Okul Sorunları

advertisement
Okul Sorunları
İbrahim Durukan, Erkan Sarı, Dursun Karaman
Giriş
Çocuk ve ergen ruh sağlığıyla ilgili birçok klinik tanı okul sorunlarına yol açabilmektedir. Çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları polikliniklerine yapılan başvuruların
önemli bir kısmı ya direk okul sorunları olarak karşımıza çıkmakta ya da mevcut sorun, okul ortamında da problemlere yol açabilmektedir. Bu bölümde okul sorunlarına
en sık yol açan klinik tanılardan bahsedilecektir.
1. Zeka Geriliği: Zeka Geriliği (ZG), bireyin iletişim, özbakım, ev yaşamı, toplumsal
ilişkiler, toplumsal kaynakların kullanımı, inisiyatif alabilme, eğitim-öğretim, iş, boş
zamanlarını değerlendirebilme, sağlık ve güvenlik alanlarından en az iki tanesindeki becerilerde eksiklik bulunması olarak tanımlanır. 18 yaşından önce başlamakta ve
etkileri yaşam boyu sürmektedir. Görülme sıklığı %1-2’dir.
ZG olgularının %85’ini hafif derecede ZG olguları oluşturmaktadır. Hafif derecede ZG
tanısı sıklıkla okul yıllarında konmaktadır. Okuma ve yazmayı öğrenmede güçlük, yaşıt ilişkisi kurmada zorluk, sınıf ortamına uyum sağlamada gecikme tarzında yakınmaları olmaktadır. Tanı klinik değerlendirme ve uygulanan IQ testleriyle konmaktadır. IQ testlerinde zeka bölümleri 50-69 arasındadır. Tedavide aile, okul işbirliği ve
özel eğitim desteği oldukça önemlidir. İyi bir eğitim desteğiyle altıncı sınıf düzeyini yakalayabilirler.
Orta derecede ZG, olguların %10’unu oluştur ve tanı okul öncesi dönemde konulur. Konuşma sıklıkla 4 yaşından sonra başlar. Yürüme gecikmesine de öyküde sıkça rastlanır. Zeka bölümleri 35-49 arasındadır. Okul ortamına uyum sağlamada belirgin düzeyde güçlük çekerler. İyi bir eğitim desteğiyle ancak ikinci sınıf düzeyinde
okuma-yazma ve matematik becerisi kazanabilirler. Tedavide tanının erken dönemde
konması ve kapsamlı bir özel eğitim desteğinin sağlanması önemlidir.
2. Özgül Öğrenme Bozukluğu
Özgül Öğrenme Bozukluğu (ÖÖB), zekası normal ya da normalin üstünde olan birey89
1
Okul Sorunları
lerin, standart testlerde yaş, zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önüne alındığında okuma, yazılı anlatım ve matematik becerisinin beklenenin önemli ölçüde altında olması olarak tanımlanır. ÖÖB tanısı konmuş çocukların sağlıklı gelişim gösteren yaşıtlarına oranla okuma ve yazmayı daha geç öğrendikleri, bireysel eğitim desteğine ihtiyaç duydukları bilinmektedir. Gelişimsel öyküde konuşma gecikmesi belirgindir. Harfleri birleştirerek hece; heceleri birleştirip sözcük oluşturup okuma ve yazmada zorlandıkları, ses (ör. b-p; t-d) ya da şekil (ör.b-d) olarak birbirine benzeyen harfleri karıştırdıkları gözlenmektedir. Tanı ayrıntılı klinik muayenenin yanında zeka testleri ve
nöropsikolojik testlerle konulmaktadır. Tedavide bireyselleştirilmiş eğitim planı (BEP)
düzenlenmesi ve uygulanması önerilir.
3. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
Okul çağında akademik başarı, yaşıt ilişkileri ve otorite figürleriyle ilişkilerde ciddi
sorunlarla belirli dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB); benzer gelişim düzeyindeki çocuklarla karşılaştırıldığında belirgin düzeyde dikkati sürdürme güçlüğü,
aşırı hareketlilik ve dürtüsellik saptanan nöropsikiyatrik bir bozukluktur. Okul çağı
çocuklarında görülme sıklığı %3-5’dir. Tanı için özellikle aşırı hareketlilik düşündüren yakınmaların yedi yaşından önce var olması, sorunların ev ve okul ortamı gibi en
az iki farklı ortamda olması ve en az altı aydır devam ediyor olması gerekmektedir.
DEHB tanılı çocuklar akademik anlamda ilkokul birinci sınıftan itibaren okul kurallarına uyum sağlamada belirgin güçlük, ders esnasında izinsiz konuşma ve gezinme,
ders dinlerken dikkatinin çok çabuk dağılması, yaşıtlarıyla davranışsal sorunlar yaşama, ödevlerini yapma güçlüğü yakınmalarıyla hekime başvururlar. Tanı ayrıntılı öykü
ve klinik değerlendirmenin yanında aile ve öğretmenlerden alınan bilgilere dayanılarak konulur. DEHB kronik seyirli bir bozukluktur. Ergenlikle birlikte aşırı hareketlilik
sorunları azalırken, dikkati sürdürme güçlüğü başta olmak üzere dürtüsellik sorunları ergenlik ve erişkinlikte de farklı yakınmalarla tedavi gereksinimi oluşturmaya devam etmektedir.
