Klasik İktisat Okulu

advertisement
1
İKTİSADİ DÜŞÜNCE
TARİHİ
DÖRDÜNCÜ HAFTA
KLASİK İKTİSAT OKULU
Doç. Dr. Ömer Karaoğlu
2015
Dördüncüi Hafta
2
Klasik İktisat Okulu
Hedefler
Bu bölümü çalıştıktan sonra.
 Klasik iktisat okulunun temel görüş ve düşüncelerini öğreneceksiniz.
 Adam Smith, Ricardo, Malthus,Say ve J.S.Mill’iniktisadi düşünce ve yaklaşımlarını
incelemiş olacaksınız.
Temel Kavramlar





Laisses faire
Homo-economicus
Mübadele değeri-kullanma değeri
Rant teorisi
Mahreçler (Say) kanunu
3
İçindekiler
Hedefler .................................................................................................................. 2
Temel Kavramlar ................................................................................................... 2
İçindekiler .............................................................................................................. 2
GİRİŞ: KLASİK İKTİSAT OKULU ..................................................................... 4
1.ADAM SMİTH ..................................................................................................... 5
2DAVID.RİCARDO................................................ Error! Bookmark not defined.
3. THOMAS R. MALTHUS .................................... Error! Bookmark not defined.
4 .J.B.SAY ............................................................... Error! Bookmark not defined.
5. J.S. MİLL ............................................................ Error! Bookmark not defined.
Ne Öğrendik? Özetleyecek Olursak… ................................................................... 8
Değerlendirme Soruları........................................................................................... 9
Yararlanılan Kaynaklar ............................................ Error! Bookmark not defined.
:
4
GİRİŞ: KLASİK İKTİSAT OKULU
En önemli temsilcisi İngiltere’de Adam Smith (1723-1790)’dir. Onun 1776 yılında
Milletlerin Zenginliği adlı eseri yazdığı tarihle başlatılan klasik okul, J.S. Mill’in 1873’de
ölümüyle sonlandırılan dönemi adlandırır.David Ricardo, Thomas R. Malthus, Jean Baptiste
Say, John Stuart Mill diğer temsilciler olarak anılır.
Bireycilik, kişisel çıkar ve iç-dış ticarette serbestiye (liberal doktrin) dayanan iktisadi
akımdır. İktisadi liberalizmi sonraki akımlara devreden okuldur. Onlara göre tarım veya
sanayi değil tüm sektörler önemlidir. Serbest dış ticaret ilkesi esas alınmıştır.
Klasik okulun ortaya çıkmasında Fizyokratların önemli bir payı vardır. Onların doğal düzen
ve serbesti fikrinden etkilenen klasikler bu durumu “görünmeyen el” ile açıklamışlardır.
XVIII. yüzyılın son devrelerinde yaşanan teknolojik gelişmeler ve sanayileşme süreci bu
okulun doğuşunu etkilemiştir. İngiltere’den başlayarak sanayi devrimiyle beraber kapitalistgirişimcinin yeni hammadde kaynakları ve mamul mal satışı için pazarlar aradığı süreçte
yaygın bir yaklaşım olarak öne çıkmıştır. Yine Fransız ihtilalinin “bireycilik ve özgürlük”
sloganı bu yeni sınıfların ideolojisi olmuştur.
Merkantilistlerin para ve servet anlayışını, müdaheleci devlet yaklaşımını reddeden
klasikler, üretim artışı olmaksızın artan paranın değer ifade etmediğini ileri sürmüşlerdir.
Emeğin en önemli üretim faktörü olduğunu belirtmişlerdir.
Sermayeyi birikmiş emek ve toprağı bedel ödenmeden elde edilen bir veri olarak görüp
öncelememişlerdir.
Adam Smith’in 1776’da yayınlanan “Milletlerin Zenginliği..”eseri, bir çok iktisatçı
tarafından iktisadın bir bilim kimliği kazandığı zaman olarak nitelenir.
O iktisadı bir zenginlik yaratma bilimi olarak sebep-sonuç ilişkileri etrafında açıklamaya
çalışmıştır. Üretim, emek vd. üretim faktörlerinin yeri ve işleyişi, denge mekanizmaları ve
gelişimini konu alan genel açıklamalarda bulunmakla iktisat biliminin kurucusu sayılmıştır.
Klasikler metod olarak iktisadi liberalizmin tümdengelimci, soyutlamacı ve akılcı ilkelerini
uygulamışlardır. Piyasayı serbest rekabet ve sonra tam rekabet olarak tanımlamışlardır.
