Mesane kanseri ve kanser kök hücresinin rekürrens ile ilişkisi

advertisement
Tepecik Eğit. ve Araşt. Hast. Dergisi 2016; 26(3):185-190
doi:10.5222/terh.2016.185
Derleme
Mesane kanseri ve kanser kök hücresinin rekürrens
ile ilişkisi
Bladder cancer and relationship of cancer stem cell with
recurrence
Yegane Özcan, Fulya Çağlar, Zekiye Altun, Safiye Aktaş
Dokuz Eylül Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Temel Onkoloji Anabilim Dalı, İzmir
ÖZ
Bu derleme ile mesane kanseri ve uygulanan BCG immunoterapisinin kanser kök
hücrelerinin üzerinde etkin olup olmayacağı sorgulanarak sık rekürrenslerin altında
hangi mekanizmaların olabileceğinin tartışılması hedeflenmiştir.
Anahtar kelimeler: Mesane kanseri, immunoterapi, kanser kök hücre
ABSTRACT
In this review, we aimed to inquire whether bladder cancer and BCG immunotherapy
to be applied are effective on cancer stem cells, and discuss underlying mechanisms of
frequent recurrences.
Key words: Bladder cancer, immunotherapy, cancer stem cell
Mesane Kanseri
Mesane kanseri genitoüriner kanser türleri içerisinde en fazla karşılaşılan ikinci kanser türüdür.
Dünya genelinde ilk tanıda ve tedavi sonrasında tüm
kanser türleri içerisinde erkeklerde görülme sıklığı
açısından dördüncü, kadınlarda ise onuncu sırada yer
almaktadır (1,2). Mesane kanserinin bu derece yüksek
bir insidansa sahip olmasının başlıca nedeni, tedavi
sonrasında hastaların büyük bir çoğunluğunda rekürrens gözlenmesidir (3).
Mesane kanseri, kasa invaziv ve kasa invaziv
olmayan olmak üzere genel olarak iki gruba ayrılır.
Kasa invaziv mesane kanserinin ilk tanıda görülme
olasılığı daha düşüktür fakat daha agresif bir yayılıma sahiptir. Bu nedenle mortalite oranı daha yüksektir (4,5). Kasa invaziv olmayan mesane kanselerinin ise
ilk tanıda görülme olasılığı daha yüksektir. Mortalite
oranı kasa invaziv tip mesane kanserine göre daha
düşüktür ve hastalar tedaviye karşı iyi yanıt gösterirler. Kasa invaziv olmayan mesane kanseri iyi klinik
Alındığı tarih: 22.03.2016
Kabul tarihi: 12.04.2016
Yazışma adresi: Prof. Dr. Safiye Aktaş, Dokuz
Eylül Üniversitesi, Onkoloji Enstitüsü, Mithatpaşa
Cad. İnciraltı 35390 İzmir
e-mail: [email protected]
özellik gösterse de, hastaların bir çoğunda tümör oluşumu yine meydana gelebilmektedir. Bununla birlikte, kasa invaziv olmayan mesane kanseri kullanılan
standart tedaviye rağmen (endoskopik ve intravezikal
tedaviler), kasa invasiv mesane kanserine dönüşebilmektedir (6,7). Bu nedenle, mesane kanseri tipine bağlı
olmaksızın hastalığın tedavisi güç bir hâl alabilmektedir.
Mesane Kanserinde Tedavi Yaklaşımları
Kasa invaziv olmayan mesane kanseri hastalarında öncelikle başvurulan tedavi yöntemi transüretral
rezeksiyon (TUR)’dur (8,9). Tedavi edici etkinliği
düşük evredeki tümörlerde daha fazladır. Fakat TUR
yapılan hastalarda tümör dokusunun tamamının çıkarılması oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Çünkü
düşük evredeki tümörlerde progresyon eğilimi oldukça fazladır. Buna bağlı olarak rekürrens olasılığı
artabilmektedir (8-10). TUR sonrasında rekürrensi
azaltmak veya bu süreyi kısaltmak önemlidir.
