takıntı-zorlantı bozukluğu (obseslf-kompulsif bozukluk) ve

advertisement
TAKINTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU (OBSESLF-KOMPULSİF BOZUKLUK) VE
İLİŞKİLİ BOZUKLUKLAR
Bu konuyu çalıştıktan sonra;______________________________________________
Takıntı-Zorlantı bozukluklarını ve ilişkili bozuklukları sınıflandırabilir.
Takıntılı-Zorlantı bozukluğunun çocukluk çağı öncüllerini bilir.
Takıntılı-Zorlantı bozukluklar ve ilişkili bozuklukların genel özelliklerini bilir.
Takıntılı-Zorlantı bozukluklar ve ilişkili bozuklukların her birinin tanı ölçütlerini
söyler.
5. Bu bozukluklara sahip bireye, ailesine ve psikolojik danışmana tavsiyelerde
bulunabilir.
6. Bu bozukluklara ilişkin davranışsal dışa vurumları diğer bozukluklara ilişkin
davranışsal dışavurumlardan ayırt edebilir.
7. Bu bozuklara sahip bireylere yardım modellerini tanır.
1.
2.
3.
4.
___________________________________________________________________________
TAKINTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU (OBSESLF-KOMPULSİF BOZUKLUK) VE
İLİŞKİLİ BOZUKLUKLAR SINIFLANDIRMA
1. Takıntı-Zorlantı Bozukluğu (Obsesif-Kompulsif Bozukluk)

Varsa belirtiniz: Tikle ilişkili
2. Beden Algısı Bozukluğu (Vücut Dismorfik Bozukluğu)

Varsa belirtiniz: Kas algısı bozukluğu ile giden.
3. Biriktiricilik Bozukluğu

Varsa belirtiniz: Aşırı edinme ile giden
4. Trikotillomani (Saç Yolma Bozukluğu)
5. Deri Yolma Bozukluğu
1
1. TAKINTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU (OBSESİF-KOMPULSİF
BOZUKLUK)
Obsesyonlar istemeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da
sıkıntıya neden olan, sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemlerdir. Kişi obsesyonların kendi
zihninin bir ürünü olduğunu ve bunların dışarıdan yüklenmediğini (düşünce sokulmasında
dışarıdan yüklenmektedir) bilebilmektedirler.
En sık görülen obsesyonlar bulaşma ile ilgili yineleyen düşünceler (el sıkmayla hastalık
bulaşacağı gibi), yineleyen kuşkular, bazı şeylerin belirgin bir düzen içinde olmasına
gereksinme, agresif ya da korkunç dürtüler, cinsel düşlerdir. Bu düşünceler, dürtüler ya da
düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı üzüntüler değildir ve gerçek
bir yaşam sorunu ile ilişkili gibi görünmektedirler.
Kompulsiyonlar yineleyeci davranışlar (el yıkama, sıraya koyma, kontrol etme) ya da zihinsel
eylemlerdir (dua etme, sayma, sözcükleri sessiz biçimde yineleme gibi) kompulsiyonları
amacı anksiyete ya da sıkıntıdan korunmak ya da bunları azaltmaktır, haz almak ya da doyum
sağlamak değildir. Birçok durumda kişi obsesyona eşlik eden sıkıntıyı azaltmak ya da
korktuğu bir olay ya da durumdan korunmak için bir kompulsiyonu yerine getirmeye
zorlanmış gibi hisseder.
Obsesif-Kompülsif Bozukluğu olan erişkinler bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman
obsesyon ya da kompulsiyonlarının aşrı ya da anlamsız olduğunu kabul ederler. Bu gereklilik
çocuklar için geçerli değildir çünkü böyle bir yargıda bulunmak için bilişsel yetileri yeterince
gelişmiş değildir.
Eşlik Eden Özellikler
Sıklıkla, kirlilik ya da pislik gibi obsesyonların içeriğiyle ilgili durumlardan bir kaçınma
vardır. Hipokondriak kaygılar sık görülür, güven sağlama arayışı içinde tekrar tekrar doktora
gidilir. Patolojik bir sorumluluk duygusu olarak suçluluk duygusu bulanabilir. Uyku
bozuklukları olabilir. Aşırı miktarda alkol ya da sedatif, hipnotik ya da anksiyolotik ilaç
kullanımı olabilir. Kompulsiyonları yerine getirme temel yaşam etkinliği olabilir, kişinin
evliliyle, mesleği ile ilgili ya da toplumsal yetersizliklere yol açabilir. Yaygın bir kaçınma
kişiyi eve bağlayabilir.
2
Çocuklarda Öğrenme bozuklukları ve Yıkıcı davranış bozukluğu ile ilişkili olabilir. ObsesifKompülsif Bozukluğu olan kişilerin %20 si ile %30 unun o sırada ya da geçmişte tiklerinin
olduğu bildirilmektedir.
