KUR`AN-I KERIM`DE FARKLI KÜLTÜRLERE AiTKAVRAMLAR , .... ·

advertisement
A
A
KUR'AN-I KERIM'DE FARKLI
KÜLTÜRLERE AiTKAVRAMLAR •• , ....·
Araş.
GİRİŞ:
Kur'an-ı Kerim'in nüzulünden
günümüze kadar, Arapça olmayan yabancı kelimelerin Kur'an-ı Kerim'deki
varlığı tartışılmıştır. Şafi'i (h. 204),
Ebu Ubeyde (h. 210), İbn Cerir (h.
310), Kadı Ebu Bekir Bakıliani (h.
404) ve İbni Faris (h. 390)'e göre Allah
Kelamında Arapçadan başka tek bir
1
yabancı kelime mevcut değildir.
İbni Ebi Şeybe (h. 235), İbn Nakib (h.
698) ve Suyütl (h. 911) gibi alimler
ise Kur'an-ı Kerim'de yabancı kelimelerin varolabileceğini kabul etmektedirler.2 Suyuti el-İtkan adlı eserinde
bu kelimelerin listesini sunar. Ayrıca
bu konuda Mühezzeb adlı müstakil bir
eser de yazmıştır. Suyuti'ye göre
Kur'an-ı Kerim'de Arapçadan başka
kelimelerin bulunmasının temel nüktesi, İlahi kitapların kendi kavimlerinin dilleriyle nazil olması, Hz. Muhammed'in ise tüm insanlığa gönderilmesinde saklıdır. 3
Batı dünyasında
da aynı konu tarBu konu, batıda mukayeseli semitik dil çalışmaları içerisinde
ele alınmış ve Kur'an-ı Kerim'deki kelimelerin Sami dillerindeki kökenini
arama gayesiıı.i taşımıştır. En önemli
isim, Arthur Jeffery (1893-1956) dir.
Jeffery'nin 1929 yılında tamamladığı
The Foreign Vocabulary of the Quran
adlı doktora tezi 1938 yılında Kahire'de basılmıştır. Arthur Jeffery bu
tışılmıştır.
*
1.
2.
3.
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Bkz: İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usulü,
Ankara 1989 s. 153; Celaleddin Suyüti, elMühezzeb, Beyrut 1998 s. 21vd.
Bkz: İsmail Cerrahoğlu, a.g.e., s. 153;
Celaleddin Suyüti, a.g.e., s. 21vd.
Suyüti, a.g.e., s. 28.
-212-
'~
*
Gör. Necmettin GOKKIR
çalışmasıyla, Kur'an'ın Orijini meselesini, önceki oryantalistler gibi tarihsel bakış açısı ile değil, kelimelerin
etimolojik tahlilini yaparak ele alır. 4
Kültürü oluşturan öğelerin
gelen dil, bir toplumdaki
kültür hareketlerinin ve o toplumun
başka toplumlarla olan kültür ilişkile­
rinin etkisi altındadır. Diller arası ilişkilerde en çok alınan öğeler, kelimelerdir. Bu kelimeler, başta dini
yakınlaşmalar, edebiyat etkilenmeleri olmak üzere birlikte yaşama, ticaret ilişkileri, siyasal ilişkiler neôeniyle, bu ilişkilerin ölçüsü oranında
dilden dile aktarılırlar. 5 Ama bir
topluma malolan ve o toplumun
kültür ve ictimai hayatında önemli
yeri olan kavramların başka toplumlara aktarılması, kelimelerinki kadar
kolay değildir. Çünkü kavramlar
dünya görüşünü yansıtırlar. Kavramları sahiplenmek, bakış açısını ve
dünya görüşünü de kabul etmek anlamına gelir.
başında
Bir toplumda yaşayan insanlar
çevrelerindeki dünyayı, gerçekte
olduğu gibi değil, dillerin kendilerine
sunduğu şekilde görmektedirler.
Böyle olunca tek ve aynı gerçekler
dünyası, ayrı ayrı dilleri konuşan insanlara ve bunların kurduğu toplumlara başka başka gözükecektir. 6
Dillerin
kültürleri
4.
5.
6.
ayrı
dünya
görüşlerini
yansıtmaları,
ve
farklı
Bilal Gökkır, Same Modern Linguistic
Approaches to the Bible and the Quran,
James Barr and Arthur Jeffery,
Manchester 1996, s. 39-40.
Doğan Aksan, Her Yönüyle Dil, I s. 137.
Özcan Başkan, Lenguistik Metodu,
İstaribul 1967, s. 149.
KUR'AN-I KERIM'DE FARKLI KÜLTÜRLERE AİT KAVRAMLAR
kültürdeki
toplumların
birbirleri ile
tam olarak mümkün
olamayacağı yargısını gündeme getirir. Bir başka deyişle farklı toplumların kültürel ve ictimai hayatlarını
yansıtan kavramların bir başka
toplumca anlaşılmasında zorluklar
yaşanabilir. Bu zorluk iki dil arasındaki iç yapı, dil içi-dünya görüşü
farklılığından kaynaklanır. Kavramların gerçek değerlerinin anlaşılması
için, bu kelimelerin kulanıldığı toplumun ve yaşayış düzeninin bilinmesi
gerekmektedir. 7
anlaşmalarının
Aynı
kültüre ve aynı dünya görüsahip dillerde benzer kavramların bulunması olağan bir durumdur.
Mesela konuştukları dil farklı da olsa
tüm müslümanlar Kitap kavramından Kur'an-ı Kerim'i anlarlar.
Aynı kavram, Yahudiler için Tevrat
anlamına gelir.
şüne
Kur'an-ı
Kerim'de yabancı kültürve
geçmiş olaylarından bahsedilir. Bu
toplumları veya tarihlerini anlatırken, Kur'an-ı Kerim onların
kavramlarını sıkça kullanılır. Ilahi kitaplarından, din adamlarından, ibadet mekanlarından, peygamberlerinin isim ve niteliklerininden, dini ve
sosyal yapılarından bahseder. Tüm
bunları onların kullandığı kavramlarla ifadelendirir. Kur'an-ı Kerim bu
kavramları kullanırken herhangi yabancı bir toplumun kavramı gibi değil
bilakis İslam kültürünün kavramları
gibi kullanır.
lerden,
onların yaşam tarzlarından
Farklı toplumların aynı
ları kullanmaları
7.
L_
kavramkültür ve sosyal
Özcan Başkan, a.g.e., s. 149. Daha fazla
bilgi için bkz: Doğan Aksan, Her Yönüyle
Dil, Ankara 1995; Bedia Akarsu, W. H.,
Dil· Kültür Ilişkisi, İstanbul 1984.
. 213-
yapılarının benzer olmasından kaynaklanabilir. Bu, iletişim kurarak kelime alış-verişini gerçekleştirmekten
daha ileri bir adımdır. Birlikte yaşa­
yan toplumlarda muhakkak bir kültürel benzerlikten söz edilir. Ancak
bu ortak düşünceye, ortak inanca
sahip toplumlar için geçerlidir. Hayata farklı gözle bakan, nesneleri farklı
algılayan toplumlar için bu birlikteliği
bulabilmek doğrusu çok güçtür. Çünkü farklı dünya görüşüne sahip
toplumlarda, kavrarnlara yüklenilen
anlamlar ve değerleri farklı olmaktadır. İşte bu noktada, Kur'an-ı
Kerim'in bu kavramları kullanmasındaki
anlamı
bulabilmek
gerekir. Bakış açısı farklı toplumların
kavramlarını sahiplenmek, ya onlar
gibi düşünmek, hayata onların bakış
açısından bakmak demektir; ya da bu
kavrarnlara yeni anlamlar yükleyerek, kendi bakış açısına, kendi
dünya görüşüne çekmeye çalışmaktır.
Kur'an-ı
Kerim'de
Farklı
kül-
türler
Kur'an-ı Kerim'de sosyal toplumlar çok çeşitli kavramlarla ifade
edilmektedir. Şa'b, fırka, sülle, fie,
şi'a, kavim, ümmet vs. bu kavramlardan bir kaçıdır. 8 Çeşitli kavramlarla
anlattığı toplumsal farklılık, Kur'an-ı
Kerim'e göre sosyal bir realitedir. İbni
Haldun, insanların toplum olarak
yaşamasını, Allah'ın iradesinin
9
gerçekleşmesi olarak görür .
Kur'an-ı Kerim insanların çeşitli
toplurnlara ayrılmasını tanışma sebebine bağlar.
) ._;;1) .?~ ::,_. ~CJ;. L~ ~u1 ~~ ~,
.
8.
9.
'
Daha fazla bilgi için bkz: Prof. Dr. Yümni
Sezen, islam Sosyalofisine Giriş, Istanbul
1994.
İbni Haldun, Mukaddime, s. 273 .
KUR'AN MESAJ! İLMİ ARAŞTIRMALAR DERGİSİ, Ağustos, Eylül, Ekim, 98, Sayı: 10, ll, 12
~)'1 Jl.ı.ı))~ ~Q) ~~ ~ı:ı:;..
dan ise toplumlan Kur'an-ı Kerimiki
grupta ele alır: Ümmi ve Ehl-i Kitap.
~~ ~...-:~ :JJı Jl.ı.o~\Z1 ~ı-~
1~~!) y~ıı;Jı~_~y)~
"Ey insanlar Sizi bir erkek ve
dişiden yarattık ve tanışasınız
diye sizi kavimlere ve kabileZere
10
ayırdık. "
Kur'an-ı Kerim'in yukandaki tasnifi daha çok kan bağına dayalı olan
bir tasniftir. Bir başka noktadan ise
Allah her ümmet için gidilecek bir yol
verdiğini bildirir ve farklı düşünce
sistemlerinin, farklı bakış açılarının,
farklı ifade etme şekillerinin ve farklı
davranış tarzlarının varoluşunu dile
getirir:
~.ı.~\
~ ~ GL..;..-~~~~
"Biz her ümmete mensek
(şeri'at) verdik. " 11
Bu ayet
farklı
kültürlere ait
kendilerine ait özel
tarzlarının var olduğunu gös-
toplumların
yaşam
te.rir.
