MBKY II-7 Proteinlerin ve Aminoasitlerin Analizi

advertisement
MOLEKÜLER BİYOLOJİDE KULLANILAN YÖNTEMLER II
• Proteinlerin Analizi ve Karakterizasyonu
• Aminoaasit Analizi ve Karakterizasyonu
1
Protein Analizleri
Neden protein analizi yapıyoruz?
• Proteinler; bütün biyolojik proseslerde önemli rol oynarlar.
Ancak proteinlerin fonksiyonlarını gerçekleştirebilmeleri
için 3 boyutlu yapılarını kazanmaları gereklidir.
• Protein analizleri; proteinlerin yapıları ve proteinlerin
temel bileşeni olan aminoasitlerin dizilişlerinin nasıl
olduğunu; proteinlerin fonksiyonlarını ve fonksiyonlarını
gerçekleştirebilmek
için
substratlarıyla
ve
diğer
moleküllerle nasıl bağlandığını açıklar.
• Protein analizleri; proteinin yapısına bağlı olarak proteinin
fonksiyonunu anlamamıza yardımcı olur.
2
Protein Analizinin Temel Adımları
1. Protein Ekstraksiyonu
2. Protein Purifikasyonu
3. Proteinlerin Karakterizasyonu (Yapısal Analizleri)
3
1. Proteinlerin Ekstraksiyonu
Proteinlerin ekstraksiyonu için; Proteolitik inhibatörler (EDTA, Pepstatin) içeren
fizyolojik buffer (0.05M NaPO4, PH 7.4) içinde örnek homojenize edilir. Hayvan
dokuları proteolitik enzimlerle (tripsin, kolllajen); Bitki dokuları pektinaz ile
muamele edilir.
Peptidlerin Ekstraksiyonu; : 5 dk. 1M Asetik Asid içerisinde dokular kaynatılır ve
0°C’de Etanol / 0.1MHCl (ratio 3:1) içinde doku homojenize edilir. (doku içinde
4
peptidlerin serbest hale geçişi için)
2. Proteinlerin Pürifikasyonu
PROTEİN ÖZELLİĞİ TEKNİK
Çözünürlüğüne göre
Farklılaştırıcı Çökelme Teknikleri
Moleküler büyüklüğüne göre
Jel Filtrasyon Kromotografisi
Moleküler yüküne göre
İyon değişim kromotografisi
Hidrofobisitesine göre
Ters Faz HPLC
Biyolojik aktivitesine göre
Afinite Kromotografisi
5
2. Proteinlerin Pürifikasyonu
A. Farklılaştırıcı Çökelme (Differential Precipitation)
6
2. Proteinlerin Pürifikasyonu
B. Jel Filtrasyon Kromatografisi
Moleküler büyüklüğüne göre
7
2. Proteinlerin Pürifikasyonu
C. İyon Değişim Kromatografisi
Moleküler yüküne göre
8
2. Proteinlerin Pürifikasyonu
D. HPLC
Hewlett-­‐Packard
Series 1100 HPLC
Proteinlere
çok
daha
kuvvetli
bağlanan
yüzeye yüksek
basınç
uygulanarak
proteinlerin
yüzeyden çok
daha
hızlı
geçmesi
sağlanır.
Çözücüler
Pompa
Enjektör
Kolon
Dedektör
HPLC
2. Proteinlerin Pürifikasyonu
E. Afinite Kromatogrofisi
Biyolojik aktivitesine göre
Specific interactions
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
1. Amino asit kompozisyonunu belirlemek
Proteinleri oluşturan
sayılarının tespiti
aminoasitleri
ve
onların
2. Amino asit dizilişini belirlemek
Amino asit sekansını -­‐ sırasını tespit etmek
3. Proteinlerin moleküler kütlesini belirlemek
4. ELİSA, Protein Parmak İzi Analizi, Protein
Mikrarray
12
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
– Proteinlerin amino asit kompozisyonunu
belirlemek için yapılır.
– Bir protein örneğini amino asitlerine
ayırmak için ilk önce hidroliz (6M HCl ile
110oC’de 24 saat) edilir. Daha sonra
kromotografik metotlar ile a.a’ler ayrılır.
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino asit kompozisyonu
1. Peptid hidroliz edilir.
2. Aa’ler HPLC ile ayrılır.
3. Ninhidrin ile reaksiyon sonucu ölçüm yapılır. Alfa aa.’ler
yoğun mavi renk, imino asitler (proline, hydroproline) sarı
renk oluşturur.
4. Ninhidrin eklendikten sonra tek aminoasitin konsantrasyonu
alınabilir.
5. Elüsyon yıkanarak diğerlerinden ayrılması sağlanır.
6. Amino asitin miktarı elüsyon hacmi (kolondan a.a
uzaklaştırmak için ihtiyaç duyulan bufferın hacmi) ile tespit
edilebilir.
1. AŞAMA: İLERİ DERCEDE SAFLAŞTIRMA
2. AŞAMA:
OLİGOMERİK
PROTEİNLER İÇİN:
MONOMERİK
PROTEİNLER İÇİN:
ASİT HİDROLİZ
DENATÜRASYON ve ILIMLI HİDROLİZ ile alt birimlerin ayrılması ve SAFLAŞTIRILMASI
3. AŞAMA:
4. HPLC ile ayırma
Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
2. AŞAMA ASİT HİDROLİZ
24 saat, 110 oC’da 6 N HCl ile işleme sokulur.
Böylece peptit bağları kopar ve amino asitler serbest kalır.
~DİKKAT: Bu işlem 3 amino asidi olumsuz etkiler:
Triptofan
Glutamin
Asparagin
Triptofan
_Glutamik asit + NH3
_Aspartik asit + NH3
_parçalanır
Hidrolizattaki NH3 miktarından bu iki amino asidin toplamı bulunur.
Triptofanı belirlemek için ayrı bir örnek NaOH ile
hidrolizlenir (BAZİK HİDROLİZ). Bu işlem triptofan dışında
kalan amino asitleri etkiler.
3. (4.) AŞAMA
KROMATOGRAFİ
(KATYON DEĞİŞİMİ KROMATOGRAFİSİ: AMİNO ASİT ANALİZÖRÜ)
İyon değiştirici reçine (-­‐) yüklüdür. Amino asitler asit
ortamda (+) oldukları için önce bu kolona bağlanırlar.
Sonra yavaş yavaş pH artırılır. Amino asitler önce α-­‐
COOH gruplarından bir H iyonu kaybederek nötr, sonra
da (-­‐) yüklü hale geçerek kolonu terk ederler.
AMİNO ASİT ANALİZÖRÜ
SON AŞAMA:
KANTİTATİF ANALİZ
Amino asit + Ninhidrin reaktifi Mor renkli bileşikler
(Prolin amino asidi ile sarı renkli bileşik)
Bu maddelerin absorpladığı ışık miktarı spektral yöntemle ölçülür. Bilgisayar
aracılığıyla
kantitatif
analiz yapılır
Pikler bir kaydedicide
sürekli olarak kaydedilir.
Her pik bir amino aside karşılık gelir.
Mor renkli bileşik
Kolonu belli bir sıraya göre terkeden amino asitler elüsyon hacmi denilen (kolondan ayrılmaları için gereken tampon hacmi) bir parametreye göre farklandırılırlar. Önce standart amino asit karışımı kolondan geçirilir ve bir elüsyon profili çıkartılır.
Sonra hidrolizat kolondan geçirilir ve elüsyon profili hazırlanır. Bu profil standart karışımın elüsyon profili ile karşılaştırılır. Elüsyon Profillerinin Karşılaştırılması
Not: Proteinlerdeki amino asit sayısının hesap yoluyla bulunması
• Proteinin molekül
bulunabiliyorsa:
A.A. Sayısı =
ağırlığı
biliniyor
ya
da
Proteinin Ma
110
Doğada bulunan amino asitlerin ortalama molekül ağırlığı 138.