Bireycilik, kişisel çıkar ve rekabet okulun temel yaklaşım ilkeleridir.
1.ADAM SMİTH
5
Adam Smith (1723-1790) İskoçya asıllı İngiliz ahlak felsefecisi ve üniversite hocasıdır..
İnsan doğası bireycidir, kişisel menfaatini maksimize etmeye çalışır. Piyasada fiyatlar denge
unsurudur. Arz ve talep arasındaki eşitliği fiyat mekanizması sağlar:
Üretim azalınca (arz) fiyatlar yükselir, fiyatlar yükselince firmalar arzın talebe eşitlenmesine
kadar üretirler. Üretim artınca da fiyatlar tekrar düşer. Böylece fiyat dengeyi sağlayan temel
unsur olur
Tam rekabette kişi ve firmalar kendi çıkarları yönünde davranırken toplum çıkarına da doğal
olarak hizmet ederler. Firmaların rekabeti fiyatları düşürürken tüketiciler bundan yararlanmış
olurlar. Kişisel çıkarlarla toplumsal çıkarları piyasanın görünmez eli dengeler
Ülkelerin serveti topraktan çok insan emeğine bağlıdır. Değerin kaynağı da emektir.
İşbölümü iktisadi refahı ve toplam geliri artıran daha fazla emek harcamadan ürünü artıran en
önemli yoldur.
Toplu iğne örneği ile açıkladığı bu duruma göre, 1 işçi bir iğneyi bir günde yapabilirken
işbölümü ile 10 işçi günde 48.000 iğne yapabilmektedir (yani bir işçi 4800 iğne yapmış
olur).Uluslararası ölçekte de işbölümü (dış ticaret) dünyayı bir büyük atölye gibi düşünerek
barış, dayanışma ve refahı artıran yoldur.
Dış ticaret konusunda ileri sürdüğü“mutlak üstünlük teorisi” ne göre,
bir ülke hangi ürünü daha ucuza üretiyorsa onda uzmanlaşmalı diğerini ithal etmelidir. Üretim
faktörleri bir yerden diğerine engellenmeden serbestçe kayabilmelidir.
Smith’e göre sermaye;
sabit (el değiştirmeden kar getiren binalar, makine ve aletler) ve değişir (el değiştirerek kar
getiren hammadde, satılacak mallar ) sermaye olmak üzere ikiye ayrılır. Emek ise ülkelerin
servetini yaratan temel sermayedir. Sermaye birikiminin artması ülkeleri zengin kılar.
Para basit bir değişim aracıdır. Para malın arkasından koşar. Para ve mal biribirinin karşılıklı
bedelidir. Malların mübadelesi aslında emek değerlerinin mübadelesidir. Zor ve fazla emekle
üretilen mallar değerlidir. Gerçekte mübadele edilen altın ve gümüş değil emektir.
Malların bir reel (doğal) fiyatı ve bir de nominal (piyasa/cari) fiyatı vardır. Reel fiyat
malın üretimindeki masraflara-maliyete eşittir (ücret, rant ve faizin toplamı kadardır). Piyasa
fiyatı ise malın miktarı ve bu malın talebine göre oluşacaktır.
Ücretlere ve fiyatlara müdahele tabiata aykırıdır, “laissez faire laissez passer” (bırakınız
yapsınlar bırakınız geçsinler) ilkesi geçerlidir.
6 ki
Bir malın değeri o malı üretmek için harcanan emeğe (mübadele değerini oluşturur
objektiftir), o malın faydasına (kullanma değerini oluşturur ki subjektiftir) ve nadirliğine
bağlıdır. Smith mübadele değeri üstünde durmuştur.
Mübadele değerinin daha çok objektif olduğunu, kullanma değerinin ise subjektif (kişinin
verdiği değere bağlı) niteliğe sahip olduğunu kabul eder. Mübadele değerini belirleyen temel
ölçü olarak emek miktarını temel alır. Faydası yüksek bir malın bazen hiç emek içermediğini,
bu nedenle mübadele değeri olmayacağını belirtir. Hava ve su çok faydalı ama mübadele
değeri yoktur. Altın ne kadar az faydalı olursa olsun mübadele değeri yüksektir.
