ABD Konut Sektöründeki li l kil i Gelişmeler ve Etkileri

advertisement
Hazine Başkanlığı Ekonomik Araştırmalar
ekonomikarastirmalar@vakifbank com tr
[email protected]
Vakıfbank
ABD Konut Sektöründeki Gelişmeler ve Etkileri
li
l
kil i
Eylül 2007
9 Temmuz ayının ortalarından itibaren ABD piyasalarında
yaşanan karışıklık,
k
kl k daha
d h çokk gelişmiş
l
ülke
lk piyasalarını
l
olumsuz etkileyerek, dünya finans piyasalarının geneline
yayılmaya başladı.
başladı
9 Bu karışıklıkların kaynağını ABD konut sektöründeki
yavaşlama ve bu yavaşlamanın konut kredisi piyasasına
yansımaları oluşturuyor.
9 ABD konut kredisi piyasasındaki bozulmanın dünya kredi
piyasalarını
i
l
olumsuz
l
etkileyen
tkil
bi dalgalanmaya
bir
d l l
neden
d
olabilmesi, ABD konut piyasasının, ABD ekonomisi içindeki
önemini ortaya koyuyor.
1
ABD Mortgage (İpotekli Konut Kredisi) Sektörünün Yapısı
Mortgage (İpotekli Konut Kredisi),
Kredisi) bireylerin uzun vadede ve uygun ödeme koşulları
ile konut sahibi olmalarını sağlayan ve ekonomilere düşük maliyetli fon yaratan
finansal bir sistemdir.
İpotekli konut kredileri krediyi ellerinde bulunduranların risk değerlerine göre üçe
ayrılır:
Mortgage Kredileri
1.
Prime
Alt‐A
((Risk Düzeyi ik ü i
Düşük Konut Kredileri)
Subprime
(Orta Düzey Konut Kredileri)
(Riskli Konut Kredileri)
• Devlet garantisi sağlayan kuruluşlardan GNMA (Government National
Mortgage Association ‐ Ginnie Mae) elindeki krediler %100 garanti
altında iken, FNMA (Federal National Mortgage Association – Fannie
Mae) ve FHLMC (Federal Home Loan Mortgage Corporation – Freddie
Mac) gibi kuruluşlar kısmi güvence sağlarlar.
sağlarlar
Kredi Riski
Kaynak: Bloomberg
Prime kredi dilimi, konut kredileriyle ilgili faiz ve ana para ödemeleri için
tamamen veya kısmen devlet garantisi veren kuruluşların (ajans) garantisi
altındaki konut kredilerinin yanısıra, ödeme gücü yüksek bireylerin kullandıkları
kredi notu yüksek ve riski düşük ipotekli konut kredilerini kapsar. Prime
krediler 2006 yılı itibariyle ABD toplam ipotekli konut kredilerinin %80’ini
oluşturmaktadır
oluşturmaktadır.
2.
Alternatif A (Alt‐ A) olarak adlandırılan kredi dilimi, prime kredi diliminin
öngördüğü tüm şartları (örneğin: istenilen belgelerde eksiklik) tam olarak
yerine getirememekle birlikte görece ödeme gücü yüksek olan gruba verilen
kredileri ifade eder. Bu tür kredilerin toplam ipotekli konut kredileri içindeki
payı yaklaşık %5 civarındadır.
civarındadır
3.
Subprime ipotekli konut kredileri,
• Sürekli geliri olmayan veya gelirini belgelendiremeyen,
• Geri ödememe riski yüksek,
• Borç/Gelir oranı yüksek,
gerçek veya tüzel kişilere kullandırılan kredileri ifade eder. Finansal piyasalardaki
dalgalanmalara kaynaklık eden subprime ipotekli konut kredilerinin toplam içindeki
payı %15’dir.
2
İpotekli Konut Kredilerinin Menkul Kıymete Dönüştürülmesi Süreci
İpotekli Konut Kredilerinin Menkul Kıymete Dönüştürülmesi Süreci
Tü
üketici/ Ticari K
Krediler
İpo
otekli Konut Krredileri
Kredi Türleri
•
•
•
•
Devlet garantili
Prime
Alt‐A Sub‐prime
1 A
1. Aşama: 9 İlk aşama
ş
finansal kuruluşlarca
ş
kredilerin
kullandırılmasıdır.
9 ABD’de finans kuruluşlarınca kullandırılan
kredileri esas olarak iki gruba ayırmak
mümkündür İlk grupta ipotekli konut
mümkündür.
kredileri yer alırken, tüketici kredileri ve
ticari krediler ikinci grupta bulunur.
• Kredi Kartları
• Otomobil Kredileri
• Öğrenci Kredileri
• Diğer
3
2. Aşama: 9 İkinci aşamada finans kuruluşları kullandırdıkları/ellerinde
bulunan kredilere dayalı menkul kıymet ihraç eder.
Menkul Kıymetleştirme
• Acente MBS’leri veya CMO’ları
• Ticari İpoteğe Dayalı Menkul Kıymetler(CMBS)
• Ticari Olmayan İpoteğe Dayalı Menkul Kıymetler(RMBS)
• Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler(ABS)
9 İpotekli Konut Kredilerine Dayalı Menkul Kıymet (Mortgage
Backed Security – MBS) varlığa dayalı bir menkul kıymet türüdür.
9 ABD’de kredi kartları, otomobil kredileri ve öğrenci kredileri gibi
ticari veya bireysel kredilerin teminat olarak gösterilmesi suretiyle
varlığa dayalı menkul kıymet (Asset Backed Security – ABS) ihraç
edilirken, MBS’ler (CMBS ve RMBS’ler), prime, Alt‐A ve subprime
ipotekli konut kredilerine dayalı olarak çıkarılır.
9 İpotekli konut kredilerine dayalı menkul kıymetler ticari ve ticari
olmayan olmak üzere başlıca iki kategoriye ayrılır.
9 Ticari İpoteğe Dayalı Menkul Kıymetler (Commercial Mortgage
Backed Securities – CMBS), apartman, işyeri, otel, vb. gibi ticari
amaçla kullanılan gayrimenkul ipoteklerine dayanırken,
dayanırken Ticari
Olmayan İpoteğe Dayalı Menkul Kıymetler (Residential Mortgage
Backed Securities – RMBS) ticari nitelikteki gayrimenkul ipotekleri
dışında kalan gayrimenkul ipoteklerine dayanır.
9 Bir de, bu ayrımın dışında kalan Ödeme
Ö
Aktarmalı (Pass through)
MBS türü olup, aylık anapara ve faiz ödemelerinin yatırımcılara
aktarılması imkanını sunar.