~G}) ~~) ~~ ~ GL..;..~~
~~)~~~);~ı)~\~~ı
~~~ı Jl.ı.~ı;_;Jıı)~:' .tj ~GT
A.iYo ...
o .Jo-'
,
"_ t~~:J~ ~
.,
"\ J~~~l:r-~~
.J
....
"Sizden herbiriniz için bir şe­
riat ve bir yol belirledik. Allah isteseydi hepinizi bir ümmet yapardı. Fakat size verdiği (nimetler)
içinde sizi sınamak istedi. Öyle ise
hayır işlerine koşun. Hepinizin
dönüşü Allah'adır. O size ayrılığa
düştüğünüz konuların iç yüzünü
haber verecektir. " 12
"Kitap verileniere ve ümmUere
söyle: iman ettiniz mi?"13
Bu iki toplumdan biri Kur'an-ı
Kerim'in nazil olduğu dilin sahibi Araplar, diğeri ise makalemizde farklı
kültür olarak adlandırdığımız ümmi
Arap toplumundan farklı olan toplumdur. Bu toplum Kur'an'dan önceki vahiylere muhatap olmuş toplumdur.
Tarihi açıdan Ehli Kitap ile Kur'an'ın
oluşturmak istediği toplum arasında
sosyal farklılık olmasına rağmen, vahiy kültürü açısından aralarında fazlaca bir farklılık bulunmamaktadır.
Ümmf, kitap sahibi olmayan
kimse demektir. 14 Kendilerine İlahi:
kitap verilmemiş bütün toplumları ifade eder. İslam'dan önce Arap toplumuna kitap verilmediğinden onlar da
ümmi toplumlar içerisinde sayılmak­
tadırlar.
Ll:..) t.: ) Q _;.~,~ .0 ~ ~QT C)~
~ >_.G ~ ~ ~f)l
"Halbuki biz onlara okuyacakları kitaplar vermediğimiz gibi
senden önce onlara bir uyarıcı da
15
göndermemiştik. "
~~~rıc0~~--ü~~~
·' '1--
'fk
_;.
.9- o
...
0 .)-".) .ı.;; ~
"Size ne oluyor? Ne biçim
hüküm veriyorsunuz? Yoksa sizin
bir kitabınız var da bunları ondan
İlahi vahye muhatap olma açısın13. Ali İmran, 3/20.
14 Süleyman Ateş, Kur'an-ı KerEm'in
Tefsfri, II, 25.
15. Sebe, 34144.
10. Hucurat, 49/13.
l l Hacc, 22/67.
12. Maide, 5148.
-214-
Çağdaş
KUR'AN-I KERIM'DE FARKLI KÜLTÜRLERE AiT KAVRAMLAR
mı okuyorsunuz?"
16
~ ::.? ~ ~ ~~\ ~~ 4 Jj ~
0-- ~\... J)\ L.) ~:;\) i.;~~\ \~
~~~;.~;_:~ı~~ -s_.Jı;,
' '
G._<jı ;.~.i:~' O
< ,) '
,_o
Ou
) Y ·,
-J~Y-J~t..l~
J)G
-
~~'ı';'. ı\s::ıı-J~ı
~...r-.:.r:
~)
)-'
'
~~
"O'dur ki ümm'iler içi,;d~,
kendilerinden olan ve onlara Allah'ın ayetlerini okuyan, onları
yücelten, onlara Kitab'ı ve Hikmet'i öğreten bir elçi gönderdi.
Oysa onlar önceden, apaçık bir
17
sapıklık içinde idiler. "
İslam öncesi Arap literatüründe
Yahudi ve Hıristiyanları tanımlamak
üzere, özel bir deyim olarak kullanılan
Ehli Kitap ise, Kur'an-ı Kerim'de de
aynı anlamda kullanılmaktadır. Ancak kelime daha çok Mekke döneminin sonlarına doğru kullamlmaya
başlanmıştır. Bu kavramdan önce Ehli Zikir tabiri kullamlır. 18 Medine
döneminde nazil olan ayetlerde Ehli
Kitap tabiri ve aynı anlama gelen
19
(~Gs:Jı ı)J! ::r._..JI: Kitap verilenler),
20
(~G5Jı 0y:).; J<..JI: Kitabı okuyanlar) vs.
tabirleri de-kullanılmıştır.
Allah tarafindan kendilerine kitap
verilenler anlamında Ehli Kitap,
Kur'an-ı Kerim'de genellikle Yahudiler ve Hıristiyanlar için kullanılmak­
tadır.
....
....
/
,.
....
~J.O~~
. "De ki: Ey Ehli Kitap! Tevrat'ı,
IneiPi ve Rabbinizden size indiriZeni uygulamadıkça bir esas ü21
zerinde değilsiniz. "
Kur'an-ı Kerim'de Ehli Kitap terimi ile Yahudiler ve Hıristiyanlar
kastedilmekle beraber ayrıca Yahudiler için Yehud, 22 Hıristiyanlar için
Nasara 23 kelimeleri de kullanılır. Ehli İnctl tabiri ise sadece Hıristiyanları
ifade eder.
Kur'an bazı ayetlerde ehli Kitap
ifadesinden Tevrat ve İncil'in varisieri
olan Yahudi ve Hıristiyanlar olduğunu açıkça ifade etmektedir:
'_
~ ~:.? ~ r--~ ~-~ _yG.5JI
-- ~~ 4 Jj r~
?
0-- ~! J)l L.) ~~~)
i.;~~\ \~
...
"'
,.,
,...
~J.O~~
"De ki: Ey Ehli Kitap! Siz Tevrat'ı, İnc'il'i ve Rabbinizden size
indirileni uygulamadıkça bir esas
üzere değilsiniz." 24
L.) ~;.!~ 0;..~~~~~~14,
)Ut J.o~
_,,..
0--\11 ~)!\) 1.~~\ -=.J)\
.....
,;
"'
,...
-
.....
,d',,,
"'Jfo>ü
"Ey Ehli Kitap! Neden İbrahim
hakkında tartışıyorsunuz? Oysa
Tevrat da İnc'il de ondan sonra
ı6.
Kalem, 68/36-37.
Cuma, 62/ 2.
ı8. Osman Güner, Rasulullah'ın Ehl-i Kitapta
Münasebetleri, Ankara ı997, s. 36.
ı9. Bakara, ı;ıoı, ı44, ı45; Ali İmrCın, 2/20,
ıoo, ı86, ı87; NisCı, 4/47, ı3ı; MCıide, 5/5,
57; Tevbe, 9/29; Hadid, 57/ı6; Müddessir
7 4/3 ı; Beyyine, 98/4.
'
20. Yunus, ıo/94.
ı 7.
21 AfCıid_e, 5/68. Ayrıca bkz: Maide, 5/65-66;
Al-i Imran, 3/65; Nisa, 4/ı53, ı 71.
22. Bakara, 2/62, 113, ı20; Maide, 5/ı8, 5ı,
64, 82; Tevbe 9/30.
23. Bakara, 2/62, 113, ı20; Maide, 5/ı8, 5ı,
64, 82; Tevbe, 9/30; Hac, 22/17.
24. Maide, 5/68.
-215-
!i
KUR'AN MESAJI İLMİ ARAŞTIRMALAR DERGiSi, Ağustos, Eylül, Ekim, 98, Sayı: 10, ll, 12
indirildi.
nuz?"25
Düşünmüyor
musu-
Yine Kur'an-ı Kerim Ehli Kitap
olarak vasıflandırılanların, kendilerini nasıl Yahudi ve Hıristiyan olarak
tanıttıklarını da şöyle ifade etmektedir:
03 ı)\J:; ... ~~\ ~~ 0:- ~- ~ $" ;~ ~
J,
~ ($~l.a3 :,ı ı:; 08'":; ~l Wı j..'~
~J,;.~:;~j
"Kitap sahiplerinin çoğu... ,ve
Yahudi ve Hıristiyan olandan baş­
kası cennete girmeyecek derler.
Bu onların kuruntusudur. ,;ıs
Daha bir çok ayee 7 gerek nüzul
sebeblerinden gerekse de siyaksibakından anlaşıldığı üzere, Kur'an-ı
Kerim'de Eli Kitap olarak muhatap
alınan kimselerin Tevrat ve İncil sahibi Yahudi ve Hıristiyanlar olduğunu
vurgulamaktadır. 28
Kur'an-ı Kerim, kendinden önce
kitap verilen Yahudi ve Hıristiyanları
diğer toplumlardan ayrı tutar, onlara
bazı hukuki ayrıcalıklar tanır. Onların kültür tarihlerini kendine tarih
olarak alır. Kitab-ı Mukaddes'teki
peygamberlerin hayatlarını birtakım
farklılıklada Kur'an-ı Kerim de anlatır. Önceki peygamberlerin getirdiği
tüm prensipiere sahip çıkar. Kendisinin onlardan farklı olmadığından, yeni bir şey getirmediğinden bahseder:
~.}-)ı 0-- ~~ ;. ~s-~ )i~
"De ki: Ben peygci,;,berliği ilk
defa icad eden değilim." 29 Hz Muhammed'in tek farklılılığı ümmi olmasındadır. Hz Muhammed'in ümmi
olması İsrailoğulları soyundan gelmemesi anlamına gelmektedir. 30 Zaten
hiç bir peygamber önceki peygamberleri yok saymak, getirdikleri prensipleri yalanlamak için değil, bilakis
bıraktıkları noktadan devam ettirmek
için gönderilmiştir. Hz. İsa "Sanmayın
ki ben şeriatı yahut peygamberliği
yıkmaya geldim; ben yıkmaya değil
fakat tamam etmeye geldim" der.~ 1
Peygamberlerin oluşturmaya çalış­
tıkları dünya görüşü Allah'ın vahdaniyyeti merkezinde birleşir. İlahi
dinler özde, esasda aynıdır. Bundan
dolayıdır ki, Kur'an-ı Kerim kendinden önceki kitapları tasdik ettiğini
söyler. Kitap sahiplerini kitaplarını
32
gereğince uygulamaya çağırır.
