Slayt 1

advertisement
 Siyasi
Tarih
 İlk Dönem (749-833)
 Samarra Dönemi(836-892)
 Emirü’l-ümeralar Dönemi(936-1055)
 Selçuklu Egemenliği Dönemi(1055-1194)
 Moğol İstilası ve Yıkılış
 Dış İlişkiler
 1-Abbasi
İhtilalinin Oluşum Süreci
 Müslümanlar Hz.Muhammed’in ölümünden
sonra Hz.Ebu Bekir’e biat etmiş ve onu
müslümanların ilk halifesi olarak tayin
etmişlerdir. Böylece 4 halife dönemi
başlamıştır.
 Muaviye b.Ebi Süfyan (661-680)’ın halife
olmasıyla birlikte İslam Tarihinde EMEVİLER
diye adlandırılan bir dönem başlamış oldu.
 Emeviler
zaman zaman kendilerinden hoşnut
olmayan ve iktidarı değiştirme amacıyla
başlatılan dini ve siyasi olarak bir takım
başkaldırılarla karşı karşıya kalmıştı.
 Ancak 712-719 yılı arasında Hz.Muhammedin
amcasının torunlarından Muhammed b.Ali’nin
liderliğinde gizli olarak başlatılan ihtilal
teşebbüsü hedefine ulaşmış ve Emevi
saltanatına son verilmiş, yerine Abbasiler
iktidarı kurulmuştur.
 İhtilalin arka planını oluşturan bir takım
etmenlere gelince onları şöyle sırayalabiliriz.
 1)
İslamın evrensel bir din olarak ortaya
çıkması ve eşitliği vurgulaması fakat
Emevilerin bunu ihlal etmesi
 Arap olmayan müslümanlar(mevali) Araplarca
küçümseniyor, gerek vergi konusunda,
gerekse idari ve askeri konumda ayrımcılık
olması gibi konularda müslüman araplarla
aynı haklara sahip olma isteklerini hep dile
getirdiler. Onların bu istekleri Ömer b.
Abdulaziz(717-720) döneminde yerine
getirilmeye çalışılsa da bu gelenek Emeviler
de devam ettirilmedi.
 2)
Kabileler arası çekişme
 3) Bazı Emevi halifelerinin zevk ve sefaya
düşkün olması
 Emevi halifelerinin bu tutumu halkı “İslamı
ilkerin dışında” yaşam sürdüklerine inandırdı.
 Halkın zaten hak ve adaletin merkezde
olduğu bir hayatın özlemi içindeydi. Bunu
fırsat bilen Muhammed b. Ali, iktidarı ele
geçirmek için kararını verdi ve örgütsel
yapılanmayı gerçekleştirdi.
 Karar
merkezi olarak Muhammed b.Alinin
yaşadığı yer olan Humeyme seçildi. Horasan,
propoganda merkezi Kufe,irtibatı sağlayacak
ara merkez olarak seçilmişti.
 Muhammed b. Ali,ihtilalin ana sloganı
olarak”er-rıza min al-i Muhammed”i
belirlemişti. Yani çağrı “Muhammed
ailesinden razı olunacak kişi” adına
yapılacaktı.
 Dailerin uyması gereken en önemli husus,
hareketin liderinin adını gizli tutmak ve
propogandayı gizli yürütmek olacaktı.
 İlk
dailer 718-719 yılları dolaylarında
Horasan’a gönderildi. Dailer kendilerine
tüccar süsü vererek propagandalarını
sürdürüyor, güvendikleri kişilere davalarını
anlatıyorlardı.
 743 yılında Muhammed b. Ali’nin ölümü
üzerine vasiyeti gereği oğlu İbrahim, ihtilalin
lideri oldu.
 İbrahim, 745-746 yıllarında İranlı bir mevla
olan Ebu Müslim’i “Muhammed ailesinin vekili
olarak” Horasan’a gönderdi.
 Ebu
Müslim’in katılmasıyla birlikte Abbasiler
propagandayı açıktan başlattılar.
