dil nedir? - Google Groups

advertisement
DİL NEDİR?
İletişim aracı olan dilin bir geniş, bir de dar anlamı vardır. Geniş anlamyla dil
insanlar arasında anlaşlmayı sağlayan bir takım işaretleri (flama, bayrak, amblemden
jest mimik, beden dili, müzik dili, raks dili ile trafik dili vb.) kapsayan bir sistemdir.
Dar anlamda ise dil, insanların duygu, düşünce ve isteklerini karşısındakine aktarmak
için kullandığı bir iletişim aracıdır.Bu bakımdan iletişim araçları içerisinde en etkili ve
güçlü olan dildir.
Geniş anlamlı dilin görülen, koklanan, işitilen bir dış yönü; bir de o nesnenin anlamı
olan iç yönü vardır. Geniş anlamlı dilde dış yön ile iç yön birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Dar anlamıyla kullanılan ve iletişim aracı olan dilin de bir ses ya da seslerin görülen
İşaretleri; bir de o ses ve sesleri oluşturan işaretlerden çıkan anlam yönü vardır.
Ağaç sözcüğünde, a-ğ-a-ç seslerinin oluşturduğu bir dış yön; bir de, bir nesnenin
karşılığı olan, bir varlığı› tanımlayan (ağacı tanımlayan) anlam yönü bulunmaktadır.
Ağaç denildiği zaman gözümüzün önüne elma, armut, çam, kavak vb. ağaçlardan biri
gelir. Bu bakımdan dilin görme, koklama, tat alma organlarıyla sıkı bir bağlantısı
bulunmaktadır.
Dil insanlara özgü bir iletişim aracıdır.Çevremizde gördüğümüz canlı varlıklar
birtakım sesler çıkartırlar. Örneğin köpekler havlayarak, koklayarak, kediler
miyavlayarak, atlar kişneyerek kendi aralarında anlaşırlar. İnsanlar ise kendi
aralarında konuşarak, yazarak iletişim kurarlar.
İnsan beyni, duyu organları yoluyla çevresinden edindiği izlenimleri kendi
içerisinde yoğurarak sese ve birtakım kavramlara dönüştürecek yapıya sahiptir.
Gerektiğinde çevreden edindiği izlenimleri ses ya da yazı ile çevresine aktarabilir.
Örneğin çiçek dediğimiz zaman ilk önce gözümüzün önüne birtakım çiçek türleri gelir.
Gül, papatya, karanfil, leylak vb. Beyin bunlar arasında bir ayırma ve çözümleme
yapar.
Bu ayırma ve çözümlemeden sonra duygu, düşünce ve isteğini karşısındakine
konuşarak ya da yazarak anlatır.
Duygu, düşünce ve isteklerin anlaşılması için yazı, konuşma, görsel ve işitsel
araçlarla iletilmesine iletişim denir. İletişimin kurulmasında dört temel öge kullanılır.
Sözü söyleyen kişi kaynak, söylenen söz (mesaj, ileti), sözü alan bir alıcı ve iletişimin
kurulduğu ortam vardır.
İletişimin en güçlü olanı dille yapılan iletişimdir. Dil; duygu, düşünce ve istekleri
karşımızdaki kişiye aktarmak için kullandığımız bir iletişim aracıdır.Dil insanlara özgü
bir iletişim aracıdır.Doğadaki canlılar birtakım sesler çıkartarak anlaşırlar. İnsanlar da
kendi aralarında konuşarak, yazarak iletişim kurarlar.
Dilin kültürle güçlü bir ilişkisi vardır. Bir toplumun maddî ve manevî alanda ortaya
koyduğu eserlerin tümüne kültür denir. Kültürel varlıklar dil sayesinde aktarılır. Bir
ülke sınırları içerisinde dil farklı biçimlerde kullanılabilir. Bu farklılık konuşma dili ile
yazı dilinde görülür. Konuşma dili de lehçe, şive ve ağız gibi bölümlere ayrılır.
