrayış seviyesine göre konuşurdu. Bir
hadisinde, “Halkın seviyesine ininiz.”2 buyurarak bunu dile getirmiştir. İnsanların anlayabilecekleri
bir üslup kullanırdı.
Peygamberimizin en önemli konuşma özelliği; az ve öz konuşma anlamına gelen, cevamiü’lkelim olmasıydı. Birçok hadisinde iki veya üç sözcükle önemli hakikatleri ifade ederdi. Peygamberimizin hutbeleri de insanları usandırmayacak derecede kısa idi. O, kısa, öz ve samimi konuşmayı
uzun konuşmalara tercih ederdi. Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Ben cevamiü’lkelim ile gönderildim…”3
PANO HAZIRLAYALIM
Peygamberimizin, cevamiü’l-kelim diye adlandırılan hadislerine örnekler
bulunuz. Bulduğunuz örneklerle bir pano oluşturunuz.
• “Ameller niyetlere göredir…” Buharî, Bedu’l-vahy, 1.
• “Sarhoşluk veren her şey haramdır.” Buharî, Eşribe, 4.
• ....................................................................................................
• ....................................................................................................
Peygamberimiz, konunun daha iyi anlaşılması için çeşitli örnekler verir, hikâye diliyle insanlara hitap ederdi. Böylece anlatılması ve anlaşılması güç konuların daha kolay kavranılmasını
sağlardı. Peygamberimizin pek çok hadisinde bu usulü kullandığı görülmektedir. Örneğin, arkadaş
seçiminde dikkat edilecek hususları anlatırken şöyle bir benzetme yapmıştır: “İyi bir kimseyle dostluk kuran adamla, kötü birisi ile arkadaşlık yapanın benzeri, yanında güzel koku bulunduran
bir şahısla demirci körüğü çeken kimse gibidir. Yanında güzel koku bulunan arkadaşın ya sana
güzel koku verir veya onun güzel kokusundan faydalanırsın. Körük çekene gelince o, ya senin
elbiseni yakar veya körüğün çıkardığı pis kokudan rahatsız olursun.”4
39
2. ÜNİTE
Peygamberimiz, konuşurken insanların dikkatini çekmek için farklı metotlar kullanırdı. Bazen
soru-cevap yöntemini kullanır, insanları düşündürür ve onların dikkatini çekerdi. Bir defasında sahabilerden birine, “Yezid b. Esed! Cennete girmek ister misin?” O da, ‘Evet, Ya Resulullah!’ deyince
Peygamberimiz ona, “Kendin için istediğini kardeşlerin için de iste.”1 buyurmuştur.
Bir konuyu anlatırken konunun daha iyi anlaşılması ve dikkatleri toplamak için jest ve mimiklerini kullanırdı. Bazen yüzünün şekliyle bazen de elleriyle ifadeye canlılık katardı. Bir defasında,
“Müminler birbirine kenetlenmiş bir bina gibidir.”2 derken parmaklarını birbirine kenetlemiş ve
ne demek istediğini elleriyle de ifade etmişti. Bazen de şekiller çizerek konuyu anlatmaya çalışırdı.
Örneğin, kader konusunu yere şekiller çizerek anlatmıştır.
Peygamberimiz, konuşmalarında zamanlamaya dikkat ederdi. Dinleyenlerin dikkatlerinin yoğun olduğu ve istekli oldukları zamanlarda konuşurdu. Abdullah b. Mesud, bu konuyu şöyle anlatıyor: “Sahabiler usanıp sıkılır düşüncesiyle Hz. Peygamber bize her gün değil, ara sıra vaaz ve nasihat
ederdi.”3
İnsanların hatalarını söylemez, onları küçük düşürmez, onlara olumlu ve yapıcı bir üslupla
hitap ederdi. Bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz,
nefret ettirmeyiniz! ”4 O, konuşmalarında hep sevdirmeyi ve müjdelemeyi tercih ederdi. Hiçbir
kimseyi suçlamaz, insanların hatalarını yüzlerine vurmazdı. Örneğin, Hz. Muhammed, hata yapanı,
“Sana ne oluyor.” diyerek uyarmazdı. O kişinin bulunduğu bir toplumda, “Size ne oluyor ki.” gibi
genel uyarılarda bulunurdu.5
İLKELER ÇIKARALIM
“Allah’a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi
seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın!”
Müslim, İman, 93.
Peygamberimiz, “Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman etmiş olmaz. Vallahi iman
etmiş olmaz.” buyurdu. Sahabiler: “Kim iman etmiş olmaz, Ya Resulallah?” diye sordular.
Peygamberimiz, “Yapacağı fenalıklardan komşusu güven içinde olmayan kimse!” buyurdu.
Buharî, Edeb, 29.
Yukarıdaki hadislerden hitabete dair ilkeler çıkarınız.
•
•
•
Muhataplarına soru sorma ortamı oluştururdu.
........................................................................................
........................................................................................
Peygamberimiz, sorulara verdiği cevaplarda şahısların durumlarını dikkate aldığı kadar, zaman ve mekânın şartlarını da göz önünde bulundururdu. Örneğin, “Amellerin en hayırlısı hangi1 2 3 4 5 Ahmed b. Hanbel, Müsned, C 4, s. 70.
Ali Mütteki el-Hindi, Kenzu’l-Ummal, C 1, s. 147.
Buharî, İlim, 11-12.
Buharî, İlim, 11.
Müslim, Fedail, 35.
40
Hitabet ve Dinî Hitabet
sidir?” diye soran birine, “Vaktinde kılınan namazdır.”1 derken aynı soruyu soran bir başkasına
ise, “Ana, babaya iyilik etmektir.”2 şeklinde farklı cevaplar verirdi. Ayrıca barış zamanlarında en
değerli amelin vaktinde kılınan namaz olduğunu açıklarken savaşta Allah yolunda cihadın en değerli
amel olduğunu vurgulamıştır.
5. Dinî Hitabette Kaynak Seçiminin Önemi
Tebliğ ve irşat görevinin en iyi şekilde yerine getirilebilmesi için, söz söylemenin kuralları
ve ilkeleri kadar, hitabetin içeriği de önemlidir. Bu konuda dinî hitabette en önemli kaynağımız
olan Kur’an-ı Kerim ve sünnetteki bilgiler etrafında dinî hitabete şekil verilir. Anlatılacak şeyler
Kur’an ve sünnetin ışığında hazırlanmış olmalıdır. Peygamberimiz çoğu zaman insanlara hitap ederken Kur’an-ı Kerim ayetlerini okumakla yetiniyor veya konuşmasının büyük bir bölümünü Kur’an
ayetleri oluşturuyordu.3
İnsanların problemlerine temel kaynaklardan çözümler aranmalı ve ilahî mesaj daha iyi aktarılmalıdır. Anlatılmak istenen konuyla ilgili ayetler tespit edildikten sonra, bu ayetlerin en güzel
şekilde ifadesi için farklı meallere başvurmak gerekir. Ayetlerin daha iyi anlaşılması için farklı tefsir
ve yorumlar da dikkate alınmalıdır. Anlatmak istediğimiz konuya uygun ayetlere ulaşmada Kur’an-ı
Kerim için hazırlanmış konu fihristlerine ve meallerin sonunda yer alan fihrist ve indekslere başvurabiliriz.
Dinî konuşmalarda ikinci derecede kaynağımız olan hadislerin, sahih ve güvenilir olanlarını
seçmeliyiz. Konularına göre hadislere ve ayetlere yer veren, kolay ulaşılabilecek eserlerin başında
Kütüb-i Sitte ve Riyazü’s-Salihin gelmektedir. Özellikle hadislerle ilgili açıklamaların yer aldığı,
şerh ve izahlara yer veren kitaplara başvurmalıyız.
Konunun daha iyi anlaşılabilmesi amaARAŞTIRALIM
cıyla Peygamberimizin ve diğer peygamberle“Dostluk ve Kardeşlik” başrin hayatlarını, İslam âlimlerinin hayatını içeren
lıklı bir konu hazırlayacak olsaçeşitli hikâyeleri ve örnekleri anlatabiliriz. Önnız hangi eserlerden yararlanırcelikle Kur’an-ı Kerim ve hadislerde yer alan
sınız? Araştırınız.
örnek hikâyelere başvurmalıyız. Bunun dışında
siyer ve İslam tarihi kitapları ile sahabilerin hayatını anlatan ve dinî hikâyelere yer veren kitaplara
da müracaat edebiliriz. Tarihî bir konu anlatılırken sağlıklı belgeler bulunduran tarih kitaplarından
yararlanılmalıdır. Bu ve benzeri konularda İslam Ansiklopedisi esas alınabilir.
6. Tarihten Dinî Hitabet Türlerine Örnekler
Din hizmetlerinin yürütülmesinde dinî hitabet çok önemli yer tutmaktadır. Bundan dolayı tarihte Peygamberimizin konuşmaları başta olmak üzere pek çok dinî hitabet örneğine rastlanmaktadır.
1 Buharî, Mevakit, 5.
2 Buharî, Edep, 2.
3 Müslim, Cuma, 10.
41
2. ÜNİTE
Peygamberimizin bir hutbesi:
“Ey insanlar, uymanız gereken birtakım ilkeler vardır, onlara uyunuz. Kaçınmanız gereken
birtakım yasaklar vardır, onlardan kaçınınız.
Mümin, iki korku arasındandır: Birincisi, geçmiş olan ömürdür. Çünkü insan, Allah’ın o ömür
hakkında kendisine ne yapacağını bilmez. İkincisi ise kalan ömrüdür. Çünkü insan, Allah’ın bu süreçte kendisine ne hükmedeceğini bilmez.
O hâlde mümin, ömrünü iyilik yaparak geçirsin. İhtiyarlamadan önce gençliğinin, ölmeden
önce de hayatının kıymetini bilsin.
Muhammed’in nefsini elinde tutan Allah’a yemin olsun ki ölümden sonra artık yorulacak bir
yer yoktur. Dünyadan sonra da cennet veya cehennemden başka bir ev yoktur.” 1
NOT EDELİM
Halife Hz. Ebu Bekir’in ilk hutbesi:
Hz. Muhammed’in ölümünün ardından halife seçilen Hz. Ebu Bekir, minbere
çıkarak aşağıdaki hutbeyi okumuştur:
“Ey insanlar! Size halife oldum. Ancak bu sizden daha hayırlı olduğumu göstermez. Doğruluktan ayrılırsam beni uyarın. Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir. İçinizde zayıf olan,
hakkını alıncaya kadar benim yanımda kuvvetlidir. İçinizde kuvvetli olan ise başkası, ondan
hakkını alıncaya kadar benim yanımda zayıftır. Bir millet, Allah yolunda cihattan vazgeçerse
Allah’ın gazabına uğrar, perişan olur. Bir millette kötülük yaygın ve revaçta olursa Allah o
milleti belaya düşürür. Allah ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat edin. İtaatten ayrılırsam artık sizin üzerinizde itaat görevi kalmaz. Buyurun, namaza kalkalım. Allah’ın rahmeti
üzerinize olsun.”
Nejat Muallimoğlu, Bütün Yönleri ile Hitabet, s. 258.
Hz. Ali’nin oğluna nasihati;
Hz. Ali’nin oğluna verdiği nasihati bütün müminlere verdiği bir vaaz olarak kabul edebiliriz:
“Oğlum! İnsanlarla ilişkilerinde elindeki ölçü şu olsun: Kendine yapılmasını istemediğin muameleyi başkalarına yapma; sana zulüm edilmesini istemediğin gibi sen de kimseye zulmetme. Kendine iyilik edilmesini istediğin gibi başkalarına iyilik et. Her şeyi daima kendine kıyas et. Kendin
hakkında söylenmesini istemediğin sözleri başkaları hakkında söyleme. Sen, başkalarına nasıl davranırsan başkaları da sana öyle davrandıkları vakit, ona razı ol. Ondan fazlasını ve ondan başkasını
isteme.
Bildiğin az da olsa bilmediğini söyleyerek sözünü uzatma. Bil ki önünde uzun bir yol vardır.
Yol azığı gerek ise sırtına gereğinden fazlasını yükleme. Bu yolda yük hafif gerek. Senin sıkıntı vaktinde sana ödenmek için zengin bulunduğun zaman senden borç istenilmesini ganimet say.
Bil ki göklerin ve yerin hazineleri elinde bulunan Allah, kendisine dua etmek için sana izin
vermiştir. Duayı kabul buyuracağını vadetmiş ve seninle kendi arasına aracı koymamıştır. Allah, günah işlediğin vakit tövbe kapılarını açmış ve sana merhamet yağmurlarını saçmıştır.
1 Süleyman Ateş, Minberden Öğütler, s. 188.
42
Hitabet ve Dinî Hitabet
Bütün işlerinde Allah’tan yardım iste. Ondan başka yardımcı yoktur. Senin din ve dünyanı
Allah’a ısmarladım.”1
BİLGİ KUTUSU
KUSS BİN SAİDE’NİN HİTABESİ
“Ey İnsanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayanlar ölür,
ölenler fena bulur. Olacak olur. Yağmur yağar, otlar biter. Çocuklar doğar,
analarının, babalarının yerini alır. Sonra hepsi ölüp gider. Olayların ardı arkası
kesilmez, hepsi birbirini kovalar.
Kulak veriniz, dikkat ediniz. Gökte haber, yerde ibret alacak şeyler var. Yeryüzü bir büyük
divan. Gökyüzü yüksek bir tavan. Yıldızlar yürür, denizler durur. Gelen kalmaz, giden gelmez.
Acaba vardıkları yerden hoşnut olup da mı kalıyorlar? Yoksa orada kalıp da uykuya mı
dalıyorlar?
Yemin ederim, Allah indinde bir din vardır ki şimdi içinde bulunduğunuz dinden daha
sevgilidir. Ve Allah’ın gelecek bir peygamberi vardır ki gelmesi pek yakındır. Gölgesi başımızın
üstüne geldi. Ne mutlu o kimseye ki ona inanır, o da ona doğru yolu gösterir. Vay o talihsize ki
ona isyan eder, karşı çıkar. Yazıklar olsun ömürleri gaflet ile geçen ümmetlere.
Ey insanlar! Hani, babalarınız, dedeleriniz, hani süslü köşkler, taştan evler yapan Âd ve
Semut kavmi, hani dünya varlığına gururlanıp da kavmine, “Ben, sizin en büyük Rabb’inizim.”
diyen firavun ile nemrut? Onlar size göre daha zengin, kuvvet ve kudretçe sizden daha üstün
değil miydirler? Bu yer, onları değirmeninde öğüttü, toz etti, dağıttı. Kemikleri bile çürüyüp
dağıldı. Evleri yıkılıp ıssız kaldı. Yerlerini, yurtlarını şimdi köpekler şenlendiriyor. Sakın onlar
gibi gaflet etmeyin. Onların yoluna gitmeyin. Her şey fanidir. Baki olan ancak Allah’tır ki birdir,
ortağı ve benzeri yoktur. Tapılacak ancak odur. Doğmamış doğurmamıştır. Bizden önce gelip
geçenlerde bize ibret olacak şey çoktur. Ölüm ırmağının girecek yerleri var; ama çıkacak yeri
yoktur. Büyük küçük hep göçüp gidiyor. Giden geri gelmiyor. Kesin olarak biliyorum ki herkese
olan bana da olacaktır.”
Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya ve Tarih-i Hulefa , s. 48.
Alparslan’ın Malazgirt Savaşı’ndan önceki hitabesi:
Bizans ile Selçuklu ordusu, 26
Ağustos 1071 Cuma günü karşı karşıya
geldi. Selçuklu sultanı, cuma namazı vaktini bekleyerek taarruzu biraz geciktirdi.
Topluca kılınan cuma namazından sonra,
beyaz bir elbise giyinmiş olan sultan, atının kuyruğunu bağladı. Ön saflarda ordusunun bir askeri gibi savaşacağını belirtmek maksadı ile ok ve yayını bırakıp kılıç
ve topuzunu eline aldı. Sonra ordusuna şu
veciz hitabede bulundu:
1 Nejat Muallimoğlu, Bütün Yönleri ile Hitabet, s. 259-260.
43
2. ÜNİTE
“Biz ne kadar az olursak olalım, onlar (Bizanslılar) ne kadar çok olurlarsa olsunlar, bütün Müslümanların minberlerde bizim için dua ettikleri şu saatte kendimi düşman üzerine atmak istiyorum.
Ya muzaffer olur, gayeme ulaşırım ya da şehit olarak cennete giderim. Sizlerden beni takip etmeyi
tercih edenler takip etsin. Ayrılmayı tercih edenler gitsinler. Burada emreden sultan ve emredilen
asker yoktur. Çünkü bugün ben de ancak sizlerden biriyim, sizlerle birlikte savaşan gaziyim. Beni
takip edenler ve canlarını Yüce Allah’a adayanlardan şehit olanlar cennete, sağ kalanlar ise ganimete
kavuşacaklardır. Ayrılanları ahirette ateş, dünyada da alçaklık beklemektedir.”1
Diyanet İşleri Başkanı’nın Mevlit Kandili hitabesi:
“Rahman olan Allah, varlık âlemini rahmet üzere inşa etmiş ve rahmeti her şeyi kuşatmıştır.
Onun rahmetinin açık tecellilerinden biri de insanları dünya hayatında yalnız ve çaresiz bırakmayarak onlara kurtuluş ve kalıcı mutluluğun yolunu gösteren vahyi, hidayet rehberleri olarak peygamberleri göndermesidir.
Peygamberler, ilahî vahyi insanlığa ulaştıran, onları yaratılış ve varoluşun sırrını anlamaya,
bilgi ve inancın aydınlığına çağıran rahmet elçileridir. Yüce Yaratıcının insanlığa gönderdiği son
rahmet elçisi ise Muhammed Aleyhisselamdır. O, peygamberler halkasını tamamlayan son davetçi,
dini açıklayan, öğreten ve bütün ahlaki güzellikleri yaşayarak öğütleyen örnek bir şahsiyettir.
Bugün, insanlığın hayat ufkuna aydınlık bir devir açan Peygamber Efendimizin kutlu doğumunun yeni bir yıl dönümünü idrak ediyoruz. O, bize; Allah’a iman edip onu sevmeyi, ona bağlanarak iç barışı ve doğru yolu bulmayı, ibadetlerle hayatımızı anlamlı kılmayı, dürüstlüğü, emaneti
korumayı, komşuluk ve akrabalık bağlarına riayet etmeyi, yetim ve kimsesiz çocuklara kol kanat
germeyi, herkesin ve her şeyin hakkını gözetmeyi, kimseyi incitmemeyi, iyilik yapmayı, iyi ve yararlı insan olmayı öğütlemiştir.
Allah Resulü, dinin ne olduğunu soranlara onun güzel ahlak olduğunu söylemiş ve onun hayatı
güzel ahlakın canlı bir örneği olmuştur. Kutlu Doğum Haftası işte o yüce şahsı tanıyarak hayatımızı
ahlakla güzelleştirme ve bu yolda bir tazelenme mevsimidir.
Bu hafta, onun çok sevdiği çocuklara onu tanıtma, sevdirme ve çocukları onunla buluşturma
zamanıdır.
Bu hafta, “Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah’ın koyduğu ölçülere titizlikle uymanızı tavsiye ederim.” buyruğu üzerinde tekrar düşünme fırsatıdır.
Bu hafta, sahih dinî bilginin ışığında manevi hayatımızı zenginleştirmenin, barış ve esenlik
1 Hakkı Dursun Yıldız, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, C 7, s. 125.
44
Hitabet ve Dinî Hitabet
içinde güvenle yaşamanın, uzaklıklarımızı yakın etmenin ve kardeşlik köprüsünde birlikte yürümenin vaktidir.
Bu haftada Peygamber Efendimizin dünyaya teşriflerini kutlarken onun örnek şahsiyetini ve
güzel ahlakını tanımaya, getirdiği evrensel çağrıyı anlamaya ve bütün bunların özünde barındırdığı
ruhu çağımıza taşımaya olan ihtiyacımızı bir kez daha fark ediyoruz.
İnsanlar arasında kin ve nefretin, farklılıklar arasında çatışmanın alevlendirildiği, ötekinin
kutsalına ve bir diğer inanca saygının esasında insana saygı olduğu anlayışının iyice zayıfladığı
çağımızda, âlemlere rahmet olarak gönderilen Yüce Peygamberimizi anlamaya ve anlatmaya, onun
sevgisi etrafında birleşmeye daha fazla ihtiyaç duyuyoruz ve duymaktayız. Tebessümün eksik olmadığı nur yüzüne, hayırla özdeşleşen gönül diline, paylaşımın esirgenmediği cömertlik simgesi eline,
anlamsızlığa kapalı kulağına, herkesin kendini bulduğu gönlüne, övülen ahlakına ve örnekliğine,
manevi önderliğine, onu tanımanın, onu sevmenin sağlayacağı güven ortamına anlatılamayacak derece ihtiyacımız var.
Kutlu Doğum Haftasının bütün insanlığa rahmet ve barış getirmesini, Mevlit Kandili’nin insanlığın Sevgili Peygamberimizi daha iyi tanımasına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim.
Vatandaşlarımızın, soydaşlarımızın ve İslam âleminin Mevlit Kandili’ni tebrik ederim.”1
PAYLAŞALIM
Tarihte önemli kabul edilen hitabet örnekleri bulunuz. Sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. Konusuna göre hitabet türleri nelerdir? Sıralayınız.
2. Dinî hitabetin önemi nedir? Açıklayınız.
3. Dinî hitabette kaynak seçimi niçin önemlidir? Söyleyiniz.
4. Peygamberimiz hitabetinde nelere dikkat ederdi? Örneklerle açıklayınız.
5. Peygamberimizin hitabetinden hangi ilkeler çıkarılabilir?
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru cevaplarını işaretleyiniz.
1. Aşağıdaki hitabet türleri özellikleri bakımından sınıflandırıldığı zaman hangisi dışarıda kalır?
A) Konferans B) Sempozyum
C) Vaaz
1 www. diyanet.gov.tr. (08.04.2006)
45
D) Panel
E) Açık oturum
2. ÜNİTE
2. “Din görevlileri veya ilahiyat alanının uzmanları tarafından yapılan konuşmalardır.”
Yukarıda hangi hitabet türünden söz edilmiştir?
A) Askerî Hitabet
B) Siyasi hitabet
D) Dinî Hitabet E) Akademik Hitabet
C) Hitabe
3. “Genelde güncel konularda, esprili bir üslupla bir kişinin konuşma yapmasıdır.”
Yukarıda hangi hitabet türünden söz edilmiştir?
A) Diyalog
B) Panel
C) Monolog
D) Açık oturum
E) Nutuk
4. Aşağıdaki seçeneklerden hangisi cami dışındaki irşat faaliyeti değildir?
A) Konferans B) Açık oturum
C) Hutbe
D) Sempozyum
E) Sohbet
5. “Karşılıklı olarak iki grubun, bir konuyu tartışmalarıdır. Gruplar konunun birbirine zıt iki
yönünü savunurlar, karşılıklı olarak eleştiriler getirirler.”
Yukarıda hangi hitabet türünden söz edilmiştir?
A) Hitabe
B) Sohbet
C) Sempozyum
D) Münazara E) Medya konuşması
6. Aşağıdaki eserlerden hangisi dinî hitabette kaynak olarak kullanılamaz?
A) Kur’an-ı Kerim
B) Kütüb-i Sitte
D) Mevzu Hadisler
E) Vaaz kitapları
C) Riyazü’s-Salihin C. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri verilen ifadelerden uygun olanları ile doldurunuz.
(hatip, cevamiü’l-kelim, hitabet, konferans, akademik hitabet)
1. Belirli bir mekânda, bir hatibin dinleyici kitlesine, planlı ve programlı bir şekilde, ulaştırılması gereken mesajı, etkili ve güzel bir konuşmayla sunmasına ……….. denir.
2. Bilimsel konuların uzman olan insanlar tarafından bilimsel bir anlayış ve üslupla sunulan
konuşmalara …........ denir.
3. Peygamberimizin en önemli konuşma özelliği olan az ve öz konuşmasına …………. denir.
4. Bilgi, duygu ve düşüncelerini muhataplarına ikna edici ve etkileyici bir üslupla sunan kimseye …... denir.
Ç. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanı “D”, yanlış olanı “Y” ile işaretleyiniz.
(…) Peygamberimiz her namazdan sonra sahabilere konuşma yapardı.
(…) Peygamberimiz tebliğ görevini yaparken hitabet metodunu çokça kullanmıştır.
(…) Dinî hitabet yalnızca vaaz ve hutbeden ibarettir.
(…) Hatip kendi görüşlerini sunarken karşısındaki insanların görüş ve düşüncelerine de saygı
duymalıdır.
(…) Peygamberimizin insanların durumuna göre aynı soruya farklı cevaplar verdiği olmuştur.
46
3.ÜNİTE
DİNÎ HİTABET TÜRÜ OLARAK HUTBE
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. “Hatip, hutbe ve minber” kelimelerinin anlamlarını sözlüklerden
araştırınız.
2. Bir caminin imam-hatibi ile görüşerek hutbenin sunuluşu hakkında
bilgi edininiz.
3. Hutbe kitaplarından seçtiğiniz bir hutbeyi üslup ve içerik açısından
inceleyiniz.
47
3. ÜNİTE
1. Hatiplik ve Hutbe
Sözlükte güzel ve etkili konuşmaya hatiplik (hitabet), bu amaç için hazırlanan ve yapılan konuşmaya da hutbe
denir. Terim olarak ise cuma ve bayram
namazlarında hatip tarafından minberden yapılan konuşmaya hutbe denir. Hatip ise topluluk karşısında etkili ve güzel
konuşan kişidir.
È ǟȂÌ ǸÈ ÌdzơȁÈ ÊƨǸÈ ǰÌ ƸÊ ÌdzƢÊƥ ǮÈ ŏƥǁ
ȆÊƬōdzƢÊƥ ǶÌ ȀÉ ÌdzƽÊ ƢƳÈ ȁÈ ÊƨÈǼLjÈ ƸÈ ÌdzơÊƨǜÊ
Ê ƦLJȄ
È ÈdzÊƛ ǝÉ ƽÌ Éơ
È DzȈÊ
...ǺÉ LjÈ ƷÌ ÈƗȆÊ
Èǿ
“Sen insanları Rabb’inin yoluna hikmetle ve
güzel öğütle davet et. Onlarla en güzel tarzda mücadele et...”
Nahl suresi, 125. ayet.
Yukarıdaki ayeti hitabet açısından değerlendiriniz.
NOT EDELİM
Diyanet İşleri Başkanlığı Merkez Teşkilatı Görev ve Çalışma
Yönergesi’nin 63. maddesine göre hutbe okumak imam-hatibin görevidir.
Cuma ve bayram namazlarında
hutbe okuyan kişiye hatip, namaz kıldırana ise imam denir. Ülkemizde her
iki görevi bir arada yürüten cami görevlilerine de imam-hatip adı verilir.
Peygamberimiz (s.a.v.), ilk cuma namazını hicret esnasında Kuba ile Medine arasında Salimoğullarının bulunduğu Ranuna Vadisi’nde kıldırmış ve orada ilk hutbesini okumuştur. Bu nedenle bu
mescide “Cuma Mescidi” denilmiştir. Bu şekilde başlayan hutbe okuma geleneği günümüze kadar
devam etmiştir.
Peygamberimizin okuduğu hutbeler genelde kısa
ve vecizdir. Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Kişinin namazının uzun, hutbesinin kısa olması
onun fıkhının (anlayışlı oluşunun) belirtisidir. Öyle
ise hutbeyi kısa, namazı uzun tutun.”1 Peygamberimiz
hutbelerini, kendi ana dili olan Arapça ile okurdu. Bugün
ise camilerimizde okunan hutbelerde başlangıç ve bitiş
Arapça, aradaki öğütler kısmı ise Türkçedir.
Peygamberimiz ile başlayan hutbe geleneği sonraki dönemlerde düzenli bir şekilde devam etmiş ve hutbe
kitapları yazılmıştır. Peygamberimizin okuduğu hutbelerin toplandığı eserler de mevcuttur.2
Hz. Peygamber döneminde okunan hutbe, günümüzde okunan hutbelerden farklı olarak daha sade idi.
Sonraki dönemlerde hutbeye birtakım ilaveler yapılmıştır. Örneğin, Abdullah b. Abbas’ın Basra valiliği sırasında
hutbede halifeye dua bölümü ilave edilmiş ve sonrakiler
de bunu devam ettirmişlerdir. Hutbenin sonunda okunan
1 Müslim, Cuma, 47.
2 İsmet Demir, Hz. Muhammed’in Hutbe ve Hitabeleri.
48
İmam, hutbe okumak için minber denen basamaklı yere çıkar.
Dinî Hitabet Türü Olarak Hutbe
ayet1 de ilk defa Ömer b. Abdülaziz’in halifeliği döneminde konulmuş, o dönemden günümüze kadar
devam etmiştir.
Hutbe, iki kısımdan oluşur. Birinci bölümde Allah (c.c.)’a hamt edilir. Peygamberimize salat
ve selam okunur, kelime-i şehadet getirilir. Daha sonra kısa bir konuşma yapılır. İkinci hutbede ise
Allah’a hamt, Peygamberimize salat ve selam ile müminlere dua yer alır. Hutbe, cuma günü farz
namazdan önce ve bayram günü bayram namazından sonra okunur.
DRAMA YAPALIM
Cuma hutbesi şöyle eda edilir:
İmam-hatip cuma günü önceden hazırlık yapar ve ezan okunmadan camiye gider. Ezan okunduktan sonra cumanın ilk sünnetini kılar. Hatip minbere
yönelirken, müezzin Ahzâb suresinin 56. ayetini okur. Bu arada hatip tek basamaklarda dua okuyarak minbere çıkar ve iç ezan bitinceye kadar oturur. Ezandan sonra
hatip ayağa kalkar ve hutbenin birinci bölümünü okur. Konuşmasını tamamladıktan sonra
oturur ve kısa bir dua okur. Daha sonra ayağa kalkarak hutbenin ikinci bölümünü okur. Nahl
suresinin 90. ayetini mealiyle beraber okuyarak hutbeyi tamamlar.
Yukarıdaki metne uygun olarak hutbe okuma ile ilgili bir drama yapınız.
2. Hutbe İle İlgili Dinî Hükümler
Cuma namazı belli şartları taşıyan Müslümanlara farzdır. Yüce Allah bu konuyla ilgili bir
ayette şöyle buyurmuştur:
É dzƿÈ ǞÈ ÌȈÈƦÌdzơơȁǁÈ
É ǹÊÌ ƛǶÌ ǰÉ ÈdzǂÆ ÌȈƻ
Ì ƿȄÈdzÊƛơȂÌ ǠÈ LJƢÈ
ǹÈ ȂǸÈÉ ǴǠÌ ÈƫǶÌ ÉƬǼǯ
È ǶÌ ǰÊ
ō dzȅÊƽȂÉǻơÈƿÊƛơȂÉǼǷÈ ƕǺȇÊ
È ƅơÊǂǯÊ
Ì ǷÊƧȐَ‫ ا‬ǐǴÊ
È ǀōdzơƢȀÈ ŎȇÈƗƢÈȇ
Ì ǧÊƨǠÈ ǸÉ ƴÉ ÌdzơǵÊ ȂÌ ÈȇǺÊ
É ƿȁÊ
“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrıldığınızda Allah’ı anmaya koşun. Alışverişi bırakın. Bilesiniz ki bu sizin için daha iyidir.”2 Bu ayetteki, “Allah’ı zikir” ifadesi ile hem
cuma namazı hem de hutbe farz kılınmıştır. Bu nedenle hutbesiz cuma namazı geçerli (sahih) olmaz.
Ì ơ ÉƅÈơÉƅơōȏơöǾÈÈdzơöÈȏÊ ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơöƅơǹÈ ƢƸÈ ÌƦLJÉ gibi bir cümledir. Hatip, bu ifaAllah’ı zikrin en kısası ǂÉ ÈƦǯÈ
delerden birini söylediği zaman hutbenin farzını
yerine getirmiş olur.3
Bir hutbenin sahih olabilmesi için bazı
şartlar vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
•Hutbe cuma namazı vaktinde okunmalıdır.
•Cuma hutbesi cuma namazının farzından önce, bayram hutbesi ise bayram namazından sonra okunmalıdır.
1 Nahl suresi, 90. ayet.
2 Cuma suresi, 9. ayet.
3 Vehbe Zuhayli, İslam Fıkıh Ansiklopedisi, C 2, s. 385-386.
49
3. ÜNİTE
•Hutbeye niyet edilmelidir.
•Hutbe okunurken en az bir kişinin hazır bulunması gerekir. Bu nedenle cemaatin bir kısmı
hutbe esnasında hazır bulununca diğerleri sonradan katılırsa hutbeyi dinlemiş sayılır ve cuma namazı
geçerli olur.
Hutbenin sünnetlerini şöyle sıralayabiliriz:
•Hatip abdestli olmalı ve hutbeden önce minberin önünde bulunmalı.
•Minbere çıktığında oturmalı ve bu esnada müezzin iç ezan okumalı.
•Hatip her iki hutbeyi de ayakta okumalı ve hutbe okurken yüzünü cemaate dönmeli.
•Hutbeye sessiz bir şekilde euzü besmele çekerek ve açıkça Allah’a hamt ile başlamalı.
•Kelime-i şehadet ve Peygambere salavat okumalı.
•Hutbede öğütlere yer vermeli ve Kur’an’dan en az bir ayet okumalı.
•İki hutbe arasında oturmalı.
•İkinci hutbede de hamt ve salavat okumalı.
•Her iki hutbeyi de kısa tutmalı.
Hutbenin sünnetlerini terk etmek mekruhtur.
Hutbe sessizce ve dikkatlice dinlenilmelidir. Hutbe okunurken konuşmak ve konuşan birini
uyarmak tahrimen mekruhtur. Peygamberimiz, bu konuda şöyle buyurmuştur: “Cuma günü, imam
hutbe okurken, sen (yanı başında konuşan) arkadaşına: ‘Sus!’ desen boş laf etmiş olursun.”1
Ayrıca hutbe esnasında namaz kılmak da mekruhtur.2
PAYLAŞALIM
Bir cuma hutbesini dinleyerek gözlemlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
3. Hutbe Hazırlanması İle İlgili Hususlar
Hatip, cuma ve bayram günleri için önceden bir hutbe hazırlar. Bu hutbeyi birkaç kez okuyarak gözden geçirir. Hazırladığı hutbenin, kısa, uyarıcı, yapıcı, eğitici, müjdeleyici, yanlış inançları
düzeltici ve düşündürücü olmasına dikkat eder. Ayrıca hutbenin, şahısları kötüleyici ve millî birliği
zedeleyici sözlerden uzak olmasına özen gösterir. Kur’an’ın,
È ǟȂÌ ǸÈ ÌdzơȁÈ ÊƨǸÈ ǰÌ ƸÊ ÌdzƢÊƥ ǮÈ ŏƥǁÈ DzȈÊ
...ƨÊ ÈǼLjÈ ƸÈ Ìdzơ ÊƨǜÊ
Ê ƦLJÈ ȄÈdzÊƛ ǝÉ ƽÌ Éơ “Hikmet ve güzel öğütle Rabb’inin yoluna
çağır...”3 ayeti ve Hz. Peygamberin uygulamaları hutbenin hazırlanması ve sunulmasında bizler için
birer örnektir.
1 Buharî, Cuma, 36; Müslim, Cuma, 11.
2 Türkiye Diyanet Vakfı İlmihâli, (Heyet), C 1, s. 302.
3 Nahl suresi, 125. ayet.
50
Dinî Hitabet Türü Olarak Hutbe
3.1. Konu Seçimi
Hutbe hazırlığı, konunun belirlenmesi ile başlar. Hatip öncelikle İslam’ın iman esaslarını, ibadet ilkelerini ve ahlaki öğütlerini hutbe konusu olarak seçmelidir.
Konu seçimi, günün ve çevrenin şartları ile cemaatin ihtiyacı dikkate alınarak yapılır. Örneğin,
bir kandil gecesinin içinde bulunduğu hafta o gecenin anlamı ve önemi, okulların açıldığı hafta eğitimin önemi ve camiler haftasında caminin sosyal hayattaki yeri gibi konular seçilebilir.
Hutbenin konusu cemaatin ilgisini çekecek nitelikte olmalıdır. Yeni gelişmelerle ilgili cemaati
aydınlatıcı ve bilgilendirici konular seçilmelidir. Ancak önceden belirlenen bir konu, aniden gelişen
ve toplumu önemli ölçüde etkileyen bir olay üzerine değiştirilebilir.
Hz. Peygamber hutbelerini duruma, ortama ve toplumun temel ihtiyaçlarına göre belirlerdi.
Örneğin; o, oğlu İbrahim öldüğü gün güneş tutulunca, bunu ölümle bağdaştıranlara hutbesinde cevap
vermiş ve bunun doğru bir yorum olmadığını belirtmiştir.1 Ayrıca Hz. Peygamber ve sahabe döneminde müminler gelişen olaylardan cuma hutbeleri yoluyla haberdar edilirdi.
SIRALAYALIM
Ramazan ayı süresince hutbe okuyacak olsanız hangi konuları seçerdiniz?
Sıralayınız.
1. Hafta: Oruç ibadeti ve önemi
2. Hafta: …
3. Hafta: …
4. Hafta: …
5. Bayram hutbesi: …
3.2. Planlama
Özenle seçilen hutbe konusu bir plan dâhilinde hazırlanmalıdır. Burada söz konusu olan plan,
hutbenin nasihat veya Türkçe hitap bölümüyle ilgilidir. Bunun için şöyle bir plan oluşturabiliriz:2
Hitap cümlesi: Hatip cemaatin dikkatini çekebilecek iyi bir hitap cümlesiyle hutbesine başlamalıdır. Örneğin, “Muhterem Müslümanlar!”, “Değerli Din Kardeşlerim!”, “Aziz Cemaat!” vb.
şeklinde olabilir. Bu hitap cümleleri paragraf aralarında dikkati toplamak için tekrar edilebilir.
Hutbe konusunun belirtilmesi: Hutbenin konusunun belirtilmesi, cemaati dinlemeye hazırlamak açısından önemlidir. Hatta sadece konunun adının söylenmesi ile yetinmeyip hangi amaçla ve
hangi boyutlarıyla ele alınacağının da belirtilmesinde yarar vardır. Böylece cemaatin zihni hutbenin
konusuna yoğunlaşmış olur. Örneğin, “Muhterem Müslümanlar! Bu hafta okullarımız eğitim-öğretime açılacağı için hutbemizde de İslam dininin ilme verdiği önemi ele alacağız.” diyerek hutbenin
konusu belirtilir.
Konuya giriş: Konunun girişinde dikkat çekici ve cemaati motive edici cümlelere yer verilmelidir. Bu giriş; bir soru cümlesi, örnek bir olay, hutbenin içeriğinin güncel konularla ilişki1 bk. Buharî, Küsûf, 2; Müslim, Küsûf, 1.
2 Cemal Tosun, Recai Doğan, Hitabet ve Meslekî Uygulama Ders Kitabı, s. 88.
51
3. ÜNİTE
lendirilmesi, cemaati ilgilendiren hususun problem olarak ortaya konulması veya konunun öneminin vurgulanması şeklinde olabilir. Örneğin, İslam’ın ilme verdiği önemin anlatılacağı bir hutbeye
ǪÈ
È ǴƻȅÊ
È ǀōdzơǮÈ ŏƥǁ
Ì ƥÌƗǂÌÈ ǫÊơ “Yaratan Rabb’inin adıyla oku.”1 ayetiyle giriş yapılabilir.
È ǶÊ LJƢÊ
Gelişme bölümü: Burada konu ayet ve hadislerle genişletilir. Somut örnekler verilerek konu
günlük hayatla ilişkilendirilir. Gerekli yorum ve açıklamalar yapılır. Varsa sonuçlar hakkında bilgi
verilir. Örneğin, İslam’ın ilme verdiği önemin anlatılacağı bir hutbede,
...ǹÈ ȂǸÈ
È ǀōdzơȁÈ ǹÈ ȂǸÈÉ ǴǠÌ ÈȇǺȇÊ
È ǀōdzơȅÊȂÈƬLjÌ ÈȇDzÌ ǿÈ ... “… Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?...”2 ayeÉ ǴǠÌ Èȇ َ‫لا‬ǺȇÊ
tiyle, “İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır.”3 hadisi verilebilir.
Ayrıca Peygamberimizin Bedir esirlerine uyguladığı muamele ve Ashab-ı Suffe anlatılabilir.
Sonuç bölümü: Konunun kısa bir
SÖYLEYELİM
özeti verilir. Önemli sonuçlar sıralanır. Hutbede verilmek istenen mesaj dile getirilir ve
“Namazın önemi” konulu bir
hutbe
hazırlayacak olsanız giriş,
dua cümlesi ile bitirilir. Örneğin, İslam’ın
gelişme ve sonuç bölümlerinde
ilme verdiği önemin anlatılacağı bir hutbenelere yer verirsiniz? Söyleyiniz.
de, ilim öğrenmenin farz olduğu belirtilir.
Ì ǫȁÈ ... “… Ya Rabb’i! İlmimizi artır.”4 duasıyla hutbe bitirilir.
