Irkçılığa karşı İslam kardeşliği

advertisement
On5yirmi5.com
Irkçılığa karşı İslam kardeşliği
"Bize Muhammedî şeriatı, İslam yurdunu, İslam mücahidlerini bilmek, tanımak
gereklidir. İslam şerefinin yanında kavmiyet şerefi anılmaya değmez!"
Yayın Tarihi : 4 Haziran 2015 Perşembe (oluşturma : 10/31/2017)
Hayrettin Karaman Yenişafak gazetesindeki yazısında Ahmet Naim Bey'in ırkçılık konusundaki
görüşlerini aktarmaya bugün de devam ediyor.
(Bu yazıda Türkçü-ırkçılık örneği üzerinde durulmuş, ama hüküm ve değerlendirme, Kürtçülük vb.
bütün ırkçılıklar ve etnik davalar için geçerlidir. H.K.)
Ahmed Naim Bey halis Türkçülerin tezini şöyle çürütüyor:
Bunlar ile uzun boylu tartışmanın manası yok. Aşılamak istedikleri şey açıkça dinsizlik mefkûresidir.
Halktan dini soyup onun yerine bir başka şey konamayacağını, "Allah'ın dinini hakim kılma: i'lây-ı
kelimetüllah" uğruna kılı deprenmeyen bir herifin ta Kamçatka yaylalarındaki ırkdaşları için silaha
sarılamayacağını, bin yıldan beri kardeşimdir dediği, bin yıldan beri sevincine ve kederine ortak
olduğu, uğrunda hayatını feda etmekten çekinmediği din kardeşini bırakan bir kimsenin Sibirya'nın
bilmem hangi boz ovalarında hristiyan mı, şamanî olduğu bilinmeyen Yakut kardeşini
sevemeyeceğini düşünemeyen, Türklerin ikbal devirlerinin İslam dinine sımsıkı sarıldıkları dönemde
olduğunu, gerileyip bozulmalarının ise iman ve inancın gerilemesi ile başladığını gizleyen kişilerle
tartışma yeri herhalde bu makale değildir.
Biz yalnız Türkçü-İslamcılarla dertleşebiliriz. Zira bunlarla İslam dairesinde anlaşmak, onlara hakikati
din namına kabul ettirmek daha kolaydır zannındayım. Bunlarla yaptığımız tartışmalarda daha insaflı
olduklarını gördüm. Bunlar gerçi Türk unsurunun zayıflığından, yardıma muhtaç olduğundan
bahsederler, ama İslam camiasını (topluluğunu, ümmeti) kırmak istemezler. Bu camiayı, hem diğer
Müslüman grupların (kavimlerin, ırkların) ayrılmaması hem de Türklerin daha kolay eğitilmesi ve
yükselmesi için gerekli görürler.
Ama bir noktada yanılıyorlar:
"Türklük camiası (Türk birliği) İslam camiasını takviye eder, ırk davası İslam'a aykırı değildir, iki
mefkûre birbiri ile çatışmaz, aksine birbirini tamamlar. İslam'dan nasip alamamış birçok gençleri, hiç
değilse kavmiyet ve vatan davası ile İslam'a ısındırmaya çalışabiliriz…" diyorlar.
Din imanı yanıbaşında bir de kavim imanı koyuyorlar. İçlerinde iman ve İslam'a bağlılıklarından asla
şüphe etmediğim bazılarının, kavmi ile övünmesi islamî duyarlığına hiç zarar vermiyor, aksine "bir
insan, Müslüman da olsalar diğer kavimlere karşı bir gurur duygusu içinde övünürse bu, onun
yükselmesini ve ilerlemesini sağlar" diye inanıyorlar.
Bunlarla tartışıp da davalarını savunamaz duruma düşürdüğünüzde "Ne yapalım, biz bu davayı
bıraksak Türklük mahvolacak, Araplar ve Arnavutlar daha önce başladılar, biz meşru savunma
durumundayız, başlatan daha zalimdir…" diyorlar. Ama Araplara dönseniz onlar da buna benzer
mazeretler ileri süreceklerdir.
Biz Türkçü-İslamcı kardeşlerimize deriz ki:
Türkün yardıma ve irşada muhtaç olduğu inkar edilemez. Türkü bundan sonra da zarar verecek
yorgunluklara salıp dünya ve ahiret saadetini düşünemeyecek hale getirmek haksızlıktır. Türkün
sosyal, ekonomik ve ahlaki durumunu ıslah etmek takdire şayan, Allah katında makbul bir iştir. Bunu
elde etmek için diline hizmet etmek, edebiyatını ruhunun gıdası haline getirmek, kavmin ilim ve
amel (aksiyon) gücünü arttırmak pek mübarek bir vazifedir. Kendileri Türk olmadıkları halde Türkçe
konuşan diğer Müslüman kardeşlerinizin de bu konuda size yardım etmeleri dini vazifedir. Fakat bu
faaliyetlerin hiçbiri sizi, sınırı aşarak İslam öncesi kavimcilik davasına dönmeye, atalarla övünmeye
sevk etmemelidir. Dil bir anlaşma aracıdır. Türkün dilini ve bilgisini geliştirin, ama ona "Ey Türk"
diyecek yerde, "Ey Müslüman" diye hitap edin. Onu gayrete getirmek istediğinizde bunu, Türklük
namına değil Müslümanlık namına yapın. Dört beş senedir bu ham davanın arkasına düştünüz; bu
size, diğer Müslüman kardeşlerinizi kırmaktan başka ne getirdi? Kim üç nesil geriye gidince halis
muhlis Türk çıkar?
Cengiz'in yasasını, İlhan'ın yurdunu tanımak, Altın Ordu'yu anmak bize lazım değil; mazideki şirk ile
övünülmez. Bize Muhammedî şeriatı, İslam yurdunu, İslam mücahidlerini bilmek, tanımak gereklidir.
İslam şerefinin yanında kavmiyet şerefi anılmaya değmez!
Bir kimse kavmine sırf kavmi olduğu için, haksız da olsa yan çıkar, tarafını tutar, yardım ederse bu
meşru değildir; ama kavmine hak dairesinde ve hiçbir tarafa haksız ve düşmanca davranmaksızın
yardım ederse bu meşrudur, güzeldir.
İslam'ın hedefi, kavmiyet bağını, İslam bağı içinde eritmektir.
Bu dökümanı orjinal adreste göster
Irkçılığa karşı İslam kardeşliği
Download