FARKLI KÜLTÜRLERE AİT
KAVRAMLAR:
Kur'an-ı Kerim kendisini, önceki
kitapların
koruyucusu olarak
tanımlar. Bu İslam'ın temel dünya
görüşünü
yansıtan
kavramların,
Kur'an-ı
Kerim'in de devam ettirmesi
anlamına gelebilir.
~ ~ ~~ J;J~ y~l &! d)l:; ~
~\J ~~ ~~_. :'s:)~~~~~~
~ ~~ı;.ı ~ :; ":} :; :tı J)l
25. Al-i İmran, 3/65.
26. Bakara, 2/109, lll.
27. Bakara, 2/105, ll3; At-i İmran, 3/64, 69,
70-72, 75, 98, 99, llO, ll9; Nisa, 4/123,
159; Maide, 5/15/18-19,59, 77; AnkebUt,
29/49; Ahzab, 33/26; Hadfd, 57/29· Haşr
59/2,11.
'
'
28. Osman Güner, a.g.e., 38-39.
-216-
C: ~ ~: :~
29. Ahkaf, 9.
30. M. G. Watt, Mukammedin Mekkesi,
Ankara 1988, s. 135.
31 Matta, 5/17.
32. Süleyman Ateş, Yeniden islama, I, İstanbul
1997 s. 68.
ı
KUR'AN-I KERIM'DE FARKLI KÜLTÜRLERE AiT KAVRAMLAR
~ J.:;Jı ~ ~~~
"Sana da, daha önceki Kitab'ı
ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'an'ı)
gönderdik. ,;ı 3
doğrulamak
Müheymin, c~/den ism-i fail
olarak bir şey üzerine rakıb, şahid,
emin ve koruyucu anlamlarına gelir.
Yani Kur'an-ı Kerim kendinden önceki kitapların koruyucusu ve kollayıcısıdır.34 Bu vasfıyla Kur'an-ı
Kerim, geçmiş kitaplarda neyin
gerçek, neyin gerçek dışı olduğunun
belirleyici ölçüsüdür. İlahi Kitapların
getirdiği temel prensiplerini, ögretilerini ve İslam'ın dünya görüşünü
yansıtan kavramları, Kur'an-ı Kerim
yeniden kullanmaktadır. Zamanla anlam değişimine uğrayan kavramların
gerçek ma'nalarını koruyarak yeniden kullanması, onun müheymin olma özelliğinin ikinci adımıdır. Bu ise
onun İslami dünya görüşünü gerçek
anlamda korumasıdır.
Kur'an-ı
Kerim önceki toplumların
kavramlarını tenkide tabi tutarak
kullanır. Tevhide aykırı çağrışımlar
uyandıran kavramlan Ehli Kitap kullansa da Kur'an-ı Kerim bunları aynı
anlamda kullanmaz, ayrıca kullanıl­
masını da tasvib etmez. Bu kavramlar
yürürlükte de olsa, vahdaniyyete uygun anlamlarını onlara tekrar yükleyerek kullanır. 35
Kur'an-ı Kerim Hz İsa için Allah'ın
kelimesi 1sözü, Allah'ın ruhu, Allah'ın
kulu, Allah'ın Rasulü ve Mesfh isim-
33. Mf.ıide, 5/48.
34 Süleyman Ateş, Yüce Kur'an'ın
Te{sfri, III, s. 7.
35. Muhammed
Hamidullah,
Peygamberi, II, s. 636.
'
~·
lerini36 kullansa da, Allah'ın Oğlu
terimini asla kullanmaz. 37 Bu kav-.
ramı kullananların kafir olacaklarını
söyler.38
Kur'an-ı Kerim'de Hz İsa'nın Allah'ın
sözü (Word of God) olması, kelime t...ıs- ve söz j:,; kavramlarıyla ifade
edilir:
~';· ~~~ı 0l ~:;.
ç ~~~ ~ıj ~l ~
~~:;ı~ ~ı~~ J~ -~
~ Y~).:JI ~) ~~'Yl) 0~-U\ ~ ~)
"Melekler demişlerdi ki: Ey
Meryem! Allah sana kendisinden
bir Kelime 'yi müjdeliyor. Adı
Meryem oğlu İsa Mesih'tir. ,;ı 9
~ l>_.Jı :;Jı J~ c~~ :;ı ~ ~~ ~
~::ı;;::.
"İşte , hakkında şüphe ettikleri
Meryem oğlu İsa -hak söz olarakbudur.',40
Hakk Allah'tır. Kavlü'l-Hakk AlSözü demektir. Burada Kavlü'lHakk İsa'nın bir sıfatı olmaktadır, ke41
limetullah ile aynı anlama gelir.
lah'ın
Kelime, İngilizce word , Türkçe söz
ile aynı anlama gelen çok genel bir
isimdir. Kitab-ı Mukaddes'te geçen
dabar kelimesi Yunanca logos Arapça
kelime ile aynı anlamda kullanılmak­
tadır.
Mezmurlar 33/6: "Gökler
Rabbın
36. Geoffrey Parrinder, Jesus in the
London 1965 s. 30 vd.
37. Muhammed Hamidullah, a.g.e., II,
38. Tevbe, 10/30.
39. Al-i İmrf.ın, 3/45. Ayrıca bkz: Al-i
3/39.
40. Meryem, 19/34.
41 Fahredd!n Razi, Me{f.ıtihu'l-Gayb,
217.
Çağdaş
İslam
-217-
Quran,
s. 636.
İmrf.ın,
XXI s.
KUR'AN MESAJ! iLMİ ARAŞTIRMALAR DERGiSi, Ağustos, Eylül, Ekim, 98, Sayı: 10, ll, 12
sözü ile yaratıldı" Allah'ın yaratıcı emri dabar Septuagint'da logos; Arapça
versiyonunda ise kelime'dir.
Hezekiel37/4-5: ''Ve bana dedi: Bu
kemikler üzerine peygamberlik et ve
onlara de: Kuru kemikler, Rabbın
sözünü dinleyin. Rab Yehova bu kemiklere şöyle diyor: işte sizin içinize
soluk koyacağım ve dirileceksiniz." Allah'ın ölüleri yeniden dirilten sözü
olan dabar burada, ayrıca logos ve kelime ile ifade edilmiştir. 42
Eski Ahid'in bir çok yerinde söz,
Allah'ın emri ve onun gücü anlamlarında kullanılmıştır. Yine aynı
şekilde Yunanca logos ve Arapça kelime anlamındaki dabar kelimesi bu
43
anlamı ifade etmek için kullanılır.
Eski Ahi d' de dabar 1söz ayrıca
peygamberlere gönderilen vahiy an. lamında da kullanılır: "Yahuda kralları Uzziya, Yotam, Ahaz ve Hizkiya'nın günlerinde ve İsrail kralı
Yoaş'ın oğlu Yeroboam'ın günlerinde
Beeri'nin oğlu Hoşea'ya gelen Rabbin
Sözü."44
Hıristiyanlıkta
ise
Tanrının
sözü
zamanın başlangıcında, yaratılışa yön
veren ilk emirde vardır: "Ol!" Bu tanrı
sözüdür ve varlığın başlangıcıdır.
Yahudilikten farklı olarak bu tanrı '
sözü Hz. İsa'da bedenleşmiş ve insandaha
dünyanın yaratılışında,
ların arasında yaşamıştır.
Yeni Ahid'de kelime 1söz farklı anlamlarda kullanılır. Eski Ahid'deki
peygamberlere gönderilerr·tıahi vahiy
45
anlamının yanınqa Allah sözünün
42. Thomas J. O'shaughnessy, Word of Gad in
the Quran, Roma 1984 s. 2.
43. Mezmurlar, 107/20; 147/15, 18, 19.
44. Hoşea, lll; ayrıca bkz: Yeremya, 114, ll;
2/1; 1111-3.
45. Yuhanna, 17/14; Resulterin İşleri, 4/29-31,
bedenleşmesi anlamı
da bulunmak"Kelam (Söz) başlangıçta vardı
ve Kelam (Söz) Allah nezdinde idi ve
Kelam (Söz) Allah idi. O başlangıçta
Allah nezdinde idi. Her şey onunla
oldu ve olmuş olanlardan hiç bir şey
onsuz olmadı. Hayat onda idi ve hayat
insanların nuru idi. Nur karanlıkta
parlar ve karanlık onu anlamadı ...
Dünyaya gelerek her insanı aydınla­
tan gerçek nur var idi. Dünya'da idi
ve dünya onunla oldu ve dünya onu
bilmedi ... Ve Kelam (Söz) beden olup
inayet ve hakikatle dolu olarak
aramızda sakin oldu ... ,,ıs Yuhanna
İnclli'ndeki bu anlam farklılığı
sözülkelamı, Allah'ın yaratıcı gücü a.ri~
lamında yorumlamasından kaynaklanmaktadır.47 Allah'ın yaratıcı sözü
anlayışı tüm İlahi dinlerde var olan
bir anlayıştır. Allah bir şeyi yaratmak
48
istediğinde ona sadece "Ol!" der.