ƢǸÌÅ ǴǟÊ ȆÊǻƽÌ ǃÊ ƣŏ ǁ
È DzÉ
3.3. Bilgi Toplama
Hatip, hutbe konusunu belirledikten sonra konusuyla ilgili gerekli gözlem ve araştırmayı yapar. Bu çalışmasında cemaatin genel yapısını, çevrenin fiziki, sosyal ve kültürel özelliklerini dikkate
alır. Dinin temel kaynaklarından gerekli bilgileri toplar.
İslam’ın temel kaynakları Kur’an-ı Kerim ve hadislerdir. Bu nedenle hatip, konusuna ilişkin
bilgileri bu kaynaklardan faydalanarak hazırlar. Bunun yanında hutbenin ilgili olduğu alana dair
diğer kaynaklara başvurmayı da ihmal etmez. Örneğin, inançla ilgili bir hutbe hazırlayacak olan
hatip akaid kitaplarına, ibadetle ilgili bir konuda da mutlaka fıkıh kitaplarına bakmalıdır. Bilimsel,
sosyal veya teknik bir konuda hutbe hazırlayacaksa ilgili alanın uzmanlarınca hazırlanan eserlere
bakmalıdır.
İNCELEYELİM
Diyanet İşleri Başkanlığının internet sitesinde yer
alan hutbelerden birini ele
alarak nasıl hazırlandığını
inceleyiniz.
1 2 3 4 Hutbe hazırlanırken temel kaynaklara
bakmakla beraber o konuda daha önce hazırlanmış konuşmalar, hutbe metinleri de bize yol
gösterebilir. Günümüzde İnternet gibi teknolojik
araçlardan da yararlanabiliriz. Ancak elde ettiğimiz bilgileri olduğu gibi cemaate sunmak doğru
olmayabilir. Onları çevrenin ve cemaatin sosyal
ve kültürel yapısına göre güncellemeliyiz.
Alak suresi, 1. ayet.
Zümer suresi, 9. ayet.
Tirmizî, İlim, 2; İbn Mace, Mukaddime, 17.
Tâ-Hâ suresi, 114. ayet.
52
Dinî Hitabet Türü Olarak Hutbe
3.4. Bilgiyi Değerlendirme
Hatip, temel kaynaklardan konusuna dair elde ettiği bilgileri bir araya toplar. Daha sonra onları
gündeme ve muhataplarının genel durumuna göre değerlendirir. Elde ettiği tüm bilgileri olduğu gibi
muhataplarına sunmaz. Tıpkı bir arı gibi çeşitli çiçeklerden aldığı özü bala çevirip çevresindekilerin
ihtiyacına göre sunar.
Hutbe hazırlayacak olan hatip, konusuyla alakalı bulduğu bir ayetin iniş sebebini, indiği ortamı, inince hangi problemi nasıl çözdüğünü inceler. Elde ettiği bir hadisin niçin söylendiğini, evrensel
veya bölgesel olup olmadığını araştırır. Âlimlerin konuyla ilgili görüşlerini dikkate alır. Bütün bunlardan sonra elde ettiği bu bilgileri muhataplarına nasıl sunacağını tasarlar. Bu bilgiden cemaatin ne
kazanacağını değerlendirip konuyu en uygun tekniklerle doğru bir şekilde sunar.
DEĞERLENDİRELİM
İslam’ın ahlaki öğütleriyle ilgili bir hutbe hazırlayacak olsanız Hucurât suresinin 11-13. ayetlerini nasıl değerlendirirsiniz?
3.5. Hutbe Metninin Hazırlanışı
Hatip, önce konuyu seçer ve konunun planını yapar. Konuyla ilgili ayet, hadis ve bunlarla
ilgili görüşleri elde eder. Kendi yorumlarını da katarak elde ettiği bilgileri değerlendirir. Daha sonra
belirlediği plan dâhilinde bir metin oluşturur.
Her şeyden önce ortaya çıkacak metnin sade, açık, anlaşılır bir dille yazılmasına özen gösterir.
Bunun için kısa cümleleri tercih eder. Yanlış anlaşılmaya müsait şive ve kelimeler kullanmaktan kaçınır. Kavramları yerli yerinde kullanır. Kur’an-ı Kerim bu konuda Müslümanları şöyle uyarmıştır:
...ƢÈǻǂÌ ǜÉ ÌǻơơȂÉdzȂÉǫȁÈ ƢÈǼǟÊ ơǁơȂ
È ǀōdzơƢȀÈ ŎȇÈƗƢÈȇ “Ey iman edenler! ‘bizi güt (râina)’ demeyin, ‘bize bak
È ÉdzȂÉǬÈƫ َ‫لا‬ơȂÉǼǷÈ ƕǺȇÊ
(unzurna)’ deyin…”1 Hatip, inandırıcı ve duygusal bir üslup tercih etmelidir. Cemaati ilgilendirmeyecek konulara yer vermemelidir. Lüzumsuz ifadelerden, kırıcı sözlerden ve şahısları veya grupları
hedef almaktan kaçınmalıdır.
Hatip hazırladığı bir hutbe metnini önce kendi birkaç kez okumalıdır. Daha sonra mümkünse
bir arkadaşına okumalı ve hatalarını, yanlış anlaşılabilecek ifadeleri düzeltip metne son şeklini vermelidir. Hutbe metni, daha önceden sunulmuş bir metin de olsa güncelleştirmeden ve tekrar okumadan minbere çıkmamalıdır.
GRUP ÇALIŞMASI
Sınıfınızda gruplar oluşturunuz. Grup olarak hazırladığınız bir hutbeyi başka bir gruba vererek incelemelerini isteyiniz. Siz de bir diğer grubun hazırladığı hutbeyi inceleyerek hutbe hazırlanması ile ilgili hususlar
açısından değerlendiriniz.
1 Bakara suresi, 104. ayet.
53
3. ÜNİTE
3.6. Hutbenin Sunuluşu
Hutbenin etkili bir şekilde sunulması için bazı hususlara
dikkat edilmesi gerekir. Üslup
ve diksiyona, özellikle vurgulara dikkat edilmelidir. Ses tonu
caminin büyüklüğüne, cemaatin
çokluğuna ve konunun içeriğine
göre ayarlanmalıdır. Beden dili
yerinde ve ölçülü kullanılmalı ve
eldeki metin okunurken arada bir
cemaat gözle takip edilmelidir.
Hutbede geleneksel bir
öğretim metodu olan anlatma
yöntemi kullanılır. Bu nedenle
kullanılan kavramların doğru, yerinde ve herkes tarafından anlaşılır nitelikte olmasına dikkat edilmelidir.
Hutbeler yazılı metin halinde veya metinsiz (irticalî) konuşma halinde iki türlü sunulabilir.
İrticalî konuşma en etkili şekil olsa da, hatibin elinde kısa bir notun bulunması gerekir. Bu hem söylenenlerin sırasını belirlemek hem de konuşma bütünlüğünü sağlamak için gereklidir.
Hutbeyi sunarken şu hususlara da dikkat edilmelidir:
•Hutbe kısa ve öz, aynı zamanda cemaatin dikkatini çekici nitelikte olmalıdır.
•Cemaatin kültür seviyesi dikkate alınmalı ve tekrarlardan kaçınılmalıdır.
•Konuşmada daima yapıcı olunmalı, toplumun birlik ve beraberliğine zarar verecek yorumlardan uzak durulmadır.
•Hatip konuşma ve davranışlarında samimi ve mütevazı olmalıdır.
•Güncel politikalara yer verilmemeli ve şahıslar hedef alınmamalıdır.
•Hem gereksiz heyecan hem de donuk ve hareketsiz olmaktan kaçınılmalıdır.
•Düzenli ve temiz giyimli olunmalıdır.
•Hutbe konuşur gibi sunulmalı, Arapça dualar makamlı okunmamalıdır.
•Ayet ve hadisler vurgulu bir ses tonuyla okunmalıdır.
•Cami içindeki ses düzeni önceden kontrol edilmelidir.
54
Dinî Hitabet Türü Olarak Hutbe
DEĞERLENDİRELİM
Bir arkadaşınızın sınıfta okuduğu hutbeyi aşağıdaki formu doldurarak değerlendiriniz.
SÖZLÜ SUNUM BECERİSİ KONTROL LİSTESİ
Arkadaşınızın sözlü sunum süresince ölçütlere uyup uymadığını gözlemleyerek uygun seçeneği işaretleyiniz.
Öğrencinin Adı:
Soyadı:
Numarası:
Sınıfı:
Tarih:
ÖLÇÜTLER
Evet
Hayır
Dinleyiciyle göz teması kuruyor.
Beden dilini etkili kullanıyor.
Anlaşılır bir dilde konuşuyor.
Yerinde vurgulamalar yapıyor.
Akıcı konuşuyor.
Gereksiz sesler çıkarmıyor.
Düzgün ifadeler seçiyor.
Gereksiz tekrar yapmıyor.
Düşüncelerini ifade ediyor.
Bilgiyi organize edebiliyor.
Sonuçları kendi cümleleriyle özetleyebiliyor.
Değerlendirme:
.........................................................................................................................
.........................................................................................................................
.........................................................................................................................
4. Hutbe Duaları
Hutbe öncesinde ve hutbede okunan bazı dualar vardır.
Hatip, cumanın ilk sünnetini minberin önünde kılar.
Müezzin Ahzâb suresinin 56. ayetini okumaya başlarken o da
minbere doğru yönelir ve minbere çıkışta şu duaları okur:
Birinci basamakta:
È ƬǸÈ ƷÌ ǁÈ ƣơ
ǺÊ
È ȂÈ ÌƥÈƗ ƢÈǼÌȈÈǴǟÈ ƶÌ ÈƬǧÌ ơ Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơ
È ƟơDŽÈ ƻÈ ƢÈǼÌȈÈǴǟÈ ǂÌ Ljŏ Èȇ ȁÈ ǮÊ
È ȁ
È ǷǂÈ ǯ
È ǴǔÈ
Ê ǂdzơ
ÈśÊǸƷơ
Ìǧ
È ǷÊ ǂÈ ǯÌ ÈȋÌơǵÈ ǂÈ ǯÌ ÈƗ ƢÈȇ ǮÊ
Èś
È ǮÊ
ō ǶÈ ƷÈ ǁÌ ÈƗƢÈȇȁ
55
3. ÜNİTE
Üçüncü basamakta:
Ì ǴƷơÌ ȁȅÊ
ǺÊ
Ì ƣŏ ǁÈ
È dzƵÌ ǂÈ Njơ
È ǂǷÌ ÈƗȆÊdzǂÌ Ljŏ ÈȇȁȅÊ
È ǁƾÌ ǏȆÊ
È ǷȆÊǼÈƬÌȈÈƫƕƾÌ Èǫƣŏ ǁȆÊ
Ì ǷÅƧƾÈ ǬÌ ǟÉ DzÉ
È dzȂÈÌ ǫơȂȀÉ ǬÈ ǨÌ ÈȇȆÊǻƢLjÊ
È dzǺÊ
Ê dzƢǐdzƢÊ
Ê ƽƢƷÈ ÈȋÌơDzȇÊ
Ê ǴǸÉ Ìdzơ
ÈśƸÊ
Ê ȁƘÌÈƫǺÊ
ō ƥȆÊǼǬÌ ƸÊ ÌdzÈƗȁÈ ƢǸÅ ȀÌ ÈǧȁÈ ƢǸÌÅ ǴǟÊ ȆÊǻƽÌ ǃÊ ƣŏ ǁ
Ì ǷȆÊǼÈƬǸōÌ ǴǟÈ ȁÈ ǮÌ
È ƮȇÊ
Son Basamakta:
È LJȁȆ
ǵÆ ‫ال‬
È ƥdžÈ ÌȈÈdzǹÉ Ƣnjdzơơ
ō ǀÈ ǿÈ Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơ
È ǂǷÌ ÈƗȆÊdzǂÌ Ljŏ ÈȇǶō ȀÉ ōǴdzÈơȆÊǻƢǰÈ ǸÊÈ ƥdžÈ ÌȈÈdzǹÉ ƢǰÈ ǸÈ ÌdzơơǀÈ ǿÈ ȁȆÊ
È ǻƢnjÊ
È ŏǼǷÊ ǾÉ ǴÌōƦǬÈ ÈƫȁȅÊ
ś
È ÊÈŭƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȁÊ
È ǴǟÈ
Èś
È ƔƢÈȈÊƦÌǻÈȋúơǞÊ ȈÊǸƳȄÈ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ Ìdzơȁ
Hatip çıktığı son basamakta cemaate karşı oturarak iç ezanı dinler. Ezanın bitiminde kalkar ve
birinci hutbeyi okur.
1. Hutbe:
Ê ÈƠŏȈLJ
ƢÈǼÊdzƢǸÈ ǟÌ ÈƗ ƩƢ
É ǺÊ
È ÈǼLjÊ ǨÉ ÌǻÈƗ ÊǁȁǂÉ Nj
È ǽÉ ǂÊ
È ǾÉÉǼȈÊǠÈƬLjÌ Èǻ ȁ
È ǽÉ ƾÉ ǸÈ ƸÌ Èǻ Ê ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơ
Ì Ƿ ȁƢ
Ì Ƿ ÊƅƢÊƥ ÉƿȂǠÉ Èǻ ȁ
È ǺÊ
É ǨǤÌ ÈƬLjÌ Èǻ ȁ
È Ljdzơ
Dzō ǔÊ ǷÉ È‫ال‬ÈǧƅơÊ
È ǠÊ Ǹº
ō ȁÈ
È ǏÌ ÈƗȁÊ
È ǾÊdzƕȄǴ
È ƾǸō ƸÈ ǷÈ ƢÈǼºÊdzȂLJÉ ǁ
È ȄÈ
È ƳÌ ÈƗÊǾÊƥƢƸº
ō ȁÈ ƧÈ
È ǟÈ ȁÇ
È ǴǟÈ ǵÉ ‫ال‬
É ƾȀÌ ÈȇǺÌ ǷÈ ś
É ‫ال‬ǐdzơ
Ì ǴǔÌ ÉȇǺÌ ǷÈ ȁÈ ǾÉÈdz
È ǂNjÈ
ơƾÅ Ǹō ƸÈ ǷÉ ƢÈǻƾÈ ŏȈLJ
È ȏǽÉ ƾÈ ƷÌ ȁÈ ƅơō
È ƽƢǿÈ È‫ال‬ÈǧDzÊ
È ǹō Èơ ƾÉ ȀÈ njÌ ÈǻȁÈ ǾÉÈdzǮȇÊ
É ÈȏÊơǾÈÈdzÊơÈȏǹÈÌ ơƾÉ ȀÈ njÌ ÈǻǾÉÈdzȅÊ
É Ǐȁ
Ê ÉƗÊƅơƽÈ ƢÈƦÊǟƢÈȈÈǧƾÉ ǠÌ ÈƥƢǷōÈơǾÉÉdzȂLJÉ ǁ
Èƅơǹō ÊƛǽÉ ȂǠȈÊ
È Èƅơ ơȂǬÉ ōƫÊơÊǾÊƬǟÈ ƢǗÈ ȁÊ
È ƅơȃȂÈ ǬÌ ÈƬÊƥǶÌ ǰȈ
É ǗÈƗȁ
È ȁÈ ǽÉ ƾÉ ÌƦǟÈ
È ǫ ǹÈ ȂÉǼLjÊ ƸÌ ǷÉ ǶÌ ǿÉ ǺȇÊ
Ê ǧȄÈdzƢǠÈ Èƫƅơ
ÊʼnÊǂǰÈ ÌdzơÊǾÊƥƢÈƬǯȄÊ
È ȂÌ ǬÈ ōƫơǺȇÊ
È ǀōdzơȁơ
È ǀōdzơǞÈ ǷÈ
É DZƢÈ
ǶȈÉ ǜÊ ǠÈ ÌdzơÉƅơǩÈ ƾÈ Ǐ
ǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
ō ǺÊ
È
È Ƿ ÊƅƢÊƥ ƿÉ ȂǟÉ Èơ
Ì ƥ ǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
ō ǹƢǘÈ ÌȈnjdzơ
È ǫƢǸÈ ǯ
È ǫƢǸȈÊ
É LJÉ ǁ
È ǫȁÈ
È ȁÌ ÈƗDZƢÈ
DZƢÈ
ǶōÈ ǴLJÈ ȁÈ ÊǾÌȈÈǴǟÈ ƅơȄō
È
È ȆÊ
È ǩÈ ƾÈ Ǐ
È ǧÊƅơDZȂ
Ŏ ƦºōǼdzơDZƢÈ
É ǴǏ
Yukarıdaki Arapça metinde yer alan birinci boşlukta konu ile ilgili bir ayet ve ikinci boşlukta
da bir hadis okunur. Bundan sonra Türkçe hitap kısmına geçilir. Günün anlam ve önemine göre hazırlanan hutbe okunur. Türkçe anlatım bittikten sonra şu metinler okunur:
È ǫƢǸÈ ǯ
È ǵÊ ‫ال‬
È ǵÊ ƢǜÈ ŏǼdzơǢÈ ÈǴÌƥÈơȁ
ō ǠÈ ÌdzơDŽÊ ȇÊDŽǠÈ ÌdzơǮÊ
Ê ǴǸÈ ÌdzơÊƅơǵÉ ‫ال‬
È ǯ
È ǰÈ ÌdzơǺÈ LjÈ ƷÈ
ȄÊǧȄÈdzƢǠÈ ÈƫȁÈ ǭÈ ǁƢÈ ÈƦÈƫƅơ
Ì ơǹō ÊơÈȏÈơ
È ǵÊ ‫ال‬
É DZƢÈ
É ǴǠÈ ÈdzơȂÉƬǐÊ ÌǻÈƗȁ
È LJÌ ÊȍÌơÊَّ‫لله‬ơƾÈ ÌǼǟÊ Ǻȇ
È ǰÈ Ìdzơ
ǵÉ ‫ال‬
È ǂÉǫơÈƿÊƛȁ
È ǾÉÈdzơȂǠÊ
È ǵÊ ‫ال‬
È ƾŏ dzơǹō ÊƛǹÈ ȂǸÉ ƷÈ ǂÌ ÉƫǶÌ ǰō
É ǸÈƬLJƢÈ
Ì ǧǹÉ ƕǂÌ ǬÉ ÌdzơƝÊ
Bundan sonra hatip oturur ve sessizce şu duayı okur:
Ê ǸÊÈ ǴLjÌ ǸÉ ÌdzơȁÈśÊǸÊǴLjÌ ǸÉ ÌdzơȁƩƢ
Ê ÈǼǷÊ ƚÌ ǸÉ ÌdzơȁÈ ÈśÊǼǷÊ ƚÌ ÉŭơÊǂÊƟƢLjÊ
ȁÈ ǶÌ ȀÉ ÌǼǷÊ ÊƔƢÈȈƷÌ ÈȋÈơ ƩƢ
È dz ȁÈ ǶÌ ǰÉ Èdz ȁÈ ÈƢǼÈdz ÉƅơǭÈ ǁƢÈ Èƥ
Ê ȂÈ ǟÈ ƾō dzơƤȈ
Ê ȂÈ ǷÌ ÈȋÌơ
Ʃơ
Æ ǂÈǫǞÆ ȈÊǸLJ
É ƴÊ ǷÉ ƤȇÊ
È ǾÉ ōǻƛƩơ
Hatip bu duayı okuduktan sonra kalkar ve ikinci hutbeyi okur.
56
Dinî Hitabet Türü Olarak Hutbe
BİLGİ KUTUSU
Bayram hutbelerinde birinci hutbe aşağıdaki şekilde okunur:
ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơÊ ِ‫لهل‬ȁ
È ǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅÈơǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅơȁ
È ÉƅơōȏÊƛǾÈÈdzÊƛÈȏǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅÈơǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅÈơ
Ê ÈƠŏȈLJ
ƩƢ
É ǺÊ
È ÈǼLjÊ ǨÉ ÌǻÈƗ ÊǁȁǂÉ Nj
È ǽÉ ǂÊ
È ǾÉ ÉǼȈÊǠÈƬLjÌ Èǻ ȁ
È ǽÉ ƾÉ ǸÈ ƸÌ Èǻ Ê ِ‫لهل‬
Ì ǷȁƢ
Ì Ƿ ÊƅƢÊƥ ÉƿȂǠÉ Èǻ ȁ
È ǺÊ
É ǨǤÌ ÈƬLjÌ Èǻ ȁ
ƢÈǼÊdzƢǸÈ ǟÌ ÈƗ
Dzō ǔÊ ǷÉ È‫ال‬ÈǧÉƅơÊƾȀÌ ÈȇǺÌ ǷÈ ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơÊ ِ‫لهل‬ȁ
È ǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅÈơǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅơȁ
È ÉƅơōȏÊƛǾÈÈdzÊƛÈȏǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅơǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅÈơ
Ì ǴǔÌ ÉȇǺÌ ǷÈ ȁÈ ǾÉÈdz
ǾÉÈdzȅÊ
È ƽƢǿÈ È‫ال‬ÈǧDzÊ
ÉƅơōȏÊƛǾÈÈdzÊƛÈȏǹÌ ÈƗƾÉ ȀÈ njÌ ÈǻƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơÊ ِ‫لهل‬ȁ
È ǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅÈơǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅơȁ
È ÉƅơōȏÊƛǾÈÈdzÊƛÈȏǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅơǂÉ ÈƦǯÌ ÈƗÉƅÈơ
È ǂNjÈ
ƢÈǻƾÊ ŏȈLJȄÈ
È ȏ ǽÉ ƾÈ ƷÌ ȁÈ
È Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơ ǾÉÉdzȂLJÉ ǁÈ ȁÈ ǽÉ ƾÉ ÌƦǟÈ ƁƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǻƾÈ ŏȈLJ
È ǴǟÈ ǶŏÌ ǴLJȁ
È Dzŏ Ǐ
È ǹō ÈƗ ƾÉ ȀÈ njÌ Èǻ ȁÈ ǾÉÈdz ǮȇÊ
ǺȇÊ
È ǠÊ ǸÈ ƳÌ ÈƗÊǾÊƥƢƸÈ ǏÌ ÈƗȁÈ ÊǾÊdzƕȄÈǴǟÈ ȁÈ ÇƾǸō ƸÈ ǷÉ
È ǀōdzơǞÈ ǷÈ Èƅơǹō ÊƛǽÉ ȂǠȈÊ
É ǗÈƗȁÈ ÈƅơơȂǬÉ ōƫÊơÊƅơƽÈ ƢÈƦÊǟƢÈȈÈǧƾÉ ǠÌ ÈƥƢǷōÈƗś
È ǫǹÈ ȂÉǼLjÊ ƸÌ ǷÉ ǶÌ ǿÉ ǺȇÊ
Ê ǧȄÈdzƢǠÈ Èƫƅơ
ÊʼnÊǂǰÈ ÌdzơÊǾÊƥƢÈƬǯȄÊ
È ȂÌ ǬÈ ōƫơ
È ǀōdzơȁơ
É DZƢÈ
ǶȈÉ ǜÊ ǠÈ Ìdzơƅơ
ǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
È ǺÊ
È
È ǷÊƅƢÊƥ ƿÉ ȂǟÉ Èơ
Ì ƥǶÊ ȈƳǂdzơÊ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
È ǹƢǘÈ ÌȈnjdzơ
É ǩÈ ƾÈ Ǐ
È ǫƢǸÈ ǯ
È ǫƢǸȈÊ
É LJÉ ǁ
È ǫȁÈ
È ȁÌ ÈƗDZƢÈ
DZƢÈ
ǶōÈ ǴLJÈ ȁÈ ÊǾÌȈÈǴǟÈ ƅÈ
È
È ȆÊ
È ǩÈ ƾÈ Ǐ
È ǧÊƅơDZȂ
Ŏ ƦºōǼdzơDZƢÈ
É ơȄōǴǏ
2. Hutbe:
È Ljdzơ
È ǐdzơ
ś
È ǠÊ ǸÈ ƳƗÊ
ō ȁ
Ì ǾÊƥƢƸÈ ǏÌ ÈƗȁÊ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơ
È ǾÊdzƕȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È Ƨ‫ال‬
È ÈśÊǴǷÊ ÈƢǰÌdzơƾÈ ǸÌ ƷÊ
È ǴǟÈ ǵÉ ‫ال‬
ō ȁÉ
È ǬÈ ÈǧÊǾËÊȈǨÊ Ǐ
ƅơ
È ǹƢNjÊ
È ƨǷÈ ƢƼÈ ǨÈ ÊdzƢÅŻǂÊ ǰÌ ÈƫȁÈ ÊǾŏȈÊƦÈǼÊdzƢǸȈÅ ǜÊ ǠÌ Èƫ
Ç ƟƢÈǫǺÊ
È ǥÊ ǂÈ NjÊ
È ȁ
È ǂÊÅ ƦƼÌ ǷÉ DzÊ
È DŽō ǟÈ DZƢ
Ì ǷDzō Ƴ
Å Ƿƕ ȁơ
È ǹō ÊƛơǂÊ
È ƠÈǴǷÈ ȁÈ
ƢǸȈÊ
È ÉǼǷÈ ƕǺȇÊ
È ǾÌȈÈǴǟÈ ơȂŎǴǏơȂ
È ǀōdzơƢȀÈ ŎȇÈƗƢÈȇȆÊ
Å ǴLjÌ ÈƫơȂǸŏÉ ǴLJÈ ȁÊ
ŏ ƦōǼdzơȄÈǴǟÈ ǹÈ ȂŎǴǐÈ ÉȇǾÉ ÈƬǰÊ
Bundan sonra sesini biraz alçaltarak “Allahümmesalli ve Allahümmebarik” dualarını okur.
Devamında şu duayı yapar:
Ì ȁ
ƤÊ ÉƬǯơ
È ÉȈƳ
È ǸÊ ÊǴLjÌ ǸÉ ÌdzơljȂ
È ǸÊ ÊǴLjÌ ǸÉ ÌdzơDZÈ ǀÈ ƻ
È ǺÌ ǷÈ DZÌ ǀÉ ƻơ
Ì ȁ
É ǂÌ ǐÉ ÌǻơǶō ȀÉ ōǴdzÈơś
È ś
È Ǻȇ
È ƾŏ dzơǂÈ ǐÈ ÈǻǺÌ ǷÈ ǂÌ ǐÉ ÌǻơǶō ȀÉ ōǴdzÈơ
Ê ÈǼǷÊ ƚÌ ǸÉ ÌdzơȁÈ ÈśÊǼǷÊ ƚÌ ǸÌÉ ǴÊdzǂÊÌ ǨǣÌ ơǶō ȀÉ ōǴdzÈơÈśÊǠǸÈ ƳÌ ÈƗÇƾǸō ƸÈ ǷÉÊƨǷōÉƗȄÈǴǟÈ ƨÈ ÈȈÊǧƢǠÈ ÌdzơȁÈ ƨÈ ǷÈ ‫ال‬
È Ljdzơ
ÈśÊǸÊǴLjÌ ǸÉ ÌdzơȁÈ ƩƢ
ŏ
ō ȁÈ ƨÈ Ƹō ǐdzơ
È ƬǸÈ ƷÌ ǂÊÈ ƥ Ʃơ
Ê ǂdzơ
Ê ȂÈ ǷÌ ÈȋơȁÈ ǶÌ ȀÉ ÌǼǷÊ ÊƔƢÈȈƷÌ ÈȋÈơ ƩƢ
Ê ǸÊÈ ǴLjÌ ǸÉ ÌdzơȁÈ
È LJÈ ȁÈ ś
ÈśÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄÈǴǟÈ ǵÆ ‫ال‬
È ǸÊ Ʒơ
ō ǶÈ ƷÈ ǁÌ ÈƗ ƢÈȇ ǮÊ
ÈśÊÈŭƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơȁÈ
57
3. ÜNİTE
Bu duadan sonra sessizce “eûzu besmele” çeker ve sesli olarak şu ayeti mealiyle beraber
okur:
É ǠÈȇȆÊ ǤÌ ÈƦÌdzơȁÊ
ǶÌ ǰÉ ǜÊ
È ǂǰÈ ÌǼǸÉ ÌdzơȁÊ
È ƔƢnjÈ ƸÌ ǨÈ ÌdzơǺÊ ǟÈ ȄȀÈ ÌǼÈȇȁȄ
È ÈƥǂÌ ǬÉ ÌdzơȅÊƿÊƔƢÈƬȇÊƛȁÊ
È ǹƢLjÈ ƷÌ ÊȍÌơȁ
È DZÊ ƾÌ ǠÈ ÌdzƢÊƥǂÉ ǷÉ ƘÌÈȇƅơ
È ǹō Êƛ
É ǴǠÈ Èdz
ǹÈ ȁǂÉ ǯō ǀÈ ÈƫǶÌ ǰō
“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder. Hayasızlığı,
fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir.”1
Bu ayeti okuduktan sonra hatip minberden iner ve mihraba geçip cumanın iki rekât farzını
kıldırır.
Bayram hutbelerinde bu ayetin yerine İsrâ suresi’nin son ayetini okur:
Æ ǂNj
Ê ǴǸÉ ÌdzơȄÊǧǮȇÊ
ȁ
È ǾÉÈdzǺÌ ǰÉ ÈȇǶÌ Èdzȁơ
Ê ǫȁÈ
È DZŏ ǀŎ dzơǺÊ
È ǾÉÈdzǺÌ ǰÉ ÈȇǶÌ Èdzȁ
È ǮÌ
È ƾÅ Èdzȁ
È ǀÌ ƼÊ ōƬÈȇǶÌ ÈdzȅÊǀōdzơÊ ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơDzÉ
È ǷȆÊ
ŋ dzȁ
ơÅŚÊƦǰÌ ÈƫǽÉ ǂÌ ŏƦǯÈ
OKUYALIM
Hutbe dualarını ezberleyerek sınıfta birbirinize okuyunuz.
5. Hutbe Örnekleri
Hatip içinde bulunduğu ortamı ve cemaatin durumunu dikkate alarak genel kurallar çerçevesinde bir konuşma yapar. Konuşmasında dikkat edeceği hususları somut olarak görebilmesi için
aşağıda birkaç hutbe örneği verilmiştir:
Hz. Peygamberin Cuma Hutbesi
Allah Resulünün Medine’de, Salimoğullarının bulunduğu Ranuna Vadisi’nde kıldırdığı ilk cumanın hutbesi şöyle idi:
Hamt Allah’a mahsustur. Ona hamt ediyor ondan yardım, mağfiret ve hidayet talep ediyorum.
Ona iman ederim, onu inkâr etmem. ... Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Allah tektir,
ortağı yoktur. Muhammed onun kulu ve Resulüdür. Muhammed’i kıyametin yaklaştığı bir zamanda,
insanlara doğru yolu göstermek, aydınlatmak ve güzel öğüt vermek için göndermiştir. Kim Allah’a
ve Resulüne itaat ederse doğru yolu bulur. ...Size Allah’ın azabından sakınmayı tavsiye ediyorum.
Çünkü bu, bir Müslümanın diğer Müslümanı teşvik edeceği şeylerin en hayırlısıdır. Öyleyse Allah
sizi nelerden sakındırdıysa onlardan sakının. Bundan daha hayırlı bir öğüt ve daha üstün bir hatırlatma olamaz. Şüphesiz takva, Allah’a gereği gibi saygı göstererek amel eden bir kimse için, istediğimiz ahiret için doğru bir yardımcıdır. Kim davranışlarında Allah’ın rızasını gözetirse bu davranışı
1 Nahl suresi, 90. ayet.
58
Dinî Hitabet Türü Olarak Hutbe
onun için dünyada güzel bir nam bıraktığı gibi ölünce de azığa ihtiyaç duyduğu ahirette kendisine
güzel bir sermaye olur. İnsan ahirette, bunun haricinde hiçbir şeye sahip olmayı istemez ve bunun
haricindeki şeyler için, “Ne olurdu, aramızda uzun bir mesafe olaydı.” der. Allah sizi azabından
sakındırıyor. Çünkü Allah kullarına karşı çok merhametlidir. Allah her sözünde doğrudur ve sözünü
yerine getirir. O, vaadinden dönmez.
È ƥƢÈǻÈƗƢǷÈ ȁÈ ȅō ƾÈ ÈdzDZÉ ȂÈ
Allah, ƾÊ ȈÊƦǠÌ
È ǴÊdzǵÇ Ȑَّ‫ ا‬ǜÊ
Ì ǬÌdzơDZÉ ƾō ÈƦÉȇƢǷÈ “Benim katımda söz değiştirilmez. Ben kullarıma
1
zulmedici değilim.” buyurmuştur. O hâlde gizli açık hiçbir işinizde takvadan ayrılmayın. Çünkü
kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa büyük bir kazanç elde eder. Kuşkusuz takva Allah’ın azabından korur, yüzleri ağartır, Allah’ı razı eder ve dereceyi yükseltir. O hâlde kulluk etmede kusur
etmeyin. Doğrularla yalancıların ortaya çıkması için Allah size kitabını öğretmiş ve yolunu göstermiştir. Allah’ın size ihsan ettiği gibi siz
de iyilik edin. Allah’ın düşmanlarına
düşman olun. Allah yolunda gereği gibi
mücadele edin. O, sizi seçmiş ve Müslüman adını vermiştir. Güç ancak Allah’a
mahsustur. O hâlde Allah’ı çok anın ve
ahiret için çalışın. Kim, Allah’a gereği
gibi kulluk ederse Allah da onun insanlar
ile olan ilişkilerini düzeltir. Çünkü Allah
her şeye hâkimdir ve bütün âlemleri yöneten odur. Allah en yücedir, bütün güç
Peygamberimizin ilk cuma namazını kıldırdığı yerde bulunan
ve kudret onundur.2
Cuma Mescidi.
GENÇLİĞİN ÖNEMİ3
Yüce dinin değerli mensupları!
Gençlik, Yüce Allah’ın insanlara bahşettiği ömür nimetinin, çok iyi değerlendirilmesi gereken
önemli bir dönemi, bulunmaz bir fırsatıdır. Çünkü gençlik, çalışıp kazanma, evlenip aile kurma,
insanlara yararlı olma ve Allah’a ibadet etme bakımından hayatın en verimli çağıdır. Bunun için
her insan, Allah’ın verdiği bütün nimetlerden ve özellikle de gençliğini nerede ve nasıl harcadığından sorguya çekilecektir. Nitekim Yüce Allah, bu gerçeği Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade etmiştir:
ǶÊ ȈÊǠōǼdzơǺÊ ǟÈ ÇǀÊƠǷÈ ȂÌ ÈȇǺō ÉdzÈƘLjÌ ÉƬÈdzǶō ÉƯ “O gün, hepiniz bütün nimetlerden sorguya çekileceksiniz.”4
Hz. Peygamber de gençliğin önemine dikkat çekerek şöyle buyurmuştur:
“İnsanoğlu, Kıyamet gününde:
- Gençliğini nerede ve nasıl harcadığından,
1 2 3 4 Kâf suresi, 29. ayet.
Süleyman Ateş, Minberden Öğütler, s. 185-87; İsmet Demir, Hz. Muhammed’in Hutbe ve Hitabeleri, s. 59-61.
www.diyanet.gov.tr. (19.04.2002)
Tekâsür suresi, 8. ayet.
59
3. ÜNİTE
- Yaptığı işleri ne maksatla yaptığından,
- Malını nereden, nasıl kazandığından ve nerelere hacadığından,
- Vücudunu ve sağlığını nerede ve nasıl yıprattığından sorguya çekilir. Bunların hesabını
vermedikçe, yerinden ayrılamaz.”1
Aziz Müminler!
Gençlik, milletlerin geleceği ve en önemli güç kaynağıdır. Bunun için her toplum, kendi geleceğini garanti altına almak, millî ve manevi değerlerini yükseltip geliştirmek maksadıyla bilgili,
görgülü, çalışkan ve üretken nesiller yetiştirmeye önem vermektedir. Çünkü gençlerini iyi yetiştirmiş
olan toplumlar, güçlü ve sağlıklı bir yapıya kavuşmuş olurlar. Eğer gençlik ihmal edilir, zararlı alışkanlıklardan korunmazsa pek çok problem ve sıkıntıyla karşı karşıya kalınır. Toplumun güven, huzur
ve geleceği tehlikeye girer.
Değerli Müslümanlar!
İslam dini, çocukların ve gençlerin ilim, ahlak, fikir ve sanat bakımından iyi yetiştirilmelerini
öğütler. Sorunlarını karşılıklı hoşgörü ve anlayışla çözmelerini ister. Dinimiz, bunun sorumluluğunu
da başta ana baba olmak üzere topluma yüklemiştir.
Çocuklarımız ve gençlerimiz, bizim ümitlerimiz ve yarınlarımızdır. Bu nedenle onları dinî ve
millî değerlerimize bağlı yetiştirmeliyiz. Ailevi, ekonomik ve kişisel sorunlarıyla yakından ilgilenmeliyiz. Sağlıklarını bozucu her türlü etkiden koruyup onları geleceğe hazırlamalıyız.
Hutbemi, bir hadis mealiyle bitirmek istiyorum: “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden
daha değerli bir miras bırakmamıştır.”2
YAZALIM
İstediğiniz bir konuda bir hutbe yazarak sınıfta okuyunuz.
1 Tirmizî, Kıyamet, 1.
2 İbn Mâce, Mukaddime, 17.
60
Dinî Hitabet Türü Olarak Hutbe
Hutbe İzleme ve Değerlendirme Formu Örneği
Hatibin adı:
Hutbenin okunduğu yer:
Hutbenin konusu:
Sunum süresi:
Hutbenin okunacağı tarih:
Değerlendirme
Evet
Hayır
Hitap cümleleri uygun mu?
Dikkat çekici bir giriş yapıldı mı?
Konu anlaşılır bir şekilde ortaya konuldu mu?
Ayet ve hadislere yeterince yer verildi mi?
Konu cemaatin seviyesine uygun mu?
Konu haftanın veya günün önemine uygun mu?
Sonuç net olarak belirtildi mi?
Kullanılan dil ve üslup uygun mu?
Beden dili etkili ve doğru bir şekilde kullanıldı mı?
Hutbe adabına uyuldu mu?
Hatibin giyimi ve kuşamı uygun mu?
Ses tonu konu akışı içindeki anlam ve önemi yansıtıyor mu?
Konu için verilen süre istenilen şekilde kullanıldı mı?
Dinleyenlerin tepkisi olumlu mu?
DEĞERLENDİRELİM
Bir arkadaşınızın okuduğu aşağıdaki hutbeyi “Hutbe İzleme ve Değerlendirme Formu”na göre değerlendiriniz.
Bir Hutbe Örneği
Ana-Baba Hakkı
Kurtarıcı dinin bahtiyar mensupları!
Yüce Allah, bizlere huzur ve mutluluk duyacağımız pek çok nimet vermiştir. Bu nimetlerin
en önemlileri ise anne ve babamız ve diğer yakınlarımızdır. Onların varlıklarıyla sevinir, yokluklarıyla hüzünleniriz. Kederlerimizi onlarla hafifletir, sevinçlerimizi onlarla paylaşırız. Onların
varlığıyla yalnız olmadığımızın farkına varırız. Onlarla ilgilenmek Yüce Yaratıcının bir emridir.
Bunu daima hatırda tutar, davranışlarımıza bu doğrultuda yön veririz.
61
3. ÜNİTE
Aziz Müminler!
Anne ve babalarımız, bizler için hayat ve huzur kaynağıdır. Her birimiz güçsüz ve aciz bir
konumda iken, Rabb’imizin lütfuyla, anne babamızın, sevgi, şefkat ve merhamet dolu kucağında
hayata başlarız. Doğruyu, yanlışı, fedakârlığı ve diğer insani erdemleri öncelikle onlardan öğreniriz. Bu itibarla anne ve babamız, ilk rehberlerimizdir. Onun içindir ki Yüce Allah anne ve babaya
hürmeti kendisine ibadetle birlikte anmış ve bir ayette şöyle buyurmuştur:
Ì ǬÈƫȐÈَ‫ ا‬ǧƢǸÈ ǿÉ Ȑَ‫ ا‬ǯ
Ê ȁÌ ÈƗƢǸÈ ǿÉ ƾÉ ƷÈ ÈƗǂÈ ÈƦǰÊ ÌdzơǭÈ ƾÈ ÌǼǟÊ Ǻō ǤÈ ÉǴÌƦÈȇƢǷōÊƛƢÅǻƢLjÈ ƷÊ
ƢǸÈ ǿÉ ǂÌ ȀÈ ÌǼÈƫ َ‫لا‬ȁÈ ǥŌ ÉƗƢǸÈ ȀÉ ÈdzDzÉ
È ǫȁÈ
Ì ƛǺÊ ÌȇƾÈ ÊdzơȂÈ ÌdzƢÊƥȁÈ ǽÉ ƢōȇÊƛ َّ‫لا‬ÊƛơȁƾÉ ÉƦǠÌ Èƫ َّ‫لا‬ÈƗǮÈ ŎƥǁȄ
È ǔÈ
È ً‫لا‬ȂÈÌ ǫƢǸÈ ȀÉ ÈdzDzÉ
Ì ǫȁÈ
ƢÅŻǂÊ ǯ
“Rabb’in, sadece kendisine ibadet etmenizi ve ana-babaya iyi davranmanızı emretti.
Onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara ‘öf’ bile
deme! Onları azarlama, onlara tatlı ve güzel söz söyle!”1
Muhterem Müminler!