Peptit bağı oluşumu ile 1 mol su ayrıldığından amino asit kalıntısının
ağırlığı 138-­‐18=120; Proteinlerde düşük molekül ağırlıklı amino
asitler ağırlıkta olduğu için bu değer (1 amino asit kalıntısının ort.
Ağırlığı) 110 olarak kabul edilir.
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
• Bir proteinin saflaştırılması, yapı ve fonksiyon araştırmaları
için ilk basamağı teşkil eder.
• Bir proteinin primer yapısı o protein hakkında önemli bilgiler
taşır. Primer yapı bir proteinin kendisine özgü üç boyutlu
yapıya nasıl katlanacağının bilgisini taşır ve bu üç boyutlu yapı
proteinin fonksiyonunu belirler.
• Farklı fonksiyonlara sahip olan proteinler farklı amino asit
dizilimlerine sahiptir.
• İnsanlarda görülen binlerce genetik rahatsızlık hatalı
proteinlerin oluşmasıyla etkilerini gösterir. Bu hatalı
proteinlerin üçte birinde amino asit diziliminde sadece tek bir
değişiklik vardır.
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
• Farklı türlerdeki benzer görevli proteinlerin yapıları
incelendiğinde bu proteinlerin benzer amino asit dizilimlerine
sahip oldukları görülür.
• Bununla birlikte amino asit dizilimi her protein için sabit
değildir. İnsanlardaki proteinlerin %20 ila %30’unun
polimorfik olduğu tahmin edilmektedir.
• Polimorfik proteinler insandan insana farklı amino asit
dizilimlerine sahip olabilirler. Polimorfik proteinlerde görülen
sekans farklılıkları genellikle proteinin görevini yerine
getirmesinde bir sorun teşkil etmezler.
• Protein yapısında bazı bölgeler o proteinin üç boyutlu yapıya
katlanmasında çok önemli görevler aldıklarından
korunmuşlardır.
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
•Bir proteinin amino asit dizilimi kimyasal olarak tayin edilebildiği
gibi kendisine karşılık gelen genin nükleotid dizilimi kullanılarak da
aydınlatılabilir.
•Günümüzde pek çok türe ait binlerce proteinin amino asit dizilimi
aydınlatılmıştır.
•Amino terminal amino asidini tanımlanması için
1-­‐floro-­‐2,4-­‐dinitrobenzen
(dinitroflorobenzen,
DNFB,
Sanger Reaktifi),
dansilklorür ve
dabsilklorür
gibi farklı reaktifler geliştirilmiştir.
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
• Amino terminali reaktif ile işaretlendikten sonra
peptit hidrolizlenir ve işaretli olan amino asit
tanımlanır.
• Ancak bu yöntemlerle sekans tayini yapılamaz çünkü
hidroliz basamağı peptidi parçalar.
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
• Tüm bir polipeptidin dizi analizinin yapılması için Edman
degradasyonu metodu kullanılır.
• Edman yönteminde sadece N-­‐terminal amino asidi koparılır ve
analiz edilir. Peptidin geri kalanı ise aynen korunur.
• Peptit bir polimere tutturularak Edman sekans analizinin
tamamen otomatik bir şekilde yapılması sağlanabilir.
• Ancak yapısında 50’dan fazla amino asit içeren peptitlerin bu
yöntemle tayin edilmesi mümkün değildir.
• Bu nedenle daha büyük proteinlerin yapısı aydınlatılmak
isteniyorsa, Edman degradasyonundan önce protein özel
yöntemlerle daha küçük parçalara ayrılır.
Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
• Bu amaçla öncelikle disülfit bağları kırılır, daha sonra spesifik
proteazlarla protein parçalanır.
• Polipeptitler kuvvetli asitlerle ısıtılmak suretiyle tamamen
kendilerini oluşturan amino asitlere hidrolizlenebilirler.
• Her bir polipeptit için elde edilen amino asitlerin bileşimi
karakteristiktir.
• Ancak hidroliz tek başına yeterli değildir, bazı yan reaksiyonlar
nedeniyle bazı amino asitlerin tayini zordur.
• Asparajin ve glutamin işlem sırasında aspartat ve glutamata
dönüşürken, triptofanın yan zinciri tamamen degrade olur.
Serin, treonin ve tirozinin küçük bir kısmı ise parçalanır.
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
• Proteazlar arasında sindirim sistemi enzimi tripsin polipeptit
bağlarını lizin ve arjinin amino asitlerinden keser.
• Bu sebeple tripsin ile muamele edilmiş olan polipeptitten
oluşmuş olan parçalar tahmin edilebilirler.
• Tripsin veya başka ajanlarca oluşmuş olan peptit parçaları
kromatografik veya elektroforetik yöntemlerle tayin
edilebilirler.
• İlk olarak tripsinle parçalama yapıldıysa farklı bir proteaz
kullanılarak ayrı bir parçalama denemesi gerçekleştirilerek
peptit parçalarının nasıl birleştikleri bulunur.
• Eğer primer yapıda disülfit bağları içeren bir peptit söz konusu
ise bu disülfit bağlarının yerlerinin bulunabilmesi için disülfit
bağları kırılmadan tripsin ile muamele edilir.
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
Amino Asit Analizi
• Bir polipeptitin dizilimini bulmak için farklı yöntemler de
kullanılabilir.
• Kütle spektrometreleri kullanılarak 20-­‐30 amino asitten oluşan
peptitler 20-­‐30 saniye gibi bir sürede analiz edilebilirler.
• Hızlı DNA sekans analizörlerinin gelişimi ile söz konusu
proteinin sentezlendiği genin analizi ile de protein dizilimi
belirlenebilir.
• Ancak bu yöntemlerin uygulanabilir olması için ilgili proteinin
veya genin dizi analizinin daha önceden yapılmış olması
gereklidir.
• Bu sebeple yeni keşfedilmiş bir proteinin analizinde doğrudan
analiz metotları kullanılmalıdır.
• Belirli bir organizmanın belirli bir zamanda sentezlediği
proteinlerin tamamına proteom adı verilir. Proteom analizi
genom analizine göre çok büyük zorluklar taşır ancak bir
organizmanın proteomunun aydınlatılması ile çok önemli bilgiler
elde edilebilir.
• Pek çok peptit farmakolojik olarak önem taşır ve üretimleri ticari
bir öneme sahiptir. Bu amaçla 3 farklı yöntem kullanılabilir.
*Dokulardan peptitler izole edilebilir,
*Genetik mühendisliği kullanılarak çeşitli bakterilere ürettirilebilir
veya,
**doğrudan kimyasal sentezleri gerçekleştirilebilir.
• Her yöntemin kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır
ancak günümüzde kullanılan güçlü teknikler nedeniyle doğrudan
kimyasal sentez yöntemi önem kazanmaktadır.
3. Proteinlerin Karakterizasyonu
2. Proteinlerdeki Amino Asit Sekansının Belirlenmesi
N-­‐terminal kalıntıların belirlenmesi
SANGER YÖNTEMİ
DABSİL KLORÜR KULLANIMI
EDMAN YÖNTEMİ
SANGER YÖNTEMİ
• N-­‐terminal
amino
asidin serbest α-­‐
amino grubu “2,4-­‐
dinitrofluorobenzen”
(fluorodinitrobenzen,
FDNB) ile reaksiyona
girer.
DABSİL KLORÜR KULLANIMI
• Sanger yöntemindeki FDNB yerine bu madde kullanılır. Daha koyu renkli türevler ortaya koyar, dolayısıyla duyarlılık artar.
EDMAN YÖNTEMİ
• N-­‐terminal amino asit fenilizotiyosiyanat ile
işleme sokulur. Böylece bu amino asidin bir
feniltiohidantion türevi oluşur.
• Bu yöntemde N-­‐terminal kalıntı ayrıldıktan
sonra peptit zinciri sağlam kalır. Bu zincir de
işleme sokulur. Böylece 2. amino asit belirlenir.