Özgül Kültürel, Yaşa ve Cinsiyete Bağlı Özellikler
Kültürel faktörlerin tek başına Obsesif-Kompülsif Bozukluğa yol açmadığı kabul edilse de
dini ve kültürel inançlar obsesyonların temalarını ve kompulsiyonlarını etkileyebilir.
Yaşamdaki önemli değişiklikler ve yas tutma, törensel davranışlarda artmaya yol açabilir, bu
da o kültürle tanışık olmayan bir klinisyende obsesyon varmış gibi bir izlenim yaratabilir.
Obsesif-Kompülsif Bozukluğun çocuklardaki görünümleri genellikle erişkinlerdekine
benzerlik gösterir. Çocuklar genellikle yardım arayışında olmazlar. Erişkinler gibi çocuklarda
yaşıtlarının, öğretmenlerinin ya da yabancıların yanındayken olduğundan çok evdeyken
törensel davranışlar yapma eğilimlerindedirler.
Yetişkinlerde, bu bozukluk kadın ve erkeklerde eşit oranda görülür. Ancak, çocukluk
başlangıçlı olanlarda bu bozukluk erkek çocuklarda kız çocuklara göre daha sık görülür.
Gidiş
Obsesif-Kompülsif Bozukluk genellikle ergenlik ya da genç erişkinlik çağlarında başlarsa da
çocukluk çağında da başladığı olur. Erkelerde 6-15 yaşları arasında başlarken kadınlarda 2029 yaşları arsında başlar. Çoğu kişide kronik, alevlenip yatışan bir gidişi vardır. Bu
alevlenmeler stresle ilişkili olabilir.
Ailesel Yapı
Obsesif-Kompülsif Bozukluğu ve Tourette bozukluğu olan kişilerin birinci derecede biyolojik
akrabalarında Obsesif-Kompülsif Bozukluk görülme oranı genel topluma göre daha yüksektir.
Ayırıcı Tanı
Obsesyonları ve kompulsiyonların özgül bir genel tıbbi durumun doğrudan fizyolojik bir
sonucu olduğu yargısına varılırsa tanı Genel tıbbi bir Duruma Bağlı Anksiyete bozukluğu
olacaktır. Başka birçok mental bozukluğun kapsamında yineleyen ya da istenmeden gelen
düşünceler, dürtüler, düşlemler ve davranışlar ortaya çıkabilir. Düşüncelerin ya da yapılan
etkinliklerin içeriği yalnızca bir metal bozuklukla ilişkili ise Obsesif-Kompülsif Bozukluk
tanısı konmaz
3
Bir Majör Depresif Epizoda ortaya çıkabilecek hoş olmayan durumlar ya da olası etkiler
üzerine sürekli düşüncelere dalındığı sık görülür ve bunlar obsesyondan çok depresyonun
duygu duruma uygun yönü olarak görülür.
Yaygın Anksiyete Bozukluğu aşırı kaygılanma ile belirlidir. Ancak bu tür kaygılar
obsesyonlardan, kişinin bunları gerçek taşam koşulları ile ilgili aşırı kaygılar olarak yaşıyor
olmasıyla ayırt edilir. Genellikle gerçek yaşam koşullarını kapsamaz ve obsesyonlar ilgili kişi
tarafından uygunsuz olarak yaşanır.
Yineleyen sıkıntı veren düşünceler, yalnızca vücut semptomlarının yanlış yorumlanmasından
kaynaklanan ciddi bir hastalığa yakalanacağı korkusu ya da ciddi bir hastalığı olduğu
düşüncesiyle
ilişkiliyse
Obsesif-Kompülsif
Bozukluk
yerine
Hipokondraizis
tanısı
konmalıdır. Temel kaygı bir hastalığıa yakalanmayla ilgili ise ve herhangi bir törensel
davranış yoksa, hastalık için Özgül Fobi tanısı daha uygun düşen bir tanı olabilir.
Bazı kişiler hem Obsesif-Kompülsif Bozukluk hem de Şizofrenin semptomlarını gösterirler ve
her iki tanını birlikte konmasını gerektirirler.
Yemek yeme, kumar oynama ya da madde kullanımı gibi bazı etkinlikler aşırı yapılınca
kompulsiyon olarak adlandırılmaktadırlar. Fakat tanımlarına göre bu etkinlikler kompulsiyon
olarak sayılamazlar, çünkü kişi yaptığı etkinlikten çoğunlukla haz alıyordur ve yalnızca
sağlığa zararlı sonuçlardan ötürü buna karşı koymak istiyor olabilir.
TANISAL ÖZELLİKLER:
A. Tanı Ölçütü: Obsesyonlar(takıntılar) ya da kompulsiyonlar (zorlantılar) vardır.
Obsesyonlar(takıntılara) aşağıdakilerden (1), (2), (3) ve (4) ile tanımlanır:
1. Bu bozukluk sırasında kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin
anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da
düşlemler
2. Düşünceler, dürtüler ya da düşlemler sadece gerçek yaşam sorunları hakkında duyulan aşırı
üzüntüler değildir.
