Anlaşma Kanada ürünlerinin Türkiye`ye gümrüksüz

advertisement
AB-Kanada Serbest Ticaret Anlaşması Türkiye’yi nasıl etkileyecek?
Anlaşma Kanada ürünlerinin Türkiye’ye gümrüksüz girmesine imkan
veriyor. Tersi ise mümkün değil. AB, ABD ile de benzer bir anlaşmayı
müzakere ediyor. Bu durumun etkilerini ve Türkiye ile AB’nin gümrük
birliğinden kaynaklanan bu sorunun nasıl çözülebileceğini uzmanlara
sorduk.
Avrupa Birliği (AB) ve Kanada arasında serbest ticareti düzenleyecek
olan Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) 30 Ekim’de
imzalandı. Bu anlaşma, AB’nin bir G7 ülkesi ile imzaladığı ilk kapsamlı
ticaret anlaşması oldu.
Anlaşmanın tarafları AB ve Kanada olsa da, AB ile gümrük birliği bulunan
Türkiye de CETA’dan etkilenecek.
Kanada’nın ürettiği ürünler AB üzerinden gümrüksüz bir şekilde
Türkiye’ye girecek. Türkiye’de üretilen ürünler ise Kanada’nın gümrük
vergilerine maruz kalmaya devam edecek.
Dışişleri Bakanlığı verilerine göre 2015 yılında Türkiye Kanada’ya 950
milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, Kanada’dan ithalat ise 1,1 milyar
dolar oldu. Ekonomi Bakanlığı’na göre ise bu rakamlar sırasıyla 670 ve
929 milyon dolar.
Kanada ile yapılan ticaret Türkiye’nin dış ticaret hacminde yüzde 1’e
yakın bir yer tutsa da CETA’nın etkisi önemli. Çünkü aynı koşullar AB ile
ABD arasında görüşmeleri süren Transatlantik Yatırım ve Ticaret
Anlaşması (TTIP) için de geçerli olacak.
Eğer TTIP hayata geçerse ABD’de üretilen ürünler Türkiye’ye gümrüksüz
girerken bunun tersi mümkün olmayacak.
Türkiye ile Kanada arasındaki ticaretin büyük bir kısmını sanayi ürünleri
oluşturuyor.
Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’nin bu ülkeye yaptığı ihracatın
yüzde 85’i ve bu ülkeden yaptığı ithalatın yüzde 82’si sanayi ürünlerinden
oluşuyor.
Büyükelçi Ünal: Kanada bize somut yanıt vermedi
Peki CETA’nın Türkiye ile Kanada arasındaki ticari ilişkilere etkisi ne
olacak?
BBC Türkçe’ye konuşan Türkiye’nin Ottava Büyükelçisi Selçuk Ünal,
CETA’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte AB ülkeleri üzerinden Türkiye
pazarına ulaşacak Kanada ürünlerinde artış olmasının beklenebileceğini
söylüyor.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau CETA töreni için son anda Brüksel’e
gitme kararı almıştı.
Türkiye, Kanada’ya, CETA görüşmelerine paralel olarak 2013 yılında
serbest ticaret anlaşması imzalamaya hazır olduğunu bildirmişti.
Büyükelçi Ünal’a göre, ikili ekonomik ve ticari ilişkilerini arzu edilen
seviyeye ulaştırmak için Kanada ile bu serbest ticaret anlaşmasını
imzalaması Türkiye’nin yararına olacak. Ancak Ünal, Kanada
hükümetinin Türkiye’ye 2013’ten beri müzakerelere başlama konusunda
somut bir yanıt vermediğini söyledi.
Kanada, AB ile vardığı anlaşma ile ürünlerini gümrüksüz olarak
Türkiye’ye sokma hakkı kazandı. Peki Kanada’nın yine de Türkiye ile bir
serbest ticaret anlaşması imzalamaya niyeti var mı?
Ankara’daki Kanada Büyükelçiliği yetkilileri, yoğun programlarını gerekçe
göstererek bu sorumuza yanıt vermedi.