4
3. Aşama:
Teminatlı Borçlanma Araçları (CDO’lar)
(CDO
lar)
• “Senior” olarak adlandırılan, kredi notu yüksek ABS ve ç
ş
MBS’leri içeren düşük riskli CDO dilimi
• “Mezzanine” olarak bilinen orta düzeyde risk derecesine t dü d i k d
i
sahip olan CDO dilimi
• “Equity Tranch” adı verilen, q y
,
yüksek riskli varlıkları içeren CDO dilimi
9 İpotekli konut kredilerine ve diğer konut kredilerine
dayalı menkul kıymetlerin oluşturulmasını takip eden
aşamada, söz konusu menkul kıymetler Teminatlı
Borçlanma Aracı (Collateralised Debt Obligation‐CDO)
adı verilen yatırım araçlarına dönüştürülür.
9 CDO’lar içerdikleri menkul kıymetlerin kredi
derecelerine göre üç dilime ayrılıp,
ayrılıp her dilimin ayrı
ayrı fiyatlanması suretiyle işlem görür.
9 En çok işlem yapılan CDO dilimi “mezzanine” olarak
adlandırılan, orta düzey kredi derecesine sahip olan
d l d Çoğunlukla
dilimdir.
ğ l kl risksiz
k
varlıklara
l kl
yatırım yaptığı
ğ
bilinen emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve büyük
yatırım bankalarının mezzanine CDO’lara yatırım
yaptığı biliniyor.
9 “Equity tranch” adı verilen grup, en riskli varlıklardan
oluşan CDO dilimi olup, son aylarda finansal
piyasalarda yaşanan karışıklıklara kaynaklık eden riskli
(subprime) ipotekli konut kredilerini içerir. Bazı
emeklilik fonları ve büyük bankaların yanısıra, Avrupa
ve Asya’lı yatırımcıların da bu CDO dilimlerine yatırım
yaptıklarının ortaya çıkması kredi daralması
yyaşanmasında
ş
etkili oldu.
5
İpotekli konut kredi piyasası birincil ve ikincil olmak üzere ikiye ayrılır...
9 Birincil Piyasa, bir kreditörün gayrimenkul alıcılarına kredi kullandırması veya şahısların ipotekli konut
kredisi kullanmalarıyla oluşur.
9 İkincil Piyasa,
y , özel ve kurumsal kreditörler,, yyatırımcılar ve devlete aracılık eden kuruluşların
ş
daha
önceden şahıslara kullandırılan ipotekli konut kredilerini alıp satmaları sonucunda oluşur.
9 ABD ikincil ipotekli konut kredisi piyasasının 1938 yılında Federal Ulusal İpotek Birliği’nin (Federal
National Mortgage Association – Fannie Mae) kurulmasıyla temelleri atıldı. 1957’de ABD hükümetinin
tasarruf kurumlarının ipotek alım satımı yapmalarına izin vermesiyle ikincil piyasa genişledi.
9 İpotekli konut kredilerinin ikincil piyasasının gelişmesi kurumların bilançolarının aktif kalemlerinden
olan ipotekli konut kredilerinin menkul kıymete dönüştürülmesine imkan verdi.
Acente Menkul Kıymetleri: ABD’de devlet desteğine sahip Ginnie Mae, Fannie Mae ve Freddie Mac gibi kuruluşların
ikincil ipotekli konut kredi piyasasının gelişmesi amacıyla verdikleri desteğe dayanarak ihraç edilen menkul kıymetlerdir.
Söz konusu kuruluşların isimleriyle adlandırılan bu menkul kıymetler tamamen veya kısmen devlet garantisi altındadır.
Bireysel borçluların ödeme güçlüğüne düşmesi halinde, yatırımcıların anapara ve faiz ödemelerini zamanında almaları
garanti edilir.
Fannie Mae’ler: Federal Ulusal İpotek Birliği’nce ihraç edilirler. Kısmi devlet garantisi altındadırlar.
Gi i Mae’ler:
Ginnie
M ’l
D l Ulusal
Devlet
Ul l İpotek
İ
k Birliği’nin
Bi liği’ i (Government
(G
N i
National
l Mortgage
M
A
Association
i i – GNMBA) desteği
d
ği ve
teşviki ile ipotek bankerleri gibi özel kreditörlerce ihraç edilirler. GNMA sözkonusu MBS’lerin ihracı için kreditörlere ruhsat
verir.
Freddie Mac’ler: Devlet desteğiyle kurulan bir özel sektör kuruluşu olan Federal Konut Kredisi İpotek Şirketi (Federal
Home Loan
H
L
M t
Mortgage
C
Corporation
ti – FHLMC) tarafından
t f d ihraç
ih edilirler.
dili l Freddie
F ddi Mac,
M devlet
d l t tarafından
t f d ipotek
i t k finansmanının
fi
bir kısmını düşük ve orta gelirli ailelere ayırmaya mecbur tutulmuştur.
6
Konut Kredilerinin Teminatlı Borçlanma Araçlarına (CDO) Dönüşüm Süreci
Gelir düzeyi düşük veya sürekli geliri olmayan kişilerin konut alımı için aracılar
konut alımı için aracılar vasıtasıyla kredi talebinde bulunmasıyla süreç başlar.
Finansal kuruluşlar, içinde riski yüksek ipotekli konut kredilerinin de bulunduğu kredileri teminat göstererek son yıllarda popüler olan CDO ihracında bulunmak
olan CDO ihracında bulunmak istediklerinde kredi derecelendirme kuruluşlarına başvururlar.
CDO, tahvil, konut veya diğer y
kredilere dayalı menkul kıymetlerden oluşan bir havuzun teminat gösterilmesi suretiyle ihraç edilen bir menkul kıymet türüdür. Bu havuz kredi derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlara göre sınıflandırılır.
Aracılar ev satışının gerçekleşmesi için yerel bankalardan ipotekli konut kredisi temin eder . Bu aracılar
kredisi temin eder . Bu aracılar ABD’deki toplam ipotekli konut kredilerinin %70’ini bağlayan kişilerdir.
Wall Street’teki finans kuruluşları, içinde subprime kredilerin de bulunduğu kredileri bir araya toplayarak varlığa dayalı menkul kıymet çıkarır veya CDO oluştururur.
Aracılar vasıtasıyla ipotekli konut kredisi veren yerel bankalar, bu kredileri bir
bankalar, bu kredileri bir sepet halinde büyük ölçekli ulusal bankalara satarlar. Büyük ulusal bankalar, bu kredileri varlığa dayalı menkul k
kıymetlere dönüştürecek olan l
dö ü ü
k l
Wall Street’deki finansal kuruluşlara devrederler.