3. Kişi, bu düşünceleri, dürtüleri ya da düşlemlerine önem vermemeye ya da bunları
baskılamaya çalışır ya da başka bir düşünce ya da eylemle bunları etkisizleştirmeye çalışır.
4
4. Kişi, obsesyon düşüncelerini, dürtülerini ya da düşlemlerini kendi zihninin bir ürünü olarak
görür (düşünce sokulmasında olduğu gibi değildir)
Kompulsiyonlar( Zorlantılar) aşağıdakilerden (1) ve (2) ile tanımlanır:
1. Kişinin, obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına
göre yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar (örn. el yıkama, düzene koyma,
kontrol etme) ya da zihinsel eylemler (örn. dua etme, sayı sayma, bir takım sözcükleri sessiz
bir biçimde söyleyip durma)
2. Davranışlar ya da zihinsel eylemler, sıkıntıdan kurtulmaya ya da var olan sıkıntıyı azaltmaya
ya da korku yaratan olay ya da durumdan korunmaya yöneliktir; ancak bu davranışlar ya da
zihinsel eylemler ya etkisizleştirilmesi ya da korunulması tasarlanan şeylerle gerçekçi bir
biçimde ilişkili değildir ya da açıkça çok aşırı bir düzeydedir.
B. Tanı Ölçütü: Bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman kişi obsesyon ya da kompilasyonlarının
aşırı ya da anlamsız olduğunu kabul eder. Not: Bu çocuklar için geçerli değildir.
C. Tanı Ölçütü: Obsesyon ya da kompulsiyonlar belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa
harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) ya da kişinin olağan günlük işlerini,
mesleki (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da olağan toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini
önemli ölçüde bozar.
D. Tanı Ölçütü: Başka bir eksen I bozukluğu varsa, obsesyon ya da kompulsiyonların içeriği
bununla sınırlı değildir. (örn. bir Yeme Bozukluğunun olması durumunda yemek konusu üzerinde
düşünüp durma; Trikotillomaninin olması durumunda saç çekme üzerinde durma; Vücut Dismorfik
Bozukluğunun olması durumunda dış görünümle aşırı ilgilenme; bir Madde Kullanım Bozukluğunun
olması durumunda ilaçlar üzerinde düşünüp durma; Hipokondriazisin olması durumunda ciddi bir
hastalığı olduğu biçiminde düşünüp durma; bir Parafilinin olması durumunda cinsel dürtüler ya da
fanteziler üzerinde düşünüp durma ya da majör Depresif Bozukluk olması durumunda suçluluk
üzerine geviş getirircesine düşünme).
E. Tanı Ölçütü: Bu bozukluk bir maddenin (örn. kötüye kullanılabilen bir ilaç ya da tedavi için
kullanılan bir ilaç) ya da genel tıbbi bir durumun doğrudan fizyolojik etkilerine bağlı değildir.
Varsa Belirtiniz:
İç görüsü Yüksek ya da Oldukça Yüksek: Kişi takıntı-zorlantı bozukluğu inanışlarının kesinlikle ya da olasılıkla gerçek
olmadığının farkındadır.
İçgörüsü Kötü: Kişi takıntı-zorlantı bozukluğu inanışlarının olasılıkla gerçek olduğunu düşünür.
İçgörüsü yok: sanrısal inanışlar: Kişi takıntı-zorlantı bozukluğu inanışlarının kesinlikle gerçek olduğuna inanır.
Varsa Belirtiniz:
Tikle İlişkili: Kişinin o sıra ya da geçmişte bir tik bozukluğu öyküsü vardır.
5
BEDEN ALGISI BOZUKLUĞU (VÜCUT DİSMORFİK BOZUKLUĞU)
Beden Algısı Bozukluğu’nda kişi görünüşünde başkalarına göre normal ama kendisine göre
kusurlu, çirkin, bozuk olarak algıladıkları vücut alanları ile sürekli takıntılı bir şekilde
meşguldür. Bu kişiler hayali veya önemsenmeyecek kadar ufak bir beden kusurunu çarpıtıp
abartırlar. Bu durum kişide belirgin bir sıkıntı yaratarak kişisel, mesleki ve sosyal
işlevselliğinde bozulmaya neden olur. Vücut Disformik Bozukluğu süreğen ve dalgalanan bir
seyir gösterir. VDB’na sıklıkla Depresyon ve Anksiyete Bozukluğu eşlik eder.
Beden Algısı Bozukluğu (Vücut Dismorfik Bozukluğu) tanı ölçütleri
A. Tanı Ölçütü: Görünümündeki hayali bir kusur ile uğraşıp durma. Hafif fizik aykırılık
varsa bile, kişini kaygısı buna göre belirgin olarak aşırıdır.
B. Tanı Ölçütü: Bu uğraş, klinik açıdan belirgin bir sıkıntı ya da toplumsa, mesleki
alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olur.
