Peygamberimiz Hz. Muhammed`e salât ve selam olsun

advertisement
25 Nisan 2014 — Sayı 38
Gemeinschaft. Community. Communauté. İslam Toplumu Millî Görüş » www.igmg.org
HASENE
2014 KUMANYA
KAMPANYASI
BAŞLIYOR
s. 22
GENEL
MERKEZIMIZDEN
Eğitim Başkanlığı Endülüs Eğitim
ve Kültür Gezisi
s. 5
Peygamberimiz
Hz. Muhammed’e
salât ve selam olsun
AILE
Kekemelik
s. 16
KÜLTÜR VE SANAT
Kültürümüzde lale
s. 23
IGMG bölge ve şubeleri Kutlu Doğum etkinliklerinin coşkusunu yaşıyor.
s. 9 & 10
TEŞKİLATLANMA BAŞKANLIĞI
KADINLAR TEŞKİLATI
Camiler varlığımızın sembolü
“Zaman çalışma zamanı”
Müslümanlar için bir ibadet mekânı olmaktan çok daha öte anlamlar
ifade eden camilerin yaşatılıp, geliştirilmesi için düzenlenen üyelik kampanyası 1 Mayıs itibariyle başlıyor.
IGMG Kadınlar Teşkilatı (KT) dönemin 4’üncü Bölge Başkanları Toplantısını Kerpen’deki Genel Merkez’de gerçekleştirdi.
Camiler müminleri bir araya toplayan,
birleştiren, ümmet bilinci ile tek yürek hâline
getiren mekânlardır. Camiler, Müslümanların
kimlik ve kişiliğinin oluşmasında ve korunmasında önemli bir yere sahiptir. Müminler
burada birbirlerinin sevinçlerini ve sıkıntılarını
paylaşırlar. Böylece kardeşlik duyguları gelişir
ve birbirlerini sahiplenirler. Camiler dinî ve
millî kültürümüzden ayrı düşünemeyeceğimiz
değerlerimizin başında gelir.
Camiler, çok çeşitli fonksiyonları ifa etmesi
bakımından İslam’ın ortaya çıkışından itibaren
Müslümanların en önemli müesseselerinden
olmuştur. Camilerimiz mabet olarak görev
yapmanın yanında, birer halk okulu ve üniversitesi olarak da görev yapmıştır ve yapmaktadır.
Sevgili Peygamberimiz’in devrinde cami âdeta
bir eğitim merkezi fonksiyonu görmüştür. Bu
anlayıştan hareketle, camiler yetişkinlerin ve
özellikle çocukların kurslar ve sohbet halkaları
ile, vaaz ve hutbelerle yetiştiği yerlerdir. Camiler, İslam’ın tanıtıldığı temel mekânlardır. Bir
ülkedeki Müslüman varlığının sembolüdür.
Müslümanların hep birlikte sıkıntılara çare
aradığı mekânlar yine camilerdir.
Müslümanlar yardımlaşma, dayanışma ve
paylaşma gibi güzel hasletlerini camilerde pekiştirirler. Toplumun tam merkezinde yer alan
camilerde, çeşitli sosyal aktiviteler içinde yer
alan insanlar, pek çok yeteneklerini yine buralarda keşfederler.
Avrupa’daki camiler de, bu mabetlerin bu
denli geniş alana yayılan fonksiyonlarını karşılayabilmek adına, ibadet için ayrılan bölümlerinin yanı sıra, merasim ve konferans salonlarıyla, aktivite ve organizasyonlarıyla, Kur’an
ve din eğitimi kurslarıyla, Gençlik Lokalleri ve
daha pek çok fonksiyonlarıyla yetişkin, genç
ve çocuklara 40 yıldır hizmet vermeye devam
ediyor. Bugün Avrupa’nın pek çok şehrinde
yüzlerce cami bulunuyor. Yıllar önce temelleri atılan bu camileri yaşatmak, geliştirmek ve
bir yandan da yeni camiler açmak, her Müslüman’ın görevidir. Bu görevin sağlıklı bir şekilde
yerine getirebilmesi ise ancak disiplinli ve organizeli bir çalışma sonucu sağlanır. İşte bu minvalden hareketle yola çıkan IGMG Teşkilatlanma Başkanlığı başlattığı yeni bir kampanya ile
tüm Müslümanları camilere üye olmaya davet
ediyor.
Teşkilatlanma Başkanı Murat İleri, camilerin ehemmiyetini vurguladığı söyleşimizde
üç yıl sürecek olan kampanyanın 1 Mayıs 2014
itibarı ile başlamış olacağını belirtti. Kampanya her yıl üç ayları (recep, şaban ve ramazan)
kapsayacak zaman diliminde ve mübarek gün
ve gecelerde yapılan programlarda gerçekleştirilecek. s. 5
12-13 Nisan tarihlerinde düzenlenen
Kadınlar Teşkilatı Bölge Başkanları Toplantısı (KTBBT), yoğun bir gündeme sahipti. KT nezdinde gerçekleştirilen çalışmaların ele alındığı, hizmetlerin daha
iyiye gitmesi ve geliştirilmesi adına istişarelerin yapıldığı KTBBT’de idarecilere,
Müslüman kadınların çalışmalarının taşıdığı misyon ve ehemmiyet bir kez daha
hatırlatıldı. Ulaşılması gereken daha çok
insan olduğu kaydedilerek hizmet ve hedeflere odaklanılması gerektiği mesajı verildi.
KT Başkanı Hatice Şahin, bir önceki toplantıdan şimdiye dek olan süreçte yapılan
çalışmalardan kesitler sundu, gelecekteki
program ve projelerden bahsetti. Zamanın
çalışma zamanı olduğunun altını çizen Şahin, yoğun bir çalışma döneminin idarecileri beklediğini belirterek, daha fazla gayret,
disiplin ve sabırla faaliyetlerin yürütülmesi
noktasında önemli açıklamalarda bulundu.
Bölge sayısında artış olduğunu bildiren Şahin, Güney Amerika’da Arjantin’de yeni bir
KT temsilciliğinin kurulduğunun da müjdesini verdi. s. 6
Fıkıh Köşesi
Âdâb-ı Muâşeret
Cemaate
hitap
Hitabet âdâbı
Vaaz ve nasihate dair merak edilen
hususlar
İnsanlar arası ilişkilerde
konuşma üslubu
s. 15
s. 15
AJANDA NOTLARI
27 NİSAN
Güney Hollanda — “Bûy-i Muhammedî” Programı. Düzenleyen: Uden Şubesi. Katılımcılar:
Serdar Tuncer, Ömer Tuğrul İnançer. Yer: Theaterzaal, Markt 32, 5401 GP, Uden. Saat: 18:00
Hessen — Gençlik Şöleni. Katılımcılar: Ekrem
Şama, Ammar Acarlıoğlu, Geeflow. Düzenleyen:
Elsenfeld Gençlik Teşkilatı. Yer: Bürgerzentrum
Elsenfeld, Mühlweg 9, 63820 Elsenfeld. Saat:
13:00
1 MAYIS
Güney Bayvera — “Huzurlu Yuvalara Bir Adım
Daha” Programı. Düzenleyen: Kadınlar Teşkilatı.
Katılımcılar: Sıtkı Aslanhan. Yer: Kral Event Center, Heidemannstr. 1, 80939 Münih. Saat: 13:00
Kuzey Ruhr — Futbol Turnuvası ve Aileler Günü.
Düzenleyen: Osnabrück Şubesi. Yer: Sportplatz,
Weberstr. 48, 49084 Osnabrück. Saat: 11:00.
İrtibat: 0176/31467385
Paris — Kardeşlik ve Vefa Günü. Düzenleyen:
Grigny Şubesi. Katılımcılar: Sebahattin Uçar,
Metin Aslan, Mesud Gülbahar. Yer: Palais 91,
Rue Jules Guesde, 91130 Ris-Orangis. Saat:
10:00 - 19:00
2 MAYIS
Hessen — “5 Vakit Namaz” Programı. Düzenleyen: Höchst Şubesi. Katılımcılar: Bilal Kaçmaz,
Ahmet Bulut, Yaşar Alptekin. Yer: CAN-SU
Düğün Salonu, Düsseldorfer Str. 40, 65760
Eschborn Süd. Saat: 18:00. İrtibat: Alpay Kaytan,
Tel. 0177/3070747
Belçika — “Medeniyet Fikrinin Neresindeyiz?”
Semineri. Düzenleyen: Üniversiteliler Başkanlığı.
Katılımcılar: Yusuf Kaplan. Yer: Kesselstraat 2830, 1030 Brüksel. Saat: 19:30
Ruhr-A — Tarih Sohbetleri; “Karahanlılar”.
Düzenleyen: Lünen Şubesi. Yer: Alstedder Str. 7,
44534 Lünen. İrtibat: Tel. 0157/75323254
3 MAYIS
Belçika — Bilgi Yarışması Bölge Finali. Yer: Rue
kessels 28-30, 1030 Brüksel. Saat: 11:00-17:00.
İrtibat: [email protected]
Belçika — III. Kardeş Buluşması. Düzenleyen:
Kadınlar Gençlik Teşkilatı. Yer: Puyenbroeck, Puyenbrug 1a, 9185 Wachtbeke. Saat: 12:00-17:00
4 MAYIS
Kuzey Ruhr — “Rahmetle Diriliş” Sabah Namazı
Programı. Düzenleyen: Gençlik Teşkilatı. Yer:
Kuzey Ruhr Camileri. Saat: 04:30
9 MAYIS
Ruhr-A — Tarih Sohbetleri; “Osmanlı Nezaketi”.
Düzenleyen: Lünen Şubesi. Yer: Alstedder Str. 7,
44534 Lünen. İrtibat: Tel. 0157/75323254
9-11 MAYIS
Güney Bavyera — “Ben Ben Olmadan Ümmete
Fert Olamam”, Yatılı Eğitim Semineri. Düzenleyen:
Kadınlar Gençlik Teşkilatı. Yer: DJH Jugendherberge, Nördliche Hauptstr. 91, 83708 Kreuth a.
Tegernsee.
Mazlum ve Mağdurlar İçin El Ele
IGMG Hilfs- und Sozialverein e. V.
IGMG Sosyal Yardım Derneği
T +49 2237 92942-0 | F +49 2237 92942-12
www.hasene.org | [email protected] |
haseneorg
—
Havale için banka bilgileri:
Hesap Sahibi: IGMG Hilfs- und Sozialverein e. V.
Banka: Kreissparkasse Köln
IBAN: DE75 3705 0299 0184 2731 64 | BIC: COKSDE 33
Amaç: 2014 Kumanya Kampanyası, [Adresiniz]
İhtiyaç sahiplerini
unutma ve unutturma.
Kumanya Kampanyası 01.05. - 20.05.2014
45 €
• Bosna Hersek’te Hasene Aşevi’nde günde 500 kişiye sıcak yemek
• Suriyeli mülteciler için iftar çadırı
• Hasene mobil fırınıyla günlük binlerce ekmek
• On binlerce kumanya paketi
• Yetimlere çeşitli hediyeler
*Tüm masraflar kampanya bedeline dâhildir.
camia | 25 Nisan 2014
Değerli
Kardeşlerim
İçindekiler
Pek çok bölge ve şubemizde; ahlak, adalet, merhamet, firaset, hoşgörü ve tevazu timsali yüce
Peygamberimiz’in dünyayı teşriflerinin miladi
sene-i devriyesini, ona layık bir şekilde kutlayabilmek adına tatlı bir heyecan ve koşuşturmaca
yaşanıyor. Düzenlenen Kutlu Doğum programlarıyla her birimize ne denli büyük bir Peygambere ümmet olduğumuz yeniden hatırlatılıyor,
programlarda bir araya gelen Müslümanlar
O’na ümmet olmanın coşku ve hazzını yeniden
yaşıyorlar. En küçük şubemizden en büyük bölgelerimize değin yapılan bu güzel çalışmalarda
emeği geçen tüm kardeşlerimi tekrar kutluyorum. Müslümanların azınlık olarak bulunduğu
Avrupa’da, Müslümanları Peygamber sevgisi
etrafında bir araya getiren bu tür programlara
öncülük ettikleri için her bir kardeşimden Allah
Teâla razı olsun.
Kardeşlerim camiler Müslümanların olmazsa
olmazıdır, camisiz Müslüman, cemaatsiz cami
olmaz. Bu nedenle Müslümanlar gittikleri her
yerde ilk olarak camiler kurmuştur. IGMG teşkilatları da kurulduğu ilk yıllardan beri camiler
açma gayretinde olmuştur. Elhamdülillah bugün geldiğimiz noktada teşkilatımız yüzlerce
camiyi bünyesinde barındırarak, Müslümanlara
çok önemli bir hizmeti sunuyor. Ancak birçok
camimizin fiziksel durumunun cemaatimizin
taleplerinin gerektiği gibi karşılanabilmesi adına
iyileştirilmesi gerektiği gibi, cami ihtiyacı bulunan yerlerde de yeni camiler yapılması elzemdir.
Bunlar da cemaatimizin destekleriyle mümkün
olacaktır. Bu nedenle tüm kardeşlerimi Teşkilatlanma Başkanlığımızın başlattığı Camilere Üyelik Kampanyası’na katılmaya davet ediyorum.
Almanya’da Müslümanlara karşı uygulanan
yanlış politikaların çarpık sonuçları güvenlik
kurumlarının uygulamalarına yansıyor, IGMG
maalesef uzunca bir süredir Anayasayı Koruma
Dairesi raporlarında zikrediliyor. Bu konuda
çok uzun bir süre önce atılması gereken adım
gecikmeli de olsa Hamburg’da atıldı; Hamburg
Anayasayı Koruma Dairesi, IGMG Hamburg
Teşkilatının rapordan çıkartılacağı açıklamasını yaptı. Açıklama bizleri memnun etmekle
birlikte IGMG’nin Almanya’da Müslümanların
kurumsallaşmasına sağladığı katkılar, ülkedeki
Müslümanlara sunduğu kapsamlı dinî ve kültürel hizmetler ve toplumsal katılımın artırılması
noktasında amme menfaatine yönelik faaliyetleri göz önüne alındığında sadece Hamburg’da
değil tüm eyaletlerde aynı adımın atılarak Anayasayı Koruma Dairesi raporlarından çıkartılması gerekliliği aşikârdır. IGMG çalışmalarını ön
yargısız bir biçimde yakından tanıma gayretine
giren her bir kurum ve kuruluş, IGMG’nin ülke
güvenliğini tehdit etmek bir yana, toplumsal barış ve huzura katkıda bulunduğunu görecektir.
Selam ve dua ile...
Kemal Ergün
Aile
Gündemden
Yurtdışındaki Türkler sandığa gidebilecek
Hukuksuz karar karşısında sesler yükseltilmeli
Helal kesimde standart adımı
Ayrımcılıkta artış
Kekemelik
s. 4
s. 16
s. 4
s. 4
s. 4
Hamburg’da geç atılmış adım
Mercek Altında
s. 4
“Gayemiz Müslümanca düşünen ve yaşayan
ilim adamları yetiştirmektir.”
Genel Merkezimizden
Öğrenciler Avrupa İslam tarihinin izinde
Faaliyet ve hizmet alanları
“Bizim rehavete düşme lüksümüz yok.”
s. 5
Gençlik
s. 6
Bölgelerimizden
Üniversiteye giden yol
s. 7
Müslüman hastalar için manevi destek kursu
“Türkçe için yarıştılar
s. 18
s. 5
“Müslümanlar kimlik ve kişiliklerini cemaatle bulur.”
AİF’te çifte mutluluk
s. 17
s. 7
s. 7
Kur’an coşkusu had safhaya ulaştı s. 8
s. 19
Çanakkale’yi unutmadık
s. 19
“Bana Gülüşünü Göster!”
s. 19
Üniversitelilerden liselilere rehberlik programı
s. 20
Üniversiteliler’den Meslek Bilgilendirme Günü
s. 20
Kâinatın Efendisi (s.a.v.) “Kutlu Doğum”
programları ile anıldı s. 9
İrşad ve Eğitim sorumluları toplandı
Warendorf kendini tanıttı
s.10
Hasene
s. 10
Büyükelçi Sadık Aslan’a hoş geldiniz ziyareti
“Ortak çalışmalara imza atmalıyız.”
Heilbronn’da başkanlık değişimi
s. 11
s. 11
Şube Başkanları Wolfstein’da toplandı
Dar-ul Erkam Camii için kermes
“Mülteci kardeşlerimiz sizlere müteşekkir.”
Mazlumlara gıda yardımı
s. 21
İhtiyaç sahiplerini unutma ve unutturma
s. 22
s. 11
s. 13
Kültür ve Sanat
Kültürümüzde lale
Hayatın İçinden
s. 23
s. 14
Unutma ki unutulmayasın
Fotoğraflarla Faaliyetler
s. 14
Fıkıh Köşesi / Âdâb-ı Muâşeret
s. 15
Impressum | Künye
Herausgeber | Yayıncı
IGMG - Islamische Gemeinschaft Millî Görüş e. V.
İslam Toplumu Millî Görüş (Amtsgericht Köln, VR 17018)
Abteilung für Verbandskommunikation
Kurumsal İletişim Başkanlığı
Mustafa Yeneroğlu (V. i. S. d. P.)
Boschstr. 61-65 • D-50171 Kerpen
T +49 2237 656-0 • F +49 2237 656-555 • www.igmg.org • [email protected]
Postanschrift | Adres
camia • Merheimer Str. 229 • D-50733 Köln • T +49 221 942240-20 • F +49 221 942240-21
Chefredakteurin | Genel Yayın Yönetmeni
İlknur Küçük
Redaktion | Redaksiyon
İlknur Küçük, Rahime Söylemez, Elif Zehra Kandemir, Meltem Kural, Mehmet Kandemir
[email protected] • T +49 221 942240-41/42/43 • F +49 221 942240-21
s. 21
s. 13
“Çocuklara sevgiyle eğitim verelim.”
İnsan su gibidir
s. 11
Anzeigen | İlanlar
İ[email protected] • T +49 221 942240-41 • F +49 221 942240-21
Werbung | Reklam
[email protected] • T +49 221 942240-30 • F +49 221 942240-21
Distribution | Dağıtım
[email protected] • T +49 221 942240-30 • F +49 221 942240-21
Design • Satz • Druck | Tasarım • Dizgi • Baskı
99names communication GmbH
Merheimer Str. 229 • D-50733 Köln • T +49 221 942240-20 • F +49 221 942240-21
Auflage | Tiraj
51.650
Erscheint alle zwei Wochen Freitags. | İki haftada bir cuma günleri yayınlanır.
Im Auftrag der IGMG durch 99names communication GmbH erstellt.
IGMG adına, 99names communication GmbH tarafından hazırlanmıştır.
s. 24
4  |
Gündemden
camia | 25 Nisan 2014
ALMANYA
GENEL MERKEZ
Hamburg’da geç atılmış
adım
Hukuksuz karar karşısında
sesler yükseltilmeli
İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) adı, Hamburg’da Anayasayı Koruma Dairesi raporlarında artık yer almayacak.
Geçtiğimiz ay Mısır’da darbe karşıtı sivil eylemde bulunan göstericilerin yargılandığı
davada 528 kişinin ölüm cezasına çarptırılmasının yankıları devam ediyor.
Sadik Gulec / Shutterstock.com
Yeneroğlu açıklamayı olumlu, ancak geç alınmış bir karar olarak değerlendirdi. IGMG’nin
faaliyetlerinin Müslümanların katılımını
güçlendirdiği gibi İslam’ın Avrupa’da kurumsallaşmasını da teşvik ettiğini ifade eden Yeneroğlu, IGMG’nin hiçbir zaman özgürlükçü
demokrasiye karşı mücadele etmediğini; tam
tersine, temel özgürlükleri savunup demokrasiyi güçlendirdiğini belirtti. İyi bir güvenlik ve
sosyal politika uygulamasının IGMG’yi sorunsallaştırmak yerine dinî cemaatlerin faaliyetlerine teşekkür etmesi gerektiğini vurgulayan
Yeneroğlu, IGMG’nin federal ve eyalet istihbarat daireleri raporlarından tamamen çıkarılması, güvenlik birimlerinin de yasal görevlerine odaklanması gerektiğini söyledi. Yeneroğlu
ayrıca, bu kararın diğer eyaletlere de örneklik
teşkil etmesi gerektiğinin altını çizerek, IGMG’nin Anayasayı Koruma Teşkilatı listelerinden tüm eyaletlerde çıkarılacağına inandıklarını söyledi.
BELÇİKA
Helal kesimde standart
Flaman Bölgesi, Flaman Yatırım ve Ticaret Kurumunun da çalışmalarıyla helal kesim
konusunda bir takım standartların belirlenmesi kararı aldı.
TÜRKİYE
Yurtdışındaki Türkler
sandığa gidebilecek
Türkiye’de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 28 Ağustos’ta son bulan görev süresi
hasebiyle Ağustos ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları da oy kullanabilecek.
Belçika’da helal kesim organizasyonlarını
kontrol eden bir kurumun bulunmayışı Flaman Hükûmeti’ni harekete geçirdi. Flaman
Bölgesi Başbakanı Kris Peeters helal kesim sertifikalarının standartlaştırılması ile; helal gıda
sektöründe hâkim olan ve tüketiciler kadar
üreticileri de olumsuz etkileyen kuralsızlığın
önüne geçmeyi, sektöre düzen ve şeffaflık getirmeyi amaçladıklarını belirtti. Gent Milletvekili Veli Yüksel’in girişimleriyle gündeme gelen
helal sektöründe yapılacak söz konusu düzenlemenin faydalı ve gerekli bir uygulama olacağı
ifade ediliyor.
10’un üzerinde belgelendirme kuruluşunda helal sertifikası almanın mümkün olduğu
Belçika’da helal sertifikasını kendi kriter ve denetleme metotlarıyla veren kuruluşları kontrol
eden herhangi bir üst kurumun bulunmayışı
özellikle helal gıda tüketicileri arasında endişe
yaratıyor. Zira üreticiler hiçbir denetleme olmadığı için helal standartlarını yerine getirmeyen ürünlere de helal kesim/üretim damgasını
vurabiliyorlar. Bunun Flaman Bölgesi’nde yaşayan Müslümanlar için büyük tehlike arz ettiğini söyleyen Gent Milletvekili Veli Yüksel, 1,7
milyar avroluk helal ürün ticaretinin yapıldığı
Belçika’da mevcut denetimsizlik yüzünden Flaman Bölgesi’nde üretilen helal damgalı gıdaların tüketiciye güven vermemesi nedeniyle ihraç
edilemediğini ve bunun Belçika ekonomisi için
de büyük bir kayıp olduğunu ifade etti.
Flaman Yatırım ve Ticaret Kurumu’nun
başlattığı ve helal gıda sektörünün temsilcileri ve helal kesim uzmanlarının da katıldığı bir
çalışma ile Avrupa Standardizasyon Komitesi
işbirliği ile Flaman Bölgesi’nde helal kesimde
bir standartlaştırmanın mümkün olacağı belirtiliyor.
flickr.com/thivierr
IGMG, uzmanlar tarafından sözde anayasa karşıtı olma iddiaları reddediliyor olmasına rağmen Almanya’da Anayasayı Koruma
Dairesi (Verfassungsschutz) raporlarında yıllardır yer alıyor. IGMG’nin adının Anayasayı
Koruma Dairesi raporlarında geçmesi, sadece
Kültürler Arası Konsey (Interkultureller Rat)
gibi organizasyonlar tarafından değil, git gide
genişleyen bir sivil toplum kesimi tarafından
da eleştiriliyor. Bu durumun değişmesi adına
ilk ciddi adım, Hamburg’da atıldı.
Hamburg Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi Başkanı Manfred Murck, Kuzey Almanya
İslam Toplumları Birliği (BİG) Eyalet Teşkilatı
içinde de yer alan Hamburg IGMG’nin Anayasayı Koruma Dairesi’nce izlenen kuruluşlara
ilişkin hazırlanacak 2014 raporunda yer almayacağını söyledi. Hamburg Anayasayı Koruma
Teşkilatı’nın 2013 yılı için hazırladığı raporunda da IGMG’nin adı tek bir cümlede geçmişti.
IGMG Genel Başkan Yardımcısı Mustafa
22 Mart’ta Mısır’ın Minya Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen ve yarım saatten daha az
süren duruşmada bir polis memurunu öldürme, iki polis memurunu öldürmeye teşebbüs,
kamu malına saldırı ve kamu düzeninin bozulması gibi suçlardan yargılanan darbe karşıtı
göstericilerden 528’i hakkında verilen idam kararına başta mahkemeye gelmeleri yasaklanan
sanık avukatları olmak üzere pek çok uluslarası
insan hakları ve sivil toplum kuruluşundan
tepki yağıyor.
Mısır hukuku ve uluslararası hukuk kaideleri ile bağdaşmayan adaletsiz bir yargılama
süreci sonunda verilen kararla ilgili bir basın
açıklaması yapan IGMG Genel Başkanı Kemal
Ergün, “Bu kadar çok hak ve hukuk ihlalinin
yapıldığı, tamamıyla mevcut askerî darbe yönetiminin gölgesinde gerçekleştirilen bir yargılama sonucu verilen bu karar hukuğun katlidir.”
dedi. “Mısır baş müftüsünün de fikrini alarak
dava hâkiminin konuyla ilgili nihai kararını
açıklayacağı 28 Nisan’dan evvel başta Birleşmiş
Milletler, Avrupa Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere, tüm uluslararası kurum ve
kuruluşları bu kararla ilgili seslerini yükseltmeye ve sorumluluklarını yerine getirmeye davet
ediyorum.” diyen Ergün, uluslararası camianın
Mısır makamları üzerinde ciddi bir baskı kurarak bu hukuksuz karar ve benzeri uygulamalardan geri adım atılmasını sağlamaları gerektiğini
belirtti.
HOLLANDA
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından
ilk turu Türkiye’de 10 Ağustos, ikinci turu
ise 24 Ağustos’ta yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri aynı zamanda yurt
dışında yaşayan Türklerin ilk kez oy hakkını kullanacağı seçim olacak. Yurt dışında
56 ülkede, 118 temsilcilikte kurulacak olan
sandıklarda Türkiye vatandaşları kargo süresi de dikkate alınarak birinci tur oylama
için 31 Temmuz-3 Ağustos arası dört gün
boyunca ikinci tur oylama için ise 17-20
Ağustos’ta oy kullanabilecekler. Yurt dışından gelen sonuçlar Türkiye’deki sonuçlarla
aynı anda açılacak.
Bununla birlikte yurt dışında yaşayan
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oy
kullanabilmek için Yurt Dışı Seçmen Kütüğü’ne kayıt yaptırmaları gerekiyor. Berlin
Büyükelçiliği’nin konuyla ilgili yaptığı açık-
lamada, yurt dışında yaşayan vatandaşların
oy kullanabilmek için Yurt Dışı Seçmen
Kütüğü’ne kayıtlı olmaları gerektiği belirtilerek YSK’nın internet sitesinden yapılan
sorguda kaydına rastlanmayanların Türkiye’deki nüfus müdürlüklerine veya yurt
dışındaki konsolosluklara başvurarak Adres
Beyan Formu doldurmaları gerektiği belirtildi.
Vatandaşlar Adres Beyan Formu’nu İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri
Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinden
indirerek eksiksiz bir şekilde doldurulduktan sonra, nüfus cüzdanının önlü arkalı
fotokopisi ile birlikte bağlı bulundukları
başkonsolosluğa bizzat veya posta oluyla ulaştırabilirler. Seçimlerde yurt dışında
yaşayan 2 milyon 772 bin 981 seçmenin oy
kullanması bekleniyor.
Ayrımcılıkta artış
Avrupa’da yaşanan ayrımcılık vakaları gün geçtikçe hayatın her alanına yayılmaya
devam ediyor. İnsan Hakları Koruma Kurulu tarafından açıklanan son rapor Hollanda’da artan ayrımcılık gerçeği hakkında çarpıcı bilgiler veriyor.
İnsan Hakları Koruma Kurulu’nun 2013
yılı ile ilgili yayınladığı son rapora göre Hollanda’da ayrımcılıkla alakalı şikâyetlerde
2012’ye göre yüzde 75 oranında bir yükselme
kaydedildi. 2013 yılı içerisinde yapılan toplam
2 bin 581 şikayet başvurusunun yüzde 56’sının
iş yerinde yapılan ayrımcılıkla ilgili şikayetler
olduğunu kaydeden kurul yetkilileri, iş sektöründe kimi zaman başörtüsü kimi zaman ten
rengi kaynaklı bu ayrılıkçı uygulamalarla ilgili
çözüm bulunması konusunda daha önce de
bakanlığa çağrıda bulunduklarını ve insanları
bilinçlendirmek için bir kampanya başlattıklarını belirtti.