 Ebu Müslim dailere sadece Allah’ın
düşmanlarıyla savaşmalarını emrediyordu.
 Ebu Müslim ordudan “Allah’ın kitabına,
Resulünün Sünnetine uymak ve Resulüllahın
Ehl-i Beyt’ine razı olmak üzere biat
ediyorum”
 Biatın bu sözleri ileride Abbasilerin dini
politikasının ana çerçevesini oluşturmuştur.
 Horasan
Abbasiler tarafından ele geçirildi.
Kufe’de Ebu Seleme’ye “al-i Muhammed’in
veziri” (Muhammed ailesinin veziri) olarak
biat edildi.
 Ebu’l Abbas 31 Ekim 749 Cuma günü kalabalık
halk kitlesi karşısında devlet başkanı olarak
konuşmasını yaptı ve halktan biat aldı.
 Abbasilerin üstünlüğünün sağlanması, son
Emevi halifesi Mervan b.Muhammedin
yenilgiye uğratılmasına kadar devam etti.
 İlan edilen devletin resmi ve tek halifesi
Ebu’l –Abbas oldu ve hilafeti 5 yıl kadar sürdü





Halife Ebu’l-Abbas yaptığı ilk konuşmada Abbasilerin
temellerini dinsel motiflere dayandırdı. Bu dinsel motifin
ana kaynağında yer alan düşünce Allah’ın kendilerini seçkin
kıldığı inancı idi. Bu inancı savunmak içinde kurandan bazı
ayetleri örnek göstermişlerdir.
-Sizden yakınlara sevgiden başka ücret istemem(Şura,214)
Yakın akrabalarını uyar(Şuara 23)
Biliniz ki ganimet olarak aldığınız şeylerin beşte biri
Allah’ın peygamberine verdikleri;Allah, peygamber,
yakınlar, yetimlerindir.
Ebu’l Abbas Alioğullarını da içeren Ehl-i Beyt kavramını
ilginç bir gönderme ile sınırlayarak sadece Abbasoğullarına
özgü kıldı. Bu özgü kılmayı ise konuşmasında “yönetim ve
hilafete kendileri dışındaki kişilerin daha layık olduğunu
iddia eden “Sebeiyye” fırkasının iddalarını çürüterek yaptı.
 Sebeiyye
fırkasının ana özelliği ise “ hilafet
hakkının Alioğullarının olduğu” düşüncesine
sahip olmaları idi.
 Konuşmasında Muhammed ailesinden razı
olunacak kişinin Abbasioğulları olduğunun
altını çizmiş ve Ehl-i beyt’i Abbasioğulları ile
sınırlandırmıştı. Konuşmasında kendisini
SEFFAH ("Seffah" kendine verilen bir lakap
olup Arapça'da "kan dökücü" anlamına
gelmektedir.)
 Bundan sonra da Seffah lakabıyla anılmaya
başlandı.
 Seffah,
siyasal iktidarına meşruiyet
kazandırmak için Kur’an ayetlerini kendine
dayanak olarak almış, onları bağlamdan
koparmış ve onlara yeni anlamlar yüklemiştir.
En önemlisi de Kur’ana bütünlük içinde
bakmamış, parçacı bir yaklaşım sergilemekle
Abbasilerin hilafetini adeta Kur’anla
onaylatma yoluna girmiştir.
 Abbasilerin,
Muhammed ailesini kendilerine
özgü kılmaları ve kendileriyle sınırlamaları
sonucunda, iktidara geldikten sonra devletin
idari yapılanmasında Alioğullarına görev
vermemişler, Alioğulları da böyle bir durum
karşısında hayal kırıklığına uğramış ve tepki
göstermeye başlamışlardır. Bu bağlam da
Alioğullarından en-Nefsu’z-Zekiyye(Saf Ruh )
lakabıyla anılan Muhammed b. Abdullah ikinci
Abbasi halifesi Ebu Cafer El Mansur
döneminde uzun bir hazırlık safhasından
sonra iktidarı ele geçirmek için açıkça isyan
başlatmıştır.