185
Tepecik Eğit. ve Araşt. Hast. Dergisi 2016; 26(3):185-190
Hastalığın ilerlemesini engellemek amacıyla intravezikal immünostimulan ve/veya sitotoksik ilaçlar kullanılmaktadır (11). Bu yaklaşımda, tümör rekürrensini
önlemek, ilerlemeye giden süreci uzatmak (proflaktik
amaç) ve TUR sonrası kalan rezidüel tümörün yok
edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda özellikle TUR sonrasında intravezikal Bacillus
Calmette Guarin (BCG) ve interferon gibi immünoterapotikler daha etkin olarak kullanılmaktadır (9,12).
Mesane Kanseri ve BCG Tedavisi
Mesane kanser tedavisinde kullanılan BCG’nin
antitümör etkinliği lokal immün aktivasyonuna bağlıdır (13). Özellikle mesane bu gibi immün uygulamalar için oldukça uygun bir hedef halindedir. Çünkü
mesane kendi içerisinde sınırlı bir kompartmana
sahiptir. Mesane yapısına bağlı olarak, immün terapi
ajanının yüksek lokal konsantrasyonlara ulaşması ve
immün hücrelerin hedef bölgeye ulaşabilmesi olasıdır. Bu nedenle mesane kanseri tedavisinde BCG
sıklıkla kullanılmaktadır. Mesane içerisine verilen
BCG antijeni üretelyal hücrelere, fibronektin bağlanma proteini (FAP) ile bağlanmaktadır (14). BCG antijeni, yalnızca üretelyal hücrelere değil aynı zamanda
nötrofil hücrelerine de bağlanarak inflamatuvar kaskadını tetiklemektedir. Kaskad mekanizması sonucunda sitokin salınımı ile beraber immün sistem
aktivasyonu sağlanmaktadır (15). BCG’nin antijen 85
kompleksi (30-32 kDa major protein antijeni) fibronektinin kollajen bağlanma bölgesine spesifik olarak
bağlanır. Bu antijen immünodominant bir protein
olduğu için aynı zamanda da güçlü bir interlökin-2
(IL-2) ve interferon uyaranıdır. Ayrıca BCG antijeni,
immün sistemde “toll-benzeri” reseptörleri (TLR)
uyararak, tümör nekroz faktör (TNF-α), interlökin2(IL-2), interferon gama (IFN-γ) gibi sitokinlerin
salgılanmasında da önemli bir rol oynamaktadır
(Şekil 1). Bu mekanizma ile tümöre karşı oluşturulan
immün tedavi standart tedaviyi destekleyebilir (16,17).
BCG antijeni standart tedaviyi destekleyici bir
unsur olarak görülmektedir. Fakat mesane kanserinde
uygulanan BCG immunoterapisinden veya bu antijenin farklı immün sistem elemanlar ile kombinasyo186
Şekil 1. BCG ilaç uygulamasının mesane kanseri üzerine etkinliğinin
şematik gösterimi.
nundan etkin bir sonuç alınamamaktadır. Uygulanan
ek tedavi yöntemlerine rağmen, hastalığın sık rekürens
göstermesi, kanser kök hücreleri (KKH) ve ilaç direnç
mekanizmaları ile ilişkili olduğu düşünülmektedir (18).
Tedaviye karşı zamanla kanser hücrelerinde direnç
mekanizması oluşabilmektedir. Ayrıca tümör dokusu
içerisinde düşük bir oranda bulunan ve kök hücre benzeri özelliklere sahip hücre popülasyonları tedaviye
karşı direnç göstermektedir. Mesane kanserinde, intraveziküler immünoterapötikler ile bunların sitokin ve
kemokinlerle olan kombinasyonlarının etkinlik değeri
tümör içerisinde bulunan KKH’lerinin oranı ile de
ilişkilendirilmektedir (19).
