Beyin pili ile Parkinson hastalığının saatini geri almaya hazır mısınız

advertisement
Beyin pili ile Parkinson hastalığının saatini geri almaya hazır mısınız?
Parkinson; beyinde ‘dopamin’ adını verdiğimiz maddenin eksikliği ile ortaya çıkan, kronik nörolojik
bir hastalık. Yaşın ilerlemesiyle beyinde dopamin salgılayan hücrelerin azalması veya hasara
uğramasıyla ortaya çıkan hastalık, hareket bozukluklarına ve istem dışı hareketlere yol açıyor.
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ali Zırh hastalığın genellikle vücudun bir tarafında ön
planda olmak üzere ellerde ve ayaklarda titreme, hareketlerde yavaşlama, yüz hatlarında
donukluk, kaslarda sertlik ve küçük adımlarla öne doğru eğik olarak yürüme güçlüğü ile ortaya
çıktığını anlatıyor.
Parkinson kronik ve ilerleyici bir hastalık özelliği taşısa bile çok da korkulacak bir hastalık değil. Bu
hastalıkta başlangıçta ilaç tedavisi ile normale yakın bir yaşam sürebilmek; ilaç tedavisinin yeterli
olamadığı durumlarda da cerrahi girişimler ile hastaları normale yakın yaşam standartlarına
kavuşturabilmek mümkün.
Parkinson hastalığının tanısı klinik bulgularla konulmakta. Özellikle yaşı ileri hastalarda vücudun bir
tarafında daha ön planda olmak üzere ellere “para sayar” tarzda titreme, hareketlerde yavaşlama,
kolların vücut salınımına iştirak etmemesi ve vücuda yapışık olarak yürünmesi; bakışlarda donuklaşma
ve yüz mimiklerinde azalma ile birlikte “maske yüz” diye ifade edilebilen yüz hali, küçük adımlarla ve
öne eğilerek yürüme bu hastalığın başlangıç safhasında olunabileceğini düşündürmeli ve hastalar bir
nöroloji uzmanına başvurmalıdırlar.
Parkinson Hastalığında başlangıç tedavisi ilaç tedavisidir şeklinde açıklama yapan Op. Dr. Ali Zırh,
Parkinson hastalarının önemli bir kısmının medikal tedaviye iyi cevap verdiğini dile getirdi.
Parkinson’da hastaların yüzde 80-85’i başlangıçta tedaviye iyi cevap vermişler ise ilaç tedavisiyle uzun
süre hayatını sorunsuz sürdürebiliyorlar. Bu hastalarda tedavide daha fazla doz ve daha sık ilaca
rağmen hasta açılıp rahatlayamazsa, ilaç tedavisinin sağladığı iyilik saatleri giderek azalıp, hastalar
günün önemli bir kısmını tutuk olarak geçirirlerse veya ilaçların yerinde duramama, çırpınma ve dans
eder gibi istem dışı hareketlere yol açan yan etkileri artarsa, bir başka deyişle artık ilaç tedavisi bir
yerde tıkanırsa, işte o zaman ameliyat seçeneğini düşünüyoruz ve hastalara beyin pili ameliyatını
uyguluyoruz.
BEYİN PİLİ AMELİYATI…
Beyin pili ameliyatı tıp dilinde “nöromodülasyon” dediğimiz, beyin içerisine yerleştirdiğimiz ince
elektrotlar ile hastalıktan sorumlu bölgelere elektrik akımı vererek hastalık bulgularını düzeltmeye
çalıştığımız bir tedavi yöntemi. Bu yöntem ile beyindeki hedef bölgelerdeki hücrelerin aktivitelerini
baskılayabiliyor, ya da uyarabiliyoruz. Verdiğimiz akımı bilgisayar aracılığı ile kontrol edip
programlayabildiğimiz için de tamamen geri dönüşümü olan, kontrol edilebilir ve ayarlanabilir bir
tedavi yöntemi olma özelliği taşıyor.
Beyin pillerinin hastalara sağladığı katkıyı “hastalığın saatini geri almak” diye tanımlayabiliriz. Yaklaşık
10 yıllık bir Parkinson hastasını ameliyat ettiğimizde hastayı hastalığının birinci ikinci senesine geriye
getirebiliyoruz. Bu değişim ayakkabısını bağlayamayan, çatalını tutamayan, gömleklerini
ilikleyemeyen, sosyal hayattan kopan, işini gücünü artık yapamayan, başkalarının yardımıyla
yaşantısını sürdürmek zorunda olan çoğu hastanın günlük yaşantısına geri dönebilmesi, kendi başına
yaşayabilmesi; önemli bir kısmının mesleklerine geri dönüp onu tekrar icra edebilmesi anlamına
gelmekte.