İşlem devam ettirilerek amino asit dizisi ortaya
konulmuş olur.
Proteinlerdeki Amino Asit SIRASININ
Belirlenmesi
C-­‐terminal kalıntıların belirlenmesi
• Serbest karboksil grubunun hidroksile redüklenmesi
R
α-­‐Amino alkol
C
H
OH
NH2
Bu maddenin kromatografik
analizi
gerçekleştirilir.
Spesifik enzimlerin kullanımı
NH2
J
K
J
L
COOH
ENZİMATİK KESİM (ör. Karboksipeptidazlarla)
POLİPEPTİDİN KISA PARÇALARA AYRILMASI
• Birçok polipeptit 100’den fazla amino asit içerir. Bu
durumda amino asit dizisini bir uçtan başlayarak
saptamak mümkün değildir.
• Dolayısıyla polipeptit önce kısa peptit parçalarına ayrılır.
Bu işlem 2 yolla yapılabilir:
KİMYASAL YOLLA
SİYANOJEN BROMÜR
Polipeptit zincirini metionin kalıntısının karbonil tarafından keser.
NH2
Met
COOH
NH2
ENZİMLER ARACILIĞIYLA
SELEKTİF KESİM
TRİPSİN ENZİMİ
Pankreatik bir enzim olan tripsin, lizin ve arjinin kalıntılarının karbonil tarafındaki peptit bağlarının hidrolizini katalizler.
COOH
Lys
Arg
—
TRİPTİK PEPTİTLER
Uzun polipeptid zincirlerini spesifik noktalarda ayıran enzimler
Enzim
Trypsin
Chymotrypsin
Pepsin
Cyanogen bromide
Cleavage Point
Lys, Arg (C)
Phe,Trp, Typ (C)
Phe, Trp, Tyr (N) Met (C)
KİMOTRİPSİN • Kimotripsin, fenilalanin, tirozin ve triptofan kalıntılarının karbonil tarafındaki peptit bağlarının hidrolizini katalizler.
SONRA:
• Kısa peptit parçaları Edman yöntemiyle analiz edilir.
• Farklı kesim yöntemleriyle oluşan fragmentlerin dizi
analizleri yapıldıktan sonra OVERLAP eden (ÇAKIŞAN)
parçalar aracılığıyla kesin sıra saptanır.
İlk kesimde oluşan fragmentler:
T-­‐U
D-­‐E-­‐F
L-­‐M-­‐N
PQRS
A-­‐B-­‐C
O
G-­‐H-­‐I-­‐J-­‐K
L-­‐M-­‐N
İkinci kesimde oluşan fragmentler:
E-­‐F-­‐G
U
H-­‐I
N-­‐O-­‐P-­‐Q
A-­‐B-­‐C-­‐D
R-­‐S-­‐T J-­‐K-­‐L-­‐M
OVERLAP EDİLEREK OLUŞTURULAN DİZİ:
A-­‐B-­‐C-­‐D-­‐E-­‐F-­‐G-­‐H-­‐I-­‐J-­‐K-­‐L-­‐M-­‐N-­‐O-­‐P-­‐Q-­‐R-­‐S-­‐T-­‐U
57
Overlapping identical regions of the individual fragments Günümüzde üç boyutlu yapıların aydınlatılmasında bilgisayar kullanımı çok yaygındır. Protein Tanımlanmasındaki Yaklaşımlar
Bu protein nedir?
• Moleküler ağırlık
• İzoelektrik noktası
• Aminoasit kompozisyonu
• Diğer fiziksel/kimyasal özellikler
• Kısmi ya da tam aminoasit sekansı
* Edman (N-­‐terminal sekansı) -­‐ N-­‐term. bloklanmamışsa
* C-­‐terminal sekansı – genellikle uygulanmaz
* Kütle spektrometresi-­‐ ölçülen bilgi
3.
Proteinlerin
Karakterizasyonu
3. Kütle Spektroskopisi İle Moleküler Kütlesinin
Belirlenmesi
Jel Elektroforezi Protein
Tanımlanmasında Ne Kadar Yeterlidir?
• 1D ve 2D jel elektroforezinden elde edilen bilgi, proteinleri
tanımlamada yeterli değildir.
• Proteinlerin moleküler ağırlıkları ve izoelektrik noktaları hakkında
fikir sahibi olmamızı sağlar.
• Posttranslasyon modifikasyonlar ve kesikler proteinlerin
moleküler ağırlıklarını ve izoelektrik noktalarını etkileyebilir.
Blot kullanımı • Protein tanımlanmasında blot kullanımı 1990’ların ortalarında
tercih edilen bir teknikti.
• Jel üzerinde dikey doğrultuda elektrik alanı oluşturulur.
• Proteinler jel içinde anoda doğru göç eder.
• Nitroselüloz gibi bir bağlanma membranına aktarılır.
• Coomassie ya da gümüş boyama yapılır.
• Başlangıçta edman degradasyonuyla birlikte proteinlerin
tanımlanmasında kullanılırken şu an MS analizi için gerekli protein
prosesinin seçimini sağlayan bir metod olmuştur.
• Metod blotta bulunan proteinin enzimatik parçalanmasına izin
verecek şekilde modifiye edilmiştir.
• Blottaki noktalar kesip alınır ve Polyvinglpyrrolidone-­‐40 (PVP-­‐40)
adlı bir ajanla muamele edilir. PVP-­‐40 membranı kaplar ve
enzimin blotlanmış proteine ulaşmasına imkan sağlar.
• Enzim mekanizması iki reaksiyonun kombinasyonuyla
etkin olur:
• Katı faz reaksiyonu:
Enzim tutunmuş proteini parçalar.
• Solusyon reaksiyonu:
Fragmentlerin ileri düzey parçalanmasıdır. Blotlanmış
proteinden peptid solusyonu oluşur. Bu peptid
solusyonu MS analizi için kullanılır.
Proteinlerin Jelde Parçalanması
• 1990’ların
başlarında
geliştirilmiştir.
• Jel fikse edilir, proteinler
boyanır,
fark
edilen
noktalar jelden kesilerek
alınır, uygun şekilde yıkanır
ve jel parçalarına enzim
solusyonu eklenir.
• Enzimle jeli buluşturmak
için jel parçaları iyice
küçültülür.
• Peptidleri elde etmek için
bir kaç basamağa daha
ihtiyaç vardır.
Edman Degradasyonu
• 1967 yılında Edman ve Begg adlı araştırmacılar tarafından “Protein Sequenator” adında bir teknik • Proteinlerin N-­‐terminal ucunu kullanarak aminoasitleri tek tek elde etmeye olanak
• Daha sonra tekrarlayan kimyasal degradasyon döngüsüyle 20 a.a sekansı yapmak (50’ye kadar)
Kütle Spektrometresiyle Protein
Tanımlanması
• Başlarda sıkıcı, yavaş ve çok fazla örneğe ihtiyaç duyan
yöntem
• Yıllar sonra teknolojik gelişmeler ve genomik
veritabanlarındaki değişiklikler bu tekniğin kullanım
fikrinin gelişmesine yol açtı.
• Matriks destekli lazer desorpsiyon iyonizasyonu (MALDI)
• Time-­‐of-­‐flight (TOF)
• Elektrosprey iyonizasyonu (ESI) bu alanda devrim
yaratmıştır.
Kütle Spektroskopisi (MS)
• Bir proteini tanımlamakta kullanılan en temel parametre
kütlesidir. Bir proteinin kütlesinin bilinme hassasiyeti arttıkça,
onun muhtelif etkileşimlerde aldığı rolü bilme imkânı da artar.
• Kütlesindeki değişmelere bağlı olarak, bağlı kofaktör veya metal
iyonlarının varlığından, kovalent modifikasyonlara kadar pek çok
konuda bilgi edinilebilir. İşte bu nedenle protein kütle
spektrometrisi (mass spectrometry – MS), proteomik
çalışmalarının temel analitik yöntemidir.