CDO’ların en büyük avantajı aynı kredi derecesine sahip diğer tahvillerden daha yüksek getiri sağlamasıdır. Bankalar, hedge fonlar ve emeklilik fonları bu yatırım aracına ilgi göstermektedir.
ö
k di
Kaynak: Bloomberg
7
CDO’ların Risk Sınıflarına Göre Ayrımı
Kredi Derecesi
Sınıfı
AAA
A‐1: Değişken Faizli
A‐2 : Sabit Fazili
%77.5
B‐1: Değişken Faizli
B‐2 : Sabit Fazili
%9
AA
A
Payı
BBB+
BBB
Türü
Rating yok
9
CDO,
çeşitli
borçlanma
araçlarının
risk
derecelerine göre sınıflandırılmasıyla oluşturulan
bir teminat havuzunun menkul kıymetleştirilmesi
sonucunda ortaya çıkan bir finansal enstrümandır.
9
Ana banka çeşitli şirketlerin kredilerinden ve
varlığa dayalı menkul kıymetlerden oluşan bir
portföyü taşıdıkları riske göre üç dilime
ayırmaktadır.
9
Ana banka bu portföyü, sadece bu işlem için vergi
avantajları sağlayan ülkelerde kurduğu, SPV adı
verilen
il
şirkete
ik
d
devreder.
d SPV şirketi,
i k i bu
b farklı
f kl kredi
k di
derecelerine ayrılmış CDO’ları yatırımcılara satar
ve bu ihraçtan elde ettiği geliri ana bankaya,
devredip, sattığı CDO’ları fonlamak için 270
günden
ü d
az vadeli
d li Finansman
Fi
B
Bonoları
l
(CP) ihraç
ih
eder.
Senior
Mezzanine
C: Sabit Veya Değişken Faizli
%2.75
D: Sabit Veya Değişken Faizli
%2.75
BBB‐
BB
CDO (Collateralized Debt Obligations ‐ Teminatlı
Borçlanma Araçları)
%8
Equity
8
Toplam CDO ihracı iki yılda yaklaşık üç katına çıktı
CDO ihraç tutarları yıl bazında incelendiğinde 2004
yılında $144.5 milyar iken 2006 yılında %248 oranında
artarak $503.3 milyara yükseldi. ABD’de toplam
finansal varlıkların tutarının $50 trilyon civarında
olduğu düşünüldüğünde CDO ihraç tutarının 2006
yılında ulaştığı seviyenin çok da ciddi bir rakam
olmadığı düşünülebilir, ancak, %248’lik artış oranı
dikkat çekicidir.
çekicidir
Kaynak: Bloomberg
CDO riski finansal piyasaların geneline yayıldı
CDO’ların finans kuruluşları arasındaki dağılımına
bakıldığında, nispeten daha güvenli enstrümanlara
yatırım yapmalarıyla tanınan emeklilik fonları, varlık
yönetimi şirketleri ve sigorta şirketlerinin bile CDO’lara
yüksek oranda yatırım yaptıkları görülüyor.
Son
aylardaki olumsuz haberlerin çoğuna kaynaklık eden
bankaların da önemli oranda (%31) CDO riskine maruz
kaldığı dikkat çekiyor. Ayrıca, CDO tutarının %10’unu
ellerinde bulunduran hedge fonların, portföylerinin
yarısı CDO’lardan oluşuyor. Riskli yatırım araçlarına
yatırım yapmalarıyla tanınan ve spekülatif hareketlerde
önemli rol oynayan hedge fonların aktiflerinin büyük
bölmünün CDO’lardan oluşması, piyasaların kırılganlığını
artırıyor.
9
ABD’de toplam ipotekli konut kredilerine dayalı menkul kıymet ihracının %57’lik bölümünü gerçekleştiren ilk on şirketin mali
yapılarında 2007 yılının başından itibaren görülen bozulmaların artması Haziran ayının sonlarından itibaren kredi piyasalarıyla
ilgili
g endişeleri
ş
arttırdı. Bu on şşirket içinde
ç
en ççok dikkat ççeken ABD’nin ikinci büyük
y mortgage
g g kreditörü olan New Century’nin
y
mali durumunun, iflas aşamasına gelecek kadar bozulmasıdır.
ABD konut kredisi piyasasındaki bu olumsuz gelişmelerin yanında, Eylül ayının ilk haftalarında, İngiltere’nin en büyük beş
mortgage kreditöründen biri olan Northern Rock’un finansal durumunun İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) likidite enjekte
etme kararı almasını gerektirecek kadar bozulması,
bozulması İngiltere konut kredisi piyasasının da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu
gösterdi.
10
Finansman Bonoları (Commercial Paper) ve Teminatlı Borçlanma Araçları (CDO) arasındaki ilişki y
y
Banka
Nakit Teminat
Düşük Riskli Finansman Bonosu
CP (Finansman Bonosu ‐
CP
(Fi
B
C
Commercial i l
Paper) Yatırımcısı
Nakit
N
y
Finansman Bonoları (Commercial Paper ‐ CP), vadeleri 30 ile 270 gün arasında
değişen finansman bonoları, firmaların kısa vadeli kaynak ihtiyaçlarını,
bankalardan borçlanmak yerine, piyasadan karşılamalarını sağlayan finansman
araçlarıdır.
Bu senetler CDO’ları (Teminatlı Borç Yükümlülüğü) ve/veya MBS (Mortgage
Backed Securities ‐ Konut Kredisine Dayalı Menkul Kıymet) ihraç eden finansal
kuruluşların vergi avantajları nedeniyle genelde Cayman Adaları’nda kurdukları
SPV’ler (Special Purpose Vehicle ‐ Genel Finans Ortaklığı) tarafından kendi
yükümlülüklerini fonlamak amacıyla ihraç edilen senetlerdir.
senetlerdir
Finansman bonoları banka teminat mektuplarına benzer özellikler taşımaktadır.
SPV, borçlanma senetlerinde herhangi bir sorun olması ya da bu yolla kaynak
sağlayamaması durumunda kurucu bankanın fonlama garantisi altındadır.
Son dönemde sermaye
y p
piyasalarında
y
yyaşanan
ş
daralma sonucu oluşan
ş
belirsizlikler, SPV’lerin çıkarmış oldukları finansman bonolarından kaçışa yol
açmış, SPV’lerin yapıları gereği zor durumda kaldıklarında kurucu bankaların
fonlama garantisi altında olmaları, kurucu bankaları kısa vadeli kaynak teminine
zorlamıştır. Kısa vadeli kaynaklara gelen bu yoğun talep, gecelik faiz oranlarını
hızla yukarı çekmiş,
çekmiş bu durum merkez bankalarını piyasaya kısa vadeli likidite
enjekte etmek zorunda bırakmıştır.