DEİK Konsey Başkanı: En üst düzeyde ilettik
Görüşlerini aldığımız Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) TürkiyeKanada İş Konseyi Başkanı Osman Okyay ise Kanada’nın Türkiye ile
serbest ticaret anlaşması imzalayacağını düşünüyor:
“Egemen ülkeler arasındaki ilişkilerin karşılıklı faydaya dayanması,
sürdürülebilirliğin temel şartı. Bu anlayışın gereği olarak Kanada da bu
konuda hassas davranacaktır.”
Okyay, Mayıs ayında Ottava’da yaptıkları yıllık toplantıda bu
beklentilerini en üst düzeyde dile getirdiklerini açıklarken “Bu mesele iş
ortaklarımıza da iletildi. Kanada’nın bu konuda empati yapacağı
inancındayım. CETA’nın, iki ülke ilişkileri için derin etkileri olacak ve bunu
yönetmek için birlikte çalışmamız şart” dedi.
Türkiye’nin halen 21 ülke ile serbest ticaret anlaşması bulunuyor.
Ekonomi Bakanlığı verileri, Türkiye’nin serbest ticaret anlaşması (STA)
imzaladığı ülkelerle ticaretinin, toplam ihracatın yüzde 15’ini, toplam
ithalatın ise yüzde 7’sini oluşturduğunu gösteriyor.
AB’nin ticaret anlaşması bulunmasına rağmen Türkiye’nin serbest ticaret
anlaşması yapmadığı 3 büyük ülke bulunuyor: Cezayir, Meksika ve
Güney Afrika Cumhuriyeti.
Avrupa Birliği’nin serbest ticaret anlaşmaları Cezayir ile 2005’te, Meksika
ile 2000’de Güney Afrika ile 2004’te yürürlüğe girdi. Türkiye, Cezayir ve
Güney Afrika ile serbest ticaret anlaşması imzalama girişiminde bulunsa
da bir sonuç alamadı. Meksika’yla başlayan müzakereler ise hâlâ
sürüyor.
Meksika’da Alman otomobil şirketi Audi’nin de fabrikası bulunuyor.
AB’nin bu ülkelerle serbest ticaret anlaşması imzalamasının ardından
Türkiye ile dış ticaretlerinde değişim yaşandı. Örneğin Türkiye’nin
Meksika ile dış ticaret açığı 86 kat artarken, Güney Afrika ile dış ticaret
açığı ikiye katlandı.
Avrupa ve Türkiye’nin dış ticaretleri ile gümrük birliğinin buna etkisi
üzerine araştırmalar yürüten Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat
Bölümü’nden Doç. Mahmut Tekçe’ye göre ise yalnızca bu veriler serbest
ticaret anlaşmasının dış ticarete etkisini anlamakta yeterli olmayabilir.
Mahmut Tekçe, anlaşmaların dışında pek çok faktörün iki ülke arasındaki
ticareti etkileyebileceğini söylüyor.
Tekçe, AB’nin son dönemde dış ticaret politikasında köklü bir değişiklik
yaparak diğer ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları yapmaya yöneldiğini
anlatıyor:
“AB, ticaret partnerleriyle imzaladığı anlaşmalarda yalnızca karşılıklı
gümrük tarifelerinin kaldırıldığı eski nesil serbest ticaret anlaşmalarının
ötesine geçerek yeni nesil ‘derin ve kapsamlı serbest ticaret anlaşması’
anlayışını benimsemekte ve hizmet ticaretinde liberalleşme, yatırım
engellerini kaldırma, rekabet politikası, çevre politikası, fikri mülkiyet
haklarında düzenlemeler gibi pek çok alanda ortaklık oluşturmakta.”
‘Sorun çözülmezse TTIP ile Türkiye büyük kayıp yaşar’
Tekçe, AB’nin imzaladığı her serbest ticaret anlaşmasının Türkiye’ye
ekonomik kayıp riski getirdiğini de söylüyor.