 Yazışmalarda
hilafet olgusunu her iki tarafta
miras çerçevesinde değerlendirmiştir.
 Abbasiler, yönetilenleri, ikidarlarının
meşruluğuna inandırmak ve bu meşruluğuna
inandırmak ve bunu daha güçlü kılabilmek
için daha sonraki dönemlerde Hz.
Muhammed’i konuşturma yoluna gitmişler,
hilafetlerini ona onaylattırmışlardı. Rivayete
göre Hz. Muhammed amcası Abbas’a
halifeliğin onun çocuklarına geçeceğine dair
müjde bile vermişti.
 Halife
Mehdi(775-785) ile birlikte Abbas b.
Abdulmuttalip, resmi Abbasi propagandasının
eksenini oluşturmuş, Hz. Abbası’ın, Hz.
Muhammed’in yakın akrabası olarak imam
olduğunu ve imametin ondan çocuklarına
geçtiği iddiaları ileriye sürülmeye
başlanmıştır. Bu iddialara paralel olarak da,
Hz.Abbas’ın imam olduğunu ileri süren itikadi
anlamda mezhepler oluşmuştur.
 Abbasiler
iktidara gelişleri ile birlikte siyasal
erklerini güçlendirme noktasında
tasarımlarını uygulamaya geçirmiş, siyasal
egemenliklerini devam ettirme noktasında
üstünlüklerini elde tutma, bunu sürekli elde
tutmak için kurumsal düzenlemeler yapmış
ve egemenliklerini tehdit eden unsurlarına
yönelik siyasi tavırları belirlemişlerdir.

Abbasiler iktidara gelir gelmez devletin
merkezini Suriye den Irak’a nakletti. İlk halife
Seffah hükümet merkezi olarak Fırat’ın doğu
yakasında yer alan küçük Haşimiye şehrini
seçti.Hilafetin gerçek kurucusu olarak kabul
edilen Mansur ise başlangıçta Enbar şehrinde
oturmuş daha sonra ise tekrar Haşimiye
dönmüştür. Ancak Haşimiye fanatik Şiilerin ve
sıkça isyan çıkartan Arap kabilelerin yaşadığı
Kufe’ye oldukça yakındı. Bu gibi özelliklerin
dışında Mansur Ravendilerle yaşadığı tehlikeli
durumun ardından buranın güvenli bir yer
olmadığına karar verdi. Mansur her yönden
elverişli olan İran’ın bir köyü olan Bağdat
mevkiini seçti.
 Seffah
kurmuş oldukları devleti güçlendirme
ve otoriteyi kendi kontrollerinde
bulundurmak için ve iktidarını sağlam
temellere oturmak için ağırlıklı olarak
ailesinden olan kişileri yönetime getirdi.
 4 yıl 9 ay kadar iktidar da kalan Seffah Abbasi
hilafetini güçlendirme adına hilafet
merkezini Enbar’a taşıması, Emevi gücünü
kırması, etkili yönetim stratejileri izlemesi
gibi önemli adımlar atmıştı. Böylece
Emevilerin kontrolünde bulunan coğrafyada,
Afrika ve Endülüs hariç, geniş bir siyasal
egemenlik alanı elde etmişti.
 Ebu
Cafer ise hilafete gelmeden önce kişiliği
ve becerileri ile Abbasi iktidarını güçlendirme
de önemli rol oynamış ve bir çok başarı elde
etmişti. Seffah’a yönetimi süresince
kendisine yardım etmiş, Seffah ise daha
sağlığında onu halife tayin etmişti. Ebu Cafer
hilafete geldiğinde kendisine Mansur lakabını
uygun gördü. Mansur, kendisine yardım edilen
anlamına geliyordu.
 Muhammed
el-Mehdi ise siyasal erklerini
güçlendirme adına Mansur’un yürüttüğü
Alioğlu politikasını tamamen değiştirerek
onları kazanmay hedefledi. Bu yolla o,
Alioğullarının ve taraflarının iktidarına karşı
bir tehlike olma potansiyellerinin önüne
geçmeyi ve belki de iktidarlarının
destekleyicisi olmalarını sağlamayı ümit
etmişti.