Varlığğa Dayalı Finaansman Bonosu İhraacı
y
SPV (Special Purpose Vehicle ‐
Genel Finans Ortaklığı)
Şartlı tampon likidite
Kaynak: Citibank
11
Aracı kurumların Finansman Bonosu işlemleri büyük boyutlara ulaştı...
Varlığa Dayalı Finansman Bonosu İşlemleri*
(milyar $)
Toplam Varlıklar** (milyar $)
Finansman Bonosu / Toplam Varlıklar (%)
Lehman Brothers
833
504
%165
Merrill Lynch
749
841
%89
Goldman Sachs
605
838
%72
Morgan Stanley
489
1,121
%44
Citi Group
Citi Group
728
1,884
%39
JP Morgan
513
1,352
%38
Credit Suise
324
1,032
%31
Deutsche Bank
308
1,509
%20
Bank of America
Bank of America
228
1 460
1,460
%16
RBC
40
499
%8
Son dönemde sermaye piyasalarındaki çalkantıların para piyasalarına da sıçramasında önemli rol oynayan
finansman bonoları, büyük yatırım bankalarının bilançolarında önemli ağırlığa sahiptir. Örneğin
Ö
ABD kökenli
Lehman Brothers 2006 yılı itibariyle toplam varlıklarının %165’i kadar finansman bonosu işlemine aracılık
ederken, Merrill Lynch ve Goldman Sachs için söz konusu oranın dikkat çekici boyutlara ulaştığı görülüyor.
12
Son dönemde yaşanan çalkantıların neden olduğu güven
kaybı, finansman bonolarına olan talebi azaltırken, vadesi
dolan finansman bonolarının vadelerinin uzatılması
konusunda sorunlara yol açtığı görülüyor.
Vadesi gelmemiş varlığa dayalı finansman bonolarında
2007 yılı Mayıs ayına kadar işlem hacmi arttı. Ağustos
başından itibaren yaşanan likidite daralması ile varlığa
dayalı finansman bonolarında düşüşler gözlenmeye
başladı.
başladı
30 günlük finansman bonolarının getirileri incelendiğinde
ise, varlığa dayalı finansman bonolarında talep düşüşünün
söz konusu enstürmanların ggetirilerinde ani bir yyükselişe
ş
neden olduğu gözleniyor. Piyasalardaki çalkantı öncesinde
%5.3 seviyesinde olan 30 gün vadeli varlığa dayalı
finansman bonosu getirileri, Ağustos ayı başında %6.2
seviyesine kadar yükseldi
13
9 3 aylık USD Libor faiz oranı ile 3 aylık ABD Hazine bonosunun
getirisi
ti i i arasındaki
d ki spread
d (fark)
(f k) konut
k
t kredisi
k di i piyasasıyla
i
l ilgili
il ili
olumsuz haberlerle tarihinde hiç görülmemiş bir şekilde ani bir
genişleme gösterdi. ABD Merkez Bankası bu spread
genişlemesini engellemek için iskonto faizi olarak bilinen borç
verme faizini 17 Ağustos günü 50 baz puan düşürdü.
9 CP’ler kısa vadeli yatırım araçları oldukları için, şirketlerin veya
bankaların ellerinde vadesi gelmiş çok miktarda finasman
bonosu (CP) bulunmaktadır. Son aylarda piyasalarda yaşanan
karışıklıklar öncesinde bu kuruluşlar ellerindeki vadesi gelmiş
CP’leri yeni CP ihraç etmek suretiyle fonlamaktaydılar. Fakat
birbiri ardına gelen olumsuz haberlerle birlikte şirketlerin
portföylerinde ne kadar subprime ipotekli konut kredilerine
dayalı enstrüman olduğunu tam olarak açıklamamaları
nedeniyle bankalar arası piyasada USD faizleri Ağustos ayında
ani bir şekilde yükseldi. Söz konusu gelişmelerden dolayı FED’in
borç verme faizini 50 baz puan düşürmesi spreadin açılmasını
engelemeyedi.
9 Aynı dönemde bazı CDO’ların yüksek kredi derecesine sahip
tranşlarının da subprime ipotekli konut kredilerini içerdiğinin
ortaya çıkması, subprime ipotekli konut kredileriyle ilgili
sorunların sanıldığından daha geniş bir alana yayıldığını
gösterdi.
d Bu durum
d
“
“güvenli
l liman”
l
” olarak
l k görülen
l ABD Hazine
tahvillerine talebin artmasına ve tahvil getirilerinin düşmesine
neden oldu.
Kaynak: Reuters
y
14
ABD Konut Piyasası Kaynaklı Olumsuz Gelişmelerin Kronolojisi
Tarih
Temmuz 2007
Olay
Bear Stearns’ün iki hedge fonunda itfaları durdurması
24 Temmuz 2007 ABD’nin en büyük konut kredisi şirketi olan Countrywide’ın zarar açıklaması
01 Ağustos 2007
Bear Stearns’ün üçüncü bir hedge fonunda daha itfaları durdurması
02 Ağustos 2007
Alman Bankası IKB’nin $24 milyar zarar etmesi ve Alman hükümetinin IKB’nin iflas etmesini önlemek
için yardımda bulunması
9 Ağ
9 Ağustos 2007
2007
F
Fransa’nın
’ en büyük
bü ük bankası
b k BNP Paribas’nın
P ib ’ üç
ü fonunu
f
d d
dondurma
k
kararı
alması
l
11 Ağustos 2007
Alman Bankası West LB’nin $1.71 milyar zarara uğraması
14 Ağustos 2007
Goldman Sachs’ın iki hedge fonunun iflas etme tehlikesine maruz kalması
14 Ağustos 2007
14 Ağustos 2007
ABD’nin
ABD
nin en büyük bankalarından CitiGroup
CitiGroup’un
un $3 milyar zarar etmesi
15 Ağustos 2007
Japonya’nın en büyük bankası Mitsubishi UFJ ve üçüncü büyük bankası Sumitomo Mitsui FG’nin de
içinde bulunduğu bir grup Japon bankasının $8 milyar zarara uğraması
21 Ağustos 2007
Capital One FG’nin mortgage birimini kapatması
Ağustos 2007
23 Ağustos
Barclays Capital ayında Cairn High Grade Funding I isimli SIV’ye 1.6 milyar dolar kaynak aktardı
Lehman Brothers’ın BNC mortgage birimini kapatması
04 Eylül 2007
Barclays Capital Mainsail II isimli SIV’ye 1 milyar dolar kaynak aktardı
11 Eylül 2007
Barclays, Golden Key isimli SIV (Yapılandırılmış Yatırım Aracı) şirketine 1.5 milyar dolar aktardı.