DİLLERİN SINIFLANDIRILMASI
Bugün yeryüzünde kaç dil konuşulduğu kesin olarak belli değildir. Bu belirsizlik
bazı lehçelerin dil durumuna gelmemesi, yani lehçelerin ayrı bir dil olarak sayılıp
sayılamayacağı konusunda bir görüş birliğine varılmamasından kaynaklanmaktadır.
Ayrıca yeryüzünün bazı bölgelerinde daha işlenmemiş, incelenmemiş, yazı dili
durumuna gelmemiş diller bulunmaktadır. Bununla birlikte yeryüzünde konuşulan dil
sayısı ortalama 3000-3500 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
Yeryüzündeki diller, ses sistemi, biçim yapısı ve söz dizimi bakımından bazı
yakınlıklar ve benzerlikler gösterir. Diller arasındaki bu yakınlık ve benzerliğe dil
aileleleri (dil akrabalığı) ad› verilir.
Dil akrabalığı olan diller, ulusların aynı soydan geldiklerini göstermez. Aynı
soydan gelen ve dilleri akraba olan uluslar bulunmakla birlikte, farklı soydan gelen ve
aralarında kültürel bağları görülen ve dil akrabalığı olan uluslar da vardır.
Yeryüzündeki diller (dil aileleri) bazı yakınlık ve benzerliklerine göre yapı ve
köken olmak üzere iki bakımdan incelenir.
A. Yapı Bakımından Dünya Dilleri
1. Tek heceli diller: Bu dillerdeki sözcüklerde çekim eki yoktur. Sözcükler ek
almadan, büküme (çekime), değişime uğramadan kalmaktadır. Sözcükte vurgu
hakimdir. Cümle içerisinde sözcükler, bulundukları yere ve başka sözcüklerle yan
yana gelme durumuna göre anlam kazanır, bir sözcük yerine göre 10-15 anlam
kazanabilir.Yeryüzünde Çince ile Vietnam dili ve bazı Himalaya ve Afrika dilleri ve
Avrupa’da Bask dili bu gruba girer.
2. Eklemeli (Bitişken) Diller: Bu dillerde bir veya daha çok heceli köklere
yapım ve çekim ekleri eklenir. Getirilen ekler kökle kaynaşmışlardır. Köke getirilen
yapım ekleri ile yeni sözcükler, yeni kavramlar türetilir. Yeni ekler ulandığında kökte
bir değişiklik olmaz. Türkçeye yabancı dillerden giren bazı sözcük köklerine de ekler
getirilerek yeni sözcükler türetilir. Bu dile en güzel örnek Türkçedir. Ayrıca Altay
dilleri, (Moğolca, Mancu- Tunguz) küçük ayrımlarla Japonca; Ural dilleri (Fince,
Macarca, Samoyetçe) ile bazı Asya ve Afrika dilleri bu gruba girer.
Örnekler
göz- cü “gözcü”
göz - lük - çü - lük “gözlükçülük”
göz - le - mek “gözlemek”
göz - cü - lük “gözcülük”
okul- laş - ma (oranı)
karar- laş- tır- ıl- mak
baş- la-t- mak “başlatmak” vb.
3. Çekimli (Bükümlü) Diller: Büküm, sözcüğün çekimi sırasında kökün
özellikle kökteki ünlünün değişmesidir. Değişikliğe uğrayan sözcüğün kök durumudur.
Çekim sırasında görülen değişikliklerle yeni sözcükler ve kavramlar ortaya çıkar.
Arapçada
kal “dedi” (geçmiş zaman)
yekulü “der, söyler” (geniş zaman)
kul “de, söyle” (emir)
Yukarıdaki örnekte eylem çekiminde sözcükte ünlüler değişmektedir. Eylem
kökünde “a” olan ünlü, geniş zamanda uzun “û”, emir kipinde kısa “u” ya dönüşür.
fiiir- eflar “fliirler”
alim- ulema “bilginler” vb.
Hint- Avrupa dilleri (Almanca, Farsca, Frans›zca, Hintçe) ile Arapça
çekimli dil grubuna girer.