İnsan Hakları Koruma Kurulu Başkanı
Laurien Koster herkesin eşit muameleye tabi
tutulması için bu gibi ayrımcı uygulamalara
karşı yürütülen mücaelede hükümetin daha
aktif bir çaba göstermesini istediklerini belirtti. Başbakan Yardımcısı Lodewijk Asscher
daha önce sorunun çözümü noktasında bir
çalışma yapacaklarının sözünü vermişti.
Genel Merkezimizden
camia | 25 Nisan 2014
|
5
EĞİTİM BAŞKANLIĞI
Öğrenciler Avrupa İslam tarihinin izinde
Eğitim Başkanlığı, öğrencilerin Avrupa’daki İslam tarihini daha yakından müşahede edebilmeleri amacıyla Endülüs’e bir eğitim ve kültür gezisi düzenledi.
Eğitim Başkanlığı ilkbahar tatilinde Endülüs gezisi düzenledi. 12 Nisan tarihleri arasında
yapılan on günlük geziye Almanya, Danimarka
ve Avustralya’dan toplam 48 kız ve erkek öğrenci katıldı. 13-16 yaşları arasındaki öğrenciler
tatillerini hem gezme, hem de tarih, kültür ve
dinî eğitim alarak en güzel ve verimli şekilde
değerlendirdiler. Deneyimli eğitimc, rehber ve
abi-abların eşliğinde gerçekleşen gezi programında öğrenciler Avrupa İslam medeniyetinin
en parlak dönemini yaşadığı ortamlarla tanıştılar. 8 asır boyunca içerisinde 7 civarında ırkı ve 3
büyük semavi din mensuplarını barındıran çok
kültürlü yapısıyla bir hoşgörü ve ilim medeniyeti
olan Endülüs tarihini öğrenciler yerinde görerek
öğrenme imkânı buldular.
Öğrenciler aynı zamanda coğrafi ve iklimsel
özellikleriyle bir tabiat harikası olan Endülüs’ün
Costa del Sol sahilleri (Güneş sahili) gibi önemli
tatil yerleri olan Akdeniz’e ve Atlantis Okyanusu’na açılan sahilleri de gördüler. Gençlere özel
organize edilen programda nehir içinde vadi yürüşü gibi sportif ve doğa aktiviteleri de yer aldı.
Diğer bir program gününde ise Granada
şehri gezildi. Granada şehrinin ilk kurulduğu yer
olarak bilinen Albaicin gezildi, Müslüman bilim
adamlarının icat ve keşiflerinin sergilendiği Bilim Parkı ziyaret edildi. Cuma namazı ise bugünün Endülüs’ünde yer alan tek resmî cami olan
Mezquita de Mayor’da kılındı.
Gezinin doruk noktası ise Elhamra Sarayı
ziyareti oldu. Her taşına farklı anlam ve ayetlerinin işlendiği sarayda öğrenciler envai çeşit bitki, çiçek ve portakal bahçeleriyle dolu Cennet’ül
Arifin bahçelerinde Müslümanların en büyük
mimarî şaheserlerinden birinde tefekkür etme
fırsatı buldular.
Programın diğer bir kültürel etkinliği ise
İspanya’nın eskiden meşhur rock gitaristi olan
şimdi ise Müslüman Neyzen Hamza Castro’nun
ney ziyafetiydi. Bu kültür ziyafeti gecesinde öğrenciler ayrıca geleneksel İspanyol müziği olan
flamencodan örnek parçalar dinlediler.
Gezinin bir başka gününde ise Endülüs’ün
eski başkenti olan ilim şehri Kurtuba’ya gidildi.
Kurtuba’da öğrenciler bugün kiliseye çevrilmiş
olan kırmızı beyaz mermer kemer sütunlarıyla dünyaca ünlü Kurtuba Camii’ni ve ardından
Medinetu-z Zahra Sarayı’nın kalıntılarını ziyaret
ettiler. Daha sonra içinde Endülüs döneminde
yaşamış meşhur Müslüman bilim adamlarının
tanıtımının yapıldığı Calahorra Müzesi ve Endülüs Evi’nde öğrenciler Müslüman âlimleri ve icatlarını yakından tanıma imkânı buldular ve ilim
deryasına daldılar. Son olarak Kurtuba’da yaşamış olan meşhur filozoflardan ibn Hazm, ibn
Rüşd, Maimonides, İbn Zaidun ve Wallada’nın
mekânları ve anıtları ziyaret edildi.
Gezilerin yanı sıra öğrencilere farklı ahlaki
konulu sohbet ve seminerler verildi, tefsir ve hadis dersleri yapıldı. Eğitim Başkanlığı nezdinde
ilk defa gerçekleştirilmesi hasebiyle önem taşıyan gezi, öğrencilerin hem Avrupa’da yaşayan
Müslümanlar olarak özgüvenlerinin artması
hem de içinde yaşadıkları diğer Avrupa toplumlarında sahip olmaları mümküm olmayan farklı
tarihî ve ilmî bilgileri edinmeleri bakımından oldukça verimli geçti.
SÖYLEŞİ
“Müslümanlar kimlik ve kişiliklerini cemaatle bulur.”
Teşkilatlanma Başkanı Murat İleri ile
camilere üyelik hakkında konuştuk:
Camilere üye kampanyası başlattınız.Neden
böyle bir kampanyaya gerek duyuldu?
Sizce insanlar neden camilere üye olmalılar?
Cami “Toplayan, biraraya getiren” manasına gelen bir kavramdır. Dinî anlamda;
Allah’a kulluk amacıyla insanları bünyesinde
toplayan mekâna cami denir. Kadın erkek farketmeksizin müminlerin cami ile sürekli bir
bağının olması hadîs-i şerifte; “Birinizin hanımı mescide gitmek için izin talep ederse ona
mani olmasın (izin versin).” ifadeleriyle buyurulmaktadır.
İç huzurun ve mutluluğun kazanılması,
ancak kişinin yaratılış gayesine uygun yaşamasıyla mümkündür. İslam dini, kişiyi sınıflara ayırmamış, maddi ve manevi bütünlüğü,
dünya ve ahiret dengesini en iyi şekilde sağlamıştır. İşte bu noktada İslam’ın temel hayat anlayışında vazgeçilmez, olmazsa olmaz,
alternatifsiz iki konuyu görüyoruz ki, bu da
camilerle Müslüman bireyin ilişkisi ve cemaat
olmaktır. Bu nedenle Müslümanlar camilere
üye olmalı, camilerin yaptırılması, yaşatılması ve çalışmalarının devamı için katkıda bulunmalıdırlar. Böylece hem kendi kimlik ve
kişiliklerini cemaatle birlikte bulacak, mensubiyetlerini bilecek, mutlu olacaklar, hem de
gelecek nesillere bu güzel müesseseleri armağan edeceklerdir.
Millî Görüş Teşkilatları için cami ile Müslümanların buluşmasını sağlayacak bir çalışmayı başlatmak, elbette sorumluluğunun
bir gereği olmuştur. Bu nedenle “Camiye üye
nuda, her yerde, her zaman İslam’a sarılmaları
olalım, üye bulalım” sloganıyla, “Camilerimize
emredilmektedir.
Üye Kampanyası” başlatılmıştır. Bir cami çatıHz. Peygamber (s.a.v.) de bu konuda şöysı altına girmeyen Müslüman kalmasın, camile buyurmuştur: “Muhakkak ki şeytan, ayrılıp
de buluşalım, cemaat olalım diyoruz.
yalnız kalan koyunu yakalayan kurt gibi (ayBöyle bir kampanyanın yapılması Avrupa
rılıp yalnız kalan) insanın da kurdudur. AyrılMüslümanları için nasıl bir anlam ifade edimaktan ve ayrı kalmaktan sakının! Cemaate,
yor?
(İslam) toplumuna ve mescide yapışın.” Bütün
Avrupa, dominant kültür itibarıyla Hristibunlardan Müslümanların mutlaka cemaat
yan olan bir kıtadır. Müslümanlar bu ülkelerde
olarak yaşamaları gerektiği anlaşılmaktadır.
azınlık durumundadırlar. Azınlık durumunda
Ayrıca birlikte olmak, kimlik ve kişiliğimiolan toplumlar, kendi varlıklarını sağlıklı bir
zi beraberce korumak anlamına gelir. Biz kenbiçimde koruyacak, devam ettirecek, destekdimizi ve neslimizi ancak cemaat olarak koruleyecek konumda değillerse atmaları gereyabiliriz. İslam’ın emir ve yasaklarının yerine
ken hayati adımlar vardır. İnsanlar tek başına
getirilmesinde nefis ve şeytanla mücadelenin
kendi din ve kültürümü devam ettirecek, koen güzeli de cemaatle birlikte verilebilir. Yapıruyacak seviyede değillerse onları koruyacak
labilecek hayırlı çalışmaları tek başımıza ankurumlar olmalı ve bu görevi yapmalıdır. İşte
cak yakın çevremizde yapabiliriz. Ama birlikte
bu görevi Avrupa’da bugün Millî Görüş Teşolunduğunda ümmet şuuru içinde dünyanın
kilatları camileriyle birlikte yapmaktadır. Bir
bir ucundaki mazlum ve mağdura ulaşabileülkede, Müslümanların varlığının mührü,
cek güce sahip oluruz. Bunun için de yine ceispatı ve tapu senetleri camilerdir. Camiler
maat olmak gerekir.
geleceğimizin teminatıdır. Mabetsiz hiç bir
Camileri inşa etme görevi noktasında bir
toplum asimileden kurtulamamıştır. Avrutanzim var mıdır? Bu görev kurumlara mı,
pa’daki neslimizin kendi kimlik ve kişilikleri
Müslüman bireylere mi aittir?
ile birlikte yaşamaları ve organizeli bir cemaat
Mekke’den Medine’ye hicret daha devam
olarak yaşadıkları toplumlara pozitif katkıda
ederken Peygamberimiz Kuba’da ilk camiyi
bulunmaları da camilerin varlığına bağlıdır.
inşa etmiş, Medine’ye vardığında yine ilk iş
Bundan dolayı Avrupa’da camilere üye olmak
olarak bir mescid yeri belirlemiş ve inşaatına
daha fazla önem arz
başlamıştır. Unutul“Muhakkak ki şeytan, ayrılıp
etmektedir.
mamalıdır ki; PeygamCemaat olmak neden
yalnız kalan koyunu yakalayan berimiz daha başını
sokacak bir evi yokken
bu kadar önemli?
kurt gibi (ayrılıp yalnız kalan)
dahi öncelikle MüsHer şeyden önce
lümanların günde beş
Müslümanların
ceinsanın da kurdudur.
vakit toplanacakları
maat olması Yüce AlAyrılmaktan
ve
ayrı
kalmaktan
camiyi inşa etmiştir.
lah’ın bir emridir. CeBu şunu işaret etmeknab-ı Allah: “Ey iman
sakının! Cemaate, (İslam)
tedir ki, Müslümanlaedenler! Allah’a karşı
gelmekten nasıl sakın- toplumuna ve mescide yapışın.” rın gittikleri yerde ilk
yapacakları, ilk ziyamak gerekirse öylece
ret edecekleri, arayıp bulacakları yer camidir.
sakının. Ona layık olduğu tazimi gösterin ve
Cami Müslüman’ın evidir, sığınağıdır, kıblesiancak O’na teslim olan Müslüman olarak can
dir, hayat merkezidir.
verin. Hepiniz toptan, Allah’ın ipine (dinine)
Öyleyse, bu kadar önemli mekânı kim yasımsıkı sarılın bölünüp ayrılmayın.” (Âl-i İmpacaktır? Tevbe suresinin 19’uncu âyet-i kerîrân suresi, 3:102,103) buyurmaktadır. Bu ayette
mesinde Rabbimiz bunu şöyle buyurmaktadır:
Müslümanlara topluca ve toplumca, her ko-
“Allah’a ortak koşanların, inkarlarına bizzat
kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların
bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte
ebedi kalacaklardır. Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan
başkasından korkmayan kimseler imar eder.
İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları
umulur.” Resûlullah (s.a.v.): “Kim Allah’ın rızasını talep ederek bir mescit inşa ederse, Allah
ona cennette bir ev inşa eder.” buyurmaktadır.
Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, camileri
inşa edip yaşatmak Müslüman bireylerin en
öncelikli görevidir. Kurumlar ise inşa edilecek
camileri yine Müslümanları harekete geçirerek inşa etmelerini teşvik etmekle sorumludur.
Camilere Üye Kampanyası sadece bu yıl mı
yapılacak?
Üye kampanyamız üç yıl sürecek. Bu yıl
ilk yılımız olup, 2016 yılına kadar devam edecek. Her yıl üç ayları (recep, şaban ve ramazan)
kapsayacak zaman diliminde gerçekleştirilecek. Ayrıca mübarek gün ve gecelerde yapılan
programlarda kampanya konusu işlenecek. Bu
yıl 1 Mayıs 2014 itibarı ile kampanyamızı başlatmış olacağız.
Kampanyayı kimler yürütecek?
Camilere üye kampanyamızın birinci derecede sorumlusu Teşkilatlanma Başkanlığımız
olacak. Bölge ve şubelerimizde kampanya, buralardaki Ana Teşkilat, Gençlik Teşkilatı, Kadınlar Teşkilatı ve Kadınlar Gençlik Teşkilatı
Teşkilatlanma Başkanlarımızla birlikte takip
edilecek. Elbette bunun yanında tüm birim
başkanlıklarımız ve üyelerimiz kampanyaya
destek verecekler. Özellikle İrşad Başkanlığımız ve imamlarımız kampanyaya en büyük
katkıyı sağlayacaklardır.
Verdiğiniz bilgiler için teşekkür eder, hayırlı
ve bereketli bir kampanya olmasını dileriz.
Böylesine mühim bir kampanyayı cemaatimize tanıtma fırsatı sunduğunuz için ben
teşekkür ederim. Sözlerimin sonunda tüm
Müslümanlara camilere üye olma çağrımı tekrarlamak isterim.
6  |
Genel Merkezimizden
camia | 25 Nisan 2014
KADINLAR TEŞKİLATI
“Bizim rehavete düşme lüksümüz yok.”
Kadınlar Teşkilatı (KT) çalışmalarının müzakere edildiği KT Bölge Başkanları Toplantısı (KTBBT)’nda her bir birimin faaliyetleri ve bu faaliyetlerin bölge ve şubeler nezdinde
nasıl hayat bulacağı ayrıntılı bir şekilde ele alındı.
KTBBT, 12-13 Nisan tarihlerinde KT idarecilerinden 28 Bölge, 23 İrşad ve 23 Sosyal
Hizmetler Başkanının katılımıyla Genel Merkez’de yapıldı. Toplantının ilk seminercisi Genel Başkan Danışmanı ve Avusturya Müftüsü
Mustafa Mullaoğlu oldu. Mullaoğlu, sahabe
hanımlardan örnekler sundu, “Dininizin en
az yarısını Âişe’den öğrenin!” hadîs-i şerifinde
işaret edildiği gibi; Hz. Âişe, Hz. Ümmü Süleym, Hz. Nesibe, Hz. Sümeyra’nın günümüz
hanımlarına örnek olduğunu belirtti. “Bizim
rehavete, gaflete düşme lüksümüz yok.” diyen
Mullaoğlu, “Mısır’daki 528 kişinin arasında kadın ve genç kızlar da var. Onlar da bizim gibi
İslam davasını yürütüyorlar, ama bizler onlara göre çok daha rahat ortamlardayız. Onlar
zorlukla imtihan edilirken, bizler rahatlıkla
imtihan ediliyoruz. Rehavete kapılır, işlerimizi aksatırsak hiçbir özür bizi paklamaz.” dedi.
Önden gidenlerin, öncü olanların hayatlarından ibret verici örnekler paylaştıktan sonra
Hz. Ebû Bekir, Hz. Mevlânâ, Şems-i Tebrizi,
Cüneyd-i Bağdadi ve Muhammed İkbal’den
motive edici sözlerle birlikte Ali El-Havvas’ın
veciz sözlerinden şu demetleri sundu: “Akıl
büyük bir nimettir, aklın afeti devamlı ve lüzumsuz çekişmedir. İman büyük bir nimettir,
afeti inkârdır. Amel büyük bir nimettir, afeti
tembelliktir. İlim büyük bir nimettir, afeti iddia sahibi olmaktır. Sevgi büyük bir nimettir,
afeti şehvet yolunu tutmaktır. Tevazu büyük
bir nimettir, afeti zillettir. Sabır büyük bir
nimettir, afeti Allah’tan başkasına şikayetlenmektir. Zenginlik büyük bir nimettir, afeti
HİZMETLER 2014
Bu yıl gerçekleştireceğimiz eğitim projelerimiz
Villingen Schwenningen Bölge Eğitim Merkezi
Bremen Yatılı Yurt ve Eğitim Merkezi
“Size ne oluyor ki, Allah yolunda infak
etmiyorsunuz? Hâlbuki göklerin ve yerin
sahibi ancak Allah’tır.”
(Hadîd suresi, 57:10)
Leerdam Eğitim Enstitüsü ve Ana Okulu
İyilik denizinde
senin de bir damlan olsun!
Hamburg Seevetal İmam Hatip Lisesi
Innsbruck Eğitim Merkezi ve Yurt Projesi
Viyana İmam Hatip Lisesi
TERTİP EDEN KURUMLAR
AIF – Avusturya İslam Federasyonu | +43 5522 21756 | [email protected] | Amberggasse 10 | 6800 Feldkirch | Avusturya
BIG e. V. – Kuzey Almanya İslam Toplumu | +49 40 24 56 29 | [email protected] | Böckmannstraße 40 | 20099 Hamburg | Almanya
DIKEV – Danimarka İslam Kültür ve Eğitim Vakfı | +45 4217 3798 | [email protected] | Nørre Alle 34 | 8000 Århus | Danimarka
EMUG e. V. – Avrupa Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği | +49 2237 975140 | [email protected] | Merheimer Str. 229 | 50733 Köln | Almanya
IFW – Viyana İslam Federasyonu | +43 1 96191210 | [email protected] | Rauchfangkehrergasse 36/10 | 1150 Wien | Avusturya
NMOG – Hollanda Cami Yapma ve Yaşatma Vakfı | +31 10 243 3030 | [email protected] | Bergweg 322-A | 3032 BB Rotterdam | Hollanda
UECM – Avrupa Camileri Kurma ve Yaşatma Derneği | +33 1 4246 0444 | [email protected] | 64 Rue du Faubourg st. Denis | 75010 Paris | Fransa
hırstır. Arkadaşlık büyük bir nimettir, afeti
kavgadır. Azizlik büyük bir nimettir, afeti böbürlenmek ve kibirlenmektir. Anlayış büyük
bir nimettir, afeti münakaşadır. Adalet büyük
bir nimettir, afeti intikam almaktır. Hürriyet
büyük bir nimettir, afeti haddi aşmaktır.”
KT Başkanı Hatice Şahin, 2. Emektarlar
Buluşması, Kadınlar Günü, Sağlık Paneli, Hizmetler Kampanyası, Şube Başkanlar Toplantıları, Birim Eğitim Toplantıları, Bulgaristan
ve İstanbul ziyaretleri, UNIDAY ve Genel Kurul’dan söz etti, İslami İlimler Yarışması ve ramazan programlarını takdim etti. Toplantıda
ayrıca KT Arjantin temsilcisi Rukiye Doğan’a
ait Arjantin temsilciliği hakkında bir video çekimi paylaşıldı.
Toplantıda, görev değişimi de gerçekleşirken; KT İrşad Başkanlığını yürüten Tünay
Ermiş görevini Nermin Şeker’e , KT Teşkilatkanma Başkanlığını yürüten Nefiye Ermiş ise
görevini vekâleten Hacer Demiray’a bıraktı.
Tünay Ermiş ve Nefiye Ermiş’e birer teşekkür
plaketi ve hediye takdim edildi.
Zehra Öz seminerinde günümüz Müslümanlarının kimlik sorunu yaşadığını, bu kimlik sorununun ancak yaratılışımızı bilmekle
aşılabileceğinden söz ederken, eşref-i mahlukat olarak yaratılmanın şükür gerektirdiğini
ifade etti. Öz ayrıca “Müslümanlar ayrı ayrı
yerlerde oturuyor olabilir, fakat eğer aynı hedefe bakıyorsanız, aynı gayeyi güdüyorsanız,
bilin ki berabersiniz.” dedi.
KT Teşkilatlanma Başkan Vekili Hacer Demiray, “Hedefsiz insan rotasız gemiye benzer.
Onun için başarmak isteyen bir idareci evvela
bir hedef tayin etmek zorundadır.” dedi. Ayet,
hadis ve İslam tarihinden örneklerle ekip ruhuna ve başkana itaatin önemine vurgu yaptı. Motive edici sözlerinin ardından camilere
üyelik, şube üye taksimi, hac ve umre kapsamında üye teşvik çalışmaları, yeni çalışma
takvimi ve takvimde bulunması gereken hususlar gibi konulara değindi.
KT MYK Üyesi Züleyha Bozkurt ise
Bilanço, Teşkilat İçi Eğitim Seminerleri,
BYK-ŞYK Dersleri, Birim Eğitim Toplantıları,
IGMG Orga Online Kullanım Kılavuzu gibi
konuları sundu. KT Teftiş Başkanı Hatice
Çevik, İslami kaynaklarda teftiş, teftiş formu
başlıklarına dikkat çekti.
İrşad sunumu ile devam edilen toplantıda
KT İrşad Başkanı Nermin Şeker, birimin amaç
ve hedeflerinden bahsetti. Kur’ân-ı Kerîm
Tilavet Yarışmaları, bölge birincilerine özel
Kur’an eğitimi, Hafızlık Kurslarının yaygınlaştırılması, ev sohbetleri, evrâd-ı şerif çalışmaları, ramazan programları, manevi rehberlik
projesi gibi konulara değindi. Kadınlar Gençlik Teşkilatı Başkanı Fatma Gencal’ın sunumu
ve manevi gece programıyla birinci günün
programı sona ermiş oldu.
Pazar gününün gündeminde KT Eğitim
Başkanı Handan Yazıcı’nın birimi ile ilgili
çalışmaları değerlendirmesi yer aldı. Yazı-
cı komisyonunu tanıttıktan sonra yatılı tatil kurslarına, 18 Mayıs’ta icra edilecek Bilgi,
Hitabet ve Tilavet Yarışması’na, İslami İlimler Kurslarına, Yetişkinler Eğitim Kurslarına,
İlahiyat Meslek Yüksek Okuluna, engellilere
yönelik çalışmalara, Çocuk Kulübü’ne, Aile
Danışmanlık Merkezleri çalışmalarına açıklık
getirdi.
KT Başkan Vekili Merve Bağcı, tanıtma ve
dış ilişkiler alanındaki boşlukların doldurulması gerektiğini ifade etti. Bağcı, birim başkanlarının görev ve sorumlulukları, 2014 Avrupa Parlamentosu seçimleri ve Perspektif ve
Sabah Ülkesi dergilerinden söz etti.
Hac ve umre bilgilendirmesinin yapıldığı toplantıda, 2014 Bahar Umresi’ni yansıtan
video görüntüleri başkanları heyecanlandırdı. Hac Yatılı Eğitim Seminerlerine değinildi.
Bremen KT Teşkilatlanma Başkanı Hatice
Güzelyüzlü, Genel Merkez görevlisi olarak gittiği Mart Emekliler Umresi’ndeki güzel anekdotlardan bahsetti.
KT Sosyal Hizmetler Başkanı Selma Zor,
Hizmetler Kampanyası’nda hedeflerini aşan
bölgeleri tebrik ederken, birim çalışmalarının değerlendirmesini yaptı. Genel Merkeze üyelik, Ramazan Kumanya Kampanyası,
zekât-fitre tanıtım materyalleri, çalışma takvimi, elbise kampanyası, Somali Denizcilik ve
Balıkçılık Okulu konularını sundu.
Her KTBBT’de bir bölgenin sunum yapması geleneğini bu sefer Avusturya Linz Bölgesi (ALİF) sürdürdü. ALİF KT Başkanı Pembe
Özdemir bölgede yapılan faaliyetleri sunarken, ülkede İslam’ın resmî bir din olarak kabul
görmesinin çalışmalara yansıdığını bildirdi.
Uyum Bürosuyla çalışmaları, engellilerle buluşma, Kur’ân-ı Kerîm, Hadis ve Bilgi Yarışmaları, Aile Eğitim Seminerleri, Tesettür Panelleri, Kısa Film Yarışmalarını tanıttı.
Üniversiteliler Komisyon Üyesi Zeynep
Gencer İrfan Evleri ve burslar hakkında sunum yaptı. Gencer, “Hedefimiz her üniversite
şehrinde kız ve erkek öğrenciler için mutlaka
yurtlar, üniversite evleri açmaktır.” dedi.
Toplantıya Türkiye’den iştirak eden yazar
Mine Alpay Gün’ün Osmanlı ve Endülüs kadınlarının ilim ve hayır yarışı, Bacıyan-ı Rûm
teşkilatlarından örnekler verdiği semineri de
beğeniyle dinlendi.
Toplantıda ayrıca KT Yetimler Kampanyası’nda hedeflerini aşıp birinci gelen ilk üç
bölgeye (1. Württemberg, 2. Doğu Fransa, 3.
Düsseldorf) hediye takdimi gerçekleşti.
Dilek ve temennilerin ifade edildiği toplantı sonrası KT Bölge Başkanları kendilerine
yöneltilen anket sorularını cevapladılar. Ankette toplantının organizesinden, gündeminden ve içeriğinden çok memnun kaldıklarını
belirten KT idarecileri, motive olmuş bir şekilde toplantıdan ayrılırken Genel Merkez KT
nezdinde gerçekleştirilen tüm hizmetlerin şubelere değin indirilmesi noktasında ellerinden
gelen gayreti göstereceklerini ifade ettiler.
Bölgelerimizden
camia | 25 Nisan 2014
|
7
AVUSTURYA
AİF’te çifte mutluluk
Avusturya İslam Federasyonu (AİF) hem geleneksel hâle gelen Kültür ve Kitap Fuarı’nın 9’uncusunu düzenlemenin hem de yeni bir eğitim merkezine kavuşmanın kıvancını
yaşıyor. Volkan Meral
“İyilikte ve takvada yarışın.”, “İnsanların en
hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” gibi ilahî
buyrukları ilke edinen AİF hizmet yarışında
gıpta edilecek faaliyetlere imza atmaya devam
ediyor. Müslüman kitleye yönelik olarak dinî,
sosyal ve kültürel hizmetler sunma yolunda
tecrübesiyle göz dolduran AİF’in, 8.100 m² kapalı alan ve 2 bin m² açık alan üzeride yer alan
Dornbirn Fuar Merkezinde düzenlediği 9. Avusturya Kültür ve Kitap, 3. Türk Girişimcileri Fuarı
ziyaretçilerle dolup taşıyor.
18 Nisan 2014 Cuma günü başlayan fuar,
27 Nisan’a kadar devam edecek. Fuarda birçok
ünlü isim birbiri ardına gelerek programlar düzenliyor. Tanınmış yazarlar, seçkin sanatçı ve
misafirlerin katılımları ile gerçekleşecek olan
fuara giriş ücretsiz. Fuarda, kitaptan süs eşyalarına, cam eşya yapımından, pirince yazı yazmaya, yiyecek içeçek standlarına kadar pek çok
ürün meraklısıyla buluşuyor.
Cumartesi günü IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün’ün de katıldığı fuarın resmî açılışı
için özel bir program gerçekleştirildi. Bekir Develi’nin sunuculuğunu yaptığı proğramda konuşan Genel Başkan Ergün, teşkilat ve ilim konusunda bir konuşma yapak önemli tespitlerde
bulundu.
Çalışmalarda samimiyet çok önemli
“10 bin m²’lik bir alanda binlerce insanı dokuz-on gün boyunca ağırlamak her babayiğidin
kârı değildir.” diyen Ergün, “Bu davaya gönül
vermiş olan hanımefendileri ve beyefendileri
yürekten tebrik ediyorum.” dedi.
Programa Dornbirn Belediye Başkanı
Andrea Kaufmann ve Dornbirn Eyalet İçişleri
Bakanı Erich Schwarzler de katılarak birer selamlama konuşması yaptılar, emeği geçenlere
teşekkür ettiler.