13 Eylül 2007
Countrywide 12 milyar dolar finansman sağladı
17 Eylül 2007
İngiltere Merkez Bankası (BoE) ülkenin en büyük beşınci mortgage sağlayıcısı olan Northern Rock’a kaynak sağlarken satışına yeşil ışık yaktı
kaynak sağlarken, satışına yeşil ışık yaktı. 15
ABD Konut Piyasasında Başlayan ABD
Konut Piyasasında Başlayan
Krizin ABD Ekonomisine Etkileri
16
ABD’de konut piyasasındaki canlanmanın yol açtığı refah etkisindeki azalmanın 2007’de artarak devam etmesi bekleniyor...
9
ABD Merkez Bankası’nın (FED) 2000‐2001 yılları boyunca devam eden
resesyonla mücadele edebilmek amacıyla 2000 yılı sonu itibariyle
%6.5’e kadar çıkardığı gösterge faiz oranını indirmeye başlamasıyla
birlikte, ekonominin genelinde olduğu gibi ABD konut sektöründe, de
canlanma başladı.
9
USD faiz oranlarının Haziran 2003 tarihi itibariyle %1 seviyelerine
kadar düşmesiyle birlikte, büyüme sürecine girilmesi, refah artışına ve
likidite imkanlarının genişlemesine neden oldu.
oldu
9
Kredi piyasasındaki genişleme ve konut sektöründeki canlanmayla
birlikte konut kredisi talebinin yoğunlaşması, tüm varlık piyasalarında
olduğu gibi konut piyasasında da fiyatların aşırı derecede
yükselmesine neden oldu.
oldu
9
Kredi imkanlarının genişlemesi ve konut fiyatlarının artması, kredi
kullananların, konut kredilerini konut sahibi olmak dışında getirilerini
artırmak amacıyla kullanmaya başlamaları fırsatını doğurdu.
9
Konut kredisi kullanımının mevcut konut miktarından daha fazla
artmasıyla oluşan “refah etkisi” (equity withdrawal) 2001‐2004
yılları arasında artmaya başlayıp, 2005 yılında en yüksek seviyesine
çıkarken, faiz artırımlarının etkisinin hissedilmeye başlanmasıyla 2006
yılından itibaren azalmaya başladı.
başladı
9
Konut sektöründeki yavaşlamanın 2007 ve 2008 yıllarında artarak
devam etmesi beklenirken, refah etkisinin de buna paralel olarak
azalacağı tahmin ediliyor.
17
9
ABD ekonomisinin %70
%70’ini
ini oluşturan kişisel tüketim
harcamaları, 2001 yılında %0.75 olan ABD büyüme
oranının, 2006 sonunda %3.3’e kadar çıkmasında başlıca
etken oldu.
9
Tüketimdeki canlanmanın enflasyonist
y
baskı unsuru
oluşturması ve FED’in enflasyon artışını frenlemek amacıyla
gösterge faiz oranını 2004 yılının ortalarından itibaren
artırmaya başlaması ve bu hareketin 2005 yılında belirgin
bir hal alması, konut piyasasının soğumaya başlamasında
etkili oldu.
oldu
9
Ocak 2001‐Temmuz 2005 arasındaki dönemde ABD
ekonomisindeki canlanmayla birlikte ciddi oranda artan
konut satışları, FED’in 2004 yılının ortalarından itibaren faiz
oranlarını kademeli olarak artırmasının konut sektöründe
yavaşlamaya neden olmasıyla birlikte, 2005 yılının üçüncü
çeyreğinden itibaren düşüş trendine girdi.
Tepe noktasına
ulaştı
Konut Satışş Endeksi, ABD’de 300 inşaat
ş
firması arasında
düzenlenen bir anket sonuçlarına göre hazırlanan ve yeni konut
satışlarının durumunu gösteren bir endekstir. 0‐100 aralığında
değerler alan Endeks’in 50’nin üzerinde olması konut satışlarının
olumlu bir seyir izlediğini, 50’nin altında olması ise satışların
düştüğünü göstermektedir.
göstermektedir
9
2005 yılı Temmuz ayında 70.7 ile en yüksek seviyesine ulaşan
endeks, 2006 yılı Haziran ayından bu yana 50 seviyesinin
altında bulunuyor.
18
9 Konut sektöründeki soğumanın satışlarda neden
olduğu düşüşe paralel olarak, konut talebinin
azalması, konut fiyatlarının da gerilemesine yol
açtı. 2005 yılının ortalarında en yüksek seviyesine
çıkan konut fiyatları, 2006 yılında belirgin bir düşüş
eğilimi kazandı.
9 Konut sektöründeki yavaşlamayı teyit eden
verilerden biri de satılmayan ev sayısındaki artıştır.
Satılmayan ev sayısı 2005’in ikinci yarısında
artmaya başlamış, 2006’nın sonlarına doğru bir
miktar azalmış olmakla birlikte,
birlikte 2007 yılında tekrar
artmaya başlamıştır.
19
Kaynak: Chicago FED
Global kredi olanaklarının bolluğu ile faiz oranlarında
düşüşün süreceği beklentisi de, yatırımcıların,
değişken faizli mortgage kredilerine olan talebini
artırdı. 2001 yılında %27.6 olan değişken faizli
subprime mortgage kredilerinin toplam mortgage
kredileri içindeki payı 2006 yılında %50’ye
yükselirken, prime mortgage kredilerinde ise söz
konusu oranlar %10.6’dan %18.2’ye yükseldi.
Değişken fazili mortgage kredisi kullanan kişilerin
yükselen faizler nedeniyle ödeme güçlüğüne
ggirmeleri mortgage
g g kredilerinin faiz yyapısının
p
önem
kazanmasına neden oldu. Temel olarak mortgage
kredileri faiz yapısına göre sabit ve değişken faizli
olmak üzere ikiye ayrılır.
• Sabit faizli kredilerde kişilerin
ş
ödeyeceği
y ğ faiz tutarı
piyasa faiz oranları ne olursa olsun ödeme dönemi
boyunca değişmez.
• Değişken faizli kredilerde ise piyasa faizlerinde bir
değişiklik
ğş
olması durumunda krediye
y ilişkin
ş
faiz
oranları da aynı yönde yeniden belirlenir.