C. Tanı Ölçütü: Bu uğraş, başka bir mental bozuklukla daha iyi açıklanamaz (örn.
Anoreksiya Nervoza’daki vücut biçimi ve ölçüleri ile ilgili hoşnutsuzluk).
Görülme nedenleri Yeme Bozuklukları’ndakilerle aynıdır. Toplumun zayıflığa çok değer
verdiği kesimlerde de daha sık rastlarız AN’ya. Toplumun dış görünüşe verdiği bu önem,
kozmetik ve tekstil sektörünün sunduğu idoller gençlerin bu aksaklıklara sahip olanları
tetiklemektedir.
Vücut Disformik Bozukluğu’nun başlamasında ilk gençlik dönemlerinde kişinin
vücutlarına yönelik yapılan eleştiri ve kullanılan olumsuz ifadelerin kuvvetli etkisi
olabilmektedir.
Vücut Disformik Bozukluğu daha çok ergenliğe giriş ve erken ergenlik dönemlerinde
yaşlarında başlar. Kadınlarla erkeklerde aynı sıklıkta görülür. Öncelikle başvurulan uzmanlar
estetik cerrahlardır. Genel toplumda görülme sıklığı %0,1-1 oranındadır.
Vücut Disformik Bozukluğu’nda tedavi iki ayaklı olmalıdır; farmakoterapi ve psikoterapi.
Psikoterapide öncelikle psikodinamik yaklaşım, sonrasında da bilişsel-davranışçı yaklaşım
kullanılması doğru olacaktır. Kişi bu bozukluğa sebep olanlarla yüzleştikten sonra, doğru
baş etme teknikleri geliştirerek vücudunu sevmeyi, olduğu gibi kabul etmeyi
öğrenmelidir. Vücudumuzu değiştirmek yerine bakış açımızı ve algımızı değiştirmek
daha sağlıklı ve doğru olandır.
Varsa Belirtiniz:
Kas Algısı Bozukluğu İle Giden: Kişi vücut yapısının çok küçük ya da yeterince kaslı olmadığını düşüncesi ile uğraşıp
durmaktadır. Kişinin, çoğu zaman olduğu gibi, diğer vücut bölgeleriyle ilgili düşünsel uğraşları olsa bile bu belirleyici
kullanılır.
Varsa Belirtiniz:
İç görüsü Yüksek ya da Oldukça Yüksek: Kişi beden algısı bozukluğu inanışlarının kesinlikle ya da olasılıkla gerçek
olmadığının farkındadır.
İçgörüsü Kötü: Kişi beden algısı bozukluğu inanışlarının olasılıkla gerçek olduğunu düşünür.
İçgörüsü yok: sanrısal inanışlar: Kişi beden algısı bozukluğu inanışlarının kesinlikle gerçek olduğuna inanır.
6
TRİKOTİLLOMANİ (SAÇ YOLMA BOZUKLUĞU)
TRİKOTİLLOMANİ İÇİN TANI ÖLÇÜTLERİ
A. tanı ölçütü: Göze çarpar biçimde saç kaybı ile
sonuçlanacak derecede kişinin kendi saçını tekrar
tekrar yolmasıdır.
B. tanı ölçütü: Saçma yolma öncesinde ya da bu
davranışa karşı koyma girişiminde bulunduğu sırada
giderek artan bir gerginliğin olması
C. tanı ölçütü: Saç yolarken haz alma, doyum bulma ya
da rahatlama sağlama.
D. tanı ölçütü: Bu bozukluk genel tıbbi bir duruma
bağlı değildir.
E. tanı ölçütü: Bu bozukluk klinik açıdan mesleki,
eğitsel yada toplumsal işlevsellikte bozulmalara
neden olur.
Saçlarını yolan hastaların hepsinde bu tanımlanan kriterler görülmez. Bununla beraber
hastalarda sıklıkla tedaviden çok yarar gören bir problem vardır. TRK'lı hastaların çoğu,
kafalarındaki saçları yolar, ayrıca kirpikler, kaşlar, yüz, kollar, bacaklar, pubik bölge ve
koltukaltı kılları da yolunabilir. Kafanın üstü erkek tipi kelliğe benzer hale gelince, bu durum
özellikle erkeklerde gizlenmesine neden olabilir.
Saçın yolunmasına bağlı saç kaybının şekli yamalı veya tam olabilir. Bazı hekimler, etrafı
ince bir saç kümesi ile çevrili kafanın üstündeki bu kellik şeklini 'frer tuck' işareti olarak
tanımlarlar. Erkek trikotomanlar, çoğu kez bıyıklarını ve sakallarını da yolarlar. Böyle
durumlarda yüz tüylerinin düzenli traşı, kıl yolma olasılığını azaltacaktır.
Minnesota Üniversitesinden Dr.Gary Christiansen ve arkadaşları TRK'lı hastalarla
görüşmüşler ve birçok ilginç veri elde etmişlerdir. Buna göre, çoğu hasta, kılları yolmak için
7
parmaklarını kullanıyordu. Fakat bir kısmı da cımbız kullanıyordu. Yüzde 60-70 hasta
saçlarını bir defada yoluyordu.