• Bu teknik ile proteinlerin kütlelerinin belirlenmesi çok büyük bir
hassasiyetle yapılabilmekte ve dizi analizleri, kısa zamanda,
yüksek bir doğrulukla ve proteinlerin yapısından kaynaklanan
pek çok sınırlamadan (çözünürlük, post-­‐translasyonel
modifikasyonlar, serbest N-­‐terminalinin olup olmaması v.b.)
etkilenmeksizin yapılabilmektedir.
Kütle Spektroskopisi (MS)
• İster de novo dizileme adıyla anılan ve doğrudan doğruya kütle
spektrometresinden alınan veri üzerinden dizi tespiti yapan
teknik için olsun, isterse de daha sonra geliştirilmiş olan, geniş
çaplı proteom taramaları için kullanılan ve spektrometreden
elde edilen spektrumu geniş veri tabanlarıyla karşılaştırarak dizi
ve işlev bilgisine ulaşmaya çalışan sistemler için olsun,
geliştirilen dizileri betimlemekte biyoinformatik yöntemleri ve
ilişkili tek harfli amino asit kodları kullanılır.
Kütle Spektroskopisi (MS)
• Kütle spektrometrisi sadece kütle ve dizi analizi yapmaya yarayan
bir yöntem olmaktan öte, aynı zamanda çok değerli protein
etkileşimleri bilgisine ulaşmamıza imkân verecek bir tekniktir.
Protein etkileşimleri zamanımızın ve yakın geleceğin muhtemel
en güçlü süper bilgisayarları için bile devre yaktıracak zorlukta
birer sorun kaynağıdır.
• Küçük sayılacak boyutlardaki proteinler için bile 1030’lar
düzeyinde olan muhtemel konformasyonların tüm proteinler için
bilgisayarlarca hesaplanmasını hayal etmek bile zorken, bunlar
arasındaki tüm etkileşimleri yine bilgisayarlarla ve salt primer
dizilere bakarak bulmayı hedeflemek çok zordur. İşte bu konuda
da MS analizi ciddi olanaklar sunmaktadır.
Kütle Spektroskopisi (MS)
• Proteinlerin tanımlanması ve dizisi
• Post-­‐translasyonel modifikasyonlarını (Fosforilasyon, N-­‐ veya
C-­‐ terminal modifikasyonları, Glikolizasyon vb.)
• Proteinlerin kütlelerinin belirlenmesi
• Proteinlerin işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkilerini
(etkileşimleri)
gibi pek çok çalışma ile proteomik için temel bir yöntemdir.
* 1960’lardan beri pek çok basit yapılı bileşiğin yapısal analizi için
kullanılan bu teknik, uzunca bir zaman karmaşık organik
moleküller için kullanılamamıştır. Nedeni uygulamada ilgili
bileşiğin buharlaştırılması ve iyonize edilip vakum ortamında
ivmelendirilmesinin zor olmasıydı...
Proteinler çok kuvvetli
moleküller
arası
etkileşimler
içerdiğinden pek çok
organik bileşik gibi
proteinlerin teorik ve
pratikteki
buhar
basınçları sıfırdır. Bu
tür
bileşikleri
buharlaştırmada ciddi
yapısal
degredasyonlar
oluşmakta ve aynı
şekilde
iyonizasyon
süreçleri de muhtelif
zorluklar taşımaktadır.
Bu nedenle uygulama, uzunca bir süre mümkün
olamamıştır. Bu gidişatı değiştiren şey ise
proteinleri tahrip etmeden buharlaştırıp, iyonize
etmeyi başaran biri Nobel ödüllü iki tekniğin
geliştirilmiş olmasıdır.
• Bu aşamada buharlaşmış ve iyonize olmuş protein ve/veya peptit
molekülleri spektrometrik analize hazır durumdadır. Bir kütle
spektrometresinin algılayıcısı tıpkı bir fotomultiplikatör gibi
çalışır.
• Detektörün çalışma biçimi, iyonun hedefe çarpmasının yarattığı
güçle oluşturulan ve hedeflendirildiği zıt yüklü plakalar ile gücü
artırılan bir elektron sağanağının oluşturulması üzerine
kuruludur. Sonuçta en küçük yük için bile hissedilir bir sinyal
oluşturulur.
• Cihaz, moleküllerin kütlelerini değil yük kütle oranlarını ölçebilir.
Zira temel olarak bilinenler, moleküllerin kaynaktan çıktıktan
sonra hedefe varıncaya kadar geçirdikleri süre ve buna bağlı
olarak da hızları ile detektöre ulaşan belirli bir türün orada
bıraktığı elektriksel yüktür. Hedefte bırakılan yük hem
moleküllerin taşıdığı yük ile hem de miktarları ile doğru
orantılıdır. Aynı şekilde kaynaktan aynı anda çıkan moleküllerden
hangisinin hedefe daha önce çarpacağını da hızı belirler.
Kütle Spektroskopisi (MS)
•Kütle spektrometrisi “Mass spectrometry” MS, bir örnekteki iyonik
maddeleri kütle farklılıklarına göre ayırır.
•Moleküler ağırlığın iyon yüküne oranını ölçer (m/z).
•Esas temeli;
*Peptidleri buharlaştırmak (Elektro-­‐sprey-­‐Lazer uygulaması)
*İyonların miktarını belirlemek (İyon kapanı (Ion trap), TOF)
• Kütle spektrometresi 3 kısımdan oluşur.
•İyon kaynağı
•Kütle analizörü
•Detektör sistem
Kütle Spektroskopisi (MS)
• Aşamalar:
– Örneklerden iyonların elde edilmesi
– Farklı kütlelerdeki iyonların ayrışımı
– Kütle spektrumunun oluşması için verilerin biriktirilmesi
Tandem Mass-­‐Spectrometry
2D Elektroforez
Proteinlerin Peptidlere Ayırımı
MPSERGTDIMRPAKID......
protein
GTDIMR
PAKID
MPSER
……
……
peptides
HPLC
To
MS/MS
Mass Spectrometry
Matrix-­Assisted Laser Desorption/Ionization (MALDI)
From lectures by Vineet Bafna (UCSD)
Tandem Mass Spectrometry
S#: 1707 RT: 54.44 AV: 1 NL: 2.41E7
F: + c Full m s [ 300.00 -­ 2000.00]
RT: 0.01 -­ 8 0.02
90
Relative Abundance
80
LC
NL:
1.52E8
Base Peak F: + c Full ms [ 300.00 -­ 2000.00]
1991
1409
2149
1615 1621
1411
2147
1611
70
1387
60
1593
1995
1655
1435
50
1987
1445
1661
40
1937
1779
30
1095
2205
2135
2017
1307 1313
20
2155
2001 2177
90
85
80
75
70
65
60
55
801.0
50
45
40
35
Scan 1707
638.9
30
25
2207
1105
MS
95
Relative Abundance
100
638.0
100
1389
1707
2329
872.3
1275.3
15
687.6
10
2331
10
1173.8
20
944.7
783.3
1048.3
5
1212.0
1413.9
1617.7
1400
1600
1742.1
1884.5
0
200
0
5
10
15
20
25
30
35
40 45
Time (min)
50
55
60
65
70
75
400
600
800
1000
m/z
1200
1800
2000
80
S#: 1708 RT: 54.47 AV: 1 NL: 5.27E6
T: + c d Full m s2 638.00 [ 165.00 -­ 1925.00]
850.3
100
95
687.3
90
Ion
Source
588.1
80
75
MS/MS
70
65
Relative Abundance
collision
MS-­2
MS-­1
cell
85
60
55
851.4
425.0
50
45
949.4
40
326.0
35
524.9
30
25
20
589.2
226.9
1048.6
1049.6
397.1
489.1
15
10
629.0
5
0
200
400
600
800
1000
m/z
1200
Scan 1708
1400
1600
1800
2000
Tandem Mass Spektrometri ile
Protein Tanılanması
MS/MS instrument
S#: 1708 RT: 54.47 AV: 1 NL: 5.27E6
T: + c d Full m s2 638.00 [ 165.00 -­ 1925.00]
850.3
100
95
687.3
90
85
588.1
80
75
70
65
Relative Abundance
S
e
q
u
e
n
c
e
60
55
851.4
425.0
50
45
949.4
40
326.0
35
Database search
•Sequest
de Novo interpretation
•Sherenga
524.9
30
25
20
589.2
226.9
1048.6
1049.6
397.1
489.1
15
10
629.0
5
0
200
400
600
800
1000
m/z
1200
1400
1600
1800
2000
Kütle Spektrometrisi işlem sırası;
1. Protein örneklerinin ilgili kaynaktan izolasyonu.
2. Protein örneğinin bir ön eleme oluşturmak maksadıyla SDS-­‐
PAGE veya 2D-­‐PAGE ile ayrıştırılması.
