haftalık ortadoğu bülteni (01-07 mart 2010)

advertisement
HAFTALIK ORTADOĞU BÜLTENİ
(01-07 MART 2010)
İÇİNDEKİLER
A. POLİTİKA
A.1.
Maliki Şii rakipleriyle koalisyona hazır
A.2.
Tılkif’li Hıristiyanlar Peşmerge’ye destek yürüyüşü düzenledi
A.3.
Irak, seçimlerde geleceğine oy verecek
A.4.
Irak Başbakanı Nuri El Maliki; Yeni Hükümet’te Koalisyon Gereklidir!
A.5.
Irak başbakanlığından Mukteda Sadr’ın tutuklanması ile ilgili haberlere
açıklama
A.6.
Sarkozy’den IKYY başkanı Barzani’ye davet
A.7.
Irak seçiminde ABD-İran çekişiyor
A.8.
Irak seçimleri bölgesel rekabeti tetikliyor
A.9.
Irak'tan Suriye'ye zeytin dalı
A.10.
Karayılan: Irak seçimlerinde tarafsızız
A.11.
Terör Örgütünden "Seçim Sahteciliği"
A.12.
Serttürkmen: Irak'ta Demokrasi Kültürü Oluşmaya Başladı
A.13.
Maliki’den oya karşılık silah
A.14.
Sadr grubu: Suudiler dedikodu üreterek psikolojik savaş yapıyor
A.15.
Barzani: “Halen Kürt kanına susamış birçok şövenist ve faşist var”
A.16.
Kürdistan İttifakı Maliki ile ittifaka sıcak bakıyor
A.17.
Irak Halkı Sadece Yabancı Gözlemcilere Güveniyor
A.18.
Irak'ta İlk Oylar Sandıkta
A.19.
Irak 20 yıl sonra Kuveyt'e büyükelçi atadı
A.20.
ABD ile Iran Arasında Adeta Bilek Güreşi!
A.21.
Irak’taki Şii merceiyeti seçimlerde hile yapılmasından endişeli
A.22.
Barzani, Kürdistan Fetva Meclisi ile toplandı
A.23.
Oy kullanmaları için tüm hazırlıkları yaptık
A.24.
Mesud Barzani; “Bugün Kerkük şehrinin bir Kürt şehri olduğunun ispatlanması
için önemli bir fırsat”
A.25.
Seçimlerde 46 Gözlemci
A.26.
2.4 Milyon Kürt Bugün Sandık Başına Gidiyor
A.27.
Irak’ta dini liderler halkı Pazar günkü seçimde sandık başına gitmeye çağırdı
A.28.
Talabani “4 Büyük Liste Benden Tekrar Aday Olmamı İstiyor”
A.29.
Maliki “Oy Kullanamayanlar Yarın Sandık Başına Gitsinler”
A.30.
Irak'ta sandık başı
B. GÜVENLİK
B.1.
Irak işgali Tony Blair'i depresyona soktu
B.2.
Irak güvenlik güçlerinde Baasçı temizliği
B.3.
Yaver:”Peşmerge kuvvetleri seçim merkezlerine yaklaşmayacak”
B.4.
Odierno, 2011’den sonra Kerkük’te bir tugay’ın kalması istiyor
B.5.
Irak’ta Silahsızlanmaya Karşı İşbirliği Çağrısı!
B.6.
Irak'ta işbirlikçi Ordu kontrol noktasına saldırı
B.7.
Irak’ta şubat ayında 352 kişi öldü
B.8.
Irak Temyiz Mahkemesi Halepçe Olaylarını Soykırım İlan Etti!
B.9.
Irak Hükümeti 600 Subay ve Polisi Baas’a Bağlılar Diye Görevden Aldı!
B.10.
ABD’nin Lojistik Güvenlik Birimleri Peşmergeyi Eğitmek İçin Kuzey Irak’ta
B.11.
Irak’ta mücahitlerden havan ve füze saldırısı
B.12.
Türkmenleri öldüren çete çökertildi!
B.13.
Sadiye’de KYB yetkilisinin evine el bombası atıldı
B.14.
Bağdat'ta patlamalar
C. EKONOMİ
C.1.
Irak’a 1 milyon 100 bin $ ihracat
D. TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER
D.1.
Irak'a yük taşıyan şoförler kontak kapatma eylemi başlattı
D.2.
Önümüzdeki ay Türkiye konsolosluğu Erbil’de açılacak
D.3.
TPAO Irak'ta ihale kazandı
A. POLİTİKA
A.1. Maliki Şii rakipleriyle koalisyona hazır (CNN)
Irak Başbakanı Nuri el Maliki, 7 Mart'ta yapılacak genel seçimlerin ardından çoğunluğu elde
etmek için ortaklara ihtiyacı olabileceğini belirterek, Iraklı Kürt ya da diğer Şii gruplarla
koalisyona hazır olduğunu söyledi.
Ulusal Basın Merkezi tarafından duyurulan açıklamasında, "gelecekteki hükümetin
oluşturulmasında ittifakların bir zorunluluk olduğunu" belirten Maliki, "Irak Milli İttifakı
(IMİ) ile koalisyon ve Kürt koalisyonu, ülkenin inşası açısından önemli bir konu. Bu birlikler,
siyasi sürecin ve ulusal birliğin gerektirdiği tarihi ilişkilere sahip" dedi.
Başbakan Nuri El Maliki, kendi partisi Dava ile aralarında bazı Sünni aşiret liderlerinin, Şii
Kürtlerin, Hıristiyanların ve bağımsızların bulunduğu geniş tabanlı bir ittifak oluşturdu.
Dava partisinin kökeni Şii olsa da ittifak mezhepçi olmayan bir platformda seçime katılıyor.
İttifakın güvenliğin artmasından fayda sağlama umutları, Bağdat'taki hükümet hedeflerine
yapılan bir dizi büyük saldırıyla yara aldı.
Bunun yanı sıra ittifak liderlerinin Saddam Hüseyin'in Baas partisi yanlılarının seçime
girmesini yasaklama girişimleri de ittifaka zarar verdi. İttifak geçen yıl ocak ayında yapılan
yerel seçimlerin birincisiydi.
Daha ziyade Şiilerden oluşan IMİ ise Şii oyları açısından Maliki'nin ittifakının baş rakibi
durumunda. Kürt ittifakı ise Mesud Barzani'nin lideri olduğu Irak Kürdistan Demokratik
Partisi (IKDP) ile Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin liderliğini yaptığı Irak Kürdistan
Yurtseverler Birliği'nden (IKYP) oluşuyor.
A.2. Tılkif’li Hıristiyanlar Peşmerge’ye destek yürüyüşü düzenledi (Dengê Azad/Musul)
Tılkif’li Hıristiyanlar, Peşmerge güçlerinin Musul’da Hıristiyanların öldürülmesinde parmağı
olduğu iddiasına karşı rahatsızlıklarını dile getirmek ve Peşmerge güçlerine destek vermek
amacıyla gösteri yürüyüşü düzenlendi.
Musul’da Hedba ve birkaç Arap çevresinin Kürdistan Peşmerge güçlerinin Musul’da
Hıristiyanların öldürülmesinde parmağı olduğu iddiasına karşı rahatsızlıklarını dile getirmek
ve Peşmerge güçlerine destek vermek amacıyla dün Tılkif’li Hıristiyanlar gösteri yürüyüşü
düzenledi.
Gösteride Hıristiyanlar Peşmerge güçleri aleyhinde atılan iddiaları reddederek, Peşmerge
güçlerinin bölgedeki Hıristiyanların tek koruyucusu olduğunu dile getirdiler.
Hıristiyanlar gösteride ayrıca, Peşmerge güçlerinin denetimi altındaki bölgelerin güvenli
bölgeler olduğu için o bölgelere göç ettiklerini dile getirdiler.
A.3. Irak, seçimlerde geleceğine oy verecek (Referans)
Irak'ta 7 Mart seçimlerinde 325 sandalyeli parlamento için 6 binin üzerinde aday yarışacak.
Baas bağlantılı olduğu iddiasıyla Sünni politikacıların bir kısmı yasaklanmış durumda. Bu
durum daha seçim gerçekleşmeden havayı gerginleştirdi. Yasağı koyan ise Şii ağırlıklı
Güvenilirlik ve Adalet Komisyonu. Irak'taki Amerikalı komutan Ray Odierno bile Sünnilerin
adaylıklarını düşürmesine tepkili. Olan bitenin arkasında İran'ın olduğunu düşünüyor. Zaten
Irak seçimleri neredeyse ABD ile İran'ın çekişmesine dönmüş durumda. Irak'ta İran'ın etkisi
giderek artarken tarihin bir cilvesi olsa gerek ABD, işgal öncesinde ve sonrasında kara listeye
aldığı Sünnilere bel bağlamış durumda.
ABD ile İran çekişiyor
Bağdat'taki gazetecilerden Ömer El Kayyum, "Hatırlayacak olursanız, Irak hakkında hiçbir
şey bilmeyen ABD işgal sonrası Baas'la bağlantılı hemen herkesi siyasetten dışlamış, orduyu
feshetmiş (bunlar hep Çelebi'nin marifetleri) ülkeyi bir anlamda Şiilere teslim etmişti.
Sünnileri hatta Baasçıları denkleme sokmadan Irak'ta istikrar sağlayamayacağını neden sonra
anlamıştı. Bu yüzden Sünni aşiretlere para ve silah verilerek El Kaide'ye karşı savaştırılmış;
bu durum biraz olsun Sünni-Şii dengesini sağlamıştı. Şimdi de Sünnilerin olmayacağı bir
seçimin İran etkisini güçlendireceğini, ülkede çatışmaları yeniden artıracağını düşünüyor.
Başka çaresi yok. Sizin ‘çuvalcı general' olarak bildiğiniz General Odierno da Sünnileri
denkleme sokmaya çalışıyor" diyor. Kayyum, bu seçimin Irak kadar ABD açısından da
önemli olduğunu vurguluyor: "ABD, Şiilerin güçlenmesi halinde ülkenin karışacağını
düşünüyor. İran'dan çekiniyorlar. Tüm planlarını asker çekme üzerine yaptılar. Bu planın
bozulması halinde kurdukları denklem bozulacak."
Kim kiminle yarışıyor
Seçimde Şiiler kendi aralarında da kapışacak gibi görünüyor. Başbakan Nuri El Maliki'nin
Kanun Düzeni İttifakı ile Şiilerin önemli isimlerinden Ammar El Hekim ile Mukteda Es
Sadr'ın Irak Ulusal İttifakı çoğunluk için iddialı. Başbakan Maliki listesine Sünnileri ve laik
isimleri de alarak "birlik" görüntüsü vermeye çalışıyor. Yapılan yoklamalarda Başbakan
Maliki'nin ittifakı yüzde 30 ile birinci, Sünnilerle birlikte seçime giren eski Başbakan İyad
Allawi'nin laik eğilimli Irak Listesi yüzde 22 ile ikinci sırada yer alıyor.
NTV'ye konuşan eski akademisyen Ömer Duleymi, "Maliki ve Allawi Şii olmalarına rağmen
Sünniler olmadan ve laikliği öne çıkarmadan başarılı olamayacaklarını düşünüyorlar ki bu
doğru. Ama etnik partiler hâlâ çok güçlü" değerlendirmesini yaptı.
Kürtler de seçime en fazla bölünerek girenlerden. Barzani ve Talabani'nin Kürdistan Listesi,
Kürt bölgesinin yeni muhalefet hareketi Değişim Grubu, Kürdistan İslami Birliği ve
Kürdistan İslami Hareketi 325 sandalyenin en fazla 60'ını alabilecek. Tabii ki seçildiklerinde
mecliste birlikte hareket edecekler. En şansızlar ise Türkmenler. Türkiye'de bilinenin aksine
sayıları az olan Türkmenlerin, kendi kimlikleri ile çıkarabilecekleri sandalye sayısı 1 ya da 2.
Birçok Türkmen aday etnik değil mezhebi kimlikleriyle ittifaklara katılıp, seçilmeye
çalışacaklar.
Türkiye için önemli
Bu seçim Türkiye açısından da çok önemli. Özellikle ABD'nin çekilme süreci, Kürt açılımı,
PKK ile mücadele, ekonomik yatırımlar gibi konuların geleceği de sonuçlara bağlı. Türkiye
ve eski Irak koordinatörü olan Bağdat Büyükelçisi Murat Özçelik seçimi çok yakından takip
ediyor.
Irak'ta seçim, seçim sistemi, seçimden sonraki beklentiler çok karmaşık. Eğer Irak seçimini
gönüllü bir birliktelik değil de mezhepler, dinler, etnik kimlikler üzerinden yapacaksa ülkenin
geleceği ile ilgili umutlu olmak için hiçbir neden yok. Göreceğiz.
A.4. Irak Başbakanı Nuri El Maliki; Yeni Hükümet’te Koalisyon Gereklidir!
(kerkukfeneri)
Irak Başbakanı Nuri El Maliki Bu sabah Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı ve Bağdattaki
kontrol noktalarını ziyaret ederek seçimler öncesi alınan güvenlik önlemleri hakkında bilgiler
aldı.
Irak’lı Subay ve Askerlerden güvenliğin sağlanması konusunda kendi önerilerinin dinlendiği
bir brifing alan Başbakan Maliki, güvenlik kuvvetlerinin alınan güvenlik önlemleri ve
istihbarı çalışmaları neticesinde alınan sonuçlardan da övgüyle bahsetti.
Güvenlik kuvvetlerinin en büyük görevinin halkı potansiyel terörist saldırılardan koruyarak
seçimlerin en üst düzeyde huzurlu ve istikrarlı geçmesini sağlamak olduğunun altını çizen
Başbakan Maliki, Irak halkına da güvenlik kuvvetlerine yardımcı olmak bakımından büyük
görevler düştüğünü de sözlerine ekledi.
Başbakan Maliki, tüm siyasi parti ve koalisyonlardan seçimler sonrasında siyasi çoğunluğu
elde edenlerin hükümeti kurma yetkisine sahip olacağını belirtirken, kendilerinden sonra
kurulacak hükümetin koalisyon yapmasının şart olduğunu düşündüğünü belirtti.
A.5. Irak başbakanlığından Mukteda Sadr’ın tutuklanması ile ilgili haberlere açıklama
(YDH)
Irak Başbakanlık bürosu, Sadr Hareketi Lideri Mukteda Sadr’ın tutuklanacağı yönünde
basında çıkan bazı haberlerle ilgili bir açıklamada bulundu.
İran’ın Arapça yayın kuruluşu el-Alem televizyonu, Irak Başbakanlık bürosundan güvenilir
bir kaynağın Irak’ın etkili dini ve siyasi liderlerinden Mukteda Sadr’ın ülkeye dönmesi
durumunda tutuklanmayacağını söylediğini duyurdu.