Kanser Kök Hücre Kavramı
Kanser kök hücrelerinin (KKH) sergiledikleri
direnç mekanizmalarının araştırılması giderek daha
fazla önem kazanmaktadır. Kanser tedavisinde kemoterapi ve radyoterapi gibi uygulunan yöntemlerin
yetersiz kalması kanser başlatıcı veya KKH’lerinin
direnç mekanizmalarıyla ilişkilendirilmektedir (19,20).
Kanserde ilaç direnci mekanizmalarında ilaç hücreye
alındıktan sonra hücre plazma membranında bulunan
bazı taşıyıcı proteinler tarafından enerji harcanarak
hücre dışarısına pompolanmaktadır. Bunun gibi
direnç mekanizmasının açıklanabilmesi için
KKH’lerinin fonksiyonel, fenotipik ve genotipik
özelliklerine göre tanımlanmaları ve izolasyonları
Y. Özcan ve ark., Mesane kanseri ve kanser kök hücresinin rekürrens ile ilişkisi
oldukça önemlidir. Hematopoetik kök hücrelerde
hoescht 33342 boyası kullanılarak uygulanan yan
populasyon [(side population (SP)] yöntemi ile ABC
transport sistemini göstermek olasıdır (21-23). Bu yöntemdeki temel mantık kök hücrelerin bu boyayı dışlamasına dayanmaktadır. ABC transporter proteinleri
normal hücrelerde hücre plasma mebranında bulunmakta ve hücreyi tehlikeli toksinlerden ve ksenobiyotiklerden korumaktadır. ABC transport proteinleri
enerji bağımlı olarak çalışan oldukça geniş bir ailedir.
Bu ailenin içerisinde böbrek, adrenal bezler, beynin
kapiler kan damarları ve plesantada bulunan
P-glycoprotein olarak bilinen MDR1 ve özellikle
hematopoetik kök hücrelerde bulunan ABCG2 en
önemlilerindendir (24-26). Örneğin, meme bezlerinin
süt kanallarında, hemapoetik kök hücrelerde ve
beyin-kan bariyerinde yüksek seviyede ifadesi olan
ABCG1 ve ABCG2 transporter proteinleri doxorubicinin hücre dışına pompalanmasından sorumludur.
Çoklu ilaç direnci proteini olan MDR1(P-gp) ise paklitaksel, vinblastin ve vincristin gibi organik, katyonik, hidrofobik ve nötral bileşiklerin hücre dışına
transferinde etkilidir. Ancak hücresel direnç mekanizmasında yalnızca ABC transport proteinleri rol
almamaktadır. Aldehid de hidrogenaz (ALDH)’da
direnç mekanizmasında özellikle ilaç detoksifikasyon mekanizmasında rol oynayan önemli bir enzim
ailesidir (27-29). ALDH1A1 ve ALDH3A1 siklofosfamidin detoksifikasyonunu katalize edebilmektedir
(20)
. Manabu ve ark.’nın (27) mesane kanseri ve sisplatin dirençliliği üzerine yaptıkları araştırmalarında,
Hsp 90 proteininin inhibitörü üzerine yaptıkları çalışmada şaperon protein ailesinin de direnç mekanizmasında yeni bir faktör olabileceğini göstermektedir. Bu
gibi direnç mekanizmaları tedavi uygulanan kanser
hücrelerinin rekürrens etmesinde önemli bir kanıt
olarak gösterilmektedir.