• Sabit faizli kredilerde piyasa faiz oranının düşmesi
kredi kullananların olumsuz etkilenmesine neden
oluken,, değişken
ğş
faizli kredilerde fazi oranlarının
yükselmesi en büyük risk faktörüdür.
20
9 Global likiditenin artmasıyla birlikte oluşan risk
iştahı, finansal kuruluşların kredi kullanımları
açısından daha riskli olarak kabul edilen kişilere
verilen kredilerin (subprime) miktarını arttırdı. Faiz
oranlarının gelecekte düşüşe geçeceği beklentisi de
bu süreci destekledi.
9 Subprime olarak adlandırılan yüksek riskli konut
kredilerinin toplam tutarı, 2005 yılında zirveye
ulaşırken, 2006 yılı itibariyle belirgin bir şekilde
düşüşe geçti.
9 Bununla beraber verilen subprime kredilerde geri
ödememe oranları da hızla artmaya başladı.
21
1987 yılı Ekim ayında ABD sermaye piyasalarında
ve 1998 yılında
l d “Long
“L
T
Term
C it l Management
Capital
M
t
(LTCM) adlı hedge fonun iflas etmesiyle başlayan
krizin ardından ABD ekonomisi yaklaşık üç yıllık bir
süreden sonra sert bir daralma sürecine girmiştir.
2006 yılında başlayan ve konut kredilerinin
kaynaklık ettiği finansal dalgalanmanın benzer
etkiler doğurması durumunda 2008 veya 2009
yıllarında ABD ekonomisinde bir daralma söz
konusu olabilecektir.
Bir öncekine göre kötü şartlarda kredi kullananların sayısındaki değişim (%)
Büyük Firmalar
Fed tarafından banka kredilerine ilişkin yapılan
bir çalışmaya göre 2003 yılından 2006 yılının
ortalarına kadar daha kötü şşartlarda kredi
kullananların sayısında belirgin bir azalma
gözlenmesine karşın, kredi piyasalarındaki
bozulma ile bir öncekine göre kötü şartlarda
kredi kullananların sayısında artış ortaya
çıkmıştır Söz konusu durum,
çıkmıştır.
durum kişilerin kredi
koşullarındaki
bozulma
nedeniyle
kredi
taleplerinin ve dolayısıyla ekonomik aktiviteyi
azaltabilecek bir gelişme olarak algılanmaktadır.
Küçük
ç Firmalar
Kaynak: FED
22
ABD Konut Piyasasında Başlayan Krizin Global ABD
Konut Piyasasında Başlayan Krizin Global
Para ve Sermaye Piyasalarına Etkileri
23
2006 Bahar Şubat‐Mart 2007 2007 Yaz
‐6.3
63
‐14.9
‐6.1
6.1
‐3.7
‐7.7
‐2.2
‐7.1
56
‐5.2
27
‐9.1
82
( p
ğ)
2 Yıllık ABD Hazine Tahvili (bps değ.)
48
‐34
‐63
G7 FX VOL (% değ.)
1.6
1.1
5.1
EM FX VOL (% değ.)
3.3
1.1
2.7
VIX Endeksi (% değ.)
9.5
9.5
15.6
G7 FX carry trade (% değ.)
G7
FX carry trade (% değ.)
EM FX carry trade (% değ.)
S&P (% değ.)
EMBIG (bps değ.)
K
Kaynak: JP Morgan
k JP M
Kaynak: Reuters
Başta ABD piyasaları olmak üzere gelişmiş ülke
piyasalarında son bir aydır yaşanmakta olan hareketlilik
Mayıs‐Haziran 2006 ve Şubat‐Mart 2007 dönemleriyle
k l t ld ğ d gelişmekte
karşılaştırıldığında
li
kt olan
l ülke
ülk piyasalarını
i
l
şimdiye
i di
kadar sınırlı ölçüde etkiledi. Diğer dalgalanmalardan farklı
olarak son bikaç aydır yaşanan dalgalanmada bu sefer
sorun başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde kredi
piyasalarında yaşanan sıkıntıdan ve bunun neden olduğu
likidite daralmasından kaynaklandı. Bu nedenle gelişmiş
ülkelere etkisi henüz sınırlı kaldı. 2007 yılının yaz
döneminde
yaşanan
dalgalanmada
döviz
kuru
volatilitesindeki değişim G7 ülkelerinde %5.1 olarak
gerçekleşirken, gelişmekte olan ülkelerde söz konusu
volatilite %2.7 ile sınırlı düzeyde gerçekleşti. Yine benzer bir
gösterge carry trade’lerde yaşandı ve G7 ülkelerinde carry
trade’ler bu son dalgalanmada %7.7 azalırken, gelişmekte
olan ülkelerde %2.2 oranında azalma görüldü. Ancak son
dalgalanmada yaşanan endişenin diğer iki dalgalanmadan
daha yüksek olduğu VIX endeksinde gerçekleşen %15.6
oranındaki artıştan izlenebiliyor.
2007 yılı Şubat ayında yaşanan dalgalanma öncesi 120‐121
120 121
seviyelerinde bulunan USD/JPY paritesi Şubat dalgalanması
sırasında hızla 115‐117 bandına geriledi. Dalgalanmanın ilk
etkileri pariteler üzerinde yoğun bir şekilde hissedildi.
Yaşanan endişelerin sonucu olarak carry trade
pozisyonlarının
l
k
kapatılmaya
l
çalışılması
l l
Japon yenine olan
l
talebi artırdı ve ABD doları diğer para birimleri karşısında
geriledi.
24
VIX ve iTraxx Endeksleri
Ocak.05 Haz.05
Ocak.06
▬ iTraxx iTraxx
Haz.05
▬ CDX
EMBI+ Endeksi
Kaynak: Reuters
Ocak.07
Haz.05
International Index Company (IIC) tarafından Avrupa
kredi türev ürünler piyasasındaki gelişmeleri
yansıtmak amacıyla yayınlanan iTraxx endeksi,
Türkiye ile benzer kredi notların sahip şirketlerin geri
ödememe riskini gösterir. Dolayısıyla söz konusu
endeks global piyasalarda görülen dalgalanmaların
Türkiye’ye yansımaları açısından bir öncü gösterge
olarak kabul edilebilir. Dow Jones CDX endeksi, iTraxx
Europe endekslerinin ABD için geçerli olan versiyonu
olarak kabul edilebilir.
iTraxx ve CDX endekslerinde ABD kredi
piyasalarındaki karışıklıkların başladığı dönem olan
Haziran ayı sonunda ani bir yükseliş meydana
gelmiştir
gelmiştir.