Irak basınında Sadr hareketi Lideri Mukteda Sadr’ın Irak’a dönmesi durumunda
tutuklanabileceğine ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirten söz konusu Iraklı yetkili,
el-Alem televizyonuna verdiği demeçte “Iraklı siyasi liderlerden Mukteda Sadr ülkeye
dönmesi durumunda tutuklanmayacaktır. Onun ülkeye dönmesi durumunda tutuklanacağına
ilişkin basında yer alan haberler gerçeği yansıtmamaktadır” dedi.
Uzun bir süredir dini tahsilini tamamlamak üzere İran’da bulunan Mukteda Sadr’ın liderliğini
yaptığı Sadr grubu, 7 Mart’ta yapılacak parlamento seçimlerine liderliğini Ammar elHekim’in yaptığı Irak İslami Yüksek Konseyi öncülüğündeki Irak Ulusal İttifakı listesinde
giriyor.
A.6. Sarkozy’den IKYY başkanı Barzani’ye davet (Dengê Azad/Hewlêr)
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’yi
Fransa’ya davet etti.
28 Şubat’ta Kürdistan bölge başkanı Mesud Barzani ile bir araya gelen Fransa'nın Bağdat
Büyükelçisi Boris Bouillon, Barzani’ye Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'in davet mektubunu
illetti. Barzani de Sarkozy’nin davetini kabul ettiğini belirterek, uygun bir zamanda Fransa’yı
ziyaret edeceğini kaydetti.
Bouillon ayrıca görüşmede, Fransa’nın Kürdistan Bölgesinde tarihi yerler ve toplumsal
bilimler alanında Hewler’de bir merkez açacağını ve Fransa’da okumak isteyen öğrencilere
daha fazla bursu vereceklerini belirtti.
Büyükelçi ayrıca üst düzey Fransalı bir heyet ile Kürdistan Bölgesi Hükümeti yetkilileri
arasında gerçekleşen bir toplantıda, Kürdistan Bölgesinde Petrol kimya sanayinin
geliştirilmesine karar verildiğini ve Fransa’nın bu amaç doğrultusunda uzman bir heyeti
Hewler’e göndereceğini açıkladı.
A.7. Irak seçiminde ABD-İran çekişiyor (ntvmsnbc)
Irak’ta 7 Mart seçimlerinde, 325 sandalyeli parlamento için 6 binin üzerinde aday yarışışacak.
Baas bağlantılı olduğu iddiasıyla Sünni politikacıların bir kısmı yasaklanmış durumda. Bu
durum daha seçim gerçekleşmeden havayı gerginleştirdi. Yasağı koyan ise Şii ağırlıklı
Güvenilirlik ve Adalet Komisyonu.
ABD İran’la Çekişiyor
Irak’taki Amerikalı komutan Ray Odierno bile Sünnilerin adaylıklarının düşürülmesine
tepkili. Olan bitenin arkasında İran’ın olduğunu düşünüyor. Zaten Irak seçimleri neredeyse
ABD ile İran’ın çekişmesine dönmüş durumda. Irak’ta İran’ın etkisi giderek artarken tarihin
bir cilvesi olsa gerek ABD’nin işgal öncesi ve sonrasında kara listeye aldığı Sünnilere bel
bağlamış durumda.
Hatırlatalım. Irak’ın yapısı hakkında hiçbir şey bilmeyen ABD, işgal sonrası Baas’la
bağlantılı hemen herkesi siyasetten dışlamış, orduyu feshetmişti ve ülkeyi bir anlamda Şiilere
teslim etmişti. İşgal öncesi Amerika’nın halis adamı sayılan ama şimdi kara listeye alınan Şii
kökenli Ahmet Çelebi, Amerika’yı sahte istihbarat bilgileriyle işgale zorlamış, muhalefet
oluşturma adı altında milyonlarca dolar götürmüş, ardından hakkında tutuklama kararı
çıkmıştı. O isim şimdilerde İran için çalışıyor. Çelebi’nin şu anki misyonu Şii-Sünni
bölünmesini derinleştirmek. Nitekim Amerika bile eski adamının bu oyunundan muzdarip.
Olan bitenin arkasında İran’ın olduğunu düşünüyor.
ABD, Sünnileri hatta Baas'çıları denkleme sokmadan Irak’ta istikrar sağlayamayacağını
neden sonra anlamıştı. Bu yüzden Sünni aşiretlere para ve silah verilerek El Kaide’ye karşı
savaştırılmış; bu durum biraz olsun Sünni-Şii dengesini sağlamıştı.
İran'dan Çekiniyorlar
ABD artık Sünnilerin olmayacağı bir seçimin İran etkisini güçlendireceği, ülkede çatışmaları
yeniden arttıracağını düşünüyor. ABD, Şiilerin güçlenmesi halinde ülkenin karışacağını
düşünüyor. İran’dan çekiniyorlar. Tüm planlarını asker çekme üzerine yaptılar. Bu planın
bozulması halinde kurdukları denklem bozulacak.
Kim Kiminle Yarışıyor
Başbakan Nuri El Maliki’nin Kanun Düzeni İttifakı ile Şiilerin önemli isimlerinden Ammar
El Hekim ile Mukteda Es Sadr’ın Irak Ulusal İttifakı çoğunluk için iddialı. Başbakan Maliki,
Sünniler ve laik isimlerle “birlik” görüntüsü vermeye çalışıyor.
Yapılan yoklamalarda Başbakan Maliki’nin ittifakı yüzde 30 ile birinci, Sünnilerle birlikte
seçime giren eski Başbakan İyad Allavi’nin laik eğilimli Irak Listesi yüzde 22 ile ikinci sırada
yer alıyor.
NTV’ye konuşan eski akademisyen Ömer Duleymi ‘ye göre “Maliki ve Allavi Şii olmalarına
rağmen Sünniler olmadan ve laikliği öne çıkarmadan başarılı olamayacaklarını düşünüyorlar
ki bu doğru. Ama etnik partiler hala çok güçlü”
Kürtler De Seçimlere Bölünerek Giriyor
Kürtler de seçimde en fazla bölünerek girenlerden. Barzani ve Talabani’nin Kürdistan Listesi,
Kürt bölgesinin yeni muhalefet hareketi Değişim Grubu, Kürdistan İslami Birliği ve
Kürdistan İslami Hareketi 325 sandalyenin en fazla 60’ını alabilecekler. Tabii ki
seçildiklerinde mecliste birlikte hareket edecekler.
En Şanssızlar Türkmenler
En şansızlar ise Türkmenler. Türkiye’de bilinenin aksine sayıları az olan Türkmenlerin, kendi
kimlikleri ile çıkarabilecekleri sandalye sayısı 1 ya da 2. Birçok Türkmen aday etnik değil
mezhebi kimlikleriyle ittifaklara katılıp, seçilmeye çalışacaklar.
Bu seçim Türkiye açısından da çok önemli. Türkiye ülkedeki tüm gruplara aynı mesafede
durmaya özen göstererek, herkesle ilişkiye geçiyor. Eski Irak koordinatörü olan Bağdat
Büyükelçisi Murat Özçelik seçimi çok yakından takip ediyor. Özellikle ABD’nin çekilme
süreci, Kürt açılımı, PKK ile mücadele, ekonomik yatırımlar gibi konuların geleceği de
sonuçlara bağlı. Ayrıca 1 Mart 2003’deki tezkerenin reddi ile Türkiye’nin doğrudan Irak’a
bulaşmamasının ne kadar hayırlı olduğunu o gün işgali destekleyenler bile teslim ediyor.
Irak’ta seçim, seçim sistemi, seçimden sonraki beklentiler çok karmaşık. Eğer Irak seçimini
gönüllü bir birliktelik değil de mezhepler, dinler, etnik kimlikler üzerinden yapacaksa ülkenin
geleceği ile ilgili umutlu olmak için hiçbir neden yok. Son yıllarda etnik ve mezhebi
kimliklere yapılan vurgunun abartılması; bu farklılıkların, birlikte yaşama iradesi
göstermemesi halinde nasıl bir milliyetçi ve dini tahakküme yol açtığını görmek için Irak’a
bakmak yeterli.
A.8. Irak seçimleri bölgesel rekabeti tetikliyor (Reuters)
Pazar günü Irak’ta yapılacak seçimler, bölgede büyük menfaatleri bulunan İran ve düşmanı
ABD'nin yanında, Türkiye ve Suriye gibi komşu ülkeleri belirsiz bir rekabetin içine çekiyor.
Irak’tan 2011’de çekilecek olan ABD’nin ardından, 2003’teki işgalden tartışmasız galip taraf
olarak çıkan İran, işgalden bu yana Irak üzerindeki nüfuzunu artıran genişletmeye hazır
görünüyor.
Ancak İran’ın, Bağdat’ta görmek istediği barışçıl, Şii kontrolünde ve ABD düşmanı
hükümetin kurulabilmesi için, Tahran’ın Irak’ta güçlü bir milliyetçilik karşıtı bir hareketi
yönetmesi gerekiyor.
Uluslararası Kriz Grubu (ICG), Irak hükümetinin çok güçsüz, ülkede egemenliğin çok zayıf
ve politik sınıfın bölünmüş halde olduğunu ve bu yüzden Irak’ın yabancı güçleri iç işlerine
müdahaleye davet eder bir halde olduğunu ifade etti.
Seçim öncesi yayınlanan bir raporda, ICG Tahran’ın diplomasi, ticaret, doğalgaz anlaşmaları,
yeniden yapılandırmaya yönelik yardımlar ve dini bağışlarda Irak pastasından pay kapmak
isteyen diğer Arap ülkelerine göre çok daha etkin bir iş çıkardığı belirtildi.
Türkiye Ve Suriye
Türkiye ve Suriye sorunlu komşuları Irak’a temkinli yaklaşıyor. Türkiye’nin Kürt
milliyetçilerin isteklerine yönelik hassasiyeti ve Kürt kontrolündeki Kuzey Irak’ta bulunan
Türkmen nüfusa olan desteği, Irak’ta artan iş anlaşmaları yapmasına engel olmadı.
Petrol ve doğalgaz kaynakları konusunda çok dikkatli olan Ankara, Bağdat hükümetiyle
arasına mesafe koymak istemiyor. Diğer yandan hükümet İran’la iş yapmaktan memnun olsa
da, Tahran’ın nükleer çalışmalarından endişe duyuyor.
Türkiye ve İran’ın Kürtler konusundaki endişelerini paylaşan Suriye, Irak’ın Arap kimliğinin
altını çiziyor. Şam’ın Irak’la ilişkilerini düzenlerken İran’la uzun süreli ittifakını,
Washington’la tesis etme aşamasında olduğu barışı, Iraklı farklı gruplarla olan bağlarını ve
Bağdat’ın Arap milliyetçilerinin elinde olması yönündeki arzusunu dengelemesi gerekiyor.
Suudiler Tedbirli
Kendini Sünni İslam’ın kalesi olarak kabul eden Suudi Arabistan, savaş sonrası İran’ın Irak’ta
artan etkisi ve geçmişte azınlık olan Şiilerin güç kazanmasıyla alarma geçmiş durumda.
Suudilerin düşüncelerine yakın olan Iraklı analist Mustafa Alani, Riyad’ın Irak’a müdahale
etmekten kaçındığını belirtti.
Alani, Suudilerin Irak’taki Sünnileri büyük baskı altında olmalarına rağmen desteklemediğini
ve Suudilerin faydadan çok sorun getireceğini düşündükleri için Irak’a karışmak
istemediklerini ifade etti.
ABD’nin Rolü
ICG’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika program direktör yardımcısı Joost Hiltermann, seçimlerin
sonucu ne olursa olsun politikacıların güç, toprak ve kaynaklar üzerinde temel anlaşmalar
yapılmadıkça Irak’ta düzenin sağlanamayacağını belirtti.
ABD, geri çekilmesini erteleyecek olsa da Iraklıların hakiki bir etnik ve mezhepsel bütünlük
sağlamaları için gerekli anlaşmaların sağlanmasında yardımcı olmalı.
Hiltermann, Obama yönetiminin Irak analizinin oldukça iyi olduğunu ve yanlışları nasıl
düzelteceklerini bildikleri gibi süresiz olarak Irak’ta kalmak istemediklerini söyledi ve ekledi:
“Her halükarda Iraklıların elinde pişmemiş bir anlaşma var.”
Seçim Yasağı
Ocak ayında Şii kontrolündeki bir komisyon beş yüz civarındaki adayı Saddam Hüseyin’in
Baas partisiyle bağlantılı oldukları gerekçesiyle seçim dışında bırakmış, ABD ve Irak bu
gelişmenin arkasında İran’ın olduğunu öne sürmüştü.
Seçim yasağı getirilenlerin arasında iki Sünni politikacının olması, seçimlerin, 2005
seçimlerini boykot eden Irak’ın Sünni azınlığının gözünde geçerliliğini yitirmesinin yanında,
mezheplerin bir araya gelmesine yönelik ümitleri baltalayacağı korkusunu uyandırdı.
Iraklı sosyoloji uzmanı Falih Abdülcabbar, getirilen seçim yasağının İran’ın Maliki’yi küçük
düşürmek için yaptığı bir girişim olarak belirtirken, Irak Sorumluluk ve Adalet Komisyonu
başkanı Ahmed Çelebi, Reuters’a yaptığı açıklamada İran’ın yasağı tetiklediğine veya yasağın
Sünnileri hedeflediğine yönelik iddiaları reddetti.
A.9. Irak'tan Suriye'ye zeytin dalı (Zaman)
Irak hükümeti, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'a, "iki ülke ilişkileri ve ilişkilerin
geliştirilmesi yönündeki temennileri" içeren sözlü bir mesaj gönderdi.
Mesaj, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi tarafından iletilirken, Esad ve El
Haşimi bir süre görüştü.
Resmi haber ajansı SANA'nın haberine göre, Esad görüşmede, "Irak'taki seçim sürecinin,
ülkenin istikrara kavuşması ve ülkede bütünlüğün sağlanması için dönüm noktası olması"
yönündeki temennilerini iletti.
Suriye'nin, Irak'ın toprak bütünlüğünü desteklediğini hatırlatan Esad, Suriye ve Irak arasında
"en iyi düzeyde ilişkiler kurmak istediklerini" ifade etti.
El Haşimi de Suriye'nin, bu ülkede bulunan Iraklı göçmenler için harcadığı çabaları takdirle
karşıladıklarını söyledi.
El Haşimi, dün başladığı Suriye ziyareti çerçevesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada,
Suriye'yi ikinci vatanı olarak değerlendirmişti.
Suriyeli yetkililerle görüşmelerinde Irak ve Suriye arasındaki anlaşmazlıkların ele alınacağını
belirten El Haşimi, "Suriye ve Irak arasındaki anlaşmazlıkların aile içi anlaşmazlıklar
olduğunu" vurgulamıştı.