Bizler güçsüz iken, anne ve babalarımız bizlere kol kanat germiş, bizim mutluluğumuz için
nice fedakârlıklara katlanmışlardır. Bizler de onlara karşı aynı şekilde şefkat ve merhamet göstermeliyiz. Bu duruma bir ayette şöyle işaret edilmiştir: “Onların üzerlerine merhamet ve alçak
gönüllülükle kanat ger. ‘Rabb’im! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse şimdi de
sen onlara (öyle) rahmet et!’ diyerek dua et.”2
Anne ve babaya gösterilecek saygı ve sevgi onların bize yaptıklarına karşı bir teşekkür
anlamı taşımaktadır. Bu durum bir ayette şöyle belirtilmiştir: “Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten
kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana babana şükret diye
tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır.”3
Değerli Müslümanlar!
Şüphesiz her mümin, Allah’ın rızasını kazanmayı, onun ahirette sunacağı nimetlere ulaşmayı arzular. Bu amaca ulaşmada iyilik yapmanın ayrı bir yeri vardır. Unutmayalım ki anne ve
babanın hayır dua ve rızası, bu güzelliklere ulaşmanın en önemli yollarından biridir. Sevgili Peygamberimiz, “Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasında, Allah’ın öfkesi de anne ve babanın
öfkesindedir.”4 buyurmak suretiyle bu hususu dile getirmiştir. Ayrıca anne ve babaya isyan, büyük günahlar arasında sayılmıştır. Bu konuda Peygamberimiz, “Büyük günahların en ağırını
size haber vereyim mi? Allah’a şirk koşmak ve ana-babaya asi olmaktır.”5 buyurmuştur.
Aziz Cemaat!
Anne ve babamızın rızasını kazanarak onların hayır duasını almanın gayreti içinde olalım.
Onlara saygıda kusur etmeyelim. Hutbemi, Peygamberimizin bu konudaki bir öğüdüyle bitirmek
istiyorum: “Üç dua kesinlikle kabul edilir. Bunlar; mazlumun duası, misafirin duası ve annebabanın evladına yaptığı duadır.”6
1 2 3 4 5 6 İsrâ suresi, 23. ayet.
İsrâ suresi, 23-24. ayetler.
Lokman suresi, 14. ayet.
Tirmizî, Birr, 3.
Buharî, Şehadet, 10.
İbn Mace, Dua, 11.
62
Dinî Hitabet Türü Olarak Hutbe
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. Bir hutbenin hazırlanmasında nelere dikkat edilmelidir? Yazınız.
2. Hutbe hazırlanırken hangi kaynaklara müracaat edilmelidir? Belirtiniz.
3. Hutbe sunulurken hangi hususlar göz önünde bulundurulmalıdır? Söyleyiniz.
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisi bir hutbenin planında yer almaz?
A) Etkileyici bir hitap cümlesi.
B) Metnin mahiyetini bildiren konuya giriş kısmı.
C) Konuyla ilgili bir resim.
D) Ayet, hadis ve örneklerden oluşan gelişme bölümü.
E) Konuyu toparlayan ve neticeyi bildiren sonuç bölümü.
2. Aşağıdakilerden hangisi hutbe metninin yazılmasında kaçınılması gereken hususlardan
biridir?
A) Cümleler kısa ve öz olmalıdır.
B) Kavramlar çevrenin lehçesiyle ifade edilmelidir.
C) İnandırıcı ve ikna edici bir üslup kullanılmalıdır.
D) Ayet, hadis ve günlük hayattan örneklere yer verilmelidir.
D) Şahısları hedef alan sözlerden kaçınılmalıdır.
3. Aşağıdakilerden hangisi hutbe konusunu seçerken dikkat edilmesi gereken hususlardan değildir?
A) İslam’ın iman, ibadet gibi temel konularına öncelik verilmelidir.
B) Konu günün anlam ve önemine uygun olmalıdır.
C) Hatibin ve cemaatin özel sorunlarıyla ilgili olmalıdır.
D) Konu çevrenin şartlarını ve cemaatin ihtiyacını karşılar nitelikte olmaldır.
E) Konu seçiminde yeni gelişmeler dikkate alınmalıdır.
63
3. ÜNİTE
4. Hutbe hazırlanması ile ilgili aşağıdaki hususlar hangi seçenekte doğru bir şekilde sıralanmıştır?
I. Konu Seçimi
II. Bilgiyi Toplama ve Değerlendirme
III. Planlama
IV. Hutbenin Sunuluşu
V. Hutbe Metninin Hazırlanılışı
A) I-III-II-V-IV
B) I-II-III-V-IV
D) I-II-III-IV-V
E) I-IV-V-II-III
C) I-II-III-V-IV
C. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri verilen ifadelerden uygun olanları ile doldurunuz.
(minber, hitabet, misafirin duası, hatip, öğüt, hikmet, kürsü)
1. Söz söylemek ve insanları ikna etmek için yapılan etkili konuşmaya ………; topluluk karşısında etkili ve güzel konuşan kişiye de ………. denir.
2. Cuma namazının farzından önce hatip ………… denilen yüksekçe bir yerde cemaate konuşma yapar.
3. “Rabb’inin yoluna ……….. ve güzel ………. davet et. Onlarla en güzel tarzda mücadele et...” (Nahl suresi, 125. ayet.)
4. “Üç dua kesinlikle kabul edilir. Bunlar; mazlumun duası, ………… ……… ve anne
babanın evladına yaptığı duadır.” (İbn Mace, Dua, 11.)
Ç. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanı “D”, yanlış olanı “Y” ile işaretleyiniz.
(…) Hutbenin daha etkili olması için hatibin hissi ve heyecanlı olması gerekir.
(…) Peygamberimizin hutbeleri daha çok ayetlerden oluşmaktaydı.
(…) Hutbe din hizmetlerinde halkla ilişkilerin vazgeçilmez bir unsurudur.
(…) Hutbe sadece halka dini mesajı iletme vasıtasıdır.
64
4.ÜNİTE
DİNÎ HİTABET TÜRÜ OLARAK VAAZ
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. Vaaz ve irşadın toplumun dinî eğitimine katkısını araştırınız.
2. Dinlediğiniz bir vaazın sizi hangi yönleriyle etkilediğini arkadaşlarınıza
anlatınız.
3. Bir vaiz ile görüşüp vaazın hazırlanış aşamaları hakkında bilgi alınız.
Bunları arkadaşlarınızla paylaşınız.
4. Vaaz hazırlarken öncelikle hangi kaynaklardan yararlanırsınız?
Söyleyiniz.
65
4. ÜNİTE
1. Vaizlik ve Vaaz
“Öğüt ver, çünkü öğüt müminlere fayda verir.”
Zâriyât suresi, 55. ayet.
Vaaz, nasihat ve öğüt anlamlarına gelir. Terim olarak ise
nasihat etme, kalbi yumuşatacak sözlerle insanları iyiliğe ve
doğruya yönlendirmek için yapılan konuşmadır. Vaazı yapan
Yukarıdaki ayet mealini vaazın
kişiye vaiz denir. Vaaz, camide ibadet öncesi veya sonrasında
önemi açısından değerlendiriniz.
kürsüden yapılır. Ayrıca mevlit veya cenaze merasimleri gibi
çeşitli dinî törenlerde de vaaz verilebilir.1
İnsanları dinî konularda aydınlatmak, iyiliğe teşvik etmek, kötülükten sakındırmak ve duyguları canlı tutmak amacıyla vaaz verilir. Bu nedenle müftülükler, toplumun ihtiyaç ve seviyesine
göre vaaz konularını seçip planlarlar. Bir program çerçevesinde seçilip hazırlanan konular, yaygın
din eğitimi olarak yerine getirilir. Örneğin, cuma ve bayram namazlarından önce, mübarek gün ve
gecelerde de belirlenen plana ve ortama göre vaazlar verilir.
Kur’an-ı Kerim’de vaaz, öğüt ve
nasihat anlamında kullanılmıştır. Bu konuda bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
È ǟȂÌ ǷÈ ȁÈ ȃƾÅ ǿÉ ȁÈ DžƢ
Ê ōǼǴÊdz ǹÆ ƢÈȈÈƥ ơÈǀǿÈ “Bu
ÈśÊǬōƬǸÌÉ ǴÊdz ƨÆ ǜÊ
Kur’an, insanlara bir açıklama, Allah
(c.c.)’a karşı gelmekten sakınanlara bir
yol gösterme ve bir öğüt(mevize)tür.”2
İslam tarihinde ilk vaaz uygulamaları, Peygamber(s.a.v.)in Mescid-i
Nebi’deki sohbetleri ile başlamıştır. Daha
sonraları, toplumu bilinçlendirme ihtiyacından hareketle din bilginleri bu geleneSinevizyonla vaaz
ği, değişik mekânlarda bir irşat ve tebliğ hizmeti olarak devam ettirmişlerdir.
Özellikle Peygamberimiz, insanları usandırmamak için en uygun zamanı seçerek onlara nasihat ederdi. Namazlardan sonra insanların ihtiyaçlarını da dikkate alarak onlara nasihatta bulunurdu.
Örneğin, bir gün sabah namazından sonra Peygamberimizin şöyle nasihat ettiği rivayet edilmiştir:
“Allah’a karşı gelmekten sakınmanızı, onu dinlemenizi ve itaat etmenizi tavsiye ediyorum...”3
DEĞERLENDİRELİM
“Andolsun ki size gerçekleri açıklayan ve sizden önce gelip geçenlerden
bir misal ve korunanlar için bir öğüt indirdik.”
Nûr suresi, 34. ayet.
“İnsanları Rabb’inin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır…”
Nahl suresi, 125. ayet.
Yukarıdaki ayetleri vaazın önemi ve ilkeleri açısından değerlendiriniz.
1 Cemal Tosun, Recai Doğan, Hitabet ve Meslekî Uygulama Ders Kitabı, s. 101.
2 Âl-i İmrân suresi, 138. ayet.
3 Beyhakî, Sünen, C 10, s. 114.
66
Dinî Hitabet Türü Olarak Vaaz
BİLGİ KUTUSU
Diyanet İşleri Başkanlığı Görev ve Çalışma Yönergesi’nin 95. maddesinde
belirtilen vaizlerin görevlerinden bazıları şunlardır:
• Camilerde veya gerektiğinde ceza ve tevkifevleri, çocuk ıslahevleri, güçsüzler yurdu, öğrenci yurdu, hastane, fabrika ve benzeri yerlerde vaaz etmek.
• Ramazan ayı ve dinî günler dışında biri cuma vaktinde olmak üzere haftada
en az üç defa müftülükçe belirlenen yerlerde vaaz etmek. Bunlardan en az
birini dinî bilgileri öğretmek amacıyla itikat ve ibadet konularında yapmak.
• Savcılıkların talebi üzerine, ceza ve tevkifevleri ile çocuk ıslahevlerinde ilgili mevzuata göre ders vermek.
• İrşat programlarında görev almak, gerektiğinde seminer, panel, sempozyum
gibi toplantılara katılmak veya konferans vermek.
• Gerektiğinde Kur’an kursları ile hizmet içi eğitim kurslarında ders vermek.
2. Vaaz ve İrşadın Dindeki Yeri
İnsan sosyal bir varlık olduğundan hayatını ancak bir topluluk içinde sürdürebilir. Bu birlikteliğin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi için bireyler uyum içinde olmalıdır. Bu nedenle
insanlar uyum ve birlikteliği bozacak kötü söz ve davranışlardan birbirlerini sakındırmalıdır. Ku’an-ı
Kerim’de bu durum bir ayette şöyle ifade edilmiştir:
È ƠÈdzȁÉƗȁÊ
Ê ǂÉ ǠÌ ǸÈ ÌdzƢÊƥ ǹÈ ȁǂÉ ǷÉ ƘÌÈȇȁÊ
ǹÈ ȂƸÊ
É ǴǨÌ ǸÉ ÌdzơǶÉ ǿÉ ǮÊ
È ǂǰÈ ÌǼǸÉ ÌdzơǺÌ ǟÈ ǹÈ ȂÌ ȀÈ ÌǼÈȇȁ
È ǥȁ
È ǂÌȈƼÈ ÌdzơȄÈdzÊƛ ǹÈ ȂǟÉ ƾÌ Èȇ ƨÆ ǷōÉƗ ǶÌ ǰÉ ÌǼǷÊ ǺÌ ǰÉ ÈƬÌdzȁÈ “İçinizden
hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa
erenler onlardır.”1
Toplumun, dinî konularda doğru bilgi edinmesi, iman, ibadet ve ahlak esaslarını öğrenmesi
vaaz ve irşat faaliyetleri ile gerçekleşir. Böylece insanlar, bulundukları yaş ve bilgi seviyesine göre
sürekli bilgilenme fırsatı bulur, bilmedikleri konularda ve yeni gelişmeler hakkında aydınlanırlar.
Hz. Peygamber de, “Din nasihattır…”2 hadisiyle bütün insanların irşada ihtiyaçlarının bulunduğunu vurgulamıştır.
Peygamberimizle başlayan vaaz ve irşat faaliyetleri sahabe ve ondan sonra gelen nesiller tarafından da devam ettirilmiş, İslam dininin öğretiminde önemli bir metot olarak yerini almıştır.
İnsanlar, kendileri de çeşitli eserleri okuyarak birtakım dinî bilgiler elde edebilirler. Ancak
dinledikleri vaazlarla edindikleri bu bilgileri pekiştirirler ve yeni bilgiler edinir, yanlış bilgilerini
düzeltirler. Böylece hurafe ve batıl inançlardan uzaklaşarak sağlam dinî bilgilere ulaşırlar.
İnsanlar, günlük yaşamlarında bazı sorunlarla karşılaşır, dinî yaşamla ilgili sorulara cevap bulma ihtiyacı hissederler. Ayrıca bazı meşguliyetler nedeniyle yaratılış gayesini, görev ve sorumluluklarını unutabilirler. Bu durumda vaazlar ile insanlara görev ve sorumlulukları hatırlatılır ve karşılaştıkları sorunların çözümüne katkıda bulunulur.
1 Âl-i İmrân suresi, 104. ayet.
2 Müslim, İman, 95.
67
4. ÜNİTE
Vaizlik görevini yürüten kimse insanlara doğru bilgiler sunabilmek ve onları dinî konularda
aydınlatmak için gerekli araştırmaları yapar. Karşılaştıkları yeni problemlere çözüm bulmaya çalışır.
Böylece kendisini sürekli yeniler. Vaaz yoluyla toplumla sağlıklı bir iletişim kurarak onları iyi ve
doğruya yönlendirir.
BULALIM
Peygamberler, tebliğ görevlerini vaaz ve irşat metodunu da kullanarak yapmışlardır. Kur’an-ı Kerim peygamberlerin vaaz ve irşatlarından örnekler sunar.
Örneğin, A’râf suresinin 85. ayetinde Hz. Şuayb’ın kavmine verdiği öğütler
yer almaktadır: “Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki: Ey kavmim!
Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka ilahınız yoktur. Size Rabb’inizden açık bir delil
gelmiştir; artık ölçüyü, tartıyı tam yapın, insanların eşyalarını eksik vermeyin. Düzeltilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Eğer inananlar iseniz bunlar
sizin için daha hayırlıdır.”
Siz de Kur’an’dan peygamberlerin öğütlerinden örnekler bularak sınıfta okuyunuz.
3. Vaazın Hazırlanışı İle İlgili Hususlar
Vaiz, cemaatin kültür durumunu, anlayış seviyesini, ihtiyaçlarını, günün ve çevrenin şartlarını
dikkate alarak vaazın konusunu seçer. Vaazın yapılacağı yere ve zamana göre planlama yapar. Konu
ile ilgili bilgi ve dokümanları toplar. Bütün bunları değerlendirerek vaaz metnini hazırlar. İyi ve etkili
bir sunum yapabilmek için hazırladığı metni birkaç kez okuyarak gözden geçirir.
3.1. Konu Seçimi
Vaaz hazırlığı, konunun seçimi ile başlar. Vaiz, öncelikle İslam’ın iman esaslarını, ibadet ilkelerini ve ahlaki öğütlerini vaaz konusu olarak ele alır. Cemaatin ilgi, istek ve ihtiyaçlarını dikkate
alarak bir konu belirler. Konu seçiminde dinleyenlerin kültür, anlayış ve yaş seviyelerini göz önünde
bulundurur. Çevre şartlarını, içinde bulunulan zamanı ve mekânı dikkate alır. Örneğin, kutlu doğum
haftasında Peygamberimizin hayatıyla ilgili bir konu seçer.
Vaaz süresi dikkate alınarak konunun sınırlandırılması gerekir. Çünkü vaazın süresi, hutbeye
göre fazla olsa da bir konunun bütün boyutları ile incelenmesine yetmeyebilir. Örneğin, “Peygamberimizin hayatı” şeklinde genel bir konunun yerine “Bir eş olarak Hz. Muhammed” gibi sınırlı bir
konu seçilebilir.
Vaiz, gündemi iyi takip ederek cemaatin ihtiyaç duyduğu ve ilgiyle takip edeceği bir konuyu
ele alabilir. Özellikle cuma ve bayram gibi günlerde, gelişen olaylara dinî bakış açısı verebilecek bir
konu belirleyebilir.
Vaiz, kişi ve kurumları hedef alacak, toplumun birlik ve bütünlüğünü bozacak ve yanlış anlaşılmalara yol açacak konuları seçmemelidir.
68
Dinî Hitabet Türü Olarak Vaaz
BELİRTELİM
Amellerin hangisi faziletlidir? sorusuna, Peygamberimiz değişik zamanlarda, farklı kişilere şöyle cevaplar vermiştir:
•
“Az da olsa devamlı olan ameldir.”
•
“Allah için sevmek; Allah için buğzetmektir.”
•
“Oruca devam et, çünkü onun dengi yoktur.”
•
•
•
Buharî, İman, 32.
Ebu Davut, Sünen, 3.
Nesaî, Sıyam, 43.
“Kur’an’ı okuyup bitirdikten sonra yeniden okumaya başlamaktır.”
Tirmizî, Kıraat, 4.
“Allah ve Resulüne imandır.
- Sonra?
- Allah yolunda cihattır.
- Sonra?
- Kabul edilmiş hacdır.”
Buharî, İman, 18.
“Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın kimselere selam vermendir.”
Buharî, İman, 20.
Peygamberimizin aynı soruya farklı cevaplar vermesinin sebebi ne olabilir? Belirtiniz.
BULALIM
Bir ay süresince cuma namazından önce Kur’an-ı Kerim hakkında vaaz
vereceğinizi düşünerek dört tane vaaz konusu bulunuz.
• Kur’an-ı Kerim’i anlamanın önemi.
• ..........................................................................................................
• ..........................................................................................................
• ..........................................................................................................
3.2. Planlama
Vaaz, belli bir zaman içinde bir amacı karşılamak için yapılmaktadır. Bu nedenle, vaaz için
belirlenen konunun sunulacak olduğu zaman ve mekân göz önünde bulundurularak planlaması yapılmalıdır. Bir vaaz şu plana göre hazırlanabilir:
Vaazın başında, Allah’a hamt, Peygamberimize salavat içeren bir dua yer alır. Konuyla ilgili
en az bir ayet ve bir hadis seçilir.
Giriş kısmı: Cemaati öven ve onlara değer veren bir hitap cümlesi ile başlanır. Örneğin, “Değerli Din Kardeşlerim!”, “Kıymetli Dinleyenler!” gibi ifadeler kullanılabilir. Ayrıca bu cümleler vaaz
esnasında yeri geldikçe tekrar edilebilir.
69
4. ÜNİTE
Seçilmiş olan konunun takdimi yapılarak niçin seçildiği belirtilir. Örneğin, “Muhterem Müslümanlar! Hac mevsiminde bulunmamız dolayısıyla vaazımız, ‘Haccın anlam ve önemi’ hakkındadır.”
denilerek vaazın konusu hatırlatılır.
Gelişme kısmı: Konu ile ilgili ayet ve tefsirlerine, hadis ve yorumlarıyla birlikte örnek olaylara
yer verilir. Örneğin, Âl-i İmrân suresinin 96-97. ayetleri ile Hac suresinin 27-30. ayetleri tefsirleriyle
birlikte ele alınır. “Kim Allah için hacceder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsa annesinden
doğduğu günkü gibi günahlarından arınmış bir şekilde hacdan döner.”1 gibi hadislere yer verilir.
Hz. İbrahim kıssasından alıntılar yapılarak haccın tarihsel arka planından bahsedilir. Haccın insan
davranışları üzerindeki etkileri örneklerle anlatılır. Ayrıca konuyla ilgili ortaya çıkması muhtemel
olan sorulara cevaplar verilir.
Sonuç ve dua kısmı: Bu kısımda, işlenen konu ana başlıklarıyla özetlenir. Örneğin, haccın farz bir ibadet olduğu, bireysel
ve toplumsal pek çok faydasının bulunduğu
belirtilir. “Allah cemaatimize hacca gitmeyi
nasip eylesin.” şeklinde kısa bir dua ile vaaz
bitirilir.
SÖYLEYELİM
“Zekât ibadetinin toplumsal
faydaları” konulu bir vaaz hazırlayacak olsanız nasıl bir vaaz
planı yaparsınız? Söyleyiniz.
3.3. Bilgi Toplama
Vaiz, vaaz planını yaptıktan sonra Kur’an, hadis ve tefsir gibi temel kaynaklardan konusuyla
ilgili gerekli araştırmayı yapar. Ayrıca konu ile ilgili diğer ilmi eserlerden de yararlanır. Bu çalışmasında cemaatin genel yapısını, çevrenin fiziki, sosyal ve kültürel özelliklerini dikkate alır. Böylece
belirlediği konuyu doğru, anlaşılır bir şekilde cemaate aktarır.
BELİRTELİM
Diyanet İşleri Başkanlığının
internet sitesinde (www.diyanet.
gov.tr) Aylık Dergiler kısmında
yer alan vaazlardan birini inceleyerek nasıl hazırlandığını belirtiniz.
Vaaz hazırlanırken konu ile ilgili
daha önce hazırlanmış konuşmalar, makaleler ve vaaz metinleri de vaize yol gösterebilir. Günümüzde teknolojik araçlardan da yararlanılabilir. Ancak elde edilen
bilgileri, çevreye göre güncellemeden ve
yorumlamadan cemaate sunmak doğru değildir.
Yapılan araştırma sonucunda elde edilen bilgiler kaydedilir. Seçilen konunun hazırlanan plana
göre işlenmesine yardımcı olacak bu malzemeler, pratik ve kullanılışlı olması bakımından belli bir
düzene göre yazılır.
1 Buharî, Hac, 4; Müslim, Hac, 438.
70
Dinî Hitabet Türü Olarak Vaaz
3.4. Bilgiyi Değerlendirme
Vaiz, topladığı bilgileri yaptığı plana ve önem derecesine göre düzenler. Bilgileri birbirleriyle
irtibatlandırır ve bir kompozisyon düzenine göre metnini oluşturur. Yazarken kullandığı kavram ve
ifadelerin anlaşılır olmasına dikkat eder. Bigileri kısa cümlelerle ve akıcı bir üslupla verir.
Vaiz, konusuyla ilgili hazırladığı ayetlerin tefsirlerden yorumlarını okur. Hadislerin açıklamalarıyla ilgili notlarını gözden geçirir. Âlimlerin konuyla ilgili görüşlerini dikkate alır. Konuyla ilgili
kıssa, hikâye ve örnek olayları değerlendirir. Edindiği bilgiler arasından hurafe ve yanlış anlaşılmalara sebep olacak kısımları çıkarır. Bütün bunlardan sonra elde ettiği bu bilgileri muhataplarına nasıl
sunacağını tasarlar. Bu bilgiden cemaatin ne kazanacağını değerlendirip konuyu en uygun tekniklerle
doğru bir şekilde sunabileceği bir metin hazırlar.
Hazırlanan metin veya sunu cemaat karşısında baştan sona kadar okunmaz.
Bu nedenle o metnin konuşma dili ile ifadelendirilmesi gerekir. Bu aşamada metin
uzman bir kimseye okutularak onun tenkitleri alınmalıdır. Ayrıca vaiz, cemaat karşısındaymış gibi prova yapmalı, nerelerde
nasıl vurgu yapılacağını belirlemelidir.
BELİRTELİM
Sabrın önemini anlatan bir vaaz
hazırlayacak olsanız hangi ayet,
hadis, kıssa ve örneklere yer verirdiniz? Belirtiniz.
3.5. Vaazın Sunuluşu
Vaiz, hazırladığı vaazını sunmak için cemaatin karşısına geçmeden önce gerekli hazırlıkları
yapmalıdır. Kılık kıyafetinin temiz, düzgün ve uyumlu olmasına dikkat etmelidir. Ayrıca vaizin, kürsüde oturuşuyla, ses tonuyla ve beden diliyle cemaate güven vermesi gerekir.
Vaiz, konusunu sunarken sesini en uygun şekilde kullanmalıdır. Sesini beden diliyle desteklemelidir. Hazırlanan ve planlanan metne bağlı kalarak, zamanı dikkate alarak sunumunu gerçekleştirmelidir. O anda aklına gelen bir meseleden dolayı konu dışına çıkmamalıdır. Çünkü konu bir
bütün olarak sınırlı zamanda sunulmak için hazırlanmıştır. Konuşmacı vaazı zamanında bitirmelidir.
Örneğin, cuma vaazını ezan okunduğu anda tamamlamalıdır.
Vaiz, anlattığı konunun cemaat tarafından iyi anlaşılmasını sağlamak maksadıyla örnek olay
incelemesi gibi yöntemleri de kullanmalıdır. Hz. Peygamber örnekle anlatıma çokça başvurmuştur.
Örneğin, Peygamberimiz bir gün yanında bulunanlara, “Birinizin kapısının önünden bir ırmak
geçse ve o kimse de orada günde beş kere yıkansa bedeninde hiç kir kalır mı?” diye sormuştur.
Onlar da, “Kalmaz.” diye cevap verince, Hz. Peygamber, “İşte beş vakit namaz da bunun gibidir.
Allah namaz sayesinde günahları siler ve temizler.” buyurmuştur.1 Vaazın anlaşılmasını ve kalıcılığını sağlamak maksadıyla bazı yerler tekrar edilebilir. Ancak bu tekrarlar bıktıracak tarzda devamlı
olmamalıdır.
1 Buharî, Mevakit, 6.
71
4. ÜNİTE
Vaaz konusu ile ilgili ayet ve hadisler orijinal hâliyle ve usulüne uygun okunmalıdır. Ayet ve
hadislerin mealleri anlaşılır bir şekilde verilmelidir.
Vaiz, herkesin anlayacağı sade ve anlaşılır bir dil kullanmaya dikkat etmelidir. Mahallî şive
ve argo ifadelerden kaçınmalıdır. Şahısları ve kurumları hedef almamalıdır. Tartışma yaratacak ve
yanlış anlaşılacak ifadelerden uzak durmalıdır.
Vaiz, konuyu sunarken zaman zaman alıntıların kaynağını ifade etmelidir. Bu durum hem cemaati okumaya yönlendirir hem de onların dinî literatüre aşinalık kazanmalarını sağlar.
HAZIRLAYALIM
Aşağıda bir vaaz örneği verilmiştir. Siz de seçtiğiniz herhangi bir konuda
bir vaaz hazırlayarak sınıfta veya okulun uygulama mescidinde sununuz.
Vaaz Örneği
Hastalara Karşı Dinî Görevlerimiz
Ê śÊǨnjÌ ÈȇȂÈ ȀÉ ÈǧƪÉ ǓÊ
Ì ǂǷÈ ơÈƿÊƛȁÈ “Hastalandığımda bana şifayı Allah verir.”
1
Muhterem Müslümanlar! Yüce Allah okumuş olduğum ayet-i kerimede ve daha başka ayetlerde hastalığı bir vakıa olarak tanıtır. Her insan doğal olarak hastalığa yakalanabilir.
İnsanı güçten düşüren ve hareket kabiliyetini kısıtlayan hastalık; mutluluğumuzu ve yaşama
sevincimizi de etkiler. Bu nedenle bu haftaki vaazımızı “Hastalara Karşı Dinî Görevlerimiz” konusuna ayırdık. Hastalıklardan uzak, sağlık ve sıhhatli günler geçirmemizi Allah hepimize nasip eylesin.
ƢǨÅ ȈÊǠǓ
È ǹÉ ƢLjǻÊ
È ǴƻÉ ȁÈ
È ÈȏÌơ ǪÊ
İnsan, biyolojik ve psikolojik açıdan hastalanabilir özelliğe sahiptir.
“İnsan zayıf yaratılmıştır.”2 Bu itibarla insanın sağlığını korumak için yemesine, içmesine, giyimine, sıcağa, soğuğa, temizliğe, kısacası sağlık kurallarına dikkat etmesi, sağlığının kıymetini bilmesi
gerekir.
Hz.Peygamber (s.a.v.) sağlık konusunda şöyle buyurmuştur: “İki nimet vardır ki, insanların
çoğu bu konuda aldanmıştır. Bunlardan biri sağlık diğeri de boş zamandır.”3 Sahabeden Abdullah b. Ömer (r.a.) de “Sağlıklı zamanlarımızda hasta olmamak için tedbirli olmalıyız.”4 demektedir.
Zamanının cihan devletinin yöneticisi olan Kanuni Sultan Süleyman “Olmaya devlet cihanda bir
nefes sıhhat gibi” diyerek sağlığa dikkat çekmektedir.
Bir şeyin kıymeti yokluğunda bilinir. Dolayısıyla insan, hasta olmadıkça sağlığının kıymetini
bilemez. Hastalıklar insan için bir imtihandır, insana sağlığın kıymetini öğretir, Rabb’ini ve ölüm
gerçeğini hatırlatır, kalbini yumuşatır, şefkat ve merhametini artırır. Sağlığını korumak konusunda
bilinçlenmesini ve tedbirli olmasını sağlar.
1 2 3 4 Şuarâ suresi, 80. ayet.
Nisâ suresi, 28. ayet.
Tirmizî, Zühd, 1.
Buhârî, Rikak, 3
72
Dinî Hitabet Türü Olarak Vaaz
İnsan, bütün tedbirlere rağmen yine de hastalanabilir, bir kaza geçirip yaralanabilir. Bu durumda hem bizzat hastanın kendisinin tedaviye başvurması hem de yakınlarının hasta ile yakından
ilgilenip onu tedavi ettirmeleri gerekir.
A) Hasta Olunca Tedavi Olmak
İnsan, hangi hastalığa yakalanırsa yakalansın, bu hastalık, ister bedensel isterse psikolojik
olsun mutlaka tedavi yoluna gitmelidir. Şifa vermesi için Allah’a dua etmelidir. Çünkü şifayı veren Allah’tır. Kur’an’da bu husus, İbrahim peygamberin dilinden, “Hastalandığımda bana şifayı
Allah verir.”1 şeklinde ifade edilmektedir. Peygamberimiz de bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
“Ey Allah’ın kulları! Tedavi olunuz. Çünkü Allah yarattığı her hastalık için mutlaka bir şifa
yaratmıştır.”2
Bizler de hasta yakınımızın, komşumuzun veya kardeşlerimizin tedavisinde onlara yardımcı
olmalı ve şifa bulmaları için dua etmeliyiz.
Sahabeden Osman b. Ebi’l-Âs (r.a.), bir ağrısından dolayı Peygamberimize şikâyette bulunmuş, Peygamberimiz de ona; dua edip Allah’tan şifa istemesini tavsiye etmiştir.3
B) Hastaların Ziyaret Edilmesi
Sağlık gibi hastalık da insanlar içindir. Hastalık, üzüntü ve sıkıntı kaynağıdır. Bu durumda
olan insan, yakınlarını ve dostlarını yanında görmek, onların tatlı sözleri ve yardımları ile teselli bulmak ister. Yunus Emre bir dörtlüğünde hasta ziyaretini şöyle dile getirmektedir: “Bir hastaya vardın
ise,/ Bir yudum su verdin ise./ Yarın anda karşı gele,/ Hak şarabın içmiş gibi.”
Hz. Peygamber hasta ziyaretinde bulunanlar için şöyle buyurmuştur: “Kim bir hastanın hâl
ve hatırını sormaya gider veya Allah için sevdiği bir kişiyi ziyaret ederse ona bir melek şöyle
seslenir: Sana ne mutlu! Güzel bir yolculuk yaptın. Kendine cennette barınak hazırladın!”4
Hastaları ziyaret etmek Peygamberimizin sünnetidir. Peygamberimiz hasta ziyaretinde mümin, gayrimüslim ayırt etmeden her hastayı ziyaret ederdi.5 Ayrıca ashabına da hastaları ziyaret etmelerini tavsiye eder6 ve sözleriyle hasta ziyaretini teşvik ederdi. Peygamberimiz, hastayı ziyaret
etmenin Müslümanın Müslümana karşı bir görevi olduğunu belirtmiştir.7
Hasta ziyareti insani görevlerden biridir. Ayrıca hem hasta hem de ziyaret eden sevap kazanır.
Hasta ziyareti ile Müslümana karşı bir görev yerine getirilmiş olur. Hastaya moral verilmiş, hastanın gönlü alınmış, acıları paylaşılarak hafifletilmiş, yalnızlık ve kimsesizlik duygusundan kurtarılmış olur. Ona yaşama sevinci verilmiş, sosyal ilişkilerle dostluklar geliştirilmiş ve sevap kazanılmış
olur.
1 2 3 4 5 6 7 Şuarâ suresi, 80. ayet.
Buharî, Tıp, 1.
Müslim, Selam, 67.
Tirmizî, Birr, 64.
Buharî, Cenâiz, 2, 80, Merdâ, 11; Ahmed, III, 175.
Ahmed, III, 175.
Müslim, Selam, 5
73
4. ÜNİTE
Hastayı ziyaret etmekle ortaya çıkan güzel neticelerle ilgili olarak Peygamberimizin çok güzel
müjdeleri vardır. Konunun önemini dile getirmesi bakımından şu hadisi zikredebiliriz. Peygamberimiz, hasta ziyaret eden kimse için “Cennet meyvesi yemiş gibi olur.”1 buyurmuştur. Peygamberimiz bir başka hadisinde ise müminleri şöyle nitelemiştir: “Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat etmede müminlerin bir vücut gibi olduklarını görürsün. Vücudun herhangi
bir organı rahatsız olursa diğer azalar da onun acısını paylaşırlar.”2
Peygamberimizin sünneti olan hasta ziyareti, Müslümanı Allah rızasına ulaştıracak ahlaki davranışlardan biridir. Bu sebeple hasta ziyareti, vazgeçilmez bir görevdir. Bu görev yerine getirilirken
bir kısım kurallara uyulması gerekir.
C) Hasta Ziyaretinde Uyulması Gereken Kurallar
Hasta ziyaretinde aşağıdaki kurallara uyulması ahlaki bir davranıştır. Bu kurallara uyulmazsa
ziyaretten beklenen yararlar elde edilemez. Bu kuralları şöyle özetleyebiliriz:
1. Ziyaret için hasta açısından uygun bir zaman seçilir, mümkünse ziyaret saati önceden bildirilir.
2. Hasta evinde ise evine kapı çalınıp izin alınarak ve selam verilerek girilir. Hastaneye ise ziyaret saatlerinde gidilir. Hastaya sağlık ve şifa dileğinde bulunulur, “geçmiş olsun, Allah şifa versin,
nasılsınız?” gibi sözlerle hâl hatır sorulur. Hastaya iyi ve moral verici sözler söylenir. Peygamberimizin, ziyaret ettiği hastanın yanına girdiği zaman ona, “Geçmiş olsun, inşallah hastalığın günahlarını temizler.”3 dediği rivayet edilmiştir.
3. Hasta ziyareti kısa tutulur. Hastayı bir anda çok kişi ziyaret etmemelidir. Çünkü hastalara,
dışarıdan kolayca başka hastalıklar bulaştırılabilir.
Hastayı üzecek, moralini bozacak ve onu yoracak söz ve davranışlardan sakınılır. Güzel şeylerden bahsedilir. Hastanın yanında güler yüzlü olunur ve tatlı sözler söylenir.
Hastaya bir isteği olup olmadığı sorulur. Ziyarete hastanın sevdiği bir hediye, örf ve âdete
göre ihtiyacı olabileceği bir eşya ile gidilir. Ancak hediyenin hastaya ve hastalığına uygun olmasına
dikkat edilir.
4. Hastaya dua edilir. Peygamberimiz hastalara dua edilmesini teşvik ettiği ve kendisinin de
dua ettiği hadis kitaplarında bildirilmektedir. Mesela sahabeden Sa’d ibni Ebî Vakkâs (r.a.), hastalandığımda Resulullah (s.a.s.) beni ziyarete geldi ve üç defa, “Rabb’im, Sa’d’ı iyileştir”4 diye dua
etti demiştir.
5. Hasta uzakta ise veya başka sebeplerle bizzat gidilip hasta ziyaret edilemiyorsa bir başkası
aracılığı ile veya mektup, telefon gibi haberleşme araçları ile selam, sağlık ve şifa dilekleri iletilerek
bu görev yerine getirilebilir.
Sonuç olarak; hasta olan insanın tedavi olması dinî bir görev olduğu gibi hastanın ziyaret
1 2 3 4 Müslim, Birr, 42.
Buharî, Edep, 27.
Buharî, Merda, 10.
Müslim, Vasâyâ, 8.
74
Dinî Hitabet Türü Olarak Vaaz
edilmesi de dinî bir görevdir. Kurallarına uyularak yapılan hasta ziyareti hastaya moral verir, iyileşmesine katkı sağlar, dostlukları pekiştirir ve ziyaret edene sevap kazandırır.
Allah bütün hastalarımıza şifa, yakınlarına sabır versin.
Allah, hepimizi görünür görünmez her türlü kaza, bela ve musibetlerden muhafaza eylesin.
Âmin.
4. Vaaz Duaları
Vaiz, konuşmasına aşağıdaki duayı okuyarak başlar:
ś
È ǸÊ ÈdzƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ƅِ‫ هل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ Ìdzơ
È Ljdzơ
ś
È ǠÊ Ǹº
ō ȁÈ
È ǏÌ ÈƗȁÊ
È ǾÊdzƕȄǴ
È ƾǸō ƸÈ ǷÈ ƢÈǼºÊdzȂLJÉ ǁ
È ƧÈ
È ȄÈ
È ƳÌ ÈƗÊǾƏƥƢƸº
ō ȁ
È ǟÈ ȁÇ
È ǴǟÈ ǵÉ Ȑ
É Ȑǐdzơ
ÇƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢƋǼƏƥȂÉÉ ǴƍǫƤÊ
Ê ÊȈƏƦǗÈ ȄǴ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢƋǼÊdzȂLJÉ ǁ
É ǏÇ
È ȄǴ
É ǏÈ
È ǟÈ ơȂƑǴ
È ǟÈ ơȂƑǴ
ÇƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢƋǼƏƥȂƍǻƿ
È ȄǴ
É ǏÈ
È ǟÈ ơȂƑǴ
É ǞÊ ȈƏǨNj
ǶȈÉ ǰÊ ƸÈ ÌdzơǶȈƏǴ
È ÌǻÈƗǮÈ ōǻÊƛƢÈǼºÈƬºǸōÌ ǴǟÈ ƢǷÈ ōȏÊƛƢÈǼÈdzǶÌÈ ǴǟÊ ÈȏǮÈ ÈǻƢƸÈ ÌƦLJÉ
É ǠÈ Ìdzơƪº
ÉʼnÊǂǰÈ ÌdzơƽÉ ơȂō ƴÈ ÌdzơƪÈ ÌǻÈƗǮÈ ōǻÊƛƢÈǼºÈƬǸº
Ì Ȁō ÈǧƢǷÈ ōȏÊƛƢÈǼÈdzǶº
È ȀÌ ÈǧÈȏǮÈ ÈǻƢƸÈ ÌƦLJÉ
Ì ǴƷơÌ ȁÈ ȃÊǂǷÌ ÈƗȄÊdzǂÌ Ljŏ ÈȇȁÈ ȃÊǁƾÌ ǏȄÊ
ȆÊǼÈƬÌȈÈƫƕƾÌ Èǫƣŏ ǁȄÊ
Ì ƣŏ ǁÈ
È dzƵÌ ǂÈ Njơ
Ì ǷÅƧƾÈ ǬÌ ºǟÉ DzÉ
È dzȂÈÌ ǫơȂȀÉ ǬÈ ǨÌ ÈȇȄÊǻƢLjÊ
È dzǺÊ
Ê ƽƢƷÈ Èْ‫أ‬ȋơÊDzȇÊȁƘÌÈƫǺÊ
Ê ǴǸÉ ÌdzơǺÊ
ƮȇÊ
Ì ǷȆÊǼÈƬǸōÌ ǴǟÈ ȁÈ ǮÌ
ÈǷ
Ê dzƢǐdzƢÊ
ÈśƸÊ
ō ƥȆÊǼǬÌ ƸÊ ÌdzÈƗȁÈ ƢǸÅ ȀÌ ƋǧȁÈ ƢǸÌÅ ǴǟÊ ȆÊǻƽÌ ǃÊ ƣŏ ǁÈ
Èǫ
Ê ǧȄÈdzƢǠÈ Èƫ‫هلل‬ơ
ÊʼnÊǂǰÈ ÌdzơÊǾÊƥƢÈƬǯȄÊ
É DZƢÈ
ǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ
È ǷÊ‫هلل‬ƢÊƥÉƿȂǟÉ ÈƗ
ō ǹƢǘÈ ÌȈnjdzơ
ǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
Ìƥ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ‫هلل‬ơǶÊ LjÊ
ǶȈÉ ǜÊ ǠÈ Ìdzơ‫هلل‬ơ
È
É ǩÈ ƾÈ Ǐ
È ǫȁÈ
ǶōÈ ǴLJÈ ȁÈ ÊǾÌȈÈǴǟÈ ‫هلل‬ơȄō
È ȆÊ
Ŏ ƦºōǼdzơDZƢÈ
É ǴǏ
È ǫƢǸÈ ǯ
È ǫƢǸȈÊ
É LJÉ ǁ
È ȁÌ ÈƗDZƢÈ
DZƢÈ
È
È ǩÈ ƾÈ Ǐ
È ǧÊ‫هلل‬ơDZȂ
Vaaz, konunun özeti ve kısa bir dua ile bitirilir. Örneğin,
Ê ȁÈ ǵÆ ȐLJƢ
ÈśÊǸÈdzƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ȀÈ ȈÊǧ ǶÌ ȀÉ ÉƬōȈƸÊ ÈƫȁÈ Ƕō ȀÉ ōǴdzơǮÈ ÈǻƢƸÈ ÌƦLJƢ
É ȀÈ ȈÊǧ ǶÌ ǿÉ ơȂÈ ǟÌ ƽÈ
È ƅِ‫ هل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơÊǹÈƗ ǶÌ ǿÉ ơȂÈ ǟÌ ƽÈ ǂÉ ƻƕ
şeklinde dua edilebilir.