 Sonuç
olarak ilk dönem Abbasi halifeleri
siyasal erklerini güçlendirme yolunda
oluşturdukları politikaları yaşama geçirmiş ve
de bazı isyanlara rağmen halife Harunreşid
(786-809) dönemi sonuna kadar sarsılmaz bir
siyasal birlik oluşturmuşlardır.
 İlk
Abbasi halifeleri kendilerini iktidara
taşımada önemli bir rolü olan İranlı unsurlara
son derece önem vermişler ve yönetimde yer
vermişlerdir. Bu dönemde İranlı olup
yönetimde yer verilen en önemli aile
Bernekilerdir.
 Memun,
Alioğullarından Ali b. Musa’yı 817
yılında kendisinden sonra hilafete gelmek
üzere veliaht tayin etti. Memun ilk defa
hanedan dışından birini veliaht tayin etmiş
oldu. Memun Hz. Ali’nin karizmasına olan
inancından dolayı iktidarı onun soyuna
devretmek istemiş fakat Ali b. Musa’nın
ölümüyle bu teşebbüsü başarısız olmuştur.
 Yeni bir isyana izin vermemek için
Alioğullarından başkasını veliaht tayin
etmemiş ancak Şia yanlısı politikasından
vazgeçmemiştir.
 Abbasilerin
karşı karşıya kaldığı muhalefet,
Emeviler’e karşı yürüttükleri yok etme
politikası karşısında Suriye ve El-Cezire’deki
Araplardan geldi.
 İlk başkaldırı Sunbaz dan geldi. Başkaldırı
nedenleri arasında Ebu Müslim’in intikamını
alma, eski İran hükümetini yeniden
canlandırma gibi hedeflerinin varlığı söylenir.
Ancak Sunbaz Mayıs 755 te bozguna uğramış
ve kaçarken yolda ölmüştür.
 İshak
et-Türki Maveraünnehir bölgesinde 755
yılında başlattığı isyan Abbasi devleti
tarafından bastırıldı ve İshak öldürüldü.
 Üstazsis ayaklanmasında Üstazsis yakalanarak
Bağdat’a gönderildi ve 768 yılında öldürüldü.
 Ravendiye mezhebinin çıkarıdığı ayaklanma,
 Mehdi
döneminde meydana gelen Mukanna (
peçeli adam) diye bilinen kendini peygamber
ilan eden bir kişi Ebu Müslimden sonra kutsal
ruhun en son kendisine geldiğini ve ilahlık
idiasında bulunur.
 Hadi döneminde Hüseyin b.Ali’nin,
Harunurreşid’in döneminde ise Muhammed b.
İbrahim ve Muhammed b. Ca’fer’in isyanları
dikkat çeker.
 Abbasiler
Kuran ve Sünnete bağlılığın temel
bir esas olduğunu her aşama da dile
getirmişlerdir.
 Hıdaş olayı, Hıdaş Abbasi devletine katılmış
ve üst düzeyde görev üstlenmiş birisiydi.
Merv de bir süre ihtilal propagandası yapmış,
daha sona Kitap ve Sünnete aykırı
davranışlarından dolayı dışlanmıştır.
 Bütün halifeler Sünniliği koruyan bir tavır
içinde olmuştur.
 Memun
ise Muteziliği resmen mezhep edindi.
(827)
 Zındık, İslam toplumu içinde ortaya çıkan,
Sasani döneminde ikici bir inanç sistemi
geliştiren ve yayan Zerdüşt ve Mani’ye
meyleden kişilere verilen isimdir. Zendeka,
bu tür görüşlerin temsil edildiği inanç ve
fikirlerin adı idi.
 Zaman içinde Zındık, giderek sapık inançlar
taşıdığına inanılan kişilere verilen ada
dönüştü.