Bu anlamı Yeni Ahit'te de buluyoruz:
"Çünkü onlar bunu isteyerek unutuyorlardı ki gökler kadimden beri ve
yer, Allah'ın Sözü ile sudan ve su
vasıtası ile kaim olarak mevcut idiler. ,Ae Görüldüğü gibi dünyanın varolması Kelamullah'a bağlanmaktadır.
Ancak kelamüllahın Hz İsa'da bedenleşmesi sadece Yuhanna İncili'ndeki
mezkur ayette geçmektedir. Abdulahad Davut, Allah'ın sıfatıarını anlatırken yuhanna İnclli'ndeki bu ayeti
şöyle yorumluyor:
tadır:
Allah'ın sıfatlarını, ayrı ve
müstakil İlahi varlıklar ·v~ya şahsi­
yetler olarak düşünemeyiz, · aksi
takdirde biz, bir Allah'ta üçlü bir tanrı
kavramına sahip olacağız demektir.
46.
47.
48.
49.
8/14; 13/7.
Yuhanna, 1/1-14.
Thomas J. O'shaughnessy, a.g.e., s. 5.
Yasfn, 36/82; Tekvfn, 1/1-31.
II. Petrus, 315.
-218-
j
i
l
KUR'AN-I KERİM'DE FARKLI KÜLTÜRLERE AiT KAVRAMLAR
1
Bir sıfat, ilgili olduğu şahıstan bi'l-fiil
zuhür edinceye kadar mevcut değildir.
Biz bir faili, sıfat fiilen ondan zuhur
etmeden ve görülür hale gelmeden
önce belirli bir sıfatla niteleyemeyiz.
Bundan dolayı, Allah'ın lütuf ve merhametine mazhar olduğumuz bir zamanda Allah nekadar güzeldir deriz,
fakat Allah güzelliktir şeklinde bir
tarifte O'nu tarif edemeyiz. Çünkü güzellik Allah demek değildir. Fakat
O'nun işi ve fiili güzeldir. Bu sebeple
Kur'fuı, Allah'ı, Alim, Ralılın gibi sıfat
cinsinden isimler le vasıflandırır.
Fakat, Allah sevgidir, ilimdir, kehlmdır vs. gibi tanımlamalara yer vermez. Çünkü sevgi, seven bir kimsenin
fiilidir, sevenin kendisi değildir. İlim
ve Kelam da bir şahsın fiilidir, o
şahsın kendisi değildir ...
İlk devir Tevhitçi yazarları
tarafindan sık sık yalanianan Yuhanna İncili'nin ilk cümlesinin tam meali
şöyledir: "Ezelde kelam var idi; ve
Kelam Tanrı ile idi ve Kelam Tanrı
idi. Grekçe'de "Theou" yani Allah'ın
kelimesi, ismin -in halinde iken Theos
şeklini alarak ismin yalın haline
dönüşmüş, böylece Allah anlamını kazanmıştır. Ayrıca ezelde Kelam var idi
ifadesi, başlangıçtan önce değildi
sözünün menşeini de açıkça gösterir
mahiyettedir. Allah'ın Kelamı ifadesinden, Cenab-ı Hak ile eşit ve hem
vücud değil, fakat ondan ayrı ve farkı
bir cevher ma'nası ile O'nun Kün! =
Ol! sözünü söylediği zamanki irade
ve ilmi anlaşılır."5 ° Kelam üzerine
yapılan tartışmalarda Tevhitçi Hıris­
tiyanlar, Kelam'ın ezeli ve İlahi bir
varlık olduğunu kabul etmedikleri
için küfürle suçlanmışlardır. Teslisçi
50. Abdulahad Davut Tevrat ve İncilZere Göre
Hz Muhammed, çev: Nusret Çam, İzmir
1990 s. 12-15.
-219-
Hıristiyanlar
Kelamın
ise
Allah oldu-
ğunu ve Hz. İsa'da Kelamın beden51
leştiğini savunurlar.
Sadece Yuhanna İncili'nin Hz
İsa'ya atfettiği Logos ve Kelime ünvanı
geleneğine
vahiy
ait bir
kavramın, asıl anlamından çıkarılıp,
içerik
değişikliğine uğratıldığının
bir
Eski Ahit'te yaratılışın Allah'ın Kelamı ile, O'nun emri ile
gerçekleştiği belirtilmektedir. Al52
lah'ın Kelamı Şifa'dır. Peygamberlere gönderdiği vahyidir. 53 Sinoptik
İncillerde de Vahiy anlamında kullanılmaktadır.54 Tek farklı anlam,
Hellenistik kültürün etkisi ile yazılan
Yuhanna İncili'nde bulunmaktadır. 55
Hz İsa'nın ilahlaştırılması düşüncesi­
nin önceki kültürlerden etkilenerek
kullanıldığını Kur'an-ı Kerim'de haber vermektedir:
örneğidir.
-.:..3\J ) .Jıı ;;ı ;.~ ~ ~\ -.:..3\J ) ~
j,
'
'
'
~_,j ~~ .Jıı ;;ı ~\ ı.>).:~.~\
j,
y.
0
,..., ,.
,..
::;1
.u
,.
o ,.. ,..
Y.
..-
J. o
..-
o..-
cY \)_r4S ..:r- 1J _,..; 0 _rU> L,.;..,ı
rf""" ı_,_;~
~
... vj)
,.
""
,..
,..
,..
"Yahudiler: Üzeyr Allah'ın
diyorlar; Hıristiyanlar­
sa lsa Allah'ın oğludur. diyorlar.
Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözleridir. Önceden inkar
etmiş olanların sözlerine benzetioğludur.
51 Abdulahad Davut a.g.e., s. 15; ayrıca bkz:
Kenneth Cragg, Jesus and the Muslims,
London 1985 s. 251.
52. Mezmurlar, 107/20.
53. Yeremya, 114,11; 2/1; 1111-3; Hoşea, 1/1.
54. Markos, 7/13; Luka, 312; 5/1; 8/11, 21.
55. Mehmet Paçacı, "Kur'an-ı Kerim Işığında
Vahiy Geleneğine -Kitab-ı Mukaddes
BağlamındaBir Bakış", Isliimi
Araştırmalar Dergisi V/3 1991 s. 192.
KUR'AN MESAJ! iLMİ ARAŞTIRMALAR DERGiSi, Ağustos, Eylül, Ekim, 98, Sayı: 10, 11, 12
yorlar. "
56
Kur'an-ı
Kerim
Kelamullah'ın
Hz
İsa'da bedenleşmesi ve neticede Allahdan başka ayn bir ilah olacağı fikrini asla kabullenmez. Bu anlayışı tenkit eder ve kavrarnlara gerçek anlamlarını verir:
~) ~: ~ ıfo ~ ~01 ~~ ~ ~
~ ~\ LJı... ~~\ \ııJıı
~ı))5
,...
_..
"".-o.-
_..
.......... o...-
c;,... . . "'
~
j.
j."'
,
,...o,...
j.
o
~/.)ı \...l.WI ·~ J ~\ J.r"J ~/ 0"1
ı)~~ :,c~~)~~ ı;.u ~ CJ~)
j
~ı) :Sı Jıı
'
wı~~~ ı~ ı ~till
'
'
) ~1;:._ı1 ~ ~ ~r':Jj ~ 0h JT ~~
4t'>Yj 1iıl; ~) ..?~~~d~
"Ey Ehl( Kitabi Dininizde
aşırıya
gitmeyin ve Allah
hakkında da ancak doğru söyleyin! Meryem oğlu isa sadece Allah'ın Rasulü O'nun Meryem'e ilka ettiği bir Kelimesi ve Allah'ın
bir Ruh'udur. O halde Allah'a
onun rasullerine iman edin ve
"Üç" demeyin ... ,,s 7
Görüldüğü
gibi Kur'an-ı Kerim Hz.
İsa'nın kimliğini, yanlış anlamından
soyutluyor. Bu kavramların Hıristi­
yan geleneğindeki anlamlarını kabul
etmiyor. Bu nedenle bu kavramların
anlamlarını kendisi yeniden veriyor.
İki toplum arasındaki farkılılığı
Tevhld düşüncesi baz alınarak giderilmeye çalışılıyor. Toplum farklı olsa
da düşünce ve bakış açısı birleşti­
rilmek isteniyor. Kur'an-ı Kerim'in Ali İmran süresinin 64. ayeti işte bu
ortak düşünceye, ortak değere bir
davettir:
56. Tevbe, 10/30.
57. Nisa, 4/171.
-220-
/;... .0' Jı ı}w ~~~ ~~ ~ Ji ~
?J ~) :Jıı \lı~ \lı ~) ~
?)~ 0: ~~~~,-~~ı:';,:~ '0 ~) ,::\
. ~!ı
40~ G~ ı)~ı ı))j ı}~
011 ~ JJı
"(Resul-am!) De ki: Ey Ehl-i Kitap! Sizinle bizim aramızda müş­
terek olan kelimeye geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım;
O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve
Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın. Eğer onlar
yine yüz çevirirlerse, şahit olun ki,
biz müslümanlarız!"
Şu ayetler ise toplumsal farklılığın, inanç farklılığına veya düşünce
farklılığına neden olamayacağına, asıl
olanın ortak inançlarda, ortak bakış
açılarında saklı bulunduğuna işaret
etmektedir:
o
~
.1
J.
..... o ....
...
...
~
... o ""
j.
jJ IJ~ l>J~ J\ b _y.
j.
J ... ""
j.
1_,.;_,s I_,Jü J ~
::,_. 0L.S ~) ~~ ~) it ~
...
,.
,.
"'
..-o_..
Lo) w~
....
oJ
""
,...
r;/
...
""
:::0 ,.._
""
o
Jl.,.
Jl
J o
Jf' Lo) ;-u~ Lo ı ı_,.ı~~~
y ;..:.~) ~\)
~\) ~) Jı J)\
"'
...
"'
...
,..
,...
,...
""
....
....
"'
j.
j.