AİF Bölge Başkanı Abdi Taşdöğen, İGGİÖ
Başkanı Dr. Fuat Sanaç, Bregenz Konsolos Yardımcısı ve Din Ataşesi İbrahim Yazar, fuarın Genel Müdürü Daniel Mutschlechner, ATİB’den
Abdullah Horoz, ATF’den Mustafa Sabancı, İKMB’den Ali Duranoğlu, Schwaben Bölge Başkanı Davut Koçak gibi birçok isim de açılışta hazır
bulunarak birer selamlama konuşması yaptı.
Ardından da, başta IGMG Genel Başkanı
Kemal Ergün olmak üzere hep birlikte kırmızı
kurdelayı keserek fuarın resmî açılışı gerçekleştirmiş oldu. Günün anısına misafirlere birer
plaket takdim edildi.
Program sonunda Orhan Hakalmaz’ın canlı
konseri ilgiyle takip edildi. Türk halk türkülerini ardı ardına söyleyen Hakalmaz, katılımcıları
âdeta büyüledi.
Fuar ünlü isimleri ağırlıyor
Fuar boyunca binlerce ziyaretçiye âdeta ünlüler geçidi sunulacak. Fuarda; Yunus Arıkan
imza günüyle, Sıtkı Aslanhan konferansıyla,
Bekir Develi Stand Up gösterisiyle, Nihat Hatipoğlu konferansıyla, Vefa44 konseriyle, Kral Fm
programcısı Kahraman Tazeoğlu “Şiir saati” ile,
Ahmet Turgut imza günüyle, Ömer Döngeloğlu
konferansıyla, Geeflow, Ammar Acarlıoğlu konserleriyle, Saliha Erdim, Nurdan Damla ve Mehmet Ali Bulut konferanslarıyla, Ahmet Bulut ve
Mustafa Mullaoğlu imza günleriyle vatandaşlarla buluştular. Nasrettin Hoca ve Mülayım fuarın
minik ziyaretçilerine hoşca vakit geçirttiler.
Fuar boyunca yapılan bütün etkinlikler Kanal 7 Avrupa’da 27 Nisan 2014 tarihinde saat:
11:00’de Avusturya Günlüğü programında yer
alacak.
IQRA İslami İlimler Okulu açıldı
IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün, 9. Avusturya Kültür ve Kitap, 3. Türk Girişimcileri Fuarı
nedeniyle geldiği Avusturya Bludenz’de “IQRA”
adı verilen okulun da açılışını yaptı. Çok sayıda
öğrenci ve velinin katıldığı açılış töreninde okul
yönetimi ve eğitmenler hazır bulundu.
Okul ile ilgili olarak verilen genel bilginin
ardından AİF Bölge Başkanı Abdi Taşdöğen yapılan hizmetlerin karşılığının büyük olduğunu
ifade etti. Bu gibi hizmetlere yardım elini uzatanların, bu hizmetler sürdüğü müddetçe amel
defteri asla kapanmaz diyen Taşdöğen, “Bu kârlı
ticareti herkes yapmalıdır.” dedi.
IQRA İslami İlimler Okulu’nda eş zamanlı
olarak İmam Hatip Lisesi diploması alma imkânı da sunuluyor. Müslüman talebelerin ön-
celikle sağlam bir Ehl-i sünnet itikadı ve İslami
bilinç sahibi olması, dinini ana kaynaklardan
öğrenmesi, diğer dinler ve mezheplere vakıf
olabilmeleri, inanç, ibadet ve ahlak bakımından
olgunluğa ermeleri ve gerekli maddi-manevi
bilgi ve becerilerle donatılmaları amacıyla açılan
okulda eğitim dört yıl sürecek.
İki kademeden oluşan eğitim döneminde
öğrenciler 1’inci kademede 1-3’üncü sınıfı, 2’inci
kademedeki dördüncü yılda da son sınıfı yani
ihtisaslaşma kademesini okuyacaklar.
Haftalık ders saati kademeye göre 6 veya 7
olacak. Okul eğitime elverişli mekânlarda ve
okul-sınıf sisteminde dersler verilecek. Kurs bitiminde mezunlara diploma verilecek. AİF Bludenz Şubesi Walserweg 1, 6700 Bludenz adresindeki okula kayıt işlemleri 1 Mayıs-10 Haziran
tarihleri arası yapılabilecek.
HANNOVER
Müslüman hastalar için manevi destek kursu
Schura Aşağı Saksonya Derneği ile Hannover Eyalet Protestan Kilisesinin ortaklaşa yürüttükleri proje kapsamında düzenlenen “Müslüman hastalar için manevi destek”
kursu ilk 9 mezununu verdi. Fethiye Alioğlu
Hristiyanlar için hastanelerde verilen manevi rehberlik hizmeti senelerden beri kurumsal
bir şekilde yürütülürken aynı durumun Müslümanlar için söz konusu olduğunu söylemek
mümkün değil. Bu nedenle Schura Aşağı Saksonya Derneği, Hannover Eyalet Protestan Kilisesi ile ortaklaşa bir “Müslüman hastalar için
manevi destek” kursu düzenledi. Kurs sonunda
yapılan kısa mezuniyet töreninde kursa katılanlara sertifikaları verildi.
Aşağı Saksonya Göç ve Katılım Eyalet Sorumlusu (Niedersachsens Landesbeauftragte für Migration und Teilhabe) Doris Schröder-Köpf, kurstan mezun olanları tebrik ederek
“Bu proje, Aşağı Saksonya eyaletinde dinlerin
yürüttüğü ortak çalışmalara çok güzel bir örnek
teşkil ediyor.” dedi ve birçok aktör tarafından
ortaklaşa gerçekleştirilen bu çalışmadan etkilendiğini ifade etti.
9 ay süreyle devam eden kurstan mezun
olanlar, Hannover’deki hastanelerde manevi
rehber olarak görev alabilecekler. Hannover
Eyalet Kilisesinden Wolfgang Reinbold, şimdilik kursun devam ettirilmesi gibi bir planlarının
olmadığını belirterek “Schura’nın ortaklaşa yürütülecek başka çalışmalar için ne kadar ilgili ve
istekli olduğunu görüyoruz.” dedi.
Kursun yöneticilerinden olan ve hastanede
Protestan manevi rehber olarak çalışan Andreas
Kunze-Harper, kurstan mezun olanlara yardımcı olmaya devam edeceğini bildirdi. Kunze-Harper ayrıca “Proje bize gösterdi ki, Hristiyan
manevi rehberler olarak dinler arası yeterlilik
hususunda daha birçok şey öğrenebiliriz.” dedi.
Kursun ilk 9 mezunu arasında IGMG Hannover
Bölgesi idarecilerinden Fethiye Alioğlu ve Safiye Çetin, IGMG cemaatinden de Şenay Çelebi
bulunuyor.
HESSEN
Türkçe için yarıştılar
Hessen Elsenfeld Fatih Camii Eğitim Başkanlığı tarafından düzenlenen Türkçeyi Güzel Okuma Yarışması ailelerin büyük ilgisiyle gerçekleştirildi.
Camide eğitim gören çocukların
Türkçeyi güzel okuyup yazabilmeleri gayesi ile yapılan yarışmada çocuklardan
Peygamber Efendimiz’in ve sahâbîlerin
hayatlarından seçilen kıssaları okumaları istendi.
Böylelikle dinleyiciler hem dinî bil-
gilerini arttırdı hem de çocukların güzel
okuma yeteneklerini görmüş oldu. Program açılış Kur’ân-ı Kerîm’i ile başladı ve
ardından Türkçe hocası kuralları anlattı.
Yarışmanın sonunda dereceleri belirlemek için mola verildi. Mola esnasında
cami avlusunda kermes havası eserken
Y. Canan Güzel
misafirler yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını
giderdiler.
Akabinde açıklanan sonuçlara göre
dereceye girenler şu şekilde belirlendi:
1’inci Abdullah Ceylan, 2’nci Sena Karaçavuş, 3’üncü Muhammed Sacid Yılmaz.
Program toplu dua ile sona erdi.
8  |
Bölgelerimizden
camia | 25 Nisan 2014
KUR’AN TİLAVET YARIŞMALARI
Kur’an coşkusu had safhaya ulaştı
Bölgelerimizde çeşitli teşkilatlarımız tarafından düzenlenen tilavet yarışmalarında Kur’an sevdalıları birbirleriyle yarıştı. Çeşitli yaş gruplarından yarışmacılar Kelâmullah’ı en
güzel şekilde okumaya gayret ederken düzenlenen programlara oldukça yoğun ilgi olduğu gözlendi. Mustafa Pala, Canan Demir, Ali Atik, Rabia Özdemir, Sevil Durak; Foto: Emine Atik,
Fatma Demirtaş, Sümeyye Arıkan
Alpes
CIMG Alpes Bölge İrşad Başkanlığının
düzenlediği Kur’ân-ı Kerîm Tilavet Yarışması Bölge Merkezinde yapıldı. Bölge Başkanı Emir Demirbaş ve Bölge İrşad Başkanı
Bayram Kaçmaz birer selamlama konuşması
yaptılar. Daha sonra jüri heyeti takdim edildi. Jüri heyetinde başkan olarak Bayram Kaçmaz yer aldı. Jürinin diğer üyeleri ise, Alpes
Bölgesi şube imam-hatipleri idi.
Jüri heyeti önce yarışmanın kurallarını
bir kez daha hatırlatarak, 10-13 yaş grubundan başlamak üzere yarışmayı başlattı. Daha
sonra ise her iki yaş grubundaki yarışmacıların okuyuşlarının değerlendirilmesine geçildi.
10-13 yaş grubu ile 14-18 yaş grubu olmak üzere iki ayrı yaş grubunda yapılan yarışmaya daha önce yapılan şube ve bölge ön
elemelerini kazanan üçer yarışmacı katıldı.
Velilerin de katılıp izlediği yarışmada, yarışmacılar Kur’ân-ı Kerîm’den kendilerinin kura
ile çektikleri kısımları yüzünden ve ezbere
okudular.
10-13 yaş grubundaki yarışmanın birinciliğini Nantua Şubesinden Semih Arslan,
ikinciliği Grenoble Şubesinden Hasan Yıldız
alırken, üçüncülüğü ise Annecy Şubesinden
Murat Yıldız elde etti.
14-18 yaş grubunda ise; birinci Annecy
Şubesinden Bilal Yıldırım, ikinci yine Annecy
Şubesinden İdris Mutlu, üçüncü Annemasse
Şubesinden Mevlüt Çetintaş oldu.
Katılımcılara aldıkları dereceye göre hediyeler takdim edilirken Bayram Kaçmaz,
Kur’ân-ı Kerîm yarışmasının basit bir yarışma olmadığını, bu organizasyon için aylar
öncesinden hazırlıklar yapıldığını ifade etti.
Kaçmaz ayrıca Kur’ân-ı Kerîm’i sürekli olarak
okumamız gerektiğini, bilmeyenlerin en kısa
zamanda okumayı öğrenmeleri gerektiğini
ve Kur’an’ın tüm dertlere deva olduğu hatırlatırken, programa katılan şube başkanları ve
velilere teşekkür ederek sözlerini tamamladı.
Düsseldorf
Düsseldorf Bölge Kadınlar Teşkilatı (KT)
İrşad Başkanlığının düzenlediği şubeler arası
Kurân-ı Kerîm Tilavet Yarışması, Duisburg
-Wanheim Eğitim Merkezinde yoğun bir katılımla gerçekleşti.
Açılışta selamlama konuşmasını yapan
Bölge KT Başkanı Hatice Yavuz ve Bölge İrşad Başkanı Döne Sevimli, yarışmacılara başarı dileklerini, izleyenlere de teşekkürlerini
sundular. Günün hatibesi Züleyha Okumuş
ise bütün Müslümanların Kur’an’la yaşayarak
iki dünya mutluluğunu kazanacağını söyledi. Kur’ân-ı Kerîm’i doğru okumak ve okutmanın her Müslüman’ın en önemli görevi
olması gerektiğini belirten Okumuş, Müslümanların en güçlü, en başarılı ve en mutlu
dönemlerinin Kur’ân-ı Kerîm’i doğru okuyup, doğru anlayıp ve hayatlarına doğru uyguladıkları zamanlara rastladığını ifade etti.
Sözlerini “Allah Kur’an’a göre hayatlarını
yaşayan toplumları yükseltir, yaşamayanları
da alçaltır.” hadisi ile devam eden Okumuş,
ardından jüri üyelerini tanıttı ve başta programa ev sahipliği yapan Duisburg Wanheim
Cemiyetine, emeği geçen herkese ve özellikle
de yarışmacılara teşekkürlerini sundu.
Yarışma neticesinde küçükler kategorisinde birinciliği Oberhausen Holten Şubesinden Beyza Çakır, ikinciliği Krefeld Hacı
Bayram Şubesinden Beyza Fatma Patir,
üçüncülüğü ise Hochfeld Hacı Bayram Şubesinden Meryem Sarantino elde etti. Büyükler
kategorisinde ise birinci Duisburg Rheinhausen Ahmet Yahşi Şubesinden Sema Urgun,
ikinci Oberhausen Akşemseddin Şubesinden
Esra Mavi, üçüncü ise Duisburg Marxloh
Kültür Merkezinden Aycan Gedik oldu.
Freiburg Donau
Freiburg Donau Bölge Kadınlar Teşkilatının düzenlemiş olduğu şubeler arası Kur’ân-ı
Kerîm Tilavet Yarışması oldukça heyecanlı
geçti. Şiirler ve ilahilerle süslenen yarışma
neticesinde jüri heyetinin yapmış olduğu
değerlendirmelere göre 9-13 yaş grubunda
Freiburg’dan Rabia Ergün birinci, Lauchringen’den Nisa Yaşar ikinci, Tuttlingen’den Rumeysa Keser üçüncü oldu.
14-20 yaş grubunda ise Tuttlingen’den
Cennet Tefenlili birinci, Villingen’den İrem
Özen ikinci, Lauchringen’den Ayşenur Barlas
üçüncü oldu. Program, Bölge Kadınlar Teşkilatının dereceye girenlere takdim ettiği çeşitli hediyelerle son buldu.
Württemberg
Esslingen Berkheim Salonunda Württemberg Kadınlar Teşkilatı (KT) Sosyal Hizmetler Birimi düzenlediği “mini fuar” ile
bölgeler arası bir ilke imza atarken, KT İrşad
Birimi ise, 700 kişilik salonu dolduranlara
muhteşem bir Kur’an ziyafeti sunarak, cemaate unutulmaz bir gün yaşattılar.
Hasene Derneği Başkanı Mesud Gülbahar ve Württemberg Bölge Başkanı Ünal
Ünalan’ın yapmış oldukları dualar eşliğinde
gerçekleştirilen fuar açılışından sonra, 10.
Avrupa Kur’ân-ı Kerîm Tilavet Yarışması’nın
büyükler kategorisindeki bincisi Fatma Temur’un okuduğu açılış Kur’ân-ı Kerîm’i ile,
Kur’an iklimine doğru ilk adım atılmış oldu.
Daha sonra bir konuşma yapmak üzere mik-
rofona gelen Bölge Başkanı Ünal Ünalan, salonu şarkı türkü için değil de, Kur’an ziyafeti
için dolduran hanım cemaate şükranlarını
sundu. Ardından Mesud Gülbahar da bir selamlama konuşması yaptı. Gülbahar “Württemberg’in neden iki Avrupa birinciliği aldığını bu muhteşem salonun organizesini
görünce daha iyi anlıyorum.” dedi.
Programın sunuculuğunu üstlenen Birden Yaşar, Bölge KT İrşad Baskanı Rabia
Özdemir’i mikrofona davet etti. Organize
ettiği son Bölge Kur’an Yarışması olması hasebiyle duygusal bir konuşma yapan Özdemir, Kur’ân-ı Kerîm’e hadim olmanın şerefi
ile herkesten helallik diledi. Daha sonra, KT
Bölge Başkanı Ayse Akkuş kürsüye gelerek,
Kur’an hakkı için harıl harıl çalışan tüm
emektar idarecilere teşekkürlerini arz etti.
Bölge Kadınlar Teşkilatının ilk göz ağrısı
İslami İlimler Kursu talebeleri ise, icra ettikleri “Amin alayı” ile göz doldurdular. Muhteşem sahne görüntüsünden gözlerini alamayan seyirciler, alkışlar eşliğinde tek renk
kıyafet giyen yarışmacı kızlara destek verdiler. Betül Özbay, Hamide İleri, Zeyneb Soyyiğit hocahanımların jüriliği eşliğinde yarışma devam ederken, otobüslerle salona gelen
şubeler tezahüratlar ile talebelerine güven ve
coşku verdiler.
Mola esnasında gezilen “Sosyal hizmetler
mini fuarı” ise tek kelime ile muhteşemdi.
Gelen şubeler “Yetim Projesi, Kurban, Katarakt, Fitre & Zekât, Kumanya kampanyaları,
mülteciler, Altensteig Eğitim Merkezi, Su
Kuyusu Projesi” gibi çalışmaları maket ve
görsel sunumlara insanların takdirine sunarken katılımcıları hayran bıraktılar.
Programın ikinci bölümü başlarken, 10.
Avrupa Kur’ân-ı Kerîm Tilavet Yarışması küçükler kategorisindeki birincisi Eda Karaca
açılış Kur’ân’ını okudu. Daha sonra, Hamide
İleri ve Betül Özbay hocahanımlar bir Kur’an
ziyafeti sundular. Bu manevi iklimin içerisindeyken, günün hatibesi olan Tünay Ermiş
ise, Kur’an hakkında güzel bir seminer verdi.
Ardından büyükler grubunun yarışmasına
başlandı.
Jüri üyeleri değerlendirmeye geçerken,
Bölge KT Sosyal Hizmetler Başkanı Sevil
Durak bir selamlama yaparak, fuarında dereceye giren ve Altensteig Eğitim Merkezi
için maddi destekte bulunanlara özel plaket
ve hediyeler verdi. Fuar alanında dereceye giren şubeler şöyle oldu: 1. Rastatt: Kumanya 2.
Wangen: Mülteciler 3. Aalen: Yetim Projesi.
Programın sonunda Tilavet Yarışması’nda dereceye girenler açıklandı. Küçükler kategorisinde, birinci Aalen, ikinci Esslingen ve
üçüncü Ludwigsburg olurken, büyükler kategorisinde ise birinciliği yine Aalen, ikinciliği Reutlingen ve üçüncülüğü Wangen şubeleri aldı. Pokal, sertifika ve tablet hediyelerini
alırken, gözyaşlarını tutamayan yarışmacılar
ayrı ayrı tebrik edilip, hatıra fotoğrafları çekildi.
Avusturya-Linz
Avusturya Linz
İslam Federasyonu
(ALİF) Kadınlar Teşkilatı (KT) çocuklara
yönelik hadis ve Kur’ân-ı Kerîm yarışmaları
gerçekleştirdi. Bölgede artık geleneksel hâle
gelen programa ilginin oldukça yoğun olduğu gözlendi. Linz şehrinde yapılan programda toplam 7 şube Hadis Yarışması’na dâhil
olurken 8 şube de Kur’ân-ı Kerîm dalında
yarıştı.
KT Bölge Başkanı Pembe Özdemir, katılan tüm misafirlere gösterdikleri ilgiden
dolayı teşekkür ederken, yarışmacı gençleri
tebrik ettiğini söyledi. Özdemir, yarışmayı
kaybetseler de gençlerin üzülmemesi gerektiğini, sonuçta yarışan herkesin birbirinin
kardeşi olduğunu ifade etti.
Bölge KT İrşad Başkanı Naile Eryurt ise
Peygamber Efendimiz’in mirasına sahip çıkmanın ve o mirası yaşatmanın görevimiz
olduğunu belirtirken programın akışı hakkında tüm misafirleri ve yarışmacıları bilgilendirdi.
Yapılan yarışmaların sonucunda, Hadis
Yarışması’nda birinci Linz, ikinci Attnang
Puchheim, üçüncü ise Hallein şubeleri oldu.
Kur’ân-ı Kerîm yarışmasında ise Hallein Şubesi birinci olurken Linz Şubesi ikinci sırayı,
Puchheim Şubesi de dördüncü sırayı elde
etti.
Programın sonunda tüm katılımcılara
hediyeleri takdim edildi ve ardından kapanış Kur’ân-ı Kerîm’i ile program son buldu.
Bölgelerimizden
camia | 25 Nisan 2014
|
9
BREMEN
Kâinatın Efendisi (s.a.v.) “Kutlu Doğum” programları
ile anıldı
Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in kutlu doğumu, Avrupa’nın çeşitli bölgelerindeki Millî Görüş teşkilatları tarafından coşku ve samimiyet
içerisinde anıldı. Mehmet Güçlü, Aydın Erdem, Haluk Aras, Adnan Şahin, Şüheda Genç, İskender Güngör, Abdülhamit Irmak
Güney Batı Fransa
IGMG Güney Batı Fransa Bölgesi bu sene
üçüncüsünü icra ettiği “Maide-i Kur’an ve
Âlemlere Rahmet” programı 500 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Güney Batı Fransa
Bölge Başkanı Hulusi Gültekin, Fransa’da
yaşayan Müslümanları bu tür programlarda
buluşturmaktan kıvanç duyduğunu belirttiği
konuşmasında insanlığın bugün her zamankinden daha çok İslam’ın öngördüğü kardeşlik, huzur ve barış anlayışını idrak etmeye ihtiyacı olduğunu söyledi.
IGMG Genel Merkez Hatibi Necati Sezgin
Peygamber Efendimizin gerek ahlak ve merhameti, gerekse mütaviziliği ve adaletiyle tüm
insanlığa örnek olduğunu söyledi.
Bölge İrşad Başkanı Davut Bektaş kısa bir
selamlama konuşması yaparak, programın
yapılmasında emeği geçen herkese ve bilhassa Bölge Kadınlar Teşkilatı’na, kreş hizmetlerinin yapılmasından dolayı Kadınlar Gençlik
Teşkilatına, organizedeki emeklerinden dolayı Gençlik Teşkilatı yetkililerine teşekkür etti.
Montargis Dernek Başkanı (IGMG Montargis
Şubesi) Fatih Sümer ise IGMG Genel Merkezine çalışmalarındaki desteklerinden dolayı
şükranlarını ifade etti.
Konuşmaların ardından beklenen kâriler
Türkiye’den İshak Danış ve Mısır’dan Izzat
Nashed muhteşem Kur’an tilavetlerini sundular. Programın sonunda yapılan sakal-ı şerif
ziyareti ise programın manevi havasını doruğa
çıkardı.
Güney Bavyera
Peygamber aşıkları Güney Bavyera’da Ingolstadt Saturn Arena’daki Âlemlere Rahmet
programında buluştular. Ingolstadt şehrinin
en büyük salonunu uzak yakın demeden binlerce kişiyle tıklım tıklım dolduran Hz. Muhammed sevdalıları unutulmaz gir gün yaşadılar.
Program, salavât-ı şerifelerle start aldı. Selamlama konuşması yapan Bölge Başkanı M.
Tayyip Sayan Peygamber Efendimiz’in ahlakı
üzerinde durdu. Onun örnek insan olmasına
rağmen sürekli Allah’a “Ey Allah’ım! Ayrılığa
düşmekten, iki yüzlülükten ve kötü ahlaktan sana sığınırım. Beni ahlakın en güzeline
kavuştur; çünkü insanı güzel ahlaka senden
başkası kavuşturamaz. Kötü ahlaktan da beni
uzaklaştır; çünkü kötü ahlakı senden başkası
benden uzaklaştırmaz.” diye dua ettiğini, ailesi
ve çocuklarıyla ilgilendiğini, af edici olup, intikamcı olmadığını vurguladı. Programa Münih
Başkonsolosluğunu temsilen katılan Abdullah
Haçkalı ise “Selam olsun o peygambere. O
peygamber, rahmet, sevgi peygamberiydi.” ifadeleriyle o örnek insanın güzel ahlakına vurgu
yaptı.
Ingolstadt 3. Belediye Başkanı Sepp
Misslbeck ise birbirimizden çok şeyler öğrenebileceğimizi, birbirimizi daha iyi tanımamızın,
birbirimize karşı anlayışımızı artıracağını, bunun ise beraberlikten geçtiğini ifade etti. Misslbeck, bugünün tatlı hatıralardan biri olması
temennisiyle, programa davet edilmesinden
dolayı duyduğu memnuniyeti belirterek sözlerini noktaladı.
IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün konuşmasında Peygamber Efendimiz’in ahlakına,
kibarlığına, af edici özelliğine ve İslam dininin barış, huzur ve merhamet dini olduğuna
değindi. Kedisine zulüm edip, aç ve susuz ölmesine sebep olan bir Müslüman için Efendimiz’in “O şimdi cehennemliktir.” dediğini,
kötü huylu bir Müslüman’ın merhamete gelip,
susuz kalmış bir köpeğe eliyle su içirmesinden
dolayı “O kişi şimdi cennet ehlidir.” ifadesinde
bulunduğunu aktardı. Ergün ayrıca Kur’an’da
“Dinde zorlama yoktur.” ayetinin var olduğunu, herkesin inancına saygı gösterilmesi ve
dinimizin daha iyi anlaşılması gerekliliği üzerinde durdu.
Ardından mikrofona hafız Remzi Er geldi.
Güzel sesi, kıraati ve tilavetiyle dinleyenleri
âdeta büyüleyen Remzi Hoca’yı salondakiler
büyük bir huşu içinde dinledi. Bu güzel tilavetten sonra sahneye Türk Tasavvuf Müziği
sanatçısı Erkan Mutlu davet edildi. Birbirinden güzel ilahileri güzel sesi ile seslendiren
Mutlu, dinleyenlere keyifli anlar yaşattı. Sahneye ezgi ve ilahi okumak üzere gelen Cihad
ve Rıdvan Kökten kardeşler de güzel sesleriyle
dinleyenlerin takdirlerini topladılar.
Program hatibi Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu,
kendine has anlatımıyla Peygamber Efendimiz’in hayatından kesitler sundu. Hatipoğlu
seyircileri asr-ı saadet devrine götürdü. Daha
sonra ise umre çekilişi gerçekleştirildi.
Çekilişin hemen ardından, hafız Muhammed Buhayri’nin sesinden Kur’ân-ı Kerîm
tilaveti dinlendi. Daha sonra sıra, Âlemlere
Rahmet programında duası okunması kaydıyla hazırlıkları 3 ay önceden başlamış olan manevi kampanyanın sonucunun açıklanmasına
geldi. Açıklanan verilere göre bu süre içinde
toplam 1832 kere Kur’an hatmedildi, 53 bin 382
kere Yâsin-i şerif okundu ve 75 milyon 88 bin
220 kere salavât-ı şerife getirildi.
Bölge İrşad ve Eğitim Başkanı Abdulvasih
Seydaoğlu’nun yapmış olduğu duaya tüm misafirlerin ayağa kalkarak eşlik etmesinin ardından program sona erdi.
Güney Hollanda
Hollanda İslam Federasyonunun (NIF)
geleneksel olarak düzenlediği Kutlu Doğum
programı bu yıl Eindhoven Mevlana Cemiyetinin ev sahipliğinde, aynı kentte bulunan Nazar Düğün Salonu’nda gerçekleştirildi.
Kur’ân-ı Kerîm tilaveti ile başlayan program selamlama konuşmaları ile devam etti.
Eindhoven Cemiyet Başkanı Arif Balcı, davetlileri ismen zikrederek hoş geldiniz dedikten
sonra programın gerçekleşmesinde emeği
geçenlere teşekkür ederek sözlerine başladı.
Tüm geçmişlerimiz için rahmet dileyen Balcı
“Bizler her şeyin en güzelini, en iyisini o Rahmet Peygamberi’nden öğrendik. O’na sonsuz
salât ve selam olsun. İşte bu yolda kutladığımız sevgili peygamberimizin kutlu doğumunun insanlığın hidayetine, milletimizin birlik
ve beraberliğine, Müslümanların peygamber
ahlakına ve yaşantısına yönelmesine vesile olmasını Cenâb-ı Hak’tan diliyor, peygamberce
bir düşünüşün, Muhammedî bir vizyonun ve
aksiyonun tüm gönüllere dolmasını diliyorum.” diye konuştu.
Bölge Başkanı Mehmet Erdoğan, Peygam-
ber Efendimiz gelmeden önce insanlığın içinde bulunduğu karanlık dönemi anlattıktan
sonra O’nun gelmesiyle insanlığın âdeta yeniden doğarcasına tüm kötü alışkanlıklardan
kurtulduğuna işaret etti. Erdoğan, “Sonsuz
rahmetin engin merhametin membaı, biricik
kaynağı merhametlilerin merhametlisine sonsuz hamd-ü senalar olsun. Hz. Âdem’den Hz.