El Haşimi, Suriye'de yaşayan Iraklılarla da bir araya gelerek seçimlere katılmasını isteyecek.
Irak hükümeti, Ağustos ayında başkent Bağdat'da meydana gelen ve 95 kişinin hayatını
kaybettiği saldırılardan Suriye'yi sorumlu tutmuş, saldırıları düzenleyen kişilerin Suriye'de
olduğunu öne sürmüştü.
A.10. Karayılan: Irak seçimlerinde tarafsızız (Zagros)
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, 7 Mart’ta Irak ve Güney Kürdistan’da
yapılacak parlamento seçimlerinde hiçbir listeyi desteklemediklerini açıkladı. Karayılan,
"Duruşumuz, politikamız ulusal demokratik bir çizgidedir" dedi.
ANF’ye konuşan KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Irak parlamento
seçimlerini önemsediklerini belirtirken, herhangi bir listeye destek vermediklerinin altını
çizdi.
Herhangi Bir Gücü Desteklemiyoruz
Güney Kürdistan’daki seçim atmosferini değerlendiren Karayılan, tam demokratik olmasa da
Irak ve Güney Kürdistan’da seçimlerin yapılıyor olmasını iyi bir gelişme olduğunu ifade etti.
‘’Biz olumlu görüyoruz’’ diyen Karayılan, bunun toplumda bir demokratik eğilim gelişmesine
vesile olacağını dile getirdi.
Karayılan, ‘’Bir iradeleşmeye, sivil toplumcu demokratik eğilimlerin gelişmesine zemin
sunacaktır diye düşünüyoruz. Ama biz bu seçimlerde herhangi bir gücü desteklemiyoruz. Irak
ve Güney Kürdistan’da yapılan parlamento seçimlerinde biz tarafsızız’’ şeklinde konuştu.
Güney Kürdistan’daki birçok aydın, yazar ve gazetecinin PKK’nin tutumunu merak ettiğine
dikkat çeken Karayılan, ‘’Bunun için yerel gazetelere açıklayıcı bazı demeçler verdik. Neden
bu tutuma sahip olduk? Çünkü Güney Kürdistan’daki halkımız PKK’den bir mesaj bekliyor.
Yani ‘PKK ne diyor, kimi destekliyor’, bunu anlamak istiyor ve dikkate de alıyorlar. İşte
politikamız; ‘kimseyi desteklemiyoruz’ biçimindedir’’ ifadelerini kullandı.
Listeler Çözüm Geliştirmede Yetersizler
Neden herhangi bir listeyi desteklemediklerini anlatırken birinci neden olarak kendilerine
yakın olan PÇDK’nin seçime girmediğine işaret eden Karayılan şöyle devam etti: ‘’Neden?
PÇDK daha çok ideolojik, siyasal, örgütsel faaliyetlerle meşgul, öyle seçim taktiklerine şu
aşamada başvurmak istemiyor. Ondan dolayı girmedi. Güney Kürdistan’da geri kalan mevcut
dört liste var. Kuşkusuz hepsi aynı değil. Ama biz mevcut bu listelerin dayandığı politikaları
yetersiz buluyoruz. Yani Güney Kürdistan’da yaşanan problemlere, Irak ve Güney Kürdistan
eksenindeki sorunlara cevap olmada, çözümü geliştirmede eksik ve yetersiz görüyoruz.
Çözümleyici olarak gördüğümüz herhangi bir programsal liste yoktur. Biz böyle
düşünüyoruz. Ama tabi hepsi aynı değil. Birbirinden farkları vardır. Mesela bazıları daha
fazla yerel güçlere, bölge devletlerine dayanma eğilimi içindedir. Bazıları bunu İslami çizgi
ekseninde yapmakta, bazıları bunu daha farklı maddi çıkarlar ekseninde yapmakta. Biz
öncelikle özgünce dayalı, bağımsız bir çizgiye dayanarak Güney Kürdistan’da
çözümleyiciliğin geliştirilebileceğini düşünüyoruz. Kendi özgücüne dayanan, bağımsız,
demokratik ulusal bir çizgiye ihtiyaç olduğunu ve bu eksende siyasetin yapılması gerektiğini
belirtiyoruz.’’
Ulusal Demokratik Çıkarla Öne Çıkarılmalı
“Bu çerçevede yaklaşıldığında mevcut listelerde yetersizlik vardır. Bu tutumumuzun birinci
nedeni budur’’ diyen Karayılan, ikinci neden olarak ise şunları ifade etti: ‘’Ortadoğu
bölgesinde Kürt sorunu ve Kürt özgürlük mücadelesi önemli, tarihi bir sürece girmiş
bulunmaktadır. Bu süreçte özellikle ulusal demokratik politikalara ihtiyaç vardır. Kürdistani
güçlerin kendi aralarındaki çekişmesi ve mücadelesi tamamen demokratik eksende olmalıdır.
Ama ulusal demokratik çıkarların öne çıkarılması gereken bir dönemde olduğumuzu
düşünüyoruz. Bir de bu temelde böyle bir politikayı esas aldık. Kimse arasına fark koymadan
buradaki insanlarımızın kendi tercihlerine göre demokratik gördükleri listelere oy
verebileceklerini düşünüyoruz.’’
Karayılan, “Yani duruşumuz, politikamız ulusal demokratik bir çizgidedir. Ama yine de
Güney’de ve Irak’ta yapılan seçimleri önemsiyoruz’’ diye kaydetti.
Tartışmalı Bölgelerde Ortak Liste Olmalıydı
Halkın seçimlere katılarak demokratik bir yarış içinde olması gerektiğini ifade eden
Karayılan, ‘’Kimse kimseye şiddet ve zoru dayatmamalı. Bu konuda temennimiz bu
çerçevedir. Biz esas olarak Kürt federe hükümetinin denetimindeki alanlarda tüm listelerin
demokratik bir çerçevede yarışmalarının çok iyi olduğunu düşünüyoruz. Ancak henüz
problemli olan yani federe hükümetinin denetiminde olmayan, Kerkük, Musul, Ninova,
Şengal, Diyala Bağdat’taki Kürtlere yönelik ortak ulusal bir listeyi daha doğru buluyoruz’’
şeklinde konuştu.
Karayılan şöyle devam etti: "Oralarda ulusal demokratik güçler arasında güç birliği olabilirdi.
Fakat Güney Kürdistan’da seçime giren dört ayrı liste var. Birbirleri arasındaki gerginliğe
bakıldığında öyle bir araya gelmeleri de mümkün değil."
Seçimlere Ulusal Çerçevede Yaklaşıyoruz
PÇDK’nin seçimlerde aldığı pozisyona da dikkat çeken Karayılan şunları söyledi: ‘’Şimdi
PÇDK ise kendi çevrelerine, hitap ettiği kitleye bir şeyler söylemek zorunda. Boykot etmiyor,
ama somut bazı şeyler söylemek zorunda nihayetinde. Bu sorunu çözmek için, yerel düzeyde
hangi partidendir değildir, buna bakmaksızın, kendisine yakın gördüğü, ulusal demokratik
duruşa sahip bazı şahsiyetlerle anlaşma yapmış, protokoller imzalamış. Çünkü bu seçim
sisteminde birey ve listeyi destekleme var. İşte bazı kişilerin tercih edilmesi ekseninde PÇDK
anlaşma yaptığı demokratik insanları destekliyor. Biz PÇDK’nin bu politikasına saygı
duyuyoruz. Ama biz PKK olarak ulusal çerçevede soruna yaklaşıyoruz.’’
Karayılan, son olarak ‘’Ulusal demokratik çerçevede bu soruna yaklaşıp bu seçimlerin Güney
Kürdistan’da demokratizasyona vesile olmasını, demokratik zihniyetin, tarzın gelişmesine
zemin olmasını teşvik ediyoruz. Mevcut güçler arasında da herhangi bir tercihte
bulunmuyoruz. Biz bu temelde Güney’de seçimlere giren tüm demokratik yurtsever insanlara
başarılar diliyoruz’’ dedi.
A.11. Terör Örgütünden "Seçim Sahteciliği" (ebmhaber.com)
Irak'ın kuzeyindeki kamplarda barınan terör örgütü PKK'nın, 7 Mart 2010 tarihinde
yapılacak genel seçimlerde özellikle hassas bölgelerde "sahtecilik yapılacağı" yönündeki
ihbarlarda da artış yaşandığı bildirildi.
Irak'ın kuzeyindeki kamplarda barınan terör örgütü PKK'nın, 7 Mart 2010 tarihinde yapılacak
genel seçimlerde özellikle hassas bölgelerde "sahtecilik yapılacağı" yönündeki ihbarlarda da
artış yaşandığı bildirildi.
Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, genel seçimlere katılmayan, terör örgütü
PKK'nın Kuzey Irak'taki siyasi uzantısı Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi'nin (PÇDK)
seçimlerde "sahtecilik" yapmayı planladığı belirlendi.
Bir ihbar üzerine harekete geçen yerel güvenlik güçleri, Kerkük kalesi civarındaki bir hücre
evine baskın düzenledi. Yapılan operasyonda, Suriye uyruklu PKK yandaşları adına
düzenlenmiş 500 sahte kimlik ele geçirildi. Aramalarda 250 bin sahte ABD Doları da
bulundu.
Operasyonda, sahte kimlik düzenlediği ve ülkeye sahte dolar getirdiği öne sürülen O.H. ve
N.A. isimli örgüt sorumlularının yakalandı. Irak'ın kuzeyinde bulunan ABD Silahlı Kuvvetleri
Komutanı Peter Noel, geçen ay, "Seçim öncesinde propaganda çalışmalarında kullanılmak
üzere 4 milyon sahte dolar getirildiğini öğrendik" açıklamasını yapmıştı.
A.12. Serttürkmen: Irak'ta Demokrasi Kültürü Oluşmaya Başladı (voanews)
Irak 7 Mart Pazar günü yapılacak milletvekili seçimine hazırlanıyor. Uzmanlar Irak’ta ilk kez
çok canlı bir seçim kampanyası yürütüldüğünü vurguluyor. Irak Türkmen Cephesi Kuzey
Amerika Temsilcisi Asıf Serttürkmen, Amerika’nın Sesi’ne Iraklı Türkmenlerin seçim
hazırlıklarını, beklentilerini ve kaygılarını değerlendirdi.
Irak Türkmen Cephesi, 7 Mart’ta yapılacak seçimlere El Irakiye koalisyonu ile birlikte
katılacak. Irak’ın 6 ilinde yaşayan Türkmenler, Kerkük’ten 2 adayla seçime giriyor. Irak
Türkmen Cephesi, Kerkük’ün dışında Selahaddin, Erbil ve Musul gibi önemli kentlerde aktif
bir seçim kampanyası sürdürüyor. Amerika’nın Sesi’nin sorularını yanıtlayan Irak Türkmen
Cephesi Kuzey Amerika Temsilcisi Asıf Serttürkmen, Irak’ta seçimin bu kez çok farklı bir
atmosferde gerçekleşeceğini söylüyor. Serttürkmen, bu durumu Iraklıların artık demokrasiye
daha fazla inanıyor olmasından kaynaklandığını düşünüyor.
Serttürkmen, "Geçmiş seçimlerle bu seçimler arasında fark var. Geçen seçimler sandıkların
çalınması, Türkmenlerin sandık başına gitmesinin zorla engellenmesi gibi yollarla
demokrasiden uzak bir ortam içerisinde gerçekleştirildi. Bu seçimlerde atmosferin farklı
olmasını bekliyoruz. Çünkü son 7-8 yıl içerisinde Irak halkının demokrasiye inancı değişti.
Demokrasiye daha fazla inanılıyor. Kürt partilerinin içinde parçalanmalar oldu. Yeni değişim
hareketi de ortaya çıkınca onlar da değişik bir atmosfer içinde çalışıp Irak'ın bir parçası olmak
istediklerine karar verdiler" diye konuşuyor.
Serttürkmen, “seçimle gerginlikler giderilemez” diye düşünen bazı gözlemciler kadar
olumsuz bir bakış açısı taşımadığını vurguluyor. Serttürkmen, şiddet olayları yaşanabileceğini
ancak bölgede bazı dengelerin oturması için zamana ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Irak Türkmen Cephesi Kuzey Amerika Temsilcisi Asıf Serttürkmen, Türkmenler’in canlı bir
seçim kampanyası yürüttüğünü ve olumlu beklentiler içinde olduğunu belirtiyor.
Serttürkmen, "Kerkük'ten iki adayımız var. Birisi Eşret Salihi diğeri de Jale Neftçi.
Kampanyalar devam ediyor. Diyala, Erbil, Selahaddin, Musul ve hatta Bağdat'ta
kampanyalarımız devam ediyor. Biliyorsunuz Türkmenler Irak'ın 6 ilinde yaşıyorlar. Geçen
seçimlere nazaran beklentilerimiz de çok büyük. Türkmenlerin, yüzde 85 ile yüzde 90'ı
seçimde sandık başına gitme sözü verdi" diyor.
"Kerkük Irak'ın Bir Parçasıdır, Ayrılamaz"
Statüsü konusunda hala ilerleme sağlanamamış olan Kerkük’ün sadece Irak’ın sorunu
olmadığını vurgulayan Serttürkmen, Türkmenlerin Kerkük’ü Irak’ın ayrılamaz bir parçası
olarak gördüğünü vurguluyor.
"Kerkük sadece Irak'ın sorunu değildir artık uluslararası bir konu haline gelmiştir" diyen
Serttürkmen, "Kerkük bir Türkmen şehridir. Irak'ın bir parçasıdır. Kerkük'te Irak'ın bütün
halkı yaşama hakkına sahiptir. Yani Kerkük küçük bir Irak olarak gözükmektedir. Kürt
partileri bile Kerkük'ün sürekli bir Kürt kenti olduğunu iddia ettiler ama şimdi o iddialar da
düşmeye başladı. Çünkü Kerkük Irak'ın bir parçasıdır ve Irak'tan ayrılamaz" şeklinde
konuşuyor.
Asıf Serttürkmen, kimi uzmanların Amerikan askerlerinin Irak’tan tamamen çekilmesinin
bölgeyi daha büyük bir karmaşaya sürükleyebileceği endişesini de yorumladı. Serttürkmen,
Amerika’nın Irak’ta her etnik kökenin temsil edildiği kuvvetli bir ordu kuruluncaya ve Irak
bölgesel gücünü kazanıncaya dek Irak’tan tamamen çekilmeyeceğini düşünüyor. Serttürkmen,
çekilme takviminin hayata konmasının tüm bu koşulların sağlanmasından sonra
gerçekleşebileceğini söylüyor.
A.13. Maliki’den oya karşılık silah (gercekgundem.com)
Irak Başbakanı’nın seçim öncesinde aşiretlere para ve silah dağıttığı öne sürüldü.
