toplumsal cinsiyet - www.mersinegitimsen.org.tr

advertisement
TOPLUMSAL CİNSİYET
Gizem Derin
CİNSİYET KAVRAMINI HERKES BİLDİĞİ GİBİ SANAR.CİNSİYET TEKİL DEĞİLDİR,DOĞUMSAL
DEĞİLDİR, YA HEP YA HİÇ DEĞİLDİR,SADECE ORGANA BAĞLI DEĞİLDİR.
CİNSİYET ÇEİŞİTLİDİR,GEÇİŞKENDİR,RENKLİDİR.AYNI BİR KURABİYE TARİFİ GİBİ.HER EVİN
KURABİYESİ LEZZETLİDİR;ANCAK HEPSİNİN YAPTIĞI AYNI MIDIR?

Cinsellik: Doğum öncesi başlayıp ömür boyu
devam eden, insanların değerleri, inanışları,
duyguları, kişilikleri, sevdikleri ve sevmedikleri
şeyler, tutumları, davranışları, fiziksel
görünümleri ve içinde yaşadıkları toplumlara
göre şekillenen bir kavramdır. Yalnızca cinsel
organları değil, tüm bedeni ve aklı içerir.

Cinsel Davranış: Bir kişinin cinselliğiyle ilgili
faaliyetleridir (dokunmak, öpmek ve vücudun
diğer şekillerde uyarılması gibi). Cinselliğin
ifadesi olarak sürekli yapılan faaliyetlere ya da
alışkanlıklara cinsel deneyimler ya da cinsel
davranışlar denmektedir. Cinsel davranışlar ve
deneyimler insanların cinsel olarak kendileriyle
ve başka insanlarla ‘ne yaptıklarıdır’.
Cinsiyet (Bedensel/Biyolojik Cinsiyet): Kadın ve
erkeği tanımlayan biyolojik ve fizyolojik özelliklerdir.
Kişinin doğduğu anda tanımlanan, cinsel organlara
bakılarak ona verilen kadın ve erkek kimliğidir. Genellikle
bir insanın penis, testisler, vajina, rahim, hormonlar,
sperm ya da ovum (yumurta) üretebilme, doğurganlık
yetisi ve benzeri biyolojik/anatomik özellikleri üzerinden
tanımlanır. Çok kolay bir şekilde belirlenebilecek bir
kavram olarak görülmesine rağmen aslında kesin sınırları
daha karmaşıktır.

Cinsiyet Kimliği: Bir bireyin kendini özdeşleştirdiği
ve ait hissettiği cinsiyettir. Toplumun beklentisi
bedensel/biyolojik cinsiyet ve cinsiyet kimliğinin
birbiri ile uyum içinde ve aynı olmasıdır. Fakat bu
her zaman olmayabilir. Yani birey kendini bedensel
cinsiyetine ait bir kimlikte algılamıyor olabilir.
Bedensel cinsiyeti kadın olan biri kendini erkek
(trans erkek), bedensel cinsiyeti erkek olan biri
kendini kadın (trans kadın) olarak algılayabilir.
Ayrıca birey bedensel cinsiyet kimliğine kendini ait
hissetmediği gibi kadın veya erkek olarak da
algılamayabilir. Tümden bu kadın ve erkek
kimliklerini kullanmadan kendini tanımlamaya
çalışabilir.


Trans Kadın: Doğum sırasındaki bedensel
cinsiyetine göre erkek olarak tanımlanmış ama
gelişim süreci içerisinde kendisini kadın olarak
gören ve tanımlayan kişi.
Trans Erkek: Doğum sırasındaki bedensel
cinsiyetine göre kadın olarak tanımlanmış ama
kendisini erkek olarak gören ve tanımlayan kişi

Cinsel Yönelim: Belli bir cinsiyetteki bireye
karşı süregelen duygusal, romantik ve cinsel
çekimi, arzuyu, yönelişi ifade eder. Cinsel
yönelim kavramı kadın/erkek ikili sistemi
üzerinden tanımlanmış olduğu için günümüzde
farklı tartışmalar da yaratmaktadır
Heteroseksüellik: Kişinin karşı cinsiyetten
birine duygusal/romantik ve/veya cinsel ilgi
duyması ve çekim yaşaması.
 Eşcinsellik: Kişinin kendi
cinsiyetinden/hemcinslerinden birine
duygusal/romantik ve/veya cinsel ilgi duyması ve
çekim yaşaması


Biseksüellik: Kişinin her iki cinsiyetten olan
kişilere duygusal/romantik ve/veya cinsel ilgi
duyması ve çekim yaşaması

Heteroseksizm: Heteroseksüelliğin yegâne
cinsel yönelim olduğunu ileri süren, diğer cinsel
yönelimleri yok sayan, baskılayan ya da
aşağılayan ideolojidir.
Sizce "normal" nedir? Hangi davranışları
"normal" olarak tanımlarız?
 Hangi bedenleri "normal" olarak tanımlıyoruz?