75
4. ÜNİTE
DEĞERLENDİRELİM
En son dinlediğiniz bir vaazı aşağıdaki formu kullanarak değerlendiriniz.
Vaaz İzleme ve Değerlendirme Formu
Vaizin adı:
Vaazın verildiği yer:
Vaazın konusu:
Sunum süresi:
Vaazın verileceği tarih:
Değerlendirme
Evet
Hitap cümleleri uygun mu?
Dikkat çekici bir giriş yapıldı mı?
Konu anlaşılır bir şekilde ortaya konuldu mu?
Ayet ve hadislere yeterince yer verildi mi?
Sonuç net olarak belirtildi mi?
Konu cemaatin seviyesine uygun mu?
Konu haftanın veya günün önemine uygun mu?
Kullanılan dil ve üslup uygun mu?
Beden dili etkili ve doğru bir şekilde kullanıldı mı?
Vaaz adabına uyuldu mu?
Vaizin giyimi ve kuşamı uygun mu?
Ses tonu konu akışı içindeki anlam ve önemi yansıtıyor mu?
Konu için verilen süre istenilen şekilde kullanıldı mı?
Dinleyenlerin tepkisi olumlu mu?
76
Hayır
Dinî Hitabet Türü Olarak Vaaz
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. Vaaz ve irşadın dinin öğrenilmesine katkıları nelerdir? Açıklayınız.
2. Bir vaaz planında hangi esaslar bulunmalıdır? Söyleyiniz.
3. Vaazın sunumu esnasında vaiz nelere dikkat etmelidir? Sıralayınız.
4. Vaaz hazırlanırken hangi kaynaklara müracaat edilmelidir? Belirtiniz.
5. Vaaz, dinî hitabet çeşitlerinden hangisine girer? Açıklayınız.
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisi bir vaaz planında yer almaz?
A) Dua ve hitap cümlesi.
B) Vaizi tanıtan bölüm.
C) Konuyu toparlayan sonuç kısmı.
D) Ayet, hadis ve örneklerden oluşan gelişme bölümü
E) Konunun içeriğine göre bir kıssa.
2. Aşağıdakilerden hangisi vaaz konusu seçiminde dikkat edilmesi gereken hususlardan
değildir?
A) İslam’ın iman, ibadet gibi temel konularına öncelik verilmelidir.
B) Konu zaman ve mevsim açısından uygunluk arz etmelidir.
C) Kişisel sorunlar ele alınabilir.
D) Konu çevrenin şartlarını ve cemaatin ihtiyacını karşılar nitelikte olmalıdır.
E) Yeni gelişmeler ve aydınlatıcı bilgiler vaazın konusu olabilir.
3. Aşağıdakileren hangisi vaaz hazırlama aşamalarından biri değildir?
A) Vaaz konusunun seçimi.
B) Vaazın sunulması.
C) Konu ile ilgili bilgilerin toplanıp değerlendirilmesi.
D) Vaazın verileceği caminin önceden ziyaret edilmesi.
E) Vaaz konusunun planlanması.
77
4. ÜNİTE
4. Aşağıdakilerden hangisi vaizin görevleri arasında yer almaz?
A) Gerektiğinde ceza ve tevkifevleri, çocuk ıslahevleri, güçsüzler yurdu, hastane, fabrika ve
benzeri yerlerde vaaz etmek.
B) Haftada en az üç defa müftülükçe belirlenen yerlerde vaaz etmek.
C) Savcılıkların talebi üzerine, ceza ve tevkifevleri ile çocuk ıslahevlerinde ilgili mevzuata
göre ders vermek.
D) Gerektiğinde seminer, panel, sempozyum gibi toplantılara katılmak.
E) Gerektiğinde çevre düzenlemesi yapmak.
C. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri verilen ifadelerden uygun olanları ile
doldurunuz.
(hutbe, vaaz, kürsü, din nasihattir, minber)
1. ………., nasihat etmeye, insanları iyiliğe ve doğruya yönlendirmek için yapılan konuşmalara
denir.
2. Hz. Peygamber, “………………..” buyurarak bütün insanların irşada ihtiyaçlarının
bulunduğunu vurgulamıştır.
3. Vaiz cuma ve bayramlarda …………’de oturarak vaaz verir.
Ç. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanı “D”, yanlış olanı “Y” ile işaretleyiniz.
(…) Vaaz sadece camide yapılır.
(…) Vaazda yazılı metin olmaz. Konuşma irticalen yapılır.
(…) Vaizin, hazırladığı vaazını önceden bir meslektaşına kontrol ettirmesi gerekir.
(…) Vaazlarda, kişiler hedef alınmamalı ve tartışma yaratacak ifadelerden kaçınılmalıdır.
78
5.ÜNİTE
CENAZE ADABI
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. “Kefen, defin, teçhiz, tekfin, taziye ve telkin” sözcüklerinin anlamlarını
öğreniniz.
2. Ölen kimsenin ardından yapılan işleri bir din görevlisi ile konuşunuz.
3. Şehitliğin ve gaziliğin önemi ile ilgili ayet ve hadis bularak bunları
defterinize yazınız.
79
5. ÜNİTE
1. Ölüm Anında Yapılacak İşler
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanmadın olacak,
Kim bilir, nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Cahit Sıtkı Tarancı
Otuz Beş Yaş, s. 189
Şiirin ana temasını belirtiniz.
Ölüm, her insanın karşılaşacağı bir gerçektir. Bu bir hayat kanunudur ve insanlık tarihi boyunca istisnası görülmemiştir. Kur’an-ı
Ê ȂÌ ǸÈ ÌdzơƨÉ ǬÈ ÊƟơÈƿ džÇ ǨÌ Èǻ DzŎ ǯÉ “Her canlı ölüKerim’de, ...Ʃ
mü tadacaktır...”1 buyrularak bu gerçek dile getirilmiştir. Bir başka ayette ise, “Yeryüzünde bulunan her şey fanidir.”2 buyrularak yaratılmış
olan tüm varlıkların sonlu olduğu bildirilmiştir.
Ölüm hayatın şaşmaz bir gerçeği olmasına rağmen, insanların çoğunluğu için korkulan ve istenmeyen bir durum olmuştur. Kur’an’da bu durum şöyle ifade edilmiştir: “De ki: Şüphesiz korkup
kaçtığınız ölüm, elbette size ulaşacaktır…”3 İnsanın ölümden kaçışının iki temel sebebi vardır.
Bunlardan birisi sevilen ve sahip olunan şeylerin kaybedilme endişesidir. Diğeri ise ölümle ebediyen
yok olma korkusudur.
Ahiret inancı, insanı yok olma korkusundan kurtarır. Çünkü ahirete inanan insan, ölümün
yeni ve sonsuz bir hayatın başlangıcı olduğunu bilir. Dünya hayatında sınavda olduğunun bilinci ile
yaşadığından ahiret onun için bir ödül anlamı
taşır. Bu durumda ölümden kaçışın bir anlaTARTIŞALIM
mı yoktur. Önemli olan, ölüm gerçeğine hazır
Ölüme hazırlıklı olmak ne demekolmaktır. Peygamber (s.a.v.), “İnsanların en
tir? Arkadaşlarınızla tartışınız.
akıllısı, ölümü unutmayan ve ona hazır bulunan kimsedir.”4 buyurarak bu gerçeğe işaret
etmiştir.
Ölmek üzere olan kişiye ölüm öncesi yapılacak bazı görevler vardır. Örneğin, ölüm döşeğinde
olan hastalar ziyaret edilir, kendilerine ve yakınlarına sabır tavsiyesinde bulunulur. Ayrıca bu durumda olan kimseleri; akraba, dost ve komşuları ziyaret ederek helallik alırlar.
KONUŞALIM
“Bir hastanın yanına girince ona sağlık ve uzun ömür temennisiyle
onu rahatlatın. Zira böyle yapmak onun gönlünü hoş eder.”
Tirmizî, Tıb, 35.
Yukarıdaki hadisi de dikkate alarak hastaya moral verecek söz ve davranışların neler
olabileceği hakkında arkadaşlarınızla konuşunuz.
1 2 3 4 Âl-i İmrân suresi, 185. ayet.
Rahmân suresi, 26. ayet.
Cuma suresi, 8. ayet.
İbn Mace, Zühd, 31.
80
Cenaze Adabı
İyileşme ümidi kalmamış hasta kimseye, onu incitmeyecek bir şekilde, herhangi bir vasiyetinin bulunup bulunmadığı sorulur. Vasiyette bulunursa şahitler huzurunda yazılır.
Ölmek üzere olan hasta, yüzü kıbleye gelecek şekilde sağ yanı üzerine ya da sırtüstü yatırılır.
Bu durumdaki hastanın başını hafifçe kaldırmak müstehaptır. Hasta su istediğinde, su verilebilir ya
da ıslak bir bezle dudakları ıslatılır.
Ölmek üzere olan hastaya
“kelime-i tevhit”i ya da “kelime-i
DEĞERLENDİRELİM
şehadet”i hatırlatmak sünnettir. Bu
“Kimin son sözü ‘La ilahe illallah’ olurkonu ile ilgili olarak Peygamberisa o kişi cennete girer.”
miz şöyle buyurmuştur: “Ölmek
Ebu Davut, Cenaiz, 16.
üzere olanlara ‘La ilahe illallah’
Yukarıdaki hadisi kelime-i tevhidi hatırlatmanın
sözünü hatırlatınız.”1 Bu sözleönemi açısından değerlendiriniz.
ri hastanın sevdiği birisinin, onun
duyacağı şekilde söylemesi uygun
olur. Ancak söylemesi için zorlamak doğru değildir. Bu hatırlatma, tövbeyi de içine alacak şekilde
şöyle de yapılabilir:
Ê ǠÈ ÌdzÈơƅơ
ǾÊ ÌȈÈdzÊƛƣÉ ȂƫÉ ÈƗȁ
È ǵÉ ȂŎȈǬÈ ÌdzơȆŎÈ ƸÈ ÌdzơȂÈ ǿÉ ōȏÊƛǾÈÈdzÊƛÈȏȅÊǀōdzÈơÈʼnÊǂǰÈ ÌdzÈơǶȈÈ ǜº
É ǨǤÌ ºÈƬLJÈÌ ơƅơ
É ǨǤÌ ºÈƬLJÈÌ ơ
È ǂÊ
È ǂÊ
Hastanın yanında Kur’an okumak dinimizce tavsiye edilen davranışlardandır. Özellikle Yâsîn
veya Ra’d suresi okunur. Kişi öldükten sonra, onun bulunduğu yerde yüksek sesle Kur’an okumak
mekruhtur. Fakat ölünün bulunduğu yerde sessizce ya da başka bir odada yüksek sesle okunabilir.2
Ölüm olayı gerçekleştikten sonra ölünün gözleri kapatılır. Çenesi başının üstünden bağlanır.
Elbiseleri çıkarılıp üstüne bir bez örtülür. Ayakları da başparmaklarından birbirine bağlanır. Kolları
vücuduna bitişik bir şekilde yana uzatılır. Şişmesini önlemek için ilaçlanır ya da karnı üzerine bir
demir parçası konulur. Ayrıca ölünün bulunduğu ortamda güzel kokulu buhur yakılır.
NOT EDELİM
Ölen kimsenin işlemlerini yapan kişi şu duayı okur:
Ê LJÉ ǁÊ
ǾÊ ÌȈÈǴǟÈ DzÌ Ȁŏ LJÈ ȁ
È ǽÉ ǂÈ ǷÌ ÈƗ ÊǾÌȈÈǴǟÈ ǂÌ Ljŏ Èȇ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ ÊƅơDZȂ
È ƅơǶÊ LjºÊ
È ƨōǴǷÊ ȄÈǴǟÈ ȁÊ
Ì ƥ
È ƟƖǬÈ ÊǴÊƥǽÉ ƾÌ ǠÊ LJÈÌ ơȁ
ǾÉ ÌǼǷÊ ƱÈ ǂÈ ƻƢ
È ǸÊ
È ǾÌȈÈdzÊƛƱÈ ǂÈ ƻƢ
È ǷÈ DzÌ ǠÈ ƳơÌ ȁ
È ǮÊ
È ǽÉ ƾÈ ǠÌ ÈƥƢǷÈ
ō ǷơǂÅ ÌȈƻÊ
Anlamı: “Allah’ın adıyla ve Resulullah’ın dini üzere. Allah’ım! Onun işini kolaylaştır, bundan sonrasında güçlük gösterme. Onu seni görmekle mutlu
eyle. Gittiği yeri, ayrıldığı yerden daha hayırlı eyle.”
1 Müslim, Cenaiz, 1.
2 Türkiye Diyanet Vakfı İlmihâli, (Heyet), C 1, s. 356.
81
5. ÜNİTE
Ölüm haberi, eş-dost, akraba, komşulara ve cenazeye katılmak isteyenlere duyurulur. Ölüm
haberini duyanların, “…Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz.”1 anlamındaki
ayetini okumaları öğütlenmiştir.
Ê ǁÊ
ǹÈ ȂǠÉ Ƴơ
È ǾÌȈÈdzÊƛōƢǻÊƛ ȁÊ ِ‫لهل‬ōƢǻÊƛ
Ölünün arkasından yüksek sesle ağlamak, isyana varacak davranışlarda bulunmak ve uzun
süre yas tutmak dinimizce hoş karşılanmamıştır. Üzülmek doğaldır ama aşırıya kaçmamak gerekir.
Çünkü “Ölenle ölünmez.” atasözünde belirtildiği gibi hayat devam etmektedir.
KONUŞALIM
Sevgili Peygamberimizin küçük oğlu İbrahim, sütannesinin yanında yaşıyordu. İbrahim bir buçuk yaşındayken hastalanmıştı. Sütannesi, Peygamberimize
haber gönderdi. Hz. Peygamber, yanına bazı arkadaşlarını alarak yola koyuldu.
Oğlu İbrahim’in yanına geldi. İbrahim ağır hastaydı. Onun hasta bedenini üzüntü içerisinde
süzdü ve kucağına aldı. Son nefeslerini veren İbrahim’in acısına dayanamadı. Gözlerinden
yaşlar akmaya başladı. Hem ağlıyor hem İbrahim’i bağrına basıyor, kokluyor ve öpüyordu. Peygamberimizin yanında bulunan arkadaşları bu duruma çok şaşırmışlardı. “Siz de mi
ağlıyorsunuz?” diye sordular. Sevgili Peygamberimiz şaşkınlık içinde kendisine bakan arkadaşlarına dönerek şöyle dedi: “Göz yaşarır, yürek sızlar. Ancak Rabb’imizin hoşuna
gitmeyen söz söylemeyiz. Bil ki Ey İbrahim! Ayrılığına dayanamıyoruz.”
Müslim, Fedail, 62’den öyküleştirilmiştir.
Yukarıdaki olayın vermek istediği mesaj nedir? Arkadaşlarınızla konuşunuz.
Ölen kimsenin arkasından gerekli görevleri yerine getirerek bağışlanması için Allah’a dua
etmeliyiz. Ayrıca ölüm olayından ibret almalı, bizim de bir gün mutlaka Allah’a döneceğimizi aklımızdan çıkarmadan yaşamımıza çeki düzen vermeliyiz.
OKUYALIM
Ülkemizde cenaze haberini ulaştırmak için camilerde sala okunmaktadır. Salanın sözleri şöyledir:
È LJÉ ǁƢ
ÊƅơDZȂ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
ōơ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ō ȁÈ ÉƧȐ
ÊƅơƤȈÊ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
ōơ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
È ƦƷƢ
ō ȁÈ ÉƧȐ
ÊƅơǪÌ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
Ê Ǵƻ
È ǂÈ ÌȈƻƢ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ōơ
È ƧȐ
ō ȁÉ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
ÈśÊǸÈdzƢǠÌÈ ǴÊdzƨÅ ǸÈ ƷÌ ǁƢ
ōơ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ō ȁÈ ÉƧȐ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
ś
È ŏȈÊƦōǼdzơǶÈ ÈƫƢƻƢ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ōơ
È ƧȐ
ō ȁÉ
Ê ơȁÈ ÈśÊdzȁō ÈȋÌơƾÈ ŏȈLJƢ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
ǺȇÊ
ōơ
È ǂƻȉÌ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ō ȁÈ ÉƧȐ
È LJÈ ȁÈ
ÈśÊǸÈdzƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄÈǴǟÈ ǵÆ Ȑ
È ƅƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơȁÈ ś
Yukarıdaki salayı ezberleyiniz ve usulüne uygun bir şekilde okuyunuz.
1 Bakara suresi, 156. ayet.
82
Cenaze Adabı
2. Ölünün Yıkanması ve Kefenlenmesi
İslam dinine göre ölümle başlayan süreçte Müslümanların cenaze ile ilgili yapmaları gereken
birtakım görev ve sorumlulukları vardır. Ölen bir Müslümanı yıkamak, kefenlemek, onun için namaz
kılıp dua etmek ve defnetmek Müslümanlar için farz-ı kifayedir.
Ölünün yıkanmasından defnine kadar yapılan işlere ve gerekli malzemenin sağlanmasına “teçhiz” denir. Teçhiz ile ilgili işlemler şunlardır:
Ölünün Yıkanması (Gasil): Ölüyü yıkayacak kişi (gassal) bu işi bilen ve müslüman biri olmalıdır. Ölünün yıkanacağı yerin kapalı olması ve onu yıkayanlardan başkasının cenazeyi görmemesi
uygun olur.
Ölen kimse, yıkanmak üzere “teneşir” denilen yere ayakları kıbleye gelecek şekilde sırtüstü
yatırılır. Cenazenin yıkandığı ortamda güzel kokulu buhur yakılır. Ölünün göbek ile diz kapağı arası
bir örtü ile örtülür.
Cenazeyi yıkayan kişi “Niyet ettim Allah rızası için bu ölen kimseyi yıkamaya.” diyerek niyet
eder ve besmele çekerek yıkamaya başlar. Yıkama süresince, “Ey merhametli olan Rabb’im! Bağış-
ǹÉ ƢǸÈ ƷÌ ǁƢÈ Èȇ ǮÈ ÈǻơǂÈ ǨÌ ǣÉ
der. Ölünün ağzına ve burnuna bir parça pamuk
lamanı diliyorum.” anlamında
yerleştirir. Bundan sonra eline temiz bir bez parçası alarak ılık ve temiz bir su ile yıkamaya başlar.
BELİRTELİM
BİTER
Kakılır bir yerde, kalır oyuncak,
Kurgular biter.
Ölüm... O geldi mi ne var korkacak?
Korkular biter.
Fikir, açmaz artık beyinde kuyu;
Burgular biter.
Unuturuz hayat adlı uykuyu,
Uykular biter.
Biter, her şey biter; ses, şekil ve renk,
Kokular biter.
Kabir sualiyle kapanır kepenk,
Sorgular biter.
Necip Fazıl KISAKÜREK
Çile, s. 133.
Yukarıdaki şiirde ölüm nasıl tasvir edilmiştir? Belirtiniz.
83
5. ÜNİTE
Öncelikle avret mahallini yıkar. Sonra cenazenin yüzünden başlayarak abdestini aldırır. Ağzına, burnuna su vermez. Dudaklarını, burun deliklerini ve göbek çukurunu ıslak bir bezle mesh eder.
Ellerini ve kollarını dirsekleriyle beraber yıkar. Başını mesh eder ve ayaklarını yıkar. Böylece abdesti
tamamlanmış olur.
Abdestten sonra ölünün üzerine ılık su dökerek başını sabunla yıkar. Ölüyü sol tarafına hafifçe
çevirip sağ tarafını yıkar. Daha sonra sağ tarafına doğru hafifçe çevirip sol tarafını yıkar. Bu yıkama
işlemini üç kez tekrarlar. Ölünün saç ve tırnaklarını kesmez. Ölüyü biraz kaldırarak karnını hafifçe
sıvazlar. Vücudundan herhangi bir şey çıkarsa su döküp giderir. Fakat yeniden abdest aldırmaz. Yıkama işlemi bitince havlu ile kurular. Vücuduna güzel kokular sürer.
Ölü yıkandığında bedenin zarar görme ihtimali varsa abdest aldırmadan üzerine su dökülmek
suretiyle yıkanır. Su bulunmadığı durumlarda ise teyemmüm ettirilir. Erkek ölünün, erkek; kadın
ölünün de kadın tarafından yıkanması gerekir.
Ölünün Kefenlenmesi (Tekfin): Vefat eden her mümin erkek ve kadının kefenlenmesi farz-ı
kifayedir. Yıkanmış olan ölüye kefen giydirilir. Kefen erkekler için kamîs (gömlek), izar ve lifâfe
denilen üç parça bezden oluşur. Kadınlar için beş parça olup kamîs, izar, lifâfe, baş örtüsü (himâr) ve
göğüs örtüsünden oluşur.
NOT EDELİM
Kamîs, omuzdan ayağa kadar uzanan bezdir. Yakası yoktur, ölünün başından geçirilir ve boyundan ayaklara kadar uzanır. İzar, baştan ayağa kadar uzanan bezdir. Lifâfe, baş ve ayak tarafları düğümleneceği için izardan biraz daha
uzun bezdir. Kadınlarda ise bu üç örtüye ilave olarak başa örtülecek bez ile
göğüs üzerine konulan örtü vardır.
Kefenleme işleminin yapılışı ise şöyledir:
Yıkanan ve kurulanan ölüye önce gömlek giydirilir. Ardından baştan ayağa kadar uzanan izar
sarılır. En son lifâfe sarılır. Lifâfe baş ve ayak uçlarından düğümleneceği için izara göre biraz daha
uzundur. Kefenin açılmaması için bir bez kuşakla bağlanır. Kadınlarda ise gömlek giydirildikten
sonra baş örtüsü sarılır. İzar sarıldıktan sonra göğüs örtüsü konulur. Kefenlenme işi tamamlanınca
cenaze, tabut içine konulup “musalla”ya (cenaze namazı kılınacak yere) götürülür.
Yukarıda belirtilen bezlerin hepsi bulunamazsa erkekler için izar ve lifâfe yeterli olur. Kadınlar
için de bunlara sadece başörtüsü ilave edilir. Bunlar da bulunamazsa erkek ve kadın için sadece bir
kat bez, kefen olarak yeterlidir. Kefenin beyaz renkli bezden olması tercih edilmektedir.
DRAMA YAPALIM
Sınıfta bir maket üzerinde ölünün yıkanmasını ve kefenlenmesini gösteren
bir drama yapınız.
84
Cenaze Adabı
3. Cenaze Namazı ve Duaları
Müslüman olarak ölen bir kişinin cenaze namazının kılınması farz-ı kifayedir. Cenaze namazı
daha çok ölü için bir dua özelliği taşımaktadır. Cenaze yıkanıp kefenlendikten sonra namazının kılınabilmesi için bazı şartlar vardır. Bu şartlar şunlardır:
1. Ölen kişinin Müslüman olması.
2. Yıkanmış olması.
3. Bedeninin hepsi veya başıyla birlikte bir kısmının bulunması.
4. Cenazenin cemaatin önünde ve musalla taşının üzerinde olması. Gıyaben de cenaze namazı kılınabilir.
5. Cenaze namazını kılanların ayakta olması.
Cenaze namazının kılınışı: Cenaze namazını kıldıracak olan imam, cenazenin göğüs hizasında, kıbleye doğru ayakta durur. Cemaat imamın arkasında yerini alır ve cemaatle namaz kılınır.
NOT EDELİM
Cenaze namazının şartı niyet,
rükünleri ise kıyam ve tekbirdir.
Ayrıca cenazenin erkek veya kadın,
büyük veya küçük olduğu bilinmelidir. Bunu da imam ya da müezzin
namazın başında bildirir.
İmam, ölünün kadın veya erkek oluşuna göre, “Allah için namaza, Resulullah için salavata,
ölen kimse için duaya, erkek/kadın/çocuk niyetine” diyerek niyet eder. Cemaat de aynı şekilde niyet
ederek imama uyar. İmam, ellerini kaldırarak başlama tekbirini alır. Cemaat de aynı şekilde tekbir
ō ƳÈ ȁÈ
ǭÈ ƙÉ ƢºÈǼºÈƯ Dzº
” ilave edilir. İmam
alır. Herkes içinden, “Sübhaneke” duasını okur. Duaya “
açıktan ve ellerini kaldırmadan tekbir alır. Cemaat de içinden tekbir alır. Herkes içinden “Allahümme
salli ve Allahümme barik” dualarını okur. Üçüncü tekbirden sonra bilenler cenaze namazı duasını
bilmeyenler ise Fâtiha suresini veya Rabbena dualarını okur. İmam dördüncü defa açıktan tekbir alır.
Ardından sağa ve sola selam verir. Cemaat de sessizce tekbir alarak sağa ve sola selam verir.
Cenaze namazına sonradan katılan insanlar, imam selam verdikten sonra, eksik tekbirlerini
alarak namazı tamamlarlar. Ayrıca cenaze namazı diğer namazlar gibi mekruh olan vakitlerde kılınmaz.
Cenaze Duaları: Cenaze namazında okunan dualar erkek, kadın ve çocuklar için farklı okunmaktadır.
85
5. ÜNİTE
Cenaze erkekse şu dua okunur:
ƢÈǻƾÊ ǿÊ ƢNjÈ ȁÈ ƢÈǼºÊƬŏȈǷÈ ȁÈ ƢÈǼºŏȈƸÊ
È dz ǂÊÌ ǨºÌǣơ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ
È ƿȁÈ ƢƋǻÊŚºÊƦǯÈ ȁÈ ƢÈǻǂÊ ºȈÊǤǏÈ ȁÈ ƢÈǼÊƦÊƟƢÈǣȁÈ
ƢÈǻǂÊ ǯÈ
ÊǾÊȈƷÌ ÈƘÈǧ ƢōǼǷÊ ǾÉ ÈƬÌȈºÈȈƷÌ ÈƗ ǺÌ ǷÈ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ ƢÈǻƢÈưºÌǻÉƗȁÈ
È LJÌ ÊȍÌơȄÈǴǟÈ
ȄÈǴǟÈ ǾÉ ōǧȂÈ ÈƬºÈǧƢōǼǷÊ ǾÉ ÈƬºÌȈōǧȂÈ ÈƫǺÌ ǷÈ ȁ
È ǵÊ Ȑ
ÊƨƷơ
È ŏȈǸÈ ÌdzơơÈǀǿÈ ǎ
ō ƻÉ ȁÊ
È ǂdzơ
È ƵÊ ȁÌ ǂdzƢÊ
È ǹƢÈŻÊȍÌơ
ō ȁ
ō ƥƪº
Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơÊǹơȂÈ ǓÌ ǂdzơ
È ƧǂÊ
È ƨǸº
È ƷÌ ǂdzơ
ŏ ȁÊ
È ǨºǤÌ ºǸÈ ÌdzơȁÊ
ō ȁÈ
È ǹÊÌ ƛȁÊ
È ǹÊÌ ƛ
ǹÈ Ƣǯ
Ì ƛ ȄÊǧ ƽÌ DŽÊ Èǧ ƢÅǼLjÊ ƸÌ ǷÉ ǹÈ Ƣǯ
È ǾÊǻƢLjÈ ƷÊ
ǺÈ ǷÌ ÈȋÌơ ÊǾºǬŏÈdzȁÈ ǾÉ ºÌǼǟÈ ǃÌ ȁÈ ƢƴÈ ÈƬºÈǧ ƢÅƠºȈLjÊ ǷÉ
È ƬºǸÈ ƷÌ ǂÊÈ ƥ ȄǨÈ ÌdzDŽŎ dzơȁÈ ƨÈ ǷÈ ơǂÈ ǰÈ ÌdzơȁÈ ȃǂº
ǮÊ
È njÌ ÉƦÌdzơȁÈ
Ê ǂdzơ
ś
È ǸÊ ºƷơ
ō ǶÈ ƷÈ ǁÌ ÈƗƢÈȇ
Cenaze kadın ise şu dua okunur:
ƢÈǻƾÊ ǿÊ ƢNjÈ ȁÈ ƢÈǼºÊƬŏȈǷÈ ȁÈ ƢÈǼºŏȈƸÊ
È dz ǂÊÌ ǨºÌǣơ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ
È ƿȁÈ ƢƋǻÊŚºÊƦǯÈ ȁÈ ƢÈǻǂÊ ºȈÊǤǏÈ ȁÈ ƢÈǼÊƦÊƟƢÈǣȁÈ
ƢÈǻǂÊ ǯÈ
ÊǾÊȈƷÌ ÈƘÈǧ ƢōǼǷÊ ǾÉ ÈƬÌȈºÈȈƷÌ ÈƗ ǺÌ ǷÈ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ ƢÈǻƢÈưºÌǻÉƗȁÈ
È LJÌ ÊȍÌơ ȄÈǴǟÈ
ȄÈǴǟÈ ǾÉ ōǧȂÈ ÈƬºÈǧ ƢōǼǷÊ ǾÉ ÈƬºÌȈōǧȂÈ Èƫ ǺÌ ǷÈ ȁ
È ǵÊ Ȑ
ÊƨƷơ
ō ƻÉ ȁÈ ÊǹƢÈŻÊȍÌơ
È ǂdzơ
ō ȁÈ ƵÊ ȁÌ ǂdzƢÊ
ō ƥ ƨÈ ÈƬºŏȈǸÈ Ìdzơ ÊǽǀǿÈ ǎ
Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ ÊǹơȂÈ ǓÌ ǂdzơ
È ƧǂÊ
È ƨǸº
È ƷÌ ǂdzơ
ŏ ȁÊ
È ǨºǤÌ ºǸÈ ÌdzơȁÊ
ō ȁÈ
È ǹÊÌ ƛȁÈ
È ǹÊÌ ƛ
ƪÌ ÈǻƢǯ
Ì ƛȄÊǧƽÌ DŽÊ ÈǧƨÅ ÈǼLjÊ ƸÌ ǷÉ ƪÌ ÈǻƢǯ
È ƢȀÊǻƢLjÈ ƷÊ
ǺÈ ǷÌ ÈȋÌơ ÈƢȀºǬŏÈdzȁÈ ÈƢȀºÌǼǟÈ ǃÌ ȁÈ ƢƴÈ ÈƬºÈǧ ƨÅ ÈƠºȈLjÊ ǷÉ
È ƬºǸÈ ƷÌ ǂÊÈ ƥ ȄǨÈ ÌdzDŽŎ dzơȁÈ ƨÈ ǷÈ ơǂÈ ǰÈ ÌdzơȁÈ ȃǂº
ǮÊ
È njÌ ÉƦÌdzơȁÈ
Ê ǂdzơ
ś
È ǸÊ ºƷơ
ō ǶÈ ƷÈ ǁÌ ÈƗƢÈȇ
Allah’ım! Hayatta kalanlarımızı, ölenlerimizi, burada olanlarımızı ve olmayanlarımızı,
erkeklerimizi, kadınlarımızı, küçüklerimizi ve büyüklerimizi affet. Allah’ım! Bizleri İslam
üzere yaşat ve iman üzere canımızı al. Özellikle ölen bu kişiyi kolaylığa, rahata, mağfirete
ve rızana erdir. Ya Rabb’i! Eğer bu vefat eden kişi iyi kimse ise sevabını artır, günahkâr ise
onu affet. Ey merhameti bol olan Rabb’im! Bu kişiye rahmetinle emniyet, sevinç, ikram ve
katında bir yakınlık nasip et.
Cenaze erkek çocuk ise şu dua okunur:
Cenaze kız çocuk ise şu dua okunur:
ƢÈǻƾÊ ǿÊ ƢNjÈ ȁÈ ƢÈǼºÊƬŏȈǷÈ ȁÈ ƢÈǼºŏȈƸÊ
È dz ǂÊÌ ǨºÌǣơ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ
È ƿȁÈ ƢƋǻÊŚºÊƦǯÈ ȁÈ ƢÈǻǂÊ ºȈÊǤǏÈ ȁÈ ƢÈǼÊƦÊƟƖÈǣȁÈ
ƢÈǻǂÊ ǯÈ
ÊǾÊȈƷÌ ÈƘÈǧ ƢōǼǷÊ ǾÉ ÈƬÌȈºÈȈƷÌ ÈƗ ǺÌ ǷÈ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ ƢÈǻƢÈưºÌǻÉƗȁÈ
È LJÌ ÊȍÌơ ȄÈǴǟÈ
ȄÈǴǟÈ ǾÉ ōǧȂÈ ÈƬºÈǧ ƢōǼǷÊ ǾÉ ÈƬºÌȈōǧȂÈ Èƫ ǺÌ ǷÈ ȁ
È ǵÊ Ȑ
ǾÉ ǴÌ ǠÈ Ƴơ
Ì Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơƀǗǂÈÈ ǧƢÈǼÈdzǾÉ ǴÌ ǠÈ Ƴơ
Ì Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơÊǹƢÈŻÊȍÌơ
ȁƀǠÊǧƢNjƢ
È ÈǼÈdz ǾÉ ǴÌ ǠÈ Ƴơ
Ì ƿȁƁǂƳÌ ÈƗ ƢÈǼÈdz
Ì Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ ƁǂƻÉ
ƀǠǨō njÈ ǷÉ
ƢÈǻƾÊ ǿÊ ƢNjÈ ȁÈ ƢÈǼºÊƬŏȈǷÈ ȁÈ ƢÈǼºŏȈƸÊ
È dz ǂÊÌ ǨºÌǣơ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ
È ƿȁÈ ƢƋǻÊŚºÊƦǯÈ ȁÈ ƢÈǻǂÊ ºȈÊǤǏÈ ȁÈ ƢÈǼÊƦÊƟƖÈǣȁÈ
ƢÈǻǂÊ ǯÈ
ÊǾÊȈƷÌ ÈƘÈǧ ƢōǼǷÊ ǾÉ ÈƬÌȈºÈȈƷÌ ÈƗ ǺÌ ǷÈ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ ƢÈǻƢÈưºÌǻÉƗȁÈ
È LJÌ ÊȍÌơ ȄÈǴǟÈ
ȄÈǴǟÈ ǾÉ ōǧȂÈ ÈƬºÈǧ ƢōǼǷÊ ǾÉ ÈƬºÌȈōǧȂÈ Èƫ ǺÌ ǷÈ ȁ
È ǵÊ Ȑ
Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ ƀǗǂÈÈ ǧ ƢÈǼÈdz ÈƢȀÌǴǠÈ ƳơÌ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ ÊǹƢÈŻÊȍÌơ
ƢÈǼÈdz ÈƢȀÌǴǠÈ ƳơÌ Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ ƁǂƻÉ
Ì ƿȁ ƁǂƳÌ ÈƗ ƢÈǼÈdz ÈƢȀÌǴǠÈ ƳơÌ
ƨÅ ǠÈ Ǩō njÈ ǷÉ ȁƨÅ ǠÊÈ ǧƢNjÈ
Allah’ım! Hayatta kalanlarımızı, ölenlerimizi, burada olanlarımızı ve olmayanlarımızı,
erkeklerimizi, kadınlarımızı, küçüklerimizi ve büyüklerimizi affet. Allah’ım! Bizleri İslam
üzere yaşat ve iman üzere canımızı al. Allah’ım! Sen onu bizim için önden gönderilmiş
bir sevap vesilesi yap, ecir vesilesi ve ahiret azığı eyle, onu bize şefaati kabul edilen bir
şefaatçi eyle.
TARTIŞALIM
“Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı beştir. Bunlar; (kardeşinin) selamını almak, hasta ise ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek ve hapşırdığı zaman Allah sağlık ve afiyet versin demektir.”
Buharî, Cenaiz, 2.
Yukarıdaki hadisi dikkate alarak cenaze namazına katılmanın önemini tartışınız.
86
Cenaze Adabı
4. Cenazenin Defni ve Taziye
Cenaze namazından sonra, namaza katılanlara imam, “Merhumu
nasıl bilirsiniz? İyi bir kul olduğuna
şahitlik eder misiniz? Hakkınızı helal
eder misiniz?” diye sorar. Cemaat de
ölen insana şahitlikte bulunur. Cenazenin kabre konulmasına defin denir.
Cenaze, namazın hemen ardından defin için kabre götürülür. Bu konu ile
ilgili olarak Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Cenaze defninde acele
ediniz…”1
Tabutun taşınmasına yardımcı olmak Müslümanlar için önemli bir görevdir. Peygamberimiz
ÊƅơDZȂ
Ê LJÉ ǁÊ
È ƅơǶÊ LjºÊ
È ƨōǴǷÊ ȄÈǴǟÈ ȁÊ
Ì ƥ
de tabutun taşınmasına iştirak etmiştir. Taşıma işlemi yapılırken
duasını okumak uygundur. Cenazenin götürüleceği kabir yakınsa tabut omuzlarda taşınır. Kabrin
uzak olması durumunda ise bir vasıtayla götürülmesi de mümkündür.
KONUŞALIM
TABUT
Tahtadan yapılmış bir uzun kutu,
Baş tarafı geniş, ayakucu dar.
Çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
Yarın kendileri dolduracaklar.
Her yandan küçülen bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hayalim, içinde uzanmış, kalmış.
Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.
Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değil ki bu, bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek,
Çakılır çakılmaz üstüne kapak?
Necip Fazıl KISAKÜREK
Çile, s. 69.
Şiirin ana teması üzerinde arkadaşlarınızla konuşunuz.
1 Buharî, Cenaiz, 52.
87
5. ÜNİTE
Cenazeye karşı saygılı davranmak gerekir. Ölen insana karşı saygımızı onun cenazesine katılarak gösteririz. Ayrıca yoldan geçen bir cenaze gördüğümüzde ayağa kalkmamız da ona karşı saygımızın bir ifadesidir. Diğer taraftan cenaze taşınırken yüksek sesle konuşmak, alkışlamak, slogan
atmak, sesli olarak tekbir getirmek ve Kur’an okumak uygun değildir.
BİLGİ KUTUSU
“Kim, sevabına inanarak, karşılığını sadece Allah’tan bekleyerek bir
Müslümanın cenaze namazını kılıp defnedilinceye kadar beklerse iki Uhut
Dağı kadar sevap alır. Kim de cenaze namazını kılar, defnolunmadan önce
ayrılırsa bir Uhut Dağı kadar sevap alır. ”
Müslim, Cenaiz, 56.
Defin işlemi gündüz yapılmalıdır. Bu nedenle cenazenin gömüleceği kabir önceden kazılır. Ölen kişinin yakınlarından birkaç kişi cenazeyi kabre indirir. Cenaze, kıbleye doğru sağ
tarafı üzerine yerleştirilir. Bu arada defin işlemini gerçekleştirenler taşıma işlemindeki gibi
ÊƅơDZȂ
Ê LJÉ ǁÊ
È ƅơǶÊ LjºÊ
È ƨōǴǷÊ ȄÈǴǟÈ ȁÊ
Ì ƥ duasını okurlar.
Kabrin üstünün toprak seviyesinden yüksekçe yapılması daha uygun olur. Kabirlerin karışmaması açısından baş tarafına taş dikilip yazı da yazılabilir. Kabirler için israfa varacak şekilde harcama
yapmak doğru değildir.
BELİRTELİM
MEVLANA DİYOR Kİ!
“Öldüğüm gün, tabutumu
omuzlar üzerinde gördüğün zaman, bende
bu cihanın derdi var sanma. /Bana ağlama,
vah vah deme. Şeytanın tuzağına düşersen,
vah demenin sırası o vakittir. /Cenazemi
gördüğünde, ayrılık deme. /Beni mezara
koyduklarında, elveda deme. Mezar cennet
kapısının perdesidir. /Batmayı gördün ya,
doğmayı da seyret. Güneş ile aya, batmadan
ne ziyan gelir? /Sana, batma görünür ama
o aslında doğmaya hazırlıktır. /Mezar ise
hapishane gibi görünür ama aslında canın
hapisten kurtuluşudur...”
Divan-ı Kebir’den Seçmeler,
C 2, 911. beyit.
Yukarıdaki metnin ana düşüncesini belirtiniz.
88
Cenaze Adabı
Defin işlemini bitirdikten sonra kabrin başında bekleyip dua edilir. Özellikle Yâsîn, Mülk,
İhlâs, Felâk, Nâs ve Fâtiha sureleri ile Bakara suresinin ilk beş ayeti okunur. Okunan surelerin sevabı
ölüye bağışlanır ve onun affedilmesi için dua edilir.