Hastalar bir gün içinde bir saatten fazla zamanı yolma işlemi için harcarlar. Seçilen saçlar,
sıklıkla daha kalın ve diğerlerinden daha dolaşık olanlardır. Bazı bireyler saçlarını yolmadan
önce kafalarında baskı ve huzursuzluk hissiyle, kaşıntı, kafa derisinde artmış duyarlılık
şeklinde, bazı bedensel yakınmalar da bildirmişlerdir.
Çoğu hasta saçlarını yolmadan önce gerilim hissinden bahseder, olaydan sonra rahatlama
duygusu ve hatta gevşeme tanımlarlar. Birçoğu da yatakta yatarken veya telefonda
konuşurken, yazarken, okurken, araba sürerken, TV seyrederken saçlarını yolduklarını
belirtirler. Saçlar yolunurken duyulan duygular her zaman olmamakla beraber can sıkıntısı,
öfke, asabiyet, çökkünlük ve gerilimi kapsar.
Birçok hasta kıllarını yer(trikofaji). Hastaların yarısı ağızlarının etrafında tahriş yapabilecek,
yalama veya çiğneme şeklinde kılları ile ilişkili oral davranışlarla meşguldürler.
Komorbidite TRK'de diğer psikiyatrik hastalıklara yüksek oranda rastlanır. Araştırmacılara
göre en sık eşlik eden rahatsızlıklar % 32 depresyon, %57 anksiyete bozuklukları(% 18 panik
bozuklukları, %15 obsesif kompulsif bozukluktur)'dır. TRK lı hastalarda ayrıca %18 oranında
yeme bozukluklarına da(anoreksiya ve bulimia gibi) rastlanır.
Kendi doktoruna veya bir cilt doktoruna saç kaybından ötürü başvuran hastaların çoğu gerçek
nedeni söylemezler ve doktorlar çoğunlukla tanı konusunda hata yaparlar.
TRK, çok küçük çocuklarda ve orta yaştaki erişkinlerde başlamasına rağmen en sık görülen
yaş, erken adelosan dönem(yaklaşık 13 yaş civarı)dır. Kadınlarda erkeklere nazaran 10 kat
daha fazla rastlanır.
TRK'nın gerçek nedeni bilinmemekle beraber birkaç faktörün katkıda bulunduğu
bellidir:
a) Beyin de serotonin fonksiyonundaki bozulmaların olduğunu ileri süren çalışmalar vardır ve
bunlar oldukça karmaşıktır. İlginç olan TRK da yapılan bazı ilaçla tedavilerin, beyin
hücrelerinde kullanılabilir serotonin miktarını arttırma yönünde ümit vermesidir.
b) Hayat koşulları: TRK'nın başlayışı genellikle stresli bir olay ile ilgilidir ve gerçekten, hayat
deneyimleri hastalığın gelişiminde önemli olabilmektedir. Tetikleyici faktörler; okul
çatışmaları, kötü muamele, aile çatışmaları, kişi için anlamlı insanların korkutucu kayıpları,
bazı tıbbi hastalıklar veya eski kafa travma ve cerrahilerini kapsar.
8
c) Çözümlenmemiş psikolojik çatışmalar; psikanalistler saçı erotik güç, güzellik ve
dayanıklılığın bir sembolü olarak görmektedir. Onlar, saç yolmanın erotik istekler,
çözümlenmemiş çatışmalar ile bağlantılı olduğunu veya saç yolmanın doyurulmamış cinsel
gerginlikten kurtulma olduğunu, veya özdoyumun yerini aldığını düşünmektedir. Diğer
teoriler, saç yolmanın kader, öfke hatta terkedilme ve sevilmeme duygularına karşı agresif bir
reaksiyon olduğu şeklindedir. Tüm bu fikirler ilginç olmakla beraber, çözümleyici değildir.
Tedavi
TRK, şiddet yönünden artma ve azalmalarla gider. Saç yolma dönemleri sıklıkla
kendiliğinden olacak şekilde, kısmen veya tamamen kişinin kendisini bundan sakınması
periyotları ile kesilir. Özellikle erken başlayanlarda(4 yaşından önce) TRK'nın kendiliğinden
iyileşmesi sıktır.
Tedavi söz konusu olduğunda, önemli olan noktalar şunlardır;
1) Saç yolmanın ne kadar zamandır devam ettiği
2) Rahatsızlığın şiddeti.