Kanser Kök Hücre ve Rekürrens İlişkisi
Kanser kök hücreleri ayrıca farklı kanser tipleri
için rekürrens ile ilişkilendirilmiştir. Kanserin rekürrens etmesi genel söylemle tedavi süreci bittikten
belli bir zaman sonra kanserin hastada yine gözlen-
mesi olarak tanımlanabilir. Standart tedavi ve destekleyici tedavilere rağmen, gözlenen rekürrens ve kötü
klinik tabloda kanser kök hücreleri etkili olabilmektedirler (30-39). Kanser kök hücresi olarak tanımladığımız kanser oluşumundan sorumlu bu hücrelerde
meydana gelen mutasyonlar her bölünmede artarak
birikmektedir. Bu mutasyonlar sonucunda tümörler
heterojen bir yapı kazanmaktadırlar. Ayrıca daha
fazla metastatik potansiyele sahiptirler. Bu süreç içerisinde rekürrens primer tümör ile aynı bölgede veya
tamamen farklı bir bölgede oluşabilir. Burada etkili
olan faktör öncelikle tümörün oluştuğu primer organ
bölgesi, kanserin evresi hatta hastanın yaşam standartlarıdır.
Son yapılan çalışmalarda, kanser rekürrensinde
KKH’lar sorumlu tutulmaktadır. Özellikle bu çalışmalarda, kök hücreler ve Epitalyal Mezankimal
Transisyon (EMT) arasındaki bağlantı üzerinde
durulmaktadır (Şekil 2). Sonuç olarak, EMT’nin
hücre hareketi ve embriyogenez sırasında organ formasyonunda önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.
Bu da Epitelyal kanserlerin metastaz oluşturmasında
güçlü bir kanıt oluşturabilir. Ayrıca EMT ilişkili genlerinin ifadesinin oksijen miktarından etkilendiği
bilinmektedir (33).
Bununla birlikte, farklı solid tümör tiplerinde
EMT ve KKH dönüşüm oranları da değişmektedir.
Örneğin en fazla değişim oranı %90 ile glioblastomda gözlenirken, luminal meme kanserinde bu oran
%16, üçlü negatif meme kanserinde %53, prostat
kanserinde %75, osteosarkomda %30-50, mesane
kanserinde %40-50, melanomda %2,8-12, baş ve
boyun ve metastatik melanomda %80 oranında gözlenmektedir. Bu birbirinden farklı oranlar kök hücrelerin farklı özellikteki hücre soylarını oluşturabilmeleri, organ ve dokulara dönüşebilmelerinden kaynaklanmaktadır (33-37).
Mesane kanseri ürotelyal adipose kökenli, kemik
iliği kökenli, mezenkimal stromal ve mezenkimal
kök hücresinin bir arada bulunduğu heterojen bir
hücre topluğudur. Bu yüzden mesane kanserinde
izole edilen kök hücre topluğu içerisinde CD44+,
CD133+, CD47, CD49, ALDH ve keratin 14 gibi
187
Tepecik Eğit. ve Araşt. Hast. Dergisi 2016; 26(3):185-190
Şekil 2. Epitelyal Mezenkimal Transisyon (EMT), metastaz ve MezenkimaEpitelyal Transisyon (MET).
farklı belirteçleri gösteren hücreler bulunmaktadır.
Fakat bu belirteçler aynı zamanda meme, beyin,
kolorektal, baş ve boyun, pankreas, prostat ve melanom gibi kanser türlerinde de bulunmaktadır. Bu da
mesane kanserinde tedaviye yönelik spesifik bir
belirtecin bulunmasını güçleştirmektedir. Mesane
kanserinde uygulanan BCG aşısının tek başına yetersiz kalmasının önemli nedenlerinden birisi de bu
heterojen tümör topluluğudur.