İbrâhim’e, Hz. Îsâ’dan Hz. Mûsâ’ya bütün rahmet elçilerine, ‘vemâ erselnâke illâ rahmeten
lil-âlemîn’ hitabının büyük muhatabı Efendiler Efendisi’ne, Sevgililer Sevgilisi’ne kucak
dolusu salât-ü selâm olsun! Allah’ın selam ve
rahmeti, feyzi ve bereketi hepimizin üzerine
olsun.” dedi.
IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün ise
şöyle konuştu: “Rabbim’e hamdolsun, Millî
Görüş Teşkilatları Doğu’dan Batı’ya Kuzey’den
Güney’e Almanya’dan Avustralya’ya Hz. Muhammed Mustafa’yı (s.a.v.) yeniden anlamak,
yeniden idrak etmek, başta Müslümanların
ufuklarını genişletmek için âdeta seferber
oldular. Yaşamakta olduğumuz bu ülkelerde
O’nun örnek hayatını, kişiliğini, insan sevgisini, kul olma özelliğini insanlara takdim eder-
ken, ben bu programı düzenleyenlere ve programa teşrif eden herkese, hülasa Efendimiz’e
sevdalı olan bu topluluğa yürekten teşekkür
ediyorum.”
Konuşmasını Peygamber Efendimiz’in
hayatından kesitler sunarak sürdüren Ergün,
sözlerini şu dua ile tamamladı: “Ya Rab! Onu
gerçekten tanımayı bize ihsan eyle! Onun yolunda yürümeyi bize nasip eyle! O’nun örnek
hayatını baş mihmandarımız eyle! Ya Rabbi!
Bu yolda yürürken bizi nefsin, gururun eline
düşürme! Onun gibi mütevazi, yufka yürekli,
ağlayan, sevinen onun gibi ümmetini düşünen, bütün insanlık için göz yaşı döken bir kul
eyle.”
Rotterdam Başkonsolosu Togan Oral,
Kutlu Doğum’un Hollanda’nın her yerinde
büyük bir heyecan ve coşkuyla kutlandığına
vurgu yaparak, gittiği bu tür programlarda
hep Peygamberimiz’in insanlardan bir insan
olduğuna dikkat çektiğini belirtti. Oral, “Eğer
Allah dileseydi, ilahî mesajı insan üstü bir varlık ile yollar ve onu görenler bir anda etkilenir
ve mesajı kabul ederlerdi. Ama Allah; bizzat
bizler gibi hayatı boyunca çeşitli meşakkatler
çekmiş, aynı zamanda pek çok mutluluğu da
yaşamış, aile kurmuş, yani bizzat bir insanın
yaşadığı tüm merhalelerden geçmiş bir kulunu seçmiş ve peygamberlikle müjdelemiştir.
Ve bu peygamber tüm dünyaya yayılan ilahî
mesajın kaynağı olmuştur. Ben bundaki hikmeti kendimce şöyle düşünüyorum: Eğer bizzat bir insan bütün bunları yapıyorsa, Allah’ın
emirlerini, O’nun bizden istediklerini bir insan yapıyorsa, demek ki biz de yapabiliriz. Yani
bu hayatı yaşamak için, o yoldan yürümek için
insan üstü bir varlık olmamız gerekmiyor.”
diye konuştu.
Kuzey Hollanda Millî Görüş Federasyonu
Başkanı Oktay Dalmaz da şunlara değindi:
“Hz. Muhammed bir aksiyon insanıydı. ‘İki
güne birbirine eşit olan ziyandadır.’ buyuran
Allah’ın resulünün yolunda giden bizlerin de
iki gününün birbirine eşit olmaması gerekir.”
Kur’an okuma dünya birincisi, dünyaca
ünlü kârî Abdurrahman Sadien, o eşsiz sesi
ve yorumuyla çağlara meydan okuyan Kutlu
Rehber’in o yürekleri titreten mesajını davetlilerle paylaştı. Yüreklere huzur ve sürur sunan,
iç âlemde inkılaplar meydana getiren Kur’an
sofrasından herkes payına düşeni aldı. Sanatçı Ufuk Akın’ın birbirinden güzel ilahileriyle
soluklanan davetliler, son olarak tarihçi yazar
Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma’nın nefis sohbetiyle sahabe döneminden kesitler dinlediler.
Program, katılımcılara gül takdim edilmesinin
ardından sona erdi. Salonu dolduran davetliler arasında, Avrupa Parlamentosu milletvekili
adaylarından Adnan Tekin (PvdA) ve Kaya Koçak (CDA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Danışma Kurulu Hollanda
Üyesi Avukat Ejder Köse, Metin Yılmaz, İlhan
Döne, Mustafa Balcı gibi iş adamları ve cemiyet başkanları da yer aldı.
İtalya
10  |
Bölgelerimizden
İtalya Bölgesi (CISMG), Kutlu Doğum etkinlikleri çerçevesinde Imperia’dan sonra ikinci
salon programını Milano Şubesinde gerçekleştirdi. Türk nüfusun yoğun olduğu Lombardia Bölgesi’ndeki vatandaşların ilgiyle takip
ettikleri ve İlahiyatçı Yazar Ahmet Bulut ile
ses sanatçısı Ufuk Akın’ın katılımıyla Milano
Radisson Blu Hotel konferans salonunda gerçekleştirilen programa, Milano, Como, Pavia
ve civar şehirlerin yanı sıra, Imperia gibi uzak
noktalardan da önemli sayıda dinleyici katıldı.
Programın sorumluluğunu Bölge Kadınlar
Teşkilatı üstlenirken, Kadınlar Gençlik Teşkilatı ve Gençlik Teşkilatı’nın özverili çalışmaları dikkat çekti. Etkinlikler çerçevesinde, çeşitli
mekânlarda gül dağıtılması, İslam’ın ve Hz.
Muhammed (s.a.v.)’in anlatılması gibi faaliyetlerin gösterildiği VTR’ler ilgiyle izlendi. Bölge Gençlik Teşkilatı Başkanı Ahmet Aydın’ın
sunduğu programda, açılış Kur’ân-ı Kerîm’ini
Milano İmam-Hatibi Hasan Altıok okurken,
Bölge Başkanı Osman Duran’ın selamlama
konuşmasının yanı sıra, UCOII (İtalya İslami
Kurumlar Topluluğu) Başkanı İzzeddin Elzir,
CAİM (Milano İslami Kurumlar Koordinatörlüğü) Sekreteri Davide Piccardo misafirlere
hitap ettiler.
Sanatçı Ufuk Akın, istek parçalara da yer
verdiği kendine ayrılan bölümde, dinleyicilerle salavât-ı şerife okudu. Konuşmacı Ahmet
Bulut, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i konu
alan sohbetinde, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in
göz bebeği namazdan ve aile hayatından örnekler verdi. Yazar, kendine has üslubuyla bazı
anılarılarına da yer verdiği konuşmasında, Avrupa’daki Müslümanların bu türden çalışmalarının öneminden bahsetti.
Como ve Milano Kadınlar Teşkilatlarının
hazırladığı yiyeceklerin satıldığı reyonların yanı
sıra, Camia bülteni ve çeşitli eğitim ve tanıtım
broşürlerinin yer aldığı standlar da ilgi gördü.
camia | 25 Nisan 2014
Köln
DİTİB ve Millî Görüş teşkilatlarının ortaklaşa düzenledikleri “Biz Seni Görmeden Sevdik” adlı program, Siegburg şehrinin en büyük
salonunda yoğun katılım eşliğinde ilgiyle takip edildi. Program, açılış tilavetiyle start aldı.
IGMG Köln Bölge Başkanı Mehmet Dal,
insanlığın huzur ve saadetinin Peygamber Efendimiz’in öğretilerinin yaşanmasıyla
mümkün olacağını vurguladı. “Biz, seni ancak
bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak
gönderdik.” mealindeki ayeti açıklayan Dal,
Peygamberimiz’in nur saçan bir kandil misali
insanlığı aydınlattığını belirtti. Veda Hutbesi’nde insanlara önemli mesajlar verildiğini
kaydeden Dal, hutbede geçen “Ne zulmediniz,
ne de zulme uğrayınız.” ifadesinin altını çizerek, “Bugün ümmet olarak bu ifadenin neresindeyiz?” mevzusunun sorgulanması gerektiğini belirtti.
Köln Konsolosluğu Din Ataşeliği adına
kürsüye gelen DİTİB Merkez Camii İmam-Hatibi Emre Şimşek, konuşmasında “Bizler Resûlullah Efendimiz’i sevdik ama anlayamadık.
Onun yaşadığı hayatı kendi dünya görüşlerimize göre tevil etmeye başladık. Namazlardan
sonra yaptığımız duanın tesbihatın samimiyeti nerede, veya hac ve umreyi mecrasından
çıkartıp âdeta turistik bir ziyarete dönüştüren
anlayışa ne demeli?” diyerek Müslümanlar
adına öz eleştiride bulundu.
İlahiyatçı eğitmen Kasım Macit ise “Bir
Beşer Olarak Hz Muhammed” adlı seminerle katılımcılarla buluştu. Macit, şair Nabi’nin
hac yolunda Efendimiz ile ilgili söylediği sözleri aktardığı konuşma salonda duygulu anlar
yaşattı. Programda IGMG Siegburg Şube Başkanı Mustafa Karaca ve Troidorf Şube Başkanı
Fikri Aygör, kısa birer selamlama konuşması
yaptılar. İki caminin çocuklarından oluşan ilahi grubu, seslendirdikleri sevilen parçaları salonu dolduranlara sundular. Program, dünyaca ünlü hafız Abdurrahman Sadien’in Kur’an
tilavetiyle son buldu.
Bremen
Her yıl Kutlu Doğum haftasını çeşitli etkinliklerle kutlayan IGMG Bremen Bölgesi, yine
kolay kolay hafızalardan silinmeyecek bir etkinlikle Peygamberimiz’i andı. Dört bine yakın
Peygamber aşığı, Bremen’in en büyük salonu
Stadthalle Arena’da bir araya geldi.
Programın açılış konuşmasını Bremen Bölge Başkanı Ekrem Kömürcü yaptı. Amaçlarının
Kur’an’ın ışığını ve Peygamber Efendimiz’in
nurlu yolunu gelecek nesillere aktarmak olduğunu ve bu amaçla ellerinden geleni yaptıklarını belirten Kömürcü, “Sizden, hayra çağıran,
iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir
topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.” ayetini hatırlatarak Millî Görüş’ün ilham kaynağının bu ayet olduğunu belirtti.
T.C. Hannover Başkonsolosu Mehmet Günay ise bu tür programların, Peygamber Efendimiz’i anlamaya aile, dost, komşu ve arkadaş olarak bütün ilişkilerimizde onun ortaya koyduğu
örnek davranışları bütün ilişkilerimizde öğrenmeye, yaşamaya ve yaşatmaya yönelik çabalara
çok önemli katkılar sağladığını söyledi.
Günün misafir hatibi Ömer Tuğrul İnançer
ise şöyle konuştu: “Peygamberimiz’in kalplere
yerleştirdiği iman ışığı sayesinde kalplerden
yanlış inançlar silindi, cehaletin yerine ilim,
zulmün yerine hak ve adalet, kin ve düşmanlığın yerine insan sevgisi, acımasızlığın yerine
şefkat ve merhamet geldi. Gerçek anlamda İslam kardeşliği kurularak toplum barış ve huzura kavuştu. İnsanlara dünya ve ahirette mutlu
olmanın aydınlık yolunu gösteren Peygamberimiz, öğrettiği ahlak ilkelerini önce kendisi uygulayarak en güzel örnek oldu.”
IGMG Genel Başkan Yardımcısı ve İrşad
Başkanı Celil Yalınkılıç ise Efendimiz (s.a.v.)’in
sünnetini yaşam tarzımız hâline getirmemiz
gerektiğini belirtti. “Bu yaşam tarzında, kendisi
için istediğini başkası için istemek vardır, yolda
insana eziyet veren bir şeyi kaldırmak vardır,
selamlaşmak, yetimin başını okşamak vardır,
garibi, fakiri gözetmek vardır, yemek adabından tutun da oturup kalkma adabına kadar,
Müslüman şahsiyeti oluşturmanın ilkeleri vardır.” dedi.
Programın ikinci bölümünde ise hafızlar Osman Şahin ve Abdurrahman Sadien’in
Kur’an tilavetleri vardı. Etkinliğin sonunda,
programa destek veren sponsorlara birer teşekkür plaketi takdim edildi. Program yapılan
umre çekilişinin ardından toplu dua ile son
buldu.
ALPES
KUZEY RUHR
İrşad ve Eğitim
sorumluları toplandı
Warendorf kendini tanıttı
CIMG Alpes Bölgesi Müdürler, İrşad ve Eğitim Başkanları Toplantısı Alpes Bölge
binasında yapıldı. Mustafa Pala
Alpes Bölgesi yürütülen irşad ve eğitim
çalışmalarının istişaresi amacıyla bir toplantı
düzenledi. İki bölüm hâlinde yapılan toplantının ilk kısmında eğitim merkezleri müdürleri, İrşad Başkanları ve Eğitim Başkanları
birlikte toplantıya iştirak ederken, ikinci
kısımda kendi birim toplantıları için ayrıldılar. Bölge İrşad Başkanı Bayram Kaçmaz’ın
takibini yaptığı İrsad Başkanları Toplantısı’nda hutbe ve müezzinlik yarışması, yerel
dilde tercüme edilen hutbelerin şubelerde
işlenmesi, nisan ayı içerisinde gerçekleştirilen “Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed”
programları ve gelecek dönemden itibaren
başlayacak olan hadis ezberleme yarışması
hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Kaçmaz
ayrıca IGMG İrşad Başkanlığı tarafından hazırlanan “Gençlere seçme hadisler” kitabının
tanıtımını yaptı.
Bölge Eğitim Başkan Yardımcısı İbrahim
Kuyucular’ın katıldığı, eğitim merkezlerinin
müdürleri ile yapılan toplantıda öğrencilerin
seviyelerini takip etme, kabiliyetli öğrencilerin takibi ve gelecek dönemde devamsızlıkların değerlendirmeleri işlendi. Kuyucular,
ayrıca 2014-2015 kayıtlarının 1 Mayıs’tan 30
Haziran tarihine kadar süreceğini açıkladı.
Eğitim Başkanları Toplantısı ise Bölge
Eğitim Başkanı Cihat Yılmaz tarafından takip
edildi. İşlenen konuların içerisinde, ev ödevleri yardımcı kursları, ev sohbetleri, ana sınıfı, Çocuk Kulübü çalışmaları ve yatılı kurslar
yer aldı. Yılmaz, şube eğitim başkanlarının
gelecek dönemde bilgisayar ve dil kursları konusunu gündemde tutmalarını önerdi. Dilek
ve temennilerin değerlendirmesini yapan Yılmaz, başlanan bütün projelere samimi olarak
inanıldığı takdirde başarının elde edileceğini
hatırlatırken, “Ana sınıfların sayılarını şubelerimizde arttıracağız.” diyerek sözlerine son
verdi. Toplantı Kapanış Kur’ân-ı Kerîm’i ile
sona erdi.
Warendorf Şubesi, düzenlediği bilgilendirme toplantısıyla Warendorf şehri yöneticilerini 1993 yılından beri faaliyette olan dernekleri hakkında bilgilendirdi. Muhammed
Ali Şahintürk
Warendorf Şubesi kendisini tanıtmak amacıyla bilgilendirici bir program düzenlendi.
Şube Dış İlişkiler Başkanı Hüseyin Gökoğlan’ın
sunumu ve Warendorf şehri Belediye Başkanı
Jochen Walter, Belediye Başkan Yardımcısı Doris Kaiser, CDU ve SPD partilerinden, Katolik
ve Protestan Kiliselerinden, çeşitli eğitim birimlerinden yetkililer ve yerel basından muhabirlerin de aralarında bulunduğu 70 kişilik davetlinin katılımıyla gerçekleştirilen programın
organizesi için titizlikle çalışıldı. İslami tanıtım
broşürlerinin, afişlerinin ve el ilanlarının hazır
bulundurulduğu programda Gökoğlan, yapmış olduğu sunumda genel hatlarıyla insanların Türkiye’den Almanya’ya gelişi, Warendorf
şehrine gelen göçmen işçilerin şehrin kalkınmasına olan etkileri, İslam hakkında medyada
sıkça duyulan ve ön yargılara sebebiyet veren
kavramların açıklanması, İslam Toplumu Millî
Görüş’ün çalışma prensipleri ve ana hatlarıyla
İslam’ı konu edinen etkileyici bir sunum gerçekleştirdi. Programın ilk ortaya çıkış fikrinin
sıkça karşılaşılan “Biz sizi tanımıyoruz.” cümlesi
olduğunu belirten Gökoğlan, birbirimizi daha
iyi tanıma adına bundan sonra bu tarz prog-
ramları daha sıklıkla yapacaklarını belirtti ve 3
Ekim tarihindeki Açık Cami Günü programına
şimdiden herkesin davetli olduğunu söyledi.
Bir saat süren sunumun ardından Bölge Dış
İlişkiler Başkanı Nihat Köse söz aldı. “Hoşgörü
ortamının oluşması için bu şekilde organizasyonlara ihtiyacımız var.” diyen Köse, profesyonel bir şekilde gerçekleştirilen tanıtım programı vesilesiyle Şube Başkanı Osman Şahintürk
ve diğer yöneticileri tebrik etti.
Belediye Başkanı Jochen Walter ise davetten duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladığı konuşmasında “Bu toplumu hepimiz
birlikte oluşturuyoruz. Bugün burada yapılan
bu organize de birbirimize bağlı olduğumuzun,
birbirimizi tamamladığımızın tekrardan gösterilmesi açısından çok önemlidir. Sizler bu şehrin bir parçasısınız.” dedi.
Ardından şube üyelerinin evlerinde hazırlayarak getirdikleri birçok çeşitten oluşan ikramlar davetlilere takdim edildi. İkramın ardından
davetliler gruplar hâlinde camiye çıkarılarak
cami ve ibadetler hakkında sunumlar yapıldı.
Davetliler bu esnada aklıllarına takılan soruları
sorma imkânı da buldular.
Bölgelerimizden
camia | 25 Nisan 2014
| 11
BREMEN
GÜNEY HOLLANDA
“Ortak çalışmalara imza
atmalıyız.”
Büyükelçi Sadık Aslan’a
hoş geldiniz ziyareti
Bremen Bölge Başkanı Ekrem Kömürcü, Türkiye Cumhuriyeti Hannover Başkonsolosu Mehmet Günay’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette bölge insanına yapılan
hizmetlerde dayanışma yapılması vurgulandı. Abdulhamit Irmak
Hollanda İslam Federasyonu Başkanı Mehmet Erdoğan, Federasyon Yönetim Kurulu üyelerinden Hasan Hüseyin Göğüş ve İdris Kandemir’den oluşan bir heyetle T.C.
Lahey Büyükelçisi Sadık Aslan’ı ziyaret etti. Adnan Şahin
ren Başkonsolos Mehmet Günay, Millî Görüş Teşkilatının Avrupa’daki insanlar için
önemli görevler üstlendiğini, başarılı hizmetler sunduğunu dile getirdi ve göreve
yeni getirilen Bremen Bölge Başkanı Ekrem
Kömürcü’ye çalışmalarında başarılar diledi.
Ekrem Kömürcü ise Avrupa’daki Müslümanlara, bilhassa da Türkiye kökenli topluma dinî, sosyal ve kültürel alanlarda Millî
Görüş olarak çok çeşitli hizmetler sunduklarını ifade ederek, bu hizmet alanlarında
Bremen bölgesinde her zaman konsoloslukla beraber çalışmaya hazır olduklarını
belirtti. Kömürcü arzularının şimdiye kadar
IGMG Bremen Bölgesi ve Hannover Başkonsolosluğu arasında var olan bu güzel
bağın devamını getirmek ve ortak programlara birlikte imza atarak kuvvetlendirmek
olduğunu kaydetti. Bölgede başlanacak
yeni projelere de değinen Kömürcü, özellike eğitime ağırlık verileceğini ifade etti.
Bremen’in güzide programlarından biri
olan Kutlu Doğum programına da bu vesileyle T.C. Hannover Baskonsolosu Mehmet
Günay’ı davet etti.
mesi hususunda ricada bulundu Oy kullanım
işleminin Hollanda’da sadece iki noktada yapılacağını ve dört gün devam edeceğini belirttikten sonra şu önemli noktaya dikkat çekti.
Herkese gelebileceği bir gün tayin edilecek ve
herkes sadece o gün gelip oy kullanabilecek.
Kimin hangi gün oy kullanacağı konsolosluklarda belirlenecek. Bu arada isteyen konsolosluğa hangi gün gelmek istiyorsa onu bildirebilecek. Bir de herkesin konsolosluklara adres
bildirimi yapması gerektiğinin duyurulmasını
istedi. Bu konuda yüksek seçim kurulunun
neler istediğinin tam net olmadığını ve bunlar
geldikçe bu bilgilerin yerel ve genel basın tarafından vatandaşlarımıza en doğru ve en hızlı
şekilde bildirileceği söylediler.”
Mehmet Erdoğan büyükelçiye bir çiçek ve
Hollanda İslam Federasyonunun plaketini hediye ettiğini belirtti. Heyette yer alan ve kendisi
aynı zamanda Schiedam’da bulunan iki İslam
okulunun müdürü olan Hasan Hüseyin Göğüş
ise büyükelçiye Hollanda’da; rahmetli Erbakan
hocanın teşvikiyle kurulan ve bugün sayıları
kırk kadar olan “İslam okulları” hakkında bilgi
verdiğini söyledi.
Bremen Bölge Başkanı Ekrem Kömürcü, Bölge Başkan Yardımcısı İrşad Başkanı
Mustafa Yavuz, Sekreter Cengiz Taşkınsoy
ve Dış İlişkiler Sorumlusu Vahit Bilmez
ile birlikte T.C. Hannover Baskonsolosu
Mehmet Günay’ı makamında ziyaret etti.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti bildi-
Büyükelçi ile görüşen Erdoğan görüşmeyle
alakalı şu bilgileri verdi: “Sayın büyükelçimize
bir nezaket ziyaretinde bulunduk. Kendileri
Hollanda’da yeni göreve başladılar. Bu bir ‘hoş
geldiniz’ ve ‘tanışma’ ziyareti oldu. Hollanda
İslam Federasyonu olarak çalışmalarımız hakkında kendisine bilgiler sunduk. Hem kendimiz hem de Hollanda hakkında bilgiler sunduk. Kendisini bölgemizi ziyaret etmesi için
davet ettik. Bunu memnuniyetle kabul etti.
Biz federasyon olarak üzerimize düşen her konuda kendilerine yardımcı olacağımızı arz ettik. Büyükelçi ise Cumhurbaşkanlığı seçimleri
dolayısıyla Hollanda’da ilk defa yapılacak olan
oy kullanma konusunda üyelerin bilgilendiril-
RHEIN NECKAR SAAR
WÜRTTEMBERG
Müslüman mezarlığı
genişletildi
Heilbronn’da başkanlık
değişimi
Mannheim Büyükşehir Belediye Mezarlığı’nda Müslüman mezarlığı alanının genişletilmesi sebebiyle bir açılış töreni düzenlendi. Hasan Şimşek
Württemberg Bölgesi Heilbronn Şubesinde yapılan istişarelerin ardından İbrahim
Ocak şubenin yeni başkanı oldu. Mustafa Erkuş
Mannheim Büyükşehir Belediye Mezarlığı’nda Müslümanlara ait kısmın genişletilmesi
nedeniyle yapılan açılış töreninde IGMG Rhein Neckar Saar Bölgesi idarecilerinden Mannheim Fatih Camii Şube Başkanı Yusuf İpek’in,
yanı sıra bölgedeki diğer İslami kuruluşların
temsilcileri de yer aldı. Mezarlık Genel Müdürü
Andreas Adam’ın konuşması ile başlayan açılış
töreni, okunan Kurân-ı Kerîm ile devam etti.
Mannheim Büyükşehir Belediye Başkanı
Dr. Peter Kurz “Vatan, doğduğun yetiştiğin bulunduğun ortamdaki nimetlerden yararlandığın yerdir, gelecek nesiller bu topraklarda yetişti ve yetişiyorlar bundan dolayı bugün, beraber
yaşadığımız şehrimiz için çok önemli bir gündür ve biz çok kültürlü bir toplumda yaşıyoruz,
bu mezarlıklar da bunun göstergesidir.” diye
konuştu.
Mannheim Büyükşehir Belediye Mezarlığında 2010 yılı sonu itibariyle, yaklaşık 140
Müslüman defnedildi. 2011 senesinde Müslüman mezarlığının arazisinin genişletilmesi için
başvuruldu, taleplerin artması neticesinde son
karara varıldı ve yeni kısım Türkiye Cumhuriyeti Başkonsolosluğu din ateşeliklerinin de varlığında bir tören ile açıldı.
Heilbronn Fatih Camii’sinde Württemberg
Bölge Yönetim Kurulunun üç gün süren istişareleri neticesinde tüzük gereği İbrahim Ocak
Şube Başkanı olarak seçildi.
Fatih Camii üyelerinin tercihleri doğrultusunda güven oyu alarak Mehmet Ekinci’den
görevi devralan Ocak, iki hafta içerisinde oluşturacağı yeni yönetimle birlikte hizmetlere kal-
dıkları yerden devam edeceklerini bildirdi.
Eski yönetimde yer alan bütün birim başkanlarına ayrıca teşekkürlerini sunan Ocak,
göreve getirildiği için onur duyduğunu ve en
iyi şekilde çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.
Ocak’ın konuşmasının ardından din görevlisi
Sebahattin Korkutata’nın yapmış olduğu dua
ile toplantıya son verildi.
RHEIN NECKAR SAAR
Şube Başkanları Wolfstein’da toplandı
Rhein Neckar Saar (RNS) Bölgesi Şube Başkanları toplantısı yoğun bir gündem ve katılımla Almanya’nın Wolfstein şehrinde gerçekleştirildi.
RNS Bölgesi Şube Başkanları toplandı.
Toplantının açılışını kısa bir konuşmayla Bölge İrşad Başkanı Özer Demiral yaptı.
Şube Başkanlarına hitap eden Bölge Başkanı Şerif Aslan, yoğun çalışmalarına rağmen
toplantıya iştirak eden tüm idarecilere teşekkür etti. Teşkilat çalışmalarının ne kadar
önemli olduğunu vurgulayan Aslan, yapılan
hizmetlerin ve çalışmaların öncelikle insanın
kendisi ve gelecek nesilleri açısından değer
taşıdığını belirtti. Eğitime önem verilmesinin
ve şubelerde eğitim çalışmalarının en iyi şekilde takip edilmesinin gerekli olduğunu söyleyen Aslan, daha sonra sözü kendi şubesini
tanıtması amacıyla Viernheim Şube Başkanı
Mustafa Ünlü’ye bıraktı.
Toplantının ikinci gününe Genel Merkez
misafirlerinden Mehmet Ateş ve Murat İle-
ri de katıldılar. Ateş ve İleri, şube başkanlarına teşkilat çalışmalarına vermiş oldukları
önemden dolayı teşekkür edip, idarecilerin
bu şuurda olmalarının teşkilat faaliyetlerinin
aksamadan yürütülebilmesi açısından mühim olduklarını ifade ettiler. Genel Merkez
çalışmalarından ve eğitim alanındaki hizmetlerden bahsettiler, Hizmetler Kampanyası’na
değinerek kampanyaya destek istediler.
Mehmey Çalay
Umre 2014
Gönüllerin Yolculuğu
Mart/Ni
san
Mayıs/H
aziran
Ramaza
n
Yaz
• Üniversitelilere ve 25 yaş altı gençlere özel fiyatlar...
• 55 yaş üstü emeklilere özel fiyatlar...
• Çocuklu ailelere eğitmenler eşliğinde kreş hizmetleri...
• Almanca rehberlik eşliğinde müstakil kafile...
IGMG Hadsch-Umra Reisen GmbH
Boschstraße 61-65
D-50171 Kerpen
T +49 2237 9746-0
F +49 2237 656-319
[email protected]
Türkiye Temsilciliği | Hennes Tour
T +90 332 3515055 (Konya)
T +90 212 6355593 (İstanbul)
[email protected]
igmgreisen
www.igmgreisen.com
Bölgelerimizden
camia | 25 Nisan 2014
RUHR-A
“Çocuklara sevgiyle
eğitim verelim.”