D‹L VE ANLATIM 1
19
B. Köken Bakımından Dünya Dilleri
Köken bakımından birbirine benzer diller, aynı kaynaktan çıkmış akraba dillerdir,
dil aileleridir.
Yeryüzündeki bafll›ca dil aileleri flunlard›r:
1. Hint - Avrupa Dilleri Ailesi
a. Asya Kolu:
Hintçe, Farsça, Ermenice
b. Avrupa kolu:
1. Germen (Cermen) Dilleri: Almanca, İngilizce, Felemenkçe (Hollanda’da
ve Belçika’nın bir kısmında kullanılan dil).
2. Romen Dilleri: Latince, Fransızca, İspanyolca, Portekizce, İtalyanca
3. Slav Dilleri: Rusça, Sırpça, Lehçe (Lehistan bölgesinde kullanılan dil).
2. Hami-Sami Dilleri Ailesi: Akatça, Arapça, İbranice
3. Bantu Dilleri Ailesi: Orta ve Güney Afrika’da yaşayan Bantuların dilleri bu
gruba girer.
4. Çin Dilleri Ailesi: Çince ve Tibetçe bu ailedendir.
5. Ural- Altay Dilleri Ailesi:
a. Ural Kolu: Fince, Macarca, Samoyetçe
b. Altay Kolu: Türkçe, Mo¤olca, Mançuca
Türkçe dünya dilleri arasında yapı bakımından sondan eklemeli dil grubuna
girer. Köken bakım›ndan ise Ural-Altay dil ailesinin Altay koluna bağlıdır.
Ural – Altay dil birliğini ispat etmek için yapılan çalışmaların sağlam sonuçlar
vermediği görüldü. Bu diller arasında daha çok kelime benzerlikleri öne çıkarılmış,
akrabalık için temel ölçüt olan ses denklikleri tarihi ve karşılaştırmalı metotlarla
incelenmemişti. Dil ailesi için gerekli olan “Anayurt” birliği de Ural – Altay dil birliği
kuramı için tartışılması gereken bir sorun olarak algılanıyordu.
Hint – Avrupa Dilleri Ailesi ; Avrupa' da ve Asya'da olmak üzere iki kola ayrılır.
Afrika'daki en büyük dil ailesini orta ve güney Afrika'da konuşulan Bantu dilleri teşkil
eder.
Asya'nın büyük dil ailesine Çin – Tibet dilleri girer.
YAPI BAKIMINDAN DİLLER
1) TEK HECELİ DİLLER
Bu gruptaki dillerde kelimeler, bir heceden oluşur. Cümleyi meydana getiren kelimeler
ek almazlar ve şekil değişikliğine uğramazlar. Bu dillerde kelimenin görevi cümle
içindeki sırasından ve vurgusundan belli olduğu için çok zengin bir vurgu ve tonlama
sistemi vardır.
2) EKLEMELİ DİLLER
Bu gruptaki dillerde tek veya çok heceli kelime kökleriyle ekler vardır. Bu dillerde,
kelime köklerinden yeni kelimeler türetilirken veya kelimelerin geçici durumları
yapılırken kelime köklerine ekler getirilir. Türkçe, sondan eklemeli bir dildir.Bu
yönüyle eklerde zenginlik ve çeşitlilik vardır.
3)ÇEKİMLİ DİLLER
Çekimli dillerde de kelime kökleriyle ekler vardır. Fakat yeni kelimeler türetilirken veya
kelime çekim yapılırken kelime kökünde değişiklik olur. Hint- Avrupa dillerinde kelime
kökünde görülen değişiklik, kökü tanınmayacak bir şekle sokar. Ortaya çıkan yeni
kelimede kökü hatırlatacak bir ses ya da işaret bulunmaz.
TÜRK DİLİ’ NİN TARİHİ GELİŞİMİ
Türk dilinin ortaya çıkış tarihi kesin olarak bilinememektedir. Türkçenin. bilinen yazılı
metinlerinden önceki dönemleri "karanlık dönem" olarak kabul edilmektedir.