Keith ve ark. (38) mesane KKH ve normal mesane
bazal hücre yüzey belirteci olan CD44+/-’e ek olarak,
umbrella hücrelerinde ifade olan sitokeratin 20
(CK20+/-) ve normal bazal hücrelerde ifade olan
sitokeratin 5(CK5+/-) yüzey belirteçlerini araştırmalarında belirleyici olarak kullandılar (38). Araştırmalarında, CD44+ mesane kanser kök hücrelerinde
CD44- mesane kanser kök hücrelerine kıyasla CD47’
nin hematopoetik kök hücrelerdekine benzer bir
şekilde gen ifadesinin yüksek seviyede olduğunu
gözlemlediler. CD47 proteini makrofaj gibi fagositik
hücrelerde ifade olan sinyal düzenleyici protein alfa
(SIRPα) için bir ligandtır. Buradan esinlenerek, antiCD47 monoklonal antikoru ile bu hücre yüzey belirtecini bloke ettiler. Sonuç olarak, CD47-SIRPα bir
188
kompleks oluşturursa fagositozun engellendiğini
gözlemlediler. Keith ve ark. (38) anti-CD47-SIRPα
kompleksini oluşturduklarında gerçektende bu yapının in vitroda tümör başlatıcı hücrelerin fagositik
hücreler tarafından ortadan kaldırıldıklarını gözlemlediler. Başka bir grubun yapmış olduğu araştırmada
da, farklı kanser hücrelerinin yüzeyinde makrofajları
çağıran protein kalretikülin (CRT) bulunduğu fakat
CD 47’nin taşıdığı “beni yok etme” sinyali nedeniyle
fagositozun engellediği ortaya çıkarılmıştır. CD 47
engellendiğinde ise yalnızca bu proteine sahip olan
kanser hücreleri fagositoz araclığıyla ortadan kaldırılmıştır. Bu da CD47 hücre yüzey proteininin mesane kanseri için umut veren yeni bir yüzey belirteci
olabileceğini göstermektedir (38-40). Buna ek olarak,
CD47 ve CD44 kanser kök hücrelerinin mesane kanserindeki varlığının saptanmış olması bu kanserin
biyolojisinin anlaşılması ve tedavisinin geliştirilmesinde katkı sağlayabileceği öngörülebilir.
Mesane kanserinin tanısının geliştirilmesindeki
diğer önemli çalışmalar ise, tanıda serum karbonhidrat antijenlerinin belirlenmesine yönelmiştir. Kıkuma
ve ark. (41) urakusun adenokarsinomlar ve serumda
bulunan CA 19-9 düzeyi arasında anlamlı bir ilişki-
Y. Özcan ve ark., Mesane kanseri ve kanser kök hücresinin rekürrens ile ilişkisi
nin olduğunu gösterdiler. Abel ve ark. (42) ise benzer
bir ilişki saptamalarına rağmen, birlikteliğin mesane
kanseri derecesi ile ilişkilendirilemeyeceğini savunmaktadır. CA 19-9’a ek olarak, CA 125 belirtecininde
urakus tümörlerinin takibinde kullanılabileceği saptanmıştır (43). Artan CA 125 seviyesinin ürotelyal
metastatik karakteri indüklediği fakat mesane kanseri
tanısında kullanılamayacağı rapor etmiştir (44).
Günümüzde mesane kanserinin tanısında ACCU-DX,
BTA Stat, NMP 22, BTA Trak, Immunosit, telomeraz
gibi tümör belirteçleri idrarda çalışılabilmektedir (45).
Ancak, yapılan çalışmalar bu belirteçlerin mesane
kanseri biyolojisi ve rekürrensin üzerine olan etkilerinin anlaşılmasında henüz yetersiz kalmaktadır.
Sonuç
Mesane kanseri gibi rekürrens oranı yüksek olan
kanser türlerinde rekürrensi önleyebilmek ve daha
etkin tedavi stratejileri planlayabilmek için altta
yatan mekanizmaların moleküler düzeyde araştırılması gerekmektedir. Rekürrens ile kanser kök hücresinin ilişkisinin in vitro, ex vivo ve in vivo araştırmalarla sorgulanması yararlı olacaktır.