Her saç yolma, belli bir stres dönemi (örneğin bir yakınının kaybı veya fiziksel bir hastalık
sırasında) boyunca oluyorsa, stresli durum yatıştığında kendiliğinden sonlanır. Bazen bu
durum kişinin çevresi, diğer insanlarla arasındaki ilişkisi ile çok uyumlu olacak şekilde
sürüyor da olabilir. TRK, kişilik değişikliklerine, depresyona, anksiyeteye, madde kötü
kullanımına eşlik edebilir veya hatta bunlara neden olabilir. Sosyal geri çekilme sıktır ve
intihar düşünceleri görülebilir. TRK, kişinin hayatını çok değiştirir, tedavisi çok önemlidir.
Tedavide 2 geçerli yolu vardır.
1) Davranış tedavisi; Davranışcı tedavi yıllardır saç yolmayı kontrol etmek, azaltmak hatta
bazen ortadan kaldırmak için kullanılmıştır. Bu tedavinin avantajı medikal tedavide
oluşabilecek yan etki riski olmaksızın, hızlı bir rahatlamanın sağlanmasıdır. Medikal tedavi
gibi, davranışcı tedavi saç yolmaya bağlı anksiyeteyi azaltabilir. Fakat depresyon ve anksiyete
gibi diğer psikiyatrik semptomları azaltmada medikasyondan daha az etkilidir.
Bazı hastalar, davranışçı tedaviyi gönülsüz denerler. Çünkü bu tedavi zaman ve efor
gerektirir. Bazıları ise bu tedaviyi deneyip başarısız olacaklarını ve kendilerini daha kötü
hissedeceklerini düşünürler. İyi planlanmış bir davranışcı tedavi, tüm bu kuşkuların ortadan
kalkmasına yardımcı olabilir.
2) İlaç Tedavisi; saç yolmak için duyulan dürtüyü azaltabilir(fakat çoğunlukla yararı çok
uzun süreli değildir). Davranışcı terapiye göre daha ucuz olması, eşlik eden depresyon,
9
anksiyete, OKB gibi durumlara da yardım etmesi, ayrıca ilaca davranışcı terapiden daha kolay
ulaşılabilmesi, avantajlarıdır. Şimdi bu iki tedavi şeklini daha ayrıntılı olarak görelim.
Davranış Tedavisi
Davranış tedavisi(DT) saç yolmayı izlemek ve bunların yerine alternatif davranışları koymak
için planlanmış bir metottur. Gerçekten etkili davranış terapisi, davranışı gözlemeyi, farkında
olma egzersizlerini, rahatlama egzersizlerini, alışkanlığın bırakılmasını ve birbiri ile yarışan
tepkilerin yerine başka şeyler koymayı içerir. DT ayrıca arzu edilen davranış değişikliği için
olumlu
desteği
de
içerir(saç
yolma
azaldığında
ödüllendirmek
gibi).
TRK için davranış tedavisinin ana hamlesi, alışkanlığın tersine çevrilmesidir. Hastalar saç
yolma ile ilgili hareketlerin farkında olmayı ve aynı kas gruplarını içeren alternatif yarışan
hareketler geliştirmeyi öğrenirler. Böylece hasta saçlarını yolduğu ve saçlarını yolmaya
benzer hareketlerle meşgul olduğunda, örneğin yumruğunu sıkma gibi alternatif bir davranışı
birkaç dakika yapar.
DAVRANIŞI TERSİNE ÇEVİRME PROGRAMI
1) Sıkıntıyı gözden geçirme ve kendini kaydetme: Bu davranışı tersine çevirme programın
başlangıcında, hasta saçlarını yolmasına sebep olan durumlara ilişkin bir liste hazırlar ve
bunu terapisti ile tartışır. Bu, tedavi için motivasyonu ve saç yolma eylemi azaldığında
"pozitif geri dönüt" için hatırlanacak kısımları arttırır.
Tedavi sürecinde, hasta her saç yolmasını ve saçını yolmak için duyduğu her güçlü zorlantıyı
bir karta not eder. Bu kart aynı zamanda saç yolma dönemiyle ilgili riskli duygular (anksiyete,
kızgınlık, rahatsızlık, can sıkıntısı gibi) da içerir. Şiddet; 1(neredeyse yok) ile 10(çok şiddetli
ve karşı koymanın imkansız olduğu) arasında derecelendirme ile bir kolona yazılır.
Hastalardan yolunmuş saçlarını saklamaları istenir. Böylece tedavinin her aşamasında
gözleyebildikleri düzgün bir grafik oluştururlar. Kendini kaydetme, saç yolma eyleminin daha
çok farkına varılmasını sağlar ve ayrıca meydana gelen ilerleme için bir teşvik de oluşturur.
2) Farkında olma alıştırmaları: Hastalardan saç yolma eylemini bir aynanın karşısında
yerine getirmesi ve karışık özel hareketleri incelemesi istenir. Bunları izlerken hastalar bilinçli
bir aktivite olmayan saç yolmanın daha fazla farkına varmaya dikkatini vererek, yapılan
hareketleri, yüksek sesle tanımlamaya teşvik edilir.
Burada hastalar, saç düzeltme, kıvırma, bükme veya yüze sürtme gibi saç yolma davranışının
başlatıcılarını dikkatle gözler ve bunları kaydeder. Bu, saç yolma için yüksek risk taşıyan
davranışların farkında olmayı arttıracaktır.