DEHB tedavisinin temelini ilaç tedavisi oluşturmaktadır. İlk tercih olarak psikostimülan ilaçlar (metilfenidat) kullanılmaktadır. Metilfenidat tedavisinden yarar görmeyen
hastalarda atomoksetin tercih edilmektedir. Aile ve öğretmenin DEHB hakkında psikoeğitimi tedavi uyumu açısından önemlidir. Bunun yanında okul başarısı, sosyal beceriler gibi konularda çocuğun psikososyal ortamını düzenleyen davranışçı tedaviler
de yararlı olmaktadır.
4. Konuşma Bozuklukları
Okul çağı çocuklarında okul ortamında sorun oluşturan en önemli iki konuşma bozukluğu kekemelik ve fonolojik bozukluktur. Kekemelik bireyin konuşmasının gerek akıcılık gerekse zamanlama yönünden yaşına uygun olmayan biçimde bozulmasıdır. Konuşmanın akıcılığındaki sorun okul ortamında arkadaş ilişkilerinin kısıtlı olmasına,
benlik saygısının ve özgüveninin azalmasına, sınıf ortamında konuşmaktan çekinmesine, okula gitmek istememesine ve depresif yakınmaların ortaya çıkmasına yol açabilir. Okul öncesi çağda hafif-orta düzeydeki olguların yarıdan fazlasının spontan iyileştiği bilinmektedir. Tedavide aile ve öğretmenlerin destekleyici tutumları ve akıcı
konuşma yönünde zorlamamaları önerilir. Kronik olgularda konuşma terapisi yararlı olmaktadır.
Fonolojik bozukluk kişinin yaş, lehçe ve gelişim düzeyine uygun olarak konuşmasın90
2
Okul Sorunları
da beklenen düzgünlük ve ses uyumunun olmaması olarak tanımlanır. Sıklığı okul öncesi dönemde % 3, 6-7 yaş çocuklarında ise % 2 olarak bildirilmektedir. Yaşla birlikte fonolojik sorunlar azalmasına rağmen sesletim sorunları nedeniyle okul ortamında yaşıtlarıyla iletişim kurmada güçlük çeken çocukların okula uyum sağlamada güçlük çektikleri, arkadaşlarınca dışlandıkları, okuma ve yazmayı öğrenmede zorlandıkları bildirilmektedir. Tedavi konuşma terapisi olup orta-ağır düzeydeki olgulara önerilir.
5. Ayrılık Kaygısı Bozukluğu
Ayrılık kaygısı bozukluğu, temel bağlanma figürlerinden (sıklıkla anne baba) ayrılmaya karşı gösterilen aşırı kaygı ve korkuyla karakterizedir. Çocuk, okul gibi anne babadan ayrı kalacağı durumlarda kendisine ya da anne babasına zarar geleceğinden korkar. Özellikle kreş, anasınıfı ve birinci sınıfa başlandığı dönemlerde okula gitmek istememe ve bu konuda direnç gösterme, baş ağrısı, karın ağrısı ve bulantı gibi bedensel yakınmalar olabilir. Özellikle kaygılı ebeveynlerin çocuklarında daha sık rastlanmaktadır. Tedavide sistematik duyarsızlaştırma ve olumlu pekiştirme kullanılır. Çocuktan kademeli olarak anne babadan daha uzun süre ayrı kalması istenir ve başarı
ölçüsünde de ödüllendirilir. Bazı vakalarda ilaç tedavisi gerekebilir. Tedavide SSRI’lar
(en sık fluoksetin) yararlıdır.
6. Otistik Spektrum Bozuklukları
Otizm, konuşmanın olmaması ya da geri olması, sosyal iletişim ve etkileşim becerilerinin yetersiz olması ve tekrarlayıcı ritüelistik davranışlarla karakterize, tanısı sıklıkla okul öncesi konulan nöropsikiyatrik bir bozukluktur. Otistik belirtiler hafiften ağıra
doğru değişebilen şiddette olabilmektedir ve bu heterojenite hastalığın otistik spektrum bozuklukları olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Okul çağında okula uyum
sağlama güçlüğü, sınıf kurallarına uymama, fiziksel agresyon ve tekrarlayıcı davranışlar, arkadaş edinememe ve öğrenme güçlüğü çekerler. Özellikle yüksek işlevli
(IQ>70) otistik çocukların okula uyumlarının ve akademik becerilerinin daha iyi olduğu ancak yaşıt ilişkisi kurmakta zorlandıkları ve oyunlara katılımda güçlük çektikleri bilinmektedir. Düşük işlevli otistik çocukların sadece bir kısmının oldukça sınırlı bir
akademik gelişme gösterebildikleri ve belli düzeyde sosyal iletişim-etkileşim kazanabildiği bilinmektedir. Tedavide erken tanı oldukça önemlidir. Erken başlayan ve kapsamlı özel eğitim sürecinin yanında ailenin tedavi sürecine aktif katılımı önemlidir.