Irak Ulusal İstihbarat Servisi’nin eski sözcüsü El Alusi ve Meclis Ahlak Komisyonu Başkanı
El Sayidi, El Maliki’nin seçimlerde kendisine oy vermeleri için aşiret liderlerine binlerce silah
verdiğini söylediler.
El Alusi, El Maliki’yi istihbarat servisini silahsız bırakmakla da suçladı.
Irak Başbakanı Nuri el Maliki’nin yaklaşan seçimler öncesinde oylarını kazanmak için
ülkedeki aşiret liderlerine silah ve para dağıttığı öne sürüldü. Bu pazar yapılacak seçimler
öncesinde siyasetteki halihazırdaki yüksek tansiyon daha da artarken dikkatler oylamaya
ilişkin yolsuzluk iddialarına çevrildi.
Irak Ulusal İstihbarat Servisi’nin eski sözcüsü Saad el Alusi, Şii Başbakan El Maliki’yi,
desteklerini almak amacıyla özellikle güneydeki aşiret liderlerine silah dağıtmakla suçladı.
İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesinin haberine göre, El Alusi ayrıca 2008 yılının
sonunda kurumun istihbarat yetkililerinin kullanmaları için Sırbistan’daki üretici firmadan 8
bin silah sipariş ettiğini ancak son dakika El Maliki’nin bu anlaşmayı durdurduğunu iddia etti.
Bu iptalin sonrasında El Maliki’nin kendilerinden bağımsız yaptığı yeni bir anlaşmayla 10 bin
tabanca sipariş ettiğini öne süren El Alusi, bu silahların Başbakan tarafından seçim
propagandası olarak kullanıldığını savundu.
El Alusi, ilk anlaşmanın iptali sonucu şu anda istihbarat servisinin elinde yeterli silah
bulunmadığını da söyledi ve hükümeti mezhepçi olmakla suçladı.
‘190 çalışan görevden alındı’
Haberde, yaklaşık bir hafta öncesine kadar Ulusal İstihbarat Servisi’nin sözcülüğünü yapan El
Alusi’nin bu süre içinde başka bir bakanlıkta görev yapmasının istendiği ve ardından
görevinden ayrıldığı kaydedildi.
Yapılan yorumlarda, Ulusal İstihbarat Servisi’nin bugüne kadar hükümetle yakın işbirliği
içinde olduğuna işaret edilerek yeni görevden ayrılan sözcünün açıklamalarının beklenmedik
olduğu kaydediliyor.
Bir dönem daha iktidarda kalma amacında olan El Maliki’nin Ofisi ile Ulusal İstihbarat
Servisi arasında ilk gerginliğin sinyali geçen ağustosta gelmiş, hükümet kurumun başkanını
görevinden almıştı.
El Alusi de son haftalarda hükümetle kurum arasındaki gerginliğin yükseldiğine dikkat
çekerek yaklaşık 190 çalışanın hükümet yetkililerinin kararıyla servisten atıldıklarını söyledi.
Bu kişilerin görevlerine son verilmelerindeki asıl nedenin ise başbakanlık ofisinden gelen
emirleri yerine getirmemek olduğunu belirtti.
Irak Meclisi Ahlak Komisyonu Başkanı Şeyh Sabah el Sayidi de “El Maliki, Amara, Nasiriye,
Divaniye ve daha birçok bölgede aşiret liderlerine yüzlerce silah dağıttı” dedi. El Sayidi, bu
silahların Amerikan yapımı olduğunu ve geçen yıl ülkeye geldiğini savundu.
Bunun oy satın alma için ucuz bir yol olduğunu söyleyen El Sayidi, “Saddam Hüseyin de
aynısını yapmıştı. El Maliki bu silahları aşiretlere kendilerini korusunlar diye veriyor. Onları
korumak istiyor ama hâlâ her gün yargıç ve avukatlar öldürülüyor. O zaman Irak ordusu ve
polisinin rolü ne?” diye konuştu. El Sayidi, komisyonun El Maliki’ye seçim kampanyası için
devlet kaynaklarından ne kadar kullandığını soracağını da belirtti.
Zarf içinde para
Ülkenin güneyindeki Nasiriye’deki Konsey üyesi Awda Ali ise El Maliki’nin geçen hafta
bölgeye bir ziyaret gerçekleştirdiğini ve silahların yanı sıra liderlere içinde yaklaşık 1 milyon
Irak Dinarı (yaklaşık 1500 TL) bulunan zarflar dağıttığını öne sürdü. Anbar’daki aşiret
liderlerinden Şeyh Nuri el Duleymi de El Maliki’nin bir yardımcısının geçen hafta bölgeyi
çantasında 10 milyon dinarla ziyaret ettiğini ancak kendilerinin bu rüşveti kabul etmediklerini
söyledi.
El Maliki yönetimi ise usulsüzlük iddialarını reddediyor. Ancak Irak hükümet sözcüsü Ali
Debbağ’ın suçlamaları reddederken kullandığı ifadeler bazı soru işaretleri yarattı. Debbağ,
silahların dağıtımını aşiretlerin güvenliklerini sağlamaya katkı olarak verilen hediye olarak
değerlendirerek “Bunun seçim kampanyası ile bir ilgisi yok” dedi.
A.14. Sadr grubu: Suudiler dedikodu üreterek psikolojik savaş yapıyor (YDH)
Sadr grubu, Suudi Arabistan’a bağlı medya kuruluşlarını kendilerine yönelik psikolojik savaş
yürütmekle suçladı.
Sadr grubu, Suudi Arabistan’a bağlı medya kuruluşlarını kendilerine yönelik psikolojik savaş
yürütmekle suçladı.
Sadr grubu yetkililerinden Şeyh Abdulhadi Muhammedavi, Suudi Arabistan’ın Mukteda
Sadr’ın tutuklanacağına dair yalan haberler üreterek kendilerine karşı psikolojik savaş
yürüttüğünü söyledi.
Bazı Arap ülkelerini kendilerine bağlı medya aracılığıyla seçimleri etkilemeye çalışmakla
suçlayan Muhammedavi, İran’ın Arapça yayın kuruluşu el-Alem televizyonuna verdiği
demeçte Suudilere bağlı medya kuruluşlarının Mukteda Sadr’ın tutuklanacağına dair haberler
yapmasının Sadr Hareketi’ne yönelik bir psikolojik savaş olduğunu söyledi.
Araştırmaları sonucunda Mukteda Sadr’ın tutuklanacağına ilişkin uydurma haberlerin
Başbakan Nuri el-Maliki’nin bürosuna mensup bazı kişiler tarafından söz konusu edildiğini
iddia eden Muhammedavi, el-Alem muhabirinin “Ama Başbakan Maliki’nin bürosu bu haberi
yalanladı” hatırlatması üzerine “önce haberi yayıyorlar sonra da yalanlıyorlar, böylece halkı
şaşkınlığa düşürmeyi amaçlıyorlar” dedi.
Mukteda Sadr’ın halktan ülkenin onurunu ve bağımsızlığının koruyan, işgalcilere karşı çıkan
ve yolsuzluklara bulaşmamış olan kişilere oy vermelerini istediğini söyleyen Muhammedavi,
ülkenin bazı bölgelerinde parayla oy satın alındığına dikkat çekerek “Bazı Arap ülkelerinin
Irak’ta çıkarları var; onlar bazı siyasi gruplara para vererek kişilerin oylarının satın alınmasını
sağlıyorlar ve para aldıkları gruplara oy vereceklerine dair Kur’an üzerine yemin ettiriyorlar”
dedi.
Sadr grubu yetkilisi Muhammedavi, Irak halkının meselelerin farkında olduğunu belirterek
Irak’ın siyasi haritasının değişeceğini söyledi.
A.15. Barzani: “Halen Kürt kanına susamış birçok şövenist ve faşist var” (Dengê
Azad/Hewlêr)
Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani dün Hewlêr’de Peşmerge Kuvvetlerinin mezuniyet
töreninde yaptığı konuşmada, Bağdat’ta ki temsilcilerinin Kürtlerin haklarını koruması için,
Kürdistan halkının seçimlere katılması gerektiğini belirtti.
Barzani, Kürdistan Peşmerge Kuvvetlerini Kürt halkının düşmanları hakkında uyararak;
” Peşmerge şunu bilmeli ki halen Kürt kanına susamış birçok şövenist ve faşist var. Bundan
dolayı peşmerge, Kürt halkını korumak ve Kürtlerin bir kez daha acı ve işkence çekmemesi
için sürekli, silahlı bir güç olarak hazır bulunmalı” dedi.
Barzani konuşmasına devamla; ”Biz başkasına zülüm yapan bir gücümüzün olmasını
istemiyoruz, kimsenin bir daha Kürt halkına zülüm yapmaması için güç sahibi olmak
istiyoruz. Kürdistan’ın tek çatı altında, peşmerge bakanlığının emri altında düzenli bir askeri
güce sahip olması için kapsamlı bir plan uygulamaktayız. Sayın Celal Talabani de bu konuda
tam destek veriyor. Bu süreç sorunsuz ilerliyor. Peşmerge bakanlığının sistemi büyük oranda
kurulmuş, şu ana kadar 4 yeni tugay daha oluşturuluyor.” dedi.
Barzani tüm siyasi tarafların bu sürece destek vermesini isteyerek; ”Peşmere bakanlığının
oluşturulması konusu siyasi propaganda malzemesi yapılmamalı. Peşmerge, partiler arası
çekişmelere malzeme yapılmamalı, çünkü peşmerge tüm Kürdistan’ın mülküdür” dedi.
Kürt halkından 7 Mart’ta yapılacak Irak seçimlere aktif bir şekilde katılmasını isteyen
Barzani, Kürtlerin Bağdat’taki konumunun güçlenmesi ve haklarının parlamentoda korunması
için herkesin sandık başına gitmesi gerektiğini söyledi.
A.16. Kürdistan İttifakı Maliki ile ittifaka sıcak bakıyor (Dengê Azad/Hewlêr)
Kürdistan İttifak Listesi üyesi A. Zengene de, Maliki gibi seçimlerden sonra Kürdistan İttifakı
ile Kanun Devleti Listesi’nin ittifak kurabileceklerini belirtti.
Irak Parlamentosundaki Kürdistan İttifak Listesi üyesi Abdülgalib Zengene, Mart ayında
yapılacak seçimlerden sonra Nuri Maliki ve Kürdistan İttifak Listesi arasında ittifak
kurulabileceğini ve bunun çok normal olduğunu belirterek; “Bu seçimlerde hiç bir liste, Irak
parlamentosunda tek başına 1+50 oranında sandalye alamaz” dedi.
Zengene, Iraklı gazetecilere verdiği demeçte; “Nuri Maliki’nin seçimlerden sonra oluşacak
parlamentoda Kürdistan İttifak Listesi ile ittifak kurmayı düşündüğüne yönelik açıklamalar
yapmasını olağan karşılıyoruz. Çünkü şimdiden bu seçimlerde hiç bir siyasi gücün tek başına
parlamentodaki 1+50 sandalyeyi alamayacağı öngörülüyor. Maliki’nin de başka siyasi
gruplarla ittifak kurmak zorunda. Maliki’nin ittifak kuracağı en yakın güçler ise Kürdistan
İttifak Listesi ile Ulusal İttilaf Listesidir. Tabiki Ayad Alavi’nin listesi El Irakiye ile de ittifak
kurabilir” dedi.
Zengene açıklamasında; “Bu ittifak uzlaşma prensibi temelinde olmayacaktır. Çünkü bu siyasi
bir ittifak olacaktır. Yeni hükümet kabinesinin kurulması birkaç ayı alabilir ve seçimlerde
sandalyelerin çoğunu alan liste yeni hükümet kabinesini kuracaktır” dedi.
A.17. Irak Halkı Sadece Yabancı Gözlemcilere Güveniyor (haberfx.net)
Irak halkı seçimleri takip edecek olan yabancı gözlemcilere güvendiklerini, ancak yerel
gözlemcilere kesinlikle güvenmediklerini söyledi.
Irak halkı seçimleri takip edecek olan yabancı gözlemcilere güvendiklerini, ancak yerel
gözlemcilere kesinlikle güvenmediklerini söyledi.
Genel seçime sayılı günler kala siyasiler halktan oy toplamak için gezilerini sürdürüyor. Irak
Koalisyon Grubu'ndan Eski Irak Başbakanı İyad Allavi ve şimdiki Cumhurbaşkanı
Yardımcısı Tarık El Haşimi halkın arasına girdi. Bağdat kent merkezinde bulunan İmam-ı
Azam Türbesi'ne gelen siyasetçiler burada sevgi gösterileriyle karşılandı. İlk olarak gelen
Tarık El Haşimi halkı selamladıktan sonra meydandan ayrıldı. Daha sonra Eski Irak
Başbakanı İyad Allavi de halk tarafından sevgi gösterileriyle karşılandı.
Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı bölgede onlarca polis görev aldı. Silahların gölgesinde
halkı selamlayan Allavi türbeye girerek dua etti. Bu sırada türbe önünde kısa süreli bir
izdiham yaşandı. Polis izdihama neden olan halkı kontrol etmekte güçlük çekti. Allavi, daha
sonra türbeden ayrılarak yoğun güvenlik önlemleri altında bölgeden ayrıldı. Iraklı vatandaş
Arsonel Adnan, yolsuzluğun olmadığı bir seçim istediklerini belirterek, "Biz bu seçimde
yolsuzluk olmasını istemiyoruz. Kimin kazanacağına halk karar verecek. Biz Iraklılar olarak
en çok yabancı gözlemci istiyoruz. Biz oyumuzun başkalarına gitmesini istemiyoruz. Biz yeni
kurulacak devletten yolsuzluk istemiyoruz. Çünkü halk çok yoruldu. Durumumuz hiç iyiye
gitmiyor. 4 yıldır bu hükümet başımızda ama hiçbir şey yapmadı. Devletin askerleri evimize
giriyor ve ailemizi katlediyor. Bizim suçumuz nedir. Umarım bunlar değişecektir" dedi.
Iraklı Osman Mehdi ise yabancı gözlemcilerin seçimi sonuna kadar takip etmesi gerektiğini
ifade ederek, "Biz halka hizmet eden bir hükümet istiyoruz. Yolsuzluk olmasını istemiyoruz.
Iraklı gözlemcilere güvenmiyoruz. Bu hükümete de güvenmiyoruz. Umarım ne Ahmedinejad
ne de başka birileri seçimimize karışmazlar" dedi.
Iraklı Said İbrahim de, herkesin sandık başına gitmesi gerektiğini ve kazanacak hükümetin
yolsuzluklardan uzak durması gerektiğini söyledi.