3. Jelden kazanılan proteinlerin dizi özgül proteazlarla peptitlere
parçalanması.
4. Peptitlerin
HPLC
veya Ion-­‐Exchange
kromatografisi
yöntemlerle ayrıştırılıp mümkün mertebe saflaştırılması.
5. Oluşan her bir örneğin buharlaştırılıp iyonize edilmesi.
6. İyonize buhar üzerinde spektrometrik analiz yapılması.
7. Verilerin incelenmesi.
gibi
Kütle Spektroskopisi (MS)
1. İzolasyon
• Proteinlerin kaynaktan izolasyonu pek çok standart prosedür
ile gerçekleştirilebilir. Bu işlemde kullanılacak prosedür
hedeflenen analize göre belirlenir.
• Eğer kaynağın proteom analizi yapılacaksa tam protein
izolasyonu yapılır.
• Ancak özel bir protein veya protein grubu çalışılacaksa bunların
izolasyonuna yönelik prosedürler uygulanır.
MS 2. PAGE
• Ön eleme basamağıdır. Zira PAGE ile ayrıştırılan proteinlerin aynı
kütlede olanları aynı bantta toplanır (denatüre koşullarda!). 2D
(iki boyutlu) PAGE uygulamasında bile jel üzerindeki tek bir
lekenin sadece bir proteine ait olduğu kesin değildir.
• Yine post-­‐translasyonel modifikasyonlar pek çok sorunlara neden
olur. Bu nedenle genelde PAGE sonrası oluşan bantları kesip her
bir banttan kazanılan proteinlerin kütle spektrometrik analizinin
ayrı ayrı yapılması gerekir.
• Pek çok klasik yöntemle belirlenemeyecek kadar düşük
miktardaki proteinler bile MS ile saptanabilirler. Bu nedenle
özellikle aranılanın bilinmediği durumlarda ön eleme basamakları
işlemin karmaşıklığını azaltma ve ön bilgi edinme aşaması olarak
görülmeli, izolatın tamamı için MS analizi yapılmalıdır.
MS 3. Dizi Özgül Proteazlarla Muamele
• Kütle spektrometrisi, uzun zincirli polipeptitlerin yüksek bir etkinlikle
iyonize buhar haline getirilememesi ve son derece karışık bir spektrum
üretmesi nedeniyle genellikle en yüksek etkinlikle 500 – 3000 Dalton
aralığındaki polipeptitler için sonuç üretir.
• Tek bir proteinin çalışılacağı ve iyi ayarlanmış koşullarda bu basamak
atlanabilir. Ancak geniş ölçekli proteom analizlerinde temel
basamaklardan biridir. Veri tabanlarının birbiri ile tutarlılığını sağlamak
ve böylece karşılaştırma kolaylığı yaratmak amacıyla genellikle tripsin
kullanılır. Tripsin kullanımının bir diğer nedeni de karboksi terminalinde
bazik amino asitler bırakarak aşağıda açıklandığı gibi analizi daha kolay
‘y’ türü iyonlar oluşturmasıdır. Tripsin iki farklı bölgeye özgüldür (Arg-­‐C
ve Lys-­‐C). Yani polipeptit zincirinde her arjinin ve lizin amino asidinin C-­‐
terminalindeki a.a. ile arasındaki bağı hidroliz eder. Ayrıca fiziksel
dayanımı olup kolay bir kullanım sağlar.
MS 3. Dizi Özgül Proteazlarla Muamele
• Yaygın kullanılan bir diğer dizi özgül proteaz ise Endopeptidaz
Lys-­‐C ’dir. Bu enzim 8M üre gibi gerçekten zorlayıcı koşullar
altında bile etkindir. Özellikle çözünür hale getirilmesi zor olan
veya diğer proteinlerle güçlü etkileşimleri olan proteinlerle
çalışılırken kaçınılmaz olan denatüre edici koşullarda kullanımı,
olumlu sonuçlar verir. Seçilen enzimin dizi özgüllüğün sebebi
ise mümkün mertebe birbiri üzerine çakışmayan ve kısmen de
olsa öngörülebilir parçaların oluşmasının sağlanmasıdır.
MS 4. Peptitlerin Ayrıştırılması: • Oluşturulan polipeptitler HPLC veya Iyon Değişim kromatografisi gibi
yöntemlerle saflaştırılarak ayrı ayrı (MALDI tekniğinde) veya doğrudan
doğruya kolon çıkışının analize yönlendirilmesi ile (ESI tekniğinde)
incelemeye alınabilir. Bu basamağın temel amacı spektrumun zaman
ölçeğinde genişliğini artırmak ve incelenmesini kolaylaştırmaktır.
• Molekülleri önce yük/kütle oranına göre ayrıştıran ve çarpışma
hücresine sırayla aktaran cihazlar ve teknoloji mevcutsa da bu ön
ayrıştırmanın en azından iki önemli faydası olacaktır.
1. spektrum aralıklarını mili saniyelerden dakikalara çıkacak olması,
2. aynı yük/kütle oranına sahip olabilecek muhtemel moleküllerin daha
önceden hidrofobisite veya izoelektrik nokta pH’sı gibi özelliklerine
göre ayrıştırılarak iç içe geçmiş spektrumların oluşumunun
engellenecek olmasıdır.
MS 5. Buharlaştırma ve İyonizasyon: • Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı en sorunlu aşama
buharlaştırma ve iyonizasyon basamağıdır. Bu iş için geliştirilmiş
iki farklı teknik vardır. Bunlar; ESI ve MALDI’dir.
a. ESI (Electrospray Ionization, 2002 Nobel Kimya ödülü): •İlk olarak 1988/1989 yıllarında Münster Üniv. Deneysel fizik grubundan
Prof. Dr. M. W. Benninghoven tarafından uygulanmıştır. Bu teknik
doğrudan HPLC kolonunun çıkışında uygulanır. Kolonun ucuna çapı, kolon
çapından çok daha küçük (~8μm) bir iğne yerleştirilir. Bu iğnenin çıkışı çok
daha dar olup nm ölçeğindedir ancak uygulamanın ardından basınç ve
sürtünme etkileri nedeniyle 1–2 μm’ye kadar genişler.
•İğne ile çıkış yönündeki levha arasına yüksek bir potansiyel fark uygulanır
(~birkaç kV kadar). Oluşan püskürme sonucu son derece küçük
damlacıklar oluşur. Akış hızının 20nl/dak veya daha az olduğu koşullarda
damlacık çapı ~200nm veya daha azdır. Eğer analit konsantrasyonu
1pmol/μl düzeyinde tutulmuşsa o zaman her damlacık başına yaklaşık 1
polipeptit molekülü düşer. Damlacığın uçuşu sırasında taşıyıcı faz hızla
buharlaşır (oda koşullarında) ve yüksek potansiyel fark nedeniyle
damlacığın üzerinde oluşan yük, polipeptide aktarılır.
• Polipeptit molekülleri iyonlaşan su ve amonyak gibi taşıyıcı faz
moleküllerinden aldıkları protonlar nedeniyle pozitif yüklenirler.