İlaç tedavisinin sadece davranışsal sorunların tedavisinde yeri vardır.
7. Tik Bozuklukları
Tikler ani, tekrarlayıcı, ritmik olmayan, basmakalıp, çoğu zaman normalde de rastlanabilecek motor hareket, mimik, jest ve ses çıkarma davranışlarıdır. Tikler 3-10 yaş
arası, sıklıkla ilkokul yıllarında başlamakta ve erişkinlik öncesi azalma eğilimi göstermektedir. Okul çağı çocuklarında tik saptanma olasılığı %4-18 arasında bildirilmektedir. Tiklerin varlığı ve şiddeti okul ortamında yaşıt ilişkisi kurmaktan çekinme, benlik saygısında azalma, tikleri baskılama çabasının getirdiği yoğun anksiyete ve bazı
olgularda okul devamsızlığına neden olabilmektedir. Tedavide ilaç tedavisi önemli bir
yere sahiptir. Antipsikotikler ilaçlardan haloperidol pimozid, risperidon ve aripiprazol
tik bozukluklarının tedavisinde yararlı olmaktadır. Tedavi sürecinde tiklerin tedaviden
bağımsız olarak artıp azalan doğası da göz önüne alınmalıdır.
91
3
Okul Sorunları
Okul Sorunları
8. Uyum Bozukluğu
Uyum bozukluğunun başlıca özelliği gösterilebilir psikososyal stres etkeni ya da etkenlerine tepki olarak ilk 3 ay içinde ortaya çıkan, klinik açıdan belirgin duygusal
ve davranışsal belirtilerin gelişmesidir. Okul çağı çocuklarında uyum sorunları ya da
uyum bozukluğuna okula başlama, okul değiştirme, öğretmen değişimi, kardeş doğumu ve boşanma gibi ailesel etkenler neden olabilir. Bazı çocuklar yeni ortamlara çabuk alışabilirken, bir kısmı ise daha geç ve güç alışırlar. Okul ortamına uyumu kolaylaştırmada öğretmenin ilgi ve desteğinin yanında olumlu aile tutumları da önemlidir.
Okula uyum sorunlarından dolayı çocuğun eğitimine ara verilmesi çocuğun okul ortamına uyumunu daha da zorlaştırmaktadır.
Kaynaklar
1.American Psychiatric Association (2000) Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fourth edition, Text
Revision. APA Press, Washington DC.
2.Erman H, Anlar B. Zihinsel Gelişim (Zeka) Gerilikleri. Çetin FÇ, Coşkun A, İşeri E, Miral S, Motavallı N, Pehlivantürk B,
Türkbay T, Uslu R, Ünal F (editörler). Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı içinde. 1.baskı. Ankara, Hekimler Yayın Birliği, 2008. s.187-198.
3.Sürücü Ö, Gündoğdu B. Öğrenme Bozuklukları. Çetin FÇ, Coşkun A, İşeri E, Miral S, Motavallı N, Pehlivantürk B, Türkbay T, Uslu R, Ünal F (editörler). Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı içinde. 1.baskı. Ankara, Hekimler Yayın Birliği, 2008. s.216-231.
4.Şenol S. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu. Çetin FÇ, Coşkun A, İşeri E, Miral S, Motavallı N, Pehlivantürk B, Türkbay T, Uslu R, Ünal F (editörler). Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı içinde. 1.baskı. Ankara, Hekimler Yayın Birliği, 2008. s.293-311.
5.Türkbay T. Konuşma ve Dile Özgü Gelişimsel Bozukluklar. Çetin FÇ, Coşkun A, İşeri E, Miral S, Motavallı N, Pehlivantürk
B, Türkbay T, Uslu R, Ünal F (editörler). Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı içinde. 1.baskı. Ankara, Hekimler Yayın
Birliği, 2008. s.199-215.
6.Silverman WK, Dick-Niederhauser A (2004). Seperation Anxiety Diorder. Anxiety Disorders in Children and Adolescent
içinde, TL Morris ve JS March (ed). The Guilford Press, New York.
7.Francis G, Beidel D (1995). Cognitive Behavioral Psychotherapy. Anxiety Disorders in Children and Adolescent içinde,
JS March (ed) The Guilford Press, New York.
8.Arman AR. Tik Bozuklukları. Çetin FÇ, Coşkun A, İşeri E, Miral S, Motavallı N, Pehlivantürk B, Türkbay T, Uslu R, Ünal
F (editörler). Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı içinde. 1.baskı. Ankara, Hekimler Yayın Birliği, 2008. s.513-523.
9.Kurlan R, McDermott MP, Deeley C, Como PG, Brower C, Eapen S, Andresen EM, Miller B (2000). Prevalance of tics in
school children and association with placement in special education. Neurology 57:1383-1388.
10.Akbaş S. Uyum Bozuklukları. Çetin FÇ, Coşkun A, İşeri E, Miral S, Motavallı N, Pehlivantürk B, Türkbay T, Uslu R, Ünal
F (editörler). Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Temel Kitabı içinde. 1.baskı. Ankara, Hekimler Yayın Birliği, 2008. s.587-593.
92
4
Download