Uluslararası yatırım bankası JP Morgan tarafından
gelişmekte olan ülkelerin (GOÜ) yurtdışında ihraç
ettikleri tahvillerin getirileri ile ABD Hazine
tahvillerinin
h ill i i
getirileri
i il i arasındaki
d ki farka
f k (spread)
(
d)
dayanarak oluşturulan EMBI+ endeksi piyasalarda
yaşanan dalgalanma ile Haziran ayında bulunduğu
150 seviyelerinden 250’nin üzerine yükseldi.
EMBI+ endeksindeki bu yükselişin piyasalardaki
karışıklıların başladığı dönemde iTraxx ve CDX
endekslerinde olduğu kadar sert olmaması, GOÜ’lerin
ABD kredi piyasalarında başlayan sorunlardan şimdilik
daha az olumsuz etkilendikleri şeklinde bir
yorumlanabilir.
25
VIX ve Dow Jones Endeksleri arasındaki ilişki
VIX Endeksi (Chicago Board Options Volatility Index):
Chicago vadeli işlemler borsasında işlem gören S&P 500
opsiyonlarının volatilitelerine dayanarak oluşturulan VIX
endeksi piyasanın 30 günlük volatilite beklentisini yansıtır.
yansıtır
2002 yılından itibaren sürekli düşüş eğiliminde olan ve 2007
yılının başında 10’a kadar gerileyen endeks, 2007 yılının
başından itibaren mortgage kredilerinde ortaya çıkan
gelişmeler sonucunda yükselerek VIX endeksinin 30
30’un
un
üzerine çıktı.
Endeksin yukarı yönde hareketi piyasalarda volatilitenin ve
bunun doğal sonucu olarak belirsizliğin arttığını gösterdi.
Her iki endeks
d k arasındaki
d ki negatif
if korelasyonun
k l
çokk güçlü
l
olduğu (%98), bu bağlamda VIX endeksinin hala çok
yukarılarda olması Dow Jones’un aşırı yükselmesine engel
oluyor.
Kaynak: Reuters
TTarihsel
ih l olarak
l k VIX endeksinin
d k i i aşağı
ğ düştüğü
dü tüğü sürece
ü
D
Dow
Jones’un değer kazandığı görülmektedir. Dow Jones
endeksinin öncül göstergesi olan VIX endeksinin belli bir
süre boyunca yatay seyretmeye başlayıp, Dow Jones’un
yükselmeye devam ettiği durumlarda, genellikle Dow Jones
endeksine belli bir süre sonra sert satışlar geldiği
görülmüştür.
26
ABD Konut Piyasasında Başlayan Krizin Türkiye ABD
K
t Pi
d B l
K i i Tü ki
Ekonomisi Üzerindeki Etkileri
27
USD/TRY
EUR/JPY
İMKB‐100
Dow Jones
Bovespa
S&P 500
VIX
USD/JPY
USD/TRY
1
‐0.72
‐0.81
‐0.71
‐0.80
‐0.47
0.29
‐0.33
EUR/JPY
‐0.96
1
0.37
0.85
0.88
0.84
‐0.77
0.86
İMKB‐100
‐0.93
0.93
1
0.42
0.66
0.10
0.14
‐0.50
Dow Jones
‐0.86
0.85
0.83
1
0.78
0.92
‐0.75
0.64
Bovespa
‐0.83
0.92
0.92
0.75
1
0.65
0.51
0.67
S&P 500
‐0.78
0.76
0.78
0.98
0.66
1
‐0.92
0.80
VIX
0.78
‐0.77
‐0.80
‐0.92
‐0.70
‐0.91
1
‐0.86
USD/JPY
0 76
0.76
0 88
0.88
0 88
0.88
0 66
0.66
0 96
0.96
0 57
0.57
‐0.60
0 60
1
Not: Mavi Alanlar son üç aylık, kırmızı alanlar son 20 günlük korelasyonları göstermektedir. Korelasyon
y
Katsayısı
y
((r):
) Bağımsız
ğ
değişkenler
ğş
arasındaki doğrusal ilişkinin yönünü ve derecesini
gösteren bir değerdir. Bu katsayı (r) ‐1 ile +1 arasında
değer alırken, negatif değerler ters orantılı doğrusal
ilişkiyi pozitif değerler ise doğru orantılı doğrusal
ilişkiyi göstermektedir.
göstermektedir Korelasyon katsayısının
yorumlanmasında anakütleden seçilen örneklem
sayısının önemli olmasına karşın finansal analizlerde;
0‐0.49 arası zayıf ilişkiyi,
0.5‐0.74 arası orta dereceli ilişkiyi ve
0 75 1 arası ise
0.75‐1
i kuvvetli
k
tli ilişkiyi
ili ki i
gösterdiği kabul edilmektedir.
TRY’nin finansal açıdan yakından ilişkili olduğu
düşünülen
değişkenlerle
korelasyonları
incelendiğinde kısa vadede en yüksek korelasyonun
EUR/JPY arasında olduğu dikkat çekiyor. Buna karşın
USD/JPY’nin USD/TRY ile korelasyonunun ise diğer
değişkenlere göre düşük olduğu görülüyor.
28
Ağustos ayında ABD’de subprime ipotekli konut kredilerindeki geri ödememe sorunlarıyla başlayan ve türev
ç ile diğer
ğ p
piyasalara
y
da yyayılan
y
dalgalanmalardan
g
Türk p
piyasaları
y
da önemli ölçüde
ç
etkilendi. Özellikle
araçlar
yabancı yatırımcıların satışa geçmeleriyle borsada düşüşler gözlenirken, faizler yükseldi ve YTL de değer kaybetti.
23 Temmuz tarihinde 55,625 seviyesinde bulunan İMKB‐100 endeksi, gelen sert satışların ardından 16 Ağustos
tarihine kadar geçen sürede %13.8 oranında gerilerken, aynı dönemde YTL de dolar karşısında %12.7 değer
kaybetti. Merkez Bankası tarafından da yakından takip edilen ve tarihsel olarak 2.5 seviyesinin altına inmeyen kur
sepeti de
d (1$+0.77€)
( $
) yaşanan dalgalanma
d l l
ile
l yükseldi.
k ld
29
Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i İki taraf arasında bir menkul kıymet veya borç
ilişkisine
ş
bağlı
ğ kredi riskinin transfer edilmesini
sağlayan finansal türev ürün olan CDS aynı
zamanda ülke risklerinin göstergesi olarak da
kullanılır. Bu açıdan bakıldığında son yaşanan
dalgalanmada
g
Türkiye’nin
y
5 yyıllık CDS oranlarının
yükseldiği görülüyor. 2006 yılındaki dalgalanmalar
öncesinde 150 seviyesinin altında olan söz konusu
endeks, dalgalanmanın ardından 200 seviyesinde
dalgalı
g bir seyir
y izledi. ABD konut sektörü kaynaklı
y
krizin ardından 250’nin üzerine çıkan 5 yıllık CDS
Türkiye’nin riskli bir konumda olduğunu gösterdi.