....
....
,...
L.) ~)ı..>".r" ~)\ L.)
:L:--~~)
/o
o ....
/_';..\~J~~ c ~~0: J;;:ıı~}
,...
J
1)
j.
0_,....L-.
;. ,..
J
o
"" ...
•o
.J. o
.u~))~
"Yahudi ya da Hıristiyan olu;,_
ki doğru yolu bulasınız dediler.
De ki: "Hayır! Hani{ olan İbra­
him'in dinine. O müşriklerden değildi. Biz Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak,
Ya'kub ve Esbatına indirilene,
Musa ve isa'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiç birisi arasında fark gözetmeksizin
KUR'AN-I KERIM'DE FARKLI KÜLTÜRLERE AİTKAVRAMLAR
inandık ve biz sadece Allah'a teslim olduk" deyin. Eğer onlar da
sizin inandığınız gibi inanırlarsa
58
doğru yolu bulmuş olurlar. "
Kur'an-ı
Kerim Ehli Kitaba ait
sapmalardan arın­
dırarak ortak düşüneeye götürmede
kullanırken, bazı kavramları ise
İslamın temel dünya görüşüne ters
düştüğü için mesela <t'>U ı)_,j5 "Y ) ı Üç
demeyin) diyerek kullanılmasını da
kavramları bazı
yasaklamaktadır.
Kur'an-ı Kerim, Allah çocukedindi
diyenleri uyarmak için geldiğini belirtir.59 Allah'ın uluhiyyetine aykırı
olan bu inancın, bariz özelliklerini
zikreden Kur'an-ı Kerim tafsilata
girmeden belirgin çizgilerle tanıtır:
. .Uı J""'"'-'
";(-'.ili~
) t@ ~u :.lıı 0ı• 1y ~~ 'ı:..r..
c./
""
.::;
""'
_..
~; ~\ ~\ L. ... J.~l) :Jı ~J .JJ ~
"'
"'
...
.::;
...
~~ J J.j:)1 ~ 0:- ::ı;.. '_.j CJ~~ ~l
~ ... rlJ.JI ?~~ G~ J."~~
''Allah üçün üçüncüsüdür'' diyenler kiifir olmuştur. Halbuki tek
Allahtan başka iliih yoktur...
Meryem oğlu Mesih ancak bir
rasuldür. Ondan önce de bir çok
rasuller gelip geçmişti. Anası da
çok doğru bir kadındı. Her ikisi
de yemek yerlerdi.. .'!/3° görüldüğü gibi Kur'an-ı Kerim teslls kavramını
zikretse de, bunu Tevhfde tamamen
aykırı bulduğundan, kullanılmasını
istememektedir.
58. Bakara, 2/135, 136.
59. Kehf, 18/4.
60. Maide, 5/73-75.
-221-
Farklı kültürlere
Iara Örnekler
ait
kavram-
İlahi Kitapları İfade Eden Kav-
ramlar:
İlahi kitaplan ifade için kullanılan
kitab <:.,.,~ı ı kavramı diğer kavrarnlara nispeten daha genel bir anlamda
kullanılır. Kitab kelimesi Kur'an-ı
Kerim' de, yerine göre yazılı metin, 61
sahf{e, mektup, 62 hüküm, kanun,
Mt
• 63kd
l
şe rı a , emır,
a er, 64/-'.
1 arz, ame
defteri 65 gibi anlamları ifade eder. Bu
anlamların yanında, Allah'ın kulları
arasından seçtiği
elçilerine vermiş
vahiylerin toplamına verilen bir isim 66 olarak da kullanılmaktadır.67 Hangi anlamda kullandığı siyak ve sibaktan anlaşılmak­
olduğu İlahf
tadır.
İlahi kitapları ifade eden diğer kelimelerden farklı olarak kitap kelimesi farklı zamanlara ve farklı peygamberlerle birlikte kullanılmakta,
bu nedenle de hakkında kesin bir yargıya varılamamaktadır. Çok genel ifadelerle Hz. Nuh ve Hz. İbrahim'in
ailesine verildiğinden bahsedilir:
~ ~) ~;l) ~; GL)'.ı.ll)~
~)
c4 ~... y8:JI) ;:;_ıı ı'. ......€-~~~
...
.::;
,.,.
d._''
,,,,
"'\0~\j~
61 Nisa, 4/153; En'am, 617;Ankebut, 29/48.
62. Nemi, 27/29.
63. Bakara, 2/235; Nisa, 4/26; Enfal, 68175;
Tevbe, 9/36.
64. En 'am, 6/59; Yunus, 10/61; Hud, 1116; Ra 'd,
13.'30; Hicr, 15/4; Taha, 20/52; Hac, 22170;
Nemi, 27/75; Fiitır, 35/11; Hadid, 57/22.
65. Mutaffıfin, 83/7-9; 18-20.
66. Bakara, 2/139; 151; 213.
67. İslam Ansiklopedisi, M.E.B. VI, s. 829;
Hançerlioğlu, İslam İnançları Sözlüğü, s.
257.
KUR'AN MESAJ! iLMİ ARAŞTIRMALAR DERGiSi, Ağustos, Eylül, Ekim, 98, Sayı: 10, ll, 12
''Andolsun, Nuh'u ve İbrahim'i
elçi olarak gönderdik, peygamberliği ve Kitab'ı bunların
zürriyetleri arasına koyduk. Onlardan doğru yolda olanlar da
vardır ama birçoğu yoldan çık­
68
mıştır. "
~l)y~I~;~:JTQT'ili ... ~
,1,_ ,· l· '"\~
tS:t.'~.
'GT')
"İbrahim soyu,;a Kitab'ı ve
Hikmet'i verdik ve onlara büyük
bir hükümranlık bahşettik." 69
Bu ayetler kitab kelimesini, belirli
bir kitap için değil, vahiy mefhümu
· içerisinde değerlendirebileceğimiz bir
anlamda kullanmaktadır.
Kur'an-ı Kerim'de bazı ayetler Hz.
Peygamber döneminde yaşayan
Y ahüdi ve Hıristiyanların ellerindeki
kitaptan bahsetmektedir:
""';:;. ~ <.>).:a.JI :· , ) ~ _*-J1
..-
~
o
,.
,.,_..
Jl
J. ..-o
.,.
o....
,.,
,..
:=Jtj )~
:G
..- ,. .-
) ;. ~ J..>- .)~\ ..::....-.J ($.J \....a.:J\ ..:.J\j )
,:;
/
....
~ ... Jry~i0_k~
"Her ikisi de aynı kitabı
okuduğu halde, Yahudiler: Hıris­
tiyanlar doğru yolda değiller
derken, Hıristiyanlar da Yahudiler doğru yolda değiller demektedirler. " 70
Yahudiler ve Hıristiyanların birlikte okudukları kitap, Kitab-ı
Mukaddes'tir. Meşhur oryantalist Sir
William Muir, Kur'an-ı Kerim'in
Y ahüdi ve Hıristiyan kutsal kitaplarını zikrettiğinde, elimizdeki Kitab-ı
Mukaddes külliyatını kasdettiğini
söyler. Ona göre Kur'an-ı Kerim
Kitab-ı Mukaddes'i <Jıı :,ı..:s) (=Kita':.·.
bullah) diye isimlendirmektedir.
(!'"'".ı.:,ç. L. 'r+"'), ( y\.6J! .:>j_,.i., -:r..\JI )ı lyJ.; J)
<yL.;.S:Jı .:ı_,ı,!'"'")
vs. cümlecikler
Kitab-ı Mukaddes'in Hz. Peygamber
dönemindeki varlığına birer işaret­
tir.71
<.._..; L...,
Kerim'de Kitab ismi kulMukaddes'in içeriğine atıflar yapar. Mesela Meryem
süresinde:
Kur'an-ı
lanılarak, Kitab-ı
~ 0'.i ~ :~.\ ~~ r~;. ~~\ ~ ~~\) ~
~~~:? G~
4f1_
"(Rasulüm!) Kitap'taki Meryem'i de an. Hani o, ailesinden
ayrılarak doğu tarafına bir yere
. t'ı... " 72
çe k ı·ımış
~ ;_,.; y8JI ~ j~\~
"Kitab'daki Musa;,ı da an. "73
~ ~L..:,.~ y8JI ~ _}-~\~
"Kitab'cıaki Is,;,ail'i de an." 74
Kitab'dan kasıt Kur'an-ı Kerim
olabileceği
gibi
Kitab-ı
Mukaddes de
olabilir.
Ayrıca Kur'an-ı Kerim Kitab-ı
Mukaddes'i bazı konularda kaynak
gösterir. Hz Muhammed'in (s.a.v.)
Peygamberliğinin Müjdelenmesi, Salih kulların cennete gireceği, HelalHaram yiyecekler vs. konularda
Kur'an-ı Kerim Kitab-ı Mukaddesi
kaynak gösterir. Kaynak gösterilen
bu ayetleri aynı üslüb içerisinde bazen bulmak mümkün olduğu gibi, bazan da genel içeriğe yayılmış şekilde
71 Muir, The Coran, London 1878, s. 218-219.
72. Meryem, 16.
73. Meryem, 51
74. Meryem, 54.
68. Hadid, 26.
69. Nisa, 4/54.
70. Bakara, 2/113.
-222-
-1
ılı...._
KUR'AN-I KERİM'DE FARKLI KÜLTÜRLERE AİT KAVRAMLAR
bulabilmekteyiz.
) ~~~~ı 0t 4--t ~· ,g:ı~ (:s-) t
0~ ~~::ı~~~) ~'1\., :...J':Jl) ;..:;.J~ :;.._:Jı
"'
,.
...
..
...
":1'* '*
'* ,. .
"'
.....
o
/
_,.k~
...
y.
,j.
o
::ı
...