Türkçenin yazılı ürünlerle takip edilebilen VII. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar olan
dönemine "Eski Türkçe' denir. Türkçe yaklaşık altı asır boyunca; ses, biçim ve söz
varlığı bakımından son derece durudur, dönem Türkcesinin özellikleri Göktürk, Uygur
ve Karahanlı metinlerinde görülmektedir (Göktürk Metinle Bilge Kağan Yazıtı, Kültigin
Yazıtı. Tonyukuk Yazıtı; Uygur Metinleri: Altun Yaruk. Sekiz Yükmek. Irk Bitig;
Karahanlı Metinleri: Kutadgu Bilig, Divanü Lûgat-it-Türk, Atebetü'l Hakayık, Divan-ı
Hikmet).
Türkler, XI. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu'ya göç etmeye başlamışlardır. Bu
göçler sonucunda Türkler
XIII. yüzyılda batıda Anadolu'ya, kuzeyde Karadeniz
kuzeyi ve batısına kadar yayılmışlardır.
Yerleştikleri bölge halkının ağzı ile eserler yazmalar, sonucu Türkçe çeşitlenmiştir.
Türkçe, yayıldığı bölgelere göre, Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi olmak üzere
iki kola ayrılmıştır. Kuzey-Doğu Türkçesi, Eski Türkçenin bir devamı olarak XIII ve
XIV. yüzyıllarda Orta Asya ile Hazar Denizi'nin kuzeyindeki Türkler arasında
kullanılmıştır.
Kuzey-Doğu Türkçesi XV. yüzyılda Kuzey Türkçesi ve Doğu Türkçesi olmak üzere iki
kol hâlinde gelişmesini sürdürmüştür. Farklı kollarda gelişen Türkçenin özelliklerini o
dönemlerde yazılan Kıpçak Türkçesi Metinleri (Husrev ü Şirin, Gülistan Tercümesi,
Kodeks Kumenikus) ve Çağatay Türkçesi metinlerinden (Muhâkemetü'l-Lügateyn,
Şecere-i Türki, Şecere-i Terâkime) takip etmek mümkündür.
Batı Türkçesi, XII. yüzyılın sonları ile XIII. yüzyılın başlarından günümüze kadar
devam eden Eski Türkçeden Sonra Türkçenin iki büyük kolundan biridir. Batı
Türkçesi, tarihî gelişimi içinde üç ana döneme ayrılır. Türkçenin XIII ve XV. yüzyıllar
arasındaki dönemi "Eski Anadolu Türkçesi" adını alır. Bu dönemin özellikleri Yunus
Emre Divanı, Mantıku't-Tayr, Garipname vb. eserlerde görülmektedir.
Batı Türkçesinin XV. yüzyılın sonları ve XX. yüzyılın başları arasındaki dönemine
"Osmanlı Türkçesi" denir Bu dönemde, Türkçeye çok sayıda Arapça, Farsça kelime
girmiştir. XVII. yüzyıldan itibaren Osmanlı Türkçesinde "mahallîleşme" hareketi
başlar. Bu hareket Tanzimata kadar devam eder. Türkçe, yabancı kelimelerle yüklü
ağır bir dil olarak varlığını "Türkiye Türkçesi" ne kadar sürdürür. Şikâyetname,Sihâm-ı
Kaza Hüsn ü Aşk gibi eserler bu dönem Türkçesinin özelliklerini taşır.
Batı Türkçesinin III. dönemini "Türkiye Türkçesi" oluşturur. Ömer Seyfettin ve
arkadaşlarının konuşma dilinden (İstanbul ağzı.) yeni bir yazı dili oluşturmak
amacıyla Genç Kalemler dergisinde başlattıkları Yeni Lisan Hareketi bu dönemin
başlangıcı kabul edilir. Bu hareketim temsilcileri "Milli bir edebiyat meydana getirmek
için önce millî bir dile ihtiyaç vardır." görüşünden hareketle şu ilkeleri
benimsemişlerdir:
Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren dil bilgisi kuralları ve bu kurallarla yapılan bütün
tamlamalar kaldırılmalıdır.
Dilimize Arapça ve Farsçadan girmiş kelimelerle yapılacak isim ve sıfat tamlamaları,
Türkçenin kurallarına göre düzenlenmelidir.