Heteronormativite: Heteroseksüelliğin normal,
tek, doğal ve meşru cinsel yönelim olarak
görüldüğü toplumsal değerlerin, kültürün,
kuralların, kurumların ve yaşam biçimlerinin
herkes heteroseksüelmiş gibi kabul edildiği,
heteroseksüellik dışında kalan cinselliklerin
marjinalleştirildiği, sapkın kategorisine
sokulduğu, görmezden gelindiği, baskı ve şiddete
maruz bırakıldığı yahut uysallaştırılarak hizaya
sokulduğu bir iktidar sistemini ifade etmektedir.



Homofobi: Eşcinsellere yönelik korku, nefret,
önyargı ve kalıpyargıları, bu anlamda eşcinsellere
yönelik olumsuz duygu, tutum ve davranışları ifade
eder. Eşcinseller veya eşcinselliğie atfedilen
davranışlarla ilgili korkunun yanı sıra tiksinme,
nefret hissi, aşağılayıcı, yargılayıcı, suçlayıcı,
yasaklayıcı tutumları da tanımlar.
Bifobi:Biseksüellere yönelik korku, nefret, önyargı ve
kalıpyargıları, bu anlamda biseksüellere yönelik
olumsuz duygu, tutum ve davranışları ifade eder.
Transfobi: Translara yönelik korku, nefret, önyargı
ve kalıpyargıları, bu anlamda translara yönelik
olumsuz duygu, tutum ve davranışları ifade eder.

Toplumsal Cinsiyet:Farklı kültürlerde, farklı
coğrafyalarda ve farklı tarihsel zamanlarda
toplumsal olarak inşa edilmiş ve kadınlar ile
erkeklere yüklenmiş roller, nitelikler,
davranışlar, aktiviteler ve sorumluluklar
bütününü ifade eder.
Her iki cinse ait bu tür özellikler ve davranış
örüntüleri; aile, arkadaş çevresi, din, gelenek,
eğitim, ordu, medya, çalışma hayatı, piyasa gibi
toplumsal ve kültürel kurumlar ekseninde
şekillenmektedir. Toplumsal cinsiyet kavramı,
kadın ve erkeğin toplum içindeki farklı rollerini,
sosyal konumlarını, ekonomik ve politik güçlerini
yansıtır ve aynı zamanda tüm bunları etkiler.

Toplumsal Cinsiyet Rolü: Toplumsal ve
kültürel kurumların oluşturduğu
kadınlık/kadınsılık ve erkeklik/erkeksilik
normları çerçevesinde bireylerden beklenen
öğrenilmiş rolleri tanımlar.Bu bağlamda oğlan
çocuk/erkek veya kız çocuk/kadın tanımıyla
bağdaşan eylemler ile ifade ve söylemler
toplumsal cinsiyet rollerini oluşturur.Kadına ve
erkeğe yüklenen toplumsal cinsiyet rolleri ve
sorumlulukları bireyler arasında eşitsizlik ve
ayrımcılığa sebep olmaktadır.

Hamile olduğunu bildiğimiz bir kadın ile karşılaştığımızda ilk
sorumuz her zaman “kız mı, oğlan mı?” sorusu olur. Bunu
bilerek, dünyaya gelecek olan bireye hazırlanmak isteriz. Ona
göre isim belirler, oyuncak ve giysiler alırız. Cinsiyet
genellikle biyolojik bir gerçeklik olarak ele alınır.
Çocuklar birçok topluma göre sadece iki cinsiyette doğabilir:
kadın ve erkek. Toplumsal cinsiyet ise bir bakıma bireyin
doğduktan sonra nasıl kadın ve nasıl erkek olunuru öğrenme
süreçleridir. Daha doğum öncesinde kız bebeklerin eşyaları
için pembe, oğlan eşyaları için mavi rengin tercih edilmesiyle
başlayan süreç, erkeklerin ve kadınların yapabileceği işler
konusunda da yapay ayrımlar üretir. Bu çerçevede erkek ile
kadın arasında toplumsal yaşama katılma düzeyi açısından
farklılıklar oluşur. İki cinsin toplumsal alanda temsiliyetleri
farklılaşır. Kadınlar daha çok ev gibi özel alandan kalırken,
erkekler dışarıda her türlü kamusal alanda kendini ifade
eder. Çalışma yaşamından siyasete, sivil toplum
örgütlenmesinden eğitime kadar her türlü kamusal alanda iki
cinsiyet temelindeki bu görünüm toplumsal cinsiyet
eşitsizliğini oluşturur.

Doğduğumuz gün belirlenen cinsiyet kimliklerimizi,
bedenimizde değişen her şeye rağmen asla değişmezmiş
gibi algılarız. Erkek olarak doğduğu varsayılan bedenlerin
her zaman erkek, kadın olarak doğduğu varsayılan
bedenlerin de her zaman kadın bedeni ile sınırlı olacağına
inanırız. Fakat uzun süredir cinsiyetin sadece biyolojik bir
gerçeklik olduğu iddiası ve cinsiyet rollerininbu gerçekliğe
uygun olması zorunluluğu tartışma konusu haline
gelmiştir.
Cinsiyet kimliklerimiz zaman içerisinde değişebileceği gibi
bir birey biyolojik temelde kadın ve erkek olarak
sınıflandırılamayabilir.