BİLGİ KUTUSU
Kabrin başında okunan surelerin ardından din görevlisi şu duayı okuyabilir:
Allah’ım! Bizi ve dinimizi koru. Son
nefesimizde bizi imandan ayırma. Günahlarımızdan dolayı senden korkmayan
ve bize acımayan kimselerin eline bizi bırakma. Dünya ve ahirette bize hayırlı rızık
ver. Şüphesiz sen her şeye kadirsin.
Allah’ım! Okuduğumuz Kur’an’dan
hasıl olan sevabı Peygamberimiz Hz.
Muhammed’in ruhuna, onun eşlerinin
ve ona tabi olanların ruhlarına, özellikle bu kabirde bulunan merhumun ruhuna
gönderiyoruz, ulaştır Ya Rabb’i! Ayrıca
hayatta olan ve ölen tüm müminlerin ve
Müslümanların ruhlarına gönderiyoruz
merhametinle ulaştır Ya Rabb’i!
Allah’ım! Ölülerimize rahmet eyle.
Hastalarımıza şifalar ihsan eyle. Ayıplarımızı ört. Günahlarımızı bağışla. Kusurlarımızı affet. Belalarımızı ortadan kaldır.
İhtiyaçlarımızı tamamla. Dualarımızı kabul eyle Allah’ım! Âmin.
ǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ
È ǷÊƅƢÊƥÉƿȂǟÉ Èơ
ō ǹƢǘÈ ÌȈºnjdzơ
ǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
Ê Ǹº
È ƷÌ ǂdzơÊ
Ìƥ
ō Ǻº
ō ƅơǶÊ ºLjÊ
ƪºÌ
È ǫȁÈ ƤÉ
Ì ǴLjÌ ÈƫÈȏȁÈ ƢÈǼºÈǼȇÊƽǶŏÌ ǴLJÈ ȁÈ ƢÈǼºǸŏÌ ǴLJ
È Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈơ
Ì ǴLjÈ ÉƫÈȏȁÈ ƢÈǼºÈǻƢÈŻÊơǝÊ DŽÌ ºōǼdzơ
ǺÌ ǷÈ ƢÈǼÊƥȂÉǻǀÉ ÊƥƢÈǼºÌȈÈǴǟÈ ǖŏ
È ǧƢƼº
ƢÈȈºÌǻƾŎ dzơǂÈ ÌȈƻƢ
È ÈǼºÌǫǃÉ ǁơÌ ȁÈ ƢÈǼºǸÉ ƷÈ ǂÌ ÈȇÈȏȁÈ ǮÉ
È ÈȇÈȏ
É ǴǟÈ ǮÈ ōǻÊƛÊƧǂÈ ƻȉÌ
Ê ơȁÈ
ǂȇÊ
È Dzŏ ǯȄÈ
Æ ƾÈǫƞÇ ÌȈNj
ÇƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼºŏȈÊƦÈǻƵȁ
Ê ǁȄ
È ȂÈ ÈƯDzÌ ǏÊ ȁÌ ÈƗÈ‫لـه ّم‬
É ÈdzƛǽÉ ƢÈǻÌƗǂÈÈ ǫƢǷÈ ƣơ
ُ َّ ‫اَل‬
Ê ȁÈ ǃÌ ÈƗƵơ
ÊǾǟÊ ƢÈƦºÌƫÈƗȁÊ
Ê ȁÈ ǁÌ ÈƗȄÈdzÊƛȁ
È ǾƳơ
È ǶōÈ ǴLJÈ ȁÊ
È ǾÌȈÈǴǟÈ ƅơȄō
É ǴǏÈ
Ƶơ
È ǂÌƦǬÈ ÌdzơÈǀǿÈ ȄÊǧǺÊ
Ê ȁÈ ǁÌ ÈƗȄÈdzÊƛȁÈ ƨÅ ǏƢ
Ê ǁȄ
ō ƻÊ
È ǧƽÉ ǺÌ ǷÈ Ƶȁ
É ÈdzÊƛȁÈ
Ê ǸÊÈ ǴLjÌ ǸÉ ÌdzơȁÈ ś
Ê ÈǼǷÊ ƚÌ ÉŭơȁÈ ś
ƩƢ
È ǸÊ ÊǴLjÌ ǸÉ ÌdzơȁÈ ƩƢ
È ÊǼǷÊ ƚÌ ǸÉ ÌdzơǞÊ ȈÊǸƳÈ
È ƬǸÈ ƷÌ ǂÊÈ ƥƩơ
Ê ȂÈ ǷÈ ÈȋÌơȁÈ ǶÌ ȀÉ ºÌǼǷÊ ÊƔƢÈȈƷÌ ÈȋÌơ
ǮÊ
Ê ǂdzơ
ś
È ǸÊ Ʒơ
ō ǶÈ ƷÈ ǁÌ ÈƗƢÈȇ
ǂÌ ÉƬºLJơÌ ȁƢ
È ÈǻƢǓÈ ǂÌ ǷÈ ǦÊ NjơÌ ȁƢ
È ÈǻƢÈƫȂÌ ǷÈ ǶÌ ƷÈ ǁơ
Ì Ƕō ȀÉ ºǴōdzÈƗ
ǞÌ ÈǧǁơÌ ȁÈ ƢÈǻǁȂ
É ǫǦÉ ǟÌ ơȁÈ ƢÈǼºÈƥȂÉǻƿÉ ǂÊÌ ǨºÌǣơȁÈ ƢÈǼºÈƥȂÉȈǟÉ
È ǐÉ
Ê ÈƬLJơÌ ȁƢ
ƢÈǼºÈƟƢǟÈ ƽÉ ƤÌ ƴº
Ê ǫơȁƢ
È Ʒ
È ǒÌ
È ÈǼºÊƫƢƳƢ
È ÈǼºÊƫƢºōȈÊǴÈƥ
ś
Ì ǷÊ ƕ
Cenazenin kabre konulması ve duaların okunmasının ardından cemaat dağılırken imam orada
kalır. Ölünün kabrinin baş tarafında durarak Arapça ifadelerle ona kabir sualleri ile ilgili hatırlatmalar yapar. Buna “telkin” denir. Telkin veren kimse ölüye, annesinin ve kendisinin adıyla hitap ederek
söze başlar. Örneğin, “Ey Zeynep oğlu Ali!” diye üç defa seslendikten sonra şu telkin duasını okur:
É LJÉ ǁơ
É ǷÈ ǂÌ ǯÌ
É ƿÉơ
ǁƢÈ ōǼdzơȁ
È ǺÊ
È ÌǼǯƢ
È ƨÈ ōǼƴÈ Ìdzơǹō ÈơȁÊ
È Ǫŋ Ʒ
È ƅơDZȂ
È ƅơō
Ì ǷÊǾÌȈÈǴǟÈ ƪº
È ƾÅ Ǹō ƸÈ ǷÉ ǹō Èơȁ
É ȏÊƛǾÈÈdzÊƛȉǹÈÌ ơÊƧƽÈ ƢȀÈ Nj
ǮÈ ōǻÈơȁÊ
È ƮÈ ǠÌ ÈƦÌdzơǹō Èơȁ
È ǁȂÉƦºǬÉ ÌdzơȄÊǧǺÌ ǷÈ ƮÉ ǠÈ ÌƦºÈȇƅơ
È ȀÈ ºȈÊǧƤÈ ÌȇǁÈÈ ȏƨÆÈȈÊƫƕƨÈ ǟÈ ƢLjdzơ
È Ǫŋ Ʒ
È Ǫŋ ƷÈ
ō ǹō Èơȁ
È ǹō ÈơȁƢ
89
5. ÜNİTE
È LJÌ ÊȍƢÌÊƥȁƢ
ÊƨÈƦǠÌ ǰÈ ÌdzƢÊƥȁƢ
È ǓÊ ǁÈ
È ƾǸō ƸÈ ǸÊÉ ƥȁƢ
È ǷÅ ƢǷÈ ÊƛÊǹƕǂÌ ǬÉ ÌdzƢÊƥȁƢ
È ėȈºÊƦÈǻǶōÈ ǴLJÈ ȁÊ
È ǾÌȈÈǴǟÈ ƅơȄō
È ÅǼºȇÊƽǵÊ Ȑ
È ėƥǁÊ
È ƅƢÊƥƪȈ
É ǴǏÇ
ǶÊ ȈǜÊ ǠÈ ÌdzơljÊ ǂÌ ǠÈ ÌdzơƣŎ ǁ
È ÊǼǷÊ ƚÌ ǸÉ ÌdzƢÊƥȁ
Ì ƛś
É Ǵǯō ȂÈ ÈƫÊǾÌȈÈǴǟÈ ȂÈ ǿÉ ōȏÊƛǾÈÈdzÊƛÈȏƅơ
È ƪÌ
È ƨÅ ÈǴÌƦÊǫ
È ȂÈ ǿÉ ȁ
È ÅǻơȂÈ ƻÊ
É ȆÈ ŏƥǁƢ
Anlamı: (Ey Zeynep’in oğlu Ali) Hayatta iken sorumlu olduğun ve benimsediğin şu hususları
unutmayasın. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur ve Hz. Muhammed onun elçisidir. Cennet ve cehennem haktır. Öldükten sonra dirilmek haktır. Hiç şüphesiz kıyamet gerçekleşecektir. Allah kabirlerde
olanları yeniden diriltecektir. Yine unutma ki sen; Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, peygamber olarak Muhammed’i, rehber olarak Kur’an’ı, kıble olarak Kâbe’yi ve kardeş olarak müminleri
seçmiş ve bununla mutlu olmuştun. Rabb’im olan Allah’tan başka ilah yoktur. Sadece ona tevekkül
ettim ve büyük arşın Rabb’i de odur.”
Bundan sonra üç defa,
Ì ǫÊƅơƾÈ ÌƦǟÈ ƢÈȇ
ƅơō
É ȏÊƛǾÈÈdzÊƛȉDzÉ
Üç defa,
Bir defa da,
Ìǫ
È Ljdzơ
È ǐdzơÊ
È LJÌ ÊȍÌơȆÊǼȇÊƽȁÈ ƅơ
ǵÉ Ȑ
ō ǾÌȈÈǴǟÈ ƾÆ Ǹō ƸÈ ǷÉ ȆŏȈÊƦÈǻȁÈ ǵÉ Ȑ
È DzÉ
ō ȁÈ ÉƧȐ
É ȆÈ ŏƥǁ
ÈśÊƯǁÊ ơȂÈ ÌdzơǂÉ ÌȈƻ
È ƪÈ ÌǻÈơȁơ
È ƽÅ ǂÈÌ ǧǽÉ ǁÌ ǀÈ ºÈƫÈȏƣŏ ǁÈ
der ve kabir başından ayrılır.
PAYLAŞALIM
Katıldığınız bir cenazede yapılan işlemler ile ilgili gözlemlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Cenazeyi defnedip mezarlıktan ayrıldıktan sonra,
ölen insanın yakınlarına taziyede bulunmak önemli bir
görevdir. Bu nedenle ölen insanın yakınlarını teselli eder,
acılarını paylaşır ve onlar için sabır dileriz.
Taziye, cenaze evini ve yakınlarının evlerini ziyaret ederek yapılır. Taziye için gidildiğinde; “Başınız sağ
olsun.”, “Allah sabır versin.”, “Allah’tan geldik Allah’a
döneceğiz.”, “Allah rahmet eylesin.”, “Günahlarını affetsin.”, “Hüküm Allah’ındır.” gibi sözler kullanılır. Taziye için gidilen evde uzun süre kalmak ve boş sözler
konuşmak uygun değildir. Taziye süresince komşuların
ve akrabaların yemek hazırlayıp cenaze evine getirmeleri
90
Cenaze Adabı
tavsiye edilmiştir. Peygamberimiz, Müslümanların birbirine taziyede bulunmalarının çok sevap olacağını bildirmiş ve şöyle buyurmuştur: “Musibete uğrayan kardeşine taziyede bulunan kimseye
Allah, kıyamet gününde ikram elbisesini giydirir.”1
Din görevlisinin, ölünün yakınlarını ziyaret edip onlara bu acılı günlerinde taziyede bulunması gerekir. Ölünün yakınlarını ve taziyeye gelmiş kişileri aydınlatmak için uzun olmayan bir taziye
konuşması da yapabilir. Konuşmasında ölüm ve ahiretten, ölenin arkasından iyilik yapmanın öneminden ve sabırdan bahseder.
SÖYLEYELİM
Taziye esnasında nelere dikkat edilmelidir? Söyleyiniz.
5. İslam’ın Şehitlik ve Gaziliğe Verdiği Önem
Allah yolunda mücadele ederken öldürülen kimseye şehit denir. Şehitlik, İslam dininde peygamberlikten sonra en yüksek rütbe sayılmıştır. Bir ayette, şehitliğin önemi şöyle ifade edilmiştir:
ǹÈ ȁǂÉ ǠÉ njÌ Èƫ َ‫لا‬ǺÌ ǰÊ Èdzȁ
Ê ƦLJȆÊ
Æ ȂÈ ǷÌ ÈƗÊƅơDzȈÊ
È ƔƢÆ ÈȈƷÌ ÈƗDzÌ ÈƥƩơ
È ǧDzÉ ÈƬǬÌ ÉȇǺÌ ǸÊÈ dzơȂÉdzȂÉǬÈƫ َ‫لا‬ȁÈ “Allah yolunda öldürülmüş olanlar için,
ölüler demeyin. Onlar diridirler. Fakat siz bunu kavrayamazsınız.”2 İslam dininde, vatan, namus
ve şeref gibi kutsal değerleri korumak için savaşıp ölen insan da şehit sayılır.
DEĞERLENDİRELİM
“Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma; hayır, (onlar) diridirler. Rableri katında rızıklanmaktadırlar. Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine
verdikleri ile sevinçli bir hâlde, arkalarından gelecek ve henüz kendilerine
katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı
müjdesinin sevincini duymaktadırlar...”
Âl-i İmrân suresi, 169–171. ayetler.
Yukarıdaki ayeti şehitliğin önemi açısından değerlendiriniz.
Şehitlerin kul hakkı hariç bütün günahları affedilir. Bir defasında sahabeden birisi Peygamberimize, “Allah yolunda öldürülürsem günahlarım affedilir mi?” diye sormuş, o da, “Evet, (kul)
borcu hariç, bütün günahların affedilecek. Zira Cebrail bu hususu bana haber verdi!”3 buyurmuştur.
1 Tirmizî, Cenaiz, 56.
2 Bakara suresi, 154. ayet.
3 Müslim, İmaret,117.
91
5. ÜNİTE
PANO HAZIRLAYALIM
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“Gömelim gel seni tarihe!” desem, sığmazsın.
...
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Mehmet Âkif ERSOY
Safahat, s. 411-413.
Şehitlik ve gazilikle ilgili yukarıdaki şiire
benzer yazılı ve görsel materyaller bularak bir
pano hazırlayınız.
Allah yolunda herhangi bir savaşa katılıp sağ olarak geriye dönen kimselere de gazi denir. Gazilik de İslam inancına göre şehitlik kadar önemli bir mertebedir.
Çünkü gaziler, Allah yolunda veya vatanını korumak
amacıyla bir savaşa katılmış, canını ortaya koymuş ve
sonuna kadar mücadele etmiş insanlardır. Peygamberimiz bu konuda şu müjdeli haberi vermektedir: “İki göz
cehennem ateşinde yanmaz: Biri Allah korkusundan
ağlayan göz. Biri de Allah yolunda nöbet tutarken
düşmanı gözetleyen göz.”1
Kültürümüzde, gazilik önemli bir mertebe olduğu
için, komutanlara ve devlet büyüklerine gazi unvanı verilmiş, onlar da bu unvanı taşımaktan gurur duymuşlardır. Bütün bunlar kültürümüzde vatan savunmasının, bu
uğurda savaşmanın önemli olduğunu gösteren işaretlerdir.
Kurtuluş Savaşı son gazisi Yakup Satar
Bugün bizim, vatan toprağı üzerinde hür ve rahat yaşayabilmemiz şehit ve gazilerin fedakârlıkları sayesindedir. Onlar bizim için canlarını ortaya koymuş ve her türlü sıkıntıya göğüs germişlerdir. Bizler o insanlara karşı vefalı olmalı, sürekli onları hatırlamalı, onlar için dua etmeliyiz. Şehitlerimizin mezarlarını ve yaşıyorlarsa gazilerimizi de evlerinde ziyaret etmeliyiz. Her şeyini feda
ederek savaşan gazilere her konuda yardım etmeli, onları yalnız bırakmamalıyız.
1 Tirmizî, Fedâilü’l-Cihad, 12.
92
Cenaze Adabı
LİSTELEYELİM
“Kim Allah yolunda bir askerin teçhizatını temin ederse bizzat savaşmış gibi olur. Kim, savaşa giden bir askerin geride kalan ailesini korursa
savaşa katılmış gibi olur.”
Buharî, Cihad, 38.
Yukarıdaki hadisi de dikkate alarak şehit ve gazilere karşı görevlerimizin
neler olduğunu listeleyiniz.
• Onlara ve onların emanetlerine saygılı olmalıyız.
• ....................................................................................................
• ....................................................................................................
BULALIM
Aşağıdaki hikâyeye benzer kahramanlık hikâyeleri bularak sınıfta okuyunuz.
SEYİT ÇAVUŞ
Seyit, 1889 yılında Havran ilçesinin Çamlık köyünde dünyaya gelmişti. Yoksul, topraksız bir köylünün çocuğuydu. 1909 yılında yirmi yaşında askere alındı. 1912 yılında Balkan
Savaşı’na katıldı. 1914’te I. Cihan Harbi patlayınca Seyit, terhis edilmedi. Topçu eri olarak
Çanakkale’ye gönderildi.
İri yarı, çok güçlü olan Koca Seyit, burada Rumeli yakasındaki Kilitbahir’in 28’lik Rumeli Bataryasında topçu eri olarak görevliydi.
Tarihler 18 Mart 1915’i gösterdiğinde, İngiliz donanmasının en etkili gemilerinden Ocean zırhlısı, gururlu edasıyla dumanların arasından etrafa ölüm saçarak Çanakkale Boğazı’nı
zorluyordu.
Saat 5.30 sularında müttefik filosundan bazı gemiler, kendilerini taciz eden Rumeli Mecidiyesini susturabilmek için onu çok şiddetli bir ateş altına almışlardı. Yakınlarına mermiler
düşmeye başladığı vakit, numara erleri, takım subayı Fehmi Bey’in emriyle sığınağa koştular. Ancak geride kalanların birkaçı tam istihkâmın içinde patlayan bir mermi, cephaneliği
uçurduğu vakit meydana gelen müthiş sarsıntıdan yerlere yuvarlandılar. Bir kısmı şehit olan
bu erler arasında, Edremit’in Çamlık köyünden Mehmet oğlu Seyit de bulunuyordu. Ancak
Seyit ölmemiş, hatta yaralanmamış, sadece kendinden geçmişti. Aklı başına geldiği sırada
takım arkadaşı Ali’yi gördü. Başka kimse yoktu etrafında.
-Nerede arkadaşlar? diye sordu.
-Arkadaşlar mertebelerini buldular. On dört şehit, yirmi dört yaralımız var. Ayakta bir
senle ben kaldık.
93
5. ÜNİTE
Seyit kalkıp denize doğru baktı. Düşman gemileri karaya iyice sokulmuştu. Tabyanın içindeyse 3. toptan geriye kalanı toprağa gömülmüştü. Seyit, önce gemilere, topa ve nihayet yerde
duran 215 okkalık (yaklaşık 275 kg) mermiye baktı. Kendi deyimiyle mermi ona “Beni namluya
sür!” diyordu. Arkadaşına, “Gel Ali!” dedi. “Yardım et! Şu gülleyi sırtıma alayım.” Ali önce topun, eğilim yan yatmış metaforasına, sonra şaşkın şaşkın arkadaşının yüzüne baktı:
-Kaldıramazsın Seyit! dedi.
-Bir deneyeyim hele, diye cevap verdi.
Gres yağına bulanmış mermi, önce ellerinden kaydı, parmaklarını toprağa bulayıp bir daha
tarttı. Koca Seyit mermiyi sırtına vurdu ve sendeleyerek topa doğru yürüdü, merdiven basamaklarına ayağını attı, güçlükle mermiyi namluya sürüp kamasını kapadılar. Her ikisi de numara eri
oldukları için nişangâh ve yön tayininde pek usta değildiler. Namluyu gemilere doğru çevirip
mesafeyi bildiği kadar ayarlayan Seyit, bir besmele çektikten sonra topu ateşledi.
İlk mermi uzun düştü. Bir tane daha getirip namluya sürdü. Bu defaki de kısaydı. Fakat
üçüncü mermi en öndeki geminin arka tarafında patladı ve düşman gemisinden büyük bir gürültüyle birlikte yoğun bir duman yükseldi. Gemidekilerin bağırış çağırışları duyuluyordu. Koca
Seyit’in tek başına sırtında taşıyıp topuna yerleştirdiği mermiyle vurduğu savaş gemisi Ocean’dı.
Bir İngiliz canavarı umutlarıyla birlikte Boğaz’ın sularına, daha doğrusu tarihin derinliklerine gömüldü. Seyit, dördüncü mermiyi almaya giderken etraf sakinleştiği için sığınaktan çıkan batarya
komutanı Hilmi Bey, yanında iki Alman subayıyla oraya gelmişti.
-Sen miydin Seyit, topu sen mi ateşledin? dedi.
Koca Seyit, bir çocuk gibi başını yere eğdi. Niğdeli Ali, Seyit’in mermiyi nasıl sırtlayıp
taşıdığını, altı basamak merdivenden nasıl çıkardığını anlattı. Hilmi Bey:
-Sağ ol, var ol Seyit! Şehit arkadaşlarımızın acılarını dindirdin, dedi ve onu gözlerinden
öptü.
Akşama doğru Çanakkale’deki birliğin komutanı Cevat Paşa, Koca Seyit’in 275 kg’lık
top mermisini sırtında taşırken resminin çekilmesini istedi. Fotoğrafçı geldi, hazırlıklar yapıldı.
Seyit’in mermiyi o zamanki gibi sırtında taşıması gerekiyordu. Ama Seyit ne kadar zorladıysa da
boşuna, bir türlü o mermiyi sırtlayamadı.
İbrahim Refik, Çanakkale’nin Ruh Portresi, s.139.
Hikâyelerle Din Eğitimi, s. 23-24.
94
Cenaze Adabı
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A.
Aşağıdaki bulmacayı çözünüz.
12
3
11
15
10
7/8
1
6
14
5
2
13
4
9
1. Allah yolunda herhangi bir savaşa katılıp sağ olarak geriye dönen kimse.
2. Ölen insanın yakınlarını teselli etmek, acılarını paylaşmak ve onlar için sabır dilemek.
3. Cenazenin, namaz kılınırken konulduğu yer.
4. Yakasız olup ölünün başından geçirilen ve boyundan ayaklara kadar uzanan bez.
5. Kamîs üzerine giydirilen ve baştan ayağa kadar uzanan bez.
6. Ölen kimse.
7. Cenazeyi haber vermek için camilerde minarelerden okunan dua.
8. Ölen kimsenin taşındığı tahta sandık.
9. Cenaze için toprakta kazılan yer.
10. Cenazenin yıkandığı yer.
11. Ölünün toprağa gömülmesi.
12. Baş ve ayak tarafları bağlanacağı için izardan biraz daha uzun bez.
13. Allah yolunda mücadele ederken öldürülen kimse.
14. Ölünün yıkanmasından defnine kadar yapılan işler ve gerekli malzemenin sağlanması.
15. İmamın ölünün kabrinin baş tarafında yüzüne karşı durarak Arapça ifadelerle ona kabir
sualleri ile ilgili hatırlatmalar yapması.
95
5. ÜNİTE
B. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. Ölüm anında kişiye neler yapılır? Açıklayınız.
2. Ölü nasıl yıkanır? Kısaca anlatınız.
3. Cenaze namazı nasıl kılınır? Açıklayınız.
4. Cenazenin defni nasıl olur? Anlatınız.
5. Şehit ve gazi yakınlarına nasıl davranmalıyız? Söyleyiniz.
C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisi iyileşme ümidi kalmamış hastaya yapılacak işlemlerden değildir?
A) Yakınlarıyla helalleşir.
B) Vasiyette bulunursa şahitler huzurunda yazılır.
C) Su istediğinde, su verilebilir ya da ıslak bir bezle dudakları ıslatılır.
D) Zorla da olsa “La ilahe illallah” sözü hatırlatılır.
E) Yüzü kıbleye gelecek şekilde sağ yanı üzerine ya da sırtüstü yatırılır.
2. Aşağıdakilerden hangisi ölen kimseye yapılacak işlemlerden değildir?
A) Gözleri kapatılır.
B) Ölen kimsenin yanında yüksek sesle Kur’an okunur.
C) Elbiseleri çıkarılıp üstüne bir bez örtülür.
D) Ayakları başparmaklarından bağlanır.
E) Çenesi başının üstünden bağlanır.
3. Aşağıdakilerden hangisi cenaze namazında okunacak dualardan değildir?
A) Ayete’l-Kürsi
B) Cenaze duası
D) Allahümme barik duası
E) Sübhaneke
C) Allahümme salli duası
4. Aşağıdakilerden hangisi cenaze ile ilgili yapılması tavsiye edilen davranışlardan biri değildir?
A) Ölüyü yakınlarının defnetmesi.
B) Kabrin başında dua edilmesi.
C) Cenaze töreninde alkışlanıp slogan atılması.
D) Kabrin toprak seviyesinden yüksekçe yapılması.
E) Kabrin başında telkin yapılması.
96
Cenaze Adabı
5. Aşağıdakilerden hangisi cenaze namazının kılınabilmesi için gereken şartlardandır?
A) Ölünün Müslüman olması.
B) Ölünün erkek olması.
C) Cenaze namazına en az on kişinin katılması.
D) Cenazenin eller üzerinde veya omuzlarda olması .
E) Namazın öldüğü gün kılınması.
Ç. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanı “D”, yanlış olanı ise “Y” ile işaretleyiniz.
(…) Ölmek üzere olan hasta, yüzü kıbleye gelecek şekilde sağ yanı üzerine ya da sırtüstü
yatırılır.
(…) Cenaze namazının kılınması farz-ı ayndır.
(…) Ölüm olayı gerçekleştikten sonra ölünün gözleri kapatılır. Çenesi başının üstünden bağlanır.
(…) Ölü, yıkanmak üzere “musalla” denilen yere ayakları kıbleye gelecek şekilde sırtüstü
yatırılır.
(…) Ölmek üzere olan hastaya “Kelime-i tevhit”i ya da “Kelime-i şehadet”i hatırlatmak sünnettir.
D. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri verilen ifadelerden uygun olanları ile doldurunuz.
(Fâtiha, ölüm, Rabbena, şehitlik, gazilik, Yâsîn)
1. ............... her insanın karşılaştığı bir gerçektir.
2. Cenaze namazı duasını bilmeyenler bu duaların yerine ................ suresini veya ...................
dualarını okurlar.
3. Hastanın yanında ..................... suresini okumak dinimizce tavsiye edilmiştir.
4. ...................., İslam dininde Peygamberlikten sonra en yüksek rütbe sayılmıştır.
97
ÜNİTE
6.
ÇEŞİTLİ TÖRENLERDE
DİNÎ HİTABET VE DUA
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. “Dua, hatim, mevlit, nikâh ve istiğfar” kelimelerinin anlamlarını araştırınız.
2. Bildiğiniz bir duayı okuyunuz. Bu duada kim için ve nasıl dua ettiğinizi
belirtiniz.
3. Daha önce katıldığınız dinî bir törendeki gözlemlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
4. Kur’an-ı Kerim’deki dua ayetlerinden üç tane örnek bulunuz.
5. Mübarek gün ve gecelerin, diğer vakitlerden farklı yönlerini söyleyiniz.
98
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
1. Dua ve Önemi
“Dua ibadetin özüdür.”
Tirmizî, Daavat, 1.
Yukarıdaki hadisi ibadet dua
ilişkisi bakımından değerlendiriniz.
Dua; Allah (c.c.)’a yalvarmak, dilek ve istekleri ona iletmektir. Sevinç ve üzüntüleri her şeyi bilen
ve işiten Yüce Allah ile paylaşmaktır. Kişinin Allah’ın
yüceliği karşısında güçsüzlüğünü itiraf etmesidir. Sevgi ve saygı duyguları içinde Allah ile iletişim kurması,
ondan yardım istemesi ve ona sığınmasıdır.
Yüce Allah, bizlerin yaratıcısı ve koruyucusu olarak kendisine dua etmemizi istemektedir. O,
Kuran’da ȆÊdzơȂÉƦȈƴÊ ÈƬLjÌ ÈȈÌǴÈǧȆÊǻƢǟÈ ƽÈ ơÈƿÊƛȆÊǟơƾō dzơÈƧȂÈ ǟÌ ƽÈ ƤȈ
Æ ǂÈǫȆŏǻÊƜÈǧȆŏǼǟÈ ȅÊƽƢÈƦÊǟǮÈ ÈdzÈƘLJơÈ
É ƳÊ ÉƗƤȇÊ
È ƿÊƛȁÈ “Kullarım sana, beni
sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık
veririm…”1 buyurarak dua edenlerin dualarını karşılıksız bırakmayacağını haber vermektedir.
Allah, bizleri yaratmış ve sayısız nimetler vermiştir. Verdiği nimetlerden dolayı Allah’a şükretmeli ve bizleri bu nimetlerden mahrum bırakmaması için ona içtenlikle dua etmeliyiz. Ayrıca dua,
Allah katındaki değerimizi artırır. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur: “De ki: Duanız olmasa
Rabb’im size niye değer versin?..”2
Dua etmek ibadettir. Başta namaz olmak
üzere bütün ibadetlerde dua yer almaktadır. Bu
nedenle yalnızca Allah’a ibadet ve dua ederek ondan yardım isteriz. Fâtiha suresinin “(Ya Rabb’i!)
Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım
isteriz!”3 ayetini namazların her rekâtında okuyarak bu isteğimizi dile getiririz.
Dua ile, yaptığımız hatalardan dolayı tövbe eder ve Allah’tan bağışlanma dileriz. Bununla
ilgili bir dua örneği Bakara suresinin 286. ayetinde şöyle yer almaktadır: “...Rabb’imiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma.
Rabb’imiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin
gibi ağır yük yükleme. Rabb’imiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet!
Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlamızsın.
Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”
Bazen bizi üzen olaylarla karşılaşabiliriz. Dertleri­mizi paylaşacağımız birilerine ihtiyaç duyarız. Böyle durumlarda Allah’a sığınır ve üzüntülerimizi onunla paylaşırız. Allah’ın bize yardım
1 Bakara suresi, 186. ayet.
2 Furkân suresi, 77. ayet.
3 Fâtiha suresi, 5. ayet.
99
6. ÜNİTE
edeceğini düşünür ve mutlu oluruz. Çünkü Allah’ın bizi bütün sıkıntılardan kurtaracağına inanırız.
Peygamberimiz (s.a.v.) de sıkıntılı anlarda Allah’a şöyle dua etmiştir: “Allah’ım, üzüntüden ve
kederden sana sığınırım.”1
KONUŞALIM
“El açıp yalvarmaya layık olan ancak Allah’tır. Onun dışında el açıp
dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Hâlbuki (suyu
ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır.”
Ra’d suresi, 14. ayet.
Yukarıdaki ayette vurgulanmak istenen düşünce üzerinde arkadaşlarınızla konuşunuz.
2. Dua Etmeyi Öğrenme
İnsan, istediği zaman ve içinden geldiği gibi Allah’a
dua edebilir. İsteklerini ve içinde bulunduğu durumu doğrudan Allah’a iletebilir. Hiçbir aracıya ya da özel bir yer ve
zamana ihtiyaç duymaksızın Allah’tan yardım isteyebilir.
Duada önemli olan, insanın samimiyetle içinden gelenleri
Rabb’ine iletmesidir.
Dua eden kişi, duadan önce üzerine düşen görevleri
yapmalıdır. Öncelikle iman etmeli, ibadetleri yapmalı, çalışmalı, tehlikelere karşı tedbir almalı, günahlardan kaçınmalı ve bu konularda başarılı olabilmesi için dua ederek Allah’tan yardım istemelidir.
Dua eden insan mümkünse kıbleye yönelerek diz çöküp ellerini açıp yukarı kaldırmalıdır.
Allah’ın huzurunda güçsüzlüğünü hissederek kibir, gösteriş ve gaflet gibi olumsuz niteliklerden uzak
durmalıdır. Sesini yükseltmeden saygılı bir şekilde yalvararak Allah’ı anmalıdır. Bu durum Kur’an-ı
Kerim’de şöyle ifade edilmiştir:
É ƿơȁÈ “Rabb’ini,
Ê ǏÈ ȉơْ‫ آ‬ȁÈ ȁŏ ƾÉ ǤÉ ÌdzƢÊƥDZÊ ȂÈ
ś
È ÊǴÊǧƢǤÈ ÌdzơǺÊ
Ì ǷǺÌ ǰÉ Èƫȏَ‫ ا‬ȁÈ DZƢ
È ǷÊǂȀÌ ƴÈ ÌdzơǹÈ ȁƽÉ ȁÈ ƨÅ ǨÈ ȈƻÊ ȁÈ ƢǟÅ ǂŎ ǔÈ ÈƫǮÈ LjÊ ǨÌ ÈǻȆÊǧǮÈ ōƥǁ
Ì ǬÌdzơǺÊ
È ǂÌ ǯÌ
içten yalvararak ve ürpererek yüksek olmayan bir sesle sabah ve akşam an. Sakın umursamaz
kimselerden olma.”2
Duaya Allah’a şükrederek ve Peygamberimizi överek başlamalıyız. İçimizden geldiği gibi dua
etmeliyiz. Ancak Allah’ın razı olmayacağı isteklerde bulunmamalıyız. Dualarımızda her zaman dünya
ve ahiret için iyilikler istemeliyiz. Sadece kendimiz için değil annemiz, babamız, kardeşlerimiz, arkadaşlarımız ve tüm insanlar için de dua etmeliyiz.
1 Ebu Davut, Salat, 367.
2 A’râf suresi, 205. ayet.
100
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
BİLGİ KUTUSU
Kur’an-ı Kerim’de dua örnekleri
Hadislerde dua örnekleri
“... Rabb’imiz! Bize dünyada iyilik “Ey Allah’ım! Seni sevmeyi,
ver, ahirette de iyilik ver. Bizi ateş aza- sevdiklerini sevmeyi ve sebından koru...”
veceğin işler yapmayı nasip
Bakara suresi, 201. ayet. et…”
Tirmizî, Daavat, 73.
“Rabb’im! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle. “Allah’ım! Beni doğru yola
Ey Rabb’imiz! Duamı kabul et.”
iletmeni, ahlakımı güzelleşİbrahim suresi, 40. ayet. tirmeni ve gönül zenginliği
vermeni sana karşı gelmekten
“Rabb’imiz! Hesabın görüleceği gün
sakındırmanı istiyorum.”
beni, anne babamı ve müminleri bağışMüslim, Zikir, 72.
la!”
İbrahim suresi, 41. ayet. “Allah’ım! Fayda vermeyen
ilimden, ürpermeyen kalp“…Rabb’im! Yüreğime genişlik ver.
ten, aç gözlülükten ve kabul
İşimi kolaylaştır.”
olunmayan duadan sana sığıTâ-Hâ suresi, 25-26. ayetler.
nırım.”
“…Rabb’im! İlmimi artır.”
Müslim, Zikir, 73.
Tâ-Hâ suresi, 114. ayet.
“Beni, iyilik ettiği zaman se“…Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen vinen, kötülük ettiği zaman
dünyada da ahirette de benim sahibim- pişman olanlardan eyle.”
sin. Beni Müslüman olarak öldür ve beni
İbn Mace, Edep, 57.
salihler arasına kat!”
Yûsuf suresi, 101. ayet.
Allah’ın güzel isimlerini anarak yalnızca ona dua etmeliyiz. İsrâ suresinin 110. ayetinde bu
durum şöyle ifade edilmiştir: “De ki: Dua ederken ister ‘Allah’ ister ‘Rahman’ deyin. Hangisini derseniz deyin en güzel isimler onundur…” Bizler de, “Allah’ım!”, “Ya Rabb’i!”, “Ey Yüce
Rabb’im!” gibi ifadelerle başlayarak yalnızca Allah’a dua etmeliyiz. Çünkü Allah’tan başkasına yapılan duaların her­hangi bir karşılığı yoktur. Peygamberimizin yaptığı gibi duadan sonra “Âmin”
diyerek ellerimizi yüzümüze sürmeliyiz.1
Bizler dualarımızın hemen gerçekleşmesini isteriz. Ancak bazen dualarımız hemen gerçek­
leşmez. Bu durumda aceleci olmamalı, sabırlı olmalıyız. Bununla birlikte bize düşenleri gereği gibi
yapıp ümitsizliğe kapılmamalıyız.
1 bk. Buharî, Daavat, 23; Tirmizî, Daavat, 11.
101
6. ÜNİTE
İLKELER ÇIKARALIM
“Rabb’inize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki o, haddi
aşanları sevmez. Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. (Allah’ın azabından) korkarak ve (rahmetini) umarak ona dua
edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır.”
A’râf suresi, 55–56. ayetler.
“En güzel isimler Allah’ındır. Ona bu isimlerle dua edin...”
A’râf suresi, 180. ayet.
Yukarıdaki ayetlerden dua ile ilgili ilkeler çıkarınız.
•
Yüksek sesle dua edilmemelidir.
•
........................................................................................
•
........................................................................................
•
........................................................................................
3. Mübarek Gün ve Geceler
Mübarek gün ve geceler denildiğinde akla cuma, bayKandil geceleri çevrenizde
ram ve aşure günleri ile kandil geceleri gelmektedir. Aslında
ne tür etkinliklerle kutlanmaktazamanlar ve mekânlar arasında fark ve üstünlük yoktur. Andır? Gözlemlerinizi arkadaşlarıcak bazı önemli olaylar, gerçekleştikleri zaman ve mekânları
nızla paylaşınız.
önemli hâle getirirler. Cuma gecesi ve günü, bayram günleri,
Mevlit, Regaip, Berat, Miraç ve Kadir geceleri bu önemli gün ve gecelerdendir.1 Peygamberimiz bir
hadisinde bazı gecelerin önemini şöyle dile getirmiştir: “Beş gece vardır ki onlarda yapılan dualar
geri çevrilmez. Bunlar; recep ayının ilk (cuma) gecesi, şaban ayının ortasında bulunan gece,
cuma gecesi, ramazan ve kurban bayramı geceleridir.”2
Müslümanlar için en önemli günlerden birisi cuma günüdür. Çünkü cuma namazı sadece cuma
günü kılınabilir. Bu namazla müminler bir araya gelir, kaynaşır, dertlerini paylaşır ve birbirlerine
yardımcı olurlar. Cuma gününün değerini Peygamberimiz şöyle dile getirir: “Günlerin en hayırlısı,
cuma günüdür…”3
Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olmak üzere bir yılda iki dinî bayram vardır. Bu günlerde bayram namazı kılınır. Çeşitli etkinliklerle kutlanan bayramlar, insanların kaynaşmalarını sağlar, aralarındaki sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı güçlendirir.
Aşure, muharrem ayının 10. günüdür. Peygamberimiz, muharrem ayının 9 ve 10 veya 10 ve
11. günlerini oruçlu geçirmeyi tavsiye etmiştir.4
1 2 3 4 Cemal Tosun, Recai Doğan, Hitabet ve Meslekî Uygulama Ders Kitabı, s. 111, 112.
Beyhaki, Sünen, C 3, s. 342.
Riyazü’s-Salihin, C 2, s. 440.
Buharî, Savm, 69.
102
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
Mübarek gecelerin ilki Mevlit
Kandili’dir. Peygamberimizin doğduğu
gecenin yıl dönümü Mevlit Kandili olarak kutlanır. Bu gecede Peygamberimizi
tanıtan toplantılar ve konuşmalar yapılır.
Kur’an-ı Kerim ve mevlit okunarak dua
ve ibadet edilir. Ayrıca Mevlit Kandili’ne
rastlayan hafta, Kutlu Doğum Haftası
olarak kutlanır.
BİLGİ KUTUSU
Osmanlı padişahı II. Selim döneminden itibaren, mübarek gecelerde
camiler aydınlatılarak, minarelerde
kandiller yakıldığı için bu gecelere
kandil geceleri denilmiştir.
Regaip Kandili, Recep ayının
ilk cuma gecesinde kutlanır. Regaip
kelime olarak; rağbet olunan, çok
istenilen şeyler anlamlarına gelir.
Müslümanlar Regaip Kandili’nde
Allah’ın rahmetine sığınarak ondan
bağışlanma isterler. Böylece recep,
şaban ve ramazan ayını kapsayan üç
aylara hazırlanmış olurlar.
Recep ayının yirmi yedinci
gecesinde Miraç Kandili kutlanır.
Kandil geceleri yapılan çeşitli etkinliklerle kutlanır.
Hz. Muhammed, bu gece Mekke
şehrinden alınmış ve Kudüs’e getirilmiştir. Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’dan ayrılarak göklere
yükseltilmiştir. Bu geceye, göklere yükselmek anlamına gelen “Miraç” adı verilmiştir. Ayrıca bu
gecede beş vakit namaz Müslümanlara farz kılınmıştır.