Ruhr-A Bölgesi ana sınıf sorumluları oldukça kalabalık olan eğitmenler toplantısında
Ahmet
bir araya gelerek, çocuklara verilecek eğitimin püf noktalarını öğrendiler.
Tünaydın
Ruhr-A Bölgesinde hizmet veren ana sınıf eğitmenleri için özel bir eğitim programı
düzenlendi. Yoğun program gündeminin
startını veren Songül Yavuz ısınma oyunu ile
eğitmenlerin birbirleriyle kaynaşmasına ve
tanışmasına vesile oldu. Programın açılışını
yapan Hülya Uslubaş, okul öncesi dönemin
ehemmiyetini vurgulayarak birçok önemli
noktalara değindi. Uslubaş, “Özellikle okul
öncesi dönem insan kişiliğinin ve kimliğinin
temelini oluşturur. Bu sebeple ana sınıflarında
eğitim gören çocuklarımızın, sosyo-kültürel
ve kişisel gelişimlerinin yanı sıra kendi inancı ile ilgili temel değerlere sahip olabilmeleri
için oyun, eğlence ve didaktik çalışmalarına
yoğunlaşmalıyız. Bu çalışmaları yaparken tüm
eğitmenlerimiz çocuklarımızın gözlerine ve
gönüllerine sevgi tohumları serpiştirmeye,
çocukların severek ve isteyerek ana sınıflarına gelmelerine ve bu eğitimleri almasına özen
göstermelidir.” dedi.
Daha sonra eğitimde kullanılması elzem
olan teknik, yöntem ve metot çalışmaları önerilerinde bulunuldu. Toplantıya Genel Merkez’den davetli olarak katılan Meryem Özmen,
“Çocuklarda Şahsiyet Eğitimi” adlı bir seminer
sundu. Dilek ve temennilerin ardından eğitim
çalışması başarıyla tamamlandı.
“ Her nef is
mutlaka ölümü
tadacaktır.”
Jede Seele
”wird den Tod
erfahren.“
Sure Anbiyâ, 21:35
RUHR-A
Dar-ul Erkam Camii için
kermes
Geçen sene ırkçı saldırıya uğrayan Dar-ul Erkam Cami’nin tamiri için düzenlenen
kermese katılım oldukça yoğundu. Kermeste kardeşlik vurgusu ön plandaydı.
İsmail Çakır
En acılı
gününüzde
sizinleyiz.
Beistand,
wenn er am
nötigsten ist.
Bergkamen Şubesi Dar-ul Erkam Camii’nin
ek inşaatı için düzenlenen kermese ilgi büyük
oldu. Bölge Başkanı Özcan Kuri’nin açılış konuşmasından sonra söz alan IGMG Genel Başkan
Yardımcısı ve Teşkilatlanma Başkanı Murat İleri
emeği geçen herkese teşekkür etti. Müslümanların birlik ve manevi bütünlüklerini asla bozmamaları ve örnek olmaları gerektiğini vurgulayan İleri, “Kardeşlerimiz bu gibi kermeslerde
bir araya gelerek ortamı âdeta bahar bayramına
çeviriyorlar. Birliğimizi ve manevi bütünlüğümüzü asla bozmadan buradaki yaşantımıza devam etmek zorundayız. Türkiye’deki bazı siyasi
çekişmeler bizleri birbirimizden asla uzaklaştırmamalıdır. Bizler yüce bir dinin mensuplarıyız.
Örnek yaşantımızla herkesin parmakla gösterdiği kişiler olmalıyız.” dedi.
Bölge Başkanı Özcan Kuri ise selamlama
konuşmasına Allah’tan sohbet ve muhabbetimizi artırması temennisiyle başladı. İslam
kardeşliğimizi ön plana çıkartmamız gerektiğini ifade eden Kuri, emeği geçen herkese teşekkürlerin, sundu. Kermese destek
amacıyla gelen Kamen Şube Başkanı Bekir
Bozkurt caminin ek inşaatında kendilerinin
de katkıları olacağı için mutlu olduklarını
söylerken birlik ve bütünlüğün önemine değindi.
Şube Kadınlar Teşkilatının kermes için
büyük çaba sarf ettiğini söyleyen Bergkamen Kadınlar Teşkilatı Başkanı Meryem
Öztürk herkese teşekkür etti ve caminin ek
inşaatı için ellerinden ne geliyorsa yapmaya
hazır olduklarını dile getirdi.
IGMG Bestattungshilfeverein e. V.
IGMG Cenaze Yardımlaşma Derneği
Boschstraße 61-65 · D-50171 Kerpen
T +49 2237 97930-22/-33 · F +49 2237 97930-30
www.igmgukba.org · [email protected]
| 13
14  |
Hayatın İçinden
camia | 25 Nisan 2014
İnsan su gibidir
Rahime Söylemez
İnsan su ve topraktan yaratılmıştır. İnsanların
pek dikkate almadığı bir husus vardır, o da insanoğlunun bu elementlerin, yani su ve toprağın
özelliklerini taşımasıdır. Bu başta biraz garip gelebilir ama konuyu daha teferruatlı ele alınca okuyucularımız muhakkak bize hak verecektir.
Su bazen karşımıza rahmet, bazense felaket
olarak çıkabilir. Bütün canlıların hayatta kalabilmek
için suya ihtiyacı vardır; belirli aralıklarla su ihtiyacını gideremeyen canlılar su yokluğundan dolayı
ölür. Aynı zamanda su, karşımıza sel felaketi olarak
da çıkabilir; canlılar bu sefer de aşırı suya maruz
kalmaları sebebiyle ölebilir. Aniden ve aşırı yağan
yağmur ekinleri mahvedip hasadın ziyan olmasına
neden olabilirken, kararınca ve sakin yağan yağmur tarlanın yeşermesine ve filizlenmesine sebep
olur. Temiz su şifa, pis su hastalık kaynağıdır. İşte
insanoğlu da su gibidir; sözleriyle, tavır ve hareketleriyle karşısındaki insanın felaketi veya rahmet vesilesi olabilir. Yanlış ve kabaca kullanılmış bir kelime
insanın yüreğinde iyileşmeyen yaralar açabilir. Hâlbuki güzel ve gönül alıcı sözler huzur verir ve asla
unutulmaz. Aklı selim olan herkes temiz, berrak,
serin ve tatlı sudan; yani tatlı sözden yararlanmak
ister çünkü gönüllere ferahlık verir ve insanın huzurlu olmasını sağlar. Kötü söz ise bulanık, tatsız
“Hz. Peygamber biriyle karşılaşıp konuşmaya başlayınca o zat
yüzünü çevirmedikçe o kimseden yüzünü çevirmezdi. Biri ile karşılaşıp da elini tutunca, adam elini bırakmadıkça, elini çekmezdi.
Ashabı ile otururken ayaklarını asla uzatmazdı.”
ve çamurlu su gibidir. Mecbur kalmadıkça insan o
suyu içmez ve ondan yararlanmak istemez, çünkü
bulanık suyun ne tadı vardır ne de değeri. İşte bütün mesele berrak su olabilmektir.
Her ne kadar akıl sahiplerinin seçimlerini temiz,
berrak ve tatlı sudan yana yapacaklarını öngörüyor
olsak da, bulanık suyu seçecek olan insanlar da
çıkacaktır.
Ama Müslümanlar olarak bizlerin izlemesi gereken yolun ne olduğu Kur’an ve sünnette bildirilmiştir. Allah’ın resulü hiçbir zaman muhatabına
kötü davranmamış, aksine Hristiyan, Yahudi, genç,
yaşlı ayırt etmeden herkese en güzel şekilde (davranılması gerektiği gibi) davranmıştır. Müslüman,
her hususta olduğu gibi bu hususta da Efendimiz
(s.a.v.)’i örnek almalı ve insanlara karşı hitabetinde
ve tavrında onun gibi davranmalıdır; aksi durum
kendisine yakışmaz.
Dini, ırkı ve yaşı ne olursa olsun her insan ciddiye alınmak kendisine değer verildiğini hissetmek,
sevilmek ve sayılmak ister. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu
konuya çok dikkat etmiş, muhatabını saymış ve
ona değer vermiştir; en önemlisi ise insana insan
olduğu için değer vermiştir. Örneğin; Peygamber
Efendimiz sahabeden bir grupla otururken yakınlarından bir cenaze geçmiş, bunu gören Peygamberimiz ayağa kalkmıştır. Yanında bulunanlar,
onun bir Müslüman cenazesi olmadığını, Yahudi
bir kadının cenazesi olduğunu söyleyerek, “Ayağa
kalkmanız gerekmezdi.” demek istemiştir. Bunun
üzerine Peygamber Efendimiz şöyle cevap vermiştir: “Bu da bir insan değil mi?” (Müslim, Cenâiz,
78; Hadis no: 1596)
İnsani ilişkilerde dini ayrım yapma unsuru olarak görmeyen Efendimiz, insanlar ile karşılaştığında kimseyi azarlamamış, bilakis herkese selam
verip hâl ve hatırlarını sormuştur. Enes b. Mâlik,
Peygamberimiz’in bu özelliğini şöyle ifade ediyor:
“Hz. Peygamber biriyle karşılaşıp konuşmaya baş-
layınca o zat yüzünü çevirmedikçe o kimseden yüzünü çevirmezdi. Biri ile karşılaşıp da elini tutunca,
adam elini bırakmadıkça, elini çekmezdi. Ashabı ile
otururken ayaklarını asla uzatmazdı.” Yine Enes b.
Mâlik anlatıyor: “Allah resulüne on yıl hizmet ettim,
bana hiç öf demedi. Yaptığım bir şey için ‘Bunu
niye yaptın?’, yapmadığım bir şey için de ‘Bunu
niye yapmadın?’ demedi.”
Peygamber Efendimiz, kıyamet günü Allah nazarında en fena kişinin, şer ve belasından korkarak
insanların kaçtığı kimse olduğunu söylemiştir. Ayrıca o, sırf yetişkinlere değil çocuklara da iyi davranır,
onları ciddiye alır, onları öper, okşar ve severdi. Onlara karşı şefkat ve merhametle muamele etmiş ve
bunun Müslümanlar tarafından benimsenmesini
ve hayat tarzı hâline getirilmesini istemiştir. Bu sebeple şöyle buyurmuştur: “Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” Allah resulünün bu
konudaki hassasiyeti ve uygulamaları çocukların
ve yetişkinlerin toplum içerisinde uyum ve ahenk
eşliğinde hep beraber yaşamalarına yöneliktir.
Rabbimiz’den bizleri Efendimiz (s.a.v.)’in yolunda
olan, onu anlayabilen, onun o berrak, bereketli su
misali sünnetine uygun hareket eden Müslümanlar
eylemesini niyaz ederiz.
Unutma ki
unutulmayasın
Murat Kubat
Unutmak; bir yönü ile nimet, diğer yönüyle felakettir. Nimettir; zira acılarımızı, kederlerimizi ve
sıkıntılarımızı unutabiliyor ve böylece yaşamımızı
sürdürebiliyoruz. Yaşadığımız acıları unutamasaydık ve acılar ilk andaki şiddetini korusaydı
hayat sürdürülemez hâle gelirdi. Felakettir; zira
insan insanlığını unutur. İnsan insanlığını unuttuğu zaman en yırtıcı hayvandan dahi tehlikeli hâle
gelir. Kur’an bize bizi hatırlatır. İnsan olduğumuzu, vicdan sahibi olduğumuzu anlatır. Bu
yönüyle unutulmaması gereken, unutulsa dahi
tekrar hatırda tutulması gereken insani değerler
vardır.
Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, acılar dinmiyor.
Öyle bir çağda bulunuyoruz ki, gözyaşı durmuyor. Öyle bir zamana şahit oluyoruz ki, yaşanan
insanlık dramı karşısında insanlığın vicdanı
harekete geçmiyor. Hak, hukuk ve adalet taraflı
işliyor. Söz konusu güçsüzler, ezilenler ve ihtiyaç
sahipleri olduğunda hak ve hukuk kolayca rafa
kaldırılabiliyor. Kurtların kuzulara şah olsa yapmayacağını, insan insana yapar duruma geliyor.
Oysa insana yakışan, hangi etnik aidiyete sahip
olduğu, hangi ideolojinin savunucusu durumunda bulunduğundan bağımsız olarak insan olma
ortak paydasında buluşabilmek, kendimiz için
istediğimizi tüm insanlığın iyiliği ve güzelliği için
de isteyebilmek gayreti içerisinde olmaktır.
Bugün dünyanın kimsesiz biçareleri âdeta kendi
hâllerine bırakılmış durumdalar. Bu insanların
sıkıntıları görmezden geliniyor. Dramları dillen-
İnsana yakışan, hangi etnik aidiyete sahip olduğu, hangi
ideolojinin savunucusu durumunda bulunduğundan bağımsız olarak
insan olma ortak paydasında buluşabilmek, kendimiz için
istediğimizi tüm insanlığın iyiliği ve güzelliği için de isteyebilmek
gayreti içerisinde olmaktır.
diriliyor ama köklü bir çözüm üretilemiyor ya da
üretilmek istenmiyor. Mahzun olan hüznüyle,
mağdur olan mağduriyetiyle, mazlum olan zulme uğramasıyla baş başa bırakılıyor. İnsanlığın
ortak vicdanı zulme uğrayanın yanında, mağduriyet içerisinde bulunanın arkasında yer almıyor;
savaş ortasında acı çeken insanlar için harekete
geçmiyor. Zalimin yaptığı zulüm âdeta yanına
kâr kalıyor.
Pekâlâ, savaşların ve adaletsiz paylaşımın
mağdur ettiği, mahzun bıraktığı insanları kim
düşünecek? Güçlünün haklı, haklının güçsüz
olduğu, sözün gücünün değil, gücün sözünün
geçtiği bir dünyada; zorbaların arttığı, zalimlerin
sayısının çoğaldığı, insanlığın değerinin kalmadığı, vicdanın yok sayıldığı, ihtiyaç sahiplerini
düşünenlerin azaldığı bir zamanda kim sahip çıkacak mazluma, mağdura, çaresize ve
muhtaca? Bir dilim ekmeğe muhtaç olanı, bir
yudum temiz su bulamayanı, ocağında duman
tütmeyeni, yardıma ihtiyaç duyanı kim görecek?
Kim silecek Suriye’deki gözü yaşlı annenin göz
yaşını? Kim duyacak Arakanlı mazlumun ahını?
Kim teselli edecek evladını açlığın aldığı Somalili
babayı? Kim anlayacak zulümden çocuğunu kaçırabilmiş ama kendisi zulmün ortasında kalmış
Orta Afrikalı bir kadını? Kim umut olacak umudunu kaybetmeye yüz tutana? Kim okşayacak
yetimlerin başını? Kim güldürecek fakir fukarayı?
Adaletli paylaşımın olmadığı bir dünyada, azınlığın dünya gelirlerinin büyük bir kısmına sahip
olup, çoğunluğun insan onuruna yakışmayan
yaşam şartlarında hayatlarını sürdüyor olmalarından rahatsızlık duymayacak mıyız? İnsanca
koşullar altında yaşayamayanlar adına mevcut
durumdan rahatsız olmayacak mıyız? Rahatsız
olmaz, rahatsızlık duymazsak bu insanlık ayıbı
yapışır alnımıza. Açlıktan ölen insanın olduğu bir
dünyada bu ayıp tüm insanlara yeter de artar
bile. Çocukların su bulamadıklarından ölmeleri
insanlığa ayıp olarak yeter. Savaşın ortasında
kalmış insanların açlıktan kedi ve köpek eti
yemek zorunda bırakılmaları, vicdan sahibi
insanın kabullenemeyeceği bir durum. Bu tablo
karşısında tüm dünyanın vicdanı sussa biz susmayacak, tüm dünya görmese biz görmemezlikten gelmeyecek, tüm dünya kulaklarını tıkasa
biz tıkamayacağız. Çünkü susarsak vicdanımız
kaybolacak, duymazsak duyarsızlaşacağız.
Bizler sadece kendilerini düşünen bir zümre
olamayız. Hani insanlığın yüz akı Peygamber
Efendimiz müminleri bir vücuda benzetmişti ve
demişti ki: “Birbirlerine merhamet, şefkat ve
sevgi konusunda müminleri bir vücut gibi görürsün. Vücudun bir organı rahatsız olursa, diğer
organlar uyumadan, hararetle birbirlerini ona
çağırırlar.” Bizler kardeşlerimizi düşünmezsek
kimse düşünmeyecek. Biz onlara el uzatmazsak
kimse el uzatmayacak. Yeryüzündeki zayıfların
ve çaresizlerin derdine biz ortak olmazsak kimse
ortak olmayacak. Bu uğurda ortaya konan
çaba, insanlığın vicdanını temsil eden bir çaba
olacak.
Oysa bizim için varlık sahibi olmanın şükrüdür; paylaşmak, infakta bulunmak ve ihtiyaç
sahipleri için harcamak. Bizlerin refah içerisinde
oluşu, sıkıntı içerisinde bulunmayışı dünyanın
öteki ucunda acı çeken bir insana, hele hele bu
kardeşimizse, duyarsız kalması ne mümkün!
Muradımız, tüm insanların insanca yaşama
hakkını elde etmesidir. Bu manada uzanan dost
bir el, kucaklayan şefkatli bir yürek dünya mazlumlarını yaşama tutunduracak ve bu ilgi umudu
tükenenlere umut olacak. Bu çaba kimsesizlerin
kimi, çaresizlerin çaresi, dertlilerin devası olacak
bir çabadır. Mazluma uzanan eli Allah görür.
Mazluma ve mağdura uzanan hayır eli unutulmaz. Şu da unutulmamalıdır ki, unutmazsak
unutulmayacak, hatırlarsak hatırlanacağız.
Hayatın İçinden
camia | 25 Nisan 2014
Fıkıh Köşesi
Âdâb-ı Muâşeret
M. Hulusi Ünye
Sebahat Özcan
Vaaz ve nasihate dair
Cemaatten bir kimse yanlış bir hâl içerisinde ise vaizin bunu ne şekilde dile
getirmesi gerekir? Bu nasihatin zamanı ve uslübu konusunda sünnette yer
alan örnek bir uygulama var mıdır?
Vaiz, nasihat eden, irşat eden, iyiliklerin yayılması için çabalayan, insanlara
doğruları ve güzelleri tavsiye eden insan demektir. Vaizlik, dinî bir görevdir. Öyle
bir görev ki, bütün peygamberler bu görevi gereği gibi yerine getirmiş ve insanlığı irşat için gayret etmişlerdir. Bu sebepledir ki, vaizlik peygamberlik mesleğidir
denilebilir. Böyle olunca da icra edilen bu güzel görevin peygamberlerin yaptığı
gibi yapılması gerekir. Vaizler, dinî ilimleri iyi bilen insanlar olmanın yanında aynı
zamanda iyi birer gözlemci, sosyolog ve psikolog da olmalıdırlar. Muhataplarında görmüş oldukları yanlışları düzeltirken, peygamber metotlarına uygun olarak
düzeltme yoluna gitmeleri gerekir. Kırmadan, dökmeden, küstürmeden ve dağıtmadan bunu yapmalıdırlar. Örneğin Allah’ın resulü Hz. Muhammed (s.a.v.) hatasını gördüğü ashabını mahcup etmez, onları isimleri ile deşifre yoluna gitmez,
onları ifşa etmemeye özen gösterirdi. “İçinizden bazıları şöyle şöyle yapıyorlarmış.” gibi genel ifadelerle yanlışları düzeltmeye çalışırdı. O, kusurları araştırıp
ortaya çıkarmak istemez, yayılmamasını arzular ve örtmeyi severdi.
Dinimizde imamlık yapacak Müslüman’ın taşıması gereken belli başlı
nitelikler var. Vaizlik yapacak kişide de bulunması gereken buna benzer
kriterler mevcut mu?
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, vaizlik dinî bir meslektir. Temel anlamda bir
din adamında bulunması gerekli olan dinî bilgilerin yanında nasihatlerinde, irşat
ve güzele yol göstermelerinde daimi göz önünde bulundurmaları gereken bazı
prensipler vardır. Bu prensiplerin kaynağı ise, yine Kur’an ve sünnettir. Bu prensiplerden bir kısmına işaret etmek istiyoruz.
Vaiz, irşadını önce “Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle davet et.
Onlarla mücadeleni en güzel olan (yol, prensip, usûl) ile yap! Şüphesiz
Rabbin, yolundan sapanları da hidâyette olanları da en iyi bilendir.” (Nahl
suresi, 16:125) ayetinden hareket ederek, hikmet, güzel öğüt ve en güzel bir
şekilde mücadele yöntemiyle yapmalıdır. Hikmet, sahih ve sağlam söz, hakkı
izah eden ve şüpheyi ortadan kaldıran delil; güzel öğüt, vaaz, nasihat, dinî öğüt,
ibret vermek, birinin kalbini yumuşatacak şekilde sevap ve azaba dair söz söylemek; mücadeleyi en güzeli ile yapmak ise, Hakk’ı ispat ve bâtılı iptalden başka
maksadın olmadığını ortaya koyarak, münazarada insaflı olmak, teşvik, hakka
tabi olmak, rıfk/yumuşaklık ve güler yüzle davranmak demektir.
Vaiz, davet ettiği, uyardığı ve teşvik ettiği konularda kendisi dikkatli olmalıdır. Çünkü söylediği şeyleri kendi nefsinde yaşayamayan vaizin sözlerinin etkisi olmaz. Allah (c.c.) böyle davranmalarını peygamberlerinden dahi istemiş ve
şöyle buyurmuştur: “Artık sen tövbe edenlerle beraber emrolunduğun gibi
istikamet üzere ol! Aşırı da gitmeyin! Çünkü Allah yaptığınız şeyleri görücüdür.” (Hûd suresi, 11:12) Bir başka ayet ise, genel anlamda bütün irşatçıları
muhatap alır ve şöyle buyurulur: “İnsanlara iyi olanı emredip kendinizi unutur
musunuz? Hâlbuki Kitabı da okuyup duruyorsunuz. Hâlâ akıllanmayacak
mısınız?” (Bakara suresi, 2:44)
Vaiz, vaaz ve nasihatlerde bulunurken, sözlerine şefkat ve merhamet yansımalıdır. Tatlı ve yumuşak bir üslup içinde kalpleri kazanmaya çalışmalıdır. Hitap
ettiği topluma merhametini hissettirebilmelidir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’in
vaizlerin de vaizi olarak, ashabını irşat ederken, kaba, katı, haşin olmayıp yumuşak davrandığını şu ayet-i celile haber veriyor: “Allah’tan olan rahmetledir ki onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı olsaydın muhakkak
etrafından dağılırlardı. Artık onları(n sana olan hatalarını) affet, onlar için
(Allah’a karşı yaptıkları günahlardan dolayı Allah’tan) mağfiret dile! Onlarla
(hakkında nas olmayan her) iş hakkında istişare et. Azmedince de Allah’a
tevekkül et. Şüphesiz Allah (kendisine) tevekkül edenleri sever.” (Âl-i İmrân
suresi, 3:159)
Vaiz, dersine iyi çalışmalı, vaaz edeceği konuların detaylarına kadar inmeli;
okuyacağı Kur’an ve hadislerden alınacak mesajları iyi kavramalı; nasihat ettiği
toplumun sosyal ve fiziksel çevresiyle, kültürel yapısıyla ilgili bilgi sahibi olmalıdır.
Zira vaiz, anlayamadığı konuyu anlatamaz, tanımadığı toplumun hissiyatını kavrayamaz ve neticesinde gereği gibi faydalı olamaz.
Vaizler konuları belirlerken neye göre hareket etmeli? Peygaber Efendimiz
Bu konuda nasıl hareket ederdi?
Vaizler, elbette dinin bütün konularını cemaatine eksiksiz olarak bilgi ve yeteneklerinin el verdiğince aktarmalı ve onları uyarmalıdırlar. Bunun yanında mütehassıs bir doktor gibi davranarak, cemaati gözlemlemeli, onların muhtaç olduğu
konulara daha fazla ağırlık vermeli, zaman zaman günü birlik toplumda gördüğü
ve uyarılmasında fayda mülahaza ettiği konuları öne çıkarmalı ve yukarda izah
edilen ölçüler dâhilinde uyarılarda bulunmalıdır. Toplumun muhtaç olduğu konular varken ve toplum bir uyarıcı beklerken, vaizin “havanda su dövercesine”
gereksiz konularla meşgul olması, beklenen irşadın yerini bulmaması demektir.
Siz de fıkıh köşesinde cevaplandırılmasını istediğiniz
soruları [email protected] adresine gönderebilirsiniz.
İnsanlar arası ilişkilerde
konuşma üslubu
Hz. Ali (r.a.)’ın en çok sevdiği isim Ebû Turâb idi. Bu isimle çağrılmak onu
çok sevindirirdi. Ona bu ismi Resûlullah (s.a.v.) vermişti. Bir gün Hz. Ali, hanımı
Hz. Fatıma’ya kızmıştı. Bunun üzerine çıkıp mescide gitti. Mescidin duvarına
sırtını dayadı. Resûlullah (s.a.v.) onun arkasından gitti. Efendimiz’e “O, mescitte duvara dayanmış duruyor.” denildi. Peygamber Efendimiz, Hz. Ali’nin yanına
gitti. Hz. Ali’nin sırtı toprak dolmuştu. Resulullah (s.a.v.), sırtındaki toprakları sildi
ve: “Otur, Ebû Turâb (toprağın babası).” diye seslendi. (Buhârî, Edeb, 113,
Müslim, Fezâil, 38)
Bir kayınpeder tahayyül edelim. Damadı, çok sevdiği kızına kızmış ve o, arkasından kalkıp onunla konuşmaya gidiyor. Sırtı toprak olmuş damadının üzerini
temizliyor, ona şefkat gösteriyor. Ona “toprağın babası” diyerek hem latife ediyor,
hem de bir telkinde bulunuyor: Araplarda toprak “tevazu”yu hatırlatan bir kelimedir, insanoğlunun topraktan geldiğini, ona döneceğini, yani ölümü hatırlatır.
Peygamberin buradaki üslubunda kızgınlık, hesaba çekme yoktur. Ne yüce bir
üslup...
Beyan kabiliyeti, insanlar arası ilişkilerde en önemli iletişim aracıdır. Başkalarına karşı kendisini ifade ve bir şeyleri izah edebilme; başka insanlarla duygu ve
düşünce alış verişinde bulunabilmeyi sağlayan tek araçtır. “Ve (Allah) Adem’e
tüm isimleri öğretti.” (Bakara suresi, 2:31) ayetinden de anlayacağımız üzere,
konuşma kabiliyeti Allah’ın insana vermiş olduğu bir nimettir. Bu nimetin şükrü,
onu Allah’ın razı olacağı şekilde kullanmaktır. Kur’ân-ı Kerîm’de bu konuda birçok emir ve nasihat bulunmakla beraber, Efendimiz (s.a.v.) bu emir ve nasihatleri
en küçük inceliğine kadar hayata geçirmiştir. Yukarıdaki rivayette gördüğümüz
gibi birçok pratik örnek mevcuttur.
Kur’ân, güzel sözü, hoş meyvesi olan bir ağaca benzetmektedir. Onun doğru (Nisâ suresi, 4:9), güzel (Bakara suresi, 2:83), yumuşak ve ruha işleyecek
tesirde olması gerektiğinin üzerinde durmaktadır (Tâhâ suresi, 20:44). Kur’ân-ı
Kerîm’in kendisi de aynen bu ölçülere uyarak insanlara hitap etmektedir: “Allah
sözün en güzelini, birbirleriyle uyumlu, ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan
bir kitap olarak indirdi.” (Zümer suresi, 39:23)
Kur’an ve sünnet, uygulanması gereken konuşma üslubunu şekil ve içerik
olarak inceliklerine kadar tarif etmiştir. Lokman (a.s.)’ın oğluna söylediği “Yürüyüşünde tabii ol ve sesini alçalt. Unutma ki seslerin en çirkini merkep
sesidir.” (Lokmân suresi, 31:29) tavsiyesinde tevazuya ve ses tonunun ayarına
dikkat çekilmektedir. “Sen Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet
et.” (Nahl suresi, 16:125) veya “Hayırlı şeyler konuşmak, sükûttan daha iyidir, sükût da kötü şeyler konuşmaktan daha iyidir.” (Hâkim, III, 343) buyrularak da sözün içeriğinin hangi ölçülere göre belirlenmesi gerektiği belirtilmektedir.