Beyin pili ameliyatı hastaların titreme, yürüme güçlüğü, tutukluk, katılık, yavaşlık gibi yakınmalarının
hemen tamamına yarar sağlayabilmekte. Sanılanın aksine titremesi olmayan, sadece katılığı ve
hareket yavaşlaması olan hastalar da beyin pili tedavisinden yarar görmekte. İlaç tedavisine yeterli
yanıt vermeyen, şiddetli titreme nöbetleri geçiren veya şiddetli ilaç yan etkileri nedeni ile ilaçtan
eskisi gibi yarar göremeyen Parkinson hastalarında beyin pili, başarılı sonuçlar veriyor. Tedavinin
sağlayabileceği yarar genelde hastaların yüksek doz ilaç tedavisinden ilaç yan etkileri olmaksızın
kazanabilecekleri yarar ile paralellik göstermekte.
Bu ameliyatları hasta uyanık iken, konuşa konuşa ve hasta ile karşılıklı yardımlaşarak yapıyoruz.
Ameliyat masasında hastaların başında lokal anestezi ile iki taraflı birer küçük delik delerek buradan
ilerlettiğimiz elektrotlar vasıtası ile “Mikroelektrot Kayıt ve Stimülasyon Tekniği” denilen yöntem ile
beyindeki hedeflerimizi hata payı olmaksızın buluyoruz ve bu noktalara iki taraflı ince birer beyin pili
elektrotu yerleştiriyoruz. Bu elektrotları da birer uzatma kablosu ile cilt altından geçirip göğüste kalp
pili gibi cilt altına yerleştirdiğimiz bir pil kısmına bağlıyoruz. Tabii ki bütün sistem beyin içerisinde ve
cilt altında bulunuyor ve dışarıdan bir şey görülmüyor. Hastalar ameliyat sırasında birkaç adet
uyuşturucu iğnenin ağrısından başka ağrı ya da sızı duymuyor; ameliyat sırasında fıkra anlatıp şarkı
söyleyebiliyorlar.
AMELİYAT SONRASI SÜREÇ…
Beyin pili takılan hastalarda ameliyattan birkaç gün sonra beyin pilleri ayaktan poliklinik kontrolleriyle
açılmakta ve yaklaşık 2-3 haftalık bir kontrole gidip gelme süreci sonucunda bu hastalara en uygun
gelecek, onlar için en fazla randımanı sağlayacak pil ayarlarına ulaşılmakta. Sonrasında hastalar yıllık
3-4 ayda bir yılda 3-4 kere ayaktan kontrollere gelerek hem pil kontrollerini hem de aldıkları ilaç
kontrollerini yaptırarak yaşamlarını sürdürmekteler.
Beyin pili hastaları normal yaşantılarına devam edebilmekte, her türlü sportif faaliyetleri
yapabilmekteler. Tabiİ ki darbelerden sakınmaları lazım. Hastaların maç yapmak, topa kafa atmak
veya uzak doğu sporlarından uzak durmaları gerekiyor. Ama bunun dışında beyin pili hastaları
yüzüyorlar, tenis oynuyorlar, her türlü aktiviteyi yapıyorlar ve normale yakın bir yaşam
sürdürebiliyorlar.
Hastalarımız bir çeşit metal implant ve elektronik alet taşıdıkları için hava alanları ve güçlü güvenlik
sistemlerinde uyarı almaktalar. Beyin Pili takılan hastalarımıza vücutlarında cihaz taşıdıklarını
gösteren bir sertifika veriyoruz ve hastalar bu sertifikayı göstererek elektronik değil manuel güvenlik
önlemlerinden geçebiliyorlar.
Tabii ki her ameliyatta olduğu gibi bu ameliyatlarda da az da olsa riskler mevcuttur. Nihayetinde
hastalarımızda kafatasına birer küçük delik delerek beynin içerisine giriyoruz. Ancak sonuçların son
derece yüz güldürücü olmasını sağlayan Mikroelektrot Kayıt ve Stimülasyon Tekniği sayesinde bu
riskler de yok denecek kadar azalıyor. Deneyimli ellerde %1 enfeksiyon riski ve %1 beyin kanaması
riski olduğu söylenebilir. Gerçekleştirmiş olduğum binden fazla hareket bozukluğu cerrahisi, 550 den
fazla beyin pili ameliyatı sırasında şükür ki böyle ciddi bir komplikasyon ile karşılaşmadık.
Download