Toplumsal cinsiyet rolleri toplumun kadınlardan
ve erkeklerden beklediği birtakım nitelikleri ve
davranışları tanımlar. Bunlar doğuştan gelen
pratikler değil, öğrenilmiştir. Daha anne
karnındayken rollerimizi öğrenmeye başlarız. Bu
roller hem tarihsel olarak içinde bulunduğumuz
topluma ve kültüre göre değişiklik gösterebilir

Kız ve oğlan çocuklarının hangi oyuncaklarla
oynayacakları, nasıl giyinecekleri, konuşacakları,
düşünecekleri doğdukları günden itibaren
öğretilir. Kız çocukları/kadınlar pembe, oğlan
çocukları/erkekler mavi renkli odalara doğarlar.
Kız çocukları/kadınlar bebek gibi oyuncaklarla
oynarlar ve ev işleri temalı oyunlara
yönlendirilir. Oğlan çocuklarına/erkeklere ise
araba, kamyon ve savaş temalı oyuncaklar alınır.
Çocuklara sistematik bir şekilde nasıl "gerçek"
kadın ve erkek olacakları öğretilir ve bu ev
içindeki "örnek" davranışlarla pekiştirilir
Çocukken aşağıdakilerden herhangi birinin size
veya başka çocuklara söylendiğini duydunuz mu?
Başka örnekler verebilir misiniz?
 "Kızım düzgün otur, bacaklarını kapat."
 "Oğlum hadi pipini amcalara göster."
 "Erkek adam ağlamaz."
 "Kızını dövmeyen dizini döver."
 "Kız beşikte, çeyiz sandıkta."
 "Oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün."

Kadınlık ve erkekliğin farkları üzerine
oluşturduğumuz varsayımlar bunların doğal
olduğu inancı üzerinden inşa edilir. Toplumsal
cinsiyetin doğal görünmesinin sebebi günlük
hayatta normalleştirilmiş ve pekiştirilmiş
olmasıdır. Bazı davranış biçimleri zaman
içerisinde diğerlerine göre daha kabul edilmiş ve
ayrıcalıklı duruma geçer. Bedenimizi nasıl
kullandığımızdan hangi meslekte çalışacağımıza
kadar içselleştirilmiş değerler vardır. Yakın
tarihe kadar bazı mesleklere sadece kadınların
veya sadece erkeklerin kabul edilmesi buna bir
örnek olarak verilebilir

Toplumsal cinsiyet herkesi ilgilendirir.
Toplumsal cinsiyet yalnızca kadınlarla ilgili bir
konuymuş gibi yaygın-yanlış bir kanı vardır.
Oysa toplumsal cinsiyetin diğer yüzünü erkekler
ve erkeklik oluşturur. Bu anlamda toplumsal
cinsiyet, kadın ve erkek olarak adlandırdığımız
ve anlamlandırdığımız farklılıkların birbiri ile
olan ilişkilenmesidir. Kadınlık ve erkeklik
birbirini inşa eder ve pekiştirir. Son zamanlarda
artan çalışmalarda erkekliğin de tek tip
olmadığını, hiyerarşik biçimde farklı erkeklik
deneyimlerinin yaşandığını görebiliyoruz. Tek bir
kadınlık halinden söz edemeyeceğimiz gibi tek
bir erkeklik hali de mümkün değildir.

Aynı zamanda farkında olmamız gereken başka bir konu
da kadın ve erkek arasında toplumsal olarak
kurguladığımız güç ilişkilerinin taşıdığımız başka
kimliklerle ilişkili olduğudur. İçinde yaşadığımız toplumda
erkeklerin kadınlara göre daha fazla hak sahibi olduğu
görülür. Ama gündelik deneyimlere bakıldığında
eşcinselliğini açık olarak yaşayan bir erkek, heteroseksüel
bir kadına göre toplumda daha çok dışlanıyor olabilir.
Cinsel yönelim, etnik kimlikler, din ve inanç, sınıf, yaş,
bedensel engellilik vb. kimliğimizi oluşturan diğer
kategorilerin kadın ve erkek olarak toplumdaki yerimizi
etkilediğini görebiliriz. Bu nedenle aslında bütün
kimlikleri daha karmaşık ve iç içe geçmiş bir şekilde
algılamamız gerekmektedir. Kadın ve erkekler arasındaki
eşitsizlik toplumsal yapıyı belirleyen en önemli
ayrımlardan biridir. Fakat toplumun dinamikleri ve güç
ilişkileri çok daha karmaşıktır. Bu nedenle toplumsal
cinsiyet eşitsizliği diğer kimliklerden ayrı
düşünülmemelidir
Eşcinsellerin Kurtuluşu
Heteroseksüelleri de
Özgürleştirecektir
Download