3) Karşıt tepki kurma alıştırmaları: Terapist ile birlikte hasta, saç yolmanın oluştuğu
durumlarda olmayı planlar ve sonra örneğin 1-3 dk. için yumruğunu sıkmak gibi göze
çarpmayan alternatif bir davranışı prova eder. Rakip tepki, hastaların istenmeyen saç yolmaya
10
karşı koyabilme gücünü ve farkındalığını arttırmak için oluşturulmalıdır. Bazı hastalar, lastik
silgi veya cam macunu ezmek şeklinde etkili alternatif davranışlar bulmaktadırlar.
4) Olumlu dikkat (over correction): Her saç yolma girişiminden sonra, hasta saç tarama, saç
fırçalama veya göz makyajını yineleme gibi olumlu saç bakım davranışlarını yapmaya ihtiyaç
duyurulur. Bu pratik, saç yolmaya neden olan durumlar zincirini kırmada bir adım öne
götürür.
5) İlerlemenin gösterilmesi: Bu adımda, hasta öncelikle sakınması gereken yüksek riskli
durumları araştırır. Bu adım, üstüne gitme adımı olarak adlandırılır. Çünkü bu adımda saç
yolma dürtüsü sürekli hastanın gözünün önüne konur. Hasta kendi kendine bu davranışın
üstüne başarılı bir şekilde gittiğinde ve saçını yolmaya karşı koyduğunda, bu olumlu desteği
kavrar.
6) Destekleyici arkadaş ve aile üyeleri: Bize dikkat eden etrafımızdakilerden destek ve
cesaret olmadıkça, bir davranışı değiştirmek sıklıkla zor olur. Eğer mümkünse destekleyici bir
birey, en azından, bu tedavi programında hastanın bazı sorunlarını, eksiklerini bulup
çözümleme, destek olma tedavi tekniklerine yardımcı olmak ve tedavinin sürdürülmesi
gerektiğini hatırlatmak için, bulunmalıdır. Kendine yardım ve destek grupları çok yardımcı
olabilir.
7)Gevşeme alıştırmaları: Çoğu hasta, saç yolma davranışında bulunurken, anksiyete ve
sinirlilik yaşar. Hastalara rahatlamaları için postural denge, derin ve düzenli nefes alma
egzersizleri ve kaslarını sıkıp ardından gevşetme teknikleri öğretilir. Rahatlama alıştırmaları
bir davranış terapistinden ve rahatlama kasetlerinden öğrenilebilir.
Davranışı tersine çevirme terapisi için, terapist ile beraber alınan 10 seans yeterli olabilir.
Buna rağmen iyileşme bazen ilk dersten sonra çıkar. Gerçek yararlar bir kaç seanstan önce
çıkmaz. Eğer düzelme 5 veya 6 dersten sonra olmuyorsa tedavi programı gözden
geçirilmelidir.
Davranış tedavisinin seans süresi belli değildir, kişiye bağlı olarak toplantıların sıklığı ve
sayısı değişir. Genelde en azından bir ev ödevi toplantısının başlangıçta bir saat olması
önerilir.
Davranış terapisinin çok az da olsa yan etkileri vardır. Ara sıra hastalar terapinin erken
dönemlerinde geçici anksiyete duyarlar, çok hareketli rüyalar, seyrek de olsa kabus görürler.
Kalp hastası, ülserli veya diğer tıbbi hastalıkları olan hastalarda davranış terapisiyle beraber
bu hastalıkların belirtilerinde derece derece görülen bir artma olur.
TRK, aile ve arkadaşlar için de zordur. Hastanın saçını yolmasını sonlandırmasında, yakınları
durmadan ilgi göstererek yardım etmelidir. Bu kişiler yanlış olarak hastanın stres içinde
bulunmasını eleştirerek ve suçlayıcı olarak sorunu daha da ağırlaştırabilirler ve acı çeken
hastadan bilinçli veya bilinçsiz olarak kaçabilirler.
11
Aileler ve hastanın arkadaşları, saç yolmanın bazı dönemler iyileşip bazı zamanlar daha
kötüleşebileceğini anlamalıdırlar(özellikle stresli dönemlerde). Bu kişiler zorlu dönemler
boyunca, hastadan desteklerini esirgememeli, hastayı cesaretlendirmeli, küçük iyileşmelerde
hastayı övmelidirler. Ailenin ve arkadaşların düzenlenen tedavi planına, hastanın çok sıkı bir
şekilde uyması için hastayı sıkmaları yanlıştır. Özellikle de aile baskısına karşı isyan eden ve
başkaldıran ergenlerde bu durum önemlidir. Anne ve babalar saç yolma davranışı gerçekten
kötüleştiğinde çocukların tedavileri için karmaşık girişimler de bulunabilirler. Böyle
durumlarda, ılımlı davranmak faydalı olacaktır. Eğer eğitim ve destek gruplarının toplantıları
varsa aileler ve arkadaşlar TRK hakkında daha fazla bilgi edinmek için bunlara katılabilirler
ve iyileşmede nasıl bir rolleri olacağını öğrenebilirler. Eğer hasta davranış terapisine
başlamışşa ailesi ve arkadaşları bir iki toplantıya katılarak, tedaviyi ve nasıl yardımcı
olacaklarını daha iyi anlayabilirler.