2.DAVID RICARDO
Klasik rant teorisi ile bilinir. Diferansiyel rant adıyla da anılan bu yaklaşımda toprakların
verimlilik farklarından rant doğduğu belirtilmiştir. Nüfus arttıkça daha az verimli toprakların
üretime açıldığı ve üretim maliyetlerinin arttığı kaydedilmiştir
Ürünün fiyatı en düşük verimli marjinal topraktaki maliyetlere göre oluşacağından daha
verimli ilk topraklardaki maliyet farkı rantı doğurur. Marjinal topraklardan rant sağlanmaz
Bu rantın vergilendirilmesi ve toprak sahibi rantiyenin gıda malları üzerinden elde ettiği bu
rantın (yüksek fiyatların) serbest ticaretle (ithalatı serbest bırakarak) engellenmesini önerir..
Ricardo’nun teorisi;
Tam rekabet (piyasada tek fiyat varsayımı), Malthusyen nüfus yasası ve azalan verim
kanununa dayanır.
Azalan verim yasası: Üretim faktörlerinden diğerleri sabitken birini artırınca toplam ürünün
önce artması sonra azalmaya başlamasıdır. Yani azalarak artış ve nihayet azalma ile
işlemesidir.
3.THOMAS R. MALTHUS
Malthus(1766-1834) klasik liberal İngiliz okulu kurucuları arasındadır. Sanayi gelişirken
büyüyen işçi sınıfı, Fransa ile yapılan savaşlar, 1794-1800 arası kıtlık, 1795’de iki katına
çıkan buğday fiyatları Malthus’u kötümser kılan faktörler olarak sayılabilir.
“Nüfus İlkesi Üzerine Deneme” (1798) adlı eserinde; sefaletin sebebini gıda maddelerinin
aritmetik ancak nüfusun geometrik arttığı teziyle doğal sebeplere bağlar. Tabii engeller ve
doğumların kontrolü yoluyla besin-nüfus dengesi sağlanabileceğini belirtir.
Devletin yapacağı sosyal yardımlara karşıdır. Bunun nüfusu artırıp insanları tembelleştireceği
görüşündedir.
Tasarruf yatırım eşitsizliğine inanır. Zenginlerin tasarrufu efektif talep yetersizliğine7 yol
açabilir ve sistem durgunluğa girer. Planlanan tasarruflar planlanan yatırımlara her zaman eşit
olmayabilir. Talep yetersizliği olabileceği, üretilen her malın satılamayabileceği görüşündedir.
Malthus kısaca doğanın cimri olduğunu ileri sürerken “Fakirlere yardım yasası” na da karşı
çıkar.
4. J.B. SAY
Fransa’da klasik okul Say ile kurulur. İngiltere’de kötümser eğilim gelişirken Fransa’da
iyimserliğe yönelir. İktisadi liberalizme en geniş biçimiyle (gümrüklerin kaldırılması fikriyle)
dayanan “Economie Politique” (1803) eseri Napolyon’u kızdırmıştır. Bazı ürünlerin ithalini
yasaklayan devlet ülkede monopoller yaratır ve fiyatların yükselmesine yol açar der.
Say yasası (mahreçler kanunu): “Her arz kendi talebini doğurur” şeklinde ifade
edilmektedir. Yani piyasaya çıkan bir mal, kendi satış değerine eşit satın alma gücünde bir
talep yaratır (fiyatlar maliyetlere, maliyetler gelirlere eşittir ve tüm gelirler harcanmalıdır
varsayımı ile) Üretilen malların maliyeti üretime katılan faktörlerin gelirine eşit olacak
ve hepsi harcanacaktır.
Yani toplam üretim toplam gelir, toplam arz, toplam talep, toplam tüketim biribirine eşittir
Tasarruflar da yatırımlara eşit olacaktır.
Bir terzi diktiği elbise değeri kadar mal ve hizmet satın alma hakkı elde etmiş olur. Her mal
kendi satış olanağını (mahreç) üretir. Malın üretici için maliyet sayılan üretim
faktörleri, o faktör sahipleri için gelir anlamına sahiptir (kumaşı ,ipliği, iğneyi satanlar
için)
Para ancak bir değişim aracıdır. Satışların iyi gitmemesi başka malların azlığındandır.
5. J. S. MILL
1848’de “İktisat Biliminin İlkeleri” adlı eserinde kişisel çıkar yasası, tam rekabetin
üstünlüğü, uluslararası ticaret teorisini açıklar ve serbest ticareti savunur. Ancak
AugusteComte, Sismondi ve Saint-Simon gibi isimler etkisinde kalarak liberalizmden
uzaklaşan bazı müdaheleci görüşler savunur.
Kendisinden öncekiler iktisat ilkelerin yer ve zaman bakımından mutlak ve değişmez
olduğunu savunurken Mill, üretim yasalarının değişmezliğine karşı gelir dağılımının nisbi
ve değişebilir olduğunu ileri sürer.