A.18. Irak'ta İlk Oylar Sandıkta (haberdiyarbakir.com)
Irak genel seçimi için, durumları özellik oluşturan seçmenler için oy kullanma süresi, bugün
başladı.
Irak Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu Hewler Ofis Sorumlusu Hendırên Muhammed Salih,
AKnews'e verdiği demeçte, "oy kullanma işlemleri bu sabah saat 07.00’den başladı ve bu gün
akşam saat 17.00’e kadar devam edecek" dedi.
Irak'ta bugün oy kullanmaya başlayanlar, güvenlik güçlerinin yanı sıra, hastalar ile hastane
çalışanlarını ve 5 yıldan az ceza alan mahkumları kapsıyor.
Kürdistan Bölgesi'nde bu kapsamda 125 bini aşkın seçmen bulunuyor.
Yüksek Seçim Komisyonu Hewler Ofis Sorumlusu Hendırên Muhammed, bugünden itibaren
oy kullanılmaya başlanan sandıkların da, diğer sandıklar gibi 8 Mart günü açılacağını bildirdi.
Irak genel seçimlerine 18 ilden 19 milyon ve yurt dışında 16 ülkede yaşayan bir milyon 900
seçmen katılacak.
Partiler, Irak Temsilciler Meclisi'nin 82'si kadınlara ayrılan toplam 325 sandalyesi için
yarışacak. Seçimde, bin 803'ü kadın toplam 6 bin 172 aday için oy verilecek.
Bu seçimde 600 bin seçmen ilk defa oy kullanma hakkı olacak. Seçim süreci, 22 Ağustos
2009 tarihinde seçmen kayıtlarının yenilenmesiyle başlanmıştı.
Birleşmiş Milletler (BM) Bağdat, Ninova, Enbar, ve Kerkük illerinde 13 grup halinde
seçimleri gözleyecek. Ayrıca, 500 uluslar arası gözlemci, 70 Arap Birliği gözlemcisi, 250 bin
yerel gözlemci ve 100 de Avrupa Birliği (AB) gözlemcisi seçimlerde hazır bulunacak.
ABD Kongresi üyesi 6 kişi de seçimde Irak'ta olacak. Bu arada, seçimi, yabancılar da dahil
toplam bin 800 gazeteci takip edecek.
A.19. Irak 20 yıl sonra Kuveyt'e büyükelçi atadı (Dünya Bülteni/Haber Merkezi)
1990 yılında Kuveyt'i işgal eden Saddam yönetimi döneminde kesilen diplomatik ilişkiler 20
yıl aradan sonra düzeliyor.
Bağdat yönetimi 20 yıl aradan sonra Kuveyt'e ilk defa büyükelçi gönderiyor. 1990'da Saddam
Hüseyin'in Kuveyt'i işgali ile kopan ilişkileri düzeltmeye yönelik en ciddi adım olarak görülen
bu hamle, Irak dışişleri bakan yardımcısının bir yerel televizyona yaptığı açıklama ile
duyuruldu.
Mohammed Hac Mahmud, "Irak, Muhammed Hüseyin Bahr El-Ulûm'u Kuveyt'e 1990
yılından bu yana atanan ilk büyükelçisi olarak seçti" dedi.
Irak'ta 2003 yılında Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasından bu yana bir büyükelçilik ve bir
maslahatgüzar bulunuyordu. Ancak Irak 1990 işgalinden bu yana Kuveyt'e ilk kez bir elçi
gönderdi. Kuveyt ise Irak'a bir yıl önce büyükelçisini atamıştı.
İki ülke arasındaki ilişkilerde, özellikle Irak'ın Kuveyt'e ödemesi gereken 60 milyar dolarlık
borç nedeniyle gerginlik devam ediyor.
A.20. ABD ile Iran Arasında Adeta Bilek Güreşi! (haberalemi.net)
Irak'ta yapılacak seçimlerden Şiilerin güçlü çıkarak ülkenin İran'a yakınlaşmasından endişe
eden ABD, işgal sırasında mesafeli durduğu Sünnilere yakınlaşmaya başladı.
Pravda gazetesi, Irak’ta 7 Mart’ta, gerçekleştirilecek seçimler sonrasında Şiilerin
güçlenmesinden ve bunun Irak’ı İran’a yakınlaştırmasından endişe edildiğini yazıyor. Gazete,
Irak’ı işgali sırasında Sünnilere mesafeli duran Amerika Birleşik Devletleri’nin, şimdi
Sünnilere yakınlaşmaya çabaladığını yazıyor.
Irak’ta 7 Mart seçimlerinde, 325 sandalyeli parlamento için 6 binin üzerinde aday yarışacak.
Baas bağlantılı olduğu iddiasıyla Sünni politikacıların bir kısmı yasaklanmış durumda. Bu
durum daha seçim gerçekleşmeden havayı gerginleştirdi. Yasağı koyan ise, Şiilerin
çoğunlukta olduğu Güvenilirlik ve Adalet Komisyonu.
Irak’taki Amerikan kuvvetlerinin komutanı Ray Odierno Sünnilerin adaylıklarının
düşürülmesine tepkili. Olan bitenin arkasında İran’ın olduğunu düşünüyor. Zaten Irak
seçimleri yüzünden Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında adeta bir bilek güreşi
yaşanıyor.
Amerika Birleşik Devletleri, işgal sonrası Baas’la bağlantılı hemen herkesi siyasetten
dışlamış, orduyu feshetmiş ve ülkeyi bir anlamda Şiilere teslim etmişti.
Amerikan yönetimi, başlangıçta dışladığı Sünnileri hatta Baasçıları denkleme sokmadan
Irak’ta istikrar sağlayamayacağını anladı.
Amerika Birleşik Devletleri artık Sünnilerin olmayacağı bir seçimin İran etkisini
güçlendireceğini, ülkede çatışmaları yeniden arttıracağını düşünüyor.
Amerikalı yetkililer, Irak’tan Amerikan askerlerinin çekilmesi durumunda, Şiilerin daha da
güçlenmesinden ve Irak’ın tamamen İran’ın nüfuz alanına girmesinden kaygı duyuyor.
Almanya’dayız Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi, Şili’de deprem sonrası yağmalama
olaylarını durdurmakta yetersiz kalan hükümetin, afet bölgesinde olağanüstü önlemler aldığını
yazıyor.
Haberde depremden en fazla zarar gören yerlerden biri olan ülkenin ikinci büyük kenti
Konsepsiyon’da sokakta zırhlı araçların dolaştığı bildiriliyor.
Depremin ekonomik bilançosunun 25 milyar dolar olduğunu yazan gazete, bu rakamın
Şili’nin gayrisafi yurtiçi hâsılasının yüzde 10’unu oluşturduğunu belirtiyor.
Haber şöyle devam ediyor. Hükümet Konsepsiyon’a 11 binden fazla asker sevk etti ve yerel
saatle 20.00’den sonra başlayan sokağa çıkma yasağı, ertesi gün öğlen saatlerine dek uzatıldı.
Böylece kent halkı 16 saat boyunca evlerine ya da sığındıkları noktalara hapsoldu.
Askerlerin su, yiyecek ve yatak dolu kamyonları sokağa çıkma yasağı kalkana dek kent
dışında beklettiği bildiriliyor. Güvenlik kuvvetleri yağmalama olaylarına karışan yüzlerce
kişiyi tutukladı.
Bu arada başkent Santiago ile Konsepsiyon kenti arasında havadan yardım köprüsü
oluşturuldu. Bu sayede afet bölgesine 120 tonu gıda olmak üzere 300 tondan fazla yardım
gönderilmesi amaçlanıyor.
A.21. Irak’taki Şii merceiyeti seçimlerde hile yapılmasından endişeli (YDH)
Irak’taki Şii dini otoritelerinin 7 Mart’ta yapılacak parlamento seçimlerinde hile
yapılmasından endişe duydukları bildirildi.
Irak’taki Şii dini otoritelerinin 7 Mart’ta yapılacak parlamento seçimlerinde hile
yapılmasından endişe duydukları bildirildi.
Fransız haber ajansının bildirdiğine göre Necef’teki Şii merceiyetine yakın bir kaynak,
kendilerine bazı seçim merkezlerinde kısa bir süre sonra çıkan mürekkepler kullanılacağı
bilgisinin ulaştığını belirterek dini mercilerin seçimlerde hile yapılmasından endişe
duyduklarını söyledi.
Öte yandan İran’ın Arapça yayın kuruluşu el-Alem televizyonu, Irak’ın en büyük dini
otoritesi Ayetullah Sistani’nin dini medrese öğrencilerinden halkı seçimlere yoğun olarak
katılmaya davet etmelerini istediğini duyurdu.
Ayetullah Sistani’nin seçimlere etkin bir şekilde katılımın sağlanması için seçimlerde dini
ilimler havzasını tatil ettiğini belirten el-Alem, Iraklı din alilerinden Latif Amidi’nin
Ayetullah Sistani’nin öğrencilerin halkı seçimlere katılma konusunda teşvik etmelerini
sağlamak için medreseleri tatil ettiğini söylediğini nakletti.
El-Alem, Iraklı siyasi gözlemcilerin Ayetullah Sistani’nin seçimlere katılım konusunda
gösterdiği bu benzersiz tutumun 7 Mart seçimlerine beklenenden daha fazla katılım
gösterilmesine sebep olacağını söylediklerini ifade etti.
El-Alem’e demeç veren Irak Araştırmaları Merkezi Başkanı Nimet İbadi, seçimlere katılım
oranının yüzde 70 civarında olacağını tahmin ettiğini belirterek “bu seçimlere herkesi
şaşırtacak bir katılım olacak” dedi. Irak’ta geçtiğimiz yıl yapılan yerel seçimlere yüzde 51
oranında katılım olmuştu.
A.22. Barzani, Kürdistan Fetva Meclisi ile toplandı (Dengê Azad/Hewlêr)
Kürdistan bölge başkanı Mesud Barzani, bugün Salahaddin kasabasında Kürdistan Bölgesi
Fetva ve Araştırma Yüksek Meclisi ile ilk toplantısını düzenledi.
Kürdistan bölgesi Diyanetişleri Bakanı Kamil Ali Aziz toplantının başında yaptığı
konuşmada, Kürdistan bölgesi hükümetinin yeni kabinesinin gerçekleştirdiği ilk toplantıda,
bölge başkanı Mesut Barzani’nin Kürdistan bölgesinde dini bir merci rolü oynayacak bir
fetva meclisinin kurulmasını istediğini hatırlatarak ;” O toplantıdan beri bakanlık olarak bu
meclisin kurulması için yoğun bir şekilde çalıştık, Allah’a şükürler olsun bu meclisi kurduk.
Bugün buraya başkan Barzani’ye teşekkür etmeye ve meclisin kurulduğu müjdesini vermeye
geldik. Bu meclis Kürt halkının dini sorunlarını çözmeye çalışacak ve çıkarılacak fetvaları
değerlendirecek, yüksek dini bir merci olacak. En kısa zamanda meclisin çalışma programını
belirleyerek bölge başkanına sunacağız” dedi.
Daha sonra söz hakkı alan Mesud Barzani, meclisin kurulmasını kutlayarak ;” Toplumda
yüksek ahlakın yerleşmesi ve gelişmesi ile beraber Kürdistan bölgesi de gelişecektir. Din
olumsuz davranışları engelliyor, din ve millet sevgisi birbirinden ayırt edilemez. İnsan’ın
Allah korkusu olmayanlardan korkması gerek, eğer Allah korkusu olursa, makamı ver görevi
ne olursa olsun kötü işler yapmaz” dedi.
Barzani, Fetva Meclisi konusunda ise ;” Bazı durumlarda çözümünü dini bir mencinin
bulması gereken sorunlar ile karşılaşıyoruz ve bu konudaki karar, dini konularda uzman ve
alim olan kimseler tarafından verilmeli. Bu meclisin çağdaş bir akıl ve mantık ile çalışma
yürütmesi gerek, aldığı kararlar toplumun bir kesiminin rahatsız ve tahrik olmasına neden
olmamalı. Kürdistan, içinde yaşayan dini ve etnik toplulukların kardeşçe beraberce yaşaması
ile tanınan bir coğrafyadır, sürekli de böyle kalması gerekiyor. Bu meclis fetva verilirken
Kürdistan’ın özgün konumu göz önünde bulundurmalı, çünkü siyaset de olsun dini konularda
olsun bu özgünlük göz önünde bulundurulmazsa, hatalar ile karşılaşılır.”
A.23. Oy kullanmaları için tüm hazırlıkları yaptık (A.A)
Irak Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Farac El Haydari, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, yarın yapılacak seçimde 19 milyon Iraklı seçmenin, 51 bin seçim merkezinde
sorunsuz bir şekilde oy kullanmaları için tüm hazırlıkları yaptıklarını söyledi.
El Haydari, yurt dışında yaşayan ve sayıları milyonlarla ifade edilen Irak vatandaşları için
aralarında Türkiye'nin de bulunduğu toplam 16 ülkede seçim merkezleri oluşturduklarını da
hatırlattı.
Seçimler için 100 ülkeden gözlemci istediklerini belirten El Haydari, şunları kaydetti:
"Jimmy Carter ve Nelson Mandela'ya seçimlere gözlemci sıfatıyla katılmaları için davet
gönderdik. BM, Avrupa Birliği, Arap Birliği, İslam Konferansı Teşkilatı'nın yanı sıra
uluslararası sivil kuruluşlardan ve birçok ülkeden 500'e yakın gözlemci izleyecek. Irak'ta
büyükelçiliği bulunan onlarca ülkenin büyükelçileri de gözlemci olarak seçimlerde yer alacak.
Dünyada en fazla uluslararası gözlemcinin katıldığı seçim, pazar günü (yarın) yapılacak.
Türkiye en fazla gözlemci gönderen ülkelerin başında yer alıyor" dedi.
Türkiye'nin Katkıları
Türkiye'den çeşitli kurum ve kuruluşlardan toplam 46 kişi, Irak seçimlerine uluslararası
gözlemci sıfatıyla katılacak.
Bu arada, Türkiye'nin Irak'taki seçim hazırlık çalışmalarına yaptığı katkılara değinen El
Haydari, "Türkiye bize karşılıksız ve ön koşulsuz yardım sundu. Çalışanlarımız Türkiye'de
eğitildi. Türkiye, her fırsatta her türlü yardıma hazır olduğunu dile getiriyor. Bundan dolayı
Türkiye'ye teşekkür ediyoruz" dedi.
Irak parlamentosundaki 325 sandalye için yarışacak ittifak, parti ve adaylar hakkında bilgi
veren El Haydari, seçimde yarışacak 6 bin 200 adayın 167 partiden oluşan 12 koalisyon ve 74
partiden katıldıklarını ve bu adaylardan bir kısmının da bağımsız olduğunu söyledi.