• Taşıyıcı faz, pozitif yüklü iyonların oluşumunun kolaylaştırılması
için çoğu zaman asidik pH’da tutulur. Birden fazla analit içeren
damlacıklar aynı yüklü analit moleküllerinin birbirlerini itmesi
nedeniyle parçacık yarılması denilen bir süreçle ayrışırlar.
• Sonuçta buhar fazında ve iyonize olmuş polipeptit ve/veya
protein molekülleri oluşturulmuş olur. Dikkat edilirse istenilen
sonucun elde edilebilmesi tamamen kalibrasyona bağlıdır.
Molekülün başka moleküllerle etkileşime girmemesi ve istenilen
düzeyde elektrikle yüklenmesi hep koşulların ayarlanması ile
sağlanır.
• İdeal düzeyde iyonlaşmış buhar, iğne çıkışı istikametinde bulunan
ve negatif yüklü olan bir levhanın ortasındaki küçük açıklıktan
vakum ortamına girer (Şekil.17). Artık MS analizi başlamış olur.
b. MALDI (Matrix-­‐Assisted Laser Desorption/Ionization): • Bu teknikte analit (polipeptit karışımı) kendisine kıyasla aşırı miktarda
olan ve morötesi soğurucu karakterde olan bir matriks içine gömülü
olacak şekilde hazırlanır. Matriks malzemesi genelde düşük molekül
ağırlıklı aromatik yapılı organik asitlerden seçilir (gliserol, tiyogliserol
veya nitrobenzil alkol gibi bileşikler de kullanılır).
• Bu yapıya uygun dalga boyunda lazer ışını gönderilmesi ile matriks
molekülleri süblimleşir ve bunlara göreli olarak çok düşük miktarda
olmaları nedeniyle birbirleri ile temas halinde olmayan polipeptit
molekülleri kendilerini gaz fazında bulurlar. Bu ortamda meydana
gelen çok sayıda çarpışma sonucunda çeşitli miktarlarda artı ve eksi
yüklenmiş polipeptit molekülleri oluşur.
• Artı yüklü moleküller bir elektrik alan yardımıyla buharlaşma
yüzeyinden uzaklaştırılıp spektrometreye yönlendirilirler. Bu
yönlendirme elektrikle yüklü bir ekstraksiyon ızgarası ile yapılır.
MALDI (Matrix-­‐Assisted Laser
Desorption/Ionization)
• Aslında böylece birbirlerinden gelişi güzel uzaklıklarda bulunan
iyonların mümkün mertebe aynı düzlemde toplanması da
sağlanmaya çalışılır. Bu sayede sırf daha geriden geldiği için
daha büyük kütleli bir molekülle aynı anda detektöre varan
küçük kütleli moleküllerin varlığı gibi sorunlar engellenir. Ayrıca
kullanılan organik asitler ve lazerin dalga boyu, matriks
moleküllerinin iyonlaşmaları ve böylece polipeptitleri de
iyonlaştırmaları için özel olarak seçilir.
• Aslında MALDI, temel kavramı itibariyle Protein Kütle
Spektrometrisi çalışmalarını başlatan yöntemdir. Eskiden “Hızlı
Atom Bombardımanı” (“FAB-­‐MS / Fast Atom Bombardment –
MS”) gibi tekniklerle bu temel mantık uygulama alanı bulmuştur
(bu amaçla genel olarak yüksek hızlı Sezyum iyonları [Cs+]
kullanılmış).
MALDI (Matrix-­‐Assisted Laser Desorption/Ionization)
• Ayrıca teknik sadece proteinler için değil pek çok başka
biyolojik ve organik molekül için de kullanılmış ve hala da
kullanılmaktadır. Eskiden MS uygulaması için proteinlerin
polariteleri de kimyasal olarak düşürülürdü. Bu amaçla
özellikle arjinin amino asitlerinin guanido grupları hidrazinoliz
ile uzaklaştırılır ve bütün amino grupları asetik anhidrit ile
asetile edilirdi. Ardından bütün karboksil, hidroksil ve NH
grupları kuvvetli bir baz ile permetile edilip, ardından metil
iyodat ile muamele edilip metilenmiş halde bırakılırlardı.
MALDI ve özellikle ESI’nin gelişmesi bu uygulamaları
gereksizleştirmiştir.
• Tanaka
(Japonya)
ve
Hillenkamp/Karas (Almanya)
tarafından geliştirildi
• Peptid analizi MALDI plağında
uygun
matriks
içinde
kristalizasyona uğrar.
• Plaka bir nitrojen (N2) lazer
tarafından 337 nm U.V. ışına
maruz bırakılır.
-­‐Matriks lazer enerjisini absorbe
eder.
-­‐Enerji yüzeyden analite transfer
olur. Analit proton transferiyle
iyonize hale geçer.
-­‐İyonlar kütle analiz birimine
aktarılır (TOF).
MALDI
MALDI
• Enerjiyi pompalamanın
en iyi yolu lazer
ışınlaması yapmaktır.
• Bu
nedenle
lazer
dalgaboyunu
güçlü
şekilde absorblayacak
bir madde matriks
olarak seçilir.
• En
uygun
matriks
maddesi
aromatik
moleküllerdir.
MALDİ Matriksleri
MS 6. MS Analizi • Pek çok farklı çeşit kütle spektrometresi vardır. Farklı
zamanlarda alınan farklı güçlerdeki sinyallere göre m/z oranının
tespitinde kullanılan yöntemler cihazdan cihaza farklılık gösterir.
• TOF (Time of Flight) türü cihazlarda ölçüm, cihazın içindeki yol
boyunca kaydedilen zamanın türevidir. Doğaldır ki farklı kütle ve
aynı yüke sahip moleküller, sabit bir elektrik alanda, aynı anda
ivmelendirilirse; üzerlerine etkiyen kuvvet aynı olacağından,
belirli bir zaman sonundaki hızları kütleleri ile ters orantılı olur.
Bu nedenle MALDI gibi moleküllerin çıkış zamanının aynı olduğu
bir sisteme eklenen TOF türü bir kütle spektrometresi aynı yükü
taşıyan moleküller için, zamana karşı, en düşük kütleliden en
yüksek kütleliye doğru olmak kaydı ile bir spektrum verir. Bu
spektrumda her bir pikin şiddeti ilgili türün göreli miktarı ile
doğru orantılıdır.
“ Time-­of-­flight ”
(TOF) analizöründe iyonları
hızlandırmak için elektrik alan kullanılır ve sonra
iyonların dedektöre ulaşmasıyla ölçüm alınır.
İyonların dedektörde toplanma süreleri (“Time-­of-­
flight”) iyonik yükleri ile doğru;; molekül ağırlıkları ile
ters orantılıdır. Yani daha hafif iyonlar dedektöre
daha hızlı ulaşır.
102
Time of Flight (TOF)
•
•
•
•
TOF’da Reflektron Bir grup halkasal lensten oluşur ve bunlar
bir yığın halinde bulunurlar. Sürekli artan bir yüksek potansiyel
halkalara uygulanır.
Reflektron biriminde iyonlar yüksek kinetik enerjiyle
ivmelendirilir.
İyonlar flight tüpü boyunca hız farklılıklarına göre ayrılır.
Detektöre çarpan iyonlar kuvvetlendirilerek sayılır.
• Hareket anında her peptid bir paket iyonla temsil edilir. Bu iyonlar dar bir
aralıktaki kinetik enerjiye yani hıza sahip olarak hareket ederler.
• Hızlı hareket eden iyonlar reflektrona ilk ulaşanlardır. Sahip oldukları
yüksek kinetik enerjiden dolayı reflektronda daha fazla ilerlerler. Kinetik
enerjileri sıfır oluncaya kadar bu hareket devam eder.