Yazı dili ile konuşma dili arasındaki büyük farklılıkları kaldırmak için yazı dili konuşma
diline yaklaştırılmalı, İstanbul konuşması yazı dili olmalıdır.
Bu ilkelerden yola çıkarak taklit değil, yeni ve millî bir edebiyat meydana getirilmelidir.
Türkiye Türkçesinin gelişimi içinde bu hareketten sonra en kapsamlı çalışma Dil
Devrimi'dir. 1928'de Harf Devrimi'nin yapılması ve 1932'de Türk Dil Kurumu'nun
kurulmasıyla Türkçe, çok yönlü ve sistemli bir şekilde ele alınarak sadeleştirilmiş ve
olgunlaştırılmıştır.
Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesinin çağdaş kollan günümüzde yazı dili olarak
kullanılmaktadır. Kuzey-Doğu Türkçesinin çağdaş kollan; Özbek, Kazak, Kırgız,
Uygur, Tatar, Başkurt Türkçeleri; Batı Türkçesinin çağdaş kolları ise Azerbaycan,
Türkmen, Gagauz ve Türkiye Türkçeleridir.
Türkçe günümüzde; Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan,
Özbekistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; Doğu Türkistan, Tataristan,
Başkurdistan, Çuvaşistan, Altay, Tuva, Hakas, Yakut (Saha), Dağıstan, KabartayBalkar, Karaçay-Çerkez, Kırım Özerk Cumhuriyetleri gibi nüfusunun çoğu Türk olan
devletlerin yanında; Bulgaristan, Romanya, Makedonya, Moldova, Almanya,
Afganistan, Hollanda gibi ülkelerde ve Batı Trakya, Kuzey Irak, Kuzey İran ve
Moğolistan'ın batısında da konuşulmaktadır.
ETKİNLİKLER
A) Aşağıda verilen cümlelerdeki boşlukları uygun şekilde doldurunuz.
1.Diller köken ve YAPI bakımından olmak üzere iki şekilde sınıflandırılabilir.
2 Arapça, İngilizce, Almanca ve Fransızca ÇEKİMLİ dillerdendir.
3 İslamiyet'le birlikte Arapça ve Farsçadan da yeni kelimeler alınması sonucunda
11. ve 12. yüzyıllarda birbirinden ayrı iki kol belirmiştir. Bunlar Kuzeydoğu Türkçesi
ve BATI Türkçesi'dir.
4Almanca, Flemenkçe, İngilizce ve İskandinav dilleri Avrupa dillerinin CERMEN
kolundandır.
5Yüzyıllar boyunca az çok değişiklik gösteren Çağataycaya bugün ÖZBEKÇE
deniyor.
6Macarca, Moğolca, Mançurca, Tunguzca, Fince, Samoyetçe, Japonca EKLEMELİ
dillerdir.
7"Gerçeklerin eşiği"
yazılmıştır.
anlamına gelen ATABET-ÜL HAKAYIK 12. Yüzyılda
Çeşitli
öğütler
içeren
bir
din
ve
ahlak
kitabıdır.
Eserde
Allah'ın,Peygamberin ve dört halifenin övgüleri de yapılmıştır.
8Tarih boyunca medeniyetler yok olduğu gibi diller de yok olabilir.
Böyle dillere
ÖLÜ DİL denir.
9Türkçe, SONDAN EKLEMELİ bir dildir.
1014. yüzyılda altın çağını yaşayan Çağatayca'nın en büyük edibi şüphesiz ALİ ŞİR
NEVAİ'dir. Edebiyatımıza Muhakemetü'l- Lügateyn, Mecalisü'n Nefais adlı eserleri
kazandırmıştır.
11Orhun Yazıtları ve Yenisey Anıtları GÖKTÜRK devleti döneminde dikilmiştir.
12Orta ve Güney Afrika'da konuşulan Afrika dilleri BANTU dilleridir.
13Çince, Tibetçe, Annamca, Vietnam dili, Endonezya dilleri TEK HECELİ
dillerdendir.