İlaç Tedavisi
12
BİRİKTİRİCİLİK BOZUKLUĞU
Tanı Ölçütleri:
A. Tanı Ölçütü: Gerçek değerleri ne olursa olsun, sahip olduklarını elden çıkarmakta ya
da onlarla ilişkisini kesmekte sürekli olarak bir güçlük çekme.
B. Tanı Ölçütü Bu güçlük, söz konusu nesneleri saklamanın gerekliliği algısından ve
onları elden çıkartmanın yarattığı sıkıntıdan kaynaklanır.
C. Tanı Ölçütü Sahip olduklarını elden çıkarma güçlüğü, bu nesnelerin birikmesi ile
sonuçlanır, dolayısıyla bunlar yaşam alanlarını kaplar, ortalığa yığılır ve büyük ölçüde
kullanım amaçlarından uzaklaşır. Yaşan alanlarından bir yığıntı yoksa, bu ancak
üçüncü kişilerin (örn. Aile bireyleri, temizlikçiler, yetkili kişiler) girişimleriyle
sağlanır.
D. Tanı Ölçütü Biriktiricilik, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle
ilgili ya da önemli işlevsellik alanlarında (kendisi ya da başkaları için güvenli bir
çevreyi sürdürmeyi de kapsar) işlevsellikte düşmeye neden olur.
E. Tanı Ölçütü Biriktiricilik, başka bir sağlık durumuna bağlanamaz (örn. Beyin
yaralanması, serebrovasküler hastalık, Prader-Willi sendromu).
F. Tanı Ölçütü Biriktiricilik, başka bir ruhsal bozukluğun belirtileriyle daha iyi
açıklanamaz (örn. takıntı-zorlantı bozukluğundaki takıntılar, yeğin depresyon
bozukluğunda içsel gücün azalması, şizofreni ya da psikozla giden diğer
bozukluklarda sanrılar, yeğin nörobilişsel bozuklukta bilişsel eksiklikler, otizm açılımı
kapsamında bozuklukta kısıtlı ilgi alanları).
Varsa Belirtiniz:
Aşırı edinme ile giden : Sahip olduklarını elden çıkarmakta güçlüğe, gereksinilmeyen
nesneleri aşırı edinme ya da artık yaşanacak bir boşluk kalmaması eşlik ediyorsa.
Varsa Belirtiniz:
İçgörüsü iyi ya da oldukça iyi: Kişi, biriktiricilikle ilgili inanışlarının ve davranışlarının
(nesneleri elden çıkartmakta güçlük çekme, yığma ya da aşırı edinmeyle ilgili olarak) sorunlu
olduğunun ayrımındadır.
İçgörüsü kötü: Tersi kanıtlar olmasına karşın, genelde kişi, biriktiricilikle ilgili inanışlarının
ve davranışlarının (nesneleri elden çıkartmakta güçlük çekme, yığma ya da aşırı edinmeyle
ilgili olarak) sorunlu olmadığına inanır.
İçgörüsü yok/sanrısal inanışlar: Tersi kanıtlar olmasına karşın, genelde kişi, biriktiricilikle
ilgili inanışlarının ve davranışlarının (nesneleri elden çıkartmakta güçlük çekme, yığma ya da
aşırı edinmeyle ilgili olarak) sorunlu olmadığına tam olarak inanır.
13
DERİ YOLMA BOZUKLUĞU
Tanı Ölçütleri:
A. Tanı Ölçütü Deride berelenme (lezyon) ile sonuçlanan yineleyici deri yolma.
B. Tanı Ölçütü Yineleyici olarak deri yolmayı azaltma ya da durdurma girişimleri.
C. Tanı Ölçütü Deri yolma, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal, işle ilgili
alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.
D. Tanı Ölçütü Deri yolma, bir maddenin (örn. kokain) ya da başka bir sağlık
durumunun (örn. uyuz hastalığı) fizyolojiyle ilgili etkilerine bağlanamaz.
E. Tanı Ölçütü Deri yolma, başka bir ruhsal bozukluğun belirtileriyle daha iyi
açıklanamaz (örn. psikozla giden bir bozuklukta sanrılar ya da dokunsal varsanılar,
beden algısı bozukluğunda dış görünümle ilgili algılanan kusur ya da özürü düzeltme
girişimleri, basmakalıp davranış bozukluğunda basmakalıp davranışlar ya da intihar
amaçlı olmayan kendi kendini yaralamada kendine zarar verme amacı).
14
Download