 Abbasiler
zındıklarla savaşmayı dini bir
gerekçe olarak görmüşlerdir. Mansur
zamanında Divanu’z-zenedıka adlı bir kurum
kurulmuş ve kurumun başına bir yönetici
tayin edilmiştir. Kurumun görevi, zındıkların
tespit edilmesi,kovuşturulması ve
faaliyetlerini engellemeye çalışmaktı. Bu
mücadele Hadi,Harunurreşid(786-809) ve
Memuın tarafından da devam etmiştir.
 Mu’tasım(833-842)
halife olunca otoritesini
Türklere dayandırmayı tercih etti. Muhafız
kıtalarını onlardan kurdu ve devletin önemli
görevlerini Türklere verdi.
 Abbasi tarihininde “Samarra Devri (836-892)
diye bilinen bu devirde Türkler yalnız askeri
alanda değil, siyasi ve askeri alanlarda da
devlette etkili olmuşlardı.
Babasından sonra hilafete gelen Vasık (842-847)
da Türkleri desteklemiştir.
 Vasık öldükten sonra içlerinde Türklerinde
bulunduğu bürokratlar kardeşi Caferi hilafet için
uygun gördüler ve o da Mütevekkil (847-861
unvanını alarak göreve başladı. Fakat Mütevekkil
Türkleri etkisiz hala getirmek için faaliyetlere
başlamıştır.
 Mütevekkil ile Türkler arasında başlayan çekişme
sonucu Mütevekkil,Türkler tarafından katledildi.
Bu olay Türklerin Abbasi İmparatorluğunda
iktidarı tamamen ele geçirildiğinin göstergesidir.

 Samarra
Döneminde Mutasım ve Vasık
Mutezile yanlısı bir dini politika gütmüştür.
 Mütevekkil döneminde ise Kuran ve sünnetin
desteklenmesi ve dini konularda hadis
rivayetlerine önem verilmiştir.
 Taberistan
valisi Mazyar b.Karin 839 da isyan
eden Mazyar halife Mutasım tarafından da
desteklenen Tahiri kuvvetler karşısında yenik
düşer ve Samarra ya getirilerek sorgulanır ve
öldürülür. (8 Eylül 840)
 Zenc isyanı, zor durumda çalışan zenciler Ali
b. Muhammedin önderliğinde isyan ettiler.
 Samarra dönemi halife Mutemidin birlikte
gelen mutazıd ile biter.
 Hilafet merkezinin Bağdat’a nakledilmesi
Türk hamiyetinin bir süreliğine sona erdiğini
gösterir.
 Mutazıd
döneminde en tehlikeli isyan
Karmatiler den gelir. Şii-İsmaili öğretiyi
savunurlar. İsyanlarının etkili olmasının
sebebi Zenc isyanın bölgede iktidarsızlıga
sebep olmasıydı.
 Karmatilerin Bahreynde kurdukları egemenlik
uzun yıllar sonra 1076 da sor erdirildi.
 Bu
kurum vezirlik, haciplik valilik gibi bir
kurumdu.
 Halife Razı, Türk asıllı Muhammed b. Raik e l
Hazarı’yı Emirul Ümera tayin etti.Emirul
Umera protokolde halifeden sonra geliyordu,
para bastırma hakkına dasahipti. Bu görevin
ortaya çıkmasıyla vezirin nüfuzu kayboldu.
 Muhammed b. Raik askeri gücü Türk
birliklerine dayıyordu. Bu grubun en önemli
liderleri Beckem ve Tüzün idi.
 Emirul
Ümralar dönemi devlet adamlarının
rekabetine yol açmış ve buna bağlı iç
karışıklıklar meydana gelmiştir.
 Büveyhi Ahmed’in Bağdat’a girmesiyle Irak
Büveyhi ailesinin egemenlik alanına girdi.
Böylece Bağdatta Emirul Ümeralar döneminn
bir devamı niteliğinde Büveyhiler dönemi
başladı. Büveyhoğulları daha sonrada
halife'nin gözlerine mil çektirerek yerine
başka bir halife getirmiştir. Artık Abbasi
Halifeleri, Büveyhoğullarının kuklası
olmuştur.