AB ile ABD arasında imzalanma ihtimali bulunan serbest ticaret
anlaşması TTIP’nin Türkiye için çok daha büyük bir tehlike olduğunu
vurgulayan Tekçe, bu anlaşmayla paralel olarak ABD ve Türkiye
arasında benzer bir anlaşma imzalanmadığı takdirde Türkiye’nin milli
gelirinde yüzde 2,5’e varan kayıplar yaşanabileceğini, yaklaşık 95 bin
kişinin işsiz kalabileceğini tahmin eden araştırmalar bulunduğunu
aktarıyor.
Tekçe’ye Türkiye’nin böylesi sorunlu bir gümrük birliği anlaşması
imzalamasının nedenlerini ve sorunun nasıl aşılabileceği sorumuzu ise
şöyle yanıtlıyor:
“Gümrük Birliği, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği öncesindeki son adım
olarak tasarlanmıştı ve o dönemdeki politikacılar bunu kısa bir geçiş
süreci olarak görüyordu. Ancak işler iyimserlik aşılayan politikacıların
beklediği gibi gitmedi ve geçici bir durum olarak tasarlanan Gümrük
Birliği 20 yaşını geçti.
“Üstelik Türkiye, her ne kadar üyelik müzakereleri başlamış olsa da, AB
üyeliğine 1990’larda olduğundan daha yakın değil.
“Bu durumda Türkiye’nin önünde birkaç seçenek var. Gümrük Birliği’ni
lağvetmek şu anda ne ekonomik ne de siyasi olarak makul bir yol gibi
görünmüyor; AB ile olan ilişkilerde bu denli köklü bir geri adımın kısa
vadeli yansımaları Türkiye ekonomisi için yıkıcı olabilir.
“AB ile anlaşma yapan ülkeleri Türkiye ile de benzer bir anlaşma
yapmaya zorlamak da ekonominin, siyasetin ve hukukun kurallarına
aykırı.
“Türkiye, AB’nin serbest ticaret anlaşmaları müzakerelerinde AB’nin 28
üyesi ile birlikte masasına oturamayacağına göre, geriye kalan en olası
yol, Gümrük Birliği’nin kapsamı genişletilerek günümüz koşullarına
uyarlanması.”
Görüşmeler 2017’de, çözüm ‘güncelleme’
2015 yılında Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ve Ticaretten Sorumlu AB
Komisyonu Üyesi Malmström Gümrük Birliği anlaşmasının tekrar gözden
geçirilip güncellenmesi gerektiği konusunda ortak karar aldıklarını ve bu
konuda çalışmaların başladığını açıklamıştı. Ancak o dönemden bugüne
herhangi bir gelişme olmadı. Zeybekçi, Ekim 2016’da yaptığı açıklamada
gümrük birliğini güncelleme görüşmelerinin 2017’de başlayacağını
duyurdu.
Akademisyen Mahmut Tekçe, güncellenen bir gümrük birliği
anlaşmasının, hizmetler ve tarımsal ürün ticaretinde serbestleşmeyi ve
emeğin serbest dolaşımını kapsadığı takdirde, Türkiye ekonomisinin belli
sektörlerine önemli katkı sağlama potansiyeline sahip olduğunu
düşünüyor. Fakat güncellemeden sonra bile Türkiye’nin AB’nin dış ticaret
politikasındaki karar alma mekanizmalarında yer almasının olası
görünmediğini söylüyor.
Mahmut Tekçe gibi, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Kanada
İş Konseyi Başkanı Osman Okyay da bu sorunun tek çözümünün 20
yaşını dolduran gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi olduğunu
düşünüyor.
Tekçe’ye göre ise anlaşmasının güncellenmemesi, özellikle de AB ve
ABD’nin TTIP’nin imzalaması durumunda, Türkiye ve AB arasında
ekonomik ve siyasi bir kopuşa yol açabilir.
Bbc
Download