El Haydari, ayrıca, Adalet ve Soruşturma Komisyonu tarafından seçimlere katılması
engellenen 512 adaydan 270'inin partileri tarafından başka adaylarla değiştirildiğini, 28'nin
temyiz mahkemesinin kararıyla seçimlere katılma hakkını kazandığına dikkat çekti.
Güvenlik Kuşakları
Öte yandan, Irak İçişleri Bakanı Yardımcısı ve seçim güvenliğinden sorumlu olan Korgeneral
Aydın Halid Beyatlı, aldıkları güvenlik önlemleri hakkında AA muhabirine bilgi verdi.
Beyatlı, ordu, polis ve istihbarattan güvenlik güçlerinin seçmenlerin, seçim merkezlerinin ve
adayların güvenliğini sağlamak için ortak çalışacaklarını, her tür önlemi aldıklarını, bu
önlemlerin yeni hükümet kurulana kadar devam edeceğini kaydetti.
Aldıkları güvenlik tedbirleri hakkında ayrıntılı bilgi vermeyen Beyatlı, hazırladıkları güvenlik
planının duruma göre işleyeceği söyledi.
Bu arada, bazı kaynaklar, seçimde alınan güvenlik önlemleri çerçevesinde bu akşamdan
itibaren pazartesi sabahına kadar havaalanları ve sınır kapılarının kapanacağını, yine bu
akşamdan pazartesi sabahı saat 06.00'ya kadar şehirlerarası ulaşımın yasaklanacağını belirtti.
Seçim merkezlerinin etrafında 3 güvenlik kuşağı oluşturulacağı, bu kuşaklardan en dıştaki
kuşağın ordu mensuplarından, ikinci kuşağın polislerden ve içteki kuşağın da istihbarat
mensuplarından oluşacağı kaydedildi. Irak'ın 18 ilinde seçim boyunca güvenliği sağlayacak
güvenlik gücü sayısının 800 bin civarında olduğu ifade edildi. Amerikan güçlerinin de, seçim
boyunca Iraklı güvenlik güçlerine destek vermesi bekleniyor.
A.24. Mesud Barzani; “Bugün Kerkük şehrinin bir Kürt şehri olduğunun ispatlanması
için önemli bir fırsat” (Dengeazad)
Mesud Barzani seçimler öncesi Kerküklülere seslenerek ;” Bugün Kerkük şehrinin bir Kürt
şehri olduğunun ispatlanması için önemli bir fırsatın olduğuna inanıyor ve sizden elinizdeki
bu fırsatı kaçırmamanızı istiyorum.”
Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, 1991 yılındaki büyük Kürt halk ayaklanmasının
yıldönümü ve 7 Mart’ta gerçekleşecek Irak seçimleri vesilesiyle Kürt halkına hitaben
yayımladığı bir bildiride, Pazar günü yapılacak seçimlere değinerek, Kerkük’ün bir Kürt şehri
olduğunun ispatlanması için seçimlerin önemli bir fırsat olduğunu belirtti.
1991 yılında başlayan büyük Kürt halk ayaklanmasının öneminden söz eden Mesud Barzani,
Kürtlerin birlik olduğu müddetçe hiç bir güç ve hiç bir diktatörlüğün Kürtlerin özgürlüğü ve
başarısı önünde engel olamayacağına vurgu yaparak; “ Kürtler nasıl ki diktatör Baas Rejimine
karşı ortak bir ruhla birlik içinde mücadele edip başarı elde eti ise bugün de aynı ortak ruhla
Federal Irak’ta birçok başarıyı elde edebilir” dedi.
Kürtlerin ortak yaşam ve hoşgörü kültürünün çok güçlü olduğunu dile getiren Başkan
Barzani, Kürtlere Irak genel seçimlerine aktif bir şekilde katılmaları konusunda çağrıda
bulunarak; “Bizim gücümüz, aramızdaki ittifaktadır. Kürt halkı arasındaki birliğin ve ittifakın
daha fazla güçlendirilmesi ve meşru haklarımızın güvence altına alınması için de Bağdat’a
birçok temsilci göndermemiz gerekiyor. Kürtlerin kendi aralarında farklı görüş ve
düşünceleri olabilir fakat önemli olan Bağdat’ta ortak bir tavra sahip olmamızdır. Kürt halkı
hangi siyasi gruba oy vereceği konusunda özgürdür” dedi.
Bildiride “Önümüzde halen birçok zorlu engel var. Halen bazı taraflar, Kürt halkının Irak
Anayasasında güvence altına alınan kazanımlarının Kürt halkından geri alınmasını istiyor”
diyen Mesud Barzani; “Bundan dolayı Bağdat’a göndereceğimiz temsilcilerimizin meşru
haklarımızın güvence altına alınması konusunda mücadele yürütmek için Bağdat’a gittiklerini
çok iyi bilmeleri gerekiyor ve onların mücadele silahları ise anayasa ve kanunlardır.” diye
konuştu.
Barzani ;”Seçimlerden sonra bizim dostumuz olan ve ortak birçok yönümüzün olduğu siyasi
partilerle ittifak kuracağız. Her şeyden öncede başta 140. maddenin uygulanması olmak üzere
anayasaya güveni olan olan siyasi güçler ile ittifak kuracağız. Ben burada özellikle
Kerkük’teki sevgili kardeşlerimize seslenmek istiyorum. Sevgili Kerküklü kardeşlerim!
Bugün Kerkük şehrinin bir Kürt şehri olduğunun ispatlanması için önemli bir fırsatın
olduğuna inanıyor ve sizden elinizdeki bu fırsatı kaçırmamanızı istiyorum. Ayrıca Kürdistan
Peşmerge Kuvvetleri ve güvenlik güçlerinden vatandaşların güvenli bir ortamda oylarını
özgürce kullanmaları için gerekli güvenlik tedbirlerini almalarını istiyorum. Seçimlerin şeffaf
ve başarılı bir şekilde gerçekleşmesini temenni ediyorum. Halk oy vermede özgür olmalıdır.
Seçimlerde hiç bir siyasi grup ve partiye engel olunmamalıdır” diye belirtti.
A.25. Seçimlerde 46 Gözlemci (Denge Azad)
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Irak'ta 7 Mart pazar günü yapılacak parlamento seçimlerinin,
"Irak'taki demokratikleşme ve istikrar çabalarının başarıya ulaşması ve ülkenin bekleyen
sorunlarının siyasi uzlaşı temelinde çözümü açısından hayati önem taşıdığını" bildirdi.
Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Gerek Irak'taki tüm siyasi gruplar, gerek
uluslararası toplum, söz konusu seçimlerin güvenlik içinde, barışçıl bir ortamda, adil ve şeffaf
bir şekilde, uluslararası teamüllere uygun olarak, mümkün olan en geniş katılımla
gerçekleştirilmesini ve seçim sonuçlarının Irak halkının özgür iradesini yansıtmasını
beklemektedir" denildi.
Açıklamada, "seçim sürecinin Irak halkı ile uluslararası camia nezdinde herhangi bir
meşruiyet tartışması yaratmadan tamamlanmasıyla Irak'taki siyasi süreçte önemli bir
merhalenin aşılacağı" kaydedildi.
Dışişleri Bakanlığı, "Irak'ta siyasi uzlaşının ve demokrasi kültürünün pekişmesine büyük
önem atfeden" Türkiye'nin, Irak Yüksek Seçim Komisyonu'nun davetini dikkate alarak, Irak
seçimlerini "kalabalık bir gözlemci grubuyla" izleyeceğini bildirdi.
Seçim sürecinde, Dışişleri Bakanlığı, Bağdat Büyükelçiliği, Musul ve Basra
Başkonsoloslukları, üniversiteler ve akademik araştırma kuruluşları mensuplarından oluşan 46
gözlemcinin görev yapacağı, Türkiye dışından bazı ülke ve uluslararası örgütlerin de Irak'a
seçim gözlemcisi gönderdikleri kaydedildi.
Dışişleri Bakanlığı, "Türkiye'nin, seçimlerin sükunet içinde adil, demokratik ve şeffaf şekilde
başarıyla gerçekleştirilmesini ve Irak'ın istikrarı ile toplumsal ve siyasal ahenginin bu süreçte
güçlenmesini temenni ettiğini; dost ve kardeş Irak halkının karşı karşıya bulunduğu güçlükleri
beraberlik, hoşgörü ve sağduyuyla aşacağına inandığını" belirtti
A.26. 2.4 Milyon Kürt Bugün Sandık Başına Gidiyor (PNA)
Bugün Irak ve Kürdistan ’da Irak Genel seçimleri başladı. Yabancı devletlerden gelen 622
gözlemci seçim sürecini takip edecek. Kürdistan Bölgesinden 2,4 milyon vatandaş’ın sandık
başına gitmesi bekleniyor.
Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu dün Başkent Hewler’de uluslar arası gözlemcilerinden
oluşan bir grubunda katıldığı bir toplantı gerçekleştirmişti. Toplantıda 38 yabancı ülkeden 622
kişi uluslararası gözlemci sıfatıyla seçim sürecini takip edecekleri bildirildi.
Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu Hewler Bürosu Başkanı, Özel Seçim günü isimleri
listelerde yer almadıkları için oy kullanamayanların bugünkü Genel Seçimde oy
kullanabileceklerini söyledi.
Bağımsız Yüksek Seçim Komisyonu’nun Kürdistan Hükümeti Sorumlusu Tara Abdullah da,
Seçim sürecinin uluslar arası kamuoyunun takibinde yürüdüğünü belirterek, Kürdistan
Bölgesi’nde 38 parti veya siyasi gruplardan toplam 381 parlamento adayı olduğunu ve 2,4
milyon Kürdistan vatandaşının sandık başına giderek oy kullanacağını bildirdi.
A.27. Irak’ta dini liderler halkı Pazar günkü seçimde sandık başına gitmeye çağırdı
(PNA)
Bazı liderler Cuma hutbelerinde oy kullanmanın dini bir görev olduğunu söyledi.
Bağdat’ta en güçlü Şii kuruluşlarından birinin lideri Ammar- el-Hakim, on binlerce yandaşını
oy kullanmaya çağırdı. Bağdat Sadr bölgesinde de binlerce kişi radikal Şii lider Muktada el
Sadr’ın gösterdiği adayları destekleme gösterisi düzenledi.
Bu arada yurt dışında yaşayan Iraklılar parlamento seçimleri için oy vermeye başladı. Oy
verme işlemleri halen 14 ülkede devam ediyor.
BM göçmen dairesi yaklaşık 2 milyon Iraklının yurtdışında yaşadığını tahmin ediyor. Iraklı
göçmenlerin çoğunluğu Suriye ve Ürdün’de yaşıyor.
Öte yandan dün başlayan erken oy verme işlemi sırasında düzenlenen saldırılarda Bağdat’ta
yedisi asker 15 kişi öldü.
Aralarında asker, polis, sağlık görevlisi, hasta ve tutuklular bulunan yaklaşık 1 milyon Iraklı
Pazar gününden önce oyunu kullanabiliyor.
A.28. Talabani “4 Büyük Liste Benden Tekrar Aday Olmamı İstiyor” (PNA)
Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, Irak Genel Seçimlerine katılan dört büyük listenin
kendisini tekrar Irak Devlet Başkanlığı için aday göstermesini istediklerini bildirdi.
Talabani BBC’ye verdiği özel bir demecinde Irak Seçimlerine katılacak ve en çok oy
getirmesi beklenen dört büyük listenin kendisinden tekrar Irak Devlet Başkanlığı için aday
olmasını istediklerini bildirdi.
Talabani, BBC’ye verdiği demeçte, “Bence yakında kurulacak olan yeni Irak Hükümeti
çoğulcu bir hükümet olacak, çünkü ulusalcı hükümet tarzı başarı yakalayamıyor, hükümetin
yapacağı işler önüne engel teşkil ediyor. Kürdistan İtifak Listesi’de yanı Irak Hükümeti
kurucularından olacak.” İfadelerini kullandı.
Talabani ayrıca, “Bence yakında Kurulacak Irak hükümetinde Şiilerin iki büyük listesi,
Kürtler ve sembolik olarak Sünnilerden oluşup diğer partilerde muhalefette yer alacaklar.”
Dedi.
A.29. Maliki “Oy Kullanamayanlar Yarın Sandık Başına Gitsinler” (PNA)
Federal Irak Başbakanı Nuri El Maliki, özel seçimde oy kullanamayanların yarınki genel
seçimde sandık başına gitmelerini istedi. Nuri Maliki, özel seçimde oy kullanamayanların
hatalarının olmadığını hatanın İç İşleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı’ndan kaynaklandığını
belirterek, İç İşleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı’nın birçok seçmenin isimlerini Irak
Yüksek Seçim Komisyonuna iletemediğini söyledi.
Maliki, özel seçimde oy kullanamayan bütün vatandaşların yarın Pazar günü yapılacak genel
seçimlerde oy kullanabileceklerini ifade etti.
A.30. Irak'ta sandık başı (BBC Türkçe)
Kamuoyu yoklamaları, parlamentonun 325 üyesinin belirleneceği seçimlerde yarışın
Başbakan Nuri el Maliki ile eski Başbakanlardan İyad Allavi'nin ittifakları arasında
geçeceğine işaret ediyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nin yanı sıra bölge ülkeleri, özellikle de İran seçimleri yakından
izliyor.
B. GÜVENLİK
B.1. Irak işgali Tony Blair'i depresyona soktu (Independent)
İngiltere’de piyasaya sürülen bir kitap, Irak Savaşı’nın gerekli olduğunda ısrar eden ve işgali
başlatmak için kitle imha silahları yalanını bile öne süren eski İngiltere Başbakanı Tony
Blair’in işgal sonrasında ciddi depresyona girdiğini öne sürdü.
Andrew Rawnsley’in “The End of the Party” (Partinin Sonu) adlı kitabında, Tony Blair’in
Irak işgalinin en şiddetli çatışmalara sahne olduğu 2003 ve 2004 yıllarında, gazetelere
yansıyan savaş haberleri yüzünden moralinin çok bozuk olduğu belirtildi.
Independent, söz konusu kitapta, savaş yüzünden aldığı eleştiriler nedeniyle ağır baskı altında
kalan Blair’in parlamento görüşmeleri esnasında dalıp gittiği, hatta geceleri gördüğü kâbuslar
nedeniyle yatağından fırladığı ifade edildi.
Gordon Brown Baskısı
2004 yılında dönemin Ekonomi Bakanı Gordon Brown’a görevini bırakacağını söyleyen
Blair, eşi Cherie ve yakın arkadaşlarının isteği üzerine kararından vazgeçmişti.
Blair, geçen ay işgal için sunduğu delilleri inceleyen Chilcott soruşturmasında, İngiltere’nin
kaybettiği askerlerin ailelerini öfkelendirmemek için pişman olmadığını söylemişti.