14Altun Yaruk, Irk Bitig, Sekiz Yükmek; UYGUR dönemine ait dini eserlerdir.
1511. ve 12. yüzyıldaki KARAHANLI dilinde görülen ana özellik, İslamiyet’le birlikte
Arapça ve Farsça kelimelerin dilimize girmeye başlamış olmasıdır. Eserlerde
İslamiyet, ahlak ve erdem gibi konular işlenmiştir.
B. Aşağıdaki boşlukları (D / Y ) şeklinde doldurunuz.
1. ( D) Diller köken bakımından, Hint-Avrupa dilleri, Hami-Sami dilleri, Çin-Tibet
dilleri, Ural-Altay dilleri, Bantu dilleri gibi gruplara ayrılır.
2. ( Y) Tek heceli dillerde yeni kelimeler türetilirken bu köklerdeki ünlü harfler
değiştirilerek anlam farklılıkları oluşturulur. Ünsüz harfler ise korunur.
3. ( Y) Türk sözü ilk defa 12. yüzyılda Divan ü Lügati'tTürk adlı eserde kullanılmıştır.
4. ( D) 15. yüzyıldan itibaren Arapça ve Farsçanın etkisiyle Anadolu'da farklılaşmaya
başlayan dil Osmanlı Türkçesidir.
5. ( Y) Moğolca, Japonca, Korece, Mançuca, Tunguzca dilleri Türkçe ile farklı dil
ailesindedir.
6. ( D) Batı Türkçesinde şiveler gelişmiş ve bu şiveler günümüze Azeri Türkçesi,
Türkmen Türkçesi, Gagavuz Türkçesi, Türkiye Türkçesi şeklinde gelmiştir.
7. ( Y) Bakî, Fuzulî, Nefi, Nedim, Nabi, Naili, Şeyh Galib; Eski Anadolu Türkçesi
devrinin şairleridir.
8. ( D) Yapı bakımından diller; tek heceli diller, eklemeli (bitişken) diller, çekimli
(bükümlü) diller olarak üçe ayrılır.
9. ( D) Türk dilinin geniş bir aile olan Altay dillerinden henüz kopmadığı; Çuvaş,
Moğol ve Tunguz dilleriyle bütün olduğu döneme ilk Türkçe denir.
10. ( Y) Fince, Macarca, Samoyetçe, Estonca dilleri Ural-Altay dil ailesinin Altay
kolunu oluşturur.
11. ( Y) Divan-ı Hikmet, "Mutluluk veren bilgi" anlamına gelir.
12. ( D) Avrupa'da konuşulan diller genelde Hint- Avrupa dilleridir.
13. ( D) Tek heceli dillerde kelimeler ek almaz ve çekime girmezler. Cümleler tek
heceli kelimeler dizinidir. Farklı anlamlar kazandırmak için cümle içinde
kelimelerin yerleri değiştirilir, bu kelimeler başka kelimelerle bir araya getirilir
veyahut vurgu ve tonlamalarla başka anlamlara sokulabilir.
14. ( Y) Ana Türkçe, Göktürk devleti dönemi ile başlayıp İslamiyet’in kabulü dönemine
kadar süren evredir. Göktürkçe, Uygurca ve Hakaniye (Karahanlıca) lehçeleri Ana
Türkçenin bölümleridir.
15. ( D) Kutadgu Bilig, didaktik ve alegorik bir eserdir.
KAYNAKÇALAR
Türk Dili Tarihi Ahmet Bican ercilasun akçağ yay.4. baskı ankara 2007
Muharrem Ergin Türk Dil Bilgisi Bayrak Yayın ist.1998
http://egitek.meb.gov.tr/aok/Aok_Kitaplar/AolKitaplar/Dilanlatim_1/1son.pdf
http://egitek.meb.gov.tr/Aok/Aok_Kitaplar/AolKitaplar/Dilanlatim_1/2son.pdf
Türk Dili Tarihi Ali Akar Ötüken Yayınları İstanbul 2005
Filolojinin Oluşumu – Süheyla Bayrav
Download