~ U"'~ c._,_r:Jı) ~~~ı)
C;~
;J:;) J.~ ~~~ ~
;-:
~~~/~
~::ı~llJı ~ ~)~ Jıı J)i
"Tevrat'ta şöyle yazdık: Cana
cana, göze göz, buruna burun,
kulağa kulak, dişe diş, yaralar
da kısastır. Kim bunu bağışiarsa
kendisi için o keffaret olur. Kimi
Allah 'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir." 75
Tevrat'taki ayet ise, "Fakat zarar
olursa, o zaman can yerine can, göz
yerine göz, diş yerine diş, el yerine
el, ayak yerine ayak, yanık yerine
yanık, yara yerine yara, bere yerine
bere vereceksin."dir. 76
G ~l ~ı~~~~ ::ı LS"" r~ı
J5' t
Jy; 0t p. ~ ~ ~ ~~~ r~
o
.J.o .J.
~
o
...
.J.o
...
,.,o
;;:;
Jl.o ... o
J
Jl U,_};ü ~JrJ~ ı_,;ü ji
Y- . . o
:;:i
~JrJı
~~:(p
"Tevrat'ın
indirilmesinden önce, İsrail'in kendisine haram kıl­
dıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına helal idi.
De ki: Eğer doğru sözlü iseniz,
77
Tevrat'ı getirip onu okuyun. "
~;:) ~;
F
Bu ayetin karşılığını Tevrat'ın
içerisinde iki yerde bulmak mümkündür: "Oğullar için babalar öldürülmeyecekler ve babalar için oğul­
lar öldürülmeyeceklerdir. Herkes
kendi suçu için öldürülecek tir." 79
Jt ~iJı ,~~!;)ı~ ı:::<;- '.ııJ) t
~::ı~~ı ~:~ 4i;~~'1\
''Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: Yeryüzüne iyi kullarım varis olacaktır diye yazmıştık. ,,so
Kur'an-ı
Kerim'in Zikir olarak adTevrattaki karşılığı: "Ve
Rabbe ıman etti ve onu kendisine
salah saydı. Ve ona dedi: Bu diyarı
mfras almak üzere, onu sana vermek
için Kildanıleri Ur şehrinden çıkaran
Rab benim. ,sı ve Zebur olarak adlandırdığı Mezmur'daki karşılığı ise
"Salihler yeri miras alır, Ve onda ebediyyen otururlar. ,,s2 Tüm bunlar
Kur'an-ı Kerim ile Kitab-ı Mukaddes
arasındaki ilişkiyi kuran bilgilerdir.
landırdığı
Kur'an-ı
Kerim'in genel olarak
kitap kavramının yanında
özel olarak kullandığı ilahi kitaplara
ait kavramlar da bulunmaktadır.
Bunlar, Tevrat, Zebur, İncil, Furkan
vs.dir.
kullandığı
Tevrat; Ferra, kelimenin
~C; 4;Jr1t
~ ~-.>).-\ ~jl ~~i)~~ ~t ~
bulunan ve Çok vefalı İbrahim'in;
ki hiç bir günahkar başkasının
günah yükünü yüklenmez. " 78
Jj ->,.Dı
"Yoksa kendisine haber verilmedi mi? Musa'nın sq,hifelerinde
75. Maide, 5 /45.
76. Çıkış, 21/23-25.
77. -Al-i İmran, 3/93.
-223-
<.SJJ- <.S.r..-
şeklinde olduğunu
lamın aydınlık
78.
79.
80.
81
82.
~~;;
ve nur
Necm, 53/36-38.
Tesniye, 24/16; Tesniye, 5/9.
Enbiya, 21/105.
Tekvfn, 15/6-7.
Mezmurlar, 37/29.
- ~J.fi
ve an-
olduğunu
KUR'AN MESAJ! iLMİ ARAŞTIRMALAR DERGiSi, Ağustos, Eylül, Ekim, 98, Sayı: 10, ll, 12
söyler. Bu kelime Arapların çakmak
taşını çeliğe vurup da ateş çıktığında
söyledikleri·< <>.r-..w)ı <>;J > ifadesinden
alınmıştır. Nitekim cenabı Allah:
~~t:.'~ .;;~)jJ~ ~
"Kasem olsun
lara." 83
ateş çıkaran­
Yine Araplar ( ,,pl..; j ~ ~ JJ)
derler. Bunun ma'nası, senin sayende
hayır bana göründü demektir. Buna
göre Tevrat, kendisiyle hak zuhur
edip ortaya çıktığı için bu ismi
84
almıştır. Fahreddin Razi bu tür kelime tahlilerini tasvip etmemektedir.
Dilcileri tenkid ederek şöyle der:
"Tevrat ve İncil, özelliklerine binilen
isimlendirilmiş olsaydı, bu özelliklere sahip herşeyin Tevrat ve
İncil'le isimlendirilmesi gerekirdi.
Tevrat ve İncil kelimeleri Arapça olmayan iki isimdir. Bunlardan birisi
İbranice diğeri Süryanicedir. O halde
daha nasıl, akıllı kimsenin bunları
Arapça kalıplara uydurmakla meş­
gul olması yakışır?" 85 Fahreddin
Razi'nin tenkidi diğer kelimeler için
de geçerlidir.
İbranici torah olarak kullanılan
Tevrat'ın,
elimizdeki beş kitaptaki
bir kitap olarak Tevrat'ı
değil, özel bir kanunu, hükmü ve
şeri'atı ifade etmektedir. Nebiim ve
Ketubimde din Şeri'at ve kısmen de
Hz. Musa'nın öğretilerini ifade eder.86
anlamı,
83. Adiyat, 2.
84. Fahreddin Razi, Mefatihu'l- Gayb, VI s.
132.
85. Fahreddin Razi, Mefatihu'l- Gayb, VI s.
133.
86. Baki Adam, Yahudi Kaynaklarına Göre
Tevrat ve Yahudi Hayatındaki Yeri,
Ankara 1994 s. 34 vd.
. 224.
Torah Musa'nın Şeriatini ifade etgibi, Hz. Musa'dan sonraki peygamberlerin şeri'atlerini de ifade eder: "Ve Rab, İsrail'e ve Yahuda'ya
dedi: Bu kötü yolunuzdan dönün, atalarınıza emrettiğim ve kullarım peygamberler eliyle size gönderdiğim
bütün Torah'a göre emirlerimi ve kanunlarımı tutun, diye peygamberleri
görenler vasıtasıyla şehadet etmiş­
ti."81 Bu ayette Hz. Musa'dan başka
diğer peygamberlerin getirdikleri
hukuki kilideleri de içeren bir
ma'nayı ifade etmektedir. Bununla
beraber Hz. Musa'ya verilen kitabın
adının Torah!revrat olduğunu ifad~
eden bazı ibareler de bulunmaktadır.88 "Ve bütün kavim, bir adanmış gibi su kapısının karşısındaki
meydana toplandılar; ve Rabbin
tiği
İsrail'e emrettiği Musa'nın Şeri'at
Kitabını
(Sefer Torah Moşe) getirsin
diye yazıcı Ezra'ya söylediler. ,,sg
Genelde, Hz. Musa'ya indirilen
kitabın
adı
olduğuna
inanılan
Tevrat, Kur'an'da on altı ayette olmak üzere on sekiz defa geçmektedir.
Bu ayetlerde Tevrat'ın anlamı ve
kapsamı açık değildir. Ayetlerden
Tevrat'ın Beni İsrail'e indirilmiş bir
kitap olduğu anlaşılınakla birlikte,
Hz Musa'ya verildiği meselesi kapalıdır. İncil'in Hz. İsa'ya, Zebur'un
Hz. Davud'a verildiği apaçık belirtilmekle beraber, Tevrat'ın verildiği
peygamber belirtilmez. 90
87. II. Krallar, 1 7/3; ayrıca bkz: Nehamya,
9/13,Amos, 214, Hoşea, 4-6, 8/1-12 ve İşaya,
1/10, 5/24, 8/16-20, 30/9 ..
88. Baki Adam, Yahudi Kaynaklarına Göre
Tevrat ve Yahudi Hayatındaki Yeri, s. 36.
89. Nehamya, 8/1; ayrıca bkz: Yeşu, 23/6.
90. Baki Adam, "Kur'an'ın Anlaşılmasında
Tevrat'ın Rolü", İslam Araştırmaları
Dergisi, IX/1,2,3,4, s. 167.
KUR'AN-I KERİM'DE FARKLI KÜLTÜRLERE AiT KAVRAMLAR
Zebur, cins isim olarak kitap ve
mektup anlamına gelir. Zebur'un anlaşılması güç ilahı kitap anlamına
91
geldiği de rivayet edilir. Diğer bir
rivayet göre ise, içinde sadece hikmet
ve veeizeler bulunan kitap ma'nasına
gelmekte ve bu şekliyle, Davud peygambere vahyolunan ve içinde şer'i
herhangi bir hüküm bulunmayan kitaba isim olmaktadır. 92 Kur'an-ı
Kerim'de iki yerde, Nisa 163. ve İsra
55. ayetlerde Zebur'un, Hz. Davud'a
verildiği zikredilir.
İncil, Hıristiyan vahiy kitapları
için, özellikle de Hz. İsa ile ilişkili
olarak kullanılan bir kelimedir. 93 İlk
dönem dilcileri kelimenin orijinini
bulmaya çalışmışlardır.
cJ..-i)
kökünden cJ.,.-J)) vezninden geldiğini
söylerler. Fakat bu tez bir çok alim
tarafından
kabule
şayan
görülmemiştir. Ayrıca Hasan Basri
bu kelimeyi c_w..> kalıbında okumuş­
tur. Bu ve zin Arapça kelime ve zinleri
arasında bulunmamaktadır. Fahreddin Razi bu kelimenin iştikakı ile
uğraşan dilcileri tefsirinde tenkid eder ve Arapların kullandığı bütün kelimeler için morfolojik tahliller yapmanın zorunlu olmadığından bahseder. Bir çok müfessir ve dilciler, bunların arasın_da Taberi, Cevaliki vb.
gelir ki bunlara göre c~l> kelimesi
İbranice veya Süryaniceden geçme
94
yabancı bir kelimedir.