Nüfus artışının sınırlandırılması ile refahı mümkün görür. Fiyatlar talebin, talep de fiyatların
fonksiyonudur. Denge fiyatı arz ve talebin kesiştiği noktada oluşur.
8
Ricardo’nun sadece tarımsal ürün maliyetleri ile ilgili olarak ileri sürdüğü rant kavramını,
sanayi malları ve diğer üretim faktörlerinden de doğabileceğini belirtmiştir. Rant bir
monopolcü durumun sonucudur. Ancak rantın varlığına engel olunamaz. Marjinal
topraklarda bile rant doğabilir. Bu rantın vergi yoluyla alınmasını önerir
Uluslararası ticarette mukayeseli maliyetlerden çok arz ve talep yasaları etkilidir. Talebi az
olan mal karşısında mukayeseli üstünlük teorisi etkinliğini yitirir.
Paranın değeri fiyatlarla ters orantılıdır ve miktarına ve mübadele için el değiştirme sayısına
(dolanım hızı) bağlıdır (miktar teorisi taraftarıdır)
Özel mülkiyet yasayla sınırlanabilir, rant vergi yoluyla devlete aktarılabilir, miras hakkı
sınırlandırılmalıdır, üretim kooperatifleri geliştirilmelidir gibi görüşleri liberal serbestiden
uzaklaşır.
Ne Öğrendik? Özetleyecek Olursak…
1.
İktisadi düşünce tarihinde Adam Smith’le ve onun Milletlerin Zenginliği adlı eseriyle (1776)
başlatılan, Malthus, Ricardo, Say, Senior ve J.S.Mill ile temsil edilen akıma «Klasikler» adı
verilir. Smith’in kurucu rolü ile İngiliz iktisatçılarının öncülük ettiği klasik akım kara
Avrupa’sına yayılmıştır. Smith’in liberalizmi kendisinden sonra da bir çok iktisatçıyı
etkileyecek hatta Marx gibi tam karşı kutupta yer alan iktisatçılara dahi etki edecektir.
2.
18. Yüzyılın aydınlanma çağı olarak adlandırıldığı dönemde bireysel özgürlük fikrinin
belirginlik kazandığı, klasikler bireyin kişisel çıkarlarını maximize etme eğiliminin toplumsal
çıkarı da otomatik olarak maximize edeceği görüşünü esas alırlar.
3.
Adam Smith’in özgürlük, özel mülkiyet ve otomatik denge anlayışı temel ilkedir. İyimser bir
yaklaşımla piyasa ve fiyatların bir görünmeyen el tarafından kendiliğinden dengeleneceği
kabul edilir. Arz ve talebin karşılıklı rekabeti, onları piyasa fiyatında bir dengede buluşturur.
Ücretler ve fiyatlara müdahele tabiata aykırıdır (laissez faire ilkesi).
4.
Müdaheleci devlet yaklaşımı reddedilir ve iç-dış ticarette serbesti savunulur. Para basit bir
değişim aracıdır, malın arkasından koşar. Değer emekle açıklanırken, değeri belirlemede
malların fayda ve nadirlik özellikleri de tesbit edilmiştir.
5.
Ricardo rant teorisi ile ve Malthus nüfus konusundaki kötümser yaklaşımıyla, Say ise her arzın
kendi talebini doğuracağı şeklindeki «mahreçler yasası» ile bilinir. Mill’de klasik akım içindedir
ancak bazı müdaheleci görüşleri vardır.
9
Değerlendirme Soruları
1.Klasik okulu doğuran gelişmeleri belirterek temel yaklaşım ilkelerini belirtiniz.
2.Adam Smith’in piyasa kavrayışını ve değer hakkındaki görüşünü özetleyiniz.
3. Ricardo’nunrant teorisini ve Mlthus’un nüfus teorisini özetleyiniz. Klasik okul içinde bu
düşünürlerin yerini nasıl açıklarsınız?
4. Mahreçler (Say) kanunu nedir? açıklayınız.
5. J.S. Mill’in klasik okul içindeki yerini nasıl açıklarsınız?
Yararlanılan Kaynaklar
Vural Fuat Savaş-İktisadın Tarihi, Liberal Düşünce Topluluğu,İstanbul 1997
Gülten Kazgan, İktisadi Düşünce veya Politik İktisadın Evrimi, Remzi kitabevi,
İstanbul 2012
Ali Özgüven, İktisadi Düşünceler-Doktrinler ve Teoriler, Filiz kitabevi, İstanbul 1992
Download