Tebliğ ve irşadın mükemmel olarak gerçekleşmesi için konuşma faktörü büyük ehemmiyet taşımaktadır. Efendimiz (s.a.v.) kendisi hakkında, “Ağzından haktan başka söz çıkmadığını” (Ebû Davûd, İlim, 3) ifade etmiştir, “Ben, az-öz söz
söyleme özelliği ile donatılmış olarak gönderildim.” (Buhârî, Cihat, 122) buyurmuştur. Yine, Resûlullah’ın tane tane konuştuğu, başkalarının anlamayacağı
kelimeler kullanmadığı, lüzumsuz sözlerden kaçındığı, üslup ve içeriği her daim
dinleyici, ortam, mekân ve zamana göre ayarladığı rivayet edilmiştir.
Tartışma anında sesin yükseltilmesi veya muhatabın incitilmesi alışılagelmiş
bir durumdur. Evde, okulda, iş yerinde, sokakta ve toplu taşıma araçlarında yüksek sesle konuşmalara, hatta bağırışmalara rastlanılabilir. Fakat müminleri üslup
konusunda uyarmak üzere nazil olan şu âyet-i kerîme nettir: “O vakit Allah’tan
bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi.” (Âl-i İmrân suresi, 3:159)
Yumuşak huyluluk her müminde olması gereken temel özelliklerden biridir. Efendimiz, “Allah refiktir (rıfk sahibi) ve bütün işlerde rıfkı sever.” (Buhârî, H. no:
6927) der. Söylenen söz geri alınamayan, bir özürle unutulmayan bir şeydir. Bir
söz, yeri geldiğinde insanları birbirlerine düşman hâle getirir. “Bir söz sadece.”,
“Söyle, içinde kalmasın.”, “Söylemezsem çatlarım” deyip geçemeyiz, “Onda ne
var ki?” diyemeyiz. Dinimiz, hayırlı bir sözü olmayana susmayı emretmektedir:
“Ya hayır konuş veya sus!” (Buhârî, Edep, 31, 85) Bu durum, yüz yüze gerçekleşen konuşmalarda olduğu kadar internet, sosyal ağlar ve cep telefonları
vasıtasıyla söylenenler için de geçerli tabii ki.
Söz, muhabbeti artırabildiği gibi, onu yok da edebilir. İkinci ihtimali önlemek
için, dili terbiye etmek gerekir. Dilin terbiyesi ise, kalbin terbiyesinden geçer. Amel
gerçekleşmeden evvel, niyet hasıl olur. Konuşmada maksadın iyi, yararlı ve samimi olması gerekir. Bu maksadı taşımayan konuşmalar ise boş ve yararsızdır.
Kalbi Allah sevgisiyle dopdolu ve temiz olan, kalbinde bulunana layık ve yakışır
üslupla konuşmaya gayret eder.
| 15
16  |
Aile
camia | 25 Nisan 2014
Rahime Söylemez
dalgalarından gelen iletim bozuklukları, soluHer insan kelimelere, sözlere ve hecelere
num bozuklukları ve nefesi doğru kullanamatakılmadan akıcı bir şekilde konuşarak kendima sayılabilir.
sini ifade etmek ister. Maalesef bu arzusunu
Kekemeliğin çocuklukta daha sık görülgerçekleştiremeyen birçok çocuk ve yetişkin
düğü saptanmıştır. Genellikle dil gelişimivar. Konumuza kekemeliği tarif ederek başlanin erken döneminde (2-6 yaş arası) ortaya
yalım. Konuşma bozukluğu olarak bilinen keçıkar. Kekemeliğin en belirgin olduğu yaş ise
kemelik; konuşma esnasında veya konuşmaya
5 yaş civarıdır. Ayrıca erkek çocuklarında kız
tam başlarken bazı seslerin veya sözcüklerin
çocuklarına nazaran daha çok kekemelik göistemdışı tekrarlanmaları veya duraklayarak
rülür. 1,5-2 yaşlarındaki çocuklarda görülen
çıkarılmalarına denir. Eğer konuşmanın akıkonuşma bozukluğu ise bizim zannetiğimiz
cılığında bir sorun var ise ve bu durum kogibi kekemelik değildir. Zira o yaşlardaki çonuşanın sosyal iletişimini engelliyor ise bu
cuklarda düşünce gelişimi, konuşma gelişimutlaka tedavi edilmelidir. Genellikle bu tür
mine göre daha ön planda olduğu için çocuk,
konuşma bozukluğu çocuklukta başlar ve tedüşüncesini kelimelere aktarmakta sorun yadavi edilmediği müddetçe yetişkinliğe kadar
şayabilir; bu da çocuğun kekelemesine neden
devam eder.
olabilir.
Genel nüfusta kekeleme yaygınlığı %1 oraKekemelik nasıl tespit edilir?
nındadır. Erkeklerde bu durum daha sık göKekemeliğin tespitinde ailelerin rolü bürülür. Kekeme olan insanlar, ister çocuk ister
yüktür. Çünkü aileler çocuğun gelişiminde,
yetişkin olsun, heyecanlandıklarında ve baskı
sosyalleşmesinde, davranışlarında ve şahsiyet
altında olduklarında, stres yaşadıklarında, sigelişiminde en önemli rolü oynarlar. Bu senirlendiklerinde, yeni kişilerle tanışıp konuşbepten aileler çocukları konuşmaya başladığı
tuklarında, kalabalık içerisinde, önemli bir
andan itibaren onları gözlemlemeli, söyledikkişiyle konuştuklarında daha sık kekelerler.
lerine kulak vermeli ve nasıl söylediklerine
Kekemeliğin birçok nedeni vardır. En
dikkat etmelidirler. Yukarıda da değinildiği
önemlisi psikolojik nedenlerdir. Psikolojik
üzere o dönemde çocuklarda düşünme hızı,
nedenlerin yanı sıra fizyolojik veya kalıtımsal
sözcükleri çıkarabilme hızından fazladır. Bu
nedenler de olabilir. Psikolojik nedenleri sırasebepten çocuklarda ilk etapta bir kekemelik
layacak olursak: Çocukların ailevi problemgörülebilir, lakin bu bir konuşma bozukler yaşamaları, çevrelerindeki psikososluğu değildir.
Çocuk konuştukça
yal sıkıntılar, herhangi bir şeyden
ve
düşündükçe
şiddetli korku ve
akıcı bir şekilde
endişe duymaları,
Kekemeliğin tespitinde ailelerin rolü konuşmayı ve düaileler ve çevreşünmeyi öğrenelerinin onlardan
büyüktür. Çünkü aileler çocuğun
cektir.
büyük beklenti içegelişiminde, sosyalleşmesinde, davŞayet aileler çorisinde olması, titiz
cuklarında
bir kove kontrolcü bir
ranışlarında ve şahsiyet gelişiminde
nuşma bozukluğu
çevrede ve ailede
en önemli rolü oynarlar. Bu sebepten tespit edemez veya
yetişmeleri. Kekemelikte genel
aileler çocukları konuşmaya başladığı tespit etmekte
zorlanırlarsa
kabul gören seandan
itibaren
onları
gözlemlemeli,
hiç zaman kaybep ise; korku ve
betmeden bir
strestir. Bunların
söylediklerine kulak vermeli ve nasıl
uzmana danışyanı sıra kekemesöylediklerine dikkat etmelidirler.
malı ve yardım
lik travma durumalmalıdırlar.
larında da görülür.
Çünkü kekemeAni bir korku, kaygıdan
lik için erken tespit ve doğru tedavi yöntemötürü veya duygu değişiminden sonra da inleriyle büyük oranda düzelme sağlanabilir.
san kekeleyebilir ve en kötüsü konuşmayabilir
Dolayısıyla kekemelik çocukluk döneminde
de. Bu durumda konuşma bozukluğundan zikolaylıkla atlatılabilecek bir durum iken, eryade mutizmden bahsedilir. Diğer bir neden
genlik döneminde ise bu iyileşme oranının
ise çocukların akrabalarında veya ev içerisinazaldığını söyleyebiliriz.
de bir kekeme akrabası veya arkadaşının olSosyalleşememe açısından kekemelik ve temasıdır. Çocuklar böyle bir durumda o kişiler
davi imkânları
ile özdeşim kurararak kekemelik gösterebiMaalesef konuşma bozukluğu çeken çolirler. Fizyolojik nedenler arasında ise beyin
cukların okul başarısı büyük oranda etkilenir.
Tabii ki bütün bu durumlar çocuğun içine
kapanık bir hâle bürünmesine neden olur.
Çoğunlukla konuşma bozukluğu olanlar kendileriyle dalga geçileceği endişesiyle iletişim
ve arkadaşlık kurmaktan çekinirler. İlerleyen
dönemlerde ise bireylerin mesleki durumları
ve toplumsal ilişkileri de zarar görebilir. Kekemeliğe neden olan koşullar değiştikçe ve ortadan kalktıkça konuşma bozukluğu çekenlerde
bir düzelme söz konusu olur. Diğer insanlar
ile kolay iletişim kurdukça ve kelime hazneleri arttıkça kendilerine olan özgüvenleri yerine
gelir, heyecanlanmadan ve endişe etmeden
rahatlıkla akıcı bir şekilde konuşmaya başlarlar. Tabii ki tüm bunlar eğitim ve tedavi ile
mümkündür. Burada ailelere düşen en önemli
görev, çocuk ile katiyyen alay edilmemesi, çocuk kekelemeliğe başladığında çocuğa acıma
ve üzülme duygusuyla yaklaşmamaları ve her
defasında ısrarlı bir şekilde çocuğa düzgün
konuşması gerektiğini telkin etmemeleridir.
Çocuğun sözünü kesip doğru ve düzgün telaffuz etmesi gerektiği söylenmemelidir ki çocuğun üzerinde bir baskı ve heyecan oluşmasın.
Çünkü baskı, heyecan ve stres kekemeliğin
ana sebeplerindendir. Bu sebepten aileler çok
sabırlı olmalı, çocuğu dinlemeyi öğrenmeli ve
çocuğun rol modeli olmaları hasebiyle kendileri de düzgün konuşmalıdırlar. Kekeleyen çocukları ile göz teması kurmaktan kaçınmaları
her iki tarafın da yararınadır. Çünkü bu, çocuğun heyecanlanmasına ve utanmasına neden
olabilir. Şayet aileler çocuklarıyla göz teması
kurarak iletişime geçmek istiyorlarsa o zaman
çocuğun dudağına katiyyen bakmamalıdırlar.
Ayrıca ebeveynler onlara hem ruhsal hem de
duygusal gelişimleri için sağlıklı bir ortam
sunmalılar. Çünkü güven veren bir aile ortamında büyüyen çocukların gelişimleri desteklenmiş olur; bu da var olan sorunun en aza
indirgenmesine yardımcı olur.
Kekemelik probleminde çoğunlukla konuşma terapisi (ihtiyaca göre paralel olarak
psikoterapi de) uygulanır. Bu terapinin amacı,
konuşma bozukluğu olanların akıcı bir şekilde
konuşmalarına yardımcı olmaktır. Bunun için
birçok yöntem vardır. Örneğin geri bildirim
veren bir takım aletler ve programlar ile tedavi uygulanır. Ayrıca kekemelik tedavilerinde
sırayla değerlendirme, fark ettirme, değiştirme ve genelleme aşamaları uygulanır. Yani
kekeme olan kişi evvela kekemelik davranışını
tanımalı ve tedavi için bir hedef belirlenmelidir. Değiştirme aşamasında ise birçok yöntem
uygulanabilir. Bu değişik uygulamalardaki
en önemli ortak nokta ise değişim sürecinde
konuşma hızını yavaşlatarak, konuşmayı yeniden düzenleyip akıcı bir hâl almasını sağlamaktır. Fark ettirme aşamasında ise kekeme
olan kişiye kekemelik ve kendi bulunduğu
durum hakkında bilgi verilir ve bunun farkına
varması sağlanır. Son olarak genelleme aşaması uygulanır. Bu aşama en zor ve zahmetli
olan bölümdür, çünkü tedavide öğrenilen her
şeyin günlük hayatta uygulanması hedeflenir.
Bunun için bir takip listesi de hazırlanabilir.
Aileler için püf noktaları:
Yapılmaması gerekenler:
• Çocuğunuza katiyyen kekelememesini
söylemeyin.
• Kekelediği için ceza vermeyin ve çocuğu
bir şeyler ile tehdit etmeyin.
• Sözünü tamamlamasına fırsat verin.
• Kesinlikle sakin olup, yavaş ve düşünüp
konuşmasını söylemeyin.
• Hiçbir şekilde baskı uygulamayın ve çocuğu strese sokmayın.
• Herhangi bir ortamda onun yerine cevap
vermeyin.
• Çocuğunuza endişeli olduğunuzu ve üzüldüğünüzü hissettirmeyin.
• Sabırlı olun ve sinirlenmeyin.
• Çocuğunuza konuşma hususunda telkin
vermeyin. Örneğin; konuşmaya başlamadan
önce derin nefes almasını ve sonra konuşmasını söylemeyin.
• Akıcı bir şekilde konuşması için telefazzuda
zorlandığı kelimeleri kullanmamasını söylemeyin.
Yapılması uygun olanlar
• Çocuğunuza akıcı konuşsun veya konuşmasın aynı şekilde davranın.
• Çocuğunuz konuşurken sabırlı olun, tüm
dikkatinizle onu dinleyin ve onunla konuşmaktan büyük zevk aldığınızı ona hissettirin.
• Şayet çocuğunuz aceleci davranıyor ve bir
an önce sizinle bir şeyler paylaşmak istiyorsa ona; “Benim zamanım var ve senin söylediklerini dinlemek istiyorum.” diyebilirsiniz.
Bu yaklaşım “Daha yavaş konuş.” demekten
daha ugundur. Çünkü bu durumda çocuğa
sadece “Yavaş konuş.” denmez, aynı zamanda her şeyini yavaşlat mesajı da verilir.
Dolayısıyla çocuğun nefes alıp vermesi de
yavaşlar ve heyecanı yatışır.
• Eğer çocuğunuz yaşamış olduğu sıkıntıyı
sizinle paylaşırsa ona empati ile karşılık verin.
Eğer paylaşmaz ise ona acıma duygusuyla
yardım etmekten sakının. Çünkü bu, çocuğun gururunun kırılmasına ve özgüveninin
azalmasına neden olur.
Mercek Altında
camia | 25 Nisan 2014
“Gayemiz Müslümanca
düşünen ve yaşayan ilim
adamları yetiştirmektir.”
IGMG Gençlik Teşkilatı Üniversiteliler Başkanı Taner Doğan ile konuştuk.
ler sunuyorsunuz. Bu çalışmalarla amaçladıGençlik Teşkilatı (GT) Üniversiteliler Başğınız kitle tarafından gösterilen ilgiyi nasıl
kanlığının hedef kitlesi kimleri kapsıyor?
buluyorsunuz? Bu anlamda çalışmalarınızı
GT Üniversiteliler Başkanlığı olarak muhatam olarak tanıttığınıza, duyurduğunuza
taplarımıza kemiyetle sınırlı bir kitle gözüyle
inanıyor musunuz?
bakmadığımızı ve “her insan bir âlemdir” gerTeşkilatın yapısı gereği tanıtım ve duyuru
çeğini göz önünde bulundurarak hitap ettiğiGenel Merkez GT Üniversiteliler Başkanlımiz her insanın değerinin bizim için keyfiyette
ğından bölge üniversiteliler başkanlarına ve
yüksek olduğunu belirtmek isteriz. Fakat ilmî
üniversite temsilcilerine şeklinde bir sıralamave akademik çalışmaların sistemli bir şekilde
yagöre sirayet etmektedir. Dolayısıyla hizmetyürütülebilmesi ve topluma yön verecek düşülerimizin Avrupa’da yaşayan Müslüman akadenür akademisyenlerin yetiştirilmesi amacıyla
misyen, üniversiteliler ve liselilere ulaşması bu
Üniversiteliler Başkanlığı olarak çalışmalarısayede istikrarlı gerçekleşmektedir. Bölgelerimızla bilhassa Avrupa’da yaşayan akademismizde faal olan üniversiteliler başkanlıkları ve
yen, üniversiteli ve liseli kardeşlerimize hitap
derneklerinin çalışmalarına yoğun ilgi gösteriletmekteyiz. Rakamsal olarak Avrupa çapında
mektedir. Özellikle Okuma Halkaları, Üniver4000 kişiye hizmet götürdüğümüzü söyleyesiteliler seminerleri, UNİYES (Üniversiteliler
biliriz.
Yatılı Eğitim Seminerleri), İrfan Evi hizmetleri
Çalışmalarınızda öncelikleriniz nelerdir?
ve kültür gezilerine rağbet her geçen gün artÜniversiteliler Başkanlığı bünyesindeki
maktadır. Bölgesel çalışmaların yanı sıra geniş
çalışmalarımızda önem verdiğimiz noktalarkitleye hitap eden çalışmalara göstedan biri, başarılı akademisyenler yerilen ilgi doğal olarak daha
tiştirmek ve çok sayıda
Üniversiteli kardeşlerimizin yoğun olmaktadır. Genel
genci üniversite okumaMerkez
Üniversiteliler
ya teşvik etmek yer alilim, irfan ve hikmet
Başkanlığı’nın her yıl dömakla birlikte bizim asli
bütünlüğünü kavrayarak nüşümlü düzenlediği UNIönceliğimiz bu değildir.
DAY ve uluslararası semÇalışmalarımızda önceeliyle, diliyle ve eylemiyle
pozyumlara katılım çok
liğimiz varoluş bilincini
Müslümanca yaşamalarını yoğun olmakta. Tanıtım
inşa eden imana sahip,
ve duyurunun en önemli
Müslümanca düşünen,
hedeflemekteyiz.
kollarından biri internet
yaşayan ve bu minvalde
sitesi ve sosyal medyadır. UNIDAY ve ulussorumluluğunun bilincinde olup bu çağa söz
lararası sempozyum gibi çalışmalara içinözel
söyleyebilen mütefekkir ve ilim adamları yetişinternet sitelerimiz mevcut olduğu gibi sosyal
tirmektir. Gayemize ulaşmak için gerek Genel
medyada da IGMG Students olarak güncel ve
Merkez ve bölgeler gerekse üniversiteler düzefaydalı paylaşımlarda bulunuyoruz. Üniversiyinde akademi, sanat ve siyaset alanlarından
teli kardeşlerimizin bir çok çalışmalarımızdan
çok sayıda ilim ve fikir adamlarını davet ederek
haberdar olmalarının sanal ortam aracılığıyla
Yatılı Eğitim Seminerlerinden Okuma Halkasağlandığını söyleyebiliriz.
larına, Atölye çalışmalarından üniversiteliler
Önümüzdeki dönemlerde gerçekleştirmeyi
seminer, konferans, panel ve anma günlerine
planladığınız yeni projeleriniz nelerdir?
kadar çeşitli faaliyetler düzenlemekteyiz. Bu
Bölgesel ve üniversiteler dernekleri çapında
çalışmalarla üniversiteli kardeşlerimizin ilim,
tüm üniversitelerde kitlemize ulaşabilmek için
irfan ve hikmet bütünlüğünü kavrayarak eliyteşkilatlanmaya, ilmî bir derinliğin oluşabilmele, diliyle ve eylemiyle Müslümanca yaşamalasi ve talebelerin nitelikli yetiştirebilmeleri için
rını hedeflemekteyiz.
Okuma Halkaları ve İrfan Evlerine bilhassa
Belli bir kesime özellikle akademik alanlarda
önem verilmesini hedeflemekteyiz.
kendilerini geliştirmelerine yönelik hizmet-
Üniversiteliler Komisyonu
Bunun yanı sıra Evliya Çelebi Dil Kurslarımızın devamını hedeflemekteyiz.
Ayrıca Yurt ve Burs birimimizin çalışmaları
gayretle devam ederken önümüzdeki dönemlerde bütün üniversite şehirlerinde Müslüman
bayan ve erkek öğrencilerine yönelik İrfan Evleri hizmetlerinin oluşturulması hedeflenmektedir. İlaveten yeni bir çalışma olarak yüksek
lisans ve doktora yapan üniversiteli kardeşlerimize Gazalî Bursları adı altında burs imkanı
tanımaktayız.
Gazalî Bursları yeni yürürlüğe giren bir burs
programı olduğunu söylediniz. Niçin “Gazalî” ismini tercihettiniz?
İmam Gazalî; yaşadığı çağın etkisinde
kalan değil, yaşadığı çağa kendi inanç ve düşünceleriyle yön veren bir şahsiyettir. Çağına
mahkum olmamış, çağını aşmış bir hakikat
arayışçısı, elde ettiği bilginin hakkını veren bir
fikir işçisidir. Gazalî Bursları, ilimde derinleşecek, irfanı kuşanacak ve hikmeti talep edecek
ilim taliplilerinin desteklenmesi için ortaya
konan bir çalışmadır. Bu çalışma, duygusu,
düşüncesi ve eylemi hakikate şahitlik yapacak
hakikat arayışçılarının araştırmalarında, ona
destek vermek için hayata geçirilmiştir.
Hangi alanda okuyan ve konu başlığını çalışacak olan talebeler desteklenecektir?
Bu soruya göçü kısaca ele alarak cevap vermek istiyorum. Göç, İslam tarihi içinde çokça
rastlanan ve İslam’ın yayılmasına da vesile olan
bir olgudur. Müslümanlar tarih boyunca farklı
gerekçelerle göç etmiş, gittikleri beldelere kendi dinî inançları ve kültürel zenginlikleriyle
katkı sağlamışlardır. Şu anda, Avrupa’da yaşayan Müslüman nüfusu beşinci nesle kadar
ulaşmıştır. Tarihte hiçbir zaman bu kadar çok
Müslüman, göçmen olarak yaşamını sürdürmemiştir. Avrupa’da faal olan Müslüman sivil
toplum kuruluşları bu olgudan hareketle günlük çalışma hayatında bu kitleye farklı alanlarda hizmetler sunmaktadır. IGMG bu olguyu ve
süreci önemsediğinden dolayı, “Müslümanlar
ve Kimlik Bağlamında Avrupa Araştırmaları”
konusunu sosyoloji, pedagoji, dinî bilimler, siyaset bilimleri, felsefe, tarih, medya, edebiyat
ve hukuk anabilim dalları açısından ele alan,
seçilmiş yüksek lisans ve doktora tezlerini destekleyecek, Avrupa’daki İslam’a ve Müslümanların yaşantısına katkı sağlayacaktır.
UNIDAY mutad ama önemli faaliyetleriniz
arasında yer alıyor. Neden UNIDAY diye sorsak?
| 17
İlki 2007 yılında “gelenekten geleceğe”
sloganıyla gerçekleşen UNIDAY, 2009 yılında
“yinelemeyen yenileyemez” ve 2011 yılında ise
“düşlerimiz maziye dayanır” başlıkları altında düzenlenmiştir. Üniversiteliler Başkanlığı
olarak düzenlediğimiz en geniş çaplı ve büyük
kitleye hitap eden çalışmadır UNIDAY. Avrupa’nın bir çok farklı ülkelerinden biraraya gelmiş, aynı derdi, aynı kaygıyı taşıyan en az 3000
Müslüman üniversiteli gencin aynı gün ve aynı
mekanda biraraya geldiği, medyanın ve basının
da ilgi odağı olan önemli bir faaliyetimizdir. Bu
sebepten ötürü faaliyetin taşıdığı ve yansıttığı
mana ve günün verdiği mesaj bir o kadar önem
taşımaktadır. UNIDAY Üniversitelier Başkanlığı’nın Müslüman gence hitap ettiği varoluş
bilincini, misyonunu ve vizyonunu en âşikar
bir biçimde ortaya koyduğu gündür.
Üniversiteliler Başkanlığının Almanya dışındaki çalışmalarından bahseder misiniz?
Diğer bölgelerde de aynı projeler mi yürütülüyor yoksa bölgelere bağlı olarak farklılık
arzeden çalışmalar var mı?
Öncelikle Üniversiteliler Başkanlığı olarak
çalışmalarımızı Avrupa’nın farklı ülkelerinde
bulunan bütün üniversiteli kardeşlerimizin
istifade edebileceği şekilde gerçekleştirmeye
çalışmaktayız. Genelde Okuma Halkalarında aynı kitapların okunması, üniversiteliler
seminerlerine ve UNIYES’lere aynı hocaların
gelmesi veya İrfan Evlerinde aynı hizmetlerin
verilmesi söz konusu olabiliyor. Fakat nihayetinde Almanya dışındaki ülkelerin gündemlerine göre işlenen konuların farklılık arz etmesi
tabiidir. Ayrıca yerel dilin önemine binaen
Okuma Halkalarında okutulan eserler ve organize edilen seminerler ve panellerin farklı
olmasına dikkat etmekteyiz. Nitekim içinde
yaşadığımız toplumun sorunlarına güncel tartışmaları takip ederek vâkıf olabilir, bu sayede
çözüm üretebiliriz.
Seminer yada sempozyum düzenlerken konu
ve konukları nelere göre belirliyorsunuz?
Şimdiye dek seminer ve sempozyumları
düzenlerken belirlemiş olduğumuz konu ve
konuklar genelde akademi, siyaset ve medyada gündemde olan ve Avrupa’da yaşayan
Müslümanların günümüzdeki sorunlarını ilgilendiren meselelere göre şekillenmiştir. 2008
yılında “Kavramların Kargaşası, Kargaşanın
Kavramları”, 2010 yılında “Değişim Sürecinde
Anlam Kaymaları, Eski ve Yeni Kimlikler” ve
2012 yılında “Eleştiri ve Uyum Kıskacında Müslümanlar” başlıklı sempozyumlarda bu mezkur
meselerin irdelenmesi, sorgulanması ve idrak
edilmesi amacıyla farklı ülkelerden çok sayıda düşünür ve akademisyen davet edilmiştir.
Üniversiteliler seminerleri ve UNIYES’lerde
işlenilen konular ve davet edilen konuklar da
aynı şekilde Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerden Almanya’daki Müslümanların devlet
anlaşmasına kadar güncel, Stephansdom’dan
Süleymaniye’ye kadar tarihî, Necip Fazıl’dan
Aliya İzzetbegoviç’e kadar tarihe iz bırakmış
şahsiyetleri anan, Ehl-i sünnet akaidinden felsefe bilim tarihine kadar ilmî meselelerin ekseninde belirlenmektedir.
18  |
Mercek Altında
Sizce Avrupa’da yaşayan Müslüman gençlerin en büyük eksikliği nedir? Bunu gidermek için neler yapıyorsunuz?
Bizce bu gençlerin en büyük eksikliği
Müslümanca inanma, düşünme ve yaşamadaki eksikliğidir. Bilhassa İslami olmayan
düşünce ve yaşam tarzını farkında olarak
veya olmayarak üzerinde taşıyan, toplumun
içinde bu kurgu kimliğiyle varlığını yalnız
Müslüman adıyla sürdürmeye çalışan gençler söz konusu. Bu durumu gidermek için
Müslüman’ın varoluş gayesini, dilini ve yaşantısını hatırlatacak, sorumluluk bilincini
aktaracak çalışmalar yapmaktayız.
Avrupa’da Müslümanların azınlık olarak
bulunduğu bir bölgede Müslüman üniver-
camia | 25 Nisan 2014
siteli olmak bir dezavantaj mı sizce?
Azınlıklara karşı yürütülen devlet politikaları ve ön yargılardan dolayı Müslüman
üniversitelilerin dezavantajda olduğunu
söylememiz mümkündür. Ancak Müslüman
üniversiteliler olarak nerede olduğumuzu,
nasıl bir zamanda yaşadığımızı, özellikle sorumluluğumuzun ne olduğunun bilincine
vardığımız vakit çok kültürlü toplumlarda
yaşamanın bir dezavantaj değil önemli bir
fırsat olduğunu göreceğimizi ifade etmek
istiyorum.
Müslüman bir gencin vizyonu ne olmalı?
Müslüman bir gencin vizyonu basit meselelerle uğraşıp günü kurtarmaya çalışmak
ve alternatifler getirip içinde bulunduğu
zamanın paradigmasını beslemekten başka sonucu olmayan işler yapmak olmamalı.
Müslüman genç büyük düşünüp bu paradigmaya karşı söz söylemeli, iddiasını ve teklifini ortaya koymalıdır. Bu da ancak genç yaşta
ilmi hayatının merkezine alarak mümkün
olacaktır. Müslüman genç iki soruya cevap
vermek zorundadır: “Ben Kimim?” ve “Nereye gidiyorum?” Bu sorulara zamanı ve mekânı göz önünde bulundurarak cevap verdiği
takdirde Avrupa’daki vizyonu, binaenaleyh
sorumlulukları belirginleşmiş olacaktır.