İncil
kelimesinin aslı Yunanca Euaggelion olup, getirdiği bir haberden
ötürü bir şahsa verilen müjdelik,
mükafat ma'nasına gelir. Kelime zamanla haber ve müjde anlamında
95
kullanılmaya başlanmıştır. Yeni
Ahit'te bu anlamlarda kullanılmakla
birlikte, 96 ayrıca İncfl yazarlarının
yazdığı kitaplar için de isim olarak
kullanılmaktadır: ''Ve bütün kiliselerde methi İncflde olan fakat Rabbin
izzeti için ve bizim arzumuzu göstermek için hizmet ettiğimiz bu inayette
kiliseler tarafından yoldaşımız da
tayin olunan kardeşi onunla beraber
gönderiyoruz."97 Pavlos'un mektubunda geçen bu ifadede methedilen
kişi Luka'dır. Pavlos bütün mektuplarında İncil kelimesi ile yazılı İncil
kitabından ziyade, daha çok müjde,
İncil'i va'z etmeyi ve şifahi öğretileri
kasdetmektedir. 98 "İncfl'i tüm insanlığa anlatınız." emrinde olduğu
gibi Romahiara 2/12; 16/25; Selaniklilere I, 1/5'de de görüldüğü gibi müjdeleme sözlüdür ve Pavlos'un mektuplarında da İncfl sözlü müjdenin
karşılığıdır. Ancak II. Korintoslulara
yazdığı mektupta Pavlos Luka ve
İncil'ini kasdetmektedir. Bu ayet
Pavlos'un mektupları yazdığı dönemde, Luka'nın kendi kitabını yazdığım
gösterebilir ve bu ayet İncil'in o
dönemde müjde anlamının yanında
kitap anlamına geldiğine de işaret
edebilir. İncil kelimesi diğer bazı yerlerde şifahi sözler/talimler anla99
mında da kullanılmaktadır.
Kur'an-ı
Yıldırım, Mevcut Kaynaklara
Hıristiyanlık, Ankara 1988, s. 86.
95. Suat
91 İslam Ansiklopedisi, M.E.B., ZebUr md.
92. Bkz: Cevheri, Sıhah, II, 667; Firuzaba.di,
al-Kamus al-Muhit, II, 37.
93. Arthur Jeffery, Foreign Vocabulary in the
Quran, Kahire 1938, s. 71-72.
94. Arthur Jeffery, a.g.e., s. 72.
-225-
Kerim'e göre İncil, Allah
tarafından Hz. İsa'ya verilen kitabın
Göre
96. Matta, 4/23; 24114;Markos, 1/14.
97. II. Korintoslulara, 8/18.
98. Yesu'i, "Luka Sahibu'l-İncfli's-Salis", II,
Meşrik Dergisi 1936, s. 123.
99. Matta, 1115; 26/13; Markos, 16/15.
KUR'AN MESAJ! İLMİ ARAŞTIRMALAR DERGİSİ, Ağustos, Eylül, Ekim, 98, Sayı: 10, ll, 12
adıdır. Nasıl diğer
peygamberlere kitap verilmiş ise Hz. İsa'ya da İncil
verilmiştir:
~~
.J.
,...o,..
01 ~ ~!l3T ~ (~i)~
,.
o~T)
!/
,. o :;;
...
o .... ,.. ,..
o....
~)_,_:.]\rJ" '-:!..\..:ı Lr--!
...
... ...
::!~
,.
W
,.
J
....
Ü...l.,a...o
::;. c..:~~)':))~~~~~~
,;: ,.
o
.... "'
~_r---0
)
ı::
j.
~...u,
,..
)
.....
o
:;;
/
o ... /
~)_,_::.ll ~ ~ ~
~::r.·=·.ıl
''Kendinden önce gelen Tevrat'ı
doğrulayıcı olarak peygamberlerin izleri üzere, Meryem oğlu
lsa'yı arkalarından gönderdik.
Ve ona içinde doğruya rehberlik
ve nur bulunan, önündeki Tevrat'ı tasdik eden, sakınanlara
hidayet rehberi ve öğüt olan İn­
cil'i verdik." 100
Kur'an-ı Kerim Hz. İsa'ya hitaben,
Allah'ın
ona
Kitab'ı,
Hikmeti, Tev-
rat'ı ve İncil'i öğrettiğini bildirir. 101
Ayrıca Hıristiyanlar hakkında J:.ı)
<~~~ (=İncil ehli) tabiri kulla-
n:ıl~aktadır. 102
Furkan: Sami dillerinde ortak kullanılan bir kelimedir. Aramice,
Süryanice, İbranice ve Arapçada hemen hemen aynı fonetiğe sahiptir.
Arapça'da ise ( J_r---->) kökünden
türetilmiş, masdar bir isimdir. Tefrfk, temyfz, iki şeyin arasını
103
ayırmak,
kriter, miyar, ölçü, 104
sezgiye, ölçüye, gerçeğe uygun olan
apaçık hüccet bilgisi, aynı zamanda
dalalet ve şüphelerden kurtuluş bilgiMaide, 5/46.
Al-i İmran, 3/48.
Maide, 5/47.
Seyyid Şerif Cürcanf, Ta'rf{at, 166;
Cevheri, Sıhflh, IV. 1540.
104 Cevheri, Sıhflh, IV. 1540.
100.
101
102.
103.
-226-
. 105
sı,
kurtuluş,
.
106 ·---- -
zafer, çıkış yolu, sabah ve seher vakti 107 anlamlarına
gelmektedir.
Ararnice Purkona (okunuşu:
furkon), Süryfuıice Furkona, İbranice
Pirke şeklindedir. 108 Ararnice ve
Süryanicede kurtuluş ve selamet
(Salvation) anlamına gelirken, 109
İbranicede kısım, bölüm anlamına
gelmektedir. 110
Kur'an-ı
Kerim'de iki ayette
Hz. Musa'ya ve Hz.
Harun'a verildiğinden bahsedilir:
Furkan'ın
~ 0~:)Ji) y~l
_;,;. QT~l) ~
~0)~-
"Biz Musa'ya Kitab'ı ve Furverdik. Umulur ki Doğru
yolu bulursunuz. " 111
kan'ı
:w) 0~:)J1 0J'_;,) ~;. Qr'~) ~
~ "~_-=: '~ !)-~)
"Musa'ya ve Harun'a Furkan'ı
bir ışık ve müttakiler için bir
zikir olarak verdik. " 112
Ferra ve Kutrup Bakara suresinin
53. ayetine şöyle ma'na verirler:
"Musa'ya Tevrat'ı, Muhammed'e de
Furkan'ı verdik ki ... " Bu ma'na bir
çok ilim adamı ve tefsircilerce tenkit
edilmiştir. Tenkit edenlerden birisi
de Nahhas'tır. Ma'nayı i'rab ve anlam
yönünden eleştiren N alıhas sonuçta,
Furkan'ırı Hz. Musa'ya verilen bir Ki105. İbnü'l-Cevzi, Nüzhetü'l-Ayn, 459.
106. Enfal, 8/29.
107. Elrnalılı,·Muhammed Harndi Yazır, Hak
Dfni Kur'an Dili, IV. 2392.
108 Arthur Jeffery, a.g.e.
109. İsjamAnsiklopedisi, M.E.B., IV. 699.
110. Enc. Religion and Ethic.
lll Bakara, 2/53.
112. Enbiya, 21/48.
:l
KUR'AN-I KERiM'DE FARKLI KÜLTÜRLERE AiT KAVRAMLAR
tap olduğunu söyler. Zaten Enbiya
suresindeki ayet Furkan'ın Hz.
Musa'ya ve Hz. Harun'a verildiğini
göstermektedir.
Açıklamaya çalıştığımız İlahi kitaplara ait kavramların yanında
zikir, levha, suhufvs. kavramları da
kullanılmaktadır. Kur'an-ı Kerim adı
geçen bu kitaplara imanı gerekli
görür. Aralarında fark gözetilmemesi
gerektiğini belirtir. Bu kitapları insanlığa rehber ve nur olarak
indirdiğini, bağlılarının kitaplarının
hükümlerini yerine getirmeleri
gerektiği, yerine getirmediklerinde
bir esas üzerinde olamayacaklarını
söyler.
Din Adamları İle İlgili Kavramlar
Doğu Hıristiyanları, hiyerarşik
olarak din adamlarını ifade etmek
için Patrik, Matran, İskuf, Kıssıs ve
Şemmas isimlerini kullanmaktadırlar. Patriklik matranlık idaresinin katılımıyla yapılan seçimle, diğer
görevliler de Patriğin tayini ile vazifeye geliyorlardı. 113
Kur'an-ı Kerim'de kullanılan
kavramlar ise Ahbar, Rabbant Rıbbf,
Kıssfs ve Ruhban'dır. Hz. İsa dönemine ait olarak da Havarf kavramını
kullanır. Havari <c.O>-'"" >Beyaz ve
beyazlık anlamındaki Havar ve Haver kökünden gelmektedir. Samimi
temiz dost ve yardımcı anlamında
114
kullanılmaktadır.
Yeni Ahidde
Havariler için apostolos, Grekçede
dışarıya gönderilen kişi anlamınadır.
Yaşadığı dönemde Hz İsa'nın İnciline
ilk inanan on iki kişiye verilen isim-
113.
Levent Öztürk, İslam Toplumunda
1998 s. 60-66.
Elmalılı, Hak Dfni Kur'an Dili, VII 4944.