Ancak The Observer gazetesi yazarı Rawnsley’in kitabında, Blair’in söylediklerini tersini
hissettiği ifade edildi. Kitapta ayrıca, Blair’in görevi süresince gergin olduğu Gordon
Brown’ın baskısı altında kaldığı ve bu durumun onu iyice depresyona soktuğu ileri sürüldü.
B.2. Irak güvenlik güçlerinde Baasçı temizliği (YDH)
Irak güvenlik güçleri içerisinde görev yapan yüzlerce Baasçı subayın işten çıkarılması için
çalışma başlatıldığı bildirildi.
Irak güvenlik güçleri içerisinde görev yapan yüzlerce Baasçı subayın işten çıkarılması için
çalışma başlatıldığı bildirildi.
Irak’ta yayımlanan ed-Dustur gazetesi, Baasçıların devlet kademelerinden temizlenmesinden
sorumlu Adalet ve Soruşturma Komisyonu Yürütme Kurulu Başkanı Ali Lami’nin, Irak
güvenlik güçlerindeki yüzlerce Baasçının görevlerine son verilmesi için çalışma başlatıldığını
söylediğini duyurdu.
Ali Lami, gazeteye verdiği demecinde Irak güvenlik güçleri içerisinde eski rejimden kalma
yaklaşık 150 subayın görev yapmakta olduğunu belirterek bu kişilerin de bu çalışma
kapsamında ele alınacağını söyledi.
Söz konusu 150 subay içerisinde “Saddam’ın Fedaileri” adlı grubun üyelerinin de
bulunduğunu belirten Lami, Bağdat eski Operasyon Komutanı Abud Ganber’in de ordudan
atılacak Baasçı subaylar arasında yer aldığını belirterek Ganber’in emekliye sevk edileceğini
söyledi.
B.3. Yaver:”Peşmerge kuvvetleri seçim merkezlerine yaklaşmayacak” (Dengê Azad)
Kürdistan Bölgesi Peşmerge Bakanlığı Resmi Sözcüsü Cebar Yaver, Kürdistan Peşmerge
Kuvvetlerinin seçim gününde yalnız Kürdistan’ın sınır bölgelerini koruyacaklarını söyledi.
Yaver peşmerge kuvvetlerinin seçimlerde uygulanacak güvenlik planındaki rolü hakkında
yaptığı açıklamada; “Peşmerge gücü seçimlerin gerçekleşeceği gün, tüm seçim
merkezlerinden uzak olacaktır. Peşmerge gücü yalnız her zaman olduğu gibi Kürdistan
Bölgesinin sınırlarını korumakla yükümlü olacaktır. Kürdistan Bölgesinde Peşmerge gücü,
seçim merkezlerini korumakla yükümlü olmayacaktır. Çünkü seçim merkezlerinin etrafı
güvenlik güçleri ve polisler tarafından korunacaktır” dedi.
Kürdistan Bölgesi Peşmerge gücünün sınır bölgelerdeki güvenliği sağlamanın yanı sıra,
ihtilaflı bölgelerde de güvenliği sağlamakla yükümlü olduğunu belirten Cebar Yaver;
“Peşmerge gücü Kerkük, Musul, Diyala da seçimlerden bir gün önce ve seçimler sonuçlanana
kadar bu bölgelerde güvenliği sağlayacaktır ve daha sonra eski bölgelerine geri dönecektir.
Seçim günü, Peşmerge gücü, ABD, Irak askeri güçleri ve emniyet güçleri ile birlikte bu
bölgelerde güvenliği sağlayacaktır” diye konuştu.
B.4. Odierno, 2011’den sonra Kerkük’te bir tugay’ın kalması istiyor (Dengê
Azad/Kerkük)
Irak’taki Amerikan güçleri komutanı Raymond Odierno, Amerikan Başkanı’ndan 2011’de
başlanacak olan geri çekilmeden sonra Kerkük’te bir askeri tugay’ın kalmasını istedi.
Amerikan Dış Siyaseti Dergisinde yayınlanan bir habere göre Irak’taki Amerikan güçleri
komutanı Raymond Odierno resmi olarak Amerika Başkanı Barack Obama’dan geri
çekilmeden sonra Kerkük’te bir askeri tugay kalmasını talep etti.
Derginin iki önemli kaynağa dayandırdığı haberinde tugayın görevinin tartışmalı bölgelerin
korunması olduğu bildirilirken, Amerika’nın bu konunun çözümü için ciddi çaba sarf ettiği
dile getirildi.
Dergi ayrıca, Odierno’nun gayri resmi olarak Barack Obama’nın konuya olumlu bakmadığı,
Irak’ta kalacak askerlerin görevinin sadece danışmanlık olacağını ilettiği bildirildi.
B.5. Irak’ta Silahsızlanmaya Karşı İşbirliği Çağrısı! (Kerkuk feneri)
Irak güvenlik kuvvetleri sözcüsü Tümgeneral Kasem Atta bir basın toplantısı düzenleyerek,
seçimlere bir kaç gün kaldığını ve aldıkları istihbaratlar doğrultusunda El Kaide ve diğer
silahlı guruplardan kaynaklanabilecek saldırılara karşı tüm Irak halkının duyarlı olmasını
beklediklerini söyledi.
Özellikle demokratik ve huzurlu bir seçim için güvenlik kuvvetlerinin üst düzeyde alarmda
olduğunu belirten Atta;”Irak halkının adımları bizler için çok önemlidir. Vatandaşlar
gördükleri şüpheli şahısları ya da şüpheli araçları derhal güvenlik güçlerine bildirmedirler.
Unutmamalıdır ki Irak güvenlik güçleri Irak halkının can ve mal güvenliği için vardır” diye
konuştu.
Tümgeneral Kasem Atta daha güvenli bir Irak için sivil halkı silahsızlanma konusunda da
işbirliğine çağırdı.
B.6. Irak'ta işbirlikçi Ordu kontrol noktasına saldırı (Heyet)
Irak'ın Musul şehrinde sivil halkı hedef alan saldırılar düzenleyen işbirlikçi hükümet
ordusuna intikam saldırıları düzenliyor. 1'i Albay 5 işbirlikçi hükümet askeri yaralandı.
Musul şehrinde bulunan hükümet ordusuna bağlı kontrol noktasına el bombalı saldırı
düzenlendiği kaydedildi. Saldırı sonucu içlerinde biri albay olmak üzere beş hükümet askeri
yaralandı. Tamamının şehirdeki Devre el Hammam bölgesindeki hastaneye nakledildiği
bilgisi verildi.
Hükümete bağlı asker ve polis güçlerinin sivil halkı hedef alan saldırılarına aralıksız devam
etmesi karşısında cevap olarak gecikmeden bu tür cevaplar geliyor.
B.7. Irak’ta şubat ayında 352 kişi öldü (ANF)
Irak'taki şubat ayında meydana gelen saldırı ve çatışmalarda 211’i sivil 352 kişinin öldüğü
bildirildi.
Sağlık, Savunma ve İçişleri bakanlıklarının verilerine göre, Şubat ayında 211’i sivil, 45’i polis
ve 96’i asker olmak üzere toplam 352 kişi öldü. Yine aynı dönemde 414 sivil, 155 polis ve
115 asker olmak üzere toplam 684 kişi de yaralandı.
Buna karşın geçen ay içinde 52 militanın öldürüldüğü, 661’inin de yakalandığı belirtildi.
Irak’ta ocak ayında meydana gelen saldırı ve çatışmalarda 135 sivil hayatını kaybetmişti.
Iraklı yetkililer, sivil ölümlerin artmasının, yaklaşan parlamento seçimleri nedeniyle artan
saldırı ve çatışmalardan kaynaklandığını söyledi.
B.8. Irak Temyiz Mahkemesi Halepçe Olaylarını Soykırım İlan Etti! (kerkukfeneri)
Irak Temyiz Mahkemesi, yaklaşık 5 bin kişinin kimyasal silahla öldürüldüğü Halepçe
katliamının “soykırım” olduğu yönünde tarihi bir karara imza attı
Irak Temyiz Mahkemesi bugün aldığı kararda Halepçe’nin 16 Mart 1988’de maruz kaldığı
kimyasal saldırıyı “soykırım” olarak kabul etti.
Halepçe davası avukatlarından Bekir Hamad Siddiq, kararın mahkeme heyeti tarafından
çoğunlukla kabul edildiğini belirterek, ‘insanlık karşı işlenen suç’ yerine soykırım ifadesinin
kabul edildiğini söyledi.
Halepçe’de Neler Olmuştu?
Halepçe Katliamı İran-Irak Savaşı esnasında, Saddam Hüseyin’in, 1986-1988′de Irak’ın
kuzeyinde yaşayan Kürtlere karşı düzenlettiği El-Enfal Harekâtı adlı imha operasyonunun bir
parçasıdır.
Saddam Hüseyin’in 23 Şubat – 6 Eylül 1988 tarihleri arasında El-Enfal Harekâtını
şiddetlendirdiği dönemde Mart ayının ortasında İran ordusu Zafer-7 Harekâtı adlı genel
taarruzu başlattı. Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlı
Peşmergeler de İran Ordusu’yla güç birliği yaparak Halepçe kasabasına girdi.
Saddam Hüseyin İran ordusunun ilerleyişini durdurmak için Irak ordusunun Kuzey Cephesi
Komutanı olan Korgeneral Alî Hasan al-Majîd al-Tikritî’ye (batı medyası tarafından
‘Kimyasal Ali’ lakabı ile bilinir)’e zehirli gaz bombaları kullanmayı emretti.
‘Kimyasal Ali’16 Mart 1988′de zehirli gaz bombalarını taşıyan sekiz MiG-23 uçağı tarafından
Halepçe kasabasına bombardıman düzenlendi. Halepçe sakinleri, İran askerleri ve
Peşmergelerle birlikte 5.000′den fazla insanın öldüğü, 7.000′den fazla insanın da yaralandığı
tahmin ediliyor. Ancak Irak Savaşı’ndan sonra bölgeye giren yabancılar tarafından bu
rakamın daha da büyük olduğu tespit edildi.
19 Ağustos 1988′de Irak ve İran, ateşkes anlaşmasını imzaladılar. Irak ordusu ateşkesten 5
gün sonra Halepçe’yi geri aldı ve bu işgal esnasında 200 sakinin öldürüldüğü söylenmektedir.
Süleymaniye Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Fuat Baban, 7 Aralık 2002 tarihli
‘The Sydney Morning Herald’ gazetesinde yayımlanan ‘Experiment in Evil’ başlıklı
makalesinde, Halepçe’de özürlü doğum oranının Hiroşima ve Nagasaki’nin 4-5 katı olduğunu
iddia etti.
B.9. Irak Hükümeti 600 Subay ve Polisi Baas’a Bağlılar Diye Görevden Aldı!
(kerkukfeneri)
Iraklı yetkililer, yaklaşık 600 subay ve polisi, kapatılan Baas Partisi’ne bağlı kaldıkları
gerekçesiyle görevlerinden aldı.
Iraklı subayları görevlerinden almaktan sorumlu Komiteye Başkanlık eden Ali El Lami
konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Bu karar, Adalet ve Sorgulama Komitesinin ilgili
Bakanlıklarda ve üst düzey yetkililerin direktifleri üzerine incelendikten sonra alındı” dedi.
Yine bu yetkilinin ifadesine göre, hâlihazırda Irak İstihbarat Bakanlığında çalışmakta olan
150 Subay ile Savunma Bakanlığından da 150 Subay daha emekliliğe ayrılmaları için
tanıtıldılar.
Iraklı bu yetkili ayrıca İçişleri Bakanlığından da 190 Subayın emekliliğe gönderildiklerini
belirtirken, ülkenin eski diktatörü Saddam Hüseyin’e bağlı milis güçlerle irtibatları olmakla
kuşkulu 84 kişinin de görevlerinden alındıklarını bildirdi.
B.10. ABD’nin Lojistik Güvenlik Birimleri Peşmergeyi Eğitmek İçin Kuzey Irak’ta
(PNA)
Amerikan Birleşik Hükümetine bağlı Locistik güvenlik eğitmenleri Kürdistan Peşmerge
Bakanlığı bünyesinde bulunan Peşmergeleri eğitmek için Kürdistan’a geldi.
ABD’nin Lojistik özel eğitmenleri Peşmerge güçlerini eğitmek için Kürdistan’a geldi.
Kürdistan Bölge Hükümetinin Peşmerge Bakanı Şeyh Cafer Mustafa ve Kürdistan bölgesinin
Askeri Üst düzey yöneticileri Kürdistan’a gelen Amerikan Lojistik güvenlik güçlerini hava
alanında karşıladı. Peşmerge Bakanı Şeyh Cafer Mustafa, Kürdistan’a gelen ABD’ye ait
Locistik eğitmenlerine sıcak bir karşılama töreni düzenleyerek, en kısa sürede Kürdistan
Peşmergelerinin iyi eğitilmesini umut etti. ABD’nin Lojistik askeri üst düzey komutanları
Barbiro ve Mayerzi, Peşmergelerin en kısa sürede eksikliklerinin giderilmesi için düzenli bir
program gerçekleştireceklerini dile getirdiler.
Amerikan Locistik Eğitmenleri daha sonra Kürdistan’da ilk resmi toplantılarını
gerçekleştirdiler. Locistik güçler Kürdistan Bölgesinin Üst düzey askeri birimleri ile bir araya
gelerek yapacakları program hakkında bilgi verdiler.
B.11. Irak’ta mücahitlerden havan ve füze saldırısı (Cihaderi.net)
Irak'ta Mücahitler Ordusu işgalcilerin el Bekr üssünü havanlarla vurdu. Fatihin ordusu işgal
üssünü füzeyle vurdu. İşgalcilere malzeme taşıyan araç imha edildi. Irak'ta Şubat 2010
faturası;
Mücahitler Ordusundan Havan
Mücahitler Ordusu havan topları birimine bağlı savaşçıların daha öncesinde hava üssü olarak
kullanılan el Bekr üssünde konuşlanan Amerikan işgal üssünün 82 mm havan topu mermileri
ile vurulduğunu söyledi. Operasyonun video kaydı kamuoyu ile paylaşıldı.
Fatihin Ordusundan İşgalcilere Füze
Fatihin Ordusu yayımladığı video kaydında kendisine bağlı Halid bin Velid Tugayına bağlı
mücahitlerin güney Bağdat'ta Amerikan işgal karargahını füzeyle vurduğunu duyurdu.
Hedefin direk isabet aldığı kaydedilen operasyonda mücahitlerin olay yerinden uzaklaştığı
bilgisi verildi.
Yabancı Güvenlik Şirket Aracı Vuruldu
Selahaddin eyaletine bağlı Musul ile Kerkük şehrini birbirine bağlayan yol kenarına
yerleştirilen mayının özel güvenlik şirketine ait bir devriye aracını hedef aldığı nakledildi.