Son olarak okuyucularımıza nasıl seslenmek istersiniz?
IGMG içerisinde cami cemaatinden bölge idaresindeki görevlilere kadar, ana sı-
nıfında ders veren eğitimciden genç kız ve
erkeklere sohbet veren hocalara kadar tüm
okuyucularınıza seslenişimiz şudur: IGMG
Üniversiteliler Başkanlığı olarak diyoruz ki,
bizim meselemiz sadece üniversite okuyup,
bilimsel çalışmalara katkı sağlayarak başarılı birer akademisyen veya iş adamı olmak,
siyasete veya sivil toplum kuruluşlarına atılıp söz sahibi olmak değil. Mesele eğer genç
kardeşlerimiz üniversite okuyorlarsa onlara
iktisatçi değil, iktisadı Müslümanca sorgulayan; siyasetçi değil, siyaseti Müslümanca
sorgulayan; ilahiyatçı değil, ilahiyatı Müslümanca sorgulayan ve zamanı geldiğinde
uygulayan bir Müslüman olma bilincini vermektir.
Faaliyet ve hizmet alanları
IGMG GT Üniversiteliler Başkanlığı;
Müslüman gençlerin, zamanı ve şartları iyi
okuyup anlayarak, İslami değerler ışığında
yeni fikirler üretip alternatifler sunabilecek
konumda ve yeterlilikte olması gerekliliği bilinci ile hareket eder. Başkanlık bu bağlamda; toplumun dikkatini hikmet alanlarına
çekmeyi, insanı tekrar varlık muhasebesine
sevkedecek manevi dinamikleri harekete geçirmeyi ve hikmete mazhar olmak için yola
çıkan genç talebelere yol göstermeyi vazife
olarak addetmekte, bu doğrultuda faaliyetler
gerçekleştirmektedir.
IGMG Gençlik Teşkilatına bağlı olarak faaliyetlerini yürüten Üniversiteliler Başkanlığına şimdiye dek Abdullah Gencer, Mehmet
Gedik, Ali Kızılkaya, Bahattin Budak, Celal
Tüter ve Taner Doğan başkanlık etmişlerdir.
Çalışmalarını 25 kişiden oluşan bir komisyon yönetiminde gerçekleştiren Üniversiteliler Başkanlığı, Teşkilatlanma, Eğitim, Tanıtma ve Yurt ve Burs Birimleri ile,
34 bölgede 250 idareci ile lise eğitimlerini
tamamlamalarından itibaren gençlerin yanında olmaktadır. 3.500’ü bulan üye sayısı
ile Üniversiteliler Başkanlığı, hizmetleriyle
4.000’den fazla üniversiteliye ulaşır.
Atölye Çalışması
Proje yoğunlaştırılmış bir ilmî terbiye
programıdır. Doktora yapmayı hedefleyen
talebelerden seçilen kitle bilhassa İslami
ilimler, tarih, felsefe, edebiyat, siyaset, sosyoloji, psikoloji ve iktisat gibi bir çok alan ile
ilgili eğitim görerek ufuklarını zenginleştirirler.
Anma Günleri’nden
Üniversiteliler Başkanlar Toplantısı
Danışmanlık Hizmeti
Danışmanlık hizmeti, geleceğin üniversitelilerinin sorunlarını dinlemek ve üniversite
kurumuna attıkları ilk adımda kendilerine
yardımcı olmak üzere oluşturulmuş bir çalışmadır. Bu şekilde üniversiteliler, aynı yolu
izlemeye talip olanlara okumak istedikleri
bölüm veya üniversite hakkında bilgi vererek
sağlıklı yönlendirmelerde bulunur.
Evliya Çelebi Dil Kursları
Evliya Çelebi Dil Kursları farklı dilleri
yurtdışında öğrenme imkânı sunar. Mezkur
dillerin konuşulduğu şehirlerde düzenlenen
kurslar bu şekilde dil öğrenimini, o dilin konuşulduğu şehre nüfuz ederek, farklı geleneklerin izini sürmeyi hedefler. Bu doğrultuda dil
eğitiminin yanı sıra ziyaret edilen beldelerin
tarih, siyaset ve kültürüne dair seminerler de
Evliya Çelebi Dil Kurslarının müfredatında
yer alır. Geçen yıl Mısır’da Kahire’de (Arapça),
İngiltere’de Londra ve Brighton’da (İngilizce)
ve Fransa’da Strazburg’da (Fransızca) gerçekleştirilen kursların önümüzdeki dönem
ayrıca Almanya (Almanca), Ürdün (Arapça),
İspanya (İspanyolca) ve Güney Afrika’da (İngilizce) gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.
Yatılı Eğitim Semineri
Avrupa’nın farklı bölgelerinde düzenlenen bu seminerler, yine Avrupa’nın farklı
bölgelerinden bir araya toplanan talebelerin
birbirleriyle tanışıp kaynaşmalarını sağlayarak, konu hakkında etraflıca mülahazada bulunma imkânını beraberinde getirir.
Sempozyum ve paneller
Sempozyum ve panel organizeleriyle
UNIDAY 2011
gençlerin fikir dünyasının derinleşmesine
katkıda bulunulur. Yeni ve farklı düşüncelere yer verebilme adına organize edilen programlara katılan akademisyenler, kendi ülke
ve alanlarında ses getiren ve uzman olan
isimlerden seçilir.
UNIDAY
UNIDAY ismi altında icra edilen “Üniversiteliler Günü” dünyanın farklı ülkelerinde
eğitim gören kitlemizin en geniş şekliyle biraraya geldiği etkinliklerimizdendir. Kadim
geçmişle kurulan bağ ile sağlıklı bir gelecek
inşası sağlanacağından dolayı bu program
önemli bir köprü vazifesi oluşturarak gençleri rol-model olabilecek şahsiyetlerle buluşturur.
STUDYDAY
STUDYDAY ismi altında gerçekleştirilen
danışmanlık fuarıyla hangi dalı, hangi üniversitede okumanın faydalı olacağını öğrenme imkânına sahip olan üniversite adayları
gençlere bilgi edinme imkânı sunulur.
Okuma Halkaları
Hakikat kaynağı üzerinde tefekkür etmeye sevk eden kitap arşivi ile bölge ve şubelerdeki lise ve üniversite okuyan gençler
mütemadiyen bir okuma-düşünme süreci ile
desteklenmektedirler. Böylelikle yazdıkları
eserler ile idrak ve şuur yollarını açık tutan
yazar, âlim ve şairlerin eserleri okunarak, birlikte konular etrafında tartışılıp değerlendir-
meler yapılmaktadır. Okuma Halkaları’nda
ilim taliplerinin ortak bir tezekkür ve tefekkür ruhunun dirileceği ümit edilmektedir.
ADABI
ADABI ismi altında gerçekleşen lise mezuniyet programı liseyi tamamlayan gençlerin ödüllendirildiği bir programdır. Bu
programda aynı zamanda gençler üniversite
okumaya motive edilerek, kendilerine üniversite eğitimi hakkında yönlendirilmelerde
bulunulur.
İrfan Evleri
İrfan Evleri, ailelerinden uzak şehirlerde
üniversite tahsili gören öğrencilere manevi
ve güvenli bir ortamda eğitimlerini sürdürebilmeleri için özel bir imkân sunmaktadır.
İrfan Evleri’nde sohbetler ve cemaat ile icra
edilen ibadetler, kalbin arındırılmasına vesile
olurken, farklı alanlarda yapılan okuma faaliyetleriyle talebelerin düşünce dünyalarına
hitap edilmektedir.
Kültür Gezileri
Üniversitelilerin özellikle kişilik gelişimini olumlu anlamda etkileyecek yerleri görmeleri ve bunlar üzerine düşünmeleri amacıyla, farklı şehir ve mekânlara yönelik geziler
düzenlenir.
Anma Günleri
Tarihte iz bırakmış ve üniversitelilerin örnek alabileceği şahsiyetlerin tanıtıldığı programlardır.
Gençlik
camia | 25 Nisan 2014
| 19
SCHWABEN
AVUSTURYA-LINZ
Üniversiteye giden yol
“Bana Gülüşünü Göster!”
IGMG Schwaben Bölgesi Üniversiteliler Birimi tarafından Günzburg şubesinde
“Müslüman ve Akademisyen – Üniversiteye Giden Yolum” adı altında (Muslim &
Akademiker – Mein Weg zum Studium) bir program düzenlendi. Yusuf Asan
ALİF (Avusturya Linz İslam Federasyonu) Kadınlar Gençlik Teşkilatı, çok özel bir kısa
film yarışması faaliyetiyle dikkatleri üzerine çekti. Edanur Aktan
Bölge GT Üniversiteliler Başkanlığı öncülüğünde, üniversite adaylarına rehberlik
yapmak amacıyla gerçekleştiren “Üniversite’ye Giden Yolum” adlı program 56 gencin
katılımı ile gerçekleştirildi. Programda Bölge
Gençlik Teşkilatı Başkanı Haluk Ünlütürk bir
selamlama konuşması yaptı. Ünlütürk, gençlere çeşitli örnekler sunarak yol gösterdi.
Gençlerin ve lise son sınıf ögrencilerinin
genellikle yakındığı “ne okuyacağımı bilmiyorum” meselesine çözümler bulunması
amacını güden bu programda şahsiyetleri
analiz eden, potansiyel ve zaafları ortaya çı-
karmayı amaçlayan workshoplar düzenlendi.
Ardından Hasene Derneği Başkanı Mesud
Gülbahar, bir konuşma yaptı. Konuşmasında
üniversiteye giden yolu tarif eden Gülbahar,
bir Müslüman gencin neden okuması gerektiğini anlatarak hepimizin üzerine düşen sorumluluklardan bahsetti. Gülbahar, okumanın hepimiz üzerine farz olduğunu belirterek
kadın erkek demeden herkesin ilim tahsil
etme yolunda olması gerektiğini vurguladı.
Katılımcılar, program sonunda üniversite
okuyan veya akademisyen olan danışmanlarla sohbet etme imkânı buldular.
ALİF’e bağlı şubeler, en anlamlı kısa filmi çekebilmek adına birbirleriyle yarıştılar.
Şubeler arası düzenlenen yarışmada her
katılımcı, hazırlamış olduğu yardım paketlerini sokakta yaşayan zor durumdaki
insanlara verdiler ve bunu kameraya aldılar. “Bana Gülüşünü Göster” sloganı çerçevesinde herkesin elde ettiği görüntülerden
en iyi kısa filmi yapmak için uğraştığı yarışmada ortaya oldukça güzel çalışmalar çıktı.
Amacı, dinimize karşı var olan ön yargıların bertaraf edilmesi ve bu bağlamda
hayırlı bir çalışmaya imza atılması olarak
belirlenen ve yedi şubenin katılım sağladığı yarışmanın ödül töreni, Kur’ân-ı Kerîm
tilaveti ile başladı. ALİF Kadınlar Gençlik
Teşkilatı Başkanı Hatice Başer’in selamlama konuşmasının ardından programa ilahiler ile devam edildi.
Dereceye girenlerin açıklanması kısmında ise nefesler tutuldu. Yapılan değerlendirmelere göre birinciliği Wels Şubesi,
İkinciliği Attnang-Puchheim, üçüncülüğü
ise Vorchdorf kazandı. Birincilik ödülü olarak kamera verilirken, ikincilik ve üçüncülük ödülleri ise para olarak takdim edildi.
RNS&HESSEN
Çanakkale’yi unutmadık
Çanakkale’de yitirdiğimiz şehitlerimizi her yıl olduğu gibi bu yıl da coşkuyla andık.
Müberra
Oldukça yoğun ilgi gösterilen programlarda duygu yüklü anlar yaşandı.
Şimşek, Yasin Tural
Düşünce seyre düşünce...
Ebrahim Rasool
Prof. Dr. Feridun Yılmaz
İncesaz
Minyatür Sergisi
26.04.2014
Stadthalle Bielefeld
igmgstudents | [email protected] | uniday.org
Rhein Neckar Saar (RNS)
Mannheim Fatih Camii Kadınlar Gençlik Teşkilatı (KGT) tarafından düzenlenen
“Çanakkale 2014” adlı program Mannheim ve çevresinden gelen genç hanımların
katılımıyla icra edildi. Program, RNS Bölge Ezan Okuma Birincisi Hüseyin Yazır’ın
okuduğu Kur’ân-ı Kerîm ile başladı.
Mannheim Şube KGT Başkanı Müberra
Şimşek bir konuşma yaparak, tarihimizi iyi
bilip onun çizmiş olduğu ufuklar doğrultusunda yarınlarımızı kurmamız gerektiğine
vurgu yaptıktan sonra katılımcılara ve mesai arkadaşlarına teşekkür etti.
Programa misafir hatip olarak davet
edilen Dr. Yusuf Işık ise önce Çanakkale’de
olan bitenin tarihî seyrini aktardıktan sonra bu mücadelenin verilme sebeplerinin
altını çizdi. Bu değerlere sahip çıkarak ahlaklı ve bilinçli bir gençlik yetiştirilmesinin
önemine işaret eden Işık, aksi takdirde yapılan fedakârlıkların amaçlarına ters düşüleceğini ve bunun o büyük medeniyetin
varislerine yakışmayacak bir leke olacağını
ifade etti.
Çanakkale için yazılmış ağıtların seslendirildiği ve sinevizyonların gösterildiği
programdaki duygu birikimi, bir Çanakkale şehidinin şehadet haberinin annesi ve
eşine ulaştırılmasını konu edinen bir piyes
ile doruğa ulaştı. İzleyenleri gözyaşları içerisinde bırakan piyes, ne büyük fedakârlıkların yapıldığını ve ne kadar büyük cefalara
katlanıldığını gözler önüne serdi.
Program, büyük dedesi de bir Çanakkale şehidi olan sunucu Büşra Yılmaz’a
Çanakkale şehitlerine karşı duyulan vefa
hislerinin bir göstergesi olarak verilen bir
plaket ile son buldu.
Hessen
Limburg Fatih Camii, Çanakkale şehitlerini andı. Program, Şube Gençlik Teşkilatı Başkanı Osman Kutlucan tarafından
okunan açılış Kur’ân-ı Kerîm’i ile başladı.
Limburg Şube Başkanı Sinan Çetinkaya’nın yapmış olduğu selamlama konuşmasının ardından Şube Gençlik Teşkilatı
şiirlerle bir sunum yaptı. Coşkuyla devam
eden programda Bölge Başkanı Bilal Kaçmaz, şehit olan gençlerin yaşlarına vurgu
yaparak anne ve babaların görevlerine değindi.
Programa kız çocuk öğrencilerin şiirleri
ve ezgileri renk kattı. Resul Aslan’ın ilahileri ile başlayan ikinci bölümde Sebahattin
Uçar, katılımcılara Çanakkale’yi akıcı bir
üslupla anlattı. Program, DİTİB’de görevli
imam-hatip Recep Eren’in yapmış olduğu
kapanış konuşması ve dua ile son buldu.
20  |
Gençlik
camia | 25 Nisan 2014
DÜSSELDORF
BELÇİKA
Üniversitelilerden liselilere Üniversitelilerden Meslek
rehberlik programı
Bilgilendirme Günü
Düsseldorf Bölgesi GT Üniversiteliler Başkanlığı (Avicenna-Akademikerbund e.V.),
üniversite eğitimine başlamaya hazırlanan gençlere yönelik bir rehberlik programı
düzenledi. Uğur Yaşar
Üniversite öncesi dönemde bulunan
öğrencileri bilgilendirmek, Avicenna-Akademikerbund e.V.’yi tanıtmak ve yeni üyeler kazanmak maksadıyla Duisburg Essen
Üniversitesi Duisburg Kampüsü’nde gerçekleştirilen programa üniversite adayları
yoğun ilgi gösterdi. Program kapsamında
üniversite adaylarına bölümlerinden yeni
mezun olan abileri tarafından seminerler
verildi. Yaklaşık 200 kişilik katılımın sağlandığı programda katılımcılar öğrenmek
istedikleri meseleler hakkında çeşitli sorular sorarak üniversite eğitiminde dikkat
edilmesi gereken hususlar hakkında bilgi
edindiler. Adayların üniversite yaşamları
boyunca karşılaşacakları bireysel, sosyal ve
akademik durumlar hakkında tecrübelerin
paylaşıldığı programda çeşitli akademik
dallar hakkında sunumlar yapıldı.
Avicenna-Akademikerbund e.V. yetkilileri, büyük İslam âlimi İbn-i Sînâ’nın adının
Latince karşılığı olan Avicenna’yı kendilerine isim olarak seçtiklerini; bu bağlamda
uluslararası vizyonu, dünya vatandaşı olma
motivasyonu ile modern imkânları en iyi
şekilde sentezleyerek genç nesillere yol
göstermek adına bu tür faaliyetlerine devam edeceklerini belirttiler. Programa katılan gençlere bu derneğe üye olarak çalışmalarda pay sahibi olabileceklerini ifade eden
yetkililer, kayıt formunu doldurarak facebook sayfasına ya da [email protected]
adresine mail yoluyla ulaştırmak suretiyle
derneğe üye olunabileceğini belirttiler.
Belçika İslam Federasyonu (BİF) Kadınlar Gençlik Teşkilatı (KGT) Üniversiteliler
Başkanlığının öncülüğünde verimli bir Meslek Bilgilendirme Günü (Studyday’14)
gerçekleştirildi. Haber & Foto: Nur Sultan Alkış
La Vertu İslam okulunda liseli gençleri yüksek öğrenime teşvik etmek ve daha
isabetli seçimler yapabilmelerini sağlamak
hedefiyle BİF KGT tarafından düzenlenen
Meslek Bilgilendirme Günü, KGT Üniversiteliler Başkanı Fatma Say’ın açılış konuşmasıyla başladı. Studyday’14’ün ilk bölümünde
birimlerde görev yapanlar sırayla okudukları
bölümlerden bahsettiler. “Bölüm içeriğinin
açıklaması”, “gereken ilgi alanları”, “meslek
imkânları” ve “kişisel seçim nedeni” adlı başlıklar altında 4 ana soruya cevap verilerek 14
başarılı sunum gerçekleştirildi.
İkinci bölümde ise gençler okumak istedikleri bölümlerde okumuş olan abi ve abla-
Evl İ ya Çeleb İ
D İ l Kursları
2014
Lisandan insana, ademden âleme…
Amman, Ürdün
Arapça
Genç Quiz
Oğluna “yürüyüşünde tabii olmayı
ve sesini alçaltmayı” tavsiye eden
peygamber hangisidir?
Bu sorunun cevabını “Hayatın İçinden” bölümümüzde bul, telefon ve adres bilgilerinle
birlikte 25 Nisan – 2 Mayıs tarihleri arasında
[email protected] adresine gönder! Kura sonucu
Gençlik Teşkilatından sürpriz hediyeler kazan!
ları ile tanışma imkânı bulup onlardan bilgi
aldılar. Ayrıca yüksek öğrenimle alakalı kaygıları olan ve yönlendirilmeye ihtiyaç duyanlar
için genel bilgilendirme standı oluşturuldu
ve bir sosyal danışman eşliğinde katılımcıların soruları cevaplandırıldı. BİFStudents Başkanı Ömer Sıkıer’in yapmış olduğu kapanış
konuşmasının ardından, geçen sene mezun
olmuş olan Emre Kahriman’a hediye takdim
edildi.
Programda, eğitimde başarının ancak gayret, istek ve tevekkül ile gerçekleşebileceğinden bahsedilirken, ileride icra edilecek olan
mesleklerde asıl ve tek amacın Allah rızası olduğunu unutmamamız gerektiği vurgulandı.
1000 € *
01.08. - 30.08.2014
Kahire, Mısır
Arapça
800 € *
19.06. - 30.07.2014
Brighton, İngiltere 1300 € *
Londra, İngiltere 1500 € *
İngilizce
I. 20.07. - 16.08.2014
II. 17.08. - 13.09.2014
15-25 yaş arası gençler!
Johannesburg, Güney Afrika
İngilizce
600 € *
17.08. - 14.09.2014
Granada, İspanya
İspanyolca
1000 € *
20.07. - 16.08.2014
Strasbourg, Fransa 1200 € *
Fransızca
I. 13.07. - 08.08.2014
Genç Quiz talihlileri
11 Nisan sayısında yayımlanan quiz sorumuzu doğru yanıtlayan talihliler
arasından bizden hediye kazananlar:
II. 10.08. - 05.09.2014
Münster, Almanya
Almanca
800 € *
03.08. - 30.08.2014
Almanya Bielefeld’den, Cihad Kefeli
*Fiyatlara konaklama ve dil kursu ücreti dâhildir. Katılımcılar ulaşım, vize ve yeme/içme masraflarından kendileri sorumludur.
Fiyatlar kursun kalitesine ve haftalık saatine göre değişmektedir. Daha fazla bilgi için web sitemizi ziyaret ediniz. Son kayıt tarihi: 31.05.2014
Almanya Baunatal’dan, Murat Öztürk
Bu organizasyonlar,
IGMG Hadsch-Umra Reisen GmbH
aracılığı ile gerçekleştirilecektir.
igmghacumre.com/evliyacelebi |[email protected]
GENÇLİK
ÜNİVERSİTELİLER
Hasene
camia | 25 Nisan 2014
OSMANİYE
BULGARİSTAN
“Mülteci kardeşlerimiz
sizlere müteşekkir.”
Mazlumlara gıda yardımı
Hasene Derneği Bulgaristan’da bulunan Suriyeli mültecilere gıda yardımında bulundu. Yardımların dağıtımına IGMG Kadınlar Teşkilatından da yetkililer iştirak etti.
Hasene Derneği Osmaniye’ye bağlı Toprakkale ilçesinde kamp dışında yaşayan Suriyeli mültecilere yaklaşık 29.5 tonluk kuru gıda yardımı yaptı. Her biri 21 kilo gelen
1.400 çuval yardım Toprakkale Kaymakamlığı’nın yönlendirmesiyle ihtiyaç sahibi
mültecilere ulaştırıldı. Murat Kubat
Hasene Derneği, mazlum ve mağdurlara
yönelik yardım faaliyetlerine Osmaniye’de
kamp dışında yaşayan Suriyeli mültecilere
tonlarca gıda yardımı yaparak devam etti.Dağıtımları Hasene Türkiye Şubesi Başkanı İbrahim Kırak ve yardımcısı Ömer Söyleyenoğlu yürüttü. “Buradaki insanların mağduriyet
içerisinde oldukları çok açık” diye konuşan
Kırak şöyle devam etti: “Buradaki insanlara yardımlarımızın devam etmesi gerekiyor.
2014 Kumanya Kampanyası bağlamında buralara tekrar gelip kumanya dağıtımı yapmayı planlıyoruz.”
Hasene Derneği’nin Suriyeli mültecilere
yaptığı yardımın en güzel şekilde değerlen-
dirildiğini söyleyen Osmaniye’nin Toprakkale ilçesi Kaymakamı Murat Uzunparmak,
yardımların mülteciler için çok önemli olduğunu vurgulayarak Suriyeli mazlumlar
adına Hasene’ye teşekkür etti. Uzunparmak
çalışmalarla alakalı şunları söyledi: “Gerek
kurban gerekse de kumanya yardımlarına
şahit olduğumuz Hasene Derneği, yardımlarını sürdürmeye devam ediyor. Osmaniye
merkez ve Toprakkale ilçesinde kamp dışında kalan Suriyelilere gıda yardımı yapıldı.
Kayıtlara göre kamp dışında yaşayan Suriyeli
mülteci aile sayısı 1.780’dir. Sayı olarak ise 10
binden fazla kişiden söz ediliyor. Toprakkale
küçük bir ilçe. Buradaki halkın yardım etme
kapasitesi sınırlı. Bu bağlamda Hasene’nin
yardımlarının önemi daha da büyük. Hasene
Derneği’nin ve Avrupa’daki insanlarımızın
yardımlarının devam etmesi, Suriyeli kardeşlerimizden yardımlarını esirgememeleri duyarlılıklarının bir yansımasıdır. Bu yardımların devam etmesinin diliyorum. Her yardım
kampanyasında ülkelerini ve kardeşlerini
unutmayan başta Hasene Derneği yöneticileri ve çalışanları olmak üzere Avrupa’da yaşayan tüm kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Tüm gönüllülerinin, bağış yapanların ve
tüm yöneticilerin gönüllerde olduğunu ifade
etmeliyim. Allah yardımlarınızı kabul etsin.”
Murat Kubat
Suriye’de üç yılı aşkın süredir devam eden
iç savaş milyonlarca insanı yerinden etti.
Türkiye, Lübnan, Ürdün, Mısır ve Irak’a yerleşen milyonlarca Suriyeli mültecinin yanı
sıra sayıları 5 – 6 bini bulan Suriyeli mülteci de Bulgaristan’da 3 ayrı kampta zor şartlar
altında yaşamlarını sürdürüyor. Hasene Derneği Bulgaristan’da bulunan Suriyeli mültecilere içerisinde 3 paket makarna, bir paket
pirinç, 2 litre sıvı yağ, 2 kavanoz çilek reçeli,
1 paket toz şeker, 1 paket undan oluşan her
biri 7 kiloluk 200 gıda paketi dağıttı. Dağıtımlar başkent Sofya’da, şehir merkezine 4 – 5
km mesafe uzaklıkta yer alan Voenna Rampa
Kampı’nda gerçekleştirildi. Gıda dağıtımına katılan IGMG Kadınlar Teşkilatı Başkanı
Hatice Şahin “Kampa girme konusunda başlangıçta izin alamasak da hanım olmamız hasebi ile daha sonra izin verildi.” diye konuştu. Şahin mültecilerin kaldığı ortamı ise şu
şekilde tasvir etti: “Eski bir okul binası kamp
olarak kullanılıyor. Yaşanılan ortamın hijyen
Vefat eden UKBA üyelerimiz
İsmi
Evsen Tutkun
Ahmet Özdemir
Sevim Yirtlaz
Havva Demirer
Mustafa Ördek
Kadri Ademi
| 21
Vefat tarihi
03.04.2014
03.04.2014
03.04.2014
07.04.2014
07.04.2014
14.04.2014
Bölge ve şubesi
Schwaben - Kempten
G.Bavyera - München Pasing
Württemberg - Wangen
Ruhr-A - Recklinghausen
G.Bavyera - Bruckmühl
Hamburg - Hamburg Merkez
Darul-bekâya irtihal eden merhum ve
merhumelere Allah’tan rahmet ve mağfiret,
sevenlerine ve yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ederiz.
açısından çok kötü durumda olduğunu ifade
etmeliyim. İnsanlar okul içerisinde duvarları
battaniyelerle oluşturulmuş odacıklarda kalıyorlar. Banyo yapacak imkânları dahi yok.”
“Suriyeli kadınlar bizleri görmekten ziyadesiyle memnun kaldı.” diye konuşan Şahin
kampta kalan kadınların dertlerini dinlediğini söyledi ve mülteci kadınların isteklerini şu
cümlelerle anlattı: “Ülkeye gelen mültecilere
çok da sıcak bakılmıyor. Yardım paketlerinin
bulunduğu deponun duvarları üzerine mültecileri rencide eden yazılar yazıldığına şahit
olduk. Yaşlı bir mülteciye Arapça “Nasılsın
anneciğim?” diye sorduğumuzda gözleri doldu. İslami usullere uygun kıyafet noktasında
sıkıntı çektiklerini ifade ettiler. Kendilerine
kıyafet yardımı yapıldığını ama tesettüre uygun kıyafetlerinin olmadığını söylediler.”
Kamptaki mülteci çocukların davranışlarının farklı olduğunu söyleyen Şahin, mülteci
çocuklara dair ise şunları dedi: “Yerlerinden
ve yurtlarından ayrılmak zorunda bırakılmış
bu insanlar ve çocukların gözlerinde umut
ışığının sönmediğini fark ettik. Çocukların
kamp alanında temizliğe önem vermeleri
dikkatimizi çeken diğer bir noktaydı. Çocuklar oldukça cana yakındı. Yanımızda götüdüğümüz şeker ve balonlardan daha fazla
almaları hususunda ısrar etmemize rağmen
sadece birer tane almaları dikkatimizi çekti.”
Sofya Başmüftülüğü Sosyal Hizmetler
Başkanlığı Suriyeli mülteciler için Hasene’nin yaptığı yardımdan dolayı teşekkür etti.