Üç ayların ikincisi Şaban ayıdır. Bu ayın on beşinci gecesinde Berat Kandili kutlanır. Berat,
temize çıkma ve günahlardan kurtulma anlamlarına gelir. Bu nedenle Müslümanlar bu gecede günahlarının bağışlanması için Allah’a tövbe ve dua ederler.
Kadir kelime olarak; değer, kıyNOT EDELİM
met ve itibar anlamlarına gelir. Kadir
Gecesi’nin değeri ise Kur’an-ı Kerim’in
Peygamberimiz, Hz. Ayşe validemize Kadir Gecesi’nde şöyle dua
ilk kez o gece indirilmeye başlanmaetmesini söylemiştir: “Allah’ım! Sen
sındandır. Kadir Gecesi, üç ayların soaffedicisin, affetmeyi seversin, beni
nuncusu olan ramazan ayının yirmi yeaffet.”
dinci gecesine rastlamaktadır. Kur’an-ı
Tirmizî, Daavat, 89.
Kerim’de Kadir Gecesi’nin önemi şöyle
dile getirilmiştir: “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu
sen bilir misin? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler
ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece esenlik, gün ağarıncaya kadar sürer.”1
1 Kadir suresi, 1-5. ayetler.
103
6. ÜNİTE
Dinimizce mübarek kabul edilen gün ve geceler, dinî hayatın canlanmasını ve inananların yeni
bir güç kazanmalarını sağlar. Çünkü bu gün ve gecelerde Müslümanlar daha fazla ibadet ederler.
Mübarek günlerin gündüzlerini oruç tutarak, gecelerini ise namaz kılarak, Kur’an okuyarak ve dua
ederek geçirirler.
Mübarek gün ve gecelerde durumu iyi olanlar, ihtiyaç sahiplerine yardım ederler. Komşular
ve akrabalar birbirlerine ikramda bulunarak kandillerini kutlarlar. Bu gün ve geceler için hazırlanan
özel programlara katılırlar. Böylece mübarek gün ve geceler, insanlar arasındaki sevgi ve merhamet
duygularının gelişmesine, toplumsal birlik ve beraberliğe katkı sağlar.
Din görevlisi böyle gün ve gecelerde cemaate katılımın yüksek olacağını düşünerek camide
gerekli hazırlıkları yapar. O günün veya gecenin önemini ifade eden vaaz, Kur’an tilaveti, ilahiler ve
duadan oluşan bir program hazırlar. Böylece toplumun mübarek gün ve gecelerin heyecanını doyasıya yaşamasına katkıda bulunur.
GRUP ÇALIŞMASI
Sınıfınızda beş grup oluşturarak kandil gecelerini aranızda paylaşınınız. Grup olarak size düşen kandil gecesi için camide uygulayabileceğiniz bir program hazırlayınız. Hazırladığınız programı sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.
4. Hatim, Mevlit ve Duaları
Hatim; mühürlemek, bitirmek ve taBir adam Peygamberimize, “Allah katınmamlamak anlamlarına gelir. Kur’an’ın
da ameli en değerli olan kimdir?” diye sorunca
baştan sona okunup bitirilmesine de “hatim”
Peygamberimiz, “Kur’an’ı başından sonuna
denilmektedir. Türkçemizde bazen hatim
kadar okuyan, bitirince tekrar başlayandır.”
buyurmuştur.
yerine “hatim indirmek” ifadesi de kullanılTirmizî, Kıraat, 4.
maktadır. Kur’an’ın okunması tamamlanYukarıdaki hadiste verilmek istenen medıktan sonra bir tören yapılması gelenek
saj nedir?
hâline gelmiştir. Hatim indirilince başa dönülür, Fâtiha suresi ve Bakara suresinin ilk
beş ayeti okunur ve dua yapılır. Yapılan bu duaya hatim duası denir. Hatim duası tek başına yapılabileceği gibi toplu hâlde de yapılabilir. Ayrıca Kur’an-ı Kerim mealinden okunarak bitirildiği zaman
da “hatim duası” yapılabilir.
Müslümanların günlük hayatlarının bir parçası olan Kur’an-ı Kerim’i okumak, İslam dininin
en önemli ibadetlerindendir. Müslümanlar özellikle ramazan aylarında evlerde, camilerde mukabele
usulüyle Kur’an okuyarak hatim indirirler. Diğer taraftan Kur’an okumasını yeni öğrenenler için,
Kur’an’ı baştan sona bitirdikleri zaman da hatim merasimleri düzenlenir. Ayrıca bir Müslüman vefat
ettiği zaman birçok kişinin katılımıyla ölenin ruhu için hatim indirilir. Her ne sebeple olursa olsun
Kur’an-ı Kerim hatmedildikten sonra hatim duası yapılır.
104
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
Ülkemizde evlilik, doğum,
ölüm gibi farklı sebeplerle mevlit merasimleri yapılmaktadır. Mübarek gün
ve gecelerde de zaman zaman mevlit
törenleri düzenlenmektedir. Bütün bu
merasimlerde “Mevlit” olarak bilinen
Süleyman Çelebi’nin yazdığı kurtuluş
vesilesi anlamına gelen “Vesiletü’nNecat” isimli naatı, Kur’an-ı Kerim
ve salavat duaları okunur, ilahiler
söylenir. Mevlit merasimine sebep
olan olay hakkında kısa bir konuşma
ve ardından dua yapılır.
BELİRTELİM
“Kur’an okuyan mümin, kokusu ve
tadı güzel olan turunç meyvesi gibidir…”
Buharî, Fedâilü’l-Kur’an, 36.
Hatim ve mevlit merasimlerinde Arapça dua yapılabileceği
gibi Türkçe dua da yapılabilir. Bu
nedenle aşağıda bir Arapça bir de
Türkçe dua örneği verilmiştir.
Yukarıdaki hadiste vurgulanmak istenen ana düşünceyi
belirtiniz.
Hatim Duası
ǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
ō ǺÊ
È ǷÊƅƢÊƥƿÉ ȂǟÉ Èơ
Ì ƥǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
ō ǹÈƢǘÌȈnjdzơ
È Ljdzơ
È ǐdzơ
ś
È ǠÊ ǸÈ ƳÈ
ō ȁ
Ì ơȁÊ
Ì ơÊǾÊƥÈƢƸǏÈ
È ǾÊdzƕȄÈǴǟÈ ȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È ƧȐ
È ÈśÊǸÈdzƢǠÈ ÌdzơƣËÊ ǁÊ
È ǴǟÈ ǵÉ Ȑ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơ
ō ȁÉ
ǶȈÉ ƷÊ ǂdzơ
É Ȃō ōƬdzơƪÈ ÌǻÈƗǮÈ ōǻÊƛÈƢǻÈ‫ال‬ȂÌ ǷÈ ÈƢȇƢÈǼÌȈÈǴǟÈ ƤÌ Éƫȁ
È ǶȈÊ
È ƢȇÈƢǼōƥǁÈ Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơ
É ǴǠÈ ÌdzơǞÉ ÊȈǸLjdzơ
ō ƪÈ ÌǻÈƗǮÈ ōǻÊƛƢōǼǷÊ DzÌ ōƦǬÈ ÈƫƢÈǼōƥǁÈ
ō ƣơ
È ÊƛƢÈǼǬÌ ŏǧȁÈ ȁƢ
È ƦȈÊƦƷÊ
ǮÊ
Ç ǂǗÈ ÈńÊƛȁ
È ƨǯÈ ǂÈ ÈƦÊƥǶÇ ȈÊǬÈƬLjÌ ǷÉ ǪȇÊ
É ƥȁ
È ƨǷÈ ǂÌ ƸÊ
È ǶÊ ȈǜÊ ǠÈ ÌdzơÊǹƕǂÌ ǬÉ ÌdzơǶÊ ÌƬƻÊ
È Ǫŏ ƸÈ Ìdzơń
È ÈǻƾÊ ǿÌ ơȁȆÊ
È ǻƾÊ ǿÌ ơȁÈ
È ƢȇƢōǼǟÈ ǦÉ ǟÌ ơȁ
È ǷǂÈ ǯÈ ȁ
È ǴǔÌ ǨÈ ÊƥÈƢǼÈƥȂǻÉ
È dzȂLJÉ ǁÈ ȁÈ
ÈƢȇǮÊ
È ǮÊ
È ǶȈÉ ƷÊ ǁÈ
È ÉʼnǂÊ ǯÈ
È ÊʼnǂÊ ǰÈ ÌdzơǮÊ
É ƿÈƢǼÈdzǂÊÌ ǨǣÌ ơȁ
È ƢȇƢōǼǟÈ ǦÉ ǟÌ ơȁ
È ƥ ÈƢǼǷÌ ǂÊ ǯÌ ÈƗȁÊ
Ì ‫ال‬Ìơ ǵÈ ǂÈ ǯÌ ÈƗ
Ê ơǂdzơ
ÊǹƕǂÌ ǬÉ ÌdzơǶÊ ÌƬƻÊ
È ǸÊ ƷÈ
È ǷÊ ǂÈ ǯÈ
È ƨǷÈ ơǂÈ ǰÊ
È ǹƕǂÌ ǬÉ ÌdzơÊƨǼÈȇDŽÊ Êƥ ÈƢËǼŏȇǃÈ Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơś
È ś
Ë ǶÈ ƷÈ ǁÌ ÈƗ ÈƢȇȁ
Ê ƥÈƢǼLjÊ
ÈƢǼÊǧƢǟÈ ȁÈ ÊǹƕǂÌ ǬÉ ÌdzơÊƨǟÈ ÈƢǨnjÊ
È ƥƨÈ ōǼƴÈ ÌdzơÈƢǼÌǴƻÊ ƽÌ ÈƗȁÈ ÊǹƕǂÌ ǬÉ ÌdzơǶÊ ÌƬƻÊ
È ƥÈƢǼÌǧǂŏ NjÈ ȁÈ
È ƨǠÌÈ ǴƼÊ
È ƨÈǧơǂÈ njÊ
Ì ƦÌdzÈƗȁÈ ÊǹƕǂÌ ǬÉ ÌdzơǶÊ ÌƬƻÊ
É ǺÊ
Ê ơ ƣÈ
È Èƥ Dzŏ ǯ
Ê ơǀǟÈ ȁÈ ÈƢȈÌǻƾŎ dzơÊƔȐ
ǶÊ ÌƬƻÊ
È ƨǷÈ ǂÌ ƸÊ
È ƨǷÈ ǂÌ ƸÊ
É ƥ ÇƾǸō ƸÈ ǷÉ ÊƨǷōÉƗ ǞÈ ȈÊǸƳ
É ƥ ÊƧǂÈ ƻ‫آل‬Ì
È ǶÌ ƷÈ ǁơÌ ȁÈ ÊǹƕǂÌ ǬÉ ÌdzơǶÊ ÌƬƻÊ
ÌǷ
ǹÉ ÈƢǸƷÌ ǁÈ
È ƢȇǶȈÉ ƷÊ ǁÈ
È ƢȇÊǹƕǂÌ ǬÉ Ìdzơ
Ê ǂÈ ǐdzơ
Ǖơ
È ƨǷÈ ÈƢȈÊǬÌdzơȆÊǧȁÈ ƀLjÊǻȂǷÉ ÊǂÌƦǬÈ ÌdzơȆÊǧȁÈ ƀǼȇÊǂÈǫ ÈƢȈÌǻƾŎ dzơȆÊǧ ÈƢǼÈdz ǹÈ ƕǂÌ ǬÉ ÌdzơDzÊ ǠÈ Ƴơ
ŏ ȄǴ
Ì Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơ
È ǟÈ ȁÈ ƀǠȈÊǨNjÊ
105
6. ÜNİTE
É ƩÈ
È ǴǔÌ ǨÈ Êƥ ƀǷÈƢǷÊƛȁÅ
Ê ơǂÌȈƼÈ ÌdzơȄÈdzÊƛȁƀƥÈ
Ê ǁƢōǼdzơǺÊ
ǮÊ
Éǻ
È ȐȈÊdzƽÈ ÈƢȀŏǴǯ
È ƢƴƷÊ ȁƁǂ
È ÌƬLJÊ
È ǧǁÊ
È
È ǷȁƀǬȈÊ
È ƨōǼƴÈ ÌdzơȄÈdzÊƛȁƁǁȂ
È ƽȂƳÉ ȁÈ
Ì ‫ال‬ÌơǵÈ ǂÈ ǯÌ ÈƗÈƢȇǭÊ
ś
È ǷÊ ǂÈ ǯÈ
É ƥȁÅ
É ƥȁ
É ƥȁÅ
É ƥÈƢǼÌǫǃÉ ǁơ
È ƨǸÊÈ Ǵǯ
È Dzŏ ǰÊ
ÇƧǁȂ
È ǹƕǂÌ ǬÉ ÌdzơǺÊ
È Dzŏ ǰÊ
È ƧƽÈ ÈƢǠLJÇ
È ƨÅ ǷÈÈơǂǯÇ
È ƧȁÈ
È ȐƷÊ
È ǷǥÇ ǂÌ Ʒ
É Dzŏ ǰÊ
È ƨÈȇƕDzŏ ǰÊ
È LJ
Ì Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơ
É ƥȁ
ō ś
ō ś
È LJÈ
ǺȇÊ
È ÊƦŏȈǘdzơ
È ǠÊ ǸÈ ƳÌ ÈƗÊǾÊƦƸÌ ǏÈ ȁÊ
È ƔDŽÌ Ƴ
É Dzŏ ǰÊ
È ǾÊdzƕȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ÈƢǻÊƾŏȈLJȄÈ
È ƔÈÅ ơDŽƳÇ
È ƨÅ ǷÈ Ȑ
È ǂǿÊ Ƣǘdzơ
È ǴǟÈ ƅơȄō
É ǴǏÈ ȁ
È Ljdzơ
ǺȇÊ
Ê ƴō ƸÉ ÌdzơȄÈǴǟÈ ȁÈ
È ƧơDŽÈ ǤÉ Ìdzơȁ
È ƱƢ
È ƢǼÌȈÈǴǟÈ ƨÈ ÈȈÊǧÈƢǠÌdzơȁ
È ƨÈ ǷÈ Ȑ
È Ǻȇ
È ǂÊǧƢLjÈ ǸÉ ÌdzơȁÊ
È ƾŏ dzơǂÈ ǐÈ Èǻ ǺÌ ǷÈ ǂÌ ǐÉ ÌǻơǶō ȀÉ ōǴdzÈơ
ō ƤÊ ÉƬǯơÌ ȁ
È ǂƸÌ Èƥȁ
ś
È ǠÊ ǸÈ ƳÌ ÈƗǶÊ
È ǸÊ ȈÊǬǸÉ ÌdzơȁÈ
È ǭÈ ǂŏ ÈƥȆÊǧś
Ì ǷǭÊ
Ì ȀÌȈǴǟÈ ÇƾǸō ƸÈ ǷÉ ÊƨǷōÉƗǺÊ
ȄÈdzÊƛȁ
Ê ǁȄ
È ơȂÈƯǢÌ ŏǴÈƥǶō ȀÉ ōǴdzÈơ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ÈƢǼŏȈÊƦÈǻƵȁ
È ǶōÈ ǴLJÈ ȁÊ
È ǾÌȈÈǴǟÈ ȄÈdzÈƢǠÈƫƅơȄō
È ǽÉ ÈƢǻÌƗǂÈÈ ǫÈƢǷƣÈ
É ÈdzÊƛǽÉ ÈƢǻȂÈÌ ǴÈƫÈƢǷǁȂ
È Éǻȁ
É ǴǏÇ
Ê ơȁǃÌ ÈƗȁÊ
ÈƢǼÊƫÈƢȀǷōÉƗȁÈ
Ì ǁ ÊǾÊƥÈƢƸǏÌ ÈƗȁÊ
È ǠÊ ǸÈ ƳÌ ÈƗ ǶÊ
Ê ơȁǁÌ ÈƗ ȄÈdzÊƛȁ
Ê ơȁǁÌ ÈƗ
È ƢǼÊƟÈƢƥƕƵÈ
È ś
È ǾƳÈ
È ǽƽÊ È‫ال‬ȁÌ ÈƗ ƵÈ
Ì ȀÌ ÈȈǴǟÈ ȄÈdzÈƢǠÈƫ ÊƅơǹÉ ÈơȂǓÊ
Ê ȇÈƢnjǷÈ ȁÈ
ȄÈdzÊƛȁÈ
Ì ƛȁÈ
È ǾÉÈdzǺÌ ǸÊÈ dzȁÈ
È ƢǼÌȈÈǴǟÈ Ǫŋ Ʒ
È ƢǼƼÊ
È ƢǼÊƟÈƢƥÊǂǫÌÈƗȁÈ
È ƢǻÊǀÊ ÊƫƢLJÈ ÈƗȁÈ
È ƢǼÊƟƢÈǫƾÊ ǏÌ ÈƗȁÈ
È ƢǼÊƫơȂÈ ƻÈ ÈƗȁÈ
È ƢǼÊǻÈơȂƻÊ
È ƢǼÊƫÈƢǼÈƥȁÈ
È ƢǼÊƟÈƢǼÌƥÈƗȁÈ
È ƬǸÈ ƷÌ ǂÊÈ ƥƩÈ
Ê ơȂǷÌ ÈȋÌơȁÈ ǶÌ ȀÉ ÌǼǷÊ ÊƔÈƢȈƷÌ Èْ‫لأ‬ÈơƩÈ
Ê ƢǸÊǴLjÌ ǸÉ ÌdzơȁÈ ś
Ê ƢǼÊǷƚÌ ǸÉ ÌdzơȁÈ ś
ÈƢȇǮÊ
È ǸÊ ÊǴLjÌ ǸÉ ÌdzơȁÈ ƩÈ
È ÊǼǷÊ ƚÌ ǸÉ ÌdzơǞÊ ȈÊǸƳ
Ê ơȁǁÌ ÈƗ
È ƵÈ
Ê ǂdzơ
È LJÈ ȁÈ ǹÈ ȂǨÉ ǐÊ ÈȇÈƢǸË ǟÈ ÊƧDŽō ǠÊ Ìdzơƣŏ ǁ
ƣŏ ǁÊ
È ÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄǴ
È ǸÊ Ʒơ
É ś
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơȁÈ ś
È ǮÈ ŏƥǁ
È ǹÈ ÈƢƸÌƦLJ
ō ǶÈ ƷÈ ǁÌ ÈƗ
È ǟÈ ǵÆ Ȑ
ƨÈ ƸÊ
È ǸÊÈdzƢǠÌdzơ
È ƫÈƢǨÌdzơś
Hatim ve Mevlit Duası
È Ljdzơ
È ǐdzơ
ǵÉ Ȑ
ō ǺÊ
ō ȁÈ ÈśÊǸÈdzƢǠÈ ÌdzơƣËÊ ǁÊ
È ƧȐ
È ǷÊƅƢÊƥƿÉ ȂǟÉ Èơ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơ ǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
ō ȁÉ
Ì ƥǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
ō ǹÈƢǘÌȈnjdzơ
ś
È ǠÊ ǸÈ ƳÈ
Ì ơȁÊ
Ì ơÊǾÊƥÈƢƸǏÈ
È ǾÊdzƕȄÈǴǟÈ ȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È ǴǟÈ
“Allah’ım! Kitabın Kur’an’da, “… Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm…”1 buyuruyorsun. Sana dua etmek için toplandık, ellerimizi senin sonsuz kudretine ve merhametine açtık. Dualarımızı kabul eyle.
Ya Rabb’i! Bizler günahkâr
kullarız, sen ise rahmeti, bereketi, affı bol olansın. Okuduğumuz
Kur’an’ı, salavatları ve duaları
kabul eyle. Kur’an’ı gönüllerimiz
için şifa, yolumuz için aydınlatıcı
kıl Ya Rabb’i! Bizleri onun yolundan ayırma Allah’ım!
Ya Rabb’i! Bizler aciz kullarız, nefislerimize zulmediyoruz,
tövbe ettiğimiz hâlde yine günaha dalıyoruz. Bizleri affet Allah’ım! Seni sevmeyi, sana hakkıyla
ibadet etmeyi ve malımızı senin yolunda harcamayı bizlere nasip et Ya Rabb’i!
1 Bakara suresi, 186. ayet.
106
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
Kur’an okumayı, okuduğumuz Kur’an’ı anlamayı ve onun emirleriyle amel etmeyi nasip eyle
Allah’ım!
Ya Rabb’i! Âlemlerin Rabb’i sensin, mülk senin, hamt senin. Dilediğini aziz, dilediğini zelil
edersin. Dilediğine mülk verir, dilediğinden alırsın, geceden gündüzü, gündüzden geceyi çıkarırsın,
sen her şeye kadirsin. Bizi aziz eyle, şeytana, nefsimize, haksızlığa ve zulme boyun eğenlerden eyleme Allah’ım! Her türlü bela, sıkıntı ve felaketlerden sen bizleri koru Allah’ım! Hastalarımıza şifa
borçlulara eda nasip eyle.
Ya Rabb’i! Okuduğumuz hatimden (mevlitten) hasıl olan sevabı Peygamberimiz Hz.
Muhammed’in ve bütün peygamberlerin ruhlarına hediye eyledik, ulaştır Ya Rabb’i! Peygamberimizin ailesinin ve ashabının ruhlarına ulaştır Ya Rabb’i! Okuduğumuz hatmin (mevlidin) sevabını
annelerimizin, babalarımızın, kardeşlerimizin, yetişmemizde emeği geçen hocalarımızın, büyüklerimizin ve bütün müminlerin ruhlarına hediye ettik, kabul et Ya Rabb’i! Yaptığımız duaları kabul eyle
Allah’ım! Âmin.
È LJÈ ȁ
ÈśÊǸÈdzƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ÈśÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄǴ
È ǹÈ ȂǨÉ ǐÊ Èȇ ÈƢǸË ǟÈ ÊƧDŽō ǠÊ Ìdzơƣŏ ǁ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ Ìdzơȁ
È ǮÈ ŏƥǁ
È ǹÈ ÈƢƸÌƦLJÉ
È ǟÈ ǵÆ Ȑ
ƨÈ ƸÊ
È ƫÈƢǨÌdzơ
YAZALIM
Biz, kısık sesleriz... minareleri,
Sen, ezansız bırakma, Allah’ım!
…
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu
Müslümansız bırakma, Allah’ım!
…
Yarının yollarında yılları da
Ramazansız bırakma, Allah’ım!
DUA I
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma, Allah’ım!
Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız
Ve vatansız bırakma, Allah’ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu
Müslümansız bırakma, Allah’ım!
Arif Nihat Asya
Dualar ve Âminler, s. 44-46.
Siz de hatim indirdikten sonra veya mevlit merasimlerinde yapılabilecek bir dua yazınız ve sınıfta okuyunuz.
5. Ad Koyma
Çocuk doğar doğmaz veya en geç birkaç gün içinde ona bir ad konulur. Ad koyma, bir tören
çerçevesinde gerçekleşir. Aileden birisi veya din görevlisi abdestli olarak isim konacak olan çocuğu
kucağına alır sağ kulağına ezan okur, sol kulağına kamet getirir. Sonra millî ve dinî geleneklerimize
uygun bir ad konulur. Kur’an’dan bir aşır okunarak dua edilir. Çocuğun dinine, ailesine ve milletine
yararlı bir insan olması için niyazda bulunulur. Sağlıklı bir şekilde büyümesi için dua edilir. Daha
sonra anne, baba tebrik edilir.
107
6. ÜNİTE
PAYLAŞALIM
Büyüklerinizden adınızı koyarken neler
yaptıklarını öğrenerek arkadaşlarınızla paylaşınız.
6. Sünnet Merasimi
Sünnet olmak, insanın fıtratının gereği1 ve Peygamberimizin tavsiye ettiği bir sünnettir. Bu nedenle erkek
çocukların sünnet ettirilmesi Müslümanlar tarafından uygulanan bir âdet olmuştur. Sünnet olmak Hz. İbrahim’den
sonra onun soyundan gelenlerin uyguladıkları bir gelenek
olarak devam etmektedir.
İslam dünyasında çeşitli törenlerle icra edilen sünnet, ülkemizde çoğunlukla mevlit okutularak ve ziyafet
verilerek yerine getirilmektedir.
Sünnet töreninde, önce anne-baba tebrik edilir. Çocukları iyi yetiştirmenin önemini anlatan kısa bir konuşma
yapılır. Daha sonra hayırlı birer evlat olmaları ve evlilik
gibi mutlu günlerinin de anne ve babaları tarafından görülmesi temennisini içeren dua yapılır.
Sünnet töreninde şu dua yapılabilir:
È Ljdzơ
È ǐdzơ
ǵÉ Ȑ
ō ǺÊ
ō ȁÈ ÈśÊǸÈdzƢǠÈ ÌdzơƣËÊ ǁÊ
È ƧȐ
È ǷÊƅƢÊƥƿÉ ȂǟÉ Èơ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơ ǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
ō ȁÉ
Ì ƥǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
ō ǹÈƢǘÌȈnjdzơ
ś
È ǠÊ ǸÈ ƳÈ
Ì ơȁÊ
Ì ơÊǾÊƥÈƢƸǏÈ
È ǾÊdzƕȄÈǴǟÈ ȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È ǴǟÈ
“…Ey Rabb’imiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı
gelmekten sakınanlara önder eyle...”2
“Allah’ım! Bu kulunun evladını, malını ve ona verdiklerini mübarek eyle.”3
1 Buharî, Libas, 62-63.
2 Furkân suresi, 74. ayet.
3 Buharî, Daavat, 25.
108
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
Ya Rabbi! Peygamberimizin sünnetine uyarak çocuğunu sünnet ettiren bu
TAMAMLAYALIM
kardeşimizin amelini kabul et. GünahlaSünnet töreninde ben olsaydım
rını affet. Sünnet olan bu çocuğun kenşöyle dua ederdim. Ya Rabbi! ............
disine, ailesine, milletine faydalı olacak
...........................................................
şekilde yetişmesini nasip et. Hastalığına
...........................................................
acil şifalar ihsan eyle. Bütün neslimizi
namaz kılanlardan eyle. Peygamberimizin ahlakı üzere onun ümmeti olarak yaşamalarını nasip et.
Görünür görünmez bütün kötülüklerden koru Ya Rabb’i! Burada bulunan diğer kardeşlerimize de
sağlık ve afiyet içerisinde uzun ömür ver Allah’ım! Âmin.
È LJÈ ȁÈ ǹÈ ȂǨÉ ǐÊ ÈȇÈƢǸË ǟÈ ÊƧDŽō ǠÊ Ìdzơƣŏ ǁ
ƨÈ ƸÊ
È ƫÈƢǨÌdzơÈśǸÊÈdzƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơȁÈ ÈśÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄǴ
È ǮÈ ŏƥǁ
È ǹÈ ÈƢƸÌƦLJÉ
È ǟÈ ǵÆ Ȑ
7. Nişan ve Nikâh
Yeni bir ailenin kuruluşu demek olan
“Nikâh sünnetimdir. Sünnetime göre haevlenme, ülkemizin değişik yörelerinde farkreket etmeyen benden değildir. Evleniniz ve
lı uygulamalarla gerçekleştirilir. Ancak nişan
çoğalınız… Evlenmek benim yolumdur.”
ve nikâh törenleri hemen her yörede aynıdır.
İbn Mace, Nikâh, 8.
Nişan ve söz kesme gibi törenlerde dinimiYukarıdaki hadisle anlatılmak istenen nedir?
zin evlilik kurumuna verdiği önemi anlatan
bir konuşma yapılır. Hucurât suresinin 13 ve Nisâ suresinin 1. ayetlerini içeren aşırlar okunabilir.
Ardından da bir dua ile tören sonlandırılır. Nişan törenlerinde nikâh duası da okunabilir.
Nikâh, evlenen çiftlere birtakım
hak ve sorumluluklar getirmektedir. Bu
nedenle nikâh törenine eşlerin birbirlerine
karşı hak ve sorumlulukları hatırlatılarak
başlanmalıdır. Ayrıca din görevlileri nikâh
törenine başlamadan önce resmî nikâhın
kıyılmış olmasını bir şart olarak aramalıdırlar.
Nikâh şöyle kıyılır: Nikâhı kıyacak
kimse kızın, erkeğin ve babalarının isimlerini kâğıda not alır. Şahitlerin adlarını
da bu notuna ekler. Aralarında anlaştıkları mihr miktarını öğrenir. Din görevlisi, şahitler, gelin ve damatla birlikte tövbe istiğfar duasını
okur. Önce geline, “Allah’ın emri, Peygamber Efendimizin sünneti üzere ........ Hanım, siz ....... oğlu
........’ı anlaştığınız .......... mihr-i müeccel veya mihr-i muaccel ile kocalığa kabul ettiniz mi?” diye
sorar. Gelinin olumlu cevabını aldıktan sonra erkeğe de, “Allah’ın emri, Peygamber Efendimizin
109
6. ÜNİTE
sünneti üzere ........ Bey, siz ....... kızı ........’ı anlaştığınız .......... mihr-i müeccel veya mihr-i müaccel
ile hanımlığa kabul ettiniz mi?” diye sorar. Evet, cevabını aldıktan sonra şahitlere döner ve “Siz de bu
icap ve kabule şahit misiniz?” diye sorar. Her iki şahidin de onayını aldıktan sonra şu duayı okur:
ǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ
È ǷÊƅƢÊƥƿÉ ȂǟÉ Èơ
ō ǹÈƢǘÌȈnjdzơ
NOT EDELİM
ǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
Ìƥ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
È ǐdzơ
ÉƧȐ
ō ȁÈ ÈśÊǸÈdzƢǠÈ Ìdzơ ƣËÊ ǁÈ Ê ِ‫ لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơ
È Ljdzơ
ÊǾÊdzƕȄÈǴǟÈ ȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È ǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ō ȁÈ
ś
È ǠÊ ǸÈ ƳÈ
Ì ơȁÈ
Ì ơÊǾÊƥÈƢƸǏÈ
ƢǯÅ ǁƢÈ ÈƦǷÉ ƀǻȂǸÉ ÌȈǷÈ ƾÈ ǬÌ ǠÈ ÌdzơơǀǿÈ DzÌ ǠÈ Ƴơ
Ì Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơ
È‫ال‬ȁÈ ƁǁơǂÈÈ ǫȁÈ ƨÅ ōƦƸÈ ǷÈ ȁÈ ƨÅ ǨÈ ÌdzÉƗ ƢǸÈ ȀÉ ÈǼÌȈÈƥ DzÌ ǠÈ ƳơÌ ȁÈ
È ǸÈ ȀÉ ÈǼÌȈÈƥǦÌ ŏdzÈƗǶō ȀÉ ōǴdzÈơƁǁơǂÊÈ ǧȁƨÅ ÈǼÌƬÊǧȁÅ
ǺÈ ÌȈÈƥƪÈ ǨÌ ōdzÈƗƢǸÈ ǯÈ ȁ
È ƔơÈ Ȃō ƷÈ ȁ
È ǵÈ ƽÈ ƕǺÈ ÌȈÈƥƪÈ ǨÌ ōdzÈƗƢǸÈ ǯƢ
È ƧǂÈ ǨÌ ÈǻƢǸÈ ȀÉ ÈǼÌȈÈƥDzÌ ǠÈ ƴÌ Èƫ
ƀÊūƢǏƁƽÈ
È ‫ال‬ȁÌ ÈƗ ƢǸÈ ȀÉ Èdz ǖÊ ǟÌ Èơ Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơ ÊƔơǂÈ ǿÌ DŽō dzơƨÈ ǸÊ
È ȆÊ
È ÈŐǰÉ ÌdzơƨÈ ÈŸƾÊ ƻÈ ȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ
È ǗƢÈǧȁ
Ō ǴǟÈ ǺÈ ÌȈÈƥ ƪÈ ǨÌ ōdzÈƗ ƢǸÈ ǯÈ ȁȃ
Ê ȁÈ ƀǫǃÌ ǁÊ ȁÈ
ǵÌ ǂŏ ǯÈ ȁÈ ś
È ÊǫǃÊ ơǂdzơ
È ÈȇƢǸÈ ȀÉ ǫÌ ǃÉ ǁơÌ ȁÈ ƢǸÈ ǿÉ ǂÈ ǸÌ ǟÉ ǂÌ ŏưǯÈ ȁÈ ƢǸÈ ǿÉ ǂÈ ǷÌ ÈƗǂÌ Ljŏ ÈȇǶō ȀÉ ōǴdzÈơÅȐȇÊȂǗÈ ƁǂǸÌ ǟÉ ȁÈ ƢǠÅ LJơ
ō ǂÈ ÌȈƻƢ
È Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơ ś
ƨÊ ǷÈ ǂÌ ƸÊ
Ì ǴƻơÌ ȁÈ ƢǸÈ ȀÉ ǬÈ ÉǴƻ
È ǬÊ ÊdzÈƢŬÌ ơǺÈ LjÈ ƷÌ ÈƗ ƢÈȇ ƀǨÈǴƻƢ
È ǸÈ ȀÉ Èdz ǦÉ
É ǺÌ Ljŏ ƷÈ ȁÈ ƢǸÈ ȀÉ ǬÈ ǴÌ ƻÈ
É ƥ ÇƾǸō ƸÈ ǷÉ ƨÈ ǷōÉƗ ǂÌ ŏưǯ
Ê ȁÈ ǃÌ ÈƗǺÊ
ȆÊǧƢÈǼÊƫƕƢÈǼōƥǁƢ
Ì ǷƢÈǼÈdzƤÌ ǿÈ ƢÈǼōƥǁÇ
È ǷÅ ƢǷÈ ÊƛÈśÊǬōƬǸÌÉ ǴÊdzƢÈǼǴÌ ǠÈ ƳơÌ ȁÈ ǺÇ ÉȈǟÌ ÈƗÈƧǂÉō ǫƢÈǼÊƫƢōȇǁÉ
ŏ ƿȁÈ ƢÈǼƳơ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ǮÈ ŏȈÊƦÈǻ
Ê ơȆÊǧȁÈ ƨÅ ÈǼLjÈ ƷƢ
ǁÊ ƢōǼdzơƣơ
È ǀÈ ǟÈ ƢÈǼÊǫȁÈ ƨÅ ÈǼLjÈ ƷÊ
È ƧǂÈ ƻ‫آل‬Ì
È ÈȈÌǻƾŎ dzơ
È LJÈ ȁÈ ǹÈ ȂǨÉ ǐÊ ÈȇÈƢǸË ǟÈ ÊƧDŽō ǠÊ Ìdzơƣŏ ǁ
ƨÈ ƸÊ
È ǸÊÈdzƢǠÌdzơƣŏ ǁÊ
È ƫÈƢǨÌdzơś
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơȁÈ ÈśÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄǴ
È ǮÈ ŏƥǁ
È ǹÈ ÈƢƸÌƦLJÉ
È ǟÈ ǵÆ Ȑ
Nikâh akdi esnasında her iki tarafın anlaşmasıyla erkeğin kadına vermesi gereken mala mihr denir. Mihr iki
çeşittir. Birincisi nikâh akdinde peşin verilmesi
şart koşulan mihrdir. Buna “mihr-i muaccel” denir. İkincisi ise daha sonra verilmesi şart koşulan
mihrdir. Buna da “mihr-i müeccel” denir.
Ayrıca şu dua da ilave edilebilir.
“Allah’ım, senin emrine, Peygamberinin sünnetine uyarak iki gencimizin nikâhını kıydık. Sen
onlara ömürleri boyunca sağlık ve saadet ihsan eyle. Rızıklarına bereket, işlerinde kolaylıklar ver.
Dinimiz, milletimiz ve vatanımız için hayırlı evlatlar ihsan eyle. Kendilerini İslam’ın nurlu yolundan
ayırma, günahlarını bağışla, kalplerini senin ve Peygamberinin sevgisiyle doldur. Ey merhametlilerinin en merhametlisi olan Allah’ım! Dualarımızı kabul eyle! Âmin.
È LJÈ ȁ
ś
È ǸÊÈdzƢǠÌdzơƣŏ ǁÊ
È ÈśÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄǴ
È ǹÈ ȂǨÉ ǐÊ Èȇ ÈƢǸË ǟÈ ÊƧDŽō ǠÊ Ìdzơƣŏ ǁ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ Ìdzơȁ
È ǮÈ ŏƥǁ
È ǹÈ ÈƢƸÌƦLJÉ
È ǟÈ ǵÆ Ȑ
ƨÈ ƸÊ
È ƫÈƢǨÌdzơ
PAYLAŞALIM
Daha önce katıldığınız nişan veya nikâh töreni varsa bu törenlere dair gözlemlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
110
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
8. Yemek ve İftar Duaları
Yemeğe “besmele” ile başlanır. Bitirince de verdiği nimetlerden dolayı Allah’a şükredilir. Eğer
yemeği başkaları ikram etmişse
yemekten sonra ikramda bulunanların iyiliği için de dua edilir. Bu
nedenle yemek duasında Allah’a
hamt, Peygamberimize salavat ve
yemeğin sahibine teşekkür ifadeleri yer alır. Dua kitaplarımızda birçok yemek duası vardır. Aşağıda
bunlardan birisi yer almaktadır:
È ǐdzơ
ÉƧȐ
ō ǺÊ
ō ȁÈ ÈśÊǸÈdzƢǠÈ ÌdzơƣËÊ ǁÊ
È ǷÊƅƢÊƥƿÉ ȂǟÉ Èơ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơ ǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
Ì ƥǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
ō ǹÈƢǘÌȈnjdzơ
È Ljdzơ
ƢÈǼºǸÈ Ǡº
È ǠÊ ǸÈ ƳÈ
Ì ơȁÊ
È ÌdzÈơ ś
Ì ơÊǾÊƥÈƢƸǏÈ
È ǾÊdzƕȄÈǴǟÈ ȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È ǗÌ ÈƗȃÊǀōdzơÊ ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ Ƹº
È ǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ō ȁÈ
ś
È ǸÊ ÊǴLjÌ ǸÉ ÌdzơǺÊ
È ǷƢÈǼºÈǴǠº
È ƳÈ ȁÈ ƢÈǻƢǬÈ ºLJÈ ȁÈ
“Bizi yediren, içiren ve Müslümanlardan
kılan Allah’a hamdolsun! Ey Allah’ım! YemekDua kitaplarından yelerimize bereket, bedenimize sağlık ve afiyet ver.
mek duası örnekleri buluSen rızık verenlerin en hayırlısısın. Bize helal
nuz.
rızık ver Allah’ım! Bize nimetinin tamamını ve
devamını ihsan eyle Ya Rabb’i! Bu sofrada bize
verdiğin nimetlerin daha güzellerini cennetinde de tatmayı nasip eyle Allah’ım! Bu nimetlerin bize
ulaşmasında emeği geçen kardeşlerimizin kazançlarına bereket, bedenlerine sağlık ve afiyet ver Ya
Rabb’i! Âmin,
BULALIM
È LJÈ ȁ
ÈśÊǸÈdzƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ÈśÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄǴ
È ǹÈ ȂǨÉ ǐÊ ÈȇÈƢǸË ǟÈ ÊƧDŽō ǠÊ Ìdzơƣŏ ǁ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ Ìdzơȁ
È ǮÈ ŏƥǁ
È ǹÈ ÈƢƸÌƦLJÉ
È ǟÈ ǵÆ Ȑ
ƨÈ ƸÊ
È ƫÈƢǨÌdzơ
Müslümanlar Allah’ın rızasını kazanabilmek için oruç tutarlar. Oruç ibadetini tamamlayıp iftar
vaktine yetişenler, bundan büyük sevinç ve mutluluk duyarlar. Bu mutluluklarını Allah’a şükrederek
ve dua ederek dile getirirler. İftar edilirken şu duanın okunması müstehaptır.
È ǧÈƗǮÊ
È ǫǃÌ ǁÊ ȄÈǴǟÈ ȁ
È ƥȁ
ƩÉ ǂÌ ǘÌ
É Ǵǯō ȂÈ ÈƫǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ȁ
É ǮÈ ÈdzǶō ȀÉ ōǴdzÈơ
È ƪÌ
È ƪÉ ÌǼǷÈ ƕǮÊ
È ƪÉ ǸÌ Ǐ
“Allah’ım! Senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana güvendim, senin verdiğin rızıkla
iftar ettim!” Âmin.
111
6. ÜNİTE
9. Kurban ve Duası
İslam dininin önemli ibadetlerinden biri de kurbandır. Kurban kesilirken belli kurallara uyul-
õǂÈƦǯÌ ÈƗ ÉƅÈơÊƅơǶÊ LjÊ
Ìƥ
malıdır. Bunlardan birisi de hayvanı kıbleye doğru ve sol tarafı üzerine yatırıp
diyerek kesmektir. Kurbanı mümkünse sahibi kesmelidir. Bu mümkün olmazsa kesim işlemini iyi
bilen başka bir Müslümana yaptırmalıdır. Kurbanın kesimi esnasında aşağıdaki ayetler ve dua okunabilir:
È ǧȅÊǀōǴÊdzȆÊ
Ê ǂnjÌ ǸÉ ÌdzơǺÊ
Ê ȁƢÈ ǸÈ Ljdzơ
ś
È ǁÌ Èȋơȁ
È ǯÊ
È Ǒ
È Ʃơ
È ƪÉ ȀÌ Ƴō ȁȆ
È ËÊǻÊƛ
È ǷƢÈǻÈƗƢǷÈ ȁÈ ƢǨÅ ȈÊǼƷ
ō ǂÈ ǘÈ
È ȀƳÌ ȁ
Ìǫ
È dzǀÈ Êƥȁ
È ǂNjÈ
È Ǐ
DZÉ ȁō ÈƗ ƢÈǻÈƗȁ
È ‫ ال‬ÈśÊǸÈdzƢǠÈ ÌdzơƣËÊ ǁÊ
È ÈȈƸÌ ǷÈ ȁȆ
È ǹō Êƛ DzÉ
È ƩÉ ǂÊÌ ǷÉƗ ǮÊ
È ǾÉÈdz ǮȇÊ
È ȅƢ
È ǰÊ LjÉ ÉǻȁȆÊ
È ƫȐ
È ِ‫ لهل‬ȆÊƫƢǸÈ ǷÈ ȁ
ś
È ǸÊ ÊǴLjÌ ǸÉ Ìdzơ
“Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve ben asla Allah’a ortak
koşanlardan değilim.”1
“De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetim
(kurbanım), hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin
Rabb’i Allah içindir. Onun ortağı yoktur. Bana
sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.”2
“Ey Allah’ım! Dostun İbrahim’den ve habibin
Muhammed’den kabul buyurduğun gibi benden de kabul buyur.” şeklinde veya benzer tarzda dua edilir ve
ardından tekbir getirilir.