Kaynaklar
1. Volanis D, Kadiyska T, Galanis A, Delakas D, Logotheti S,
Zoumpourlis V. Environmental factors and genetic susceptibility promote urinary bladder cancer. Toxicology Let
2010;193:131-137.
http://dx.doi.org/10.1016/j.toxlet.2009.12.018
2. Hodges KB, Beltran AL, Davidson DD, Montironi R, Cheng
L. Urothelial dysplasia and other flat lesions of the urinary
bladder: clinicopathologic and molecular features. Human
Path 2010;41:155-162.
http://dx.doi.org/10.1016/j.humpath.2009.07.002
3. Malats N. Genetic epidemiology of bladder cancer: scaling
up in the identification of low-penetrance genetic markers of
bladder cancer risk and progression. Scand J Urol Neph Rol
2008;42:131-140.
http://dx.doi.org/10.1080/03008880802285172
4. Dillioğlugil Ö, Çevik İ. Mesane kanserlerinde etiyoloji, epidemiyoloji ve risk faktörleri. Özen H, Türkeri L (eds).
Üroonkoloji. 1. baskı, Ertem Basım, Ankara, 2007. s.151257.
5. Kamat AM, Karam JA, Grossman HB, Kader AK, Munsell
M, Dinney CP. Prospective trial to identify optimal bladder
cancer surveillance protocol: reducing costs while maximizing sensitivity. BJU Int 2011;22:15.
http://dx.doi.org/10.1111/j.1464-410x.2010.10026.x
6. Stenzl A, Witjes JA, Cowan NC, Santis MD, Kuczyk M,
Lebret T, et al. Bladder cancer muscle invasive and metastatic: European Association of Urology Guidelines 2011;
59:1009-1018.
http://dx.doi.org/10.1016/j.eururo.2011.03.023
7. Messing EM. Üriner traktın ürotelyal tümörleri. Walsh PC,
Retik AB, Vaughan ED, Wein AJ (eds). Campbell Urology. 8.
Baskı. 4. Cilt, Güneş Kitabevi, Ankara, 2005. s.2732-2765.
8. Skinner DG. Cancer of the bladder. Gillenwater JY, Grayhack
JT, Howards SS, Mitchell ME (Eds.). Adult and pediatric
urology. 4th ed. Lippincott Williams & Wilkıns, Philadelphia;
2002. p.1297-1363
9. Atakan İH, Kaya E, Kaplan M, Alagöl B, İnci O. Yüzeyel
mesane tümörlerinde intrakaviter BCG uygulaması. Türk
Üroloji Dergisi 1999;25:123-126.
10.Soloway MS, Sofer M, Vaidya A. Contemporary management of stage T1 transitional cell carcinoma of the bladder. J
Urol 2002;167:1573-83.
http://dx.doi.org/10.1016/S0022-5347(05)65157-9
11. İnci O. Ürogenital tümörler, 3. baskı, Nobel Tıp, İstanbul,
1995. s.51-105.
12.Bohle A, Brandau S. Immune mechanisms in bacillus
Calmette-Guerin immunotherapy for superficial bladder cancer. J Urol 2003;170:964-969.
http://dx.doi.org/10.1097/01.ju.0000073852.24341.4a
13. Kurth K, Tunn U, Ay R, Schröder FH, Pavone-Macaluso M,
Debruyne F, et al. Adjuvant chemotherapy for superficial
transitional cell bladder carcinoma: long-term results of a
european organization for research and treatment of cancer
randomized trial comparing doxorubicin, ethoglucid and
transurethral resection alone. J Urol 1997;158:378-384.
http://dx.doi.org/10.1016/S0022-5347(01)64484-7
14. De Boer EC, De Jong WH, Van der Meijden AP, et al.
Leukocytes in the urine after intravesical BCG treatment for
superficial bladder cancer: A flow cytofluorometric analysis.
Urol Res 1991;19:45-50.
http://dx.doi.org/10.1007/BF00294021
15. Huygen K, Van Vooren JP, Turneer M, Bosmans R, Dierckx
P, De Bruyn J. Specific lymphoproliferation, gamma interteron production and serum immunnoglobulin G directed against a purified 32 kDa mycobacterial protein antigen (P32) in
patients with active tuberculosis. Scan J Immunol 1988;
27:187-194.
http://dx.doi.org/10.1111/j.1365-3083.1988.tb02338.x
16. Kresowik TP, Griffith TS. Bacillus Calmette-Guerin immunotherapy for urothelial carcinoma of the bladder.
Immunotherapy 2009;1:281-288.
http://dx.doi.org/10.2217/1750743X.1.2.281
17. Margarida F, Belmiro P, Paulo R, Vera A, José S., Francisco
C, et al. Functional and molecular characterization of cancer
stem-like cells in bladder cancer: a potential signature for
muscle-invasive tumors. Oncotarget 2015;6:34.