 Tuğrul
Bey’in Şii-Büveyhiler üzerindeki kesin
hakimiyeti Abbasi halifesini gururlandırmış ve
Tuğrul Bey’e hilat(Padişahların, gönül almak,
ödüllendirmek için birine giydirdikleri değerli
kumaş veya kürkten yapılmış kaftan.)
giydirerek ‘Rükneddin’ünvanını verdi.
 Tuğrul bey’in siyasi ve askeri otoriteyi veren
Abbasilerde halifelik sadece dini bir lider
olarak kalmıştı.
 Moğollar
göçebe bir kavimdir. Kabileler
halinde yaşayan Moğolların tarihi, 1165 yılı
dolaylarında doğan Temuçin Moğolların en
yüce kişisi olarak kabul edildi ve kendisine
“dünya hakanı” ve ya “kuvvetli ve güçlü
hakan” anlamına gelen “Cengiz Han” ünvanı
verildi.
 Moğollar egemenlik alanını genişletmek
amacıyla komşu ülkelerden başlayarak
akınlar düzenlemeye başladı.
 Moğollar 1218yılından itibaren de Batı’ya
İslam dünyasına yöneldi.
 Moğollar
Semerkant, Buhara,
Taşkent,Harezm, Belh gibi şehirleri yerle bir
ederek batıya doğru ilerledi. Cengiz Han’dan
sonra da Moğol istilası devam etti. Onun
torunlarından Hülagu, Haşhaşileri ve Bağdat
hilafetlerini yok etmek üzere Moğolistan dan
1253 yılında yola çıktı.
 Hülagü ,Haşhaşilere karşı başlattığı
mücadelede Abbası halifesi Muta’sım ( 12421258) ‘dan gönderdiği elçi aracılığıyla ordu
desteği istemişti. Halife Hülagu ya ordu
desteği yerine elçisiyle birlikte hediyeler ve
dostluk mesajı göndermeyi tercih etmişti.
 Hülagu
ve orduları 1256 yılından itibaren
Haşhaşiler’in ana kalesi Alamut Kalesi’ni ve
daha bir çok kalelerini ele geçirdiler. Hülagü
böylece ilk hedefini gerçekleştirmiş, Irak
topraklarına doğru yönelmeye başlamıştı.
 Hülagü halifeye gönderdiği mektubunda;
Haşhaşileri yok etmek için istediği ordu
desteğini göndermediğini, bu olumsuz
yaklaşımını ancak emirlerine itaat etmesi
durumunda hoş görebileceğini söylüyordu.
Halife olumsuz cevap verdi.
 Moğollar Ocak 1258 de şehri kuşattı. Bunun
üzerine Halifenin barış yapmak için elçi olarak
Hülaguya gönderdiği vezir İbnü’l-Alkami ile
Hıristiyanların dini lideri Caslık’ı Hülagu
huzuruna kabul etmedi.
 Şehir 10 Şubat 1258’de tamamen Moğolların eline
geçti. Askerler şehirde saldırılara başlamış, şehri
ateşe vererek yağmaladılar.
 Halife mutasım bürokratları ile birlikte teslim
olmak zorunda kaldılar. Hülagü teslim olanları
hepsini idam ettirdi. Böylece 749-1258 yılları
arasında hüküm sürmüş olan Abbasi Devleti sona
ermiş oldu.

 Abbasilerin
hüküm sürdüğü dönemde dünya
da doğuda Abbasiler ve Bizanslılar, Avrupa da
ise Franklar ve Endülüs Emevileri.
 Abbasiler için en önemli iş, rejimi sağlam
temellere oturtturmak, halka kendilerini
benimsetmek ve kabul ettirmekti. Bahsi
geçen amaçları gerçekleştirmeyi ön plana
alan özellikle ilk iki halife, dış politika ile
ilgilenmeyi öncelikli bir iş olarak görmemişti.