Kaynak: Bloomberg
En son yaşanan dalgalanmada İMKB’nin gerilemesine, YTL’nin değer kaybetmesine ve Türkiye’nin ülke riskine
ilişkin göstergelerde bir artış gözlenmesine karşın, kısa sürede ortaya çıkan toparlanma dikkat çekti. FED’in 17
Ağustos tarihinde iskonto faizini düşürmesinin ardından başta ABD olmak üzere, global piyasalarda görülen satış
hareketleri Türkiye
y p
piyasalarında
y
büyük
y etkiler yyaratmadı. Bu bağlamda,
ğ
, Türkiye’nin
y
bu süreçte
ç sahip
p olduğu
ğ risk
ve avantajlar önem kazanmış bulunuyor.
30
Türkiye’nin Avantajları
Türkiye ekonomisi gelişmekte olan ülkelerde
görülen eğilime paralel olarak son dönemde
yüksek büyüme oranları sergilemiştir. 22 çeyrektir
kesintisiz büyüme performansı gösteren Türkiye
ekonomisi bu süreci devam ettirdiği takdirde
finansal piyasalardaki dalgalanmalardan daha az
etkilenecektir.
Son dönemde 100 milyar doların üzerine çıkan
Türkiye’nin net uluslararası rezervleri global
piyasalarda
p
y
ortaya
y ççıkan dalgalanmalara
g
karşı
ş
kırılganlığı azaltmaktadır.
31
Türkiye’nin Riskleri
2006 yılında GSYİH’nın
İ
%7.2’sine ulaşan ve 2007 yılında da
gerilemesi beklenmeyen cari işlemler açığı Türkiye’nin dış kaynak
ihtiyacını
arttırarak,
uluslararası
dalgalanmalardan
kaynaklanabilecek
likidite
sıkışıklığı
durumunda
bu
dalgalanmalardan
g
daha fazla etkilenmesine neden olmaktadır.
Dış borçların GSYİH’ya oranında 2003 yılından itibaren başlayan
iyileşmeye karşılık, dış borçların hala 200 milyar doların üzerine
olması, döviz kurlarında yukarı yönlü sert hareketlerin Dış
Borç/GSYİH oranında da artışa neden olabilecektir.
olabilecektir Dolayısıyla
dış borç stokunun seviyesi ülke ekonomisinin kurlardaki
hareketlere duyarlılığını arttırmaktadır.
Kaynak: Ülke Merkez Bankaları
32
TCMB tarafından yayınlanan 1995 yılı bazlı Reel
Kur Endeksi’nin yanısıra Vakıfbank Ekonomik
Araştırmalar tarafından oluşturulan Reel Kur
endeksi de YTL’nin değerlendiğine işaret
etmektedir. Reel kur endeksine göre YTL’nin aşırı
değerli olması, kurda yukarı yönlü sert hareketler
oluşması riskini arttırmaktadır.
Vakıfbank Reel Kur Endeksi (1999=100): Söz konusu endeks hesaplanırken Merkez Bankası’ndan farklı olarak,
endeks için seçilen kurlar sınırlandırılmıştır. Türkiye’nin dış ticaretinde ağırlıkları da dikkate alınarak Euro ve
Dolar endeks hesaplanmasında %50’şer ağırlıkla kullanılmıştır. Bu yöntem, hem baz yılı seçiminde hem de
endeksin yayınlanma sıklığı konusunda serbestlik sağlamaktadır. Endeks, ayrıca ülke karşılaştırmalarında da
önemli ipuçları vermektedir.
33
Kaynak: Reuters
2002 baz yılı alınarak bakıldığında (2002=100) 2002 yılının başından itibaren YTL’nin dolar karşısında küçük düzeltme
hareketleri yapmasına karşılık sürekli değer kazandığı görülmektedir. 2007 yılı Temmuz ayı sonunda USD/TRY’nin 137
seviyesinde bulunmasına karşın, USD/TRY ile yüksek korelasyona sahip EUR/JPY paritesinin 79, USD/JPY paritesinin ise 99
düzeyinde bulunduğu dikkat çekmektedir. Alternatif yatırım araçlarının getirilerinin uzun dönemde yakınsayacağı (birbirlerine
yaklaşacağı) varsayımı ile piyasalarda son yaşanan dalgalanmanın ardından YTL
YTL’nin
nin dolar karşısında uzun süredir aşırı değerli
olması, kur seviyesinin 2001 yılında dalgalı kura geçildiğinden beri 80 seviyesinin çok altına gerilememesi buna karşın Japon
Yeni’nin ucuz borçlanma aracı olması ve hem dolara hem de euro karşısında tarihi değer kayıpları, USD/JPY ve EUR/JPY
paritelerinin geçmişte olduğu gibi birbirine yakınsayacağına işaret etmektedir. Bu bağlamda TRY’nin yabancı para birimleri
karşısında kısa vadede olmasa bile önümüzdeki dönemde sert bir şekilde değer kaybetmesi beklenebilir.
34
Ekonomik Araştırmalar Müdürlüğü
Cem Eroğlu
Müdür
[email protected]
0312 –455 80 52
Rukiye Alçıkaya
Müdür Yardımcısı
[email protected]
0312 –455 84 87
Nazan Kılıç
Müdür Yardımcısı
[email protected]
0312 –455 84 89
Ümit Ünsal
Uzman Yardımcısı
[email protected]
0312 –455 84 86
Bilge Özalp Türkarslan
Uzman Yardımcısı
[email protected]
0312 –455 84 88
Zeynep Burcu Bulut
Uzman Yardımcısı
[email protected]
0312 -455 84 93
Hülya Yılmaz
Müdür Yardımcısı
[email protected]
0312 –455 84 84
Pelin Sencer Kaptan
Yetkili Yardımcısı
[email protected]
0312 –455 84 90
*
Bu rapordaki bilgi ve veriler, Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Ekonomik Araştırmalar Bölümü tarafından güvenilir olduğuna inanılan kaynaklardan edinilmiştir.
Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. bu bilgi ve verilerin doğruluğu hakkında garanti vermemekte ve bu raporda sunulan bilgilerin kullanılmasından kaynaklanabilecek
zararlar konusunda sorumluluk kabul etmemektedir. Bu rapor sadece bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir konuda yatırım önerisi olarak
yorumlanmamalıdır.
Download