• Bu arada diğer iyonlar da reflektrona giriş yaparlar. Bu iyonlar yönleri
değiştirilmeden önce reflektron içinde daha az mesafe katederler
(kinetik enerjileri daha az daha çabuk sıfır noktasına ulaşırlar). Bunun
sonucunda yavaş hareket eden iyonlar iyon paketinin önündeyken hızlı
hareket edenler arkasında kalır.
MALDİ-­‐TOF
• Moleküller aynı yüke sahip olduklarında kütleleriyle orantılı bir hıza sahip olacaklardır.
• Genel olarak MALDI’de peptidler +1 yüklüdür.
• Peptidler kütlelerine göre flight tüpün içinden geçerler ve farklı zaman aralıklarında detektöre çarparlar.
• Kütle spektrometresi verileri kolayca m/z oranına dönüştürür.
MALDI-­‐TOF Kütle Spektrometresi
Kütle Spektrometrik Verilerle Proteinlerin
Tanımlanmasında Kullanılabilecek Veritabanları;
Mascot (Matrix Science) for peptide
mass fingerprints
Mascot (Matrix Science) for peptide
mass fingerprints
Mascot (Matrix Science) for peptide
mass fingerprints
Protein analizinde “top-­‐down” stratejisi:
• Kütle spektrometresinde proteinlerin iyonizasyonu için kullanılan iki yöntem vardır. – Elektrospray iyonizasyonu (ESI) – “Matrix-­‐assisted laser desorption/ionization” (MALDI)
• Proteinler öncelikle bu yöntemlerden biriyle iyonize edilir ve daha sonra bir kütle analizörüne girer.
MALDI-­‐TOF
Timed ion selector
Laser
Sample
plate
Accelerating
field
+
+
+
+
Reflector
+
+ +
Flight tube
Detectors
Protein analizinde “bottom-­‐up” stratejisi:
• Proteinler elektroforetik ayrışımdan sonra enzimatik olarak kesilir (tripsin veya pepsin) ve daha küçük peptidler oluşur.
• Biriken peptid ürünleri daha sonra kütle analizörüne girer.
• Bu yönteme peptid kütle parmakizi (PMF) denir.
Bilinmeyen Proteinleri Tanılamada en hassas metod MS
Proteinlerin Üç Boyutlu Yapısının Belirlenmesi
Bir proteinin amino asit dizilişinin belirlemesi sadece proteinin
birincil yapısını aydınlatır ve tam yapısını (ikincil, üçüncül ve
dördüncül yapılarını) belirlemek için yeterli değildir. Burada
moleküller ve bağlar sisteminin uzaydaki konumları ve proteinin
üç boyutlu yapısı belirlenir. Bunun için çok daha ileri teknoloji
gerektiren ileri fiziksel yöntemler kullanılır.
Bunlar:
• X-­‐ışını difraksiyonu
• NMR
• Elektron mikroskobisi gibi yöntemlerdir.
Proteinlerin Üç Boyutlu Yapısının Belirlenmesi
• Ancak bir proteinin ikincil ve üçüncül yapısının belirlenmesi hiç
de kolay değildir. Bu yüzden amino asit dizilişi bilinen
proteinlerin sayısı ile üç boyutlu yapıları aydınlatılmış olan
proteinlerin sayısı arasında büyük fark vardır.
• Bir proteinin amino asit dizilişinden o proteinin üç boyutlu
yapısı hakkında bir fikir edinmek için bilinen proteinlere göre
hazırlanmış istatistiksel yöntemlerden veya fizikokimyasal
kriterlerden yararlanılır, ancak bu yöntemlerin doğruluk oranı
da %50-­‐70 arasında değişir.
• Şimdilik genellikle bir proteinin üç boyutlu yapısı, çeşitli
polipeptidlerin amino asid dizilişleri ile üç boyutlu yapıları ile
hazırlanan bilgisayar programlarından yararlanılarak olasılık
hesapları yapılarak aydınlatılmaya çalışılmaktadır.
Günümüzde üç boyutlu yapıların aydınlatılmasında
bilgisayar kullanımı çok yaygındır.
X-­‐ray ile proteinin yapı analizi
X-­‐Işını Kristalografisi • proteinlerin üç boyutlu
araştırmada kullanılır.
yapısını
• X-­‐ışınlarının dalga boyları küçük
olduğundan moleküllerdeki atomlar
arası
boşlukları
araştırmada
kullanılabilir.
• Bir solüsyon içinde hazırlanan kristaller
aynı maddenin düzenli tekrarıyla
oluşurlar. Kristallere gönderilen X-­‐ışını
kırınımlarının filme yansımasıyla pek
çok molekülün yapısı tayin edilebilir.
• Filme yansıyan noktaların şekli kristal
içindeki molekül yapısını gösterir.
X-­‐Işını Kristalografisi • Buna göre proteinin içerebileceği α sarmal ve β tabaka
motifleri belirlenebilir.
• Protein içi kimyasal bağlar hakkında bilgi edinilebilir.
• Tüm verilerin toplanmasıyla proteinin üç boyutlu yapısı
anlaşılabilir.
• Bazı proteinlerin kristalize olmaması bu yöntemin kullanımını
kısıtlar.
Maurice Wilkins ve Rosalind Franklin tarafından incelenen DNA X-­‐ışını
Kristalografisi ve DNA modeli
NMR Spektroskopisi
•
•
•
•
Proteinlerin üç boyutlu yapısını araştırmada kullanılır.
NMR için yüksek saflıkta protein örneği kullanılır.
Doğal veya rekombinant proteinler için uygulanabilir.
Küçük proteinlerin (35kDa) yapı analizi için uygundur.
Yüksek manyetik alana (800MHz) sahip bir NMR spektrometresi
NMR Spektroskopisi
• Elektromanyetik bir alana konulan yüklü bir çekirdek α (düşük
enerjili pozisyon) ve β olmak üzere iki şekilde hareket edebilir.
• NMR spektrometresi çekirdeğin α dönüşünden β dönüşüne
(düşük enerji seviyesinden yüksek enerji seviyesine )
geçmesi için gereken elektromanyetik radyasyonun
frekansını ölçer.
• Bu değer kullanılan çekirdek tipine (1H, 13C, 15N) göre değişir.
• Deney sonucunda alınan değer ile teoride olması gereken
değer arasında fark vardır ve bu fark bize çekirdeğin
çevresindeki elektron yoğunluğu hakkında bilgi verir.
• Böylece çekirdeğin ilişkide olduğu veya çevresindeki atomlar
belirlenebilir.
Dengedeki Örnek
uyarılma
gevşeme
Uyarılma durumu
Gözlem
Spektrum
NMR ile protein yapı analizi
NMR Spektroskopisi
• Kimyasal olarak indüklenmiş dinamik nuklear
polarizasyon (CIDNP):
Proteinlerin gerçek zamanlı katlanmalarıyla yapılarındaki
değişimleri takip etmeyi sağlayan bir NMR yöntemidir.
Olumlu ve Olumsuz Yönleri
• NMR kristal oluşumu gerektirmediği için kimi durumlarda üstünlük
sağlayabilir. Ancak büyük proteinlerde NMR yöntemi verimli sonuç
vermez.
• Büyük moleküllerin NMR spektroskopisinde piklerin çakışması
sorunu isotopik etiketleme ve çok boyutlu deneyler ile aşılmıştır.
• Büyük moleküllerin analizi ile ilgili diğer bir sorun ise
mıknatıslanmanın daha hızlı gevşemesidir.
• Pikler daha geniş, güçsüz ve sonuçta görünmez olur.
• Bu durum daha kısa sürede sinyal yakalanmasını gerektirir.
• Bu gevşemeyi azaltmak için “ Transverse relaxation optimized
spektroscopy (TROSY)” yöntemi geliştirilmiştir.