18.Zhu Y, Pang S, Lei C, Luo Y, Chu Q, Tan W. Development of
a therapy against metastatic bladder cancer using an
interleukin-2 surface-modified MB49 bladder cancer stem
cells vaccine. Stem Cell Research & Therapy 2015;6:224.
http://dx.doi.org/10.1186/s13287-015-0211-1
19. Lissa NA, Edward KH. Mechanisms of chemoresistance in
cancer stem cells. Clin Transl Med 2013; 2:3.
http://dx.doi.org/10.1186/2001-1326-2-3
20.Ho MM, Ng AV, Lam S, Hung JY. Side population in human
lung cancer cell lines and tumors is enriched with stem-like
cancer cells. Cancer Res 2007;67:4827-4833.
http://dx.doi.org/10.1158/0008-5472.CAN-06-3557
189
Tepecik Eğit. ve Araşt. Hast. Dergisi 2016; 26(3):185-190
21.Matsui W, Wang Q, Barber JP, Brennan S, Smith BD,
Borrello I, et al. Clonogenic multiple myeloma progenitors,
stem cell properties, and drug resistance. Cancer Res
2008;6:190-197.
http://dx.doi.org/10.1158/0008-5472.CAN-07-3096
22.Deeley RG, Westlake C, Cole SPC. Transmembrane transport of Endo- and xenobiotics by mammalian ATP-binding
cassette multidrug resistance proteins. Physiol Rev 2006;86:
849-899.
http://dx.doi.org/10.1152/physrev.00035.2005
23. Jones PM, George AM. The ABC transporter structure and
mechanism: perspective on recent research. Cell Mol Life Sci
2004;61:682-699.
http://dx.doi.org/10.1007/s00018-003-3336-9
24. Hollenstein K, Dawson RJ, Locher KP. Structure and mechanism of ABC transporter proteins. Curr Opin Struct Biol
2007;17:412-418.
http://dx.doi.org/10.1016/j.sbi.2007.07.003
25. Davidson AL, Dassa E, Orelle C, Chen J. Structure,function,
and evolution of bacterial ATP-binding casette systems.
Microbiol Mol Biol Rev 2008;72:317-364.
http://dx.doi.org/10.1128/MMBR.00031-07
26. Longley DB, Johnston PG. Molecular mechanisms of drug
resistance. J Pathol 2005;205:275-292.
http://dx.doi.org/10.1002/path.1706
27. Manabu T, Fumitaka K, Soichiro Y, Satoru K, Yasuhisa F, Len
N, et al. Potential role of Hsp90 inhibitors in overcoming
cisplatin resistance of bladder cancer-initiating cells,
International Journal of Cancer 2012;131:987-996.
http://dx.doi.org/10.1002/ijc.26475
28.Ginestier C, Hur MH, Charafe-Jauffret E, Monville F,
Dutcher J, Brown M,et al. ALDH is a marker of normal and
malignant human mammary stem cells and a predictor of
poor clinical outcome. Cell Stem Cell 2007;1:555-567.
http://dx.doi.org/10.1016/j.stem.2007.08.014
29. Su Y, Qiu Q, Zhang X, Jiang Z, Leng Q, Liu Z, et al. Aldehyde
dehydrogenase 1 A1-positive cell population is enriched in
tumor-initiating cells and associated with progression of
bladder cancer. Cancer Epidemiology 2010; 19:327–337.