DÜŞÜNELİM
Kurban keserken yapılan dualarda dikkatinizi çeken ifadeleri belirtiniz?
Daha sonra niçin bu tür ifadelerin yer aldığını düşününüz.
10. Hacı Uğurlama Duası
Hac ibadetine verilen önem, kendine özgü gelenekleri beraberinde getirmiştir. Hac yolculuğuna hazırlıklar aylar öncesinden başlar. Hacca gidecek kişiler, yakınları, arkadaşları ve dostlarıyla
vedalaşır, karşılıklı olarak helalleşirler. Bu hazırlık döneminin ardından yolculuk zamanı gelince
1 En’âm suresi, 79. ayet.
2 En’âm suresi, 162-163. ayetler.
112
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
uğurlama törenleri yapılır. Bu törenlerde hac ibadetinin ve mukaddes toprakları ziyaretin önemiyle
ilgili konuşmalar yapılır. Daha sonra dua edilerek hacılar uğurlanır. Aşağıda bu törenlerde yapılabilecek bir dua örneği verilmiştir:
È Ljdzơ
È ǐdzơ
ǵÉ Ȑ
ō ǺÊ
È ǸÊ ÈdzƢǠÈ ÌdzơƣËÊ ǁÊ
ō ȁ
È ƧȐ
È ś
È ǷÊƅƢÊƥƿÉ ȂǟÉ Èơ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
ō ȁÉ
Ì ƥǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
ō ǹÈƢǘÌȈnjdzơ
ƢǯÅ ǁƢÈ ÈƦǷÉ ƨÈ ǰō ÈƦÊƥȅÊǀōǴÈdzDžƢ
Ê ōǼǴÊdzǞÈ ǓÊ ȁ
È ǠÊ ǸÈ ƳÈ
Ì ơȁÊ
Ì ơÊǾÊƥÈƢƸǏÈ
É ƪÇ ÌȈÈƥDZÈ ȁō ÈƗǹō Êƛś
È ǾÊdzƕȄÈǴǟÈ ȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È ǴǟÈ
Ê DžƢ
Å ȈÊƦLJÊ
Ȑ
Ê ōǼdzơȄÈǴǟÈ Ê ِ‫لهل‬ȁÈ ś
È ǸÊ ÈdzƢǠÌÈ ǴÊdzȃƾÅ ǿÉ ȁÈ
È ǘÈ ÈƬLJơ
È ǾÌȈÈdzÊƛǝƢ
Ì ǺÊ ǷÈ ƪÊ ÌȈÈƦÌdzơƲŎ Ʒ
“Allah’ım! Verdiğin sağlığa ve nimetlere şükürler olsun. Bizi yarattın, kalbimize İslam’ın nurunu yerleştirdin, hamdolsun sana. Kâbe’yi mübarek kıldın, İbrahim Peygamberi oraya yerleştirdin.
Bizlere evini ziyaret etmeyi farz eyledin. İşte o mübarek topraklara kavuşmak, evini tavaf etmek,
zemzemi içmek için yollara düşüyoruz. Senin rızanı kazanmayı, Peygamberimizin kabrini ziyaret etmeyi ve Kâbe’yi görmeyi arzuluyoruz, nasip et Allah’ım! Kâbe’ye ulaşıp tavaf edebilmek, Arafat’ta
vakfeye durmak, Safa ile Merve arasında sa’y yapabilmek için sağlık, afiyet ve kolaylık ver Ya
Rabb’i! Emrindeyim Allah’ım, diyerek huzuruna geliyoruz bizi boş çevirme, günahlarımızı affet
Allah’ım!
Ya Rabb’i! Senin rızan için yollara düştük. Sağ salim gidip gelmeyi, ailemize ve dostlarımıza
kavuşmayı nasip eyle. Onları da sağlık ve afiyet içinde bulmayı her mümin kuluna Kâbe’yi tavaf
edip hacı olmayı nasip et Allah’ım!
Allah’ım! Senden bu dünyada ve ahirette iyilik istiyoruz, günahlarımızı bağışla. Sevgili Peygamberimizin şefaatine nail eyle bizleri! Âmin.
È LJÈ ȁ
ÈśÊǸÈdzƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ÈśÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄǴ
È ǹÈ ȂǨÉ ǐÊ ÈȇÈƢǸË ǟÈ ÊƧDŽō ǠÊ Ìdzơƣŏ ǁ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ Ìdzơȁ
È ǮÈ ŏƥǁ
È ǹÈ ÈƢƸÌƦLJÉ
È ǟÈ ǵÆ Ȑ
óƨƸÊ
È ƫÈƢǨÌdzơ
PAYLAŞALIM
Hacı uğurlamasında
yapılabilecek kısa bir
konuşma metni yazarak
sınıfta arkadaşlarınızla
paylaşınız.
113
6. ÜNİTE
11. Asker Uğurlama Duası
Askerlik, belli bir yaşa gelen ve erkek olan her Türk vatandaşıAskerlerimize niçin
nın yerine getirmekle yükümlü olduğu bir görevdir. Milletimizin varMehmetçik ismi verillığı ve bağımsızlığı, yurdumuzun dış düşmanlara karşı korunması bu
miştir? Araştırınız.
görevin hakkıyla yerine getirilmesine bağlıdır. Zamanı gelmiş gençlerimizi askere uğurlamak için törenler düzenlenmesi gelenek hâline gelmiştir. Bu törenlerde yörenin
örf ve âdetlerine, dinî geleneklerimize uygun eğlenceler düzenlenir. Ancak bu eğlencelerde taşkınlık
yapmak ve başkalarını rahatsız etmek doğru değildir. Diğer taraftan asker uğurlama törenlerinde
din görevlisi askerliğin önemini belirten bir konuşma yapar. Daha sonra dua edilerek gençler askere
uğurlanır. Aşağıda bu törenlerde yapılabilecek bir konuşma metni ve dua örneği verilmiştir.
NOT EDELİM
Asker Uğurlama Töreninde Yapılabilecek Konuşma Örneği
Değerli Asker Adayları, Mehmetçikler!
Bugün vatana hizmet için, askere
uğurlanmak üzere her genç delikanlı gibi sizler de
bu meydanda toplandınız. Gururla bu görevi yerine
getirmek için hazırlandınız.
Bu bir nöbettir. Sizin büyükleriniz bu görevi yerine getirdi. Vatan için sınırda nöbet sırası sizde. Artık
siz vatanın bağrından çıkan ve her birinizin ortak adı
olan Mehmetçik ismini aldınız.
Mehmetçik, Peygamberimizin mübarek isminden
hareketle verilmiş bir isimdir. Doğrudan doğruya o
yüce isme bağlılığın bir sembolüdür. Bu nedenle
Mehmetçiğin makamını, şan ve şerefini ölçmek mümkün değildir.
Mehmetçik bir fidandır. Onu dikmek gerek. Bir abidedir, onu korumak gerek. Bir destandır onu okumak gerek. Bir cevherdir, kıymetini bilmek gerek. Bir manadır, onu yaşamak
gerek.
İşte bu duygu ve düşüncelerle bugün askere uğurladığımız delikanlıları, annelerini, babalarını, emeği geçenleri tebrik ediyorum. Şimdi bu kutsal göreve uğurlamak için toplandığımız bu yerde, askerlerimiz için dua edelim.
È Ljdzơ
È ǐdzơ
ǵÉ Ȑ
ō ǺÊ
ō ȁ
È ƧȐ
È ÈśÊǸÈdzƢǠÈ ÌdzơƣËÊ ǁÊ
È ǷÊƅƢÊƥƿÉ ȂǟÉ Èơ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
ō ȁÉ
Ì ƥǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
ō ǹÈƢǘÌȈnjdzơ
ś
È ǠÊ ǸÈ ƳÈ
Ì ơȁÊ
Ì ơÊǾÊƥÈƢƸǏÈ
È ǾÊdzƕȄÈǴǟÈ ȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È ǴǟÈ
Ya Rabb’i! Şu anda huzurunda büyük bir ümitle sana el açan, vatanına, milletine hizmet için
yola çıkan Mehmetçiklerin, annelerin, babaların, kardeşlerin, eşlerin, çocukların, akrabaların, komşuların yapmış oldukları duaları kabul eyle. Kalplerindeki güzel ve halis istekleri sen makbul eyle.
114
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
Hep birlikte, büyük bir coşkuyla askere uğurladığımız evlatlarımızın, vatanına, milletine bağlı
olarak hizmet etmelerini ve sağ salim olarak evlerine dönmelerini nasip eyle.
Askerlerimizin istikballerini parlak, kıyamet gününde yüzlerini ak eyle Ya Rabb’i! Millet ve
memleketimize faydalı olmalarını nasip eyle Ya Rabb’i!
Ey Rabb’imiz! Dinimizi, namusumuzu, iffetimizi, şerefimizi, ordumuzu, yurdumuzu muhafaza eyle. Memleketimize göz diken düşmanlara ve memleketin kötülüğüne çalışanlara fırsat verme
Ya Rabb’i!
Dinimize yardım edenleri iki cihanda aziz, her türlü hizmetlerinde muvaffak eyle Ya Rabb’i!
Senin yolundan, Kur’an yolundan, İslam’ın yolundan bizleri ayırma Ya Rabb’i!
Bu aziz vatanı korumak, İslam’ın sancağını dalgalandırmak için cepheden cepheye koşan ve
bu uğurda canını feda eden bütün şehitlerimizin ruhunu şad eyle Ya Rabb’i!
Bugün burada, gözü gibi koruduğu, canı gibi sevip büyüttüğü delikanlıların, genç yiğitlerin,
onları yetiştiren ve gururla, iftiharla, dualarla askere uğurlayan akrabalarına dönmelerini nasip et
Allah’ım!
Askerliğiniz mübarek, yolunuz açık olsun. Güle güle gidin, güle güle gelin. Allah’a emanet
olun. Âmin.
YAZALIM
Askere giden birisinin nasıl
yolcu edildiği ile ilgili gözlemlerinizi yazınız.
12. Tövbe-İstiğfar Duası
“Her insan günah işleyebilir. Günah işleyenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir.”
İbn Mace, Zühd, 30.
Yukarıdaki hadiste vurgulanmak istenen
temel düşünceyi belirtiniz.
115
Tövbe, insanın işlediği günahtan pişmanlık duyarak Allah’a söz vermesi ve ondan
af dilemesidir. Samimi bir niyet ve kararlılıkla kötülüklerden vazgeçmesidir. Yüce Allah
tövbe etmemizi ve bağışlanmayı dilememizi
istemiştir. Hatasından dönerek kararlılıkla
6. ÜNİTE
tövbe edenlerin tövbelerini kabul edeceğini bildirmiştir. Bir ayette şöyle buyurmuştur:
Ìǫ
ǶȈÉ ƷÊ ǂdzơ
È ƽƢÈƦÊǟƢÈȇDzÉ
È ÉǻǀŎ dzơǂÊ
È ƣȂ
Å ǸƳ
Ì ǷơȂǘÉ ÈǼǬÌ Èƫȏَ‫ ا‬ǶÊ
È ǀōdzơȅÊ
É ǨÉ ǤÈ ÌdzơȂÈ ǿÉ ǾÉ ōǻÊƛƢǠȈÊ
È ǺÊ
Ì ȀLjÊ ǨÉ ÌǻÈƗȄÈǴǟÈ ơȂÉǧǂÈ LJÌ ÈƗǺȇÊ
ō ǁȂ
É ǨǤÌ Èȇƅơ
È ǹō ÊƛÊƅơÊƨǸÈ ƷÌ ǁ
“De ki: Ey kendilerine kötülük edip (günahta) aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü o, bağışlayandır, merhametlidir.”1
Tövbe eden kişi, söz ve davranışlarıyla pişmanlığını gösterir. Yaptığı hatalarda ve işlediği
günahlarda ısrar etmez.
Müslüman, her akşam yatmadan önce kendi nefsini muhasebeye çeker. O gün günah işleyip
işlemediğini düşünür. Tövbe istiğfar ederek işlediği günahlarının affedilmesini ister.
Tövbe istiğfar tek başına yapılabileceği gibi cemaat hâlinde de yapılabilir. Örneğin, cuma
akşamları (perşembeyi cumaya bağlayan gece) yatsı namazlarından sonra, Bakara suresinin son iki
ayeti, “Amene’r-rasulü” okunur. Arkasından aşağıdaki şekilde tövbe ve istiğfar yapılabilir.
È Ljdzơ
È ǐdzơ
ȁÇ
ō ǺÊ
ō ȁ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È ƧȐ
È ÈśÊǸÈdzƢǠÈ ÌdzơƣËÊ ǁÊ
È Ƿ ÊƅƢÊƥƿÉ ȂǟÉ ơÈ
È ǴǟÈ ǵÉ Ȑ
È ِ‫ لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
ō ȁÉ
Ì ƥ ǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
ō ǹÈƢǘÌȈnjdzơ
ś
È ǠÊ ǸÈ ƳÈ
Ì ơȁÊ
Ì ơÊǾÊƥÈƢƸǏÈ
È ǾÊdzƕȄÈǴǟÈ
É ǴǸÌ ÈȇÈ‫ال‬ÊǾLjÊ ǨÌ ÈǼÊdzǶÇ ÊdzƢǛÈ ÇƾÌƦǟÈ ƨÈ ÈƥȂÌ ÈƫÊǾÌȈÈdzÊƛƣȂ
ǮÊ
É ÉƫÈƗȁ
È ǵÉ ȂŎȈÈǬÌdzơȆŎ ƸÈ ÌdzơȂÈ ǿÉ ō‫ال‬ÊƛǾÈÈdzÊƛÈ‫ال‬ȅÊǀōdzơÈʼnÊǂǰÈ Ìdzơƅơ
É ǨǤÌ ÈƬLJÈÌ ơƅơ
É ǨǤÌ ÈƬLJÈÌ ơƅơ
É ǨǤÌ ÈƬLJÈÌ ơ
È ǂÊ
È ǂÊ
È ǂÊ
ǶȈÉ ƷÊ ǂdzơ
É Ȃō ōƬdzơȂÈ ǿÉ ǾÉ ōǻÊƛƢÈǼÈdzÈƧǂÊ
È ‫ال‬ȁÈ ƀƫȂÌ ǷÈ ÊǾLjÊ ǨÌ ÈǼÊdz
ō ƣơ
È ǨǤÌ ǸÈ ÌdzơȁÈ ƨÈ ÈƥȂÌ ōƬdzơǾÉÉdzÈƘLjÌ ÈǻȁÈ ƁǁȂnjÉ ÉǻÈ‫ال‬ȁÈ ƀƫƢÈȈƷÈ
“Allah’ım! Bu yaşa gelinceye kadar, bilerek veya bilmeyerek işlediğim bütün günahlardan
tövbe ettim, bir daha işlememeye karar verdim. Günahlarımı bağışla! Çünkü sen günahları bağışlayansın!
Peygamberlerin ilki Hz. Âdem, sonuncusu ise Hz. Muhammed’dir. İkisi arasında gelip geçmiş
bütün peygamberlere inandım, iman ettim, hepsi haktır, gerçektir. Dilim ile ikrar, kalbim ile tasdik
ettim.
Allah’ım! Rabb’im sensin, senden başka ilah yoktur. Beni yarattın, ben senin kuluSınıfınızda tövbe istiğfar
num. Gücüm yettiği kadar sana verdiğim söz
duası konulu bir drama yapıüzerinde duruyorum. Yaptıklarıma karşı başınız.
ma gelecek kötülüklerden sana sığınırım. Günahlarımı itiraf ediyorum, beni affet Allah’ım!
Çünkü senden başka günahları affedecek kimse yoktur Allah’ım!
DRAMA YAPALIM
Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin
Allah’tan geldiğine inandım. Ölümden sonraki diriliş haktır. Allah’tan başka ilah olmadığına, Hz.
Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederim. Allah’ın salatı ve selamı Efendimiz Hz.
Muhammed’in, diğer nebi ve resullerin üzerine olsun, Hamt âlemlerin Rabb’i olan Allah’a mahsustur. Âmin.
È LJÈ ȁÈ ǹÈ ȂǨÉ ǐÊ ÈȇÈƢǸË ǟÈ ÊƧDŽō ǠÊ Ìdzơƣŏ ǁ
ƨÈ ƸÊ
È ǸÊÈdzƢǠÌdzơƣŏ ǁÊ
È ƫÈƢǨÌdzơś
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơȁÈ ÈśÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄǴ
È ǮÈ ŏƥǁ
È ǹÈ ÈƢƸÌƦLJÉ
È ǟÈ ǵÆ Ȑ
1 Zümer suresi, 53. ayet.
116
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
13. Herhangi Bir Açılış veya Kapanışta Yapılacak Konuşma ve Dua
Cami, okul, hastane, yol, köprü, çeşme, kütüphane, iş yeri açılışları nedeniyle yapılan konuşmalar, dinî hitabetin bir çeşididir. Çünkü bu tür konuşmalar çoğu zaman din görevlileri tarafından
yapılır.
Açılış veya kapanış konuşmaları, diğer konuşmalara göre daha kısa ve özlü olmak durumundadır. Açılışı yapılan kurum veya kuruluşun önemi ortaya konmalı ve bu kurumun niteliği konuşmanın merkezine alınmalıdır. Konuşma gereksiz ayrıntılarla uzatılmadan açılışı yapılan kurumun
ülkeye ve bulunduğu çevreye katkılarına vurgu yapılmalıdır. Tören bir dua ile tamamlanmalıdır.
Aşağıda bu tür törenlerde yapılabilecek bir konuşma ve dua metni verilmiştir. Ancak farklı konuşma
ve dua metinleri de oluşturulabilir.
HAZIRLAYALIM
Aşağıda bir iş yerinin açılışı için yapılabilecek bir konuşma örneği verilmiştir.
Siz de okul, cami, hastane veya yurt gibi bir hayır kurumunun açılışında yapılabilecek bir konuşma metni hazırlayınız. Hazırladığınız metni sınıfta arkadaşlarınıza
okuyunuz.
Saygı Değer Misafirler!
Dinimiz çalışmayı öğütlemiş, kazanmak için çalışmak gerektiğini bildirmiştir. Yüce Allah,
“Gerçekten insan için ancak kendi çalışmasının karşılığı vardır.”1 buyurarak çalışarak kazanmayı teşvik etmiştir. Peygamberimiz de, “Kimse, kendi elinin emeği ile çalışıp kazandığından daha hayırlı bir rızık yememiştir.”2 hadisiyle helal rızık kazanmamızı öğütlemiştir.
Bütün canlıların rızkını yaratan Allah’tır. Bu durumda bizlere düşen, rızkı elde etmek için
canla başla çalışmaktır. Çünkü Rabb’imiz, “…Böylece herkes kazancına göre karşılık görür…”3 buyurarak emeklerimizi karşılıksız bırakmayacağını bildirmiştir. Ancak “Rızkı veren Allah’tır.” diyerek tembellik etmek çalışma ve gayreti terk etmek, el açıp dilenmek doğru
değildir. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur: “Sizden herhangi birinizin sırtına
bir bağ odun yüklenip satması, dilenmesinden hayırlıdır…”4
Bizler çalışarak kendimizin ve aile bireylerimizin rızkını kazanmalı, onları kimseye muhtaç
etmemeliyiz. Yoksullara, düşkünlere yardımda bulunmalıyız. Bugün burada olduğu gibi yeni iş
yerleri açarak işsizlere iş imkânı sağlamalı ve ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunmalıyız.
İşte bu duygu ve düşüncelerle, açılışını yaptığımız bu iş yerinin, sahibine, çalışanlarına ve
ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Şimdi bu iş yerinin hayırlı hizmetler vermesi, bol kazanç
getirmesi, kaza, bela, musibet ve afetlerden korunması için dua edelim.
1 Necm suresi, 39. ayet.
2 Buharî, Büyu’, 15, Enbiya, 37.
3 Câsiye suresi, 22. ayet.
4 Buharî, Zekât, 50, 53.
117
6. ÜNİTE
È Ljdzơ
È ǐdzơ
ǵÉ Ȑ
ō ǺÊ
ō ȁ
È ƧȐ
È ÈśÊǸÈdzƢǠÈ ÌdzơƣËÊ ǁÊ
È ǷÊƅƢÊƥƿÉ ȂǟÉ Èơ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơǶÊ ȈƷÊ ǂdzơ
ō ȁÉ
Ì ƥǶÊ ȈƳÊ ǂdzơÊ
ō ǺÊ ǸÈ ƷÌ ǂdzơÊ
ō ƅơǶÊ LjÊ
ō ǹÈƢǘÌȈnjdzơ
ś
È ǠÊ ǸÈ ƳÈ
Ì ơȁÊ
Ì ơÊǾÊƥÈƢƸǏÈ
È ǾÊdzƕȄÈǴǟÈ ȁÇ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢÈǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È ǴǟÈ
È ƷƀǠ
Ê ǮÈ ÉdzÈƘLJÌ ÈƗŏňÊƛǶō ȀÉ ōǴdzÈơ
ǺÌ ÈdzÅƧǁÈÈ ƢƴÊƫȁÅ
È LJÊ ȁƀǫ
È ‫ال‬ȂÉƦǬÌ ǷÈ ÅȐǸÈ ǟÈ ȁƢ
È ÅƦŏȈǗÈ Å‫ال‬Ȑ
È ǃÌ ǁÊ ȁƢ
È ǠÊÅ ǧƢÈǻƀǸÌǴǟÊ ȁ
È ƨÅ ÈȈÊǧƢǟÈ ȁ
È ƨÅ Ƹō Ǐ
ǁȂ
È ÉƦÈƫ
“Ya Rabb’i! Bugün şu anda açılışını yapmış olduğumuz kurumu vatanımız, milletimiz ve
çalışanlar için hayırlı eyle! Rızık verenlerin en hayırlısı sensin, bize helal, temiz ve bol rızık ver
Allah’ım!
Geçimimizi temin etmek ve helalinden rızık elde etmek için bize sağlık ve afiyet ver Allah’ım!
Rızkımızı haramdan, dilimizi yalandan ve hileden muhafaza eyle Ya Rabb’i! Cimrilikten, israftan,
tembellikten, el açıp dilenmekten, açlıktan, yoksulluktan ve bütün kötülüklerden bizleri muhafaza
eyle. Bu iş yerini ve çalışanlarını kazalardan, belalardan ve felaketlerden koru Ya Rabb’i!
İşlerimize kolaylık, bedenimize sağlık, kazancımıza bereket ver Allah’ım! Dualarımızı kabul
et Ya Rabb’i! Âmin.
È LJÈ ȁ
ƨÈ ƸÊ
È ƫÈƢǨÌdzơÈśÊǸÈdzƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ÈśÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄǴ
È ǹÈ ȂǨÉ ǐÊ ÈȇÈƢǸË ǟÈ ÊƧDŽō ǠÊ Ìdzơƣŏ ǁ
È ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ Ìdzơȁ
È ǮÈ ŏƥǁ
È ǹÈ ÈƢƸÌƦLJÉ
È ǟÈ ǵÆ Ȑ
118
Çeşitli Törenlerde Dinî Hitabet Ve Dua
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. Dua ederken nelere dikkat edilmelidir? Belirtiniz.
2. Mübarek gün ve gecelerde neler yapılmalıdır? Örnekler veriniz.
3. Ad koyma töreni nasıl gerçekleşir? Bilgi veriniz.
4. Sünnet merasiminde din görevlisinin üzerine düşen görevler nelerdir? Açıklayınız.
5. Hacı uğurlama merasiminde din görevlisi neler yapar? Söyleyiniz.
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru cevaplarını işaretleyiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisi mübarek geceler arasında yer almaz?
A) Rebiülevvel ayının 12. gecesi
B) Muharrem ayının son perşembe gecesi
C) Recep ayının ilk cuma gecesi
D) Şaban ayının 15. gecesi
E) Ramazan ayının 27. gecesi
2. Mevlit merasimlerinde okunan “Vesiletü’n-Necat” adlı naatın yazarı kimdir?
A) Kâtip Çelebi
B) Mehmet Âkif Ersoy
C) Süleyman Çelebi
D) Necip Fazıl Kısakürek
E) Evliya Çelebi
3. Aşağıdakilerden hangisi dua için söylenemez?
A) Kişi kendisi duyabileceği bir sesle dua etmelidir.
B) Duanın sonunda âmin denilmelidir.
C) Dua ederken eller yukarı kaldırılmalıdır.
D) Duaya Allah’a şükrederek ve Peygamberimize salavat getirilerek başlanmalıdır.
E) Dua camide yapılmalıdır.
4. Aşağıdakilerden hangisi açılış veya uğurlama törenlerinde yapılacak konuşmalarda dikkat
edilecek hususlardan biri değildir?
A) Konuşma mutlaka din görevlisi tarafından yapılmalıdır.
B) Konuşma, yapılan işin anlam ve önemine uygun olmalıdır.
C) İnsanlara moral verici nitelikte olmalıdır.
D) Konuşmada dinimizin öğütlerine yer verilmelidir.
E) Konuşmanın uzun olmaması gerekir.
119
6. ÜNİTE
C. Aşağıdaki cümlelerden doğru olanı “D”, yanlış olanı “Y” ile işaretleyiniz.
(…) Dua eden insan, isteklerini hiçbir aracıya ihtiyaç duymadan doğrudan Allah’a iletmelidir.
(…) Çeşitli törenlerde yapılan dualar mutlaka Arapça olmalıdır.
(…) Yemek duası, verdiği nimetlerden dolayı Allah’a şükrün bir ifadesidir.
(…) İsim konacak olan çocuğun sağ kulağına ezan okunur, sol kulağına kamet getirilir.
(…) Dinimize göre çocukları sünnet ettirmek farzdır.
Ç. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri verilen ifadelerden uygun olanları ile doldurunuz.
(tövbe, hatim, âmin, Kutlu doğum, Bismillahi Allahu Ekber, mevlit)
1. Kur’an-ı Kerim baştan sona okunduktan sonra yapılan duaya …………. duası denir.
2. Kurbanlık hayvan kıbleye doğru ve sol tarafı üzerine yatırılır ve ……………..diyerek kesilir.
3. İnsanın işlediği bir günahtan pişmanlık duyarak Allah’a söz vermesi ve ondan af dilemesine
…………………..denir.
4. Duadan sonra ……………….diyerek ellerimizi yüzümüze sürmeliyiz.
5. Mevlit Kandili’ne rastlayan hafta, ülkemizde ……… ………..Haftası olarak kutlanır.
D. Aşağıda mübarek geceler ve bu gecelerle ilgili yargılar verilmiştir. Doğru bir şekilde
eşleştiriniz.
1
2
3
4
5
Mevlit Gecesi
Regaip Gecesi
Miraç Gecesi
Berat Gecesi
Kadir Gecesi
…
…
1
…
…
Peygamberimiz Allah’ın katına yükselmiştir.
Kur'an-ı Kerim indirilmeye başlanmıştır.
Peygamberimiz doğmuştur.
Üç aylara hazırlık yapılır.
Günahlardan arınma demektir.
120
Çeşitli Törenlerde Dinî Musiki
7.ÜNİTE
ÇEŞİTLİ TÖRENLERDE DİNÎ MUSİKİ
ÜNİTEMİZE HAZIRLANALIM
1. “Sala, ilahi ve tesbih” kelimelerinin anlamlarını araştırınız.
2. Musikinin insanın duyguları üzerindeki etkisi hakkında düşününüz.
3. Camide icra edilen dinî musiki hakkında cami görevlilerinden bilgi
alınız.
4. Dinî musiki çeşitlerinden bildiklerinizi söyleyiniz.
121
7. ÜNİTE
1. Musiki ve Dinî Musiki
Allah, insanı üstün varlık olarak yaratmış, akıl, düşünme ve konuşma gibi özelliklerle donatmıştır. Ayrıca insana estetik duygusu vererek çevresindeki güzellikleri fark etmesini sağlamıştır.
İnsan bu sayede çeşitli sanat eserleri meydana getirmiş ve bunlardan yararlanmıştır. Bu sanatlardan
biri de musikidir. Musiki fıtri bir duygu ve evrensel bir dildir. İnsanlar duydukları güzel ve ahenkli
seslerden hoşlanırlar. Bazen duygu ve düşüncelerini musiki yoluyla ifade eder ve diğer insanlarla bu
yolla da iletişim kurarlar.
1.1. Musikinin Tanımı ve Önemi
Musiki, bazı duygu ve düşünceleri düzenli ve ahenkli
seslerle ifade etme sanatıdır. Musiki ses ve ölçüden oluşur.
Müzik kelimesi de aynı anlamda musiki yerine kullanılmaktadır.
“Musiki, ahlakı arındıran değerli bir ilimdir.”
İsmail Dede Efendi (1778-1846)
Kur’an’ın güzel bir sesle okunması, bülbül sesi, yağmur ve akarsuların sesleri, deniz dalgalarının nağmeleri ve kâinatta Allah’ın varlığını, birliğini terennüm eden ahenkli bütün sesler insanın
hoşuna gider.
Musiki bakımından insanların yetenekleri ve zevkleri birbirinden farklıdır. Musiki, içinde yeşerdiği toplumun hayat tarzı ve kültürüyle şekillenir. Toplumların coğrafik yapısı, tarihî birikimi,
folklorik özellikleri ve inançları musikiyi besler. Örneğin millet olarak inancımızı, sevincimizi, hüzün ve coşkumuzu çoğu kez türkü, ağıt, bozlak, ninni, ilahi, mehter gibi musiki çeşitleriyle ifade
ederiz. Diğer toplumlar musikimizle tanıştıkça bizi daha da yakından tanımış olurlar. Böylece musiki
yerel olarak başladığı yolculuğuna insanlar arasında köprüler kurarak devam eder ve evrensel bir
nitelik kazanır.
Musiki toplumun eğitiminde, inanç ve kültür değerlerinin aktarılmasında en etkili vasıtalardan
biridir. Millî kimliğin oluşmasında, beceri kazandırmada, güven oluşturmada ve karakter eğitiminde
kullanılmıştır. Çocuğumuz, doğumunda kulağına okunan ezanla ismi konulmuş; ninniler, tekbir ve
ilahilerle büyümüş ve pek çok bilgiyi okul şarkılarıyla öğrenmiştir. Gençliğinde askere kahramanlık
türküleriyle uğurlanmış ve evliliğinde müzikle neşelenmiştir.
Musikinin hedefi insana huzur ve mutluluk kazandırmak, ruh dünyasına sağlıklı bir
şekilde tesir etmektir. Tıpta çok eski devirlerden beri musiki ile tedavi yönteminin uygulandığı bilinen bir gerçektir. Müziği tıp sahasında kullanan ilk milletlerden olan Türkler,
akıl sağlığı yerinde olmayan hastalar için hastaneler kurmuşlar ve burada musikinin tedavi
edici yönünden yararlanmışlardır.1
Edirne Sultan II.Bayezit Külliyesi Darüşşifası’nda bazı
hastalar musiki yoluyla tedavi ediliyordu.
1 Özge Gençel, “Müzikle Tedavi”, Kastamonu Eğitim Dergisi, C 14, s. 697-706.
122
Çeşitli Törenlerde Dinî Musiki
Musikiden yararlanılan diğer bir saha da askerî faaliyetlerdir. İslam dininin kabulünden sonra
Türklerin askerî müzik anlayışı gerek Selçuklularda gerekse Osmanlılarda “mehter” adıyla devam
etmiştir. Günümüzde de mehter grupları gösteriler yapmakta, kültürümüzün ülke içinde ve dışında
tanıtılmasına katkı sağlamaktadırlar.
Dinî ve millî duyguların dile getirilmesinde, toplumsal heyecanın ifadesinde, sevgi, birlik, beraberlik, dayanışma ve hoşgörü gibi güzel duyguların oluşmasında musikinin önemli bir yeri vardır.
ARAŞTIRALIM
Günümüzde musikiyi kimler hangi sahalarda kullanmaktadır? Araştırınız.
1.2. Dinî Musikinin Din Hizmetlerindeki Yeri ve Önemi
Musiki dinî hayatın içinde ve yaşandığı mekânlarda da yaygın şekilde kullanılmıştır. Dünyanın değişik bölgelerinde yaşayan insanların dinî inançlarında müziğin önemli bir yer tuttuğu görülür.
Örneğin, Hinduizm’de ilahiler müzik aletleri eşliğinde okunmaktadır. Yahudilikte ibadet esnasında
Mezmurlar belli bir makam ve tarzda okunur. Hristiyanlıkta kiliselerde okunmak üzere bestelenmiş
pek çok eser bulunmaktadır. İslam dininde de farklı mekân ve zamanlarda Kur’an, ezan, sala, ilahi,
mevlit, nefes, tevhit ve naat gibi dinî metinlerin okunmasında musikiden yararlanılmaktadır.
İslam’dan önceki dönemde Arap Yarımadası’nda, sosyal hayat içinde şiir, destan, hikâye gibi
söz sanatlarından yararlanıldığı gibi musikiden de yararlanılmıştır. İslam’dan sonraki dönemde de
musiki, kültürün aktarılmasında, inancın ifadesinde ve dinin sevdirilmesinde önemli rol oynamıştır.
Allah’ı en güzel şekilde anmak, peygamber sevgisini ifade etmek, mübarek gün ve geceleri değerlendirmek için musiki din ve kültür hayatımızın önemli motiflerinden biri olmuştur.
İslam kültüründe cami içinde ve dışında ibadet ve dinî merasimlerde kullanılan musikiye dinî
musiki denir. Geleneğimizde Kur’an tilavetinde, ezan ve ilahi okumada, tekbir ve salavat getirmede, mevlit ve benzeri dinî metinlerin okunmasında musiki kullanılmıştır. Ayrıca dinî musiki “sema”
adıyla geniş ölçüde tasavvufta yerini almış, farklı türlerde en güzel makam ve tarzda icra edilmiştir.
İslam dini, insanlığın yararına ve gelişmesine katkı sağlayacak her türlü sanat ve etkinliğe
müsaade etmiştir. İlke ve öğretileriyle iyi ve güzel eserler ortaya konmasını teşvik etmiştir. İslam
düşüncesi ve medeniyetinin genişleyip olgunlaşmasına paralel olarak diğer sanat dallarının yanında
musiki de gelişme göstermiş, pek çok sanatkâr yetişerek kalıcı eserler ortaya koymuşlardır.
123
7. ÜNİTE
Dinî musikinin gelişip kültür hayatımızda yer almasının en
ARAŞTIRALIM
önemli sebeplerinden biri, Hz. Pey“İslam bilginlerinden Farabi, diğer ilim
gamberin iyi ve güzel olanı teşvik
dallarının yanı sıra musiki ile de uğraşmış ve
eden söz ve uygulamaları olmuştur.
ses fiziği üzerinde çalışmalar yapmıştır.”
Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinFarabi gibi musiki alanında çalışmalar
de şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz
yapmış İslam bilginleri hakkında bilgi toplayınız.
ki Allah güzeldir, güzelliği sever.”1
Bu hadis bütün güzel şeyleri yapmayı ve musikiyi özendirir. Diğer taraftan Kur’an’ı, kurallarıyla
okumak kaydıyla musikiden faydalanmaya müsaade edilmiş hatta güzel okuma teşvik edilmiştir. Bu
hususta Peygamberimiz, “Kur’an’ı seslerinizle süsleyiniz.”2 buyurarak Kur’an’ın güzel bir ses ve
bilinçle okunmasını istemiştir. Kur’an bu şekilde okunduğunda insanlar derinden etkilenir ve içleri
manevi huzurla dolar. Hz. Peygamber ezanın da güzel bir şekilde okunmasını istemiş ve Hz. Bilal’i
ezan okuması için görevlendirmiştir. Hz. Bilal gür ve güzel sesiyle ezan okumuş, Peygamberimiz
kendisini dinlerken duygulanmış ve onu övmüştür.
Dinî musiki içerisinde Kur’an ve
ezanın yanı sıra sala, ilahi, naat, mevlit ve
nefes gibi pek çok form oluşturulmuştur.
Bu çeşitlilik dinî ve kültürel mesajların
estetik bir biçimde sunulmasını kolaylaştırmıştır. Bayram ve teravih namazları ile
bazı dinî merasimler ve kutsal gecelerde
okunan ilahi, mevlit, tekbir, kaside, salat
ve selam gibi dinî eserlerle insanlarda toplumsal bir heyecan oluşmuş, manevi duyguların dile gelmesinde musiki etkili bir
rol oynamıştır.
İslam düşüncesi musikinin sadece dinî duyguların ifadesinde değil, gündelik hayatta da kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Peygamberimiz musikinin düğünde, yolculukta, savaş
GÖZLEM YAPALIM
ve barış durumlarında da kullanabileceğini
Mevlit, ilahi, tekbir, salabildirmiştir. Örneğin, Hz. Muhammed’i, hicvat gibi musiki çeşitlerinin
insanlar üzerindeki etkisi üzereti esnasında Medineli çocuklar evlerinin
rinde gözlem yapınız. Gözlem
damlarına çıkıp def çalarak, şarkı ve şiirler
sonuçlarını arkadaşlarınızla değerlendiriniz.
söyleyerek karşılamışlar ve sevinçlerini ifade
etmişlerdir.
Dinî musiki, ölçülü ve dinî geleneklere uygun tarzıyla insana güzel ve manevi duygular yaşatır. Dinî hayatın canlı ve etkili bir şekilde devam etmesine katkı sağlar. İnsanı dine ve dinî bakımdan
1 Müslim, İman, 147; İbn Mace, Dua, 10.
2 Buharî, Tevhit, 52; Ebu Davut, Vitir, 2.
124
Çeşitli Törenlerde Dinî Musiki
önemli olan hususlara ısındırarak Allah’a yaklaştırır. Dinî musiki, kişiye incelik ve nezaket kazandırır. Kişinin güzel olanı algılamasına ve ayrıntıları önemsemesine yardımcı olur.
PAYLAŞALIM
Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer kuruluşların dinî musiki konusunda açtığı
hizmet içi eğitim kursları ve çalışmaları ile ilgili bir araştırma yapınız. Araştırma sonuçlarını arkadaşlarınızla paylaşınız.
2. Cami Musikisi
Cami musikisi, camide ibadetlerle ilgili olarak dinî metinlerin belli makam, üslup ve tarzda
okunmasıdır.
Cami musikisi sese dayalıdır.
İcra edilirken herhangi bir çalgı aleti kullanılması uygun değildir. Cami
musikisinin namazı ilgilendiren bölümlerinde okuyucunun sesinin güzelliği, musiki bilgisi ve sesini güzel
kullanma gibi özellikler ön plana çıkar. Ayrıca Kur’an, ezan, sala, tekbir
ve ilahi gibi dinî metinleri okuyan
kimse bu mekânda Allah’ın huzurunda bulunduğunun bilincinde olur.
2.1. Ezan ve Kamet
Kelime olarak bildirme, duyurma manalarına gelen ezan, namaz vaktinin geldiğini belirtmek
amacıyla günde beş defa okunan bir çağrıdır.
Ezan, hicri 1. asırdan itibaren bugünkü şekliyle okunmaya başlanmıştır. Mescid-i Nebi tamamlandıktan sonra, Müslümanlar için namazın zamanını bildirecek bir çağrıya ihtiyaç duyuldu. Sahabilerden konu ile ilgili çan veya boru çalınması, ateş yakılması, bayrak dikilmesi gibi farklı görüşler ileri sürülmeye başlandı. Ensardan Abdullah b. Zeyd, bir rüya gördüğünü ve rüyasında ezanın sözlerini
duyduğunu söyledi. Hz. Peygamber bunu önemli bir işaret olarak gördü ve Hz. Bilal’den bu sözlerle
insanları namaza çağırmasını istedi. Bilal yüksekçe bir yere çıkarak tatlı bir ses ve üslup ile ilk ezanı
okudu. Okunan metni duyan Hz. Ömer de aynı rüyayı gördüğünü söyleyerek durumu Hz. Peygambere bildirmişti. Bu olaydan sonra namaza davet amacıyla ezan okunmaya başlanmış ve günümüze
kadar bu şekliyle ulaşmıştır. Böylece ezan bütün Müslümanların birliğini ve İslam dininin evrensel-
125
7. ÜNİTE
liğinin bir sembolü olmuştur. Ezanın metninYORUMLAYALIM
de ilk okunduğu günden
Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
bu yana hiçbir değişikDeğmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
lik olmamıştır. Sadece
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeliEbedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
okuyuşta makam ve tarz
Mehmet Âkif Ersoy
olarak bazı farklılıklar
Yukarıdaki şiiri ezanın önemi açısından yorumlayınız.
ortaya çıkmıştır. Ezanın
okunuşu da anlamı gibi
güzel ve etkileyici olmalıdır. Güzel bir şekilde okunan ezan ile insanlar manevi bir haz ve coşkuya
ererler.