Proteinlerin Tanımlanmasında iki temel yaklaşım kullanılmaktadır:
• 2D-­‐jel temelli yaklaşım
• Jel temelli olmayan yaklaşım
Proteomik Araştırmalardaki Genel Strateji:
• Örneklerin Hazırlanması (Saflaştırma, çözünürleştirme,
yüksek miktarda bulunan proteinlerin uzaklaştırılması)
• Protein ve Peptidlerin ayrılması (2D-­‐elektroforez; 2D-­‐sıvı
kromatografisi)
• Ayrılan proteinlerin ve peptitlerin değerlendirilmesi (Kütle
Spektrometrik Teknikler: MALDI-­‐TOF, ESI-­‐TOF, LC-­‐MS/MS ve
peptit kütle parmak izi)
Protein Karışımı
Ayırım
2D-­PAGE
MALDI-­TOF
Spot Proteinler Kesimi
Peptitler
Tripsin ile muamele
Peptit kütle parmakizi
Veritabanı Araştırmaları
ESI-­MS/MS
Tandem MS Spektrumu
Proteinlerin Tanımlanması ve post translasyonal modifikasyonlar
2D-­Jel Temelli Yaklaşım
Kesim
Protein karışımı
Peptit Karışımı
Ayırım
Peptitler
MS-­MS
μHPLC, 2D-­LC, AffiniteKromatografisi
Ayırım 2D-­ HPLC
LC-­MS/MS
Peptit fraksiyonları
Protein Tripsin uygulaması
fraksiyonları
Jel Temelli Olmayan Yaklaşım
Veritabanı araştırmaları
Tandem MS spektrum
Proteinlerin Tanımlanma
sı
Protein Parmakizi Yöntemi
• Protein yapısı bozularak çeşitli
boylarda peptidler oluşturulur
(Tripsin + siyanojen bromür).
•Jel
elektroforezi
veya
kromatografik yöntemlerle protein
parmakizi çıkarılır.
Protein Mikroarray
• Protein moleküllerinin, belli bir düzende cam bir yüzeye
bağlanmalarıyla oluşturulur.
• Kullanım alanları
–
–
–
–
proteinlerin varlığının ve miktarının belirlenmesi
protein-­‐protein etkileşimi
protein-­‐nükleik asit etkileşimi
enzimlerin substratlarının bulunması
• Protein analizleri, fen bilimleri araştırmaları ve farmosötik
endüstrisinde önemli bir araç olarak karşımıza çıkar.
Protein Analizinin Amaçları:
*Hastalıkların Kesin Tanısının Konmasında
-­‐ kalıtım tipinin belirlenmesi (X’e bağlı, dominant)
-­‐ Gendeki mutasyonların araştırılmasında nereden başlanması
gerektiğinin belirlenmesi
*Bazı durumlarda prognosis için yardımcı
–Mutasyon tipinin belirlenmesi (ör: çerçeve kayması)
–Gen terapi için hayvan modellerinin geliştirilmesi
• Mutasyonları içeren işlevsel olarak önemli bölgelerin
yerleşimlerinin belirlenmesi
• Birbirleriyle etkileşim içinde olan proteinlerin tanımlanması
En çok karşımıza çıkan çalışma alanları ELISA (Enzyme linked
Immuno-­‐Sorbent Assays) ve Kütle Spektrometrisi (MS)’dir.
ELİSA
ELİSA
• ELISA: hedef bir molekülü spesifik olarak tanıyan ve bağlanan
antikorlar, enzimler ile kombine kullanılarak bağlanma olayı
sonrasında hedef molekülün pikogram düzeyine kadar
saptanmasında kullanılır.
•Kullanım Alanları:
-­‐ Potansiyel ilaç adaylarının optimizasyonu ve sınıflandırılması
-­‐ Klinik öncesinde hayvansal çalışmalarda ve klinikte insan
kaynaklı örneklerin araştırılması
-­‐ Endüstride ürünlerin test edilmesi (kalite kontrol)
-­‐ Mikroorganizmların tanı ve teşhisinde
Enzyme-­‐linked immunosorbent assay (ELISA)
• Antijen-­‐antikor
ilişkisini,
antikora bağlanmış bir enzimin
aktivitesini araştırmak temeline
dayanan
kantitatif
ölçüm
yöntemidir.
• Antijene karşı antikor ya da
antikora karşı antijen aramak
mümkündür.
• Virüs
ve
parazit
enfeksiyonlarında kullanılan bir
tanı yöntemidir.
ELISA Yöntemi
•“ELISA plate” antikor ile kaplanır. Antijen miktarı belirlenecek
olan örnek kuyulara yüklenir. Antijen ile antikorun bağlanması
beklenir.
•Bağlanmamış veya özgün olmayan proteinler yıkama ile
uzaklaştırılır.
•Enzim bağlı ikincil antikorlar eklenir ve bunlarda antijen-­‐antikor
yapısına bağlanır (sandviç yapısı).
•Enzimle etkileşecek substrat eklenerek oluşan ışıma ile protein
miktarı spektrofotometrik olarak ölçülür.
Sandviç ELISA
Sandviç ELISA
Son..
KURAL: Protein analizinden önce PÜRİFİKASYON (SAFLAŞTIRMA)
Pürifikasyon;; Proteini diğer protein ve hücresel bileşenlerden ayırmaktır. Ayırma Stratejileri
H2O’dan Tuz ve küçük iyonlardan
Diğer proteinlerden
H2O’dan ayırma (Konsantrasyon) Çökelme
Salting out (Amonyum sülfat)
Organik çözücüler (etanol, aseton)
Ağır metaller ve tuz (Trikloroasetik asit)
Protein çözeltisinde protein-­‐protein etkileşiminde;
Dehidrasyon
Liyofilizasyon
Osmoz
Tuz ve küçük iyonlardan
Büyüklüğe bağlı difüzyon
Start
Diyaliz
Jel filtrasyon
End
Diyaliz
Jel filtrasyon
Jel filtrasyonun Temeli
Penetrating the beads slows the migration rate of the smaller particles
Proteinden Protein
KURAL: Protein-­‐Protein ayırımları proteinlerin fiziksel özelliklerindeki farklılıklara dayanır.
Major:
Büyüklük ya da moleküler ağırlık
pH noktalarına göre (izoeletrik nokta)
Yapısal özelliklerine, biyolojik aktivitelerine göre
Minor:
Suda çözünme, Tuz solüsyonu ya da organik çözücüler
Proteinlerin ayırımı için en etkili metod; KROMATOGROFİ
Kromatogrofi: (lit., renk ile ayırma)
Hareket gücü (Moving force)
Mobile –hareketli-­‐faz
Karşıt güç (Opposing force)
Durağan faz
Ayırım tipleri
Kolon Kr. – çekim yada pompa
Elektroforez-­‐ elektrik alan
Osmotik hareket
Medium:
JEL
YÜKLÜ REZİNE
GAZ-­‐LİKİD
AFİNİTE REZİNE
KAĞIT
(boyutuna )
(yük afinitesine)
(hidrofobik etkileşimine)
(ilgisine)
(-­‐)
Proteinlerin Özelliklerine Göre
Proteinlerin Tayini
280 nm’de Absorbans (UV)
Trikloroasetik asid çöktürmesi
Proteinlerin Nicel Özelliklerine Göre Tayini
Nitrojen İçeriği(16%) Kjeldahl test
Kolorimetrik Testler
Bradford Analizi vb.
280 nm’de Absorbans
E 1% = 10 (10 mg/ml)
Proteinlerin Yapısal Analiz
Kompozisyonu
Asit Hidrolizi
6 N HCl, 105 oC, 18-­‐24h
Peptid bağlarının kırılması
Sekans Analizi
Edman Degragasyonu
N-­‐terminal ucun uzaklaştırılması
Proteinlerin Karakterizasyonu
MOLEKÜLER KÜTLESİ
Kilodaltons
MOLEKÜLER AĞIRLIĞI No Units
Doğrudan Moleküler Ağırlık
Sedimantasyon Analizleri
Göreceli Moleküler Ağırlık
SDS Elektroforez
Jel Filtrasyonu
(MR)
Download