İşgalcilerle birlikte çok sayıda masum Iraklıyı katletme, ülke içinde terör eylemleri düzenleme
gibi olaylar gerçekleştiren özel güvenlik şirketine ait aracın patlama sonucu zarar gördüğü
kaydedildi. Bir güvenlik elemanın yaralandığı hadise ile ilgili daha fazla detay verilmedi.
İşgal Hükümeti 1 Mahkumu İşkenceyle Şehit Etti
Mevcut işgal hükümetine ait cezaevlerinde masum tutuklulara yönelik işkence, kötü muamele
ve cinayetler devam ediyor. Son olarak Rusafa cezaevindeki 7 numaralı kısımda korkunç
şekilde işkenceye maruz kalan Sabri Dinar Cevde adlı vatandaşın şehit edildiği bildirildi.
IMAH kaynaklarına ulaşan özel bilgilere göre şehit edilen masum vatandaş iki hafta önce
serbest bırakılmıştı. Ancak hükümet güçleri kendisini tıpkı Amerikan işgalcilerince serbest
bırakılan çok sayıda diğer Iraklıya yaptığı gibi tutuklayarak içeri tıkmıştı.
Bilindiği üzere işgal hükümetine bağlı cezaevlerinde çok yüksek rakamlarda çoğu işgali ve
bölücü hükümet politikalarını reddeden kesimlerden oluşan tutuklu bulunuyor. Bunlar
sistematik olarak hakaret, küfür, dayak ve işkenceye maruz kalıyor. Belirli aralıklarla
hapishanelere yapılan baskınlarda açılan rastgele ateşlerde ve darplarda da masum insanlar
hayatlarını kaybediyor. Geçtiğimiz ay yine Rusafa cezaevinde yapılan saldırılarda 15 tutuklu
şehit edilmiş çok sayıda insan da yaralanmıştı.
İşgal Altındaki Irak'ta Şubat 2010;
Mevcut hükümete bağlı Sağlık, Savunma ve İçişleri Bakanlığı kaynaklarının duyurduğuna
göre geçtiğimiz Şubat ayı içerisinde 211'i sivil olmak üzere 352 kişi öldü. Bakanlıklara
dayandırılan haberlerde ölen kişilerden 211'i sivil, 45'i hükümet askeri ve 96 tanesi ise
hükümet polisinden oluşuyor. Çeşitli hadiselerde yaralananlar ise 414 sivil, 155 hükümet
polisi ve 115 hükümet askeri olarak tespit edildi.
İnsan hakları örgütleri ve Irak'taki tarafsız kaynaklar ise verilen bu resmi makamların çok
daha yüksek olduğuna işaret ediyor.
B.12. Türkmenleri öldüren çete çökertildi! (Kerkuk feneri)
Öldürülen Türkmenler Pazar günü gözyaşları arasında toprağa verildi. Kerkük polisi,
Türkmenleri öldüren çeteyi çökertmeyi başardı. 5 kişilik çete polis tarafından tutuklandı. Çete
üyeleri, Tuzhurmatu’da çoğunluğu Türkmenlerden oluşan pek çok kişiyi kaçırdıklarını ve
öldürdüklerini itiraf etti. Öldürülen Abbas Abid Hüseyin ile Ali Hadi Mecit’in cesetleri,
Tuzhurmatu’nun kuzey doğusundaki Kadir Kerem Caddesi’ndeki yolda bulundu. İki
Türkmen’in cesetleri gözyaşları arasında toprağa verildi.
Abbas Abid Hüseyin’in amcası konuya ilişkin olarak DHA’ya yaptığı açıklamada, Abbas’ın
Ramazan Bayramı’nın ikinci gününde kaçırıldığını söyledi. Amca, Abbas’ı kaçıranların fidye
olarak 20 bin Amerikan Doları istediklerini, fidyenin ödenmesine rağmen Abbas’ın birkaç
gün önce cesedinin bulunduğunu belirtti.
Öte yandan, Şehit Abbas’ın kardeşlerinde bir diğeri de üzerindeki bombaları Tuzhurmatu’da
ki Hüseyniyerler’den birinde patlatılamaya çalışan bir intihar komandosunu engellemeye
çalışırken hayatını kaybetmişti.
Irak Türkmen Cephesi Salahattin milletvekili adayı ve Selahattin İl Meclis Üyesi Ali Haşim
Muhtaroğlu, olayı şiddetle kınayarak, Türkmenlerin teröristlerin kolay hedefi hale geldiğini
söyledi. Muhtaroğlu açıklamasının devamında, hükümetin Türkmen Bölgelerini korumaktan
aciz olduğunu da belirtti.
B.13. Sadiye’de KYB yetkilisinin evine el bombası atıldı (Dengê Azad/Süleymaniye)
Bugün kimliği belirsiz kişilerce, Kürdistan Yurtseverler Birliğinin(KYB) Sadiye Teşkilat
Sorumlusu yardımcısı Şakir Sultan’ın evine el bombası atıldı.
Sadiye emniyet güçleri, olayın öğle saatlerinde meydana geldiğini, kimliği belirsiz kişilerin
Sultan’ın ilçe merkezinde bulunan evine el bombası attıklarını ve olayda Şakir Sultan, eşi ve
bir çocuğunun yaralandığını belirtti.
İhtilaflı bölgelerden birisi olan Hanekin’e bağlı olan Sadiye’de, son süreçte seçimlerin
yaklaşması ile beraber şiddet eylemleri artmaya başladı.
İlçedeki Kürt yetkilileri ise seçimlerin yaklaşması ile beraber teröristlerin bölgedeki huzur ve
güvenliği bozmak ve seçimlere katılım oranını düşürmek için eylemlerini arttırdığını ve
bundan dolayı özellikle ihtilaflı bölgelerdeki güvenlik tedbirlerinin artırılmasını istiyor.
B.14. Bağdat'ta patlamalar (kerküknet)
Irak'ın başkenti Bağdat'ta, genel seçimler yapılırken iki binada meydana gelen patlamalarda,
ilk belirlemelere göre 16 kişi öldü.
İçişleri Bakanlığı'ndan bir kaynak, bir apartmanda meydana gelen ve en az 4 kişinin öldüğü
patlamanın ardından bir başka binada meydana gelen patlamada da ilk belirlemelere göre 12
kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.
Genel seçimler için oy verme işleminin başlamasından bu yana Bağdat'ta havan topu
mermileri ve yol kenarına yerleştirilen bombaların yol açtığı patlama sesleri duyulduğu haber
veriliyor.
C.EKONOMİ
C.1. Irak’a 1 milyon 100 bin $ ihracat (ilkhabergazetesi.com)
Yumurta Üreticileri Birliğinin de ortakları arasında bulunduğu Bandırma Yumurta, Gıda
Tarım AŞ 2009 yılında Irak’a toplam 1 milyon 100 bin dolarlık yumurta ihracatı yaptı.
Geçen yıl şirket olarak Irak’a 13 milyon 680 bin adet yumurta ihracatı yaptıklarını açıklayan
şirket yönetim kurulu başkanı Mustafa Ayhan, bu satışlardan elde edilen gelirin ise 1 milyon
100 bin dolar olduğunu söyledi.
2010 yılının ilk iki ayında ise Irak yapılan yumurta ihracatının 4 milyon 190 bin 400 adet
olduğunu kaydeden Ayhan, bu satışlardan elde edilen gelirin ise 268 bin 610 dolar olduğunu
açıkladı. Ayhan hedeflerinin 2010 yılında 1 milyon 100 bin dolar olan ihracat miktarını 2
milyon dolara çıkarmak olduğunu sözlerine ekledi.
D. TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER
D.1. Irak'a yük taşıyan şoförler kontak kapatma eylemi başlattı (CİHAN)
Silopi ilçesinde bulunan Habur Sınır Kapısı üzerinden Kuzey Irak'a yük taşıyan kamyon
şoförleri kontak kapatma eylemi başlattı.
Şırnak İl Özel İdaresi TIR parkında eyleme başlayan şoförler, Kuzey Irak Hükümeti
tarafından yapılan yeni uygulamalardan sonra çok mağdur durumda bırakıldıklarını dile
getirdi.
Araçlarına Türk bayrağı asarak kontak kapatan şoförler sorunlar çözülmeyene kadar kontak
açamayacaklarını ifade etti.
Kontak kapatma eyleminde bulunan şoförlerden Esat Tankar, Kuzey Irak hükümetinin
kendilerine çok haksız bir uygulama yaptıklarını belirterek. "Muamele ve diğer cezaların
ücretlerini iki katına çıkarmışlar. Biz zaten zor kazanıyorduk. Kazancığımız ancak bizim
geçimimizi sağlıyordu. Ancak son yapılan haksız uygulamalardan sonra hiçbir şey
kazanamayacağız. Bunun için eylem kontak kapatma eylemi başlattık. Sorunlarımız
çözülünceye kadar kontak açmayı düşünmüyoruz." diye konuştu.
Şoförlerden Şehmus Güzel ise Irak tarafına yük taşıyan kamyon şoförlerinin çok sahipsiz
kaldığını ifade ederek, herkesin sırtlarından geçinmeye çalıştıklarını söyledi.
Şehmus Güzel, "Kuzey Irak Hükümeti hali hazırda bulunan bütün cezaları iki katına çıkardı.
Daha önce 5 dolar olan park ücretini 10 dolara çıkartı. Biz zaten zor kazanıyorduk. Bu yapılan
son uygulamalar ile çok zor bir durumda kaldık. Zaten Karşı tarafta yeterince haksız
uygulamalara tabii kalıyoruz. Bizim yetkilerden istediğimiz şoförlere sahip çıkılması ve bu
sorunun bir an önce çözülmesi için Kuzey Irak tarafı ile görüşmeler yapılmasıdır." şeklinde
konuştu.
Bir başka kamyon şoförü Yılmaz Yaman da yeni araç aldıklarını ve aracının taksitlerini
ödeyemez hale geldiğini dile getirdi.
Yılmaz Yaman, "Şoförlerin çoğu yeni araç aldığı için çok zor durumlarda kaldılar. Bu şekilde
çalışmak bize hiçbir şey kazandırmıyor. Bizim amacımız eylem yapmak değil sadece kendi
hakkımızı istiyoruz ve yetkiliklerden bu konuya daha duyarlı olmalarını bekliyoruz." dedi.
D.2. Önümüzdeki ay Türkiye konsolosluğu Erbil’de açılacak (Dengê Azad/Hewlêr)
Dış ülkelerin Kürdistan Bölgesinde temsilcilik ve konsolosluk açma süreci devam ederken,
Türkiye’nin de Mart ayı içinde bölge başkenti Hewlêr’de konsolosluk binasını açacağı
bildirildi.
Kürdistan Bölge Hükümeti Dış İlişkiler Sorumlusu Felah Mustafa, İsveç konsolosluğunun
Hewlêr’de açılmasından sonra, Kürdistan Bölgesinde dış ülkelerin konsolosluk ve ticari
temsilciliklerin sayısının 17’ye ulaştığını açıkladı.
Mustafa; “Kürdistan Bölgesinde son açılacak olan Konsolosluk, mart ayı içinde açılması
planlanan Türkiye’nin olacak.” dedi.
Felah Mustafa, Türkiye Konsolosluğunun açılmasından sonra birkaç Güney Amerika ülkesi,
Avrupa ve Arap ülkelerinde bölge başkenti Hewlêr’de konsolosluklarını açacağını dile getirdi.
Açılan bu konsoloslukların Kürdistan Bölge Hükümetinin dünya ülkeleri ile ilişkilerini ileri
bir düzeye taşıması açısından önemli olduğunu dile getiren Mustafa, bu amaçla Kürdistan
Bölgesi’nin dünya ülkelerine kendini daha iyi tanıtacağını bildirdi.
D.3. TPAO Irak'ta ihale kazandı (emlakkulisi.com)
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın iştiraki TPIC, Irak'ın dev Rumaila petrol sahasında
318 milyon dolar tutarında ihale kazandı
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın iştiraki TPIC, Irak'ın dev Rumaila petrol sahasında 45
petrol kuyusunun açılmasını öngören 318 milyon dolar tutarında ihaleyi kazandı.
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) iştiraki Turkish Petroleum International
Company (TPIC) Irak'ın dev Rumaila petrol sahasında 45 petrol kuyusunun açılmasını
öngören 318 milyon dolar tutarında ihaleyi kazandı. İngiliz petrol şirketi BP ve Çinli CNPC,
17 milyar varil rezervi olduğu tahmin edilen, Irak'ın en büyük petrol sahası Rumaila sahasının
20 yıllığına işletme hakkını geçen yıl almışlardı. Iraklı South Oil Companys şirketinin başkanı
Dhiya Jaafar, 56 petrol kuyusunun daha açılması için ihaleye çıkıp çıkmamayı
değerlendirdiklerini kaydetti. Irak'ın Petrol yataklarının geliştirilmesi için geçtiğimiz yıl
yapmış olduğu ihalelerde, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ihale kazanan
şirketlerin arasında yer aldı. TPAO, 12 Aralık 2009'da yapılan ikinci ihalede yüzde 10'luk bir
hisseyle Rus Gazprom, Koreli Kogas ve Malezyalı Petronas şirketleriyle Bağdat'ın güneyinde
yer alan Kut ilindeki Bedra petrol yataklarını geliştirme ihalesini kazandıktan sonra ve Irak
hükümetiyle anlaşma imzaladı.
Hedef 12 Milyon Varil
Irak'ta kullanıma açılmamış en büyük 10 petrol sahasının işletim hakları konusunda geçen yıl
açılan ihalelerden sadece ikisi sonuca ulaşmış, ihaleleri Shell, Petronas, Total ve Çin Ulusal
Petrol Şirketi kazanmıştı. Irak, petrol yataklarının geliştirilmesi için geçtiğimiz yıl yaptığı
ihaleler neticesinde imzaladığı anlaşmalarla önümüzdeki 7 yıl içerisinde günlük petrol
üretimini 2 milyon 200 bin varilden 12 milyon varile çıkarmayı hedefliyor. Irak, dünyanın en
büyük 3. petrol rezervine sahip ve dünyada en fazla petrol üreten ülkeler sıralamasında 11.
sırada yer alıyor.
2009'da 51 bin metre kazdı
TPIC, 2009'da 36 kuyuda 50 bin 841 metre sondaj yaptı. Kuyulardan 3'ü Kazakistan'da, 1'i
Türkmenistan'da 32'si Türkiye'de bulunuyor.
17'si Kazakistan'da, 180'i Türkiye'de toplam 197 kuyu tamamlama servisi verdi.
1999-2008 arasında 4 adedi derin kuyu toplam 100 kuyu sondajı gerçekleştirdi.
Derleyen Seval KÖK
Download