22  |
Hasene
camia | 25 Nisan 2014
KUMANYA KAMPANYASI
İhtiyaç sahiplerini unutma ve unutturma
Hasene Derneği 2014 Kumanya Kampanyası’nın hazırlıklarını hızla sürdürüyor. 1-20 Mayıs tarihleri arasında dördüncüsü düzenlenecek olan kampanya ile 30 bin kumanya bağışı
toplanarak, 30 farklı ülkede ve Türkiye’de 30 ilde dağıtılması hedefleniyor. Murat Kubat
Hasene Derneği 3 yıldır kumanya kampanyası düzenliyor. Bu sene gerçekleştirilecek kampanya, dördüncü kumanya kampanyası olacak. Dernek kampanyayı; gerek
ramazan ayı içerisinde gerekse de ramazan
ayından sonra mazlum ve mağdurlara ulaşma, onların yanında olunduğunu hissettirme ve gıda yardımında bulunma amacıyla
yürütüyor. Kampanya ile ayrıca insanlar üç
aylar olarak ifade edilen, manevi yoğunluğu
yüksek olan bu aylarda paylaşmaya teşvik
ediliyor, dünyanın farklı ülke ve bölgelerinde yaşayan mazlum ve mağdurlara, evlerinden ve yurtlarından çıkmak zorunda
bırakılmış mültecilere ulaşarak onlara bu
aylarda gıda yardımları ile destek çıkılması
planlanıyor.
2014 Kumanya Kampanyası hakkında
bilgi veren Hasene Başkanı Mesud Gülbahar kampanya sloganını “İhtiyaç sahiplerini
unutma ve unutturma” olarak belirlediklerini söyleyerek bundaki en önemli etkeni
şöyle açıkladı: “Dünyanın değişik coğrafyalarında değişik sıkıntıların olduğunu biliyoruz. Bu sıkıntıları medya gündeme taşıdığı
zaman gündemimizde daha çok yer alıyor.
Kısa bir süre sonra ise medyanın gündeminden düştüğünde bizlerin gündeminde de
fazla yer almıyor. Örneğin Pakistan’da sel felaketi olduğunda, Somali’yi kuraklık ve kıtlık etkilediğinde, Myanmar’da zulüm etkili
bir şekilde ilk ortaya çıktığında medyada ilk
haftalar yer alan sıkıntılar daha sonra gündemden düşüyor. Medyanın gündeminden
düşmesi sıkıntıların, dramların ve acıların
da bittiğini göstermiyor. Asıl yardımların
ondan sonra devam etmesi gerekiyor. Biz
‘ihtiyaç sahiplerini unutma ve unutturma’
sloganı ile medyanın gündeminden düşmüş
ama acıları devam eden mazlum ve mağdurları unutmamayı ve unutturmamayı amaçladık. Biz bu kampanyamız ile unutulmuşları hatırlamak ve unutulmamalarına katkı
sağlamak istedik. Bu seneki kampanyamızın
sloganında bu yönü ön plana çıkarmak istedik.”
30 ülkede, Türkiye’de 30 ilde 30 bin kumanya bağışı
Geçtiğimiz sene 25 ülke, 25 il ve 25 bin
kumanya bağışı toplamayı hedefleyen Hasene hedefini fazlasıyla aşmıştı. Bu sene ise
geçtiğimiz seneki hedeflerin üzerine 5 ülke,
5 il ve 5 bin kumanya bağışı daha konarak
hedef; 30 ülkede, Türkiye’de 30 ilde 30 bin
kumanya bağışının toplanarak dağıtılması
olarak belirlendi.
Kampanyada yardımların ulaştırılmasının planlandığı ülkeler içerisinde öne çıkanlar şu şekilde belirtiliyor: Suriye’de 3 yılı
aşkın süredir devam eden savaşın mağdur
ettiği mazlumlar, iç kargaşanın devam ettiği
Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki mazlumlar
ve buradan Kamerun ve Çad’a sığınmak zorunda kalmış Orta Afrikalı mülteciler, baskıların devam ettiği Myanmar’daki mazlum
halk, Somali’deki kamplarda kendilerine
uzanacak eli bekleyen ihtiyaç sahipleri, Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin yoğun olarak
bulunduğu Kırıkhan, Osmaniye gibi yerler,
Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova ve Karadağ gibi Balkan ülkeleri, geçtiğimiz sene
Haiyan tayfununun vurduğu Filipinler gibi
acıların ve sıkıntıların yaşandığı ülkeler.
Kampanyanın muhtevası hakkında da
bilgi veren Mesud Gülbahar şunları aktardı:
“Kampanya aracılığıyla her sene olduğu gibi
bu sene de on binlerce ihtiyaç sahibine içerisinde değişik gıda maddelerini ihtiva eden
kumanya paketleri dağıtmayı düşünüyoruz.
Bunun yanı sıra 9 Mayıs’ta Bosna Hersek’te
aşevimizin açılışını gerçekleştireceğiz. Burada günlük 500 kişiye verilecek sıcak yemek
de kumanya kampanyasının içerisinde yürüteceğimiz çalışmalar arasında yer alıyor.
Ramazan ayı içerisinde bu tür yardımların
ayrı bir güzelliğinin olacağını düşünüyorum. Yine Hasene Mobil Fırını’ndan çıkacak
günlük binlerce ekmek, ihtiyaç sahiplerinin
sofralarını ve gönüllerini ısıtacak. Ramazan
ayı içerisinde Hasene iftar çadırı kurarak,
ihtiyaç sahipleriyle, mültecilerle birlikte iftar yapmayı istiyoruz. Ve yine bu kampanya
aracılığıyla artık geleneksel hâle getirdiğimiz yetim buluşmaları olacak. Kumanya bağış bedelini ise her sene olduğu gibi bu sene
de 45 € olarak belirledik. Bağışçılarımız, 45
€’luk bir yardım ile bahsettiğim alanlara katkı sağlamış olacaklar.”
Yetimler de unutulmuyor
Hasene yetkilileri ismini “Yetim Buluşması” olarak belirledikleri buluşmalar eşliğinde dünyanın farklı coğrafyalarındaki
binlerce yetimle bir araya geliyor. Bu yetimler, yetim projesi bağlamında aylık düzenli olarak destek sağladığımız yetimlerden oluşuyor. 2014 Kumanya Kampanyası
kapsamında yetimlerin de unutulmayacağını belirten Hasene temsilcileri böylelikle,
Ramazan Bayramı’nda yetimlerle bir araya
gelerek ve onlara bayramlık elbiseler ve he-
diyeler alarak kendilerine bayramın sevincini ve mutluluğunu yaşatmak istediklerini
belirtiyorlar.
1 Mayıs ve 20 Mayıs tarihleri arasında
yürütülecek 2014 Kumanya Kampanyası
dağıtımları gerek ramazan ayı içerisinde gerekse ramazan ayı dışında da sürdürülecek.
Kampanyaya, organizenin bir an önce başlatılıp ramazan ayı girmeden gıda paketlerini
mazlum ve mağdurlara ulaştırması maksadıyla bu kadar erken başlandı. Yardımların
dağıtımı ise iki aşamalı olarak yapılacak.
Birinci aşamada 20 ülkede 20-27 Haziran
tarihleri arasında, ikinci aşamada ise geriye
kalan 10 ülkede 23 – 30 Temmuz tarihleri
arasında dağıtımlar yapılacak. Dağıtımların
iki aşamalı gerçekleştirilecek olmasının sebebi, ikinci aşamada yapılacak dağıtımlarda
10 ülkede Hasene yetimleriyle bayramda bir
araya gelmenin istenmesi. Hasene yetkilileri
bilhassa Hasene yetimlerinin yoğun olarak
bulunduğu ülkelerde onlarla bir araya gelerek yetimlere bayram sevincini yaşatmak
istiyor.
“Çalışmalarımızda en güçlü yanımız
gönüllü ve gözlemci ağımızdır. Avrupa’nın
değişik ülke ve bölgelerinden seçtiğimiz gönüllü gözlemciler aracılığı ile kampanyayı
gerçekleştiriyoruz. Değişik ülkelere gönderdiğimiz gözlemciler oralardaki partner kurumlarla birlikte dağıtım çalışmalarını gerçekleştiriyorlar.” diyen Mesud Gülbahar, bu
yılki kampanyanın 121 gözlemci nezaretinde
gerçekleştirileceği bilgisini verdi. Gülbahar,
“Kampanyalarımıza katılan gözlemcilerimizi seçerken idarecilik ve görev sorumluluğuna sahip, görev yapacağı ülkelerde daha
önce bulunmuş ya da o ülkeler hakkında
bilgi sahibi olan, ülkenin dilini konuşabilen,
Hasene’nin vizyon ve misyonunu taşıyabilecek ve yansıtabilecek özelliklere sahip kişiler
arasından seçiyoruz.” dedi.
“Katılım için acele edelim.”
“Hiçbirimiz akıbetimizin nasıl olacağını bilmiyoruz. Bugün veren konumunda
olan bizler, yarın alan konumuna düşebiliriz. Bu açıdan ihtiyaç sahiplerini düşünmek
ve onlarla empati yapmak durumundayız.
Dünyanın farklı coğrafyalarında değişik
sebeplerden ötürü muhtaç durumda olan
insanlar var.” diyerek konunun önemine
vurgu yapan Mesud Gülbahar, muhtaçların
unutulmaması ve unutturulmaması için
tüm hayırseverleri kampanyaya destek vermeye davet etti. Gülbahar, “Peygamberimiz
hayırlı işlerde acele etmeyi tavsiye etmiştir.
Kampanyaya katılmada geç kalmamalarını
tavsiye ediyorum. Şimdiden, bizlere yardımlarını emanet eden tüm hayırseverlerimize
teşekkür ediyorum. Allah bağışlarını ve yardımlarını kabul etsin.” dedi.
Bağışta bulunmak için irtibat bilgileri
Yardımseverler (+49) 2237 92942-0 telefon
numarası ile Hasene’ye ulaşabilirler. Ayrıca
kumanya kampanyasına www.hasene.org
sayfasını ziyaret ederek bilgi sahibi olabilirler ve ilgili hesap numaları aracılığı ile bağışlarını yapabilirler.
Yine www.facebook.com/haseneorg ve
www.twitter.com/haseneorg sayfalarından gerek haberleri aktüel bir şekilde takip
edebilir, gerekse de oradaki hesap bilgilerini
kullanarak kampanyaya katılabilirler.
Kültür ve Sanat
camia | 25 Nisan 2014
| 23
Kültürümüzde lale
Meltem Kural
İstanbul’un parkları ve meydanlarında
son senelerde nisan ayında bir başka heyecan
yaşanıyor. 2005’ten beri düzenlenen İstanbul
Lale Festivali dolayısıyla bu sene de Emirgan
Korusu, Taksim Meydanı, Hidiv Kasrı, Büyük
Çamlıca Korusu, Sultan Ahmet Meydanı ve
Gülhane gibi şehrin pek çok noktasında İstanbul ve İstanbullular yeniden rengârenk lalelerle buluştu. Festival kapsamında her sene
pek çok sanatçının katılımıyla lale temalı etkinlikler düzenleniyor.
Bugün insanımıza yavaş yavaş yeniden hatırlatılmaya ve benimsetilmeye çalışılan lale,
esasen geçmişten bugüne miras kalan mimari
yapılarımızdan, sanat eserlerimize kadar pek
çok alanda izlerine rastladığımız, medeniyetimizin derinliklerine işlemiş köklü bir geleneğin ürünüdür. Çok uzun süre ihmal edilerek
unutulmaya terk edilmiş bu geleneği tanımak
için lalenin geçmişimizdeki yerine ve bizim
için neden bu derece önemli bir anlam ifade
ettiğine bir göz atalım.
Lalenin kültür dünyamızdaki anlamı
Lale ana vatanı Orta Asya olduğuna inanılan ve Anadolu’ya da Türklerle birlikte o coğrafyadan getirilen, esasında kayalık, taşlı ve
kurak yerlerde yetişen yabani bir çiçektir. Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçuklularından
kalma sanat eserlerinde de rastlanan lale figürünün milattan önce 5. ve 6. yüzyıllarda da çeşitli eşyaların tezyinatında kullanıldığını gösteren tarihî bulgular mevcuttur. İstanbul’un
fethinden sonra şehir yeniden imar edilirken
bizzat Fatih Sultan Mehmet’in emriyle bahçelere laleler ekilmiştir. Kanuni devrinde geliştirilerek türleri arttırılan lale, asıl altın çağını
ise Lale Devri olarak bilinen Sultan III. Ahmet
döneminde yaşamıştır.
Bilhassa Osmanlı döneminde şehirleri gezinti yerleri, parklar ve bahçeler ile zenginleş-
Edebiyattan mimariye, ahşap ve
mermer işlemeciliğinden dokumacılığa, minyatürden mücevher
tasarımına kadar hayatın pek çok
alanında etkisi görülen lale, şiirlere, hikâyelere ve fermanlara konu
olmuş, kültürümüzde sadece bir
süsleme unsuru olmanın ötesinde
Türk İslam kültürünün önemli bir
göstergesi hâline gelmiştir
tirerek yaşanılan yerleri güzelleştirmek amacıyla ağaçlandırma ve çiçeklendirmeye büyük
önem verilmiş, bu mekânlar lale, gül, karanfil
ve zerrin gibi çiçeklerle süslenip renklendirilmiştir. Lale gerek görünümü gerekse kendisine yüklenilen ulvi manalarla diğer çiçeklerden
ayrı bir yere sahip olmuştur. Bu sebeplerden
biri lale kelimesinin ve Allah lafzının arapçada aynı harflerle yani elif, lam ve he harfleri
ile yazılıyor olması ve her ikisinin de rakamsal
değerinin ebced hesabına göre 66’ya tekabül
ediyor olmasıdır. Bu benzerlik “yaratıcının
yarattıklarında tecelli etmesi” olarak algılanarak laleye özel bir ilgi ve anlam atfedilmesine sebep olmuştur. Bir başka ilginç ayrıntı
da Osmanlı Devleti’nin amblemi olan hilalin
de aynı harflerle yazılıp rakamsal olarak aynı
sayıyı vermesidir. Lale kelimesinin Arapça
harflerle yazılışı (
) tersten okunduğunda
hilal (
) kelimesini vermektedir. Bu gibi
nedenlerle insanımız Allah, hilal ve lale kelimeleri arasında bir tür manevi rabıta olduğuna inanmışlar, lalezariler de bu üç kelimenin
yazılışında kullanılan harflerin hiçbirinde
nokta olmamasından hareketle lekeli laleleri
makbul saymamışlardır.
Osmanlı lalesi “Lâle-i Rumi” olarak da
adlandırılan farklı özelliklere sahip ve II. Selim devrinden itibaren devlet fermanı ile
imparatorluğun çeşitli yerlerinden getirilen
lale soğanlarından seçme ve melezleme yöntemiyle elde edilmiş özel bir türdü. Bununla
birlikte çiçek soğanlarına sadece saray değil
aynı zamanda bu çiçek ve bahçe kültürünü
benimsemiş İstanbul’un sakinleri de büyük
ilgi gösteriyor, bahçelerini süslemek için farklı türlerde çiçek ve laleler temin ediyorlardı.
İstanbulluların çiçeğe ve yeşile olan bu düşkünlüğü şehre yolu düşen yabancı misafirlerin de dikkatinden kaçmıyordu. Diplomatik
görevlerle 1833’te İstanbul’a gelen ve Türk
dostu olarak tanınan Fransız şair Lamartine (1790-1869) Türkleri doğaya ve göz
zevkine önem veren bir millet olarak
tasvir eder. Bir İngiliz ziyaretçi olan Miss
Julia Parabe ise İstabul’un bahçelerinde
şahit olduğu manzara karşısında “Keşke
Shakespeare, Romeo ve Juliet’in bahçe
sahnesini yazmadan önce Boğaziçi’ni görmüş olsa idi.” diyecektir.
Edebiyattan mimariye, ahşap ve
mermer işlemeciliğinden dokumacılığa, minyatürden mücevher
tasarımına kadar hayatın pek çok
alanında etkisi görülen lale, şiirlere, hikâyelere ve fermanlara konu
olmuş, kültürümüzde sadece bir süs-
leme unsuru olmanın ötesinde Türk İslam
kültürünün önemli bir göstergesi hâline gelmiştir. Yavuz Sultan Selim, III. Murat gibi sultanların kaftanlarında, ayakkabı ve çizmelerinde de tercih ettikleri bir motif olan laleye
özel bir muhabbet besleyen Kanunî’nin ise
iri kırmızı lale figürleriyle bezenmiş bir tören
kaftanı mevcuttur.
Klasik Türk şiirinde ise lale canlı kırmızı
renginden dolayı kan, şarap, yanak ve yara
şeklinden dolayı ise kadehe benzetilmiştir.
Aynı zamanda aslında yabani bir çiçek türü
olması itibarıyla utangaç ve çekingenliğin
sembolü olarak da kullanılmıştır.
Lale Devri
Osmanlı ve saray halkının laleye olan ilgisi III. Ahmet (1673-1736) döneminde zirve
noktasına ulaşmıştı. Bu dönem imzalanan
Pasarofça Anlaşması’yla başlayan barış ortamı Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın öncülüğünde başlatılan çeşitli imar ve
ıslahat faaliyetlerine sahne olmuştur. Bir lale
tutkunu olan sadrazam lale yetiştiriciliğini
teşvik edici uygulamalar ve müsabakalar yaptırmaktaydı. Tarihçiler tarafından daha sonra
Lale Devri olarak adlandırılan 1718-1730 arası
dönemde ticari bir ürün hâline gelen lalenin
nadide türleri çok yüksek fiyatlarla alınıp satılıyor, lalezari olarak bilinen lale yetiştiricileri
yeni türlerde lale yetiştirmek için birbirleriye
yarışıyorlardı. İskender Pala ünlü lale yetişticisi Hafız Çelebi’nin laleleri reklendirme yöntemi hakkında Katre-i Matem adlı romanında
şu ilginç hikâyeyi anlatıyor:
“Kimse bilmezdi ama Çelebi güz mevsimi
geldiğinde lale soğanlarını toprağa gömmeden evvel bu kaplumbağaları toplar iki gece
tahta kasalar içinde bekletir, bu sırada kasaların zeminine değişik renklerde toprak boya
yığar, boyaların arasına nane ve fesleğen unu
karıştırıp kaplumbağaların onunla beslenmesini sağlar, sonra onları boş kasalara alıp iki
gün aç bırakır ve bu sefer de önlerine yiyecek
olarak lale soğanları koyardı. Aç kaplumbağalar büyük bir iştahla lale soğanlarına saldırınca diş izlerini geçirdikleri dakikaya kadar hepsini izler, ardından onların ağızlarından çekip
alır ve önlerine başka soğanlar koyar, kaplumbağa salyası bulaşan soğanları bu sefer besili
koyunlardan aldığı kuyruk yağında bir gecede
bekletir ertesi gün toprağa gömerdi. Bu usulü
bulasıya kadar tam otuz yıl denemeler yapmış
ve nihayet istediği renkte lale elde etmeyi başarmıştı.”
Döneme ait günümüze ulaşan çiçek kültürü üzerine yazılmış mecmua ve şükufename kayıtlarında 16. ye 18. yüzyıllar arasında
İstanbul’da 2000 farklı türde lalenin yetiştirildiğini görüyoruz. Sadece bu sayı bile o dönem
laleye gösterilen ilginin boyutlarını anlatmak
için tek başına yeterli bir bilgi.
Avrupa’da lale çılgınlığı
Lalenin İstanbul’dan Avrupa’ya tam olarak hangi tarihte götürüldüğü bilinmemekle
birlikte, ilk olarak, Kanuni Sultan Süleyman
döneminde İstanbul’a gelen Avusturya Macaristan elçisi Busbecq tarafından Avrupa’ya
götürüldüğü sanılmaktadır. Busbecq ziyareti
sırasında İstanbul’da yol kenarlarında görüp
hayran kaldığı bu çiçeğin soğanlarını Hollanda Leiden Üniversitesi’nde çalışan Clusius
adında botanikçi bir arkadaşına göndermiştir.
Bu nedenle Clusius Hollanda’da lale endüstrisini kuran isim olarak bilinmektedir. Bununla
birlikte bazı kaynaklarda Avrupa’nın lale ile
tanışması 14. yüzyılda gerçekleşir.
Avrupalıların “sarık biçimindeki çiçek”
anlamına gelen “tulipe” adını verdikleri laleye duydukları ilgi 16. yüzyılda “tulpenmanie”
yani lale çılgınlığı derecesine ulaşmıştı. Nadir
bir lale soğanı için bütün servetini yatıranlar
olduğu gibi bu ilgiyi manipüle ederek lale borsasında spekülasyon yapmak suretiyle servet
edinme yolunu seçenler de az değildi. Bazı
tücarların işin iç yüzünü anlayıp yeni soğan
almayı reddederek ellerindekini yüksek fiyatlara satmaya başlaması “tulpenmanie”nin de
sonu oldu.
Lale’nin Avrupa’ya açılmasıyla birlikte
özellikle Hollanda’da melezleme yoluyla yeni
türler elde edilmiş ve lalecilik zamanla el değiştirerek Osmanlı’dan Hollanda’ya geçmiştir.
Lale bugün Hollanda’nın en büyük ihracat ve
tanıtım araçlarından biri olmakla birlikte, yel
değirmenleri ve tahta ayakkabılardan sonra
bilinen üçüncü kültürel simgesidir. Bu nedenle 2005 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından “Lale Evine Dönüyor” sloganıyla başlatılan kampanya kültür dünyamızda
böylesi önemli bir yeri olan fakat zaman içerisinde yitirdiğimiz bu değere ana vatanında
yeniden sahip çıkmak adına oldukça anlamlı
bir adım. Bu şekilde başlatılan süreçte devlet
eliyle desteklenen ve teşvik edilen Türkiyeli
lale yetiştiricilerinin bugün artık dünyanın
en büyük lale pazarlayıcısı olan Hollanda’ya
bile lale soğanı ihraç edecek duruma gelmesi Türkiye’nin lale üreticiliği alanında bu kadar kısa zamanda katetmiş olduğu mesafeyi
göstermesi bakımından oldukça anlamlı. Bu
anlamda Türkiye’nin tanıtım logosunda kullanılan kırmızı lale de bir tesadüf değil, bilakis
bu alanda yürütülen bilinçli bir “eve dönüş”
politikasının yansımasıdır.
flickr.com/koninklijkebibliotheek
24  |
Fotoğraflarla Faaliyetler
camia | 25 Nisan 2014
Freiburg Donau
Freiburg Donau Lauchringen Şubesi Kadınlar Teşkilatı Alman bayanlara
özel bir seminer düzenleyerek, konuklarını ramazan ayı hakkında bilgilendirdi. Kahvaltı eşliğinde yapılan seminerde ramazan ayının Müslümanlar için
taşıdığı önemi anlatan Yasemin Bozkurt, bayanların merak ettikleri diğer
hususlara da cevap verdi. Ramazan
ayında Müslümanların sadece oruç
tutmakla yetinmediğini bilakis bu ayda
paylaşmanın da çok önemli olduğunu
vurguladı.
Belçika
Belçika İslam Federasyonu (BİF)
Leopoldsburg ve Houthalen şubeleri
valiliklerin “Straat op net” (Çevre Temizliği) kampanyasına şubelerde eğitim gören talebeleriyle destek sağladılar.
Organizeye katılan şubelerin yetkilileri “Bu tür faaliyetler çocuklarımızın
çevre temizliği bilincinin pekişmesini
sağlamakta ve ‘Temizlik imandandır.’
hadisi istikametinde davranmalarına yardımcı olmaktadır.” diyerek bu
yönde yapılacak değişik aksiyonlara
yine katılacaklarını dile getirdiler.
Belçika
Bölge Kadınlar Teşkilatı, bölge ve
şube idarecileri ve üyelerinden oluşan yaklaşık 80 kişilik grup ile Hollanda’nın başkenti Amsterdam’a gezi
düzenledi. Gezinin ilk durağı Amsterdam’ın meşhur Bos ve Lommer
meydanları oldu. Katılımcılar buralarda şehrin ilk izlenimlerini edindikten sonra Kuzey Hollanda Bölgesine
ziyarette bulundular. Kuzey Hollanda
Kadınlar Teşkilatı yönetimi misafirle-
rini sıcak bir şekilde karşılayarak bölge binasını gezdirdi ve ikramlarda
bulundu. Gezinin devamında kadınlar bir saat süren bot turu ile rehber
eşliğinde şehri farklı açıdan keşfettiler. Turun akabinde daha önce kilise olan şu an ise Amsterdam’ın ilk
camii vasfını taşıyan Fatih Cami’nde
ikindi namazını ifa ettiler ve akabinde
Kuzey Hollanda Kadınlar Teşkilatına
uğrayarak oradan Amsterdam’a veda
ettiler.
Düsseldorf
Duisburg Rheinhausen Şubesi Kadınlar Teşkilatı (KT) bayanlara özel
sıra gecesi düzenledi. Ahmet Yahşi
Camii’ne destek amaçlı düzenlenen
sıra gecesinde sohbet, ilahi ve türküler eşliğinde ikram edilen çiğ köfte ve
geleneksel yemekler yendi. Şube KT
Tanıtma Başkanı Nuray Uyarer, yoğun
ilgi gören sıra gecesini her ay bir kere
düzenleyeceklerini bildirdi.
Freiburg
Hollanda
Utrecht Mescid-i Aksa Cami’nin tertiplediği “Önden Gidenler” programı,
kadın ve erkek cemaatin yoğun ilgisine mazhar oldu. Cami İmamı Ali Kartal, ahirete intikal etmiş olan bütün
liderlere ve İslam âlimlerine, Allah’tan
rahmet diledi. Utrecht İslam Kültür
Merkezi yetkililerinin, Hollanda Diyanet Vakfı (HDV) Utrecht Ulu Camii ve
Eyüp Sultan Camii görevlilerinin, Avrupa Parlementosu adayı Adnan Tekin’in de hazır bulunduğu programın
ilk konuşmacısı IGMG Kuzey Hollanda
Bölge Başkanı Oktay Dalmaz idi.
“Cenâb-ı Hak geçmişine sadık bir şekilde geleceğine emin adımlarla yürümeyi hepimize nasip eylesin.” diyen
Dalmaz, çeşitli şube ve bölgelerde düzenlenen Önden Gidenler programları
sayesinde geçmişlerin rahmetle yâd
edildiğini belirtti. IGMG İrşad Başkan
Yardımcısı Zeki Şeker’in konuşmasından sonra, dünyadaki tüm Müslümanlar için dua edildi.
Lörrach ve çevresine hizmet veren
Fatih Camii iki günlük bir kermes düzenledi. Kermeste yöresel yemekler,
tatlılar ve içecekler sunuldu. Yoğun
ilgi gören kermes, komşu cemiyetler ve Freiburg Bölgesinin iştirakı ile
daha da şenlendi. Şube Başkanı Hikmet Sucu, kermesi düzenleme amaçlarının yeni satın alınan yere katkı
sağlamak ve insanların kaynaşmasına imkân sunmak olduğunu söyledi.
Württemberg
Württemberg
Esslingen Fatih Camii’nde haftalık ev
sohbetleri vesilesiyle birinci ve ikinci
nesil bir araya geldi. Fatih Camii’nin
yöneticilerinden olan İdris Satsu’nun
ev sahipliği yaptığı bu anlamlı sohbet
te eski günler yâd edildi. Yaşlıların
tecrübelerinden faydalanma maksadı
da taşıyan buluşma Esslingen imam
hatibinin sohbetiyle başlayıp ev sahibinin ikramıyla son buldu.
Württemberg Bölgesi Kardeş Cemiyet Programı kapsamında Aalen Fatih
Camii, Pleidelsheim Şubesine iade-i
ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretlerin ilkini geçen sene Pleidelsheim Şubesi
başlatmıştı. Aalen Şubesi, tüm idareci kadrosu ve ailelerinden oluşan 50
kişilik heyetle otobüs kiralayarak Pleidelsheim’a ulaştı. Aalen Fatih Camii
Başkanı Mustafa Demirtaş ve beraberindekileri Pleidelsheim’da Şube Başkanı İsmail Cüman ve şube yönetim
kurulu üyeleri karşıladı. Ardından
programa geçildi. Şube başkanlarının selamlama konuşmalarının ardından rakamlarla Pleidelsheim’ın ve
Aalen şubelerinin profilleri tanıtıldı,
geçmiş hizmetler yâd edildi. Bölge
Başkanı Ünal Ünalan, sürpriz yaparak katıldığı bu programda kardeşlik
ve dayanışmanın önemine değinen
bir konuşma yaptı. Program, yemek
ikramı ve karşılıklı hediye takdimleri
ile son buldu.
Download