Hıristiyanlar, İstanbul
114
-227-
dir. Hz İsa'nın kendisini izleyen pek
çok kişiden sadece on iki kişiye
Havari ismini vermesi (Luka 6/ 13)
bu kelimenin özel bir grubu temsil
ettiği anlamına gelir. Kur'an-ı
Kerim'de Havarilerin sayıları ve
isimleri bulunmamaktadır.
Alıbar
(1 L,....>i) Kur'an-ı Kerim'de
Yahudi din bilginleri anlamında kullanılan bir tabirdir. İbranicesi haber,
(çoğulu: haberim) olup arkadaş,
meslekdaş ma'nasındadır. İbranice­
de bu kelime Ferisi mezhebi mensupve Talmud döneminde de belli
bir cemiyetin üyeleri için kullanılmıştır. Hz Peygamber döneminde bu kelime, Beytü'l-Midras denilen yerlerde Yahudi şeriatını ve dini ilimleri öğreten kişileri ifade etmektedir.
ları
Rabbaniyyun Tevrat'ın emirlerini
uygulayan yahudi din adamları ve
bilginlerine verilen addır. Rabbaniyylin rabbant kelimesinin çoğu­
ludur. Kelimenin aslının Süryanice
olduğunu söyleyenler de vardır. Kelimenin aslı İbranice rab (rav)dır. Rab
(rav) büyük demektir. Daha sonra kelime, efendi, sahip anlamını kazanmıştır. Mişna ve Talmud'un hazır­
landığı dönemlerde ise din bilgini,
üstad anlamında kullanılmıştır.
Rabb'i de üstadım, efendim anlamında kullanılmıştır. Rabban
(çoğulu: rabbanim) kelimesi de rab
kelimesinin pekiştirilmiş şeklidir ve
aynı
anlamdadır. Rabbaniyyun
<~_;;~~)(İbranicede: Rabbanim), dini
ilimler ve özellikle Tevrat'la meşgul
olup, halka doğru inanç öğreten din
115
üstadları demektir.
115. Ömer Faruk Harman, İslamda İnanç
İbfıdet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi,
III s. 570.
KUR'AN MESAJ! İLMİ ARAŞTIRMALAR DERGİSİ, Ağustos, Eylül, Ekim, 98, Sayı: 10, 11, 12
Kur'an-ı
Kerim'de rabbaniyyundan, Tevrat'ın hükümleriyle amel
eden ve Yahudilere bu hükümleri
öğretip uygulayan, Tevrat'ın emirlerine göre yaşamalarını sağlayan
kişiler olarak, şöyle söz edilir:
~c~))~~~~~~\ w)l~~~
"'
j.
....
"'
~
j.
"'o ,;' ,..
• :;:;
...
~
:;:;
J \J~~ 0-:!_~ \_,_Ll 0:!_:1JI 0~1
...
4;
y~0:- ıFi L;~~~~J 0;~Jı
~
o
o
oÇ(~~ ı)tS') ~\
"Tevrat'ı biz indirdik, onda
hidayet ve nur vardır. Allah'a
teslim olmuş peygamberler, onunla Yahudilere hüküm verirlerdi.
Rabbalıiyyun ve Ahbar da Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden (onunla hükmederlerdi) ve onu gözleyip ko-
rurlardı."
116
~~ ~ ~Ç-.~1) 0;~) ~ ~--6:~ ~:,s~
~ ... 1.-~\~)~:ı
"Rabbaniyyun ve Ahbarın ongünah söz söylemekten, haram yemekten men etmeleri gerekmez miydi?"117
ları
) y~l 2uı ~~ J{ ;· ~! 0\S L. ~
~~~1)_t y-~J~~~~~)~I
~~:s- C;~~~ ı;_,5- ~) ~\ ?)~
0:- ~
~-;::ı;.~Jj ~~:s- C;) y~\ ::ı;..ı:.;
"Allah bir insana Kitap,
hüküm ve peygamberlik verdikten sonra insanlara Allah'ı
bırakıp bana kulluk edin demesi
hiç kimseye yakışmaz. Öğrettiği­
niz ve okuduğunuz şeyler ge-
reğince Rabbant olun uz. "
118
Ribbiyyün (0~1 )Bazılarına göre
ribbiyyun, cemaat anlamındaki
ribbe'ye mensup olanlar anlamındadır. Bazıları da Rabbanf kelimesiyle eş anlamlı olduğunu ve
Rabbe kulluk eden ma'nasına
geldiğini ileri sürmüşlerdir
Ruhban< Jl..,...>-1 h Kıssis <~ >
da zikredilmektedir. Bu
kavramlarla Kur'an-ı Kerim o
döneme ait sosyal yapıyı anlatmakkavramları
tadır.
ibadet Mekanları İle İlgili
Kavramlar
Hıristiyan mabedierini ifade etmek üzere kaynaklarda Kenise, Bia,
Deyr, Umr, Kalaye, Sumia gibi kavramlar kullanılmaktadır. 119 Kur'an-ı
Kerim'de Hac suresinin 40. ayetinde
geçen Savami' <e'_,....,> Biya'<C'""!>ve Salavat <.;.,I_,J.....) kelimelerine müfessirler
farklı anlamlar vermişlerdir.
Savami', Hıristiyanların; Biya',
Y aht1dilerin; Salavat, Sabiilerin;
Mescid de Müslümanların ibadethaneleridir. Bu görüş Ebu'l Aliyye'ye
aittir.
Savami', Hıristiyanların ibadet
mahalleri olup bu onların sahrada,
çölde tenhalarda yapmış oldukları
ibadethaneleri (yani manastırla­
rı)dir. Biya' ise yine Hıristiy~nlara
ait olup, bu da onların şep.irlerde
yaptıkları mabedieri (yani Klliseleri)
dir. Salavat da, Yahudilere ait ibadet
mahalleridir. Zeccac, salavat kelimesinin İbrarucede <t _,ı...> (sal'ta) Şek­
linde geçtiğini söylemektedir.
118 Al-i imran, 79.
1Hl Levent Öztürk, İslam Toplumunda
Hıristiyanlar, İstanbul 1998, s. 102.
116. Maide, 5/44.
ll 7. Maide, 5/63.
-228-
KUR'AN-I KERIM'DE FARKLI KÜLTÜRLERE AİT KAVRAMLAR
Savami', Sabillerin; salavat, Hı­
biya, Yahudilerin ibadethaneleridir. Bu görüş Katade'nindir.
ristiyanların;
Kur'an-ı
Kerim bu
mekanları
Alyerler olarak tanıtmakta. Bu mekanlardan
övgüyle bahsetmektedir.
lah'ın adının zikredildiği
SONUÇ:
Kur'an-ı
Keri:m'e göre toplumsal
sosyal bir realitedir. İnsan­
lar kendi kültürlerini ve yaşamtarz­
larını oluşturmakta hürdür. Farklı
düşünce sistemleri, farklı bakış
açıları, farklı ifade etme şekilleri ve
farklı davranış tarzları, insanlık tarihi boyunca hep olagelmiştir.
Kur'an-ı
Kerim bu farklılığı
görmekte ve bunu insanlık için bir
imtihan vesllesi saymaktadır.
farklılık
Kur'an-ı Kerim farklı toplum olarak, ümml toplumun karşısında Ehli
Kitap toplumunu gösterir. Bu iki
toplum arasındaki en önemli farklılık, vahyin kültürü oluşturmasında
yatmaktadır. Ehl-i Kitab'ın düşünce
sistemini vahiy oluşturmuştur. Anahtar kavramlarını vahiy tesbit etmiştir. Ümml toplum ise bundan
mahrum kalmıştır. Ümml topluma
gönderilen Hz. Muhammed Ehl-i
Kitab'la arasındaki diyaloğu bu
türden kavramlarla kurmaya çalışır.
Aynı kavramları kullanması onun
tebliğinin temelini oluşturan, önceki
dinlerin devamı olduğu iddiasının en
önemli bir delili olmaktadır. Önceki
dinlerin devamı olduğunu iddia etmek, bu dinlerin getirdiği düşünce
sisteminin ve bu sistemin sembolize
edildiği kavramların kabulü anlamındadır. Kur'an-ı Kerim'i bu
toplumların kavramlarını Tevhld e-
-229-
sasına uygun olarak kullanmakta, bu
esasa uymayan kavramları ise
eleştirmektedir.
Bu kavramlar özellikle Ehl-i
sosyo-kültürel yapısı
hakkında bize bilgiler vermektedir.
İlahi kitaplarının isimlerinden, bu
kitapların mahiyetinden, tabllerinin
kendi kitaplarına karşı tavır­
larından, Ehl-i Kitab'a ait ibadet
mekanlarından, din adamlarından
vs. den bahsetmektedir. Bu konu edinme Kur'an-ı Kerim'in Ehl-i Kitab'a bakış açısını da yansıtmakta­
Kitab'ın
dır.
Farklı
kültürlerin sosyal yapı­
ifade eden bu kavramlan tahlil
ederken dikkat edilmesi gereken
önemli bir nokta bulunmaktadır. Bu
tür kavramları sadece Arap dil ve
belağatı açısından ele almak yeterli
değildir. Ait olduğu kültürün sosyal
yapısını da göz önünde bulundurmak
gerekmektedir. Çünkü esas i'tibariyle bu kelimeler, farklı kültürlere
ait kavramlardır. Ümml olan Arapların bu kelimelere, toplum olarak
kavram tayin etmeleri düşünülemez.
Bu kelimeler Arap toplumunda kullanılabilir, fakat bu kelimelerin
kavramları doğdukları çevrede ve
kültürde yerleşiktir. Kavramların
gerçek anlamlannın bulunması için
bu kavramların kullanıldığı toplumun, yaşayış tarzının ve zihniyetinin
de bilinmesi gerekmektedir.
lannı
Download