 Mansur
ile Bizans imparatoru V. Konstantin
(741-775) arasında 756 yılında Bizansların
müslüman topraklarına saldırısı sırasında
alınan esirlerin fidye karşılığında serbest
bırakılmasını içeren bir antlaşma yapılmıştır.
 Halife olduğunda Mehdi’yi kutlamak için
gelenlerin arasında IV. Leon’un(775-780)
gönderdiği Tarasius adlı bir elçi de
bulunmaktaydı.
 Mehdi
döneminde Bizanslara karşı yapılan
savaşlarda yoğunluk dikkat çeker.
 Harunürreşid halife olunca, devletin en
büyük rakibi olan Bizans İmparatorluğu’na
karşı devam etmekte olan seferlere büyük
önem verir.
 797 yılında Harunürreşid bizzat sefere
çıkarak Orta Anadolu’da bulunan Safsaf
Kalesi’ni ele geçirir.
 Bu dönemlerde her iki taraf arasında esir
değişimini amaçlayan diplomatik girişimlerde
bulunulmuş ve esir değişimleri yapılmıştır.
 Memun
23 Mart 830’da Bizans’a karşı
savaşmak üzere harekete geçer. Kurre
Kalesi’ni fethederek kalenin yıkılmasını
emreden Memun, daha sonra Macide Kalesi’ni
halkına eman vererek alır.
 Bizans’a sefer hazırlığı yapan Memun, 832’de
hedef olarak seçtiği Lü’lü’e Kalesine
yönelmiştir.
 Bu mücadeleden bıkan Bizans İmparatoru
Teoplios, Memun’un başarılarından korkmuş
olacak ki , barış isteğinde bulundu.


Bizans İmparatorunun barış isteğini reddeden Memun
yazdığı mektupta, onu İslam’ı seçme, cizye ödeme
veya savaş alternatiflerinden birini tercih etmeye
çağırarak bir anlamda ona meydan okudu.
Halife Memun döneminde Bizans ile ilişkilerde dikkati
en çok çeken nokta, bilimsel alanda olan girişimdir.
Memun kendi döneminde faaliyeti zirveye ulaşan bir
tercüme ve araştırma enstitüsü olan, aynı zamanda
bir kütüphane fonksiyonu icra eden Betyül Hikme’ye
yerleştirilmesi ve tercüme edilmesi amacıyla felsefe,
hendese(Nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin
birbirleriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini
inceleyen matematik dalı,),musiki ve tıp alanında
yazılmış değerli eserleri getirmeleri için İstanbul’a
heyetler gönderdi.
 Vasık
döneminde de Bizanslılarla bilimsel ve
esir değişimini içeren diplomatik ilişkiler
yürütülmüş ve olumlu sonuçlar elde edilmişti.
 Özellikle halife Mütevekkilden itibaren
halifelerin konumunun güçlü olmaması
nedeniyle Bizans’a yönelik ciddi bir sefer
yapılmamıştır.
 Abbasilerin döneminin önemli diğer güçleri
Franklar ve Bizanslılar arasında sürekli bir
rekaber bulunuyordu.
Abbasiler ile hakimiyetleri altına almak
istedikleri Endülüs Emevileri arasıdaki ilişkiler
baştan beri hiç dostça olmamıştı. Abbasilerin
iktidara gelişleriyle birlikte Emevileri yok etme
teşebbüsünden kaçarak kurtulan Abdurrahman b.
Muaviye, Endülüs’e gelerek Endülüs Emevi
Devleti’ni kurmuştu.
 Abbasiler kendi dönemlerinin önde gelen güçlü
devletleri ile diplomatik bir ilişki kurma gayreti
içinde olmuşlardır. Zaman zaman siyasal çıkarları
Abbasileri savaşın içine sürüklemiş,bu savaşların
bir kısmı zaferle sonuçlanırken bir kısmı da
yenilgiyle son bulmuştur.


Hazırlayan:AYFER KOÇ (Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi)
Download