Ezan okurken her cümlenin sonunda durmak
ve cümlelerin sırasını gözetmek gerekir. Ayrıca
ezan okurken ve kamet getirirken kıbleye yönelmek
sünnettir. Ezan okuyan kişinin ezan cümlelerini gereğinden fazla uzatıp ölçüsüzce sesini titretmesi,
bozuk sesler çıkarması hoş karşılanmamıştır.
Ezan, minareden veya cami içinde ezan okumak için ayrılan yerden okunur. Ezan; mutlaka vaktinde, diğer camilerle aynı anda okunmalıdır. Ezan
okuyan kişiye müezzin denir. Ezan bir veya iki müezzin tarafından okunabilir. İki müezzin tarafından
karşılıklı (mukabele şeklinde) okunan ezana çift ezan adı verilir. Cuma namazında hatip minberde
iken cami içerisinde okunan ezana ise iç ezan denir. İbadetin dışında, çocuğa ad koyma gibi bazı
merasimlerde de ezan okunmaktadır.
Ezanın metni şöyledir:
ǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅÈ
É ơǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅÈ
É ơ ǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅÈ
É ơ ǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅÈ
É ơ
ƅÈ
É ơōȏÊơǾÈÈdzÊơÈȏǹÈÌ ơƾÉ ȀÈ NjÈÌ ơƅÈ
É ơōȏÊơǾÈÈdzÊơÈȏǹÈÌ ơƾÉ ȀÈ NjÈÌ ơ
ÉÈ LJÉ ǁơ
ÉÈ LJÉ ǁơ
ÊƅơDZȂ
È ƾÅ ǸË ƸÈ ǷÉ ǹō ÈơƾÉ ȀÈ NjÈÌ ơÊƅơDZȂ
È ƾÅ ǸË ƸÈ ǷÉ ǹō ÈơƾÉ ȀÈ NjÈÌ ơ
È ǐdzơ
È ǐdzơ
ƧÊ Ȑ
ō ȄǴ
ō ȄǴ
È ƧȐ
È ǟÈ Ȇō ƷÊ
È ǟÈ Ȇō ƷÈ
ƵÈ
Ê ȐƋǨºÌdzơȄǴ
Ê ȐƋǨºÌdzơȄǴ
È ƵÈ
È ǟÈ Ȇō Ʒ
È ǟÈ Ȇō ƷÈ
ǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅÈ
É ơǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅÈ
É ơ
ƅÈ
É ơōȏÊơǾÈÈdzÊơÈȏ
È ǐdzÈ
Sadece sabah ezanında ƵÈ
È ƧȐ
Ê ȐƋǨºÌdzơȄǴ
ōơ
È Ƿ ǂÆ ÌȈƻÉ
È ǟÈ Ȇō ƷÈ cümlesinden sonra iki defa ǵÊ ȂÌ ōǼdzơǺÊ
cümlesi okunur.
126
Çeşitli Törenlerde Dinî Musiki
Türk musikisinde ezan, okunduğu namaz vaktine göre kendine has bir icra tarzı ve üslup çerçevesinde
okunmaktadır. Ezan okumanın adap ve erkânı zaman
içerisinde çeşitli farklılıklar göstererek değişik tavırlar
doğmuştur. Özellikle İstanbul, Bursa, Konya gibi önemli kültür merkezlerinin özel ezan tavırları olduğu bilinmektedir.
Kültürümüzde ezan, belli kurallara ve teamüllere
bağlanarak belli bir sanat anlayışı kazanmıştır. Genellikle sabah ezanı saba makamında, akşam ezanı da segâh
makamında okunmuştur. Öğle ezanının uşşak, ikindi
ezanının rast, yatsı ezanının da hicaz veya hüzzam gibi
makamlarda okunması tercih edilmiştir.
Cuma namazı esnasında okunan iç ezanda öncelikle cuma vakti minareden okunan ezanın makamı terMüezzin mahfili
cih edilmelidir. Ayrıca uzatma yapılmadan ve biraz hızlı
bir üslup ile icra edilmelidir. Başlanılan makamla bitirilmeli, fazla makam geçkisi yapmadan daha
sade bir şekilde okunmalıdır.
UYGULAYALIM
Beş vakit okunan ezan ve kametin
geleneklere uygun bir tarz ve makamda
okunuşunu dinleyiniz. Aynı okunuşu
öğrenip uygulamaya çalışınız.
İki müezzinin karşılıklı olarak
okudukları çift ezanda müezzinlerin
ses güzelliği, ses genişliği ve musiki
bilgisi önemlidir. Bir müezzinin başladığı ses perdesini ve ses tonunu diğer müezzin takip edebilmeli, uyumlu
geçkiler yapılmalıdır.
ƵÈ
Ê ȐǨÈ ÌdzơȄÈǴǟÈ Ȇō ƷÈ ) sözün-
Farz namazlardan önce okunan kamet, aynen ezan gibidir. Ancak (
ƧÉ Ȑǐdzơ
ō ƪÊ ǷÈ ƢÈǫ ƾÌ Èǫ
) cümlesi ilave edilir. Kamet, ezandan daha alçak, cemaatin duyacağı
den sonra (
bir ses tonu ile hızlıca icra edilmelidir. Şayet kamet getirilmeden önce İhlâs suresi veya kısa bir aşr-ı
şerîf okunmuş ise kamet de İhlâs suresinin okunduğu makamla okunmalıdır.
DEĞERLENDİRELİM
“Güzel Ezan Okuma Yarışması” yapmak için sınıfınızdan on öğrenci seçiniz.
Diğer öğrenciler arasından seçilen jüri üyelerinin yarışmaya katılan öğrencileri
değerlendirmesini isteyiniz.
127
7. ÜNİTE
2.2. Tesbih
Tesbih, Allah’ı her türlü noksan sıfatlardan uzak
tutarak onun yüceliğini ifade etmektir. Bu, genellikle
È ǮÈ ōƥǁ
É ƿơȁÈ ...
ǁÊ ƢǰÈ ÌƥÊ ْ‫لإ‬ơȁÈ Ȇŏ njÊ ǠÈ ÌdzƢÊƥƶÌ ŏƦLJÈ ȁÈ ơÅŚÊưǯ
È ǂÌ ǯÌ
“...Rabb’ini çok zikret ve sabah
kelimesi ile ifade edilir. Dinî musiki terimi
akşam tesbih et.”
olarak, camilerde namazdan sonra bir veya birkaç müezÂl-i İmrân suresi, 41. ayet.
zin tarafından cemaatin salat ve selam getirmesine, tesbih
çekmesine ve dua etmesine zemin hazırlamak için değişik makamlarda okudukları metinlerdir.
öƅơ ǹÈ ƢƸÈ ÌƦLJÉ
NOT EDELİM
Ê ǴǸÈ ÌdzơǹÈ ƢƸÈ ÌƦLJÉ veya ȄÈǴǟÌ ÈȋÌơ ǮÊ
Ê ǴǸÈ ÌdzơǹÈ ƢƸÈ ÌƦLJÉ
ȄÈdzȂÌ ÈŭÌơ ǮÊ
tesbih adı verilmiştir.
sözleriyle başlayan ilâhilere de
Ülkemizde genellikle yapılan tesbih uygulaması şöyledir: Müezzin, farz namazın arkasından,
È Ljdzơ
È Ljdzơ
Ê ȐƴÈ ÌdzơơÈƿƢÈȇƪÈ ǯÌ ǁƢÈ ÈƦÈƫǵÉ Ȑ
ǵÊ ơǂÈ ǯÌ ÊȍÌơȁ
È ÌǻÈƗǶō ȀÉ ōǴdzÈơ “Allah’ım sen huzur kaynağısın,
È DZÈ
È ǵÉ Ȑ
ō ǮÈ ÌǼǷÊ ȁ
ō ƪº
barış ve huzur sendendir. Ey celal ve ikram sahibi sen yücesin.” anlamında bir dua okur. Namazın
sonunda, imamın selam vermesini bekler ve
rimize salavat getirilmesini ister. Peşinden,
Ʃơ
Æ ȂƋǴ
È ƾǸō ƸÈ ǷÉ ƢƋǼÊdzȂLJÉ ǁȄÈ
È ǏÇ
È ǴǟÈ diyerek Peygambe-
ȆºÊ
È ȏ ȁ
È DZÈ ȂÌ ƷÈ
È ǂÉ ÈƦǯÈÌ ơ Éƅơȁ
È ÉƅơōȏÊơǾÈÈdzÊơÈȏ ȁÊ
È ِ‫ لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơȁÊ
È ƅơǹÈ ƢƸÈ ÌƦLJÉ
È ơ ÊƅƢƏƥōȏÊơÈƧȂºÉ
ō ǫ Èȏȁ
ŏ ǴǠdzÌ
ǶÊ ȈºǜÊ ǠÈ Ìdzơ
“Allah bütün noksan sıfatlardan uzaktır. Allah’a hamdolsun. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür. Yüce ve ulu
Allah’tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur.” der. Sonra cemaatle
birlikte Ayete’l-Kürsî’yi sessizce okur. İmam Ayete’l-Kürsî’yi bi-
öƅơǹÈ ƢƸÈ ÌƦLJÉ
diyerek tesbih
tirdikten sonra müezzin sesli bir şekilde
kelimesini hatırlatır. Cemaatle birlikte otuz üç defa bu kelimeyi tek-
Ê ِ‫لهل‬ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzÈơ ǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅÈ
É ơ
ve
diyerek otuz
rar eder. Ardından aynı şekilde
1
üçer kere bu kelimelerle Allah’ı tesbih eder. Bu tesbihattan sonra
da aşağıdaki duayı okur.
Anlamı:
“Allah’ın her şeye gücü yeter.”
É ǴǸÉ ÌdzơǾÉÈdzǾÉÈdzǮȇÊ
È ǂNjÈ
ȄÈǴǟÈ ȂÈ ǿÉ ȁ
È ȏǽÉ ƾÈ ƷÌ ȁ
È ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơǾÉÈdzȁ
È ǮÌ
È ƅơō
É ȏÊƛǾÈÈdzÊƛȉ
Ê dzƢǐdzơÊ
È Dzŏ ǯÉ
ÈśƸÊ
ō ƧǂÈ ǷÌ ǃÉ ȄÊǧƢÈǻǂÌ njÉ Ʒơ
Ì Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơǂȇÊ
Æ ƾºÈǫƞÇ ÌȈNj
1 Müslim, Mesacid, 144.
128
Çeşitli Törenlerde Dinî Musiki
Tesbih duaları anlamı, doğru okunması, musiki ahengi ve ritmi ile namaz ibadetine ayrı bir
güzellik katar.
ÖĞRENELİM
Namaz sonrasında okunan tesbih dualarını ezberleyerek doğru bir biçimde
okuyunuz.
2.3. Tekbir
Tekbir Allah’ın yüceliğini ifade etmek amacı ile okunan metindir. Sözleri şöyledir:
ƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơÊ ِ‫لهل‬ȁ
È ǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅÈ
È ƅÈ
É ơǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅơ
É ȁ
É ơōȏÊơǾÈÈdzÊơÈȏǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅÈ
É ơǂÉ ÈƦǯÈÌ ơƅÈ
É ơ
Anlamı: “Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, Allah’tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür, Allah en büyüktür, hamt Allah içindir.”
Tekbir dinî musikide segâh makamında bestelenmiş bir eserdir. Bugün Müslümanların hepsinin ezberinde olan ve daha çok topluca okunan bu eser ibadetlerimize ayrı bir güzellik katmaktadır.
Sözleri kısa olmasına rağmen, bestenin duygu ve etkisinden dolayı en çok okunan eserlerden biri
olmuştur. Bayram namazlarında, kurban kesimlerinde, diğer dinî merasimlerde, mehter ve cenk şarkılarında büyük bir coşku ve heyecanla okunur. Özellikle dinî duyguların dile getirilmesi, cemaat
ruhunun oluşması, tevhit inancının ifadesi bakımından tekbirin kültürümüz içinde önemli bir yeri
vardır. Tekbirin bestesi Buhûrîzâde Mustafa Itrî (1640–1712)’ye aittir.
ÖRNEKLER BULALIM
İbadet ve merasimlerde tekbire nasıl yer verilmiştir? Örnekler veriniz.
•
•
•
•
Kurban Bayramı’nda bayram namazı hutbesinde.
...........................................................................................
...........................................................................................
...........................................................................................
2.4. Sala
Sala, dinî musiki terimi olarak Hz. Peygambere belli bir makam ve üslupla salat ve selam
okumaktır. Sala özellikle cenaze namazından önce müezzin tarafından okunur. Ayrıca mübarek gün
ve gecelerde de sala okunmaktadır.
Sala günümüzde cenaze salası, cuma ve bayram salası, sabah salası ve salat-ı ümmiye olmak
üzere dört farklı şekilde icra edilmektedir.
129
7. ÜNİTE
BİLGİ KUTUSU
Sala’nın sözleri:
È LJÉ ǁƢ
ÊƅơDZȂ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
ōơ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ō ȁÈ ÉƧȐ
ÊƅơƤȈÊ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
ōơ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
È ƦƷƢ
ō ȁÈ ÉƧȐ
ÊƅơǪÌ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
Ê Ǵƻ
È ǂÈ ÌȈƻƢ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ōơ
ō ȁÈ ÉƧȐ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
ÈśÊǸÈdzƢǠÌÈ ǴÊdzƨÅ ǸÈ ƷÌ ǁƢ
ōơ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ō ȁÈ ÉƧȐ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
ś
È ŏȈÊƦōǼdzơǶÈ ÈƫƢƻƢ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ōơ
ō ȁÈ ÉƧȐ
Ê ơȁÈ ÈśÊdzȁō ÈȋÌơƾÈ ŏȈLJƢ
È Ljdzơ
È ǐdzÈ
ǺȇÊ
ōơ
È ǂƻȉÌ
È ÈȇǮÈ ÌȈÈǴǟÈ ǵÉ Ȑ
ō ȁÈ ÉƧȐ
È LJÈ ȁÈ
ÈśÊǸÈdzƢǠÈ Ìdzơƣŏ ǁÊ
È ÊǴLJÈ ǂÌ ǸÉ ÌdzơȄÈǴǟÈ ǵÆ Ȑ
È ƅƾÉ ǸÌ ƸÈ ÌdzơȁÈ ś
Cenaze salası, bir vefat olayının duyurulması amacı ile müezzinin minareden
okuduğu eserdir. Cuma salası ise ezandan
önce müezzin tarafından belli bir makam
çerçevesinde okunur. Bayram için de bazı
bölgelerde namaz öncesi aynı şekilde sala
okunmaktadır. Sabah salası, cuma sabahları
ile Ramazan ve Kurban Bayramı günleri sabah namazı ezanından önce okunan saladır.
Salat-ı ümmiye, teravih namazı aralarında ve bazı dinî merasimlerde müezzin ve
cemaatin birlikte okudukları bir sala çeşididir. Sözleri şöyledir:
ǶÊ ºǴ
È Ƕō ȀÉ ōǴdzÈơ
È ǴǟÈ Dzŏ Ǐ
ŏ LJÈ ȁÈ ÊǾƏƦƸÌ ǏÈ ȁÈ ÊǾÊdzƕȆƋǴǟÈ ȁÈ Ȇŏ Ƿŏ ÉȋÌơȆºÊ
ŏ ƦºōǼdzơÇƾǸË ƸÈ ǷÉ ƢƋǻÊƾÊ ŏȈLJȄÈ
Anlamı: Allah’ım! Efendimiz, ümmi peygamber Muhammed’e rahmet eyle. Onun ehl-i beytine ve ashabına da güven ve huzur ver.”
SÖYLEYELİM
Teravih namazında camide sesli olarak salavat okunduğunda neler hissedersiniz? Söyleyiniz.
2.5. Mevlit
Mevlit, Hz. Muhammed’in doğumunu, hayatını, ahlaki ve fiziki özelliklerini övgü ile anlatan
manzum eserdir.
Hz. Muhammed’e duyulan sevgi, bağlılık ve
özlem Müslüman sanatkârlar tarafından edebiyat, hat,
tezhip, musiki gibi sanat dallarıyla farklı biçimlerde
ifade edilmiştir. Bu anlamda Hz. Peygamberi anlatan
en önemli eserlerden birisi de mevlittir. Birçok şair
farklı dil ve kalıplarda mevlit yazarak Hz. Peygambere olan sevgi ve saygısını dile getirmiştir.
Mevlit müellifi Süleyman Çelebi’nin Bursa’da
bulunan kabri
Kültürümüzde mevlit olarak bilinen eser, Süleyman Çelebi (1346–1422)’ye aittir. Manzum olarak
yazılan bu eserin asıl adı “Vesiletü’n-Necat”tır. Mevlit, ülkemizde Peygamberimizin doğum günü başta ol130
Çeşitli Törenlerde Dinî Musiki
mak üzere, diğer kutsal gün ve gecelerde, sünnet, düğün, vefat eden kimseyi anma, askere uğurlama
veya askerden dönüş gibi nedenlerle de okunmaktadır.
Mevlit’in bilinen ilk bestekârı Bursalı Sekban’dır. Mevlit, mesnevi şeklinde yazılmıştır. Dokuz bölümden oluşan Mevlit’in her bölümüne “bahir” adı verilir. Ayrıca her bahir de kendi arasında
bölümlere ayrılmıştır. Mevlit’in bahirleri şunlardır:
• Münacat
• Yazar için dua
• Âlemin yaratılmasının sebebi
• Veladet
• Peygamberimizin mucizeleri
• Peygamberimizin miracı
• Peygamberimizin vasıfları
• Peygamberimizin vefatı
Mevlit törenine Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlanır. Duruma göre bahirler öncesinde bir ilahi
veya kaside okunur, aralarda ise salavatlar ile devam edilir. Sonunda yine Kur’an-ı Kerim tilaveti
ve dua ile bitirilir. Bahirleri bir mevlithan okur, ilahiler ise koro şeklinde icra edilir. Mevlit bahirleri
arasında okunan ilahilere “tevşih ilahileri” denir.
NOT EDELİM
Beste: Müzik notasyonu kullanılarak yazılmış veya icra sırasında kaydedilmiş müzik eseri. Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin tümü.
Güfte: Bestelenmiş olan bir eserin sözlerine denir.
Makam: Türk müziğinde eserlerin ses dizilerini ve dizi özelliklerini ifade eder.
Nefes: Bektaşi şairler tarafından yazılmış ve Bektaşi tekkelerinde okunmak üzere çeşitli makamlarda bestelenmiş manzum ilahilere denir.
Karar sesi: Bir eserin durak veya bitiş sesi.
Musiki meşki: Öğrencinin musiki eserini hocasından dinlemesi, onun önünde usulüne
uygun bir tarzda okuması ve öğrenip geçmesi.
Geçki: Makam değiştirmeye denir.
Perde: Bir müzik parçasını meydana getiren seslerden her biri.
Tavır: Musikide makam, ahenk.
Mevlit okumak ve mevlit merasimleri düzenlemek dinî bir zorunluluk değildir. Fakat dinî ve
millî kültürün aktarılması, toplumsal yapının ve moral değerlerin güçlenmesi yönünden önemlidir.
Bu merasimlerde insanlar Kur’an’ı doğru ve güzel bir sesle dinlerler. Hz. Peygamberin hayatını
hatırlayarak ona olan sevgi ve bağlılıklarını artırırlar. Ayrıca bu vesileyle bir araya gelen kimseler
mevlidin kendine has musikisi ve edebî değeri ile coşar, yapılan sohbet, dua ve öğütlerle aynı duygu
ve düşünce etrafında kaynaşarak bütünleşirler.
131
7. ÜNİTE
OKUYALIM
Mevlit’in münacat bölümünden:
Allah adın zikr edelim evvela
Her nefeste Allah adın de müdâm
Vâcib oldur cümle işte her kula.
Allah adıyla olur her iş tamam.
Allah adın her kim ol evvel ana,
Her işi âsân eder Allah ana.
Bir kez Allah dese şevk ile lisan
Dökülür cümle günah misli hazan.
Allah adı olsa her işin önü
Hergiz ebter olmaya anın sonu
İsmi pakın pak olur zikr eyleyen
Her murada erişir Allah diyen....
Arkadaşlarınızla Mevlit’in bölümlerini dinleyiniz. Daha sonra sırasıyla Mevlit’i
düzgün bir şekilde okumaya çalışınız.
2.6. İlahi
İlahi, dinî inanç ve değerleri konu edinen manzum eserlerdir. Allah ve peygamber sevgisi başta
olmak üzere, din büyüklerinin üstünlüklerini dile getirmek maksadıyla yazılan ve bestelenen şiirler
ilahi türünün seçkin örneklerini oluşturmuştur. Ayrıca ramazan ayı ile diğer önemli gün ve gecelerin
önemini anlatmak maksadı ile yazılan ve bestelenen ilahiler de vardır. İlahiler genellikle hece ölçüsü
ve aruz veznine göre yazılmışlardır.
İlahiler, dinî musikide en fazla kullanılan türlerden biridir. Biçim yönünden şarkı türüne benzediği hâlde tavır ve üslup bakımından farklılık gösterirler. Tasavvuf musikisinin ana formu olan
ilahilerin icrasındaki esas amaç Allah’ı samimi duygularla anmaktır.
İlahiler, okundukları yer ve konulara
göre, zikir ilahileri, ramazan ilahileri, hac ilahileri, muharrem ilahileri gibi farklı isimlerle
değerlendirilmişlerdir. Camilerde okunan ilahiler, Allah ve peygamber sevgisi, dua, istiğfar,
merhamet ve şefaat gibi konuları işlemektedir.
Ramazan ayında teravih namazları arasında okunan ilahiler de bu konularla birlikte
daha çok ramazanı konu almaktadır. Ramazan
ayının gelmesiyle Müslümanlarda oluşan sevinç, bitmesiyle de üzüntü ve hüzün dile getirilir. Örneğin, ramazan ayının ilk on gününde bu aya ulaşmaktan duyulan sevincin dile getirildiği
ilahiler okunur. Nakaratlarda ise “merhaba” “ya merhaba” “dost merhaba” ifadeleri yer alır. Bu ilahilere örnek olarak, “Donandı her yer kandiller ile. Doldu camiler müminler ile” mısralarıyla başlayan
132
Çeşitli Törenlerde Dinî Musiki
acemaşiran ilahi ile “Merhaba ey sevgili mah-ı mübarek merhaba. Merhaba ey âlemin feyz ü neşâtı
merhaba” mısralarıyla başlayan sabâ makamındaki ilahileri okunur.
İlahiler ferdî veya koro şeklinde okunabilir. Camide okunacak ilahilerin mümkün olduğunca
bilinen ve cemaatin de katılabileceği ilahilerden seçilmesi uygundur. Mevlit ve Miraciye ilahilerinde
de bu hususların dikkate alınmasının yanı sıra daha çok peygamber sevgisini işleyen ilahiler olmasına dikkat edilmelidir.
İlahiler, kolaylığı ve ritmin zikre uygunluğu bakımından halk tarafından kolayca ezberlenmiş
ve hatta birçoğu anonim özellik kazanmıştır. Bundan dolayı camiden, dinî merasimlere ve konser
salonlarına kadar geniş bir icra sahasına sahip olmuş ve benimsenmişlerdir.
OKUYALIM EZBERLEYELİM
ŞOL CENNETİN IRMAKLARI
Güfte: Yunus Emre
Beste: Münir Nurettin Selçuk
Usul: Yürük semaî
Makam: Segâh
Şol cennetin ırmakları, akar Allah deyu deyu
Cennet bağının gülleri, kokar Allah deyu deyu
Ne dilersen haktan dile, kılavuz ol doğru yola
Bülbül âşık olmuş güle, öter Allah deyu deyu
Hakka âşık olan kişi, akar gözlerinin yaşı
Nurla dolar içi dışı, söyler Allah deyu deyu.
Nurullah Muş, İlahiler ve İlahi Metotları, s. 65.
Çeşitli kaynaklardan derlediğiniz ilahilerden bir defter oluşturunuz. İçlerinden
seçtiklerinizi ezberleyerek okuyunuz.
133
7. ÜNİTE
ÜNİTEMİZİ DEĞERLENDİRELİM
A. Aşağıdaki açık uçlu soruları cevaplayınız.
1. Musikinin insan hayatındaki yeri ve önemi nedir? Örneklerle açıklayınız.
2. Dinî musikinin din hizmetlerine katkısı nedir? Belirtiniz.
3. Dinî musiki çeşitleri nelerdir? Sıralayınız.
4. Ezan ve kametin okunmasında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Söyleyiniz.
5. Salanın ve mevlidin okunuşu hakkında bilgi veriniz.
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru seçeneklerini işaretleyiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisi cami musikisi çeşitlerinden biri değildir?
A) Ezan
B) Sala
C) Mehter
D) Tesbih
E) Mevlit
2. Ülkemizde sabah ezanı genellikle hangi makamda okunur?
A) Segâh
B) Rast
C) Nihavent
D) Saba
E) Hicaz
3. Aşağıdakilerden hangisi Mevlit’in bölümlerinden biri değildir?
A) Münacat
B) Dua
C) Miraç
D) Veladet
E) Hicret
4. Teravih namazlarında okunan sala nasıl adlandırılmıştır?
A) Cenaze salası
B) Salatı tefriciye
D) Salatı ümmiye
E) Tesbih salası
C) Teravih salası
5. Aşağıdakilerden hangisi musiki için söylenemez?
A) İslam dini musikinin her çeşidini yasaklamıştır.
B) Musiki insanın estetik duygusunu güçlendirir.
C) Musiki fıtri bir duygu ve evrensel bir dildir.
D) Dinî musiki sadece camide icra edilen musikiden ibaret değildir.
E) Musiki önemli bir iletişim vasıtasıdır.
C. Aşağıda verilen bilgilerden doğru olanı “D”, yanlış olanı “Y” ile işaretleyiniz.
(…) Musiki, bazı duygu ve düşünceleri düzenli ve ahenkli seslerle ifade etme sanatıdır.
(…) Toplumların coğrafi yapısı, tarihi birikimi, folklorik özellikleri ve inançları musikiyi besler.
134
Çeşitli Törenlerde Dinî Musiki
(…) Hz. Peygamber musikinin düğünde, yolculukta, savaş ve barış durumlarında da kullanabileceğini bildirmiştir.
(…) İlahiler dinî musikinin tek örneğidir.
(…) Sala, sadece ölüm haberini bildirmek için okunur.
Ç. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri verilen ifadelerden uygun olanları ile doldurunuz.
(güzelleştiriniz, dinî musiki, Hz.Bilal, Zeyd iç ezan, Mustafa Itrî)
1. İslam kültüründe cami içi ve cami dışında dinî ibadet ve uygulamalarda kullanılan musikiye
……………… denir.
2. “Kur’an’ı seslerinizle …….………….”.
3. Hz. Peygamber ezanın güzel bir şekilde okunmasını istemiş ve ilk olarak……………’ ezan
okuması için görevlendirmiştir.
4. Tekbir, dinî musikide Allah’ın yüceliğini ifade etmek amacı ile okunur. Bestesi Buhûrîzâde
…………………………….ye aittir.
5. Cuma namazında hatip minberde iken cami içerisinde okunan ezana …………….. denir.
135
SÖZLÜK
A
abide: Anıt. Önemi ve değeri çok olan yapıt.
adalet:Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme,
doğruluk, türe. Yasalarla sahip olunan hakların
herkes tarafından kullanılmasının sağlanması.
ahiret: Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra
dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı’ya hesap
vereceği yer, öbür dünya.
amel: Yapılan iş, edim, fiil. Bir kimsenin dinin
buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları.
amentü: Arapça “İnandım.” anlamına gelen
ve İslamiyetin temel inançları olan “Allah’a,
onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine,
ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan
geldiğine inanma”yı dile getiren söz.
âmin: “Öyle olsun, Allah kabul etsin.”
anlamlarında, duaların arasında ve sonunda
kullanılan bir söz.
aşir: Bir dinî tören sırasında veya cemaatle
namaz kılınıp dua edildikten sonra okunan
Kur’an ayetleri.
avret: Edep yeri. İnsan bedeninde gösterilmesi
ve görülmesi haram olan yerler.
ayet: Kur’an surelerini oluşturan kısımlardan
her biri.
aziz: Ermiş, eren.
B
bağışlanma: Bağışlanmak işi, affedilme.
besmele: “Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adı
ile” anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen
bismillahirrahmânirrahîm sözü, bismillah.
bid’at: İslam dininde Hz. Muhammed
zamanından sonra ortaya çıkan değişik yargılar
ve ilkeler.
buhur: Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb.
maddeler.
C
cami: Müslümanların namaz kılmak için
toplandıkları yer.
Cebrail: Allah tarafından peygamberlere vahiy
getirmekle görevlendirilen, dört büyük melekten
biri.
cehennem: Dinî inanışlara göre, dünyada günah
işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer.
cennet: Dünyada iyilik yapanların, günahsızların,
öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları
yer.
D-E-F
dedikodu: Başkalarını çekiştirmek ve kınamak
üzere yapılan konuşma.
defin: Ölüyü gömme.
deyim: Genellikle gerçek anlamından az çok
ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış söz
öbeği, tabir.
din: Allah’ın insanları dünya ve ahirette rahat,
huzur ve saadete (mutluluğa) kavuşturmak için
peygamberleri vasıtasıyla bildirdiği yol, emirler
ve yasaklar. ebedî: Sonsuz, ölümsüz.
ecdat: Geçmişteki büyükler, atalar.
esbab-ı nüzul: Kur’an-ı Kerim ayetlerinin inme
nedenleri.
ezan: Müslümanlıkta namaz vaktini bildirmek
için müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı.
ezelî: Başlangıcı olmayan, öncesiz.
farz: Müslümanlıkta, özür olmadıkça yapılması
zorunlu, yapılmaması günah sayılan ibadet.
fetva: İslam hukuku ile ilgili bir sorunun dinsel
hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan
belge.
fıtrat: Yaradılış, hilkat. İnsanın yaratılıştan sahip
olduğu fiziki özellikler.
G
gaflet: Dalgınlık, dikkatsizlik, boş bulunma,
aymazlık, dalgı, ihtiyatsızlık.
gazi: Müslümanlıkta düşmanla savaşan veya
savaş yapmış kimse.
gelenek: Bir toplumda, bir toplulukta eskiden
kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup
kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan
kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve
davranışlar, anane. gıybet: Çekiştirme, yerme, kötüleme.
günah: Dinî bakımdan suç sayılan iş veya
davranış, vebal.
136
H
habip: Sevgili.
hafız: Kur’an’ı bütünüyle ezbere bilen kimse.
haram: Din kurallarına aykırı olan, dinî
bakımdan yasak olan, helal karşıtı. Yasak.
helallik: Helal olan şey.
hidayet: Doğru yol, hak olan Müslümanlık
yolu.
huşu: Alçak gönüllülük. Tanrı’ya boyun eğme,
gönlü korku ve saygı ile dolu olma.
hutbe: Cuma ve bayram namazlarında minberde
okunan dua ve verilen öğüt.
İ
ibadet: Allah’ın buyruklarını yerine getirme,
Allah’a yönelen saygı davranışı.
icap: Gerek, gereklik, ister, lüzum.
ihsan: İyilik etme, iyi davranma, bağışlama,
bağışta bulunma.
ikrar: Saklamayıp doğruca söyleme, açıkça
söyleme. Benimseme, onama, kabul, tasdik.
ileti: Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi,
mesaj.
inziva: Dış dünyayla bütün bağlarını keserek
Allah’la birleşebilmek için insanın kendi içine
kapanması. Toplum hayatından kaçıp tek başına
yaşama.
israf: Gereksiz yere para, zaman, emek vb.ni
harcama, savurganlık, tutumsuzluk. Eşyayı çarçur etme.
istiğfar: Allah’tan suçlarının bağışlanmasını dileme.
istikbal: Gelecek.
istişare: Danışma. Danışmak işi, müşavere,
istişare, müzakere, meşveret.
itikat: İnanma, inanç.
K-L
Kâbe: Mekke’de bulunan, Müslümanlarca
ziyaret ve tavaf edilen kutsal yer.
kabir: Mezar, sin.
kamet: Farz olan namazdan önce okunan iç
ezan.
keder: Acı, üzüntü, dert, sıkıntı, ızdırap, tasa.
kıble: Bulunulan yerden Kâbe’nin bulunduğu
yön. Bazı ibadetler yerine getirilirken dönülen
Kâbe’nin bulunduğu yön.
kıskançlık: Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde
veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği
kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum.
kibir: Kendini beğenme, başkalarından üstün
tutma, büyüklenme, benlik, gurur.
kul hakkı: İnsanların birbirlerine geçen emekleri,
hakları.
kutsal: Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya
uyandırması
gereken,
kutsi,
mukaddes.
Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede
sevilen. Allah ve peygamberin önem verdiği,
dinî değeri olan şey.
kültür: Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde
yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile
bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede
kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine
egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların
bütünü, hars, ekin.
lütuf: Önem verilen, sayılan birinden gelen
iyilik, yardım, ihsan, inayet, atıfet.
M-N
mağfiret: Bağışlama.
makber: Mezar, kabir, metfen.
materyal: Gereç. Yazılı, sözlü, görüntülü, kaydedilmiş her türlü belge.
meal: Anlam, kavram, mefhum.
Mehmetçik: Türk askerine sevgi duygusu ile
verilen ad.
mekruh: İslam dininde, dinî bakımdan yasaklanmadığı hâlde yapılmaması istenen.
mezhep: Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları sebebiyle ortaya çıkan kollarından her
biri.
mihrap: Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü
gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış
olan oyuk veya girintili yer.
mimik: Yüz, el, kol hareketleriyle düşünceyi
anlatma sanatı. Duyguları, düşünceleri belirtecek
biçimde yüzde beliren kımıldanışlar, hareketler.
minare: Namaz vaktinin geldiğini bildirmek için
camide müezzinin ezan okuduğu, sala verdiği,
şerefesi olan, çoğunlukla taştan, yüksek ve ince
yapı.
137
mucize:
Peygamberlerin
kendilerine
inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat
etmek amacıyla Allah’ın iznine bağlı olarak
gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller. İnsanları
hayran bırakan, tabiatüstü sayılan olay.
mukabele: Toplu yerlerde yüksek sesle hatim
okunurken Kur’an okumasını bilenlerin
gözleriyle Kur’an’ı takip etmesi, bilmeyenlerin
dinlemesi.
musibet: Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren
şey.
mübarek: Kutlu, kutsal. Verimli, bereketli. Çok
saygı duyulan.
mümin: İnanan, inançlı, imanlı, mutekit.
Müslüman: İslam dininden olan kimse,
Muhammedî, Müslim, Müselman.
müstehap: Dinen emredilmediği hâlde
yapıldığında sevap kazandıran davranış.
nebi: Kendisine kitap indirilmemiş peygamber.
nimet: İyilik, lütuf, ihsan. Yaşamak için gerekli
her şey.
niyaz: Yalvarma, yakarma.
Ö
örf: Yasalarla belirlenmemiş olan, halkın
kendiliğinden uyduğu gelenek, âdet.
P-R
peygamber: İnsanlara Allah’ın buyruklarını
bildiren, onları dine çağıran kimse, elçi, resul.
Rahîm: Koruyan, acıyan, merhamet eden Allah.
Rahman: Herkese, her canlıya merhamet eden
Allah.
rahmet: Birinin suçunu bağışlama, merhamet
etme. Halk dilinde yağmur.
resul: İnsanlara Allah’ın buyruklarını bildiren,
onları dine çağıran kimse, elçi, peygamber.
rivayet: Bir olay, bir haber veya sözü nakletme.
rütbe: Mertebe, derece, paye.
S-Ş
sahabe: Hz. Muhammed’i görmüş ve onun
sohbetinde bulunmuş Müslümanlar, Hz.
Muhammed’in arkadaşları.
sala: Müslümanları bayram veya cuma namazına
çağırmak, bazı yerlerde cenaze için kılınacak
namazı haber vermek amacıyla minarelerde
okunan dua.
salavat: Hz. Muhammed’e saygı bildirmek için
okunan dua.
sevap: Hayırlı bir davranış karşısında Allah
tarafından verileceğine inanılan ödül.
sütanne: Bir çocuğun, annesi dışında sütünü
emmiş olduğu kadın, sütana, sütnine.
şahit: Tanık.
şehadet etmek: Herhangi bir konuda bildiği,
gördüğü şeyleri söylemek.
şehit: Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen
kimse.
şiar: Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik,
belgi. Ülkü, düstur.
T
tabut: Ölünün içine konulduğu sandık biçiminde
araç, sal.
takva: Allah’tan korkma. Dinin yasak ettiği
şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getirme,
züht.
tecvit: Kelimelerin söylenişinde, seslerin çıkış
yerlerine, uzunluk ve kısalıklarına göre okunması.
Kur’an’ın doğru okunmasını sağlayan bilim.
teçhizat: Silah dışındaki savaş gereçleri, donatı.
telaffuz: Söyleyiş.
tevekkül: Herhangi bir işte elinden geleni yapıp
daha sonrasını Allah’a bırakma.
tevhit: Allah’ın birliğine inanma, bir sayma, bir
olarak bakma.
tilavet: Kur’an’ı güzel ve yüksek sesle, usulünce
okuma.
tövbe: İşlediği bir günah veya suçtan pişman
olarak bir daha yapmamaya karar verme.
V-Z
vasiyet: Bir kimsenin ölümünden sonra
yapılmasını istediği şey.
vatan: Üzerine yerleşilen, ikamet edilen,yurt
edinilen yer, ülke, memleket.
zelil: Hor görülen, aşağı tutulan, aşağılanan.
138
KAYNAKÇA
Ahmed b. Hanbel, Müsned, I-VI, (nşr. A. M. Şâkir), Kahire, H 1375–77.
Ali b. Ömer ed-Dârakutnî, Sünen, Kahire, 1966.
Ali Mütteki el-Hindi, Kenzu’l-Ummal, Beyrut, 1985.
Asya, Arif Nihat, Dualar ve Âminler, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1999.
Ateş, Süleyman, Kur’an-ı Kerim ve Yüce Meali, Yeni Ufuklar Neşriyat, İstanbul.
Ateş, Süleyman, Minberden Öğütler, Kılıç Kitabevi, Ankara.
Beyhaki, Sünen, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, 1990.
Buharî, Sahih-i Buharî, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992.
Canan, İbrahim, Hadis Ansiklopedisi (Kütüb-i Sitte), Feza Gazetecilik, İstanbul, 1995.
Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiyâ ve Tarih-i Hulefa, Çile Yayınları, İstanbul, 1981.
Demir, İsmet, Hz. Muhammed’in Hutbe ve Hitabeleri (Safa’dan Son Nefesine Kadar), İstanbul,
1998.
Ebu Davut, Sünen, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992.
Ersoy, Mehmet Âkif, Safahat, İz Yayıncılık, İstanbul, 1991.
Esed, Muhammed, Kur’an Mesajı, İşaret Yayınları, İstanbul, 2000.
Gençel, Özge, “Müzikle Tedavi”, Kastamonu Eğitim Dergisi, C 14, Ekim, 2006.
İbn Mace, Sünen, (çev.: Haydar Hatipoğlu), Kahraman Yayınları, İstanbul, 1982.
İlmihâl (Heyet), I-II, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2004.
İslam Ansiklopedisi, I-XXXII, (Heyet), Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 1988-2006.
Kısakürek, Necip Fazıl, Çile, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2005.
Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2001.
Kur’an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 2004.
Malik bin Enes, Muvatta, (çev.: Komisyon), Beyan Yayınları, İstanbul, 1994.
Mevlana, Divan-ı Kebir’den Seçmeler, (Derleme: Şefik Can), Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2000.
Muallimoğlu, Nejat, Bütün Yönleri ile Hitabet, (4. Baskı), İstanbul, 1994.
Muş, Nurullah, İlahiler ve İlahi Metotları, Maltepe İmam-Hatip Lisesi Yayınları, İstanbul, 2006.
Müslim, Sahih-i Müslim, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992.
Nesaî, Sünen, I-VIII, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1981.
Refik, İbrahim, Çanakkale’nin Ruh Portresi, Albatros Yayınları, İstanbul, 2003.
Riyazü’s-Salihin Tercümesi, I-III, Diyanet İşleri Başkanlığı, Ankara, 1991.
Sahihi Buharî Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara,
1966.
Suyutî, el-Camiu’s-Sağir, Mısır, 1938.
Tarancı, Cahit Sıtkı, Otuz Beş Yaş, Can Yayınları, İstanbul, 2005.
Tirmizî, Sünen, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1992.
Tosun, Cemal; Recai Doğan, Hitabet ve Meslekî Uygulama Ders Kitabı, Cem Veb Ofset, Ankara,
2006.
Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, Ankara, 2005.
Yazım Kılavuzu, Türk Dil Kurumu, Ankara, 2005.
Yıldırım, Suat, Kur’an-ı Hakim’in Açıklamalı Meali, Işık Yayınları, İstanbul, 2004.
Yıldız, Hakkı Dursun (Editör), Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Çağ Yayınları, İstanbul,
1992.
Zuhayli, Vehbe, İslam Fıkıh Ansiklopedisi, Risale Yayınları, İstanbul, 1998.
139
Download