30.Hanahan D, Weinberg RA. Hallmarks of cancer: the next
generation. Cell 2011;144:646-674.
http://dx.doi.org/10.1016/j.cell.2011.02.013
31.Brandt WD, Matsui W, Rosenberg JE, He X, Ling S,
Schaeffer EM, et al. Urothelial carcinoma: stem cells on the
edge. Cancer Metastasis Rev 2009;28:291-304.
http://dx.doi.org/10.1007/s10555-009-9187-6
32.Hochberg FH, Pruitt A. Assumptions in the radiotherapy of
glioblastoma. Neurology 1980;30:907-911.
http://dx.doi.org/10.1212/WNL.30.9.907
33.Yu Y, Ramena G, Elble RC. The role of cancer stem cells in
relapse of solid tumors. Bioscience 2012;4:1528-1541.
190
34.Sullivan SR, Liu DZ, Mathes DW, Isik FF. Head and neck
malignant melanoma: Local recurrence rate following wide
local excision and immediate reconstruction. Ann Plast Surg
2011;68:33-36.
http://dx.doi.org/10.1097/SAP.0b013e318212683a
35.Lee DS, White DE, Hurst R, Rosenberg SA, Yang JC.
Patterns of relapse and response to retreatment in patients
with metastatic melanoma or renal cell carcinoma who responded to interleukin-2-based immunotherapy. Cancer J Sci
Am 1998;4:86-93.
36. Singh A, Settleman J. EMT, cancer stem cells and drug resistance: an emerging axis of evil in the war on cancer.
Oncogene 2010;29:4741-4751.
http://dx.doi.org/10.1038/onc.2010.215
37.Chen C, Wei Y, Hummel M, Hoffmann TK, Gross M,
Kaufmann AM, et al. Evidence for epithelial-mesenchymal
transition in cancer stem cells of head and neck squamous
cell carcinoma. PLoS One 2011;6:e16466
http://dx.doi.org/10.1371/journal.pone.0016466
38. Keith SC, Inigo E, Mark C, David W, Laurie A, Max D, et al.
Identification, molecular characterization, clinical prognosis,
and therapeutic targeting of human bladder tumor-initiating
cells. PNAS 2009;106:14016-14021.
http://dx.doi.org/10.1073/pnas.0906549106
39.Sethi S, Macoska J, Chen W, Sarkar FH. Molecular signature
of epithelial-mesenchymal transition (EMT) in human prostate cancer bone metastasis. Am J Transl Res 2010;3:90-99.
40.Mark PC, Siddhartha J, Rachel WT, Ash AA, Andrew JG,
Volkmer J, et al. Calreticulin is the dominant pro-phagocytic
signal on multiple human cancers and is counterbalanced by
CD47. Sci Transl Med 2010;2:63-94.
41.Kıkuno N, Urakami S, Shigeno K, Shiina H, Igawa M.
Urachal carcinoma associated with increased carbonhydrate
antigen 19-9 and carcinoembryonic antigen. J Urol 2001;
166:604.
http://dx.doi.org/10.1016/S0022-5347(05)65995-2
42. Abel PD, Cornell C, Buamah PK, Williams G. Assessment of
serum CA 19.9 as a tumour marker in patients with carcinoma of the bladder and prostate. Br J Urol 1987;59:427.
http://dx.doi.org/10.1111/j.1464-410X.1987.tb04840.x
43. Guarnaccia S, Pais V, Grous J, Spirito N. Adenocarcinoma of
the urachus associated with elevated levels of CA 125. J Urol
1991;145:140.
44.Izes JK, Dyer MW, Callum MG, Bankes P, Libertino JA,
McCaffrey JA. CA 125 as a marker of tumor activity in
advanced urothelial malignancy. J Urol 2001;165:1908.
http://dx.doi.org/10.1016/S0022-5347(05)66240-4
45. Landis SH, Murray T, Bolden S. and Wingo PA. Cancer
Statistics, 1998. CA Cancer J Clin 1998;48:6-9.
http://dx.doi.org/10.3322/canjclin.48.1.6
Download